Dere Çok Güzel 💙 | Dere | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
155 kelime 168 kel/dk

Video özeti: Çocuklar bir derede önce nasıl oynayacaklarını merak eder, ardından küçük canlıları inceler ve çamurla hayali bir gündüz spası kurarlar. Ayrılma vakti geldiğinde doğal ortam, oyun parkına dönmekten daha cazip hâle gelmiştir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. are we supposed to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: be supposed to yapısının bir soruda yalnızca gelecekte ne olacağını değil, beklenen bir davranışı, talimatı veya düzenlemeyi sorduğunu anlayabilirsiniz. Kurallar, görev dağılımı ya da etkinlik planı belli olmadığında ne yapmanız gerektiğini veya ne yapmanızın beklendiğini doğal biçimde netleştirmek için bu kalıbı kullanabilirsiniz. 2. mud pack — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bunun sıradan bir çamur paketi ya da çamur yığını değil, yüze veya vücuda çamur sürülen bir spa bakımı olduğunu ayırt edebilirsiniz. Güzellik bakımı bağlamındaki bu anlam, çocukların deredeki çamuru neden hayali spa hizmetlerinin bir parçası olarak kullandığını açıklığa kavuşturur. 3. all to yourself. — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bir yeri veya nesneyi başkalarıyla paylaşmadan ya da onun için rekabet etmeden tek başına kullanıp keyfini çıkarmayı anlatır. İfadeyi bir bütün olarak öğrenmek; bir odanın, plajın, salıncakların veya başka bir imkânın yalnızca size kaldığı durumları doğal biçimde anlatmanızı sağlar.

Bu derste

So, what are we supposed to play? Dilbilgisi

0:00

Peki, ne oynamamız gerekiyor?

Dilbilgisi

are we supposed to: ne yapılmasının beklendiğini sormak

be supposed to + fiilin yalın hâli yapısı, bir kural, plan, talimat veya durum nedeniyle bir eylemin beklendiğini anlatır. Burada are we supposed to, grubun ne oynamasının beklendiğini sorar; yalnızca gelecekte ne oynayacaklarını sormaz. Soru cümlesinde be fiilinin uygun biçimi özneden önce gelir: soru sözcüğü + be + özne + supposed to + fiilin yalın hâli. Buradaki supposed, kelimesi kelimesine “tahmin edilmiş veya varsayılmış” anlamında değildir.

Alıştırma

Soruyu be supposed to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: What ____ bring for the picnic?

Cevabı göster

are we supposed to

Uh, don't know.

0:03

Hımm, bilmiyorum.

It's the creek. Kelime

0:04

Burası dere.

Kelime

creek: küçük doğal bir su yolu

Burada creek, küçük ve doğal bir su yolunu belirten isimdir. Cümle, bu su yolunu konuşanların ulaştığı açık hava yeri olarak tanıtır. Büyük bir nehir ya da soyut bir yer adı değil, insanların keşfedebileceği küçük ve dere benzeri bir yer düşünün.

Alıştırma

"Let's follow the creek through the woods," cümlesinde creek büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Küçük doğal bir su yolu
  2. Yapay bir kanal
  3. Büyük bir nehir
Cevabı göster

Küçük doğal bir su yolu

You just sort of muck around. Notlar

0:05

Sadece etrafta biraz oyalanıyorsun.

Ton ve niyet

sort of: bir ifadeyi daha az kesin hâle getirmek

Bu cümlede sort of, muck around ifadesini niteler. “Gevşek veya yaklaşık bir biçimde” anlamı verir: konuşan kişi ne yapılacağına ilişkin kesin bir kural değil, gündelik bir açıklama sunar. Buradaki sort of, “bir tür” anlamındaki a sort of isim öbeği değildir; konuşma dilinde kesinliği azaltan bir ifadedir. Aynı ifade, I sort of understand ve It's sort of strange örneklerinde olduğu gibi bir fiil ya da sıfatın önünde kesinlik derecesini düşürebilir.

Alıştırma

Tam olarak anlamadığınızı göstermek için cümleyi bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I ____ understand the plan, but I still have questions.

Cevabı göster

sort of

Öbek fiiller

muck around: belirli bir amaç olmadan oyalanmak

Muck around, gündelik bir öbek fiildir. Burada belirli bir amaç veya düzen olmadan oynamak ya da zaman geçirmek anlamına gelir. Konuşan kişi çamur veya kirle ilgili bir işi değil, rahat bir etkinliği anlatır. Muck around ifadesini tek bir birim olarak anlayın; tüm ifadenin anlamı yalnızca muck isminden çıkarılamaz.

Alıştırma

Cümleyi muck around ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The kids spent the afternoon ____ in the garden.

Cevabı göster

mucking around

Ah, yeah.

0:07

Ah, evet.

Okay, but how do we

0:10

Tamam, ama nasıl...

Tadpoles.

0:11

İribaşlar.

Huh?

0:12

Ha?

Look at the little fellas. Kelime

0:15

Şu küçük dostlara bakın.

Kelime

little fellas: küçük hayvanlar için sevecen bir hitap

Bu cümlede little fellas, “küçük yaratıklar” veya “küçük dostlar” anlamına gelir. Konuşan kişi küçük hayvanlardan sevgiyle söz etmektedir; onların yetişkin erkek olduğunu söylememektedir. Fellas, fellow ile bağlantılı olan fella sözcüğünün gündelik çoğul biçimidir. Hayvanlar için kullanıldığında onları şakacı bir biçimde küçük insanlar gibi gösterir; little da ifadeye sıcaklık ve sevgi katar.

Alıştırma

Bu cümlede little fellas ne anlatıyor?

  1. Hayvanların bilimsel adı.
  2. Küçük hayvanlardan sevgi dolu ve gündelik biçimde söz etme.
  3. Bir grup yetişkin erkeğe resmî biçimde hitap etme.
Cevabı göster

Küçük hayvanlardan sevgi dolu ve gündelik biçimde söz etme.

They're nibbling my toes. Kelime

0:17

Ayak parmaklarımı kemiriyorlar.

Kelime

nibbling my toes: hafif ve tekrarlı biçimde ısırmak

Nibbling my toes ifadesindeki nibbling, hayvanların konuşan kişinin ayak parmaklarını küçük küçük ısırmasını anlatır. Hareket hafif ve tekrarlıdır; ciddi bir saldırı değildir. Kalıp nibble + nesne şeklindedir; nibble my toes buna bir örnektir. They're nibbling şimdiki zamanın sürekli biçimidir, yani hareket o anda gerçekleşmektedir.

Alıştırma

Küçük ve hafif ısırıkları anlatmak için cümleyi nibble fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The hamster is ____ a sunflower seed.

Cevabı göster

nibbling

Wow.

0:26

Vay canına.

So beautiful.

0:27

Çok güzel.

Still want to head back to the playground, kiddo? Notlar

0:29

Hâlâ oyun alanına dönmek istiyor musun, ufaklık?

Kalıp ifadeler

head back to + yer: bir yere geri dönmek

head back to + yer yapısında head, “gitmek” veya “yönelmek” anlamında kullanılan bir fiildir. Back geri dönme anlamını ekler, to ise hedefi belirtir. Bu cümlede head back to the playground, oyun parkına dönmek demektir. Bu, birinin bir yere geri döndüğünü veya geri dönmek üzere yola çıktığını anlatan doğal bir konuşma ifadesidir. Çoğu zaman hareketi go back to ifadesinden biraz daha fazla öne çıkarır, ancak her ikisi de doğal olabilir.

Alıştırma

Cümleyi head back to ile tamamlayın: The park is closing, so let's ____ the car.

Cevabı göster

head back to

Kelime

kiddo: bir çocuğa yönelik sıcak ve samimi hitap

Kiddo, bir çocuğa hitap etmek için kullanılan samimi ve sevgi dolu bir sözdür. Bu sorunun sonunda çocuğa doğrudan seslenir ve yetişkinin tonunu yakın ve yumuşak hâle getirir. Sorunun dil bilgisi bakımından tamamlanması için gerekli değildir; konuşan kişiler arasındaki ilişkiyi ve tutumu gösterir.

Alıştırma

Burada kiddo kullanmak uygun mudur? Bir çalışan, yeni tanıştığı bir şirket yöneticisine 'Good morning, kiddo.' der.

  1. Evet, uygundur.
  2. Hayır, uygun değildir.
Cevabı göster

Hayır, uygun değildir.

No, I like it here.

0:31

Hayır, burayı sevdim.

Wow.

0:48

Vay canına.

Ah,

1:00

Ah,

so relaxing.

1:01

çok rahatlatıcı.

It's good of you to join us in our new day spa. Notlar

1:03

Yeni gündüz spamıza katılmanız çok güzel.

Dilbilgisi

It's good of you to...: birinin davranışını övmek

It is + adjective + of + person + to-infinitive kalıbı, sıfat davranış veya karakter hakkında bir değerlendirme yaptığında kişinin yaptığı şeyi değerlendirir. Bu yapı çoğu zaman davranışın nezaket veya düşüncelilik gibi bir özelliği gösterdiğini ima eder. Burada It's good of you to join us, dinleyiciyi katıldığı için kibarca över ve ona teşekkür eder. of you, eylemi değerlendirilen kişiyi gösterir. Katılmanın o kişi için yararlı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, kutuları taşımanıza yardım eden kişiyi övüyor?

  1. It's good for you to help me carry these boxes.
  2. It's good of you to help me carry these boxes.
  3. It's good from you to help me carry these boxes.
Cevabı göster

It's good of you to help me carry these boxes.

Kültür

day spa: günübirlik güzellik ve rahatlama bakımları

day spa, insanların masaj, yüz bakımı, vücut bakımı veya manikür gibi güzellik ya da rahatlama uygulamaları için ziyaret ettiği ve aynı gün ayrılabildiği bir işletmedir. Gece konaklaması temel hizmeti değildir. Bu rol yapma sahnesinde day spa ifadesi, daha sonra geçen tırnak, çamur maskesi ve gözenek konuşmalarını sıradan bir çamur oyunu yerine hayali spa bakımları olarak anlamamızı sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede day spa ne anlama geliyor?

  1. her konuğun gece kalmak zorunda olduğu bir otel
  2. bakım hizmeti sunmayan umumi bir banyo
  3. gece konaklaması gerektirmeden güzellik ve rahatlama bakımları sunan bir yer
Cevabı göster

gece konaklaması gerektirmeden güzellik ve rahatlama bakımları sunan bir yer

You're our very first customer. Kalıp ifadeler

1:06

Bizim ilk müşterimizsiniz.

Kalıp ifadeler

very first customer: ilk müşteri olmayı özellikle vurgulamak

Very first, “ilk” anlamını ayrıca vurgular. very first customer ifadesinde very, first sözcüğünü güçlendirir: kişi yalnızca bir numaralı müşteri değildir; aynı zamanda özel veya unutulmaz biri olarak sunulur. very first + isim kalıbı, my very first job örneğinde olduğu gibi önemli başlangıçlar ve ilk deneyimler için sık kullanılır. Burada very, alışılmış “yüksek derecede” anlamını taşımaz; bir sıranın tam başlangıcına işaret eder.

Alıştırma

Bu cümlede first sözcüğünü güçlendirmek için very kullanın: This was my ____ ride on a train.

Cevabı göster

very first

Ah, it's a delight. Kalıp ifadeler

1:08

Ah, bu bir harika.

Kalıp ifadeler

it's a delight: keyifli bir deneyimi sıcak biçimde övmek

It's a delight, “bu çok keyifli” veya “bu gerçek bir zevk” anlamına gelir. Burada delight, keyif veren bir şeyi anlatan isimdir. Sayılabilen tekil bir isim olduğu için İngilizcede a delight denir. Bu ifade, It's nice sözünden daha sıcak ve biraz daha özenli duyulur. Bu sahnede konuşan kişi, hizmete olumlu karşılık vermek için bir müşteri gibi konuşur.

Alıştırma

Hangi cümle okul oyununun çok keyifli olduğunu sıcak ve nazik bir şekilde anlatır?

  1. The school play was a delighted.
  2. The school play was delight.
  3. The school play was a delight.
Cevabı göster

The school play was a delight.

Do you like your nails, Bluey's Dad?

1:10

Tırnaklarını beğendin mi, Bluey'nin Babası?

Oh, I do. Dilbilgisi

1:12

Oh, beğendim.

Dilbilgisi

I do: do ile kısa olumlu cevap

I do, Do you like your nails? gibi geniş zaman sorularına verilen kısa ve olumlu bir cevaptır. Yardımcı fiil do, tekrarlanacak like my nails fiil grubunun yerini tutar; burada “yapmak” anlamına gelmez. Kısa cevapta sorudaki yardımcı fiil kullanılır. Do you...? sorusu (Yes,) I do ile eşleşir. Oh bir tepki veya sıcaklık kattığı için Oh, I do, sade bir Yes, I do cevabından daha duygulu duyulur.

Alıştırma

“Do you like this song?” sorusuna verilen doğal kısa olumlu cevap hangisidir?

  1. Yes, I like.
  2. Yes, I am.
  3. Yes, I do.
Cevabı göster

Yes, I do.

They're amazing.

1:13

Harikalar.

This mud pack will make you very beautiful. Notlar

1:15

Bu çamur maskesi sizi çok güzelleştirecek.

Kelime

mud pack: çamur bazlı güzellik bakımı

Mud pack, yüze veya vücuda sürülen çamur bazlı bir güzellik bakımı ya da bu bakımda kullanılan çamur tabakasıdır. Spa bağlamındaki bu anlamda pack, sırt çantası veya sıradan bir paket demek değildir. Burada ifade, oyun amaçlı hayalî bir güzellik bakımını adlandırır: gerçek çamur, kozmetik bir mud pack gibi kullanılır. Spa ve cilt bakımıyla ilgili ipuçları bu anlamı gösterir.

Alıştırma

Spa veya cilt bakımı bağlamında mud pack nedir?

  1. Sıradan bir bahçe çamuru paketi
  2. Toprak taşımak için kullanılan bir çanta
  3. Cilde sürülen çamur bazlı bir güzellik bakımı
Cevabı göster

Cilde sürülen çamur bazlı bir güzellik bakımı

Dilbilgisi

make you very beautiful: make + nesne + sıfat

make + nesne + sıfat kalıbı, “birinin veya bir şeyin belirli bir duruma gelmesini sağlamak” anlamına gelir. make you very beautiful ifadesinde you nesnedir; very beautiful ise ortaya çıkan durumu belirtir. Burada make, “üretmek” değil, “bir duruma getirmek” anlamındadır. Aynı kalıp farklı nesne ve sıfatlarla da kullanılır: make me happy, make the instructions clear ve make the room brighter.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için yalnızca make, us ve happy sözcüklerini make + nesne + sıfat sırasıyla kullanın: The funny movie will ____.

Cevabı göster

make us happy

Oh, thanks, Cassiopeia.

1:18

Oh, teşekkürler, Cassiopeia.

There you go. Ton ve niyet

1:19

İşte oldu.

Ton ve niyet

There you go: “buyurun” veya “tamamdır”

There you go günlük konuşmada kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Birine bir şey uzatırken veya onun için küçük bir işi tamamladığınızda kullanılır. Yapılan harekete göre “buyurun”, “işte burada” ya da “tamamdır” anlamına gelebilir. Bu cümlede konuşan kişi bir hizmeti yeni tamamlamıştır; bu yüzden ifade işin bittiğini bildirir. Dinleyiciye gerçekten bir yere gitmesini söylemez.

Alıştırma

Bir arkadaşınızın sırt çantasını tamir edip ona geri veriyorsunuz. Söylenecek en doğal ifade hangisidir?

  1. Here we go.
  2. There you go.
  3. Off you go.
Cevabı göster

There you go.

Oh, I'm out of mud. Kalıp ifadeler

1:20

Oh, çamurum bitti.

Kalıp ifadeler

I'm out of mud: be out of + isim

Be out of + isim, bir şeyden kullanılabilecek kadar kalmadığını veya o şeyin artık mevcut olmadığını belirtir. Burada I'm out of mud, konuşmacının etkinlik için kullanabileceği çamur kalmadığı anlamına gelir; out of fiziksel bir konumu anlatmaz. Bir malzeme tükendiğinde kişi, ev halkı, mağaza veya makine özne olabilir: be + out of + gereken şey.

Alıştırma

Hiç kâğıt kalmadığını göstermek için cümleyi be out of ile tamamlayın: The printer has stopped because we're ____ paper.

Cevabı göster

out of

Oh, I'll get some more. Ton ve niyet

1:22

Oh, biraz daha alayım.

Ton ve niyet

I'll get some more: o anda verilen kararı anlatan I'll

I'll get some more cümlesinde I'll (I will), konuşma anında verilen bir kararı anlatır. Bir şeyin bittiğini duyan konuşmacı daha fazlasını getirmeyi veya temin etmeyi gönüllü olarak üstlenir. Bu nedenle I'll yalnızca gelecek zamanı değil, yardım etme isteğini de belirtir. Some more, ne olduğu bağlamdan zaten anlaşılan şeyden ek bir miktar demektir. Böylece isim tekrar edilmez.

Alıştırma

Bir iş arkadaşı "We're out of clean cups." diyor. Hangi yanıt o anda alınan yardım etme kararını doğal biçimde gösterir?

  1. I'll get some more.
  2. I got some more yesterday.
  3. I get some more every day.
Cevabı göster

I'll get some more.

I can feel my pores opening. Dilbilgisi

1:24

Gözeneklerimin açıldığını hissediyorum.

Dilbilgisi

can feel my pores opening: feel + nesne + -ing

feel + nesne + -ing yapısı, bir eylem ya da değişiklik sürerken onu algıladığınızı anlatır. can feel my pores opening ifadesinde my pores isim öbeği feel fiilinin nesnesidir; opening ise hissedilen ve devam eden değişikliği anlatır. Buradaki -ing biçimi nesne tamamlayıcısıdır, cümlenin ana fiili değildir. Bu yapı ses, hareket, sıcaklık veya başka fiziksel duyumlarla da kullanılabilir: feel the wind blowing ve feel the ground shaking.

Alıştırma

feel + nesne + -ing yapısını tamamlamak için hum fiilinin -ing biçimini kullanın: I can feel the engine ____ under my feet.

Cevabı göster

humming

Ah.

1:27

Ah.

The creek is beautiful.

1:40

Dere çok güzel.

Hey, look, gang.

1:48

Hey, bakın, çocuklar.

You got the swings all to yourself. Deyimler

1:49

Salıncaklar tamamen size kaldı.

Deyimler

all to yourself: bir şeyi yalnızca kendin kullanmak

have/get + something + all to yourself kalıbı, bir şeyi ya da yeri başka hiç kimseyle paylaşmadan tek başınıza kullanmanız anlamına gelir. Burada got the swings all to yourself, salıncakların boş olduğunu ve bir çocuğun onları tek başına kullanabileceğini anlatır. Dönüşlülük zamiri kişiye göre değişir: I had the room all to myself; she had it all to herself; we had the place all to ourselves. Temel anlam sadece yalnız olmak değil, bir şeyi yalnızca sizin kullanmanızdır.

Alıştırma

Cümleyi all ile başlayan ve “yalnızca sizin kullanımınızda” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The other visitors have left, so you have the garden ____.

Cevabı göster

all to yourself

Do you want one last go before we head home? Notlar

1:51

Eve dönmeden önce son bir kez binmek ister misiniz?

Kelime

one last go: son bir sıra veya deneme

Burada go, bir etkinlikteki bir sırayı veya bir denemeyi ifade eden sayılabilir bir isimdir. One last go, bırakmadan önce o etkinliği son bir kez yapma fırsatı demektir; bu cümlede go hareket etme anlamına gelmez. Hangi etkinliğin kastedildiği bağlamdan anlaşılır. Bir eğlence aracına bir kez daha binmeyi, bir oyun daha oynamayı veya bir görevi bir kez daha denemeyi ifade edebilir.

Alıştırma

Bu cümlede one last go ne anlama geliyor?

  1. son bir sıra veya deneme
  2. hemen ayrılma izni
  3. eve yapılan son yolculuk
Cevabı göster

son bir sıra veya deneme

Dilbilgisi

before we head home: geleceğe yönelik bir zaman sınırı belirlemek

Before we head home bir zaman yan cümlesidir. Before, ana cümledeki teklifi bir sonraki olaydan önceye yerleştirerek teklife açık bir zaman sınırı verir: bir etkinlik daha yapmak için zaman vardır, ardından konuşan kişiler eve gidecektir. Before ile başlayan yan cümle gelecek zamana gönderme yaptığında İngilizcede normalde geniş zaman kullanılır: before we head home denir, before we will head home denmez. Head home, ‘eve doğru yola çıkmak’ anlamına gelir; home burada zarf gibi kullanıldığı için önüne normalde to gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ‘bir sonraki olaydan daha önce’ anlamındaki zaman bağlacıyla tamamlayın: Let's take one photo ____ we head home.

Cevabı göster

before

No, thanks, Dad. Ton ve niyet

1:53

Hayır, teşekkürler, Baba.

Ton ve niyet

No, thanks, Dad. — bir teklifi nazikçe reddetme

No, thanks, bir teklif ya da öneriyi kısa ve nazik biçimde reddetmenin bir yoludur. Thanks, teklif için duyulan memnuniyeti gösterir; konuşanın teklifi kabul ettiği anlamına gelmez. Dad doğrudan hitap sözüdür. Yanıtın sıcak kalmasını sağlar ve kiminle konuşulduğunu gösterir; yazıda doğrudan hitap virgülle ayrılır.

Alıştırma

Bir aile üyesi “Would you like another turn?” diye soruyor. Hangi yanıt teklifi nazikçe reddeder?

  1. Yes, thanks.
  2. No. Don't ask again.
  3. No, thanks.
Cevabı göster

No, thanks.

Yeah, I'm a bit tired. Kalıp ifadeler

1:54

Evet, biraz yorgunum.

Kalıp ifadeler

a bit tired: hafif bir dereceyi ifade etme

a bit tired ifadesinde a bit, “az bir derecede” anlamına gelir ve tired sıfatını niteler. Burada bir derece ifadesidir; “küçük parça” anlamındaki bit ismi değildir. I'm tired ile karşılaştırıldığında I'm a bit tired daha yumuşak duyulur. Yorgunluğu sınırlı gösterir veya ifadeyi daha az keskin yapar; ancak bağlam ve ton bazen bunun gerçeği hafifletme yolu olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

İfadeyi yumuşatmak için a bit kullanın: I'm ____ tired after the walk.

Cevabı göster

a bit

I didn't think you got tired, Mackenzie. Ton ve niyet

1:56

Senin hiç yorulduğunu düşünmemiştim, Mackenzie.

Ton ve niyet

didn't think you got tired: abartıyla ifade edilen dostça şaşkınlık

Bu cümlede I didn't think you got tired şakacı bir abartıdır. Konuşan kişi şaşırır; çünkü Mackenzie genellikle o kadar enerjik görünür ki yorulması neredeyse imkânsızmış gibi gelir. Bu, Mackenzie'nin gerçekten yorgunluk hissedemediği yönünde ciddi bir iddia değildir. Burada get tired, “yorulmak” veya “yorgun hissetmeye başlamak” demektir; get + adjective yapısı çoğu zaman bir durum değişikliğini anlatır. Bu mizahi genellemede you got tired, “senin de yorulduğun olur” şeklinde anlaşılır; didn't think ise bunun konuşanın önceki ve artık yanlış olduğu görülen izlenimi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Genellikle enerji dolu olan bir arkadaşınız, "I need a rest." diyor. Hangi cevap, arkadaşınızın hissettiğini doğrudan reddetmeden dostça bir şaşkınlık gösterir?

  1. I don't think you're tired.
  2. I knew you were exhausted.
  3. I didn't think you got tired!
Cevabı göster

I didn't think you got tired!