Yılan balıklarının nasıl çiftleştiğini kimse çözemiyor - Lucy Cooke: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
705 kelime 129 kel/dk

Video özeti: Video, Avrupa tatlı su yılan balığının sıra dışı yaşam döngüsünü; Atlantik’i geçen larvalardan nehirlere uyum sağlayan genç bireylere ve Sargasso Denizi yönüne geri dönen yetişkinlere kadar izliyor. Ayrıca yüzyıllar süren araştırmaların göç rotasını nasıl ortaya çıkardığını, buna karşın çiftleşme ve yumurtlamanın doğada hâlâ gözlemlenmediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. From ancient Greece to the 20th century, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Açılışta geniş bir tarihsel zaman aralığı kullanmanın bilimsel bir soruyu nasıl yüzyıllık bir gizem olarak çerçevelediğini ve temel sorun sunulmadan önce bir anlatıya ya da açıklayıcı sunuma nasıl tarihsel ağırlık kattığını öğrenin. 2. Having finally arrived in their hunting grounds, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Varışın ana eylem başlamadan önce tamamlandığını gösteren perfect participle yapısını tanıyın ve bir sürecin ya da yolculuğun bir aşamasından sonrakine açık biçimde geçmek için kullanın. 3. Leading theories suggest that — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu akademik ifadeyi, dayanağı bulunan ancak henüz doğrulanmamış bir açıklamayı sunmak için kullanın. Böylece güncel bilimsel hipotezleri doğrudan gözlemlenen olgulardan ayırabilir, iddianın dayanaksız veya gereğinden kesin duyulmasını önleyebilirsiniz.

Bu derste

From ancient Greece to the 20th century, Anlatım akışı

0:06

Antik Yunan'dan 20. yüzyıla kadar,

Aristotle, Sigmund Freud, and numerous other scholars

0:10

Aristoteles, Sigmund Freud ve sayısız diğer akademisyen

were all looking for the same thing: Anlatım akışı

0:14

hepsi aynı şeyi arıyordu:

eel testicles.

0:17

yılan balığı testislerini.

Anlatım akışı

From ancient Greece to the 20th century: tarihsel ölçeği kuran bir açılış

From ancient Greece to the 20th century burada yalnızca bir zaman aralığı değildir. Cümlenin başına yerleştirilerek, kişiler ve onların sıra dışı araştırma hedefi anılmadan önce dinleyiciye çok geniş bir tarihsel çerçeve sunar. Bu açılış, konunun eskiye dayanan, uzun süredir devam eden ve önemli bir mesele gibi algılanmasını sağlar. Aktarılabilir kalıp, sonraki bilgilerin ölçeğini uzun bir zaman aralığıyla belirlemek istediğinizde From A to B ile başlamaktır.

Alıştırma

From ancient Greece to the 20th century açılış ifadesinin başlıca söylem işlevi nedir?

  1. Yüzyıllara yayılan bir ölçek kurar ve arayışı uzun süredir devam eden tarihsel bir gizem gibi gösterir.
  2. Arayışın yalnızca adı geçen iki zaman noktasında gerçekleştiğini söyler.
  3. Antik Yunan'ın coğrafyasıyla 20. yüzyılın coğrafyasını karşılaştırır.
Cevabı göster

Yüzyıllara yayılan bir ölçek kurar ve arayışı uzun süredir devam eden tarihsel bir gizem gibi gösterir.

Anlatım akışı

the same thing: eel testicles: hazırlık ve ardından açığa çıkarma

The same thing, bilim insanlarının aradığı belirli nesneyi bir süreliğine açıkça söylemez. Böylece küçük bir bilgi boşluğu oluşur: dinleyici herkesin ne aradığını öğrenmeyi bekler. İki nokta daha sonra somut cevabı, eel testicles ifadesini, sunar. Şaşırtıcı ayrıntının sona konması bir hazırlık ve açığa çıkarma düzeni yaratır; ünlü bilim insanlarıyla beklenmedik araştırma konusu arasındaki karşıtlığı da belirginleştirir.

Alıştırma

the same thing: eel testicles bilgiyi nasıl düzenler?

  1. Somut cevabı geciktirir, sonra vurgu ve şaşkınlık yaratmak için iki noktadan sonra açıklar.
  2. Her bilim insanının farklı bir nesne aradığını gösterir.
  3. The same thing ile ilgisiz ikinci bir araştırma konusu sunar.
Cevabı göster

Somut cevabı geciktirir, sonra vurgu ve şaşkınlık yaratmak için iki noktadan sonra açıklar.

Freshwater eels, or Anguilla anguilla, Kültür

0:19

Tatlı su yılan balıkları veya Anguilla anguilla,

Kültür

or Anguilla anguilla: bilimsel adı tanıtmak için or kullanımı

Buradaki or bir seçim sunmaz. Anguilla anguilla ifadesini az önce sözü edilen yılan balıklarının diğer adı, daha açık olarak bilimsel adı şeklinde tanıtır. Virgüller arasındaki bölüm, aynı varlığı tanımlayan ek bilgi veren bir ara sözdür. Bilgilendirici ve bilimsel metinlerde sıkça genel ad, or bilimsel ya da resmî ad, kalıbı kullanılarak bilinen ad ile uzmanlık adı ilişkilendirilir.

Alıştırma

Burada “diğer adıyla” anlamına gelen bağlaçla cümleyi tamamlayın: The red panda, ____ Ailurus fulgens, lives in mountain forests.

Cevabı göster

or

could be found in rivers across Europe,

0:23

Avrupa genelindeki nehirlerde bulunabilirdi,

but no one had ever seen them mate. Dilbilgisi

0:25

ancak daha önce kimse onların çiftleştiğini görmemişti.

Dilbilgisi

no one had ever seen: geçmişteki bir noktadan önce hiç olmaması

Had seen, had + geçmiş zaman ortacıyla kurulan past perfect yapısıdır. Görme olayını, anlatının verdiği geçmişteki bir referans noktasından daha önceye yerleştirir. Olumsuz özne no one ile birlikte ever, “o noktaya kadar herhangi bir zamanda” anlamına gelir. Bu nedenle no one had ever seen... ifadesi, o zamandan önce böyle bir gözlemin bir kez bile gerçekleşmediğini anlatır. Burada ever “her zaman” demek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, geçmişteki zaman sınırından önce hiçbir kayıt yapılmadığı anlamına gelir?

  1. After 1900, no one ever recorded the animals mating.
  2. Since 1900, no one has ever recorded the animals mating.
  3. By 1900, no one had ever recorded the animals mating.
Cevabı göster

By 1900, no one had ever recorded the animals mating.

And despite countless dissections, Dilbilgisi

0:29

Ve sayısız diseksiyona rağmen,

no researcher could find eel eggs

0:31

hiçbir araştırmacı yılan balığı yumurtası bulamadı

or identify their reproductive organs.

0:34

veya üreme organlarını tanımlayamadı.

Dilbilgisi

despite countless dissections: despite + isim öbeği

Despite bir karşıtlık ilişkisi kurar: sayısız diseksiyonun normalde bir yanıt sağlaması beklenirdi, ancak sonuç böyle olmamıştır. Burada countless dissections bir isim öbeğidir; bu nedenle giriş ifadesi although researchers performed countless dissections düşüncesini daha kısa biçimde aktarır. Despite sözcüğünden sonra isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır. Özneli ve çekimli fiilli tam bir yan cümle kullanmak için although ya da though seçilir veya despite the fact that yapısı kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?

  1. Despite it faced repeated delays, the flight arrived safely.
  2. Despite the flight was delayed repeatedly, it arrived safely.
  3. Despite repeated delays, the flight arrived safely.
Cevabı göster

Despite repeated delays, the flight arrived safely.

Devoid of data, Kelime

0:37

Veri yokluğunda,

naturalists proposed various eel origin stories. Kalıp ifadeler

0:39

doğa bilimcileri yılan balıklarının kökeniyle ilgili çeşitli hikayeler öne sürdüler.

Kelime

Devoid of data: resmî bir ‘tamamen yoksun’ ifadesi

Devoid of, bir şeyden tamamen yoksun olma anlamına gelir. Devoid, ardından of gelen bir sıfattır; fiil değildir. Bu cümlede Devoid of data, ana cümlenin öznesi olan naturalists sözcüğünü niteler ve kanıt eksikliğini yaptıkları şeyin arka planı olarak sunar. Yaygın yapı be devoid of + isim biçimindedir. Cümle başındaki Devoid of + isim, özne + fiil yapısı, Because they were devoid of data gibi daha uzun bir yan cümleyi kısaltır. Without yapısından daha resmîdir ve genellikle eksikliği daha güçlü vurgular.

Alıştırma

Cümleyi devoid ile kurulan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ reliable evidence, the committee postponed its decision.

Cevabı göster

Devoid of

Kalıp ifadeler

eel origin stories: yılan balıklarının kökenine dair anlatılar

An origin story, bir kişinin veya şeyin nasıl başladığını ya da ortaya çıktığını açıklayan anlatıdır. Buradaki eel origin stories, doğa bilimcilerin yılan balıklarının nereden geldiğine ilişkin öne sürdüğü farklı açıklamaları belirtir. Bu isim grubunda eel konuyu, origin ise hikâyelerin türünü, yani başlangıçlarla ilgili olduklarını belirtir. Story yalnızca kurgu değil, açıklayıcı bir anlatı anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Bir şeyin nasıl başladığını anlatan açıklama anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The podcast tells the company's ____.

Cevabı göster

origin story

Aristotle suggested that eels spontaneously emerged from mud. Kelime

0:43

Aristoteles, yılan balıklarının kendiliğinden çamurdan çıktığını öne sürdü.

Kelime

spontaneously emerged from mud: çamurdan kendiliğinden ortaya çıkmak

Spontaneously emerged from mud, görünür bir dış neden veya üreme süreci olmadan çamurdan kendiliğinden ortaya çıkmak ya da var olmak anlamına gelir. Spontaneously, emerged fiilini niteler; burada gelişigüzel veya bir hevesle anlamına gelmez. Aristotle suggested that, bu düşünceyi Aristoteles'in öne sürdüğü açıklama olarak çerçeveler. Cümle, bunu kabul edilmiş modern bilim olarak sunmak yerine eski bir teoriyi aktarır.

Alıştırma

Bir kaynaktan kendiliğinden ortaya çıktı anlamındaki vurgulanan üç sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: According to an abandoned theory, tiny organisms ____ damp soil.

Cevabı göster

spontaneously emerged from

Pliny the Elder argued eels rubbed themselves against rocks,

0:48

Yaşlı Plinius, yılan balıklarının kayalara sürtündüğünü

and the subsequent scrapings came to life. Deyimler

0:53

ve dökülen pulların canlandığını savundu.

Deyimler

came to life: canlanmaya başlamak

Bu cümlede came to life, “yaşamaya başladı” ya da “canlı bir şeye dönüştü” anlamına gelir. Eski görüşe göre yılan balıklarından sıyrılan parçalar canlı varlıklara dönüşüyordu. came to life ifadesini “hayata doğru geldi” gibi sözcük sözcük değil, bir bütün olarak anlayın. Kalıp come to life biçimindedir ve life bir isimdir; burada come geçmiş zamanda came olur. Bir hikâyenin, resmin veya yerin canlı, hareketli ya da heyecan verici hâle gelmesini anlatmak için mecazen de kullanılabilir. Benzer come alive yapısında alive sıfattır ve to kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi come to life ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the fantasy film, the painted dragon ____ and flew out of the frame.

Cevabı göster

came to life

Eels were said to hatch on rooftops, Dilbilgisi

0:57

Yılan balıklarının çatılarda yumurtadan çıktığı,

Dilbilgisi

were said to hatch: doğrulanmamış bir iddiayı aktarmak

were said to hatch, özne + be said to + fiilin yalın hâli biçimindeki edilgen aktarım yapısını kullanır. Burada eels öznedir; were çoğul özneye ve geçmiş bağlama uyar; hatch ise to sonrasında fiilin yalın hâlidir. Anlamı People said that eels hatched on rooftops. cümlesine eşittir. Bu yapı, kaynağı belirtmeden ve iddiayı doğrulanmış bir gerçek gibi sunmadan bir inanışı ya da iddiayı aktarır. Yazarın eski, belirsiz veya tartışmalı bir düşünceye mesafe koymasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi be said to yapısıyla tamamlayın: The old bridge ____ unsafe after dark.

Cevabı göster

is said to be

manifest from the gills of other fish,

1:00

diğer balıkların solungaçlarından meydana geldiği,

and even emerge from the bodies of beetles.

1:02

ve hatta böceklerin gövdelerinden ortaya çıktığı söylendi.

But the true story of eel reproduction Anlatım akışı

1:06

Ancak yılan balığı üremesinin gerçek hikayesini

is even more difficult to imagine.

1:09

hayal etmek daha da zordur.

Anlatım akışı

the true story ... is even more difficult to imagine: anlatıda bir dönüşü işaret etmek

But, daha önce anılan tuhaf açıklamalardan uzaklaşılan bir dönüşü işaret eder. the true story gerçeklere dayalı anlatımı başlatır; even more ise şaşırtıcılık düzeyini önceki anlatılanlarla karşılaştırır: gerçekler, zaten olağanüstü olan efsanelerden bile daha zor hayal edilir. Bu seçimler birlikte paragrafı düzenler. Cümle yalnızca gerçeklerin şaşırtıcı olduğunu söylemez; giriş kısmının bittiğini ve gerçek üreme döngüsünün açıklanmak üzere olduğunu da bildirir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan bölümün temel anlatı işlevi nedir?

  1. Şaşırtıcı eski açıklamalardan daha da şaşırtıcı olan gerçeklere dayalı bir anlatıma geçer.
  2. Yılan balıklarının üremesi hakkındaki tartışmayı bitirir.
  3. Önceki efsanelerin doğru olduğunu onaylar.
Cevabı göster

Şaşırtıcı eski açıklamalardan daha da şaşırtıcı olan gerçeklere dayalı bir anlatıma geçer.

And to solve this slippery mystery, Deyimler

1:12

Ve bu kaygan gizemi çözmek için,

scholars would have to rethink centuries of research. Dilbilgisi

1:15

akademisyenlerin yüzyıllar süren araştırmaları yeniden düşünmeleri gerekecekti.

Deyimler

slippery mystery: konuyla bağlantılı çift anlam

slippery mystery ifadesinde slippery iki düzeyde işlev görür. Gerçek anlamıyla yılan balığının kaygan bedenini hatırlatır; mecaz anlamıyla ise anlaşılması, tanımlanması veya çözülmesi zor bir sorunu anlatır. Bu ifade hafif bir kelime oyunudur: bilimsel anlatımı daha canlı kılar, ancak ana düşünce yine de gizemin çözülmesinin zor olduğudur.

Alıştırma

slippery mystery bu cümlede neden bir kelime oyunu oluşturur?

  1. Yılan balığının kaygan bedenini kavranması zor bir sorunla ilişkilendirir.
  2. Araştırma belgelerinin ıslandığını düşündürür.
  3. Gizemin zaten çözüldüğünü söyler.
Cevabı göster

Yılan balığının kaygan bedenini kavranması zor bir sorunla ilişkilendirir.

Dilbilgisi

would have to rethink: geçmişten görülen gelecekteki gereklilik

Bu tarihsel anlatıda would have to rethink, geçmişteki bir noktadan ileriye bakar. Gizemi çözmek için daha sonraki araştırmacıların yüzyıllar süren araştırmaları yeniden düşünmelerinin gerekli olacağı anlamına gelir. Scholars, bu sonraki araştırmacıları ifade eder. Burada would, gerçek dışı bir koşul belirtmez. Geçmişten bakılan bir gelecek kurar; have to ise gereklilik anlamı ekler. Birlikte would have to + fiilin yalın hâli, daha önceki bir bakış açısından sonraki bir eylemin gerekli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir tarihçi, 1900 yılındaki bir keşfi anlattıktan sonra "Researchers would have to rethink the theory." diye yazıyor. Buradaki would have to rethink neyi gösterir?

  1. Eylemin o geçmiş noktadan önce tamamlanmış olduğunu gösterir.
  2. Geçmişteki bir noktadan görülen daha sonraki bir gerekliliği gösterir.
  3. Kesinlikle hiç gerçekleşmemiş, gerçek dışı bir eylemi gösterir.
Cevabı göster

Geçmişteki bir noktadan görülen daha sonraki bir gerekliliği gösterir.

Today,

1:19

Bugün,

we know the freshwater eel lifecycle

1:20

tatlı su yılan balığının yaşam döngüsünün

has five distinct stages: Anlatım akışı

1:23

beş belirgin aşaması olduğunu biliyoruz:

larval leptocephali, miniscule glass eels,

1:25

leptocephali larvası, minicik cam yılan balıkları,

adolescent elvers,

1:30

ergenlik dönemindeki elverler,

older yellow eels,

1:33

daha yaşlı sarı yılan balıkları,

and adult silver eels.

1:34

ve yetişkin gümüş yılan balıkları.

Anlatım akışı

has five distinct stages: sınıflandırma listesini önceden tanıtma

has five distinct stages:, ardından gelen bilgileri düzenleyen genel giriş bölümüdür. Önce sınıflandırma birimini, yani stages sözcüğünü ve sayıyı, yani five sözcüğünü verir; ardından iki nokta, beş aşamanın adlarının sıralanacağını bildirir. distinct, aşamaların yalnızca belirsiz biçimde farklı olmadığını, kategori olarak açıkça ayrılabildiğini belirtir. Başka konulara aktarılabilecek kalıp özne + has + sayı + distinct stages: + liste şeklindedir ve dinleyenin karmaşık bilgileri öngörüp düzenlemesine yardımcı olur.

Alıştırma

Genel girişi, üç öğeli listeyle eşleşecek biçimde has + sayı + distinct stages kalıbıyla tamamlayın: The project ____: planning, testing, and launch.

Cevabı göster

has three distinct stages

Given the radical physical differences between these phases, Dilbilgisi

1:37

Bu evreler arasındaki radikal fiziksel farklılıklar göz önüne alındığında,

you'd be forgiven for assuming these are different animals. Ton ve niyet

1:41

bunların farklı hayvanlar olduğunu düşünmeniz affedilebilir.

Dilbilgisi

Given + isim öbeği: bir sonucun dayanağını sunmak

Burada Given, “göz önüne alındığında” veya “dikkate alındığında” anlamına gelir. the radical physical differences between these phases isim öbeğini ana cümledeki yargının dayanağı olarak sunar. Burada give fiilinin edilgen biçiminin bir parçası değil, edat gibi işlev gören bir sözcüktür. Aktarılabilir kalıp Given + isim öbeği, ana cümle şeklindedir: önce bilinen bir koşulu belirtin, ardından bu koşuldan bir sonuç çıkarın.

Alıştırma

Given + isim öbeği kalıbını başlangıç sözcüğüyle tamamlayın: ____ the icy roads, the bus moved slowly.

Cevabı göster

Given

Ton ve niyet

you'd be forgiven for assuming: bir yanılgıyı anlaşılır göstermek

Burada you'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. You'd be forgiven for assuming ... ifadesi, “böyle varsaymanız anlaşılabilir olurdu” anlamına gelir. Genellikle gerçek bir kusuru veya gerçek bir bağışlama eylemini anlatmaz. Konuşan kişi, yanlış sonucu düzeltmeden önce bu sonucun makul dayanakları olduğunu kabul eder. Böylece düzeltmeyi yumuşatır ve dinleyiciyi suçlamaktan kaçınır. Aktarılabilir kalıp You'd be forgiven for + -ing biçimidir.

Alıştırma

“You'd be forgiven for assuming the tiny restaurant was closed,” cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?

  1. Varsayım için resmî bir özür talep etmek
  2. Restoranın kesinlikle kapalı olduğunu doğrulamak
  3. Yanlış varsayımın anlaşılabilir olduğunu kabul etmek
Cevabı göster

Yanlış varsayımın anlaşılabilir olduğunu kabul etmek

In fact, that's exactly what European naturalists thought. Anlatım akışı

1:45

Aslında Avrupalı doğa bilimcilerin düşündüğü de tam olarak buydu.

Anlatım akışı

In fact, that's exactly what: önceki bir fikri gerçek olarak doğrulamak

In fact, önceki bir fikir ya da tahminden olgusal bir doğrulamaya geçildiğini gösterir. Burada gereksiz bir dolgu ifadesi değildir; az önce öne sürülen düşüncenin kanıtlar veya tarih tarafından desteklendiğini bildirir. That's exactly what European naturalists thought, onların geçmişteki inancının önceki fikirle tam olarak örtüştüğünü söyler. That önceki fikre gönderme yaparken what onların düşündüğü içeriği, yani düşündükleri şeyi belirtir.

Alıştırma

In fact, that's exactly what ... burada söylem içinde hangi görevi yerine getiriyor?

  1. Önceki bir fikrin gerçek bir tarihsel inanışla örtüştüğünü doğruluyor.
  2. Doğa bilimcilerin inancını yalnızca gelecekteki bir olasılık olarak sunuyor.
  3. Önceki fikri reddedip ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster

Önceki bir fikrin gerçek bir tarihsel inanışla örtüştüğünü doğruluyor.

Researchers were aware of leptocephali and glass eels, Kalıp ifadeler

1:49

Araştırmacılar leptocephali ve cam yılan balıklarının farkındaydı,

Kalıp ifadeler

were aware of: bir şeyin var olduğunu bilmek

Be aware of + isim veya isim öbeği, birinin ya da bir şeyin var olduğunu bilmek veya bir durumun farkında olmak demektir. Burada were aware of, araştırmacıların leptosefallerin ve cam yılan balıklarının varlığını bildiğini söyler; tek başına bunların arasındaki ilişkiyi anladıkları anlamına gelmez. Aware bir sıfattır; bu nedenle isim biçimindeki nesneden önce normalde of gelir. Tam bir olguyu cümlecikle belirtmek için be aware that + cümlecik kullanılır.

Alıştırma

İsim öbeğinden önce aware sözcüğünün doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The team was ____ the safety risk.

Cevabı göster

aware of

but no one guessed they were related to the elvers Kalıp ifadeler

1:54

ancak kimse onların yüzlerce kilometre yukarıda yaşayan elverler

and yellow eels living hundreds of kilometers upstream. Kelime

1:57

ve sarı yılan balıkları ile akraba olduğunu tahmin etmedi.

Kalıp ifadeler

were related to: bir bağlantıyı ifade etmek

Burada were related to, “biyolojik bir bağlantıları vardı” anlamına gelir. Farklı yılan balığı biçimleri aslında aynı yılan balığının yaşam döngüsündeki farklı evrelerdi; ifade burada insanların günlük hayattaki akrabalığını anlatmaz. Kalıp be related to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Akrabalık bağını, ortak kökeni veya daha geniş bir bağlantıyı anlatabilir; ilişkinin türünü bağlam belirler.

Alıştırma

Cümleyi be related to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The two discoveries ____ the same research question.

Cevabı göster

were related to

Kelime

living hundreds of kilometers upstream: nehrin yukarı yönü

living hundreds of kilometers upstream ifadesi, önündeki the elvers and yellow eels grubunu niteler ve nerede yaşadıklarını belirtir. Upstream, nehir boyunca kaynağa doğru daha ileride, yani suyun aktığı yönün tersinde demektir. Mesafe, nehir sistemi boyunca düşünülür. Upstream yalnızca “haritada daha yukarıda” veya “yokuş yukarı” anlamına gelmez; ancak nehrin yukarı kesimindeki bir yerin rakımı da daha yüksek olabilir.

Alıştırma

“Nehrin kaynağına doğru” anlamına gelen nehir yönü sözcüğünü kullanın: The salmon swam several kilometers ____ to reach the spawning area.

Cevabı göster

upstream

Confusing matters more, Anlatım akışı

2:01

İşleri daha da kafa karıştırıcı hale getiren şey ise,

eels don't develop sex organs until late in life, Kalıp ifadeler

2:02

yılan balıklarının yaşamlarının geç dönemlerine kadar cinsel organ geliştirmemesi

and the entirety of their time in the rivers of Europe

2:07

ve Avrupa nehirlerinde geçirdikleri sürenin tamamının

Anlatım akışı

Confusing matters more: artan karmaşıklığı belirtmek

Cümlenin başındaki Confusing matters more, dinleyiciye sıradaki bilginin önceki anlatılanlarla ilişkisini gösterir: yeni bir zorluk ekler ve meseleyi anlamayı güçleştirir. Bu ifade, yeni bilgi verilmeden önce açıklamanın akışını düzenler. Burada matters, “durum” ya da “meseleler” anlamında çoğul bir isimdir; fiil değildir. -ing yapısı ardından gelen ifadenin tamamını kapsar: daha fazla kafa karışıklığına yol açan, o ifadede verilen bilgidir.

Alıştırma

Bu cümlede Confusing matters more neyi gösteriyor?

  1. Sıradaki bilgi meseleye zorluk veya belirsizlik ekliyor.
  2. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
  3. Sıradaki bilgi meselenin artık çözüldüğünü gösteriyor.
Cevabı göster

Sıradaki bilgi meseleye zorluk veya belirsizlik ekliyor.

is essentially eel adolescence. Anlatım akışı

2:09

esasen yılan balığı ergenliği olmasıdır.

Kalıp ifadeler

not ... until kalıbında until late in life

Late in life, bir insanın veya canlının yaşamının ileri bir döneminde anlamına gelir. Bu cümlede don't ... until late in life gecikmiş bir başlangıç noktası belirler: organlar daha önce gelişmez; gelişim yalnızca yaşamın o ileri döneminde başlar. Burada life günlük yaşamı değil, tüm yaşam süresini ifade eder. Late ise bir randevuya geç kalmayı değil, yaşam süresindeki ileri bir aşamayı anlatır. Bu kalıp biyolojik gelişimi veya bir biyografideki olayları anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade until late in life ile tamamlayın: She did not publish her first novel ____.

Cevabı göster

until late in life

Anlatım akışı

is essentially eel adolescence: Bir yaşam evresini tanıdık bir benzetmeyle yeniden çerçevelemek

is essentially eel adolescence ifadesi, yılan balıklarının nehirlerde geçirdiği dönemin tamamını tek ve basit bir etiketle yeniden çerçeveler. Essentially, “ayrıntıları ana fikre indirgediğimizde” anlamına gelir; dolayısıyla konuşmacı resmî bir evre adı vermek yerine özetleme yapar. Adolescence, insanların aşina olduğu bir yaşam evresinden yararlanan açıklayıcı bir benzetmedir. Bunun henüz olgunlaşılmamış ve üreme öncesindeki bir dönem olduğunu anlamaya yardımcı olur; yılan balıklarına insan yaşı atfetmez. X is essentially Y kalıbı, karmaşık bir açıklamayı tanıdık bir çerçeveye sıkıştırabilir.

Alıştırma

Konuşmacı nehir döneminin essentially eel adolescence olduğunu söyleyerek ne yapıyor?

  1. Karmaşık bir evreyi tanıdık bir benzetmeyle özetler.
  2. Biyologların kullandığı kesin ve resmî bir evrenin adını verir.
  3. Yılan balıklarının insanlarla aynı yaşta geliştiğini iddia eder.
Cevabı göster

Karmaşık bir evreyi tanıdık bir benzetmeyle özetler.

So when do eels reproduce? Anlatım akışı

2:12

Peki yılan balıkları ne zaman ürerler?

And where do they do it?

2:15

Ve bunu nerede yaparlar?

Anlatım akışı

So when ...? And where ...?: Arka plan bilgisini yönlendirici sorulara dönüştürmek

Arka arkaya gelen iki soru, önceki arka plan bilgisini açık bir gündeme dönüştürür: önce üremenin zamanı, sonra yeri sorulur. So, bu soruların az önce açıklananlardan mantıksal olarak çıktığını gösterir. And where do they do it? cümlesinde do it, reproduce fiilinin yerine geçerek tekrarı önler ve iki soruyu birbirine bağlı tutar. Bir açıklama veya sunumda böyle bir soru dizisi geçiş noktası olabilir: yalnızca hemen cevap istemek yerine, dinleyiciye bir sonraki bölümde hangi soruların inceleneceğini gösterir.

Alıştırma

Bu iki sorunun söylemdeki temel işlevi nedir?

  1. İlgisiz bir konuya geçerler.
  2. Önceki arka plan bilgisini iki yönlendirici soruya dönüştürürler.
  3. Yılan balıklarının üremesi hakkında doğrulanmış iki bulgu verirler.
Cevabı göster

Önceki arka plan bilgisini iki yönlendirici soruya dönüştürürler.

Despite its name, Anlatım akışı

2:17

Adına rağmen,

the life of a freshwater eel actually begins

2:19

bir tatlı su yılan balığının hayatı aslında

in the salty waters of the Bermuda Triangle.

2:23

Bermuda Şeytan Üçgeni'nin tuzlu sularında başlar.

Anlatım akışı

Despite its name ... actually begins: bir beklentiyi düzeltmek

Despite its name, freshwater eel adının oluşturduğu beklentiyi önce ortaya koyar: ad, yaşamın tatlı suda başladığını düşündürür. Actually begins ise bu beklentiyi düzelterek tuzlu sudaki başlangıcı şaşırtıcı gerçek olarak vurgular. Bu bilgi düzeni Despite its name, X actually ... kalıbıyla başka durumlara aktarılabilir. Önce yanıltıcı ipucunu belirtin, ardından beklentiyi boşa çıkaran gerçeği verin. Burada actually düzeltici bir vurgu taşır; yalnızca bir dolgu sözcüğü değildir.

Alıştırma

Cümleyi Despite its name ve is actually ifadelerini aynen kullanarak tamamlayın: ____, the peanut ____ a legume rather than a true nut.

Cevabı göster

Despite its name · is actually

At the height of the annual cyclone season, Kalıp ifadeler

2:26

Yıllık kasırga sezonunun zirvesinde,

thousands of three-millimeter eel larvae

2:29

binlerce üç milimetrelik yılan balığı larvası

drift out of the Sargasso Sea. Kalıp ifadeler

2:32

Sargasso Denizi'nden sürüklenerek çıkar.

Kalıp ifadeler

At the height of the annual cyclone season: mevsimin zirve aşaması

At the height of the annual cyclone season, mevsimin en yoğun veya en hareketli aşamasında anlamına gelir. Height burada mecazidir; yerden fiziksel bir uzaklığı anlatmaz. Cümlenin başındaki bu ifade ana olayın zaman çerçevesini belirler. Kalıp, at the height of + bir dönem, olay veya etkinlik biçimindedir; at the height of summer ve at the height of the crisis örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

Hangi cümlede at the height of bir dönem veya olayın zirve aşamasında anlamında kullanılmıştır?

  1. The drone flew at a height of 500 meters.
  2. At the height of the festival, every hotel room was booked.
  3. The workers measured the height of the stage.
Cevabı göster

At the height of the festival, every hotel room was booked.

Kalıp ifadeler

drift out of: bir yerden sürüklenerek çıkmak

Drift out of, su, hava ya da başka bir kuvvet tarafından taşınırken bir yerin içinden dışına hareket etmek demektir. Bu cümlede yılan balığı larvaları hareketi kendileri kontrol etmek yerine Sargasso Denizi'nden uzağa taşınır. Kalıp drift out of + yer şeklindedir. Drift pasif veya kontrolsüz hareket biçimini, out of ise başlangıç yerinin sınırının dışına çıkıldığını gösterir.

Alıştırma

Rüzgârın neden olduğu hareketi göstermek için drift out of ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: The balloon ____ the open window.

Cevabı göster

drifted out of

From here, they follow migration Kalıp ifadeler

2:35

Buradan göç yollarını takip ederek

paths to North America and Europe,

2:36

Kuzey Amerika ve Avrupa'ya doğru ilerlerler;

Kalıp ifadeler

follow migration paths: yerleşik rotalar boyunca ilerlemek

Follow migration paths, göç için düzenli olarak kullanılan rotalar boyunca ilerlemek demektir. Burada follow, “arkasından yürümek” değil “boyunca ilerlemek” anlamındadır; paths ise görünür patikalar yerine rotaları veya hareket çizgilerini ifade eder. Bir şey yerleşik bir güzergâha göre hareket ettiğinde follow + path/route kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

“Yerleşik mevsimsel rotalar boyunca ilerlemek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Each autumn, the caribou ____ across the tundra.

Cevabı göster

follow migration paths

continents that were much closer

2:39

bu kıtalar, 40 milyon yıl önce yılan balıkları bu rotaları oluşturduğunda

when eels established these routes 40 million years ago. Kalıp ifadeler

2:41

birbirlerine çok daha yakındı.

Kalıp ifadeler

established these routes: kalıcı bir göç rotası oluşturmak

Burada established these routes, yılan balıklarının göç yollarının uzun bir zaman içinde ortaya çıktığı ve düzenli hâle geldiği anlamına gelir. Established, "şirket kurdular" anlamında değildir; routes da mutlaka inşa edilmiş yolları ifade etmez. Establish fiili, bir rotayı tek bir yolculukta kullanılan yol olarak değil, kalıcı ve yerleşmiş bir düzen olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, tekrarlanan hareketlerin kalıcı bir göç rotası oluşturduğunu anlatır?

  1. The birds avoided using any regular path across the desert.
  2. The birds followed an existing route across the desert once.
  3. Over many generations, the birds established a route across the desert.
Cevabı göster

Over many generations, the birds established a route across the desert.

Over the next 300 days,

2:46

Sonraki 300 gün boyunca,

Anguilla anguilla larvae ride the ocean currents Kalıp ifadeler

2:48

Anguilla anguilla larvaları okyanus akıntılarıyla süzülerek

6,500 km to the coast of Europe,

2:52

Avrupa kıyılarına doğru 6.500 km yol alır

making one of the longest known marine migrations. Dilbilgisi

2:56

ve bilinen en uzun deniz göçlerinden birini yaparlar.

Kalıp ifadeler

ride the ocean currents: okyanus akıntılarıyla hareket etmek

Bu cümlede ride the ocean currents, larvaların hareket eden deniz suyuyla taşındığı ve yol almak için bu doğal güçten yararlandığı anlamına gelir. Ride burada mecazidir; larvalar bisiklet süren bir kişi gibi akıntının üzerinde oturmaz. İfade, hareketin nasıl gerçekleştiğini vurgular. Akıntının hareketin büyük bölümünü sağladığını gösterdiği için travel fiilinden daha fazla bilgi verir.

Alıştırma

Cümleyi, "okyanus akıntıları tarafından taşınarak hareket etmek" anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Tiny plastic fragments can ____ for thousands of kilometers.

Cevabı göster

ride the ocean currents

Dilbilgisi

making ...: Cümle sonundaki -ing yapısıyla sonuç veya değerlendirme eklemek

Virgülden sonraki making öbeği, larvaların yolculuğundan sonra gerçekleşen ayrı bir aşamayı anlatmaz. Önceki yolculuğun tamamı hakkında yorum yapar: 6.500 km katetmeleri, bu yolculuğun bilinen en uzun deniz göçlerinden biri sayılmasını sağlar. 「Tam cümlecik + virgül + V-ing」kalıbı, ana olaya bir sonuç, etki veya değerlendirme ekleyebilir. Dil bilgisi açısından making eyleminin örtük öznesi yine larvalardır, ancak öbek onların bütün yolculuğunu değerlendirir.

Alıştırma

Hangi cümlede sondaki -ing öbeği, önceki olayın tamamının sonucunu gösterir?

  1. Maya sat by the window, reading a novel.
  2. Daniel walked home, carrying a heavy backpack.
  3. The power went out, leaving the entire building in darkness.
Cevabı göster

The power went out, leaving the entire building in darkness.

By the time they arrive, Dilbilgisi

3:00

Vardıklarında,

they've grown approximately 45 mm

3:02

yaklaşık 45 mm uzunluğa ulaşmış

and transformed into semi-transparent glass eels. Kalıp ifadeler

3:05

ve yarı şeffaf cam yılan balıklarına dönüşmüş olurlar.

Dilbilgisi

By the time they arrive: Önceden ulaşılmış bir sonuç için zaman sınırı belirlemek

By the time they arrive, varışlarını bir zaman sınırı olarak belirler. Ana cümle, büyüme ve dönüşümü bu noktadan önce gelişen ve larvalar vardığında zaten gerçekleşmiş olan değişiklikler olarak sunar. Tarafsız when ile karşılaştırıldığında by the time, bu sınır noktasına kadar tamamlanmış veya birikmiş olan şeye dikkat çeker. Genel ya da geleceğe yönelik bir anlatımda zaman cümleciği normalde they arrive örneğindeki gibi simple present kullanır; ana cümlede ise sık sık perfect bir yapı kullanılır.

Alıştırma

Toplantının başlangıcını bir zaman sınırı yapan üç kelimelik zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the meeting began, I had already sent the report.

Cevabı göster

By the time

Kalıp ifadeler

transform into: yeni bir biçime dönüşmek

Transform into, bir şeyin belirgin biçimde farklı bir şekle, duruma veya türe dönüşmesi anlamına gelir. Burada genç yılan balıkları, cam yılan balığı olarak bilinen yarı saydam yavrulara dönüşür. Kalıp transform into + dönüşümün sonucundaki şekil veya durum biçimindedir. Değişimi küçük bir ayarlama olarak değil, önemli bir dönüşüm olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi transform into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During metamorphosis, a tadpole ____ an adult frog.

Cevabı göster

transforms into

It's not just their appearance that's changed. Anlatım akışı

3:09

Değişen sadece dış görünüşleri değildir.

Anlatım akışı

It's not just X that's changed: başka bir değişikliği haber vermek

Not just, yalnızca görünüşün etkilendiği şeklindeki dar yorumu reddeder. Görünüşleri gerçekten değişmiştir, ancak bu cümle dinleyiciyi en az bir değişiklik daha beklemeye hazırlar. Burada that's, that has anlamındadır; dolayısıyla that's changed, that has changed demektir. It's not just X that's changed odaklama kalıbı X'i öne çıkarır ve bir köprü görevi görür: daha önce sözü edilen görünür değişikliği, ardından gelen daha az belirgin değişikliğe bağlar.

Alıştırma

It's not just their appearance that's changed cümlesi paragrafta ne işe yarar?

  1. Değişen tek şeyin görünüş olduğunu söyler.
  2. Görünüşün değiştiğini doğrular ve ardından başka bir değişikliğin geleceğini bildirir.
  3. Görünüşün değişmediğini söyler.
Cevabı göster

Görünüşün değiştiğini doğrular ve ardından başka bir değişikliğin geleceğini bildirir.

If most marine fish entered brackish coastal waters, Notlar

3:12

Çoğu deniz balığı acı olan kıyı sularına girseydi,

Kelime

brackish coastal waters: tatlı ve tuzlu suyun karıştığı kıyı suları

Brackish coastal waters, tatlı su ile deniz suyunun karıştığı kıyı bölgelerindeki acı suları ifade eder. Bu su tuzludur, ancak açık denizdeki sudan daha az tuzludur. Haliçler ve nehir ağızları yaygın örneklerdir. Brackish suyun temizliğini değil tuzluluk oranını anlatır; dirty anlamına gelmez. Çoğul waters, coastal waters ifadesinde olduğu gibi bir su alanını veya su türünü belirtir.

Alıştırma

Tatlı sudan daha tuzlu, deniz suyundan daha az tuzlu suyu anlatan kelimeyle cümleyi tamamlayın: The estuary contains ____ water.

Cevabı göster

brackish

their cells would swell with freshwater

3:16

hücreleri tatlı su ile şişerek

in a lethal explosion.

3:18

ölümcül bir patlamaya yol açardı.

Dilbilgisi

If ... entered ..., ... would swell: varsayımsal koşul cümlesi

if + simple past, ... would + fiilin yalın hâli yapısı, varsayılan bir koşulu ve bu koşulun öngörülen sonucunu anlatır. Burada entered koşulu kurar, would swell ise bu koşul altında beklenen sonucu verir. Cümle, balıkların bu sulara gerçekten girdiğini söylemez. Bu bilimsel açıklamada geçmiş biçim olan entered, olgudan uzaklığı gösterir; would da sıradan bir gelecek tahmini değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede aynı varsayımsal koşul-sonuç yapısı kullanılmıştır?

  1. If the tank lost power, the water would cool quickly.
  2. If the tank loses power every night, the water cools quickly.
  3. The tank lost power, so the water cooled quickly.
Cevabı göster

If the tank lost power, the water would cool quickly.

But when glass eels reach the coast,

3:21

Ancak cam yılan balıkları kıyıya ulaştığında,

their kidneys shift to retain more salt Kalıp ifadeler

3:23

böbrekleri daha fazla tuz tutmak

and maintain their blood salinity levels. Kelime

3:26

ve kanlarındaki tuzluluk seviyelerini korumak üzere değişir.

Kalıp ifadeler

shift to retain more salt: bir sistemin çalışma biçimini değiştirmek

Bu cümlede shift, “bir şeyin çalışma biçimini değiştirmek” anlamına gelir. Böbrekler daha fazla tuz tutan bir şekilde çalışmaya başlar. to retain biçimindeki to-infinitive, bu değişimin sağladığı yeni işlevi belirtir. Özne their kidneys olduğu için bu değişim, yılan balıklarının yaptığı bir seçim değil, otomatik bir fizyolojik tepkidir. Daha genel olarak bir organ, sistem veya sürecin çalışma durumu değiştiğinde shift to do something kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede shift, bir sistemin çalışma biçiminin değişmesini anlatır?

  1. The worker shifts the crate closer to the wall.
  2. The backup system shifts to use less power during outages.
  3. The appointment shifts to Monday because the office is closed.
Cevabı göster

The backup system shifts to use less power during outages.

Kelime

maintain their blood salinity levels: bir ölçümü sabit tutmak

Maintain their blood salinity levels, kandaki tuz yoğunluğunu vücudun ihtiyaç duyduğu aralıkta tutmak anlamına gelir. Maintain, düzeyin yalnızca mevcut olduğunu değil, kontrol edildiğini veya nispeten sabit tutulduğunu anlatır. maintain + measurement level(s) kalıbı bilimsel ve resmî açıklamalarda yaygındır. Salinity, bir sıvıdaki çözünmüş tuzun derecesini belirten ölçülebilir bir özelliktir; salt ise maddenin kendisini belirtir.

Alıştırma

Teknik cümleyi bu dersteki resmî fiille tamamlayın: The control system helps ____ safe oxygen levels in the chamber.

Cevabı göster

maintain

Swarms of these newly freshwater fish

3:29

Yeni tatlı su balığına dönüşen bu sürüler,

migrate up streams and rivers, Kalıp ifadeler

3:32

derelere ve nehirlere doğru göç eder,

Kalıp ifadeler

migrate up streams and rivers: akarsularda kaynağa doğru göç etmek

Bu cümlede migrate up streams and rivers, bu su yolları boyunca kaynaklarına doğru, yani akış yukarı ilerlemek anlamına gelir. Up, su yolundaki yönü belirtir; havaya doğru dikey biçimde yükselmek anlamına gelmez. Migrate, yaşam alanları arasında genellikle uzun mesafeli, düzenli veya mevsimsel bir hareketi ifade eder. migrate up + su yolu yapısı, hareketin türünü akış yukarı yönüyle birleştirir.

Alıştırma

Hangi cümle balıkların göç sırasında nehrin kaynağına doğru ilerlediğini anlatır?

  1. The salmon migrate up the river to reach their spawning grounds.
  2. The salmon migrate down the river to reach the sea.
  3. The salmon migrate along the river, but the direction is not stated.
Cevabı göster

The salmon migrate up the river to reach their spawning grounds.

sometimes piling on top of each other Kalıp ifadeler

3:34

bazen engelleri ve yırtıcıları aşmak için

to clear obstacles and predators. Kelime

3:36

birbirlerinin üzerine yığılırlar.

Kalıp ifadeler

piling on top of each other: fiziksel olarak üst üste yığılmak

Burada piling on top of each other, çok sayıda canlının birbirini iterek veya birbirinin üzerine tırmanarak bir yığın oluşturması ve bazılarının fiziksel olarak diğerlerinin üstünde bulunması anlamına gelir. Pile burada fiildir; on top of each other ise grup üyelerinin dikey olarak üst üste geldiğini gösterir. -ing biçimi, bu eylemi çevrede anlatılan hareketle aynı anda gerçekleşen bir eylem olarak sunar. İfade, balıkların yalnızca birbirine yakın olduğunu söylemek yerine kalabalık ve biraz da karmaşık bir görüntü oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümle yavru köpeklerin fiziksel olarak birbirinin üstüne yığıldığını açıkça anlatır?

  1. The puppies crowded together beside the open window.
  2. The puppies lined up in front of the open window.
  3. The puppies piled on top of each other to reach the open window.
Cevabı göster

The puppies piled on top of each other to reach the open window.

Kelime

clear obstacles and predators: engelleri aşıp tehlikeden kaçınmak

Burada clear, bir şeye takılmadan onu geçmek anlamına gelir. clear obstacles ifadesinde hayvanlar engelleri başarıyla aşar; onları temizlemez veya mutlaka ortadan kaldırmaz. Aynı fiil predators için de sıkıştırılmış bir anlatımla kullanılmıştır: hayvanlar yırtıcıların oluşturduğu tehlikeyi geride bırakır veya ondan kaçar. İfade, yırtıcıların ortadan kaldırıldığını ya da öldürüldüğünü söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Hayvanlar engelleri geçer ve yırtıcılardan kaçınır.
  2. Hayvanlar engelleri yıkar ve yırtıcıları besler.
  3. Hayvanlar bölgedeki bütün engelleri ve yırtıcıları ortadan kaldırır.
Cevabı göster

Hayvanlar engelleri geçer ve yırtıcılardan kaçınır.

Those that make it upstream Kalıp ifadeler

3:40

Akıntıya karşı yukarı çıkmayı başaranlar,

develop into opaque elvers.

3:41

opak elverlere dönüşürler.

Kalıp ifadeler

make it upstream: nehrin yukarısına ulaşmayı başarmak

Make it, bir hedefe ulaşmayı ya da zor bir durumun üstesinden gelmeyi başarmak anlamındaki bir deyimdir. Burada upstream yönü belirtir; bu nedenle make it upstream, nehrin yukarı kısmına başarıyla ulaşmak demektir. Bir şeyi üretmek anlamına gelmez. Bu anlatım, nehrin yukarısına ulaşmanın zor veya belirsiz olduğunu düşündürür. Those that... bunu başaran bireyleri seçip gösterir.

Alıştırma

Cümleyi make it upstream ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After fighting the current for hours, the salmon finally ____.

Cevabı göster

made it upstream

Having finally arrived in their hunting grounds, Dilbilgisi

3:44

Sonunda avlanma alanlarına ulaşan

elvers begin to eat everything they can fit into their mouths. Kalıp ifadeler

3:47

elverler ağızlarına sığdırabildikleri her şeyi yemeye başlarlar.

Dilbilgisi

Having finally arrived ...: daha önce tamamlanan eylemi gösteren having + past participle yapısı

Having finally arrived in their hunting grounds, having + past participle ile kurulan ve önceki eylemin tamamlandığını gösteren bir yan cümleciktir. Varışın, ana eylem olan elvers begin to eat başlamadan önce tamamlanmış olduğunu anlatır. Baştaki yan cümleciğin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan elvers kelimesidir. Burada having daha önce tamamlanan eylemi işaretler; sahip olmak anlamına gelmez. Bu yapı, tamamlanmış bir aşamadan daha sonra olanlara kısa ve net biçimde geçmeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi finish fiilinin perfect participle biçimiyle tamamlayın: ____ the safety check, the pilot opened the doors.

Cevabı göster

Having finished

Kalıp ifadeler

fit into their mouths: bir şeyi sınırlı bir alanın içine sığdırmak

Bu cümlede fit something into a space, bir nesneyi bir alanın içine koyabilmek veya sığdırabilmek demektir. Yavru yılan balıkları ağızlarına koyabilecek kadar küçük olan her şeyi yer. everything they can fit into their mouths yapısında everything, fit fiilinin anlaşılan nesnesidir: they can fit everything into their mouths. Into, nesnenin girdiği hedefi veya onu çevreleyen alanı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi fit ... into ile tamamlayın: I can ____ this notebook ____ my backpack.

Cevabı göster

fit · into

These omnivores grow in proportion to their diets, Kalıp ifadeler

3:51

Bu hepçiller, diyetlerine oranla büyürler

Kalıp ifadeler

in proportion to their diets: beslenme miktarıyla orantılı büyüme

Burada in proportion to their diets, hayvanların büyümesinin ne kadar yediklerine bağlı olarak değiştiğini anlatır: daha fazla yiyecek, daha fazla büyümeyle ilişkilidir. Bu ifade, iki miktarın yalnızca genel olarak bağlantılı olduğunu değil, birbirine karşılık gelen oranlarda değiştiğini gösterir. A changes in proportion to B kalıbını kullanın. in proportion to bütünü bir edat öbeği olarak görev yapar; B ise karşılaştırmada kullanılan miktarı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, “karşılaştırılan miktarla uyumlu bir oranda” anlamındaki üç sözcüklü hedef edat öbeğiyle tamamlayın: The amount of paint needed increases ____ the wall area.

Cevabı göster

in proportion to

and over the next decade,

3:55

ve sonraki on yıl boyunca,

they develop into larger yellow eels.

3:56

daha büyük sarı yılan balıklarına dönüşürler.

In this stage,

3:59

Bu aşamada,

they grow to be roughly 80 cm Dilbilgisi

4:01

kabaca 80 cm uzunluğa ulaşırlar

and finally develop sexual organs.

4:04

ve nihayet üreme organları geliştirirler.

Dilbilgisi

grow to be: nihai bir boyuta veya duruma ulaşmak

Grow to be, büyüme veya gelişme sonucunda belirli bir boyuta ya da duruma ulaşmak anlamına gelir. Bu cümlede grow to be roughly 80 cm, yılan balıklarının yaklaşık 80 cm'lik nihai uzunluğa ulaştığını belirtir. Kalıp grow to be + tümleç biçimindedir. Burada roughly 80 cm ulaşılan sonuçtur; büyüme miktarı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, hayvanın ne kadar uzadığını değil nihai uzunluğunu belirtmek için grow to be ifadesini açıkça kullanır?

  1. The young snake can grow to be two meters long.
  2. The young snake can grow for two meters.
  3. The young snake can grow by two meters.
Cevabı göster

The young snake can grow to be two meters long.

But the last phase of eel life, Anlatım akışı

4:07

Ancak yılan balığı yaşamının son evresi

and the secret of their reproduction,

4:10

ve üremelerinin sırrı

remains mysterious.

4:13

gizemini korumaya devam ediyor.

Anlatım akışı

But ... remains mysterious: bilinen gerçeklerden açık bir soruya

But, daha önce sunulan yaşam döngüsü gerçeklerinden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Ardından belirtilen iki konu—yılan balığı yaşamının son evresi ve üreme süreci—bilinenlerin sınırı olarak sunulur. Remains mysterious bu konuları yalnızca betimlemekle kalmaz. Açık bir soru yaratır ve anlatının araştırma tarihine ve gizemi çözme girişimlerine geçmesi için bir neden oluşturur.

Alıştırma

Bu cümlenin bilimsel bir anlatıdaki temel düzenleyici işlevi nedir?

  1. Yerleşmiş gerçeklerden çözülmemiş bir soruya geçer.
  2. Yılan balıklarının üremesini gözlemlemek için adım adım talimat verir.
  3. Gizemin tamamen çözüldüğünü duyurur.
Cevabı göster

Yerleşmiş gerçeklerden çözülmemiş bir soruya geçer.

In 1896,

4:15

1896'da,

researchers identified leptocephali as larval eels Kalıp ifadeler

4:17

araştırmacılar leptocephali'yi yılan balığı larvaları olarak tanımladılar

and deduced that they had come to Europe Dilbilgisi

4:21

ve onların Atlantik'te bir yerden

Kalıp ifadeler

identified leptocephali as larval eels: identify X as Y kalıbı

identify X as Y yapısında X incelenen kişi ya da şeydir; Y ise kanıtlara dayanarak doğrulanan kimlik, tür veya tanımdır. Burada araştırmacılar leptocephali canlılarının yılan balığı larvaları olduğu sonucuna vardı. As, doğrulanan kimliği tanıtır ve bu yapıda gereklidir. Bu kalıp bilimsel bulgularda, soruşturmalarda ve haberlerde yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Doğrulanan kimliği tanıtan sözcükle kalıbı tamamlayın: The museum identified the object ____ a Roman coin.

Cevabı göster

as

from somewhere in the Atlantic.

4:24

Avrupa'ya geldikleri sonucuna vardılar.

Dilbilgisi

deduced that they had come: daha önceki bir olay hakkında kanıta dayalı çıkarım

deduce that + yan cümle yapısı, yalnızca tahminde bulunmayı değil, kanıt ve akıl yürütmeyle bir sonuca ulaşmayı anlatır. Buradaki they, leptocephaliyi yani leptosefal larvalarını belirtir; varılan sonuç, bu larvaların Atlantik'te bir yerden Avrupa'ya geldiğidir. Had come, past perfect yapıdadır. Avrupa'ya gelişin, daha sonra geçmişte yapılan çıkarımdan önce gerçekleştiğini gösterir. Böylece yapı hem çıkarımı hem de olayların sırasını verir.

Alıştırma

Hangi cümle, daha önceki bir olay hakkında kanıttan çıkarılan sonucu doğal biçimde ifade eder?

  1. From the wet footprints, the detective deduced that someone had entered through the window.
  2. From the wet footprints, the detective announced that someone was entering through the window.
  3. Without checking the footprints, the detective guessed that someone had entered through the window.
Cevabı göster

From the wet footprints, the detective deduced that someone had entered through the window.

However, to find this mysterious breeding ground, Kelime

4:26

Ancak, bu gizemli üreme alanını bulmak için

Kelime

breeding ground: hayvanların ürediği yer

Bu ekolojik bağlamda breeding ground, hayvanların çiftleştiği, yumurtladığı veya yavrularını büyüttüğü bir alandır. Buradaki ground, alan anlamına gelir; dolayısıyla breeding ground karada da suda da olabilir. Bu ifade, a breeding ground for disease örneğinde olduğu gibi, zararlı bir şeyin geliştiği yer veya durum için mecaz anlamda da kullanılabilir. Belgeselde yaban hayatıyla ilgili gerçek anlam kullanılmıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede breeding ground gerçek ekolojik anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The stadium is a training ground for young athletes.
  2. The crowded office became a breeding ground for rumors.
  3. The protected marsh is an important breeding ground for frogs.
Cevabı göster

The protected marsh is an important breeding ground for frogs.

someone would have to perform an unthinkable survey Kalıp ifadeler

4:29

birinin 30 mm'den büyük olmayan larvalar için

of the ocean for larvae no larger than 30 mm. Dilbilgisi

4:31

okyanusta akıl almaz bir anket yapması gerekecekti.

Kalıp ifadeler

perform an unthinkable survey: hayal edilemeyecek ölçekte sistematik bir araştırma yapmak

Perform a survey, “sistemli bir inceleme, arama veya ölçüm yapmak” anlamına gelen resmî bir kalıptır. Burada survey, larvaları bulmak için okyanusun çok geniş bir bölümünü incelemek anlamındadır; özellikle insanlara soru sormak anlamına gelmez. Unthinkable, görevin ölçeğinin ve zorluğunun aşırı olduğunu, görevi hayal etmenin veya gerçekleştirmenin neredeyse imkânsız olacağını vurgular. Araştırmanın ahlaken kabul edilemez olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Ekibin deniz tabanını sistemli biçimde incelediğini doğru olarak anlatan cümle hangisidir?

  1. The team answered a detailed survey of the seafloor.
  2. The team performed a detailed survey of the seafloor.
  3. The team surveyed perform the seafloor in detail.
Cevabı göster

The team performed a detailed survey of the seafloor.

Dilbilgisi

no larger than 30 mm: sınır değerini içeren bir boyut üst sınırı

Vurgulanan karşılaştırmanın hemen önündeki no sözcüğü, larger than 30 mm ifadesini bir üst sınıra dönüştürür: no larger than 30 mm, “30 mm veya daha küçük” anlamına gelir. Tam olarak 30 mm olan değer de buna dahildir. no + karşılaştırma sıfatı + than + değer kalıbı bir maksimum belirler. Bu yapı boyut, yaş, mesafe ve benzeri sınırlarda kullanılabilir; örneğin no older than 18.

Alıştırma

Kapsayıcı bir boyut sınırı belirleyen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Choose a box ____ forty centimeters wide.

Cevabı göster

no larger than

Enter Johannes Schmidt. Anlatım akışı

4:36

Johannes Schmidt sahneye çıkıyor.

Anlatım akışı

Dramatik bir anlatı geçişi olarak Enter Johannes Schmidt.

Burada Enter Johannes Schmidt. bir sahne yönergesi gibi kullanılır ve Johannes Schmidt’in artık anlatıda belirdiğini ifade eder. Ona bir yere girmesini söyleyen bir emir değildir. Enter + kişi kısa ve bağımsız bir cümle olarak kullanıldığında dikkati yeni tanıtılan kişiye çeker ve bu kişinin sonraki gelişmeler için önemli olacağını gösterir.

Alıştırma

Bu parçada Enter Johannes Schmidt. cümlesinin işlevi nedir?

  1. Johannes Schmidt’e bir odaya girmesini emreder.
  2. Birinden Johannes Schmidt’in adını yazmasını ister.
  3. Johannes Schmidt’i hikâyedeki yeni bir kişi olarak dramatik biçimde tanıtır.
Cevabı göster

Johannes Schmidt’i hikâyedeki yeni bir kişi olarak dramatik biçimde tanıtır.

For the next 18 years,

4:39

Sonraki 18 yıl boyunca,

this Danish oceanographer trawled the coasts of four continents, Kelime

4:41

bu Danimarkalı oşinograf dört kıtanın kıyılarını trolle taradı,

hunting down increasingly tiny leptocephali. Öbek fiiller

4:45

ve gittikçe daha da küçülen leptocephali'nin izini sürdü.

Kelime

trawled the coasts of four continents: trol ağıyla kıyı araştırması

Bu deniz araştırması bağlamında trawled, bir tekneden trol ağını suyun içinde çekerek arama ve örnek toplama yapıldığı anlamına gelir. The coasts of four continents, Schmidt’in araştırdığı geniş kıyı bölgelerini belirtir; kıyıların kendisini sürüklediği anlamına gelmez. trawl çok miktarda bilgiyi araştırmak anlamında da kullanılabilse de bu cümle, giderek daha küçük yılan balığı larvalarını toplamak için denizde yapılan gerçek bir çalışmayı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede trawled, örnektekiyle aynı deniz araştırması anlamında kullanılmıştır?

  1. The research vessel trawled the bay for tiny marine organisms.
  2. The librarian trawled through old records for a missing date.
  3. The hiker walked along the coast looking for shells.
Cevabı göster

The research vessel trawled the bay for tiny marine organisms.

Öbek fiiller

Hunt down: hedefi bulana kadar kararlılıkla aramak

Hunt down, belirli bir kişiyi, şeyi veya cevabı bulana kadar kararlılıkla aramak demektir. Bu cümlede hunting down, oşinografın giderek daha küçük leptosefal larvalarını bulmak için tekrar tekrar çaba göstermesini anlatır; onları spor amacıyla avladığı anlamına gelmez. Down parçacığı, aramayı hedefe ulaşana kadar sürdürme duygusu katar. Bu nedenle ifade, yalnızca look for demekten daha güçlü ve sonuca daha fazla odaklıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede hunt down, “hedef bulunana kadar kararlılıkla aramak” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. During lunch, Maya hunted down the pleasant weather outside.
  2. Maya hunted down her coworker at the next desk to say a casual hello.
  3. After checking dozens of files, Maya hunted down the missing contract.
Cevabı göster

After checking dozens of files, Maya hunted down the missing contract.

Finally, in 1921,

4:49

Sonunda, 1921'de,

he found the smallest larva yet Kelime

4:51

o güne kadarki en küçük larvayı

on the southern edge of the Sargasso Sea.

4:53

Sargasso Denizi'nin güney ucunda buldu.

Kelime

The smallest larva yet: o zamana kadarki üstünlük rekoru

Üstünlük derecesi içeren bir isim öbeğinde yet, “o zamana kadar” veya “şimdiye kadar” anlamına gelebilir. The smallest larva yet, 1921'e kadar keşfedilmiş en küçük larva demektir; yet karşılaştırmanın zaman sınırını belirler ve daha önceki tüm keşifleri kapsar. Buradaki yet, “ama” anlamındaki bağlaç değildir. Ayrıca olumsuz bir cümlede bir şeyin henüz gerçekleşmediğini bildiren yet de değildir. Bir rekoru anlatan bu kullanım genellikle üstünlük öbeğinden sonra gelir: the best result yet, the clearest image yet.

Alıştırma

Cümleyi, üstünlük derecesinden sonra gelen ve “şimdiye kadar” anlamına gelen tek kelimelik zaman belirteciyle tamamlayın: This is the clearest image ____.

Cevabı göster

yet

Despite knowledge of their round trip migration, Dilbilgisi

4:57

Gidiş-dönüş göçleri hakkındaki bilgiye rağmen,

scientists still haven't observed mating in the wild Dilbilgisi

5:01

bilim insanları vahşi doğada hala çiftleşmeyi gözlemlemiş

or found a single eel egg.

5:04

veya tek bir yılan balığı yumurtası bulmuş değiller.

Dilbilgisi

Despite knowledge of ...: ad öbeğinden önce karşıt beklenti bildirme

Despite, karşıt beklenti bildiren bir ilişki kurar: ana sonucu değiştirmesi beklenebilecek bir gerçeği sunar, ancak sonuç değişmez. Burada knowledge of their round trip migration bir ad öbeğidir; bu nedenle giriş, bilinen şeyi kabul ettikten sonra hâlâ gözlemlenmemiş olanı belirtir. Yapı despite + ad öbeği, zamir veya -ing biçimidir. Arka planı kısa ve yoğun biçimde sunar; bu kullanım resmî açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede bir ad öbeğinden önce kısa karşıt beklenti yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. Despite it was raining heavily, the survey continued.
  2. Although the heavy rain, the survey continued.
  3. Despite the heavy rain, the survey continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the survey continued.

Dilbilgisi

still haven't observed: bugüne kadar süren gözlemlenmeme durumu

Still haven't observed, still sözcüğünü olumsuz present perfect yapısıyla birleştirir. Sürekli fırsat veya çabaya rağmen beklenen gözlemin bugüne kadar hiçbir zaman gerçekleşmediğini anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp still haven't/hasn't + past participle biçimidir. Still durumun değişmediğini vurgularken present perfect önceki arayışı şimdiki ana bağlar.

Alıştırma

Cümleyi observe fiilinin olumsuz present perfect biçimi ve still ile tamamlayın: After five years of fieldwork, researchers ____ the animal nesting in the wild.

Cevabı göster

still haven't observed

Leading theories suggest that eels reproduce Kalıp ifadeler

5:06

Önde gelen teoriler, yılan balıklarının

in a flurry of external fertilization, Kelime

5:09

dış döllenme yoluyla bir telaş içinde ürediğini

in which clouds of sperm fertilize free-floating eggs. Kelime

5:12

ve burada sperm bulutlarının serbestçe yüzen yumurtaları döllediğini öne sürüyor.

Kalıp ifadeler

Leading theories suggest that: kanıtlı ancak belirsiz bir açıklamayı sunmak

Leading theories, o anda en önemli veya en etkili kabul edilen teoriler anlamına gelir; leading burada bir şeyi yönlendirme eylemini değil, teorilerin konumunu anlatır. Özne theories olduğunda suggest that, “... olduğunu göstermek” veya “... fikrini desteklemek” demektir; “tavsiye etmek” anlamına gelmez. Bu kalıbın bütünü, kanıtlarla desteklenen bir açıklamayı kesin bir gerçekmiş gibi sunmadan aktarır. Güncel ana akım görüşü temkinli biçimde bildirir ve daha sonra değiştirilebilmesine yer bırakır.

Alıştırma

Bilimsel bir metinde Leading theories suggest that... ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Araştırmacılara yeni bir teori oluşturmalarını tavsiye eder.
  2. Kanıta dayalı, önde gelen bir açıklamayı muhtemel ancak tam olarak kesinleşmemiş biçimde sunar.
  3. Açıklamanın kanıtlanmış bir gerçek olduğunu kesinleştirir.
Cevabı göster

Kanıta dayalı, önde gelen bir açıklamayı muhtemel ancak tam olarak kesinleşmemiş biçimde sunar.

Kelime

in a flurry of external fertilization: vücut dışında hızlı döllenme

External fertilization, sperm ve yumurta hücrelerinin bir hayvanın vücudu dışında birleşmesini anlatan biyolojik bir terimdir. Bu cümlede spermler çevredeki suda serbestçe yüzen yumurtaları döller; bu nedenle external, dışarıdaki bir kuruluşu veya etkiyi değil, döllenmenin gerçekleştiği yeri belirtir. A flurry of, çok sayıda eylem veya olayın kısa sürede hızla gerçekleşmesini anlatır. Burada üreme etkinliğini yoğun ve hızlı hissettirir; teknik terime eklenen canlı bir betimlemedir.

Alıştırma

in a flurry of external fertilization ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Hayvanların vücudu dışında hızla gerçekleşen yoğun bir döllenme süreciyle.
  2. Yumurtaları koruyan dışarıdaki bir kuruluşun yardımıyla.
  3. Bir hayvanın vücudu içinde yavaşça gelişen bir gebelikle.
Cevabı göster

Hayvanların vücudu dışında hızla gerçekleşen yoğun bir döllenme süreciyle.

Kelime

free-floating eggs: bir yere bağlı olmadan suda yüzen yumurtalar

Burada free-floating eggs, bir yüzeye bağlı olmayan ve suda sürüklenebilen yumurtalar anlamına gelir. Free, bir yere bağlı veya sabitlenmiş olmamayı anlatır; “ücretsiz” demek değildir. Free-floating, eggs sözcüğünden önce gelen ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. İki sözcük birlikte tek bir niteleyici olarak çalışır. Aynı yapı, sabit bir bağlantı noktası veya konumu olmayan başka şeyleri de betimleyebilir.

Alıştırma

Cümlede “free-floating eggs” ne anlama gelir?

  1. Bir yüzeye sıkıca sabitlenmiş yumurtalar.
  2. Bir yüzeye bağlı olmayan ve suda sürüklenebilen yumurtalar.
  3. Ücret ödemeden verilen yumurtalar.
Cevabı göster

Bir yüzeye bağlı olmayan ve suda sürüklenebilen yumurtalar.

But the powerful currents and tangling seaweed

5:17

Ancak Sargasso Denizi'nin güçlü akıntıları

of the Sargasso Sea

5:20

ve birbirine dolanmış deniz yosunları

have made this theory difficult to confirm. Dilbilgisi

5:21

bu teoriyi doğrulamayı zorlaştırdı.

Dilbilgisi

have made this theory difficult to confirm: make + nesne + sıfat

Have made this theory difficult to confirm ifadesinde make + nesne + sıfat kalıbı kullanılır. This theory nesnedir; difficult ise akıntılarla yosunların yol açtığı sonucu anlatan nesne tamamlayıcısıdır. To mastarı olan to confirm, neyin zor olduğunu, yani teoriyi doğrulamanın zor olduğunu açıklar. Daha kapsamlı make + nesne + difficult to do kalıbı, bir nedeni o nesneyle ilgili eylemin zorluğuna bağlar.

Alıştırma

make + object + difficult to do kalıbını tamamlayın: Poor lighting has ____ the labels ____ to read.

Cevabı göster

made · difficult

Researchers don't even know where to look, Anlatım akışı

5:24

Araştırmacılar nereye bakacaklarını bile bilmiyorlar,

Anlatım akışı

don't even know where to look: başlangıç noktası bile belli değil

don't even know where to look ifadesinde even, olumsuz ifadeyi güçlendirir. Eksik bilgiyi şaşırtıcı derecede temel bir sorun olarak sunar: Araştırmacılar arama için bir yer ya da başlangıç noktası belirleyememektedir. even olmasaydı cümle yalnızca bilmediklerini bildirirdi. where to look, know fiilini tamamlayan soru anlamlı bir mastar yan cümlesidir. ‘Hangi yerde aramaları gerektiği’ ya da daha geniş anlamda ‘nereden başlamaları gerektiği’ demektir. İfade, sorunu asıl arama başlamadan önce var olan bir güçlük şeklinde düzenler.

Alıştırma

Bir aramanın, başlangıç noktası bile belli olmayacak kadar zor olduğunu en iyi hangi cümle vurgular?

  1. We haven't looked for the missing file yet.
  2. We don't even know where to look for the missing file.
  3. We know where to look for the missing file.
Cevabı göster

We don't even know where to look for the missing file.

since they've yet to successfully track an eel Dilbilgisi

5:27

zira dönüş göçü boyunca

over the course of its return migration. Kalıp ifadeler

5:29

tek bir yılan balığını bile başarıyla izleyebilmiş değiller.

Dilbilgisi

they've yet to successfully track: şimdiye kadar ulaşılamayan sonuç

they've yet to successfully track, they have yet to successfully track ifadesinin kısaltılmış biçimidir. have/has yet to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemin veya sonucun şu ana kadar tamamlanmadığını, fakat daha sonra gerçekleşme olasılığının genellikle hâlâ bulunduğunu belirtir. Successfully, track fiilini niteler. Cümle, hiçbir takip girişiminin gerekli sonuca ulaşmadığını söyler; kimsenin denemediğini söylemez. Have yet to gelecek zaman ya da plan bildirmez; yet, sonucun mevcut ana kadar tamamlanmadığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi have yet to yapısı ve find fiiliyle tamamlayın: Researchers ____ a reliable explanation.

Cevabı göster

have yet to find

Kalıp ifadeler

over the course of: bütün bir süreç boyunca

Over the course of its return migration, “geri dönüş yolculuğunun bütün süresi boyunca” anlamına gelir. Buradaki course, bir ders değil, bir şeyin geliştiği zaman dilimi veya süreçtir. Bir değişiklik, eylem ya da gözlem belirli bir zaman dilimine yayıldığında over the course of + zaman dilimi veya devam eden etkinlik yapısı kullanılır. Bu gelişme çoğu zaman aşamalı olarak ya da farklı anlarda gerçekleşir.

Alıştırma

Course sözcüğünü zaman dilimi anlamında kullanan öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the semester, her confidence grew steadily.

Cevabı göster

Over the course of

Until these challenges can be met, Dilbilgisi

5:32

Bu zorluklar aşılana kadar,

the eel's ancient secret

5:35

yılan balığının kadim sırrı

will continue to slip through our fingers. Deyimler

5:37

parmaklarımızın arasından kayıp gitmeye devam edecek.

Dilbilgisi

Until these challenges can be met: çözümden önceki zaman sınırı

Until these challenges can be met bir zaman sınırı belirler. Ana cümledeki durumun, zorluklarla sonunda başa çıkılabilecek noktaya kadar süreceği anlamına gelir. Can be met yapısı can + edilgen be + geçmiş zaman ortacından oluşur. Edilgen yapı, kimin ilgileneceğinden çok zorluklara odaklanır. meet a challenge ifadesindeki meet, zorlukla yalnızca karşılaşmak değil, onunla başarılı biçimde başa çıkmak veya onu aşmak demektir.

Alıştırma

Güvenlik zorluklarıyla başarılı biçimde başa çıkılmadan önce yolun kapalı kalacağını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Until the safety challenges can be encountered, the road will remain closed.
  2. Until the safety challenges will meet, the road will remain closed.
  3. Until the safety challenges can be met, the road will remain closed.
Cevabı göster

Until the safety challenges can be met, the road will remain closed.

Deyimler

will continue to slip through our fingers: ulaşamayacağımız bir şey olarak kalmak

slip through someone's fingers deyimi, bir kişinin elde etmeye, korumaya veya anlamaya çalıştığı bir şeyin elinden kaçması anlamına gelir. Burada yılan balığının kadim sırrı, üremesiyle ilgili hâlâ çözülememiş gizemdir; dolayısıyla will continue to slip through our fingers, araştırmacıların bu gizemi çözmeye hâlâ güç yetiremeyeceğini anlatır. Bu imge aynı zamanda bir kelime oyunu oluşturur: Yılan balığı gerçekten kaygan ve tutulması zor olabilir. Cümle, soyut bir bilimsel sorunu canlı göstermek için bu fiziksel imgeden yararlanır; gerçekten bir yılan balığının birinin parmakları arasından geçtiğini anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede will continue to slip through our fingers ne anlama geliyor?

  1. Yılan balığını gerçekten ellerimizde tutacağız.
  2. Gizemi çözmek hâlâ bizim becerimizin ötesinde kalacak.
  3. Gizemin var olduğunu unutacağız.
Cevabı göster

Gizemi çözmek hâlâ bizim becerimizin ötesinde kalacak.

From ducks to bedbugs,

5:41

Ördeklerden tahtakurularına,

black widow spiders, and bulls,

5:44

karadul örümceklerine ve boğalara kadar,

there is a shocking variety of genitalia

5:47

şok edici bir cinsel organ çeşitliliği vardır

in the animal kingdom.

5:49

hayvanlar aleminde.

Find out more about the evolution of nature's nether regions Deyimler

5:51

Doğanın cinsel bölgelerinin evrimi hakkında daha fazlasını

Deyimler

nature's nether regions: mizahi bir örtmece

Nether aşağıdaki veya alt anlamına gelir; nether regions ise vücudun alt kısmını, özellikle de cinsel organları dolaylı biçimde belirtir. nature's nether regions ifadesinde nature's iyeliği, hayvanlar dünyasını şakacı biçimde tek bir vücut gibi ele alır; dolayısıyla ifade hayvanların üreme anatomisine gönderme yapar. Doğrudan bir anatomi teriminden kaçındığı için ifade çekingen ve hafif mizahi duyulur. Bu eğlenceli ton bir medya tanıtımına uygundur, ancak nether regions kesin bir biyolojik adlandırma değildir.

Alıştırma

Bu medya başlığındaki nature's nether regions ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Hayvanların alt veya üremeyle ilgili vücut bölgeleri için hafif bir örtmece.
  2. Yer altı ekosistemleri için kesin bir bilimsel terim.
  3. Belirli bir organı adlandıran resmî bir anatomi terimi.
Cevabı göster

Hayvanların alt veya üremeyle ilgili vücut bölgeleri için hafif bir örtmece.

with this video.

5:56

bu videoyla öğrenin.