Noel Baba Nereden Geldi?: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
798 kelime 233 kel/dk

Video özeti: Video, modern Noel Baba'yı Sinterklaas ve Father Christmas'tan edebiyatın, reklamların ve nerede yaşadığını tartışan ülkelerin etkisine kadar izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. in the hopes of luring (kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler), belirsiz ama umulan bir sonuç için eyleme geçmeyi anlatır; başarıyı garanti etmeden amaç belirtir. 2. contrary to popular belief, (söylem, hikâye anlatımı ve retorik), yaygın bir inancın düzeltileceğini bildirir ve sonraki kanıtların varsayımı değiştireceğini gösterir. 3. holding his own (deyimler ve mecazlı ifadeler), rekabet karşısında bağımsız konumunu korumaktır; baskı altında gerilemeyen kişi veya gelenekleri anlatır.

Bu derste

On the 24th of December every year,

0:01

Her yıl 24 Aralık'ta,

children around the world put out milk and cookies

0:02

dünyanın dört bir yanındaki çocuklar süt ve kurabiye bırakırlar

in the hopes of luring a magic fat man into their home Kalıp ifadeler

0:04

sihirli, şişman bir adamı evlerine çekmek umuduyla

Kalıp ifadeler

in the hopes of + -ing biçimi

In the hopes of + -ing, birinin yaptığı eylemle ulaşmak istediği sonucu anlatır. Bu cümlede eylem, birini içeri çekmeye çalışmak amacıyla yapılır. Sonucun gerçekleşeceği kesin değildir. Hopes, daha önce gerçekleşmiş bir şeyi değil, bir amacı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede in the hopes of, olası bir sonuç için yapılan eylemi anlatacak şekilde doğru kullanılmıştır?

  1. We went outside in the hopes to see a rainbow.
  2. We went outside in the hopes of saw a rainbow.
  3. We went outside in the hopes of seeing a rainbow.
Cevabı göster

We went outside in the hopes of seeing a rainbow.

who will leave presents behind Öbek fiiller

0:06

arkasında hediyeler bırakacak olan

Öbek fiiller

leave presents behind: giderken hediyeleri bırakmak

Leave something behind, kişi giderken bir şeyin o yerde kalması anlamına gelir. Burada hediyeler başka insanlar için bilerek bırakılır. Bu ifade kazara bir şeyi geride bırakmayı da anlatabilir, ancak behind tek başına “unutmak” anlamına gelmez. Eylemin kasıtlı olup olmadığını bağlam gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede left the books behind ne anlama gelir? 'At the end of the year, Ava left the books behind for the next class.'

  1. Kitapları bir sonraki sınıf için bilerek orada bıraktı.
  2. Kitapları almayı kazara unuttu.
  3. Kitapları yanında götürdü.
Cevabı göster

Kitapları bir sonraki sınıf için bilerek orada bıraktı.

before sneaking into the house next door.

0:08

ve sonra da yan komşunun evine sızacak olan.

How did such an odd tradition begin?

0:10

Böylesine tuhaf bir gelenek nasıl başladı?

You can pretty much blame Northern Europe

0:11

Bunun için çoğunlukla Kuzey Avrupa'yı suçlayabilirsiniz

where the winter weather is cold and dark and depressing

0:13

kış havasının soğuk, karanlık ve iç karartıcı olduğu

and the coldest and darkest and depressingest day

0:15

ve en soğuk, en karanlık ve en iç karartıcı günün

is the solstice

0:17

gündönümü olduğu

on December 21st or 22nd

0:18

21 veya 22 Aralık'taki

when the sun only gives a few weak hours of light,

0:20

güneşin sadece birkaç cılız saatlik ışık verdiği,

if any at all. Kalıp ifadeler

0:22

tabii verirse.

Kalıp ifadeler

if any at all: belki de hiç yok

Burada if any at all, “belki de hiç yok” anlamına gelir. a few weak hours of light ifadesine döner ve o birkaç saatlik ışığın bile hiç olmayabileceğini söyler. Bu, daha önce belirtilen miktarı daha da azaltan kısa bir ek açıklamadır. any, hours of light sözlerinin yerini tutar; yeni ve gerçek bir koşul başlatmaz.

Alıştırma

Miktarın sıfır olma ihtimalini ekleyen, dersteki dört sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The tiny museum may have one or two visitors on rainy weekdays, ____.

Cevabı göster

if any at all

These sun-deprived people

0:23

Güneşten mahrum kalmış bu insanlar

invented magical characters to visit them

0:25

onları ziyaret etmesi için büyülü karakterler icat ettiler

and lighten the mood by bringing gifts and celebrations. Deyimler

0:26

ve hediyeler, kutlamalar getirerek ruh hallerini aydınlatmalarını sağladılar.

Deyimler

lighten the mood: ortamı yumuşatmak

Bu cümlede lighten the mood, insanların kendilerini daha az üzgün, gergin veya ciddi hissetmesini sağlamak anlamına gelir. Hediyeler ve kutlamalar duygusal ortamı değiştirir; fiziksel olarak ışığı artırmaz. Bu ifade, ruh hâlini hafifletilebilen bir ağırlık gibi ele alır. Bir şaka, dostça bir söz, müzik veya keyifli bir etkinlik zor bir durumu daha kolay hissettirdiğinde kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi lighten ile başlayan ve “ortamı daha az gergin hâle getirmek” anlamına gelen, dersteki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The room felt awkward after the argument, so Hana played a cheerful song to ____.

Cevabı göster

lighten the mood

These characters ranged from elves to gods to goats, Dilbilgisi

0:29

Bu karakterler elflerden tanrılara ve keçilere kadar çeşitlilik gösteriyordu,

Dilbilgisi

ranged from elves to gods to goats: uzatılmış tek bir aralık

range from A to B kalıbı, tek bir grubun birbirinden çok farklı türleri veya uç noktaları kapsadığını gösterir. Burada karakterler elflerden tanrılara ve keçilere kadar geniş bir çeşitlilik oluşturur. Eklenen to gods to goats bölümü, vurgu yapmak için aynı aralığı uzatır. Yeni bir başlangıç noktası oluşturmaz; elfler, tanrılar ve keçiler aynı geniş listenin içindeki noktalardır.

Alıştırma

Cümleyi range from A to B to C kalıbıyla tamamlayın: The camp activities ____ drawing ____ chess ____ outdoor games.

Cevabı göster

range from · to · to

but there are two of particular interest to the modern story. Kalıp ifadeler

0:31

ancak modern hikaye için özellikle ilgi çekici olan iki tanesi var.

Kalıp ifadeler

of particular interest to: özellikle önemli ve ilgili

two of particular interest to the modern story ifadesinde of particular interest to, modern hikâyeyle ilişkili olarak özellikle önemli veya dikkate değer anlamına gelir. Daha büyük karakter grubundan bu konu için en önemli iki karakteri seçer. be of + soyut isim kalıbı bir niteliği anlatır. Be of interest, be interesting veya relevant ifadelerine yakındır; buradaki interest, hobi ya da kişisel tercih değil, önem veya dikkate değerlik anlamındadır.

Alıştırma

Bir ayrıntının tarihçiler için özellikle önemli olduğunu resmî ve doğru biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. This detail is interested in historians.
  2. This detail is of particular interest to historians.
  3. Historians are of particular interest in this detail.
Cevabı göster

This detail is of particular interest to historians.

The first is Saint Nick in the Netherlands.

0:34

Birincisi Hollanda'daki Saint Nick.

Saint Nick is thin and perhaps a bit stern,

0:35

Saint Nick zayıftır ve belki biraz serttir,

but still brings presents to children in early December.

0:37

ancak yine de Aralık başlarında çocuklara hediyeler getirir.

He dresses like a bishop in red and white with a staff

0:40

Asası olan, kırmızı ve beyaz giyimli bir piskopos gibi giyinir

and rides on a horse named Amerigo

0:42

ve Amerigo adında bir ata biner

for whom Dutch children are encouraged to leave out a carrot. Öbek fiiller

0:43

Hollandalı çocuklar bu at için dışarıya havuç bırakmaya teşvik edilir.

Öbek fiiller

leave out a carrot: havucu birinin alabileceği yere koymak

Bu cümlede leave out a carrot, bir havucu beklenen ziyaretçinin veya hayvanın bulup alabileceği bir yere bilerek koymak anlamına gelir. Havuç unutulmuş değil, karşı tarafa sunulmak için bırakılmıştır. Leave out ifadesinin anlamını nesne ve durum belirler. Bir ziyaretçi için bir şey hazırlandığında leave out genellikle “dışarıya koymak” veya “kullanıma hazır bırakmak” anlamına gelir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “Every winter, we leave out a bowl of water for the neighborhood cat.” Burada leave out ne anlama gelir?

  1. Kâseyi bir listeye eklemeyi unutmak.
  2. Kedi gelmeden önce kâseyi kaldırmak.
  3. Kâseyi kedinin ulaşabileceği bir yere koymak.
Cevabı göster

Kâseyi kedinin ulaşabileceği bir yere koymak.

Saint Nick is called Sinterklaas in Dutch.

0:46

Saint Nick Hollandaca'da Sinterklaas olarak adlandırılır.

The second character is Father Christmas from England.

0:48

İkinci karakter İngiltere'den Father Christmas'tır.

Father Christmas is a big jolly pagan

0:51

Father Christmas, iri kıyım ve neşeli bir pagandır

dressed in green with a holly wreath on his head.

0:53

yeşil giyimlidir ve başında bir çobanpüskülü çelengi vardır.

Traditionally, he is less concerned with children and gifts Dilbilgisi

0:55

Geleneksel olarak, çocuklarla ve hediyelerle daha az ilgilenir

than he is with food and wine and celebration

0:57

yiyecek, şarap ve kutlamalarla ilgilendiğinden daha az

Dilbilgisi

less concerned with A than ... with B: B’ye A’dan daha çok önem vermek

less concerned with A than ... with B kalıbı, iki konuya gösterilen ilgi veya verilen önem düzeylerini karşılaştırır. B’nin kişi için A’dan daha önemli olduğu anlamına gelir; kişinin A’ya hiç ilgi duymadığı anlamına gelmez. Örnekte, karşılaştırmanın iki tarafını izlemeyi kolaylaştırmak için than sonrasında he is tekrarlanır: he is less concerned with A than he is with B. Daha kısa ifadelerde less concerned with A than with B de doğaldır. Burada concerned with, bir şey için endişelenmek değil, ona odaklanmak veya ilgi duymak anlamına gelir.

Alıştırma

Karşılaştırma kalıbını kullanarak metni tamamlayın: “Noah cares about both style and safety, but safety matters more. Noah is ____ style ____ he is with safety.”

Cevabı göster

less concerned with · than

and is perhaps best known for being one of the three spirits of Christmas Notlar

0:59

ve belki de en çok Noel'in üç ruhundan biri olarak bilinir

who terrorize Scrooge.

1:02

Scrooge'a terör estiren.

Kalıp ifadeler

best known for being: … olmasıyla en çok tanınmak

Be best known for + isim veya -ing biçimi, bir kişi ya da şeyle çoğu insanın en güçlü biçimde ilişkilendirdiği özelliği veya etkinliği anlatır. Best, bunun en güçlü toplumsal çağrışım olduğunu gösterir; mutlaka o kişi ya da şeyin en iyi özelliği demek değildir. Burada for bir edattır, bu nedenle ardından -ing biçimindeki being gelir. Perhaps iddiayı yumuşatır: anlatıcı, bunun karakterin en bilinen çağrışımı olduğunu kesin biçimde söylemek yerine bir olasılık olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi “o, ... olduğu için en yaygın biçimde tanınır” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The actor is ____ the voice of the hero.

Cevabı göster

best known for being

Kültür

Scrooge’a dehşet saçan üç Noel ruhundan biri

Charles Dickens’ın Bir Noel Şarkısı adlı eserinde Scrooge’u geceleri üç Noel ruhu ziyaret eder: Geçmiş, Bugün ve Gelecek Noel’in Hayaletleri. Korkutucu ziyaretleri, onu davranışlarıyla yüzleşmeye ve değişmeye iter. Cümle, Noel Baba’yı sanki bu ruhlardan biriymiş gibi mizahi biçimde anlatır. Terrorize, ruhların korkutucu ve sarsıcı ziyaretleri için kullanılan komik bir abartıdır; bu edebî bir benzetmedir, Dickens’ın Noel Baba’yı gerçekten üç ruhtan biri yaptığı iddiası değildir.

Alıştırma

Hangi yorum cümleye en uygun anlamı verir?

  1. Noel Baba’yı Dickens’ın üç Noel ruhuna mizahi biçimde benzetir.
  2. Dickens’ın Noel Baba’yı resmen üç ruhtan biri yaptığını söyler.
  3. Scrooge’un Noel Baba’nın ruhlarından biri olduğunu söyler.
Cevabı göster

Noel Baba’yı Dickens’ın üç Noel ruhuna mizahi biçimde benzetir.

When Europeans settled the colonies, Kelime

1:04

Avrupalılar kolonilere yerleştiğinde,

Kelime

settled the colonies: settle fiilinin tarihsel anlamı

Burada settle tarihsel bir anlam taşır: bir yere taşınmak ve orada kalıcı topluluklar kurmak. settled the colonies ifadesinde the colonies, insanların yerleşip kalıcı yerleşimler kurduğu yerlerdir; fiil çözmek ya da sakinleştirmek anlamına gelmez. Bu ifade odağı yeni gelenlere verir. Daha önce orada yaşayan insanlardan veya sömürgeleştirmenin yol açmış olabileceği çatışma ve zarardan tek başına söz etmez.

Alıştırma

Bu tarihî cümlede settled the colonies ne anlama geliyor?

  1. Oraya taşınıp kalıcı topluluklar kurdular.
  2. Kolonileri sakinleştirdiler.
  3. Koloniler arasındaki bir anlaşmazlığı çözdüler.
Cevabı göster

Oraya taşınıp kalıcı topluluklar kurdular.

Saint Nick and Father Christmas and the other characters

1:05

Saint Nick, Father Christmas ve diğer karakterler

began to mix together.

1:07

birbirine karışmaya başladı.

This explains why the US version has so many names. Anlatım akışı

1:08

Bu durum ABD versiyonunun neden bu kadar çok isme sahip olduğunu açıklıyor.

Anlatım akışı

This explains why: nedeni sonucuna bağlamak

This, daha sonra gelen belirli bir adı değil, hemen önce sözü edilen düşüncenin tamamını gösterir. Explains bu önceki düşünceyi neden olarak sunar; why ise sonucu, yani ABD sürümünün çok sayıda adı olmasını getirir. Dinleyiciyi daha önce belirtilen bir olgu veya süreçten onun açıkladığı sonuca götürmek için This explains why + bildirme cümlesi yapısını kullanın. why sonrasında soru cümlesi değil, bildirme cümlesi söz dizimi kullanılır.

Alıştırma

Dersteki ifadeyi kullanarak neden-sonuç bağlantısını tamamlayın: The roads were icy. ____ the buses arrived late.

Cevabı göster

This explains why

Santa Claus is the Americanization of Sinterklaas, Kültür

1:11

Santa Claus, Sinterklaas'ın Amerikanlaştırılmış halidir,

Kültür

Sinterklaas'ın Amerikanlaşması

“the Americanization of Sinterklaas” ifadesinde Americanization, var olan bir Hollanda geleneğinin Amerikan diline ve kültürüne uyarlanması sürecini adlandırır. Bu ifade, Sinterklaas'ı Amerika Birleşik Devletleri'nin yoktan var ettiği anlamına gelmez. İsim yapan -ization eki çoğu zaman bir şeyin belirli bir yerin, grubun veya sistemin etkisiyle şekillenme sürecini anlatır. Buradaki of yapısı, bu değişimi geçiren geleneği gösterir.

Alıştırma

“the Americanization of Sinterklaas” ifadesinde Americanization neyi anlatır?

  1. Geleneğin Amerika Birleşik Devletleri'nde icat edilmesi
  2. Geleneğin Hollandacaya çevrilmesi
  3. Var olan bir geleneğin Amerikan kültürüne uyarlanması
Cevabı göster

Var olan bir geleneğin Amerikan kültürüne uyarlanması

but he's also called Saint Nick and Father Christmas and Kris Kringle,

1:13

ancak aynı zamanda Saint Nick, Father Christmas ve Kris Kringle olarak da adlandırılır,

which comes from Germany.

1:16

ki bu sonuncusu Almanya'dan gelmektedir.

In the old world, Kültür

1:17

Eski dünyada,

these were different characters,

1:18

bunlar farklı karakterlerdi,

but in the new world over time,

1:19

ama yeni dünyada zamanla,

they evolved into one,

1:21

tek bir karaktere evrildiler,

Kültür

Eski dünyada ... ama yeni dünyada

“The Old World” Avrupa, Asya ve Afrika için kullanılan tarihsel bir adlandırmadır; “the New World” ise Avrupa keşiflerinden etkilenen anlatılarda çoğunlukla Kuzey ve Güney Amerika'yı ifade eder. Bu cümlede iki ifade coğrafi ve tarihsel bir karşıtlık kurar. Bu ifadeler yalnızca eski bir yer ve yakın zamanda kurulmuş bir yer anlamına gelmez. Karşıtlık, birbirinden ayrı Avrupa geleneklerinin daha sonra Amerika kıtasında nasıl bir araya gelip değiştiğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bir tarih metninde “the New World” ve “the Old World” genellikle neyi karşılaştırır?

  1. geçmiş ve bugün
  2. bir göçmenin eski evi ve şimdiki evi
  3. Amerika kıtası ve Afro-Avrasya
Cevabı göster

Amerika kıtası ve Afro-Avrasya

which you can see happening in the older stories.

1:22

bunun eski hikayelerde gerçekleştiğini görebilirsiniz.

For example,

1:24

Örneğin,

the poem The Night Before Christmas

1:24

The Night Before Christmas şiiri

came out in 1823 in New York, Öbek fiiller

1:26

1823'te New York'ta yayınlandı,

Öbek fiiller

came out: halka sunulmak

Burada came out öbek fiili “yayımlandı” veya “piyasaya çıktı” anlamına gelir. Şiir 1823'te halka sunuldu; fiziksel olarak bir yerin içinden çıkmadı. Bir kitap, film, şarkı, oyun ya da ürün ilk kez halka sunulduğunda come out bu anlamda kullanılabilir. Zaman ifadesi çoğu kez çıkışın ne zaman olduğunu belirtir.

Alıştırma

Dersteki öbek fiille cümleyi tamamlayın: The author's first book ____ in June.

Cevabı göster

came out

which established that Santa lands on the roof Kelime

1:28

bu şiir Noel Baba'nın çatıya indiğini

and fills stockings with toys. Kalıp ifadeler

1:29

ve çorapları oyuncaklarla doldurduğunu ortaya koydu.

Kelime

which established that: kabul edilmiş bir geleneği yerleştirmek

Which, önceki şiire gönderme yapar ve onun etkisini açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Bu cümlecik, şiirin hangi düşüncenin standart hâle gelmesine yardımcı olduğu hakkında ek bilgi verir. Burada established that, ardından gelen düşüncenin geleneğin bir parçası olarak yaygın biçimde kabul edilmesini sağladı demektir. Yalnızca said that demekten daha güçlüdür; ancak şiirin Noel Baba'nın varlığını bilimsel olarak kanıtladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede, el kitabının güvenlik kuralını standart hâle getirdiği anlamına gelen bir fiil kullanılmıştır?

  1. The handbook asked whether everyone had a helmet.
  2. The handbook established that everyone must wear a helmet.
  3. The handbook said that everyone must wear a helmet.
Cevabı göster

The handbook established that everyone must wear a helmet.

Kalıp ifadeler

fill A with B: A'yı B ile doldurmak

fill A with B yapısında A kap veya alan, B ise onun içine konan şeydir. Burada A, hediyeler için kullanılan Noel çorapları anlamındaki stockings; B ise toys sözcüğüdür. Sıralamayı koruyun: fill the stockings with toys. İngilizcede fill toys into the stockings denmez; B önce gelecekse put toys into the stockings kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi fill A with B yapısıyla tamamlayın: Please ____ the bottle ____ water before the trip.

Cevabı göster

fill · with

But this Santa is an elf

1:31

Ancak buradaki Noel Baba bir elftir

much like those from Nordic countries.

1:32

İskandinav ülkelerindekilere çok benzer.

He's small and drives a miniature sleigh with tiny reindeer,

1:34

Küçüktür ve minicik ren geyikleriyle çekilen minyatür bir kızak kullanır,

which makes a lot more sense

1:37

ki bu çok daha mantıklıdır

for someone whose job description includes fitting down chimneys.

1:38

iş tanımında bacalardan aşağı sığmak olan biri için.

Also, the word Santa appears nowhere in the poem.

1:41

Ayrıca, Santa kelimesi şiirin hiçbir yerinde geçmez.

The original title is A Visit from Saint Nick.

1:43

Orijinal başlık A Visit from Saint Nick'tir.

As the 1800s continued,

1:46

1800'ler devam ettikçe,

a fat human-looking immortal Santa

1:47

şişman, insan görünümlü, ölümsüz bir Noel Baba

evolved into the standard among American authors,

1:48

Amerikalı yazarlar arasında standarda evrildi,

and it was in the States Dilbilgisi

1:51

ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeydi

that he gained both his elvish workforce and a wife.

1:51

hem elf işgücünü hem de bir eşi kazandığı yer.

Dilbilgisi

It was in the States that ...: bir yeri vurgulamak

It was + odaklanan bölüm + that + yan cümle kalıbı, it-cleft adı verilen bir yarık cümledir. Buradaki It belirli bir şeyi göstermez; kalıp, mesajın bir bölümüne özel vurgu yapar. Burada in the States, “Amerika Birleşik Devletleri'nde” anlamına gelir ve odaklanan yerdir. Tarafsız sürüm He gained both his elvish workforce and a wife in the States. şeklindedir. Yarık cümle, yeri ana nokta yapar ve çoğu zaman olayın başka bir yerde değil, orada gerçekleştiğini düşündürür.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın kitabı bulduğu yeri vurgulamak için it-cleft kullanıyor?

  1. It was in the library that Maya found the missing book.
  2. The library had the missing book that Maya found.
  3. Maya found the missing book in the library.
Cevabı göster

It was in the library that Maya found the missing book.

By about 1900, Dilbilgisi

1:54

1900'lere gelindiğinde,

Santa had developed into his current iconic style.

1:55

Noel Baba bugünkü ikonik tarzına dönüşmüştü.

Dilbilgisi

By about 1900, Santa had developed into ...: geçmişteki bir son tarihe kadar tamamlanma

By about 1900 geçmişte yaklaşık bir son nokta belirler. Değişimin o zamandan önce ya da en geç yaklaşık o zamana kadar tamamlanmış olduğunu anlatır; değişimin tam 1900 yılında gerçekleştiği anlamına gelmez. Had developed, had + past participle yapısındaki past perfect zamandır. by + geçmişteki bir zaman ile past perfect birlikte, o son noktaya kadar zaten ulaşılmış olan sonucu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle salonun en geç akşam saat 8 civarında hazır olduğunu ifade eder?

  1. After about 8 p.m., the team prepared the hall.
  2. By about 8 p.m., the team had prepared the hall.
  3. At about 8 p.m., the team started preparing the hall.
Cevabı göster

By about 8 p.m., the team had prepared the hall.

It should be noted that contrary to popular belief, Anlatım akışı

1:58

Popüler inanışın aksine, şu unutulmamalıdır ki,

Anlatım akışı

It should be noted that: önemli bir noktaya dikkat çekmek

It should be noted that, dinleyiciye sıradaki bilginin özel dikkat gerektirdiğini anlatır. Burada dinleyiciyi yaygın bir inanışa ters düşen bilgiye hazırlar. Baştaki it bir kişiye ya da nesneye gönderme yapmaz. Bilgiyi düzenleyen kişisiz bir anlatım kalıbıdır; not alma talimatı değildir.

Alıştırma

Resmî bir sunumda It should be noted that genellikle neyi belirtir?

  1. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
  2. Dinleyiciler bir sonraki cümleyi yazmak zorunda.
  3. Sıradaki nokta özel dikkat gerektiriyor.
Cevabı göster

Sıradaki nokta özel dikkat gerektiriyor.

Anlatım akışı

contrary to popular belief: yaygın inanışın aksine

Contrary to popular belief, konuşanın birçok kişinin kabul ettiği bir düşünceyi düzeltmek üzere olduğunu gösterir. Dinleyenin, sıradaki bilginin bu yaygın görüşe ters düşeceğini anlamasına yardımcı olur. Burada Coca-Cola'nın Noel Baba'nın kırmızı ve beyaz renklerini yaratmadığı yönündeki düzeltmeye hazırlık yapar. Popular belief, yaygın olarak kabul edilen bir düşünce demektir; güçlü kanıtlarla desteklenen bir gerçek demek değildir.

Alıştırma

Sıradaki gerçeğin yaygın bir düşünceyi düzelteceğini en iyi belirten başlangıç hangisidir?

  1. For example,
  2. According to popular belief,
  3. Contrary to popular belief,
Cevabı göster

Contrary to popular belief,

Coca-Cola didn't change his colors to their corporate scheme, Dilbilgisi

2:00

Coca-Cola onun renklerini kendi kurumsal şemalarına uyarlamadı,

but instead used the conveniently red and white Santa

2:03

bunun yerine kırmızı ve beyaz giyimli Noel Baba'yı fırsat bilip kullandı

Dilbilgisi

didn't X, but instead Y: X yapmadı, onun yerine Y yaptı

didn't X, but instead Y kalıbı, reddedilen X anlatımını gerçekte olan Y ile değiştirerek bilgiyi düzeltir. İlk eylem reddedilir ve but instead ikinci eylemi onun alternatifi olarak gösterir. Burada change his colors reddedilir. Gerçek eylem used the conveniently red and white Santa ifadesidir: Coca-Cola, mevcut renkleri markasına uygun düşen bir Noel Baba görüntüsü seçmiştir. Conveniently bu yararlı uyumu anlatır; renkleri Coca-Cola'nın yarattığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Düzeltmeyi didn't X, but instead Y kalıbıyla tamamlayın: The shop didn't close for the day, ____ opened two hours late.

Cevabı göster

but instead

in 1931

2:05

1931 yılında

to help sell more soda during their off-season. Kelime

2:06

sezon dışı dönemlerinde daha fazla gazoz satmaya yardımcı olması için.

Kelime

during their off-season: yılın daha sakin dönemi

During their off-season, bu ürünün talebinin ve satışlarının daha düşük olduğu, yılın düzenli olarak tekrarlanan döneminde demektir. Burada kış, gazlı içecek satışlarının daha sakin olduğu dönem olarak ele alınıyor; şirketin faaliyetlerini durdurduğu anlamına gelmiyor. Off-season birleşik bir isimdir. İyelik bildiren their, bu sakin dönemi ürünün satış döngüsüne bağlar. Aynı düşünce turizm, spor ve diğer mevsimlik etkinlikler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Düzenli olarak daha sakin geçen dönemi anlatmak için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Many seaside shops close earlier during the ____.

  1. off-season
  2. holiday season
  3. peak season
Cevabı göster

off-season

Though Coke didn't create him,

2:08

Coke onu yaratmamış olsa da,

their omnipresent ads

2:09

her yerde karşılaşılan reklamları

probably did brand this as the one true Santa Notlar

2:10

muhtemelen onu tek gerçek Noel Baba olarak markalaştırdı

in the minds of millions,

2:12

milyonların zihninde,

Dilbilgisi

did brand: geçmiş zamanda vurgulu did

Bu olumlu geçmiş zaman cümleciğinde did, soru veya olumsuzluk oluşturmuyor. Burada vurgulu do kullanımı vardır: Coca-Cola karakteri yaratmamış olsa da yazar, reklamların gerçekten etkili olduğunu güçlü biçimde doğruluyor. Kalıp did + fiilin yalın hâlidir; bu yüzden brand yalın hâlde kalır. Burada brand X as Y, X'in kamuya açık imgesini Y olarak şekillendirmek veya tanıtmak demektir. Karşıtlık didn't create him, but did brand him as something biçimindedir: onu yaratmadı, fakat insanların onu nasıl gördüğünü güçlü biçimde etkiledi.

Alıştırma

Cümleyi vurgulu geçmiş zaman yardımcı fiiliyle tamamlayın. I didn't bake the cake, but I ____ decorate it.

Cevabı göster

did

Kelime

brand this as the one true Santa: kamusal bir imgeyi şekillendirmek

Burada brand, brand + bir şey + as + tanım yapısında kullanılan bir fiildir. Bir şeyi belirli bir kimlikle tekrar tekrar sunarak insanların onu nasıl gördüğünü şekillendirmek anlamına gelir. Reklamlar Noel Baba'ya fiziksel bir marka koymadı ve onu icat etmedi. Kırmızı beyaz bu biçimin milyonlarca insana tek standart Noel Baba gibi görünmesine yardımcı oldu.

Alıştırma

Bu cümlede brand this as the one true Santa ne anlama geliyor?

  1. Noel Baba karakterini ilk kez yaratmak
  2. Tekrarlanan reklamlarla insanların bu biçimi tek standart Noel Baba olarak görmesini sağlamak
  3. Noel Baba'ya fiziksel bir ticari marka koymak
Cevabı göster

Tekrarlanan reklamlarla insanların bu biçimi tek standart Noel Baba olarak görmesini sağlamak

helping spread him round the world

2:13

ve onun dünya çapında yayılmasına yardımcı oldu

to many cultures with no traditions of winter gift-givers.

2:14

kışın hediye verme geleneği olmayan birçok kültüre kadar.

This American Santa

2:17

Bu Amerikan Noel Babası

in turn influenced his relations in Northern Europe Anlatım akışı

2:18

buna karşılık Kuzey Avrupa'daki akrabalarını etkiledi

to become more like him,

2:20

kendisine daha çok benzemeleri için,

Anlatım akışı

in turn: neden-sonuç zincirindeki sonraki halka

Bu cümlede in turn, etkinin iki aşamasını birbirine bağlar. Kuzey Avrupa gelenekleri Amerikan Noel Babası'nın şekillenmesine yardım etmiş, ardından bu Amerikan imgesi Kuzey Avrupa'daki yeni değişimlerin nedeni olmuştur. Burada zincirdeki bir sonraki sonuç olarak veya bunun ardından anlamına gelir. Bilgiyi A, B'yi etkiler ve B de in turn C'yi etkiler biçiminde düzenler. İnsanların sırayla bir şey yapması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “bir zincirdeki sonraki sonuç olarak” anlamına gelen iki kelimelik bağlayıcıyla tamamlayın: The training improved staff confidence. This, ____, led to better customer service.

Cevabı göster

in turn

although not always to the pleasure of the locals.

2:21

gerçi bu her zaman yerel halkı memnun etmedi.

In particular,

2:23

Özellikle,

the British Father Christmas

2:24

İngiliz Father Christmas

has been completely assimilated into the Santa collective Kelime

2:25

Noel Baba kolektifine tamamen asimile olmuştur

Kelime

has been completely assimilated into the Santa collective: daha büyük bir bütünün içinde özümsenme

Burada Father Christmas, daha geniş Santa fikrinin içinde özümsenmiş ve artık onun bir parçası olarak görülmektedir. Completely, önceki bağımsız kimliğinin artık zor fark edildiğini belirtir. has been assimilated yapısı present perfect edilgen biçimidir: Father Christmas'a ne olduğuna ve bunun şimdiki sonucuna odaklanır. Santa collective mizahi bir ifadedir; Santa'yı başka figürleri içine alan düzenli bir grup gibi gösterir, ancak gerçek bir kuruluş değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir geleneğin daha büyük bir sistemin parçası olurken ayrı kimliğini kaybetmesini en iyi gösterir?

  1. The local custom was compared with the national celebration.
  2. The local custom was displayed beside the national celebration.
  3. Over time, the local custom was assimilated into the national celebration.
Cevabı göster

Over time, the local custom was assimilated into the national celebration.

to the point where many Britons don't realize they were ever separate. Dilbilgisi

2:27

öylesine ki, birçok İngiliz onların bir zamanlar ayrı olduğunu fark etmez bile.

Dilbilgisi

to the point where: sonuca yol açan bir dereceye ulaşmak

To the point where, bir durumun belirli bir sonucun ortaya çıkacağı dereceye ulaştığını anlatır. Kademeli veya güçlü bir değişimin somut sonucunu sunar; burada sonuç, pek çok Britanyalının iki figürün bir zamanlar ayrı olduğunu artık bilmemesidir. Where gerçek bir yeri değil, ulaşılmış durumu veya düzeyi belirtir. Kullanışlı bir kalıp change or continue + to the point where + sonuç cümleciği biçimindedir.

Alıştırma

Kademeli bir değişimin güçlü bir sonuca ulaştığını gösteren dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The music grew louder ____ we had to cover our ears.

Cevabı göster

to the point where

In the Netherlands,

2:30

Hollanda'da ise,

however,

2:31

bununla birlikte,

Saint Nick is still successfully holding his own Deyimler

2:31

Saint Nick hala kendi varlığını başarıyla koruyor

as a distinct character.

2:33

farklı bir karakter olarak.

Deyimler

holding his own: baskı altında konumunu korumak

Hold your own, rekabet, baskı veya değişim karşısında iyi performans göstermeye ya da kendi konumunu korumaya devam etmek demektir. Bu cümlede Saint Nick, dünya çapında tanınan Santa'nın yanında bile ayrı bir karakter olarak tanınmayı sürdürüyor. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I hold my own, she holds her own ve they hold their own. Buradaki own bir nesneyi belirtmez; ifadenin tamamı bir deyimdir.

Alıştırma

“Güçlü rekabete rağmen iyi performans göstermeye devam etmek” anlamındaki deyimi tamamlayın: Even against much larger companies, the small studio can ____.

Cevabı göster

hold its own

The one last detail about modern Santa that's still up for debate, Deyimler

2:34

Modern Noel Baba hakkında hala tartışılmaya açık olan tek son ayrıntı,

at least between countries,

2:37

en azından ülkeler arasında,

is exactly where he lives.

2:38

tam olarak nerede yaşadığıdır.

Deyimler

up for debate: karara bağlanmamış bir soru

Up for debate, bir konunun kesin olarak karara bağlanmadığı ve hâlâ tartışmaya ya da görüş ayrılığına açık olduğu anlamına gelir. Burada ülkeler Santa'nın nerede yaşadığı konusunda farklı yanıtlar verdiği için soru çözümsüz kalıyor. Bu ifade bir konunun durumunu anlatır. Up yukarı yönünü belirtmez; debate de resmî bir tartışmanın önceden ayarlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“Hâlâ tartışmaya açık” anlamındaki ifadeyi tamamlayın: Whether the park should stay open at night is still ____.

Cevabı göster

up for debate

In the late 1800s,

2:40

1800'lerin sonlarında,

his home was the Magnetic North Pole

2:41

evi Kuzey Manyetik Kutbu'ydu

centered under the Aurora Borealis.

2:42

Kuzey Işıkları'nın tam altında merkezlenmiş.

While this would be the most diplomatic option for Santa, Kelime

2:44

Bu Noel Baba için en diplomatik seçenek olsa da,

Kelime

the most diplomatic option: en incelikli seçim

Burada the most diplomatic option, tüm tarafları gözetmesi ve tartışmayı önlemesi en muhtemel seçim anlamına gelir. Diplomatic, hassas bir anlaşmazlığı incelikli ve kırıcı olmadan ele alma biçimini anlatır; seçeneğin diplomatlara veya diplomatik bir bölgeye ait olduğu anlamına gelmez. the most + adjective + noun yapısı, birkaç seçenek arasındaki en yüksek dereceyi belirtir. Burada bu seçenek, diğerlerinden daha incelikli ve insanları gücendirme ihtimali daha düşük olarak sunulur.

Alıştırma

Bir ekip toplantının nerede yapılacağı konusunda anlaşamıyor. Hangi cümlede diplomatic örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. The museum displayed diplomatic letters from the 1800s.
  2. The ambassador began a diplomatic mission overseas.
  3. Choosing a place that inconveniences no one would be the most diplomatic option.
Cevabı göster

Choosing a place that inconveniences no one would be the most diplomatic option.

Magnetic North has since moved off the polar ice sheet Dilbilgisi

2:46

Kuzey Manyetik Kutbu o zamandan beri kutup buzullarından ayrıldı

and into the ocean,

2:48

ve okyanusa doğru kaydı,

Dilbilgisi

has since moved off: sonradan gerçekleşip şimdi önem taşıyan değişim

Has since moved off, önceki bir referans noktasını şimdiki durumla bağlamak için present perfect biçimi has moved kullanır. Burada since bir zarftır: arkasından bir zaman ifadesi gelmese de o zamandan sonra veya o zamanla şimdi arasındaki sürede anlamına gelir. Moved off, kutup buz tabakasından uzaklaşmak veya artık onun üzerinde kalmamak demektir. Sözcükler birlikte, daha sonra gerçekleşen değişimi ve onun şimdiki sonucunu bildirir; burada since çünkü anlamına gelmez.

Alıştırma

Bilim merkezi 2019 yılında küçük bir binadaydı. Hangi güncelleme since sözcüğünü o zamandan sonra anlamında bir zarf olarak doğru kullanır?

  1. The science center moved to a larger building because it needed more space.
  2. The science center has stayed in the same small building since 2019.
  3. The science center has since moved to a larger building.
Cevabı göster

The science center has since moved to a larger building.

a rather inconvenient place to set up a toy factory. Öbek fiiller

2:49

bir oyuncak fabrikası kurmak için oldukça elverişsiz bir yer.

Öbek fiiller

set up a toy factory: fabrikayı kurup çalışmaya hazırlamak

Bu cümlede set up, “kurmak ve çalışmaya hazır hâle getirmek” anlamına gelir. Burada anlatılan şey, bazı nesneleri bir yere koymak değil, çalışan bir oyuncak fabrikası kurmaktır. Set up ayrılabilen bir öbek fiildir. set up a factory veya set a factory up denebilir; nesne bir zamirse set it up denir, set up it denmez.

Alıştırma

Cümleyi “kurmak ve çalışmaya hazırlamak” anlamına gelecek şekilde set ve bir parçacıkla tamamlayın: They plan to ____ a small bakery near the station.

Cevabı göster

set up

So Canada claims his workshop is somewhere in Nunavut

2:52

Bu yüzden Kanada, atölyesinin Nunavut'ta bir yerde olduğunu iddia ediyor

and has given Santa a postcode

2:54

ve Noel Baba'ya bir posta kodu verdi

and, no joke, Ton ve niyet

2:56

ve şaka değil,

official Canadian citizenship.

2:56

resmi Kanada vatandaşlığı verdi.

Ton ve niyet

no joke: şaşırtıcı bir iddianın gerçek olduğunu vurgulamak

Burada no joke, cümlenin içine eklenen kısa bir yorumdur. Konuşan kişi, şaşırtıcı iddianın gerçek olduğuna dinleyiciyi inandırmak için bunu kullanır. “Şaka yapmıyorum” anlamına gelir; “bu komik değil” anlamına gelmez. Bu ara söz dinleyicinin tepkisini yönlendirir: “Buna inanmak zor gelebilir, biliyorum; ama ciddi söylüyorum.”

Alıştırma

“The tiny café sold out in ten minutes—no joke,” cümlesinde no joke dinleyiciye ne anlatır?

  1. Konuşan kişi kafenin şakasının komik olmadığını söylüyor.
  2. Konuşan kişi ifadenin doğru olup olmadığından emin değil.
  3. Konuşan kişi şaşırtıcı ifadenin gerçek olduğunu vurguluyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi şaşırtıcı ifadenin gerçek olduğunu vurguluyor.

The American response is that the North Pole doesn't refer Dilbilgisi

2:58

Amerikan tarafının yanıtı ise Kuzey Kutbu'nun

to the obviously inhospitable sheet of non-domestic ice,

3:00

hiçbir ülkeye ait olmayan, açıkça yaşanamaz o buz tabakasını ifade etmediği,

but rather to the little town of North Pole, Alaska.

3:03

daha ziyade Alaska'daki küçük North Pole kasabasını ifade ettiğidir.

Dilbilgisi

doesn't refer to A, but rather to B: A'yı değil, B'yi ifade eder

doesn't refer to A, but rather to B kalıbı, A yorumunu reddeder ve onun yerine daha doğru olan B yorumunu getirir. Bu cümlede North Pole, coğrafi Kuzey Kutbu'nu değil, Alaska'daki kasabayı ifade eder. Refer fiilinden sonra to gelir; bu nedenle A ve B aynı refer to ilişkisine bağlıdır. But rather yeni bir eylem başlatmaz; ikinci to iki seçeneğin yapısını paralel tutar.

Alıştırma

Refer fiilinin gerektirdiği edatı kullanarak açıklamayı tamamlayın: The label doesn't refer ____ the colour, but rather ____ the size.

Cevabı göster

to · to

Denmark claims he lives in their former colony of Greenland,

3:06

Danimarka, onun kendi eski sömürgeleri Grönland'da yaşadığını iddia ediyor,

and Greenland not surprisingly agrees.

3:08

ve Grönland şaşırtıcı olmayan bir şekilde buna katılıyor.

The Nordic countries quarrel about his exact location,

3:10

İskandinav ülkeleri onun tam konumu hakkında tartışıyorlar,

but Finland is the clear winner of this argument

3:12

ancak Finlandiya bu tartışmanın açık ara kazananı

with his workshop in Rovaniemi on the Arctic Circle.

3:14

Kuzey Kutup Dairesi'ndeki Rovaniemi'de bulunan atölyesiyle.

For the evidence-inclined, Kelime

3:17

Kanıt arayanlar için,

you can actually go visit Santa and see the elves,

3:17

aslında gidip Noel Baba'yı ziyaret edebilir ve elfleri görebilirsiniz,

toys, reindeer, and post office,

3:19

oyuncakları, ren geyiklerini ve postaneyi,

which makes Finland's claim pretty strong.

3:21

ki bu Finlandiya'nın iddiasını oldukça güçlü kılıyor.

Kelime

For the evidence-inclined: kanıta önem verenler için

Evidence-inclined yaratıcı bir birleşik sıfattır: evidence kişinin değer verdiği şeyi belirtir, inclined ise onu tercih etmeye veya onunla ilgilenmeye eğilimli olmak anlamına gelir. Fiziksel olarak eğik bir şeyi değil, iddiaların kanıtlarla desteklenmesini isteyen kişileri anlatır. The ile birlikte kullanılan the evidence-inclined sıfat öbeği, bu kişileri topluca ifade eder. Baştaki For the evidence-inclined, ardından gelen bilginin özellikle bu kişilerle ilgili olduğunu gösterir. Anlam kolayca anlaşılabiliyorsa isim + inclined kalıbıyla kısa grup etiketleri oluşturulabilir.

Alıştırma

'Kanıta değer verme eğilimindeki kişiler' anlamına gelen kısa çizgili birleşik sözcüğü yazın: For the ____, the report includes the raw data.

Cevabı göster

evidence-inclined

Santa is even available during the off-season.

3:23

Noel Baba'ya sezon dışında bile ulaşılabiliyor.

But no matter where he might be based, Dilbilgisi

3:25

Ancak merkezi nerede olursa olsun,

Santa still manages to get round the world in just one night Öbek fiiller

3:27

Noel Baba hala tüm dünyayı sadece bir gecede dolaşmayı başarıyor

Dilbilgisi

no matter where he might be based: üssü nerede olursa olsun

no matter where + özne + fiil kalıbı, olası yerlerin hepsinde sonucun aynı kaldığını anlatır. Burada Noel Baba'nın evi için farklı yerler önerilir, ancak nerede yaşadığı dünyayı bir gecede dolaşabilmesini değiştirmez. Might be based, “evi veya ana konumu orada olabilir” anlamına gelir. Buradaki might izin değil, belirsiz bir olasılık bildirir.

Alıştırma

Bu cümlede no matter where ne anlama gelir: No matter where we live, we will stay close?

  1. Konuşan kişiler yerin adını bilmiyor.
  2. Konuşan kişilerin bir yer seçmek için izne ihtiyacı var.
  3. Yer değişebilir, ancak sonuç aynı kalır.
Cevabı göster

Yer değişebilir, ancak sonuç aynı kalır.

Öbek fiiller

get round the world: dünyayı dolaşmak

Bu cümlede get round the world, dünyanın dört bir yanındaki yerlere seyahat etmek anlamına gelir. Bir engelin etrafından dolaşmayı veya birini ikna etmeyi değil, birçok yere başarıyla ulaşmayı anlatır. Round bu kullanımda İngiliz İngilizcesinde yaygındır. Amerikan İngilizcesinde aynı seyahat anlamıyla get around the world daha sık kullanılır.

Alıştırma

Bu İngiliz İngilizcesi cümlesinde get round the park ne anlama gelir: The shuttle helps visitors get round the park?

  1. Parkın farklı bölümlerine ulaşmak.
  2. Parktaki bir kuraldan kaçınmak.
  3. Park çalışanlarından birini ikna etmek.
Cevabı göster

Parkın farklı bölümlerine ulaşmak.

to deliver all those presents

3:29

tüm o hediyeleri dağıtmak

and eat all those cookies.

3:31

ve tüm o kurabiyeleri yemek için.