YENİ ÖRÜMCEK TÜRÜNÜN İLK VİDEOSU! - Smarter Every Day 78: İngilizce çalışma notları

SmarterEveryDay

Öğrenme zorluğu
927 kelime 209 kel/dk

Video özeti: Amazon'da Destin, küçük bir örümceğin sekiz bacaklı döküntü yemini hareketli gösterdiğini kaydeder. Uzmanlar bunun yeni bir türe ait olup olmadığını inceler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “can't tell if it's a spider or a bug.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kanıtlar iki olasılığı ayırt etmeye yetmediğinde can't tell if A or B kalıbını kullanın. 2. “the verdict is still out” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: kanıtlar incelenirken bir sorunun sonuçlanmadığını anlatan mahkeme kararı benzetmesini tanıyın. 3. “walked up on” — Öbek fiiller: yaklaşıp beklenmedik biçimde bir şeyle karşılaşmanın gündelik anlatımıdır; walked up to bilinen bir hedefe doğru hareketi vurgular.

Bu derste

Hey, it's me, Destin.

0:00

Hey, benim, Destin.

Welcome back to Smarter Every Day.

0:00

Smarter Every Day'e tekrar hoş geldiniz.

Today's observation I'm going to share with you is amazing. Dilbilgisi

0:01

Bugün sizinle paylaşacağım gözlem harika.

Dilbilgisi

observation (that) I'm going to share with you: nesne görevindeki ilgi zamirini düşürme

observation I'm going to share with you isim grubunda I'm going to share with you bölümü observation sözcüğünü açıklar. Observation, share fiilinin nesnesidir: I am going to share the observation with you. Nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür: observation (that) I'm going to share with you. Nesne görevindeki ilgi zamirleri çoğu zaman kullanılmayabilir; bu nedenle cümlenin ana iskeleti Today's observation ... is amazing şeklindedir. I'm going to share with you is amazing bölümünü tek bir yüklem yapısı olarak düşünmeyin.

Alıştırma

Hangi cümlede nesne görevindeki ilgi zamiri doğru biçimde düşürülmüştür?

  1. The game my cousin taught me is easy to learn.
  2. The game won the prize is easy to learn.
  3. The game that is on the shelf belongs to me.
Cevabı göster

The game my cousin taught me is easy to learn.

It's the discovery of a new species of spider potentially in the Amazon rainforest.

0:13

Muhtemelen Amazon yağmur ormanlarında yeni bir örümcek türünün keşfi.

I'm talking about the exact moment that we walked up and recorded for science

0:20

Yaklaşıp bilim adına kaydettiğimiz tam o andan bahsediyorum

video of a new species of spider that has amazing behaviors.

0:25

harika davranışları olan yeni bir örümcek türünün videosu.

Let me set it up. Öbek fiiller

0:30

Ortamı anlatayım.

Öbek fiiller

set it up: önce arka planı vermek

Burada set it up, ana hikâye, örnek veya gösterimden önce dinleyicilerin ihtiyaç duyduğu arka planı vermek anlamına gelir. Bir geçişi belirtir: konuşan kişi önce durumu açıklar, sonra önemli bölüme geçer. Set up ayrılabilen bir öbek fiildir. it zamiriyle doğru sıra set it up olur; set up it denmez. Buradaki it, tanıtılan durumu veya hikâyeyi anlatır; kurulan ya da dikilen fiziksel bir nesneyi değil.

Alıştırma

Cümleyi set it up ifadesini doğru sırayla kullanarak tamamlayın: Before I tell you the ending, let me ____.

Cevabı göster

set it up

Me, Gordon, and Phil, who's an entomologist,

0:31

Ben, Gordon ve entomolog olan Phil,

were walking down this path in the rainforest with our head lamps.

0:33

yağmur ormanındaki bu yolda kafa lambalarımızla yürüyorduk.

Gordon discovers something over here.

0:36

Gordon şurada bir şey keşfetti.

He calls us,

0:38

Bizi çağırdı,

I hit record on the camera,

0:39

kamerada kayda bastım,

turn around,

0:40

döndüm,

and walk towards Gordon.

0:41

ve Gordon'a doğru yürüdüm.

So what happened?

0:44

Peki ne oldu?

I don't know.

0:45

Bilmiyorum.

They've It's like they've evaporated. Dilbilgisi

0:45

Onlar... Sanki buharlaşmış gibiler.

Dilbilgisi

Öznel bir izlenim için It's like + cümle

It's like + tam bir cümle, ardından gelen bilgiyi konuşanın izlenimi veya benzetmesi olarak sunar. Burada they've evaporated, aranan şeylerin tamamen ortadan kaybolmuş gibi görünmesini anlatır; gerçekten buhara dönüştüklerini iddia etmez. Kanıtlar eksik olduğunda ya da canlı bir benzetmeyle bir durumun nasıl hissettirdiğini anlatmak istediğinde bu kalıbı kullanabilirsin. Kalıp, like sonrasındaki cümlenin kesinlik derecesini azaltır.

Alıştırma

Bir gerçeği değil, izlenimi anlatmak için bu dersteki iki sözcüklü konuşma kalıbıyla cümleyi tamamla: ____ everyone forgot the meeting.

Cevabı göster

It's like

It's like something small living on there.

0:57

Üzerinde küçük bir şey yaşıyor gibi.

Hey, dude, Is that a fake spider that that thing makes?

1:00

Hey dostum, bu şeyin yaptığı sahte bir örümcek mi?

What's... I think that's... What's bumping that?

1:04

Ne... Sanırım o... Buna çarpan şey ne?

Yeah, there's a bug living on there.

1:07

Evet, orada yaşayan bir böcek var.

That actually may have made a fake spider out of debris.

1:09

Gerçekten kalıntılardan sahte bir örümcek yapmış olabilir.

No.

1:13

Hayır.

Not even kidding. Ton ve niyet

1:14

Şaka bile yapmıyorum.

Ton ve niyet

Not even kidding: ciddi olduğunu gündelik biçimde vurgulama

Not even kidding, I'm not even kidding ifadesinin gündelik dilde kullanılan kısaltılmış biçimidir. Konuşma bağlamından anlaşıldıkları için özne I ve fiil am söylenmez. Bu ifade, şaşırtıcı bir sözün doğru olduğunu güçlü biçimde vurgular. Even anlamı güçlendirir: Söylenen şey ne kadar inanılmaz görünse de konuşan kişi hiç şaka yapmıyordur.

Alıştırma

Bir arkadaşın 'That tiny café serves the best noodles in town.' diyor. Gündelik bir konuşmada bu şaşırtıcı iddianın ciddi olduğunu en doğal biçimde hangi yanıt vurgular?

  1. Not even kidding.
  2. Just kidding.
  3. Are you kidding?
Cevabı göster

Not even kidding.

Oh, man.

1:17

Ah, dostum.

What the heck?

1:18

Bu da ne?

There's a tiny

1:21

Küçük bir

It's a tiny spider disguised as a big spider.

1:22

Büyük bir örümcek kılığına girmiş küçük bir örümcek.

Shut up. Ton ve niyet

1:25

Hadi canım.

Ton ve niyet

Şaşkınlık ünlemi olarak “Shut up.”

Bu cümlede “Shut up.”, “Yok artık!” gibi güçlü ve heyecanlı bir inanamama ünlemidir. Konuşan kişi şaşırtıcı bir bilgiye tepki veriyor; kimseden konuşmayı bırakmasını istemiyor. Bu anlam, kızgın olmayan heyecanlı bir ses tonuna ve yakın bir ilişkiye bağlıdır. Farklı bir bağlamda aynı sözler yine gerçek anlamda, düşmanca bir emir olabilir.

Alıştırma

Yakın bir arkadaşınız “I got the lead role!” diyor. Siz de heyecanlı bir gülümsemeyle “Shut up! Really?” diyorsunuz. Bu yanıt bu durumda uygun mudur?

  1. Hayır—“Shut up!” yalnızca konuşmayı bırakma emri olabilir.
  2. Evet—yakın arkadaşlar arasında heyecanlı bir şaşkınlık ifade eder.
Cevabı göster

Evet—yakın arkadaşlar arasında heyecanlı bir şaşkınlık ifade eder.

Or something.

1:27

Ya da öyle bir şey.

I can see over here.

1:28

Buradan görebiliyorum.

What's moving?

1:29

Hareket eden ne?

Take a picture of it.

1:30

Bir fotoğrafını çek.

It's a little spider on the other side.

1:31

Diğer tarafta küçük bir örümcek var.

I can't tell if it's a spider or a bug. Dilbilgisi

1:32

Örümcek mi böcek mi anlayamıyorum.

Dilbilgisi

İki olasılık ayırt edilemediğinde “can't tell if A or B”

Burada can't tell, “eldeki kanıtlara bakarak karar verememek” anlamına gelir. Konuşan kişinin birine bilgi vermek istemediği anlamına gelmez. can't tell if A or B kalıbı, konuşan kişinin ayırt edemediği iki olasılığı sunar. A ve B; nesne türleri, kişiler, nedenler, durumlar veya niyetler olabilir. Burada bug, küçük ve sürünen bir canlı için kullanılan geniş anlamlı günlük bir sözcüktür. Bu yüzden ayrım katı bir bilimsel sınıflandırma değil, konuşma dilindeki bir ayrımdır.

Alıştırma

Derste geçen ve “karar verememek” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: From this distance, I ____ if that's a dog or a wolf.

Cevabı göster

can't tell

It looked like a spider from this side.

1:34

Bu taraftan örümceğe benziyordu.

Nuts.

1:36

Çılgınca.

I've never ever ever seen

1:37

Hiç, hiçbir zaman görmedim

Did we discover something?

1:38

Bir şey mi keşfettik?

Oh, let me manage my lizard bag.

1:43

Ah, kertenkele çantamı halledeyim.

Where's the tiny spider?

1:49

Küçük örümcek nerede?

Dude, it's a spider.

1:50

Dostum, bu bir örümcek.

That is crazy.

1:53

Bu çılgınca.

Oh, I just realized I have my camera on.

1:55

Ah, kameramın açık olduğunu yeni fark ettim.

1 2 3 4 5 6 7 8.

1:56

1 2 3 4 5 6 7 8.

Correct number of legs.

1:59

Doğru bacak sayısı.

Yeah.

2:00

Evet.

On the fake.

2:00

Sahtesinin üzerinde.

There's no way. Ton ve niyet

2:02

Olamaz.

Ton ve niyet

There's no way: güçlü inanmama

Burada There's no way, “Bu doğru olamaz” veya “Buna inanmam mümkün değil” anlamına gelir. Konuşan kişi güçlü bir şaşkınlık ve inanmama tepkisi veriyor; bir yol ya da yöntem sormuyor. there's, there is ifadesinin kısaltması olsa da ifadenin bütünü konuşmada çoğu zaman bir tepki sözü olarak kullanılır. Anlamı, önceki iddianın mümkün olduğunu reddetmekten gelir.

Alıştırma

Bu cümlede There's no way ne ifade ediyor?

  1. Güçlü inanmama: “Bu doğru olamaz.”
  2. Hangi yoldan gidileceğine dair bir soru.
  3. Yönerge isteyen nazik bir rica.
Cevabı göster

Güçlü inanmama: “Bu doğru olamaz.”

1 2 3 4

2:03

1 2 3 4

No way,

2:04

İmkansız,

cuz that would mean that they can like basically count. Dilbilgisi

2:05

çünkü bu temelde sayabildikleri anlamına gelir.

Dilbilgisi

that would mean that: varsayımsal bir çıkarım

that would mean that + yan cümle yapısında ilk that önceki duruma gönderme yapar, ikinci that ise sonucu tanıtır. Buradaki sonuç they can basically count ifadesidir. Would, sonucu koşullu bir çıkarım olarak gösterir: önceki gözlem doğruysa bu sonuç ortaya çıkar. Burada geçmişten bakılan bir geleceği değil, temkinli bir mantıksal çıkarımı anlatır.

Alıştırma

Tarifenin doğru olduğundan emin değilsiniz. Hangi cümle sonucu varsayımsal bir sonuç olarak sunuyor?

  1. If the timetable is correct, that means that our train leaves before sunrise.
  2. If the timetable is correct, that could mean that our train leaves before sunrise.
  3. If the timetable is correct, that would mean that our train leaves before sunrise.
Cevabı göster

If the timetable is correct, that would mean that our train leaves before sunrise.

So he's vibrating it

2:08

Yani onu titreştiriyor

to make it look bigger. Dilbilgisi

2:11

daha büyük görünmesini sağlamak için.

Dilbilgisi

to make it look bigger: amaç ve make + nesne + fiilin yalın hâli

to make it look bigger mastar öbeği, onu titreştirmenin amacını belirtir: daha büyük görünsün diye onu titreştirir. Bu öbekte make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbı kullanılır: make + it + look. Look sözcüğünden önce to eklenmez. Bigger, look ile oluşturulan görünümü anlatır; boyutun gerçekten değiştiğini belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + look yapısıyla tamamlayın. Parantez içindeki sözcükleri kullanın: They used brighter paint to ____ larger. (the kitchen)

Cevabı göster

make the kitchen look

Is that what's happening?

2:12

Olan biten bu mu?

I think it might be.

2:13

Öyle olabilir sanırım.

Yeah, to make it look like it's moving.

2:14

Evet, hareket ediyormuş gibi görünmesi için.

He's so tiny, though. Anlatım akışı

2:17

Ama yine de çok küçük.

Anlatım akışı

Sonradan eklenen karşıtlık için cümle sonunda though

Cümle sonundaki though, ana ifadeden sonra ona zıt bir düşünce ekler. Burada önce He's so tiny söylenir; though ise bunu daha büyük görünmeye çalıştığına dair önceki düşünceyle ilişkilendirmenizi sağlar. Cümle sonundaki bu konum, karşıtlığı baştan planlanmış bir yapıdan çok sonradan eklenen bir yorum gibi gösterir. Bu kullanımda though bir zarftır; although gibi bir yan cümle başlatmaz.

Alıştırma

Bu açıklamada öğrenilen cümle sonu karşıtlık sözcüğüyle tamamlayın: The wait was long. The meal was excellent, ____.

Cevabı göster

though

Yeah, but he's trying to look big.

2:19

Evet, ama büyük görünmeye çalışıyor.

Okay,

2:24

Tamam,

so we are in the jungle

2:25

ormandayız

and our current theory is that

2:27

ve şu anki teorimize göre

this tiny tiny tiny spider at the top of this

2:29

bunun tepesindeki bu küçücük, minicik örümcek

Keep me backlit there, Gordon.

2:34

Beni orada arkadan aydınlat, Gordon.

It's working good.

2:35

İyi işe yarıyor.

This tiny spider has created

2:37

Bu küçük örümcek yarattı

Is that dust? Or are we thinking?

2:40

Toz mu o? Yoksa biz mi öyle sanıyoruz?

No idea.

2:42

Hiçbir fikrim yok.

Debris or something. Ton ve niyet

2:42

Kalıntı veya ona benzer bir şey.

Ton ve niyet

Yaklaşık bir tahmin için or something kullanımı

Olası bir adlandırmadan sonra gelen or something, konuşanın yalnızca kabaca tahminde bulunduğunu gösterir. Burada debris, malzemenin ne olabileceğine dair yalnızca bir örnektir; doğrulanmış bir tanımlama değildir. Bu ifade diğer olasılıkları adlandırmadan açık bırakır. Something belirli bir ikinci seçenek sunmaz.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki belirsizlik bildiren ifadeyle tamamlayın. İfade, diğer olası nedenleri adlandırmadan açık bırakmalıdır: Maybe the app needs an update ____.

Cevabı göster

or something

Debris that looks like a big spider

2:44

Büyük bir örümceğe benzeyen kalıntılar

and he's vibrating the whole web

2:46

ve bütün ağı titreştiriyor

to make it look like he is a big spider.

2:50

kendisi büyük bir örümcekmiş gibi görünmesi için.

He's got...

2:53

O...

He's counted.

2:54

Saymış.

Counted legs.

2:55

Bacakları saymış.

Eight legs.

2:57

Sekiz bacak.

This doesn't seem like it could be true. Dilbilgisi

3:03

Bu gerçek olabilecek gibi görünmüyor.

Dilbilgisi

doesn't seem like it could be true ile katmanlı kuşku

doesn't seem like it could be true ifadesinde doesn't seem like, yargıyı konuşanın şu anda gördüklerine veya bildiklerine dayanan bir izlenim olarak sunar. Could be true, doğru olmayı değerlendirilmesi gereken bir olasılık olarak sunar; bu yüzden tüm ifade güçlü bir kuşku taşır. Konuşan, iddianın yanlış olduğunu kanıtlamaz. Katmanlı anlatım, yeni kanıt gelirse doğru olabileceğine küçük bir pay bırakır; buradaki could yetenek değil, olasılık bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle, mevcut izlenime dayanan güçlü bir kuşkuyu ifade ederken iddianın doğru olabileceğine dair küçük bir olasılık da bırakır?

  1. This doesn't seem like it could be true.
  2. This is not true.
  3. This can't be true.
  4. This could be true.
Cevabı göster

This doesn't seem like it could be true.

We have to

3:07

Bunu

research that.

3:09

araştırmalıyız.

Vibrate it one more time,

3:11

Bir kez daha titreştir,

Mr. There you go.

3:12

Bay. İşte böyle.

Thank you.

3:13

Teşekkürler.

All right, we'll go research.

3:14

Pekala, gidip araştıracağız.

Wow.

3:17

Vay canına.

We need Jeff's macro lens Dilbilgisi

3:20

Jeff'in makro lensine ihtiyacımız var

is what we need.

3:21

ihtiyacımız olan şey bu.

Dilbilgisi

X is what we need: çözümü öne çıkarma

X is what we need, “X ihtiyacımızı karşılayan şeydir” demektir. Burada Jeff's macro lens, listedeki sıradan bir seçenek olarak değil, doğru çözüm olarak sunulur. what we need, is fiilinden sonra gelen bir isim yan cümlesidir. Buradaki what, “... olan şey” anlamına gelir; bu yüzden cümle soru değil, bildirme cümlesidir. We need X ile karşılaştırıldığında bu kalıp X'i daha güçlü biçimde öne çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi X is what we need odak kalıbıyla tamamlayın: The trail is dark, and this flashlight ____ to find our way.

Cevabı göster

is what we need

Well, we know what this is.

3:24

Pekala, bunun ne olduğunu biliyoruz.

We need a good one.

3:26

İyi bir tane lazım.

That's amazing,

3:29

Bu harika,

is it not?

3:29

öyle değil mi?

So the reason Phil and I were talking about a macro lens Dilbilgisi

3:30

Phil ve benim makro lens hakkında konuşmamızın nedeni,

is we knew we had to get that information out of the jungle

3:32

bu bilgiyi ormandan çıkarıp

and into the hands of the arachnologists back in the states. Deyimler

3:34

Amerika'daki araknologların ellerine ulaştırmamız gerektiğini bilmemizdi.

Dilbilgisi

The reason X is (that) Y: bir eylemi nedenine bağlama

The reason X is (that) Y kalıbı önce açıklanması gereken eylemi veya durumu belirtir, sonra bunun nedenini verir. Bu cümlede Phil and I were talking about a macro lens açıklanan durumdur; we knew we had to get that information ... ise nedendir. is sonrasındaki açıklama bir içerik yan cümlesidir. Konuşma dilinde that sık sık düşürülür; burada da “is we knew ...” denmiştir. that eklemek yapıyı daha görünür kılar: “The reason ... is that we knew ...”.

Alıştırma

Cümleyi The reason ... is that ... kalıbıyla tamamlayın: ____ we moved the meeting online ____ several people were sick.

Cevabı göster

The reason · is that

Deyimler

into the hands of: bir şeyi doğru kişilere ulaştırmak

Bu cümlede get that information into the hands of the arachnologists, araknologların bilgiyi inceleyip işleyebilmesi için onlara kesin olarak ulaştırmak anlamına gelir. İfade, bir şeyi fiziksel olarak birinin eline koymayı değil; erişim, kontrol veya sorumluluk aktarımını anlatır. get veya put X into the hands of Y kalıbı; bilgi, kanıt, belge, görev ya da yetki bunlarla ilgilenebilecek kişiye veya gruba geçtiğinde kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, ‘doğru uzmanların alıp ilgilenmesini sağlamak’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: We need to get the evidence ____ the forensic team.

Cevabı göster

into the hands of

The camera lenses that we had on hand were only capable of taking photos like this, Deyimler

3:37

Elimizde olan kamera lensleri sadece böyle fotoğraflar çekebiliyordu,

Deyimler

on hand: mevcut ve kullanıma hazır

Burada on hand, ekibin o sırada yanında bulunan ve kullanabileceği kamera lenslerini anlatır. Bir lensin bir kişinin elinin üzerinde durduğu anlamına gelmez. be veya have + on hand yapısını; gerektiğinde kullanılmak üzere mevcut ya da hazır olan insanlar, ekipmanlar, malzemeler, para veya yardım için kullanın. Bu ifade sık sık pratik bir sınırı gösterir: elde bulunanlar, o anda kullanılabilecek her şey olabilir.

Alıştırma

Cümleyi ‘kullanılabilir ve kullanıma hazır’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: We always keep extra batteries ____ during storms.

Cevabı göster

on hand

so we couldn't actually see the spider on top.

3:40

bu yüzden tepedeki örümceği tam olarak göremiyorduk.

But Jeff, however, had a 60 mm back at the lodge,

3:42

Ancak Jeff, kulübede bir 60 mm bırakmıştı,

so we went and got him

3:45

biz de gidip onu getirdik

and he took photos

3:46

ve fotoğraflar çekti

so you can actually see the spider up top.

3:47

böylece tepedeki örümceği gerçekten görebilirsiniz.

If you want to see what that looks like,

3:48

Neye benzediğini görmek isterseniz,

go click here or in the link in the video description.

3:49

buraya veya video açıklamasındaki bağlantıya tıklayın.

You can see what that actual spider

3:52

Bütün bu tuzağı yapan asıl örümceğin

looks like that made this whole decoy.

3:54

neye benzediğini görebilirsiniz.

So did we actually discover a new species?

3:56

Peki gerçekten yeni bir tür mü keşfettik?

If you look at the class for Arachnida,

3:58

Arachnida (Örümceğimsiler) sınıfına bakarsanız,

underneath it there's a genus called Cyclosa. Kültür

3:59

altında Cyclosa adında bir cins var.

And in Cyclosa,

4:02

Ve Cyclosa'nın içinde,

there's a specific type of spider called a trash line orb weaver.

4:03

çöp şeridi ören küre örümceği adı verilen özel bir örümcek türü var.

Kültür

“Cyclosa adlı bir cins” ile “çöp çizgili ağ örümceği”

“A genus called Cyclosa”, bilimsel sınıflandırmadaki resmî bir basamağı tanıtır. Cins, birbiriyle yakın ilişkili türlerden oluşan bir gruptur ve Cyclosa bu cinsin büyük harfle başlayan adıdır. “A trash line orb weaver”, ağında bir döküntü çizgisi bulunan daha belirli bir örümcek tipini anlatan betimleyici bir yaygın addır. Konuşmacı sınıflandırmanın kapsamını daraltmaktadır; aynı düzeyde iki bilimsel ad vermemektedir.

Alıştırma

Cümledeki iki ad arasındaki ilişkiyi en iyi hangi ifade açıklar?

  1. İkisi de aynı sınıflandırma düzeyindeki resmî cins adlarıdır.
  2. Cyclosa resmî bir cins adıyken trash line orb weaver bu gruptaki bir örümcek tipi için kullanılan betimleyici yaygın addır.
  3. Cyclosa örümceğin lakabıyken trash line orb weaver onun resmî Latince tür adıdır.
Cevabı göster

Cyclosa resmî bir cins adıyken trash line orb weaver bu gruptaki bir örümcek tipi için kullanılan betimleyici yaygın addır.

Now this orb weaver is able to go get debris, Kalıp ifadeler

4:06

Bu küre örümceği döküntüleri alıp,

Kalıp ifadeler

Kısa go get debris yapısı

“go get debris” ifadesinde go sıradan hareket anlamını korur: örümcek bulunduğu yerden ayrılır ve get, döküntüyü toplamak veya geri getirmek anlamına gelir. Debris, etrafa dağılmış istenmeyen malzeme parçalarıdır. Günlük Amerikan İngilizcesinde and kullanılmadan go + fiilin yalın hâli sık görülür: go get, go ask, go check. Burada hareket etme ve toplama tek bir kısa eylem dizisi olarak sunulur; go gelecek zaman işareti değildir.

Alıştırma

Defteriniz yan odada. Birinden defteri getirmesini isterken Amerikan İngilizcesindeki kısa go + fiilin yalın hâli yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Please go get your notebook.
  2. Please go to get your notebook.
  3. Please go getting your notebook.
Cevabı göster

Please go get your notebook.

bring it back to his web,

4:08

ağlarına geri getirip,

and create little bitty decoys and things like that in his web.

4:09

ağında küçük tuzaklar ve buna benzer şeyler yaratabiliyor.

So it sounds like we're getting close, Anlatım akışı

4:13

Yani yaklaşıyoruz gibi görünüyor,

Anlatım akışı

Geçici bir sonuç olarak it sounds like we're getting close

So, ifadeyi daha önce konuşulan ipuçlarına ya da bilgilere bağlar. It sounds like, düşünceyi konuşanın tamamen doğruladığı bir gerçek olarak değil, bu ipuçlarına dayanan bir sonuç olarak sunar. We're getting close, grubun doğru açıklamaya ya da cevaba yaklaştığı anlamına gelir. Buradaki close mecazidir: Konuşma ilerliyordur; konuşanlar fiziksel olarak birbirine yaklaşmıyordur.

Alıştırma

Bir tartışmada biri It sounds like we're getting close. diyor. Bu kişi ne yapıyor?

  1. Grubun cevaba yaklaştığına dair geçici bir sonuç sunmak
  2. Grubun cevabı kesin olarak kanıtladığını duyurmak
  3. Grubun yakındaki bir yere doğru fiziksel olarak hareket ettiğini söylemek
Cevabı göster

Grubun cevaba yaklaştığına dair geçici bir sonuç sunmak

but here's the difference. Anlatım akışı

4:14

ama aradaki fark şu.

Anlatım akışı

Karşıtlık işareti olarak But here's the difference

But, az önce belirtilen benzerlikten farklı bir noktaya geçildiğini gösterir. Here's the difference, dikkati birazdan söylenecek temel ayrıma yöneltir; here fiziksel bir yeri değil, sıradaki düşünceyi gösterir. İfadenin tamamı karşılaştırmayı iki adımda düzenler: Önce benzer görünen noktayı kabul eder, sonra sonucu değiştirebilecek farkı haber verir.

Alıştırma

Hangi cümle önce benzerliği kabul edip ardından temel karşıtlığı en iyi biçimde sunar?

  1. Both phones look similar, but what's the difference?
  2. Both phones look similar, so they must work exactly the same.
  3. Both phones look similar, but here's the difference: one is waterproof.
Cevabı göster

Both phones look similar, but here's the difference: one is waterproof.

We have not seen anything near this accurate Kelime

4:15

Bu küçük çöp şeridi ören küre örümceklerinde

in these little trash line orb weavers.

4:17

buna yakın bile bir doğruluk görmedik.

Kelime

not ... anything near this accurate: bu doğruluk düzeyine hiç yaklaşmamak

Olumsuz not ... anything near + sıfat yapısında near, derece bildiren bir zarftır. anything near this accurate, “bu doğruluk düzeyine yaklaşan herhangi bir şey” anlamına gelir. Cümlenin tamamı, daha önce gözlemlenen örneklerin bunun doğruluk düzeyine yaklaşamadığını anlatır. Buradaki near fiziksel mesafeyi değil, niteliği karşılaştırır.

Alıştırma

Elinizde çok sağlam bir sırt çantası var. anything near ve durable sıfatını kullanarak cümleyi tamamlayın: I haven't seen ____ in this price range.

Cevabı göster

anything near this durable

First of all, there's eight legs.

4:19

Her şeyden önce, sekiz bacağı var.

That in itself is mind-blowing to me. Notlar

4:20

Bu başlı başına aklımı başımdan alıyor.

Kalıp ifadeler

in itself: kendi başına değerlendirildiğinde

in itself, “başka bilgiler eklenmeden tek başına değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Buradaki that, hemen önce belirtilen bir özelliğe gönderme yapar ve yalnızca bu bilginin bile şaşırtıcı olduğunu anlatır. Bu ifade konuşanın değerlendirmesine bir sınır koyar: ardından daha fazla kanıt gelebilir, ancak bu tepki için onlara ihtiyaç yoktur. itself vurgu katar; öznenin kendisine yaptığı bir eylemi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “tek başına değerlendirildiğinde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The final painting is impressive ____, even without the frame.

Cevabı göster

in itself

Deyimler

mind-blowing: son derece güçlü bir şaşkınlık tepkisi

Mind-blowing, bir şeyin normal beklentilerin çok ötesinde şaşırtıcı, etkileyici veya hayal edilmesi zor olduğunu anlatan gündelik bir sıfattır. Bu cümlede konuşanın çok güçlü şaşkınlığını gösterir; zihnin fiziksel olarak zarar gördüğü anlamına gelmez. is mind-blowing örneğindeki gibi bir bağ fiilinden sonra veya a mind-blowing discovery örneğindeki gibi bir isimden önce gelebilir. to me ifadesi değerlendirmenin kişisel olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız size beklediğinizden çok daha ayrıntılı bir galaksi fotoğrafı gösteriyor. Çok güçlü bir hayranlığı en iyi hangi tepki ifade eder?

  1. That is routine.
  2. That is mind-blowing.
  3. That is a little surprising.
Cevabı göster

That is mind-blowing.

But there's two other things

4:22

Ama bence çok havalı olan

I think are pretty cool as well.

4:23

iki şey daha var.

You noticed that there's both an abdomen on each one,

4:25

Her birinde bir karın bölgesi olduğunu fark ettiniz,

but also there's a cephalothorax,

4:27

ama aynı zamanda bir sefalotoraks da var,

which is the combination between the head and the thorax.

4:29

ki bu baş ve göğsün birleşimidir.

That is amazing.

4:31

Bu inanılmaz.

So the verdict is still out on this one. Deyimler

4:32

Yani bu konudaki karar henüz çıkmadı.

Deyimler

the verdict is still out: henüz kesin bir sonuç yok

The verdict is still out, mevcut kanıtların kesin bir sonuca varmak için yeterli olmadığını belirten bir deyimdir. Mahkeme dilinden bir benzetme kullanır, ancak burada gerçek bir dava veya hukuki karar söz konusu değildir. Yaygın yapı the verdict is still out on + konu ya da soru şeklindedir. Still, değerlendirme devam ederken konunun çözümsüz kaldığını vurgular; on this one ise 'bu belirli durum veya soru hakkında' demektir.

Alıştırma

'Henüz bir sonuca varılmadı' anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: After only one small study, ____ on whether the treatment works.

Cevabı göster

the verdict is still out

We don't know if this is in fact a new species.

4:34

Bunun gerçekten yeni bir tür olup olmadığını bilmiyoruz.

However,

4:36

Ancak,

the arachnologists at both Harvard and Cornell

4:36

hem Harvard hem de Cornell'deki araknologlar

say they haven't seen anything like this before, Dilbilgisi

4:39

daha önce böyle bir şey görmediklerini söylüyorlar,

Dilbilgisi

haven't seen anything like this before: bugüne kadarki deneyim

Haven't seen içindeki present perfect, uzmanların geçmişten şu ana kadar uzanan deneyimini anlatır. Before, bu zaman aralığındaki önceki deneyimlerin hiçbirinin bu vakaya benzemediğini vurgular. Bu, onların deneyimlerine dayanan bir kanıttır; söz konusu şeyin hiç var olmadığını ya da mutlaka yeni bir tür olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir araştırmacı, tamamlanmış bir geçmiş zaman belirtmeden bugüne kadarki deneyimini özetliyor. Hangi cümle uygundur?

  1. I don't see anything like this right now.
  2. I didn't see anything like this during yesterday's test.
  3. I haven't seen anything like this before.
Cevabı göster

I haven't seen anything like this before.

but they're reviewing the data and they're going to let us know. Kalıp ifadeler

4:41

ama verileri inceliyorlar ve bize haber verecekler.

Kalıp ifadeler

let us know: daha sonra bize haber vermek

Let someone know, bilgi hazır olduğunda birine söylemek veya haber vermek anlamına gelen kalıplaşmış ve doğal bir ifadedir. Let us know içinde us, daha sonra bilgiyi alacak kişileri gösterir. Burada let izin vermek anlamında değildir. İfadenin tamamı bir geri dönüşü anlatır: verileri inceledikten sonra bize sonucu bildirecekler.

Alıştırma

Me zamirini nesne olarak kullanıp cümleyi let + nesne + know kalıbıyla tamamlayın: When you choose a date, please ____.

Cevabı göster

let me know

So, here's what we're going to do.

4:43

O zaman, şöyle yapacağız.

What would you name this new species Dilbilgisi

4:45

Eğer adlandırma fırsatınız olsaydı

if you had the opportunity to name it?

4:47

bu yeni türün adını ne koyardınız?

Dilbilgisi

What would you ... if you had ...?: bir seçimi hayal etmek

What would you ... if you had ...? kalıbı, kişiden şu anda gerçek olmayan bir durumu hayal etmesini ister. Bu cümlede dinleyicinin türe ad verme fırsatı gerçekte yoktur. Would hayal edilen seçimi bildirirken had, if yan cümlesindeki geçmiş zaman biçimidir. Burada had geçmiş zamandan söz etmez; şimdiki gerçekliğe olan uzaklığı gösterir. would + if + geçmiş zaman kalıbı, başka varsayımsal seçimler ve eylemler hakkında soru sormak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hayalî soruyu would + if + geçmiş zaman kalıbıyla tamamlayın: What ____ you call the island if you ____ the chance?

Cevabı göster

would · had

So leave me a comment

4:48

Bana bir yorum bırakın

and tell me what it would be.

4:49

ve ne olacağını söyleyin.

However, I'm going to tell you what we thought.

4:50

Yine de biz ne düşündük onu da anlatacağım.

I thought a really good one Dilbilgisi

4:53

Ben çok iyi bir tanesinin

would be the effigy spider.

4:54

tasvir örümceği (effigy spider) olacağını düşündüm.

Dilbilgisi

A really good one would be ...: bir aday önermek

a really good one ifadesinde one, sayılabilen bir şeyin adının, yani bağlamdan zaten anlaşılan tekil ve sayılabilir bir ismin yerini alır. Burada olası bir ad anlamına gelir; böylece konuşan kişi name kelimesini tekrarlamaz. Would be, ardından gelen adı resmî veya kesinleşmiş bir seçim olarak değil, önerilen bir cevap olarak sunar. a good one would be + aday kalıbı, daha geniş bir seçenek grubundan birini nazikçe önerir.

Alıştırma

Hangi cümlede one açıkça anlaşılan tekil bir ismin yerine, would be ise kesin olmayan bir öneri yapmak için kullanılmıştır?

  1. A really good it would be “Night Flight.”
  2. A really good one would be “Night Flight.”
  3. A really good one is “Night Flight.”
Cevabı göster

A really good one would be “Night Flight.”

Jeff liked the debris spider.

4:56

Jeff kalıntı örümceğini (debris spider) beğendi.

Phil liked the decoy spider.

4:58

Phil tuzak örümceğini (decoy spider) beğendi.

Gordon liked the mosaic spider.

5:00

Gordon mozaik örümceğini (mosaic spider) beğendi.

So anyway, leave a comment below,

5:03

Her neyse, aşağıya bir yorum bırakın,

tell me what you think it should be called,

5:04

sizce adının ne olması gerektiğini bana söyleyin,

and uh I don't know, who knows?

5:06

ve uh bilmiyorum, kim bilir?

Maybe those researchers will read the comments

5:08

Belki araştırmacılar yorumları okurlar

and come up with the name that you guys selected. Öbek fiiller

5:09

ve sizin seçtiğiniz ismi kullanırlar.

Öbek fiiller

Bir isim veya fikir bulmak için come up with

Come up with, genellikle ihtiyaç duyulan bir fikir, isim, plan veya cevabı düşünüp ortaya koymak demektir. Burada fiziksel bir hareketi değil, bir öbek fiili ifade eder. Yapı come up with + üretilen şey biçimindedir. Bu cümlede nesne, izleyicilerin seçtiği isimdir.

Alıştırma

Cümleyi “düşünüp ortaya koymak” anlamındaki üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We need to ____ a name for our science club.

Cevabı göster

come up with

So there you go. Ton ve niyet

5:11

İşte bu kadar.

Ton ve niyet

Gündelik bir kapanış olarak There you go

There you go, anlamı bağlama göre değişen bir konuşma kalıbıdır. Burada bir açıklamanın sonunda geldiği için yaklaşık olarak “işte bu kadar” veya “böyle işliyor” demektir ve konuşanın konuyu toparladığını gösterir. Sözcükler bir yere gitmeye yönelik gerçek bir talimat değildir. İfadeyi sözcük sözcük çevirmek yerine hemen önceki eylem veya konuşmaya bakarak yorumlayın.

Alıştırma

Bir konuşmacı kısa bir açıklamayı bitirip "So there you go." diyor. İfade burada ne işe yarıyor?

  1. Açıklamayı gündelik bir biçimde sonlandırır.
  2. Dinleyicinin hata yaptığını söyler.
  3. Dinleyiciye başka bir yere gitmesini söyler.
Cevabı göster

Açıklamayı gündelik bir biçimde sonlandırır.

I hope you enjoyed it.

5:12

Umarım beğenmişsinizdir.

News media outlets,

5:13

Haber medya kuruluşları,

please contact me before you try to use this video,

5:14

lütfen bu videoyu kullanmaya çalışmadan önce benimle iletişime geçin,

get proper permission.

5:15

uygun izni alın.

Next week is high-speed video of butterflies.

5:17

Haftaya kelebeklerin yüksek hızlı videosu var.

That should be awesome.

5:19

Harika olmalı.

I'm Destin.

5:20

Ben Destin.

You're getting smarter every day,

5:21

Her geçen gün daha da akıllanıyorsunuz,

please subscribe.

5:22

lütfen abone olun.

Have a good one. Kalıp ifadeler

5:23

İyi günler.

Kalıp ifadeler

Have a good one. ile dostça ve samimi vedalaşma

Have a good one. “Önündeki zaman güzel geçsin” anlamına gelen, tek başına kullanılabilen samimi bir vedalaşma ifadesidir. Bu kullanımda one, günün geri kalanını, akşamı veya dinleyicinin bundan sonraki zamanını belirsiz biçimde temsil eder; belirli bir nesneyi anlatmaz. Zaman dilimi açıkça belirtilmediği için ifade günün birçok saatinde kullanılabilir. Day, evening, weekend gibi belirli bir süre söylemeden konuşmayı sıcak bir şekilde bitirir.

Alıştırma

Zaman dilimini belirsiz bırakan sözcükle samimi vedayı tamamlayın: Have a good ____.

Cevabı göster

one

So when I first walked up on this species, Öbek fiiller

5:31

Bu türe ilk yaklaştığımda,

Öbek fiiller

walked up on: bir şeye yaklaşıp onunla karşılaşmak

Bu sözlü anlatıda walked up on, “yaklaştı ve karşılaştı” anlamına gelir. Konuşmacı yalnızca önceden seçilmiş bir hedefe doğru hareketi değil, türün görüş alanına girdiği anı anlatır. walk up on + kişi, hayvan veya nesne kalıbı çoğu zaman olay yerinde keşfetme ya da beklenmedik biçimde karşılaşma hissi katar. Karşılaşmanın tamamen sürpriz olması gerekmez; odak, kişi yaklaştığında ne bulduğudur.

Alıştırma

Cümledeki walked up on ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Konuşmacı bilinen bir hedefe bilinçli olarak yürüdü.
  2. Konuşmacı türü görmeden önce uzaklaştı.
  3. Konuşmacı yaklaştı ve türle karşılaştı.
Cevabı göster

Konuşmacı yaklaştı ve türle karşılaştı.

I thought I was looking at something that had been attacked by Cordyceps, Notlar

5:33

Cordyceps tarafından saldırıya uğramış bir şeye baktığımı sandım,

Dilbilgisi

had been attacked by: geçmişte tamamlanmış edilgen yapı

Had been attacked, geçmişte tamamlanmış edilgen yapıdır: had been + fiilin üçüncü hâli. Something sözcüğünü saldırıya uğrayan unsur olarak gösterir; bu nedenle dil bilgisel odak Cordyceps değil, something'dir. Bu yapı, varsayılan saldırıyı konuşanın daha sonraki geçmişte bakma eyleminden önceye yerleştirir. By Cordyceps, saldırıyı yaptığı varsayılan unsuru belirtir. Thought ise bunun doğrulanmış bir gerçek değil, konuşanın ilk yorumu olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tam dört sözcükle tamamlayın: treat fiilinin geçmişte tamamlanmış edilgen biçimi ve ardından yapanı belirten by. By the time the ranger arrived, the injured bird ____ a veterinarian.

Cevabı göster

had been treated by

which is a fungus that will go and attack the host species

5:35

ki bu konakçı türe saldırıp

and replace all the living tissue inside

5:38

içindeki tüm canlı dokuyu

while it's still living

5:41

o hala hayattayken

with fungus.

5:42

mantarla değiştiren bir mantardır.

Kültür

Cordyceps, which is a fungus: mantar olan Cordyceps

Cordyceps, en çok böcekleri ve diğer eklembacaklıları enfekte etmesiyle bilinen parazit mantarlar grubunun adıdır. Bir konağın içinde veya üzerinde büyür ve konağın bedenini yaşam döngüsünün bir parçası olarak kullanır. Konuşanın açıklamasını anlamak için gereken temel gerçek dünya bilgisi budur. Burada bu ad, görsel bir benzetmeyi açıklar: nesne, mantar canlı dokunun yerini almış gibi görünmüştür. Konuşan ilk ve yanlış izlenimini anlatmaktadır; örümceğin veya nesnenin enfekte olduğunu doğrulamamaktadır.

Alıştırma

Hangi yorum cümleye en uygundur?

  1. Cordyceps, anlatılan konak türünün adıdır.
  2. Konuşan başlangıçta nesnenin Cordyceps ile enfekte olmuş gibi göründüğünü düşündü, ancak bu doğrulanmış bir teşhis değildi.
  3. Konuşan, Cordyceps'in örümceği enfekte ettiğini doğruladı.
Cevabı göster

Konuşan başlangıçta nesnenin Cordyceps ile enfekte olmuş gibi göründüğünü düşündü, ancak bu doğrulanmış bir teşhis değildi.

It's nasty stuff. Kelime

5:43

İğrenç bir şey.

Kelime

nasty stuff: güçlü ve gündelik bir olumsuz değerlendirme

Bu cümlede nasty stuff, rahatsız edici ya da zararlı bir madde veya süreç anlamına gelir. Nasty güçlü bir olumsuz değerlendirme katar; stuff ise ayrıntıları yeniden adlandırmadan mantara ve onun yaptıklarına genel biçimde gönderme yapar. Stuff burada sayılamayan bir kütle adıdır; bu yüzden cümlede tekil it kullanılır ve ifade birbirinden ayrı birkaç nesne anlamına gelmez. Tam ad önemli olmadığında bu kalıp bir maddeyi, etkinliği veya durumun tamamını belirsiz biçimde anlatabilir.

Alıştırma

Rahatsız edici fakat tam olarak belirtilmemiş bir madde için bu dersteki iki sözcüklük ifadeyi aynen kullanın: The liquid smells awful. It's ____.

Cevabı göster

nasty stuff