Bir balonun içindeki kibrit nasıl yakılır - Smarter Every Day 36 LAZER AYI: İngilizce çalışma notları

SmarterEveryDay

Öğrenme zorluğu
249 kelime 235 kel/dk

Video özeti: Kibrit şeffaf bir balonun içinde lazerle yakılıyor; ardından balonun neden sağlam kaldığı açıklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. gonna — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bunun going to ifadesinin gündelik konuşma biçimi olduğunu ve sonraki adımı duyurduğunu anlayın; resmî yazıda tam biçimi kullanın. 2. at least until — Söylem, anlatı ve retorik: Önceki söze nasıl mizahi bir zaman sınırı eklediğini görün; bir iddiayı geri almadan daraltmak için bu kalıbı kullanın. 3. passes through — Öbek fiiller: Işığın şeffaf malzemenin içinden geçmesini anlattığını kavrayın; insan, rota, kontrol noktası, filtre veya sinyaller için de kullanın.

Bu derste

So what we're gonna do for this experiment is we are going to take a balloon, Notlar

0:00

Bu deney için yapacağımız şey bir balon almak,

Dilbilgisi

what we're gonna do ... is we are going to ... kalıbı

What we're gonna do ... is ... kalıbı bir wh bölünmüş cümledir ve pseudo-cleft olarak da adlandırılır. What yan cümlesi önce açıklanacak eylemi sunar, ardından is gerçek planı tanıtır. Buradaki for this experiment yalnızca ortam bilgisini ekler; iki ana bölüm what we're gonna do ve we are going to take a balloon ifadeleridir. Buradaki what bir soru sormaz. Yaklaşık olarak “yapılan eylem” anlamına gelir, bu nedenle yan cümle düz cümle söz dizimini korur. Is sonrasında altyazıdaki gibi tam bir yan cümle ya da daha kısa bir fiil öbeği kullanılabilir: What we're going to do is check the results.

Alıştırma

Odaklama kalıbını tek kelimeyle tamamlayın: What we're going to do next ____ review the results.

Cevabı göster

is

Kelime

gonna

Gonna, ardından fiilin yalın hâli geldiğinde going to ifadesinin gündelik konuşmadaki yaygın biçimidir. Bu cümlede we're gonna do, we are going to do anlamına gelir ve planlanan bir sonraki adımı belirtir. Gonna, mastar yapısındaki to ögesini zaten içerir; bu yüzden ardından doğrudan fiilin yalın hâli gelir: gonna take denir, gonna to take denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede gonna gündelik konuşmada doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. We're gonna the science museum now.
  2. We're gonna start the experiment now.
  3. We're gonna to start the experiment now.
Cevabı göster

We're gonna start the experiment now.

a real big clear balloon, Kelime

0:03

çok büyük şeffaf bir balon,

Kelime

real big: gayriresmî vurgu ifadesi

Burada real, big sıfatından önce gelerek onun derecesini güçlendirir. real big “çok büyük” demektir; “gerçek olan büyük” anlamına gelmez. Bu, konuşma dilinde real kelimesinin vurgu artırıcı olarak kullanıldığı gayriresmî bir kullanımdır. Bu ifade balonun boyutunu anlatır; clear ise balonun şeffaf olduğunu ayrıca belirtir.

Alıştırma

real big ifadesinde real ne işe yarar?

  1. sadece
  2. biraz
  3. çok
  4. gerçek veya hakiki
Cevabı göster

çok

and we've got a match and we roll the string up on the match. Notlar

0:04

ve bir kibritimiz var ve ipi kibritin etrafına sarıyoruz.

Kalıp ifadeler

we've got: şu anda bir şeye sahip olma

Bu cümlede we've got, we have anlamına gelir: konuşanların o anda kullanıma hazır bir kibriti vardır. İfade, kullandıkları malzemelerden birini tanıtır. Buradaki got, kibriti alma veya teslim alma eyleminin tamamlandığını anlatmaz. Konuşma dilinde have got, mevcut sahipliği veya bir şeyin şu anda kullanılabilir olduğunu ifade edebilir.

Alıştırma

Bir şeyin şu anda kullanılabilir olduğunu göstermek için we've got kullanan cümle hangisidir?

  1. We got enough tape yesterday.
  2. We've got enough tape for the poster.
  3. We used all the tape.
  4. We need to buy some tape.
Cevabı göster

We've got enough tape for the poster.

Öbek fiiller

roll the string up: ipi sarıp toplamak

Burada roll the string up, gevşek ipi sarıp düzenli ve küçük bir rulo hâline getirmek demektir. up parçacığı toplama veya eylemi tamamlama anlamı katar; ipin yukarı doğru hareket ettiğini göstermez. the string, roll ile up arasına yerleştirilen nesnedir. on the match ipin neyin üzerine sarıldığını belirtir ve öbeksi fiilin parçası değildir.

Alıştırma

Hangi cümle birinden gevşek bir kabloyu sarıp toplamasını ister?

  1. Roll the cable over.
  2. Lift the cable up.
  3. Roll the cable up.
Cevabı göster

Roll the cable up.

We're gonna start blowing the balloon up. Öbek fiiller

0:07

Balonu şişirmeye başlayacağız.

Öbek fiiller

blowing the balloon up: balonu şişirmek

Burada blowing the balloon up, balonun içine hava vererek onu büyütmek demektir. Balon kullanıma hazırlanıyor; bu yüzden blow ... up patlatmak değil, şişirmek anlamındadır. Bu, ayrılabilen bir öbeksi fiildir: isim olan the balloon nesnesi blow ile up arasında yer alır. up ifadenin bir parçasıdır ve şişmiş bir duruma geçişi belirtir.

Alıştırma

Yönergeyi blow ... up ve it zamiriyle tamamlayın: The beach ball is flat. Please ____ before the game.

Cevabı göster

blow it up

Just a little bit.

0:10

Sadece birazcık.

And we're gonna, make it where we can get a straight shot straight down into the balloon. Notlar

0:13

Ve kibriti doğrudan balonun içine bırakabileceğimiz bir yol açacağız.

Dilbilgisi

make it where we can: bir sonucu mümkün kılacak şekilde düzenleme bildiren konuşma dili kalıbı

Burada make it where we can + fiil, “durumu … yapabileceğimiz şekilde ayarlamak” demektir. Where fiziksel bir yer belirtmez; konuşanın yaptığı ayarlamayla ulaşmak istediği sonucu başlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp make it where + yan cümledir. Daha tarafsız İngilizcede make it so that + yan cümle kullanılır.

Alıştırma

“Let's move the chairs and make it where everyone can see the screen,” cümlesindeki vurgulanan kalıp ne anlama gelir?

  1. Sandalyeleri “where” adlı bir yere taşımak.
  2. Herkesin ekranı görebileceği şekilde durumu ayarlamak.
  3. Herkesin ekranı zaten görebildiğini söylemek.
Cevabı göster

Herkesin ekranı görebileceği şekilde durumu ayarlamak.

Kalıp ifadeler

get a straight shot: doğrudan bir hat elde etmek

Burada get a straight shot, lazerden balonun içine uzanan doğrudan ve engelsiz bir hat elde etmek demektir. Shot, ateş etmeyi veya fotoğraf çekmeyi değil, kullanılabilir yolu ya da nişan hattını belirtir. A straight shot; görüş, kamera, ışık veya hedefe yöneltilen başka bir eylem için doğrudan bir hattı anlatabilir. Çevresindeki edat veya yön ifadesi bu hattın nereye gittiğini gösterir.

Alıştırma

Bir fotoğrafçı, sahneye doğrudan ve engelsiz bir görüş hattı oluşturmak için bir tabelayı hareket ettiriyor. Sonucu hangi ifade anlatır?

  1. take a shot
  2. call the shots
  3. get a straight shot
Cevabı göster

get a straight shot

We'll drop the match down in there

0:17

Kibriti oraya bırakacağız

and proceed to blow it up. Kalıp ifadeler

0:20

ve şişirmeye devam edeceğiz.

Kalıp ifadeler

proceed to + fiilin yalın biçimi: sonraki adıma geçmek

Proceed to + fiilin yalın biçimi, bir eylemi önceki bir eylem ya da açıklamadan sonraki adım olarak sunar. Burada proceed to blow it up, kibrit içeri yerleştirildikten sonra konuşmacının balonu şişirme adımına geçtiğini anlatır. To, sıradaki fiilin yalın biçimini getirir: proceed to blow, proceed to open, proceed to check. Bu yapıda proceed, fiziksel olarak ileri doğru hareket etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Talimatı, “sonraki eyleme geçmek” anlamındaki iki sözcüklü resmî süreç ifadesiyle tamamlayın: After reviewing the safety rules, ____ start the machine.

Cevabı göster

proceed to

All right, so you can see we have a match dangling inside of a balloon. Anlatım akışı

0:24

Pekala, görebileceğiniz gibi bir balonun içinde sallanan bir kibritimiz var.

Anlatım akışı

you can see: dikkati bir sonuca yöneltmek

Bir gösterimde you can see, izleyicinin dikkatini görünür bir sonuca veya kanıta yöneltir. Konuşmacı aslında “buna dikkat edin” demektedir; izleyicinin görme yeteneğini kontrol etmez. Bu ifade genellikle bir eylem veya açıklamadan sonra gelir ve o eylemin ortaya çıkardığı sonucu tanıtır. Böylece bilgiyi işlem adımından gözleme geçirerek düzenler.

Alıştırma

Bir gösterimde bu cümledeki you can see ifadesinin temel görevi nedir? "You can see that the water is turning blue."

  1. Suya bakma izni vermek
  2. Dikkati gözlemlenebilir bir sonuca yöneltmek
  3. İzleyicinin gözlerinin iyi görüp görmediğini sormak
Cevabı göster

Dikkati gözlemlenebilir bir sonuca yöneltmek

But watch this.

0:28

Ama şunu izleyin.

It's pretty cool.

0:29

Oldukça havalı.

When I let the air out of the balloon, Kalıp ifadeler

0:30

Balonun içindeki havayı boşalttığımda,

it kind of pushes the match out. Ton ve niyet

0:32

sanki kibriti dışarı itiyor.

Kalıp ifadeler

Balonun havasını boşaltmak

Let the air out of the balloon, balonun içindeki havanın dışarı çıkmasına izin vermek anlamına gelir; bunun sonucunda balonun havası boşalır. Burada let, bir kişiye bir şey yaptırmak değil, izin vermek demektir. Yapı let + the air + out of + kap şeklindedir. out of ifadesinden sonra gelen bölüm havanın hangi kaptan çıktığını gösterir; bu nedenle cümle balonun havasını boşaltmayı açıkça anlatır.

Alıştırma

“The tire is too full.” Lastikteki havayı boşaltmak anlamına gelen ifade hangisidir?

  1. let the air out of the tire
  2. put air into the tire
  3. let the tire out of the garage
Cevabı göster

let the air out of the tire

Ton ve niyet

Günlük dilde yumuşatıcı olarak kind of

Kind of konuşma dilinde kullanılan bir yumuşatıcıdır. Bu cümlede bir bakıma veya bir ölçüde anlamına gelir: hava kibriti dışarı itiyor gibi görünür, ancak konuşan kişi bunu kesin bir fiziksel açıklama olarak sunmaz. İddiayı yumuşatır ve açıklamanın günlük, yaklaşık bir ifade olduğunu gösterir. Buradaki kind of, bir şeyin hangi türden olduğunu sormaz.

Alıştırma

“The new phone app kind of fixed the login problem.” Bu cümlede kind of ne işe yarıyor?

  1. Hangi tür telefon uygulamasının kullanıldığını sorar.
  2. Uygulamanın sorunu tamamen çözdüğünü söyler.
  3. İddiayı daha az kesin veya daha az güçlü hâle getirir.
Cevabı göster

İddiayı daha az kesin veya daha az güçlü hâle getirir.

It's like eating the string and pushing it. Deyimler

0:37

İpi yutup dışarı itiyormuş gibi.

Deyimler

It's like eating the string: görsel bir benzetme kurmak

It's like + -ing yapısı bir benzetme başlatır. Bir hareketin ya da görünüşün like'tan sonra belirtilen eyleme benzediğini söyler. Buradaki eating the string gerçek bir olay değil, görüntüyü canlandırmaya yarayan bir anlatımdır. Hareket, balon ipi ağzına alıyormuş gibi görünür; bu benzetme de izleyicinin olanları gözünde canlandırmasını kolaylaştırır.

Alıştırma

"The robot pulls in the cable, and it's like eating a noodle," cümlesinde "it's like eating a noodle" ne anlama gelir?

  1. Robotun hareketi bir erişteyi yemeye benziyor.
  2. Robot erişte yemeyi seviyor.
  3. Robot kesinlikle gerçek yiyecek yiyor.
Cevabı göster

Robotun hareketi bir erişteyi yemeye benziyor.

It's great.

0:40

Harika.

All right.

0:42

Pekala.

All right, we'll do it again.

0:43

Pekala, tekrar yapacağız.

All right. Except this time we'll leave it. Anlatım akışı

0:44

Pekala. Ancak bu sefer onu içeride bırakacağız.

Anlatım akışı

Except this time: değişen tek bir koşulu belirtmek

Except this time, yeni bilgiyi az önce söylenen şeyde yapılan sınırlı bir değişiklik olarak düzenler. Except istisnayı, this time ise şu anki denemeyi gösterir. Cümlede temel eylem tekrarlanır, ancak bir koşul farklı olacaktır: bu sefer nesneyi yerinde bırakacaklardır. Konuşmada Except this time kısa bir devam ifadesi olarak başta kullanılabilir; anlamı daha önceki plana bağlıdır.

Alıştırma

"We'll repeat the test. Except this time, we'll wait longer," ifadesinde "Except this time" neyi gösterir?

  1. Konuşmacı gelecekteki bütün denemeleri atlayacaktır.
  2. Yeni denemede olağan planın bir bölümü değişir.
  3. Yeni denemenin ilk denemeyle hiçbir ilgisi yoktur.
Cevabı göster

Yeni denemede olağan planın bir bölümü değişir.

Okay, so what we're gonna do here is

0:46

Tamam, burada yapacağımız şey

we're going to try to light that match inside the balloon without popping the balloon. Dilbilgisi

0:48

balonu patlatmadan o kibriti balonun içinde yakmaya çalışmak.

Dilbilgisi

without popping the balloon: istenmeyen bir sonucu önlemek

Without + fiilin -ing biçimi, bir eylem yapılırken istenmeyen ikinci bir eylemden kaçınıldığını gösterir. Burada ana amaç kibriti yakmaktır; popping the balloon ise önlenmek istenen sonuçtur. without sözcüğünden sonra bir isim ya da fiilin -ing biçimi gelir. Bu yapıda without popping denir, without pop denmez.

Alıştırma

Birine kapıyı açarken bebeği uyandırmamasını doğru biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. Open the door without waking the baby.
  2. Open the door without wake the baby.
  3. Open the door without woke the baby.
Cevabı göster

Open the door without waking the baby.

Well, at least until the fire pops the balloon. Anlatım akışı

0:53

Yani, en azından ateş balonu patlatana kadar.

Anlatım akışı

at least until: bir ifadenin geçerli olduğu süreyi daraltmak

At least until, önceki iddiaya bir zaman sınırı ekler. Konuşan kişi balonun patlamayacağı düşüncesini korur, ancak bunu yalnızca ateşin balonu patlattığı ana kadar garanti eder. Burada at least en düşük sayıyı belirtmez. Zaman sınırını temkinli hâle getirir: ifade o noktaya kadar geçerlidir; sonrasında ne olacağı ise kapsam dışında bırakılır ya da açık tutulur. Bu cümlede düzeltme, balonun daha sonra patlamasının beklenmesi nedeniyle mizah da yaratır.

Alıştırma

Hangi yanıt, odanın belirli bir zamana kadar sessiz kalmasının beklendiğini ancak sonrasında sessiz kalmayabileceğini anlatır?

  1. Yes, because the band arrives.
  2. Yes, at least until the band arrives.
  3. Yes, at least when the band arrives.
Cevabı göster

Yes, at least until the band arrives.

Okay.

0:56

Tamam.

So, it's your show, Johan, Deyimler

0:56

Şov senin, Johan,

Deyimler

it's your show: kontrolü devretme

Burada it's your show, “bundan sonra olacaklardan sen sorumlusun ve yönetim sende” anlamına gelir. Show, bir televizyon programını veya gösteriyi değil, Johan'ın artık yöneteceği işlemi ya da etkinliği anlatır. It's your show kalıbı, genel sorumluluğu veya liderliği başka bir kişiye devretmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Ekip arkadaşınız ekipmanı hazırladı ve şimdi tüm gösterimi siz yöneteceksiniz; yalnızca sırayla bir hareket yapmayacak veya tek bir karar vermeyeceksiniz. Ekip arkadaşınız ne söylemeli?

  1. It's your turn now.
  2. It's your call.
  3. It's your show now.
Cevabı göster

It's your show now.

4

0:59

4

3

0:59

3

2

1:01

2

1

1:02

1

Okay, flame.

1:11

Tamam, yandı.

There you go. Ton ve niyet

1:15

İşte oldu.

Ton ve niyet

There you go: işe yaradığını onaylama

Burada There you go, beklenen sonucun gerçekleştiğini hemen onaylar: alev ortaya çıktığı için “işe yaradı” veya “işte bu” anlamına gelir. Birinin bir yere doğru hareket ettiğini anlatmaz. Bu kalıp, bir adımın başarıyla tamamlandığını belirtmek veya bir şeyi verirken söylenmek için de kullanılabilir; tam anlamı duruma göre belirlenir.

Alıştırma

Arkadaşınız doğru düğmeye bastıktan hemen sonra yazıcı çalışmaya başlıyor. Hangi karşılık hareketin başarılı olduğunu onaylar?

  1. Off you go.
  2. Here you go.
  3. There you go.
Cevabı göster

There you go.

Nice.

1:16

Güzel.

Awesome.

1:20

Müthiş.

We didn't even pop the balloon. Dilbilgisi

1:21

Balonu patlatmadık bile.

Dilbilgisi

didn't even pop: bir şeyin hiç gerçekleşmediğini vurgulamak

didn't even pop ifadesinde didn't, pop eylemini olumsuz yapar; even ise bu sonucun şaşırtıcı olduğunu vurgular. Balon hiç patlamadı, ancak patlaması oldukça olası bir sonuçtu. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp didn't even + fiilin yalın hâlidir. Beklenen, en temel veya dikkat çekici bir eylemin hiç gerçekleşmediğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi didn't even ve react fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The sensor was broken, so it ____ when I pressed the button.

Cevabı göster

didn't even react

That's it.

1:25

İşte bu kadar.

That's it.

1:25

İşte bu kadar.

Nice.

1:27

Güzel.

Not popping the balloon.

1:29

Balonu patlatmamak.

Check.

1:30

Tamamlandı.

I was expecting the hot match to pop down and like have to fall down.

1:31

Sıcak kibritin aşağı düşüp balonu patlatacağını falan sanıyordum.

Yeah, but why didn't the laser pop the balloon?

1:34

Evet, ama lazer neden balonu patlatmadı?

The balloon is transparent so the light just passes through Öbek fiiller

1:37

Balon şeffaf, bu yüzden ışık sadece içinden geçip gidiyor

Öbek fiiller

passes through: içine girip diğer taraftan çıkmak

Pass through, bir malzemenin, alanın veya açıklığın içine girip diğer tarafa doğru ilerlemek anlamına gelir. Burada ışık engellenmek yerine şeffaf balonun içinden geçer. Nesne, Light passes through glass. örneğindeki gibi through sözcüğünden sonra belirtilebilir. Nesne bağlamdan zaten belliyse through sonda kalabilir: The light passes through.

Alıştırma

Cümleyi pass fiilinin doğru geniş zaman biçimi ve through ile tamamlayın: Light ____ a clear window.

Cevabı göster

passes through

and as it doesn't absorb it, Dilbilgisi

1:40

ve ışığı emmediği için,

the balloon doesn't heat and it doesn't pop.

1:42

balon ısınmıyor ve patlamıyor.

Dilbilgisi

as it doesn't absorb it ifadesindeki neden bildiren as

Burada as, balonun neden ısınmadığını açıklayan nedeni belirtir: Balon ışığı soğurmaz. Bu kullanımda as, when veya while değil, because anlamına gelir. İki it farklı şeylere gönderme yapar. İlk it balonu, ikincisi ise ışığı veya ışığın enerjisini belirtir. Uzun cümlelerde her zamirin neye gönderme yaptığını anlamak için hem bağlaca hem de yakınındaki anlama bakın.

Alıştırma

Bu cümlede as ne işe yarar? As the roads were icy, school opened late.

  1. Yollar ile okulu karşılaştırır.
  2. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  3. Okulun neden geç açıldığını belirtir.
Cevabı göster

Okulun neden geç açıldığını belirtir.

That's it.

1:44

İşte bu.

You're getting smarter every day. Dilbilgisi

1:45

Her geçen gün daha da akıllanıyorsunuz.

Dilbilgisi

Getting smarter: get + karşılaştırma derecesindeki sıfat

Getting smarter ifadesinde get, become yani “olmak, hâle gelmek” anlamındadır. get + karşılaştırma derecesindeki sıfat yapısı, zamanla gelişen bir değişimi anlatır: Kişi öncesine göre daha akıllı hâle gelmektedir. Aynı yapıyı getting better, getting colder veya getting easier gibi devam eden başka değişimler için de kullanın. You're getting... ifadesindeki -ing biçimi, değişimin şu anda veya içinde bulunulan dönemde gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi get fiilinin şimdiki zaman biçimi ve dark sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The sky is ____ by the minute.

Cevabı göster

getting darker

Have a good one. Ton ve niyet

1:46

İyi günler dilerim.

Ton ve niyet

Samimi bir vedalaşma ifadesi olarak Have a good one

Have a good one, bir konuşmayı bitirirken kullanılan samimi ve gündelik bir ifadedir. “Gününün, akşamının ya da bağlama uygun başka bir zaman diliminin geri kalanı iyi geçsin” anlamına gelir. Buradaki one, iki kişinin de durumdan anlayabildiği bir zaman diliminin yerine geçer. Belirli bir nesneyi göstermez ve “iyi bir şeye sahip ol” anlamına gelmez.

Alıştırma

Gündelik bir konuşmanın sonunda Have a good one. en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Gününün ya da bağlama uygun başka bir zaman diliminin geri kalanının iyi geçmesini dilerim.
  2. Gitmeden önce lütfen bir seçenek seç.
  3. Yüksek kaliteli bir nesneye sahip olmanı dilerim.
Cevabı göster

Gününün ya da bağlama uygun başka bir zaman diliminin geri kalanının iyi geçmesini dilerim.