Uzaydan Gelen Ölüm — Gama Işını Patlamaları Açıklandı: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
937 kelime 177 kel/dk

Video özeti: Casus uydular gama ışını patlamalarını tesadüfen keşfetti. Video, dar jetlerin kaynağını ve yaşam için tehlikeyi açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Imagine if you could (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): Bir düşünce deneyi açın ve dev, soyut bir ölçeği anlaşılır kılın. 2. winds up (Deyimsel fiiller): “Manyetik alanı sarar” anlamını “sonunda olmak”tan özne, nesne ve bağlamla ayırın. 3. has been suggested as one possible cause of (Söylem, hikâye anlatımı ve retorik): Kanıtlanmamış nedeni, olasılığı kesin gerçeğe çevirmeden öne sürülmüş varsayım olarak sunun.

Bu derste

Imagine if you could gather the energy from every star within a 100 million light years, Dilbilgisi

0:00

Yüz milyon ışık yılı içerisindeki her yıldızdan enerji toplayabildiğinizi hayal edin,

from thousands of galaxies,

0:05

binlerce galaksiden,

each with billions of stars.

0:07

her birinde milyarlarca yıldız olan.

Dilbilgisi

Imagine if you could + fiilin yalın hâli

Imagine if you could + fiilin yalın hâli, dinleyiciyi varsayımsal bir yeteneği veya durumu zihninde canlandırmaya davet eder. Bu cümlede gather, could sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir; konuşmacı bunun gerçekten mümkün olduğunu iddia etmez. Bu ifade bir düşünce deneyinin açılışı olarak kullanılır. Sonraki açıklamanın daha kolay anlaşılması için dinleyiciden hayalî bir öncülü geçici olarak kabul etmesini ister.

Alıştırma

Dinleyiciyi varsayımsal bir yeteneği hayal etmeye davet eden dört kelimelik girişle cümleyi tamamlayın: ____ breathe underwater for an hour.

Cevabı göster

Imagine if you could

Imagine you could take this kind of power

0:10

Bu tür bir gücü alabileceğinizi hayal edin

and use it to fire the biggest super weapon in the universe.

0:12

ve onu evrendeki en büyük süper silahı ateşlemek için kullanabildiğinizi.

Imagine the damage you could do.

0:16

Verebileceğiniz zararı hayal edin.

It turns out you don't need to imagine it. Anlatım akışı

0:19

Görünüşe göre bunu hayal etmenize gerek yok.

Anlatım akışı

Gerçek sonucu açıklamak için It turns out (that)

It turns out (that), önceki bir varsayım, beklenti veya sorudan sonra öğrenilen ya da doğrulanan bir gerçeği tanıtır. Bu cümlede gerçekliğin daha önceki hayalî durumdan farklı olduğunu bildirir. Bu yapı sonucu açıklayan bir çerçevedir: dinleyiciyi sonraki yan cümlede verilen gerçek sonuca hazırlar. It belirli bir şeye gönderme yapmayan boş öznedir ve It turns out you don't need to imagine it. örneğinde olduğu gibi that düşürülebilir.

Alıştırma

Kütüphanenin kapalı olmasını bekliyordunuz, ancak çalışma saatlerini kontrol ettiniz. Doğrulanmış ve beklenmedik gerçeği doğal biçimde açıklayan cümle hangisidir?

  1. As a result, the library stays open until nine.
  2. It turns out the library stays open until nine.
  3. It seems the library might stay open until nine.
Cevabı göster

It turns out the library stays open until nine.

These exist and they're called gamma ray bursts.

0:21

Bunlar var ve onlara gama ışını patlamaları deniyor.

But what are these cosmic snipers? Deyimler

0:26

Ama bu kozmik keskin nişancılar nedir?

And what happens if one takes a shot at Earth?

0:28

Ve eğer biri Dünya'ya ateş ederse ne olur?

Deyimler

Bilimsel bir mecaz olarak “cosmic snipers”

“Cosmic snipers”, enerjisi dar jetler hâlinde ilerleyen gama ışını patlamaları için kullanılan bir mecazdır. Bir keskin nişancının tek bir yöne nişan alması gibi, bir patlama da ancak jetlerinden biri bize doğru yönelmişse Dünya'yı etkileyebilir. Bu ifade, görünmez bir uzay olayını tehlikeli bir karaktere dönüştürür. Ayrıca dinleyiciyi “takes a shot” gibi bağlantılı ifadelere hazırlar; ancak uzayda gerçek bir insan ya da silah olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede “cosmic snipers” neyi düşündürüyor?

  1. Dünya'yı tehlikeli radyasyondan koruyan yıldızlar
  2. Uzay araçlarından silah ateşleyen insan saldırganlar
  3. Dar jetleri yalnızca yöneldikleri hedefleri vurabilen gama ışını patlamaları
Cevabı göster

Dar jetleri yalnızca yöneldikleri hedefleri vurabilen gama ışını patlamaları

To understand gamma ray bursts, Anlatım akışı

0:40

Gama ışını patlamalarını anlamak için,

we first have to understand gamma rays.

0:42

öncelikle gama ışınlarını anlamalıyız.

Anlatım akışı

“To understand X, we first have to understand Y” kalıbı

Baştaki mastar yan cümlesi To understand gamma ray bursts hedefi belirtir. Ana cümle ise gamma rays konusunu anlamanın gerekli ilk adım olduğunu söyler. Bu kalıp, açıklamayı temel bir düşünce olan Y'den daha geniş bir konu olan X'e doğru düzenler: To understand X, we first have to understand Y. Buradaki first, gerçek olayların zaman sırasını değil, öğrenme veya açıklama sırasını gösterebilir.

Alıştırma

Açıklamayı dersteki düzenleme kalıbıyla tamamlayın: To understand a solar eclipse, we first ____ understand how the Moon moves around Earth.

Cevabı göster

have to

Gamma rays are electromagnetic radiation,

0:45

Gama ışınları elektromanyetik radyasyondur,

waves which carry energy just like visible light. Anlatım akışı

0:48

tıpkı görünür ışık gibi enerji taşıyan dalgalar.

Anlatım akışı

just like: belirli bir ortak nokta üzerinden benzetme kurmak

Just like, belirli bir ortak noktaya odaklanan bir benzetme kurar. Burada gama ışınlarının enerji taşıdığına ilişkin daha az bilinen düşünceyi, görünür ışığın da enerji taşıdığına ilişkin daha tanıdık gerçekle bağlar. Karşılaştırma yalnızca belirtilen özellik için geçerlidir: enerji taşımak. Gama ışınlarıyla görünür ışığın enerji düzeyi, görünürlüğü veya tehlikesinin aynı olduğunu ileri sürmez.

Alıştırma

Belirli bir ortak noktaya odaklanan karşılaştırmayı başlatan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: A microscope makes tiny details easier to see, ____ a magnifying glass does.

Cevabı göster

just like

Visible light is a tiny part of the electromagnetic spectrum.

0:52

Görünür ışık, elektromanyetik spektrumun çok küçük bir kısmıdır.

It's the part your eyes can see.

0:55

Gözlerinizin görebildiği kısmıdır.

At lower energies,

0:58

Daha düşük enerjilerde,

there are radio waves,

0:59

radyo dalgaları,

microwaves, and infrared.

1:00

mikrodalgalar ve kızılötesi bulunur.

And at higher energies,

1:03

Ve daha yüksek enerjilerde,

ultraviolet, X-rays,

1:04

ultraviyole, X-ışınları,

and gamma rays.

1:06

ve gama ışınları vardır.

Gamma rays are incredibly powerful.

1:08

Gama ışınları inanılmaz derecede güçlüdür.

A single gamma ray photon is more energetic than a million visible photons combined.

1:11

Tek bir gama ışını fotonu, bir milyon görünür fotonun toplamından daha enerjiktir.

Their high energy makes gamma rays a form of ionizing radiation,

1:17

Yüksek enerjileri, gama ışınlarını bir iyonlaştırıcı radyasyon biçimi yapar,

meaning they are energetic enough to break apart atomic bonds. Notlar

1:21

bu da onların atomik bağları parçalayacak kadar enerjik oldukları anlamına gelir.

Dilbilgisi

energetic enough to: bir sonuç için gereken düzeye ulaşmak

Sıfat + enough + to + fiil yapısında enough sıfattan sonra gelir ve özelliğin eylem ya da sonuç için gereken düzeye ulaştığını gösterir. Energetic enough to break apart, enerjinin atomik bağları parçalamak için gereken eşiğe ulaştığı anlamına gelir. Very energetic yalnızca derecenin yüksek olduğunu belirtir; enough to ise bu dereceyi belirli bir sonuca bağlar.

Alıştırma

Cümleyi gerekli dereceyi gösteren iki kelimelik yapıyla tamamlayın: The rope is strong ____ hold the box.

Cevabı göster

enough to

Öbek fiiller

break apart atomic bonds: atomik bağları parçalamak

Burada break apart, bir şeyi bir arada tutan bağlantıları yok etmek anlamına gelir. Koparılan bağlantılar atomik bağlardır; dolayısıyla ifade, nesneleri birbirinden uzağa taşımayı değil, bir yapıyı bağları düzeyinde ayırmayı anlatır. apart parçacığı sonucu ekler: bağlantılı bütün artık bir arada kalmaz. Bu yapı, iç bağlantıları çöken fiziksel yapıları, sistemleri veya grupları anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede break apart, bir yapıyı bir arada tutan bağlantıların yok edilmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. My bicycle broke down on the way home.
  2. Intense heat can break apart some chemical bonds.
  3. Please break into groups of four.
Cevabı göster

Intense heat can break apart some chemical bonds.

This makes them dangerous to you and me.

1:27

Bu onları senin ve benim için tehlikeli yapar.

Ionizing radiation disrupts the delicate biochemical machinery that keeps us alive,

1:29

İyonlaştırıcı radyasyon, bizi hayatta tutan hassas biyokimyasal mekanizmayı bozar,

like a 9 mm bullet through a clock. Deyimler

1:34

tıpkı bir saatin içinden geçen 9 mm'lik bir mermi gibi.

Deyimler

Bir saatin içinden geçen 9 mm'lik mermi benzetmesi

Bu ifade bir benzetmedir: like, radyasyon hasarını bir saatin içinden geçen mermiye benzetir. Saat, çok sayıda küçük parçasının birlikte çalışması gereken hassas bir sistemi temsil eder; mermi ise ani ve ciddi bozulmayı canlı bir görüntüyle anlatır. Karşılaştırma, hasarın boyutunu ve niteliğini açıklar; kesin fiziksel mekanizmayı değil. Soyut bir biyokimyasal süreci hayal etmeyi kolaylaştıran bir görüntü olarak okunmalıdır.

Alıştırma

Bu benzetme temel olarak ne anlatıyor?

  1. Radyasyon, metal bir mermiyle tamamen aynı şekilde vücudun içinden geçer.
  2. Radyasyon, parçaları birlikte çalışmak zorunda olan hassas bir sistemi ciddi biçimde bozabilir.
  3. Biyokimyasal mekanizma, vücudun içinde bulunan gerçek bir saattir.
Cevabı göster

Radyasyon, parçaları birlikte çalışmak zorunda olan hassas bir sistemi ciddi biçimde bozabilir.

Fortunately,

1:36

Neyse ki,

on Earth,

1:37

Dünya'da,

the ozone layer blocks gamma rays,

1:38

ozon tabakası gama ışınlarını engeller,

filtering them out before they can harm us. Öbek fiiller

1:40

onları bize zarar vermeden önce filtreler.

Öbek fiiller

Zamir nesneyle filter ... out kullanımı

Filter out, istenmeyen bir şeyi engelleyerek, ayırarak veya süzerek ortadan kaldırmak anlamına gelir. Burada filtering them out, ozon tabakasının gama ışınlarının geçmesini önlediğini anlatır. Filter out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne them gibi bir zamirse onu fiil ile out arasına koyun: filter them out doğrudur; filter out them doğal değildir.

Alıştırma

Cümleyi filter out ifadesinin -ing biçimi ve it zamiriyle tamamlayın: The air purifier catches smoke, ____ before we breathe it in.

Cevabı göster

filtering it out

But if the atmosphere blocks gamma rays from space,

1:42

Peki ama atmosfer uzaydan gelen gama ışınlarını engelliyorsa,

how were gamma ray bursts or GRBs from space ever discovered?

1:45

uzaydan gelen gama ışını patlamaları veya GRB'ler nasıl keşfedildi?

During the Cold War,

1:50

Soğuk Savaş sırasında,

the USA sent up spy satellites Öbek fiiller

1:51

ABD casus uydular gönderdi

Öbek fiiller

Fırlatmak anlamındaki send up

Uzayla ilgili bu bağlamda sent up, send up ifadesinin geçmiş zaman biçimidir ve bir şeyi gökyüzüne veya uzaya fırlatmak ya da göndermek anlamına gelir. spy satellites nesnesi, burada bir şeyi yalnızca daha yüksek bir yere taşımaktan değil, ekipmanı yörüngeye yerleştirmekten söz edildiğini gösterir. Bu kullanım roketler, uydular, balonlar ve benzer nesneler için geçerlidir: bunlar yerden havaya veya uzaya gönderilir.

Alıştırma

Bu cümlede sent up ne anlama gelir? The scientists sent up a weather balloon to measure the wind.

  1. onu havaya fırlattılar
  2. onu üst kattaki bir odaya taşıdılar
  3. onu başka bir yere postayla gönderdiler
Cevabı göster

onu havaya fırlattılar

which could detect gamma rays from Soviet nuclear tests in space.

1:53

bu uydular uzaydaki Sovyet nükleer testlerinden kaynaklanan gama ışınlarını tespit edebiliyordu.

They didn't see any bombs,

1:57

Hiç bomba görmediler,

but they did observe faint bursts coming from space Dilbilgisi

1:59

ancak uzaydan gelen zayıf patlamalar gözlemlediler

lasting only a few seconds.

2:02

sadece birkaç saniye süren.

Dilbilgisi

did observe içindeki vurgulu did

Olumlu yan cümlede did vurgu işlevindedir: özellikle didn't see any bombs şeklindeki olumsuz ifadeden sonra, gözlemleme eyleminin gerçekten gerçekleştiğini vurgular. Bir şey gerçekleşmemiş, fakat diğeri kesinlikle gerçekleşmiştir. Vurgulu did sonrasında observed değil, fiilin yalın hâli olan observe kullanılır. Bu yapı, bir pekiştirme sözcüğü eklemeden veya açıklamayı tekrarlamadan geçmişteki bir gerçeği doğrulamanızı ya da düzeltmenizi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi capture fiilinin vurgulu geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Everyone expected the camera to fail, but it ____ the comet.

Cevabı göster

did capture

To date, Kalıp ifadeler

2:05

Bugüne kadar,

this may be the only major scientific discovery made by spy satellites

2:05

bu, casus uyduların yaptığı tek büyük bilimsel keşif olabilir

Kalıp ifadeler

Bugüne kadar anlamındaki To date

To date, «bugüne kadar» veya «şimdiye dek» anlamına gelir. İddiaya bir zaman sınırı koyar: ifade, konuşma ya da yazma anında bilinen her şeye göre doğrudur. Daha sonraki kanıtların sonucu değiştirebileceği durumlarda özellikle kullanışlıdır. Burada may ve to date birlikte, iddiayı kesin değil temkinli hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümlede to date, «bugüne kadar» anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. To date, no applicant has met all the requirements.
  2. The software is to date after the update.
  3. We will finish the repairs to date Friday.
Cevabı göster

To date, no applicant has met all the requirements.

that we know about anyway. Ton ve niyet

2:10

en azından bizim bildiğimiz kadarıyla.

Ton ve niyet

that we know about anyway: kesinliğe getirilen gündelik bir sınır

“that we know about” yan cümlesi, “the only...” ifadesini şu anda bilinenlerle sınırlar. Kesin görünen bir iddiayı “bizim bildiğimiz tek örnek” hâline getirerek başka keşiflerin var olabileceği veya gizli kalabileceği ihtimalini açık bırakır. Buradaki “anyway”, bu sınırlamayı rahat ve hafif alaycı bir ek düşünce olarak sunar. Konunun değiştiğini göstermez; konuşanın bilgilerinin eksik olabileceğini hafif bir tonla kabul eder.

Alıştırma

Cümleyi, iddiayı bilinen bilgilerle sınırlayan dersteki beş kelimelik gündelik ek ifadeyle tamamlayın: This is the only surviving photo ____.

Cevabı göster

that we know about anyway

Astronomers use telescopes that see different kinds of light to make their discoveries,

2:12

Gökbilimciler keşiflerini yapmak için farklı ışık türlerini gören teleskoplar kullanırlar,

and these spy satellites gave them a new pair of eyes. Deyimler

2:16

ve bu casus uydular onlara yeni bir çift göz verdi.

Deyimler

gave them a new pair of eyes: yeni gözlem gücünü anlatan bir metafor

“gave them a new pair of eyes” ifadesi bir metafordur. Uydular gökbilimcilere gerçek gözler vermedi; diğer teleskopların gösteremediği bilgileri algılamalarını sağlayarak onlara yeni bir gözlem yeteneği kazandırdı. “give someone a new pair of eyes” kalıbında “eyes”, kişinin daha önce gizli kalan şeyleri fark etmesine yardımcı olan bir araç, yöntem veya başka bir bilgi kaynağı olabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste yeni bir gözlem yolunu anlatan metaforla tamamlayın: The underwater drone gave the divers ____ below the ice.

Cevabı göster

a new pair of eyes

They were a mystery for 30 years,

2:20

Bunlar 30 yıl boyunca bir sırdı,

but eventually we discovered the source of a GRB,

2:22

ama sonunda bir GRB'nin kaynağını keşfettik,

a galaxy 6 billion light years away.

2:25

6 milyar ışık yılı uzaklıkta bir galaksi.

If a GRB can be seen from such a distance, Dilbilgisi

2:28

Eğer bir GRB böylesi bir mesafeden görülebiliyorsa,

then it must be incredibly energetic,

2:30

o zaman inanılmaz derecede enerjik olmalıdır,

Dilbilgisi

If ... then ... must be: kanıta dayalı güçlü bir sonuç

If a GRB can be seen kanıtı bir koşul olarak sunar, then ise sonucu tanıtır. If ..., then ... yapısı akıl yürütmeyi takip etmeyi kolaylaştırır: ilk olgu doğruysa ikinci iddia ondan çıkar. Burada must be, kanıta dayanan ve doğruluğuna çok güvenilen bir sonucu ifade eder. GRB'nin bir yükümlülüğü olduğu veya ona yüksek enerjili olması yönünde emir verildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir kamera kalın bir duvarın arkasından net bir sinyal kaydeder. “The signal must be powerful,” cümlesinde must be ne ifade eder?

  1. Gözlemden çıkarılan güçlü bir sonuç
  2. Nesneye yüklenen bir zorunluluk
  3. Çok az destekleyici kanıtı olan zayıf bir olasılık
Cevabı göster

Gözlemden çıkarılan güçlü bir sonuç

releasing more energy in a second than the sun will in its entire 10 billion year lifetime, Dilbilgisi

2:33

güneşin tüm 10 milyar yıllık ömründe salacağından daha fazla enerjiyi bir saniyede açığa çıkararak,

Dilbilgisi

more ... in a second than ... in its entire lifetime: farklı zaman ölçeklerindeki miktarları karşılaştırma

More energy ... than, iki enerji miktarı arasında bir büyüklük karşılaştırması kurar. İlk miktar GRB'nin bir saniyede açığa çıkardığı enerjidir; ikincisi ise Güneş'in tüm ömrü boyunca açığa çıkaracağı enerjidir. the sun will ifadesinden sonra tekrarlanacak release energy sözcükleri anlamca belli olduğu için atılmıştır. Bir saniye ile 10 milyar yıllık ömrün tamamı arasındaki karşıtlık, soyut ve devasa bir miktarı kolay anlaşılır bir ölçek karşılaştırmasına dönüştürür.

Alıştırma

Bir dakikalık üretimin tam bir günlük üretimden daha fazla olduğunu gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: The machine produced ____ electricity in one minute ____ the old model did all day.

Cevabı göster

more · than

making GRBs the brightest events in the universe. Dilbilgisi

2:39

GRB'leri evrendeki en parlak olaylar haline getirir.

Dilbilgisi

making GRBs the brightest events in the universe: sonuç bildiren yan tümce

Burada making, önceki olgunun sonucunu veren bir -ing yan tümcesi başlatır. Çok büyük enerji salımı, GRB'lerin evrendeki en parlak olaylar durumuna gelmesine yol açar; making burada fiziksel olarak bir şey üretmek demek değildir. Kalıp “ana cümle, making + nesne + tümleç” biçimindedir. Nesne GRBs, tümleç ise the brightest events in the universe bölümüdür; bu bölüm sonuçta GRB'lerin hangi duruma geldiğini anlatır. Bu yapı, so veya therefore eklemeden kanıt ile sonucu sıkıca bağlar.

Alıştırma

Sonucu göstermek için making + nesne + tümleç yapısını kullanın: The update fixed the bug, ____ the app much easier to use.

Cevabı göster

making

So,

2:42

Yani,

where do they come from?

2:43

nereden geliyorlar?

GRBs accompany some of the most violent cataclysmic deaths in the universe

2:45

GRB'ler, evrendeki en şiddetli felaketle sonuçlanan ölümlere

and the birth of black holes.

2:49

ve kara deliklerin doğumuna eşlik eder.

There are two types of gamma ray burst,

2:52

İki tür gama ışını patlaması vardır,

short and long,

2:54

kısa ve uzun,

and each has their own source.

2:55

ve her birinin kendi kaynağı vardır.

Long GRBs last about a minute,

2:58

Uzun GRB'ler yaklaşık bir dakika sürer,

and scientists think they are produced by supernova

3:00

ve bilim insanları bunların süpernovalar tarafından üretildiğini düşünüyor

when the core of a massive star collapses to become a black hole. Dilbilgisi

3:02

büyük kütleli bir yıldızın çekirdeği çöktüğünde bir kara deliğe dönüşürken.

Dilbilgisi

collapses to become: sonuç bildiren mastar

collapses to become ifadesinde to-infinitive yapısı, çöküşün ulaştığı son sonucu belirtir: çekirdek bir kara deliğe dönüşür. Bir yıldız çekirdeğinin niyeti olmadığı için to become burada amaç bildirmez. Sonuç bildiren mastar yapıları genellikle değişim veya gelişme fiillerinden sonra gelir ve sürecin sonunda ulaşılan durumu gösterir. Bağlam ve öznenin niteliği, bu kullanımı amaç bildiren mastardan ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

The core collapses to become a black hole. cümlesinde to become ne anlama gelir?

  1. Kara deliğe dönüşme, çöküşten önce gerçekleşir.
  2. Çekirdek, bir kara deliğe dönüşmeyi amaçladığı için çöker.
  3. Çöküş sonucunda çekirdek bir kara deliğe dönüşür.
Cevabı göster

Çöküş sonucunda çekirdek bir kara deliğe dönüşür.

Short GRBs last a second

3:06

Kısa GRB'ler bir saniye sürer

and are produced when two neutron stars in a binary merge. Kelime

3:08

ve bir ikili sistemdeki iki nötron yıldızı birleştiğinde üretilirler.

Kelime

In a binary: astronomideki anlamı

Astronomide a binary, kütleçekimiyle birbirine bağlı olan ve ortak bir kütle merkezinin çevresinde dolanan iki cisimli bir sistemdir. Buradaki iki cisim nötron yıldızlarıdır. in a binary ifadesi, yıldızların birleşmeden önceki ilişkisini belirtir. Binary burada isimdir; 0 ve 1'lerle gösterilen bilgi anlamına gelmez.

Alıştırma

“The two black holes are in a binary.” cümlesindeki in a binary ne anlama gelir?

  1. Yalnızca 0 ve 1 kullanarak bilgi depolarlar.
  2. Kütleçekimiyle bağlı iki cisimli bir sistem oluştururlar.
  3. Birbiriyle ilgisiz herhangi iki cisimdirler.
Cevabı göster

Kütleçekimiyle bağlı iki cisimli bir sistem oluştururlar.

Over millions of years,

3:12

Milyonlarca yıl boyunca,

their orbits decay by emitting gravitational waves. Kelime

3:14

kütleçekim dalgaları yayarak yörüngeleri küçülür.

Kelime

Orbits decay: yörüngenin kademeli olarak küçülmesi

Bu bilimsel bağlamda orbits decay, sistem enerji kaybettikçe yörüngelerin giderek küçülmesi anlamına gelir. Yıldızlar hareket etmeye devam eder, ancak sarmal biçimde birbirlerine yaklaşırlar. Decay burada gerçek anlamda çürüme veya aniden durma demek değildir. Bilimsel metinlerde decay, genellikle zaman içinde kademeli bir azalma veya zayıflamayı anlatır.

Alıştırma

Bir uydunun orbit decays ifadesi ne anlama gelir?

  1. Yörünge yolu yiyecek gibi fiziksel olarak çürür.
  2. Yörünge enerjisini veya yüksekliğini kademeli olarak kaybeder.
  3. Uzayda hareket etmeyi hemen bırakır.
Cevabı göster

Yörünge enerjisini veya yüksekliğini kademeli olarak kaybeder.

Once they're close enough to touch, Dilbilgisi

3:17

Dokunacak kadar yaklaştıklarında,

they crash and splash into each other

3:18

birbirlerine çarpar ve sıçrarlar

forming a black hole.

3:20

bir kara delik oluşturarak.

Dilbilgisi

Once ... close enough to touch: sonraki olayı tetikleyen bir koşul

Burada once, “bir koşul yerine geldiğinde veya geldikten sonra” anlamındadır; “bir kez” anlamına gelmez. Once ile başlayan yan cümle tetikleyici koşulu belirtir: yıldızlar gerekli yakınlığa ulaştığında sonraki olay gerçekleşir. Close enough to touch ifadesinde enough, close sıfatından sonra gelir. To touch, ulaşılması gereken eşiği belirtir: birbirlerine dokunabilecek kadar yakındırlar.

Alıştırma

Hangi cümlede once, bir koşula ulaşmanın sonraki adımı başlattığını gösterir?

  1. Once the screen turns blue, press Continue.
  2. One screen turns blue during the test.
  3. I checked the screen once yesterday.
Cevabı göster

Once the screen turns blue, press Continue.

Both supernova and neutron star mergers make the same thing,

3:22

Hem süpernovalar hem de nötron yıldızı birleşmeleri aynı şeyi yapar,

black holes

3:26

kara delikler

surrounded by a magnetized disc of gas left over from their parent stars. Öbek fiiller

3:27

ana yıldızlarından artakalan manyetize edilmiş bir gaz diskiyle çevrelenmiş olarak.

Öbek fiiller

left over from: önceki bir kaynaktan geriye kalan şey

Left over from, “önceki bir şeyden veya süreçten sonra geriye kalan ve ondan gelen” anlamındadır. Gaz, ana yıldızlardan geriye kalan maddedir; left burada gazın ayrılıp gittiği anlamına gelmez. Dil bilgisi açısından gas left over from ..., gas that was left over from ... yapısının kısaltılmış hâlidir. From their parent stars ifadesi önceki kaynağı belirtir.

Alıştırma

Ahşabın önceki bir işten kullanılmadan kaldığını anlatacak şekilde cümleyi doğal olarak tamamlayan ifadeyi seçin: This wood was ___ the last repair.

  1. left out of
  2. left over from
  3. left behind after
Cevabı göster

left over from

In these environments,

3:32

Bu ortamlarda,

the rotation winds up the magnetic field Öbek fiiller

3:33

dönme manyetik alanı sarar

which funnels hot jets of particles traveling at maybe the speed of light.

3:35

bu da belki ışık hızında seyahat eden sıcak parçacık jetlerini huni gibi dışarı yönlendirir.

Öbek fiiller

winds up: manyetik alanı büküp sarmak

Burada winds up geçişli bir öbek fiildir: özne olan the rotation, nesne olan the magnetic field’ı büker ve sarar. Yapı ile fiziksel bağlam birlikte değerlendirilir: dönen bir şey doğrudan bir alana etki eder. Buradaki anlam, wind up’ın “sonunda belirli bir duruma gelmek” anlamı değildir.

Alıştırma

“The motor winds up the cable.” cümlesinde winds up ne anlama gelir?

  1. Nihai bir sonucu anlatır
  2. Etkinliğin sona erdiğini belirtir
  3. Kabloyu büker veya sarar
Cevabı göster

Kabloyu büker veya sarar

The gas in this funnel creates two tight jets of high energy gamma rays,

3:40

Bu hunideki gaz, yüksek enerjili gama ışınlarından oluşan iki sıkı jet oluşturur,

like a celestial laser gun. Deyimler

3:44

göksel bir lazer silahı gibi.

Deyimler

like a celestial laser gun: dar jetler için bir benzetme

like a celestial laser gun ifadesi bir benzetmedir. Gama ışını jetlerini, hayali bir kozmik lazer silahından çıkan ışınlar gibi uzayda belirgin yönlerde ilerleyen dar ve güçlü biçimde yönlendirilmiş ışınlar olarak düşünmenizi sağlar. Bu karşılaştırma jetlerin şeklini ve yönünü açıklar. Celestial, gökyüzü veya uzayla ilgili demektir; ortada gerçek bir silah ya da insanlar tarafından yapılmış bir lazer yoktur.

Alıştırma

like a celestial laser gun benzetmesi okuyucunun öncelikle neyi hayal etmesine yardımcı olur?

  1. Uzayda belirgin yönlerde ilerleyen iki dar ışın
  2. Her yöne eşit biçimde yayılan bir patlama
  3. Gök bilimcilerin yaptığı gerçek bir silah
Cevabı göster

Uzayda belirgin yönlerde ilerleyen iki dar ışın

So,

3:46

Yani,

unlike other cosmic explosions which spread out and fade, Anlatım akışı

3:46

dağılan ve sönen diğer kozmik patlamaların aksine,

GRBs stay focused and can be seen from much further.

3:50

GRB'ler odaklanmış kalır ve çok daha uzaktan görülebilirler.

Anlatım akışı

Diğer kozmik patlamaların aksine... GRB'lerin enerjisi odaklanmış kalır

Unlike, ana ifadeden önce karşılaştırmayı sunar. other cosmic explosions which spread out and fade isim öbeği karşılaştırılan grubu belirtir ve davranışını açıklar; ardından GRBs stay focused ana cümlesi temel farkı verir. Buradaki stay focused, patlamanın enerjisinin dar bir yönde yoğunlaşmış halde kaldığı anlamına gelir; GRB'lerin dikkatini topladığı anlamına gelmez. Bu karşıtlık, onların çok daha uzaklardan görülebilmesi sonucuna doğal biçimde bağlanır.

Alıştırma

Cümleyi, isim öbeğini başlatan tek sözcüklü karşıtlık ifadesiyle tamamlayın: ____ a printed timetable, which can become outdated, the app shows live arrival times.

Cevabı göster

Unlike

Any more detail would require too much mathematics for a YouTube video. Ton ve niyet

3:54

Bundan daha fazla ayrıntı bir YouTube videosu için çok fazla matematik gerektirirdi.

Ton ve niyet

Daha fazla ayrıntı, fazla miktarda matematik gerektirirdi

Any more detail, daha önce verilen genel bakışın ötesindeki ayrıntıları anlatır. Would require, daha ileri gidilirse ortaya çıkması muhtemel sonucu belirtir; too much mathematics ise matematiğin yararsız olduğunu değil, bu video için uygun olandan daha fazla matematik gerekeceğini ifade eder. Bu sözcükler birlikte, mevcut düzeyde durmak için sakin bir gerekçe sunar. Açıklamayı sert biçimde reddediyormuş gibi görünmeden kapsamı sınırlar.

Alıştırma

Kısa bir sunumun sonunda konuşmacı şöyle diyor: Any more detail would require a full workshop. Bununla ne demek istiyor?

  1. Konuşmacı tam kapsamlı bir atölyeyi zaten ayarladı.
  2. Daha fazla ayrıntı verilebilir, ancak bunun için bu sunum biçiminin izin verdiğinden daha fazla zaman ve derinlik gerekir.
  3. Konuşmacı ayrıntılı açıklamaların her zaman zaman kaybı olduğuna inanıyor.
Cevabı göster

Daha fazla ayrıntı verilebilir, ancak bunun için bu sunum biçiminin izin verdiğinden daha fazla zaman ve derinlik gerekir.

The universe is full of these cosmic snipers,

3:59

Evren bu kozmik keskin nişancılarla doludur,

firing blindly and randomly into the dark, Deyimler

4:02

karanlığın içine körlemesine ve rastgele ateş eden,

Deyimler

firing blindly and randomly into the dark: karanlığa nişan almadan ve rastgele ateş etmek

Bu ifade, kozmik cisimleri keskin nişancılara benzeten metaforu sürdürür. Firing güçlü patlamaları atışlar gibi gösterirken blindly ve randomly herhangi bir hedef seçilmediğini ve yönün tesadüfe kaldığını anlatır. Into the dark, atışların bilinmeyen uzayda kaybolduğu görüntüsünü ekler. Burada blindly mecazidir: “nişan almadan ve atışın nereye gideceğini bilmeden” demektir; “görememek” demek değildir. Bu niteleyiciler birlikte, bir patlamanın belirli bir gezegene ancak tesadüfen ulaştığını gösterir.

Alıştırma

Bu metaforda firing blindly and randomly into the dark ne anlama gelir?

  1. En karanlık yeri dikkatle hedef alırlar.
  2. İyi göremezler ama sabit bir plan izlerler.
  3. Bir hedef veya yön seçmeden patlamalar yayarlar.
Cevabı göster

Bir hedef veya yön seçmeden patlamalar yayarlar.

and they're hitting us all the time.

4:05

ve bize her zaman çarpıyorlar.

On average, Kalıp ifadeler

4:07

Ortalama olarak,

we detect one per day.

4:08

günde bir tane tespit ediyoruz.

Kalıp ifadeler

On average: ortalama olarak

On average, sayının birçok gün üzerinden hesaplanan istatistiksel bir ortalama olduğunu belirtir. Uzun vadeli bir oranı özetler; her gün tam olarak bir tane tespit edildiğini söylemez. İfadenin cümlenin başında ve ardından virgül gelecek şekilde kullanılması, tüm cümlenin bir ortalamayı anlattığını gösterir. Belirli günlerde sayı daha yüksek, daha düşük veya sıfır olabilir; buna rağmen ortalama günde bir olarak kalabilir.

Alıştırma

Cümleyi istatistiksel ortalama bildiren hedef ifadeyle tamamlayın: ____, the bus arrives three minutes late.

Cevabı göster

On average

Fortunately,

4:10

Neyse ki,

most are harmless.

4:11

çoğu zararsızdır.

All the bursts we have detected so far Dilbilgisi

4:13

Şimdiye kadar tespit ettiğimiz tüm patlamalar

originated outside the Milky Way,

4:15

Samanyolu'nun dışında ortaya çıkmıştır,

too far away to hurt us.

4:17

bize zarar veremeyecek kadar uzaktalar.

Dilbilgisi

we have detected so far: şu ana kadarki birikimli sonuçlar

we have detected so far ifadesinde have detected, present perfect yapısındadır; so far ise “gözlem döneminin başlangıcından şu ana kadar” anlamına gelir. Birlikte, şu anda elde bulunan toplam kaydı bildirirler. Bu ifade gözlem dönemini açık bırakır. Cümledeki sonuç yalnızca şu ana kadar tespit edilen patlamaları kapsar ve sonraki tespitler bu kaydı değiştirebilir. Burada so far zamanı belirtir; daha sonra gelen too far away ise fiziksel mesafeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi detect fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Astronomers ____ five unusual signals so far.

Cevabı göster

have detected

But a nearby GRB could be disastrous.

4:19

Ancak yakındaki bir GRB felaket olabilir.

If one goes off within a few light years of us, Öbek fiiller

4:22

Eğer biri bizden birkaç ışık yılı uzaklıkta patlarsa,

it would totally cook the surface of the Earth, Deyimler

4:24

Dünya'nın yüzeyini tamamen pişirirdi,

or at least the half that's facing it.

4:27

veya en azından ona dönük olan yarısını.

Öbek fiiller

goes off: patlar veya aniden infilak eder

Burada goes off, “patlar” veya “aniden infilak eder” anlamına gelir. Özne olan one bir patlamayı ifade eder; dolayısıyla if yan cümlesi Dünya'nın yakınında gerçekleşen bir patlamayı varsayar. Bu anlamda go off geçişsizdir: patlayan nesne veya olay öznedir ve doğrudan nesne almaz. one üçüncü tekil şahıs olduğu için goes kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi go off ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The smoke bomb ____ during the safety drill.

Cevabı göster

went off

Deyimler

totally cook the surface of the Earth: Dünya'nın yüzeyini tamamen kavurmak

Burada cook, bir şeyi harap edecek ve oradaki yaşamı yok edecek kadar yoğun biçimde ısıtmak anlamında kullanılan canlı ve mecazi bir fiildir. Totally, hasarın büyüklüğünü vurgular; sıradan yemek pişirmeyi ya da kesin bir sıcaklığı anlatmaz. Gündelik bilim anlatımında cook gibi sıradan bir fiil, soyut bir tehlikeyi gözde canlanan açık bir görüntüye dönüştürebilir. Bu ifade, radyasyonun yol açtığı felaket düzeyindeki ısınmayı çarpıcı biçimde özetler.

Alıştırma

Cümlede totally cook the surface of the Earth ne anlama geliyor?

  1. Yüzeyi zarar vermeden biraz ısıtmak
  2. Yüzeyi harap edecek kadar şiddetli biçimde ısıtmak
  3. Dünya'nın yüzeyinde yemek pişirmek
Cevabı göster

Yüzeyi harap edecek kadar şiddetli biçimde ısıtmak

But even a more distant GRB could still end life on Earth.

4:29

Ancak daha uzaktaki bir GRB bile Dünya'daki yaşamı sonlandırabilir.

And it wouldn't need to score a headshot to kill us. Deyimler

4:33

Ve bizi öldürmesi için tam kafadan vurması gerekmez.

Deyimler

score a headshot: başa isabet eden hassas bir vuruş yapmak

Atış ve oyun dilinde headshot, başa isabet eden vuruştur; score ise bir şeyi başarıyla elde etmek veya gerçekleştirmek anlamına gelebilir. Bu nedenle score a headshot, başa isabet eden hassas bir vuruş yapmak demektir. Burada ifade mecazi olarak kullanılıyor: Kozmik olayın ölümcül olması için kusursuz biçimde hedeflenmiş doğrudan bir isabet gerekmezdi. Dünya gerçekten başı olan bir insan gibi düşünülmüyor.

Alıştırma

Score a headshot ifadesinin hangi anlamı bu cümleye uyuyor?

  1. Portre fotoğrafı çekerek ek puan kazanmak
  2. Başa isabet eden hassas bir vuruş yapmak
  3. Yaralanıp hayatta kalmak
Cevabı göster

Başa isabet eden hassas bir vuruş yapmak

If originating from a few thousand light years away,

4:36

Eğer birkaç bin ışık yılı uzaktan kaynaklanıyorsa,

it would be a 100 light years wide by the time it reaches us,

4:39

bize ulaştığında 100 ışık yılı genişliğinde olurdu,

washing over the solar system like a tidal wave. Deyimler

4:43

güneş sistemini bir gelgit dalgası gibi yıkayarak.

Deyimler

washing over ... like a tidal wave: dev bir dalga gibi her yeri kaplamak

Bu cümlede washing over the solar system, bir etkinin geniş bir alana yayılıp bütün bölgeyi kaplaması anlamına gelir. Özne, daha önce sözü edilen devasa patlama veya jettir; gerçek su değildir. Like a tidal wave canlı bir görüntü oluşturur: Etki son derece geniştir ve yolundaki her şeyi süpürüyormuş gibi görünür. Benzetme gerçek bir okyanus dalgasını değil, kapsama alanını, ölçeği ve gücü vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede wash over, “genişçe yayılmak veya aniden etkilemek” anlamındadır ve “ortadan kaldırmak” anlamında değildir?

  1. Please wash the cup after lunch.
  2. Warm light washed over the empty room.
  3. The rain washed away the chalk.
Cevabı göster

Warm light washed over the empty room.

Again,

4:47

Tekrar etmek gerekirse,

the ozone layer protects us,

4:47

ozon tabakası bizi korur,

but it's better equipped to handle the trickle of ultraviolet from the sun. Kalıp ifadeler

4:49

ancak güneşten gelen ultraviyole sızıntısıyla başa çıkmak için daha donanımlıdır.

Kalıp ifadeler

better equipped to handle: başa çıkmak için daha donanımlı

Be better equipped to handle something, bir şeyle başa çıkmak için başka bir kişiye, sisteme veya duruma göre daha fazla yeteneğe, hazırlığa ya da kaynağa sahip olmak demektir. Better karşılaştırma yapar, to handle ise ele alınacak görevi belirtir. Burada equipped mecazidir: Ozon tabakası araç gereç taşımamaktadır. Doğal koruyucu özellikleri onu, konuşulan çok daha güçlü olaya kıyasla Güneş'ten gelen olağan morötesi ışınımla başa çıkmaya daha uygun hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi “başa çıkma konusunda daha yetenekli” anlamındaki dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: After the upgrade, the server is ____ sudden traffic spikes.

Cevabı göster

better equipped to handle

A gamma ray burst would overwhelm it,

4:52

Bir gama ışını patlaması onu alt eder,

leaving us exposed to deadly solar radiation. Dilbilgisi

4:55

bizi ölümcül güneş radyasyonuna maruz bırakır.

Dilbilgisi

leaving us exposed to: sonuçta ortaya çıkan durum

Burada leaving, önceki olayın yol açtığı sonucu anlatır. Yapı leaving + nesne + sıfat tümleci biçimindedir: us etkilenen nesnedir, exposed ise ortaya çıkan durumu açıklar. Buradaki leave, 'bir yerden ayrılmak' anlamına gelmez. leave someone/something + sıfat, 'birini veya bir şeyi o durumda bırakmak' demektir. Exposed to deadly solar radiation, ölümcül güneş radyasyonuna karşı artık yeterince korunmamak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi leave fiilinin -ing biçimini, us nesnesini, exposed sıfatını ve gerekli edatı kullanarak tamamlayın: The data breach shut down our defenses, ____ further attacks.

Cevabı göster

leaving us exposed to

Ozone takes years to replenish itself by natural processes, Dilbilgisi

4:58

Ozonun doğal süreçlerle kendini yenilemesi yıllar alır,

Dilbilgisi

takes years to replenish itself: take + süre + to do

take + süre + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir işin veya değişimin ne kadar zaman gerektirdiğini anlatır. Burada takes years to replenish, doğal yenilenmenin çok yavaş olduğunu gösterir; take, 'zaman gerektirmek' anlamındadır, 'bir şeyi götürmek' anlamında değildir. Itself, ozone sözcüğüne geri döner ve replenish fiilinin nesnesidir. Aynı ozon tabakasının doğal süreçlerle yenilendiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi take + years + to + replenish itself yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: After a severe drought, the reservoir ____ through rainfall.

Cevabı göster

takes years to replenish itself

which is more than enough time for the sun to burn the Earth sterile, Dilbilgisi

5:01

bu da güneşin Dünya'yı kavurarak kısırlaştırması

Dilbilgisi

more than enough time for... ve burn the Earth sterile

More than enough time for X to do Y, mevcut sürenin X’in Y sonucuna yol açması için gereken süreden çok daha fazla olduğunu belirtir. Burada yenilenme dönemi o kadar uzundur ki ozon geri gelmeden önce Güneş bu korkunç sonuca yol açabilir. burn the Earth sterile ifadesinde sterile bir sonuç tamamlayıcısıdır: yanma eylemi yüzünden Dünya’nın ulaşacağı durumu anlatır. Güneş’in nasıl yaktığını belirtmez; yanmanın Dünya’yı yaşamı destekleyemez durumda bırakacağı anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle mevcut sürenin gerekenden çok fazla olduğunu ve kilin sonunda sertleştiğini anlatır?

  1. The long afternoon leaves enough time for the clay to dry before the sun appears.
  2. The long afternoon leaves more than enough time for the sun to bake the clay hard.
  3. The long afternoon leaves just enough time for the sun to bake the hard clay.
Cevabı göster

The long afternoon leaves more than enough time for the sun to bake the clay hard.

or at least to kill most complex life.

5:04

veya en azından karmaşık yaşamın çoğunu öldürmesi için fazlasıyla yeterli bir süredir.

In fact,

5:08

Aslında,

this may have already happened.

5:09

bu zaten gerçekleşmiş olabilir.

A GRB has been suggested as one possible cause of the Ordovician extinction Notlar

5:11

Bir GRB'nin Ordovisiyen yok oluşunun olası bir nedeni olduğu öne sürülmüştür

Anlatım akışı

has been suggested as one possible cause of: temkinle öne sürülen olası bir neden

Has been suggested, iddiayı edilgen yapıyla sunar. Önerilen açıklamayı bilgi odağına yerleştirir ve öneriyi yapan kişileri belirtmez. Bu kullanım, fikrin kaynağından daha önemli olduğu durumlarda yaygındır. One possible cause of hem kesinliği hem de tek neden olma anlamını sınırlar: bu bağlantı, alternatifler arasındaki bir varsayımdır; kanıt ya da tek neden değildir. Yapının tamamı akademik metinlerde ve haberlerde temkinli anlatım için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir çalışma doğrulanmamış bir açıklama sunuyor ve başka açıklamalar da bulunabilir. Hangi cümle bunu uygun bir temkin düzeyiyle aktarır?

  1. Changes in ocean temperature caused the decline.
  2. Changes in ocean temperature have been shown to be a cause of the decline.
  3. Changes in ocean temperature have been suggested as one possible cause of the decline.
Cevabı göster

Changes in ocean temperature have been suggested as one possible cause of the decline.

450 million years ago

5:16

450 milyon yıl önce

Kültür

Ordovician extinction: tarih öncesi bir kitlesel yok oluş

Ordovician extinction ifadesi, yaklaşık 450 milyon yıl önce Ordovisiyen Dönemi'nin sonlarına doğru yaşanan bir kitlesel yok oluş olayını adlandırır. Ordovician bir yerin ya da kişinin değil, jeolojik bir dönemin adıdır. Cümlede bu ifade, olası nedeni tartışılan tarihsel olayı belirtir. Bu olay özellikle deniz canlıları olmak üzere pek çok yaşam biçimini etkilemiştir; bu nedenle extinction burada tek bir türün kaybını değil, geniş çaplı bir biyolojik krizi anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede the Ordovician extinction neyi adlandırıyor? En iyi cevabı seçin.

  1. Jeolojik bir dönemin sonlarına doğru yaşanan kitlesel yok oluş olayı
  2. Gama ışını patlamalarını inceleyen bir bilim insanı
  3. Ordovician adlı bir yerde yaşanan modern bir felaket
Cevabı göster

Jeolojik bir dönemin sonlarına doğru yaşanan kitlesel yok oluş olayı

that eradicated almost 85% of all marine species,

5:18

tüm deniz türlerinin neredeyse %85'ini yok eden,

although it's pretty much impossible to prove. Anlatım akışı

5:21

gerçi bunu kanıtlamak neredeyse imkansızdır.

Anlatım akışı

although ... pretty much impossible to prove: bir iddiayı sınırlamak

Although ile başlayan yan cümle bir sınırlamayı kabul eder: olayın nedeni bu olabilir, ancak iddia doğrulanamaz. Böylece önceki ifade, kanıtlanmış bir gerçek değil, olası bir hipotez olarak kalır. Burada pretty much, 'neredeyse' veya 'hemen hemen' anlamına gelir. Pretty much impossible, almost impossible ifadesinden daha konuşma diline özgü duyulur ve impossible sözcüğünü biraz daha az kesin hâle getirir; yine de neyin kanıtlanabileceğine çok güçlü bir sınır koyar.

Alıştırma

Hangi cümle ikinci kısmı ilgi çekici bir iddiaya getirilen sınırlama olarak sunuyor?

  1. The idea is fascinating, so it's pretty much impossible to prove.
  2. The idea is fascinating, although it's pretty much impossible to prove.
  3. The idea is fascinating because it's pretty much impossible to prove.
Cevabı göster

The idea is fascinating, although it's pretty much impossible to prove.

Gamma ray bursts could even be one reason we don't see life anywhere else in the universe.

5:24

Gama ışını patlamaları, evrende başka hiçbir yerde yaşam görmememizin nedenlerinden biri bile olabilir.

They might be wiping clean huge chunks of it on a regular basis. Notlar

5:29

Büyük kısımlarını düzenli olarak silip süpürüyor olabilirler.

Deyimler

Bir yıkım mecazı olarak wiping clean huge chunks of it

Bu cümlede wiping clean mecazidir. Yıkıcı olayları temizlik yapıyormuş gibi anlatır, ancak gerçek sonuç geniş bölgelerdeki yaşamın tamamen ortadan kalkmasıdır. Huge chunks of it, katı parçaları değil, evrenin çok geniş bölümlerini ifade eder. Bu nesne öbeği uzun olduğu için clean burada nesneden önce gelir; temel sonuç yapısı wipe something clean şeklindedir ve geride boş bir alan kalmasına odaklanır.

Alıştırma

Bu cümlede wiping clean huge chunks of it ne anlama geliyor?

  1. Küçük alanların biraz daha düzenli görünmesini sağlamak
  2. Evrenin katı parçalarını fiziksel olarak parlatmak
  3. Geniş bölgelerdeki yaşamı neredeyse tamamen ortadan kaldırmak
Cevabı göster

Geniş bölgelerdeki yaşamı neredeyse tamamen ortadan kaldırmak

Kalıp ifadeler

Tekrarlanan olaylar için on a regular basis

On a regular basis, bir şeyin olağan bir düzenin parçası olarak tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir. Olayın tek seferlik olmadığını söyler, ancak aralıkların tamamen eşit veya programın sabit olduğunu garanti etmez. Bu ifade bir sıklık zarf öbeğidir ve genellikle bir şeyin ne sıklıkla gerçekleştiğini belirtir. Bu cümlede olası yıkımın tek seferlik değil, tekrarlanan bir olay olduğunu gösterir.

Alıştırma

Dört sözcüklük resmî sıklık ifadesini tamamlayın: The safety team reviews the procedure ____.

Cevabı göster

on a regular basis

It's been suggested that because of GRBs,

5:34

GRB'ler nedeniyle,

only 10% of all galaxies might be hospitable to life similar to us. Kalıp ifadeler

5:37

tüm galaksilerin sadece %10'unun bizimkine benzer yaşama misafirperver olabileceği öne sürülmüştür.

Kalıp ifadeler

hospitable to life: yaşamı destekleyebilen koşullar

Bu cümlede hospitable to life, yaşamın hayatta kalabileceği veya gelişebileceği koşullara sahip olmak demektir. Hospitable çoğunlukla misafirperver bir kişiyi veya yeri anlatır; ancak to life ile birlikte kullanıldığında dostça davranışı değil, çevrenin uygunluğunu belirtir. hospitable to + canlı veya yaşam türü yapısı, bir çevrenin neyi destekleyebileceğini gösterir. Örneğin hospitable to microbes veya hospitable to human life denebilir.

Alıştırma

Bilimsel bir bağlamda cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Scientists are looking for planets that may be ____.

  1. hospitable at life
  2. hospitable with life
  3. hospitable to life
Cevabı göster

hospitable to life

So,

5:42

Yani,

are they going to kill us?

5:43

bizi öldürecekler mi?

Probably not.

5:44

Muhtemelen hayır.

In a galaxy like ours,

5:46

Bizimki gibi bir galakside,

there may only be one GRB per millennia, Dilbilgisi

5:47

bin yılda bir sadece bir GRB olabilir,

Dilbilgisi

one GRB per millennia → one GRB per millennium: zaman birimini tekil kullanma

Cümle, her bin yıllık dönemde yaklaşık bir GRB meydana gelebileceği anlamına gelir. Standart İngilizcede millennia çoğuldur, ancak buradaki sıklık bin yıllık tek bir zaman birimini saymaktadır. one GRB per millennium yazılmalıdır. Genel olarak sıklık tek bir birim için veriliyorsa per sonrasında zaman biriminin tekil biçimini kullanın: one event per year ve one test per decade. one event per two millennia örneğinde olduğu gibi birden büyük bir sayı açıkça belirtilirse çoğul biçimi kullanın.

Alıştırma

Cümleyi millennia sözcüğünün standart tekil biçimiyle tamamlayın: The model predicts one major event per ____.

Cevabı göster

millennium

and to harm us, Dilbilgisi

5:50

ve bize zarar verebilmeleri için,

they must be close and directed at us.

5:51

yakın olmaları ve bize yönelmeleri gerekir.

Dilbilgisi

to harm us ... must be close and directed at us ile gerekli koşullar

Baştaki mastar öbeği to harm us, incelenen sonucu belirtir: patlamaların bize zarar vermesi için hangi koşulların gerçekleşmesi gerektiğini gösterir. in order for them to harm us diye yeniden ifade edilebilir; patlamaların bilinçli bir amacı olduğunu kanıtlamaz. must be close and directed at us iki gerekli koşul verir. Buradaki must bir emir değil, risk değerlendirmesindeki mantıksal zorunluluktur: hem yakınlık hem de yön gereklidir.

Alıştırma

Hangi cümlede must, örnekteki gibi bir sonucun gerekli koşulunu belirtir?

  1. The frost may last several hours this weekend.
  2. To damage the crops, the frost must last several hours.
  3. Visitors must leave the park before sunset.
Cevabı göster

To damage the crops, the frost must last several hours.

But since gamma rays travel at the speed of light,

5:54

Ancak gama ışınları ışık hızında seyahat ettiği için,

we won't know one is headed our way until it arrives. Notlar

5:57

varana kadar bir tanesinin bize doğru geldiğini bilemeyiz.

Dilbilgisi

won't know ... until it arrives: varana kadar bilmemek

won’t know ... until it arrives yapısında olumsuz cümledeki durum, until ile belirtilen zamana kadar geçerli kalır. Anlamı “ancak vardığında bileceğiz”dir; o andan önce bilmeyeceğiz. not/won’t ... until kalıbı, geciken öğrenme, eylem veya değişiklikler için kullanılabilir. until yan cümlesi, önceki olumsuz durumu sona erdiren olayı gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun sonucu ancak mesaj geldiğinde öğreneceği anlamına gelir?

  1. Leo will keep checking the result until the message arrives.
  2. Leo won't know the result until the message arrives.
  3. Leo won't know when the message will arrive.
Cevabı göster

Leo won't know the result until the message arrives.

Kalıp ifadeler

headed our way: bize doğru gelmek

be headed someone's way, “birinin veya bir yerin yönüne doğru hareket etmek ya da gelişmek” demektir. headed our way içindeki our way “bize doğru” anlamındadır; yani burada gama ışını patlamasının bizim yönümüze ilerlediğini anlatır. headed burada “yönetilen” anlamına gelmez. Yalnızca come demeye kıyasla, be headed someone's way önceden belirlenmiş yönü daha çok vurgular. İnsanların ve nesnelerin fiziksel hareketini anlatabildiği gibi kötü hava, ek iş veya yeni bir fırsat gibi yaklaşan soyut durumlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için headed ile “bize doğru” anlamına gelen iki sözcüğü kullanın: The radar shows the storm moving toward us. The storm is ____.

Cevabı göster

headed our way

So,

5:59

Yani,

there could already be a GRB on its way to kill us all

6:00

şu anda bile hepimizi öldürmek için yolda olan bir GRB olabilir

and we won't know it

6:02

ve bunu bilmeyeceğiz

until it hits us and we're dead.

6:04

ta ki o bizi vurana ve biz ölene kadar.