Kral Arthur efsanelerinde doğruluk payı var mı? - Alan Lupack: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
738 kelime 148 kel/dk

Video açıklaması: Video, Kral Arthur’un erken dönem Kelt şiirindeki varlığı belirsiz bir kişiden bugün tanınan efsanevi hükümdara dönüşümünü izliyor. Orta Çağ yazarlarının sınırlı tarihsel kanıtları mit, aşk hikâyeleri, din ve kendi dönemlerindeki izleyicilerin ilgileriyle tekrar tekrar nasıl birleştirdiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has its roots in — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Kök imgesine dayanan bu ifadeyi kullanarak bir efsanenin, uygulamanın, kurumun veya sorunun yalnızca nerede başladığını değil, derindeki tarihsel ya da kültürel kökenini anlatmayı öğrenin. 2. cobbled together fragments — Phrasal Verbs: Bu ifadenin dağınık parçaları bir araya getirip bir bütün oluşturmayı anlattığını kavrayın; ayrıca ortaya çıkan tarih anlatısının, açıklamanın veya savın doğaçlama hazırlanmış ya da yeterince titiz olmadığı yönündeki eleştirel çağrışımı fark edin. 3. to reflect the concerns of his chroniclers and their audiences. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Kültürel yorumun bir öyküdeki değişimleri, onu farklı dönemlerde aktaran yazarların ve dinleyicilerin öncelikleriyle nasıl ilişkilendirdiğini görün; bu yapıyı eserlerin zaman içinde neden yeniden biçimlendirildiğini açıklamak için kullanın.

Bu derste

Here lies Arthur, Kalıp ifadeler

0:06

Burada Arthur yatıyor,

Kalıp ifadeler

Here lies: geleneksel bir anma yazısı başlangıcı

“Here lies + kişi adı”, o kişinin burada gömülü olduğunu veya burada yattığını belirten geleneksel bir mezar yazısı kalıbıdır. “Here lies Arthur” cümlesindeki lies, “yatay durumda yatmak veya dinlenmek” anlamındaki lie fiilinden gelir; “gerçek olmayan bir şey söylemek” anlamındaki lie değildir. here sözcüğünün başa alınması, devrik ve resmî bir yapı oluşturur. İfadenin tamamını birinin nerede olduğunu bildiren sıradan bir cümle olarak değil, anma dili olarak tanımak gerekir.

Alıştırma

Geleneksel mezar yazısı başlangıcını tamamlayın: ____ Thomas Reed, a sailor who crossed every ocean.

Cevabı göster

Here lies

king who was and king who will be. Anlatım akışı

0:08

geçmişin ve geleceğin kralı.

Anlatım akışı

king who was ... king who will be: geçmiş ve gelecek paralelliği

İki ad öbeği aynı yapıyı tekrarlar: king + who + be fiilinin bir biçimi. Was geçmişe, will be ise geleceğe işaret eder. King sözcüğünün tekrarlanması ve iki ilgi cümleciğinin dengelenmesi, anlatımı belirgin bir geçmiş-gelecek karşıtlığı çevresinde düzenler. Arthur efsanesindeki bu ifadede simetri, sözün bir unvan veya kehanet gibi duyulmasını sağlar: Arthur daha önce kraldı ve yeniden kral olması bekleniyor. Yapı yalnızca zaman bilgisi vermez; zamana yayılan efsanevi bir kimlik de oluşturur.

Alıştırma

“king who was and king who will be” ifadesindeki paralel yapının temel etkisi nedir?

  1. Birbiriyle ilgisi olmayan iki kralı anlatır.
  2. Arthur'un unvanındaki bir yazım hatasını düzeltir.
  3. Arthur'un geçmişteki krallığıyla gelecekte beklenen dönüşünü dengeli biçimde karşılaştırır.
Cevabı göster

Arthur'un geçmişteki krallığıyla gelecekte beklenen dönüşünü dengeli biçimde karşılaştırır.

So reads the inscription on King Arthur's gravestone Dilbilgisi

0:12

Kral Arthur'un mezar taşındaki yazıt böyle der,

Dilbilgisi

So reads the inscription: resmî devrik yapı ve “yazılı olmak” anlamındaki read

Burada So reads the inscription, “Yazıtta böyle yazıyor” anlamına gelir. So hemen önce alıntılanan sözlere gönderme yapar; reads ise bu sözlerin yazıtta yazılı olduğunu belirtir, yazıtın bir metni okuyup anladığını değil. Cümlede resmî bir devrik yapı vardır: önce so, ardından reads fiili ve son olarak the inscription öznesi gelir. Bu sıra, alıntıyı yazılı kaynağına bağlar ve anlatıma edebî bir ton verir.

Alıştırma

So reads the inscription ifadesinde reads ne anlama gelir?

  1. Yazıt bu sözleri içerir veya böyle der.
  2. Birisi yazıtı inceliyor.
  3. Yazıt bir şeyi sesli olarak okuyor.
Cevabı göster

Yazıt bu sözleri içerir veya böyle der.

in Thomas Malory's Le Morte d'Arthur. Kültür

0:16

Thomas Malory'nin Le Morte d'Arthur adlı eserinde.

Kültür

Le Morte d'Arthur: eser adı ve edebî kaynak olarak rolü

Le Morte d'Arthur, Thomas Malory'nin Kral Arthur ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri hakkında yazdığı önemli bir on beşinci yüzyıl eserinin adıdır. Eserin adı modern İngilizcede genellikle The Death of Arthur olarak verilir; burada bir kişiyi veya yeri değil, bir kitabı belirtir. Eserden söz edilmesi, alıntılanan yazıtın edebî kaynağını gösterir. Böylece bu sözler, tek başına modern bir tarih kaydı olarak değil, uzun Arthur anlatıları geleneğinin bir parçası olarak sunulur.

Alıştırma

Bu cümlede Le Morte d'Arthur nedir?

  1. Arthur efsaneleri hakkındaki önemli bir eserin adı.
  2. Kral Arthur'un gömüldüğü yerin adı.
  3. Thomas Malory'nin diğer adı.
Cevabı göster

Arthur efsaneleri hakkındaki önemli bir eserin adı.

Writing in the 15th century, Dilbilgisi

0:20

15. yüzyılda yazarken,

Malory couldn't have known how prophetic Dilbilgisi

0:22

Malory bu yazıtın

Dilbilgisi

couldn't have known: geçmişte bilmenin imkânsızlığı

Couldn't have known, could not + have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Geçmişteki bir duruma dönüp o sırada bilmenin imkânsız olduğunu söyler; known, know fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Konuşan kişi geçmişi daha sonraki bir bakış açısından değerlendirir. Malory'nin sonucu öngörmek için gereken bilgisi yoktu; dolayısıyla bu ifade onun şimdi neyi bilip bilemeyeceğiyle ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi kiplik tamamlanmış yapının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: Before the letter was discovered, Mia ____ that her grandfather had written it.

Cevabı göster

couldn't have known

this inscription would turn out to be. Kalıp ifadeler

0:24

ne kadar kehanet niteliğinde olacağını bilemezdi.

Dilbilgisi

Writing in the 15th century: cümle başında -ing'li yan cümle

Writing in the 15th century, ana ifadenin zaman bağlamını veren, cümle başındaki bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. When Malory was writing in the 15th century biçiminde açılabilir. writing eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan Malory'dir. Bu kısa yapı, biyografi ve tarih anlatılarında ana noktadan önce arka plan vermeyi sağlar.

Alıştırma

Writing in the 15th century başlangıç yan cümlesinde yazdığı anlaşılan kişi kimdir?

  1. 15. yüzyılda yazan kişi Malory'dir.
  2. 15. yüzyılda yazan şey yazıttır.
  3. Adı belirtilmeyen biri yazarken Malory onu izliyordu.
Cevabı göster

15. yüzyılda yazan kişi Malory'dir.

Kalıp ifadeler

would turn out to be: geçmişten bakılan sonraki bir sonuç

Would turn out to be, “daha sonra ... olduğu ortaya çıkacaktı” anlamına gelir. Daha önceki bir anda henüz bilinmeyen bir kimliğin veya özelliğin sonradan anlaşılmasını anlatır. Buradaki turn out bir sonucu belirtir; dışarı çıkmak veya bir şeyi kapatmak anlamına gelmez. Would, sonucu Malory'nin yaşadığı döneme göre geleceğe yerleştirir. how + sıfat + özne + would turn out to be yapısında prophetic daha önce gelir, ancak yine de yazıtın sonradan ortaya çıkan özelliğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede would turn out to be, “daha sonra ... olduğu ortaya çıkacaktı” anlamında kullanılmıştır?

  1. At first, the seed looked ordinary, but it would turn out to be a rare plant.
  2. At first, the seed looked ordinary, but it would go outside to be a rare plant.
  3. At first, the seed looked ordinary, but it would turn off a rare plant.
Cevabı göster

At first, the seed looked ordinary, but it would turn out to be a rare plant.

King Arthur has risen again and again in our collective imagination, Notlar

0:27

Kral Arthur, kolektif hayal gücümüzde tekrar tekrar dirildi,

Deyimler

has risen again and again: tekrarlanan kültürel dönüş

Has risen again and again burada bir benzetmedir. Kral Arthur, hikâyelere ve toplumun ilgisine tekrar tekrar dönen kültürel bir figür olarak ele alınır; gerçek bir kişinin fiziksel olarak ayağa kalktığı veya yeniden hayata döndüğü anlamına gelmez. Has risen, present perfect yapısındadır ve geçmişteki birkaç canlanmayı bugüne bağlar. Again and again, bu dönüşün birçok kez gerçekleştiğini vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede has risen again and again ne anlama gelir?

  1. Kral Arthur fiziksel olarak birçok kez ayağa kalkmıştır.
  2. Kral Arthur her hikâyede biraz daha uzun boylu olmuştur.
  3. Kral Arthur'un imgesi kültürel açıdan tekrar tekrar ilgi odağı olmuştur.
Cevabı göster

Kral Arthur'un imgesi kültürel açıdan tekrar tekrar ilgi odağı olmuştur.

Kalıp ifadeler

our collective imagination: paylaşılan kültürel hikâyeler ve imgeler

“Our collective imagination”, bir topluluğun kültüründe ortak olarak taşıdığı hikâye, imge, simge ve fikirler bütününü anlatır. Herkesin tamamen aynı şeyi hayal ettiği anlamına gelmez. Buradaki our, konuşmacıyı ve dinleyicileri de kapsayan daha geniş kültürel topluluğa işaret eder. İfade, Kral Arthur’un hikâyelerde ve toplumun bilincinde tekrar tekrar ortaya çıktığını söyler; insanların zihninde gerçek anlamda dirildiğini değil.

Alıştırma

Bu cümlede “our collective imagination” ne anlama geliyor?

  1. tek bir kişinin özel rüyası
  2. kanıtlanmış tarihsel gerçekler bütünü
  3. bir topluluğun paylaştığı kültürel imgeler ve fikirler
Cevabı göster

bir topluluğun paylaştığı kültürel imgeler ve fikirler

along with his retinue of knights, Kelime

0:31

kendi şövalyeleri,

Kelime

retinue of knights: resmî bir maiyet grubu

Retinue, önemli bir kişiye eşlik eden hizmetkârlar veya takipçiler grubudur. Bu nedenle a retinue of knights, görev, sadakat ve rütbe ilişkisi içinde bir liderle yolculuk eden ve ona hizmet eden şövalyeler topluluğu anlamına gelir. a retinue of + people kalıbında of sözcüğünden sonraki ifade grubun üyelerini belirtir. Retinue, friends sözcüğünün tarafsız bir eş anlamlısı değildir.

Alıştırma

“a retinue of knights” ifadesinde retinue ne anlama gelir?

  1. önemli bir kişiye eşlik eden resmî görevliler grubu
  2. eğlenmek için buluşan sıradan bir arkadaş grubu
  3. bir şövalye grubuna saldıran düşman kuvveti
Cevabı göster

önemli bir kişiye eşlik eden resmî görevliler grubu

Guinevere,

0:33

Guinevere,

the Round Table,

0:34

Yuvarlak Masa,

Camelot,

0:35

Camelot

and of course,

0:36

ve tabii ki

Excalibur.

0:37

Excalibur ile birlikte.

But where do these stories come from? Anlatım akışı

0:39

Ancak bu hikayeler nereden geliyor?

Anlatım akışı

But where do these stories come from? — kökenlere yönelten bir soru

Bu cümlenin tamamı, açıklamayı yönlendiren bir soru işlevi görür. But bir geçişi belirtir: konuşmacı bilinen hikâyeleri tanıttıktan sonra dikkati bu hikâyelerin nerede başladığına çevirir. Konuşmacı sıradan bir sohbet başlatmıyor veya izleyicilerden hemen cevap vermelerini istemiyor. Soru, sonraki bölümde kaynakların ve kökenlerin araştırılacağını gösterir. Açıklamalarda bir soru, sırada neyin inceleneceğini bildirerek bilgiyi düzenleyebilir.

Alıştırma

Bu soru açıklamada ne işe yarıyor?

  1. Hikâyelerin kaynağı olmadığı için konuyu kapatıyor.
  2. Hikâyeleri tanıtmaktan onların kökenlerini araştırmaya geçiyor.
  3. İzleyicilerden hikâyeler için yeni bir son uydurmalarını istiyor.
Cevabı göster

Hikâyeleri tanıtmaktan onların kökenlerini araştırmaya geçiyor.

And is there any truth to them? Kalıp ifadeler

0:41

Ve onlarda herhangi bir doğruluk payı var mı?

Kalıp ifadeler

any truth to them? — gerçeklere dayanan bir yanı olup olmadığını sormak

is there any truth to them? cümlesinde any truth to, hikâyelerin gerçeklere dayanan bir yanı olup olmadığını sorar. Them daha önce sözü edilen hikâyeleri ifade eder. Kalıp there is/is there + (some/any) truth to + a claim, story, or rumor şeklindedir. Buradaki to kalıbın bir parçasıdır; hareket veya yön bildirmez. Soru, bir şeyin yalnızca bir bölümünün doğru olabileceğini de kabul eder.

Alıştırma

Bir söylentinin gerçeklere dayanan bir yanı olup olmadığını soran standart kalıbı tamamlayın: Is there any truth ____ the rumor?

Cevabı göster

to

King Arthur,

0:44

Bildiğimiz haliyle

as we know him, Kalıp ifadeler

0:45

Kral Arthur,

is a creation of the later Middle Ages, Kültür

0:46

Geç Orta Çağ'ın bir kurgusudur,

Kalıp ifadeler

as we know him: bir kişinin bilinen hâli

Burada as we know him, “insanların bugün tanıdığı alışılmış hâliyle” anlamına gelen bir ara ifadedir. King Arthur'ı kültürel bir figür olarak sınırlar; onu şahsen tanıdığımız anlamına gelmez. X as we know him/her/it kalıbı, bugün tanıdık olan biçimi daha eski veya farklı biçimlerden ayırır. Zamir X'e uyar: Arthur için him, bir nesne veya kurum için it kullanılır.

Alıştırma

Kral Arthur hakkındaki cümlede as we know him ne anlama gelir?

  1. Arthur'un kendi bildiklerine göre
  2. insanların bugün tanıdığı alışılmış biçim
  3. şahsen tanıştığımız biri
Cevabı göster

insanların bugün tanıdığı alışılmış biçim

but his legend actually has its roots in Celtic poetry Deyimler

0:48

ancak efsanesinin kökleri aslında çok daha önceki bir döneme,

Kültür

later Middle Ages: Orta Çağ'ın sonraki kısmı

The Middle Ages, Avrupa'da Antik Çağ ile modern dönem arasındaki tarihsel dönemdir. the later Middle Ages bu dönemin daha sonraki kısmını anlatır; bir kişinin yaşını değil, bir zaman dilimini belirtir. Bu cümlede bu zaman etiketi, bilinen Arthur imgesinin efsanenin daha eski Kelt köklerinden sonra oluştuğunu gösterir. Kesin tarih sınırları tarihçiye göre değişebileceği için ifade, tek bir yıldan çok genel bir dönemi belirtir.

Alıştırma

Burada the later Middle Ages neyi ifade ediyor?

  1. bir kişinin orta yaş yılları
  2. Orta Çağ tarihsel döneminin daha sonraki kısmı
  3. bir grubun yaş ortalaması
Cevabı göster

Orta Çağ tarihsel döneminin daha sonraki kısmı

Deyimler

has its roots in: bir kökenin izini sürmek

Bu cümlede has its roots in, “kökeni ...-e dayanır” veya “...-e kadar izlenebilir” anlamına gelir. Roots sözcüğü mecazdır: Kelt şiiri efsanenin erken dönem kaynaklarından biri olarak gösterilir; gerçek bitki köklerinden söz edilmez. Yaygın yapı özne + has/have + its/their roots in + kaynak şeklindedir. Tekil öznede has its, çoğul öznede have their kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen ve “...-e kadar izlenebilir” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The neighborhood festival ____ a century-old harvest celebration.

Cevabı göster

has its roots in

from an earlier time,

0:52

Saksonların Britanya'yı işgaline,

the Saxon invasions of Britain. Kültür

0:54

Kelt şiirine dayanır.

Kültür

Saxon invasions of Britain: tarihsel arka plan

Bu ifadede Saxon, tek bir kişiyi değil, tarihsel bir halkı adlandırır. Saksonlar, Roma egemenliği sona erdikten sonra Avrupa kıtasından Britanya’ya gelip yerleşen ve toprak için savaşan çeşitli Cermen dilli topluluklardan biriydi. İstilalar ve çatışmalar, savunmadaki bir savaşçının önemli bir kahramana dönüşebildiği erken dönem Kral Arthur efsaneleriyle bağlantılı ortamın bir parçasıdır. Bu arka plan efsaneyi anlamaya yardımcı olur, ancak öykülerdeki her olayın tarihsel olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

“the Saxon invasions of Britain” ifadesinde Saxon neyi belirtir?

  1. Britanya’nın istilası ve buraya yerleşmeyle bağlantılı Cermen halkları
  2. Saksonya’ya barışçıl bir ziyaret yapan Britanyalı gezginler
  3. kişisel adı Saxon olan tek bir savaşçı
Cevabı göster

Britanya’nın istilası ve buraya yerleşmeyle bağlantılı Cermen halkları

After the Romans left Britain in 410 CE, Kültür

0:57

Romalılar MS 410'da Britanya'yı terk ettikten sonra,

Kültür

410 CE: Miladi Dönem'de bir yılı belirtmek

410 CE ifadesindeki CE, Common Era yani Miladi Dönem anlamına gelir; bu nedenle tarih MS 410 yılını belirtir. CE, AD ile aynı yıl numaralandırmasını kullanır ve tarafsız tarihî ve akademik metinlerde yaygındır. CE normalde yıldan sonra yazılır. Bununla eşleşen BCE, Before the Common Era anlamına gelir ve Miladi Dönem'in başlangıcından önceki tarihleri gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede 410 CE ne anlama geliyor?

  1. Milattan önce 410 yılı
  2. CE adlı bir Roma kuruluşu
  3. Miladi 410 yılı
Cevabı göster

Miladi 410 yılı

Saxon invaders from what's now Germany and Denmark Dilbilgisi

1:01

bugünkü Almanya ve Danimarka'dan gelen Sakson işgalciler

Dilbilgisi

what's now Germany and Denmark: geçmişteki bir yeri bugünkü adıyla belirtmek

What's now Germany and Denmark, what is now Germany and Denmark ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Tüm yan cümle from sözcüğünden sonra bir isim öbeği gibi işlev görür ve “bugün Almanya ve Danimarka'ya karşılık gelen bölge” anlamına gelir. Buradaki what bir soru başlatmaz. Bu yapı, geçmişteki bir yeri bugünkü adıyla konumlandırır. Günümüz ülkelerinin ve sınırlarının o dönemde de tamamen aynı biçimde var olduğu izlenimini vermeyi önler.

Alıştırma

Tarihî açıklamayı tamamlamak için what is now ifadesinin kısaltmasını kullanın: The traders reached ____ southern Spain.

Cevabı göster

what's now

quickly capitalized on the vulnerability of the abandoned territory. Kalıp ifadeler

1:04

terk edilmiş toprakların savunmasızlığından hızla yararlandılar.

Kalıp ifadeler

capitalized on the vulnerability: savunmasız bir durumdan avantaj sağlamak

“Capitalized on the vulnerability”, zayıf veya korunmasız bir durumdan avantaj elde etmek için yararlanmak anlamına gelir. Kalıp capitalize on + fırsat, eğilim, durum veya zayıflık şeklindedir. Capitalized geçmiş zaman biçimidir. Buradaki vulnerability, terk edilmiş bölgenin korunmamasını anlatır. İfade, birinin bu zayıflığı fark edip hızla kendi yararına kullandığını gösterir; büyük harflerle ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi capitalize on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The app became popular overnight, and the company ____ the sudden attention.

Cevabı göster

capitalized on

The inhabitants of Britain fought fiercely against the invaders Kalıp ifadeler

1:09

Britanya sakinleri işgalcilere karşı yüzyıllarca süren

through several centuries of turmoil. Kalıp ifadeler

1:12

bir kargaşa boyunca şiddetle savaştılar.

Kalıp ifadeler

fought fiercely against the invaders: istilacılara güçlü biçimde direnmek

“Fought fiercely against the invaders”, istilacılara büyük bir güç ve kararlılıkla direndiler anlamına gelir. Fought, fight fiilinin geçmiş zaman biçimidir; fiercely ise savaşın veya direnişin ne kadar şiddetli olduğunu anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı fight fiercely against + rakip veya zararlı güç şeklindedir. Against, karşı çıkılan şeyi belirtir; savaşın gerçekleştiği yeri değil. Yapı gerçek bir savaşı ya da güçlü bir mecazi mücadeleyi anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle köylülerin istilacı orduya güçlü biçimde direndiğini doğal olarak anlatır?

  1. The villagers fought fiercely on the battlefield.
  2. The villagers fought fiercely against the invading army.
  3. The villagers fought fiercely alongside the invading army.
Cevabı göster

The villagers fought fiercely against the invading army.

Kalıp ifadeler

through several centuries of turmoil: uzun bir döneme yayılmak

Burada through, bir yerin içinden geçen yolu değil, bir zaman aralığını belirtir. Through several centuries of turmoil, çalkantılarla dolu birkaç yüzyıl boyunca ve bu dönemlerin tümüne yayılarak anlamına gelir. Bu ifade, çevresindeki olayın veya durumun ne kadar sürdüğünü gösterir. Tarih anlatımında through + bir dönem, çoğunlukla bir şeyin o dönem boyunca devam ettiğini, ayakta kaldığını veya geçerliliğini koruduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede through, bir şeyin belli bir zaman dönemi boyunca devam ettiğini gösterir?

  1. The village kept the festival alive through decades of change.
  2. The hikers walked through the forest before noon.
  3. The museum closes during the winter.
Cevabı göster

The village kept the festival alive through decades of change.

There are hardly any written records from this time, Kalıp ifadeler

1:15

Bu döneme ait neredeyse hiçbir yazılı kayıt yoktur,

Kalıp ifadeler

hardly any written records: sıfıra yakın bir miktar

Hardly any written records, yazılı kayıtların sayısının sıfıra çok yakın olduğu anlamına gelir. Birkaç kaydın var olma ihtimalini dışlamaz, ancak kayıtların son derece az olduğunu vurgular. Yapı, hardly any + çoğul sayılabilen isim veya sayılamayan isim biçimindedir; hardly any witnesses ve hardly any evidence buna örnektir. Burada hardly olumsuz anlam taşıyan bir zarftır; “büyük çabayla” anlamına gelmez. Bu anlam work hard örneğindeki gibi hard ile ifade edilir.

Alıştırma

Miktarın neredeyse sıfır olduğunu söylemek için hardly kullanın: The survey found ____ useful information.

Cevabı göster

hardly any

so it's difficult to reconstruct an accurate history. Dilbilgisi

1:18

bu yüzden kesin bir tarih inşa etmek zordur.

Dilbilgisi

it's difficult to reconstruct: biçimsel özne it ve to'lu mastar

it's difficult to reconstruct ifadesinde it biçimsel öznedir; belirli bir şeye gönderme yapmaz. Zor olarak değerlendirilen asıl eylem to reconstruct an accurate history kısmıdır. it + be + adjective + to-infinitive kalıbı, eylemi yapan kişiyi önce belirtmeden o eylemi değerlendirmeyi sağlar. Burada difficult bir kişiyi değil, yeniden oluşturma görevinin zorluğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir eylemin zor olduğunu söylemek için biçimsel özne it yapısını doğru kullanır?

  1. Without reliable records, it is difficult to reconstruct the town's early history.
  2. Without reliable records, it is difficult reconstruct the town's early history.
  3. Without reliable records, it difficult to reconstruct the town's early history.
Cevabı göster

Without reliable records, it is difficult to reconstruct the town's early history.

However,

1:21

Ancak,

surviving poetry from the era

1:22

o dönemden günümüze ulaşan şiirler

gives us some clues. Anlatım akışı

1:24

bize bazı ipuçları verir.

Anlatım akışı

gives us some clues: kanıttan çıkarıma geçmek

Bu cümlede gives us some clues, açıklamayı kanıt kaynağından o kaynaktan çıkarılabilecek sonuca taşır. Günümüze ulaşan şiir kanıt kaynağıdır; clues ise fiziksel olarak verilen nesneler değil, işe yarayan bilgi parçalarıdır. some sözcüğü iddiayı sınırlı tutar: malzeme bir yanıta işaret eder, ancak eksiksiz bir tarih ortaya koymaz. Bu kalıp, kanıt soruyu tamamen çözmeden akıl yürütmenin sonraki adımını desteklediğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, kanıtı olası bir çıkarıma bağlamak için gives us some clues ifadesini doğal biçimde kullanır?

  1. The faint footprints give us some clues about where the hikers went.
  2. The faint footprints give us a complete answer about where the hikers went.
  3. The faint footprints give some clues us about where the hikers went.
Cevabı göster

The faint footprints give us some clues about where the hikers went.

One of the poems,

1:26

Bu şiirlerden biri olan

The Gododdin,

1:27

The Gododdin,

contains the very first reference to Arthur, Kalıp ifadeler

1:28

Arthur'a yapılan ilk atfı içerir,

though Arthur himself doesn't actually appear in it. Dilbilgisi

1:31

gerçi Arthur'un kendisi şiirde aslında yer almaz.

Kalıp ifadeler

very first reference to Arthur: Arthur'a yapılan ilk gönderme

Burada a reference to Arthur, bir metinde Arthur'dan söz edilmesi demektir. to edatı, sözü edilen kişi ya da şeyi getirir; reference burada “başvuru kitabı” anlamında değildir. Very, first sözcüğünü güçlendirir. The very first reference, diğerlerinin hepsinden önce gelen en eski söz edişi özellikle vurgular.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: This newspaper contains the ____ the new subway line.

Cevabı göster

very first reference to

Dilbilgisi

though Arthur himself doesn't actually appear in it: ödünlemeyle sınırlama eklemek

Though bir ödünleme bildirir: önceki iddiayı sınırlayan ya da onunla karşıtlık oluşturan bir bilgi ekler. Arthur'dan söz edilir, ancak metinde bir karakter olarak görünmez. Bu sınırlama önceki iddiayı geçersiz kılmak yerine daha kesin hâle getirir. Himself, özellikle Arthur'ın kendisini vurgular; actually ise beklenenle gerçek arasındaki karşıtlığı gösterir. Birlikte sınırlamayı özellikle açık hâle getirirler.

Alıştırma

Hangi cümle, ana iddiayı geçersiz kılmadan though ile bir sınırlama ekler?

  1. The guide is helpful, though a few dates may be wrong.
  2. The guide is useless, so readers should ignore it.
  3. The guide is helpful because every date has been checked.
Cevabı göster

The guide is helpful, though a few dates may be wrong.

It says a different warrior named Gwawrddur

1:34

Gwawrddur adında farklı bir savaşçının

was skilled at slaying his enemies, Kalıp ifadeler

1:37

düşmanlarını katletmede yetenekli olduğu,

Kalıp ifadeler

was skilled at slaying: be skilled at + -ing yapısı

Be skilled at, “bir konuda çok becerikli olmak” anlamına gelir. Burada was skilled at slaying, kişinin düşmanlarını öldürme konusunda çok becerikli olduğunu anlatır. be skilled at + etkinlik yapısında at bir edattır. Etkinlik bir fiille anlatılıyorsa fiilin -ing biçimi kullanılır: skilled at slaying denir, skilled at slay denmez. Aynı yapı negotiating ve solving problems gibi etkinliklerle de kullanılabilir.

Alıştırma

solve fiilinin doğru biçimini kullanın: Nina is skilled at ____ complex puzzles.

Cevabı göster

solving

but was no Arthur. Deyimler

1:40

ama bir Arthur olmadığı söylenir.

Deyimler

was no Arthur: be no + ölçüt olarak kullanılan bir isim

was no Arthur ifadesinde no, kişinin adını reddetmez. Arthur, savaşma becerisi için bir ölçüt olarak kullanılır; dolayısıyla ifade, onun Arthur’ın seviyesinde olmadığı anlamına gelir. be no + tanınmış kişi yapısı kısa bir karşılaştırma kurar. Öznenin, o kişiyle ilişkilendirilen seviyeye veya belirgin özelliğe sahip olmadığını anlatır. Dinleyenin bu adın neyi temsil ettiğini bilmesi gerekir.

Alıştırma

"Maya is talented, but she is no Serena Williams" ne anlama gelir?

  1. Yetenekli ama Serena Williams'ın seviyesinde değil.
  2. Adı Serena Williams değil.
  3. Serena Williams'ı tanımadığı için yetenekli.
Cevabı göster

Yetenekli ama Serena Williams'ın seviyesinde değil.

That's not much to go on, Deyimler

1:41

Bu üzerine gitmek için çok bir şey değil,

Deyimler

That's not much to go on: yargıya varmak için çok az bilgi

That's not much to go on, eldeki bilginin güvenilir bir yargıya varmaya veya sonraki adımı belirlemeye yetmeyecek kadar sınırlı olduğu anlamına gelir. Buradaki that, daha önce sözü edilen bilgiyi gösterir. Bu ifadede go on, “dayanak olarak kullanmak” demektir. Yürümek ya da ilerlemeye devam etmekle ilgili değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, belirsiz tek bir ipucunun bir yargıya varmak için yeterli olmadığını doğal biçimde ifade eder?

  1. One vague description isn't much to walk on.
  2. One vague description isn't much to keep talking about.
  3. One vague description isn't much to go on.
Cevabı göster

One vague description isn't much to go on.

but whoever this Arthur was, Dilbilgisi

1:43

ama bu Arthur her kimse,

he must have been the gold standard of warriors. Notlar

1:45

savaşçıların altın standardı olmuş olmalıdır.

Dilbilgisi

whoever this Arthur was: sonucu değiştirmeyen bilinmeyen kimlik

Whoever this Arthur was, “bu Arthur her kim idiyse” anlamına gelir. Konuşan kişi Arthur'un tam olarak kim olduğunu bilmez, ancak bu belirsizlik ardından gelen yargıyı değiştirmez. Bu, doğrudan bir soru değildir. Yan cümlede soru dizilişi olan was this Arthur yerine bildirme dizilişi olan this Arthur was kullanılır ve ana cümle için ödünleyici bir çerçeve kurulur.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşan kişinin ziyaretçinin kimliğini bilmediğini ancak sonucun geçerli kaldığını ifade eder?

  1. Who the visitor was remains a mystery.
  2. Who was the visitor who left the door unlocked?
  3. Whoever the visitor was, they left the door unlocked.
Cevabı göster

Whoever the visitor was, they left the door unlocked.

Dilbilgisi

must have been: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım

Must have been, geçmişteki bir durum hakkında güçlü bir çıkarım ifade eder. Yapı must + have + past participle şeklindedir; burada been, be fiilinin past participle biçimidir. Konuşan kişi ipuçlarından hareketle onun büyük olasılıkla olağanüstü bir savaşçı olduğu sonucuna varır. Buradaki must zorunluluk bildirmez; dolayısıyla ifade, onun böyle bir savaşçı olmak zorunda olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım yapmak için cümleyi must + be fiilinin perfect biçimiyle tamamlayın: The lights were off and the doors were locked. The family ____ asleep.

Cevabı göster

must have been

Deyimler

gold standard of warriors: savaşçılar arasındaki en üstün ölçüt

Burada the gold standard of warriors bir mecazdır: o, diğer savaşçıların değerlendirilmesinde kullanılan örnek, yani olağanüstü veya ideal bir savaşçıydı. İfade gerçek anlamda altından ya da tarihî altın standardı para sisteminden söz etmez. Daha genel olarak bir alandaki the gold standard for/of ... o alanın en iyi veya en yetkin ölçütü sayılan kişi, yöntem ya da üründür.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz, en iyi ve en yetkin ölçüt anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Many doctors regard this screening method as ____.

Cevabı göster

the gold standard

Whether he ruled anyone or even lived at all Dilbilgisi

1:48

Herhangi birini yönetip yönetmediği veya hiç yaşayıp yaşamadığı ise

is unfortunately less clear.

1:51

maalesef daha az nettir.

Dilbilgisi

Özne yan cümlesi olarak Whether ... or even ... at all

Vurgulanan bölümün tamamı whether ile başlayan ve cümlenin öznesi olarak görev yapan bir yan cümledir. Whether doğrudan bir soru değil, çözülmemiş bir meseleyi sunar. Bu nedenle yan cümlelerde did he rule veya did he live değil, he ruled ve he lived biçimindeki düz cümle sırası kullanılır. Or even daha temel olan ikinci bir şüpheyi getirir. Soru, onun birilerini yönetip yönetmediğinden gerçekten var olup olmadığına ilerler. At all belirsizliği güçlendirir ve burada yaklaşık olarak “herhangi bir anlamda” demektir.

Alıştırma

Hangi cümle çözülmemiş iki olasılığı doğru biçimde sunup ikinci şüpheyi daha temel hâle getirir?

  1. Whether the animal escaped and certainly survived remains unknown.
  2. If did the animal escape or even survive remains unknown.
  3. Whether the animal escaped or even survived remains unknown.
Cevabı göster

Whether the animal escaped or even survived remains unknown.

Despite this uncertainty, Anlatım akışı

1:54

Bu belirsizliğe rağmen,

Anlatım akışı

Despite this uncertainty: isim öbeğinden önce ödünleme

Despite this uncertainty ödünleme bildiren bir geçiş ifadesidir. Önce daha önce açıklanan belirsizliği kabul eder, ardından gelecek ifadenin yine de doğru veya tartışmaya değer olacağını bildirir. Böylece bilgiyi önce sınırlama, sonra devam eden nokta biçiminde düzenler. Despite bir edattır; bu nedenle burada ardından this uncertainty isim öbeği gelir. This sözcüğü, daha önceki çözümlenmemiş soruları kısa ve tek bir gönderimde toplar.

Alıştırma

Hangi cümlede despite bir isim öbeğinden önce doğru kullanılmıştır?

  1. Despite the heavy rain, the game continued.
  2. Despite it rained heavily, the game continued.
  3. Despite of the heavy rain, the game continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the game continued.

references to Arthur caught the attention Kalıp ifadeler

1:56

Arthur'a yapılan atıflar dikkatini çekti

of an aspiring historian

1:58

hevesli bir tarihçinin

hundreds of years later.

2:00

yüzlerce yıl sonra.

Kalıp ifadeler

caught the attention of an aspiring historian: birinin fark etmesini sağlamak

caught the attention of an aspiring historian ifadesinde, göndermeler tarihçinin onları fark etmesini veya onlarla ilgilenmesini sağladı. Buradaki caught mecazidir; kimse fiziksel olarak bir şeyi yakalamadı. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp something catches/caught the attention of someone şeklindedir. Dikkati çeken şey özne olur, onu fark eden kişi ise of sözcüğünden sonra gelir. Caught, catch fiilinin geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi catch the attention of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The strange light ____ the pilot.

Cevabı göster

caught the attention of

In 1130,

2:02

1130 yılında,

Geoffrey of Monmouth

2:03

Monmouthlu Geoffrey

was a lowly cleric with grand ambitions. Kelime

2:05

büyük hedefleri olan alt kademeden bir din adamıydı.

Kelime

a lowly cleric with grand ambitions: konum ile hedefler arasındaki karşıtlık

Lowly, din görevlisini toplumsal konumu veya önemi düşük biri olarak tanımlar; kişinin fiziksel olarak alçakta olduğu anlamına gelmez. Cleric, bir din görevlisini belirtir ve böylece kişinin dini rolünü tanımlar. With grand ambitions karşıt bir fikir ekler: Kişinin mevcut konumu mütevazı olsa da hedefleri çok büyüktür. Lowly ve grand sözcüklerinin yan yana kullanılması keskin bir karşıtlık yaratır ve kişinin bu konumun çok ötesine yükselme isteğini sezdirir.

Alıştırma

Hangi cümle, mevcut konum ile gelecekteki hedefler arasında aynı karşıtlığı oluşturmak için lowly ve grand sözcüklerini kullanıyor?

  1. She started as an assistant on a low floor in a grand building.
  2. She started as a lowly assistant with grand ambitions.
  3. She started as a grand assistant with lowly ambitions.
Cevabı göster

She started as a lowly assistant with grand ambitions.

Using Celtic and Latin sources,

2:09

Kelt ve Latin kaynaklarını kullanarak,

he spent years creating a lengthy chronicle Dilbilgisi

2:11

Britanya Kralları Tarihi adında

Dilbilgisi

spent years creating: spend + süre + fiilin -ing hâli

spent years creating ifadesinde spent, spend fiilinin geçmiş zaman biçimidir; years harcanan süreyi, creating ise yapılan etkinliği belirtir. spend + süre + fiilin -ing hâli yapısı, o süreyi bir etkinlik yaparak geçirmek anlamına gelir. Süre ifadesinden sonra -ing biçimi kullanılır: spent two hours reading; spent two hours to read kullanılmaz. Aynı yapı kesin sürelerle veya days, months, years gibi genel sürelerle kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi prepare fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Lena spent three weeks ____ for the science fair.

Cevabı göster

preparing

titled The History of the Kings of Britain. Kalıp ifadeler

2:13

uzun bir kronik oluşturmak için yıllarını harcadı.

Kalıp ifadeler

titled The History of the Kings of Britain: bir eserin adını belirtme

Burada titled The History of the Kings of Britain, kroniğin resmî adını veren bir past participle öbeğidir. Nitelediği isimden sonra gelir ve "which was titled ..." ya da "with the title ..." anlamını taşır. Adı doğrudan titled sözcüğünden sonra kullanın: a book titled River of Stars. Bu yapıda as eklemeyin.

Alıştırma

Bir eserin resmî adını titled ile doğal biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. She published an essay was titled The Future of Cities.
  2. She published an essay titled as The Future of Cities.
  3. She published an essay titled The Future of Cities.
Cevabı göster

She published an essay titled The Future of Cities.

The centerpiece of this tome Kelime

2:17

Bu büyük kitabın merkezindeki isim

was King Arthur.

2:18

Kral Arthur'du.

Kelime

centerpiece of this tome: kitabın merkezindeki öğe

Burada centerpiece of this tome, büyük ve ciddi bu kitabın en önemli ve en dikkat çekici konusunu anlatır. Kral Arthur eserin merkezindedir; söz konusu olan fiziksel bir süs değildir. Centerpiece; sergi, plan, sav veya etkinlik gibi daha büyük bir bütünün temel parçasını da anlatabilir. Tome, büyük ve ağır bir kitap için book sözcüğünden daha resmî, edebî veya bazen şakacı bir sözcüktür.

Alıştırma

Cümleyi “en önemli ve en dikkat çekici bölüm” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The new library will be ____ the town's renewal plan.

Cevabı göster

the centerpiece of

History is a generous term for Geoffrey's account. Ton ve niyet

2:21

Tarih, Geoffrey'nin anlattıkları için cömert bir terimdir.

Ton ve niyet

History is a generous term: ölçülü eleştiri

History is a generous term, cömertliği öven bir ifade değildir. Konuşan kişi, Geoffrey'nin anlatısı tamamen güvenilir olmadığı için ona history demenin bile hak ettiğinden fazla değer vermek olduğunu anlatır. X is a generous term for Y kalıbı, Y'nin aslında X etiketinin düşündürdüğü ölçütü karşılamadığını belirtir. Sakin anlatımı, ölçülü ve çoğu zaman alaycı bir eleştiri oluşturur.

Alıştırma

Konuşan kişi “History is a generous term for Geoffrey's account” cümlesinde neyi ima ediyor?

  1. Geoffrey tarih kitaplarını ücretsiz dağıtır.
  2. Geoffrey'nin anlatısı, tarih etiketini bütünüyle hak edecek kadar güvenilir değildir.
  3. History sözcüğü, Geoffrey'nin anlatısının tarafsız ve tam bir tanımıdır.
Cevabı göster

Geoffrey'nin anlatısı, tarih etiketini bütünüyle hak edecek kadar güvenilir değildir.

Writing 600 years after the Saxon invasions,

2:24

Sakson işgallerinden 600 yıl sonra yazarken,

he cobbled together fragments of myth and poetry Öbek fiiller

2:27

resmi kayıtların neredeyse tamamen yokluğunu telafi etmek için

to compensate for the almost complete lack of official records. Kalıp ifadeler

2:30

mit ve şiir parçalarını bir araya getirdi.

Öbek fiiller

cobbled together fragments: dağınık parçaları derme çatma birleştirmek

Bu cümlede cobbled together fragments, “dağınık parçaları kullanılabilir bir şey oluşturacak biçimde birleştirdi” anlamına gelir. Parçalar mitlerden ve şiirlerden gelir; ifade, kaynakların sınırlı olduğunu ve sonucun tam anlamıyla sistemli olmayabileceğini düşündürür. Kalıp cobble together + nesne şeklindedir. Burada mecaz anlamdadır: eldeki eksik malzemelerle rapor, plan, hikâye veya bir eşya oluşturmayı anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi cobble together ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The team ____ a working radio from spare parts.

Cevabı göster

cobbled together

Kalıp ifadeler

compensate for the almost complete lack of official records: resmî kayıtların neredeyse tamamen yokluğunu telafi etmek

Compensate for, “bir sorunun, kaybın veya zayıflığın etkisini azaltmak ya da dengelemek” anlamına gelir. Burada for sonrasında gelen sorun, resmî kayıtların neredeyse tamamen yokluğudur; mit ve şiir parçalarının kullanılması bu boşluğu doldurma girişimidir. Mastar yapısındaki to compensate for amacı açıklar. Almost complete lack, çok az kayıt olduğu anlamına gelir; mutlaka hiç kayıt olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi compensate ve gerekli edatla tamamlayın: Extra digital materials can ____ the shortage of textbooks.

Cevabı göster

compensate for

A few of his sources contained mentions of Arthur Anlatım akışı

2:34

Kaynaklarının birkaçı Arthur'dan bahsediyordu

and some others were realistic accounts of battles and places,

2:37

ve diğer bazıları savaşların ve yerlerin gerçekçi anlatımlarıydı,

but many featured mythic heroes

2:40

ancak birçoğu büyülü kılıçların ve büyücülüğün yardımıyla

fighting long odds with the help of magical swords and sorcery. Deyimler

2:42

zorluklara karşı savaşan efsanevi kahramanları içeriyordu.

Anlatım akışı

A few ... some others ... but many: gruplandırma ve karşıtlık

Bu ifadeler kaynakları miktara göre üç gruba ayırır: Arthur'dan söz eden az sayıda kaynak, gerçekçi anlatımlar içeren başka bir grup ve efsanevi hikâyeler içeren çok sayıda kaynak. Bu anlatım, grupların sayıca eşit veya kanıt olarak aynı derecede güvenilir olduğunu göstermez. but bağlacı üçüncü grubu, daha tarihsel görünen önceki malzemeyle karşıtlık kurarak sunar. but many ifadesinin sona konması, efsanevi içeriğin kayda değer sayıda kaynakta bulunduğunu vurgular; many tek başına most, yani “çoğunluk” anlamına gelmez.

Alıştırma

A few ... some others ... but many ... özgün cümlede ne yapıyor?

  1. Kaynakları gruplara ayırır ve büyük bir grubun efsanevi olduğunu vurgular.
  2. Üç olayı gerçekleşme sırasına göre listeler.
  3. Her kaynağın aynı tür bilgiyi içerdiğini söyler.
Cevabı göster

Kaynakları gruplara ayırır ve büyük bir grubun efsanevi olduğunu vurgular.

Deyimler

fighting long odds: başarı şansı düşükken mücadele etmek

Burada odds başarı olasılığı veya şans anlamına gelir. Long odds elverişsiz olasılıklardır: başarı mümkündür ama pek olası değildir. Bu nedenle fighting long odds, kahramanları kazanma şanslarının düşük olduğu bir durumda mücadele etmeyi sürdüren kişiler olarak gösterir. Bu ifade tek sayıları değil, bir kişinin karşı karşıya olduğu başarı olasılığını anlatır. Başarısızlığın kesin olduğunu da söylemez; vurgu ciddi dezavantaj üzerindedir.

Alıştırma

Fighting long odds bu cümlede ne anlama geliyor: The small team is fighting long odds to reach the final?

  1. Kolayca başarılı olmaları bekleniyor.
  2. Maçtan önce tek sayıları sayıyorlar.
  3. Başarı olası olmasa da devam ediyorlar.
Cevabı göster

Başarı olası olmasa da devam ediyorlar.

Geoffrey blended them all. Kelime

2:47

Geoffrey hepsini harmanladı.

Kelime

blended them: kaynakları tek bir bütünde birleştirmek

Geoffrey blended them all cümlesinde blended them, Geoffrey'nin daha önce sözü edilen bütün kaynakları birleştirerek bunların unsurlarından yeni bir anlatı oluşturduğu anlamına gelir. them bu kaynaklara gönderme yapar, all ise hepsinin dâhil edildiğini gösterir. Blend, ögeleri yalnızca yan yana koymayı değil, bütünleştirmeyi anlatır. Yeniden kullanılabilir blend A with B kalıbı malzemeleri, tarzları, fikirleri veya başka unsurları birleştirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle iki tarzın tek bir tasarımda bütünleştirildiğini anlatır?

  1. The artist separated folk patterns from modern shapes.
  2. The artist displayed folk patterns beside modern shapes.
  3. The artist blended folk patterns with modern shapes.
Cevabı göster

The artist blended folk patterns with modern shapes.

A magical sword called Caledfwlch Dilbilgisi

2:49

Caledfwlch adında büyülü bir kılıç

and a Roman fortress called Caerleon

2:51

ve Caerleon adında bir Roma kalesi

Dilbilgisi

called Caledfwlch ... called Caerleon: adları isimlerden sonra belirtmek

a magical sword called Caledfwlch ifadesinde called Caledfwlch, sword sözcüğünden sonra gelir ve kılıcın adını verir. Benzer şekilde called Caerleon, fortress sözcüğünden sonra gelir ve kalenin adını verir. Burada called, “telefon etti” değil, “adı verilen” anlamındadır. Bu, a sword that was called Caledfwlch gibi edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. noun + called + name kalıbı bir kişinin, yerin veya nesnenin adını kısa biçimde tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle Greenford'u doğru biçimde bir köyün adı olarak tanıtır?

  1. They visited a called village Greenford.
  2. They visited a village called to Greenford.
  3. They visited a village called Greenford.
Cevabı göster

They visited a village called Greenford.

appeared in his source material.

2:53

onun kaynak materyalinde yer alıyordu.

So Geoffrey's Arthur ruled from Caerleon

2:55

Böylece Geoffrey'nin Arthur'u Caerleon'dan hükmetti

and wielded Caliburnus, Kelime

2:58

ve Caledfwlch'in Latince çevirisi olan

the Latin translation of Caledfwlch. Kalıp ifadeler

3:00

Caliburnus'u savurdu.

Kelime

wielded Caliburnus: bir silahı etkin biçimde kullanmak

wielded Caliburnus ifadesinde wielded, wield fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Caliburnus bir kılıç olduğu için burada Arthur'un silahı etkin biçimde kontrol edip kullandığı anlatılır; çoğu zaman kılıcı savurabildiği ya da onunla savaşabildiği çağrışımı vardır. Wield, use fiilinden daha canlıdır ve kahramanlık ya da destan anlatımına uygundur. Wield power veya wield influence gibi ifadelerde mecaz anlamda kullanıldığında güç ya da etkiyi etkili biçimde kullanmak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede wielded, bir silahın etkin biçimde kontrol edilmesini doğal olarak anlatır?

  1. The guard wielded a baton as he approached the gate.
  2. Maya wielded a sandwich during lunch.
  3. Leo wielded the password to open his account.
Cevabı göster

The guard wielded a baton as he approached the gate.

Kalıp ifadeler

the Latin translation of Caledfwlch: translation of + özgün içerik

the Latin translation of Caledfwlch ifadesinde Latin yeni biçimin dilini, of Caledfwlch ise özgün adı belirtir. İfade, “Caledfwlch adının Latince biçimi” demektir. the [language] translation of X kalıbı yalnızca bütün bir belgeyi değil; bir metni, başlığı, ifadeyi veya adı çevrilmiş hâliyle anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi translation adı ve özgün içeriği tanıtan edatla tamamlayın: This is the Spanish ____ the title.

Cevabı göster

translation of

Geoffrey even added a wise counselor named Merlin,

3:03

Geoffrey, Arthur'un hikayesine

based on the Celtic bard Myrrdin, Kalıp ifadeler

3:06

Kelt ozanı Myrrdin'e dayanan

to Arthur's story.

3:08

Merlin adında bilge bir danışman bile ekledi.

Kalıp ifadeler

based on the Celtic bard Myrrdin: kaynak veya model belirtmek

Kısaltılmış based on the Celtic bard Myrrdin yan cümlesinde based on, Merlin için kaynak veya model olarak kullanılan daha eski kişiyi belirtir. who was based on ... yapısının kısaltılmış biçimidir ve Merlin adlı danışmanı niteler; fiziksel bir konumu anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be based on + kaynak şeklindedir. Bir karakter, hikâye, iddia veya karar; bir kişiye, olaya, metne ya da kanıta dayanabilir. Sonuçta bazı ayrıntılar değişebileceği için based on, birebir kopya anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The new series is ____ a popular graphic novel.

Cevabı göster

based on

If Arthur did live, Dilbilgisi

3:10

Arthur gerçekten yaşadıysa,

he would likely have been a military leader, Dilbilgisi

3:12

muhtemelen askeri bir lider olurdu,

Dilbilgisi

would likely have been: varsayımsal geçmişte olası bir durum

would likely have been, would ile tamamlanmış mastar yapısı have been'i birleştirir. Askerî lider olma durumunu gelecekteki bir rol olarak değil, geçmişte büyük olasılıkla geçerli olan bir durum olarak sunar. would, yargıyı açıkça belirtilen veya ima edilen varsayımsal bir çıkarımın içine yerleştirir; likely ise kesinlik değil, yüksek olasılık bildirir. Bu yapı, eksik kanıtlardan hareketle bir kişinin veya şeyin o koşullarda geçmişte muhtemelen ne durumda olduğunu değerlendirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, gerçek dışı bir koşul altında olası bir geçmiş durumu temkinli biçimde ifade eder?

  1. If the heater had failed, the cabin would likely be cold last night.
  2. If the heater had failed, the cabin will likely have been cold last night.
  3. If the heater had failed, the cabin would likely have been cold last night.
Cevabı göster

If the heater had failed, the cabin would likely have been cold last night.

but a castle-bound king better fit Geoffrey's regal history. Notlar

3:14

ancak kaleye bağlı bir kral Geoffrey'nin asil tarihine daha uygundu.

Dilbilgisi

If Arthur did live: geçmiş bir koşulda vurgulu did

If Arthur did live ifadesinde did vurgu içindir: live fiiline gerçekten veya sahiden anlamını ekler. Bu, olumlu cümlelerde kullanılan do/does/did + fiilin yalın hâli vurgu kalıbıdır; bu yüzden live, did sonrasında yalın hâlde kalır. if yan cümlesinin tamamı Arthur'ın varlığını hâlâ belirsiz bir durum olarak sunar. Vurgu, “gerçekten yaşamışsa” olasılığını daha belirgin hâle getirir; ancak onun yaşadığını iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi do fiilinin vurgulu geçmiş biçimiyle tamamlayın: If the alarm ____ ring last night, a camera may have recorded it.

Cevabı göster

did

Kelime

a castle-bound king: kale yaşamıyla tanımlanan bir kral

castle-bound, king sözcüğünden önce kullanılan birleşik bir sıfattır. Bu bağlamda kralı, kalede geçen yaşamın sınırları içinde düşünülen veya bu yaşamla tanımlanan biri olarak sunar ve bu kraliyet imgesini hareketli bir askerî liderle karşılaştırır. Buradaki bound mecazidir; kralın fiziksel olarak iple bağlandığı anlamına gelmez. İsim + -bound birleşiklerinde isim, birini sınırlayan yeri veya durumu gösterebilir. İsimden önce kullanılan kısa çizgi de iki sözcüğün tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede a castle-bound king ne anlama gelir?

  1. O anda bir kaleye doğru yolculuk eden bir kral
  2. Fiziksel olarak kale duvarına bağlanmış bir kral
  3. Kale yaşamıyla sınırlı veya bu yaşamla tanımlanan bir kral
Cevabı göster

Kale yaşamıyla sınırlı veya bu yaşamla tanımlanan bir kral

Kalıp ifadeler

better fit Geoffrey's regal history: fit ile bir amaca uygunluğu anlatmak

Bu cümlede better fit, 'daha uygundu' veya 'daha iyi uyuşuyordu' anlamına gelir. Fit burada kıyafet bedeniyle değil, bir amaca uygunlukla ilgili bir fiildir: yaşamı kaleye bağlı bir kral imgesi, Geoffrey'nin yazmak istediği kraliyet tarihi türüne daha uygundu. Better, kralın bu biçimini başka bir olası biçimle karşılaştırır. Cümle geçmişten söz ettiği için fit geçmiş zamandadır; fit fiilinin yalın biçimiyle geçmiş zaman biçimi aynı yazılır, ancak geniş zamanda üçüncü tekil şahıs biçimi fits olur.

Alıştırma

Cümleyi geçmiş zaman ifadesi better fit ile tamamlayın: In the first draft, the darker ending ____ the mystery's tone than the cheerful ending did.

Cevabı göster

better fit

Geoffrey's chronicle got the attention he'd hoped for Kalıp ifadeler

3:19

Geoffrey'nin kroniği umduğu dikkati gördü

Kalıp ifadeler

got the attention he'd hoped for: istenen ilgiyi görmek ve ilgi zamirini düşürmek

Got the attention he'd hoped for, 'istediği ilgiyi gördü veya çekti' anlamına gelir. Burada attention, Geoffrey'nin kroniğinin görmesini istediği ilgidir; ifade bütün ilginin olumlu olduğunu söylemez, ancak bu belirli ilgi istenen bir ilgidir. He'd hoped for, attention sözcüğünü açıklar. Daha tam biçim the attention that he had hoped for şeklindedir: that düşürülür, he'd burada he had anlamına gelir ve fiil kalıbı hope for something olduğu için for sonda kalır.

Alıştırma

Hangi cümle, posterin tasarımcılarının istediği ilgiyi gördüğü anlamına gelir?

  1. The poster got the attention its designers had hoped for.
  2. The poster paid attention its designers had hoped for.
  3. The poster got the attention its designers had hoped.
Cevabı göster

The poster got the attention its designers had hoped for.

and was soon translated from Latin Dilbilgisi

3:21

ve MS 1155 civarında şair Wace tarafından

into French by the poet Wace around 1155 CE.

3:23

hızla Latinceden Fransızcaya çevrildi.

Dilbilgisi

was soon translated from Latin into French: Latinceden Fransızcaya çevrildi

was soon translated edilgen bir yapıdır: metin eylemden etkilenir, çeviriyi yapan kişi ise by ile belirtilebilir. soon, çevirinin bundan kısa süre sonra gerçekleştiğini anlatır. translate something from A into B kalıbı çevirinin yönünü gösterir. from kaynak dili, into ise hedef dili belirtir. Edilgen yapıda something was translated from A into B kullanılır.

Alıştırma

Geçmiş zaman edilgen kalıbı was translated from A into B ve verilen dilleri kullanarak cümleyi tamamlayın. Kaynak: Spanish. Hedef: English. The handbook ____.

Cevabı göster

was translated from Spanish into English

Wace added another centerpiece of Arthurian lore Kelime

3:28

Wace, Arthur efsanesinin bir başka merkez parçasını daha ekledi

to Geoffrey's sword, castle, and wizard,

3:31

Geoffrey'nin kılıcına, kalesine ve büyücüsüne,

the Round Table.

3:34

Yuvarlak Masa'yı.

Kelime

Arthurian lore: Kral Arthur'la ilgili efsane ve bilgiler

Arthurian sıfatı Kral Arthur ile ilgili anlamına gelir. Lore, bir konuyla bağlantılı geleneksel hikâyelerin, inançların ve arka plan bilgilerinin bütünüdür. Bu nedenle Arthurian lore, tek bir hikâyeyi değil, Kral Arthur çevresinde oluşan daha geniş geleneği anlatır. Bu cümlede ifade, Yuvarlak Masa'yı ortaklaşa bilinen bu efsanevi geleneğin içine yerleştirir.

Alıştırma

Arthurian lore burada ne anlama geliyor?

  1. Arthur adlı bir kral hakkında tek bir modern hikâye
  2. Kral Arthur'un hükümdarlığına ait doğrulanmış resmî kayıtlar
  3. Kral Arthur ile ilgili geleneksel hikâyeler ve bilgiler
Cevabı göster

Kral Arthur ile ilgili geleneksel hikâyeler ve bilgiler

He wrote that Arthur had the table constructed Dilbilgisi

3:35

Arthur'un masayı yaptırdığını yazdı,

so that all the guests in his court Dilbilgisi

3:38

sarayındaki tüm konukların

would be equally placed,

3:40

eşit olarak yerleştirilmesi için,

Dilbilgisi

had the table constructed: have + nesne + geçmiş zaman ortacı

have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, öznenin başka birine nesne üzerinde bir iş yaptırdığını belirtir. had the table constructed ifadesinde Arthur masanın yapılmasını sağladı; ifade, masayı kendi elleriyle yaptığını söylemez. Zaman have üzerinde gösterilir: had, düzenlemenin geçmişte olduğunu belirtir. Nesne olan the table’dan sonra constructed gelir, çünkü yapma eylemine maruz kalan masadır. Bu yapı, sipariş edilen işler ve hizmetler için yaygındır.

Alıştırma

Maya’nın tamiri yaptırdığını göstermek için cümleyi have + the car + repaired yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: After the accident, Maya ____ before driving home.

Cevabı göster

had the car repaired

Dilbilgisi

so that ... would be equally placed: amaç ifade etme

Burada so that, masanın tasarım amacını açıklar: masa, her konuğun eşit bir yere sahip olması için bu şekilde yapılmıştır. Yuvarlak masa düşüncesinde eşit yerleşim, eşit statüyü de simgeler. Bu yan cümle yalnızca daha sonra ortaya çıkan bir sonucu bildirmez. Would, amaçlanan düzenlemeyi geçmişteki bir bakış açısından sunar. be placed ise konuklar yerleştirme eylemine maruz kaldığı için edilgendir.

Alıştırma

“They arranged the seats so that every guest would have the same amount of space,” cümlesinde so that yan cümlesinin temel işlevi nedir?

  1. Eşit alanın koltuklar düzenlenmeden önce var olduğunu söyler.
  2. Koltukları düzenleyen kişiyi belirtir.
  3. Koltukları düzenlemenin amacını belirtir.
Cevabı göster

Koltukları düzenlemenin amacını belirtir.

none could boast that he had the highest position at the table. Ton ve niyet

3:41

böylece hiç kimse masada en yüksek konuma sahip olduğuyla övünemeyecekti.

Ton ve niyet

none could boast: hiç kimse üstün olduğunu söyleyerek övünemezdi

none could boast ifadesinde none “tek bir kişi bile yok” anlamına, could boast ise “gururla bir iddiada bulunabiliyordu” anlamına gelir. Boast, say fiilinden daha güçlüdür: kişiyi etkileyici gösterecek bir şeyi açıkça vurgulama anlamı taşır ve eleştirel duyulabilir. Buradaki iddia, masada en yüksek konuma sahip olmaktır. Hiç kimsenin böyle bir ayrıcalığı olmadığı için bu ifade, kimsenin oturduğu yeri kullanarak kendisini diğerlerinden daha önemli gösteremediğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede boast, daha yüksek bir konumla gururla övünmek anlamında kullanılmıştır?

  1. Leo asked whether the front-row seat was available.
  2. Leo said that the front-row seat was near the door.
  3. Leo boasted that his front-row seat proved he was the most important guest.
Cevabı göster

Leo boasted that his front-row seat proved he was the most important guest.

After reading Wace's translation, Dilbilgisi

3:46

Wace'in çevirisini okuduktan sonra,

Dilbilgisi

After reading Wace's translation: önceki bir eylem için after + -ing

After reading Wace's translation, after + -ing yapısıyla oluşturulmuş bir zaman ifadesidir. Okuma eylemini ana cümledeki eylemden önceye yerleştirir: önce biri çeviriyi okur, sonra aynı kişi ana cümlede belirtilen eylemi yapar. Bu ifade tek başına tam bir cümle değildir; ana cümlenin zamanını belirler. Reading eylemini yapan örtük kişi normalde ana cümlenin öznesi olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede after + -ing doğru kullanılmış ve iki eylemi de aynı kişi yapmıştır?

  1. After reading the report, Maya discussed it with her team.
  2. After read the report, Maya discussed it with her team.
  3. After reading the report, the meeting started at noon.
Cevabı göster

After reading the report, Maya discussed it with her team.

another French poet,

3:48

başka bir Fransız şair,

Chrétien de Troyes,

3:49

Chrétien de Troyes,

wrote a series of romances

3:51

Arthur'un hikayesini üne kavuşturan

that catapulted Arthur's story to fame. Deyimler

3:52

bir dizi romans yazdı.

Deyimler

catapulted Arthur's story to fame: çok hızlı biçimde ünlü olmak

Burada catapulted Arthur's story to fame, “Arthur'un hikâyesinin çok hızlı biçimde geniş kitlelerce tanınmasını sağladı” demektir. Catapult aslında bir şeyi güçlü bir şekilde fırlatmak anlamına gelir. Bu nedenle fiil, gerçek bir fırlatmayı değil, ani ve güçlü bir ün yükselişini canlı biçimde anlatır. Tekrar kullanılabilecek yapı catapult + kişi veya şey + to fame biçimindedir. Özne, halkın ilgisindeki hızlı yükselişe neyin yol açtığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi catapult + kişi + to fame yapısıyla tamamlayın: Last year, the breakthrough role ____ the actor ____.

Cevabı göster

catapulted · to fame

He introduced tales of individual knights

3:55

Lancelot ve Gawain gibi

like Lancelot and Gawain

3:58

bireysel şövalyelerin masallarını tanıttı

and mixed elements of romance in with adventures. Öbek fiiller

4:00

ve maceralara romantizm unsurları ekledi.

Öbek fiiller

mixed ... in with ...: bir öğeyi başka bir şeye eklemek

Mix A in with B, “A'yı B'ye ekleyip ikisini karıştırmak” demektir. Bu cümlede elements of romance, romantik veya Orta Çağ şövalye hikâyelerine ait özellikleri ifade eder ve bu özellikler maceralara eklenir. In, daha büyük bütünün içine doğru hareketi belirtirken with, A'nın neyle karıştırıldığını gösterir. Tekrar kullanılabilecek yapı mix + A + in with + B biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi mix A in with B yapısıyla tamamlayın: Mix the chopped herbs ____ the rice.

Cevabı göster

in with

He conceived Arthur,

4:03

Arthur, Lancelot ve Guinevere arasındaki

Lancelot, and Guinevere's love triangle. Kelime

4:05

aşk üçgenini kurguladı.

Kelime

love triangle: üç kişi arasındaki romantik çatışma

Love triangle, üç kişinin romantik ilgilerinin kesiştiği veya çatıştığı bir ilişki düzenini anlatır. Buradaki triangle sözcüğü mecazidir; geometrik bir şekil değildir. Bu cümlede Arthur, Lancelot ve Guinevere arasındaki romantik karmaşayı adlandırır. Bu ifade, hikâyelerde veya gerçek ilişkiler hakkındaki konuşmalarda aynı olay örgüsünü tanımaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle love triangle ifadesini yaygın mecazi anlamıyla kullanıyor?

  1. The three teammates form a love triangle because they train together.
  2. The geometry book explains how to draw a love triangle.
  3. The novel follows a love triangle among three childhood friends.
Cevabı göster

The novel follows a love triangle among three childhood friends.

In addition to interpersonal intrigue, Anlatım akışı

4:08

Kişilerarası entrikalara ek olarak,

he also introduced the Holy Grail. Kültür

4:10

Kutsal Kase'yi de tanıttı.

Anlatım akışı

In addition to X: başka bir bilgi eklemek

In addition to X, zaten var olan bir unsuru önce tanıtır ve dinleyeni ya da okuyanı başka bir unsura hazırlar. Burada interpersonal intrigue ilk unsurdur; ana cümle the Holy Grail unsurunu buna ekler. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle X bir isim öbeği, zamir veya -ing biçimi olmalıdır: in addition to the cost, in addition to that, in addition to waiting. Vurgu için ana cümlede also kullanılabilir, ancak in addition to zaten ekleme anlamı taşır.

Alıştırma

Başka bir etkinlik ekleyen, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ teaching, Maya writes children's books.

Cevabı göster

In addition to

Kültür

the Holy Grail: Kral Arthur efsanesindeki eşsiz kutsal nesne

the Holy Grail, Kral Arthur efsanesindeki eşsiz ve kutsal bir nesnedir; sıradan bir bardak için kullanılan genel bir İngilizce ad değildir. Efsanenin sonraki sürümleri ona Hristiyanlıkla ilgili bir anlam kazandırır, onu İsa'nın çarmıha gerilmesiyle ilişkilendirir ve özel güçleri olan kutsal bir emanet olarak ele alır. Bu arka plan, Grail için daha sonra kullanılan relic ifadesini anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede the Holy Grail neyi ifade ediyor?

  1. Dinî bir törende kullanılan herhangi bir kâse.
  2. Kral Arthur efsanesindeki belirli bir kutsal nesne.
  3. Süslü bir içecek kâsesi biçimi.
Cevabı göster

Kral Arthur efsanesindeki belirli bir kutsal nesne.

Chrétien probably based his Grail's powers Kalıp ifadeler

4:14

Chrétien, Kase'sinin güçlerini muhtemelen

on magical objects in Celtic mythology.

4:17

Kelt mitolojisindeki büyülü nesnelere dayandırdı.

Kalıp ifadeler

base A on B: Kâse'nin güçlerini büyülü nesnelere dayandırmak

base A on B, B'yi A için temel, kanıt veya model olarak kullanmak demektir. Burada A, his Grail's powers; B ise magical objects in Celtic mythology ifadesidir. Chrétien bu nesneleri Kâse'sine verdiği güçler için model olarak kullanmış olabilir. Etken kalıp someone bases A on B şeklindedir. Edilgen kalıp A is based on B şeklindedir; kaynak yine on sözcüğünden sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi base A on B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The designer ____ the hero ____ a famous athlete.

Cevabı göster

based · on

He lived in the middle of the Crusades Kültür

4:21

O, Haçlı Seferleri'nin ortasında yaşadı

Kültür

in the middle of the Crusades: tarihsel dönemi belirtmek

Haçlı Seferleri, Orta Çağ'da Hristiyan Avrupa güçleri ile Orta Doğu bölgesini kapsayan bir dizi dinî ve askerî harekâttı. Bu ifade onun yaşamını bu tarihsel bağlama yerleştirir ve dönemin güçlü dinî kaygılarını açıklamaya yardımcı olur. Burada in the middle of, Haçlı Seferleri'nin sürdüğü dönemde yaşamak anlamına gelir. Bu dönemin kronolojik olarak tam ortasında yaşadığını iddia etmez.

Alıştırma

in the middle of the Crusades bu cümlede hangi işlevi görür?

  1. Bir amaç uğruna modern bir kampanya yönettiğini söyler.
  2. Bir savaş alanının fiziksel merkezinde durduğunu söyler.
  3. Onun yaşamını Haçlı Seferleri'nin tarihsel dönemine yerleştirir.
Cevabı göster

Onun yaşamını Haçlı Seferleri'nin tarihsel dönemine yerleştirir.

and others imposed the preoccupations of the time Kalıp ifadeler

4:23

ve başkaları o dönemin meşguliyetlerini

on the Grail,

4:26

Kase'ye empoze etti,

casting it as a powerful relic from the crucifixion. Kelime

4:28

onu çarmıha gerilmekten kalan güçlü bir kalıntı olarak gösterdi.

Kalıp ifadeler

imposed ... on the Grail: dönemin kaygılarını Kutsal Kâse'ye dayatmak

impose A on B yapısı, A'yı dışarıdan B'ye dayatmak anlamına gelir ve genellikle bunun doğal biçimde uymadığını ya da seçim hakkı bırakılmadığını ima eder. Burada A, the preoccupations of the time, yani o dönemde insanları meşgul eden dinî kaygılar; B ise the Grail'dir. Daha sonraki anlatıcılar Kutsal Kâse'yi bu kaygılar üzerinden yorumlayıp onu Çarmıha Gerilme ile bağlantılı güçlü bir kutsal emanet olarak sundular. Impose eleştirel bir ton katar: Bu kaygılar, Kutsal Kâse'nin başından beri taşıdığı bir anlam değil, dışarıdan eklenmiş bir şey olarak görülür. Add veya apply fiillerinden daha güçlü ve daha az tarafsızdır.

Alıştırma

Cümleyi impose fiilinin geçmiş biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The managers ____ their own standards ____ the team.

Cevabı göster

imposed · on

Kelime

cast A as B: bir şeyi güçlü bir kutsal emanet olarak sunmak

Burada cast A as B, “A'yı B olarak sunmak veya betimlemek” anlamına gelir. Bağlamdaki nesne Kutsal Kâse'dir ve İsa'nın çarmıha gerilişiyle bağlantılı güçlü bir kutsal emanet olarak sunulur. Bu, anlatı içinde bir imge oluşturmadır; bir role oyuncu seçmek değildir. Casting, çevresindeki eylemin nasıl gerçekleştiğini veya sonucunu ekleyen bir -ing yan cümlesini başlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp cast + nesne + as + kimlik veya imgedir.

Alıştırma

Cümleyi cast fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The documentary ____ the inventor ____ a lonely genius.

Cevabı göster

casts · as

Numerous adaptations in French and other languages

4:32

Fransızca ve diğer dillerde sayısız uyarlama

followed from Chrétien's work. Kalıp ifadeler

4:34

Chrétien'in çalışmasını takip etti.

Kalıp ifadeler

followed from Chrétien's: Chrétien'in eserinden gelişmek

Follow from, “bir kaynaktan doğmak, gelişmek veya mantıksal olarak çıkarılmak” anlamına gelir. Burada sonraki uyarlamalar sonuç, Chrétien'in eseri ise kaynaktır. İfade, bir kişinin arkasından fiziksel olarak gitmeyi anlatmaz. Bilgi düzeni result + follow from + source şeklindedir. Chrétien's içindeki iyelik biçimi, cümlede açıkça söylenmeyen work veya version gibi bir isme işaret eder.

Alıştırma

Cümleyi follow from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This conclusion ____ the evidence presented in the report.

Cevabı göster

follows from

In the course of these retellings, Anlatım akışı

4:36

Bu yeniden anlatımların seyri içinde,

Anlatım akışı

In the course of these retellings: değişimi zaman içinde çerçevelemek

In the course of these retellings, “hikâyeler farklı sürümlerde yeniden anlatılırken” anlamına gelir. Burada course, ders değil, bir sürecin ilerleyişi veya süresidir. İfade cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen değişiklikler için bir zaman çerçevesi oluşturur. in the course of + isim öbeği ya da -ing biçimi, bir süreç ilerlerken neler olduğunu özetlemeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak in the course of ifadesiyle tamamlayın: ____ the project, the team solved three major problems.

Cevabı göster

In the course of

Caerleon became Camelot

4:38

Caerleon Camelot oldu

and Caliburnus was rechristened Excalibur. Kelime

4:40

ve Caliburnus, Excalibur olarak yeniden adlandırıldı.

Kelime

was rechristened Excalibur: resmî bir yeni ad verilmesi

Caliburnus was rechristened Excalibur ifadesinde rechristened, “yeni adı Excalibur oldu” anlamına gelir. Edilgen A was rechristened B kalıbında A adı değiştirilen şey, B ise onun yeni adıdır. Christen, Hristiyan vaftizi sırasında ad vermeyi ifade edebilir; ancak rechristen çoğu zaman mecazi anlamda kullanılır. Burada dinî bir töreni değil, edebî bir ad değişikliğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi rechristen fiilinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: After the renovation, the hall was ____ the Aurora Center.

Cevabı göster

rechristened

In the 15th century,

4:44

15. yüzyılda,

Sir Thomas Malory synthesized these stories Kelime

4:45

Sör Thomas Malory bu hikayeleri sentezledi

Kelime

synthesized these stories: anlatıları tek bir bütünde birleştirmek

Burada synthesized these stories, Malory’nin birden fazla hikâyeden yararlanıp bunlardaki malzemeyi daha bütünlüklü bir anlatı hâlinde düzenlediği anlamına gelir. Fiil, hikâyeleri yalnızca yan yana koymayı değil, etkin biçimde seçip bütünleştirmeyi anlatır. Kimya dışında synthesize, bilgi, kanıt, fikir veya anlatıları bağlantılı bir anlayış ya da yeni bir bütün oluşturacak şekilde birleştirmek anlamında yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede synthesize, birden fazla kaynaktan gelen malzemenin bağlantılı bir bütün hâlinde birleştirilmesini anlatır?

  1. The report lists the titles of several studies.
  2. The report synthesizes evidence from several studies.
  3. The report summarizes one study in two sentences.
Cevabı göster

The report synthesizes evidence from several studies.

in Le Morte d'Arthur,

4:48

Le Morte d'Arthur'da,

the basis of many modern accounts of King Arthur. Kalıp ifadeler

4:50

bu eser, Kral Arthur hakkındaki birçok modern anlatımın temelidir.

Kalıp ifadeler

the basis of many modern accounts of King Arthur: birçok modern anlatının temeli

The basis of X, X’in geliştiği temel veya kaynak anlamına gelir. Burada önceki sürümün, Kral Arthur hakkındaki birçok modern yeniden anlatıma önemli malzeme ve yapı sağladığı belirtilir. Accounts of King Arthur ifadesindeki accounts, Kral Arthur hakkındaki anlatılar veya betimlemeler demektir. Banka hesapları anlamına gelmez; of, betimlenen kişiyi veya konuyu tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle, daha eski bir kitabın sonraki birkaç yeniden anlatıma temel oluşturduğunu ifade eder?

  1. That book became the basis of several later retellings.
  2. That book gave a detailed account of several later retellings.
  3. That book was based on several later retellings.
Cevabı göster

That book became the basis of several later retellings.

In the 1,000 years since Arthur first appeared in a Celtic poem, Dilbilgisi

4:53

Arthur'un bir Kelt şiirinde ilk kez ortaya çıkmasından bu yana geçen 1.000 yıl içinde,

Dilbilgisi

In the years since + geçmişteki olay: o zamandan bugüne

In the 1,000 years since + geçmişteki olay kalıbı, geçmişteki olayla başlayan ve bugüne ulaşan bir zaman aralığı kurar. Burada Arthur first appeared in a Celtic poem başlangıç noktasını belirtir. Since burada neden değil, zaman bildirir. Başlangıç olayı normalde simple past ile, sonraki ana cümle ise bugüne kadarki değişimi veya gelişimi özetlemek için çoğunlukla present perfect ile kullanılır.

Alıştırma

Hedef kalıbı since + kütüphanenin açılmasını anlatan simple past bir yan cümleyle tamamlayın: In the ten years ____, it has welcomed thousands of families.

Cevabı göster

since the library opened

his story has transformed over and over Kalıp ifadeler

4:57

hikayesi defalarca şekil değiştirdi

Kalıp ifadeler

has transformed over and ... over: tekrarlanan değişim

Vurgulanan sözcükler has transformed over and ... dizisini başlatır; ardından gelen son over ise over and over kalıp ifadesini tamamlar. Has transformed over and over bir bütün olarak hikâyenin yalnızca bir kez değil, birçok kez değiştiğini anlatır. Has transformed, present perfect yapıdadır: tekrarlanan değişiklikler geçmişteki bir dönem boyunca gerçekleşmiş ve hikâyenin bugünkü hâli açısından önem taşımıştır. Burada transform geçişsizdir; değişen şey hikâyenin kendisidir.

Alıştırma

Hangi cümle bir tasarımın farklı zamanlarda birçok kez değiştiğini ve bu değişikliklerin bugün de önemli olduğunu anlatır?

  1. So far, the design has changed over and over during testing.
  2. The design has been changing continuously without a break.
  3. The design changed once at the start of testing.
Cevabı göster

So far, the design has changed over and over during testing.

to reflect the concerns of his chroniclers Anlatım akışı

5:00

kronikçilerinin ve onların izleyicilerinin

and their audiences.

5:02

kaygılarını yansıtmak için.

Anlatım akışı

to reflect the concerns of ...: bir grubun kaygılarını yansıtmak

Burada to reflect the concerns of his chroniclers and their audiences, efsanenin değişimlerinin yönünü ve etkisini açıklayan bir mastar öbeğidir: her sürüm, efsaneyi kayda geçiren ya da yeniden anlatan kişilerin ve onu dinleyen veya okuyanların önem verdiği şeyleri gösterir hâle gelmiştir. reflect the concerns of a group kalıbında reflect, “bir görüntüyü geri yansıtmak” değil, “göstermek veya somutlaştırmak” anlamındadır. Concerns; öncelikleri, değerleri, önemli meseleleri ve kaygıları içerebilir. Bu nedenle kalıp, bir eseri ya da kararı toplumsal bağlamıyla ilişkilendirir.

Alıştırma

Hangi cümle bir eserin belirli bir grup için önemli olan meseleleri ve öncelikleri gösterdiğini anlatır?

  1. The novel concerns a generation of historians.
  2. The novel was reflected in the shop window.
  3. The novel reflects the concerns of its generation.
Cevabı göster

The novel reflects the concerns of its generation.

And we're still rewriting and adapting the legend today. Anlatım akışı

5:04

Ve bugün efsaneyi hala yeniden yazıyor ve uyarlıyoruz.

Anlatım akışı

we're still rewriting and adapting ... today: günümüzde hâlâ süren bir süreç

we're still rewriting and adapting örneğindeki still + şimdiki zaman, işi daha önce başlamış ve hâlâ devam eden bir süreç olarak sunar. İki -ing fiili we're still yapısını paylaşır; dolayısıyla hem rewriting hem adapting devam etmektedir. Burada today yalnızca takvimdeki bu günü değil, “günümüzde” veya “içinde bulunduğumuz çağda” anlamını taşır. Cümle, efsanenin geçmişteki değişimlerinden günümüzde de süren değişimine geçiş yapar.

Alıştırma

Cümleyi adapt fiilinin şimdiki zaman biçimi ve still ile tamamlayın: Filmmakers ____ the story for new audiences today.

Cevabı göster

are still adapting

Whether or not the man ever lived, Dilbilgisi

5:08

O adamın gerçekten yaşayıp yaşamadığı,

loved, reigned, or adventured,

5:10

aşık olup olmadığı, hüküm sürüp sürmediği ya da macera yaşayıp yaşamadığı bir yana,

it's undeniable that the character has achieved immortality. Deyimler

5:12

karakterin ölümsüzlüğe ulaştığı inkar edilemez.

Dilbilgisi

Whether or not ...: sonucu değiştirmeyen belirsizlik

Whether or not, yanıtı belirsiz olan ancak ana sonucu etkilemeyen bir soruyu ortaya koyar. Burada konuşmacı, adamın gerçekten yaşadığını, sevdiğini, hüküm sürdüğünü ya da maceralara atıldığını ileri sürmez; listedeki her eylem doğrulanmamış olarak kalır. Cümlenin başındaki whether or not yan cümlesi ödünleme bildirir: hangi olasılık doğru olursa olsun, virgülden sonraki iddia geçerliliğini korur. Bu kalıp, daha kesin bir noktaya geçmeden önce bir tartışmayı kabul etmenizi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ödünleme yapısı whether or not ile tamamlayın: ____ the bus is late, we will leave at eight.

Cevabı göster

Whether or not

Deyimler

has achieved immortality: kalıcı bir kültürel yaşam kazanmak

Has achieved immortality ifadesinde immortality mecaz olarak kullanılır. Karakterin bedeninin gerçekten ölemez hâle geldiğini değil, hikâyelerde ve kültürel bellekte kalıcı bir yer edindiğini belirtir. Has achieved biçimindeki present perfect, bu kalıcı konumu zaman içinde ulaşılmış ve hâlâ geçerli olan bir sonuç olarak sunar. Bu güçlü ifade, etkinin nesiller boyunca sürdüğünü düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümlede achieved immortality kalıcı kültürel etki anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The novelist achieved immortality by becoming physically unable to die.
  2. The novelist achieved immortality through books that readers still love a century later.
  3. The novelist achieved immortality because her name appeared in today's newspaper.
Cevabı göster

The novelist achieved immortality through books that readers still love a century later.

Do you enjoy sorting fact from fiction? Deyimler

5:17

Gerçeği kurgudan ayırmaktan hoşlanıyor musunuz?

Deyimler

sorting fact from fiction: gerçeği kurmacadan ayırmak

sort fact from fiction ifadesinde sort, “nesneleri sıraya koymak” değil, “değerlendirip ayırmak” anlamına gelir. Fact doğru olanı, fiction ise uydurulmuş veya hayal edilmiş içeriği belirtir. sort A from B yapısı, iki grup birbirine karışmış olabileceğinde hangilerinin A'ya, hangilerinin B'ye ait olduğunu belirlemek demektir. Burada enjoy fiilinden sonra -ing biçimi geldiği için sorting kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede “sorting fact from fiction” ne anlama gelir?

  1. Hikâyeleri alfabetik sıraya koymak
  2. Gerçek olayları hayalî bir hikâyeye dönüştürmek
  3. Doğru bilgiyi uydurulmuş bilgiden ayırmak
Cevabı göster

Doğru bilgiyi uydurulmuş bilgiden ayırmak

If so, Ton ve niyet

5:20

Eğer öyleyse,

you're in the right place.

5:21

doğru yerdesiniz.

Ton ve niyet

If so ... you're in the right place: öyleyse doğru yerdesin

“If so”, “cevap evetse” veya “bu doğruysa” anlamına gelir. So, önceki soruda geçen düşüncenin yerini tutar; böylece konuşan kişi aynı şeyi tekrar etmez. “You're in the right place” burada mecazidir: içerik izleyicinin ilgi alanına veya ihtiyacına uygundur. Cümlenin tamamı, önceki soruyu izlemeye devam etmeye yönelik samimi bir davete bağlar.

Alıştırma

Bir internet sitesi önce “Are you looking for beginner guitar lessons?” diye soruyor. Ardından gelen “If so, you're in the right place” ne anlama gelir?

  1. Cevap evetse bu internet sitesinde ihtiyaçlarına uygun içerik var.
  2. Cevap hayırsa bu internet sitesi sana doğru adresi gösterecek.
  3. Cevap evetse odanın sağ tarafına geçmelisin.
Cevabı göster

Cevap evetse bu internet sitesinde ihtiyaçlarına uygun içerik var.

Please subscribe to our channel.

5:23

Lütfen kanalımıza abone olun.

And if you'd like to help support our mission further,

5:24

Ve misyonumuzu daha fazla desteklemeye yardımcı olmak isterseniz,

consider making a small monthly contribution on patreon.com/teded. Ton ve niyet

5:27

patreon.com/teded adresinden küçük bir aylık katkıda bulunmayı düşünün.

Ton ve niyet

consider making a small monthly contribution: kibar bir istek için consider + -ing

Consider making a small monthly contribution, olası bir eylem olarak “her ay küçük bir katkıda bulunmayı düşünmek” anlamına gelir. Consider “bir şeyi yapmayı düşünmek” anlamındayken ardından fiilin -ing biçimi gelir: consider + -ing. Bu nedenle consider making doğrudur; consider to make doğru değildir. Burada consider, bağış isteğini bir emir yerine davet hâline getirir. Kararı izleyiciye bırakır ve Make a small monthly contribution. ifadesinden daha yumuşak duyulur.

Alıştırma

Kibar öneriyi tamamlamak için bring fiilinin doğru biçimini kullanın: Consider ____ a reusable bottle on the hike.

Cevabı göster

bringing