Üşümek Sizi Hasta Eder Mi?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
552 kelime 211 kel/dk

Video özeti: Video, soğuk havanın soğuk algınlığına yol açıp açmadığını inceliyor; virüs enfeksiyonunu kışın temas, bağışıklık ve virüs zarfı üzerindeki etkilerinden ayırıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "does stand out." (dil bilgisi ve cümle kalıpları) olumlu cümleyi does ile güçlendirir. Bir kanıtı vurgulamayı veya kuşkuyu düzeltmeyi öğrenin. 2. "Not so fast." (konuşma edimbilimi ve tutum) erken sonucu durdurup karşı kanıtı haber verir. Fiziksel hızdan söz etmeden aceleci çıkarıma itiraz etmeyi öğrenin. 3. "a secret weapon of sorts." (deyimler ve mecazlı ifadeler) silah benzetmesini of sorts çekincesiyle birleştirir. Görüntüyü gerçek sanmadan yaklaşık bir adlandırma yapmayı öğrenin.

Bu derste

Winter is coming,

0:00

Kış geliyor,

and we've all been told to put on a jacket outside or you'll catch a cold. Notlar

0:01

ve hepimize dışarı çıkarken ceket giymemiz gerektiği, yoksa soğuk algınlığına yakalanacağımız söylendi.

Dilbilgisi

We've all been told to: present perfect edilgen yapı

We've, we have ifadesinin kısaltmasıdır; have been told ise present perfect yapısının edilgen biçimidir. We öznesi söyleme eylemini alan taraftır. Bu nedenle ifade, şimdiye kadar bir veya daha fazla kez birilerinin bize bu talimatı ya da tavsiyeyi verdiğini anlatır. All, bunun herkesin paylaştığı bir deneyim olduğunu gösterir. Genel mesaj daha önemli olduğu için tavsiyeyi veren kişi belirtilmez; bu bağlamda genellikle anne babalar veya başka büyüklerdir. Ardından gelen to-mastar, tavsiye edilen eylemi gösterir: to put on a jacket.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kısaltılmış ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Since we were little, ____ wash our hands before eating.

Cevabı göster

we've all been told to

Kalıp ifadeler

Catch a cold: üşümek değil, soğuk algınlığına yakalanmak

Catch a cold ifadesinde catch, bir şeyi fiziksel olarak yakalamak değil, hastalanmak anlamına gelir. A cold, yaygın bir solunum yolu hastalığının sayılabilir adıdır; bu nedenle a tanımlığı kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır. Bu ifade, hastalığa sahip olmama durumundan hastalığa sahip olma durumuna geçişi anlatır. Bir hastalığın riskinden veya başlangıcından söz ederken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi soğuk algınlığına yakalanmak anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If you do not rest, you might ____.

Cevabı göster

catch a cold

Of course,

0:04

Elbette,

the common response of today has become,

0:04

günümüzde buna verilen yaygın yanıt şu:

"Don't be silly.

0:06

“Saçmalama.

Being cold can't give you a cold."

0:07

Soğukta kalmak soğuk algınlığına yol açmaz.”

Or can it? Anlatım akışı

0:10

Yoksa açar mı?

Anlatım akışı

Retorik bir dönüş olarak Or can it?

Or can it?, önceki iddiaya dönüp onu sorgulayan kısa bir sorudur. Burada it, soğuk havanın birini hasta edebilmesi ihtimalini ifade eder; bu ihtimal az önce olası değilmiş ya da yanlışmış gibi ele alınmıştır. Baştaki Or, savın yön değiştirdiğini gösterir: konuşmacı bu ihtimali yeniden gündeme getirir ve yeni kanıtları sunmadan önce merak uyandırır. Bu, tarafsız bir bilgi sorusu değil, retorik bir sorudur.

Alıştırma

Öğrendiğiniz ifadeyle retorik dönüşü tamamlayın: Mühendis şöyle diyor: “This device cannot run on water. ____?”

Cevabı göster

Or can it

Who wins in this battle of the beliefs?

0:10

Bu inançlar savaşını hangi taraf kazanıyor?

The correlation between cold weather and sickness does stand out. Notlar

0:12

Soğuk hava ile hastalık arasındaki ilişki gerçekten göze çarpıyor.

Kalıp ifadeler

correlation between A and B

Correlation between A and B, A’daki örüntülerin veya değişimlerin B’dekilerle istatistiksel olarak ilişkili olması demektir. Bu cümlede soğuk hava ve hastalık, aralarındaki ilişkinin fark edilmesine yetecek sıklıkta birlikte görülür. Bu ifade iki değişkeni between ... and ... yapısıyla düzenler. Bir ilişki bildirir; A’nın B’ye neden olduğunu kanıtlamaz. Değişkenlerden biri diğerini etkileyebilir ya da üçüncü bir etken her ikisini de etkileyebilir.

Alıştırma

Hangi cümle nedensellik iddia etmeden bir ilişki bildiriyor?

  1. The study showed that poor sleep is the only cause of late-night screen use.
  2. The study found a correlation between late-night screen use and poor sleep.
  3. The study proved that late-night screen use causes poor sleep.
Cevabı göster

The study found a correlation between late-night screen use and poor sleep.

Dilbilgisi

“does stand out” ifadesindeki vurgulu does

Bu olumlu cümlede does vurgu katar: Bu ilişki gerçekten fark edilir durumdadır. Konuşanın gerçeği doğruladığını veya bir şüpheye karşılık verdiğini hissettirebilir. Vurgulu does'tan sonra stands değil, fiilin yalın hâli olan stand kullanılır: does stand out. Burada stand out, fiziksel olarak bir yerde ayakta durmak değil, “özellikle fark edilir olmak” anlamına gelir.

Alıştırma

Gerçeği doğrulayan vurgulu yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: The yellow sign ____ stand out against the dark wall.

Cevabı göster

does

Between 5 to 20% of Americans catch a cold or flu every year Dilbilgisi

0:15

Amerikalıların yüzde 5 ila 20'si her yıl soğuk algınlığına veya gribe yakalanıyor

Dilbilgisi

Standart aralık yapıları: between ... and; between ... to değil

Between 5 to 20%, aralık bildiren iki farklı yapının karışımıdır. Standart İngilizcede between 5 and 20% veya from 5 to 20% kullanılır. Between ile iki uç noktayı and bağlar. From ile to, alt uç noktadan üst uç noktaya kadar olan aralığı belirtir. Cümle, yıllık oranın bu aralıkta olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle standart bir aralık ifadesi kullanıyor?

  1. From 5 and 20% of customers choose this plan.
  2. Between 5 and 20% of customers choose this plan.
  3. Between 5 to 20% of customers choose this plan.
Cevabı göster

Between 5 and 20% of customers choose this plan.

around late fall and winter.

0:19

ve bu genellikle sonbaharın sonlarına ya da kışa denk geliyor.

Not to mention, Anlatım akışı

0:20

Üstelik,

it's called a cold.

0:21

adına bile “soğuk algınlığı” deniyor.

Anlatım akışı

“Not to mention,” ile ek bir destekleyici nokta sunmak

Not to mention, az önce söylenen şeyi destekleyen bir nokta daha ekler. Eklenen nokta, önceki düşünceyi daha da açık hâle getirecek kadar güçlü veya bariz gösterilir. Burada konuşan kişi, soğuk hava ile hastalık arasında bağlantı olduğu düşüncesine ek destek olarak hastalığın cold adını gerçekten söylüyor. Bu ifade susma emri değildir.

Alıştırma

Bir yolculuğun neden kötü bir fikir olduğunu açıklıyorsunuz. Hangi cümle otobüs saatini bir güçlü gerekçe daha olarak ekler?

  1. First of all, the last bus leaves at six.
  2. For example, the last bus leaves at six.
  3. Not to mention, the last bus leaves at six.
Cevabı göster

Not to mention, the last bus leaves at six.

But there are some important things to consider.

0:23

Ama dikkate alınması gereken bazı önemli noktalar var.

First and foremost, Anlatım akışı

0:25

Her şeyden önce,

colds and the flu are caused by viruses.

0:26

soğuk algınlığına ve gribe virüsler neden olur.

Anlatım akışı

“First and foremost,” ile en yüksek önceliği belirtmek

First and foremost, sıradaki noktanın en yüksek önceliğe sahip olduğunu gösterir. Yalnızca zaman bakımından veya bir listedeki ilk madde anlamına gelmez; “ilk olarak ve en önemlisi” demektir. Burada dinleyene, soğuk algınlığına ve gribe virüslerin neden olduğu temel gerçeğinden başlamasını söyler; çünkü açıklamanın geri kalanını bu gerçek yönlendirmelidir.

Alıştırma

Bir antrenör yalnızca ilk adımı değil, takımın en yüksek önceliğini belirtmek istiyor. En iyi cümle hangisidir?

  1. First, we need to keep everyone safe.
  2. First and foremost, we need to keep everyone safe.
  3. Finally, we need to keep everyone safe.
Cevabı göster

First and foremost, we need to keep everyone safe.

If there aren't any around, Dilbilgisi

0:28

Etrafta böyle virüsler yoksa,

you won't catch a cold,

0:29

soğuk algınlığına yakalanmazsınız,

Dilbilgisi

If there aren't ..., you won't ...: gerçek koşul cümlesi

Bu, gerçek veya mümkün bir koşulu ve ondan beklenen sonucu anlatan gerçek koşul cümlesidir. if yan cümlesinde geniş zaman biçimi there aren't, sonuç cümlesinde ise will not'ın kısaltması won't ve ardından catch fiilinin yalın hâli kullanılır. Buradaki any, daha önce sözü edilen viruses kelimesinin yerini tutar; around ise yakında bulunmak anlamındadır. Belirtilen sonuç, çevrede virüs yoksa soğuk algınlığına yakalanmanın gerçekleşmeyeceğidir.

Alıştırma

Kısaltılmış biçimleri kullanarak gerçek koşul cümlesini tamamlayın: If there ____ any buses after midnight, we ____ get home by public transport.

Cevabı göster

aren't · won't

no matter how cold you get. Dilbilgisi

0:30

ne kadar üşürseniz üşüyün.

Dilbilgisi

no matter how cold you get: derece değişse de değişmeyen sonuç

No matter how + sıfat + özne + fiil, derece bildiren bir ödünleme yan cümlesi kurar. Mümkün olan bütün dereceleri kapsar ve ana sonucun bu aralığın tamamında geçerli kaldığını söyler. no matter how cold you get ifadesinde cold, vücudun veya çevrenin düşük sıcaklığını belirten bir sıfattır; get ise become anlamında bir bağ fiilidir. Burada cold hastalık anlamındaki isim değildir ve how bir soru başlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi no matter how kalıbıyla tamamlayın: The outdoor class will continue ____ the weather gets.

Cevabı göster

no matter how cold

It's as simple as that. Kalıp ifadeler

0:32

Bu kadar basit.

Kalıp ifadeler

as simple as that: ek koşul yok

As simple as that, bir açıklamayı bitirirken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki that, az önce açıklanan düşüncenin tamamına gönderme yapar; ifade, ek koşul ya da gizli bir karmaşıklık olmadığını anlatır. Bir kuralı veya sonucu toparlamak ve cevabın doğrudan olduğunu vurgulamak için kullanılır. İki belirli şeyin ne kadar basit olduğunu karşılaştırmaz.

Alıştırma

Açıklamayı bitiren kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: You scan the code, and the door opens. It's ____.

Cevabı göster

as simple as that

So,

0:33

Peki,

why the correlation with decreasing temperatures?

0:33

sıcaklık düştükçe bu ilişki neden ortaya çıkıyor?

Well,

0:35

Şöyle ki,

for one, Anlatım akışı

0:35

birincisi,

Anlatım akışı

for one: bir gerekçe sunmak

For one, daha geniş bir olası neden veya etken grubundan bir tanesini sunar. Bu cümlede one, bir kişi değil, bir neden anlamına gelir. İlk destekleyici noktayı açarak cevaptaki bilgileri düzenler. Konuşan kişi hepsini sıralamasa bile çoğu zaman başka nedenlerin de bulunduğunu düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi birkaç nedenden birini sunan ifadeyle tamamlayın: I like this park. ____, it has a great playground.

Cevabı göster

For one

people tend to stay indoors much more often during the winter, Dilbilgisi

0:36

insanlar kışın çok daha sık kapalı alanlarda kalma eğilimindedir

Dilbilgisi

Genel bir eğilim için tend to kullanımı

Tend to ifadesinin ardından fiilin yalın hâli geldiğinde, genellikle olan bir şeyi veya birinin sıkça yaptığı bir davranışı anlatır. Burada people tend to stay indoors, istisnalara yer bırakarak kışa ilişkin genel bir eğilimi sunar. Bu kullanım, people always stay indoors ifadesinden daha az kesindir.

Alıştırma

Cümleyi genel bir eğilim bildiren iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: On very hot days, people ____ drink more water.

Cevabı göster

tend to

which in turn puts them in contact with more people. Notlar

0:39

ve bunun sonucunda daha fazla insanla temas ederler.

Anlatım akışı

Neden zincirindeki sonraki halka olarak in turn

Burada in turn, bir sonucu neden-sonuç zincirinin sonraki adımına bağlar. İlk fikir olan kışın kapalı mekânlarda daha sık kalmak, sonraki sonucu, yani daha fazla insanla teması doğuran bir adım olarak sunulur. A, B’ye yol açar ve B de in turn C’ye yol açar yapısında in turn, B’nin yalnızca A’nın sonucu değil, aynı zamanda C’nin nedeni olduğunu gösterir. Bu cümlede “birbiri ardına” anlamına gelmez.

Alıştırma

“The new schedule reduced waiting time, which in turn improved customer satisfaction,” cümlesinde in turn neyi gösterir?

  1. Müşteriler birbiri ardına bekledi.
  2. Bekleme süresindeki azalma sonraki sonucun nedeni oldu.
  3. Program ile müşteri memnuniyeti arasında ilişki yoktu.
Cevabı göster

Bekleme süresindeki azalma sonraki sonucun nedeni oldu.

Kalıp ifadeler

put someone in contact with: birini başka biriyle veya bir şeyle temas ettirmek

Bu cümlede puts them in contact with, “başka insanlara fiziksel olarak yakın olmalarına ve onlarla temas etmelerine neden olur” anlamındadır. Kapalı alanda kalan insanlar mutlaka biriyle iletişim kurmayı seçmez; teması durumun kendisi yaratır. Aktarılabilir kalıp put + someone/something + in contact with + someone/something biçimindedir. put fiilinden sonraki nesne etkilenen kişi veya şeydir; with ise karşılaşılan kişi ya da şeyi getirir.

Alıştırma

Cümleyi put + someone + in contact with kalıbıyla tamamlayın: The careers adviser ____ Nina ____ an engineer who could answer her questions.

Cevabı göster

put · in contact with

More people means more exposure opportunities for the pathogens to spread.

0:42

Daha fazla insan, patojenlerin yayılabileceği daha fazla temas fırsatı demektir.

On top of this, Anlatım akışı

0:46

Bunun yanı sıra,

humidity plays a role in the spread of some viruses. Kalıp ifadeler

0:46

nem de bazı virüslerin yayılmasında rol oynar.

Anlatım akışı

Ekleme belirteci olarak On top of this

On top of this, bilgi ekleyen bir söylem belirtecidir. This daha önce belirtilen etkene gönderme yapar; bütün ifade ise açıklamaya nemin de başka bir önemli etken olarak eklendiğini gösterir. Nedenleri veya kanıtları katmanlar hâlinde sunarak yeni noktanın önceki bilgiyi artırdığını ve bazen etkisini güçlendirdiğini gösterir. Burada mekânsal bir anlam yoktur; nemin fiziksel olarak bir şeyin üstünde olduğu söylenmez.

Alıştırma

Açıklamayı dersteki ekleme belirteciyle tamamlayın: The roads are icy. ____, visibility is poor.

Cevabı göster

On top of this

Kalıp ifadeler

plays a role in: katkıda bulunan bir faktörü anlatmak

Burada plays a role in, “katkıda bulunur” veya “etkiler” anlamına gelir. Nem, bazı virüslerin nasıl yayıldığını etkileyen faktörlerden biri olarak sunulur; bunun tek neden ya da doğrudan ve eksiksiz neden olduğu söylenmez. Kalıp X plays a role in Y şeklindedir. Y genellikle bir süreci veya sonucu adlandıran isim ya da -ing biçimidir. Buradaki role mecazidir: bir aktörün canlandırdığı karakteri değil, sonucun şekillenmesindeki payı anlatır.

Alıştırma

Dersin ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Community support ____ a successful recovery after a disaster.

Cevabı göster

plays a role in

As the humidity decreases in the winter,

0:49

Kışın nem azaldıkça,

not only does the virus spread more readily, Dilbilgisi

0:51

virüs daha kolay yayılmakla kalmaz,

but the mucus in your nose dries out. Öbek fiiller

0:53

burnunuzdaki mukus da kurur.

Dilbilgisi

not only does ... but ...: ilk yan cümlede devriklik

not only bir yan cümlenin başına geldiğinde öne alınmış olumsuzluk benzeri bir ifade olarak çalışır ve özne-yardımcı fiil devrikliğini tetikler. Geniş zamanda does özneden önce gelir ve ana fiil yalın biçimde kalır: not only does the virus spread. But ikinci paralel sonucu getirir. Bu yan cümle normal sözcük sırasını korur: but the mucus in your nose dries out. but sonrasında also gelebilir, ancak burada isteğe bağlıdır. Yapı iki sonucun da doğru olduğunu vurgular ve ikinci sonuç çoğu zaman ifadeye daha fazla ağırlık katar.

Alıştırma

Eşleşen yapıyı geniş zamanda tamamlayın: Not only ____ the new filter save energy, ____ it also reduces noise.

Cevabı göster

does · but

Öbek fiiller

dries out: nem kaybedip kurumak

Burada dries out, “nemini kaybedip belirgin biçimde kurur” anlamına gelir. Out, sürecin daha kuru bir son duruma ulaştığını anlatır; içeriden dışarıya doğru bir hareket belirtmez. Dry out bir öbek fiildir. Bu cümlede geçişsizdir: değişen şey mucus olduğu için dries, tekil özne mucus ile uyumludur.

Alıştırma

“Nemini kaybedip belirgin biçimde kurumak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: If you leave the modeling clay uncovered, it will ____.

Cevabı göster

dry out

Mucus,

0:56

Mukus,

which would otherwise act as a protective barrier to pathogens, Notlar

0:56

kurumadığı zaman patojenlere karşı koruyucu bir bariyer görevi görür.

Dilbilgisi

would otherwise: söylenmeyen “aksi halde” koşulu

Bu cümlede would otherwise act, “mevcut durum farklı olsaydı görev yapardı” anlamına gelir. Söylenmeyen koşul bağlamdan anlaşılır: mukus kurumasa koruyucu bir bariyer görevi yapardı. Buradaki otherwise, “durum böyle olmasaydı” demektir; “ayrıca” anlamına gelmez. would otherwise + fiilin yalın hâli kalıbı, söylenmemiş bir koşulu ve onun varsayımsal sonucunu kısa bir ifadede birleştirir. Bir koşulun, eylemin veya önlemin hangi sonucu engellediğini ya da değiştirdiğini açıklamak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

“The screen shields plants that would otherwise burn” cümlesinde “would otherwise burn” ne anlama gelir?

  1. Perde orada olmasaydı yanarlardı.
  2. Korunmalarına ek olarak yanıyorlar.
  3. Perde orada olduğu için yanıyorlar.
Cevabı göster

Perde orada olmasaydı yanarlardı.

Kalıp ifadeler

act as a protective barrier to + isim

Act as + bir rol ya da işlev, “o görevi görmek” veya “o işlevi yerine getirmek” anlamına gelir. Burada mukus gerçekten koruma sağlar; act sahnede rol yapmak anlamına gelmez. Barrier to + isim, bariyerin neyi engellediğini belirtir. Pathogens engellenen tehdittir; mucus ise koruyucu katmandır. Başka durumlarda kullanılabilen kalıp X acts as a (protective) barrier to Y şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi altı sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: The air filter can ____ dust and pollen.

Cevabı göster

act as a protective barrier to

finally,

0:59

Son olarak,

the lack of vitamin D,

1:00

D vitamini eksikliği

which we get from the sun,

1:01

—bu vitamini güneşten alırız—

can affect our immune systems adversely.

1:02

bağışıklık sistemimizi olumsuz etkileyebilir.

Both being inside more often Dilbilgisi

1:04

Hem daha sık içeride kalmamız

and the fact that winter has shorter days

1:05

hem de kışın günlerin daha kısa olması,

makes this a big factor for your health.

1:07

D vitamini eksikliğini sağlığımız için önemli bir etkene dönüştürür.

Dilbilgisi

Both A and B ile make; makes değil

Both A and B iki ayrı özne bölümünü birleştirir; bu nedenle öznenin tamamı çoğuldur. Standart İngilizcede fiil makes değil, make olmalıdır. Winter ismi ikinci özne bölümünün içindedir ve fiil uyumunu belirlemez. Önce öznenin tamamını okuyun: Both being inside more often and the fact that winter has shorter days make this a big factor for your health.

Alıştırma

Help fiilinin doğru geniş zaman biçimini yazın: Both the teacher and the coach ____ us learn.

Cevabı göster

help

So,

1:09

Yani,

you've proven your parents wrong, Kalıp ifadeler

1:09

anne babanızın yanıldığını kanıtladınız,

right? Ton ve niyet

1:11

öyle değil mi?

Kalıp ifadeler

prove someone wrong: birinin yanıldığını kanıtlamak

prove someone wrong yapısında someone, inancının veya tahmininin yanlış olduğu ortaya konan kişidir; wrong ise bu kişiyi niteleyen nesne tamamlayıcısıdır. Bu yapı, yargısı çürütülen kişiyi doğrudan prove fiilinden sonra getirir: evidence or events prove + person + wrong. Burada konuşmacı, virüs açıklamasının anne babanın görüşünü çürüttüğünü geçici olarak kabul ediyor.

Alıştırma

Sonuçların Maya'nın değerlendirmesinin yanlış olduğunu gösterdiği anlamındaki sabit yapıyla cümleyi tamamlayın: The results ____.

Cevabı göster

proved Maya wrong

Ton ve niyet

Onay istemek için cümle sonundaki right?

Cümle sonundaki right?, kısa bir onay ifadesidir. Konuşmacının büyük olasılıkla doğru olarak sunduğu bir ifadeyi dinleyicinin doğrulamasını veya benimsemesini ister; burada right yön belirtmez ve sıfat değildir. Bu cümlede konuşmacı sonuca ulaşılmış gibi davranır, ancak onay istemesi sonucu yeniden değerlendirmeye açık bırakır. Bağlama ve tonlamaya göre right? samimi, şüpheli veya retorik duyulabilir.

Alıştırma

“you've proven your parents wrong, right?” cümlesinin sonundaki right? ne işe yarar?

  1. Tamamen ilgisiz bir eyleme başlamak için izin ister.
  2. Dinleyiciden, konuşmacının büyük olasılıkla doğru kabul ettiği bir sonucu doğrulamasını ister.
  3. Anne babanın ahlaken doğru olduğunu belirtir.
  4. Dinleyiciye belirli bir yöne dönmesini söyler.
Cevabı göster

Dinleyiciden, konuşmacının büyük olasılıkla doğru kabul ettiği bir sonucu doğrulamasını ister.

Not so fast. Ton ve niyet

1:12

O kadar acele etmeyin.

Ton ve niyet

“Not so fast.” — erken bir sonucu durdurmak

“Not so fast.” konuşmada kullanılan kararlı bir durdurma ifadesidir ve “Bekle, henüz karar verme ya da sonuca varma” anlamına gelir. Buradaki fast, hareketi değil, karşıdaki kişinin akıl yürütme hızını anlatır. Ayrıca tartışmada bir dönüşe işaret eder: İlk bakışta doğru görünen sonuç, ek bilgi veya karşı kanıtla sorgulanmak üzeredir. Başka bağlamlarda da erken görünen bir karar ya da eylemi durdurabilir.

Alıştırma

“The first test worked, so the whole project is guaranteed to succeed.” — “Not so fast. We still need more data.” konuşmasında “Not so fast” ne yapar?

  1. Konuşmacıdan daha yavaş konuşmasını ister.
  2. Başarının kesin olduğunu kabul eder.
  3. Çok erken varılmış bir sonuca itiraz eder.
Cevabı göster

Çok erken varılmış bir sonuca itiraz eder.

While some past studies have shown no correlation to temperature,

1:13

Geçmişteki bazı çalışmalar sıcaklıkla hiçbir bağlantı bulmamış olsa da

recent evidence suggests otherwise. Anlatım akışı

1:15

yakın tarihli bulgular aksini gösteriyor.

Anlatım akışı

“suggests otherwise” — karşıt bir sonuca geri gönderme yapmak

“recent evidence suggests otherwise” ifadesinde otherwise, “that is not the case” yerine geçer ve bağlantı olmadığı yönündeki önceki iddiaya gönderme yapar. İfade, daha yeni kanıtların önceki iddianın yanlış olabileceğini gösterdiği anlamına gelir. Bu yapı, konuşanın önceki bir düşüncenin tamamını tekrar etmeden ona karşı çıkmasını sağlar. Mevcut bir iddia ile farklı bir yöne işaret eden kanıtlar arasındaki karşıtlığı açıkça gösterir.

Alıştırma

Önceki iddianın doğru olmayabileceğini belirten, dersteki iki sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The website calls the route easy, but the warning map ____.

Cevabı göster

suggests otherwise

One study which put test subjects feet into ice water

1:17

Deneklerin ayaklarının buzlu suya sokulduğu bir çalışma,

found that they were indeed more likely to develop common cold symptoms Dilbilgisi

1:20

bu kişilerin gerçekten de soğuk algınlığı belirtileri geliştirme olasılığının

in the following days than those who didn't.

1:23

sonraki günlerde bunu yapmayanlara göre daha yüksek olduğunu ortaya koydu.

Dilbilgisi

more likely to develop ... than those who didn't ile olasılık karşılaştırma

more likely to + fiil ... than ... kalıbı, aynı sonucun iki grupta gerçekleşme olasılığını karşılaştırır. Burada ilk grubun soğuk algınlığı belirtileri geliştirme olasılığı karşılaştırma grubuna göre daha yüksektir. Those, karşılaştırma grubundaki insanları ifade eder. those who didn't içindeki didn't, zaten anlaşılan put their feet into ice water eyleminin yerini tutar; didn't develop symptoms anlamına gelmez. İngilizcede did veya didn't gibi bir yardımcı fiilden sonra tekrarlanan fiil öbeği sıkça düşürülür.

Alıştırma

more likely, report fiili ve than kullanarak cümleyi tamamlayın: In the survey, children who skipped breakfast were ____ headaches before lunch ____ those who didn't.

Cevabı göster

more likely to report · than

The developing hypothesis behind these results Anlatım akışı

1:26

Bu sonuçların ardında şekillenmekte olan hipotez,

is that the cold temperatures cause blood vessel constriction,

1:28

düşük sıcaklıkların kan damarlarını daralttığı,

Anlatım akışı

Bir araştırma kalıbı olarak The developing hypothesis behind these results is that ...

The developing hypothesis behind these results is that ... ifadesi, tartışmayı gözlemlenen bulgulardan önerilen bir açıklamaya taşır. That ile başlayan yan cümle, araştırmacıların sonuçları açıklayabileceğini düşündüğü mekanizmayı belirtir; bu mekanizma sonucun kendisi değildir. Developing, hipotezin hâlâ şekillenmekte olduğunu gösterir ve mekanizmanın kanıtlanmış gibi sunulmasını önler. Behind these results, sonuçları açıklayan veya sonuçların temelinde yer alan anlamındadır; fiziksel olarak arkalarında bulunmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir araştırma, öğrencilerin kısa hareket molalarından sonra daha iyi odaklandığını buluyor; ancak mekanizma henüz kanıtlanmış değil. Hangi cümle mekanizmayı gelişmekte olan bir açıklama olarak sunar?

  1. The results prove that short movement breaks reset every student's attention.
  2. The study recorded that students took short movement breaks.
  3. The developing hypothesis behind these results is that short movement breaks help students reset their attention.
Cevabı göster

The developing hypothesis behind these results is that short movement breaks help students reset their attention.

which slows the white blood cells from reaching the virus,

1:31

bunun akyuvarların virüse ulaşmasını yavaşlattığı

ultimately inhibiting the immune response. Dilbilgisi

1:33

ve sonuçta bağışıklık tepkisini engellediği yönünde.

Dilbilgisi

Sonuç yan cümlesi olarak ultimately inhibiting the immune response

Virgülle ayrılan “ultimately inhibiting the immune response” ifadesi, sonucu bildiren bir -ing ortaç yan cümlesidir. Mantıksal olarak önceki sürecin tamamından kaynaklanır: soğuğa bağlı damar daralması beyaz kan hücrelerini yavaşlatır ve bu neden-sonuç zinciri en sonunda bağışıklık tepkisini baskılar. Bu nedenle “inhibiting” başka bir çekimli fiil değildir ve beyaz kan hücrelerinin bilinçli bir eylemini anlatmaz. “Tam cümlecik + virgül + ultimately gibi sonuç zarfı + -ing ifadesi” kalıbı, bilimsel yazılarda özneyi tekrarlamadan veya “and this ultimately inhibits ...” eklemeden bir mekanizmayı sonucuna bağlamayı sağlar.

Alıştırma

“ultimately inhibiting the immune response” ifadesindeki son -ing öbeğinin dil bilgisel görevi nedir?

  1. Beyaz kan hücrelerinin bilinçli olarak yaptığı ayrı bir eylemi tanıtır.
  2. Önceki neden-sonuç sürecinin nihai sonucunu belirtir.
  3. Kan damarları daralmadan önce yerine getirilmesi gereken bir koşulu belirtir.
Cevabı göster

Önceki neden-sonuç sürecinin nihai sonucunu belirtir.

Cortisol levels,

1:35

Kortizol düzeyleri de

which suppress the immune system,

1:36

—kortizol bağışıklık sistemini baskılar—

are also increased with temperature-induced stress. Kelime

1:38

sıcaklığın tetiklediği stresle birlikte yükselir.

Kelime

temperature-induced stress: neden + -induced

“Temperature-induced stress” ifadesinde “temperature” nedeni belirtir, “induced” ise “neden olunan veya ortaya çıkarılan” anlamına gelir. Bu iki sözcük birlikte “stress” ismini niteleyen tireli bir birleşik sıfat oluşturur: sıcaklığın neden olduğu stres. Yeniden kullanılabilen kalıp “neden adı + -induced + isim” biçimindedir; “medication-induced nausea” buna örnektir. “-induced”dan önceki sözcük tetikleyiciyi, sonraki isim ise ortaya çıkan durumu veya etkiyi adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi “sıcaklığın neden olduğu” anlamına gelen tireli birleşik yapıyla tamamlayın: The materials showed ____ stress.

Cevabı göster

temperature-induced

Furthermore,

1:40

Dahası,

studies on both mice and human airway cells

1:41

hem fareler hem de insan solunum yolu hücreleri üzerinde yapılan çalışmalar,

found that immune reaction to the common cold virus

1:43

soğuk algınlığı virüsüne karşı verilen bağışıklık tepkisinin

is in fact temperature-dependent.

1:45

aslında sıcaklığa bağlı olduğunu ortaya koydu.

Warm infected cells are more likely to undergo programmed cell death

1:47

Sıcak ortamda bulunan enfekte hücreler programlanmış hücre ölümüne daha yatkındır

to limit the spread of infection.

1:51

ve böylece enfeksiyonun yayılmasını sınırlar.

Finally,

1:52

Son olarak,

studies of the virus itself have revealed a secret weapon of sorts. Deyimler

1:53

virüsün kendisi üzerinde yapılan çalışmalar da bir tür gizli silahı ortaya çıkardı.

Deyimler

a secret weapon of sorts: çekince içeren bir benzetme

Bu cümlede secret weapon, gizli bir avantajı anlatan benzetmedir: virüsün dış katmanı soğukta sertleşip virüsü koruyabilir. Gerçek bir silahtan söz edilmiyor. Of sorts bir ad öbeğinden sonra gelir ve kullanılan etiketi yumuşatır. “Buna benzer ama kusursuz ya da tipik bir örnek olmayan bir şey” anlamına gelir. Bu nedenle secret weapon bilimsel bir gerçek değil, anlamayı kolaylaştıran bir karşılaştırmadır.

Alıştırma

Cümleyi “kusursuz veya tipik olmayan yaklaşık bir örnek” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The old blanket became a tent ____ for the children.

Cevabı göster

of sorts

In winter temperatures,

1:56

Kış sıcaklıklarında,

the virus's outer layer or envelope Kelime

1:57

virüsün dış katmanı, yani zarfı,

becomes much harder and acts like a shield.

1:59

çok daha sertleşip bir kalkan gibi davranır.

Kelime

virüsün dış katmanı anlamındaki envelope

Burada envelope, bir virüs parçacığını çevreleyen dış örtü için kullanılan viroloji terimidir; mektup zarfı anlamında değildir. outer layer or envelope sözleri önce günlük bir açıklama, ardından aynı yapının teknik adını verir. Günlük bir ad bilimsel bir açıklamanın içinde kullanıldığında, özel anlamı seçmek için yakındaki yeniden ifadeden ve konudan yararlanın.

Alıştırma

“Some viruses have a fatty envelope around them,” cümlesinde envelope ne anlama gelir?

  1. Virüsü çevreleyen biyolojik bir dış örtü
  2. Mektup için kullanılan kâğıt zarf
  3. Virüsün içindeki genetik madde
Cevabı göster

Virüsü çevreleyen biyolojik bir dış örtü

This allows it to spread from person to person much more easily. Kalıp ifadeler

2:02

Bu da insandan insana çok daha kolay yayılmasını sağlar.

Kalıp ifadeler

From person to person: kişiden kişiye aktarım zinciri

from person to person ifadesinde ilk person başlangıç noktası, ikincisi ise sıradaki alıcıdır. Burada virüsün bireylerden oluşan bir zincir boyunca ilerlediğini göstererek nasıl yayıldığını açıklar. Tekil person sözcüğünün tekrarı dağıtımsal bir anlam taşır: her adım bir bireyden diğerine gider. Bu, yalnızca iki kişinin söz konusu olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, bir bireyin bir şeyi sıradaki bireye aktardığını anlatan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The rumor spread ____ through the school.

Cevabı göster

from person to person

But at warm temperatures,

2:04

Ancak sıcak ortamlarda,

this layer is more of a gel, Kalıp ifadeler

2:06

bu katman daha çok jel kıvamına gelir

Kalıp ifadeler

More of a gel: miktar değil, kategori

More of a + isim, o ismin daha uygun veya daha yakın bir tanım olduğu anlamına gelir. Burada more of a gel, sıcak ortamlarda katmanın çoğunlukla jel benzeri özellikler taşıdığını söyler; katmanın tamamen ya da teknik olarak bir jel olduğunu ileri sürmez. More, ne kadar jel bulunduğunu değil, kategorinin ne kadar iyi uyduğunu karşılaştırır. Bu kalıp bir şeyi temkinli biçimde sınıflandırmak veya önceki bir izlenimi düzeltmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

“At room temperature, the coating is more of a gel,” cümlesinde more of a gel ne anlama gelir?

  1. Birkaç jele bölünmüştür.
  2. Onu katı bir cisimden ziyade jel olarak tanımlamak daha uygundur.
  3. Öncekinden daha fazla miktarda jel vardır.
Cevabı göster

Onu katı bir cisimden ziyade jel olarak tanımlamak daha uygundur.

which is not quite tough enough Dilbilgisi

2:07

ve yeterince dayanıklı olmadığı için

to protect the virus against the elements. Deyimler

2:08

virüsü dış etkenlere karşı koruyamaz.

Dilbilgisi

not quite tough enough to protect: gereken seviyenin biraz altında

not quite tough enough to protect ifadesinde tough enough to protect, “koruma sağlayacak gerekli dayanıklılığa sahip olmak” anlamına gelir. Sıfat + enough + to-mastar yapısı, bir özelliği o özelliğin mümkün kıldığı eyleme bağlar. Not quite, dayanıklılığı gerekli seviyenin hemen altına yerleştirir. Olumsuzluğu yalnızca not tough enough demekten daha ölçülü hâle getirir: dış katman yeterli olmaya yakındır, ancak yine de tam koruma sağlayamaz.

Alıştırma

Vurgulanan yapıyı kullanıp tough yerine strong getirerek cümleyi tamamlayın: This fabric is ____ keep the rain out.

Cevabı göster

not quite strong enough to

Deyimler

the elements: hava koşulları ve dış doğal güçler

The elements; rüzgâr, yağmur, soğuk, sıcak ve güneş gibi dışarıdaki doğal güçleri ve hava koşullarını anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Özellikle insanlar veya nesneler bunlara maruz kaldığında kullanılır. Burada protect the virus against the elements, virüsü zarar verebilecek dış koşullardan korumak anlamına gelir. Bu ifadede elements, kimyasal elementler anlamında değildir.

Alıştırma

“The tent kept us safe from the elements,” cümlesinde the elements ne anlama gelir?

  1. Dışarıdaki hava koşulları ve doğal güçler
  2. Çadırın ayrı ayrı parçaları
  3. Periyodik tablodaki kimyasal maddeler
Cevabı göster

Dışarıdaki hava koşulları ve doğal güçler

As a result, Anlatım akışı

2:11

Sonuç olarak,

its spreading ability is compromised. Kelime

2:11

yayılma yeteneği zarar görür.

Anlatım akışı

As a result, ile bir sonucu belirtmek

As a result, ardından gelen ifadenin daha önce verilen bilgilerin bir sonucu olduğunu gösterir. Burada yayılma yeteneğinin azalması, virüsün dış katmanının çevre koşullarına karşı daha az dayanıklı olmasından kaynaklanır. Bilgileri neden-sonuç ilişkisi içinde düzenler. Yalnızca başka bir bilgi eklemez veya bir olayın daha sonra gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

İkinci cümlenin bir sonuç olduğunu açıkça belirten bağlaç hangisidir? The storm damaged the power lines. _____, many homes lost electricity.

  1. As a result
  2. After that
  3. In addition
Cevabı göster

As a result

Kelime

is compromised: bir yetenek zayıflar

is compromised ifadesinde is + compromised pasif bir yapı oluşturur. Bu cümlede, koşullar yüzünden virüsün yayılma yeteneğinin zayıfladığı veya zarar gördüğü anlamına gelir. Bu anlam, işlevin veya korumanın azalmasını anlatır ve ability, security, health ve system gibi sözcüklerle yaygındır. Compromise sözcüğünün görüşmeyle varılan orta yol anlaşması anlamından farklıdır.

Alıştırma

Bu cümlede was compromised ne anlama gelir? After the lock broke, the building's security was compromised?

  1. orta yol niteliğinde bir anlaşmaya vardı
  2. daha hızlı ve etkili hâle geldi
  3. zayıfladı veya risk altına girdi
Cevabı göster

zayıfladı veya risk altına girdi

So,

2:13

Yani,

maybe your parents weren't so wrong after all. Anlatım akışı

2:14

belki de anne babanız o kadar da haksız değildi.

Anlatım akışı

Cümle sonundaki after all: önceki sonucu gözden geçirme

Burada cümle sonundaki after all, eldeki kanıtlara dönüp önceki bir yargıyı değiştirir. Konuşan kişi, başlangıçta haksız görünseler de anne babanın kısmen haklı olabileceği sonucuna varır. Bu konumda ifade, durum yeniden düşünüldükten sonra ulaşılan sonucu belirtir: her şey hesaba katılınca nihai görüş değişmiş veya daha az kesin hâle gelmiştir.

Alıştırma

Bu cümlede after all ne işlev görüyor?

  1. Anne babanın ilk görüşünün nedenini açıklar.
  2. Kanıtları değerlendirdikten sonra önceki yargıyı değiştirir.
  3. Anne babanın başından beri tamamen haklı olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Kanıtları değerlendirdikten sonra önceki yargıyı değiştirir.

A happy compromise of going outside more often,

2:16

İyi bir orta yol, dışarı daha sık çıkarken

bundled up, Öbek fiiller

2:18

sıkıca giyinmektir;

is likely to get you through the winter unscathed. Öbek fiiller

2:19

bu sayede büyük olasılıkla kışı zarar görmeden atlatırsınız.

Öbek fiiller

Bundled up: soğuk için sıkı giyinmiş

Bu cümlede bundled up, kişinin dışarı çıkarken içinde bulunduğu durumu anlatır: soğuk hava için yeterince kalın ve kat kat giyinmiştir. Geçmiş zaman ortaç öbeği virgüllerle ayrılır ve dışarı çıkma düşüncesine eşlik eden bir durum ekler. Özne bir kişi olduğunda bundle up genellikle sıcak tutacak kıyafetler giymek anlamına gelir; kişiyi kelimenin gerçek anlamıyla bir bohça gibi bağlamak demek değildir.

Alıştırma

Tavsiyeyi “yeterince sıcak tutacak kıyafet giymek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: "It's freezing outside, so ____ before you leave."

Cevabı göster

bundle up

Öbek fiiller

get you through: birinin zorlu bir dönemi atlatmasına yardım etmek

Bu cümlede get you through, kışın zorluklarına dayanmanıza ve ciddi bir zarar görmeden dönemin sonuna ulaşmanıza yardım etmek anlamına gelir. Through, kışı fiziksel olarak geçilen bir yer değil, sonu olan zorlu bir dönem olarak gösterir. Aktarılabilir kalıp get + someone + through + a difficult period or challenge şeklindedir. Özne, kişinin devam edebilmesi için yeterli desteği sağlayan bir insan, kaynak, alışkanlık veya eylem olabilir.

Alıştırma

Cümleyi get someone through ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Her daily calls ____ the hardest month of my recovery.

Cevabı göster

got me through

New to AsapSCIENCE?

2:21

AsapSCIENCE'ı yeni mi keşfettiniz?

We've put together a couple playlists Öbek fiiller

2:22

Birkaç oynatma listesi hazırladık,

to make watching our videos a little easier.

2:24

böylece videolarımızı biraz daha kolay izleyebilirsiniz.

Öbek fiiller

put together: malzemeyi düzenleyerek tamamlanmış bir sonuç oluşturmak

Burada put together, mevcut videoları seçip düzenleyerek oynatma listelerine dönüştürmek anlamına gelir. Videoları yalnızca birbirinin yanına yerleştirmeyi değil, düzenli bir sonuç üretmeyi anlatır. put together + result kalıbı; rapor, liste, plan, ekip veya etkinlik gibi bir şeyi parçalardan ya da bilgilerden hazırlarken kullanılabilir. Vurgu, kullanılabilir bir bütün oluşturmaktadır.

Alıştırma

Bu cümlede put together ne anlama geliyor? We've put together a couple playlists.

  1. oynatma listelerini tamamlanmış bir bütün olarak hazırlayıp düzenlemek
  2. oynatma listelerini fiziksel olarak yan yana koymak
  3. tüm oynatma listelerini aynı anda izlemek
Cevabı göster

oynatma listelerini tamamlanmış bir bütün olarak hazırlayıp düzenlemek

The first is a mix of our favorite and most popular videos,

2:25

İlki, en sevdiğimiz ve en popüler videolarımızın bir karışımı,

and the other contains every single AsapSCIENCE video in a row, Kalıp ifadeler

2:28

diğeriyse tüm AsapSCIENCE videolarını art arda içeriyor,

because why not? Ton ve niyet

2:31

neden olmasın?

Kalıp ifadeler

in a row: kesintisiz bir sıra

“In a row”, “art arda” veya “peş peşe” anlamına gelir: nesneler ya da olaylar, araya başka bir nesne veya olay girmeden birbirini izler. Burada bütün videoların kesintisiz tek bir sıraya yerleştirildiğini anlatır. Bu ifade, “three wins in a row” örneğindeki gibi tekrarlanan olayları ve sırayla dizilmiş nesneleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “kesintisiz biçimde art arda” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Maya solved five puzzles ____.

Cevabı göster

in a row

Ton ve niyet

because why not?: şakacı bir gerekçe

“Because why not?”, kasıtlı olarak samimi ve kısaltılmış bir gerekçedir. Retorik soru olan “why not?”, “bunu yapmamak için geçerli bir neden yok” anlamını ima eder; dolayısıyla ifadenin bütünü yaklaşık olarak “canım istediği ve yapmamak için bir neden görmediğim için yaptım” demektir. Burada bütün videoları bir araya getirme şeklindeki biraz abartılı seçimi şakacı biçimde açıklar. Gerçek bir neden sunmak yerine eğlenceyi ve kendiliğindenliği ifade eder.

Alıştırma

Değerlendirme: “because why not?” ifadesi resmî bir güvenlik raporunda ana gerekçe olarak kullanılmaya uygun mudur?

  1. Hayır. Fazla samimidir ve somut bir neden sunmaz.
  2. Evet. Kesin ve resmî bir neden sunar.
Cevabı göster

Hayır. Fazla samimidir ve somut bir neden sunmaz.

Also,

2:32

Ayrıca,

make sure you're following us on Facebook,

2:32

bizi Facebook'ta takip etmeyi unutmayın,

Twitter,

2:34

Twitter'da,

G+,

2:34

G+'ta,

Tumblr,

2:34

Tumblr'da,

Instagram,

2:35

Instagram'da,

Vine,

2:35

Vine'da,

and any other social media you can think of.

2:36

ve aklınıza gelebilecek diğer tüm sosyal medya platformlarında da.

Links in the description.

2:38

Bağlantılar açıklama bölümünde.

As always,

2:39

Her zaman olduğu gibi,

ask away any burning questions and subscribe for more weekly science videos. Notlar

2:39

aklınızı kurcalayan tüm soruları bize sorun ve her hafta yeni bilim videoları için abone olun.

Öbek fiiller

ask away: çekinmeden soru sormak için samimi izin

“Ask away”, “buyurun, çekinmeden sorun” anlamına gelen samimi ve gündelik bir davettir. Bu cümlede konuşmacı, izleyicilere cevabını çok istedikleri her türlü soruyu gönderme izni veriyor. Buradaki “away” hareket veya uzaklık belirtmez. Bazı fiillerden sonra eylemin serbestçe ya da devamlı yapılmasını teşvik edebilir; böylece nötr “ask” fiiline göre daha hevesli bir ton katar.

Alıştırma

Birisi “Can I ask you something?” diyor. Hangi yanıt, devam etmesi için samimi biçimde izin verir?

  1. The question is away.
  2. Ask away.
  3. I ask every day.
Cevabı göster

Ask away.

Deyimler

burning questions: cevabını çok istediğiniz sorular

“Burning questions” ifadesindeki “burning” mecazidir. Burning question, özellikle önemli ya da ilgi çekici görünen ve birinin cevabını çok istediği sorudur. Burada ateşle ilgili soruları değil, izleyicilerin cevabını en çok merak ettiği bilim sorularını anlatır. Bu ifade çoğunlukla yoğun merakı veya bir belirsizliği çözme ihtiyacını vurgular; her zaman gerçek bir acil durum olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede “burning questions” ne anlama geliyor?

  1. Güvenlik için hemen müdahale gerektiren sorular
  2. İzleyicilerin cevabını özellikle çok istediği sorular
  3. Uzmanların zaten cevapladığı sorular
Cevabı göster

İzleyicilerin cevabını özellikle çok istediği sorular