Betimleyici nasıl yazılır - Nalo Hopkinson: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
573 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Bu ders, kurmacanın sayfadaki durağan sözcükleri nasıl sürükleyici bir deneyime dönüştürdüğünü açıklar. Düz ifadeleri duyusal metaforlar, belirli ses sözcükleri ve beklenmedik çağrışımlarla karşılaştırarak okurun bir karakterin yaşadıklarını yalnızca anlaması değil, kendisini hikâyenin içinde hissederek bunları deneyimlemesi gerektiğini gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. To be entertained, to find out who done it, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Paralel to-infinitive yapılarının farklı amaçları sıralarken uzun bir listede açık ve düzenli bir ritim sağladığını öğrenin. Bu kalıbı, birden fazla motivasyonu veya hedeflenen sonucu birbirinden kopuk düşünceler gibi göstermeden tutarlı biçimde düzenlemek için kullanabilirsiniz. 2. understand what Billie feels like, but she won't feel what Billie feels. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: understand ile feel arasındaki karşıtlığın zihinsel kavrayışı doğrudan duygusal ya da duyusal deneyimden nasıl ayırdığını fark edin. Bu yapı, birbiriyle ilişkili fakat anlamları farklı iki fiili karşı karşıya getirerek temel savı daha açık ve etkili biçimde kurmanıza yardımcı olur. 3. set your readers' brushfire imaginations alight. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: set ... alight yapısının çalı yangını metaforuyla birleşerek çağrışım gücü yüksek dilin hayal gücünü hızla tutuşturmasını nasıl anlattığını kavrayın. Bir metnin ilginç olduğunu belirsizce söylemek yerine, güçlü bir yaratıcı tepkiyi kontrollü ve canlı bir mecazla betimleyebilirsiniz.

Bu derste

We read fiction for many reasons.

0:08

Kurguyu birçok nedenden dolayı okuruz.

To be entertained, Dilbilgisi

0:10

Eğlenmek için,

to find out who done it, Kültür

0:12

katili bulmak için,

Kültür

who done it: gizem hikâyelerine özgü üsluplaştırılmış bir ifade

Burada who done it, “suçu kim işledi ya da olaydan kim sorumluydu?” anlamına gelir. Bir dedektif hikâyesinin merkezindeki bilmeceyi ve bu tür gizemleri anlatan whodunit sözcüğünü çağrıştırır. Tarafsız standart İngilizcede dolaylı soru normalde who did it olur; örneğin We want to find out who did it. Buradaki done kullanımı kasıtlı olarak konuşma diline özgü ve standart dışıdır. Bu yüzden yapıyı standart geçmiş zaman örneği olarak değil, gizem hikâyesi havası veren bir ifade olarak tanıyın.

Alıştırma

Altyazıda burada neden who done it kullanılıyor?

  1. Suçlunun zaten itiraf ettiği anlamına gelir.
  2. find out sonrasında kullanılması zorunlu standart biçimdir.
  3. Bir dedektif hikâyesinin dilini ve merkezindeki bilmeceyi eğlenceli biçimde çağrıştırır.
Cevabı göster

Bir dedektif hikâyesinin dilini ve merkezindeki bilmeceyi eğlenceli biçimde çağrıştırır.

to travel to strange new planets,

0:15

tuhaf yeni gezegenlere seyahat etmek için,

to be scared,

0:17

korkmak için,

to laugh,

0:19

gülmek için,

to cry,

0:19

ağlamak için,

to think,

0:21

düşünmek için,

to feel,

0:21

hissetmek için,

to be so absorbed Dilbilgisi

0:23

öyle bir kapılırız ki

that for a while we forget where we are.

0:24

bir an için nerede olduğumuzu unutmak için.

Dilbilgisi

To be entertained, to find out...: amaçları sıralayan paralel mastarlar

Başlangıçta to be entertained, to find out..., to travel... gibi bir dizi “to + fiil” yapısı kullanılır. Bunlar birlikte kurgu eserleri okuma amaçlarını sıralar; her biri ayrı bir tam cümle değildir. to sözcüğünü tekrarlamak her öğenin başlangıcını gösterir ve uzun bir listenin kolayca izlenmesini sağlar. Daha kısa bir listede tek bir to, to laugh and cry örneğindeki gibi eş görevli fiilleri başlatabilir. to tekrarlandığında her amaç aynı ağırlığı kazanır ve bilinçli bir ritim oluşur.

Alıştırma

Hangi cümle üç amacı açıkça belirtmek için paralel mastar yapıları kullanıyor?

  1. We visit the library to read, to study, and to use the computers.
  2. We visit the library to read, studying, and use the computers.
  3. We visit the library for read, to study, and using the computers.
Cevabı göster

We visit the library to read, to study, and to use the computers.

Dilbilgisi

so absorbed that: sonuca yol açan derece

so + sıfat + that + cümlecik yapısı, bir niteliğin sonuç doğuracak kadar yüksek bir dereceye ulaştığını gösterir. Burada so absorbed, “kendini çok kaptırmış” anlamındadır ve that sonucu tanıtır: bir süreliğine nerede olduğumuzu unuturuz. that sonrasındaki bölüm, absorbed sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği değil, sonuç cümleciğidir. Bu kalıp so tired that..., so interesting that... veya so loud that... şeklinde de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi so + adjective + that yapısı ve exciting sıfatıyla tamamlayın: The game was ____ I forgot the time.

Cevabı göster

so exciting that

So, how about writing fiction? Ton ve niyet

0:28

Peki ya kurgu yazmak nasıldır?

Ton ve niyet

how about writing fiction?: konuyu değiştiren hafif bir soru

How about + isim veya fiilin -ing biçimi bir seçenek, öneri ya da bağlantılı bir konu sunabilir. Burada writing bir ulaçtır ve soru, tartışmayı kurgu okumaktan kurgu yazmaya geçirir. Konuşmacı mutlaka bir cevap beklemiyor olabilir. Bu hafif soru, “Sırada bunu konuşacağız” sinyalini verir.

Alıştırma

Bu bağlamda How about writing fiction? sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Kurgu yazma fikrini reddeder.
  2. Konuyu kurgu okumaktan kurgu yazmaya geçirir.
  3. Dinleyicilerden hemen oylama yapmalarını ister.
Cevabı göster

Konuyu kurgu okumaktan kurgu yazmaya geçirir.

How do you suck your readers into your stories? Deyimler

0:30

Okuyucularınızı hikayelerinize nasıl çekersiniz?

Deyimler

suck your readers into your stories: içine çekmeyi anlatan canlı bir mecaz

suck someone into something kalıbında suck mecaz anlamdadır: Bir kişiyi bir deneyimin içine çeken gücü gözümüzde canlandırır. Your readers çekilen kişileri, into your stories ise onların giriyormuş gibi hissettiği hikâye dünyasını belirtir. attract readers ifadesine göre bu kullanım daha canlı ve güçlüdür. Okurların çok ilgilenip hikâyeye kapılmasını sağlamak anlamına gelir; fiziksel olarak emme eylemini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi suck someone into something mecaz kalıbıyla tamamlayın: A surprising first chapter can ____ the story before they notice the time.

Cevabı göster

suck readers into

With an exciting plot? Dilbilgisi

0:33

Heyecan verici bir kurguyla mı?

Dilbilgisi

Eksiltili bir soru olarak With an exciting plot?

With an exciting plot? bir edat öbeği parçasıdır; tam bir yan cümle değildir. Eksik sözcükleri önceki soru sağlar, bu yüzden tam anlamı “Do you suck your readers into your stories with an exciting plot?” şeklindedir. Önceki nasıl sorusuna olası bir cevap sunar. Konuşmalarda ve sunumlarda bu tür eksiltme, dinleyicilerin zaten bildiği bilgileri kaldırır. Kısa parça, bir dizi olası cevabın hızlı ve açık biçimde sunulmasını sağlar.

Alıştırma

“How can we make the school fair memorable?” sorusundan sonra hangi devam sorusu, olası bir yöntem önermek için aynı eksiltili kalıbı doğal biçimde kullanır?

  1. Where is the live band?
  2. A live band made it memorable.
  3. With a live band?
Cevabı göster

With a live band?

Maybe.

0:34

Belki.

Fascinating characters?

0:35

Büyüleyici karakterler?

Probably.

0:37

Muhtemelen.

Beautiful language?

0:38

Güzel bir dil?

Perhaps.

0:39

Olabilir.

Billie's legs are noodles. Deyimler

0:43

Billie'nin bacakları makarnadır.

Deyimler

Billie's legs are noodles: güçsüzlüğü anlatan doğrudan metafor

Billie's legs are noodles gerçek anlamlı bir ifade değildir. Cümle, bacaklarını doğrudan pişmiş erişte olarak sunarak ortak özelliklerini canlı biçimde gösterir: bacakları yumuşak ve güçsüzdür, onu sağlam biçimde taşıyamaz. Bu doğrudan "A is B" karşılaştırması bir metafordur. Benzetmeden farklı olarak like veya as kullanmaz; okur ortak özelliği bağlamdan çıkarır.

Alıştırma

Billie's legs are noodles ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Bacaklarını like veya as kullanarak açıkça karşılaştıran bir benzetmedir.
  2. Bacaklarını yumuşak ve güçsüz gösteren bir metafordur.
  3. Bacaklarının gerçekten erişteden yapıldığını söyleyen gerçek anlamlı bir ifadedir.
Cevabı göster

Bacaklarını yumuşak ve güçsüz gösteren bir metafordur.

The ends of her hair are poison needles. Deyimler

0:45

Saçlarının uçları zehirli iğnelerdir.

Deyimler

poison needles: keskin ve tehlikeli acıyı anlatan canlı bir metafor

Bu cümlede poison needles, saçlarının uçlarını keskin ve zararlı bir şey olarak yeniden adlandırır. Needles batıcı bir his uyandırırken poison zarar ve tehlike düşüncesini ekler; böylece rahatsızlık canlı bir fiziksel imgeye dönüşür. Bu ifade mecazidir; saçlarında gerçek iğneler bulunduğunu söylemez. Bu tür isim imgeleri, görünmeyen bir hissi somut bir nesneyle ilişkilendirerek okurun o hissi hayal etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

poison needles cümlede nasıl bir etki yaratır?

  1. Dikiş araçlarını saçında sakladığını açıklar.
  2. Saç uçlarının keskin biçimde acı verici ve tehlikeli görünmesini sağlar.
  3. Metal iğnelerle yapılan gerçek bir saç modelinin adını verir.
Cevabı göster

Saç uçlarının keskin biçimde acı verici ve tehlikeli görünmesini sağlar.

Her tongue is a bristly sponge

0:48

Dili sert kıllı bir sünger

and her eyes are bags of bleach. Deyimler

0:50

ve gözleri çamaşır suyu torbalarıdır.

Deyimler

bags of bleach: gözlerdeki yanma için duyusal bir metafor

Burada bags of bleach, onun gözlerini anlatan abartılı bir metafordur. Çamaşır suyu keskin bir kokuyu, tahrişi ve yanmayı çağrıştırır; bu yüzden bu tuhaf isim grubu rahatsızlığı canlı ve fiziksel hâle getirir. Bags, sahnedeki gerçek alışveriş torbaları anlamına gelmez. Gözlerin sert ve tahriş edici bir şey taşıyan kaplar gibi hayal edilmesini sağlar; ifade gerçek bir iddia değil, yaratıcı bir betimlemedir.

Alıştırma

Bu cümlede bags of bleach okura öncelikle neyi hayal ettirir?

  1. Temizlik sıvısını gerçekten gözlerinin içinde saklıyor.
  2. Gözleri alışveriş torbaları kadar sıradan görünüyor.
  3. Gözleri ciddi biçimde tahriş olmuş, acıyor ve yanıyor.
Cevabı göster

Gözleri ciddi biçimde tahriş olmuş, acıyor ve yanıyor.

Did that description almost make you feel as queasy as Billie? Dilbilgisi

0:53

Bu betimleme sizi de neredeyse Billie kadar midenizi bulandırdı mı?

Dilbilgisi

make you feel as queasy as Billie: ettirgenlik ve eşitlik karşılaştırması

make + kişi + fiilin yalın hâli, bir şeyin o kişide bir deneyim veya tepkiye neden olduğunu anlatır. make you feel yapısında you nesnedir ve feel, önünde to olmadan yalın hâlde kalır. as + sıfat + as aynı derecedeki özellikleri karşılaştırır. as queasy as Billie, “Billie'nin hissettiği kadar mide bulantılı” anlamına gelir; feels anlaşılır olduğu için Billie'den sonra söylenmez. Bu yapı iki kişinin mide bulantısının derecesini karşılaştırır; sizin Billie'ye dönüştüğünüz anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede make + kişi + fiilin yalın hâli ve as + sıfat + as doğru kullanılmıştır?

  1. The bumpy ride made me feeling so queasy as my brother.
  2. The bumpy ride made me to feel as queasy than my brother.
  3. The bumpy ride made me feel as queasy as my brother.
Cevabı göster

The bumpy ride made me feel as queasy as my brother.

We grasp that Billie's legs aren't actually noodles.

0:57

Billie'nin bacaklarının aslında makarna olmadığını anlıyoruz.

To Billie,

1:00

Billie için,

they feel as limp as cooked noodles. Deyimler

1:01

pişmiş makarna kadar cansız hissediyorlar.

Deyimler

as limp as cooked noodles: as...as ile açık bir benzetme

as + adjective + as + comparison noun kalıbı, iki şey arasındaki benzerliği açıkça gösterir. Burada they bacakları gösterir; limp ise sağlam ve dik olmak yerine güçsüz ve gevşek olmak anlamına gelir. Pişmiş erişteler bu hissi somut bir görüntüye dönüştürür. as...as karşılaştırmayı açıkça işaretlediği için bu bir açık benzetmedir. Metaforda ise like veya as kullanılmadan bir şey başka bir şeymiş gibi sunulur.

Alıştırma

limp sözcüğünü kullanarak as...as benzetmesini tamamlayın: After the race, her arms felt ____ wet towels.

Cevabı göster

as limp as

It's an implied comparison, Kelime

1:04

Bu örtülü bir karşılaştırmadır,

a metaphor.

1:05

bir metafor.

Kelime

implied comparison, a metaphor: metaforun çalışma biçimi

Örtük karşılaştırma, yazarın like veya as ile işaretlemediği bir karşılaştırmadır. Metaforda bir şey başka bir şeymiş gibi betimlenir ve ortak özelliklerini okuyucu çıkarır. a metaphor ifadesi, an implied comparison ifadesini yeniden adlandırıp tanımlar. İki isim öbeği aynı fikri gösterir; ikincisi edebî terimi verir.

Alıştırma

Hangi cümlede örtük bir karşılaştırma, yani metafor vardır?

  1. The classroom was as noisy as a zoo.
  2. The classroom was next to a zoo.
  3. The classroom was a zoo.
Cevabı göster

The classroom was a zoo.

So, why not simply write it like this? Anlatım akışı

1:07

O zaman neden basitçe şöyle yazmayalım?

Anlatım akışı

why not simply write it like this? ile karşıtlığa zemin hazırlayan retorik soru

Buradaki why not ...? öncelikle samimi bir öneri sunmaz. İlk bakışta makul görünen daha doğrudan bir yazım biçimini seçenek olarak dinleyicilerin önüne koyar. Bu soru bir karşılaştırmaya zemin hazırlar. Konuşmacı daha sonra bu doğrudan anlatımın neden farklı ya da daha zayıf bir etki yarattığını gösterebilir. Devamındaki bölüm önerilen seçeneği inceliyor veya reddediyorsa Why not ...? ifadesini konuşmacının son önerisi olarak değil, argümanı ilerleten retorik bir adım olarak anlayın.

Alıştırma

Bu argümanda why not simply write it like this? ne işe yarıyor?

  1. Dinleyicilere bu ifadeyi kullanmaları için son bir talimat verir.
  2. Konuşmacının karşılaştırıp sorgulayabilmesi için görünüşte basit bir alternatif sunar.
  3. Gerçek bir yanıt isteyerek karşılaştırmayı bitirir.
Cevabı göster

Konuşmacının karşılaştırıp sorgulayabilmesi için görünüşte basit bir alternatif sunar.

Billie feels nauseated and weak.

1:10

Billie midesi bulanık ve zayıf hissediyor.

Chances are, Kalıp ifadeler

1:12

Büyük ihtimalle,

Kalıp ifadeler

Chances are: bir şeyin olası olduğunu söylemek

Chances are, bir yan cümlenin başında kullanılan ve “olasıdır” ya da “büyük olasılıkla” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bir sonucun olası olduğunu belirtir, ancak kesin olduğunu söylemez. Dil bilgisi bakımından Chances özne, are ise fiildir. İfadenin ardından normalde tam bir yan cümle gelir: Chances are, she'll call tonight.

Alıştırma

Tahmini “olasıdır” anlamındaki kalıplaşmış başlangıçla tamamlayın: ____, the package will arrive tomorrow.

Cevabı göster

Chances are

the second description wasn't as vivid to you as the first.

1:13

ikinci betimleme size ilki kadar canlı gelmedi.

The point of fiction is to cast a spell, Deyimler

1:17

Kurgunun amacı bir büyü yapmaktır,

Deyimler

cast a spell: kurgunun sürükleyici gücünü anlatan büyü mecazı

cast a spell sözünün gerçek anlamı “büyü yapmak”tır. Burada ise mecaz olarak kullanılır: kurgu, okuru hikâyenin içine çeken ve o dünyayı kısa bir süreliğine gerçekmiş gibi hissettiren güçlü, rüyayı andıran bir etki yaratır. Bu ifade yalnızca dikkat çekmekten daha fazlasını anlatır. Kurguyu, okurun hayal gücünü ve deneyimini etkileyen bir güç olarak gösterir; gerçek bir büyüden söz etmez.

Alıştırma

Hangi cümlede cast a spell, bir eserin birini derinden etkilediğini anlatan mecaz anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The novel cast a spell over me, and I read until dawn.
  2. The editor cast the novel onto the desk.
  3. The magician cast a spell to open the enchanted door.
Cevabı göster

The novel cast a spell over me, and I read until dawn.

a momentary illusion that you are living in the world of the story. Dilbilgisi

1:20

hikayenin dünyasında yaşadığınıza dair anlık bir illüzyon.

Dilbilgisi

illusion that...: soyut bir isimden sonra gelen içerik yan cümlesi

illusion that you are living in the world of the story yapısında that ile başlayan yan cümle, illusion sözcüğünün içeriğini açıklar: hayal edilen deneyim, hikâye dünyasının içinde yaşıyor olmaktır. Momentary bu hissin yalnızca kısa bir süre devam ettiğini gösterir. Buradaki that bir zamir değil, içerik bildiren yan cümleyi başlatan bir bağlaçtır. Aynı yapı idea, belief, hope ve assumption gibi soyut isimlerden sonra da görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede that ile başlayan yan cümle, soyut bir ismin içeriğini açıklamaktadır?

  1. She described the feeling that disappeared after lunch.
  2. She had the feeling that someone was watching her.
  3. She spoke to the person that was watching her.
Cevabı göster

She had the feeling that someone was watching her.

Fiction engages the senses, Kalıp ifadeler

1:25

Kurgu duyulara hitap eder,

Kalıp ifadeler

engages the senses: görme, işitme ve diğer duyuları harekete geçirmek

Bu cümlede engages the senses, okuyucuların görme, işitme, tatma, koklama ve dokunma gibi duyuları etkin biçimde kullanmasını ya da hayal etmesini sağlamak demektir. Kurgu bunu betimleyici ayrıntılarla yapabilir. Buradaki engage, işe almak ya da nişanlanmak değil, ilgiyi çekip sürece katmak anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen X engages the senses kalıbı, X’in bir veya daha fazla duyu aracılığıyla güçlü bir deneyim oluşturduğunu anlatır.

Alıştırma

“The museum engages the senses with music, colored lights, and fresh bread,” cümlesinde engages the senses ne anlama gelir?

  1. Algıya hitap etmeden ziyaretçilere yalnızca bilgi verir.
  2. Ziyaretçilere görme, işitme ve koklama yoluyla zengin bir deneyim sunar.
  3. Ziyaretçilerin duyularını işçi olarak işe alır.
Cevabı göster

Ziyaretçilere görme, işitme ve koklama yoluyla zengin bir deneyim sunar.

helps us create vivid mental simulacra of the experiences the characters are having. Kelime

1:27

karakterlerin yaşadığı deneyimlerin zihnimizde canlı birer kopyasını oluşturmamıza yardımcı olur.

Kelime

vivid mental simulacra: deneyimin zihindeki net simülasyonları

Vivid mental simulacra, zihinde oluşturulan canlı içsel simülasyonlar veya temsiller demektir. Bu cümlede okuyucular, karakterlerin deneyimlerini zihinsel olarak modeller. Bunlar yalnızca sabit bir görüntüden ibaret olmayıp görüntüleri, sesleri, hareketleri, bedensel duyumları ve hisleri içerebilir. Simulacra, simulacrum kelimesinin çoğuludur. Vivid ve mental niteleyicileri, modellenen bu deneyimlerin net olduğunu ve zihinde oluşturulduğunu gösterir; ardından gelen of öbeği ise hangi deneyimlerin simüle edildiğini belirtir.

Alıştırma

“Reading can create vivid mental simulacra of life in another century,” cümlesinde vivid mental simulacra ne anlama gelir?

  1. O yüzyıldaki nesnelerin bire bir fiziksel kopyaları
  2. O yaşamın nasıl hissettirebileceğine dair zengin içsel simülasyonlar
  3. Yalnızca o yüzyıla ait basılı fotoğraflar
Cevabı göster

O yaşamın nasıl hissettirebileceğine dair zengin içsel simülasyonlar

Stage and screen engage some of our senses directly. Kelime

1:33

Sahne ve ekran bazı duyularımıza doğrudan hitap eder.

Kelime

Stage and screen: tiyatro ile sinema veya televizyon medyası

Stage and screen, iki tür hikâye anlatma aracını birlikte ifade eden yerleşik bir eşleşmedir. Stage canlı tiyatroyu, screen ise geniş anlamda sinema ve televizyonu belirtir. Bu cümlede ifade, görüntüleri ve sesleri doğrudan sunan araçları düzyazı kurmacayla karşılaştırır. Stage burada bir sürecin aşaması anlamına gelmez; screen de bilgisayar monitörüyle sınırlı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede "stage and screen" ne anlama geliyor?

  1. bir sürecin aşaması ile bilgisayar ekranı
  2. tiyatro ile sinema veya televizyon medyası
  3. yükseltilmiş bir platform ile koruyucu bir engel
Cevabı göster

tiyatro ile sinema veya televizyon medyası

We see and hear the interactions of the characters and the setting.

1:37

Karakterlerin ve mekanın etkileşimlerini görür ve duyarız.

But with prose fiction, Kelime

1:41

Ancak düzyazı kurguda,

Kelime

Prose fiction: düzyazıyla yazılmış kurgusal hikâyeler

Prose fiction, şiir biçiminde olmayan olağan düzyazıyla yazılmış kurgusal anlatı demektir; özellikle romanları ve kısa öyküleri kapsar. Burada prose yazının biçimini, fiction ise içeriğin hayal ürünü bir anlatı olduğunu belirtir. Bu terim, söz konusu yazılı aracı şiirden, sahne gösterisinden ve ekran medyasından ayırır. Yalnızca deneme anlamına gelmez; romanlar prose fiction türünün önemli bir biçimidir.

Alıştırma

Hangi açıklama "prose fiction" ifadesine en uygundur?

  1. oyuncuların sahnede canlandırdığı hikâyeler
  2. haberler ve biyografiler gibi gerçeklere dayalı düzyazılar
  3. romanlar ve kısa öyküler gibi şiir biçiminde olmayan yazıyla oluşturulmuş kurgusal anlatılar
Cevabı göster

romanlar ve kısa öyküler gibi şiir biçiminde olmayan yazıyla oluşturulmuş kurgusal anlatılar

all you have is static symbols on a contrasting background. Dilbilgisi

1:43

sahip olduğunuz tek şey zıt bir arka plan üzerindeki statik sembollerdir.

Dilbilgisi

all you have is: kullanılabilen tek kaynağa odaklanmak

Bu cümlede all you have is, “elinizdeki tek kaynak …” anlamına gelir. All çokluğu değil, bir sınırlamayı vurgular. all you have yan cümlesi sınırlı kaynağı adlandırır; is ise bunun nelerden oluştuğunu belirtir. Bu kalıp önce sınırlamayı verir, ardından kullanılabilir kaynağı vurgu kazandığı cümle sonuna yerleştirir. Sınırlı bir ortamın, aracın veya kanıtın neden bütün işi üstlenmesi gerektiğini açıklayan anlatım ve savlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

El fenerini tek kaynak olarak sunan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the campsite, ____ one small flashlight.

Cevabı göster

all you have is

If you describe the story in matter-of-fact, Kelime

1:47

Hikayeyi sadece olgusal,

non-tactile language,

1:49

dokunsal olmayan bir dille anlatırsanız,

Kelime

matter-of-fact, non-tactile language: dokunsal ayrıntı içermeyen doğrudan üslup

Matter-of-fact, sakin, doğrudan ve duygusal açıdan abartısız bir dili anlatır. Non-tactile ise ifadelerin pürüzlülük, pürüzsüzlük, sıcaklık ya da basınç gibi dokunma ve doku hislerini çağrıştırmadığı anlamına gelir. Tireli iki birleşik sıfat da language sözcüğünü niteler. Birlikte betimlemenin iki farklı özelliğini değerlendirirler: tonu sadedir ve duyusal ayrıntıları, okurun nesnelerin fiziksel olarak nasıl hissettirdiğini hayal etmesine yardımcı olmaz. Bu bağlamda birleşim biraz eleştireldir; yalnızca açıklık, canlı bir fiziksel deneyim yaratmaya yetmez.

Alıştırma

Bu cümlede matter-of-fact, non-tactile language ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Dil uzmanlık gerektiren teknik terimler kullanır.
  2. Dil doğrudandır ve çok az dokunma ya da doku hissi verir.
  3. Dil duygusaldır ve fiziksel duyumlarla doludur.
Cevabı göster

Dil doğrudandır ve çok az dokunma ya da doku hissi verir.

the spell risks being a weak one. Dilbilgisi

1:51

büyünün zayıf olma riski vardır.

Dilbilgisi

risks being ... a weak one: risk + V-ing ve ismin yerini tutan one

Risk + V-ing, bir şeyin istenmeyen bir sonuçla karşılaşma olasılığını anlatır. risks being a weak one ifadesinde being, risk fiilinden sonra gereken -ing biçimidir. Bu anlamda risk to be olağan yapı değildir. One, tekil ve sayılabilen spell isminin yerini tutar; dolayısıyla a weak one, a weak spell demektir. Buradaki spell, gerçek bir büyü değil, yazının yarattığı sürükleyici etkidir.

Alıştırma

İlk boşlukta be fiilinin -ing biçimini, ikinci boşlukta proposal sözcüğünü tekrarlamamak için one kullanın: Without a clear plan, the proposal risks ____ a confusing ____.

Cevabı göster

being · one

Your reader may not get much beyond interpreting the squiggles. Deyimler

1:54

Okuyucunuz o kıvrımlı şekilleri yorumlamanın ötesine geçemeyebilir.

Deyimler

get much beyond interpreting the squiggles: çözümleme aşamasını aşmak

Get beyond + isim ya da V-ing, bir aşamanın veya sınırın ötesine geçmek demektir. Not get much beyond interpreting, sayfadaki işaretleri çözme düzeyinden çok az ilerlemek ya da hiç ilerlememek anlamına gelir. Squiggles normalde küçük, düzensiz ve kıvrımlı çizgiler demektir. Harflere squiggles demek gündelik ve hafif küçümseyici bir benzetmedir: okur simgeleri işleyebilir ama öyküye kapılmayabilir. Metnin gerçekten anlamsız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümle nasıl bir okuma durumunu anlatıyor?

  1. Okur, yazılı işaretleri çözebilir ama öyküye kapılmayabilir.
  2. Okur, öykünün yanına kıvrımlı çizgiler çizmeye başlayabilir.
  3. Okur, sayfadaki hiçbir harfi tanıyamaz.
Cevabı göster

Okur, yazılı işaretleri çözebilir ama öyküye kapılmayabilir.

She will understand what Billie feels like, Anlatım akışı

1:57

Billie'nin nasıl hissettiğini anlayacaktır,

but she won't feel what Billie feels.

2:00

ama Billie'nin hissettiğini hissetmeyecektir.

Anlatım akışı

understand what Billie feels like ... feel what Billie feels: anlamak ile yaşamak arasındaki karşıtlık

Bu cümle iki düşünceyi yan yana getirerek karşıtlık kurar: okur Billie'nin duygusal durumunu anlayabilir, ancak bu, aynı duyguyu bizzat yaşadığı anlamına gelmez. but sözcüğü ikinci yan tümceyi temel sınır hâline getirir ve bilmekle yaşamak arasındaki farkı belirginleştirir. understand what Billie feels like ifadesinde feel like, onun duygusal durumunun nasıl olduğunu anlatır. feel what Billie feels ifadesinde ise feel ana eylemdir: onun yaşadığı duyguyu yaşamak. feel sözcüğünün farklı bir yapıyla tekrarlanması karşıtlığın kolayca fark edilmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir duyguyu anlamakla onu bizzat yaşamak arasındaki karşıtlığı en açık biçimde gösterir?

  1. I feel disappointed because Maya understands the problem.
  2. I understand why Maya is disappointed, but I do not feel her disappointment.
  3. Maya understands the problem, and I explain it clearly.
Cevabı göster

I understand why Maya is disappointed, but I do not feel her disappointment.

She'll be reading,

2:03

Okuyacak,

not immersed in the world of the story, Kalıp ifadeler

2:04

hikayenin dünyasına dalmayacak,

Kalıp ifadeler

be immersed in: bir deneyime tamamen dalmış olmak

Be immersed in + isim, dikkatin büyük kısmını bir ortama, etkinliğe veya deneyime vererek onun içine derinden dalmış olmayı anlatır. Buradaki kullanım mecazidir: okur fiziksel olarak suyun altında değildir; zihnen hikâyenin dünyasında bulunduğunu hisseder. Önceki not anlamı tersine çevirir; bu nedenle ifade, hikâyeye bütünüyle dahil olamayan bir okuru anlatır.

Alıştırma

“Derinden dalmış” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the final chapter, Leo was completely ____ the story.

Cevabı göster

immersed in

discovering the truths of Billie's life at the same time that Billie herself does. Dilbilgisi

2:07

Billie'nin hayatının gerçeklerini Billie'nin kendisinin yaptığıyla aynı anda keşfetmeyecektir.

Dilbilgisi

at the same time that: eş zamanlı olayları bağlama

At the same time that ifadesinden sonra tam bir yan cümle gelir ve iki olayın eş zamanlı gerçekleştiğini gösterir. Ortak zamanlamayı açıkça vurgular; while da zaman bakımından örtüşmeyi gösterebilir, ancak bunu genellikle daha tarafsız bir biçimde yapar. Billie herself does bölümünde does, discovers the truths of Billie's life ifadesinin yerine geçerek fiil grubunun tekrarlanmasını önler. Herself, keşfi yalnızca okurun değil, bizzat Billie'nin de yaptığını vurgular.

Alıştırma

İki olayın eş zamanlı gerçekleştiğini vurgulamak için cümleyi derste öğrenilen bağlayıcı ifadeyle tamamlayın: Mia reached the finish line ____ the clock struck noon.

Cevabı göster

at the same time that

Fiction plays with our senses, Deyimler

2:13

Kurgu duyularımızla oynar;

Deyimler

plays with our senses: yaratıcı ve mecazlı kullanım

Burada plays with gerçek anlamda kullanılmaz. Kurgu; okurların görme, işitme, koklama, tatma ve dokunmayla ilgili hayallerini uyandırmak veya değiştirmek için duyusal ayrıntıları yaratıcı biçimde kullanan bir şey gibi sunulur. Bu kişileştirme, yazıyla ilgili soyut bir yorumu hareketli ve canlı hâle getirir. Kurgunun gerçekten oyun oynadığı veya okuru bilerek kandırdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede play with, örnekteki gibi yaratıcı ve mecazlı biçimde kullanılmıştır?

  1. The filmmaker plays with light and shadow to build suspense.
  2. The children play with a ball after school.
  3. He plays with her feelings and refuses to be honest.
Cevabı göster

The filmmaker plays with light and shadow to build suspense.

taste,

2:15

tat,

smell,

2:16

koku,

touch,

2:17

dokunma,

hearing,

2:18

işitme,

sight,

2:19

görme

and the sense of motion.

2:21

ve hareket duygusu.

It also plays with our ability to abstract and make complex associations. Notlar

2:22

Ayrıca soyutlama yapma ve karmaşık çağrışımlar kurma yeteneğimizle de oynar.

Kelime

ability to abstract: fiil olarak abstract

ability to abstract ifadesinde abstract bir fiildir. Somut örneklerden veya deneyimlerden daha genel bir fikre geçmek demektir. Yapı ability to + fiilin yalın hâli şeklindedir; dolayısıyla abstract kişinin yapabildiği bir etkinliği belirtir. Burada ifade kavramsal düşünmeyi anlatır: Okur, somut ayrıntıları daha geniş örüntülere veya anlamlara dönüştürebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede abstract, belirli örneklerden genel bir fikir oluşturmak anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. She read the abstract before the full report.
  2. The painting explores an abstract idea.
  3. People can abstract a general rule from several examples.
Cevabı göster

People can abstract a general rule from several examples.

Kalıp ifadeler

make complex associations: karmaşık zihinsel bağlantılar kurmak

Make associations; fikirler, anılar, duyumlar veya nesneler arasında zihinsel bağlantılar kurmak demektir. Burada make, fiziksel bir nesne üretmek değil, bağlantı oluşturmak veya kurmak anlamına gelir. Complex, associations sözcüğünü niteler; bu nedenle bağlantılar tek ve basit bir ilişkiden çok, birden fazla fikir veya katman içerir. Yaygın bir genişletilmiş yapı make associations between A and B şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi hedef eşdizim make associations ile tamamlayın: The photo exhibit helps visitors ____ between past events and their own lives.

Cevabı göster

make associations

Look at the following sentence.

2:28

Şu cümleye bakın.

The world was ghost quiet, Deyimler

2:30

Dünya hayalet gibi sessizdi,

Deyimler

ghost quiet: sessizliği anlatan sıkıştırılmış bir metafor

ghost quiet ifadesinde ghost ismi doğrudan quiet sıfatının önüne getirilir. Ghost, very gibi sıradan bir derece sözcüğü değildir; sessiz, boş ve biraz ürpertici bir şey imgesi katar. İfadede like ya da as kullanılmadığı için karşılaştırma açıkça söylenmez, sezdirilir. Bu sıkıştırılmış metafor, sessizliği daha canlı ve atmosferik hissettirir.

Alıştırma

ghost quiet ifadesinin cümledeki işleyişini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Bir hayaletin alçak sesle konuştuğunu söyler.
  2. Ghost sözcüğünü ‘son derece’ anlamında sıradan bir zarf olarak kullanır.
  3. Sessizlik betimlemesinin içine ghost imgesini yerleştirir.
Cevabı göster

Sessizlik betimlemesinin içine ghost imgesini yerleştirir.

except for the crack of sails and the burbling of water against hull. Kelime

2:32

yelkenlerin çatırtısı ve suyun gövdeye çarpıp çıkardığı fokurtu dışında.

Kelime

the crack of sails: ses bildiren isim olarak crack

the crack of sails ifadesinde crack, ani ve keskin bir şaklama sesini belirten isimdir. of öbeği sesin kaynağını gösterir: rüzgâr veya hareket yelkenleri gerdiğinde bu sesi yelkenler çıkarır. Burada gözle görülen bir yarık anlamına gelmez ve mutlaka hasar olduğunu da göstermez. Belirli bir sesi anlatan crack, genel sound sözcüğünden daha açık bir işitsel imge oluşturur.

Alıştırma

Cümlede the crack of sails ne anlama gelir?

  1. Yelkenlerin çıkardığı ani ve keskin bir ses
  2. Yelkenlerin içinden geçen görünür bir yarık
  3. Tekne gövdesinin yanındaki suyun hafif hareketi
Cevabı göster

Yelkenlerin çıkardığı ani ve keskin bir ses

Kelime

the burbling of water against hull: suyun tekne gövdesine değen şırıltısı

The burbling of water ad öbeği, burbling sözcüğünü hareket eden suyun çıkardığı bir ses olarak sunar. Burbling; fokurdamaya veya şırıltıya benzeyen hafif ve kesintisiz bir sesi anlatır, böylece hem duyulan sesi hem de suyun hareketini aktarır. Against hull, bu sesin nerede oluştuğunu gösterir: Su, teknenin dış gövdesine dokunmakta veya onun boyunca hareket etmektedir. Burada against, bir şeye karşı çıkmak değil, bir yüzeyle temas etmek anlamındadır.

Alıştırma

The burbling of water against hull burada neyi anlatıyor?

  1. Teknenin dış gövdesinde bir çatlak açılması.
  2. Suyun tekneye karşı çıkıp onu geriye itmeye çalışması.
  3. Hareket eden suyun tekneye dokunurken çıkardığı hafif ve kesintisiz ses.
Cevabı göster

Hareket eden suyun tekneye dokunurken çıkardığı hafif ve kesintisiz ses.

The words quiet,

2:37

Sessiz,

crack,

2:39

çatırtı,

and burbling

2:39

ve fokurtu kelimeleri

engage the sense of hearing.

2:40

işitme duyusuna hitap eder.

Notice that Buckell doesn't use the generic word sound. Kelime

2:43

Dikkat edin, Buckell genel ses kelimesini kullanmaz.

Kelime

generic word sound: geniş anlamlı ve belirli sözcükler

Generic word sound ifadesinde generic, belirli ve ayrıntılı olmaktan çok geniş kapsamlı anlamına gelir. Sound genel kategoriyi adlandırırken crack ve burbling belirli bir ses niteliğini de gösterir ve sesin kaynağını veya ilgili hareketi düşündürür. Generic etiketi, sözcüğün bu yazı bağlamında ne kadar ayrıntı verdiğini değerlendirir. Sound sözcüğünün nadir, yanlış veya İngilizcede her zaman kötü bir seçim olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Sound burada neden generic word olarak adlandırılıyor?

  1. Geniş bir kategoriyi adlandırır ancak sesin belirli niteliğini göstermez.
  2. Çoğu okuyucunun bilmediği uzmanlık terimidir.
  3. Bir gürültüden söz ettiğinde her zaman dil bilgisi bakımından yanlıştır.
Cevabı göster

Geniş bir kategoriyi adlandırır ancak sesin belirli niteliğini göstermez.

Each word he chooses evokes a particular quality of sound. Kalıp ifadeler

2:47

Seçtiği her kelime sesin belirli bir kalitesini çağrıştırır.

Kalıp ifadeler

evokes a particular quality of sound: belirli bir ses niteliğini çağrıştırmak

Bu cümlede evokes, “bir izlenimi veya hissi zihinde canlandırır” anlamına gelir. Seçilen bir sözcük, sesi doğrudan açıklamadan veya yeniden üretmeden okuyucunun belirli bir ses özelliğini hayal etmesini sağlayabilir. Burada a particular quality of sound; keskinlik, yumuşaklık veya ritim gibi belirli bir ses özelliği demektir. Quality, sesin ne kadar iyi olduğunu değil, nasıl bir niteliğe sahip olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle bir görüntünün duyguyu doğrudan açıklamak yerine zihinde canlandırdığını söyler?

  1. The image evokes a feeling of calm.
  2. The image describes every visual detail.
  3. The image imitates the sound of the sea.
Cevabı göster

The image evokes a feeling of calm.

Then,

2:52

Sonra,

like an artist laying on washes of color Deyimler

2:53

bir ressama tabloya doku hissi vermek için

Deyimler

like an artist laying on washes of color: renk katmanları süren sanatçı benzetmesi

Like an artist laying on washes of color bir benzetmedir. Like, yazıda etkilerin yavaş yavaş oluşturulmasını bir sanatçının boya uygulama biçimine benzetir; yazarın gerçekten resim yaptığı anlamına gelmez. Laying on, boyayı bir yüzeye uygulamak demektir. Washes of color, sulandırılmış boyayla oluşturulan ince ve genellikle saydam renk katmanlarıdır. Bu görüntü, etkilerin katman katman ve yavaşça eklendiğini düşündürür.

Alıştırma

Bu benzetme hangi karşılaştırmayı yapıyor?

  1. Sanatçıyı çok fazla boya kullandığı için eleştirir.
  2. Yazıda etkiler oluşturmayı boya katmanları uygulamaya benzetir.
  3. Yazarın yazmak yerine gerçekten resim yaptığını söyler.
Cevabı göster

Yazıda etkiler oluşturmayı boya katmanları uygulamaya benzetir.

to give the sense of texture to a painting, Kalıp ifadeler

2:56

renk yıkamaları yapan bir sanatçı gibi,

Kalıp ifadeler

give the sense of texture to a painting: doku izlenimi yaratmak

give the sense of texture to a painting ifadesinde give, neden olmak veya yaratmak; sense ise izlenim anlamındadır. Resmin dokulu görünmesi sağlanır; resme gerçek anlamda bir şey verilmez. Başka durumlarda da kullanılabilen give a/the sense of X to Y kalıbı, bir özelliğin eserde, mekânda veya tasarımda nasıl bir izlenim yarattığını anlatır. Burada texture, bir yüzeyin niteliği ya da derinliğiyle ilgili görsel izlenimdir.

Alıştırma

give the sense of texture to a painting burada ne anlama geliyor?

  1. Resmin yüzey dokusu izlenimi oluşturmasını sağlamak.
  2. Resmi yaparken kullanılan beş duyudan birini söylemek.
  3. Dokulu fiziksel bir nesneyi resme elden vermek.
Cevabı göster

Resmin yüzey dokusu izlenimi oluşturmasını sağlamak.

he adds another layer, Deyimler

2:59

başka bir katman ekler,

motion.

3:00

hareket.

Deyimler

adds another layer, motion: ek bir etki olarak layer

adds another layer ifadesindeki layer, fiziksel bir tabaka değil, esere eklenen yeni bir boyut veya etki için kullanılan bir benzetmedir. Cümle, daha önce ele alınan etkilerin üzerine hareketin de eklendiğini anlatır. Virgülden sonraki kısa motion ismi, yeni layer’ın ne olduğunu belirtir. Bu kısaltılmış adlandırma biçimi sözlü veya kısa yorumlarda yaygındır: another layer—motion.

Alıştırma

Hangi cümlede layer fiziksel bir malzeme yerine eklenen bir etki anlamında kullanılmıştır?

  1. The baker adds another layer of icing to the cake.
  2. The painter adds another layer of blue paint to the wall.
  3. The final scene adds another layer of tension to the story.
Cevabı göster

The final scene adds another layer of tension to the story.

The crack of sails and touch,

3:01

Yelkenlerin çatırtısı ve dokunma,

the burbling of water against hull.

3:04

suyun gövdeye çarpıp çıkardığı fokurtu.

Finally,

3:08

Son olarak,

he gives us an abstract connection by linking the word quiet with the word ghost. Kalıp ifadeler

3:09

sessiz kelimesini hayalet kelimesiyle bağlayarak bize soyut bir bağlantı sunar.

Kalıp ifadeler

linking the word quiet with the word ghost: link A with B yapısı

Link A with B, A ile B arasında bağlantı kurarak bunların birbiriyle ilişkili anlaşılmasını sağlar. Burada bağlantı kurulan ögeler quiet ve ghost sözcükleridir; with, eyleme eşlik eden bir şeyi değil, bağlantının ikinci ögesini belirtir. By + -ing yöntemi açıklar: soyut bağlantı, iki sözcük ilişkilendirilerek kurulur. Bu yapı, bir yazarın çağrışımı nasıl oluşturduğunu açıklarken kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi link A with B yapısıyla tamamlayın: The analysis creates an association by ____ the color red ____ danger.

Cevabı göster

linking · with

Not quiet as a ghost, Deyimler

3:14

Bir hayalet kadar sessiz değil,

Deyimler

quiet as a ghost: as ile açıkça belirtilen benzetme

Quiet as a ghost, karşılaştırmayı görünür kılmak için as kullanır: quiet niteliği, hayal edilen bir hayalet sessizliğiyle karşılaştırılır. Edebî açıdan bu, iki fikrin doğrudan kaynaşması değil, açık bir benzetmedir. Baştaki Not çok önemlidir. Konuşmacı bu olası ifadeyi reddetmek ve daha sıkıştırılmış ghost quiet ile karşılaştırmak için belirtir. Bu nedenle parça bir öneri değil, ifade biçiminin analizidir.

Alıştırma

“Not quiet as a ghost,” parçasında as ne yapar?

  1. ghost sözcüğünü quiet için karşılaştırma ögesi olarak açıkça belirtir.
  2. ghost sözcüğünü normal bir derece zarfına dönüştürür.
  3. quiet sözcüğünün bir ghost ile birlikte hareket ettiğini belirtir.
Cevabı göster

ghost sözcüğünü quiet için karşılaştırma ögesi olarak açıkça belirtir.

which would put a distancing layer of simile between the reader and the experience. Kelime

3:16

bu okuyucuyla deneyim arasına uzaklaştırıcı bir benzetme katmanı koyardı.

Kelime

distancing layer of simile: benzetmenin yarattığı mesafe katmanı

Bu cümlede a distancing layer of simile, açıkça kurulan bir benzetmenin okur ile anlatılan deneyim arasına zihinsel ya da estetik bir aşama koyması demektir. Distancing fiziksel mesafeyi anlatmaz; okur imgeyle aynı ölçüde doğrudan karşılaşmak yerine önce bir karşılaştırma yapıldığını fark eder. İfade, simile kavramını mecazi olarak bir katman gibi ele alır. Edebiyat incelemesinde bu anlatım, bir tekniğin deneyimi nasıl daha dolaylı veya daha az anlık hâle getirdiğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede a distancing layer of simile ne anlama geliyor?

  1. Açıkça kurulan bir benzetme, okurun deneyimini daha az doğrudan hâle getirir.
  2. Yazar, öykünün iki bölümü arasına başka bir olay ekler.
  3. Benzetme, sahnedeki büyük bir fiziksel mesafeyi anlatır.
Cevabı göster

Açıkça kurulan bir benzetme, okurun deneyimini daha az doğrudan hâle getirir.

Instead,

3:21

Bunun yerine,

Buckell creates the metaphor ghost quiet

3:22

Buckell örtük bir karşılaştırma yerine belirgin bir karşılaştırma olan

for an implied rather than overt comparison. Kelime

3:25

hayalet sessizliği metaforunu yaratır.

Kelime

implied rather than overt comparison: açık değil, örtük karşılaştırma

Bu ifadede implied, okurun çıkarım yaparak anladığı bir karşılaştırmayı; overt ise çoğu zaman like veya as gibi açık bir işaretle doğrudan belirtilen karşılaştırmayı anlatır. Karşılaştırma vardır, ancak doğrudan ilan edilmez. A rather than B kalıbı, B ile karşıtlık kurarak A'yı seçer veya vurgular. Burada amaçlanan yöntemi kesin biçimde belirtir: açık bir karşılaştırma değil, örtük bir karşılaştırma.

Alıştırma

Karşılaştırmanın açıkça belirtilmediğini, ima edildiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The comparison is implied as well as overt.
  2. The comparison is overt rather than implied.
  3. The comparison is implied rather than overt.
Cevabı göster

The comparison is implied rather than overt.

Writers are always told to avoid clichés Dilbilgisi

3:29

Yazarlara her zaman klişelerden kaçınmaları söylenir

Dilbilgisi

are always told to avoid clichés: edilgen yapıyla yaygın öğütler

Are told to avoid edilgen bir yapıdır: yazarlar yönergeyi ya da tavsiyeyi alan taraftır. Kalıp be + told + to-infinitive şeklindedir; burada are told to avoid kullanılır. Tavsiyeyi veren kişi belirtilmez çünkü odak tavsiyenin kaynağında değil, yaygın yazma kuralındadır. Always, yazarların bu tavsiyeyi tekrar tekrar duyduğunu veya tavsiyenin çok yaygın olduğunu vurgular. Bunun gibi genel bir ifadede, her yazar için her durumda istisnasız geçerli olması gerekmez.

Alıştırma

Tell fiilinin edilgen biçimini, always ve avoid sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Writers ____ clichés.

Cevabı göster

are always told to avoid

because there's very little engagement for the reader Kalıp ifadeler

3:32

çünkü okuyucu için,

Kalıp ifadeler

very little engagement for the reader: okuyucunun neredeyse hiç katılım göstermemesi

Burada engagement, okuyucunun yazıyla zihinsel olarak ilgilenmesi anlamına gelir: yazının okuyucunun dikkatini ne kadar tuttuğunu, onu düşünmeye veya hayal kurmaya ne kadar yönelttiğini anlatır. Evlenme sözü anlamına gelmez. Engagement bu anlamda sayılamayan bir isimdir; bu nedenle little düşük bir miktarı belirtir. Very little engagement for the reader, okuyucunun içeriğe katılmak için neredeyse hiç nedeninin veya fırsatının olmaması demektir.

Alıştırma

Engagement hangi cümlede zihinsel ilgi veya katılım anlamına gelir?

  1. The interactive lesson led to stronger engagement from the class.
  2. They celebrated their engagement with a family dinner.
  3. She has a speaking engagement at the library on Friday.
Cevabı göster

The interactive lesson led to stronger engagement from the class.

in an overused image Kelime

3:34

gül gibi kırmızı

Kelime

overused image: tazeliğini yitirmiş edebî imge

Overused image, o kadar çok kullanılmıştır ki artık taze gelmeyen, sözcüklerle oluşturulmuş bir imgedir. Buradaki image, fotoğraf veya bilgisayar grafiği değil, sözcüklerin okuyucunun zihninde oluşturduğu düşünce ya da görüntüdür. Bu ifade dil bilgisi hatasını değil, etkinin zayıflığını anlatır: Bir imge açık ve doğru olabilir, ancak okuyucular onunla birçok kez karşılaştığı için tahmin edilebilir gelebilir.

Alıştırma

Edebî değerlendirmede overused image ne anlama gelir?

  1. Tekrar tekrar kullanıldığı için tazeliğini kaybetmiş, sözcüklerle oluşturulan bir imge
  2. Çok fazla kez kopyalanmış bir fotoğraf
  3. Dil bilgisi hatası içeren bir görüntü
Cevabı göster

Tekrar tekrar kullanıldığı için tazeliğini kaybetmiş, sözcüklerle oluşturulan bir imge

such as red as a rose. Deyimler

3:36

gibi aşırı kullanılan bir imgede çok az bağlayıcılık vardır.

Deyimler

red as a rose: bayat gelebilen tanıdık bir benzetme

Red as a rose ifadesi kırmızı bir rengi güle benzetir. Bu bir benzetmedir: as karşılaştırmayı gösterir ve okuyucunun rengi zihninde canlandırmasına yardım eder. İfade dil bilgisi bakımından doğrudur, ancak çok tanıdıktır. Yaratıcı yazıda bu tanıdıklık onu, artık taze bir görüntü oluşturmayan bir ifade olan klişeye dönüştürebilir.

Alıştırma

Yaratıcı yazıda red as a rose ifadesiyle ilgili en doğru değerlendirme hangisidir?

  1. Açık bir benzetmedir, ancak sık kullanılması onu bayat gösterebilir.
  2. Yalnızca güllerden yapılmış bir şeyi anlatabilir.
  3. Renkler çiçeklerle karşılaştırılamayacağı için dil bilgisi bakımından yanlıştır.
Cevabı göster

Açık bir benzetmedir, ancak sık kullanılması onu bayat gösterebilir.

But give them love began on a beach, Anlatım akışı

3:38

Ancak onlara 'aşk bir kumsalda başladı,

Anlatım akışı

give them “love began on a beach”: tavsiyeden somut örneğe

Burada give them, yazara yöneltilen emir biçiminde bir ifadedir; them okuyucuları gösterir. “Verilen” şey fiziksel bir nesne değil, Love began on a beach şeklindeki hikâye başlangıcıdır. give burada okuyucuya bir görüntü ya da cümle “sunmak” demektir. But, açıklamayı genel bir yazma ilkesinden somut bir örneğe geçirir. Cümle önce yazara ne yapacağını söyler, ardından okuyucunun zihninde canlandırabileceği canlı bir başlangıç sunar.

Alıştırma

Bu açıklamada give them “Love began on a beach” ne işe yarar?

  1. Konuyu yazarlıktan kumsalların coğrafyasına geçirir.
  2. Okuyuculardan fiziksel bir nesneyi yazara vermelerini ister.
  3. Yazara, okuyuculara somut bir hikâye başlangıcı sunmasını söyler.
Cevabı göster

Yazara, okuyuculara somut bir hikâye başlangıcı sunmasını söyler.

it began that day when Jacob saw Anette in her stewed cherry dress, Notlar

3:41

o gün Jacob Anette'i o kaynatılmış kiraz rengi elbisesiyle gördüğünde başladı' derseniz,

Anlatım akışı

it began that day when: hikâyenin önemli başlangıç noktasını belirtmek

it, az önce sözü edilen aşkı ya da ilişkiyi gösterir. began that day belirli bir günü bu ilişkinin başlangıç noktası olarak işaretler; when ile başlayan yan cümle ise o günü önemli kılan olayı belirtir. Bu sıra hikâyeyi iki adımda düzenler: önce önemli zamanı söyler, sonra when yan cümlesiyle sahneyi açar. Böylece soyut bir konuyu okuyucunun gözünde canlandırabileceği belirli bir ana dönüştürür.

Alıştırma

Belirli bir başlangıç noktasını işaretlemek ve önemli olayı tanıtmak için derste ele alınan dört kelimelik kalıbı kullanın: Their friendship ____ they missed the same train.

Cevabı göster

began that day when

Deyimler

stewed cherry dress: Duyusal çağrışımla bir görüntü oluşturmak

Bu cümlede stewed cherry dress, standart bir renk adı ya da kirazlardan yapılmış bir elbise değil, yeni oluşturulmuş bir imgedir. Stewed cherry, dress sözcüğünü niteler ve okuru pişmiş kirazlarla ilişkilendirilen koyu kırmızı renk ile yumuşak, yoğun doku gibi özellikleri hayal etmeye yöneltir. Betimleme belirli bir renk tonu ya da kumaş tanımlamadığı için okurun görüntüyü kendi zihninde oluşturması gerekir. Bu tür beklenmedik duyusal birleşimler, yaratıcı bir betimlemeyi sıradan bir renk sözcüğünden daha canlı ve özgün kılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede stewed cherry dress ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Giyim sektörüne ait standart bir renk kodu verir.
  2. Elbisenin pişmiş kirazlardan yapıldığını söyler.
  3. Pişmiş kirazlarla ilgili çağrışımlar yoluyla elbisenin görünüşünü sezdirir.
Cevabı göster

Pişmiş kirazlarla ilgili çağrışımlar yoluyla elbisenin görünüşünü sezdirir.

and their brains engage in the absorbing task Kalıp ifadeler

3:46

ve beyinleri,

of figuring out what a stewed cherry dress is like. Dilbilgisi

3:50

kaynatılmış kiraz rengi bir elbisenin neye benzediğini anlama şeklindeki sürükleyici göreve dahil olur.

Kalıp ifadeler

engage in the absorbing task of figuring out: Zihinsel bir göreve etkin biçimde katılmak

Engage in, bir şeye katılmak veya etkin biçimde dahil olmak anlamına gelir. Burada their brains kişileştirilir; beyinler zihinsel bir görevi etkin biçimde yapıyormuş gibi sunulur. Of figuring out what the dress is like ise görevin içeriğinin elbisenin neye benzediğini anlamak olduğunu belirtir. Absorbing burada görevin dikkati tamamen çekecek kadar ilgi çekici olduğunu anlatır; sıvı emmek anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı engage in + etkinlik veya görev biçimindedir. Görevin içeriğini belirtmek için the task of ifadesinden sonra fiilin -ing biçimini kullanın.

Alıştırma

Cümleyi engage in + task + of figuring out yapısıyla tamamlayın: Yesterday, the young detectives ____ the absorbing task of ____ where the missing key had gone.

Cevabı göster

engaged in · figuring out

Dilbilgisi

what a stewed cherry dress is like: dolaylı soruda sözcük dizilişi

what a stewed cherry dress is like yan cümlesi, elbisenin nasıl göründüğünü veya genel olarak nasıl bir şey olduğunu sorar. figuring out ifadesinden sonra yer alan gömülü bir sorudur; başka bir kişiye doğrudan sorulan bir soru değildir. Gömülü sorularda düz cümle dizilişi kullanılır: what + özne + be + like. Doğrudan soru What is a stewed cherry dress like? şeklindedir; daha uzun cümlenin içinde ise diziliş what a stewed cherry dress is like olur.

Alıştırma

“What is the room like?” sorusunun gömülü biçimiyle cümleyi tamamlayın: I am trying to imagine ____.

Cevabı göster

what the room is like

Suddenly,

3:53

Aniden,

they're on a beach about to fall in love. Dilbilgisi

3:53

aşık olmak üzere olan bir kumsaldadırlar.

Dilbilgisi

about to fall in love: âşık olmak üzere olmak

Be about to + fiilin yalın hâli, bir şeyin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Burada about, gelecek anlamı veren yapının bir parçasıdır; “yaklaşık” anlamına gelmez. Fall in love, birini romantik olarak sevmeye başlamak anlamındaki kalıplaşmış bir ifadedir. about to fall in love bütünü, bu duygusal değişimin gerçekleşmek üzere olduğunu gösterir.

Alıştırma

be about to yapısının şimdiki zaman biçimini ve fall in love ifadesini kullanın: Right now, the two characters ____.

Cevabı göster

are about to fall in love

They're experiencing the story at both a visceral and a conceptual level, Kalıp ifadeler

3:56

Hikayeyi hem içgüdüsel hem de kavramsal düzeyde yaşarlar,

Kalıp ifadeler

at both a visceral and a conceptual level: hem içgüdüsel hem kavramsal düzeyde

at both a ... and a ... level kalıbı, aynı deneyimin gerçekleştiği iki farklı düzeyi sunar. Both, and ile eşleşir; a sözcüğünün tekrarlanması da her sıfatın ayrı bir düzeyi tanımladığını gösterir. Burada visceral, doğrudan, bedensel veya içgüdüsel bir hissi; conceptual ise fikirler ve düşünme yoluyla oluşan anlayışı ifade eder. Cümle, hikâyenin aynı anda hem doğrudan hissedildiğini hem de zihinsel olarak anlaşıldığını söyler; visceral “şiddet içeren” demek değildir.

Alıştırma

İki düzeyi anlatan eşleşmiş yapıyı tamamlayın: The workshop works at ____ a practical ____ a theoretical level.

Cevabı göster

both · and

meeting the writer halfway in the imaginative play Deyimler

4:01

duyuların dinamik dünyasını yaratma konusundaki yaratıcı oyunda

Deyimler

meeting the writer halfway: okuyucunun kendi payına düşeni yapması

Meet someone halfway, bütün işi bir tarafa bırakmak yerine iki tarafın da çaba göstermesi demektir. Bu cümlede meeting, okuyucuların hikâyeyi nasıl deneyimlediğini anlatmaya devam ettiği için -ing biçimindedir. Burada ifade mecazidir: yazar çağrışım uyandıran bir dil sunar, okuyucu da sahneyi veya anlamı tamamlamak için hayal gücünü kullanır. Fiziksel bir buluşma noktasını anlatmaz; vurgu müzakereden çok, hayal etme işinin paylaşılmasındadır.

Alıştırma

meeting the writer halfway ifadesinde okuyucu ne yapıyor?

  1. Yazarın her ayrıntıyı tek başına açıklamasını beklemek.
  2. Yazarla buluşmak için fiziksel olarak orta noktaya yürümek.
  3. Hikâyenin anlamını oluşturmaya yardımcı olmak için hayal gücünü etkin biçimde kullanmak.
Cevabı göster

Hikâyenin anlamını oluşturmaya yardımcı olmak için hayal gücünü etkin biçimde kullanmak.

of creating a dynamic world of the senses. Deyimler

4:04

yazarla yarı yolda buluşurlar.

Deyimler

dynamic world of the senses: hayalde canlanan ve hareketli bir duyular dünyası

Burada a dynamic world of the senses, duyusal ayrıntılarla oluşturulan hayalî bir sahneyi anlatan bir benzetmedir. World gerçek bir yer anlamına gelmez; dilin okuyucunun zihninde oluşturmasına yardımcı olduğu zengin deneyimi ifade eder. Dynamic, bu deneyimin sabit bir resim gibi değil, hareketli ve değişken hissedildiğini gösterir. Sahne geliştikçe sesler, görüntüler, dokular, kokular ve tatlar birlikte etkili olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede “a dynamic world of the senses” ne anlama gelir?

  1. Yalnızca dokunarak girilebilen gerçek bir ülke
  2. Duyusal ayrıntılarla oluşturulan ve hayalde gelişmeye devam eden bir sahne
  3. Vücudun duyu organlarını gösteren bilimsel bir çizelge
Cevabı göster

Duyusal ayrıntılarla oluşturulan ve hayalde gelişmeye devam eden bir sahne

So, when you write,

4:07

Yani yazarken,

use well-chosen words to engage sound, Kalıp ifadeler

4:09

işitme,

Kalıp ifadeler

well-chosen words: amacına uygun biçimde özenle seçilmiş sözcükler

Well-chosen words, belirli bir amaca, hedef kitleye ve bağlama uyduğu için özenle seçilmiş sözcüklerdir. Well-chosen, words adının önünde kullanılan ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Bu ifade, sözcüklerin uzun, nadir veya gösterişli olması gerektiği anlamına gelmez. Basit bir sözcük de anlamı, sesi ya da tonuyla amaçlanan etkiyi yaratıyorsa well-chosen olabilir.

Alıştırma

“Amaç için özenle seçilmiş sözcükler” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The guide uses ____ to make each step easy to follow.

Cevabı göster

well-chosen words

sight,

4:12

görme,

taste,

4:13

tat,

touch,

4:13

dokunma,

smell,

4:14

koku

and movement.

4:14

ve hareketi harekete geçirecek iyi seçilmiş kelimeler kullanın.

Then create unexpected connotations among your story elements Kelime

4:16

Sonra hikaye unsurlarınız arasında beklenmedik çağrışımlar yaratın

Kelime

unexpected connotations: şaşırtıcı ek çağrışımlar

Connotations, bir kelimenin, imgenin veya hikâye unsurunun doğrudan anlamının ötesinde çağrıştırdığı duyguları, fikirleri ve kültürel bağlantıları ifade eder. Unexpected connotations, belirli unsurlar yan yana getirildiğinde ortaya çıkan şaşırtıcı ek çağrışımlardır. Burada create ... among, hikâye unsurlarını birleşimleri okura yeni bağlantılar hissettirecek biçimde düzenlemek demektir. Unsurların temel tanımları değişmez; aralarındaki ilişki anlama katkıda bulunur.

Alıştırma

Bu cümlede unexpected connotations ne anlama geliyor?

  1. Unsurların doğrudan anlamlarının ötesinde çağrıştırılan şaşırtıcı duygu ve bağlantılar
  2. Hikâye unsurlarının sözlükteki kesin tanımları
  3. Hikâye unsurlarının görünme sırası
Cevabı göster

Unsurların doğrudan anlamlarının ötesinde çağrıştırılan şaşırtıcı duygu ve bağlantılar

and set your readers' brushfire imaginations alight. Deyimler

4:20

ve okuyucularınızın hayal gücünü bir orman yangını gibi ateşleyin.

Deyimler

set your readers' brushfire imaginations alight: katmanlı bir ateş metaforu

Set something alight kelime anlamıyla bir şeyi yakmak demektir. Set your readers' brushfire imaginations alight ifadesinde ise mecazidir: yazı, okurların hayal gücünü güçlü biçimde harekete geçirir ve canlandırır. Brushfire ikinci bir imge ekler. Çalılık yangını hızla yayılabildiğinden brushfire imaginations, fikirleri hızla yakalayıp yayan bir hayal gücünü düşündürür. Yapı set + nesne + alight biçimindedir; burada nesne your readers' brushfire imaginations ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi mecazi set ... alight yapısıyla tamamlayın: Yesterday, the mysterious map ____ the children's imaginations ____.

Cevabı göster

set · alight