Faiz oranlarını artırmak enflasyonu nasıl kontrol eder?: İngilizce çalışma notları

The Economist

Öğrenme zorluğu
1.158 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Video, faiz artışının krediler, konut kredileri, talep, işler, ücretler ve fiyatlar üzerinden yayılmasını; enflasyon kontrolü, durgunluk riski ve politika gecikmesini inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. taking out a loan, — Deyimsel fiiller: bir nesneyi çıkarmak değil, kredi almak demektir; borç, faiz ve geri ödeme için kullanılır. 2. tighten the purse strings. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: para kesesinin iplerini sıkmak harcamaları azaltmayı anlatır ve dar bütçeleri zayıf taleple ilişkilendirir. 3. a blunt instrument, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: güçlü fakat hassas olmayan politika aracını anlatır; faizler enflasyonu frenlerken ekonomide sıkıntı yaratabilir.

Bu derste

When central banks raise interest rates,

0:00

Merkez bankaları faiz oranlarını artırdığında,

it's big news.

0:03

bu büyük bir haberdir.

The bank is judging that the only way they can try to pull down inflation Notlar

0:04

Banka, enflasyonu aşağı çekmeye çalışmanın tek yolunun

Öbek fiiller

pull down inflation ifadesinin mecaz anlamı

pull down inflation ifadesinde pull down ettirgen bir anlam taşır: enflasyon oranını düşürmek demektir. Nesne olan inflation, düşürülen ölçüyü belirtir; burada bir şey gerçekten aşağı çekilmez. Bu kullanım, fiziksel olarak aşağı hareket etme düşüncesini bir sayıya veya düzeye aktarır. Bir güç ya da eylem fiyatları, maliyetleri, oranları veya ortalamaları düşürdüğünde de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir politikanın enflasyon oranının düşmesine neden olduğunu söyler?

  1. The policy may pull down inflation.
  2. Inflation may fall next year.
  3. The policy may respond to inflation.
Cevabı göster

The policy may pull down inflation.

is to carry on raising interest rates. Öbek fiiller

0:09

faiz oranlarını artırmaya devam etmek olduğuna karar veriyor.

Dilbilgisi

the only way ... is to ... kalıbı

the only way ... is to ... kalıbı, bir sonuca ulaşmak için tek bir eylem yolunun bulunduğunu belirtir. Vurgulanan iki bölümü birlikte okuyun: the only way düşünceyi açar, is to ise gerekli eylemi getirir. Bu iki bölümün arasında uzun bir yan cümle bulunabilir. Burada bu bölüm, enflasyonu düşürmeye çalışma hedefini belirtirken carry on raising interest rates gerekli eylem olarak sunulur.

Alıştırma

Yalnızca bir çözüm olduğunu belirten sabit kalıbı tamamlayın: ____ we can finish on time ____ start now.

Cevabı göster

The only way · is to

Öbek fiiller

carry on + -ing: bir etkinliğe devam etmek

Bu cümlede carry on, “devam etmek” anlamına gelir. Konuşmacı, faiz oranlarını yükseltme eyleminin süreceğini söylüyor. Yapı carry on + -ing şeklindedir: carry on raising. -ing biçimi devam eden etkinliği belirtir; carry ve on sözcüklerini ayrı ayrı gerçek anlamlarıyla yorumlamayın.

Alıştırma

Cümleyi dersteki öbek fiille tamamlayın: Please ____ reading while I check the next page.

Cevabı göster

carry on

We're going to see rising rates,

0:11

Oranların yükseldiğini göreceğiz,

rising interest rates that will make the cost of borrowing go up. Kalıp ifadeler

0:12

borçlanma maliyetini artıracak yükselen faiz oranları.

Kalıp ifadeler

the cost of borrowing: ödünç alınan parayı kullanmanın maliyeti

The cost of borrowing, ödünç alınan fonları kullanabilmek için ödenen parayı; özellikle faizi ve bazen de ücretleri ifade eder. Bu cümlede yükselen faiz oranları bu gideri artırır. Borrowing, kredi alma eylemini genel olarak adlandıran ve isim işlevi gören bir -ing biçimidir. Of borrowing sözcükleri hangi tür maliyetten söz edildiğini belirtir.

Alıştırma

“Higher rates increase the cost of borrowing,” cümlesinde artan nedir?

  1. Ödünç alınan parayı kullanmak için ödenen faiz ve ücretler
  2. Ödünç alınan parayla satın alınan her şeyin fiyatı
  3. Kredi verenden alınan anapara tutarı
Cevabı göster

Ödünç alınan parayı kullanmak için ödenen faiz ve ücretler

It can send ripples across the whole economy. Deyimler

0:16

Bu tüm ekonomi boyunca dalgalanmalara neden olabilir.

Deyimler

'Send ripples across the whole economy' zincirleme etki metaforu

'Send ripples across the whole economy' ifadesi, su üzerindeki dalga halkalarının dışa doğru yayılması görüntüsünü kullanır. Bir değişikliğin dolaylı etkiler oluşturup ekonominin bir bölümünden diğerine yayılabileceği anlamına gelir. send ripples across/through + a system kalıbı bir zincirleme tepkiyi anlatmak için kullanışlıdır: İlk olay yereldir, ancak sonuçları geniş bir alana yayılır.

Alıştırma

'A transport strike sent ripples across the city's economy,' cümlesinde sent ripples across ne anlama gelir?

  1. Tüm ekonomik faaliyetleri hemen durdurdu
  2. Su üzerinde gerçek dalgalar oluşturdu
  3. Etkilerin onun geneline yayılmasına neden oldu
Cevabı göster

Etkilerin onun geneline yayılmasına neden oldu

It can sink consumer confidence, Kalıp ifadeler

0:20

Tüketici güvenini batırabilir,

Kalıp ifadeler

Soyut anlamlı 'sink consumer confidence' eşdizimi

Burada sink geçişli bir fiildir: Özne, consumer confidence düzeyinin keskin biçimde düşmesine neden olur. Consumer confidence soyut bir kavramdır; dolayısıyla fiziksel bir nesnenin suyun altına inmesi söz konusu değildir. Tarafsız lower fiiliyle karşılaştırıldığında sink, ciddi ve zarar verici bir düşüşü ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi “keskin ve zarar verici bir düşüşe neden olmak” anlamındaki hedef fiille tamamlayın: Repeated product recalls can ____ consumer confidence.

Cevabı göster

sink

result in fewer jobs and lower wages,

0:22

daha az işe ve daha düşük ücretlere yol açabilir

and cause stock prices to fall.

0:25

ve hisse senedi fiyatlarının düşmesine neden olabilir.

If they go too far too fast, Kalıp ifadeler

0:28

Çok hızlı ve çok ileri giderlerse,

Kalıp ifadeler

go too far too fast: çok ileri gitmek ve çok hızlı ilerlemek

Burada go too far too fast, bir eylemin ölçü bakımından aşırı olması ve aynı zamanda güvenli olandan daha hızlı ilerlemesi anlamına gelir. Far fiziksel mesafeyi değil, dereceyi anlatır. too far too fast kalıbı, hem yapılan şeyin boyutunun hem de yapılma hızının risk yaratabileceği konusunda uyarır.

Alıştırma

Değişikliğin hem ölçek hem de hız bakımından aşırı olabileceğini anlatan hedef ifadeyle uyarıyı tamamlayın: If the reformers ____, public trust could fall.

Cevabı göster

go too far too fast

it can tip economies into recession. Kalıp ifadeler

0:30

ekonomileri resesyona sürükleyebilir.

Kalıp ifadeler

tip economies into recession: ekonomileri resesyona sürüklemek

tip economies into recession ifadesinde tip, bir sistemin eşiği aşmasına ve yeni bir duruma girmesine neden olmak demektir. Yapı tip + nesne + into + durum veya koşul şeklindedir. Nedeni son itici güç olarak gösterir: Ekonomiler zaten kırılgan olabilir ve söz konusu eylem onları resesyona sokmaya yeter. Burada tip, bir hizmet karşılığında bahşiş vermek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tip + nesne + into + durum hedef yapısıyla tamamlayın: A sudden banking crisis could ____.

Cevabı göster

tip the economy into recession

So, why do central banks raise interest rates?

0:32

Peki, merkez bankaları neden faiz oranlarını artırır?

Let's start with the basics.

0:46

Temel bilgilerle başlayalım.

If you borrow money,

0:48

Eğer borç para alırsanız,

you'll have to pay back a little extra Öbek fiiller

0:49

biraz fazlasını geri ödemek zorundasınızdır

to make it worthwhile for the lender. Kalıp ifadeler

0:51

böylece borç veren için buna değsin.

Öbek fiiller

Pay back: ödünç alınan parayı geri ödemek

Pay back, ödünç aldığınız veya borçlu olduğunuz parayı geri vermek demektir. Bu cümlede kredinin geri ödenmesini anlatır; birine yaptığı iyilik karşılığında ödül vermek anlamına gelmez. Pay fiildir; back ise paranın onu sağlayan kişiye veya kuruma geri döndüğünü gösteren parçacıktır. Burada olduğu gibi, geri ödenen miktar asıl tutardan daha fazlasını içerebilir.

Alıştırma

Cümleyi “ödünç alınan parayı geri vermek” anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: I borrowed £15 from Mia, so I need to ____ the money tomorrow.

Cevabı göster

pay back

Kalıp ifadeler

Make it worthwhile for someone: bir şeyi biri için zahmete değer hâle getirmek

Make it worthwhile for someone, bir faaliyeti, maliyeti veya riski kabul etmeye değer kılacak kadar fayda, ödeme ya da memnuniyet sağlamak demektir. Burada ek ödeme, borç verene krediyi sağlamak için bir neden verir. Make it worthwhile for the lender ifadesindeki it, değerlendirilen durumu veya eylemi temsil eder; bu bağlamda söz konusu eylem parayı ödünç vermektir. Kalıp make + it + worthwhile + for + person şeklindedir. Ardından gelen to + fiil yapısı, yapılmaya değer hâle gelen eylemi belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi “çabanın birisi için buna değmesini sağlamak” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: We covered their travel costs to ____ them to attend.

Cevabı göster

make it worthwhile for

Well, I think we can make you this loan.

0:53

Şey, sanırım size bu krediyi verebiliriz.

You have a good reputation.

0:55

İyi bir itibarınız var.

We know you're reliable.

0:56

Güvenilir olduğunuzu biliyoruz.

I'm glad you think so.

0:58

Böyle düşünmenize sevindim.

This is the interest rate.

0:59

Bu faiz oranı.

So, if you are taking out a loan, Öbek fiiller

1:02

Yani, eğer bir kredi çekiyorsanız,

Öbek fiiller

take out a loan: kredi çekmek

Bu cümlede take out a loan, genellikle bir bankadan veya başka bir kredi kuruluşundan resmî bir kredi ayarlayıp parayı almak anlamına gelir. Bir şeyi fiziksel olarak dışarı çıkarmak anlamına gelmez. Burada taking out biçimi kullanılır çünkü cümle borçlanmayı devam eden veya planlanan bir süreç olarak sunar. Fiilin zamanı değişebilir, ancak temel ifade take out a loan olarak kalır.

Alıştırma

Cümleyi, ‘bankadan resmî kredi ayarlayıp almak’ anlamındaki standart ifadeyle tamamlayın: To pay for the renovation, Maya decided to ____ from her bank.

Cevabı göster

take out a loan

you want the interest rate to be as low as possible, Dilbilgisi

1:04

faiz oranının mümkün olduğunca düşük olmasını istersiniz,

Dilbilgisi

as low as possible: mümkün olduğunca düşük

as + sıfat veya zarf + as possible kalıbı, gerçekçi biçimde ulaşılabilecek en yüksek dereceyi ifade eder. Burada low, faiz oranını niteler; dolayısıyla as low as possible, ulaşılabilecek en düşük faiz oranı demektir. Bu kalıp as ... as karşılaştırmasına benzese de adı verilen iki şeyi karşılaştırmaz. Possible pratik sınırı belirler: oranı koşulların izin verdiği ölçüde düşürmek gerekir.

Alıştırma

Cümleyi as ... as possible kalıbı ve low sıfatıyla tamamlayın: The team must keep the total cost ____ without reducing safety.

Cevabı göster

as low as possible

so you don't have to pay that much back.

1:06

böylece o kadar çok geri ödemek zorunda kalmazsınız.

On the flip side, if you want to save money, Anlatım akışı

1:09

Öte yandan, eğer para biriktirmek istiyorsanız,

Anlatım akışı

Karşıt geçiş ifadesi olarak On the flip side

On the flip side, aynı konunun karşıt bakış açısını veya karşıt sonucunu sunar. Burada anlatım, düşük faiz oranlarının borç alanlar için ne ifade ettiğinden faiz oranlarının tasarruf sahipleri için ne ifade ettiğine geçer. Cümle başında bir geçiş ifadesi olarak kullanılır: önce bir taraf sunulur, ardından On the flip side ile karşıt taraf çerçevelenir. İfade mecazidir; fiziksel olarak bir şey çevrilmez.

Alıştırma

Karşıt tarafı sunan hedef geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Borrowing is cheaper when rates are low. ____, savers earn less interest.

Cevabı göster

On the flip side

then a high interest rate means you can earn more on your savings. Kalıp ifadeler

1:12

yüksek bir faiz oranı tasarruflarınızdan daha fazla kazanabileceğiniz anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

earn more on your savings: birikimlerden daha fazla getiri elde etmek

Bu cümlede earn more on your savings, birikimde tutulan paradan daha yüksek bir finansal getiri, genellikle daha fazla faiz almak anlamına gelir. More, yüksek faiz oranındaki getiriyi daha düşük faiz oranındaki getiriyle karşılaştırır. Yapı earn + getiri veya miktar + on + bu getiriyi sağlayan para ya da varlık şeklindedir. Burada earn, çalışarak kazanılan ücreti ifade etmez; on your savings, getirinin finansal kaynağının birikimler olduğunu gösterir.

Alıştırma

Birikmiş paradan daha yüksek getiri almak anlamındaki hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: With a higher interest rate, you can ____ your savings.

Cevabı göster

earn more on

See it as a reward for leaving money in your account.

1:16

Bunu hesabınızda para bırakmanın bir ödülü olarak görün.

But the size of your reward depends on the circumstances. Kalıp ifadeler

1:19

Ancak ödülünüzün büyüklüğü koşullara bağlıdır.

Kalıp ifadeler

depends on the circumstances: koşullara bağlı olmak

Depends on the circumstances, sonucun ilgili koşullara göre değiştiğini ve bu yüzden tek bir genel yanıtın yeterli olmadığını belirtir. Bu cümlede ödülün miktarı farklı durumlarda değişebilir. Circumstances, yalnızca tek bir olayı değil, bir durumu çevreleyen gerçeklerin ve koşulların bütününü ifade eder. X'i neyin belirlediğini veya etkilediğini göstermek için X depends on Y kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

İlgili koşulların sonucu belirlediği anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The final cost ____.

Cevabı göster

depends on the circumstances

There's no single interest rate in the economy.

1:23

Ekonomide tek bir faiz oranı yoktur.

You've got thousands of banks setting their own commercial rates. Kelime

1:26

Kendi ticari oranlarını belirleyen binlerce banka vardır.

Kelime

You've got: var olan şeyi sunma kullanımı

Burada You've got, bir durumda var olan şeyi sunar; yaklaşık olarak “there are” anlamına gelir ve dinleyicinin bankaların sahibi olduğunu belirtmez. You geneldir ve duruma bakan herkesi kapsar. Günlük konuşma tarzındaki açıklamalarda you have got + isim öbeği, dinleyicinin dikkatini bir gerçeğe veya özelliğe çekebilir. İsimden sonraki setting their own commercial rates bölümü, bu bankaların ne yaptığını açıklar.

Alıştırma

'You've got several routes to choose from,' cümlesinde You've got ne anlama gelir?

  1. Birkaç yolun şahsen sahibisiniz.
  2. Kullanılabilecek birkaç rota var.
  3. Birkaç rotayı zaten seçtiniz.
Cevabı göster

Kullanılabilecek birkaç rota var.

That's all influenced though by the interest rate that the central bank sets.

1:30

Ancak bunların hepsi merkez bankasının belirlediği faiz oranından etkilenir.

A central bank is like a bank for banks. Anlatım akışı

1:37

Merkez bankası, bankalar için bir banka gibidir.

Anlatım akışı

A central bank is like a bank for banks: işlevsel bir benzetme

Bu cümlede işlevsel bir benzetme kullanılır: Merkez bankası bazı yönlerden ticari bankalara, sıradan bir bankanın müşterilerine hizmet ettiği gibi hizmet eder. a bank for banks ifadesi bu ilişkiyi gözde canlandırmayı kolaylaştırır. X is like Y for Z kalıbı rolleri karşılaştırır; X ile Y'nin tamamen aynı olduğunu söylemez. Burada is like karşılaştırmanın kapsamını sınırlar. Bu nedenle cümle, merkez bankasının bir perakende bankanın sunduğu bütün hizmetleri sunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

X is like Y for Z kalıbını kullanarak benzetmeyi tamamlayın: A map app ____ a guide ____ drivers.

Cevabı göster

is like · for

Just like you and your savings account,

1:40

Tıpkı sizin ve tasarruf hesabınız gibi,

banks also earn interest when they leave money with the central bank.

1:42

bankalar da merkez bankasında para bıraktıklarında faiz kazanırlar.

Commercial banks have these things called reserves.

1:47

Ticari bankaların rezerv adı verilen bu şeyleri vardır.

So, that's a bit like their cash on hand. Kalıp ifadeler

1:50

Yani, bu biraz onların elindeki nakit gibidir.

Kalıp ifadeler

cash on hand: şu anda kullanılabilir para

Cash on hand, bir kişinin veya kuruluşun şu anda kullanabileceği nakit parayı ya da kolayca erişilebilen diğer fonları ifade eder. Bu cümlede bankaların rezervleri, hemen erişebilecekleri fonlar olarak anlatılır. On hand, bir şeyin mevcut ve kullanıma hazır olması demektir; paranın kelimenin gerçek anlamıyla elde tutulması değildir. Hangi finansal kalemlerin cash on hand sayıldığı bağlama göre değişebilir.

Alıştırma

Bir şirketin şu anda genel kullanım için hazır 10.000 doları var. Bu parayı en iyi hangi ifade tanımlar?

  1. cash on hand
  2. cash in hand
  3. petty cash
Cevabı göster

cash on hand

Commercial banks lend those excess reserves to each other at an interest rate, Kalıp ifadeler

1:53

Ticari bankalar bu fazla rezervleri belirli bir faiz oranıyla birbirlerine borç verirler

Kalıp ifadeler

lend ... to ... at an interest rate: birine belirli bir faizle borç vermek

Kalıp lend + money or funds + to + borrower + at + interest rate şeklindedir. Bu cümlede excess reserves, bankaların yakın dönem rezerv ihtiyaçlarının üzerindeki fonlardır ve ödünç verilen şeyi belirtir; to each other fonları alan bankaları gösterir; at an interest rate ise kredinin fiyatını veya koşulunu belirtir. Buradaki at edatı bir yeri anlatmaz. Krediyi uygulanan faiz oranına bağlar. Oran sayısal olarak verildiğinde at an interest rate of 5% kalıbı yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Hedef kalıbın gerektirdiği iki edatla cümleyi tamamlayın: The fund will lend $2 million ____ the company ____ an interest rate of 6%.

Cevabı göster

to · at

and they also can deposit their excess reserves at the central bank.

1:58

ve fazla rezervlerini merkez bankasına da yatırabilirler.

And when they do that, they can earn an interest rate.

2:02

Ve bunu yaptıklarında, bir faiz oranı kazanabilirler.

Ordinary people can't access the interest rate on the excess reserves,

2:05

Sıradan insanların fazla rezervlerdeki faiz oranına erişimi yoktur,

but it still affects them.

2:09

ancak bu onları yine de etkiler.

And that's the idea.

2:12

Fikir de budur.

When central banks raise interest rates,

2:14

Merkez bankaları faiz oranlarını artırdığında,

they're trying to control inflation.

2:17

enflasyonu kontrol etmeye çalışıyorlardır.

How fast prices rise for everyone.

2:19

Herkes için fiyatların ne kadar hızlı arttığını.

They were £1.29,

2:22

1,29 sterlindi,

now they're £1.39 on that in the space of 4 weeks.

2:23

şimdi 4 hafta gibi bir sürede bunun üzerinden 1,39 sterlin oldular.

Central banks like the Fed or the Bank of England Kültür

2:26

Fed, İngiltere Merkez Bankası

or the European Central Bank are all trying to hit an inflation target of 2%. Kalıp ifadeler

2:29

veya Avrupa Merkez Bankası gibi merkez bankalarının tümü %2'lik bir enflasyon hedefini tutturmaya çalışıyor.

Kültür

the Fed, the Bank of England ve the European Central Bank

Bunlar ekonomi haberlerinde sık kullanılan üç merkez bankası adıdır. the Fed, ABD’nin merkez bankası olan Federal Reserve için kullanılan yaygın kısa addır; the Bank of England Birleşik Krallık’ın merkez bankasıdır; the European Central Bank ise euro bölgesinin para politikasını belirler. Cümlede bu adlar, para politikası ve enflasyon hedeflerinden sorumlu kurumlara örnek verir. the Bank of England içindeki Bank sözcüğü sıradan bir ticari banka anlamına gelmez; the European Central Bank da Avrupa’daki her ülkeyi değil, euro bölgesini ifade eder.

Alıştırma

Üç kurumu, para politikasını yönettikleri alanlarla doğru biçimde eşleştiren seçenek hangisidir?

  1. the Fed—Birleşik Krallık; the Bank of England—euro bölgesi; the European Central Bank—ABD
  2. the Fed—euro bölgesi; the Bank of England—ABD; the European Central Bank—Birleşik Krallık
  3. the Fed—ABD; the Bank of England—Birleşik Krallık; the European Central Bank—euro bölgesi
Cevabı göster

the Fed—ABD; the Bank of England—Birleşik Krallık; the European Central Bank—euro bölgesi

Kalıp ifadeler

hit an inflation target of 2%: %2’lik enflasyon hedefini tutturmak

Burada hit an inflation target, gerçek enflasyon oranının politika hedefiyle aynı düzeye gelmesini sağlamak anlamına gelir. Hedef %2’dir ve hit fiziksel olarak vurmak anlamında kullanılmaz. Bu ifade, belirlenen düzeye ulaşmayı anlatır; hareketin yönünü belirtmez. Enflasyonun hedefle uyumlu hâle gelmesi için yükselmesi veya düşmesi gerekebilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve belirlenen sayısal hedefe ulaşıldığını ifade eden fiille tamamlayın: By December, the factory had ____ its emissions target.

Cevabı göster

hit

Interest rates are a really powerful tool that they have to do that.

2:35

Faiz oranları, bunu yapmak için sahip oldukları gerçekten güçlü bir araçtır.

If inflation is seen as too high, Dilbilgisi

2:40

Enflasyon çok yüksek görülürse,

that's when banks raise interest rates.

2:43

işte o zaman bankalar faiz oranlarını artırır.

Dilbilgisi

inflation is seen as too high: enflasyonun çok yüksek olduğu düşünülüyor

be seen as + sıfat veya isim öbeği yapısı, bir şeyin belirli bir şekilde değerlendirildiği ya da görüldüğü anlamına gelir. inflation is seen as too high ifadesinde too high, enflasyon hakkında yapılan değerlendirmedir; seen fiziksel olarak görülmek anlamına gelmez. Edilgen yapı, değerlendirmeyi yapan kişiyi belirtmez. Önemli olanın değerlendirmenin kendisi olduğu analizlerde kullanışlıdır; gerekirse değerlendiren kişi by ile eklenebilir.

Alıştırma

Hangi cümle değerlendiren kişiyi belirtmeden bir yargıyı aktarır ve bunu doğrudan bir iddia ya da geçici bir izlenim olarak sunmaz?

  1. Inflation is seen as too high.
  2. Inflation is too high.
  3. Inflation seems too high.
Cevabı göster

Inflation is seen as too high.

The change spreads through the financial system

2:46

Değişiklik finansal sisteme yayılır

and slows down the rate of inflation.

2:49

ve enflasyon oranını yavaşlatır.

Here's how.

2:52

İşte böyle oluyor.

A rise in interest rates from a central bank

2:53

Bir merkez bankasından gelen faiz oranı artışı,

means that a commercial bank will earn more on their reserves.

2:56

ticari bir bankanın rezervlerinden daha fazla kazanacağı anlamına gelir.

They might make more from keeping their money in a central bank

3:00

Paralarını merkez bankasında tutmaktan,

than lending it out.

3:03

onu ödünç vermekten daha fazla kazanabilirler.

So, if they do lend it out,

3:05

Yani, eğer gerçekten ödünç verirlerse,

they'll raise their interest rates to make it worth their while. Deyimler

3:07

bunu yapmaya değmesi için faiz oranlarını artıracaklardır.

Deyimler

make it worth their while: yeterli karşılık sağlamak

Make it worth their while, harcanan zaman, emek ve maliyeti ya da alınan riski haklı çıkaracak kadar fayda sağlamak demektir. Burada daha yüksek faiz oranları, söz konusu seçim için yeterli bir maddi getiri sağlar. Tekrar kullanılabilen kalıp make it worth + iyelik biçimi + while şeklindedir: make it worth my while veya make it worth your while gibi. It, ilgili eylem ya da düzenlemeyi; iyelik biçimi ise teşviki alan kişiyi gösterir. While burada “-iken” anlamına gelmez; tüm ifade kalıplaşmış bir bütündür.

Alıştırma

Cümleyi “zamanlarını karşılayacak kadar fayda sağlamak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The organizers offered the volunteers free meals to ____.

Cevabı göster

make it worth their while

How that affects consumers depends on the economy.

3:12

Bunun tüketicileri nasıl etkileyeceği ekonomiye bağlıdır.

Take mortgages. Anlatım akışı

3:15

İpotekli konut kredilerini ele alalım.

Anlatım akışı

Take mortgages.: somut bir örnek sunmak

Burada Take mortgages., “konut kredilerini örnek olarak ele alın” anlamına gelir. Açıklamayı genel bir iddiadan belirli bir örneğe geçirir; take, bir şeyi edinme veya taşıma talimatı değildir. Tekrar kullanılabilen kalıp Take + isim öbeği şeklindedir ve çoğu zaman tek başına kısa bir cümle oluşturur. Adı verilen örnek, ardından gelen açıklamanın konusu olur.

Alıştırma

Geçişi derste öğrendiğiniz tek kelimelik örnek işaretiyle tamamlayın: Many safety rules seem minor until something goes wrong. ____ bike helmets. They can prevent serious head injuries in a crash.

Cevabı göster

Take

In places like Finland or Australia,

3:17

Finlandiya veya Avustralya gibi yerlerde,

lots of people have mortgages with variable interest rates.

3:20

pek çok kişinin değişken faiz oranlı konut kredisi vardır.

If you've got a variable rate mortgage where the interest rate that you pay is linked to the central bank's interest rate, Kelime

3:24

Ödediğiniz faiz oranının merkez bankasının faiz oranına bağlı olduğu değişken oranlı bir konut krediniz varsa,

Kelime

a variable rate mortgage: faiz oranı değişebilen konut kredisi

a variable rate mortgage ifadesinde variable, faiz oranını niteler: faiz, kredi süresi boyunca ve çoğunlukla merkez bankası faizi gibi bir referans orana bağlı olarak değişebilir. Bu, borçlunun istediği faiz oranını seçebileceği veya ödemeleri dilediği gibi değiştirebileceği anlamına gelmez. Bu cümlede konut kredisinin faizi merkez bankasının faizine bağlıdır. Bu nedenle faiz artışı borçlanma maliyetini hızla yükseltebilir ve diğer harcamalar için daha az nakit bırakabilir. Temel fikir, ödeme düzeninin keyfî olması değil, faiz oranının değişebilmesidir.

Alıştırma

Hangi cümle a variable rate mortgage ifadesinin anlamını doğru gösteriyor?

  1. Our variable rate mortgage keeps the same interest rate for the entire fixed period.
  2. Our variable rate mortgage may become more expensive if benchmark rates rise.
  3. Our variable rate mortgage lets us choose any payment amount each month.
Cevabı göster

Our variable rate mortgage may become more expensive if benchmark rates rise.

then higher interest rates mean that

3:32

o zaman daha yüksek faiz oranları,

essentially immediately the higher rate will translate into less cash to spend on other things. Öbek fiiller

3:34

esasen anında daha yüksek oranın, başka şeylere harcayacak daha az nakit anlamına geleceği anlamına gelir.

Öbek fiiller

translate into: pratik bir sonuç doğurmak

Burada translate into, sözcükleri bir dilden başka bir dile çevirmek değil, “pratik bir sonuç doğurmak” veya “bir sonuca yol açmak” anlamına gelir. Kalıp X translates into Y şeklindedir: X değişiklik veya neden, Y ise bunun sonucudur. Bu cümlede yüksek faiz oranı, insanların diğer harcamalara ayırabileceği nakdin azalmasına neden olur. Aynı kalıp bir politikayı, sayıyı veya kararı gerçek hayattaki bir etkiye bağlayabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bu pratik sonucu doğurmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Better insulation can ____ lower heating bills.

Cevabı göster

translate into

Less spare cash means households will spend less. Kalıp ifadeler

3:40

Daha az yedek nakit, hanelerin daha az harcayacağı anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

spare cash: isteğe bağlı harcamalar için kalan para

Bu cümlede spare cash, bir hanenin barınma, yiyecek ve faturalar gibi zorunlu giderleri ödedikten sonra kullanabileceği parayı ifade eder. Bu para azaldığında isteğe bağlı alışverişler için daha az pay kalır. Burada spare, “fazladan” veya “kullanılabilir” anlamındadır; yedek parça anlamına gelmez. Cash yalnızca banknot ve bozuk parayı değil, hesaptaki para dâhil harcanabilir parayı genel olarak ifade eder.

Alıştırma

Zorunlu giderlerden sonra kullanılabilen parayı anlatan bu dersteki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: After paying the rent and electricity bill, Nina still had some ____ for a concert ticket.

Cevabı göster

spare cash

And less spending means businesses will be warier of raising prices. Kelime

3:44

Ve daha az harcama, işletmelerin fiyatları artırma konusunda daha temkinli olacağı anlamına gelir.

Kelime

warier of raising prices: bir eylem konusunda daha temkinli olma

Warier, wary sıfatının karşılaştırma biçimidir. İşletmeler fiyatları artırmanın daha büyük bir risk taşıdığını düşündükleri için bu konuda öncesine göre daha temkinlidir. Kalıp be wary of + isim veya -ing biçimidir. Burada of raising prices endişeye neden olan eylemi belirtir; işletmelerin fiyat artışını tamamen elediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi wary sözcüğünün -er ile yapılan karşılaştırma biçimi ve -ing biçiminden önce kullanılan edatla tamamlayın: After the security warning, customers became ____ sharing card details online.

Cevabı göster

warier of

This should lower inflation.

3:49

Bu da enflasyonu düşürmelidir.

In other countries like America or Canada,

3:51

Amerika veya Kanada gibi diğer ülkelerde,

a bigger share of mortgages are set at fixed rates. Kelime

3:54

konut kredilerinin daha büyük bir kısmı sabit oranlarda belirlenmektedir.

Kelime

sabit faiz oranları

Burada fixed rates, belirli bir süre boyunca kararlaştırılan düzeyde kalan faiz oranlarını ifade eder. Bu nedenle sabit faizli bir konut kredisinin oranı, merkez bankası veya piyasa faizi yükseldiğinde hemen değişmez. Fixed, “sonsuza kadar değişmez” anlamına gelmez. Sözleşmeye bağlı olarak sabit dönem sona erdiğinde veya kredi yeniden finanse edildiğinde oran değişebilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü terimle tamamlayın: These mortgages have ____, so their interest charges will not change for five years.

Cevabı göster

fixed rates

People with fixed rates are protected against the direct effects of an interest rate rise, Kalıp ifadeler

3:58

Sabit oranlara sahip kişiler, faiz artışının doğrudan etkilerine karşı korunur,

Kalıp ifadeler

doğrudan etkilere karşı korunmak

be protected against the direct effects of X yapısında against, uzak tutulan doğrudan sonuçları belirtirken of X bu sonuçlara neden olan olayı belirtir. Bu ifade sınırlı bir iddiada bulunur: kişiler ani etkiden kaçınır, ancak daha sonraki veya dolaylı etkileri yine de yaşayabilir.

Alıştırma

'People are protected against the direct effects of a rate rise' ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Faiz artışını zarardan koruyan kişiler onlardır.
  2. Faiz artışının hiçbir sonucunu asla yaşamayacakları garanti edilir.
  3. Faiz artışı onları hemen etkilemez, ancak dolaylı etkiler yine de onlara ulaşabilir.
Cevabı göster

Faiz artışı onları hemen etkilemez, ancak dolaylı etkiler yine de onlara ulaşabilir.

but will still feel an indirect impact.

4:04

ancak yine de dolaylı bir etki hissederler.

Higher interest rates mean that mortgages will become more expensive.

4:07

Daha yüksek faiz oranları, konut kredilerinin daha pahalı hale geleceği anlamına gelir.

If that is affecting all new buyers,

4:13

Eğer bu tüm yeni alıcıları etkiliyorsa,

then house prices will begin to fall,

4:16

o zaman ev fiyatları düşmeye başlayacaktır,

and that will make everyone who owns a home feel poorer, Dilbilgisi

4:19

ve bu da ev sahibi olan herkesin kendini daha yoksul hissetmesine neden olacaktır

Dilbilgisi

make ... feel poorer: birinin kendini daha yoksul hissetmesine yol açmak

make + kişi + feel + sıfat kalıbı, bir şeyin kişide belirli bir duygu veya algı oluşturduğunu anlatır. Burada everyone who owns a home etkilenen kişiyi, feel make fiilinden sonra to almadan kullanılan yalın fiili, poorer ise bu kişilerin mali durumlarını nasıl algıladığını gösterir. Feel poorer, gelirlerinin hemen azalması demek değildir. Evlerinin değerindeki düşüş kendilerini daha az varlıklı hissetmelerine yol açabilir ve bu algı daha sonraki seçimlerini etkileyebilir.

Alıştırma

Ettirgen yapıyı make ve feel ile tamamlayın: A sharp fall in house prices could ____ homeowners ____ poorer.

Cevabı göster

make · feel

and therefore they might spend less.

4:23

ve bu nedenle daha az harcayabilirler.

Lower spending will translate into lower inflation.

4:26

Daha düşük harcama, daha düşük enflasyon anlamına gelecektir.

And it's not just consumers who will tighten the purse strings. Deyimler

4:29

Ve kemerleri sıkacak olanlar sadece tüketiciler değildir.

Deyimler

tighten the purse strings: harcamaları azaltıp sıkı biçimde kontrol etmek

Tighten the purse strings, daha az harcamak ve bütçeyi daha sıkı kontrol etmek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede para veya krediye erişim zorlaştığı için tüketicilerin harcamalarını azaltması beklenmektedir; gerçek bir keseden söz edilmez. Deyimin imgesi, parayı çıkarmayı zorlaştırmak için eski tip bağcıklı bir kesenin ağzını kapatmaktan gelir. İfade haneler, şirketler veya hükûmetler için kullanılabilir.

Alıştırma

Deyim burada ne anlama geliyor? After two weak sales months, the company decided to tighten the purse strings.

  1. Harcamalarını kontrol etmeye ve azaltmaya karar verdi.
  2. Borç para almayı kolaylaştırmaya karar verdi.
  3. Nakit para için kullanılan torbaları değiştirmeye karar verdi.
Cevabı göster

Harcamalarını kontrol etmeye ve azaltmaya karar verdi.

When interest rates rise,

4:33

Faiz oranları yükseldiğinde,

then businesses will find it more expensive to borrow and invest. Dilbilgisi

4:35

işletmeler borç almanın ve yatırım yapmanın daha pahalı olduğunu görecektir.

Dilbilgisi

find it more expensive to borrow and invest yapısı

find it more expensive to borrow and invest ifadesinde find, 'bir şeyi bulmak' değil, 'öyle değerlendirmek veya deneyimlemek' anlamındadır. İşletmeler borçlanmanın ve yatırım yapmanın daha pahalı olduğunu düşünür. Yapı find + it + sıfat + to mastarı şeklindedir. it, ileride to mastarıyla belirtilen eyleme işaret eden biçimsel nesnedir; sıfat ise değerlendirmeyi verir. Bu yapı zorluk, maliyet, kolaylık ve başka nitelikleri değerlendirebilir. to borrow and invest örneğinde olduğu gibi tek bir to, birbirine bağlanmış birden fazla fiili de başlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi difficult kullanılan hedef yapıyla tamamlayın: Many readers ____ follow a story when key pages are missing.

Cevabı göster

find it difficult to

That generally means less economic activity.

4:40

Bu genellikle daha az ekonomik faaliyet anlamına gelir.

It might mean fewer jobs are created.

4:43

Daha az iş yaratıldığı anlamına gelebilir.

Fewer jobs and lower wages could mean less money for households,

4:48

Daha az iş ve daha düşük ücret, haneler için daha az para anlamına gelebilir

and consumer confidence might suffer, Kalıp ifadeler

4:53

ve tüketici güveni zedelenebilir,

Kalıp ifadeler

consumer confidence might suffer ifadesinin anlamı

consumer confidence might suffer ifadesinde consumer confidence öznedir. Bu ifade, tüketicilerin ekonomi ve kendi mali durumları hakkında ne kadar iyimser olduğunu anlatır. Burada suffer, 'acı hissetmek' değil, 'zarar görmek veya zayıflamak' anlamındadır. Might yardımcı fiili, bunun kesin değil olası bir sonuç olduğunu gösterir. Soyut bir kavramın özne olduğu bu yapı analizlerde yaygındır: confidence, morale, reputation veya performance olumsuz koşullardan etkilendiğinde suffer ile kullanılabilir.

Alıştırma

'Investor confidence might suffer after the scandal,' cümlesi ne anlama gelir?

  1. Yatırımcıların güveni artabilir.
  2. Yatırımcıların güveni azalabilir.
  3. Yatırımcılar fiziksel acı hissedebilir.
Cevabı göster

Yatırımcıların güveni azalabilir.

which also means less spending.

4:56

bu da yine daha az harcama anlamına gelir.

People are grappling with a decline in real wages, Notlar

4:58

İnsanlar, reel ücretlerdeki düşüşle boğuşuyorlar,

Kalıp ifadeler

Grappling with: zor bir sorunla mücadele etmek

Burada are grappling with, zor bir şeyle başa çıkmak için ciddi çaba göstermek anlamına gelir. Bu ifade reel ücretlerdeki düşüşü karmaşık, zarar verici ve kolay çözülemeyen bir sorun olarak sunar; fiziksel güreşi anlatmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp grapple with + bir sorun, zorluk veya soru şeklindedir. Şimdiki zaman yapısındaki are grappling with, mücadelenin şu anda devam ettiğini gösterir.

Alıştırma

grappling with hangi durumda en doğal kullanımdır?

  1. Bir hükümet uzun süredir devam eden bir konut krizini çözmeye çalışıyor.
  2. Bir kafe açılış saatini bir günlüğüne değiştiriyor.
  3. Bir çocuk yemek kutusunu kapatıyor.
Cevabı göster

Bir hükümet uzun süredir devam eden bir konut krizini çözmeye çalışıyor.

Kelime

Real wages: enflasyona göre düzeltilmiş ücretler

Real wages, fiyatlardaki değişimler, özellikle de enflasyon hesaba katılarak ölçülen ücretlerdir. Çalışanların maaşlarıyla gerçekte ne kadar mal ve hizmet satın alabildiğini gösterir. Maaş bordrosundaki tutar aynı kalsa veya artsa bile reel ücretler düşebilir; çünkü fiyatlar ücretlerden daha hızlı yükselmiştir. Burada real, gerçek anlamına değil, enflasyona göre düzeltilmiş anlamına gelir.

Alıştırma

real wages ifadesinin doğru tanımı hangisidir?

  1. Fiyat düzeyindeki değişimlere göre düzeltilmiş ücret
  2. Yazılı bir sözleşmeyle garanti edilen ücret
  3. Vergiler kesilmeden önceki ücret
Cevabı göster

Fiyat düzeyindeki değişimlere göre düzeltilmiş ücret

meaning their money buys less.

5:02

bu da paralarının daha az şey satın aldığı anlamına geliyor.

When interest rates rise,

5:03

Faiz oranları yükseldiğinde,

that will tend to slow down spending, investment,

5:05

bu harcamaları, yatırımları yavaşlatma eğiliminde olacak

and generally depress economic activity. Kelime

5:08

ve genel olarak ekonomik faaliyeti baskılayacaktır.

Kelime

Depress economic activity: resmî ettirgen fiil olarak depress

Ekonomi dilinde depress, “daha düşük veya daha zayıf hâle getirmek” anlamına gelen geçişli ve ettirgen bir fiildir. Burada yükselen faiz oranları ekonomik faaliyeti etkiler ve genel seviyesini düşürür. Nesne economic activity olduğu için depress, bir kişinin duygusal durumunu değil, ekonomi üzerindeki aşağı yönlü baskıyı anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede depress economic activity ne anlama gelir?

  1. Ekonomik faaliyetin zayıflamasına neden olmak
  2. İnsanların kişisel olarak üzülmesine neden olmak
  3. Ekonomik faaliyeti neşeli bir biçimde anlatmak
Cevabı göster

Ekonomik faaliyetin zayıflamasına neden olmak

Overall, that will make businesses more reluctant to raise their prices,

5:11

Genel olarak bu, işletmeleri fiyatlarını artırma konusunda daha isteksiz hale getirecek

and that will tend to pull back inflation.

5:17

ve enflasyonu geri çekme eğiliminde olacaktır.

It sounds straightforward, right?

5:19

Kulağa basit geliyor, değil mi?

But the trick is judging how far to go. Anlatım akışı

5:22

Ancak işin püf noktası, ne kadar ileri gidileceğine karar vermektir.

Anlatım akışı

The trick is judging ...: temel zorluğu belirtmek

The trick is ... kalıbı, dikkati genel düşünceden gerçekten zor olan veya değerlendirme gerektiren bölüme kaydırır. Bu cümlede zor olan bölüm, doğru ölçüyü belirlemektir. Judging, is sonrasında kullanılan bir -ing yan cümlesidir; how far to go ise “hangi dereceyi veya sınırı seçmek gerektiği” anlamına gelen dolaylı bir sorudur. Görünüşte basit bir iş tek bir zor karar içerdiğinde bu kalıbın tamamı başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle daha kolay bir noktadan sonra temel zorluğu belirtmek için the trick is ... kalıbını kullanır?

  1. Choosing a camera is easy; the trick is learning how to use it well.
  2. Choosing a camera is easy; the trick is because professional models cost more.
  3. Choosing a camera is easy; the trick is a helpful piece of advice.
Cevabı göster

Choosing a camera is easy; the trick is learning how to use it well.

In 1981, the Federal Reserve,

5:26

1981'de Federal Rezerv,

America's central bank,

5:28

Amerika'nın merkez bankası,

allowed interest rates to rise to a whopping 19%. Kelime

5:30

faiz oranlarının %19 gibi şaşırtıcı bir orana yükselmesine izin verdi.

Kelime

A whopping 19%: olağanüstü yüksek bir oran

a whopping 19% ifadesinde whopping, son derece büyük veya şaşırtıcı derecede yüksek anlamına gelen gündelik bir pekiştiricidir. Anlatıcının değerlendirmesini yansıtır: %19 tarafsız bir sayı olarak değil, olağanüstü bir seviye olarak sunulur. a whopping + miktar veya sayı kalıbı genellikle fiyat, yüzde, toplam ya da mesafe ifadelerinden önce gelir. Miktarın büyüklüğünü yorumlar; sayısal değeri değiştirmez.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: 'The repair bill came to a whopping £8,000.' Whopping ne anlatıyor?

  1. Tutar £8,000'a düşürülmüştür.
  2. Tutar yalnızca bir tahmindir.
  3. Konuşan, £8,000 tutarını şaşırtıcı derecede yüksek buluyor.
Cevabı göster

Konuşan, £8,000 tutarını şaşırtıcı derecede yüksek buluyor.

The move curbed inflation, Kelime

5:34

Bu hamle enflasyonu dizginledi,

Kelime

Curbed inflation: istenmeyen bir eğilimi dizginlemek

The move curbed inflation cümlesinde curbed, curb fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Politika dilinde curb, istenmeyen bir sorunu dizginlemek veya aynı hızla büyümeye devam etmesini önlemek anlamına gelir. Cümle, enflasyonun daha fazla kontrol altına alındığını söyler; tamamen sona erdiğini söylemez. curb + isim yapısı kısa ve özdür; haberlerde ve resmî tartışmalarda yaygındır. Politikalar curb inflation, emissions, spending veya violence şeklinde anlatılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede curb, curbed inflation ifadesindekiyle aynı politika anlamında kullanılmıştır?

  1. She curved the line on the graph.
  2. The bus stopped beside the curb.
  3. The new rules aim to curb dangerous driving.
Cevabı göster

The new rules aim to curb dangerous driving.

but it led to widespread economic pain.

5:36

ancak yaygın bir ekonomik acıya yol açtı.

I regret to say Ton ve niyet

5:40

Üzülerek söylüyorum ki

Ton ve niyet

I regret to say: kötü haberi resmî biçimde vermek

I regret to say, hoş olmayan bir bilgiden veya olumsuz bir değerlendirmeden hemen önce kullanılan resmî bir giriş ifadesidir. Konuşanın mesajı iletmek zorunda olmaktan üzüntü duyduğunu gösterir ve sonraki açıklamanın daha az sert duyulmasını sağlar. Burada regret fiilinden sonra to say gelir; çünkü üzüntü duyulan eylem, bilgiyi şimdi söylemek veya açıklamaktır. İfade tek başına konuşanın soruna neden olduğu ya da hatasını kabul ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Resmî cümleyi bu nottaki ifadeyle tamamlayın: ____ that your application was unsuccessful.

Cevabı göster

I regret to say

that we're in the worst economic mess since the Great Depression.

5:42

Büyük Buhran'dan bu yana en kötü ekonomik karmaşanın içindeyiz.

It is very difficult to get inflation under control Kalıp ifadeler

5:46

Ekonomik faaliyeti ciddi şekilde sekteye uğratmadan

Kalıp ifadeler

get inflation under control: enflasyonu kontrol altına almak

Get inflation under control, enflasyonu zor veya zararlı bir durumdan yönetilebilir bir duruma getirmek anlamına gelir. get + nesne + under control kalıbı bir durum değişikliğine neden olmayı anlatır: nesne henüz kontrol altında değildir ve bu duruma ulaşması için harekete geçmek gerekir. Aynı kalıp yangınlar, maliyetler ve duygular gibi sorunlarla da kullanılır. Under control ulaşılan durumu anlatır; bir şeyin kelimenin gerçek anlamıyla başka bir şeyin altında olduğunu göstermez.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla ve it zamiriyle tamamlayın: The fire is spreading, but crews are working to ____.

Cevabı göster

get it under control

without severely denting economic activity. Deyimler

5:50

enflasyonu kontrol altına almak çok zordur.

Deyimler

severely denting economic activity: ciddi zararı anlatan bir mecaz

Burada dent fiili mecaz anlamda kullanılır. Dent economic activity, bir darbenin yüzeyde görünür bir iz bırakması gibi ekonomik faaliyeti belirgin biçimde zayıflatmak veya azaltmak demektir. Severely, zararın derecesini artırır. İfade, enflasyonu kontrol etmenin olası bedelini ciddi ekonomik zarar olarak sunar; ancak dent tamamen yok etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada severely denting economic activity ne anlama geliyor?

  1. tüm ekonomik faaliyeti tamamen sona erdirmek
  2. ekonomik faaliyeti önemli ölçüde zayıflatmak
  3. ekonomide fiziksel bir iz bırakmak
Cevabı göster

ekonomik faaliyeti önemli ölçüde zayıflatmak

In America,

5:53

Amerika'da,

it's been over 70 years since they've managed to get inflation down from over 5% Dilbilgisi

5:55

bir durgunluğa neden olmadan %5'in üzerindeki enflasyonu düşürmeyi başarmalarının üzerinden

without causing a recession.

6:01

70 yıldan fazla zaman geçti.

Dilbilgisi

it's been over 70 years since: geçmiş bir olaydan bugüne kadar geçen süre

Burada it's, it is ifadesinin değil, it has ifadesinin kısaltmasıdır. It's been + süre + since + geçmiş olay yapısı, söz konusu olayın son gerçekleştiği zamandan bugüne kadar geçen süreyi ölçer. 70 years, bu sonucu en son elde ettikleri zamandan bu yana geçen süredir. Enflasyonu düşürme sürecinin 70 yıl sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi kısaltma ve It's been + length of time + since yapısıyla tamamlayın: '____ we last had a team meeting.'

Cevabı göster

It's been eight months since

A little inflation is okay.

6:04

Biraz enflasyon iyidir.

It keeps the economy moving at a sensible speed.

6:07

Ekonominin makul bir hızda ilerlemesini sağlar.

But inflation staying high for too long is a problem. Dilbilgisi

6:10

Ancak enflasyonun çok uzun süre yüksek kalması bir sorundur.

Dilbilgisi

inflation staying high for too long ifadesinin özne olarak kullanımı

inflation staying high for too long, çekimsiz bir -ing yan cümlesidir. inflation bu durumun neyle ilgili olduğunu belirtir, staying ise devam eden durumu anlatır; staying cümlenin temel çekimli fiili değildir. Yan cümlenin tamamı is a problem yapısının öznesidir. Bu yapı, bir olay veya durumu değerlendirmeye uygun tek bir konu hâline getirir ve çözümleyici yazılarda sık kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede isim + -ing ile anlatılan olay, temel fiilin öznesi olarak kullanılmıştır?

  1. Arriving late, the team delayed the match.
  2. The late team delayed the match.
  3. The team arrived late and delayed the match.
  4. The team arriving late would delay the match.
Cevabı göster

The team arriving late would delay the match.

Higher prices means employees will need higher wages,

6:14

Daha yüksek fiyatlar, çalışanların daha yüksek ücretlere ihtiyaç duyacağı anlamına gelir,

pushing up costs for businesses.

6:18

bu da işletmelerin maliyetlerini artırır.

That could drive up prices further, Öbek fiiller

6:20

Bu, fiyatları daha da yukarı çekebilir,

Öbek fiiller

drive up prices further: fiyatları daha da yükseltmek

drive up, ölçülebilen bir şeyin artmasına neden olmak demektir. Burada prices nesnesi up sözcüğünden sonra gelir; further ise fiyatların zaten yükselmiş olan düzeyin de ötesine çıkacağını belirtir. Özne nedeni gösterdiği için ifade güçlü bir neden-sonuç ilişkisi kurar. Fiyatlar, maliyetler, talep, enflasyon ve diğer miktarlar hakkında ekonomik analizlerde ve haberlerde sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “artmasına neden olmak” anlamındaki iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Strong demand could ____ hotel prices during the festival.

Cevabı göster

drive up

potentially leading to an upward spiral of wages and prices. Deyimler

6:22

potansiyel olarak ücretlerin ve fiyatların sarmal bir şekilde yükselmesine yol açabilir.

Deyimler

an upward spiral of wages and prices: ücret ve fiyatların yukarı yönlü sarmalı

An upward spiral of wages and prices, ücretlerin ve fiyatların birbirini sürekli yukarı çektiği bir döngüdür. Daha yüksek ücretler işletme maliyetlerini artırabilir; daha yüksek fiyatlar da çalışanları daha fazla ücret istemeye yöneltebilir ve süreç tekrarlanabilir. Spiral, yükselişi tek seferlik bir artış olarak değil, kendi kendini güçlendiren bir süreç olarak gösterir. An upward spiral of X and Y kalıbı, tekrarlanan geri bildirim yoluyla yükselen birbiriyle bağlantılı iki şeyi anlatabilir.

Alıştırma

Kendi kendini güçlendirmeye devam eden bir yükselişi anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Speculative buying pushed prices higher, and the higher prices attracted more buyers, creating ____.

Cevabı göster

an upward spiral

Retail inflation in India has surged to 7.8%.

6:27

Hindistan'da perakende enflasyonu %7,8'e fırladı.

The combination of tepid economic activity and high inflation Kelime

6:29

Ilımlı ekonomik faaliyet ve yüksek enflasyonun birleşimi,

Kelime

tepid economic activity: zayıf ve cansız ekonomik faaliyet

Tepid economic activity, zayıf, cansız veya ivme eksikliği yaşayan ekonomik faaliyet demektir. Tepid sözcüğü gerçek anlamda yalnızca biraz ılık olan bir şeyi anlatır; ancak burada mecazi bir sıfattır. Ekonomi haberlerinde tepid, ölçülü bir olumsuz değerlendirme sunar: faaliyet hayal kırıklığı yaratacak kadar zayıftır, fakat bu mutlaka ekonominin durduğu veya hızla küçüldüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede tepid, tepid economic activity ifadesindekiyle aynı resmî ve mecazi anlamda kullanılmıştır?

  1. She added tepid water to the bread dough.
  2. Investment remained tepid despite lower borrowing costs.
  3. The economy stopped producing goods for an entire month.
Cevabı göster

Investment remained tepid despite lower borrowing costs.

poses serious challenges for the Indian economy going forward. Kalıp ifadeler

6:33

ileriye dönük olarak Hindistan ekonomisi için ciddi zorluklar teşkil ediyor.

Kalıp ifadeler

poses serious challenges: büyük zorluklar ortaya çıkarmak

Bu cümlede poses serious challenges, “ele alınması gereken büyük zorluklar ortaya çıkarır” anlamındadır. pose fiilinden sonra challenge, threat, risk veya question gibi sorun bildiren bir isim gelir; burada fotoğraf için poz vermek anlamında değildir. X poses a challenge for Y kalıbında X zorluğun kaynağı, Y ise onunla başa çıkması gereken kişi, grup veya sistemdir. Serious, zorluğun derecesini artırır.

Alıştırma

Cümleyi pose fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The sudden fuel shortage ____ serious challenges for local businesses.

Cevabı göster

poses

Central bankers are really concerned about setting expectations of inflation. Kelime

6:36

Merkez bankacıları, enflasyon beklentilerini belirleme konusunda gerçekten endişeliler.

Kelime

setting expectations of inflation: gelecekteki fiyatlara ilişkin inançları şekillendirmek

Burada setting expectations of inflation, hanelerin, işletmelerin ve finans piyasalarının gelecekte enflasyona ne olacağına ilişkin inançlarını şekillendirmek demektir. Geleceğe dönük bu beklentiler ücret taleplerini, fiyatları, harcamaları ve yatırımları etkileyebilir. Set, merkez bankacılarının herkese doğrudan bir inanç atayabileceği anlamına gelmez. İnsanların beklentilerini yönlendirmek veya çıpalamak için politika kararlarının, hedeflerin ve güvenilir iletişimin kullanılmasını ifade eder. Of inflation, bu beklentilerin konusunun enflasyon olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede setting expectations of inflation ne anlama geliyor?

  1. Kamuoyunun ve piyasaların gelecekteki enflasyonun ne olacağına dair inançlarını şekillendirmek
  2. Resmî bir enflasyon hedefi seçmek ve başka hiçbir şey yapmamak
  3. Yalnızca geçmişte gerçekleşen enflasyonu ölçmek
Cevabı göster

Kamuoyunun ve piyasaların gelecekteki enflasyonun ne olacağına dair inançlarını şekillendirmek

The idea is that if it can show that it is credible,

6:41

Buradaki fikir, eğer inandırıcı olduğunu,

that it will always act to get inflation back down to 2%,

6:44

enflasyonu tekrar %2'ye düşürmek için her zaman harekete geçeceğini gösterebilirse,

then maybe it won't have to, you know,

6:49

o zaman belki de, bilirsiniz,

raise interest rates and then lower them in this kind of seesaw fashion. Deyimler

6:52

faiz oranlarını artırıp sonra bu tahterevalli tarzında düşürmek zorunda kalmayacağıdır.

Deyimler

Tekrarlanan yön değişimleri için “seesaw fashion”

In a seesaw fashion, iki zıt yön arasında tekrar tekrar gidip gelen bir biçimde demektir. Burada faiz oranları, tahterevallinin iki ucu gibi önce yükselip sonra düşer. Buradaki fashion “moda” değil, “biçim” veya “şekil” anlamındadır. İfade, soyut bir politika düzenini görsel bir imgeye dönüştürür ve istikrarsızlık ya da sık yön değişimi çağrıştırır.

Alıştırma

Bu cümlede in a seesaw fashion ne anlama gelir? “The exchange rate moved in a seesaw fashion all week.”

  1. Tek bir yönde istikrarlı biçimde ilerledi.
  2. Tam olarak aynı seviyede kaldı.
  3. Zıt yönlerde tekrar tekrar değişti.
Cevabı göster

Zıt yönlerde tekrar tekrar değişti.

Raising interest rates can slow an economy right down. Öbek fiiller

6:56

Faiz oranlarını artırmak bir ekonomiyi oldukça yavaşlatabilir.

Öbek fiiller

Güçlü bir yavaşlama için “slow ... right down”

Slow an economy down, ekonomik faaliyetlerin daha yavaş ilerlemesini sağlamak demektir. Slow down burada ayrılabilir: nesne bir isim olduğunda hem slow an economy down hem de slow down an economy kullanılabilir. Bu konuşma diline özgü Britanya İngilizcesi kullanımında right, down sözcüğünün derecesini güçlendirir. Slow an economy right down, ekonomiyi mutlaka tamamen durdurmadan çok düşük bir hıza kadar yavaşlatmak demektir; right yön değil, derece bildirir.

Alıştırma

Cümleyi slow fiilinin geçmiş zaman biçimi ve vurgulu right down ifadesiyle tamamlayın: The damaged machine ____ production ____.

Cevabı göster

slowed · right down

The trouble is, the brake pedal has a delay. Deyimler

7:00

Sorun şu ki, fren pedalının bir gecikmesi var.

Deyimler

ekonomik bir mecaz olarak the brake pedal has a delay

Bu yan cümle, araba kullanmayla ilgili bir mecazı sürdürür. Fren pedalı faiz artışlarını temsil eder: “frene basmak”, talebi ve ekonomiyi yavaşlatmak için faizleri artırmak demektir. has a delay, etkinin eylemden bir süre sonra ortaya çıktığını anlatır; gerçek bir frenin bozuk olduğu anlamına gelmez. Buradaki nokta, para politikasının gecikmeli işlemesidir. Bu nedenle faizler artırıldıktan sonra bile ekonomi başlangıçta hareketini sürdürebilir.

Alıştırma

Bu cümlede “the brake pedal has a delay” ne anlama geliyor?

  1. Merkez bankasının ekipmanı çalışmıyor.
  2. Faiz artışlarının ekonomik etkisinin tamamen ortaya çıkması zaman alır.
  3. Faiz oranları tüm ekonomik faaliyetleri hemen durdurur.
Cevabı göster

Faiz artışlarının ekonomik etkisinin tamamen ortaya çıkması zaman alır.

It can take as long as 2 years Dilbilgisi

7:04

Faiz oranı değişikliklerinin tam sonuçlarını görmek

to see the full results from interest rate changes.

7:06

2 yılı bulabilir.

Dilbilgisi

uzun bir olası süreyi vurgulayan take as long as 2 years to

Take + bir süre + to do something, bir eylemin gerçekleşmesi veya bir sonucun ortaya çıkması için ne kadar zaman gerektiğini anlatır. as long as eklendiğinde, çoğu zaman beklenenden daha uzun olan yüksek bir olası süre vurgulanır. Burada take as long as 2 years to see, tüm etkilerin görülmesinin iki yılı bulabileceği anlamına gelir. Bu kalıpta as long as süre bildirir; “şu koşulla ki” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi take as long as ... to kullanarak tamamlayın: A full background check can ____ four weeks ____ finish.

Cevabı göster

take as long as · to

Central banks know this.

7:09

Merkez bankaları bunu biliyor.

So, when they set interest rates,

7:11

Bu yüzden, faiz oranlarını belirlerken,

they're actually trying to read the road ahead. Deyimler

7:13

aslında önlerindeki yolu okumaya çalışıyorlar.

Deyimler

read the road ahead metaforu

Burada read, “yazılı sözcükleri okumak” değil, “işaretleri yorumlamak” anlamına gelir. the road ahead nesnesi bir yolculuk metaforudur: yol, ileride gelişmekte olan durumu temsil eder. Bir bütün olarak read the road ahead, mevcut işaretleri kullanarak sırada neler olabileceğini değerlendirmek demektir. Bu bağlamda merkez bankası, kararlarının etkisi tam olarak ortaya çıkmadan önce ekonominin yönünü öngörmeye çalışmaktadır.

Alıştırma

Bu cümlede read the road ahead ne anlama geliyor?

  1. Karar vermeden önce yolda daha ileri gitmek.
  2. Sırada neler olabileceğini tahmin etmek için mevcut işaretleri kullanmak.
  3. Sokağa basılmış sözcükleri okumak.
Cevabı göster

Sırada neler olabileceğini tahmin etmek için mevcut işaretleri kullanmak.

But predicting the future isn't easy.

7:16

Ancak geleceği tahmin etmek kolay değildir.

The problem is, it's difficult for the central bank to work out Öbek fiiller

7:20

Sorun şu ki, merkez bankasının enflasyonun

whether the inflation will fall back on its own. Notlar

7:24

kendiliğinden düşüp düşmeyeceğini anlaması zor.

Öbek fiiller

work out whether + yan cümle yapısı

Work out, düşünerek, hesaplayarak veya analiz ederek bir yanıta ulaşmak demektir. work out whether yapısında whether, çözüme kavuşturulması gereken evet-hayır sorusunu başlatır. Kalıp work out whether + yan cümle şeklindedir: work out whether inflation will fall. Fiziksel egzersize değil, iki olasılık arasında karar verme sürecine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi hedef öbek fiille tamamlayın: The analysts must ____ whether the price rise is temporary.

Cevabı göster

work out

Öbek fiiller

Daha düşük bir düzeye dönmek için fall back

Burada fall back, “yüksek bir düzeyden daha düşük ya da önceki bir düzeye inmek” demektir. Bir kişinin geriye düşmesini değil, enflasyon oranındaki hareketi anlatır. back parçacığı geri dönüş fikrini ekler. Bu cümlede on its own ayrı bir öbektir; yapı fall back + on its own şeklindedir, fall back on + nesne değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede fall back “daha düşük bir düzeye dönmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. When the plan failed, we had emergency savings to fall back on.
  2. After reaching 8 percent, inflation began to fall back toward 3 percent.
  3. The hiker lost her balance and fell back onto the grass.
Cevabı göster

After reaching 8 percent, inflation began to fall back toward 3 percent.

Kalıp ifadeler

Dış yardım veya müdahale olmadan anlamındaki on its own

Burada on its own, “dışarıdan yardım veya müdahale olmadan” demektir. Düşebilecek olan şey enflasyondur ve its de inflation sözcüğüne gönderme yapar. Yapı on + iyelik belirleyicisi + own şeklindedir. Doğal olarak gerçekleşen bir süreci veya yardım almadan hareket eden bir kişiyi anlatabilir: on my own, on her own, on its own, on their own.

Alıştırma

“The door opened on its own” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Kimse açmasına neden olmadan kendiliğinden açıldı.
  2. Biri kapıyı bilerek itip açtı.
  3. Kapıdaki kişinin mülkü oldu.
Cevabı göster

Kimse açmasına neden olmadan kendiliğinden açıldı.

And even when central banks do get it right, Dilbilgisi

7:27

Merkez bankaları doğru karar verdiklerinde bile

Dilbilgisi

even when: şaşırtıcı sonuç yine de geçerlidir

Even when, konuşanın gerçek, tekrarlanan veya zaten kabul edilmiş saydığı bir durumu tanıtır ve ardından şaşırtıcı sonucun yine de geçerli olduğunu gösterir. Burada merkez bankaları gerçekten doğru karar verebilir, ancak bu olumlu koşul daha sonra gelen olumsuz sonucu engellemez. Durumu when tanıtır; even ise ödünleme anlamı ekler. “Bu olay gerçekleşmesine veya doğru olmasına rağmen” anlamını vermek için even when + yan cümle yapısını kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle koşulu gerçekten gerçekleşen bir durum olarak sunarken şaşırtıcı sonucun yine de ortaya çıktığını vurgular?

  1. Even if the alarm worked, nobody would wake up.
  2. When the alarm works, everybody wakes up.
  3. Even when the alarm works, nobody wakes up.
Cevabı göster

Even when the alarm works, nobody wakes up.

Dilbilgisi

do get it right: olumlu cümlede vurgu

Olumlu bir cümlede vurgu için do, fiilin yalın hâlinden önce kullanılabilir. Do get it right, onların gerçekten doğru bildiği veya doğru yaptığı anlamına gelir; bu vurgu daha sonra gelen şaşırtıcı olumsuz sonuçla karşıtlık hazırlar. Get it right, bir şeyi doğru anlamak, değerlendirmek, yanıtlamak veya yapmak demektir. It, fiziksel bir nesneyi değil, değerlendirilmekte veya ele alınmakta olan konuyu genel olarak ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, vurgulu did kullanan ve “doğru cevap verdi” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: You doubted Mia, but she ____.

Cevabı göster

did get it right

they might still cause a crash.

7:30

yine de bir çöküşe neden olabilirler.

It may be a blunt instrument, Deyimler

7:32

Kör bir araç olabilir,

Deyimler

a blunt instrument: hassas olmayan geniş kapsamlı bir araç

Bu cümlede a blunt instrument, geniş ve güçlü bir etkisi olan fakat sorunu hassas biçimde hedefleyemeyen bir yöntemi anlatan mecazdır. Yöntem işe yarayabilir, ancak hedeflenmeyen insanları veya ekonomi alanlarını da etkileyebilir. Burada enflasyonu kontrol etmek için faiz artışlarının kullanılması anlatılıyor. İfade, yöntemin ince ayar yapamamasını eleştirir; yöntemin tamamen işe yaramaz olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “geniş kapsamlı fakat hassas olmayan bir yöntem” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The rule may work, but it is ____ that affects many innocent users.

Cevabı göster

a blunt instrument

but raising interest rates is still central banks' main tool

7:35

ancak faiz oranlarını artırmak, enflasyonu evcilleştirmek için

for taming inflation. Deyimler

7:39

merkez bankalarının hala ana aracıdır.

Deyimler

taming inflation: enflasyonu dizginlemek

Taming inflation ifadesinde tame mecaz anlamda kullanılır. Enflasyon, kontrol altına alınması gereken güçlü bir kuvvet gibi gösterilir. İfade, fiyat artışlarını yavaşlatıp daha yönetilebilir hâle getirmek anlamına gelir; enflasyonu mutlaka tamamen ortadan kaldırmak demek değildir. Sadece reduce inflation demeye kıyasla tame inflation, enflasyonun zorlayıcı veya tehdit edici olduğu ve dizginlenmesi gerektiği fikrini de taşır.

Alıştırma

“The new measures helped tame inflation” ifadesinin en olası anlamı nedir?

  1. Tüm fiyat artışlarını kalıcı olarak sona erdirdiler.
  2. İnsanları daha yüksek fiyatları kabul etmeleri için eğittiler.
  3. Fiyat artışını kontrol altına almaya yardımcı oldular.
Cevabı göster

Fiyat artışını kontrol altına almaya yardımcı oldular.

Central bankers would say that yes,

7:41

Merkez bankacıları evet derlerdi,

raising interest rates can be painful.

7:43

faiz oranlarını artırmak acı verici olabilir.

Slowing down the economy is not fun.

7:45

Ekonomiyi yavaşlatmak eğlenceli değildir.

But it's worth it.

7:48

Ama buna değer.

It's worth it to get low and steady inflation, Dilbilgisi

7:50

Düşük ve istikrarlı bir enflasyon elde etmeye değer,

Dilbilgisi

It's worth it to + fiil: bir şeyi yapmaya değer

“It’s worth it to + fiil”, bir sonucun gerekli çabayı, maliyeti, rahatsızlığı veya riski haklı çıkaracak kadar değerli olduğu anlamına gelir. Bu cümlede düşük ve istikrarlı enflasyona ulaşmanın, bununla bağlantılı kısa vadeli ekonomik sıkıntıya değeceği değerlendiriliyor. It’s içindeki ilk it değerlendirmeyi sunar; worth it ise maliyetler hesaba katıldığında bir şeyin buna değdiğini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. İkinci it belirli bir nesneyi göstermez; genel olarak harcanması veya katlanılması gereken şeyi ifade eder. to ile kurulan mastar, değerlendirilen hedefi ya da eylemi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Learning the route takes time, but ____ travel with confidence.

Cevabı göster

it's worth it to

so that in the long run, Kalıp ifadeler

7:53

böylece uzun vadede

Kalıp ifadeler

in the long run: uzun vadede

“In the long run”, özellikle kısa vadeli değişiklikler veya maliyetler geçtikten sonra sonuçların uzun bir dönem boyunca değerlendirilmesi anlamına gelir. Burada dikkat, o anki ekonomik sıkıntıdan istikrarlı fiyatların gelecekte sağlayacağı yarara çevrilir. Run burada kalıplaşmış bir deyimin parçasıdır ve koşmayı değil, devam eden bir zaman aralığını ifade eder. İfade çoğu zaman bütün bir yan cümlenin zaman çerçevesini belirler ve yan cümlenin başında ya da ortasında bulunduğunda genellikle virgülle ayrılır.

Alıştırma

Uzun bir dönem boyunca görülen etkiyi anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new system is expensive now, but ____, it should reduce costs.

Cevabı göster

in the long run

you don't have to think about it.

7:54

bunu düşünmek zorunda kalmazsınız.

Thank you for watching.

7:58

İzlediğiniz için teşekkürler.

To read more of our coverage on interest rates, Kelime

7:59

Faiz oranlarıyla ilgili yayınlarımızı daha fazla okumak için,

Kelime

coverage on interest rates: medya haberciliği

Medya İngilizcesinde coverage, bir kuruluşun belirli bir konu hakkında ürettiği haberlerin, makalelerin, yayınların ve analizlerin bütününü ifade eder. Burada coverage on interest rates, bu medya kuruluşunun faiz oranları hakkındaki haber ve analizleri anlamına gelir. read more of our sözleri ve on sonrasında belirtilen konu, kelimenin medya anlamında kullanıldığını gösterir. Coverage tek bir makaleyi değil, haber içeriklerinin bütününü belirten sayılamayan bir isimdir; başka bağlamlarda aynı kelime sigorta güvencesini veya bir sinyalin erişim alanını ifade edebilir.

Alıştırma

Bir haber sitesinde 'our coverage on climate policy' ne anlama gelir?

  1. Kuruluşun iklim politikası hakkındaki haber ve analizleri.
  2. Web sitesinin ağ sinyali aldığı alan.
  3. İklim araştırmacılarını koruyan bir sigorta planı.
Cevabı göster

Kuruluşun iklim politikası hakkındaki haber ve analizleri.

click the link.

8:02

bağlantıya tıklayın.

And don't forget to subscribe.

8:03

Ve abone olmayı unutmayın.