Bir atlet dünya rekorlarını kırmak için fiziği nasıl kullanıyor - Asaf Bar-Yosef: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
611 kelime 182 kel/dk

Video özeti: Video, Dick Fosbury’nin geriye dönük yüksek atlama tekniğinin Olimpiyat başarısına dönüşmesini anlatıyor; ardından kütle merkezi kavramıyla, kütle merkezi çıtanın altında kalırken kavislenen bedeninin çıtayı nasıl aşabildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. tried his hand at — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Bu ifadenin kişinin elini gerçek anlamda sınaması değil, bir etkinliği denemesi anlamına geldiğini kavrayın. Yeni sporları, işleri veya becerileri deneme deneyimlerini yalnızca “denedi” demekten daha canlı ve anlatısal biçimde aktarmak için kullanabilirsiniz. 2. lies in — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Bir cevabın, nedenin ya da temel ilkenin nerede bulunduğunu kısa biçimde gösteren bu kalıbı tanıyın; bilimsel açıklamalarda, sunumlarda ve analitik yazılarda belirleyici unsuru ortaya koymak için kullanın. 3. great leap forward that is also a great leap backward. — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Sondaki söz oyununun fiziksel olarak geriye sıçramayı spor tarihindeki büyük ilerlemeyle nasıl birleştirdiğini görün. Böylece gerçek bir hareketi ana temaya yeniden bağlayan çift anlamlı bir kapanışı tanıyabilir veya benzerini kurabilirsiniz.

Bu derste

In the early 1960s,

0:06

1960'ların başlarında,

Dick Fosbury tried his hand at almost every sport, Deyimler

0:08

Dick Fosbury hemen hemen her sporda şansını denedi,

Deyimler

try one's hand at: yeni bir etkinliği veya beceriyi denemek

Try one's hand at, çoğu zaman sizin için yeni olan veya pek deneyiminizin bulunmadığı bir etkinliği ya da beceriyi denemek demektir. Bu cümlede tried his hand at almost every sport, Fosbury'nin neler yapabildiğini görmek için birçok sporu denediğini anlatır; hand, deyimin bir parçasıdır ve gerçek anlamda bir vücut bölümünü belirtmez. İyelik sözcüğünü özneye göre değiştirin: try my, your, his, her, our, or their hand at. at sonrasında bir isim veya -ing biçimi kullanın: try her hand at chess; try their hand at designing a game.

Alıştırma

Cümleyi try one's hand at deyimiyle tamamlayın ve iyelik sözcüğünü I ile uyumlu hâle getirin: I want to ____ pottery this weekend.

Cevabı göster

try my hand at

but never excelled at anything until at the age of 16, Kalıp ifadeler

0:12

ancak 16 yaşına kadar hiçbir şeyde sivrildiğini göremedi,

Kalıp ifadeler

never excelled at anything: olağanüstü olduğu hiçbir alan yoktu

Excel at, bir etkinlikte veya beceride olağanüstü iyi performans göstermek demektir. Never excelled at anything, anlatılan dönemde Fosbury'nin olağanüstü performans gösterdiği hiçbir etkinlik olmadığını söyler; never, olası bütün etkinlikleri kapsamak için anything ile doğal biçimde kullanılır. excel at + isim veya -ing biçimini kullanın: excel at science; excel at explaining ideas. Buradaki excel küçük harfle yazılan bir fiildir ve geçmiş biçimi excelled şeklindedir; Excel adlı ürün değildir.

Alıştırma

Hangi cümle olağanüstü performansı anlatmak için excel at yapısını doğru kullanıyor?

  1. Amir excels to solve difficult puzzles.
  2. Amir excels at solving difficult puzzles.
  3. Amir excels for solving difficult puzzles.
Cevabı göster

Amir excels at solving difficult puzzles.

he turned to the high jump. Öbek fiiller

0:16

ta ki yüksek atlamaya yönelene dek.

Öbek fiiller

turned to the high jump: odağı yeni bir alana çevirmek

he turned to the high jump cümlesinde turned to, onun odağını değiştirip yüksek atlamaya yoğunlaşmaya başladığını anlatır. Bedenini fiziksel olarak çevirdiği anlamına gelmez. Bir kişi önceki yolundan yeni bir etkinliğe, alana veya yönteme geçtiğinde turn to + etkinlik, alan veya yöntem yapısını kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi turn to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: After soccer stopped being enjoyable, Lina ____ swimming.

Cevabı göster

turned to

But when he couldn't compete against the strong athletes at his college Kalıp ifadeler

0:18

Ancak okulundaki güçlü sporcularla rekabet edemeyeceğini anladığında

Kalıp ifadeler

compete against: rakibi belirtmek

Compete against + rakip, bir yarışmada o kişi veya grubun karşı tarafta olması ve onlarla rekabet etmek anlamına gelir. Bu cümlede kolejindeki güçlü sporcular onun rakipleridir. Against rakibi belirtir. Bu yapı spor, iş dünyası, başvurular ve kişilerin ya da grupların birbirini geçmeye çalıştığı başka durumlarda kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi compete against ile tamamla: Our robotics club will ____ three other schools in the final.

Cevabı göster

compete against

using the standard high jump techniques of the time, Dilbilgisi

0:21

zamanın standart yüksek atlama tekniklerini kullanarak,

Dilbilgisi

using the standard high jump techniques of the time: eylemin yöntemini -ing öbeğiyle ekleme

using the standard high jump techniques of the time, -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Rekabet etmeye çalışırken kullandığı yöntemi ekler; yeni bir ana cümle başlatmaz. Bu öbeğin örtük öznesi he'dir. Teknikleri kullanan kişi odur; college veya strong athletes değildir. Uzun bir cümlede önce çekimli fiilin bulunduğu he couldn't compete çekirdeğini bulun, ardından using... bölümünü onun nasıl rekabet ettiğini açıklayan ek bilgi olarak okuyun.

Alıştırma

Bu cümlede using öbeğinin görevi nedir? Liam found the address using an online map.

  1. Adresin çevrim içi bir harita kullandığını söyler.
  2. Liam'ın adresi nasıl bulduğunu açıklar.
  3. Haritanın yaptığı ayrı bir ana eylemi tanıtır.
Cevabı göster

Liam'ın adresi nasıl bulduğunu açıklar.

Fosbury tried to jump a different way,

0:24

Fosbury farklı bir şekilde atlamayı denedi:

backwards.

0:26

Geriye doğru.

Instead of jumping with his face towards the bar, Dilbilgisi

0:28

Yüzü çıtaya dönük bir şekilde atlayıp,

bringing each leg over in the traditional straddle method, Kelime

0:30

geleneksel binme (straddle) yöntemiyle bacaklarını tek tek geçirmek yerine,

he jumped with his back towards the bar. Kalıp ifadeler

0:33

sırtı çıtaya dönük atladı.

Dilbilgisi

Instead of jumping: bir eylemin yerine başka bir eylem yapma

instead of ifadesinden sonra isim gibi görev yapan bir biçim gelir. Bir eylem tanıtıldığında -ing biçimi kullanılır; bu nedenle cümlede instead of jumping vardır, instead of jumped yoktur. Instead of doing A, someone does B kalıbı, seçilmeyen A eylemi ile gerçekten yapılan B eylemini karşılaştırır. Burada yüzü çıtaya dönük atlama yöntemi seçilmez; gerçekte sırtı çıtaya dönük şekilde atlar.

Alıştırma

Cümleyi Instead of ve drive fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ to the park, Maya walked there.

Cevabı göster

Instead of driving

Kelime

the traditional straddle method: bir yüksek atlama tekniği

The traditional straddle method, yüksek atlamada kullanılan eski ve belirli hareketleri olan bir tekniktir. Bu anlatımda sporcu çıtaya bakar ve bacaklarını sırayla üzerinden geçirir. Straddle, bacakları ayırarak bir engelin üzerinden geçme hareketini vurgular. Buradaki method, herhangi bir genel yöntem değil, tanımlı bir spor tekniği anlamına gelir. Bu ifade, sporcunun sırtını çıtaya dönerek yaptığı atlayışla karşıtlık kurar.

Alıştırma

Bu bağlamda the traditional straddle method ifadesini hangi cümle doğru açıklar?

  1. Sırt çıtaya dönük olarak yapılan bir yüksek atlama tekniğidir.
  2. Sporcunun çıtaya baktığı ve bacaklarını sırayla üzerinden geçirdiği bir yüksek atlama tekniğidir.
  3. Çıtanın yüksekliğini ölçme sistemidir.
Cevabı göster

Sporcunun çıtaya baktığı ve bacaklarını sırayla üzerinden geçirdiği bir yüksek atlama tekniğidir.

Kalıp ifadeler

with his back towards the bar: vücudun yönünü anlatma

with + vücut bölümü + towards + nesne yapısı, bir eylem sırasında kişinin vücudunun hangi yöne dönük olduğunu anlatır. With his back towards the bar, çıtanın onun arkasında olduğu anlamına gelir: atlarken yüzü çıtanın ters yönüne dönüktür. Buradaki towards, mutlaka bir hedefe doğru hareketi değil, vücudun yönünü gösterir. with ile başlayan ifadenin tamamı, atlayış sırasındaki duruşunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi with + her face + towards kullanarak tamamlayın: She sat ____ the stage.

Cevabı göster

with her face towards

Fosbury improved his record by over half a foot Kalıp ifadeler

0:36

Fosbury kendi rekorunu yarım fitten fazla geliştirdi

Kalıp ifadeler

improved his record by over half a foot: değişim miktarını by ile belirtmek

Bir şeyin ne kadar iyileştiğini söylemek için improve + nesne + by + miktar yapısını kullanın. Burada his record, yani önceki en iyi derecesi, değişen şeydir; by over half a foot ise gelişmenin miktarını verir. Over, “-den fazla” demektir, dolayısıyla artış yarım fitten fazladır. By sözcüğünden sonraki miktar, önceki ve sonraki sonuç arasındaki farktır; değişimin nedeni veya ulaşılan son sonuç değildir.

Alıştırma

Cümleyi gelişme miktarını belirten sözcükle tamamlayın: The update improved battery life ____ two hours.

Cevabı göster

by

and left his coaches amazed by this strange new style of high jumping. Dilbilgisi

0:40

ve bu garip yeni yüksek atlama stiliyle antrenörlerini hayrete düşürdü.

Dilbilgisi

left his coaches amazed: leave + nesne + sıfat

Leave + nesne + sıfat, bir olay sonucunda birini veya bir şeyi belirli bir duruma sokmak anlamına gelebilir. Left his coaches amazed ifadesinde his coaches etkilenen kişilerdir; amazed ise ortaya çıkan durumlarını anlatır. Buradaki left, onun antrenörlerinden ayrıldığı anlamına gelmez. Bu kalıp, bir eylem veya olayın oluşturduğu etkiye odaklanır: leave us confused, leave the door open veya leave everyone speechless.

Alıştırma

Bir sonucu göstermek için cümleyi leave fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The sudden change ____ us confused.

Cevabı göster

left

During the next few years,

0:44

Takip eden birkaç yıl boyunca,

Fosbury perfected his high jump style,

0:46

Fosbury yüksek atlama stilini mükemmelleştirdi,

won the US national trials,

0:48

ABD ulusal seçmelerini kazandı,

and assured his place in the 1968 Olympics in Mexico. Kalıp ifadeler

0:50

ve 1968 Meksika Olimpiyatları'ndaki yerini garantiledi.

Kalıp ifadeler

assured his place in: katılma hakkını kesinleştirmek

Assured his place in, “bir etkinliğe katılma hakkını kesinleştirdi” anlamına gelir. Ulusal seçmeleri kazanması, Fosbury'nin 1968 Olimpiyatları'nda yarışabilmesini garanti etti. Burada place fiziksel bir yer değil, kontenjan veya katılma hakkı anlamındadır. Assured fiilinin nesnesi his place olduğu için ifade, bir kişiyi rahatlatmayı değil bir sonucu kesinleştirmeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi assure one's place in kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Winning the semifinal ____ the final.

Cevabı göster

assured her place in

In the Olympic Games,

0:55

Olimpiyat Oyunları'nda,

Fosbury amazed the world with his new technique,

0:56

Fosbury yeni tekniğiyle dünyayı hayrete düşürdü,

winning a gold medal with an Olympic record leap of 2.24 meters. Dilbilgisi

0:59

2,24 metrelik Olimpiyat rekoru sıçrayışıyla altın madalya kazandı.

Dilbilgisi

winning a gold medal...: sonucu ekleyen -ing yapısı

Winning a gold medal..., ana cümleden sonra virgülle bağlanan bir present participle, yani -ing yapısıdır. Fosbury'nin dünyayı hayran bırakmasına eşlik eden başarısını ekler ve bunu nasıl yaptığını açıklamaya yardımcı olur; winning yeni bir ana yüklem değildir. Bu yapının açıkça belirtilen bir öznesi yoktur; dolayısıyla anlaşılan öznesi ana cümlenin öznesi olan Fosbury'dir. Kısa ve yoğun anlatımda ana cümleden sonra virgül ve -ing yapısı kullanılarak yakından bağlantılı bir eylem, sonuç veya etki eklenebilir.

Alıştırma

Hangi cümle koşucunun elde ettiği sonucu eklemek için virgülden sonra -ing yapısını doğru kullanır?

  1. The runner crossed the finish line first, setting a new school record.
  2. Setting a new school record, the finish line was crossed first by the runner.
  3. The runner crossed the finish line first, and setting a new school record.
Cevabı göster

The runner crossed the finish line first, setting a new school record.

By the next Olympic Games, Dilbilgisi

1:04

Bir sonraki Olimpiyat Oyunları'na gelindiğinde,

almost all the competing high jumpers had adopted what came to be known as the Fosbury flop. Notlar

1:05

yarışan hemen hemen tüm yüksek atlamacılar Fosbury atlayışı (Fosbury flop) olarak bilinen bu tekniği benimsemişti.

Dilbilgisi

By the next Olympic Games: bir zaman sınırı belirlemek

By + bir zaman noktası, “en geç o zamana kadar” veya “o zamana gelindiğinde” anlamına gelir. Bu zaman noktası, sonucun kontrol edildiği sınır olur. Burada By the next Olympic Games, sonraki Olimpiyatlar geldiğinde sporcuların tekniği benimsemiş olmasının zaten gerçek olduğunu anlatır. Tekniğin Olimpiyatlar sırasında benimsendiğini söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle raporun en geç bir sonraki ekip toplantısına kadar tamamlanmış olduğunu anlatır?

  1. After the next team meeting, we finished the report.
  2. By the next team meeting, we had finished the report.
  3. At the next team meeting, we finished the report.
Cevabı göster

By the next team meeting, we had finished the report.

Dilbilgisi

had adopted: geçmişteki bir referans noktasından önce tamamlanan eylem

Had adopted, past perfect yapısıdır: had + geçmiş zaman ortacı adopted. Benimseme eyleminin geçmişteki daha sonraki bir referans noktasından, yani bir sonraki Olimpiyat Oyunları'ndan önce tamamlandığını anlatır. Buradaki had, “sahipti” anlamındaki ana fiil değil, yardımcı fiildir. Bu yapı, tarihsel bir anlatıda geçmişteki bir noktadan daha önce tamamlanmış bir değişime bakmayı sağlar.

Alıştırma

adopt fiilinin past perfect biçimini kullanın: By 2020, most offices ____ the new system.

Cevabı göster

had adopted

Kalıp ifadeler

what came to be known as the Fosbury flop: sonradan Fosbury flop olarak anılan şey

Bu cümlede what came to be known as the Fosbury flop, “daha sonra Fosbury flop olarak adlandırılan teknik” anlamına gelir. what ile başlayan yan cümlenin tamamı bir isim öbeği olarak görev yapar ve had adopted yapısının nesnesidir. Came to be known as, adın zamanla ortaya çıktığını veya geniş ölçüde kabul gördüğünü gösterir. Buradaki came to be, “sonunda hâline geldi” demektir; bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Bir adın zamanla kabul edildiğini en açık biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The neighborhood festival came to be known as River Day.
  2. The neighborhood festival gave the river a new name.
  3. The neighborhood festival was held beside the river.
Cevabı göster

The neighborhood festival came to be known as River Day.

What's the secret behind the technique? Anlatım akışı

1:11

Bu tekniğin arkasındaki sır nedir?

Anlatım akışı

What's the secret behind the technique?: mekanizma açıklamasına geçiş yapan soru

Bu soru açıklamayı düzenler. Dinleyiciyi tekniğin başarılı olduğunu duymaktan neden işe yaradığını sormaya yönlendirir ve böylece sonraki bölümün mekanizmayı açıklayacağını gösterir. Burada the secret behind something, bir şeyin gizli veya hemen fark edilmeyen temel nedeni anlamına gelir. Bu tür bilim ya da spor anlatılarında genellikle özel bilgi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu sorunun metindeki bilgileri düzenleyen temel işlevi nedir?

  1. Dinleyicilerden gizli bilgileri korumalarını ister.
  2. Tekniğin başarısından neden işe yaradığının açıklamasına geçiş yapar.
  3. Yeni bir konu açmadan tartışmayı bitirir.
Cevabı göster

Tekniğin başarısından neden işe yaradığının açıklamasına geçiş yapar.

It lies in a physics concept called the center of mass. Notlar

1:13

Kütle merkezi adı verilen bir fizik kavramında yatar.

Kalıp ifadeler

lies in: gerçek anahtarın veya nedenin yerini belirtmek

Bu cümlede lies in, “bir şeyde bulunur” veya “açıklaması bir şeydedir” anlamına gelir. It zamiri daha önce konuşulan sır ya da cevaba gönderme yapar; dolayısıyla konuşmacı, açıklamanın kaynağı olarak kütle merkezi kavramını gösterir. Bu soyut kalıpta özne çoğunlukla the answer, the secret, the problem veya the key gibi sözcüklerdir: X lies in Y. Buradaki lie, “uzanmak” ya da “yalan söylemek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “temel nedeni ... içinde olmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The secret to their progress ____ regular practice.

Cevabı göster

lies in

Kelime

the center of mass: bir nesnenin kütlesinin ortalama konumu

The center of mass, yani “kütle merkezi”, bir nesne veya sistemdeki tüm kütlenin ortalama konumudur. Kütlenin nasıl dağıldığını ve nesnenin bir bütün olarak nasıl hareket ettiğini açıklamak için kullanılan tek bir noktadır. Bu nokta her zaman nesnenin şeklinin tam ortasında değildir. Bir taraf daha fazla kütle içeriyorsa kütle merkezi o ağır tarafa doğru kayar.

Alıştırma

Hangi ifade center of mass kavramını en iyi tanımlar?

  1. Bir nesnedeki toplam madde miktarıdır.
  2. Bir nesnenin kütlesinin ortalama konumudur.
  3. Her zaman nesnenin şeklinin tam orta noktasıdır.
Cevabı göster

Bir nesnenin kütlesinin ortalama konumudur.

For every object,

1:17

Her bir nesne için,

we can locate the average position of all of its mass

1:18

kütlenin nesnenin etrafına nasıl yayıldığını hesaba katarak

by taking into account how the mass is spread around the object. Notlar

1:21

tüm kütlesinin ortalama konumunu bulabiliriz.

Kalıp ifadeler

by taking into account: by + -ing ile yöntem belirtme

Take something into account, hesaplama, karar verme veya değerlendirme sırasında bir gerçeği ya da etkeni hesaba katmak demektir. Bu kalıplaşmış ifadede account, banka hesabı anlamına gelmez. By + -ing biçimi, bir şeyin nasıl yapıldığını açıklar. Burada by taking into account, ortalama konumu bulmak için kullanılan yöntemi, yani kütlenin nasıl dağıldığını dikkate almayı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi take ... into account ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The designers compared the plans by ____ the cost of each material.

Cevabı göster

taking into account

Dilbilgisi

how the mass is spread around the object: gömülü bir how yan cümlesi

how the mass is spread around the object, how ile başlayan gömülü bir yan cümledir. Dikkate alınan bilgiyi, yani kütlenin ne şekilde dağıldığını belirtir. take into account ifadesinden sonra gömülü olduğu ve doğrudan soru olmadığı için how + özne + fiil biçimindeki düz cümle dizilişini kullanır; how is the mass spread denmez. Is spread edilgen yapıdadır. Burada spread around, kütlenin nesnenin farklı kısımlarındaki uzamsal dağılımını anlatır; haberlerin veya fikirlerin yayılması anlamına gelmez.

Alıştırma

how, rainfall ve is distributed ifadelerini gömülü yan cümlenin doğru sırasına koyarak cümleyi tamamlayın: The chart shows ____ across the valley.

Cevabı göster

how rainfall is distributed

For instance,

1:26

Örneğin,

the center of mass of a flat rectangular object of uniform density Kelime

1:27

düzgün yoğunluğa sahip, düz ve dikdörtgen bir nesnenin kütle merkezi,

will be in the intersection of both diagonals, Kelime

1:31

her iki köşegenin kesişim noktasında olacaktır,

in equal distance from each corner. Kalıp ifadeler

1:33

yani her bir köşeye eşit uzaklıkta.

Kelime

of uniform density: her yerde aynı yoğunluk

Of uniform density, of ile başlayan ve a flat rectangular object ifadesini niteleyen bir öbektir. Cismin yoğunluğunun her yerinde aynı olduğunu belirtir: eşit hacimli bölümlerde eşit miktarda kütle bulunur. Bu koşul, kütle dağılımının dikdörtgenin geometrik simetrisini izlemesini sağlar; böylece kütle merkezi köşegenlerin kesiştiği noktada bulunabilir. Burada uniform, tutarlı veya eşit dağılımlı anlamındadır; giyilen üniforma anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

"a block of uniform density" ifadesinde "of uniform density" neyi belirtir?

  1. Bloğun kütlesi diğer tüm bloklarla aynıdır.
  2. Bloğun yoğunluğu her yerinde aynıdır.
  3. Blok standart bir üniformayla kaplıdır.
Cevabı göster

Bloğun yoğunluğu her yerinde aynıdır.

Kelime

the intersection of both diagonals: iki köşegenin kesişim noktası

The intersection of both diagonals, dikdörtgenin iki köşegeninin kesiştiği tek noktadır. Köşegen, birbirine komşu olmayan iki köşeyi birleştirir; bir dikdörtgenin iki köşegeni vardır ve bunlar geometrik merkezde buluşur. Burada intersection, özellikle bir yol kavşağını değil, doğruların veya doğru parçalarının ortak noktasını belirtir. İfade, kütle merkezini tanımlamak için kullanılan geometrik konumu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi intersection ve doğal edatla tamamlayın: The center of the rectangle lies ____ of its two diagonals.

Cevabı göster

at the intersection

Kalıp ifadeler

in equal distance from each corner: eşit uzaklığı ifade etme

Bu ifade, kütle merkezinin her köşeden aynı uzaklıkta olduğu anlamına gelir. Burada from, her köşeyi uzaklığın ölçüldüğü bir referans noktası olarak gösterir; köşelerden uzaklaşan bir hareket anlatmaz. Aynı fikir başka düzenlere de uygulanabilir: Bir konum, birden fazla referans noktasından ölçüldüğünde aynı uzaklıkta olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir noktanın dört referans noktasından aynı uzaklıkta olduğunu doğal biçimde anlatır?

  1. The marker is a different distance from each post.
  2. The marker moves from one post to another.
  3. The marker is at an equal distance from all four posts.
Cevabı göster

The marker is at an equal distance from all four posts.

We can find the center of mass for other objects by similar calculations,

1:36

Benzer hesaplamalarla diğer nesnelerin de kütle merkezini bulabiliriz,

or by finding the object's balancing point, Dilbilgisi

1:39

veya nesnenin denge noktasını bularak,

Dilbilgisi

or by finding...: ikinci bir yöntem ekleme

or by finding the object's balancing point, kütle merkezini bulmanın ikinci bir yolunu ekler. by edatı bir yöntemi tanıtır; finding ise by sonrasında kullanılan bir -ing biçimidir, yeni bir cümlenin ana fiili değildir. Cümlede paralel yöntem ifadeleri vardır: by similar calculations or by finding.... by sözcüğünün tekrarlanması, iki yöntemden herhangi birinin aynı sonuca ulaştırabileceğini açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle iki alternatif yöntemi sunmak için paralel by ifadeleri kullanır?

  1. You can test the material heating it gently or by place it in cold water.
  2. You can test the material by heating it gently or place it in cold water.
  3. You can test the material by heating it gently or by placing it in cold water.
Cevabı göster

You can test the material by heating it gently or by placing it in cold water.

which lies right underneath its center of mass. Dilbilgisi

1:42

ki bu da kütle merkezinin tam altında yer alır.

Dilbilgisi

which lies right underneath...: denge noktası hakkında ek bilgi

which lies right underneath its center of mass bölümü, ek bilgi veren ve tanımlayıcı olmayan ilgi cümleciği olarak da adlandırılan bir ilgi cümleciğidir. Virgül, bu bölümün daha önce hangi şeyi belirttiği açık olan the object's balancing point isim öbeği hakkında ek bilgi verdiğini gösterir. Burada which denge noktasını belirtir; yeni bir nesne tanıtmaz. Bu cümlecikte lies, ‘bulunur’; right underneath ise ‘tam altında’ anlamına gelir. ‘İsim, which + fiil’ yapısı, bilimsel metinlerde yeni sözü edilen bir şeye açıklama eklerken sık kullanılır.

Alıştırma

Örnekte which neyi belirtir?

  1. the object's center of mass
  2. the object's balancing point
  3. a different point
Cevabı göster

the object's balancing point

Try balancing a broom by holding it Dilbilgisi

1:45

Bir süpürgeyi tutarak dengelemeye çalışın

and slowly bringing your hands together until they meet. Kalıp ifadeler

1:47

ve ellerinizi buluşana kadar yavaşça birleştirin.

Dilbilgisi

Try balancing... by holding it: bir eylemi denemek ve yöntemi açıklamak

Try balancing a broom ifadesinde try + -ing, bir eylemi deney veya olası bir yöntem olarak gerçekten yapıp ne olacağını görmeyi önerir. Daha önce yapılan bir denemenin başarısız olduğu anlamına gelmez. By holding it ifadesindeki by + -ing, ilk eylemin hangi yöntemle yapıldığını açıklar. Süpürgeyi tutmak dengelemenin yöntemidir ve it, a broom ifadesini belirtir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız donan bir uygulamanın nasıl düzeltileceğini soruyor. Hangi cümle olası bir yöntemi denemeyi önerip bunun nasıl yapılacağını açıklıyor?

  1. I tried closing the app after it crashed.
  2. Try to close the app because the screen is not responding.
  3. Try closing the app by swiping it off the screen.
Cevabı göster

Try closing the app by swiping it off the screen.

Kalıp ifadeler

bring ... together until ...: nesneleri bir bitiş noktasına kadar yaklaştırmak

bring your hands together, başlangıçta ayrı olan elleri birbirine doğru hareket ettirip aynı noktada buluşturmak demektir. Burada together, hareketin sonucunu anlatır; insanların bir etkinliği birlikte yapması anlamına gelmez. until they meet, hareketin bitiş noktasını belirtir: elleri yaklaştırmaya devam et ve birbirlerine dokunduklarında ya da aynı noktaya geldiklerinde dur. Kullanılabilir kalıp bring + nesne + together until + bitiş noktası şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, birbirinden ayrı iki parçayı yaklaştırıp kenarları değdiğinde durmayı söylüyor?

  1. Keep the two pieces apart until their edges meet.
  2. Bring the two pieces together until their edges meet.
  3. Bring the two pieces together after their edges meet.
Cevabı göster

Bring the two pieces together until their edges meet.

This balancing point lies right underneath the broom's center of mass.

1:50

Bu denge noktası, süpürgenin kütle merkezinin tam altındadır.

We humans also have a center of mass.

1:55

Biz insanların da bir kütle merkezi vardır.

When most people stand up,

1:57

Çoğu insan ayağa kalktığında,

their center of mass is around the belly.

1:59

kütle merkezi göbek çevresindedir.

But what happens to your center of mass when you lift your hands in the air? Dilbilgisi

2:01

Fakat ellerinizi havaya kaldırdığınızda kütle merkezinize ne olur?

Dilbilgisi

What happens to X when Y?: koşul altındaki değişimi sormak

What happens to X when Y?, Y koşulu altında X’in nasıl değiştiğini sorar. Gözlenen şeyi to sözcüğünden sonra getir ve etkisini tahmin etmek istediğin hareketi ya da koşulu when yan cümlesiyle belirt. Bu cümlede elleri kaldırmak koşuldur ve soru bunun kütle merkezinde nasıl bir değişikliğe yol açtığını sorar. Bu kalıp deneylerde, açıklamalarda ve sınıf içi tahminlerde kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi soru, ışık almadığında bitkinin nasıl değiştiğini özellikle soruyor?

  1. What happens when the plant gets no light?
  2. Does the plant happen to get no light?
  3. What happens to the plant when it gets no light?
Cevabı göster

What happens to the plant when it gets no light?

Your center of mass moves upwards.

2:04

Kütle merkeziniz yukarı doğru hareket eder.

It moves all the time as you move through the day Kalıp ifadeler

2:06

Gün içinde hareket ettikçe her zaman yer değiştirir,

based on how your body is positioned. Dilbilgisi

2:09

vücudunuzun nasıl konumlandığına bağlı olarak.

Kalıp ifadeler

all the time as...: gün içindeki etkinliklerle birlikte süren değişim

All the time, hareketin yalnızca bir kez değil, sürekli ya da çok sık gerçekleştiğini anlatır. Burada tekrar eden küçük değişiklikleri özetler; her saniye gözle görülür bir hareket olmasını gerektirmez. As you move through the day, “gün içindeki normal etkinliklerini yaparken” demektir. Burada as, birlikte ilerleyen iki süreci bağlar: vücudun duruş değiştirir ve kütle merkezi de bu değişikliklerle birlikte hareket eder.

Alıştırma

Vurgulanan sözlerin anlamını en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Kütle merkezi, kişi gün içindeki etkinliklerini yaparken değişmeye devam eder.
  2. Kütle merkezi, vücudun duruşuyla ilgisi olmayan nedenlerle hareket eder.
  3. Kütle merkezi her günün başında yalnızca bir kez hareket eder.
Cevabı göster

Kütle merkezi, kişi gün içindeki etkinliklerini yaparken değişmeye devam eder.

Dilbilgisi

based on how your body is positioned: vücudun duruşuna bağlı olarak

Based on, bir sonuca temel oluşturan bilgiyi, başka bir deyişle sonucun neye bağlı olduğunu belirtir. How ile başlayan yan cümle ilgili durumu açıklar: how your body is positioned, “vücudunun içinde bulunduğu duruş veya yerleşim biçimi” demektir. Is positioned biçim olarak edilgendir, ancak burada esas olarak bir durumu anlatır. Başka birinin o anda vücudunu aktif biçimde yerleştirdiği anlamına gelmez; anlatılmak istenen, kütle merkezinin vücudunun duruşuna göre değişmesidir.

Alıştırma

Bir fotoğrafın görünümü kameranın bulunduğu yere değil, açısına bağlıdır. Bunu en doğru biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The photo's appearance changes based on how the camera is positioned.
  2. The photo's appearance changes based on where the camera is positioned.
  3. The camera's position changes based on how the photo appears.
Cevabı göster

The photo's appearance changes based on how the camera is positioned.

It can even move outside of your body. Kalıp ifadeler

2:11

Hatta vücudunuzun dışına bile çıkabilir.

Kalıp ifadeler

outside of your body: vücudun dış hatlarının ötesinde

Outside of your body, hedefin veya konumun vücudun fiziksel dış hatlarının ötesinde olduğunu gösteren bir edat grubudur. Burada it, hesaplanan bir nokta olan kütle merkezini ifade eder. Vücudun hiçbir parçası veya fiziksel madde dışarı çıkmasa da bu nokta vücudun dış hatlarının ötesine geçebilir.

Alıştırma

Bu cümlede outside of your body ne anlama geliyor?

  1. Vücudun bütün kütlesi kaybolur.
  2. Vücudun bir parçası vücuttan ayrılır.
  3. Kütle merkezi noktası vücudun fiziksel dış hatlarının ötesinde olabilir.
Cevabı göster

Kütle merkezi noktası vücudun fiziksel dış hatlarının ötesinde olabilir.

When you bend forward, Kalıp ifadeler

2:13

Öne doğru eğildiğinizde,

your center of mass is located below your bent belly,

2:15

kütle merkeziniz kıvrılmış göbeğinizin altında,

in a place where there is no mass at all. Dilbilgisi

2:18

hiç kütlenin olmadığı bir yerde bulunur.

Kalıp ifadeler

When you bend forward: vücudunu öne doğru büktüğünde

Bend forward, üst gövdeyi öne doğru bükmek veya alçaltmak anlamına gelir. Burada forward yön bildiren bir zarftır; zamanda ileri gitmeyi ifade etmez. Baştaki When you bend forward yan cümlesi, ana ifadenin geçerli olduğu vücut duruşunu belirler.

Alıştırma

“Üst gövdeyi öne doğru bükmek” anlamındaki ifadenin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: Maya ____ to read the tiny label.

Cevabı göster

bent forward

Dilbilgisi

where there is no mass at all: bir yeri açıklamak

where there is no mass at all, a place ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Burada where, o yerde anlamına gelir; bu nedenle yan cümle a place ifadesine bağlı kalır ve o konumun nasıl bir yer olduğunu açıklar. no mass at all, söz konusu belirli noktada hiçbir fiziksel maddenin bulunmadığı anlamına gelir. at all olumsuzluğu güçlendirir. Bu, kişinin ağırlığının olmadığı anlamına gelmez; kütle merkezi hesaplanan bir konumdur ve bu konum boşlukta bulunabilir.

Alıştırma

where there is no mass at all yan cümlesi a place hakkında ne anlatıyor?

  1. O noktada hiçbir fiziksel maddenin bulunmadığı bir konumdur.
  2. Vücut ağırlığının ölçülmesi gereken bir konumdur.
  3. Kişi vücut ağırlığının tamamını kaybetmiştir.
Cevabı göster

O noktada hiçbir fiziksel maddenin bulunmadığı bir konumdur.

Weird to think about, Ton ve niyet

2:20

Düşünmesi tuhaf,

but that's the average position of all your mass.

2:21

ancak tüm kütlenizin ortalama konumu orasıdır.

Ton ve niyet

Weird to think about: gündelik bir tepki

Weird to think about, It's weird to think about cümlesinin gündelik ve kısaltılmış biçimidir. Atlanan sözcükler bağlamdan anlaşılır. Bu ifade, az önce belirtilen düşüncenin şaşırtıcı veya hayal edilmesi zor olduğunu söyler; onun bilimsel olarak yanlış olduğunu söylemez. but sözcüğünden önce kullanılan ifade, dinleyicinin muhtemel tepkisini kabul eder ve ardından açıklamaya geri döner. Beklenmedik bir gerçeğin daha kolay kabul edilmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Konuşmacı Weird to think about ifadesini kullanarak ne yapıyor?

  1. Bilimsel düşüncenin yanlış olduğunu iddia ediyor.
  2. weird sözcüğünün resmî tanımını yapıyor.
  3. Açıklamaya devam etmeden önce düşüncenin şaşırtıcı geldiğini kabul ediyor.
Cevabı göster

Açıklamaya devam etmeden önce düşüncenin şaşırtıcı geldiğini kabul ediyor.

Many objects' center of mass are outside their bodies.

2:24

Pek çok nesnenin kütle merkezi gövdelerinin dışındadır.

Think of donuts or boomerangs.

2:26

Donutları veya bumerangları düşünün.

Now look at the Fosbury flop Anlatım akışı

2:29

Şimdi Fosbury atlayışına bakın

and follow the position of the center of mass of the jumper.

2:31

ve atlayıcının kütle merkezinin konumunu takip edin.

Anlatım akışı

Görsel dikkati yönlendiren Now look at... and follow...

Now look at... and follow... izleyicilere birbiriyle bağlantılı iki yönerge verir. Now açıklamanın bir sonraki aşamaya geçtiğini belirtir, look at dikkati görüntüye yöneltir ve follow bir konumun nasıl değiştiğini izlemeyi sürdürmelerini ister. Bu cümlede follow, atlayıcının arkasından fiziksel olarak gitmek değil, “gözle takip etmek” anlamındadır. Cümle, dikkati atlayıcının kütle merkezine yönelterek görüntüyü açıklamayı destekleyen bir kanıt hâline getirir.

Alıştırma

Bu cümlenin söylemdeki temel işlevi nedir?

  1. İzleyicilere fiziksel olarak atlayıcının arkasından gitmelerini söylemek.
  2. Açıklamanın bittiğini duyurmak.
  3. İzleyicilerin dikkatini görüntüye yöneltmek ve atlayıcının kütle merkezini izlemeye devam etmelerini sağlamak.
Cevabı göster

İzleyicilerin dikkatini görüntüye yöneltmek ve atlayıcının kütle merkezini izlemeye devam etmelerini sağlamak.

The jumper runs very fast,

2:34

Atlayıcı çok hızlı koşar,

so he can divert his horizontal velocity to vertical velocity Dilbilgisi

2:36

böylece yatay hızını dikey hıza çevirebilir

and jumps.

2:40

ve sıçrar.

Dilbilgisi

so he can divert... to...: neden, sonuç ve yön değiştirme

so he can... yan cümlesi, hızlı koşmayı sonraki sonucu mümkün kılan neden olarak sunar: atlayıcı hareketini yukarı yönlendirebilir. Burada so “bu nedenle” anlamına gelir; can ise koşunun sağladığı yeteneği veya olasılığı ifade eder. divert his horizontal velocity to vertical velocity ifadesinde divert ile “yeniden yönlendirmek” anlamı amaçlanır. Fikir anlaşılır olsa da bu, teknik bağlamda en doğal sözcük birlikteliği değildir. Odak yön olduğunda İngilizcede daha çok redirect his velocity upward, bir hareket türünün başka bir türe dönüşmesi olduğunda ise convert some horizontal motion into upward motion denir.

Alıştırma

Hangi cümle so he can ile neden-sonuç bağını korur ve hız yönünün yukarı çevrilmesini en doğrudan biçimde anlatır?

  1. The athlete converts some horizontal motion into upward motion during takeoff.
  2. The athlete runs quickly, so he can redirect his velocity upward.
  3. Police divert traffic away from the stadium before the event.
Cevabı göster

The athlete runs quickly, so he can redirect his velocity upward.

Wait for it. Ton ve niyet

2:41

Bekleyin.

Ton ve niyet

Wait for it. — merak uyandıran bir işaret

Burada “Wait for it.”, “İzlemeye veya dinlemeye devam edin; önemli ya da şaşırtıcı bölüm birazdan geliyor” anlamına gelir. it zamiri, daha önce adı söylenmiş belirli bir nesneyi değil, genel olarak yaklaşan anı, sonucu veya açıklanacak şeyi gösterir. Konuşmacı merak uyandırmak ve dikkati sırada ne olduğuna çekmek için açıklamaya kısa bir ara verir. Bu kısa ifade bir hikâyenin, videonun veya gösterimin hızını ayarlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Önemli bir an görünmeden hemen önce konuşmacı “Wait for it.” diyerek ne yapıyor?

  1. Gösterimin sona erdiğini duyurmak
  2. Bir açıklama birazdan geleceği için izleyiciden izlemeye devam etmesini istemek
  3. İzleyiciden belirli bir gecikmiş kişiyi beklemesini istemek
Cevabı göster

Bir açıklama birazdan geleceği için izleyiciden izlemeye devam etmesini istemek

There.

2:42

İşte orada.

Look at the jumper's center of mass as his body bends backward. Dilbilgisi

2:43

Vücudu geriye doğru büküldüğünde atlayıcının kütle merkezine bakın.

It's below the bar.

2:47

Çıtanın altında.

Dilbilgisi

as his body bends backward: eş zamanlı hareketler

as his body bends backward ifadesinde as, “-iken” veya “aynı anda” anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. Kütle merkezine bakma talimatını bedenin geriye doğru bükülme hareketine bağlar. as ile başlayan yan cümle, gözlemin ne zaman yapılacağını belirtir. Burada as, “çünkü” anlamına gelmez: cümle bir neden değil, aynı anda gerçekleşen iki olay sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede as iki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir?

  1. Call me if the schedule changes.
  2. Watch the color change as the water heats up.
  3. We stayed inside because the rain was heavy.
Cevabı göster

Watch the color change as the water heats up.

That is the secret behind the jump. Anlatım akışı

2:48

İşte bu atlayışın arkasındaki sır budur.

Anlatım akışı

That is the secret behind the jump: kanıtı sonuca dönüştürmek

That, az önce gösterilen temel olguya gönderme yapar: atlayıcının vücudu çıtayı geçerken kütle merkezi çıtanın altında kalabilir. Videonun tamamına değil, bu belirli gözleme işaret eder. That is the secret behind... kalıbı, önceki kanıtı bir sonuca dönüştürür. Burada secret, gizli bilgi değil, bir şeyin çalışmasını sağlayan temel ilke anlamındadır; behind sonucu onu ortaya çıkaran nedene bağlar.

Alıştırma

“That is the secret behind the jump.” bilgiyi düzenleme açısından ne yapar?

  1. Az önce gösterilen gözleme işaret eder ve onu temel açıklama olarak sunar.
  2. Videodaki bütün konulara genel olarak gönderme yapar.
  3. Atlayıcının gizli bilgi sakladığını söyler.
Cevabı göster

Az önce gösterilen gözleme işaret eder ve onu temel açıklama olarak sunar.

With the old pre-Fosbury techniques, Anlatım akışı

2:50

Fosbury öncesi eski tekniklerle,

the jumper had to apply enough force to lift his center of mass above the bar Dilbilgisi

2:53

atlayıcı kütle merkezini çıtanın üzerine çıkarabilmek için yeterli kuvveti uygulamak zorundaydı,

by a few inches in order to clear it. Dilbilgisi

2:57

onu aşabilmek için birkaç inç yukarıya.

Anlatım akışı

With the old pre-Fosbury techniques: karşılaştırma çerçevesi oluşturmak

Cümle başındaki With the old pre-Fosbury techniques ifadesi, ana cümle için yöntemi ve karşılaştırma çerçevesini belirler: atlayıcılar Fosbury yönteminden önceki teknikleri kullandıklarında kütle merkezlerini çıtanın üzerine kaldırmak zorundaydı. Burada with, “birlikte” değil, “kullanarak” veya “... koşullarında” anlamındadır. pre- ön eki “önce” anlamına gelir; bu nedenle pre-Fosbury, techniques sözcüğünü niteler ve tek bir tekniğin adı değildir. Cümle eski yöntemleri önce sunarak daha sonra Fosbury flop ile yapılacak karşılaştırma için bir temel oluşturur.

Alıştırma

Cümle başındaki With the old pre-Fosbury techniques ifadesinin bilgiyi düzenleme görevi nedir?

  1. Atlayıcının hareketi Fosbury ile birlikte yaptığını söyler.
  2. Eski yöntemleri, gerektirdikleri kuvveti açıklamak için arka plan olarak belirler.
  3. Pre-Fosbury adlı tek bir tekniğin adını verir.
Cevabı göster

Eski yöntemleri, gerektirdikleri kuvveti açıklamak için arka plan olarak belirler.

Dilbilgisi

had to apply enough force to lift...: bir sonuç için gereken kuvvet

Had to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir durumda zorunluluk ifade eder. Burada eski teknik, kuvvet uygulamayı gerekli kılıyordu; bu yalnızca atlayıcının seçimi değildi. Enough + isim + to + fiilin yalın hâli, miktarın sonraki sonucu oluşturmak için gereken düzeye ulaştığını gösterir. Bu nedenle apply enough force to lift..., yalnızca çok çabalamak değil, bir şeyi kaldırmaya yetecek kadar kuvvet uygulamak demektir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dersteki had to apply enough force to kalıbıyla tamamlayın: Because the hatch was jammed, the rescue team ____ lift it.

Cevabı göster

had to apply enough force to

Dilbilgisi

in order to clear it: amaç ve bir engeli aşma

In order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir: atlayıcı kütle merkezini çıtanın üzerinden geçebilmek amacıyla yükseltti. Bu yapı, amaç ilişkisini yalnızca to mastarı kullanmaya göre daha açık gösterir. Buradaki it, çıtayı ifade eder. Atlama sporlarında clear a bar veya clear an obstacle, çıtayı ya da engeli düşürmeden tamamen üzerinden geçmek demektir; clear burada temizlemek anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi amacı açıkça belirten ve spor fiilini kullanan ders ifadesiyle tamamlayın: The athlete practiced every day ____ the bar at the next meet.

Cevabı göster

in order to clear

The Fosbury flopper doesn't have to do that. Dilbilgisi

3:00

Fosbury stili atlayan birinin bunu yapmasına gerek yoktur.

Dilbilgisi

doesn't have to do that: gerekli değil, yasak değil

Doesn't have to do that, bunu yapmanın gerekli olmadığı anlamına gelir. Eylemin yasak olduğu anlamına gelmez. Bu cümlede yeni teknik, eski tekniğin gerektirdiği bir koşulu ortadan kaldırır. do that içindeki that, daha önce belirtilen ağırlık merkezini çıtanın üzerine çıkarma eyleminin yerini tutar. Böylece eylemin tamamı tekrar edilmez.

Alıştırma

Bir spor kulübü kask takmanın isteğe bağlı olduğunu söylüyor. Bunu doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. You don't have to wear a helmet, but you may wear one if you want.
  2. You mustn't wear a helmet, even if you want to.
  3. You can't wear a helmet at this club.
Cevabı göster

You don't have to wear a helmet, but you may wear one if you want.

The genius of the Fosbury flop is that the jumper can apply the same amount of force, Notlar

3:03

Fosbury atlayışının dehası, atlayıcının aynı miktarda kuvvet uygulayıp,

but raise his body much higher than before. Dilbilgisi

3:07

ama vücudunu eskisinden çok daha yükseğe kaldırabilmesidir.

Anlatım akışı

The genius of ... is that ...: ustaca bir avantajı belirtmek

The genius of X is that Y, bir açıklamadaki bilgileri düzenleyen bir kalıptır. Önce X ile bir yöntem, tasarım ya da fikir belirtilir; ardından that yan cümlesindeki Y ile onun ustaca özelliği veya temel avantajı açıklanır. Burada, sıradaki bilginin Fosbury tekniğinin temel avantajını açıklayacağını bildirir. Genius burada olağanüstü yetenekli bir kişiyi değil, özellikle ustaca düşünülmüş kısmı ifade eder. Bu kalıp, ifadeye açıkça olumlu ve hayranlık belirten bir değerlendirme katar.

Alıştırma

Sandalyenin ustaca özelliğini tanıtan kalıpla cümleyi tamamlayın: The ____ it folds flat for storage.

Cevabı göster

genius of the chair is that

Kalıp ifadeler

apply the same amount of force: aynı miktarda kuvvet uygulamak

Bu cümlede apply force, “bir şeye kuvvet uygulamak” anlamına gelir. Burada apply, “başvurmak” anlamında değildir. İfade, sıçramayı oluşturan fiziksel hareketi anlatır. The same amount of force, kuvvetin büyüklüğünün öncekiyle aynı olduğunu belirtir. Burada force ölçülebilen bir nicelik olarak ele alındığı için amount doğaldır; number kuvvetin büyüklüğünü ölçmek yerine ayrı kuvvetleri sayardı.

Alıştırma

Hangi cümle iki nesneye eşit büyüklükte kuvvet uygulanmasını en doğal biçimde ifade eder?

  1. Apply the same amount of force to both pedals.
  2. Apply the same number of force to both pedals.
  3. Make the same amount of force to both pedals.
Cevabı göster

Apply the same amount of force to both pedals.

Dilbilgisi

but ... much higher than before: aynı koşula rağmen eskisinden çok daha yüksek

But, ilk bölümde değişmeyen koşulla karşıtlık oluşturan bir sonuç getirir: sporcu aynı miktarda kuvvet kullanır, ancak vücudu daha yüksek bir noktaya ulaşır. but sonrasındaki raise, can apply ifadesindeki the jumper öznesini ve can kiplik fiilini paylaşır. Higher than before, yeni yüksekliği önceki sonuçla karşılaştırır. Much, higher karşılaştırma biçimini güçlendirir ve farkın büyük olduğunu gösterir. much higher kullanılır; very higher kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle “aynı koşul, ama eskisinden çok daha iyi bir sonuç” yapısını ifade eder?

  1. The new battery costs the same, and lasts much longest than before.
  2. The new battery costs the same, but lasts very longer than before.
  3. The new battery costs the same, but lasts much longer than before.
Cevabı göster

The new battery costs the same, but lasts much longer than before.

That means he can raise the bar so high Dilbilgisi

3:10

Bu da çıtayı o kadar yükseğe koyabileceği anlamına gelir ki,

that even when his center of mass can't go any higher, Dilbilgisi

3:12

kütle merkezi daha fazla yükselemese bile,

his arcing body can. Dilbilgisi

3:15

kavisli vücudu aşabilir.

Dilbilgisi

so high that: dereceyi sonuca bağlamak

so + sıfat/zarf + that yan cümlesi kalıbı, bir dereceyi onun ortaya çıkardığı sonuca bağlar. Burada so, high sözcüğünün derecesini güçlendirir; that ise çıtanın bu düzeye yükseltilmesiyle mümkün olan sonucu başlatır. Buradaki that bir bağlaçtır; “şu” ya da “o” anlamındaki işaret sözcüğü değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp so + sıfat/zarf + that + sonuç şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi so ... that kalıbıyla tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ Leo had to put it down.

Cevabı göster

so · that

Dilbilgisi

even when ... can't go any higher: gerçek bir sınırlayıcı durum

Even when gerçek, beklenen veya tekrarlanan bir zamanı ya da durumu anlatır ve ödünleme anlamı ekler: durum sonucu engelleyebilecekmiş gibi görünür, ancak sonuç yine de geçerlidir. Burada kütle merkezinin yükseklik sınırına ulaşması, kavislenen bedenin çıtayı aşmasını engellemez. can't go any higher ifadesindeki any higher, “daha yüksek herhangi bir noktaya” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen mantık, even when + sınırlayıcı durum ve ardından o sınıra rağmen geçerli kalan sonuç şeklindedir.

Alıştırma

Konuşan kişi kafenin her cumartesi kalabalık olduğunu biliyor ve buna rağmen servisin hızlı kaldığını vurgulamak istiyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. Even if the café is crowded on Saturdays, service stays quick.
  2. When the café is crowded on Saturdays, service stays quick.
  3. Even when the café is crowded on Saturdays, service stays quick.
Cevabı göster

Even when the café is crowded on Saturdays, service stays quick.

Dilbilgisi

his arcing body can: can ile yardımcı fiil eksiltisi

his arcing body can ifadesindeki can, önceki cümlecikten anlaşılabilen yüklemin yerini tutar. Atlanan sözler temelde go any higher ifadesidir. Bu bağlamda ağırlık merkezi daha fazla yükselemese de kavislenen bedenin çıtanın üzerine doğru yükselmeye devam edebildiği anlatılır. İngilizcede daha önce söylenen sözleri yinelememek için yalnızca yardımcı fiil veya kiplik fiil bırakılabilir: I can't solve it, but Maya can. Bu, eksik kelime hatası değil, yardımcı fiil eksiltisidir ve iki özne arasındaki karşıtlığı öne çıkarır.

Alıştırma

solve this puzzle sözlerinin yerini tutan kiplik fiili kullanarak karşıtlığı tamamlayın: Leo can't solve this puzzle, but Maya ____.

Cevabı göster

can

Fosbury's technique brought the high jump to new heights Deyimler

3:18

Fosbury'nin tekniği yüksek atlamayı yeni zirvelere taşıdı

by splitting the jumper's body away from his center of mass, Dilbilgisi

3:20

atlayıcının vücudunu kütle merkezinden ayırarak,

giving it that much more room to clear higher and higher bars. Dilbilgisi

3:24

gittikçe yükselen çıtaları aşabilmek için ona çok daha fazla alan kazandırdı.

Deyimler

brought the high jump to new heights: fiziksel yükseklik ve başarı üzerine söz oyunu

Bring something to new heights genellikle bir şeyi kalite, başarı veya kazanım bakımından yeni bir düzeye taşımak anlamına gelir. Burada Fosbury'nin tekniğinin yüksek atlama sporunu geliştirdiği anlatılır. Yüksek atlama gerçek anlamda yükseklik ve giderek yükselen çıtalarla ilgili olduğu için heights fiziksel anlamını da korur. Bu iki anlamın örtüşmesi bir söz oyunu oluşturur: Spordaki ilerleme ile gerçek yükseklik aynı anda ifade edilir.

Alıştırma

brought the high jump to new heights bu cümlede nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Tekniğin bütün atlayıcıların boyunu fiziksel olarak uzattığını söyler.
  2. Yüksek atlama etkinliğinin rakımı daha yüksek bir yere taşındığını söyler.
  3. Hem daha yüksek çıtaları hem de yeni bir başarı düzeyini düşündürür.
Cevabı göster

Hem daha yüksek çıtaları hem de yeni bir başarı düzeyini düşündürür.

Dilbilgisi

by splitting ... away from ...: yöntemi açıklamak

By + -ing, temel sonucu ortaya çıkaran yöntemi belirtir. Burada by splitting..., Fosbury'nin tekniğinin yüksek atlamanın seviyesini nasıl yükselttiğini açıklar. Split A away from B, konum veya hareket bakımından A'yı B'den ayırmak demektir. Atlayıcının vücudunu gerçekten kesmek anlamına gelmez; vücut çıtanın üzerinden kıvrılarak geçerken kütle merkezinin daha alçak bir yol izleyebilmesini anlatır.

Alıştırma

Yöntemi belirtmek için cümleyi by ve reuse fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The team reduced waste ____ old materials.

Cevabı göster

by reusing

Dilbilgisi

giving it that much more room to ...: sonucu eklemek

Virgül + giving... biçimindeki ortaç yan cümlesi, az önce anlatılan yöntemin sonucunu belirtir: yolları ayırmak, atlayıcının vücuduna çıtayı aşması için daha fazla boşluk sağlar. İlgisiz, yeni bir hareket anlatmaz. Burada it, atlayıcının vücuduna gönderme yapar; room ise bir binadaki oda değil, kullanılabilir alan veya bir şeyi yapma imkânı demektir. That much more, değişiklikle oluşan ek miktarı vurgular; higher and higher ise giderek daha yüksek anlamına gelir.

Alıştırma

Sonuç ifadesini give, everyone ve move ile tamamlayın: The new layout opened the center area, ____.

Cevabı göster

giving everyone more room to move

So the Fosbury flop may be sports history's only great leap forward Deyimler

3:28

Yani Fosbury atlayışı spor tarihinin tek büyük ileri sıçrayışı olabilir

that is also a great leap backward.

3:33

ki aynı zamanda büyük bir geriye sıçrayıştır.

Deyimler

great leap forward ... great leap backward: yön üzerine bir kelime oyunu

A great leap forward genellikle “büyük bir ilerleme” anlamına gelir. Burada Fosbury flop tekniğinin yüksek atlamaya getirdiği büyük gelişmeyi anlatır. Cümle, leap ve backward sözcüklerini gerçek anlamlarıyla da kullanır: Sporcu, sırtı çıtaya dönük biçimde sıçrar ve çıtayı geriye doğru aşar. Bu yüzden a great leap backward burada “büyük bir gerileme” demek değildir. Espri, spor tarihindeki ilerlemeyi sıçrayışın fiziksel yönüyle birleştirir.

Alıştırma

A great leap forward ... a great leap backward kelime oyunu burada ne anlama geliyor?

  1. Bu, yüksek atlamada büyük bir ilerlemeydi ve sporcu çıtayı geriye doğru aştı.
  2. Teknik önce sporu geliştirdi, ancak daha sonra büyük bir gerilemeye yol açtı.
  3. Sporcunun geriye sıçramadan önce ileriye sıçraması gerektiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Bu, yüksek atlamada büyük bir ilerlemeydi ve sporcu çıtayı geriye doğru aştı.