Betimleyici nasıl yazılır - Nalo Hopkinson: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu ders, kurmacanın sayfadaki durağan sözcükleri nasıl sürükleyici bir deneyime dönüştürdüğünü açıklar. Düz ifadeleri duyusal metaforlar, belirli ses sözcükleri ve beklenmedik çağrışımlarla karşılaştırarak okurun bir karakterin yaşadıklarını yalnızca anlaması değil, kendisini hikâyenin içinde hissederek bunları deneyimlemesi gerektiğini gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. To be entertained, to find out who done it, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Paralel to-infinitive yapılarının farklı amaçları sıralarken uzun bir listede açık ve düzenli bir ritim sağladığını öğrenin. Bu kalıbı, birden fazla motivasyonu veya hedeflenen sonucu birbirinden kopuk düşünceler gibi göstermeden tutarlı biçimde düzenlemek için kullanabilirsiniz. 2. understand what Billie feels like, but she won't feel what Billie feels. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: understand ile feel arasındaki karşıtlığın zihinsel kavrayışı doğrudan duygusal ya da duyusal deneyimden nasıl ayırdığını fark edin. Bu yapı, birbiriyle ilişkili fakat anlamları farklı iki fiili karşı karşıya getirerek temel savı daha açık ve etkili biçimde kurmanıza yardımcı olur. 3. set your readers' brushfire imaginations alight. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: set ... alight yapısının çalı yangını metaforuyla birleşerek çağrışım gücü yüksek dilin hayal gücünü hızla tutuşturmasını nasıl anlattığını kavrayın. Bir metnin ilginç olduğunu belirsizce söylemek yerine, güçlü bir yaratıcı tepkiyi kontrollü ve canlı bir mecazla betimleyebilirsiniz.
Bu derste
who done it: gizem hikâyelerine özgü üsluplaştırılmış bir ifade
Burada who done it, “suçu kim işledi ya da olaydan kim sorumluydu?” anlamına gelir. Bir dedektif hikâyesinin merkezindeki bilmeceyi ve bu tür gizemleri anlatan whodunit sözcüğünü çağrıştırır. Tarafsız standart İngilizcede dolaylı soru normalde who did it olur; örneğin We want to find out who did it. Buradaki done kullanımı kasıtlı olarak konuşma diline özgü ve standart dışıdır. Bu yüzden yapıyı standart geçmiş zaman örneği olarak değil, gizem hikâyesi havası veren bir ifade olarak tanıyın.
Alıştırma
Altyazıda burada neden who done it kullanılıyor?
- Suçlunun zaten itiraf ettiği anlamına gelir.
- find out sonrasında kullanılması zorunlu standart biçimdir.
- Bir dedektif hikâyesinin dilini ve merkezindeki bilmeceyi eğlenceli biçimde çağrıştırır.
Cevabı göster
Bir dedektif hikâyesinin dilini ve merkezindeki bilmeceyi eğlenceli biçimde çağrıştırır.
To be entertained, to find out...: amaçları sıralayan paralel mastarlar
Başlangıçta to be entertained, to find out..., to travel... gibi bir dizi “to + fiil” yapısı kullanılır. Bunlar birlikte kurgu eserleri okuma amaçlarını sıralar; her biri ayrı bir tam cümle değildir. to sözcüğünü tekrarlamak her öğenin başlangıcını gösterir ve uzun bir listenin kolayca izlenmesini sağlar. Daha kısa bir listede tek bir to, to laugh and cry örneğindeki gibi eş görevli fiilleri başlatabilir. to tekrarlandığında her amaç aynı ağırlığı kazanır ve bilinçli bir ritim oluşur.
Alıştırma
Hangi cümle üç amacı açıkça belirtmek için paralel mastar yapıları kullanıyor?
- We visit the library to read, to study, and to use the computers.
- We visit the library to read, studying, and use the computers.
- We visit the library for read, to study, and using the computers.
Cevabı göster
We visit the library to read, to study, and to use the computers.
so absorbed that: sonuca yol açan derece
so + sıfat + that + cümlecik yapısı, bir niteliğin sonuç doğuracak kadar yüksek bir dereceye ulaştığını gösterir. Burada so absorbed, “kendini çok kaptırmış” anlamındadır ve that sonucu tanıtır: bir süreliğine nerede olduğumuzu unuturuz. that sonrasındaki bölüm, absorbed sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciği değil, sonuç cümleciğidir. Bu kalıp so tired that..., so interesting that... veya so loud that... şeklinde de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi so + adjective + that yapısı ve exciting sıfatıyla tamamlayın: The game was ____ I forgot the time.
Cevabı göster
so exciting that
how about writing fiction?: konuyu değiştiren hafif bir soru
How about + isim veya fiilin -ing biçimi bir seçenek, öneri ya da bağlantılı bir konu sunabilir. Burada writing bir ulaçtır ve soru, tartışmayı kurgu okumaktan kurgu yazmaya geçirir. Konuşmacı mutlaka bir cevap beklemiyor olabilir. Bu hafif soru, “Sırada bunu konuşacağız” sinyalini verir.
Alıştırma
Bu bağlamda How about writing fiction? sorusunun temel işlevi nedir?
- Kurgu yazma fikrini reddeder.
- Konuyu kurgu okumaktan kurgu yazmaya geçirir.
- Dinleyicilerden hemen oylama yapmalarını ister.
Cevabı göster
Konuyu kurgu okumaktan kurgu yazmaya geçirir.
How do you suck your readers into your stories? Deyimler
0:30Okuyucularınızı hikayelerinize nasıl çekersiniz?
suck your readers into your stories: içine çekmeyi anlatan canlı bir mecaz
suck someone into something kalıbında suck mecaz anlamdadır: Bir kişiyi bir deneyimin içine çeken gücü gözümüzde canlandırır. Your readers çekilen kişileri, into your stories ise onların giriyormuş gibi hissettiği hikâye dünyasını belirtir. attract readers ifadesine göre bu kullanım daha canlı ve güçlüdür. Okurların çok ilgilenip hikâyeye kapılmasını sağlamak anlamına gelir; fiziksel olarak emme eylemini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi suck someone into something mecaz kalıbıyla tamamlayın: A surprising first chapter can ____ the story before they notice the time.
Cevabı göster
suck readers into
Eksiltili bir soru olarak With an exciting plot?
With an exciting plot? bir edat öbeği parçasıdır; tam bir yan cümle değildir. Eksik sözcükleri önceki soru sağlar, bu yüzden tam anlamı “Do you suck your readers into your stories with an exciting plot?” şeklindedir. Önceki nasıl sorusuna olası bir cevap sunar. Konuşmalarda ve sunumlarda bu tür eksiltme, dinleyicilerin zaten bildiği bilgileri kaldırır. Kısa parça, bir dizi olası cevabın hızlı ve açık biçimde sunulmasını sağlar.
Alıştırma
“How can we make the school fair memorable?” sorusundan sonra hangi devam sorusu, olası bir yöntem önermek için aynı eksiltili kalıbı doğal biçimde kullanır?
- Where is the live band?
- A live band made it memorable.
- With a live band?
Cevabı göster
With a live band?
Billie's legs are noodles: güçsüzlüğü anlatan doğrudan metafor
Billie's legs are noodles gerçek anlamlı bir ifade değildir. Cümle, bacaklarını doğrudan pişmiş erişte olarak sunarak ortak özelliklerini canlı biçimde gösterir: bacakları yumuşak ve güçsüzdür, onu sağlam biçimde taşıyamaz. Bu doğrudan "A is B" karşılaştırması bir metafordur. Benzetmeden farklı olarak like veya as kullanmaz; okur ortak özelliği bağlamdan çıkarır.
Alıştırma
Billie's legs are noodles ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Bacaklarını like veya as kullanarak açıkça karşılaştıran bir benzetmedir.
- Bacaklarını yumuşak ve güçsüz gösteren bir metafordur.
- Bacaklarının gerçekten erişteden yapıldığını söyleyen gerçek anlamlı bir ifadedir.
Cevabı göster
Bacaklarını yumuşak ve güçsüz gösteren bir metafordur.
poison needles: keskin ve tehlikeli acıyı anlatan canlı bir metafor
Bu cümlede poison needles, saçlarının uçlarını keskin ve zararlı bir şey olarak yeniden adlandırır. Needles batıcı bir his uyandırırken poison zarar ve tehlike düşüncesini ekler; böylece rahatsızlık canlı bir fiziksel imgeye dönüşür. Bu ifade mecazidir; saçlarında gerçek iğneler bulunduğunu söylemez. Bu tür isim imgeleri, görünmeyen bir hissi somut bir nesneyle ilişkilendirerek okurun o hissi hayal etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
poison needles cümlede nasıl bir etki yaratır?
- Dikiş araçlarını saçında sakladığını açıklar.
- Saç uçlarının keskin biçimde acı verici ve tehlikeli görünmesini sağlar.
- Metal iğnelerle yapılan gerçek bir saç modelinin adını verir.
Cevabı göster
Saç uçlarının keskin biçimde acı verici ve tehlikeli görünmesini sağlar.
bags of bleach: gözlerdeki yanma için duyusal bir metafor
Burada bags of bleach, onun gözlerini anlatan abartılı bir metafordur. Çamaşır suyu keskin bir kokuyu, tahrişi ve yanmayı çağrıştırır; bu yüzden bu tuhaf isim grubu rahatsızlığı canlı ve fiziksel hâle getirir. Bags, sahnedeki gerçek alışveriş torbaları anlamına gelmez. Gözlerin sert ve tahriş edici bir şey taşıyan kaplar gibi hayal edilmesini sağlar; ifade gerçek bir iddia değil, yaratıcı bir betimlemedir.
Alıştırma
Bu cümlede bags of bleach okura öncelikle neyi hayal ettirir?
- Temizlik sıvısını gerçekten gözlerinin içinde saklıyor.
- Gözleri alışveriş torbaları kadar sıradan görünüyor.
- Gözleri ciddi biçimde tahriş olmuş, acıyor ve yanıyor.
Cevabı göster
Gözleri ciddi biçimde tahriş olmuş, acıyor ve yanıyor.
Did that description almost make you feel as queasy as Billie? Dilbilgisi
0:53Bu betimleme sizi de neredeyse Billie kadar midenizi bulandırdı mı?
make you feel as queasy as Billie: ettirgenlik ve eşitlik karşılaştırması
make + kişi + fiilin yalın hâli, bir şeyin o kişide bir deneyim veya tepkiye neden olduğunu anlatır. make you feel yapısında you nesnedir ve feel, önünde to olmadan yalın hâlde kalır. as + sıfat + as aynı derecedeki özellikleri karşılaştırır. as queasy as Billie, “Billie'nin hissettiği kadar mide bulantılı” anlamına gelir; feels anlaşılır olduğu için Billie'den sonra söylenmez. Bu yapı iki kişinin mide bulantısının derecesini karşılaştırır; sizin Billie'ye dönüştüğünüz anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede make + kişi + fiilin yalın hâli ve as + sıfat + as doğru kullanılmıştır?
- The bumpy ride made me feeling so queasy as my brother.
- The bumpy ride made me to feel as queasy than my brother.
- The bumpy ride made me feel as queasy as my brother.
Cevabı göster
The bumpy ride made me feel as queasy as my brother.
We grasp that Billie's legs aren't actually noodles.
0:57Billie'nin bacaklarının aslında makarna olmadığını anlıyoruz.
as limp as cooked noodles: as...as ile açık bir benzetme
as + adjective + as + comparison noun kalıbı, iki şey arasındaki benzerliği açıkça gösterir. Burada they bacakları gösterir; limp ise sağlam ve dik olmak yerine güçsüz ve gevşek olmak anlamına gelir. Pişmiş erişteler bu hissi somut bir görüntüye dönüştürür. as...as karşılaştırmayı açıkça işaretlediği için bu bir açık benzetmedir. Metaforda ise like veya as kullanılmadan bir şey başka bir şeymiş gibi sunulur.
Alıştırma
limp sözcüğünü kullanarak as...as benzetmesini tamamlayın: After the race, her arms felt ____ wet towels.
Cevabı göster
as limp as
implied comparison, a metaphor: metaforun çalışma biçimi
Örtük karşılaştırma, yazarın like veya as ile işaretlemediği bir karşılaştırmadır. Metaforda bir şey başka bir şeymiş gibi betimlenir ve ortak özelliklerini okuyucu çıkarır. a metaphor ifadesi, an implied comparison ifadesini yeniden adlandırıp tanımlar. İki isim öbeği aynı fikri gösterir; ikincisi edebî terimi verir.
Alıştırma
Hangi cümlede örtük bir karşılaştırma, yani metafor vardır?
- The classroom was as noisy as a zoo.
- The classroom was next to a zoo.
- The classroom was a zoo.
Cevabı göster
The classroom was a zoo.
why not simply write it like this? ile karşıtlığa zemin hazırlayan retorik soru
Buradaki why not ...? öncelikle samimi bir öneri sunmaz. İlk bakışta makul görünen daha doğrudan bir yazım biçimini seçenek olarak dinleyicilerin önüne koyar. Bu soru bir karşılaştırmaya zemin hazırlar. Konuşmacı daha sonra bu doğrudan anlatımın neden farklı ya da daha zayıf bir etki yarattığını gösterebilir. Devamındaki bölüm önerilen seçeneği inceliyor veya reddediyorsa Why not ...? ifadesini konuşmacının son önerisi olarak değil, argümanı ilerleten retorik bir adım olarak anlayın.
Alıştırma
Bu argümanda why not simply write it like this? ne işe yarıyor?
- Dinleyicilere bu ifadeyi kullanmaları için son bir talimat verir.
- Konuşmacının karşılaştırıp sorgulayabilmesi için görünüşte basit bir alternatif sunar.
- Gerçek bir yanıt isteyerek karşılaştırmayı bitirir.
Cevabı göster
Konuşmacının karşılaştırıp sorgulayabilmesi için görünüşte basit bir alternatif sunar.
Chances are: bir şeyin olası olduğunu söylemek
Chances are, bir yan cümlenin başında kullanılan ve “olasıdır” ya da “büyük olasılıkla” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bir sonucun olası olduğunu belirtir, ancak kesin olduğunu söylemez. Dil bilgisi bakımından Chances özne, are ise fiildir. İfadenin ardından normalde tam bir yan cümle gelir: Chances are, she'll call tonight.
Alıştırma
Tahmini “olasıdır” anlamındaki kalıplaşmış başlangıçla tamamlayın: ____, the package will arrive tomorrow.
Cevabı göster
Chances are
the second description wasn't as vivid to you as the first.
1:13ikinci betimleme size ilki kadar canlı gelmedi.
cast a spell: kurgunun sürükleyici gücünü anlatan büyü mecazı
cast a spell sözünün gerçek anlamı “büyü yapmak”tır. Burada ise mecaz olarak kullanılır: kurgu, okuru hikâyenin içine çeken ve o dünyayı kısa bir süreliğine gerçekmiş gibi hissettiren güçlü, rüyayı andıran bir etki yaratır. Bu ifade yalnızca dikkat çekmekten daha fazlasını anlatır. Kurguyu, okurun hayal gücünü ve deneyimini etkileyen bir güç olarak gösterir; gerçek bir büyüden söz etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede cast a spell, bir eserin birini derinden etkilediğini anlatan mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
- The novel cast a spell over me, and I read until dawn.
- The editor cast the novel onto the desk.
- The magician cast a spell to open the enchanted door.
Cevabı göster
The novel cast a spell over me, and I read until dawn.
a momentary illusion that you are living in the world of the story. Dilbilgisi
1:20hikayenin dünyasında yaşadığınıza dair anlık bir illüzyon.
illusion that...: soyut bir isimden sonra gelen içerik yan cümlesi
illusion that you are living in the world of the story yapısında that ile başlayan yan cümle, illusion sözcüğünün içeriğini açıklar: hayal edilen deneyim, hikâye dünyasının içinde yaşıyor olmaktır. Momentary bu hissin yalnızca kısa bir süre devam ettiğini gösterir. Buradaki that bir zamir değil, içerik bildiren yan cümleyi başlatan bir bağlaçtır. Aynı yapı idea, belief, hope ve assumption gibi soyut isimlerden sonra da görülür.
Alıştırma
Hangi cümlede that ile başlayan yan cümle, soyut bir ismin içeriğini açıklamaktadır?
- She described the feeling that disappeared after lunch.
- She had the feeling that someone was watching her.
- She spoke to the person that was watching her.
Cevabı göster
She had the feeling that someone was watching her.
engages the senses: görme, işitme ve diğer duyuları harekete geçirmek
Bu cümlede engages the senses, okuyucuların görme, işitme, tatma, koklama ve dokunma gibi duyuları etkin biçimde kullanmasını ya da hayal etmesini sağlamak demektir. Kurgu bunu betimleyici ayrıntılarla yapabilir. Buradaki engage, işe almak ya da nişanlanmak değil, ilgiyi çekip sürece katmak anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen X engages the senses kalıbı, X’in bir veya daha fazla duyu aracılığıyla güçlü bir deneyim oluşturduğunu anlatır.
Alıştırma
“The museum engages the senses with music, colored lights, and fresh bread,” cümlesinde engages the senses ne anlama gelir?
- Algıya hitap etmeden ziyaretçilere yalnızca bilgi verir.
- Ziyaretçilere görme, işitme ve koklama yoluyla zengin bir deneyim sunar.
- Ziyaretçilerin duyularını işçi olarak işe alır.
Cevabı göster
Ziyaretçilere görme, işitme ve koklama yoluyla zengin bir deneyim sunar.
helps us create vivid mental simulacra of the experiences the characters are having. Kelime
1:27karakterlerin yaşadığı deneyimlerin zihnimizde canlı birer kopyasını oluşturmamıza yardımcı olur.
vivid mental simulacra: deneyimin zihindeki net simülasyonları
Vivid mental simulacra, zihinde oluşturulan canlı içsel simülasyonlar veya temsiller demektir. Bu cümlede okuyucular, karakterlerin deneyimlerini zihinsel olarak modeller. Bunlar yalnızca sabit bir görüntüden ibaret olmayıp görüntüleri, sesleri, hareketleri, bedensel duyumları ve hisleri içerebilir. Simulacra, simulacrum kelimesinin çoğuludur. Vivid ve mental niteleyicileri, modellenen bu deneyimlerin net olduğunu ve zihinde oluşturulduğunu gösterir; ardından gelen of öbeği ise hangi deneyimlerin simüle edildiğini belirtir.
Alıştırma
“Reading can create vivid mental simulacra of life in another century,” cümlesinde vivid mental simulacra ne anlama gelir?
- O yüzyıldaki nesnelerin bire bir fiziksel kopyaları
- O yaşamın nasıl hissettirebileceğine dair zengin içsel simülasyonlar
- Yalnızca o yüzyıla ait basılı fotoğraflar
Cevabı göster
O yaşamın nasıl hissettirebileceğine dair zengin içsel simülasyonlar
Stage and screen engage some of our senses directly. Kelime
1:33Sahne ve ekran bazı duyularımıza doğrudan hitap eder.
Stage and screen: tiyatro ile sinema veya televizyon medyası
Stage and screen, iki tür hikâye anlatma aracını birlikte ifade eden yerleşik bir eşleşmedir. Stage canlı tiyatroyu, screen ise geniş anlamda sinema ve televizyonu belirtir. Bu cümlede ifade, görüntüleri ve sesleri doğrudan sunan araçları düzyazı kurmacayla karşılaştırır. Stage burada bir sürecin aşaması anlamına gelmez; screen de bilgisayar monitörüyle sınırlı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede "stage and screen" ne anlama geliyor?
- bir sürecin aşaması ile bilgisayar ekranı
- tiyatro ile sinema veya televizyon medyası
- yükseltilmiş bir platform ile koruyucu bir engel
Cevabı göster
tiyatro ile sinema veya televizyon medyası
We see and hear the interactions of the characters and the setting.
1:37Karakterlerin ve mekanın etkileşimlerini görür ve duyarız.
Prose fiction: düzyazıyla yazılmış kurgusal hikâyeler
Prose fiction, şiir biçiminde olmayan olağan düzyazıyla yazılmış kurgusal anlatı demektir; özellikle romanları ve kısa öyküleri kapsar. Burada prose yazının biçimini, fiction ise içeriğin hayal ürünü bir anlatı olduğunu belirtir. Bu terim, söz konusu yazılı aracı şiirden, sahne gösterisinden ve ekran medyasından ayırır. Yalnızca deneme anlamına gelmez; romanlar prose fiction türünün önemli bir biçimidir.
Alıştırma
Hangi açıklama "prose fiction" ifadesine en uygundur?
- oyuncuların sahnede canlandırdığı hikâyeler
- haberler ve biyografiler gibi gerçeklere dayalı düzyazılar
- romanlar ve kısa öyküler gibi şiir biçiminde olmayan yazıyla oluşturulmuş kurgusal anlatılar
Cevabı göster
romanlar ve kısa öyküler gibi şiir biçiminde olmayan yazıyla oluşturulmuş kurgusal anlatılar
all you have is static symbols on a contrasting background. Dilbilgisi
1:43sahip olduğunuz tek şey zıt bir arka plan üzerindeki statik sembollerdir.
all you have is: kullanılabilen tek kaynağa odaklanmak
Bu cümlede all you have is, “elinizdeki tek kaynak …” anlamına gelir. All çokluğu değil, bir sınırlamayı vurgular. all you have yan cümlesi sınırlı kaynağı adlandırır; is ise bunun nelerden oluştuğunu belirtir. Bu kalıp önce sınırlamayı verir, ardından kullanılabilir kaynağı vurgu kazandığı cümle sonuna yerleştirir. Sınırlı bir ortamın, aracın veya kanıtın neden bütün işi üstlenmesi gerektiğini açıklayan anlatım ve savlarda kullanışlıdır.
Alıştırma
El fenerini tek kaynak olarak sunan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the campsite, ____ one small flashlight.
Cevabı göster
all you have is
matter-of-fact, non-tactile language: dokunsal ayrıntı içermeyen doğrudan üslup
Matter-of-fact, sakin, doğrudan ve duygusal açıdan abartısız bir dili anlatır. Non-tactile ise ifadelerin pürüzlülük, pürüzsüzlük, sıcaklık ya da basınç gibi dokunma ve doku hislerini çağrıştırmadığı anlamına gelir. Tireli iki birleşik sıfat da language sözcüğünü niteler. Birlikte betimlemenin iki farklı özelliğini değerlendirirler: tonu sadedir ve duyusal ayrıntıları, okurun nesnelerin fiziksel olarak nasıl hissettirdiğini hayal etmesine yardımcı olmaz. Bu bağlamda birleşim biraz eleştireldir; yalnızca açıklık, canlı bir fiziksel deneyim yaratmaya yetmez.
Alıştırma
Bu cümlede matter-of-fact, non-tactile language ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Dil uzmanlık gerektiren teknik terimler kullanır.
- Dil doğrudandır ve çok az dokunma ya da doku hissi verir.
- Dil duygusaldır ve fiziksel duyumlarla doludur.
Cevabı göster
Dil doğrudandır ve çok az dokunma ya da doku hissi verir.
risks being ... a weak one: risk + V-ing ve ismin yerini tutan one
Risk + V-ing, bir şeyin istenmeyen bir sonuçla karşılaşma olasılığını anlatır. risks being a weak one ifadesinde being, risk fiilinden sonra gereken -ing biçimidir. Bu anlamda risk to be olağan yapı değildir. One, tekil ve sayılabilen spell isminin yerini tutar; dolayısıyla a weak one, a weak spell demektir. Buradaki spell, gerçek bir büyü değil, yazının yarattığı sürükleyici etkidir.
Alıştırma
İlk boşlukta be fiilinin -ing biçimini, ikinci boşlukta proposal sözcüğünü tekrarlamamak için one kullanın: Without a clear plan, the proposal risks ____ a confusing ____.
Cevabı göster
being · one
Your reader may not get much beyond interpreting the squiggles. Deyimler
1:54Okuyucunuz o kıvrımlı şekilleri yorumlamanın ötesine geçemeyebilir.
get much beyond interpreting the squiggles: çözümleme aşamasını aşmak
Get beyond + isim ya da V-ing, bir aşamanın veya sınırın ötesine geçmek demektir. Not get much beyond interpreting, sayfadaki işaretleri çözme düzeyinden çok az ilerlemek ya da hiç ilerlememek anlamına gelir. Squiggles normalde küçük, düzensiz ve kıvrımlı çizgiler demektir. Harflere squiggles demek gündelik ve hafif küçümseyici bir benzetmedir: okur simgeleri işleyebilir ama öyküye kapılmayabilir. Metnin gerçekten anlamsız olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümle nasıl bir okuma durumunu anlatıyor?
- Okur, yazılı işaretleri çözebilir ama öyküye kapılmayabilir.
- Okur, öykünün yanına kıvrımlı çizgiler çizmeye başlayabilir.
- Okur, sayfadaki hiçbir harfi tanıyamaz.
Cevabı göster
Okur, yazılı işaretleri çözebilir ama öyküye kapılmayabilir.
She will understand what Billie feels like, Anlatım akışı
1:57Billie'nin nasıl hissettiğini anlayacaktır,
understand what Billie feels like ... feel what Billie feels: anlamak ile yaşamak arasındaki karşıtlık
Bu cümle iki düşünceyi yan yana getirerek karşıtlık kurar: okur Billie'nin duygusal durumunu anlayabilir, ancak bu, aynı duyguyu bizzat yaşadığı anlamına gelmez. but sözcüğü ikinci yan tümceyi temel sınır hâline getirir ve bilmekle yaşamak arasındaki farkı belirginleştirir. understand what Billie feels like ifadesinde feel like, onun duygusal durumunun nasıl olduğunu anlatır. feel what Billie feels ifadesinde ise feel ana eylemdir: onun yaşadığı duyguyu yaşamak. feel sözcüğünün farklı bir yapıyla tekrarlanması karşıtlığın kolayca fark edilmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir duyguyu anlamakla onu bizzat yaşamak arasındaki karşıtlığı en açık biçimde gösterir?
- I feel disappointed because Maya understands the problem.
- I understand why Maya is disappointed, but I do not feel her disappointment.
- Maya understands the problem, and I explain it clearly.
Cevabı göster
I understand why Maya is disappointed, but I do not feel her disappointment.
be immersed in: bir deneyime tamamen dalmış olmak
Be immersed in + isim, dikkatin büyük kısmını bir ortama, etkinliğe veya deneyime vererek onun içine derinden dalmış olmayı anlatır. Buradaki kullanım mecazidir: okur fiziksel olarak suyun altında değildir; zihnen hikâyenin dünyasında bulunduğunu hisseder. Önceki not anlamı tersine çevirir; bu nedenle ifade, hikâyeye bütünüyle dahil olamayan bir okuru anlatır.
Alıştırma
“Derinden dalmış” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the final chapter, Leo was completely ____ the story.
Cevabı göster
immersed in
discovering the truths of Billie's life at the same time that Billie herself does. Dilbilgisi
2:07Billie'nin hayatının gerçeklerini Billie'nin kendisinin yaptığıyla aynı anda keşfetmeyecektir.
at the same time that: eş zamanlı olayları bağlama
At the same time that ifadesinden sonra tam bir yan cümle gelir ve iki olayın eş zamanlı gerçekleştiğini gösterir. Ortak zamanlamayı açıkça vurgular; while da zaman bakımından örtüşmeyi gösterebilir, ancak bunu genellikle daha tarafsız bir biçimde yapar. Billie herself does bölümünde does, discovers the truths of Billie's life ifadesinin yerine geçerek fiil grubunun tekrarlanmasını önler. Herself, keşfi yalnızca okurun değil, bizzat Billie'nin de yaptığını vurgular.
Alıştırma
İki olayın eş zamanlı gerçekleştiğini vurgulamak için cümleyi derste öğrenilen bağlayıcı ifadeyle tamamlayın: Mia reached the finish line ____ the clock struck noon.
Cevabı göster
at the same time that
plays with our senses: yaratıcı ve mecazlı kullanım
Burada plays with gerçek anlamda kullanılmaz. Kurgu; okurların görme, işitme, koklama, tatma ve dokunmayla ilgili hayallerini uyandırmak veya değiştirmek için duyusal ayrıntıları yaratıcı biçimde kullanan bir şey gibi sunulur. Bu kişileştirme, yazıyla ilgili soyut bir yorumu hareketli ve canlı hâle getirir. Kurgunun gerçekten oyun oynadığı veya okuru bilerek kandırdığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede play with, örnekteki gibi yaratıcı ve mecazlı biçimde kullanılmıştır?
- The filmmaker plays with light and shadow to build suspense.
- The children play with a ball after school.
- He plays with her feelings and refuses to be honest.
Cevabı göster
The filmmaker plays with light and shadow to build suspense.
It also plays with our ability to abstract and make complex associations. Notlar
2:22Ayrıca soyutlama yapma ve karmaşık çağrışımlar kurma yeteneğimizle de oynar.
ability to abstract: fiil olarak abstract
ability to abstract ifadesinde abstract bir fiildir. Somut örneklerden veya deneyimlerden daha genel bir fikre geçmek demektir. Yapı ability to + fiilin yalın hâli şeklindedir; dolayısıyla abstract kişinin yapabildiği bir etkinliği belirtir. Burada ifade kavramsal düşünmeyi anlatır: Okur, somut ayrıntıları daha geniş örüntülere veya anlamlara dönüştürebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede abstract, belirli örneklerden genel bir fikir oluşturmak anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- She read the abstract before the full report.
- The painting explores an abstract idea.
- People can abstract a general rule from several examples.
Cevabı göster
People can abstract a general rule from several examples.
make complex associations: karmaşık zihinsel bağlantılar kurmak
Make associations; fikirler, anılar, duyumlar veya nesneler arasında zihinsel bağlantılar kurmak demektir. Burada make, fiziksel bir nesne üretmek değil, bağlantı oluşturmak veya kurmak anlamına gelir. Complex, associations sözcüğünü niteler; bu nedenle bağlantılar tek ve basit bir ilişkiden çok, birden fazla fikir veya katman içerir. Yaygın bir genişletilmiş yapı make associations between A and B şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi hedef eşdizim make associations ile tamamlayın: The photo exhibit helps visitors ____ between past events and their own lives.
Cevabı göster
make associations
ghost quiet: sessizliği anlatan sıkıştırılmış bir metafor
ghost quiet ifadesinde ghost ismi doğrudan quiet sıfatının önüne getirilir. Ghost, very gibi sıradan bir derece sözcüğü değildir; sessiz, boş ve biraz ürpertici bir şey imgesi katar. İfadede like ya da as kullanılmadığı için karşılaştırma açıkça söylenmez, sezdirilir. Bu sıkıştırılmış metafor, sessizliği daha canlı ve atmosferik hissettirir.
Alıştırma
ghost quiet ifadesinin cümledeki işleyişini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Bir hayaletin alçak sesle konuştuğunu söyler.
- Ghost sözcüğünü ‘son derece’ anlamında sıradan bir zarf olarak kullanır.
- Sessizlik betimlemesinin içine ghost imgesini yerleştirir.
Cevabı göster
Sessizlik betimlemesinin içine ghost imgesini yerleştirir.
except for the crack of sails and the burbling of water against hull. Kelime
2:32yelkenlerin çatırtısı ve suyun gövdeye çarpıp çıkardığı fokurtu dışında.
the crack of sails: ses bildiren isim olarak crack
the crack of sails ifadesinde crack, ani ve keskin bir şaklama sesini belirten isimdir. of öbeği sesin kaynağını gösterir: rüzgâr veya hareket yelkenleri gerdiğinde bu sesi yelkenler çıkarır. Burada gözle görülen bir yarık anlamına gelmez ve mutlaka hasar olduğunu da göstermez. Belirli bir sesi anlatan crack, genel sound sözcüğünden daha açık bir işitsel imge oluşturur.
Alıştırma
Cümlede the crack of sails ne anlama gelir?
- Yelkenlerin çıkardığı ani ve keskin bir ses
- Yelkenlerin içinden geçen görünür bir yarık
- Tekne gövdesinin yanındaki suyun hafif hareketi
Cevabı göster
Yelkenlerin çıkardığı ani ve keskin bir ses
the burbling of water against hull: suyun tekne gövdesine değen şırıltısı
The burbling of water ad öbeği, burbling sözcüğünü hareket eden suyun çıkardığı bir ses olarak sunar. Burbling; fokurdamaya veya şırıltıya benzeyen hafif ve kesintisiz bir sesi anlatır, böylece hem duyulan sesi hem de suyun hareketini aktarır. Against hull, bu sesin nerede oluştuğunu gösterir: Su, teknenin dış gövdesine dokunmakta veya onun boyunca hareket etmektedir. Burada against, bir şeye karşı çıkmak değil, bir yüzeyle temas etmek anlamındadır.
Alıştırma
The burbling of water against hull burada neyi anlatıyor?
- Teknenin dış gövdesinde bir çatlak açılması.
- Suyun tekneye karşı çıkıp onu geriye itmeye çalışması.
- Hareket eden suyun tekneye dokunurken çıkardığı hafif ve kesintisiz ses.
Cevabı göster
Hareket eden suyun tekneye dokunurken çıkardığı hafif ve kesintisiz ses.
Notice that Buckell doesn't use the generic word sound. Kelime
2:43Dikkat edin, Buckell genel ses kelimesini kullanmaz.
generic word sound: geniş anlamlı ve belirli sözcükler
Generic word sound ifadesinde generic, belirli ve ayrıntılı olmaktan çok geniş kapsamlı anlamına gelir. Sound genel kategoriyi adlandırırken crack ve burbling belirli bir ses niteliğini de gösterir ve sesin kaynağını veya ilgili hareketi düşündürür. Generic etiketi, sözcüğün bu yazı bağlamında ne kadar ayrıntı verdiğini değerlendirir. Sound sözcüğünün nadir, yanlış veya İngilizcede her zaman kötü bir seçim olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Sound burada neden generic word olarak adlandırılıyor?
- Geniş bir kategoriyi adlandırır ancak sesin belirli niteliğini göstermez.
- Çoğu okuyucunun bilmediği uzmanlık terimidir.
- Bir gürültüden söz ettiğinde her zaman dil bilgisi bakımından yanlıştır.
Cevabı göster
Geniş bir kategoriyi adlandırır ancak sesin belirli niteliğini göstermez.
Each word he chooses evokes a particular quality of sound. Kalıp ifadeler
2:47Seçtiği her kelime sesin belirli bir kalitesini çağrıştırır.
evokes a particular quality of sound: belirli bir ses niteliğini çağrıştırmak
Bu cümlede evokes, “bir izlenimi veya hissi zihinde canlandırır” anlamına gelir. Seçilen bir sözcük, sesi doğrudan açıklamadan veya yeniden üretmeden okuyucunun belirli bir ses özelliğini hayal etmesini sağlayabilir. Burada a particular quality of sound; keskinlik, yumuşaklık veya ritim gibi belirli bir ses özelliği demektir. Quality, sesin ne kadar iyi olduğunu değil, nasıl bir niteliğe sahip olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir görüntünün duyguyu doğrudan açıklamak yerine zihinde canlandırdığını söyler?
- The image evokes a feeling of calm.
- The image describes every visual detail.
- The image imitates the sound of the sea.
Cevabı göster
The image evokes a feeling of calm.
like an artist laying on washes of color: renk katmanları süren sanatçı benzetmesi
Like an artist laying on washes of color bir benzetmedir. Like, yazıda etkilerin yavaş yavaş oluşturulmasını bir sanatçının boya uygulama biçimine benzetir; yazarın gerçekten resim yaptığı anlamına gelmez. Laying on, boyayı bir yüzeye uygulamak demektir. Washes of color, sulandırılmış boyayla oluşturulan ince ve genellikle saydam renk katmanlarıdır. Bu görüntü, etkilerin katman katman ve yavaşça eklendiğini düşündürür.
Alıştırma
Bu benzetme hangi karşılaştırmayı yapıyor?
- Sanatçıyı çok fazla boya kullandığı için eleştirir.
- Yazıda etkiler oluşturmayı boya katmanları uygulamaya benzetir.
- Yazarın yazmak yerine gerçekten resim yaptığını söyler.
Cevabı göster
Yazıda etkiler oluşturmayı boya katmanları uygulamaya benzetir.
to give the sense of texture to a painting, Kalıp ifadeler
2:56renk yıkamaları yapan bir sanatçı gibi,
give the sense of texture to a painting: doku izlenimi yaratmak
give the sense of texture to a painting ifadesinde give, neden olmak veya yaratmak; sense ise izlenim anlamındadır. Resmin dokulu görünmesi sağlanır; resme gerçek anlamda bir şey verilmez. Başka durumlarda da kullanılabilen give a/the sense of X to Y kalıbı, bir özelliğin eserde, mekânda veya tasarımda nasıl bir izlenim yarattığını anlatır. Burada texture, bir yüzeyin niteliği ya da derinliğiyle ilgili görsel izlenimdir.
Alıştırma
give the sense of texture to a painting burada ne anlama geliyor?
- Resmin yüzey dokusu izlenimi oluşturmasını sağlamak.
- Resmi yaparken kullanılan beş duyudan birini söylemek.
- Dokulu fiziksel bir nesneyi resme elden vermek.
Cevabı göster
Resmin yüzey dokusu izlenimi oluşturmasını sağlamak.
adds another layer, motion: ek bir etki olarak layer
adds another layer ifadesindeki layer, fiziksel bir tabaka değil, esere eklenen yeni bir boyut veya etki için kullanılan bir benzetmedir. Cümle, daha önce ele alınan etkilerin üzerine hareketin de eklendiğini anlatır. Virgülden sonraki kısa motion ismi, yeni layer’ın ne olduğunu belirtir. Bu kısaltılmış adlandırma biçimi sözlü veya kısa yorumlarda yaygındır: another layer—motion.
Alıştırma
Hangi cümlede layer fiziksel bir malzeme yerine eklenen bir etki anlamında kullanılmıştır?
- The baker adds another layer of icing to the cake.
- The painter adds another layer of blue paint to the wall.
- The final scene adds another layer of tension to the story.
Cevabı göster
The final scene adds another layer of tension to the story.
he gives us an abstract connection by linking the word quiet with the word ghost. Kalıp ifadeler
3:09sessiz kelimesini hayalet kelimesiyle bağlayarak bize soyut bir bağlantı sunar.
linking the word quiet with the word ghost: link A with B yapısı
Link A with B, A ile B arasında bağlantı kurarak bunların birbiriyle ilişkili anlaşılmasını sağlar. Burada bağlantı kurulan ögeler quiet ve ghost sözcükleridir; with, eyleme eşlik eden bir şeyi değil, bağlantının ikinci ögesini belirtir. By + -ing yöntemi açıklar: soyut bağlantı, iki sözcük ilişkilendirilerek kurulur. Bu yapı, bir yazarın çağrışımı nasıl oluşturduğunu açıklarken kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi link A with B yapısıyla tamamlayın: The analysis creates an association by ____ the color red ____ danger.
Cevabı göster
linking · with
quiet as a ghost: as ile açıkça belirtilen benzetme
Quiet as a ghost, karşılaştırmayı görünür kılmak için as kullanır: quiet niteliği, hayal edilen bir hayalet sessizliğiyle karşılaştırılır. Edebî açıdan bu, iki fikrin doğrudan kaynaşması değil, açık bir benzetmedir. Baştaki Not çok önemlidir. Konuşmacı bu olası ifadeyi reddetmek ve daha sıkıştırılmış ghost quiet ile karşılaştırmak için belirtir. Bu nedenle parça bir öneri değil, ifade biçiminin analizidir.
Alıştırma
“Not quiet as a ghost,” parçasında as ne yapar?
- ghost sözcüğünü quiet için karşılaştırma ögesi olarak açıkça belirtir.
- ghost sözcüğünü normal bir derece zarfına dönüştürür.
- quiet sözcüğünün bir ghost ile birlikte hareket ettiğini belirtir.
Cevabı göster
ghost sözcüğünü quiet için karşılaştırma ögesi olarak açıkça belirtir.
which would put a distancing layer of simile between the reader and the experience. Kelime
3:16bu okuyucuyla deneyim arasına uzaklaştırıcı bir benzetme katmanı koyardı.
distancing layer of simile: benzetmenin yarattığı mesafe katmanı
Bu cümlede a distancing layer of simile, açıkça kurulan bir benzetmenin okur ile anlatılan deneyim arasına zihinsel ya da estetik bir aşama koyması demektir. Distancing fiziksel mesafeyi anlatmaz; okur imgeyle aynı ölçüde doğrudan karşılaşmak yerine önce bir karşılaştırma yapıldığını fark eder. İfade, simile kavramını mecazi olarak bir katman gibi ele alır. Edebiyat incelemesinde bu anlatım, bir tekniğin deneyimi nasıl daha dolaylı veya daha az anlık hâle getirdiğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede a distancing layer of simile ne anlama geliyor?
- Açıkça kurulan bir benzetme, okurun deneyimini daha az doğrudan hâle getirir.
- Yazar, öykünün iki bölümü arasına başka bir olay ekler.
- Benzetme, sahnedeki büyük bir fiziksel mesafeyi anlatır.
Cevabı göster
Açıkça kurulan bir benzetme, okurun deneyimini daha az doğrudan hâle getirir.
Buckell creates the metaphor ghost quiet
3:22Buckell örtük bir karşılaştırma yerine belirgin bir karşılaştırma olan
implied rather than overt comparison: açık değil, örtük karşılaştırma
Bu ifadede implied, okurun çıkarım yaparak anladığı bir karşılaştırmayı; overt ise çoğu zaman like veya as gibi açık bir işaretle doğrudan belirtilen karşılaştırmayı anlatır. Karşılaştırma vardır, ancak doğrudan ilan edilmez. A rather than B kalıbı, B ile karşıtlık kurarak A'yı seçer veya vurgular. Burada amaçlanan yöntemi kesin biçimde belirtir: açık bir karşılaştırma değil, örtük bir karşılaştırma.
Alıştırma
Karşılaştırmanın açıkça belirtilmediğini, ima edildiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The comparison is implied as well as overt.
- The comparison is overt rather than implied.
- The comparison is implied rather than overt.
Cevabı göster
The comparison is implied rather than overt.
Writers are always told to avoid clichés Dilbilgisi
3:29Yazarlara her zaman klişelerden kaçınmaları söylenir
are always told to avoid clichés: edilgen yapıyla yaygın öğütler
Are told to avoid edilgen bir yapıdır: yazarlar yönergeyi ya da tavsiyeyi alan taraftır. Kalıp be + told + to-infinitive şeklindedir; burada are told to avoid kullanılır. Tavsiyeyi veren kişi belirtilmez çünkü odak tavsiyenin kaynağında değil, yaygın yazma kuralındadır. Always, yazarların bu tavsiyeyi tekrar tekrar duyduğunu veya tavsiyenin çok yaygın olduğunu vurgular. Bunun gibi genel bir ifadede, her yazar için her durumda istisnasız geçerli olması gerekmez.
Alıştırma
Tell fiilinin edilgen biçimini, always ve avoid sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Writers ____ clichés.
Cevabı göster
are always told to avoid
very little engagement for the reader: okuyucunun neredeyse hiç katılım göstermemesi
Burada engagement, okuyucunun yazıyla zihinsel olarak ilgilenmesi anlamına gelir: yazının okuyucunun dikkatini ne kadar tuttuğunu, onu düşünmeye veya hayal kurmaya ne kadar yönelttiğini anlatır. Evlenme sözü anlamına gelmez. Engagement bu anlamda sayılamayan bir isimdir; bu nedenle little düşük bir miktarı belirtir. Very little engagement for the reader, okuyucunun içeriğe katılmak için neredeyse hiç nedeninin veya fırsatının olmaması demektir.
Alıştırma
Engagement hangi cümlede zihinsel ilgi veya katılım anlamına gelir?
- The interactive lesson led to stronger engagement from the class.
- They celebrated their engagement with a family dinner.
- She has a speaking engagement at the library on Friday.
Cevabı göster
The interactive lesson led to stronger engagement from the class.
overused image: tazeliğini yitirmiş edebî imge
Overused image, o kadar çok kullanılmıştır ki artık taze gelmeyen, sözcüklerle oluşturulmuş bir imgedir. Buradaki image, fotoğraf veya bilgisayar grafiği değil, sözcüklerin okuyucunun zihninde oluşturduğu düşünce ya da görüntüdür. Bu ifade dil bilgisi hatasını değil, etkinin zayıflığını anlatır: Bir imge açık ve doğru olabilir, ancak okuyucular onunla birçok kez karşılaştığı için tahmin edilebilir gelebilir.
Alıştırma
Edebî değerlendirmede overused image ne anlama gelir?
- Tekrar tekrar kullanıldığı için tazeliğini kaybetmiş, sözcüklerle oluşturulan bir imge
- Çok fazla kez kopyalanmış bir fotoğraf
- Dil bilgisi hatası içeren bir görüntü
Cevabı göster
Tekrar tekrar kullanıldığı için tazeliğini kaybetmiş, sözcüklerle oluşturulan bir imge
red as a rose: bayat gelebilen tanıdık bir benzetme
Red as a rose ifadesi kırmızı bir rengi güle benzetir. Bu bir benzetmedir: as karşılaştırmayı gösterir ve okuyucunun rengi zihninde canlandırmasına yardım eder. İfade dil bilgisi bakımından doğrudur, ancak çok tanıdıktır. Yaratıcı yazıda bu tanıdıklık onu, artık taze bir görüntü oluşturmayan bir ifade olan klişeye dönüştürebilir.
Alıştırma
Yaratıcı yazıda red as a rose ifadesiyle ilgili en doğru değerlendirme hangisidir?
- Açık bir benzetmedir, ancak sık kullanılması onu bayat gösterebilir.
- Yalnızca güllerden yapılmış bir şeyi anlatabilir.
- Renkler çiçeklerle karşılaştırılamayacağı için dil bilgisi bakımından yanlıştır.
Cevabı göster
Açık bir benzetmedir, ancak sık kullanılması onu bayat gösterebilir.
give them “love began on a beach”: tavsiyeden somut örneğe
Burada give them, yazara yöneltilen emir biçiminde bir ifadedir; them okuyucuları gösterir. “Verilen” şey fiziksel bir nesne değil, Love began on a beach şeklindeki hikâye başlangıcıdır. give burada okuyucuya bir görüntü ya da cümle “sunmak” demektir. But, açıklamayı genel bir yazma ilkesinden somut bir örneğe geçirir. Cümle önce yazara ne yapacağını söyler, ardından okuyucunun zihninde canlandırabileceği canlı bir başlangıç sunar.
Alıştırma
Bu açıklamada give them “Love began on a beach” ne işe yarar?
- Konuyu yazarlıktan kumsalların coğrafyasına geçirir.
- Okuyuculardan fiziksel bir nesneyi yazara vermelerini ister.
- Yazara, okuyuculara somut bir hikâye başlangıcı sunmasını söyler.
Cevabı göster
Yazara, okuyuculara somut bir hikâye başlangıcı sunmasını söyler.
it began that day when Jacob saw Anette in her stewed cherry dress, Notlar
3:41o gün Jacob Anette'i o kaynatılmış kiraz rengi elbisesiyle gördüğünde başladı' derseniz,
it began that day when: hikâyenin önemli başlangıç noktasını belirtmek
it, az önce sözü edilen aşkı ya da ilişkiyi gösterir. began that day belirli bir günü bu ilişkinin başlangıç noktası olarak işaretler; when ile başlayan yan cümle ise o günü önemli kılan olayı belirtir. Bu sıra hikâyeyi iki adımda düzenler: önce önemli zamanı söyler, sonra when yan cümlesiyle sahneyi açar. Böylece soyut bir konuyu okuyucunun gözünde canlandırabileceği belirli bir ana dönüştürür.
Alıştırma
Belirli bir başlangıç noktasını işaretlemek ve önemli olayı tanıtmak için derste ele alınan dört kelimelik kalıbı kullanın: Their friendship ____ they missed the same train.
Cevabı göster
began that day when
stewed cherry dress: Duyusal çağrışımla bir görüntü oluşturmak
Bu cümlede stewed cherry dress, standart bir renk adı ya da kirazlardan yapılmış bir elbise değil, yeni oluşturulmuş bir imgedir. Stewed cherry, dress sözcüğünü niteler ve okuru pişmiş kirazlarla ilişkilendirilen koyu kırmızı renk ile yumuşak, yoğun doku gibi özellikleri hayal etmeye yöneltir. Betimleme belirli bir renk tonu ya da kumaş tanımlamadığı için okurun görüntüyü kendi zihninde oluşturması gerekir. Bu tür beklenmedik duyusal birleşimler, yaratıcı bir betimlemeyi sıradan bir renk sözcüğünden daha canlı ve özgün kılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede stewed cherry dress ifadesinin temel işlevi nedir?
- Giyim sektörüne ait standart bir renk kodu verir.
- Elbisenin pişmiş kirazlardan yapıldığını söyler.
- Pişmiş kirazlarla ilgili çağrışımlar yoluyla elbisenin görünüşünü sezdirir.
Cevabı göster
Pişmiş kirazlarla ilgili çağrışımlar yoluyla elbisenin görünüşünü sezdirir.
of figuring out what a stewed cherry dress is like. Dilbilgisi
3:50kaynatılmış kiraz rengi bir elbisenin neye benzediğini anlama şeklindeki sürükleyici göreve dahil olur.
engage in the absorbing task of figuring out: Zihinsel bir göreve etkin biçimde katılmak
Engage in, bir şeye katılmak veya etkin biçimde dahil olmak anlamına gelir. Burada their brains kişileştirilir; beyinler zihinsel bir görevi etkin biçimde yapıyormuş gibi sunulur. Of figuring out what the dress is like ise görevin içeriğinin elbisenin neye benzediğini anlamak olduğunu belirtir. Absorbing burada görevin dikkati tamamen çekecek kadar ilgi çekici olduğunu anlatır; sıvı emmek anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı engage in + etkinlik veya görev biçimindedir. Görevin içeriğini belirtmek için the task of ifadesinden sonra fiilin -ing biçimini kullanın.
Alıştırma
Cümleyi engage in + task + of figuring out yapısıyla tamamlayın: Yesterday, the young detectives ____ the absorbing task of ____ where the missing key had gone.
Cevabı göster
engaged in · figuring out
what a stewed cherry dress is like: dolaylı soruda sözcük dizilişi
what a stewed cherry dress is like yan cümlesi, elbisenin nasıl göründüğünü veya genel olarak nasıl bir şey olduğunu sorar. figuring out ifadesinden sonra yer alan gömülü bir sorudur; başka bir kişiye doğrudan sorulan bir soru değildir. Gömülü sorularda düz cümle dizilişi kullanılır: what + özne + be + like. Doğrudan soru What is a stewed cherry dress like? şeklindedir; daha uzun cümlenin içinde ise diziliş what a stewed cherry dress is like olur.
Alıştırma
“What is the room like?” sorusunun gömülü biçimiyle cümleyi tamamlayın: I am trying to imagine ____.
Cevabı göster
what the room is like
about to fall in love: âşık olmak üzere olmak
Be about to + fiilin yalın hâli, bir şeyin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Burada about, gelecek anlamı veren yapının bir parçasıdır; “yaklaşık” anlamına gelmez. Fall in love, birini romantik olarak sevmeye başlamak anlamındaki kalıplaşmış bir ifadedir. about to fall in love bütünü, bu duygusal değişimin gerçekleşmek üzere olduğunu gösterir.
Alıştırma
be about to yapısının şimdiki zaman biçimini ve fall in love ifadesini kullanın: Right now, the two characters ____.
Cevabı göster
are about to fall in love
They're experiencing the story at both a visceral and a conceptual level, Kalıp ifadeler
3:56Hikayeyi hem içgüdüsel hem de kavramsal düzeyde yaşarlar,
at both a visceral and a conceptual level: hem içgüdüsel hem kavramsal düzeyde
at both a ... and a ... level kalıbı, aynı deneyimin gerçekleştiği iki farklı düzeyi sunar. Both, and ile eşleşir; a sözcüğünün tekrarlanması da her sıfatın ayrı bir düzeyi tanımladığını gösterir. Burada visceral, doğrudan, bedensel veya içgüdüsel bir hissi; conceptual ise fikirler ve düşünme yoluyla oluşan anlayışı ifade eder. Cümle, hikâyenin aynı anda hem doğrudan hissedildiğini hem de zihinsel olarak anlaşıldığını söyler; visceral “şiddet içeren” demek değildir.
Alıştırma
İki düzeyi anlatan eşleşmiş yapıyı tamamlayın: The workshop works at ____ a practical ____ a theoretical level.
Cevabı göster
both · and
meeting the writer halfway in the imaginative play Deyimler
4:01duyuların dinamik dünyasını yaratma konusundaki yaratıcı oyunda
meeting the writer halfway: okuyucunun kendi payına düşeni yapması
Meet someone halfway, bütün işi bir tarafa bırakmak yerine iki tarafın da çaba göstermesi demektir. Bu cümlede meeting, okuyucuların hikâyeyi nasıl deneyimlediğini anlatmaya devam ettiği için -ing biçimindedir. Burada ifade mecazidir: yazar çağrışım uyandıran bir dil sunar, okuyucu da sahneyi veya anlamı tamamlamak için hayal gücünü kullanır. Fiziksel bir buluşma noktasını anlatmaz; vurgu müzakereden çok, hayal etme işinin paylaşılmasındadır.
Alıştırma
meeting the writer halfway ifadesinde okuyucu ne yapıyor?
- Yazarın her ayrıntıyı tek başına açıklamasını beklemek.
- Yazarla buluşmak için fiziksel olarak orta noktaya yürümek.
- Hikâyenin anlamını oluşturmaya yardımcı olmak için hayal gücünü etkin biçimde kullanmak.
Cevabı göster
Hikâyenin anlamını oluşturmaya yardımcı olmak için hayal gücünü etkin biçimde kullanmak.
dynamic world of the senses: hayalde canlanan ve hareketli bir duyular dünyası
Burada a dynamic world of the senses, duyusal ayrıntılarla oluşturulan hayalî bir sahneyi anlatan bir benzetmedir. World gerçek bir yer anlamına gelmez; dilin okuyucunun zihninde oluşturmasına yardımcı olduğu zengin deneyimi ifade eder. Dynamic, bu deneyimin sabit bir resim gibi değil, hareketli ve değişken hissedildiğini gösterir. Sahne geliştikçe sesler, görüntüler, dokular, kokular ve tatlar birlikte etkili olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “a dynamic world of the senses” ne anlama gelir?
- Yalnızca dokunarak girilebilen gerçek bir ülke
- Duyusal ayrıntılarla oluşturulan ve hayalde gelişmeye devam eden bir sahne
- Vücudun duyu organlarını gösteren bilimsel bir çizelge
Cevabı göster
Duyusal ayrıntılarla oluşturulan ve hayalde gelişmeye devam eden bir sahne
well-chosen words: amacına uygun biçimde özenle seçilmiş sözcükler
Well-chosen words, belirli bir amaca, hedef kitleye ve bağlama uyduğu için özenle seçilmiş sözcüklerdir. Well-chosen, words adının önünde kullanılan ve kısa çizgiyle yazılan birleşik bir sıfattır. Bu ifade, sözcüklerin uzun, nadir veya gösterişli olması gerektiği anlamına gelmez. Basit bir sözcük de anlamı, sesi ya da tonuyla amaçlanan etkiyi yaratıyorsa well-chosen olabilir.
Alıştırma
“Amaç için özenle seçilmiş sözcükler” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The guide uses ____ to make each step easy to follow.
Cevabı göster
well-chosen words
Then create unexpected connotations among your story elements Kelime
4:16Sonra hikaye unsurlarınız arasında beklenmedik çağrışımlar yaratın
unexpected connotations: şaşırtıcı ek çağrışımlar
Connotations, bir kelimenin, imgenin veya hikâye unsurunun doğrudan anlamının ötesinde çağrıştırdığı duyguları, fikirleri ve kültürel bağlantıları ifade eder. Unexpected connotations, belirli unsurlar yan yana getirildiğinde ortaya çıkan şaşırtıcı ek çağrışımlardır. Burada create ... among, hikâye unsurlarını birleşimleri okura yeni bağlantılar hissettirecek biçimde düzenlemek demektir. Unsurların temel tanımları değişmez; aralarındaki ilişki anlama katkıda bulunur.
Alıştırma
Bu cümlede unexpected connotations ne anlama geliyor?
- Unsurların doğrudan anlamlarının ötesinde çağrıştırılan şaşırtıcı duygu ve bağlantılar
- Hikâye unsurlarının sözlükteki kesin tanımları
- Hikâye unsurlarının görünme sırası
Cevabı göster
Unsurların doğrudan anlamlarının ötesinde çağrıştırılan şaşırtıcı duygu ve bağlantılar
and set your readers' brushfire imaginations alight. Deyimler
4:20ve okuyucularınızın hayal gücünü bir orman yangını gibi ateşleyin.
set your readers' brushfire imaginations alight: katmanlı bir ateş metaforu
Set something alight kelime anlamıyla bir şeyi yakmak demektir. Set your readers' brushfire imaginations alight ifadesinde ise mecazidir: yazı, okurların hayal gücünü güçlü biçimde harekete geçirir ve canlandırır. Brushfire ikinci bir imge ekler. Çalılık yangını hızla yayılabildiğinden brushfire imaginations, fikirleri hızla yakalayıp yayan bir hayal gücünü düşündürür. Yapı set + nesne + alight biçimindedir; burada nesne your readers' brushfire imaginations ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi mecazi set ... alight yapısıyla tamamlayın: Yesterday, the mysterious map ____ the children's imaginations ____.
Cevabı göster
set · alight