YENİ ÖRÜMCEK TÜRÜNÜN İLK VİDEOSU! - Smarter Every Day 78: İngilizce çalışma notları
SmarterEveryDay
Video özeti: Amazon'da Destin, küçük bir örümceğin sekiz bacaklı döküntü yemini hareketli gösterdiğini kaydeder. Uzmanlar bunun yeni bir türe ait olup olmadığını inceler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “can't tell if it's a spider or a bug.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kanıtlar iki olasılığı ayırt etmeye yetmediğinde can't tell if A or B kalıbını kullanın. 2. “the verdict is still out” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: kanıtlar incelenirken bir sorunun sonuçlanmadığını anlatan mahkeme kararı benzetmesini tanıyın. 3. “walked up on” — Öbek fiiller: yaklaşıp beklenmedik biçimde bir şeyle karşılaşmanın gündelik anlatımıdır; walked up to bilinen bir hedefe doğru hareketi vurgular.
Bu derste
Today's observation I'm going to share with you is amazing. Dilbilgisi
0:01Bugün sizinle paylaşacağım gözlem harika.
observation (that) I'm going to share with you: nesne görevindeki ilgi zamirini düşürme
observation I'm going to share with you isim grubunda I'm going to share with you bölümü observation sözcüğünü açıklar. Observation, share fiilinin nesnesidir: I am going to share the observation with you. Nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür: observation (that) I'm going to share with you. Nesne görevindeki ilgi zamirleri çoğu zaman kullanılmayabilir; bu nedenle cümlenin ana iskeleti Today's observation ... is amazing şeklindedir. I'm going to share with you is amazing bölümünü tek bir yüklem yapısı olarak düşünmeyin.
Alıştırma
Hangi cümlede nesne görevindeki ilgi zamiri doğru biçimde düşürülmüştür?
- The game my cousin taught me is easy to learn.
- The game won the prize is easy to learn.
- The game that is on the shelf belongs to me.
Cevabı göster
The game my cousin taught me is easy to learn.
It's the discovery of a new species of spider potentially in the Amazon rainforest.
0:13Muhtemelen Amazon yağmur ormanlarında yeni bir örümcek türünün keşfi.
I'm talking about the exact moment that we walked up and recorded for science
0:20Yaklaşıp bilim adına kaydettiğimiz tam o andan bahsediyorum
video of a new species of spider that has amazing behaviors.
0:25harika davranışları olan yeni bir örümcek türünün videosu.
set it up: önce arka planı vermek
Burada set it up, ana hikâye, örnek veya gösterimden önce dinleyicilerin ihtiyaç duyduğu arka planı vermek anlamına gelir. Bir geçişi belirtir: konuşan kişi önce durumu açıklar, sonra önemli bölüme geçer. Set up ayrılabilen bir öbek fiildir. it zamiriyle doğru sıra set it up olur; set up it denmez. Buradaki it, tanıtılan durumu veya hikâyeyi anlatır; kurulan ya da dikilen fiziksel bir nesneyi değil.
Alıştırma
Cümleyi set it up ifadesini doğru sırayla kullanarak tamamlayın: Before I tell you the ending, let me ____.
Cevabı göster
set it up
were walking down this path in the rainforest with our head lamps.
0:33yağmur ormanındaki bu yolda kafa lambalarımızla yürüyorduk.
Öznel bir izlenim için It's like + cümle
It's like + tam bir cümle, ardından gelen bilgiyi konuşanın izlenimi veya benzetmesi olarak sunar. Burada they've evaporated, aranan şeylerin tamamen ortadan kaybolmuş gibi görünmesini anlatır; gerçekten buhara dönüştüklerini iddia etmez. Kanıtlar eksik olduğunda ya da canlı bir benzetmeyle bir durumun nasıl hissettirdiğini anlatmak istediğinde bu kalıbı kullanabilirsin. Kalıp, like sonrasındaki cümlenin kesinlik derecesini azaltır.
Alıştırma
Bir gerçeği değil, izlenimi anlatmak için bu dersteki iki sözcüklü konuşma kalıbıyla cümleyi tamamla: ____ everyone forgot the meeting.
Cevabı göster
It's like
Hey, dude, Is that a fake spider that that thing makes?
1:00Hey dostum, bu şeyin yaptığı sahte bir örümcek mi?
That actually may have made a fake spider out of debris.
1:09Gerçekten kalıntılardan sahte bir örümcek yapmış olabilir.
Not even kidding: ciddi olduğunu gündelik biçimde vurgulama
Not even kidding, I'm not even kidding ifadesinin gündelik dilde kullanılan kısaltılmış biçimidir. Konuşma bağlamından anlaşıldıkları için özne I ve fiil am söylenmez. Bu ifade, şaşırtıcı bir sözün doğru olduğunu güçlü biçimde vurgular. Even anlamı güçlendirir: Söylenen şey ne kadar inanılmaz görünse de konuşan kişi hiç şaka yapmıyordur.
Alıştırma
Bir arkadaşın 'That tiny café serves the best noodles in town.' diyor. Gündelik bir konuşmada bu şaşırtıcı iddianın ciddi olduğunu en doğal biçimde hangi yanıt vurgular?
- Not even kidding.
- Just kidding.
- Are you kidding?
Cevabı göster
Not even kidding.
It's a tiny spider disguised as a big spider.
1:22Büyük bir örümcek kılığına girmiş küçük bir örümcek.
Şaşkınlık ünlemi olarak “Shut up.”
Bu cümlede “Shut up.”, “Yok artık!” gibi güçlü ve heyecanlı bir inanamama ünlemidir. Konuşan kişi şaşırtıcı bir bilgiye tepki veriyor; kimseden konuşmayı bırakmasını istemiyor. Bu anlam, kızgın olmayan heyecanlı bir ses tonuna ve yakın bir ilişkiye bağlıdır. Farklı bir bağlamda aynı sözler yine gerçek anlamda, düşmanca bir emir olabilir.
Alıştırma
Yakın bir arkadaşınız “I got the lead role!” diyor. Siz de heyecanlı bir gülümsemeyle “Shut up! Really?” diyorsunuz. Bu yanıt bu durumda uygun mudur?
- Hayır—“Shut up!” yalnızca konuşmayı bırakma emri olabilir.
- Evet—yakın arkadaşlar arasında heyecanlı bir şaşkınlık ifade eder.
Cevabı göster
Evet—yakın arkadaşlar arasında heyecanlı bir şaşkınlık ifade eder.
İki olasılık ayırt edilemediğinde “can't tell if A or B”
Burada can't tell, “eldeki kanıtlara bakarak karar verememek” anlamına gelir. Konuşan kişinin birine bilgi vermek istemediği anlamına gelmez. can't tell if A or B kalıbı, konuşan kişinin ayırt edemediği iki olasılığı sunar. A ve B; nesne türleri, kişiler, nedenler, durumlar veya niyetler olabilir. Burada bug, küçük ve sürünen bir canlı için kullanılan geniş anlamlı günlük bir sözcüktür. Bu yüzden ayrım katı bir bilimsel sınıflandırma değil, konuşma dilindeki bir ayrımdır.
Alıştırma
Derste geçen ve “karar verememek” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: From this distance, I ____ if that's a dog or a wolf.
Cevabı göster
can't tell
There's no way: güçlü inanmama
Burada There's no way, “Bu doğru olamaz” veya “Buna inanmam mümkün değil” anlamına gelir. Konuşan kişi güçlü bir şaşkınlık ve inanmama tepkisi veriyor; bir yol ya da yöntem sormuyor. there's, there is ifadesinin kısaltması olsa da ifadenin bütünü konuşmada çoğu zaman bir tepki sözü olarak kullanılır. Anlamı, önceki iddianın mümkün olduğunu reddetmekten gelir.
Alıştırma
Bu cümlede There's no way ne ifade ediyor?
- Güçlü inanmama: “Bu doğru olamaz.”
- Hangi yoldan gidileceğine dair bir soru.
- Yönerge isteyen nazik bir rica.
Cevabı göster
Güçlü inanmama: “Bu doğru olamaz.”
cuz that would mean that they can like basically count. Dilbilgisi
2:05çünkü bu temelde sayabildikleri anlamına gelir.
that would mean that: varsayımsal bir çıkarım
that would mean that + yan cümle yapısında ilk that önceki duruma gönderme yapar, ikinci that ise sonucu tanıtır. Buradaki sonuç they can basically count ifadesidir. Would, sonucu koşullu bir çıkarım olarak gösterir: önceki gözlem doğruysa bu sonuç ortaya çıkar. Burada geçmişten bakılan bir geleceği değil, temkinli bir mantıksal çıkarımı anlatır.
Alıştırma
Tarifenin doğru olduğundan emin değilsiniz. Hangi cümle sonucu varsayımsal bir sonuç olarak sunuyor?
- If the timetable is correct, that means that our train leaves before sunrise.
- If the timetable is correct, that could mean that our train leaves before sunrise.
- If the timetable is correct, that would mean that our train leaves before sunrise.
Cevabı göster
If the timetable is correct, that would mean that our train leaves before sunrise.
to make it look bigger: amaç ve make + nesne + fiilin yalın hâli
to make it look bigger mastar öbeği, onu titreştirmenin amacını belirtir: daha büyük görünsün diye onu titreştirir. Bu öbekte make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbı kullanılır: make + it + look. Look sözcüğünden önce to eklenmez. Bigger, look ile oluşturulan görünümü anlatır; boyutun gerçekten değiştiğini belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi make + nesne + look yapısıyla tamamlayın. Parantez içindeki sözcükleri kullanın: They used brighter paint to ____ larger. (the kitchen)
Cevabı göster
make the kitchen look
Sonradan eklenen karşıtlık için cümle sonunda though
Cümle sonundaki though, ana ifadeden sonra ona zıt bir düşünce ekler. Burada önce He's so tiny söylenir; though ise bunu daha büyük görünmeye çalıştığına dair önceki düşünceyle ilişkilendirmenizi sağlar. Cümle sonundaki bu konum, karşıtlığı baştan planlanmış bir yapıdan çok sonradan eklenen bir yorum gibi gösterir. Bu kullanımda though bir zarftır; although gibi bir yan cümle başlatmaz.
Alıştırma
Bu açıklamada öğrenilen cümle sonu karşıtlık sözcüğüyle tamamlayın: The wait was long. The meal was excellent, ____.
Cevabı göster
though
Yaklaşık bir tahmin için or something kullanımı
Olası bir adlandırmadan sonra gelen or something, konuşanın yalnızca kabaca tahminde bulunduğunu gösterir. Burada debris, malzemenin ne olabileceğine dair yalnızca bir örnektir; doğrulanmış bir tanımlama değildir. Bu ifade diğer olasılıkları adlandırmadan açık bırakır. Something belirli bir ikinci seçenek sunmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki belirsizlik bildiren ifadeyle tamamlayın. İfade, diğer olası nedenleri adlandırmadan açık bırakmalıdır: Maybe the app needs an update ____.
Cevabı göster
or something
doesn't seem like it could be true ile katmanlı kuşku
doesn't seem like it could be true ifadesinde doesn't seem like, yargıyı konuşanın şu anda gördüklerine veya bildiklerine dayanan bir izlenim olarak sunar. Could be true, doğru olmayı değerlendirilmesi gereken bir olasılık olarak sunar; bu yüzden tüm ifade güçlü bir kuşku taşır. Konuşan, iddianın yanlış olduğunu kanıtlamaz. Katmanlı anlatım, yeni kanıt gelirse doğru olabileceğine küçük bir pay bırakır; buradaki could yetenek değil, olasılık bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle, mevcut izlenime dayanan güçlü bir kuşkuyu ifade ederken iddianın doğru olabileceğine dair küçük bir olasılık da bırakır?
- This doesn't seem like it could be true.
- This is not true.
- This can't be true.
- This could be true.
Cevabı göster
This doesn't seem like it could be true.
X is what we need: çözümü öne çıkarma
X is what we need, “X ihtiyacımızı karşılayan şeydir” demektir. Burada Jeff's macro lens, listedeki sıradan bir seçenek olarak değil, doğru çözüm olarak sunulur. what we need, is fiilinden sonra gelen bir isim yan cümlesidir. Buradaki what, “... olan şey” anlamına gelir; bu yüzden cümle soru değil, bildirme cümlesidir. We need X ile karşılaştırıldığında bu kalıp X'i daha güçlü biçimde öne çıkarır.
Alıştırma
Cümleyi X is what we need odak kalıbıyla tamamlayın: The trail is dark, and this flashlight ____ to find our way.
Cevabı göster
is what we need
So the reason Phil and I were talking about a macro lens Dilbilgisi
3:30Phil ve benim makro lens hakkında konuşmamızın nedeni,
and into the hands of the arachnologists back in the states. Deyimler
3:34Amerika'daki araknologların ellerine ulaştırmamız gerektiğini bilmemizdi.
The reason X is (that) Y: bir eylemi nedenine bağlama
The reason X is (that) Y kalıbı önce açıklanması gereken eylemi veya durumu belirtir, sonra bunun nedenini verir. Bu cümlede Phil and I were talking about a macro lens açıklanan durumdur; we knew we had to get that information ... ise nedendir. is sonrasındaki açıklama bir içerik yan cümlesidir. Konuşma dilinde that sık sık düşürülür; burada da “is we knew ...” denmiştir. that eklemek yapıyı daha görünür kılar: “The reason ... is that we knew ...”.
Alıştırma
Cümleyi The reason ... is that ... kalıbıyla tamamlayın: ____ we moved the meeting online ____ several people were sick.
Cevabı göster
The reason · is that
into the hands of: bir şeyi doğru kişilere ulaştırmak
Bu cümlede get that information into the hands of the arachnologists, araknologların bilgiyi inceleyip işleyebilmesi için onlara kesin olarak ulaştırmak anlamına gelir. İfade, bir şeyi fiziksel olarak birinin eline koymayı değil; erişim, kontrol veya sorumluluk aktarımını anlatır. get veya put X into the hands of Y kalıbı; bilgi, kanıt, belge, görev ya da yetki bunlarla ilgilenebilecek kişiye veya gruba geçtiğinde kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, ‘doğru uzmanların alıp ilgilenmesini sağlamak’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: We need to get the evidence ____ the forensic team.
Cevabı göster
into the hands of
The camera lenses that we had on hand were only capable of taking photos like this, Deyimler
3:37Elimizde olan kamera lensleri sadece böyle fotoğraflar çekebiliyordu,
on hand: mevcut ve kullanıma hazır
Burada on hand, ekibin o sırada yanında bulunan ve kullanabileceği kamera lenslerini anlatır. Bir lensin bir kişinin elinin üzerinde durduğu anlamına gelmez. be veya have + on hand yapısını; gerektiğinde kullanılmak üzere mevcut ya da hazır olan insanlar, ekipmanlar, malzemeler, para veya yardım için kullanın. Bu ifade sık sık pratik bir sınırı gösterir: elde bulunanlar, o anda kullanılabilecek her şey olabilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘kullanılabilir ve kullanıma hazır’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: We always keep extra batteries ____ during storms.
Cevabı göster
on hand
so we couldn't actually see the spider on top.
3:40bu yüzden tepedeki örümceği tam olarak göremiyorduk.
go click here or in the link in the video description.
3:49buraya veya video açıklamasındaki bağlantıya tıklayın.
there's a specific type of spider called a trash line orb weaver.
4:03çöp şeridi ören küre örümceği adı verilen özel bir örümcek türü var.
“Cyclosa adlı bir cins” ile “çöp çizgili ağ örümceği”
“A genus called Cyclosa”, bilimsel sınıflandırmadaki resmî bir basamağı tanıtır. Cins, birbiriyle yakın ilişkili türlerden oluşan bir gruptur ve Cyclosa bu cinsin büyük harfle başlayan adıdır. “A trash line orb weaver”, ağında bir döküntü çizgisi bulunan daha belirli bir örümcek tipini anlatan betimleyici bir yaygın addır. Konuşmacı sınıflandırmanın kapsamını daraltmaktadır; aynı düzeyde iki bilimsel ad vermemektedir.
Alıştırma
Cümledeki iki ad arasındaki ilişkiyi en iyi hangi ifade açıklar?
- İkisi de aynı sınıflandırma düzeyindeki resmî cins adlarıdır.
- Cyclosa resmî bir cins adıyken trash line orb weaver bu gruptaki bir örümcek tipi için kullanılan betimleyici yaygın addır.
- Cyclosa örümceğin lakabıyken trash line orb weaver onun resmî Latince tür adıdır.
Cevabı göster
Cyclosa resmî bir cins adıyken trash line orb weaver bu gruptaki bir örümcek tipi için kullanılan betimleyici yaygın addır.
Now this orb weaver is able to go get debris, Kalıp ifadeler
4:06Bu küre örümceği döküntüleri alıp,
Kısa go get debris yapısı
“go get debris” ifadesinde go sıradan hareket anlamını korur: örümcek bulunduğu yerden ayrılır ve get, döküntüyü toplamak veya geri getirmek anlamına gelir. Debris, etrafa dağılmış istenmeyen malzeme parçalarıdır. Günlük Amerikan İngilizcesinde and kullanılmadan go + fiilin yalın hâli sık görülür: go get, go ask, go check. Burada hareket etme ve toplama tek bir kısa eylem dizisi olarak sunulur; go gelecek zaman işareti değildir.
Alıştırma
Defteriniz yan odada. Birinden defteri getirmesini isterken Amerikan İngilizcesindeki kısa go + fiilin yalın hâli yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Please go get your notebook.
- Please go to get your notebook.
- Please go getting your notebook.
Cevabı göster
Please go get your notebook.
and create little bitty decoys and things like that in his web.
4:09ağında küçük tuzaklar ve buna benzer şeyler yaratabiliyor.
Geçici bir sonuç olarak it sounds like we're getting close
So, ifadeyi daha önce konuşulan ipuçlarına ya da bilgilere bağlar. It sounds like, düşünceyi konuşanın tamamen doğruladığı bir gerçek olarak değil, bu ipuçlarına dayanan bir sonuç olarak sunar. We're getting close, grubun doğru açıklamaya ya da cevaba yaklaştığı anlamına gelir. Buradaki close mecazidir: Konuşma ilerliyordur; konuşanlar fiziksel olarak birbirine yaklaşmıyordur.
Alıştırma
Bir tartışmada biri It sounds like we're getting close. diyor. Bu kişi ne yapıyor?
- Grubun cevaba yaklaştığına dair geçici bir sonuç sunmak
- Grubun cevabı kesin olarak kanıtladığını duyurmak
- Grubun yakındaki bir yere doğru fiziksel olarak hareket ettiğini söylemek
Cevabı göster
Grubun cevaba yaklaştığına dair geçici bir sonuç sunmak
Karşıtlık işareti olarak But here's the difference
But, az önce belirtilen benzerlikten farklı bir noktaya geçildiğini gösterir. Here's the difference, dikkati birazdan söylenecek temel ayrıma yöneltir; here fiziksel bir yeri değil, sıradaki düşünceyi gösterir. İfadenin tamamı karşılaştırmayı iki adımda düzenler: Önce benzer görünen noktayı kabul eder, sonra sonucu değiştirebilecek farkı haber verir.
Alıştırma
Hangi cümle önce benzerliği kabul edip ardından temel karşıtlığı en iyi biçimde sunar?
- Both phones look similar, but what's the difference?
- Both phones look similar, so they must work exactly the same.
- Both phones look similar, but here's the difference: one is waterproof.
Cevabı göster
Both phones look similar, but here's the difference: one is waterproof.
not ... anything near this accurate: bu doğruluk düzeyine hiç yaklaşmamak
Olumsuz not ... anything near + sıfat yapısında near, derece bildiren bir zarftır. anything near this accurate, “bu doğruluk düzeyine yaklaşan herhangi bir şey” anlamına gelir. Cümlenin tamamı, daha önce gözlemlenen örneklerin bunun doğruluk düzeyine yaklaşamadığını anlatır. Buradaki near fiziksel mesafeyi değil, niteliği karşılaştırır.
Alıştırma
Elinizde çok sağlam bir sırt çantası var. anything near ve durable sıfatını kullanarak cümleyi tamamlayın: I haven't seen ____ in this price range.
Cevabı göster
anything near this durable
in itself: kendi başına değerlendirildiğinde
in itself, “başka bilgiler eklenmeden tek başına değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Buradaki that, hemen önce belirtilen bir özelliğe gönderme yapar ve yalnızca bu bilginin bile şaşırtıcı olduğunu anlatır. Bu ifade konuşanın değerlendirmesine bir sınır koyar: ardından daha fazla kanıt gelebilir, ancak bu tepki için onlara ihtiyaç yoktur. itself vurgu katar; öznenin kendisine yaptığı bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “tek başına değerlendirildiğinde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The final painting is impressive ____, even without the frame.
Cevabı göster
in itself
mind-blowing: son derece güçlü bir şaşkınlık tepkisi
Mind-blowing, bir şeyin normal beklentilerin çok ötesinde şaşırtıcı, etkileyici veya hayal edilmesi zor olduğunu anlatan gündelik bir sıfattır. Bu cümlede konuşanın çok güçlü şaşkınlığını gösterir; zihnin fiziksel olarak zarar gördüğü anlamına gelmez. is mind-blowing örneğindeki gibi bir bağ fiilinden sonra veya a mind-blowing discovery örneğindeki gibi bir isimden önce gelebilir. to me ifadesi değerlendirmenin kişisel olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız size beklediğinizden çok daha ayrıntılı bir galaksi fotoğrafı gösteriyor. Çok güçlü bir hayranlığı en iyi hangi tepki ifade eder?
- That is routine.
- That is mind-blowing.
- That is a little surprising.
Cevabı göster
That is mind-blowing.
You noticed that there's both an abdomen on each one,
4:25Her birinde bir karın bölgesi olduğunu fark ettiniz,
the verdict is still out: henüz kesin bir sonuç yok
The verdict is still out, mevcut kanıtların kesin bir sonuca varmak için yeterli olmadığını belirten bir deyimdir. Mahkeme dilinden bir benzetme kullanır, ancak burada gerçek bir dava veya hukuki karar söz konusu değildir. Yaygın yapı the verdict is still out on + konu ya da soru şeklindedir. Still, değerlendirme devam ederken konunun çözümsüz kaldığını vurgular; on this one ise 'bu belirli durum veya soru hakkında' demektir.
Alıştırma
'Henüz bir sonuca varılmadı' anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: After only one small study, ____ on whether the treatment works.
Cevabı göster
the verdict is still out
We don't know if this is in fact a new species.
4:34Bunun gerçekten yeni bir tür olup olmadığını bilmiyoruz.
say they haven't seen anything like this before, Dilbilgisi
4:39daha önce böyle bir şey görmediklerini söylüyorlar,
haven't seen anything like this before: bugüne kadarki deneyim
Haven't seen içindeki present perfect, uzmanların geçmişten şu ana kadar uzanan deneyimini anlatır. Before, bu zaman aralığındaki önceki deneyimlerin hiçbirinin bu vakaya benzemediğini vurgular. Bu, onların deneyimlerine dayanan bir kanıttır; söz konusu şeyin hiç var olmadığını ya da mutlaka yeni bir tür olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir araştırmacı, tamamlanmış bir geçmiş zaman belirtmeden bugüne kadarki deneyimini özetliyor. Hangi cümle uygundur?
- I don't see anything like this right now.
- I didn't see anything like this during yesterday's test.
- I haven't seen anything like this before.
Cevabı göster
I haven't seen anything like this before.
but they're reviewing the data and they're going to let us know. Kalıp ifadeler
4:41ama verileri inceliyorlar ve bize haber verecekler.
let us know: daha sonra bize haber vermek
Let someone know, bilgi hazır olduğunda birine söylemek veya haber vermek anlamına gelen kalıplaşmış ve doğal bir ifadedir. Let us know içinde us, daha sonra bilgiyi alacak kişileri gösterir. Burada let izin vermek anlamında değildir. İfadenin tamamı bir geri dönüşü anlatır: verileri inceledikten sonra bize sonucu bildirecekler.
Alıştırma
Me zamirini nesne olarak kullanıp cümleyi let + nesne + know kalıbıyla tamamlayın: When you choose a date, please ____.
Cevabı göster
let me know
What would you ... if you had ...?: bir seçimi hayal etmek
What would you ... if you had ...? kalıbı, kişiden şu anda gerçek olmayan bir durumu hayal etmesini ister. Bu cümlede dinleyicinin türe ad verme fırsatı gerçekte yoktur. Would hayal edilen seçimi bildirirken had, if yan cümlesindeki geçmiş zaman biçimidir. Burada had geçmiş zamandan söz etmez; şimdiki gerçekliğe olan uzaklığı gösterir. would + if + geçmiş zaman kalıbı, başka varsayımsal seçimler ve eylemler hakkında soru sormak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hayalî soruyu would + if + geçmiş zaman kalıbıyla tamamlayın: What ____ you call the island if you ____ the chance?
Cevabı göster
would · had
A really good one would be ...: bir aday önermek
a really good one ifadesinde one, sayılabilen bir şeyin adının, yani bağlamdan zaten anlaşılan tekil ve sayılabilir bir ismin yerini alır. Burada olası bir ad anlamına gelir; böylece konuşan kişi name kelimesini tekrarlamaz. Would be, ardından gelen adı resmî veya kesinleşmiş bir seçim olarak değil, önerilen bir cevap olarak sunar. a good one would be + aday kalıbı, daha geniş bir seçenek grubundan birini nazikçe önerir.
Alıştırma
Hangi cümlede one açıkça anlaşılan tekil bir ismin yerine, would be ise kesin olmayan bir öneri yapmak için kullanılmıştır?
- A really good it would be “Night Flight.”
- A really good one would be “Night Flight.”
- A really good one is “Night Flight.”
Cevabı göster
A really good one would be “Night Flight.”
and come up with the name that you guys selected. Öbek fiiller
5:09ve sizin seçtiğiniz ismi kullanırlar.
Bir isim veya fikir bulmak için come up with
Come up with, genellikle ihtiyaç duyulan bir fikir, isim, plan veya cevabı düşünüp ortaya koymak demektir. Burada fiziksel bir hareketi değil, bir öbek fiili ifade eder. Yapı come up with + üretilen şey biçimindedir. Bu cümlede nesne, izleyicilerin seçtiği isimdir.
Alıştırma
Cümleyi “düşünüp ortaya koymak” anlamındaki üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We need to ____ a name for our science club.
Cevabı göster
come up with
Gündelik bir kapanış olarak There you go
There you go, anlamı bağlama göre değişen bir konuşma kalıbıdır. Burada bir açıklamanın sonunda geldiği için yaklaşık olarak “işte bu kadar” veya “böyle işliyor” demektir ve konuşanın konuyu toparladığını gösterir. Sözcükler bir yere gitmeye yönelik gerçek bir talimat değildir. İfadeyi sözcük sözcük çevirmek yerine hemen önceki eylem veya konuşmaya bakarak yorumlayın.
Alıştırma
Bir konuşmacı kısa bir açıklamayı bitirip "So there you go." diyor. İfade burada ne işe yarıyor?
- Açıklamayı gündelik bir biçimde sonlandırır.
- Dinleyicinin hata yaptığını söyler.
- Dinleyiciye başka bir yere gitmesini söyler.
Cevabı göster
Açıklamayı gündelik bir biçimde sonlandırır.
please contact me before you try to use this video,
5:14lütfen bu videoyu kullanmaya çalışmadan önce benimle iletişime geçin,
Have a good one. ile dostça ve samimi vedalaşma
Have a good one. “Önündeki zaman güzel geçsin” anlamına gelen, tek başına kullanılabilen samimi bir vedalaşma ifadesidir. Bu kullanımda one, günün geri kalanını, akşamı veya dinleyicinin bundan sonraki zamanını belirsiz biçimde temsil eder; belirli bir nesneyi anlatmaz. Zaman dilimi açıkça belirtilmediği için ifade günün birçok saatinde kullanılabilir. Day, evening, weekend gibi belirli bir süre söylemeden konuşmayı sıcak bir şekilde bitirir.
Alıştırma
Zaman dilimini belirsiz bırakan sözcükle samimi vedayı tamamlayın: Have a good ____.
Cevabı göster
one
walked up on: bir şeye yaklaşıp onunla karşılaşmak
Bu sözlü anlatıda walked up on, “yaklaştı ve karşılaştı” anlamına gelir. Konuşmacı yalnızca önceden seçilmiş bir hedefe doğru hareketi değil, türün görüş alanına girdiği anı anlatır. walk up on + kişi, hayvan veya nesne kalıbı çoğu zaman olay yerinde keşfetme ya da beklenmedik biçimde karşılaşma hissi katar. Karşılaşmanın tamamen sürpriz olması gerekmez; odak, kişi yaklaştığında ne bulduğudur.
Alıştırma
Cümledeki walked up on ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Konuşmacı bilinen bir hedefe bilinçli olarak yürüdü.
- Konuşmacı türü görmeden önce uzaklaştı.
- Konuşmacı yaklaştı ve türle karşılaştı.
Cevabı göster
Konuşmacı yaklaştı ve türle karşılaştı.
I thought I was looking at something that had been attacked by Cordyceps, Notlar
5:33Cordyceps tarafından saldırıya uğramış bir şeye baktığımı sandım,
had been attacked by: geçmişte tamamlanmış edilgen yapı
Had been attacked, geçmişte tamamlanmış edilgen yapıdır: had been + fiilin üçüncü hâli. Something sözcüğünü saldırıya uğrayan unsur olarak gösterir; bu nedenle dil bilgisel odak Cordyceps değil, something'dir. Bu yapı, varsayılan saldırıyı konuşanın daha sonraki geçmişte bakma eyleminden önceye yerleştirir. By Cordyceps, saldırıyı yaptığı varsayılan unsuru belirtir. Thought ise bunun doğrulanmış bir gerçek değil, konuşanın ilk yorumu olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tam dört sözcükle tamamlayın: treat fiilinin geçmişte tamamlanmış edilgen biçimi ve ardından yapanı belirten by. By the time the ranger arrived, the injured bird ____ a veterinarian.
Cevabı göster
had been treated by
Cordyceps, which is a fungus: mantar olan Cordyceps
Cordyceps, en çok böcekleri ve diğer eklembacaklıları enfekte etmesiyle bilinen parazit mantarlar grubunun adıdır. Bir konağın içinde veya üzerinde büyür ve konağın bedenini yaşam döngüsünün bir parçası olarak kullanır. Konuşanın açıklamasını anlamak için gereken temel gerçek dünya bilgisi budur. Burada bu ad, görsel bir benzetmeyi açıklar: nesne, mantar canlı dokunun yerini almış gibi görünmüştür. Konuşan ilk ve yanlış izlenimini anlatmaktadır; örümceğin veya nesnenin enfekte olduğunu doğrulamamaktadır.
Alıştırma
Hangi yorum cümleye en uygundur?
- Cordyceps, anlatılan konak türünün adıdır.
- Konuşan başlangıçta nesnenin Cordyceps ile enfekte olmuş gibi göründüğünü düşündü, ancak bu doğrulanmış bir teşhis değildi.
- Konuşan, Cordyceps'in örümceği enfekte ettiğini doğruladı.
Cevabı göster
Konuşan başlangıçta nesnenin Cordyceps ile enfekte olmuş gibi göründüğünü düşündü, ancak bu doğrulanmış bir teşhis değildi.
nasty stuff: güçlü ve gündelik bir olumsuz değerlendirme
Bu cümlede nasty stuff, rahatsız edici ya da zararlı bir madde veya süreç anlamına gelir. Nasty güçlü bir olumsuz değerlendirme katar; stuff ise ayrıntıları yeniden adlandırmadan mantara ve onun yaptıklarına genel biçimde gönderme yapar. Stuff burada sayılamayan bir kütle adıdır; bu yüzden cümlede tekil it kullanılır ve ifade birbirinden ayrı birkaç nesne anlamına gelmez. Tam ad önemli olmadığında bu kalıp bir maddeyi, etkinliği veya durumun tamamını belirsiz biçimde anlatabilir.
Alıştırma
Rahatsız edici fakat tam olarak belirtilmemiş bir madde için bu dersteki iki sözcüklük ifadeyi aynen kullanın: The liquid smells awful. It's ____.
Cevabı göster
nasty stuff