Neden İsimlerini Unutuyorsun?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Yüzlerin yeni adlardan neden daha kalıcı olduğunu Baker effect, dikkat, çalışma belleği sınırları ve sosyal ilgiyle açıklar. Başlıca İngilizce noktaları: 1. Chances are — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: yüzleri daha iyi hatırlamayı kesin değil olası bir yargı olarak sunar. 2. take in — Öbek fiiller: bilgiyi zihinsel olarak almak ve işlemek demektir; tanışma provası bir adı duymakla yarışır. 3. “the more interest you have in something, the more likely your brain is to make new connections.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki orantılı değişimi bağlar; more likely garanti değil olasılık bildirir.
Bu derste
acquaintance: tanıdığınız ama yakın olmadığınız biri
Burada acquaintance, tanıdığınız ama yakın olmadığınız bir kişiyi ifade eden sayılabilen bir addır. A new acquaintance, daha yeni tanıştığınız kişidir. Bu sözcük tanışma eylemini değil, insanlar arasındaki ilişkiyi anlatır. Friend ile karşılaştırıldığında daha az tanışıklık ve yakınlık bildirir.
Alıştırma
Tanıdığınız, ara sıra konuştuğunuz ama yakından bilmediğiniz bir kişiyi en iyi hangi cümle anlatır?
- She is a close friend I trust with everything.
- She is a stranger I have never met.
- She is an acquaintance from my swimming class.
Cevabı göster
She is an acquaintance from my swimming class.
shake hands: el sıkışmak için kullanılan kalıplaşmış ifade
Shake hands, iki kişinin genellikle selamlaşmak veya anlaştıklarını göstermek için kısa süreyle birbirinin elini tutması anlamına gelen kalıplaşmış ve karşılıklı bir fiil ifadesidir. Bu cümlede tanışmanın ardından beklenen hareketi anlatır; kişinin kendi ellerini sallaması anlamına gelmez. Bu ifade normalde artikelsiz ve çoğul hands ile kullanılır: shake hands. Fiil, shook hands örneğinde olduğu gibi zamana göre değişir, ancak hands çoğul kalır.
Alıştırma
Birinin elini tutarak selamlaşmak anlamındaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: When you meet your new teammate, smile and ____.
Cevabı göster
shake hands
as you go to shake hands: iki eylemin eş zamanlılığı
Bu cümlede as bir zaman yan cümlesi başlatır: as you go to shake hands, ana olayın gerçekleştiği anı belirler. While veya daha kesin olarak just when you are about to shake hands anlamına gelir. Konuşma dilindeki anlatımda go to + fiil, bir eyleme başlamayı veya eylemi yapmak üzere olmayı anlatabilir. Burada iki olayın birlikte ilerlemesini sağlar; as, because anlamında değildir.
Alıştırma
“As Nina went to answer the door, the lights went out,” cümlesinde as ne ifade eder?
- İki olayın zaman bakımından kesiştiği anı belirtir.
- Işıkların neden söndüğünü açıklar.
- Işıkların Nina kapıyla ilgilenmeyi bitirdikten sonra söndüğünü gösterir.
Cevabı göster
İki olayın zaman bakımından kesiştiği anı belirtir.
introducing yourself: introduce yourself ifadesinde dönüşlülük uyumu
Introduce yourself, başka bir kişiye veya gruba kim olduğunu söylemek, genellikle adını ve belki bazı temel bilgileri vermek anlamına gelir. Yourself bir dönüşlülük zamiridir: tanıtımı yapan kişi ile tanıtılan kişi aynı tekil you'dur. After introducing yourself ifadesinde after daha önce gerçekleşen eylemi belirtir ve ardından -ing biçimi introducing kullanılır. Özne değiştiğinde dönüşlülük zamiri de I introduced myself ve we introduced ourselves örneklerindeki gibi değişir.
Alıştırma
Cümleyi introduce ve tekil you için uygun dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: Before the interview starts, please ____.
Cevabı göster
introduce yourself
Tek bir kişi için tekil their
Bu cümlede their, bir gruba değil, yeni tanışılan tek bir kişiye gönderme yapar. Kişinin cinsiyeti bilinmediği veya önemli olmadığı için İngilizcede tekil they ve onun iyelik belirleyicisi biçimi olan their kullanılır. Bir kişiden mi yoksa birden fazla kişiden mi söz edildiğini anlamak için yalnızca their biçimine bakmayın; their sözcüğünün gönderme yaptığı öncülün tekil mi çoğul mu olduğunu kontrol edin.
Alıştırma
Bir öğretmen şöyle diyor: "A new student left this notebook, but I don't know ___ name." Öğrencinin cinsiyetini varsaymadan cümleyi doğal biçimde hangi sözcük tamamlar?
- our
- they're
- their
Cevabı göster
their
What does X say about Y? kalıbı
Burada what does it say about your brain? sorusu, tekrarlanan bu deneyimin beyin hakkında neyi ortaya çıkardığını veya neye işaret ettiğini sorar. Say, söylenen sözlerden bahsetmez; bir şeyi göstermek veya ona dair kanıt sunmak anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen what does X say about Y? kalıbı, X gözleminden yola çıkar ve bunun bir kişi, durum veya sistem olan Y hakkında ne gösterebileceğinin yorumlanmasını ister.
Alıştırma
Bir rapor, kullanıcıların iki saniye sonra bir sayfadan ayrıldığını gösteriyor. Hangi soru bu davranışın neyi ortaya çıkardığını sorar?
- What does that say about the page's design?
- What does the page say to the users?
- What did the users say about the page's design?
Cevabı göster
What does that say about the page's design?
Chances are you can remember somebody's face over their name. Kalıp ifadeler
0:11Büyük olasılıkla birinin yüzünü, adından daha kolay hatırlarsınız.
Chances are + tam bir bildirme cümlesi
Chances are, konuşanın olası fakat kesin olmadığını düşündüğü bir yargıyı aktarır. Burada bir yüzü bir isimden daha kolay hatırlama düşüncesini mutlak bir gerçek olarak değil, gerçekleşme olasılığı yüksek bir genelleme olarak sunar. Yapı Chances are + tam bir bildirme cümlesi şeklindedir. Buradaki chances sözcüğü gerçek anlamda birden fazla “fırsatı” belirtmez; giriş ifadesinin tamamı “olma ihtimali çok yüksek” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü olasılık ifadesiyle tamamlayın: Given how much Mia has practiced, ____ she'll remember every step.
Cevabı göster
chances are
Our brains are hardwired to recognize facial details. Deyimler
0:15Beynimiz, yüzlerdeki ayrıntıları tanıyacak şekilde yapılandırılmıştır.
be hardwired to + fiilin yalın biçimi
Buradaki be hardwired to do something, sabit elektrik tesisatından alınmış bir mecazdır. Bir şeyi yapmaya yönelik güçlü, doğuştan gelen veya biyolojik olarak yerleşik bir eğilime sahip olmak anlamına gelir; dolayısıyla cümle, yüz ayrıntılarını tanımayı insan beyninin çalışma biçiminin temel bir özelliği olarak sunar. Yapı be hardwired to + fiilin yalın biçimi şeklindedir. Gerçek kablolardan veya davranışın asla değişemeyeceğinden değil, derin bir varsayılan eğilimden söz eder.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen, doğuştan gelen eğilimi belirten ifadeyle tamamlayın: Newborns are ____ respond to human voices.
Cevabı göster
hardwired to
in response to: ... tepki olarak
In response to, “... tepki olarak” veya “... karşılık olarak” demektir; yani bir şeyin bir tepkiyi tetiklediğini gösterir. Bu cümlede bir yüz görmek uyarandır, beyin hücrelerinin ateşlenmesi ise tepkidir. Kalıp in response to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır; mastar yapısı başlatmaz.
Alıştırma
“... tepki olarak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The company changed its policy ____ customer complaints.
Cevabı göster
in response to
any given + tekil isim: seçilen herhangi bir tane
Any given, tekil sayılabilen bir isimden önce geldiğinde, bir gruptan seçilen herhangi bir üyeyi anlatır; üyelerden hiçbiri özel değildir. Bu cümlede any given face, ele alınan tek bir yüz hangisiyse o demektir. any given + tekil sayılabilen isim kalıbı genelleme kurar: serbestçe seçilen bir üye hakkındaki ifade, bütün grup için geçerli olarak sunulur. Burada given, “incelenmek üzere belirlenmiş veya seçilmiş” demektir; “birine verilmiş” demek değildir.
Alıştırma
“Hangisi seçilirse seçilsin” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The safety rule applies in ____ laboratory.
Cevabı göster
any given
when it comes to + isim veya -ing biçimi
When it comes to, konuşmacının birazdan ele alacağı konuyu veya yönü tanıtır. Burada açıklamanın odağını yüzleri hatırlamaktan isimleri unutma sorununa kaydırır. Bu kalıpta to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim grubu veya -ing biçimi gelir: when it comes to names; when it comes to forgetting names. Buradaki comes gerçek bir hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi dersteki konu tanıtma ifadesiyle tamamlayın: ____ choosing a team captain, fairness matters most.
Cevabı göster
When it comes to
have to do with: zorunluluk değil, bağlantı
Have to do with, “ilgili olmak” veya “bağlantılı olmak” anlamına gelen tam bir kalıptır. Burada Baker etkisinin sorunu açıklamaya yardımcı olabileceğini öne sürer. May, iddiayı kesinlikten uzaklaştırır: bağlantı mümkündür, ancak kesin değildir. Have to bölümünü ayırıp zorunluluk olarak okumayın; kalıp with sözcüğüne kadar devam eder.
Alıştırma
Cümleyi “bağlantılı olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The noise may ____ the loose window.
Cevabı göster
have to do with
"Baker etkisi": bir mesleği ve aynı sesli bir soyadını hatırlama farkı
Baker etkisi bir bellek örüntüsüdür: insanlar, baker (fırıncı) mesleği gibi anlamlı bilgileri aynı şekilde söylenen Baker soyadından genellikle daha kolay hatırlar. Bir meslek; iş, ekmek ve günlük uğraşlar gibi ilgili düşünceleri çağrıştırırken tek başına bir soyadı daha az zihinsel bağlantı kurabilir. Burada bu terim, bir biçimin neden daha kolay hatırlanabileceğine ad verir. Fırında bir şey pişirmenin etkisi değildir ve Baker soyadını taşıyan herkesin unutulacağını garanti etmez; yalnızca genel bir eğilimdir.
Alıştırma
Bu bağlamda "Baker etkisi" neyi anlatıyor?
- Fırında yemek pişirmek kişinin belleğini güçlendirir.
- Aynı zamanda bir meslek sözcüğü olan hiçbir soyadı unutulamaz.
- Anlamlı bir meslek tanımı, aynı şekilde söylenen bir soyadından daha kolay hatırlanabilir.
Cevabı göster
Anlamlı bir meslek tanımı, aynı şekilde söylenen bir soyadından daha kolay hatırlanabilir.
Gömülü wh yan cümleleri olarak what I do ... how I spend my time
What I do ve how I spend my time, gömülü wh yan cümleleridir. Verilen bilginin içeriğini belirtir, and ile bağlanır ve birlikte about edatının tümlecini oluştururlar. Bu yan cümleler doğrudan soru değil, bir bildirme cümlesinin parçasıdır. Bu nedenle öznenin fiilden önce geldiği sıra kullanılır: what I do ve how I spend; what do I do veya how do I spend değil.
Alıştırma
What do I do? ve How do I spend my time? doğrudan sorularının gömülü biçimlerini kullanarak cümleyi tamamlayın: I'm providing information about ____ and ____.
Cevabı göster
what I do · how I spend my time
"If I tell you ... But if I say ..." ile paralel karşıtlık
İki if yan cümlesi aynı ses için birbiriyle eşleşen çerçeveler kurar. İlkinde baker bir meslektir; But sözcüğünden sonra gelen Baker ise bir soyadıdır. Yapının tekrarlanması önemli olan tek değişikliği görünür kılar ve iki biçimin neden farklı sayıda zihinsel bağlantı oluşturduğunu gösterir. Bu kalıp başka açıklamaları da düzenleyebilir: önce bir koşulu ve sonucunu verin, ardından ona çok benzeyen fakat zıt bir sonuç doğuran koşulu But if ile tanıtın. Burada vulnerable to forgetting, “unutulması daha kolay” anlamına gelir; “kesinlikle unutulacak” demek değildir.
Alıştırma
Hangi seçenek aynı paralel karşıtlık kalıbını en açık biçimde kullanıyor?
- But I send an email, I can include all the details. If I call, I can get an immediate response.
- If I send an email, I can include all the details. But if I call, I can get an immediate response.
- If I send an email, I can include all the details, because if I call, I can get an immediate response.
- If I send an email, I can include all the details. And messages can be saved for later.
Cevabı göster
If I send an email, I can include all the details. But if I call, I can get an immediate response.
is vulnerable to forgetting: be vulnerable to + -ing
Is vulnerable to forgetting, unutulma gibi olumsuz bir olasılığa açık olmak anlamına gelir. Zaten gerçekleşmiş bir olayı değil, etkilenmeye yatkın bir durumu anlatır. Be vulnerable to yapısında to bir edattır. Ardından isim veya -ing biçimi gelir; bu nedenle burada forgetting doğrudur, forget değildir.
Alıştırma
Cümleyi forget fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Without strong mental links, a name is vulnerable to ____.
Cevabı göster
forgetting
Gerekçe sunan bağlaç olarak After all
After all, konuşanın önceki iddiayı desteklemesini veya anlamlı kılmasını beklediği bir gerekçe sunar. Burada isimlerin keyfî niteliğinin önceki yargı için kanıt oluşturduğunu gösterir. Zaman sırasını değil, savın yapısını düzenler: önce bir iddia veya sonuç gelir; ardından after all ve dinleyicinin ikna edici bulması beklenen bir gerekçe sunulur.
Alıştırma
Cümleyi, destekleyici bir gerekçe sunan iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: “We should take umbrellas. ____, the forecast says rain.”
Cevabı göster
After all
Completely arbitrary: doğal bir temeli olmayan
Burada completely arbitrary, isimlerle bu isimlerin açıklaması beklenebilecek belirli bilgiler arasında doğal veya zorunlu bir bağlantı bulunmadığı anlamına gelir. Completely iddiayı güçlendirir: Bir ismin biçimi, kişinin özelliklerini veya rolünü kendi başına belirlemez. Analitik kullanımda arbitrary, ilgili bir ilkeye dayanmayan seçim, kural, etiket veya sınırı anlatır. Birinin mutlaka dikkatsizce, mantıksızca ya da rastgele seçim yaptığı anlamına gelmez ve isimlerin hiçbir zaman toplumsal çağrışımlar taşıyamayacağını da ileri sürmez.
Alıştırma
Bir okul geçme eşiğini 83 puan olarak belirliyor ancak bu kesin sayı için ilgili hiçbir gerekçe sunmuyor. Eşiği en iyi hangi cümle açıklar?
- The cutoff seems gradual.
- The cutoff seems random.
- The cutoff seems arbitrary.
Cevabı göster
The cutoff seems arbitrary.
between multiple pieces of information,
0:44yani farklı bilgi parçalarını birbirine bağlayamıyorsa,
Birden fazla bilgi parçası arasında bağlantı kurmak
Burada make connections between multiple pieces of information, fikirler veya gerçekler arasındaki anlamlı ilişkileri fark etmek ya da oluşturmak demektir. Connections burada soyut bir anlam taşır; sosyal ilişkileri ifade etmez. Yaygın kalıp make a connection between A and B veya make connections between A and B şeklindedir. Öğeler birbirinden ayrı olarak ele alındığında, ikiden fazla öğe için de between kullanılabilir. Buradaki multiple pieces of information bunun bir örneğidir.
Alıştırma
Cümleyi fikirler arasındaki ilişkileri fark etmeyi anlatan eşdizimle tamamlayın: During the discussion, we began to ____ the two reports.
Cevabı göster
make connections between
familiar with ve familiar to: kim neyi biliyor
“Be/feel familiar with + isim” yapısında aşinalığı yaşayan kişi özne olur: bu kişi with ile getirilen kişiyi, şeyi, konuyu veya etkinliği bilir, tanır ya da onunla ilgili deneyime sahiptir. Bu cümlede deneyimi yaşayan you, zaten bilinen şeyler ise things sözcüğüdür. Sıfat ve edatın sabit birleşimi be/feel familiar with something yapısıdır. İnsanlara, araçlara, konulara veya durumlara aşina olmayı anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın yazılımı bildiğini veya kullanma deneyimi olduğunu doğrudan söyler?
- The software is familiar to Maya.
- Maya is familiar to the software.
- Maya is familiar with the software.
Cevabı göster
Maya is familiar with the software.
then you're more likely to forget that information. Dilbilgisi
0:50o bilgiyi unutma olasılığınız artar.
Olası bir sonuç için if ... then ... more likely to
if yan cümlesi koşulu belirler: Beyin birkaç bilgi parçasını birbirine bağlayamaz. then yan cümlesi sonucu belirtir. Buradaki then, zaman içinde bir sonraki olayı değil, mantıksal sonucu gösterir. More likely to forget, unutma olasılığının arttığı anlamına gelir; unutmanın kesin olduğunu göstermez. Araya giren particularly ifadesi, koşul içindeki en önemli bilgi türünü belirtir ve if ... then ... yapısını bozmaz. Bu kalıp bir koşulu olası bir sonuca açıkça bağlar: If X, then Y is more likely.
Alıştırma
Cümleyi sonuç belirteci ve olasılık ifadesiyle tamamlayın: If you review a little every day, ____ you'll be ____ remember the material.
Cevabı göster
then · more likely to
more likely to + fiil: daha yüksek olasılık, kesinlik değil
“Be more likely to + fiilin yalın hâli” öznenin bir şeyi yapma veya yaşama olasılığının başka bir koşula ya da karşılaştırma grubuna göre daha yüksek olduğunu belirtir. Burada to sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli olan forget gelir ve cümle kesin bir sonucu değil, artan bir riski anlatır. Than içeren bir ifade bulunmasa bile more karşılaştırma yapıldığını gösterir. Çevredeki bağlam karşılaştırma ölçütünü zaten veriyorsa İngilizcede bu ölçüt söylenmeyebilir; aksi durumda karşılaştırma açıkça belirtilmelidir.
Alıştırma
Cümleyi “daha yüksek bir olasılığa sahip olmak” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce yapıyla tamamlayın: Without reminders, people are ____ forget appointments.
Cevabı göster
more likely to
that you're often focusing on introducing yourself. Kalıp ifadeler
0:53Çoğu zaman kendinizi tanıtmaya odaklanıyorsunuz.
it doesn't help that ...: sorunu ağırlaştıran bir etken eklemek
Bu cümlede it doesn't help that, zaten zor olan bir durumu daha da kötüleştiren bir gerçeği sunar. That ile başlayan yan cümle olumsuz etkeni belirtir: kişinin kendi tanıtımına odaklanması, dinlemeye ayırması gereken dikkati başka yöne çeker. Bu ifade yardım istemek için kullanılmaz. Sonraki bilgiyi önceden işaretleyen bir kalıptır: it, ardından gelen that cümlesinde anlatılan duruma gönderme yapar. Bir sorunun neden daha zor olduğunu veya bir sonucun neden daha az olası hâle geldiğini açıklayan ek bir neden belirtmek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Sorunu daha da kötüleştiren ek bir etkeni sunan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The deadline is already tight, and ____ two team members are absent.
Cevabı göster
it doesn't help that
focusing on introducing yourself: focus on + -ing biçimi
Focus on, dikkati veya çabayı bir şeye yöneltmek demektir. Burada introducing yourself, dikkatin yöneltildiği etkinliği adlandırır. Bu kalıpta on bir edattır; bu nedenle ardından bir fiil geldiğinde fiil normalde -ing biçimini alır: focus on introducing; focus to introduce değil. focus on the task örneğindeki gibi nesne bir isim de olabilir.
Alıştırma
Cümleyi introduce fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before the workshop, focus on ____ yourself clearly.
Cevabı göster
introducing
known as + ad veya kimlik
Bu cümlede is known as, olgunun yerleşik adını, yani the next in line effect ifadesini tanıtır. Edilgen be known as + ad veya kimlik kalıbı, “o adla anılmak ya da o kimlikle tanınmak” anlamına gelir. Bu yapı bir kişiyi, şeyi veya olguyu kabul görmüş bir etiket ya da rolle ilişkilendirir. Burada as, olgunun tanınma nedenini değil, adını tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi “yerleşik adı budur” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: This memory phenomenon is ____ the next-in-line effect.
Cevabı göster
known as
The next in line effect: sıranın yaklaşması etkisi
the next in line effect, sırayla yapılan tanışmalar gibi kişilerin sırayla katıldığı durumlarda ortaya çıkabilen bir bellek olgusudur. Bir kişinin sırası yaklaşırken dikkati ne söyleyeceğini veya ne yapacağını planlamaya kayar; bu nedenle hemen önce konuşan kişinin söylediklerini daha az hatırlayabilir. Ad, “sırası bir sonraki olan kişi” anlamındaki next in line ifadesinden gelir; ancak tam ifade, yaklaşan sıraya hazırlanmanın yol açtığı etkiyi adlandırır. Yalnızca kuyruk sırasını tarif etmez.
Alıştırma
Bu cümlede the next in line effect neyi ifade ediyor?
- Herkesi konuşma sırasına göre ezberleme alışkanlığı
- Kendi sıranıza hazırlanmanın hemen önceki kişiyi hatırlama olasılığınızı azalttığı bir bellek etkisi
- Kuyruğun önündeki kişinin sıradaki kişi olduğunu belirten bir kural
Cevabı göster
Kendi sıranıza hazırlanmanın hemen önceki kişiyi hatırlama olasılığınızı azalttığı bir bellek etkisi
Instead of watching and listening to the other person, Dilbilgisi
0:59Karşınızdaki kişiyi izleyip dinlemek yerine,
Instead of watching and listening: instead of + paralel -ing biçimleri
Instead of, gerçekleşmeyen veya seçilmeyen eylemi belirtir. Burada karşınızdaki kişiyi izlemek ve dinlemek beklenen eylemlerdir; cümle bunları beynin kendi yapacaklarını hazırlamaya yönelmesiyle karşılaştırır. Instead of bir edat gibi işlev gördüğü için ardından gelen eylem genellikle -ing biçimini alır. Watching ve listening, and ile bağlanır ve aynı dil bilgisel biçimi korur.
Alıştırma
Cümleyi instead of ve watch fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Mia read a book ____ TV.
Cevabı göster
instead of watching
what you'll say, how you'll move, etc. Dilbilgisi
1:04ne söyleyeceğinize, nasıl hareket edeceğinize ve benzerlerine.
What you'll say, how you'll move: paralel gömülü wh yan tümceleri
What you'll say ve how you'll move, paralel iki gömülü wh yan tümcesidir. Bunlar beynin kendi düzeninin iki bölümünü, yani planlanan sözleri ve planlanan hareketleri açıklar. Doğrudan soru olarak sorulmayıp daha büyük bir ifadenin içine yerleştirildikleri için bildirme cümlesi sırasını kullanırlar: wh sözcüğü + özne + will + fiil. Bu nedenle what you will say ve how you will move denir; doğrudan soru sırası kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle paralel iki gömülü wh yan tümcesini doğru kullanıyor?
- Before the presentation, plan what will you say and how will you move.
- Before the presentation, plan what you'll say and how will you move.
- Before the presentation, plan what you'll say and how you'll move.
Cevabı göster
Before the presentation, plan what you'll say and how you'll move.
And we simply aren't very good Kalıp ifadeler
1:06Açıkçası, aynı anda iki işi yapmakta pek iyi değiliz:
aren't very good at + isim veya -ing biçimi
Be good at, “bir konuda becerikli olmak” anlamına gelir. at sonrasında bir isim veya -ing biçimi kullanılır; bu nedenle disseminating burada değerlendirilen etkinliği adlandırır. Aren't very good at, olumsuz bir beceri değerlendirmesini yumuşatır. Grubun bu işi iyi yapamadığını belirtir, ancak genellikle are very bad at demekten daha az serttir. Simply, bu açık sözlü kabulü güçlendirir.
Alıştırma
Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: We often get lost, so we ____ reading maps.
Cevabı göster
aren't very good at
disseminating information: bilgi yaymak
Disseminate information, bilginin başka insanlara ulaşması için yayılması veya dağıtılması anlamına gelir. Disseminate fiili share fiilinden daha resmidir ve çoğu zaman düzenli ya da geniş çaplı bir dağıtımı düşündürür. Burada disseminating, bilgiyi dışarıya iletme eylemini adlandıran bir -ing biçimidir. Resmî sözcük geniş bir anlamda kullanılmıştır; bu cümlede halka yönelik büyük çaplı bir duyuru olması gerekmez.
Alıştırma
Bir halk sağlığı kurumu ülke çapında güvenlik yönergeleri dağıtıyor. Resmî bir raporda bu eylemi en iyi hangi ifade açıklar?
- withhold information
- disseminate information
- collect information
Cevabı göster
disseminate information
Bilgiyi özümsemek anlamında take in
Bu cümlede take in, bilgiyi almak ve anlamaya ya da işlemeye başlamak demektir. Beynin bilgiyi depolamasından önceki alma aşamasını anlatır. Burada take in bir phrasal verb'dür: in anlamın bir parçasıdır ve bir yerin içine doğru hareketi göstermez. new information iki fiilin ortak nesnesidir: take in new information ve store new information.
Alıştırma
Cümleyi “anlamak ve özümsemek” anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: The guide explained everything quickly, so I needed a minute to ____ all the details.
Cevabı göster
take in
short-term memory, long-term memory ve working memory
Kısa süreli bellek bilgiyi kısa bir süre saklarken uzun süreli bellek bilgiyi çok daha uzun süre korur. Bu cümlede odak noktası, kısa süreli olarak tutulabilen bilgi miktarının sınırlı olmasıdır. Çalışma belleği, bir görev sırasında bilgiyi akılda tutup onunla çalışmak için kullanılan etkin zihinsel çalışma alanıdır. Cümle bunu short-term memory için yaklaşık bir ad olarak kullanır. Basit açıklamalarda bu yaygındır, ancak bilişsel bilimde bu terimler her zaman tam eş anlamlı değildir.
Alıştırma
Bir problemi çözmek için bilgiyi aklınızda tutarken etkin biçimde kullandığınız zihinsel çalışma alanını en iyi hangi terim adlandırır?
- working memory
- short-term memory
- long-term memory
Cevabı göster
working memory
can only hold so much information: kapasite sınırı ifade etmek
Burada can only hold so much information, çalışma belleğinin azami bir kapasitesi olduğu anlamına gelir. So much, miktarın çok büyük olduğunu övmez; only ile birlikte “kesin sınır belirtilmese de sınırlı bir miktar” anlamına gelir. Aktarılabilir can only + fiil + so much + sayılamayan isim kalıbı, pratik bir sınır ifade eder: can only take so much pressure, can only spend so much time.
Alıştırma
“This drive can only hold so much information,” cümlesinde can only ... so much ne anlama gelir?
- Sürücü olağanüstü büyük miktarda bilgi tutabilir.
- Sürücünün tutabileceği bilgi miktarının bir sınırı vardır.
- Sürücünün tutabildiği tek şey bilgidir.
Cevabı göster
Sürücünün tutabileceği bilgi miktarının bir sınırı vardır.
fades away: giderek zayıflayıp kaybolmak
Bu cümlede fades away, dikkat edilmeyen bilginin giderek zayıflayıp daha zor erişilir hâle gelmesini ve sonunda bellekten silinmesini anlatır. Away, son aşamadaki kaybolmayı belirtir; fiziksel bir yönde hareketi anlatmaz. Fade away, zayıflama sürecine odaklanır. Bir anının, sesin, ışığın, duygunun veya görüntünün yavaş yavaş gücünü kaybetmesini anlatabilir. Quickly kullanılsa bile bu, aşamalı sürecin tamamının kısa sürdüğünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “kaybolana kadar giderek zayıflamak” anlamındaki hedef iki sözcüklü öbeksi fiille tamamlayın: As the train moved farther away, its whistle began to ____.
Cevabı göster
fade away
Finally, other research suggests that, Anlatım akışı
1:24Son olarak, başka araştırmalar şunu öne sürüyor:
Research suggests that: kanıt desteği, kesin ispat değil
research suggests that ifadesinde suggests, ardından gelen that yan cümlesini kanıtlarla desteklenen ancak tam bir kesinlikle ortaya konmamış bir sonuç olarak sunar. Burada suggest, “tavsiye etmek” değil, “işaret etmek” ya da “göstermek” anlamındadır. Bu ifade, iddianın önüne kanıta dayalı bir ihtiyat işareti koyarak bilgiyi düzenler. Bilimsel veya akademik anlatımda olası bir yorumun, kanıtlanmış bir gerçek kadar güçlü sunulmadan aktarılmasını sağlar.
Alıştırma
Cümlede research suggests that nasıl bir tutum ifade ediyor?
- Kanıtlar sonraki fikri destekliyor, ancak iddia kesinmiş gibi sunulmuyor.
- Araştırma sonraki iddiayı kesin biçimde kanıtlamıştır.
- Araştırma dinleyiciye kişisel bir tavsiyede bulunmaktadır.
Cevabı göster
Kanıtlar sonraki fikri destekliyor, ancak iddia kesinmiş gibi sunulmuyor.
Açıklamadan önce kullanılan eğlenceli işaret drum roll
Drum roll, önemli bir duyurudan önce duyulan davul sesini taklit eden teatral bir sözlü işarettir. Araya giren bir ifade olarak kullanıldığında merak uyandırır ve dinleyiciye bir açıklamanın gelmek üzere olduğunu bildirir; gerçekten davul çalınması için yapılan bir istek değildir. Buradaki abartılı hazırlık, you may just not care şeklindeki son derece basit olasılığı tanıtır. Bu uyumsuzluk şakayı oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi, duyuru öncesindeki hayalî davul sesini anlatan iki kelimelik İngilizce işaretle tamamlayın: “____, please—the winner of the class poster contest is Leo!”
Cevabı göster
Drum roll
may just not care: olasılık ve basit bir açıklama
may just not care ifadesinde may, sonucu kesinlik olarak değil bir olasılık olarak sunar. Konuşan kişi, dinleyenin nedenini kesin olarak bildiğini iddia etmeden bir açıklama önerir. Burada just “yalnızca, basitçe” anlamındadır: karmaşık olabilecek bir durumu tek ve doğrudan bir açıklamaya indirger. may ve just birlikte yorumu açık sözlü ama kesin olmayan hâle getirir. Burada just “az önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
“you may just not care” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Basit açıklamanın umursamamanız olması mümkündür.
- Umursamamak zorundasınız.
- Kesinlikle yalnızca bir an önce umursamayı bıraktınız.
Cevabı göster
Basit açıklamanın umursamamanız olması mümkündür.
uninterested in forming: sıfat + in + -ing biçimi
Uninterested, “ilgilenmeyen” anlamına gelen bir sıfattır. Konu veya etkinlikten önce normalde in alır: be uninterested in + isim ya da -ing biçimi. Burada forming, in edatından sonra gelen bir gerund olduğundan uninterested in forming, bir şeyi oluşturma etkinliğine ilgi duymamak anlamına gelir. Form a relationship, bir ilişki yaratmak veya kurmak anlamına gelen doğal bir eşdizimdir. New, relationship sözcüğünü niteler; in sonrasında gereken dil bilgisi yapısının bir parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için “ilgilenmeyen” anlamındaki hedef sıfat-edat ifadesini kullanın: Nina is ____ joining the debate team.
Cevabı göster
uninterested in
the more likely your brain is to make new connections.
1:38beyninizin yeni bağlantılar kurma olasılığı o kadar artar.
Simply put, sade bir özet sunmak için
Simply put, konuşmacının daha önceki bir fikri daha kısa ve anlaşılması daha kolay biçimde yeniden ifade edeceğini belirtir. Burada ilgi ile beynin yeni bağlantılar kurması arasındaki ilişkiye dair sade bir sonucu tanıtır. Bu ifade yeni kanıt eklemek yerine bilgiyi düzenler: ardından gelen bölüm basitleştirilmiş bir özettir. Put, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; bir şeyi bir yere koyma talimatı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede Simply put neyin işaretidir?
- Konuşmacı bir nesneyi yerleştirmek için talimat veriyor.
- Konuşmacı yeni deneysel kanıt sunuyor.
- Sıradaki ifade, daha önceki bir açıklamanın daha basit özetidir.
Cevabı göster
Sıradaki ifade, daha önceki bir açıklamanın daha basit özetidir.
the more ..., the more ... ile bağlantılı değişimleri anlatmak
Cümle, değişen iki ölçeği birbirine bağlamak için the more X, the more Y bağıntılı karşılaştırma yapısını kullanır. İlgi arttıkça beynin yeni bağlantılar kurma olasılığı da artar. Her the bir karşılaştırma yan cümlesini başlatır; ikinci the da tanımlık değildir. More likely artan bir olasılığı ifade eder, her seferinde yeni bir bağlantı kurulacağını vaat etmez.
Alıştırma
Birbiriyle bağlantılı değişimleri anlatan yapıyı iki boşlukta da aynı karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: ____ time you spend reading, ____ words you learn.
Cevabı göster
The more · the more
As a result ile bir sonucu tanıtmak
As a result, ardından gelen bilginin daha önce belirtilen neden, kanıt veya durumun sonucu olduğunu gösterir. Burada dikkat verme ve odaklanma hâlini, yeni ilişkiler kurmaktan ve bu ilişkilere katılmaktan hoşlanmanın sonucu olarak sunar. Bu bir söylem bağlayıcısıdır: iki düşünceyi neden → sonuç şeklinde düzenler ve yeni bir olgu eklemek yerine dinleyicinin veya okuyucunun aralarındaki mantıksal ilişkiyi anlamasına yardım eder.
Alıştırma
Sonucu tanıtan, bu dersteki üç kelimelik bağlayıcıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: The bus broke down. ____, we arrived late.
Cevabı göster
As a result
tuned in: zihinsel olarak dikkatli ve ilgili
Burada tuned in mecaz anlamda kullanılır. are tuned in içinde insanların zihinsel durumunu anlatır: olan bitene dikkat eder, sürece katılır ve bir şeyi fark etmeye ya da karşılık vermeye hazırdırlar. Yakındaki focused kelimesi bu anlamı doğrular. Bu imge, sinyal alması için bir radyo veya televizyonu ayarlamaktan gelir. Özne bir kişi olduğunda ve bağlam dikkat ya da farkındalıkla ilgili olduğunda tuned in, gerçek bir cihaz veya kanala gönderme yapmadan bu imgeyi zihinsel duruma genişletebilir.
Alıştırma
Bu cümlede tuned in ne anlama gelir?: During the safety briefing, everyone was tuned in.
- Bilgilendirme başladıktan sonra geldiler.
- Büyük bir dikkatle dinliyorlardı.
- Radyo istasyonunu değiştiriyorlardı.
Cevabı göster
Büyük bir dikkatle dinliyorlardı.
“neredeyse hiç” anlamındaki barely
Bu cümlede barely, feel fiilini niteler ve “neredeyse hiç” anlamına gelir. Bu kişiler hafızalarının kullanıldığını veya sınandığını gerçekten hissederler, ancak bu his o kadar zayıftır ki onu neredeyse fark etmezler. Barely olumsuzluğa yakın bir anlam taşır. Hangi ifadeyi etkilediği önemlidir: barely feel, hissin çok az olduğunu anlatır; feel fiilinin anlamını güçlendirmez.
Alıştırma
Şu anlama en uygun cümle hangisidir: Çaba gerçektir, ancak konuşan bunun yalnızca çok azını hisseder?
- I almost start making an effort.
- I barely feel any effort.
- I feel a great deal of effort.
Cevabı göster
I barely feel any effort.
görünürdeki bir durumu tanıtan as if
feel as if + yan cümle yapısında as if, birinin deneyimine uyuyor gibi görünen durumu tanıtır. Burada hafıza gerçekten devrededir, fakat kişiler onun kullanıldığını ya da sınandığını neredeyse hiç hissetmezler. As if bir görünüşü veya izlenimi belirtir; ardından gelen yan cümlenin kesinlikle yanlış olduğunu ileri sürmez. Konuşan, sürecin bu kişilerin bakış açısından nasıl göründüğünü anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeyi neden veya koşul olarak değil, görünüş ya da izlenim olarak sunar?
- The house looks as if someone still lives there.
- If someone still lives there, the house may be warm.
- The house is warm because someone still lives there.
Cevabı göster
The house looks as if someone still lives there.
So, how can you ...? ile nedenlerden çözümlere geçmek
Baştaki So, bu soruyu önceki açıklamaya bağlar. how sorusu, konuşmayı düzenleyen ana soruyu isimlerin neden unutulduğundan bu konuda ne yapılabileceğine çevirir. Bir sunumda bu tür özetleyici soru, yön işareti görevi görür: nedenler bölümünü kapatır ve çözümler bölümünün geleceğini haber verir. Soru retorik olabilir; dolayısıyla konuşmacı ardından kendisi cevap verebilir veya dinleyicileri başka önerilere yönlendirebilir. Yalnızca bu ifade, belirli sayıda ipucu verileceğini vaat etmez.
Alıştırma
Bir konuşmacı, okul bahçesinin neden sürekli kuruduğunu açıkladıktan sonra çözümleri tanıtmak istiyor. Hangi soru en açık geçişi sağlar?
- So, how can we keep the garden watered?
- Why does the garden keep drying out?
- Did the garden dry out yesterday?
Cevabı göster
So, how can we keep the garden watered?
improve your ability to remember names: isimleri hatırlama becerinizi geliştirmek
Improve your ability to do something, bir etkinliği yapma konusunda daha yetkin hâle gelmek anlamına gelir. improve your ability to remember names ifadesinde, to remember names mastar yapısı tam olarak hangi becerinin geliştirildiğini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp improve + my/your/his/her/our/their ability + to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Değişen beceriyi açıkça belirttiği için improve yourself ifadesinden daha özeldir.
Alıştırma
Cümleyi improve your ability to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanarak tamamlayın: Daily practice can improve ____ speak clearly.
Cevabı göster
your ability to
break down: bir şeyi daha küçük parçalar hâlinde açıklamak
Burada break down, “bir şeyi daha küçük ve anlaşılması daha kolay parçalara ayırarak incelemek veya açıklamak” anlamına gelir. Nesnesi seven clever tips olduğundan, cümle ipuçlarını yalnızca sıralamak yerine adım adım açıklamayı anlatır. Bu, öbek fiilin geçişli ve analiz bildiren kullanımıdır. Nesne olmadan break down, bir makinenin çalışmayı bırakması veya bir kişinin duygusal kontrolünü kaybetmesi anlamına da gelebilir; ancak bu anlamların hiçbiri burada uygun değildir.
Alıştırma
Bu notta “daha küçük parçalara ayırarak incelemek” anlamına gelen öbek fiille cümleyi tamamlayın: In today's workshop, we'll ____ the budget proposal step by step.
Cevabı göster
break down
avoid + -ing: avoid forgetting names
avoid forgetting names yapısında avoid fiilinden sonra forgetting ulaç biçimi gelir. Names, forgetting sözcüğünün nesnesidir; önlenmek istenen olay “isimleri unutmak”tır. tips to avoid içindeki önceki to amaç bildirir: ipuçlarının amacı bu olayı önlemektir. Bu, avoid to forget yapısını oluşturmaz; standart İngilizcede avoid + isim veya avoid + -ing biçimi kullanılır, avoid + to ile mastar kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi avoid ve run fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: To protect your knees, ____ on hard pavement.
Cevabı göster
avoid running
or using the link in the description below.
1:58ya da aşağıdaki açıklamada yer alan bağlantıyı kullanabilirsiniz.
by clicking ... or using ... ile alternatif yöntemleri belirtme
by edatı, bir şeyin hangi yöntemle yapıldığını belirtir. Burada by clicking on the screen, “Videoyu nasıl kontrol edebilirsiniz?” sorusuna cevap verir. Or, ikinci bir yöntemi bağlar: using the link in the description below. Clicking ve using, birbirine paralel -ing biçimleridir. using öncesindeki ikinci by, anlamca tamamlandığı için kullanılmayabilir: by clicking ... or (by) using ....
Alıştırma
tap ve choose fiillerini paralel -ing biçimlerinde kullanın ve by ifadesini yalnızca ilk yöntemin önüne koyun. Cümleyi tamamlayın: Open the settings ____ the gear icon or ____ Settings from the menu.
Cevabı göster
by tapping · choosing
And subscribe for more weekly science videos.
2:02Her hafta daha fazla bilim videosu izlemek için abone olun.