Yalnızlık Sizi Öldürebilir mi?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti:Video yalnızlığı motivasyon, hastalık, beynin ödül sistemi, iltihaplanma ve hayatta kalmayla ilişkilendiriyor; ardından göz temasını bir adım olarak öneriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “seek out” — Öbek fiiller: insan, yardım, bilgi veya fırsatı yalnızca yakında fark etmek yerine etkin ve amaçlı biçimde aramak. 2. “wreaks havoc on” — Deyimler ve mecazi ifadeler: bir şeyin geniş çaplı ve ağır zarar verdiğini güçlü biçimde anlatmak; “havoc” sözcüğünü gerçek bir eylem sanmamak. 3. “may be related to” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kanıtı olası bir nedenle ilişkilendirirken nedenselliğin kanıtlandığını ileri sürmemek için kiplik içeren edilgen yapıyı kullanmak.
Bu derste
Our planet may be more connected than ever, Notlar
0:00Dünyamızda insanlar hiç olmadığı kadar birbirine bağlı olabilir,
more connected than ever: karşılaştırma biçimi + than ever
comparative + than ever kalıbı, mevcut ya da belirtilen referans noktasında bir niteliğin ilgili dönemdeki önceki tüm zamanlardan daha yüksek bir düzeyde olduğunu ifade eder. Burada more connected than ever, bugünkü bağlantı düzeyini başka bir nesneyle değil, geçmişteki tüm dönemlerle karşılaştırır. Bu yapı iddiaya tarihsel bir derinlik kazandırır: more connected artan dereceyi belirtir, than ever ise karşılaştırmayı geçmişteki tüm zamanlara yayar. Yalnızca very connected demekten daha güçlüdür ve zamansal değişime daha fazla odaklanır.
Alıştırma
reliable sıfatını ve comparative + than ever kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: After the upgrade, the network is ____; it has never performed this consistently.
Cevabı göster
more reliable than ever
but loneliness has doubled in America since the '80s Dilbilgisi
0:02ama Amerika'da yalnızlık 80'li yıllardan bu yana iki katına çıktı
may ... but ...: şaşırtıcı bir karşıtlık kurmak
Cümle önce temkinli bir görünüm sunar: dünya geçmişteki herhangi bir zamandan daha bağlantılı olabilir. May bunun mutlak bir kesinlik değil, ölçülü bir değerlendirme olduğunu gösterir. Ardından but, yalnızlığın iki katına çıkması şeklindeki karşıt sonuca geçiş yapar. Olumlu görünen eğilimin olumsuz gerçekten önce verilmesi, paradoks benzeri bir giriş oluşturur ve konuşmanın devamında daha fazla bağlantının neden yalnızlığı azaltmadığının açıklanacağını bildirir.
Alıştırma
Bu cümlede may ... but ... yapısı ne işe yarıyor?
- Yalnızlığın artmasına izin verir.
- Aynı sonucu destekleyen iki değişikliği sıralar.
- Görünüşte olumlu bir eğilimi temkinli biçimde sunar, ardından onunla çelişen olumsuz bir eğilim getirir.
Cevabı göster
Görünüşte olumlu bir eğilimi temkinli biçimde sunar, ardından onunla çelişen olumsuz bir eğilim getirir.
has doubled ... since the '80s: geçmişteki bir noktadan bugüne değişim
İngilizcedeki has doubled present perfect yapısı, geçmişteki bir dönemden bugüne kadar gerçekleşen değişimi bildirir: yalnızlık artık önceki düzeyinin iki katıdır. Burada, bitmiş bir geçmiş dönemde tamamlanan bir olaydan çok, bugünkü sonuç önemlidir. Since the '80s bu zaman aralığının başlangıç noktasını, yani 1980'leri verir. Bir geçmiş noktasını bugüne bağlayan gelişmeleri bildirmek için present perfect + since + geçmişteki bir zaman noktası yapısı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi double fiilinin present perfect biçimiyle ve başlangıç noktası getiren edatla tamamlayın: Online enrollment ____ ____ 2015.
Cevabı göster
has doubled · since
with more than 40% of adults saying they are lonely.
0:05ve yetişkinlerin %40'tan fazlası kendini yalnız hissettiğini söylüyor.
So, should you be worried if you feel the same?
0:08Peki, siz de aynı şekilde hissediyorsanız endişelenmeli misiniz?
Loneliness is a psychological mechanism designed to motivate you to seek out social interactions, Notlar
0:13Yalnızlık, sizi sosyal etkileşim kurmaya yöneltmek üzere tasarlanmış psikolojik bir mekanizmadır,
designed to: bir mekanizmanın işlevini belirtme
Designed to, mechanism sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacı yapısında bir öbektir. that is designed to biçiminde genişletilebilir; to motivate mastarı ise mekanizmanın işlevini veya amacını belirtir. Buradaki designed, yalnızlığı bilinçli olarak icat etmiş bir kişiyi gerektirmez. Biyolojik veya psikolojik sistemlerle ilgili açıklamalarda be designed to, bir mekanizmanın geliştirdiği ya da yerine getirdiği işlevi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi design fiilinin geçmiş zaman ortacı ve ardından mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: The privacy screen is ____ protect sensitive information.
Cevabı göster
designed to
motivate you to + fiilin yalın hâli
Motivate you to önce motivasyondan etkilenen kişiyi, yani you sözcüğünü belirtir; ardından amaçlanan eylemi, seek out social interactions, ifade etmek için to + fiilin yalın hâlini kullanır. Aktarılabilir kalıp motivate + someone + to + fiilin yalın hâlidir. Burada designed to motivate, yalnızlığı birini eyleme yönelten mekanizma olarak sunar. Yalnızca kişinin bir şeye ilgi duymaya başladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi motivate + person + to + base verb ile tamamlayın: The scholarship program was designed to ____ apply to university.
Cevabı göster
motivate students to
seek out: bulmak için bilinçli çaba göstermek
Seek out, bir kişiyi, şeyi veya fırsatı bulmak ya da ona ulaşmak için bilinçli bir çaba göstermek anlamına gelir. Bu cümlede sosyal etkileşimler, yalnız bir kişinin tesadüfen karşılaştığı değil, aktif olarak elde etmeye çalıştığı bir şey olarak sunulur. Seek fiildir, out ise parçacıktır; burada out, “dışarıda” anlamına gelmez. Aynı öbek fiil yardım, bilgi, hizmet, uzman ve fırsatlarla kullanılabilir.
Alıştırma
“Bulmak için bilinçli çaba göstermek” anlamındaki öbek fiili kullanın: If you need legal advice, ____ a qualified lawyer.
Cevabı göster
seek out
Highly subjective: büyük ölçüde kişisel yargıya bağlı
Highly, subjective sözcüğünün derecesini güçlendirir. Birlikte highly subjective, bir yargının tek ve dışarıdan ölçülebilir bir ölçütten ziyade kişinin duygularına, tercihlerine veya bakış açısına büyük ölçüde bağlı olduğunu belirtir. Subjective, yanlış veya dürüst olmayan anlamına gelmez. Konu kişisel bakış açılarından değerlendirildiği için farklı kişiler içtenlikle farklı yargılara varabilir.
Alıştırma
Cümleyi “büyük ölçüde kişisel yargıya bağlı” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Choosing the most beautiful design is ____.
Cevabı göster
highly subjective
In other words, if you feel lonely, Anlatım akışı
0:20Başka bir deyişle, kendinizi yalnız hissediyorsanız,
In other words: daha açık bir yeniden ifadeyi başlatma
Cümlenin başındaki In other words önceki ifadeye işaret eder ve dinleyiciye, devamında aynı ana fikrin daha açık veya doğrudan bir şekilde ifade edileceğini bildirir. Burada sonraki yan cümle, öznellik hakkındaki soyut bir iddiayı kişinin nasıl hissettiğine dayanan pratik bir ölçüte dönüştürür. Bu ifade yeni bir neden sunmak veya konuyu değiştirmek yerine bilgiyi düzenler. Yeniden ifadeyi başlatırken genellikle ardından virgül gelir.
Alıştırma
Hangi seçenek In other words ifadesini yeni bilgi eklemek yerine ilk cümleyi yeniden ifade etmek için kullanıyor?
- The software is free. In other words, you do not have to pay for it.
- The software is free. In other words, I downloaded it yesterday.
- The software is free. In other words, it also has a dark mode.
Cevabı göster
The software is free. In other words, you do not have to pay for it.
And it doesn't necessarily mean you're a loner or have no friends. Notlar
0:24Bu da mutlaka yalnız takılan biri olduğunuz veya hiç arkadaşınız olmadığı anlamına gelmez.
doesn't necessarily mean: otomatik bir sonucu reddetmek
Doesn't necessarily mean, bir gözlem ile sonuç arasındaki zorunlu bağı zayıflatır. Burada konuşmacı, yalnız hissetmenin birinin yalnız takılan biri olduğunu ya da hiç arkadaşı olmadığını otomatik olarak kanıtlamadığını söylüyor. Necessarily, “kaçınılmaz veya mantıksal olarak zorunlu bir sonuç olarak” demektir. Doesn't ile kullanıldığında sonuç bazen doğru olabilir, ancak kesin değildir. Bu ifade, daha kesin bir ret olan doesn't mean'e göre başka açıklamalara daha fazla yer bırakır.
Alıştırma
Sonucun imkânsız olduğunu söylemeden otomatik çıkarımı reddeden ifadeyle cümleyi tamamlayın: A quiet audience ____ that the presentation failed.
Cevabı göster
doesn't necessarily mean
loner: geçici bir duygu değil, alışkanlık hâline gelmiş sosyal kimlik
Loner, alışkanlık olarak çok fazla yalnız zaman geçiren veya başkalarının arkadaşlığını pek aramayan bir kişi için kullanılan sayılabilir bir isimdir. Bu cümlede you're a loner, tek bir anı anlatmak yerine kişiyi belirli bir tip ya da devam eden bir sosyal davranış biçimi olarak etiketler. Sözcük yalnızlığı tercih etmeyi ifade edebilir, ancak sosyal geri çekilme çağrışımı da yapabilir. Kişinin yalnız olmaktan mutlu mu yoksa mutsuz mu olduğunu tek başına belirtmez.
Alıştırma
Geçici bir duyguyu değil, alışkanlık olarak yalnız zaman geçirme biçimini anlatan hedef isimle cümleyi tamamlayın: Theo has always been a ____, although he does have a few close friends.
Cevabı göster
loner
It just means that the social interactions that are necessary to you are not being met. Dilbilgisi
0:27Yalnızca ihtiyaç duyduğunuz sosyal etkileşimi yeterince yaşayamadığınız anlamına gelir.
are not being met: şimdiki zamanda süreklilik bildiren edilgen yapı
are not being met yapısında are + being + geçmiş zaman ortacı met, şimdiki zamanın edilgen yapısını oluşturur. Etkilenen öge social interactions ifadesidir: eylemi yapan kişi belirtilmez ve cümle, mevcut durumda karşılanmama hâlinin sürmesine odaklanır. Meet burada ‘bir ihtiyacı, gereksinimi veya beklentiyi karşılamak’ anlamındadır; ‘bir kişiyle buluşmak’ anlamına gelmez. Süreklilik bildiren edilgen yapı, bu ihtiyaçların karşılanmamasını şu aşamada devam eden bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi meet fiilinin kısaltılmamış, şimdiki zamanda süreklilik bildiren edilgen olumsuz biçimiyle tamamlayın: During the renovation, several safety requirements ____ by the temporary setup.
Cevabı göster
are not being met
We often think of loneliness as something that affects the elderly, Kalıp ifadeler
0:32Yalnızlığın genellikle yaşlıları etkilediğini düşünürüz,
think of loneliness as something: think of A as B yapısı
think of A as B yapısında A, üzerinde düşünülen kişi, şey ya da fikirdir; B ise A'ya verilen tanım veya kategoridir. Burada A loneliness, B ise something that affects the elderly bölümüdür. Bu kalıp, bir şeyi belli bir şekilde görmeyi veya sınıflandırmayı ifade eder. As bu bakış açısını getirir; ‘-iken’ anlamına gelmez ve zaman cümleciği başlatmaz. Often, bunun nesnel bir gerçekten çok yaygın bir inanış olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi think of A as B kalıbının eksik iki parçasıyla tamamlayın: Many people ____ a passport ____ more than just a travel document.
Cevabı göster
think of · as
but a recent study found that young people aged 16 to 24 felt lonely more than any other group of adults. Dilbilgisi
0:35ancak yakın tarihli bir araştırma, 16-24 yaş arasındaki gençlerin diğer tüm yetişkin gruplarından daha yalnız hissettiğini ortaya koydu.
people aged 16 to 24: kısa bir yaş niteleyicisi
people aged 16 to 24 ifadesinde aged 16 to 24, people sözcüğünden sonra gelir ve hangi kişilerin kastedildiğini belirtir. 16 ile 24 yaş arasındaki kişiler anlamına gelir; normalde iki sınır yaş da kapsama dahildir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciği yapısıdır: people aged 16 to 24, people who are aged 16 to 24 ifadesinin daha kısa biçimidir. Burada aged kişileri tanımlar; onların bir şeyi yaşlandırdığı anlamına gelen etken bir fiil değildir.
Alıştırma
'12 ile 15 yaş arasında olan' anlamını veren kısa aged ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The club is open to students ____.
Cevabı göster
aged 12 to 15
more than any other group: üstünlük derecesine yakın karşılaştırma
More than any other group of adults, gençleri geriye kalan yetişkin gruplarının her biriyle karşılaştırır. Other, gençlerin kendi grubunu karşılaştırma kümesinden çıkarır; böylece ifade, başka hiçbir yetişkin grubunun daha yoğun ya da daha sık yalnızlık hissetmediğini belirtir. Karşılaştırma + than any other + tekil sayılabilen isim yapısı çoğu zaman üstünlük derecesine yakın bir anlam taşır: bir üye, aynı sınıftaki diğer her üyeyi geçer. Özne de o sınıfa aitse other kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle Lake Aurora'nın bölgedeki en derin göl olduğunu doğru biçimde ifade eder?
- Lake Aurora is deeper than any lake in the region.
- Lake Aurora is as deep as any other lake in the region.
- Lake Aurora is deeper than any other lake in the region.
Cevabı göster
Lake Aurora is deeper than any other lake in the region.
scientists found that being lonely made cold symptoms worse. Dilbilgisi
0:42bilim insanları yalnızlığın soğuk algınlığı belirtilerini ağırlaştırdığını buldu.
being lonely made cold symptoms worse: make + nesne + karşılaştırmalı sıfat
Being lonely, nedeni belirten bir isim-fiil öbeğidir. Temel yapı “neden + make + nesne + sıfat” şeklindedir: being lonely + made + cold symptoms + worse. Burada worse, cold symptoms ifadesinin nasıl değiştiğini anlatan bir sonuç tümlecidir. made fiilini nitelemez; cümle, yalnızlığın belirtilerin daha ağır hâle gelmesine neden olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle bir durumun sorunu ağırlaştırdığını göstermek için make + nesne + karşılaştırmalı sıfat yapısını doğru kullanıyor?
- The lack of sleep made my headache badly.
- The lack of sleep made worse my headache.
- The lack of sleep made my headache worse.
Cevabı göster
The lack of sleep made my headache worse.
Hundreds of healthy people completed a loneliness scale test
0:46Yüzlerce sağlıklı kişi bir yalnızlık ölçeği testini tamamladı
and then were given nasal drops containing the common cold virus.
0:49ve ardından burunlarına soğuk algınlığı virüsü içeren damlalar damlatıldı.
At this point, these poor sick-induced participants were quarantined in hotel rooms for 5 days, Anlatım akışı
0:54Bu noktada, hastalık bulaştırılan bu zavallı katılımcılar 5 gün boyunca otel odalarında karantinaya alındı,
Aşama belirteci olarak At this point
At this point, anlatımın nereye ulaştığını, yani bir süreç veya sıralamanın mevcut aşamasını dinleyiciye gösterir. Önceki adımları arka plana yerleştirir ve dinleyiciyi bir sonraki olaya hazırlar. Buradaki point fiziksel bir yeri anlatmaz ve bu ifade kesin bir saat gerektirmez. Bu cümlede deneyin, katılımcıların karantinaya alındığı aşamaya ulaştığını gösterir.
Alıştırma
Formlar tamamlanmıştı ve görüşmeler başlamak üzereydi. Önceden tamamlanmış bir şeyi vurgulamadan mevcut aşamayı en iyi hangi ifade gösterir?
- At first
- At this point
- By this point
Cevabı göster
At this point
and those who reported being more lonely prior to the test also reported more significant cold symptoms. Notlar
1:00ve testten önce kendilerini daha yalnız hissettiklerini söyleyenler, soğuk algınlığı belirtilerinin de daha şiddetli olduğunu bildirdi.
reported being + sıfat
reported being more lonely ifadesinde report fiilinden sonra bir -ing yan cümlesi gelir. Being, kişileri more lonely sıfatına bağlar; dolayısıyla ifade, bu kişilerin kendilerini daha yalnız hissettiklerini söyledikleri veya belirttikleri anlamına gelir. Bu kısa yapı, anketler veya araştırmalar kişilerin kendi bildirdikleri deneyimleri anlatırken yaygındır: kişi + report + -ing yan cümlesi. Being'in örtük öznesi, reported fiilinin öznesiyle aynı kişidir.
Alıştırma
Cümleyi iki sözcüklü report + being yapısıyla tamamlayın: Several employees ____ exhausted after the night shift.
Cevabı göster
reported being
prior to + isim veya -ing biçimi
Prior to, before yani “-den önce” anlamına gelir. Burada prior to the test, bildirilen yalnızlık durumunu testten önceki bir zamana yerleştirir. Prior to bir edattır; bu nedenle prior to the test örneğindeki gibi bir isim öbeğiyle veya prior to entering örneğindeki gibi bir -ing biçimiyle kullanılır. Before sözcüğünden daha resmîdir.
Alıştırma
Before anlamındaki iki sözcüklü resmî ifadeyi kullanın: All safety checks must be completed ____ launch.
Cevabı göster
prior to
Have you ever noticed that food tastes better when you're hungry? Dilbilgisi
1:05Açken yemeklerin tadının daha güzel geldiğini hiç fark ettiniz mi?
Have you ever noticed that ...? ile bir gözlemi hatırlatmak
Have you ever noticed that ...? yapısı have + you + ever + noticed biçimindeki present perfect zamanı kullanır. Ever, “şimdiye kadarki herhangi bir zamanda” anlamına gelir; that yan cümlesi ise dinleyicinin gözlemlemiş olabileceği durumu belirtir. Soru, geçmişteki belirli bir zamanı sormaz. Giriş sorusu olarak kullanıldığında, konuşmacı bir şeyi açıklamadan veya karşılaştırmadan önce dinleyiciyi kendi deneyimini düşünmeye çağırır. Böylece genel bir düşünceyi doğrudan söylemek yerine daha etkileşimli bir şekilde sunar.
Alıştırma
Şimdiye kadarki herhangi bir gözlemi hatırlamaya davet eden ifadeyle soruyu tamamlayın: “____ a short break can improve your concentration?”
Cevabı göster
Have you ever noticed that
Scientists have actually seen the same phenomenon with loneliness.
1:08Bilim insanları aslında aynı olguyu yalnızlıkta da gözlemledi.
When hooked up to fMRI machines and shown either an image of a loved one or a stranger, Notlar
1:12Katılımcılar fMRI cihazlarına bağlanıp onlara sevdikleri birinin veya bir yabancının görüntüsü gösterildiğinde,
When hooked up ... and shown: kısaltılmış edilgen yan cümle
When hooked up to fMRI machines and shown ... kısaltılmış bir edilgen zaman yan cümlesidir. Tam biçimi When the participants were hooked up to fMRI machines and were shown .... şeklindedir. Anlaşılan özne, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynı olduğu için özne ve were çıkarılabilir. Hooked up ve shown paralel geçmiş zaman ortacı biçimleridir. Katılımcılara uygulanan iki koşulu anlatırlar: katılımcılar iki eylemi gerçekleştirmez, bu eylemlere maruz kalır. Bu sıkıştırılmış yapı, araştırma süreçleri özetlenirken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Hook up ve show kullanarak edilgen zaman yan cümlesini kısaltın: “When ____ to the scanner and ____ two images, the participants stayed still.”
Cevabı göster
hooked up · shown
hooked up to: bir cihaza bağlanmış
Hook someone or something up to a machine, bir kişiyi ya da nesneyi cihazın çalışabilmesi, veri alabilmesi veya izleme yapabilmesi için cihaza bağlamak ya da cihazla kullanılacak konuma getirmek demektir. Burada hooked up to fMRI machines, katılımcıların deney için tarayıcılara bağlandığını veya tarama yapılacak konuma getirildiğini anlatır. When hooked up ... edilgen bir yan cümlenin kısaltılmış biçimidir ve When they were hooked up ... anlamına gelir. Geçmiş zaman ortacı hooked, katılımcıların kendi yaptığı bir eylemi değil, onlara yapılan işlemi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi hooked up to kullanarak tamamlayın: Before the test, the patient was ____ the heart monitor.
Cevabı göster
hooked up to
fMRI machines: beyin tarama cihazları
fMRI, functional magnetic resonance imaging, yani işlevsel manyetik rezonans görüntüleme ifadesinin kısaltmasıdır. Bir fMRI cihazı, kandaki oksijenlenme ve buna bağlı kan akışı değişikliklerini algılayan bir tarayıcıdır; araştırmacılar bu değişiklikleri beynin farklı bölgelerindeki etkinliğin dolaylı işareti olarak kullanır. Bu cümlede kişiler görüntülere bakarken taranmaktadır. Dolayısıyla deneyde sözü edilen herhangi bir response, mutlaka sözlü bir yanıt değil, beyin taraması verilerinde görülen bir değişikliktir. fMRI bir kişinin düşüncelerini doğrudan okuyamaz.
Alıştırma
Bu deneyde bir fMRI cihazı en doğrudan neyi ölçer?
- Beyin etkinliğiyle ilişkili kan oksijenlenmesi ve buna bağlı kan akışı değişiklikleri
- Katılımcının her görüntüye verdiği sözlü yanıt
- Katılımcının tam ve özel düşünceleri
Cevabı göster
Beyin etkinliğiyle ilişkili kan oksijenlenmesi ve buna bağlı kan akışı değişiklikleri
those who tested higher on the UCLA loneliness scale Kalıp ifadeler
1:17UCLA yalnızlık ölçeğinde daha yüksek puan alanların,
tested higher on the UCLA loneliness scale: ölçekte daha yüksek sonuç almak
Bu cümlede tested higher on the UCLA loneliness scale, “bu ölçekle ölçüldüğünde daha yüksek bir sonuç aldı” anlamına gelir. Burada test geçişsizdir: sonuçları ölçekte daha yüksek çıkan kişiler söz konusudur; bu kişiler başka birine test uygulamıyor. Bu özel ölçekte daha yüksek sonuç, kişinin bildirdiği yalnızlık düzeyinin daha fazla olduğunu gösterir. Aktarılabilir test higher/lower on a scale kalıbı, ölçülen sonucun başka bir gruba, önceki bir sonuca veya referans düzeyine göre ölçekte nerede bulunduğunu bildirir.
Alıştırma
Notta açıklanan üç sözcüklü değerlendirme sonucu kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Compared with the control group, the participants ____ the anxiety scale.
Cevabı göster
tested higher on
showed a bigger response in the reward system of the brain when shown a picture of a loved one,
1:20sevdikleri kişinin fotoğrafına karşı beyinlerinin ödül sisteminde daha güçlü bir tepki verdiği görüldü;
while those who were not very lonely had a similar response between the loved one and stranger. Dilbilgisi
1:25pek yalnız olmayanların ise sevdikleri kişiye ve yabancıya verdikleri tepkiler birbirine benziyordu.
karşıtlık belirteci olarak while
Burada while, az önce belirtilen sonuçla karşıtlık oluşturan bir sonucu tanıtır: daha az yalnız olan katılımcılar, daha yalnız gruptan farklı olarak, sevdikleri kişiye ve yabancıya benzer biçimde tepki vermiştir. Bu kullanım whereas veya “buna karşılık” anlamındadır; “... sırasında” anlamında değildir. Karşıtlık bildiren while, iki yan cümleyi veya birbirine yakın ifadeleri anlamlı bir fark etrafında düzenler. Durumların aynı anda gerçekleşmesi gerekmez; temel ilişki, olgular arasındaki karşılaştırmadır.
Alıştırma
Bu cümlede while neyi gösteriyor? “City residents used the bus more, while rural residents drove more often.”
- İki grup arasındaki karşıtlık
- Aynı anda gerçekleşen iki eylem
- Otobüs yolculuğunun süresi
Cevabı göster
İki grup arasındaki karşıtlık
This helps us see that it's not that lonely individuals lack close relationships, Dilbilgisi
1:29Bu bize, yalnız kişilerin yakın ilişkilerden yoksun olmadığını,
but rather that they long for greater social interaction. Kalıp ifadeler
1:33aslında daha fazla sosyal etkileşim kurmayı arzuladıklarını gösteriyor.
It's not that A, but rather that B: mesele A değil, asıl B
“it's not that A, but rather that B” kalıbı önce A'yı en iyi açıklama olarak reddeder, ardından B'yi daha doğru açıklama olarak sunar. Bu cümlede A, yalnız bireylerin yakın ilişkilerden yoksun olduğu düşüncesidir; B ise onların daha fazla sosyal etkileşimi güçlü biçimde arzulamasıdır. Rather ikinci yan cümleye düzeltici bir vurgu verir. Burada “daha erken” anlamına gelmez. Konuşan kişi yalnızca bir açıklamayı reddetmekle kalmayıp onun yerine başka bir yorum koymak istediğinde bu kalıp kullanışlıdır.
Alıştırma
Derste vurgulanan iki parçalı düzeltme kalıbını aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the team lacks talent, ____ it needs clearer priorities.
Cevabı göster
It's not that · but rather that
Long for: derin ve sürekli bir özlem duymak
To long for someone or something, birini veya bir şeyi güçlü ve çoğu zaman sürekli bir duyguyla istemek anlamına gelir; özellikle de istenen kişi ya da şey uzaktaysa, yoksa veya elde edilmesi zorsa kullanılır. Bu cümlede bireyler daha fazla sosyal etkileşimi derinden istemektedir. Burada long bir fiildir ve ardından for gelir. Tarafsız want fiilinden daha güçlü ve daha duyguludur; fiziksel uzunluk anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede long for, duygusal açıdan anlamlı bir şeye yönelik derin ve sürekli arzuyu ifade etmek için kullanılmıştır?
- Maya wanted the receipt after paying for lunch.
- After months of isolation, Maya longed for an unhurried conversation with a close friend.
- Maya looked forward to the meeting scheduled for Friday.
Cevabı göster
After months of isolation, Maya longed for an unhurried conversation with a close friend.
Chronic loneliness can also change your body on a cellular level. Kalıp ifadeler
1:37Kronik yalnızlık, vücudunuzu hücresel düzeyde de değiştirebilir.
on a cellular level: bir iddianın ölçeğini belirtmek
On a cellular level, vücudun hücre ölçeğinde incelendiği anlamına gelir. İfade, değişimin kapsamını daraltır: cümle, yalnızlığın yalnızca kişinin duygu veya davranışlarını değil, hücrelerdeki biyolojik süreçleri de etkileyebileceğini söyler. Yeniden kullanılabilen on a(n) + adjective + level kalıbı, on a practical level veya on a personal level örneklerinde olduğu gibi, bir ifadenin geçerli olduğu katmanı ya da bakış açısını belirtir. Buradaki cellular, hücrelerle ilgili demektir; cep telefonu şebekesiyle ilgili demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi on a ... level kalıbı ve cellular sıfatıyla tamamlayın: The treatment changes how the body functions ____.
Cevabı göster
on a cellular level
Research has found that lonely people have 209 different gene expressions in some of their white blood cells, Anlatım akışı
1:40Araştırmalar, yalnız kişilerin bazı beyaz kan hücrelerinde 209 genin farklı biçimde ifade edildiğini ortaya koydu,
Research has found that...: araştırma kanıtı sunmak
Research has found that, sonraki yan cümleyi araştırmalarla desteklenen bir sonuç olarak sunar. Kanıt kaynağını başa yerleştirmek, iddiayı konuşanın kişisel görüşü yerine bir araştırma bulgusu olarak çerçeveler. Research burada sayılamayan bir isimdir; bu nedenle have değil, tekil has alır. Present perfect yapıdaki has found, bulgunun daha önce elde edildiğini ve şimdi de geçerli olduğunu belirtir. Kalıp kanıt bildirir, ancak tek başına bir etkenin diğerine neden olduğunu veya sonucun evrensel olduğunu göstermez.
Alıştırma
Kanıt sunan kalıbı tamamlamak için research ve find fiilinin present perfect biçimini kullanın: ____ regular exercise can improve sleep quality.
Cevabı göster
Research has found that
including increased activity of pro-inflammatory transcription factor.
1:46iltihaplanmayı artıran bir transkripsiyon faktörünün daha etkin olması da buna dâhil.
Now, inflammation is an important response to injury,
1:50İltihaplanma, yaralanmaya karşı verilen önemli bir tepkidir,
but chronic inflammation wreaks havoc on your body. Deyimler
1:53ancak kronik iltihaplanma vücudunuza büyük zarar verir.
wreaks havoc on: geniş çaplı ve ciddi zarar vermek
Burada wreaks havoc on your body, kronik iltihabın vücuda geniş çaplı ve ciddi zarar verdiği anlamına gelir. Bu güçlü ve mecazi bir ifadedir: havoc ortaya çıkan yıkım veya kargaşadır, ayrı bir eylem değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp wreak havoc on + kişi, şey veya sistem şeklindedir. Özne zarara yol açan gücü, on sonrasındaki nesne ise zarar gören hedefi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi geniş çaplı aksaklığa yol açmak anlamındaki kalıplaşmış ifadenin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The cyberattack ____ the hospital's computer network.
Cevabı göster
wreaked havoc on
As a result, ile bir sonucu belirtmek
As a result, sonraki bilginin daha önce açıklanan durumun sonucu olduğunu gösterir. Cümlenin başında, neden-sonuç bağlantısını açıkça belirten bir geçiş ifadesi olarak görev yapar. Nedeni kendi başına adlandırmak yerine anlatımı düzenler: neden önceki ifadede yer alır, sonraki yan cümle ise sonucu verir. Virgül, cümle başındaki bu geçiş ifadesini ana cümleden ayırır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki bağlayıcının aynısıyla tamamlayın: The server overheated. ____, it shut down automatically.
Cevabı göster
As a result
we see that poor social relationships show a 29% increase in coronary heart disease Kalıp ifadeler
1:57zayıf sosyal ilişkilerin koroner kalp hastalığı riskini %29,
a 29% increase in + artan ölçüt
a + yüzde + increase in + ölçüt kalıbı, bir ölçütün başlangıç değerine göre ne kadar arttığını bildirir. Burada a 29% increase in, artan ölçütü veya sonucu tanıtır; istatistiksel açıdan daha açık bir anlatımda bu ölçüt koroner kalp hastalığının görülme sıklığı ya da riski olabilir. %29'luk artış görecelidir: başlangıç riski %10 ise %29 artıştan sonra %39 değil, %12,9 olur. Bu, 29 yüzde puanlık artış anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir oran %10'dan %12,9'a yükseliyor. Hangi cümle göreceli değişimi doğru biçimde bildirir?
- There was a 29% increase in the rate.
- There was a 29-percentage-point increase in the rate.
- There was a 2.9% increase in the rate.
Cevabı göster
There was a 29% increase in the rate.
Overall, people with strong social relationships
2:05Genel olarak, güçlü sosyal ilişkilere sahip kişilerin
have a 50% increased likelihood of survival overall. Kalıp ifadeler
2:08hayatta kalma olasılığı %50 daha yüksektir.
increased likelihood of + bir sonuç
Increased likelihood of, bir sonucun başka bir gruba, koşula veya başlangıç değerine kıyasla daha olası hâle geldiğini belirtir. Cümlede survival, olasılığı artan sonuçtur; ifade herkesin kesinlikle hayatta kalacağını söylemez. Likelihood bir isimdir, bu nedenle sonucu of tanıtır. Ardından survival gibi bir isim öbeği ya da developing complications gibi bir -ing biçimi gelebilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The forecast indicates an ____ flooding during the winter.
Cevabı göster
increased likelihood of
That means they are much less likely to die over the same period of time, Dilbilgisi
2:12Bu, aynı süre içinde ölme olasılıklarının çok daha düşük olduğu anlamına gelir;
much less likely to + fiil
“Much less likely to + fiil”, bir eylemin veya sonucun gerçekleşme olasılığının karşılaştırma ölçütüne göre önemli ölçüde daha düşük olduğunu belirtir. Burada much, less likely karşılaştırma ifadesini güçlendirir; likely sözcüğünü tek başına nitelemez. to sonrasındaki yalın fiil, olasılığı karşılaştırılan sonucu belirtir. Karşılaştırma ölçütü yakında açıkça söylenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir; ancak less her zaman bir karşılaştırmaya işaret eder.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekleşme olasılığı çok daha düşük olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After the safety upgrade, passengers are ____ be injured in an accident.
Cevabı göster
much less likely to
making loneliness as deadly of a risk factor as smoking 15 cigarettes a day, Kelime
2:17yani yalnızlık, günde 15 sigara içmek,
risk factor: artan olasılık, kesinlik değil
“Risk factor”, istenmeyen bir sonucun gerçekleşme olasılığının artmasıyla ilişkili bir özellik, maruz kalma durumu veya koşul anlamına gelir. Kesinliği değil, risk artışını ifade eder. Sağlık haberlerinde bir şeye risk factor demek, ona doğrudan neden demekten daha zayıf ve daha kesin bir ifadedir: kişi bu faktöre sahip olsa bile sonuç hiçbir zaman ortaya çıkmayabilir. Olasılığa dayalı bu anlam finans ve güvenlik gibi alanlara da genişletilebilir.
Alıştırma
Sağlık haberlerinde risk factor ne anlama gelir?
- Yalnızca sonuçtan hemen önce meydana gelen son olay.
- Bir sonucun gerçekleşme olasılığını artıran ancak sonucu garanti etmeyen şey.
- Maruz kalan herkes için sonucu garanti eden şey.
Cevabı göster
Bir sonucun gerçekleşme olasılığını artıran ancak sonucu garanti etmeyen şey.
So, yes, loneliness can increase your chance of death, Notlar
2:24Yani evet, yalnızlık ölme ihtimalinizi artırabilir
Kanıta dayalı bir sonuç olarak “So, yes,”
“So, yes,” ifadesinde “so”, ardından gelen bilgiyi az önce ele alınan kanıtlardan çıkarılmış bir sonuç olarak sunarken “yes” daha önceki evet-hayır sorusunu doğrudan yanıtlar. Bu iki sözcük birlikte daha uzun bir açıklamayı net bir cevapla tamamlar. Yanıt yine de “can” ile sınırlandırılmıştır: konuşmacı yalnızlığın riski artırabileceği sonucuna varır; yalnızlığın her durumda kesinlikle ölüme neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
“So, yes,” bu cümlede hangi söylem işlevini yerine getirir?
- İlgisiz bilgi vermeden önce konuyu değiştirir.
- Yalnızlığın her zaman ölüme yol açtığına dair kesinlik ifade eder.
- Önceki kanıtlara dayanan olumlu bir sonuç sunar.
Cevabı göster
Önceki kanıtlara dayanan olumlu bir sonuç sunar.
“increase your chance of” + isim veya -ing biçimi
“Increase your chance of”, belirli bir sonucun gerçekleşmesini daha olası hâle getirmek demektir. Kalıp increase + someone’s chance of + isim veya -ing biçimidir: “increase your chance of success” ya da “increase your chance of getting hired”. Bu cümlede “death” sonucu belirtir ve “can” iddiayı olasılık düzeyinde tutar: yalnızlık bu olasılığı artırabilir, ancak ölüm kesin değildir.
Alıştırma
“increase your chance of” ifadesini ve “recover” fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: Following the treatment plan can ____ quickly.
Cevabı göster
increase your chance of recovering
and the increased number of lonely people may be related to shifts in our culture. Dilbilgisi
2:27ve yalnız insanların sayısındaki artış, kültürümüzdeki değişimlerle bağlantılı olabilir.
Olası bir ilişkiyi temkinli biçimde anlatan may be related to
May be related to, may kip belirtecini be + geçmiş ortaç related + to yapısıyla birleştirir. Burada kültürel değişimleri yalnızlığın artışıyla bağlantılı olabilecek bir etken olarak sunarken belirsizliğe de yer bırakır. Bu ifade, kanıtlanmış bir neden-sonuç ilişkisini değil, olası bir bağlantıyı belirtir. Kanıtlar bir ilişkiyi desteklediğinde ancak bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemeyi haklı çıkarmadığında kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki “neden olmuş olabilir” değil, “bağlantılı olabilir” anlamına gelen dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The sudden drop in attendance ____ changes in the bus schedule.
Cevabı göster
may be related to
has changed our ability to access social connection.
2:34sosyal bağlara erişme imkânımızı değiştirdi.
Duygusal teselli olarak not alone
Bu cümlede not alone, başka insanların da yalnız hissettiğini veya benzer bir zorluk yaşadığını söyleyerek dinleyeni rahatlatır. Yalnızca “fiziksel olarak yanında biri var” demek değil, “bunu yaşayan tek kişi sen değilsin” demektir. alone sözcüğünün tekrarı anlamda bir dönüş yaratır: kişi kendini diğerlerinden kopuk hissedebilir, ancak bu deneyim başkalarıyla ortaktır. Bu kalıp, zor bir duyguyu kabul edip dayanışma göstermek için kullanılabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “I feel embarrassed because I get nervous when I speak in class.” diyor. Hangi yanıt not alone ifadesini teselli amacıyla kullanıyor?
- You should not feel nervous because speaking is easy.
- You're not alone; many people feel nervous when they speak in class.
- You're not alone in the room; your teacher is standing nearby.
Cevabı göster
You're not alone; many people feel nervous when they speak in class.
Duraklama ve yumuşatma belirteci olarak well,
Buradaki well, “sağlıklı” anlamındaki sıfat veya “iyi bir şekilde” anlamındaki zarf değil, bir söylem belirtecidir. not alone ifadesinden önce kısa ve konuşanın kendi söz seçiminin farkında olduğunu hissettiren bir duraklama yaratır. Bu duraklama, güven verici ifadeyi ve küçük kelime oyununu nazikçe hazırlar: Kendini yalnız hisseden birine, başka birçok kişinin de aynı deneyimi paylaştığı, dolayısıyla yalnız hissetme konusunda “yalnız olmadığı” söylenebilir. Daha genel olarak cümle başındaki well, tereddüdü yönetebilir, bir yanıtı yumuşatabilir veya geçişi kolaylaştırabilir.
Alıştırma
“Well, I’m not sure that plan will work,” cümlesinde well ne yapar?
- Konuşanın sağlığının iyi olduğu anlamına gelir.
- Planın başarıyla uygulanmış olduğu anlamına gelir.
- Olası bir görüş ayrılığına doğru dikkatli bir geçişi belirtir.
Cevabı göster
Olası bir görüş ayrılığına doğru dikkatli bir geçişi belirtir.
It isn't usually a reflection of your likeability, Deyimler
2:41Bu durum genellikle sevimsiz biri olduğunuz anlamına gelmez.
“Bir şeyin göstergesi” anlamında a reflection of
Buradaki a reflection of, “bir niteliği veya durumu gösteren ya da ona işaret eden şey” anlamına gelir. Cümle, yalnız hissetmenin genellikle kişinin sevilmesi zor biri olduğunu göstermediğini söyler. X is a reflection of Y kalıbı, X'i Y'nin nasıl olduğuna dair bir kanıt olarak ele alır. isn't usually ifadesi genel bir sonucu reddederken istisnalara yer bırakan bir sınırlama getirir; kesin bir never anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “bir şeyin göstergesi” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: One poor grade is not necessarily ____ your overall ability.
Cevabı göster
a reflection of
and one small step you can make today to feel more connected,
2:44Kendinizi başkalarına daha bağlı hissetmek için bugün atabileceğiniz küçük bir adım var:
try to make more intentional eye contact, Kalıp ifadeler
2:47Bilinçli biçimde daha fazla göz teması kurmaya çalışın,
Make more intentional eye contact: daha bilinçli göz teması kurmak
Make eye contact, başka birinin bakışıyla bilinçli olarak buluşmayı anlatan standart sözcük birleşimidir. Buradaki more intentional, görsel bağlantının yalnızca tesadüfen gerçekleşmesine izin vermek yerine onu öncekinden daha amaçlı kurmak demektir. İfade, birine sürekli dik dik bakmayı değil, kısa ve amaçlı bir görsel bağlantıyı anlatır. Aktarılabilir kalıp make + eye contact biçimindedir; bilinçli olma niteliği önemliyse intentional gibi bir sıfat eklenebilir.
Alıştırma
Cümleyi, “bilinçli olarak görsel bağlantı kurmak” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: During the interview, try to ____ with each interviewer.
Cevabı göster
make intentional eye contact
whether with those you know or even a passerby on the street. Dilbilgisi
2:50ister tanıdıklarınızla ister sokaktan geçen biriyle.
Whether ... or even: alternatiflerin ikisini de kapsayıp ikincisini vurgulamak
Whether ... or ... aynı ifadenin kapsadığı alternatifleri sıralar. Dinleyiciden hangisinin doğru olduğunu seçmesini veya bildirmesini istemez; burada tavsiyenin her iki durumda da geçerli olduğu anlamına gelir. Eylem önceki cümlecikten gelir ve with iki alternatif için de anlaşılır: with those you know or (with) a passerby. Even, yoldan geçen kişiyi daha az beklenen bir kapsam genişlemesi olarak sunar. Aktarılabilir whether A or even B kalıbı iki durumu da kapsarken B’yi daha şaşırtıcı sınır örneği olarak vurgular.
Alıştırma
İki durumun da kapsandığını ve ikincisinin daha şaşırtıcı olduğunu gösteren ders yapısıyla cümleyi tamamlayın: The advice applies ____ you're talking to a friend ____ a complete stranger.
Cevabı göster
whether · or even
that makes both parties involved feel more in touch with humankind. Notlar
2:56her iki tarafın da kendini insanlığa daha bağlı hissetmesini sağlayan bir jest olduğunu ortaya koydu.
both parties involved: ilgili iki taraf
Bu cümlede both parties, göz teması etkileşimine katılan iki kişiyi veya iki tarafı ifade eder. Buradaki party, bir etkinlik, anlaşma veya anlaşmazlığa dâhil olan kişi ya da grup için kullanılan resmî bir isimdir; kutlama veya siyasi parti anlamına gelmez. Involved, parties sözcüğünden sonra gelir ve hangi tarafların kastedildiğini belirtir; both parties who are involved ile aynı anlamdadır. Both, tam olarak iki taraftan söz edildiğini gösterir.
Alıştırma
“The mediator listened to both parties involved.” cümlesinde both parties involved ne anlama gelir?
- iki siyasi kuruluş
- yapılmakta olan iki sosyal etkinlik
- ilgili iki kişi veya taraf
Cevabı göster
ilgili iki kişi veya taraf
in touch with humankind: insanlıkla bağ hissetmek
Burada in touch with mecazi anlamda kullanılır. Feel in touch with humankind, insanlığın bütünüyle psikolojik bir bağ hissetmek veya daha geniş insan topluluğuna ait olduğunun farkında olmak demektir; fiziksel olarak dokunmak anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı feel veya be in touch with + kişi, grup, duygu ya da yaşamın bir yönü şeklindedir ve duygusal bağı veya farkındalığı ifade edebilir. Humankind gibi soyut nesnelerle kullanıldığında anlam genellikle iletişim değil, bağlılıktır.
Alıştırma
Cümleyi “psikolojik olarak bağlı olmak” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Volunteering helped Maya feel more ____ her community.
Cevabı göster
in touch with
Gayriresmî çoğul hitap olarak you guys
Bu cümlede you guys, kanal izleyicilerine bir grup olarak doğrudan hitap eder. Guys burada yalnızca erkekleri ifade etmez; günümüzün gayriresmî konuşma dilinde bütün ifade farklı cinsiyetlerden oluşan bir gruba hitap etmek için kullanılabilir. Bu ifade, konuşan kişiyle dinleyiciler arasında samimi ve sohbet havasında bir ilişki kurar. Aktarılabilir kalıp, Are you guys ready? örneğindeki gibi you guys + birden fazla kişiye yöneltilen mesajdır; ancak kapsayıcı hissedilip hissedilmemesi dinleyici kitlesine bağlıdır.
Alıştırma
Bir sunucu, "If you guys have questions, leave a comment." diyor. Burada you guys ne anlama gelir?
- Belirli bir izleyici.
- Yalnızca izleyiciler arasındaki erkekler.
- Bütün üyelerin erkek olup olmadığına bakılmaksızın izleyici kitlesi.
Cevabı göster
Bütün üyelerin erkek olup olmadığına bakılmaksızın izleyici kitlesi.
we actually just relaunched the Greg and Mitch channel.
3:01Greg and Mitch kanalını kısa süre önce yeniden yayına aldık.
We actually had a complete drag transformation for the first time. Kültür
3:03İlk kez baştan aşağı bir drag dönüşümü geçirdik.
Eğlence medyasında drag transformation
Burada drag transformation, genellikle makyaj, saç, kıyafet, vücut dolguları ve sahne sunumu kullanılarak drag stilizasyonuyla birinin görünüşünün ve performans personasının değiştirilmesi demektir. Drag, bilinçli biçimde stilize edilmiş toplumsal cinsiyet sunumunu içeren bir sanat ve eğlence geleneğini ifade eder; bir nesneyi sürüklemek veya hareket ettirmek anlamına gelmez. Bu ifade performansa yönelik bir dönüşümü anlatır; kişinin cinsiyet kimliğine veya cinsiyet geçiş sürecine kanıt oluşturmaz. Medya başlıklarında ve açıklamalarında çoğu zaman hem sahne arkasındaki görünüm değiştirme sürecini hem de ortaya çıkan drag personasını belirtir.
Alıştırma
Bir eğlence yazısında "They documented her drag transformation" cümlesinin en doğru yorumu hangisidir?
- Makale, onun bir drag performans görünümüne ve personasına dönüşmesini anlatıyor.
- Makale, onun cinsiyet kimliğini değiştirdiğini doğruluyor.
- Makale, onun ağır ekipmanları sahneye sürüklediğini gösteriyor.
Cevabı göster
Makale, onun bir drag performans görünümüne ve personasına dönüşmesini anlatıyor.
Check it out: bir şeye gidip bakmak, onu izlemek veya keşfetmek
Bu cümlede Check it out, önerilen bir şeye gidip bakma, onu izleme ya da keşfetme yönünde samimi bir davettir. Sorun olup olmadığını denetlemek anlamına gelmez; burada dinleyicinin dikkatini bağlantıdaki videoya yöneltir. Ayrılabilen check something out öbek fiilinde zamir check ile out arasına gelmelidir: check it out veya check them out. Nesne isimse hem check out the video hem de check the video out kullanılabilir.
Alıştırma
Zamiri doğru konuma yerleştirerek öneriyi öbek fiille tamamlayın: “That new science channel is excellent—you should ____.”
Cevabı göster
check it out
comes out: yayımlanır veya erişime açılır
Bu medya bağlamında comes out, “yayımlanır” veya “halka sunulur” anlamına gelir. Özne podcast olduğu için ifade fiziksel bir hareketten değil, içeriğin yayımlanmasından söz eder. It comes out cümlesindeki geniş zaman bir programı anlatır. on Wednesdays ile birlikte kullanıldığında, yalnızca belirli bir çarşambayı değil, her çarşamba yeni bir bölümün yayımlandığını belirtir.
Alıştırma
come out ifadesini geniş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: “A new episode ____ every Friday.”
Cevabı göster
comes out
and we discuss and debate controversial subjects, Kelime
3:14ve tartışmalı konuları ele alıp farklı yönleriyle tartışıyoruz,
discuss and debate controversial subjects: tartışmalı konuları ele almak ve farklı görüşlerle tartışmak
Bu eşleştirmede discuss, bilgi ve fikir alışverişi yaparak bir konuyu incelemek; debate ise rakip görüşler veya savlar üzerinden o konuyu değerlendirmek anlamına gelir. İki fiilin birlikte kullanılması, programın yalnızca gerçekleri sunmadığını, farklı görüşleri de karşı karşıya getirerek değerlendirdiğini anlatır. Controversial subjects, güçlü fikir ayrılıklarına yol açması muhtemel konulardır; controversial tek başına yasak veya saldırgan demek değildir.
Alıştırma
Bir panel önce araştırmaları paylaşacak, ardından karşıt görüşleri karşılaştıracak. Planı en iyi hangi cümle açıklar?
- We will discuss and debate the proposal.
- We will discuss about the proposal.
- We will have a hostile argument no matter what.
Cevabı göster
We will discuss and debate the proposal.
and then we splice in all the science throughout. Öbek fiiller
3:17ardından tüm bilimsel bilgileri bölümün içine serpiştiriyoruz.
splice in: malzemeyi mevcut içeriğe kurgulayarak eklemek
Splice in, bir malzeme parçasını önceden var olan bir içeriğe kurgulayarak eklemek veya bağlamak anlamına gelen ayrılabilir bir öbek fiildir. Burada bilimsel açıklamalar tek ve ayrı bir bölümde toplanmak yerine tartışmanın farklı noktalarına yerleştirilir. Throughout öbek fiilin bir parçası değildir. Eklenen açıklamaların programın tamamına dağıldığı anlamını katar.
Alıştırma
splice in kullanın ve zamiri doğru yere yerleştirin: The interview clip is useful, so let's ____ it ____ after the introduction.
Cevabı göster
splice · in
Doğrudan hatırlatma için Make sure + yan cümle
“Make sure” emir kipinde doğrudan bir hatırlatma başlatır. “Make sure you subscribe,” cümlesinde ana cümlenin örtük öznesi “you”dur; konuşmacı izleyicilerden abone olmayı yalnızca düşünmelerini değil, bunu gerçekten yapmalarını ister. Yapı make sure (that) + yan cümle şeklindedir. Burada sık görüldüğü gibi “that” kullanılmamıştır ve “you subscribe” yan cümledir. Bir sonucun, adımın veya düzenlemenin atlanmaması gerektiğinde bu yapı kullanılır.
Alıştırma
Sonucun kontrol edilmesini vurgulayan ifadeyle doğrudan hatırlatmayı tamamlayın: “____ you back up the document before updating the software.”
Cevabı göster
Make sure
and we will see you next Thursday for some new science videos.
3:22yeni bilim videolarıyla gelecek perşembe görüşürüz.