ABD Hava Kuvvetleri Pilot Kasklarının Her Biri Neden 400.000 Dolar Değerinde?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: F-35 kaskı kamera, veri ve kişisel optik ayarı birleştirerek yaklaşık 400.000 dolarlık fiyatını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “Long gone are the days when” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir dönemin bittiğini anlatan devrik yapıyı tanıyın ve tarihsel ya da teknik karşılaştırmada kullanın. 2. “his rear or six” — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: havacılık saat yönünde six ifadesinin pilotun arkasını anlattığını, sayı veya saat olmadığını anlayın. 3. “All that technology doesn't come cheap.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: özelliklerden yüksek maliyete geçin ve come fiilini gerçek hareket olarak yorumlamayın.
Bu derste
Long gone are the days when ace pilots took to the skies with just a pair of goggles and a leather helmet to protect from the cold. Notlar
0:01As pilotların soğuktan korunmak için sadece bir gözlük ve deri bir kaskla gökyüzüne çıktığı günler çoktan geride kaldı.
Long gone are the days when: sona ermiş bir dönem için vurgulu devrik yapı
Long gone are the days when ..., ardından anlatılan durumun normal olduğu dönemin uzun zaman önce sona erdiğini belirten vurgulu bir devrik yapıdır. Long, gone sözcüğünün anlamını güçlendirir. Normal özne olan the days, gone vurgu amacıyla başa alındığı için are fiilinden sonra gelir: Long gone + are + the days + when yan cümlesi. When yan cümlesi, günümüzle karşılaştırılan geçmiş alışkanlığı veya durumu belirtir.
Alıştırma
Vurgulu devrik kalıbı tamamlayın: ____ travelers needed paper maps for every journey.
Cevabı göster
Long gone are the days when
took to the skies: uçmaya başladı
Bu cümlede took to the skies, havaya yükselip uçtular anlamına gelir. Pilotların veya hava araçlarının uçuşa başlamasını canlı ve biraz daha edebî bir biçimde anlatır; take fiilinin taşımak anlamındaki gerçek kullanımı değildir. Kalıp take to + the skies biçimindedir. Burada to, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; the skies ise uçuş alanı olarak açık gökyüzünü çağrıştırır.
Alıştırma
“The rescue helicopters took to the skies at dawn” ne anlama gelir?
- Helikopterler şafakta yüksek bir yere taşındı.
- Helikopterler şafakta uçmaya başladı.
- Helikopterler şafakta uçmayı bıraktı.
Cevabı göster
Helikopterler şafakta uçmaya başladı.
Nowadays fighter pilots wear helmets that give them nearly god-like powers of perception from their perch high above the clouds. Deyimler
0:09Günümüzde savaş pilotları, bulutların çok üzerindeki koltuklarında onlara adeta tanrısal bir algı gücü veren kasklar takıyorlar.
Teknolojik abartı olarak nearly god-like powers of perception
Bu cümlede nearly god-like powers of perception kasıtlı bir abartıdır: kask, pilotun çevresini algılama ve yorumlama yeteneğini neredeyse insanüstü gösterir. Nearly iddiayı yumuşatırken god-like dramatik karşılaştırmayı sağlar. Bu ifade, gelişmiş sensör ve ekran özelliklerini bir süper güç gibi sunar. Teknoloji anlatımında bu tür bir metafor güçlü bir etki yaratır; pilotun doğaüstü güçleri olduğuna dair gerçek bir iddia olarak anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede nearly god-like powers of perception ne anlatıyor?
- Kaskın pilotun duyularını engellediğine dair bir şikâyet
- Kaskın pilotun algılayabildiklerini büyük ölçüde artırdığını anlatan dramatik ve gerçek anlamda kullanılmayan bir iddia
- Pilotun yalnızca bulutların üzerindeki nesneleri görebildiğini belirten bir ifade
- Kaskın pilotu doğaüstü bir varlığa dönüştürdüğünü söyleyen gerçek anlamlı bir iddia
Cevabı göster
Kaskın pilotun algılayabildiklerini büyük ölçüde artırdığını anlatan dramatik ve gerçek anlamda kullanılmayan bir iddia
But what kind of technology is a fighter pilot's helmet packing? Anlatım akışı
0:16Peki bir savaş pilotunun kaskında ne tür bir teknoloji var?
Merak uyandıran bir geçiş olarak But what kind of technology is ... packing?
Baştaki But, geniş ve dramatik iddiadan uzaklaşıp izleyicinin artık beklediği açıklamaya yönelir. Bu retorik soru bir sonraki konuyu, yani kaskın içindeki teknolojiyi belirtir ve ayrıntılar sunulmadan önce merak uyandırır. Burada packing, bir şeyi ekipmanının parçası olarak bulundurmak veya içermek anlamında gayriresmî biçimde kullanılır. Kaska bu etkin fiilin verilmesi, geçişi What technology does the helmet contain? gibi tarafsız bir sorudan daha canlı hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle packing sözcüğünü bir cihazın içindeki teknolojiye geçiş yapan gayriresmî ve merak uyandırıcı bir ifade olarak en doğal biçimde kullanıyor?
- The drone’s manual lists the battery specifications.
- But what kind of technology is the drone packing?
- Could you pack the drone securely for shipping?
- What kind of box is the drone packed in?
Cevabı göster
But what kind of technology is the drone packing?
And is it really worth the $400,000 price tag revealed for the F-35's helmet? Kalıp ifadeler
0:19Ve F-35'in kaskı için açıklanan 400.000 dolarlık fiyata gerçekten değer mi?
worth the $400,000 price tag: değerin maliyeti karşılayıp karşılamadığını değerlendirmek
worth + isim öbeği, değer, kalite veya faydanın belirtilen fiyatı, maliyeti, zamanı ya da çabayı haklı çıkaracak kadar yeterli olduğunu belirtir. worth the $400,000 price tag ifadesinde isim öbeği doğrudan worth sözcüğünden sonra gelir; of kullanılmaz. Soru, kaskın 400.000 dolarlık maliyeti haklı çıkaracak kadar değer sunup sunmadığını soruyor. Price tag yalnızca fiziksel bir etiketi değil, belirtilen fiyatı veya daha geniş anlamda maliyeti de anlatabilir; kesin tutar masrafı ön plana çıkarır.
Alıştırma
Faydaların belirtilen maliyeti haklı çıkardığını anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The camera is expensive, but the image quality may make it ____.
Cevabı göster
worth the price tag
Hello and welcome to another episode of the Infographics Show.
0:25Merhaba ve Infographics Show'un bir başka bölümüne hoş geldiniz.
Today we're taking a look at what's inside a fighter pilot's helmet. Kalıp ifadeler
0:29Bugün bir savaş pilotunun kaskının içinde neler olduğuna bakıyoruz.
taking a look at: dikkati bir konuya yöneltmek
take a look at + isim öbeği, ardından gelen şeyi incelemek, görmek veya değerlendirmek anlamına gelir. At, dikkatin yöneltildiği nesneyi tanıtır; bu nedenle take burada gerçek anlamıyla kullanılmaz. we're taking a look at... yapısında şimdiki zaman, o anda incelenmekte olan konuyu duyurur. Bu nedenle ifade bir videoyu, sunumu, gösterimi veya tartışmayı başlatmanın doğal bir yoludur.
Alıştırma
Ricayı dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before the meeting, please ____ the updated chart.
Cevabı göster
take a look at
At a 2015 press briefing, Air Force Chief of Staff General Mark A. Welsh III remarked,
0:322015 yılındaki bir basın toplantısında, Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral Mark A. Welsh III şöyle demişti:
come up with: yeni bir kelime bulmak
Bu cümlede come up with, “düşünüp oluşturmak” anlamına gelir: konuşanların yeni bir kelime icat etmesi veya önermesi gerekir. with'ten sonraki nesne ortaya çıkarılan şeydir; burada bu, a new word ifadesidir. Come up with ifadesini tek bir öbek fiil olarak düşünün. Genellikle yeni bir fikir, cevap, plan, ad veya çözüm sunar; fiziksel olarak yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “düşünüp oluşturmak” anlamına gelen üç kelimelik öbek fiille tamamlayın: We need to ____ a better name for this device.
Cevabı göster
come up with
modern helmets are indispensable to battlefield success.
0:52modern kaskların savaş alanındaki başarı adına vazgeçilmez olduğu bir gerçektir.
Helmets don't just protect the head from accidentally slamming into the cockpit during high-speed maneuvers.
0:55Kasklar sadece yüksek hızlı manevralar sırasında başın kazara kokpite çarpmasını engellemekle kalmaz.
Modern helmets provide a host of targeting data and sensors that help keep the pilots in complete awareness of his part of the sky. Kalıp ifadeler
1:01Modern kasklar, pilotun gökyüzündeki kendi bölgesine dair tam bir farkındalık içinde kalmasını sağlayan çok sayıda hedefleme verisi ve sensör sunar.
a host of: çok sayıda veya çok çeşitli şey
Burada a host of, “çok sayıda” veya “birçok” anlamına gelir. Hedefleme verilerini ve sensörleri, modern kaskların sağladığı geniş bir kaynak grubu olarak sunar. a host of + isim yapısında host, bir miktar ifadesinin parçasıdır; “program sunan kişi” veya “hizmet sağlayan bilgisayar” anlamına gelmez. Bu ifade, açıklayıcı bir cümleye genellikle biraz resmî ve bolluğu vurgulayan bir ton verir.
Alıştırma
Cümleyi “host” içeren üç kelimelik miktar ifadesiyle tamamlayın: The new safety system checks for ____ possible hazards.
Cevabı göster
a host of
But what exactly are these high-tech cranium holsters really packing? Deyimler
1:08Peki bu yüksek teknolojili kafatası kılıflarında tam olarak ne var?
Kasklara verilen mizahi bir ad olarak high-tech cranium holsters
high-tech cranium holsters ifadesi, helmets yerine kasıtlı olarak saçma bir ad kullanır. Cranium, kafatası için kullanılan resmî bir sözcüktür; holster ise tabancaya göre şekillendirilmiş bir kılıftır. Bu ikisi birleşince kask, başın çevresine takılan bir donanım parçası gibi anlatılır. Anlatıcı, kaskların gerçekte ne yapabildiğini sormadan önce mizah ve biraz şakacı, kuşkucu bir ton katmak için bu gereğinden fazla karmaşık etiketi kullanır. İfade gerçek bir donanım sınıfının adı değil, yaratıcı bir yeniden adlandırmadır.
Alıştırma
Bu cümlede high-tech cranium holsters ne anlama geliyor?
- Şakacı ve saçma bir benzetmeyle anlatılan gelişmiş pilot kaskları
- Tıbbi kafatası modellerini taşımak için tasarlanmış koruyucu kutular
- Tanınmış bir havacılık donanımı sınıfının resmî adı
- Pilotların kafataslarına ameliyatla takılmış tabanca kılıfları
Cevabı göster
Şakacı ve saçma bir benzetmeyle anlatılan gelişmiş pilot kaskları
An F-35 pilot's helmet gives its wearer X-ray vision, Deyimler
1:12Bir F-35 pilotunun kaskı, takan kişiye X-ışını görüşü sağlayarak
Kamera destekli görüşün mecazı olarak X-ray vision
X-ray vision, katı nesnelerin arkasını görmeyi sağlayan kurgusal bir güce ilişkin tanıdık imgeyi kullanır. Burada bu imge, teknik bir etkiyi kısaca anlatır: Uçaktaki kameralardan gelen görüntüler, pilotun normalde uçak gövdesi tarafından kapatılacak alanları görmesini sağlar. Bu ifade mecazidir; kaskın tıbbi X ışınları yaydığı veya istenen her şeyin arkasını görebildiği iddiası değildir. Teknoloji haberlerinde bu mecazla karşılaşıldığında, şeffaflık etkisini oluşturan gerçek sensör veya veri sistemi araştırılmalıdır.
Alıştırma
Kaskın onu takan kişiye X-ray vision sağladığı iddiası burada ne anlama geliyor?
- Pilotun uçak gövdesinin ötesindeki alanı görebilmesi için dış kamera görüntülerini birleştirir.
- Pilotun kamera olmadan her tür malzemenin arkasını görmesini sağlar.
- Yalnızca pilotun gözlerini parlak ışıktan korur.
- Pilotun kemiklerini göstermek için tıbbi X ışınları kullanır.
Cevabı göster
Pilotun uçak gövdesinin ötesindeki alanı görebilmesi için dış kamera görüntülerini birleştirir.
giving him or her access to six cameras embedded into the skin of the airplane
1:16uçağın gövdesine yerleştirilmiş altı kameraya erişim imkanı verir;
to allow the pilot to see straight through the aircraft below them.
1:26böylece pilot doğrudan uçağın içinden aşağısını görebilir.
Dijital görüntüleri birleştiren “stitched together”
Bu cümlede stitched together, birden fazla görüntünün dijital olarak birleştirilip tek ve kesintisiz bir görünüm oluşturması anlamına gelir. Uçağın çevresindeki kameralardan gelen görüntüler gerçek zamanlı olarak hizalanıp kaynaştırılır; böylece pilot ayrı görüntüler yerine birleşik bir görüntü görür. Stitch together kalıbı, dikiş dikmeyi mecaz olarak kullanır: ayrı parçalar bir bütün oluşturacak şekilde birbirine bağlanır. Video parçalarını, verileri, kanıtları veya bir hikâyenin bölümlerini birleştirmek için de kullanılabilir ve çoğu zaman parçaların nasıl bağlandığını vurgular.
Alıştırma
Hedef öbeksi fiili doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The mapping app ____ images from several satellites to create one continuous view.
Cevabı göster
stitches together
but probably a little nerve-wracking the first time you're using it,
1:32ancak ilk kullandığınızda muhtemelen biraz sinir bozucu olabilir,
since you must feel like you're flying through the air in nothing at all.
1:35çünkü havada tamamen bir hiçliğin içinde uçtuğunuzu hissedersiniz.
Though some detractors have stated that they could get the same picture
1:38Bazı eleştirmenler, sadece uçaklarını yatırıp
by simply banking their planes and looking at the cockpit windows, Kelime
1:41kokpit pencerelerinden bakarak aynı görüntüyü elde edebileceklerini söyleseler de,
Havacılıkta “banking their planes”
Burada banking their planes, uçağı burundan kuyruğa uzanan ekseni etrafında yana yatırmak anlamına gelir. Genellikle bir kanat aşağı inerken diğeri yükselir. Karşı çıkanlar, pilotların uçaklarını bu yatış konumuna getirerek istenen görüş açısını oluşturabileceğini söylüyor. Havacılıkta bank geçişli bir fiil olabilir: pilot bank an aircraft diyerek uçağı yatırabilir veya uçak bank left ya da bank right yapabilir. Sözcük uçağın yana yatışını anlatır; para ile ilgili bank anlamını veya herhangi bir yön değişikliğini ifade etmez.
Alıştırma
Uçağı yana yatırmak anlamındaki havacılık fiilini kullanın: To enter the left-hand turn, the pilot ____ the plane to the left.
Cevabı göster
banks
it's important to note that with a stealth aircraft, Anlatım akışı
1:45hayalet bir uçak söz konusu olduğunda,
changing your airplane's orientation versus incoming radar waves
1:48gelen radar dalgalarına karşı uçağın yönünü değiştirmenin
might actually create a larger return and give you away. Öbek fiiller
1:51aslında daha büyük bir yansıma oluşturup yerinizi belli edebileceğini unutmamak gerekir.
Önemli bilgiyi işaretleyen it's important to note that
“it’s important to note that” kalıbı, dinleyicinin ardından gelen cümleciğe özellikle dikkat etmesi gerektiğini belirtir. Burada önemli bir sınırlama getirir: Hayalet uçağın yönünü değiştirmek, radarın uçağı daha kolay tespit etmesine yol açabilir. “It’s important to note that + cümlecik” yapısını, özellikle biraz önce söylenenleri sınırlayan, düzelten veya karmaşıklaştıran ve sonucu etkileyen bir gerçeği sunmak için kullanın. Bu yapı yalnızca duraksamayı doldurmaz; düşünce akışını düzenler.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste önemli bir sınırlamayı belirten ifadeyle tamamlayın: “____ the lower price does not include maintenance.”
Cevabı göster
It's important to note that
Give you away: varlığınızı ele vermek
Bu cümlede “give you away”, radarın sizi tespit edebilmesine yol açacak şekilde konumunuzu veya varlığınızı ele vermek anlamındadır. Daha büyük radar yansıması, uçağın yerini açığa çıkaran ipucudur. “give + someone + away” yapısında özne çoğu zaman saklanan veya bir şeyi gizleyen kişiyi istemeden açığa çıkaran bir ses, hareket, ayrıntı ya da sinyaldir. Buradaki give, hediye vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Uyarıyı bu dersteki öbek fiil yapısıyla tamamlayın: “We are hiding in the dark. Turn off your phone screen, or the light might ____.”
Cevabı göster
give us away
the feed is overlaid with important flight path information Kalıp ifadeler
1:55görüntünün üzerine önemli uçuş yolu bilgileri yerleştirilir
and pops up, giving info on ground targets below or ahead.
1:59ve aşağıda veya ilerideki yer hedefleri hakkında bilgiler beliren pencerelerle gösterilir.
Be overlaid with: eklenen görsel katman
Edilgen be overlaid with + içerik yapısında, içerik mevcut bir görüntünün üzerinde ek bir katman olarak gösterilir. Asıl görüntü değiştirilmez ve görünür kalır. Burada uçuş rotası ve hedef bilgileri kamera görüntüsüne ekleniyor. Bu yapı haritalar, videolar, gösterge panelleri ve artırılmış gerçeklik ekranları için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “ek bir görsel katman olarak gösterilmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The street map is ____ live traffic data.
Cevabı göster
overlaid with
It's sort of like flying Wonder Woman's invisible plane, Anlatım akışı
2:02Sanki Wonder Woman'ın görünmez uçağını uçurmak gibi bir şey,
It's sort of like ...: yumuşatılmış bir benzetme
“It's sort of like ...” yaklaşık bir benzetme sunar. Konuşmacının tanıdık bir görüntü aracılığıyla yabancı bir deneyimi açıklamasını sağlarken karşılaştırmanın yalnızca bir bölümünün uyuştuğunu belirtir. Burada Wonder Woman'ın görünmez uçağı, uçağın içinden dışarı bakıyormuş gibi hissedilen görsel deneyimi canlandırmak için kullanılan kurgusal bir göndermedir. İfade, F-35'in gerçekten görünmez olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bir bulut klasörünü dosya dolabıyla bire bir değil, yaklaşık olarak karşılaştırıp açıklamak istiyorsunuz. Karşılaştırmanın sınırlı olduğunu en iyi hangi cümle gösterir?
- It's exactly the same as a filing cabinet you can open from anywhere.
- It's sort of like a filing cabinet you can open from anywhere.
- It's nothing like a filing cabinet you can open from anywhere.
Cevabı göster
It's sort of like a filing cabinet you can open from anywhere.
The helmet gives its wearer this ultimate X-ray vision
2:07Kask, takan kişiye bu nihai X-ışını görüşünü,
by tracking the pilot's head relative to a magnetic field transmitted from the seat. Kalıp ifadeler
2:10koltuktan iletilen bir manyetik alana göre pilotun başını takip ederek sağlar.
mekânsal referans olarak relative to
Burada relative to, pilotun başının yerini belirlemek için kullanılan referans noktasını gösterir. Sistem, başın nerede olduğunu belirlemek için başın konumunu ve yönünü koltuktan iletilen manyetik alanla karşılaştırır. Teknik açıklamalarda X relative to Y, X'in Y referans alınarak ölçüldüğü, konumlandırıldığı veya açıklandığı anlamına gelir. Burada yalnızca Y hakkında demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümle relative to ifadesini fiziksel bir referans sistemi kurmak için kullanıyor?
- The engineer read an article related to battery safety.
- The technician spoke about the new sensor.
- The robot reports its position relative to the charging dock.
Cevabı göster
The robot reports its position relative to the charging dock.
ek sonuç yan cümleciği olarak instantly updating the video feeds
Cümle sonundaki -ing yan cümleciği instantly updating the video feeds, kaskın algılama işlemlerinin hemen ortaya çıkan sonucunu ekler: sistem yeni konumu ve yönelimi belirler belirlemez video akışları güncellenir. Updating çekimsiz bir biçimdir; detects ve senses ile paralel üçüncü bir çekimli fiil değildir. Anlamca öznesi yakındaki positions and orientation isimleri değil, kask veya sistemdir. Özenli yazıda instantly önüne virgül koymak bu ek bilgi ilişkisini genellikle daha açık hâle getirir.
Alıştırma
Örnekte instantly updating the video feeds ifadesinin dil bilgisel görevi nedir?
- Konumların ve yönelimin video akışlarını kendiliğinden güncellediğini söyler.
- Video akışlarını güncellemek için ayrı bir komut verir.
- Kaskın algılama işlemlerinin hemen ortaya çıkan sonucunu ekler.
Cevabı göster
Kaskın algılama işlemlerinin hemen ortaya çıkan sonucunu ekler.
While early versions of this system caused some lag, Dilbilgisi
2:22Bu sistemin ilk sürümlerinde biraz gecikme yaşansa da,
new iterations are lag-free and pilots seem to be loving it.
2:26yeni versiyonları tamamen gecikmesiz ve pilotlar bunu çok seviyor gibi görünüyor.
While early versions ..., new iterations ...: sürümler arasında karşıtlık
Burada while iki olgu arasında karşıtlık kurar: ilk sürümler gecikmeye yol açıyordu, ancak yeni sürümler açmıyor. İki durumun aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Bu karşıtlık kalıbı, zaman içindeki değişimi düzenli biçimde sunar: while + önceki durum, yeni durum. İkinci yan cümle iyileşmeyi gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede while nasıl bir ilişki ifade ediyor?
- Pilotlar sistemi yalnızca gecikme sırasında kullandı.
- İki sürüm de aynı anda gecikmeye yol açtı.
- Yeni sistem, önceki sistemle karşılaştırılıyor.
Cevabı göster
Yeni sistem, önceki sistemle karşılaştırılıyor.
Helmets also provide vital targeting data to a pilot,
2:30Kasklar, geçmişte kokpitin ön tarafına sabitlenmiş
whereas pilots used to rely on heads-up displays Dilbilgisi
2:33baş üstü göstergelere güvenen pilotlara,
that were fixed at the front of the cockpit.
2:35aynı zamanda hayati hedefleme verileri de sağlıyor.
used to rely on: değişmiş bir geçmiş durumu
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya devam eden ancak artık geçerli olmayan bir durumu anlatır. Used to rely on ifadesinde rely, used to sonrasında yalın hâlde kalır; on ise neye güvenildiğini belirtir. Burada ifade, sabit göstergelere güvenmeyi eski yöntem olarak sunar ve yeni sistemle karşıtlık kurar.
Alıştırma
Cümleyi used to ve rely on ile tamamlayın: Before digital navigation, many pilots ____ paper charts.
Cevabı göster
used to rely on
New helmets project that data directly onto the helmet itself,
2:37Yeni kasklar, bu verileri doğrudan kaskın üzerine yansıttığı için,
so a pilot could be looking anywhere and still have access to vital targeting data. Kalıp ifadeler
2:41pilot nereye bakarsa baksın hayati hedefleme verilerine ulaşabiliyor.
have access to: bir şeyi kullanabilmek veya görebilmek
have access to yapısında access bir isimdir ve to, erişilebilen şeyi belirtir. Yapının tamamı 'bir şeyi kullanabilmek, görebilmek, elde edebilmek, bir yere girebilmek veya bunlara izinli olmak' anlamına gelir. Bu cümlede pilot, nereye bakarsa baksın hedefleme verilerini alabilir. Bu yapı, bir şeye fiziksel olarak uzanma eylemine değil, o şeyin kullanılabilir olmasına odaklanır.
Alıştırma
'Görebilmek veya kullanabilmek' anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: All employees ____ the safety manual online.
Cevabı göster
have access to
providing info on target identity and distance.
2:50hedefin kimliği ve mesafesi hakkında bilgi sağlar.
even advises on which weapon currently equipped to use.
2:54mevcut donanımlı silahlardan hangisinin kullanılması gerektiği konusunda bile tavsiyede bulunur.
track, target, and engage: üç aşamalı operasyon sırası
Track, target ve engage, allows a pilot to ifadesinden sonra paralel biçimde gelen üç fiildir. Birlikte operasyonel bir sıra oluştururlar: track nesnenin konumunu izlemeyi sürdürmek, target onu eylem için seçmek veya belirlemek, engage ise çoğunlukla saldırarak ona karşı harekete geçmek anlamına gelir. target an enemy target ifadesinde ilk target fiil, ikinci target ise isimdir. Aynı yazımın tekrarlanması dilbilgisel olarak doğrudur çünkü iki sözcük cümlede farklı görevler üstlenir.
Alıştırma
Ekip seçilen nesneye karşı harekete geçmeye başladığında cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? After confirming the location, they will ___ the target.
- track
- target
- engage
Cevabı göster
engage
to make sure he or she isn't being targeted themselves.
3:03arkasını veya saat altı yönünü taramasına olanak tanır.
his rear or six: birinin tam arkasındaki saat altı yönü
Bu cümlede his rear or six, pilotun tam arkasındaki bölgeyi belirtir. Six, the six o'clock position ifadesinin kısaltılmış biçimidir: merkezi kişi ya da uçak olan hayali bir saat kadranı düşünün; saat on iki tam önü, saat altı ise tam arkayı gösterir. Bu, nesne sayısı veya gün içindeki bir saat değil, göreli bir yöndür. Referans noktası kişi ya da araçla birlikte hareket eder ve hangi yöne baktıklarına bağlıdır.
Alıştırma
Cümlede his rear or six neyi ifade ediyor?
- Altı düşman uçağı
- Saat 6:00
- Pilotun sağ tarafı
- Pilotun tam arkasındaki bölge
Cevabı göster
Pilotun tam arkasındaki bölge
A huge jump in capabilities from the days Kalıp ifadeler
3:06Bu, pilotların bir düşmana nasıl saldıracaklarını anlamak için
when pilots were locked staring straight ahead
3:08dümdüz ileri bakmaya mahkum oldukları günlere kıyasla
A huge jump in capabilities: yeteneklerde dev bir sıçrama
A huge jump in capabilities, bir kişinin, ürünün veya sistemin yapabildiği şeylerde çok büyük bir gelişme anlamına gelir. Jump burada mecazidir; değişimi fiziksel bir sıçrama olarak değil, hızlı veya önemli bir ilerleme olarak sunar. Kalıp, a jump in + artan nitelik ya da ölçüm şeklindedir; capability, speed, accuracy veya performance buna örnek olabilir. Huge güçlü bir vurgu ekler ve yeni durumun önceki durumdan çok ileride olduğunu belirtir.
Alıştırma
Yeni sistemin yapabildiklerinde büyük bir gelişme anlamına gelen, dersteki beş sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The upgrade marks ____.
Cevabı göster
a huge jump in capabilities
Flight helmets such as the F-35's also offers night vision
3:12F-35'inki gibi uçuş kaskları, doğrudan kaskın içine
don night vision goggles: “takmak” anlamındaki resmî kullanım
Burada don, “giymek” veya “vücuda takmak” anlamına gelir. Nesnesi olan night vision goggles pilotun taktığı bir ekipmandır; bu yüzden don night vision goggles, gece görüş gözlüğünü takmak demektir. Don geçişli bir fiildir; giysi veya ekipman, don a helmet ya da don protective gear örneklerinde olduğu gibi fiilden hemen sonra gelir.
Alıştırma
Güvenlik talimatını “giymek veya takmak” anlamındaki resmî fiille tamamlayın: Before entering the clean room, ____ your protective goggles.
Cevabı göster
don
there's nowhere to hide from an F-35 pilot. Deyimler
3:28bir F-35 pilotundan saklanacak hiçbir yer kalmaz.
By switching between: yöntemi gösterme
by + -ing yapısı, ana sonuca götüren yöntemi belirtir. Burada By switching ... farklı görüş modlarını kullanmanın daha sonra anlatılan avantajı oluşturduğu anlamına gelir. Bu yapıda by bir son tarih belirtmez. Switch between seçenekleri tanıtır. Ardından iki veya daha fazla seçenek gelebilir; burada seçenekler regular vision, night vision ve thermal tracking ifadeleridir.
Alıştırma
Hangi cümle mod değiştirmenin arızayı bulmak için kullanılan yöntem olduğunu söyler?
- While switching between the modes, you can find the fault.
- By switching between the modes, you can find the fault.
- You can find the fault before switching between the modes.
Cevabı göster
By switching between the modes, you can find the fault.
there's nowhere to hide: saklanacak yer yok
Bu cümlede there's nowhere to hide, uçağın sensörlerinin hedefe tespit edilmekten kaçınabileceği neredeyse hiçbir pratik yol bırakmadığı anlamına gelir. Buradaki hide, yalnızca bir nesnenin arkasına geçmek değil, görülmekten veya izlenmekten kaçınmaktır. there is nowhere to + verb kalıbı, there's nowhere to run veya nowhere to turn örneklerinde olduğu gibi, bir eylem için uygun yer ya da fırsat olmadığını ifade eder. Burada retorik bir vurgu vardır; her koşulda tespitin mümkün olduğuna dair harfî bir garanti değildir.
Alıştırma
Cümleyi ‘tespitten kaçınılabilecek hiçbir yer yok’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: With cameras covering every exit, the intruder has ____.
Cevabı göster
nowhere to hide
Modern flight helmets also offer picture-in-picture capabilities,
3:30Modern uçuş kaskları ayrıca resim içinde resim özellikleriyle,
letting pilots create small pop-up windows
3:34pilotların menzil içindeki başka bir savaş uçağından
which display in real time video feed from another fighter in range Kalıp ifadeler
3:37ya da bir düşmanın üzerinde gizlice dolanan dost bir İHA'dan gelen
display in real time: in real time ile real-time arasındaki fark
display in real time ifadesinde display göstermek, in real time ise videonun ne kadar hızlı gösterildiğini belirtir: görüntü, olaylar gerçekleşirken çok az ya da fark edilemeyecek kadar kısa bir gecikmeyle görünür. Bu ifade önceden kaydedilmiş görüntü, gecikmeli oynatma ve toplu işlemeyle karşıtlık oluşturur. Yalnızca bir şeyin gerçek bir saat vaktinde gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi ‘olaylar gerçekleşirken’ anlamındaki üç kelimelik zarf öbeğiyle tamamlayın: The control room receives the sensor data ____.
Cevabı göster
in real time
or perhaps from a friendly UAV secretly loitering above an enemy. Kelime
3:41gerçek zamanlı video akışını gösteren küçük açılır pencereler yaratmalarına olanak tanır.
Loitering above: bir alanın üzerinde uzun süre kalmak
Bu İHA bağlamında loitering above, belirli bir alanın üzerinde veya yakınında uzun süre kalmak, çoğunlukla alanı gözlemek ya da bir görev beklemek anlamına gelir. Hava aracı hareketsiz durmak yerine daireler çizerek uçabilir. Burada bir insanın amaçsızca oyalanması şeklindeki günlük anlam öne çıkmaz. Özne bir hava aracı olduğunda loiter, seçilmiş bir hava sahasında uzun süre varlık göstermeyi anlatır.
Alıştırma
Bir gözetleme İHA'sıyla ilgili haberde loitering above the border büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bölgeden olabildiğince hızlı geçmek
- Sınıra kısa süreliğine iniş yapmak
- Sınır bölgesinin üzerinde uzun süre kalmak
- Planlanmış bir görev olmadan uçmak
Cevabı göster
Sınır bölgesinin üzerinde uzun süre kalmak
With a target represented by a symbol in the fighter pilot's helmet,
3:45Savaş pilotunun kaskında bir sembolle temsil edilen hedefe
all they have to do is physically look at the target symbol Dilbilgisi
3:49pilotların tek yapması gereken fiziksel olarak bakmaktır
and a miniature video feed of the target will pop up for them,
3:51ve hedefin minyatür bir video akışı onlara görünür,
All they have to do is + fiilin yalın hâli
all + özne + have/has to do + is + fiilin yalın hâli yapısı, bir sonuca ulaşmak için gereken tek şeyin bir eylem olduğunu anlatır. Bu cümlede eylem look fiilidir: hedef simgesine bakmak, video görüntüsünün açılması için yeterlidir. All, herkes anlamına değil, gerekli eylemlerin tamamına gönderme yapar. Özne üçüncü tekil şahıssa have yerine has kullanılır: All she has to do is look.
Alıştırma
Yeşil düğmeye basmanın gereken tek eylem olduğunu anlatan tam yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ press the green button.
Cevabı göster
All you have to do is
helping pilots decide whether to engage their target or not. Dilbilgisi
3:55bu da pilotların hedeflerine saldırıp saldırmamaya karar vermelerine yardımcı olur.
whether to ... or not: bir şeyi yapıp yapmamaya karar vermek
whether to + fiilin yalın hâli + or not, bir eylemi yapma ile yapmama arasındaki seçimi açıkça ortaya koyar. Bu cümlede pilotlar hedefle çatışmaya girme veya girmeme arasında karar veriyor. Eylemin kendisi karar konusu olduğunda bu yapı decide, consider veya determine gibi fiillerden sonra kullanılır. Or not iki seçeneği de açıkça belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümledeki seçim yapısını tamamlayın: The safety team must decide ____ delay the launch or not.
Cevabı göster
whether to
But vision is only part of what a helmet does.
3:58Ancak görüş, kaskın yaptıklarının sadece bir parçasıdır.
all but bulletproof: neredeyse kurşun geçirmez
all but bulletproof ifadesinde all but, almost yani “neredeyse” anlamına gelir. Modern uçuş kaskları kurşun geçirmez olmaya çok yakın biçimde tanımlanır, ancak tam koruma sağladıkları iddia edilmez. Bir sıfatın veya geçmiş zaman ortacının önünde all but, bir özellik ya da duruma neredeyse ulaşıldığını anlatır. Önemli bir pay bırakır: ardından gelen tanımın tamamen doğru olduğu söylenmez.
Alıştırma
Bu cümlede all but inaccessible ne anlama gelir? After the landslide, the mountain road was all but inaccessible.
- Bir bölümü dışında her yere erişilemiyordu.
- Erişmek neredeyse imkânsızdı.
- Erişmek kolaydı.
Cevabı göster
Erişmek neredeyse imkânsızdı.
To protect their hearing and to help them focus better, Dilbilgisi
4:10İşitmelerini korumak ve daha iyi odaklanmalarına yardımcı olmak için,
they also offer active noise reduction that silences ambient din.
4:13çevredeki gürültüyü susturan aktif gürültü azaltma özelliği de sunarlar.
Paralel amaçlar: To protect ... and to help ...
To protect their hearing and to help them focus better, “Hangi amaçlarla?” sorusunu yanıtlar. Her iki to-infinitive öbeği de ana cümleyi niteler: teknoloji, bu iki amaç için aktif gürültü azaltma özelliği sunar. Bunlar ana eylemden önce gerçekleşen iki eylemi anlatmaz. Burada their ve them pilotlara, ana cümledeki they ise kasklara gönderme yapar. to sözcüğünün tekrarlanması iki paralel amacı açıkça gösterir: to protect ... and to help .... Her amaç öbeği birkaç sözcükten oluştuğunda bu tekrar özellikle yararlıdır, çünkü cümlenin yapısını takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
İki amacı açıkça paralel hâle getirmek için mastar işaretini tekrarlayarak cümleyi tamamlayın: To reduce glare and ____ improve visibility, the screen uses a matte coating.
Cevabı göster
to
an audio ping from that earpiece will let them know.
4:24o kulaklıktan gelen bir sesli uyarı bunu onlara bildirecektir.
Doesn't come cheap deyimi
All that technology doesn't come cheap cümlesinde come cheap, “düşük maliyetle elde edilebilir olmak” anlamına gelir. Olumsuz kullanılması, teknolojinin pahalı olduğunu veya önemli bir yatırım gerektirdiğini belirtir; come burada hareket bildirmez. Bu ifade ayrıca yararları anlatmaktan onların fiyatını veya daha geniş anlamdaki maliyetini kabul etmeye geçiş sağlar. Bağlama göre bu maliyet para, zaman, emek, fedakârlık veya kaynak olabilir.
Alıştırma
Yüksek kaliteli güvenliğin önemli bir yatırım gerektirdiğini anlatan deyimi tamamlayın: Strong cybersecurity ____.
Cevabı göster
doesn't come cheap
an F-35 helmet costs approximately $400,000 apiece Kelime
4:30bir F-35 kaskının tanesi yaklaşık 400.000 dolara mal oluyor
apiece: her bir ürünün fiyatı
Bu cümlede apiece fiyatın ardından gelir ve “her biri için” anlamına gelir. Dolayısıyla 400.000 dolar, birkaç kaskın toplam fiyatı değil, tek bir F-35 kaskının birim fiyatıdır. Apiece, ardından geldiği miktarı tek tek dağıtan bir zarftır: "$20 apiece" veya "two tickets apiece" örneklerinde olduğu gibi normalde para ya da miktardan sonra kullanılır. Neyin bir birim sayıldığını önceki isim veya bağlam gösterir.
Alıştırma
25 doların her filtrenin ayrı fiyatı olduğunu gösteren ifadeyi seçin: The four replacement filters cost $25 ___.
- apiece
- a piece of
- in one piece
Cevabı göster
apiece
and includes a lengthy fitting process
4:34ve her kaskın bireysel pilotlar için özel olarak üretilmesini sağlayan
that makes each helmet specifically built for individual pilots.
4:36uzun bir uyum sürecini içeriyor.
A 3D scan of the pilot's head is entered into a database
4:39Pilotun başının 3 boyutlu taraması bir veritabanına girilir
that drives milling machines to cut the foam liner by laser.
4:45lazer yardımıyla köpük astarı kesen freze makinelerini yönlendiren bir yazılım tasarlar.
from which: edatın başa alındığı ilgi yan cümlesi
From which, a database ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesini başlatır. Which veri tabanına gönderme yapar; from ise bu veri tabanını teknisyenlerin yazılımı tasarlarken kullandığı bilgilerin kaynağı olarak gösterir. Which, pilot's head ifadesine gönderme yapmaz. Bu, “edat + which” kalıbıdır. Edatı öne almak bağlantıyı kısa ve resmî hâle getirir: isim + from which + özne + fiil. Daha az resmî bir biçimde edat sonda bırakılabilir: a database which technicians design software from.
Alıştırma
Arşivi kaynak olarak gösteren iki sözcüklü ilgi ifadesiyle resmî cümleyi tamamlayın: The archive is the source ____ the researchers obtained the records.
Cevabı göster
from which
A pilot then has their eyes measured with a pupilometer
4:48Ardından, optik paketi her bir gözbebeğinin merkezine
to align the optics package to within just 2 mm Kalıp ifadeler
4:52sadece 2 mm mesafe içinde hizalamak için
to within just 2 mm: azami toleransı belirtme
To within just 2 mm, izin verilen azami hatayı belirtir. Optik sistem her göz bebeğinin merkezinden en fazla 2 mm uzakta olmalıdır; daha yakın da olabilir. Bu ifade, sistemin tam olarak 2 mm uzaktaki bir noktaya yerleştirildiği anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, ayarlama veya ölçme fiili + to within + tolerans (+ of + referans noktası) şeklindedir. Just, izin verilen toleransın çok küçük olduğunu vurgular.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dersteki üç kelimelik hassasiyet ifadesiyle tamamlayın: The technician adjusted the sensor ____ 1 mm of the reference mark.
Cevabı göster
to within just
which in turn helps reduce eye strain and fatigue. Anlatım akışı
5:01ki bu da göz yorgunluğunu azaltmaya yardımcı olur.
in turn helps: neden-sonuç zincirindeki sonraki bağlantıyı gösterme
Bu cümlede in turn, neden-sonuç zincirini düzenler. Önce görüntüler pilotun doğal görüş alanında birleşir; bu sonuç da daha sonra göz yorgunluğunu ve bitkinliği azaltmaya yardımcı olur. Which in turn helps, bunun bir sonraki sonuç olarak yardımcı olduğu anlamına gelir. Burada in turn, insanların veya nesnelerin sırayla hareket ettiği anlamına gelmez. A → B → C açıklamasındaki ikinci bağlantıyı gösterir ve doğrudan sonucu, bu sonucun yol açtığı daha sonraki etkiden ayırır.
Alıştırma
Neden-sonuç zincirini üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: Clear labels prevent mistakes, which ____ new staff work faster.
Cevabı göster
in turn helps
Pilots then must return for a final fitting of the liner
5:04Pilotlar daha sonra astarın son provası için geri dönmelidir,
so that the vision and its display feeds are adjusted
5:07böylece görüş ve ekran akışları ayarlanarak
to ensure only a single fused image appears.
5:10yalnızca tek bir kaynaşmış görüntünün ortaya çıkması sağlanır.
hizalanmamış video akışlarından kaynaklanan double or triple vision
Bu cümlede double or triple vision, tek olması gereken bir görüntüyü üst üste binmiş iki veya üç görüntü olarak algılamak demektir. Buradaki etki, birbiriyle örtüşmeyen video akışlarından kaynaklanır; dolayısıyla pilotta mutlaka tıbbi bir sorun olduğunu değil, görüntüleme sisteminin oluşturduğu bir görsel deneyimi anlatır. double/triple + vision kalıbı görsel görüntülerin çoğalmasını ifade eder; görme gücünün iki ya da üç katına çıkması anlamına gelmez. Misaligned, video feeds ifadesini niteler: akışların uzamsal konumları birbiriyle hizalı değildir.
Alıştırma
Cümlede double or triple vision ne anlama geliyor?
- Görme gücünün iki veya üç katına çıkması
- Asıl görüntünün iki veya üç kopyasını görmek
- Gelecek için iki veya üç farklı plana sahip olmak
Cevabı göster
Asıl görüntünün iki veya üç kopyasını görmek
Technicians then spend 2 days to shape the helmet liner
5:17Daha sonra teknisyenler kask astarını şekillendirmek için 2 gün harcarlar,
to ensure the optical sensors are perfectly aligned
5:23optik sensörlerin mükemmel bir şekilde hizalanmasını sağlamak için
kafa için şakacı bir sözcük olarak noggin
Noggin, head yani kafa için kullanılan gayriresmî ve şakacı bir sözcüktür. Bu cümlede each individual pilot's noggin, teknisyenlerin kask astarını biçimlendirirken şeklini temel aldığı pilotun kafasını ifade eder. Bu konuşma dili sözcüğü, optical sensors ve pupils gibi teknik terimlerle hafif ve esprili bir karşıtlık oluşturur. Yine de özel bir ekipmanı veya ayrı bir anatomik bölümü değil, yalnızca kişinin kafasını anlatır.
Alıştırma
Şu kullanımı değerlendirin: “The clinical report documents an injury to the patient's noggin.” Noggin resmî bir tıbbi rapor için uygun mudur?
- Evet, uygundur.
- Hayır, head daha uygun olur.
Cevabı göster
Hayır, head daha uygun olur.
These careful measurements also ensure that the helmet rests
5:27Bu dikkatli ölçümler aynı zamanda,
that its center of gravity is perfectly aligned with the pilot's spine
5:31veya yüksek hızlı manevralar sırasında boyun yaralanmalarını önlemek amacıyla,
in such a way that: bir yöntemi sonucuna bağlamak
In such a way that, bir yöntem veya düzenleme biçimini onun ortaya çıkardığı koşula bağlar. Burada such, kaskın pilotun başına nasıl oturduğuna gönderme yapar; that yan cümlesi de bunun sonucunda oluşan hizalanmayı belirtir. Bu kalıp, yöntemin kendisi önemli olduğunda kullanışlıdır: X happens in such a way that Y. Düzenlemenin Y'ye nasıl yol açtığını gösterdiği için yalnızca Y'nin gerçekleştiğini söylemekten daha kesindir.
Alıştırma
Düzenlemenin kendisinin sonucu ortaya çıkardığını en açık biçimde vurgulayan cümle hangisidir?
- The shelves were installed even though every book remained within reach.
- The shelves were installed in such a way that every book remained within reach.
- The shelves were installed because every book remained within reach.
Cevabı göster
The shelves were installed in such a way that every book remained within reach.
in order to prevent neck injuries during ejections
5:35kaskın ağırlık merkezinin pilotun omurgasıyla mükemmel bir şekilde hizalanmasını sağlayacak şekilde
basically make helmets unusable except by the specific pilot
5:41temel olarak kaskları, kendileri için geliştirilen
meaning that investing in an F-35 is not just an investment Dilbilgisi
5:47bu da bir F-35'e yatırım yapmanın sadece
not just ... but ..., too: bir iddiayı A ve B'yi kapsayacak şekilde genişletmek
Not just A, but B, too, A'yı dışlamadan B'yi ekler. Bu cümlede yatırım hem uçağı hem de pilotu kapsar; kalıp, yatırımın yalnızca uçağa yapıldığı yönündeki daha dar düşünceyi düzeltir. Tekrarlanan an investment ifadesi anlaşıldığı için but sonrasında atılır: not just an investment in A, but [an investment] in B, too. Bu nedenle A ve B dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır.
Alıştırma
Hem technical skills hem de confidence ögesini dahil etmek için not just ... but ..., too kalıbını kullanın. Cümleyi tamamlayın: The course develops ____.
Cevabı göster
not just technical skills but confidence too
But with as cool a job as piloting the world's most advanced aircraft, Dilbilgisi
5:53Ancak dünyanın en gelişmiş uçağını kullanmak gibi havalı bir işleri varken,
we're sure there's no threat of any of these pilots getting bored
5:56hiçbir pilotun yakın zamanda sıkılıp
as cool a job as: as + sıfat + a + tekil isim + as
Bu cümlede as cool a job as, “dünyanın en gelişmiş hava aracını uçurmak kadar havalı bir iş” anlamına gelir. Ardından gelen piloting ifadesi, cool sözcüğünün yüksek derecesini belirleyen karşılaştırma ölçütünü verir. Yapı as + sıfat + a/an + tekil sayılabilir isim + as + karşılaştırma ögesidir. Sıfatı artikel ve isimden önce yerleştirir. İsimle başlayan a job as cool as ... seçeneği de aynı temel karşılaştırmayı daha olağan bir sözcük dizilişiyle aktarır.
Alıştırma
Challenging ve project sözcüklerini kullanarak cümleyi resmî as ... as yapısıyla tamamlayın: It was ____ the team had expected.
Cevabı göster
as challenging a project as
Are these $400,000 helmets really worth the price tag
6:01Bu 400.000 dolarlık kasklar gerçekten bu fiyata değer mi
another money sink: sürekli para tüketen bir unsur daha
Burada another money sink, kaskları yeterli fayda sağlamadan büyük miktarda para emmeye devam edebilecek silah programının bir başka parçası olarak niteler. Another, konuşanın bu tür başka savurgan harcamaların zaten var olduğunu düşündüğünü ima eder. Money sink mecazi ve değerlendirici bir ifadedir; tarafsız bir bütçe terimi değildir. Bir şeyi yalnızca pahalı olarak değil, sürekli para tüketen bir unsur olarak çerçeveler.
Alıştırma
Bir şirketin zaten para israf eden birkaç projesi vardır. Yeni bir platform da çok az getiri sağlarken sürekli nakit tüketmektedir. 'It looks like ___.' yorumunu en iyi hangi ifade tamamlar?
- another money sink
- another sunk cost
- another bargain
Cevabı göster
another money sink
What other military tech would you like to see explained?
6:09Başka hangi askeri teknolojinin açıklanmasını istersiniz?
Worst Punishments in the History of Mankind.
6:16'İnsanlık Tarihinin En Kötü Cezaları'na da mutlaka göz atın.
please don't forget to like, share, and subscribe.
6:20lütfen beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.