Kemoterapi nasıl çalışır? - Hyunsoo Joshua No: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, hardal gazı araştırmalarından modern kemoterapiye uzanan süreci ele alıyor; tedavinin hızla bölünen hücreleri nasıl etkilediğini, yan etkilerin neden oluştuğunu ve daha seçici hâle getirilmesi için yürütülen çalışmaları açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. become a champion in the fight against cancer? — Deyimler ve Mecazlı İfadeler. Bu kişileştirmenin çarpıcı bir tersine dönüşü nasıl kurduğunu anlayın: savaşın yol açtığı yıkımla özdeşleşen bir madde, değerli bir tıbbi silahın temeline dönüşür. Böylece bilim tarihini daha canlı ve akılda kalıcı biçimde anlatmak için kullanılan benzer mücadele imgelerini tanıyabilirsiniz. 2. prevents the cell from completing its replication, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. Bir müdahalenin sürecin tamamlanmasını engellediğini anlatan prevent + nesne + from + -ing yapısını öğrenin. Burada yapı, mikrotübüllerin sabitlenmesini hücre çoğalmasının tamamlanamaması ve hücre ölümüyle açıkça ilişkilendirir; tıp, güvenlik ve düzenleme açıklamalarında da kullanılabilir. 3. more precise interventions — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi. interventions sözcüğünü, sıradan bir müdahale değil, sonucu değiştirmeyi amaçlayan tedavi veya önlemler anlamındaki resmî tıp kullanımıyla yorumlayın; more precise ise hedeflemenin daha dikkatli yapıldığını belirtir. Bu sayede amaçlanan kanser hücrelerini vururken sağlıklı dokulara verilen zararı azaltan tedavileri anlatabilirsiniz.
Bu derste
Tarihsel bir zaman çerçevesi olarak During World War I
World War I, 1914'ten 1918'e kadar süren Birinci Dünya Savaşı'nın standart İngilizce adıdır. During World War I ifadesinde during edatı, ardından gelen bilgileri bu belirli tarihsel dönemin içine yerleştirir. Bu zaman çerçevesi yalnızca belirsiz bir geçmiş zaman anlatmaz; gerekli tarihsel bağlamı sağlar. Siper savaşı ve hardal gazı dâhil kimyasal silahların geniş çapta kullanılması bu çatışmanın özelliklerindendi.
Alıştırma
Bu bağlamda During World War I ifadesinin işlevi nedir?
- Ardından gelen olayları Birinci Dünya Savaşı'nın tarihsel bağlamına yerleştirir.
- Olayları iki dünya savaşı arasındaki barış dönemine yerleştirir.
- Olayların dünyadaki her ülkede gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Ardından gelen olayları Birinci Dünya Savaşı'nın tarihsel bağlamına yerleştirir.
one of the horrors of trench warfare was a poisonous yellow cloud called mustard gas. Kültür
0:08siper savaşının dehşetlerinden biri de hardal gazı adı verilen zehirli sarı bir buluttu.
trench warfare: savunma siperlerinden savaşma
trench warfare, orduların uzun savunma siperlerinden oluşan sistemleri tuttuğu ve buralardan savaştığı bir çatışma biçimidir. Bu, askerî tarihte yerleşmiş bir ifadedir; trench sözcüğü yalnızca bir çatışmanın sıradan bir hendeğin yakınında gerçekleştiği anlamına gelmez. Bu cümlede of trench warfare, bu dehşeti doğuran savaş ortamını belirtir. Kalabalık mevziler ve hareket kısıtlılığı, zehirli gazı özellikle tehlikeli ve kaçılması zor hâle getiriyordu.
Alıştırma
Hangi tanım trench warfare ifadesine en uygundur?
- Sıradan bir hendeğin yakınında gerçekleşen herhangi bir çatışma
- Tamamen yer altı tünellerinde yürütülen bir savaş
- Temel olarak savunma siperlerinden oluşan sistemlerden savaşmak
Cevabı göster
Temel olarak savunma siperlerinden oluşan sistemlerden savaşmak
mustard gas: bir kimyasal savaş maddesi
Mustard gas, siper savaşına ilişkin tarihsel anlatılarda geçen zehirli bir kimyasal savaş maddesinin adıdır. Bu cümlede zehirli sarı bulutu tanımlar; buradaki gas sıradan yakıt gazı anlamına gelmez. Mustard gas ifadesini tek bir terim olarak anlayın. Mustard, adın bir parçasıdır ve cümleyi yiyecek ya da çeşni bağlamına taşımaz.
Alıştırma
Bu cümlede mustard gas ne anlama geliyor?
- Zararsız sarı bir sis
- Hardalla karıştırılmış yakıt gazı
- Zehirli bir kimyasal savaş maddesi
Cevabı göster
Zehirli bir kimyasal savaş maddesi
For those unlucky enough to be exposed, Dilbilgisi
0:15Buna maruz kalacak kadar şanssız olanlar için,
unlucky enough to be exposed: talihsizlik ve edilgen sonuç
Unlucky enough to be exposed, 'maruz kalacak kadar şanssız' ya da daha doğal bir ifadeyle 'maruz kalma talihsizliğini yaşamış' anlamına gelir. adjective + enough + to-infinitive yapısında enough sıfattan sonra gelir ve bir sonuç ya da netice sunar; unlucky ile kullanıldığında olayı talihsizlik olarak çerçeveler ve mağdurlara duyulan üzüntüyü ifade eder. Be exposed edilgen yapıdadır. Burada zehirle temas etmek anlamına gelir; exposed to ifadesinden sonra gelecek tamamlayıcı, bağlamdan anlaşıldığı için kullanılmamıştır.
Alıştırma
Unlucky ve expose ile adjective + enough + edilgen mastar yapısını kullanın: During the leak, two workers were ____ to the fumes.
Cevabı göster
unlucky enough to be exposed
made the air impossible to breathe: make + nesne + sıfat + to-infinitive
made the air impossible to breathe ifadesinde made, “bir şeyi belirli bir duruma getirdi” anlamındadır. Yapı make + nesne + sıfat öbeğidir: made + the air + impossible to breathe. Breathe fiilinin örtük öznesi insanlardır; the air ise onların soluduğu şeydir. Dolayısıyla ifade, havanın solunamaz hâle geldiğini anlatır; havanın kendisinin nefes aldığını anlatmaz. Bu yapı easy, difficult ve safe gibi sıfatlarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Sonuç bildirmek için make + nesne + sıfat + to-infinitive yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The tiny print made impossible the instructions to read.
- The tiny print made the instructions impossible to read.
- The tiny print made the instructions to be impossible read.
Cevabı göster
The tiny print made the instructions impossible to read.
and caused huge blisters on exposed skin. Kalıp ifadeler
0:22ve açıkta kalan derilerinde büyük kabarcıklara neden oluyordu.
caused huge blisters on exposed skin: cause + yaralanma sonucu + on + vücut bölgesi
caused huge blisters on exposed skin ifadesinde caused, somut zarar sonucunu belirten huge blisters öbeğini doğrudan nesne olarak alır. on exposed skin edat öbeği, kabarcıkların nerede oluştuğunu belirtir. Blister, ciltte oluşan, içi sıvı dolu bir kabarıklıktır; exposed skin ise giysi veya koruyucu malzemeyle örtülmemiş cilt demektir. Cilt yüzeyinde oluşan görünür belirtiler için cause + belirti + on + vücut bölgesi yapısı doğaldır. Örneğin cause burns on the hands denebilir.
Alıştırma
Hangi cümle cause sonrasına cilt belirtisini, on sonrasına da belirtinin yerini doğal biçimde getirir?
- The chemical caused on her hands painful blisters.
- The chemical caused painful blisters on her hands.
- The chemical caused her hands with painful blisters.
Cevabı göster
The chemical caused painful blisters on her hands.
Scientists tried desperately to develop an antidote to this vicious weapon of war. Notlar
0:26Bilim insanları bu acımasız savaş silahına bir panzehir geliştirmek için çaresizce çabaladılar.
develop an antidote to: bir şeye karşı panzehir geliştirmek
Develop an antidote to, bir şeyin zararlı etkilerini gideren bir maddeyi veya yöntemi araştırıp oluşturmak anlamına gelir. Develop, panzehri yalnızca bulmaya veya vermeye değil, onu geliştirme sürecine odaklanır. An antidote to X yapısında to, etkisi giderilmek istenen zehri, toksini veya tehdidi tanıtır. Burada this vicious weapon of war, bilim insanlarının etkilerini etkisiz hâle getirmek istediği zararlı hedef olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: After months of testing, the lab may finally ____ a dangerous snake venom.
Cevabı göster
develop an antidote to
vicious weapon of war: sınıflandırma ve güçlü kınama
Weapon of war, bir şeyi savaştaki amacına veya rolüne göre sınıflandırır. Buradaki of sıradan bir aidiyet ilişkisi anlatmaz; savaşta kullanılan bir silah anlamına gelir ve ifadeye resmî, ağır bir ton kazandırır. Vicious, konuşanın güçlü olumsuz yargısını ekler: silah acımasızdır ve ciddi zarar verir. Bu nedenle vicious weapon of war, nesneyi hem sınıflandırır hem de kınar; tarafsız biçimde betimlemez.
Alıştırma
Vicious weapon of war ifadesi cümlede ne işlev görüyor?
- Şeyi savaşta kullanılan bir silah olarak sınıflandırır ve acımasızlığını güçlü biçimde kınar.
- Silahın savaşa ait olduğunu söyler.
- Silahın nerede saklandığını tarafsız biçimde açıklar.
Cevabı göster
Şeyi savaşta kullanılan bir silah olarak sınıflandırır ve acımasızlığını güçlü biçimde kınar.
they discovered the gas was irrevocably damaging the bone marrow of affected soldiers, Kelime
0:32gazın etkilenen askerlerin kemik iliğine geri dönülemez bir şekilde zarar verdiğini,
Ek bir sonucu aktaran geçiş ifadesi olarak In the process
In the process daha önce sözü edilen bir eyleme gönderme yapar ve 'bunu yaparken' anlamına gelir. Bu cümlede panzehir arayışını gazın zararlı etkisinin keşfedilmesine bağlar. Bir geçiş ifadesi olarak keşfi önceki faaliyetin ek ve muhtemelen beklenmedik bir sonucu şeklinde sunar; yalnızca bir şeyin resmî bir prosedür içinde gerçekleştiğini belirtmez.
Alıştırma
Pil testini bu sırada yapılan ek bir keşfe bağlayan ifadeyi seçin: The engineers tested the new battery and, ____, found a flaw in its cooling system.
- in the process
- on the process
- in process
Cevabı göster
in the process
Irrevocably damaging the bone marrow: kemik iliğinde geri döndürülemez hasar
Irrevocably, damaging sözcüğünü niteler ve hasarın giderilemeyeceğini ya da tersine çevrilemeyeceğini belirtir. Yalnızca hasarın ne kadar ağır veya hızlı olduğunu değil, iyileşmenin mümkün olup olmadığını anlatır. Bone marrow, kan hücrelerinin üretildiği, kemiklerin içindeki yumuşak doku olan “kemik iliği”dir. Dolayısıyla ifadenin bütünü, bu kan hücresi üreten dokunun iyileşemeyeceği bir biçimde zarar gördüğünü anlatır.
Alıştırma
Irrevocably damaging ifadesi bize en açık şekilde ne anlatır?
- Hasar yalnızca kısa bir süre devam etti.
- Hasar ağırdı, ancak yine de geri döndürülebilir olabilirdi.
- Hasar tersine çevrilemezdi.
Cevabı göster
Hasar tersine çevrilemezdi.
halting its ability to make blood cells. Dilbilgisi
0:39kan hücresi üretme yeteneğini durdurduğunu keşfettiler.
halting its ability to make blood cells: sonuç bildiren bir -ing öbeği
halting its ability to make blood cells biçimindeki -ing öbeği önceki cümleye bağlanır ve hasarın sonucunu gösterir: kemik iliği artık kan hücreleri üretemez. Yeni ve bağımsız bir ana cümle başlatmaz. Burada its, kemik iliğine gönderme yapar. Halt geçişli bir fiildir ve “durdurmak” anlamına gelir; nesnesi kemik iliğinin kan hücresi üretme yetisidir.
Alıştırma
Vurgulanan -ing öbeği bu bağlamda ne işlev görür?
- Yeni ve bağımsız bir ana cümle başlatır.
- Önceki hasarın sonucunu belirtir.
- Kan hücrelerinin depolandığı yeri belirtir.
Cevabı göster
Önceki hasarın sonucunu belirtir.
Despite these awful effects: karşıtlıktan önce ödünleme bildirmek
Despite these awful effects, ödünleme bildiren bir giriş ifadesidir. Önce güçlü biçimde olumsuz bir gerçeği kabul eder, ardından okuyucuyu beklenmedik bir karşıtlığa hazırlar: bu zararlı etkiler yine de bilim insanlarına bir fikir vermiştir. Despite bir edattır; bu nedenle these awful effects bir isim öbeğidir, yan cümle değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp despite + isim öbeği biçimindedir ve ardından bu arka plana rağmen geçerliliğini koruyan bir sonuç gelir.
Alıştırma
Hedef despite + isim öbeği kalıbını tamamlayın: ____ the heavy rain, the match continued.
Cevabı göster
Despite
Cancer cells share a characteristic with bone marrow. Kalıp ifadeler
0:46Kanser hücreleri kemik iliği ile bir özelliği paylaşıyordu.
share a characteristic with: ... ile ortak bir özelliğe sahip olmak
Burada share, bir şeyin bir kısmını başkasına vermek değil, “ortak olarak sahip olmak” anlamına gelir. Cümle, kanser hücreleriyle kemik iliğinin aynı özelliğe sahip olduğunu belirtir. A shares a characteristic with B yapısı bir benzerlik noktası sunar. cancer cells gibi çoğul bir özneyle shares değil, share kullanılır. Ortak özelliğin ne olduğu sonraki cümlede açıklanabilir.
Alıştırma
Cümleyi “... ile bir ortak özelliğe sahip olmak” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: This material appears to ____ natural bone.
Cevabı göster
share a characteristic with
biyolojide replicate rapidly: hızla çoğalmak
Bu biyoloji bağlamında replicate, kendisinin kopyalarını oluşturmak ve böylece hücre sayısını artırmak anlamına gelir. Rapidly, bu sürecin hızlı gerçekleştiğini belirtir. İfade yalnızca “hızlıca tekrarlamak” ya da bir bilgisayar dosyasını kopyalamak anlamına gelmez. Both, daha önce sözü edilen kanser hücrelerine ve kemik iliğine gönderme yapar. Daha kesin olarak, hızla çoğalanlar kemik iliğinde aktif olarak bölünen hücrelerdir.
Alıştırma
“These cells replicate rapidly,” cümlesinde replicate rapidly ne anlama gelir?
- Hücreler bir bilgisayar dosyasını hızla kopyalar.
- Hücreler aynı hareketi hızla tekrarlar.
- Hücreler kendilerini kopyalayarak hızla daha fazla hücre üretir.
Cevabı göster
Hücreler kendilerini kopyalayarak hızla daha fazla hücre üretir.
So, could one of the atrocities of war become a champion in the fight against cancer? Notlar
0:52Peki, savaşın vahşetlerinden biri kansere karşı savaşta bir şampiyona dönüşebilir miydi?
one of the atrocities of war: ahlaki kınama içeren bir ifade
one of the atrocities of war ifadesinde one of, söz konusu şeyi savaş sırasında işlenmiş birçok vahşetten tek bir örnek olarak sunar. Atrocity, yalnızca korkutucu ya da talihsiz bir şey değil, ağır zarara yol açan son derece zalimce bir eylemdir. Burada ifade, hardal gazının savaşta kullanılmasını ve bunun etkilerini güçlü biçimde kınar. Bu ahlaki yargı, daha sonra tıbbi amaçla kullanılabilme olasılığını çarpıcı bir tersine dönüş gibi gösterir.
Alıştırma
Cümledeki one of the atrocities of war ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Korkutucu fakat ahlaken tarafsız bir askerî zorluk
- Ahlaken kınanması gereken son derece zalimce bir savaş eylemi
- Askerî eğitim sırasında yaşanan küçük bir sorun
Cevabı göster
Ahlaken kınanması gereken son derece zalimce bir savaş eylemi
become a champion in the fight against cancer: kişileştirme metaforu
Become a champion in the fight against cancer, tıbbi bir maddeyi veya tedaviyi güçlü bir savaşçı gibi kişileştirir. Burada champion bir spor yarışmasının galibi değil, bir davayı ileri taşıyan güçlü bir kuvvet anlamına gelir; fight ise kansere karşı yürütülen çalışmaları bir savaş olarak çerçeveler. Soru çarpıcı bir tersine dönüş yaratır: savaşın verdiği zararla ilişkilendirilen bir şey, kanseri tedavi etmek için kullanılan bir araca dönüşebilir. İfade canlı ve umut vericidir, ancak tek başına bir tedavinin kanıtlanmış olduğunu veya kanseri iyileştirdiğini ileri sürmez.
Alıştırma
Burada become a champion in the fight against cancer ne anlama gelir?
- Bir hasta tedaviden sonra bir spor şampiyonluğu kazanır.
- Bir tedavi, kanserle mücadele çabalarında güçlü bir kuvvete dönüşür.
- Bilim insanları kanser hakkında resmî bir yarışmaya katılır.
Cevabı göster
Bir tedavi, kanserle mücadele çabalarında güçlü bir kuvvete dönüşür.
by injecting compounds derived from mustard gas into the veins of cancer patients. Notlar
1:01hardal gazından elde edilen bileşikleri kanser hastalarının damarlarına enjekte ederek araştırdılar.
by injecting compounds derived from mustard gas: yöntemi by + -ing ile ifade etmek
by injecting compounds... ifadesindeki by, araştırmacıların kullandığı yöntemi belirtir. Burada “yanında” anlamına gelmez. Başka bağlamlarda da kullanılabilen yapı by + fiilin -ing biçimidir ve bir işin hangi yöntemle yapıldığını anlatır. Compounds, injecting fiilinin nesnesidir. Geçmiş ortaç öbeği derived from mustard gas, compounds sözcüğünü niteler ve bu bileşiklerin kaynağını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi by ve compare fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The researchers tested the claim ____ the two data sets.
Cevabı göster
by comparing
into the veins of cancer patients: inject A into B yapısı
Into the veins of cancer patients, bileşiklerin nereye gönderildiğini belirterek injecting ifadesini tamamlar. Başka bağlamlarda da kullanılabilen yapı inject A into B biçimindedir: A maddeyi, B ise maddenin ulaştığı yeri veya izlediği yolu belirtir. Vein, özellikle kanı kalbe doğru taşıyan toplardamar demektir; tüm kan damarları için kullanılan genel bir sözcük değildir. Buradaki çoğul veins, hastaların toplardamar sistemini genel olarak ifade eder.
Alıştırma
inject A into B yapısını tamamlayan edatı kullanın: The doctor injected the medicine ____ a vein.
Cevabı göster
into
It took time and trial and error: uzun süren, tekrarlı bir deneme süreci
Burada It took time, sonucun hemen ortaya çıkmadığını anlatır. trial and error, bir yöntemi denemek, neyin işe yaramadığını görmek ve işe yarayan bir yol bulana kadar yaklaşımı değiştirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. İfade bir bütün olarak tekrarlanan deneme ve düzeltmelerden oluşan yavaş bir süreci vurgular. Buradaki trial, bir girişim veya deneme anlamındadır; mahkeme yargılaması anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada “It took time and trial and error” ne anlama geliyor?
- Süreç zaman, tekrarlanan denemeler ve düzeltmeler gerektirdi.
- Süreç bir mahkeme davasına bağlıydı.
- Süreç hiçbir hata olmadan hemen başarıya ulaştı.
Cevabı göster
Süreç zaman, tekrarlanan denemeler ve düzeltmeler gerektirdi.
to find treatments that did more good than harm. Kalıp ifadeler
1:09zaman ve deneme yanılma gerektirdi.
did more good than harm: genel yararlar zarardan daha büyüktü
did more good than harm ifadesinde do good yararlı bir etki yaratmak, do harm ise zarar veya yaralanmaya neden olmak demektir. more ... than karşılaştırması, toplam yararın toplam zarardan daha büyük olduğunu söyler; yani tedaviler genel olarak yararlı olmuştur. Bu, tedavilerin hiç zarar vermediği anlamına gelmez; bazı riskler veya yan etkiler devam edebilir. İfade bir tedavinin, politikanın, kararın veya eylemin net etkisini değerlendirir.
Alıştırma
Bir şeyin zarardan daha fazla yarar sağladığı anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After one year, researchers concluded that the program ____.
Cevabı göster
did more good than harm
But by the end of World War II, Kalıp ifadeler
1:13Ancak İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna gelindiğinde,
by the end of World War II: geçmişte bir zaman sınırı
By the end of World War II, savaşın bitişini bir zaman sınırı olarak belirler: ilgili olay veya sonuç en geç o noktaya kadar gerçekleşmiş ya da oluşmuştur. Buradaki by, “aracılığıyla” değil, “en geç o zamana kadar” anlamındadır. Yapı by the end of + zaman dilimi veya olay şeklindedir. Anlatılarda, o dönem sona erdiğinde zaten doğru olan durumu özetlemeyi sağlar.
Alıştırma
Dönemin sonunu zaman sınırı yapan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the semester, Maya had submitted every assignment.
Cevabı göster
By the end of
they discovered what became known as the first chemotherapy drugs. Notlar
1:15ilk kemoterapi ilaçları olarak bilinecek olan şeyi keşfetmişlerdi.
became known as: sonradan oluşan bir ad
Became known as, bir adın, etiketin veya kimliğin daha sonra kullanılmaya ya da tanınmaya başladığını ifade eder. Became zaman içinde değişim anlamı katar; dolayısıyla bu ad keşif anında kullanılıyor olmak zorunda değildir. Yapı become known as + ad, unvan, etiket veya kimlik şeklindedir. Bu cümlede what, keşfettikleri maddeleri; the first chemotherapy drugs ise bu maddelere sonradan verilen adı belirtir.
Alıştırma
Daha sonra oluşan bir adı belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the park opened, the riverside path ____ the Green Loop.
Cevabı göster
became known as
first chemotherapy drugs: ilk kemoterapi ilaçları
Chemotherapy drugs, kemoterapide kullanılan ilaçlar demektir. Kemoterapi, kanser hücrelerini yok eden veya büyümelerini durduran bir ilaç tedavisidir. Bu terim her kanser tedavisi türünü kapsamaz; cerrahi ve radyoterapi farklı yaklaşımlardır. Burada the first chemotherapy drugs, zamanla bu adla tanınan en eski maddeleri ifade eder.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The clinic uses several chemotherapy drugs. chemotherapy drugs ne demektir?
- Kemoterapide kullanılan ilaçlar
- Yalnızca ağrıyı azaltmak için kullanılan ilaçlar
- Her tür kanser tedavisi
Cevabı göster
Kemoterapide kullanılan ilaçlar
Chemotherapy drugs are delivered through pills and injections Kalıp ifadeler
1:22Kemoterapi ilaçları haplar ve enjeksiyonlar yoluyla verilir
are delivered through pills and injections: ilaçların nasıl uygulandığını anlatmak
Tıbbi metinlerde are delivered, ilaçların verildiği veya vücuda alındığı anlamına gelir. Edilgen yapı, ilacı uygulayan kişiden çok ilacın kendisine odaklanır. Through pills and injections, ilaçları vermek için kullanılan biçimleri veya yöntemleri belirtir: Hastalar hap alabilir ya da enjeksiyon olabilir. Buradaki delivered, paket teslimatını değil ilaç uygulamasını ifade eder.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The medicine is delivered through a patch. is delivered through ne demektir?
- İlaç bir bant aracılığıyla vücuda girer.
- Bir ilaç paketi bir bantla birlikte gönderilir.
- İlaç yalnızca enjeksiyon biçiminde bulunur.
Cevabı göster
İlaç bir bant aracılığıyla vücuda girer.
which means compounds that are toxic to living cells. Anlatım akışı
1:28bu da canlı hücreler için toksik olan bileşikler anlamına gelir.
cytotoxic agents: canlı hücreler için toksik maddeler
“Cytotoxic agents”, canlı hücrelere zarar veren veya onları öldüren maddelerdir. Sözcüğün parçaları terimi anlamayı kolaylaştırır: cyto- hücrelerle ilgilidir; toxic ise zehirli veya zararlı demektir. Tıp ve bilim İngilizcesinde agent, bir etki oluşturan madde veya bileşik anlamına gelebilir. Burada temsilci ya da casus anlamında değildir.
Alıştırma
Örnekte “cytotoxic agents” ne anlama gelir?
- Bütün hücrelerin büyümesine yardımcı olan besinler
- Bir tıp şirketini temsil eden kişiler
- Canlı hücreler için toksik olan maddeler
Cevabı göster
Canlı hücreler için toksik olan maddeler
which means: sade bir açıklama sunmak
Burada “which means” esas olarak “cytotoxic agents” ifadesine gönderme yapar ve onun sade tanımını verir: canlı hücreler için toksik olan bileşikler. Bu yapı, “Terimin anlamı budur” sinyali verir. Yeniden kullanılabilen bilgi düzeni terim veya fikir, which means + açıklama şeklindedir. Konuşmacının önce uzmanlık ifadesini sunup ardından onu daha anlaşılır hâle getirmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi which ve mean fiilinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: Owls are nocturnal, ____ they are active at night.
Cevabı göster
which means
Essentially, these medicines cause some level of harm to all cells in the body, Kalıp ifadeler
1:33Temel olarak, bu ilaçlar vücuttaki tüm hücrelere belli bir düzeyde zarar verir,
cause some level of harm: derecesi belirtilmemiş bir zarar
Cause some level of harm, “derecesi belirtilmemiş bir zarar vermek” anlamına gelir. Cause ilaçları zararlı sonuçla ilişkilendirir; some level of ise zararın kesin şiddetini açık bırakır. Bu cümlede all cells in the body etkinin kapsamını, some level ise zararın derecesini belirtir. Yalnızca birkaç hücrenin zarar gördüğü veya zararın mutlaka hafif olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Zararın var olduğunu ancak tam olarak ne kadar ciddi olduğunu belirtmeden anlatmak için some level of harm ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The treatment is some level of harm to healthy tissue.
- The treatment may cause some level of harm to healthy tissue.
- The treatment may cause no harm to healthy tissue.
Cevabı göster
The treatment may cause some level of harm to healthy tissue.
even healthy ones: şaşırtıcı kapsama ve adın yerine kullanım
Even, sağlıklı hücreleri daha büyük grubun şaşırtıcı ya da özellikle dikkat çekici bir parçası olarak öne çıkarır: zarar sağlıklı hücrelere de ulaşır. Even cümledeki temel karşıtlığı böyle kurar. Ones, daha önce geçen çoğul cells adının yerine kullanılır; dolayısıyla healthy ones, healthy cells demektir. Cells sözcüğünü tekrarlamayı önler ve yeni bir nesne türü tanıtmaz.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. Şaşırtıcı bir kapsamayı belirten bir sözcük ve devices yerine geçen çoğul bir sözcük kullanın: The store replaced several devices, ____ older ____.
Cevabı göster
even · ones
But they reserve their most powerful effects for rapidly dividing cells, Notlar
1:39Ancak en güçlü etkilerini hızla bölünen hücreler için saklarlar,
reserve their most powerful effects for: en güçlü etkilerini … üzerinde göstermek
Bu cümlede reserve their most powerful effects for, “en güçlü etkisini … üzerinde göstermek” demektir. Kemoterapi ilaçları hızla bölünen hücreleri diğer hücrelerden daha güçlü biçimde etkiler. reserve A for B kalıbı genellikle “A’yı B için saklamak” anlamına gelir. Burada A soyut bir etkidir; bu nedenle kullanım mecazidir ve rezervasyon yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, en büyük faydaların bir gruba ayrıldığını belirtmek için reserve A for B kalıbını kullanır?
- The new rule reserves its biggest benefits for first-time buyers.
- First-time buyers reserve a time to discuss the new rule.
- The new rule prevents first-time buyers from receiving benefits.
Cevabı göster
The new rule reserves its biggest benefits for first-time buyers.
rapidly dividing cells: hızla bölünen hücreler
Rapidly dividing cells, “yüksek hızda hücre bölünmesi geçiren hücreler” demektir. Burada dividing, bir hücrenin yeni hücreler oluşturmak üzere bölünmesini anlatır; matematiksel bölme işlemi yapmak anlamına gelmez. Rapidly, dividing sözcüğünü niteler; -ing yapısındaki rapidly dividing ifadesinin tamamı da cells sözcüğünü tanımlar. Bu, hücreleri bölünme hızlarına göre sınıflandıran yaygın bir biyomedikal ifadedir.
Alıştırma
Rapidly dividing cells ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Hızla hücre bölünmesi geçiren hücreler
- Hızla matematiksel bölme işlemi yapan hücreler
- Hızla gruplara ayrılmış hücreler
Cevabı göster
Hızla hücre bölünmesi geçiren hücreler
precisely the hallmark of cancer: tam olarak kanserin ayırt edici özelliği
Burada a hallmark of something, bir şeyi güçlü biçimde tanımlayan ve onun ne olduğunu ayırt etmeye yardımcı olan bir özellik demektir. Bu cümlede hallmark ticari marka anlamına gelmez. Precisely, “tam olarak” ya da “işte tam da” anlamındadır. İlgi zamiri which, daha önce sözü edilen hücrelerin hızla bölünmesine gönderme yapar ve bunun kanserin tam da tipik bir özelliği olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “güçlü biçimde ayırt edici bir özellik” anlamıyla en iyi tamamlayan sözcük hangisidir? Clear communication is a ___ of good leadership.
- hallmark
- symptom
- trademark
Cevabı göster
hallmark
Take for example: somut bir örneğe geçmek
Take for example, “aşağıda verileni örnek olarak düşünün” anlamına gelen bir söylem işaretidir. Buradaki take fiili bir şeyi fiziksel olarak almak, taşımak veya kaldırmak anlamına gelmez. Bu ifade, açıklamayı genel bir düşünceden somut bir örneğe taşır. Bu cümlede those first chemotherapy drugs, konuşmacının dinleyicilerden düşünmelerini istediği örnektir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi example ile biten iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Take, ____, a battery that lasts for a week; it could change how people travel.
Cevabı göster
for example
which are still used today: ek bilgi veren bir ilgi yan cümlesi
“Which are still used today”, daha önce geçen ilk kemoterapi ilaçlarını belirten çoğul ad öbeğine gönderme yapan ve ek bilgi veren bir ilgi yan cümlesidir. Which bu yan cümlenin öznesidir; bu nedenle çoğul fiil are, söz konusu ilaçlarla uyumludur. Are used edilgen yapıdadır. Bu yan cümle, ana anlatıyı ilerletmeden arka plan bilgisi ekler. Still, kullanımın geçmişten günümüze sürdüğünü gösterir. Today ise burada yalnızca takvimdeki bugünü değil, “günümüzde” veya “çağımızda” anlamını taşır.
Alıştırma
Aynı ek bilgi veren ilgi yan cümlesi yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- These methods, which are still used today, were developed decades ago.
- These methods, which is still used today, were developed decades ago.
- These methods, who are still used today, were developed decades ago.
Cevabı göster
These methods, which are still used today, were developed decades ago.
alkylating agents: bir kemoterapi ilacı sınıfı
Alkylating agents, bir kemoterapi ilacı sınıfının adıdır ve Türkçede “alkilleyici ajanlar” olarak ifade edilir. DNA gibi moleküllere alkil grupları aktarırlar; bu da DNA’ya zarar verebilir ve hücre bölünmesini engelleyebilir. Bu teknik terimde agents, biyolojik veya kimyasal bir etki oluşturan maddeler ya da ilaçlar anlamına gelir. Başka biri adına hareket eden kişiler anlamına gelmez.
Alıştırma
Alkylating agents teriminde agents ne anlama gelir?
- Gizlice bilgi toplayan insanlar
- Ticari işlerde başka bir kişiyi temsil eden insanlar
- Belirli bir etki oluşturan ilaçlar veya kimyasal maddeler
Cevabı göster
Belirli bir etki oluşturan ilaçlar veya kimyasal maddeler
injected into the bloodstream: kan dolaşımına enjekte edilmek
Injected into the bloodstream, bir maddenin vücutta dolaşan kana doğrudan verildiğini belirtir. Edilgen yapı, işlemi kimin yaptığına değil, maddeye ne olduğuna odaklanır. Etken yapı inject A into B şeklindedir. Into, bir hedefin içine doğru hareketi belirtir; bu nedenle into the bloodstream, maddenin girdiği sistemin kan dolaşımı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir maddenin dolaşımdaki kana girdiğini belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the scan, the contrast agent was ____.
Cevabı göster
injected into the bloodstream
which delivers them to cells all over the body. Kalıp ifadeler
1:57bu da onları vücudun her yerindeki hücrelere ulaştırır.
all over the body: vücudun her yerinde
All over the body, tüm vücutta veya vücudun birçok bölümünde anlamına gelir. Burada hücrelerin yerini belirtir ve bunların yalnızca cilt üzerinde değil, vücudun içi de dâhil olmak üzere her yere dağıldığını anlatır. All over + yer yapısı geniş bir dağılımı belirtir. Bu dağılımın bir yerin içinde mi, yüzeyinde mi yoksa farklı bölgelerinde mi olduğu bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi “ülkenin birçok yerinde” anlamına gelen bir all over + yer ifadesiyle tamamlayın: The charity runs free clinics ____.
Cevabı göster
all over the country
when the cell exposes its DNA in order to copy it, Dilbilgisi
2:02hücre kopyalamak için DNA'sını açığa çıkardığında,
in order to copy it: amacı belirtmek
in order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir: hücre DNA'yı kopyalayabilmek için kendi DNA'sını açığa çıkarır. Burada it, DNA'yı ifade eder; copy ise bir belgenin fotokopisini çekmek değil, genetik materyali çoğaltmak anlamındadır. in order to kullanımı amaç ilişkisini açık hâle getirir. Bu özellik, birden fazla aşama veya yan cümle içeren bilimsel açıklamalarda yararlıdır.
Alıştırma
in ile başlayan üç sözcüklü amaç ifadesini yazın: The researcher repeated the test ____ confirm the result.
Cevabı göster
in order to
they damage the building blocks of DNA's double helix structure, Kelime
2:05DNA'nın çift sarmal yapısının yapı taşlarına zarar verirler,
building blocks of DNA's double helix structure: bilimsel bir benzetme
Building blocks, birleşerek daha büyük bir bütünü oluşturan temel birimleri anlatan bir benzetmedir. Bu cümlede the building blocks of DNA's double helix structure, inşaat bloklarını veya oyuncak parçalarını değil, çift sarmalı oluşturan moleküler bileşenleri ifade eder. the building blocks of + isim yapısı; dil, güven veya bir sav gibi soyut bir sistemin temel parçalarını anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
“Bir şeyin temel bileşenleri” anlamındaki dört sözcüklü hedef benzetmeyi yazın: Amino acids are ____ proteins.
Cevabı göster
the building blocks of
lead to cell death: bir nedeni sonuca bağlamak
Burada lead to cell death, “hücre ölümüne neden olmak” demektir. lead to + isim öbeği yapısı bir nedeni sonucuna bağlar; cell death sonuçtur. Kiplik fiili can, bunun kaçınılmaz değil, olası bir sonuç olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “sonuç olarak neden olmak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Untreated leaks can ____ major water damage.
Cevabı göster
lead to
unless the damage is repaired: bir istisna koşulu belirlemek
Unless the damage is repaired ifadesi, “hasar onarılmazsa” anlamına gelir. Unless, ana cümlede belirtilen sonucu önlemek için karşılanması gereken koşulu sunar ve “aksi takdirde” anlamını taşır. Is repaired edilgendir çünkü onarım eyleminden etkilenen şey hasardır. Bu yan cümle, onarımı kimin yaptığına değil, onarımın gerçekleşip gerçekleşmediğine odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “eğer ... değilse” anlamındaki tek sözcüklü bağlaçla tamamlayın: The device may overheat ____ the cooling fan is repaired.
Cevabı göster
unless
Because cancer cells multiply rapidly: sonuçtan önce verilen neden
Because, “cancer cells multiply rapidly” bölümünü sonrasında anlatılacakların nedeni olarak sunar. Cümleye because ile başlayan yan cümleyle başlamak, okuyucunun önce nedeni işlemesini ve ardından ana cümlede bunun sonucunu aramasını sağlar. Virgül, baştaki bu bağımlı yan cümlenin mesajı tek başına tamamlamadığını gösterir. Bilimsel açıklamalarda bu yapı bir neden-sonuç zinciri kurmaya yardımcı olur: önce mekanizma, ardından ortaya çıkan davranış.
Alıştırma
Bu bilimsel açıklamada baştaki because yan cümlesi ne işe yarar?
- Sonrasıyla neden-sonuç ilişkisi olmayan bir ayrıntı sunar.
- Nihai sonucu özetleyerek açıklamayı bitirir.
- Önce nedeni verir ve okuyucuyu sonuca hazırlar.
Cevabı göster
Önce nedeni verir ve okuyucuyu sonuca hazırlar.
they take in a high concentration of alkylating agents, Kalıp ifadeler
2:16yüksek konsantrasyonda alkilleyici ajan alırlar
take in a high concentration of: yoğun bir maddeyi emmek
Burada take in, “emmek” ya da “hücrenin içine almak” demektir. they zamiri cancer cells ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla ifade, maddenin hücrelere girmesini anlatır. “Anlamak”, “kandırmak” veya “barındırmak” anlamında değildir. a high concentration of alkylating agents isim grubu, alkilleyici maddelerin yüksek konsantrasyonda bulunduğunu veya emildiğini belirtir. Yeniden kullanılabilecek yapı özne + take in + a high concentration of + madde şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “yüksek konsantrasyonda bulunan maddeyi emmek” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: During an algal bloom, shellfish can ____ toxins from the water.
Cevabı göster
take in a high concentration of
and their DNA is frequently exposed and rarely repaired. Kalıp ifadeler
2:20ve DNA'ları sıklıkla açığa çıkar ve nadiren onarılır.
frequently exposed and rarely repaired: sıklık karşıtlığı
Frequently exposed ve rarely repaired, their DNA is içindeki özne ile yardımcı fiili paylaşan paralel edilgen betimlemelerdir. Yapı açık biçimde yazıldığında their DNA is frequently exposed and is rarely repaired olur; ikinci bölümde yinelenen is atılabilir. Frequently ile rarely temel sıklık karşıtlığını kurar: DNA sık sık açıkta kalırken nadiren onarılır ve bu da hasarın birikmesine yol açabilir. Burada exposed, DNA'nın çoğalma sırasında açık ve hasara karşı savunmasız olmasıdır; bir insanın dışarıda veya üstü açık olması anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi frequently ve rarely ile doğru sırada tamamlayın: Ofis yazıcısı bütün gün çalışıyor ama neredeyse hiç bakım görmüyor. It is ____ used and ____ serviced.
Cevabı göster
frequently · rarely
So, they die off more often than most other cells, Öbek fiiller
2:24Bu nedenle, hasarlı DNA'yı onaracak vakti olan
die off: bir grubun üyeleri ölüm nedeniyle azalır
Die off, bir grubun birçok üyesinin peş peşe veya çok sayıda ölerek grubun küçülmesi anlamına gelen bir öbek fiildir. Off, öbek fiilin tamamının bir parçasıdır ve ayrı çevrilmez. Burada they zamiri kanser hücrelerini bir kategori olarak belirtir. Cümle, bu gruptaki hücrelerin diğer hücrelere kıyasla ne sıklıkta öldüğünü karşılaştırır; bu nedenle die off grup düzeyinde bir kayıp anlamı da katar.
Alıştırma
Cümleyi die off ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Many bees ____ after the sudden cold snap.
Cevabı göster
died off
which have time to fix damaged DNA Kalıp ifadeler
2:28ve aynı konsantrasyonlarda alkilleyici ajan biriktirmeyen
have time to fix damaged DNA: hasarlı DNA’yı onarmaya zaman bulmak
Have time to do something, bir şeyi yapmak için yeterli zamanın bulunduğunu ifade eder. Zaman sınırı olan bir süreçte çoğu zaman, çok geç olmadan harekete geçebilme anlamını da taşır. Burada hücrelerin hasarlı DNA’yı onarmaya yetecek zamanı vardır; anlatılan yalnızca soyut anlamda “zamana sahip olmak” değildir. Yapı have time + to-infinitive şeklindedir. Have time to fix ifadesindeki to fix, mevcut zamanın yapılmasına olanak verdiği eylemi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi have time to yapısının geniş zamandaki üç sözcüklü biçimiyle tamamlayın: The technician ____ check the results before the lab closes.
Cevabı göster
has time to
and don't accumulate the same concentrations of alkylating agents. Kalıp ifadeler
2:30diğer hücrelerin çoğundan daha sık ölürler.
don't accumulate the same concentrations of alkylating agents: alkilleyici ajanları aynı yoğunluklara kadar biriktirmemek
Accumulate burada para biriktirmek veya sıradan nesneleri toplamak değil, bir maddenin hücrelerin içinde zamanla birikmesi anlamına gelir. Bu bilimsel ifadede accumulate the same concentrations of alkylating agents, alkilleyici ajanların birikerek karşılaştırılabilir yoğunluk düzeylerine ulaşmasını anlatır. don't ... the same olumsuz yapısı, yakındaki açıklamada sözü edilen kanser hücreleriyle karşılaştırma yapar. Bu hücrelerdeki yoğunlukların o düzeylere ulaşmadığını söyler; alkilleyici ajanların hiç bulunmadığı anlamına gelmesi gerekmez.
Alıştırma
Hangi ifade don't accumulate the same concentrations of alkylating agents sözünün anlamına en uygundur?
- Hücreler her kimyasal maddeyi tam olarak aynı miktarda üretir.
- Ajanlar bulunabilir, ancak karşılaştırma düzeylerine kadar birikmezler.
- Hücrelerde hiçbir alkilleyici ajan bulunmaz.
Cevabı göster
Ajanlar bulunabilir, ancak karşılaştırma düzeylerine kadar birikmezler.
Another form of chemotherapy involves compounds called microtubule stabilizers. Notlar
2:34Kemoterapinin başka bir türü mikrotübül stabilizatörleri adı verilen bileşikleri içerir.
Another form of chemotherapy involves: yeni bir kategori tanıtma
Another form of chemotherapy, açıklamanın bir kemoterapi türünden aynı genel konu içindeki ikinci bir türe geçtiğini gösterir. Burada form, doldurulacak bir belge değil, biçim ya da tür anlamındadır. Ardından involves, bu ikinci türün ne kullandığını veya ne içerdiğini açıklamaya başlar. Başka bağlamlara uygulanabilen Another form of X involves Y kalıbı, yeni bir kategori tanıtır ve hemen onun ayırt edici bileşenini ya da mekanizmasını verir.
Alıştırma
Bir rapor az önce bir tür hafıza eğitimini açıkladı. İkinci bir türü tanıtmak için form kullanan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ memory training involves matching names with faces.
Cevabı göster
Another form of
microtubule stabilizers: etkisine göre adlandırılmış bir bileşik sınıfı
Microtubule stabilizers, kemoterapide kullanılan bir bileşik sınıfının adıdır. Mikrotübüller, hücrelerin içinde bulunan ve hücre bölünmesinin düzenlenmesine yardımcı olan küçük yapılardır; bu bileşikler mikrotübüllerin normal şekilde parçalanmasına izin vermek yerine onları olağandışı derecede kararlı tutar. Stabilizers, bu bileşiklerin ne yaptığını anlatır; donanım parçalarını ifade etmez. İfadenin tamamı, mikrotübüller üzerindeki etkisine göre adlandırılmış tıbbi bir kategoridir.
Alıştırma
Bu kemoterapi bağlamında microtubule stabilizers nedir?
- Laboratuvar tüplerinin hareket etmesini önleyen mekanik destekler
- Mikrotübülleri kararlı tutan ve normal parçalanmalarını sınırlayan bileşikler
- Tüm hücrelerin daha hızlı bölünmesini sağlayan besinler
Cevabı göster
Mikrotübülleri kararlı tutan ve normal parçalanmalarını sınırlayan bileşikler
Cells have small tubes that assemble to help with cell division and DNA replication, Kelime
2:40Hücrelerin, hücre bölünmesine ve DNA replikasyonuna yardımcı olmak için bir araya gelen,
assemble to help with cell division and DNA replication: hücre bölünmesine ve DNA replikasyonuna yardımcı olmak üzere bir araya gelmek
Burada assemble, küçük tüp biçimli hücre yapılarının daha küçük bileşenlerden oluşması anlamına gelir. assemble ... ilgi yan cümlesi small tubes ifadesini niteler; dolayısıyla bir araya gelen şeyler bu tüplerdir. to help with mastarı bu oluşumun işlevini belirtir. Help with ifadesinden sonra and ile bağlanan cell division ve DNA replication adlı iki isim öbeği gelir; cümle, bu oluşumun iki sürece de destek verdiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede assemble parçaların bir yapı oluşturduğunu, to help with ise bu yapının işlevini anlatır?
- The machine helps with to assemble the protein units.
- The protein units assemble to help with membrane repair.
- The scientists assemble to discuss membrane repair.
Cevabı göster
The protein units assemble to help with membrane repair.
break back down: yeniden ayrık duruma dönmek
Bu cümlede break down geçişsizdir: Bir araya gelmiş tüpler daha küçük bileşenlere ayrılır. Back, önceki bir duruma dönme anlamını ekler; bu nedenle break back down, “yeniden ayrılmak ve bir araya gelmemiş duruma dönmek” demektir. Then, bir döngünün sonraki adımını gösterir: Yapılar bir işlev için bir araya gelir ve daha sonra tekrar ayrılır. Buradaki break down, bir makinenin bozulması veya bir kişinin duygusal olarak çökmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, birleştirilmiş bir yapının yeniden ayrı parçalara döndüğünü anlatır?
- After the experiment, the researcher backs down and changes the plan.
- After the experiment, the temporary structure breaks back down into separate pieces.
- After the experiment, the machine breaks down and stops working.
Cevabı göster
After the experiment, the temporary structure breaks back down into separate pieces.
When microtubule stabilizers get inside a cell, Kalıp ifadeler
2:48Mikrotübül stabilizatörleri bir hücrenin içine girdiğinde,
get inside a cell: kapalı bir alanın içine girmek
get inside a cell ifadesinde get inside, “bir yerin dışından içine geçmek” anlamına gelir. Burada inside bir edattır; bu yüzden ardından doğrudan yeri belirten a cell gelir. Bu sade ve konuşma diline yakın anlatım, bilimsel süreci gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get inside + yer şeklindedir.
Alıştırma
Bu notta öğretilen iki sözcüklük ifadeyi aynen kullanın: The medicine must ____ the infected cell before it can work.
Cevabı göster
get inside
they keep those tiny tubes from disassembling. Dilbilgisi
2:51bu minik tüplerin parçalanmasını engellerler.
keep those tiny tubes from disassembling: bir değişimi engellemek
keep + nesne + from + -ing kalıbı, “nesnenin bir eylemi yapmasını veya bir değişim geçirmesini engellemek” anlamına gelir. Burada those tiny tubes nesnedir ve disassembling engellenen değişimdir. From bu kalıbın bir parçasıdır ve ondan sonraki fiil -ing biçimini alır. Bu nedenle bu cümlede keep, “saklamak” ya da yalnızca “devam etmek” değil, “engellemek” anlamındadır.
Alıştırma
Engelleme anlamındaki hedef yapıyı tamamlayın: The locked gate will keep visitors ____ entering the unsafe building.
Cevabı göster
from
That prevents the cell from completing its replication, Dilbilgisi
2:54Bu, hücrenin replikasyonunu tamamlamasını önleyerek
prevents the cell from completing: prevent + nesne + from + -ing
prevent + nesne + from + -ing kalıbı, bir kişi ya da şeyin nesnenin bir eylemi yapmasını engellediğini belirtir. Burada prevents ana fiil, the cell nesne, from completing its replication ise tamamlanamayan süreci adlandırır. That, daha önce anlatılan mikrotübüllerin çözülmesine yönelik müdahaleyi gösterir. Bu bilimsel bağlamda replication, sıradan bir görevin tamamlanmasını değil, hücrenin replikasyon sürecini ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi prevent + nesne + from + -ing kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın. Parantez içindeki sözcükleri kullanın: The filter ____. (prevent / dust / enter the engine)
Cevabı göster
prevents dust from entering the engine
leading to its death: sonuç ekleyen -ing’li yapı
Leading to its death, önceki cümleciğe bağlanan -ing’li bir ortaç yapısıdır. Hücrenin ölümünü önceki durumun tamamının sonucu olarak sunar ve and this leads to its death ifadesine benzer bir anlam taşır. Burada bağımsız bir cümlenin ana fiili değildir. Its hücreyi gösterir. Lead to ifadesinden sonra lead to its death örneğindeki gibi bir isim öbeği gelir; to sonrasında fiil kullanılacaksa lead to cells dying örneğindeki gibi -ing biçimi seçilir.
Alıştırma
Sonucu eklemek için cümleyi leading to ile tamamlayın: Heavy rain flooded the roads, ____ long delays.
Cevabı göster
leading to
These are just two examples of the six classes of chemotherapy drugs Kelime
2:59Bunlar, bugün kanseri tedavi etmek için kullandığımız
six classes of chemotherapy drugs: kategori anlamındaki class
six classes of chemotherapy drugs ifadesindeki class, çalışma biçimleri gibi ortak özelliklere göre gruplandırılmış bir ilaç kategorisi anlamına gelir. Okuldaki sınıf veya ders anlamında değildir. “sayı + classes of + çoğul isim” yapısı, daha büyük bir kümenin kaç kategoriye ayrıldığını gösterir. Buradaki iki örnek, toplam altı ilaç kategorisi arasındadır.
Alıştırma
Hangi cümlede class, bilimsel veya tıbbi bir sınıflandırmadaki kategori anlamında kullanılmıştır?
- The students are waiting for their chemistry class.
- The medicine belongs to a new class of antiviral drugs.
- The doctor teaches a class about antiviral drugs.
Cevabı göster
The medicine belongs to a new class of antiviral drugs.
we use to treat cancer: düşürülmüş nesne ilgi zamiri
we use to treat cancer sözleri, önceki chemotherapy drugs ad öbeğini niteler. Tam yapı chemotherapy drugs that/which we use to treat cancer şeklindedir. That veya which, use fiilinin nesnesi olduğu için İngilizcede düşürülebilir. Yapıyı we use [the drugs] to treat cancer olarak anlayın. Burada use geniş zamandadır ve to treat amacı belirtir. Bu, geçmişteki bir alışkanlığı anlatan used to yapısı değildir.
Alıştırma
“Bu araçları bu amaçla kullanırız” anlamına gelen üç sözcüklük ilgi cümleciği yapısıyla cümleyi tamamlayın: These are the tools ____ check the temperature.
Cevabı göster
we use to
But despite its huge benefits: yararı kabul edip dezavantaja geçmek
Buradaki But, bu cümleyi önceki olumlu açıklamaya bağlar ve anlatımın bir dezavantaja yöneleceğini gösterir. Böylece bilginin genel akışını düzenler. Cümle içinde despite its huge benefits, ana cümle bir olumsuzluk sunmadan önce kemoterapinin çok yararlı olduğunu kabul eder. But önceki söylemden dönüşü işaretlerken despite bu cümle içinde bir ödünleme kurduğu için ikisi birlikte kullanılabilir. its zamiri chemotherapy sözcüğüne gönderme yapar.
Alıştırma
Bir inceleme az önce bir cihazın fiyatını övdü. Bu yararı kabul ederken bir kusura geçiş yapan iki İngilizce sözcükle sonraki cümleyi tamamlayın: ____ its low price, the device is difficult to repair.
Cevabı göster
But despite
have to renew rapidly içindeki to renew rapidly: hücre yenilenmesinin gerekliliği
have to renew rapidly ifadesinde have to + fiilin yalın hâli gereklilik bildirir. Hücrelerin bunu yapması vücudun işleyişinden kaynaklanır; kendi seçimleri olduğu veya birinin onlara öğüt verdiği için değildir. Vurgulanan to, have to yapısının parçasıdır; renew yalın hâlde kalır. Burada renew, eskilerinin yerini almak üzere sürekli yeni hücre üretmek anlamına gelir; rapidly ise bu sürecin ne kadar hızlı gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Eski hücrelerin yerini hızla yenilerinin alması anlamındaki öğrenilen ifadeyle cümleyi tamamlayın: To keep the tissue healthy, these cells have to ____.
Cevabı göster
renew rapidly
gastrointestinal lining: içteki doku tabakası
Gastrointestinal, mide ve bağırsaklarla ilgili demektir. Bu tıbbi ifadede lining, mide ve bağırsakların iç yüzeyini kaplayan doku tabakasıdır. Bu nedenle gastrointestinal lining, mide ve bağırsakların iç kısmındaki doku tabakası anlamına gelir. Buradaki lining, giysilerin içindeki kumaş astar anlamında değildir. Sözcüğün organların iç yüzeyini ifade ettiğini bilmek, hızla yenilenen bu dokunun kemoterapi gibi tedavilerden neden etkilenebildiğini anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Tıbbi bir metinde gastrointestinal lining neyi ifade eder?
- Koruyucu giysinin içindeki kumaş astar
- Mide ve bağırsakların iç kısmındaki doku tabakası
- Tıbbi cihazları bağlamak için kullanılan bir tüp
Cevabı göster
Mide ve bağırsakların iç kısmındaki doku tabakası
and bone marrow are hit nearly as hard as cancer. Dilbilgisi
3:23ve kemik iliği kanserle neredeyse aynı şiddette darbe alır.
hit nearly as hard as: neredeyse aynı ağırlıkta etkilenmek
Are hit edilgen yapıdadır. Burada hit mecazi olarak kullanılır ve fiziksel bir darbeye maruz kalmak değil, “ciddi biçimde etkilenmek” anlamına gelir. Listelenen sağlıklı dokular kemoterapinin zararlı etkilerine maruz kalır. Nearly as hard as derece karşılaştırması yapar. be hit + nearly as + zarf + as kalıbı, iki taraftan birinin diğerine neredeyse aynı ağırlıkta etkilendiğini, ancak derecelerin tam olarak eşit olduğunun ileri sürülmediğini anlatır. Buradaki cancer, tedavinin hedeflediği kanser hücrelerinin kısaltılmış ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi “neredeyse aynı ağırlıkta etkilendi” anlamındaki hedef kalıpla tamamlayın: During the recession, small shops were ____ large chains.
Cevabı göster
hit nearly as hard as
Similar to cancer cells: sınırlı bir benzerlik belirtmek
Similar to cancer cells, devamındaki açıklamayı sınırlı bir karşılaştırma olarak çerçeveler. Paylaşılan ilgili özellik hızlı çoğalmadır: bu normal hücreler de kanser hücreleri gibi hızlı çoğalır. Similar to, normal hücrelerin kanser hücresi olduğunu veya iki türün aynı olduğunu söylemez. Okurken iki şeyi aynı kabul etmek yerine, çevredeki cümleden hangi belirli özelliğin ortak olduğunu belirleyin.
Alıştırma
Bu açıklamanın başındaki Similar to cancer cells ne ifade ediyor?
- Normal hücreler, hızlı çoğalma özelliğini kanser hücreleriyle paylaşır.
- Normal hücreler ile kanser hücreleri her açıdan tamamen aynıdır.
- Normal hücreler kanser hücrelerine dönüşmüştür.
Cevabı göster
Normal hücreler, hızlı çoğalma özelliğini kanser hücreleriyle paylaşır.
the rapid reproduction of these normal cells means that they're reaching for resources more frequently Notlar
3:29bu normal hücrelerin hızlı üremesi, kaynaklara daha sık uzanmaları
the rapid reproduction ... means that: karmaşık bir özneyi sonuca bağlamak
The rapid reproduction of these normal cells, bir bütün olarak özne görevi yapan tek bir isim öbeğidir. Öbeğin temel ismi reproduction, of these normal cells bölümü ise neyin çoğaldığını belirtir. Means that, bu olguyu bir sonuç veya çıkarıma bağlar ve ardından they're reaching for resources more frequently yan cümlesi gelir. Burada mean bir kelimenin tanımını vermemektedir. Yeniden kullanılabilen yapı karmaşık isim öbeği + means that + sonuç cümlesidir.
Alıştırma
Hangi cümlede means that ifadesinin öznesi bir isim öbeğidir ve bu ifade bir sonucu açıklar?
- The rapid growth of the town means that more housing is needed.
- The town's rapid growth happened because more housing was needed.
- The word housing means a place where people live.
Cevabı göster
The rapid growth of the town means that more housing is needed.
Bilimsel bir metafor olarak reaching for resources
Bu cümlede reaching for resources, hücreleri insan gibi gösteren bir kişileştirmedir. Hücrelerin çoğalmak için gerekli maddeleri edinme ihtiyacını, sanki bir insan bir şeyi almak için elini uzatıyormuş gibi anlatır. Hücreler gerçekten ellerini uzatmaz veya bilinçli bir seçim yapmaz. Bu ifadeyi, hızla çoğalan hücrelerin gerekli maddeleri daha sık edinmesi, içine alması veya kullanması gerektiğini anlatan basitleştirilmiş bir söyleyiş olarak anlayın.
Alıştırma
Bu cümlede reaching for resources ne anlama geliyor?
- Hücreler çoğalmak için gerekli maddelere ihtiyaç duymayı bırakır.
- Hücreler gerekli maddeleri daha sık edinir veya kullanır.
- Hücrelerin elleri çıkar ve yakındaki nesneleri fiziksel olarak yakalarlar.
Cevabı göster
Hücreler gerekli maddeleri daha sık edinir veya kullanır.
and are therefore more exposed to the effects of chemo drugs. Kalıp ifadeler
3:35ve dolayısıyla kemoterapi ilaçlarının etkilerine daha fazla maruz kalmaları anlamına gelir.
are therefore more exposed to: sonucu belirtme
be more exposed to yapısı, bir şeyle daha fazla temas etmek veya onun etkilerini yaşama olasılığının daha yüksek olması anlamına gelir. Buradaki tamamlayıcı the effects of chemo drugs olduğu için hücrelerin ilaçların etkisinden etkilenme olasılığı daha yüksektir. Therefore, bunu önceki açıklamanın sonucu olarak gösterir: hızla çoğalan hücreler kaynakları daha sık elde ettiğinden, bunun sonucunda ilaçların etkilerine daha fazla maruz kalırlar. Yaygın kalıp subject + be + therefore + more exposed to + noun şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle sonucu göstermek için therefore, bir riskle daha fazla teması anlatmak için de be exposed to yapısını doğru kullanıyor?
- Because their shifts are longer, harmful chemicals are therefore more exposed to the workers.
- Because their shifts are longer, the workers therefore expose to more harmful chemicals.
- Because their shifts are longer, the workers are therefore more exposed to harmful chemicals.
Cevabı göster
Because their shifts are longer, the workers are therefore more exposed to harmful chemicals.
That leads to ...: önceki bilgiye gönderme yapıp sonuçları tanıtmak
Burada That, az önce açıklanan mekanizmanın tamamına, yani sağlıklı hücrelerin de kemoterapi ilaçlarından etkilenmesine gönderme yapar. Belirli tek bir yan etkiyi belirtmez. That leads to bu mekanizmanın sonucunu tanıtır. several common side effects ifadesi de ardından bir sonuç listesi geleceğini haber verir; böylece açıklama nedenden etkilere geçer.
Alıştırma
Bu cümle açıklama içinde hangi işlevi görüyor?
- Konuyu kemoterapiden ilgisiz bir tedaviye geçirir.
- Önceki açıklamayla bağlantı kurmadan belirli tek bir yan etkiyi söyler.
- Önceki mekanizmaya gönderme yapar ve onun etkilerinin listesini tanıtır.
Cevabı göster
Önceki mekanizmaya gönderme yapar ve onun etkilerinin listesini tanıtır.
Doctors commonly prescribe options to help manage these side effects, Kalıp ifadeler
3:47Doktorlar genellikle bu yan etkileri yönetmeye yardımcı olmak için,
prescribe options to help manage these side effects: yan etkileri kontrol etmek için tıbbi seçenekler reçete etmek
Bu cümlede prescribe options, doktorların mesleki yetkilerini kullanarak ilaç veya tedavi gibi uygun tıbbi uygulamaları sunması ya da resmî olarak istemesi anlamına gelir. to help manage these side effects mastar yapısı bu seçeneklerin amacını belirtir. Tıp İngilizcesinde manage side effects, yan etkileri kontrol etmek, azaltmak veya bunlarla başa çıkmak demektir. Yan etkilerin tamamen ortadan kalkacağını vaat etmez.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki iki tıp fiiliyle tamamlayın: The doctor may ____ medication to help ____ the side effects.
Cevabı göster
prescribe · manage
such as strong anti-nausea medications. Kelime
3:51güçlü bulantı önleyici ilaçlar gibi seçenekler reçete ederler.
strong anti-nausea medications: anti- ön eki
Strong anti-nausea medications, bulantıyı önleyen veya azaltan, güçlü etkiye sahip ilaçlar demektir. Strong ilaçların etkisinin gücünü belirtirken anti-nausea, medications sözcüğünden önce tek bir birleşik niteleyici olarak görev yapar. Anti- ön eki “karşı” veya “önlemeye ya da azaltmaya yönelik” anlamına gelir. Bu ön eki tanımak, anti- ile oluşturulan diğer tıbbi terimleri anlamanıza yardımcı olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede strong anti-nausea medications ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Yalnızca bulantı tamamen geçtikten sonra kullanılan ilaçlar.
- Bulantıyı önleyen veya azaltan, güçlü etkiye sahip ilaçlar.
- Bulantıyı daha da şiddetlendiren ilaçlar.
Cevabı göster
Bulantıyı önleyen veya azaltan, güçlü etkiye sahip ilaçlar.
devices called cold caps can help lower the temperature around the head Notlar
3:55soğuk başlık adı verilen cihazlar başın etrafındaki sıcaklığı düşürmeye
cold caps: kemoterapi sırasında saç derisini soğutan cihazlar
Cold caps, bazı kemoterapi tedavileri sırasında saç derisini soğutmak için başa takılan tıbbi cihazlardır. Bu cümlede cap, başa takılan bir soğutma ekipmanı anlamına gelir. Saç derisini soğutmak, saç köklerinin çevresindeki kan akışını azaltabilir ve kemoterapiye bağlı saç dökülmesini azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak saç dökülmesinin önleneceğini garanti etmez.
Alıştırma
Bu cümlede cold caps nedir?
- Kemoterapi sırasında saç derisini soğutmak ve saç dökülmesini azaltmaya yardımcı olmak için takılan cihazlar.
- Tedaviden sonra takılan sıcak kışlık şapkalar.
- Yalnızca vücut sıcaklığını ölçmek için kullanılan cihazlar.
Cevabı göster
Kemoterapi sırasında saç derisini soğutmak ve saç dökülmesini azaltmaya yardımcı olmak için takılan cihazlar.
lower the temperature around the head: fiil olarak lower
Burada lower, “bir şeyin seviyesini, miktarını veya derecesini azaltmak” anlamına gelen bir fiildir. Nesnesi the temperature’dır; around the head ise sıcaklığın nerede düşürüldüğünü belirtir. lower + isim kalıbı, lower the price, lower the risk ve lower blood pressure örneklerinde olduğu gibi ölçülebilir değerler ve seviyelerle kullanılabilir. Mutlaka fiziksel bir nesneyi aşağıya indirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede lower, “ölçülebilir bir miktarı veya seviyeyi azaltmak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- They lowered the flag at sunset.
- The books are on the lower shelf.
- Better insulation can lower heating costs.
Cevabı göster
Better insulation can lower heating costs.
constrict blood vessels: kan damarlarını daraltmak
Bu tıbbi bağlamda constrict blood vessels, “kan damarlarının daralmasına neden olmak” anlamına gelir. Constrict geçişli bir fiildir; blood vessels ise fiziksel olarak etkilenen yapılardır. İfade, damarların kendisinin daralmasına odaklanır. Daha dar damarlar bölgeden daha az kan geçmesine izin verir; burada constrict, genel ve soyut bir kısıtlamayı değil fiziksel bir değişimi anlatır.
Alıştırma
Hangi ifade, kan damarlarının kendisinin fiziksel olarak daraldığını özellikle belirtir?
- restrict blood flow
- constrict blood vessels
- lower blood pressure
Cevabı göster
constrict blood vessels
limiting the amount of chemotherapy drugs that reach hair follicles. Dilbilgisi
4:01böylece saç foliküllerine ulaşan kemoterapi ilaçlarının miktarını sınırlandırır.
limiting the amount of ... that reach ...: sonucu belirten bir -ing öbeği
Limiting ... ile kurulan -ing öbeği, önceki yan cümledeki eylemin sonucunu ekler: bu eylem, saç köklerine daha az miktarda kemoterapi ilacının ulaşmasına neden olur. Öbek önceki cümleye bağlıdır ve tek başına tamamlanmış bir cümle değildir. Bu öbekte the amount of chemotherapy drugs, limiting fiilinin nesnesidir. That reach hair follicles, chemotherapy drugs ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir; reach çoğul drugs ismiyle uyumludur.
Alıştırma
Hangi cümle, ilk cümlenin doğrudan sonucunu göstermek için -ing öbeğini doğal biçimde kullanır?
- The new filter traps dust, limiting the amount of dust that enters the room.
- The new filter traps dust, the amount of dust limiting that enters the room.
- The new filter traps dust, limited the amount of dust that enters the room.
Cevabı göster
The new filter traps dust, limiting the amount of dust that enters the room.
And once a course of chemo treatment is over, Dilbilgisi
4:05Ve bir kemoterapi tedavi kürü bittiğinde,
once a course of chemo treatment is over: once ile kurulan zaman cümleciği
Burada once, tedavi kürü bittiğinde veya biter bitmez anlamına gelen bir bağımlı cümle bağlacıdır. Bağımlı bir zaman cümleciği başlatır; ardından gelen ana cümle daha sonra ne olduğunu söyler. Buradaki once, “bir kez” anlamına gelmez. A course of chemo treatment, planlanmış bir dizi kemoterapi tedavisini veya tedavi dönemini ifade eder. Is over, bu aşamanın sona erdiği anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “-er ermez” anlamına gelen bağlaçla tamamlayın: ____ the final exam is over, we can relax.
Cevabı göster
Once
the healthy tissues that have been badly affected by the drug
4:08ilaçtan kötü şekilde etkilenen sağlıklı dokular
will recover and begin to renew as usual. Kalıp ifadeler
4:11iyileşecek ve her zamanki gibi yenilenmeye başlayacaktır.
recover and begin to renew as usual: iyileşip her zamanki gibi yenilenmeye başlamak
Ortak modal yardımcı fiil will, eş görevli fiiller olan recover ve begin sözcüklerinin ikisini de kapsar ve sağlıklı dokuların ne yapmasının beklendiğini anlatır. Doğal sıra, dokuların ilacın etkilerinden kurtulması ve ardından doku yenilenmesinin yeniden başlamasıdır. As usual, yeniden başlayan yenilenme sürecinin normal düzenine döndüğünü belirtir. Burada her şeyin hiçbir değişiklik olmadan devam ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, iyileşmenin ardından normal faaliyete dönüşü aynı eş görevli yapıyla anlatır?
- After the repair, the network will recover, so it will no longer handle requests.
- The network will handle requests as usual until the repair begins.
- After the repair, the network will recover and begin to handle requests as usual.
Cevabı göster
After the repair, the network will recover and begin to handle requests as usual.
over 17 million people worldwide received a cancer diagnosis. Kalıp ifadeler
4:17dünya çapında 17 milyondan fazla insan kanser teşhisi aldı.
In 2018 alone: tek bir yılın toplamını vurgulamak
In 2018 alone ifadesi cümlenin başına alınmış bir zaman öbeğidir. Alone, bir yıllık aralığı odağa alır ve toplamın yalnızca 2018 yılına ait olduğunu belirtir. Sayının tek bir yıl içinde ne kadar büyük olduğuna dikkat çeker. Zaman öbeğini istatistikten önce kullanmak önce çerçeveyi belirler; böylece dinleyici sayıyı dikkat çekici bir yıllık toplam olarak yorumlar.
Alıştırma
Bu tek hafta sonu içinde anlamını veren odak sözcüğünü yazın: In one weekend ____, the new article received more than a million views.
Cevabı göster
alone
received a cancer diagnosis: tanı konduğunu resmî biçimde anlatmak
Received a cancer diagnosis, sağlık uzmanlarının kişide kanser bulunduğu sonucuna vardığını ifade eder. Burada receive fiilinin nesnesi a cancer diagnosis ad öbeğidir: kişi hastalığın kendisini değil, tıbbi bir sonuç olan tanıyı alır. Bu ifade, kişiye mutlaka fiziksel bir rapor verildiği anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp receive a diagnosis veya receive a diagnosis of + hastalık şeklindedir.
Alıştırma
receive a diagnosis of kalıbını kullanıp receive fiilini geçmiş zamana çevirerek boşluğu doldurun: After several tests, she ____ asthma.
Cevabı göster
received a diagnosis of
But chemotherapy and other treatments have changed the outlook for so many. Kelime
4:21Ancak kemoterapi ve diğer tedaviler pek çok kişi için görünümü değiştirdi.
changed the outlook for: geleceğe ilişkin beklentileri değiştirmek
Changed the outlook for, bir kişi veya grubun geleceğinin nasıl olacağına ilişkin beklentilerin değiştiğini anlatır. Kalıp change the outlook for + kişi veya grup şeklindedir. Tıbbi bağlamlarda outlook; beklenen yaşam süresi, iyileşme veya yaşam kalitesini kapsayabilir. Bu cümlede tedaviler değişikliği olumlu gösterir; dolayısıyla amaçlanan anlam, geleceğe ilişkin beklentilerin iyileşmesidir. Ancak change tek başına nötrdür ve başka bağlamlarda daha iyi veya daha kötü bir görünümü anlatabilir.
Alıştırma
Hangi tamamlama, programın grubun geleceğe ilişkin beklentilerini değiştirdiği anlamına gelir? The new training program has...
- changed the appearance of young job seekers.
- changed the opinion of young job seekers.
- changed the outlook for young job seekers.
Cevabı göster
changed the outlook for young job seekers.
Just take the fact that up to 95% of individuals with testicular cancer survive it, Notlar
4:26Sadece, testiküler kanserli bireylerin %95'ine kadarının
Just take the fact that: bir olguyu kanıt olarak sunmak
Just take the fact that, ardından gelen istatistiği güçlü bir örnek veya kanıt olarak sunar. Burada hayatta kalma oranı, daha genel bir görüşü destekler. Bu ifade argümanın akışını düzenler: just, dinleyiciyi düşünmeye çağırmayı daha doğrudan yapar; take ‘dikkate almak’ anlamına gelir ve that ile başlayan yan cümle olguyu verir. Bir olguyu fiziksel olarak almak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu argümanda Just take the fact that ne işe yarar?
- Bir olguyu daha genel bir görüşün kanıtı olarak sunar.
- Sonraki ifadenin belirsiz olduğu konusunda uyarır.
- Birinden bir olguyu fiziksel olarak kaldırmasını ister.
Cevabı göster
Bir olguyu daha genel bir görüşün kanıtı olarak sunar.
up to 95%: üst sınır belirtmek
Up to 95%, belirtilen oranın üst sınırını %95 olarak belirler. Gerçek oran daha düşük olabilir; bu ifade her grubun veya durumun %95'e ulaştığını garanti etmez. Yüzde, fiyat, kapasite, hız, süre ve benzeri miktarlarda olası en yüksek değeri belirtmek için up to + sayı kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle on saatin garanti değil, mümkün olan en uzun süre olduğunu belirtir?
- The battery lasts up to ten hours.
- The battery lasts about ten hours.
- The battery lasts at least ten hours.
Cevabı göster
The battery lasts up to ten hours.
thanks to advances in treatment. Kalıp ifadeler
4:32tedavideki ilerlemeler sayesinde hayatta kaldığı gerçeğini ele alalım.
thanks to advances in treatment: sonucu tedavideki ilerlemelere bağlamak
thanks to advances in treatment ifadesinde thanks to, olumlu bir sonucun nedenini gösterir: tedavideki ilerlemeler bu sonucu mümkün kılmıştır. Buradaki thanks, bir kişiye doğrudan teşekkür etmek değildir. Advances in treatment, tedavi yöntemlerindeki veya tıbbi uygulamalardaki ilerleme demektir. Aktarılabilir kalıplar thanks to + isim öbeği ve advances in + alan biçimindedir; advances in technology buna örnektir.
Alıştırma
Kalıbı tamamlamak için thanks to ve advances kullanın: ____ cancer treatment, survival rates have improved.
Cevabı göster
Thanks to advances in
acute myeloid leukemia: belirli bir lösemi alt türü
Acute myeloid leukemia, kan ve kemik iliğinde görülen belirli bir kanser türünün sabit tıbbi adıdır ve yaygın olarak AML diye kısaltılır. Acute hastalığın hızla ilerleyebileceğini, myeloid etkilenen kan yapıcı hücre soyunu, leukemia ise kan kanserini belirtir. Üç sözcük birlikte tanıyı daraltır. Bu nedenle acute myeloid leukemia hastalarıyla ilgili bilgiler, tüm lösemi türlerini değil bu alt türü kapsar.
Alıştırma
Bu bağlamda acute myeloid leukemia neyin adıdır?
- Herhangi bir kan kanseri türü
- Kişinin algısını geçici olarak keskinleştiren bir durum
- Miyeloid hücreleri etkileyen, hızlı ilerleyen belirli bir lösemi türü
Cevabı göster
Miyeloid hücreleri etkileyen, hızlı ilerleyen belirli bir lösemi türü
an aggressive blood cancer: tıbbi anlamı ve açıklayıcı eş ad görevi
Bu tıbbi bağlamda aggressive sözcüğü kanseri niteler: hastalığın hızla büyüme veya ilerleme eğiliminde olduğunu ve yoğun tedavi gerektirebileceğini belirtir. Hastanın kişiliğini anlatmaz. Blood cancer, hastalığın ait olduğu daha geniş kategoriyi belirtir. an aggressive blood cancer ad öbeği, acute myeloid leukemia için açıklayıcı bir eş ad görevi görür: teknik hastalık adını daha genel ifadelerle yeniden açıklar.
Alıştırma
Bir tıbbi raporda an aggressive blood cancer ne anlama gelir?
- Hızla ilerleme eğiliminde olan bir kan kanseri.
- Hastanın öfkeli davranmasına yol açan bir kanser.
- Takip gerektirmeyen hafif bir kan hastalığı.
Cevabı göster
Hızla ilerleme eğiliminde olan bir kan kanseri.
chemotherapy puts an estimated 60% of patients under 60 into remission Kalıp ifadeler
4:39kemoterapi 60 yaşın altındaki hastaların tahminen %60'ını
puts ... patients ... into remission: tedavi sonucunu bildiren kalıp
put + someone + into remission kalıbı, yeni bir tıbbi durumun nedeni olarak tedaviyi gösterir: kişinin hastalığına ait belirtiler büyük ölçüde azalmış veya artık tespit edilemez hâle gelmiştir. Burada chemotherapy neden, an estimated 60% of patients under 60 ise etkilenen gruptur. Remission, kesin iyileşme garantisi vermez; hastalık geri dönebilir. Estimated, oranın yaklaşık olduğunu; under 60 ise hastaların yaşını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi put + patients + into remission kalıbını aynen kullanarak tamamlayın: The drug may ____.
Cevabı göster
put patients into remission
following their first phase of treatment. Kalıp ifadeler
4:45ilk tedavi aşamalarından sonra remisyona sokar.
following their first phase of treatment: “-den sonra” anlamındaki following
Burada following, “-den sonra” anlamına gelen bir edattır. their first phase of treatment isim öbeğini başlatır ve anlatılan olayın ne zaman gerçekleştiğini, yani bu tedavi aşamasından sonra olduğunu gösterir. Bu resmî zaman bağlantısı following + olay veya dönem yapısındadır; following surgery ve following the meeting buna örnektir. Birinin tedaviyi fiziksel olarak “takip ettiği” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki “-den sonra” anlamına gelen hedef edatla tamamlayın: ____ the inspection, the building reopened.
Cevabı göster
Following
that only target the intended cancer cells. Kalıp ifadeler
4:51daha kesin müdahaleler geliştiriyorlar.
Tıbbi bağlamda more precise interventions
Burada interventions, ilaç, tıbbi işlem veya başka bir terapi gibi bir hastalığı tedavi etmek ya da durumu iyileştirmek için planlanan tıbbi uygulamalar anlamına gelir. More precise, amaçlanan hedef üzerinde daha doğru biçimde etki edebilmek demektir. that only target the intended cancer cells ilgi cümleciği bu hassasiyeti açıklar: araştırmacılar, müdahalelerin diğer hücreler yerine hedeflenen kanser hücrelerini etkilemesini istiyor. Bu bağlamda interventions, yalnızca başkasının işine karışmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede more precise interventions ne anlama geliyor?
- Hücreleri etkilemeden yalnızca gözlemlemek için kullanılan araçlar
- Amaçlanan hedefe daha doğru biçimde etki etmek üzere tasarlanan tıbbi uygulamalar
- Bir anlaşmazlığı kesmek amacıyla yapılan konuşmalar
Cevabı göster
Amaçlanan hedefe daha doğru biçimde etki etmek üzere tasarlanan tıbbi uygulamalar
only target the intended cancer cells: “yönelmek” anlamında fiil olarak target
Burada target, “bir müdahalenin etkisini belirli bir nesneye yöneltmek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesnesi the intended cancer cells olduğundan, tedavi bu hücreler üzerinde etkili olacak şekilde tasarlanmıştır. Only fiilin kapsamını daraltır: amaçlanan hassasiyet, seçilen kanser hücrelerini etkileyip diğer hücreleri, özellikle sağlıklı olanları etkilememektir. Intended, “hedef olarak seçilmiş” demektir; hücrelerin bir niyeti olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede target, “tedaviyi belirli bir hücre grubuna yöneltmek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- The therapy targets the cancer cells and limits damage to healthy tissue.
- The cancer cells are the therapy's main target.
- The team set a target for reducing treatment time.
Cevabı göster
The therapy targets the cancer cells and limits damage to healthy tissue.
That'll help improve survival rates while leaving healthy tissues with reduced harm, Dilbilgisi
4:54Bu, sağlıklı dokuları daha az hasarla bırakırken hayatta kalma oranlarını iyileştirmeye yardımcı olacak,
while leaving...: eş zamanlı bir sonuç eklemek
While leaving..., kısaltılmış bir while yan cümlesidir: while + -ing biçimi, ana cümleye onunla birlikte gerçekleşen ikinci bir eylem veya sonuç ekler. Burada hayatta kalma oranlarının artması, sağlıklı dokuların daha az zarar görmesiyle birlikte sunulur. Leaving healthy tissues with reduced harm, sağlıklı dokunun daha az hasar görmesi demektir. Leaving fiilinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan That ile aynıdır; That daha hassas müdahaleye gönderme yapar. While ayrıca hasta için daha büyük yarar ile sağlıklı dokuda daha az hasar arasında bir karşıtlık oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi while + leave kullanarak tamamlayın: The new case protects the tablet ____ the screen easy to see.
Cevabı göster
while leaving
making one of the best tools we have in the fight against cancer even better. Deyimler
4:59kansere karşı savaşta sahip olduğumuz en iyi araçlardan birini daha da iyi hale getirecektir.
one of the best tools we have in the fight against cancer ifadesinin kanser tedavisi için mecaz olarak kullanımı
Bu cümlede tool, fiziksel bir alet değil, bir amaca ulaşmaya yardımcı olan tedavi veya yöntem anlamına gelir. The fight against cancer, hastalığı önleme, anlama ve tedavi etme çabalarını anlatan yaygın bir mecazdır. one of the best tools we have, tedaviyi özellikle değerli birkaç seçenekten biri olarak sunar. Tedavinin hâlâ eksikleri olabilir ve geliştirilebilir; bu ifade onun kusursuz veya işe yarayan tek tedavi olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Kanserle başa çıkmak için mevcut olan en değerli tedavi yöntemlerinden biri.
- Kusursuz biçimde işe yarayan tek kanser tedavisi.
- Kanserle gerçek bir savaşta kullanılan fiziksel bir alet.
Cevabı göster
Kanserle başa çıkmak için mevcut olan en değerli tedavi yöntemlerinden biri.
Have you ever wondered why after many years and extensive research, Anlatım akışı
5:04Yıllarca süren ve kapsamlı araştırmalara rağmen,
Have you ever wondered why...?: dinleyicinin ilgisini çeken bir giriş sorusu
Have you ever wondered why...? doğrudan dinleyiciye seslenir ve onu bir soru üzerinde düşünmeye davet eder. Buradaki temel işlevi yalnızca evet veya hayır yanıtı istemek değil, merak uyandırarak dikkat çekmektir. Bu giriş önce düşünmek için bir alan açar, ardından why yan cümlesi konuşmacının ele alacağı konuyu belirtir. Böylece konuşmacı, dinleyiciye sürece katıldığı hissini verirken bir konudan diğerine akıcı biçimde geçebilir.
Alıştırma
Örnekte Have you ever wondered why...? ifadesinin temel söylem işlevi nedir?
- Konuşmacının sorunu zaten çözdüğünü duyurmak.
- Dinleyiciden hemen tıbbi bir teşhis koymasını istemek.
- Dinleyiciyi bir soru üzerinde düşünmeye yöneltmek ve ardından gelecek konuyu tanıtmak.
Cevabı göster
Dinleyiciyi bir soru üzerinde düşünmeye yöneltmek ve ardından gelecek konuyu tanıtmak.
Take a closer look at this particular medical challenge
5:10Bir tedavi arayışına yönelik derinlemesine incelememizle
deep dive: bir konuyu derinlemesine inceleme
Burada deep dive, bir konunun ayrıntılı biçimde incelenmesi anlamına gelen bir isim öbeğidir. Videonun tıbbi sorunu kapsamlı biçimde ele aldığını anlatır; suyun altına dalmak anlamındaki gerçek bir eylemi belirtmez. Yaygın bir kalıp a deep dive into a topic şeklindedir. Deep dive on a topic de özellikle bir konuyu ayrıntılı inceleyen medya içeriğini veya tartışmayı tanıtırken kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede deep dive doğal biçimde ‘ayrıntılı inceleme’ anlamında kullanılmıştır?
- The trailer gives only the title and no explanation.
- The swimmer makes a deep dive beneath the surface.
- The documentary offers a deep dive into how coral reefs recover.
Cevabı göster
The documentary offers a deep dive into how coral reefs recover.
the quest for a cure: tedavi için uzun ve kararlı bir arayış
The quest for a cure, bir tedavi bulma çabasını uzun, zorlu ve belirli bir amacı olan bir arayış olarak sunar. Quest sözcüğü güçlü bir bağlılık ve mücadele hissi katar; sıradan bir görevden daha büyük bir hedefi anlatır. quest for + goal kalıbı, insanların ulaşmaya çalıştığı şeyi belirtir; the quest for knowledge buna bir örnektir. Buradaki a cure, zaten elde edilmiş bir sonuç değil, ulaşılması umulan tıbbi sonuçtur.
Alıştırma
Cümledeki the quest for a cure ifadesinin verdiği anlamı en iyi hangi açıklama yansıtır?
- Araştırmacıların daha önce bulduğu bir tedavi
- Bir tedavi keşfetmek için gösterilen uzun ve kararlı çaba
- Büyük bir zorluğu olmayan hızlı ve sıradan bir görev
Cevabı göster
Bir tedavi keşfetmek için gösterilen uzun ve kararlı çaba