Çikolatalı Süt ve Büyük Kemer - 3. Sezon | Ustalar | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Çocuklar çevredeki yetişkinleri gizlice izler ve kulaklarına çalınan konuşma parçalarından düşmanlarla ilgili bir hikâye kurar. Dondurma yerken yaptıkları sohbet, lakapları insanların adı; sıradan anlaşmazlıkları da kalıcı çatışmalar sandıklarını ortaya çıkarır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. someone called Me Missus — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: called sözcüğünün burada “telefon etti” değil, “adı … olan” veya “… diye anılan” anlamına geldiğini kavrayın. Böylece Me Missus ifadesini kişi adı sanan çocukların yanılgısını takip edebilir ve called sözcüğünün iki yaygın anlamını bağlamdan ayırabilirsiniz. 2. I wonder if anyone wants — Konuşma edimbilimi ve tutum: Konuşanın yalnızca sesli düşünüyormuş gibi davranarak nasıl nazik ve dolaylı bir teklifte bulunduğunu fark edin. Bu kalıbı, kimseye doğrudan seslenmeden veya baskı kurmadan başkalarının ilgisini çekmek için kullanabilirsiniz. 3. Have you been spying — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Yakın zamana kadar sürmüş ya da tekrarlanmış görünen bir eylem sorgulanırken kullanılan present perfect continuous yapısını tanıyın. Yeni bulunan ipuçlarının yol açtığı soruları anlamanıza ve süren davranışlar hakkında benzer sorular kurmanıza yardımcı olur.
Bu derste
Look, Chocolate milks coming in Big Belt's car this morning.
0:00Bak, Çikolatalı Süt bu sabah Büyük Kemer'in arabasıyla geliyor.
but someone called Me Missus won't let him. Notlar
0:16ama Me Missus denen birinin ona izin vermediğini söyledi.
someone called Me Missus: called sözcüğünün “adında” anlamı
someone called Me Missus ifadesinde called, “adında” veya “diye bilinen” anlamına gelir. “Telefon etti” anlamındaki geçmiş zaman ana fiili değildir. Çocuk Me Missus sözlerini kişinin adı sanır; ancak sonraki bağlamda bu sözlerin Big Belt'in eşi Jules'u belirttiği anlaşılır. “İsim + called + ad” kalıbı kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: someone called Me Missus, someone who is called Me Missus ile aynı anlama gelir. Bir kişiyi veya şeyi adıyla tanımlar.
Alıştırma
Hangi cümlede called, “adında” anlamında kullanılmıştır?
- A girl called Mia showed us the way.
- Ben called his sister after school.
Cevabı göster
A girl called Mia showed us the way.
won't let him: let + nesne + fiilin yalın hâli
won't let him ifadesinde let, “izin vermek” anlamındadır. Tam yapı let + nesne + fiilin yalın hâlidir; örneğin let him eat. Fiilden önce to getirilmez. eat a pie eylemi hemen önce söylendiği için burada atılmıştır. Bu nedenle won't let him, bu cümlede won't let him eat a pie anlamına gelir. Eylem bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa İngilizcede let sonrasında söylenmeyebilir.
Alıştırma
let + bir nesne zamiri kullanın ve tekrarlanan eylemi atın: Tom wants to open the box, but his sister won't ____.
Cevabı göster
let him
Maybe that's...: belirsiz bir tahmin belirtmek
Bu cümlede Maybe, that's Big Belt's enemy düşüncesini eldeki ipuçlarının gösterdiği bir olasılık olarak sunar. Konuşan kişi onun kim olduğunu tahmin eder; doğrulanmış bir gerçeği ifade etmez. Kesin görünmeden olası bir açıklama sunmak için Maybe + tam cümle yapısını kullanın.
Alıştırma
“Maybe that's our bus.” diyen kişi nasıl bir tutum ifade ediyor?
- Konuşan kişi bunu bir olasılık olarak görüyor ancak emin değil.
- Konuşan kişi bunun kendi otobüsleri olduğunu doğruladı.
- Konuşan kişi bunun kendi otobüsleri olmadığından emin.
Cevabı göster
Konuşan kişi bunu bir olasılık olarak görüyor ancak emin değil.
Well, Chocolate Milk found a dead toad and threw it at Big Belt. Kalıp ifadeler
0:25Şey, Çikolatalı Süt ölü bir kara kurbağası buldu ve onu Büyük Kemer'e fırlattı.
threw it at: bir hedefe doğru fırlatmak
threw it at Big Belt ifadesinde it, ölü kara kurbağasını belirtir ve at, atışın hedefini gösterir. throw something at a person or thing yapısı, nesneyi o hedefe doğru yöneltmeye odaklanır ve çoğu zaman hedefi vurma düşüncesi taşır. Bu nedenle saldırgan veya yaramazca gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle Ava'nın topu yakalaması için Noah'ya attığı anlamına gelir?
- Ava threw the ball over Noah.
- Ava threw the ball at Noah.
- Ava threw the ball to Noah.
Cevabı göster
Ava threw the ball to Noah.
Big Belt's cousin fell off a fishing boat, Öbek fiiller
0:29Büyük Kemer'in kuzeni bir balıkçı teknesinden düşmüş,
fell off: bir şeyden düşmek
Fell off, fall off ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir kişinin veya nesnenin bir yüzeyden, nesneden ya da araçtan düşüp artık onun üzerinde olmadığını anlatır. Off parçacığı, kişiyi destekleyen veya taşıyan şeyden ayrılmayı vurgular. Burada a fishing boat, kuzenin nereden düştüğünü belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle onun yanlışlıkla bisikletinden düştüğü anlamına gelir?
- He got off his bike on the way home.
- He fell down while walking home.
- He fell off his bike on the way home.
Cevabı göster
He fell off his bike on the way home.
And Chocolate Milk isn't allowed to drive his car. Dilbilgisi
0:34Ve Çikolatalı Süt'ün kendi arabasını kullanmasına izin verilmiyormuş.
isn't allowed to drive his ...: sürüş izninin olmaması
Isn't allowed to drive, Chocolate Milk'in araba kullanma izni olmadığı anlamına gelir. Bunun nedeni bir kural veya başka birinin kararı olabilir; araba kullanma becerisinin olmadığını söylemez. Yapı özne + be + allowed + to + fiilin yalın hâlidir. Olumsuzluk be üzerinde yapılır: is not veya isn't allowed to drive. Drive his car içinde his, car sözcüğünü niteler ve drive fiilinin nesnesinin bir parçasıdır; allowed to yapısının parçası değildir.
Alıştırma
Hangi cümle ziyaretçilerin odaya girme izni olmadığını doğru şekilde ifade eder?
- Visitors aren't able to enter this room.
- Visitors aren't allowed to enter this room.
- Visitors don't allow to enter this room.
Cevabı göster
Visitors aren't allowed to enter this room.
where he yelled at someone about bricks. Kalıp ifadeler
0:40orada tuğlalar hakkında birine bağırdı.
did one phone call ile made one phone call karşılaştırması
Bu çocuğun aktarımında did one phone call, “bir telefon görüşmesi yaptı” anlamına gelir. one, tek bir arama olduğunu belirtir; ancak standart İngilizcede phone call normalde do fiiliyle kullanılmaz. Cümle, karaktere özgü bir söyleyiş olarak anlaşılabilir. Tarafsız konuşma ve yazıda make a phone call kullanılır; bunun gibi geçmişteki bir olay için doğal biçim made one phone call olur.
Alıştırma
Konuşanın bir arama başlattığını doğal ve standart kalıpla ifade eden cümle hangisidir?
- I made a phone call after lunch.
- I did a phone call after lunch.
- I took a phone call after lunch.
Cevabı göster
I made a phone call after lunch.
yelled at someone about ...: bir mesele yüzünden birine bağırmak
yelled at someone about bricks ifadesinde at, kızgın bağırışın yöneldiği kişiyi; about ise bunun arkasındaki meseleyi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp yell at + kişi + about + mesele şeklindedir. Yell at genellikle yalnızca yüksek sesle konuşmayı değil, öfke, suçlama veya saldırganlığı da ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi yell at + kişi + about + mesele kalıbıyla tamamlayın: The manager ____ the team ____ the missed deadline.
Cevabı göster
yelled at · about
He called them the word you said when the dishwasher broke. Ton ve niyet
0:44Onlara, bulaşık makinesi bozulduğunda senin söylediğin o kelimeyle seslendi.
the word you said when... ile uygunsuz bir söze dolaylı gönderme
Bu cümlede the word you said when the dishwasher broke herhangi bir kelime anlamına gelmez. Dinleyenin ortak bir anıdan çıkarabileceği bir küfrü veya başka bir uygunsuz sözü işaret eder. Konuşan kişi sözü tekrar etmek yerine olaydan bahsederek ona dolaylı biçimde gönderme yapar. Bu örtmeceli yöntem, aile içinde veya çocukların yanında rahatsız edici bir sözü yeniden söylemekten kaçınmayı sağlar.
Alıştırma
Vurgulanan bölüm bu cümlede ne yapıyor?
- Bulaşık makinesindeki bir parçanın adını sorar.
- Uygunsuz bir sözü tekrarlamadan dolaylı biçimde işaret eder.
- Bulaşık makinesinin nasıl onarıldığını açıklar.
Cevabı göster
Uygunsuz bir sözü tekrarlamadan dolaylı biçimde işaret eder.
Oh, dear. ile hafif kaygı veya üzüntü belirtmek
Oh, dear. bir şeyler ters gitmiş gibi göründüğünde hafif kaygı, üzüntü, mahcubiyet veya hayal kırıklığı belirten kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada dear bir isim veya sevilen bir kişiye hitap biçimi değildir. İfadenin tamamı tek ve yumuşak bir tepki olarak kullanılır.
Alıştırma
Oh, dear. tam bir tepki olarak kullanıldığında en doğal olarak neyi ifade eder?
- Bir kişiye sevgiyle hitap etme biçimi.
- Hafif bir kaygı veya üzüntü tepkisi.
- Yakın tehlikeye karşı güçlü bir uyarı.
Cevabı göster
Hafif bir kaygı veya üzüntü tepkisi.
Can we have one? ile bir şeyden bir tane istemek
Can we have one?, bir grubun daha önce sözü edilmiş ya da görünen bir şeyden bir tane istemesinin kibar ve günlük bir yoludur. Burada have, “kalıcı olarak sahip olmak” değil, “almak, edinmek veya yemek” anlamındadır. One, one ice cream örneğindeki gibi sayılabilen tekil bir ismin yerine geçer; böylece isim tekrar edilmez.
Alıştırma
Masanın üzerinde bir tabak cupcake var. Grubunuz için bir cupcake'i kibarca isteyen cümle hangisidir?
- Can we own one forever?
- Can we be one?
- Can we have one?
Cevabı göster
Can we have one?
You got them?: Did olmadan kısaltılmış soru
Bu bağlamda You got them?, Did you get them? anlamına gelen, günlük konuşmaya özgü bir sorudur. Yardımcı fiil Did atıldığı için soru doğrudan You ile başlar. Sözcük dizilişi You got them. bildirme cümlesiyle aynıdır; ancak soru tonlaması ve bağlam, konuşanın onay istediğini gösterir. Them, konuşmada zaten bilinen birden fazla şeye gönderme yapar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi aynen seçin. you kelimesinden önce bir yardımcı fiil söylenip söylenmediğine dikkat edin.
- You got them?
- Have you got them?
- Did you get them?
Cevabı göster
You got them?
Thanks, fellows: doğrudan hitap olarak fellows
Thanks, fellows cümlesinde fellows bir seslenme ifadesidir ve teşekkür edilen gruba doğrudan hitap eder. Virgül, kısa teşekkür ifadesini hitap sözünden ayırır; fellows, thanks sözcüğünün nesnesi değildir. Bir ad veya grubu belirten söz virgülle ayrıldığında, bunun çoğu zaman konuşanın kime seslendiğini gösterdiğini bilmek yararlı bir ipucudur.
Alıştırma
Thanks, fellows cümlesinde fellows ne işe yarar?
- Teşekkür edilen gruba doğrudan hitap eder.
- Teşekkürün Fellows adlı bir kişiye ait olduğunu söyler.
- Gruptaki kişilerin mutlaka iş arkadaşı olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Teşekkür edilen gruba doğrudan hitap eder.
I can talk: telefonda konuşmaya müsait olmak
Bu telefon konuşmasında I can talk, konuşanın o anda konuşmaya müsait olduğu anlamına gelir. Konuşan kişi, mevcut durumun görüşmeye izin verdiğini belirterek arayan kişiyi rahatlatır. Can yalnızca öğrenilmiş veya fiziksel bir yeteneği değil, pratik açıdan mümkün olmayı da anlatabilir. Is this a good time? gibi bir sorudan sonra can talk genellikle müsaitlik anlamında anlaşılır.
Alıştırma
Konuşanın müsait olduğunu göstermek için telefon yanıtını can talk ile tamamlayın: Is this a good time? — Yes, I ____ now.
Cevabı göster
can talk
I wonder if anyone wants this spare ice cream. Ton ve niyet
1:12Acaba bu fazladan dondurmayı isteyen var mıdır?
I wonder if anyone wants... ile dolaylı teklifte bulunma
I wonder if anyone wants... merak belirten bir cümle gibi görünür, ancak burada dolaylı bir teklif işlevi görür. Konuşan kişi, belirli birini seçmeden eldeki şeyi sohbetin konusu yapar. Bu ifade, ilgilenen kişinin kendiliğinden talip olmasına olanak verir ve diğerlerinin cevap vermemesini kolaylaştırır. Başka bir bağlamda I wonder if... gerçek bir merakı veya belirsizliği de anlatabilir; burada teklif edilecek bir şeyin bulunması ve cevap beklenmesi, ifadeye davet anlamı kazandırır.
Alıştırma
Hedef kalıpla gruba yönelik dolaylı teklifi tamamlayın: I ____ this extra sandwich.
Cevabı göster
wonder if anyone wants
Does Me Missus know you're eating ice cream? Ton ve niyet
1:22Me Missus dondurma yediğini biliyor mu?
Does X know you're...? ile gizlilik veya izin durumunu sorgulama
Does X know you're...? kelimesi kelimesine X'in bu eylemden haberdar olup olmadığını sorar. Burada X konumunu Me Missus doldurur; you're eating ice cream ise eylemi belirtir. Bu bağlamda soru, kişinin eylemini gizliyor veya X'ten izin almamış olabileceğini de düşündürür. Bu ima yalnızca dil bilgisinden değil, durumdan ve ses tonundan kaynaklanır; konuşan kişi gerçekten sadece bilgiye ihtiyaç duyduğunda aynı soru tarafsız olabilir.
Alıştırma
Uygun bağlamda Does your mum know you're riding her bike? ne ima edebilir?
- Annenizin izin vermemiş olabileceğini düşündürebilir.
- Annenizin sizinle birlikte bisiklete bindiği anlamına gelir.
- Bisikletin kime ait olduğunu bilip bilmediğinizi sorar.
Cevabı göster
Annenizin izin vermemiş olabileceğini düşündürebilir.
Me Missus: gayriresmî my missus ifadesi
“Me Missus”, “eşim” anlamındaki gayriresmî ve lehçesel “my missus” ifadesini temsil eder. Burada missus bir kişinin adı değildir; me ise iyelik bildiren my sözcüğünün konuşma dilindeki lehçesel biçimidir. Sonraki soru, eşin Jules olduğunu belirtir. Bu küçük bağlam bilgisi, Me Missus ifadesini yanlışlıkla bir isim olarak yorumlamayı önler.
Alıştırma
Bu diyalogda Me Missus neyi ifade ediyor?
- resmî bir iş unvanı
- Me Missus adlı bir erkek
- konuşanın eşi
Cevabı göster
konuşanın eşi
You mean Jules?: birinin kimi kastettiğini kontrol etmek
“You mean Jules?”, diğer konuşanın sözünü ettiği kişinin Jules olup olmadığını kontrol eder. Bu kalıpta mean, “söz etmek” veya “demek istemek” anlamında bir fiildir; “kötü davranan” anlamındaki mean sıfatı değildir. Belirsiz bir ifadeyi en iyi tahmininizle yeniden söyleyip onay istemek için “You mean + kişi/şey/fikir?” kalıbını kullanın.
Alıştırma
Birinin neyi kastettiğini kontrol eden fiille açıklığa kavuşturma sorusunu tamamlayın: You ____ the blue entrance?
Cevabı göster
mean
Oh, so...: yeni bilgiden sonuç çıkarmak
Oh, so... konuşanın anlayışını o anda güncellediğini gösterir. Oh yeni bilginin az önce yerine oturduğunu, so ise bu bilgiden çıkarılan sonucu, yani kadının onun düşmanı olmadığını belirtir. Konuşmada biri bir açıklama yaptıktan sonra Oh, so + sonuç yapısını kullanabilirsiniz. Buradaki so yalnızca neden ile sonucu bağlamaz; konuşanın yeni bilgiyi düzeltilmiş bir sonuca nasıl dönüştürdüğünü de gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız 'The blue light means the battery is fully charged.' diyor. Anlayışınızı az önce güncelleyip bir sonuca vardığınızı hangi yanıt gösterir?
- Oh, I charged it yesterday.
- Oh, so I can unplug it now.
- So batteries use electricity.
Cevabı göster
Oh, so I can unplug it now.
Well, not usually: istisnalara yer bırakmak
Well, not usually koşullu bir düzeltmedir. İfadenin çoğu durumda doğru olmadığını belirtir, ancak bazen doğru olabileceği ihtimalini özellikle açık bırakır. Bu konuşmada o küçük istisna mizah yaratır. Well, doğrudan yes ya da no demek yerine, yanıtın az önce söyleneni düzelteceğini veya biraz daha karmaşık hâle getireceğini gösterir. Aşırı kesin bir ifadeyi nazikçe ve kesinlikten kaçınarak düzeltmek için Well, not usually kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
'Çoğu durumda değil, ama bazen' anlamındaki iki kelimelik ifadeyle yanıtı tamamlayın: 'Do you work late every Friday?' 'Well, ____.'
Cevabı göster
not usually
hang on: konuşmayı kısa süreliğine durdurmak
Burada hang on, bir dakika bekle veya bir an dur anlamına gelir. Bir şeyi tutmak ya da kavramak şeklindeki gerçek anlamında kullanılmaz. Konuşan kişi aklına yeni bir soru geldiği için konuşmanın akışını kesmek amacıyla bu ifadeyi kullanır. Konuşma içinde hang on, genellikle ardından bir soru, düzeltme veya ani bir fark ediş geleceğini gösterir.
Alıştırma
Hey, hang on cümlesinde hang on diğer kişiden ne yapmasını istiyor?
- Konuşan kişi sohbeti bitirmek istiyor.
- Konuşan kişi diğer kişinin kısa süre durmasını istiyor.
- Konuşan kişi birine bir nesneyi kavramasını söylüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi diğer kişinin kısa süre durmasını istiyor.
Have you been spying: yakın zamanda süren bir eylemi sormak
Have you been spying, İngilizcedeki present perfect continuous soru yapısını kullanır: Have + özne + been + fiil-ing? Daha önce başlayan ve yakın dönemde devam eden ya da tekrarlanan bir etkinliği sorar. Burada konuşan kişi şu anda bir ipucu görür ve gözetleme eyleminin sürüp sürmediğini sorar. Eylem hâlâ devam ediyor olabilir ya da çok kısa süre önce bitmiş olabilir. Odak, geçmişteki tek bir olay değil, devam eden eylem ve onun bugünle bağlantısıdır.
Alıştırma
Dizüstü bilgisayarınızı sıcak buluyorsunuz ve birinin onu yakın zamanda kullanıp kullanmadığını sormak istiyorsunuz. En doğal soruyu seçin.
- Did you use my laptop last Tuesday?
- Do you use my laptop every Tuesday?
- Have you been using my laptop?
Cevabı göster
Have you been using my laptop?
spying on us: spy on + kişi
spy on + kişi, birini gizlice izlemek veya çoğu zaman izinsiz olarak o kişi hakkında bilgi toplamak demektir. spying on us ifadesinde us, gözetlenen kişileri belirtir. Hedefi söylediğinizde on bu kalıbın bir parçasıdır. spy on someone denir; spy someone denmez.
Alıştırma
“Birini gizlice izlemek” anlamındaki sabit ifadeyi tamamlayın: Why were they spying ____ their neighbors?
Cevabı göster
on
cuz: because kelimesinin gündelik yazımı
cuz, because kelimesinin son derece gündelik bir yazımıdır. Bu cümlede cevabın nedenini, yani you're our enemy ifadesini tanıtır. Dil bilgisi bakımından because gibi çalışır ve burada ardından tam bir yan cümle gelir. Bu yazım gündelik konuşmayı yansıtır; standart yazılı İngilizce değildir.
Alıştırma
Bu resmî rapor cümlesinde cuz kullanmak uygun mudur?: The test failed cuz the battery was empty.
- Uygun
- Uygun değil; because kullanılmalı.
Cevabı göster
Uygun değil; because kullanılmalı.
How come?: gündelik biçimde neden sormak
How come? bir neden sormanın veya açıklama istemenin gündelik bir yoludur. Tek başına kullanıldığında, ses tonuna bağlı olarak şaşkınlık, merak veya hafif bir kuşku gösterebilir. Ardından tam bir yan cümle geldiğinde normal bildirme cümlesi dizilişi kullanılır: How come you left early? Why ile kurulan bir sorudan farklı olarak, genellikle do/does/did devrikliği yapılmaz.
Alıştırma
How come kullanılan doğal ve gündelik soru hangisidir?
- How come you know my name?
- How come do you know my name?
- How come did you knew my name?
Cevabı göster
How come you know my name?
digging up: toprağı açmak veya gömülü bir şeyi çıkarmak
Bu cümlede digging up, çimle kaplı toprağı kazıp altüst etmek anlamına gelir. up parçacığı bir sonuç ekler: yalnızca kazma hareketi yapılmaz, yüzey açılır veya bozulur. Aynı öbek fiil, dig up a buried box örneğindeki gibi, bir şeyi kazarak topraktan çıkarmak anlamına da gelebilir. Kesin sonuç nesneye bağlıdır: toprak açılır, gömülü bir nesne ise dışarı çıkarılır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “kazıp çıkarmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The puppy tried to ____ a toy buried in the garden.
Cevabı göster
dig up
I guess we are: yumuşatılmış bir kabul
Burada I guess, dayanaksız bir tahminde bulunmak anlamına gelmez. Konuşanın karşısındaki kişinin haklı olduğunu kabul etmesini yumuşatır ve yanıta biraz tereddüt ya da geri adım atma tonu katar. we are, diğer kişinin daha önce anlattığı durumu bütünüyle tekrarlamadan onun yerine geçer. I guess + özne + yardımcı fiil şeklindeki kısa yapı, bir noktayı daha az doğrudan biçimde kabul etmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Başka bir kişinin gözlemine veya hafif eleştirisine cevap verirken I guess we are. büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Konuşan, diğer kişinin söylediklerini kesin bir şekilde inkâr ediyor.
- Konuşan, hiçbir kanıt olmadan rastgele bir tahminde bulunuyor.
- Konuşan, diğer kişinin haklı olduğunu yumuşak bir şekilde kabul ediyor.
Cevabı göster
Konuşan, diğer kişinin haklı olduğunu yumuşak bir şekilde kabul ediyor.
find out: bilgi edinmek
find out; sorarak, gözlemleyerek, okuyarak, kontrol ederek veya araştırarak bir bilgiyi öğrenmek ya da ortaya çıkarmak anlamına gelir. What else did you find out? sorusu, dinleyenin başka hangi bilgileri öğrendiğini sorar. Odak noktası bilmemekten bilmeye geçmektir. Nesne genellikle bir gerçek, bir cevap veya what, who, why, whether gibi sözcüklerle başlayan bir bilgi cümleciğidir; yeri bulunan fiziksel bir nesne değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: We need to ____ why the alarm went off.
Cevabı göster
find out
know all about: bir şey hakkında çok şey bilmek
Know all about ifadesinden sonra bir kişi, şey veya konu geldiğinde, onunla ilgili çok fazla bilgiye sahip olmak anlamına gelir. All, ifadeyi know about kullanımından daha güçlü hâle getirir. Günlük konuşmada all çoğu zaman vurgu yapar ve her ayrıntının eksiksiz bilindiği anlamına gelmeyebilir. Burada konuşanlar, tekne hakkında zaten çok şey bildiklerini kendilerinden emin bir şekilde söylüyorlar.
Alıştırma
Cümleyi know all about ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Ask Maya about cameras; she ____ them.
Cevabı göster
knows all about
And that Cherry is Chocolate Milk's enemy.
1:54Ve Cherry'nin Çikolatalı Süt'ün düşmanı olduğunu da.
I guess he and Cherry are enemies at the moment. Kalıp ifadeler
2:00Sanırım o ve Cherry şu anda düşmanlar.
at the moment: şu anda geçerli bir durum
At the moment, “şimdi” veya “şu anda” anlamına gelir. İfadeyi mevcut dönemle sınırlar ve çoğu zaman durumun değişebileceğini düşündürür. Burada enemies sözcüğünden sonra gelerek kötü ilişkilerinin şu anki bir durum olduğunu gösterir; her zaman düşman kalacakları anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “tam şu anda” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The manager is busy ____, but she'll call you later.
Cevabı göster
at the moment
trying to be friends again: eski bir arkadaşlığı yeniden kurmaya çalışmak
Try to + fiil, bir hedefe ulaşmak için çaba göstermek anlamına gelir. Bu cümlede hedef be friends olmaktır; yani ilişkilerini düzeltmeye çalışıyorlar. Trying bir girişimi anlatır, tamamlanmış bir sonucu değil. Again, arkadaşlığın daha önce var olduğunu ve şimdi yeniden kurulmak istendiğini gösterir. Bu nedenle be friends again, ilk kez arkadaş olmak değil, önceki bir arkadaşlığı yeniden kurmak anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, iki kişinin daha önce sahip oldukları bir arkadaşlığı onarmaya çalıştığı anlamına gelir?
- They're pretending to be friends.
- They're trying to be friends again.
- They're becoming friends for the first time.
Cevabı göster
They're trying to be friends again.