Bir sırrı mı biliyorsunuz? İşte bu dramatik ironidir - Christopher Warner: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Bu ders, dramatik ironinin korku ve komediyi nasıl birleştirdiğini açıklar: İzleyici, karakterlerin bilmediği bir şeyi bilir; bu bilgi farkı, gizli tehdit ya da yanlış anlama açığa çıkana kadar olay örgüsünü ilerleten bir gerilim yaratır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. dramatic irony. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Edebiyat ve ekran yapıtları analizindeki bu temel terimi, izleyicinin karakterlerde bulunmayan bilgiye sahip olduğu durum olarak anlamak; aynı anlatı aracının korku yapıtında neden ürperti, komedideyse neden gülme yarattığını açıklarken kullanmak. 2. in on a secret — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu deyimi sözcüğü sözcüğüne yorumlamak yerine gizli bir bilgiden haberdar olmak anlamıyla tanımak ve bir hikâyede, planda ya da özel durumda gerçeği kimin bildiğini anlatırken doğal biçimde kullanmak. 3. The audience wants, no, needs — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Konuşmacının iddiasını güçlendirmek için wants sözcüğünü daha kuvvetli needs ile düzelttiğini fark etmek. Sıradan bir tercihin aciliyeti veya duygusal baskıyı yeterince aktarmadığı durumlarda yorum ya da konuşmalarda bu öz düzeltmeyi kullanmayı öğrenmek.
Bu derste
What do horror movies and comedies have in common? Kalıp ifadeler
0:14Korku filmleri ile komedilerin ortak noktası nedir?
have in common: ortak bir özelliği sormak
Have in common, “bir özelliği, ilgi alanını, deneyimi veya başka bir niteliği paylaşmak” demektir. What do A and B have in common? soru kalıbında what paylaşılan şeyi sorar; A and B ise karşılaştırılan şeyleri belirtir. have ... in common ifadesini konum bildiren sözcüklerin gerçek anlamlı birleşimi olarak değil, tek bir kalıp ifade olarak düşünün. Olumlu bir cümlede ortak unsur genellikle have ile in common arasına gelir: A and B have several interests in common.
Alıştırma
Ortak bir özelliği sormak için kullanılan kalıp soruyu tamamlayın: What do these two games ____?
Cevabı göster
have in common
The two genres might seem totally different, Dilbilgisi
0:18İki tür birbirine tamamen zıt gibi görünebilir,
might seem totally different: temkinli bir ilk izlenim
might seem totally different ifadesinde might olasılık belirtir; seem ise farklılığı doğrulanmış bir gerçek değil, bir görünüş olarak sunar. Totally, different sözcüğünü güçlendirir. Burada might yetenek değil, olasılık anlatır. Bu kullanım, önce belirgin bir ilk izlenimi kabul edip daha sonra ona karşı çıkmaya yer bırakmak istediğinizde yararlıdır. Might sonrasında fiilin yalın hâli seem kullanılır: might seem doğrudur; might seems veya might to seem değildir.
Alıştırma
Hangi cümle ilk izlenimi temkinli biçimde sunup ardından bir gerçekle düzeltir?
- They must be unrelated because they look different.
- They are unrelated, and they serve completely different goals.
- They might seem unrelated, but they share the same goal.
Cevabı göster
They might seem unrelated, but they share the same goal.
but the reason they're both so popular Dilbilgisi
0:21ancak her ikisinin de bu kadar popüler olmasının nedeni
the reason ... is perhaps because of ...: nedeni ihtiyatlı biçimde açıklamak
the reason + özne + fiil + is because of + isim görevindeki ifade kalıbı, bir sonucu nedenine bağlar. Bu cümlede they're both so popular açıklanacak sonucu belirtir; what they have in common ise because of sonrasında isim öbeği gibi görev yapan bir yan cümledir. Perhaps, bu nedeni kesin veya eksiksiz bir açıklama olarak değil, bir olasılık olarak sunar. Başka durumlarda da kullanılabilecek mesaj şudur: sonuç bu ve olası nedenlerden biri de bu.
Alıştırma
Nedeni belirten isim öbeğini başlatan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The reason the game was postponed is perhaps ____ the heavy rain.
Cevabı göster
because of
dramatic irony: seyirci karakterin bilmediği şeyi bilir
Dramatic irony, yani dramatik ironi, seyircinin veya okurun bir ya da daha fazla karakterin bilmediği önemli bir bilgiyi bildiği anlatı etkisidir. Bu bilgi farkı sayesinde seyirci, bir tehlikeyi, hatayı veya şakayı karakterden önce anlayabilir. Buradaki dramatic sözcüğü tiyatro ve hikâye anlatımıyla ilgili demektir. Aşırı duygusal veya abartılı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum dramatic irony kavramının en açık örneğidir?
- Bir kişi fırtına sırasında harika havayı över ama aslında tersini kasteder.
- Seyirci haritanın ters olduğunu bilir, ancak kâşif bilmez.
- Bir itfaiye istasyonu beklenmedik şekilde yanar.
Cevabı göster
Seyirci haritanın ters olduğunu bilir, ancak kâşif bilmez.
First, let's clarify: ilk adımı netleştiren giriş ifadesi
First, açıklamanın ilk adımını gösterir; let's clarify ise dinleyiciyi kafa karıştırabilecek bir noktayı birlikte netleştirmeye davet eder. Burada cümlenin tamamı, konuşmacı benzer fikirleri ayırmadan önce açıklamanın akışını düzenler. Clarify, karışıklığı gidermek veya bir anlamı daha kesin hâle getirmek demektir. Yalnızca daha fazla bilgi eklemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Birbirine benzeyen iki kuralı karşılaştırmak üzeresiniz. Önce aradaki farkı netleştireceğinizi en iyi gösteren giriş hangisidir?
- First, let's memorize the titles of these two rules.
- First, let's discuss a different topic.
- First, let's clarify how these two rules differ.
Cevabı göster
First, let's clarify how these two rules differ.
Sözlü tanımlarda X is when ... yapısı
X is when + cümlecik, bir kavramı ortaya çıktığı durum veya koşul üzerinden tanımlamak için konuşma dilinde sık kullanılan bir yapıdır. Burada when, durumsal ironiyi tanımlayan koşulu getirir; belirli bir zamanı göstermez. Cümlecik, beklenti ile gerçek sonucu karşılaştırır: bir şey beklersiniz ancak tam tersi bir sonuç elde edersiniz. Bu karşıtlık, tanımın içeriğini oluşturur.
Alıştırma
X is when ... yapısını kullanarak sözlü tanımı tamamlayın: Stage fright ____ someone feels very nervous before performing.
Cevabı göster
is when
someone says something but truly means the opposite: bir şey söyleyip tersini kastetmek
Bu yan cümle, sözcüklerin gerçek anlamıyla konuşanın asıl iletmek istediği mesaj arasındaki farkı anlatır. But, söylenen şey ile kastedilen şeyi karşı karşıya getirir. Burada truly means, “gerçekte iletmek istiyor” anlamındadır; “içtenlikle konuşuyor” demek değildir. The opposite, dinleyenin bağlamdan ve ses tonundan çıkardığı karşıt tutum ya da değerlendirmedir.
Alıştırma
Hangi durum, birinin bir şey söyleyip aslında tam tersini kastetmesini en iyi gösterir?
- Ava güneşli gökyüzünü görüp "The weather is beautiful." der.
- Ava fırtınada sırılsıklam olup "What perfect weather!" der.
- Ava hava tahminini okuyup "It will rain tonight." der.
Cevabı göster
Ava fırtınada sırılsıklam olup "What perfect weather!" der.
we'll be looking at: sıradaki konuyu tanıtmak
Bir derste veya sunumda we'll be looking at, “tartışacağız, inceleyeceğiz veya öğreneceğiz” anlamına gelir. Look at yalnızca bir şeye gözle bakmayı anlatmaz; dikkati bir konuya yöneltmek anlamına da gelebilir. Bu ifade, sıradaki ana konuyu bildirerek konuşmayı düzenler. Bu cümlede sıradaki konu dramatic irony'dir.
Alıştırma
Bir öğretmen sıradaki konuyu tanıtıyor. Cümleyi we'll be looking at ifadesiyle tamamlayın: Next, ____ how plants store water.
Cevabı göster
we'll be looking at
on the show, or in the book do.
0:50dizideki veya kitaptaki karakterlerden daha fazlasını biliyor gibi görünmesidir.
seems to know more ... than ... do: bilgi miktarını karşılaştırmak ve do ile tekrarı önlemek
seems to know more ... than ... do kalıbı, iki tarafın ne kadar bilgi sahibi olduğunu karşılaştırır. Burada izleyicinin karakterlerden daha fazla bilgiye sahip olduğu anlatılır. More daha yüksek miktarı belirtir, than karşılaştırmanın diğer tarafını tanıtır ve seems to ifadeyi daha az kesin hâle getirerek gibi görünüyor anlamı katar. Sondaki do, tekrar edilecek know about the event, situation, or conversation fiil öbeğinin yerini tutar. Aynı sözlerin yinelenmesini önler ve yeni bir eylem anlatmaz. Biçimi ikinci özneye göre seçilir: çoğul characters ile do, tekil one character ile does kullanılır.
Alıştırma
Öğretmenlerin daha fazla bilgiye sahip olduğunu anlatacak ve know fiilini tekrarlamayacak şekilde karşılaştırmayı tamamlayın: The teachers know more about the schedule ____ the parents ____.
Cevabı göster
than · do
in on a secret: gizli bilgiyi bilenlerden biri olmak
Be in on a secret, gizli veya içeriden bir bilgiyi bilen kişilerden biri olmak demektir. Bu cümlede izleyici sırdan haberdardır, ancak karakterler sırrı fark etmemiştir. Kalıp be + in on + isim veya zamir şeklindedir: be in on a secret, a plan, a joke ya da it. Bağlama göre yalnızca bilmekle kalmayıp gizli etkinliğe katılmayı da anlatabilir.
Alıştırma
Yalnızca üç kişinin sürpriz planı bildiğini ve planın uygulanmasına yardım ediyor olabileceğini anlatan cümle hangisidir?
- Only three people heard about the surprise plan afterward.
- Only three people are in on the surprise plan.
- Only three people are surprised by the plan.
Cevabı göster
Only three people are in on the surprise plan.
storytelling device: hikâyeyi şekillendiren bir anlatım tekniği
Bu cümlede storytelling device, bir yaratıcının hikâyede belirli bir etki oluşturmak için kullandığı teknik anlamına gelir. This, dramatic irony yani dramatik ironiyi belirtir; burada güçlü bir duygu yaratan bir teknik olarak tanımlanır. Bu söz grubunda device, soyut bir yöntem veya araç anlamındadır; telefon, makine ya da başka bir elektronik eşya değildir. Yazarlar ve film yapımcıları geçmişe dönüşleri, gerilimi veya güvenilmez bir anlatıcıyı storytelling devices olarak kullanabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede storytelling device bir anlatım tekniği anlamındadır?
- This storytelling device needs a new battery before the show.
- The director uses silence as a storytelling device to build suspense.
- The new storytelling device has a bright touch screen.
Cevabı göster
The director uses silence as a storytelling device to build suspense.
Think about it for a moment: kısa bir düşünme arasına davet
Think about it for a moment. dinleyiciye yöneltilen bir işarettir. Açıklamayı kısa süreliğine durdurur ve konuşmacı bir örneğe geçmeden önce dinleyicileri fikri düşünmeye davet eder. Emir biçimindeki Think about it doğrudan dinleyiciye seslenir; ancak dostça bir açıklamada genellikle sert bir emir değil, bir davettir. For a moment, duraklamanın kısa olacağını belirtir ve isteği daha yumuşak hâle getirir.
Alıştırma
Dostça bir açıklamada Think about it for a moment. genellikle ne yapar?
- Düşünmeyi reddettikleri için dinleyicileri suçlar.
- Dinleyicilere konuşmanın bittiğini söyler.
- Dinleyicileri kısa süre durup fikri düşünmeye davet eder.
Cevabı göster
Dinleyicileri kısa süre durup fikri düşünmeye davet eder.
behind that door in the darkened room?
1:07o kapının arkasında saklandığını bildiğinizde ne hissedersiniz?
How does it feel when ...?: sahne kuran bir soru
How does it feel when ...? bir durumun hangi duyguyu veya bedensel hissi oluşturduğunu sorar. Bu cümlede when sonrasındaki tam yan cümle, hayal edilmesi gereken durumu sunar; when yalnızca bir zamanı belirtmez. Bu soru, dinleyiciyi önce sahnenin içine yerleştirerek açıklamayı da düzenler. Konuşmacı, gerilimin insanı tedirgin ettiğini hemen söylemek yerine, açıklamadan önce dinleyicileri kendi tepkilerini fark etmeye davet eder.
Alıştırma
Hangi cümle, birini durumu hayal etmeye ve hissettiği duyguyu fark etmeye çağıran yapıyı doğru kullanır?
- How it does feel when everyone is waiting for your answer?
- How does it feel when everyone waiting for your answer?
- How does it feel when everyone is waiting for your answer?
Cevabı göster
How does it feel when everyone is waiting for your answer?
has to be bad ile güçlü çıkarım
This has to be bad for the hero cümlesinde has to be bad, duruma dayanan güçlü bir sonucu ifade eder: konuşmacı, kötü bir sonucun neredeyse kesin olduğuna inanır. Anlamı This must be bad for the hero cümlesine yakındır. Have to her zaman bir zorunluluk anlatmaz. Bağlam ipuçları sunduğunda ve have to sonrasındaki sözler bir sonuç bildirdiğinde, have to güçlü bir çıkarımı gösterebilir. Burada hiç kimsenin durumu kötü hâle getirmesi istenmiyor.
Alıştırma
Hangi cümlede has to be, kanıtlardan güçlü bir çıkarım yapmak için kullanılmıştır?
- Those footprints are fresh, so someone has to be nearby.
- Visitors have to wear a badge inside the building.
- Leo has to be at school by eight because attendance is required.
Cevabı göster
Those footprints are fresh, so someone has to be nearby.
that hero must enter the room to find the villain.
1:17o kahraman kötü adamı bulmak için odaya girmelidir.
Beklenen fakat karşıt bir gelişme için Of course, though,
Of course, kahramanın eylemini bu tür bir hikâyede beklenen bir gelişme olarak sunar. Though daha önce sözü edilen tehlikeye dönerek karşıtlık işareti verir: İçeri girmek riskli olsa da beklenen bir gelişmedir. Of course, though, birlikte hikâyedeki bilgiyi düzenler. Önce bir beklentiyi kabul eder, sonra dinleyiciyi bir uyarı, istek ya da daha güvenli seçimle çelişen gelişmeye taşır.
Alıştırma
Örnekte Of course, though, nasıl bir işlev görüyor?
- Kahramanın yalnızca kötü adam onu davet ettiği için içeri girdiğini söyler.
- Tehlikeyi ortadan kaldırır ve odayı tamamen güvenli gösterir.
- Kahramanın eylemini beklenen bir gelişme olarak sunarken bilinen tehlikeyle karşıtlık kurar.
Cevabı göster
Kahramanın eylemini beklenen bir gelişme olarak sunarken bilinen tehlikeyle karşıtlık kurar.
will jump out and be scary, Öbek fiiller
1:24yarattığı o muazzam gerilimi ve endişeyi hissedersiniz,
will jump out: saklandığı yerden aniden ortaya çıkmak
Jump out, gizli ya da kapalı bir yerden aniden çıkıp görünür hâle gelmek demektir. Burada out, öbek fiilin anlamının bir parçasıdır. Temel fikir yalnızca fiziksel olarak zıplamak değil, çoğu zaman şaşkınlık veya korku yaratan ani bir ortaya çıkıştır. Will, beklenen bu ortaya çıkışın gelecekte gerçekleşeceğini gösterir. Bu cümlede izleyici, korkutucu bir kişinin aniden ortaya çıkacağını bilir; ancak kişi henüz görünmez.
Alıştırma
Hangi cümle oyuncunun saklandığı yerden aniden ortaya çıktığını anlatır?
- The actor jumped beside the curtain.
- The actor jumped over the curtain.
- The actor jumped out from behind the curtain.
Cevabı göster
The actor jumped out from behind the curtain.
the suspense of knowing that ...: kısmi bilgiden doğan merak ve gerilim
the suspense of knowing that ... ifadesi, belirli bir merak ve gerilim kaynağını adlandırır. Of'tan sonra isim görevindeki knowing gelir; that ise bilinen gerçeği aktarır. Ne olacağının bir kısmını bilmek suspense duygusunu ortadan kaldırmaz. Burada izleyici birinin aniden ortaya çıkacağını bilir ama bunun ne zaman olacağını bilmez; bu yüzden bekleyiş ve belirsizlik suspense yaratır.
Alıştırma
Cümleyi tam hedef ifade olan the suspense of knowing that ile tamamlayın: We felt ____ the final score was inside the sealed envelope.
Cevabı göster
the suspense of knowing that
but you just don't know when: olay kesin, zamanı bilinmiyor
But sonrasındaki yan cümle iki bilgi durumunu karşılaştırır: olayın gerçekleşeceğini bilirsin, ancak zamanı hâlâ bilinmez. Kesinlik ile belirsizlik arasındaki bu yapı, gerilimin nasıl oluştuğunu açıklar. İzleyici beklenen olayı beklerken tam olarak hangi anda gerçekleşeceğini bilmez. Just, bilgide kalan boşluğu vurgular ve zamanın eksik olan tek ayrıntı olduğunu gösterir. When, dolaylı soruda kullanılan bir soru sözcüğüdür; geri kalanı bağlamdan when it will happen olarak anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümle kesin bir olayı ancak bilinmeyen bir zamanı açıkça anlatır?
- We know the package will arrive today, but we just don't know when.
- Maybe the package will arrive today, but nobody has confirmed it.
- We know exactly when the package will arrive today.
Cevabı göster
We know the package will arrive today, but we just don't know when.
take the typical comedy: take ile örnek sunmak
take the typical comedy ifadesindeki take, “bunu değerlendirmek için örnek olarak alın” anlamındadır. Dinleyicinin dikkatini temsili bir komediye yönelten bir emir yapısıdır; bir şeyi fiziksel olarak taşıma emri değildir. Bu yapı, konuşmacının yeni bir duruma geçip ardından o durumun ne gösterdiğini açıklamasına yardımcı olur. Sonraki düşüncenin bu örneği incelemesi beklenir.
Alıştırma
Hangi cümlede take, tartışılacak bir örneği sunmak için kullanılmıştır?
- Take the city parks map with you when you leave.
- Take city parks, for example: they give people space to exercise.
- Take the bus to the city park before noon.
Cevabı göster
Take city parks, for example: they give people space to exercise.
There will probably be some type of misunderstanding. Dilbilgisi
1:37Muhtemelen bir tür yanlış anlaşılma olacaktır.
will probably be: gerçekleşmesi olası bir durumu tahmin etmek
There will probably be ... bir durumun var olmasının veya gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu öngörür. Bu yapıda there beklenen durumu sunar, will bunu bir tahmin olarak belirtir, probably ise olasılığın yüksek ama kesin olmadığını gösterir. Some type of misunderstanding yanlış anlaşılmanın tam türünü belirtmez. Sözcükler birlikte, konuşmacının bir yanlış anlaşılma beklediğini ancak bunun mutlaka olacağını iddia etmediğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle gerçekleşmesi muhtemel ancak kesin olmayan bir tahmin belirtir?
- There will probably be heavy traffic after the game.
- There might be heavy traffic after the game.
- There will definitely be heavy traffic after the game.
Cevabı göster
There will probably be heavy traffic after the game.
what is going on: mevcut durumu anlamak
Burada what is going on, “ne oluyor” ya da “gerçek durum” anlamına gelir. Bu bağlamda go on “olmak, meydana gelmek” demektir; fiziksel hareketi veya “ilerlemeye devam etmeyi” anlatmaz. what is going on yan cümlesinin tamamı more of what is going on ifadesinde of sözcüğünden sonra isim gibi görev yapar ve anlaşılmakta olan durumu adlandırır. Karşılaştırma, izleyicinin bu durum hakkında karakterlerden daha fazla bilgiye sahip olduğunu söyler.
Alıştırma
Cümleyi “ne oluyor” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The workers hear loud noises upstairs, but no one knows ____.
Cevabı göster
what is going on
Picture two characters making a plan Anlatım akışı
1:43Oda arkadaşları için bir doğum günü sürprizi
Picture two characters making a plan: dinleyiciyi bir sahne hayal etmeye davet etmek
Buradaki Picture, “hayal edin” anlamına gelen emir kipindeki bir fiildir. Dinleyiciden zihninde bir sahne kurmasını ister; “fotoğraf çekmek” anlamına gelmez. Picture + isim + -ing biçimi, birini hayal edilen bir eylemin ortasında gösterir: two characters making a plan. Bu giriş, konuşmacının sonraki fikri açıklamak için kullanabileceği varsayımsal bir sahne kurar.
Alıştırma
Hangi cümlede Picture, dinleyiciyi bir sahne hayal etmeye davet etmek için kullanılmıştır?
- Hang the team picture beside the door.
- Take a picture of the team after the game.
- Picture a team celebrating its first victory.
Cevabı göster
Picture a team celebrating its first victory.
overhears the entire conversation: sözleri tesadüfen duymak
Burada overhears, “kendisine söylenmeyen bir şeyi tesadüfen duyar” anlamındadır. Oda arkadaşı koridordadır; dolayısıyla konuşma ona yönelik değildir ve yakında bulunduğu için konuşmayı duyar. Overhears fiilinden sonra to kullanılmadan doğrudan nesne gelir: overhears the conversation. The entire conversation, oda arkadaşının yalnızca birkaç sözü değil, konuşmanın tamamını duyduğunu belirtir.
Alıştırma
En kesin ifadeyi seçin: Leo was walking past the kitchen when he accidentally ___ his parents discussing a gift.
- eavesdropped on
- overheard
- listened to
Cevabı göster
overheard
From there, confusion and misunderstanding occur, Anlatım akışı
1:51Oradan itibaren kafa karışıklığı ve yanlış anlaşılmalar başlar,
From there: önceki noktayı sonraki gelişmelere bağlamak
Burada From there, mutlaka fiziksel bir yeri değil, az önce anlatılan durumu işaret eder. “O noktadan veya durumdan başlayarak” anlamına gelir. Bir anlatı geçişi olarak önceki olayı başlangıç noktasına dönüştürür ve dinleyiciyi sonraki gelişmelere taşır: karışıklık başlar, yanlış anlaşılmalar ortaya çıkar ve gerilim artar.
Alıştırma
“The team found the cause of the error. From there, the repair was simple,” cümlesinde From there ne işe yarar?
- Nedenin bulunmasını sürecin sonraki aşamasına bağlar.
- Ekibin daha önceki bir yere döndüğü anlamına gelir.
- Onarımın gerçekleştiği kesin yeri belirtir.
Cevabı göster
Nedenin bulunmasını sürecin sonraki aşamasına bağlar.
the tension builds: gerilim giderek artar
the tension builds, gerginliğin, merakın veya çatışmanın giderek güçlendiği anlamına gelir. Builds burada fiziksel bir nesne inşa etmek anlamında değildir. Bu özne-fiil eşleşmesi; bir hikâyenin, maçın, toplantının veya başka bir durumun zamanla daha gergin hâle gelmesini anlatırken sık kullanılır.
Alıştırma
Build fiilinin doğru biçimiyle bu anlatım eşleşmesini tamamlayın: As the two teams wait for the final score, the tension ____.
Cevabı göster
builds
since it is probably pretty funny: neden bildiren since
since it is probably pretty funny ifadesinde since, önceki ifadenin nedenini açıklar. Burada because anlamındadır; “geçmişteki bir başlangıç noktasından itibaren” anlamında değildir. Since kelimesinin anlamını seçmek için ardından gelen bölüme bakın. Bir şeyin neden doğru olduğunu açıklayan yan cümle neden anlamını; since Monday gibi bir başlangıç noktası ise zaman anlamını gösterir.
Alıştırma
Anlamı değiştirmeden since yerine hangi kelime kullanılabilir? Since every ticket is free, no one needs to pay.
- until
- although
- because
Cevabı göster
because
tries to figure out: anlamaya çalışmak
Bu cümlede tries to figure out, “anlamaya veya çözmeye çalışır” demektir. try to + fiilin yalın hâli çabayı gösterir; figure out ise düşünerek, kontrol ederek veya akıl yürüterek bir cevaba ulaşmak anlamındaki bir öbek fiildir. figure out sonrasında bir sorun adı veya soru sözcüklü bir yan cümle kullanılabilir: figure out the answer, figure out who called ya da figure out why it happened. Burada ifade bir kişinin vücut yapısını veya şekil çizmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, ipuçları üzerinde düşünerek bir nedeni çözmeyi en iyi vurgular?
- Leah is trying to look out for the repair truck.
- Leah is trying to figure out why the alarm keeps beeping.
- Leah is trying to find out what time the repair shop opens.
Cevabı göster
Leah is trying to figure out why the alarm keeps beeping.
the whos and the whats: kişiler ve olay ayrıntıları
the whos and the whats ifadesinde soru sözcükleri who ve what, çoğul isim gibi kullanılır. the whos, olaya dâhil olan kişileri veya kimlikleri; the whats ise olayları, eylemleri ya da diğer önemli ayrıntıları anlatır. the tanımlığı ile çoğul -s eki, bu isim kullanımını gösterir. İfade, bilinmeyen birkaç ayrıntıyı kısa ve eğlenceli bir söz içinde toplar; resmî dil bilgisi kategorilerinin adlarını vermez.
Alıştırma
Bu cümlede the whos and the whats neyi özetliyor?
- olaya dâhil olan kişiler ve yaşananlar
- yalnızca zaman ve yer
- soru sözcükleriyle ilgili iki kural
Cevabı göster
olaya dâhil olan kişiler ve yaşananlar
But it serves as a great example Kalıp ifadeler
2:04Ancak bu, dramatik ironinin yarattığı gerilim ve endişe için
serves as a great example: güçlü bir örnek oluşturmak
Burada serves as, “işlevi görmek” veya “rolünü üstlenmek” anlamına gelir; “birine hizmet sunmak” anlamına gelmez. İfadenin tamamı, bir şeyin güçlü ve açıklayıcı bir örnek olduğunu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp A serves as a great example of B şeklindedir. A, ele alınan durumdur; B ise A'nın açıkça gösterdiği fikir veya özelliktir.
Alıştırma
Analiz cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: In our lesson, this failed experiment ____ of why careful measurement matters.
Cevabı göster
serves as a great example
drives the story and keeps the plot progressing. Kalıp ifadeler
2:11hikayeyi yönlendirir ve olay örgüsünün ilerlemesini sağlar.
drives the story: olay örgüsünü ileri taşımak
Burada drives, soyut anlamda “ilerlemesini sağlar” demektir. Gerilim yeni olaylara yol açar ve anlatının gelişmesini sürdürür; araç kullanmakla ilgisi yoktur. Yeniden kullanılabilen X drives the story kalıbı; amaç, çatışma, sır veya cevapsız soru gibi olay örgüsünü sürdüren gücü belirtir.
Alıştırma
Analiz cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: The hero's search for his missing sister ____, leading him from one clue to the next.
Cevabı göster
drives the story
keeps the plot progressing: keep + nesne + -ing
Bu cümlede keeps the plot progressing, bir şeyin öyküdeki olayların gelişmeye devam etmesini sağladığı anlamına gelir. Plot, bir öyküdeki olaylar dizisini ifade eder; progressing ise bu dizinin durmak yerine ilerlediğini anlatır. keep + nesne + -ing kalıbı, “birinin ya da bir şeyin bir eylemi veya süreci sürdürmesini sağlamak” anlamına gelir. Burada olay örgüsünün gelişmesini sürdüren şey gerilim ya da merak duygusudur.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin sürecin devam etmesini sağladığını anlatmak için keep + nesne + -ing kalıbını doğal biçimde kullanır?
- A clear agenda keeps the discussion moving.
- A clear agenda keeps the discussion move.
- A clear agenda keeps moving the discussion is.
Cevabı göster
A clear agenda keeps the discussion moving.
to see the tension of the dramatic irony broken, Kalıp ifadeler
2:17dramatik ironinin geriliminin kırıldığını görmeye,
The audience wants, no, needs: vurgu için öz düzeltme
The audience wants, no, needs, konuşmacının anında yaptığı bir öz düzeltmedir. Konuşmacı önce wants sözcüğünü seçer, no ile bu ifadeyi keser ve yerine daha güçlü olan needs sözcüğünü getirir. No, izleyicinin bunu istemediği anlamına gelmez. Bu kalıp bilgiyi “daha zayıf sözcük + no + daha güçlü sözcük” şeklinde düzenler. İkinci sözcüğü asıl odak hâline getirir ve belirgin bir yoğunluk artışı yaratır.
Alıştırma
Hangi cümlede no, daha zayıf bir sözcüğü daha güçlü bir sözcükle değiştirmek için kullanılmıştır?
- She was not surprised or shocked by the result.
- She was surprised—no, shocked—by the result.
- She was surprised, so she checked the result.
Cevabı göster
She was surprised—no, shocked—by the result.
the tension ... broken: soyut bir gerilim durumunun sona ermesi
Bu cümlede the tension of the dramatic irony, izleyicinin bir karakterin bilmediği bir şeyi bilmesinden doğan merakı ve gerilimi anlatır. broken, bu gergin durumun sona erdiğini veya çözüldüğünü belirtir; fiziksel bir nesne zarar görmez. İfade see + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır: see [the tension of the dramatic irony] [broken]. Nesne eylemden etkilendiği için ifade, izleyicinin gerilimin sona ermesine tanık olmak istediğini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Dramatik ironinin yarattığı merak ve gerilim sona erer.
- Sahnedeki fiziksel bir nesne zarar görür.
- İzleyici artık hikâyeyi anlayamaz.
Cevabı göster
Dramatik ironinin yarattığı merak ve gerilim sona erer.
birinin sonunda birinin gerçek kimliğini ortaya çıkarması
Burada someone finally revealing someone's true identity, bir kişinin sonunda birinin saklı ya da bilinmeyen kimliğini ortaya çıkarması demektir. Reveal, bu bilginin daha önce gizli veya anlaşılmamış olduğunu düşündürür. True identity yalnızca yasal ad anlamına gelmez. Bir hikâyede kişinin gerçek rolünü veya bir kılık değiştirmenin ya da sahte kimliğin arkasındaki kişiyi de anlatabilir. -ing yan cümlesi by'dan sonra gelir ve bu eylemi bir durumun çözülme yolu olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi reveal someone's true identity ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After the final song, the masked singer surprised everyone by ____.
Cevabı göster
revealing her true identity
either by ... or by ... ile iki alternatif yöntem sunmak
either by ... or by ..., aynı sonucu doğurabilecek iki olası yöntemi birbirine bağlar. Buradaki by, ‘bir yöntem aracılığıyla’ anlamındadır; ‘yanında’ veya ‘tarafından yazılmış’ anlamında değildir. Bu cümlede yöntemlerden biri korkutucu birinin aniden ortaya çıkması, diğeri ise birinin kimliği açıklayıp karışıklığı gidermesidir. by sözcüğünün tekrarlanması, iki bölümün de yöntem olduğunu açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi either by ... or by ... ile tamamlayın: You can submit the form ____ emailing it ____ delivering it in person.
Cevabı göster
either by · or by
clearing up the confusion: kafa karışıklığını gidermek
Bu cümlede clearing up the confusion, belirsiz veya yanlış anlaşılmış bir durumu anlaşılır hâle getirmek demektir. Clear up burada bir öbek fiildir; the confusion ise çözülen sorundur. Clearing, by'dan sonra revealing ile and aracılığıyla bağlandığı için -ing biçimindedir: by someone ... revealing ... and clearing up.... İfade, fiziksel temizlik yapmayı değil, bir açıklama veya yeni bilgiyle belirsizliği gidermeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? One clear diagram should ______ about how the machine works.
- clean up the confusion
- clear the explanation
- clear up the confusion
Cevabı göster
clear up the confusion
A hallmark of: ayırt edici bir özellik
“A hallmark of”, “…nın güçlü biçimde ayırt edici bir özelliği” demektir. Hallmark, yalnızca tesadüfen görülen bir şey değil; bir kişiyi, tarzı, eseri ya da niteliği tanımaya yardımcı olacak kadar temsil edici bir özelliktir. Yaygın kalıp “A is a hallmark of B”dir: A, B’yi güçlü biçimde temsil eden bir özelliktir. Altyazıdaki isim grubu önceki bağlama dayanır ve daha önce sözü edilen tekniği büyük hikâye anlatıcılarının belirleyici bir özelliği olarak tanımlar.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Curiosity is ____ a good scientist.
Cevabı göster
a hallmark of
from Shakespeare to Hitchcock: temsilî uç noktalar olarak isimler
Shakespeare tiyatro ve edebiyatla, Hitchcock ise gerilim sinemasıyla güçlü biçimde ilişkilendirilir. Bu yüzden bu iki isim, çok az arka plan bilgisiyle farklı dönemleri ve mecraları çağrıştırır. Burada “from Shakespeare to Hitchcock”, ünlü yaratıcıları geniş bir aralığın temsilî uç noktaları olarak kullanır. Bir yolculuğu anlatmaz ve iddiayı yalnızca bu iki kişiyle sınırlamaz; “all the great writers” ifadesini geniş bir hikâye anlatma geleneğine yayar.
Alıştırma
Bu cümlede “from Shakespeare to Hitchcock” ne işe yarıyor?
- İki ünlü yaratıcıyı farklı dönemleri ve mecraları kapsayan geniş bir aralığın uç noktaları olarak kullanıyor.
- Gerçek bir yolculuktaki iki durağın adını veriyor.
- İddiayı yalnızca Shakespeare ve Hitchcock ile sınırlıyor.
Cevabı göster
İki ünlü yaratıcıyı farklı dönemleri ve mecraları kapsayan geniş bir aralığın uç noktaları olarak kullanıyor.