Yılan balıklarının nasıl çiftleştiğini kimse çözemiyor - Lucy Cooke: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Avrupa tatlı su yılan balığının sıra dışı yaşam döngüsünü; Atlantik’i geçen larvalardan nehirlere uyum sağlayan genç bireylere ve Sargasso Denizi yönüne geri dönen yetişkinlere kadar izliyor. Ayrıca yüzyıllar süren araştırmaların göç rotasını nasıl ortaya çıkardığını, buna karşın çiftleşme ve yumurtlamanın doğada hâlâ gözlemlenmediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. From ancient Greece to the 20th century, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Açılışta geniş bir tarihsel zaman aralığı kullanmanın bilimsel bir soruyu nasıl yüzyıllık bir gizem olarak çerçevelediğini ve temel sorun sunulmadan önce bir anlatıya ya da açıklayıcı sunuma nasıl tarihsel ağırlık kattığını öğrenin. 2. Having finally arrived in their hunting grounds, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Varışın ana eylem başlamadan önce tamamlandığını gösteren perfect participle yapısını tanıyın ve bir sürecin ya da yolculuğun bir aşamasından sonrakine açık biçimde geçmek için kullanın. 3. Leading theories suggest that — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu akademik ifadeyi, dayanağı bulunan ancak henüz doğrulanmamış bir açıklamayı sunmak için kullanın. Böylece güncel bilimsel hipotezleri doğrudan gözlemlenen olgulardan ayırabilir, iddianın dayanaksız veya gereğinden kesin duyulmasını önleyebilirsiniz.
Bu derste
Aristotle, Sigmund Freud, and numerous other scholars
0:10Aristoteles, Sigmund Freud ve sayısız diğer akademisyen
From ancient Greece to the 20th century: tarihsel ölçeği kuran bir açılış
From ancient Greece to the 20th century burada yalnızca bir zaman aralığı değildir. Cümlenin başına yerleştirilerek, kişiler ve onların sıra dışı araştırma hedefi anılmadan önce dinleyiciye çok geniş bir tarihsel çerçeve sunar. Bu açılış, konunun eskiye dayanan, uzun süredir devam eden ve önemli bir mesele gibi algılanmasını sağlar. Aktarılabilir kalıp, sonraki bilgilerin ölçeğini uzun bir zaman aralığıyla belirlemek istediğinizde From A to B ile başlamaktır.
Alıştırma
From ancient Greece to the 20th century açılış ifadesinin başlıca söylem işlevi nedir?
- Yüzyıllara yayılan bir ölçek kurar ve arayışı uzun süredir devam eden tarihsel bir gizem gibi gösterir.
- Arayışın yalnızca adı geçen iki zaman noktasında gerçekleştiğini söyler.
- Antik Yunan'ın coğrafyasıyla 20. yüzyılın coğrafyasını karşılaştırır.
Cevabı göster
Yüzyıllara yayılan bir ölçek kurar ve arayışı uzun süredir devam eden tarihsel bir gizem gibi gösterir.
the same thing: eel testicles: hazırlık ve ardından açığa çıkarma
The same thing, bilim insanlarının aradığı belirli nesneyi bir süreliğine açıkça söylemez. Böylece küçük bir bilgi boşluğu oluşur: dinleyici herkesin ne aradığını öğrenmeyi bekler. İki nokta daha sonra somut cevabı, eel testicles ifadesini, sunar. Şaşırtıcı ayrıntının sona konması bir hazırlık ve açığa çıkarma düzeni yaratır; ünlü bilim insanlarıyla beklenmedik araştırma konusu arasındaki karşıtlığı da belirginleştirir.
Alıştırma
the same thing: eel testicles bilgiyi nasıl düzenler?
- Somut cevabı geciktirir, sonra vurgu ve şaşkınlık yaratmak için iki noktadan sonra açıklar.
- Her bilim insanının farklı bir nesne aradığını gösterir.
- The same thing ile ilgisiz ikinci bir araştırma konusu sunar.
Cevabı göster
Somut cevabı geciktirir, sonra vurgu ve şaşkınlık yaratmak için iki noktadan sonra açıklar.
or Anguilla anguilla: bilimsel adı tanıtmak için or kullanımı
Buradaki or bir seçim sunmaz. Anguilla anguilla ifadesini az önce sözü edilen yılan balıklarının diğer adı, daha açık olarak bilimsel adı şeklinde tanıtır. Virgüller arasındaki bölüm, aynı varlığı tanımlayan ek bilgi veren bir ara sözdür. Bilgilendirici ve bilimsel metinlerde sıkça genel ad, or bilimsel ya da resmî ad, kalıbı kullanılarak bilinen ad ile uzmanlık adı ilişkilendirilir.
Alıştırma
Burada “diğer adıyla” anlamına gelen bağlaçla cümleyi tamamlayın: The red panda, ____ Ailurus fulgens, lives in mountain forests.
Cevabı göster
or
but no one had ever seen them mate. Dilbilgisi
0:25ancak daha önce kimse onların çiftleştiğini görmemişti.
no one had ever seen: geçmişteki bir noktadan önce hiç olmaması
Had seen, had + geçmiş zaman ortacıyla kurulan past perfect yapısıdır. Görme olayını, anlatının verdiği geçmişteki bir referans noktasından daha önceye yerleştirir. Olumsuz özne no one ile birlikte ever, “o noktaya kadar herhangi bir zamanda” anlamına gelir. Bu nedenle no one had ever seen... ifadesi, o zamandan önce böyle bir gözlemin bir kez bile gerçekleşmediğini anlatır. Burada ever “her zaman” demek değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, geçmişteki zaman sınırından önce hiçbir kayıt yapılmadığı anlamına gelir?
- After 1900, no one ever recorded the animals mating.
- Since 1900, no one has ever recorded the animals mating.
- By 1900, no one had ever recorded the animals mating.
Cevabı göster
By 1900, no one had ever recorded the animals mating.
despite countless dissections: despite + isim öbeği
Despite bir karşıtlık ilişkisi kurar: sayısız diseksiyonun normalde bir yanıt sağlaması beklenirdi, ancak sonuç böyle olmamıştır. Burada countless dissections bir isim öbeğidir; bu nedenle giriş ifadesi although researchers performed countless dissections düşüncesini daha kısa biçimde aktarır. Despite sözcüğünden sonra isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır. Özneli ve çekimli fiilli tam bir yan cümle kullanmak için although ya da though seçilir veya despite the fact that yapısı kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?
- Despite it faced repeated delays, the flight arrived safely.
- Despite the flight was delayed repeatedly, it arrived safely.
- Despite repeated delays, the flight arrived safely.
Cevabı göster
Despite repeated delays, the flight arrived safely.
naturalists proposed various eel origin stories. Kalıp ifadeler
0:39doğa bilimcileri yılan balıklarının kökeniyle ilgili çeşitli hikayeler öne sürdüler.
Devoid of data: resmî bir ‘tamamen yoksun’ ifadesi
Devoid of, bir şeyden tamamen yoksun olma anlamına gelir. Devoid, ardından of gelen bir sıfattır; fiil değildir. Bu cümlede Devoid of data, ana cümlenin öznesi olan naturalists sözcüğünü niteler ve kanıt eksikliğini yaptıkları şeyin arka planı olarak sunar. Yaygın yapı be devoid of + isim biçimindedir. Cümle başındaki Devoid of + isim, özne + fiil yapısı, Because they were devoid of data gibi daha uzun bir yan cümleyi kısaltır. Without yapısından daha resmîdir ve genellikle eksikliği daha güçlü vurgular.
Alıştırma
Cümleyi devoid ile kurulan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ reliable evidence, the committee postponed its decision.
Cevabı göster
Devoid of
eel origin stories: yılan balıklarının kökenine dair anlatılar
An origin story, bir kişinin veya şeyin nasıl başladığını ya da ortaya çıktığını açıklayan anlatıdır. Buradaki eel origin stories, doğa bilimcilerin yılan balıklarının nereden geldiğine ilişkin öne sürdüğü farklı açıklamaları belirtir. Bu isim grubunda eel konuyu, origin ise hikâyelerin türünü, yani başlangıçlarla ilgili olduklarını belirtir. Story yalnızca kurgu değil, açıklayıcı bir anlatı anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Bir şeyin nasıl başladığını anlatan açıklama anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The podcast tells the company's ____.
Cevabı göster
origin story
Aristotle suggested that eels spontaneously emerged from mud. Kelime
0:43Aristoteles, yılan balıklarının kendiliğinden çamurdan çıktığını öne sürdü.
spontaneously emerged from mud: çamurdan kendiliğinden ortaya çıkmak
Spontaneously emerged from mud, görünür bir dış neden veya üreme süreci olmadan çamurdan kendiliğinden ortaya çıkmak ya da var olmak anlamına gelir. Spontaneously, emerged fiilini niteler; burada gelişigüzel veya bir hevesle anlamına gelmez. Aristotle suggested that, bu düşünceyi Aristoteles'in öne sürdüğü açıklama olarak çerçeveler. Cümle, bunu kabul edilmiş modern bilim olarak sunmak yerine eski bir teoriyi aktarır.
Alıştırma
Bir kaynaktan kendiliğinden ortaya çıktı anlamındaki vurgulanan üç sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: According to an abandoned theory, tiny organisms ____ damp soil.
Cevabı göster
spontaneously emerged from
Pliny the Elder argued eels rubbed themselves against rocks,
0:48Yaşlı Plinius, yılan balıklarının kayalara sürtündüğünü
came to life: canlanmaya başlamak
Bu cümlede came to life, “yaşamaya başladı” ya da “canlı bir şeye dönüştü” anlamına gelir. Eski görüşe göre yılan balıklarından sıyrılan parçalar canlı varlıklara dönüşüyordu. came to life ifadesini “hayata doğru geldi” gibi sözcük sözcük değil, bir bütün olarak anlayın. Kalıp come to life biçimindedir ve life bir isimdir; burada come geçmiş zamanda came olur. Bir hikâyenin, resmin veya yerin canlı, hareketli ya da heyecan verici hâle gelmesini anlatmak için mecazen de kullanılabilir. Benzer come alive yapısında alive sıfattır ve to kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi come to life ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In the fantasy film, the painted dragon ____ and flew out of the frame.
Cevabı göster
came to life
Eels were said to hatch on rooftops, Dilbilgisi
0:57Yılan balıklarının çatılarda yumurtadan çıktığı,
were said to hatch: doğrulanmamış bir iddiayı aktarmak
were said to hatch, özne + be said to + fiilin yalın hâli biçimindeki edilgen aktarım yapısını kullanır. Burada eels öznedir; were çoğul özneye ve geçmiş bağlama uyar; hatch ise to sonrasında fiilin yalın hâlidir. Anlamı People said that eels hatched on rooftops. cümlesine eşittir. Bu yapı, kaynağı belirtmeden ve iddiayı doğrulanmış bir gerçek gibi sunmadan bir inanışı ya da iddiayı aktarır. Yazarın eski, belirsiz veya tartışmalı bir düşünceye mesafe koymasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi be said to yapısıyla tamamlayın: The old bridge ____ unsafe after dark.
Cevabı göster
is said to be
and even emerge from the bodies of beetles.
1:02ve hatta böceklerin gövdelerinden ortaya çıktığı söylendi.
But the true story of eel reproduction Anlatım akışı
1:06Ancak yılan balığı üremesinin gerçek hikayesini
the true story ... is even more difficult to imagine: anlatıda bir dönüşü işaret etmek
But, daha önce anılan tuhaf açıklamalardan uzaklaşılan bir dönüşü işaret eder. the true story gerçeklere dayalı anlatımı başlatır; even more ise şaşırtıcılık düzeyini önceki anlatılanlarla karşılaştırır: gerçekler, zaten olağanüstü olan efsanelerden bile daha zor hayal edilir. Bu seçimler birlikte paragrafı düzenler. Cümle yalnızca gerçeklerin şaşırtıcı olduğunu söylemez; giriş kısmının bittiğini ve gerçek üreme döngüsünün açıklanmak üzere olduğunu da bildirir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan bölümün temel anlatı işlevi nedir?
- Şaşırtıcı eski açıklamalardan daha da şaşırtıcı olan gerçeklere dayalı bir anlatıma geçer.
- Yılan balıklarının üremesi hakkındaki tartışmayı bitirir.
- Önceki efsanelerin doğru olduğunu onaylar.
Cevabı göster
Şaşırtıcı eski açıklamalardan daha da şaşırtıcı olan gerçeklere dayalı bir anlatıma geçer.
scholars would have to rethink centuries of research. Dilbilgisi
1:15akademisyenlerin yüzyıllar süren araştırmaları yeniden düşünmeleri gerekecekti.
slippery mystery: konuyla bağlantılı çift anlam
slippery mystery ifadesinde slippery iki düzeyde işlev görür. Gerçek anlamıyla yılan balığının kaygan bedenini hatırlatır; mecaz anlamıyla ise anlaşılması, tanımlanması veya çözülmesi zor bir sorunu anlatır. Bu ifade hafif bir kelime oyunudur: bilimsel anlatımı daha canlı kılar, ancak ana düşünce yine de gizemin çözülmesinin zor olduğudur.
Alıştırma
slippery mystery bu cümlede neden bir kelime oyunu oluşturur?
- Yılan balığının kaygan bedenini kavranması zor bir sorunla ilişkilendirir.
- Araştırma belgelerinin ıslandığını düşündürür.
- Gizemin zaten çözüldüğünü söyler.
Cevabı göster
Yılan balığının kaygan bedenini kavranması zor bir sorunla ilişkilendirir.
would have to rethink: geçmişten görülen gelecekteki gereklilik
Bu tarihsel anlatıda would have to rethink, geçmişteki bir noktadan ileriye bakar. Gizemi çözmek için daha sonraki araştırmacıların yüzyıllar süren araştırmaları yeniden düşünmelerinin gerekli olacağı anlamına gelir. Scholars, bu sonraki araştırmacıları ifade eder. Burada would, gerçek dışı bir koşul belirtmez. Geçmişten bakılan bir gelecek kurar; have to ise gereklilik anlamı ekler. Birlikte would have to + fiilin yalın hâli, daha önceki bir bakış açısından sonraki bir eylemin gerekli olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir tarihçi, 1900 yılındaki bir keşfi anlattıktan sonra "Researchers would have to rethink the theory." diye yazıyor. Buradaki would have to rethink neyi gösterir?
- Eylemin o geçmiş noktadan önce tamamlanmış olduğunu gösterir.
- Geçmişteki bir noktadan görülen daha sonraki bir gerekliliği gösterir.
- Kesinlikle hiç gerçekleşmemiş, gerçek dışı bir eylemi gösterir.
Cevabı göster
Geçmişteki bir noktadan görülen daha sonraki bir gerekliliği gösterir.
has five distinct stages: sınıflandırma listesini önceden tanıtma
has five distinct stages:, ardından gelen bilgileri düzenleyen genel giriş bölümüdür. Önce sınıflandırma birimini, yani stages sözcüğünü ve sayıyı, yani five sözcüğünü verir; ardından iki nokta, beş aşamanın adlarının sıralanacağını bildirir. distinct, aşamaların yalnızca belirsiz biçimde farklı olmadığını, kategori olarak açıkça ayrılabildiğini belirtir. Başka konulara aktarılabilecek kalıp özne + has + sayı + distinct stages: + liste şeklindedir ve dinleyenin karmaşık bilgileri öngörüp düzenlemesine yardımcı olur.
Alıştırma
Genel girişi, üç öğeli listeyle eşleşecek biçimde has + sayı + distinct stages kalıbıyla tamamlayın: The project ____: planning, testing, and launch.
Cevabı göster
has three distinct stages
Given the radical physical differences between these phases, Dilbilgisi
1:37Bu evreler arasındaki radikal fiziksel farklılıklar göz önüne alındığında,
you'd be forgiven for assuming these are different animals. Ton ve niyet
1:41bunların farklı hayvanlar olduğunu düşünmeniz affedilebilir.
Given + isim öbeği: bir sonucun dayanağını sunmak
Burada Given, “göz önüne alındığında” veya “dikkate alındığında” anlamına gelir. the radical physical differences between these phases isim öbeğini ana cümledeki yargının dayanağı olarak sunar. Burada give fiilinin edilgen biçiminin bir parçası değil, edat gibi işlev gören bir sözcüktür. Aktarılabilir kalıp Given + isim öbeği, ana cümle şeklindedir: önce bilinen bir koşulu belirtin, ardından bu koşuldan bir sonuç çıkarın.
Alıştırma
Given + isim öbeği kalıbını başlangıç sözcüğüyle tamamlayın: ____ the icy roads, the bus moved slowly.
Cevabı göster
Given
you'd be forgiven for assuming: bir yanılgıyı anlaşılır göstermek
Burada you'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. You'd be forgiven for assuming ... ifadesi, “böyle varsaymanız anlaşılabilir olurdu” anlamına gelir. Genellikle gerçek bir kusuru veya gerçek bir bağışlama eylemini anlatmaz. Konuşan kişi, yanlış sonucu düzeltmeden önce bu sonucun makul dayanakları olduğunu kabul eder. Böylece düzeltmeyi yumuşatır ve dinleyiciyi suçlamaktan kaçınır. Aktarılabilir kalıp You'd be forgiven for + -ing biçimidir.
Alıştırma
“You'd be forgiven for assuming the tiny restaurant was closed,” cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?
- Varsayım için resmî bir özür talep etmek
- Restoranın kesinlikle kapalı olduğunu doğrulamak
- Yanlış varsayımın anlaşılabilir olduğunu kabul etmek
Cevabı göster
Yanlış varsayımın anlaşılabilir olduğunu kabul etmek
In fact, that's exactly what European naturalists thought. Anlatım akışı
1:45Aslında Avrupalı doğa bilimcilerin düşündüğü de tam olarak buydu.
In fact, that's exactly what: önceki bir fikri gerçek olarak doğrulamak
In fact, önceki bir fikir ya da tahminden olgusal bir doğrulamaya geçildiğini gösterir. Burada gereksiz bir dolgu ifadesi değildir; az önce öne sürülen düşüncenin kanıtlar veya tarih tarafından desteklendiğini bildirir. That's exactly what European naturalists thought, onların geçmişteki inancının önceki fikirle tam olarak örtüştüğünü söyler. That önceki fikre gönderme yaparken what onların düşündüğü içeriği, yani düşündükleri şeyi belirtir.
Alıştırma
In fact, that's exactly what ... burada söylem içinde hangi görevi yerine getiriyor?
- Önceki bir fikrin gerçek bir tarihsel inanışla örtüştüğünü doğruluyor.
- Doğa bilimcilerin inancını yalnızca gelecekteki bir olasılık olarak sunuyor.
- Önceki fikri reddedip ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster
Önceki bir fikrin gerçek bir tarihsel inanışla örtüştüğünü doğruluyor.
Researchers were aware of leptocephali and glass eels, Kalıp ifadeler
1:49Araştırmacılar leptocephali ve cam yılan balıklarının farkındaydı,
were aware of: bir şeyin var olduğunu bilmek
Be aware of + isim veya isim öbeği, birinin ya da bir şeyin var olduğunu bilmek veya bir durumun farkında olmak demektir. Burada were aware of, araştırmacıların leptosefallerin ve cam yılan balıklarının varlığını bildiğini söyler; tek başına bunların arasındaki ilişkiyi anladıkları anlamına gelmez. Aware bir sıfattır; bu nedenle isim biçimindeki nesneden önce normalde of gelir. Tam bir olguyu cümlecikle belirtmek için be aware that + cümlecik kullanılır.
Alıştırma
İsim öbeğinden önce aware sözcüğünün doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The team was ____ the safety risk.
Cevabı göster
aware of
but no one guessed they were related to the elvers Kalıp ifadeler
1:54ancak kimse onların yüzlerce kilometre yukarıda yaşayan elverler
and yellow eels living hundreds of kilometers upstream. Kelime
1:57ve sarı yılan balıkları ile akraba olduğunu tahmin etmedi.
were related to: bir bağlantıyı ifade etmek
Burada were related to, “biyolojik bir bağlantıları vardı” anlamına gelir. Farklı yılan balığı biçimleri aslında aynı yılan balığının yaşam döngüsündeki farklı evrelerdi; ifade burada insanların günlük hayattaki akrabalığını anlatmaz. Kalıp be related to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Akrabalık bağını, ortak kökeni veya daha geniş bir bağlantıyı anlatabilir; ilişkinin türünü bağlam belirler.
Alıştırma
Cümleyi be related to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The two discoveries ____ the same research question.
Cevabı göster
were related to
living hundreds of kilometers upstream: nehrin yukarı yönü
living hundreds of kilometers upstream ifadesi, önündeki the elvers and yellow eels grubunu niteler ve nerede yaşadıklarını belirtir. Upstream, nehir boyunca kaynağa doğru daha ileride, yani suyun aktığı yönün tersinde demektir. Mesafe, nehir sistemi boyunca düşünülür. Upstream yalnızca “haritada daha yukarıda” veya “yokuş yukarı” anlamına gelmez; ancak nehrin yukarı kesimindeki bir yerin rakımı da daha yüksek olabilir.
Alıştırma
“Nehrin kaynağına doğru” anlamına gelen nehir yönü sözcüğünü kullanın: The salmon swam several kilometers ____ to reach the spawning area.
Cevabı göster
upstream
eels don't develop sex organs until late in life, Kalıp ifadeler
2:02yılan balıklarının yaşamlarının geç dönemlerine kadar cinsel organ geliştirmemesi
and the entirety of their time in the rivers of Europe
2:07ve Avrupa nehirlerinde geçirdikleri sürenin tamamının
Confusing matters more: artan karmaşıklığı belirtmek
Cümlenin başındaki Confusing matters more, dinleyiciye sıradaki bilginin önceki anlatılanlarla ilişkisini gösterir: yeni bir zorluk ekler ve meseleyi anlamayı güçleştirir. Bu ifade, yeni bilgi verilmeden önce açıklamanın akışını düzenler. Burada matters, “durum” ya da “meseleler” anlamında çoğul bir isimdir; fiil değildir. -ing yapısı ardından gelen ifadenin tamamını kapsar: daha fazla kafa karışıklığına yol açan, o ifadede verilen bilgidir.
Alıştırma
Bu cümlede Confusing matters more neyi gösteriyor?
- Sıradaki bilgi meseleye zorluk veya belirsizlik ekliyor.
- Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
- Sıradaki bilgi meselenin artık çözüldüğünü gösteriyor.
Cevabı göster
Sıradaki bilgi meseleye zorluk veya belirsizlik ekliyor.
not ... until kalıbında until late in life
Late in life, bir insanın veya canlının yaşamının ileri bir döneminde anlamına gelir. Bu cümlede don't ... until late in life gecikmiş bir başlangıç noktası belirler: organlar daha önce gelişmez; gelişim yalnızca yaşamın o ileri döneminde başlar. Burada life günlük yaşamı değil, tüm yaşam süresini ifade eder. Late ise bir randevuya geç kalmayı değil, yaşam süresindeki ileri bir aşamayı anlatır. Bu kalıp biyolojik gelişimi veya bir biyografideki olayları anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade until late in life ile tamamlayın: She did not publish her first novel ____.
Cevabı göster
until late in life
is essentially eel adolescence: Bir yaşam evresini tanıdık bir benzetmeyle yeniden çerçevelemek
is essentially eel adolescence ifadesi, yılan balıklarının nehirlerde geçirdiği dönemin tamamını tek ve basit bir etiketle yeniden çerçeveler. Essentially, “ayrıntıları ana fikre indirgediğimizde” anlamına gelir; dolayısıyla konuşmacı resmî bir evre adı vermek yerine özetleme yapar. Adolescence, insanların aşina olduğu bir yaşam evresinden yararlanan açıklayıcı bir benzetmedir. Bunun henüz olgunlaşılmamış ve üreme öncesindeki bir dönem olduğunu anlamaya yardımcı olur; yılan balıklarına insan yaşı atfetmez. X is essentially Y kalıbı, karmaşık bir açıklamayı tanıdık bir çerçeveye sıkıştırabilir.
Alıştırma
Konuşmacı nehir döneminin essentially eel adolescence olduğunu söyleyerek ne yapıyor?
- Karmaşık bir evreyi tanıdık bir benzetmeyle özetler.
- Biyologların kullandığı kesin ve resmî bir evrenin adını verir.
- Yılan balıklarının insanlarla aynı yaşta geliştiğini iddia eder.
Cevabı göster
Karmaşık bir evreyi tanıdık bir benzetmeyle özetler.
So when ...? And where ...?: Arka plan bilgisini yönlendirici sorulara dönüştürmek
Arka arkaya gelen iki soru, önceki arka plan bilgisini açık bir gündeme dönüştürür: önce üremenin zamanı, sonra yeri sorulur. So, bu soruların az önce açıklananlardan mantıksal olarak çıktığını gösterir. And where do they do it? cümlesinde do it, reproduce fiilinin yerine geçerek tekrarı önler ve iki soruyu birbirine bağlı tutar. Bir açıklama veya sunumda böyle bir soru dizisi geçiş noktası olabilir: yalnızca hemen cevap istemek yerine, dinleyiciye bir sonraki bölümde hangi soruların inceleneceğini gösterir.
Alıştırma
Bu iki sorunun söylemdeki temel işlevi nedir?
- İlgisiz bir konuya geçerler.
- Önceki arka plan bilgisini iki yönlendirici soruya dönüştürürler.
- Yılan balıklarının üremesi hakkında doğrulanmış iki bulgu verirler.
Cevabı göster
Önceki arka plan bilgisini iki yönlendirici soruya dönüştürürler.
Despite its name ... actually begins: bir beklentiyi düzeltmek
Despite its name, freshwater eel adının oluşturduğu beklentiyi önce ortaya koyar: ad, yaşamın tatlı suda başladığını düşündürür. Actually begins ise bu beklentiyi düzelterek tuzlu sudaki başlangıcı şaşırtıcı gerçek olarak vurgular. Bu bilgi düzeni Despite its name, X actually ... kalıbıyla başka durumlara aktarılabilir. Önce yanıltıcı ipucunu belirtin, ardından beklentiyi boşa çıkaran gerçeği verin. Burada actually düzeltici bir vurgu taşır; yalnızca bir dolgu sözcüğü değildir.
Alıştırma
Cümleyi Despite its name ve is actually ifadelerini aynen kullanarak tamamlayın: ____, the peanut ____ a legume rather than a true nut.
Cevabı göster
Despite its name · is actually
At the height of the annual cyclone season, Kalıp ifadeler
2:26Yıllık kasırga sezonunun zirvesinde,
At the height of the annual cyclone season: mevsimin zirve aşaması
At the height of the annual cyclone season, mevsimin en yoğun veya en hareketli aşamasında anlamına gelir. Height burada mecazidir; yerden fiziksel bir uzaklığı anlatmaz. Cümlenin başındaki bu ifade ana olayın zaman çerçevesini belirler. Kalıp, at the height of + bir dönem, olay veya etkinlik biçimindedir; at the height of summer ve at the height of the crisis örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
Hangi cümlede at the height of bir dönem veya olayın zirve aşamasında anlamında kullanılmıştır?
- The drone flew at a height of 500 meters.
- At the height of the festival, every hotel room was booked.
- The workers measured the height of the stage.
Cevabı göster
At the height of the festival, every hotel room was booked.
drift out of: bir yerden sürüklenerek çıkmak
Drift out of, su, hava ya da başka bir kuvvet tarafından taşınırken bir yerin içinden dışına hareket etmek demektir. Bu cümlede yılan balığı larvaları hareketi kendileri kontrol etmek yerine Sargasso Denizi'nden uzağa taşınır. Kalıp drift out of + yer şeklindedir. Drift pasif veya kontrolsüz hareket biçimini, out of ise başlangıç yerinin sınırının dışına çıkıldığını gösterir.
Alıştırma
Rüzgârın neden olduğu hareketi göstermek için drift out of ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: The balloon ____ the open window.
Cevabı göster
drifted out of
follow migration paths: yerleşik rotalar boyunca ilerlemek
Follow migration paths, göç için düzenli olarak kullanılan rotalar boyunca ilerlemek demektir. Burada follow, “arkasından yürümek” değil “boyunca ilerlemek” anlamındadır; paths ise görünür patikalar yerine rotaları veya hareket çizgilerini ifade eder. Bir şey yerleşik bir güzergâha göre hareket ettiğinde follow + path/route kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
“Yerleşik mevsimsel rotalar boyunca ilerlemek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Each autumn, the caribou ____ across the tundra.
Cevabı göster
follow migration paths
continents that were much closer
2:39bu kıtalar, 40 milyon yıl önce yılan balıkları bu rotaları oluşturduğunda
when eels established these routes 40 million years ago. Kalıp ifadeler
2:41birbirlerine çok daha yakındı.
established these routes: kalıcı bir göç rotası oluşturmak
Burada established these routes, yılan balıklarının göç yollarının uzun bir zaman içinde ortaya çıktığı ve düzenli hâle geldiği anlamına gelir. Established, "şirket kurdular" anlamında değildir; routes da mutlaka inşa edilmiş yolları ifade etmez. Establish fiili, bir rotayı tek bir yolculukta kullanılan yol olarak değil, kalıcı ve yerleşmiş bir düzen olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, tekrarlanan hareketlerin kalıcı bir göç rotası oluşturduğunu anlatır?
- The birds avoided using any regular path across the desert.
- The birds followed an existing route across the desert once.
- Over many generations, the birds established a route across the desert.
Cevabı göster
Over many generations, the birds established a route across the desert.
Anguilla anguilla larvae ride the ocean currents Kalıp ifadeler
2:48Anguilla anguilla larvaları okyanus akıntılarıyla süzülerek
making one of the longest known marine migrations. Dilbilgisi
2:56ve bilinen en uzun deniz göçlerinden birini yaparlar.
ride the ocean currents: okyanus akıntılarıyla hareket etmek
Bu cümlede ride the ocean currents, larvaların hareket eden deniz suyuyla taşındığı ve yol almak için bu doğal güçten yararlandığı anlamına gelir. Ride burada mecazidir; larvalar bisiklet süren bir kişi gibi akıntının üzerinde oturmaz. İfade, hareketin nasıl gerçekleştiğini vurgular. Akıntının hareketin büyük bölümünü sağladığını gösterdiği için travel fiilinden daha fazla bilgi verir.
Alıştırma
Cümleyi, "okyanus akıntıları tarafından taşınarak hareket etmek" anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Tiny plastic fragments can ____ for thousands of kilometers.
Cevabı göster
ride the ocean currents
making ...: Cümle sonundaki -ing yapısıyla sonuç veya değerlendirme eklemek
Virgülden sonraki making öbeği, larvaların yolculuğundan sonra gerçekleşen ayrı bir aşamayı anlatmaz. Önceki yolculuğun tamamı hakkında yorum yapar: 6.500 km katetmeleri, bu yolculuğun bilinen en uzun deniz göçlerinden biri sayılmasını sağlar. 「Tam cümlecik + virgül + V-ing」kalıbı, ana olaya bir sonuç, etki veya değerlendirme ekleyebilir. Dil bilgisi açısından making eyleminin örtük öznesi yine larvalardır, ancak öbek onların bütün yolculuğunu değerlendirir.
Alıştırma
Hangi cümlede sondaki -ing öbeği, önceki olayın tamamının sonucunu gösterir?
- Maya sat by the window, reading a novel.
- Daniel walked home, carrying a heavy backpack.
- The power went out, leaving the entire building in darkness.
Cevabı göster
The power went out, leaving the entire building in darkness.
and transformed into semi-transparent glass eels. Kalıp ifadeler
3:05ve yarı şeffaf cam yılan balıklarına dönüşmüş olurlar.
By the time they arrive: Önceden ulaşılmış bir sonuç için zaman sınırı belirlemek
By the time they arrive, varışlarını bir zaman sınırı olarak belirler. Ana cümle, büyüme ve dönüşümü bu noktadan önce gelişen ve larvalar vardığında zaten gerçekleşmiş olan değişiklikler olarak sunar. Tarafsız when ile karşılaştırıldığında by the time, bu sınır noktasına kadar tamamlanmış veya birikmiş olan şeye dikkat çeker. Genel ya da geleceğe yönelik bir anlatımda zaman cümleciği normalde they arrive örneğindeki gibi simple present kullanır; ana cümlede ise sık sık perfect bir yapı kullanılır.
Alıştırma
Toplantının başlangıcını bir zaman sınırı yapan üç kelimelik zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the meeting began, I had already sent the report.
Cevabı göster
By the time
transform into: yeni bir biçime dönüşmek
Transform into, bir şeyin belirgin biçimde farklı bir şekle, duruma veya türe dönüşmesi anlamına gelir. Burada genç yılan balıkları, cam yılan balığı olarak bilinen yarı saydam yavrulara dönüşür. Kalıp transform into + dönüşümün sonucundaki şekil veya durum biçimindedir. Değişimi küçük bir ayarlama olarak değil, önemli bir dönüşüm olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi transform into ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During metamorphosis, a tadpole ____ an adult frog.
Cevabı göster
transforms into
It's not just their appearance that's changed. Anlatım akışı
3:09Değişen sadece dış görünüşleri değildir.
It's not just X that's changed: başka bir değişikliği haber vermek
Not just, yalnızca görünüşün etkilendiği şeklindeki dar yorumu reddeder. Görünüşleri gerçekten değişmiştir, ancak bu cümle dinleyiciyi en az bir değişiklik daha beklemeye hazırlar. Burada that's, that has anlamındadır; dolayısıyla that's changed, that has changed demektir. It's not just X that's changed odaklama kalıbı X'i öne çıkarır ve bir köprü görevi görür: daha önce sözü edilen görünür değişikliği, ardından gelen daha az belirgin değişikliğe bağlar.
Alıştırma
It's not just their appearance that's changed cümlesi paragrafta ne işe yarar?
- Değişen tek şeyin görünüş olduğunu söyler.
- Görünüşün değiştiğini doğrular ve ardından başka bir değişikliğin geleceğini bildirir.
- Görünüşün değişmediğini söyler.
Cevabı göster
Görünüşün değiştiğini doğrular ve ardından başka bir değişikliğin geleceğini bildirir.
If most marine fish entered brackish coastal waters, Notlar
3:12Çoğu deniz balığı acı olan kıyı sularına girseydi,
brackish coastal waters: tatlı ve tuzlu suyun karıştığı kıyı suları
Brackish coastal waters, tatlı su ile deniz suyunun karıştığı kıyı bölgelerindeki acı suları ifade eder. Bu su tuzludur, ancak açık denizdeki sudan daha az tuzludur. Haliçler ve nehir ağızları yaygın örneklerdir. Brackish suyun temizliğini değil tuzluluk oranını anlatır; dirty anlamına gelmez. Çoğul waters, coastal waters ifadesinde olduğu gibi bir su alanını veya su türünü belirtir.
Alıştırma
Tatlı sudan daha tuzlu, deniz suyundan daha az tuzlu suyu anlatan kelimeyle cümleyi tamamlayın: The estuary contains ____ water.
Cevabı göster
brackish
If ... entered ..., ... would swell: varsayımsal koşul cümlesi
if + simple past, ... would + fiilin yalın hâli yapısı, varsayılan bir koşulu ve bu koşulun öngörülen sonucunu anlatır. Burada entered koşulu kurar, would swell ise bu koşul altında beklenen sonucu verir. Cümle, balıkların bu sulara gerçekten girdiğini söylemez. Bu bilimsel açıklamada geçmiş biçim olan entered, olgudan uzaklığı gösterir; would da sıradan bir gelecek tahmini değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede aynı varsayımsal koşul-sonuç yapısı kullanılmıştır?
- If the tank lost power, the water would cool quickly.
- If the tank loses power every night, the water cools quickly.
- The tank lost power, so the water cooled quickly.
Cevabı göster
If the tank lost power, the water would cool quickly.
and maintain their blood salinity levels. Kelime
3:26ve kanlarındaki tuzluluk seviyelerini korumak üzere değişir.
shift to retain more salt: bir sistemin çalışma biçimini değiştirmek
Bu cümlede shift, “bir şeyin çalışma biçimini değiştirmek” anlamına gelir. Böbrekler daha fazla tuz tutan bir şekilde çalışmaya başlar. to retain biçimindeki to-infinitive, bu değişimin sağladığı yeni işlevi belirtir. Özne their kidneys olduğu için bu değişim, yılan balıklarının yaptığı bir seçim değil, otomatik bir fizyolojik tepkidir. Daha genel olarak bir organ, sistem veya sürecin çalışma durumu değiştiğinde shift to do something kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede shift, bir sistemin çalışma biçiminin değişmesini anlatır?
- The worker shifts the crate closer to the wall.
- The backup system shifts to use less power during outages.
- The appointment shifts to Monday because the office is closed.
Cevabı göster
The backup system shifts to use less power during outages.
maintain their blood salinity levels: bir ölçümü sabit tutmak
Maintain their blood salinity levels, kandaki tuz yoğunluğunu vücudun ihtiyaç duyduğu aralıkta tutmak anlamına gelir. Maintain, düzeyin yalnızca mevcut olduğunu değil, kontrol edildiğini veya nispeten sabit tutulduğunu anlatır. maintain + measurement level(s) kalıbı bilimsel ve resmî açıklamalarda yaygındır. Salinity, bir sıvıdaki çözünmüş tuzun derecesini belirten ölçülebilir bir özelliktir; salt ise maddenin kendisini belirtir.
Alıştırma
Teknik cümleyi bu dersteki resmî fiille tamamlayın: The control system helps ____ safe oxygen levels in the chamber.
Cevabı göster
maintain
migrate up streams and rivers: akarsularda kaynağa doğru göç etmek
Bu cümlede migrate up streams and rivers, bu su yolları boyunca kaynaklarına doğru, yani akış yukarı ilerlemek anlamına gelir. Up, su yolundaki yönü belirtir; havaya doğru dikey biçimde yükselmek anlamına gelmez. Migrate, yaşam alanları arasında genellikle uzun mesafeli, düzenli veya mevsimsel bir hareketi ifade eder. migrate up + su yolu yapısı, hareketin türünü akış yukarı yönüyle birleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle balıkların göç sırasında nehrin kaynağına doğru ilerlediğini anlatır?
- The salmon migrate up the river to reach their spawning grounds.
- The salmon migrate down the river to reach the sea.
- The salmon migrate along the river, but the direction is not stated.
Cevabı göster
The salmon migrate up the river to reach their spawning grounds.
piling on top of each other: fiziksel olarak üst üste yığılmak
Burada piling on top of each other, çok sayıda canlının birbirini iterek veya birbirinin üzerine tırmanarak bir yığın oluşturması ve bazılarının fiziksel olarak diğerlerinin üstünde bulunması anlamına gelir. Pile burada fiildir; on top of each other ise grup üyelerinin dikey olarak üst üste geldiğini gösterir. -ing biçimi, bu eylemi çevrede anlatılan hareketle aynı anda gerçekleşen bir eylem olarak sunar. İfade, balıkların yalnızca birbirine yakın olduğunu söylemek yerine kalabalık ve biraz da karmaşık bir görüntü oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle yavru köpeklerin fiziksel olarak birbirinin üstüne yığıldığını açıkça anlatır?
- The puppies crowded together beside the open window.
- The puppies lined up in front of the open window.
- The puppies piled on top of each other to reach the open window.
Cevabı göster
The puppies piled on top of each other to reach the open window.
clear obstacles and predators: engelleri aşıp tehlikeden kaçınmak
Burada clear, bir şeye takılmadan onu geçmek anlamına gelir. clear obstacles ifadesinde hayvanlar engelleri başarıyla aşar; onları temizlemez veya mutlaka ortadan kaldırmaz. Aynı fiil predators için de sıkıştırılmış bir anlatımla kullanılmıştır: hayvanlar yırtıcıların oluşturduğu tehlikeyi geride bırakır veya ondan kaçar. İfade, yırtıcıların ortadan kaldırıldığını ya da öldürüldüğünü söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Hayvanlar engelleri geçer ve yırtıcılardan kaçınır.
- Hayvanlar engelleri yıkar ve yırtıcıları besler.
- Hayvanlar bölgedeki bütün engelleri ve yırtıcıları ortadan kaldırır.
Cevabı göster
Hayvanlar engelleri geçer ve yırtıcılardan kaçınır.
make it upstream: nehrin yukarısına ulaşmayı başarmak
Make it, bir hedefe ulaşmayı ya da zor bir durumun üstesinden gelmeyi başarmak anlamındaki bir deyimdir. Burada upstream yönü belirtir; bu nedenle make it upstream, nehrin yukarı kısmına başarıyla ulaşmak demektir. Bir şeyi üretmek anlamına gelmez. Bu anlatım, nehrin yukarısına ulaşmanın zor veya belirsiz olduğunu düşündürür. Those that... bunu başaran bireyleri seçip gösterir.
Alıştırma
Cümleyi make it upstream ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After fighting the current for hours, the salmon finally ____.
Cevabı göster
made it upstream
elvers begin to eat everything they can fit into their mouths. Kalıp ifadeler
3:47elverler ağızlarına sığdırabildikleri her şeyi yemeye başlarlar.
Having finally arrived ...: daha önce tamamlanan eylemi gösteren having + past participle yapısı
Having finally arrived in their hunting grounds, having + past participle ile kurulan ve önceki eylemin tamamlandığını gösteren bir yan cümleciktir. Varışın, ana eylem olan elvers begin to eat başlamadan önce tamamlanmış olduğunu anlatır. Baştaki yan cümleciğin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan elvers kelimesidir. Burada having daha önce tamamlanan eylemi işaretler; sahip olmak anlamına gelmez. Bu yapı, tamamlanmış bir aşamadan daha sonra olanlara kısa ve net biçimde geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi finish fiilinin perfect participle biçimiyle tamamlayın: ____ the safety check, the pilot opened the doors.
Cevabı göster
Having finished
fit into their mouths: bir şeyi sınırlı bir alanın içine sığdırmak
Bu cümlede fit something into a space, bir nesneyi bir alanın içine koyabilmek veya sığdırabilmek demektir. Yavru yılan balıkları ağızlarına koyabilecek kadar küçük olan her şeyi yer. everything they can fit into their mouths yapısında everything, fit fiilinin anlaşılan nesnesidir: they can fit everything into their mouths. Into, nesnenin girdiği hedefi veya onu çevreleyen alanı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi fit ... into ile tamamlayın: I can ____ this notebook ____ my backpack.
Cevabı göster
fit · into
These omnivores grow in proportion to their diets, Kalıp ifadeler
3:51Bu hepçiller, diyetlerine oranla büyürler
in proportion to their diets: beslenme miktarıyla orantılı büyüme
Burada in proportion to their diets, hayvanların büyümesinin ne kadar yediklerine bağlı olarak değiştiğini anlatır: daha fazla yiyecek, daha fazla büyümeyle ilişkilidir. Bu ifade, iki miktarın yalnızca genel olarak bağlantılı olduğunu değil, birbirine karşılık gelen oranlarda değiştiğini gösterir. A changes in proportion to B kalıbını kullanın. in proportion to bütünü bir edat öbeği olarak görev yapar; B ise karşılaştırmada kullanılan miktarı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, “karşılaştırılan miktarla uyumlu bir oranda” anlamındaki üç sözcüklü hedef edat öbeğiyle tamamlayın: The amount of paint needed increases ____ the wall area.
Cevabı göster
in proportion to
grow to be: nihai bir boyuta veya duruma ulaşmak
Grow to be, büyüme veya gelişme sonucunda belirli bir boyuta ya da duruma ulaşmak anlamına gelir. Bu cümlede grow to be roughly 80 cm, yılan balıklarının yaklaşık 80 cm'lik nihai uzunluğa ulaştığını belirtir. Kalıp grow to be + tümleç biçimindedir. Burada roughly 80 cm ulaşılan sonuçtur; büyüme miktarı değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, hayvanın ne kadar uzadığını değil nihai uzunluğunu belirtmek için grow to be ifadesini açıkça kullanır?
- The young snake can grow to be two meters long.
- The young snake can grow for two meters.
- The young snake can grow by two meters.
Cevabı göster
The young snake can grow to be two meters long.
But ... remains mysterious: bilinen gerçeklerden açık bir soruya
But, daha önce sunulan yaşam döngüsü gerçeklerinden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Ardından belirtilen iki konu—yılan balığı yaşamının son evresi ve üreme süreci—bilinenlerin sınırı olarak sunulur. Remains mysterious bu konuları yalnızca betimlemekle kalmaz. Açık bir soru yaratır ve anlatının araştırma tarihine ve gizemi çözme girişimlerine geçmesi için bir neden oluşturur.
Alıştırma
Bu cümlenin bilimsel bir anlatıdaki temel düzenleyici işlevi nedir?
- Yerleşmiş gerçeklerden çözülmemiş bir soruya geçer.
- Yılan balıklarının üremesini gözlemlemek için adım adım talimat verir.
- Gizemin tamamen çözüldüğünü duyurur.
Cevabı göster
Yerleşmiş gerçeklerden çözülmemiş bir soruya geçer.
researchers identified leptocephali as larval eels Kalıp ifadeler
4:17araştırmacılar leptocephali'yi yılan balığı larvaları olarak tanımladılar
identified leptocephali as larval eels: identify X as Y kalıbı
identify X as Y yapısında X incelenen kişi ya da şeydir; Y ise kanıtlara dayanarak doğrulanan kimlik, tür veya tanımdır. Burada araştırmacılar leptocephali canlılarının yılan balığı larvaları olduğu sonucuna vardı. As, doğrulanan kimliği tanıtır ve bu yapıda gereklidir. Bu kalıp bilimsel bulgularda, soruşturmalarda ve haberlerde yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Doğrulanan kimliği tanıtan sözcükle kalıbı tamamlayın: The museum identified the object ____ a Roman coin.
Cevabı göster
as
deduced that they had come: daha önceki bir olay hakkında kanıta dayalı çıkarım
deduce that + yan cümle yapısı, yalnızca tahminde bulunmayı değil, kanıt ve akıl yürütmeyle bir sonuca ulaşmayı anlatır. Buradaki they, leptocephaliyi yani leptosefal larvalarını belirtir; varılan sonuç, bu larvaların Atlantik'te bir yerden Avrupa'ya geldiğidir. Had come, past perfect yapıdadır. Avrupa'ya gelişin, daha sonra geçmişte yapılan çıkarımdan önce gerçekleştiğini gösterir. Böylece yapı hem çıkarımı hem de olayların sırasını verir.
Alıştırma
Hangi cümle, daha önceki bir olay hakkında kanıttan çıkarılan sonucu doğal biçimde ifade eder?
- From the wet footprints, the detective deduced that someone had entered through the window.
- From the wet footprints, the detective announced that someone was entering through the window.
- Without checking the footprints, the detective guessed that someone had entered through the window.
Cevabı göster
From the wet footprints, the detective deduced that someone had entered through the window.
However, to find this mysterious breeding ground, Kelime
4:26Ancak, bu gizemli üreme alanını bulmak için
breeding ground: hayvanların ürediği yer
Bu ekolojik bağlamda breeding ground, hayvanların çiftleştiği, yumurtladığı veya yavrularını büyüttüğü bir alandır. Buradaki ground, alan anlamına gelir; dolayısıyla breeding ground karada da suda da olabilir. Bu ifade, a breeding ground for disease örneğinde olduğu gibi, zararlı bir şeyin geliştiği yer veya durum için mecaz anlamda da kullanılabilir. Belgeselde yaban hayatıyla ilgili gerçek anlam kullanılmıştır.
Alıştırma
Hangi cümlede breeding ground gerçek ekolojik anlamıyla kullanılmıştır?
- The stadium is a training ground for young athletes.
- The crowded office became a breeding ground for rumors.
- The protected marsh is an important breeding ground for frogs.
Cevabı göster
The protected marsh is an important breeding ground for frogs.
someone would have to perform an unthinkable survey Kalıp ifadeler
4:29birinin 30 mm'den büyük olmayan larvalar için
of the ocean for larvae no larger than 30 mm. Dilbilgisi
4:31okyanusta akıl almaz bir anket yapması gerekecekti.
perform an unthinkable survey: hayal edilemeyecek ölçekte sistematik bir araştırma yapmak
Perform a survey, “sistemli bir inceleme, arama veya ölçüm yapmak” anlamına gelen resmî bir kalıptır. Burada survey, larvaları bulmak için okyanusun çok geniş bir bölümünü incelemek anlamındadır; özellikle insanlara soru sormak anlamına gelmez. Unthinkable, görevin ölçeğinin ve zorluğunun aşırı olduğunu, görevi hayal etmenin veya gerçekleştirmenin neredeyse imkânsız olacağını vurgular. Araştırmanın ahlaken kabul edilemez olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Ekibin deniz tabanını sistemli biçimde incelediğini doğru olarak anlatan cümle hangisidir?
- The team answered a detailed survey of the seafloor.
- The team performed a detailed survey of the seafloor.
- The team surveyed perform the seafloor in detail.
Cevabı göster
The team performed a detailed survey of the seafloor.
no larger than 30 mm: sınır değerini içeren bir boyut üst sınırı
Vurgulanan karşılaştırmanın hemen önündeki no sözcüğü, larger than 30 mm ifadesini bir üst sınıra dönüştürür: no larger than 30 mm, “30 mm veya daha küçük” anlamına gelir. Tam olarak 30 mm olan değer de buna dahildir. no + karşılaştırma sıfatı + than + değer kalıbı bir maksimum belirler. Bu yapı boyut, yaş, mesafe ve benzeri sınırlarda kullanılabilir; örneğin no older than 18.
Alıştırma
Kapsayıcı bir boyut sınırı belirleyen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Choose a box ____ forty centimeters wide.
Cevabı göster
no larger than
Dramatik bir anlatı geçişi olarak Enter Johannes Schmidt.
Burada Enter Johannes Schmidt. bir sahne yönergesi gibi kullanılır ve Johannes Schmidt’in artık anlatıda belirdiğini ifade eder. Ona bir yere girmesini söyleyen bir emir değildir. Enter + kişi kısa ve bağımsız bir cümle olarak kullanıldığında dikkati yeni tanıtılan kişiye çeker ve bu kişinin sonraki gelişmeler için önemli olacağını gösterir.
Alıştırma
Bu parçada Enter Johannes Schmidt. cümlesinin işlevi nedir?
- Johannes Schmidt’e bir odaya girmesini emreder.
- Birinden Johannes Schmidt’in adını yazmasını ister.
- Johannes Schmidt’i hikâyedeki yeni bir kişi olarak dramatik biçimde tanıtır.
Cevabı göster
Johannes Schmidt’i hikâyedeki yeni bir kişi olarak dramatik biçimde tanıtır.
hunting down increasingly tiny leptocephali. Öbek fiiller
4:45ve gittikçe daha da küçülen leptocephali'nin izini sürdü.
trawled the coasts of four continents: trol ağıyla kıyı araştırması
Bu deniz araştırması bağlamında trawled, bir tekneden trol ağını suyun içinde çekerek arama ve örnek toplama yapıldığı anlamına gelir. The coasts of four continents, Schmidt’in araştırdığı geniş kıyı bölgelerini belirtir; kıyıların kendisini sürüklediği anlamına gelmez. trawl çok miktarda bilgiyi araştırmak anlamında da kullanılabilse de bu cümle, giderek daha küçük yılan balığı larvalarını toplamak için denizde yapılan gerçek bir çalışmayı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede trawled, örnektekiyle aynı deniz araştırması anlamında kullanılmıştır?
- The research vessel trawled the bay for tiny marine organisms.
- The librarian trawled through old records for a missing date.
- The hiker walked along the coast looking for shells.
Cevabı göster
The research vessel trawled the bay for tiny marine organisms.
Hunt down: hedefi bulana kadar kararlılıkla aramak
Hunt down, belirli bir kişiyi, şeyi veya cevabı bulana kadar kararlılıkla aramak demektir. Bu cümlede hunting down, oşinografın giderek daha küçük leptosefal larvalarını bulmak için tekrar tekrar çaba göstermesini anlatır; onları spor amacıyla avladığı anlamına gelmez. Down parçacığı, aramayı hedefe ulaşana kadar sürdürme duygusu katar. Bu nedenle ifade, yalnızca look for demekten daha güçlü ve sonuca daha fazla odaklıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede hunt down, “hedef bulunana kadar kararlılıkla aramak” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- During lunch, Maya hunted down the pleasant weather outside.
- Maya hunted down her coworker at the next desk to say a casual hello.
- After checking dozens of files, Maya hunted down the missing contract.
Cevabı göster
After checking dozens of files, Maya hunted down the missing contract.
The smallest larva yet: o zamana kadarki üstünlük rekoru
Üstünlük derecesi içeren bir isim öbeğinde yet, “o zamana kadar” veya “şimdiye kadar” anlamına gelebilir. The smallest larva yet, 1921'e kadar keşfedilmiş en küçük larva demektir; yet karşılaştırmanın zaman sınırını belirler ve daha önceki tüm keşifleri kapsar. Buradaki yet, “ama” anlamındaki bağlaç değildir. Ayrıca olumsuz bir cümlede bir şeyin henüz gerçekleşmediğini bildiren yet de değildir. Bir rekoru anlatan bu kullanım genellikle üstünlük öbeğinden sonra gelir: the best result yet, the clearest image yet.
Alıştırma
Cümleyi, üstünlük derecesinden sonra gelen ve “şimdiye kadar” anlamına gelen tek kelimelik zaman belirteciyle tamamlayın: This is the clearest image ____.
Cevabı göster
yet
Despite knowledge of their round trip migration, Dilbilgisi
4:57Gidiş-dönüş göçleri hakkındaki bilgiye rağmen,
scientists still haven't observed mating in the wild Dilbilgisi
5:01bilim insanları vahşi doğada hala çiftleşmeyi gözlemlemiş
Despite knowledge of ...: ad öbeğinden önce karşıt beklenti bildirme
Despite, karşıt beklenti bildiren bir ilişki kurar: ana sonucu değiştirmesi beklenebilecek bir gerçeği sunar, ancak sonuç değişmez. Burada knowledge of their round trip migration bir ad öbeğidir; bu nedenle giriş, bilinen şeyi kabul ettikten sonra hâlâ gözlemlenmemiş olanı belirtir. Yapı despite + ad öbeği, zamir veya -ing biçimidir. Arka planı kısa ve yoğun biçimde sunar; bu kullanım resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede bir ad öbeğinden önce kısa karşıt beklenti yapısı doğru kullanılmıştır?
- Despite it was raining heavily, the survey continued.
- Although the heavy rain, the survey continued.
- Despite the heavy rain, the survey continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the survey continued.
still haven't observed: bugüne kadar süren gözlemlenmeme durumu
Still haven't observed, still sözcüğünü olumsuz present perfect yapısıyla birleştirir. Sürekli fırsat veya çabaya rağmen beklenen gözlemin bugüne kadar hiçbir zaman gerçekleşmediğini anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp still haven't/hasn't + past participle biçimidir. Still durumun değişmediğini vurgularken present perfect önceki arayışı şimdiki ana bağlar.
Alıştırma
Cümleyi observe fiilinin olumsuz present perfect biçimi ve still ile tamamlayın: After five years of fieldwork, researchers ____ the animal nesting in the wild.
Cevabı göster
still haven't observed
Leading theories suggest that eels reproduce Kalıp ifadeler
5:06Önde gelen teoriler, yılan balıklarının
in which clouds of sperm fertilize free-floating eggs. Kelime
5:12ve burada sperm bulutlarının serbestçe yüzen yumurtaları döllediğini öne sürüyor.
Leading theories suggest that: kanıtlı ancak belirsiz bir açıklamayı sunmak
Leading theories, o anda en önemli veya en etkili kabul edilen teoriler anlamına gelir; leading burada bir şeyi yönlendirme eylemini değil, teorilerin konumunu anlatır. Özne theories olduğunda suggest that, “... olduğunu göstermek” veya “... fikrini desteklemek” demektir; “tavsiye etmek” anlamına gelmez. Bu kalıbın bütünü, kanıtlarla desteklenen bir açıklamayı kesin bir gerçekmiş gibi sunmadan aktarır. Güncel ana akım görüşü temkinli biçimde bildirir ve daha sonra değiştirilebilmesine yer bırakır.
Alıştırma
Bilimsel bir metinde Leading theories suggest that... ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Araştırmacılara yeni bir teori oluşturmalarını tavsiye eder.
- Kanıta dayalı, önde gelen bir açıklamayı muhtemel ancak tam olarak kesinleşmemiş biçimde sunar.
- Açıklamanın kanıtlanmış bir gerçek olduğunu kesinleştirir.
Cevabı göster
Kanıta dayalı, önde gelen bir açıklamayı muhtemel ancak tam olarak kesinleşmemiş biçimde sunar.
in a flurry of external fertilization: vücut dışında hızlı döllenme
External fertilization, sperm ve yumurta hücrelerinin bir hayvanın vücudu dışında birleşmesini anlatan biyolojik bir terimdir. Bu cümlede spermler çevredeki suda serbestçe yüzen yumurtaları döller; bu nedenle external, dışarıdaki bir kuruluşu veya etkiyi değil, döllenmenin gerçekleştiği yeri belirtir. A flurry of, çok sayıda eylem veya olayın kısa sürede hızla gerçekleşmesini anlatır. Burada üreme etkinliğini yoğun ve hızlı hissettirir; teknik terime eklenen canlı bir betimlemedir.
Alıştırma
in a flurry of external fertilization ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Hayvanların vücudu dışında hızla gerçekleşen yoğun bir döllenme süreciyle.
- Yumurtaları koruyan dışarıdaki bir kuruluşun yardımıyla.
- Bir hayvanın vücudu içinde yavaşça gelişen bir gebelikle.
Cevabı göster
Hayvanların vücudu dışında hızla gerçekleşen yoğun bir döllenme süreciyle.
free-floating eggs: bir yere bağlı olmadan suda yüzen yumurtalar
Burada free-floating eggs, bir yüzeye bağlı olmayan ve suda sürüklenebilen yumurtalar anlamına gelir. Free, bir yere bağlı veya sabitlenmiş olmamayı anlatır; “ücretsiz” demek değildir. Free-floating, eggs sözcüğünden önce gelen ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. İki sözcük birlikte tek bir niteleyici olarak çalışır. Aynı yapı, sabit bir bağlantı noktası veya konumu olmayan başka şeyleri de betimleyebilir.
Alıştırma
Cümlede “free-floating eggs” ne anlama gelir?
- Bir yüzeye sıkıca sabitlenmiş yumurtalar.
- Bir yüzeye bağlı olmayan ve suda sürüklenebilen yumurtalar.
- Ücret ödemeden verilen yumurtalar.
Cevabı göster
Bir yüzeye bağlı olmayan ve suda sürüklenebilen yumurtalar.
have made this theory difficult to confirm: make + nesne + sıfat
Have made this theory difficult to confirm ifadesinde make + nesne + sıfat kalıbı kullanılır. This theory nesnedir; difficult ise akıntılarla yosunların yol açtığı sonucu anlatan nesne tamamlayıcısıdır. To mastarı olan to confirm, neyin zor olduğunu, yani teoriyi doğrulamanın zor olduğunu açıklar. Daha kapsamlı make + nesne + difficult to do kalıbı, bir nedeni o nesneyle ilgili eylemin zorluğuna bağlar.
Alıştırma
make + object + difficult to do kalıbını tamamlayın: Poor lighting has ____ the labels ____ to read.
Cevabı göster
made · difficult
Researchers don't even know where to look, Anlatım akışı
5:24Araştırmacılar nereye bakacaklarını bile bilmiyorlar,
don't even know where to look: başlangıç noktası bile belli değil
don't even know where to look ifadesinde even, olumsuz ifadeyi güçlendirir. Eksik bilgiyi şaşırtıcı derecede temel bir sorun olarak sunar: Araştırmacılar arama için bir yer ya da başlangıç noktası belirleyememektedir. even olmasaydı cümle yalnızca bilmediklerini bildirirdi. where to look, know fiilini tamamlayan soru anlamlı bir mastar yan cümlesidir. ‘Hangi yerde aramaları gerektiği’ ya da daha geniş anlamda ‘nereden başlamaları gerektiği’ demektir. İfade, sorunu asıl arama başlamadan önce var olan bir güçlük şeklinde düzenler.
Alıştırma
Bir aramanın, başlangıç noktası bile belli olmayacak kadar zor olduğunu en iyi hangi cümle vurgular?
- We haven't looked for the missing file yet.
- We don't even know where to look for the missing file.
- We know where to look for the missing file.
Cevabı göster
We don't even know where to look for the missing file.
over the course of its return migration. Kalıp ifadeler
5:29tek bir yılan balığını bile başarıyla izleyebilmiş değiller.
they've yet to successfully track: şimdiye kadar ulaşılamayan sonuç
they've yet to successfully track, they have yet to successfully track ifadesinin kısaltılmış biçimidir. have/has yet to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemin veya sonucun şu ana kadar tamamlanmadığını, fakat daha sonra gerçekleşme olasılığının genellikle hâlâ bulunduğunu belirtir. Successfully, track fiilini niteler. Cümle, hiçbir takip girişiminin gerekli sonuca ulaşmadığını söyler; kimsenin denemediğini söylemez. Have yet to gelecek zaman ya da plan bildirmez; yet, sonucun mevcut ana kadar tamamlanmadığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi have yet to yapısı ve find fiiliyle tamamlayın: Researchers ____ a reliable explanation.
Cevabı göster
have yet to find
over the course of: bütün bir süreç boyunca
Over the course of its return migration, “geri dönüş yolculuğunun bütün süresi boyunca” anlamına gelir. Buradaki course, bir ders değil, bir şeyin geliştiği zaman dilimi veya süreçtir. Bir değişiklik, eylem ya da gözlem belirli bir zaman dilimine yayıldığında over the course of + zaman dilimi veya devam eden etkinlik yapısı kullanılır. Bu gelişme çoğu zaman aşamalı olarak ya da farklı anlarda gerçekleşir.
Alıştırma
Course sözcüğünü zaman dilimi anlamında kullanan öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the semester, her confidence grew steadily.
Cevabı göster
Over the course of
will continue to slip through our fingers. Deyimler
5:37parmaklarımızın arasından kayıp gitmeye devam edecek.
Until these challenges can be met: çözümden önceki zaman sınırı
Until these challenges can be met bir zaman sınırı belirler. Ana cümledeki durumun, zorluklarla sonunda başa çıkılabilecek noktaya kadar süreceği anlamına gelir. Can be met yapısı can + edilgen be + geçmiş zaman ortacından oluşur. Edilgen yapı, kimin ilgileneceğinden çok zorluklara odaklanır. meet a challenge ifadesindeki meet, zorlukla yalnızca karşılaşmak değil, onunla başarılı biçimde başa çıkmak veya onu aşmak demektir.
Alıştırma
Güvenlik zorluklarıyla başarılı biçimde başa çıkılmadan önce yolun kapalı kalacağını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Until the safety challenges can be encountered, the road will remain closed.
- Until the safety challenges will meet, the road will remain closed.
- Until the safety challenges can be met, the road will remain closed.
Cevabı göster
Until the safety challenges can be met, the road will remain closed.
will continue to slip through our fingers: ulaşamayacağımız bir şey olarak kalmak
slip through someone's fingers deyimi, bir kişinin elde etmeye, korumaya veya anlamaya çalıştığı bir şeyin elinden kaçması anlamına gelir. Burada yılan balığının kadim sırrı, üremesiyle ilgili hâlâ çözülememiş gizemdir; dolayısıyla will continue to slip through our fingers, araştırmacıların bu gizemi çözmeye hâlâ güç yetiremeyeceğini anlatır. Bu imge aynı zamanda bir kelime oyunu oluşturur: Yılan balığı gerçekten kaygan ve tutulması zor olabilir. Cümle, soyut bir bilimsel sorunu canlı göstermek için bu fiziksel imgeden yararlanır; gerçekten bir yılan balığının birinin parmakları arasından geçtiğini anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede will continue to slip through our fingers ne anlama geliyor?
- Yılan balığını gerçekten ellerimizde tutacağız.
- Gizemi çözmek hâlâ bizim becerimizin ötesinde kalacak.
- Gizemin var olduğunu unutacağız.
Cevabı göster
Gizemi çözmek hâlâ bizim becerimizin ötesinde kalacak.
Find out more about the evolution of nature's nether regions Deyimler
5:51Doğanın cinsel bölgelerinin evrimi hakkında daha fazlasını
nature's nether regions: mizahi bir örtmece
Nether aşağıdaki veya alt anlamına gelir; nether regions ise vücudun alt kısmını, özellikle de cinsel organları dolaylı biçimde belirtir. nature's nether regions ifadesinde nature's iyeliği, hayvanlar dünyasını şakacı biçimde tek bir vücut gibi ele alır; dolayısıyla ifade hayvanların üreme anatomisine gönderme yapar. Doğrudan bir anatomi teriminden kaçındığı için ifade çekingen ve hafif mizahi duyulur. Bu eğlenceli ton bir medya tanıtımına uygundur, ancak nether regions kesin bir biyolojik adlandırma değildir.
Alıştırma
Bu medya başlığındaki nature's nether regions ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Hayvanların alt veya üremeyle ilgili vücut bölgeleri için hafif bir örtmece.
- Yer altı ekosistemleri için kesin bir bilimsel terim.
- Belirli bir organı adlandıran resmî bir anatomi terimi.
Cevabı göster
Hayvanların alt veya üremeyle ilgili vücut bölgeleri için hafif bir örtmece.