ABD Hava Kuvvetleri Pilot Kasklarının Her Biri Neden 400.000 Dolar Değerinde?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.103 kelime 181 kel/dk

Video özeti: F-35 kaskı kamera, veri ve kişisel optik ayarı birleştirerek yaklaşık 400.000 dolarlık fiyatını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “Long gone are the days when” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir dönemin bittiğini anlatan devrik yapıyı tanıyın ve tarihsel ya da teknik karşılaştırmada kullanın. 2. “his rear or six” — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: havacılık saat yönünde six ifadesinin pilotun arkasını anlattığını, sayı veya saat olmadığını anlayın. 3. “All that technology doesn't come cheap.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: özelliklerden yüksek maliyete geçin ve come fiilini gerçek hareket olarak yorumlamayın.

Bu derste

Fighter pilot helmets.

0:00

Savaş pilotu kaskları.

Long gone are the days when ace pilots took to the skies with just a pair of goggles and a leather helmet to protect from the cold. Notlar

0:01

As pilotların soğuktan korunmak için sadece bir gözlük ve deri bir kaskla gökyüzüne çıktığı günler çoktan geride kaldı.

Dilbilgisi

Long gone are the days when: sona ermiş bir dönem için vurgulu devrik yapı

Long gone are the days when ..., ardından anlatılan durumun normal olduğu dönemin uzun zaman önce sona erdiğini belirten vurgulu bir devrik yapıdır. Long, gone sözcüğünün anlamını güçlendirir. Normal özne olan the days, gone vurgu amacıyla başa alındığı için are fiilinden sonra gelir: Long gone + are + the days + when yan cümlesi. When yan cümlesi, günümüzle karşılaştırılan geçmiş alışkanlığı veya durumu belirtir.

Alıştırma

Vurgulu devrik kalıbı tamamlayın: ____ travelers needed paper maps for every journey.

Cevabı göster

Long gone are the days when

Deyimler

took to the skies: uçmaya başladı

Bu cümlede took to the skies, havaya yükselip uçtular anlamına gelir. Pilotların veya hava araçlarının uçuşa başlamasını canlı ve biraz daha edebî bir biçimde anlatır; take fiilinin taşımak anlamındaki gerçek kullanımı değildir. Kalıp take to + the skies biçimindedir. Burada to, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; the skies ise uçuş alanı olarak açık gökyüzünü çağrıştırır.

Alıştırma

“The rescue helicopters took to the skies at dawn” ne anlama gelir?

  1. Helikopterler şafakta yüksek bir yere taşındı.
  2. Helikopterler şafakta uçmaya başladı.
  3. Helikopterler şafakta uçmayı bıraktı.
Cevabı göster

Helikopterler şafakta uçmaya başladı.

Nowadays fighter pilots wear helmets that give them nearly god-like powers of perception from their perch high above the clouds. Deyimler

0:09

Günümüzde savaş pilotları, bulutların çok üzerindeki koltuklarında onlara adeta tanrısal bir algı gücü veren kasklar takıyorlar.

Deyimler

Teknolojik abartı olarak nearly god-like powers of perception

Bu cümlede nearly god-like powers of perception kasıtlı bir abartıdır: kask, pilotun çevresini algılama ve yorumlama yeteneğini neredeyse insanüstü gösterir. Nearly iddiayı yumuşatırken god-like dramatik karşılaştırmayı sağlar. Bu ifade, gelişmiş sensör ve ekran özelliklerini bir süper güç gibi sunar. Teknoloji anlatımında bu tür bir metafor güçlü bir etki yaratır; pilotun doğaüstü güçleri olduğuna dair gerçek bir iddia olarak anlaşılmamalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede nearly god-like powers of perception ne anlatıyor?

  1. Kaskın pilotun duyularını engellediğine dair bir şikâyet
  2. Kaskın pilotun algılayabildiklerini büyük ölçüde artırdığını anlatan dramatik ve gerçek anlamda kullanılmayan bir iddia
  3. Pilotun yalnızca bulutların üzerindeki nesneleri görebildiğini belirten bir ifade
  4. Kaskın pilotu doğaüstü bir varlığa dönüştürdüğünü söyleyen gerçek anlamlı bir iddia
Cevabı göster

Kaskın pilotun algılayabildiklerini büyük ölçüde artırdığını anlatan dramatik ve gerçek anlamda kullanılmayan bir iddia

But what kind of technology is a fighter pilot's helmet packing? Anlatım akışı

0:16

Peki bir savaş pilotunun kaskında ne tür bir teknoloji var?

Anlatım akışı

Merak uyandıran bir geçiş olarak But what kind of technology is ... packing?

Baştaki But, geniş ve dramatik iddiadan uzaklaşıp izleyicinin artık beklediği açıklamaya yönelir. Bu retorik soru bir sonraki konuyu, yani kaskın içindeki teknolojiyi belirtir ve ayrıntılar sunulmadan önce merak uyandırır. Burada packing, bir şeyi ekipmanının parçası olarak bulundurmak veya içermek anlamında gayriresmî biçimde kullanılır. Kaska bu etkin fiilin verilmesi, geçişi What technology does the helmet contain? gibi tarafsız bir sorudan daha canlı hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle packing sözcüğünü bir cihazın içindeki teknolojiye geçiş yapan gayriresmî ve merak uyandırıcı bir ifade olarak en doğal biçimde kullanıyor?

  1. The drone’s manual lists the battery specifications.
  2. But what kind of technology is the drone packing?
  3. Could you pack the drone securely for shipping?
  4. What kind of box is the drone packed in?
Cevabı göster

But what kind of technology is the drone packing?

And is it really worth the $400,000 price tag revealed for the F-35's helmet? Kalıp ifadeler

0:19

Ve F-35'in kaskı için açıklanan 400.000 dolarlık fiyata gerçekten değer mi?

Kalıp ifadeler

worth the $400,000 price tag: değerin maliyeti karşılayıp karşılamadığını değerlendirmek

worth + isim öbeği, değer, kalite veya faydanın belirtilen fiyatı, maliyeti, zamanı ya da çabayı haklı çıkaracak kadar yeterli olduğunu belirtir. worth the $400,000 price tag ifadesinde isim öbeği doğrudan worth sözcüğünden sonra gelir; of kullanılmaz. Soru, kaskın 400.000 dolarlık maliyeti haklı çıkaracak kadar değer sunup sunmadığını soruyor. Price tag yalnızca fiziksel bir etiketi değil, belirtilen fiyatı veya daha geniş anlamda maliyeti de anlatabilir; kesin tutar masrafı ön plana çıkarır.

Alıştırma

Faydaların belirtilen maliyeti haklı çıkardığını anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The camera is expensive, but the image quality may make it ____.

Cevabı göster

worth the price tag

Hello and welcome to another episode of the Infographics Show.

0:25

Merhaba ve Infographics Show'un bir başka bölümüne hoş geldiniz.

Today we're taking a look at what's inside a fighter pilot's helmet. Kalıp ifadeler

0:29

Bugün bir savaş pilotunun kaskının içinde neler olduğuna bakıyoruz.

Kalıp ifadeler

taking a look at: dikkati bir konuya yöneltmek

take a look at + isim öbeği, ardından gelen şeyi incelemek, görmek veya değerlendirmek anlamına gelir. At, dikkatin yöneltildiği nesneyi tanıtır; bu nedenle take burada gerçek anlamıyla kullanılmaz. we're taking a look at... yapısında şimdiki zaman, o anda incelenmekte olan konuyu duyurur. Bu nedenle ifade bir videoyu, sunumu, gösterimi veya tartışmayı başlatmanın doğal bir yoludur.

Alıştırma

Ricayı dersteki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before the meeting, please ____ the updated chart.

Cevabı göster

take a look at

At a 2015 press briefing, Air Force Chief of Staff General Mark A. Welsh III remarked,

0:32

2015 yılındaki bir basın toplantısında, Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral Mark A. Welsh III şöyle demişti:

"The helmet is much more than a helmet.

0:38

"Bu kask, bir kasktan çok daha fazlasıdır.

The helmet is a workspace.

0:40

Bu kask bir çalışma alanıdır.

It's an interpretation of the battle space.

0:42

Savaş alanının bir yorumudur.

It's situational awareness.

0:44

Durumsal farkındalıktır.

Calling this thing a helmet is really,

0:46

Bu şeye kask demek gerçekten,

we've got to come up with a new word." Öbek fiiller

0:48

yeni bir kelime bulmamız lazım."

Öbek fiiller

come up with: yeni bir kelime bulmak

Bu cümlede come up with, “düşünüp oluşturmak” anlamına gelir: konuşanların yeni bir kelime icat etmesi veya önermesi gerekir. with'ten sonraki nesne ortaya çıkarılan şeydir; burada bu, a new word ifadesidir. Come up with ifadesini tek bir öbek fiil olarak düşünün. Genellikle yeni bir fikir, cevap, plan, ad veya çözüm sunar; fiziksel olarak yukarı doğru hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “düşünüp oluşturmak” anlamına gelen üç kelimelik öbek fiille tamamlayın: We need to ____ a better name for this device.

Cevabı göster

come up with

It's true that for a fighter pilot,

0:50

Bir savaş pilotu için

modern helmets are indispensable to battlefield success.

0:52

modern kaskların savaş alanındaki başarı adına vazgeçilmez olduğu bir gerçektir.

Helmets don't just protect the head from accidentally slamming into the cockpit during high-speed maneuvers.

0:55

Kasklar sadece yüksek hızlı manevralar sırasında başın kazara kokpite çarpmasını engellemekle kalmaz.

Modern helmets provide a host of targeting data and sensors that help keep the pilots in complete awareness of his part of the sky. Kalıp ifadeler

1:01

Modern kasklar, pilotun gökyüzündeki kendi bölgesine dair tam bir farkındalık içinde kalmasını sağlayan çok sayıda hedefleme verisi ve sensör sunar.

Kalıp ifadeler

a host of: çok sayıda veya çok çeşitli şey

Burada a host of, “çok sayıda” veya “birçok” anlamına gelir. Hedefleme verilerini ve sensörleri, modern kaskların sağladığı geniş bir kaynak grubu olarak sunar. a host of + isim yapısında host, bir miktar ifadesinin parçasıdır; “program sunan kişi” veya “hizmet sağlayan bilgisayar” anlamına gelmez. Bu ifade, açıklayıcı bir cümleye genellikle biraz resmî ve bolluğu vurgulayan bir ton verir.

Alıştırma

Cümleyi “host” içeren üç kelimelik miktar ifadesiyle tamamlayın: The new safety system checks for ____ possible hazards.

Cevabı göster

a host of

But what exactly are these high-tech cranium holsters really packing? Deyimler

1:08

Peki bu yüksek teknolojili kafatası kılıflarında tam olarak ne var?

Deyimler

Kasklara verilen mizahi bir ad olarak high-tech cranium holsters

high-tech cranium holsters ifadesi, helmets yerine kasıtlı olarak saçma bir ad kullanır. Cranium, kafatası için kullanılan resmî bir sözcüktür; holster ise tabancaya göre şekillendirilmiş bir kılıftır. Bu ikisi birleşince kask, başın çevresine takılan bir donanım parçası gibi anlatılır. Anlatıcı, kaskların gerçekte ne yapabildiğini sormadan önce mizah ve biraz şakacı, kuşkucu bir ton katmak için bu gereğinden fazla karmaşık etiketi kullanır. İfade gerçek bir donanım sınıfının adı değil, yaratıcı bir yeniden adlandırmadır.

Alıştırma

Bu cümlede high-tech cranium holsters ne anlama geliyor?

  1. Şakacı ve saçma bir benzetmeyle anlatılan gelişmiş pilot kaskları
  2. Tıbbi kafatası modellerini taşımak için tasarlanmış koruyucu kutular
  3. Tanınmış bir havacılık donanımı sınıfının resmî adı
  4. Pilotların kafataslarına ameliyatla takılmış tabanca kılıfları
Cevabı göster

Şakacı ve saçma bir benzetmeyle anlatılan gelişmiş pilot kaskları

An F-35 pilot's helmet gives its wearer X-ray vision, Deyimler

1:12

Bir F-35 pilotunun kaskı, takan kişiye X-ışını görüşü sağlayarak

Deyimler

Kamera destekli görüşün mecazı olarak X-ray vision

X-ray vision, katı nesnelerin arkasını görmeyi sağlayan kurgusal bir güce ilişkin tanıdık imgeyi kullanır. Burada bu imge, teknik bir etkiyi kısaca anlatır: Uçaktaki kameralardan gelen görüntüler, pilotun normalde uçak gövdesi tarafından kapatılacak alanları görmesini sağlar. Bu ifade mecazidir; kaskın tıbbi X ışınları yaydığı veya istenen her şeyin arkasını görebildiği iddiası değildir. Teknoloji haberlerinde bu mecazla karşılaşıldığında, şeffaflık etkisini oluşturan gerçek sensör veya veri sistemi araştırılmalıdır.

Alıştırma

Kaskın onu takan kişiye X-ray vision sağladığı iddiası burada ne anlama geliyor?

  1. Pilotun uçak gövdesinin ötesindeki alanı görebilmesi için dış kamera görüntülerini birleştirir.
  2. Pilotun kamera olmadan her tür malzemenin arkasını görmesini sağlar.
  3. Yalnızca pilotun gözlerini parlak ışıktan korur.
  4. Pilotun kemiklerini göstermek için tıbbi X ışınları kullanır.
Cevabı göster

Pilotun uçak gövdesinin ötesindeki alanı görebilmesi için dış kamera görüntülerini birleştirir.

giving him or her access to six cameras embedded into the skin of the airplane

1:16

uçağın gövdesine yerleştirilmiş altı kameraya erişim imkanı verir;

at the front, rear, and below the airplane.

1:20

bunlar uçağın önünde, arkasında ve altındadır.

As the pilot turns their head,

1:23

Pilot başını çevirdiğinde,

the feed is stitched together instantly Öbek fiiller

1:24

görüntü anında birleştirilir

to allow the pilot to see straight through the aircraft below them.

1:26

böylece pilot doğrudan uçağın içinden aşağısını görebilir.

Öbek fiiller

Dijital görüntüleri birleştiren “stitched together”

Bu cümlede stitched together, birden fazla görüntünün dijital olarak birleştirilip tek ve kesintisiz bir görünüm oluşturması anlamına gelir. Uçağın çevresindeki kameralardan gelen görüntüler gerçek zamanlı olarak hizalanıp kaynaştırılır; böylece pilot ayrı görüntüler yerine birleşik bir görüntü görür. Stitch together kalıbı, dikiş dikmeyi mecaz olarak kullanır: ayrı parçalar bir bütün oluşturacak şekilde birbirine bağlanır. Video parçalarını, verileri, kanıtları veya bir hikâyenin bölümlerini birleştirmek için de kullanılabilir ve çoğu zaman parçaların nasıl bağlandığını vurgular.

Alıştırma

Hedef öbeksi fiili doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The mapping app ____ images from several satellites to create one continuous view.

Cevabı göster

stitches together

Amazing technology, we're sure,

1:30

İnanılmaz bir teknoloji, bundan eminiz,

but probably a little nerve-wracking the first time you're using it,

1:32

ancak ilk kullandığınızda muhtemelen biraz sinir bozucu olabilir,

since you must feel like you're flying through the air in nothing at all.

1:35

çünkü havada tamamen bir hiçliğin içinde uçtuğunuzu hissedersiniz.

Though some detractors have stated that they could get the same picture

1:38

Bazı eleştirmenler, sadece uçaklarını yatırıp

by simply banking their planes and looking at the cockpit windows, Kelime

1:41

kokpit pencerelerinden bakarak aynı görüntüyü elde edebileceklerini söyleseler de,

Kelime

Havacılıkta “banking their planes”

Burada banking their planes, uçağı burundan kuyruğa uzanan ekseni etrafında yana yatırmak anlamına gelir. Genellikle bir kanat aşağı inerken diğeri yükselir. Karşı çıkanlar, pilotların uçaklarını bu yatış konumuna getirerek istenen görüş açısını oluşturabileceğini söylüyor. Havacılıkta bank geçişli bir fiil olabilir: pilot bank an aircraft diyerek uçağı yatırabilir veya uçak bank left ya da bank right yapabilir. Sözcük uçağın yana yatışını anlatır; para ile ilgili bank anlamını veya herhangi bir yön değişikliğini ifade etmez.

Alıştırma

Uçağı yana yatırmak anlamındaki havacılık fiilini kullanın: To enter the left-hand turn, the pilot ____ the plane to the left.

Cevabı göster

banks

it's important to note that with a stealth aircraft, Anlatım akışı

1:45

hayalet bir uçak söz konusu olduğunda,

changing your airplane's orientation versus incoming radar waves

1:48

gelen radar dalgalarına karşı uçağın yönünü değiştirmenin

might actually create a larger return and give you away. Öbek fiiller

1:51

aslında daha büyük bir yansıma oluşturup yerinizi belli edebileceğini unutmamak gerekir.

Anlatım akışı

Önemli bilgiyi işaretleyen it's important to note that

“it’s important to note that” kalıbı, dinleyicinin ardından gelen cümleciğe özellikle dikkat etmesi gerektiğini belirtir. Burada önemli bir sınırlama getirir: Hayalet uçağın yönünü değiştirmek, radarın uçağı daha kolay tespit etmesine yol açabilir. “It’s important to note that + cümlecik” yapısını, özellikle biraz önce söylenenleri sınırlayan, düzelten veya karmaşıklaştıran ve sonucu etkileyen bir gerçeği sunmak için kullanın. Bu yapı yalnızca duraksamayı doldurmaz; düşünce akışını düzenler.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste önemli bir sınırlamayı belirten ifadeyle tamamlayın: “____ the lower price does not include maintenance.”

Cevabı göster

It's important to note that

Öbek fiiller

Give you away: varlığınızı ele vermek

Bu cümlede “give you away”, radarın sizi tespit edebilmesine yol açacak şekilde konumunuzu veya varlığınızı ele vermek anlamındadır. Daha büyük radar yansıması, uçağın yerini açığa çıkaran ipucudur. “give + someone + away” yapısında özne çoğu zaman saklanan veya bir şeyi gizleyen kişiyi istemeden açığa çıkaran bir ses, hareket, ayrıntı ya da sinyaldir. Buradaki give, hediye vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Uyarıyı bu dersteki öbek fiil yapısıyla tamamlayın: “We are hiding in the dark. Turn off your phone screen, or the light might ____.”

Cevabı göster

give us away

Also,

1:55

Ayrıca,

the feed is overlaid with important flight path information Kalıp ifadeler

1:55

görüntünün üzerine önemli uçuş yolu bilgileri yerleştirilir

and pops up, giving info on ground targets below or ahead.

1:59

ve aşağıda veya ilerideki yer hedefleri hakkında bilgiler beliren pencerelerle gösterilir.

Kalıp ifadeler

Be overlaid with: eklenen görsel katman

Edilgen be overlaid with + içerik yapısında, içerik mevcut bir görüntünün üzerinde ek bir katman olarak gösterilir. Asıl görüntü değiştirilmez ve görünür kalır. Burada uçuş rotası ve hedef bilgileri kamera görüntüsüne ekleniyor. Bu yapı haritalar, videolar, gösterge panelleri ve artırılmış gerçeklik ekranları için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “ek bir görsel katman olarak gösterilmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The street map is ____ live traffic data.

Cevabı göster

overlaid with

It's sort of like flying Wonder Woman's invisible plane, Anlatım akışı

2:02

Sanki Wonder Woman'ın görünmez uçağını uçurmak gibi bir şey,

but many times deadlier.

2:05

ama çok daha ölümcül.

Anlatım akışı

It's sort of like ...: yumuşatılmış bir benzetme

“It's sort of like ...” yaklaşık bir benzetme sunar. Konuşmacının tanıdık bir görüntü aracılığıyla yabancı bir deneyimi açıklamasını sağlarken karşılaştırmanın yalnızca bir bölümünün uyuştuğunu belirtir. Burada Wonder Woman'ın görünmez uçağı, uçağın içinden dışarı bakıyormuş gibi hissedilen görsel deneyimi canlandırmak için kullanılan kurgusal bir göndermedir. İfade, F-35'in gerçekten görünmez olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir bulut klasörünü dosya dolabıyla bire bir değil, yaklaşık olarak karşılaştırıp açıklamak istiyorsunuz. Karşılaştırmanın sınırlı olduğunu en iyi hangi cümle gösterir?

  1. It's exactly the same as a filing cabinet you can open from anywhere.
  2. It's sort of like a filing cabinet you can open from anywhere.
  3. It's nothing like a filing cabinet you can open from anywhere.
Cevabı göster

It's sort of like a filing cabinet you can open from anywhere.

The helmet gives its wearer this ultimate X-ray vision

2:07

Kask, takan kişiye bu nihai X-ışını görüşünü,

by tracking the pilot's head relative to a magnetic field transmitted from the seat. Kalıp ifadeler

2:10

koltuktan iletilen bir manyetik alana göre pilotun başını takip ederek sağlar.

Kalıp ifadeler

mekânsal referans olarak relative to

Burada relative to, pilotun başının yerini belirlemek için kullanılan referans noktasını gösterir. Sistem, başın nerede olduğunu belirlemek için başın konumunu ve yönünü koltuktan iletilen manyetik alanla karşılaştırır. Teknik açıklamalarda X relative to Y, X'in Y referans alınarak ölçüldüğü, konumlandırıldığı veya açıklandığı anlamına gelir. Burada yalnızca Y hakkında demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle relative to ifadesini fiziksel bir referans sistemi kurmak için kullanıyor?

  1. The engineer read an article related to battery safety.
  2. The technician spoke about the new sensor.
  3. The robot reports its position relative to the charging dock.
Cevabı göster

The robot reports its position relative to the charging dock.

As the pilot's head moves,

2:15

Pilotun başı hareket ettikçe,

the helmet detects a change in the field

2:16

kask alandaki değişimi algılar

and senses new positions and orientation

2:18

ve yeni pozisyonları ile yönelimi sezerek

instantly updating the video feeds. Dilbilgisi

2:20

video akışlarını anında günceller.

Dilbilgisi

ek sonuç yan cümleciği olarak instantly updating the video feeds

Cümle sonundaki -ing yan cümleciği instantly updating the video feeds, kaskın algılama işlemlerinin hemen ortaya çıkan sonucunu ekler: sistem yeni konumu ve yönelimi belirler belirlemez video akışları güncellenir. Updating çekimsiz bir biçimdir; detects ve senses ile paralel üçüncü bir çekimli fiil değildir. Anlamca öznesi yakındaki positions and orientation isimleri değil, kask veya sistemdir. Özenli yazıda instantly önüne virgül koymak bu ek bilgi ilişkisini genellikle daha açık hâle getirir.

Alıştırma

Örnekte instantly updating the video feeds ifadesinin dil bilgisel görevi nedir?

  1. Konumların ve yönelimin video akışlarını kendiliğinden güncellediğini söyler.
  2. Video akışlarını güncellemek için ayrı bir komut verir.
  3. Kaskın algılama işlemlerinin hemen ortaya çıkan sonucunu ekler.
Cevabı göster

Kaskın algılama işlemlerinin hemen ortaya çıkan sonucunu ekler.

While early versions of this system caused some lag, Dilbilgisi

2:22

Bu sistemin ilk sürümlerinde biraz gecikme yaşansa da,

new iterations are lag-free and pilots seem to be loving it.

2:26

yeni versiyonları tamamen gecikmesiz ve pilotlar bunu çok seviyor gibi görünüyor.

Dilbilgisi

While early versions ..., new iterations ...: sürümler arasında karşıtlık

Burada while iki olgu arasında karşıtlık kurar: ilk sürümler gecikmeye yol açıyordu, ancak yeni sürümler açmıyor. İki durumun aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Bu karşıtlık kalıbı, zaman içindeki değişimi düzenli biçimde sunar: while + önceki durum, yeni durum. İkinci yan cümle iyileşmeyi gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede while nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. Pilotlar sistemi yalnızca gecikme sırasında kullandı.
  2. İki sürüm de aynı anda gecikmeye yol açtı.
  3. Yeni sistem, önceki sistemle karşılaştırılıyor.
Cevabı göster

Yeni sistem, önceki sistemle karşılaştırılıyor.

Helmets also provide vital targeting data to a pilot,

2:30

Kasklar, geçmişte kokpitin ön tarafına sabitlenmiş

whereas pilots used to rely on heads-up displays Dilbilgisi

2:33

baş üstü göstergelere güvenen pilotlara,

that were fixed at the front of the cockpit.

2:35

aynı zamanda hayati hedefleme verileri de sağlıyor.

Dilbilgisi

used to rely on: değişmiş bir geçmiş durumu

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan bir eylemi veya devam eden ancak artık geçerli olmayan bir durumu anlatır. Used to rely on ifadesinde rely, used to sonrasında yalın hâlde kalır; on ise neye güvenildiğini belirtir. Burada ifade, sabit göstergelere güvenmeyi eski yöntem olarak sunar ve yeni sistemle karşıtlık kurar.

Alıştırma

Cümleyi used to ve rely on ile tamamlayın: Before digital navigation, many pilots ____ paper charts.

Cevabı göster

used to rely on

New helmets project that data directly onto the helmet itself,

2:37

Yeni kasklar, bu verileri doğrudan kaskın üzerine yansıttığı için,

so a pilot could be looking anywhere and still have access to vital targeting data. Kalıp ifadeler

2:41

pilot nereye bakarsa baksın hayati hedefleme verilerine ulaşabiliyor.

Kalıp ifadeler

have access to: bir şeyi kullanabilmek veya görebilmek

have access to yapısında access bir isimdir ve to, erişilebilen şeyi belirtir. Yapının tamamı 'bir şeyi kullanabilmek, görebilmek, elde edebilmek, bir yere girebilmek veya bunlara izinli olmak' anlamına gelir. Bu cümlede pilot, nereye bakarsa baksın hedefleme verilerini alabilir. Bu yapı, bir şeye fiziksel olarak uzanma eylemine değil, o şeyin kullanılabilir olmasına odaklanır.

Alıştırma

'Görebilmek veya kullanabilmek' anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: All employees ____ the safety manual online.

Cevabı göster

have access to

Helmets patch in forward-looking infrared cameras

2:45

Kasklar, ileriye dönük kızılötesi kameraları

and infrared search and track radar,

2:48

ve kızılötesi arama-takip radarını sisteme dahil ederek

providing info on target identity and distance.

2:50

hedefin kimliği ve mesafesi hakkında bilgi sağlar.

And if required,

2:53

Ve gerekirse,

even advises on which weapon currently equipped to use.

2:54

mevcut donanımlı silahlardan hangisinin kullanılması gerektiği konusunda bile tavsiyede bulunur.

This allows a pilot to track, Kelime

2:57

Bu durum, pilotun hedefi takip etmesini,

target,

2:59

hedeflemesini,

and engage an enemy target

2:59

ve düşman hedefine saldırmasını sağlarken,

Kelime

track, target, and engage: üç aşamalı operasyon sırası

Track, target ve engage, allows a pilot to ifadesinden sonra paralel biçimde gelen üç fiildir. Birlikte operasyonel bir sıra oluştururlar: track nesnenin konumunu izlemeyi sürdürmek, target onu eylem için seçmek veya belirlemek, engage ise çoğunlukla saldırarak ona karşı harekete geçmek anlamına gelir. target an enemy target ifadesinde ilk target fiil, ikinci target ise isimdir. Aynı yazımın tekrarlanması dilbilgisel olarak doğrudur çünkü iki sözcük cümlede farklı görevler üstlenir.

Alıştırma

Ekip seçilen nesneye karşı harekete geçmeye başladığında cümleyi en iyi hangi fiil tamamlar? After confirming the location, they will ___ the target.

  1. track
  2. target
  3. engage
Cevabı göster

engage

while scanning his rear or six Kültür

3:01

aynı anda kendisinin hedef alınıp alınmadığından emin olmak için

to make sure he or she isn't being targeted themselves.

3:03

arkasını veya saat altı yönünü taramasına olanak tanır.

Kültür

his rear or six: birinin tam arkasındaki saat altı yönü

Bu cümlede his rear or six, pilotun tam arkasındaki bölgeyi belirtir. Six, the six o'clock position ifadesinin kısaltılmış biçimidir: merkezi kişi ya da uçak olan hayali bir saat kadranı düşünün; saat on iki tam önü, saat altı ise tam arkayı gösterir. Bu, nesne sayısı veya gün içindeki bir saat değil, göreli bir yöndür. Referans noktası kişi ya da araçla birlikte hareket eder ve hangi yöne baktıklarına bağlıdır.

Alıştırma

Cümlede his rear or six neyi ifade ediyor?

  1. Altı düşman uçağı
  2. Saat 6:00
  3. Pilotun sağ tarafı
  4. Pilotun tam arkasındaki bölge
Cevabı göster

Pilotun tam arkasındaki bölge

A huge jump in capabilities from the days Kalıp ifadeler

3:06

Bu, pilotların bir düşmana nasıl saldıracaklarını anlamak için

when pilots were locked staring straight ahead

3:08

dümdüz ileri bakmaya mahkum oldukları günlere kıyasla

to figure out how to engage an enemy.

3:11

kabiliyetlerde devasa bir sıçramadır.

Kalıp ifadeler

A huge jump in capabilities: yeteneklerde dev bir sıçrama

A huge jump in capabilities, bir kişinin, ürünün veya sistemin yapabildiği şeylerde çok büyük bir gelişme anlamına gelir. Jump burada mecazidir; değişimi fiziksel bir sıçrama olarak değil, hızlı veya önemli bir ilerleme olarak sunar. Kalıp, a jump in + artan nitelik ya da ölçüm şeklindedir; capability, speed, accuracy veya performance buna örnek olabilir. Huge güçlü bir vurgu ekler ve yeni durumun önceki durumdan çok ileride olduğunu belirtir.

Alıştırma

Yeni sistemin yapabildiklerinde büyük bir gelişme anlamına gelen, dersteki beş sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The upgrade marks ____.

Cevabı göster

a huge jump in capabilities

Flight helmets such as the F-35's also offers night vision

3:12

F-35'inki gibi uçuş kaskları, doğrudan kaskın içine

built directly into the helmet itself,

3:16

entegre edilmiş gece görüşü de sunar,

which replaces the traditional system of trying to don night vision goggles Kelime

3:18

bu da uçak uçururken

while flying a plane.

3:22

gece görüş gözlüğü takmaya çalışılan geleneksel sistemin yerini alır.

Kelime

don night vision goggles: “takmak” anlamındaki resmî kullanım

Burada don, “giymek” veya “vücuda takmak” anlamına gelir. Nesnesi olan night vision goggles pilotun taktığı bir ekipmandır; bu yüzden don night vision goggles, gece görüş gözlüğünü takmak demektir. Don geçişli bir fiildir; giysi veya ekipman, don a helmet ya da don protective gear örneklerinde olduğu gibi fiilden hemen sonra gelir.

Alıştırma

Güvenlik talimatını “giymek veya takmak” anlamındaki resmî fiille tamamlayın: Before entering the clean room, ____ your protective goggles.

Cevabı göster

don

By switching between regular vision, Dilbilgisi

3:23

Normal görüş,

night vision,

3:25

gece görüşü

and even thermal tracking,

3:26

ve hatta termal takip arasında geçiş yapılarak,

there's nowhere to hide from an F-35 pilot. Deyimler

3:28

bir F-35 pilotundan saklanacak hiçbir yer kalmaz.

Dilbilgisi

By switching between: yöntemi gösterme

by + -ing yapısı, ana sonuca götüren yöntemi belirtir. Burada By switching ... farklı görüş modlarını kullanmanın daha sonra anlatılan avantajı oluşturduğu anlamına gelir. Bu yapıda by bir son tarih belirtmez. Switch between seçenekleri tanıtır. Ardından iki veya daha fazla seçenek gelebilir; burada seçenekler regular vision, night vision ve thermal tracking ifadeleridir.

Alıştırma

Hangi cümle mod değiştirmenin arızayı bulmak için kullanılan yöntem olduğunu söyler?

  1. While switching between the modes, you can find the fault.
  2. By switching between the modes, you can find the fault.
  3. You can find the fault before switching between the modes.
Cevabı göster

By switching between the modes, you can find the fault.

Deyimler

there's nowhere to hide: saklanacak yer yok

Bu cümlede there's nowhere to hide, uçağın sensörlerinin hedefe tespit edilmekten kaçınabileceği neredeyse hiçbir pratik yol bırakmadığı anlamına gelir. Buradaki hide, yalnızca bir nesnenin arkasına geçmek değil, görülmekten veya izlenmekten kaçınmaktır. there is nowhere to + verb kalıbı, there's nowhere to run veya nowhere to turn örneklerinde olduğu gibi, bir eylem için uygun yer ya da fırsat olmadığını ifade eder. Burada retorik bir vurgu vardır; her koşulda tespitin mümkün olduğuna dair harfî bir garanti değildir.

Alıştırma

Cümleyi ‘tespitten kaçınılabilecek hiçbir yer yok’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: With cameras covering every exit, the intruder has ____.

Cevabı göster

nowhere to hide

Modern flight helmets also offer picture-in-picture capabilities,

3:30

Modern uçuş kaskları ayrıca resim içinde resim özellikleriyle,

letting pilots create small pop-up windows

3:34

pilotların menzil içindeki başka bir savaş uçağından

which display in real time video feed from another fighter in range Kalıp ifadeler

3:37

ya da bir düşmanın üzerinde gizlice dolanan dost bir İHA'dan gelen

Kalıp ifadeler

display in real time: in real time ile real-time arasındaki fark

display in real time ifadesinde display göstermek, in real time ise videonun ne kadar hızlı gösterildiğini belirtir: görüntü, olaylar gerçekleşirken çok az ya da fark edilemeyecek kadar kısa bir gecikmeyle görünür. Bu ifade önceden kaydedilmiş görüntü, gecikmeli oynatma ve toplu işlemeyle karşıtlık oluşturur. Yalnızca bir şeyin gerçek bir saat vaktinde gerçekleştiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ‘olaylar gerçekleşirken’ anlamındaki üç kelimelik zarf öbeğiyle tamamlayın: The control room receives the sensor data ____.

Cevabı göster

in real time

or perhaps from a friendly UAV secretly loitering above an enemy. Kelime

3:41

gerçek zamanlı video akışını gösteren küçük açılır pencereler yaratmalarına olanak tanır.

Kelime

Loitering above: bir alanın üzerinde uzun süre kalmak

Bu İHA bağlamında loitering above, belirli bir alanın üzerinde veya yakınında uzun süre kalmak, çoğunlukla alanı gözlemek ya da bir görev beklemek anlamına gelir. Hava aracı hareketsiz durmak yerine daireler çizerek uçabilir. Burada bir insanın amaçsızca oyalanması şeklindeki günlük anlam öne çıkmaz. Özne bir hava aracı olduğunda loiter, seçilmiş bir hava sahasında uzun süre varlık göstermeyi anlatır.

Alıştırma

Bir gözetleme İHA'sıyla ilgili haberde loitering above the border büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bölgeden olabildiğince hızlı geçmek
  2. Sınıra kısa süreliğine iniş yapmak
  3. Sınır bölgesinin üzerinde uzun süre kalmak
  4. Planlanmış bir görev olmadan uçmak
Cevabı göster

Sınır bölgesinin üzerinde uzun süre kalmak

With a target represented by a symbol in the fighter pilot's helmet,

3:45

Savaş pilotunun kaskında bir sembolle temsil edilen hedefe

all they have to do is physically look at the target symbol Dilbilgisi

3:49

pilotların tek yapması gereken fiziksel olarak bakmaktır

and a miniature video feed of the target will pop up for them,

3:51

ve hedefin minyatür bir video akışı onlara görünür,

Dilbilgisi

All they have to do is + fiilin yalın hâli

all + özne + have/has to do + is + fiilin yalın hâli yapısı, bir sonuca ulaşmak için gereken tek şeyin bir eylem olduğunu anlatır. Bu cümlede eylem look fiilidir: hedef simgesine bakmak, video görüntüsünün açılması için yeterlidir. All, herkes anlamına değil, gerekli eylemlerin tamamına gönderme yapar. Özne üçüncü tekil şahıssa have yerine has kullanılır: All she has to do is look.

Alıştırma

Yeşil düğmeye basmanın gereken tek eylem olduğunu anlatan tam yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ press the green button.

Cevabı göster

All you have to do is

helping pilots decide whether to engage their target or not. Dilbilgisi

3:55

bu da pilotların hedeflerine saldırıp saldırmamaya karar vermelerine yardımcı olur.

Dilbilgisi

whether to ... or not: bir şeyi yapıp yapmamaya karar vermek

whether to + fiilin yalın hâli + or not, bir eylemi yapma ile yapmama arasındaki seçimi açıkça ortaya koyar. Bu cümlede pilotlar hedefle çatışmaya girme veya girmeme arasında karar veriyor. Eylemin kendisi karar konusu olduğunda bu yapı decide, consider veya determine gibi fiillerden sonra kullanılır. Or not iki seçeneği de açıkça belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümledeki seçim yapısını tamamlayın: The safety team must decide ____ delay the launch or not.

Cevabı göster

whether to

But vision is only part of what a helmet does.

3:58

Ancak görüş, kaskın yaptıklarının sadece bir parçasıdır.

With reinforced Kevlar designs,

4:01

Güçlendirilmiş Kevlar tasarımları sayesinde,

modern flight helmets are all but bulletproof Deyimler

4:03

modern uçuş kaskları neredeyse kurşun geçirmezdir

and help protect the pilot's head during extreme maneuvers

4:06

ve aşırı manevralar

or emergency ejections.

4:09

veya acil fırlatmalar sırasında pilotun başını korumaya yardımcı olur.

Deyimler

all but bulletproof: neredeyse kurşun geçirmez

all but bulletproof ifadesinde all but, almost yani “neredeyse” anlamına gelir. Modern uçuş kaskları kurşun geçirmez olmaya çok yakın biçimde tanımlanır, ancak tam koruma sağladıkları iddia edilmez. Bir sıfatın veya geçmiş zaman ortacının önünde all but, bir özellik ya da duruma neredeyse ulaşıldığını anlatır. Önemli bir pay bırakır: ardından gelen tanımın tamamen doğru olduğu söylenmez.

Alıştırma

Bu cümlede all but inaccessible ne anlama gelir? After the landslide, the mountain road was all but inaccessible.

  1. Bir bölümü dışında her yere erişilemiyordu.
  2. Erişmek neredeyse imkânsızdı.
  3. Erişmek kolaydı.
Cevabı göster

Erişmek neredeyse imkânsızdı.

To protect their hearing and to help them focus better, Dilbilgisi

4:10

İşitmelerini korumak ve daha iyi odaklanmalarına yardımcı olmak için,

they also offer active noise reduction that silences ambient din.

4:13

çevredeki gürültüyü susturan aktif gürültü azaltma özelliği de sunarlar.

Dilbilgisi

Paralel amaçlar: To protect ... and to help ...

To protect their hearing and to help them focus better, “Hangi amaçlarla?” sorusunu yanıtlar. Her iki to-infinitive öbeği de ana cümleyi niteler: teknoloji, bu iki amaç için aktif gürültü azaltma özelliği sunar. Bunlar ana eylemden önce gerçekleşen iki eylemi anlatmaz. Burada their ve them pilotlara, ana cümledeki they ise kasklara gönderme yapar. to sözcüğünün tekrarlanması iki paralel amacı açıkça gösterir: to protect ... and to help .... Her amaç öbeği birkaç sözcükten oluştuğunda bu tekrar özellikle yararlıdır, çünkü cümlenin yapısını takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

İki amacı açıkça paralel hâle getirmek için mastar işaretini tekrarlayarak cümleyi tamamlayın: To reduce glare and ____ improve visibility, the screen uses a matte coating.

Cevabı göster

to

They also use spatial audio technology

4:17

Ayrıca, pilotun durumsal farkındalığını artırmak için

to increase a pilot's situational awareness.

4:19

uzamsal ses teknolojisini kullanırlar.

If,

4:22

Eğer,

for instance,

4:22

örneğin,

a pilot is targeted from the left,

4:22

bir pilot soldan hedef alınırsa,

an audio ping from that earpiece will let them know.

4:24

o kulaklıktan gelen bir sesli uyarı bunu onlara bildirecektir.

All that technology doesn't come cheap. Deyimler

4:27

Tüm bu teknoloji ucuza gelmiyor.

Deyimler

Doesn't come cheap deyimi

All that technology doesn't come cheap cümlesinde come cheap, “düşük maliyetle elde edilebilir olmak” anlamına gelir. Olumsuz kullanılması, teknolojinin pahalı olduğunu veya önemli bir yatırım gerektirdiğini belirtir; come burada hareket bildirmez. Bu ifade ayrıca yararları anlatmaktan onların fiyatını veya daha geniş anlamdaki maliyetini kabul etmeye geçiş sağlar. Bağlama göre bu maliyet para, zaman, emek, fedakârlık veya kaynak olabilir.

Alıştırma

Yüksek kaliteli güvenliğin önemli bir yatırım gerektirdiğini anlatan deyimi tamamlayın: Strong cybersecurity ____.

Cevabı göster

doesn't come cheap

As mentioned,

4:29

Belirtildiği gibi,

an F-35 helmet costs approximately $400,000 apiece Kelime

4:30

bir F-35 kaskının tanesi yaklaşık 400.000 dolara mal oluyor

Kelime

apiece: her bir ürünün fiyatı

Bu cümlede apiece fiyatın ardından gelir ve “her biri için” anlamına gelir. Dolayısıyla 400.000 dolar, birkaç kaskın toplam fiyatı değil, tek bir F-35 kaskının birim fiyatıdır. Apiece, ardından geldiği miktarı tek tek dağıtan bir zarftır: "$20 apiece" veya "two tickets apiece" örneklerinde olduğu gibi normalde para ya da miktardan sonra kullanılır. Neyin bir birim sayıldığını önceki isim veya bağlam gösterir.

Alıştırma

25 doların her filtrenin ayrı fiyatı olduğunu gösteren ifadeyi seçin: The four replacement filters cost $25 ___.

  1. apiece
  2. a piece of
  3. in one piece
Cevabı göster

apiece

and includes a lengthy fitting process

4:34

ve her kaskın bireysel pilotlar için özel olarak üretilmesini sağlayan

that makes each helmet specifically built for individual pilots.

4:36

uzun bir uyum sürecini içeriyor.

A 3D scan of the pilot's head is entered into a database

4:39

Pilotun başının 3 boyutlu taraması bir veritabanına girilir

from which technicians design software Dilbilgisi

4:43

ve bu veritabanından teknisyenler,

that drives milling machines to cut the foam liner by laser.

4:45

lazer yardımıyla köpük astarı kesen freze makinelerini yönlendiren bir yazılım tasarlar.

Dilbilgisi

from which: edatın başa alındığı ilgi yan cümlesi

From which, a database ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesini başlatır. Which veri tabanına gönderme yapar; from ise bu veri tabanını teknisyenlerin yazılımı tasarlarken kullandığı bilgilerin kaynağı olarak gösterir. Which, pilot's head ifadesine gönderme yapmaz. Bu, “edat + which” kalıbıdır. Edatı öne almak bağlantıyı kısa ve resmî hâle getirir: isim + from which + özne + fiil. Daha az resmî bir biçimde edat sonda bırakılabilir: a database which technicians design software from.

Alıştırma

Arşivi kaynak olarak gösteren iki sözcüklü ilgi ifadesiyle resmî cümleyi tamamlayın: The archive is the source ____ the researchers obtained the records.

Cevabı göster

from which

A pilot then has their eyes measured with a pupilometer

4:48

Ardından, optik paketi her bir gözbebeğinin merkezine

to align the optics package to within just 2 mm Kalıp ifadeler

4:52

sadece 2 mm mesafe içinde hizalamak için

of the center of each pupil.

4:55

pilotun gözleri bir pupilometre ile ölçülür.

Kalıp ifadeler

to within just 2 mm: azami toleransı belirtme

To within just 2 mm, izin verilen azami hatayı belirtir. Optik sistem her göz bebeğinin merkezinden en fazla 2 mm uzakta olmalıdır; daha yakın da olabilir. Bu ifade, sistemin tam olarak 2 mm uzaktaki bir noktaya yerleştirildiği anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, ayarlama veya ölçme fiili + to within + tolerans (+ of + referans noktası) şeklindedir. Just, izin verilen toleransın çok küçük olduğunu vurgular.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dersteki üç kelimelik hassasiyet ifadesiyle tamamlayın: The technician adjusted the sensor ____ 1 mm of the reference mark.

Cevabı göster

to within just

This ensures that the images projected converge

4:56

Bu, yansıtılan görüntülerin

onto the pilot's natural field of view,

4:59

pilotun doğal görüş alanına odaklanmasını sağlar,

which in turn helps reduce eye strain and fatigue. Anlatım akışı

5:01

ki bu da göz yorgunluğunu azaltmaya yardımcı olur.

Anlatım akışı

in turn helps: neden-sonuç zincirindeki sonraki bağlantıyı gösterme

Bu cümlede in turn, neden-sonuç zincirini düzenler. Önce görüntüler pilotun doğal görüş alanında birleşir; bu sonuç da daha sonra göz yorgunluğunu ve bitkinliği azaltmaya yardımcı olur. Which in turn helps, bunun bir sonraki sonuç olarak yardımcı olduğu anlamına gelir. Burada in turn, insanların veya nesnelerin sırayla hareket ettiği anlamına gelmez. A → B → C açıklamasındaki ikinci bağlantıyı gösterir ve doğrudan sonucu, bu sonucun yol açtığı daha sonraki etkiden ayırır.

Alıştırma

Neden-sonuç zincirini üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: Clear labels prevent mistakes, which ____ new staff work faster.

Cevabı göster

in turn helps

Pilots then must return for a final fitting of the liner

5:04

Pilotlar daha sonra astarın son provası için geri dönmelidir,

so that the vision and its display feeds are adjusted

5:07

böylece görüş ve ekran akışları ayarlanarak

to ensure only a single fused image appears.

5:10

yalnızca tek bir kaynaşmış görüntünün ortaya çıkması sağlanır.

Otherwise,

5:13

Aksi takdirde,

a pilot might have double or triple vision Kelime

5:14

bir pilot hizalanmamış video akışlarından dolayı

from misaligned video feeds.

5:16

çift veya üçlü görme sorunu yaşayabilir.

Kelime

hizalanmamış video akışlarından kaynaklanan double or triple vision

Bu cümlede double or triple vision, tek olması gereken bir görüntüyü üst üste binmiş iki veya üç görüntü olarak algılamak demektir. Buradaki etki, birbiriyle örtüşmeyen video akışlarından kaynaklanır; dolayısıyla pilotta mutlaka tıbbi bir sorun olduğunu değil, görüntüleme sisteminin oluşturduğu bir görsel deneyimi anlatır. double/triple + vision kalıbı görsel görüntülerin çoğalmasını ifade eder; görme gücünün iki ya da üç katına çıkması anlamına gelmez. Misaligned, video feeds ifadesini niteler: akışların uzamsal konumları birbiriyle hizalı değildir.

Alıştırma

Cümlede double or triple vision ne anlama geliyor?

  1. Görme gücünün iki veya üç katına çıkması
  2. Asıl görüntünün iki veya üç kopyasını görmek
  3. Gelecek için iki veya üç farklı plana sahip olmak
Cevabı göster

Asıl görüntünün iki veya üç kopyasını görmek

Technicians then spend 2 days to shape the helmet liner

5:17

Daha sonra teknisyenler kask astarını şekillendirmek için 2 gün harcarlar,

to each individual pilot's noggin Kelime

5:21

her bir pilotun kafasına göre,

to ensure the optical sensors are perfectly aligned

5:23

optik sensörlerin mükemmel bir şekilde hizalanmasını sağlamak için

with the pilot's pupils.

5:26

pilotun gözbebekleriyle.

Kelime

kafa için şakacı bir sözcük olarak noggin

Noggin, head yani kafa için kullanılan gayriresmî ve şakacı bir sözcüktür. Bu cümlede each individual pilot's noggin, teknisyenlerin kask astarını biçimlendirirken şeklini temel aldığı pilotun kafasını ifade eder. Bu konuşma dili sözcüğü, optical sensors ve pupils gibi teknik terimlerle hafif ve esprili bir karşıtlık oluşturur. Yine de özel bir ekipmanı veya ayrı bir anatomik bölümü değil, yalnızca kişinin kafasını anlatır.

Alıştırma

Şu kullanımı değerlendirin: “The clinical report documents an injury to the patient's noggin.” Noggin resmî bir tıbbi rapor için uygun mudur?

  1. Evet, uygundur.
  2. Hayır, head daha uygun olur.
Cevabı göster

Hayır, head daha uygun olur.

These careful measurements also ensure that the helmet rests

5:27

Bu dikkatli ölçümler aynı zamanda,

on the pilot's head in such a way Dilbilgisi

5:30

fırlatmalar

that its center of gravity is perfectly aligned with the pilot's spine

5:31

veya yüksek hızlı manevralar sırasında boyun yaralanmalarını önlemek amacıyla,

Dilbilgisi

in such a way that: bir yöntemi sonucuna bağlamak

In such a way that, bir yöntem veya düzenleme biçimini onun ortaya çıkardığı koşula bağlar. Burada such, kaskın pilotun başına nasıl oturduğuna gönderme yapar; that yan cümlesi de bunun sonucunda oluşan hizalanmayı belirtir. Bu kalıp, yöntemin kendisi önemli olduğunda kullanışlıdır: X happens in such a way that Y. Düzenlemenin Y'ye nasıl yol açtığını gösterdiği için yalnızca Y'nin gerçekleştiğini söylemekten daha kesindir.

Alıştırma

Düzenlemenin kendisinin sonucu ortaya çıkardığını en açık biçimde vurgulayan cümle hangisidir?

  1. The shelves were installed even though every book remained within reach.
  2. The shelves were installed in such a way that every book remained within reach.
  3. The shelves were installed because every book remained within reach.
Cevabı göster

The shelves were installed in such a way that every book remained within reach.

in order to prevent neck injuries during ejections

5:35

kaskın ağırlık merkezinin pilotun omurgasıyla mükemmel bir şekilde hizalanmasını sağlayacak şekilde

or high-speed maneuvers.

5:38

pilotun başına oturmasını garanti eder.

All these careful and precise measurements

5:39

Tüm bu dikkatli ve kesin ölçümler

basically make helmets unusable except by the specific pilot

5:41

temel olarak kaskları, kendileri için geliştirilen

they were developed for,

5:45

belirli bir pilot dışında kullanılamaz hale getirir,

meaning that investing in an F-35 is not just an investment Dilbilgisi

5:47

bu da bir F-35'e yatırım yapmanın sadece

in the aircraft itself,

5:50

uçağın kendisine değil,

but in its pilot, too.

5:51

aynı zamanda pilotuna da yatırım yapmak anlamına geldiğini gösterir.

Dilbilgisi

not just ... but ..., too: bir iddiayı A ve B'yi kapsayacak şekilde genişletmek

Not just A, but B, too, A'yı dışlamadan B'yi ekler. Bu cümlede yatırım hem uçağı hem de pilotu kapsar; kalıp, yatırımın yalnızca uçağa yapıldığı yönündeki daha dar düşünceyi düzeltir. Tekrarlanan an investment ifadesi anlaşıldığı için but sonrasında atılır: not just an investment in A, but [an investment] in B, too. Bu nedenle A ve B dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır.

Alıştırma

Hem technical skills hem de confidence ögesini dahil etmek için not just ... but ..., too kalıbını kullanın. Cümleyi tamamlayın: The course develops ____.

Cevabı göster

not just technical skills but confidence too

But with as cool a job as piloting the world's most advanced aircraft, Dilbilgisi

5:53

Ancak dünyanın en gelişmiş uçağını kullanmak gibi havalı bir işleri varken,

we're sure there's no threat of any of these pilots getting bored

5:56

hiçbir pilotun yakın zamanda sıkılıp

and quitting anytime soon.

6:00

işi bırakma tehlikesi olmadığından eminiz.

Dilbilgisi

as cool a job as: as + sıfat + a + tekil isim + as

Bu cümlede as cool a job as, “dünyanın en gelişmiş hava aracını uçurmak kadar havalı bir iş” anlamına gelir. Ardından gelen piloting ifadesi, cool sözcüğünün yüksek derecesini belirleyen karşılaştırma ölçütünü verir. Yapı as + sıfat + a/an + tekil sayılabilir isim + as + karşılaştırma ögesidir. Sıfatı artikel ve isimden önce yerleştirir. İsimle başlayan a job as cool as ... seçeneği de aynı temel karşılaştırmayı daha olağan bir sözcük dizilişiyle aktarır.

Alıştırma

Challenging ve project sözcüklerini kullanarak cümleyi resmî as ... as yapısıyla tamamlayın: It was ____ the team had expected.

Cevabı göster

as challenging a project as

Are these $400,000 helmets really worth the price tag

6:01

Bu 400.000 dolarlık kasklar gerçekten bu fiyata değer mi

or are they just another money sink Deyimler

6:05

yoksa dünyanın en pahalı silah programında

in the world's most expensive weapons program?

6:07

sadece bir başka para çukuru mu?

Deyimler

another money sink: sürekli para tüketen bir unsur daha

Burada another money sink, kaskları yeterli fayda sağlamadan büyük miktarda para emmeye devam edebilecek silah programının bir başka parçası olarak niteler. Another, konuşanın bu tür başka savurgan harcamaların zaten var olduğunu düşündüğünü ima eder. Money sink mecazi ve değerlendirici bir ifadedir; tarafsız bir bütçe terimi değildir. Bir şeyi yalnızca pahalı olarak değil, sürekli para tüketen bir unsur olarak çerçeveler.

Alıştırma

Bir şirketin zaten para israf eden birkaç projesi vardır. Yeni bir platform da çok az getiri sağlarken sürekli nakit tüketmektedir. 'It looks like ___.' yorumunu en iyi hangi ifade tamamlar?

  1. another money sink
  2. another sunk cost
  3. another bargain
Cevabı göster

another money sink

What other military tech would you like to see explained?

6:09

Başka hangi askeri teknolojinin açıklanmasını istersiniz?

Let us know in the comments.

6:12

Yorumlarda bize bildirin.

Also,

6:14

Ayrıca,

be sure to check out our other video,

6:14

diğer videomuz olan

Worst Punishments in the History of Mankind.

6:16

'İnsanlık Tarihinin En Kötü Cezaları'na da mutlaka göz atın.

Thanks for watching,

6:18

İzlediğiniz için teşekkürler,

and as always,

6:19

ve her zaman olduğu gibi,

please don't forget to like, share, and subscribe.

6:20

lütfen beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.