Ya Dünya 5 Saniyeliğine Oksijensiz Kalsaydı?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, atmosferdeki oksijenin beş saniye kaybolmasıyla oksijenin tüm bileşiklerden çıkarılmasını karşılaştırıyor; sözcüğü sözcüğüne yorum gezegeni yok eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what would happen if - Dilbilgisi ve cümle kalıpları: would ve if ile varsayımsal soru kurun ve ele alınan hayali koşulu izleyin. 2. take the question literally, - Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: gündelik anlamdan sözcüklere geçişi fark edin ve soruyu yeniden çerçevelemek için ifadeyi kullanın. 3. won't be around to witness - Deyimler ve mecazlı ifadeler: be around yalnızca yakında olmak değil, hayatta veya orada kalmaktır; cümle sonucu görecek kimsenin sağ kalmayacağını söyler.
Bu derste
Oxygen is the third most abundant element in the universe, Dilbilgisi
0:00Oksijen, evrende en bol bulunan üçüncü elementtir;
the third most abundant element: sıra sayısı + most ile sıralama
the + sıra sayısı + most + sıfat + isim kalıbı, bir şeyin grup içindeki sırasını belirtir. Sıra sayısı konumu gösterir; most ise karşılaştırma ölçeğini oluşturmak için abundant ile birlikte kullanılır. Burada the third most abundant element, elementler evrendeki bolluklarına göre sıralandığında oksijenin üçüncü sırada olduğu anlamına gelir. Abundant miktar veya yaygınlığı anlatır, önemi değil.
Alıştırma
Ziyaretçi verileri Green Lake Park'ı üçüncü sıraya yerleştiriyor. Cümleyi visit kullanarak tamamlayın: Green Lake Park is ____ park in the region.
Cevabı göster
the third most visited
and do a lot more than you might realize.
0:06ve fark ettiğinizden çok daha fazlasını yapmamıza olanak tanır.
allowing us to breathe, construct materials, and do a lot more: allowing ile sonuç bağlama
Allowing, şimdiki zaman ortacıyla kurulan bir sonuç yan cümleciğini başlatır. Ana cümledeki olguya geri gönderme yapar ve “bunun sonucunda bu, bizim ... yapmamıza olanak tanır” anlamına gelir. Bir olguyu mümkün kıldığı sonuçla kısa biçimde bağlar. Allow, allow + nesne + to-infinitive kalıbını izler: allowing us to breathe. Tek bir to, sıralanan breathe, construct ve do fiilleri tarafından paylaşılır; bu nedenle her fiilden önce tekrarlanması gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucu bağlamak için allowing yapısını doğru kullanır ve paralel fiiller arasında to öğesini paylaşır?
- The new app saves time, allowing staff to check orders, to updating records, and answer customer questions faster.
- The new app saves time, allowing staff to check orders, update records, and answer customer questions faster.
- The new app saves time, allowing staff check orders, update records, and answer customer questions faster.
Cevabı göster
The new app saves time, allowing staff to check orders, update records, and answer customer questions faster.
So, what would happen if it disappeared from the Earth for 5 seconds? Dilbilgisi
0:08Peki, Dünya'dan 5 saniyeliğine yok olsaydı ne olurdu?
What would happen if + hayalî bir koşul
What would happen if, hayalî bir koşulun sonucunda ne olacağını sorar. Bu cümledeki koşul, oksijenin Dünya’dan beş saniyeliğine kaybolmasıdır; would ise konuşanın gerçek bir olayı aktarmak yerine varsayımsal bir sonucu araştırdığını gösterir. Yaygın kalıp What would happen if + özne + fiilin geçmiş biçimi? şeklindedir. Geçmiş biçim varsayımsal bir uzaklık verir; mutlaka geçmiş zamanı anlatmaz. Standart bir varsayım cümlesinde would ana soruda kalır ve if yan cümlesinde normalde would kullanılmaz.
Alıştırma
Dört kelimelik soru kalıbıyla hayalî düşünce deneyi sorusunu tamamlayın: ____ gravity suddenly stopped working?
Cevabı göster
What would happen if
If we first look at the loss of atmospheric oxygen,
0:12Önce atmosferdeki oksijenin kaybına bakarsak,
you may not want to be traveling. Ton ve niyet
0:17o sırada seyahat hâlinde olmak istemeyebilirsiniz.
Kastedilen anlamı açıklayan As in
Burada as in, atmospheric oxygen ifadesini açıklığa kavuşturur: konuşan kişi havadaki oksijeni kasteder. Bu, “özellikle şu anlamda” veya “yani” anlamına gelen bir söylem belirtecidir; karşılaştırma ya da neden bildirmez. Kastedilen anlamı belirsiz olabilecek bir sözcük veya ifadeden sonra as in kullanın ve ardından daha belirgin bir ifade ya da açıklayıcı bir örnek verin. Bu, dinleyenin kastedilen anlamı belirlemesine yardımcı olur.
Alıştırma
Açıklamayı “özellikle şu anlamda” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I mean bank ____ the side of a river, not a financial institution.
Cevabı göster
as in
Dolaylı bir uyarı olarak may not want to be traveling
Bu cümlede may not want to be traveling, mesajı dinleyicinin isteğine dair bir olasılık olarak sunar: Belki de seyahat etmek, dinleyicinin yapmak isteyeceği bir şey değildir. Ancak bağlam içinde bu ifade, seyahat tercihine dair tarafsız bir tahmin değil, ölçülü bir uyarı işlevi görür. Konuşmacı, bu tehlikeli koşullarda seyahat etmenin kötü bir fikir olduğunu dolaylı biçimde söyler. İngilizcede tavsiye ve uyarılar, bir kişinin ne yapmak isteyebileceği ya da istemeyebileceği üzerinden ifade edilerek sık sık yumuşatılır.
Alıştırma
“With severe storms expected tonight, you may not want to be driving,” cümlesinde konuşmacı büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Araç kullanmaması için dolaylı bir uyarı vermek
- Dinleyicinin muhtemelen şu anda araç kullanmadığını söylemek
- Dinleyicinin genel olarak araç kullanmaktan hoşlanmadığını tahmin etmek
Cevabı göster
Araç kullanmaması için dolaylı bir uyarı vermek
found in 215 million vehicles in the US alone
0:21—yalnızca ABD'de 215 milyon araçta bulunan bu motorlar—
engines found in 215 million vehicles içindeki kısaltılmış ilgi cümleciği
Found in 215 million vehicles, engines sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: engines that are found in 215 million vehicles. Burada found, “keşfedilmiş” değil, “içinde bulunan veya yer alan” anlamındadır. Bu öbek yalnızca hangi motorlardan söz edildiğini belirtir. Found ana fiil değildir; ana cümle would be unable ile devam eder. Bu yapıyı tanımak, bilgi yoğun metinlerdeki isim öbeklerini çözümlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için that are found in ifadesini kısaltın: The safety features ____ many newer cars can prevent serious injuries.
Cevabı göster
found in
if already moving: kısaltılmış bir if koşul yan cümlesi
if already moving, if they were already moving koşul yan cümlesinin kısaltılmış hâlidir. Anlaşılan özne they, Cars sözcüğüne gönderme yapar ve atılan fiil were biçimidir; moving zaten devam etmekte olan bir durumu anlatır. If yan cümlesinin öznesi ile be fiilinin bir biçimi çevredeki bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa if + özne + be + tümleç yapısı if + tümleç olarak kısaltılabilir. Buradaki moving yeni bir ana cümle fiili değildir ve tamamlanmış bir yer değiştirmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi if they were already moving yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: The cars might still have power and, ____, could reach the shoulder.
Cevabı göster
if already moving
stop running: bir etkinliği bitirmek için stop + -ing
stop running yapısında stop, zaten devam etmekte olan bir etkinliğin sona erdiğini belirtmek için -ing biçimi running ile kullanılır. Burada running çalışmak anlamındadır; dolayısıyla arabaların motorları veya sistemleri çalışmayı keser. İnsanların koşmasını anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilen kalıp stop + -ing şeklindedir: stop working, stop talking, stop raining. Sona eren etkinlik, -ing biçimiyle belirtilen etkinliktir.
Alıştırma
Cümleyi stop fiilinin geçmiş zaman biçimi ve run fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After the power surge, the generator ____.
Cevabı göster
stopped running
Uçak hareketleri için take off or land
Havacılıkta take off, bir uçağın yerden ayrılması; land ise yeniden yere dönmesi anlamına gelir. Bu bağlı ifade, pistte gerçekleşen birbirine zıt iki hareketi birlikte kapsar. Buradaki take off, uçuşla ilgili bir öbek fiildir; “giysiyi çıkarmak” veya “birden başarılı olmak” anlamında değildir. Land bu cümlede geçişsiz fiildir: iniş yapan, uçağın kendisidir.
Alıştırma
Hangi cümlede take off ve land bir uçağın fiziksel hareketleri için kullanılmıştır?
- After work, I take off my shoes and land on the sofa.
- In strong winds, planes may be unable to take off or land safely.
- The comedian's career took off after she landed a television role.
Cevabı göster
In strong winds, planes may be unable to take off or land safely.
the loss of oxygen could also cause some early crash landings
0:38oksijenin kaybolması bazı uçakların daha ilk anda sert iniş yapmasına da yol açabilirdi;
Gerekçe sunan Considering that + yan cümle
Considering that, ardından gelen gerçeği ana iddiayı destekleyen arka plan bilgisi olarak sunar. Burada dakikada 100 uçak hareketi olduğu tahmini, dünyanın çeşitli yerlerinde zorunlu inişler olacağı öngörüsüne dayanak oluşturur. Yaklaşık olarak “şu gerçek göz önüne alındığında” anlamına gelen ve gerekçe sunan bir bağlayıcıdır. Bilgiyi önce kanıt, sonra sonuç gelecek biçimde düzenler; sürmekte olan bir düşünme eylemini anlatmaz.
Alıştırma
Buzlu yolları kararın dayanağı olarak sunan iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the roads are icy, we should leave early.
Cevabı göster
Considering that
could probably glide safely until oxygen returned.
0:44oksijen geri dönene kadar muhtemelen güvenle süzülebilirdi.
Ödünleyici karşıtlık için Although
Although bir ödünleme ilişkisi kurar: ardından gelen yan cümleyi doğru bir olgu olarak sunar, ancak bu olgu ele alınan genel tehlikeden farklı bir sonuca işaret ediyor gibi görünür. Burada, zaten havada olan uçakların oksijen geri gelene kadar güvenle süzülebileceği şeklinde tehlikeyi hafifleten bir istisna belirtir; tehlikenin nedenini belirtmez. Tam bir cümlede although ile başlayan bölüm bir yan cümledir ve normalde temel sonucu taşıyan bir ana cümleyle birlikte kullanılır. “although X, Y” ilişkisi, X’in Y’yi daha beklenmedik kıldığını, ancak ikisinin de doğru olabileceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle bir ödünleme anlatmak için although sözcüğünü doğru kullanıyor?
- Although the roads were icy, so the buses stopped.
- Although the icy roads.
- Although the roads were icy, the buses kept running.
- Although the roads were icy, but the buses kept running.
Cevabı göster
Although the roads were icy, the buses kept running.
Olumlu cümlede vurgulu does play
Olumlu bir cümlede does, vurgu katmak için ana fiilin yalın biçiminden önce gelebilir. Does play, “gerçekten rol oynar” ya da “kesinlikle rol oynar” anlamına gelir; soru veya olumsuzluk oluşturmaz. Burada konuşmacı, daha sonra konuyu sınırlamadan önce oksijenin kritik rolünü güçlü biçimde kabul eder. Üçüncü tekil şahıs does kullanıldığında ana fiil yalın kalmalıdır: does play denir, does plays denmez.
Alıştırma
İddiayı doğrulayan vurgulu yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: Some people think the old printer is broken, but it ____ work.
Cevabı göster
does
play a crucial role in: temel bir katkıyı anlatmak
play a crucial role in bir sürece, sonuca veya sisteme son derece önemli bir katkı sağlamak anlamına gelir. in edatı, bu katkının gerçekleştiği alanı, etkinliği veya süreci belirtir. Bu cümlede ifade, bir karakteri canlandırmak anlamında değildir. Oksijenin hücresel solunumun son aşamalarından birinde temel bir katkı sağladığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan ifadeyi seçin: Clear communication ___ resolving problems in a team.
- does a crucial role in
- plays a crucial role to
- plays a crucial role in
- plays crucial in
Cevabı göster
plays a crucial role in
but luckily our bodies have alternative pathways
0:53Ama neyse ki vücudumuzun alternatif mekanizmaları da vardır;
that help us survive when we temporarily lack oxygen.
0:55bunlar geçici olarak oksijensiz kaldığımızda hayatta kalmamıza yardımcı olur.
muscle cells will use up all of their oxygen Öbek fiiller
1:01kas hücreleri mevcut oksijenin tamamını tüketir
use up: sınırlı bir kaynağı tamamen tüketmek
use up içindeki up, bir kaynağın sonuna kadar kullanılma fikrini ekler. Bu ifade, bir şeyin yalnızca bir kısmını kullanmayı değil, tamamını tüketmeyi anlatır. Burada all of their oxygen sonucu açıkça gösterir: kas hücreleri bu kaynaktaki kullanılabilir oksijenin hiçbirini bırakmayacaktır. Bu phrasal verb ayrılabilir; bu nedenle zamir fiil ile up arasına gelir: use it up.
Alıştırma
Konuşanların nesneyi tamamen tükettiğini ve zamirin doğru yerde olduğunu belirten cümleyi seçin.
- We used some of it before lunch.
- We used it up before lunch.
- We saved it for lunch.
- We ran out of it before lunch.
Cevabı göster
We used it up before lunch.
and switch to a process called lactic acid fermentation, Dilbilgisi
1:03ve laktik asit fermantasyonu denilen bir sürece geçer;
a process called lactic acid fermentation: isim + called + ad
a process called lactic acid fermentation ifadesinde called, process isminden hemen sonra gelir ve sürecin adı olan lactic acid fermentation ifadesini tanıtır. called lactic acid fermentation grubunun tamamı process ismini niteler; cümlenin temel fiili değildir. a process that is called lactic acid fermentation yapısının kısaltılmış biçimidir. İsim + called + ad yapısı bir terimin, yöntemin, cihazın veya özelliğin adını kısa biçimde tanıtır. Burada called, telefon etti değil, adı verilen anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi called kullanılan kısaltılmış adlandırma yapısıyla tamamlayın: The lab uses a technique ____ polymerase chain reaction.
Cevabı göster
called
Cells lacking oxygen also have been shown to reprogram themselves Dilbilgisi
1:08Oksijensiz kalan hücrelerin kendilerini yeniden programladığı da gösterilmiştir;
have been shown to reprogram themselves: edilgen present perfect aktarım yapısı
have been shown to reprogram themselves ifadesindeki have been shown to, edilgen bir present perfect aktarım yapısıdır: have been + geçmiş zaman ortacı shown + to mastarı. Bugüne kadar yapılan araştırmaların veya elde edilen kanıtların, hücrelerin kendilerini yeniden programladığını gösterdiği anlamına gelir. Hücreler bulgunun öznesidir; başkasına bir şey gösteren taraf değildir. Themselves, Cells sözcüğüne gönderme yapar ve hücrelerin kendi faaliyetlerini değiştirdiğini belirtir. Bu ifade, araştırmacıları veya deneyleri belirtmeden kanıta dayalı bir sonucu aktarır. Shown to, kanıt desteği bulunduğunu belirtir; olası her durumda geçerli mutlak bir garanti vermez.
Alıştırma
Cümleyi edilgen present perfect aktarım yapısıyla tamamlayın: These plants ____ protect themselves during drought.
Cevabı göster
have been shown to
to prioritize and make the most necessary proteins first.
1:12böylece en gerekli proteinlere öncelik verip önce onları üretirler.
if you can hold your breath for 5 seconds, Kalıp ifadeler
1:16nefesinizi 5 saniye tutabiliyorsanız,
hold your breath: nefesini tutmak
Hold your breath, kısa bir süreliğine bilinçli olarak nefes almayı durdurmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede bir nesneyi fiziksel olarak tutmayı değil, kısa ve kontrollü bir nefes kesme eylemini anlatır. Yapı hold + iyelik belirleyicisi + breath şeklindedir: hold my breath, hold your breath veya hold her breath. İyelik sözcüğünü nefesini tutan kişiye göre değiştirin.
Alıştırma
Yüzme talimatını kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Take a deep breath, then ____ before you go underwater.
Cevabı göster
hold your breath
then you'll most likely survive the atmospheric oxygen apocalypse.
1:17atmosferdeki oksijenin yok olduğu bu kıyametten büyük olasılıkla sağ çıkarsınız.
Özetleme belirteci olarak All in all,
All in all, konuşanın daha önce ele alınan bilgilerden genel bir sonuç çıkardığını gösterir. Bu cümlede önceki açıklamayı kapatıp genel sonucu sunar; yeni bir kanıt eklemez. Genellikle sonuç bildiren ifadeden önce gelir ve cümlenin başındaysa ardından virgül kullanılır. Başka durumlara aktarılabilecek fikir şudur: ilgili bütün noktaları birlikte değerlendirdiğimizde sonuç budur.
Alıştırma
Genel bir sonucu doğru biçimde sunan ifadeyi seçin: We compared the price, battery life, and camera. _____, this phone offers the best value.
- In all
- All in all
- After all
Cevabı göster
All in all
But when we take the question literally, Kalıp ifadeler
1:21Ama soruyu kelimesi kelimesine ele alırsak,
as in what would happen if we lost the oxygen atom completely,
1:23yani oksijen atomunu tamamen kaybetsek ne olur diye düşünürsek,
obliterating it from compounds like water, quartz, and ozone,
1:27onu su, kuvars ve ozon gibi bileşiklerden bile silip atmak
take the question literally, ...: kesin kelime anlamını izlemek
Bir soruyu kelimesi kelimesine ele almak, daha serbest veya mecazlı bir yorum yerine sorudaki kelimelerin tam ve yüzeydeki anlamını kullanmak demektir. Bu cümlede ifade, varsayımın gündelik yorumundan kelimelerin katı yorumuna geçişi gösterir. Burada konuşan kişi yalnızca havadaki oksijeni değil, oksijen atomlarının bileşiklerden tamamen çıkarılması durumunda ne olacağını soruyor. Take burada soruyu fiziksel olarak almak değil, onu yorumlamak veya ele almak anlamındadır.
Alıştırma
Örnekte take the question literally ne anlama geliyor?
- Sorudaki kelimelerin tam anlamını kullanmak
- Soruyu bir cümleden fiziksel olarak çıkarmak
- Mecazlı olsa bile soruyu önemli kabul etmek
Cevabı göster
Sorudaki kelimelerin tam anlamını kullanmak
would turn into a metallic dust once oxygen is done. Öbek fiiller
1:37oksijen yok olur olmaz metalik bir toza dönüşürdü.
If we consider non-living things alone, then ...: kapsamı sınırlamak
If we consider X alone, then ... kalıbı önce konuyu X ile sınırlar. Dinleyiciye, sonraki iddianın tartışılan her şey hakkında olmadığını bildirir. Bu cümlede X, non-living things ifadesidir ve then bu sınırlı grup için sonucu tanıtır. Alone diğer kategorileri dışarıda bırakır; yalnız bir nesneyi veya duygusal yalnızlığı anlatmaz.
Alıştırma
If we consider non-living things alone, then ... açılış kalıbı bu savda ne yapar?
- Cansız şeylerin yalnız olduğunu söyler
- Sonucun bütün canlı ve cansız şeyler için geçerli olduğunu söyler
- Tartışmayı cansız şeylerle sınırlar ve bu grup için sonucu tanıtır
Cevabı göster
Tartışmayı cansız şeylerle sınırlar ve bu grup için sonucu tanıtır
X turns into Y değişim kalıbında turn into
Bu cümlede turn into, “değişip başka bir şey hâline gelmek” anlamındadır. Değişime uğrayan şey nearly everything, değişim sonucunda oluşan biçim ise a metallic dust ifadesidir. Yeniden kullanılabilen kalıp özne + turn into + sonuç, yani X turns into Y şeklindedir. Burada geçişsizdir; turn ile into arasında nesne yoktur. Fiziksel, kişisel veya soyut değişimleri anlatabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “değişip başka bir şey hâline gelmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In the fairy tale, the prince will ____ a frog at midnight.
Cevabı göster
turn into
This includes buildings, cars, roads, clothes, furniture, and more,
1:41Buna binalar, arabalar, yollar, giysiler, mobilyalar ve daha fazlası dâhil;
as all our materials like concrete, wood, glass, stone, brick, and cotton,
1:45çünkü beton, ahşap, cam, taş, tuğla ve pamuk gibi tüm malzemelerimiz
all contain or are made up of an oxygen-based compound. Notlar
1:49ya oksijen içeren bir bileşik barındırır ya da böyle bir bileşikten oluşur.
Bir bütünü oluşturan parçaları gösteren are made up of
Bu cümlede are made up of, “-den oluşur” anlamındadır. Özne bütünü, yani malzemeleri belirtir; ifade de bu malzemelerin bileşenlerini tanıtır. Yeniden kullanılabilen kalıp bütün + be made up of + parçalar veya bileşenler şeklindedir. İçinde made bulunsa da burada bir şeyi üretme eylemini değil, bileşimi anlatır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “-den oluşur” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The committee ____ twelve volunteers from different neighborhoods.
Cevabı göster
is made up of
Birleşik sıfat oxygen-based ve X-based kalıbı
“Oxygen-based”, compound sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Üretken X-based kalıbında X, bir şeyin dayandığı veya etrafında düzenlendiği temel malzemeyi, ilkeyi, kanıtı, sistemi ya da temeli belirtir; based burada fiziksel olarak bir üste bulunduğu anlamına gelmez. Bir isimden önce kullanıldığında iki bölüm, tek bir niteleyici olarak okunmaları için normalde kısa çizgiyle bağlı kalır: an oxygen-based compound. Aynı kalıpla plant-based food ve evidence-based policy gibi ifadeler de oluşturulur.
Alıştırma
Cümleyi “kanıtlarla yönlendirilen” anlamındaki standart birleşik sıfatla tamamlayın: The committee made an ____ decision.
Cevabı göster
evidence-based
many of these compounds would be left with their elements unbound Kalıp ifadeler
1:54bu bileşiklerin çoğundaki elementler bağsız kalırdı
Varsayım kalıbı Without X, ... would be left ...
Without the oxygen bond, hayalî bir eksiklik koşulu kuran bir edat öbeğidir. Without burada edat olduğu için ardından tam bir cümlecik değil, the oxygen bond isim öbeği gelir. Ana cümle would ile varsayımsal sonucu verir. Would be left with, bir şeyin belirli bir durumda kalacağı veya sonunda o duruma geleceği anlamına gelir; dolayısıyla elementler bağlanmamış durumda kalırdı. Would burada basit geçmiş zamanı göstermez. Yeniden kullanılabilir kalıp Without + isim öbeği, özne + would + fiilin yalın hâli biçimindedir.
Alıştırma
Without X, ... would ... varsayım kalıbını oluşturan iki sözcükle cümleyi tamamlayın: ____ a map, we ____ get lost in the forest.
Cevabı göster
Without · would
Be left with: geriye kalanla baş başa kalmak
Be left with + isim öbeği, bir değişiklik diğer olasılıkları ortadan kaldırdıktan veya başlangıçtaki durumu değiştirdikten sonra bir şeye sahip olma, onunla yüzleşme ya da onu elinde tutma durumunda kalmak demektir. Buradaki left, yön bildiren “sol” değil, leave fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; edilgen yapı da birinin bir şeyi bilerek bıraktığını gerektirmez. Bu cümlede bileşikler, elementlerinin artık birbirine bağlı olmadığı bir durumda kalacaktı. with'ten sonraki their elements isim öbeği geriye kalanı belirtirken unbound ve in their simplest form elementlerin ortaya çıkan durumunu açıklar.
Alıştırma
Cümleyi “sonunda yalnızca geriye kalana sahip olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After every safer plan failed, we were ____ one risky option.
Cevabı göster
left with
And while all your favorite stores and possessions turn to dust, Deyimler
1:58En sevdiğiniz mağazalar ve eşyalar toza dönüşürken,
Turn to dust: tamamen parçalanma
Turn to + isim, adı verilen maddeye veya duruma dönüşümü anlatabilir. Turn to dust, toz hâline gelmek veya tanınabilir neredeyse hiçbir şey kalmayacak kadar tamamen parçalanmak demektir. Bu ifade çoğunlukla mecazlı ve dramatiktir; bütünüyle yıkımı veya yok oluşu anlatır. Bu hayalî fiziksel senaryoda mağaza ve eşyaların kelimenin gerçek anlamıyla ufalanmasını da canlandırır; turn burada dönmek veya toza doğru yönelmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “tamamen parçalanmak” anlamındaki dramatik ifadeyle tamamlayın: In the fantasy story, the ancient map will ____ at sunrise.
Cevabı göster
turn to dust
they'll be simultaneously collapsing into the center of the Earth
2:01aynı anda Dünya'nın merkezine doğru da çökerdi
As oxygen makes up 46% of the Earth's crust, Notlar
2:07Oksijen yer kabuğunun %46'sını oluşturduğu için,
‘oluşturur’ anlamındaki makes up
Bu yüzde ifadesinde makes up, «oluşturur» veya «payını oluşturur» anlamındadır. Oksijen bileşendir ve %46, yer kabuğu içindeki payıdır. Etken kalıp «bileşen + make up + bir bütünün yüzdesi/parçası» şeklindedir. İlgili edilgen kalıp bakış açısını bütüne çevirir: bir bütün is made up of kendi bileşenleri.
Alıştırma
Cümleyi «oluşturmak» anlamındaki make up ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In this survey, teenagers ____ 40% of the respondents.
Cevabı göster
make up
the ground beneath us would cease to exist. Kelime
2:10ayağımızın altındaki zemin ortadan kalkardı.
‘çünkü’ anlamındaki As
Burada As, ana cümledeki sonucun nedenini belirtir. Anlamı because sözcüğüne yakındır: yer kabuğundaki yüksek oksijen oranı, zeminin yok olacağı ifadesinin gerekçesi olarak sunulur. Bir yan cümlenin başındaki as, while veya when anlamına da gelebilir; bu yüzden cümleler arasındaki mantıksal ilişkiye bakmak gerekir. Burada bir olgunun ardından onun sonucu verildiği için neden anlamı öne çıkar.
Alıştırma
'As oxygen makes up 46% of the Earth's crust, the ground beneath us would cease to exist,' cümlesinde As ne işe yarar?
- Zemin ile oksijeni karşılaştırır.
- Sonucun nedenini belirtir.
- İki olayın aynı zamanda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Sonucun nedenini belirtir.
cease to exist: varlığın tamamen sona ermesi
Bu cümlede cease to exist, “varlığı tamamen sona ermek” anlamına gelir. Zemin yalnızca gizlenmiş veya taşınmış değildir; artık hiçbir şekilde var olmayacakmış gibi anlatılır. Yapı cease to + fiilin yalın hâlidir. Sonuca kesin ve resmî bir ton verir; kurumlar, türler, sistemler veya fiziksel nesneler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “varlığı tamamen sona ermek” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: If the legal protection is removed, the program could ____.
Cevabı göster
cease to exist
The ocean, which ...: ek bilgi verme
which covers about 70% of the Earth bölümü, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesidir. Zaten hangi varlıktan söz edildiği belli olan the ocean hakkında ek bir bilgi verir; birkaç okyanus arasından birini seçmez. Virgüller, bu bölümün ek bilgi olduğunu gösterir. Yan cümleyi tamamen çıkarsanız da ana yapı The ocean would evaporate and become hydrogen gas olarak kalır. covers fiili ilgi yan cümlesine, would evaporate and become ise ana cümleye aittir.
Alıştırma
Zaten belirlenmiş bir simge yapı hakkında gerekli olmayan bir bilgiyi doğru biçimde ekleyen cümle hangisidir?
- The Eiffel Tower, which opened in 1889, attracts millions of visitors.
- The Eiffel Tower, that opened in 1889, attracts millions of visitors.
- The Eiffel Tower that opened in 1889 attracts millions of visitors.
Cevabı göster
The Eiffel Tower, which opened in 1889, attracts millions of visitors.
the reaction between hydrogen and oxygen would release mass amounts of heat
2:20hidrojen ile oksijen arasındaki tepkime muazzam miktarda ısı açığa çıkarırdı;
upon the return of: upon + isimle resmî zaman anlatımı
Bu cümlede upon the return of oxygen, “oksijenin geri döndüğü anda” anlamına gelir. Upon, tepkimeyi tetikleyen veya tepkimeden hemen önce gerçekleşen olayı tanıtır; return burada bir isimdir ve ardından of oxygen gelir. Bu, zaman bilgisini isim temelli ve kısa bir yapıyla düzenleme yoludur. Çoğu zaman when + özne + fiil biçiminde açılabilir: when oxygen returns.
Alıştırma
Geçici bir oksijen kesintisinden sonra, “oksijen geri döndüğünde” anlamına gelen resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ oxygen, the emergency system restarted.
Cevabı göster
upon the return of
but that's okay: ciddi yüzlü ironik hafifletme
Bu bağlamda but that's okay, samimi bir teselli değildir. But, that's okay ifadesini dünyanın sona ermesiyle karşıtlık içinde sunar; ancak bu olumlu değerlendirme durumla saçma derecede uyumsuzdur. Bu nedenle dinleyici, sonucun açıkça hiç de okay olmadığını çıkarır. Sakin ve gündelik ifade, ciddi bir yüzle yapılan küçümseyici bir hafifletmedir. Teselli sunmak yerine kara mizah yaratır. Daha genel olarak, bağlam ile görünüşte olumlu bir ifade arasındaki bariz çatışma ironiye işaret edebilir.
Alıştırma
“The world would end all around us, but that's okay,” cümlesinde but that's okay ne anlatır?
- Sonucun zararsız olduğunu belirten samimi bir tesellidir.
- İronik bir hafifletmedir: sonuç açıkça hiç de iyi değildir.
- Sonucun önemli olup olmadığı konusunda belirsizlik ifade eder.
Cevabı göster
İronik bir hafifletmedir: sonuç açıkça hiç de iyi değildir.
You probably won't be around to witness any of this Deyimler
2:29Muhtemelen bunların hiçbirine tanık olacak kadar hayatta kalmazdınız;
won't be around to witness: ölüme dolaylı bir gönderme
Bu bağlamda won't be around to witness, anlatılan olaylar gerçekleştiğinde dinleyicinin artık hayatta olmayacağını nazikçe ima eder. Witness, bir olayı bizzat görmek veya deneyimlemek demektir. Be around yalnızca yakında bulunmak değil, varlığını sürdürmek veya hayatta olmak anlamına da gelebilir. Gelecek zamandaki olumsuz won't biçimi ve uzak zaman çerçevesi, doğrudan you will be dead demeden ölümle ilgili imayı oluşturur.
Alıştırma
İnsanların yaşayabileceği süreden çok sonra gerçekleşmesi beklenen olaylar tartışılırken won't be around to witness en doğal olarak neyi ima eder?
- Kişi olayların gerçekleştiğini zaten gördü.
- Kişi olayları muhtemelen yakındaki bir yerden izleyecek.
- Kişi olayları görecek zamanda muhtemelen artık hayatta olmayacak.
Cevabı göster
Kişi olayları görecek zamanda muhtemelen artık hayatta olmayacak.
The rest of us would be dead dust as well.
2:37Bizden geriye kalanlar da cansız bir toz yığını olurdu.
we've lost 75% of our elemental makeup, Kelime
2:41element bileşimimizin %75'ini kaybetmiş olurduk,
Bileşim anlamındaki “elemental makeup”
Burada makeup, bir şeyi oluşturan parçalar veya maddeler anlamındaki bir isimdir. Dolayısıyla elemental makeup, vücudun kimyasal elementler açısından bileşimi demektir. İfade, oksijen ve hidrojeni bir bütünün bileşenleri olarak ele alır. Bu bileşimin %75'ini kaybetmek, vücudun element bileşiminin yaklaşık dörtte üçünü oluşturan elementleri kaybetmek demektir; kozmetik anlamındaki makeup kastedilmez.
Alıştırma
Cümlede elemental makeup ne anlama geliyor?
- Vücudu oluşturan kimyasal elementler
- Bir element listesi uydurma süreci
- Kimyasal elementlerden yapılmış kozmetik ürünler
Cevabı göster
Vücudu oluşturan kimyasal elementler
With oxygen and hydrogen gone: with + isim öbeği + tamamlayıcı
With oxygen and hydrogen gone, with'li bağımsız bir yapıdır: with + isim öbeği + tamamlayıcı. Gone, oxygen and hydrogen ifadesinin sonuçtaki durumunu anlatan tamamlayıcıdır; çekimli bir fiil değildir, bu nedenle isim öbeğinden sonra are eklenmez. Ana cümleden önce yer alan bu yapı, önceden oluşmuş bir arka plan koşulunu kısa biçimde sunar. Burada bu koşul, we've lost ile belirtilen sonuca zemin hazırlar.
Alıştırma
With + isim öbeği + gone kalıbını kullanarak ve isim öbeği olarak all phone service ifadesini seçerek cümleyi tamamlayın: ____, we used the radio to call for help.
Cevabı göster
With all phone service gone
Değişim veya kayıptan sonra kalanı anlatan “what's left of X”
What's left of our bodies ifadesinde what, “geriye kalan kısım” anlamında isim işlevi gören bir yan cümle başlatır. Bu yan cümle would be sonrasında tümleç görevi görür: yığın, bedenlerin geriye kalan kısmı olurdu. Başka bağlamlara aktarılabilen what's left of X kalıbı, kayıp, kullanım, hasar veya başka bir değişimden sonra X'in geriye kalan bölümünü belirtir. Burada left, leave fiilinin “geriye kalmış” anlamındaki geçmiş zaman ortacıdır; sağın karşıtı olan yön değildir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak what's left of kalıbıyla tamamlayın: After the move, this box is ____ my old book collection.
Cevabı göster
what's left of
it's safe to say you wouldn't feel so good. Ton ve niyet
2:52kendinizi pek iyi hissetmeyeceğinizi söylemek yanlış olmaz.
“it's safe to say”: güçlü biçimde desteklenen bir sonuç
“It’s safe to say”, konuşanın güçlü biçimde desteklendiğini ve itiraz edilme olasılığının çok düşük olduğunu düşündüğü bir sonucu sunar. Burada safe, bu sonuca varmanın makul olduğunu belirtir; fiziksel güvenlikten söz etmez. Bu ifade kesinliği biraz yumuşatır: konuşan, mutlak bir gerçek ileri sürmek yerine sonucu açık ve mantıklı bir değerlendirme olarak sunar. Ardından “wouldn’t feel so good” şeklindeki hafif ifade, çok daha ciddi bir sonucu bilerek küçümseyerek mizah yaratır.
Alıştırma
“After ten straight wins, it's safe to say the team is in excellent form.” cümlesinde “it's safe to say” neyi gösterir?
- Sonuç, kanıtlarla güçlü biçimde destekleniyor.
- Konuşanın kanıtı yoktur ve yalnızca tahmin yürütmektedir.
- Bu sözleri söylemek fiziksel bir tehlikeyi önler.
Cevabı göster
Sonuç, kanıtlarla güçlü biçimde destekleniyor.
If you love to hear about apocalypse type scenarios,
2:56Kıyamet türü senaryolar hakkında bir şeyler dinlemeyi seviyorsanız,
then make sure to check out our newest podcast called Sidenote.
2:59Sidenote adlı en yeni podcast'imize mutlaka göz atın.
and whether or not the world is ending and taking humanity with it. Notlar
3:04ve dünyanın sona erip insanlığı da beraberinde götürüp götürmeyeceğini ele alıyor.
“whether or not”: iki olasılığı da açıkça belirtmek
“Whether or not”, evet ya da hayır cevabı alan dolaylı bir soru başlatır ve iki olası sonucu da açıkça içerir: dünya sona eriyor ve insanlığı da beraberinde götürüyor olabilir ya da olmayabilir. “Or not” yeni bir olumsuzluk eklemez; karşıt olasılığı belirtir. Bu cümlede whether yan cümlesinin tamamı, “about” sonrasındaki başka bir konu olarak “human extinction” ile eş görevli kullanılmıştır. Genel olarak whether (or not), evet-hayır sorusunu isim gibi işlev gören bir yan cümleye dönüştürür; özellikle bir edattan sonra tercih edilir.
Alıştırma
Cümleyi, bir edattan sonra iki olasılığı da açıkça içeren üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The article is about ____ the new policy will reduce costs.
Cevabı göster
whether or not
insanlığı da beraberinde götürmek
taking humanity with it ifadesindeki it, sona ermekte olan world'e gönderme yapar. Cümle dünyayı sona eren ana olay olarak sunar; humanity ise bunun sonucunda aynı sona sürüklenecek ya da yok olacak gruptur. Buradaki take X with it mecaz anlamdadır. Bir felaket, çöküş veya son X'i take with it yaptığında, X'in de aynı yıkıcı sonucu yaşaması anlatılır. Vurgu, fiziksel olarak bir yere götürmekte değil, birbirine bağlı sonuçtadır.
Alıştırma
Bu cümlede taking humanity with it ne anlama geliyor?
- İnsanlığı bir yolculuğa beraberinde götürmek
- İnsanlığın da aynı sonu yaşamasına neden olmak
- İnsanlığın sondan kaçmasına yardım etmek
- İnsanlığı yeni bir fiziksel yere götürmek
Cevabı göster
İnsanlığın da aynı sonu yaşamasına neden olmak
I'll put a link in the description so you can listen to that.
3:08Dinleyebilmeniz için açıklamaya bir bağlantı bırakacağım.
or whether or not we think things aren't looking so good.
3:12ya da işlerin pek iyi gitmediğini düşünüp düşünmediğimizi öğrenebilirsiniz.
Make sure you subscribe on YouTube for more weekly videos,
3:14Her hafta yeni videolar izlemek için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın,