Kral Arthur efsanelerinde doğruluk payı var mı? - Alan Lupack: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Video, Kral Arthur’un erken dönem Kelt şiirindeki varlığı belirsiz bir kişiden bugün tanınan efsanevi hükümdara dönüşümünü izliyor. Orta Çağ yazarlarının sınırlı tarihsel kanıtları mit, aşk hikâyeleri, din ve kendi dönemlerindeki izleyicilerin ilgileriyle tekrar tekrar nasıl birleştirdiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has its roots in — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Kök imgesine dayanan bu ifadeyi kullanarak bir efsanenin, uygulamanın, kurumun veya sorunun yalnızca nerede başladığını değil, derindeki tarihsel ya da kültürel kökenini anlatmayı öğrenin. 2. cobbled together fragments — Phrasal Verbs: Bu ifadenin dağınık parçaları bir araya getirip bir bütün oluşturmayı anlattığını kavrayın; ayrıca ortaya çıkan tarih anlatısının, açıklamanın veya savın doğaçlama hazırlanmış ya da yeterince titiz olmadığı yönündeki eleştirel çağrışımı fark edin. 3. to reflect the concerns of his chroniclers and their audiences. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Kültürel yorumun bir öyküdeki değişimleri, onu farklı dönemlerde aktaran yazarların ve dinleyicilerin öncelikleriyle nasıl ilişkilendirdiğini görün; bu yapıyı eserlerin zaman içinde neden yeniden biçimlendirildiğini açıklamak için kullanın.
Bu derste
Here lies: geleneksel bir anma yazısı başlangıcı
“Here lies + kişi adı”, o kişinin burada gömülü olduğunu veya burada yattığını belirten geleneksel bir mezar yazısı kalıbıdır. “Here lies Arthur” cümlesindeki lies, “yatay durumda yatmak veya dinlenmek” anlamındaki lie fiilinden gelir; “gerçek olmayan bir şey söylemek” anlamındaki lie değildir. here sözcüğünün başa alınması, devrik ve resmî bir yapı oluşturur. İfadenin tamamını birinin nerede olduğunu bildiren sıradan bir cümle olarak değil, anma dili olarak tanımak gerekir.
Alıştırma
Geleneksel mezar yazısı başlangıcını tamamlayın: ____ Thomas Reed, a sailor who crossed every ocean.
Cevabı göster
Here lies
king who was ... king who will be: geçmiş ve gelecek paralelliği
İki ad öbeği aynı yapıyı tekrarlar: king + who + be fiilinin bir biçimi. Was geçmişe, will be ise geleceğe işaret eder. King sözcüğünün tekrarlanması ve iki ilgi cümleciğinin dengelenmesi, anlatımı belirgin bir geçmiş-gelecek karşıtlığı çevresinde düzenler. Arthur efsanesindeki bu ifadede simetri, sözün bir unvan veya kehanet gibi duyulmasını sağlar: Arthur daha önce kraldı ve yeniden kral olması bekleniyor. Yapı yalnızca zaman bilgisi vermez; zamana yayılan efsanevi bir kimlik de oluşturur.
Alıştırma
“king who was and king who will be” ifadesindeki paralel yapının temel etkisi nedir?
- Birbiriyle ilgisi olmayan iki kralı anlatır.
- Arthur'un unvanındaki bir yazım hatasını düzeltir.
- Arthur'un geçmişteki krallığıyla gelecekte beklenen dönüşünü dengeli biçimde karşılaştırır.
Cevabı göster
Arthur'un geçmişteki krallığıyla gelecekte beklenen dönüşünü dengeli biçimde karşılaştırır.
So reads the inscription on King Arthur's gravestone Dilbilgisi
0:12Kral Arthur'un mezar taşındaki yazıt böyle der,
So reads the inscription: resmî devrik yapı ve “yazılı olmak” anlamındaki read
Burada So reads the inscription, “Yazıtta böyle yazıyor” anlamına gelir. So hemen önce alıntılanan sözlere gönderme yapar; reads ise bu sözlerin yazıtta yazılı olduğunu belirtir, yazıtın bir metni okuyup anladığını değil. Cümlede resmî bir devrik yapı vardır: önce so, ardından reads fiili ve son olarak the inscription öznesi gelir. Bu sıra, alıntıyı yazılı kaynağına bağlar ve anlatıma edebî bir ton verir.
Alıştırma
So reads the inscription ifadesinde reads ne anlama gelir?
- Yazıt bu sözleri içerir veya böyle der.
- Birisi yazıtı inceliyor.
- Yazıt bir şeyi sesli olarak okuyor.
Cevabı göster
Yazıt bu sözleri içerir veya böyle der.
in Thomas Malory's Le Morte d'Arthur. Kültür
0:16Thomas Malory'nin Le Morte d'Arthur adlı eserinde.
Le Morte d'Arthur: eser adı ve edebî kaynak olarak rolü
Le Morte d'Arthur, Thomas Malory'nin Kral Arthur ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri hakkında yazdığı önemli bir on beşinci yüzyıl eserinin adıdır. Eserin adı modern İngilizcede genellikle The Death of Arthur olarak verilir; burada bir kişiyi veya yeri değil, bir kitabı belirtir. Eserden söz edilmesi, alıntılanan yazıtın edebî kaynağını gösterir. Böylece bu sözler, tek başına modern bir tarih kaydı olarak değil, uzun Arthur anlatıları geleneğinin bir parçası olarak sunulur.
Alıştırma
Bu cümlede Le Morte d'Arthur nedir?
- Arthur efsaneleri hakkındaki önemli bir eserin adı.
- Kral Arthur'un gömüldüğü yerin adı.
- Thomas Malory'nin diğer adı.
Cevabı göster
Arthur efsaneleri hakkındaki önemli bir eserin adı.
couldn't have known: geçmişte bilmenin imkânsızlığı
Couldn't have known, could not + have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Geçmişteki bir duruma dönüp o sırada bilmenin imkânsız olduğunu söyler; known, know fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Konuşan kişi geçmişi daha sonraki bir bakış açısından değerlendirir. Malory'nin sonucu öngörmek için gereken bilgisi yoktu; dolayısıyla bu ifade onun şimdi neyi bilip bilemeyeceğiyle ilgili değildir.
Alıştırma
Cümleyi kiplik tamamlanmış yapının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: Before the letter was discovered, Mia ____ that her grandfather had written it.
Cevabı göster
couldn't have known
this inscription would turn out to be. Kalıp ifadeler
0:24ne kadar kehanet niteliğinde olacağını bilemezdi.
Writing in the 15th century: cümle başında -ing'li yan cümle
Writing in the 15th century, ana ifadenin zaman bağlamını veren, cümle başındaki bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir. When Malory was writing in the 15th century biçiminde açılabilir. writing eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan Malory'dir. Bu kısa yapı, biyografi ve tarih anlatılarında ana noktadan önce arka plan vermeyi sağlar.
Alıştırma
Writing in the 15th century başlangıç yan cümlesinde yazdığı anlaşılan kişi kimdir?
- 15. yüzyılda yazan kişi Malory'dir.
- 15. yüzyılda yazan şey yazıttır.
- Adı belirtilmeyen biri yazarken Malory onu izliyordu.
Cevabı göster
15. yüzyılda yazan kişi Malory'dir.
would turn out to be: geçmişten bakılan sonraki bir sonuç
Would turn out to be, “daha sonra ... olduğu ortaya çıkacaktı” anlamına gelir. Daha önceki bir anda henüz bilinmeyen bir kimliğin veya özelliğin sonradan anlaşılmasını anlatır. Buradaki turn out bir sonucu belirtir; dışarı çıkmak veya bir şeyi kapatmak anlamına gelmez. Would, sonucu Malory'nin yaşadığı döneme göre geleceğe yerleştirir. how + sıfat + özne + would turn out to be yapısında prophetic daha önce gelir, ancak yine de yazıtın sonradan ortaya çıkan özelliğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede would turn out to be, “daha sonra ... olduğu ortaya çıkacaktı” anlamında kullanılmıştır?
- At first, the seed looked ordinary, but it would turn out to be a rare plant.
- At first, the seed looked ordinary, but it would go outside to be a rare plant.
- At first, the seed looked ordinary, but it would turn off a rare plant.
Cevabı göster
At first, the seed looked ordinary, but it would turn out to be a rare plant.
King Arthur has risen again and again in our collective imagination, Notlar
0:27Kral Arthur, kolektif hayal gücümüzde tekrar tekrar dirildi,
has risen again and again: tekrarlanan kültürel dönüş
Has risen again and again burada bir benzetmedir. Kral Arthur, hikâyelere ve toplumun ilgisine tekrar tekrar dönen kültürel bir figür olarak ele alınır; gerçek bir kişinin fiziksel olarak ayağa kalktığı veya yeniden hayata döndüğü anlamına gelmez. Has risen, present perfect yapısındadır ve geçmişteki birkaç canlanmayı bugüne bağlar. Again and again, bu dönüşün birçok kez gerçekleştiğini vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede has risen again and again ne anlama gelir?
- Kral Arthur fiziksel olarak birçok kez ayağa kalkmıştır.
- Kral Arthur her hikâyede biraz daha uzun boylu olmuştur.
- Kral Arthur'un imgesi kültürel açıdan tekrar tekrar ilgi odağı olmuştur.
Cevabı göster
Kral Arthur'un imgesi kültürel açıdan tekrar tekrar ilgi odağı olmuştur.
our collective imagination: paylaşılan kültürel hikâyeler ve imgeler
“Our collective imagination”, bir topluluğun kültüründe ortak olarak taşıdığı hikâye, imge, simge ve fikirler bütününü anlatır. Herkesin tamamen aynı şeyi hayal ettiği anlamına gelmez. Buradaki our, konuşmacıyı ve dinleyicileri de kapsayan daha geniş kültürel topluluğa işaret eder. İfade, Kral Arthur’un hikâyelerde ve toplumun bilincinde tekrar tekrar ortaya çıktığını söyler; insanların zihninde gerçek anlamda dirildiğini değil.
Alıştırma
Bu cümlede “our collective imagination” ne anlama geliyor?
- tek bir kişinin özel rüyası
- kanıtlanmış tarihsel gerçekler bütünü
- bir topluluğun paylaştığı kültürel imgeler ve fikirler
Cevabı göster
bir topluluğun paylaştığı kültürel imgeler ve fikirler
retinue of knights: resmî bir maiyet grubu
Retinue, önemli bir kişiye eşlik eden hizmetkârlar veya takipçiler grubudur. Bu nedenle a retinue of knights, görev, sadakat ve rütbe ilişkisi içinde bir liderle yolculuk eden ve ona hizmet eden şövalyeler topluluğu anlamına gelir. a retinue of + people kalıbında of sözcüğünden sonraki ifade grubun üyelerini belirtir. Retinue, friends sözcüğünün tarafsız bir eş anlamlısı değildir.
Alıştırma
“a retinue of knights” ifadesinde retinue ne anlama gelir?
- önemli bir kişiye eşlik eden resmî görevliler grubu
- eğlenmek için buluşan sıradan bir arkadaş grubu
- bir şövalye grubuna saldıran düşman kuvveti
Cevabı göster
önemli bir kişiye eşlik eden resmî görevliler grubu
But where do these stories come from? — kökenlere yönelten bir soru
Bu cümlenin tamamı, açıklamayı yönlendiren bir soru işlevi görür. But bir geçişi belirtir: konuşmacı bilinen hikâyeleri tanıttıktan sonra dikkati bu hikâyelerin nerede başladığına çevirir. Konuşmacı sıradan bir sohbet başlatmıyor veya izleyicilerden hemen cevap vermelerini istemiyor. Soru, sonraki bölümde kaynakların ve kökenlerin araştırılacağını gösterir. Açıklamalarda bir soru, sırada neyin inceleneceğini bildirerek bilgiyi düzenleyebilir.
Alıştırma
Bu soru açıklamada ne işe yarıyor?
- Hikâyelerin kaynağı olmadığı için konuyu kapatıyor.
- Hikâyeleri tanıtmaktan onların kökenlerini araştırmaya geçiyor.
- İzleyicilerden hikâyeler için yeni bir son uydurmalarını istiyor.
Cevabı göster
Hikâyeleri tanıtmaktan onların kökenlerini araştırmaya geçiyor.
any truth to them? — gerçeklere dayanan bir yanı olup olmadığını sormak
is there any truth to them? cümlesinde any truth to, hikâyelerin gerçeklere dayanan bir yanı olup olmadığını sorar. Them daha önce sözü edilen hikâyeleri ifade eder. Kalıp there is/is there + (some/any) truth to + a claim, story, or rumor şeklindedir. Buradaki to kalıbın bir parçasıdır; hareket veya yön bildirmez. Soru, bir şeyin yalnızca bir bölümünün doğru olabileceğini de kabul eder.
Alıştırma
Bir söylentinin gerçeklere dayanan bir yanı olup olmadığını soran standart kalıbı tamamlayın: Is there any truth ____ the rumor?
Cevabı göster
to
as we know him: bir kişinin bilinen hâli
Burada as we know him, “insanların bugün tanıdığı alışılmış hâliyle” anlamına gelen bir ara ifadedir. King Arthur'ı kültürel bir figür olarak sınırlar; onu şahsen tanıdığımız anlamına gelmez. X as we know him/her/it kalıbı, bugün tanıdık olan biçimi daha eski veya farklı biçimlerden ayırır. Zamir X'e uyar: Arthur için him, bir nesne veya kurum için it kullanılır.
Alıştırma
Kral Arthur hakkındaki cümlede as we know him ne anlama gelir?
- Arthur'un kendi bildiklerine göre
- insanların bugün tanıdığı alışılmış biçim
- şahsen tanıştığımız biri
Cevabı göster
insanların bugün tanıdığı alışılmış biçim
but his legend actually has its roots in Celtic poetry Deyimler
0:48ancak efsanesinin kökleri aslında çok daha önceki bir döneme,
later Middle Ages: Orta Çağ'ın sonraki kısmı
The Middle Ages, Avrupa'da Antik Çağ ile modern dönem arasındaki tarihsel dönemdir. the later Middle Ages bu dönemin daha sonraki kısmını anlatır; bir kişinin yaşını değil, bir zaman dilimini belirtir. Bu cümlede bu zaman etiketi, bilinen Arthur imgesinin efsanenin daha eski Kelt köklerinden sonra oluştuğunu gösterir. Kesin tarih sınırları tarihçiye göre değişebileceği için ifade, tek bir yıldan çok genel bir dönemi belirtir.
Alıştırma
Burada the later Middle Ages neyi ifade ediyor?
- bir kişinin orta yaş yılları
- Orta Çağ tarihsel döneminin daha sonraki kısmı
- bir grubun yaş ortalaması
Cevabı göster
Orta Çağ tarihsel döneminin daha sonraki kısmı
has its roots in: bir kökenin izini sürmek
Bu cümlede has its roots in, “kökeni ...-e dayanır” veya “...-e kadar izlenebilir” anlamına gelir. Roots sözcüğü mecazdır: Kelt şiiri efsanenin erken dönem kaynaklarından biri olarak gösterilir; gerçek bitki köklerinden söz edilmez. Yaygın yapı özne + has/have + its/their roots in + kaynak şeklindedir. Tekil öznede has its, çoğul öznede have their kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrenilen ve “...-e kadar izlenebilir” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The neighborhood festival ____ a century-old harvest celebration.
Cevabı göster
has its roots in
Saxon invasions of Britain: tarihsel arka plan
Bu ifadede Saxon, tek bir kişiyi değil, tarihsel bir halkı adlandırır. Saksonlar, Roma egemenliği sona erdikten sonra Avrupa kıtasından Britanya’ya gelip yerleşen ve toprak için savaşan çeşitli Cermen dilli topluluklardan biriydi. İstilalar ve çatışmalar, savunmadaki bir savaşçının önemli bir kahramana dönüşebildiği erken dönem Kral Arthur efsaneleriyle bağlantılı ortamın bir parçasıdır. Bu arka plan efsaneyi anlamaya yardımcı olur, ancak öykülerdeki her olayın tarihsel olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
“the Saxon invasions of Britain” ifadesinde Saxon neyi belirtir?
- Britanya’nın istilası ve buraya yerleşmeyle bağlantılı Cermen halkları
- Saksonya’ya barışçıl bir ziyaret yapan Britanyalı gezginler
- kişisel adı Saxon olan tek bir savaşçı
Cevabı göster
Britanya’nın istilası ve buraya yerleşmeyle bağlantılı Cermen halkları
After the Romans left Britain in 410 CE, Kültür
0:57Romalılar MS 410'da Britanya'yı terk ettikten sonra,
410 CE: Miladi Dönem'de bir yılı belirtmek
410 CE ifadesindeki CE, Common Era yani Miladi Dönem anlamına gelir; bu nedenle tarih MS 410 yılını belirtir. CE, AD ile aynı yıl numaralandırmasını kullanır ve tarafsız tarihî ve akademik metinlerde yaygındır. CE normalde yıldan sonra yazılır. Bununla eşleşen BCE, Before the Common Era anlamına gelir ve Miladi Dönem'in başlangıcından önceki tarihleri gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede 410 CE ne anlama geliyor?
- Milattan önce 410 yılı
- CE adlı bir Roma kuruluşu
- Miladi 410 yılı
Cevabı göster
Miladi 410 yılı
Saxon invaders from what's now Germany and Denmark Dilbilgisi
1:01bugünkü Almanya ve Danimarka'dan gelen Sakson işgalciler
what's now Germany and Denmark: geçmişteki bir yeri bugünkü adıyla belirtmek
What's now Germany and Denmark, what is now Germany and Denmark ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Tüm yan cümle from sözcüğünden sonra bir isim öbeği gibi işlev görür ve “bugün Almanya ve Danimarka'ya karşılık gelen bölge” anlamına gelir. Buradaki what bir soru başlatmaz. Bu yapı, geçmişteki bir yeri bugünkü adıyla konumlandırır. Günümüz ülkelerinin ve sınırlarının o dönemde de tamamen aynı biçimde var olduğu izlenimini vermeyi önler.
Alıştırma
Tarihî açıklamayı tamamlamak için what is now ifadesinin kısaltmasını kullanın: The traders reached ____ southern Spain.
Cevabı göster
what's now
quickly capitalized on the vulnerability of the abandoned territory. Kalıp ifadeler
1:04terk edilmiş toprakların savunmasızlığından hızla yararlandılar.
capitalized on the vulnerability: savunmasız bir durumdan avantaj sağlamak
“Capitalized on the vulnerability”, zayıf veya korunmasız bir durumdan avantaj elde etmek için yararlanmak anlamına gelir. Kalıp capitalize on + fırsat, eğilim, durum veya zayıflık şeklindedir. Capitalized geçmiş zaman biçimidir. Buradaki vulnerability, terk edilmiş bölgenin korunmamasını anlatır. İfade, birinin bu zayıflığı fark edip hızla kendi yararına kullandığını gösterir; büyük harflerle ilgili değildir.
Alıştırma
Cümleyi capitalize on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The app became popular overnight, and the company ____ the sudden attention.
Cevabı göster
capitalized on
The inhabitants of Britain fought fiercely against the invaders Kalıp ifadeler
1:09Britanya sakinleri işgalcilere karşı yüzyıllarca süren
fought fiercely against the invaders: istilacılara güçlü biçimde direnmek
“Fought fiercely against the invaders”, istilacılara büyük bir güç ve kararlılıkla direndiler anlamına gelir. Fought, fight fiilinin geçmiş zaman biçimidir; fiercely ise savaşın veya direnişin ne kadar şiddetli olduğunu anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı fight fiercely against + rakip veya zararlı güç şeklindedir. Against, karşı çıkılan şeyi belirtir; savaşın gerçekleştiği yeri değil. Yapı gerçek bir savaşı ya da güçlü bir mecazi mücadeleyi anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle köylülerin istilacı orduya güçlü biçimde direndiğini doğal olarak anlatır?
- The villagers fought fiercely on the battlefield.
- The villagers fought fiercely against the invading army.
- The villagers fought fiercely alongside the invading army.
Cevabı göster
The villagers fought fiercely against the invading army.
through several centuries of turmoil: uzun bir döneme yayılmak
Burada through, bir yerin içinden geçen yolu değil, bir zaman aralığını belirtir. Through several centuries of turmoil, çalkantılarla dolu birkaç yüzyıl boyunca ve bu dönemlerin tümüne yayılarak anlamına gelir. Bu ifade, çevresindeki olayın veya durumun ne kadar sürdüğünü gösterir. Tarih anlatımında through + bir dönem, çoğunlukla bir şeyin o dönem boyunca devam ettiğini, ayakta kaldığını veya geçerliliğini koruduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede through, bir şeyin belli bir zaman dönemi boyunca devam ettiğini gösterir?
- The village kept the festival alive through decades of change.
- The hikers walked through the forest before noon.
- The museum closes during the winter.
Cevabı göster
The village kept the festival alive through decades of change.
There are hardly any written records from this time, Kalıp ifadeler
1:15Bu döneme ait neredeyse hiçbir yazılı kayıt yoktur,
hardly any written records: sıfıra yakın bir miktar
Hardly any written records, yazılı kayıtların sayısının sıfıra çok yakın olduğu anlamına gelir. Birkaç kaydın var olma ihtimalini dışlamaz, ancak kayıtların son derece az olduğunu vurgular. Yapı, hardly any + çoğul sayılabilen isim veya sayılamayan isim biçimindedir; hardly any witnesses ve hardly any evidence buna örnektir. Burada hardly olumsuz anlam taşıyan bir zarftır; “büyük çabayla” anlamına gelmez. Bu anlam work hard örneğindeki gibi hard ile ifade edilir.
Alıştırma
Miktarın neredeyse sıfır olduğunu söylemek için hardly kullanın: The survey found ____ useful information.
Cevabı göster
hardly any
so it's difficult to reconstruct an accurate history. Dilbilgisi
1:18bu yüzden kesin bir tarih inşa etmek zordur.
it's difficult to reconstruct: biçimsel özne it ve to'lu mastar
it's difficult to reconstruct ifadesinde it biçimsel öznedir; belirli bir şeye gönderme yapmaz. Zor olarak değerlendirilen asıl eylem to reconstruct an accurate history kısmıdır. it + be + adjective + to-infinitive kalıbı, eylemi yapan kişiyi önce belirtmeden o eylemi değerlendirmeyi sağlar. Burada difficult bir kişiyi değil, yeniden oluşturma görevinin zorluğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir eylemin zor olduğunu söylemek için biçimsel özne it yapısını doğru kullanır?
- Without reliable records, it is difficult to reconstruct the town's early history.
- Without reliable records, it is difficult reconstruct the town's early history.
- Without reliable records, it difficult to reconstruct the town's early history.
Cevabı göster
Without reliable records, it is difficult to reconstruct the town's early history.
gives us some clues: kanıttan çıkarıma geçmek
Bu cümlede gives us some clues, açıklamayı kanıt kaynağından o kaynaktan çıkarılabilecek sonuca taşır. Günümüze ulaşan şiir kanıt kaynağıdır; clues ise fiziksel olarak verilen nesneler değil, işe yarayan bilgi parçalarıdır. some sözcüğü iddiayı sınırlı tutar: malzeme bir yanıta işaret eder, ancak eksiksiz bir tarih ortaya koymaz. Bu kalıp, kanıt soruyu tamamen çözmeden akıl yürütmenin sonraki adımını desteklediğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, kanıtı olası bir çıkarıma bağlamak için gives us some clues ifadesini doğal biçimde kullanır?
- The faint footprints give us some clues about where the hikers went.
- The faint footprints give us a complete answer about where the hikers went.
- The faint footprints give some clues us about where the hikers went.
Cevabı göster
The faint footprints give us some clues about where the hikers went.
though Arthur himself doesn't actually appear in it. Dilbilgisi
1:31gerçi Arthur'un kendisi şiirde aslında yer almaz.
very first reference to Arthur: Arthur'a yapılan ilk gönderme
Burada a reference to Arthur, bir metinde Arthur'dan söz edilmesi demektir. to edatı, sözü edilen kişi ya da şeyi getirir; reference burada “başvuru kitabı” anlamında değildir. Very, first sözcüğünü güçlendirir. The very first reference, diğerlerinin hepsinden önce gelen en eski söz edişi özellikle vurgular.
Alıştırma
Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: This newspaper contains the ____ the new subway line.
Cevabı göster
very first reference to
though Arthur himself doesn't actually appear in it: ödünlemeyle sınırlama eklemek
Though bir ödünleme bildirir: önceki iddiayı sınırlayan ya da onunla karşıtlık oluşturan bir bilgi ekler. Arthur'dan söz edilir, ancak metinde bir karakter olarak görünmez. Bu sınırlama önceki iddiayı geçersiz kılmak yerine daha kesin hâle getirir. Himself, özellikle Arthur'ın kendisini vurgular; actually ise beklenenle gerçek arasındaki karşıtlığı gösterir. Birlikte sınırlamayı özellikle açık hâle getirirler.
Alıştırma
Hangi cümle, ana iddiayı geçersiz kılmadan though ile bir sınırlama ekler?
- The guide is helpful, though a few dates may be wrong.
- The guide is useless, so readers should ignore it.
- The guide is helpful because every date has been checked.
Cevabı göster
The guide is helpful, though a few dates may be wrong.
was skilled at slaying: be skilled at + -ing yapısı
Be skilled at, “bir konuda çok becerikli olmak” anlamına gelir. Burada was skilled at slaying, kişinin düşmanlarını öldürme konusunda çok becerikli olduğunu anlatır. be skilled at + etkinlik yapısında at bir edattır. Etkinlik bir fiille anlatılıyorsa fiilin -ing biçimi kullanılır: skilled at slaying denir, skilled at slay denmez. Aynı yapı negotiating ve solving problems gibi etkinliklerle de kullanılabilir.
Alıştırma
solve fiilinin doğru biçimini kullanın: Nina is skilled at ____ complex puzzles.
Cevabı göster
solving
was no Arthur: be no + ölçüt olarak kullanılan bir isim
was no Arthur ifadesinde no, kişinin adını reddetmez. Arthur, savaşma becerisi için bir ölçüt olarak kullanılır; dolayısıyla ifade, onun Arthur’ın seviyesinde olmadığı anlamına gelir. be no + tanınmış kişi yapısı kısa bir karşılaştırma kurar. Öznenin, o kişiyle ilişkilendirilen seviyeye veya belirgin özelliğe sahip olmadığını anlatır. Dinleyenin bu adın neyi temsil ettiğini bilmesi gerekir.
Alıştırma
"Maya is talented, but she is no Serena Williams" ne anlama gelir?
- Yetenekli ama Serena Williams'ın seviyesinde değil.
- Adı Serena Williams değil.
- Serena Williams'ı tanımadığı için yetenekli.
Cevabı göster
Yetenekli ama Serena Williams'ın seviyesinde değil.
That's not much to go on: yargıya varmak için çok az bilgi
That's not much to go on, eldeki bilginin güvenilir bir yargıya varmaya veya sonraki adımı belirlemeye yetmeyecek kadar sınırlı olduğu anlamına gelir. Buradaki that, daha önce sözü edilen bilgiyi gösterir. Bu ifadede go on, “dayanak olarak kullanmak” demektir. Yürümek ya da ilerlemeye devam etmekle ilgili değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, belirsiz tek bir ipucunun bir yargıya varmak için yeterli olmadığını doğal biçimde ifade eder?
- One vague description isn't much to walk on.
- One vague description isn't much to keep talking about.
- One vague description isn't much to go on.
Cevabı göster
One vague description isn't much to go on.
he must have been the gold standard of warriors. Notlar
1:45savaşçıların altın standardı olmuş olmalıdır.
whoever this Arthur was: sonucu değiştirmeyen bilinmeyen kimlik
Whoever this Arthur was, “bu Arthur her kim idiyse” anlamına gelir. Konuşan kişi Arthur'un tam olarak kim olduğunu bilmez, ancak bu belirsizlik ardından gelen yargıyı değiştirmez. Bu, doğrudan bir soru değildir. Yan cümlede soru dizilişi olan was this Arthur yerine bildirme dizilişi olan this Arthur was kullanılır ve ana cümle için ödünleyici bir çerçeve kurulur.
Alıştırma
Hangi cümle, konuşan kişinin ziyaretçinin kimliğini bilmediğini ancak sonucun geçerli kaldığını ifade eder?
- Who the visitor was remains a mystery.
- Who was the visitor who left the door unlocked?
- Whoever the visitor was, they left the door unlocked.
Cevabı göster
Whoever the visitor was, they left the door unlocked.
must have been: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım
Must have been, geçmişteki bir durum hakkında güçlü bir çıkarım ifade eder. Yapı must + have + past participle şeklindedir; burada been, be fiilinin past participle biçimidir. Konuşan kişi ipuçlarından hareketle onun büyük olasılıkla olağanüstü bir savaşçı olduğu sonucuna varır. Buradaki must zorunluluk bildirmez; dolayısıyla ifade, onun böyle bir savaşçı olmak zorunda olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım yapmak için cümleyi must + be fiilinin perfect biçimiyle tamamlayın: The lights were off and the doors were locked. The family ____ asleep.
Cevabı göster
must have been
gold standard of warriors: savaşçılar arasındaki en üstün ölçüt
Burada the gold standard of warriors bir mecazdır: o, diğer savaşçıların değerlendirilmesinde kullanılan örnek, yani olağanüstü veya ideal bir savaşçıydı. İfade gerçek anlamda altından ya da tarihî altın standardı para sisteminden söz etmez. Daha genel olarak bir alandaki the gold standard for/of ... o alanın en iyi veya en yetkin ölçütü sayılan kişi, yöntem ya da üründür.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz, en iyi ve en yetkin ölçüt anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Many doctors regard this screening method as ____.
Cevabı göster
the gold standard
Whether he ruled anyone or even lived at all Dilbilgisi
1:48Herhangi birini yönetip yönetmediği veya hiç yaşayıp yaşamadığı ise
Özne yan cümlesi olarak Whether ... or even ... at all
Vurgulanan bölümün tamamı whether ile başlayan ve cümlenin öznesi olarak görev yapan bir yan cümledir. Whether doğrudan bir soru değil, çözülmemiş bir meseleyi sunar. Bu nedenle yan cümlelerde did he rule veya did he live değil, he ruled ve he lived biçimindeki düz cümle sırası kullanılır. Or even daha temel olan ikinci bir şüpheyi getirir. Soru, onun birilerini yönetip yönetmediğinden gerçekten var olup olmadığına ilerler. At all belirsizliği güçlendirir ve burada yaklaşık olarak “herhangi bir anlamda” demektir.
Alıştırma
Hangi cümle çözülmemiş iki olasılığı doğru biçimde sunup ikinci şüpheyi daha temel hâle getirir?
- Whether the animal escaped and certainly survived remains unknown.
- If did the animal escape or even survive remains unknown.
- Whether the animal escaped or even survived remains unknown.
Cevabı göster
Whether the animal escaped or even survived remains unknown.
Despite this uncertainty: isim öbeğinden önce ödünleme
Despite this uncertainty ödünleme bildiren bir geçiş ifadesidir. Önce daha önce açıklanan belirsizliği kabul eder, ardından gelecek ifadenin yine de doğru veya tartışmaya değer olacağını bildirir. Böylece bilgiyi önce sınırlama, sonra devam eden nokta biçiminde düzenler. Despite bir edattır; bu nedenle burada ardından this uncertainty isim öbeği gelir. This sözcüğü, daha önceki çözümlenmemiş soruları kısa ve tek bir gönderimde toplar.
Alıştırma
Hangi cümlede despite bir isim öbeğinden önce doğru kullanılmıştır?
- Despite the heavy rain, the game continued.
- Despite it rained heavily, the game continued.
- Despite of the heavy rain, the game continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the game continued.
references to Arthur caught the attention Kalıp ifadeler
1:56Arthur'a yapılan atıflar dikkatini çekti
caught the attention of an aspiring historian: birinin fark etmesini sağlamak
caught the attention of an aspiring historian ifadesinde, göndermeler tarihçinin onları fark etmesini veya onlarla ilgilenmesini sağladı. Buradaki caught mecazidir; kimse fiziksel olarak bir şeyi yakalamadı. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp something catches/caught the attention of someone şeklindedir. Dikkati çeken şey özne olur, onu fark eden kişi ise of sözcüğünden sonra gelir. Caught, catch fiilinin geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi catch the attention of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The strange light ____ the pilot.
Cevabı göster
caught the attention of
was a lowly cleric with grand ambitions. Kelime
2:05büyük hedefleri olan alt kademeden bir din adamıydı.
a lowly cleric with grand ambitions: konum ile hedefler arasındaki karşıtlık
Lowly, din görevlisini toplumsal konumu veya önemi düşük biri olarak tanımlar; kişinin fiziksel olarak alçakta olduğu anlamına gelmez. Cleric, bir din görevlisini belirtir ve böylece kişinin dini rolünü tanımlar. With grand ambitions karşıt bir fikir ekler: Kişinin mevcut konumu mütevazı olsa da hedefleri çok büyüktür. Lowly ve grand sözcüklerinin yan yana kullanılması keskin bir karşıtlık yaratır ve kişinin bu konumun çok ötesine yükselme isteğini sezdirir.
Alıştırma
Hangi cümle, mevcut konum ile gelecekteki hedefler arasında aynı karşıtlığı oluşturmak için lowly ve grand sözcüklerini kullanıyor?
- She started as an assistant on a low floor in a grand building.
- She started as a lowly assistant with grand ambitions.
- She started as a grand assistant with lowly ambitions.
Cevabı göster
She started as a lowly assistant with grand ambitions.
spent years creating: spend + süre + fiilin -ing hâli
spent years creating ifadesinde spent, spend fiilinin geçmiş zaman biçimidir; years harcanan süreyi, creating ise yapılan etkinliği belirtir. spend + süre + fiilin -ing hâli yapısı, o süreyi bir etkinlik yaparak geçirmek anlamına gelir. Süre ifadesinden sonra -ing biçimi kullanılır: spent two hours reading; spent two hours to read kullanılmaz. Aynı yapı kesin sürelerle veya days, months, years gibi genel sürelerle kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi prepare fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Lena spent three weeks ____ for the science fair.
Cevabı göster
preparing
titled The History of the Kings of Britain. Kalıp ifadeler
2:13uzun bir kronik oluşturmak için yıllarını harcadı.
titled The History of the Kings of Britain: bir eserin adını belirtme
Burada titled The History of the Kings of Britain, kroniğin resmî adını veren bir past participle öbeğidir. Nitelediği isimden sonra gelir ve "which was titled ..." ya da "with the title ..." anlamını taşır. Adı doğrudan titled sözcüğünden sonra kullanın: a book titled River of Stars. Bu yapıda as eklemeyin.
Alıştırma
Bir eserin resmî adını titled ile doğal biçimde belirten cümle hangisidir?
- She published an essay was titled The Future of Cities.
- She published an essay titled as The Future of Cities.
- She published an essay titled The Future of Cities.
Cevabı göster
She published an essay titled The Future of Cities.
centerpiece of this tome: kitabın merkezindeki öğe
Burada centerpiece of this tome, büyük ve ciddi bu kitabın en önemli ve en dikkat çekici konusunu anlatır. Kral Arthur eserin merkezindedir; söz konusu olan fiziksel bir süs değildir. Centerpiece; sergi, plan, sav veya etkinlik gibi daha büyük bir bütünün temel parçasını da anlatabilir. Tome, büyük ve ağır bir kitap için book sözcüğünden daha resmî, edebî veya bazen şakacı bir sözcüktür.
Alıştırma
Cümleyi “en önemli ve en dikkat çekici bölüm” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The new library will be ____ the town's renewal plan.
Cevabı göster
the centerpiece of
History is a generous term for Geoffrey's account. Ton ve niyet
2:21Tarih, Geoffrey'nin anlattıkları için cömert bir terimdir.
History is a generous term: ölçülü eleştiri
History is a generous term, cömertliği öven bir ifade değildir. Konuşan kişi, Geoffrey'nin anlatısı tamamen güvenilir olmadığı için ona history demenin bile hak ettiğinden fazla değer vermek olduğunu anlatır. X is a generous term for Y kalıbı, Y'nin aslında X etiketinin düşündürdüğü ölçütü karşılamadığını belirtir. Sakin anlatımı, ölçülü ve çoğu zaman alaycı bir eleştiri oluşturur.
Alıştırma
Konuşan kişi “History is a generous term for Geoffrey's account” cümlesinde neyi ima ediyor?
- Geoffrey tarih kitaplarını ücretsiz dağıtır.
- Geoffrey'nin anlatısı, tarih etiketini bütünüyle hak edecek kadar güvenilir değildir.
- History sözcüğü, Geoffrey'nin anlatısının tarafsız ve tam bir tanımıdır.
Cevabı göster
Geoffrey'nin anlatısı, tarih etiketini bütünüyle hak edecek kadar güvenilir değildir.
he cobbled together fragments of myth and poetry Öbek fiiller
2:27resmi kayıtların neredeyse tamamen yokluğunu telafi etmek için
to compensate for the almost complete lack of official records. Kalıp ifadeler
2:30mit ve şiir parçalarını bir araya getirdi.
cobbled together fragments: dağınık parçaları derme çatma birleştirmek
Bu cümlede cobbled together fragments, “dağınık parçaları kullanılabilir bir şey oluşturacak biçimde birleştirdi” anlamına gelir. Parçalar mitlerden ve şiirlerden gelir; ifade, kaynakların sınırlı olduğunu ve sonucun tam anlamıyla sistemli olmayabileceğini düşündürür. Kalıp cobble together + nesne şeklindedir. Burada mecaz anlamdadır: eldeki eksik malzemelerle rapor, plan, hikâye veya bir eşya oluşturmayı anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi cobble together ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The team ____ a working radio from spare parts.
Cevabı göster
cobbled together
compensate for the almost complete lack of official records: resmî kayıtların neredeyse tamamen yokluğunu telafi etmek
Compensate for, “bir sorunun, kaybın veya zayıflığın etkisini azaltmak ya da dengelemek” anlamına gelir. Burada for sonrasında gelen sorun, resmî kayıtların neredeyse tamamen yokluğudur; mit ve şiir parçalarının kullanılması bu boşluğu doldurma girişimidir. Mastar yapısındaki to compensate for amacı açıklar. Almost complete lack, çok az kayıt olduğu anlamına gelir; mutlaka hiç kayıt olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi compensate ve gerekli edatla tamamlayın: Extra digital materials can ____ the shortage of textbooks.
Cevabı göster
compensate for
A few of his sources contained mentions of Arthur Anlatım akışı
2:34Kaynaklarının birkaçı Arthur'dan bahsediyordu
and some others were realistic accounts of battles and places,
2:37ve diğer bazıları savaşların ve yerlerin gerçekçi anlatımlarıydı,
fighting long odds with the help of magical swords and sorcery. Deyimler
2:42zorluklara karşı savaşan efsanevi kahramanları içeriyordu.
A few ... some others ... but many: gruplandırma ve karşıtlık
Bu ifadeler kaynakları miktara göre üç gruba ayırır: Arthur'dan söz eden az sayıda kaynak, gerçekçi anlatımlar içeren başka bir grup ve efsanevi hikâyeler içeren çok sayıda kaynak. Bu anlatım, grupların sayıca eşit veya kanıt olarak aynı derecede güvenilir olduğunu göstermez. but bağlacı üçüncü grubu, daha tarihsel görünen önceki malzemeyle karşıtlık kurarak sunar. but many ifadesinin sona konması, efsanevi içeriğin kayda değer sayıda kaynakta bulunduğunu vurgular; many tek başına most, yani “çoğunluk” anlamına gelmez.
Alıştırma
A few ... some others ... but many ... özgün cümlede ne yapıyor?
- Kaynakları gruplara ayırır ve büyük bir grubun efsanevi olduğunu vurgular.
- Üç olayı gerçekleşme sırasına göre listeler.
- Her kaynağın aynı tür bilgiyi içerdiğini söyler.
Cevabı göster
Kaynakları gruplara ayırır ve büyük bir grubun efsanevi olduğunu vurgular.
fighting long odds: başarı şansı düşükken mücadele etmek
Burada odds başarı olasılığı veya şans anlamına gelir. Long odds elverişsiz olasılıklardır: başarı mümkündür ama pek olası değildir. Bu nedenle fighting long odds, kahramanları kazanma şanslarının düşük olduğu bir durumda mücadele etmeyi sürdüren kişiler olarak gösterir. Bu ifade tek sayıları değil, bir kişinin karşı karşıya olduğu başarı olasılığını anlatır. Başarısızlığın kesin olduğunu da söylemez; vurgu ciddi dezavantaj üzerindedir.
Alıştırma
Fighting long odds bu cümlede ne anlama geliyor: The small team is fighting long odds to reach the final?
- Kolayca başarılı olmaları bekleniyor.
- Maçtan önce tek sayıları sayıyorlar.
- Başarı olası olmasa da devam ediyorlar.
Cevabı göster
Başarı olası olmasa da devam ediyorlar.
blended them: kaynakları tek bir bütünde birleştirmek
Geoffrey blended them all cümlesinde blended them, Geoffrey'nin daha önce sözü edilen bütün kaynakları birleştirerek bunların unsurlarından yeni bir anlatı oluşturduğu anlamına gelir. them bu kaynaklara gönderme yapar, all ise hepsinin dâhil edildiğini gösterir. Blend, ögeleri yalnızca yan yana koymayı değil, bütünleştirmeyi anlatır. Yeniden kullanılabilir blend A with B kalıbı malzemeleri, tarzları, fikirleri veya başka unsurları birleştirmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle iki tarzın tek bir tasarımda bütünleştirildiğini anlatır?
- The artist separated folk patterns from modern shapes.
- The artist displayed folk patterns beside modern shapes.
- The artist blended folk patterns with modern shapes.
Cevabı göster
The artist blended folk patterns with modern shapes.
called Caledfwlch ... called Caerleon: adları isimlerden sonra belirtmek
a magical sword called Caledfwlch ifadesinde called Caledfwlch, sword sözcüğünden sonra gelir ve kılıcın adını verir. Benzer şekilde called Caerleon, fortress sözcüğünden sonra gelir ve kalenin adını verir. Burada called, “telefon etti” değil, “adı verilen” anlamındadır. Bu, a sword that was called Caledfwlch gibi edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. noun + called + name kalıbı bir kişinin, yerin veya nesnenin adını kısa biçimde tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümle Greenford'u doğru biçimde bir köyün adı olarak tanıtır?
- They visited a called village Greenford.
- They visited a village called to Greenford.
- They visited a village called Greenford.
Cevabı göster
They visited a village called Greenford.
wielded Caliburnus: bir silahı etkin biçimde kullanmak
wielded Caliburnus ifadesinde wielded, wield fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Caliburnus bir kılıç olduğu için burada Arthur'un silahı etkin biçimde kontrol edip kullandığı anlatılır; çoğu zaman kılıcı savurabildiği ya da onunla savaşabildiği çağrışımı vardır. Wield, use fiilinden daha canlıdır ve kahramanlık ya da destan anlatımına uygundur. Wield power veya wield influence gibi ifadelerde mecaz anlamda kullanıldığında güç ya da etkiyi etkili biçimde kullanmak anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede wielded, bir silahın etkin biçimde kontrol edilmesini doğal olarak anlatır?
- The guard wielded a baton as he approached the gate.
- Maya wielded a sandwich during lunch.
- Leo wielded the password to open his account.
Cevabı göster
The guard wielded a baton as he approached the gate.
the Latin translation of Caledfwlch: translation of + özgün içerik
the Latin translation of Caledfwlch ifadesinde Latin yeni biçimin dilini, of Caledfwlch ise özgün adı belirtir. İfade, “Caledfwlch adının Latince biçimi” demektir. the [language] translation of X kalıbı yalnızca bütün bir belgeyi değil; bir metni, başlığı, ifadeyi veya adı çevrilmiş hâliyle anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi translation adı ve özgün içeriği tanıtan edatla tamamlayın: This is the Spanish ____ the title.
Cevabı göster
translation of
based on the Celtic bard Myrrdin: kaynak veya model belirtmek
Kısaltılmış based on the Celtic bard Myrrdin yan cümlesinde based on, Merlin için kaynak veya model olarak kullanılan daha eski kişiyi belirtir. who was based on ... yapısının kısaltılmış biçimidir ve Merlin adlı danışmanı niteler; fiziksel bir konumu anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be based on + kaynak şeklindedir. Bir karakter, hikâye, iddia veya karar; bir kişiye, olaya, metne ya da kanıta dayanabilir. Sonuçta bazı ayrıntılar değişebileceği için based on, birebir kopya anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The new series is ____ a popular graphic novel.
Cevabı göster
based on
would likely have been: varsayımsal geçmişte olası bir durum
would likely have been, would ile tamamlanmış mastar yapısı have been'i birleştirir. Askerî lider olma durumunu gelecekteki bir rol olarak değil, geçmişte büyük olasılıkla geçerli olan bir durum olarak sunar. would, yargıyı açıkça belirtilen veya ima edilen varsayımsal bir çıkarımın içine yerleştirir; likely ise kesinlik değil, yüksek olasılık bildirir. Bu yapı, eksik kanıtlardan hareketle bir kişinin veya şeyin o koşullarda geçmişte muhtemelen ne durumda olduğunu değerlendirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, gerçek dışı bir koşul altında olası bir geçmiş durumu temkinli biçimde ifade eder?
- If the heater had failed, the cabin would likely be cold last night.
- If the heater had failed, the cabin will likely have been cold last night.
- If the heater had failed, the cabin would likely have been cold last night.
Cevabı göster
If the heater had failed, the cabin would likely have been cold last night.
but a castle-bound king better fit Geoffrey's regal history. Notlar
3:14ancak kaleye bağlı bir kral Geoffrey'nin asil tarihine daha uygundu.
If Arthur did live: geçmiş bir koşulda vurgulu did
If Arthur did live ifadesinde did vurgu içindir: live fiiline gerçekten veya sahiden anlamını ekler. Bu, olumlu cümlelerde kullanılan do/does/did + fiilin yalın hâli vurgu kalıbıdır; bu yüzden live, did sonrasında yalın hâlde kalır. if yan cümlesinin tamamı Arthur'ın varlığını hâlâ belirsiz bir durum olarak sunar. Vurgu, “gerçekten yaşamışsa” olasılığını daha belirgin hâle getirir; ancak onun yaşadığını iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi do fiilinin vurgulu geçmiş biçimiyle tamamlayın: If the alarm ____ ring last night, a camera may have recorded it.
Cevabı göster
did
a castle-bound king: kale yaşamıyla tanımlanan bir kral
castle-bound, king sözcüğünden önce kullanılan birleşik bir sıfattır. Bu bağlamda kralı, kalede geçen yaşamın sınırları içinde düşünülen veya bu yaşamla tanımlanan biri olarak sunar ve bu kraliyet imgesini hareketli bir askerî liderle karşılaştırır. Buradaki bound mecazidir; kralın fiziksel olarak iple bağlandığı anlamına gelmez. İsim + -bound birleşiklerinde isim, birini sınırlayan yeri veya durumu gösterebilir. İsimden önce kullanılan kısa çizgi de iki sözcüğün tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede a castle-bound king ne anlama gelir?
- O anda bir kaleye doğru yolculuk eden bir kral
- Fiziksel olarak kale duvarına bağlanmış bir kral
- Kale yaşamıyla sınırlı veya bu yaşamla tanımlanan bir kral
Cevabı göster
Kale yaşamıyla sınırlı veya bu yaşamla tanımlanan bir kral
better fit Geoffrey's regal history: fit ile bir amaca uygunluğu anlatmak
Bu cümlede better fit, 'daha uygundu' veya 'daha iyi uyuşuyordu' anlamına gelir. Fit burada kıyafet bedeniyle değil, bir amaca uygunlukla ilgili bir fiildir: yaşamı kaleye bağlı bir kral imgesi, Geoffrey'nin yazmak istediği kraliyet tarihi türüne daha uygundu. Better, kralın bu biçimini başka bir olası biçimle karşılaştırır. Cümle geçmişten söz ettiği için fit geçmiş zamandadır; fit fiilinin yalın biçimiyle geçmiş zaman biçimi aynı yazılır, ancak geniş zamanda üçüncü tekil şahıs biçimi fits olur.
Alıştırma
Cümleyi geçmiş zaman ifadesi better fit ile tamamlayın: In the first draft, the darker ending ____ the mystery's tone than the cheerful ending did.
Cevabı göster
better fit
Geoffrey's chronicle got the attention he'd hoped for Kalıp ifadeler
3:19Geoffrey'nin kroniği umduğu dikkati gördü
got the attention he'd hoped for: istenen ilgiyi görmek ve ilgi zamirini düşürmek
Got the attention he'd hoped for, 'istediği ilgiyi gördü veya çekti' anlamına gelir. Burada attention, Geoffrey'nin kroniğinin görmesini istediği ilgidir; ifade bütün ilginin olumlu olduğunu söylemez, ancak bu belirli ilgi istenen bir ilgidir. He'd hoped for, attention sözcüğünü açıklar. Daha tam biçim the attention that he had hoped for şeklindedir: that düşürülür, he'd burada he had anlamına gelir ve fiil kalıbı hope for something olduğu için for sonda kalır.
Alıştırma
Hangi cümle, posterin tasarımcılarının istediği ilgiyi gördüğü anlamına gelir?
- The poster got the attention its designers had hoped for.
- The poster paid attention its designers had hoped for.
- The poster got the attention its designers had hoped.
Cevabı göster
The poster got the attention its designers had hoped for.
was soon translated from Latin into French: Latinceden Fransızcaya çevrildi
was soon translated edilgen bir yapıdır: metin eylemden etkilenir, çeviriyi yapan kişi ise by ile belirtilebilir. soon, çevirinin bundan kısa süre sonra gerçekleştiğini anlatır. translate something from A into B kalıbı çevirinin yönünü gösterir. from kaynak dili, into ise hedef dili belirtir. Edilgen yapıda something was translated from A into B kullanılır.
Alıştırma
Geçmiş zaman edilgen kalıbı was translated from A into B ve verilen dilleri kullanarak cümleyi tamamlayın. Kaynak: Spanish. Hedef: English. The handbook ____.
Cevabı göster
was translated from Spanish into English
Arthurian lore: Kral Arthur'la ilgili efsane ve bilgiler
Arthurian sıfatı Kral Arthur ile ilgili anlamına gelir. Lore, bir konuyla bağlantılı geleneksel hikâyelerin, inançların ve arka plan bilgilerinin bütünüdür. Bu nedenle Arthurian lore, tek bir hikâyeyi değil, Kral Arthur çevresinde oluşan daha geniş geleneği anlatır. Bu cümlede ifade, Yuvarlak Masa'yı ortaklaşa bilinen bu efsanevi geleneğin içine yerleştirir.
Alıştırma
Arthurian lore burada ne anlama geliyor?
- Arthur adlı bir kral hakkında tek bir modern hikâye
- Kral Arthur'un hükümdarlığına ait doğrulanmış resmî kayıtlar
- Kral Arthur ile ilgili geleneksel hikâyeler ve bilgiler
Cevabı göster
Kral Arthur ile ilgili geleneksel hikâyeler ve bilgiler
had the table constructed: have + nesne + geçmiş zaman ortacı
have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısı, öznenin başka birine nesne üzerinde bir iş yaptırdığını belirtir. had the table constructed ifadesinde Arthur masanın yapılmasını sağladı; ifade, masayı kendi elleriyle yaptığını söylemez. Zaman have üzerinde gösterilir: had, düzenlemenin geçmişte olduğunu belirtir. Nesne olan the table’dan sonra constructed gelir, çünkü yapma eylemine maruz kalan masadır. Bu yapı, sipariş edilen işler ve hizmetler için yaygındır.
Alıştırma
Maya’nın tamiri yaptırdığını göstermek için cümleyi have + the car + repaired yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: After the accident, Maya ____ before driving home.
Cevabı göster
had the car repaired
so that ... would be equally placed: amaç ifade etme
Burada so that, masanın tasarım amacını açıklar: masa, her konuğun eşit bir yere sahip olması için bu şekilde yapılmıştır. Yuvarlak masa düşüncesinde eşit yerleşim, eşit statüyü de simgeler. Bu yan cümle yalnızca daha sonra ortaya çıkan bir sonucu bildirmez. Would, amaçlanan düzenlemeyi geçmişteki bir bakış açısından sunar. be placed ise konuklar yerleştirme eylemine maruz kaldığı için edilgendir.
Alıştırma
“They arranged the seats so that every guest would have the same amount of space,” cümlesinde so that yan cümlesinin temel işlevi nedir?
- Eşit alanın koltuklar düzenlenmeden önce var olduğunu söyler.
- Koltukları düzenleyen kişiyi belirtir.
- Koltukları düzenlemenin amacını belirtir.
Cevabı göster
Koltukları düzenlemenin amacını belirtir.
none could boast that he had the highest position at the table. Ton ve niyet
3:41böylece hiç kimse masada en yüksek konuma sahip olduğuyla övünemeyecekti.
none could boast: hiç kimse üstün olduğunu söyleyerek övünemezdi
none could boast ifadesinde none “tek bir kişi bile yok” anlamına, could boast ise “gururla bir iddiada bulunabiliyordu” anlamına gelir. Boast, say fiilinden daha güçlüdür: kişiyi etkileyici gösterecek bir şeyi açıkça vurgulama anlamı taşır ve eleştirel duyulabilir. Buradaki iddia, masada en yüksek konuma sahip olmaktır. Hiç kimsenin böyle bir ayrıcalığı olmadığı için bu ifade, kimsenin oturduğu yeri kullanarak kendisini diğerlerinden daha önemli gösteremediğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede boast, daha yüksek bir konumla gururla övünmek anlamında kullanılmıştır?
- Leo asked whether the front-row seat was available.
- Leo said that the front-row seat was near the door.
- Leo boasted that his front-row seat proved he was the most important guest.
Cevabı göster
Leo boasted that his front-row seat proved he was the most important guest.
After reading Wace's translation: önceki bir eylem için after + -ing
After reading Wace's translation, after + -ing yapısıyla oluşturulmuş bir zaman ifadesidir. Okuma eylemini ana cümledeki eylemden önceye yerleştirir: önce biri çeviriyi okur, sonra aynı kişi ana cümlede belirtilen eylemi yapar. Bu ifade tek başına tam bir cümle değildir; ana cümlenin zamanını belirler. Reading eylemini yapan örtük kişi normalde ana cümlenin öznesi olmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede after + -ing doğru kullanılmış ve iki eylemi de aynı kişi yapmıştır?
- After reading the report, Maya discussed it with her team.
- After read the report, Maya discussed it with her team.
- After reading the report, the meeting started at noon.
Cevabı göster
After reading the report, Maya discussed it with her team.
catapulted Arthur's story to fame: çok hızlı biçimde ünlü olmak
Burada catapulted Arthur's story to fame, “Arthur'un hikâyesinin çok hızlı biçimde geniş kitlelerce tanınmasını sağladı” demektir. Catapult aslında bir şeyi güçlü bir şekilde fırlatmak anlamına gelir. Bu nedenle fiil, gerçek bir fırlatmayı değil, ani ve güçlü bir ün yükselişini canlı biçimde anlatır. Tekrar kullanılabilecek yapı catapult + kişi veya şey + to fame biçimindedir. Özne, halkın ilgisindeki hızlı yükselişe neyin yol açtığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi catapult + kişi + to fame yapısıyla tamamlayın: Last year, the breakthrough role ____ the actor ____.
Cevabı göster
catapulted · to fame
and mixed elements of romance in with adventures. Öbek fiiller
4:00ve maceralara romantizm unsurları ekledi.
mixed ... in with ...: bir öğeyi başka bir şeye eklemek
Mix A in with B, “A'yı B'ye ekleyip ikisini karıştırmak” demektir. Bu cümlede elements of romance, romantik veya Orta Çağ şövalye hikâyelerine ait özellikleri ifade eder ve bu özellikler maceralara eklenir. In, daha büyük bütünün içine doğru hareketi belirtirken with, A'nın neyle karıştırıldığını gösterir. Tekrar kullanılabilecek yapı mix + A + in with + B biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi mix A in with B yapısıyla tamamlayın: Mix the chopped herbs ____ the rice.
Cevabı göster
in with
love triangle: üç kişi arasındaki romantik çatışma
Love triangle, üç kişinin romantik ilgilerinin kesiştiği veya çatıştığı bir ilişki düzenini anlatır. Buradaki triangle sözcüğü mecazidir; geometrik bir şekil değildir. Bu cümlede Arthur, Lancelot ve Guinevere arasındaki romantik karmaşayı adlandırır. Bu ifade, hikâyelerde veya gerçek ilişkiler hakkındaki konuşmalarda aynı olay örgüsünü tanımaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle love triangle ifadesini yaygın mecazi anlamıyla kullanıyor?
- The three teammates form a love triangle because they train together.
- The geometry book explains how to draw a love triangle.
- The novel follows a love triangle among three childhood friends.
Cevabı göster
The novel follows a love triangle among three childhood friends.
In addition to X: başka bir bilgi eklemek
In addition to X, zaten var olan bir unsuru önce tanıtır ve dinleyeni ya da okuyanı başka bir unsura hazırlar. Burada interpersonal intrigue ilk unsurdur; ana cümle the Holy Grail unsurunu buna ekler. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle X bir isim öbeği, zamir veya -ing biçimi olmalıdır: in addition to the cost, in addition to that, in addition to waiting. Vurgu için ana cümlede also kullanılabilir, ancak in addition to zaten ekleme anlamı taşır.
Alıştırma
Başka bir etkinlik ekleyen, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ teaching, Maya writes children's books.
Cevabı göster
In addition to
the Holy Grail: Kral Arthur efsanesindeki eşsiz kutsal nesne
the Holy Grail, Kral Arthur efsanesindeki eşsiz ve kutsal bir nesnedir; sıradan bir bardak için kullanılan genel bir İngilizce ad değildir. Efsanenin sonraki sürümleri ona Hristiyanlıkla ilgili bir anlam kazandırır, onu İsa'nın çarmıha gerilmesiyle ilişkilendirir ve özel güçleri olan kutsal bir emanet olarak ele alır. Bu arka plan, Grail için daha sonra kullanılan relic ifadesini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede the Holy Grail neyi ifade ediyor?
- Dinî bir törende kullanılan herhangi bir kâse.
- Kral Arthur efsanesindeki belirli bir kutsal nesne.
- Süslü bir içecek kâsesi biçimi.
Cevabı göster
Kral Arthur efsanesindeki belirli bir kutsal nesne.
Chrétien probably based his Grail's powers Kalıp ifadeler
4:14Chrétien, Kase'sinin güçlerini muhtemelen
base A on B: Kâse'nin güçlerini büyülü nesnelere dayandırmak
base A on B, B'yi A için temel, kanıt veya model olarak kullanmak demektir. Burada A, his Grail's powers; B ise magical objects in Celtic mythology ifadesidir. Chrétien bu nesneleri Kâse'sine verdiği güçler için model olarak kullanmış olabilir. Etken kalıp someone bases A on B şeklindedir. Edilgen kalıp A is based on B şeklindedir; kaynak yine on sözcüğünden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi base A on B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The designer ____ the hero ____ a famous athlete.
Cevabı göster
based · on
in the middle of the Crusades: tarihsel dönemi belirtmek
Haçlı Seferleri, Orta Çağ'da Hristiyan Avrupa güçleri ile Orta Doğu bölgesini kapsayan bir dizi dinî ve askerî harekâttı. Bu ifade onun yaşamını bu tarihsel bağlama yerleştirir ve dönemin güçlü dinî kaygılarını açıklamaya yardımcı olur. Burada in the middle of, Haçlı Seferleri'nin sürdüğü dönemde yaşamak anlamına gelir. Bu dönemin kronolojik olarak tam ortasında yaşadığını iddia etmez.
Alıştırma
in the middle of the Crusades bu cümlede hangi işlevi görür?
- Bir amaç uğruna modern bir kampanya yönettiğini söyler.
- Bir savaş alanının fiziksel merkezinde durduğunu söyler.
- Onun yaşamını Haçlı Seferleri'nin tarihsel dönemine yerleştirir.
Cevabı göster
Onun yaşamını Haçlı Seferleri'nin tarihsel dönemine yerleştirir.
and others imposed the preoccupations of the time Kalıp ifadeler
4:23ve başkaları o dönemin meşguliyetlerini
casting it as a powerful relic from the crucifixion. Kelime
4:28onu çarmıha gerilmekten kalan güçlü bir kalıntı olarak gösterdi.
imposed ... on the Grail: dönemin kaygılarını Kutsal Kâse'ye dayatmak
impose A on B yapısı, A'yı dışarıdan B'ye dayatmak anlamına gelir ve genellikle bunun doğal biçimde uymadığını ya da seçim hakkı bırakılmadığını ima eder. Burada A, the preoccupations of the time, yani o dönemde insanları meşgul eden dinî kaygılar; B ise the Grail'dir. Daha sonraki anlatıcılar Kutsal Kâse'yi bu kaygılar üzerinden yorumlayıp onu Çarmıha Gerilme ile bağlantılı güçlü bir kutsal emanet olarak sundular. Impose eleştirel bir ton katar: Bu kaygılar, Kutsal Kâse'nin başından beri taşıdığı bir anlam değil, dışarıdan eklenmiş bir şey olarak görülür. Add veya apply fiillerinden daha güçlü ve daha az tarafsızdır.
Alıştırma
Cümleyi impose fiilinin geçmiş biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The managers ____ their own standards ____ the team.
Cevabı göster
imposed · on
cast A as B: bir şeyi güçlü bir kutsal emanet olarak sunmak
Burada cast A as B, “A'yı B olarak sunmak veya betimlemek” anlamına gelir. Bağlamdaki nesne Kutsal Kâse'dir ve İsa'nın çarmıha gerilişiyle bağlantılı güçlü bir kutsal emanet olarak sunulur. Bu, anlatı içinde bir imge oluşturmadır; bir role oyuncu seçmek değildir. Casting, çevresindeki eylemin nasıl gerçekleştiğini veya sonucunu ekleyen bir -ing yan cümlesini başlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp cast + nesne + as + kimlik veya imgedir.
Alıştırma
Cümleyi cast fiilinin doğru biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The documentary ____ the inventor ____ a lonely genius.
Cevabı göster
casts · as
Numerous adaptations in French and other languages
4:32Fransızca ve diğer dillerde sayısız uyarlama
followed from Chrétien's: Chrétien'in eserinden gelişmek
Follow from, “bir kaynaktan doğmak, gelişmek veya mantıksal olarak çıkarılmak” anlamına gelir. Burada sonraki uyarlamalar sonuç, Chrétien'in eseri ise kaynaktır. İfade, bir kişinin arkasından fiziksel olarak gitmeyi anlatmaz. Bilgi düzeni result + follow from + source şeklindedir. Chrétien's içindeki iyelik biçimi, cümlede açıkça söylenmeyen work veya version gibi bir isme işaret eder.
Alıştırma
Cümleyi follow from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This conclusion ____ the evidence presented in the report.
Cevabı göster
follows from
In the course of these retellings: değişimi zaman içinde çerçevelemek
In the course of these retellings, “hikâyeler farklı sürümlerde yeniden anlatılırken” anlamına gelir. Burada course, ders değil, bir sürecin ilerleyişi veya süresidir. İfade cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen değişiklikler için bir zaman çerçevesi oluşturur. in the course of + isim öbeği ya da -ing biçimi, bir süreç ilerlerken neler olduğunu özetlemeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak in the course of ifadesiyle tamamlayın: ____ the project, the team solved three major problems.
Cevabı göster
In the course of
and Caliburnus was rechristened Excalibur. Kelime
4:40ve Caliburnus, Excalibur olarak yeniden adlandırıldı.
was rechristened Excalibur: resmî bir yeni ad verilmesi
Caliburnus was rechristened Excalibur ifadesinde rechristened, “yeni adı Excalibur oldu” anlamına gelir. Edilgen A was rechristened B kalıbında A adı değiştirilen şey, B ise onun yeni adıdır. Christen, Hristiyan vaftizi sırasında ad vermeyi ifade edebilir; ancak rechristen çoğu zaman mecazi anlamda kullanılır. Burada dinî bir töreni değil, edebî bir ad değişikliğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi rechristen fiilinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: After the renovation, the hall was ____ the Aurora Center.
Cevabı göster
rechristened
synthesized these stories: anlatıları tek bir bütünde birleştirmek
Burada synthesized these stories, Malory’nin birden fazla hikâyeden yararlanıp bunlardaki malzemeyi daha bütünlüklü bir anlatı hâlinde düzenlediği anlamına gelir. Fiil, hikâyeleri yalnızca yan yana koymayı değil, etkin biçimde seçip bütünleştirmeyi anlatır. Kimya dışında synthesize, bilgi, kanıt, fikir veya anlatıları bağlantılı bir anlayış ya da yeni bir bütün oluşturacak şekilde birleştirmek anlamında yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede synthesize, birden fazla kaynaktan gelen malzemenin bağlantılı bir bütün hâlinde birleştirilmesini anlatır?
- The report lists the titles of several studies.
- The report synthesizes evidence from several studies.
- The report summarizes one study in two sentences.
Cevabı göster
The report synthesizes evidence from several studies.
the basis of many modern accounts of King Arthur. Kalıp ifadeler
4:50bu eser, Kral Arthur hakkındaki birçok modern anlatımın temelidir.
the basis of many modern accounts of King Arthur: birçok modern anlatının temeli
The basis of X, X’in geliştiği temel veya kaynak anlamına gelir. Burada önceki sürümün, Kral Arthur hakkındaki birçok modern yeniden anlatıma önemli malzeme ve yapı sağladığı belirtilir. Accounts of King Arthur ifadesindeki accounts, Kral Arthur hakkındaki anlatılar veya betimlemeler demektir. Banka hesapları anlamına gelmez; of, betimlenen kişiyi veya konuyu tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümle, daha eski bir kitabın sonraki birkaç yeniden anlatıma temel oluşturduğunu ifade eder?
- That book became the basis of several later retellings.
- That book gave a detailed account of several later retellings.
- That book was based on several later retellings.
Cevabı göster
That book became the basis of several later retellings.
In the 1,000 years since Arthur first appeared in a Celtic poem, Dilbilgisi
4:53Arthur'un bir Kelt şiirinde ilk kez ortaya çıkmasından bu yana geçen 1.000 yıl içinde,
In the years since + geçmişteki olay: o zamandan bugüne
In the 1,000 years since + geçmişteki olay kalıbı, geçmişteki olayla başlayan ve bugüne ulaşan bir zaman aralığı kurar. Burada Arthur first appeared in a Celtic poem başlangıç noktasını belirtir. Since burada neden değil, zaman bildirir. Başlangıç olayı normalde simple past ile, sonraki ana cümle ise bugüne kadarki değişimi veya gelişimi özetlemek için çoğunlukla present perfect ile kullanılır.
Alıştırma
Hedef kalıbı since + kütüphanenin açılmasını anlatan simple past bir yan cümleyle tamamlayın: In the ten years ____, it has welcomed thousands of families.
Cevabı göster
since the library opened
has transformed over and ... over: tekrarlanan değişim
Vurgulanan sözcükler has transformed over and ... dizisini başlatır; ardından gelen son over ise over and over kalıp ifadesini tamamlar. Has transformed over and over bir bütün olarak hikâyenin yalnızca bir kez değil, birçok kez değiştiğini anlatır. Has transformed, present perfect yapıdadır: tekrarlanan değişiklikler geçmişteki bir dönem boyunca gerçekleşmiş ve hikâyenin bugünkü hâli açısından önem taşımıştır. Burada transform geçişsizdir; değişen şey hikâyenin kendisidir.
Alıştırma
Hangi cümle bir tasarımın farklı zamanlarda birçok kez değiştiğini ve bu değişikliklerin bugün de önemli olduğunu anlatır?
- So far, the design has changed over and over during testing.
- The design has been changing continuously without a break.
- The design changed once at the start of testing.
Cevabı göster
So far, the design has changed over and over during testing.
to reflect the concerns of his chroniclers Anlatım akışı
5:00kronikçilerinin ve onların izleyicilerinin
to reflect the concerns of ...: bir grubun kaygılarını yansıtmak
Burada to reflect the concerns of his chroniclers and their audiences, efsanenin değişimlerinin yönünü ve etkisini açıklayan bir mastar öbeğidir: her sürüm, efsaneyi kayda geçiren ya da yeniden anlatan kişilerin ve onu dinleyen veya okuyanların önem verdiği şeyleri gösterir hâle gelmiştir. reflect the concerns of a group kalıbında reflect, “bir görüntüyü geri yansıtmak” değil, “göstermek veya somutlaştırmak” anlamındadır. Concerns; öncelikleri, değerleri, önemli meseleleri ve kaygıları içerebilir. Bu nedenle kalıp, bir eseri ya da kararı toplumsal bağlamıyla ilişkilendirir.
Alıştırma
Hangi cümle bir eserin belirli bir grup için önemli olan meseleleri ve öncelikleri gösterdiğini anlatır?
- The novel concerns a generation of historians.
- The novel was reflected in the shop window.
- The novel reflects the concerns of its generation.
Cevabı göster
The novel reflects the concerns of its generation.
And we're still rewriting and adapting the legend today. Anlatım akışı
5:04Ve bugün efsaneyi hala yeniden yazıyor ve uyarlıyoruz.
we're still rewriting and adapting ... today: günümüzde hâlâ süren bir süreç
we're still rewriting and adapting örneğindeki still + şimdiki zaman, işi daha önce başlamış ve hâlâ devam eden bir süreç olarak sunar. İki -ing fiili we're still yapısını paylaşır; dolayısıyla hem rewriting hem adapting devam etmektedir. Burada today yalnızca takvimdeki bu günü değil, “günümüzde” veya “içinde bulunduğumuz çağda” anlamını taşır. Cümle, efsanenin geçmişteki değişimlerinden günümüzde de süren değişimine geçiş yapar.
Alıştırma
Cümleyi adapt fiilinin şimdiki zaman biçimi ve still ile tamamlayın: Filmmakers ____ the story for new audiences today.
Cevabı göster
are still adapting
loved, reigned, or adventured,
5:10aşık olup olmadığı, hüküm sürüp sürmediği ya da macera yaşayıp yaşamadığı bir yana,
it's undeniable that the character has achieved immortality. Deyimler
5:12karakterin ölümsüzlüğe ulaştığı inkar edilemez.
Whether or not ...: sonucu değiştirmeyen belirsizlik
Whether or not, yanıtı belirsiz olan ancak ana sonucu etkilemeyen bir soruyu ortaya koyar. Burada konuşmacı, adamın gerçekten yaşadığını, sevdiğini, hüküm sürdüğünü ya da maceralara atıldığını ileri sürmez; listedeki her eylem doğrulanmamış olarak kalır. Cümlenin başındaki whether or not yan cümlesi ödünleme bildirir: hangi olasılık doğru olursa olsun, virgülden sonraki iddia geçerliliğini korur. Bu kalıp, daha kesin bir noktaya geçmeden önce bir tartışmayı kabul etmenizi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ödünleme yapısı whether or not ile tamamlayın: ____ the bus is late, we will leave at eight.
Cevabı göster
Whether or not
has achieved immortality: kalıcı bir kültürel yaşam kazanmak
Has achieved immortality ifadesinde immortality mecaz olarak kullanılır. Karakterin bedeninin gerçekten ölemez hâle geldiğini değil, hikâyelerde ve kültürel bellekte kalıcı bir yer edindiğini belirtir. Has achieved biçimindeki present perfect, bu kalıcı konumu zaman içinde ulaşılmış ve hâlâ geçerli olan bir sonuç olarak sunar. Bu güçlü ifade, etkinin nesiller boyunca sürdüğünü düşündürür.
Alıştırma
Hangi cümlede achieved immortality kalıcı kültürel etki anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The novelist achieved immortality by becoming physically unable to die.
- The novelist achieved immortality through books that readers still love a century later.
- The novelist achieved immortality because her name appeared in today's newspaper.
Cevabı göster
The novelist achieved immortality through books that readers still love a century later.
Do you enjoy sorting fact from fiction? Deyimler
5:17Gerçeği kurgudan ayırmaktan hoşlanıyor musunuz?
sorting fact from fiction: gerçeği kurmacadan ayırmak
sort fact from fiction ifadesinde sort, “nesneleri sıraya koymak” değil, “değerlendirip ayırmak” anlamına gelir. Fact doğru olanı, fiction ise uydurulmuş veya hayal edilmiş içeriği belirtir. sort A from B yapısı, iki grup birbirine karışmış olabileceğinde hangilerinin A'ya, hangilerinin B'ye ait olduğunu belirlemek demektir. Burada enjoy fiilinden sonra -ing biçimi geldiği için sorting kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede “sorting fact from fiction” ne anlama gelir?
- Hikâyeleri alfabetik sıraya koymak
- Gerçek olayları hayalî bir hikâyeye dönüştürmek
- Doğru bilgiyi uydurulmuş bilgiden ayırmak
Cevabı göster
Doğru bilgiyi uydurulmuş bilgiden ayırmak
If so ... you're in the right place: öyleyse doğru yerdesin
“If so”, “cevap evetse” veya “bu doğruysa” anlamına gelir. So, önceki soruda geçen düşüncenin yerini tutar; böylece konuşan kişi aynı şeyi tekrar etmez. “You're in the right place” burada mecazidir: içerik izleyicinin ilgi alanına veya ihtiyacına uygundur. Cümlenin tamamı, önceki soruyu izlemeye devam etmeye yönelik samimi bir davete bağlar.
Alıştırma
Bir internet sitesi önce “Are you looking for beginner guitar lessons?” diye soruyor. Ardından gelen “If so, you're in the right place” ne anlama gelir?
- Cevap evetse bu internet sitesinde ihtiyaçlarına uygun içerik var.
- Cevap hayırsa bu internet sitesi sana doğru adresi gösterecek.
- Cevap evetse odanın sağ tarafına geçmelisin.
Cevabı göster
Cevap evetse bu internet sitesinde ihtiyaçlarına uygun içerik var.
And if you'd like to help support our mission further,
5:24Ve misyonumuzu daha fazla desteklemeye yardımcı olmak isterseniz,
consider making a small monthly contribution on patreon.com/teded. Ton ve niyet
5:27patreon.com/teded adresinden küçük bir aylık katkıda bulunmayı düşünün.
consider making a small monthly contribution: kibar bir istek için consider + -ing
Consider making a small monthly contribution, olası bir eylem olarak “her ay küçük bir katkıda bulunmayı düşünmek” anlamına gelir. Consider “bir şeyi yapmayı düşünmek” anlamındayken ardından fiilin -ing biçimi gelir: consider + -ing. Bu nedenle consider making doğrudur; consider to make doğru değildir. Burada consider, bağış isteğini bir emir yerine davet hâline getirir. Kararı izleyiciye bırakır ve Make a small monthly contribution. ifadesinden daha yumuşak duyulur.
Alıştırma
Kibar öneriyi tamamlamak için bring fiilinin doğru biçimini kullanın: Consider ____ a reusable bottle on the hike.
Cevabı göster
bringing