%100 yenilenebilir enerji dünyayı besleyebilir mi? - Federico Rosei ve Renzo Rosei: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, yenilenebilir enerjinin fosil yakıtların yerini bütünüyle alıp alamayacağını inceliyor; bol güneş, rüzgâr ve suyun, iletim, depolama, malzeme ve maliyet alanlarında ilerleme ile eşgüdümlü teknolojik, ekonomik ve siyasi çözümler olmadan neden yeterli olmadığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. at this rate — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Tüketim değişmezse bir kaynağın ne zaman tükeneceğini hesaplamak gibi, sürmekte olan bir eğilimden gelecekteki sonucu tahmin etmeyi öğrenin; bu kısa ifadeyi tükenme, büyüme veya kötüleşme hızını tartışırken kullanın. 2. defeats the purpose. — Deyimler ve mecazi ifadeler: Gereklilikleri hedeflenen yararı ortadan kaldıran bir çözümü eleştiren bu deyimi tanıyın; örneğin iletim kaybını azaltması beklenen süper iletkenleri soğutmanın yeniden enerji tüketmesi gibi amaçla aracın çeliştiği durumları değerlendirin. 3. have high energy density. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Enerji yoğunluğunun sıradan fiziksel yoğunluk değil, ağırlığa oranla depolanan enerji miktarı olduğunu anlayın; bu teknik terimle bataryaları benzinle karşılaştırın veya otomobil, gemi ve uçakların depolama gereksinimlerini değerlendirin.
Bu derste
Every year, the world uses 35 billion barrels of oil. Kültür
0:06Her yıl dünya 35 milyar varil petrol kullanıyor.
barrels of oil: standart bir hacim birimi
Petrol istatistiklerinde barrel, petrol hacmini ölçmek için kullanılan standart bir birimdir. Standart bir petrol varili 42 ABD galonuna, yani yaklaşık 159 litreye eşittir. Bu nedenle 35 billion barrels of oil, bu birimle ifade edilen petrol miktarını belirtir; 35 milyar fiziksel kap bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede 35 billion barrels of oil neyi ifade ediyor?
- Standart bir petrol birimiyle ifade edilen petrol miktarı
- Dünyadaki fiziksel depolama kaplarının sayısı
- Bir varil petrolün fiyatı
Cevabı göster
Standart bir petrol birimiyle ifade edilen petrol miktarı
This massive scale of fossil fuel dependence Kalıp ifadeler
0:11Fosil yakıtlara olan bu devasa boyuttaki bağımlılık
pollutes the Earth and it won't last forever. Kalıp ifadeler
0:15Dünya'yı kirletiyor ve sonsuza dek sürmeyecek.
fossil fuel dependence: kısa bir isim öbeği
Fossil fuel dependence, fosil yakıtlara bağımlılık anlamına gelen bir isim öbeğidir. Dependence ana isimdir; fossil fuel ise neye bağımlı olunduğunu belirten niteleyicidir. Bu ifade belirli bir yakıtı değil, bir bağımlılık ilişkisini veya sistem düzeyindeki bir durumu anlatır. dependence on fossil fuels da denebilir; daha kısa olan bileşik yapı enerji ve politika tartışmalarında yaygındır.
Alıştırma
Fossil fuel ifadesini ana isimden önce getirerek kısa isim öbeğini tamamlayın: The city wants to reduce its ____.
Cevabı göster
fossil fuel dependence
won't last forever: bir şeyin sonunda biteceğini söylemek
Won't last forever, bir durumun, kaynağın veya şeyin eninde sonunda sona ereceği ya da artık kullanılamayacağı anlamına gelir. Burada last, devam etmek anlamında bir fiildir; won't ise will not ifadesinin kısaltmasıdır. Bu cümlede it, fosil yakıtlara bağımlılığın ardındaki sınırlı kaynak arzını ifade eder. İfade, arzın tam olarak ne zaman biteceğini söylemeden bu sınırı günlük bir dille anlatır.
Alıştırma
Bir şeyin sonunda biteceğini belirten dersteki kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: The backup supply ____.
Cevabı göster
won't last forever
Scientists estimate that we've consumed about 40% of the world's oil. Anlatım akışı
0:18Bilim insanları dünyadaki petrolün yaklaşık %40'ını tükettiğimizi tahmin ediyor.
Scientists estimate that: tahminin kaynağını önce belirtmek
Scientists estimate that, tam bir yan cümleden önce kaynağı ve kesinlik düzeyini verir. Yapı source + estimate(s) that + clause şeklindedir; burada %40 oranını bilim insanlarının verilere dayanan bir hesaplaması olarak sunar. Bu başlangıç, kanıtı açık bir sırayla düzenler: önce değerlendirmeyi kimin yaptığını belirtir, sayının yaklaşık olduğunu gösterir ve sonra iddiayı verir. Estimate dayanaksız bir tahmin anlamına gelmez, ancak sayının tam olarak ölçüldüğü veya kesin biçimde kanıtlandığı anlamına da gelmez.
Alıştırma
Kanıta dayalı bir tahmin sunan dersteki iki sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: Analysts ____ online sales will grow by 12% this year.
Cevabı göster
estimate that
at this rate we'll run out of oil and gas in 50 years or so. Notlar
0:25bu hızla yaklaşık 50 yıl içinde petrol ve gazımız tükenecek.
According to present estimates: güncel tahminleri dayanak olarak göstermek
According to present estimates, ardından gelen bilginin dayanağını gösteren resmî bir giriş ifadesidir. Cümlenin başında kullanıldığında, tahminin değişmez bir gerçek olarak sunulmadığını, şu anda mevcut olan tahminlere dayandığını anlatır. Burada present, “mevcut, güncel” anlamında bir sıfattır ve estimates sözcüğünü niteler. Bu ifade, yeni veriler ortaya çıktığında veya koşullar değiştiğinde tahminin de değişebileceğine yer bırakır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki kaynağı belirten resmî ifadeyle tamamlayın: ____, the bridge will reopen in June.
Cevabı göster
According to present estimates
at this rate: mevcut eğilimi geleceğe yansıtmak
at this rate, “mevcut hız veya eğilim devam ederse” anlamına gelir. Rate; işin, büyümenin, tüketimin, düşüşün veya başka bir değişimin ne kadar hızlı gerçekleştiğini anlatabilir; resmî olarak hesaplanmış bir oran olması gerekmez. Bu ifade, bir öngörü için koşul belirler. Bu cümlede beklenen gelecekteki sonuç, petrol ve doğal gazı mevcut hızda kullanmaya devam etme varsayımına dayanır.
Alıştırma
Cümleyi “mevcut hız devam ederse” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: ____, we'll finish packing the boxes before lunch.
Cevabı göster
At this rate
run out of + isim
Run out of, “bir şeyden hiç kalmaması noktasına gelmek” anlamına gelir. Yapı, özne + run out of + şey biçimindedir. Bu cümlede we, artık bu kaynaklara sahip olmayacak gruptur; oil and gas ise neyin tükeneceğini belirtir. İsim, üç sözcüklü ifadenin tamamından sonra gelir: run out of time, run out of money, run out of water.
Alıştırma
Cümleyi run out of ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Halfway through the trip, we ____ clean water.
Cevabı göster
ran out of
in about a century for coal: eksik bırakılan sözleri tamamlama
in about a century for coal parçası önceki cümleye bağlıdır. Zaten anlaşılan we'll run out of düşüncesi söylenmemiştir. Tam anlamı şudur: And we'll run out of coal in about a century. Konuşmacı yalnızca yeni bilgileri bırakır: farklı bir süre olan about a century ve farklı bir kaynak olan coal. Burada for coal, “kömür söz konusu olduğunda” anlamındadır; bir eylemin bir yüzyıl sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Önceki cümle “We'll run out of oil and gas in 50 years or so.” diyor. “And in about a century for coal” ifadesinin anlamını en iyi hangi tam cümle verir?
- We'll run out of coal in about a century.
- We stopped using coal about a century ago.
- We'll begin using coal in about a century.
Cevabı göster
We'll run out of coal in about a century.
On the flip side, we have abundant sun, water, and wind. Anlatım akışı
0:32Öte yandan bol miktarda güneşimiz, suyumuz ve rüzgarımız var.
On the flip side: karşıt olan diğer yönü sunmak
On the flip side, aynı durumun önceki noktayla karşıtlık oluşturan başka bir yönünü sunan bir geçiş ifadesidir. Çoğu zaman bir dezavantajdan avantaja ya da avantajdan dezavantaja geçmek için kullanılır. Burada güneşin, suyun ve rüzgârın bol olmasını enerji konusunun daha olumlu yönü olarak sunar. Bir şeyi fiziksel olarak çevirmekten değil, bakış açısını değiştirmekten söz eder.
Alıştırma
Hangi bölüm On the flip side ifadesini aynı durumun başka bir yönünü sunmak için doğal biçimde kullanıyor?
- The job pays less than I hoped. On the flip side, the hours are flexible.
- The job pays less than I hoped. On the flip side, it also pays less than my old job.
- The job pays less than I hoped. On the flip side, my sister bought a bicycle.
Cevabı göster
The job pays less than I hoped. On the flip side, the hours are flexible.
won't use them up: use up ile zamirin yeri
won't use them up ifadesinde use up, hiçbir şey kalmayacak şekilde hepsini tüketmek anlamına gelir. use up tamamen tükenme sonucunu içerir; yalnızca use kullanmak her şeyin bittiğini söylemez. won't ile birlikte cümle, zaman içinde tamamen tükenme yaşanmayacağını belirtir. use up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamir olduğunda use ile up arasına gelir: use them up denir, use up them denmez. Nesne bir isim olduğunda hem use up the batteries hem de use the batteries up kullanılabilir.
Alıştırma
Uyarıyı use up ve it zamiriyle tamamlayın: We need some milk for breakfast, so don't ____ tonight.
Cevabı göster
use it up
for an existence based solely on renewables? Kalıp ifadeler
0:44sadece yenilenebilir kaynaklara dayalı bir yaşamla değiştirebilseydik?
What if we could ...?: bir olasılığı keşfetmek
What if we could ...? hayali bir olasılığı ortaya koyar ve insanları sonucunu düşünmeye davet eder. Burada konuşmacı, daha önce bir şey olup olmadığını sormak yerine dinleyicilerden fosil yakıtlardan uzaklaşmayı hayal etmelerini istiyor. Could, fikri kesin bir gerçek olarak değil, araştırılacak bir olasılık olarak sunar. Bu kalıbı bir vizyon, çözüm veya düşünce deneyi hakkında tartışma başlatmak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Soruyu öğrendiğiniz varsayımsal başlangıçla tamamlayın: ____ turn the unused roof into a garden?
Cevabı göster
What if we could
exchange A for B: A'dan vazgeçip B'yi almak
exchange A for B kalıbında A, vazgeçilen nesne ya da durumdur; B ise onun yerini alan veya elde edilen şeydir. Bu cümlede fossil fuel dependence A, an existence based solely on renewables ise B'dir. For, bir nedeni değil değişim sonucunda elde edileni gösterir. Kalıp gerçek bir takası ya da buradaki gibi bir sistemden veya yaşam biçiminden diğerine daha geniş bir geçişi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz fiil ve edatla tamamlayın: Yesterday at the store, Leo ____ his torn backpack ____ a new one.
Cevabı göster
exchanged · for
based solely on renewables: başka enerji temeli yok
based solely on renewables ifadesinde based on, bir sistemin veya yaşam biçiminin dayandığı temeli ya da kaynağı gösterir. Renewables, “yenilenebilir enerji kaynakları” anlamına gelen çoğul bir isimdir. Solely, “yalnızca” anlamına gelir. İddiayı dışlayıcı hâle getirir: Bu yaşam biçimi yenilenebilir kaynaklara dayanır ve başka hiçbir enerji kaynağına dayanmaz; yenilenebilir enerjiyi sadece ana kaynak olarak kullanmakla yetinmez.
Alıştırma
Cümleyi “başka hiçbir dayanak kullanmamak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The report was ____ verified facts.
Cevabı göster
based solely on
and yet renewable energy still only provides about 13% of our needs. Anlatım akışı
0:50fakat yenilenebilir enerji hala ihtiyaçlarımızın yalnızca yaklaşık %13'ünü karşılıyor.
We've pondered that question: dikkatli ve ciddi düşünme
We've pondered that question ifadesinde ponder, “bir şey hakkında dikkatli ve ciddi biçimde düşünmek” anlamına gelir ve genellikle kısa bir anlık düşünmeden daha fazlasını anlatır. That question, dikkatle düşünülen şeydir; ponder fiilinin ardından düşünülen şey veya konu doğrudan gelebilir. Ponder, gündelik think about ifadesinden daha bilinçli ve resmîdir. Burada We've pondered, for decades ile birlikte uzun yıllar süren düşünmeyi şimdiki durumla ilişkilendirir.
Alıştırma
"We've pondered that question" ifadesinde pondered neyi gösterir?
- Soruyu hemen unuttuk.
- Sorudan söz ettik ama üzerinde düşünmedik.
- Soru hakkında dikkatle düşündük.
Cevabı göster
Soru hakkında dikkatle düşündük.
and yet: Beklenmedik bir karşıtlığı belirtmek
and yet ikinci cümleciği birincisine bağlar ve sonraki sonucun önceki bilgiye göre şaşırtıcı olduğunu gösterir. Onlarca yıl boyunca düşünmek büyük bir ilerleme beklentisi yaratır; ancak ikinci bölüm, yenilenebilir enerjinin ihtiyaçların hâlâ yalnızca yaklaşık %13'ünü karşıladığını söyler. Burada yet, “şimdiye kadar” anlamındaki zaman zarfı değil, karşıtlık bildiren bir bağlayıcıdır. Bu yapı, önce bir gerçeği kabul edip sonra onun yarattığı beklentiye ters düşen sonucu vurgulamayı sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede tüm antrenmanlara rağmen kaybetmenin şaşırtıcı olduğunu en iyi hangi bağlayıcı gösterir: We trained every day, ___ we lost our first game.
- and so
- and yet
- because
Cevabı göster
and yet
That's because reaching 100% requires renewable energy that's inexpensive and accessible. Notlar
0:55Bunun nedeni, %100'e ulaşmanın ucuz ve erişilebilir yenilenebilir enerji gerektirmesidir.
That's because: Önceki bir durumun nedenini açıklamak
That's because, hemen önce söylenen gerçeğe veya sonuca gönderme yapar ve onun nedenini açıklar. Burada that, yenilenebilir enerjinin ihtiyaçların hâlâ yalnızca yaklaşık %13'ünü karşılaması durumunu belirtir; cümlenin geri kalanı bunun nedenini açıklar. Kalıp “sonuç. That's because + nedeni bildiren bir yan cümle” şeklindedir. Because nedeni tanıtır; böylece bu yapı, bir iddiadan onun açıklamasına geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Kütüphanenin kapalı olmasına gönderme yapan ve bunun nedenini açıklayan ifadeyi seçin: The library is closed today. ___ a pipe burst inside.
- And yet
- That's why
- That's because
Cevabı göster
That's because
reaching 100% requires ...: hedefi özne olan bir -ing öbeğiyle ifade etmek
Reaching 100%, cümlenin öznesi olarak kullanılan bir isim-fiil öbeğidir. Yüzde 100'e ulaşma hedefini bir etkinlik ya da fikir gibi adlandırır; buradaki reaching, devam eden bir eylemi anlatmaz. Kalıp “-ing öbeği + requires + gerekli koşul” şeklindedir. Renewable energy gereken şeyi belirtir; that's inexpensive and accessible ise bu enerji türünün taşıması gereken özellikleri açıklayan bir ilgi cümleciğidir.
Alıştırma
Cümleyi reduce fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ food waste requires careful planning.
Cevabı göster
Reducing
even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul
Even if, ödünleme bildiren bir koşul sunar: koşulun doğru olduğunu düşünün, ancak ana cümlenin sonucu yine de geçerlidir. Burada siyaseti görmezden gelip yalnızca bilime ve mühendisliğe odaklanmak, işin büyük bir zorluk olduğu yargısını değiştirmez. Even vurgu ekler: konuşan kişi zorluğu azaltması beklenebilecek bir koşul seçer ve ardından sonucun yine de doğru olduğunu söyler.
Alıştırma
Sonucun değişmeyeceğini anlatan iki sözcüklü bağlacı yazın: ____ the bus is late, we will still arrive before noon.
Cevabı göster
Even if
We can better understand the problem by understanding how we use energy. Dilbilgisi
1:10Enerjiyi nasıl kullandığımızı anlayarak bu sorunu daha iyi kavrayabiliriz.
by understanding how we use energy: yöntemi anlatan by + -ing
by + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi açıklar. Bu cümlede sonuç sorunu daha iyi anlamak, yöntem ise enerjiyi nasıl kullandığımızı anlamaktır. Buradaki by, “bir şeyi yaparak” anlamındadır; yer veya edilgen cümlede eylemi yapanı göstermez. Yeniden kullanılabilen kalıp sonuç + by doing something şeklindedir. by ile başlayan ifadenin tamamı “Nasıl?” sorusunu yanıtlar ve açıkladığı sonuçtan sonra gelebilir.
Alıştırma
Yöntemi göstermek için cümleyi by + -ing ile tamamlayın. Parantez içindeki sözcükleri kullanın: The class saved paper ____. (print on both sides)
Cevabı göster
by printing on both sides
Global energy use is a diverse and complex system Anlatım akışı
1:14Küresel enerji kullanımı çeşitli ve karmaşık bir sistemdir
and the different elements require their own solutions.
1:18ve farklı bileşenler kendi çözümlerini gerektirir.
Global energy use is a diverse and complex system: karmaşık bir konuyu çerçevelemek
Bu yan cümle, küresel enerji kullanımını çeşitli parçalara ve karmaşık ilişkilere sahip, birbiriyle bağlantılı tek bir bütün olarak çerçeveler. Cümle ayrıntılara geçmeden önce okuyucuya genel bir model sunar. Bu çerçeve, farklı unsurların farklı çözümlere ihtiyaç duyduğu düşüncesine hazırlık yapar. System, birbirine bağlı parçalardan oluşan düzenli bir bütündür; tek bir makine veya cihaz değildir. diverse parçaların çeşitliliğini, complex ise aralarındaki ilişkilerin zorluğunu vurgular.
Alıştırma
Vurgulanan yan cümlenin bilgiyi düzenleyen temel işlevi nedir?
- Küresel enerji kullanımını tek çözümü olan bir makine olarak tanımlar.
- Farklı parçalarını ele almadan önce küresel enerji kullanımını bağlantılı bir bütün olarak çerçeveler.
- Konuyu tanıtmadan önce ayrıntılı bir çözüm verir.
Cevabı göster
Farklı parçalarını ele almadan önce küresel enerji kullanımını bağlantılı bir bütün olarak çerçeveler.
But for now: odağı geçici olarak daraltmak
But for now, kapsamın geçici olarak değiştiğini gösterir. But daha geniş konudan o anki odağa geçiş yapar, for now ise bu aşamada ele alınacak içeriğin sınırını çizer. Bu ifade diğer konuları reddetmez veya kalıcı bir sonuç bildirmez. Konuşanın şimdilik belirli bir odağı seçtiğini ve geri kalan konulara daha sonra dönebileceğini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede But for now nasıl bir işlev görüyor?
- Diğer bütün konuları kalıcı olarak eler.
- Tartışmanın bittiğini bildirir.
- Tartışmayı geçici olarak sınırlar ve diğer konuların daha sonra ele alınmasına açık kapı bırakır.
Cevabı göster
Tartışmayı geçici olarak sınırlar ve diğer konuların daha sonra ele alınmasına açık kapı bırakır.
two of the most familiar in everyday life: daha büyük bir gruptan iki üye seçmek
Two of the most familiar, çok tanıdık şeylerden oluşan daha büyük bir gruptan iki üye anlamına gelir. Bu cümlede familiar sözcüğünden sonra anlaşılan çoğul isim, bağlam tarafından sağlandığı için atılmıştır: two of the most familiar forms or types. Yeniden kullanılabilen kalıp sayı + of + the + en üstünlük derecesi + çoğul isim şeklindedir; two of the most useful tools buna bir örnektir. In everyday life karşılaştırmanın kapsamını sınırlar: Bu şeyler sıradan günlük deneyimde tanıdıktır, her uzmanlık alanında mutlaka tanıdık olmak zorunda değildir.
Alıştırma
“Çok popüler yerlerden oluşan daha büyük bir grubun iki üyesi” anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: The library and the gym are ____ the most popular places on campus.
Cevabı göster
two of
Electricity powers blast furnaces, elevators, computers,
1:28Elektrik; yüksek fırınlara, asansörlere, bilgisayarlara
and all manner of things in homes, businesses, and manufacturing.
1:32ayrıca evlerdeki, iş yerlerindeki ve üretimdeki her türlü alete güç sağlar.
Meanwhile, liquid fuels play a crucial role in almost all forms of transportation. Kalıp ifadeler
1:36Bu arada, sıvı yakıtlar ulaşımın neredeyse tüm formlarında çok önemli bir rol oynar.
play a crucial role in: vazgeçilmez bir işlevi ifade etmek
play a crucial role in kalıbı, “bir şeyde çok önemli bir işleve sahip olmak” anlamına gelir. Bu cümlede sıvı yakıtların neredeyse tüm ulaşım türleri için vazgeçilmez olduğu anlatılır. Buradaki play, “oyun oynamak” değildir; role da tiyatrodaki bir karakter değil, işlev demektir. Alanı veya etkinliği belirtmek için in’den sonra bir isim öbeği ya da -ing biçimi kullanın: in transportation veya in reducing waste. Play fiilini özneyle uyumlu hâle getirin: information plays, ancak systems play.
Alıştırma
Cümleyi play a crucial role in ile tamamlayın ve gerekirse fiilin biçimini değiştirin: Clean water ____ keeping communities healthy.
Cevabı göster
plays a crucial role in
Let's consider ... first: ilk konuyu tanıtmak
Let's consider ... first, bir açıklamayı düzenleyen yönlendirici bir ifadedir. Dinleyicileri bir konuyu diğerlerinden önce incelemeye davet eder. First sırayı belirtir ve genellikle daha fazla bölümün geleceğini düşündürür. Burada consider, “dikkatle incelemek veya tartışmak” anlamına gelir. “Bir şeyi yapıp yapmamaya karar vermek” anlamında değildir.
Alıştırma
Bir konuşmacı “Let's consider the budget first.” diyor. Bu ifade açıklamada ne yapar?
- Dinleyicilerden herhangi bir şeyin tartışılıp tartışılmayacağına karar vermelerini ister.
- İncelenecek ilk konuyu tanıtır.
- Bütçenin zaten onaylandığını duyurur.
Cevabı göster
İncelenecek ilk konuyu tanıtır.
The great news is that our technology is already advanced enough to capture all that energy from renewables, Dilbilgisi
1:45Harika haber şu ki, teknolojimiz tüm bu enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan elde edecek kadar gelişmiş durumda
already advanced enough to capture: eylem için gereken düzeye ulaşmak
Sıfat + enough + to + fiil kalıbı, bir niteliğin bir eylem için gereken düzeye ulaştığını anlatır. Burada advanced enough to capture, teknolojinin enerjiyi yakalayabilecek kadar gelişmiş olduğunu belirtir. already, gereken düzeye şimdi ulaşılmış olduğunu, hatta bunun beklenenden erken gerçekleşmiş olabileceğini vurgular; bu, hâlâ gelecekteki ilerlemeye bağlı bir hedef değildir.
Alıştırma
Cümleyi advanced sözcüğünü sıfat + enough + to kalıbında kullanarak tamamlayın: The new camera is ____ record clear video at night.
Cevabı göster
advanced enough to
an ample supply: ihtiyacı rahatça karşılayan miktar
An ample supply, ihtiyacı rahatça karşılayacak kadar büyük ve çoğu zaman biraz da artacak bir miktarı anlatır. Supply burada sayılabilen tekil bir isimdir: an ample supply, kullanıma hazır bir stok veya miktarı ifade eder. of öbeği neyin mevcut olduğunu belirtebilir; örneğin an ample supply of water. Altyazıda önceki bağlam söz konusu enerjiyi zaten belirttiği için bu tamamlayıcı kullanılmamıştır.
Alıştırma
Hangi cümle kliniğin kullanıma hazır, rahatça yetecek miktarda maskesi olduğunu en açık biçimde anlatır?
- The clinic is waiting for its mask supply.
- The clinic has an ample supply of masks.
- The clinic has just enough masks for today.
Cevabı göster
The clinic has an ample supply of masks.
The sun continuously radiates about 173 quadrillion watts of solar energy at the Earth,
1:54Güneş, Dünya'ya sürekli olarak yaklaşık 173 katrilyon watt güneş enerjisi yayar,
which is almost 10,000 times our present needs. Dilbilgisi
2:02ki bu mevcut ihtiyacımızın neredeyse 10.000 katıdır.
almost 10,000 times our present needs: mevcut ihtiyacımızın yaklaşık 10.000 katı
almost 10,000 times our present needs ifadesinde our present needs karşılaştırma için temel alınan miktardır. Cümlecik, güneş enerjisi miktarının insanlığın şu anda ihtiyaç duyduğu miktarın yaklaşık 10.000 katı olduğunu söyler; almost ise miktarın bu sayının biraz altında kaldığını gösterir. Sayı + times + temel miktar kalıbı, miktarlar arasında katlı bir karşılaştırma yapar. Burada times, bir şeyin kaç kez gerçekleştiğini değil, bir miktarın diğerine göre ne kadar büyük olduğunu belirtir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tek kelimeyle tamamlayın: The new battery stores almost four ____ the energy of the old one.
Cevabı göster
times
It's been estimated that a surface that spans several hundred thousand kilometers Dilbilgisi
2:05Mevcut kullanım seviyelerimizde insanlığa güç sağlamak için
would be needed to power humanity at our present usage levels. Kelime
2:10yüz binlerce kilometreyi kapsayan bir yüzeyin gerekeceği tahmin edilmektedir.
It's been estimated that ... would be needed: … gerekeceği tahmin edilmiştir
It's been estimated that, bir tahmini edilgen bir aktarma yapısıyla sunar. Tahmini yapan kişiyi arka planda bırakıp tahmin edilen sonuca odaklanır; bu, bilimsel ve resmî açıklamalarda iddiaları temkinli biçimde sunmanın yaygın bir yoludur. that yan cümlesindeki would be needed, belirtilen kullanım koşullarında tasarlanan planın ne gerektireceğini anlatır. Bu yüzeyin zaten var olduğunu veya şu anda kullanıldığını söylemez.
Alıştırma
Dersi temel alan kısaltılmış edilgen yapıyla raporu tamamlayın: ____ two more years would be needed to finish the project.
Cevabı göster
It's been estimated that
to power humanity: “enerji sağlamak” anlamında fiil olarak power
to power humanity ifadesinde power, insan faaliyetleri ve sistemleri için gereken enerjiyi sağlamak anlamında geçişli bir fiildir. Humanity nesnedir ve enerjinin sağlandığı kesimi belirtir. Enerji bağlamında power fiilinin ardından doğrudan bir şey veya topluluk gelmesi, genellikle ona enerji sağlayarak çalışmasını sürdürmek anlamına gelir; onu kontrol etmek anlamına gelmez. power a home, power a city ve power a computer ifadelerinde de aynı yapı vardır.
Alıştırma
Hangi cümlede power, “enerji sağlamak” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- Solar panels can power the entire school.
- The mayor has power over the city council.
- The storm knocked out the power.
Cevabı göster
Solar panels can power the entire school.
So why don't we build that?: retorik soruyla geçiş
Bu açıklamada So why don't we build that? retorik bir sorudur. Fikrin mümkün göründüğünü duyan dinleyicilerin aklına gelmesi muhtemel soruyu dile getirir; asıl amacı inşaata başlamayı önermek değildir. So, soruyu önceki kanıtlara bağlar. Ardından soru, anlatımı teoride işe yarayabilecek bir şeyden onun inşa edilmesini engelleyen sorunlara yöneltir.
Alıştırma
Bir konuşmacı bir tasarımın mümkün göründüğünü açıkladıktan sonra “So why don't we build that?” diye soruyor. Bu sorunun temel işlevi nedir?
- Dinleyicilerin aklına gelmesi muhtemel soruyu sorup uygulamadaki engelleri tanıtmak
- Konuşmacının tasarımın ne olduğunu unuttuğunu göstermek
- Dinleyicileri hemen inşaata başlamaya çağırmak
Cevabı göster
Dinleyicilerin aklına gelmesi muhtemel soruyu sorup uygulamadaki engelleri tanıtmak
hurdles in the way: ilerlemeyi engelleyen sorunlar
Bu cümlede hurdles in the way, ilerlemeyi engelleyen sorunlar için kullanılan bir benzetmedir. Verimlilik ve enerji taşımacılığı fiziksel engeller değil, hedefe ulaşılmadan önce çözülmesi gereken konulardır. a hurdle veya hurdles in the way kalıbı; bir planın, projenin ya da kararın ilerlemesini önleyen herhangi bir zorluğu anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede hurdles in the way, ilerlemeyi engelleyen sorunlar anlamında kullanılmıştır?
- The runners placed three hurdles on the track before practice.
- Most details are settled, but there are still a few hurdles in the way.
- Our replacement parts are on the way and will arrive tomorrow.
Cevabı göster
Most details are settled, but there are still a few hurdles in the way.
To maximize efficiency: amacı önce belirtmek
To maximize efficiency, amaç bildiren bir mastar yapısıdır: to + fiilin yalın hâli. Cümlenin başına geldiğinde, ardından gelen gerekliliğin amacını belirtir: güneş enerjisi santralleri mümkün olduğunca verimli çalışabilmek için güneşli bölgelere kurulur. Bu yapı bilgiyi önce amaç, sonra bu amaca ulaşmak için gereken eylem veya koşul biçiminde düzenler. Buradaki to, in order to anlamındadır; zaman sıralamasındaki bir adımı göstermez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki amaç ifadesinin aynısıyla tamamlayın: ____, the library keeps popular books near the front desk.
Cevabı göster
To maximize efficiency
must be located in areas with ...: nesnel bir konum gerekliliği belirtmek
Must be located, must + be + geçmiş zaman ortacı located yapısıyla kurulan kiplik bir edilgen yapıdır. Konumu gerekli bir koşul olarak sunar ve yeri seçen kişiden çok yerleştirilen şeye odaklanır. In areas with ... gerekli yerin türünü belirtir; with, bu bölgelerin sahip olduğu bir özelliği tanıtır. Buradaki must, kişisel bir emir değil, verimlilik için nesnel bir gereklilik ifade eder.
Alıştırma
Gerekliliği tamamlamak için must, locate fiilinin edilgen biçimi ve in kullanın: Air-quality sensors ____ areas with good airflow.
Cevabı göster
must be located in
sunshine year round: yıl boyunca güneş ışığı
Sunshine year round ifadesinde year round, «yılın tamamı boyunca» anlamına gelen zarf işlevli bir zaman ifadesidir. Bölgenin yalnızca bir mevsimde değil, bütün mevsimlerde bol güneş ışığı aldığını belirtir. Buradaki round, tam bir döngüden geçme düşüncesini taşır; güneş ışığının şeklini anlatmaz. Aynı ifade, yıl boyunca süren bir durumu veya tekrar tekrar gerçekleşen bir etkinlik ya da hizmeti de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki sözcüklü zarf ifadesiyle tamamlayın: The indoor pool stays open ____.
Cevabı göster
year round
But those are far away from densely populated regions Kalıp ifadeler
2:30Ancak bu yerler, enerji talebinin yüksek olduğu
densely populated regions: birim alan başına çok insanın yaşadığı bölgeler
“Densely populated regions”, görece küçük bir kara alanında çok sayıda insanın yaşadığı bölgeler demektir. “Densely”, “populated” sözcüğünü niteleyen bir zarftır; ifadenin tamamı “regions” sözcüğünü açıklar. Bu ifade, nüfusun ne kadar yoğunlaştığına odaklanır. Bu cümlede enerji talebinin yüksek olduğu yerleri belirtir.
Alıştırma
Çok sayıda insanın birbirine yakın yaşadığı mahalleleri hangi cümle doğru biçimde anlatır?
- City parks are especially valuable in dense populated neighborhoods.
- City parks are especially valuable in densely populated neighborhoods.
- City parks are especially valuable in densely population neighborhoods.
Cevabı göster
City parks are especially valuable in densely populated neighborhoods.
There are other forms of renewable energy we could draw from, Öbek fiiller
2:36Yararlanabileceğimiz başka yenilenebilir enerji türleri de var,
draw from: bir kaynaktan elde etmek veya yararlanmak
Burada “draw from”, bir kaynaktan bir şey elde etmek veya yararlanmak anlamına gelir. Yenilenebilir enerji türleri, insanların yararlanabileceği kaynaklar olarak ele alınır; “draw” burada resim çizmek anlamına gelmez. Yaygın bir yapı “draw something from a source” şeklindedir. “Forms of renewable energy we could draw from” ifadesinde ilgi sözcüğü “that” düşürülür ve “from” sonda kalır: “forms of renewable energy (that) we could draw from”. Elde edilen şeyin enerji olduğu bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Hangi cümlede “draw from”, bir kaynaktan malzeme elde etmek veya yararlanmak anlamında kullanılmıştır?
- The research team can draw from several reliable data sources.
- The horse can draw the cart away from the gate.
- The artist can draw a picture of the laboratory.
Cevabı göster
The research team can draw from several reliable data sources.
but they also have limits based on availability and location. Kalıp ifadeler
2:43ancak bunların da bulunabilirlik ve konuma dayalı sınırları var.
limits based on availability and location: sınırları belirleyen etkenler
limits based on availability and location ifadesinde based on, sınırları belirleyen etkenleri tanıtır. Sınırlar, bir şeyin elde edilebilir veya kullanılabilir olup olmamasına ve nerede bulunduğuna bağlıdır. Burada availability yalnızca bir şeyin var olduğu anlamına gelmez. Gereken zaman ve yerde gerçekten elde edilebilir veya kullanılabilir olması anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: The delivery service has limits ____ product availability and your location.
Cevabı göster
based on
would enable us to transport power from where it's generated to where it's needed. Dilbilgisi
2:53gücü üretildiği yerden ihtiyaç duyulan yere taşımamızı sağlardı.
In principle: teorik olasılık, pratik kesinlik değil
Cümlenin başındaki In principle, tüm iddiayı temel veya ideal varsayımlar altında teorik olarak mümkün şeklinde çerçeveler. Ağın zaten var olduğunu ya da onu kurmanın pratik olacağını söylemez. Bu başlangıç, önce teoride neyin işe yarayabileceğini belirterek bilgiyi düzenler; maliyetler, mühendislik sorunları, politikalar veya gerçek dünyadaki diğer engeller için tartışma alanı bırakır.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: In principle, the bridge design could work, but it may cost too much. In principle neyi belirtir?
- Köprü zaten inşa edilmiştir ve kusursuz çalışmaktadır.
- Resmî bir kural tasarımın kullanılmasını gerektirir.
- Tasarım teoride işe yarayabilir, ancak pratik engeller hâlâ kalabilir.
Cevabı göster
Tasarım teoride işe yarayabilir, ancak pratik engeller hâlâ kalabilir.
power lines crisscrossing the globe: dünya çapında bir ağ oluşturan enerji hatları
Crisscrossing, bir alan boyunca farklı yönlere uzanmayı ve çoğu zaman yolların birbirini kesmesini anlatır. Burada power lines çoğul olduğu için ifade, tek bir düz güzergâh yerine dünya çapında bir hat ağı görüntüsü oluşturur. -ing öbeği crisscrossing the globe, power lines ifadesinden sonra gelir ve bu hatların nasıl yayıldığını açıklar. Temel olarak that crisscross the globe ile aynı görevi görür.
Alıştırma
Hangi cümle, bir alan boyunca farklı yönlere uzanan çok sayıda güzergâhı açıkça anlatır?
- The bus follows one straight road through town.
- Bike paths crisscross the park, linking every entrance.
- A tunnel crosses under the river.
Cevabı göster
Bike paths crisscross the park, linking every entrance.
from where it's generated to where it's needed: kaynak ve varış yerleri
From ... to ... başlangıç yerini ve varış yerini gösterir. Burada where it's generated elektriğin üretildiği yer, where it's needed ise elektriğe ihtiyaç duyulan yer demektir. Her where yan tümcesi, ilgili edattan sonra bir konum belirtir. Bunlar soru değil, yer bildiren yan tümcelerdir; bu nedenle where it is generated biçimindeki düz cümle sırasını kullanırlar, where is it generated biçimini değil. Kesin yerler değişebildiğinde veya adlandırılmaları gerekmediğinde bu yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle hareketi anlatmak için from where ... to where ... yapısını doğru kullanır?
- The network moves data where from it is collected where to it is analyzed.
- The network moves data from where it is collected to where it is analyzed.
- The network moves data from where is it collected to where is it analyzed.
Cevabı göster
The network moves data from where it is collected to where it is analyzed.
But building a system on this scale faces an astronomical price tag. Notlar
2:58Ancak bu ölçekte bir sistem kurmak astronomik bir fiyat etiketiyle karşı karşıyadır.
building a system on this scale: büyüklük, kapsam ve özne olan -ing öbeği
Building a system on this scale, az önce açıklanan büyüklükte veya kapsamda bir sistem kurmak demektir. Buradaki scale, projenin genel büyüklüğünü, kapsamını ya da erişim alanını belirtir; on this scale ise “bu büyüklük düzeyinde” anlamına gelir. Tartı aletini ifade etmez. Building a system on this scale şeklindeki -ing öbeğinin tamamı faces fiilinin öznesidir. Bu yapı, bir etkinliğin cümlede ele alınan konu olmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “az önce açıklanan büyüklükte veya kapsamda” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Coordinating an emergency response ____ takes careful planning.
Cevabı göster
on this scale
an astronomical price tag: son derece yüksek bir toplam maliyet
An astronomical price tag, son derece yüksek bir fiyat veya toplam maliyet anlamına gelir. Astronomical sözcüğü gerçek anlamıyla astronomiyle ilgilidir, ancak burada abartılı bir benzetme olarak kullanılır: sayının olağanüstü büyük olduğu düşünülür. Price tag yalnızca bir ürüne takılan fiyat etiketini belirtmez. Bir proje, politika veya kararla birlikte kullanıldığında gereken toplam para miktarını ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi “son derece yüksek bir toplam maliyet” anlamındaki benzetmeli ifadeyle tamamlayın: The plan to move the entire airport carries an ____.
Cevabı göster
astronomical price tag
We could lower the cost by developing advanced technologies Dilbilgisi
3:03İleri teknolojiler geliştirerek maliyeti düşürebilir,
lower the cost by developing advanced technologies: yöntemi by + -ing ile belirtme
Bu cümlede lower the cost sonuçtur; by developing advanced technologies ise bu sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. By sözcüğünden sonra developing gibi fiilin -ing biçimi gelir. Bu nedenle ifade, sonucun ileri teknolojiler geliştirme yoluyla elde edildiğini anlatır. Aktarılabilir kalıp sonuç + by + fiil-ing şeklindedir. Sonucu, o sonuca nasıl ulaşıldığıyla bağlar; developing burada bir araçtır, yalnızca aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemi değildir.
Alıştırma
Cümleyi reduce fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The team saved time by ____ unnecessary steps. (reduce)
Cevabı göster
reducing
The infrastructure for transporting energy would also have to change drastically. Dilbilgisi
3:09Enerji taşıma altyapısının da büyük ölçüde değişmesi gerekirdi.
would also have to change drastically: varsayımsal bir durumda gereklilik
Would have to change, öneri ya da hayal edilen durum uygulansaydı değişimin gerekli olacağını belirtir. Would bu gerekliliği varsayımsal bir çıkarımın içine yerleştirir; yalnızca değişimin gerçekleşeceğini öngörmez. Also, daha önce ele alınan diğer sonuçlara bu gerekliliği de ekler. Drastically çok büyük bir dereceyi ifade eder; dolayısıyla cümle küçük bir düzenlemeye değil, kapsamlı bir yeniden yapılanmaya işaret eder.
Alıştırma
Would, also ve have to ifadelerini doğal sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: If the factory switched entirely to wind power, its storage system ____ change drastically.
Cevabı göster
would also have to
Present-day power lines lose about 6 to 8% of the energy they carry
3:14Günümüzdeki güç hatları, taşıdıkları enerjinin yaklaşık %6 ila %8'ini kaybeder
because wire material dissipates energy through resistance. Kelime
3:19çünkü tel malzemesi direnç yoluyla enerjiyi dağıtır.
dissipates energy through resistance: elektrik direncinden kaynaklanan enerji kaybı
Burada dissipates energy, elektrik enerjisinin daha dağınık ve daha az kullanılabilir bir biçime, çoğunlukla ısıya dönüşmesi demektir. Enerji yok olmaz; biçim değiştirerek çevreye geçer. Through resistance nedenini belirtir. Teldeki elektrik direnci ısınmaya yol açtığı için elektrik enerjisinin bir kısmı yararlı iletimde artık kullanılamaz.
Alıştırma
Bu teknik bağlamda dissipates energy through resistance ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?
- Direnç, elektrik enerjisinin bir kısmının ısı olarak dağılmasına neden olur.
- Direnç, telin içinde ek elektrik enerjisi oluşturur.
- Direnç, telin tüm elektrik enerjisini depolamasını sağlar.
Cevabı göster
Direnç, elektrik enerjisinin bir kısmının ısı olarak dağılmasına neden olur.
Longer power lines would mean more energy loss.
3:24Daha uzun güç hatları daha fazla enerji kaybı anlamına gelir.
Such materials can transport electricity without dissipation.
3:30Bu tür materyaller elektriği dağılmadan taşıyabilir.
Superconductors: sıfır elektrik direncine sahip malzemeler
Süper iletkenler, uygun koşullarda elektrik direncinin sıfır olduğu bir duruma geçen malzemelerdir. Bu durumda elektrik akımı, direncin yol açtığı olağan enerji kaybı olmadan akabilir. Bu sözcük, elektriği ileten bütün malzemeleri değil, özel bir iletken sınıfını adlandırır. Bu özel özellik nedeniyle süper iletkenler, iletim kaybına karşı olası bir çözüm olarak sunulur.
Alıştırma
Superconductors için hangi açıklama doğrudur?
- Yoktan elektrik enerjisi üreten cihazlar
- Uygun koşullarda elektrik direnci sıfır olan malzemeler
- Bir miktar elektrik akımının geçmesine izin veren herhangi bir malzeme
Cevabı göster
Uygun koşullarda elektrik direnci sıfır olan malzemeler
Unfortunately, they only work if cooled to low temperatures, Dilbilgisi
3:34Ne yazık ki, yalnızca düşük sıcaklıklara soğutulurlarsa çalışırlar,
which requires energy and defeats the purpose. Deyimler
3:38bu da enerji gerektirir ve amaca ters düşer.
only work if cooled to low temperatures: kısaltılmış edilgen if koşul cümlesi
Only work if ..., belirtilen koşulun zorunlu olduğu anlamına gelir: düşük sıcaklıklara kadar soğutulmazlarsa çalışmazlar. Only, hangi koşulda çalıştıklarını sınırlar; bu nedenle yalnızca düşük sıcaklıklarda daha iyi çalıştıklarını söylemekten daha güçlüdür. If cooled to low temperatures ifadesinin tam biçimi if they are cooled to low temperatures şeklindedir. If yan cümlesinin örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olduğunda ve be kullanıldığında, İngilizcede özne ile be atılabilir. Cooled, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır; başka bir şey onları soğutur.
Alıştırma
Kısaltılmış edilgen koşulu if ve keep fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The medicine only stays effective ____ cold.
Cevabı göster
if kept
defeats the purpose: asıl amacı boşa çıkarmak
Defeats the purpose, bir eylemin desteklemesi gereken yararı veya hedefi ortadan kaldırdığı anlamına gelen bir deyimdir. Bir amaçla gerçek anlamda savaşmayı değil, kendi kendini boşa çıkaran bir çelişkiyi anlatır. Burada teknolojiyi soğuk tutmak enerji harcar, oysa asıl hedef enerjiyi verimli kullanmaktır. Bu ek gereklilik, teknolojiyi kullanma nedenini zayıflatır.
Alıştırma
Güvenlik önleminin işe yaramaz hâle geldiğini anlatan deyimi tamamlayın: If the password is posted beside the door, that ____ of using a password.
Cevabı göster
defeats the purpose
we'd need to discover new superconducting materials that operate at room temperature. Kalıp ifadeler
3:43oda sıcaklığında çalışan yeni süper iletken materyaller keşfetmemiz gerekirdi.
To benefit from ...: gerekli koşuldan önce amacı belirtmek
To benefit from that technology, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Cümlenin başında kullanıldığında önce teknolojiden yararlanma hedefini belirtir. Ana cümle daha sonra bu hedefe ulaşmak için neyin gerekli olacağını açıklar. benefit from + isim yapısında from, teknoloji, eğitim, deneyim veya politika gibi yararın kaynağını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir hedefi gerekli bir koşula bağlamak için cümle başındaki amaç mastarını doğru kullanır?
- To benefit the workshop from, you need to attend all three sessions.
- To benefiting from the workshop, you need to attend all three sessions.
- To benefit from the workshop, you need to attend all three sessions.
Cevabı göster
To benefit from the workshop, you need to attend all three sessions.
that operate at room temperature: gerekli bir özelliği tanımlamak
that operate at room temperature ilgi cümleciği, çoğul materials ismini niteler. Ayrı bir olay eklemek yerine bu malzemelerde bulunması gereken özelliği belirtir. Burada operate, "amaçlandığı gibi işlev görmek" anlamına gelir; at room temperature ise koşulu belirtir. Room temperature, belirli bir odanın o andaki kesin sıcaklığını değil, normal kapalı ortam sıcaklığını anlatan standart ifadedir.
Alıştırma
Hangi cümle normal kapalı ortam sıcaklığında işlev gören çoğul malzemeleri doğru biçimde anlatır?
- We need materials that operates at room temperature.
- We need materials that operate at room temperature.
- We need materials that operate in a temperature room.
Cevabı göster
We need materials that operate at room temperature.
And what about the all-important oil-derived liquid fuels? Kelime
3:49Peki ya petrol türevi olan o son derece önemli sıvı yakıtlar ne olacak?
the all-important oil-derived liquid fuels: katmanlı ön niteleyiciler
Bu isim öbeğinin ana unsuru liquid fuels ifadesidir. Oil-derived, yakıtların kaynağını, yani petrolden üretildiğini veya elde edildiğini belirtir. All-important ise onları son derece önemli olarak değerlendirir. İngilizce bilimsel metinlerde birkaç bilgi isimden önce sıkıştırılabilir. Burada değerlendirme bildiren all-important ile kaynak bildiren oil-derived, liquid fuels ifadesini niteler; kısa çizgiler her sözcük çiftinin tek bir niteleyici olarak çalıştığını gösterir.
Alıştırma
Öbeğin doğru çözümlemesi hangisidir?
- Ana unsur liquid fuels ifadesidir; oil-derived kaynağı, all-important ise bir değerlendirmeyi belirtir.
- Ana unsur oil sözcüğüdür; liquid fuels petrolün nereden geldiğini açıklar.
- Ana unsur all-important ifadesidir; oil-derived bir önem türünün adını verir.
Cevabı göster
Ana unsur liquid fuels ifadesidir; oil-derived kaynağı, all-important ise bir değerlendirmeyi belirtir.
The scientific challenge there is to store renewable energy in an easily transportable form. Notlar
3:53Buradaki bilimsel zorluk, yenilenebilir enerjiyi kolayca taşınabilir bir biçimde depolamaktır.
The scientific challenge there is to store: temel sorunu tanımlayan yapı
The scientific challenge there is to ... yapısı önce sorunun türünü belirtir, ardından zorluğu oluşturan görevi to mastarıyla açıklar. Bu cümlede to store ... zorluğun somut içeriğini verir. Buradaki there, daha önce sözü edilen sıvı yakıt konusuna gönderme yapar; fiziksel bir yeri değil, o alanda veya o sorunla ilgili anlamını taşır. Bu yapı, tartışmayı geniş bir konudan belirli bir soruna yöneltir.
Alıştırma
Temel zorluğu belirten yapıyı tamamlayın: The main scientific ____ store solar energy for use at night.
Cevabı göster
challenge is to
in an easily transportable form: kolayca taşınabilir bir biçimde
In ... form, bir şeyin depolandığı, sunulduğu ya da kullanıldığı biçimi belirtir. Bu cümlede yenilenebilir enerjinin bir yerden başka bir yere kolayca taşınabilecek bir biçimde depolanması gerektiğini anlatır. Easily, transportable sıfatını niteler. Transportable, taşınabilen veya taşımaya uygun demektir; bir şeyin o anda taşınmakta olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, cihazın bir yerden başka bir yere kolayca taşınabilecek bir durumda depolandığını anlatır?
- The device is stored near a transportation center.
- The device is stored while it is being transported.
- The device is stored in an easily transportable form.
Cevabı göster
The device is stored in an easily transportable form.
Recently, we've gotten better at producing lithium-ion batteries, Notlar
3:59Son zamanlarda lityum iyon piller üretme konusunda daha iyi hale geldik,
we've gotten better at producing: üretme konusunda daha iyi hâle geldik
we've gotten better at producing, üretme becerimizin veya yöntemlerimizin bugüne kadar geliştiğini anlatır. we've, we have ifadesinin kısaltmasıdır ve have gotten present perfect yapısındadır; recently, yakın bir dönemde gerçekleşen değişime işaret eder. get better at yapısından sonra bir isim veya fiilin -ing biçimi gelir. at bir edat olduğu için produce değil, producing kullanılır: get better at producing batteries.
Alıştırma
Cümleyi design fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We've gotten better at ____ quieter fans. (design)
Cevabı göster
designing
lithium-ion batteries: lityum iyon pilleri
“Lithium-ion batteries”, lityum iyonlarının pilin içinde hareket etmesiyle enerji depolayan ve serbest bırakan şarj edilebilir pillerin standart İngilizce adıdır. Burada “lithium-ion”, “batteries” sözcüğünü niteleyen, kısa çizgiyle bağlanmış bir birleşik niteleyicidir. İfadeyi birbirinden bağımsız iki sıradan sıfat olarak değil, tek bir teknik terim olarak anlayın.
Alıştırma
Cümleyi lityum iyonları kullanan pilleri belirten kısa çizgili teknik terimle tamamlayın: Most smartphones use ____ batteries.
Cevabı göster
lithium-ion
which are lightweight and have high energy density. Kelime
4:03bunlar hafiftir ve yüksek enerji yoğunluğuna sahiptir.
have high energy density: yüksek enerji yoğunluğuna sahip olmak
Burada “have high energy density”, pillerin belirli bir kütle veya hacme göre büyük miktarda enerji depolayabildiği anlamına gelir. Cümle pillerin hafif olduğunu da söylediği için temel fikir, birim kütle başına depolanan enerjidir: yüksek enerji yoğunluğuna sahip bir pil, ağırlığı aynı oranda artmadan daha fazla enerji depolayabilir. Buradaki density, pilin yalnızca sert olduğu veya malzemesinin çok sıkışık olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir pilin high energy density özelliğine sahip olduğu söyleniyor. Bu ne anlama gelir?
- Kütlesine veya hacmine göre büyük miktarda enerji depolar.
- Dokunulduğunda sert ve çok sıkışık hissedilen bir malzemeden yapılmıştır.
- Tüm enerjisini tek seferde serbest bırakır.
Cevabı göster
Kütlesine veya hacmine göre büyük miktarda enerji depolar.
But even the best of these store about 2.5 megajoules per kilogram. Anlatım akışı
4:06Ancak bunların en iyisi bile kilogram başına yaklaşık 2,5 megajul depolar.
But even the best of these: sınırı göstermeden önce en güçlü örneği kabul etmek
“But even the best of these”, sonuç verilmeden önce savın nasıl ilerleyeceğini düzenler. But daha olumlu bir beklentiyle karşıtlık kurarken even en iyi örneklerin bile şaşırtıcı bir sınır durumu olduğunu vurgular. The best of these, “daha önce sözü edilen grubun en yüksek performanslı üyeleri” demektir; buradaki these, lityum iyon pilleri ifade eder. Konuşmacı önce en güçlü örneği kabul edip ardından onun bile kilogram başına yalnızca yaklaşık 2,5 megajule ulaştığını gösterir. Böylece sınırlamayı göz ardı etmek zorlaşır. Bir grubun en iyi üyelerinde bile tartışılan sorun devam ediyorsa even the best of ... yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle önce olumlu bir noktayı kabul edip ardından en güçlü seçeneklerde bile bir sınırlama olduğunu gösteriyor?
- Many water filters work well, but even the best of these cannot remove every harmful chemical.
- These water filters are the best because they remove every harmful chemical.
- Only the cheapest of these water filters has a limitation.
Cevabı göster
Many water filters work well, but even the best of these cannot remove every harmful chemical.
That's about 20 times less than the energy in 1 kilogram of gasoline. Dilbilgisi
4:12Bu, 1 kilogram benzindeki enerjiden yaklaşık 20 kat daha azdır.
20 times less than: amaçlanan yirmide bir karşılaştırması
Bu cümlede “about 20 times less than”, miktarın karşılaştırma değerinin yaklaşık yirmide biri olduğunu anlatmak için kullanılmıştır. than sonrasındaki ölçüt, 1 kilogram benzindeki enerjidir; dolayısıyla karşılaştırma ters çevrildiğinde benzinin kilogram başına pillerden yaklaşık yirmi kat fazla enerjiye sahip olduğu anlaşılır. About, oranın yaklaşık olduğunu gösterir. times less than farklı biçimlerde yorumlanabildiği için başka durumlarda kullanılabilecek en açık yapılar, küçük miktar için one twentieth as much as ya da karşılaştırmayı ters çevirerek twenty times as much as yapılarıdır.
Alıştırma
Hangi cümle pilin kilogram başına enerjisinin benzinin yaklaşık yirmide biri olduğunu en açık biçimde ifade ediyor?
- The battery stores about twenty times as much energy per kilogram as gasoline.
- The battery stores about twenty percent less energy per kilogram than gasoline.
- The battery stores about one twentieth as much energy per kilogram as gasoline.
Cevabı göster
The battery stores about one twentieth as much energy per kilogram as gasoline.
To be truly competitive, car batteries would have to store much more energy without adding cost. Dilbilgisi
4:17Gerçekten rekabetçi olabilmek için, otomobil akülerinin maliyet eklemeden çok daha fazla enerji depolaması gerekirdi.
To be truly competitive: ulaşılması gereken bir ölçüt belirlemek
To be truly competitive, cümlenin başında yer alan ve bir hedef ya da ölçüt belirleyen bir mastar öbeğidir: bataryaların gerçekten rekabet edebilir hâle gelmesi gerekir. Ardından ana cümle, bu ölçüte ulaşmak için nelerin gerekli olacağını belirtir. Buradaki competitive, performans ve maliyet gibi etkenler sayesinde alternatiflerle rekabet edebilen bir ürünü anlatır. Yalnızca bir yarışmaya katılmak anlamına gelmez.
Alıştırma
To be truly competitive bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Bir ölçüt belirler ve ana cümle bu ölçüte ulaşmak için gerekenleri açıklar.
- Bataryaların bir yarışı zaten kazandığını söyler.
- Bataryaların neden zaten ucuz olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Bir ölçüt belirler ve ana cümle bu ölçüte ulaşmak için gerekenleri açıklar.
without adding cost: without + -ing ile kaçınılacak sonucu belirtmek
without adding cost, ana iyileştirme yapılırken kaçınılması gereken bir sonucu göstermek için without + fiilin -ing biçimini kullanır. Bataryaların daha fazla enerji depolaması gerekir, ancak bu değişiklik onları daha pahalı hâle getirmemelidir. without bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: without adding. Teknik ve ticari dilde add cost, maliyetin artmasına neden olmak anlamına gelir; cost adlı bir nesneyi fiziksel olarak eklemek anlamına gelmez.
Alıştırma
add fiilinin doğru biçimini kullanın: The redesign must improve performance without ____ cost.
Cevabı göster
adding
The challenges only increase for bigger vessels, Anlatım akışı
4:23Zorluklar daha büyük taşıtlarda daha da artar,
The challenges only increase for bigger vessels: daha büyük taşıtlarda zorluklar artar
Bu yan tümce, açıklamayı daha küçük taşıtlardan daha büyük olanlara taşır. only increase, taşıt büyüdükçe zorlukların aynı kalmadığını ya da ortadan kalkmadığını, aksine daha da arttığını anlatır. Böylece sav bir üst aşamaya taşınır. Bu bağlamda vessels, büyük ulaşım araçlarını genel olarak kapsayan bir terimdir; like ships and planes ise kastedilen örnekleri verir. Burada sıradan kaplar anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan yan tümce bu açıklamada ne yapıyor?
- Zorlukların yalnızca gemiler için geçerli olduğunu söyler.
- Daha büyük taşıtların zorlukları ortadan kaldırdığını söyler.
- Daha büyük taşıtlarda zorlukların arttığını söyler.
Cevabı göster
Daha büyük taşıtlarda zorlukların arttığını söyler.
we'd need a battery weighing about 1,000 tons. Dilbilgisi
4:32yaklaşık 1.000 ton ağırlığında bir bataryaya ihtiyacımız olurdu.
trans-Atlantic flight: Atlas Okyanusu’nu aşan uçuş
trans-Atlantic flight, Atlas Okyanusu’nu geçen bir uçuş demektir. trans- ön eki “karşıya” veya “bir uçtan öbür uca” anlamı verir; Atlantic ise okyanusu belirtir. trans-Atlantic, flight sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Burada gösterilen kısa çizgili biçim bazı yazım tarzlarında kullanılır; bitişik yazılan transatlantic flight biçimi de yaygındır.
Alıştırma
“Atlas Okyanusu’nu aşan” anlamındaki vurgulanmış kısa çizgili sıfatı kullanın: They booked a ____ flight from Boston to London.
Cevabı göster
trans-Atlantic
a battery weighing about 1,000 tons: isimden sonra gelen bir -ing öbeği
weighing about 1,000 tons şeklindeki -ing öbeği, a battery ifadesinden sonra gelir ve bu ismi niteler. Temel anlamı a battery that weighs about 1,000 tons ile aynıdır. Burada weighing ikinci bir ana eylem değildir. Cümlenin ana fiil öbeği we'd need ifadesidir; -ing öbeği ise ek bilgiyi isim öbeğine kısa bir biçimde ekler.
Alıştırma
İsim öbeğini tamamlamak için weigh fiilinin -ing biçimini kullanın: The crane lifted a steel beam ____ nearly three tons.
Cevabı göster
weighing
This too demands a technological leap towards new materials, Kalıp ifadeler
4:35Bu da yeni materyallere,
demands a technological leap towards...: belirli bir yönde büyük ilerleme gerektirmek
Bu cümlede demands, 'gerekli kılar' veya 'gerektirir' anlamındadır. Özne olan This, emir veren bir kişiyi değil, bir durumu veya gereksinimi ifade eder. Too, bu gereksinimi daha önce belirtilen bir diğerine ekler. A technological leap, küçük bir iyileştirme değil, çığır açıcı nitelikte büyük bir ilerlemedir. Towards bu ilerlemenin yönünü belirtir; tam cümlede new materials, higher energy density ve better storage hedeflenen alanlardır.
Alıştırma
This demands a technological leap towards cleaner energy systems ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Daha temiz enerji sistemleri yönünde büyük bir teknolojik ilerleme gerektirir.
- Daha temiz enerji sistemlerinin artık geliştirilmesine gerek olmadığını söyler.
- İlgisiz bir sistemde küçük ve rutin bir güncelleme ister.
Cevabı göster
Daha temiz enerji sistemleri yönünde büyük bir teknolojik ilerleme gerektirir.
One promising solution would be to find efficient ways to convert solar into chemical energy. Kelime
4:43Güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürmenin verimli yollarını bulmak umut verici bir çözüm olabilir.
convert solar into chemical energy: convert X into Y kalıbı
Convert X into Y, X’i ilk biçiminden Y’ye dönüştürmek demektir. X başlangıçtaki maddeyi, enerji türünü veya biçimi; Y ise sonucu belirtir. Bu enerji bağlamında solar, solar energy ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Bu ifade, güneş enerjisinin kimyasal biçimde bulunan enerjiye dönüştürülmesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi convert X into Y kalıbıyla tamamlayın: During use, a battery can ____ chemical energy ____ electricity.
Cevabı göster
convert · into
but the efficiency is still too low to allow it to reach the market. Dilbilgisi
4:51ancak verimlilik piyasaya sürülmesine izin verecek kadar yüksek değil.
too low to allow it to reach the market: sonucu engelleyen derece
too + sıfat + to + fiil kalıbı, bir özelliğin derecesi yüzünden eylemin gerçekleşemediğini anlatır. Too low to allow..., verimliliğin sonraki sonucu mümkün kılamayacak kadar düşük olduğunu belirtir. Allow + nesne + to + fiil, neyin mümkün hâle geleceğini gösterir. Burada it, teknolojiye veya sürece gönderme yapar; reach the market ise fiziksel olarak bir yere ulaşmak değil, ticari olarak piyasaya çıkmak demektir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucun gerçekleşemediğini göstermek için too + sıfat + to allow + nesne + to + fiil kalıbını kullanır?
- The doorway is narrow enough to allow the piano to pass through.
- The doorway is so narrow to allow the piano passing through.
- The doorway is too narrow to allow the piano to pass through.
Cevabı göster
The doorway is too narrow to allow the piano to pass through.
we'll need lots of creativity, innovation, and powerful incentives. Kalıp ifadeler
4:57bolca yaratıcılığa, yeniliğe ve güçlü teşviklere ihtiyacımız olacak.
powerful incentives: harekete geçmek için güçlü nedenler
Teşvik, bir kişiye, şirkete veya kuruma harekete geçmesi için neden veren bir etkendir. Powerful incentives, seçimleri veya davranışları belirgin biçimde etkileyecek kadar güçlü teşviklerdir. Bu cümlede ifade, yaratıcılık ve yeniliğin tek başına yeterli olmayacağını, güçlü ve pratik motivasyonların da gerekeceğini anlatır. Bir teşvik para olabilir; ancak vergi avantajı, politika kaynaklı bir avantaj, daha düşük maliyet veya harekete geçmeyi özendiren başka bir koşul da olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede powerful incentives, eylemi özendiren güçlü nedenler anlamında kullanılmıştır?
- Tax credits can create powerful incentives for companies to install clean equipment.
- Powerful incentives are always physical prizes handed out after a contest.
- The phrase powerful incentives means that a change has already been completed.
Cevabı göster
Tax credits can create powerful incentives for companies to install clean equipment.
The transition towards all renewable energies is a complex problem Kalıp ifadeler
5:02Tamamen yenilenebilir enerjilere geçiş, karmaşık bir sorundur
involving technology, economics, and politics. Dilbilgisi
5:06içinde teknoloji, ekonomi ve politikayı barındırır.
The transition towards all renewable energies: bir yönelim, tamamlanmış bir değişim değil
Transition, bir durumdan veya sistemden diğerine kademeli değişimdir. transition towards + isim yapısı bu değişimin yönünü belirtir; hedefe zaten ulaşıldığını söylemez. Buradaki hedef, tamamen yenilenebilir kaynaklara dayanan bir enerji sistemidir. Cümle, geçişin tamamlandığını değil, bu yönde ilerlemeyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, hâlâ devam eden bir hedefe doğru geçişi en iyi gösterir?
- The school completed its transition to renewable electricity last year.
- The school rejected the plan and kept its old energy system.
- The transition towards using only renewable electricity has begun, but it will take five years.
Cevabı göster
The transition towards using only renewable electricity has begun, but it will take five years.
a problem involving...: teknoloji, ekonomi ve siyaseti içeren bir sorun
-ing yapısındaki involving technology, economics, and politics öbeği, a complex problem ifadesinden sonra gelir ve sorunun hangi alanları içerdiğini belirtir. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: a complex problem that involves technology, economics, and politics. Involving, problem sözcüğünü niteler; cümlenin ana fiili değildir. Ana cümle The transition ... is a complex problem şeklindedir. Bu sonradan niteleme kalıbı, bir ismin kapsamını o isimden sonra kısa ve düzenli biçimde ekler.
Alıştırma
Programın kapsamını eklemek için involve fiilinin -ing biçimini kullanın: The museum announced a program ____ local artists, schools, and libraries.
Cevabı göster
involving
Priorities on how to tackle this challenge Dilbilgisi
5:10Bu zorlukla nasıl başa çıkılacağına dair öncelikler,
depend on the specific assumptions we have to make
5:12bu kadar çok yönlü bir sorunu çözmeye çalışırken
when trying to solve such a multifaceted problem. Kelime
5:15yapmamız gereken spesifik varsayımlara bağlıdır.
Priorities ... depend on assumptions: öncelikler yapmak zorunda olduğumuz belirli varsayımlara bağlıdır
Cümle, Priorities ... depend on assumptions sav kalıbını kullanır: analizde kullanılan başlangıç koşulları değiştikçe önce ne yapılması gerektiği de değişir. on how to tackle this challenge öbeği önceliklerin neyle ilgili olduğunu belirtirken depend on bu öncelikleri belirleyen unsuru tanıtır. the specific assumptions we have to make ifadesinde we have to make, assumptions sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir; that sözcüğü düşürülmüştür. Buradaki assumptions, dikkatsizce yapılan tahminleri değil, planlama, modelleme veya karar verme sırasında benimsenen çalışma varsayımlarını ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle, önceliklerin kullanılan varsayımlar tarafından belirlendiğini açıkça ifade eder?
- Our planning priorities depend on the assumptions used in the forecast.
- The assumptions in our forecast depend on priorities that have already been chosen.
- Our priorities and assumptions appear in separate sections of the report.
Cevabı göster
Our planning priorities depend on the assumptions used in the forecast.
such a multifaceted problem: bağlantılı birçok yönü olan tek bir sorun
Bu ifadede a multifaceted problem, birbiriyle bağlantılı birkaç yönü olan tek bir sorun demektir. Sorunun teknik, ekonomik, toplumsal veya başka açılardan incelenmesi gerekebilir. Multifaceted yalnızca birbirinden ayrı birçok sorun bulunduğu anlamına gelmez. Such a, bunu o tür bir sorun olarak sunar ve çoğu zaman daha önce yapılan bir açıklamaya gönderme yapar. Kalıp such + a + sıfat + tekil sayılabilen isim şeklindedir; burada tek bir sorunun çok yönlü olduğu vurgulanır.
Alıştırma
“Birbiriyle bağlantılı birçok yönü olan” anlamındaki ders sözcüğünü yazın: Planning a new school lunch program is a ____ problem involving nutrition, cost, allergies, and student preferences.
Cevabı göster
multifaceted
But there's ample reason to be optimistic that we'll get there. Notlar
5:19Ancak oraya varacağımız konusunda iyimser olmak için pek çok neden var.
there's ample reason to be optimistic: kanıta dayalı iyimserlik
There's ample reason to be optimistic ifadesinde ample, “tam anlamıyla yeterli” veya “bol” demektir. İfade, mevcut gerçeklerin iyimserlik için sağlam bir temel sunduğunu belirtir; konuşan kişi yalnızca iyi bir sonuç ummuyor demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp there is ample reason to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada to be optimistic, nedenlerin desteklediği tutumu; that we'll get there ise konuşanın beklediği sonucu belirtir.
Alıştırma
“Bir şeyi yapmak için tamamen yeterli neden” anlamındaki ders ifadesini yazın: After three successful tests, there is ____ be optimistic about the new design.
Cevabı göster
ample reason to
we'll get there: sonunda bir hedefe ulaşmak
Burada there, fiziksel bir yeri değil, bağlamdan zaten anlaşılan bir hedefi veya arzu edilen gelecek durumunu belirtir. We'll get there, “sonunda o hedefe ulaşacağız” demektir. Bu ifade, zor bir hedefe doğru ilerlemeyi bir varış noktasına yapılan yolculuk gibi anlatır. Daha fazla zaman veya çalışma gerekebileceğini kabul ederken güven de verir.
Alıştırma
“Ortak hedefimize sonunda ulaşmak” anlamındaki hedef ifadeyi tamamlayın: The redesign is taking longer than expected, but I believe we'll ____.
Cevabı göster
get there
are working on these problems and making breakthroughs all the time. Kalıp ifadeler
5:25bu sorunlar üzerinde çalışıyor ve her zaman yeni buluşlar yapıyorlar.
making breakthroughs: büyük atılımlar gerçekleştirmek
Make a breakthrough, özellikle araştırma, teknoloji, tıp veya başka zorlu işlerde önemli bir ilerleme kaydetmek ya da zor bir sorunu çözmek için kullanılan yaygın eşdizimdir. Örnekte making breakthroughs, fiziksel olarak bir şeyi kırmak değil, büyük ilerlemeler kaydetmek anlamına gelir. Breakthroughs çoğuldur; bu nedenle birden fazla büyük ilerleme olduğunu gösterir. Ortak yardımcı fiil are hem working hem de making için geçerlidir: aynı özne sorunlar üzerinde çalışmakta ve devam eden etkinlikler olarak büyük ilerlemeler kaydetmektedir.
Alıştırma
Hangi cümle araştırmacıların büyük ilerlemeler kaydettiğini doğal biçimde ifade eder?
- Researchers are doing breakthroughs in battery design.
- Researchers are taking breakthroughs in battery design.
- Researchers are making breakthroughs in battery design.
Cevabı göster
Researchers are making breakthroughs in battery design.
are investing in technologies that harness the energy all around us. Notlar
5:31etrafımızdaki enerjiyi kullanan teknolojilere yatırım yapıyor.
investing in: bir şeye kaynak ayırmak
Invest in, gelecekte bir yarar elde etme umuduyla bir şeye para, zaman veya başka kaynaklar ayırmak demektir. Burada are investing in, governments and businesses ile bu kaynakların yöneltildiği technologies arasında bağlantı kurar. in edatı, invest in + isim veya isim öbeği kalıbının parçasıdır. Fiziksel bir yeri değil, yatırımın hedefini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi invest fiilinin -ing biçimi ve gerektirdiği edatla tamamlayın: The city is ____ better public transportation.
Cevabı göster
investing in
harness the energy all around us: doğal gücü kullanıma dönüştürmek
Bu enerji bağlamında harness, doğal bir gücü kontrol altına alıp pratik biçimde kullanmak demektir. that harness the energy all around us ilgi cümleciği, güneş ışığı, rüzgâr veya hareket eden su gibi çevrede zaten bulunan enerjiyi yakalayabilen ya da yönlendirebilen technologies sözcüğünü açıklar. Bu, bir hayvanın gücünü koşum takımıyla kontrol etme düşüncesinden türemiş mecazi bir kullanımdır. Burada sözcüğü, bir hayvana gerçekten koşum takımı takmak şeklinde anlamayın.
Alıştırma
Hangi cümlede harness “doğal bir gücü kontrol edip kullanmak” anlamındadır?
- The rider checked the horse's harness before the trip.
- Engineers harness the river's current to generate electricity.
- The scientist measured the river's current after the storm.
Cevabı göster
Engineers harness the river's current to generate electricity.
If you value our work, please consider supporting it on patreon.com/teded. Ton ve niyet
5:40Çalışmalarımıza değer veriyorsanız, lütfen patreon.com/teded adresinden bizi desteklemeyi düşünün.
please consider supporting it: consider + -ing ile nazik bir rica
Please consider supporting it, baskı kurmayan, nazik bir istektir. Burada consider, bu eylemi seçip seçmemeyi düşünmek anlamına gelir; supporting ise consider sonrasında kullanılan -ing biçimidir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp please consider + -ing şeklindedir. Doğrudan verilen Support it emriyle karşılaştırıldığında bu ifade kararı dinleyiciye bırakır. Bu cümlede it, our work ifadesine, yani içerik üreticilerinin çalışmalarına veya içeriklerine gönderme yapar.
Alıştırma
Consider ve support sözcüklerini doğru biçimde kullanarak nazik ricayı tamamlayın: If these lessons help you, please ____ our work.
Cevabı göster
consider supporting