Faiz oranlarını artırmak enflasyonu nasıl kontrol eder?: İngilizce çalışma notları
The Economist
Video özeti: Video, faiz artışının krediler, konut kredileri, talep, işler, ücretler ve fiyatlar üzerinden yayılmasını; enflasyon kontrolü, durgunluk riski ve politika gecikmesini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. taking out a loan, — Deyimsel fiiller: bir nesneyi çıkarmak değil, kredi almak demektir; borç, faiz ve geri ödeme için kullanılır. 2. tighten the purse strings. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: para kesesinin iplerini sıkmak harcamaları azaltmayı anlatır ve dar bütçeleri zayıf taleple ilişkilendirir. 3. a blunt instrument, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: güçlü fakat hassas olmayan politika aracını anlatır; faizler enflasyonu frenlerken ekonomide sıkıntı yaratabilir.
Bu derste
The bank is judging that the only way they can try to pull down inflation Notlar
0:04Banka, enflasyonu aşağı çekmeye çalışmanın tek yolunun
pull down inflation ifadesinin mecaz anlamı
pull down inflation ifadesinde pull down ettirgen bir anlam taşır: enflasyon oranını düşürmek demektir. Nesne olan inflation, düşürülen ölçüyü belirtir; burada bir şey gerçekten aşağı çekilmez. Bu kullanım, fiziksel olarak aşağı hareket etme düşüncesini bir sayıya veya düzeye aktarır. Bir güç ya da eylem fiyatları, maliyetleri, oranları veya ortalamaları düşürdüğünde de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir politikanın enflasyon oranının düşmesine neden olduğunu söyler?
- The policy may pull down inflation.
- Inflation may fall next year.
- The policy may respond to inflation.
Cevabı göster
The policy may pull down inflation.
is to carry on raising interest rates. Öbek fiiller
0:09faiz oranlarını artırmaya devam etmek olduğuna karar veriyor.
the only way ... is to ... kalıbı
the only way ... is to ... kalıbı, bir sonuca ulaşmak için tek bir eylem yolunun bulunduğunu belirtir. Vurgulanan iki bölümü birlikte okuyun: the only way düşünceyi açar, is to ise gerekli eylemi getirir. Bu iki bölümün arasında uzun bir yan cümle bulunabilir. Burada bu bölüm, enflasyonu düşürmeye çalışma hedefini belirtirken carry on raising interest rates gerekli eylem olarak sunulur.
Alıştırma
Yalnızca bir çözüm olduğunu belirten sabit kalıbı tamamlayın: ____ we can finish on time ____ start now.
Cevabı göster
The only way · is to
carry on + -ing: bir etkinliğe devam etmek
Bu cümlede carry on, “devam etmek” anlamına gelir. Konuşmacı, faiz oranlarını yükseltme eyleminin süreceğini söylüyor. Yapı carry on + -ing şeklindedir: carry on raising. -ing biçimi devam eden etkinliği belirtir; carry ve on sözcüklerini ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla yorumlamayın.
Alıştırma
Cümleyi dersteki öbek fiille tamamlayın: Please ____ reading while I check the next page.
Cevabı göster
carry on
rising interest rates that will make the cost of borrowing go up. Kalıp ifadeler
0:12borçlanma maliyetini artıracak yükselen faiz oranları.
the cost of borrowing: ödünç alınan parayı kullanmanın maliyeti
The cost of borrowing, ödünç alınan fonları kullanabilmek için ödenen parayı; özellikle faizi ve bazen de ücretleri ifade eder. Bu cümlede yükselen faiz oranları bu gideri artırır. Borrowing, kredi alma eylemini genel olarak adlandıran ve isim işlevi gören bir -ing biçimidir. Of borrowing sözcükleri hangi tür maliyetten söz edildiğini belirtir.
Alıştırma
“Higher rates increase the cost of borrowing,” cümlesinde artan nedir?
- Ödünç alınan parayı kullanmak için ödenen faiz ve ücretler
- Ödünç alınan parayla satın alınan her şeyin fiyatı
- Kredi verenden alınan anapara tutarı
Cevabı göster
Ödünç alınan parayı kullanmak için ödenen faiz ve ücretler
It can send ripples across the whole economy. Deyimler
0:16Bu tüm ekonomi boyunca dalgalanmalara neden olabilir.
'Send ripples across the whole economy' zincirleme etki metaforu
'Send ripples across the whole economy' ifadesi, su üzerindeki dalga halkalarının dışa doğru yayılması görüntüsünü kullanır. Bir değişikliğin dolaylı etkiler oluşturup ekonominin bir bölümünden diğerine yayılabileceği anlamına gelir. send ripples across/through + a system kalıbı bir zincirleme tepkiyi anlatmak için kullanışlıdır: İlk olay yereldir, ancak sonuçları geniş bir alana yayılır.
Alıştırma
'A transport strike sent ripples across the city's economy,' cümlesinde sent ripples across ne anlama gelir?
- Tüm ekonomik faaliyetleri hemen durdurdu
- Su üzerinde gerçek dalgalar oluşturdu
- Etkilerin onun geneline yayılmasına neden oldu
Cevabı göster
Etkilerin onun geneline yayılmasına neden oldu
Soyut anlamlı 'sink consumer confidence' eşdizimi
Burada sink geçişli bir fiildir: Özne, consumer confidence düzeyinin keskin biçimde düşmesine neden olur. Consumer confidence soyut bir kavramdır; dolayısıyla fiziksel bir nesnenin suyun altına inmesi söz konusu değildir. Tarafsız lower fiiliyle karşılaştırıldığında sink, ciddi ve zarar verici bir düşüşü ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “keskin ve zarar verici bir düşüşe neden olmak” anlamındaki hedef fiille tamamlayın: Repeated product recalls can ____ consumer confidence.
Cevabı göster
sink
go too far too fast: çok ileri gitmek ve çok hızlı ilerlemek
Burada go too far too fast, bir eylemin ölçü bakımından aşırı olması ve aynı zamanda güvenli olandan daha hızlı ilerlemesi anlamına gelir. Far fiziksel mesafeyi değil, dereceyi anlatır. too far too fast kalıbı, hem yapılan şeyin boyutunun hem de yapılma hızının risk yaratabileceği konusunda uyarır.
Alıştırma
Değişikliğin hem ölçek hem de hız bakımından aşırı olabileceğini anlatan hedef ifadeyle uyarıyı tamamlayın: If the reformers ____, public trust could fall.
Cevabı göster
go too far too fast
tip economies into recession: ekonomileri resesyona sürüklemek
tip economies into recession ifadesinde tip, bir sistemin eşiği aşmasına ve yeni bir duruma girmesine neden olmak demektir. Yapı tip + nesne + into + durum veya koşul şeklindedir. Nedeni son itici güç olarak gösterir: Ekonomiler zaten kırılgan olabilir ve söz konusu eylem onları resesyona sokmaya yeter. Burada tip, bir hizmet karşılığında bahşiş vermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tip + nesne + into + durum hedef yapısıyla tamamlayın: A sudden banking crisis could ____.
Cevabı göster
tip the economy into recession
So, why do central banks raise interest rates?
0:32Peki, merkez bankaları neden faiz oranlarını artırır?
you'll have to pay back a little extra Öbek fiiller
0:49biraz fazlasını geri ödemek zorundasınızdır
Pay back: ödünç alınan parayı geri ödemek
Pay back, ödünç aldığınız veya borçlu olduğunuz parayı geri vermek demektir. Bu cümlede kredinin geri ödenmesini anlatır; birine yaptığı iyilik karşılığında ödül vermek anlamına gelmez. Pay fiildir; back ise paranın onu sağlayan kişiye veya kuruma geri döndüğünü gösteren parçacıktır. Burada olduğu gibi, geri ödenen miktar asıl tutardan daha fazlasını içerebilir.
Alıştırma
Cümleyi “ödünç alınan parayı geri vermek” anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: I borrowed £15 from Mia, so I need to ____ the money tomorrow.
Cevabı göster
pay back
Make it worthwhile for someone: bir şeyi biri için zahmete değer hâle getirmek
Make it worthwhile for someone, bir faaliyeti, maliyeti veya riski kabul etmeye değer kılacak kadar fayda, ödeme ya da memnuniyet sağlamak demektir. Burada ek ödeme, borç verene krediyi sağlamak için bir neden verir. Make it worthwhile for the lender ifadesindeki it, değerlendirilen durumu veya eylemi temsil eder; bu bağlamda söz konusu eylem parayı ödünç vermektir. Kalıp make + it + worthwhile + for + person şeklindedir. Ardından gelen to + fiil yapısı, yapılmaya değer hâle gelen eylemi belirtebilir.
Alıştırma
Cümleyi “çabanın birisi için buna değmesini sağlamak” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: We covered their travel costs to ____ them to attend.
Cevabı göster
make it worthwhile for
take out a loan: kredi çekmek
Bu cümlede take out a loan, genellikle bir bankadan veya başka bir kredi kuruluşundan resmî bir kredi ayarlayıp parayı almak anlamına gelir. Bir şeyi fiziksel olarak dışarı çıkarmak anlamına gelmez. Burada taking out biçimi kullanılır çünkü cümle borçlanmayı devam eden veya planlanan bir süreç olarak sunar. Fiilin zamanı değişebilir, ancak temel ifade take out a loan olarak kalır.
Alıştırma
Cümleyi, ‘bankadan resmî kredi ayarlayıp almak’ anlamındaki standart ifadeyle tamamlayın: To pay for the renovation, Maya decided to ____ from her bank.
Cevabı göster
take out a loan
you want the interest rate to be as low as possible, Dilbilgisi
1:04faiz oranının mümkün olduğunca düşük olmasını istersiniz,
as low as possible: mümkün olduğunca düşük
as + sıfat veya zarf + as possible kalıbı, gerçekçi biçimde ulaşılabilecek en yüksek dereceyi ifade eder. Burada low, faiz oranını niteler; dolayısıyla as low as possible, ulaşılabilecek en düşük faiz oranı demektir. Bu kalıp as ... as karşılaştırmasına benzese de adı verilen iki şeyi karşılaştırmaz. Possible pratik sınırı belirler: oranı koşulların izin verdiği ölçüde düşürmek gerekir.
Alıştırma
Cümleyi as ... as possible kalıbı ve low sıfatıyla tamamlayın: The team must keep the total cost ____ without reducing safety.
Cevabı göster
as low as possible
On the flip side, if you want to save money, Anlatım akışı
1:09Öte yandan, eğer para biriktirmek istiyorsanız,
Karşıt geçiş ifadesi olarak On the flip side
On the flip side, aynı konunun karşıt bakış açısını veya karşıt sonucunu sunar. Burada anlatım, düşük faiz oranlarının borç alanlar için ne ifade ettiğinden faiz oranlarının tasarruf sahipleri için ne ifade ettiğine geçer. Cümle başında bir geçiş ifadesi olarak kullanılır: önce bir taraf sunulur, ardından On the flip side ile karşıt taraf çerçevelenir. İfade mecazidir; fiziksel olarak bir şey çevrilmez.
Alıştırma
Karşıt tarafı sunan hedef geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Borrowing is cheaper when rates are low. ____, savers earn less interest.
Cevabı göster
On the flip side
then a high interest rate means you can earn more on your savings. Kalıp ifadeler
1:12yüksek bir faiz oranı tasarruflarınızdan daha fazla kazanabileceğiniz anlamına gelir.
earn more on your savings: birikimlerden daha fazla getiri elde etmek
Bu cümlede earn more on your savings, birikimde tutulan paradan daha yüksek bir finansal getiri, genellikle daha fazla faiz almak anlamına gelir. More, yüksek faiz oranındaki getiriyi daha düşük faiz oranındaki getiriyle karşılaştırır. Yapı earn + getiri veya miktar + on + bu getiriyi sağlayan para ya da varlık şeklindedir. Burada earn, çalışarak kazanılan ücreti ifade etmez; on your savings, getirinin finansal kaynağının birikimler olduğunu gösterir.
Alıştırma
Birikmiş paradan daha yüksek getiri almak anlamındaki hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: With a higher interest rate, you can ____ your savings.
Cevabı göster
earn more on
See it as a reward for leaving money in your account.
1:16Bunu hesabınızda para bırakmanın bir ödülü olarak görün.
But the size of your reward depends on the circumstances. Kalıp ifadeler
1:19Ancak ödülünüzün büyüklüğü koşullara bağlıdır.
depends on the circumstances: koşullara bağlı olmak
Depends on the circumstances, sonucun ilgili koşullara göre değiştiğini ve bu yüzden tek bir genel yanıtın yeterli olmadığını belirtir. Bu cümlede ödülün miktarı farklı durumlarda değişebilir. Circumstances, yalnızca tek bir olayı değil, bir durumu çevreleyen gerçeklerin ve koşulların bütününü ifade eder. X'i neyin belirlediğini veya etkilediğini göstermek için X depends on Y kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
İlgili koşulların sonucu belirlediği anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The final cost ____.
Cevabı göster
depends on the circumstances
You've got thousands of banks setting their own commercial rates. Kelime
1:26Kendi ticari oranlarını belirleyen binlerce banka vardır.
You've got: var olan şeyi sunma kullanımı
Burada You've got, bir durumda var olan şeyi sunar; yaklaşık olarak “there are” anlamına gelir ve dinleyicinin bankaların sahibi olduğunu belirtmez. You geneldir ve duruma bakan herkesi kapsar. Günlük konuşma tarzındaki açıklamalarda you have got + isim öbeği, dinleyicinin dikkatini bir gerçeğe veya özelliğe çekebilir. İsimden sonraki setting their own commercial rates bölümü, bu bankaların ne yaptığını açıklar.
Alıştırma
'You've got several routes to choose from,' cümlesinde You've got ne anlama gelir?
- Birkaç yolun şahsen sahibisiniz.
- Kullanılabilecek birkaç rota var.
- Birkaç rotayı zaten seçtiniz.
Cevabı göster
Kullanılabilecek birkaç rota var.
That's all influenced though by the interest rate that the central bank sets.
1:30Ancak bunların hepsi merkez bankasının belirlediği faiz oranından etkilenir.
A central bank is like a bank for banks. Anlatım akışı
1:37Merkez bankası, bankalar için bir banka gibidir.
A central bank is like a bank for banks: işlevsel bir benzetme
Bu cümlede işlevsel bir benzetme kullanılır: Merkez bankası bazı yönlerden ticari bankalara, sıradan bir bankanın müşterilerine hizmet ettiği gibi hizmet eder. a bank for banks ifadesi bu ilişkiyi gözde canlandırmayı kolaylaştırır. X is like Y for Z kalıbı rolleri karşılaştırır; X ile Y'nin tamamen aynı olduğunu söylemez. Burada is like karşılaştırmanın kapsamını sınırlar. Bu nedenle cümle, merkez bankasının bir perakende bankanın sunduğu bütün hizmetleri sunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
X is like Y for Z kalıbını kullanarak benzetmeyi tamamlayın: A map app ____ a guide ____ drivers.
Cevabı göster
is like · for
banks also earn interest when they leave money with the central bank.
1:42bankalar da merkez bankasında para bıraktıklarında faiz kazanırlar.
Commercial banks have these things called reserves.
1:47Ticari bankaların rezerv adı verilen bu şeyleri vardır.
So, that's a bit like their cash on hand. Kalıp ifadeler
1:50Yani, bu biraz onların elindeki nakit gibidir.
cash on hand: şu anda kullanılabilir para
Cash on hand, bir kişinin veya kuruluşun şu anda kullanabileceği nakit parayı ya da kolayca erişilebilen diğer fonları ifade eder. Bu cümlede bankaların rezervleri, hemen erişebilecekleri fonlar olarak anlatılır. On hand, bir şeyin mevcut ve kullanıma hazır olması demektir; paranın kelimenin gerçek anlamıyla elde tutulması değildir. Hangi finansal kalemlerin cash on hand sayıldığı bağlama göre değişebilir.
Alıştırma
Bir şirketin şu anda genel kullanım için hazır 10.000 doları var. Bu parayı en iyi hangi ifade tanımlar?
- cash on hand
- cash in hand
- petty cash
Cevabı göster
cash on hand
Commercial banks lend those excess reserves to each other at an interest rate, Kalıp ifadeler
1:53Ticari bankalar bu fazla rezervleri belirli bir faiz oranıyla birbirlerine borç verirler
lend ... to ... at an interest rate: birine belirli bir faizle borç vermek
Kalıp lend + money or funds + to + borrower + at + interest rate şeklindedir. Bu cümlede excess reserves, bankaların yakın dönem rezerv ihtiyaçlarının üzerindeki fonlardır ve ödünç verilen şeyi belirtir; to each other fonları alan bankaları gösterir; at an interest rate ise kredinin fiyatını veya koşulunu belirtir. Buradaki at edatı bir yeri anlatmaz. Krediyi uygulanan faiz oranına bağlar. Oran sayısal olarak verildiğinde at an interest rate of 5% kalıbı yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Hedef kalıbın gerektirdiği iki edatla cümleyi tamamlayın: The fund will lend $2 million ____ the company ____ an interest rate of 6%.
Cevabı göster
to · at
and they also can deposit their excess reserves at the central bank.
1:58ve fazla rezervlerini merkez bankasına da yatırabilirler.
And when they do that, they can earn an interest rate.
2:02Ve bunu yaptıklarında, bir faiz oranı kazanabilirler.
Ordinary people can't access the interest rate on the excess reserves,
2:05Sıradan insanların fazla rezervlerdeki faiz oranına erişimi yoktur,
now they're £1.39 on that in the space of 4 weeks.
2:23şimdi 4 hafta gibi bir sürede bunun üzerinden 1,39 sterlin oldular.
or the European Central Bank are all trying to hit an inflation target of 2%. Kalıp ifadeler
2:29veya Avrupa Merkez Bankası gibi merkez bankalarının tümü %2'lik bir enflasyon hedefini tutturmaya çalışıyor.
the Fed, the Bank of England ve the European Central Bank
Bunlar ekonomi haberlerinde sık kullanılan üç merkez bankası adıdır. the Fed, ABD’nin merkez bankası olan Federal Reserve için kullanılan yaygın kısa addır; the Bank of England Birleşik Krallık’ın merkez bankasıdır; the European Central Bank ise euro bölgesinin para politikasını belirler. Cümlede bu adlar, para politikası ve enflasyon hedeflerinden sorumlu kurumlara örnek verir. the Bank of England içindeki Bank sözcüğü sıradan bir ticari banka anlamına gelmez; the European Central Bank da Avrupa’daki her ülkeyi değil, euro bölgesini ifade eder.
Alıştırma
Üç kurumu, para politikasını yönettikleri alanlarla doğru biçimde eşleştiren seçenek hangisidir?
- the Fed—Birleşik Krallık; the Bank of England—euro bölgesi; the European Central Bank—ABD
- the Fed—euro bölgesi; the Bank of England—ABD; the European Central Bank—Birleşik Krallık
- the Fed—ABD; the Bank of England—Birleşik Krallık; the European Central Bank—euro bölgesi
Cevabı göster
the Fed—ABD; the Bank of England—Birleşik Krallık; the European Central Bank—euro bölgesi
hit an inflation target of 2%: %2’lik enflasyon hedefini tutturmak
Burada hit an inflation target, gerçek enflasyon oranının politika hedefiyle aynı düzeye gelmesini sağlamak anlamına gelir. Hedef %2’dir ve hit fiziksel olarak vurmak anlamında kullanılmaz. Bu ifade, belirlenen düzeye ulaşmayı anlatır; hareketin yönünü belirtmez. Enflasyonun hedefle uyumlu hâle gelmesi için yükselmesi veya düşmesi gerekebilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve belirlenen sayısal hedefe ulaşıldığını ifade eden fiille tamamlayın: By December, the factory had ____ its emissions target.
Cevabı göster
hit
Interest rates are a really powerful tool that they have to do that.
2:35Faiz oranları, bunu yapmak için sahip oldukları gerçekten güçlü bir araçtır.
inflation is seen as too high: enflasyonun çok yüksek olduğu düşünülüyor
be seen as + sıfat veya isim öbeği yapısı, bir şeyin belirli bir şekilde değerlendirildiği ya da görüldüğü anlamına gelir. inflation is seen as too high ifadesinde too high, enflasyon hakkında yapılan değerlendirmedir; seen fiziksel olarak görülmek anlamına gelmez. Edilgen yapı, değerlendirmeyi yapan kişiyi belirtmez. Önemli olanın değerlendirmenin kendisi olduğu analizlerde kullanışlıdır; gerekirse değerlendiren kişi by ile eklenebilir.
Alıştırma
Hangi cümle değerlendiren kişiyi belirtmeden bir yargıyı aktarır ve bunu doğrudan bir iddia ya da geçici bir izlenim olarak sunmaz?
- Inflation is seen as too high.
- Inflation is too high.
- Inflation seems too high.
Cevabı göster
Inflation is seen as too high.
means that a commercial bank will earn more on their reserves.
2:56ticari bir bankanın rezervlerinden daha fazla kazanacağı anlamına gelir.
They might make more from keeping their money in a central bank
3:00Paralarını merkez bankasında tutmaktan,
they'll raise their interest rates to make it worth their while. Deyimler
3:07bunu yapmaya değmesi için faiz oranlarını artıracaklardır.
make it worth their while: yeterli karşılık sağlamak
Make it worth their while, harcanan zaman, emek ve maliyeti ya da alınan riski haklı çıkaracak kadar fayda sağlamak demektir. Burada daha yüksek faiz oranları, söz konusu seçim için yeterli bir maddi getiri sağlar. Tekrar kullanılabilen kalıp make it worth + iyelik biçimi + while şeklindedir: make it worth my while veya make it worth your while gibi. It, ilgili eylem ya da düzenlemeyi; iyelik biçimi ise teşviki alan kişiyi gösterir. While burada “-iken” anlamına gelmez; tüm ifade kalıplaşmış bir bütündür.
Alıştırma
Cümleyi “zamanlarını karşılayacak kadar fayda sağlamak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The organizers offered the volunteers free meals to ____.
Cevabı göster
make it worth their while
How that affects consumers depends on the economy.
3:12Bunun tüketicileri nasıl etkileyeceği ekonomiye bağlıdır.
Take mortgages.: somut bir örnek sunmak
Burada Take mortgages., “konut kredilerini örnek olarak ele alın” anlamına gelir. Açıklamayı genel bir iddiadan belirli bir örneğe geçirir; take, bir şeyi edinme veya taşıma talimatı değildir. Tekrar kullanılabilen kalıp Take + isim öbeği şeklindedir ve çoğu zaman tek başına kısa bir cümle oluşturur. Adı verilen örnek, ardından gelen açıklamanın konusu olur.
Alıştırma
Geçişi derste öğrendiğiniz tek kelimelik örnek işaretiyle tamamlayın: Many safety rules seem minor until something goes wrong. ____ bike helmets. They can prevent serious head injuries in a crash.
Cevabı göster
Take
lots of people have mortgages with variable interest rates.
3:20pek çok kişinin değişken faiz oranlı konut kredisi vardır.
If you've got a variable rate mortgage where the interest rate that you pay is linked to the central bank's interest rate, Kelime
3:24Ödediğiniz faiz oranının merkez bankasının faiz oranına bağlı olduğu değişken oranlı bir konut krediniz varsa,
a variable rate mortgage: faiz oranı değişebilen konut kredisi
a variable rate mortgage ifadesinde variable, faiz oranını niteler: faiz, kredi süresi boyunca ve çoğunlukla merkez bankası faizi gibi bir referans orana bağlı olarak değişebilir. Bu, borçlunun istediği faiz oranını seçebileceği veya ödemeleri dilediği gibi değiştirebileceği anlamına gelmez. Bu cümlede konut kredisinin faizi merkez bankasının faizine bağlıdır. Bu nedenle faiz artışı borçlanma maliyetini hızla yükseltebilir ve diğer harcamalar için daha az nakit bırakabilir. Temel fikir, ödeme düzeninin keyfî olması değil, faiz oranının değişebilmesidir.
Alıştırma
Hangi cümle a variable rate mortgage ifadesinin anlamını doğru gösteriyor?
- Our variable rate mortgage keeps the same interest rate for the entire fixed period.
- Our variable rate mortgage may become more expensive if benchmark rates rise.
- Our variable rate mortgage lets us choose any payment amount each month.
Cevabı göster
Our variable rate mortgage may become more expensive if benchmark rates rise.
essentially immediately the higher rate will translate into less cash to spend on other things. Öbek fiiller
3:34esasen anında daha yüksek oranın, başka şeylere harcayacak daha az nakit anlamına geleceği anlamına gelir.
translate into: pratik bir sonuç doğurmak
Burada translate into, sözcükleri bir dilden başka bir dile çevirmek değil, “pratik bir sonuç doğurmak” veya “bir sonuca yol açmak” anlamına gelir. Kalıp X translates into Y şeklindedir: X değişiklik veya neden, Y ise bunun sonucudur. Bu cümlede yüksek faiz oranı, insanların diğer harcamalara ayırabileceği nakdin azalmasına neden olur. Aynı kalıp bir politikayı, sayıyı veya kararı gerçek hayattaki bir etkiye bağlayabilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bu pratik sonucu doğurmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Better insulation can ____ lower heating bills.
Cevabı göster
translate into
Less spare cash means households will spend less. Kalıp ifadeler
3:40Daha az yedek nakit, hanelerin daha az harcayacağı anlamına gelir.
spare cash: isteğe bağlı harcamalar için kalan para
Bu cümlede spare cash, bir hanenin barınma, yiyecek ve faturalar gibi zorunlu giderleri ödedikten sonra kullanabileceği parayı ifade eder. Bu para azaldığında isteğe bağlı alışverişler için daha az pay kalır. Burada spare, “fazladan” veya “kullanılabilir” anlamındadır; yedek parça anlamına gelmez. Cash yalnızca banknot ve bozuk parayı değil, hesaptaki para dâhil harcanabilir parayı genel olarak ifade eder.
Alıştırma
Zorunlu giderlerden sonra kullanılabilen parayı anlatan bu dersteki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: After paying the rent and electricity bill, Nina still had some ____ for a concert ticket.
Cevabı göster
spare cash
And less spending means businesses will be warier of raising prices. Kelime
3:44Ve daha az harcama, işletmelerin fiyatları artırma konusunda daha temkinli olacağı anlamına gelir.
warier of raising prices: bir eylem konusunda daha temkinli olma
Warier, wary sıfatının karşılaştırma biçimidir. İşletmeler fiyatları artırmanın daha büyük bir risk taşıdığını düşündükleri için bu konuda öncesine göre daha temkinlidir. Kalıp be wary of + isim veya -ing biçimidir. Burada of raising prices endişeye neden olan eylemi belirtir; işletmelerin fiyat artışını tamamen elediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi wary sözcüğünün -er ile yapılan karşılaştırma biçimi ve -ing biçiminden önce kullanılan edatla tamamlayın: After the security warning, customers became ____ sharing card details online.
Cevabı göster
warier of
a bigger share of mortgages are set at fixed rates. Kelime
3:54konut kredilerinin daha büyük bir kısmı sabit oranlarda belirlenmektedir.
sabit faiz oranları
Burada fixed rates, belirli bir süre boyunca kararlaştırılan düzeyde kalan faiz oranlarını ifade eder. Bu nedenle sabit faizli bir konut kredisinin oranı, merkez bankası veya piyasa faizi yükseldiğinde hemen değişmez. Fixed, “sonsuza kadar değişmez” anlamına gelmez. Sözleşmeye bağlı olarak sabit dönem sona erdiğinde veya kredi yeniden finanse edildiğinde oran değişebilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü terimle tamamlayın: These mortgages have ____, so their interest charges will not change for five years.
Cevabı göster
fixed rates
People with fixed rates are protected against the direct effects of an interest rate rise, Kalıp ifadeler
3:58Sabit oranlara sahip kişiler, faiz artışının doğrudan etkilerine karşı korunur,
doğrudan etkilere karşı korunmak
be protected against the direct effects of X yapısında against, uzak tutulan doğrudan sonuçları belirtirken of X bu sonuçlara neden olan olayı belirtir. Bu ifade sınırlı bir iddiada bulunur: kişiler ani etkiden kaçınır, ancak daha sonraki veya dolaylı etkileri yine de yaşayabilir.
Alıştırma
'People are protected against the direct effects of a rate rise' ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Faiz artışını zarardan koruyan kişiler onlardır.
- Faiz artışının hiçbir sonucunu asla yaşamayacakları garanti edilir.
- Faiz artışı onları hemen etkilemez, ancak dolaylı etkiler yine de onlara ulaşabilir.
Cevabı göster
Faiz artışı onları hemen etkilemez, ancak dolaylı etkiler yine de onlara ulaşabilir.
Higher interest rates mean that mortgages will become more expensive.
4:07Daha yüksek faiz oranları, konut kredilerinin daha pahalı hale geleceği anlamına gelir.
and that will make everyone who owns a home feel poorer, Dilbilgisi
4:19ve bu da ev sahibi olan herkesin kendini daha yoksul hissetmesine neden olacaktır
make ... feel poorer: birinin kendini daha yoksul hissetmesine yol açmak
make + kişi + feel + sıfat kalıbı, bir şeyin kişide belirli bir duygu veya algı oluşturduğunu anlatır. Burada everyone who owns a home etkilenen kişiyi, feel make fiilinden sonra to almadan kullanılan yalın fiili, poorer ise bu kişilerin mali durumlarını nasıl algıladığını gösterir. Feel poorer, gelirlerinin hemen azalması demek değildir. Evlerinin değerindeki düşüş kendilerini daha az varlıklı hissetmelerine yol açabilir ve bu algı daha sonraki seçimlerini etkileyebilir.
Alıştırma
Ettirgen yapıyı make ve feel ile tamamlayın: A sharp fall in house prices could ____ homeowners ____ poorer.
Cevabı göster
make · feel
Lower spending will translate into lower inflation.
4:26Daha düşük harcama, daha düşük enflasyon anlamına gelecektir.
And it's not just consumers who will tighten the purse strings. Deyimler
4:29Ve kemerleri sıkacak olanlar sadece tüketiciler değildir.
tighten the purse strings: harcamaları azaltıp sıkı biçimde kontrol etmek
Tighten the purse strings, daha az harcamak ve bütçeyi daha sıkı kontrol etmek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede para veya krediye erişim zorlaştığı için tüketicilerin harcamalarını azaltması beklenmektedir; gerçek bir keseden söz edilmez. Deyimin imgesi, parayı çıkarmayı zorlaştırmak için eski tip bağcıklı bir kesenin ağzını kapatmaktan gelir. İfade haneler, şirketler veya hükûmetler için kullanılabilir.
Alıştırma
Deyim burada ne anlama geliyor? After two weak sales months, the company decided to tighten the purse strings.
- Harcamalarını kontrol etmeye ve azaltmaya karar verdi.
- Borç para almayı kolaylaştırmaya karar verdi.
- Nakit para için kullanılan torbaları değiştirmeye karar verdi.
Cevabı göster
Harcamalarını kontrol etmeye ve azaltmaya karar verdi.
then businesses will find it more expensive to borrow and invest. Dilbilgisi
4:35işletmeler borç almanın ve yatırım yapmanın daha pahalı olduğunu görecektir.
find it more expensive to borrow and invest yapısı
find it more expensive to borrow and invest ifadesinde find, 'bir şeyi bulmak' değil, 'öyle değerlendirmek veya deneyimlemek' anlamındadır. İşletmeler borçlanmanın ve yatırım yapmanın daha pahalı olduğunu düşünür. Yapı find + it + sıfat + to mastarı şeklindedir. it, ileride to mastarıyla belirtilen eyleme işaret eden biçimsel nesnedir; sıfat ise değerlendirmeyi verir. Bu yapı zorluk, maliyet, kolaylık ve başka nitelikleri değerlendirebilir. to borrow and invest örneğinde olduğu gibi tek bir to, birbirine bağlanmış birden fazla fiili de başlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi difficult kullanılan hedef yapıyla tamamlayın: Many readers ____ follow a story when key pages are missing.
Cevabı göster
find it difficult to
That generally means less economic activity.
4:40Bu genellikle daha az ekonomik faaliyet anlamına gelir.
Fewer jobs and lower wages could mean less money for households,
4:48Daha az iş ve daha düşük ücret, haneler için daha az para anlamına gelebilir
consumer confidence might suffer ifadesinin anlamı
consumer confidence might suffer ifadesinde consumer confidence öznedir. Bu ifade, tüketicilerin ekonomi ve kendi mali durumları hakkında ne kadar iyimser olduğunu anlatır. Burada suffer, 'acı hissetmek' değil, 'zarar görmek veya zayıflamak' anlamındadır. Might yardımcı fiili, bunun kesin değil olası bir sonuç olduğunu gösterir. Soyut bir kavramın özne olduğu bu yapı analizlerde yaygındır: confidence, morale, reputation veya performance olumsuz koşullardan etkilendiğinde suffer ile kullanılabilir.
Alıştırma
'Investor confidence might suffer after the scandal,' cümlesi ne anlama gelir?
- Yatırımcıların güveni artabilir.
- Yatırımcıların güveni azalabilir.
- Yatırımcılar fiziksel acı hissedebilir.
Cevabı göster
Yatırımcıların güveni azalabilir.
People are grappling with a decline in real wages, Notlar
4:58İnsanlar, reel ücretlerdeki düşüşle boğuşuyorlar,
Grappling with: zor bir sorunla mücadele etmek
Burada are grappling with, zor bir şeyle başa çıkmak için ciddi çaba göstermek anlamına gelir. Bu ifade reel ücretlerdeki düşüşü karmaşık, zarar verici ve kolay çözülemeyen bir sorun olarak sunar; fiziksel güreşi anlatmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp grapple with + bir sorun, zorluk veya soru şeklindedir. Şimdiki zaman yapısındaki are grappling with, mücadelenin şu anda devam ettiğini gösterir.
Alıştırma
grappling with hangi durumda en doğal kullanımdır?
- Bir hükümet uzun süredir devam eden bir konut krizini çözmeye çalışıyor.
- Bir kafe açılış saatini bir günlüğüne değiştiriyor.
- Bir çocuk yemek kutusunu kapatıyor.
Cevabı göster
Bir hükümet uzun süredir devam eden bir konut krizini çözmeye çalışıyor.
Real wages: enflasyona göre düzeltilmiş ücretler
Real wages, fiyatlardaki değişimler, özellikle de enflasyon hesaba katılarak ölçülen ücretlerdir. Çalışanların maaşlarıyla gerçekte ne kadar mal ve hizmet satın alabildiğini gösterir. Maaş bordrosundaki tutar aynı kalsa veya artsa bile reel ücretler düşebilir; çünkü fiyatlar ücretlerden daha hızlı yükselmiştir. Burada real, gerçek anlamına değil, enflasyona göre düzeltilmiş anlamına gelir.
Alıştırma
real wages ifadesinin doğru tanımı hangisidir?
- Fiyat düzeyindeki değişimlere göre düzeltilmiş ücret
- Yazılı bir sözleşmeyle garanti edilen ücret
- Vergiler kesilmeden önceki ücret
Cevabı göster
Fiyat düzeyindeki değişimlere göre düzeltilmiş ücret
that will tend to slow down spending, investment,
5:05bu harcamaları, yatırımları yavaşlatma eğiliminde olacak
and generally depress economic activity. Kelime
5:08ve genel olarak ekonomik faaliyeti baskılayacaktır.
Depress economic activity: resmî ettirgen fiil olarak depress
Ekonomi dilinde depress, “daha düşük veya daha zayıf hâle getirmek” anlamına gelen geçişli ve ettirgen bir fiildir. Burada yükselen faiz oranları ekonomik faaliyeti etkiler ve genel seviyesini düşürür. Nesne economic activity olduğu için depress, bir kişinin duygusal durumunu değil, ekonomi üzerindeki aşağı yönlü baskıyı anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede depress economic activity ne anlama gelir?
- Ekonomik faaliyetin zayıflamasına neden olmak
- İnsanların kişisel olarak üzülmesine neden olmak
- Ekonomik faaliyeti neşeli bir biçimde anlatmak
Cevabı göster
Ekonomik faaliyetin zayıflamasına neden olmak
Overall, that will make businesses more reluctant to raise their prices,
5:11Genel olarak bu, işletmeleri fiyatlarını artırma konusunda daha isteksiz hale getirecek
But the trick is judging how far to go. Anlatım akışı
5:22Ancak işin püf noktası, ne kadar ileri gidileceğine karar vermektir.
The trick is judging ...: temel zorluğu belirtmek
The trick is ... kalıbı, dikkati genel düşünceden gerçekten zor olan veya değerlendirme gerektiren bölüme kaydırır. Bu cümlede zor olan bölüm, doğru ölçüyü belirlemektir. Judging, is sonrasında kullanılan bir -ing yan cümlesidir; how far to go ise “hangi dereceyi veya sınırı seçmek gerektiği” anlamına gelen dolaylı bir sorudur. Görünüşte basit bir iş tek bir zor karar içerdiğinde bu kalıbın tamamı başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle daha kolay bir noktadan sonra temel zorluğu belirtmek için the trick is ... kalıbını kullanır?
- Choosing a camera is easy; the trick is learning how to use it well.
- Choosing a camera is easy; the trick is because professional models cost more.
- Choosing a camera is easy; the trick is a helpful piece of advice.
Cevabı göster
Choosing a camera is easy; the trick is learning how to use it well.
allowed interest rates to rise to a whopping 19%. Kelime
5:30faiz oranlarının %19 gibi şaşırtıcı bir orana yükselmesine izin verdi.
A whopping 19%: olağanüstü yüksek bir oran
a whopping 19% ifadesinde whopping, son derece büyük veya şaşırtıcı derecede yüksek anlamına gelen gündelik bir pekiştiricidir. Anlatıcının değerlendirmesini yansıtır: %19 tarafsız bir sayı olarak değil, olağanüstü bir seviye olarak sunulur. a whopping + miktar veya sayı kalıbı genellikle fiyat, yüzde, toplam ya da mesafe ifadelerinden önce gelir. Miktarın büyüklüğünü yorumlar; sayısal değeri değiştirmez.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: 'The repair bill came to a whopping £8,000.' Whopping ne anlatıyor?
- Tutar £8,000'a düşürülmüştür.
- Tutar yalnızca bir tahmindir.
- Konuşan, £8,000 tutarını şaşırtıcı derecede yüksek buluyor.
Cevabı göster
Konuşan, £8,000 tutarını şaşırtıcı derecede yüksek buluyor.
Curbed inflation: istenmeyen bir eğilimi dizginlemek
The move curbed inflation cümlesinde curbed, curb fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Politika dilinde curb, istenmeyen bir sorunu dizginlemek veya aynı hızla büyümeye devam etmesini önlemek anlamına gelir. Cümle, enflasyonun daha fazla kontrol altına alındığını söyler; tamamen sona erdiğini söylemez. curb + isim yapısı kısa ve özdür; haberlerde ve resmî tartışmalarda yaygındır. Politikalar curb inflation, emissions, spending veya violence şeklinde anlatılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede curb, curbed inflation ifadesindekiyle aynı politika anlamında kullanılmıştır?
- She curved the line on the graph.
- The bus stopped beside the curb.
- The new rules aim to curb dangerous driving.
Cevabı göster
The new rules aim to curb dangerous driving.
I regret to say: kötü haberi resmî biçimde vermek
I regret to say, hoş olmayan bir bilgiden veya olumsuz bir değerlendirmeden hemen önce kullanılan resmî bir giriş ifadesidir. Konuşanın mesajı iletmek zorunda olmaktan üzüntü duyduğunu gösterir ve sonraki açıklamanın daha az sert duyulmasını sağlar. Burada regret fiilinden sonra to say gelir; çünkü üzüntü duyulan eylem, bilgiyi şimdi söylemek veya açıklamaktır. İfade tek başına konuşanın soruna neden olduğu ya da hatasını kabul ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Resmî cümleyi bu nottaki ifadeyle tamamlayın: ____ that your application was unsuccessful.
Cevabı göster
I regret to say
that we're in the worst economic mess since the Great Depression.
5:42Büyük Buhran'dan bu yana en kötü ekonomik karmaşanın içindeyiz.
It is very difficult to get inflation under control Kalıp ifadeler
5:46Ekonomik faaliyeti ciddi şekilde sekteye uğratmadan
get inflation under control: enflasyonu kontrol altına almak
Get inflation under control, enflasyonu zor veya zararlı bir durumdan yönetilebilir bir duruma getirmek anlamına gelir. get + nesne + under control kalıbı bir durum değişikliğine neden olmayı anlatır: nesne henüz kontrol altında değildir ve bu duruma ulaşması için harekete geçmek gerekir. Aynı kalıp yangınlar, maliyetler ve duygular gibi sorunlarla da kullanılır. Under control ulaşılan durumu anlatır; bir şeyin kelimenin gerçek anlamıyla başka bir şeyin altında olduğunu göstermez.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla ve it zamiriyle tamamlayın: The fire is spreading, but crews are working to ____.
Cevabı göster
get it under control
without severely denting economic activity. Deyimler
5:50enflasyonu kontrol altına almak çok zordur.
severely denting economic activity: ciddi zararı anlatan bir mecaz
Burada dent fiili mecaz anlamda kullanılır. Dent economic activity, bir darbenin yüzeyde görünür bir iz bırakması gibi ekonomik faaliyeti belirgin biçimde zayıflatmak veya azaltmak demektir. Severely, zararın derecesini artırır. İfade, enflasyonu kontrol etmenin olası bedelini ciddi ekonomik zarar olarak sunar; ancak dent tamamen yok etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada severely denting economic activity ne anlama geliyor?
- tüm ekonomik faaliyeti tamamen sona erdirmek
- ekonomik faaliyeti önemli ölçüde zayıflatmak
- ekonomide fiziksel bir iz bırakmak
Cevabı göster
ekonomik faaliyeti önemli ölçüde zayıflatmak
it's been over 70 years since they've managed to get inflation down from over 5% Dilbilgisi
5:55bir durgunluğa neden olmadan %5'in üzerindeki enflasyonu düşürmeyi başarmalarının üzerinden
it's been over 70 years since: geçmiş bir olaydan bugüne kadar geçen süre
Burada it's, it is ifadesinin değil, it has ifadesinin kısaltmasıdır. It's been + süre + since + geçmiş olay yapısı, söz konusu olayın son gerçekleştiği zamandan bugüne kadar geçen süreyi ölçer. 70 years, bu sonucu en son elde ettikleri zamandan bu yana geçen süredir. Enflasyonu düşürme sürecinin 70 yıl sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi kısaltma ve It's been + length of time + since yapısıyla tamamlayın: '____ we last had a team meeting.'
Cevabı göster
It's been eight months since
It keeps the economy moving at a sensible speed.
6:07Ekonominin makul bir hızda ilerlemesini sağlar.
But inflation staying high for too long is a problem. Dilbilgisi
6:10Ancak enflasyonun çok uzun süre yüksek kalması bir sorundur.
inflation staying high for too long ifadesinin özne olarak kullanımı
inflation staying high for too long, çekimsiz bir -ing yan cümlesidir. inflation bu durumun neyle ilgili olduğunu belirtir, staying ise devam eden durumu anlatır; staying cümlenin temel çekimli fiili değildir. Yan cümlenin tamamı is a problem yapısının öznesidir. Bu yapı, bir olay veya durumu değerlendirmeye uygun tek bir konu hâline getirir ve çözümleyici yazılarda sık kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede isim + -ing ile anlatılan olay, temel fiilin öznesi olarak kullanılmıştır?
- Arriving late, the team delayed the match.
- The late team delayed the match.
- The team arrived late and delayed the match.
- The team arriving late would delay the match.
Cevabı göster
The team arriving late would delay the match.
Higher prices means employees will need higher wages,
6:14Daha yüksek fiyatlar, çalışanların daha yüksek ücretlere ihtiyaç duyacağı anlamına gelir,
drive up prices further: fiyatları daha da yükseltmek
drive up, ölçülebilen bir şeyin artmasına neden olmak demektir. Burada prices nesnesi up sözcüğünden sonra gelir; further ise fiyatların zaten yükselmiş olan düzeyin de ötesine çıkacağını belirtir. Özne nedeni gösterdiği için ifade güçlü bir neden-sonuç ilişkisi kurar. Fiyatlar, maliyetler, talep, enflasyon ve diğer miktarlar hakkında ekonomik analizlerde ve haberlerde sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “artmasına neden olmak” anlamındaki iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Strong demand could ____ hotel prices during the festival.
Cevabı göster
drive up
potentially leading to an upward spiral of wages and prices. Deyimler
6:22potansiyel olarak ücretlerin ve fiyatların sarmal bir şekilde yükselmesine yol açabilir.
an upward spiral of wages and prices: ücret ve fiyatların yukarı yönlü sarmalı
An upward spiral of wages and prices, ücretlerin ve fiyatların birbirini sürekli yukarı çektiği bir döngüdür. Daha yüksek ücretler işletme maliyetlerini artırabilir; daha yüksek fiyatlar da çalışanları daha fazla ücret istemeye yöneltebilir ve süreç tekrarlanabilir. Spiral, yükselişi tek seferlik bir artış olarak değil, kendi kendini güçlendiren bir süreç olarak gösterir. An upward spiral of X and Y kalıbı, tekrarlanan geri bildirim yoluyla yükselen birbiriyle bağlantılı iki şeyi anlatabilir.
Alıştırma
Kendi kendini güçlendirmeye devam eden bir yükselişi anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Speculative buying pushed prices higher, and the higher prices attracted more buyers, creating ____.
Cevabı göster
an upward spiral
Retail inflation in India has surged to 7.8%.
6:27Hindistan'da perakende enflasyonu %7,8'e fırladı.
The combination of tepid economic activity and high inflation Kelime
6:29Ilımlı ekonomik faaliyet ve yüksek enflasyonun birleşimi,
tepid economic activity: zayıf ve cansız ekonomik faaliyet
Tepid economic activity, zayıf, cansız veya ivme eksikliği yaşayan ekonomik faaliyet demektir. Tepid sözcüğü gerçek anlamda yalnızca biraz ılık olan bir şeyi anlatır; ancak burada mecazi bir sıfattır. Ekonomi haberlerinde tepid, ölçülü bir olumsuz değerlendirme sunar: faaliyet hayal kırıklığı yaratacak kadar zayıftır, fakat bu mutlaka ekonominin durduğu veya hızla küçüldüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede tepid, tepid economic activity ifadesindekiyle aynı resmî ve mecazi anlamda kullanılmıştır?
- She added tepid water to the bread dough.
- Investment remained tepid despite lower borrowing costs.
- The economy stopped producing goods for an entire month.
Cevabı göster
Investment remained tepid despite lower borrowing costs.
poses serious challenges for the Indian economy going forward. Kalıp ifadeler
6:33ileriye dönük olarak Hindistan ekonomisi için ciddi zorluklar teşkil ediyor.
poses serious challenges: büyük zorluklar ortaya çıkarmak
Bu cümlede poses serious challenges, “ele alınması gereken büyük zorluklar ortaya çıkarır” anlamındadır. pose fiilinden sonra challenge, threat, risk veya question gibi sorun bildiren bir isim gelir; burada fotoğraf için poz vermek anlamında değildir. X poses a challenge for Y kalıbında X zorluğun kaynağı, Y ise onunla başa çıkması gereken kişi, grup veya sistemdir. Serious, zorluğun derecesini artırır.
Alıştırma
Cümleyi pose fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The sudden fuel shortage ____ serious challenges for local businesses.
Cevabı göster
poses
Central bankers are really concerned about setting expectations of inflation. Kelime
6:36Merkez bankacıları, enflasyon beklentilerini belirleme konusunda gerçekten endişeliler.
setting expectations of inflation: gelecekteki fiyatlara ilişkin inançları şekillendirmek
Burada setting expectations of inflation, hanelerin, işletmelerin ve finans piyasalarının gelecekte enflasyona ne olacağına ilişkin inançlarını şekillendirmek demektir. Geleceğe dönük bu beklentiler ücret taleplerini, fiyatları, harcamaları ve yatırımları etkileyebilir. Set, merkez bankacılarının herkese doğrudan bir inanç atayabileceği anlamına gelmez. İnsanların beklentilerini yönlendirmek veya çıpalamak için politika kararlarının, hedeflerin ve güvenilir iletişimin kullanılmasını ifade eder. Of inflation, bu beklentilerin konusunun enflasyon olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede setting expectations of inflation ne anlama geliyor?
- Kamuoyunun ve piyasaların gelecekteki enflasyonun ne olacağına dair inançlarını şekillendirmek
- Resmî bir enflasyon hedefi seçmek ve başka hiçbir şey yapmamak
- Yalnızca geçmişte gerçekleşen enflasyonu ölçmek
Cevabı göster
Kamuoyunun ve piyasaların gelecekteki enflasyonun ne olacağına dair inançlarını şekillendirmek
that it will always act to get inflation back down to 2%,
6:44enflasyonu tekrar %2'ye düşürmek için her zaman harekete geçeceğini gösterebilirse,
raise interest rates and then lower them in this kind of seesaw fashion. Deyimler
6:52faiz oranlarını artırıp sonra bu tahterevalli tarzında düşürmek zorunda kalmayacağıdır.
Tekrarlanan yön değişimleri için “seesaw fashion”
In a seesaw fashion, iki zıt yön arasında tekrar tekrar gidip gelen bir biçimde demektir. Burada faiz oranları, tahterevallinin iki ucu gibi önce yükselip sonra düşer. Buradaki fashion “moda” değil, “biçim” veya “şekil” anlamındadır. İfade, soyut bir politika düzenini görsel bir imgeye dönüştürür ve istikrarsızlık ya da sık yön değişimi çağrıştırır.
Alıştırma
Bu cümlede in a seesaw fashion ne anlama gelir? “The exchange rate moved in a seesaw fashion all week.”
- Tek bir yönde istikrarlı biçimde ilerledi.
- Tam olarak aynı seviyede kaldı.
- Zıt yönlerde tekrar tekrar değişti.
Cevabı göster
Zıt yönlerde tekrar tekrar değişti.
Raising interest rates can slow an economy right down. Öbek fiiller
6:56Faiz oranlarını artırmak bir ekonomiyi oldukça yavaşlatabilir.
Güçlü bir yavaşlama için “slow ... right down”
Slow an economy down, ekonomik faaliyetlerin daha yavaş ilerlemesini sağlamak demektir. Slow down burada ayrılabilir: nesne bir isim olduğunda hem slow an economy down hem de slow down an economy kullanılabilir. Bu konuşma diline özgü Britanya İngilizcesi kullanımında right, down sözcüğünün derecesini güçlendirir. Slow an economy right down, ekonomiyi mutlaka tamamen durdurmadan çok düşük bir hıza kadar yavaşlatmak demektir; right yön değil, derece bildirir.
Alıştırma
Cümleyi slow fiilinin geçmiş zaman biçimi ve vurgulu right down ifadesiyle tamamlayın: The damaged machine ____ production ____.
Cevabı göster
slowed · right down
The trouble is, the brake pedal has a delay. Deyimler
7:00Sorun şu ki, fren pedalının bir gecikmesi var.
ekonomik bir mecaz olarak the brake pedal has a delay
Bu yan cümle, araba kullanmayla ilgili bir mecazı sürdürür. Fren pedalı faiz artışlarını temsil eder: “frene basmak”, talebi ve ekonomiyi yavaşlatmak için faizleri artırmak demektir. has a delay, etkinin eylemden bir süre sonra ortaya çıktığını anlatır; gerçek bir frenin bozuk olduğu anlamına gelmez. Buradaki nokta, para politikasının gecikmeli işlemesidir. Bu nedenle faizler artırıldıktan sonra bile ekonomi başlangıçta hareketini sürdürebilir.
Alıştırma
Bu cümlede “the brake pedal has a delay” ne anlama geliyor?
- Merkez bankasının ekipmanı çalışmıyor.
- Faiz artışlarının ekonomik etkisinin tamamen ortaya çıkması zaman alır.
- Faiz oranları tüm ekonomik faaliyetleri hemen durdurur.
Cevabı göster
Faiz artışlarının ekonomik etkisinin tamamen ortaya çıkması zaman alır.
uzun bir olası süreyi vurgulayan take as long as 2 years to
Take + bir süre + to do something, bir eylemin gerçekleşmesi veya bir sonucun ortaya çıkması için ne kadar zaman gerektiğini anlatır. as long as eklendiğinde, çoğu zaman beklenenden daha uzun olan yüksek bir olası süre vurgulanır. Burada take as long as 2 years to see, tüm etkilerin görülmesinin iki yılı bulabileceği anlamına gelir. Bu kalıpta as long as süre bildirir; “şu koşulla ki” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi take as long as ... to kullanarak tamamlayın: A full background check can ____ four weeks ____ finish.
Cevabı göster
take as long as · to
they're actually trying to read the road ahead. Deyimler
7:13aslında önlerindeki yolu okumaya çalışıyorlar.
read the road ahead metaforu
Burada read, “yazılı sözcükleri okumak” değil, “işaretleri yorumlamak” anlamına gelir. the road ahead nesnesi bir yolculuk metaforudur: yol, ileride gelişmekte olan durumu temsil eder. Bir bütün olarak read the road ahead, mevcut işaretleri kullanarak sırada neler olabileceğini değerlendirmek demektir. Bu bağlamda merkez bankası, kararlarının etkisi tam olarak ortaya çıkmadan önce ekonominin yönünü öngörmeye çalışmaktadır.
Alıştırma
Bu cümlede read the road ahead ne anlama geliyor?
- Karar vermeden önce yolda daha ileri gitmek.
- Sırada neler olabileceğini tahmin etmek için mevcut işaretleri kullanmak.
- Sokağa basılmış sözcükleri okumak.
Cevabı göster
Sırada neler olabileceğini tahmin etmek için mevcut işaretleri kullanmak.
The problem is, it's difficult for the central bank to work out Öbek fiiller
7:20Sorun şu ki, merkez bankasının enflasyonun
whether the inflation will fall back on its own. Notlar
7:24kendiliğinden düşüp düşmeyeceğini anlaması zor.
work out whether + yan cümle yapısı
Work out, düşünerek, hesaplayarak veya analiz ederek bir yanıta ulaşmak demektir. work out whether yapısında whether, çözüme kavuşturulması gereken evet-hayır sorusunu başlatır. Kalıp work out whether + yan cümle şeklindedir: work out whether inflation will fall. Fiziksel egzersize değil, iki olasılık arasında karar verme sürecine odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi hedef öbek fiille tamamlayın: The analysts must ____ whether the price rise is temporary.
Cevabı göster
work out
Daha düşük bir düzeye dönmek için fall back
Burada fall back, “yüksek bir düzeyden daha düşük ya da önceki bir düzeye inmek” demektir. Bir kişinin geriye düşmesini değil, enflasyon oranındaki hareketi anlatır. back parçacığı geri dönüş fikrini ekler. Bu cümlede on its own ayrı bir öbektir; yapı fall back + on its own şeklindedir, fall back on + nesne değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede fall back “daha düşük bir düzeye dönmek” anlamında kullanılmıştır?
- When the plan failed, we had emergency savings to fall back on.
- After reaching 8 percent, inflation began to fall back toward 3 percent.
- The hiker lost her balance and fell back onto the grass.
Cevabı göster
After reaching 8 percent, inflation began to fall back toward 3 percent.
Dış yardım veya müdahale olmadan anlamındaki on its own
Burada on its own, “dışarıdan yardım veya müdahale olmadan” demektir. Düşebilecek olan şey enflasyondur ve its de inflation sözcüğüne gönderme yapar. Yapı on + iyelik belirleyicisi + own şeklindedir. Doğal olarak gerçekleşen bir süreci veya yardım almadan hareket eden bir kişiyi anlatabilir: on my own, on her own, on its own, on their own.
Alıştırma
“The door opened on its own” cümlesi ne anlama gelir?
- Kimse açmasına neden olmadan kendiliğinden açıldı.
- Biri kapıyı bilerek itip açtı.
- Kapıdaki kişinin mülkü oldu.
Cevabı göster
Kimse açmasına neden olmadan kendiliğinden açıldı.
And even when central banks do get it right, Dilbilgisi
7:27Merkez bankaları doğru karar verdiklerinde bile
even when: şaşırtıcı sonuç yine de geçerlidir
Even when, konuşanın gerçek, tekrarlanan veya zaten kabul edilmiş saydığı bir durumu tanıtır ve ardından şaşırtıcı sonucun yine de geçerli olduğunu gösterir. Burada merkez bankaları gerçekten doğru karar verebilir, ancak bu olumlu koşul daha sonra gelen olumsuz sonucu engellemez. Durumu when tanıtır; even ise ödünleme anlamı ekler. “Bu olay gerçekleşmesine veya doğru olmasına rağmen” anlamını vermek için even when + yan cümle yapısını kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle koşulu gerçekten gerçekleşen bir durum olarak sunarken şaşırtıcı sonucun yine de ortaya çıktığını vurgular?
- Even if the alarm worked, nobody would wake up.
- When the alarm works, everybody wakes up.
- Even when the alarm works, nobody wakes up.
Cevabı göster
Even when the alarm works, nobody wakes up.
do get it right: olumlu cümlede vurgu
Olumlu bir cümlede vurgu için do, fiilin yalın hâlinden önce kullanılabilir. Do get it right, onların gerçekten doğru bildiği veya doğru yaptığı anlamına gelir; bu vurgu daha sonra gelen şaşırtıcı olumsuz sonuçla karşıtlık hazırlar. Get it right, bir şeyi doğru anlamak, değerlendirmek, yanıtlamak veya yapmak demektir. It, fiziksel bir nesneyi değil, değerlendirilmekte veya ele alınmakta olan konuyu genel olarak ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi, vurgulu did kullanan ve “doğru cevap verdi” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You doubted Mia, but she ____.
Cevabı göster
did get it right
a blunt instrument: hassas olmayan geniş kapsamlı bir araç
Bu cümlede a blunt instrument, geniş ve güçlü bir etkisi olan fakat sorunu hassas biçimde hedefleyemeyen bir yöntemi anlatan mecazdır. Yöntem işe yarayabilir, ancak hedeflenmeyen insanları veya ekonomi alanlarını da etkileyebilir. Burada enflasyonu kontrol etmek için faiz artışlarının kullanılması anlatılıyor. İfade, yöntemin ince ayar yapamamasını eleştirir; yöntemin tamamen işe yaramaz olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “geniş kapsamlı fakat hassas olmayan bir yöntem” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The rule may work, but it is ____ that affects many innocent users.
Cevabı göster
a blunt instrument
but raising interest rates is still central banks' main tool
7:35ancak faiz oranlarını artırmak, enflasyonu evcilleştirmek için
taming inflation: enflasyonu dizginlemek
Taming inflation ifadesinde tame mecaz anlamda kullanılır. Enflasyon, kontrol altına alınması gereken güçlü bir kuvvet gibi gösterilir. İfade, fiyat artışlarını yavaşlatıp daha yönetilebilir hâle getirmek anlamına gelir; enflasyonu mutlaka tamamen ortadan kaldırmak demek değildir. Sadece reduce inflation demeye kıyasla tame inflation, enflasyonun zorlayıcı veya tehdit edici olduğu ve dizginlenmesi gerektiği fikrini de taşır.
Alıştırma
“The new measures helped tame inflation” ifadesinin en olası anlamı nedir?
- Tüm fiyat artışlarını kalıcı olarak sona erdirdiler.
- İnsanları daha yüksek fiyatları kabul etmeleri için eğittiler.
- Fiyat artışını kontrol altına almaya yardımcı oldular.
Cevabı göster
Fiyat artışını kontrol altına almaya yardımcı oldular.
It's worth it to get low and steady inflation, Dilbilgisi
7:50Düşük ve istikrarlı bir enflasyon elde etmeye değer,
It's worth it to + fiil: bir şeyi yapmaya değer
“It’s worth it to + fiil”, bir sonucun gerekli çabayı, maliyeti, rahatsızlığı veya riski haklı çıkaracak kadar değerli olduğu anlamına gelir. Bu cümlede düşük ve istikrarlı enflasyona ulaşmanın, bununla bağlantılı kısa vadeli ekonomik sıkıntıya değeceği değerlendiriliyor. It’s içindeki ilk it değerlendirmeyi sunar; worth it ise maliyetler hesaba katıldığında bir şeyin buna değdiğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. İkinci it belirli bir nesneyi göstermez; genel olarak harcanması veya katlanılması gereken şeyi ifade eder. to ile kurulan mastar, değerlendirilen hedefi ya da eylemi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Learning the route takes time, but ____ travel with confidence.
Cevabı göster
it's worth it to
in the long run: uzun vadede
“In the long run”, özellikle kısa vadeli değişiklikler veya maliyetler geçtikten sonra sonuçların uzun bir dönem boyunca değerlendirilmesi anlamına gelir. Burada dikkat, o anki ekonomik sıkıntıdan istikrarlı fiyatların gelecekte sağlayacağı yarara çevrilir. Run burada kalıplaşmış bir deyimin parçasıdır ve koşmayı değil, devam eden bir zaman aralığını ifade eder. İfade çoğu zaman bütün bir yan cümlenin zaman çerçevesini belirler ve yan cümlenin başında ya da ortasında bulunduğunda genellikle virgülle ayrılır.
Alıştırma
Uzun bir dönem boyunca görülen etkiyi anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new system is expensive now, but ____, it should reduce costs.
Cevabı göster
in the long run
To read more of our coverage on interest rates, Kelime
7:59Faiz oranlarıyla ilgili yayınlarımızı daha fazla okumak için,
coverage on interest rates: medya haberciliği
Medya İngilizcesinde coverage, bir kuruluşun belirli bir konu hakkında ürettiği haberlerin, makalelerin, yayınların ve analizlerin bütününü ifade eder. Burada coverage on interest rates, bu medya kuruluşunun faiz oranları hakkındaki haber ve analizleri anlamına gelir. read more of our sözleri ve on sonrasında belirtilen konu, kelimenin medya anlamında kullanıldığını gösterir. Coverage tek bir makaleyi değil, haber içeriklerinin bütününü belirten sayılamayan bir isimdir; başka bağlamlarda aynı kelime sigorta güvencesini veya bir sinyalin erişim alanını ifade edebilir.
Alıştırma
Bir haber sitesinde 'our coverage on climate policy' ne anlama gelir?
- Kuruluşun iklim politikası hakkındaki haber ve analizleri.
- Web sitesinin ağ sinyali aldığı alan.
- İklim araştırmacılarını koruyan bir sigorta planı.
Cevabı göster
Kuruluşun iklim politikası hakkındaki haber ve analizleri.