Dünya Neden Bir Hapishane ve Oradan Nasıl Kaçılır?: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.052 kelime 181 kel/dk

Video özeti: Video, uzayda kalmanın neden enerji, yörünge hızı, kütle kontrolü ve çok kademeli roket gerektirdiğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "gravity well." ifadesinin bilimsel bağlamı, yer çekimini gerçek kuyu değil enerji engeli olarak gösterir ve borç benzetmesini açıklar. 2. "The more mass something has, the more energy you need to convince it to move." kalıbı, birlikte artan iki miktarı anlatır ve teknik neden-sonuç açıklamalarında kullanılır. 3. "It's literally rocket science." deyimsel esprisi, aşırı zorluk ifadesini gerçek bir olguya çevirir; çünkü konu gerçekten roketlerdir.

Bu derste

We are prisoners on Earth. Deyimler

0:01

Dünya üzerinde tutsaklarız.

Deyimler

prisoners on Earth ifadesindeki kimlik metaforu

İnsanlara prisoners on Earth demek, onlara kelimenin gerçek anlamında sahip olmadıkları bir kimlik verir. Dünya, özgürce ayrılamadığımız bir yer olarak gösterilir; bu nedenle prisoners, gardiyanlar tarafından tutulan kişileri değil, fiziksel sınırlar yüzünden mahsur kalan kişileri anlatır. Doğrudan kimlik metaforu, X'in Y olduğunu söyler. Somut bir kimlikle soyut özgürlük eksikliğini canlı hâle getirdiği için yalnızca yolculuğun zor olduğunu söylemekten daha güçlüdür.

Alıştırma

"After the tunnel closed, the drivers were prisoners on the highway," cümlesinde prisoners ne anlama gelir?

  1. Otoyoldan ayrılamıyorlardı.
  2. Otoyolu koruyorlardı.
  3. Bir suçtan hüküm giymişlerdi.
Cevabı göster

Otoyoldan ayrılamıyorlardı.

The universe taunts us Deyimler

0:03

Evren bizimle alay ediyor

by showing us all the places we can't ever visit.

0:05

bize asla gidemeyeceğimiz tüm o yerleri göstererek.

Deyimler

universe taunts us ifadesindeki kişileştirme

Universe cansız bir öznedir, ancak taunts bir insanı üzmek veya kışkırtmak için onunla alay etmek gibi kasıtlı bir insan eylemini anlatır. Bu eylemi evrene vermek kişileştirmedir. Bu ifade, evrenin bilinçli olduğunu iddia etmez. İnsanların birçok yeri görebildiği hâlde oraya ulaşamaması şeklindeki sinir bozucu karşıtlığı, sanki o yerler bizimle alay etmek için özellikle gösteriliyormuş hissine dönüştürür. by showing ifadesi, hayal edilen alayın nasıl gerçekleştiğini açıklar.

Alıştırma

"The deadline taunts me from the calendar," cümlesindeki kişileştirme ne anlatır?

  1. Takvim son tarihi daha ileri bir güne taşıdı.
  2. Son tarih yüksek sesle konuşup yazara hakaret ediyor.
  3. Görünür son tarih, insanla alay eden sinir bozucu bir hatırlatma gibi geliyor.
Cevabı göster

Görünür son tarih, insanla alay eden sinir bozucu bir hatırlatma gibi geliyor.

However, if our species wants to have a long-term future, Dilbilgisi

0:08

Ancak türümüzün uzun vadeli bir geleceği olmasını istiyorsak,

we have to escape our prison.

0:12

hapishanemizden kaçmamız gerekiyor.

Dilbilgisi

If ... wants to ..., ... have to ...: hedefi zorunlu bir eyleme bağlamak

if yan cümlesi, uzun vadeli bir geleceğe sahip olmayı hedef olarak sunar: türümüz bu sonucu istiyorsa, ardından gerekli bir eylem gelir. Ana cümledeki have to + fiilin yalın hâli (escape), yalnızca gelecekte olacak bir şeyi değil, zorunluluğu anlatır. Bu, akıl yürütürken kullanılabilecek yararlı bir kalıptır: If someone wants to achieve X, they have to do Y. Buradaki prison gerçek bir hapishane değil, insanlığın henüz ayrılamadığı bir yer olarak Dünya için kullanılan bir benzetmedir.

Alıştırma

Hedefi ve bu hedefe ulaşmak için gerekli eylemi aynı yapıyla sunan cümle hangisidir?

  1. If the town wants cleaner air, it has to reduce traffic.
  2. If the town will want cleaner air, it has reduced traffic.
  3. If the town wants cleaner air, it might have reduced traffic.
Cevabı göster

If the town wants cleaner air, it has to reduce traffic.

But what's keeping us here in the first place? Kalıp ifadeler

0:14

Peki ama en başta bizi burada tutan şey ne?

Kalıp ifadeler

In the first place: ilk ve temel nedeni sormak

In the first place, bir durumun neden var olduğunu sorarken «en başta» veya «her şeyden önce» anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu sorunun sonunda kullanıldığında tartışmayı ilk ya da temel nedene geri götürür: en başta bizi burada tutan nedir? Bir şeyin sıralamada birinci olduğunu belirtmez. Bir durumun arkasındaki başlangıç varsayımını sorgulamaya yardımcı olduğu için tarafsız bir bilgi sorusundan daha sorgulayıcı duyulabilir.

Alıştırma

Soruyu «en başta» anlamına gelen ve ilk aşamayı anlatmayan dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Why did you agree to the plan ____?

Cevabı göster

in the first place

Turns out we owe the universe Notlar

0:17

Görünüşe göre evrene

a debt that is 4.5 billion years old.

0:19

4.5 milyar yıllık bir borcumuz var.

Anlatım akışı

Turns out: şaşırtıcı bir gerçeği ortaya koymak

Turns out, It turns out ifadesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Yeni keşfedilen veya beklenenden farklı çıkan bir bilgiyi tanıtır; bu yüzden sıradan bir bildirimden çok bir ortaya çıkış hissi verir. Bu cümlede önce şaşırtıcı sonuç söylenir, ardından nedeni açıklanarak anlatım ilerletilir. Gerçek anlamda bir şeyin dönmesini anlatmaz.

Alıştırma

Yeni keşfedilmiş bir gerçeği tanıtmak için Turns out ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. We turn to the library at five.
  2. Turns out, the library closes at five.
  3. We turn out the lights at five.
Cevabı göster

Turns out, the library closes at five.

Deyimler

owe the universe a debt: soyut bir yükümlülük için mecaz

owe the universe a debt, owe + kişi veya şey + a debt yapısını kullanır. owe kelimesi gerçek anlamıyla bir şeyi geri ödeme yükümlülüğü taşımak demektir; ancak burada evren, kendisine bir şey borçlanılabilecek bir alacaklı gibi kişileştirilir. debt, kütle çekiminin üstesinden gelmek için gereken enerjinin mecazıdır; evrenden alınmış bir parayı anlatmaz. Bu çerçeve, soyut bir bilimsel fikri gözümüzde canlandırmayı kolaylaştırır: geçmişteki fiziksel bir süreç, hâlâ ödenmesi gereken bir yükümlülük yaratmış gibi sunulur. that is 4.5 billion years old yan cümlesi debtin ne kadar eski olduğunu açıklar; evrenin yaşını değil.

Alıştırma

Hangi cümle owe + kişi veya grup + a debt yapısını gerçek bir kredi yerine soyut bir yükümlülüğü anlatmak için kullanır?

  1. We owe the bank fifty dollars on the loan.
  2. We owe the volunteers a debt of gratitude for their help.
  3. We borrowed fifty dollars from the volunteers.
Cevabı göster

We owe the volunteers a debt of gratitude for their help.

Everything with mass in the universe attracts every other thing with mass.

0:36

Evrende kütlesi olan her şey, kütlesi olan diğer her şeyi çeker.

We call this phenomenon gravity.

0:41

Bu olguya kütleçekimi diyoruz.

The closer you are to a big chunk of mass,

0:43

Büyük bir kütle parçasına ne kadar yakınsanız,

the stronger the attraction

0:45

çekim o kadar güçlü olur

or the more you're pulled in.

0:47

veya daha fazla içeri çekilirsiniz.

This effect traps us on Earth.

0:49

Bu etki bizi Dünya'da tuzağa düşürür.

We can imagine this as being prisoners in a gravity prison

0:52

Bunu, bir kütleçekimi hapishanesindeki tutsaklar olmak

or a gravity well. Kültür

0:55

veya bir kütleçekimi kuyusu olarak düşünebiliriz.

It's not a literal well, Dilbilgisi

0:57

Bu kelimenin tam anlamıyla bir kuyu değil,

but a handy concept to understand how this works.

0:59

ama bunun nasıl çalıştığını anlamak için kullanışlı bir kavramdır.

Kültür

gravity well: fiziksel bir kuyu değil, bir model

Bir gravity well ya da kütle çekim kuyusu, kütle çekiminin bir cismi ne kadar güçlü tuttuğunu gösteren görsel bir modeldir. Kütle çekim potansiyelini bir arazi gibi düşünün: Bir gezegen veya yıldız alçak bir bölge oluşturur; cisim bu bölgede ne kadar derindeyse kaçmak için o kadar fazla enerji gerekir. Buradaki well bir benzetmedir; su kuyusu ya da uzayda gerçekten bulunan bir delik değildir. Gravity well ile black hole, yani kara delik, aynı şey de değildir. Sıradan gezegenlerin ve yıldızların da kütle çekim kuyuları vardır.

Alıştırma

Hangi ifade gravity well terimini doğru kullanır?

  1. Dünya kara delik olmadığı hâlde bir gravity well alanına sahiptir.
  2. Gravity well her gezegenin altında bulunan fiziksel bir tüneldir.
  3. Yalnızca kara delikler gravity wells oluşturur.
Cevabı göster

Dünya kara delik olmadığı hâlde bir gravity well alanına sahiptir.

Dilbilgisi

Yanlış bir tanımı not A, but B ile değiştirmek

not A, but B yapısı yanlış bir tanımı düzeltir. Önce A'yı reddeder, ardından onun yerine B'yi koyar. Burada not a literal well gerçek bir kuyu düşüncesini reddederken but a handy concept doğru sınıflandırmayı verir. Karşınızdaki kişinin bir şeyi yanlış anlamış olabileceği durumlarda daha doğru bir açıklama yapmak için bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Düzeltmeyi not A, but B yapısıyla tamamlayın: This device is ____ a toy, ____ a scientific instrument.

Cevabı göster

not · but

Being in a gravity prison means

1:02

Kütleçekimi hapishanesinde olmak,

that you owe gravity energy.

1:04

kütleçekimine enerji borçlu olduğunuz anlamına gelir.

But how can you owe energy?

1:07

Peki ama nasıl enerji borçlu olabilirsiniz?

Because in our universe,

1:10

Çünkü evrenimizde,

things don't want to change their speed or direction.

1:11

nesneler hızlarını veya yönlerini değiştirmek istemezler.

To convince them to move,

1:14

Onları hareket etmeye ikna etmek için,

you have to expend energy. Kalıp ifadeler

1:16

enerji harcamanız gerekir.

Kalıp ifadeler

Resmî expend energy eşdizimi

Burada expend energy, “bir şeyin gerçekleşmesi için enerji kullanmak veya harcamak” anlamına gelir. Expend geçişli bir fiildir; energy ise kullanılan kaynağı belirten nesnedir. Bu eşdizim bilimsel ve teknik açıklamalarda yaygındır. Enerjiyi bir süreç için gereken kaynak olarak gösterir; enerjinin kendiliğinden yok olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu resmî bilim cümlesini en iyi hangi seçenek tamamlar? “A spacecraft must ___ to change direction.”

  1. expend energy
  2. energy expends
  3. expand energy
Cevabı göster

expend energy

Billions of years ago,

1:18

Milyarlarca yıl önce,

the gravitational attraction of trillions of trillions of dust particles

1:19

güneşimizin yörüngesinde dönen trilyonlarca trilyon toz parçacığının kütleçekimsel çekimi

orbiting our sun pulled them together

1:23

onları bir araya getirdi

until they formed a planet. Dilbilgisi

1:25

ta ki bir gezegen oluşturana dek.

Dilbilgisi

Sürecin sonunu gösteren until they formed a planet

Until, devam eden bir eylemin veya sürecin son noktasını belirtir. Kütleçekimi parçacıkları bir araya getirmeyi sürdürdü ve bu süreç onların bir gezegen oluşturduğu ana kadar devam etti. Until ile başlayan yan cümle “ne kadar süre?” veya “hangi sonuca kadar?” sorusunu yanıtlar. Yalnızca iki olayı aynı zamana yerleştirmez; önceki sürecin sona erdiği ya da değiştiği sınırı gösterir.

Alıştırma

Yağmurun, nehir suyu kıyının üst noktasına ulaşana kadar sürdüğünü hangi bağlaç gösterir? “The rain continued ___ the river reached the top of the bank.”

  1. until
  2. when
  3. because
Cevabı göster

until

This process used energy

1:27

Bu süreç enerji kullandı

and created the gravity well we're now a part of.

1:29

ve şu an bir parçası olduğumuz kütleçekimi kuyusunu yarattı.

The deeper you are inside a gravity well,

1:32

Bir kütleçekimi kuyusunun içinde ne kadar derindeyseniz,

the more energy you owe gravity.

1:34

kütleçekimine o kadar çok enerji borçlu olursunuz.

If you don't find a way to get enough energy,

1:37

Yeterli enerji elde etmenin bir yolunu bulamazsanız,

you're not able to leave,

1:39

ayrılmanız mümkün olmaz,

no matter what you do. Dilbilgisi

1:40

ne yaparsanız yapın.

Dilbilgisi

no matter what you do: ne yaparsan yap

Bu cümlede no matter what you do bir ödünleme anlamı katar: olası bütün eylemleri kapsar, ancak sonuç değişmez. Yeterli enerji olmadan yine de oradan ayrılamazsın. no matter + soru sözcüğü + özne + fiil yapısı; kişi, şey, yer, zaman veya eylem değişse bile ana sonucun değişmediğini anlatır. Buradaki what you do bir soru değildir; “hangi eylemi yaparsan yap” anlamına gelir.

Alıştırma

“Hangi eylemi yaparsan yap” anlamını vermek için no matter yapısını kullan: The rule stays the same, ____.

Cevabı göster

no matter what you do

Because your atoms were once part of the dust

1:42

Çünkü atomlarınız bir zamanlar

that the universe expended energy on

1:45

evrenin enerji harcadığı tozun bir parçasıydı

to get to this place.

1:47

bu yere getirmek için.

Okay.

1:49

Pekâlâ.

Hmm.

1:50

Hımm.

Let's summarize all of that again. Anlatım akışı

1:51

Şimdi tüm bunları yeniden özetleyelim.

Anlatım akışı

Let's summarize all of that again: tüm bunları tekrar özetleyelim

Let's summarize, ayrıntılı bir açıklamadan ana noktaların daha kısa bir tekrarına geçildiğini gösterir. Dinleyenlerin, konuşmacının yeni bir konu eklemek yerine önceki bilgileri düzenlediğini anlamasına yardımcı olur. All of that önceki açıklamanın tamamını ifade eder. Again, fikirlerin genellikle daha basit veya daha kısa biçimde bir kez daha sunulacağını belirtir; tamamen aynı sözcüklerin kullanılmasını gerektirmez.

Alıştırma

Hangi cümle ana noktaların kısaca yeniden anlatılacağını açıkça bildiriyor?

  1. Let's summarize the main points before we finish.
  2. Let's repeat every sentence exactly as it was said.
  3. Let's start a completely new topic.
Cevabı göster

Let's summarize the main points before we finish.

Objects in the universe don't like to move.

1:53

Evrendeki nesneler hareket etmeyi sevmezler.

You have to convince them to do so with energy.

1:56

Onları buna enerji ile ikna etmeniz gerekir.

Gravity used energy

1:59

Kütleçekimi enerji kullandı

to convince the parts that make up our planet Öbek fiiller

2:00

gezegenimizi oluşturan parçaları ikna etmek için

to move together.

2:02

birlikte hareket etmeleri için.

Öbek fiiller

“Bir bütünü oluşturmak” anlamındaki make up

Burada make up, “oluşturmak” veya “meydana getirmek” anlamına gelir. that make up our planet yan cümlesinde the parts bileşenleri, our planet ise onların oluşturduğu bütünü belirtir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp parts make up a whole şeklindedir. Özne bileşenleri, nesne ise tamamlanmış bütünü belirtir.

Alıştırma

Derste geçen ve “oluşturmak” anlamına gelen iki sözcüklü fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: Parents and teachers ____ the school safety committee.

Cevabı göster

make up

This created a gravity prison in the process, Kalıp ifadeler

2:03

Bu süreçte bir kütleçekimi hapishanesi yarattı

trapping us.

2:06

ve bizi tuzağa düşürdü.

Kalıp ifadeler

in the process: aynı eyleme eşlik eden sonuç

Burada in the process, az önce anlatılan eyleme gönderme yapar. “Yer çekimi hapishanesinin” daha sonra gerçekleşen ayrı bir adım olarak değil, aynı süreç devam ederken ona eşlik eden bir sonuç olarak oluştuğunu belirtir. Bu ifade, bir eylemi o eylem yapılırken ortaya çıkan ek bir sonuca bağlamak için sıkça kullanılır. Sonuç yararlı, zararlı veya yalnızca beklenmedik olabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede in the process, aynı eylemin ikincil bir sonucunu göstermek için kullanılmıştır?

  1. The repair is still in process.
  2. Leo repaired the toy and learned how its gears worked in the process.
  3. Leo is in the process of repairing the toy.
Cevabı göster

Leo repaired the toy and learned how its gears worked in the process.

To escape it,

2:07

Ondan kaçmak için,

we need to repay it with energy.

2:08

onu enerji ile geri ödemeliyiz.

Okay.

2:11

Tamam.

How do we do that?

2:12

Bunu nasıl yapacağız?

To get into space,

2:18

Uzaya gitmek için,

we need to go through a complicated process Öbek fiiller

2:19

karmaşık bir enerji değişimi sürecinden

of exchanging energy.

2:21

geçmemiz gerekiyor.

Öbek fiiller

go through a complicated process: karmaşık bir süreçten geçmek

Bu cümlede go through a complicated process, zor bir işlemin bütün aşamalarını yaşamak ve yerine getirmek anlamına gelir. Fiziksel bir yerin içinden geçmek anlamına gelmez. go through + a process/procedure/series of steps yapısı, bir sonuca ulaşmadan önce birkaç aşamanın izlenmesi gerektiğinde kullanılır.

Alıştırma

Notta yer alan ifadeyle cümleyi tamamlayın: To get a library card, you need to ____ a short registration process.

Cevabı göster

go through

For this purpose,

2:23

Bu amaçla,

we build a negative potential energy repaying machines,

2:24

negatif potansiyel enerji geri ödeme makineleri inşa ediyoruz,

known by their more boring name, Kalıp ifadeler

2:28

daha sıkıcı olan isimleriyle,

rockets.

2:30

roketler.

Kalıp ifadeler

known by their more boring name: daha sıkıcı adlarıyla bilinmek

known by their ... name edilgen ifadesi, insanların makineler için hangi adı kullandığını belirtir. Burada machines sözcüğünü niteler ve virgülden sonra gelen rockets bu bilinen adı verir. more boring nesnel bir sınıflandırma değil, şakacı bir ifadedir. Konuşmacı uzun ve komik bir açıklamayı kısa, gündelik rockets sözcüğüyle karşılaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle bir cihazın bilinen adını tanıtmak için daha uzun yapıyı doğru kullanır?

  1. The device is known for the name Pocket Reader.
  2. The device is known by Pocket Reader.
  3. The device is known by the name Pocket Reader.
Cevabı göster

The device is known by the name Pocket Reader.

Rockets work by using some of the most energetic chemical reactions humans know about Dilbilgisi

2:32

Roketler, insanların bildiği en enerjik kimyasal reaksiyonlardan bazılarını kullanarak çalışır,

to basically explode fuel in a controlled way.

2:36

bu temelde yakıtı kontrollü bir şekilde patlatmak içindir.

Dilbilgisi

work by using: bir şeyin nasıl çalıştığını açıklama

Bu cümlede work, “çalışmak” anlamındadır. something works by + -ing kalıbı, bir şeyin çalışmasını sağlayan mekanizmayı açıklar. By yöntemi tanıtır; using ile de bu yöntemi anlatan ifade başlar. Burada using ile başlayan ifadenin tamamı, itme kuvvetini üreten kontrollü kimyasal tepkimeyi anlatır. Makineleri, sistemleri ve süreçleri açıklarken X works by doing Y kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

work by + -ing kalıbını tamamlamak için work ve use fiillerinin doğru biçimlerini kullan. The filter ____ activated carbon to remove odors.

Cevabı göster

works by using

This converts chemical energy into kinetic energy. Kalıp ifadeler

2:40

Bu işlem, kimyasal enerjiyi kinetik enerjiye dönüştürür.

Kalıp ifadeler

convert A into B: biçim değişikliğini gösterme

Convert A into B, A'yı bir biçimden, durumdan veya kullanım alanından başka birine dönüştürmek anlamına gelir. A girdi ya da başlangıç noktasını, into sonrasındaki B ise sonucu belirtir. Bu cümlede kimyasal enerji başlangıç biçimi, kinetik enerji ise sonuçtur. Into yalnızca bir yere doğru hareketi değil, bir dönüşümü belirtir.

Alıştırma

convert A into B kalıbını doğru edatla tamamla. The machine converts waste heat ____ electricity.

Cevabı göster

into

The exhaust of the reaction is directed outwards

2:44

Reaksiyonun egzozu dışarı doğru yönlendirilir

and pushes the rocket away from Earth.

2:47

ve roketi Dünya'dan uzağa iter.

By expending a lot of energy, Dilbilgisi

2:50

Çok fazla enerji harcayarak,

we are increasing our gravitational potential energy,

2:51

kütleçekimsel potansiyel enerjimizi artırıyoruz,

Dilbilgisi

By expending a lot of energy: Yöntemi gösteren By + -ing

Cümle başındaki By + -ing, ilk eylemi ana cümledeki sonucu ortaya çıkaran yöntem olarak sunar. Burada expending a lot of energy, kütleçekim potansiyel enerjisinin artmasını sağlayan araçtır. Yöntemin önce verilmesi, dinleyicinin ana cümleyi sonuç olarak yorumlamasına yardımcı olur. Bu yapı, yöntem ile sonucu tek ve açık bir açıklama cümlesinde birleştirir.

Alıştırma

Hangi cümle, depolanmış enerjinin kullanılmasını sonucu ortaya çıkaran yöntem olarak açıkça sunuyor?

  1. Because the device was heavy, we used the stored energy.
  2. By using the stored energy, we lifted the device.
  3. While using the stored energy, we watched the device.
Cevabı göster

By using the stored energy, we lifted the device.

which is a complicated way Anlatım akışı

2:55

ki bu da kütleçekimine olan enerji borcumuzu geri ödediğimizi söylemenin

to say that we're paying back our energy debt to gravity.

2:56

karmaşık bir yoludur.

Anlatım akışı

a complicated way to say that: Daha açık bir yeniden anlatım sunmak

X is a complicated way to say that Y kalıbında X, daha önce söylenmiş teknik veya dolaylı bir ifadedir; Y ise bunun daha açık bir yeniden anlatımıdır. Burada which, increasing gravitational potential energy ifadesine gönderme yapar ve that yan cümlesi bu fikri yerçekimine olan enerji borcunu ödeme imgesiyle yeniden anlatır. Complicated, X'i ifade etmek için kullanılan sözleri niteler. Y'de anlatılan eylemin kendi başına karmaşık olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir konuşmacı şöyle diyor: “Photosynthesis converts light energy into chemical energy, which is a complicated way to say that plants store energy from sunlight.” Burada a complicated way to say that ne işe yarıyor?

  1. İlk anlatımın teknik olduğunu belirtir ve daha açık bir yeniden anlatım sunar.
  2. Konuşmacının ilk cümleyi telaffuz edemediğini söyler.
  3. Güneş ışığından gelen enerjiyi depolamanın zor bir eylem olduğunu söyler.
Cevabı göster

İlk anlatımın teknik olduğunu belirtir ve daha açık bir yeniden anlatım sunar.

But it's actually a lot trickier than that.

3:00

Fakat aslında bu çok daha çetrefilli bir iş.

When you burn fuel to get into orbit,

3:02

Yörüngeye girmek için yakıt yaktığınızda,

you lose lots of energy to heat,

3:04

ısıya,

the exhaust,

3:06

egzoza,

and atmospheric drag, Kelime

3:07

ve atmosferik sürtünmeye çok fazla enerji kaybedersiniz,

so you actually need much more.

3:09

bu yüzden aslında çok daha fazlasına ihtiyacınız vardır.

Kelime

Harekete karşı koyan kuvvet olarak atmospheric drag

Atmospheric drag, hareket eden bir cismin atmosferden geçerken karşılaştığı dirençtir. Burada drag, bir şeyi çekme eylemi değil, harekete karşı koyan bir kuvveti belirten isimdir. Bu kuvvet roketin hareketine karşı çalıştığı için enerjinin bir kısmı yörüngeye ulaşmaya yardım etmek yerine kaybolur.

Alıştırma

Cümlede atmospheric drag ne anlama geliyor?

  1. Yakıtın yanmasıyla açığa çıkan ısı
  2. Roketin egzoz gazlarının ürettiği kuvvet
  3. Atmosferden geçme hareketinin neden olduğu direnç
Cevabı göster

Atmosferden geçme hareketinin neden olduğu direnç

And you can't just pile a huge amount of really explosive dangerous fuel

3:11

Ayrıca gerçekten patlayıcı ve tehlikeli büyük miktarda yakıtı

close to your payload

3:15

yükünüzün yakınına yığıp

and detonate it.

3:16

öylece patlatamazsınız.

You need a controlled burn, Kelime

3:17

Kontrollü bir yanmaya ihtiyacınız vardır,

which is complicated and makes your rocket very heavy,

3:19

bu da karmaşıktır ve roketinizi çok ağır hale getirir,

which means it has more mass.

3:23

bu da daha fazla kütleye sahip olması demektir.

Kelime

Düzenlenen yanma olarak controlled burn

Controlled burn, bir plana göre zaman içinde bilinçli olarak düzenlenen yanmadır. Bu roket bağlamında burn, yakıtın yanmasını belirten bir isimdir; controlled ise yanma hızı ile zamanlamasının yönetildiğini gösterir. Hafif bir yanık veya kontrolsüz bir patlama anlamına gelmez. Yanmayı kararlı ve kontrol edilebilir tutan sistemler de roketin kütlesini artırır.

Alıştırma

Teknik terimi tamamlayın: A rocket engine needs a carefully regulated combustion process, known as a ____.

Cevabı göster

controlled burn

The more mass something has, Dilbilgisi

3:25

Bir şeyin ne kadar çok kütlesi varsa,

the more energy you need to convince it to move.

3:27

onu hareket etmeye ikna etmek için o kadar fazla enerjiye ihtiyacınız olur.

Dilbilgisi

Bağlantılı değişimler için the more ..., the more ...

The more ..., the more ... iki karşılaştırmalı yan cümleyi birbirine bağlar. İlk bölüm değişen koşulu, ikinci bölüm ise onunla birlikte gerçekleşen değişimi belirtir. Burada kütle arttıkça gereken enerji de artar. Bu kalıptaki iki the de isimlerden önce gelen tanımlık değildir; kalıbın sabit işaretleridir. Kalıp, neden-sonuç ilişkisini ya da yalnızca düzenli olarak birlikte değişen iki durumu anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi eşleşmiş karşılaştırma işaretleriyle tamamlayın: ____ time we have, ____ carefully we can check the work.

Cevabı göster

The more · the more

So you need more fuel to lift up your rocket.

3:29

Yani roketinizi kaldırmak için daha fazla yakıta ihtiyacınız vardır.

But if you need more fuel,

3:32

Ama daha fazla yakıta ihtiyacınız varsa,

that means you need more rocket to carry that fuel.

3:34

bu, o yakıtı taşımak için daha fazla rokete ihtiyacınız var demektir.

But this makes your rocket heavier,

3:37

Ama bu, roketinizi daha ağır yapar,

thus requiring more fuel, Dilbilgisi

3:39

dolayısıyla daha fazla yakıt gerektirir,

which requires more rocket to carry that new fuel,

3:40

bu da o yeni yakıtı taşımak için daha fazla roket gerektirir

Dilbilgisi

Sonuç anlatmak için thus requiring ...

Thus “sonuç olarak” anlamına gelir. thus requiring more fuel ifadesindeki -ing’li yan cümle, önceki durumun tamamından doğan sonucu ekler: roketi ağırlaştırmak daha fazla yakıta ihtiyaç doğurur. thus + -ing’li yan cümle kalıbı, sonucu anlatan kısaltılmış ve çekimsiz bir yan cümledir. Yazarın ayrı bir tam cümle başlatmadan neden-sonuç zincirini sürdürmesini sağlar; ihtiyacın örtük kaynağı fuel ismi değil, önceki olaydır.

Alıştırma

Cümleyi thus ve require fiilini kullanan resmî bir sonuç ifadesiyle tamamlayın: The road was closed, ____ us to take a detour.

Cevabı göster

thus requiring

and so on. Kalıp ifadeler

3:43

ve bu böyle devam eder.

Kalıp ifadeler

and so on: tahmin edilebilir devamı söylemeden geçmek

“And so on”, aynı ve kolayca anlaşılabilen örüntünün devam ettiğini gösterir; bu yüzden konuşan kişi kalan her öğeyi veya adımı tek tek saymaz. Bu cümlede yakıt eklemek daha büyük bir roket gerektirir, o roket de daha fazla yakıt gerektirir. İfade bu tekrarlanan zinciri açıkça anlatmayı bırakır ve dinleyiciden devamını zihninde tamamlamasını ister.

Alıştırma

Hangi cümlede “and so on”, tahmin edilebilir bir devamı söylemeden geçmek için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. On Monday we sort paper, on Tuesday glass, on Wednesday metal, and so on.
  2. The alarm rang, and so on, because the battery was empty.
  3. I lost the key, and so on.
Cevabı göster

On Monday we sort paper, on Tuesday glass, on Wednesday metal, and so on.

At the end of this madness,

3:45

Bu çılgınlığın sonunda,

you need closer to a 100 times the weight of your payload

3:46

fırlatmak için yükünüzün ağırlığının 100 katına yakın bir ağırlığa

to launch.

3:49

ihtiyacınız olur.

Ariane 6,

3:50

Örneğin,

for example,

3:51

Avrupa roketi

the European rocket,

3:52

Ariane 6,

will weigh 800 tons

3:53

800 ton ağırlığında olacak

and should be able to transport 10 tons into geostationary transfer orbit

3:55

ve yer eşzamanlı transfer yörüngesine 10 ton

or 20 tons into medium Earth orbit.

4:00

veya orta Dünya yörüngesine 20 ton taşıyabilmelidir.

But a rocket can only produce so much thrust, Dilbilgisi

4:03

Ancak bir roket sadece belirli bir miktarda itme gücü üretebilir,

so there's a maximum weight

4:06

dolayısıyla bir maksimum ağırlık vardır

after which it just won't take off. Öbek fiiller

4:08

ki bundan sonra asla havalanamaz.

Dilbilgisi

can only produce so much thrust: sabit bir üst sınır

can only produce so much thrust ifadesinde only miktarı sınırlar: roket belirli bir itki miktarından fazlasını üretemez. Burada so much, “çok büyük miktar” değil, “sınırlı miktar” demektir. Yeniden kullanılabilir kalıp can only + fiil + so much + sayılamayan isim biçimindedir. Kesin sayı verilmese bile bir kapasite veya kaynağın üst sınırı olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “sınırlı miktar” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın. This small tank can only hold ____ water before it overflows.

Cevabı göster

so much

Öbek fiiller

take off: yerden ayrılıp havalanmak

Bu cümlede take off, «yerden ayrılıp uçmaya başlamak» anlamına gelir. Özne olan it roketi belirtir: azami ağırlık aşıldığında roket yükselip uçuşa başlayamaz. Burada ifade, giysi gibi bir şeyi çıkarmak anlamına gelmez. Bu anlamıyla take off geçişsiz bir fiil öbeğidir: uçak veya uzay aracı kendi başına havalanır.

Alıştırma

Take off ifadesini «yerden ayrılmak» anlamında bir fiil olarak doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The rocket will takeoff at sunrise.
  2. The rocket will take off at sunrise.
  3. The rocket's takeoff will happen at sunrise.
Cevabı göster

The rocket will take off at sunrise.

If you add too much weight,

4:11

Çok fazla ağırlık eklerseniz,

it won't lift off,

4:12

havalanamaz,

so you can't just build bigger and bigger fuel tanks. Dilbilgisi

4:13

bu yüzden sadece daha da büyük yakıt tankları inşa edemezsiniz.

Dilbilgisi

bigger and bigger: tekrarlı karşılaştırmayla sürekli değişim

«Karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi» yapısı, bir özelliğin zaman içinde aynı yönde değişmeye devam ettiğini gösterir. Bigger and bigger, «giderek büyüyen» anlamına gelir; iki ayrı yakıt tankını karşılaştırmaz. Kısa sıfatlarda -er biçimini tekrarlayın: faster and faster. Karşılaştırma biçimi more ile kurulan sıfatlarda more + sıfat yapısını tekrarlayın: more and more difficult.

Alıştırma

Sürekli değişimi göstermek için big sıfatının tekrarlı karşılaştırma biçimini kullanın: As the balloon filled with air, it became ____.

Cevabı göster

bigger and bigger

This is the tyranny of the rocket equation, Deyimler

4:17

Bu roket denkleminin zorbalığıdır

and it means spaceflight will never become easy.

4:19

ve uzay uçuşlarının asla kolay olmayacağı anlamına gelir.

Deyimler

“tyranny of the rocket equation” ifadesindeki mecaz

Burada tyranny, kolayca kaçınılamayan sert bir kısıtlamayı anlatan bir mecazdır. Roket denkleminin iradesi ya da siyasi gücü yoktur; bu sözcük matematiksel bir sınıra baskıcı bir hükümdarın gücünü verir. the tyranny of X kalıbı, X'i neyin mümkün olduğunu güçlü biçimde kontrol eden bir sistem veya baskı olarak sunar. Bu cümlede, yakıt eklemenin kütleyi de artırdığını ve bu nedenle uzay uçuşunun zor kalacağını vurgular.

Alıştırma

Cümlede tyranny of the rocket equation ne anlama geliyor?

  1. Roket denklemi, uzay uçuşunun her yönünü basit hâle getirir.
  2. Roket denklemi, siyasi bir hükümdarın oluşturduğu bir yasadır.
  3. Roket denklemi, kaçılması zor olan sert kısıtlamalar getirir.
Cevabı göster

Roket denklemi, kaçılması zor olan sert kısıtlamalar getirir.

But wait, Anlatım akışı

4:23

Ama bekleyin,

it gets worse.

4:24

işler daha da kötüleşiyor.

Anlatım akışı

Durumun kötüleşeceğini bildiren “But wait, it gets worse”

But wait, mevcut sonucu kesintiye uğratan ve dinleyicinin dikkatini yeniden çeken bir söylem işaretidir. Dinleyicilerden belirli bir süre gerçekten beklemelerini istemez. It gets worse, daha da ciddi bir sorunun geleceğini haber verir. Cümlenin iki bölümü birlikte açıklamayı duraklatarak, merak yaratarak ve sıradaki bilginin durumu daha ciddi hâle getireceğini bildirerek bölümleri birbirine bağlar.

Alıştırma

Hangi geçiş ifadesi hikâyeyi en iyi şekilde duraklatır ve dinleyicilere sıradaki sorunun daha ciddi olduğunu söyler?

  1. But wait, it gets worse.
  2. To sum up, it was easy.
  3. But wait, there's more.
Cevabı göster

But wait, it gets worse.

Getting to space is still not good enough.

4:25

Uzaya gitmek hala yeterince iyi değil.

You're still inside the gravity prison

4:28

Uzayın sınırında

at the edge of space

4:29

hala kütleçekimi hapishanesinin içindesiniz

and will crash back to Earth.

4:30

ve Dünya'ya geri çakılacaksınız.

Staying in space Dilbilgisi

4:32

Uzayda kalmak,

is much harder than getting there.

4:34

oraya gitmekten çok daha zordur.

Dilbilgisi

Staying in space ... getting there: isim-fiil gruplarıyla karşılaştırma

“Staying in space” ve “getting there”, karşılaştırılan iki şeyi oluşturan -ing biçimli isim-fiil gruplarıdır. Cümle, uzayda kalmanın uzaya ilk kez ulaşmaktan çok daha zor olduğunu anlatır. “There”, “in space” ifadesinin yerini alır ve yer ifadesinin tekrarlanmasını önler. Bu yapı, bir konumu veya durumu sürdürmekle ona ilk kez ulaşmayı kısa biçimde karşılaştırır. “Much”, karşılaştırmayı tek başına “harder” kullanımından daha güçlü yapar.

Alıştırma

Hangi cümle bir yere ulaşmakla orada kalmayı aynı yapıyla karşılaştırır?

  1. Getting to the island is easier from staying there through the winter.
  2. Getting to the island is easier than staying there through the winter.
  3. Getting to the island is easier than stay there through the winter.
Cevabı göster

Getting to the island is easier than staying there through the winter.

To get to a stable position

4:36

Bir süre kalabileceği

where it can stay for a while,

4:37

istikrarlı bir konuma ulaşmak için,

the rocket has to reach low Earth orbit. Kültür

4:39

roketin alçak Dünya yörüngesine ulaşması gerekir.

Kültür

low Earth orbit: Dünya çevresindeki nispeten alçak bir yörünge

Genellikle LEO olarak kısaltılan “low Earth orbit”, daha yüksek Dünya yörüngelerine göre Dünya'ya nispeten yakın olan yörüngeler aralığını ifade eder. Birçok uydu ve uzay istasyonu burada çalışır. Alçak Dünya yörüngesindeki bir uzay aracı yalnızca çok yüksekte durmaz. Hızla yüzeye geri düşmek yerine Dünya'nın çevresinde düşmeye devam edecek kadar hızlı yanlamasına hareket eder. Buradaki “low”, yörüngenin göreceli yüksekliğini anlatır; yere yakın veya yavaş hareket eden anlamına gelmez.

Alıştırma

“Low Earth orbit” ifadesinde “low” neyi anlatır?

  1. Uzay aracının neredeyse yere değmesi
  2. Uzay aracının yavaş hareket etmesi
  3. Yörüngenin daha yüksek Dünya yörüngelerine göre Dünya'ya nispeten yakın olması
Cevabı göster

Yörüngenin daha yüksek Dünya yörüngelerine göre Dünya'ya nispeten yakın olması

To do this,

4:41

Bunu yapmak için

you need a lot of kinetic energy,

4:42

çok fazla kinetik enerjiye ihtiyacınız vardır,

which means going extremely fast.

4:45

bu da aşırı hızlı gitmek anlamına gelir.

At an altitude of about 100 km,

4:47

Yaklaşık 100 km irtifada

this is 8 km per second,

4:50

bu saniyede 8 km'dir,

28,000 km per hour,

4:52

saatte 28.000 km,

fast enough to travel around Earth Dilbilgisi

4:55

Dünya'nın etrafında 90 dakikada

in 90 minutes.

4:56

seyahat edecek kadar hızlıdır.

Dilbilgisi

fast enough to travel around Earth: sıfat + enough + to

Burada fast enough to travel around Earth, hızın bu sonucu elde etmek için gereken düzeye ulaştığını belirtir. Yapı “sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli” şeklindedir: fast + enough + to travel. Enough bir sıfatı nitelediğinde sıfattan sonra gelir. Bu yapı, strong enough to lift veya warm enough to swim gibi bir koşulu karşılayan başka özellikleri de anlatabilir.

Alıştırma

Strong ve enough kelimelerini doğru sırayla yerleştirin: This rope is ____ to hold the box.

Cevabı göster

strong enough

Here,

4:59

Burada,

we can use a trick.

4:59

bir hile kullanabiliriz.

Instead of flying straight up, Dilbilgisi

5:00

Dosdoğru yukarı uçmak yerine

we can go sideways.

5:02

yanlamasına gidebiliriz.

Dilbilgisi

Instead of flying straight up ... go sideways: bir seçeneği diğeriyle değiştirmek

Instead of flying straight up, seçilmeyen eylemi belirtir. Ana cümle olan we can go sideways ise alternatif seçeneği verir. Böylece bir plandan diğerine geçiş açıkça anlatılır. Of bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: instead of + flying. Bu yapı, instead of the bus örneğindeki gibi bir isimle de kullanılabilir.

Alıştırma

Instead sözcüğünden sonra gelen edatı yazın: Instead ____ taking the elevator, we used the stairs.

Cevabı göster

of

Earth is a sphere.

5:05

Dünya bir küredir.

So if you're going sideways fast enough,

5:06

Yani yeterince hızlı yanlamasına gidiyorsanız,

even though you're falling towards Earth, Dilbilgisi

5:09

Dünya'ya doğru düşüyor olsanız bile,

the ground will curve away beneath you.

5:10

zemin altınızda kıvrılarak uzaklaşacaktır.

Dilbilgisi

even though: sonuçla çelişen gerçek bir durum

Even though, gerçek olan fakat ana cümlenin sonucuna ters düşüyor gibi görünen bir durumu tanıtır. Burada you're falling towards Earth gerçektir; ana cümle ise zeminin yine de altınızda kıvrılarak uzaklaştığını söyler. even though + cümlecik yapısı, güçlü bir engeli veya şaşırtıcı bir gerçeği kabul ederken ana sonucu değiştirmeden korumanızı sağlar.

Alıştırma

Yorgun olmayı gerçek bir durum olarak sunan, ancak gitme planını sürdüren cümleyi seçin.

  1. I might be tired if I go to the game.
  2. Even though I'm tired, I'm going to the game.
  3. Even if I get tired, I'm going to the game.
Cevabı göster

Even though I'm tired, I'm going to the game.

So as long as you're above the atmosphere, Dilbilgisi

5:13

Atmosferin üzerinde,

about 100 km up,

5:15

yaklaşık 100 km yukarıda olduğunuz sürece,

you'll be able to stay up there in orbit.

5:16

yörüngede kalabileceksiniz.

Dilbilgisi

as long as: bir koşul belirlemek

Burada as long as, fiziksel uzunluk veya süre değil, 'şu koşulla' anlamına gelir. you're above the atmosphere şartını tanıtır; ana cümle ise yörüngede kalma sonucunu verir. as long as + cümlecik yapısını, belirtilen sonucun geçerli olması için karşılanmaya devam etmesi gereken bir koşulu sunmak amacıyla kullanın. Bu yapı, bağlamdan anlaşılan diğer gereklilikleri otomatik olarak ortadan kaldırmaz; burada yeterli yanal hızın bulunduğu da varsayılır.

Alıştırma

Koşulu as long as kullanarak yeniden yazın. Cümleyi tamamlayın: You can join the trip ____ you bring a signed permission form.

Cevabı göster

as long as

This is what the ISS does,

5:20

ISS'in yaptığı da budur,

falling around Earth, Kültür

5:22

Dünya'nın etrafında düşer,

expending energy from time to time Kalıp ifadeler

5:23

yeterince hızlı kalmak için

to stay fast enough.

5:25

zaman zaman enerji harcar.

Kültür

falling around Earth: yörüngede sürekli serbest düşüş

Bu cümlede falling around Earth, yörüngenin ne olduğunu anlatır: Dünya'nın yer çekimi ISS'yi sürekli aşağı doğru çeker, bu yüzden istasyon serbest düşüş hâlindedir. Aynı zamanda yeterli yatay hıza sahiptir; böylece ISS düşerken Dünya'nın eğimli yüzeyi de onun altından uzaklaşmaya devam eder. Bu nedenle around, gezegenin çevresindeki bir yolu izlemek anlamına gelir; Dünya'nın yakınında rastgele düşmek ya da doğrudan yere yönelmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede falling around Earth ne anlama gelir?

  1. ISS yer çekiminden etkilenmeden Dünya'nın yakınında süzülür.
  2. ISS sürekli serbest düşüş hâlindeyken Dünya'nın yörüngesinde kalacak kadar yüksek yatay hızla hareket eder.
  3. ISS bütün yatay hızını kaybettikten sonra doğrudan yere doğru düşer.
Cevabı göster

ISS sürekli serbest düşüş hâlindeyken Dünya'nın yörüngesinde kalacak kadar yüksek yatay hızla hareket eder.

Kalıp ifadeler

from time to time: ara sıra, sürekli değil

From time to time, “zaman zaman” anlamına gelir: Bir şey birden fazla kez olur ancak sık sık ya da sürekli gerçekleşmez. Burada ISS'nin yeterli hızı korumak için yalnızca bazı zamanlarda enerji kullandığını belirtir. Bu, zamanı belirten kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Genellikle cümlenin başında ya da sonunda kullanılabilir ve kesin bir program bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi “zaman zaman” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: I check the tire pressure ____.

Cevabı göster

from time to time

If we look at orbits in scale,

5:27

Yörüngelere ölçekli olarak bakarsak,

we see that near Earth orbit is laughably close to Earth.

5:29

Dünya'ya yakın yörüngenin gülünç derecede Dünya'ya yakın olduğunu görürüz.

To deploy,

5:33

Örneğin,

for example,

5:33

uyduları konuşlandırmak

satellites or leave for other planets,

5:34

veya başka gezegenlere gitmek

requires another round of energy debt repayment. Kalıp ifadeler

5:36

başka bir tur enerji borcu ödemeyi gerektirir.

Kalıp ifadeler

another round of: bir tur daha

Another round of + isim yapısı, aynı tür faaliyetin bir döngüsünün veya aşamasının daha yapılacağını belirtir. Another, ilgili en az bir turun daha önce gerçekleştiğini ya da beklendiğini gösterir. Burada round, enerji borcunun ödenmesini tekrarlanabilir bir aşama olarak düzenler: yeni bir hedefe ulaşmak, ek bir enerji ödeme aşaması gerektirir. Dairesel bir şekil ya da yörüngede bir tur anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir faaliyetin bir döngü daha yapılması anlamındaki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The lab will run ____ safety tests before launch.

Cevabı göster

another round of

Getting to orbit

5:41

Bizim için şu anda uzay uçuşunun

is the most difficult part of spaceflight

5:42

en zor kısmı

for us right now.

5:44

yörüngeye girmektir.

For example,

5:45

Örneğin,

if we want to send a rocket to Mars,

5:46

Mars'a bir roket göndermek istiyorsak,

half the energy is necessary just to get into orbit,

5:48

enerjinin yarısı sadece yörüngeye girmek için,

and the other half for the 55 million km to Mars.

5:51

diğer yarısı da Mars'a olan 55 milyon km için gereklidir.

Therefore,

5:55

Bu nedenle,

to be as effective as possible, Dilbilgisi

5:56

olabildiğince etkili olmak için

rockets aren't built in one giant piece.

5:57

roketler tek bir devasa parça halinde inşa edilmez.

Dilbilgisi

as effective as possible: mümkün olduğunca etkili

As + sıfat veya zarf + as possible kalıbı, koşulların izin verdiği en yüksek dereceyi belirtir. Possible gerçekçi bir üst sınır koyar; niteliğin kendisinin mümkün olup olmadığını sormaz. Baştaki amaç ifadesi to be as effective as possible, tasarım hedefini ortaya koyar: etkililiği en üst düzeye çıkarmak. Ardından gelen yan cümle, bu hedefe ulaşmak için yapılan tasarım seçimini açıklar.

Alıştırma

Clear sıfatını kullanarak en üst derece kalıbını tamamlayın: Please make the instructions ____.

Cevabı göster

as clear as possible

Instead,

6:00

Bunun yerine,

we use multi-stage rockets. Kültür

6:00

çok aşamalı roketler kullanırız.

You don't need to carry an empty fuel tank,

6:02

Boş bir yakıt tankı taşımanıza gerek yoktur,

so rockets drop it.

6:04

bu yüzden roketler onu bırakır.

Kültür

multi-stage rockets: sırayla ayrılan roket kademeleri

Çok kademeli bir roket, kademe adı verilen iki veya daha fazla bölümden oluşur. Her kademenin kendi yakıtı ve genellikle kendi motoru vardır; bir kademe yakıtını kullandıktan sonra roket o kademeyi ayırıp boş bölümü atabilir. Burada stage, tiyatro sahnesi ya da bir plandaki soyut aşama değil, roketin fiziksel bir bölümüdür. Yakıtı tükenmiş kademeleri atmak kütleyi azaltır; böylece kalan kademeler daha verimli biçimde hızlanabilir.

Alıştırma

Bir multi-stage rocket ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Yapısını değiştirmeden birden fazla görev yapan bir roket
  2. Birkaç boş tankı olan, kalıcı tek parça şeklinde yapılmış bir roket
  3. Sırayla çalışan ve kullanıldıktan sonra atılabilen ayrı kademelerden oluşan bir roket
Cevabı göster

Sırayla çalışan ve kullanıldıktan sonra atılabilen ayrı kademelerden oluşan bir roket

Rockets today shed their boosters and main stage Kelime

6:06

Günümüzde roketler yükseldikçe

as they ascend,

6:09

güçlendiricilerini ve ana kademelerini atarlar,

with each successive stage being its own fully contained rocket, Dilbilgisi

6:10

sonraki her bir aşama kendi motoru ve yakıtı ile tamamlanmış,

complete with its own engine and fuel. Kalıp ifadeler

6:14

tamamen kendi başına bir roket olur.

Kelime

shed their boosters and main stage: parçaları bilinçli olarak bırakmak

Bu cümlede shed, “serbest bırakıp geride bırakmak” anlamında geçişli bir fiildir. Roket, artık işe yaramadıklarında iticilerini ve ana kademesini bilinçli olarak ayırır. Bu kullanım, bir hayvanın tüylerini veya derisini dökmesi fikrinden gelişmiştir: bağlı olan bir şey uzaklaştırılır. Aynı fiil dış katmanın, fazladan ağırlığın veya istenmeyen başka bir parçanın atılmasını ya da kaybedilmesini anlatabilir.

Alıştırma

Şu İngilizce cümleyi okuyun: During ascent, the rocket shed its empty first stage. Burada shed ne anlama gelir?

  1. Kademeyi küçük bir depo binasının içinde sakladı.
  2. Artık gerekmediği için kademeyi bilinçli olarak bıraktı.
  3. Kademe bir kazada beklenmedik biçimde koptu.
Cevabı göster

Artık gerekmediği için kademeyi bilinçli olarak bıraktı.

Dilbilgisi

with each successive stage being ... yapısı

With + isim öbeği + being + tümleç, ana cümleye bağlı bir ek bilgi yapısı oluşturur. Burada with each successive stage being its own fully contained rocket, sonraki her kademenin durumunu eklerken ana cümle roketlerin yükseliş sırasında hangi parçaları bıraktığını açıklar. Being cümlenin temel yüklemi değildir. Bu yapı, ikinci bir tam cümle başlatmadan tamamlanmış bir cümleye arka plan durumu veya eşlik eden bir olgu eklemeyi sağlar.

Alıştırma

“The conference uses three halls, with each hall being large enough for a hundred guests,” cümlesinde with ile başlayan bölüm ne işe yarar?

  1. Her salonun durumuyla ilgili eşlik eden bir bilgi ekler.
  2. Salonların konferansın var olma nedeni olduğunu söyler.
  3. Her salonun büyütülmesini emreder.
Cevabı göster

Her salonun durumuyla ilgili eşlik eden bir bilgi ekler.

Kalıp ifadeler

complete with its own engine and fuel

Complete with, belirtilen parçaların veya özelliklerin eksiksiz ya da kullanıma hazır bir bütünün içinde bulunduğunu anlatır. Burada her kademenin kendi motoru ve yakıtı olduğu için gerçekten çalışan bir roket olduğu vurgulanır. Bu ifadede complete, bitirmek anlamındaki fiil değil, bir sıfattır. With sözcüğünden sonraki isim öbeği, zaten dâhil olan ekipmanı veya özelliği belirtir.

Alıştırma

Açıklamayı, “belirtilen özelliklerin eksiksiz bir düzenin parçası olarak dâhil olması” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The campsite has ready-made shelters, ____ beds and solar lights.

Cevabı göster

complete with

Okay.

6:16

Pekâlâ.

So this is why getting to space Anlatım akışı

6:17

İşte uzaya gitmenin

is hard.

6:19

zor olmasının nedenidir.

Anlatım akışı

So this is why ...: nedenlerden sonuca geçmek

So this is why ... yapısında so, bir sonucun geleceğini gösterir. This yalnızca en yakın cümleye değil, daha önce açıklanan nedenler zincirinin tamamına gönderme yapar; why ise bu nedenlerin açıkladığı sonucu sunar: uzaya ulaşmak zordur. Kanıtları veya nedenleri verdikten sonra açıklamayı temel cevapla bitirmek istediğinizde bu yapıyı kullanın. Bilgiyi nedenlerden sonuca doğru düzenler.

Alıştırma

Birkaç neden verdikten sonra sonucu en açık biçimde hangi cümle sunar?

  1. So this is why getting to space is hard.
  2. One reason getting to space is hard is that rockets need enormous speed.
  3. Getting to space is hard because rockets need enormous speed.
Cevabı göster

So this is why getting to space is hard.

If you feel all of this seems really complicated,

6:20

Eğer tüm bunlar size gerçekten karmaşık geliyorsa,

don't worry.

6:23

endişelenmeyin.

It's literally rocket science. Deyimler

6:24

Bu tam anlamıyla bir roket bilimi.

Deyimler

It's literally rocket science: gerçek anlam ile deyimin birleştiği şaka

İngilizcede It's not rocket science ifadesi, bir şeyin anlaşılmasının son derece zor olmadığını söylemek için sıkça kullanılır. Burada konu gerçekten roket bilimidir; bu nedenle It's literally rocket science sözü doğrudan, kelimesi kelimesine anlamıyla da doğrudur. Literally bu doğrudan anlamı öne çıkarırken bilinen deyim de dinleyenin zihninde kalır. İki anlamın üst üste gelmesi şakayı oluşturur ve konunun karmaşık gelmesinin normal olduğunu da anlatır.

Alıştırma

Konuşmacı gerçekten roketlerle ilgili bir ders anlatıyor. Hangi cümle hem kelimesi kelimesine doğru olarak hem de bilinen bir deyimi hatırlatarak şaka yaratır?

  1. It's similar to rocket science.
  2. It's literally rocket science.
  3. It's not rocket science.
Cevabı göster

It's literally rocket science.

This video was made possible in part Kalıp ifadeler

6:30

Bu video kısmen,

by a sponsorship by Airbus Safran Launchers and Arianespace,

6:32

Airbus Safran Launchers ve Arianespace'in sponsorluğu sayesinde yapılmıştır,

Kalıp ifadeler

made possible in part by: kısmi bir katkıyı belirtmek

Cümlede made possible, sponsorluğun videonun hazırlanmasına yardımcı olduğunu anlatır. X was made possible by Y edilgen yapısında Y, X’i mümkün kılan desteği veya koşulu belirtir. In part verilen payı sınırlar: sponsorluk katkıda bulunan etkenlerden biridir, ancak tek etken olmak zorunda değildir. Bu ifade, videoyu yalnızca sponsorun ortaya çıkardığını söylemeden sponsora teşekkür etmeyi sağlar.

Alıştırma

Hibenin katkıda bulunan birkaç etkenden biri olduğunu belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: “The community workshop was ____ a local grant; volunteer time and donated materials also helped.”

Cevabı göster

made possible in part by

who are getting their new Ariane 6 rocket

6:35

onlar yeni Ariane 6 roketlerini

ready to launch

6:37

fırlatmaya hazır hale getiriyorlar

into space in 2020. You can learn more about the rocket here.

6:38

2020 yılında uzaya. Roket hakkında daha fazla bilgiyi buradan edinebilirsiniz.

And as always,

6:42

Ve her zamanki gibi,

if you like what we do,

6:43

eğer yaptığımız işi beğendiyseniz,

please consider supporting us on patreon.com.

6:44

lütfen patreon.com üzerinden bizi desteklemeyi düşünün.

It really helps us out a lot.

6:47

Bu bize gerçekten çok yardımcı oluyor.

If you're craving more space stuff now,

6:49

Eğer şimdi daha fazla uzay içeriği arzuluyorsanız,

here's a playlist for you.

6:51

işte size bir oynatma listesi.