Bu tuhaf hile bir solucan ordusu çağırmanızı sağlayacak - Kenny Coogan: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
654 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Video, yer titreştirildiğinde solucanların neden yüzeye çıktığını araştırıyor; yağmur varsayımını çürüten deneylerden, davranışın yırtıcılardan kaçmaya yarayan evrimsel bir tepki olduğu açıklamasına ilerliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. as if in a trance, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler. Bu benzetmenin solucanları gerçekten büyülenmiş değil, hipnotize olmuş ya da dalgın bir hâlde hareket ediyormuş gibi gösterdiğini anlayabilir; benzer şekilde tuhaf insan veya hayvan tepkilerini betimlemek için kullanabilirsiniz. 2. their frequencies overlapped substantially. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi. Bunun, iki titreşim frekansı aralığının önemli ölçüde ortak olduğunu bildiren bilimsel bir ifade olduğunu kavrayabilir ve kanıtlar ya da veriler arasındaki güçlü benzerlikleri veya kesişimleri açıklarken overlap substantially kalıbını kullanabilirsiniz. 3. It seems the prey species' response remains simply because it's beneficial most of the time. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. It seems ifadesinin bilimsel sonucu yumuşattığını, simply because yapısının ise nedeni verdiğini öğrenerek mutlak bir iddia yerine kanıta dayalı ve temkinli bir açıklama sunabilirsiniz.

Bu derste

In the middle of Florida's Apalachicola National Forest, Kalıp ifadeler

0:07

Florida'nın Apalachicola Ulusal Ormanı'nın ortasında,

Kalıp ifadeler

Sahneyi kuran bir yer ifadesi olarak In the middle of

In the middle of + yer bildiren bir isim öbeği, bir şeyin daha büyük bir alanın merkezine yakın ya da iyice içinde olduğunu belirtir. Burada sahneyi ulusal ormanın derinliklerine yerleştirir; ölçülmüş tam merkezi belirtmesi gerekmez. Bu edat öbeği cümlenin başında kullanıldığında ana olay anlatılmadan önce yeri belirler. Bu sıralama, dinleyicilerin önce ortamı gözlerinde canlandırmasına yardımcı olur ve yalnızca in the forest demekten daha belirgin ve canlıdır.

Alıştırma

Hangi başlangıç, olayın ormanın içlerinde gerçekleştiğini belirtip önce ortamı kurar?

  1. In the middle of the forest, a tiny light appeared.
  2. Near the entrance to the forest, a tiny light appeared.
  3. Outside the forest, a tiny light appeared.
Cevabı göster

In the middle of the forest, a tiny light appeared.

a bizarre, almost magical scene is unraveling. Anlatım akışı

0:11

tuhaf, neredeyse büyülü bir sahne yaşanıyor.

Anlatım akışı

a bizarre, almost magical scene is unraveling: gerilim oluşturmak

Cümle, görülen şeyi önce bir sahne olarak tanımlar ancak somut ayrıntıları geciktirir. Bizarre güçlü bir değerlendirme sunar; almost magical ise doğaüstü bir şeyin gerçekten var olduğunu iddia etmeden büyülü bir görünüm anlatır. Şimdiki zamanın sürekli biçimi olan is unraveling, görüntüyü hâlâ gelişmekte ve henüz tam anlaşılmamış bir süreç olarak sunar. Anlatıcı önce değerlendirmeyi, sonra açıklamayı vererek gerilim oluşturur ve izleyiciyi devamını izlemeye yönlendirir. unraveling ile scene kullanımı en yaygın eşdizimden çok yaratıcı bir seçimdir. Sahneyi, ayrıntıları yavaş yavaş ortaya çıkan bir bilmece gibi hissettirir.

Alıştırma

Hangi cümle önce değerlendirme yapıp ardından devam eden bir süreçle gerilim oluşturur?

  1. The report lists the pattern as item three.
  2. The screen is rectangular and made of glass.
  3. A strange, almost dreamlike pattern is slowly emerging on the screen.
Cevabı göster

A strange, almost dreamlike pattern is slowly emerging on the screen.

Sliding a metal strip over a wooden stake, Dilbilgisi

0:15

Tahta bir kazık üzerinde metal bir şeridi kaydıran

a master summoner is sending deep croaking noises reverberating through the area. Kalıp ifadeler

0:18

usta bir çağırıcı, derin gıcırtı seslerinin bölgede yankılanmasını sağlıyor.

Dilbilgisi

Sliding a metal strip ...: eylemin nasıl yapıldığını gösteren cümle başı -ing yapısı

Sliding a metal strip over a wooden stake, cümle başına getirilmiş bir -ing ortaç yan tümcesidir. Önce kaydırma eylemini ana eylemin yapılış biçimi ya da ona eşlik eden eylem olarak verir; ardından ana cümle temel olayı anlatır. Bu -ing yan tümcesinin açıkça belirtilmiş bir öznesi yoktur. Anlaşılan yapan, ana cümlenin öznesi olan a master summoner’dır; aynı kişi hem metal şeridi kaydırır hem de seslerin bölgeye yayılmasını sağlar. Bu yapı, birbiriyle yakından bağlantılı iki eylemi tek ve akıcı bir cümlede birleştirir.

Alıştırma

Cümleyi carry fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ a tray of drinks, Maya entered the room.

Cevabı göster

Carrying

Kalıp ifadeler

sending ... reverberating through ...: bir sesin yankılanmasını sağlamak

send + ses + -ing kalıbı, sesin -ing biçiminin gösterdiği eylemi yapmasına neden olmak anlamına gelir. Burada deep croaking noises ifadesi sending fiilinin nesnesidir; reverberating ise bu seslere ne olduğunu, yani tekrar tekrar yankılandıklarını anlatır. Through the area, yankının doldurduğu alanı belirtir. İfadenin tamamı bir sesin oluşup bir mekâna yayılmasını canlı biçimde anlatır; buradaki send, bir şeyi postalamak ya da teslim etmek şeklindeki gerçek anlamında değil, ettirgen anlamda kullanılır.

Alıştırma

Yankıyı anlatmak için send + ses + -ing + through a place yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The bell sent a clear note reverberating through the hall.
  2. The bell sent a clear note reverberate through the hall.
  3. The bell made a clear note reverberating through the hall.
Cevabı göster

The bell sent a clear note reverberating through the hall.

And as if in a trance, Deyimler

0:24

Ve sanki bir trans halindeymiş gibi,

hundreds of earthworms begin emerging from the soil.

0:26

yüzlerce solucan topraktan çıkmaya başlıyor.

Deyimler

as if in a trance: canlı ve kısaltılmış bir benzetme

Bu cümlede as if in a trance, toprak solucanlarının sersemlemiş veya hipnotize olmuş gibi göründüğünü belirtir. Hareketlerini tuhaf ve otomatik gösterir; gerçekten hipnotize olduklarını söylemez. as if + ilgeç öbeği yapısı, kısaltılmış bir benzetme kurabilir. Buradaki as if in a trance, as if they were in a trance biçiminde anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi, sersemlemiş veya hipnotize olmuş gibi anlamına gelen vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The deer stood still ____.

Cevabı göster

as if in a trance

This is worm grunting, Kültür

0:30

Buna "solucan homurtusu" (worm grunting) denir,

also called worm charming or fiddling.

0:32

solucan büyüleme veya keman çalma olarak da adlandırılır.

Kültür

worm grunting, worm charming ve fiddling: tek bir halk yönteminin adları

Worm grunting, worm charming ve fiddling, yerde titreşim oluşturarak toprak solucanlarını yüzeye çıkaran aynı halk yönteminin adlarıdır. Cümledeki also called, ayrı faaliyetleri değil, alternatif adları tanıtır. Bu sözcükler burada özel adlandırmalardır. Yalnızca gündelik anlamlarına göre okunmamalıdır: grunting bir solucanın homurdanması değildir, charming gerçek bir büyü gerektirmez ve fiddling solucanların bir enstrüman çaldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede also called, worm grunting, worm charming ve fiddling hakkında ne gösteriyor?

  1. Üç ayrı toprak solucanı türüdür.
  2. Bir müzik gösterisinin üç aşamasıdır.
  3. Aynı toprak solucanı toplama uygulamasının farklı adlarıdır.
Cevabı göster

Aynı toprak solucanı toplama uygulamasının farklı adlarıdır.

It's a tradition that's been practiced for more than a century, Dilbilgisi

0:34

Bu, yüz yılı aşkın süredir uygulanan bir gelenektir,

Dilbilgisi

that's been practiced for more than a century: edilgen present perfect

that's been practiced, that has been practiced ifadesinin kısaltılmış biçimidir. has/have been + past participle yapısı edilgen present perfect oluşturur. Bu yapı, geleneği uygulayan kişiler yerine eyleme maruz kalan geleneğe odaklanır. for more than a century, geçmişten günümüze uzanan bir süreyi belirtir. Yapı bir bütün olarak geleneği uzun zaman önce başlamış ve hâlâ devam eden ya da bugünle ilgisini koruyan bir uygulama olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi practice fiilinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: This custom ____ for generations and is still followed today.

Cevabı göster

has been practiced

but its inner workings were a mystery until only recently. Kelime

0:37

ancak işleyişinin sırrı yakın zamana kadar bir gizemdi.

Kelime

inner workings: bir şeyin içten nasıl çalıştığı

its inner workings ifadesindeki workings, bir şeyin çalışmasını sağlayan süreçleri ve etkileşimleri anlatır. Bu ifade bir makineyi, kuruluşu, biyolojik sistemi veya başka bir karmaşık süreci tanımlayabilir; yalnızca fiziksel parçalarla sınırlı değildir. the inner workings were a mystery demek, insanların onun nasıl çalıştığını anlamadığı anlamına gelir. until only recently, bu anlayış eksikliğinin yakın geçmişte sona erdiğini belirtir ve artık bir açıklamanın ortaya çıktığını ima eder.

Alıştırma

“The report reveals the inner workings of the voting system,” cümlesinde inner workings ne anlama gelir?

  1. Sistemin görünür tasarımı ve görünümü
  2. Sistemin içine yerleştirilmiş fiziksel nesneler
  3. Sistemin çalışmasını sağlayan iç süreçler ve etkileşimler
Cevabı göster

Sistemin çalışmasını sağlayan iç süreçler ve etkileşimler

Worms collectively undertaking an underground exodus Kelime

0:42

Solucanların toplu bir şekilde yer altında göç etmeleri,

seems especially unbelievable when you consider how vulnerable this makes them. Dilbilgisi

0:45

bunun onları ne kadar savunmasız bıraktığı düşünüldüğünde özellikle inanılmaz görünüyor.

Kelime

topluca bir yer altı göçüne girişmek

Bu ifade, solucanların yer altındaki yaşam alanlarından birlikte ayrılmasını büyük bir göç gibi sunar. Exodus, bir grubun geniş çaplı ayrılışı anlamına gelir; bu nedenle olay, yalnızca ayrılmaktan çok daha büyük ve dramatik görünür. Collectively, grup hâlinde hareket ettiklerini belirtirken undertaking bu hareketi önemli bir eylem olarak sunar. Bu sözcükler anlatıma canlı bir hikâye tonu verir, ancak solucanların gerçekten organize bir görev planladığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu bağlamda an underground exodus ne anlatıyor?

  1. Solucanlar yer altında yeni bir yuva inşa ediyor.
  2. Büyük bir grup dramatik ve geniş çaplı bir ayrılış gerçekleştiriyor.
  3. Tek bir solucan kısa ve sıradan bir yolculuğa çıkıyor.
Cevabı göster

Büyük bir grup dramatik ve geniş çaplı bir ayrılış gerçekleştiriyor.

Dilbilgisi

when you consider how vulnerable this makes them: gerekçe ve sonuç durumu belirtmek

When you consider ... ifadesi, “bir şeyi hesaba kattığınızda” anlamına gelir. Burada when temel olarak bir olayın zamanını belirtmez; önceki yargıyı daha ikna edici kılan gerekçeyi tanıtır. how vulnerable this makes them bölümünde how vulnerable, savunmasızlık derecesini anlatır. this makes them vulnerable ise make + nesne + sıfat yapısını izler ve “bu, onları savunmasız hâle getirir” anlamına gelir. Tüm yan cümle consider fiilinin nesnesi olduğu için doğrudan soru dizilişi değil, how vulnerable this makes them biçimindeki düz cümle dizilişi kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle when you consider ..., iç içe yan cümle ve make + nesne + sıfat yapılarını doğru kullanıyor?

  1. The schedule seems unfair when you consider how exhausted it makes the night staff.
  2. The schedule seems unfair when you consider it makes how exhausted the night staff.
  3. The schedule seems unfair when you consider how exhausted does it make the night staff.
Cevabı göster

The schedule seems unfair when you consider how exhausted it makes the night staff.

So, why is surfacing worth the risk? Kalıp ifadeler

0:50

Öyleyse, neden yüzeye çıkmaya değecek bir risk alıyorlar?

Kalıp ifadeler

be worth the risk: risk almaya değip değmediğini değerlendirmek

be worth the risk, olası yararın bir tehlike veya kayıp ihtimaliyle karşılaşmayı haklı çıkaracak kadar önemli olduğunu anlatır. Soruda değerlendirilen eylem yüzeye çıkmaktır: Hangi yarar bu tehlikeyi kabul edilebilir kılar? be worth + isim ya da -ing biçimi kullanılır: worth the risk, worth the effort, worth trying. worth to + fiil kullanmayın.

Alıştırma

Yararın tehlikeyi haklı çıkardığını belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The shortcut saves an hour, so it may be ____.

Cevabı göster

worth the risk

Over the years,

0:54

Yıllar boyunca,

people have proposed a number of imaginative hypotheses. Kalıp ifadeler

0:55

insanlar bir dizi yaratıcı hipotez öne sürdüler.

Kalıp ifadeler

a number of + sayılabilen çoğul isim

A number of, birkaç veya bazı anlamına gelir. Ardından sayılabilen çoğul bir isim gelir; bu nedenle a number of imaginative hypotheses, birkaç yaratıcı hipotez demektir. a number of + çoğul isim özne olduğunda çoğul fiil kullanılır: A number of researchers have responded. Bu ifade açıklamalarda ve raporlarda yaygındır ve some ifadesinden biraz daha resmidir.

Alıştırma

Birkaç araştırmacının fikri test ettiğini doğru biçimde anlatan cümleyi seçin.

  1. A number of researcher has tested the idea.
  2. A number of researchers have tested the idea.
  3. The number of researchers have tested the idea.
Cevabı göster

A number of researchers have tested the idea.

One was that worms were somehow charmed by the noise, Kelime

0:59

Biri, solucanların sesten bir şekilde büyülendiğiydi,

Kelime

charmed by the noise: sesin büyülü etkisi altına girmek

Bu cümlede charmed by the noise ifadesindeki charm, hayalî ve büyülü bir anlam taşır: solucanlar sesi yalnızca hoş bulmuş gibi değil, sanki büyülenmiş ya da sesin denetimine girmiş gibi anlatılır. Edilgen be charmed by kalıbı etkiye neyin yol açtığını gösterir. Somehow, mekanizmanın bilinmediğini belirtir; dolayısıyla bu, kanıtlanmış bir açıklama değil, varsayımsal bir betimlemedir.

Alıştırma

Bu cümlede charmed by the noise neyi ifade ediyor?

  1. Bilim insanları sesin solucanları tam olarak nasıl etkilediğini kanıtlamıştı.
  2. Solucanlar sesi yalnızca hoş buldu.
  3. Solucanların sesin büyülü denetimi altında olduğu hayal ediliyor.
Cevabı göster

Solucanların sesin büyülü denetimi altında olduğu hayal ediliyor.

like the rats from the medieval Pied Piper legend. Kültür

1:02

tıpkı ortaçağ Fareli Köyün Kavalcısı efsanesindeki fareler gibi.

Kültür

medieval Pied Piper legend: müzikle yönlendirilen hayvanlar

Fareli Köyün Kavalcısı, bir kavalcının müziği kullanarak fareleri kasabadan uzaklaştırdığı bir Orta Çağ efsanesinin kahramanıdır. Burada bu ifade yalnızca karşılaştırma için gereken arka planı sağlar: solucanlar, ses tarafından yönlendirilen veya denetlenen hayvanlara benzetilir. Like bir benzetme kurar; efsanenin gerçekten yaşandığına veya öne sürülen açıklamanın doğru olduğuna dair kanıt sunmaz.

Alıştırma

medieval Pied Piper legend göndermesi karşılaştırmaya hangi düşünceyi ekliyor?

  1. Müzik tarafından yönlendirilen veya kontrol edilen hayvanları çağrıştırır.
  2. Solucanlarla farelerin aynı tür olduğunu kanıtlar.
  3. Deney için bilimsel bir tarih verir.
Cevabı göster

Müzik tarafından yönlendirilen veya kontrol edilen hayvanları çağrıştırır.

Okay, sounds fun, Ton ve niyet

1:06

Tamam, kulağa eğlenceli geliyor,

but how would the worms actually become bewitched?

1:07

ama solucanlar gerçekte nasıl büyülenmiş olabilirlerdi?

Ton ve niyet

Okay, sounds fun, but: sorgulamadan önce kabul etme

Okay önceki fikri kabul edip dikkate alır, sounds fun ise ona sınırlı bir olumlu değer verir. Günlük konuşmada özne olan it düşürülmüştür; tam biçim it sounds fun şeklindedir. But, konuşanın asıl noktasının ardından gelen şüphe veya itiraz olduğunu gösterir. Bu kalıp, önce olumlu bir yanı kabul edip sonra mantıklı gelmeyen kısmı sorarak görüş ayrılığını yumuşatır.

Alıştırma

Hangi yanıt, bir fikri sorgulamadan önce kabul etme stratejisini kullanıyor?

  1. That idea is ridiculous and obviously wrong.
  2. That sounds interesting, so it must be true.
  3. Okay, that sounds interesting, but what evidence supports it?
Cevabı göster

Okay, that sounds interesting, but what evidence supports it?

Another hypothesis was that worm grunting tickled their bodies,

1:11

Başka bir hipotez, solucan homurtusunun vücutlarını gıdıkladığını,

so they emerged to end the aggravation. Kelime

1:15

bu yüzden rahatsızlığı bitirmek için yüzeye çıktıklarını söylüyordu.

Kelime

emerged to end the aggravation: amaç ve bağlamsal anlam

Emerged to end the aggravation ifadesinde emerged, dışarı çıkıp görünür hâle geldiler demektir; to ile kurulan mastar ise amacı belirtir: Hoş olmayan his dursun diye dışarı çıktılar. Buradaki aggravation, rahatsız edici veya huzursuzluk veren bir his ya da sıkıntı anlamındadır. Bu cümlede bir sorunu daha kötü hâle getirme eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Cümlede emerged to end the aggravation ne anlama geliyor?

  1. They came out to make the sensation more intense.
  2. They came out because the irritation had already stopped.
  3. They came out so the irritating sensation would stop.
Cevabı göster

They came out so the irritating sensation would stop.

Whimsical.

1:19

Oldukça tuhaf.

But worm grunting vibrates the ground's surface.

1:20

Ancak solucan homurtusu yer yüzeyini titreştirir.

If worms were evading the vibrations, Dilbilgisi

1:23

Eğer solucanlar titreşimlerden kaçıyorsa,

wouldn't they burrow deeper instead?

1:25

daha derine inmezler miydi?

Dilbilgisi

If ... were ..., wouldn't ... instead? ile bir varsayımı sınamak

if yan cümlesi bir açıklamayı geçici olarak kabul eder: Solucanlar titreşimlerden kaçmaktadır. Ardından gelen retorik soru, bu açıklamadan hangi sonucun çıkması gerektiğini sorar: Solucanların daha derine inmesi beklenir. Konuşanın asıl amacı bilgi istemek değildir. wouldn't they ... instead? beklenen cevabın “evet” olduğunu sezdirir; ancak bu beklenen sonuç gözlemle uyuşmadığı için soru, varsayımı dolaylı biçimde sorgular.

Alıştırma

Hangi cümle, bir açıklamayı sınamak için varsayımsal koşul ve retorik soru kullanır?

  1. Would the heater work better in a larger room?
  2. If the heater were working, wouldn't the room be getting warmer instead of colder?
  3. If the heater is working, the room will get warmer.
Cevabı göster

If the heater were working, wouldn't the room be getting warmer instead of colder?

Perhaps the most popular hypothesis was that worm grunting mimicked falling rain, Kelime

1:28

Belki de en popüler hipotez, solucan homurtusunun yağan yağmuru taklit ettiği

Kelime

worm grunting mimicked falling rain: mimic yalnızca insanları taklit etmek değildir

Bu cümlede mimicked, “düşen yağmurun oluşturduğuna benzer titreşimler üretti” anlamındadır. Bu yöntem gerçek yağmur üretmedi; varsayıma göre benzer fiziksel sinyal, solucanların aynı biçimde tepki vermesine yol açtı. Mimic, kopyalanan şeyi doğrudan nesne olarak alır. Bir şey bir sesi, hareketi, görünüşü, örüntüyü veya doğal etkiyi mimic edebilir. Özne insan olmak zorunda değildir ve benzerliğin kasıtlı olması gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümlede mimic, insan olmayan bir kaynağın doğal bir etkiye benzer bir sonuç üretmesini anlatmak için doğru kullanılmıştır?

  1. The lamp mimics to the sunset.
  2. The lamp becomes an actual sunset.
  3. The lamp mimics the warm glow of sunset.
Cevabı göster

The lamp mimics the warm glow of sunset.

and the worms fled to avoid drowning. Kalıp ifadeler

1:33

ve solucanların boğulmamak için kaçtığı yönündeydi.

Kalıp ifadeler

fled to avoid drowning: kaçış ve amaç

Fled, flee fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada solucanlar, yükselen su onları öldürebileceği için hızla uzaklaşır. To avoid drowning amaç bildiren bir mastar öbeğidir; neden kaçtıklarını açıklar. Avoid sözcüğünden sonra bir isim ya da -ing biçimi gelir; bu yüzden drowning doğrudur. flee + to avoid + isim/-ing biçimi, biri ya da bir şey kötü bir sonucu önlemek için tehlikeden kaçtığında kullanılabilecek yararlı bir kalıptır.

Alıştırma

Cümleyi flee fiilinin geçmiş zaman biçimi ve drown fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: When the river rose, the animals ____ to avoid ____.

Cevabı göster

fled · drowning

In 2008,

1:36

2008 yılında,

biologist Kenneth Catania tested this hypothesis,

1:37

biyolog Kenneth Catania bu hipotezi test etti,

setting up three arenas filled with soil Dilbilgisi

1:40

toprakla dolu üç arena hazırladı

and 300 individuals of the large species of earthworm

1:42

ve bu büyük solucan türünden 300 bireyi içine koydu

Dilbilgisi

setting up ... filled with soil: deney yöntemini eklemek

Ana cümle olan biologist Kenneth Catania tested this hypothesis temel eylemi verir. Virgülden sonraki -ing öbeği setting up ..., testi nasıl yaptığını anlatır; böylece deney düzeneğini ayrı bir ana olay olarak değil, destekleyici bilgi olarak sunar. Bu öbek içinde filled with soil, arenas sözcüğünü niteleyen geçmiş ortaç öbeğidir: deney alanları toprakla doldurulmuştur. setting up eyleminin örtük yapanı ana cümlenin öznesi Kenneth Catania'dır.

Alıştırma

Hangi cümle, araştırmacıların kullandığı yöntemi eklemek için cümle sonunda -ing öbeğini doğru kullanır?

  1. The material tested the researchers, placing each sample under heavy pressure.
  2. The researchers tested the material, each sample placing under heavy pressure.
  3. The researchers tested the material, placing each sample under heavy pressure.
Cevabı göster

The researchers tested the material, placing each sample under heavy pressure.

found in the Florida panhandle. Kültür

1:45

(bu tür Florida sapı bölgesinde bulunur).

Kültür

found in the Florida panhandle: Florida'nın kuzeybatısındaki uzun ve dar bölgede bulunan

Bu cümlede the Florida panhandle, Florida eyaletinin kuzeybatısındaki uzun ve dar bölgeyi ifade eder. Panhandle, bölgenin haritada tava sapına benzeyen şeklinden gelen coğrafi bir lakaptır; gerçek bir tava sapı anlamına gelmez. Bu nedenle found in the Florida panhandle, bu solucan türünün bulunduğu bölgeyi belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede the Florida panhandle nereyi ifade ediyor?

  1. Bir tavaya takılı sap
  2. Florida'nın bütün kıyı bölgeleri
  3. Florida'nın kuzeybatısındaki uzun ve dar bölge
Cevabı göster

Florida'nın kuzeybatısındaki uzun ve dar bölge

After an hour of rain,

1:47

Bir saatlik yağmurdan sonra,

water had pooled at the surface, Kelime

1:49

su yüzeyde birikmişti,

but only two earthworms emerged.

1:51

ancak sadece iki solucan yüzeye çıktı.

Kelime

water had pooled at the surface: pool fiil olarak kullanıldığında

Burada pool, bir sıvının tek bir yerde toplanıp kalması ve çoğu zaman sığ bir sıvı tabakası oluşturması anlamına gelen bir fiildir. Water had pooled at the surface, suyun akıp gitmek yerine yüzeyde biriktiğini anlatır. Had pooled, past perfect yapısındadır. Suyun, daha sonraki geçmiş olaydan, yani yalnızca iki solucanın ortaya çıkmasından önce birikmiş olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi pool fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: Before the museum opened, water ____ beneath a leaking pipe.

Cevabı göster

had pooled

The rest remained buried and healthy.

1:53

Geri kalanı toprağa gömülü ve sağlıklı bir şekilde kaldı.

So, unlike those containers,

1:56

Yani, o kapların aksine,

this hypothesis just didn't hold water. Deyimler

1:58

bu hipotez su sızdırıyordu (geçerliliğini koruyamadı).

Deyimler

didn't hold water: hipotez ikna edici değildi

Bu cümlede didn't hold water bir deyimdir. Bir iddia, açıklama veya hipotezin does not hold water olması, dikkatle incelendiğinde mantığının ya da kanıtlarının ikna edici olmaması demektir. İfade aynı zamanda bir kelime oyunu yapar. Kaplar gerçek anlamda hold water, yani su tutabilir; bir hipotez ise yalnızca deyimsel anlamda hold water olabilir.

Alıştırma

Bu cümledeki deyim ne anlama geliyor? The witness's explanation doesn't hold water.

  1. İncelendiğinde ikna edici değildir.
  2. Çok fazla ayrıntı içerir.
  3. Sızıntı yapan bir kabı anlatır.
Cevabı göster

İncelendiğinde ikna edici değildir.

Catania decided to explore another route of inquiry. Kalıp ifadeler

2:02

Catania başka bir araştırma yolu keşfetmeye karar verdi.

Kalıp ifadeler

explore another route of inquiry: farklı bir yoldan araştırmak

A route of inquiry, bir soruyu araştırmak için kullanılan yön veya yöntemdir. Explore another route of inquiry, araştırmayı sürdürürken farklı bir fikir, yöntem ya da ipucunu takip etmek demektir. Buradaki route mecazidir; yolculuk yapılan gerçek bir yol değildir. Explore incelemek veya denemek, inquiry ise dikkatli ve sistemli bir araştırma anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede explore another route of inquiry ne anlama geliyor? After the first test failed, the scientists decided to explore another route of inquiry.

  1. Laboratuvara farklı bir yoldan gitmek.
  2. Soruyu farklı bir şekilde araştırmak.
  3. Soruyu araştırmayı bırakmak.
Cevabı göster

Soruyu farklı bir şekilde araştırmak.

In 1881,

2:05

1881'de,

Charles Darwin published his final work,

2:06

Charles Darwin son eserini yayımladı,

a bestseller that rivaled his most well-known books at the time. Kelime

2:09

bu kitap, o dönemdeki en tanınmış kitaplarıyla yarışan bir çok satandı.

Kelime

rivaled his most well-known books: en tanınmış eserlerinin başarısıyla boy ölçüşmek

Burada rivaled, rival fiilinin geçmiş zaman biçimidir. A bestseller that rivaled his most well-known books, bu çok satan kitabın başarı, popülerlik, satış veya etki bakımından onun ünlü kitaplarına yakın bir düzeye ulaştığını anlatır. that rivaled his most well-known books ilgi cümleciği a bestseller ifadesini açıklar. İngilizcede rival fiili, karşılaştırılan şeyi doğrudan nesne olarak alabilir; burada kitapların birbirine düşmanlık duyduğu söylenmez.

Alıştırma

a bestseller that rivaled his most well-known books ifadesine en yakın anlam hangisidir?

  1. Başarısı, onun en tanınmış kitaplarının başarısıyla karşılaştırılabilir düzeydeydi.
  2. Onun en tanınmış kitaplarından çok daha az başarılıydı.
  3. Onun en tanınmış kitaplarını eleştiriyordu.
Cevabı göster

Başarısı, onun en tanınmış kitaplarının başarısıyla karşılaştırılabilir düzeydeydi.

The Formation of Vegetable Mould, Through the Action of Worms Kültür

2:13

"Solucanların Eylemiyle Bitkisel Küfün Oluşumu,

with Observations on Their Habits.

2:17

Alışkanlıkları Üzerine Gözlemlerle."

Kültür

The Formation of Vegetable Mould...: 19. yüzyıldan ayrıntılı bir bilimsel başlık

Bu, Darwin'in kitabının tam adıdır. Vegetable mould, çürümüş organik maddeden oluşan koyu renkli üst toprağı anlatan tarihî bir terimdir; başlık, solucanları bu toprağın oluşmasında ve karışmasında önemli bir güç olarak gösterir. Buradaki mould, sebzelerin üzerinde büyüyen küf anlamına gelmez. Bu uzun başlık, araştırmanın konusunu, incelenen süreci ve ek gözlemleri neredeyse bir özet gibi sıralar. Bu ayrıntılı adlandırma biçimi 19. yüzyıl akademik yayıncılığında yaygındı. Bu nedenle başlığın tamamını aynen söylemek modern bir dinleyiciye gülünç derecede ayrıntılı gelebilir.

Alıştırma

Bu kitabın adında Vegetable Mould temel olarak ne anlama gelir?

  1. Sebzelere biçim vermek için kullanılan bir kalıp
  2. Çürümüş organik madde bakımından zengin ve solucan faaliyetleriyle şekillenmiş üst toprak
  3. Sebzelerin üzerinde büyüyen küf
Cevabı göster

Çürümüş organik madde bakımından zengin ve solucan faaliyetleriyle şekillenmiş üst toprak

Yes, it was literally called that, Ton ve niyet

2:20

Evet, tam olarak bu ismi taşıyordu,

Ton ve niyet

it was literally called that: şaşırtıcı bir gerçek adı doğrulamak

called that ifadesindeki called, «adı … olmak» veya «… diye adlandırılmak» anlamındadır; that ise az önce sözü edilen başlığa gönderme yapar. Literally, başlığın abartı ya da şaka değil, tam olarak söylendiği biçimde gerçek adı olduğunu doğrular. Ad kuşku uyandıracak kadar sıra dışı olduğu için bu doğrulama hafif ve esprili bir ara söz işlevi de görür. Aynı kalıp, şaşırtıcı herhangi bir gerçek adı doğrulamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Burada It was literally called that ne anlama geliyor?

  1. İnsanlar bu sözleri yüksek sesle söyledi.
  2. Şaşırtıcı görünen o ifade onun gerçek adıydı.
  3. Ad yalnızca bir şakaydı.
Cevabı göster

Şaşırtıcı görünen o ifade onun gerçek adıydı.

and it was the culmination of 40 years of earthworm investigations. Kelime

2:22

ve 40 yıllık solucan araştırmalarının doruk noktasıydı.

Kelime

the culmination of 40 years of earthworm investigations: kırk yıllık araştırmanın nihai sonucu

the culmination of a long process ifadesi, uzun bir sürecin önemli nihai sonucunu veya en yüksek noktasını anlatır. Burada of 40 years of earthworm investigations, tek bir büyük sonuçta birleşen uzun süreli araştırma çalışmalarını belirtir. Culmination yalnızca bir şeyin bittiğini göstermez; birikim, gelişme ve anlamlı bir sonuç düşüncesini de taşır. Yaygın kalıp the culmination of + bir çaba, deneyim veya çalışma dönemidir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi tamamlamak için culmination kullanın: The award-winning book was ____ twenty years of research.

Cevabı göster

the culmination of

Within it,

2:27

Kitabın içinde,

Darwin noted that worms sometimes left their burrows Dilbilgisi

2:27

Darwin, yer sarsıldığında solucanların bazen yuvalarını terk ettiğini

when the ground trembled

2:30

belirtmiş

and mentioned an interesting hypothesis.

2:32

ve ilginç bir hipotezden bahsetmişti.

Dilbilgisi

left their burrows when the ground trembled: eylem + when + olay

left their burrows ana eylemdir. when the ground trembled ise bu eylemin hangi durumda gerçekleştiğini belirten bir zaman yan cümlesidir: yer sarsıldığında solucanlar bazen yuvalarından çıktı. Kullanılabilir kalıp eylem + when + olay şeklindedir. when yan cümlesindeki olay çoğu zaman tetikleyici olarak anlaşılır; ancak when doğrudan nedeni değil, zamanı belirtir. Burada Darwin'in gözlemi aktarıldığı için left ve trembled geçmiş zamandadır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir tepkiyi tetikleyen olayı belirtmek için when yan cümlesini kullanır?

  1. The alarm sounds when the door opens.
  2. The alarm sounds because its battery is low.
  3. The alarm sounds although the door stays closed.
Cevabı göster

The alarm sounds when the door opens.

Maybe they flee because they believe they're being pursued by moles. Dilbilgisi

2:34

Belki de köstebekler tarafından takip edildiklerine inandıkları için kaçıyorlar.

Dilbilgisi

they're being pursued by moles: şimdiki zamanın edilgen yapısı

they're being pursued, present continuous'ın edilgen yapısıdır: they are + being + geçmiş zaman ortacı pursued. Solucanlar eylemi yapan değil, eyleme maruz kalan taraftır; being, kovalamacanın devam etmekte olduğunun düşünüldüğünü gösterir. by moles, kovalayanların köstebekler olduğunu belirtir. Bu yan cümle solucanların inandığı şeyi aktarır; dolayısıyla doğrulanmış bir gerçeği değil, onların olası algısını sunar.

Alıştırma

Cümleyi treat fiilinin şimdiki zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The injured bird ____ by a veterinarian right now.

Cevabı göster

is being treated

Catania got to work testing this hypothesis himself. Kalıp ifadeler

2:40

Catania, bu hipotezi kendisi test etmek için işe koyuldu.

Kalıp ifadeler

got to work testing: sınamaya odaklanarak başlamak

Get to work doing something, düşünme, bekleme veya planlama aşamasından çıkıp bir işi dikkatle yapmaya koyulmak demektir. Burada got to work testing, Catania'nın hipotezi yalnızca değerlendirmeyi bırakıp onu bizzat sınamaya başladığını anlatır. Yapı get to work + fiilin -ing biçimidir. Yalnızca started testing demeye göre, hemen harekete geçme ve işe emek verme duygusunu daha güçlü aktarır.

Alıştırma

Cümleyi get to work + fiilin -ing biçimiyle tamamlayın: After the storm, the neighbors ____ the damaged fence.

Cevabı göster

got to work repairing

He found that eastern moles had astounding tracking abilities,

2:43

Doğu köstebeklerinin şaşırtıcı iz sürme yeteneklerine sahip olduğunu,

could eat their weight in worms every day, Deyimler

2:47

her gün kendi ağırlıkları kadar solucan yiyebildiklerini

Deyimler

could eat their weight in worms: kendi ağırlıkları kadar solucan yemek

Could eat their weight in worms, yiyebilecekleri solucanların toplam ağırlığının köstebeklerin kendi vücut ağırlığına yaklaşık olarak eşit olduğu anlamına gelir. Their, eastern moles ifadesine gönderme yaparken in worms bu miktarın neyden oluştuğunu belirtir. Aktarılabilir kalıp fiil + one's weight in + isim biçimindedir. Şaşırtıcı derecede büyük bir miktarı vurgular; could bunu bir yetenek olarak sunar, every day ise köstebeklerin bunu her gün yapabildiğini söyler.

Alıştırma

Cümleyi “hayvanın kendi vücut ağırlığına eşit miktarda yaprak” anlamındaki kalıpla tamamlayın: A caterpillar can eat ____ leaves in a day.

Cevabı göster

its weight in

and were abundant in the Florida panhandle. Kelime

2:49

ve Florida sapı bölgesinde bolca bulunduklarını keşfetti.

Kelime

were abundant in the Florida panhandle: be abundant in + yer

were abundant in the Florida panhandle ifadesindeki be abundant in + yer kalıbı, bir şeyin o yerde çok sayıda bulunması anlamına gelir. Çoğul özne, sayıca fazla olan şeyi belirtir; in ise bunun bol bulunduğu bölgeyi tanıtır. Bu kalıp, türlerin, bitkilerin veya kaynakların nerede bulunduğunu anlatan bilimsel betimlemelerde yaygındır. Burada were, çoğul özneyle uyumludur ve anlatılan durumu geçmişe yerleştirir.

Alıştırma

Cümleyi be abundant in kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the survey, wildflowers ____ the northern valley.

Cevabı göster

were abundant in

When Catania released a single mole into worm and soil-filled arenas,

2:53

Catania solucan ve toprakla dolu arenalara tek bir köstebek bıraktığında,

about 30% of the worms crawled to the surface in the first hour,

2:57

solucanların yaklaşık %30'u ilk bir saatte yüzeye sürünerek çıktı,

a markedly different result from the control and rain trials. Kelime

3:01

ki bu, kontrol ve yağmur denemelerinden belirgin şekilde farklı bir sonuçtu.

Kelime

control and rain trials: trial kelimesinin deneysel anlamı

Burada trials, mahkeme yargılamalarını değil, planlanmış deneysel testleri veya test koşulu kümelerini ifade eder. Bir control trial karşılaştırma için temel sağlar; rain trial ise yağmur koşulunu kullanır. a markedly different result from the control and rain trials ifadesi, bu sonucun iki karşılaştırma koşulunda elde edilen sonuçlardan açıkça farklı olduğunu söyler. control, result ve yüzdeler gibi sözcükler trial kelimesinin deneysel anlamını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede control and rain trials neyi ifade ediyor?

  1. Hava durumuyla ilgili iki dava.
  2. Yağmurlu havada yapılan yolculuklar.
  3. Bir deneydeki farklı test koşulları.
Cevabı göster

Bir deneydeki farklı test koşulları.

And when he recorded the vibrations produced by worm grunters and moles digging,

3:06

Ve solucan homurdananları ile köstebek kazılarının ürettiği titreşimleri kaydettiğinde,

their frequencies overlapped substantially. Kelime

3:10

frekanslarının büyük ölçüde örtüştüğünü gördü.

Kelime

their frequencies overlapped substantially: frekans aralıkları büyük ölçüde çakışıyordu

Overlap, iki aralığın bazı ortak değerleri paylaşması demektir. Burada iki titreşim türünün frekansları, frekans aralığının birçok ortak bölümünde yer alıyordu. Substantially, çakışmanın miktarını belirtir ve burada ‘büyük ölçüde’ anlamına gelir. Güçlü bir benzerlik gösterir, ancak kusursuz bir eşleşme olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“their frequencies overlapped substantially” ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. İki frekans aralığının büyük bir bölümü ortaktı.
  2. İki frekans aralığı her noktada tamamen aynıydı.
  3. İki frekans aralığının hiçbir ortak frekansı yoktu.
Cevabı göster

İki frekans aralığının büyük bir bölümü ortaktı.

This was it. Anlatım akışı

3:14

İşte buydu.

Anlatım akışı

This was it.: anlatıdaki belirleyici dönüm noktası

Bu anlatıda This was it., “Aradıkları belirleyici cevap veya kanıt buydu” anlamına gelir. This, daha önce sözü edilen frekans çakışmasına gönderme yaparken it, aranan açıklamayı temsil eder. Ayrı ve çok kısa bir cümle olması, kanıttan sonra akışı duraklatır ve keşfe özel bir vurgu kazandırır. Böylece bilgi önce kanıt, ardından belirleyici sonuç gelecek şekilde düzenlenir.

Alıştırma

Bir anlatıcı belirleyici ipucunu sunduktan sonra ayrı bir cümle olarak “This was it.” derse bu neyi gösterir?

  1. İpucu, bütün arayışın ulaştığı belirleyici dönüm noktasıydı.
  2. İpucu, görmezden gelinmesi gereken önemsiz bir ayrıntıydı.
  3. Arayış henüz başlamamıştı.
Cevabı göster

İpucu, bütün arayışın ulaştığı belirleyici dönüm noktasıydı.

Over hundreds of thousands of years,

3:15

Yüz binlerce yıl boyunca,

these earthworms evolved a behavior that helped them escape a top predator. Kelime

3:17

bu solucanlar tepe bir avcıdan kaçmalarına yardımcı olan bir davranış geliştirdiler.

Kelime

evolved a behavior that helped them escape: kaçmalarına yardımcı olan bir davranış geliştirmek

Burada evolved a behavior, bir davranışın birçok nesil boyunca evrim yoluyla solucan popülasyonunda yavaş yavaş ortaya çıkması anlamına gelir. Evolve, behavior sözcüğünü nesne olarak alabilir; evrim yalnızca bedenleri veya türleri değil, davranışları da şekillendirebilir. That helped them escape a top predator ilgi cümleciği, bu davranışın sağladığı hayatta kalma avantajını açıklar. Tek bir solucanın bu davranışı bilinçli olarak icat ettiği veya çalışarak öğrendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede evolved a behavior ne anlama geliyor?

  1. Solucanlar bu davranışı tek bir yaşam boyunca pratik yaparak öğrendi.
  2. Solucanlar bu davranışı hemen icat etmeye karar verdi.
  3. Davranış birçok nesil boyunca evrim yoluyla ortaya çıktı.
Cevabı göster

Davranış birçok nesil boyunca evrim yoluyla ortaya çıktı.

Aboveground,

3:22

Yer üstünde,

they were immune to the moles, Kelime

3:23

genellikle yer altıda kalan köstebeklere karşı

which usually stayed subterranean.

3:24

dokunulmazdılar.

Kelime

immune to the moles: köstebek tehdidinden etkilenmemek

Immune to, bir şeyden etkilenmemek veya zarar görmemek anlamına gelir. Buradaki anlam tıbbi değildir: Köstebekler genellikle yer altında kaldığı için solucanlar yer üstündeyken köstebek saldırılarından fiilen güvendeydi. Bu ifade, hastalığa karşı direnç düşüncesini başka bir tehdide genişletir. Hangi etkinin engellendiğini bağlam gösterir; solucanların köstebeklere karşı biyolojik bağışıklığı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede immune to the moles ne anlama geliyor?

  1. Solucanlar bir köstebek türüne dönüşmüştü.
  2. Köstebekler yer üstündeki solucanlara ulaşamıyor veya zarar veremiyordu.
  3. Solucanlar köstebeklerin taşıdığı hastalıkları tedavi edebiliyordu.
Cevabı göster

Köstebekler yer üstündeki solucanlara ulaşamıyor veya zarar veremiyordu.

But then, Anlatım akışı

3:26

Fakat sonra,

humans came along.

3:27

insanlar geldi.

Anlatım akışı

But then, humans came along. ile hikâyede dönüm noktası oluşturma

But then, hikâyenin yön değiştirdiğini, yani önceki bir durumun yeni bir şeyden etkilenmek üzere olduğunu gösterir. Burada humans came along, insanların bir yere doğru yürüdüğü değil, daha sonra ortaya çıktığı veya duruma dâhil olduğu anlamına gelir. Bu düşüncenin kısa ve ayrı bir cümleyle verilmesi yeni unsuru özellikle vurgular. But then, X came along kalıbı, sürmekte olan durumu değiştiren bir kişi, şey veya olayı sonradan hikâyeye katmak için kullanılabilir.

Alıştırma

But then, humans came along. cümlesi hikâyede ne işe yarıyor?

  1. Sonradan ortaya çıkıp durumu değiştiren bir unsuru tanıtıyor.
  2. Önceki durumu hiç değiştirmeden tekrar ediyor.
  3. İnsanların hangi yöne yürüdüğünü açıklıyor.
Cevabı göster

Sonradan ortaya çıkıp durumu değiştiren bir unsuru tanıtıyor.

And funnily enough,

3:29

Ve işin tuhafı,

we aren't even the only ones that take advantage of this behavior. Kalıp ifadeler

3:30

bu davranıştan faydalanan tek canlılar biz değiliz.

Kalıp ifadeler

take advantage of this behavior: nötr kullanım ve nesneye göre değişen ton

take advantage of this behavior, bu davranışı yarar sağlayacak şekilde kullanmak anlamına gelir. Nesne bir insan değil, bir davranış olduğu için ifade burada nötrdür. take advantage of ifadesinin tonu, nesnesine ve bağlama büyük ölçüde bağlıdır. Nesne bir fırsat, kaynak, özellik, koşul veya davranış olduğunda ifade genellikle onu yararlı biçimde kullanmak demektir; nesne bir insan olduğunda ise çoğunlukla o kişiyi haksız biçimde kullanmak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede take advantage of, yararlı bir koşulu kullanmak anlamında nötrdür?

  1. The hikers took advantage of the cool morning to travel farther.
  2. She took advantage of her friend's trust and lied to him.
  3. The scammer took advantage of an elderly customer.
Cevabı göster

The hikers took advantage of the cool morning to travel farther.

Herring gulls and wood turtles also sometimes drum their feet on the earth to summon worms. Kalıp ifadeler

3:34

Gümüş martılar ve orman kaplumbağaları da bazen solucan çağırmak için ayaklarıyla yere vururlar.

Kalıp ifadeler

drum their feet ... to summon worms: tekrarlanan hareket ve amaç

Burada drum bir fiildir ve davula vurur gibi tekrar tekrar vurmak veya tıklatmak anlamına gelir. Drum their feet on the earth, bir müzik aleti çalmayı değil, ayaklarla yere tekrar tekrar vurmayı anlatır. to summon worms sözleri eylemin amacını gösterir: hayvanlar solucanların ortaya çıkması için yere vurur. Burada summon, birinin ya da bir şeyin gelmesini veya ortaya çıkmasını sağlamak demektir; to + fiil ise amaç bildiren mastar yapısıdır.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan bölüm ne anlama geliyor?

  1. Solucanları toprakla örtmek için ayaklarını kullanırlar.
  2. Solucanları uzaklaştırmak için davul çalarlar.
  3. Solucanların dışarı çıkması için ayaklarıyla yere tekrar tekrar vururlar.
Cevabı göster

Solucanların dışarı çıkması için ayaklarıyla yere tekrar tekrar vururlar.

So, then why does this behavior persist? Anlatım akışı

3:39

Öyleyse neden bu davranış devam ediyor?

Anlatım akışı

So, then why does this behavior persist?: gözlemden açıklamaya geçiş

Burada So, then, soruyu hemen önce anlatılanlara bağlar. Yaklaşık olarak “Buna göre şimdi neyi sormalıyız?” anlamına gelir. Then burada öncelikle zaman sırasındaki “ondan sonra” anlamını taşımaz. Why ile kurulan soru açıklamayı düzenler: davranışı betimlemekten, bu davranışın neden devam ettiğini sormaya geçer. Persist, zaman içinde var olmaya ya da gerçekleşmeye devam etmek demektir ve sonraki bölümün bu soruyu yanıtlaması beklenir.

Alıştırma

Bu soru, açıklamayı düzenlerken hangi işlevi görüyor?

  1. Davranışın sona erdiğini duyurur.
  2. Gözlemlenen bir davranıştan, bu davranışın neden devam ettiğine geçer.
  3. Davranışın adımlarını zaman sırasıyla verir.
Cevabı göster

Gözlemlenen bir davranıştan, bu davranışın neden devam ettiğine geçer.

Scientists think it's beneficial for a prey species Dilbilgisi

3:42

Bilim insanları, bir av türünün

to maintain its adaptations against a more frequent predator,

3:45

nadir bir avcıya karşı daha savunmasız hale gelse bile,

Dilbilgisi

beneficial for ... to maintain ...: bir eylemden kimin yarar gördüğünü belirtmek

be beneficial for + isim + to-infinitive kalıbı, bir eylemi yapmanın belirtilen kişiye veya gruba yardımcı olduğunu ya da olumlu etki sağladığını anlatır. Burada for a prey species yarar gören tarafı, to maintain its adaptations ise yararlı eylemi belirtir. Adaptations against a predator, türün o yırtıcıyla başa çıkmasına yardımcı olan uyum özellikleridir. Against, bu özelliklerin koruma sağladığı tehdidi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir eylemden kimin yarar gördüğünü belirtmek için beneficial for + isim + to-infinitive kalıbını doğru kullanır?

  1. It benefits for young plants to develop deep roots.
  2. Young plants are beneficial to develop deep roots.
  3. It is beneficial for young plants to develop deep roots.
Cevabı göster

It is beneficial for young plants to develop deep roots.

even if it makes it more vulnerable to a rarer one. Dilbilgisi

3:48

daha sık karşılaştığı bir avcıya karşı adaptasyonlarını korumasının faydalı olduğunu düşünüyor.

Dilbilgisi

even if ... more vulnerable to a rarer one: olası bir olumsuzluğu kabul etmek

Even if bir ödün ilişkisi kurar: konuşan, olası olumsuz bir koşulu kabul eder ancak bunun ana sonucu geçersiz kılmadığını söyler. Burada daha seyrek görülen bir yırtıcıya karşı korunmanın azalması, daha sık görülen yırtıcıya karşı korumayı sürdürmenin yararını ortadan kaldırmaz. makes it more vulnerable to ifadesinde make + nesne + sıfat, nesnenin o duruma gelmesine neden olmak anlamına gelir. More vulnerable to, bir şeyden zarar görme olasılığının artması demektir; one ise predator isminin tekrarını önlemek için onun yerine kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle ana sonuçtan vazgeçmeden olası bir olumsuzluğu kabul etmek için even if kullanır?

  1. Even if the plan has one drawback, it may still be the best option.
  2. The plan has one drawback, so every part of it will fail.
  3. Because the plan has one drawback, it cannot be the best option.
Cevabı göster

Even if the plan has one drawback, it may still be the best option.

Many insects, for example,

3:52

Örneğin birçok böcek,

use flight to avoid predation, Kelime

3:54

av olmaktan kaçınmak için uçuşu kullanır,

Kelime

use flight to avoid predation: uçmayı kullanarak predasyondan kaçınmak

Use flight to avoid predation, uçmayı avlanıp yenmekten kaçınmanın bir yolu olarak kullanmak demektir. use + isim + to + fiil yapısı bir yöntemi ve onun amacını gösterir: flight yöntem, avoiding predation ise amaçtır. Predation, bir hayvanın başka bir hayvanı avladığı, yakaladığı ve yediği biyolojik süreçtir. Avın bakış açısından avoid predation, bir yırtıcı tarafından yakalanmaktan kaçınmak demektir.

Alıştırma

Hangi cümle, balıkların yırtıcılar tarafından yakalanıp yenmemek için barınakları bir yöntem olarak kullandığını anlatır?

  1. Small fish use rocky shelters to avoid predation.
  2. Small fish use rocky shelters to increase predation.
  3. Small fish use rocky shelters to observe predation.
Cevabı göster

Small fish use rocky shelters to avoid predation.

but painted redstarts take advantage of this.

3:56

ancak kırmızı kuyruklu ötleğenler bundan faydalanır.

They boldly flash their colorful tail and wing feathers to elicit this response, Kelime

3:59

Bu tepkiyi ortaya çıkarmak için renkli kuyruk ve kanat tüylerini cesurca sergiler,

then catch the insects as they try to fly away.

4:03

sonra da böcekleri uçup kaçmaya çalışırken yakalarlar.

Kelime

to elicit this response: bu tepkiyi ortaya çıkarmak için

To elicit this response, amaç bildiren bir mastar öbeğidir ve tüylerini neden sergilediklerini açıklar. Elicit, bir uyaran, eylem veya soru yoluyla bir tepkinin oluşmasını sağlamak ya da tepkiyi ortaya çıkarmak demektir. Bu ifade, bir eylemin bir tepkiyi, yanıtı veya bilgiyi ortaya çıkarmayı amaçladığı durumlarda kullanılır. Elicit fiilinin nesnesi, tepki veren kişi değil, ortaya çıkarılan sonuçtur.

Alıştırma

Cümleyi elicit a response ifadesiyle tamamlayın: The coach showed the replay to ____ from the players.

Cevabı göster

elicit a response

It seems the prey species' response remains Dilbilgisi

4:07

Av türlerinin bu tepkisinin devam etmesinin nedeni

simply because it's beneficial most of the time.

4:10

sadece çoğu zaman yararlı olmasıdır.

Dilbilgisi

It seems ... simply because ...: gerekçesi verilen temkinli bir sonuç

It seems (that) + yan cümle kalıbı, ardından gelen ifadeyi kesin bir gerçek olarak değil, makul bir sonuç olarak sunar. Bu cümledeki yan cümle the prey species' response remains bölümüdür. simply because öne sürülen nedeni açıklar. Simply dikkati nedene yöneltir: Bu tepki, çoğu zaman yararlı olduğu için varlığını sürdürmüştür. Most of the time ise tepkinin her zaman yararlı olduğu iddiasından kaçınır.

Alıştırma

Örnekte It seems ve simply because birlikte nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Hiçbir istisnaya izin vermeyen, kanıtlanmış evrensel bir kural sunarlar.
  2. Temkinli bir sonuç sunar ve ardından bunun için öne sürülen doğrudan nedeni verirler.
  3. Konuşmacının açıklama yapmak yerine emir verdiğini gösterirler.
Cevabı göster

Temkinli bir sonuç sunar ve ardından bunun için öne sürülen doğrudan nedeni verirler.

For over a century,

4:13

Yüz yılı aşkın bir süredir,

humans in the southern US, the UK, and elsewhere

4:15

ABD'nin güneyi, İngiltere ve başka yerlerdeki insanlar

have been unknowingly exploiting the worm's escape response. Kelime

4:18

bilmeden solucanın kaçış tepkisini kullanıyorlar.

Kelime

have been unknowingly exploiting the worm's escape response: farkında olmadan süren yararlanma

have been exploiting, present perfect continuous yapısındadır: Eylem geçmişte başlamış ve For over a century ifadesinin belirttiği uzun dönem boyunca devam etmiştir. Unknowingly, insanların yararlandıkları davranışı anlamadan bunu yaptıklarını belirtir. Burada exploit the worm's escape response, bir sonuç elde etmek için solucanın doğal tepkisinden yararlanmak anlamına gelir. Exploit sözcüğünün nesnesi bir kaynak, fırsat veya mekanizma olduğunda anlam tarafsız olabilir; olumsuzluk, neyin ve nasıl kullanıldığına bağlıdır.

Alıştırma

Bu bağlamda have been unknowingly exploiting the worm's escape response ne anlama geliyor?

  1. Solucanların tamamen yeni bir tepki geliştirmesi için onları bilinçli olarak eğitmişlerdir.
  2. Yararlandıkları mekanizmayı anlamadan solucanın doğal tepkisini kullanmayı sürdürmüşlerdir.
  3. Solucanların tepkisini kullanmayı bir yüzyıldan uzun süre önce bırakmışlardır.
Cevabı göster

Yararlandıkları mekanizmayı anlamadan solucanın doğal tepkisini kullanmayı sürdürmüşlerdir.

The current world record for most worms charmed Kalıp ifadeler

4:22

Büyülenmiş en çok solucan için mevcut dünya rekoru

was set by a 10-year-old British girl in 2009.

4:25

2009 yılında 10 yaşındaki İngiliz bir kız tarafından kırıldı.

Kalıp ifadeler

world record for ... was set by ...: rekor kategorisini ve rekoru belirleyen kişiyi belirtme

world record for + kategori kalıbı, ölçülen başarının ne olduğunu belirtir. Burada most worms charmed, başarıyla yüzeye çıkarılan en yüksek solucan sayısı anlamına gelen kısa bir kategori adıdır. worm charming etkinliğinde charmed, solucanları yüzeye çekmek demektir; büyülemek anlamına gelmez. a record was set by + kişi edilgen kalıbı, rekoru ana konu olarak tutarken onu kimin belirlediğini söyler. Etken biçimde kişi set the record olur.

Alıştırma

Rekor bildirme kalıbını tamamlayın: ____ the longest paper-airplane flight ____ a 15-year-old student.

Cevabı göster

The world record for · was set by

Wiggling a fork in the ground and hitting it with a stick,

4:28

Topraktaki bir çatalı sallayıp ona bir sopayla vurarak,

she made 567 worms surface in just 30 minutes. Dilbilgisi

4:31

sadece 30 dakikada 567 solucanın yüzeye çıkmasını sağladı.

Dilbilgisi

made 567 worms surface: make + nesne + fiilin yalın hâli

made 567 worms surface, bir eylemin başka bir eyleme veya sonuca yol açtığını göstermek için make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. 567 worms nesnedir; surface ise yüzeye çıkmak anlamındaki yalın fiildir. Ettirgen make kullanılan etken bir cümlede fiilden önce to eklenmez: made the worms surface denir, made the worms to surface denmez. Zaman made üzerinde gösterilir; surface yalın hâlde kalır.

Alıştırma

make fiilinin geçmiş biçimini, the snow nesnesini ve melt fiilini kullanın: The warm sunlight ____.

Cevabı göster

made the snow melt

Charming, really. Deyimler

4:37

Gerçekten de "büyüleyici" (charming).

Deyimler

worm charming ifadesine şakacı bir gönderme olarak Charming, really.

Bu bağlamda Charming iki işlev görür. Bir sıfat olarak “çekici” veya “hoş” anlamında hafif ve olumlu bir değerlendirme yapar. Aynı zamanda, biraz önce söz edilen etkinlik worm charming ifadesindeki anahtar sözcüğü tekrarlar. Bu tekrar küçük bir kelime oyunu yaratır ve cümleyi kuru ama eğlenceli bir anlatıcı tonuyla bitirir. Sonda kullanılan really, “gerçekten” veya “doğrusu” gibi vurgu katar; söylenişe bağlı olarak övgünün tamamen ciddi değil, anlamın farkında olan şakacı bir tavır taşımasını sağlayabilir.

Alıştırma

Charming, really. bu bağlamda neden şakacıdır?

  1. Hem “çekici” anlamına gelir hem de önceki worm charming ifadesini hatırlatır.
  2. worm charming yerine daha resmî bir bilimsel terim kullanır.
  3. Solucanların çekici bir şekilde konuştuğunu söyler.
Cevabı göster

Hem “çekici” anlamına gelir hem de önceki worm charming ifadesini hatırlatır.

There's another wormishly-shaped animal Kelime

4:39

Solucana benzeyen bir hayvan daha var

that reacts interestingly to its predators.

4:41

ve yırtıcılarına oldukça ilginç tepkiler veriyor.

Kelime

wormishly-shaped: şakacı ve anlık bir sıfat oluşturma

wormishly-shaped, “biçimi biraz solucana benzeyen” anlamına gelen, o anda oluşturulmuş bir sıfattır. worm + -ish + -ly + shaped biçiminde ayrılabilir: -ish benzerlik bildirir, zarf gibi kullanılan wormishly ise shaped sözcüğünü niteler. Bütün biçim alışılmadık ve sözlükte yer alan sabit bir ifade olmasa da dinleyen kişi parçalarından anlamı çıkarabilir. Bu ek sözcük yapımı, anlatıcının sesine şakacı ve yaratıcı bir hava katar.

Alıştırma

wormishly-shaped bu cümlede en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Birçok solucanla kaplı olan
  2. Bir solucanın biçimini değiştirebilen
  3. Biçimi biraz solucana benzeyen
Cevabı göster

Biçimi biraz solucana benzeyen

Namely, it shoots its innards at them. Notlar

4:44

Yani, iç organlarını onlara fırlatıyor.

Anlatım akışı

Namely: kesin bir açıklama sunmak

Namely, önceki genel ifadeye gönderme yapar ve o ifadeyle kastedilen kesin ayrıntıyı açıklar. Burada it shoots its innards at them ifadesinin yeni bir konu değil, belirli açıklama olduğunu gösterir. Namely sözcüğünü “tam olarak söylemek gerekirse” veya “daha açık söylemek gerekirse” şeklinde düşünebilirsiniz. Ardından gelen bilgi, önceki ifadenin neyi anlattığını kesin olarak belirtir.

Alıştırma

Kesin eşyayı belirten bağlayıcıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: Only one item was missing, ____ the charger.

Cevabı göster

namely

Kelime

shoots its innards at them: canlı ve günlük bir ifade

shoot A at B yapısında A hızla gönderilen şey, B ise hedeftir. Bu nedenle shoots its innards at them, canlının iç organlarını bu hedeflere doğru güçlü biçimde fırlattığı anlamına gelir. Innards, vücudun içindeki organlar için kullanılan günlük ve canlı bir sözcüktür. internal organs ifadesine göre daha az klinik duyulur ve görüntüyü çarpıcı ya da biraz iğrenç hâle getirebilir.

Alıştırma

Örnekteki shoots its innards at them ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. İç organlarını onlara doğru güçlü biçimde fırlatır.
  2. Yiyeceği dikkatle vücudunun içinde saklar.
  3. Onlardan iç organlarına bakmalarını ister.
Cevabı göster

İç organlarını onlara doğru güçlü biçimde fırlatır.

And that's not all. Anlatım akışı

4:47

Ve hepsi bu kadar değil.

Anlatım akışı

And that's not all. — Daha fazla bilginin geleceğini gösteren bir işaret

And, cümleyi az önce belirtilen noktaya bağlar. that's not all, önceki bilginin tamamlanmadığını ve devamında daha fazlasının geleceğini belirtir; cümle yeni ayrıntıyı kendi başına vermez. Bir geçiş ifadesi olarak çalışır ve biraz merak uyandırır. Bir noktayla sonraki arasında duraklama oluşturarak mesajı düzenler ve dinleyiciyi dinlemeye devam etmeye teşvik eder.

Alıştırma

And that's not all. dinleyiciye ne anlatır?

  1. Konuşmacı daha önce söylediği her şeyi düzeltiyor.
  2. Birazdan daha fazla bilgi gelecek.
  3. Konu sona erdi.
Cevabı göster

Birazdan daha fazla bilgi gelecek.

Check out this video Öbek fiiller

4:48

Bu videoya göz atın,

to learn about the wacky adaptations of sea cucumbers.

4:49

deniz hıyarlarının kaçık adaptasyonları hakkında bilgi edinin.

Öbek fiiller

Check out this video: samimi bir öneri

Check out this video ifadesinde check out, ilginizi çekebilecek bir şeye bakmak, onu izlemek veya incelemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Nesnesi bir video olduğunda, videoyu izleyip daha fazlasını öğrenmeye yönelik bir davettir; videoda hata olup olmadığını kontrol etme isteği değildir. Emir yapısındaki Check out ... izleyiciyi doğrudan harekete geçmeye teşvik eder. Tam cümledeki to learn about ... ise önerilen videoyu izlemenin amacını belirtir.

Alıştırma

Örnekte Check out this video, izleyiciden ne yapmasını istiyor?

  1. Videoyu bitirip internet sitesinden ayrılmak.
  2. Önerilen videoyu izlemek veya incelemek.
  3. Videoda teknik hata olup olmadığını kontrol etmek.
Cevabı göster

Önerilen videoyu izlemek veya incelemek.