Kanser için bir aşı ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
881 kelime 155 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, kanserin bağışıklık sisteminden nasıl saklandığını ve geliştirilmekte olan mRNA kanser aşılarının vücudu kötü huylu hücreleri tanıyıp onlara saldırması için nasıl yeniden eğitebileceğini açıklıyor. Ayrıca aşıları bağışıklığın doğal frenlerini kaldıran tedavilerle karşılaştırıyor ve iki yaklaşımın ayrı ayrı ya da birlikte kullanılabileceğini belirtiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a breakthrough, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu ifadeyi sıradan bir keşif değil, önemli bir engelin aşılmasını sağlayan belirleyici bir ilerleme olarak anlayacaksınız. Tıp, bilim ve iş dünyası haberlerinde taşıdığı güçlü ve haber değeri yüksek tonu fark edebilecek, bir gelişme mümkün görülen şeyleri ciddi biçimde değiştirdiğinde uygun şekilde kullanabileceksiniz. 2. take the brakes off — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu mekanik benzetmeyi, bir sistemin daha güçlü hareket edebilmesi için kısıtlamaların kaldırılması şeklinde yorumlayacaksınız. Kanserle savaşan bağışıklık tepkisinin serbest bırakılmasını nasıl anlattığını görüp ifadeyi düzenleme, politika, teknoloji veya kurumsal kararlarla ilgili konuşmalara doğal biçimde aktarabileceksiniz. 3. whereas vaccines — Söylem, anlatı ve retorik: whereas ile iki yaklaşım arasında açık ve resmî bir karşıtlık kurmayı öğreneceksiniz: bazı tedaviler mevcut savunmaların önünü açarken aşılar bu savunmaları kanseri tanıyacak şekilde yeniden eğitir. Böylece genel bir but kullanımından daha kesin karşılaştırma yapabilir, farklılıkların yöntemlerin birlikte kullanılamayacağı anlamına gelmediğini gösterebilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello,

0:07

Merhaba,

this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

BBC Learning English'ten Six Minute English'tesiniz.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:11

Ve ben Beth.

In our lifetime, Kalıp ifadeler

0:13

Yaşamımız boyunca,

one in five people will be affected by cancer, Dilbilgisi

0:14

her beş kişiden biri kansere yakalanacak,

Kalıp ifadeler

In our lifetime: yaşam boyu süren bir zaman çerçevesi

“In our lifetime” tüm ifadeye bir zaman çerçevesi verir: yaşamımızın bir noktasında. Bu cümlede belirli bir yaşı veya anı belirtmek yerine yaşam boyu süren bir risk çerçevesi oluşturur. Buradaki “our”, konuşan kişiyi ve dinleyicileri geniş anlamda kapsar. Bu ifade, insanların yaşamları boyunca karşılaşabileceği uzun vadeli riskleri, değişiklikleri veya deneyimleri anlatmaya başlamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede “In our lifetime” hangi zaman aralığını belirliyor?

  1. Şimdiki belirli bir an
  2. Söz konusu kişilerin yaşamlarını kapsayan süre
  3. Beş kişinin buluşması için gereken süre
Cevabı göster

Söz konusu kişilerin yaşamlarını kapsayan süre

Dilbilgisi

one in five people: bir oranı ifade etmek

“one in five people”, her beş kişiden biri, yani söz konusu nüfusun %20'si anlamına gelir. Kalıp sayı + in + sayı + çoğul sayılabilen isim şeklindedir; one in five people ve two in ten households buna örnektir. Bu ifade, daha büyük bir grup içindeki istatistiksel oranı anlatır. Belirli her beş kişilik grubun içinde mutlaka tam olarak bir kişinin etkilenmesi gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir anket, yetişkinlerin %20'sinin indirimden yararlanabildiğini söylüyor. one in + number yapısını kullanarak eşdeğer İngilizce cümleyi tamamlayın: ____ adults can claim the discount.

Cevabı göster

One in five

Dilbilgisi

will be affected by: geleceği anlatan edilgen yapı

Bu cümlede will be affected by, geleceği anlatan edilgen yapıdır: will + be + past participle + by. One in five people, etkiyi yaşayan öznedir; by cancer ise nedeni belirtir. Cümle, sonuçları yaşayan insanlara odaklanır. Burada affected, 'etkilenmek, zarar görmek veya sonuçlarına maruz kalmak' anlamındadır; 'duygulanmak' anlamında değildir. Bu tarafsız edilgen yapı, sağlık, çevre veya toplumsal sorunların etkileri aktarılırken yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi will ve affect fiilinin edilgen biçimini kullanarak tamamlayın: Coastal towns ____ rising sea levels over the next few decades.

Cevabı göster

will be affected by

a disease where cells grow uncontrollably and cause tumors in the body. Dilbilgisi

0:17

hücrelerin kontrolsüzce büyüdüğü ve vücutta tümörlere neden olduğu bir hastalık.

Dilbilgisi

where cells grow uncontrollably: soyut bir bağlamda where

where cells grow uncontrollably ilgi yan cümlesi disease sözcüğünü niteler ve bu hastalıkta ne olduğunu açıklar. Burada where, 'içinde' veya 'bu durum bağlamında' anlamına gelir; fiziksel bir yeri göstermez. Where, situation, case, stage veya condition gibi durum ya da bağlam olarak düşünülebilen isimlerden sonra gelebilir. Ardından cells grow örneğindeki gibi kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle getirir.

Alıştırma

Hangi cümlede where fiziksel bir yeri göstermek yerine doğal olarak 'o durumda' anlamına gelir?

  1. We visited the office where the meeting was held.
  2. We faced a situation where no easy solution was available.
  3. Where did you put the keys?
Cevabı göster

We faced a situation where no easy solution was available.

Tumors can be benign, Kelime

0:22

Tümörler iyi huylu olabilir,

meaning not cancerous,

0:24

yani kanserli değildir,

or malignant,

0:26

veya kötü huylu olabilir,

meaning cancerous.

0:27

yani kanserlidir.

Kelime

benign ... malignant: kanserli olmayan ve kanserli tümörler

Bu cümlede benign ve malignant, tümörleri kanserli olup olmamalarına göre sınıflandırır. Benign bir tümör kanserli değildir; malignant bir tümör kanserlidir ve yakındaki dokuları istila edebilir veya vücudun başka bölgelerine yayılabilir. Bu terimler, yalnızca ne kadar ciddi olduğuna ilişkin genel bir değerlendirme değil, tıbbi bir sınıflandırma belirtir. Benign tamamen zararsız demek değildir; iyi huylu bir tümör de büyüklüğü veya konumu nedeniyle sorunlara yol açabilir.

Alıştırma

Dersteki iki tıbbi terimi kullanarak cümleyi tamamlayın: A non-cancerous tumour is ____, while a cancerous tumour is ____.

Cevabı göster

benign · malignant

And in 2022,

0:29

Ve 2022'de,

there were an estimated 9.7 million deaths from malignant cancers worldwide. Kalıp ifadeler

0:30

dünya çapında kötü huylu kanserlerden tahmini 9,7 milyon ölüm gerçekleşti.

Kalıp ifadeler

an estimated 9.7 million: haberde verilen yaklaşık sayı

an estimated 9.7 million ifadesinde estimated, sayının nasıl yorumlanacağını gösterir: 9,7 milyon, kesin bir nihai sayı değil, verilere dayalı bir tahmindir. Estimated ölümlerin gerçekleşip gerçekleşmediğini değil, miktarı niteler. Yeniden kullanılabilen yapı an estimated + sayı + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. an tanımlığı estimated sözcüğünden önce gelir: an estimated two million visitors.

Alıştırma

Sayının yaklaşık olduğunu göstermek için dersteki haber dili sözcüğünü kullanın: The festival welcomed an ____ forty thousand visitors last year.

Cevabı göster

estimated

But in this program,

0:37

Ancak bu programda,

we'll be focusing on some good news instead. Anlatım akışı

0:38

bunun yerine bazı iyi haberlere odaklanacağız.

Anlatım akışı

we'll be focusing on: sıradaki odağı duyurmak

Bu cümlede we'll be focusing on, programın birazdan özellikle ele alacağı konuyu bildirir. focus on burada kamera merceğini gerçek anlamda odaklamak değil, “bir şeyi ilgi veya tartışmanın ana konusu yapmak” anlamındadır. Gelecek zamanda süreklilik yapısı will be focusing, sıradaki bölümü planlanmış ve başlayacak bir program akışı olarak sunar. instead ile birlikte, dinleyicinin dikkatini az önce sözü edilen ciddi arka plandan iyi haberlere çevirir.

Alıştırma

Sunucunun geçişini focus on ifadesinin gelecek zamanda süreklilik biçimiyle tamamlayın: After a quick review, we'll ____ three practical solutions.

Cevabı göster

be focusing on

Vaccines are medicine which protect the human body

0:41

Aşılar, insan vücudunu belirli bir hastalığa karşı bağışık hale getirerek koruyan

by making it immune from a certain disease. Dilbilgisi

0:44

ilaçlardır.

Dilbilgisi

by making it immune from: by + -ing ile bir mekanizmayı açıklamak

Bu cümlede by making it immune from a certain disease, aşıların insan vücudunu nasıl koruduğunu açıklar. Burada by “bir yöntem aracılığıyla” anlamındadır ve making, by edatından sonra kullanılan -ing biçimidir. Bu ifadenin içinde make + nesne + sıfat kalıbı kullanılır: it, the human body ifadesini gösterir; immune ise ortaya çıkan durumu anlatır. Bu yapı yöntemleri ve mekanizmaları açıklamak için kullanışlıdır: sonuç + by + -ing.

Alıştırma

Bir sonucun nasıl elde edildiğini açıklamak için by + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The filter cleans the water by it removes tiny particles.
  2. The filter cleans the water by removing tiny particles.
  3. The filter cleans the water by remove tiny particles.
Cevabı göster

The filter cleans the water by removing tiny particles.

Now,

0:46

Şu anda,

there's been a sudden and important discovery,

0:47

mRNA adı verilen yeni bir aşının geliştirilmesinde

a breakthrough, Kelime

0:49

ani ve önemli bir keşif,

in the development of a new vaccine called mRNA.

0:51

bir atılım (breakthrough) gerçekleşti.

Kelime

a breakthrough: yalnızca bir keşif değil, belirleyici bir ilerleme

Bu cümlede a breakthrough, önemli bir zorluğun aşılmasını ve aşı geliştirme çalışmalarının ilerlemesini sağlayan büyük bir gelişme anlamına gelir. Buradaki anlam soyuttur; fiziksel olarak bir şeyi yarıp geçme eylemi değildir. a breakthrough isim öbeği, a sudden and important discovery ifadesinden sonra açıklayıcı bir eşleme olarak gelir: keşfi yeniden adlandırır ve neden önemli olduğunu vurgular. A discovery yalnızca yeni bir şeyin bulunmasını anlatabilir; buna breakthrough denmesi, sonucun gelecekte mümkün olabilecek şeyleri değiştirdiğini gösterir.

Alıştırma

Temel bir zorluk aşıldıktan sonra elde edilen büyük ilerlemeyi anlatan hedef ismi yazın: The team made a major ____ in battery safety.

Cevabı göster

breakthrough

So,

0:54

Peki,

could a vaccine for cancer soon become a reality? Kalıp ifadeler

0:55

kanser için bir aşı yakında gerçeğe dönüşebilir mi?

Kalıp ifadeler

become a reality: olasılıktan gerçeğe dönüşmek

Become a reality, daha önce yalnızca hayal edilen, planlanan veya mümkün görülen bir şeyin gerçekten gerçekleşmesi ya da var olmaya başlaması anlamına gelir. Buradaki reality, günlük gerçek yaşam anlamındaki real life değil, gerçekleşmiş bir olgudur. Özne genellikle henüz gerçekleşmemiş bir hedef, fikir, plan, hayal veya yeniliktir. Sorudaki could ve soon, sonucu kesinlik olarak değil, gelecekteki bir olasılık olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: After years of fundraising, the community library finally became ____.

Cevabı göster

a reality

That's what we'll be finding out as well as learning some useful new words and phrases. Notlar

0:58

İşte bunu öğreneceğiz ve aynı zamanda bazı faydalı yeni kelimeler ile ifadeler de öğreneceğiz.

Anlatım akışı

That's what we'll be finding out: bir soruyu devam ettirip sıradaki konuyu belirtmek

That's what we'll be finding out, az önce sorulan bir soruya gönderme yapar. Burada what, sorulan cevabı veya gerçeği temsil eder; find out ise fiziksel bir nesne bulmak değil, cevabı öğrenmek ya da ortaya çıkarmak anlamına gelir. Bu cümle dinleyiciyi bir sonraki bölüme de yönlendirir: girişi tamamlar ve programın şimdi bu soruyu araştıracağını bildirir. That's what we'll be finding out kalıbı bir konuşma, podcast veya yazıda sorudan açıklamaya geçmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir soruyu doğal biçimde devam ettirip cevabın birazdan araştırılacağını dinleyiciye bildirir?

  1. Can city trees cool a neighborhood? That's what we'll be finding out today.
  2. Can city trees cool a neighborhood? That's what we'll be finding it out today.
  3. Can city trees cool a neighborhood? That's where we'll be finding today.
Cevabı göster

Can city trees cool a neighborhood? That's what we'll be finding out today.

Kalıp ifadeler

as well as: ikinci bir etkinlik eklemek

Bu cümlede as well as iki etkinliği birbirine bağlar: finding out ve learning. “Buna ek olarak” anlamına gelir ve yeni kelime ve ifadeler öğrenmeyi programın ek bir parçası olarak sunar. Bağlanan iki bölüm birbiriyle uyumlu dil bilgisi biçimleri kullanmalıdır. Burada gelecek zamanda süreklilik bildiren will be, iki -ing biçimi için de geçerlidir: will be finding out as well as learning.

Alıştırma

İkinci bir etkinlik ekleyen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The after-school club offers chess ____ coding.

Cevabı göster

as well as

And remember,

1:04

Ve unutmayın,

if you like listening to Six Minute English and want to read along at the same time, Kalıp ifadeler

1:05

Six Minute English dinlemeyi seviyorsanız ve aynı anda okumak istiyorsanız,

Kalıp ifadeler

read along: ses ilerlerken metni takip etmek

Bu cümlede read along, programın sesi ilerlerken metin dökümüne bakıp onu takip etmek anlamına gelir. Along, başka bir sesin veya kaynağın hızına ayak uydurma anlamını ekler; burada bir güzergâh boyunca ilerleme yönünü anlatmaz. Bu ifade tek başına sessiz mi yoksa sesli mi okuduğunuzu belirtmez. Temel anlamı, eş zamanlı olarak takip etmektir.

Alıştırma

Hangi cümle, ses ilerlerken yazılı metni takip etme anlamını doğal biçimde verir?

  1. Open the transcript and read along while you listen.
  2. Open the transcript and read aloud after the audio ends.
  3. Open the transcript and read it before you listen.
Cevabı göster

Open the transcript and read along while you listen.

Kalıp ifadeler

at the same time: aynı anda gerçekleşen eylemler

Burada at the same time, dinleme ve okumayı aynı anda gerçekleşen iki etkinlik olarak birbirine bağlar. Aralarındaki zaman ilişkisini belirtir: Etkinliklerden biri diğerinin bitmesini beklemez. Başka bağlamlarda bu ifade, ilk noktayı dengeleyen veya onunla karşıtlık kuran ikinci bir noktayı da sunabilir ve however'a benzer bir anlam taşıyabilir. Burada amaçlanan bu söylem kullanımı değildir; cümle, iki eylemin zaman bakımından gerçekten örtüşmesini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, dinleme ve not alma eylemlerinin aynı anda gerçekleştiğini söyler?

  1. Leo listened to the lesson before he took notes.
  2. Leo listened to the lesson and took notes at the same time.
  3. Leo listened to the lesson and then took notes.
Cevabı göster

Leo listened to the lesson and took notes at the same time.

you can find a transcript for the program on our website bbclearningenglish.com.

1:10

programın transkriptini web sitemiz bbclearningenglish.com'da bulabilirsiniz.

Now,

1:16

Şimdi,

I have a question for you, Beth.

1:16

sana bir sorum var, Beth.

We've mentioned some of the most recent vaccines,

1:18

En son çıkan bazı aşılardan bahsettik,

but which disease did the first successful vaccine treat? Kalıp ifadeler

1:21

ama ilk başarılı aşı hangi hastalığı tedavi etmişti?

Kalıp ifadeler

the first successful vaccine: first successful + isim yapısı

the first successful vaccine ad öbeği iki bilgiyi tek bir yapıda birleştirir. Successful, amaçlandığı gibi işe yarayan bir aşıyı niteler; first ise onu başarılı aşıların tarihsel sıralamasında en başa yerleştirir. Burada first, aşının ilk kullanımda başarılı olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen the first successful + isim kalıbı, başarılı örneklerin en erkenini gösterir ve özellikle tarihî, bilimsel veya teknolojik dönüm noktaları anlatılırken kullanılır.

Alıştırma

“Mars'a inmeyi başaran ilk görev” anlamını doğal biçimde hangi ifade verir?

  1. the first successfully mission to land on Mars
  2. the first successful mission to land on Mars
  3. the mission first successful to land on Mars
Cevabı göster

the first successful mission to land on Mars

Was it A, flu,

1:25

A) Grip mi,

B, polio,

1:27

B) Çocuk felci mi,

or C, smallpox?

1:28

yoksa C) Çiçek hastalığı mı?

Oh, I'm going to say polio. Ton ve niyet

1:30

Oh, çocuk felci diyeceğim.

Ton ve niyet

I'm going to say...: kesinlik belirtmeden cevap verme

Bir bilgi yarışmasında veya tartışmada I'm going to say..., konuşanın seçtiği cevabı sunar. Yaklaşık olarak “tahminim...” ya da “... seçiyorum” anlamına gelir ve belirsizliğe yer bırakır. The answer is twelve gibi doğrudan bir ifade daha kesin duyulur. Konuşan kişi cevabı o anda vermektedir; bu yüzden be going to burada esas olarak geleceğe yönelik bir plan anlatmaz. İfade, tahmin edilen cevaptan önce kullanılan bir konuşma çerçevesidir.

Alıştırma

Bir bilgi yarışmasında cevabınızdan emin değilsiniz. Hangi cümle option B seçeneğini o anki tahmininiz olarak doğal biçimde sunar?

  1. I can confirm that option B is correct.
  2. I'm going to say option B.
  3. I'm going to talk option B.
Cevabı göster

I'm going to say option B.

Okay.

1:32

Tamam.

Well,

1:32

Peki,

we'll find out the correct answer at the end of the program. Kalıp ifadeler

1:32

doğru cevabı programın sonunda öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

at the end of + isim: belirli bir şeyin sonu

At the end of + isim öbeği, belirli bir etkinliğin, dönemin, metnin veya yerin son kısmını ya da sınırını gösterir. Buradaki isim öbeği the program olduğundan, doğru cevap program son kısmına ulaştığında açıklanacaktır. Of sözcüğü gereklidir; çünkü end ile sonundan söz edilen belirli şeyi birbirine bağlar.

Alıştırma

Soruların belirli bir ders sona erdiğinde cevaplanacağını doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. We'll answer the questions at the end the lesson.
  2. We'll answer the questions in the end of the lesson.
  3. We'll answer the questions at the end of the lesson.
Cevabı göster

We'll answer the questions at the end of the lesson.

You might wonder why the body's immune system doesn't fight cancer automatically. Anlatım akışı

1:36

Vücudun bağışıklık sisteminin kanserle neden otomatik olarak savaşmadığını merak edebilirsiniz.

Anlatım akışı

You might wonder why...: dinleyicinin olası sorusunu sunmak

You might wonder why..., dinleyicinin aklına gelebilecek bir soruyu önceden dile getirir ve bunu sonraki açıklamanın konusu yapar. Konuşmacının bir düşünceden o düşüncenin arkasındaki nedene doğal biçimde geçmesini sağlar. Burada might geçmiş zamanı değil, olasılığı belirtir; böylece dinleyicinin ne düşündüğüne ilişkin iddiayı yumuşatır. Why sonrasındaki soru yan cümle içine gömülü olduğundan düz cümle söz dizimi kullanılır: why the body's immune system doesn't..., why doesn't the body's immune system... değil.

Alıştırma

Hangi cümle dinleyicinin olası bir sorusunu nazikçe öngörür ve why sonrasında doğru söz dizimini kullanır?

  1. You might wonder why goes the screen dark at night.
  2. You might wonder why the screen goes dark at night.
  3. You might wonder why does the screen go dark at night.
Cevabı göster

You might wonder why the screen goes dark at night.

The reason is that cancer has clever ways of hiding from our natural defenses, Notlar

1:41

Bunun nedeni, kanserin doğal savunmalarımızdan saklanmak için akıllıca yolları olmasıdır,

Dilbilgisi

The reason is that: eksiksiz bir neden açıklaması sunmak

The reason is that ..., bir açıklama sunmak için kullanılan eksiksiz bir kalıptır. The reason birazdan verilecek nedeni belirtir; that ise bu nedeni açıklayan tam bir yan cümleyi başlatır: cancer has clever ways .... Bu kalıp, ardından gelen kısmın açıklama olduğunu açıkça gösterir. Düzenli konuşma ve yazıda, why sorusunu yalnızca because ile başlayan bir yan cümleden daha açık biçimde yanıtlamak istediğinizde kullanışlıdır.

Alıştırma

Açıklamayı The reason is that kalıbının tamamıyla bitirin: ____ the school is closed for repairs.

Cevabı göster

The reason is that

Deyimler

hiding from our natural defenses: kişileştirmeye dayalı bir bilim metaforu

Burada hiding from our natural defenses ifadesi, kanseri bilinçli biçimde saklanabilen bir rakipmiş gibi kişileştirir. Biyolojik açıdan bu, bazı kanser hücrelerinin vücudun doğal koruma sistemleri, özellikle de bağışıklık tepkileri tarafından tanınmaktan veya saldırıya uğramaktan kaçınabilmesi anlamına gelir. Halka yönelik bilim anlatımı, karmaşık süreçleri gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için sık sık hide, attack ve fight gibi eylem fiilleri kullanır. Bu metafor bilinçli bir niyeti değil, ortaya çıkan etkiyi anlatır; kanser düşünmez veya plan yapmaz.

Alıştırma

Bu halka yönelik bilim cümlesinde hiding from our natural defenses ne anlama gelir?

  1. Kanser ortaya çıktığında vücudun koruma sistemleri tamamen yok olur.
  2. Kanser, vücudun kendisini bulamayacağı fiziksel bir yeri bilinçli olarak seçer.
  3. Bazı kanser hücreleri vücudun koruma sistemleri tarafından tanınmaktan veya saldırıya uğramaktan kaçınır.
Cevabı göster

Bazı kanser hücreleri vücudun koruma sistemleri tarafından tanınmaktan veya saldırıya uğramaktan kaçınır.

as Dr. Meredith McKean,

1:46

Dr. Meredith McKean’in,

Director of Research at Tennessee Oncology,

1:48

Tennessee Onkoloji Merkezi Araştırma Direktörü olarak,

explained to BBC World Service program The Inquiry.

1:50

BBC Dünya Servisi'nin The Inquiry programına açıkladığı gibi.

There's been a number of studies that have demonstrated Notlar

1:54

Kanserin geliştirdiği farklı teknikleri gösteren

Dilbilgisi

There's been: şu ana kadarki durumu anlatan 'there has been'

There's been, there has been yapısının kısaltılmış biçimidir. İngilizcedeki present perfect yapısıyla bir durumun şu andan önce var olduğunu veya ortaya çıktığını ve hâlâ güncel olduğunu anlatır. Burada çalışmaların konuşma anına gelindiğinde zaten var olduğunu belirtir. been geçmiş zaman ortacı olduğu için buradaki 's yalnızca has anlamına gelebilir; is anlamına gelemez. Yapıyı kontrol etmek için ifadeyi there has been olarak açabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi there be yapısının kısaltılmış present perfect biçimiyle tamamlayın: Since Monday, ____ a noticeable improvement in service.

Cevabı göster

there's been

the different techniques that the cancer has developed

1:57

bir dizi çalışma oldu,

Kalıp ifadeler

a number of studies: birkaç çalışma

A number of studies, birkaç çalışma veya bazı çalışmalar anlamına gelir. A number of bir miktar ifadesi olarak işlev görür ve ardından çoğul, sayılabilen bir isim gelmelidir; bu yüzden doğru biçim studies olur. Akademik dilde, haberlerde ve röportajlarda bu ifade some studies ifadesinden biraz daha resmî duyulur. Kesin bir toplam vermeden birden fazla çalışmanın görüşü desteklediğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle birkaç çalışmanın yeni yaklaşımı desteklediği anlamına gelir?

  1. A number of studies supports the new approach.
  2. The number of studies supports the new approach.
  3. A number of studies support the new approach.
Cevabı göster

A number of studies support the new approach.

to be able to put up signals or proteins essentially on the surface of the cancer cells Kalıp ifadeler

2:01

bağışıklık sistemine,

Kalıp ifadeler

put up signals: hücre yüzeyinde sinyaller sergilemek

Bu cümlede put up signals, sinyalleri hücre yüzeyinde görünür ya da mevcut hâle getirmek demektir. Put up, günlük dildeki “bir şeyi fark edilebilecek bir yere koyma” fikrini soyut sinyallere taşır; fiziksel bir tabela kurmak anlamına gelmez. Yakındaki signals or proteins ve on the surface ifadeleri, burada kastedilenin yüzeyde sergileme olduğunu gösterir. Daha kesin biyoloji dilinde, mekanizmaya göre hücrelerin yüzey sinyallerini display veya present ettiği ya da belirli proteinleri express ettiği söylenebilir.

Alıştırma

Bu biyoloji açıklamasında hangi yorum put up signals ifadesinin anlamını en iyi korur?

  1. Sinyalleri hücre yüzeyinde sergiler.
  2. Sinyalleri çevredeki dokuya salar.
  3. Hücre yüzeyine fiziksel tabelalar kurar.
Cevabı göster

Sinyalleri hücre yüzeyinde sergiler.

to tell the immune system,

2:07

git buradan,

go away,

2:09

burada bakılacak bir şey yok,

there's nothing here to look at. Ton ve niyet

2:10

demek için aslında kanser hücrelerinin yüzeyine sinyaller veya proteinler koyabilmesi gibi.

Ton ve niyet

there's nothing here to look at: birine dikkat etmeyi bırakmasını söylemek

Bu bağlamda there's nothing here to look at, boş bir yeri bildirmekten fazlasını yapar. go away ile birlikte dinleyiciye bakmayı ve dikkat etmeyi bırakıp gitmesini söyler. Konuşmacı kanser hücrelerini, bağışıklık sistemini başından savıyormuş gibi kişileştirir. Başka durumlara aktarılabilecek nokta bir söz edimidir: Görülecek bir şey olmadığını söyleyen basit bir cümle, dikkati başka yöne çekmek veya önemli bir şeyi gizlemek için kullanılabilir.

Alıştırma

go away sözünden sonra there's nothing here to look at cümlesinin gerçekleştirdiği temel söz edimi nedir?

  1. Birinin dikkat etmeyi bırakıp gitmesini sağlamaya çalışmak
  2. Birini alanı dikkatle incelemeye davet etmek
  3. Birinden ne gördüğünü anlatmasını istemek
Cevabı göster

Birinin dikkat etmeyi bırakıp gitmesini sağlamaya çalışmak

And so,

2:12

Ve böylece,

it's actually been hijacking these receptors Deyimler

2:12

bağışıklık sistemine temel olarak

Deyimler

hijacking these receptors: zararlı kullanım için kontrolü ele geçirmek

Buradaki hijacking these receptors ifadesi bir benzetmedir. Kanser, bağışıklıkla ilgili bu reseptörlerden yararlanarak normal bir mekanizmayı kendi çıkarına hizmet ettirir ve böylece bağışıklık tepkisinden kaçar ya da bu tepkiyi yanlış yönlendirir. Soyut anlamıyla hijack, bir sistemi, süreci veya kaynağı kendi amacı için ele geçirmek ya da kötüye kullanmak demektir. İzinsiz kontrol, aksatma veya zarar verme yönündeki güçlü olumsuz anlamını korur.

Alıştırma

Hangi cümlede hijack, bir sistemi veya kaynağı zararlı biçimde kontrol altına almak anlamında mecazi olarak kullanılmıştır?

  1. The designer customised her account after she approved the changes.
  2. The fake extension hijacked her account and sent messages without permission.
  3. The app used the camera after she granted permission.
Cevabı göster

The fake extension hijacked her account and sent messages without permission.

to essentially tell the immune system

2:16

frenleri biraz bırakmasını ve kanserle savaşmada daha agresif olmasını söylemek için

to kind of take the brakes off and be more aggressive in fighting cancer. Notlar

2:18

bu reseptörleri (aslında immünoterapi) ele geçiriyor.

Ton ve niyet

konuşma dilinde yumuşatma ifadesi olarak kind of

Bu cümlede kind of, “bir tür” anlamına gelmez. Yaklaşık olarak “bir bakıma” veya “bir ölçüde” anlamı taşıyan, konuşma diline özgü bir yumuşatma ifadesidir. Take the brakes off benzetmesini yumuşatarak bunun gerçek veya tam anlamıyla kesin bir tanım değil, yaklaşık bir açıklama olduğunu gösterir. Konuşan kişiler karmaşık fikirleri doğaçlama açıklarken kind of ifadesini sıkça kullanır. Ana fikri geçersiz kılmadan sözlerin gücünü veya kesinliğini azaltır.

Alıştırma

Hangi cümlede kind of, bir kategori ifadesinin veya sorusunun parçası değil de konuşma dilinde yumuşatma ifadesi olarak kullanılmıştır?

  1. This is a kind of rechargeable battery.
  2. What kind of battery does this device use?
  3. The plan kind of works, but it still needs a few changes.
Cevabı göster

The plan kind of works, but it still needs a few changes.

Deyimler

take the brakes off: bir kısıtlamayı kaldırmak

Take the brakes off, araç frenlerinden gelen bir mecazdır. Bir kişinin, sistemin veya sürecin daha özgür, güçlü ya da hızlı hareket edebilmesi için bir denetimi veya kısıtlamayı kaldırmak anlamına gelir. Bu cümlede brakes, bağışıklık tepkisini baskılayan mekanizmalardır. Bu mekanizmaların kaldırılması, bağışıklık sisteminin kansere daha saldırgan biçimde müdahale etmesini sağlar; gerçek araç frenlerinden söz edilmez.

Alıştırma

Örnekte take the brakes off ne anlama geliyor?

  1. Bir şeyi yavaşlatmak için güvenlik cihazı takmak.
  2. Bir kısıtlamayı kaldırarak bir şeyin daha özgür hareket etmesini sağlamak.
  3. Riski önlemek için tüm faaliyeti durdurmak.
Cevabı göster

Bir kısıtlamayı kaldırarak bir şeyin daha özgür hareket etmesini sağlamak.

That's really allowed a breakthrough with immune therapy over the past decade. Kalıp ifadeler

2:23

Bu, son on yılda bağışıklık terapisi ile gerçekten bir atılım yapılmasını sağladı.

Kalıp ifadeler

over the past decade: bugüne kadar uzanan on yıllık dönem

Over the past decade, günümüze kadar uzanan yaklaşık on yıllık dönem boyunca anlamına gelir. Buradaki over, bir şeyin üstünde olmayı değil, bir zaman aralığını belirtir. Bu dönem şimdiki zamanı içerdiği için ifade, That's allowed örneğindeki gibi İngilizce present perfect ile sık kullanılır. Burada That's, That has anlamındadır. İfade, bu dönemdeki değişimi, ilerlemeyi veya biriken sonuçları özetlemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bugüne kadar uzanan on yıllık dönem boyunca gerçekleşen bir değişimi hangi cümle anlatıyor?

  1. Public transport will improve over the next decade.
  2. Public transport improved a decade ago.
  3. Public transport has improved over the past decade.
Cevabı göster

Public transport has improved over the past decade.

Dr. McKean says that a number of studies have demonstrated

2:28

Dr. McKean bir dizi çalışmanın

how cancer spreads.

2:32

kanserin nasıl yayıldığını gösterdiğini söylüyor.

She uses the phrase a number of to mean several,

2:33

Birkaç veya çeşitli anlamına gelen 'a number of' ifadesini kullanıyor,

but it also makes her statement more convincing, Dilbilgisi

2:37

ama bu aynı zamanda ifadesini daha inandırıcı kılıyor,

Dilbilgisi

makes her statement more convincing: make + nesne + sıfat

make + nesne + sıfat kalıbı, nesnenin belirli bir hâle gelmesine veya öyle görünmesine neden olmak anlamına gelir. makes her statement more convincing ifadesinde her statement nesne, more convincing ise sonucu betimleyen sıfat öbeğidir. Buradaki it, daha önce geçen a number of studies ifadesine gönderme yapar. Bu ifade, söz konusu açıklamanın daha ikna edici görünmesini sağlar; convincing, açıklamanın kendisinin yaptığı bir eylemi değil, dinleyici üzerindeki etkisini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi clear sözcüğünün karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: The larger labels make the instructions ____.

Cevabı göster

clearer

because of course several studies are better than just one.

2:40

çünkü elbette birkaç çalışma sadece bir çalışmadan daha iyidir.

Cancer cells switch off the immune system Öbek fiiller

2:44

Kanser hücreleri sağlıklı hücrelermiş gibi davranarak

by pretending to be healthy cells. Kalıp ifadeler

2:47

bağışıklık sistemini kapatır.

Öbek fiiller

switch off: bir sistemi tepkisiz hâle getirmek

Switch off sözcük anlamıyla bir cihazı kapatmak demektir. Burada mecazi olarak kullanılır: kanser hücreleri bağışıklık sisteminin tepki vermesini durdurur veya tepkisini büyük ölçüde azaltır. Ortada fiziksel bir anahtar yoktur. Başka durumlara aktarılabilen temel fikir, etkin veya tepki veren bir durumdan etkisiz veya tepkisiz bir duruma geçiştir. Bu yüzden switch off cihazlar, sistemler, süreçler ve tepkiler için kullanılabilir; insanlar da zihinsel olarak switch off olabilir, yani dikkat etmeyi bırakabilir.

Alıştırma

The safety feature switches off the motor when it overheats cümlesinde switches off ne anlama gelir?

  1. Motorun daha yüksek hızda çalışmasını sağlar.
  2. Motorun çalışmasını durdurur.
  3. Motoru başka bir konuma taşır.
Cevabı göster

Motorun çalışmasını durdurur.

Kalıp ifadeler

pretending to be: sahte bir kimlik sunmak

Pretending to be, kişinin kendisini —ya da kişileştirilmiş anlatımda başka bir şeyi— gerçekte olmadığı bir kişi, şey veya durum gibi göstermesi demektir. Burada healthy cells, taklit edilen kimliği belirtir. Kalıp pretend to be + isim öbeği veya sıfattır. by pretending to be... yapısında by, sonuca ulaşma yöntemini gösterir.

Alıştırma

Çocuğun uyumadığını, yalnızca uyuyormuş gibi davrandığını anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: The child pretended ____ asleep.

Cevabı göster

to be

It's like they're saying,

2:49

Sanki,

nothing to see here, Deyimler

2:50

burada bakılacak bir şey yok (nothing to see here), diyorlar,

Deyimler

nothing to see here: başkalarına daha yakından bakmamalarını söylemek

Nothing to see here, insanlara izlemeye, dikkat etmeye veya soru sormaya devam etmeleri için bir neden olmadığını söyleyen kalıplaşmış bir ifadedir. Konuşmadaki işlevi, hiçbir şeyin görünmediği yönündeki sözlük anlamından daha önemlidir. Bu açıklamada, kılık değiştirmiş kanser hücrelerinden bağışıklık sistemine gönderilen hayali bir mesajdır: bizi görmezden gel ve yoluna devam et. Birisi açık bir sorunu küçümsüyor veya gizliyor gibi göründüğünde aynı ifade çoğu zaman alaycıdır.

Alıştırma

Alaycı bir yorumda 'nothing to see here' büyük olasılıkla neyi ima eder?

  1. Yalnızca ortamın görülemeyecek kadar karanlık olduğu anlamına gelir.
  2. İnsanların dikkat etmeyi veya soru sormayı bırakması gerektiğini ima eder.
  3. İnsanları durumu incelemeye resmî olarak davet eder.
Cevabı göster

İnsanların dikkat etmeyi veya soru sormayı bırakması gerektiğini ima eder.

an informal phrase which can be used to encourage people to move or look away from something, Dilbilgisi

2:52

insanları bir şeyden uzaklaşmaya veya başka yöne bakmaya teşvik etmek için kullanılan gayri resmi bir ifade,

Dilbilgisi

can be used to: olası bir kullanım amacını belirtmek

Can be used to; can kip belirteci, edilgen be used biçimi ve to ile başlayan bir mastardan oluşur. Bir şeyin bir eylemi gerçekleştirmek için araç olarak kullanılabileceğini belirtir: something can be used to + fiilin yalın biçimi. Burada özne resmî olmayan bir ifadedir ve to encourage bu ifadenin olası amacını belirtir. Bu yapıda used, use fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; geçmişteki bir alışkanlığı anlatan used to + fiilin yalın biçimi değildir.

Alıştırma

Cümleyi can, use fiilinin edilgen biçimi ve amaç bildiren mastarla tamamlayın: This app ____ scan paper documents.

Cevabı göster

can be used to

either in a playful way

2:57

şakacı bir şekilde

or to cover something up. Öbek fiiller

2:59

veya bir şeyi örtbas etmek için.

Öbek fiiller

cover something up: bir sorunu veya gerçeği kasıtlı olarak gizlemek

Cover something up, başkalarının öğrenmesini engellemek için bir sorunu, hatayı, yanlış davranışı veya gerçeği kasıtlı olarak gizlemek anlamına gelir. Up parçacığı bu gizleme anlamını oluşturur; ifade yalnızca cover fiilinin fiziksel olarak örtmek anlamından ibaret değildir. Cover up ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan nesne öbek fiilden sonra veya iki parçasının arasında gelebilir: cover up the mistake ya da cover the mistake up. Zamir ise ortada olmalıdır: cover it up doğrudur, cover up it değildir.

Alıştırma

Cover up ifadesini kullanıp it zamirini doğru konuma yerleştirerek cümleyi tamamlayın: The company made a serious error and tried to ____.

Cevabı göster

cover it up

For example,

3:00

Örneğin,

a police officer at a crime scene might say,

3:01

bir olay yerindeki bir polis memuru,

nothing to see here,

3:04

insanları uzaklaştırmak için

to move people on. Öbek fiiller

3:05

burada bakılacak bir şey yok, diyebilir.

Öbek fiiller

move people on: insanları bir bölgeden uzaklaştırmak

Move people on, insanları bulundukları yerden ayrılıp başka bir yere doğru ilerlemeye zorlamak veya onlardan bunu istemek demektir. Bu polis bağlamında, meraklı kalabalığı olay yerinden uzaklaştırmak anlamına gelir; on, orada kalmama fikrini ekler. Yapı move + kişi veya kişiler + on şeklindedir. Ayrılabilir bir öbek fiildir; bu nedenle zamir ortaya gelir: move them on denir, move on them denmez.

Alıştırma

move ... on yapısını ve them zamirini kullanarak tamamlayın: The visitors were blocking the doorway, so security had to ____.

Cevabı göster

move them on

So, in other words, Anlatım akışı

3:06

Yani, başka bir deyişle,

Anlatım akışı

in other words: yeniden ifadeyi bildirmek

In other words, dinleyiciye veya okuyucuya sonraki bölümün önceki düşünceyi daha açık, kısa veya net biçimde yeniden ifade edeceğini bildiren bir söylem belirtecidir. Burada So önceki konuşmayla bağlantı kurarken in other words yeni bir nokta yerine bir özet geleceğini gösterir. Genellikle yeniden ifadenin hemen önünde yer alır ve virgülle ayrılır. Dinlerken bunu, sonraki sözlerin farklı bir biçimde aynı ana anlamı koruyacağını gösteren bir işaret olarak değerlendirin.

Alıştırma

Hangi cümle in other words ifadesini aynı ana düşünceyi yeniden söylemek için kullanır?

  1. The museum is closed today. In other words, visitors cannot go inside today.
  2. The museum is closed today. In other words, it opened in 1890.
  3. The museum is closed today. In other words, the coffee shop next door is still open.
Cevabı göster

The museum is closed today. In other words, visitors cannot go inside today.

cancer hijacks healthy cells. Deyimler

3:08

kanser sağlıklı hücreleri ele geçirir (hijack).

Deyimler

hijacks healthy cells: hijack fiilinin mecaz anlamı

cancer hijacks healthy cells cümlesinde hijacks mecazdır. Kanser hücreleri gerçek anlamda kaçırmaz; hayatta kalmak ve kendi yararına kullanmak için normal hücre özelliklerinden ya da mekanizmalarından faydalanır. Daha genel olarak hijack, mevcut bir sistemi, süreci veya kaynağı izinsiz biçimde ele geçirip başka bir amaca yönlendirmek anlamına gelebilir. Bu ifade, karmaşık bir mekanizmayı düşmanca kontrolü anlatan açık bir görüntüye dönüştürür.

Alıştırma

Hangi cümlede hijack, örnektekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. The company rents extra servers for the weekend.
  2. Malware hijacks the browser and redirects every search.
  3. The technician repairs the browser after an update.
Cevabı göster

Malware hijacks the browser and redirects every search.

It takes control of something which doesn't belong to it Kalıp ifadeler

3:10

Kendisine ait olmayan bir şeyin kontrolünü ele alır

and uses it for its own advantage. Kalıp ifadeler

3:14

ve onu kendi avantajı için kullanır.

Kalıp ifadeler

takes control of: take control of + nesne yapısı

Takes control of, bir şeyi yönetme veya işletme gücünü elde etmek anlamına gelir. Yapı take control of + isim veya zamirdir; control burada isim olduğu için kontrol edilen şeyi of edatı tanıtır. Take bir değişimi vurgular: özne kontrol sahibi değilken kontrol sahibi hâle gelir. Bu cümlede ifade, hijack fiilini başkasına ait bir şeyi ele geçirip kendi yararı için kullanmak olarak açıklar.

Alıştırma

Cümleyi take control of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the driver fainted, a passenger ____ the bus and stopped it safely.

Cevabı göster

took control of

Kalıp ifadeler

for its own advantage: kendi çıkarına yararlanmak

Burada for its own advantage, kendisi için bir yarar veya daha avantajlı bir konum elde etmek amacıyla demektir. own sözcüğü yararı kimin elde ettiğini açıkça gösterir: bir şeyi kullanan varlığın kendisi bundan yararlanır. Buradaki advantage, sporda bir puan ya da skor üstünlüğü değil, yarar veya elverişli bir durum anlamındadır. Bu ifade, kişinin ya da varlığın kendi çıkarını gözeten bir amacı açıklar.

Alıştırma

Örnekte for its own advantage ne anlama geliyor?

  1. Başka bir grubun yarar sağlaması için.
  2. Kendisinin yarar sağlaması için.
  3. Bir spor karşılaşmasında puan kazanması için.
Cevabı göster

Kendisinin yarar sağlaması için.

So,

3:16

Peki,

how would a vaccine change things? Kalıp ifadeler

3:17

bir aşı durumu nasıl değiştirir?

Kalıp ifadeler

change things: genel durumu değiştirmek

Bu soruda change things, genel durumu, olası sonuçları veya konunun ele alınış biçimini değiştirmek anlamına gelir. Things fiziksel nesneleri anlatmaz; daha önce konuşulan koşulların tümünü geniş bir ifadeyle karşılar. How would X change things? X uygulanırsa veya gerçekleşirse nelerin farklı olacağını sorar. Would soruyu varsayımsal hâle getirir; dolayısıyla konuşan kişi daha önce gerçekleşmiş bir değişikliği değil, olası bir etkiyi sorar.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: How would the new timetable change things for commuters? Things neyi ifade ediyor?

  1. İşe gidip gelenlerin genel durumu ve yaşayabilecekleri deneyim.
  2. İşe gidip gelenlerin sahip olduğu fiziksel nesneler.
  3. Yalnızca istasyonlarda kullanılan saatler.
Cevabı göster

İşe gidip gelenlerin genel durumu ve yaşayabilecekleri deneyim.

Well,

3:19

Şey,

existing treatments like chemotherapy aggressively target the cancer, Kelime

3:19

kemoterapi gibi mevcut tedaviler kanseri agresif bir şekilde hedef alır,

but also attack healthy tissue,

3:24

ancak sağlıklı dokulara da saldırarak

creating unpleasant side effects. Kelime

3:26

hoş olmayan yan etkiler yaratır.

Kelime

existing treatments like chemotherapy: kemoterapi gibi mevcut tedaviler

existing treatments, hâlihazırda mevcut olan veya kullanılan tedavi yöntemlerini ifade eder. Buradaki existing, “mevcut” veya “var olan” demektir; dikkat çekici ya da güçlü anlamına gelmez. like chemotherapy, chemotherapy sözcüğünü bir örnek olarak sunar. Chemotherapy, kanser hücrelerini yok etmek veya kontrol altına almak için ilaçların kullanıldığı “kemoterapi” tedavisinin İngilizce tıbbi adıdır.

Alıştırma

Bu sağlık bağlamında existing treatments like chemotherapy ne anlama gelir?

  1. Hastaların sevdiği tedaviler; özellikle kemoterapi
  2. Hâlihazırda mevcut tedaviler; kemoterapi bunlardan biridir
  3. Güçlü bir varlığı olan ancak henüz kullanılamayan tedaviler
Cevabı göster

Hâlihazırda mevcut tedaviler; kemoterapi bunlardan biridir

Kelime

side effects: tedavinin istenmeyen ek etkileri

side effects, side effect ifadesinin çoğuludur ve bir ilacın ya da tedavinin amaçlanan ana sonucuna ek olarak ortaya çıkan etkileri anlatan yaygın bir sağlık terimidir. Bu cümlede unpleasant, bu ek etkilerin istenmeyen veya rahatsız edici olduğunu açıkça gösterir. Bu ifadede side fiziksel bir konumu veya “yan tarafı” anlatmaz. İki sözcüğü ayrı ayrı çevirmek yerine side effect ifadesini tek bir tıbbi terim olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

İstenmeyen ek sonuçları anlatan standart iki sözcüklü sağlık terimini yazın: The medicine is effective, but it may cause ____.

Cevabı göster

side effects

New breakthrough vaccines,

3:28

Diğer yandan

on the other hand, Anlatım akışı

3:30

yeni çığır açan aşılar,

retrain the immune system to recognize cancer cells Kelime

3:31

bağışıklık sistemini kanser hücrelerini tanıması için yeniden eğitir

Anlatım akışı

on the other hand: karşıt bir yönü sunmak

On the other hand, bir konunun farklı ya da karşıt bir yönünü sunan söylem belirtecidir. Burada anlatımı kemoterapinin zararlı etkilerinden yeni aşıların kullandığı farklı mekanizmaya geçirir. Özne ile fiil arasına yerleştirilip virgüllerle ayrıldığında, cümlenin dil bilgisi yapısını değiştirmeden karşılaştırmayı düzenler. Hand burada gerçek anlamda kullanılmaz; bütün ifade daha önce ele alınan bir yönü hatırlatıp başka bir yön sunar.

Alıştırma

Örnekte on the other hand hangi işlevi görüyor?

  1. Gerçek bir elin konumunu belirtir.
  2. Tam olarak aynı mekanizmanın başka bir örneğini verir.
  3. Daha önce ele alınan tedaviyle karşıtlık oluşturan farklı bir mekanizma sunar.
Cevabı göster

Daha önce ele alınan tedaviyle karşıtlık oluşturan farklı bir mekanizma sunar.

Kelime

retrain the immune system: öğrenilmiş bir tepkiyi değiştirmek

Retrain, “yeniden” ya da “yeni bir biçimde” anlamı veren re- ile train sözcüğünü birleştirir. Bir kişiyi veya sistemi retrain etmek, o kişi ya da sistemin zaten alışkanlıkları, becerileri veya kalıpları varken ona farklı bir tepki verme biçimi öğretmektir. Retrain the immune system to recognize cancer cells yapısında the immune system yeniden eğitilen nesnedir; to recognize cancer cells ise yeni beceriyi belirtir. Buradaki train, bilimi anlatmak için kullanılan bir mecazdır: tedavi biyolojik tepkileri değiştirir; bağışıklık sistemi gerçekten derse girmez.

Alıştırma

Cümleyi retrain ve yeni beceriden önce kullanılan bağlayıcıyla tamamlayın: The new course will ____ the staff ____ handle emergency calls.

Cevabı göster

retrain · to

and eliminate those, Anlatım akışı

3:34

ve onları,

and only those,

3:36

ve sadece onları,

naturally,

3:37

doğal olarak,

even in patients with the disease already. Dilbilgisi

3:38

hastalığa zaten sahip olan hastalarda bile yok eder.

Anlatım akışı

those, and only those: hedefi kesin biçimde sınırlamak

Burada those, daha önce sözü edilen kanser hücrelerine gönderme yapar. Araya eklenen and only those ifadesi kümeyi daraltır: önerilen işlem kanser hücrelerini ortadan kaldıracak, başka hiçbir hücreyi etkilemeyecektir. Bu tekrar gereksiz bir dolgu değil, bilinçli bir vurgudur. Önce hedefi belirler, ardından hedefin dışında kalan her şeyi dışlar ve ifadeye bilimsel açıklamalarda sıkça gereken kesinliği kazandırır.

Alıştırma

Başka hiçbir sayfanın onaylanmadığını belirten tekrarlı sınırlama ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The editor approved the revised pages—____—for publication.

Cevabı göster

those and only those

Dilbilgisi

even in patients with: beklenmedik bir hasta grubunu belirtmek

Even, in patients with the disease already bölümünü vurgular: bu hasta grubuna yardım etmenin daha zor olacağı veya grubun iddianın kapsamı dışında kalacağı düşünülebilir, ancak etkinin onlar için de geçerli olduğu söylenir. In patients, bir etkinin görüldüğü hasta grubunu belirtirken with the disease, patients sözcüğünü niteler. Yeniden kullanılabilen even in patients with + condition kalıbı, sonucun dikkat çekici veya beklenmedik bir hasta grubunda da geçerli olduğunu anlatır.

Alıştırma

Tedavinin, tedavi edilmesinin daha zor olması beklenebilecek bir hasta grubunda da başarılı olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The treatment worked in patients with advanced disease.
  2. The treatment worked even in patients with advanced disease.
  3. The treatment worked even patients with advanced disease.
Cevabı göster

The treatment worked even in patients with advanced disease.

Here's Professor Eduardo Sanchez of the Anderson Cancer Center in Texas

3:41

İşte Teksas'taki Anderson Kanser Merkezi'nden Profesör Eduardo Sanchez,

explaining more to BBC World Service's The Inquiry.

3:45

BBC Dünya Servisi'nin The Inquiry programına daha fazlasını açıklıyor.

Basically,

3:50

Temel olarak,

the cancer cells are telling the immune system,

3:51

kanser hücreleri bağışıklık sistemine şöyle diyor:

don't attack me, Ton ve niyet

3:53

bana saldırma,

don't eat me,

3:54

beni yeme,

right?

3:55

değil mi?

Ton ve niyet

don't attack me, don't eat me: Hücre sinyallerini kişileştirmek

Bu cümlede konuşmacı kanser hücrelerine insana özgü bir ses verir. Alıntılanan iki emir, bağışıklık sistemini bu hücrelere saldırmaktan veya onları yutmaktan alıkoyan sinyalleri temsil eder; hücreler gerçekten konuşmaz. Birbirine paralel doğrudan emirler, biyolojik bir mekanizmayı kısa bir konuşmaya dönüştürür. Sözlü bilim anlatımında bu yöntem, sinyalin göndericisini, alıcısını ve amaçlanan etkisini hızlıca belirlemeyi sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede alıntılanan konuşma ne işe yarıyor?

  1. Kanser hücrelerinin gerçekten söylediği sözleri aktarıyor.
  2. Bağışıklık sisteminden kaçış sinyallerini, kolay anlaşılan ve kişileştirilmiş bir mesaja dönüştürüyor.
  3. Dinleyiciye açıklama sırasında yemek yememesini söylüyor.
Cevabı göster

Bağışıklık sisteminden kaçış sinyallerini, kolay anlaşılan ve kişileştirilmiş bir mesaja dönüştürüyor.

The immune system

3:56

Bağışıklık sistemi

has forgotten how to go about recognizing those cancer cells, Kalıp ifadeler

3:58

bu kanser hücrelerini tanıma yolunu unutmuş,

Kalıp ifadeler

how to go about recognizing: go about + -ing yapısı

how to go about recognizing ifadesinde go about + -ing, bir görevi yapma yöntemini seçerek veya izleyerek o göreve yaklaşmak anlamına gelir. Buradaki go fiziksel hareket bildirmez. Kalıp how to go about + fiilin -ing biçimidir; bu nedenle recognizing kullanılır. how to ile başlayan ifadenin tamamı forgotten fiilinin tamamlayıcısıdır. Yani unutulan şey, hücreleri tanıma yöntemidir.

Alıştırma

Cümleyi go about ve solve fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We need to decide how to ____ this problem.

Cevabı göster

go about solving

becoming blind to recognize those aberrations that cancer cells generate. Deyimler

4:04

kanser hücrelerinin ürettiği o anormallikleri tanımaya karşı kör (blind) olmuştur.

Deyimler

blind to recognize: amaçlanan anlam ve doğal yapılar

Burada blind mecaz anlamda kullanılır: fiziksel olarak görme yetisini kaybetmek değil, bir şeyi fark edememek veya tespit edememek demektir. Bu bağlamda anlatılmak istenen, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerinin ürettiği anormal özellikleri artık tanıyamamasıdır. Ancak blind to recognize standart bir İngilizce yapı değildir. be blind to those aberrations ile be unable to recognize those aberrations yapılarının karışımı gibi görünür. Aktif kullanımda bu iki tam yapıdan birini seçin.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sistemin uyarı işaretlerini fark edemediğini doğal bir yapıyla anlatır?

  1. The system is blind recognize the warning signs.
  2. The system is blind to the warning signs.
  3. The system is blind to recognize the warning signs.
Cevabı göster

The system is blind to the warning signs.

And what we want to do with vaccines is Dilbilgisi

4:09

Ve aşılarla yapmak istediğimiz şey,

to re-educate the immune system. Kelime

4:13

bağışıklık sistemini yeniden eğitmektir (re-educate).

Dilbilgisi

what we want to do with vaccines is...: hedefi cevaptan önce sunmak

what we want to do with vaccines is... yapısında what ile başlayan yan cümlenin tamamı öznedir. “Aşıları kullanarak yapmak istediğimiz şey” anlamına gelir ve soru dizilişi do we want yerine bildirme cümlesi dizilişi we want kullanılır. Bağlayıcı fiil is, cevabı veya odak noktasını sunar. Burada to re-educate the immune system hedefi belirtir. Yeniden kullanılabilen what ... is ... yapısı, önce konuyu veya hedefi sunup ardından temel eylemi belirtmenizi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi what ... is ... yapısını kullanarak tamamlayın. Her boşluğa bir kelime yazın: ____ we need to do ____ reduce the risk.

Cevabı göster

What · is

Kelime

re-educate the immune system: bağışıklık sistemini yeniden eğitmek

Bu cümlede re-educate the immune system, bağışıklık sisteminin kanserli oluşumları tanıyabilmesi için tepki verme biçimini yeniden eğitmek veya yönlendirmek anlamına gelir. Bu bir benzetmedir; bağışıklık sistemi okul eğitimi almamaktadır. re- ön eki “yeniden” veya “tekrar” anlamına gelir. Burada educate, bir kişiye eğitim verme anlamının ötesine geçer ve biyolojik bir sistemi farklı bir tepki öğrenebilen bir yapı olarak sunar.

Alıştırma

Tıbbi bir açıklamada “re-educate the immune system” en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Bir tehdidi farklı şekilde tanıyıp ona tepki vermesi için eğitmek
  2. Ona bir okul sınıfında ders vermek
  3. Onu tamamen yeni bir bağışıklık sistemiyle değiştirmek
Cevabı göster

Bir tehdidi farklı şekilde tanıyıp ona tepki vermesi için eğitmek

In cancer patients,

4:17

Kanser hastalarında,

the immune system is blind to cancerous growths. Deyimler

4:18

bağışıklık sistemi kanserli büyümeye karşı kördür.

Deyimler

be blind to something: bir şeyi fark etmemek

Be blind to something, bir şeyi fark etmemek, tanımamak veya anlamamak anlamına gelen mecazlı bir ifadedir. Burada bağışıklık sistemi kanserli oluşumları tanıyamaz; gerçek anlamda görme yetisinden söz edilmez. Buradaki to bir edattır; ardından isim öbeği, zamir veya yan cümle gelebilir: blind to the danger, blind to it veya blind to what was happening.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The review team was completely ____ the security risk.

Cevabı göster

blind to

It completely fails to notice them or be aware of their danger. Kalıp ifadeler

4:21

Onları fark etmede veya tehlikelerinin farkında olmada tamamen başarısız olur.

Kalıp ifadeler

fails to notice: fail to + fiilin yalın hâli

Burada fails to notice, “fark etmeyi başaramamak” anlamına gelir. Fail bir sınavda başarısız olmayı ifade etmez; fail to + fiilin yalın hâli yapısında, bir eylemin veya beklenen sonucun gerçekleşmediğini anlatır. Özne bağışıklık sistemidir ve completely bu anlamı güçlendirir: kanserli oluşumları hiçbir şekilde fark etmez.

Alıştırma

Cümleyi fail to notice ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The security system ____ the open window, although detecting it was its job.

Cevabı göster

failed to notice

Kalıp ifadeler

be aware of + isim veya -ing biçimi

Be aware of, “bir şeyin varlığını, önemini veya tehlikesini bilmek ya da fark etmek” anlamına gelir. Burada bağışıklık sistemi, kanserli oluşumların yarattığı tehlikeyi fark etmez. Aware bir sıfattır. Bir isimden, zamirden veya -ing biçiminden önce be aware of kullanılır: aware of the risk, aware of it, aware of being watched. Of edatı bu yapının bir parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi aware ve gerekli edatla tamamlayın: Before you hike, be ____ sudden weather changes.

Cevabı göster

aware of

So,

4:26

Böylece,

the vaccine re-educates the immune system

4:26

aşı bağışıklık sistemini yeniden eğitir

or teaches it to behave in a different way. Dilbilgisi

4:28

veya ona farklı bir şekilde davranmayı öğretir.

Dilbilgisi

teaches it to behave: teach + nesne + to’lu mastar

teaches it to behave... ifadesinde teaches fiilinden sonra bir nesne (it) ve ardından to’lu mastar (to behave) gelir. teach + nesne + to’lu mastar kalıbı, nesnenin gösterdiği kişi ya da şeye bir şeyi yapmayı öğretmek veya onu bu konuda eğitmek anlamına gelir. Burada it, the immune system ifadesine gönderme yapar. teach fiilinden sonraki nesnenin insan olması gerekmez. Bir açıklamada sistem, makine veya süreç, yeni bir tepkiyi öğrenen bir şeymiş gibi kişileştirilebilir. Bu cümlede yapı, gerçek bir dersi anlatmak yerine re-educates ifadesini başka sözlerle açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede teach + nesne + to’lu mastar yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The workshop teaches new volunteers to use the radio safely.
  2. The workshop teaches new volunteers use the radio safely.
  3. The workshop teaches to new volunteers to use the radio safely.
Cevabı göster

The workshop teaches new volunteers to use the radio safely.

To recap, Anlatım akışı

4:31

Özetlemek gerekirse,

Anlatım akışı

To recap: önceki noktaların özetleneceğini belirtme

To recap, daha önce sunulmuş bilgilerin kısaca özetleneceğini bildiren ve genellikle cümlenin başında kullanılan bir söylem belirtecidir. Dinleyicilere sıradaki sözlerin yeni bir ana fikir sunmak yerine önceki noktaları yeniden düzenleyeceğini veya başka sözlerle ifade edeceğini gösterir. Mastar ifadesi, konuşanın o anda ne yaptığını belirtir: to recap what has been said. Genellikle kendisinden sonra gelen özetten virgülle ayrılır.

Alıştırma

Bir konuşmacı “To recap, ...” diyor. Dinleyiciler bundan sonra ne beklemelidir?

  1. Daha önce hiç sözü edilmemiş yeni bir ana nokta.
  2. Daha önce ele alınan noktaların kısaca yeniden ifade edilmesi.
  3. Konuşanın az önce yanlış telaffuz ettiği belirli bir sözcüğün düzeltilmesi.
Cevabı göster

Daha önce ele alınan noktaların kısaca yeniden ifade edilmesi.

some cancer treatments work by unblocking our blocked natural defenses, Dilbilgisi

4:32

bazı kanser tedavileri engellenmiş doğal savunmalarımızın engelini kaldırarak çalışır,

Dilbilgisi

work by unblocking: bir şeyin nasıl etki gösterdiğini açıklamak

work by unblocking ifadesinde work, “bir işte çalışmak” değil, “etki göstermek” veya “işe yaramak” anlamındadır. Bu ifade, bazı tedavilerin vücudun doğal savunma mekanizmalarının önündeki engeli kaldırarak etkili olduğunu anlatır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp something works by + -ing şeklindedir. By, yöntemi veya mekanizmayı belirtir ve ardından fiilin -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Cümleyi work by ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The air purifier ____ pulling air through a filter.

Cevabı göster

works by

whereas vaccines retrain the immune system Anlatım akışı

4:37

oysa aşılar bağışıklık sistemini

to find and attack cancer cells naturally.

4:39

kanser hücrelerini doğal olarak bulup saldırması için yeniden eğitir.

Anlatım akışı

whereas vaccines: karşıtlık oluşturan ikinci yan cümleyi başlatmak

whereas vaccines ifadesi, birbirine paralel iki yan cümlenin ikincisini başlatır. Whereas, ikinci tedavi mekanizmasının birinciyle karşılaştırıldığını gösterir: biri doğal savunmanın önündeki engeli kaldırırken aşılar bağışıklık sistemini yeniden eğitir. Yapı clause 1, whereas + clause 2 şeklindedir. Burada vaccines ikinci yan cümlenin öznesi, retrain ise fiilidir. Whereas iki durumu yan yana karşılaştırır; yer veya zaman anlamı taşımaz.

Alıştırma

Hangi cümle whereas kullanarak iki durumu açıkça yan yana karşılaştırır?

  1. This battery charges quickly, whereas the other one lasts longer.
  2. This battery charges whereas quickly the other one lasts longer.
  3. This battery charges quickly, whereas lasting longer.
Cevabı göster

This battery charges quickly, whereas the other one lasts longer.

Because these two approaches are quite different, Dilbilgisi

4:43

Bu iki yaklaşım oldukça farklı olduğundan,

they can be used together and individually.

4:45

birlikte ve tek tek kullanılabilirler.

Dilbilgisi

Because these two approaches are quite different: nedeni sonuçtan önce vermek

Because these two approaches are quite different, ana cümleden önce gelen tam bir neden yan cümlesidir. Önce gerekçeyi verir; they can be used together and individually ise sonucu veya varılan yargıyı belirtir. Because + özne + fiil, ana cümle yapısı dinleyiciyi nedenden sonuca yönlendirir. because yan cümlesi önce geldiğinde onu ana cümleden ayırmak için normalde virgül kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede because, tam bir neden yan cümlesini sonuçtan önce getirecek şekilde doğru kullanılmıştır?

  1. Because of the two methods work differently, they can be combined.
  2. Because the two methods work differently, so they can be combined.
  3. Because the two methods work differently, they can be combined.
Cevabı göster

Because the two methods work differently, they can be combined.

So,

4:48

Yani,

to answer my original question, Anlatım akışı

4:48

orijinal soruma cevap vermek gerekirse,

Anlatım akışı

to answer my original question: önceki bir soruya dönmek

To answer my original question, dinleyicilere bir sonraki ifadenin ne yapacağını söyleyen, cümle başındaki bir mastar grubudur. Daha uzun bir açıklamadan sonra dikkati başlangıçta sorulan soruya geri çeker ve doğrudan cevap ya da sonuç için hazırlık yapar. Burada original, yaratıcı veya yeni icat edilmiş değil, tartışmadaki ilk ya da önceki anlamına gelir. Bu ifade konuşmayı düzenler; kendisi cevap değildir.

Alıştırma

Bir konuşmada to answer my original question neyi belirtir?

  1. Konuşmacı önceki soruyu yeni bir konuyla değiştirmektedir.
  2. Konuşmacı önceki bir soruya dönmekte ve doğrudan cevap vermeye hazırlanmaktadır.
  3. Konuşmacı sorunun yaratıcı ve benzersiz olduğunu söylemektedir.
Cevabı göster

Konuşmacı önceki bir soruya dönmekte ve doğrudan cevap vermeye hazırlanmaktadır.

Neil,

4:50

Neil,

a vaccine for cancer might not be too far away. Deyimler

4:51

kanser için bir aşı çok da uzak olmayabilir.

Deyimler

might not be too far away: yakın gelecek hakkında temkinli bir tahmin

Burada far away fiziksel mesafeyi değil, zamanı anlatır. might not be too far away, aşının nispeten yakın bir gelecekte gerçeğe dönüşebileceği anlamına gelir. Bu ifade umutlu ama temkinli bir tahmin sunar. might belirsizlik bildirirken not too far away, yakında olacağını garanti etmek yerine zamanı belirsiz bırakır.

Alıştırma

Bu cümlede might not be too far away ne anlama gelir? A widely available cure might not be too far away.

  1. Nispeten yakında gerçeğe dönüşebilir.
  2. Fiziksel olarak yakında bulunmaktadır.
  3. Şu anda kesinlikle kullanıma hazırdır.
Cevabı göster

Nispeten yakında gerçeğe dönüşebilir.

Um,

4:54

Hmm,

but how about your question? Ton ve niyet

4:54

peki ya senin sorun?

Isn't it time you revealed the answer? Ton ve niyet

4:56

Cevabı açıklamanın zamanı gelmedi mi?

Ton ve niyet

how about your question?: yarım kalmış bir konuya dönmek

How about your question? ifadesinde how about + isim öbeği, daha önce açılmış ancak tamamlanmamış bir konuyu yeniden konuşmaya getirir. Konuşan kişi sorunun iyi olup olmadığını sormaz; hâlâ cevaplanması gereken soruyu yeniden gündeme getirir. Bu yapı dikkati başka bir kişiye, maddeye veya göreve yöneltebilir. Kesin işlevi bağlama bağlıdır; burada ardından cevabın açıklanması istendiği için bir hatırlatma görevi görür.

Alıştırma

Özgün cümlede How about your question? ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Dinleyiciden farklı bir soru üretmesini ister.
  2. Konuşmayı hâlâ cevaplanması gereken bir soruya döndürür.
  3. Sorunun iyi yazılıp yazılmadığını sorar.
Cevabı göster

Konuşmayı hâlâ cevaplanması gereken bir soruya döndürür.

Ton ve niyet

Isn't it time you ...?: nazik ama ısrarlı bir hatırlatma

Isn't it time you ...?, birine harekete geçmesini hatırlatmak veya onu bu konuda sıkıştırmak için kullanılan olumsuz bir soru yapısıdır. Konuşan kişi eylemin şimdi yapılması gerektiğini düşünür ve biraz gecikildiğini de ima edebilir. it is time + özne yapısında İngilizce, sonraki fiili normalde revealed gibi geçmiş zaman biçiminde kullanır. Buradaki geçmiş biçim, istenen durumun henüz gerçekleşmediğini gösterir; geçmişteki bir zamanı anlatmaz.

Alıştırma

Hatırlatmayı Isn't it time you + leave fiilinin geçmiş biçimi kalıbıyla tamamlayın: ____ for the airport?

Cevabı göster

Isn't it time you left

I asked which disease was first successfully treated by a vaccine.

4:58

Hangi hastalığın ilk olarak bir aşı ile başarılı bir şekilde tedavi edildiğini sormuştum.

And I said polio.

5:02

Ve ben çocuk felci demiştim.

Was I right?

5:03

Haklı mıydım?

You were wrong,

5:04

Yanılmışsın,

I'm afraid. Ton ve niyet

5:05

korkarım ki.

Ton ve niyet

I'm afraid: kötü haberi nazikçe yumuşatan bir ifade

Burada I'm afraid korku anlatmaz. Hoş olmayan bir yanıtı, düzeltmeyi, reddi veya başka bir kötü haberi söylemeden önce kullanılan nazik bir yumuşatma ifadesidir. Bu konuşmada, karşıdaki kişinin yanıldığı mesajını daha az sert hâle getirir. Hoş olmayan mesaj konuşmadan zaten anlaşılıyorsa ifade tek başına kullanılabilir. Dinleyen kişi eksik bırakılan düşünceyi bağlamdan tamamlar; bu nedenle I'm afraid. yaklaşık olarak “Ne yazık ki durum böyle” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bir resepsiyon görevlisi “I'm afraid the last train has left.” diyor. Burada I'm afraid ne işe yarıyor?

  1. Hayal kırıklığı yaratan bir haberi nazikçe sunuyor.
  2. Resepsiyon görevlisinin trenden korktuğunu söylüyor.
  3. Haberin yalnızca bir tahmin olduğunu gösteriyor.
Cevabı göster

Hayal kırıklığı yaratan bir haberi nazikçe sunuyor.

The correct option was C,

5:06

Doğru seçenek C idi,

which is smallpox.

5:07

yani çiçek hastalığı.

Okay,

5:09

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned in this program,

5:10

bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

starting with breakthrough, Anlatım akışı

5:13

breakthrough ile başlayarak,

Anlatım akışı

starting with: ilk maddeyi tanıtmak

Starting with, sıralı bir açıklama, liste veya tekrar içindeki ilk maddeyi tanıtır. Bu cümlede dinleyiciye ilk gözden geçirilecek kelimenin breakthrough olduğunu bildirir. Yapı starting with + isim veya isim öbeğidir. Buradaki with, seçilen başlangıç noktasını gösterir; bir kişinin başka biriyle birlikte başlaması anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle safety konusunun tekrardaki ilk konu olduğunu doğal biçimde belirtir?

  1. We'll review the main points, starting with safety.
  2. We'll review the main points, starting to safety.
  3. We'll review the main points, starting by safety.
Cevabı göster

We'll review the main points, starting with safety.

a sudden, dramatic, and important discovery.

5:14

ani, çarpıcı ve önemli bir keşif.

A number of something means several or many

5:17

A number of something, birkaç veya birçok anlamına gelir

and can add credibility to what you say. Kalıp ifadeler

5:21

ve söylediklerinize güvenilirlik katabilir.

Kalıp ifadeler

add credibility to: bir şeyi daha inandırıcı kılmak

Add credibility to, bir iddiayı, raporu, kişiyi veya kaynağı daha inandırıcı ve güvenilir hâle getirmek demektir. Bu cümlede daha önce belirtilen çalışmalar, dinleyicilere söylediklerinize güvenmeleri için daha fazla neden verir. Yapı add credibility to + isim öbeğidir. Nesne, what you say örneğinde olduğu gibi bir what yan cümlesi de olabilir. Credibility, popüler olmakla değil, inanılmaya değer olmakla ilgilidir.

Alıştırma

Hangi cümle kanıtların bir raporu daha inandırıcı kıldığını doğru biçimde ifade eder?

  1. Independent evidence can add credible to the report.
  2. Independent evidence can add credibility to the report.
  3. Independent evidence can add popularity to the report.
Cevabı göster

Independent evidence can add credibility to the report.

The phrase nothing to see here

5:24

Nothing to see here ifadesi

is used to discourage people from paying attention Kalıp ifadeler

5:26

insanların dikkat etmesini

Kalıp ifadeler

discourage people from paying attention: seseorang을 melakukan sesuatu에서 말리다

Burada discourage people from paying attention, “insanların dikkat etme isteğini azaltmak” anlamına gelir. Discourage, birinin harekete geçme isteğini veya güvenini azaltmayı anlatır; yalnızca o kişiyi üzmek anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı discourage + kişi + from + fiil-ing şeklindedir. Kişi, etkilenen kişiyi; fiil-ing bölümü ise vazgeçirilmek istenen eylemi gösterir.

Alıştırma

Discourage fiilinin geçmiş zamanını ve parantezdeki sözcükleri kullanarak cümleyi tamamlayın: The safety notice ____ the unstable bridge. (hikers / cross)

Cevabı göster

discouraged hikers from crossing

or looking too closely at something Kalıp ifadeler

5:28

veya bir şeye çok yakından bakmasını engellemek

Kalıp ifadeler

looking too closely at: istenenden fazla incelemek

Look closely at, “dikkatle incelemek veya gözlemlemek” anlamına gelir. Closely, birinin fiziksel olarak ne kadar yakın olduğunu değil, gösterilen dikkat düzeyini anlatır. Too eklendiğinde bu dikkatli inceleme olumsuz veya istenmeyen bir değerlendirme kazanır: looking too closely at something, bir şeyi birinin uygun bulduğundan ya da istediğinden daha dikkatli incelemek demektir. Bu bağlamda ayrıntılı incelemenin bir şeyi ortaya çıkarabileceğini düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümlede look too closely at, “birinin istediğinden daha dikkatli incelemek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The company grew uneasy when auditors looked too closely at its expense records.
  2. The editor glanced at the report without checking the details.
  3. The tourists stood too close to the museum map.
Cevabı göster

The company grew uneasy when auditors looked too closely at its expense records.

or to move them away.

5:31

veya onları uzaklaştırmak için kullanılır.

If you hijack something, Dilbilgisi

5:32

Eğer bir şeyi hijack yaparsanız (ele geçirirseniz),

you use something that doesn't belong to you for your own benefits.

5:33

size ait olmayan bir şeyi kendi çıkarlarınız için kullanırsınız.

Dilbilgisi

If you hijack something: genel bir tanım için if

Burada If you hijack something, hijack sözcüğünü tanımlayan koşulu ortaya koyar. Gelecekteki belirli tek bir olayı varsaymaz; birisi bir şeyi haksızca kendine mal ettiğinde genel olarak neyin doğru olduğunu belirtir. Tanımlar ve genel doğrular çoğu zaman her iki cümlecikte de geniş zaman kullanır: If + present simple, present simple. If cümleciği koşulu belirtir, ana cümlecik ise tanımı veya genel sonucu verir.

Alıştırma

Hangi cümle if yapısını gelecekteki belirli bir olayı öngörmek yerine genel bir tanım vermek için kullanıyor?

  1. If a material is waterproof, it does not let water pass through it.
  2. If this paint dries before noon, we will add a second coat.
  3. If the box were waterproof, the books would stay dry.
Cevabı göster

If a material is waterproof, it does not let water pass through it.

Being blind to something Dilbilgisi

5:38

Being blind to something (bir şeye kör olmak)

means failing to notice it

5:39

onu fark etmemek

or recognize it as a threat. Kalıp ifadeler

5:41

veya onu bir tehdit olarak tanımamak anlamına gelir.

Dilbilgisi

Being blind to something: özne olarak bir gerund öbeği

Being blind to something bir gerund öbeğidir ve öbeğin tamamı means fiilinin öznesidir. Bir durumu adlandırarak cümlenin bu durumu tanımlamasını veya ele almasını sağlar. Buradaki Being, present progressive bir fiilin parçası değildir. Being + adjective ile kurulan bir öbek, bir durumu cümlenin konusu hâline getirebilir. Öbek tek bir fikir olarak işlev gördüğü için normalde tekil bir fiil alır; örnekte means kullanılmasının nedeni budur.

Alıştırma

Hangi cümlede Being + adjective öbeği özne olarak doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. Being open to feedback it helps a team improve.
  2. Being open to feedback helps a team improve.
  3. Being open to feedback are helping a team improve.
Cevabı göster

Being open to feedback helps a team improve.

Kalıp ifadeler

recognize it as: bir şeyi belirli bir kategori olarak tanımlamak

recognize it as a threat ifadesinde recognize, bir şeyin belirli bir kimliğe, role veya niteliğe sahip olduğunu belirlemek ya da bu yönde değerlendirmek anlamına gelir. Yalnızca tanıdık bir kişiyi veya nesneyi tanımakla sınırlı değildir. Yapı recognize + nesne + as + kategori veya açıklama şeklindedir. Burada it değerlendirilen nesne, a threat ise ona verilen kategoridir. Bu yapı kanıtları, riskleri, belirtileri veya resmî bir statüyü sınıflandırmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede bir şeyi sınıflandırmak için recognize X as Y kullanılmıştır?

  1. The analyst recognized the pattern as evidence of fraud.
  2. The analyst recognized the pattern from an earlier report.
  3. The analyst recognized her colleague at the conference.
Cevabı göster

The analyst recognized the pattern as evidence of fraud.

And finally,

5:43

Ve son olarak,

to re-educate means to teach somebody to think

5:44

to re-educate (yeniden eğitmek), birine yeni veya farklı bir şekilde düşünmeyi

or behave in a new or different way. Kalıp ifadeler

5:47

veya davranmayı öğretmek anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

in a new or different way: bir eylemin yapılış biçimindeki değişikliği anlatmak

Burada in a new or different way, birine hangi şekilde düşünmesinin veya davranmasının öğretildiğini anlatır. Way sözcüğü “yöntem veya biçim” anlamındadır; yol anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı in a/an + sıfat + way şeklindedir. Genellikle nitelediği fiil grubundan sonra gelir; explain it in a simple way, respond in a calm way veya think in a different way ifadelerinde olduğu gibi.

Alıştırma

Cümleyi “farklı bir yöntem kullanarak” anlamına gelen dört kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: We need to solve this problem ____.

Cevabı göster

in a different way

Once again,

5:50

Bir kez daha,

our six minutes are up, Deyimler

5:51

altı dakikamız doldu,

Deyimler

our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi

Burada our six minutes are up, programın altı dakikalık süresinin sona erdiğini ve hiç zaman kalmadığını anlatır. Up, yukarı doğru bir hareketi değil, sınırlı bir sürenin bitmesini ifade eder. Yeniden kullanılabilen yapı «ayrılmış süre ifadesi + be + up» şeklindedir. your ten minutes gibi çoğul bir ifadeyle bu kullanım normalde are alır: Your ten minutes are up. Tekil time ismiyle ise Time is up denir.

Alıştırma

Notta öğrendiğiniz, sürenin bittiğini bildiren yapıyla cümleyi tamamlayın: The examiner looks at the clock and says: Your two minutes ____.

Cevabı göster

are up

but if you're hungry for more, Deyimler

5:52

ama daha fazlasına açsanız,

Deyimler

hungry for more: daha fazla içerik veya deneyim istemek

Hungry for more ifadesinde hungry mecaz anlamdadır: Dinleyici çok ilgilenmiştir ve daha fazla içerik veya deneyim ister. More, daha önce konuşulan şeyin daha fazlasını ifade eder; yiyecek anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı «be hungry for + isim öbeği» şeklindedir; hungry for knowledge ve hungry for success buna örnektir. Yalnızca want demekten daha canlıdır ve daha güçlü bir istek anlatır.

Alıştırma

Notta öğrendiğiniz mecazla cümleyi tamamlayın: The short workshop was so interesting that Lena left ____.

Cevabı göster

hungry for more

head over to our website bbclearningenglish.com, Öbek fiiller

5:54

bbclearningenglish.com web sitemize gidin,

Öbek fiiller

head over to: bir yere gitmek veya siteyi ziyaret etmek

Burada head, bir vücut bölümünü ifade eden “baş” ismi değil, “gitmek” veya “yönelmek” anlamındaki bir fiildir. Head over to, bir hedefe “gitmek” demektir. Hedef çevrim içi de olabilir. head over to our website ifadesi, web sitesini ziyaret etmeye veya açmaya yönelik samimi bir davettir; over, bir şeyin gerçekten üzerinden geçmek gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Samimi bir davet oluşturmak için cümleyi head, over ve to sözcükleriyle tamamlayın: For more details, ____ our information page.

Cevabı göster

head over to

where you can find a worksheet for this program, Dilbilgisi

5:58

orada bu program için bir çalışma sayfası bulabilirsiniz,

Dilbilgisi

where you can find: bir web sitesi hakkında bilgi eklemek

Where, bu satırdan hemen önce sözü edilen web sitesi hakkında bilgi ekleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. “O web sitesinde” anlamına gelir; you can find a worksheet for this program bölümü de orada neyin bulunduğunu belirtir. Bu yapıda website bir yer olarak ele alınır. Where yalnızca fiziksel yerleri değil, web siteleri, sayfalar ve platformlar gibi çevrim içi alanları da gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi where, you, can ve find sözcüklerini kullanarak tamamlayın: Visit the course page, ____ all the lesson notes.

Cevabı göster

where you can find

and it has a quiz in it.

6:00

ve içinde bir test de var.

Good luck,

6:02

İyi şanslar,

and we'll see you again soon.

6:02

ve yakında tekrar görüşürüz.

Bye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:04

Hoşça kalın.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:06

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.