GELMİŞ GEÇMİŞ En İyi Kapı Tutucu mu? -- LÜT #15: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
400 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Bu hızlı LÜT derlemesi, insan saçından yapılmış gözlüklerden ve evcil hayvan burnu biçimindeki kolyelerden Facebook’u tablo gibi gösteren bir siteye ve şaka temalı havai fişeklere uzanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. made out of — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: bir nesnenin malzemesini, özellikle şaşırtıcıysa, menşeiyle karıştırmadan belirtmek. 2. go against the flow — Deyimler ve mecazlı ifadeler: 3D filmi 2D izleme şakasını ve çoğunluktan farklı seçim yapma mecazını anlamak. 3. what I do know is that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: belirsizlikten kesin bir ifadeye geçmek ve emin olunan noktayı vurgulu do ile öne çıkarmak.

Bu derste

A tentacle dress and cheeseburger flip-flops.

0:00

Dokunaçlı bir elbise ve çizburger biçimli parmak arası terlikler.

It's episode 15 of LÜT.

0:02

Bu, LÜT'ün 15. bölümü.

Keep your doors open with NeatoShop's gross gutsy zombie doorstop Dilbilgisi

0:08

NeatoShop'un iğrenç, bağırsakları dışarı taşmış zombi kapı stoperiyle kapılarınızı açık tutun

Dilbilgisi

“Keep your doors open” ifadesinde keep + nesne + sıfat

“Keep your doors open” ifadesinde keep, “bir şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir; “bir şeyi elinde tutmak” anlamına gelmez. Your doors nesnedir, open ise devam eden durumu anlatan sıfattır. Yeniden kullanılabilen yapı keep + nesne + sıfat biçimindedir. Burada kapı stoperi bu durumu korumak için kullanılan araçtır, ancak temel yapının parçası değildir.

Alıştırma

keep, the room ve quiet ifadelerini hedef yapıya göre sıralayarak cümleyi tamamlayın: During the recording, please ____.

Cevabı göster

keep the room quiet

or be a superhero with these hoodies.

0:12

ya da bu kapüşonlu sweatshirtlerle bir süper kahramana dönüşün.

Look how serious he is. Dilbilgisi

0:15

Ne kadar ciddi olduğuna bakın.

Dilbilgisi

“how serious he is” ifadesindeki ünlem yapısı how + sıfat + özne + be

“How serious he is” ifadesinde how, derece belirten ünlem niteliğinde bir içerik başlatır: Konuşan kişi onun çok ciddi olduğunu vurgular. “Ne şekilde?” diye sormaz ve bilgi istemez. Look'tan sonra gelen bu içerik düz cümle dizilişini kullanır; özne he, fiil is'ten önce gelir. Yeniden kullanılabilen biçim how + sıfat + özne + be şeklindedir; doğrudan soru devrikliği kullanılmaz.

Alıştırma

how, serious, he ve is sözcüklerini hedef sıraya koyarak ünlem cümlesini tamamlayın: Look ____!

Cevabı göster

how serious he is

Keep your dog warm with this scarf.

0:16

Bu atkıyla köpeğinizi sıcak tutun.

I mean, let's talk about the Millennium Falcon

0:19

Yani, Millennium Falcon'dan söz edelim

or a Star Wars flight jacket from Adidas.

0:21

ya da Adidas imzalı bir Star Wars pilot montundan.

Studio Swine makes these glasses.

0:24

Bu gözlükleri Studio Swine üretiyor.

They're just artwork for now but are made out of human hair, Kalıp ifadeler

0:26

Şimdilik yalnızca sanat eserinden ibaretler ama insan saçından yapılmışlar,

Kalıp ifadeler

“for now”: şu an için geçici bir durum

“For now”, “şu anda böyle, fakat ileride değişebilir” anlamına gelir. Bu cümlede “just artwork” ifadesini zaman bakımından sınırlar: şu anki durumları budur ve konuşan kişi bunun değişebileceği ihtimalini açık bırakır. Kalıcı bir gerçeği değil, geçici bir durumu anlatmak istediğinizde “for now” kullanın.

Alıştırma

Mia, “We are using the small room for now.” diyor. “for now” bize ne anlatır?

  1. Odayı geçici olarak kullanıyorlar ve bu durum değişebilir.
  2. Odayı tam o saniyede kullanmaya başladılar.
  3. Odayı kalıcı olarak kullanacaklar.
Cevabı göster

Odayı geçici olarak kullanıyorlar ve bu durum değişebilir.

Kalıp ifadeler

Yapım malzemesini belirten “be made out of + material”

“Be made out of + material”, bir nesnenin hangi malzemeyle yapıldığını söyler. Burada “are made out of human hair”, sanat eserinde kullanılan malzemenin insan saçı olduğunu belirtir. Yapı, özne + be + made out of + malzeme şeklindedir: “The boat is made out of paper.” Bunu “make out” fiili gibi parçalara ayırmayın; bu yapıda bütün ifade malzemeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki üç sözcüklü yapım malzemesi ifadesiyle tamamlayın: The puppet is ____ wooden spoons.

Cevabı göster

made out of

a strange but renewable resource.

0:30

ki bu, garip ama yenilenebilir bir kaynak.

These stick-and-peel stickers let you give your electrical sockets fun faces Dilbilgisi

0:33

Bu yapıştırılıp sökülebilen çıkartmalarla prizlerinize eğlenceli yüzler verebilirsiniz

Dilbilgisi

let you give: let + kişi + fiilin yalın hâli

let you give ifadesinde let sözcüğünü bir nesne (you) ve ardından to almayan fiilin yalın hâli (give) izler. Yapı let + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada çıkartmalar, kullanıcının elektrik prizlerine eğlenceli yüzler eklemesini mümkün kılar. Bağlama göre let izin verebilir veya bir şeyin bir eylemi mümkün kıldığını gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi let, you ve organize sözcüklerini doğru yapıda kullanarak tamamlayın: The new storage trays ____ your desk more easily.

Cevabı göster

let you organize

and Arlyn emailed me this Rubik's Cube for the blind.

0:37

ve Arlyn bana görme engelliler için yapılmış bu Rubik Küpü'nü e-postayla gönderdi.

You can also pick up a stack of Rubik's Cube-colored sticky notes Öbek fiiller

0:41

Ayrıca Rubik Küpü renklerinde bir deste yapışkan not kâğıdı

Öbek fiiller

Satın almak anlamındaki pick up

Bu perakende satış bağlamında pick up, satın almak veya edinmek anlamına gelir ve çoğu zaman rahat ve kolay bir satın almayı ifade eder. Nesne olan a stack of Rubik's Cube-colored sticky notes, önerilen bir üründür. Aynı öbek fiil bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak veya gidip almak anlamına da gelebilir; dolayısıyla çevredeki alışveriş bağlamı burada satın alma anlamını belirler.

Alıştırma

“You can pick up a notebook at the museum shop,” cümlesinde pick up ne anlama gelir?

  1. Deftere not yazmak
  2. Defteri satın almak veya edinmek
  3. Defteri yerden kaldırmak
Cevabı göster

Defteri satın almak veya edinmek

or these notes that are reminders and Tetris.

0:44

ya da hem hatırlatma notu hem de Tetris olan bu notları alabilirsiniz.

ShanaLogic provides awesome things.

0:48

ShanaLogic harika şeyler sunuyor.

Currently, they're sold out of these earrings Kalıp ifadeler

0:50

Şu anda bu küpeler tükenmiş durumda,

Kalıp ifadeler

sold out of: satıcının elinde ürün kalmaması

Burada they're mağazayı ifade eder; dolayısıyla they're sold out of these earrings, mağazada bu küpelerden hiç kalmadığı anlamına gelir. Satıcı özne olduğunda be sold out of + ürün yapısı kullanılır. Bu yapı mevcut stok yokluğunu anlatır; yalnızca geçmişte gerçekleşen bir satış eylemini bildirmez.

Alıştırma

Mağazada hiç kupa kalmadığını anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The shop is ____ mugs.

Cevabı göster

sold out of

but have plenty of kitty-tied-to-a-balloon necklaces.

0:53

ama balona bağlanmış kedicik kolyelerinden bolca var.

But if you want to know the animal on your necklace,

0:56

Ama kolyenizdeki hayvanın tanıdığınız bir hayvan olmasını istiyorsanız,

Uncommon Goods will send you a mold to stick on your pet and send back.

0:58

Uncommon Goods, evcil hayvanınıza bastırıp geri göndermeniz için size bir kalıp yolluyor.

Then, they'll make you a custom necklace in the shape of your dog's nose. Kalıp ifadeler

1:03

Sonra da köpeğinizin burnu şeklinde size özel bir kolye yapıyor.

Kalıp ifadeler

in the shape of: bir nesnenin biçimini anlatmak

In the shape of, bir nesnenin taklit ettiği biçimi veya dış hatları belirtir. Kolye, ucundaki parça köpeğin burnunun biçimine benzeyecek şekilde tasarlanacaktır. Yapı, nesne + be/make something + in the shape of + model şeklindedir. Nesnenin görünüşünü anlatır; hangi malzemeden yapıldığını anlatmaz.

Alıştırma

Dış hatlarının bir yıldıza benzediğini anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The window is ____ a star.

Cevabı göster

in the shape of

Japan Trend Shop carries these samurai underpants

1:08

Japan Trend Shop'ta bu samuray iç çamaşırları satılıyor;

authentically designed after the style of famous historical warriors.

1:11

ünlü tarihî savaşçıların tarzı aslına sadık kalınarak tasarlanmışlar.

And Peter Bristol makes this informative dresser that removes all confusion.

1:15

Peter Bristol ise tüm kafa karışıklığını gideren bu açıklayıcı şifonyeri yapıyor.

While Miriam Liebana has designed sperm-shaped cutlery that brings meals to life. Deyimler

1:20

Miriam Liebana da yemeklere hayat veren sperm şeklinde çatal bıçak takımı tasarlamış.

Deyimler

brings meals to life: bir deneyimi canlı hâle getirmek

Burada brings meals to life mecazi anlamdadır. Alışılmadık çatal bıçak takımının yemek yemeyi daha canlı, ilgi çekici ve eğlenceli hâle getirdiğini söyler; yiyeceğin gerçekten canlandığı anlamına gelmez. bring + object + to life kalıbı, bir kişiyi veya şeyi bir fikri, tasarımı, hikâyeyi ya da deneyimi canlı ve gerçekçi kılan neden olarak gösterir. Bu eğlenceli ürün açıklamasında ayrıca reklam amaçlı abartı ve mizah etkisi yaratır.

Alıştırma

Hangi cümlede bring ... to life, bir şeyi canlı ve ilgi çekici kılmak anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?

  1. The illustrator brings the book to the library.
  2. The illustrator's colors bring the old legend to life.
  3. The old legend comes to life after midnight.
Cevabı göster

The illustrator's colors bring the old legend to life.

Speaking of manly, flaunt your power with this tactical grilling apron Notlar

1:27

Erkeksilikten söz açılmışken, bu taktik barbekü önlüğüyle gücünüzü sergileyin

Anlatım akışı

Speaking of manly: konular arasında köprü

Speaking of manly konuları birbirine bağlayan bir geçiş ifadesidir. Konuşmacı, erkeksi olma fikrini taktik mangal önlüğü konusuna götüren bir çağrışım olarak kullanır; bağlantı bilerek gevşek ve mizahi tutulmuştur. Yeniden kullanılabilen Speaking of + isim, zamir veya -ing biçimi kalıbı, daha önce söylenen ya da konuşmada açıkça gündemde olan bir şeyi ilgili yeni bir noktaya köprü olarak kullanır. Resmî bir tartışmanın başladığını bildirmez ve çağrışım kolayca anlaşılabiliyorsa daha önce birebir aynı sözcüğün kullanılmış olması gerekmez.

Alıştırma

Konuları bağlayan geçişi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We were discussing long flights. ____ travel, have you renewed your passport?

Cevabı göster

Speaking of

Kelime

flaunt your power ifadesinin gösterişli tonu

Flaunt your power, insanların fark etmesi için gücünü dikkat çekici biçimde sergilemek demektir. Flaunt tarafsız değildir; çoğu zaman gösterişli, övüngen veya hafifçe eleştirel bir sergilemeyi anlatır. Buradaki ifade, bir önlüğün yapabileceklerini bilerek abartır. Power gerçek yetkiyi değil, eğlenceli bir güç imajını belirtir; bu yüzden cümle mizahi bir reklam gibi duyulur.

Alıştırma

Flaunt sözcüğünün ne zaman uygun olduğunu en iyi açıklayan ifade hangisidir?

  1. Her zaman show sözcüğünün tarafsız ve resmî karşılığıdır.
  2. Gösterişli veya övüngen görünebilen dikkat çekici bir sergilemeyi anlatır.
  3. Yalnızca gerçek siyasi veya hukuki yetkinin kullanılmasını anlatır.
Cevabı göster

Gösterişli veya övüngen görünebilen dikkat çekici bir sergilemeyi anlatır.

and a handmade ring scale replica of a .44 caliber chamber.

1:31

ve .44 kalibrelik bir fişek yatağının ölçekli kopyası olan el yapımı yüzüğü takın.

For 10 bucks, you can split your music with this branch between your friend and your other friend. Kelime

1:36

10 dolara, bu dal biçimli ayırıcıyla müziğinizi bir arkadaşınızla diğer arkadaşınız arasında paylaştırabilirsiniz.

Kelime

For 10 bucks: gündelik bir ABD doları fiyatı

For 10 bucks fiyatı belirtir: on ABD doları. Buck, Amerikan İngilizcesinde bir dolar anlamına gelen yaygın ve gündelik bir sözcüktür; ten ile çoğul bucks kullanılır. Sayı ve satış bağlamı, erkek geyik anlamındaki buck yerine para anlamını seçer. Baştaki For + fiyat yapısı, o fiyata ne alınabileceğini tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi dollars için kullanılan gündelik Amerikan sözcüğüyle tamamlayın: The puzzle costs ten ____.

Cevabı göster

bucks

And for 80 bucks, you can deconstruct a lamp into its constituent pieces.

1:41

80 dolara da bir lambayı bileşenlerine ayırabilirsiniz.

The cord itself wraps around to produce the lampshade. Dilbilgisi

1:45

Kablonun kendisi sarılarak abajuru oluşturuyor.

Dilbilgisi

The cord itself: isimden sonra pekiştirme yapan itself

The cord itself ifadesinde itself, cord sözcüğüne gönderme yapan pekiştirme zamiridir. Kıvrılıp abajuru oluşturan şeyin başka bir parça ya da malzeme değil, kablonun kendisi olduğunu vurgular. Burada itself, wraps around fiilinin nesnesi değildir. Özne The cord itself ifadesidir; itself çıkarıldığında temel olay aynı kalır, ancak vurgu kaybolur.

Alıştırma

Cümleyi “machine” ile uyumlu pekiştirme zamiriyle tamamlayın: The machine ____ checks every label.

Cevabı göster

itself

Keep acting smart with a working feather pen and quill set.

1:50

Gerçekten kullanılabilen bir tüy kalem ve divit setiyle akıllı numarası yapmayı sürdürün.

Then, go against the flow and watch a 3D movie in 2D. Deyimler

1:53

Sonra akıntıya karşı gidip 3D bir filmi 2D olarak izleyin.

Deyimler

Go against the flow: çoğunluktan farklı seçim yapmak

Go against the flow burada mecazidir. Çoğunluktan, popüler bir eğilimden veya alışılmış uygulamadan farklı bir yönü bilinçli olarak seçmek anlamına gelir; flow gerçek bir su akışını değil, toplumsal akımı ifade eder. Bu cümlede 3D bir filmi 2D izlemek, 3D heyecanına uymayı şakacı bir biçimde reddetmek olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi “çoğunluktan farklı bir seçim yapmak” anlamındaki deyimle tamamlayın: Everyone is buying the same phone, but Maya decides to ____ and repair her old one.

Cevabı göster

go against the flow

These glasses from ThinkGeek isolate one layer of a 3D movie and give you a nice flat picture.

1:58

ThinkGeek'in bu gözlükleri 3D filmin tek bir katmanını ayırarak size güzel, düz bir görüntü sunuyor.

Your free thing this week comes from "guardianjuan" who recommends HardlyWork.in,

2:05

Bu haftanın ücretsiz şeyi, HardlyWork.in'i öneren "guardianjuan"dan geliyor;

a site that can adapt your Facebook into what looks like a spreadsheet. Dilbilgisi

2:09

bu site Facebook'unuzu elektronik tablo gibi görünecek şekilde uyarlayabiliyor.

Dilbilgisi

Kaynaşmış ilgi tümcesi what looks like a spreadsheet

Burada what looks like a spreadsheet, “hesap tablosuna benzeyen şey” demektir. Bu, kaynaşmış bir ilgi tümcesidir: what, “şey” anlamıyla that’in bağlama görevini zaten bir araya getirir. Tüm tümce into’nun nesnesidir ve Facebook’un neye dönüştürüldüğünü belirtir. Looks like yalnızca görünüşü anlatır; site Facebook’u hesap tablosuna benzetir, ancak içeriği gerçek hesap tablosu verilerine dönüştürmez.

Alıştırma

Cümleyi “küçük bir eve benzeyen bir şey” anlamına gelen kaynaşmış bir ilgi tümcesiyle tamamlayın: The children turned the box into ____.

Cevabı göster

what looks like a tiny house

Now, you can waste time at work and look like the hardest-working employee.

2:13

Artık işte zaman öldürüp yine de iş yerinin en çalışkan elemanı gibi görünebilirsiniz.

Perfect.

2:17

Mükemmel.

Back in Kansas, I found some great confusing fireworks. Anlatım akışı

2:18

Kansas'a dönünce harika ama kafa karıştırıcı havai fişekler buldum.

Anlatım akışı

Hikâye sahnesini yeniden kuran Back in Kansas

Back in Kansas, cümlenin başında kullanılan bir mekân çerçevesidir. Dinleyicinin dikkatini yeniden Kansas’a yöneltir ve ana olay olan I found... başlamadan önce hikâyenin yeni bir bölümünü işaretler. Buradaki back, fiziksel olarak geriye doğru hareket etmeyi değil, anlatının önceki bir yere dönmesini belirtir. Anlatıcı bu ifadeyi daha önceki bir yerde geçen olayları sürdürmek için kullanabilir.

Alıştırma

Hikâye az önce bahçeyi anlattı. Anlatıcı şimdi herhangi bir hareketten söz etmeden evin içindeki olaylara dönüyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. Far from the house, Leo opened the old map.
  2. Back in the house, Leo opened the old map.
  3. Back to the house, Leo carried the old map.
Cevabı göster

Back in the house, Leo opened the old map.

The Poopy Puppy actually makes a flaming bowel movement Kelime

2:22

Poopy Puppy gerçekten alev alev kaka yapıyor

Kelime

Bowel movement: dışkılama için nötr ve kibar bir terim

Bowel movement, katı atık çıkarma eylemi veya çıkarılan şey için kullanılan kibar, nötr ile tıbbi arası bir ifadedir. Bağırsakların hareket etmesi şeklindeki kelimesi kelimesine anlam değil, kalıplaşmış bir ifadedir. Burada flaming bowel movement, havai fişek etkisini köpek yavrusu ateş çıkararak dışkılıyormuş gibi anlatır. Mizah, klinik tınlayan bir ifadeyle saçma ve iğrenç bir görüntünün yan yana getirilmesinden doğar.

Alıştırma

Havai fişek açıklamasında a flaming bowel movement ne anlama geliyor?

  1. Köpek yavrusunun bağırsaklarının gerçekten konum değiştirmesi
  2. Köpek yavrusunun yanan atık çıkardığı komik bir görüntü
  3. Bir patlama sırasında bir bebeğin hareket etmesi
Cevabı göster

Köpek yavrusunun yanan atık çıkardığı komik bir görüntü

and this depressed middle-aged man, well, he's part of the 500 g of black powder Baby Boomer explosive. Kültür

2:25

ve şu depresif orta yaşlı adam da, şey, 500 g kara barut içeren Baby Boomer patlayıcısının bir parçası.

Kültür

Baby Boomer: bir kuşak adı ve boom kelime oyunu

Baby boomer genellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki keskin doğum artışı sırasında doğan bir kişiyi ifade eder; Amerika Birleşik Devletleri'nde bu dönem çoğunlukla yaklaşık 1946–1964 olarak kabul edilir. Kesin tarihler ve adlandırmalar ülkeye göre değişebilir. Bu cümlede Baby Boomer aynı zamanda ürünün adıdır. Orta yaşlı adam resmi kuşak adını çağrıştırırken boomer içindeki boom, patlamayı düşündürür. Ad bir kelime oyunudur; havai fişeğin içinde bir bebek olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi doğumların arttığı dönemi değil, bir kişiyi belirten terimle tamamlayın: My grandfather, born in 1952, is a ____.

Cevabı göster

baby boomer

Almost as cool is Blonde Joke, an explosive covered in blonde women. Kültür

2:32

Neredeyse onun kadar havalı olan Blonde Joke ise sarışın kadınlarla kaplı bir patlayıcı.

Kültür

Kalıpyargıya dayalı bir şaka etiketi olarak Blonde Joke

Burada Blonde Joke havai fişeğin ürün adıdır, ancak sarışın kadınların zeki olmadığı kalıpyargısına dayanan tanıdık bir şaka türüne gönderme yapar. Ambalajdaki sarışın kadın görselleri bu göndermenin anlaşılmasını sağlar. Bu ifade, sarı saçla ilgili herhangi bir şaka için kullanılan tarafsız bir etiket değildir. Kalıpyargıyı tanımak hem adı açıklar hem de ifadenin neden eski ve cinsiyetçi gelebileceğini gösterir.

Alıştırma

Bir eleştirmen şöyle yazıyor: “The film repeats a tired blonde joke that stereotypes women as unintelligent.” Bu kullanım klişeyi doğru biçimde tanımlarken eleştirel bir tutum da gösteriyor mu?

  1. Evet — kalıpyargıyı tanımlıyor ve yazarın bundan açıkça uzak durduğunu gösteriyor.
  2. Hayır — blonde joke saç rengiyle ilgili her şaka için kullanılan tarafsız bir terimdir.
Cevabı göster

Evet — kalıpyargıyı tanımlıyor ve yazarın bundan açıkça uzak durduğunu gösteriyor.

I mean, I I don't know either.

2:38

Yani, ben... ben de bilmiyorum.

But what I do know is that you should subscribe to Vsauce for more LÜT Dilbilgisi

2:39

Ama kesin olarak bildiğim şu: Daha fazla LÜT için Vsauce'a abone olmalısınız.

Dilbilgisi

Karşıtlık vurgulu kesinlik kalıbı what I do know is that

what I do know is that... yapısında baştaki what yan tümcesi “kesin olarak bildiğim şey” anlamına gelir. Bu yan tümcenin tamamı is fiilinin öznesidir; that yan tümcesi ise kesin olarak bilinen bilgiyi verir. Yardımcı fiil do vurgu içindir; “yapmak” anlamına gelmez ve soru işareti görevi de görmez. Konuşmacı belirsizliğini kabul ettikten sonra bu kalıpla kesin bir sonuca geçebilir ve dikkati emin olduğu bilgiye yöneltebilir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu kesinlik kalıbıyla tamamlayın: I don't know when the train will arrive, but ____ it has already left the previous station.

Cevabı göster

what I do know is that

and as always, thanks for watching.

2:43

Ve her zamanki gibi, izlediğiniz için teşekkürler.