Nüfus piramitleri: Geleceğin güçlü öngörücüleri - Kim Preshoff: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
729 kelime 167 kel/dk

Video özeti: Video, nüfus piramitlerinin yaş ve cinsiyet dağılımını nasıl görselleştirdiğini, büyüme ya da azalmayı öngörmeye nasıl yardımcı olduğunu ve sanayileşme, politika ve savaşın yol açtığı demografik değişimlerin izlerini nasıl taşıdığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. population pyramid. — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Bu demografi terimini, insanlardan oluşan gerçek bir piramit olarak değil, nüfusu yaşa ve cinsiyete göre ayıran bir grafik adı olarak öğrenin. Geniş bir tabanı, orta bölümdeki yoğunlaşmayı veya genç gruplardaki daralmayı gelecekte hızlı büyüme, daha yavaş artış ya da nüfus düşüşüyle ilişkilendirebilirsiniz. 2. a demographic transition — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu resmî terimi, toplum sanayileşme sürecinden geçerken doğum ve ölüm oranlarıyla nüfus artışının değişmesi olarak anlayın. Böylece Ruanda, Kanada ve Japonya karşılaştırmasını birbirinden kopuk üç ülke profili olarak değil, farklı aşamaların örnekleri olarak takip edebilirsiniz. 3. still bears the scars of World War II, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bears the scars ifadesinin burada mecaz olduğunu fark edin. Rusya’nın grafiği, yaşlı erkeklerin daha az olması ve savaş sonrasındaki nüfus artışı dâhil, savaşın demografik etkilerini hâlâ gösterir. Bu kalıbı, veriler, kurumlar veya topluluklar geçmişteki bir olayın kalıcı sonuçlarını göstermeye devam ettiğinde anlayıp kullanabilirsiniz.

Bu derste

Russia, with the largest territory in the world, Dilbilgisi

0:07

Dünyanın en büyük yüzölçümüne sahip olan Rusya,

Dilbilgisi

Ara bilgi olarak with the largest territory in the world

with the largest territory in the world, Russia sözcüğünden sonra gelen ve Russia hakkında bir özellik ekleyen bir edat öbeğidir. İki virgül, bunun cümleye araya girerek eklenen bir arka plan bilgisi olduğunu gösterir. Bu öbek Russia'nın temel eylemini anlatmaz. Özne içinde böyle ek bir öbek olduğunda, onu kısa süreliğine bir kenara bırakıp ana cümlenin fiilini bulabilir, sonra ek bilgiye geri dönebilirsin.

Alıştırma

Bu cümlede with the largest territory in the world ne işe yarar?

  1. Russia ile birlikte hareket eden başka bir ülkeyi tanıtır.
  2. Russia hakkında arka plan bilgisi ekler.
  3. Russia'nın yaptığı temel eylemi verir.
Cevabı göster

Russia hakkında arka plan bilgisi ekler.

has roughly the same total population as Nigeria, Dilbilgisi

0:10

Nijerya ile hemen hemen aynı toplam nüfusa sahiptir,

Dilbilgisi

Yaklaşık karşılaştırmalar için roughly the same ... as ...

roughly the same total population as Nigeria ifadesindeki karşılaştırma yapısı the same + isim + as + karşılaştırma hedefi şeklindedir. Burada total population karşılaştırılan özellik, Nigeria ise karşılaştırma hedefidir. Roughly yaklaşık olarak anlamına gelir; dolayısıyla nüfuslar birbirine yakındır ama mutlaka tamamen aynı değildir. Bu yapı size, price, weight ve population gibi ölçülebilir özelliklerle kullanılabilir.

Alıştırma

roughly the same ... as yapısını ve price ismini kullanarak tamamla: This ticket is ____ the day pass.

Cevabı göster

roughly the same price as

a country 1/16 its size. Dilbilgisi

0:13

ki Nijerya onun 1/16'sı büyüklüğünde bir ülkedir.

Dilbilgisi

1/16 its size: kesirle büyüklük karşılaştırması

a country 1/16 its size ifadesinde 1/16 its size, “onun büyüklüğünün on altıda biri” anlamına gelir: ülkenin yüzölçümü, Rusya'nın yüzölçümünün on altı parçasından yalnızca biri kadardır. Buradaki its, anlatılan ülkeye değil Rusya'ya gönderme yapar. Bu, isimden sonra kullanılan kısa bir karşılaştırmadır. a country that is one sixteenth the size of Russia şeklinde anlaşılabilir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp fraction + possessive + size biçimindedir; half its size buna bir örnektir.

Alıştırma

Hangi cümle ikinci deponun ilkinin 1/16'sı büyüklüğünde olduğunu doğru biçimde anlatır?

  1. The second warehouse is huge; the first is one sixteenth its size.
  2. The first warehouse is huge; the second is sixteen times its size.
  3. The first warehouse is huge; the second is one sixteenth its size.
Cevabı göster

The first warehouse is huge; the second is one sixteenth its size.

But this similarity won't last long. Kalıp ifadeler

0:16

Ancak bu benzerlik uzun sürmeyecek.

Kalıp ifadeler

won't last long: kısa süreceğini öngörmek

Won't last long, “çok daha uzun süre devam etmeyecek” anlamına gelir. Burada last, “devam etmek” anlamında bir fiildir; won't ise will not ifadesinin kısaltmasıdır. Bu ifade, mevcut durumun veya etkinin yakında değişeceğini ya da sona ereceğini öngörür. Sürenin kısa olduğunu belirtir ancak kesin bir bitiş zamanı vermez.

Alıştırma

Mevcut sakinliğin yakında sona ereceğini belirtmek için cümleyi won't, last ve long ile tamamlayın: The streets are quiet now, but it ____.

Cevabı göster

won't last long

One of the populations is rapidly growing, Dilbilgisi

0:18

Bu nüfuslardan biri hızla büyürken,

while the other is slowly declining.

0:21

diğeri yavaş yavaş azalıyor.

Dilbilgisi

One of the populations ... while the other: iki öğeyi karşılaştırma

One of the populations, konuşulan iki nüfustan birini seçer. The other, geriye kalan tek nüfus anlamına gelir; bu nedenle population adını tekrar etmeye gerek yoktur. One of ifadesinden sonra çoğul populations adının geldiğine dikkat edin. While iki cümleciği bağlayarak hızlı artış ve yavaş azalış şeklindeki karşıt eğilimleri vurgular. Burada while, “... sırasında” değil, “oysa/iken” anlamındadır. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp one of the + çoğul ad ..., while the other ... biçimindedir.

Alıştırma

Bir rehber tam olarak iki rota olduğunu önceden söyledi. Hangi cümle bir rotayı geriye kalan tek rotayla açıkça karşılaştırır?

  1. One route is scenic, while the other is faster.
  2. One route is scenic, while another is faster.
  3. One route is scenic, while the others are faster.
Cevabı göster

One route is scenic, while the other is faster.

What can this tell us about the two countries? Anlatım akışı

0:23

Peki bu, bize bu iki ülke hakkında ne söyleyebilir?

Anlatım akışı

What can this tell us about ...?: analizi yönlendiren soru

Buradaki this, az önce sunulan bilgiye gönderme yapar. Soru, bu kanıtın iki ülke hakkında ne ortaya çıkarabileceğini sorarak dinleyiciyi bir örüntüyü gözlemlemekten onun anlamını yorumlamaya yönlendirir. Bir açıklamada veya sunumda bu, yönlendirici bir soru olabilir: Konuşmacı sonraki konuyu duyurmak için soruyu ortaya atar ve cevabını bir sonraki bölümde verebilir. Dinleyicinin hemen cevap vermesi şart değildir.

Alıştırma

Bir sunum yapan kişi şöyle diyor: “The survey response rate doubled this year. What can this tell us about customer interest?” Sorunun temel işlevi nedir?

  1. Sunum yapan kişinin önceki bilgiyi unuttuğunu gösterir.
  2. Dinleyicilerden ülkelerin adlarını hemen söylemelerini ister.
  3. Kanıtın yorumlanmasını başlatır.
Cevabı göster

Kanıtın yorumlanmasını başlatır.

Population statistics are some of the most important data Dilbilgisi

0:26

Nüfus istatistikleri,

social scientists and policy experts have to work with. Kalıp ifadeler

0:29

sosyal bilimcilerin ve politika uzmanlarının üzerinde çalışması gereken en önemli verilerden bazılarıdır.

Dilbilgisi

some of the most important data: en üst düzeydeki bir gruba ait olma

Some of the most important data, nüfus istatistiklerinin en önemli kabul edilen veriler grubunda yer aldığını belirtir. Yapı some of + the + en üstünlük derecesindeki sıfat + isim şeklindedir. Some of kullanımı, ifadeyi the most important data seçeneğine göre daha az kesin kılar. Güçlü bir değerlendirme yapar ancak bunun en önemli tek veri grubu olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle some of + the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim yapısını doğru kullanır?

  1. These are some of the safest route through the park.
  2. These are some of safest routes through the park.
  3. These are some of the safest routes through the park.
Cevabı göster

These are some of the safest routes through the park.

Kalıp ifadeler

data ... social scientists and policy experts have to work with: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi

social scientists and policy experts have to work with yan cümlesi data sözcüğünü niteler. Yapı data that social scientists and policy experts have to work with şeklinde genişletilebilir; that, with edatının nesnesi olduğu için düşürülmüştür. Work with data, bir görev kapsamında verileri kullanmak, işlemek veya analiz etmek anlamına gelir. With edatı ilgi cümlesinin sonunda kalır ve onun anlaşılan nesnesi daha önce gelen data ismidir.

Alıştırma

Cümleyi “These are the tools that our technicians must use.” anlamına gelecek şekilde tamamlayın. our technicians ve have to work with ifadelerini kullanın ve ilgi zamirini düşürün: These are the tools ____.

Cevabı göster

our technicians have to work with

But understanding a country's situation and making accurate predictions Dilbilgisi

0:33

Fakat bir ülkenin durumunu anlamak ve doğru tahminler yapmak,

requires knowing not just the total size of the population, Dilbilgisi

0:37

sadece toplam nüfus boyutunu değil,

but its internal characteristics,

0:40

aynı zamanda iç özelliklerini de,

Dilbilgisi

understanding ... and making ... requires: bütün olarak görülen -ing öznesiyle uyum

Understanding ... ve making ... and ile bağlanan iki -ing öbeğidir. Birlikte requires fiilinin öznesini oluştururlar. Yazar, durumu anlamayı ve tahminlerde bulunmayı tek bir birleşik görev olarak sunduğu için tekil requires biçimini kullanır. predictions çoğul olsa da ikinci -ing öbeğinin içindeki bir isimdir ve fiilin özneyle uyumunu belirlemez. Önce öznenin tamamını bulun, ardından eylemlerin tek bir bütün mü yoksa ayrı etkinlikler mi olarak ele alındığına bakın.

Alıştırma

İki eylemi tek bir birleşik hazırlık görevi olarak düşünün. Cümleyi require fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Preparing the slides and rehearsing the talk ____ careful planning.

Cevabı göster

requires

such as age and gender distribution. Kalıp ifadeler

0:42

yani yaş ve cinsiyet dağılımı gibi bilgileri bilmeyi gerektirir.

Dilbilgisi

not just ... but ...: daha geniş ikinci bir nokta eklemek

not just A, but B kalıbı A'nın doğru ya da gerekli olduğunu, ancak tek başına yetersiz kaldığını ve B'nin de eklenmesi gerektiğini anlatır. Burada A toplam nüfus büyüklüğü, B ise nüfusun iç özellikleridir. Cümle A'yı dışlamaz; asıl odağı B'ye kaydırır. A ve B dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır. Bu cümlede ikisi de knowing fiilini tamamlayan isim öbekleridir: the total size ... ve its internal characteristics.

Alıştırma

Cümleyi not just ... but ... kalıbıyla tamamlayın: A good guide explains ____ where to go, ____ why it matters.

Cevabı göster

not just · but

Kalıp ifadeler

such as age and gender distribution: belirli örnekler sunmak

Such as ifadesi, hemen önce belirtilen daha geniş bir kategorinin bir veya birkaç belirli örneğini sunar. Burada age and gender distribution, bu geniş kategorinin örnekleridir; yeni bir ana fikir değildir. Kalıp, geniş kategori + such as + örnekler şeklindedir. Such as ile sunulan liste genellikle yalnızca örnekleme amaçlıdır ve olası bütün örnekleri içerdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede such as, geniş bir kategorinin örneklerini sunmak için doğru kullanılmıştır?

  1. The club such as offers painting and photography creative activities.
  2. The club offers creative activities such as painting and photography.
  3. The club offers such as creative activities painting and photography.
Cevabı göster

The club offers creative activities such as painting and photography.

So how can we keep track of all that data Kalıp ifadeler

0:45

Peki tüm bu verileri,

Kalıp ifadeler

keep track of: sürekli kaydetmek ve takip etmek

Keep track of, bir şeyi zaman içinde sürekli kaydetmek, kontrol etmek veya onunla ilgili güncel bilgi sahibi olmak anlamına gelir. Genellikle bilginin değişebileceğini ya da artabileceğini düşündürür. Bu cümlede sorulan şey, büyük miktardaki verinin nasıl yönetileceği ve durumunun nasıl izleneceğidir. Yapı keep track of + isim şeklindedir. Yaygın nesneler arasında progress, expenses, changes, appointments ve data bulunur.

Alıştırma

Hangi cümle, zaman içinde değişen giderleri kaydetmek için bir elektronik tablo kullanıldığını en iyi şekilde anlatır?

  1. We use a spreadsheet to lose track of monthly expenses.
  2. We use a spreadsheet to keep track of monthly expenses.
  3. We use a spreadsheet to remember monthly expenses.
Cevabı göster

We use a spreadsheet to keep track of monthly expenses.

in a way that makes it easy to comprehend? Dilbilgisi

0:47

anlaşılması kolay olacak bir şekilde nasıl takip edebiliriz?

Dilbilgisi

in a way that makes it easy to comprehend: yöntem ve etkisi

in a way that ... bir şeyin nasıl yapıldığını anlatır. that ile başlayan ilgi yan cümlesi, bu yöntemin sonucunu veya özelliğini açıklar: burada yöntem, verilerin daha kolay anlaşılmasını sağlar. make it easy to comprehend, make + it + sıfat + to-infinitive yapısını kullanır. Buradaki it bir yer tutucudur; asıl eylem to comprehend, anlaşılan şey ise daha önce sözü edilen verilerdir. Bu yapı, bir yöntemi oluşturduğu etki üzerinden anlatır.

Alıştırma

Bir eylemi kolaylaştıran yöntemi anlatan hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: Present the instructions ____ follow them.

Cevabı göster

in a way that makes it easy to

Complex data is more easily interpreted through visualization, Dilbilgisi

0:49

Karmaşık veriler görselleştirme yoluyla daha kolay yorumlanır,

Dilbilgisi

is more easily interpreted through visualization: edilgen odak ve yöntem

is more easily interpreted edilgen bir yapıdır: complex data yorumlama eylemine maruz kalır; bu nedenle odak, yorumlayan kişilerde değil verilerde kalır. more easily, interpreted sözcüğünü niteler ve daha az zorlukla anlamına gelir. through visualization bu sonucu sağlayan aracı belirtir. Özne + edilgen fiil + through + yöntem yapısı, işlenen şeyi ve kullanılan yöntemi öne çıkardığı için açıklamalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi more easily ve through içeren hedef edilgen yapıyla tamamlayın: The survey results ____ a clear chart.

Cevabı göster

are more easily interpreted through

and one of the ways that demographers represent the internal distribution of a population Notlar

0:53

ve demografların bir nüfusun iç dağılımını temsil etme yollarından biri de

is the population pyramid. Kültür

0:57

nüfus piramididir.

Dilbilgisi

one of the ways that ... is ...: birkaç yöntemden birini tanıtmak

one of the ways that ... is ... kalıbı, birkaç olası yöntemden birini öne çıkarır. that yan cümlesi yöntemlerin ne yaptığını ya da ne sağladığını açıklar; is sonrasındaki sözler ise tanıtılan yöntemin adını verir. Ana cümlenin öznesindeki temel sözcük tekil one olduğu için ana fiil are değil is olur. Bu cümlede demographers, that yan cümlesinin çoğul öznesidir; bu yüzden fiil represents değil represent olur.

Alıştırma

Cümleyi one of the ways that ... is ... kalıbıyla tamamlayın: ____ communities reduce waste ____ by collecting food scraps.

Cevabı göster

One of the ways that · is

Kelime

demographers: nüfusları inceleyen demograflar

Demographers, insan nüfuslarının büyüklüğünü, yapısını, dağılımını ve zaman içindeki değişimini inceleyen uzmanlardır. Bu cümlede sözcük, yalnızca grafik hazırlayan herhangi birini değil, nüfus analizi yapan uzmanları belirtir. Demographers, demographer sözcüğünün çoğuludur. İlgili çalışma alanına demography denir.

Alıştırma

Hangi açıklama demographers sözcüğüne en uygun karşılıktır?

  1. Nüfusları ve bunların nasıl değiştiğini inceleyen araştırmacılar
  2. Piramit biçiminde binalar tasarlayan mühendisler
  3. İstatistikleri resimlere dönüştüren sanatçılar
Cevabı göster

Nüfusları ve bunların nasıl değiştiğini inceleyen araştırmacılar

Kültür

population pyramid: yaş ve cinsiyete göre nüfus grafiği

Population pyramid, bir nüfusun yaş gruplarına ve cinsiyet kategorilerine nasıl dağıldığını gösteren demografik bir grafiktir. Yatay çubuklar genellikle her grubun kişi sayısını veya yüzdesini gösterir; kategoriler çoğu zaman grafiğin karşılıklı iki tarafında yer alır. Pyramid, grafik türünün adıdır; her grafiğin mutlaka üçgen biçiminde olacağı anlamına gelmez. Grafiğin şekli nüfus yapısına göre değişir.

Alıştırma

Demografide population pyramid nedir?

  1. Ülkeleri toplam nüfusa göre sıralayan bir liste
  2. Piramit biçimindeki binaların çizimi
  3. Nüfusu yaşa ve cinsiyete göre gösteren bir grafik
Cevabı göster

Nüfusu yaşa ve cinsiyete göre gösteren bir grafik

Here,

1:00

Burada,

the data is divided by gender, Dilbilgisi

1:00

veriler cinsiyete göre ayrılır,

Dilbilgisi

is divided by gender: by gruplandırma ölçütünü belirtir

Is divided, şimdiki zamanda kullanılan edilgen bir yapıdır: bölme işlemi data üzerinde yapılır. By gender, verileri düzenlemek için kullanılan ölçütü verir; dolayısıyla ifade, verilerin cinsiyete göre gruplandırıldığı anlamına gelir. Veri ve grafik açıklamalarında be divided by + ölçüt yapısı kullanılır. Örneğin by age, by region veya by income level denebilir.

Alıştırma

Cümleyi divide fiilinin şimdiki zamandaki edilgen biçimi ve sınıflandırma ölçütünü tanıtan edatla tamamlayın: The survey information ____ age group.

Cevabı göster

is divided by

with females on one side Dilbilgisi

1:02

bir tarafta kadınlar

and males on the other.

1:04

diğer tarafta ise erkekler yer alır.

Dilbilgisi

with ... on one side and ... on the other ile iki taraflı yerleşimi anlatmak

with + isim + yer ifadesi kalıbı, öğelerin nasıl yerleştirildiğini ek bilgi olarak anlatır. Burada with, kadınların bir tarafta, erkeklerin diğer tarafta olduğu düzeni tanıtır. “Kadınlarla birlikte” anlamına gelmez. on one side ... on the other birbiriyle eşleşen iki konumu gösterir. Yalnızca iki taraf varsa the other, geriye kalan tarafı belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp with A on one side and B on the other şeklindedir; bu kısa with yapısında isimler doğrudan yer ifadeleriyle kullanılır ve are eklenmez.

Alıştırma

İki taraflı yerleşim anlatımını on one side ... on the other kalıbıyla tamamlayın: The screen displays the schedule ____ and the notes ____.

Cevabı göster

on one side · on the other

The population numbers are shown for each 5-year age interval, Kelime

1:05

Nüfus sayıları, her 5 yıllık yaş aralığı için gösterilir;

Kelime

each 5-year age interval: birleşik niteleyici ve tekil isimler

Each 5-year age interval, “beş yılı kapsayan her yaş aralığı” anlamına gelir; örneğin 0–4 veya 5–9 yaşları. Burada interval, yaş ölçeğinin sınırları belirli bir bölümüdür. Bir isimden önce kullanılan 5-year birleşik bir niteleyicidir: year tekil kalır ve kısa çizgi sayı ile birimi birleştirir. Each de tekil sayılabilen isim interval ile kullanılır; böylece kalıp each + 5-year + age interval olur.

Alıştırma

Hangi cümlede each sözcüğünden sonra birleşik niteleyici doğru kullanılmıştır?

  1. The report gives a total for each 10-years age interval.
  2. The report gives a total for each 10-year age interval.
  3. The report gives a total for each 10-year age intervals.
Cevabı göster

The report gives a total for each 10-year age interval.

starting from 0 to 4 Kalıp ifadeler

1:09

0-4 yaşından başlar

and continuing up to 100 and up.

1:10

ve 100 yaş ve üzerine kadar devam eder.

Kalıp ifadeler

starting from ... and continuing up to ... ile sıralı bir aralığı anlatma

starting from ... and continuing up to ... yapısı, bir dizinin önce ilk aralığını, ardından ulaştığı en son aralığı belirtir. Burada ilk yaş aralığı 0-4'tür ve dizi 100 yaş ve üzeri olarak adlandırılan aralığa kadar uzanır. Bu kullanımda 100 and up, 100 yaş veya daha fazlasını ifade eden açık uçlu bir kategoridir. Bu nedenle continuing up to, aralık listesinin nereye kadar uzandığını gösterir; 100'ü kapalı bir üst sınır yapmaz.

Alıştırma

Yaş aralıkları dizisini doğru açıklayan ifade hangisidir?

  1. Dizi yalnızca 0, 4 ve 100 yaşlarını içerir.
  2. Dizi 0-4 yaş aralığıyla başlar ve 100 yaş ve üzeri aralığına kadar devam eder.
  3. Dizi 100 yaşında başlar ve 0 yaşına doğru geriye sayar.
Cevabı göster

Dizi 0-4 yaş aralığıyla başlar ve 100 yaş ve üzeri aralığına kadar devam eder.

These intervals are grouped together into pre-reproductive, Notlar

1:13

Bu aralıklar kendi içlerinde gruplandırılır; üreme öncesi,

Kalıp ifadeler

are grouped together into + categories: edilgen sınıflandırma yapısı

are grouped together into ifadesi edilgen yapı kullanır. Birden fazla öğenin bir araya getirilip kategorilere ayrıldığını belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp items + be grouped (together) into + categories şeklindedir. Together, ayrı öğelerin birleştirilmesini vurgular. Into, sınıflandırma sonucunda oluşan kategorileri belirtirken edilgen yapı, sınıflandırmayı yapan kişi yerine aralıklara odaklanır.

Alıştırma

Anket yanıtlarının üç kategoriye ayrıldığını doğal biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. The survey responses were grouped together by three categories.
  2. The survey responses were grouped together into three categories.
  3. The survey responses were grouped three categories together into.
Cevabı göster

The survey responses were grouped together into three categories.

0 to 14,

1:16

0-14 yaş,

reproductive,

1:17

üreme çağı,

15 to 44,

1:18

15-44 yaş,

and post-reproductive years,

1:20

ve üreme sonrası yıllar,

45 and up.

1:21

45 ve üzeri.

Kelime

Üreme öncesi, üreme dönemi ve üreme sonrası yaşlar

Burada pre-reproductive, reproductive ve post-reproductive years, tanımlanmış üreme yaşı aralığının öncesindeki, içindeki ve sonrasındaki yaş grupları için kullanılan demografik etiketlerdir. Bu grafikte aralıklar 0–14, 15–44 ve 45 yaş ve üzeridir. pre- ve post- ön ekleri “önce” ve “sonra” anlamına gelir. Bu etiketler nüfus verilerini düzenler; bir kişinin çocuk sahibi olup olamayacağını veya olup olmayacağını söylemez ve insanların değerini sıralamaz.

Alıştırma

Cümledeki üç etikete en uygun açıklama hangisidir?

  1. Her bireyin çocuk sahibi olup olmayacağını bildirirler.
  2. Tanımlanmış bir üreme yaşı aralığına dayanan demografik yaş gruplarıdır.
  3. İnsanları en düşük toplumsal değerden en yüksek değere doğru sıralarlar.
Cevabı göster

Tanımlanmış bir üreme yaşı aralığına dayanan demografik yaş gruplarıdır.

Such a population pyramid can be a powerful predictor of future population trends. Kalıp ifadeler

1:23

Böylesi bir nüfus piramidi, gelecekteki nüfus eğilimlerinin güçlü bir habercisi olabilir.

Kalıp ifadeler

Gelecekteki nüfus eğilimlerinin güçlü bir göstergesi

a powerful predictor of future population trends ifadesinde predictor, içerdiği bilgiler daha sonraki bir sonucu tahmin etmeye yardımcı olan bir şeydir. Powerful burada fiziksel gücü değil, göstergenin yüksek tahmin değerini anlatır. Kalıp X is a predictor of Y şeklindedir: X, Y'yi tahmin etmek için kullanılan işaret, ölçüm, model veya özelliktir. Cümle, bir nüfus piramidinin nüfusun nasıl değişebileceği konusunda güçlü kanıt sağlayabileceğini söyler; grafiğin kesin bir tahmin yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “... için son derece etkili bir gösterge” anlamındaki dersin tam ifadesiyle tamamlayın: Early reading fluency can be ____ later academic progress.

Cevabı göster

a powerful predictor of

For example,

1:28

Örneğin,

Rwanda's population pyramid shows it to be a fast-growing country, Dilbilgisi

1:29

Ruanda'nın nüfus piramidi onun hızla büyüyen bir ülke olduğunu,

Dilbilgisi

shows it to be a fast-growing country: show + nesne + to be + tümleç

show + object + to be + complement yapısında object, kanıtın kimliğini ya da durumunu ortaya koyduğu kişi veya şeydir. Burada it, Rwanda'yı gösterir; a fast-growing country ise Rwanda'yı tanımlayan tümleçtir. Bu yapı, cümlenin öznesinin nesne hakkında bir sonuca götüren kanıt sunduğunu anlatır. Bu sonucu ayrı bir that yan cümlesi kullanmadan kısa ve yoğun biçimde verir.

Alıştırma

Hangi cümlede show + nesne + to be + tümleç yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The inspection showed to be the building safe.
  2. The inspection showed the building was to safe.
  3. The inspection showed the building to be safe.
Cevabı göster

The inspection showed the building to be safe.

with most of the population being in the youngest age groups Dilbilgisi

1:33

nüfusun büyük kısmının en genç yaş gruplarında bulunduğunu

at the bottom of the pyramid. Kelime

1:35

ve piramidin tabanında yer aldığını gösterir.

Dilbilgisi

with most of the population being: with + isim öbeği + being

with most of the population being ... ifadesi ana cümleye arka plan niteliğinde bir durum ekler. With, most of the population isim öbeğini getirir; being ise bu öbeği ardından gelen duruma bağlar. Bu yapıya genellikle with'li bağımsız yapı denir. most of the population is in the youngest age groups gibi tam bir yan cümle olabilecek bilgiyi kısaltarak ana cümleye ek bilgi hâline getirir. With öbeği tek başına tam bir cümle değildir.

Alıştırma

Hangi cümle arka plan durumu eklemek için with + isim öbeği + being yapısını doğru kullanır?

  1. The library stayed open, with being most of the rooms available.
  2. The library stayed open, with most of the rooms being available.
  3. The library stayed open, with most of the rooms are available.
Cevabı göster

The library stayed open, with most of the rooms being available.

Kelime

at the bottom of the pyramid: grafikteki bir konum

Bu cümlede at the bottom of the pyramid, nüfus piramidi grafiğindeki bir konumu belirtir. En genç yaş grupları grafiğin alt kısmına yerleştirilir; dolayısıyla bu ifade, bu grupların grafikte nerede bulunduğunu söyler. Buradaki bottom, tarafsız bir konum anlatımıdır. İnsanların toplumsal statüsü, önemi veya değeri hakkında bir yargı bildirmez.

Alıştırma

Bu cümlede at the bottom of the pyramid ne anlama gelir?

  1. En genç insanlarla ilgili verilerin en önemsiz olduğunu söyler.
  2. En genç yaş gruplarının grafikteki konumunu belirtir.
  3. Gençlerin en düşük toplumsal statüye sahip olduğunu söyler.
Cevabı göster

En genç yaş gruplarının grafikteki konumunu belirtir.

The number will grow rapidly in the coming years.

1:37

Bu sayı, önümüzdeki yıllarda hızla artacaktır.

As today's children reach their reproductive years Dilbilgisi

1:40

Bugünün çocukları üreme çağlarına ulaştıklarında

and have children of their own, Kalıp ifadeler

1:42

ve kendi çocuklarına sahip olduklarında,

Kalıp ifadeler

children of their own: kendi çocuklarına sahip olmayı vurgulama

Burada children of their own, ebeveyni kendileri olacak çocuklar, yani kendi çocukları anlamına gelir. Bu bağlamda, bu kişilerin büyüyüp kendilerinin de ebeveyn olacağını anlatır. noun + of one's own kalıbı, bir şeyin kişinin kendisine ait olduğunu vurgular. İyelik sözcüğü sahibine göre değişir: a room of my own, a bike of her own, children of their own. their children ile karşılaştırıldığında bu kalıp, çoğu zaman sonunda kendine ait bir şeye sahip olma veya ona bağımsız olarak sahip olma anlamını ekler.

Alıştırma

Lena için of one's own kalıbının doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: After years of sharing, Lena finally has a room ____.

Cevabı göster

of her own

the total population is almost certain to double within the next few decades. Kalıp ifadeler

1:44

toplam nüfusun önümüzdeki birkaç on yıl içinde iki katına çıkması neredeyse kesindir.

Dilbilgisi

As today's children reach their reproductive years: zaman bildiren yan cümle

As today's children reach their reproductive years ifadesinde As, zaman bildiren bir yan cümle başlatır. “Olduğu zaman” veya “süreç ilerledikçe” anlamına gelir: günümüzün çocukları büyür ve çocuk sahibi olabilecekleri yaşam dönemine girer. Bu yan cümle, ana cümledeki tahminin zaman arka planını oluşturur. Burada As, daha sonraki nüfus değişimini gelecekteki bu gelişmeyle ilişkilendirir; because gibi esas olarak neden bildirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede As, gelişen bir süreci eş zamanlı bir sonuçla ilişkilendirir?

  1. As the meeting was canceled, we went home.
  2. As the neighborhood grows, the buses become more crowded.
  3. Mia is as tall as her brother.
Cevabı göster

As the neighborhood grows, the buses become more crowded.

Kalıp ifadeler

is almost certain to double within ...: zaman sınırı olan güçlü bir tahmin

be almost certain to + fiilin yalın hâli kalıbı, gerçekleşmeme ihtimalini çok küçük de olsa koruyan oldukça güçlü bir tahmin ifade eder. Burada double, iki eklemek değil, büyüklük veya sayı bakımından iki katına çıkmak anlamında bir fiildir. Within + zaman aralığı en geç sınırını belirtir: iki katına çıkmanın yalnızca sürenin sona erdiği anda değil, o sürenin sonuna kadar gerçekleşmesi beklenir. Kalıbın tamamı üç bilgiyi düzenler: kesinlik derecesi, beklenen değişiklik ve zaman sınırı.

Alıştırma

be almost certain to ve within kullanarak tahmini tamamlayın: The number of users ____ double ____ the next three years.

Cevabı göster

is almost certain to · within

For our second example, Anlatım akışı

1:49

İkinci örneğimiz için,

let's look at Canada,

1:50

Kanada'ya bir göz atalım;

Anlatım akışı

For our second example, let's look at ...: numaralandırılmış bir örneği tanıtmak

For our second example, konuşmacının planlanmış bir dizinin ikinci maddesine geçtiğini dinleyiciye bildirir. Bölümler arasında açık bir yönlendirme işlevi görür. Let's look at Canada dikkati yeni konuya çeker. Buradaki let's look at yalnızca “gözlerimizle bakalım” değil, “birlikte ele alalım veya inceleyelim” anlamındadır. Bu iki bölüm, ayrıntılar verilmeden önce anlatımı düzenler.

Alıştırma

Bir sunumda üçüncü vakaya geçildiği anda onu doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?

  1. A coastal city is our only example.
  2. We looked at a coastal city in the third example.
  3. For our third example, let's look at a coastal city.
Cevabı göster

For our third example, let's look at a coastal city.

where most of the population is clustered around the middle of the graph. Kalıp ifadeler

1:51

burada nüfusun çoğu grafiğin orta kısmında yoğunlaşmıştır.

Kalıp ifadeler

is clustered around ...: yoğunlaşmış bir dağılımı anlatmak

Be clustered around + yer veya nokta, birçok insanın, nesnenin ya da veri noktasının eşit biçimde dağılmak yerine o yerin yakınında toplandığını ifade eder. Bu cümlede grafik, nüfusun büyük bölümünü orta kısmın yakınında gösterir. Around tam bir konumu değil, o konumun yakınındaki alanı belirtir. Is clustered dağılımı bir durum olarak sunar: nüfus orada yoğunlaşmış olarak gösterilir.

Alıştırma

Bir noktanın yakınındaki yoğun dağılımı belirten, derste öğrenilen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: On the map, most clinics are ____ the city center.

Cevabı göster

clustered around

Because there are less people in the pre-reproductive age groups Notlar

1:55

Üreme öncesi yaş gruplarında,

than there are in the reproductive ones,

1:58

üreme çağındaki gruplara kıyasla daha az insan olduğu için,

Kelime

there are less people: gündelik less ve resmî fewer

Bu cümlede there are less people, insan sayısının daha az olduğu anlamına gelir. Çoğul sayılabilen bir isimle less kullanımı gündelik konuşmada görülebildiği için ifade anlaşılırdır. Geleneksel standart yazı dilinde people çoğul ve sayılabilen bir isimdir; bu nedenle there are fewer people daha güvenli standart biçimdir. Konuşmalarda less people ifadesini tanıyın, ancak resmî yazıda fewer people kullanın.

Alıştırma

Bu yılı geçen yılla karşılaştıran resmî bir raporda en güvenli seçim hangi cümledir?

  1. There are fewer people using the service this year.
  2. There are less people using the service this year.
  3. There are few people using the service this year.
Cevabı göster

There are fewer people using the service this year.

the population will grow more slowly,

2:00

üreme çağına ulaşan insan sayısı azaldığından,

Dilbilgisi

Because ... the population will grow more slowly: neden ile sonucu bağlamak

Because + yan cümle, ana cümle yapısı önce nedeni, ardından bu nedenin sonucunu sunar. Bu cümlede yaş grupları arasındaki karşılaştırma nedendir; ana cümle ise bunun nüfus artışı üzerindeki etkisini öngörür. will grow more slowly ifadesindeki more slowly, artış hızını anlatır. Nüfus yine de artabilir; mutlaka azalacağı değil, daha yavaş bir hızla artacağı öngörülmektedir.

Alıştırma

Standart yazılı İngilizcede Because + yan cümle, sonuç bildiren ana cümle yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Because the icy road, traffic moved more slowly.
  2. Because the road was icy, traffic moved more slowly.
  3. Because the road was icy, so traffic moved more slowly.
Cevabı göster

Because the road was icy, traffic moved more slowly.

as the number of people reaching their reproductive years decreases. Dilbilgisi

2:03

nüfus daha yavaş büyüyecektir.

Dilbilgisi

as ... decreases ifadesinde neden bildiren as

Burada as, bağlamda anlatılan nüfus artışındaki yavaşlamanın nedenini belirtir: üreme çağına ulaşan kişi sayısı azaldığı için artış yavaşlar. Bu kullanımda as, because anlamına yakındır. as ifadesinin anlamı, yan cümleler arasındaki ilişkiye bağlıdır. as ile başlayan bölüm “neden?” sorusunu yanıtlıyorsa neden bildirebilir; olayları aynı zamana yerleştiriyor veya iki değişimin birlikte ilerlediğini gösteriyorsa “-dığında”, “-iken” ya da “-dikçe” anlamına gelebilir.

Alıştırma

“As no buses were running, we had to walk home,” cümlesinde as ne işe yarar?

  1. Otobüslerin biz eve vardıktan sonra çalışmaya başladığını söyler.
  2. Neden eve yürümek zorunda kaldığımızı belirtir.
  3. Yürümekle otobüse binmeyi karşılaştırır.
Cevabı göster

Neden eve yürümek zorunda kaldığımızı belirtir.

Finally,

2:07

Son olarak,

let's look at Japan.

2:07

Japonya'ya bakalım.

Because the majority of its population is in its post-reproductive years Kalıp ifadeler

2:09

Nüfusun büyük çoğunluğu üreme sonrası yıllarında olduğundan

Kalıp ifadeler

the majority of its population: belirli bir nüfusun yarısından fazlası

The majority of its population, daha önce sözü edilen ülke veya yerin nüfusunun yarısından fazlası demektir. Its, o yeri yeniden işaret ettiği için ifade belirli bir nüfusu anlatır. the majority of + belirli bir grup kalıbı raporlarda ve nüfusla ilgili açıklamalarda yaygındır. Burada population tek bir bütün olarak görülür; bu nedenle tekil fiil is ile uyumludur.

Alıştırma

Raporu bu nottaki üç sözcüklük hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: According to the census, ____ the city's population lives in the northern districts.

Cevabı göster

the majority of

and the number of people is smaller at each younger interval, Kelime

2:13

ve daha genç olan her aralıkta insan sayısı daha az olduğundan,

Kelime

at each younger interval: birbirini izleyen daha genç yaş aralıkları

Burada interval, istatistiksel bir ölçekte tanımlanmış bir aralık, yani bu cümlede bir yaş dilimi demektir. Ara ya da mola anlamına gelmez. At each younger interval, grafik bir yaş diliminden bir sonraki daha genç dilime ilerlerken aynı eğilimin her dilimde görüldüğünü anlatır. Each, yargıyı ayrı ayrı bütün gruplara uygular.

Alıştırma

Hangi cümlede interval, bir ölçekteki istatistiksel aralık anlamında kullanılmıştır?

  1. There was a short interval between the two announcements.
  2. The dancers rested during the interval.
  3. The survey groups respondents into five-year age intervals.
Cevabı göster

The survey groups respondents into five-year age intervals.

this means that at current rates of reproduction, Kalıp ifadeler

2:16

bu durum, mevcut üreme oranlarında,

Kalıp ifadeler

at current rates of reproduction: bir tahminin koşulu

At current rates of reproduction bir koşul koyar: Ardından gelen ifade, mevcut üreme düzeylerinin yaklaşık aynı oranlarda devam edeceğini varsayar. Rates sıklığı veya hızı ölçer; oranların değişmeden kalacağını garanti etmez. Bu ifade bir tahminden önce kullanıldığında sonucun bu varsayıma bağlı olduğunu gösterir. Oranlar değişirse tahmin edilen sonuç da değişebilir.

Alıştırma

Tahmini current rates of consumption tam ifadesiyle tamamlayın: At ____, the town's water supply will last only two months.

Cevabı göster

current rates of consumption

the population will begin to decline Kalıp ifadeler

2:19

üreme çağına ulaşan kişi sayısı giderek azalacağı için,

Kalıp ifadeler

will begin to decline: gelecekteki düşüş eğiliminin başlangıcı

Bu cümlede will değişimi geleceğe yerleştirir, begin to başlangıç noktasını gösterir ve decline “azalmak” anlamına gelir. Birlikte will begin to decline, nüfusun düşüş eğilimine girmeye başlayacağını belirtir; azalmanın zaten sürdüğünü veya tamamlandığını söylemez. Değişen bir sayı özne olduğunda decline burada geçişsiz kullanılır: the population declines. Yeniden kullanılabilecek yapı, özne + begin fiilinin uygun biçimi + to + decline şeklindedir; will begin to decline veya began to decline buna örnektir.

Alıştırma

Hangi cümle, ölçülebilir bir eğilimin gelecekte aşağı doğru hareket etmeye başlayacağını belirtir?

  1. Ticket sales declined throughout last month.
  2. Ticket sales will remain steady next month.
  3. Ticket sales will begin to decline next month.
Cevabı göster

Ticket sales will begin to decline next month.

as fewer and fewer people reach reproductive age. Dilbilgisi

2:21

nüfusun düşmeye başlayacağı anlamına gelir.

Dilbilgisi

fewer and fewer + çoğul sayılabilen isim

Fewer and fewer, sayılabilen kişi veya nesnelerin sayısının zaman içinde azalmaya devam ettiğini belirtir. Burada çoğul ve sayılabilen people ismini niteler; bu nedenle yan cümle, üreme çağına ulaşan insanların sayısındaki sürekli düşüşü anlatır. Bu, comparative + and + comparative biçimindeki tekrarlanan karşılaştırma yapısıdır. Fewer and fewer ifadesini çoğul sayılabilen isimlerden önce kullanın; tekrar, yalnızca sayının az olduğunu değil, değişimin aşamalı ve sürekli olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, sayılabilen şeylerin sayısının giderek azaldığını gösteren tekrarlanan karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: ____ seats are available each day.

Cevabı göster

Fewer and fewer

Comparing these three population pyramids side by side Notlar

2:24

Bu üç nüfus piramidini yan yana karşılaştırmak,

Kalıp ifadeler

side by side: doğrudan karşılaştırmak için yan yana

side by side ifadesinde öğeler birbirinin yanında bulunur. Comparing ile kullanıldığında piramitleri birlikte yerleştirmek veya görüntülemek, böylece benzerlikleri ve farklılıkları kolayca görmek anlamına gelir. İfade gerçek fiziksel konumları ya da aynı sayfa, ekran veya analizde yan yana sunulan öğeleri anlatabilir; nesnelerin fiziksel olarak taşınması gerekmez.

Alıştırma

“Birbirinin yanında” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The editor displayed the two photos ____ so we could compare them.

Cevabı göster

side by side

shows us three different stages in a demographic transition Kelime

2:27

bir ülke sanayi öncesi bir toplumdan,

Dilbilgisi

Comparing ... shows: özne görevindeki -ing öbeği

Comparing these three population pyramids side by side, Comparing ile başlayan bir -ing öbeğidir. Öbeğin tamamı tek bir karşılaştırma eylemini adlandırır ve cümlenin öznesi olur; shows ana fiildir. Bu eylem tek bir bütün olarak görüldüğü için fiil üçüncü tekil kişi biçimi olan shows olur. Comparing A shows us B kalıbı, bir analizin neyi ortaya çıkardığını belirtmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi reveal fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Comparing the two maps ____ how the city has changed.

Cevabı göster

reveals

Kelime

a demographic transition: uzun vadeli nüfus değişimi

Burada a demographic transition, bir toplum geliştikçe yüksek doğum ve ölüm oranlarından daha düşük oranlara geçtiği uzun vadeli süreci ifade eder. Bu süreç aşamalar hâlinde gerçekleştiği için ifade, cümlede neden three different stages dendiğini açıklar. Demographic nüfusla ilgili anlamına gelir; transition ise ani bir olaydan çok zaman içinde gerçekleşen bir değişimi vurgular.

Alıştırma

Cümlede a demographic transition ne anlama geliyor?

  1. İnsanların aniden bir ülke sınırını geçerek göç etmesi
  2. Bir toplum geliştikçe doğum ve ölüm oranlarında yaşanan uzun vadeli değişim
  3. Gıda fiyatlarında kısa süreli bir artış
Cevabı göster

Bir toplum geliştikçe doğum ve ölüm oranlarında yaşanan uzun vadeli değişim

as a country moves from a pre-industrial society Dilbilgisi

2:30

sanayi veya sanayi sonrası bir ekonomiye geçerken

to one with an industrial or post-industrial economy.

2:33

bize demografik geçişteki üç farklı aşamayı gösterir.

Dilbilgisi

moves from ... to one with ...: aşama değişimini göstermek

move from A to B kalıbı, açık bir başlangıç durumu ve daha sonraki bir durum içeren değişimi anlatır. Burada ülke sanayi öncesi bir toplum olarak başlar ve sanayi veya sanayi sonrası ekonomiye sahip bir topluma dönüşür. one sözcüğü society yerine kullanılır; bu nedenle one with ... ifadesi a society with ... anlamına gelir. Böylece society tekrarlanmaz ve iki aşama paralel bir yapıda tutulur.

Alıştırma

move from A to B kalıbını tamamlayın: The clinic moved ____ phone bookings ____ online bookings.

Cevabı göster

from · to

Countries that have only recently begun the process of industrialization Kalıp ifadeler

2:36

Sanayileşme sürecine henüz yeni başlamış ülkeler,

Kalıp ifadeler

have only recently begun the process of industrialization: sanayileşme sürecine daha yeni başlamış olmak

İngilizcedeki present perfect biçimi have begun, başlangıcı yakın geçmişe yerleştirir ve bu başlangıcı ülkelerin şimdiki durumuyla ilişkilendirir. Only recently “daha yeni” anlamına gelir; only, çok az zaman geçtiğini veya başlangıcın geç olduğunu vurgular. Begin the process of industrialization, sanayileşmeyi başlamış ancak mutlaka tamamlanmış olmayan aşamalı bir süreç olarak gösterir. Have only recently begun + isim veya mastar yapısı, hâlâ ilk aşamalarında bulunan başka yeni gelişmeleri de anlatabilir.

Alıştırma

Begin fiilini present perfect biçiminde only recently ile kullanın: The town ____ the process of rebuilding.

Cevabı göster

has only recently begun

typically see an increase in life expectancy Kalıp ifadeler

2:40

tıptaki,

Kalıp ifadeler

see an increase in life expectancy: yaşam beklentisinde artış yaşamak

Veri veya eğilimlerle ilgili raporlarda see, kelimenin gerçek anlamıyla gözle görmek değil, “yaşamak, kaydetmek veya göstermek” anlamına gelebilir. Burada değişimi yaşayan taraf ülkelerdir. See an increase in + isim, bir ölçümdeki yükselişi belirtir. Life expectancy, bir nüfusun ortalama kaç yıl yaşamasının beklendiğini ifade eden “yaşam beklentisi”dir; dolayısıyla ifade bu ölçümün yükseldiğini anlatır.

Alıştırma

Eğilim bildiren see an increase in kalıbını kullanın: The clinic has ____ patient visits this year.

Cevabı göster

seen an increase in

and a fall in child mortality rates Kelime

2:43

sanitasyondaki ve gıda tedarikindeki iyileşmelerin bir sonucu olarak

Kelime

a fall in child mortality rates: çocuk ölüm oranlarında düşüş

Bu cümlede a fall in + ölçülebilir bir değer, o değerin azaldığı anlamına gelir. Bu ifade fiziksel bir düşüşü değil, aşağı yönlü bir eğilimi anlatır. Child mortality rates, belirli bir nüfus ve dönem içindeki çocuk ölümlerini gösteren istatistiksel ölçülerdir. Bu nedenle a fall in child mortality rates, ölçülen ölüm oranının düştüğü anlamına gelir.

Alıştırma

“a fall in child mortality rates” ifadesini doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Çocuklar daha seyrek hastalanmaktadır.
  2. Toplam çocuk nüfusu azalmıştır.
  3. Çocuklar arasındaki ölüm oranı azalmıştır.
Cevabı göster

Çocuklar arasındaki ölüm oranı azalmıştır.

as a result of improvements in medicine, Kalıp ifadeler

2:45

genellikle yaşam beklentisinde bir artış

sanitation, and food supply,

2:47

ve çocuk ölüm oranlarında bir düşüş görürken,

Kalıp ifadeler

as a result of improvements in ...: … alanındaki gelişmeler sonucunda

as a result of bir durumun nedenini tanıtır ve ardından bir isim veya isim öbeği gelir. Burada improvements in medicine nedenleri adlandıran öbeği başlatır; sanitation ve food supply aynı listeyi devam ettirir. improvements in + bir alan, o alanı daha iyi hâle getiren değişiklikler demektir. as a result of improvements in ... bütünüyle, bir eğilimin veya sonucun neden gerçekleştiğini tarafsız ya da resmî bir dille açıklar.

Alıştırma

result sözcüğüyle kurulan ve “nedeniyle” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyi kullanın: The outdoor class was canceled ____ heavy rain.

Cevabı göster

as a result of

while birth rates remain constant, Dilbilgisi

2:49

doğum oranlarının sabit kalması,

Dilbilgisi

while birth rates remain constant ifadesindeki karşıtlık bildiren while

Buradaki while, bir zaman aralığını değil, “oysa” veya “buna karşılık” anlamında bir karşıtlığı belirtir. Bu yan cümle doğum oranlarının değişmediğini söyler ve bu sabit eğilimi çevresindeki cümlede bulunan farklı bir eğilimle karşılaştırır. Bu kullanımı tanımak için while’ın iki tarafındaki fikirleri karşılaştırın. Farklı durumlar veya değişim yönleri gösteriyorlarsa while bir karşıtlık kuruyordur.

Alıştırma

“while birth rates remain constant” ifadesinde while ne yapar?

  1. Sabit doğum oranlarını farklı bir eğilimle karşılaştırır.
  2. Sabit doğum oranlarının başka bir eğilime neden olduğunu söyler.
  3. Doğum oranlarının ne kadar süre sabit kaldığını gösterir.
Cevabı göster

Sabit doğum oranlarını farklı bir eğilimle karşılaştırır.

leading to a population boom. Dilbilgisi

2:51

bir nüfus patlamasına yol açar.

Dilbilgisi

Sonuç bildiren bir yapı olarak leading to a population boom

Leading to a population boom, önceki durumun sonucunu bildiren -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. “and this led to a population boom” şeklinde açılabilir; bu nedenle önceki durumun tamamı neden olarak anlaşılır. lead to yapısında to bir edattır. Ardından a population boom gibi bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir. A population boom, nüfusun hızlı ve büyük ölçüde artması demektir.

Alıştırma

Cümleyi lead to’dan oluşturulan -ing biçimli sonuç ifadesiyle tamamlayın: The new rule reduced waste, ____ cleaner parks.

Cevabı göster

leading to

Developing countries that are farther along in the industrialization process Kalıp ifadeler

2:53

Sanayileşme sürecinde daha da ilerlemiş olan gelişmekte olan ülkeler,

Kalıp ifadeler

be farther along in...: daha ileri bir aşamada olmak

Be farther along in a process, o süreçte daha ileri bir aşamaya ulaşmış olmak demektir. Burada are farther along in the industrialization process, bu ülkelerin sanayileşmesinin daha fazla ilerlediğini anlatır; fiziksel mesafeden söz etmez. Yapı be + farther along in + süreç veya etkinlik şeklindedir. İlerlemeyi hayalî bir yol üzerindeki konum gibi gösterir; karşılaştırılan taraf than ile belirtilebilir ya da bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle Mia’nın tasarım sürecinde Leo’dan daha ileri bir aşamaya ulaştığını ifade eder?

  1. Mia has worked on the design process for longer than Leo.
  2. Mia is farther away from the design studio than Leo.
  3. Mia is farther along in the design process than Leo.
Cevabı göster

Mia is farther along in the design process than Leo.

begin to see a fall in birth rates Kalıp ifadeler

2:57

artan eğitim seviyesi,

Kalıp ifadeler

begin to see a fall in...: düşüş görülmeye başlamak

Begin to see a fall in birth rates, doğum oranlarındaki düşüşün verilerde veya deneyimde ortaya çıkmaya başlaması demektir. Burada see, bir şeye kelimenin gerçek anlamıyla bakmak değil, “deneyimlemek, kaydetmek veya gözlemlemek” anlamındadır. Begin to see a fall in + ölçülebilir unsur yapısı, düşüşü yeni başlayan bir eğilim olarak sunar. Düşüşün ne kadar büyük olduğunu, ne kadar süreceğini veya tamamlanıp tamamlanmadığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle su kullanımında gözlemlenen bir düşüşün başladığını bildirir?

  1. The region began to prevent a fall in water use.
  2. The region began to see a fall in water use.
  3. The region began to predict a fall in water use.
Cevabı göster

The region began to see a fall in water use.

due to factors such as increased education and opportunities Kalıp ifadeler

2:59

kadınlar için çocuk yetiştirme dışında sağlanan fırsatlar

for women outside of child rearing, Kelime

3:02

ve büyük ailelere sahip olmayı ekonomik olarak daha az avantajlı hale getiren

Kalıp ifadeler

due to factors such as: genel nedenlerden örneklere geçiş

Bu cümlede due to factors such as, bir sonucun arkasındaki nedenleri tanıtır. due to “... nedeniyle” anlamına gelir; factors geniş bir neden kategorisini adlandırır, such as ise bu kategoriden örnekler verir. such as ifadesinden sonraki isimler temsilî etkenlerdir ve bütün nedenlerin eksiksiz bir listesi olmak zorunda değildir. Birden fazla neden etkiliyorsa ve bunlardan yalnızca bazılarını belirtmek istiyorsanız bu kalıbı kullanın.

Alıştırma

Neden örneklerini tanıtmak için due to factors such as ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Factors such as the delay was due to severe weather and staff shortages.
  2. The delay was due to severe weather such as factors and staff shortages.
  3. The delay was due to factors such as severe weather and staff shortages.
Cevabı göster

The delay was due to factors such as severe weather and staff shortages.

Kelime

for women outside of child rearing: çocuk yetiştirmenin ötesindeki fırsatlar

opportunities for women outside of child rearing ifadesinde for women, fırsatlara kimin sahip olduğunu belirtir. outside of child rearing ise eğitim veya ücretli çalışma gibi, çocuk yetiştirmenin dışındaki yaşam alanları anlamına gelir. child rearing, çocukların uzun süreli bakımı ve yetiştirilmesi için kullanılan resmî bir isim öbeğidir. Buradaki outside of, bir etkinliğin sınırını mecazi olarak belirtir; fiziksel olarak “dışarıda” anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte opportunities for women outside of child rearing ne anlama gelir?

  1. Çocukları açık havada yetiştirme fırsatları
  2. Başka birinin çocuklarına bakılan kısa süreli işler
  3. Eğitimde, işte veya çocuk yetiştirmenin ötesindeki diğer alanlarda bulunan fırsatlar
Cevabı göster

Eğitimde, işte veya çocuk yetiştirmenin ötesindeki diğer alanlarda bulunan fırsatlar

and a move from rural to urban living Kalıp ifadeler

3:04

kırsaldan kente göç gibi faktörler nedeniyle,

Kalıp ifadeler

a move from ... to ...: A'dan B'ye geçişi adlandırma

a move from A to B isim öbeği, bir durumdan, yerden veya iş yapma biçiminden başka birine geçişi adlandırır. Burada rural living başlangıç noktası, urban living ise geçişin varış noktasıdır. Move, yalnızca bir kişinin fiziksel olarak taşınması anlamına gelmek zorunda değildir. Bu cümlede insanların yaşadığı yer ve yaşam biçimindeki daha geniş bir değişimi özetler.

Alıştırma

Cümleyi a move from ... to ... isim kalıbıyla tamamlayın: The company has made ____ paper forms ____ online forms.

Cevabı göster

a move from · to

that makes having large families less economically advantageous. Dilbilgisi

3:07

doğum oranlarında bir düşüş görmeye başlar.

Dilbilgisi

makes having ... less economically advantageous: make + nesne + sıfat

Yapı make + nesne + sıfattır. makes having large families less economically advantageous ifadesinde nesne, having large families ulaç öbeğidir; less economically advantageous ise bu etkinliğin veya seçimin nasıl değiştiğini açıklar. Less, tamamen yokluğu değil daha düşük bir dereceyi gösterir. Economically, değerlendirmeyi para veya maddi yararla sınırlar; bu nedenle cümle büyük ailelerin başka hiçbir avantajı olmadığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle make + ulaç öbeği + sıfat yapısını doğru kullanır?

  1. Lower membership fees make joining the club more affordable.
  2. Lower membership fees make joining the club more affordably.
  3. Lower membership fees make to join the club more affordable.
Cevabı göster

Lower membership fees make joining the club more affordable.

Finally,

3:11

Sonunda,

countries in advanced stages of industrialization Kelime

3:12

sanayileşmenin ileri aşamalarındaki ülkeler,

Kelime

advanced stages of industrialization: sanayileşmenin ileri aşamaları

“Advanced stages of industrialization”, bir ülkenin sanayileşme sürecinin daha sonraki ve daha gelişmiş aşamalarını ifade eder. Burada advanced, “süreçte oldukça ilerlemiş” demektir; “zor” anlamına gelmez. in + stage(s) of + process yapısı, bir şeyin süreç içindeki yerini gösterir. Çoğul stages, tek ve kesin bir sabit adım yerine birden fazla ileri aşamanın kapsanabilmesini sağlar.

Alıştırma

Burada “countries in advanced stages of industrialization” ne anlama geliyor?

  1. Sanayi hakkında olağan dışı derecede zor dersler öğrenen ülkeler.
  2. Henüz sanayileşmeye başlamamış ülkeler.
  3. Sanayileşme sürecinde oldukça ilerlemiş ülkeler.
Cevabı göster

Sanayileşme sürecinde oldukça ilerlemiş ülkeler.

reach a point where both birth and death rates are low Notlar

3:15

hem doğum hem de ölüm oranlarının düşük olduğu bir noktaya ulaşır

Kalıp ifadeler

reach a point where ...: belirli bir duruma ulaşmak

“Reach a point where ...”, bir sürecin belirli bir duruma ulaşana kadar devam etmesi veya gelişmesi anlamına gelir. Buradaki point, fiziksel bir yer değil, soyut bir aşama ya da durumdur. Where, o aşamada neyin geçerli olduğunu açıklayan bir yan cümle başlatır. Örnekte ulaşılan durum, hem doğum hem de ölüm oranlarının düşük olduğu durumdur.

Alıştırma

Cümleyi reach a point where yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The discussion ____ nobody was willing to compromise.

Cevabı göster

reached a point where

Dilbilgisi

both birth and death rates are low: both ... and ... ile çoğul özne

both A and B kalıbı, aynı yargının iki şey için de geçerli olduğunu belirtir. Burada birth rates ve death rates paralel isim öbekleridir; low sözcüğü ikisini de niteler. both ... and ... iki özneyi bağladığında bu özneler birlikte çoğul özne oluşturur. Bu nedenle fiil is değil, are olur.

Alıştırma

Aynı yargının iki ölçüt için de geçerli olduğunu göstermek üzere eşli yapıyı tamamlayın: In this test, ____ speed ____ accuracy matter.

Cevabı göster

both · and

and the population remains stable or even begins to decline. Kalıp ifadeler

3:18

ve nüfus sabit kalır veya hatta azalmaya başlar.

Kalıp ifadeler

remains stable or even begins to decline: or even ile daha güçlü ikinci olasılık

Remains stable aynı düzeyde devam etmek, begins to decline ise düşmeye başlamak anlamına gelir. Or bunları alternatif sonuçlar olarak sunar. Even ikinci alternatifi birinciden daha güçlü veya daha şaşırtıcı hâle getirir. X or even Y kalıbı, olağan bir olasılıktan daha uç veya beklenmedik bir olasılığa geçer.

Alıştırma

İkinci olasılığı daha uç gösteren iki sözcüklü ifadeyi yazın: Demand may remain stable ____ begin to decline.

Cevabı göster

or even

Now,

3:22

Şimdi,

let's take a look at the projected population pyramids Kelime

3:22

aynı üç ülke için 2050 yılına ait,

for the same three countries in 2050.

3:25

öngörülen nüfus piramitlerine bir göz atalım.

Kelime

projected population pyramids: ekrana yansıtma değil, geleceğe yönelik tahminler

Bu veri bağlamında projected, mevcut bilgilerden, eğilimlerden veya bir modelden hareketle gelecekteki bir tarih için tahmin edilmiş demektir. Bu nedenle projected population pyramids, 2050’de beklenen yaş ve cinsiyet yapısını gösteren grafiklerdir; 2050’de toplanmış gerçek gözlemler değildir. İfade sıfat + ad niteleyicisi + ana ad düzenindedir: projected, population pyramids ifadesini niteler. Burada projected, grafiklerin bir projektörle gösterildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede projected ne anlama geliyor?

  1. verilerden veya bir modelden hareketle gelecekteki bir tarih için tahmin edilmiş
  2. 2050’nin nihai sayımı olarak kaydedilmiş
  3. projektörle duvarda gösterilmiş
Cevabı göster

verilerden veya bir modelden hareketle gelecekteki bir tarih için tahmin edilmiş

What do these tell us about the expected changes in each country's population?

3:28

Bunlar bize her ülkenin nüfusunda beklenen değişiklikler hakkında ne söylüyor?

And what kinds of factors can alter the shape of these future pyramids? Kalıp ifadeler

3:32

Ve ne tür faktörler gelecekteki bu piramitlerin şeklini değiştirebilir?

Kalıp ifadeler

can alter the shape of ...: …… biçimini veya genel yapısını değiştirebilir

Alter the shape of ... ifadesinde alter, bir şeyi farklı hâle getirmek demektir; shape ise yalnızca dış hat değil, genel yapı anlamına da gelebilir. Bir nüfus piramidinin şekli, yaş gruplarının büyüklüklerinin oluşturduğu örüntüdür. Bu şekli değiştirmek, grafiğin gösterdiği nüfus yapısını değiştirmek anlamına gelir. Soruda can, hangi etkenlerin bu değişime yol açma yeteneğine veya ihtimaline sahip olduğunu sorar. Yeniden kullanılabilen kalıp etken + can alter the shape of + şey biçimindedir; bir nedeni, sistemin biçimindeki veya düzenindeki değişime bağlar.

Alıştırma

Bir etkenin bir yerin genel biçimini değiştirdiğini göstermek için alter the shape of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. New roads can alter a city to its shape.
  2. New roads can alter with the shape of a city.
  3. New roads can alter the shape of a city.
Cevabı göster

New roads can alter the shape of a city.

A population pyramid can be useful

3:36

Bir nüfus piramidi sadece

not only as a predictor of a country's future, Dilbilgisi

3:38

bir ülkenin geleceğinin bir habercisi olarak değil,

but as a record of its past.

3:40

aynı zamanda geçmişinin bir kaydı olarak da faydalı olabilir.

Dilbilgisi

İki paralel rol için not only as ... but as ...

Not only as A, but as B yapısı, ilk role ikinci bir rol ekler. Bu cümlede nüfus piramidinin iki yararı vardır: bir ülkenin geleceğini öngören bir araç ve geçmişinin bir kaydı olmak. İki bölüm paraleldir: ikisinde de as + isim öbeği kullanılır. But sözcüğünden sonra also eklenebilir, ancak bu cümlede zorunlu değildir.

Alıştırma

not only as A, but as B yapısını tamamlayın: The old station serves ____ a museum, ____ a neighborhood arts center.

Cevabı göster

not only as · but as

Russia's population pyramid still bears the scars of World War II, Deyimler

3:43

Rusya'nın nüfus piramidi hâlâ İkinci Dünya Savaşı'nın izlerini taşır,

Deyimler

Kalıcı etki mecazı olarak still bears the scars of World War II

Bear the scars of something, geçmişteki bir olayın yol açtığı kalıcı hasarı veya acı verici etkileri anlatan bir mecazdır. Bir nüfus piramidinde gerçek yaralar olamaz; piramidin şekli, İkinci Dünya Savaşı'nın nüfusta yol açtığı değişimleri hâlâ gösterir. Still, bu etkilerin uzun zaman sonra bile görünür olduğunu vurgular. İfade genellikle geçmişle ilgili sıradan ve tarafsız bir işareti değil, ciddi olumsuz sonuçları anlatır.

Alıştırma

Bear the scars of ifadesinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The town still ____ the earthquake.

Cevabı göster

bears the scars of

which explains both the fewer numbers of elderly men Kalıp ifadeler

3:47

ki bu durum hem yaşlı kadınlara kıyasla

compared to elderly women,

3:50

yaşlı erkeklerin sayısının neden daha az olduğunu,

Kalıp ifadeler

fewer numbers of elderly men compared to elderly women: karşılaştırma ölçütünü belirtmek

Bu ifadede compared to elderly women, yaşlı kadınları karşılaştırma ölçütü olarak belirtir. Söylenen, yaşlı erkeklerin sayısının yaşlı kadınların sayısından düşük olduğudur; kişiler tek tek karşılaştırılmamaktadır. Fewer, sayılabilen kişiler veya nesnelerle kullanılır. Fewer numbers of istatistiksel sayıları öne çıkarır ancak burada gereğinden uzun durur. Fewer elderly men than elderly women daha özlüdür; a smaller number of elderly men compared with the number of elderly women ise istatistiksel tonu korur.

Alıştırma

Örnekte elderly women nasıl bir görev üstleniyor?

  1. Yaşlı erkek nüfusunun azalmasının nedeni.
  2. Yaşlı erkeklerin sayısının ölçüldüğü karşılaştırma ölçütü.
  3. Sayısının daha az olduğu söylenen grup.
Cevabı göster

Yaşlı erkeklerin sayısının ölçüldüğü karşılaştırma ölçütü.

and the relatively sudden population increase

3:52

hem de askerlerin savaştan dönüp

as soldiers returned from the war Dilbilgisi

3:54

normal hayatın yeniden başlamasıyla oluşan

and normal life resumed.

3:56

görece ani nüfus artışını açıklar.

Dilbilgisi

as soldiers returned from the war and normal life resumed: zaman ve neden arka planı

Burada as, nüfusun arttığı sırada değişmekte olan arka planı tanıtır: askerler dönüyor ve normal yaşam yeniden başlıyordu. Olaylar zaman bakımından örtüşür; cümle ayrıca bu değişimleri artışın açıklamasının bir parçası olarak sunar. and ile bağlanan iki yan cümle paraleldir ancak özneleri farklıdır: soldiers returned ve normal life resumed. As her iki yan cümleyi de kapsar; dolayısıyla iki değişim aynı zaman ve neden arka planına aittir.

Alıştırma

Örnekteki as kullanımına en uygun yorum hangisidir?

  1. Askerler dönerken ve normal yaşam yeniden başlarken nüfus arttı; bu değişimler de artışı açıklamaya yardımcı oldu.
  2. Nüfus artışı askerlerin dönmesine ve normal yaşamın yeniden başlamasına neden oldu.
  3. Nüfus ancak bütün askerler döndükten sonra arttı.
Cevabı göster

Askerler dönerken ve normal yaşam yeniden başlarken nüfus arttı; bu değişimler de artışı açıklamaya yardımcı oldu.

China's population pyramid reflects the establishment of the one-child policy Kültür

3:58

Çin'in nüfus piramidi ise 35 yıl önce yürürlüğe giren

Kültür

reflects the establishment of the one-child policy: tek çocuk politikasının yürürlüğe konmasını yansıtmak

Bu cümlede reflects the establishment of, “politikanın uygulamaya konduğuna ve etkili olmaya başladığına dair işaretler gösterir” anlamına gelir. Doğum sayısındaki değişiklikler nüfus piramidinin şeklini değiştirebilir. Bu nedenle grafik, önemli bir politikanın nüfusu etkilemeye başladığına dair izler taşıyabilir. Bu, grafiğin politikayı oluşturduğu anlamına gelmez. Tek çocuk politikası, 1970'lerin sonlarına doğru uygulamaya konan bir Çin nüfus kontrol politikasıydı. Kurallar ve istisnalar değişiklik gösterse de genel olarak birçok aileyi tek çocukla sınırlandırıyordu. Cümle, politikanın uygulamaya konmasını Çin'in yaş yapısındaki görünür değişikliklerle ilişkilendirir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Grafikteki yaş yapısı, tek çocuk politikasının uygulanmaya başlamasıyla bağlantılı etkileri gösteriyor.
  2. Grafiğin kendisi tek çocuk politikasını oluşturdu ve uyguladı.
  3. Politika, her yaş grubunda tam olarak bir çocuk bulunmasını sağladı.
Cevabı göster

Grafikteki yaş yapısı, tek çocuk politikasının uygulanmaya başlamasıyla bağlantılı etkileri gösteriyor.

35 years before,

4:02

tek çocuk politikasını yansıtır,

which prevented a population boom such as that of Rwanda, Dilbilgisi

4:04

bu politika Ruanda'daki gibi bir nüfus patlamasını önlemiş,

Dilbilgisi

such as that of Rwanda: tekil ad öbeğinin yerine kullanılan that

such as that of Rwanda ifadesinde such as bir örnek sunar; that ise tekil ad öbeği a population boom'un yerini tutar. Tam tekrar içeren biçim a population boom such as the population boom of Rwanda olurdu, ancak that kullanımı population boom ifadesinin tekrarlanmasını önler. that of + ad yapısı, o adla ilişkili tekil karşılığı gösterir. Yerine geçilen ad öbeği çoğulsa those of kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tekil adın yerine geçen yapıyla tamamlayın: The cost of this plan is lower than ____ the old plan.

Cevabı göster

that of

but also led to sex-selective abortions, Kalıp ifadeler

4:07

fakat aynı zamanda cinsiyet seçici kürtajlara yol açarak

Kalıp ifadeler

led to sex-selective abortions: ciddi bir sonucu ifade etmek

Led to, lead to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. lead to + isim öbeği yapısı, bir sonuca neden olmak veya katkıda bulunmak anlamına gelir. Burada önceki durum, cinsiyete göre seçici kürtajlara neden olmuş gibi sunulur; bunun tek neden olduğu mutlaka iddia edilmez. Sex-selective, abortions sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Sex-selective abortions, fetüsün cinsiyeti nedeniyle seçilen kürtajları ifade eder; dolayısıyla ifade, üreme kararları ve cinsiyet tercihiyle ilgili ciddi bir sonucu adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi lead to ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: The faulty update ____ a system outage.

Cevabı göster

led to

resulting in more male children than female children. Dilbilgisi

4:10

erkek çocuk sayısının kız çocuklardan daha fazla olmasıyla sonuçlanmıştır.

Dilbilgisi

resulting in more ... than ...: sonucu kısa bir yapıyla eklemek

Resulting in + isim öbeği, önceki cümleciğe bağlanan ve bütün olayın sonucunu sunan bir -ing ortaç öbeğidir. Burada önceki olay, erkek ve kız çocukların sayıları arasında bir fark oluşturmuştur. More A than B miktarları karşılaştırır. More male children than female children, erkek çocukların sayısının kız çocukların sayısından fazla olduğu anlamına gelir; başka bir özelliği karşılaştırmaz.

Alıştırma

Sonucu göstermek için cümleyi result in ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The shelter accepted several rescued dogs, ____ more dogs than cats.

Cevabı göster

resulting in

Finally,

4:14

Son olarak,

the pyramid for the United States

4:14

Amerika Birleşik Devletleri'nin piramidi,

shows the baby boom that followed World War II. Kültür

4:16

İkinci Dünya Savaşı'nı takip eden bebek patlamasını gösterir.

Kültür

baby boom that followed World War II: İkinci Dünya Savaşı sonrası doğum patlaması

Baby boom, doğum oranının ve doğan bebek sayısının belirgin biçimde arttığı bir dönemi anlatır. Burada İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra görülen, iyi bilinen doğum artışı kastedilir; boom hızlı büyümeyi anlatır, gerçek bir patlamayı değil. that followed World War II, hangi baby boom döneminden söz edildiğini belirleyen bir sıfat cümleciğidir. Burada followed, “ardından meydana geldi” anlamındadır; dolayısıyla ifade savaştan sonra yaşanan baby boom dönemini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede baby boom that followed World War II ne anlama geliyor?

  1. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra bebeklerin yol açtığı bir patlama
  2. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra doğumların keskin biçimde artması
  3. İkinci Dünya Savaşı'nda savaşmış bir grup bebek
Cevabı göster

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra doğumların keskin biçimde artması

As you can see,

4:19

Görebileceğiniz gibi,

population pyramids tell us far more about a country Dilbilgisi

4:20

nüfus piramitleri tek bir görsel içerisinde

than just a set of numbers,

4:23

hem nereden geldiğini

Dilbilgisi

far more ... than just ...: yalnızca ...dan çok daha fazlası

Far more ... than just ... güçlü bir karşılaştırma kurar: bilgi veya değer, than just ifadesinden sonra gelen dar düşünceden çok daha fazladır. Far, karşılaştırma biçimi more'u güçlendirir; just ise “yalnızca” anlamına gelir. Bu cümlede a set of numbers eksik bir bakış açısı olarak sunulur. Yapı, dinleyiciyi “yalnızca bir dizi sayı” şeklindeki sınırlı bakıştan, nüfus piramitlerinin bir ülke hakkında çok daha fazlasını gösterdiği geniş bakışa yönlendirir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki far ile başlayan dört sözcüklük kalıpla tamamlayın: This internship teaches you ____ office skills.

Cevabı göster

far more than just

by showing both where it's been Deyimler

4:25

hem de nereye gittiğini göstererek,

and where it's headed within a single image.

4:26

bir ülke hakkında bize bir dizi sayıdan

Deyimler

both where it's been and where it's headed: gelişimi yolculuk olarak anlatan benzetme

Bu cümlede both where it's been and where it's headed ifadesi, öznenin gelişimini bir yolculuk gibi anlatır. where it's been geçmiş deneyimini veya gelişimini, where it's headed ise gelecekte ilerlemesi muhtemel yönü ifade eder; iki where yan cümlesinin de fiziksel bir yer belirtmesi gerekmez. both ... and ... eş yapısı geçmişe ve geleceğe eşit önem verir. Buradaki it, görselin kendisini değil, ele alınan ülkeyi ifade eder.

Alıştırma

Uzun vadeli bir proje hakkındaki raporda both where it's been and where it's headed ne anlama gelir?

  1. Projenin saklandığı ve teslim edildiği fiziksel yerler.
  2. Proje ekibinin gidebileceği iki hedef.
  3. Projenin geçmişteki gelişimi ve gelecekte ilerlemesi muhtemel yön.
Cevabı göster

Projenin geçmişteki gelişimi ve gelecekte ilerlemesi muhtemel yön.

And in today's increasingly interconnected world, Kalıp ifadeler

4:29

çok daha fazlasını anlatır.

Kalıp ifadeler

in today's increasingly interconnected world: resmî bağlam kurma ifadesi

in today's increasingly interconnected world ifadesi, modern dünyada ülkelerin, ekonomilerin, toplulukların ve sistemlerin birbirini giderek daha fazla etkilediğini anlatır. increasingly, interconnected sözcüğünü niteler; yani bağlantı düzeyi zamanla artmaktadır. Ana cümleden önce kullanılan bu edat öbeği, günümüze ilişkin geniş bir bağlam oluşturur. Dinleyiciyi, önemi tek bir yerin veya grubun ötesine uzanan belirli bir iddiaya hazırlar.

Alıştırma

in today's increasingly interconnected world, ... ile başlamak için en uygun durum hangisidir?

  1. Bir arkadaşına tek bir çorabı nereye bıraktığını söyleyen kısa mesaj.
  2. Daha geniş bir bağlantısı olmadan tek bir odanın sıcaklığıyla ilgili not.
  3. Farklı ülkelerdeki tedarik zincirlerinin birbirini nasıl etkilediğini açıklayan resmî bir rapor.
Cevabı göster

Farklı ülkelerdeki tedarik zincirlerinin birbirini nasıl etkilediğini açıklayan resmî bir rapor.

facing issues such as food shortages, Dilbilgisi

4:32

Ve günümüzün giderek daha fazla birbirine bağlanan dünyasında,

ecological threats,

4:34

gıda kıtlığı,

and economic disparities,

4:35

ekolojik tehditler

Dilbilgisi

Arka plan veren bir ortaç yapısı olarak facing issues such as ...

facing issues such as ..., arka plan bilgisini sıkıştıran -ing’li bir ortaç yan tümcesidir: örtük özne belirli sorunlarla karşı karşıyadır. Burada face “karşı karşıya olmak ya da yüzleşmek”, such as ise bu sorunlara örnekler vermek anlamındadır. Daha büyük bir cümlenin başında veya içinde kullanıldığında, ana ifadenin geçerli olduğu durumu açıklar. Böylece resmî yazıda because communities face ... gibi tam bir yan tümce eklemeden sorunların arka planı verilebilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: ____ water shortages and rising food prices, many communities need long-term support.

Cevabı göster

Facing issues such as

it is increasingly important Dilbilgisi

4:37

ve ekonomik eşitsizlikler gibi sorunlarla yüzleşirken,

for both scientists and policy makers

4:38

bilim insanları ve politika yapıcıların

to have a rich and complex understanding of populations

4:41

toplumları ve onları etkileyen faktörleri

Dilbilgisi

It is increasingly important for ... to have ...: biçimsel özne it kalıbı

It is increasingly important for someone to do something kalıbı, bir eylemin o kişi veya grup için giderek daha önemli hâle geldiğini belirtir. It biçimsel bir öznedir; önemli olduğu değerlendirilen asıl içerik to’lu mastardır. Burada bu içerik to have a rich and complex understanding of populations ifadesidir. for öbeği, eylemi kimin gerçekleştirmesi gerektiğini belirtir. both scientists and policy makers paralel iki grubu birlikte kapsarken increasingly, eylemin yalnızca şu anda önemli olduğunu değil, öneminin zaman içinde arttığını gösterir.

Alıştırma

Her iki grubu da içerecek şekilde resmî cümleyi tamamlayın: ____ teachers and parents ____ understand online safety.

Cevabı göster

It is increasingly important for both · to

and the factors affecting them. Dilbilgisi

4:44

zengin ve çok boyutlu bir şekilde anlaması, her zamankinden daha fazla önem taşımaktadır.

Dilbilgisi

factors affecting them: kısaltılmış ilgi yan cümlesi

“affecting them”, hangi faktörlerin kastedildiğini belirtmek için “factors” sözcüğünden sonra gelen -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Temel anlamı “factors that affect them” ile aynıdır; daha kısa olan bu yapı bilgiyi ad öbeği içinde yoğunlaştırır. “affecting”in örtük öznesi “factors”tır; “them” ise önceki “populations” sözcüğüne gönderme yapar. Bu nedenle ifade, popülasyonlar üzerinde etkisi olan faktörler anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi “that affect them” ifadesinden türetilen kısaltılmış -ing yan cümlesiyle tamamlayın: We studied local prices and the factors ____.

Cevabı göster

affecting them