Çocuklarınızı öldüren kuşu büyütür müydünüz? - Steve Rothstein: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
713 kelime 146 kel/dk

Video özeti: Video, kuşlardaki kuluçka parazitliğini; parazitlerin yavru büyütmenin maliyetini konaklara aktarmak için kullandığı şiddetli ya da daha az zararlı yöntemlerden konak türlerin geliştirdiği savunmalara kadar açıklıyor. Sonunda, bu evrimsel stratejiyi insan ahlakıyla yargılamanın hayvanlardan çok bizim hakkımızda bir şey söyleyip söylemediğini sorguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. evolutionary strategy in which one animal tricks another into rearing its young. — Söylem, anlatı ve retorik: Bilimsel bir terimin ardından onu tanımlayan bir ilgi tümcesinin nasıl getirildiğini öğrenin. Bu kalıpla bir kavramı sunabilir ve ayrı bir cümle kurmadan işleyişini hemen açıklayabilirsiniz. 2. retaliatory adaptation can fuel an evolutionary arms race, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: evolutionary arms race ifadesini gerçek silahlarla yapılan bir yarış olarak değil, türler arasındaki uyum ve karşı uyumların giderek güçlenmesini anlatan askerî bir benzetme olarak tanıyın. 3. productive to impose human morals onto — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: productive sözcüğünün bir yaklaşımın işe yararlılığını değerlendirdiğini, impose ... onto yapısının ise dışarıdan gelen bir ölçütü uygun olmayabileceği bir hedefe uygulamayı anlattığını kavrayın. Böylece ahlaki yargının sınırlarını açık ve kesin biçimde tartışabilirsiniz.

Bu derste

This is a little bee-eater's nest, but this is not a little bee-eater chick. Notlar

0:07

Bu küçük bir arı kuşunun yuvası ama bu küçük bir arı kuşu yavrusu değil.

Kültür

bee-eater's nest: kuş adı ve iyelik bildiren 's

Burada little bee-eater, bir kuş türünün tam yaygın adıdır. Bee-eater, kısa çizgiyle yazılan tek bir birleşik isimdir; “arıları ye” anlamına gelen bir talimat veya eylem değildir. bee-eater's nest ifadesindeki 's, iyelik ilişkisini gösterir: yuva o kuşla bağlantılıdır veya genellikle o kuş tarafından kullanılır. Yaban hayatı anlatımlarında “tür adı + 's” yapısı bir yuvayı, izi, sesi ya da vücut bölümünü tanımlamak için sıkça kullanılır. Bu yapı yuvanın olağan sahibini gösterir; ancak içerideki her hayvanın türünü tek başına belirlemez.

Alıştırma

Bu cümlede a little bee-eater's nest ne anlama gelir?

  1. Küçük bir arı kuşuna ait yuva.
  2. Kendisi arıları yiyen bir yuva.
  3. Arıları yiyen bir şey için arıların yaptığı yuva.
Cevabı göster

Küçük bir arı kuşuna ait yuva.

Anlatım akışı

but this is not a little bee-eater chick: beklentiyi tersine çevirmek

Dilbilgisel olarak not, yavrunun kimliğini reddeder: yavru küçük bir arı kuşu değildir. Burada little, little bee-eater tür adının bir parçasıdır; not a little, “oldukça çok” ya da “küçük değil” anlamına gelmez. Daha önemlisi, but şaşırtıcı bilginin açıklanışını düzenler. İlk cümlecik, küçük arı kuşunun yuvasındaki bir hayvanın o türün yavrusu olacağı yönünde doğal bir beklenti oluşturur; ardından but this is not... bu beklentiyi bozar. “Önce beklenti oluşturup sonra onu reddetme” düzeni, belgesel açılışlarında ve şaşırtıcı bir gerçeği sunan diğer açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümlede but this is not... nasıl bir işlev görür?

  1. Yavrunun küçük olmayan bir arı kuşu olduğunu söyler.
  2. Yuvadaki yavrunun küçük bir arı kuşu olduğu beklentisini bozar.
  3. Yuvanın küçük bir arı kuşuna ait olmadığını söyler.
Cevabı göster

Yuvadaki yavrunun küçük bir arı kuşu olduğu beklentisini bozar.

It's a newly hatched honeyguide, Kalıp ifadeler

0:13

Bu yeni yumurtadan çıkmış bir bal kılavuzu,

Kalıp ifadeler

newly hatched honeyguide: yumurtadan yeni çıkmış bal kılavuzu kuşu

Newly hatched, kuşun yumurtadan çok kısa bir süre önce çıktığını belirtir. Hatched burada sıfat gibi kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır; newly ise olayın yakın zamanda gerçekleştiğini gösterir. Bu kalıp kuşlar, sürüngenler ve böcekler gibi yumurtadan çıkan hayvanlar için kullanılır. Yumurtadan çıkma ayrıntısı önemliyse yalnızca just born demekten daha kesindir.

Alıştırma

Özellikle “yumurtadan kısa süre önce çıkmış” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The ____ chicks were still wet.

Cevabı göster

newly hatched

and it's much more lethal. Dilbilgisi

0:16

ve çok daha ölümcül.

Dilbilgisi

much more lethal: much ile karşılaştırmayı güçlendirmek

More lethal, lethal sözcüğünün karşılaştırma biçimidir: iki şeyi ölüme yol açma kapasiteleri veya olasılıkları açısından karşılaştırır. Much karşılaştırmanın önüne gelir ve farkın büyük olduğunu gösterir; bu nedenle much more lethal, çok daha ölümcül demektir. Aktarılabilir kalıp much + karşılaştırma biçimidir: much faster, much safer ve much more difficult. Karşılaştırma olmadan much lethal demeyin; karşılaştırma yapmadan yüksek derece belirtmek için very lethal kullanın.

Alıştırma

Lethal sözcüğünün karşılaştırma biçimini much ile güçlendirin: The concentrated toxin is ____ than the diluted sample.

Cevabı göster

much more lethal

When its mother placed it here,

0:18

Annesi onu buraya bıraktığında,

she punctured all the other eggs in the nest. Kelime

0:19

yuvadaki diğer tüm yumurtaları deldi.

Kelime

punctured all the other eggs: yumurta kabuklarında delik açmak

Burada punctured, “her yumurtanın kabuğunu sivri bir şeyle delerek bir delik açtı” anlamına gelir. Bu fiil, yumurtaların tam olarak nasıl zarar gördüğünü belirtir: Kabukları delinmiştir; yumurtalar mutlaka parçalara ayrılmamıştır. Puncture geçişli bir fiildir, bu yüzden zarar gören nesne doğrudan ardından gelir: puncture an egg, puncture the skin veya puncture a tire. Bir yüzeyde açılan deliğe odaklanır.

Alıştırma

“A thorn punctured the bicycle tire” İngilizce cümlesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Bir diken lastiğe zarar vermeden onu büktü.
  2. Bir diken lastiği ezip parçaladı.
  3. Bir diken lastikte delik açtı.
Cevabı göster

Bir diken lastikte delik açtı.

However,

0:22

Ancak,

one little bee-eater chick survived the attack and is now hatching. Kalıp ifadeler

0:23

bir küçük arı kuşu yavrusu saldırıdan sağ kurtuldu ve şimdi yumurtadan çıkıyor.

Kalıp ifadeler

survived the attack: survive + tehlikeli bir olay

Survived the attack, “saldırıdan sonra hayatta kaldı” anlamına gelir. Burada survive geçişli bir fiildir; bu yüzden tehlikeli olay doğrudan nesnesi olur: survive an attack, survive a crash veya survive a storm. Bu nesnenin önüne from getirilmez. Bu ifade did not die ifadesinden daha kısadır ve kişinin tehlikeyi atlatarak hayatta kalmasına odaklanır. Haberlerde, belgesellerde ve anlatılarda yaygındır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi survive fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Although the boat sank, all five passengers ____ the accident.

Cevabı göster

survived

Although the honeyguide nestling is still completely blind, Dilbilgisi

0:29

Bal kılavuzu yavrusu hala tamamen kör olmasına rağmen,

it instinctively stabs the little bee-eater chick with its sharp hooked beak. Notlar

0:32

içgüdüsel olarak küçük arı kuşu yavrusunu keskin kanca gagasıyla bıçaklıyor.

Dilbilgisi

Although + yan cümle: ödünleme ilişkisi kurma

Although, ödünleme anlamı taşıyan bir yan cümleyi başlatır. Yavrunun kör olması, normalde sonraki eylemi pek mümkün göstermeyen bir gerçek olarak sunulur. Ana cümle ise eylemin buna rağmen gerçekleştiğini gösterir. Kalıp Although + özne + fiil, + ana cümle şeklindedir. Burada although, because veya while anlamına gelmez; bir engeli ya da beklentiyi gerçek sonuçla karşı karşıya getirir.

Alıştırma

Hangi cümlede although ödünleme ilişkisi kurmak için doğru kullanılmıştır?

  1. Although the steep path, we reached the top before noon.
  2. Although the path was steep, we reached the top before noon.
  3. Although the path was steep, but we reached the top before noon.
Cevabı göster

Although the path was steep, we reached the top before noon.

Kalıp ifadeler

instinctively stabs: doğuştan gelen neden ve delici eylem

instinctively stabs ifadesinde instinctively, stabs fiilini niteleyen bir zarftır. Saplama eyleminin eğitim, planlama veya bilinçli seçimden değil, doğuştan gelen içgüdüden kaynaklandığını belirtir. Stab, keskin veya sivri bir nesneyi birine ya da bir şeye batırmak anlamına gelir. Bu iki sözcük birlikte hem güçlü delme eylemini hem de hayvanın bu eylemi yapmasına neden olan şeyi anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir kuşun doğuştan gelen bir davranışla başka bir hayvanı deldiğini anlatır?

  1. The bird carefully taps the snake with its beak.
  2. The bird accidentally bumps into the snake.
  3. The bird instinctively stabs the snake with its beak.
Cevabı göster

The bird instinctively stabs the snake with its beak.

Kelime

sharp hooked beak: keskinlik ve kanca biçimi

sharp hooked beak ifadesinde sharp, gaganın kesici veya delici keskinliğini; hooked ise şeklini, yani çoğu zaman ucu aşağı doğru kıvrılan kanca benzeri yapısını anlatır. Her iki sıfat da beak sözcüğünü niteler. Burada hooked, hayvanın kendine özgü fiziksel bir özelliğini anlatan sıfattır. Gaganın bir kancaya takıldığı anlamına gelmez. Şekli anlatan aynı kullanım hooked claws ve a hooked nose ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

sharp hooked beak ifadesinde hooked neyi anlatır?

  1. Gaga kanca gibi kıvrılır.
  2. Gaga bir kancaya takılmıştır.
  3. Gaganın üstü kancalarla kaplıdır.
Cevabı göster

Gaga kanca gibi kıvrılır.

And over the following weeks, Kalıp ifadeler

0:38

Ve takip eden haftalar boyunca,

Kalıp ifadeler

over the following weeks: sonraki bir zaman dilimine yayılan gelişme

Over the following weeks, anlatıdaki referans noktasından sonraki birkaç hafta boyunca anlamına gelir. Following, konuşma anına değil, bu referans noktasına göre yorumlanır. Cümlenin başında kullanıldığında bu ifade zaman çizgisini ileri taşır ve sonraki olayın bu dönem boyunca gerçekleştiğini veya geliştiğini gösterir. Over zaman aralığını vurguladığı için kademeli ya da tekrarlanan gelişmelerde özellikle doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir referans noktasından sonraki haftalara yayılan kademeli bir değişimi en açık biçimde anlatır?

  1. For the following weeks, the office remained closed.
  2. Over the following weeks, the seedlings grew steadily.
  3. In the following weeks, the team held two short meetings.
Cevabı göster

Over the following weeks, the seedlings grew steadily.

the host parents devotedly care for the hatchling that murdered their offspring. Notlar

0:39

ev sahibi ebeveynler yavrularını öldüren yavruya özveriyle bakıyor.

Kelime

the host parents: kuluçka parazitliğinde konak ebeveynler

Kuluçka parazitliğinde the host parents, yuvası ve yavru bakım davranışları parazit bir tür tarafından kullanılan yetişkin kuşlardır. Burada yavru biyolojik olarak kendilerine ait olmadığı hâlde onu büyütürler. Host, bir parazitin yararlandığı ya da içinde veya üzerinde yaşadığı organizma anlamına gelir. Bu cümlede sunucu, bilgisayar ana makinesi ya da yalnızca sahip anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the host parents ne anlama gelir?

  1. Biyolojik olarak kendilerine ait olmayan parazit bir yavruyu büyüten kuşlardır.
  2. Parazit yavrunun biyolojik ebeveynleridir.
  3. Kuşlarla ilgili bir program sunan kişilerdir.
Cevabı göster

Biyolojik olarak kendilerine ait olmayan parazit bir yavruyu büyüten kuşlardır.

Öbek fiiller

devotedly care for: özveriyle bakmak

Care for, bir insana veya hayvana bakmak ve ihtiyaç duyduğu şeyleri sağlamak anlamına gelir. Burada ebeveyn kuşlar yavruyu besler ve korur. Devotedly, bunu derin bir bağlılık ve sürekli ilgiyle yaptıklarını belirtir. Care for ayrıca bir şeyi sevmek veya istemek anlamına gelebilir; ancak bu anlam özellikle soru ve olumsuz cümlelerde tercihlerden söz edilirken yaygındır. Bakım bağlamı, burada bakmak anlamının kullanıldığını açıkça gösterir.

Alıştırma

Bu cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The nurse was assigned to ___ the recovering child overnight.

  1. look for
  2. care of
  3. care for
  4. care about
Cevabı göster

care for

This is but one example of brood parasitism, Notlar

0:45

Bu, kuluçka parazitizminin sadece bir örneği,

Kelime

but one example: but sözcüğünün only anlamı

but one example ifadesinde but, only ya da merely, yani “yalnızca” anlamına gelir. Cümle bunun kuluçka parazitliğinin sadece bir örneği olduğunu söyler ve başka örnekler de bulunduğunu ima eder. Burada but, one example isim öbeğini sınırlar; bağlaç olan but gibi karşıt iki düşünceyi birbirine bağlamaz.

Alıştırma

But sözcüğünün only anlamına geldiği resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: This is ____ of how regular exercise can improve sleep.

Cevabı göster

but one example

Kültür

Kuluçka parazitliği: bir üreme stratejisi

Kuluçka parazitliği, bir hayvanın yumurtalarını veya yavrularını konak adı verilen başka bir bireyin bakımına bıraktığı bir üreme stratejisidir. Konak aynı türe veya farklı bir türe ait olabilir. Kuşlarda kuluçka paraziti başka bir kuşun yuvasına yumurta bırakabilir; konak da bu yumurtayı kuluçkaya yatırıp yavruyu besleyebilir. Parazit ebeveyn bakımından yararlanırken konak bunun maliyetini üstlendiği için buna parazitlik denir.

Alıştırma

Hangi durum brood parasitism kavramını en iyi açıklar?

  1. İki hayvan aynı yavrulara eşit biçimde sırayla bakar.
  2. Bir hayvan yumurtalarını veya yavrularını başka bir bireyin bakımına bırakır.
  3. Bir hayvan kendine ait birkaç yavru grubunu aynı anda büyütür.
Cevabı göster

Bir hayvan yumurtalarını veya yavrularını başka bir bireyin bakımına bırakır.

an evolutionary strategy in which one animal tricks another into rearing its young. Notlar

0:48

bir hayvanın kendi yavrusunu büyütmesi için bir diğerini kandırdığı evrimsel bir strateji.

Anlatım akışı

evolutionary strategy in which ...: in which ile bir terimi tanımlama

İsim öbeği önce kavramı geniş bir kategoriye yerleştirir: bunun bir evolutionary strategy, yani evrimsel strateji olduğunu söyler. Ardından in which ile başlayan ilgi cümleciği, tanımı tamamlayan mekanizmayı, yani bu stratejinin içinde ne olduğunu açıklar. Burada which, strategy sözcüğüne gönderme yapar; in ise 'bu stratejinin içinde' anlamına gelir. Kategori adı + in which + cümlecik yapısı, bir fikri önce sınıflandırıp sonra onu tanımlayan özelliği verdiği için bilimsel ve açıklayıcı metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Bir terimi tanımlamak için kategori adından sonra in which cümleciğini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. A habitat is an environment which an organism lives.
  2. A habitat is an environment in which does an organism live.
  3. A habitat is an environment in which an organism lives.
Cevabı göster

A habitat is an environment in which an organism lives.

Kalıp ifadeler

tricks another into rearing: trick someone into doing kalıbı

Trick someone into doing something, birini aldatarak veya yanlış yönlendirerek bir şey yapmasını sağlamak demektir. Bu cümlede another kandırılan hayvandır; rearing its young ise bu hayvanın sonunda yaptığı eylemdir. Burada into bir edattır, bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelir: into rearing denir, into rear denmez. Yeniden kullanılabilen kalıp trick + kişi + into + -ing şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi trick someone into doing kalıbıyla tamamlayın: Last night, the fake website ____ Mia ____ entering her bank details.

Cevabı göster

tricked · into

It's especially well-known among birds.

0:54

Kuşlar arasında özellikle iyi bilinir.

By depositing their eggs into a stranger's nest, Dilbilgisi

0:57

Yumurtalarını yabancı bir yuvaya bırakarak,

Dilbilgisi

By depositing: yöntemi by + -ing ile belirtmek

by + -ing yapısı, ana cümledeki sonucun hangi yöntemle elde edildiğini gösterir. Burada By depositing, yumurtaları yabancı bir bireyin yuvasına bırakmanın kuluçka parazitlerinin sırada anlatılan sonuca ulaşma yöntemi olduğunu belirtir. Bu yapıda by bir edattır; bu yüzden ardından deposit veya to deposit değil, depositing gelir. depositing eyleminin örtük öznesi, sonraki ana cümlenin öznesi olan brood parasites ifadesidir.

Alıştırma

check fiilini by + -ing yapısına getirerek cümleyi tamamlayın: ____ the map, we found a shorter route.

Cevabı göster

By checking

brood parasites are able to shift the major costs of parenting onto others. Kalıp ifadeler

1:00

kuluçka parazitleri ebeveynliğin temel maliyetlerini başkalarına kaydırabilir.

Kalıp ifadeler

shift the major costs of parenting onto others: yavru bakımının başlıca maliyetlerini başkalarına yüklemek

shift a cost or burden onto someone, yükün bir kısmını veya tamamını önceki taşıyıcısından başka bir kişiye ya da gruba aktarmak demektir. Yeniden kullanılabilen yapı shift + cost/burden/responsibility + onto + new bearer biçimindedir; onto others yükü kimin devraldığını belirtir. Buradaki costs of parenting yalnızca para anlamına gelmez. Yavru yetiştirmenin gerektirdiği zaman, enerji, yiyecek, koruma ve riskleri de kapsar.

Alıştırma

Cümleyi shift ... onto yapısının iki parçasıyla tamamlayın: The company tried to ____ the extra costs ____ customers.

Cevabı göster

shift · onto

Brood parasite chicks usually hatch early,

1:06

Kuluçka paraziti yavruları genellikle erken çatlar,

then monopolize their host parents' attention. Kelime

1:08

sonra da ev sahibi ebeveynlerinin ilgisini tekellerine alırlar.

Kelime

monopolize their host parents' attention: konak ebeveynlerin ilgisini tekeline almak

Burada monopolize their host parents' attention, konak ebeveynlerin ilgi ve bakımının neredeyse tamamını alıp diğer yavrulara çok az bırakmak demektir. Monopolize, attention kelimesini tek bir alıcının kontrol ettiği sınırlı bir kaynak gibi gösterir. İş dünyası dışında da monopolize, attention, time, resources veya a conversation gibi soyut nesnelerle kullanılabilir. Genellikle yalnızca biraz dikkat çekmekten ziyade aşırı ya da adaletsiz bir pay alma anlamı taşır.

Alıştırma

'One guest monopolized the conversation' ne anlama gelir?

  1. Konuk, diğer herkes konuşurken sessizce dinledi.
  2. Konuk konuyu bir kez değiştirdi ve sonra ayrıldı.
  3. Konuk konuşmanın o kadar büyük bir bölümünü kapladı ki diğerlerinin konuşma fırsatı çok az kaldı.
Cevabı göster

Konuk konuşmanın o kadar büyük bir bölümünü kapladı ki diğerlerinin konuşma fırsatı çok az kaldı.

Some stab their fellow nestlings to death, Kalıp ifadeler

1:11

Bazıları yuvadaki diğer yavruları bıçaklayarak öldürür,

Kalıp ifadeler

stab ... to death: ölüm sonucunu belirten yapı

stab their fellow nestlings to death ifadesinde to death bir sonuç öbeğidir: bıçaklama eylemi yavruların ölmesine neden olur. Yalnızca ağır yaralandıklarını söylemez. Yapı verb + object + to death şeklindedir; beat someone to death buna bir örnektir. Yalnızca ölüme yol açabilecek bir eylemi doğal biçimde anlatan fiillerle kullanın; her fiile serbestçe uygulanabilen bir kalıp değildir.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen sonuç kalıbıyla tamamlayın: The victim was stabbed ____.

Cevabı göster

to death

while others shove the remaining occupants out of the nest. Öbek fiiller

1:14

bazıları ise yuvada kalanları dışarı iter.

Öbek fiiller

shove ... out of ...: içeriden dışarı kuvvetle itmek

shove + nesne + out of + yer yapısı, birini veya bir şeyi kuvvetle iterek bir yerin içinden dışına çıkarmayı anlatır. Bu cümlede the remaining occupants nesnedir ve out of the nest hareketin izlediği yolu gösterir. Shove tek başına itmenin gücünü belirtir, ancak mutlaka yuvadan çıkma sonucunu ifade etmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir görevlinin birini binanın içinden dışına kuvvetle ittiği anlamına gelir?

  1. The guard shoved the visitor toward the building.
  2. The guard spoke to the visitor outside the building.
  3. The guard shoved the visitor out of the building.
Cevabı göster

The guard shoved the visitor out of the building.

Meanwhile,

1:18

Bu sırada,

others are less harmful to their hosts. Kalıp ifadeler

1:18

diğerleri ev sahiplerine daha az zarar verir.

Kalıp ifadeler

less harmful to ...: etkilenen hedef için daha az zararlı

Harmful to + isim, to sözcüğünden sonra belirtilen kişiye veya şeye zarar ya da olumsuz etki vermek anlamına gelir. Burada etkilenen hedef their hosts ifadesidir. Less harmful zarar derecelerini karşılaştırır: bunlar karşılaştırıldıkları diğerlerine göre daha az zarar verir. Harmless ya da tamamen güvenli anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi doğru edatla tamamlayın: Too much salt can be harmful ____ your health.

Cevabı göster

to

Not all brood parasites kill all of their host's offspring outright. Notlar

1:22

Tüm kuluçka parazitleri ev sahibinin yavrularının tamamını anında öldürmez.

Dilbilgisi

Not all: kısmi olumsuzluk

Not all + çoğul isim öbeği kısmi olumsuzluk bildirir. Öznenin ardından gelen yargının grubun her üyesi için geçerli olmadığını söyler. Yargının hiçbir üye için geçerli olmadığı anlamına gelmez. Burada Not all ifadesinin kapsamındaki grup kuluçka parazitleridir: en azından bazıları konaklarının bütün yavrularını doğrudan öldürmez. Cümle, bazı kuluçka parazitlerinin bunu yapabileceği olasılığını açık bırakır.

Alıştırma

"Not all contestants passed the test" ne anlama gelir?

  1. En az bir yarışmacı sınavı geçmedi, ancak bazıları geçmiş olabilir.
  2. Hiçbir yarışmacı sınavı geçmedi.
  3. Bütün yarışmacılar sınavı geçti.
Cevabı göster

En az bir yarışmacı sınavı geçmedi, ancak bazıları geçmiş olabilir.

Kelime

kill ... outright: doğrudan öldürmek

kill someone or something outright yapısında outright, hedefi yalnızca yaralamak veya zayıflatmak yerine doğrudan ve tamamen öldürmek anlamına gelen bir zarftır. kill zaten nihai bir sonucu adlandırdığı için outright, ölümcül eylemin kendisinin doğrudan olduğunu vurgular. Burada doğrudan öldürmeyi, daha sonra hayatta kalma oranını düşürebilecek yiyecek rekabeti gibi dolaylı zararlardan ayırır. Bu cümlede kamuya açık veya alenen anlamına gelmez.

Alıştırma

Hastalığın bitkileri yalnızca zayıflatmak yerine doğrudan öldürdüğünü belirten cümle hangisidir?

  1. The disease damaged the plants slightly.
  2. The disease may affect the plants over time.
  3. The disease killed the plants outright.
Cevabı göster

The disease killed the plants outright.

Brown-headed cowbirds usually outcompete them by begging for food louder, Notlar

1:26

Kahverengi başlı inek kuşları genellikle yiyecek için daha yüksek sesle yalvararak onları saf dışı bırakır,

more frequently,

1:31

daha sık,

and with a wider mouth.

1:33

ve daha geniş bir ağızla.

Kelime

outcompete them: rakibi geride bırakmak

Outcompete them, bir rekabette onlardan daha iyi olmak anlamına gelir. Burada kuşlar, rakiplerinden daha fazla yiyecek elde eder. out- ön eki, başka bir rakibi geride bırakma anlamı katar. Outcompete geçişli bir fiildir; bu yüzden rakip hemen ardından gelir. outcompete someone or something denir, outcompete with someone or something denmez.

Alıştırma

Hangi cümle, küçük bir takımın rekabette birkaç büyük takımdan daha iyi performans gösterdiği anlamına gelir?

  1. Our small team competed with several larger teams.
  2. Several larger teams outcompeted our small team.
  3. Our small team outcompeted several larger teams.
Cevabı göster

Our small team outcompeted several larger teams.

Dilbilgisi

by begging ... louder, more frequently, and with a wider mouth: yöntemi anlatan paralel ayrıntılar

By + -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir: by begging for food, kuşların diğerlerini rekabette nasıl geride bıraktığını açıklar. Louder, more frequently ve with a wider mouth, anlam bakımından paralel bir sıralama oluşturur. Dil bilgisi biçimleri farklıdır, ancak her biri begging ifadesini niteler ve eylemin nasıl yapıldığını ses düzeyi, sıklık ve ağız konumu açısından açıklar. Betimleyici bir sıralamada, aynı işlevi gördükleri açık olduğu sürece ayrıntılar farklı biçimlerde olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, sonucun nasıl elde edildiğini açıklamak için by + -ing biçimini ve üç paralel ayrıntıyı doğal biçimde kullanır?

  1. The guide helped everyone understand by speaking more clearly, more slowly, and with a friendlier tone.
  2. The guide helped everyone understand by speaking more clearly, to slow down, and a friendlier tone.
  3. The guide helped everyone understand by spoke more clearly, more slowly, and with a friendlier tone.
Cevabı göster

The guide helped everyone understand by speaking more clearly, more slowly, and with a friendlier tone.

Among the most benign, Kelime

1:35

En iyi huylu olanları arasında,

black-headed ducks lay their eggs in other nests to be incubated. Dilbilgisi

1:36

kara başlı ördekler yumurtalarını kuluçkaya yatırılmaları için başka yuvalara bırakır.

Kelime

Among the most benign: düşük zararı belirten resmî benign değerlendirmesi

Among the most benign ifadesinde benign, çok fazla zarar veya tehlikeye yol açma olasılığı düşük demektir. most benign üstünlük ifadesi, kara başlı ördekleri daha önce sözü edilen grubun en az zarar veren üyeleri ya da örnekleri arasına yerleştirir. Burada benign, zararlı etkiler hakkında nesnel bir değerlendirmedir; ördeklerin nazik ya da düşünceli olduğunu söylemez. Bu kullanım, riski düşük durumları, etkileri veya davranışları resmî biçimde tanımlarken de kullanılabilir.

Alıştırma

Among the most benign ifadesinde benign ne anlama gelir?

  1. başkalarına karşı nazik ve düşünceli olması
  2. ciddi zarara yol açma olasılığının düşük olması
  3. rengi sayesinde kolayca görülmesi
Cevabı göster

ciddi zarara yol açma olasılığının düşük olması

Dilbilgisi

to be incubated: amaç bildiren edilgen mastar

To be incubated, to be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen mastardır. Burada yumurtaları başka yuvalara bırakmanın amacını belirtir: yumurtalar, başka bir kuşun üzerlerine yatması için oraya bırakılır. Amaçla bağlantılı isim eyleme maruz kalıyorsa edilgen amaç mastarı kullanın. Yumurtalar başka bir şeyi kuluçkaya yatırmaz; kendileri kuluçkaya yatırılır.

Alıştırma

Cümleyi review fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The contract was sent to the lawyer ____.

Cevabı göster

to be reviewed

However,

1:41

Ancak,

a few hours after hatching,

1:41

yumurtadan çıktıktan birkaç saat sonra,

they simply saunter off. Öbek fiiller

1:43

basitçe uzaklaşıp giderler.

Öbek fiiller

simply saunter off: ağır ağır yürüyüp gitmek

Saunter, yavaş ve rahat bir şekilde yürümek demektir. Off parçacığı bulunulan yerden uzaklaşma anlamı ekler; bu nedenle saunter off, rahatça yürüyerek oradan ayrılmak demektir. Simply burada yalnızca veya başka hiçbir şey yapmadan anlamındadır. Rahatça ayrılmalarını yaptıkları tek şey olarak sunar; bu da ayrılışın şaşırtıcı derecede kolay ya da umursamaz görünmesine yol açabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede sauntered off doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. When the fire alarm sounded, everyone sauntered off as fast as possible.
  2. The racing car sauntered off at top speed.
  3. After lunch, Maya sauntered off toward the park.
Cevabı göster

After lunch, Maya sauntered off toward the park.

But in the most egregious cases of brood parasitism, Anlatım akışı

1:45

Ancak kuluçka parazitizminin en vahim vakalarında,

why don't host parents take a stand? Deyimler

1:49

ev sahibi ebeveynler neden bir tavır sergilemiyor?

Anlatım akışı

in the most egregious cases of ...: kapsamı sınırlamak

Cümle başındaki in the most egregious cases of brood parasitism edat öbeği, ardından gelen sorunun kapsamını belirler. Sorunun tüm kuluçka parazitliği vakalarıyla değil, yalnızca en uç örneklerle ilgili olduğunu gösterir. Bu çerçeve, açıklayıcı bir metnin geniş bir konudan özellikle açıklanması gereken daha dar bir soruna geçmesine yardımcı olur. Egregious, olağanüstü derecede kötü veya sarsıcı anlamına gelen güçlü ve resmî bir sözcüktür.

Alıştırma

Cümle başındaki in the most egregious cases of ... çerçevesi ne yapar?

  1. Her vakayı aynı derecede ciddi kabul eder.
  2. Soruyu ilgisiz bir konuya yöneltir.
  3. Soruyu en uç vakalarla sınırlar.
Cevabı göster

Soruyu en uç vakalarla sınırlar.

Deyimler

take a stand: tutumunu açıkça belirtip savunmak

Take a stand, kişinin tutumunu açıkça belirtmesi ve bunu sözleriyle ya da eylemleriyle savunmaya hazır olması anlamına gelen bir deyimdir. Bu soruda, konak ebeveynlerin ağır kuluçka parazitliğine neden direnmediği veya kararlı bir tepki vermediği sorulur; fiziksel olarak ayağa kalkmaları kastedilmez. Bu ifade, tepkiyi tarafsız veya edilgen değil, etkin ve ilkelere dayalı olarak sunar. Karşı çıkılan şeyi belirtmek için ardından against, ele alınan konuyu belirtmek için ise on gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede take a stand bir meseleye açıkça karşı çıkmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The students stood by the door while they waited.
  2. The students took their seats before class.
  3. The students took a stand against the unfair rule.
Cevabı göster

The students took a stand against the unfair rule.

In fact,

1:52

Aslında,

hosts will often drive adult brood parasites away from their nests, Öbek fiiller

1:52

ev sahipleri sıklıkla yetişkin kuluçka parazitlerini yuvalarından uzaklaştırırlar,

Öbek fiiller

drive ... away from ...: birini veya bir şeyi bir yerden zorla uzaklaştırmak

drive + nesne + away from + yer yapısında drive, “zorla uzaklaştırmak veya uzaklaşmasına neden olmak” anlamına gelir; “araç kullanmak” anlamında değildir. Burada konaklar, yetişkin kuluçka parazitlerinin yuvalarının çevresinden ayrılmasını sağlar. Nesne doğrudan drive sözcüğünden sonra gelir; away from ise nesnenin ayrılmaya zorlandığı yeri gösterir. Neden olan özne bir insan, bir hayvan veya gürültü gibi bir şey olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle yüksek sesin hayvanları yoldan ayrılmaya zorladığı anlamına gelir?

  1. The animals moved toward the road when they heard the noise.
  2. The ranger drove the animals to the road.
  3. The loud noise drove the animals away from the road.
Cevabı göster

The loud noise drove the animals away from the road.

and many take their defenses further. Kalıp ifadeler

1:57

ve birçoğu savunmalarını daha da ileriye taşır.

Kalıp ifadeler

take their defenses further: mevcut bir savunmayı daha ileri taşımak

take their defenses further ifadesindeki take + nesne + further kalıbı, bir şeyi mevcut düzeyinin ötesine taşıyarak geliştirmek veya güçlendirmek anlamına gelir. Burada birçok konak daha güçlü ya da daha gelişmiş savunmalar ekler. Further fiziksel bir alanda hareketi değil, ilerlemeyi veya dereceyi anlatır. Bu kalıp genellikle zaten var olan bir şeyden başlar ve onu yeni bir aşamaya taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede take something further, mevcut bir çalışmayı daha fazla geliştirmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The lab ended the study before collecting any data.
  2. The lab took the study further by testing the idea with a larger group.
  3. The lab took the study to a building farther away.
Cevabı göster

The lab took the study further by testing the idea with a larger group.

But whether a host can recognize and reject parasitic eggs and nestlings Dilbilgisi

2:00

Ancak bir ev sahibinin parazit yumurtalarını ve yavrularını tanıyıp reddedebilmesi

seems to depend on a few factors.

2:05

birkaç faktöre bağlı görünmektedir.

Dilbilgisi

whether ... seems to depend on: özne görevindeki whether yan cümlesi

whether a host can recognize and reject parasitic eggs and nestlings bölümünde whether, cevabı evet ya da hayır olabilecek, henüz çözülmemiş bir konuyu bildiren yan cümleyi başlatır. Bu yan cümlenin tamamı seems fiilinin öznesidir; recognize ve reject, can yardımcı fiilini paylaşan sıralı fiillerdir. Cümleyi iki büyük bölüm hâlinde okuyun: whether ... nestlings + seems to depend on a few factors. Whether yan cümlesinde doğrudan soru dizilişi yerine a host can recognize şeklindeki düz cümle dizilişini kullanın. Tekil seems fiili, yan cümlenin tamamını tek bir konu olarak ele alır.

Alıştırma

Hangi cümlede whether yan cümlesi özne olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Whether will the plan succeed depends on public support.
  2. Whether the plan will succeed depends on public support.
  3. Will the plan succeed whether depends on public support.
Cevabı göster

Whether the plan will succeed depends on public support.

Eastern phoebes will accept a brown-headed cowbird's speckled egg into their nest,

2:08

Doğu phoebe kuşları, kahverengi başlı inek kuşunun benekli yumurtasını yuvalarına kabul edeceklerdir,

though theirs are pure white. Dilbilgisi

2:14

kendilerininki saf beyaz olmasına rağmen.

Dilbilgisi

though theirs are ...: ödünleme ve bağımsız iyelik zamiri theirs

Though bir ödünleme ilişkisi kurar: yan cümle, ana düşünceyle çelişen ama onu geçersiz kılmayan bir gerçeği verir. Burada yumurtalarının bembeyaz olması, daha önce belirtilen durumla karşılaştırıldığında şaşırtıcı veya önemli bir gerçektir. Theirs tek başına kullanılabilen bir iyelik zamiridir. Burada their eggs ifadesinin yerini alarak eggs sözcüğünün tekrarlanmasını önler. Eksiltilen eggs adı çoğul olduğu için fiil are olur.

Alıştırma

Hangi cümlede though ve bağımsız bir iyelik zamiri doğru kullanılmıştır?

  1. Their bags are black, though our are blue.
  2. Their bags are black, though ours bags are blue.
  3. Their bags are black, though ours are blue.
Cevabı göster

Their bags are black, though ours are blue.

The gray catbird,

2:16

Gri kedi kuşu ise,

on the other hand, Anlatım akışı

2:17

diğer yandan,

is an expert at rooting out the very same parasites. Öbek fiiller

2:18

aynı parazitlerin kökünü kazımakta bir uzmandır.

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt bir yönü belirtmek

On the other hand, dinleyiciye bundan sonra söylenecekleri aynı konu hakkında daha önce verilen bilgilerle karşılaştırmasını bildirir. Yalnızca başka bir örnek eklemez; anlamlı ölçüde farklı bir tepki, özellik veya yön sunar. Bu cümlede gri kedi kuşunu daha önce sözü edilen kuşla karşıtlık içinde gösterir. Özneden sonra geldiği için ara söz niteliğinde bir bağlayıcıdır ve iki yanında virgül bulunur; temel cümle The gray catbird is an expert at rooting out the very same parasites. olarak kalır.

Alıştırma

Hangi cümle çifti, karşıt bir değerlendirmeyi sunmak için on the other hand ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. The apartment is small. On the other hand, small means not large.
  2. The apartment is small. On the other hand, it is close to my office.
  3. The apartment is small. On the other hand, it has limited space.
Cevabı göster

The apartment is small. On the other hand, it is close to my office.

Öbek fiiller

expert at rooting out: gizli hedefleri bulup ortadan kaldırmada uzman olmak

An expert at + isim ya da fiilin -ing biçimi, birinin o alanda veya etkinlikte çok becerikli olduğunu belirtir. Burada at bir edat olduğu için root değil, -ing biçimi olan rooting kullanılır: an expert at rooting out. Root out, gizli veya fark edilmesi zor bir şeyi arayıp bulmak ve ardından ortadan kaldırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede özne, parazitleri tespit edip ortadan kaldırmada uzmandır; root bitkilerin kök salması anlamında kullanılmamıştır.

Alıştırma

Denetçinin gizli hataları bulup ortadan kaldırmada çok becerikli olduğunu doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The auditor is an expert at rooting out hidden errors.
  2. The auditor is an expert at finding hidden errors and leaving them unchanged.
  3. The auditor is an expert to rooting out hidden errors.
Cevabı göster

The auditor is an expert at rooting out hidden errors.

It memorizes what the first egg in its nest looks like, Dilbilgisi

2:22

Yuvasındaki ilk yumurtanın neye benzediğini ezberler,

Dilbilgisi

what ... looks like: dolaylı soruda düz cümle söz dizimi

What the first egg in its nest looks like, memorizes fiilinin nesnesi olarak görev yapan dolaylı bir soru cümleciğidir. Yuvadaki ilk yumurtanın görünüşünü ifade eder. Soru daha büyük bir cümlenin içine yerleştirildiği için düz cümle söz dizimini kullanır: what + özne + fiil. do/does devrikliği yapılmaz; what does the egg look like değil, what the egg looks like kullanılır. İkinci kalıp yalnızca doğrudan sorularda kullanılır.

Alıştırma

Remember fiilinden sonra dolaylı soruyu doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Can you remember what does the building look like?
  2. Can you remember what the building looks like?
  3. Can you remember what the building look like?
Cevabı göster

Can you remember what the building looks like?

which is usually its own,

2:26

ki bu genellikle kendisinindir,

and tosses any aberrations. Kelime

2:27

ve farklı olan her şeyi dışarı atar.

Kelime

tosses any aberrations: anormal olanları dışarı atmak

An aberration, normal veya beklenen bir örüntüden sapan bir şeyi ifade eder. Bu bağlamda aberrations, görünüşü beklenen yumurta türünden farklı olan yumurtaları anlatır. Tosses dışarı atar veya elden çıkarır anlamına gelirken any, tespit edilen her anormal yumurtayı kapsar. Dolayısıyla ifade, nesneleri rastgele atmayı değil, anormal yumurtaları seçerek uzaklaştırmayı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede aberration en doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. I made an aberration when I forgot my keys.
  2. The sudden spike may be an aberration rather than a lasting trend.
  3. She bought an aberration at the grocery store.
Cevabı göster

The sudden spike may be an aberration rather than a lasting trend.

This retaliatory adaptation can fuel an evolutionary arms race, Deyimler

2:30

Bu misilleme niteliğindeki adaptasyon evrimsel bir silahlanma yarışını körükleyebilir,

Deyimler

fuel an evolutionary arms race: karşılıklı tırmanmayı körüklemek

An evolutionary arms race, rekabet eden canlılar arasındaki tekrarlanan ve karşılıklı uyum sürecini anlatan bir mecazdır. Bir taraf evrimsel bir avantaj geliştirdiğinde, diğer tarafın bir karşı önlem geliştirmesi için seçilim baskısı oluşturur; bu karşı önlem de yeni bir tepkiyi tetikleyebilir. Burada retaliatory adaptation diğer canlının stratejisine karşı koyan bir uyumu, fuel ise harekete geçirmek veya şiddetlendirmek anlamını taşır. İfade gerçek silahları, bilinçli intikamı ya da türlerin kasıtlı planlama yaptığını ima etmez.

Alıştırma

Hangi durum an evolutionary arms race kavramını en iyi açıklar?

  1. İki hayvan insan yapımı silahları birbirlerine karşı kullanır.
  2. Bir tür fırtınadan sonra bir kez değişir ve başka hiçbir tür tepki vermez.
  3. Konağın her yeni savunması, bunu aşmanın yeni bir yoluna sahip parazitleri avantajlı hâle getirir; bu da başka bir konak savunmasını avantajlı hâle getirir.
Cevabı göster

Konağın her yeni savunması, bunu aşmanın yeni bir yoluna sahip parazitleri avantajlı hâle getirir; bu da başka bir konak savunmasını avantajlı hâle getirir.

where brood parasites evolve eggs that closely mimic their hosts. Kelime

2:35

kuluçka parazitleri ev sahiplerinin yumurtalarını yakından taklit eden yumurtalar geliştirirler.

Kelime

closely mimic their hosts: evrimle oluşan aldatıcı benzerlik

Burada mimic geçişli bir fiildir; taklit edilen şey doğrudan fiilden sonra gelir. Closely, benzerlik derecesinin yüksek olduğunu belirtir. Bu nedenle closely mimic their hosts, “ilgili özellikler bakımından konakçılarına çok benzer hâle gelmek” demektir. Bu biyolojik bağlamda their hosts, konakçı türleri ifade eder ve asıl karşılaştırma parazit yumurtaları ile konakçıların yumurtaları arasındadır. Yumurtalar bilinçli olarak taklit etmez; evrim, aldatıcı bir görsel benzerlik üretmiştir.

Alıştırma

Hangi cümle, zararsız bir böceğin yaban arısına çok benzemesini sağlayan özellikler geliştirdiğini söyler?

  1. The harmless insect closely observes a wasp.
  2. The harmless insect belongs to a wasp.
  3. The harmless insect closely mimics a wasp.
Cevabı göster

The harmless insect closely mimics a wasp.

Interestingly,

2:40

İlginçtir ki,

birds that do reject parasitic eggs are usually clueless when it comes to parasitic chicks. Notlar

2:41

parazit yumurtaları reddeden kuşlar söz konusu parazit yavrular olduğunda genellikle ne yapacaklarını bilemezler.

Dilbilgisi

do reject: olumlu cümlede vurgulu do

birds that do reject ifadesinde do, reject fiilinin yalın hâlinden önce gelen vurgu yardımcı fiilidir. Cümle yalnızca birds that reject biçiminde de kurulabilir, ancak do “gerçekten” veya “hakikaten” anlamını ekler: bu kuşlar parazit yumurtaları gerçekten reddeder. Olumlu bir cümlede vurgulu do, şüphe edilebilecek bir gerçeği doğrular veya bir karşıtlığa zemin hazırlar. Burada kuşların yumurtalarla başa çıkabildiği vurgulanır ve ardından yavrular karşısındaki şaşkınlıklarıyla karşıtlık kurulur. do, does veya did sonrasında ana fiilin yalın hâlini kullanın.

Alıştırma

İfadenin doğru olduğunu vurgulamak için cümleyi vurgulu do yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: She ____ want to help, even if she seems quiet.

Cevabı göster

does

Kalıp ifadeler

when it comes to parasitic...: odağı belirli bir alana kaydırmak

when it comes to, “…… söz konusu olduğunda” veya “…… alanında” anlamına gelir. Tartışmanın odağını ardından gelen konuya kaydırır ya da o konuyla sınırlar. Bu cümlede odak, kuşların parazit yumurtalarla nasıl başa çıktığından parazit yavrularla nasıl başa çıktığına geçer. Bu ifadede to bir edattır. Ardından parasitic chicks gibi bir isim öbeği veya when it comes to choosing a nest örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi “…… söz konusu olduğunda” anlamındaki kalıp ifadeyle tamamlayın: ____ teamwork, clear communication matters.

Cevabı göster

When it comes to

Reed warblers are good at ejecting poorly matching cuckoo eggs, Kalıp ifadeler

2:48

Saz bülbülleri pek benzemeyen guguk kuşu yumurtalarını fırlatıp atmakta iyidir,

Kalıp ifadeler

good at ejecting: be good at + -ing biçimi

be good at, “bir konuda becerikli olmak” anlamına gelir. at bir edat olduğu için beceri bir eylemse ardından isim veya -ing biçimi gelir: be good at doing something. Cümlede ejecting, eject fiilinin -ing biçimidir. Good at ejecting, saz bülbüllerinin kendi yumurtalarına pek benzemeyen guguk kuşu yumurtalarını dışarı atma konusunda becerikli olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için spot sözcüğünün doğru biçimini kullanın: Owls are good at ____ movement in the dark.

Cevabı göster

spotting

but if one hatches in their nest, Dilbilgisi

2:52

ancak yuvalarında bir tane yumurtadan çıkarsa,

they'll care for it,

2:54

onunla ilgilenirler,

Dilbilgisi

if one hatches..., they'll care for it: koşul ve sonuç

if one hatches in their nest biçimindeki if yan cümlesi koşulu belirtir. they'll care for it biçimindeki ana cümle, koşul gerçekleşirse ortaya çıkacak sonucu belirtir. Gerçek veya olası bir gelecek koşulunda İngilizce, if yan cümlesinde genellikle geniş zaman (hatches), ana cümlede will (they'll = they will) kullanır. Yumurtadan çıkma gelecekte olabilir diye if yan cümlesine will eklemeyin.

Alıştırma

Olası gelecek koşulunu hatch fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: If one ____ in the nest, the birds will care for it.

Cevabı göster

hatches

even after it's grown six times their size. Dilbilgisi

2:55

boyutlarının altı katına kadar büyüdükten sonra bile.

Dilbilgisi

six times their size: büyüklük oranını ifade etme

six times their size ifadesinde their size referans alınan ölçüdür ve six times çarpanı belirtir. Bu, öznenin toplam büyüklüğünün their ile belirtilen grubun büyüklüğünün altı katına ulaştığı anlamına gelir. Bu kalıp twice my size örneğindeki gibi number + times + iyelik + size biçiminde veya three times the size of the old tank örneğindeki gibi number + times + the size of + isim biçiminde kurulabilir.

Alıştırma

Yeni tankın eski tankın üç katı büyüklüğünde olduğunu söylemek için number + times + the size of kalıbını kullanın: The new tank is ____ the old one.

Cevabı göster

three times the size of

Though chick rejection is a rarer phenomenon,

2:59

Yavru reddetme daha nadir görülen bir durum olsa da,

there are some noteworthy examples.

3:02

dikkate değer bazı örnekler var.

While incubating its eggs, Dilbilgisi

3:04

Yumurtaları kuluçkaya yatırırken,

the Australian superb fairy-wren sings to them,

3:06

Avustralya peri çalı kuşu onlara şarkı söyler,

Dilbilgisi

While incubating its eggs: eş zamanlı eylemler için while + -ing

While incubating its eggs ifadesi kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. while the bird is incubating its eggs ile aynı anlama gelir ve kuluçkaya yatmayı sings ile aynı anda süren arka plan eylemi olarak sunar. while + -ing yapısında -ing fiilinin belirtilmeyen öznesi normalde ana cümlenin öznesidir. Burada aynı kuş hem yumurtaları kuluçkaya yatırır hem de şarkı söyler; bu nedenle kısa yapı nettir.

Alıştırma

Hangi cümlede while + -ing yapısı açıkça ortak bir özneyle kullanılmıştır?

  1. While guarding the nest, the female bird gives a warning call.
  2. While guarded the nest, the female bird gives a warning call.
  3. While guarding the nest, a warning call is heard from the female bird.
Cevabı göster

While guarding the nest, the female bird gives a warning call.

imparting a unique note that its chicks use as a kind of password. Notlar

3:10

yavrularının bir tür şifre olarak kullandığı benzersiz bir nota aktarır.

Kelime

imparting a unique note: bir sesi resmî biçimde aktarmak

imparting a unique note ifadesi, ayırt edici bir sesi aktarmak anlamına gelir. Impart, give sözcüğünden daha resmîdir ve genellikle bilgi, nitelik veya sinyal aktarımını anlatır. Burada imparting, önceki sings fiilini tamamlayan ek bir -ing yapısıdır: kuş şarkı söyleyerek notayı yavrularına aktarır. Note burada yazılı bir not değil, şarkı içindeki ayırt edici bir sestir.

Alıştırma

Hangi cümlede impart doğal ve standart yapısıyla kullanılmıştır?

  1. The training imparts a folder to new volunteers.
  2. The training imparts new volunteers useful skills.
  3. The training imparts useful skills to new volunteers.
Cevabı göster

The training imparts useful skills to new volunteers.

Deyimler

as a kind of password: işlevsel bir karşılaştırma

As a kind of password ifadesi işlevsel bir karşılaştırma yapar. Kendine özgü ses, parola benzeri bir şekilde tanımaya yardımcı olur; yazılan karakterlerden oluşan gerçek bir insan parolası değildir. Use A as B yapısında as, A'ya verilen rolü veya işlevi tanıtır. A kind of karşılaştırmayı yumuşatır: B, A'yı anlamak için yararlı bir yoldur, ancak bu iki şey tamamen aynı değildir.

Alıştırma

Cümledeki as a kind of password ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Ses, parola benzeri bir tanıma işlevi görür ancak gerçek anlamda bir insan parolası değildir.
  2. Ses, bütün insan parolalarıyla tamamen aynı şeydir.
  3. Yavrular sesi gerçek bir parola olarak bir cihaza yazar.
Cevabı göster

Ses, parola benzeri bir tanıma işlevi görür ancak gerçek anlamda bir insan parolası değildir.

When a cuckoo is in the wren's nest,

3:15

Çalı kuşunun yuvasında bir guguk kuşu olduğunda,

it hatches first and pushes the others out. Öbek fiiller

3:17

ilk önce o çatlar ve diğerlerini dışarı iter.

Öbek fiiller

pushes the others out: push + nesne + out

Pushes the others out ifadesinde push uygulanan kuvveti, the others grupta kalan diğer yavruları, out ise sonucu belirtir: yavrular bulundukları alandan çıkar. Burada bu alan yuvadır. Yapı push + nesne + out şeklindedir. Nesne bir zamirse, zamiri fiil ile out arasına yerleştirin: push them out.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için push ... out yapısının geçmiş zamanını ve them zamirini kullanın: The boxes were in the room, so we ____ into the hallway.

Cevabı göster

pushed them out

But perhaps because it hatched sooner, Dilbilgisi

3:20

Ama belki de daha erken çıktığı için,

Dilbilgisi

perhaps because...: olası bir neden sunmak

perhaps because it hatched sooner ifadesinde because, öne sürülen nedeni, yani daha erken yumurtadan çıkmış olmayı tanıtır. Perhaps bu nedeni belirsiz hâle getirir; böylece konuşan kişi bunu kanıtlanmış bir gerçek değil, olası bir açıklama olarak sunar. Sooner, soon sözcüğünün karşılaştırma biçimidir ve diğer yavrular gibi ilgili bir karşılaştırma noktasından daha erken anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle daha sıcak suyu kanıtlanmamış, olası bir neden olarak doğal biçimde sunuyor?

  1. Because the water was warmer, the eggs definitely hatched earlier.
  2. Perhaps because the water was warmer, the eggs hatched earlier.
  3. Perhaps the water was warmer because the eggs hatched earlier.
Cevabı göster

Perhaps because the water was warmer, the eggs hatched earlier.

the cuckoo chick wasn't able to learn the password, Dilbilgisi

3:23

guguk kuşu yavrusu şifreyi öğrenememiştir,

Dilbilgisi

wasn't able to learn: geçmişte yapamama veya başarısızlık

Wasn't able to learn, yavrunun geçmişte parolayı öğrenmek için gerekli yeteneğe, fırsata veya koşullara sahip olmadığı anlamına gelir. Kalıp was/were not able to + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle learn yalın biçimde kalır. Couldn't learn bu bağlamda çoğu zaman aynı anlama gelir. Wasn't able to daha uzundur ve be able to yapısını açıkça gösterir, ancak bu iki ifadenin anlamının mutlaka farklı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle be able to yapısının geçmiş zaman olumsuz biçimini doğru kullanıyor?

  1. Because the file was damaged, I wasn't able to open it.
  2. Because the file was damaged, I wasn't able opening it.
  3. Because the file was damaged, I didn't able to open it.
Cevabı göster

Because the file was damaged, I wasn't able to open it.

and so it doesn't croon the right begging call. Notlar

3:26

bu yüzden doğru dilenme çağrısını mırıldanamaz.

Anlatım akışı

and so: bir sonucu belirtme

And so, ardından gelen cümleciği daha önce belirtilen bir nedene bağlar. Bu cümlede doğru çağrıyı çıkaramama, daha önce olanların sonucu olarak sunulur. And düşünceyi önceki cümleye bağlarken so neden-sonuç ilişkisini işaret eder. Böylece dinleyici, sıradaki bilginin yalnızca başka bir olgu değil, bir sonuç olduğunu anlar.

Alıştırma

Hangi cümlede and so, ikinci cümleciği birinci cümleciğin sonucu olarak sunar?

  1. The road was flooded, but the bus arrived late.
  2. The road was flooded, and so the bus arrived late.
  3. The road was flooded, and the bus arrived late.
Cevabı göster

The road was flooded, and so the bus arrived late.

Kelime

doesn't croon the right begging call: doğru yiyecek isteme çağrısını yumuşakça çıkarmamak

Burada croon, yumuşak, alçak ve uzun süren bir ses çıkarmayı anlatır. Bir kuş için kullanıldığında make veya give gibi tarafsız bir ifade olmak yerine, kuşun nasıl ses çıkardığını canlı biçimde gösteren bir fiildir. Begging call, genç bir hayvanın, özellikle bir yavru kuşun yiyecek istemek için çıkardığı sestir. The right begging call, bu durumda beklenen belirli ve doğru çağrı kalıbı anlamına gelir. İfadenin tamamı, hayvanın gerekli sinyali yumuşak bir biçimde çıkaramadığını söyler.

Alıştırma

Hangi cümlede begging call, hayvan davranışıyla ilgili anlamında kullanılmıştır?

  1. The hungry chicks gave a begging call when the parent returned.
  2. The chicks heard a warning call and hid under a branch.
  3. The actor's begging call for help echoed across the stage.
Cevabı göster

The hungry chicks gave a begging call when the parent returned.

At this point, Anlatım akışı

3:30

Bu noktada,

the adults usually abandon their nest and start another. Kalıp ifadeler

3:31

yetişkinler genellikle yuvalarını terk eder ve yeni bir yuvaya başlarlar.

Anlatım akışı

At this point: bir sürecin aşamasını belirtmek

At this point, bir sürecin, açıklamanın veya hikâyenin ulaştığı aşamayı belirtir. Bu cümlede olaylar dizisinin yetişkin kuşların genellikle bir sonraki eylemi gerçekleştirdiği aşamaya ulaştığını gösterir. Cümlenin başında kullanıldığında bilgiyi düzenler: önce aşamayı belirtir, ardından o aşamada ne olduğunu söyler. Burada point fiziksel bir yer değil, bir sıra içindeki konum anlamındadır.

Alıştırma

'Süreç bu aşamaya ulaştığında' anlamındaki aşama ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. At this point, the researchers had enough data to choose the next step.
  2. At this place, the researchers had enough data to choose the next step.
  3. In this point, the researchers had enough data to choose the next step.
Cevabı göster

At this point, the researchers had enough data to choose the next step.

Kalıp ifadeler

abandon their nest and start another: ismi tekrarlamadan another kullanımı

Abandon their nest, mevcut yuvayı geride bırakıp artık kullanmamak anlamına gelir. Abandon, leave fiilinden daha güçlüdür çünkü yuvanın kısa süreliğine bırakılmasını değil, ondan vazgeçilmesini anlatır. Start another ifadesinde another, another nest yerine kullanılır. Nest bağlamdan zaten açık olduğu için İngilizcede tekrarlanan tekil sayılabilir isim söylenmez. Buradaki start, yeni bir yuva üzerinde çalışmaya başlamak anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi another shelter ifadesinin tek sözcüklük biçimiyle tamamlayın: The first shelter was unsafe, so the hikers built ____.

Cevabı göster

another

Altogether, Anlatım akışı

3:35

Genel olarak,

host species show a remarkable variety of responses.

3:36

ev sahibi türler dikkate değer bir çeşitlilikte tepkiler gösterir.

Anlatım akışı

Genel bir sonucu bildiren Altogether,

Cümlenin başındaki Altogether, daha önce verilen örneklerin veya bilgilerin birlikte değerlendirilmesini ve sonraki ifadenin genel bir sonuç olarak anlaşılmasını sağlar. Burada daha önce söylenen her şeyi hesaba katmak anlamına gelir. Bu düzenleyici işaret, anlatımı tek tek örneklerden genel bir örüntüye taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede Altogether, önceki birkaç örneği özetlemek için kullanılmıştır?

  1. Altogether, the case studies reveal a consistent pattern.
  2. The tickets cost sixty dollars in total.
  3. The musicians stood all together for the photograph.
Cevabı göster

Altogether, the case studies reveal a consistent pattern.

This seems to partially be a result of how long brood parasitism has been in their environment, Kalıp ifadeler

3:40

Bu kısmen, kuluçka parazitizminin çevrelerinde ne kadar süredir var olduğunun bir sonucu gibi görünmektedir,

Kalıp ifadeler

seems to partially be a result of ile kısmi bir nedeni temkinli biçimde belirtmek

Yapı seems to + fiilin yalın hâli biçimindedir ve be a result of bir neden sunar. Seems, açıklamayı kanıtlanmış bir gerçek değil, bir çıkarım olarak gösterir. Bu söz diziminde partially, be fiilinden önce gelir ancak neden-sonuç iddiasının tamamını sınırlar. Partially, belirtilen etkenin sonucun yalnızca bir kısmını açıkladığını ve başka nedenlerin de bulunabileceğini gösterir. Bu nedenle tüm ifade hem kesinlik düzeyini hem de nedensellik iddiasının gücünü azaltır.

Alıştırma

Temkinli açıklamayı vurgulanan ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The difference ____ how each sample was stored.

Cevabı göster

seems to partially be a result of

and thus how much time they've had to evolve suitable adaptations. Anlatım akışı

3:45

ve dolayısıyla uygun adaptasyonlar geliştirmek için ne kadar zamanları olduğunun.

Anlatım akışı

and thus how much time they've had to: bir sonucu belirtmek

Burada and önceki yapıyla bağlantıyı sürdürürken thus sonraki bilgiyi daha önce söylenenlerin bir sonucu olarak gösterir. Daha önce belirtilen sürenin uzunluğu, evrim için ne kadar zaman bulunduğunu belirler; böylece dinleyici basit bir liste yerine neden-sonuç zincirini takip eder. how much time they've had to evolve suitable adaptations şeklindeki how much yan cümlesi, ortaya çıkan zaman miktarını tek bir bilgi birimi olarak sunar. They've, they have ifadesinin kısaltmasıdır; have had time to do something ise bir eylem için kullanılabilecek zaman bulunduğunu belirtir.

Alıştırma

Sonuç belirtmek için dersteki iki sözcüklü bağlayıcıyı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The habitat formed earlier, ____ its species had more time to adapt.

Cevabı göster

and thus

In fact,

3:50

Aslında,

studies have shown that those hosts that reject parasitic eggs less frequently Anlatım akışı

3:50

çalışmalar, parazit yumurtaları daha az sıklıkla reddeden ev sahiplerinin

Anlatım akışı

studies have shown that: araştırma kanıtı sunmak

Studies have shown that, araştırma kanıtlarını aktarmaya yarayan bir kalıptır. Studies bilginin kaynağını araştırma olarak gösterir; that yan cümlesi ise bulguyu taşır. Böylece sonraki bilgi, konuşanın kişisel görüşü olarak değil, kanıta dayalı bir sonuç olarak sunulur. Have shown, present perfect yapısındadır. Daha önce tamamlanmış araştırmalara bakarken bulgularını güncel tartışmayla ilgili kabul eder. Çoğul studies, birden fazla çalışmanın veya genel bir araştırma birikiminin sonuçlarını düşündürür; ancak tek başına kaynakları belirtmez.

Alıştırma

Araştırma kanıtını sunmak için dersteki dört sözcüklü kalıbı aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ regular sleep supports memory.

Cevabı göster

Studies have shown that

can visually distinguish between their eggs and a brood parasite's. Kalıp ifadeler

3:55

kendi yumurtaları ile bir kuluçka parazitininki arasında görsel olarak ayrım yapabildiklerini göstermiştir.

Kalıp ifadeler

distinguish between A and B: A ile B'yi ayırt etmek

Distinguish between A and B, A ile B arasındaki farkı fark etmek veya belirlemek demektir. Bu kalıpta between karşılaştırılan iki seçeneği sunar, and bağlacı ise B'yi getirir. Visually, ayrımın görünüşe göre yapıldığını belirtir. Burada A, their eggs; B ise a brood parasite's ifadesidir. İyelik biçimi a brood parasite's, a brood parasite's eggs ifadesinin yerini tutar; böylece İngilizcede eggs tekrarlanmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede distinguish between A and B kalıbı doğru kullanılmıştır?

  1. With careful inspection, the curator can distinguish the original painting between the copy.
  2. With careful inspection, the curator can distinguish between the original painting and the copy.
  3. With careful inspection, the curator can distinguish between the original painting from the copy.
Cevabı göster

With careful inspection, the curator can distinguish between the original painting and the copy.

They simply lack a response to the visual information. Kalıp ifadeler

4:00

Basitçe bu görsel bilgiye bir tepki vermekten yoksundurlar.

Kalıp ifadeler

lack a response to something: bir şeye tepki vermemek

Lack burada geçişli bir fiildir, bu nedenle a response nesnesini doğrudan alır: lack a response denir, lack of a response denmez. Ardından response ismi, normalde tepkiyi oluşturacak bilgi veya uyaranı belirtmek için to kullanır. Simply burada “yalnızca” veya “sadece” anlamına gelir. İfadeyi tek ve açık bir olguyla sınırlar: görsel bilgiye karşı bir tepki yoktur.

Alıştırma

Hangi cümle hayvanların uyarı sinyaline tepki vermediğini doğru şekilde ifade eder?

  1. The animals lack a response to the warning signal.
  2. The animals lack a response for the warning signal.
  3. The animals lack of a response to the warning signal.
Cevabı göster

The animals lack a response to the warning signal.

This is probably because before brood parasitism appeared,

4:03

Bu muhtemelen, kuluçka parazitizmi ortaya çıkmadan önce,

responding would have likely had no adaptive value. Notlar

4:07

tepki vermenin muhtemelen hiçbir adaptif değerinin olmayacağı içindir.

Dilbilgisi

would have likely had no adaptive value: varsayımsal bir geçmiş sonuç

Would have had, would + have + fiilin üçüncü hâli yapısındaki modal perfect biçimidir; had, have fiilinin üçüncü hâlidir. Bir şeye sahip olmayı, varsayılan veya çıkarım yoluyla düşünülen geçmiş bir durumun sonucu olarak sunar. Likely, bu sonucun kesin değil, olası olduğunu belirtir. Bu cümlede no, adaptive value ifadesini olumsuzlar: tepki vermenin muhtemelen evrimsel bir yarar sağlamayacağı ileri sürülür.

Alıştırma

Hangi cümle varsayımsal bir geçmiş sonucu doğru biçimde olası olarak ifade eder?

  1. The delay would have likely had no effect on the final score.
  2. The delay would have likely has no effect on the final score.
  3. The delay would likely had no effect on the final score.
Cevabı göster

The delay would have likely had no effect on the final score.

Kelime

no adaptive value: evrimsel biyolojideki anlamı

Evrimsel biyolojide adaptive value, bir özellik ya da davranışın hayatta kalma ve üreme başarısına yaptığı katkıdır. Bir tepkinin no adaptive value taşıdığını söylemek, o ortamda bu tür bir avantaj sağlamadığı anlamına gelir. Burada value, biyolojik yarar demektir; parasal fiyatı veya ahlaki değere ilişkin bir yargıyı ifade etmez.

Alıştırma

Evrimsel biyolojide “This behavior has no adaptive value” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Hayatta kalma veya üreme başarısını artırmaz.
  2. Piyasa fiyatı yoktur.
  3. Ahlaken yanlıştır.
Cevabı göster

Hayatta kalma veya üreme başarısını artırmaz.

And even when hosts do recognize a parasite, Dilbilgisi

4:11

Ve ev sahipleri bir paraziti tanıdıklarında bile,

Dilbilgisi

even when ... do recognize: ödünleme ve vurgu

Even when ödünleyici bir koşul getirir: koşul gerçekleşse bile sonrasında söylenen şeyin geçerli kaldığını belirtir. Burada parazitin tanınması, normalde farklı bir sonuç bekletebilecek bir koşuldur. Olumlu do recognize yapısında do vurgu katar. Konakçıların paraziti gerçekten tanıdığı anlamına gelir; soru oluşturmaz. do'dan sonra recognize fiili yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Burada even when hosts do recognize a parasite ne anlatıyor?

  1. Bir paraziti tanımak, sonraki sonuç için gereken tek koşuldur.
  2. Konakçılar bir paraziti tanımaz, bu yüzden beklenen sonuç gerçekleşemez.
  3. Konakçılar bir paraziti gerçekten tanır, ancak bu koşul beklenen sonucu garanti etmez.
Cevabı göster

Konakçılar bir paraziti gerçekten tanır, ancak bu koşul beklenen sonucu garanti etmez.

getting rid of it may not be the best option. Notlar

4:14

ondan kurtulmak en iyi seçenek olmayabilir.

Öbek fiiller

getting rid of it: anlamı ve özne görevi

Get rid of something, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak veya ondan kurtulmak anlamına gelir. Burada paraziti ortadan kaldırmak demektir. -ing yapısındaki getting rid of it, may not be the best option bölümünün öznesidir. of zorunludur; yapı get rid of + isim veya zamirdir.

Alıştırma

get rid of ifadesini -ing yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the mold safely may take several days.

Cevabı göster

Getting rid of

Dilbilgisi

may not be the best option: temkinli bir değerlendirme

May not be the best option ifadesi, temkinli bir olumsuz değerlendirme yapar. May kesinlikten çok olasılık bildirir; bu yüzden konuşan kişi seçimin yanlış olduğunu ilan etmek yerine alternatifleri tartmaktadır. Not the best, imkânsız ya da tamamen kötü demek değildir. Seçenek yine de işe yarayabilir; asıl nokta başka bir seçimin daha iyi olabileceğidir.

Alıştırma

The plan may not be the best option cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Plan işe yarayabilir, ancak başka bir seçim daha iyi olabilir.
  2. Plan yasaktır.
  3. Planın tek iyi seçenek olduğu kesindir.
Cevabı göster

Plan işe yarayabilir, ancak başka bir seçim daha iyi olabilir.

The host,

4:17

Ev sahibi,

especially if it's small, Dilbilgisi

4:18

özellikle de küçükse,

might not be able to kill the parasite, Dilbilgisi

4:19

paraziti öldüremeyebilir,

Dilbilgisi

especially if it's small: önemli bir koşulu vurgulamak

Especially if, özel olarak dikkat edilmesi gereken bir koşulu belirtir. Burada küçük olmak, ardından belirtilen yetersizliği daha olası hâle getiren bir koşul olarak vurgulanır. Bu ifade, bunun tek koşul olduğunu veya sonucun her zaman gerçekleştiğini söylemez. Daha genel bir ifadeye önemli bir durum ekler: genel düşünce geçerlidir ve if ile verilen koşul doğru olduğunda özellikle önem kazanır.

Alıştırma

Sorunu daha olası hâle getiren bir koşulu vurgulayan ifadeyi seçin. The battery may run out quickly, ____ the screen brightness is high.

  1. even if
  2. only if
  3. especially if
Cevabı göster

especially if

Dilbilgisi

might not be able to kill: olası bir yetenek eksikliği

might not be able to + fiilin yalın hâli, birinin veya bir şeyin eylemi yapacak yetenek ya da kapasiteye sahip olmayabileceğini belirtir. Bu cümlede kill, to'dan sonra gelen fiilin yalın hâlidir. Bu ifade belirsizlik ile yeteneği birleştirir: might sınırlamanın yalnızca bir olasılık olduğunu, be able to ise hangi eylemin öznenin kapasitesini aşabileceğini gösterir. Paraziti öldürmenin imkânsız olduğunu kesin bir gerçek olarak söylemez.

Alıştırma

Pil eski, ancak henüz test edilmedi. Belirsiz bir yetenek sınırlamasını en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The battery cannot power the camera.
  2. The battery might not be able to power the camera.
  3. The battery will be able to power the camera.
Cevabı göster

The battery might not be able to power the camera.

or could risk breaking its own eggs in the process. Kalıp ifadeler

4:22

ya da bu süreçte kendi yumurtalarını kırma riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Kalıp ifadeler

could risk breaking ... in the process: süreç sırasında istenmeyen bir sonuç riski

risk + -ing, birini veya bir şeyi istenmeyen bir sonucun ortaya çıkma olasılığına maruz bırakmak anlamına gelir. Burada risk sözcüğünden sonra breaking ulaç biçimi gelir; bu yapıda break veya to break değil, breaking kullanılır. Could, tehlikeyi kesin bir sonuç olarak değil, bir olasılık olarak sunar. in the process, “söz konusu eylem gerçekleştirilirken” anlamına gelir. Kendi yumurtalarını kırmanın, bu eylem sırasında ortaya çıkabilecek istenmeyen bir yan sonuç olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için risk ve break fiilinin -ing biçimini kullanın: Carrying both glasses in one hand could ____ one in the process.

Cevabı göster

risk breaking

Unless the brood parasite kills all of the host's young, Dilbilgisi

4:25

Kuluçka paraziti ev sahibinin yavrularının tamamını öldürmediği sürece,

it may be best to simply foster the imposter. Kelime

4:29

sahtekârı öylece büyütmek en iyisi olabilir.

Dilbilgisi

Unless ...: istisna koşulunu belirtmek

Unless, ana cümledeki ifadenin dışında bırakılan koşulu belirtir. Burada sahtekârı besleyip büyütmenin en iyi seçenek olabileceği düşüncesi, kuluçka paraziti konak kuşun yavrularının hepsini öldürmediğinde geçerlidir. Hepsini öldürürse cümle bu öneriyi sunmaz. Unless çoğu zaman if ... not mantığı taşır. Gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir koşuldan söz ederken, ana cümlede may veya will bulunsa bile unless yan cümlesinde normalde geniş zaman kullanılır; buradaki kills gibi.

Alıştırma

Cümleyi “kapı açılmazsa” anlamına gelen bağlaçla tamamlayın: ____ the door opens soon, we will have to call for help.

Cevabı göster

Unless

Kelime

foster the imposter: akraba olmayan bir yavruya bakmak

Foster burada, bakım veren canlının kendi yavrusu olmayan genç bir hayvanı beslemek, korumak ve büyütmek anlamına gelen bir fiildir. Bu nedenle foster the imposter, konak kuşun kuluçka parazitinin yavrusuna kendi yavrusuymuş gibi bakmaya devam etmesi demektir. Imposter sözcüğü kelimenin tam anlamıyla, olmadığı bir kişi ya da şeymiş gibi sunulan kişi veya nesne demektir. Burada parazit yavru için kullanılan canlı ve insanlaştırılmış bir etikettir; kuşun insanlara özgü bir sahtekârlığı bilinçli olarak yaptığı iddiası değildir.

Alıştırma

Bu cümlede foster the imposter ne anlama gelir?

  1. Akraba olmayan yavruyu büyütüp ona bakmak
  2. Konak kuşun kendi yavrularının hepsini uzaklaştırmak
  3. Yavruya diğer kuşları kandırmayı öğretmek
Cevabı göster

Akraba olmayan yavruyu büyütüp ona bakmak

Brood parasitism tends to evoke horror and disdain, Kalıp ifadeler

4:33

Kuluçka parazitizmi dehşet ve küçümseme uyandırma eğilimindedir,

Kalıp ifadeler

tends to evoke horror and disdain: olağan bir duygusal tepkiyi anlatmak

Tend to + fiilin yalın hâli, her seferinde gerçekleşen bir şeyi değil, genel bir eğilimi anlatır. Burada tends to evoke, ‘insanlarda sık sık bir duyguya yol açar’ anlamındadır. Evoke, ardından çoğu zaman doğrudan bir duygu veya tepki gelen resmî bir geçişli fiildir. Horror yoğun korku veya dehşeti, disdain ise bir şeyin saygıya layık olmadığını düşünmekten doğan küçümsemeyi ifade eder; birlikte son derece olumsuz bir tepki gösterirler.

Alıştırma

‘Genellikle yol açar’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The image ____ a strong emotional response.

Cevabı göster

tends to evoke

but why should it be thought of as any more objectionable than predator-prey relationships? Notlar

4:37

ancak neden avcı-av ilişkilerinden daha sakıncalı olduğu düşünülmeli ki?

Kalıp ifadeler

should it be thought of as: bir değerlendirmeyi sorgulayan edilgen soru

Think of A as B, ‘A'yı B olarak görmek veya sınıflandırmak’ anlamına gelir. Edilgen yapıda A özne olur: A be thought of as B. Dolayısıyla it be thought of as ... ifadesi, ‘onun ... olarak görülmesi’ anlamındadır. Why sonrasında should, özne olan it sözcüğünden önce gelir: why should it be thought of as ...? Burada should, bu yargının hangi gerekçeye dayandığını sorgular. Konuşan kişi yalnızca insanların ne yapmasının beklendiğini sormaz; bu etiketin haklı olup olmadığına itiraz eder.

Alıştırma

Hangi soru, bir değerlendirmeyi sorgulamak için edilgen yapıyı doğru kullanıyor?

  1. Why should the mural be thought of as offensive?
  2. Why the mural should be thought of as offensive?
  3. Why should the mural thought of as offensive?
Cevabı göster

Why should the mural be thought of as offensive?

Dilbilgisi

any more objectionable than ...?: derece farkı olup olmadığını sormak

Bir soruda any + karşılaştırma derecesindeki sıfat + than, ilk şeyin ikincisinden çok küçük bir ölçüde bile farklı olup olmadığını sorar. Burada any more objectionable than, “herhangi bir ölçüde daha fazla kınanmayı hak eden” anlamına gelir. Daha geniş olan why should it be thought of as ...? yapısı retorik bir sorudur. Konuşmacı, bu davranışın yırtıcı-av ilişkilerinden daha sert biçimde değerlendirilmesi gerektiğinden şüphe eder ve dinleyiciden bu ayrımı gerekçelendirmesini ister.

Alıştırma

Hangi cümle bir seçeneğin diğerinden az da olsa daha kullanışlı olup olmadığını doğru biçimde sorar?

  1. Is the electric bus any more practical as the train for this route?
  2. Is the electric bus any more practical than the train for this route?
  3. Is the electric bus any practical more than the train for this route?
Cevabı göster

Is the electric bus any more practical than the train for this route?

And is it ever productive to impose human morals onto other animals? Kalıp ifadeler

4:42

Ve insan ahlakını diğer hayvanlara dayatmak hiç üretken midir?

Kalıp ifadeler

productive to impose human morals onto: yararlılık ve dışarıdan dayatılan ölçütler

Productive to do something, bir şeyi yapmanın yararlı olduğu veya değerli bir sonuca yol açtığı anlamına gelir; burada “çok üretmek” anlamında değildir. Impose A onto B, A'yı dışarıdan gelen bir ölçüt olarak B'ye zorla uygulamak veya yansıtmak demektir. Bu soruda konuşmacı, başka hayvanları insanlara ait ahlaki ölçütlerle değerlendirmenin onları anlamamıza gerçekten yardımcı olup olmadığını sorgular.

Alıştırma

Hangi ifade impose human morals onto other animals sözünü en iyi şekilde yeniden açıklar?

  1. İnsanlara ait ahlaki ölçütleri başka hayvanlara zorla dayatmak.
  2. Başka hayvanların oluşturduğu ahlak kurallarını keşfetmek.
  3. Başka hayvanlara yararlı ürünler üretmeyi öğretmek.
Cevabı göster

İnsanlara ait ahlaki ölçütleri başka hayvanlara zorla dayatmak.

Or does it end up saying more about us than it does them? Notlar

4:47

Yoksa sonuçta onlardan çok bizim hakkımızda mı bir şeyler söylüyor?

Öbek fiiller

end up saying: çoğu zaman beklenmedik bir nihai sonuç

End up + -ing, bir şeyin sonunda gerçekleştiğini ya da birinin sonunda bir şey yaptığını anlatır; çoğu zaman başlangıçtaki niyet, süreç veya beklenti farklıdır. end up saying ifadesinde saying, end up sonrasında kullanılması gereken -ing biçimidir. Burada say, kelime anlamıyla “konuşmak” değil, “bir anlamı göstermek ya da ortaya çıkarmak” demektir. Soru, nihai etkinin bizim hakkımızda daha fazlasını ortaya çıkarmak olup olmadığını sorar.

Alıştırma

end up ifadesinin geçmiş zaman biçimini ve cause fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The plan was meant to save time, but it ____ more delays.

Cevabı göster

ended up causing

Dilbilgisi

more about us than it does them: does ile tekrarı önlemek

say more about A than it does B kalıbı, tek bir şeyin iki hedef hakkında ne kadar bilgi ortaya koyduğunu karşılaştırır. Burada A us, B ise them’dir. Does, tekrar eden sözleri çıkarmayı sağlayan bir yardımcı fiildir. Karşılaştırma saying more about us than it says about them biçiminde açık hâle getirilebilir. Does, tekrarlanan says yerine geçer; them önündeki ikinci about da söylenmeden anlaşılır. Bu nedenle them, gizli about’tan sonra gelen nesne biçimindeki zamirdir; does’un nesnesi değildir.

Alıştırma

says about ifadesini tekrarlamayı önleyen yardımcı fiili yazın: The review says more about the critic than it ____ the film.

Cevabı göster

does

Whichever way you swing it, Deyimler

4:51

Neresinden bakarsanız bakın,

Deyimler

Whichever way you swing it: konuyu nasıl değerlendirirseniz değerlendirin

Whichever way, “hangi yaklaşım ya da bakış açısı seçilirse seçilsin” demektir. Bu cümlede swing it mecazidir: konuşan kişi bir şeyi fiziksel olarak hareket ettirmeyi değil, “konuyu nasıl çerçevelerseniz ya da değerlendirirseniz değerlendirin” demek ister. Bu ifade, her yorumda geçerli kalan bir sonucu sunar. Olası farklı görüşlerden kesin bir sonuca geçiş sağlayan konuşma dili ifadesidir.

Alıştırma

Whichever way you swing it bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?

  1. Bir nesneyi istenen yönde hareket ettirmeye izin verir.
  2. Sonucun ancak biri fikrini değiştirdikten sonra doğru olduğunu söyler.
  3. Sonucun hangi açıdan bakılırsa bakılsın aynı kaldığını söyler.
Cevabı göster

Sonucun hangi açıdan bakılırsa bakılsın aynı kaldığını söyler.

brood parasitism is yet another example

4:53

kuluçka parazitizmi başka bir örnektir

of the fascinating turns evolution has

4:56

evrimin aldığı büyüleyici yönlerin

Click on

4:59

Tıklayın

The animal kingdom is teeming with trickery. Kalıp ifadeler

5:01

Hayvanlar alemi hilelerle doludur.

Kalıp ifadeler

teeming with trickery: be teeming with + isim

Be teeming with + isim, “çok büyük sayıda ya da miktarda bir şey barındırmak” demektir ve çoğu zaman yoğun bir hareketlilik hissi verir. Burada hayvanlar âlemi, aldatıcı davranışların her yerde bulunduğu bir alan olarak anlatılıyor. Trickery normalde sayılamayan bir isimdir. Aldatıcı yöntem veya davranışları ifade eder; bu bağlamda hayatta kalma stratejilerini anlatır ve insanlara yönelik türden bir ahlaki kınamayı zorunlu olarak içermez.

Alıştırma

“Çok sayıda hareketli şeyle dolu” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: At dawn, the wetlands are ____ birds and insects.

Cevabı göster

teeming with

Learn about some of the other wild ways animals deceive each other with this video.

5:03

Bu videoyla hayvanların birbirlerini aldattığı diğer vahşi yollardan bazılarını öğrenin.

Or delve into the sly seduction of carnivorous plants with this one. Notlar

5:10

Ya da bu videoyla etobur bitkilerin sinsi baştan çıkarıcılığına dalın.

Kalıp ifadeler

delve into: bir konuyu derinlemesine incelemek

Delve into + konu, bir konuyu yalnızca yüzeysel olarak ele almak yerine derinlemesine araştırmak, incelemek veya tartışmak demektir. Bu cümlede delve into, izleyicinin önerilen içerik aracılığıyla daha ayrıntılı öğrenebileceği konuyu tanıtır. Into sözcüğünden sonra genellikle bir bilgi alanı, soru veya ayrıntılar bütünü gelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp delve into something şeklindedir.

Alıştırma

Sabit ifadeyi tek bir sözcükle tamamlayın: The course will delve ____ how cities can reduce air pollution.

Cevabı göster

into

Deyimler

sly seduction of carnivorous plants: kişileştirme içeren bir mecaz

Sly seduction of carnivorous plants ifadesi, bitkileri kurnaz avcılar gibi kişileştirir. Sly, zekice ve kolay fark edilmeyen bir yöntemi anlatırken seduction, bitkilerin çekici sinyallerle avlarını kendilerine çekip tuzağa yöneltmesini mecazi olarak betimler. Bu nedenle seduction burada gerçek bir romantik veya cinsel eylemi anlatmaz. Canlı bilim veya medya dilinde bu ifade, biyolojik bir süreci çekim ve yakalama üzerine dramatik bir hikâyeye dönüştürür.

Alıştırma

Bu cümlede sly seduction of carnivorous plants ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. İnsanların bitkilere gizlice avlanmayı öğrettiğini söyler.
  2. Bitkileri avlarını tuzağa çeken kurnaz avcılar gibi kişileştirir.
  3. Bitkilerin romantik eşler aradığını söyler.
Cevabı göster

Bitkileri avlarını tuzağa çeken kurnaz avcılar gibi kişileştirir.