Vahşi arılara nasıl yardım edebiliriz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
845 kelime 147 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, bal tüketmenin sayıları azalan arı topluluklarına yardım edip edemeyeceğini inceliyor. Yaygın olan ve arıcılar tarafından bakılan bal arılarıyla tehdit altındaki yabani arıları birbirinden ayırıyor, böceklerin daha geniş ekolojik görevlerini açıklıyor ve daha fazla bal yemenin yabani arıları kurtarmasının pek olası olmadığı, buna karşılık ilkbaharda çiçek açan arı dostu bitkiler yetiştirmenin yardımcı olabileceği sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. And what Saoirse is uncertain about is whether — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: what yan cümlesinin ardından whether getirerek çözüme kavuşmamış asıl meselenin nasıl odak hâline getirildiğini öğrenin. Bu yapı, tartışma, rapor veya açıklamalarda belirsizliğin özünü birkaç kısa cümleye bölmeden açıkça ifade etmenizi sağlar. 2. we rely on insects to pollinate crops — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: rely on X to do kalıbını, gerekli bir görevi yerine getirmesi için bir kişiye, sisteme ya da canlıya bağımlı olmayı anlatan doğal bir yapı olarak tanıyın. Çevre, teknoloji ve iş yaşamındaki somut bağımlılıkları açıklamak için kullanılabilir. 3. kind of take them for granted — Deyimler ve mecazlı ifadeler: take something for granted ifadesinin, olağan göründüğü için bir yararı fark etmemek veya değerini bilmemek anlamına geldiğini; kind of sözünün ise konuşmada eleştiriyi yumuşattığını anlayın. Bu birleşimle gözden kaçan hizmet, destek veya avantajlardan incelikli biçimde söz edebilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Phil.

0:11

Ben Phil.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

Do you like honey, Phil?

0:14

Bal sever misin, Phil?

Um, I use it a lot in cooking, so yes.

0:16

Şey, yemek yaparken çok kullanıyorum, yani evet.

Well, the relationship between humans, honey, and the bees which make it goes back thousands of years. Notlar

0:18

İnsanlar, bal ve onu üreten arılar arasındaki ilişki binlerce yıl öncesine dayanır.

Kalıp ifadeler

the relationship between humans, honey, and the bees: birden fazla belirli tarafla between

The relationship between A, B, and C kalıbı, A, B ve C'nin birbirine nasıl bağlı olduğunu veya birbirini nasıl etkilediğini anlatır. Burada açıkça belirtilen üç taraf humans, honey ve the bees'tir. Between yalnızca iki şey için kullanılmaz. Bu cümlede olduğu gibi, ayrı ayrı ve açıkça adlandırılan üç veya daha fazla kişiyi, şeyi ya da grubu da bağlayabilir.

Alıştırma

Relationship sözcüğünü ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: The project studies the ____ children, families, and schools.

Cevabı göster

relationship between

Dilbilgisi

which make it: the bees ifadesini niteleyen ilgi cümleciği

Which make it, the bees ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Which çoğul bees ismine, it ise honey sözcüğüne gönderme yapar. Cümlecik bir bütün olarak “balı yapan arılar” anlamına gelir. Bu cümlecik isme bağlı kalır; bağımsız bir soru veya ayrı bir cümle değildir. Which çoğul bees sözcüğünün yerini tuttuğu için fiil makes değil, make olur.

Alıştırma

Bir fabrikada tek bir ürünü yapan birkaç makine vardır. Hangi cümle makineleri tanımlamak için ilgi cümleciğini doğru kullanır?

  1. The machines which make it are new.
  2. The machines which makes it are new.
  3. The machines which they make it are new.
Cevabı göster

The machines which make it are new.

Öbek fiiller

goes back thousands of years: uzun bir geçmişi anlatmak

'Goes back thousands of years', 'binlerce yıldır var' veya 'binlerce yıl öncesine dayanıyor' anlamına gelir. Burada ilişkinin ne kadar eski olduğunu anlatır; fiziksel olarak geri gitmekten söz etmez. Özne + go back + süre kalıbında go back, bir ilişkinin, geleneğin, âdetin veya uygulamanın yaşını ya da tarihsel kökenini belirtir. The relationship tekil bir özne olduğu için goes kullanılır.

Alıştırma

'Geçmişe uzanan bir tarihi var' anlamındaki go fiilinin iki sözcüklü biçimiyle tamamlayın: The school tradition ____ fifty years.

Cevabı göster

goes back

prized for its taste and medicinal properties, Dilbilgisi

0:25

Tadı ve tıbbi özellikleri nedeniyle değer verilen bal,

Dilbilgisi

prized for its taste and medicinal...: bir özelliği nedeniyle değer görmek

'Prized for ...', '... nedeniyle çok değer verilen' anlamına gelir. Prized, balın değerli görülme durumunu anlatan bir geçmiş zaman sıfat-fiilidir; for ise insanların ona değer vermesini sağlayan özelliği belirtir. Bu parça, daha önceki honey öznesini devam ettirir. Tam bir yan cümle olarak honey was prized for its taste and medicinal properties şeklinde anlaşılabilir. Yeniden kullanılabilen kalıp be prized for + isim veya isim grubudur.

Alıştırma

'... nedeniyle çok değer verilen' anlamındaki, prized ile başlayan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The herb is ____ its pleasant smell.

Cevabı göster

prized for

In ancient times, honey was known as liquid gold. Notlar

0:29

Antik çağlarda sıvı altın olarak bilinirdi.

Anlatım akışı

In ancient times: tarihsel zaman çerçevesi kurmak

Cümlenin başındaki In ancient times, ana bilgi verilmeden önce zaman çerçevesini kurar. Okuyucuya ifadenin şimdiki zamanla değil, uzak geçmişle ilgili olduğunu anlatır. Bu başlangıç ifadesi, bir açıklama veya hikâye tarihî arka plana geçerken kullanışlıdır. Virgül, zamanı belirten ifadeyi ana cümleden ayırır.

Alıştırma

Dersimizdeki tarihsel zaman ifadesiyle cümleyi tamamla: ____, people used the stars to navigate.

Cevabı göster

In ancient times

Deyimler

known as liquid gold: yüksek değeri anlatan bir mecaz

be known as + ad veya tanımlayıcı ifade yapısı, birinin ya da bir şeyin o adla çağrıldığını veya yaygın biçimde öyle tanımlandığını anlatır. Burada liquid gold, bal için kullanılan mecazlı bir tanımlamadır. Altın, nadirliği ve yüksek değeri çağrıştırır. Bu yüzden liquid gold, balın ne kadar değerli olduğunu vurgular. Balın içinde gerçek altın bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Honey was known as liquid gold cümlesindeki tanımlama ne anlama gelir?

  1. Bal yalnızca altın kaplarda saklanıyordu.
  2. Bal, gerçek altın eritilerek yapılıyordu.
  3. Balın son derece değerli olduğu düşünülüyordu.
Cevabı göster

Balın son derece değerli olduğu düşünülüyordu.

But now, thanks to modern farming methods, populations of many insects, including bees, are in decline. Kalıp ifadeler

0:32

Ancak günümüzde, modern tarım yöntemleri sayesinde arılar da dahil olmak üzere birçok böcek popülasyonu azalmaktadır.

Kalıp ifadeler

thanks to modern farming methods: bir neden belirtmek

thanks to ifadesini bir isim öbeği izlediğinde, bir sonucun nedeni belirtilir. Burada thanks to modern farming methods, böcek popülasyonlarının azalmasının nedeni olarak bu yöntemlerin gösterildiği anlamına gelir; yöntemlere teşekkür edildiği anlamına gelmez. Olumlu bir sonuçla kullanıldığında thanks to çoğunlukla yarar veya minnettarlık çağrıştırır. Bu olumsuz sonuçla birlikteyse eleştirel ya da alaycı duyulabilir ve hafif bir suçlama anlamı katabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede thanks to olumsuz bir nedeni doğal biçimde belirtir ve eleştirel duyulabilir?

  1. Thanks to the clear map, we found the cabin quickly.
  2. Thanks to a power cut, the shop had to close early.
  3. We gave our thanks to the shop after it closed.
Cevabı göster

Thanks to a power cut, the shop had to close early.

Kalıp ifadeler

populations ... are in decline: düşüş eğilimini anlatmak

Populations of many insects, birçok böcek türündeki birey gruplarını veya sayılarını ifade eder; including bees ise arıları buna bir örnek olarak ekler. populations çoğul olduğu için fiil are olur. Be in decline, bir şeyin zamanla azalmakta veya zayıflamakta olduğunu söylemenin oldukça resmî bir yoludur. are in decline yapısında decline, in edatından sonra gelen bir isimdir; ifadenin tamamı devam eden bir düşüş eğilimini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi be in decline ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Several local bird populations ____ because their nesting sites are disappearing.

Cevabı göster

are in decline

Saoirse, a worried listener from London,

0:40

Londra'dan endişeli bir dinleyici olan Saoirse,

called BBC World Service program CrowdScience about the problem.

0:43

bu sorun hakkında BBC World Service'in CrowdScience programını aradı.

I'm Saoirse from the UK,

0:48

Ben İngiltere'den Saoirse,

and my question is, can honey help save bees? Anlatım akışı

0:50

ve sorum şu: bal arıları kurtarmaya yardımcı olabilir mi?

Anlatım akışı

my question is, can ...? ile doğrudan soru sormak

My question is ifadesi, konuşmacının arka plan bilgisinden incelemek istediği ana konuya geçtiğini gösterir. Burada can honey help save bees? doğrudan sorusunu tanıtır. Ardından doğrudan bir soru geldiği için soru söz dizimi korunur: can + özne + fiilin yalın hâli; can honey help örneğinde olduğu gibi. Dolaylı soru biçiminde ise düz cümle sırası kullanılır: My question is whether honey can help save bees.

Alıştırma

Hangi cümle My question is ifadesini doğrudan bir soruyu tanıtmak için doğal biçimde kullanır?

  1. My question is, can this plan work?
  2. My question is, this plan can work?
  3. My question is, can this plan works?
Cevabı göster

My question is, can this plan work?

I've been vegan for about 9 years, and I don't eat honey myself, Dilbilgisi

0:53

Yaklaşık 9 yıldır veganım ve ben bal yemiyorum,

Dilbilgisi

I've been vegan for about 9 years: günümüze kadar devam eden bir durum

I've been vegan, have been şimdiki bitmiş zaman yapısının ardından vegan sıfatını kullanır. Geçmişte başlayan ve şu anda da geçerli olan bir durumu anlatır: konuşmacı yaklaşık dokuz yıl önce vegan olmuş ve hâlâ vegandır. For about nine years, devam eden bu durumun ne kadar sürdüğünü belirtir. Geçmişteki başlangıcı şu ana bağlamak için şimdiki bitmiş zamanla birlikte for + süre kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi be fiilinin şimdiki bitmiş zaman biçimiyle tamamlayın: She ____ a volunteer for six years, and she still helps every weekend.

Cevabı göster

has been

but I still have a question mark around it because I know that our bee populations are declining. Notlar

0:58

ama yine de bu konuda bir soru işaretim var çünkü arı popülasyonumuzun azaldığını biliyorum.

Deyimler

have a question mark around it: hâlâ emin olmamak

Bu cümlede I still have a question mark around it, “bu konuda hâlâ emin değilim” veya “bu konuda hâlâ bir çekincem var” demektir. it zamiri bal yeme konusuna gönderme yapar; still ise belirsizliğin devam ettiğini gösterir. Buradaki question mark, çözülmemiş bir şey için kullanılan mecazdır; gerçekten bir nesnenin çevresine konmuş noktalama işareti değildir. have a question mark around + konu yapısı, kişinin fikri tamamen reddetmeden şüphe veya çekince belirtmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki soru işareti mecazıyla tamamlayın: I still ____ the plan.

Cevabı göster

have a question mark around

Kalıp ifadeler

bee populations are declining: sürmekte olan bir düşüş eğilimi

Bee populations, belirli bölgelerdeki arı gruplarını veya arı sayılarını ifade eder. Çoğul populations, birden fazla yerel popülasyona ya da tür popülasyonuna gönderme yapabilir. Are declining, decline fiilinin şimdiki zamanın devam eden biçimidir. Burada zaman içinde süren bir düşüş eğilimini, yani arı popülasyonlarının küçüldüğünü anlatır. Tekil population ile is declining; çoğul populations ile are declining kullanılır.

Alıştırma

Eğilimi anlatan cümleyi decline fiilinin devam eden biçimiyle tamamlayın: Butterfly populations ____.

Cevabı göster

are declining

Saoirse is a vegan,

1:05

Saoirse bir vegan,

someone who doesn't eat anything which comes from animals, Dilbilgisi

1:07

yani hayvanlardan elde edilen hiçbir şeyi yemeyen biri,

Dilbilgisi

anything which comes from animals: bir şeyi kaynağına göre tanımlamak

Anything burada kapsamı sınırlandırılan belirsiz zamirdir. Niteleyici ilgi yan cümlesi which comes from animals, tam olarak nasıl bir şeyin kastedildiğini belirtir: hayvanlardan gelen bir şey. Which, comes fiilinin öznesidir; bu yüzden which'ten sonra ayrıca it getirilmez. Anything dil bilgisi bakımından tekil olduğu için fiil come değil comes olur. Yeniden kullanılabilecek kalıp anything which + tekil fiildir.

Alıştırma

Hangi cümle anything sözcüğünü tanımlamak için which yapısını doğru kullanır?

  1. We avoid anything which come from animals.
  2. We avoid anything which comes from animals.
  3. We avoid anything which it comes from animals.
Cevabı göster

We avoid anything which comes from animals.

not just meat, but things like milk, eggs, and honey too. Dilbilgisi

1:10

sadece et değil, aynı zamanda süt, yumurta ve bal gibi şeyleri de.

Dilbilgisi

not just meat, but things like...: kapsamı genişletmek

Not just A, but B kalıbı, A'nın kapsama dâhil olduğunu ve kapsamın B'ye de genişlediğini anlatır. Burada meat reddedilmez; daha geniş bir listenin bir parçasıdır. Things like tam bir liste değil, örnekler sunar. Milk, eggs, and honey diğer bazı hayvansal ürünleri gösterir; too ise “ayrıca” anlamını güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi not just ... but ... kullanarak tamamlayın: The museum has ____ paintings, ____ things like old maps and coins too.

Cevabı göster

not just · but

Although Saoirse doesn't eat honey herself, Dilbilgisi

1:15

Saoirse kendisi bal yemese de,

she says there's a question mark around eating honey.

1:18

bal yemenin etrafında bir soru işareti (a question mark) olduğunu söylüyor.

Dilbilgisi

Although Saoirse doesn't eat honey herself: önce ödünleme zemini kurmak

“Although Saoirse doesn't eat honey herself” bir ödünleme yan cümlesidir. Önce belirli bir sonuç beklemenize yol açabilecek bir olgu verir; ana cümle ise ardından farklı veya daha karmaşık bir durum sunar. Although burada “... olmasına rağmen” anlamına gelir. Herself vurgu katar: bal yemeyen kişi bizzat Saoirse’dir.

Alıştırma

Although kelimesinin doğru kullanıldığı cümleyi seçin.

  1. Although was Mia tired, she finished the race.
  2. Although Mia was tired, she finished the race.
  3. Although Mia was tired, but she finished the race.
Cevabı göster

Although Mia was tired, she finished the race.

The phrase a question mark around something means there's doubt or uncertainty about something.

1:22

A question mark around something (bir şeyin etrafındaki soru işareti) ifadesi, bir şey hakkında şüphe veya belirsizlik olduğu anlamına gelir.

And what Saoirse is uncertain about Dilbilgisi

1:28

Ve Saoirse'nin emin olamadığı şey

is whether eating honey might actually save bees.

1:31

bal yemenin arıları gerçekten kurtarıp kurtaramayacağıdır.

Dilbilgisi

what ... is uncertain about is whether ...: kesin soruya odaklanmak

“What Saoirse is uncertain about”, “Saoirse’nin emin olmadığı şey” anlamına gelen bir what yan cümlesidir. Bu yan cümlenin tamamı öznedir ve is, onu belirsizliğin tam olarak ne olduğunu belirten whether yan cümlesine bağlar. Bu odak yapısı önemli yeni bilgiyi is sözcüğünden sonra verir. Whether, cevabı evet veya hayır olan bir konuyu sunar ve yan cümlesinde bildirme cümlesi söz dizimi kullanılır: whether the plan is safe doğrudur; whether is the plan safe değildir.

Alıştırma

What ... is whether ... odak yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. What we need to decide whether is the trip safe.
  2. What we need to decide is whether the trip is safe.
  3. What do we need to decide is whether the trip is safe.
Cevabı göster

What we need to decide is whether the trip is safe.

So, would it be better for declining bee populations if more people ate honey? Dilbilgisi

1:34

Yani, daha fazla insanın bal yemesi azalan arı popülasyonları için daha mı iyi olurdu?

Dilbilgisi

Would it be better ... if ... ate ...?: varsayımsal bir soru

Would + özne + be better ... if + özne + fiilin geçmiş zaman biçimi, dinleyiciden olası bir değişikliği hayal edip sonucunu değerlendirmesini ister. Buradaki ate, daha fazla insanın bal yemesini varsayımsal bir koşul olarak sunar; geçmişte gerçekleşmiş bir olayı anlatmaz. Bu kalıp bir seçeneği, politikayı veya olası sonucu değerlendirirken kullanışlıdır.

Alıştırma

Varsayımsal soruyu Would ve use fiilinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: ____ the park be cleaner if visitors ____ the bins?

Cevabı göster

Would · used

That's what we'll be discussing using some useful new words and phrases. Anlatım akışı

1:41

İşte bazı yararlı yeni kelimeler ve ifadeler kullanarak tartışacağımız şey bu.

Anlatım akışı

That's what we'll be discussing ile sıradaki konuyu duyurmak

That, hemen önce sunulan soru veya düşünceye gönderme yapar. what we'll be discussing yan cümlesi, önceki noktayı yaklaşan tartışmanın konusu olarak belirler. İfade, giriş ile ana bölüm arasında köprü kurar: sorunun veya düşüncenin tamamını tekrarlamadan sıradaki konuyu duyurur.

Alıştırma

Bir sunucu şehirdeki ağaçların neden önemli olduğunu az önce sordu. Hangi cümle bu soruya gönderme yapıp onu bugünün konusu olarak duyurur?

  1. That's when we'll be discussing it.
  2. That's what we'll be discussing today.
  3. That's why we'll be discussing it today.
Cevabı göster

That's what we'll be discussing today.

Plus, you'll find all the vocabulary from this episode on our website,

1:45

Ayrıca, bu bölümdeki tüm kelimeleri web sitemizde bulabilirsiniz,

bbclearningenglish.com.

1:50

bbclearningenglish.com.

But bee-fore that, Deyimler

1:52

Ama ondan önce,

Deyimler

But bee-fore that: bee ve before ile yapılan arı temalı kelime oyunu

Arı temalı bu bağlamda bee-fore, before sözcüğünün eğlenceli bir biçimde yeniden yazılmasıdır: alışılmış bir geçiş ifadesine bee sözcüğünü yerleştirir. But bee-fore that yine But before that anlamına gelir ve konuşanın önce başka bir şey yapacağını ya da söyleyeceğini belirtir. Şaka, before sözcüğünü tanımaya devam ederken bee sözcüğünü görmek veya duymakla oluşur. bee-fore yeni bir sözlük sözcüğü veya farklı bir zaman ifadesi değildir.

Alıştırma

But bee-fore that ifadesinde bee-fore ne işe yarıyor?

  1. before sözcüğünün standart Britanya İngilizcesi yazımıdır.
  2. Arı temalı bir şakadır ve yine before anlamına gelir.
  3. Bir arının fiziksel olarak bir şeyin önünde olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Arı temalı bir şakadır ve yine before anlamına gelir.

I have a question for you, Phil.

1:54

sana bir sorum var, Phil.

The buzzing sound bees are famous for is made by flapping their four wings incredibly fast. Notlar

1:56

Arıların o meşhur vızıltı sesi, dört kanadını inanılmaz derecede hızlı çırpmalarıyla oluşur.

Kalıp ifadeler

are famous for: arıların hangi özelliğiyle tanındığını belirtmek

Be famous for, “belirli bir özellik, başarı veya şey nedeniyle yaygın olarak tanınmak” anlamına gelir. Yaygın yapı X + be famous for + isim veya -ing biçimidir. Bu cümlede sözcükler the buzzing sound that bees are famous for yapısındaki gibi çalışır, ancak that kullanılmamıştır. The buzzing sound, anlam bakımından for sözcüğünden sonra ne geldiğini gösterir. Bu nedenle ifade “arıların iyi bilindiği vızıltı sesi” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi be famous for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This island ____ its pink beaches.

Cevabı göster

is famous for

Dilbilgisi

is made by flapping: bir yöntemi açıklamak

is made by flapping ifadesinde is made edilgen yapıdadır: açıklanan sonuç vızıltı sesidir. Odak, arıları eylemi yapan olarak belirtmekten çok sesin nasıl oluştuğundadır. By yöntemi belirtir, bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by flapping. Yeniden kullanılabilen kalıp sonuç + be made by + -ing şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için is made by ve hit fiilinin -ing biçimini kullanın: The drum sound ____ the skin with a stick.

Cevabı göster

is made by hitting

But, how fast?

2:03

Peki ama ne kadar hızlı?

Do honey bees flap their wings A) 90 times per second,

2:05

Bal arıları kanatlarını A) saniyede 90 kez mi,

B) 190 times per second,

2:10

B) saniyede 190 kez mi,

or C) 290 times per second?

2:13

yoksa C) saniyede 290 kez mi çırpar?

Well, I have absolutely no idea, Ton ve niyet

2:17

Valla hiçbir fikrim yok,

Ton ve niyet

Well, I have absolutely no idea: hiçbir fikri olmadığını söylemek

I have absolutely no idea, konuşan kişinin hiçbir şey bilmediği anlamına gelir. Absolutely, no idea ifadesini güçlendirir; cümleyi yumuşatmaz. Well, kişinin cevap vermeye başlamasına veya cevap öncesinde kısa bir ara vermesine yardımcı olur. Cevabı daha doğal duyurabilir, ancak ardından gelen bilmediğini kabul etme ifadesi hâlâ çok güçlüdür.

Alıştırma

Well, I have absolutely no idea en açık biçimde ne anlatır?

  1. Konuşan kişinin hiçbir bilgisi veya ipucu yoktur.
  2. Konuşan kişinin muhtemelen doğru olan bir tahmini vardır.
  3. Konuşan kişi cevabı biliyordur ama söylemek istemiyordur.
Cevabı göster

Konuşan kişinin hiçbir bilgisi veya ipucu yoktur.

so I'm going to guess 190 times per second. Kalıp ifadeler

2:20

bu yüzden saniyede 190 kez diye tahmin edeceğim.

Kalıp ifadeler

I'm going to guess: kesin olmayan bir cevabı sunmak

I'm going to guess, dinleyene birazdan verilecek cevabın kesin olmadığını bildirir. Bu cümlede kesin bir sayıyı gerçek olarak değil, tahmin olarak sunup ifadenin kesinliğini azaltır. Yapı be going to + fiilin yalın hâlidir. Burada konuşanın sıradaki eylemini, yani tahminde bulunacağını bildirir.

Alıştırma

Cümleyi, kesin olmayan bir cevap verileceğini bildiren ders ifadesiyle tamamlayın: ____ there are thirty books on that shelf.

Cevabı göster

I'm going to guess

Okay, well,

2:24

Tamam, pekala,

we'll find out the answer later in the program. Öbek fiiller

2:25

cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Öbek fiiller

we'll find out: cevabı daha sonra öğrenmek

Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek demektir. Bu cümlede we'll find out, cevabın şu anda bilinmediğini ancak programın ilerleyen bölümünde öğrenileceğini anlatır. Find out bir öbek fiildir. Ardından find out the answer örneğindeki gibi bir isim öbeği veya find out why it happened örneğindeki gibi bir soru yan cümlesi gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi, “daha önce bilinmeyen bilgiyi öğrenmek” anlamındaki iki kelimelik ders öbek fiiliyle tamamlayın: We'll ____ who won the art contest tomorrow.

Cevabı göster

find out

We've been talking about honey bees, Dilbilgisi

2:28

Bal arılarından (honey bees) bahsediyoruz,

Dilbilgisi

We've been talking about: süregelen bir konuşmayı hatırlatma

We've been talking about, İngilizcedeki present perfect continuous yapısını kullanır: we've (= we have) + been + talking. Daha önce başlayıp şu ana kadar süren ya da çok kısa süre önce biten bir konuşmaya dönüp bakar. Burada about, honey bees konusunu tanıtır. Bu ifade, yeni bir nokta eklemeden veya konuşmanın yönünü değiştirmeden önce dinleyicilere ele alınan konuyu hatırlatır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kısaltılmış ifadeyle tamamen aynı olacak şekilde tamamlayın: ____ the budget for twenty minutes, and now let's choose an option.

Cevabı göster

We've been talking about

but these are just one of the 20,000 species of bee which exist around the world. Dilbilgisi

2:30

ancak bunlar dünya çapında var olan 20.000 arı türünden sadece biridir.

Dilbilgisi

one of the 20,000 species of bee: bir gruptan tek bir üyeyi seçme

one of + çoğul isim, daha büyük bir gruptaki tek bir üyeyi belirtir. one of the 20,000 species of bee ifadesinde one tek bir türü, 20,000 species ise bu türü içeren daha büyük grubu gösterir. Species sözcüğünün tekil ve çoğul yazımı aynıdır. Burada 20,000 sayısı çoğul olduğunu açıkça gösterir; düzenli sayılabilen bir isimde çoğul eki görünür: one of the tallest buildings.

Alıştırma

Hangi ifade “en yüksek binalar grubundaki bir bina” anlamını doğru biçimde verir?

  1. one of the tallest building
  2. one of the tallest buildings
  3. one from the tallest buildings
Cevabı göster

one of the tallest buildings

In fact,

2:36

Aslında,

honey bees are one of the most widespread insects on the planet and not endangered at all. Notlar

2:37

bal arıları gezegendeki en yaygın böceklerden biridir ve nesilleri hiç de tehlikede değildir.

Kelime

gezegende en geniş alana yayılmış böceklerden biri

Bu cümlede widespread, dünyanın birçok farklı yerinde bulunmak demektir. one of the most widespread insects ifadesi, bal arılarını coğrafi dağılımı en geniş olan böcekler arasına koyar. Widespread, yalnızca böcek sayısını değil, yayılımı veya dağılım alanını anlatır. one of the most + adjective + plural noun yapısı, bir niteliğe göre grubun en üst sıralarında bulunan üyelerden birini belirtir.

Alıştırma

Bir geleneğin bir bölgenin birçok yerinde bulunduğunu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The family has numerous customs.
  2. The custom is widespread across the whole region.
  3. The custom is common in this one family.
Cevabı göster

The custom is widespread across the whole region.

Kalıp ifadeler

not endangered at all: olumsuzluğu güçlendirme

not endangered at all ifadesinde at all, olumsuzluk bildiren not sözcüğünü güçlendirir. Bu ifade, bal arılarının hiçbir şekilde nesli tükenme tehlikesi altında olmadığını anlatır. not + adjective + at all yapısı, bir düşünceyi açıkça reddetmek veya yanlış bir izlenimi düzeltmek için sık kullanılır. Örneğin not difficult at all, bir şeyin hiç zor olmadığı anlamına gelir.

Alıştırma

Bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle not ... at all yapısını tamamlayın: The test was not difficult ____.

Cevabı göster

at all

But the picture isn't so good for wild bees, Deyimler

2:43

Ancak yaban arıları için tablo o kadar da iyi değil,

Deyimler

the picture isn't so good: genel durum olumlu değil

Burada the picture bir fotoğrafı değil, genel durumu ifade eder. The picture isn't so good, yabani arılarla ilgili gerçeklerin pek olumlu olmayan bir duruma işaret ettiği anlamına gelir. Baştaki But, önceki konuyla bir karşıtlık kurar. Picture kelimesinin bu kullanımı, birkaç farklı gerçeği tek bir genel görünüm altında özetlemeyi sağlar.

Alıştırma

Şu cümlede picture ne anlama gelir: “The employment picture isn't so good this year.”?

  1. Henüz tamamlanmamış bir çizim
  2. Çalışanların bir fotoğrafı
  3. Genel istihdam durumu
Cevabı göster

Genel istihdam durumu

including the bumblebee,

2:46

bombus arısı da buna dahil,

as biologist Dave Goulson from the University of Sussex explained to BBC World Service program CrowdScience. Anlatım akışı

2:48

tıpkı Sussex Üniversitesi'nden biyolog Dave Goulson'un BBC World Service'in CrowdScience programına açıkladığı gibi.

Anlatım akışı

as biologist Dave Goulson ... explained: uzman kaynağı tanıtmak

as + kişi + explained kalıbı, “o kişinin açıkladığı gibi” anlamına gelir. Yakındaki bilginin o kişiden geldiğini belirtir. Burada ad, meslek ve üniversite, uzman kaynağın kim olduğunu gösterir. Bir haberde bu as yan cümlesi, dinleyiciyi anlatıcının girişinden uzmanın açıklamasına taşır. Burada as, açıklanan şeye işaret eder; çünkü anlamına gelmez.

Alıştırma

“As the doctor explained, recovery takes time” cümlesinin başındaki as yan cümlesinin temel görevi nedir?

  1. Doktorun iyileşmeye neden olduğunu söylemek
  2. Doktoru açıklamanın kaynağı olarak göstermek
  3. Doktoru iyileşmeyle karşılaştırmak
Cevabı göster

Doktoru açıklamanın kaynağı olarak göstermek

In the UK,

2:56

İngiltere'de,

we have 26 bumblebee species,

2:57

26 bombus arısı türümüz var,

but three have gone extinct. Kalıp ifadeler

2:59

ancak üçünün nesli tükendi.

Kalıp ifadeler

have gone extinct: türlerin bütünüyle yok olmuş olması

Go extinct, bir türün tamamının artık var olmaması anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Have gone extinct yapısındaki present perfect, bu değişimi tamamlanmış ve sonucu bugün önemli olan bir olay olarak sunar. Burada three, 26 bombus arısı türünden üçünün yerini tutar. İfade, tek tek üç arının ölümünü değil, bu üç türün bütünüyle kaybolmasını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi go extinct ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Several island bird species ____ since 1900.

Cevabı göster

have gone extinct

Many of the others are now clinging on in little isolated pockets of good habitat. Notlar

3:01

Diğerlerinin birçoğu şu anda iyi yaşam alanlarının küçük, izole edilmiş bölgelerinde tutunmaya çalışıyor.

Öbek fiiller

are now clinging on: güçlükle hayatta kalmak

Cling on, gerçek anlamıyla bir şeyi tutmaya devam etmek demek olabilir; ancak burada mecazidir: durum çok zorken varlığını sürdürmek veya hayatta kalmak. Are now clinging on, bu mücadelenin şu anda devam ettiğini gösterir. Tarafsız survive ile karşılaştırıldığında clinging on, zayıflık ve tehlike duygusu ekler: türler hâlâ vardır, ancak uzun süre dayanamayabilirler.

Alıştırma

Cümleyi cling on ifadesinin present continuous biçimiyle tamamlayın: The small family shop ____ despite rising costs.

Cevabı göster

is clinging on

Deyimler

little isolated pockets of good habitat: küçük ve birbirinden ayrı iyi yaşam alanları

Burada pockets, bir şeyin bulunduğu küçük alanları anlatan bir benzetmedir. Bunlar giysi cepleri değil, gerçek arazi parçalarıdır. Little ve isolated, iyi yaşam alanının yalnızca birbirinden ayrı küçük bölgelerde kaldığını gösterir. pockets of + isim yapısı, daha büyük bir alan içindeki dağınık kümeleri anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede pockets ne anlama geliyor? A few pockets of snow remained on the hills.

  1. Tek ve kesintisiz bir kar alanı.
  2. Birbirinden ayrı küçük kar alanları.
  3. Kardan yapılmış cepler.
Cevabı göster

Birbirinden ayrı küçük kar alanları.

The honey bees have beekeepers to look after them, Öbek fiiller

3:06

Bal arılarının onlara bakacak arıcıları var,

Öbek fiiller

to look after them: onlarla ilgilenmek

Look after, bir insanla, hayvanla veya sorumluluğunuzdaki bir şeyle ilgilenmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Buradaki them, honey bees ifadesine gönderme yapar. to look after them mastar yapısı, arıcıların hangi işi yapmak için bulunduğunu açıklar.

Alıştırma

Cümleyi “ilgilenmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Could you ____ my rabbit while I am away?

Cevabı göster

look after

but nobody's looking out for the wild bees. Öbek fiiller

3:09

ancak yaban arılarını kollayan kimse yok.

Öbek fiiller

look out for the wild bees: yabani arıları korumak ve desteklemek

Bu cümlede nobody's looking out for the wild bees, yabani arıları koruyan veya onlar için en iyisinin ne olduğunu düşünen hiç kimse olmadığı anlamına gelir. Buradaki nobody's, nobody is ifadesinin kısaltmasıdır. Look out for, bir kişi veya grup için kullanıldığında tehlikelere karşı dikkatli olmak ve onların çıkarlarını korumak anlamına gelebilir. Yalnızca dışarı bakmak veya onları fark etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede look out for ne anlama geliyor? Older students look out for the younger children.

  1. Küçük çocukları bulmaya çalışırlar.
  2. Küçük çocukları korumaya ve desteklemeye yardımcı olurlar.
  3. Küçük çocukların tüm günlük bakımını üstlenirler.
Cevabı göster

Küçük çocukları korumaya ve desteklemeye yardımcı olurlar.

Three of the 26 species of British bumblebee have gone extinct.

3:11

26 İngiliz bombus arısı türünden üçünün nesli tükendi.

And Dave says other species are clinging on,

3:16

Ve Dave diğer türlerin clinging on (tutunmaya çalıştıklarını) söylüyor,

meaning barely continuing to survive with great effort.

3:18

yani büyük bir çabayla zar zor hayatta kalmaya devam ettiklerini ifade ediyor.

This happens in isolated pockets,

3:22

Bu, isolated pockets (izole olmuş bölgelerde),

small areas of habitat in which a particular insect or animal can survive.

3:25

yani belirli bir böcek veya hayvanın hayatta kalabileceği küçük habitat alanlarında gerçekleşiyor.

So, while honey bees may not be endangered, Dilbilgisi

3:30

Yani bal arılarının nesli tükenmekte olmayabilir,

lots of other bee species are.

3:33

ancak diğer pek çok arı türünün nesli tükenmekte.

Dilbilgisi

while honey bees may not be endangered: karşıtlıktan önce kabul

Burada while, bir şey olduğu sırada değil, her ne kadar anlamındadır. Konuşan kişi önce bal arılarının nesli tükenme tehlikesi altında olmayabileceğini kabul eder. Ardından ana cümlede bunu, tehlike altında olan diğer birçok arı türüyle karşılaştırır. A'yı kabul edip ardından B'deki farklı durumu vurgulamak için while A, B yapısını kullanabilirsiniz. May, ilk iddiayı kesin bir ifade olmaktan çıkarıp daha temkinli hâle getirir.

Alıştırma

Kabul ve karşıtlık bildirmek için cümleyi while ile tamamlayın: ____ the library is small, it has many useful books.

Cevabı göster

While

And this is bad news because we rely on insects to pollinate crops and to keep ecosystems functioning. Notlar

3:36

Ve bu kötü bir haber çünkü ekinleri tozlaştırmak ve ekosistemlerin işleyişini sürdürmek için böceklere güveniyoruz.

Kalıp ifadeler

we rely on insects to pollinate crops: rely on X to do Y yapısı

rely on X to do Y, X'in Y'yi yapmasına bel bağlamak demektir. Burada ekinleri tozlaştırmaları için böceklere bel bağlıyoruz. Bu yapıda X, ihtiyaç duyulan kişiyi veya şeyi; to + fiilin yalın hâli ise onun yapması gereken eylemi belirtir. on edatı atılamaz.

Alıştırma

rely on X to do Y yapısını robots ve lift sözcükleriyle kullanarak cümleyi tamamlayın: The workers ____ the heavy boxes.

Cevabı göster

rely on robots to lift

Dilbilgisi

keep ecosystems functioning: keep + nesne + fiil-ing yapısı

Baştaki to, böceklerin yapmasına bel bağladığımız ikinci eylemi başlatır. Bu eylemin içinde keep + nesne + fiil-ing, bir şeyin çalışmayı sürdürmesini sağlamak demektir. keep ecosystems functioning ifadesinde ecosystems sürdürülen şeyi, functioning ise onun çalışmaya devam ettiğini belirtir. Sıralama keep + nesne + fiil-ing şeklindedir. keep the engine running örneğinde olduğu gibi nesne, -ing biçiminden önce gelir.

Alıştırma

keep + nesne + -ing yapısını the system ve function ile kullanarak cümleyi tamamlayın: A backup battery ____ during a power cut.

Cevabı göster

keeps the system functioning

That's right, Beth.

3:42

Haklısın, Beth.

87% of all plant species need insects for pollination.

3:44

Tüm bitki türlerinin %87'si tozlaşma için böceklere ihtiyaç duyar.

So, without them, Dilbilgisi

3:49

Yani onlar olmadan,

most plants on Earth would disappear,

3:50

Dünya'daki bitkilerin çoğu yok olurdu,

Dilbilgisi

without them ... would disappear: eksik bir koşul ve varsayımsal sonucu

Without them, bir şeyin eksik olduğu varsayımsal bir koşul kurar: Daha önce söz edilen şeylerin var olmadığı veya kullanılamadığı anlamına gelir. Ana cümle olan most plants on Earth would disappear, bu koşulun sonucunu verir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp Without + isim veya zamir, özne + would + fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Harita olmamasının hayalî sonucunu hangi cümle doğru anlatır?

  1. Without the map, we would get lost.
  2. Without the map, we would to get lost.
  3. Without the map, we would getting lost.
Cevabı göster

Without the map, we would get lost.

which would obviously be catastrophic. Dilbilgisi

3:52

ki bu açıkça felaket olurdu.

Dilbilgisi

which would obviously be catastrophic: önceki cümleciğin tamamına yorum yapma

Buradaki which yalnızca plants veya Earth sözcüklerine değil, önceki durumun tamamına, yani Dünya'daki bitkilerin çoğunun yok olmasına gönderme yapar. Ardından would obviously be catastrophic bu sonucun tamamını değerlendirir. Tam cümlecik, which + fiil kalıbı, önceki cümleciğin tamamına ilişkin bir sonuç veya yorum ekleyebilir. Virgül, bunun bir ismi belirleyen bilgi değil, ek bilgi olduğunu gösterir.

Alıştırma

Önceki olayın tamamının sonucunu eklemek için virgül + which yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The school closed early which gave everyone time to get home safely.
  2. The school which closed early gave everyone time to get home safely.
  3. The school closed early, which gave everyone time to get home safely.
Cevabı göster

The school closed early, which gave everyone time to get home safely.

But, according to Dave Goulson, Anlatım akışı

3:55

Ancak, Dave Goulson'a göre,

pollination is just one of the many things bees do for us,

3:58

tozlaşma, arıların bizim için yaptığı birçok şeyden sadece biridir,

Anlatım akışı

according to Dave Goulson: bilgi kaynağını belirtme

Bu cümlede according to Dave Goulson, ardından gelen düşüncenin kimden geldiğini, yani Dave Goulson'dan geldiğini gösterir. Konuşan kişi bu bilgiyi yalnızca kendi düşüncesiymiş gibi sunmak yerine ondan aktarıyor. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp according to + kişi, kurum, rapor veya başka bir kaynak şeklindedir. Önce kaynağı belirtip sonra kaynağın ne söylediğini vererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Kaynağı belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the park ranger, this trail closes at sunset.

Cevabı göster

According to

as he explained to BBC World Service's CrowdScience.

4:02

tıpkı BBC World Service'in CrowdScience programında açıkladığı gibi.

That isn't the only thing that insects are doing, Anlatım akışı

4:06

Böceklerin yaptığı tek şey bu değil,

Anlatım akışı

That isn't the only thing: daha fazla bilgi geleceğini belirtme

That, az önce sözü edilen etkinliğe veya yarara gönderme yapar. Konuşan kişi it isn't the only thing diyerek bu noktanın her şey değil, birkaç noktadan biri olduğunu gösterir. Bir geçiş ifadesi olarak That isn't the only thing, dinleyiciye başka bir noktanın geleceğini bildirir. Bu kalıp yeni bilgiyi daha önce söylenenlere bağlar.

Alıştırma

Konuşan kişi “This backpack is waterproof. That isn't the only thing it can do.” diyor. Dinleyici bundan sonra ne beklemelidir?

  1. Tam olarak aynı özelliğin tekrarı.
  2. Sırt çantasının başka bir özelliği.
  3. Başka bilgi verilmeden konunun bitmesi.
Cevabı göster

Sırt çantasının başka bir özelliği.

and there are much less glamorous, Kelime

4:08

ve çok daha az gösterişli,

less well-known things like recycling cow poo Dilbilgisi

4:11

daha az bilinen şeyler de var; inek dışkısını geri dönüştürmek

Kelime

much less glamorous, less well-known things: gözden kaçan etkinlikleri anlatmak

Bu cümlede much less glamorous, “çok daha az heyecan verici, çekici veya etkileyici” demektir. Much, less ile yapılan karşılaştırmayı güçlendirir. Less well-known ise “çoğu insan tarafından daha az bilinen” anlamına gelir. Her iki sıfat grubu da things sözcüğünü niteler. Bu ifade, bu etkinlikleri daha çok dikkat çeken etkinliklerle karşılaştırır. Daha az ilgi gördüklerini söyler; önemsiz olduklarını söylemez.

Alıştırma

Cümledeki “much less glamorous, less well-known things” ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. diğerlerinden daha güzel ve ünlü şeyler
  2. çok daha az ilgi çekici ve halk tarafından daha az bilinen şeyler
  3. tamamen yararsız ve gizli şeyler
Cevabı göster

çok daha az ilgi çekici ve halk tarafından daha az bilinen şeyler

and helping to keep the soil healthy

4:15

ve toprağı sağlıklı tutmaya yardımcı olmak

and helping to control crop pests and so on. Kalıp ifadeler

4:17

ve mahsul zararlılarını kontrol etmeye yardımcı olmak gibi.

Dilbilgisi

things like recycling ... and helping ...: etkinlikleri örneklerle sıralamak

Burada like, “örneğin” anlamına gelir. Things like, genel bir kategoriye ait örnekleri tanıtır. Buradaki örnekler etkinliklerdir: inek dışkısını geri dönüştürmek, toprağın sağlıklı kalmasına yardımcı olmak ve ürün zararlılarını kontrol etmeye yardımcı olmak. Üç örneğin hepsi -ing biçimini kullanır: recycling ..., helping ... ve helping .... Bu uyumlu yapıya paralel yapı denir ve uzun bir listenin daha kolay izlenmesini sağlar. Things like ifadesinden sonra isim grupları kullanılır; örnekler eylem olduğunda -ing grupları doğal bir seçimdir.

Alıştırma

Hangi cümle, etkinlik örnekleri vermek için things like ifadesini uyumlu -ing biçimleriyle doğru kullanır?

  1. Things like collected litter and to plant trees can help the park.
  2. Things like collecting litter and planting trees can help the park.
  3. Things like collect litter and planting trees can help the park.
Cevabı göster

Things like collecting litter and planting trees can help the park.

Kalıp ifadeler

and so on: tamamlanmamış bir listeyi bitirmek

and so on bir listenin sonunda yer alır ve “ve benzeri başka şeyler” anlamına gelir. Konuşanın her bir öğeyi tek tek söylemediğini dinleyiciye bildirir. Söylenmeyen öğeler, önceki örneklerin oluşturduğu kategoriye ait olmalıdır. Bu ifade yeni bir konu başlatmak yerine o listeyi kapatır.

Alıştırma

Benzer başka öğelerin atlandığını gösteren, dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The craft table has paper, crayons, glue, ____.

Cevabı göster

and so on

All of which are also really important, Dilbilgisi

4:20

Bunların hepsi de gerçekten çok önemli,

Dilbilgisi

All of which are also really important: önceki her öğeyi birlikte değerlendirmek

all of which yapısında which, az önce sözü edilen birkaç şeye gönderme yapar; all ise yorumun bunların her biri için geçerli olduğunu gösterir. Çoğul fiil are, bu birden fazla öğeyle uyumludur. Bu ifade, aynı yorumu her öğe için tekrarlamak yerine bütün listeye tek bir ortak yorum eklemeyi sağlar. Öncesinde neye gönderme yaptığı belli olan bir liste bulunmalı ve ifade genellikle bu listenin ardından virgülle gelir.

Alıştırma

Yorumun listelenen her öğe için geçerli olmasını sağlayan, dersteki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The campsite provides clean water, toilets, and secure lockers, ____ are included in the fee.

Cevabı göster

all of which

and we kind of take them for granted or are just oblivious that they're even happening. Notlar

4:22

ve biz onları bir nevi çantada keklik sanıyoruz (take for granted) ya da bunların gerçekleştiğinden tamamen habersiziz.

Deyimler

kind of take them for granted: onları bir bakıma olağan kabul etmek

Take them for granted, bir şey sürekli var olduğu veya düzenli olarak erişilebilir olduğu için onu artık fark etmemek ya da yeterince takdir etmemek anlamına gelen bir deyimdir. Burada them, böceklerin pek fark edilmeyen faaliyetlerini anlatır. Kind of, “biraz” veya “bir dereceye kadar” demektir. Günlük konuşmada eleştiriyi yumuşatarak ifadenin daha az kesin duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi kind of ve take ... for granted deyimiyle tamamlayın: Because clean water is always available, we ____ it ____.

Cevabı göster

kind of take · for granted

Kelime

be oblivious that ...: … olduğunun hiç farkında olmamak

Be oblivious that ..., belirtilen gerçeğin doğru olduğunun hiç farkında olmamak anlamına gelir. Burada insanlar bu faaliyetlerin gerçekleştiğini bile fark etmez. That ile başlayan yan cümle, fark edilmeyen gerçeği belirtir. Just anlatımı daha vurgulu ve doğrudan yaparken even, kaçırılan gerçeğin ne kadar temel veya şaşırtıcı olduğunu öne çıkarır.

Alıştırma

Maya was oblivious that the timer had rung. Bu ne anlama gelir?

  1. Zamanlayıcıyı bilerek kapattı.
  2. Zamanlayıcıyı duyduğunu açıkça hatırlıyordu.
  3. Zamanlayıcının çaldığını fark etmedi.
Cevabı göster

Zamanlayıcının çaldığını fark etmedi.

Recycling cow poo and keeping the soil healthy Dilbilgisi

4:27

İnek dışkısını geri dönüştürmek ve toprağı sağlıklı tutmak

are two important jobs bees do which we take for granted.

4:31

arıların yaptığı ve bizim take for granted (çantada keklik sandığımız / kıymetini bilmediğimiz) iki önemli iştir.

Dilbilgisi

Recycling cow poo and keeping the soil healthy: özne olan iki paralel -ing öbeği

Recycling cow poo ve keeping the soil healthy, paralel yapıdaki iki -ing öbeğidir. Her öbek, bir eylemi cümlenin hakkında konuşabileceği bir şey gibi sunar. and ile bağlanınca birlikte özneyi oluştururlar. Burada iki ayrı işi adlandırdıkları için çoğul fiil are kullanılır. Bu yapıyla etkinlikleri gruplayıp nasıl olduklarını veya neden önemli olduklarını söyleyebilirsin.

Alıştırma

Hangi cümlede iki -ing öbeği özne olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Read every day and getting enough sleep are two healthy habits.
  2. Reading every day and getting enough sleep are two healthy habits.
  3. Reading every day and getting enough sleep is two healthy habits.
Cevabı göster

Reading every day and getting enough sleep are two healthy habits.

If you take something for granted,

4:35

Bir şeyi take for granted (kıymetini bilmemek / olağan karşılamak) yaparsanız,

you fail to value or appreciate something which benefits you.

4:37

size fayda sağlayan bir şeye değer vermez veya minnettar olmazsınız.

We humans are oblivious,

4:41

Biz insanlar oblivious'uz,

meaning unaware or unmindful of the many things bees do to support life on Earth. Kalıp ifadeler

4:44

yani Dünya'daki yaşamı desteklemek için arıların yaptığı birçok şeyin farkında değiliz veya bunları umursamıyoruz.

Kalıp ifadeler

to support life on Earth: canlıların varlığını sürdürmesine yardımcı olmak

to support life on Earth ifadesinde support, canlılara ihtiyaç duydukları şeyleri sağlayarak varlıklarını sürdürmelerine yardımcı olmak demektir. Bir görüşe katılmak anlamına gelmez. Buradaki life, genel olarak canlıları ve yaşamın bütününü anlatır. to ile başlayan bölüm bir mastar öbeğidir. Arıların yaptığı şeylerin amacını veya işlevini açıklar: Bu eylemler yaşamın sürmesine yardım eder. Bu ifade, yaşamı mümkün kılan her türlü eylem, süreç veya koşulu anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki beş kelimelik çevre ifadesiyle tamamlayın: Healthy oceans provide food and oxygen ____.

Cevabı göster

to support life on Earth

So, while eating more honey probably won't do much to save wild bees, Kalıp ifadeler

4:50

Yani, daha fazla bal yemek muhtemelen yaban arılarını kurtarmak için pek bir işe yaramayacak olsa da,

Kalıp ifadeler

won't do much to save: etkinin sınırlı olacağını düşünmek

do much to + fiilin yalın hâli, “bir hedefe ulaşmada büyük etki yaratmak” anlamına gelir. won't do much to save ifadesinde won't bu düşünceyi olumsuz yapar: eylemin yabani arıları kurtarmada yalnızca küçük bir etkisi olması beklenir; bu, hiç etkisi olmayacağı anlamına gelmez. probably sözcüğü, yargıyı kesin değil temkinli hâle getirir. Bir eylemin büyük bir fark yaratmasının pek olası olmadığını düşündüğünüzde won't do much to + fiil yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan düşünce ne anlama geliyor? “One small sign won't do much to solve the parking problem.”

  1. Sorunu tamamen çözecektir.
  2. Sorun hakkında konuşmayı imkânsız hâle getirecektir.
  3. Sorun üzerinde büyük bir etkisi olması pek olası değildir.
Cevabı göster

Sorun üzerinde büyük bir etkisi olması pek olası değildir.

there are things you can do such as growing bee-friendly plants which flower in spring like lavender. Notlar

4:54

lavanta gibi ilkbaharda çiçek açan arı dostu bitkiler yetiştirmek gibi yapabileceğiniz şeyler var.

Kalıp ifadeler

things you can do such as growing: genel bir fikirden örneğe geçmek

things you can do, yapılabilecek eylemleri geniş bir grup olarak tanıtır. Ardından such as growing... bu grubu tek bir somut eyleme indirger. Genelden özele giden bu düzen, tavsiyelerde ve eylem listelerinde yaygındır: önce yardımın türünü belirtin, ardından bir örnekle onu uygulanabilir hâle getirin.

Alıştırma

Hangi cümle, daha genel bir öneriye örnek olarak belirli bir eylemi doğal biçimde verir?

  1. There are simple ways to save water, such as to taking shorter showers.
  2. There are simple ways to save water, such as taking shorter showers.
  3. There are simple ways to save water, such as take shorter showers.
Cevabı göster

There are simple ways to save water, such as taking shorter showers.

Kelime

bee-friendly plants: isim + -friendly ile sıfat oluşturma

Bee-friendly plants, örneğin nektar veya polen sağlayarak arılara yardımcı olan bitkilerdir. Burada bee-friendly, plants sözcüğünü niteleyen tek bir birleşik sıfattır. Tekrar kullanılabilen isim + -friendly kalıbı, ismin belirttiği kişi, hayvan ya da şey için “uygun, yararlı veya daha az zararlı” anlamına gelir. Örneğin user-friendly, “kullanıcının kolayca kullanabileceği” demektir.

Alıştırma

“Arılara yardımcı olan” anlamındaki birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: The school garden has ____ plants.

Cevabı göster

bee-friendly

Kelime

which flower in spring: fiil olarak flower

Which flower in spring ifadesinde which, plants sözcüğüne gönderme yapar ve bu bitkileri anlatan bir ilgi cümleciğini başlatır. Flower bu cümleciğin fiilidir ve “çiçek üretmek” ya da “çiçek açmak” anlamına gelir. Which çoğul plants ismine gönderme yaptığı için fiil flowers değil, yalın flower biçimindedir. Cümleciğin tamamı ilkbaharda çiçek açan bitkileri belirtir.

Alıştırma

Flower sözcüğünü fiil olarak kullanıp cümleyi tamamlayın: These lavender plants ____ in late spring.

Cevabı göster

flower

Okay, Phil.

5:01

Tamam, Phil.

I think it's time to reveal the answer to my question. Kalıp ifadeler

5:01

Sanırım sorumun cevabını açıklamanın zamanı geldi.

Kalıp ifadeler

it's time to reveal the answer to my ...: cevabın açıklanacağını duyurmak

Bu cümlede it's time to reveal the answer, soru sorma aşamasından cevabı açıklama aşamasına geçildiğini bildirir. Reveal, daha önce saklı tutulan bir bilgiyi açıklamak anlamına gelir. Kalıp it's time to + fiilin yalın hâlidir: it's time to reveal. Answer sözcüğü question ile answer to + question biçiminde kullanılır: the answer to my question.

Alıştırma

Açıklamanın şimdi yapılması gerektiğini belirten ifadeyle duyuruyu tamamlayın: We have kept the quiz result secret. Now ____ the answer.

Cevabı göster

it's time to reveal

I asked you how many times bees flap their wings per second. Dilbilgisi

5:05

Sana arıların saniyede kaç kez kanat çırptığını sormuştum.

Dilbilgisi

I asked you how many times ...: dolaylı soruda düz cümle dizilişi

I asked you ifadesinden sonra gelen how many times bees flap their wings per second bir dolaylı sorudur: soruyu doğrudan sormak yerine aktarır. Dolaylı soruda how many times sonrasında düz cümle dizilişi korunur: do bees flap değil, bees flap kullanılır. Doğrudan soru How many times do bees flap their wings per second? şeklindedir.

Alıştırma

Dolaylı soru için doğru sözcük dizilişine sahip cümleyi seçin.

  1. The coach asked how many times the team trained each week.
  2. The coach asked how many times did the team train each week.
  3. The coach asked how many times trained the team each week.
Cevabı göster

The coach asked how many times the team trained each week.

You said 190,

5:10

Sen 190 demiştin,

which was the correct answer.

5:12

ki bu doğru cevaptı.

Well done.

5:15

Tebrikler.

Ooh.

5:15

Ooo.

Okay, let's recap the vocabulary we've learnt, Anlatım akışı

5:16

Tamam, öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

starting with vegan,

5:19

vegan ile başlayarak,

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary we've learnt: tekrara geçildiğini bildirmek

Let's recap the vocabulary we've learnt, herkesi daha önce ele alınan kelimeleri kısaca gözden geçirmeye davet eder. Let's hem konuşanı hem de dinleyenleri kapsar; recap ise tüm dersi baştan öğretmek yerine ana noktaları toparlamak anlamına gelir. Söylemin akışını düzenleyen bir işaret olarak ana açıklamanın durduğunu veya sona erdiğini ve özet bölümünün başlayacağını bildirir. Ardından gelen starting with vegan, bu tekrardaki ilk konuyu belirtir.

Alıştırma

“Let's recap what we've learnt” neyin başlayacağını bildirir?

  1. Dersin tamamı baştan yeniden öğretilecek.
  2. Önceki konuların kısa bir tekrarı başlayacak.
  3. Konuşan kişi ilgisiz bir konuya geçecek.
Cevabı göster

Önceki konuların kısa bir tekrarı başlayacak.

someone who doesn't consume any animal products. Kelime

5:21

hiçbir hayvansal ürün tüketmeyen kişi.

Kelime

consume any animal products: resmî ve geniş kapsamlı ifade

Bu tanımda consume any animal products, hayvanlardan gelen ürünleri yemek, içmek veya kullanmak anlamına gelir. Consume, eat sözcüğünden daha resmîdir ve yiyeceklerin yanı sıra malların kullanımını da anlatabilir; bu nedenle kesin kapsamı nesneye ve bağlama bağlıdır. doesn't consume olumsuz bir yapı olduğu için any, hiçbir hayvansal ürünün dâhil olmadığını belirtir. Animal products, etten daha geniştir ve süt ürünlerini, yumurtaları ve hayvansal kökenli gıda dışı malzemeleri de kapsayabilir.

Alıştırma

Bu tanımda “doesn't consume any animal products” ne anlama gelir?

  1. Hayvanlar için yiyecek hazırlamak anlamına gelir.
  2. Yalnızca etten kaçınmak, fakat diğer tüm hayvansal ürünlere izin vermek anlamına gelir.
  3. Hayvanlardan gelen hiçbir ürünü yememek, içmemek veya kullanmamak anlamına gelir.
Cevabı göster

Hayvanlardan gelen hiçbir ürünü yememek, içmemek veya kullanmamak anlamına gelir.

If you say there's a question mark around something,

5:24

Eğer bir şeyin etrafında a question mark (bir soru işareti) olduğunu söylerseniz,

you mean there's some doubt or uncertainty about it.

5:27

o konuda bazı şüpheleriniz veya belirsizlikleriniz olduğunu kastedersiniz.

If an animal species is clinging on,

5:31

Eğer bir hayvan türü clinging on (tutunuyorsa),

it's holding onto existence with great effort.

5:33

büyük bir çabayla hayata tutunuyor demektir.

Isolated pockets refer to small areas of habitat in which a particular insect or animal can survive. Kalıp ifadeler

5:37

Isolated pockets (İzole edilmiş bölgeler), belirli bir böcek veya hayvanın hayatta kalabileceği küçük yaşam alanlarını ifade eder.

Kalıp ifadeler

refer to: bir terimin anlamını tanımlamak

Bu cümlede refer to, “anlamına gelmek” veya “ifade etmek” demektir. Isolated pockets terimini ardından gelen tanıma bağlar. Kalıp, terim + refer to + anlam veya nesne şeklindedir. Fiil özneyle uyumlu olur: tekil bir terimle refers to, çoğul terimlerle refer to kullanılır.

Alıştırma

Tanımı refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In this guide, 'local' ____ food produced nearby.

Cevabı göster

refers to

To take something for granted means to not appreciate or show gratitude for something which helps you.

5:44

To take something for granted (Bir şeyin kıymetini bilmemek / olağan görmek), size yardımcı olan bir şeyi takdir etmemek veya ona minnettarlık göstermemek anlamına gelir.

And finally,

5:50

Ve son olarak,

the adjective oblivious means unaware.

5:51

oblivious (habersiz) sıfatı farkında olmayan anlamına gelir.

Once again, our 6 minutes are up, Deyimler

5:55

6 dakikamız yine doldu,

Deyimler

our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our 6 minutes are up ifadesinde be up, izin verilen sürenin sona erdiğini belirtir. Programın altı dakikalık bölümü bitmiştir; up burada fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu kullanımda çoğul 6 minutes ifadesinden sonra are gelir. Daha genel biçimi Our time is up cümlesidir. Buradaki our, sunucu programı kapatırken süreyi ortak bir şey olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi be up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The quiz timer rings. Our ten minutes ____.

Cevabı göster

are up

but if you're keen for more, Kelime

5:57

ancak daha fazlasını istiyorsanız,

Kelime

if you're keen for more: daha fazla içerik istemek

Bu cümlede if you're keen for more, “bu içeriğe ilgi duyuyor ve daha fazlasını istiyorsanız” anlamına gelir. Keen dinleyicinin ilgisini veya hevesini anlatır; burada “keskin” anlamında değildir. if ile başlayan yan cümle bir koşul kurar. Sonraki bölümde ilgilenen dinleyicilere ne yapabileceklerinin söyleneceğini bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle, daha fazla içerik isteyen birini doğal biçimde devam etmeye davet eder?

  1. If you're keen of more, try the bonus lesson.
  2. If you're sharp for more, try the bonus lesson.
  3. If you're keen for more, try the bonus lesson.
Cevabı göster

If you're keen for more, try the bonus lesson.

then head over to our website, bbclearningenglish.com, Öbek fiiller

5:58

bbclearningenglish.com web sitemize gidin

Öbek fiiller

head over to our website: samimi bir yönlendirme

Head over to, samimi ve gündelik bir şekilde “gitmek” veya “ziyaret etmek” anlamına gelir. Burada hedef bir web sitesidir; dolayısıyla konuşmacı dinleyicilerden bbclearningenglish.com'u açmalarını istemektedir. Head burada fiildir ve over mutlaka fiziksel olarak bir şeyin üzerinden geçmek anlamına gelmez. Bir yer, web sitesi veya sayfa için head over to + hedef yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki gündelik ifadeyle tamamlayın: To see the full schedule, ____ our website.

Cevabı göster

head over to

and download the worksheet and try the quiz on this episode.

6:02

ve çalışma sayfasını indirin ve bu bölümle ilgili testi deneyin.

Goodbye for now.

6:05

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:06

Hoşça kalın.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.