Bluey Örümcek Ağlarına TAKILDI! 🕸️ 😮 | Dere Bölümünden Bir An 💙 | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey alışık olduğu oyun alanından ayrılıp dereye gider. Çalılar, dikenler, böcekler, bir sülük ve engebeli zemin başlangıçta onu tedirgin etse de yolculuk, daha az öngörülebilir olan bu doğal ortamın neden güzel de olabileceğini gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. it's just that — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu başlangıcın bir gerekçeyi veya çekinceyi nazikçe sunduğunu ve keskin bir “hayır” yerine “sebepsiz yere reddetmiyorum” tavrı aktardığını anlayın. Başka birinin beklentisini gözetirken kendi sınırlamanızı açıklamak için bu ifadeyi kullanabilirsiniz. 2. bush bash. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Avustralya’ya özgü bu açık hava ifadesinin, bitkilere gerçekten vurmak değil, düzenlenmiş bir patika olmadan çalılık veya vahşi arazide ilerlemek anlamına geldiğini fark edin. Böylece yerel söz varlığının bitkilerin arasından yol almayı anlattığı aile ve macera diyaloglarını izleyebilirsiniz. 3. more uneven than in the playground. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: more + sıfat + than yapısının iki ortamın bir özelliğini karşılaştırdığını ve than sonrasındaki yerin oradaki zemini temsil ettiğini belirleyin. Bu kalıbı yolları, yüzeyleri, mekânları ve deneyimleri zor, kalabalık veya öngörülemez gibi sıfatlarla karşılaştırırken kullanabilirsiniz.
Bu derste
play with us: birini oyuna katılmaya davet etmek
play with + kişi, biriyle birlikte oyun oynamak veya eğlenceli bir etkinliğe katılmak anlamına gelir. play with us ifadesindeki with, konuşanın babasının katılmasını istediği kişileri belirtir. Birlikte oynanan kişi veya grup belirtilirken with korunur: play with me, play with Mia, play with us. Play us, oyunumuza katılmak anlamına gelmez. Kimlerin katıldığı zaten belliyse play together da kullanılabilir.
Alıştırma
play with + kişi yapısını tamamlayın: Noah, can you play ____ us?
Cevabı göster
with
I thought you kids loved the playground. Ton ve niyet
0:18Siz çocukların oyun parkına bayıldığını sanıyordum.
I thought: yeni bilginin sorgulattığı önceki bir beklenti
I thought + yan cümle, bir inancı veya beklentiyi geçmişe yerleştirir. Burada konuşan kişi çocukların oyun parkını çok sevmesini bekliyordu. Mevcut durum bu beklentiyle çeliştiği için I thought şaşkınlık da ifade eder: Önceki düşünce artık doğru olmayabilir. Yalnızca konuşan kişinin geçmişte bu konu üzerinde düşündüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu durumda I thought büyük olasılıkla neyi belirtir? I thought you liked this game. Karşıdaki kişi az önce oyunun sıkıcı olduğunu söyledi.
- Konuşan kişi izin istiyor.
- Konuşanın önceki beklentisi yeni bilgiyle çelişiyor.
- Konuşan kişi geleceğe yönelik bir plan açıklıyor.
Cevabı göster
Konuşanın önceki beklentisi yeni bilgiyle çelişiyor.
We do, but: önce katılıp sonra bir sınırlama eklemek
We do içindeki do, sıradan bir fiilin ifade ettiği düşüncenin, burada love the playground ifadesinin, yerini tutar. Bu kısa yanıt, bütün fiil öbeğini tekrarlamadan düşünceyi doğrular; do burada bir eylem yapmak anlamına gelmez. Ardından but, bu katılmayı sınırlayan bir gerçeği sunar. Olumlu kısa yanıt + but kalıbı, önce katılmayı ve sonra bu katılmanın durumu neden tek başına çözmediğini açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız grubunuza “You enjoy this club.” diyor. Katılıyorsunuz ama kalamayacağınızı açıklamanız gerekiyor. Hangi yanıt önce katılıp sonra sınırlama ekleme stratejisini kullanır?
- We do, but we have to leave soon.
- No, and we have to leave soon.
- We are, but we have to leave soon.
Cevabı göster
We do, but we have to leave soon.
we've played ... already: şimdiyle bağlantılı tamamlanmış bir deneyim
we've played, we have played ifadesinin kısaltmasıdır ve present perfect yapısını kullanır. Deneyimi, belirtilmiş ve bitmiş bir geçmiş zamana değil, şimdiye kadar uzanan süreye yerleştirir. all the swings, mevcut bütün salıncakların buna dâhil olduğunu gösterir. already, eylemin şimdiden önce tamamlandığını belirtir. Bu bağlamda tamamlanmış deneyim şu anı etkiler: denenmemiş salıncak kalmamıştır, bu yüzden konuşanlar başka bir şey yapmak ister.
Alıştırma
Bütün oyunların şimdiye kadar tamamlandığını göstermek için play fiilinin present perfect biçimini already ile kullanarak cümleyi tamamlayın: We ____ every game in this box.
Cevabı göster
have already played
'em: them sözcüğünün gündelik konuşma biçimi
'em, them sözcüğünün zayıflamış telaffuzunu gösteren gayriresmî bir yazım biçimidir. Burada daha önce sözü edilen salıncakları belirtir; dolayısıyla play on 'em, play on them anlamına gelir. Kesme işareti bu kısalmayı görünür hâle getirir: tam biçimin başındaki sesler yazılmaz, ancak 'em yine de them ile aynı nesne zamiri görevini taşır.
Alıştırma
them sözcüğünün gayriresmî konuşma yazımını girin: I picked up the toys and put ____ in the box.
Cevabı göster
'em
it's just that I'm a bit big for all these swings, Notlar
0:34sadece bu salıncaklar benim için biraz küçük,
it's just that + cümlecik: bir nedeni nazikçe sunmak
it's just that + cümlecik, bir nedeni nazik ve biraz tereddütlü bir şekilde sunar. Çoğu zaman “Seni veya fikri reddetmiyorum; açıklamam gereken bir zorluk var” mesajını verir. Burada konuşan kişi, salıncakların kendisine neden uygun olmadığını açıklamadan önce bu yapıyı kullanır. Bu yapıda just esas olarak mesajı yumuşatır; ardından gelen nedenin önemli olan tek gerçek olduğu anlamına gelmez. that sonrasındaki cümlecikte nedeni açıkça belirtin.
Alıştırma
Neden kalamayacağınızı nazikçe açıklamak istiyorsunuz. En doğal cümle hangisidir?
- I'd love to stay, but it's that just I have to catch the last train.
- I'd love to stay, but just that I have to catch the last train.
- I'd love to stay, but it's just that I have to catch the last train.
Cevabı göster
I'd love to stay, but it's just that I have to catch the last train.
a bit big for: uygun olan ölçüyü biraz aşmak
Burada a bit big for, konuşanın bedeninin salıncaklara uygun görünen ölçüden biraz büyük olduğu anlamına gelir. A bit yargıyı yumuşatır ve daha az kesin duyulmasını sağlar. a bit + sıfat + for + kişi, nesne veya durum yapısında for sonrasındaki bölüm, yargının ölçütünü verir. Bu bölüm mutlaka yarar sağlayan kişi veya şeyi göstermez.
Alıştırma
hard sözcüğünü kullanarak cümleyi a bit + sıfat + for yapısıyla tamamlayın: This puzzle is ____ a young child.
Cevabı göster
a bit hard for
mate: cümle sonunda kullanılan samimi bir hitap
Burada mate bir hitap sözcüğüdür; yani dinleyiciye doğrudan seslenmek için kullanılır. Önündeki virgül, sözcüğün cümlenin asıl ifadesinden ayrı olduğunu gösterir ve dinleyicinin gerçekten konuşanın arkadaşı olduğu anlamına gelmez. Bu nazik açıklamada cümle sonundaki mate, konuşanın çocuğa karşı rahat ve arkadaşça duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Rahat bir konuşmada biri “No worries, mate.” diyor. Burada mate sözcüğünün en olası işlevi nedir?
- Cümleyi resmî ve kurumsal hâle getirir.
- Dinleyiciye dostça ve samimi biçimde seslenir.
- Dinleyicinin konuşanın yakın arkadaşı olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
Dinleyiciye dostça ve samimi biçimde seslenir.
What about we go...: samimi bir öneri
Bu cümlede What about we go...? birlikte yapılacak bir eylem önerir: konuşan kişi herkesin dereye gitmesini teklif eder. Burada we hakkında bilgi sorulmaz. Buradaki yapı What about + we + fiilin yalın hâli şeklindedir. Fikri soru biçiminde sunmak, önerinin emirden daha az doğrudan duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Konuşan kişi cümlede What about we go...? ifadesini kullanarak ne yapıyor?
- Bir kişiye hemen gitmesini emretmek
- we kelimesinin ne anlama geldiğini sormak
- Herkesin birlikte bir şey yapmasını önermek
Cevabı göster
Herkesin birlikte bir şey yapmasını önermek
creek: küçük, doğal bir su yolu
Burada creek, karakterlerin açık havada gidebileceği küçük ve doğal bir su yolunu ifade eder. Genellikle river sözcüğünün anlattığından daha küçük bir su yolunu düşündürür. Creek ve stream aynı tür yeri ifade edebilir; aralarında tüm dünyada geçerli kesin bir büyüklük sınırı yoktur. Hangi sözcüğün tercih edildiği kısmen bölgeye ve yerel yer adlarına bağlıdır.
Alıştırma
“We stopped beside a shallow creek in the woods.” cümlesindeki creek büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Büyük bir deniz
- Asfaltlanmış bir yol
- Küçük, doğal bir su yolu
Cevabı göster
Küçük, doğal bir su yolu
take you down to the creek: birini bir yere götürmek
Take + someone + down to + a place, o kişiyle birlikte gidip onu hedefe götürmek veya ona yol göstermek anlamına gelir. Bu cümlede you götürülen kişiyi, the creek ise hedefi belirtir. Down, bir güzergâh boyunca veya belli bir yönde hareket etme hissi katar. Daha alçak bir yere gitmeyi belirtebilir; ancak günlük konuşmada yalnızca yönü gösterebilir. Bu yüzden derenin gerçekten daha aşağıda olduğu varsayılmamalıdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki take + you + down to yapısıyla tamamlayın: I'll ____ the harbour after lunch.
Cevabı göster
take you down to
squirts: çocuklara yönelik şakacı bir hitap
You squirts ifadesinde squirts, küçük çocuklara yönelik, kabaca ufaklıklar veya küçük yaramazlar anlamına gelen çok samimi ve takılmacı bir isimdir. you + çoğul etiket yapısı grubun tamamına seslenir; bir şeyin fışkırdığı anlamına gelmez. Sıcak bir ton ve yakın bir ilişki olduğunda bu hitap sevecen duyulabilir. Ancak dinleyenlerin küçük ve çocuk olduğunu vurguladığı için, aynı kelime bir yabancı tarafından kullanıldığında küçümseyici veya aşağılayıcı gelebilir.
Alıştırma
Resmî bir okul etkinliğinde yeni tanıştığınız çocuklara 'you squirts' diye seslenmek uygun mudur?
- Evet. Tarafsız ve saygılı bir hitaptır.
- Hayır. Küçümseyici veya kaba gelebilir.
Cevabı göster
Hayır. Küçümseyici veya kaba gelebilir.
keen for that?: İstek soran gündelik Avustralya İngilizcesi ifadesi
keen for that? ifadesinde keen, az önce önerilen etkinlikle ilgilenmek veya etkinliğe katılmaya istekli olmak anlamına gelir. That, daha önce sözü edilen planı gösterir. Tam soru Are you squirts keen for that? şeklindedir. Gündelik konuşmada baştaki Are düşürülmüştür. Cümle yine evet ya da hayırla yanıtlanan bir soru olarak işlev görür, ancak özenli yazıda kullanılan tam biçim değildir.
Alıştırma
Hangi tam soru, düşürülmüş be biçimini doğru şekilde geri getirir ve keen for yapısını korur?
- Are you keen that?
- Are you keen for that?
- Do you keen for that?
Cevabı göster
Are you keen for that?
is called The Creek: Bir bölümün başlığını tanıtma
is called The Creek ifadesinde is called, bölümü başlığıyla ilişkilendirir: This episode adı verilen öğedir, The Creek ise addır. Kalıp be called + ad veya başlık şeklindedir. Burada önce bölüm belirtilir, ardından bölümün başlığı duyurularak program bilgisi düzenlenir. Called, telefonla aranmak değil, bir ad taşımak anlamındadır; başlık to olmadan doğrudan ardından gelir.
Alıştırma
Cümleyi be called yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This podcast episode ____ A Fresh Start.
Cevabı göster
is called
Yöntem sormak için How do you do that?
How do you do that?, henüz gördüğünüz bir hareketin arkasındaki yöntemi veya beceriyi açıklamasını birinden istemek için kullanılır. That, bilinen o harekete gönderme yapar; bu nedenle doğal anlamı “Bunu nasıl yapıyorsun?”dur. İlk do, geniş zaman sorusunu kuran yardımcı fiildir; ikinci do ise “yapmak” anlamındaki asıl fiildir. Bu, gerçekten açıklama isteyen bir sorudur; selamlaşma değildir.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın madeni parayı yok ettiğini görüp yöntemini sormak istiyorsunuz. Ne dersiniz?
- What are you doing?
- How do you do that?
- How do you do?
Cevabı göster
How do you do that?
Don't know. ifadesinde I öznesinin gayriresmî olarak atılması
Don't know., I don't know. ifadesinin konuşmada kısaltılmış hâlidir. Önceki soru kimin bilmediğini açıkça gösterdiği için I öznesi atılır. Öznenin eksik olması anlamı değiştirmez: Konuşan kişi hâlâ kendisinin bilmediğini söylemektedir. Bu, konuşmaya özgü bir eksiltidir; farklı bir fiil biçimi değildir.
Alıştırma
Hangi yanıt I öznesini atar ancak günlük konuşmada yaygın olarak kullanılır?
- Don't know.
- I don't know.
- She doesn't know.
Cevabı göster
Don't know.
bush bash: patika olmadan çalılıkta ilerlemek
Buradaki bush bash, belirgin bir yolun olmadığı çalılık veya fundalık alanda ilerlemek anlamına gelen, Avustralya açık hava bağlamına özgü gündelik bir ifadedir. Let's bush bash cümlesinde bush bash, let's ifadesinden sonra fiil görevi görür. Bash çoğu zaman “sertçe vurmak” anlamına gelir, ancak burada mecazi olarak kullanılır. Bir insana vurmayı değil, zorlu bitki örtüsünün arasından yol açarak ilerlemeyi anlatır.
Alıştırma
İşaretli bir patikadan uzakta çalılıkların arasından ilerlemek anlamındaki gündelik Avustralya ifadesiyle cümleyi tamamlayın: There is no track, so let's ____ to the creek.
Cevabı göster
bush bash
I might just stay on the playground if that's okay. Ton ve niyet
1:03sorun olmazsa ben oyun parkında kalsam iyi olur.
might just stay: katılmama seçimini yumuşatmak
Bu cümlede might just stay yalnızca geleceğe yönelik bir tahmin değildir. Konuşan kişi geride kalmaya eğilimlidir, ancak bunu kesin bir ret yerine çekingen bir seçim olarak sunar. Might kesinliği ve ifadenin gücünü azaltırken just seçimin daha küçük ve daha az çatışmacı görünmesini sağlar. if that's okay ile birlikte kullanıldığında, diğer kişiye cevap verme alanı bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle diğerlerine katılmamayı en nazik ve çekingen biçimde ifade eder?
- I might just stay here if that's okay.
- I will stay here, and that's final.
- I refuse to go with you.
Cevabı göster
I might just stay here if that's okay.
if that's okay: karşı tarafın kabul edip etmediğini nazikçe sormak
Bu cümlede if that's okay, kişisel bir plandan sonra gelerek dinleyenin bunu kabul edip etmediğini sorar. Buradaki if yan cümlesi esas olarak mantıksal bir koşul kurmaz; nazik bir onaylama sorusu işlevi görür. Bu ifade planı kesinleşmiş bir karar gibi göstermekten çıkarır ve dinleyene kabul etme, itiraz etme ya da başka bir seçenek önerme alanı bırakır. Aynı kalıp bir rica, tercih veya plandaki küçük bir değişiklikten sonra da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle kişisel bir planı en doğal biçimde sunarken dinleyenin bunu kabul edip etmediğini nazikçe sorar?
- I'll take the later train, if that's okay.
- If that's okay, the later train was delayed yesterday.
- I'll take the later train because that's okay.
Cevabı göster
I'll take the later train, if that's okay.
Come on: birini harekete geçmesi için teşvik etmek
Burada Come on kısa bir teşvik veya ikna ifadesidir: konuşan kişi Bluey'nin fikrini değiştirip etkinliğe katılmasını ister. Kelime anlamıyla “bana doğru hareket et” demek değildir. İfadenin gücü ses tonuna bağlıdır. Sıcak bir ton “lütfen, bir dene” anlamına gelebilirken daha sert bir ton sabırsız veya inanmaz gelebilir. Bu cümledeki temel işlev, dinleyeni nazikçe harekete geçirmektir.
Alıştırma
Hangi cümlede Come on birini harekete geçmesi için teşvik eder?
- The bus comes at noon.
- Come here and sit beside me.
- Come on, give it a try!
Cevabı göster
Come on, give it a try!
There sure are ...: konuşmada güçlü vurgu
Temel there are ... kalıbı bir şeyin var olduğunu ya da bir yerde bulunduğunu söyler. Bu cümlede sure, there ile are arasına girip tüm ifadeyi güçlendirir: konuşan kişi çalıların çokluğunu belirgin biçimde fark etmektedir. Burada sure, “gerçekten” ya da “kesinlikle” anlamındadır. Tek başına “Eminim” cevabı değildir. There sure is/are ... kalıbı bir gözleme kendinden emin ve çoğu zaman şaşkın bir vurgu katar.
Alıştırma
There sure are a lot of bushes cümlesinde sure ne anlam katar?
- Çalıların kendilerini kesin veya güvenli olarak tanımlar.
- Çok fazla çalı olduğu gözlemini güçlü biçimde vurgular.
- Çalıların gerçekten var olup olmadığını sorar.
Cevabı göster
Çok fazla çalı olduğu gözlemini güçlü biçimde vurgular.
Make sure you ... ile önemli bir hatırlatma
Make sure you + fiilin yalın hâli, “bunu mutlaka yap” ya da “bunu yapmayı unutma” anlamına gelir. Bu cümlede yapı, watch out ifadesini açık bir uyarıya dönüştürür: dinleyenin tetikte kalması beklenir. Burada Make sure tek bir birim olarak çalışır; kelimesi kelimesine “kesinlik oluşturmak” anlamına gelmez. you sözcüğünden sonra fiili doğrudan kullanın; Make sure you check the time veya Make sure you lock the door örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
“Yapmayı unutma” anlamındaki vurgulanan kalıpla hatırlatmayı tamamlayın: ____ lock the door before you leave.
Cevabı göster
Make sure you
watch out for + belirli bir tehlike
Watch out for + isim veya isim öbeği, “belirli bir tehlikeye ya da soruna karşı dikkatli olmak” demektir. Bu cümlede for, tehlike olarak sunulan şeyi getirir: dropbears. Burada watch out for tek bir bütün olarak anlaşılmalıdır. Watch, “izlemek” anlamında değildir; ifadenin tamamı bir uyarı işlevi görür.
Alıştırma
“Belirli bir tehlikeye karşı dikkatli olmak” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle uyarıyı tamamlayın: ____ loose rocks near the cliff.
Cevabı göster
Watch out for
dropbears: Avustralya şakasındaki hayali hayvanlar
Dropbears, daha yaygın yazımıyla drop bears, Avustralya'daki bir şakada geçen hayali ve tehlikeli hayvanlardır. Hikâyeye göre ağaçlarda saklanıp insanların üzerine düşerler; bu ad gerçek bir zooloji terimi değildir. Buradaki uyarı yüzeyde ciddi görünür, ancak konuşmacı daha sonra şaka yaptığını kabul eder. Yani gerçek yaban hayatı bilgisi vermek yerine çocuklara takılmaktadır.
Alıştırma
Bu bağlamda dropbears nedir?
- Yavru koalaların bilimsel adı
- Avustralya şakasında kullanılan hayali hayvanlar
- Avustralya'da bütün ayılar için kullanılan genel bir terim
Cevabı göster
Avustralya şakasında kullanılan hayali hayvanlar
Are you joking?: Birinin ciddi olup olmadığını sormak
Are you joking? ifadesi, karşınızdaki kişinin az önce söylediğini gerçekten mi kastettiğini yoksa yalnızca şaka mı yaptığını sorar. Bu cümlede aynı zamanda şüphe ve şaşkınlık da ifade eder: konuşan kişi duyduğu iddiaya inanmakta zorlanır. Sakin bir tonla söylendiğinde samimi bir doğrulama sorusudur. Güçlü vurgu ise inanmazlık ya da eleştiri gibi duyulmasına yol açabilir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız "I am going to walk one hundred kilometres today." diyor. Ciddi olup olmadığını anlayamıyorsunuz. Hangi cevap bunun şaka olup olmadığını doğrudan sorar?
- Did you hear a joke?
- Do you enjoy walking?
- Are you joking?
Cevabı göster
Are you joking?
But seriously: Şakadan ciddi bir noktaya geçmek
But seriously bir söylem belirtecidir. Dinleyicilere konuşmayı artık şaka olarak görmemelerini ve sonrasında gelenleri konuşanın asıl düşüncesi, uyarısı veya görüşü olarak anlamalarını söyler. Buradaki but öncelikle bir olguya karşı çıkmaz. Eğlenceli konuşmadan ciddi bilgiye geçişi işaretler; seriously ise dikkati bir sonraki mesaja yöneltir.
Alıştırma
Az önce bir şaka yaptınız, fakat şimdi gerçek bir güvenlik uyarısı vermeniz gerekiyor. Hangi cümle ciddi bir noktaya geçildiğini açıkça gösterir?
- Later, we need to check the map before we continue.
- But seriously, we need to check the map before we continue.
- Perhaps we need to check the map before we continue.
Cevabı göster
But seriously, we need to check the map before we continue.
It's just a leech: just ile “yalnızca” demek
It's just a leech cümlesinde just, “yalnızca” veya “bundan ibaret” anlamına gelir. Konuşan kişi şeyin ne olduğunu söyler ve onu dinleyenin düşündüğünden daha az korkutucu gösterir. It's just + isim kalıbı yanlış bir düşünceyi düzeltmek ve endişeyi azaltmak için kullanılır. Burada just, zaman bakımından “az önce” anlamına gelmez.
Alıştırma
It's just + isim kalıbını kullanın. Bir arkadaşınız sandalyedeki paltoyu bir insan sanıyor. Rahatlatıcı cümleyi tamamlayın: Don't be scared. ____ coat.
Cevabı göster
It's just a
Maybe we should: gruba nazikçe öneride bulunmak
Maybe we should + fiilin yalın hâli, emir vermek yerine nazikçe öneride bulunur. Maybe we should head back cümlesinde konuşan kişi geri dönmeyi önerir ve grubun cevap vermesine alan bırakır. Maybe öneriyi yumuşatır, we ise konuşan kişinin de eyleme katılacağını gösterir. Buradaki maybe yalnızca olasılık bildirmez; öneriyi daha az kesin ve buyurgan yapar.
Alıştırma
Gruba yönelik nazik öneriyi Maybe we should ile başlayarak tamamlayın: The path is getting slippery. ____ turn around.
Cevabı göster
Maybe we should
head back: daha önce bulunulan yere dönmek
Burada head back, daha önce bulunulan bir yere geri dönmek anlamına gelir. Maybe we should ... yapısı, geri dönüş yolculuğuna başlamayı yumuşak bir öneri olarak sunar. Head burada vücuttaki “baş” anlamında değil, “belirli bir yöne doğru gitmek” anlamında bir fiildir. Back geri dönüş anlamını ekler. Varış yeri belliyse head back tek başına kullanılabilir; yeri belirtmek için head back to + yer kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki 'geri dönmeye başlamak' anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We should ____ to the station before dark.
Cevabı göster
head back
Konuşma parçasında Not as many + sayılabilen çoğul isim
Not as many + sayılabilen çoğul isim, bir yerdeki veya gruptaki sayının diğerinden daha az olduğunu belirtir. Burada oyun alanında, karşılaştırılan yere göre daha az sülük olduğu anlamına gelir. Bu replik konuşma dilinde kullanılan eksiltili bir parçadır. Daha tam biçimi There are not as many leeches in the playground as there are in the other place. şeklindedir. Bağlam açık olduğunda There are ve sondaki karşılaştırma bölümü çıkarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi 'daha az sayıda' anlamına gelen üç sözcüklü karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: There are ____ buses today as there were yesterday.
Cevabı göster
not as many
not as many of those either: çoğul gönderim ve olumsuz bilgi ekleme
not as many of those, bilinen ve sayılabilen çoğul bir grubun sayısının bir karşılaştırma noktasından ya da beklentiden daha az olduğunu anlatır. those, daha önce sözü geçen, görülebilen veya bağlamdan açıkça anlaşılan çoğul şeylerin yerine geçen bir zamirdir; bu nedenle isim tekrar edilmez. Olumsuz yan cümlenin sonunda either, ‘o da değil’ veya ‘ondan da yok’ anlamı katar. Önceki olumsuz bilgiye ikinci bir olumsuz karşılaştırma ekler; burada ‘iki seçenekten biri’ anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir rehber yusufçukları göstererek bu gölette önceki gölete göre daha az yusufçuk olduğunu söylüyor. Rehber, kelebekler hakkında da aynı olumsuz karşılaştırmayı yaptı. Yusufçuklarla ilgili bilgiyi doğal biçimde ekleyen cümle hangisidir?
- There aren't as many of those here either.
- There isn't as much of those here either.
- There aren't as many of those here too.
Cevabı göster
There aren't as many of those here either.
The ground here is more uneven than in the playground. Dilbilgisi
2:00Buranın zemini oyun parkına göre daha engebeli.
more uneven than in the playground: ismin atıldığı bir karşılaştırma yapısı
more uneven than ... engebelilik veya düzensizlik derecesini karşılaştırır. Uneven, düz ya da pürüzsüz olmayan bir yüzeyi anlatır ve karşılaştırma biçimi genellikle more ile kurulur: more uneven. than in the playground bölümünde, zaten açık olduğu için the ground isim öbeği kullanılmamıştır. Karşılaştırma buradaki zeminle oyun alanındaki zemin arasındadır; zeminle oyun alanının kendisi arasında değildir.
Alıştırma
Cümleyi uneven ile kurulan ve ‘daha az düz’ anlamına gelen üç sözcüklü karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: The rocky trail is ____ the paved path.
Cevabı göster
more uneven than