Ukrayna'daki savaş neden önemli: Kenya | Uluslararası Konum: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Kenyalı bir konuşmacı Rus işgaline karşı çıkışı, Kenya'nın barıştaki olası rolünü ve savaşın nedenlerini ele alma gereğini anlatıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. asylum ve refugees - Sözcük ve kullanım düzeyi: hukuki korumayı bu korumayı alan insanlardan ayırarak göçü doğru biçimde anlatın. 2. The way the conflict is seen is that - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir yorumu tartışılmaz gerçek saymadan aktaran edilgen çerçeveyi tanıyın. 3. amani haiji ila kwa ncha ya upanga. - Kültür ve gerçek yaşam bağlamı: bu Svahili atasözünün kalıcı barış için çatışmanın nedenleriyle yüzleşmek ve sorunları gizlememek gerektiğini nasıl anlattığını anlayın.
Bu derste
Majority of the Kenyans değil, The majority of Kenyans
Bir nüfus hakkında genel bir ifade kurarken standart kalıp the majority of + çoğul isim şeklindedir. Burada kastedilen “Kenyalıların çoğu” olduğundan doğal düzeltme The majority of Kenyans olur. Bu kalıpta majority sözcüğü normalde bir belirleyiciye, genellikle de the sözcüğüne ihtiyaç duyar. Kenyans gibi çoğul bir milliyet sözcüğü, genel olarak insanları anlatırken normalde the almaz; the Kenyans ise belirli ve tanımlanabilir bir Kenyalı grubuna işaret eder.
Alıştırma
Genel bir ulusal grubu ifade eden standart yapıyla cümleyi tamamlayın: “____ oppose the invasion.”
Cevabı göster
The majority of Kenyans
“Karşı çıkmak” anlamındaki Are against
Be against + isim veya isim öbeği, “karşı çıkmak” ya da “desteklememek” anlamına gelir. Bu cümlede are against, Kenyalıların hem çatışmaya hem de işgale yönelik tutumunu gösterir; fiziksel bir teması anlatmaz. İkinci nesneden önce are against ifadesinin tekrarlanması, iki itirazı ayrı ayrı vurgular. Başka durumlara aktarılabilen kalıp özne + be fiilinin uygun biçimi + against + nesne şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi be against yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: “The residents ____ the proposal.”
Cevabı göster
are against
that you cannot develop if you are a stable country in the midst of Kalıp ifadeler
0:18siyasi olarak istikrarlı bir ülke olsanız bile etrafınızda
you know countries that are experiencing political instability. Kalıp ifadeler
0:24siyasi istikrarsızlık yaşayan ülkeler varsa gelişemezsiniz.
bölgesel kalkınmada shared prosperity
Burada shared prosperity, kalkınmanın ve sağladığı faydaların birbirine bağımlı ülkelerin birlikte elde edip yararlanabileceği bir şey olarak görülmesi demektir. Tek bir nesneyi paylaşmak anlamına gelmez. Bu ifade, Kenya'nın kalkınma beklentilerini çevresindeki koşullara bağlar: Komşu ülkeler siyasi açıdan istikrarsızsa istikrarlı bir ülke bile kalkınmakta zorlanabilir. Daha genel olarak shared prosperity, tek başına başarıdan ziyade geniş kesimlere yayılan veya karşılıklı olarak desteklenen refahı vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede shared prosperity neyi vurguluyor?
- İnsanların aynı kişisel eşyayı sırayla kullanması
- Birbirine bağlı ülkelere veya geniş bir nüfusa yarar sağlayan kalkınma kazanımları
- Komşularına ne olduğuna bakılmaksızın tek bir ülkenin zenginleşmesi
Cevabı göster
Birbirine bağlı ülkelere veya geniş bir nüfusa yarar sağlayan kalkınma kazanımları
in the midst of: bir durumla çevrili olmak veya o durum sürerken
In the midst of; bir şeyin ortasında, bir şeyle çevrili veya bir durum sürerken anlamlarına gelen kalıplaşmış bir edat öbeğidir. Bu cümlede istikrarlı bir ülkeyi, diğer ülkelerin siyasi istikrarsızlık yaşadığı bir bölgenin içine yerleştirir. you know sözlü bir ara sözdür ve bu kalıbın parçası değildir. Yeniden kullanılabilir yapı in the midst of + isim öbeğidir; in the midst of change veya in the midst of a crowd örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
midst içeren kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: She remained calm ____ the confusion.
Cevabı göster
in the midst of
are experiencing political instability: siyasi istikrarsızlık yaşıyor olmak
Bu ifadede experience, yaşamak veya içinden geçmek anlamına gelen geçişli bir fiildir; political instability ise fiilin nesnesidir. İfadenin bütünü, bir ülkenin şu anda siyasi sisteminde belirsizlik veya aksaklık yaşadığını anlatır. Buradaki experience, edinilmiş tecrübe anlamında bir isim değildir. Şimdiki zamanın süreklilik biçimi olan are experiencing, istikrarsızlığın söz edilen dönemde devam ettiğini gösterir. Cümlede bu yüklem, hangi ülkelerin kastedildiğini açıklayan bir ilgi yan cümlesinin içindedir.
Alıştırma
Resmi bir raporda devam eden bir siyasi durumu en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- The neighboring countries are making political instability.
- The neighboring countries are experiencing political instability.
- The neighboring countries are studying political instability.
Cevabı göster
The neighboring countries are experiencing political instability.
Kenya has played a very key critical role in bringing peace Kalıp ifadeler
0:26Kenya, barışı sağlamakta son derece kritik bir rol oynadı,
bringing peace to the neighboring countries: komşu ülkelere barış getirmek
Bir yer veya gruptan sonra kullanılan bring peace to, orada barışçıl bir durumun oluşturulmasına ya da yeniden kurulmasına yardım etmek demektir. Buradaki bring bir sonuca neden olmayı anlatır: peace ortaya çıkarılan sonuçtur, fiziksel olarak taşınan bir nesne değildir. Daha geniş yapıda in bringing, role in ifadesinden sonra gelir; bu yüzden bringing, in edatından sonraki -ing biçimidir. Kalıp bring + peace + to + barıştan yararlanan yer veya insanlar şeklindedir.
Alıştırma
Ekibin çalışmalarından önce çatışmalar il genelinde yaygındı. Ekibin arabuluculuğu bütün ilde barışçıl bir ortamın oluşmasına yardım etti. Bu değişimi en iyi hangi cümle anlatır?
- The team kept the peace in the province.
- The team helped bring peace to the province.
- The team made peace with the province.
Cevabı göster
The team helped bring peace to the province.
Kenya plays very important role in bringing peace together Dilbilgisi
0:38Kenya, barışı tesis etmede çok önemli bir rol oynuyor
and even accepting the asylum and the refugees to the country. Kelime
0:42ve hatta sığınmacılarla mültecileri ülkeye kabul ediyor.
play a very important role in: ... konusunda çok önemli bir rol oynamak
Vurgulanan bölümde role tekil ve sayılabilen bir isimdir; bu nedenle önünde bir belirleyici bulunmalıdır. Standart biçim plays a very important role şeklindedir: Kenya plays a very important role in bringing peace. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp play a/an + adjective + role in + isim veya -ing biçimidir. Üçüncü tekil şahıs öznelerle plays, çoğul özneler veya I/you/we/they ile play kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi play + an important role + in kullanarak tamamlayın. Volunteer coaches ____ helping teenagers build confidence.
Cevabı göster
play an important role in
asylum ve refugees: koruma ile insanlar arasındaki fark
Asylum, bir ülkenin sağladığı hukuki korumayı belirtir; bir kişiyi belirtmez. Bu anlamda genellikle sayılamayan bir isimdir. Refugees ise tehlike nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan ve korunmaya ihtiyaç duyan insanları belirtir. Dolayısıyla burada amaçlanan karşıtlık, koruma sağlamak ile insanları kabul etmek arasındadır. Doğal bir ifade granting asylum and accepting refugees into the country şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede asylum ve refugees doğru kullanılmıştır?
- The country granted refugees to the family and admitted more asylum.
- The country granted asylum to the family and admitted more refugees.
- The country granted an asylum to the family and admitted more refugee.
Cevabı göster
The country granted asylum to the family and admitted more refugees.
Kenya voted condemning Russia for invading another country at the United Nations General Assembly. Notlar
0:53Kenya, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda başka bir ülkeyi işgal ettiği için Rusya'yı kınama yönünde oy kullandı.
After Russia invaded Ukraine, ...: daha önceki geçmiş olayı belirtme
Baştaki after yan cümlesi zaman çerçevesini belirler: Önce Rusya'nın işgali, ardından Kenya'nın oylaması gerçekleşmiştir. Bu yan cümle ana cümleden önce geldiği için virgül, arka plan bilgisinin bittiği ve ana olayın başladığı yeri gösterir. After olayların sırasını zaten açıkça gösterdiğinden tamamlanmış iki olayda da normal olarak simple past kullanılabilir. Ek vurgu veya açıklık gerektiğinde had invaded gibi bir past perfect biçimi kullanılabilir, ancak bu otomatik olarak gerekli değildir.
Alıştırma
Hangi cümle önce ışıkların söndüğünü, ardından toplantının durduğunu açıkça anlatır?
- After the meeting stopped, the lights went out.
- After the lights went out, the meeting stopped.
- Before the lights went out, the meeting stopped.
Cevabı göster
After the lights went out, the meeting stopped.
voted condemning ...: standart vote kalıbını seçme
Bu cümlede condemning Russia... Kenya'nın oyuyla ifade ettiği tutumu gösterir. Bu kullanım sıkıştırılmış konuşma olarak anlaşılabilir, ancak doğrudan vote + -ing yapısı kopyalanacak güvenilir bir standart kalıp değildir. Açık ve özenle düzenlenmiş İngilizcede, oylamayla seçilen eylemi belirtmek için vote to + fiilin yalın hâlini kullanın: voted to condemn. Desteği alan şeyi belirtmek için vote for + isim öbeğini kullanın: voted for a resolution condemning Russia. Her iki biçimde de for invading another country, kınamanın nedenini açıklar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir teklif veya karar bulunduğu bilgisini eklemeden komitenin ücreti düşürmeyi oylamayla seçtiğini doğal biçimde anlatır?
- The committee voted for a proposal reducing the fee.
- The committee voted to reduce the fee.
- The committee voted reducing the fee.
Cevabı göster
The committee voted to reduce the fee.
United Nations General Assembly: Birleşmiş Milletler Genel Kurulu
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, tüm BM üyesi devletlerin uluslararası meseleleri görüştüğü ve karar tasarılarını oyladığı başlıca müzakere organıdır. Bu, cümleyi sıradan bir toplantı yerine yapılan bir gönderme olarak değil, diplomasi haberi olarak anlamak için gereken asgari arka plandır. Burada Kenya, BM delegasyonu aracılığıyla hareket eden Kenya devletini ifade eder. Bu nedenle Kenya voted, bir karar hakkındaki resmî ulusal tutumu bildirir; her Kenya vatandaşının şahsen oy kullandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekteki “Kenya voted ... at the United Nations General Assembly” ne anlama geliyor?
- Kenyalı bir kişi yerel seçimde oy kullandı.
- Kenya, tüm üye devletlerden oluşan BM organındaki bir oylamada resmî ulusal tutumunu ifade etti.
- Kenya, BM Güvenlik Konseyi adına bağlayıcı bir karar aldı.
- Kenya’nın ulusal parlamentosu bir iç hukuk yasası çıkardı.
Cevabı göster
Kenya, tüm üye devletlerden oluşan BM organındaki bir oylamada resmî ulusal tutumunu ifade etti.
and people are not very happy with what Russia is doing in Ukraine. Ton ve niyet
1:01ve Rusya'nın Ukrayna'da yaptıklarından hiç memnun değiller.
Ölçülü bir karşı çıkış olarak not very happy with
Bu bağlamda not very happy with, açık bir memnuniyetsizlik veya karşı çıkışı ölçülü biçimde ifade eder. strongly oppose gibi doğrudan bir ifadeden daha yumuşak duyulur, ancak çevresindeki kamusal mesele konuşanın olumsuz tutumunu açık hâle getirebilir. Yeniden kullanılabilir kalıp be + not very happy with + kişi, karar, durum veya what/how yan cümlesidir. With, memnuniyetsizliğin hedefini belirtir; burada happy yalnızca neşeli bir ruh hâlini anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “açıkça memnuniyetsiz olmak” anlamına gelen ölçülü ifadeyle tamamlayın: After the school canceled the trip without warning, many parents were ____ the decision.
Cevabı göster
not very happy with
For instance: somut bir örnek sunmak
For instance, daha genel bir düşünceyi destekleyen belirli bir örnek sunan bir söylem belirtecidir. Burada matatulardaki grafitinin, ele alınan düşünceyi destekleyen görünür örneklerden biri olduğunu gösterir. Bir örneğin önünde kullanılabilir ya da örneğin yanına ara ifade olarak eklenebilir. Dinleyiciyi genel bir ifadeden somut kanıta yönlendirir; verilen örneğin tek olasılık olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
Genel bir ifadeye ilişkin tek bir somut örneği en iyi hangi ifade sunar?
- In contrast
- For instance
- As a result
Cevabı göster
For instance
Matatus: Kenya'ya özgü toplu taşıma minibüsleri
Matatus, matatu kelimesinin çoğul biçimidir ve Kenya'ya özgü paylaşımlı bir toplu taşıma aracını, çoğu zaman özel olarak işletilen bir minibüs ya da vanı ifade eder. Matatular özellikle şehir içi ulaşımla ilişkilendirilir ve parlak boyalar, grafikler veya grafitiler taşıyabilir. Bu cümlede matatus, grafitilerden bazılarının nerede görüldüğünü belirtir. Bu bölgesel anlamı bilmek, görüntüyü kültürel bağlamı olmayan sıradan bir otobüsle değil, Nairobi'nin gündelik kamusal alanıyla ilişkilendirir.
Alıştırma
Nairobi'deki ulaşımı anlatan bir haberde matatus büyük olasılıkla neyi ifade eder?
- Şehir duvarlarındaki resimler
- Kenya'da toplu taşımada kullanılan paylaşımlı minibüsler
- Yalnızca turistlerin kullandığı özel otomobiller
Cevabı göster
Kenya'da toplu taşımada kullanılan paylaşımlı minibüsler
We could play a very key role in spearheading the peace between these two countries Deyimler
1:16Bu iki ülke arasındaki barışa öncülük etmede çok önemli bir rol oynayabiliriz
“spearheading the peace”: öncülük etmek
Burada “spearheading the peace”, Rusya ile Ukrayna’yı barışa götürme sürecinde öncü rol üstlenmek anlamına gelir. “Spearhead” mecazi kullanılmıştır: Kenya’yı yalnızca destek veren değil, süreci başlatan ve etkin biçimde ilerleten taraf olarak gösterir. Aynı fiil bir plana, reforma, kampanyaya veya müzakereye liderlik etmeyi de anlatabilir. Başka durumlara aktarılabilen temel anlamı, düzenli bir çabaya ön safta liderlik etmektir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “başlatıp ilerletmeye öncülük etmek” anlamına gelen resmî fiille tamamlayın: The city asked a local nonprofit to ____ the new recycling initiative.
Cevabı göster
spearhead
and I know so many Kenyans as well could be thinking in that direction. Deyimler
1:22ve pek çok Kenyalının da bu yönde düşünüyor olabileceğini biliyorum.
“in that direction”: önceki bir fikre gönderme yapmak
Burada “in that direction”, Kenya’nın Rusya ile Ukrayna arasındaki barış sürecini ilerletmeye yardımcı olabileceği fikrine gönderme yapar. “Direction” mecazidir: pusula yönü veya rota değil, bir düşünce çizgisi, niyet ya da olası eylem biçimi anlamına gelir. İfade, daha önce açıkça belirtilmiş bir öneri veya fikre dayanır. Konuşmacının tüm öneriyi tekrar etmeden başka Kenyalıların da benzer şekilde düşünüyor olabileceğini söylemesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: “We may switch to a four-day workweek, and several managers are thinking in that direction.” “In that direction” ne anlama gelir?
- Aynı genel fikri değerlendiriyorlar.
- Seyahat talimatları veriyorlar.
- Belirli bir yere doğru bakıyorlar.
Cevabı göster
Aynı genel fikri değerlendiriyorlar.
I think most people would be sympathetic to human suffering Kalıp ifadeler
1:27Bence çoğu kişi, insanların çektiği acılara karşı duyarlıdır,
especially in the scale that we've seen in that crisis. Dilbilgisi
1:30özellikle de bu krizde gördüğümüz boyutlardaysa.
be sympathetic to: otomatik destek anlamına gelmeyen şefkat
be sympathetic to + kişi, grup, zorluk veya durum yapısında sympathetic, to sözcüğünden sonra gelen nesneye yönelik anlayışlı ve şefkatli bir tutumu anlatır. Burada nesne human suffering olduğundan konuşmacı, insanların çok büyük ölçekteki acılara şefkatle karşılık vermesini bekliyor. Would, bunu herkesin mutlaka böyle tepki vereceğine dair kesin bir iddia olarak değil, beklenen veya muhtemel bir tepki olarak sunar.
Alıştırma
'Anlayış ve şefkat duymak' anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even though I cannot solve the problem, I can ____ what the family is experiencing.
Cevabı göster
be sympathetic to
Kapsam belirtirken in the scale değil, on the scale kullanın
Bir olayın kapsamını veya büyüklüğünü anlatmak için standart ifade on the scale biçimindedir: on the scale that we've seen in that crisis. that we've seen in that crisis ilgi cümleciği, ölçeğin karşılaştırıldığı ölçütü belirtir. Özgün cümlede in the scale kullanılıyor, ancak bu anlam için standart edat seçimi bu değildir. İsim; acının, hasarın, bir projenin veya başka bir olgunun ulaştığı büyüklük ya da kapsamı anlatıyorsa on this/the scale kullanın.
Alıştırma
Cümleyi in this scale ifadesinin standart düzeltmesiyle tamamlayın: The town had never experienced flooding ____.
Cevabı göster
on this scale
The Kenyan government and Ukraine as well as Russia Dilbilgisi
1:40Kenya hükümeti hem Ukrayna hem de Rusya ile
Ekleme ve uyum için as well as
As well as, zaten The Kenyan government and Ukraine ile oluşturulmuş sıralı özneye Russia öğesini ekler. “-nın yanı sıra” anlamına gelir; ancak çoğu zaman sonraki öğeyi and gibi aynı yapısal ağırlığa sahip bir öğe olarak değil, ek bilgi olarak sunar. Özne-fiil uyumunda as well as ile eklenen bir isim normalde fiilin biçimini belirlemez: The ambassador, as well as two aides, is here. Ancak altyazıda have çoğuldur, çünkü The Kenyan government and Ukraine ifadesi zaten birleşik ve çoğul bir öznedir. Bu nedenle bu cümle tek başına tekil ana özne kuralını göstermez.
Alıştırma
Hangi cümlede as well as standart özne-fiil uyumuyla kullanılmıştır?
- The lead researcher, as well as three interns, is attending the workshop.
- The lead researcher, as well as three interns, are attending the workshop.
- The lead researcher and three interns is attending the workshop.
Cevabı göster
The lead researcher, as well as three interns, is attending the workshop.
Uluslararası ilişkilerde diplomatic relationship
Bu cümlede diplomatic relationship, devletler veya hükûmetler arasındaki resmî ilişki anlamına gelir. Özel bir dostluğu değil, uluslararası meselelerdeki temas ve iş birliği kanallarını ifade eder. Burada diplomatic, “diplomasiyle bağlantılı” demektir. Sıfatın diğer yaygın anlamı olan “incelikli” veya “karşısındakini kırmamaya dikkat eden” anlamına gelmez. İlişki iyi, gergin veya bozulmuş olabilir; diplomatic sözcüğü tek başına dostane anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede diplomatic relationship uluslararası ilişkiler anlamında kullanılmıştır?
- After reopening their embassies, the two countries began rebuilding their diplomatic relationship.
- After changing suppliers, the company began rebuilding its diplomatic relationship with the factory.
- After resolving a family argument, the sisters began rebuilding their diplomatic relationship.
Cevabı göster
After reopening their embassies, the two countries began rebuilding their diplomatic relationship.
Kenya could strategically use this to steer peace.
1:49Kenya, barış sürecine yön vermek için bundan stratejik biçimde yararlanabilir.
The way the conflict is seen is that you have one country Dilbilgisi
1:53Bu çatışmaya bakıldığında, bir ülkenin
that did make the decision to invade another country. Notlar
1:57başka bir ülkeyi işgal etme kararı aldığı görülüyor.
The way the conflict is seen is that ... ile bir bakış açısını çerçevelemek
The way X is seen is that ... kalıbı, that'ten sonraki yan cümleyi X'e ilişkin bir yorum olarak sunar. Burada çatışmayla ilgili açıklamayı kaynağı belirtilmemiş doğrudan bir iddia olarak değil, durumun anlaşılma biçimi olarak gösterir. Edilgen is seen, bu görüşü kimin benimsediğini belirtmez. İkinci is, giriş kalıbını yorumun içeriğini ifade eden that yan cümlesine bağlar.
Alıştırma
Dersin kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ the issue is seen ____ both sides share some responsibility.
Cevabı göster
The way · is that
did make yapısındaki vurgulu did
Olumlu bir geçmiş zaman cümlesinde did + fiilin yalın hâli vurgu ekler. did make, ülkenin kararı gerçekten verdiği anlamına gelir ve çoğu zaman kuşkuya, inkâra veya bunu yapmadığı beklentisine karşı kullanılır. Geçmiş zamanı did taşır; bu nedenle make yalın hâlde kalır. Vurgu, temel olayı veya zamanını değil, konuşmacının tutumunu değiştirir.
Alıştırma
Onun e-postayı hiç göndermediği iddiasını düzeltin. Cümleyi vurgulu do ile tamamlayın: She ____ the email yesterday.
Cevabı göster
did send
make the decision to invade: bilinçli bir seçim
make the decision to + fiilin yalın hâli, bir eylemi gerçekleştirmeyi bilinçli olarak seçmek anlamına gelir. Bu cümlede make the decision to invade, işgali tesadüfi bir sonuç olarak değil, bir ülkenin bilinçli tercihi olarak gösterir. Yapı make a/the decision to + fiilin yalın hâlidir: make karar verme eylemini, to invade ise seçilen eylemi belirtir. Tam cümledeki did yalnızca geçmişteki kararı vurgular; bu sabit yapının zorunlu bir parçası değildir.
Alıştırma
En doğal ve doğru tamamlamayı seçin: After reviewing the costs, the city ___ the old library。*Sondaki işaret yalnızca soruyu sunmak içindir.*
- made the decision for close
- did a decision to close
- made the decision to close
Cevabı göster
made the decision to close
And I think that's why there's a lot of sympathy for Ukraine Anlatım akışı
1:59Bence Ukrayna'ya bu kadar sempati duyulmasının nedeni de bu;
that's why: nedeni sonuca bağlamak
that's why, az önce belirtilen bir nedenin ortaya çıkardığı sonucu tanıtır. Burada that, çatışmanın nasıl başladığı ve kimin sorumlu görüldüğü hakkındaki önceki değerlendirmeye gönderme yapar; sonuç ise birçok kişinin Ukrayna'ya sempati duymasıdır. Yapı [neden]. That's why + [sonuç] şeklindedir. Konuşmacı önce nedene dönüp ardından sonucu söyleyerek açıklamanın akışını düzenler.
Alıştırma
İlk cümleyi sonucun nedeni olarak gösteren bağlayıcıyı seçin: The store was closed, and ___ we came back the next day。
- that's why
- that's what
- because
Cevabı göster
that's why
is based on: bir temeli veya yönlendirici koşulu belirtmek
Bu cümlede is based on, barış müzakeresinin Ukrayna'nın önerdiği şartları temel veya yönlendirici koşullar olarak kullanacağı anlamına gelir. Bu şartlara göre şekillenen şey müzakeredir; temel ise Ukrayna'nın şartlarıdır. Bir kararı, planı, görüşü veya düzenlemeyi destekleyen ya da şekillendiren kanıtı, ilkeyi, bilgiyi veya koşulları belirtmek için be based on + isim yapısını kullanın.
Alıştırma
be based on yapısının doğru biçimini kullanın: The recommendation ____ several independent studies.
Cevabı göster
is based on
to bully their much weaker countries.
2:14kendilerinden çok daha zayıf ülkelere zorbalık etmeye teşvik eder.
If ... then ...: koşul-sonuç zinciri kurmak
Burada If, olası bir koşulu tanıtır: anlaşmanın Rusya'nın şartlarına göre yapılması. Then ise öngörülen sonucu gösterir: daha güçlü ülkelerin daha zayıf ülkelere zorbalık etmek için teşvik kazanması. If + koşul, then + sonuç kalıbı, bir akıl yürütme zincirini takip etmeyi kolaylaştırır. if yan cümlesi değerlendirilecek durumu belirler, ana cümle ise bunun ardından ne olacağını söyler.
Alıştırma
Açık If ... then ... kalıbının iki bölümünü de kullanın: ____ the roads freeze tonight, ____ the morning buses may be delayed.
Cevabı göster
If · then
on Russia's terms: koşulların bir tarafça belirlenmesi
Bu cümlede on Russia's terms, Rusya'nın belirlediği veya kabul etmeye hazır olduğu koşullara göre demektir. Terms burada teknik terimleri değil, bir anlaşmanın koşullarını ifade eder; iyelik yapısı ise bu koşulları kontrol eden tarafı gösterir. on + iyelik belirten isim veya zamir + terms kalıbı, bir anlaşma ya da etkileşimin adı geçen tarafın koşullarına göre gerçekleştiğini anlatır: on the buyer's terms, on her terms veya on our terms. Bu yapı, anlaşmanın temelini kimin taleplerinin oluşturduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi on + iyelik belirten isim + terms hedef kalıbıyla tamamlayın: The seller would not negotiate ____, because the buyer wanted complete control of the conditions.
Cevabı göster
on the buyer's terms
provides an incentive: harekete geçmek için neden yaratmak
Burada provides an incentive, belirli bir davranışı teşvik eden bir neden veya avantaj yaratmak demektir. Anlaşma, daha güçlü ülkelerin zayıf ülkelere zorbalık etmesini daha kazançlı veya daha az maliyetli gösterecektir. Bir incentive kasıtlı olabilir ya da bir kural veya kararın istenmeyen sonucu olarak ortaya çıkabilir; ayrıca davranışın kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez. Yaygın kalıplar provide an incentive for X to do Y, provide X with an incentive to do Y ve daha az resmî olan give X an incentive to do Y biçimleridir.
Alıştırma
Cümleyi provide ile kullanılan resmî kalıpla tamamlayın: A tax credit can ____ for companies to hire apprentices.
Cevabı göster
provide an incentive
At a global stage değil, on the global stage
Burada stage, uluslararası ilişkiler alanını anlatan bir metafordur. İngilizcede normal kullanım on the global stage olduğu için burada doğal ifade on the global stage olur. On edatı, insanların veya ülkelerin bir sahneye çıkıp sahne üzerinde hareket etmesi imgesini sürdürür. Bu nedenle ifade, söz konusu korkuyu yalnızca bir yerde bulunan bir şey olarak değil, uluslararası ölçekte görünür veya önemli bir mesele olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi standart edatla tamamlayın: The small company is now competing ____ the global stage.
Cevabı göster
on
big big ile konuşma dilinde vurgu
Konuşurken big sözcüğünü “big big” şeklinde tekrarlamak, kendiliğinden vurgu eklemenin bir yoludur. Konuşanın korkuyu özellikle güçlü veya ciddi gördüğünü belirtir; ikinci big ayrı bir özellik eklemek yerine ilkini güçlendirir. Bu tekrar, kalıplaşmış bir dil bilgisi yapısı değil, anlatımsal bir seçimdir. Düzenlenmiş İngilizcede aynı düşünce genellikle a major concern veya a very serious fear gibi ifadelerle yeniden yazılır.
Alıştırma
Değerlendirme: “This is a big big risk” resmî bir yazılı risk raporu için en uygun ifade midir?
- Hayır
- Evet
Cevabı göster
Hayır
I do believe that it is important for Kenya to be supportive of peace on Ukraine's terms Notlar
2:20Kenya'nın Ukrayna'nın şartlarına dayalı bir barışı desteklemesinin gerçekten önemli olduğuna inanıyorum;
It is important for ... to be ... yapısı
it is important for + kişi veya kurum + to + fiil kalıbında biçimsel özne it kullanılır: it özne konumunu doldururken to-infinitive önemli olduğu değerlendirilen eylemi taşır. Bu cümlede Kenya, to be supportive ifadesinin mantıksal öznesidir. Bu kalıp, uzun bir mastar ifadesini cümlenin başına koymadan belirli bir aktörün sorumluluğunu veya önceliğini değerlendirir. For bu aktörü belirtir ve doğrudan atılamaz.
Alıştırma
İngilizce cümleyi it is important for ... to be kalıbıyla tamamlayın: ____ the committee ____ independent during the review.
Cevabı göster
It is important for · to be
Be supportive of ifadesi
Be supportive of, bir kişiye, hedefe, öneriye veya görüşe karşı olumlu ve teşvik edici bir tutuma sahip olmak ya da bunu göstermek anlamına gelir. Bu cümlede supportive, Kenya'nın peace konusundaki tutumunu anlatır; on Ukraine's terms ise hangi tür barışın kastedildiğini sınırlar. Supportive, be sonrasında kullanılan bir sıfat olduğu için tamamlayıcısı normalde of ile gelir. İfade bir duruşu veya tutumu öne çıkarır ve tek başına somut yardım ya da eylem garantisi vermez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi be supportive of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The committee ____ the new policy.
Cevabı göster
is supportive of
especially with the European countries who have been historically big trading partners with Kenya. Kelime
2:28özellikle de tarih boyunca Kenya'nın başlıca ticaret ortakları olmuş Avrupa ülkeleriyle.
in terms of: tartışmanın boyutunu sınırlamak
In terms of, ardından gelen bilgiyi düzenlemek veya değerlendirmek için kullanılacak belirli yönü tanıtır. Burada tartışma, Kenya'nın Avrupa ülkeleriyle ilişki kurma ve bu ilişkileri sürdürme konusundaki çıkarına geçer. Kalıp in terms of + isim veya -ing biçimidir. Bu yön bakımından anlamına gelir ve dinleyiciye sonraki bilgiyi hangi açıdan değerlendirmesi gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi başlangıç karşılaştırmayı belirli bir yönle doğru şekilde sınırlar?
- In terms of safety, the first design is better.
- Because of safety, the first design is better.
- According to safety, the first design is better.
Cevabı göster
In terms of safety, the first design is better.
building and maintaining a relationship: bağın iki aşaması
Building a relationship bir ilişki kurmak veya onu güçlendirmek; maintaining a relationship ise bu ilişkiyi zaman içinde sağlıklı ve etkin tutmak anlamına gelir. İki eylemi and ile birleştirmek, eş anlamlı iki eylemi değil, gerekli iki aşamayı gösterir. Yaygın kalıp build and maintain a relationship with someone şeklindedir. Altyazıda its Kenya'yı, with the European countries ise ilişkinin diğer tarafını belirtir.
Alıştırma
Önce bir bağ geliştirmeyi, ardından onu sürdürmeyi anlatan yaygın fiil çiftini kullanın: A community group needs to ____ and ____ relationships with local businesses.
Cevabı göster
build · maintain
trading partners with Kenya: ekonomik bir ilişki
Trading partners with Kenya, Kenya ile düzenli olarak mal ve hizmet alışverişi yapan ve bu ticareti ekonomik açıdan önemli ölçekte sürdüren ülkeleri veya ekonomileri ifade eder. Buradaki partners, kişisel bir ilişkiyi değil, ekonomiler arasındaki kurumsal ilişkiyi anlatır. Bu bağlamda big, önemli veya büyük ölçekli anlamına gelir; historically ise ticaret ilişkisinin uzun süredir var olduğunu gösterir. İfade ekonomik bağları belirtir, ancak tek başına bu ülkelerin askerî ya da siyasi müttefik olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir ekonomi raporunda bu cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Japan is one of Australia's largest ___, with substantial two-way exports and imports.
- trading partners
- political allies
- business partners
Cevabı göster
trading partners
in terms of when you look at national defense and tourism for instance Anlatım akışı
2:36örneğin ulusal savunma ve turizm açısından bakıldığında da geçerli;
Vurgulu ekleme için Not only ... but also
Not only ... but also ... iki parçalı bir bağıntılı yapıdır: İlk noktanın doğru olduğunu belirtir ve ardından ikinci noktayı daha güçlü bir vurguyla ekler. Burada ticaret bir değerlendirme unsuruyken ulusal savunma ve turizm, savı ticaretin ötesine taşır. İki işaretleyiciden sonra birbiriyle eşleşen dil bilgisel biçimler gelmelidir. Konuşmadaki cümle gevşek yapıdadır; daha paralel bir biçimi not only for trading but also for national defense and tourism olur. Başka durumlara aktarılabilecek yapı bu paralel kalıptır.
Alıştırma
Eksik iki parçayı yazarak ikili yapıyı tamamlayın: The policy supports ____ local farmers ____ small manufacturers.
Cevabı göster
not only · but also
when you look at: dikkate alınacak bir etkeni tanıtmak
Burada when you look at, gözlerle bakmak anlamına gelmez. Dinleyicinin dikkatini ulusal savunma ve turizme yönelterek bunları savın ek unsurları olarak değerlendirmesini sağlar. Bir etkenin ne gösterdiğini veya neden önemli olduğunu açıklamadan önce dikkati o etkene yöneltmek için when you look at + konu yapısını kullanabilirsiniz. Bu, konuşmada bilgiyi düzenleyen bir çerçevedir.
Alıştırma
Örnekte when you look at national defense and tourism ne işlev görüyor?
- Dinleyiciden bu alanları savın bir parçası olarak değerlendirmesini ister.
- Dinleyiciye bu alanlarla ilgili bir video izlemesini söyler.
- Birinin bu alanları gördüğü kesin zamanı belirtir.
Cevabı göster
Dinleyiciden bu alanları savın bir parçası olarak değerlendirmesini ister.
you know coming out and wanting a peaceful solution helps build the relationship with these other countries. Öbek fiiller
2:40barışçıl bir çözüm istediğini açıkça ortaya koymak, diğer ülkelerle ilişkileri geliştirmeye yardımcı olur.
coming out: bir tutumu kamuya açıklamak
Burada coming out, bir tutumu kamuya açıklamak anlamına gelir. Ardından gelen wanting a peaceful solution düşüncesi, hangi tutumun ifade edildiğini gösterir. Birinin fiziksel olarak bir yerden çıkmasını anlatmaz. Hükûmetler, kuruluşlar veya kamuya mal olmuş kişiler hakkındaki haberlerde come out, yeni açıklanmış bir tutumu gösterebilir. in support of veya against gibi yakındaki ifadeler genellikle bu tutumun ne olduğunu belirtir.
Alıştırma
Örnekte coming out büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Barışçıl bir çözüme desteğini kamuya açık biçimde ifade etmek
- Bir çözüm bulmak için fiziksel olarak toplantıdan çıkmak
- Yeni bir ürünün satışa sunulduğunu duyurmak
Cevabı göster
Barışçıl bir çözüme desteğini kamuya açık biçimde ifade etmek
In a literal sense is that there must be some shaking Kalıp ifadeler
2:50Kelimesi kelimesine, bir miktar sarsıntı yaşanması gerekir
amani haiji ila kwa ncha ya upanga: gerekli sarsıntıdan sonra barış
Svahili atasözü amani haiji ila kwa ncha ya upanga, barışı yalnızca kılıcın ucunda gelen bir şey olarak betimler. Bu bölümde konuşmacı, bu güçlü imgeyi kalıcı barıştan önce çatışma, sarsıntı veya yüzleşme gerekebileceği iddiasıyla sınırlar. Atasözünün tartışmadaki işlevi, savaşın nedenlerine dokunmadan sakin görünen yüzeysel bir barışı reddetmektir. Burada şiddeti övmez veya her savaşın kaçınılmaz olarak barış doğurduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Hangi yorum, konuşmacının bu bölümde atasözünü kullanma biçimine en uygundur?
- Her savaş kaçınılmaz olarak kalıcı barışla sonuçlanır.
- Kalıcı barış, önce çatışmayla ve onun altında yatan nedenlerle yüzleşmeyi gerektirebilir.
- Barış yalnızca insanlar şiddete hayranlık duyduğunda mümkündür.
Cevabı göster
Kalıcı barış, önce çatışmayla ve onun altında yatan nedenlerle yüzleşmeyi gerektirebilir.
In a literal sense: mecaz dışı bir anlamı tanıtma
In a literal sense, konuşmacının sözcükleri doğrudan ve mecaz dışı düzeyde açıkladığını gösterir. Burada önceki Svahili atasözünün daha geniş siyasi mesajını değil, doğrudan anlamına ilişkin bir yorumu sunar. Standart İngilizcede bu kalıptan sonra tam bir yan cümle gelmelidir: In a literal sense, it means that ... doğal bir yapıdır. In a literal sense is that ... ifadesinde açık bir özne yoktur ve örnek alınmamalıdır.
Alıştırma
'spill the beans' deyiminin doğrudan ve mecaz dışı anlamını doğal biçimde hangi cümle tanıtır?
- In a literal sense is that it means dropping beans from a container.
- In a literal sense, it means revealing a secret.
- In a literal sense, it means dropping beans from a container.
Cevabı göster
In a literal sense, it means dropping beans from a container.
lasting peace: uzun süre devam eden barış
lasting peace ifadesinde lasting, temeldeki çatışma çözümsüz kaldığı için hızla bozulmak yerine uzun süre devam etmek anlamına gelir. İfade, yalnızca çatışmalara kısa bir ara verilmesini değil, sürebilecek bir barışı anlatır. Sıfat, süreyi ve istikrarı belirtir. Tek başına anlaşmanın adil olduğunu söylemez; just peace bu ayrı düşünceyi de ekler.
Alıştırma
Zaman içinde devam etmesi amaçlanan barışı anlatan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The agreement is only the first step toward ____.
Cevabı göster
lasting peace
We have to unravel what is this that brings us to get to war. Deyimler
2:57Bizi savaşa sürükleyen şeyin ne olduğunu çözmemiz gerekiyor.
unravel: karmaşık nedenleri araştırmak
Unravel, kelime anlamıyla bükülmüş veya dolaşmış iplikleri birbirinden ayırmak demektir. Burada mecazi kullanılmıştır: Konuşan kişi, karmaşık bir nedenler bütününü adım adım inceleyip insanları savaşa neyin götürdüğünü bulmak istiyor. Bu kullanım, zor bir soruyu parçaları ayrılıp anlaşılabilecek bir düğüm gibi sunar. Aktarılabilir yapı unravel + bir gizem, nedenler bütünü, olaylar dizisi ya da what, how veya why ile başlayan bir yan cümledir.
Alıştırma
Karmaşık bir gizemi adım adım araştırmak anlamına gelen ders fiiliyle cümleyi tamamlayın: The detectives worked for months to ____ the mystery.
Cevabı göster
unravel
oh well let's just wipe it under the carpet we'll open it up later Notlar
3:03“Neyse, meseleyi halının altına süpürelim, sonra yeniden açarız;
Otherwise: önceki eylem yapılmazsa ortaya çıkacak sonucu belirtme
Bu cümlenin başındaki “Otherwise”, “az önce söylenen şeyi yapmazsak” anlamına gelir. “Savaşın nedenlerini çözümlemezsek” şeklindeki örtük koşulu tekrarlamadan devam ettirir. Gerekli bir eylemi, o eylem yapılmazsa ortaya çıkacak sonuca ilişkin uyarıya bağlayarak düşünceyi düzenler: sorun yalnızca gizlenecek ve ertelenecektir. Burada “however” gibi genel bir karşıtlık bağlacı değildir.
Alıştırma
“Bu gerçekleşmezse” anlamına gelen bağlacı kullanın: Submit the form by Friday. ____, your application may be delayed.
Cevabı göster
Otherwise
wipe it under the carpet → doğru biçimler sweep it under the rug/carpet
Bu bağlamda “wipe it under the carpet”, insanların çözülmemiş bir sorunla uğraşmaktan kaçınması için onu gizlemek anlamında kullanılmak istenmiştir. Bu mecazi bir anlatımdır; temizlik talimatı değildir. İfade, “wipe something away” fikrini yerleşik deyimle karıştırır. Standart İngilizcede “sweep it under the rug” veya “sweep it under the carpet” denir. Sabit fiil “sweep”tir; dolayısıyla konuşanın amacı anlaşılmalı, ancak “wipe it under the carpet” örnek alınmamalıdır.
Alıştırma
Standart deyimi doğru fiille tamamlayın: The committee tried to ____ the complaint under the rug.
Cevabı göster
sweep
we'll open it up later: bir konuyu yeniden ele almak
Bu bağlamda we'll open it up later, “gizlenmiş anlaşmazlığı daha sonra yeniden ele alıp tartışacağız veya çözeceğiz” anlamına gelir. Fiziksel bir nesneyi açmak anlamında değildir. Önceki halı benzetmesi ve later, konunun ertelendiğini gösterir. Burada open up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne it zamiri olduğunda fiil ile parçacığın arasına gelir: open it up. Nesne bir isim olduğunda open the discussion up veya open up the discussion örneklerindeki gibi iki konum da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi open up ve we öznesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın. Zamiri doğal konumuna yerleştirin: The issue can wait; ____ tomorrow.
Cevabı göster
we'll open it up
years to come: gelecekteki yıllar
Years to come, bugünden bakıldığında gelecekteki yıllar anlamına gelir. to come mastar grubu years sözcüğünün ardından gelir ve hangi yılların kastedildiğini, yani hâlâ ileride olan yılları açıklar. Bu cümlede ifadenin 10 ve 12'den sonra tekrarlanması, konunun yeniden ele alınması olasılığını uzak geleceğe iter. Sayılar uzun bir gecikmenin yaklaşık örnekleridir; kesin bir tahmin değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede years to come, devam eden bir gelecek dönemi anlamında kullanılmıştır?
- The decision affected us years ago.
- The decision will affect us ten years from now.
- The decision will affect us for years to come.
Cevabı göster
The decision will affect us for years to come.
Doesn't have to: gereklilik yok, yasak değil
Doesn't have to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmanın gerekli olmadığını belirtir. Bu cümlede doesn't have to take long, sürecin uzun sürmeden tamamlanabileceğini söyler; uzun sürmesi mümkündür ama gerekli değildir. Must not anlamına gelmez. But ile kurulan karşıtlık, odağı süreden asıl gerekliliğe taşır: barış adil olmalıdır.
Alıştırma
Yiyecek getirmenin gerekli olmadığını göstermek için cümleyi have to yapısının kısaltılmış olumsuz biçimiyle tamamlayın: You ____ bring any food; we have plenty.
Cevabı göster
don't have to
A just peace: just sözcüğünün ‘adil’ anlamı
a just peace ifadesinde just, adil ve hakkaniyetli anlamına gelen, haklar ile sorumluluklara dayanan bir sıfattır. İngilizcedeki a + sıfat + isim düzeninde peace sözcüğünü niteler; burada yalnızca anlamına gelmez. Bu ifade, şiddetin hızla sona ermesinden daha fazlasını anlatır: koşullar ve sonuç, meşru ve kalıcı bir uzlaşma sağlayacak kadar adil olmalıdır.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The agreement must lead to a just peace for both communities. a just peace ne anlama gelir?
- Başka hiçbir amaç olmadan yalnızca barış
- Hakkaniyetli koşullara sahip adil bir barış
- Çatışmalarda huzursuz bir ara
- Çok hızlı ulaşılan bir barış
Cevabı göster
Hakkaniyetli koşullara sahip adil bir barış