Dünya Neden Bir Hapishane ve Oradan Nasıl Kaçılır?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Video, uzayda kalmanın neden enerji, yörünge hızı, kütle kontrolü ve çok kademeli roket gerektirdiğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "gravity well." ifadesinin bilimsel bağlamı, yer çekimini gerçek kuyu değil enerji engeli olarak gösterir ve borç benzetmesini açıklar. 2. "The more mass something has, the more energy you need to convince it to move." kalıbı, birlikte artan iki miktarı anlatır ve teknik neden-sonuç açıklamalarında kullanılır. 3. "It's literally rocket science." deyimsel esprisi, aşırı zorluk ifadesini gerçek bir olguya çevirir; çünkü konu gerçekten roketlerdir.
Bu derste
prisoners on Earth ifadesindeki kimlik metaforu
İnsanlara prisoners on Earth demek, onlara kelimenin gerçek anlamında sahip olmadıkları bir kimlik verir. Dünya, özgürce ayrılamadığımız bir yer olarak gösterilir; bu nedenle prisoners, gardiyanlar tarafından tutulan kişileri değil, fiziksel sınırlar yüzünden mahsur kalan kişileri anlatır. Doğrudan kimlik metaforu, X'in Y olduğunu söyler. Somut bir kimlikle soyut özgürlük eksikliğini canlı hâle getirdiği için yalnızca yolculuğun zor olduğunu söylemekten daha güçlüdür.
Alıştırma
"After the tunnel closed, the drivers were prisoners on the highway," cümlesinde prisoners ne anlama gelir?
- Otoyoldan ayrılamıyorlardı.
- Otoyolu koruyorlardı.
- Bir suçtan hüküm giymişlerdi.
Cevabı göster
Otoyoldan ayrılamıyorlardı.
by showing us all the places we can't ever visit.
0:05bize asla gidemeyeceğimiz tüm o yerleri göstererek.
universe taunts us ifadesindeki kişileştirme
Universe cansız bir öznedir, ancak taunts bir insanı üzmek veya kışkırtmak için onunla alay etmek gibi kasıtlı bir insan eylemini anlatır. Bu eylemi evrene vermek kişileştirmedir. Bu ifade, evrenin bilinçli olduğunu iddia etmez. İnsanların birçok yeri görebildiği hâlde oraya ulaşamaması şeklindeki sinir bozucu karşıtlığı, sanki o yerler bizimle alay etmek için özellikle gösteriliyormuş hissine dönüştürür. by showing ifadesi, hayal edilen alayın nasıl gerçekleştiğini açıklar.
Alıştırma
"The deadline taunts me from the calendar," cümlesindeki kişileştirme ne anlatır?
- Takvim son tarihi daha ileri bir güne taşıdı.
- Son tarih yüksek sesle konuşup yazara hakaret ediyor.
- Görünür son tarih, insanla alay eden sinir bozucu bir hatırlatma gibi geliyor.
Cevabı göster
Görünür son tarih, insanla alay eden sinir bozucu bir hatırlatma gibi geliyor.
However, if our species wants to have a long-term future, Dilbilgisi
0:08Ancak türümüzün uzun vadeli bir geleceği olmasını istiyorsak,
If ... wants to ..., ... have to ...: hedefi zorunlu bir eyleme bağlamak
if yan cümlesi, uzun vadeli bir geleceğe sahip olmayı hedef olarak sunar: türümüz bu sonucu istiyorsa, ardından gerekli bir eylem gelir. Ana cümledeki have to + fiilin yalın hâli (escape), yalnızca gelecekte olacak bir şeyi değil, zorunluluğu anlatır. Bu, akıl yürütürken kullanılabilecek yararlı bir kalıptır: If someone wants to achieve X, they have to do Y. Buradaki prison gerçek bir hapishane değil, insanlığın henüz ayrılamadığı bir yer olarak Dünya için kullanılan bir benzetmedir.
Alıştırma
Hedefi ve bu hedefe ulaşmak için gerekli eylemi aynı yapıyla sunan cümle hangisidir?
- If the town wants cleaner air, it has to reduce traffic.
- If the town will want cleaner air, it has reduced traffic.
- If the town wants cleaner air, it might have reduced traffic.
Cevabı göster
If the town wants cleaner air, it has to reduce traffic.
But what's keeping us here in the first place? Kalıp ifadeler
0:14Peki ama en başta bizi burada tutan şey ne?
In the first place: ilk ve temel nedeni sormak
In the first place, bir durumun neden var olduğunu sorarken «en başta» veya «her şeyden önce» anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu sorunun sonunda kullanıldığında tartışmayı ilk ya da temel nedene geri götürür: en başta bizi burada tutan nedir? Bir şeyin sıralamada birinci olduğunu belirtmez. Bir durumun arkasındaki başlangıç varsayımını sorgulamaya yardımcı olduğu için tarafsız bir bilgi sorusundan daha sorgulayıcı duyulabilir.
Alıştırma
Soruyu «en başta» anlamına gelen ve ilk aşamayı anlatmayan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Why did you agree to the plan ____?
Cevabı göster
in the first place
Turns out: şaşırtıcı bir gerçeği ortaya koymak
Turns out, It turns out ifadesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Yeni keşfedilen veya beklenenden farklı çıkan bir bilgiyi tanıtır; bu yüzden sıradan bir bildirimden çok bir ortaya çıkış hissi verir. Bu cümlede önce şaşırtıcı sonuç söylenir, ardından nedeni açıklanarak anlatım ilerletilir. Gerçek anlamda bir şeyin dönmesini anlatmaz.
Alıştırma
Yeni keşfedilmiş bir gerçeği tanıtmak için Turns out ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- We turn to the library at five.
- Turns out, the library closes at five.
- We turn out the lights at five.
Cevabı göster
Turns out, the library closes at five.
owe the universe a debt: soyut bir yükümlülük için mecaz
owe the universe a debt, owe + kişi veya şey + a debt yapısını kullanır. owe kelimesi gerçek anlamıyla bir şeyi geri ödeme yükümlülüğü taşımak demektir; ancak burada evren, kendisine bir şey borçlanılabilecek bir alacaklı gibi kişileştirilir. debt, kütle çekiminin üstesinden gelmek için gereken enerjinin mecazıdır; evrenden alınmış bir parayı anlatmaz. Bu çerçeve, soyut bir bilimsel fikri gözümüzde canlandırmayı kolaylaştırır: geçmişteki fiziksel bir süreç, hâlâ ödenmesi gereken bir yükümlülük yaratmış gibi sunulur. that is 4.5 billion years old yan cümlesi debtin ne kadar eski olduğunu açıklar; evrenin yaşını değil.
Alıştırma
Hangi cümle owe + kişi veya grup + a debt yapısını gerçek bir kredi yerine soyut bir yükümlülüğü anlatmak için kullanır?
- We owe the bank fifty dollars on the loan.
- We owe the volunteers a debt of gratitude for their help.
- We borrowed fifty dollars from the volunteers.
Cevabı göster
We owe the volunteers a debt of gratitude for their help.
Everything with mass in the universe attracts every other thing with mass.
0:36Evrende kütlesi olan her şey, kütlesi olan diğer her şeyi çeker.
We can imagine this as being prisoners in a gravity prison
0:52Bunu, bir kütleçekimi hapishanesindeki tutsaklar olmak
but a handy concept to understand how this works.
0:59ama bunun nasıl çalıştığını anlamak için kullanışlı bir kavramdır.
gravity well: fiziksel bir kuyu değil, bir model
Bir gravity well ya da kütle çekim kuyusu, kütle çekiminin bir cismi ne kadar güçlü tuttuğunu gösteren görsel bir modeldir. Kütle çekim potansiyelini bir arazi gibi düşünün: Bir gezegen veya yıldız alçak bir bölge oluşturur; cisim bu bölgede ne kadar derindeyse kaçmak için o kadar fazla enerji gerekir. Buradaki well bir benzetmedir; su kuyusu ya da uzayda gerçekten bulunan bir delik değildir. Gravity well ile black hole, yani kara delik, aynı şey de değildir. Sıradan gezegenlerin ve yıldızların da kütle çekim kuyuları vardır.
Alıştırma
Hangi ifade gravity well terimini doğru kullanır?
- Dünya kara delik olmadığı hâlde bir gravity well alanına sahiptir.
- Gravity well her gezegenin altında bulunan fiziksel bir tüneldir.
- Yalnızca kara delikler gravity wells oluşturur.
Cevabı göster
Dünya kara delik olmadığı hâlde bir gravity well alanına sahiptir.
Yanlış bir tanımı not A, but B ile değiştirmek
not A, but B yapısı yanlış bir tanımı düzeltir. Önce A'yı reddeder, ardından onun yerine B'yi koyar. Burada not a literal well gerçek bir kuyu düşüncesini reddederken but a handy concept doğru sınıflandırmayı verir. Karşınızdaki kişinin bir şeyi yanlış anlamış olabileceği durumlarda daha doğru bir açıklama yapmak için bu yapıyı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Düzeltmeyi not A, but B yapısıyla tamamlayın: This device is ____ a toy, ____ a scientific instrument.
Cevabı göster
not · but
things don't want to change their speed or direction.
1:11nesneler hızlarını veya yönlerini değiştirmek istemezler.
Resmî expend energy eşdizimi
Burada expend energy, “bir şeyin gerçekleşmesi için enerji kullanmak veya harcamak” anlamına gelir. Expend geçişli bir fiildir; energy ise kullanılan kaynağı belirten nesnedir. Bu eşdizim bilimsel ve teknik açıklamalarda yaygındır. Enerjiyi bir süreç için gereken kaynak olarak gösterir; enerjinin kendiliğinden yok olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu resmî bilim cümlesini en iyi hangi seçenek tamamlar? “A spacecraft must ___ to change direction.”
- expend energy
- energy expends
- expand energy
Cevabı göster
expend energy
the gravitational attraction of trillions of trillions of dust particles
1:19güneşimizin yörüngesinde dönen trilyonlarca trilyon toz parçacığının kütleçekimsel çekimi
Sürecin sonunu gösteren until they formed a planet
Until, devam eden bir eylemin veya sürecin son noktasını belirtir. Kütleçekimi parçacıkları bir araya getirmeyi sürdürdü ve bu süreç onların bir gezegen oluşturduğu ana kadar devam etti. Until ile başlayan yan cümle “ne kadar süre?” veya “hangi sonuca kadar?” sorusunu yanıtlar. Yalnızca iki olayı aynı zamana yerleştirmez; önceki sürecin sona erdiği ya da değiştiği sınırı gösterir.
Alıştırma
Yağmurun, nehir suyu kıyının üst noktasına ulaşana kadar sürdüğünü hangi bağlaç gösterir? “The rain continued ___ the river reached the top of the bank.”
- until
- when
- because
Cevabı göster
until
and created the gravity well we're now a part of.
1:29ve şu an bir parçası olduğumuz kütleçekimi kuyusunu yarattı.
The deeper you are inside a gravity well,
1:32Bir kütleçekimi kuyusunun içinde ne kadar derindeyseniz,
If you don't find a way to get enough energy,
1:37Yeterli enerji elde etmenin bir yolunu bulamazsanız,
no matter what you do: ne yaparsan yap
Bu cümlede no matter what you do bir ödünleme anlamı katar: olası bütün eylemleri kapsar, ancak sonuç değişmez. Yeterli enerji olmadan yine de oradan ayrılamazsın. no matter + soru sözcüğü + özne + fiil yapısı; kişi, şey, yer, zaman veya eylem değişse bile ana sonucun değişmediğini anlatır. Buradaki what you do bir soru değildir; “hangi eylemi yaparsan yap” anlamına gelir.
Alıştırma
“Hangi eylemi yaparsan yap” anlamını vermek için no matter yapısını kullan: The rule stays the same, ____.
Cevabı göster
no matter what you do
Let's summarize all of that again: tüm bunları tekrar özetleyelim
Let's summarize, ayrıntılı bir açıklamadan ana noktaların daha kısa bir tekrarına geçildiğini gösterir. Dinleyenlerin, konuşmacının yeni bir konu eklemek yerine önceki bilgileri düzenlediğini anlamasına yardımcı olur. All of that önceki açıklamanın tamamını ifade eder. Again, fikirlerin genellikle daha basit veya daha kısa biçimde bir kez daha sunulacağını belirtir; tamamen aynı sözcüklerin kullanılmasını gerektirmez.
Alıştırma
Hangi cümle ana noktaların kısaca yeniden anlatılacağını açıkça bildiriyor?
- Let's summarize the main points before we finish.
- Let's repeat every sentence exactly as it was said.
- Let's start a completely new topic.
Cevabı göster
Let's summarize the main points before we finish.
to convince the parts that make up our planet Öbek fiiller
2:00gezegenimizi oluşturan parçaları ikna etmek için
“Bir bütünü oluşturmak” anlamındaki make up
Burada make up, “oluşturmak” veya “meydana getirmek” anlamına gelir. that make up our planet yan cümlesinde the parts bileşenleri, our planet ise onların oluşturduğu bütünü belirtir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp parts make up a whole şeklindedir. Özne bileşenleri, nesne ise tamamlanmış bütünü belirtir.
Alıştırma
Derste geçen ve “oluşturmak” anlamına gelen iki sözcüklü fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: Parents and teachers ____ the school safety committee.
Cevabı göster
make up
This created a gravity prison in the process, Kalıp ifadeler
2:03Bu süreçte bir kütleçekimi hapishanesi yarattı
in the process: aynı eyleme eşlik eden sonuç
Burada in the process, az önce anlatılan eyleme gönderme yapar. “Yer çekimi hapishanesinin” daha sonra gerçekleşen ayrı bir adım olarak değil, aynı süreç devam ederken ona eşlik eden bir sonuç olarak oluştuğunu belirtir. Bu ifade, bir eylemi o eylem yapılırken ortaya çıkan ek bir sonuca bağlamak için sıkça kullanılır. Sonuç yararlı, zararlı veya yalnızca beklenmedik olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede in the process, aynı eylemin ikincil bir sonucunu göstermek için kullanılmıştır?
- The repair is still in process.
- Leo repaired the toy and learned how its gears worked in the process.
- Leo is in the process of repairing the toy.
Cevabı göster
Leo repaired the toy and learned how its gears worked in the process.
we need to go through a complicated process Öbek fiiller
2:19karmaşık bir enerji değişimi sürecinden
go through a complicated process: karmaşık bir süreçten geçmek
Bu cümlede go through a complicated process, zor bir işlemin bütün aşamalarını yaşamak ve yerine getirmek anlamına gelir. Fiziksel bir yerin içinden geçmek anlamına gelmez. go through + a process/procedure/series of steps yapısı, bir sonuca ulaşmadan önce birkaç aşamanın izlenmesi gerektiğinde kullanılır.
Alıştırma
Notta yer alan ifadeyle cümleyi tamamlayın: To get a library card, you need to ____ a short registration process.
Cevabı göster
go through
we build a negative potential energy repaying machines,
2:24negatif potansiyel enerji geri ödeme makineleri inşa ediyoruz,
known by their more boring name: daha sıkıcı adlarıyla bilinmek
known by their ... name edilgen ifadesi, insanların makineler için hangi adı kullandığını belirtir. Burada machines sözcüğünü niteler ve virgülden sonra gelen rockets bu bilinen adı verir. more boring nesnel bir sınıflandırma değil, şakacı bir ifadedir. Konuşmacı uzun ve komik bir açıklamayı kısa, gündelik rockets sözcüğüyle karşılaştırır.
Alıştırma
Hangi cümle bir cihazın bilinen adını tanıtmak için daha uzun yapıyı doğru kullanır?
- The device is known for the name Pocket Reader.
- The device is known by Pocket Reader.
- The device is known by the name Pocket Reader.
Cevabı göster
The device is known by the name Pocket Reader.
Rockets work by using some of the most energetic chemical reactions humans know about Dilbilgisi
2:32Roketler, insanların bildiği en enerjik kimyasal reaksiyonlardan bazılarını kullanarak çalışır,
to basically explode fuel in a controlled way.
2:36bu temelde yakıtı kontrollü bir şekilde patlatmak içindir.
work by using: bir şeyin nasıl çalıştığını açıklama
Bu cümlede work, “çalışmak” anlamındadır. something works by + -ing kalıbı, bir şeyin çalışmasını sağlayan mekanizmayı açıklar. By yöntemi tanıtır; using ile de bu yöntemi anlatan ifade başlar. Burada using ile başlayan ifadenin tamamı, itme kuvvetini üreten kontrollü kimyasal tepkimeyi anlatır. Makineleri, sistemleri ve süreçleri açıklarken X works by doing Y kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
work by + -ing kalıbını tamamlamak için work ve use fiillerinin doğru biçimlerini kullan. The filter ____ activated carbon to remove odors.
Cevabı göster
works by using
This converts chemical energy into kinetic energy. Kalıp ifadeler
2:40Bu işlem, kimyasal enerjiyi kinetik enerjiye dönüştürür.
convert A into B: biçim değişikliğini gösterme
Convert A into B, A'yı bir biçimden, durumdan veya kullanım alanından başka birine dönüştürmek anlamına gelir. A girdi ya da başlangıç noktasını, into sonrasındaki B ise sonucu belirtir. Bu cümlede kimyasal enerji başlangıç biçimi, kinetik enerji ise sonuçtur. Into yalnızca bir yere doğru hareketi değil, bir dönüşümü belirtir.
Alıştırma
convert A into B kalıbını doğru edatla tamamla. The machine converts waste heat ____ electricity.
Cevabı göster
into
we are increasing our gravitational potential energy,
2:51kütleçekimsel potansiyel enerjimizi artırıyoruz,
By expending a lot of energy: Yöntemi gösteren By + -ing
Cümle başındaki By + -ing, ilk eylemi ana cümledeki sonucu ortaya çıkaran yöntem olarak sunar. Burada expending a lot of energy, kütleçekim potansiyel enerjisinin artmasını sağlayan araçtır. Yöntemin önce verilmesi, dinleyicinin ana cümleyi sonuç olarak yorumlamasına yardımcı olur. Bu yapı, yöntem ile sonucu tek ve açık bir açıklama cümlesinde birleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle, depolanmış enerjinin kullanılmasını sonucu ortaya çıkaran yöntem olarak açıkça sunuyor?
- Because the device was heavy, we used the stored energy.
- By using the stored energy, we lifted the device.
- While using the stored energy, we watched the device.
Cevabı göster
By using the stored energy, we lifted the device.
which is a complicated way Anlatım akışı
2:55ki bu da kütleçekimine olan enerji borcumuzu geri ödediğimizi söylemenin
a complicated way to say that: Daha açık bir yeniden anlatım sunmak
X is a complicated way to say that Y kalıbında X, daha önce söylenmiş teknik veya dolaylı bir ifadedir; Y ise bunun daha açık bir yeniden anlatımıdır. Burada which, increasing gravitational potential energy ifadesine gönderme yapar ve that yan cümlesi bu fikri yerçekimine olan enerji borcunu ödeme imgesiyle yeniden anlatır. Complicated, X'i ifade etmek için kullanılan sözleri niteler. Y'de anlatılan eylemin kendi başına karmaşık olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir konuşmacı şöyle diyor: “Photosynthesis converts light energy into chemical energy, which is a complicated way to say that plants store energy from sunlight.” Burada a complicated way to say that ne işe yarıyor?
- İlk anlatımın teknik olduğunu belirtir ve daha açık bir yeniden anlatım sunar.
- Konuşmacının ilk cümleyi telaffuz edemediğini söyler.
- Güneş ışığından gelen enerjiyi depolamanın zor bir eylem olduğunu söyler.
Cevabı göster
İlk anlatımın teknik olduğunu belirtir ve daha açık bir yeniden anlatım sunar.
Harekete karşı koyan kuvvet olarak atmospheric drag
Atmospheric drag, hareket eden bir cismin atmosferden geçerken karşılaştığı dirençtir. Burada drag, bir şeyi çekme eylemi değil, harekete karşı koyan bir kuvveti belirten isimdir. Bu kuvvet roketin hareketine karşı çalıştığı için enerjinin bir kısmı yörüngeye ulaşmaya yardım etmek yerine kaybolur.
Alıştırma
Cümlede atmospheric drag ne anlama geliyor?
- Yakıtın yanmasıyla açığa çıkan ısı
- Roketin egzoz gazlarının ürettiği kuvvet
- Atmosferden geçme hareketinin neden olduğu direnç
Cevabı göster
Atmosferden geçme hareketinin neden olduğu direnç
And you can't just pile a huge amount of really explosive dangerous fuel
3:11Ayrıca gerçekten patlayıcı ve tehlikeli büyük miktarda yakıtı
which is complicated and makes your rocket very heavy,
3:19bu da karmaşıktır ve roketinizi çok ağır hale getirir,
Düzenlenen yanma olarak controlled burn
Controlled burn, bir plana göre zaman içinde bilinçli olarak düzenlenen yanmadır. Bu roket bağlamında burn, yakıtın yanmasını belirten bir isimdir; controlled ise yanma hızı ile zamanlamasının yönetildiğini gösterir. Hafif bir yanık veya kontrolsüz bir patlama anlamına gelmez. Yanmayı kararlı ve kontrol edilebilir tutan sistemler de roketin kütlesini artırır.
Alıştırma
Teknik terimi tamamlayın: A rocket engine needs a carefully regulated combustion process, known as a ____.
Cevabı göster
controlled burn
the more energy you need to convince it to move.
3:27onu hareket etmeye ikna etmek için o kadar fazla enerjiye ihtiyacınız olur.
Bağlantılı değişimler için the more ..., the more ...
The more ..., the more ... iki karşılaştırmalı yan cümleyi birbirine bağlar. İlk bölüm değişen koşulu, ikinci bölüm ise onunla birlikte gerçekleşen değişimi belirtir. Burada kütle arttıkça gereken enerji de artar. Bu kalıptaki iki the de isimlerden önce gelen tanımlık değildir; kalıbın sabit işaretleridir. Kalıp, neden-sonuç ilişkisini ya da yalnızca düzenli olarak birlikte değişen iki durumu anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi eşleşmiş karşılaştırma işaretleriyle tamamlayın: ____ time we have, ____ carefully we can check the work.
Cevabı göster
The more · the more
So you need more fuel to lift up your rocket.
3:29Yani roketinizi kaldırmak için daha fazla yakıta ihtiyacınız vardır.
that means you need more rocket to carry that fuel.
3:34bu, o yakıtı taşımak için daha fazla rokete ihtiyacınız var demektir.
which requires more rocket to carry that new fuel,
3:40bu da o yeni yakıtı taşımak için daha fazla roket gerektirir
Sonuç anlatmak için thus requiring ...
Thus “sonuç olarak” anlamına gelir. thus requiring more fuel ifadesindeki -ing’li yan cümle, önceki durumun tamamından doğan sonucu ekler: roketi ağırlaştırmak daha fazla yakıta ihtiyaç doğurur. thus + -ing’li yan cümle kalıbı, sonucu anlatan kısaltılmış ve çekimsiz bir yan cümledir. Yazarın ayrı bir tam cümle başlatmadan neden-sonuç zincirini sürdürmesini sağlar; ihtiyacın örtük kaynağı fuel ismi değil, önceki olaydır.
Alıştırma
Cümleyi thus ve require fiilini kullanan resmî bir sonuç ifadesiyle tamamlayın: The road was closed, ____ us to take a detour.
Cevabı göster
thus requiring
and so on: tahmin edilebilir devamı söylemeden geçmek
“And so on”, aynı ve kolayca anlaşılabilen örüntünün devam ettiğini gösterir; bu yüzden konuşan kişi kalan her öğeyi veya adımı tek tek saymaz. Bu cümlede yakıt eklemek daha büyük bir roket gerektirir, o roket de daha fazla yakıt gerektirir. İfade bu tekrarlanan zinciri açıkça anlatmayı bırakır ve dinleyiciden devamını zihninde tamamlamasını ister.
Alıştırma
Hangi cümlede “and so on”, tahmin edilebilir bir devamı söylemeden geçmek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- On Monday we sort paper, on Tuesday glass, on Wednesday metal, and so on.
- The alarm rang, and so on, because the battery was empty.
- I lost the key, and so on.
Cevabı göster
On Monday we sort paper, on Tuesday glass, on Wednesday metal, and so on.
you need closer to a 100 times the weight of your payload
3:46fırlatmak için yükünüzün ağırlığının 100 katına yakın bir ağırlığa
and should be able to transport 10 tons into geostationary transfer orbit
3:55ve yer eşzamanlı transfer yörüngesine 10 ton
But a rocket can only produce so much thrust, Dilbilgisi
4:03Ancak bir roket sadece belirli bir miktarda itme gücü üretebilir,
can only produce so much thrust: sabit bir üst sınır
can only produce so much thrust ifadesinde only miktarı sınırlar: roket belirli bir itki miktarından fazlasını üretemez. Burada so much, “çok büyük miktar” değil, “sınırlı miktar” demektir. Yeniden kullanılabilir kalıp can only + fiil + so much + sayılamayan isim biçimindedir. Kesin sayı verilmese bile bir kapasite veya kaynağın üst sınırı olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “sınırlı miktar” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın. This small tank can only hold ____ water before it overflows.
Cevabı göster
so much
take off: yerden ayrılıp havalanmak
Bu cümlede take off, «yerden ayrılıp uçmaya başlamak» anlamına gelir. Özne olan it roketi belirtir: azami ağırlık aşıldığında roket yükselip uçuşa başlayamaz. Burada ifade, giysi gibi bir şeyi çıkarmak anlamına gelmez. Bu anlamıyla take off geçişsiz bir fiil öbeğidir: uçak veya uzay aracı kendi başına havalanır.
Alıştırma
Take off ifadesini «yerden ayrılmak» anlamında bir fiil olarak doğru kullanan cümleyi seçin.
- The rocket will takeoff at sunrise.
- The rocket will take off at sunrise.
- The rocket's takeoff will happen at sunrise.
Cevabı göster
The rocket will take off at sunrise.
so you can't just build bigger and bigger fuel tanks. Dilbilgisi
4:13bu yüzden sadece daha da büyük yakıt tankları inşa edemezsiniz.
bigger and bigger: tekrarlı karşılaştırmayla sürekli değişim
«Karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi» yapısı, bir özelliğin zaman içinde aynı yönde değişmeye devam ettiğini gösterir. Bigger and bigger, «giderek büyüyen» anlamına gelir; iki ayrı yakıt tankını karşılaştırmaz. Kısa sıfatlarda -er biçimini tekrarlayın: faster and faster. Karşılaştırma biçimi more ile kurulan sıfatlarda more + sıfat yapısını tekrarlayın: more and more difficult.
Alıştırma
Sürekli değişimi göstermek için big sıfatının tekrarlı karşılaştırma biçimini kullanın: As the balloon filled with air, it became ____.
Cevabı göster
bigger and bigger
and it means spaceflight will never become easy.
4:19ve uzay uçuşlarının asla kolay olmayacağı anlamına gelir.
“tyranny of the rocket equation” ifadesindeki mecaz
Burada tyranny, kolayca kaçınılamayan sert bir kısıtlamayı anlatan bir mecazdır. Roket denkleminin iradesi ya da siyasi gücü yoktur; bu sözcük matematiksel bir sınıra baskıcı bir hükümdarın gücünü verir. the tyranny of X kalıbı, X'i neyin mümkün olduğunu güçlü biçimde kontrol eden bir sistem veya baskı olarak sunar. Bu cümlede, yakıt eklemenin kütleyi de artırdığını ve bu nedenle uzay uçuşunun zor kalacağını vurgular.
Alıştırma
Cümlede tyranny of the rocket equation ne anlama geliyor?
- Roket denklemi, uzay uçuşunun her yönünü basit hâle getirir.
- Roket denklemi, siyasi bir hükümdarın oluşturduğu bir yasadır.
- Roket denklemi, kaçılması zor olan sert kısıtlamalar getirir.
Cevabı göster
Roket denklemi, kaçılması zor olan sert kısıtlamalar getirir.
Durumun kötüleşeceğini bildiren “But wait, it gets worse”
But wait, mevcut sonucu kesintiye uğratan ve dinleyicinin dikkatini yeniden çeken bir söylem işaretidir. Dinleyicilerden belirli bir süre gerçekten beklemelerini istemez. It gets worse, daha da ciddi bir sorunun geleceğini haber verir. Cümlenin iki bölümü birlikte açıklamayı duraklatarak, merak yaratarak ve sıradaki bilginin durumu daha ciddi hâle getireceğini bildirerek bölümleri birbirine bağlar.
Alıştırma
Hangi geçiş ifadesi hikâyeyi en iyi şekilde duraklatır ve dinleyicilere sıradaki sorunun daha ciddi olduğunu söyler?
- But wait, it gets worse.
- To sum up, it was easy.
- But wait, there's more.
Cevabı göster
But wait, it gets worse.
Staying in space ... getting there: isim-fiil gruplarıyla karşılaştırma
“Staying in space” ve “getting there”, karşılaştırılan iki şeyi oluşturan -ing biçimli isim-fiil gruplarıdır. Cümle, uzayda kalmanın uzaya ilk kez ulaşmaktan çok daha zor olduğunu anlatır. “There”, “in space” ifadesinin yerini alır ve yer ifadesinin tekrarlanmasını önler. Bu yapı, bir konumu veya durumu sürdürmekle ona ilk kez ulaşmayı kısa biçimde karşılaştırır. “Much”, karşılaştırmayı tek başına “harder” kullanımından daha güçlü yapar.
Alıştırma
Hangi cümle bir yere ulaşmakla orada kalmayı aynı yapıyla karşılaştırır?
- Getting to the island is easier from staying there through the winter.
- Getting to the island is easier than staying there through the winter.
- Getting to the island is easier than stay there through the winter.
Cevabı göster
Getting to the island is easier than staying there through the winter.
the rocket has to reach low Earth orbit. Kültür
4:39roketin alçak Dünya yörüngesine ulaşması gerekir.
low Earth orbit: Dünya çevresindeki nispeten alçak bir yörünge
Genellikle LEO olarak kısaltılan “low Earth orbit”, daha yüksek Dünya yörüngelerine göre Dünya'ya nispeten yakın olan yörüngeler aralığını ifade eder. Birçok uydu ve uzay istasyonu burada çalışır. Alçak Dünya yörüngesindeki bir uzay aracı yalnızca çok yüksekte durmaz. Hızla yüzeye geri düşmek yerine Dünya'nın çevresinde düşmeye devam edecek kadar hızlı yanlamasına hareket eder. Buradaki “low”, yörüngenin göreceli yüksekliğini anlatır; yere yakın veya yavaş hareket eden anlamına gelmez.
Alıştırma
“Low Earth orbit” ifadesinde “low” neyi anlatır?
- Uzay aracının neredeyse yere değmesi
- Uzay aracının yavaş hareket etmesi
- Yörüngenin daha yüksek Dünya yörüngelerine göre Dünya'ya nispeten yakın olması
Cevabı göster
Yörüngenin daha yüksek Dünya yörüngelerine göre Dünya'ya nispeten yakın olması
fast enough to travel around Earth: sıfat + enough + to
Burada fast enough to travel around Earth, hızın bu sonucu elde etmek için gereken düzeye ulaştığını belirtir. Yapı “sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli” şeklindedir: fast + enough + to travel. Enough bir sıfatı nitelediğinde sıfattan sonra gelir. Bu yapı, strong enough to lift veya warm enough to swim gibi bir koşulu karşılayan başka özellikleri de anlatabilir.
Alıştırma
Strong ve enough kelimelerini doğru sırayla yerleştirin: This rope is ____ to hold the box.
Cevabı göster
strong enough
Instead of flying straight up ... go sideways: bir seçeneği diğeriyle değiştirmek
Instead of flying straight up, seçilmeyen eylemi belirtir. Ana cümle olan we can go sideways ise alternatif seçeneği verir. Böylece bir plandan diğerine geçiş açıkça anlatılır. Of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: instead of + flying. Bu yapı, instead of the bus örneğindeki gibi bir isimle de kullanılabilir.
Alıştırma
Instead sözcüğünden sonra gelen edatı yazın: Instead ____ taking the elevator, we used the stairs.
Cevabı göster
of
even though: sonuçla çelişen gerçek bir durum
Even though, gerçek olan fakat ana cümlenin sonucuna ters düşüyor gibi görünen bir durumu tanıtır. Burada you're falling towards Earth gerçektir; ana cümle ise zeminin yine de altınızda kıvrılarak uzaklaştığını söyler. even though + cümlecik yapısı, güçlü bir engeli veya şaşırtıcı bir gerçeği kabul ederken ana sonucu değiştirmeden korumanızı sağlar.
Alıştırma
Yorgun olmayı gerçek bir durum olarak sunan, ancak gitme planını sürdüren cümleyi seçin.
- I might be tired if I go to the game.
- Even though I'm tired, I'm going to the game.
- Even if I get tired, I'm going to the game.
Cevabı göster
Even though I'm tired, I'm going to the game.
as long as: bir koşul belirlemek
Burada as long as, fiziksel uzunluk veya süre değil, 'şu koşulla' anlamına gelir. you're above the atmosphere şartını tanıtır; ana cümle ise yörüngede kalma sonucunu verir. as long as + cümlecik yapısını, belirtilen sonucun geçerli olması için karşılanmaya devam etmesi gereken bir koşulu sunmak amacıyla kullanın. Bu yapı, bağlamdan anlaşılan diğer gereklilikleri otomatik olarak ortadan kaldırmaz; burada yeterli yanal hızın bulunduğu da varsayılır.
Alıştırma
Koşulu as long as kullanarak yeniden yazın. Cümleyi tamamlayın: You can join the trip ____ you bring a signed permission form.
Cevabı göster
as long as
falling around Earth: yörüngede sürekli serbest düşüş
Bu cümlede falling around Earth, yörüngenin ne olduğunu anlatır: Dünya'nın yer çekimi ISS'yi sürekli aşağı doğru çeker, bu yüzden istasyon serbest düşüş hâlindedir. Aynı zamanda yeterli yatay hıza sahiptir; böylece ISS düşerken Dünya'nın eğimli yüzeyi de onun altından uzaklaşmaya devam eder. Bu nedenle around, gezegenin çevresindeki bir yolu izlemek anlamına gelir; Dünya'nın yakınında rastgele düşmek ya da doğrudan yere yönelmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede falling around Earth ne anlama gelir?
- ISS yer çekiminden etkilenmeden Dünya'nın yakınında süzülür.
- ISS sürekli serbest düşüş hâlindeyken Dünya'nın yörüngesinde kalacak kadar yüksek yatay hızla hareket eder.
- ISS bütün yatay hızını kaybettikten sonra doğrudan yere doğru düşer.
Cevabı göster
ISS sürekli serbest düşüş hâlindeyken Dünya'nın yörüngesinde kalacak kadar yüksek yatay hızla hareket eder.
from time to time: ara sıra, sürekli değil
From time to time, “zaman zaman” anlamına gelir: Bir şey birden fazla kez olur ancak sık sık ya da sürekli gerçekleşmez. Burada ISS'nin yeterli hızı korumak için yalnızca bazı zamanlarda enerji kullandığını belirtir. Bu, zamanı belirten kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Genellikle cümlenin başında ya da sonunda kullanılabilir ve kesin bir program bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi “zaman zaman” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: I check the tire pressure ____.
Cevabı göster
from time to time
we see that near Earth orbit is laughably close to Earth.
5:29Dünya'ya yakın yörüngenin gülünç derecede Dünya'ya yakın olduğunu görürüz.
requires another round of energy debt repayment. Kalıp ifadeler
5:36başka bir tur enerji borcu ödemeyi gerektirir.
another round of: bir tur daha
Another round of + isim yapısı, aynı tür faaliyetin bir döngüsünün veya aşamasının daha yapılacağını belirtir. Another, ilgili en az bir turun daha önce gerçekleştiğini ya da beklendiğini gösterir. Burada round, enerji borcunun ödenmesini tekrarlanabilir bir aşama olarak düzenler: yeni bir hedefe ulaşmak, ek bir enerji ödeme aşaması gerektirir. Dairesel bir şekil ya da yörüngede bir tur anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir faaliyetin bir döngü daha yapılması anlamındaki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The lab will run ____ safety tests before launch.
Cevabı göster
another round of
half the energy is necessary just to get into orbit,
5:48enerjinin yarısı sadece yörüngeye girmek için,
and the other half for the 55 million km to Mars.
5:51diğer yarısı da Mars'a olan 55 milyon km için gereklidir.
as effective as possible: mümkün olduğunca etkili
As + sıfat veya zarf + as possible kalıbı, koşulların izin verdiği en yüksek dereceyi belirtir. Possible gerçekçi bir üst sınır koyar; niteliğin kendisinin mümkün olup olmadığını sormaz. Baştaki amaç ifadesi to be as effective as possible, tasarım hedefini ortaya koyar: etkililiği en üst düzeye çıkarmak. Ardından gelen yan cümle, bu hedefe ulaşmak için yapılan tasarım seçimini açıklar.
Alıştırma
Clear sıfatını kullanarak en üst derece kalıbını tamamlayın: Please make the instructions ____.
Cevabı göster
as clear as possible
multi-stage rockets: sırayla ayrılan roket kademeleri
Çok kademeli bir roket, kademe adı verilen iki veya daha fazla bölümden oluşur. Her kademenin kendi yakıtı ve genellikle kendi motoru vardır; bir kademe yakıtını kullandıktan sonra roket o kademeyi ayırıp boş bölümü atabilir. Burada stage, tiyatro sahnesi ya da bir plandaki soyut aşama değil, roketin fiziksel bir bölümüdür. Yakıtı tükenmiş kademeleri atmak kütleyi azaltır; böylece kalan kademeler daha verimli biçimde hızlanabilir.
Alıştırma
Bir multi-stage rocket ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?
- Yapısını değiştirmeden birden fazla görev yapan bir roket
- Birkaç boş tankı olan, kalıcı tek parça şeklinde yapılmış bir roket
- Sırayla çalışan ve kullanıldıktan sonra atılabilen ayrı kademelerden oluşan bir roket
Cevabı göster
Sırayla çalışan ve kullanıldıktan sonra atılabilen ayrı kademelerden oluşan bir roket
with each successive stage being its own fully contained rocket, Dilbilgisi
6:10sonraki her bir aşama kendi motoru ve yakıtı ile tamamlanmış,
shed their boosters and main stage: parçaları bilinçli olarak bırakmak
Bu cümlede shed, “serbest bırakıp geride bırakmak” anlamında geçişli bir fiildir. Roket, artık işe yaramadıklarında iticilerini ve ana kademesini bilinçli olarak ayırır. Bu kullanım, bir hayvanın tüylerini veya derisini dökmesi fikrinden gelişmiştir: bağlı olan bir şey uzaklaştırılır. Aynı fiil dış katmanın, fazladan ağırlığın veya istenmeyen başka bir parçanın atılmasını ya da kaybedilmesini anlatabilir.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: During ascent, the rocket shed its empty first stage. Burada shed ne anlama gelir?
- Kademeyi küçük bir depo binasının içinde sakladı.
- Artık gerekmediği için kademeyi bilinçli olarak bıraktı.
- Kademe bir kazada beklenmedik biçimde koptu.
Cevabı göster
Artık gerekmediği için kademeyi bilinçli olarak bıraktı.
with each successive stage being ... yapısı
With + isim öbeği + being + tümleç, ana cümleye bağlı bir ek bilgi yapısı oluşturur. Burada with each successive stage being its own fully contained rocket, sonraki her kademenin durumunu eklerken ana cümle roketlerin yükseliş sırasında hangi parçaları bıraktığını açıklar. Being cümlenin temel yüklemi değildir. Bu yapı, ikinci bir tam cümle başlatmadan tamamlanmış bir cümleye arka plan durumu veya eşlik eden bir olgu eklemeyi sağlar.
Alıştırma
“The conference uses three halls, with each hall being large enough for a hundred guests,” cümlesinde with ile başlayan bölüm ne işe yarar?
- Her salonun durumuyla ilgili eşlik eden bir bilgi ekler.
- Salonların konferansın var olma nedeni olduğunu söyler.
- Her salonun büyütülmesini emreder.
Cevabı göster
Her salonun durumuyla ilgili eşlik eden bir bilgi ekler.
complete with its own engine and fuel
Complete with, belirtilen parçaların veya özelliklerin eksiksiz ya da kullanıma hazır bir bütünün içinde bulunduğunu anlatır. Burada her kademenin kendi motoru ve yakıtı olduğu için gerçekten çalışan bir roket olduğu vurgulanır. Bu ifadede complete, bitirmek anlamındaki fiil değil, bir sıfattır. With sözcüğünden sonraki isim öbeği, zaten dâhil olan ekipmanı veya özelliği belirtir.
Alıştırma
Açıklamayı, “belirtilen özelliklerin eksiksiz bir düzenin parçası olarak dâhil olması” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The campsite has ready-made shelters, ____ beds and solar lights.
Cevabı göster
complete with
So this is why ...: nedenlerden sonuca geçmek
So this is why ... yapısında so, bir sonucun geleceğini gösterir. This yalnızca en yakın cümleye değil, daha önce açıklanan nedenler zincirinin tamamına gönderme yapar; why ise bu nedenlerin açıkladığı sonucu sunar: uzaya ulaşmak zordur. Kanıtları veya nedenleri verdikten sonra açıklamayı temel cevapla bitirmek istediğinizde bu yapıyı kullanın. Bilgiyi nedenlerden sonuca doğru düzenler.
Alıştırma
Birkaç neden verdikten sonra sonucu en açık biçimde hangi cümle sunar?
- So this is why getting to space is hard.
- One reason getting to space is hard is that rockets need enormous speed.
- Getting to space is hard because rockets need enormous speed.
Cevabı göster
So this is why getting to space is hard.
If you feel all of this seems really complicated,
6:20Eğer tüm bunlar size gerçekten karmaşık geliyorsa,
It's literally rocket science: gerçek anlam ile deyimin birleştiği şaka
İngilizcede It's not rocket science ifadesi, bir şeyin anlaşılmasının son derece zor olmadığını söylemek için sıkça kullanılır. Burada konu gerçekten roket bilimidir; bu nedenle It's literally rocket science sözü doğrudan, kelimesi kelimesine anlamıyla da doğrudur. Literally bu doğrudan anlamı öne çıkarırken bilinen deyim de dinleyenin zihninde kalır. İki anlamın üst üste gelmesi şakayı oluşturur ve konunun karmaşık gelmesinin normal olduğunu da anlatır.
Alıştırma
Konuşmacı gerçekten roketlerle ilgili bir ders anlatıyor. Hangi cümle hem kelimesi kelimesine doğru olarak hem de bilinen bir deyimi hatırlatarak şaka yaratır?
- It's similar to rocket science.
- It's literally rocket science.
- It's not rocket science.
Cevabı göster
It's literally rocket science.
by a sponsorship by Airbus Safran Launchers and Arianespace,
6:32Airbus Safran Launchers ve Arianespace'in sponsorluğu sayesinde yapılmıştır,
made possible in part by: kısmi bir katkıyı belirtmek
Cümlede made possible, sponsorluğun videonun hazırlanmasına yardımcı olduğunu anlatır. X was made possible by Y edilgen yapısında Y, X’i mümkün kılan desteği veya koşulu belirtir. In part verilen payı sınırlar: sponsorluk katkıda bulunan etkenlerden biridir, ancak tek etken olmak zorunda değildir. Bu ifade, videoyu yalnızca sponsorun ortaya çıkardığını söylemeden sponsora teşekkür etmeyi sağlar.
Alıştırma
Hibenin katkıda bulunan birkaç etkenden biri olduğunu belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: “The community workshop was ____ a local grant; volunteer time and donated materials also helped.”
Cevabı göster
made possible in part by
into space in 2020. You can learn more about the rocket here.
6:382020 yılında uzaya. Roket hakkında daha fazla bilgiyi buradan edinebilirsiniz.
please consider supporting us on patreon.com.
6:44lütfen patreon.com üzerinden bizi desteklemeyi düşünün.