Orpheus ve Eurydice'in trajik efsanesi - Brendan Pelsue: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
646 kelime 157 kel/dk

Video özeti: Mit, Eurydike’yi geri getirmek için ölüler ülkesine giren Orpheus’un arkasına bakınca onu yeniden kaybetmesini ve yasını bütün âşıkların sevinç ve acılarını anlatan şiire dönüştürmesini konu alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the guests thought. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Cümle sonundaki bu bakış açısı işaretinin, yargıyı nesnel bir gerçek olarak sunmak yerine konukların inancıyla sınırladığını anlayın. Görünüşte kusursuz bir sahne kurarken bu yargıyı altüst edecek trajediyi belli etmeden hazırlamak için bu kısa ve etkili anlatım aracını kullanabilirsiniz. 2. So couldn't Hades grant her just a few more years on Earth? — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu olumsuz sorunun Hades’in yeteneğini gerçekten sorgulamadığını fark edin. Soru, istenen istisnayı küçük ve makul gösteren duygusal bir yakarış işlevi görür. Bu kalıpla ricayı, ikna baskısını ve karşı tarafı onay vermeye yönelten tutumu tek bir soruda birleştirebilirsiniz. 3. a new art form, the love poem, was born. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: was born ifadesinin gerçek bir doğumu değil, bir sanat biçiminin ortaya çıkışını mecaz yoluyla anlattığını kavrayın. Bu edebî kalıbı bir fikrin, geleneğin, kurumun veya yaratıcı türün nasıl var olmaya başladığını açıklarken kullanabilirsiniz.

Bu derste

It was the perfect wedding, the guests thought. Anlatım akışı

0:06

Konuklar bunun kusursuz bir düğün olduğunu düşündüler.

Anlatım akışı

Cümle sonundaki bakış açısı işareti: the guests thought

the guests thought aktarım cümleciği, değerlendirdiği ifadenin arkasına yerleştirilmiştir. Bu, “düğünün kusursuz olduğu” düşüncesinin anlatıcının doğruladığı nesnel bir gerçek değil, davetlilerin inancı olduğunu gösterir. Yargının kime ait olduğunu sona bırakmak, okuyucunun önce olumlu değerlendirmeyi almasını, sonra da bunu bir karakter bakış açısı olarak yeniden yorumlamasını sağlar. Bu bilgi sırası, öykü daha sonra bu bakışın yanlış olduğunu gösterecekse özellikle işe yarar.

Alıştırma

Bu cümlede the guests thought ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Davetlilerin ancak düğünden sonra düşünmeye başladığını söyler.
  2. Düğünün kusursuz olduğu değerlendirmesini davetlilerin inancı olarak sunar.
  3. Anlatıcının düğünün nesnel olarak kusursuz olduğunu bildiğini doğrular.
Cevabı göster

Düğünün kusursuz olduğu değerlendirmesini davetlilerin inancı olarak sunar.

The groom was Orpheus, the greatest of all poets and musicians. Dilbilgisi

0:09

Damat, tüm şair ve müzisyenlerin en büyüğü olan Orpheus'tu.

Dilbilgisi

Üstünlük yapısı the greatest of all ...

the greatest of all poets and musicians ifadesi, Orpheus’u açıklayan eş görevli bir tanımlamadır: onu yeniden adlandırırken belirtilen grubun en üstüne yerleştirir. Kalıp the + üstünlük derecesi + of all + karşılaştırma grubudur. Burada of all sahiplik değil, karşılaştırılan kapsamı belirtir. İfadede one of bulunmadığı için onun en yüksek konumda olduğu yönünde daha güçlü bir iddia ortaya koyar.

Alıştırma

Cümleyi the + superlative + of all + group kalıbıyla tamamlayın. experienced ve the candidates ifadelerini kullanın: Maya was ____.

Cevabı göster

the most experienced of all the candidates

The bride, Eurydice, a wood nymph. Kültür

0:14

Gelin Eurydice ise bir orman perisiydi.

Kültür

Mitolojik bir kimlik olarak a wood nymph

a wood nymph, Yunan mitolojisinde ormanlarla veya ağaçlarla bağlantılı dişi bir doğa ruhunu belirtir. Buradaki ad öbeği Eurydice'nin ne tür bir varlık olduğunu açıklar; dolayısıyla o, sıradan bir insan gelin olarak sunulmaz. Bu öbek, Eurydice adından sonra gelen açıklayıcı bir unsurdur ve fiil kullanmadan kimlik bilgisi ekler. Mitoloji veya fantastik anlatılarda wood nymph gibi kimlik adları, karakteri hikâyenin doğaüstü dünyasına yerleştirir.

Alıştırma

Bu cümlede a wood nymph, Eurydice hakkında ne anlatıyor?

  1. Bir ağaçta bulunan olgunlaşmamış bir böcektir.
  2. Ormanlarla bağlantılı dişi bir doğa ruhudur.
  3. Ormanda çalışan sıradan bir kadındır.
Cevabı göster

Ormanlarla bağlantılı dişi bir doğa ruhudur.

Anyone could tell the couple was truly and deeply in love. Kalıp ifadeler

0:17

Herkes bu çiftin birbirine gerçekten ve derinden aşık olduğunu görebiliyordu.

Kalıp ifadeler

truly and deeply in love: gerçekten ve derinden âşık

Truly ve deeply sözcüklerinin ikisi de in love ifadesini niteler. Truly aşkın gerçek olduğunu, deeply ise güçlü ve derin olduğunu belirtir; birlikte kullanıldıklarında aynı fikri tekrarlamak yerine iki farklı vurgu oluştururlar. Bu bağlı zarflar cümleye duygusal ve anlatımsal bir ton verir. Bir duygunun hem içtenliğini hem de derinliğini vurgulamak istediğinizde bu yapı başka bağlamlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersin hem gerçek hem de derin aşkı vurgulayan beş sözcüklü ifadesiyle tamamlayın: After decades together, they were still ____.

Cevabı göster

truly and deeply in love

Suddenly, Eurydice stumbled, then fell to the ground.

0:22

Aniden Eurydice tökezledi ve yere düştü.

By the time Orpheus reached her side, Dilbilgisi

0:26

Orpheus onun yanına ulaştığında,

she was dead,

0:29

o çoktan ölmüştü,

Dilbilgisi

By the time: sonucu önceden oluşmuş bir zaman sınırı

By the time, daha sonraki bir anı zaman sınırı olarak gösterir ve o anda zaten doğru olan duruma odaklanır. Burada Orpheus'un onun yanına ulaşması sınır noktasıdır; kadın o anda zaten ölmüştür, bu yüzden sonuç artık değiştirilemez. Geçmiş zamanlı bir anlatıda by the time yan cümlesi çoğunlukla simple past kullanır. Ana cümlede ise daha önce tamamlanmış bir olay için sıkça past perfect kullanılır. Sonuç bir durumsa, she was dead örneğindeki gibi o anda zaten var olan durum simple past ile de anlatılabilir.

Alıştırma

Çöküşün itfaiyeciler gelmeden önce gerçekleştiğini en iyi gösteren bağlacı seçin: ___ the firefighters arrived, the building had already collapsed.

  1. While
  2. By the time
  3. Whenever
Cevabı göster

By the time

and the snake that had bitten her Dilbilgisi

0:30

ve onu ısıran yılan

was slithering away through the grass. Kalıp ifadeler

0:32

çimenlerin arasından kıvrılarak uzaklaşıyordu.

Dilbilgisi

that had bitten her: daha önceki bir geçmiş eylemi anlatan ilgi cümleciği

that had bitten her, the snake ifadesini niteleyen ve hangi yılanın kastedildiğini belirleyen bir ilgi cümleciğidir. that yılana gönderme yapar ve had bitten yapısının öznesidir; her ise nesnedir. Bu cümlecik hangi yılandan söz edildiğini gösterir. had bitten, had + geçmiş zaman ortacıyla kurulan past perfect biçimidir. Isırma eylemini was slithering away ile anlatılan daha sonraki geçmiş sahneden önceye yerleştirir; böylece anlatı o sahneden daha önceki bir eyleme döner.

Alıştırma

Köpeği tanımlayan ve ısırma eylemini köpeğin kaçışından açıkça önceye yerleştiren ilgi cümleciğini seçin: The dog ___ ran away before the owner arrived.

  1. that has bitten the mail carrier
  2. that had bitten the mail carrier
  3. that was bitten by the mail carrier
Cevabı göster

that had bitten the mail carrier

Kalıp ifadeler

slithering away: hareket biçimi ve uzaklaşma yönü

Bu cümlede slithering, yılanın yere yakın biçimde, yumuşak ve kıvrımlı hareketlerle ilerlemesini anlatır. Away ise yönü ekler: yılan, ısırma olayının gerçekleştiği yerden uzaklaşmaktadır. Bu yapı, belirli bir hareket tarzını anlatan fiili away ile birleştirir. Moving away ifadesinden farklı olarak slithering away, yılanın hem nasıl hareket ettiğini hem de oradan ayrıldığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle yılanın kıvrılarak hareket ettiğini ve bulunduğu yerden ayrıldığını anlatır?

  1. The snake was slithering away under the fence.
  2. The snake was curling up under the fence.
  3. The snake was moving slowly under the fence.
Cevabı göster

The snake was slithering away under the fence.

Following Eurydice's funeral, Anlatım akışı

0:34

Eurydice'nin cenazesinin ardından,

Anlatım akışı

Following Eurydice's funeral: resmî bir zaman geçişi

Burada Following, önce gerçekleşen olayı tanıtır. Following Eurydice's funeral, Eurydice'nin cenazesinden sonra anlamına gelir ve virgül, anlatı devam etmeden önce cümle başındaki zaman öbeğinin bittiğini gösterir. Bu yapıda following bir edat gibi işlev görür ve bir ad öbeği alır. Dinleyiciyi bir olaydan sonrakine taşıyarak hikâyedeki bilgileri düzenler; birinin cenazeyi fiziksel olarak takip ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“Following the storm, the school reopened on Monday,” cümlesindeki başlangıç öbeği ne anlama gelir?

  1. Okul fırtınayı takip ederken
  2. Fırtınadan sonra
  3. Fırtınadan önce
Cevabı göster

Fırtınadan sonra

Orpheus was overcome with a grief Deyimler

0:37

Orpheus öyle bir kederin pençesine düştü ki,

the human world could not contain.

0:39

insan dünyası bunu kaldıramazdı.

Deyimler

was overcome with a grief ... could not contain: ezici keder ve abartı

was overcome with a grief, kederin Orpheus'u bunaltacak kadar güçlendiğini anlatır. Bu edilgen yapıda duygu kişiyi etkiler; onun kederin üstesinden başarıyla geldiği anlamına gelmez. the human world could not contain, grief sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Contain burada gerçek anlamda değildir: keder, insan dünyasında bile yer bulamayacak kadar engin bir şey olarak düşünülür. Edilgen ifade ile abartı birleşerek aşırı ve mitik bir hüzün duygusu yaratır.

Alıştırma

Hangi cümle, kederin Daniel'ı ezdiğini söyler ve kederi ölçülemeyecek kadar büyük göstermek için gerçek anlamda olmayan bir imge kullanır?

  1. Daniel overcame his grief with help from people across the city.
  2. Daniel spoke about his grief at a gathering in the city.
  3. Daniel was overcome with a grief the whole city could not contain.
Cevabı göster

Daniel was overcome with a grief the whole city could not contain.

And so he decided he would journey Anlatım akışı

0:42

Bu yüzden bir yolculuğa çıkmaya karar verdi,

Anlatım akışı

Neden-sonuç bağlayıcısı olarak And so

And so, devamındaki ifadeyi önceki durumun bir sonucu olarak gösterir: daha önce olanlar yüzünden bu kararı vermiştir. So neden-sonuç anlamını taşırken and hikâyenin bir adımdan diğerine akıcı biçimde ilerlemesini sağlar. Hikâye anlatımında bu bağlayıcı, bilgiyi neden → sonuç biçiminde düzenler ve çoğu zaman karakterin daha sonra yapacağı eylemi tanıtır. Yalnızca bir olayın diğerinden sonra gerçekleştiğini söylemekten daha güçlüdür.

Alıştırma

Hangi bağlayıcı bu cümlecikleri en iyi şekilde birleştirir ve ikincisinin sonuç olduğunu açıkça gösterir? The alarm failed. The guard did not hear the warning.

  1. and then
  2. but
  3. and so
Cevabı göster

and so

to the land of the dead, Kültür

0:44

ölüler diyarına;

Kültür

Mitolojik ifade to the land of the dead

Mitoloji ve fantastik anlatılarda the land of the dead, ölülerin var olduğuna inanılan âlemi, yani yeraltı dünyasını ifade eder. Buradaki land sıradan bir ülke veya fiziksel bir toprak parçası değildir. Bu nedenle journey to the land of the dead, sıradan bir yolculuğa çıkmak değil, yaşayanların dünyasını terk edip ölüler diyarına girmek demektir.

Alıştırma

Bu cümlede journey to the land of the dead ne anlama geliyor?

  1. Mitolojik ölüler âlemine girmek
  2. Bu adı taşıyan sıradan bir ülkeye seyahat etmek
  3. Gerçek dünyadaki bir mezarlığı ziyaret etmek
Cevabı göster

Mitolojik ölüler âlemine girmek

a place from which no living creature Dilbilgisi

0:46

hiçbir canlının oradan geri dönmeyi başaramadığı o yere,

had ever returned to rescue his beloved. Kelime

0:48

sevdiğini kurtarmak için.

Dilbilgisi

Resmî ilgi cümleciği a place from which ...

From which no living creature had ever returned, a place ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Which, place sözcüğüne gönderme yapar; from ise temel fiil öbeği return from a place olduğu için which sözcüğünden önce gelir. Yapı, no living creature had ever returned from that place biçiminde açılabilir. Edatı which sözcüğünün önüne almak, özenli yazıda ve edebî anlatıda yaygın olan resmî edat + which kalıbını oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi resmî edat + which kalıbıyla tamamlayın: This is the harbor ____ the rescue boats departed.

Cevabı göster

from which

Kelime

his beloved: isim olarak beloved

his beloved ifadesinde beloved, “onun derinden sevdiği kişi” anlamına gelen bir isimdir. Burada Eurydice’i ifade eder. beloved çoğu zaman bir isimden önce sıfat olarak kullanılsa da bu ifadede tek başına durur; ardından gelmesi gereken bir isim düşürülmemiştir. my, his veya her gibi iyelik belirleyicileri bu isim kullanımının önüne doğrudan gelebilir: my beloved, his beloved, her beloved.

Alıştırma

“The traveler crossed the mountains to find his beloved,” cümlesinde “his beloved” ne anlama gelir?

  1. Onu seven bir kişi
  2. Onun derinden sevdiği kişi
  3. En sevdiği eşyası
Cevabı göster

Onun derinden sevdiği kişi

When Orpheus reached the gates of the underworld, Kültür

0:52

Orpheus yeraltı dünyasının kapılarına vardığında,

Kültür

mitolojik bir sınır olarak the gates of the underworld

Burada the underworld, Yunan mitolojisindeki ölüler diyarıdır. The gates of the underworld, yaşayanların dünyası ile bu diyar arasındaki giriş veya sınırdır. Mitlerde ve fantastik anlatılarda böyle kapılara ulaşmak, çoğu zaman bir karakterin başka bir dünyaya geçmek veya bir sınavla karşılaşmak üzere olduğunu gösterir. Burada gates, sahneyi sıradan bir bina girişi olarak değil, bir eşik olarak düzenler.

Alıştırma

Orpheus hakkındaki bir hikâyede “the gates of the underworld” hangi anlama gelir?

  1. Organize suç grubunun merkezi
  2. Bir yer altı tren istasyonunun girişi
  3. Ölüler diyarına açılan bir giriş
Cevabı göster

Ölüler diyarına açılan bir giriş

he began to strum his lyre. Kültür

0:56

lirini çalmaya başladı.

Kültür

strum his lyre: çalgı ve çalma eylemi

Lyre, Yunan şiiri ve mitiyle ilişkilendirilen eski bir telli çalgının adıdır. strum his lyre ifadesinde strum, parmakları tellerin üzerinden geçirerek çalgıyı çalmak demektir. Bu ifade Orpheus'un güç kullanmak yerine müzikle hareket ettiğini gösterir. Daha genel olarak strum telli çalgının nasıl çalındığını, lyre ise çalgının adını belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede strum his lyre ne anlama gelir?

  1. Bir müzik aleti hakkında yalan söylemek
  2. Parmakları tellerin üzerinden geçirerek liri çalmak
  3. Modern bir gitar taşımak
Cevabı göster

Parmakları tellerin üzerinden geçirerek liri çalmak

The music was so beautiful Dilbilgisi

0:58

Müzik o kadar güzeldi ki,

that Cerberus, Kültür

1:00

ölüleri koruyan

the three-headed dog

1:01

üç başlı köpek

who guards the dead,

1:02

Cerberus bile,

lay down as Orpheus passed.

1:03

Orpheus geçerken yere uzandı.

Dilbilgisi

so beautiful that: dereceden sonuca

Bu ifade so + sıfat + that + sonuç cümleciği yapısını kullanır. So, beautiful sözcüğünün derecesini artırır; that ise müziğin güzelliği nedeniyle olan şeyi, yani Kerberos'un yere uzanmasını bildirir. That sonrasındaki cümleciği beautiful sözcüğünün anlamını yalnızca tamamlayan bir bölüm olarak değil, sonuç olarak anlayın. Bu yapı gerçek bir sonucu veya özellikle dramatik biçimde anlatılan bir sonucu belirtebilir.

Alıştırma

Sonuç yapısını tamamlayın: The lake was ____ cold ____ nobody wanted to swim.

Cevabı göster

so · that

Kültür

Kerberos: Ölüleri Koruyan Üç Başlı Köpek

Kerberos, Yunan mitolojisinde ölüler dünyasının girişini koruyan üç başlı köpektir. Virgüller arasındaki sözler, yaratığın görünüşünü ve görevini anlatarak bu özel adın kimi belirttiğini açıklar; ayrı bir köpekten söz etmez. Bu korkutucu bekçinin Orpheus geçerken yere uzanması, Orpheus’un müziğinin olağanüstü gücünü vurgular: Müzik, ölüler dünyasının bekçisini bile sakinleştirebilir.

Alıştırma

Bu cümlede “the three-headed dog who guards the dead” ifadesi neyi açıklar?

  1. Cerberus’un ölüleri koruyan üç başlı mitolojik bir bekçi olduğu
  2. Üç ayrı köpeğin Cerberus’u koruduğu
  3. Orpheus’un üç başı olduğu
Cevabı göster

Cerberus’un ölüleri koruyan üç başlı mitolojik bir bekçi olduğu

Charon, the ferry captain Kültür

1:06

Styx Nehri'ni geçmek için

who charged dead souls Kelime

1:08

ölü ruhlardan ücret alan

to cross the River Styx,

1:09

feribot kaptanı Kharon,

Kültür

Kharon: Ölü Ruhları Styx Nehri’nden Geçirmek İçin Ücret Alan Kayıkçı

Kharon, Yunan mitolojisinde ölülerin kayıkçısıdır. Ölü ruhları, ölüler dünyasına geçişle ilişkilendirilen Styx Nehri’nin karşısına taşır ve bu geçiş için onlardan ücret alır. Charon adından sonra virgüllerle ayrılan açıklama, bu mitolojik kişinin görevini anlatır. Burada ferry captain sıradan ve modern bir meslek unvanı değil, Kharon’un efsanede ne yaptığını sade İngilizceyle anlatan bir ifadedir.

Alıştırma

Charon adından sonraki açıklamaya göre Kharon’un görevi nedir?

  1. Ölü ruhlardan ücret alarak onları Styx Nehri’nin karşısına taşır.
  2. Üç başlı bir köpek olarak ölüler dünyasını korur.
  3. Yaşayan turistlere sıradan bir şehir nehrinde rehberlik eder.
Cevabı göster

Ölü ruhlardan ücret alarak onları Styx Nehri’nin karşısına taşır.

Kelime

charged dead souls to cross: charge sözcüğünün ödeme isteme anlamı

charged dead souls to cross ifadesinde charged, ölü ruhlardan ödeme istendiği anlamına gelir. Dead souls ödeme yapan gruptur; to cross the River Styx ise karşılığında ödeme yapılan hizmetin ya da iznin nehri geçmek olduğunu gösterir. Charge sözcüğünün anlamını seçmek için çevresindeki yapıya bakın. Bir kişiden sonra ücretli bir etkinlik veya hizmet gelmesi, suçla itham etme ya da bir pili doldurma anlamını değil, ücret alma anlamını gösterir.

Alıştırma

“The ferry charged visitors to take bicycles on board,” cümlesinde charged ne anlama gelir?

  1. Ziyaretçilerin bisikletlerini gemiye almak için ödeme yapmalarını istedi.
  2. Ziyaretçilere elektrik enerjisi yükledi.
  3. Ziyaretçileri bisikletlerini gemiye almakla resmî olarak suçladı.
Cevabı göster

Ziyaretçilerin bisikletlerini gemiye almak için ödeme yapmalarını istedi.

was so moved by the music Dilbilgisi

1:11

müzikten o kadar etkilendi ki

that he brought Orpheus across free of charge. Kalıp ifadeler

1:13

Orpheus'u ücretsiz olarak karşıya geçirdi.

Dilbilgisi

was so moved by the music that: güçlü duygunun bir sonuca yol açması

Was moved by the music, müzik nedeniyle derinden duygulanmak anlamına gelir. Buradaki moved duygusal bir durumu anlatır; birinin fiziksel olarak başka bir yere götürüldüğü anlamına gelmez. Be so + sıfat veya sıfat gibi kullanılan geçmiş zaman ortacı + that + sonuç cümleciği kalıbı, güçlü bir durumu onun sonucuna bağlar. Bu cümlede güçlü duygu, onun daha sonra Orpheus'u ücret almadan karşıya geçirmesinin nedenini açıklar.

Alıştırma

Konuşmanın Maya'yı bağış yapacak kadar güçlü biçimde duygulandırdığını doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. Maya was so moved by the speech that she made a donation.
  2. Maya was so moving by the speech that she made a donation.
  3. Maya was such moved by the speech that she made a donation.
Cevabı göster

Maya was so moved by the speech that she made a donation.

Kalıp ifadeler

free of charge: ücretsiz, ödeme gerektirmeden

Free of charge, herhangi bir ödeme ya da ücret gerekmediğini belirten kalıplaşmış bir ifadedir. Burada Orfeus'un geçiş için kendisinden ücret alınmadan karşıya götürüldüğünü anlatır. Bu ifadede charge, “bir ürün veya hizmet için talep edilen para” anlamında bir isimdir. İfadenin tamamı provide, deliver, enter veya repair gibi eylemlerden sonra sıkça zarf işleviyle kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “hiçbir ödeme yapmadan” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The repair shop checked my brakes ____.

Cevabı göster

free of charge

When Orpheus entered the palace

1:16

Orpheus, ölülerin kralı ve kraliçesi olan

of Hades and Persephone,

1:19

Hades ile Persephone'nin

the king and queen of the dead,

1:21

sarayına girdiğinde,

he began to sing.

1:23

şarkı söylemeye başladı.

He sang of his love for Eurydice,

1:24

Eurydice'ye olan aşkını anlattı

and said she had been taken away too soon. Deyimler

1:27

ve onun elinden çok erken alındığını söyledi.

Deyimler

had been taken away too soon: erken ölüm için bir örtmece

Ölüm bağlamında had been taken away too soon, “beklenenden çok daha önce ölmüştü” anlamına gelen hüzünlü bir örtmecedir. Taken away ölümü, kişi sanki yaşamdan uzaklaştırılmış gibi dolaylı biçimde anlatırken too soon keder ve haksız bir kayıp duygusu ekler.

Alıştırma

Cümlede had been taken away too soon ifadesi büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Beklenenden çok daha önce ölmüştü.
  2. Birisi onu kısa süreliğine kaçırmıştı.
  3. Odadan planlanandan önce çıkmıştı.
Cevabı göster

Beklenenden çok daha önce ölmüştü.

The day would come when she, Dilbilgisi

1:29

Gün gelecek o da,

like all living creatures,

1:32

tüm canlılar gibi,

dwelled in the land of the dead

1:33

ölüler diyarında ikamet edecekti

for all eternity. Kalıp ifadeler

1:35

sonsuza dek.

Dilbilgisi

The day would come when...: geçmişten bakılan gelecek

The day would come when..., belirli bir zamanın daha sonra kesinlikle ya da beklendiği üzere geleceğini anlatır. when ile başlayan yan cümle, o zamanda ne olacağını belirtir. Buradaki would, hikâyedeki geçmiş bir noktadan bakıldığında geleceği gösterir; isteklilik bildirmez. Bu kalıp, anlatıcının kaçınılmaz bir olayı önceden haber vermesine yardımcı olur.

Alıştırma

Öğrenilen kalıpla resmî anlatı cümlesini tamamlayın: ____ the town would need a larger reservoir.

Cevabı göster

The day would come when

Kalıp ifadeler

for all eternity: “sonsuza dek” demenin ciddi bir yolu

For all eternity, sonu olmayan bir biçimde “sonsuza dek” demektir. Bu cümlede ölüler diyarında yaşamak, asla sona ermeyecek bir durum olarak sunulur. Bu ifade forever sözcüğünden daha ciddi ve edebîdir. Cümleye mitlerde, dinî anlatımlarda, yeminlerde ve dramatik anlatılarda sık görülen yüce bir ton verir.

Alıştırma

Ciddi ve edebî cümleyi öğrendiğiniz üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: According to the legend, the guardian will watch the gate ____.

Cevabı göster

for all eternity

So couldn't Hades grant her Ton ve niyet

1:36

O halde Hades ona

just a few more years on Earth?

1:38

Dünya'da sadece birkaç yıl daha veremez miydi?

Ton ve niyet

Couldn't Hades grant her...? ile ikna edici olumsuz soru

Couldn't Hades grant her...? olumsuz soru biçimindedir, ancak burada asıl amaç Hades'in bunu yapabilecek güce sahip olup olmadığını sormak değildir. İsteği bir yakarışa dönüştürür: Konuşan kişi Hades'in kabul etmesini umar ve kabul etmenin mümkün ya da makul olduğunu ima eder. just a few more years isteği küçük ve sınırlı gösterir. Bu ifade yakarışı ölçülü gösterirken aynı zamanda duygusal baskıyı artırır.

Alıştırma

Örnekteki olumsuz sorunun temel işlevi nedir?

  1. Hades'in ona daha fazla zaman vermesi gerektiğini ima eden ikna edici bir istektir.
  2. Hades'in ona zaten daha fazla zaman verdiğini belirtir.
  3. Yalnızca Hades'in bunu yapabilecek gücü olup olmadığına ilişkin tarafsız bir sorudur.
Cevabı göster

Hades'in ona daha fazla zaman vermesi gerektiğini ima eden ikna edici bir istektir.

In the moment after Orpheus finished,

1:40

Orpheus şarkısını bitirdiği an,

all hell stood still. Deyimler

1:43

cehennemdeki her şey durdu.

Deyimler

all hell stood still: all hell broke loose ifadesinin tersine çevrilmesi

all hell stood still sözü, kelime anlamıyla yeraltı dünyasındaki her şeyin hareket etmeyi bıraktığını veya sessizleştiğini söyler. Bu mitolojik ortamda hell, karakterlerin çevresindeki gerçek yeraltı dünyasına da işaret eder. Sözler, ani ve aşırı bir karmaşanın başladığı anlamına gelen kalıplaşmış all hell broke loose deyimiyle oynar. broke loose yerine stood still kullanılması tanıdık görüntüyü tersine çevirir: Karmaşa patlak vermek yerine tüm yeraltı dünyası hareketsiz kalır. Etki, hem deyimi hem de kelime anlamıyla kullanılan ortamı fark etmeye bağlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede all hell stood still ne anlama gelir?

  1. Herkes hemen yeraltı dünyasından kaçtı.
  2. Yeraltı dünyasında ani ve aşırı bir kargaşa başladı.
  3. Yeraltı dünyasındaki her şey tamamen hareketsiz kaldı.
Cevabı göster

Yeraltı dünyasındaki her şey tamamen hareketsiz kaldı.

Sisyphus no longer rolled his rock up the hill. Kültür

1:45

Sisyphos artık kayasını tepeye yuvarlamıyordu.

Kültür

Sisifos artık kayasını tepeye doğru yuvarlamıyordu

Yunan mitolojisinde Sisifos, dev bir kayayı tekrar tekrar yokuş yukarı yuvarlamakla cezalandırılır. Kaya yeniden aşağı yuvarlandığı için bu görev hiçbir zaman tamamlanamaz. Bu tekrarlanan hareket onun sonsuz cezasını tanımladığı için no longer rolled his rock olağanüstü bir duraklamaya işaret eder. Bu sahnede müzik, yeraltı dünyasının değişmez düzenini bile etkilemiştir; bu, yalnızca bir işçinin mola vermesi değildir.

Alıştırma

Bu mitolojik sahnede Sisifos'un durması ne anlama gelir?

  1. Kayayı bunun yerine tepeden aşağı yuvarlamaya karar vermiştir.
  2. Olağanüstü bir güç, sonsuz bir cezayı kesintiye uğratmıştır.
  3. Sıradan bir işi bitirmiş ve eve gitmeye hazırdır.
Cevabı göster

Olağanüstü bir güç, sonsuz bir cezayı kesintiye uğratmıştır.

Tantalus did not reach for the water Kültür

1:48

Tantalos, içmesine asla izin verilmeyecek suya

he would never be allowed to drink.

1:50

uzanmaktan vazgeçti.

Kültür

Tantalos asla içemeyeceği suya uzanmadı

Yunan mitolojisinde Tantalos, sonsuz açlık ve susuzlukla cezalandırılır. Su ona yakındır, ancak içmeye çalıştığı her seferde uzaklaşır ve böylece daima erişemeyeceği bir yerde kalır. Burada would never be allowed to drink, sıradan ve tek seferlik bir yasağı değil, suyun kalıcı olarak ondan esirgenmesini anlatır. Suya uzanmaması son derece olağan dışıdır: müzik, susuzluğunu gidermek için sürdürdüğü sonsuz çabayı bile kesintiye uğratmıştır.

Alıştırma

Bu mitolojik sahnede Tantalos'un suya uzanmaması neyi gösterir?

  1. Olağanüstü bir güç, onun sonsuz su arayışını kesintiye uğratmıştır.
  2. Yeterince su içmiştir ve artık susamıyordur.
  3. Başka hiç kimse içemesin diye suyu koruyordur.
Cevabı göster

Olağanüstü bir güç, onun sonsuz su arayışını kesintiye uğratmıştır.

Even the Furies, Kültür

1:52

Şeytani intikam tanrıçaları olan

the demonic goddesses of vengeance,

1:54

Erinyler bile

Kültür

the Furies: intikamın şeytani tanrıçaları

the Furies, Yunan mitolojisinde kötü davranışları ve özellikle ağır suçları cezalandıran korkutucu tanrıçalardır. Burada Furies bir özel adın parçasıdır. Ardından gelen the demonic goddesses of vengeance isim grubu açıklayıcı bir eşlemedir: Furies'i başka sözlerle tanımlar ve kim olduklarını açıklar. Even, onları uç ve beklenmedik bir örnek olarak sunar. Acımasız cezayla ilişkilendirilen varlıklar bile duygulanabiliyorsa anlatı, onları etkileyen şeyin olağanüstü duygusal gücünü vurgular. Buradaki Furies, “yoğun öfke” anlamındaki fury sözcüğünün sıradan çoğulu olarak okunmamalıdır.

Alıştırma

Bu mitolojik anlatıda vurgulanan ifade bize ne anlatıyor?

  1. Furies, birkaç kişinin yaşadığı sıradan öfke duygularıdır.
  2. Furies, mitolojik intikam tanrıçalarıdır ve duygulanması beklenmeyecek varlıkların uç bir örneği olarak sunulur.
  3. Furies, asıl görevi üzülen insanları avutmak olan neşeli tanrıçalardır.
Cevabı göster

Furies, mitolojik intikam tanrıçalarıdır ve duygulanması beklenmeyecek varlıkların uç bir örneği olarak sunulur.

wept.

1:56

ağladı.

Hades and Persephone granted Orpheus's plea, Kalıp ifadeler

1:57

Hades ve Persephone, Orpheus'un yakarışını kabul etti,

but on one condition. Kalıp ifadeler

2:00

ama tek bir şartla.

Kalıp ifadeler

grant someone's plea: içten bir yakarışı resmen kabul etmek

Grant someone's plea, ciddi ve çoğu zaman acil bir isteği resmî olarak onaylamak veya kabul etmek anlamına gelir. Grant burada geçişli bir fiildir ve grant + someone's plea kalıbını izler. Cümlede Hades ile Persephone, Orpheus'un yakarışını kabul etme yetkisine sahiptir. Plea, tarafsız request sözcüğüne göre içten ihtiyacı veya duygusal aciliyeti daha güçlü biçimde anlatır. Grant ile birleştiğinde karara resmî ve yüksek bir ton verir; bu nedenle hukuk, resmî anlatı ve mitolojik hikâyelere uygundur.

Alıştırma

Grant someone's plea kalıbını simple past biçiminde kullanarak ve Maya yerine her getirerek cümleyi tamamlayın: After hearing Maya's urgent appeal, the judge ____.

Cevabı göster

granted her plea

Kalıp ifadeler

on one condition: onayı bir koşula bağlamak

Bu cümlede on one condition, Hades ile Persephone'nin isteği yalnızca bir koşula uyulursa kabul ettiğini belirtir. But, ilk başta tam bir onay gibi görünen duruma bir sınırlama getirir. Yaygın kalıplar agree to something on one condition ve allow something on one condition şeklindedir; ardından gerekli koşul açıklanır. on the condition that + yan cümle yapısı da kullanılabilir. Buradaki condition, birinin sağlığı veya bir şeyin genel durumu değil, yerine getirilmesi gereken bir koşul anlamındadır.

Alıştırma

İzin cümlesini zorunlu bir koşul getiren kalıpla tamamlayın: You may stay out late ____: text me when you arrive.

Cevabı göster

on one condition

As he climbed back out of the underworld, Dilbilgisi

2:02

Yeraltı dünyasından yukarı doğru tırmanırken,

Dilbilgisi

As he climbed...: eş zamanlı bir arka plan eylemi için as kullanımı

Burada As bir zaman yan cümlesi başlatır. Yeraltı dünyasından yukarı tırmanma eylemini devam eden arka plan olarak sunar; sonraki ana cümledeki olay da bu sırada gerçekleşir. Anlamı, «yeraltı dünyasından tekrar yukarı tırmanırken» şeklindedir. Bu kullanımda as, iki gelişmeyi aynı zaman çizgisine yerleştirir; bir neden belirtmez. Başlangıçtaki yan cümleden sonra gelen virgül, bu bölümün arka plan bilgisi olduğunu göstermeye yardımcı olur. Bu nedenle düşünceyi tamamlamak için hâlâ bir ana cümle gerekir.

Alıştırma

'As Maya walked home, the streetlights came on,' cümlesinde As neyi gösterir?

  1. Maya eve yürüdüğü için sokak lambaları yandı.
  2. Yürüyüş, sokak lambalarının yanması için zaman arka planıdır.
  3. Maya başka biriyle aynı şekilde eve yürüdü.
Cevabı göster

Yürüyüş, sokak lambalarının yanması için zaman arka planıdır.

he must not turn around Ton ve niyet

2:05

arkasına dönüp bakmamalıydı

Ton ve niyet

must not turn around: kesin bir yasak

must not turn around, arkasını dönmenin yasak olduğu anlamına gelir. Burada must not katı bir koşul koyar; turn around ise yasaklanan eylemi, yani kişinin bedenini çevirip arkasına bakmasını belirtir. must not ifadesini “gerekli değil” diye yorumlamayın. İngilizcede zorunluluk olmadığını belirtmek için do not have to veya need not kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle odaya girmenin kesinlikle yasak olduğunu belirtir?

  1. Visitors should not enter this room.
  2. Visitors must not enter this room.
  3. Visitors do not have to enter this room.
Cevabı göster

Visitors must not enter this room.

to see if Eurydice was following behind him. Dilbilgisi

2:07

Eurydice'nin onu takip edip etmediğini görmek için.

Dilbilgisi

see if Eurydice was following behind him: if sözcüğünün whether anlamı

see if Eurydice was following behind him ifadesinde see, kontrol etmek veya öğrenmek anlamına gelir; if ise belirsiz bilgiyi, yani Eurydike’nin onu takip edip etmediğini aktarır. Buradaki if bir koşul oluşturmaz. Dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır, bu nedenle yan cümle düz cümle söz dizimini korur: Eurydice was following denir, was Eurydice following denmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “olup olmadığını kontrol etmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Let's ____ the library is still open.

Cevabı göster

see if

If he did, Dilbilgisi

2:09

Eğer bakarsa,

she would return to the land of the dead forever.

2:11

Eurydice sonsuza dek ölüler diyarına dönecekti.

Dilbilgisi

If he did ... she would return: did ile önceki eylemin yerine geçme

If he did ifadesindeki did, daha önce geçen turn around to see whether Eurydice was following eyleminin yerini tutar. İngilizcede tüm fiil öbeğini tekrarlamak yerine do yardımcı fiili kullanılabilir; bu nedenle did yeni bir eylem anlatmaz. if yan cümlesi koşulu, she would return... ise bu koşulun sonucunu verir. Geçmiş zamanda anlatılan bir öyküde did ve would sırasıyla olası eylemi ve bu eylemin doğuracağı sonucu sunar.

Alıştırma

cancel the trip ifadesinin yerini tutan geçmiş zaman yardımcı fiilini kullanın: Lena said she might cancel the trip. If she ____, we would stay home.

Cevabı göster

did

Orpheus began to climb.

2:14

Orpheus tırmanmaya başladı.

With each step, Kalıp ifadeler

2:17

Attığı her adımda,

Kalıp ifadeler

With each step: tekrarlanan aşamaları kademeli değişime bağlama

With each step, “her yeni adım atıldıkça” anlamına gelir. Buradaki with, tekrarlanan bir aşamayla birlikte değişen bir durumu gösterir; birinin bir adımla beraber olduğu anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen yapı With each + tekil sayılabilen isim biçimindedir ve ardından bağlantılı sonucu anlatan bir cümlecik gelir. Each, aşamalara tek tek odaklanır.

Alıştırma

With each + tekil isim yapısını ve practice session sözcüklerini kullanın: ____, her balance improved.

Cevabı göster

With each practice session

he worried more and more Kalıp ifadeler

2:18

daha da fazla endişeleniyordu

about whether Eurydice was behind him. Dilbilgisi

2:20

Eurydice'nin arkasında olup olmadığı hakkında.

Kalıp ifadeler

more and more: sürekli artan bir derece

More and more tek bir bütün olarak kullanılır ve bir derece ya da miktarın sürekli arttığını belirtir. Buradaki worried more and more, onun endişesinin zamanla büyüdüğü anlamına gelir. Worry more and more örneğindeki gibi bir fiilden sonra veya more and more difficult örneğindeki gibi bir sıfat ya da zarftan önce kullanılabilir. İki more sözcüğünü ayrı ayrı yorumlamayın.

Alıştırma

Cümleyi “giderek daha fazla” anlamındaki tekrarlı ifadeyle tamamlayın: The instructions became ____ confusing.

Cevabı göster

more and more

Dilbilgisi

about whether...: neyin endişe yarattığını belirtmek

About, worry fiilini kaygının belirli içeriğine bağlar. Whether Eurydice was behind him tümcesi, yanıtı evet ya da hayır olan dolaylı bir sorudur: onun orada olup olmadığını bilmiyordu ve endişelendiği şey bu belirsizlikti. About edatından sonra bu tür bir soruyu başlatmak için standart seçim whether sözcüğüdür. Dolaylı tümce, Eurydice was biçimindeki düz cümle sırasını korur; was Eurydice kullanılmaz. Buradaki whether bir koşul oluşturmaz.

Alıştırma

Belirsiz bir soruyu belirtmek için worry about whether... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Jordan worried about whether the door was locked.
  2. Jordan worried whether about the door was locked.
  3. Jordan worried about whether was the door locked.
Cevabı göster

Jordan worried about whether the door was locked.

He heard nothing.

2:22

Hiçbir şey duymuyordu.

Where were her footsteps?

2:24

Onun ayak sesleri neredeydi?

Finally,

2:25

Sonunda,

just before he stepped out of the underworld Notlar

2:27

yeraltı dünyasından çıkıp

and into the bright light of day,

2:29

günün parlak ışığına adım atmadan hemen önce,

Dilbilgisi

just before: bir olaydan hemen önceki son an

Just before, başka bir olayın gerçekleşmesinden çok kısa bir süre önce demektir. Burada just zaman aralığını daraltır: o, gün ışığına çıkmak üzereyken bir şey olmuştur. Bu ifade anlatılarda bir değişimi mümkün olan son ana yerleştirerek gerilim veya “az kalmıştı” hissi yaratabilir. Bu kullanımda just, before sözcüğünü niteler; “adil” veya “yalnızca” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle kapıların insanlar ulaşmadan yalnızca birkaç saniye önce kilitlendiğini söyler?

  1. The doors locked long after we reached them.
  2. The doors had already been locked all morning.
  3. The doors locked just before we reached them.
Cevabı göster

The doors locked just before we reached them.

Kalıp ifadeler

stepped out of ... and into ...: tam bir hareket yolu

Stepped out of the underworld and into the bright light of day ifadesinde out of, geride bırakılan yeri; into ise girilen yeni alanı gösterir. Birbirine bağlanan bu iki öbek, yeraltı dünyasından gün ışığına uzanan tam bir yol oluşturur. Yeniden kullanılabilen kalıp fiil + out of A + and + into B şeklindedir. Fiziksel alanlar arasındaki hareketi veya uygun isimlerle bir durumdan ya da aşamadan diğerine geçişi anlatabilir. Burada the bright light of day yalnızca bir lamba veya aydınlık bölgeyi değil, yukarıdaki yaşayanlar dünyasını da düşündürür.

Alıştırma

Yolu out of ve into ile tamamlayın: Maya walked ____ the crowded kitchen and ____ the quiet garden.

Cevabı göster

out of · into

he gave into temptation. Öbek fiiller

2:31

bu cazibeye yenik düştü.

Öbek fiiller

gave into temptation: standart give in to yapısını kullanmak

Burada gave into temptation, kişinin bir dürtüye karşı koymayı bırakıp kendisini cezbeden şeyi yaptığını anlatır. İfade bir bütün olarak ayartmaya yenik düştü anlamındadır; give burada yaygın olan vermek anlamında kullanılmaz. Standart yapı give in to + isim şeklindedir: in, give in öbek fiilinin parçasıdır; to ise kişinin neye boyun eğdiğini gösterir. Geçmiş zaman biçimi gave in to temptation olur. Altyazıdaki gave into temptation anlaşılır olsa da öğrenilip kullanılması gereken biçim give in to yapısıdır.

Alıştırma

Dürtüye karşı koymayı bıraktı anlamındaki standart geçmiş zaman ifadesini yazın: I planned to wait until payday, but I ____ and ordered the game.

Cevabı göster

gave in to temptation

Orpheus tried to return to the underworld,

2:33

Orpheus yeraltı dünyasına geri dönmeye çalıştı

but was refused entry. Kelime

2:36

ama girişine izin verilmedi.

Kelime

was refused entry: giriş izninin reddedildiğini anlatan resmî edilgen yapı

Was refused entry, bir kişinin bir yere girmesine izin verilmediğini anlatan edilgen bir yapıdır. Burada entry; kapı, günlükteki bir kayıt veya sözlük maddesi değil, giriş izni anlamındadır. Etken yapı refuse someone entry şeklindedir: Security refused him entry. Edilgen yapıda, izni reddedilen kişi özne olur: He was refused entry.

Alıştırma

Girmesine izin verilmedi anlamındaki resmî edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The guest ____ because his name was not on the list.

Cevabı göster

was refused entry

Separated from Eurydice, Dilbilgisi

2:38

Eurydice'den koparılan Orpheus,

Dilbilgisi

Separated from Eurydice: Cümle Başındaki Geçmiş Zaman Ortaç Öbeği

Separated from Eurydice, cümlenin başında kullanılan bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Ana eylem gerçekleşirken geçerli olan durumu veya arka planı verir; tam cümlede, Orpheus'un daha sonra ettiği yeminin nedenini anlamaya da yardımcı olur. Separated burada ana fiil değildir. Örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle, yani Orpheus ile aynı olmalıdır. Bu yapı, Because Orpheus was separated from Eurydice gibi daha tam bir yan cümleyi kısaltır.

Alıştırma

Hangi cümlede başlangıçtaki ortaç öbeği ana cümlenin öznesini doğru biçimde betimliyor?

  1. Separated from his family, the weather turned cold.
  2. Separated from his family, Leo felt lonely.
  3. Separated from his family, the empty room felt lonely.
Cevabı göster

Separated from his family, Leo felt lonely.

Orpheus swore never to love another woman again. Kalıp ifadeler

2:40

başka hiçbir kadını sevmeyeceğine yemin etti.

Kalıp ifadeler

swore never to love another woman again: Bir Daha Asla Yapmamaya Dair Ciddi Bir Yemin

Swore never to love another woman again, gelecekte hiçbir zaman bir şeyi yapmamaya yönelik ciddi bir kararı aktarmak için swear + never + to-mastar yapısını kullanır. Swore, swear fiilinin geçmiş zaman biçimidir; burada “ciddi bir söz verdi” anlamındadır, “küfür etti” anlamında değildir. Never zaten “hiçbir zaman” anlamına gelir. Again, eylemin tekrarlanması fikrini ekler; bu nedenle never ... again vurgulu bir “bir daha asla” anlamı verir ve duygusal açıdan kesin bir karar gibi duyulur.

Alıştırma

Cümleyi swore never to ... again yapısının iki bölümüyle tamamlayın: After the betrayal, Maya ____ trust him ____.

Cevabı göster

swore never to · again

Instead,

2:43

Bunun yerine,

he sat in a grove of trees

2:44

bir ağaç koruluğunda oturdu

and sang songs of lovers.

2:46

ve aşıkların şarkılarını söyledi.

There was Ganymede, Kültür

2:48

Zeus'un tanrılara saki yaptığı

the beautiful boy

2:50

güzel çocuk

who Zeus made drink bearer to the gods. Dilbilgisi

2:50

Ganymedes vardı şarkılarında.

Kültür

Tanrıların içki sunucusu Ganymedes

Ganymedes, burada ilk kez tanıtılan sıradan bir çocuk değil, Yunan mitolojisinden bir kişidir. Efsanede Zeus bu güzel genci tanrıların yanına götürür ve onu onların içecek sunucusu, yani içkilerini servis eden kişi yapar. Ganymedes'in adının anılması, Zeus'un ona duyduğu arzuyla ilgili tanınmış öyküyü çağrıştırır. Böylece bu cümle, mitolojik aşk öyküleri dizisinin içine yerleşir.

Alıştırma

Cümle Ganymedes'i nasıl tanımlıyor?

  1. İnsanlar için içecekler yaratan bir tanrı
  2. Tanrılara içki sunmakla görevlendirilen mitolojik bir genç
  3. İçecek satan sıradan bir çocuk
Cevabı göster

Tanrılara içki sunmakla görevlendirilen mitolojik bir genç

Dilbilgisi

who Zeus made drink bearer: nesne ve isim tamamlayıcısı

İlgi zamiri who, Ganymede'e gönderme yapar. İlgi cümleciğinde made fiilinin nesnesi konumundadır: Zeus öznedir, made fiildir ve who nesnedir. Bağımsız bir cümlede sıralama Zeus made Ganymede drink bearer to the gods. olurdu. Burada make + object + noun complement yapısı kullanılır. Drink bearer isim öbeği Ganymede'e verilen görevi belirtir; dolayısıyla made burada Zeus'un onu tanrıların içki sunucusu yaptığını veya bu göreve atadığını anlatır.

Alıştırma

make + Ava + president ögelerini doğru biçim ve sırayla kullanın: After a unanimous vote, the club ____.

Cevabı göster

made Ava president

There was Myrrha, Kültür

2:53

Babasına aşık olan ve bunun için cezalandırılan

who loved her father and was punished for it.

2:55

Myrrha vardı.

Kültür

Babasını seven Myrrha: yasak aşk ve ceza

Myrrha, klasik mitolojide yer alan bir karakterdir. Buradaki loved her father, kendi babasına karşı romantik ya da cinsel bir arzu duyduğunu anlatır. Bu, ensest ve tabu kabul edilen bir aşktır; bir kızın babasına duyduğu sıradan aile sevgisi değildir. Cezalandırılması, bu hikâyeyi aşkın acı ve ağır sonuçlarla ilişkilendirildiği trajik örneklerden biri hâline getirir.

Alıştırma

Bu mitolojik göndermede loved her father ne anlama gelir?

  1. Babasına sıradan bir aile sevgisi gösterdi.
  2. Kendi babasına karşı yasak bir romantik arzu duydu.
  3. Hiç kimseyi sevmeyi kabul etmediği için cezalandırıldı.
Cevabı göster

Kendi babasına karşı yasak bir romantik arzu duydu.

And Pygmalion, Kültür

2:57

Ve fildişinden ideal kadınını yontan,

who sculpted his ideal woman out of ivory,

2:59

ardından heykel canlanana kadar Venüs'e dua eden

then prayed to Venus until she came to life. Deyimler

3:02

Pygmalion.

Kültür

Pygmalion: idealindeki kadını yonttu… kadın canlandı

Pygmalion, klasik mitolojide bir heykeltıraştır. İdealindeki kadını fildişinden bir heykel olarak yontar ve aşk ile güzellikle ilişkilendirilen tanrıça Venüs'e dua eder. Venüs heykele hayat verir. Bu nedenle sculpted his ideal woman, sıradan bir sanat çalışmasından fazlasını anlatır. until she came to life ifadesindeki she, canlı bir kadına dönüşen fildişi figürü belirtir; Venüs'ü belirtmez.

Alıştırma

until she came to life ifadesindeki she neyi belirtir?

  1. İdeal kadının fildişinden yapılmış figürünü.
  2. Ölümlü birine dönüşen Venüs'ü.
  3. Pygmalion'a modellik yapan sıradan bir kadını.
Cevabı göster

İdeal kadının fildişinden yapılmış figürünü.

Deyimler

came to life: canlanmak veya canlı hâle gelmek

Bu mitte she, Pygmalion'un fildişinden yonttuğu kadını ifade eder. She came to life, cansız heykelin gerçekten yaşayan bir kadına dönüşmesi demektir; onun sıradan yaşamın içine geldiği anlamına gelmez. Daha geniş kullanımda come to life çoğu zaman canlı, heyecan verici veya hareketli hâle gelmek demektir. Bir karakter sahnede canlanabilir; sessiz bir yer de insanlar gelince hareketlenebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede came to life, canlı veya hareketli hâle gelmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The mayor came to a decision after sunset.
  2. The old town came to life after sunset.
  3. The tour group came to the old town after sunset.
Cevabı göster

The old town came to life after sunset.

And there was Venus herself, Kültür

3:05

Ve vahşi bir yaban domuzu tarafından öldürülen

whose beautiful Adonis

3:08

o yakışıklı Adonis'in sevgilisi

was killed by a wild boar.

3:10

Venüs'nin kendisi vardı.

Kültür

Venüs'ün kendisi ve güzel Adonis'i

Venüs, Roma'nın aşk ve güzellik tanrıçasıdır. Adonis, klasik mitte onun sevdiği yakışıklı gençtir ve bir yaban domuzu tarafından öldürülür. Bu cümlede beautiful Adonis, adı belli olan bu mitolojik kişiyi ifade eder; kimliği bilinmeyen yakışıklı bir adamı anlatmaz. herself sözcüğü, aşk tanrıçasının bile kayıp yaşadığını vurgular. Böylece bu gönderme aşkı, şiddetli ölümü ve yası bir araya getirerek ölüm yüzünden ayrılan âşıklara dair başka bir ünlü örnek ekler.

Alıştırma

Venüs ve Adonis'e yapılan gönderme cümleye ne katıyor?

  1. Yalnızca yakışıklı olarak tanımlanan, kimliği bilinmeyen bir gezgini tanıtır.
  2. Venüs'ün avlanırken bir yaban domuzunu öldürdüğünü söyler.
  3. Venüs'ün sevdiği genci kaybettiği bir miti hatırlatır.
Cevabı göster

Venüs'ün sevdiği genci kaybettiği bir miti hatırlatır.

It was as if Orpheus's own love and loss Dilbilgisi

3:12

Sanki Orpheus'un kendi sevgisi ve kaybı,

had allowed him to see into the hearts Deyimler

3:15

her yerdeki tanrıların ve insanların

of gods and people everywhere.

3:17

kalplerinin içini görmesini sağlamıştı.

Dilbilgisi

It was as if...: hayalî bir açıklama sunmak

It was as if, ardından gelen yan cümleyi bir izlenim ya da hayalî açıklama olarak sunar. Burada durum, Orpheus'un yaşadığı aşk ve kaybın ona sıra dışı bir kavrayış kazandırmış gibi görünmesiyle açıklanır. Anlatıcı, gizli bir değişimin gerçekten gerçekleştiğini veya Orpheus'un kelimenin tam anlamıyla sihirli bir güç kazandığını doğrudan iddia etmez. Bu kalıp; bir duyguyu, atmosferi ya da etkiyi benzetme yoluyla açıklarken sonraki düşünceyi doğrulanmış bir gerçek olarak sunmamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Vurgulanan kalıbı, gerçek değil hayalî bir izlenim belirten iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: It was ____ the empty house were holding its breath.

Cevabı göster

as if

Deyimler

see into the hearts of...: derin duyguları anlamak

see into the hearts of..., insanların en derin duygularını, amaçlarını veya acılarını anlamayı anlatan bir mecazdır. Burada see into, görünür olanın ötesini algılamak; hearts ise insanların iç dünyasındaki duyguları temsil etmek anlamına gelir. Cümle, Orpheus'un empatisini ve sanatsal kavrayışını över; fiziksel organların içine bakmayı anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede see into the hearts of ne anlama gelir?: The poet could see into the hearts of strangers.

  1. En derin duygularını anlamak.
  2. Onları uzaktan tanımak.
  3. Fiziksel kalplerini incelemek.
Cevabı göster

En derin duygularını anlamak.

For some, however, Anlatım akışı

3:20

Ancak bazıları için,

Anlatım akışı

For some, however, — karşıt görüşe sahip başka bir gruba geçiş

For some kapsamı belirler: sonraki ifade insanların bir bölümüne uygulanır ve durum onların bakış açısından sunulur. Buradaki for, “bazı insanların yararına” değil, “bazı insanların bakış açısından” anlamına gelir. However, önceki ve daha genel tepkiyle bir karşıtlık olduğunu gösterir. Bu çerçeve, tartışmayı geniş çapta görülen bir tepkiden bazı insanların verdiği farklı bir tepkiye taşır.

Alıştırma

Bir eleştiri önce izleyicilerin çoğunun filmi sevdiğini söylüyor. “For some, however, the ending felt too sad” metinde ne yapar?

  1. Sonraki ifadenin karşıtlık değil, sonuç olduğunu gösterir.
  2. Odağı, tepkisi çoğunluğun görüşüyle çelişen bir izleyici grubuna kaydırır.
  3. Filmin özellikle az sayıda izleyici için yapıldığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Odağı, tepkisi çoğunluğun görüşüyle çelişen bir izleyici grubuna kaydırır.

poetry was not enough.

3:22

şiir yeterli değildi.

A group of wild women

3:24

Maenadlar olarak bilinen

called the Maenads Kültür

3:25

vahşi bir grup kadın,

Kültür

the Maenads — coşkulu çılgınlıkla ilişkilendirilen mitolojik takipçiler

The Maenads, yani Maenadlar, Yunan mitolojisinde Dionysus’un kadın takipçileridir. Genellikle dinsel bir coşku ve çılgınlık hâlinde tasvir edilirler; bazı mitler onları kontrol kaybı ve şiddetle de ilişkilendirir. Bu cümlede the Maenads, sıradan bir kadın grubunun adı değil, bilinen bir mitolojik grubun adıdır. Bu arka plan, wild women ifadesine çılgınlık ve tehlikeyle ilgili belirli bir mitolojik anlam katar.

Alıştırma

Bu mitolojik bağlamda Maenads kimlerdir?

  1. Coşkulu çılgınlıkla ilişkilendirilen Dionysus’un kadın takipçileri.
  2. Bir Yunan kentinde düzeni korumaktan sorumlu görevliler.
  3. Modern bir sosyal kulübün sıradan üyeleri.
Cevabı göster

Coşkulu çılgınlıkla ilişkilendirilen Dionysus’un kadın takipçileri.

could not bear the thought Kalıp ifadeler

3:27

aşk hakkında bu kadar güzel şarkı söyleyen bir şairin

that a poet who sang so beautifully of love

3:28

kendilerini sevmemesi düşüncesine

would not love them.

3:31

dayanamıyordu.

Kalıp ifadeler

could not bear the thought: bir düşünceye duygusal olarak katlanamamak

Could not bear the thought, bu düşüncenin duygusal açıdan kabul edilemez geldiği anlamına gelir. Burada bear, “katlanmak” veya “tahammül etmek” anlamında bir fiildir; hayvan olan ayıyı ya da bir şeyi fiziksel olarak taşımayı anlatmaz. thought sözcüğünden sonra, bu cümlede olduğu gibi düşüncenin içeriğini belirten bir that cümleciği gelebilir. cannot bear the thought of + isim veya -ing biçimi de yaygın bir kalıptır: I can't bear the thought of leaving.

Alıştırma

“Bu düşünceyi duygusal açıdan kabul edemiyordu” anlamındaki dört sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: She ____ that her childhood home might be demolished.

Cevabı göster

could not bear the thought

Their jealousy drove them to a frenzy, Deyimler

3:33

Kıskançlıkları onları çılgına çevirdi

Deyimler

drove them to a frenzy: aşırı kontrol kaybına neden olmak

Drove them to a frenzy, kıskançlığın onları aşırı biçimde tedirgin edip kontrollerini kaybetmelerine yol açtığı anlamına gelir. Drive, drive + kişi + to + sonuç durumu şeklindeki ettirgen yapıda kullanılır; them etkilenen kişileri, to a frenzy ise sonucu gösterir. Burada drive araç kullanmak anlamına gelmez. A frenzy sıradan bir coşku değil; heyecan, öfke veya panik içeren yoğun ve kaotik bir durumdur.

Alıştırma

“Nina'yı aşırı derecede tedirgin edip neredeyse kontrolünü kaybetmesine neden oldu” anlamındaki geçmiş zamanlı beş sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: The relentless buzzing ____.

Cevabı göster

drove Nina to a frenzy

and they destroyed poor Orpheus.

3:36

ve zavallı Orpheus'u parçaladılar.

The birds, nature's singers, Deyimler

3:38

Doğanın şarkıcıları olan kuşlar,

Deyimler

nature's singers: kuşlar için kullanılan bir metafor

nature's singers, the birds ifadesine başka bir ad veren metaforik bir ara sözdür. Kuş sesleri insan müziğine benzediği için kuşları şarkıcılar olarak kişileştirir; gerçek bir mesleği veya bilimsel bir sınıfı anlatmaz. Bu hikâyede söz konusu imge, kuşların ötüşünü Orpheus'un müziğiyle ilişkilendirir ve doğa dünyası da onun yasına katılıyormuş gibi bir etki yaratır.

Alıştırma

Bu cümlede nature's singers ne anlama geliyor?

  1. Kuşlar doğa için çalışan profesyonel sanatçılar.
  2. Kuşlar bu adı taşıyan resmî bir bilimsel gruba ait.
  3. Kuşlar, ötüşleri nedeniyle şiirsel biçimde şarkıcılara benzetiliyor.
Cevabı göster

Kuşlar, ötüşleri nedeniyle şiirsel biçimde şarkıcılara benzetiliyor.

mourned Orpheus,

3:40

Orpheus için yas tuttu,

as did the rivers, Dilbilgisi

3:42

tıpkı çağıldarken müzik yapan

Dilbilgisi

as did the rivers: ortak eylemi gösteren as devrik yapısı

as did the rivers, “nehirler de Orpheus'un yasını tuttu” anlamına gelir. did yardımcı fiili, geçmiş zamandaki mourned Orpheus yükleminin yerini alır; bu yüzden yeni bir eylem başlatmaz. as sözcüğünden sonra yardımcı fiil özneden önce gelir: as + did + the rivers. Bu kısa devrik yapı, önceki eylemi paylaşan başka bir özne ekler.

Alıştırma

Ebeveynlerinin de konserden keyif aldığını anlatmak için cümleyi devrik as yapısıyla tamamlayın: Maya enjoyed the concert, ____ her parents.

Cevabı göster

as did

who made music as they babbled. Deyimler

3:43

nehirler gibi.

Deyimler

made music as they babbled: su sesini kişileştirme

Bu ilgi cümleciği, nehirleri müzik çalabiliyor ve konuşabiliyormuş gibi anlatır. made music onların sesini müziğe dönüştürürken babbled, akan suyun canlı ve sürekli sesini anlatmak için insan konuşmasına ait bir fiil kullanır. Bu, gerçek konuşma değil kişileştirmedir. Buradaki as, aynı anda gerçekleşen eylemleri bağlar: nehirler şırıldarken müzik yapıyordu. Doğa betimlemelerinde sesleri ve hareketleri daha canlı kılmak için doğal varlıklara sık sık insana özgü eylemler verilir.

Alıştırma

Hangi cümlede babbled, akan suyun sesini kişileştirmek için kullanılmıştır?

  1. The speaker babbled because he was nervous.
  2. The baby babbled from her crib.
  3. The stream babbled over the smooth stones.
Cevabı göster

The stream babbled over the smooth stones.

The world had lost two great souls. Deyimler

3:45

Dünya iki büyük ruhu kaybetmişti.

Deyimler

two great souls: hayranlık duyulan insanlar için şiirsel bir ifade

Burada two great souls, hayatını kaybetmiş, hayranlık uyandıran ve önemli iki insan anlamına gelir. Soul kişinin tamamını temsil eder ve onun iç karakterini ve değerini vurgular; yalnızca bedenden ayrılmış, hayalet benzeri bir ruhu anlatmaz. two great people ifadesine göre bu söz daha şiirsel, ciddi ve saygılıdır. Özellikle yas veya saygı sunma dilinde doğal durur.

Alıştırma

Bu cümlede two great souls ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. ölümleri derinden yas tutulan, hayranlık uyandıran iki insan
  2. tarafsız bir kişi sayımında listelenen iki sıradan insan
  3. dünyada dolaşırken görülen iki hayalet
Cevabı göster

ölümleri derinden yas tutulan, hayranlık uyandıran iki insan

Orpheus and Eurydice

3:48

Orpheus ve Eurydice

had loved each other so deeply Dilbilgisi

3:50

birbirlerini o kadar derinden sevmişlerdi ki,

that when they were separated,

3:52

ayrıldıklarında

Orpheus had understood the pain and joys Kalıp ifadeler

3:53

Orpheus, dünyanın dört bir yanındaki aşıkların

of lovers everywhere,

3:56

acısını ve sevincini anladı.

Kalıp ifadeler

the pain and joys of lovers everywhere: tek bir deneyimin iki yönü

Bu isim öbeğinde pain ve joys, romantik deneyimin iki yönünü, yani acıyı ve mutlu anları adlandırmak için bağlanmıştır. Pain genel bir sayılamayan isim olarak kullanılırken çoğul joys, farklı mutluluk türlerine veya anlarına işaret eder. Bu eşleştirme çelişkili değil, bilinçlidir. Of lovers everywhere ifadesi iki isme de bağlanır. Everywhere, lovers sözcüğünün kapsamını dünyanın her yerindeki birbirini seven insanlara genişletir; belirli tek bir konumu göstermez. Aynı yapı, the pressures and rewards of teaching örneğinde olduğu gibi karmaşık bir deneyimi kısa biçimde özetleyebilir.

Alıştırma

Hangi cümle tek bir deneyimin hem zor hem de olumlu yönünü özetlemek için bağlı soyut isimler kullanıyor?

  1. After years in the profession, she learned where the teachers lived.
  2. After years in the profession, she understood the pressures and rewards of teaching.
  3. After years in the profession, she discussed the rewards of teaching only.
Cevabı göster

After years in the profession, she understood the pressures and rewards of teaching.

and a new art form, Deyimler

3:58

Ve yeni bir sanat formu,

the love poem, was born.

3:59

aşk şiiri doğdu.

Dilbilgisi

had loved each other so deeply that: sonuca yol açan derece

Burada so deeply that, so + zarf + that + sonuç kalıbını izler. Deeply, had loved ifadesini niteler ve sevgilerinin yoğunluğunu gösterir. That, bu derecenin sonucunu başlatır; deeply hakkında yalnızca ek bir açıklama yapmaz. Sonuç cümlenin geri kalanı boyunca devam eder: İkisi ayrıldığında Orpheus âşıkların acılarını ve sevinçlerini anlamaya başlar ve bu, aşk şiirinin doğuşuna uzanır. Genel olarak so + sıfat/zarf + that, çok yüksek bir dereceyi onun yüzünden gerçekleşen sonuca bağlar.

Alıştırma

Derece-sonuç kalıbını tamamlayın: The river was ____ deep ____ we could not walk across it.

Cevabı göster

so · that

Deyimler

a new art form ... was born: soyut bir şeyin doğuşu

Bu cümlede was born mecazi anlamdadır. Doğan bir bebek yoktur; aşk şiiri denen yeni bir sanat türü ortaya çıkmaktadır. Bu imge, soyut bir kökeni bir yaşamın başlangıcı gibi hissettirir. Aktarılabilir kalıp soyut bir özne + be born şeklindedir. Bir fikir, gelenek, hareket veya sanat biçimi ilk kez ortaya çıktığında be born ile anlatılabilir. Burada the love poem, yeni sanat biçiminin ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

Soyut bir başlangıcı anlatmak için cümleyi be born ifadesinin basit geçmiş zamanıyla tamamla: From one scientist's question, a bold new theory ____.

Cevabı göster

was born

While the world wept, Dilbilgisi

4:01

Dünya ağlarken,

Dilbilgisi

While the world wept: eş zamanlı arka plan ve kişileştirme

While, ardından gelen ana cümleye arka plan sağlayan bir zaman yan cümlesi başlatır. Burada aynı zaman dilimi içinde anlamındadır: ana cümle başka bir durumu anlatırken dünyanın kederi sürer. Karşıtlık, eş zamanlı iki sahnenin yan yana getirilmesinden doğar; while'ın although anlamına gelmesinden değil. The world wept bir kişileştirmedir. Her yerdeki insanların yas tuttuğu veya kederin tüm dünyayı kaplamış gibi göründüğü düşüncesini, dünyanın kendisinin ağladığı bir imgeye dönüştürür.

Alıştırma

'While the world wept,' yan cümlesinde While'ın temel işlevi nedir?

  1. Ana olayın nedenini verir.
  2. Ana olayın ancak ağlama bittikten sonra gerçekleştiğini söyler.
  3. Ana olayla aynı anda gerçekleşen bir arka plan olayı sunar.
Cevabı göster

Ana olayla aynı anda gerçekleşen bir arka plan olayı sunar.

Orpheus found peace and his other half Deyimler

4:03

Orpheus huzuru ve diğer yarısını

in the underworld.

4:06

yeraltı dünyasında buldu.

Deyimler

his other half: romantik partner için sevgi dolu bir ifade

His other half, kişinin romantik partnerini veya eşini sevgiyle ifade eden bir deyimdir. Bu cümlede Eurydice'yi belirtir; bir bedenin ya da miktarın yarısı anlamına gelmez. Bu benzetme, birbirine yakın iki partneri bir bütünün iki parçası olarak gösterir. Genel olarak other half ifadesinden önce gelen my, your, his veya her gibi bir iyelik sözcüğü, kimin partnerinden söz edildiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede other half ifadesi romantik partner anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Jordan called a new coworker his other half on their first morning.
  2. Jordan gave the other half of the sandwich to Mia.
  3. Jordan brought his other half to the anniversary dinner.
Cevabı göster

Jordan brought his other half to the anniversary dinner.

There, to this day, Kalıp ifadeler

4:07

Orada, bugüne kadar,

Kalıp ifadeler

to this day: geçmişten bugüne devam eden bir durum

To this day, bir şeyin geçmişte başladığını veya geçmişte doğru olduğunu ve bugüne kadar devam ettiğini belirtir. Dinleyiciye, anlatılan durumun ya da gerçeğin şimdi de geçerli olduğunu bildirir. Bu ifade hikâyelerde, anılarda, tarihsel anlatımlarda ve çözülememiş durumlarda sürekliliği vurgulamak için sıkça kullanılır. Burada efsanenin bugün de doğru olduğunun söylendiğini gösterir; day belirli bir takvim gününü ifade etmez.

Alıştırma

Gizemin hâlâ çözülemediğini belirten üç sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, no one knows why the lighthouse went dark.

Cevabı göster

To this day

he walks with Eurydice

4:10

Eurydice ile birlikte yürür

along the banks of the River Styx. Kültür

4:11

Styx Nehri'nin kıyılarında.

Kültür

the banks of the River Styx: mitolojik bir nehrin kıyıları

Bu ifadede banks, bir nehrin kenarındaki kara parçalarını, yani kıyıları ifade eder. of the River Styx hangi nehrin kıyılarından söz edildiğini belirtir; bir finans kurumunu anlatmaz. Styx Nehri, Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasıyla ilişkilendirilen bir nehirdir. Bu ad, sahneyi gerçek bir coğrafi konuma değil, mitolojik yeraltı dünyasına yerleştirir.

Alıştırma

Hangi cümlede bank, örnekteki banks ile aynı anlama gelir?

  1. The airplane banked to the left.
  2. We ate lunch on the bank of the river.
  3. She deposited the check at the bank.
Cevabı göster

We ate lunch on the bank of the river.

Sometimes, they stroll side by side. Kalıp ifadeler

4:13

Bazen yan yana gezinirler.

Kalıp ifadeler

side by side: yan yana

Bu cümlede side by side, iki kişinin birbirinin yanında ve genel olarak aynı yönde yürüdüğünü belirtir. İfade zarf görevi görür ve nasıl yürüdüklerini açıklar. Fiziksel konumun ötesinde, birlikte hareket etmek veya çalışmak anlamında da kullanılabilir; bazen ortaklığı ya da eşit katılımı düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki yan yana anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The two runners crossed the finish line ____.

Cevabı göster

side by side

Sometimes, she is in front.

4:16

Bazen o önden gider.

And sometimes, he takes the lead, Deyimler

4:18

Ve bazen Orpheus liderliği alır,

Deyimler

takes the lead: öne geçip yol göstermek

Bu yürüme sahnesinde takes the lead, onun öne geçip yol göstermesi anlamına gelir. Lead, kalıplaşmış take the lead ifadesinde isimdir. Başka bağlamlarda take the lead, bir yarışta birinci sırada olmak veya bir etkinliği başlatıp yönlendiren kişi olmak anlamına da gelebilir. Ortak fikir, önde veya lider konumda olmaktır.

Alıştırma

Bu yürüme sahnesinde 'takes the lead' ne anlama gelir?

  1. Öne geçip yol gösterir.
  2. Geride kalıp onu takip eder.
  3. Bir metal parçası alır.
Cevabı göster

Öne geçip yol gösterir.

turning to look back at her

4:21

dönüp ona bakarak,

as often as he likes. Dilbilgisi

4:22

istediği kadar sık.

Dilbilgisi

as often as he likes: sıklığı özgürce belirlemek

As often as he likes, sıklığın kendi isteğine göre belirlendiğini anlatır: istediği kadar dönüp ona bakabilir. Burada as ... as yapısı sıklığın derecesini gösterir, often ise sıklığı ifade eden sözcüktür. Bu kullanımda likes, bir şeyden hoşlanmak değil, istemek veya seçmek anlamına gelir. Eksiltilen eylem bağlamdan anlaşılır: as often as he likes to turn and look back at her.

Alıştırma

Sınırsız sıklık anlatmak için cümleyi as often as ... yapısıyla tamamlayın: You may review the notes ____.

Cevabı göster

as often as you like

TED-Ed is a non-profit.

4:24

TED-Ed kar amacı gütmeyen bir kuruluştur.

If you value our work,

4:26

Çalışmalarımıza değer veriyorsanız,

please consider supporting it on patreon.com/teded.

4:27

patreon.com/teded adresinden destek olmayı düşünebilirsiniz.