Beni Neden Seviyorsun?: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
1.278 kelime 176 kel/dk

Video özeti: Video, hangi övgünün sevgiyi gerçek hissettirdiğini sorar. Genel hayranlık herkese uyabilir; ikna edici sevgi benzersiz becerileri görür, kırılganlığı kabul eder ve küçük bedensel ayrıntıları kişilikle bağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. make headway, (deyimler ve mecazi ifadeler): zor bir yanıtta ilerleme anlamını kavrayın ve iş, görüşme ya da anlama sürecinde kullanın. 2. well disposed towards our vulnerabilities. (kalıp ifadeler ve eşdizimler): birinin zayıf veya açık yanlarına yönelik iyi niyetli ve kabul edici tutumu resmi İngilizceyle anlatın. 3. trace back our enthusiasms to their authentic sources, (öbek fiiller): duyguları gerçek nedenlerine doğru geriye izleyin ve köken araştırırken bu kalıbı kullanın.

Bu derste

Sometimes, and it often happens in bed,

0:04

Bazen, ve bu genellikle yatakta olur,

we face an acute test at the hands of a lover Deyimler

0:07

bir sevgilinin ellerinde zorlu bir sınavla karşılaşırız,

to whom we have pledged our affections. Kalıp ifadeler

0:11

kendisine sevgimizi adadığımız.

Deyimler

at the hands of a lover: kaynak ve sorumluluk

At the hands of, bir kişinin yaşadığı bir şeye kimin ya da hangi grubun eylemlerinin yol açtığını gösterir. Burada sevgilinin sorusu “çetin sınavı” yaratır; dolayısıyla hands gerçek anlamdaki elleri anlatmaz. Nötr by yapısına kıyasla bu ifade deneyimin kaynağını daha güçlü biçimde vurgular ve yaşanan şeyi çoğu zaman dayatılmış, dramatik ya da zor gösterir.

Alıştırma

Zararlı deneyime kimin yol açtığını vurgulayan dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The patients suffered years of neglect ____ the dishonest doctor.

Cevabı göster

at the hands of

Kalıp ifadeler

to whom we have pledged our affections: aşk ve resmî yapı

Pledge one's affections to someone, bir kişiye sevgi veya bağlılık konusunda ciddi bir söz vermek anlamına gelir. Burada affections, ayrı ayrı beğenileri veya tercihleri değil, sevgi duygularını anlatır. İlgi cümleciğinde edatın ilgi zamirinden önce geldiği resmî yapı kullanılır: to whom, a lover ifadesine gönderme yapar. Normal bildirme cümlesi sırası we have pledged our affections to a lover olur.

Alıştırma

Burada “to whom we have pledged our affections” ne anlama geliyor?

  1. bize borç para vermeye söz veren sevgili
  2. hobilerini ve tercihlerini bildiğimiz sevgili
  3. duygularımızı saklamaya çalıştığımız sevgili
  4. kendisine ciddi bir aşk sözü verdiğimiz sevgili
Cevabı göster

kendisine ciddi bir aşk sözü verdiğimiz sevgili

We are asked with little warning

0:13

Bize neredeyse hiç uyarı olmadan

and maybe in a serious tone,

0:15

ve belki de ciddi bir ses tonuyla sorulur:

"What do you love me for?" Ton ve niyet

0:17

"Beni ne için seviyorsun?"

Ton ve niyet

"What do you love me for?": sevginin ardındaki özellikleri sormak

Buradaki for, birinin konuşanı sevmesine neden olan sebebi ya da özelliği belirtir. Tam kalıp love someone for something şeklindedir; örneğin love someone for their honesty. Soruda something yerine what geldiği için for sonda kalır. Konuşan kişi yalnızca sevginin var olup olmadığını sormaz. Karşısındakinden kendisinde sevgiyi doğuran özellikleri söylemesini ister; bu yüzden soru duygusal güvence talebi gibi hissedilebilir.

Alıştırma

Partnerinizin sizi sevmesini sağlayan özellikleri söylemesini istiyorsunuz. Soruyu tamamlayın: What do you love me ____?

Cevabı göster

for

Few moments in a relationship can be as philosophical as this Dilbilgisi

0:21

Bir ilişkide çok az an bu kadar felsefi

or as dangerous.

0:24

veya bu kadar tehlikeli olabilir.

Dilbilgisi

as philosophical as this or as dangerous: ortak karşılaştırma noktalı as ... as yapısı

İlk karşılaştırmada as + sıfat + as + karşılaştırma noktası şeklindeki tam kalıp kullanılır: as philosophical as this. or sonrasındaki as dangerous, buna paralel ikinci değerlendirmedir. Karşılaştırma noktası hâlâ aynı an olduğu için as this sözcükleri atılmıştır. Few “çok az” anlamına gelir; bu nedenle cümlenin tamamı, bir ilişkide neredeyse hiçbir anın bu iki özellik bakımından bu anla boy ölçüşemeyeceğini söyler. Kısa paralel yapı, bu anı hem alışılmadık ölçüde düşündürücü hem de riskli gösterir.

Alıştırma

Tekrarlanan as this one bölümünü atarak useful sözcüğünü kısa eksiltili biçimde kullanın: Few science projects can be as creative as this one or ____.

Cevabı göster

as useful

A good answer has the power to confirm Kalıp ifadeler

0:26

İyi bir cevabın bir ilişkiyi onaylama

and enhance a relationship.

0:28

ve geliştirme gücü vardır.

Kalıp ifadeler

has the power to confirm and enhance a relationship: bir ilişkiyi sağlamlaştırma ve geliştirme gücüne sahip olmak

Bu cümlede has the power to, “önemli bir etki yaratabilecek güce sahip olmak” anlamına gelir. Basit bir can kullanımından daha güçlüdür: Verilen cevap, ilişkinin geleceğini önemli ölçüde etkileyebilir. confirm and enhance a relationship, ilişkide zaten var olan değeri daha kesin hâle getirmek ve ardından ilişkiyi güçlendirmek ya da geliştirmek demektir. Buradaki confirm, bir randevuyu onaylamak veya bir bilgiyi doğrulamak anlamında değildir.

Alıştırma

“Önemli bir etki yaratabilir” anlamındaki vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: A sincere conversation ____ change how people see the problem.

Cevabı göster

has the power to

A bad one could blow it apart. Deyimler

0:30

Kötü bir cevap ise onu darmadağın edebilir.

Deyimler

blow it apart: onu tamamen parçalamak

blow it apart, ilişkiye ciddi zarar verip tarafların birbirinden kopmasına yol açmak anlamındaki güçlü bir benzetmedir. it zamiri relationship sözcüğüne gönderme yapar; gerçek bir patlama söz konusu değildir. apart, sonucu vurgular: Burada yalnızca küçük bir zarar değil, bir bütünün birliğinin yok edilmesi anlatılır.

Alıştırma

“One false accusation could blow the whole team apart,” cümlesindeki vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Takımın daha yüksek sesle konuşmasını sağlayabilir.
  2. Takımın birliğini yok edebilir.
  3. Küçük ve geçici bir gecikmeye neden olabilir.
Cevabı göster

Takımın birliğini yok edebilir.

As we try to make headway, Deyimler

0:33

İlerlemeye çalışırken,

we immediately recognize that we can't simply say,

0:34

basitçe şöyle diyemeyeceğimizi hemen fark ederiz:

Deyimler

Make headway: zor bir görevde ilerleme kaydetmek

Burada make headway, tatmin edici bir yanıt oluşturmaya çalışırken “ilerleme kaydetmek” anlamına gelir. Görevin zor olduğunu ve ilerlemenin aşama aşama gerçekleştiğini düşündürür. Sabit fiil ve isim kalıbı make headway şeklindedir. Headway, bir sonuca doğru ilerlemeyi mecazi olarak anlatır ve normalde sayılamayan bir isimdir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “zor bir görevde ilerleme kaydetmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After two hours of debugging, we finally began to ____.

Cevabı göster

make headway

"Everything."

0:37

"Her şeyin için."

We're being asked to make choices

0:38

Bizden seçimler yapmamız istenmektedir

and our love will be deemed sincere Kelime

0:40

ve aşkımızın samimi kabul edilmesi,

to the extent that these choices feel accurate Dilbilgisi

0:42

bu seçimlerin ne ölçüde doğru hissettirdiğine bağlıdır

to their recipients.

0:44

onları duyan kişi için.

Kelime

Will be deemed sincere: edilgen yapıyla resmî bir değerlendirme

will be deemed sincere ifadesinde deem, “resmî olarak değerlendirmek veya kabul etmek” anlamına gelir. Gelecek zamandaki edilgen will be deemed yapısı, dikkati değerlendiren kişilerden sonuca kaydırır: sevgi, muhatapların gözünde samimi kabul edilecektir. Bu ifade nesnel bir gerçeğin kanıtını değil, bir değerlendirmeyi aktarır. Sincere, sevginin nasıl değerlendirildiğini açıklayan bir sıfat tamamlayıcısıdır.

Alıştırma

Özrün samimiyetinin kanıtlandığını iddia etmeden, samimi olarak değerlendirileceğini resmî biçimde en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. The apology will seem sincere.
  2. The apology will be deemed sincere.
  3. The apology will be proved sincere.
Cevabı göster

The apology will be deemed sincere.

Dilbilgisi

to the extent that: derece bir koşula bağlıdır

To the extent that, ana ifadenin ne ölçüde doğru olduğunu belirleyen koşulu getirir. Bu cümlede sevginin samimi sayılma derecesi, seçimlerin onları alan kişilere ne kadar isabetli geldiğine bağlıdır. Yapı X is true to the extent that Y şeklindedir: Y ne kadar doğru veya eksiksiz olursa X de o kadar doğru veya eksiksiz olur. Ya hep ya hiç türünde bir neden değil, dereceli bir ilişki anlatır.

Alıştırma

Dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The policy will succeed ____ local communities support it.

Cevabı göster

to the extent that

The fundamental assumption behind the inquiry

0:46

Bu sorunun ardındaki temel varsayım,

is that there are

0:49

sevilmek için

better and worse things to be loved for.

0:50

daha iyi ve daha kötü nedenlerin olduğudur.

It isn't the brute fact that we are liked Kalıp ifadeler

0:53

Sadece beğeniliyor olmamızın kaba gerçeği

that can count.

0:56

tek başına geçerli olamaz.

Kalıp ifadeler

the brute fact: tek başına yalın olgu

The brute fact ifadesinde brute; yalın, temel, açıklanmamış veya yorumlanmamış anlamına gelir. Cümle, tek başına ele alındığında yalnızca seviliyor olmamızın anlamlı sayılabilecek şey olmadığını söyler. Bu ifade, bir olgunun varlığını onun nedenlerinden, ayrıntılarından veya öneminden ayırır. Olgunun tek başına bir sav için yetersiz olduğu durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede the brute fact ne anlama gelir? The brute fact that the test failed tells us nothing about why.

  1. Açıklaması olmadan tek başına basit olgu
  2. Duygusal açıdan acı verici bir olgu
  3. Başarısızlıktan sorumlu acımasız bir kişi
Cevabı göster

Açıklaması olmadan tek başına basit olgu

The liking has to target certain of our best characteristics

0:57

Bu beğeninin, en iyi özelliklerimizden bazılarını hedef alması gerekir

as we define these,

1:01

bizim bunları tanımladığımız şekliyle,

which in turn implies Anlatım akışı

1:03

bu da sırasıyla şunu ima eder:

that there are parts of our minds and our bodies

1:04

zihnimizin ve bedenimizin bazı bölümlerinin

that feel as though they better contain Dilbilgisi

1:07

öz benliğimizi diğerlerinden

our essential selves than others.

1:09

daha iyi barındırdığı hissedilir.

Anlatım akışı

which in turn implies: akıl yürütme zincirindeki sonraki adım

Which, tek bir isme değil, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar. Which in turn implies yan cümlesi, bu düşünceden çıkan bir sonucu sunar. In turn, bir akıl yürütme zincirindeki sonraki halkayı gösterir: A, B'yi destekler; B de C'ye götürür. Burada insanların sırayla hareket etmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

İkinci düşünceyi birinci düşünceden çıkan ek bir çıkarım olarak en açık biçimde sunan cümle hangisidir?

  1. Sales fell for a third month, which in turn implies that demand may be weakening.
  2. Sales fell for a third month, and demand may be weakening.
  3. Sales fell for a third month, while demand may be weakening.
Cevabı göster

Sales fell for a third month, which in turn implies that demand may be weakening.

Dilbilgisi

feel as though: öznel bir izlenim aktarmak

Feel as though, bir şeyin nasıl göründüğünü veya deneyimlendiğini anlatır; onun nesnel olarak doğru olduğunu ileri sürmez. Konuşanın soyut bir yargıyı izlenim olarak sunmasını sağlar. Dil bilgisi kalıbı özne + feel as though + cümlecik şeklindedir. Bu cümlede parts of our minds and bodies, feel fiilinin öznesidir ve bu bölümlerin öz benliği diğer bölümlerden daha iyi barındırıyor gibi göründüğü anlatılır.

Alıştırma

Hangi cümle doğrulanmış bir gerçek yerine bir izlenimi doğal biçimde sunar?

  1. After staying up all night, Maya felt as though the walls were moving.
  2. After staying up all night, Maya made the walls move.
  3. After staying up all night, Maya proved that the walls were moving.
Cevabı göster

After staying up all night, Maya felt as though the walls were moving.

We are, if we can put it like this, Ton ve niyet

1:12

Biz, eğer böyle ifade edebilirsek,

not equally present

1:14

kendimizin her parçasında

in all parts of ourselves.

1:16

eşit derecede mevcut değiliz.

Ton ve niyet

if we can put it like this: sıra dışı bir ifadeyi yumuşatmak

Burada if we can put it like this, “fikri bu şekilde ifade etmemiz uygunsa” anlamına gelir. Konuşan kişi, bilinçli olarak sıra dışı bir betimleme yapmadan önce cümleyi kısaca duraklatır. Bu ifade iddianın gücünü yumuşatır: konuşan kişi kullandığı sözleri tamamen gerçek veya kusursuz derecede kesin bir açıklama olarak değil, yararlı bir yaklaşık anlatım olarak sunar. put it içindeki put, “bir nesneyi bir yere koymak” değil, “bir fikri ifade etmek veya söze dökmek” demektir.

Alıştırma

Hangi cümle bu ifadeyi bir mecazı temkinli biçimde tanıtmak için en doğru şekilde kullanır?

  1. The proposal is, if we can put it like this, a map without a destination.
  2. The proposal is, according to the report, a map without a destination.
  3. The proposal is, for example, a map without a destination.
Cevabı göster

The proposal is, if we can put it like this, a map without a destination.

When it comes to the body, Anlatım akışı

1:18

Söz konusu beden olduğunda,

there appears to be more of us

1:19

bizden daha fazlası var gibi görünür

in our hands

1:21

ellerimizde

than in our heels.

1:23

topuklarımızda olduğundan.

And when it comes to the mind,

1:25

Ve söz konusu zihin olduğunda,

more of us in our sense of humor

1:26

mizah anlayışımızda bizden daha fazlası vardır

than in our knowledge of the seven times table.

1:28

7'ler çarpım tablosu bilgimizde olduğundan.

Anlatım akışı

When it comes to the body ... the mind: konuları paralel biçimde değiştirmek

When it comes to, “odaklandığımızda” veya “söz konusu olduğunda” anlamına gelir. to sonrasındaki isim öbeği, bir sonraki ifadenin geçerli olduğu alanı belirler; birinin gelmesini veya bir yere ulaşmasını anlatmaz. Bu kalıbı beden ve zihin ile tekrarlamak paralel bir konu geçişi yaratır. Dinleyiciye ilk karşılaştırmayı bir alanda, ikincisini başka bir alanda değerlendirmesi gerektiğini gösterir. İkinci bölümde önceki there appears to be sözleri tekrarlanmaz, ancak anlam bakımından mevcut kabul edilir.

Alıştırma

Her iki boşluğu da bu dersteki sabit konu sınırlama ifadesiyle tamamlayın: ____ price, the basic plan wins; ____ flexibility, the premium plan is better.

Cevabı göster

When it comes to · when it comes to

If a malevolent demon

1:31

Eğer kötü niyetli bir iblis

were to force us to give up a bit of our minds, Dilbilgisi

1:32

bizi zihnimizin bir kısmından vazgeçmeye zorlasaydı,

it might be better

1:35

öz benliğimizin sürekliliğini korumak

from the point of view of maintaining Kalıp ifadeler

1:36

açısından bakıldığında

the continuity of our essential selves

1:38

müzik zevkimizin silinmesindense

to surrender our ability to speak a foreign language

1:40

yabancı bir dil konuşma yeteneğimizden vazgeçmek

rather than to wipe out our taste in music, Dilbilgisi

1:44

daha iyi olabilirdi,

Dilbilgisi

If ... were to force us to give up: uzak bir varsayım

if a malevolent demon were to force us... ifadesinde were to + fiilin yalın hâli, olayı bilinçli olarak hayal edilmiş ve gerçekleşmesi çok uzak bir durum gibi sunar. Were, zorlama eylemini geçmiş zamana yerleştirmez; gerçek dışı veya son derece düşük olasılıklı bir koşulu belirtir. Kalıp if + özne + were to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Resmî akıl yürütme, acil durum planlaması ve düşünce deneylerine uygun bir mesafe yaratır. Burada force, us nesnesini alır; to give up mastarı ise bize zorla yaptırılan eylemi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bilinçli olarak uzak bir olasılık belirten resmî kalıpla tamamlayın: If the main cooling system ____ fail, the emergency pumps would start.

Cevabı göster

were to

Kalıp ifadeler

from the point of view of: değerlendirme ölçütünü belirtme

Bu cümlede from the point of view of, hangi kaybın daha tercih edilebilir olduğunu belirlemek için kullanılan ölçütü tanıtır. Ardından gelen -ing öbeği maintaining the continuity of our essential selves bu hedefi belirtir: süreklilik öncelikliyse yabancı dil yeteneğini kaybetmek daha az zarar veren seçenek olabilir. Bu ifade, from a child's point of view örneğindeki gibi bir kişinin bakış açısını veya from the point of view of safety örneğindeki gibi bir değerlendirme ölçütünü belirtebilir. Burada yalnızca konuşanın görüşünü değil, bir ölçütü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle hedef ifadeyi kullanarak güvenliği iki planın karşılaştırma ölçütü yapıyor?

  1. For the sake of safety, please wear a helmet.
  2. In my view, Plan B is better.
  3. From the point of view of safety, Plan B is better.
Cevabı göster

From the point of view of safety, Plan B is better.

Dilbilgisi

to surrender ... rather than to wipe out: paralel seçenekler

Burada rather than, reddedilen diğer seçeneği tanıtır: yabancı dil konuşma yeteneğinden vazgeçmek, müzik zevkini tamamen yok etmeye tercih edilir. Wipe out burada 'tamamen yok etmek veya ortadan kaldırmak' anlamındadır; bir yüzeyi 'silmek' anlamında değildir. Cümlede paralel iki to-infinitive yapısı kullanılır: to surrender ... rather than to wipe out .... İki tarafta da aynı biçimi kullanmak seçimi netleştirir. Birçok bağlamda ikinci to da atılabilir: to surrender ... rather than wipe out ....

Alıştırma

Paralel iki to-infinitive eyleminden ilkinin tercih edildiğini gösteren iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: The team chose to delay the launch ____ to release an unsafe product.

Cevabı göster

rather than

just as it would be more bearable

1:46

tıpkı burnumuzun profilindeki bir değişikliktense,

to suffer a change in the shape of our big toe

1:48

ayak başparmağımızın şeklindeki bir değişikliğe katlanmanın

than in the profile of our nose.

1:51

daha katlanılabilir olması gibi.

To be told that we have a lovable mind

1:55

Sevilebilir bir zihnimiz olduğunun söylenmesi

may be a good start, Anlatım akışı

1:58

iyi bir başlangıç olabilir,

but not much more.

2:00

ama çok da fazlası değildir.

Anlatım akışı

may be a good start, but not much more: sınırlı övgü

May be a good start, temkinli ve sınırlı bir olumlu değerlendirme sunar. Konuşan kişi, zihni lovable olarak tanımlamanın ilk adım olarak belli bir değeri olduğunu kabul eder. But not much more bu övgüyü hemen sınırlar. Anlamı not much more than a good start, yani iyi bir başlangıçtan pek fazlası değildir. İfade tamamen değersiz değildir, ancak yeterli olmaktan çok uzaktır. Bu sıralama, asıl eleştiri sunulmadan önce bir miktar değerin kabul edilmesini sağlar.

Alıştırma

Bu değerlendirme ne anlama gelir: 'The proposal may be a good start, but not much more'?

  1. İlk adım olarak bir değeri var, ancak hâlâ yeterli olmaktan çok uzak.
  2. Neredeyse bitti ve yalnızca çok küçük bir değişiklik gerekiyor.
  3. Hiçbir işe yaramıyor ve tamamen atılmalı.
Cevabı göster

İlk adım olarak bir değeri var, ancak hâlâ yeterli olmaktan çok uzak.

There are likely to be many things that this mind can do quite well,

2:02

Bu zihnin oldukça iyi yapabileceği pek çok şey muhtemelen vardır,

lay a table,

2:05

sofra kurmak,

drive safely down a motorway,

2:06

otoyolda güvenli bir şekilde araba kullanmak,

prepare a household budget,

2:08

bir ev bütçesi hazırlamak,

remember geographical facts.

2:09

coğrafi gerçekleri hatırlamak.

But such talents seldom feel gratifying

2:11

Ancak bu tür yetenekler oldukça sıradan doğaları nedeniyle

when singled out because of their rather generic nature. Öbek fiiller

2:14

tekil olarak belirtildiğinde nadiren tatmin edici hissettirir.

Öbek fiiller

when singled out: indirgenmiş edilgen yan cümle

Single someone or something out, bir gruptaki bir kişiyi veya şeyi özel ilgi göstermek üzere seçmek demektir. Bu ilgi övgü, eleştiri veya yalnızca daha yakından inceleme şeklinde olabilir. when singled out ifadesinde seçilen kişi ya da şey ana cümleden anlaşılır; dolayısıyla tam anlam when they are singled out şeklindedir. Bu indirgenmiş edilgen yan cümle, yeteneklerin hangi durumda tatmin edici gelmediğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve bir gruptan özel ilgi görmek üzere seçilmek anlamına gelen üç sözcüklü indirgenmiş edilgen yan cümleyle tamamlayın: The quiet volunteer felt awkward ____ for praise.

Cevabı göster

when singled out

Someone who loved us for these skills alone

2:18

Bizi sadece bu beceriler için seven birinin,

would have few reasons

2:21

başka bir zamanda aynı şekilde uzaklaşıp

why they might not equally well wander away

2:22

başka birini sevmemesi için

and love someone else at another point,

2:24

çok az nedeni olurdu,

which is the very risk we are trying to ward off. Öbek fiiller

2:26

ki tam da uzaklaştırmaya çalıştığımız risk budur.

Öbek fiiller

ward off: tehdidi önlemek

Ward off; bir tehdidin, tehlikenin, hastalığın veya başka bir istenmeyen olayın size ulaşmasını ya da gerçekleşmesini önlemek demektir. Zarar tam olarak ortaya çıkmadan önce alınan koruyucu bir önlemi anlatır. Burada nesne, sevgilinin ayrılıp başka birini sevmesi riskidir. Konuşanlar, bu olasılık gerçekleştikten sonra onunla uğraşmak yerine gerçek olmasını önlemeye çalışıyor.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve istenmeyen bir tehdidin size ulaşmasını önlemek anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Strong passwords help ____ online attacks.

Cevabı göster

ward off

and are looking for the right compliment to appease.

2:29

ve yatıştırmak için doğru iltifatı aradığımız şey.

The skills it's touching to be praised for

2:32

Övüldüğünde dokunaklı olan beceriler

are those in which some of our uniqueness can be observed.

2:34

içlerinde eşsizliğimizin bir kısmının gözlemlenebildiği becerilerdir.

For example,

2:38

Örneğin,

in the way we prepare the icing of a birthday cake

2:39

bir doğum günü pastasının kremasını hazırlama şeklimizde

or pick songs for a drive through the desert

2:42

veya çölde arabayla gezerken şarkı seçmemizde

or analyze a historical novel,

2:45

veya tarihi bir romanı analiz etmemizde,

discuss a friend's love affair,

2:47

bir arkadaşımızın aşk hayatını tartışmamızda,

or lightly tease a frustrating colleague

2:49

ya da sinir bozucu bir meslektaşa onurunu zedelemeden

without ruffling their dignity. Deyimler

2:51

hafifçe takılmamızda.

Deyimler

without ruffling their dignity: kişinin öz saygısını korumak

Burada ruffling mecazi anlamda kullanılmıştır. Ruffle sözcüğü gerçek anlamıyla tüyleri, saçları veya bir yüzeyi dağıtmak demektir; without ruffling their dignity ifadesinde ise iş arkadaşının öz saygısını sarsmadan veya onun itibar kaybetmesine yol açmadan takılmak anlamına gelir. without + -ing yapısı ana eyleme bir sınır koyar: bir şeyi yaparken istenmeyen bir sonuçtan kaçınmayı anlatır. Burada düşünceli mizahın karşıdaki kişinin onuruna zarar vermediği ifade edilir.

Alıştırma

Bu cümlede "without ruffling their dignity" ne anlama gelir?

  1. Kişiyi küçük düşürmeden veya ona saygısızlık edildiğini hissettirmeden takılmak anlamına gelir.
  2. Kişinin iş unvanını değiştirmeden ona takılmak anlamına gelir.
  3. Kişinin kıyafetlerini dağıtmadan ona takılmak anlamına gelir.
Cevabı göster

Kişiyi küçük düşürmeden veya ona saygısızlık edildiğini hissettirmeden takılmak anlamına gelir.

If someone has started to notice such details,

2:53

Eğer birisi bu tür detayları fark etmeye başlamışsa,

then he or she starts to feel like a reliable candidate

2:56

o zaman o kişi bağlanılacak

to whom to get attached. Dilbilgisi

3:00

güvenilir bir aday gibi hissettirmeye başlar.

Dilbilgisi

to whom to get attached: to sözcüğünün iki farklı görevi

Bu ifade “duygusal bağ kurulabilecek kişi” anlamına gelir. get attached to someone yapısında attached ile kullanılan to edatı whom sözcüğünün önüne taşınarak to whom oluşturulmuştur. Whom bu edatın nesnesidir. İkinci to farklı bir işleve sahiptir: to get attached yapısındaki mastar işaretidir. Dolayısıyla yapı “edat + whom + to'lu mastar” biçimindedir; to sözcüğünün yanlışlıkla tekrarlanması değildir.

Alıştırma

"to whom to get attached" ifadesindeki iki to sözcüğünü doğru açıklayan seçenek hangisidir?

  1. İlk to mastarı başlatır, ikinci to ise bir kişiye doğru hareketi anlatır.
  2. İlk to, attached ile kullanılan edattır; ikinci to, to get mastarını belirtir.
  3. Her ikisi de iki ayrı fiilin mastar işaretidir.
Cevabı göster

İlk to, attached ile kullanılan edattır; ikinci to, to get mastarını belirtir.

Their love has become specific Dilbilgisi

3:02

Onların sevgisi genellikten çıkıp

rather than generic.

3:04

belirli bir hale gelmiştir.

Dilbilgisi

specific rather than generic: iki tanımı karşılaştırma

Burada specific rather than generic, sevginin birçok kişiye uyabilecek genel bir övgüye değil, tek bir kişiye özgü ayrıntılara odaklandığını anlatır. Generic burada “genel olarak uygulanabilir” demektir; jenerik ilaçları ifade etmez. A rather than B kalıbı iki seçeneği doğrudan karşı karşıya getirir. A’yı daha doğru veya amaçlanan tanım olarak sunar ve bu bağlamda B’yi reddeder.

Alıştırma

Hangi cümle, ikinci tanımı reddedip ilkini daha doğru olarak seçmek için rather than kullanır?

  1. The feedback was more specific than last time.
  2. The feedback was specific rather than generic.
  3. The feedback was specific and generic.
Cevabı göster

The feedback was specific rather than generic.

It is, in the end,

3:06

Sonuçta,

a good deal more gratifying for a lover to pay us a small compliment Dilbilgisi

3:07

somurtkan bir akrabamızı bu ruh halinden

about the deft way we're able to dislodge

3:11

çıkarmadaki ustalık şeklimiz hakkında

a relative from a sulk

3:14

bir sevgilinin bize küçük bir iltifatta bulunması,

than to be declared a sensational human

3:15

Yeni Zelanda'nın başkentini veya bir dairenin çapını hesaplamanın yolunu bildiğimiz için

for knowing the capital of New Zealand or the way to calculate the diameter of a circle.

3:18

olağanüstü bir insan ilan edilmekten çok daha fazla tatmin edicidir.

Dilbilgisi

a good deal more gratifying ... than: güçlendirilmiş karşılaştırma

Cümle, belirgin bir beceri hakkında verilen küçük ve ayrıntılı bir iltifatla birinin a sensational human olduğuna dair genel bir ilanı karşılaştırır. Uzun karşılaştırmanın kalıbı more gratifying ... than ... şeklindedir; iki taraf to pay ... ve to be declared ... ile başlar. A good deal, more gratifying karşılaştırma ifadesini güçlendirir ve “çok daha tatmin edici” anlamını verir. Ardından than, daha az tatmin edici olan tarafı tanıtır. Burada deal, uygun fiyatlı alışveriş veya ticari işlem anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi a good deal ile kurulan güçlü karşılaştırma ifadesi ve ikinci seçeneği tanıtan bağlaçla tamamlayın: Finishing the project together was ____ rewarding ____ working alone.

Cevabı göster

a good deal more · than

But,

3:23

Ancak,

to add further complexity to our demands, Anlatım akışı

3:23

beklentilerimize daha da karmaşıklık katmak gerekirse,

it isn't enough just to be admired.

3:26

sadece hayran olunmak yeterli değildir.

Anlatım akışı

Yeni bir karmaşıklığı bildiren to add further complexity to our demands

To add further complexity to our demands, cümlenin başına getirilmiş amaç biçimli bir ifadedir ve söylem işareti olarak kullanılır. Konuşmacı, “Beklentilerimizin bütününü daha karmaşık hâle getiren bir etken daha var” diye haber verir. Dinleyiciyi bir düzeltmeye ya da karşı çıkışa değil, yeni bir koşula hazırlar. Buradaki demands, resmî emirler değil, insanların aşktan beklentileri anlamına gelir. Virgül giriş çerçevesini kapatır; ardından ana cümle yeni katmanı sunar: yalnızca hayranlık görmek yeterli değildir.

Alıştırma

Bir seyahat planıyla ilgili iki sorunu zaten ele aldınız. Hangi cümle yeni bir karmaşık noktayı en iyi biçimde haber verir?

  1. To summarize the decision, the fastest route is also the most expensive.
  2. In other words, the fastest route is also the most expensive.
  3. To add further complexity to the decision, the fastest route is also the most expensive.
Cevabı göster

To add further complexity to the decision, the fastest route is also the most expensive.

We also want a true lover

3:29

Gerçek bir sevgilinin

to feel well disposed towards our vulnerabilities. Kalıp ifadeler

3:31

savunmasızlıklarımıza karşı da iyi niyetli hissetmesini isteriz.

Kalıp ifadeler

Well disposed towards our vulnerabilities: kırılgan yönlerimize iyi niyetle yaklaşmak

Be or feel well disposed towards someone or something, bir kişiye ya da şeye karşı dostça, olumlu veya kabullenici bir tutuma sahip olmak demektir. Yapı be or feel + well disposed + towards + isim şeklindedir. Bu cümlede vulnerabilities, korku, utanç veya üzüntü gibi kişinin duygusal açıdan açıkta ve incinebilir olan yönlerini ifade eder. İstenen yalnızca sevgilinin bunları fark etmesi değil, küçümsemek yerine iyi niyetle karşılamasıdır. Burada disposed bir tutumu anlatır; “ortadan kaldırılmış” anlamına gelmez.

Alıştırma

well disposed towards ve be fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The committee ____ the proposal.

Cevabı göster

is well disposed towards

Whatever our degree of competence, Dilbilgisi

3:36

Yetkinlik derecemiz ne olursa olsun,

we are never far from moments of fear,

3:38

korku,

ignorance,

3:40

cehalet,

humiliation,

3:41

aşağılanma,

childlike-ness, and sadness.

3:42

çocuksu haller ve hüzün anlarından asla uzak değiliz.

Dilbilgisi

Whatever our degree of competence: düzey ne olursa olsun anlamı

Whatever + bir ad öbeği bir ödünleme anlamı kurabilir: ad öbeğinin gösterdiği değer veya düzey ne olursa olsun ana cümledeki ifade doğru kalır. Burada “our degree of competence” yüksek de düşük de olabilir; sonuç yine geçerlidir. Bu yapı, belirli yetkinlik düzeyimizin ne olduğunu soran bir soru değildir. Whatever, düzey farkını sonucun koşulu olmaktan çıkarır; böylece konuşan kişi yeteneklerin değişebileceğini kabul edip herkes için geçerli bir yargı sunar.

Alıştırma

Sonucun her beceri düzeyinde geçerli olduğunu göstermek için boşluğu tek kelimeyle tamamlayın: ____ our degree of competence, we all make mistakes.

Cevabı göster

Whatever

And it is these moods too Dilbilgisi

3:44

Ve bir sevgilinin şefkat gösterecek güce sahip olmasını

that we long for a lover to have the strength to feel generous towards.

3:46

özlemle beklediğimiz şeyler de işte bu ruh halleridir.

Dilbilgisi

It is these moods too that: it-cleft ile odaklama

It is X that ... yapısı, X’i özel bir odak konumuna yerleştiren bir it-cleft yapısıdır. Burada X, “these moods too” ifadesidir. Bu nedenle cümle, sevdiğimiz kişinin yeterince güçlü olup cömertçe karşılamasını istediğimiz şey olarak bu savunmasız ruh hâllerini vurgular. Too, odaklanan ad öbeğine aittir ve “ayrıca” anlamına gelir: bu ruh hâlleri daha önce söylenen veya beklenen şeylere eklenir. Ruh hâllerinin aşırı olduğu anlamına gelmez. Sondaki towards edatı these moods ifadesine geri bağlanır: feel generous towards these moods.

Alıştırma

“It is quiet encouragement too that new employees need,” cümlesinde it-cleft yapısı neyi odağa yerleştirir?

  1. “new employees” olarak tanımlanan kişiler
  2. Bir şeye ihtiyaç duyma eyleminin genel anlamı
  3. “quiet encouragement too” öbeği
Cevabı göster

“quiet encouragement too” öbeği

It may be pleasant to be found impressive,

3:50

Etkileyici bulunmak hoş olabilir,

but it's more reassuring

3:53

ancak savunmasızlığımızın

to discover that our vulnerability

3:54

şefkatle karşılanmaya hazır olduğunu keşfetmek

is ready to be treated with generosity. Kalıp ifadeler

3:57

daha güven vericidir.

Kalıp ifadeler

to be treated with generosity: anlayış ve cömertlikle karşılanmak

Bu cümlede to be treated with generosity, kişinin zayıflığı görüldüğünde nazik, sabırlı ve yargılamayan bir karşılık görmesi demektir. Buradaki generosity duygusal bir cömertliktir; para vermekle ilgili değildir. treat someone or something with + isim kalıbı, birine karşılık verirken kullanılan tutumu veya niteliği anlatır. Örneğin treat a mistake with patience denebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede with generosity, nazik ve yargılamayan bir karşılığı anlatmak için kullanılmıştır?

  1. Her family treated her confession with generosity.
  2. The foundation's generosity funded a new library.
  3. She showed her generosity by paying for everyone's lunch.
Cevabı göster

Her family treated her confession with generosity.

That we are with someone who will allow us

3:59

Bize

to be sad,

4:01

üzgün,

discomfited,

4:02

mahcup

and weepy,

4:03

ve ağlamaklı olmamıza izin verecek,

who has spotted that we sometimes bite our nails

4:04

bazen tırnaklarımızı yediğimizi

or worry about our work late at night.

4:06

veya gece geç saatlerde işimiz için endişelendiğimizi fark etmiş biriyle birlikte olduğumuzu bilmek.

We don't bluntly want to awe a lover.

4:09

Bir sevgilide yalnızca hayranlık uyandırmak istemeyiz.

We want permission to be, every now and then, Kalıp ifadeler

4:12

Arada sırada,

at wit's end. Deyimler

4:15

çaresiz kalabilmek için izin istiyoruz.

Kalıp ifadeler

every now and then: arada sırada

Every now and then, «arada sırada» demektir: Bir şey bazen olur ama sık olmaz. Burada at wit's end olmanın sürekli bir durum değil, geçici bir deneyim olduğunu gösterir. İfadenin tamamı tek bir zarf öbeği olarak işlev görür. Cümlenin başında veya sonunda kullanılabilir; cümlenin ortasına yerleştirildiğinde virgüllerle ayrılır.

Alıştırma

Cümleyi every ile başlayan ve «arada sırada» anlamına gelen dört sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: I cook a big breakfast ____.

Cevabı göster

every now and then

Deyimler

at wit's end: artık ne yapacağını bilememek

At wit's end, bir sorunun kişinin fikirlerini, kaynaklarını ve uygulanabilir seçeneklerini tüketip onu bundan sonra ne deneyeceğini bilemez hâle getirmesini anlatan bir deyimdir. Sadece kafası karışık ya da endişeli olmaktan daha güçlü ve daha özeldir. Burada at wit's end, konuşanın zaman zaman göstermesine izin verilmesini istediği çaresizlik hâlini anlatır. Ne yapacağını bilemediğini kabul etmek, kişinin kabul edilemez olduğu anlamına gelmez. Wit burada mizahı değil, sorunla başa çıkma düşünme yeteneğini anlatır; end de gerçek anlamda bir son değildir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi doğru ifadeyle tamamlayın: After three failed attempts to repair the old printer, I was ____ about what to try next.

Cevabı göster

at my wit's end

We want them to have sufficient faith in our power

4:16

Kırılgan olduğumuz dönemlerden

that they can be unfrightened

4:19

korkmayacak kadar

by our periods of fragility.

4:21

gücümüze yeterince inanmalarını istiyoruz.

We need to know that the child in us has been seen Deyimler

4:23

İçimizdeki çocuğun görüldüğünü

and won't appall.

4:26

ve dehşete düşürmeyeceğini bilmeye ihtiyacımız var.

Deyimler

the child in us: içimizde kalan savunmasız kısım

The child in us, bir yetişkinin içinde hâlâ bulunan, çocuğa benzeyen ve savunmasız olan kısmı anlatan bir metafordur. Bu kısım ihtiyaçları, korkuları, umutları ve ilgi görme isteğini taşıyabilir. Vücudun içinde gerçek bir çocuk olduğu ya da çocukça özelliklerin kişinin tamamını oluşturduğu anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, yetişkin rollerinin altında bulunan ve insanlarda ortak olan bir yön hakkında konuşmayı sağlar. Bu çocuğun görüldüğünü söylemek, daha yumuşak ve kendi kendine yetmekte zorlanan bu kısmın reddedilmek yerine fark edildiği anlamına gelir. Odak noktası duygusal olarak görülmektir; çocuksu davranış değildir.

Alıştırma

İngilizce cümle Even confident adults may need comfort because the child in us can still feel afraid içinde the child in us ne anlama gelir?

  1. bir yetişkinin duygusal hayatındaki savunmasız ve çocuğa benzeyen kısım
  2. her durumda olgunlaşmamış davranan bir yetişkin
  3. bir yetişkinin tanıdığı bütün çocukların anıları
  4. bir yetişkinin içinde yaşayan gerçek bir çocuk
Cevabı göster

bir yetişkinin duygusal hayatındaki savunmasız ve çocuğa benzeyen kısım

"I love you for being such a hero."

4:28

"Seni böyle bir kahraman olduğun için seviyorum."

would be an eerie pronouncement. Kelime

4:31

ürkütücü bir beyan olurdu.

Kelime

“an eerie pronouncement”: tekinsiz ve resmî bir bildiri

Bu cümlede eerie, bir şey yanlış ya da ürkütücüymüş gibi garip biçimde huzursuz edici anlamına gelir. Pronouncement ise gündelik bir yorumdan ziyade resmî, ağır veya otoriter bir bildiri demektir. Bu iki sözcükten oluşan an eerie pronouncement, alıntılanan övgünün mesafeli ve rahatsız edici duyulmasına yol açar. Sevginin birinin “böyle bir kahraman olmasına” bağlı olduğunu söylemek, sıcak bir sevgi ifadesinden çok, o kişinin kim olarak kalması gerektiği hakkında değişmez bir hüküm gibi hissedilebilir.

Alıştırma

Metin, "I love you for being such a hero" sözünü an eerie pronouncement olarak tanımlıyor. Bu ifade ne anlatır?

  1. Yakın arkadaşlar arasında neşeli ve rahat bir iltifat
  2. Yalnızca yüksek sesle söylendiği için korkutucu olan beklenmedik bir duyuru
  3. Huzursuzluk yaratan, resmî tonda bir bildiri
Cevabı göster

Huzursuzluk yaratan, resmî tonda bir bildiri

"I love you for being a child."

4:33

"Seni bir çocuk olduğun için seviyorum."

would be equally alienating.

4:36

da aynı derecede yabancılaştırıcı olurdu.

But something like,

4:38

Ama şöyle bir şey,

"I love the sad child I occasionally glimpse

4:39

"Becerikli günlük yetişkin halinin altında,

in you beneath your resourceful

4:42

sende ara sıra gözüme çarpan

adult day-to-day self,

4:44

o hüzünlü çocuğu seviyorum,"

well, that comes as close as one can imagine Deyimler

4:46

işte, bu insanın hayal edebileceği,

to the epicenter of love."

4:48

aşkın merkez üssüne en yakın şeydir.

Deyimler

“comes as close ... to the epicenter of love”: sevginin en derin özüne yaklaşmak

Come as close as one can imagine to X kalıbı, X'e düşünülebilecek kadar çok yaklaşmak anlamına gelir. Burada gerçek bir uzaklık ölçülmez; konuşanın düşüncesi mümkün olan en derin noktaya neredeyse ulaşıyormuş gibi sunulur. Epicenter, sevginin anlamının en yoğun olduğu merkezî noktayı anlatan mekânsal bir mecazdır. Burada gerçek bir depremden ya da yalnızca güçlü bir aşktan söz edilmez. Hem becerikli yetişkini hem de savunmasız iç çocuğu görebilmenin sevginin en derin özüne son derece yaklaştığı anlatılır.

Alıştırma

"comes as close as one can imagine to the epicenter of love" ifadesindeki mecaz ne anlama gelir?

  1. Konuşanın sevginin düşünülebilecek en derin özü olarak gördüğü noktaya neredeyse ulaşır.
  2. Sevginin dramatik ama duygusal açıdan sığ olduğunu söyler.
  3. Gerçek bir depremin tam üzerindeki yeryüzü noktasını tarif eder.
Cevabı göster

Konuşanın sevginin düşünülebilecek en derin özü olarak gördüğü noktaya neredeyse ulaşır.

Our hopes for what role our body will play

4:51

Aşkı uyandırmada

in eliciting love

4:54

bedenimizin oynayacağı role dair umutlarımız da

follow a comparable pattern. Anlatım akışı

4:55

benzer bir modeli takip eder.

Anlatım akışı

follow a comparable pattern: benzer bir örüntü izlemek

Bu cümlede follow a comparable pattern, “benzer bir mantığa göre ilerlemek” anlamına gelir. Yazar bir övgü türünden yeni konu olarak bedene geçer ve yeni konunun da büyük ölçüde aynı şekilde işlediğini belirtir. Bu, bilgiyi düzenleyen bir ifadedir: yeni bir durumu daha önce açıklanmış bir örüntüye bağlar, böylece yazar tartışmayı baştan başlamadan genişletebilir.

Alıştırma

“The second experiment follows a comparable pattern,” cümlesinde follows a comparable pattern ne anlama gelir?

  1. Her ayrıntıyı hiçbir fark olmadan tekrarlar.
  2. Önemli yönlerden benzer bir yapıya göre gelişir.
  3. İlk deneyin arkasından fiziksel olarak ilerler.
Cevabı göster

Önemli yönlerden benzer bir yapıya göre gelişir.

Here too,

4:57

Burada da,

sweeping generic praise Kalıp ifadeler

4:58

geniş kapsamlı sıradan bir övgü

feels like the work of someone

5:00

gece bedenimiz bir başkasınınkiyle değiştirilse

who might not notice

5:01

bunu fark etmeyebilecek birinin

if our body was replaced by that of another in the night.

5:02

işi gibi hissettirir.

Kalıp ifadeler

sweeping generic praise: geniş kapsamlı ve genel övgü

Burada sweeping generic praise, neredeyse herkese uygulanabilecek geniş kapsamlı iltifatlar anlamına gelir. Sweeping kapsamın çok geniş olduğunu, generic ise övgünün belirli bir kişiyi ayırt eden ayrıntılardan yoksun olduğunu belirtir. Praise sözcüğü tek başına olumlu olsa da ifadenin bütünü eleştireldir. Mesele yalnızca coşku değil, kesinliktir: güçlü bir iltifat, konuşanın özellikle o kişiyi fark ettiğini göstermiyorsa yine de kişisel olmayan bir izlenim verebilir.

Alıştırma

Bir antrenör her oyuncuya“You’re amazing,”diyor ancak her birinin yaptığı belirli bir şeyden hiç söz etmiyor. Bu yorumlara en uygun tanım hangisidir?

  1. gerçek anlamda bir süpürme hareketi
  2. teknik eleştiri
  3. ayrıntılı bireysel geri bildirim
  4. sweeping generic praise
Cevabı göster

sweeping generic praise

It might be true that we have lovely eyes

5:06

Güzel gözlerimiz

or soft hair,

5:09

veya yumuşak saçlarımız olduğu doğru olabilir,

but exactly the same words could be said with accuracy

5:11

ama aynı kelimeler doğruluğunu kaybetmeden

to millions of others,

5:13

milyonlarca başka insan için de söylenebilir,

just as a host would not want to hear thanks for a nice dinner, Anlatım akışı

5:14

tıpkı bir ev sahibinin güzel bir akşam yemeği için teşekkür duymaktansa,

but rather praise for that hint of dill

5:19

limon sosundaki o bir tutam dereotu için

in the lemon sauce.

5:21

övgü duymayı istemesi gibi.

Anlatım akışı

just as ... not ... but rather: benzetmeyi belirginleştirmek

Just as ile başlayan yan cümle, yazarın övgü hakkındaki soyut görüşünü somut bir benzetmeye dönüştürür. Güzel gözler veya yumuşak saçlar hakkındaki genel sözler, ev sahibine yalnızca güzel yemek için teşekkür etmeye benzetilir. Benzetmenin içindeki not ... but rather ... yapısı, genel bir tepkinin yerine belirgin bir tepki koyar: sostaki hafif dereotu dokunuşunu övmek. Bu yemek ayrıntısı, dikkatle bakıldığını gösteren herhangi bir ayırt edici ayrıntıyı temsil eder. Dolayısıyla benzetme, belirli bir övgünün neden daha kişisel geldiğini açıklar; yemek yapma tavsiyesi vermez.

Alıştırma

Vurgulanan akşam yemeği benzetmesi temel olarak neyi gösteriyor?

  1. Fiziksel görünüş yemekle karşılaştırılmalıdır.
  2. Belirli bir övgü, genel bir iltifattan daha anlamlı gelir.
  3. Ev sahipleri sos hakkındaki yorumları diğer bütün yorumlardan daha çok sever.
Cevabı göster

Belirli bir övgü, genel bir iltifattan daha anlamlı gelir.

Some of the best kinds of praise

5:23

Beden hakkındaki

about the body are psychophysical. Kelime

5:25

en iyi övgü türlerinden bazıları psikofiziksel olanlardır.

That is,

5:28

Yani,

they praise a physical aspect

5:28

psikolojik bir niteliği vurgulamak için

in order to highlight a psychological quality. Dilbilgisi

5:30

fiziksel bir yönü överler.

Kelime

psychophysical: psikolojik nitelikleri öne çıkaran fiziksel özellikler

Burada psychophysical, beden ile zihni birbirine bağlayan övgüyü anlatır. Konuşan kişi fiziksel bir özelliği fark eder ve ardından bunu sıcaklık, düşüncelilik veya özgüven gibi psikolojik bir niteliği öne çıkarmak için kullanır. Sonraki cümle terimi doğrudan tanımlar: fiziksel yön kanıt veya başlangıç noktasıdır, asıl odak ise psikolojik niteliktir. Bu bir tıbbi test anlamına gelmez ve beden ile zihni aynı cümlede anmaktan daha özel bir anlam taşır.

Alıştırma

Bu metindeki psychophysical övgüye hangi açıklama uyar?

  1. Psikolojik bir niteliği göstermek için fiziksel bir özellik kullanır.
  2. Kişilik hakkında hiçbir şey ima etmeden yalnızca bedeni över.
  3. Birinin ne kadar doğru gördüğünü veya duyduğunu ölçer.
Cevabı göster

Psikolojik bir niteliği göstermek için fiziksel bir özellik kullanır.

Dilbilgisi

in order to highlight: açık bir amaç belirtmek

In order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını açıkça belirtir. Bu cümlede fiziksel bir özelliği övmek eylem, psikolojik bir niteliği öne çıkarmak ise amaçlanan sonuçtur. Bu yapıda order, “sıra” veya “emir” anlamına gelmez. İfadenin tamamı “Fiziksel bir özelliği neden övüyorlar?” sorusunu yanıtlar ve yalnızca amaç bildiren to kullanımından daha açıktır.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen açık amaç ifadesiyle tamamlayın: The editor enlarged the chart ____ the trend.

Cevabı göster

in order to highlight

They reassure us that our physical envelopes Deyimler

5:33

Fiziksel zarflarımızın

have been connected up with the most lovable sides of our personalities.

5:36

kişiliğimizin en sevimli taraflarıyla bağlantılı olduğu konusunda bize güvence verirler.

Deyimler

physical envelopes ... connected up with ... our personalities: beden ile karakteri metafor yoluyla bağlamak

Physical envelopes ifadesi, bedeni iç benliğimizi barındıran ve ifade eden dış biçime benzeten bir metafordur. Kâğıttan yapılmış zarfları anlatmaz. Have been connected up with, fiziksel ayrıntıları kişiliğin “en sevilesi yönleriyle” bağlantılı gösterir. Rahatlatıcı düşünce, görünüş ile karakterin birbirinden ayrı şeyler olarak övülmemesidir; görünür özellikler kişinin bütününü gösteren işaretler olarak ele alınır.

Alıştırma

Hangi yorum vurgulanan cümleyle en iyi eşleşir?

  1. Yalnızca görünüş önemlidir ve kişiliğin onunla hiçbir ilgisi yoktur.
  2. Fiziksel ayrıntılar, kişinin karakterindeki sevilesi yönleri gösterebilir ve onlarla bağlantılı olabilir.
  3. İnsanlar kişiliklerini gerçek zarfların içine saklamalıdır.
Cevabı göster

Fiziksel ayrıntılar, kişinin karakterindeki sevilesi yönleri gösterebilir ve onlarla bağlantılı olabilir.

So,

5:40

Böylece,

a perceptive lover might say,

5:40

anlayışlı bir sevgili şöyle diyebilir,

"I really like the way your smile is slightly different

5:42

"Gülümsemenin ağzının her iki tarafında

on each side of your mouth.

5:45

hafifçe farklı olma şeklini gerçekten seviyorum.

You see,

5:46

Biliyor musun,

one side is warm and welcoming

5:47

bir taraf sıcak ve misafirperver

and the other is sort of thoughtful

5:49

ve diğer taraf biraz düşünceli

and a bit melancholy.

5:50

ve biraz hüzünlü.

You're not merely smiling. Anlatım akışı

5:51

Sadece gülümsemiyorsun.

It seems like you're thinking deeply as you smile.

5:53

Sanki gülümserken derinden düşünüyorsun gibi."

Anlatım akışı

not merely smiling: eksik bir açıklamayı reddetmek

not merely smiling ifadesinde merely, “yalnızca” veya “sadece” anlamına gelir. Konuşan kişi karşısındakinin gülümsediğini kabul eder, ancak gülümsemenin açıklamanın tamamı olduğu şeklindeki dar yorumu reddeder. Bu kalıp bilgiyi iki adımda düzenler: önce açık bir gerçeğin tek başına yetersiz olduğunu gösterir, ardından daha derin bir yorum ekler. Ek düşünce noktalı virgülden sonra, but/also ile ya da buradaki gibi sonraki cümlede verilebilir.

Alıştırma

“Yalnızca değil” anlamını vermek için merely sözcüğünü olumsuzlukla kullanarak cümleyi tamamlayın: The warning is ____ a formality; it points to a real danger.

Cevabı göster

not merely

Or, what about this?

5:57

Ya da buna ne dersin?

There's a charming thing you do with your eyelids

5:58

"Göz kapaklarınla yaptığın çekici bir şey var,

when you're listening,

6:01

dinlerken,

half bringing them down in a quizzical way. Kelime

6:02

onları sorgulayıcı bir şekilde yarı yarıya indiriyorsun.

Kelime

in a quizzical way: meraklı bir şaşkınlık

In a quizzical way, merak, şaşkınlık veya hafif kuşku gösteren bir ifadeyle demektir. Burada yarıya kadar indirilen göz kapakları, dinleyen kişinin bir teste katılmasından değil, duydukları üzerine düşünmesinden kaynaklanıyor gibi görünür. Quizzical doğrudan bir sorudan çok bakışı, gülümsemeyi, yüz ifadesini veya ses tonunu betimler. in a ... way kalıbı, sıfatın göz kapaklarının nasıl indirildiğini açıklamasını sağlar.

Alıştırma

“He raised one eyebrow and gave me a quizzical look,” cümlesinde quizzical büyük olasılıkla neyi betimler?

  1. İlgisiz ve uykulu bir ifade
  2. Meraklı ve hafif şaşkın bir ifade
  3. Birini tehdit eden öfkeli bir ifade
Cevabı göster

Meraklı ve hafif şaşkın bir ifade

It feels like you're saying,

6:04

Sanki şöyle diyorsun gibi hissettiriyor,

"I don't totally believe you,

6:06

‘Sana tam olarak inanmıyorum,’

but it's really an encouragement.

6:08

ama aslında bu bir yüreklendirme.

There's an invitation,

6:09

Ortada bir davet var,

as if you were adding,

6:10

sanki şunu ekliyormuşsun gibi,

"But come on,

6:11

‘Ama hadi,

give me the real truth.

6:12

bana asıl gerçeği ver.

I know you're holding back the best bits Öbek fiiller

6:13

Anlaşılmayacağından endişelendiğin için

because you worry you won't be understood,

6:15

en iyi kısımları sakladığını biliyorum,

but you will be.

6:17

ama anlaşılacaksın.

You're safe with me." Ton ve niyet

6:18

Benimleyken güvendesin.’"

Öbek fiiller

holding back the best bits: en iyi kısımları kendine saklamak

Hold back öbek fiili, kişinin kendini tutarak bir şeyi açıklamaması veya göstermemesi anlamına gelebilir. Burada hitap edilen kişi, yanlış anlaşılma korkusuyla her şeyi söylememeyi seçiyor; onu fiziksel olarak durduran başka biri yok. The best bits, kişinin söylemek istediği şeyin en güçlü, ilginç veya değerli kısımlarıdır. Dolayısıyla holding back the best bits, bu kısımları bütünüyle paylaşmak yerine söylenmeden saklamak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi hold back fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın. In the meeting, Noah was ____ his most useful idea because he feared criticism.

Cevabı göster

holding back

Ton ve niyet

You're safe with me: benim yanımda güvendesin

Bu cümlede You're safe with me yalnızca fiziksel tehlikeden korunmayı değil, duygusal ve ilişkisel güveni de sunar. Karşıdaki kişiye dürüstçe konuşabileceğini veya savunmasız tarafını gösterebileceğini; alay edilmeyeceğini, reddedilmeyeceğini ya da cezalandırılmayacağını söyler. Bu ifade doğrudan bir güvence verir ve güven oluşturmaya yarar. Gücünü, konuşanın kendisini dinleyecek ve özenle karşılık verecek biri olarak sunmasından alır.

Alıştırma

You're safe with me hangi durumda en doğal güvence olur?

  1. Güvendiğiniz bir arkadaş acı verici bir deneyimden söz etmekten korkuyor.
  2. Başka birinin olası bir tehdit olan sizden korunduğunu söylemek istiyorsunuz.
  3. Biri kilitli bir kapının yangın güvenliği kurallarına uyup uymadığını soruyor.
Cevabı göster

Güvendiğiniz bir arkadaş acı verici bir deneyimden söz etmekten korkuyor.

Or,

6:20

Veya,

"I'm slightly in love with that freckle

6:20

"Sol üst kolundaki o çile

on your upper left arm.

6:22

hafiften aşığım.

It's a bit like you,

6:23

Biraz sana benziyor,

quietly saying,

6:25

sessizce diyor ki,

"Here I am.

6:26

‘İşte buradayım.

I'm me,

6:26

Ben benim,

nothing special,

6:27

özel bir şey değil,

but I'm happy with who I am.

6:28

ama olduğum kişiyle mutluyum.’

It's poised and unshowy,

6:30

Zarif ve gösterişsiz,

but confident of its power

6:32

ama anlayanları çekme gücüne

to attract those who get it. Kelime

6:33

güveniyor.

Kelime

anlayanlar

Those who get it, fikri anlayan veya onun çekiciliğini takdir eden insanlar demektir. Buradaki get it, günlük ve resmî olmayan bir deyimdir: bir nesneyi almak ya da teslim almak değil, bu tarzın neden işe yaradığını kavramak anlamına gelir. those who + fiil yapısı, bir grubu neyi anlayabildiklerine veya takdir edebildiklerine göre tanımlar. It, daha önce sözü edilen niteliğe ya da çekiciliğe gönderme yapar.

Alıştırma

Hangi cümlede get it, bir fikri anlamak veya takdir etmek anlamında kullanılmıştır?

  1. Those who get it enjoy the joke.
  2. Those who buy it enjoy the joke.
  3. Those who get the package enjoy the joke.
Cevabı göster

Those who get it enjoy the joke.

I love that it was there

6:35

Sen küçükken

when you were little

6:36

orada olmasını

and that it's been with you every day since." Dilbilgisi

6:37

ve o zamandan beri her gün seninle olmasını seviyorum."

Dilbilgisi

o zamandan beri her gün seninle

It's been, it has been ifadesinin kısaltmasıdır. Every day ve since ile birlikte kullanılan present perfect, geçmişte başlayan ve şimdiye kadar devam eden bir durumu anlatır. Burada anlam, çilin o süre boyunca konuşan kişiyle birlikte kalmış olmasıdır. Since, when you were little ile daha önce belirtilen başlangıç zamanına gönderme yapar. Since cümlenin sonunda geldiğinde başlangıç noktası bağlamdan anlaşılabilir; burada because anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, durumun geçmişte başlayıp şimdi de devam ettiğini doğru biçimde gösterir?

  1. My aunt gave me this recipe card in college, and it was in my kitchen ever since.
  2. My aunt gave me this recipe card in college, and it's been in my kitchen ever since.
  3. My aunt gave me this recipe card in college, and it's in my kitchen for college.
Cevabı göster

My aunt gave me this recipe card in college, and it's been in my kitchen ever since.

We can add that,

6:39

Şunu da ekleyebiliriz ki,

just as with the mind,

6:40

tıpkı zihinde olduğu gibi,

it is frequently vulnerability Dilbilgisi

6:42

çekici olan şey

in bodily details

6:44

genellikle

that charms.

6:45

bedensel detaylardaki savunmasızlıktır.

Dilbilgisi

It is X that ...: bedensel ayrıntılardaki kırılganlığı öne çıkarma

Burada it is ... that bir odaklama yapısı oluşturur. Baştaki it yalnızca yapısal bir öğedir; belirli bir vücut bölümüne gönderme yapmaz. Odaklanan ifade vulnerability in bodily details ifadesidir ve that charms, insanları çeken şeyin bu kırılganlık olduğunu belirtir. Odaklama yapısı kaldırıldığında temel düşünce Vulnerability in bodily details frequently charms. olur. Ana isim vulnerability tekildir; bu nedenle yakındaki details çoğul olsa da fiil charms biçimindedir.

Alıştırma

Vurgulanan yan cümledeki it ve charms sözcüklerini doğru açıklayan analiz hangisidir?

  1. Baştaki it bodily details ifadesine gönderme yapar ve charms çoğul details ismiyle uyumludur.
  2. Cümle, çekiciliği her zaman fiziksel kusursuzluğun yarattığını söyler.
  3. Baştaki it yapısal bir öğedir ve charms tekil vulnerability ismiyle uyumludur.
Cevabı göster

Baştaki it yapısal bir öğedir ve charms tekil vulnerability ismiyle uyumludur.

It is the little toe

6:46

Uyluklardan

and the little finger

6:48

veya göğüs kafesinden daha çok baştan çıkaran

that seduce more than the thighs

6:49

ayak serçe parmağı

or the thorax.

6:51

ve el serçe parmağıdır.

It is the hand that curls up,

6:53

Çocuklukta yapmış olması gerektiği gibi,

as it must have done in childhood. Dilbilgisi

6:55

kıvrılan eldir.

Dilbilgisi

must have done: geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım

as it must have done in childhood ifadesinde as, “aynı şekilde” anlamına gelir ve it ele gönderme yapar. Konuşmacı elin şimdi kıvrıldığını görür ve çocuklukta da aynı şekilde kıvrıldığına dair güçlü bir çıkarımda bulunur. Must have + geçmiş zaman ortacı, geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım ifade eder; geçmişteki bir zorunluluğu anlatmaz. Done, daha önce geçen curled up fiil öbeğinin yerine kullanılarak tekrar önlenir.

Alıştırma

Geçmiş hakkında güçlü bir çıkarım yapmak için must kullanın: The pavement is soaked, so it ____ during the night.

Cevabı göster

must have rained

It is the thin nape of the neck,

6:57

Genellikle kendine güvenen bir saç yelesinin arkasına gizlenmiş,

normally hidden behind a confident mane of hair.

6:58

incelmiş ensedir.

It is a delicate wrist

7:01

İçinden karmaşık yeşilimsi damarların geçtiği

through which run intricate greenish veins. Dilbilgisi

7:03

narin bir el bileğidir.

Dilbilgisi

“through which run intricate greenish veins” yapısındaki devriklik

Bu ilgi yan cümlesinde through edatı which’in önüne alınmıştır; which önceki wrist sözcüğünü gösterir. Yer bildiren through which başa gelince run fiili gerçek özne olan intricate greenish veins ifadesinden önce yer alır. Bu, yer bildiren devrik yapıdır. Normal sözcük dizilişi şöyledir: Intricate greenish veins run through the wrist. Buradaki run, damarların bileğin içinden uzanması veya geçmesi demektir; “koşmak” anlamına gelmez ve eylemi yapan bilek değildir.

Alıştırma

Normal özne-fiil sırasıyla yazılmış hangi cümle asıl anlamı doğru biçimde korur?

  1. Intricate greenish veins run through the wrist.
  2. Intricate greenish veins make the wrist run.
  3. The delicate wrist runs through intricate greenish veins.
Cevabı göster

Intricate greenish veins run through the wrist.

Within an otherwise mature body,

7:06

Diğer bakımlardan olgun bir bedenin içinde,

we're seeing hints of an endearing Deyimler

7:08

kendisine sempatimizi,

and more fragile earlier self

7:10

korumamızı

to whom we offer our sympathy,

7:12

ve güvencemizi sunduğumuz

protection,

7:14

sevimli ve daha kırılgan eski bir benliğin

and reassurance.

7:15

ipuçlarını görüyoruz.

Deyimler

“hints of an endearing and more fragile earlier self” ifadesindeki mecaz

“Hints of”, bir şeyi bütünüyle göstermeden onu düşündüren küçük işaretler demektir. Olgun bedende görülen ayrıntılar, kişinin daha genç hâlinden kalan izler olarak anlaşılır. “An earlier self”, aynı kişinin hayatının daha önceki bir dönemindeki hâlidir; burada özellikle çocukluk dönemini ifade eder. Bu bir mecazdır: bedenin içinde ikinci bir kişi yoktur. İfade, sürmekte olan kırılganlığı sevimli gösterir ve şefkat, koruma ve güvence hislerini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede “hints of ... earlier self” ne anlama geliyor?

  1. Ayrı ve daha genç bir kişi fiziksel olarak bedenin içinde saklanmaktadır.
  2. Küçük ayrıntılar, aynı kişinin hayatının daha erken bir dönemindeki daha kırılgan hâlini düşündürür.
  3. Olgun beden gerçek anlamda yeniden gençleşmektedir.
Cevabı göster

Küçük ayrıntılar, aynı kişinin hayatının daha erken bir dönemindeki daha kırılgan hâlini düşündürür.

The question of what we have found to love in someone

7:17

Birinde sevecek ne bulduğumuz sorusu

should not frighten us.

7:20

bizi korkutmamalı.

We simply need to give ourselves the time

7:21

Sadece coşkularımızı

to trace back our enthusiasms Öbek fiiller

7:23

kendi otantik kaynaklarına

to their authentic sources,

7:26

kadar izini sürmek için kendimize zaman vermeliyiz,

Öbek fiiller

trace ... back to its authentic source: gerçek kaynağına kadar izini sürmek

To trace something back to a source, mevcut bir sonuçtan, duygudan veya olgudan yola çıkıp ipuçlarını izleyerek onun nerede başladığını ya da neyin ona neden olduğunu bulmak demektir. Burada our enthusiasms belirli çekim veya hayranlık duygularını, their authentic sources ise bunların arkasındaki daha derin psikolojik nedenleri anlatır; fiziksel yerleri değil. Yapı trace + nesne + back to + kaynak veya trace back + isim olan nesne + to + kaynak şeklinde olabilir. Nesne bir zamirse genellikle trace it back to... kullanılır; trace back it to... kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi trace ... back to hedef yapısıyla tamamlayın: Engineers could ____ the network failure ____ a damaged cable.

Cevabı göster

trace · back to

while remembering that love is liable to collect Dilbilgisi

7:28

ve aşkın,

with particular intensity

7:30

benliğin en savunmasız ve ihtimal dışı küçük köşelerinde

in the most vulnerable and improbably small nooks Deyimler

7:32

belirli bir yoğunlukla

of the self.

7:36

toplanmaya meyilli olduğunu unutmamalıyız.

Dilbilgisi

be liable to + fiil: gerçekleşmesi olası bir eğilim

Be liable to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma olasılığı veya eğilimi yüksek olmak demektir. Bu yapı çoğunlukla tekrarlanan bir eğilimi ya da ihtimali, özellikle sorun yaratabilecek bir durumu anlatır; ancak tarafsız veya edebî biçimde de kullanılabilir. Burada collect mecazidir: Sevginin benliğin küçük ve savunmasız köşelerinde toplanıp çok yoğun hâle geldiği anlatılır. Sevginin nesneleri topladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Liable sözcüğünün bir şeyin gerçekleşme olasılığının veya eğiliminin yüksek olduğunu anlattığı cümleyi seçin.

  1. The fee is payable at the end of the month.
  2. These batteries are liable to overheat in direct sunlight.
  3. The manufacturer is liable for any damage caused by the defect.
Cevabı göster

These batteries are liable to overheat in direct sunlight.

Deyimler

benliğin en savunmasız ve inanılmayacak kadar küçük kuytuları

Bu ifade, benliği küçük ve gizli köşeleri olan bir mekân gibi gösterir. Buradaki nooks gerçek fiziksel boşluklar değil; bir kişinin karakterinde, alışkanlıklarında, mimiklerinde ya da bedeninde kolayca gözden kaçan küçük ayrıntılardır. Vulnerable bu ayrıntıları hassas veya korunmasız gösterirken improbably small, önemsenmeyecek kadar küçük göründüklerini vurgular. Ana fikir, sevginin büyük niteliklerden çok böyle belirli küçük ayrıntılarda en güçlü biçimde birikebilmesidir.

Alıştırma

Cümledeki "the most vulnerable and improbably small nooks of the self" İngilizce ifadesi ne anlama geliyor?

  1. Herkesin hemen fark ettiği büyük nitelikler
  2. Bir kişinin kimliğini oluşturan küçük, savunmasız ve kolayca gözden kaçan yanlar
  3. İnsan bedeninin içindeki gerçek boşluklar
Cevabı göster

Bir kişinin kimliğini oluşturan küçük, savunmasız ve kolayca gözden kaçan yanlar

Our Pillow Talk Cards

7:39

Yastık Sohbeti Kartlarımız

help prompt us to share our intimate desires.

7:41

mahrem arzularımızı paylaşmamızı teşvik etmeye yardımcı olur.

To find out more,

7:45

Daha fazlasını öğrenmek için,

follow the link on your screen now.

7:46

şimdi ekranınızdaki bağlantıyı takip edin.