Bipolar bozukluk nedir? - Helen M. Farrell: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bipolar bozukluğu anlaşılır biçimde açıklayan video; birbirine zıt duygudurum dönemlerini, olası nörolojik ve genetik etkenleri, tedavi ile çevresel desteği ele alıyor. Sonuçta bunun kişinin suçu ya da bütün kimliği değil, kontrol edilebilir bir tıbbi durum olduğunu vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Although there are many variations of bipolar disorder, let's consider a couple. — Söylem, anlatı ve retorik: Konuşmacının önce konunun karmaşıklığını kabul edip ardından tartışmayı ele alınabilir birkaç örnekle sınırlandırmasını öğrenin. Bu düzenleme tekniğini sunumlarda, denemelerde ve öğretici açıklamalarda kullanabilirsiniz. 2. to prune itself and remove unused or faulty neural connections. — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: prune sözcüğünü, sinir bağlantılarının seçilerek ortadan kaldırılmasını anlatan teknik bir nörobilim metaforu olarak anlayın; bu resmî bilimsel kullanımı, bitkileri budamakla ilgili gündelik anlamından ayırın. 3. not a person's fault or their whole identity. — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu ifadenin tıbbi bir durumu hem kişisel suçtan hem de kişinin bütün kimliğinden ayırarak ruh sağlığı damgalamasına nasıl karşı çıktığını fark edin ve hassas durumları insan onurunu koruyarak konuşmak için benzer bir yapı kullanın.
Bu derste
bipolar means two extremes: iki kutup fikri
Cümle, bipolar sözcüğünün yapısına dayanan basit bir açıklama verir: bi- “iki” demektir, polar ise kutuplar veya uçlarla ilişkilidir. bipolar disorder adında temel imge, birbirine zıt iki duygu durumu kutbudur. Bu, terimi anlamaya ve hatırlamaya yardımcı olur; eksiksiz bir tıbbi tanım değildir. “İki seçenek” anlamına gelmez ve sıradan duygu durumu değişiklikleri tek başına bu tanıyı ifade etmez.
Alıştırma
Sözcük yapısına dayanan bu açıklamada bipolar ne anlama gelir?
- bipolar sözcüğünü birbirine zıt iki uçla ilişkilendirir.
- bipolar sözcüğünü her kısa süreli duygu değişimi için kullanır.
- bipolar sözcüğünün tam olarak iki seçeneğe sahip olmak anlamına geldiğini söyler.
Cevabı göster
bipolar sözcüğünü birbirine zıt iki uçla ilişkilendirir.
For the many millions experiencing bipolar disorder around the world, Anlatım akışı
0:12Dünya çapında bipolar bozukluk yaşayan milyonlarca insan için,
For the many millions...: etkilenen grubu önce belirtmek
Baştaki For the many millions experiencing bipolar disorder around the world ifadesi, “o milyonlarca kişinin durumunda” veya “onların bakış açısından” demektir. Ardından gelen ifadenin kimler için geçerli olduğunu belirtir. Daha sonra life is split... ana cümlesi onların deneyimini anlatır; burada for, “onların yararına” anlamına gelmez. Grubu başa almak, durumlarını anlatmadan önce bilgiyi etkilenen kişilerin çevresinde düzenler. For + kişi veya grup, + onlar hakkında bir ana cümle yapısı konuşmalarda ve açıklayıcı metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, ana ifadenin bakış açısını belirlemek için başta For + grup yapısını kullanır?
- For families caring for older relatives, reliable support is essential.
- The volunteers worked for three hours.
- The clinic collected donations for local families.
Cevabı göster
For families caring for older relatives, reliable support is essential.
life is split between two different realities: karşıt deneyimler için bir mecaz
Burada life is split between two different realities bir mecazdır. Bir kişinin hayatı, dünyayı deneyimlemenin birbirinden çok farklı iki biçimi arasında bölünmüş gibi sunulur. two different realities ifadesinin ne olduğu elation and depression ile açıklanır. Split fiziksel bir bölünmeyi anlatmaz; bu duygusal durumlar arasında hissedilen ayrılığı ve karşıtlığı vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede life is split between two different realities ne anlama gelir?
- Coşku, depresyonun tamamen yerini almıştır.
- Hayat fiziksel olarak birbirinden ayrı iki yere bölünmüştür.
- Hayat, birbirine son derece zıt iki duygusal deneyim arasında bölünmüş gibi mecazi biçimde sunulur.
Cevabı göster
Hayat, birbirine son derece zıt iki duygusal deneyim arasında bölünmüş gibi mecazi biçimde sunulur.
Although there are many variations of bipolar disorder, Anlatım akışı
0:22Bipolar bozukluğun birçok varyasyonu olsa da,
Although... let's consider a couple: karmaşıklığı kabul edip odağı daraltmak
Although yan cümlesi önce bipolar bozukluğun birçok çeşidi olduğunu kabul eder. Ardından ana cümle olan let's consider a couple, açıklamanın kapsamını küçük ve ele alınabilir bir seçkiyle sınırlar. Bu yapı bilgiyi “konunun bütünü daha karmaşık, ancak tartışma bunun bir bölümüne odaklanacak” biçiminde düzenler. Yalnızca birkaç çeşidin var olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşmacı Although... let's consider a couple ile ne yapar?
- Konuşmacı daha büyük ve karmaşık bir kümenin varlığını kabul eder, ardından tartışmanın kapsamını daraltır.
- Konuşmacı konuyu romantik partnerlere çevirir.
- Konuşmacı tam olarak iki çeşidin var olduğunu iddia eder.
Cevabı göster
Konuşmacı daha büyük ve karmaşık bir kümenin varlığını kabul eder, ardından tartışmanın kapsamını daraltır.
Type 1 has extreme highs alongside the lows, Kalıp ifadeler
0:27Tip 1'de düşüşlerin yanı sıra aşırı yükselişler yaşanırken,
less extreme periods of elation interspersed with long periods of depression. Kalıp ifadeler
0:34uzun depresyon dönemleriyle serpiştirilmiş, daha az aşırı coşku dönemlerini içerir.
alongside the lows: soyut unsurların bir arada bulunması
Bu cümlede alongside the lows, Tip 1'in aşırı duygusal yükselişlerin yanı sıra duygusal düşüşleri de içerdiği anlamına gelir. Alongside, aynı genel örüntünün parçası olan iki karşıt özelliği birbirine bağlar. Alongside yalnızca fiziksel konumu değil, soyut unsurların bir arada bulunmasını da anlatabilir. Burada highs ve lows, yükselmiş ve çökmüş duygu durumlarını anlatan mecazi adlardır; ifade bunların tam olarak aynı anda gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle bir planın hem esneklik hem de açık kurallar sunduğunu söylüyor?
- The plan offers flexibility instead of clear rules.
- The plan offers flexibility because of clear rules.
- The plan offers flexibility alongside clear rules.
Cevabı göster
The plan offers flexibility alongside clear rules.
while type 2 involves...: kategoriler arasında karşıtlık
Burada while, Tip 1'e ilişkin önceki açıklamayla karşıtlık kurarak Tip 2 hakkında bilgi verir. during the time that değil, whereas ya da in contrast anlamındadır. A..., while B... kalıbı, okurların farklı özellikleri karşılaştırabilmesi için iki kategoriyi yan yana düzenler. Burada Tip 2'nin daha kısa ve daha az aşırı dönemleri, Tip 1 için hemen önce anlatılan daha aşırı örüntüyle karşılaştırılır.
Alıştırma
Hangi cümlede while, örnekteki gibi iki özneyi karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- While I was sleeping, the rain started.
- The first model is faster, while the second uses less energy.
- Please wait here for a while.
Cevabı göster
The first model is faster, while the second uses less energy.
Uzun depresyon dönemleriyle iç içe geçen coşku dönemleri
Bu isim öbeğinde interspersed with long periods of depression, periods of elation ifadesini niteleyen indirgenmiş bir edilgen yan cümleciktir. Coşku dönemleriyle uzun depresyon dönemlerini zaman içinde iç içe geçen bir sıra olarak sunar; depresyon dönemleri coşku dönemlerinin arasına girer veya onları kesintiye uğratır. X interspersed with Y kalıbı, daha büyük bir sıra, alan veya olay boyunca dağılmış ögeleri ya da zaman aralıklarını anlatır. Y'nin X'in yerini kalıcı olarak almasını değil, tekrar eden bir karışımı veya kesintiyi ifade eder.
Alıştırma
Aralara dağılmış anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The documentary was ____ brief archival clips.
Cevabı göster
interspersed with
it can feel impossible to find the balance necessary to lead a healthy life. Notlar
0:42sağlıklı bir yaşam sürmek için gereken dengeyi bulmak imkansız gibi gelebilir.
Duygusal durumlar arasında bir uçtan diğerine savrulmak
Burada seesawing mecaz anlamda kullanılan bir fiildir. Tahterevalli iki taraf arasında gidip gelir; bu nedenle someone seesawing between emotional states, bir duygusal durumdan diğerine tekrar tekrar geçip sonra geri dönen kişiyi anlatır. seesawing between emotional states şeklindeki -ing öbeği someone sözcüğünü niteler. Başka bağlamlarda da kullanılabilen seesaw between A and B kalıbında between, hareketin iki ucundaki karşıt durumları, tutumları veya sonuçları belirtir.
Alıştırma
Cümleyi seesaw fiilinin geçmiş zaman biçimi ve doğru edatla tamamlayın: During the talks, public opinion ____ hope and doubt.
Cevabı göster
seesawed between
It can feel impossible to find: biçimsel özne it ve öznel zorluk
Bu cümlede it biçimsel öznedir; belirli bir nesneye gönderme yapmaz. Asıl değerlendirilen eylem, daha sonra gelen to find the balance mastar grubunda belirtilir. It can feel impossible to + fiil kalıbı, bir eylemin kişinin bakış açısından imkânsız görünebileceğini anlatır. Feel bunun öznel bir deneyim olduğunu gösterir, can ise hissin kişiye veya zamana göre değişebilmesine olanak tanır; eylemin nesnel olarak imkânsız olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi öznel bir imkânsızlık hissi bildiren hedef kalıpla tamamlayın: Under intense pressure, ____ think clearly.
Cevabı göster
it can feel impossible to
lead a healthy life: yaşamak anlamındaki lead
lead a healthy life ifadesinde lead, başka insanlara yol göstermek veya onları yönetmek değil, belirli bir biçimde yaşamak ya da hayat sürmek anlamına gelir. İfadenin tamamı sağlıklı biçimde yaşamak demektir. Yeniden kullanılabilen kalıp lead a/an + adjective + life biçimindedir; lead an active life ve lead a peaceful life buna örnektir. Nötr ve biraz resmî yazılarda doğaldır; live a healthy life da doğaldır ve günlük konuşmada daha doğrudandır.
Alıştırma
Hangi cümlede lead, belirli bir biçimde yaşamak anlamında kullanılmıştır?
- Good routines can help you lead a healthier team.
- Good routines can help you lead a healthier life.
- Good routines can help you lead a healthier decision.
Cevabı göster
Good routines can help you lead a healthier life.
Type 1's extreme highs are known as manic episodes, Kalıp ifadeler
0:47Tip 1'in aşırı yükselişleri manik ataklar olarak bilinir
are known as manic episodes: teknik bir terimi tanıtma
Be known as + bir ad, “adı ... olmak” veya “... olarak adlandırılmak” anlamına gelir. Burada are known as, Tip 1'deki extreme highs ifadesini manic episodes teknik terimiyle ilişkilendirir. as sonrasında bir ad, etiket veya kimlik gelir. Buradaki known, “bir gerçeğin anlaşılması” anlamına gelmez; edilgen yapının tamamı bir şeye ne dendiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi be known as ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The inability to sleep ____ insomnia.
Cevabı göster
is known as
and they can make a person range from feeling irritable to invincible. Dilbilgisi
0:52ve bunlar kişinin sinirlilikten yenilmezliğe kadar çeşitli duygular hissetmesine neden olabilir.
range from feeling irritable to invincible: iki uç noktayı belirtme
Range from A to B, bir şeyin A ve B'yi uç noktalar olarak alan bir aralığı kapsaması veya bu aralıkta değişmesi anlamına gelir. Buradaki uç noktalar feeling irritable ve feeling invincible ifadeleridir. İlk feeling sözcüğü iki sıfatla da anlaşılabilir: from feeling irritable to feeling invincible. Paralel anlam açık olduğu için yinelenen sözcük çıkarılmıştır.
Alıştırma
range from...to... yapısını tamamlayın: Symptoms can range ____ mild discomfort ____ severe pain.
Cevabı göster
from · to
But these euphoric episodes exceed ordinary feelings of joy, Kelime
0:56Ancak bu öforik ataklar sıradan neşe duygularını aşarak,
euphoric episodes exceed ordinary feelings of joy: sıradan sevincin derecesini aşmak
Burada euphoric episodes, olağan dışı derecede yoğun coşku veya yükselmiş ruh hâli dönemlerini anlatır. Exceed fiili, bu dönemlerin normal mutluluk düzeyinin ötesine geçtiğini belirtir; bu nedenle euphoric burada yalnızca happy demekten daha güçlü ve daha klinik bir anlam taşır. Bu ifade bir derece sınırı çizer. Günlük sevinci abartmak yerine, normal mutluluk ile başka belirtilerle birlikte görülebilen olağan dışı yükselmiş ruh hâlini birbirinden ayırır.
Alıştırma
Bu cümlede "euphoric episodes exceed ordinary feelings of joy" ne anlama gelir?
- Günlük mutlulukla tamamen aynıdırlar.
- Her türlü sevinç duygusunu engellerler.
- Normal mutluluğun yoğunluğunun ötesine geçerler.
Cevabı göster
Normal mutluluğun yoğunluğunun ötesine geçerler.
racing thoughts: hızlı ve kontrol edilmesi zor düşünceler
racing thoughts ifadesi, düşüncelerin birbiri ardına çok hızlı gelmesini ve yavaşlatılmasının ya da kontrol edilmesinin zor olmasını anlatır. Buradaki racing, son derece hızlı hareket etmek anlamındadır; bir yarıştan söz etmez. Bu cümlede ifade, rahatsız edici bir belirtiyi adlandırır. Yalnızca zekâyı veya verimli düşünmeyi değil, kişinin zihinsel hız ve aşırı yüklenme deneyimini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede racing thoughts ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Tek tek dikkatle değerlendirilen düşünceler
- Çok hızlı gelen ve yavaşlatılması zor olan düşünceler
- Bir koşu yarışmasına kaydedilen fikirler
Cevabı göster
Çok hızlı gelen ve yavaşlatılması zor olan düşünceler
causing troubling symptoms like...: sonuç eklemek
Causing troubling symptoms like..., önceki ifadenin sonucunu ekleyen bir -ing ortaç öbeğidir. Örtük öznesi daha önce anlatılan euphoric episodes olduğundan, bu öbek söz konusu dönemlerin belirtilere yol açtığını ifade eder. Like, bu belirtilerin örneklerini sıralamaya başlar. Causing burada çekimsiz bir biçim olduğu için yeni bir ana fiil değildir. Açıklayıcı metinlerde neden-sonuç ilişkisini ayrı bir tam yan cümle başlatmadan kısaltmak için sık sık virgül ve ardından causing... kullanılır.
Alıştırma
Sonucu eklemek için cümleyi cause fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The pipe burst, ____ the basement to flood.
Cevabı göster
causing
Without treatment: olumsuz bir koşul belirlemek
Without treatment, cümlenin başında kullanılan ve olumsuz bir koşul belirleyen bir edat öbeğidir: tedavi yoksa veya durum tedavi edilmezse. Ana cümle, bu koşul altında ortaya çıkan sonucu verir. Yeniden kullanılabilen yapı, without + bir isim öbeği veya -ing biçimi ve ardından bir ana cümledir. Bu kısa yapı olgusal açıklamalarda, uyarılarda ve tavsiyelerde yaygındır.
Alıştırma
Olumsuz koşulu bu derste öğrendiğiniz tek sözcüklü edatla tamamlayın: ____ regular maintenance, the machine may fail.
Cevabı göster
Without
take longer to subside: yatışması daha uzun sürmek
Take longer to subside, atakların şiddetinin azalması için öncesine veya başka bir karşılaştırma noktasına göre daha fazla zaman gerektiğini belirtir. take + süre + to + fiil yapısı, bir eylem ya da değişimin ne kadar zaman aldığını anlatır; longer karşılaştırmayı gösterir. Burada subside geçişsizdir: atakların kendisi giderek zayıflar. Ağrı, şişlik, belirtiler, fırtınalar veya güçlü duyguların şiddetinin azalmasını anlatmak için sık kullanılır ve bunların tamamen yok olduğu anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Dersi konu alan ifadeyi geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: After the second injury, the swelling ____ than it had the first time.
Cevabı göster
took longer to subside
The depressed phase of bipolar disorder manifests in many ways, Kelime
1:16Bipolar bozukluğun depresif evresi kendini birçok şekilde gösterir;
manifests in many ways: birçok şekilde kendini göstermek
Manifests in many ways, “birkaç farklı biçimde gözlemlenebilir hâle gelir” anlamındadır. Burada manifests üçüncü tekil şahıs fiil biçimidir ve öznesi The depressed phase of bipolar disorder ifadesidir. Bu ifade ayrıca okuyucuyu bir örnekler listesine hazırlar. Tıbbi ve akademik açıklamalarda manifest, altta yatan bir durumun, sorunun veya özelliğin gözlemlenebilir belirtilerle kendini göstermesini anlatmak için sık kullanılır. Burada yük veya yolcu listesi anlamındaki manifest isim değildir.
Alıştırma
can sonrasında gereken fiil biçimini kullanarak resmî cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Anxiety can ____, including headaches and trouble sleeping.
Cevabı göster
manifest in many ways
Dwindling interest in hobbies: hobilere ilginin giderek azalması
dwindling interest in hobbies ifadesinde dwindling, interest sözcüğünü niteleyen sıfat-fiil kökenli bir sıfattır. İlginin zamanla giderek zayıfladığını veya azaldığını belirtir. Bu ifade ani bir değişimi ya da mutlaka tamamen yok olmayı değil, aşağı yönlü bir süreci vurgular. interest in + isim yapısı, ilginin yöneldiği etkinliği veya konuyu belirtir.
Alıştırma
dwindling interest en açık biçimde neyi vurgular?
- İlginin aniden ve tamamen ortadan kalkması.
- İlginin zaman içinde kademeli olarak azalması.
- Bir hobinin diğerinden daha ilginç olduğunu gösteren karşılaştırma.
Cevabı göster
İlginin zaman içinde kademeli olarak azalması.
Excessively guilty: makul düzeyi aşan suçluluk duygusu
excessively guilty ifadesinde excessively, guilty sözcüğünü niteler ve makul, uygun ya da durumla orantılı bir düzeyin ötesinde anlamına gelir. Bu zarf, düzeyin gereğinden fazla olduğu değerlendirmesini içerir. Bu belirti listesinde ifade, durumla orantısız olabilecek bir suçluluk duygusuna işaret eder. Tek bir özelliği tanımlar ve tek başına tanı koydurmaz.
Alıştırma
excessively, guilty sözcüğüne hangi anlamı ekler?
- Suçluluk duygusu belirli bir eylemle ilgilidir, ancak ne kadar güçlü olduğu belirtilmez.
- Suçluluk duygusu makul veya uygun bir düzeyi aşar.
- Suçluluk duygusu olağandır ve durumla orantılıdır.
Cevabı göster
Suçluluk duygusu makul veya uygun bir düzeyi aşar.
either too much or too little: birbirine zıt iki olasılık
either A or B yapısı iki alternatifi birbirine bağlar. Bu cümlede A çok fazla uyumak, B ise çok az uyumaktır; dolayısıyla ifade iki zıt uç durumu olası biçimler olarak sunar. either...or... her zaman dinleyene bir seçim sunmaz. Bir şeyin gerçekleşebileceği iki yolu sıralayarak bilgiyi düzenlemek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Birbirine zıt iki uç olasılığı sunmak için cümleyi either...or ile tamamlayın: A changing schedule can leave you with ____ too much ____ too little free time.
Cevabı göster
either · or
persistent thoughts of suicide: devam eden intihar düşünceleri
Ruh sağlığı bağlamında persistent, bir durumun zaman içinde devam etmesi veya tekrar tekrar geri gelmesi anlamına gelir; thoughts of suicide ise kişinin kendi hayatına son vermeye ilişkin düşüncelerini ifade eder. İfade bir bütün olarak hızla kaybolmayan intihar düşüncelerini anlatır. Thoughts, daha önce gerçekleştirilmiş bir eylemi değil, zihinsel içeriği belirtir. Buna rağmen düşüncelerin sürmesi, dikkatle ele alınması gereken ciddi bir uyarı işaretidir.
Alıştırma
persistent thoughts of suicide ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- İlgisiz bir sorun hakkında bir kez ortaya çıkan geçici bir düşünceyi ifade eder.
- Kişinin kendi hayatına son vermeye ilişkin devam eden veya tekrarlayan düşünceleridir; bir eylemin gerçekleştiğini kanıtlamaz.
- Kişinin zaten harekete geçtiğini kanıtlar.
Cevabı göster
Kişinin kendi hayatına son vermeye ilişkin devam eden veya tekrarlayan düşünceleridir; bir eylemin gerçekleştiğini kanıtlamaz.
about 1 to 3% of adults experience the broad range of symptoms Kalıp ifadeler
1:36yetişkinlerin yaklaşık %1 ila 3'ü geniş bir semptom yelpazesi yaşar
about 1 to 3%: tahmini bir istatistiksel aralığı belirtmek
about 1 to 3%, tahmin edilen oranın kabaca %1 ile %3 arasındaki aralıkta bulunduğunu ifade eder. about yalnızca 1'i değil, tüm aralığı niteler. about + alt değer + to + üst değer yapısı, bir aralığı kesin bir ölçüm yerine tahmin olarak sunar. Mevcut sayının bir miktar belirsizlik içerdiği bilimsel ve istatistiksel açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Bu cümlede about 1 to 3% ne ifade ediyor?
- Tam olarak %1,3'lük bir oran.
- Kabaca %1 ila %3 aralığında bulunan tahmini bir oran.
- Yalnızca %1 yaklaşık, %3 ise kesindir.
Cevabı göster
Kabaca %1 ila %3 aralığında bulunan tahmini bir oran.
functional, contributing members of society: yaşam becerisi ve toplumsal katılım
Burada functional, günlük faaliyetleri ve toplumsal rolleri yürütebilmek anlamına gelir; nesneler için kullanılan “çalışmak veya pratik bir amaca hizmet etmek üzere tasarlanmış” anlamını taşımaz. contributing members of society, iş, eğitim, bakım verme, aile yaşamı veya topluluk faaliyetleri yoluyla topluma anlamlı biçimde katılan kişilerdir. İfade bir bütün olarak bipolar bozukluğu olan kişilerin aktif ve yetkin bir yaşam süremeyeceği yönündeki kalıp yargıya karşı çıkar. Katılımı ve yeteneği vurgular, ancak bir insanın değerini bütünüyle ölçen bir ölçüt olarak görülmemelidir.
Alıştırma
Bu cümlede functional, contributing members of society ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- Çeşitli pratik işlevleri yerine getirmek üzere tasarlanmış makineler.
- Tek katkısı para bağışlamak olan insanlar.
- Günlük yaşamını sürdürebilen ve topluma anlamlı biçimde katılabilen insanlar.
Cevabı göster
Günlük yaşamını sürdürebilen ve topluma anlamlı biçimde katılabilen insanlar.
and relationships aren't defined by the disorder. Kalıp ifadeler
1:48ve ilişkileri bu bozukluk tarafından tanımlanmaz.
aren't defined by the disorder: tek bir etkene indirgenmemek
Bu cümlede aren't defined by, “tamamen ... tarafından belirlenmemek, sınırlandırılmamak ya da açıklanmamak” anlamına gelir. Bozukluk insanların yaşamlarını etkileyebilir, ancak seçimleri, ilişkileri veya kimlikleriyle ilgili her şeyi belirlemez. Edilgen be defined by + etken kalıbı, bir kişiyi, grubu, sonucu veya değeri neyin şekillendirdiğini anlatmak için sık kullanılır. Olumsuz biçim, özneyi yalnızca o tek etkene indirgemeyi reddeder.
Alıştırma
Hangi cümlede not be defined by, tek bir başarısızlığın bir insanın bütün geleceğini belirlemediğini anlatır?
- The word isn't defined by this dictionary.
- The border isn't defined by the river on this map.
- Her future isn't defined by one failed exam.
Cevabı göster
Her future isn't defined by one failed exam.
But still, for many: karşıtlık sunmadan önce önceki noktayı kabul etmek
But still, “yine de” veya “az önce söylenenlere rağmen” anlamına gelir. Önceki olumlu noktayı kabul eder, ardından onunla karşıtlık oluşturan önemli bir gerçeğin hâlâ geçerli olduğunu bildirir. For many, sonraki iddiayı sayıca büyük fakat belirtilmemiş bir grupla sınırlar. But still, for many, birlikte dengeli bir sav oluşturur: önceki nokta doğrudur, ancak ciddi sonuçlar birçok kişi için de geçerlidir.
Alıştırma
But still, for many ifadesi cümlede ne işe yarar?
- Önceki noktayı kabul eder, ardından yeni karşıt iddianın kapsamını birçok kişiyle sınırlar.
- Önceki noktayı tamamen geçersiz kılar ve iddianın herkes için doğru olduğunu söyler.
- Birçok kişinin fiziksel olarak hareketsiz olduğunu söyler.
Cevabı göster
Önceki noktayı kabul eder, ardından yeni karşıt iddianın kapsamını birçok kişiyle sınırlar.
undermine educational and professional performance: eğitim ve iş performansını zayıflatmak
Bu cümlede undermine, “bir şeyi yavaş yavaş zayıflatmak veya niteliğini düşürmek” anlamına gelir. Hastalık, kişinin eğitimde ve işte iyi performans göstermesini zorlaştırabilir; bu, performansın bir anda tamamen sona ermesi demek değildir. Bu fiil, zararı mevcut bir yeteneğin ya da temelin zayıflaması olarak sunar. Bir şey performansı, özgüveni, güveni, istikrarı veya güvenliği zayıflattığında bu soyut anlam yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “yavaş yavaş zayıflatmak” anlamındaki resmî fiille tamamlayın: Long-term sleep loss can ____ a driver's ability to concentrate.
Cevabı göster
undermine
So what causes...?: konu geçişi sağlayan soru
Buradaki So yalnızca “bu yüzden” anlamına gelmez; yaklaşık olarak “peki” veya “şimdi” anlamındadır. Yeni soruyu o ana kadarki açıklamaya bağlar ve konunun bozukluğun etkilerinden nedenlerine geçtiğini gösterir. Konuşmacı, sonraki bölümde yanıtlanacak bir soru sorar. Açıklayıcı içeriklerde bu tür retorik sorular dinleyiciden hemen yanıt istemek yerine bilgiyi düzenler ve sıradaki konuyu önceden haber verir.
Alıştırma
Bu bağlamda “So what causes bipolar disorder?” sorusunun temel söylem işlevi nedir?
- Yeni bir konuya geçmeden etkileri tekrarlamak
- Dinleyicilerden bir kişiye hemen tanı koymalarını istemek
- Bozukluğun etkilerinden nedenlerinin açıklamasına geçmek
Cevabı göster
Bozukluğun etkilerinden nedenlerinin açıklamasına geçmek
Researchers think a key player is the brain's intricate wiring. Deyimler
2:08Araştırmacılar, beynin karmaşık bağlantılarının kilit bir rol oynadığını düşünüyor.
a key player: kilit rol oynayan kişi veya etken
Bu cümlede a key player, sonuç üzerinde büyük etkisi olan önemli bir etken demektir. brain's intricate wiring ifadesine gönderme yaptığı için player burada sporcu ya da bir oyunun katılımcısı değildir. Bu ifade, etkili bir kişiyi, kuruluşu, süreci veya şeyi önemli bir katılımcı gibi gösterir. Bu nedenle daha büyük bir sistemde neyin başlıca rolü oynadığını açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi «önemli bir etken» anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: Sleep is ____ in memory formation.
Cevabı göster
a key player
the brain's intricate wiring: bir devre metaforu
Burada the brain's intricate wiring, nöronlar arasındaki karmaşık bağlantı düzenini anlatan bir devre metaforudur. Wiring normalde bir cihazdaki kabloları ve bağlantıları ifade eder; burada ise beynin birçok bölümünün birbirine nasıl bağlandığını gözde canlandırmaya yardımcı olur. Intricate, çok ayrıntılı ve karmaşık demektir. Bu ifade, beynin içinde gerçek metal teller bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede the brain's intricate wiring ne anlama geliyor?
- Beynin içine metal kablolar yerleştirildiğini söyler.
- Yalnızca beynin dış biçimini ifade eder.
- Beynin karmaşık sinir bağlantıları ağını mecazi biçimde anlatır.
Cevabı göster
Beynin karmaşık sinir bağlantıları ağını mecazi biçimde anlatır.
Healthy brains maintain strong connections between neurons,
2:12Sağlıklı beyinler nöronlar arasındaki güçlü bağlantıları korur,
and remove unused or faulty neural connections.
2:19ve kullanılmayan ya da hatalı sinirsel bağlantıları ortadan kaldırmak için gösterdiği sürekli çaba sayesindedir.
thanks to the brain's continuous efforts: neden belirtmek
Bu cümlede thanks to, “sayesinde” veya “sonucunda” anlamına gelir. Sağlıklı beyinlerin güçlü bağlantıları neden koruyabildiğini açıklar; kibarca teşekkür etme ifadesi değildir. Thanks to ifadesinden sonra the brain's continuous efforts isim öbeği gelir. to prune itself and remove unused or faulty neural connections mastarları, bu çabaların neleri içerdiğini açıklar. Burada thanks to, bu süreci olumlu sonucun yararlı nedeni olarak da sunar.
Alıştırma
Cümleyi “nedeniyle” anlamına gelen ve nedeni yararlı gösteren vurgulanmış ifadeyle tamamlayın: The outdoor concert continued ____ the volunteers' quick work.
Cevabı göster
thanks to
prune itself and remove neural connections: seçici azaltma
Burada prune, kelime anlamıyla bir bitkinin istenmeyen kısımlarını kesmeyi anlatan sözcüğün sinirbilimdeki kullanımıdır. Beyin, kullanılmayan ya da hatalı sinir bağlantılarını seçici biçimde zayıflatarak veya ortadan kaldırarak kendini “budar”; bu, organın fiziksel olarak kesilmesi değildir. to prune itself and remove... yapısında prune ve remove, and ile bağlanan paralel fiillerdir. Itself yeniden beyni belirtirken remove unused or faulty neural connections budamanın sonucunu daha açık hâle getirir. Bu anlatım beynin bilinçli bir kararını değil, biyolojik bir süreci tanımlar.
Alıştırma
“The developing brain prunes weak synapses,” cümlesinde prunes ne anlama gelir?
- beynin dışını fiziksel olarak keser
- tüm sinirsel etkinliği bir anda durdurur
- zayıf sinapsları seçici biçimde azaltır veya kaldırır
Cevabı göster
zayıf sinapsları seçici biçimde azaltır veya kaldırır
because our neural pathways serve as a map for everything we do. Notlar
2:26çünkü sinir yollarımız yaptığımız her şey için bir harita görevi görür.
because our neural pathways...: bir yargıdan sonra nedenini vermek
Because, ana cümledeki yargının nedenini veren bir yan cümle başlatır. Burada This process is important önce ana düşünceyi belirtir, vurgulanan bölüm ise bunun neden önemli olduğunu açıklar. Bilgi, “önce yargı, sonra neden” sırasıyla düzenlenmiştir. Okuyucu önce iddiayı, ardından onu destekleyen nedeni duyduğu için bu yapı açık anlatımlarda sık kullanılır.
Alıştırma
“The backup is important because it protects your files” cümlesindeki because yan cümlesi ne yapar?
- Yedeklemenin önemli olmasının sonucunu belirtir.
- Yedeklemenin neden önemli olduğunu açıklar.
- Yedeklemeyle ilgisi olmayan ayrı bir konu açar.
Cevabı göster
Yedeklemenin neden önemli olduğunu açıklar.
neural pathways serve as a map for: serve as ile rehberlik işlevi belirtmek
serve as + isim yapısında serve as, “işlevi görmek” veya “rolünü üstlenmek” anlamına gelir. Neural pathways serve as a map for everything we do ifadesi, sinirsel yolların eylemler ve işlevler için düzenleyici bir rehber sağladığını anlatır. Map burada fiziksel bir harita değil, bir mecazdır. Bu mecaz, soyut bir sistemi yön gösteren bir şey olarak sunup anlaşılmasını kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümleyi serve ile kurulan ve “işlevi görmek” anlamına gelen iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: During an emergency, this room can ____ a shelter.
Cevabı göster
serve as
Using functional magnetic resonance imaging, Kültür
2:31Fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme kullanarak,
Using functional magnetic resonance imaging: fMRI'ın açık biçimi
Genellikle fMRI olarak kısaltılan functional magnetic resonance imaging, beyin etkinliğini incelemek için kullanılan bir görüntüleme tekniğidir. Kandaki oksijenle ilişkili değişiklikleri algılar ve bunları sinirsel etkinliğin dolaylı bir göstergesi olarak kullanır. Bu teknik terimde functional, etkinlik veya işlevle ilgili anlamına gelir; pratik ya da düzgün çalışan anlamına gelmez. Burada cümle başındaki Using functional magnetic resonance imaging, ifadesinin tamamı araştırmada kullanılan yöntemi belirtir. Ardından gelen ana cümle araştırmacıları ve bulgularını sunar.
Alıştırma
fMRI'ın standart açık biçimini tamamlayın: Researchers used ____ to study changes in brain activity.
Cevabı göster
functional magnetic resonance imaging
the brain's pruning ability is disrupted: bilim insanlarının keşfettiği şey
have discovered ifadesinden sonra that, fiilin nesnesi görevindeki bir içerik yan cümlesini başlatır ve bilim insanlarının tam olarak ne keşfettiğini söyler. Burada that bir bağlaçtır; şu ya da o anlamındaki bir işaret sözcüğü değildir. Yan cümlenin içinde the brain's pruning ability öznedir ve is disrupted edilgen fiil öbeğidir. Sondaki in people with bipolar disorder ifadesi, bulgunun rapor edildiği grubu belirtir. discover, find veya show + that yan cümlesi yapısı, araştırma bulgularının aktarılmasında yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir bulguyu belirtmek için araştırma fiilinden sonra that yan cümlesini doğru biçimde kullanır?
- Researchers found that sleep affecting memory.
- Researchers found that sleep affects memory.
- Researchers found that affects sleep memory.
Cevabı göster
Researchers found that sleep affects memory.
pruning ability is disrupted: normal işlevin bozulması
pruning ability is disrupted ifadesindeki edilgen is disrupted, beynin gereksiz sinir bağlantılarını temizleme yönündeki normal yetisinin bozulduğunu ve olağan biçimde çalışmadığını anlatır. Odak, bozulmaya neyin yol açtığında değil, etkilenen işlevdedir. Disrupted, işlevin mutlaka tamamen durduğu veya kalıcı olarak kaybolduğu anlamına gelmez. Bilimsel ve tıbbi metinlerde normal düzeni kesintiye uğramış ya da bozulmuş bir süreç, sinyal veya işlevi anlatmak için sık kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede 'pruning ability is disrupted' ne anlama geliyor?
- Normal işleyişi bozulmuştur ve düzgün çalışmayabilir.
- Yeti normalden daha verimli çalışmaktadır.
- Yeti tamamen yoktur.
Cevabı göster
Normal işleyişi bozulmuştur ve düzgün çalışmayabilir.
go haywire: aniden karmaşık veya güvenilmez hâle gelmek
Go haywire, birden arızalanmak, öngörülemez biçimde davranmak veya karmaşık hâle gelmek anlamındaki günlük bir deyimdir. Burada nöronların etkinliğinin veya bağlantılarının artık normal düzenini izlemediğini anlatır. go + durum yapısında go, “hâle gelmek” anlamındadır; bu nedenle go haywire, “kontrolden çıkmak” demektir. Bu deyimde haywire gerçek anlamda bir teli ifade etmez.
Alıştırma
“Aniden karmaşık hâle gelmek veya arızalanmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: If one sensor fails, the whole system can ____.
Cevabı göster
go haywire
and create a network that's impossible to navigate. Deyimler
2:43ve gezinmesi imkansız bir ağ oluşturduğu anlamına gelir.
a network that's impossible to navigate: mekânsal yol benzetmesi
A network that's impossible to navigate, sinir ağını yolları olan bir alanmış gibi sunar. Burada navigate, araba kullanmak veya GPS'ten yararlanmak anlamına gelmez; sinyallerin etkili biçimde işlenebilmesi için karmaşık bir sistem içinde işe yarayan bir yol bulmak anlamına gelir. Bu görüntü, düzensiz sinir bağlantıları gibi soyut bir sorunu, açık bir yolu olmayan ağ şeklinde somutlaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede a network that's impossible to navigate ne anlama gelir?
- Sinir ağı o kadar düzensizdir ki sinyalleri bu ağ üzerinden işlemek zordur.
- Beynin fiziksel bir rota seçmek için GPS cihazına ihtiyacı vardır.
- Ağ internete bağlanamamaktadır.
Cevabı göster
Sinir ağı o kadar düzensizdir ki sinyalleri bu ağ üzerinden işlemek zordur.
With only confusing signals as a guide, Anlatım akışı
2:46Rehber olarak sadece kafa karıştırıcı sinyaller olduğunda,
people with bipolar disorder develop abnormal thoughts and behaviors. Kelime
2:49bipolar bozukluğu olan kişiler anormal düşünceler ve davranışlar geliştirir.
With only confusing signals as a guide: arka plan koşulunu kurmak
Baştaki with öbeği ana cümlenin koşullarını belirler: eldeki tek yönlendirme kafa karıştırıcı sinyallerdir. Burada with, birlikte anlamında değil, böyle bir durumda anlamındadır. Kalıp With + isim öbeği + as + rol şeklindedir. Confusing signals elde ne bulunduğunu, as a guide bunun rolünü belirtir; only ise daha açık bir yönlendirme bulunmadığını vurgular. Bu öbeğin başa yerleştirilmesi, ana sonuçtan önce arka plan koşulunu kısa biçimde verir.
Alıştırma
Cümleyi With + isim + as a guide kalıbıyla tamamlayın: With the safety manual ____, the new employee completed the setup correctly.
Cevabı göster
as a guide
develop abnormal thoughts and behaviors: belirtilerin zamanla ortaya çıkması
Bu cümlede develop, “zaman içinde yaşamaya veya göstermeye başlamak” anlamına gelir. Kişiler bu düşünce ve davranışları kasıtlı olarak yaratmaz; değişiklikler bir rahatsızlığın parçası olarak ortaya çıkar. Sağlık bağlamında develop fiili, develop a rash, develop a fever veya develop new symptoms örneklerinde olduğu gibi bir belirtiyi ya da rahatsızlığı nesne olarak alabilir. Burada “bir ürün tasarlamak veya geliştirmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Sağlık bağlamında “yaşamaya başlamak” anlamına gelen ders fiiliyle cümleyi tamamlayın: After taking the medicine, she began to ____ a rash.
Cevabı göster
develop
klinik İngilizcede disorganized speech and behavior
Bu klinik ifadede disorganized, konuşma veya davranışın olağan tutarlılık, yapı ya da amaç yöneliminden yoksun olduğunu belirtir. Gündelik anlamda dağınıklığı değil, işlevlerin düzenlenmesindeki bozulmayı anlatır. Buradaki speech, hazırlanmış bir topluluk konuşmasını değil, sözlü dili ve düşüncelerin ifade ediliş biçimini anlatır. İfadenin tamamı, like ile sıralanan psikotik belirti örneklerinden biridir.
Alıştırma
Bu klinik bağlamda disorganized speech and behavior ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Konuşma ve davranışın olağan tutarlılıktan veya amaca yönelik düzenden yoksun olduğunu anlatır.
- Birinin odasının ve eşyalarının dağınık olduğu anlamına gelir.
- Birinin hazırlanmadan resmî bir konuşma yaptığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Konuşma ve davranışın olağan tutarlılıktan veya amaca yönelik düzenden yoksun olduğunu anlatır.
and hallucinations can emerge Kelime
3:00ve halüsinasyonlar gibi psikotik semptomlar ortaya çıkabilir
klinik bir ifade olarak delusional thoughts
Klinik bir tartışmada delusional thoughts, bir sanrıyı ifade eden veya sanrı tarafından biçimlenen düşünceleri anlatır: ortak gerçeklikle uyuşmayan ve açık karşıt kanıtlar karşısında kolayca değişmeyen, güçlü biçimde sürdürülen bir inanç. Bu, sıradan bir hata, kısa süreli bir kuşku veya hayal ürünü bir fikir değildir. Cümlede bu ifade, ortaya çıkabilecek bir durum olarak paranoia ve hallucinations ile birlikte sıralanır. Bu sıralama, ifadeyi bir fikir hakkındaki gündelik bir yargı olarak değil, olası bir psikotik belirti olarak çerçeveler.
Alıştırma
Klinik bağlamda bir delusional thought kavramının temel özelliğini en iyi hangi durum gösterir?
- Bir kişi bir mesajı kısa süreliğine yanlış anlar ve kontrol ettikten sonra fikrini değiştirir.
- Bir yazar fantastik bir hikâye için imkânsız bir olay uydurur.
- Klinik değerlendirme sırasında bir kişi, açık karşıt kanıtlara rağmen ortak gerçeklikle çatışan bir inancı güçlü biçimde sürdürür.
Cevabı göster
Klinik değerlendirme sırasında bir kişi, açık karşıt kanıtlara rağmen ortak gerçeklikle çatışan bir inancı güçlü biçimde sürdürür.
psychotic symptoms like: örnekleri tanıtan klinik bir terim
Psychotic symptoms ifadesi; sanrılar, halüsinasyonlar veya ciddi ölçüde dağınık düşünce ve davranışlar gibi gerçekle temasın bozulduğu belirtileri anlatan klinik bir terimdir. Yalnızca “çok duygusal” veya “garip” anlamına gelmez. Buradaki like, “gibi” anlamına gelir ve ardından gelen örnekleri tanıtır. İfade önce bir belirti kategorisini adlandırır, ardından o kategoriye ait örnekleri sıralar.
Alıştırma
Klinik bir makalede psychotic symptoms ifadesinin en doğru anlamı nedir?
- Biraz sıra dışı görünen her türlü davranış
- Birinin stresli hissettiğini söylemenin gündelik bir yolu
- Sanrılar veya halüsinasyonlar gibi gerçekle temasın bozulduğu belirtiler
Cevabı göster
Sanrılar veya halüsinasyonlar gibi gerçekle temasın bozulduğu belirtiler
can emerge during ...: belirli bir evrede ortaya çıkmak
Bu cümlede emerge, “ortaya çıkmaya veya fark edilir hâle gelmeye başlamak” anlamındadır. Özne hallucinations olduğundan, ifade bir yerden fiziksel olarak çıkan insanları değil, belirtilerin ortaya çıkmasını anlatır. Can kesinlik değil olasılık bildirir; during extreme phases of bipolar disorder ise bunun gerçekleşebileceği zamanı sınırlar. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp “something can emerge during a period or stage” şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede emerge “ortaya çıkmaya veya fark edilir hâle gelmeye başlamak” anlamında kullanılmıştır?
- Unexpected problems can emerge during a major system upgrade.
- Unexpected problems can disappear during a major system upgrade.
- Unexpected problems can be prevented during a major system upgrade.
Cevabı göster
Unexpected problems can emerge during a major system upgrade.
This is attributed to the overabundance of a neurotransmitter called dopamine. Notlar
3:05Bu, dopamin adı verilen bir nörotransmitterin aşırı bolluğuna bağlanmaktadır.
is attributed to: sonucu bildirilen bir nedene bağlamak
Is attributed to, attribute A to B yapısının edilgen biçimidir. Özneyi sonuç veya olgu olarak sunar ve önerilen ya da kabul edilen nedeni to sözcüğünden sonra belirtir: sonuç + be attributed to + neden. Buradaki This, daha önce sözü edilen belirtilerin ortaya çıkmasını ifade eder. Edilgen yapı, dikkati açıklamayı yapan kişiye değil, açıklanan olguya yöneltir.
Alıştırma
Cümleyi “nedeni olarak açıklandı” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The sudden drop in sales ____ a website outage.
Cevabı göster
was attributed to
overabundance of a neurotransmitter called dopamine: normal miktarı aşan bir nörotransmitter
Overabundance, yalnızca “çok” demek değil, normal veya uygun düzeyi aşan bir miktar demektir. Burada dopamin düzeyinin aşırı yüksek olduğunu belirtir. Neurotransmitter, sinir hücrelerinin kullandığı kimyasal bir habercidir. a neurotransmitter called dopamine ifadesindeki called dopamine, that is called dopamine anlamına gelen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve nörotransmitterin dopamin olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümlede “an overabundance of dopamine” ne anlama gelir?
- Dopaminin tamamen yokluğu
- Normal veya uygun miktarın üzerinde bir dopamin düzeyi
- Normal olan ancak ölçülmesi zor bir dopamin düzeyi
Cevabı göster
Normal veya uygun miktarın üzerinde bir dopamin düzeyi
we can't pin bipolar disorder down to a single cause. Öbek fiiller
3:12bipolar bozukluğu tek bir nedene bağlayamayız.
But despite these ...: bir sınırlamadan önce önceki kanıtı kabul etmek
Burada But, önceki araştırma bulgularından bir dönüş yapıldığını gösterirken despite these insights bu bulguların gerçek ve önemli olduğunu kabul eder. Ardından ana cümle, çözülmemiş sınırlamayı belirtir: bipolar bozukluk tek bir nedene indirgenemez. Bu giriş, savı “bunları öğrendik, ancak sonuç hâlâ sınırlı” biçiminde düzenler. Despite bir edattır; bu nedenle burada ardından these insights isim öbeği gelir. These, daha önce sözü edilen bulgulara gönderme yapar. Özne ve fiil içeren tam bir cümlecik getirmek için although veya even though kullanılır.
Alıştırma
Hangisi kanıtı kabul edip ardından bir sınırlama belirtmek için despite sözcüğünü doğru kullanır?
- Despite researchers found new evidence, researchers have not identified a single cause.
- Although the new evidence, researchers have not identified a single cause.
- Despite the new evidence, researchers have not identified a single cause.
Cevabı göster
Despite the new evidence, researchers have not identified a single cause.
pin ... down to a single cause: tek bir kesin nedene bağlamak
Pin something down, belirsizlikten ya da bir araştırma sürecinden sonra bir şeyi kesin olarak belirlemek demektir; fiziksel olarak bir şeyi iğneyle tutturmak anlamına gelmez. Burada pin bipolar disorder down to a single cause, bozukluğu açıkça belirlenmiş tek bir nedenin sonucu olarak açıklamak anlamına gelir; can't ise bunun mümkün olmadığını gösterir. Pin down ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse pin it down örneğindeki gibi pin ile down arasına gelir. pin something down to a cause or source yapısında to ile başlayan bölüm, belirlenen nedeni veya kaynağı gösterir.
Alıştırma
Cümleyi pin ... down to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After weeks of testing, the engineers finally ____ the failure ____ to a faulty sensor.
Cevabı göster
pinned · down
For example: genel bir noktadan somut bir örneğe geçiş
For example, ardından gelen bilginin hemen önce söylenen daha genel bir ifadeyi destekleyen somut bir örnek olduğunu gösterir. Burada amigdala ve işlevleri önceki genel noktayı örneklendirir; ilgisiz yeni bir konu başlatmaz. Bir cümlenin veya yan cümlenin başında For example ifadesinden sonra normalde virgül gelir. Bu işaret, genel bir noktadan somut bir örneğe geçen bilgi düzenini takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi, genel ifadeye somut destek vermek için For example kullanıyor?
- City parks benefit wildlife. For example, the city should therefore build more parks.
- City parks benefit wildlife. For example, they provide nesting spaces for birds.
- City parks benefit wildlife. For example, some residents prefer indoor gyms.
Cevabı göster
City parks benefit wildlife. For example, they provide nesting spaces for birds.
the brain's amygdala is involved in: bir sürece katılımı anlatmak
Burada be involved in, “katılmak” veya “bir süreçte rol oynamak” anlamındadır. Kalıp özne + be involved in + isim ya da -ing biçimidir. Amigdalayı düşünme, uzun süreli hafıza ve duygusal işleme süreçleriyle ilişkilendirir. Bilimsel metinlerde bu ifade katılımı belirtir; tek başına sorumlu olunduğunu söylemez. Burada gündelik dildeki “bir soruna karışmak” anlamını da taşımaz.
Alıştırma
Bu genel bilimsel ifadeyi be involved in kalıbının geniş zamandaki biçimiyle tamamlayın: This enzyme ____ breaking down sugar.
Cevabı göster
is involved in
factors as varied as genetics and social trauma Dilbilgisi
3:27genetik ve sosyal travma gibi çeşitli faktörler
factors as varied as genetics and social trauma: geniş bir çeşitliliği göstermek
Çoğul isim + as varied as A and B kalıbı, bir kategorinin birbirinden çok farklı türde şeyler içerdiğini anlatır. Genetics ve social trauma tür olarak birbirinden uzaktır; bu ikili, olası etkenlerin ne kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını gösterir. Burada as varied as, “... kadar değişmek” anlamına gelmez. Varied, “çeşitli” anlamında bir sıfattır; A ve B ise kapsamı gösteren örneklerdir.
Alıştırma
Geniş bir çeşitliliği vurgulayan ve varied ile kurulan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The workshop teaches skills ____ budgeting and storytelling.
Cevabı göster
as varied as
and trigger the symptoms of bipolar disorder. Kelime
3:33ve bipolar bozukluk semptomlarını tetikleyebilir.
trigger the symptoms of bipolar disorder: bipolar bozukluk belirtilerini tetiklemek
Bu cümlede trigger the symptoms of bipolar disorder, belirtilerin başlamasına, yeniden ortaya çıkmasına veya şiddetlenmesine yol açmak anlamına gelir. Trigger burada fiildir; bir silahın tetiğini ifade eden isim değildir. Bir şeyi trigger olarak tanımlamak, onun bir tepkiyi ortaya çıkaran etken olduğunu belirtir. Bu etkenin bozukluğun tek veya temel nedeni olması gerekmez. Cümledeki may de ilişkinin kesin değil, olası olduğunu gösterir.
Alıştırma
Tıbbi bir bağlamda trigger sözcüğünü doğru ve temkinli kullanan cümle hangisidir?
- Lack of sleep can trigger symptoms in some people.
- Lack of sleep will trigger symptoms in every person without exception.
- Lack of sleep is always the sole cause of the condition.
Cevabı göster
Lack of sleep can trigger symptoms in some people.
condition tends to run in families: rahatsızlığın ailelerde görülme eğilimi
Burada a condition runs in families, bir rahatsızlığın aynı ailenin üyeleri arasında daha sık görülmesi anlamına gelir. Run bir deyimin parçasıdır ve hızlı hareket etmek anlamına gelmez. Tends to kesinlik değil, bir eğilim anlatır. Aile içindeki bu örüntü kalıtsal etkenlerden, ortak çevreden veya her ikisinden kaynaklanabilir; bu ifade tek başına nedeni göstermez.
Alıştırma
Mecaz anlamdaki run ve çoğul families ismini kullanarak deyimi tamamlayın: This condition tends to ____.
Cevabı göster
run in families
so we do know that genetics have a lot to do with it. Notlar
3:38bu yüzden genetiğin bununla çok ilgisi olduğunu biliyoruz.
we do know: olumlu cümlede vurgu yapan do
we do know ifadesindeki do bir soru oluşturmaz. Olumlu know fiilini vurgular; dolayısıyla ifade “gerçekten veya kesinlikle biliyoruz” anlamına gelir. Burada genetik bağlantısını, hâlâ belirsizlikler içeren bir konudaki kesin nokta olarak gösterir. Yapı özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir: we do know, she does know ve they did know. Yardımcı fiilden sonra ana fiil yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi know fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: Although the full cause is unclear, researchers ____ that sleep affects mood.
Cevabı göster
do know
have a lot to do with: güçlü bir bağlantı ifade etmek
Have a lot to do with, “bir şeyle güçlü biçimde bağlantılı olmak” veya “bir şeyde önemli rol oynamak” anlamına gelir. Cümlede genetik etkenler, durumla bağlantılı önemli bir etki olarak sunulur. Bu, ilişki bildiren kalıplaşmış bir yapıdır; genetiğin yapacak birçok işi olduğu anlamına gelmez. Önemli bir bağlantıyı ifade eder, ancak tek başına genetiğin tek neden olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “güçlü biçimde bağlantılıdır” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Regular sleep ____ how alert you feel.
Cevabı göster
has a lot to do with
But that doesn't mean there's a single bipolar gene. Anlatım akışı
3:42Ancak bu, tek bir bipolar geni olduğu anlamına gelmez.
doesn't mean there's ...: dayanaksız bir sonucu engellemek
Bu cümlede that, genetiğin önemli olduğuna dair önceki iddiaya gönderme yapar. doesn't mean there's a single bipolar gene daha güçlü bir sonuca atlanmasını önler: genetik etkinin varlığı, tek başına bir genin sorumlu olduğunu kanıtlamaz. X doesn't mean Y kalıbı, kanıtı dayanaksız bir çıkarımdan ayırarak savı düzenler. Konuşan kişi X'i kabul ederken X'ten Y'ye geçişi reddedebilir.
Alıştırma
Hangi cümle dayanaksız bir sonucu engellemek için that doesn't mean ifadesini kullanıyor?
- Online classes are convenient because they suit everyone.
- Online classes are convenient, but that doesn't mean they suit everyone.
- Online classes are convenient, so they suit everyone.
Cevabı göster
Online classes are convenient, but that doesn't mean they suit everyone.
is driven by the interactions between many genes Dilbilgisi
3:48birçok gen arasındaki etkileşimler tarafından yönlendirilir
is driven by the interactions between: bir mekanizmayı açıklamak
Burada is driven by, “büyük ölçüde … tarafından oluşturulur veya şekillendirilir” anlamına gelir. Dil bilgisel özne tekil likelihood ismidir; bu nedenle fiil is driven biçimindedir. by ile başlayan bölüm mekanizmayı, yani birçok gen arasındaki etkileşimleri belirtir. Edilgen result + be driven by + force or mechanism kalıbı önce sonucu verir, ardından onu neyin ürettiğini açıklar. Buradaki driven mecazidir; araç kullanmakla ilgili değildir ve bunun tek neden olduğunu da zorunlu olarak belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi drive fiilinin edilgen biçimi ve gerekli edatıyla tamamlayın: The region's growth ____ demand for clean energy.
Cevabı göster
is driven by
in a complicated recipe we're still trying to understand. Deyimler
3:51hala anlamaya çalıştığımız karmaşık bir tarifte.
a complicated recipe we're still trying to understand: çok etkenli bir birleşim metaforu
Bu cümlede recipe, birçok genin veya başka etkenin birleşip etkileşerek bir sonuç üretme biçimini anlatan bir metafordur. Bir tarifteki malzemeler gibi, etkenlerin yalnızca tek tek özellikleri değil, birlikte nasıl çalıştıkları da önemlidir. we're still trying to understand yan cümlesi recipe sözcüğünü niteler ve bu etkileşim düzeninin henüz tamamen anlaşılmadığını belirtir. Metafor, çok etkenli karmaşık bir mekanizmayı gözde canlandırmayı kolaylaştırır; yemek pişirmekten söz etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede recipe, sonuç üreten etkenlerin birleşimi anlamında metafor olarak kullanılmıştır?
- The cook followed a complicated recipe for mushroom soup.
- Planning, funding, and public support form a complicated recipe for a resilient city.
- The recipe was printed on the back of the flour bag.
Cevabı göster
Planning, funding, and public support form a complicated recipe for a resilient city.
and consequently, diagnosing and living with bipolar disorder is a challenge. Notlar
3:57ve sonuç olarak bipolar bozukluğu teşhis etmek ve onunla yaşamak zorludur.
and consequently: bir nedeni sonucuna bağlamak
Consequently, “sonuç olarak” veya “bu nedenle” anlamına gelir. Bu cümlede The causes are complex nedeni verir; bipolar bozukluğu teşhis etmenin ve onunla yaşamanın zorluğu ise sonuç olarak sunulur. Bu bağlayıcı, ikinci düşüncenin yalnızca ek bilgi olmadığını gösterir. X, and consequently, Y yapısında and iki yan cümleyi bağlarken consequently, Y'yi X'in sonucu olarak işaretler. Consequently burada cümle zarfı görevindedir ve virgüllerle ayrılır.
Alıştırma
İptalin yol koşullarının sonucu olduğunu gösteren bağlayıcıyı seçin: Heavy snow blocked the roads; ___, the match was canceled.
- consequently
- subsequently
- however
Cevabı göster
consequently
diagnosing and living with ... is a challenge: iki -ing eylemini tek bir özne olarak kullanmak
Diagnosing and living with bipolar disorder, iki paralel -ing eylemi içerir: diagnosing bipolar disorder ve living with bipolar disorder. Bu ikisi birlikte is a challenge bölümünün öznesini oluşturur. Bu cümlede iki eylem tek bir genel durum olarak sunulduğu için tekil is kullanılır. Bu yapı, birbiriyle ilişkili iki eylemi tek bir süreç, görev veya sorumluluk olarak anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
İki eylem birleşik tek bir görev oluşturduğu için cümleyi be fiilinin tekil biçimiyle tamamlayın: Finding and fixing the leak ____ one complete job.
Cevabı göster
is
Despite this ... is controllable: zorluğu kabul edip karşıt bir bilgi sunmak
Despite this ifadesindeki this, daha önce belirtilen zorluğa, yani bipolar bozukluğu teşhis etmenin ve bu bozuklukla yaşamanın zor olmasına gönderme yapar. Despite bir ödünleme ilişkisi kurar: yazar bu zorluğu kabul eder ve ardından bunun sonraki gerçeği geçersiz kılmadığını söyler. Sonraki gerçek, bozukluğun controllable, yani yönetilebilir olmasıdır. Bu, cured anlamına gelmez ve her durumda tamamen kontrol edilebileceğini garanti etmez.
Alıştırma
Örnekte Despite this nasıl bir işlev görüyor?
- Önceki zorluğu kabul eder ve onunla karşıtlık oluşturan bir gerçeği sunar.
- Bozukluğun tamamen iyileştiğini söyler.
- Önceki zorluğu bozukluğun nedeni olarak gösterir.
Cevabı göster
Önceki zorluğu kabul eder ve onunla karşıtlık oluşturan bir gerçeği sunar.
like lithium: like ile örnek vermek
Burada like, “... gibi” ya da “örneğin” anlamına gelir ve lithium sözcüğünü daha geniş olan certain medications kategorisinin bir örneği olarak sunar. Bu, örnek vermek için kullanılan bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki like fiili değildir. Lithium bir kimyasal elementin adıdır. Tıbbi bağlamlarda genellikle duygu durumu dengeleyici olarak reçete edilen lityum tuzlarını ifade eder ve özellikle bipolar bozukluğun tedavisinde yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümlede like lithium ifadesinin işlevi nedir?
- İlaçların lityumdan hoşlandığını söyler.
- Lityumu bir ilaç örneği olarak sunar.
- İlaçların fiziksel olarak lityuma benzediğini söyler.
Cevabı göster
Lityumu bir ilaç örneği olarak sunar.
can help manage ... by stabilizing ...: by + -ing ile yöntemi açıklamak
Burada help sözcüğünün ardından fiilin yalın hâli olan manage doğrudan gelir. manage fiilinin nesnesi risky thoughts and behaviors ifadesidir; bu nedenle can help manage, ilacın bunları kontrol etmeye yardımcı olabileceğini belirtir ve tamamen ortadan kalkacaklarını garanti etmez. by + -ing yapısındaki by stabilizing moods ifadesi yöntemi veya mekanizmayı açıklar. Ruh hâlini dengelemek, ilacın bu düşünce ve davranışların yönetilmesine nasıl yardımcı olabileceğini gösterir; yönetme eyleminden ayrı bir sonuç değildir.
Alıştırma
Yöntem belirten ifadeyi tamamlamak için parantez içindeki sözcükleri kullanın: A password manager can help protect your accounts ____. (generate a unique password for each one)
Cevabı göster
by generating a unique password for each one
These mood-stabilizing medications work by decreasing abnormal activity in the brain, Dilbilgisi
4:11Bu duygu durum dengeleyici ilaçlar, beyindeki anormal aktiviteyi azaltarak çalışır,
thereby strengthening the viable neural connections.
4:17böylece yaşayabilir sinir bağlantılarını güçlendirir.
work by + -ing, thereby + -ing: önce mekanizma, sonra sonuç
Work by decreasing... mekanizmayı açıklar: work by + -ing, “bu eylem veya süreç aracılığıyla etki göstermek” anlamına gelir. Burada decreasing abnormal activity in the brain, ilaçların nasıl çalıştığını belirtir. Thereby strengthening... bu mekanizmanın sonucunu ekler. Thereby, “bunun sonucunda” anlamındadır; strengthening ise yeni bir çekimli fiil değil, -ing biçimidir. Bu yapı bilgiyi önce mekanizma, sonra sonuç şeklinde düzenler.
Alıştırma
Cümleyi thereby ve improve fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The redesign cut energy use, ____ overall efficiency.
Cevabı göster
thereby improving
Other frequently used medications include antipsychotics: bir ilaç kategorisini listeleme
Other frequently used medications ad öbeği, tedavi listesinin başka bir bölümünü tanıtır. Include antipsychotics, antipsikotikleri bu daha geniş grup içindeki bir ilaç kategorisi olarak belirtir; antipsychotics, “antipsikotik ilaçlar” anlamına gelen çoğul bir isimdir. Frequently used, bu kategorinin uygulamada ne kadar yaygın kullanıldığını anlatır. Her hastaya verildiği veya herkes için uygun olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Other frequently used medications include antipsychotics ifadesinin en doğru anlamı nedir?
- Antipsikotiklerin her hastaya verildiğini söyler.
- Antipsikotikleri sık kullanılan diğer ilaçlar arasındaki bir kategori olarak listeler.
- Kullanılan tek ilaç türünün antipsikotikler olduğunu söyler.
Cevabı göster
Antipsikotikleri sık kullanılan diğer ilaçlar arasındaki bir kategori olarak listeler.
alter the effects of dopamine: ortadan kaldırmak değil, değiştirmek
Bu cümlede alter the effects of dopamine, dopaminin etki gösterme biçimini ya da derecesini değiştirmek anlamına gelir. Alter bir değişikliği anlatır; tek başına etkileri tamamen ortadan kaldırmak, durdurmak veya yok etmek demek değildir. İlgi zamiri which, daha önce geçen antipsychotics sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla etkileri değiştirenler bu ilaçlardır.
Alıştırma
Bu cümlede alter the effects of dopamine ne anlama geliyor?
- Dopaminin etki gösterme biçimini veya derecesini değiştirir.
- Dopamini beyinden tamamen uzaklaştırır.
- Beyindeki dopamin miktarını ölçer.
Cevabı göster
Dopaminin etki gösterme biçimini veya derecesini değiştirir.
which works like a carefully controlled seizure in the brain, Deyimler
4:29beyinde dikkatlice kontrol edilen bir nöbet gibi çalışır,
electroconvulsive therapy (ECT): belirli bir tıbbi tedavi
Electroconvulsive therapy, belirli bir tedavinin tam tıbbi adıdır ve genellikle ECT olarak kısaltılır. Bu terimde therapy, tıbbi işlemin tamamını adlandırır; genel danışmanlık veya konuşma terapisi anlamına gelmez. Ardından gelen which yan cümlesi, işlemin çalışma biçimini beyinde dikkatle kontrol edilen bir nöbete benzetir. Bu bağlam, onu kontrolsüz bir elektrik şoku olarak değil, kontrollü bir klinik tedavi olarak sunar.
Alıştırma
Burada electroconvulsive therapy neyi ifade ediyor?
- Genel bir konuşma terapisi türü
- Elektrikli bir cihaz kullanan herhangi bir tedavi
- Kontrollü klinik koşullarda uygulanan belirli bir tıbbi tedavi
Cevabı göster
Kontrollü klinik koşullarda uygulanan belirli bir tıbbi tedavi
works like a carefully controlled seizure in the brain: mekanizmayı kontrollü bir benzetmeyle açıklamak
works like + isim öbeği kalıbı bir benzetme başlatır: Bilinmeyen bir mekanizmanın, daha tanıdık bir şeye benzer biçimde işlediğini açıklar. Buradaki karşılaştırma beyinde gerçekleşen süreçle ilgilidir; tedavinin sıradan bir nöbet olduğunu söylemez. Carefully controlled, karşılaştırmayı sınırlayan temel ifadedir. Nöbete benzeyen beyin etkinliğinin tıbbi bir ortamda bilinçli olarak oluşturulup yönetildiğini ve kontrol dışı bir olay olmadığını belirtir.
Alıştırma
Vurgulanan bölüm cümlede hangi işlevi görüyor?
- Tedavinin beynin dışında etkili olduğunu söyler.
- Tedavi mekanizmasını, tıbbi olarak kontrol edilen nöbet benzeri bir olayla karşılaştırarak açıklar.
- Tedavinin sıradan ve kontrol dışı bir nöbetle tamamen aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Tedavi mekanizmasını, tıbbi olarak kontrol edilen nöbet benzeri bir olayla karşılaştırarak açıklar.
is sometimes used as an emergency treatment. Dilbilgisi
4:32bazen acil bir tedavi olarak kullanılır.
is sometimes used as an emergency treatment: zaman zaman üstlenilen bir işlevi edilgen yapıyla anlatmak
Edilgen be used as + isim kalıbı, bir şeye verilen rolü veya işlevi belirtir. is sometimes used as an emergency treatment ifadesinde edilgen yapı, uygulamayı yapan kişiler yerine tedaviye ve tedavinin tıbbi kullanımına odaklanır. Sometimes ifadenin kapsamını sınırlar: Bu kullanım rutin değildir veya her zaman ilk seçenek değildir; yalnızca belirli durumlarda görülür. Cümlede belirtilmeyen özne önceki bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Zaman zaman üstlenilen bir rolü anlatan edilgen kalıpla cümleyi tamamlayın: When the main office is busy, this room ____ a meeting space.
Cevabı göster
is sometimes used as
reject treatment: tedaviyi kabul etmemeye karar vermek
reject treatment ifadesinde reject geçişli bir fiildir ve treatment onun doğrudan nesnesidir. İfade, sunulan veya önerilen bir tedaviyi kabul etmemeye karar vermek anlamına gelir; burada reject fiilinden sonra to ya da mastar gelmez. Bu ifade hastanın kararını anlatır; tedavinin etkisiz olduğunun belirlendiğini anlatmaz. Cümlede because bu kararın nedenini açıklar.
Alıştırma
Hastanın önerilen tedaviyi kabul etmemeye karar verdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The patient rejected that the recommended treatment.
- The patient rejected the recommended treatment.
- The patient rejected to receive the recommended treatment.
Cevabı göster
The patient rejected the recommended treatment.
will dim their emotions: zayıflayan duyguları anlatan bir mecaz
Burada dim mecaz anlamda kullanılır. Işığın sönükleşip daha az parlak hâle gelebilmesi gibi, duygular da daha az yoğun, daha az canlı veya hissedilmesi daha zor hâle gelmiş olarak anlatılabilir. Will, hastaların tedavinin yapabileceğinden korktukları şeyi aktaran yan cümlede yer alır. Konuşanın doğruladığı bir tahmini değil, hastaların bakış açısından korkulan bir sonucu sunar. Dim tamamen ortadan kaldırmayı değil, azaltmayı ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümlede dim, will dim their emotions ifadesindekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?
- The storm destroyed the garden overnight.
- The long delay dimmed her excitement about the trip.
- She dimmed the lights before the movie began.
Cevabı göster
The long delay dimmed her excitement about the trip.
But modern psychiatry is actively trying to avoid that. Ton ve niyet
4:42Ancak modern psikiyatri bunu önlemeye aktif olarak çalışıyor.
is actively trying to avoid that: etkin bir çaba, garanti değil
Buradaki that, daha önce sözü edilen korkulan sonuca, yani tedavinin hastaların duygularını köreltmesine ve yaratıcılıklarını yok etmesine gönderme yapar. Modern psychiatry is actively trying to avoid that demek, bu kaygıya doğrudan yanıt verir ve güven verici bir etki yaratır. İlerleyen eylemi gösteren is trying, sürmekte olan bir çabayı anlatır; actively ise bu çabanın bilinçli olduğunu gösterir. Bu ifade bir hedefi ve yönelimi anlatır, her tedavinin istenmeyen etkilerden tamamen uzak olacağını garanti etmez.
Alıştırma
Şu yorumu değerlendirin: "Modern psychiatry is actively trying to avoid that", hiçbir tedavinin hastanın duygularını veya yaratıcılığını etkilemeyeceğini garanti eder.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
doctors work with patients on a case-by-case basis Kalıp ifadeler
4:46doktorlar her hastanın durumunu ayrı ayrı ele alarak
on a case-by-case basis: her vakayı ayrı ayrı değerlendirmek
On a case-by-case basis, her vakanın tek bir otomatik kuralla ele alınması yerine kendi olguları ve ihtiyaçlarına göre ayrı ayrı değerlendirilmesi demektir. Cümlede doktorların hastalarla nasıl çalıştığını açıklar. Bu ifade, yöntemi belirten bir zarf ifadesi olarak kullanılır. Basis burada fiziksel bir temel değil, karar verirken kullanılan ilke veya yöntem anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi, bu notta öğrendiğiniz ve "her talebi ayrı ayrı değerlendirdikten sonra" anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The school considers transfer requests ____.
Cevabı göster
on a case-by-case basis
that allows them to live to their fullest possible potential. Kalıp ifadeler
4:53kişinin en yüksek potansiyelinde yaşamasını sağlamak için.
administer a combination of treatments and therapies: tedavi ve terapilerin bir birleşimini uygulamak
Tıbbi İngilizcede administer, bir ilacı vermek veya bir tedavi ya da terapiyi uygulamak anlamına gelir. Burada doktorların bakımı fiilen uygulaması anlatılır; bir ofisi veya bölümü yönetmek kastedilmez. A combination of treatments and therapies, tek bir yönteme güvenmek yerine birden fazla yöntemin tek bir bakım planı içinde birlikte kullanıldığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi vermek veya uygulamak anlamındaki resmî tıbbi fiille tamamlayın: The care team will ____ a combination of treatments and therapies.
Cevabı göster
administer
live to their fullest possible potential: mümkün olduğunca dolu yaşamak ve potansiyelini geliştirmek
Burada live to their fullest possible potential, koşulların izin verdiği ölçüde dolu bir yaşam sürmek ve kişinin yeteneklerini mümkün olduğunca geliştirmesi veya kullanması anlamına gelir. Potential, bir kişinin kapasitesini ya da ulaşabileceği durumu ifade eder; bir olayın gerçekleşme olasılığını değil. Bu ifade, dolu yaşama ve kişinin potansiyeline ulaşması düşüncelerini birleştirir. Fullest possible gerçekçi bir sınır koyar: Bu bir hedefi ifade eder, herkesin aynı sonuca ulaşacağına dair bir söz vermez.
Alıştırma
Bu cümlede live to their fullest possible potential ne anlama geliyor?
- Gelecekteki bir olayın gerçekleşme olasılığını hesaplamak.
- Koşulların izin verdiği ölçüde dolu yaşamak ve gelişmek.
- Her kişinin aynı kusursuz sonuca ulaşacağını garanti etmek.
Cevabı göster
Koşulların izin verdiği ölçüde dolu yaşamak ve gelişmek.
people with bipolar disorder can benefit from even simpler changes. Kalıp ifadeler
4:58bipolar bozukluğu olan kişiler daha basit değişikliklerden bile fayda görebilir.
And beyond treatment: konuyu tedavinin ötesine genişletmek
Bu cümlede And beyond treatment, bir geçiş ifadesi olarak kullanılır. Beyond + isim, adı verilen konunun dışında kalan ek bir alanı sunar. Cümle tedaviyi gündemde tutarken başka bir alanı, yani daha basit değişiklikleri ekler. Bu kalıp, önceden belirlenmiş bir konudan ek bir değerlendirmeye geçmek için kullanılabilir. And cümleyi önceki anlatıma bağlarken beyond treatment ardından gelen ek bilgiyi çerçeveler.
Alıştırma
Bu cümlede And beyond treatment, neyi gösterir?
- Tartışmayı yalnızca tedaviyle sınırlamayı.
- Tedaviyi reddedip yerine basit değişiklikler koymayı.
- Tartışmayı tedaviden diğer yararlı önlemlere doğru genişletmeyi.
Cevabı göster
Tartışmayı tedaviden diğer yararlı önlemlere doğru genişletmeyi.
can benefit from even simpler changes: olası bir yarar kaynağını ifade etmek
Benefit from, “bir şeyden yardım, iyileşme veya avantaj elde etmek” anlamına gelen bir fiil-edat birleşimidir. from sonrasındaki isim öbeği yararın kaynağını belirtir; burada bu kaynak even simpler changes ifadesidir. Can, yararı kesin değil olası olarak sunar. Even, simpler karşılaştırma biçimini güçlendirir: tedaviden daha basit değişiklikler yine de yardımcı olabilir. Cümle, bu değişikliklerin tedavinin yerini aldığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “bir şeyden yarar sağlamak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Many people can ____ regular exercise.
Cevabı göster
benefit from
sobriety from drugs and alcohol: uyuşturucu ve alkolden uzak kalma durumu
Burada sobriety, alkol veya uyuşturucu kullanmama ve bunların etkisi altında olmama durumunu ifade eder. sobriety from drugs and alcohol ifadesi, bu maddeleri kişinin uzak durduğu şeyler olarak sunar. Sağlık ve bağımlılık bağlamlarında bu sözcük yoksunluk ya da iyileşme durumunu anlatır; daha seyrek görülen ciddiyet anlamında değildir. Sağlıklı alışkanlıklar listesinin bir parçası olarak devam eden bir durumu veya hedefi belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede sobriety from drugs and alcohol ne anlama geliyor?
- Maddelerden söz ederken ciddi bir tutum
- Uyuşturucu ya da alkol kullanmayıp ayık kalma durumu
- Az uyuduktan sonra kısa süre uyanık hissetmek
Cevabı göster
Uyuşturucu ya da alkol kullanmayıp ayık kalma durumu
Not to mention the acceptance and empathy of family and friends. Anlatım akışı
5:07Aile ve arkadaşların kabullenmesini ve empatisini söylemeye bile gerek yok.
Not to mention: dikkat çekici başka bir nokta eklemek
Not to mention, bir veya daha fazla nokta zaten belirtildikten sonra ek bir nokta sunar. ‘Bir de şu var’ anlamına gelir ve yeni noktanın dışarıda bırakılamayacak kadar önemli veya açık olduğunu sık sık hissettirir. Burada aile ve arkadaşların kabulü ile empatisini ekler. Kelimenin tam anlamıyla bunlardan söz edilmemesini istemez. Konuşmada önceki bağlam ana düşünceyi sağladığı için bu ifade bir cümle parçasını başlatabilir.
Alıştırma
Dikkat çekici bir avantaj daha ekleyen, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library is open late, ____ free to use.
Cevabı göster
not to mention
not a person's fault or their whole identity. Ton ve niyet
5:15kişinin hatası veya tüm kimliği değildir.
not a person's fault or their whole identity: suçlamayı ve etiketlemeyi reddetmek
'Not a person's fault' suçlamayı reddeder: bipolar bozukluğa sahip olmak ahlaki bir kusur ya da kişinin seçtiği bir şey değildir. 'Or their whole identity' ise bir tanının kişinin kim olduğunu bütünüyle anlatmadığını ekler. Bu iki bağlı bölüm birlikte tıbbi bir durumu hem suçlamadan hem de kişinin tüm kimliğinden ayırır. Yeniden kullanılabilen 'not someone's fault or their whole identity' kalıbı, kişiyi suçlamadan veya tek bir tanıya indirgemeden hastalık hakkında konuşmayı sağlar.
Alıştırma
Hangi ifade vurgulanan mesajın iki bölümünü de en iyi şekilde korur?
- Bir ruh sağlığı durumu kişinin hatası değildir ve o kişiyle ilgili her şeyi tanımlamaz.
- İnsanlar bir ruh sağlığı durumunu tamamen kontrol edemediklerinde her zaman şahsen suçludurlar.
- Bir ruh sağlığı durumu uzun sürerse kişinin tüm kimliği hâline gelir.
Cevabı göster
Bir ruh sağlığı durumu kişinin hatası değildir ve o kişiyle ilgili her şeyi tanımlamaz.
friends and family fostering acceptance and understanding on the outside,
5:24dışarıda kabullenme ve anlayışı besleyen arkadaşlar ve aile,
through a combination of ...: birden fazla yolun birlikte işlemesi
Burada through, bir taraftan diğer tarafa hareket etmeyi değil, 'aracılığıyla' anlamını taşır. Through a combination of, durumun hangi farklı yollarla kontrol edilebildiğini sunar ve tek bir etkenin bütün işi yapmadığını gösterir. Vurgulanan bölüm, of sözcüğünden sonra iki isim grubu sıralar: medical treatments doing their work internally ve friends and family fostering acceptance and understanding on the outside. Her -ing yan cümlesi, birleşimin o parçasının ne yaptığını açıklar; internally ve on the outside, kişinin içinde etkili olan tedavi ile çevresindeki sosyal ortamdan gelen desteği karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi through a combination of hedef ifadesiyle tamamlayın: The neighborhood became safer ____ better lighting and community programs.
Cevabı göster
through a combination of
doing their work internally ... on the outside: iç ve dış desteği düzenlemek
Internally, doing their work ifadesini niteler ve tıbbi tedavilerin bedenin içinde etkili olduğunu anlatır. On the outside ise friends and family fostering acceptance and understanding bölümüne bağlanır ve bu desteği kişinin çevresindeki sosyal ortama yerleştirir. Bu iki yer ifadesi, beden içindeki tıbbi etki ile beden dışındaki kişiler arası desteği paralel biçimde düzenler. Outside burada açık havada anlamına gelmez; bedenin dışında, çevredeki sosyal ortamda demektir.
Alıştırma
Internally ve on the outside cümledeki bilgileri nasıl düzenliyor?
- Kapalı alandaki tıbbi bakım ile açık havadaki aile etkinliklerini karşılaştırırlar.
- Hem tedavinin hem de aile desteğinin bedenin içinde gerçekleştiğini söylerler.
- Bedenin içinde etkili olan tedavi ile çevredeki sosyal ortamdan gelen desteği karşılaştırırlar.
Cevabı göster
Bedenin içinde etkili olan tedavi ile çevredeki sosyal ortamdan gelen desteği karşılaştırırlar.
empowering themselves to find balance in their lives. Ton ve niyet
5:31hayatlarında dengeyi bulmak için kendilerini güçlendirmesiyle oluşturulan bir kombinasyonla.
empowering themselves to find balance in their lives: destekle birlikte söz sahibi olmak
Empowering themselves, kişinin kendi yaşamında etkin bir rol üstlenmek için bilgi, özgüven, kaynak ve karar verme gücü kazanması anlamına gelir. To ile kurulan mastar yapısı amacı belirtir: kişiler bu özne olma gücünü günlük yaşamlarında denge aramak için kullanır. Bu eylem tıbbi tedavi ile arkadaş ve aile desteğinin yanında sıralandığı için bipolar bozuklukla tek başına baş etmek anlamına gelmez. Bipolar bozukluğu olan kişileri sonuçlar için suçlanacak kişiler olarak değil, bakım ve yaşam kararlarının etkin katılımcıları olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, kişinin her şeyi tek başına yönetmesi gerektiğini düşündürmeden empower herself ifadesiyle özne olma gücünü anlatıyor?
- With clear information and support, Maya empowered herself to take part in decisions about her care.
- Maya's family empowered themselves to make every decision for her without asking.
- Maya empowered herself by refusing all help, even when she needed it.
Cevabı göster
With clear information and support, Maya empowered herself to take part in decisions about her care.