256 bit güvenlik ne kadar güvenlidir?: İngilizce çalışma notları
3Blue1Brown
Video özeti: Konuşmacı 256 bitlik aramayı GPU, galaksi ve evrenin yaşıyla açıklıyor, sonra Bitcoin madenciliği donanımına bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "so far removed from anything that we ever deal with that it can be hard to appreciate its size." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: gündelik deneyimi aşan ölçeği so ... that ve far removed ile açıklayın. 2. "For comparison," — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: soyut sayıyı tanıdık ölçüte çeviren işareti fark edin. 3. "get my mind around," — Deyimler ve mecazi ifadeler: “zihinsel olarak kavramak” anlamını öğrenip karmaşık bir fikrin zor anlaşıldığını doğal biçimde söyleyin.
Bu derste
where, in order to break a given piece of security, Dilbilgisi
0:08256 bitlik dizeyi tahmin etmeniz gereken
in order to: amacı açıkça belirtmek
Bu cümlede in order to bir amaç belirtir: belirli bir bit dizisini tahmin etmenin amacı güvenlik mekanizmasını kırmaktır. Burada order, “emir” ya da “sıra” anlamına gelmez. Yapı in order to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Amaç ilişkisini açıkça gösterir ve özellikle işlemleri, nedenleri ya da kararları açıklarken kullanışlıdır; daha kısa olan to da çoğu zaman aynı amacı ifade edebilir.
Alıştırma
Dersin amacı açıkça belirten üç kelimelik ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The team saved a copy ____ compare the two versions later.
Cevabı göster
in order to
would have to: varsayımsal bir durumda zorunluluk
Would have to, varsayımsal ya da koşula bağlı bir durumda bir zorunluluğun ortaya çıkacağını gösterir. Bu cümlede, biri güvenlik mekanizmasını kırmaya çalışsaydı tam 256 bitlik diziyi tahmin etmesi gerekirdi. Yapı would + have to + fiilin yalın hâli şeklindedir: would have to guess. Burada geçmiş zamanı ifade etmez ve would have + geçmiş zaman ortacı biçimindeki tamamlanmış yapı değildir.
Alıştırma
Bir zorunluluğun varsayımsal bir şimdiki veya gelecek durumda ortaya çıkacağını belirten cümleyi seçin.
- We have to use the backup every Friday.
- If the main server had failed, we would have had to use the backup.
- If the main server failed, we would have to use the backup.
Cevabı göster
If the main server failed, we would have to use the backup.
One of these was in the context of digital signatures Kalıp ifadeler
0:15Bunlardan biri dijital imzalar bağlamındaydı,
and the other in the context of a cryptographic hash function.
0:17diğeri ise kriptografik özet fonksiyonu (hash) bağlamındaydı.
İlgili ortamı belirten in the context of
In the context of, bir şeyin belirli bir durum, konu veya alan içinde ele alınması anlamına gelir. Bu cümlede iki farklı teknik ortamı işaret ederek aynı genel konudaki iki uygulamayı birbirinden ayırır. in the context of + isim öbeği yapısı, bir ifadenin hangi arka plana göre anlaşılması gerektiğini gösterir. Bir metin parçasının fiziksel olarak içinde bulunmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, bir şey bu alan içinde ele alındığında anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The rule makes sense ____ online privacy.
Cevabı göster
in the context of
whose SHA-256 hash is some specific string of 256 bits,
0:23belirli bir 256 bitlik dize olan bir mesaj bulmak istiyorsanız,
you have no better method than to just guess and check random messages. Dilbilgisi
0:28rastgele mesajları tahmin edip kontrol etmekten daha iyi bir yönteminiz yoktur.
a message whose SHA-256 hash is yapısındaki whose
Whose, iyelik ilişkisi kuran bir ilgi cümleciğini başlatır. a message whose SHA-256 hash is ... yapısında hash, message ile bağlantılı bir özellik veya sonuçtur; cümleciğin tamamı hangi tür message kastedildiğini belirtir. Whose yalnızca insanlar için kullanılmaz. Bir nesneyi onun parçası, özelliği veya ilişkili bir sonucu ile de bağlayabilir. İsim + whose + isim + fiil biçimindeki kısa yapı, a message for which the SHA-256 hash is ... gibi daha ağır bir anlatımı önler.
Alıştırma
Cümleyi iyelik ilişkisi kuran ilgi sözcüğüyle tamamlayın: We need a laptop ____ battery lasts all day.
Cevabı göster
whose
have no better method than to + fiilin yalın hâli
have no better method than to + fiilin yalın hâli yapısı, mevcut hareket yolları arasında belirtilen eylemi yapmanın en iyi ya da uygulanabilir tek yöntem olduğunu anlatır. Burada to, to just guess and check random messages eylemini başlatır. Bu ifade yöntemi övmez. Diğer seçeneklerin hepsi daha kötü ya da kullanılamaz durumdaysa yavaş veya zahmetli bir yöntem için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedefteki altı sözcüklük yapıyla tamamlayın: We ____ wait until the storm passes.
Cevabı göster
have no better method than to
on average: kesin bir sonuç değil, istatistiksel bir ortalama
On average, çok sayıda durum üzerinden hesaplanan veya tahmin edilen bir sonucu belirtir. Bazı durumlarda daha az, bazılarında daha fazla tahmin gerekebilir; bu ifade bunları birleştiren merkezi bir istatistiksel sonuç verir. Böylece iddiayı sınırlar: belirtilen sayı her bir deneme için değişmeyen bir zorunluluk değildir.
Alıştırma
Cümle: A battery lasts 10 hours on average. İddia: Her pil tam olarak 10 saat dayanır. Bu iddia doğru mu, yanlış mı?
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Now, this is a number so far removed from anything Dilbilgisi
0:38Şimdi, bu sayı şimdiye kadar karşılaştığımız
that we ever deal with that it can be hard to appreciate its size.
0:41her şeyden o kadar uzak ki büyüklüğünü takdir etmek zor olabilir.
so far removed from ... that ...: o kadar uzak ki...
Burada so ... that ... aşırı bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Sayı, insanların normalde karşılaştığı her şeyden o kadar uzaktır ki büyüklüğünü kavramak zorlaşır. That ile başlayan yan cümle, so ile belirtilen derecenin sonucunu açıklar. Buradaki far removed from mecazidir; “bir şeyden çok uzak veya çok farklı” anlamına gelir, fiziksel olarak kaldırılmış ya da silinmiş anlamına gelmez. Aşırı bir özelliğin ardından gelen sonucu açıkladığı durumlarda bu kalıp kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi so far removed from ... that ... ile tamamlayın: The scale is ____ ordinary experience ____ most people struggle to imagine it.
Cevabı göster
so far removed from · that
give it a try: bir deneyelim
Give it a try, “onu denemek” veya “bir girişimde bulunmak” anlamına gelen doğal ve kalıplaşmış bir ifadedir. it zamiri, daha önce konuşulan göreve veya fikre gönderme yapar; give burada bir şeyi gerçekten ona vermek anlamına gelmez. let's ile kullanıldığında konuşan kişi, çoğu zaman işin zor olabileceğini kabul ettikten sonra başkalarını birlikte denemeye davet eder. Bu ifade, konuşmayı bir zorluğu tartışmaktan harekete geçmeye taşır.
Alıştırma
Daveti give it a try ile tamamlayın: We are not sure this method will work, but let's ____.
Cevabı göster
give it a try
Now, what's nice about that split is that 2 to the 32 is 4 billion, Dilbilgisi
0:52Bu ayrımın güzel yanı, 2 üzeri 32'nin 4 milyar olmasıdır,
What's nice about X is that Y: X'in güzel yanı Y olmasıdır
What's nice about X is that Y yapısı önce X'i olumlu biçimde değerlendirir, ardından that yan cümlesi Y ile belirli avantajı açıklar. Bu cümlede X, that split ifadesidir; Y ise bu ayırma işleminin neden yararlı olduğunu açıklar. Buradaki nice, nazik değil; yararlı, uygun veya kolaylık sağlayan anlamındadır. Bu kalıp önce bir avantaj olduğunu bildirir, sonra ayrıntısını verir.
Alıştırma
Cümleyi what's nice about X is that Y kalıbını aynen kullanarak tamamlayın: ____ this app ____ it works offline.
Cevabı göster
What's nice about · is that
right? It's the kind of thing you might see in a headline.
0:58değil mi? Manşetlerde görebileceğiniz türden bir şey.
So, all we need to do is appreciate what Dilbilgisi
1:01Yani, tek yapmamız gereken 4 milyarı kendisiyle
All we need to do is + fiilin yalın hâli
All we need to do is + fiilin yalın hâli, bir eylemi gerekli olan tek adım olarak sunar. Dikkati bu adıma yönelterek büyük veya karmaşık bir işi daha yönetilebilir gösterebilir. all we need to do is sonrasında fiil genellikle to almadan yalın hâlde kullanılır: all we need to do is appreciate. İlk do eylem fikrini taşır; is sonrasındaki yalın fiil ise bu eylemin ne olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir işi tek bir eyleme indirgemek için all we need to do is kalıbını doğal biçimde kullanır?
- All we need to do is checking the address.
- All we need to do is check the address.
- All we need to do is a check the address.
Cevabı göster
All we need to do is check the address.
the GPU on your computer can let you run a whole bunch of computations Kelime
1:10bilgisayarınızdaki GPU bir sürü hesaplamayı
Büyük bir miktarı gündelik biçimde anlatan “a whole bunch of”
Burada a whole bunch of, “çok sayıda” ya da “bir sürü” demektir. Çoğul ve sayılabilen computations ismini niteler ve hesaplamaların sayısının çok olduğunu vurgular. Bunch sözcüğü gerçek anlamıyla bir arada duran bir grup veya demet anlamına gelebilir; ancak burada hesaplamaların fiziksel olarak bir demet oluşturduğu söylenmiyor. Bu ifade, büyük ama kesin olmayan bir miktarı gündelik biçimde anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “çok sayıda” anlamına gelen gündelik ifadeyle tamamlayın: The update fixed ____ small bugs.
Cevabı göster
a whole bunch of
in parallel, incredibly quickly.
1:13inanılmaz derecede hızlı bir şekilde paralel olarak çalıştırmanızı sağlayabilir.
a really good one might be able to do a little less than a billion hashes per second.
1:22gerçekten iyi bir tanesi saniyede bir milyardan biraz daha az özet işlemi yapabilirdi.
Varsayımsal bir olasılık için “if you were to” ... “might be able to”
If you were to yapısı, tartışmak üzere hayalî bir eylem sunar. Were, programlamanın zaten gerçekleştiğini göstermez; were to + fiilin yalın hâli, eylemi varsayımsal bir adım olarak çerçeveler. Might be able to, olası bir sonucu temkinli biçimde ifade eder. Bu iki bölüm birlikte, özel olarak programlanmış bir GPU’nun ne başarabileceği hakkında düşünmeyi sağlar ancak bu performansı garanti etmez.
Alıştırma
Hangi cümle yükseltmeyi varsayımsal, sonucunu ise yalnızca olası bir yetenek olarak sunuyor?
- If you were to upgrade the battery, the drone might be able to fly longer.
- If you upgrade the battery, the drone will definitely fly longer.
- You upgraded the battery, so the drone can fly longer.
Cevabı göster
If you were to upgrade the battery, the drone might be able to fly longer.
Tekrarlanan bir eylemi anlatan over and over
Over and over, aynı eylemin birçok kez gerçekleştiğini anlatır ve “tekrar tekrar” anlamına gelir. Burada GPU’nun aynı karma işlevini çalıştırmaya devam edip art arda karmalar üretmesi anlatılıyor. Bu üç sözcüğü tek bir zarf öbeği olarak düşünün. Öbek, işlevin nasıl çalıştırıldığını açıklar; over burada bir şeyin üzerinden geçme anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede over and over, aynı eylemin tekrar tekrar gerçekleştiği anlamında kullanılmıştır?
- The bird flew over the fence and over the lake.
- The printer showed the same error over and over.
- The meeting was over, and everyone went home.
Cevabı göster
The printer showed the same error over and over.
And let's say that you just take a bunch of those and Anlatım akışı
1:27Ve diyelim ki bunlardan bir sürü aldınız ve
cram your computer full of extra GPUs Kalıp ifadeler
1:29bilgisayarınızı saniyede 4 milyar özet işlemi yapabilmesi için
“cram your computer full of”: cram X full of Y kalıbı
Burada cram your computer full of extra GPUs, bilgisayara neredeyse dolacak kadar çok sayıda ek GPU yerleştirmek anlamına gelir. Cram, dar bir alana bir şeyleri zorla sıkıştırma veya gereğinden fazlasını doldurma hissi verir; bu nedenle ifade tarafsız değil, canlı ve abartılıdır. Yeniden kullanılabilen kalıp cram + X + full of + Y şeklindedir. X dolan şeydir; Y ise onu dolduran malzeme, nesneler veya etkinliklerdir.
Alıştırma
cram + X + full of kalıbını ve the week sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The producer had too many bookings and had to ____ guest appearances.
Cevabı göster
cram the week full of
Geçici bir varsayım sunan let's say that
Let's say that, bir örnek, tahmin veya hesaplama için geçici bir varsayım sunar. Burada konuşmacı, uygun bir GPU hızını öncül olarak seçiyor; bu ifade, hızın ölçülmüş bir gerçek olduğunu iddia etmiyor. Kalıp let's say (that) + cümlecik şeklindedir. Dinleyicinin açıklamanın sonraki adımı için cümleciği geçici olarak kabul etmesini sağlar; konuşmada that çoğu zaman atılır.
Alıştırma
Konuşmacı bilinen bir gerçeği söylemek yerine yaklaşık bir maliyet hesabı yapıyor. Geçici varsayımı en iyi hangi cümle sunar?
- Each ticket definitely costs ten dollars.
- For example, each ticket cost ten dollars yesterday.
- Let's say that each ticket costs ten dollars.
Cevabı göster
Let's say that each ticket costs ten dollars.
the number of hashes per second per computer.
1:37bilgisayar başına saniyede yapılan özet işlemi sayısını temsil edecek.
Now, picture 4 billion of these GPU-packed computers.
1:41Şimdi, bu GPU dolu bilgisayarlardan 4 milyar tane hayal edin.
even though Google does not at all make their number of servers public,
1:46Google sunucu sayısını hiçbir şekilde kamuoyuyla paylaşmasa da,
estimates have it somewhere in the single-digit millions. Dilbilgisi
1:50tahminler bunun milyonlar seviyesinde olduğunu gösteriyor.
“For comparison,” ile bir ölçüt sunmak
Burada For comparison, Google'ın tahminî sunucu sayısının daha önce verilen çok daha büyük bir sayıyı anlamak için ölçüt olduğunu dinleyiciye bildirir. Bu, bilgiyi düzenleyen bir yol işaretidir: sonraki bilgi ana iddiayı sürdürmek için değil, ölçeği göstermek için verilir. Yaygın bir düzen, değerlendirilmesi zor bir sayı verdikten sonra For comparison, + tanıdık veya ilgili bir ölçüt eklemektir. Virgül, anlatımın referans noktasına geçtiğini belirtmeye yardımcı olur.
Alıştırma
İlk sayıyı anlamaya yardımcı olacak bir ölçütü en iyi hangi başlangıç sunar? The school library has 120,000 books. ___ the average branch in the district has about 40,000.
- For comparison,
- As a result,
- In other words,
Cevabı göster
For comparison,
estimates have it somewhere in...: yaklaşık bir aralığı aktarmak
estimates have it... aktarma yapısında have, 'bir sayıyı bildirmek veya belli bir aralığa yerleştirmek' anlamına gelir; it ise bilinmeyen toplamı temsil eder. Ardından gelen ifade, bu toplamın hangi aralıkta olduğunun düşünüldüğünü gösterir. Buradaki have it sahiplik anlamına gelmez. Somewhere in the single-digit millions miktarı bilerek geniş bırakır; bir milyondan başlayıp on milyona ulaşmayan bir değeri ifade eder. Konuşmacı resmî ve kesin bir toplam vermek yerine bir tahmini aktarmaktadır.
Alıştırma
İkinci cümleyi derste öğrenilen iki kelimelik tam aktarma kalıbıyla tamamlayın: The final construction cost has not been confirmed. Early estimates ____ somewhere between two million and four million dollars.
Cevabı göster
have it
In reality, most of those servers are going to be much less powerful than our imagined GPU-packed machine.
1:54Gerçekte, bu sunucuların çoğu hayal ettiğimiz GPU dolu makineden çok daha az güçlü olacaktır.
But let's say that Google replaced all of its millions of servers with a machine like this, Kalıp ifadeler
2:00Ancak Google'ın milyonlarca sunucusunun tamamını böyle bir makineyle değiştirdiğini varsayalım,
then 4 billion machines would mean about a thousand copies of this souped-up Google. Kelime
2:05o zaman 4 milyar makine, bu güçlendirilmiş Google'ın yaklaşık bin kopyası anlamına gelir.
replace A with B: eski ve yeni öğe
Replace A with B, A'yı kaldırmak veya kullanmayı bırakmak ve onun yerine B'yi kullanmak anlamına gelir. A eski öğedir; with sonrasındaki B ise yeni öğedir. Bu cümlede A, Google'ın milyonlarca sunucusu; B ise a machine like this ifadesidir. Tekil a machine like this ifadesi, yerine kullanılacak makine türünü belirtir. With, kaldırılan öğeyi göstermez.
Alıştırma
Cümleyi tam replace A with B kalıbıyla tamamlayın: The clinic ____ its paper forms ____ a secure online system.
Cevabı göster
replaced · with
souped-up: çok daha yüksek performans için güçlendirilmiş
Burada souped-up, normal sürümden çok daha yüksek performans gösterecek şekilde değiştirilmiş veya ek donanımla güçlendirilmiş demektir. Hayal edilen Google sistemini çok güçlü bir sürüm olarak anlatır; soup, yani «çorba», ile ilgisi yoktur. Bu kısa çizgili sıfat genellikle a souped-up engine veya a souped-up computer örneklerinde olduğu gibi isimden önce gelir. Çoğu zaman hız, güç veya kapasiteyi artırmak için parça ya da özellik eklendiğini düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi, çok daha yüksek performans için değiştirilmiş anlamındaki kısa çizgili gayriresmî sıfatla tamamlayın: After the team added a faster processor and extra memory, the once-basic computer became a ____ machine.
Cevabı göster
souped-up
Let's call that 1 kilo-Google worth of computing power. Notlar
2:10Bu hesaplama gücüne 1 kilo-Google diyelim.
Let's call that X: geçici bir etiket vermek
Let's call that 1 kilo-Google ifadesinde call, bir şeye isim veya etiket vermek anlamındadır. Let's bunu ortak bir öneriye dönüştürür: Konuşmacı, dinleyicileri az önce oluşturulan fikir için bu etiketi kullanmaya davet eder. Bu, bilgiyi düzenleyen bir anlatım hamlesidir. Kısa ve geçici bir etiket, karmaşık bir miktara daha sonra kolayca gönderme yapmayı sağlar. 1 kilo-Google bu açıklama için oluşturulmuştur; yapı tek başına bu adın resmî olduğunu göstermez.
Alıştırma
Az önce sunulan bir tahmine yeni ve geçici bir etiketi en açık biçimde hangi cümle verir?
- Let's call that the weekend buffer.
- Let's say the weekend buffer is too small.
- It is officially called the weekend buffer.
Cevabı göster
Let's call that the weekend buffer.
1 kilo-Google worth of computing power: ölçü + worth of + isim
Miktar veya birim + worth of + isim yapısında worth of, önceki ölçüyü sonraki şeyin miktarına dönüştürür. Burada 1 kilo-Google özel olarak oluşturulmuş bir birimdir; dolayısıyla 1 kilo-Google worth of computing power, bu birime eş değer miktarda işlem gücü demektir. Worth burada işlem gücünün değerli veya zahmete değer olup olmadığını değerlendirmez. Başka durumlara aktarılabilecek fikir, three days' worth of food örneğinde olduğu gibi, “belirtilen bir ölçünün temsil ettiği miktar”dır.
Alıştırma
Hangi cümle, zamanla ölçülen bir miktarı ifade etmek için worth of yapısını kullanıyor?
- We packed three days' worth of food for the hike.
- The food was worth the high price.
- We packed food for three days.
- The trail was worthy of our attention.
Cevabı göster
We packed three days' worth of food for the hike.
So, next, imagine giving a little over half of every individual on Earth
2:17Öyleyse, bir sonraki adımda dünyadaki her bireyin yarısından biraz fazlasına
the Milky Way has somewhere between 100 and 400 billion stars.
2:31Samanyolu'nda 100 ila 400 milyar arasında yıldız var.
but the estimates tend to be in that range. Kalıp ifadeler
2:35ancak tahminler bu aralıkta olma eğiliminde.
Tahminleri temkinli aktarmak için tend to be in that range
Tend to, “genellikle veya çoğunlukla, ancak her zaman değil” demektir. Be in that range ise “daha önce belirtilen alt ve üst sınırlar arasında bulunmak” anlamına gelir. İkisi birlikte, tahminlerin daha önce verilen bir aralıkta genel olarak toplandığını söyler. Bu, temkinli bir anlatımdır: her tahminin aralığın içinde olduğunu veya sayıların kesin olduğunu iddia etmeden genel bir örüntüyü bildirir. That, dinleyicinin önceki bağlamdan belirleyebileceği bir aralığa gönderme yapmalıdır.
Alıştırma
Birkaç çalışma farklı sayılar bildiriyor ve bunların çoğu 40 ile 60 arasında. En iyi temkinli özet hangi cümledir?
- The estimates are exactly 50.
- The estimates tend to be in that range.
- One estimate may be in that range.
- Every estimate is in that range.
Cevabı göster
The estimates tend to be in that range.
have their own personal kilo-Google.
2:46kendi kişisel kilo-Google'larına sahip olmasına benzeyecektir.
Resmî karşılaştırmalarda akin to
Bu cümlede akin to, “doğası veya etkisi bakımından …e benzer” anlamına gelir. Konuşmacı iki durumun tamamen eşit olduğunu söylemez; hayal edilen devasa galaksiyi ölçeği dikkatli biçimde karşılaştırmak için kullanır. Kalıp be akin to + isim veya -ing biçimidir. Açıklama ya da analizlerde bir düşünceyi karşılaştırılabilir başka bir düşünceyle ilişkilendirmenin nispeten resmî bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: “Her role in the discussion was ____ that of a referee.”
Cevabı göster
akin to
Next, try to imagine 4 billion copies of the Milky Way.
2:49Daha sonra, Samanyolu'nun 4 milyar kopyasını hayal etmeye çalışın.
your giga-galactic supercomputer running about 2 to the 160 guesses every second.
2:55her saniye yaklaşık 2 üzeri 160 tahmin yürüten giga-galaktik süper bilgisayarınız diyeceğiz.
So, even if you were to have your GPU-packed kilo Google per person Dilbilgisi
3:14Yani, evrenin yaşının 37 katı boyunca sayılar tahmin eden
multi-planetary giga-galactic computer guessing numbers for 37 times the age of the universe,
3:18kişi başına GPU dolu kilo-Google'lık çok gezegenli giga-galaktik bilgisayarınız olsa bile,
even if you were to ... would still only have yapısı
Even if you were to, aşırı bir varsayımsal koşul ortaya koyar. Were to bu koşulu uzak veya özellikle hayal edilmiş gibi gösterir; koşulun gerçekten gerçekleşeceğini söylemez. Ana cümledeki would still only have, bu çok elverişli koşula rağmen sonucun sınırlı kaldığını gösterir. Still, sonucun değişmediğini belirtir; only ise kalan olasılığın ne kadar küçük olduğuna dikkat çeker. Kalıbın bütünü, çok elverişli bir varsayımın bile sonucu değiştiremeyeceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki parçalı ödünleme kalıbıyla tamamlayın: “____ double the search time, you ____ a one-in-a-million chance of finding the code by luck.”
Cevabı göster
Even if you were to · would still only have
a 1 in 4 billion chance of finding: bulma olasılığı 4 milyarda 1
a 1 in N chance of doing something kalıbı, eşit derecede mümkün N durum arasından olayın gerçekleşme olasılığının 1/N olduğu anlamına gelir. Burada N, 4 milyardır; dolayısıyla doğru tahmini bulma olasılığı 4 milyarda 1’dir. 1 in 4 billion ifadesini chance sözcüğünü niteleyen tek bir olasılık öbeği olarak düşünün. chance sonrasındaki of + -ing yapısı olayın ne olduğunu belirtir: chance of finding.
Alıştırma
Cümleyi tam a 1 in N olasılık kalıbıyla tamamlayın: A fair raffle has 500 tickets and one winner, so Maya has ____ chance of winning.
Cevabı göster
a 1 in 500
guess and check at a rate of about 5 billion billion hashes per second. Kalıp ifadeler
3:37saniyede yaklaşık 5 kentilyon (5 milyar kere milyar) özet hızında tahmin ve kontrol yapmasıdır.
the state of Bitcoin hashing these days is that: Bitcoin hashing'in güncel durumu
The state of X, bir alanın, sistemin veya durumun mevcut koşulunu ifade eder. The state of X ... is that Y kalıbı önce konuyu adlandırır, ardından bu koşulu özetleyen temel gerçeği bir that yan cümlesiyle verir. These days, özetin kalıcı bir gerçeği değil, içinde bulunduğumuz dönemi anlattığını gösterir. Bu cümlede state, durum anlamında bir isimdir; ülke, ABD eyaleti veya belirtmek anlamındaki state fiili değildir.
Alıştırma
Cümleyi tam genel durum kalıbıyla tamamlayın: ____ urban transport these days ____ many cities are adding electric buses.
Cevabı göster
The state of · is that
all of the miners put together: birleşik toplam
Bu cümlede all of the miners put together, tüm madencilerin tek bir grup olarak ele alınması demektir. Her birinin hesaplama gücü toplanarak tek bir toplam hız elde edilir; madenciler fiziksel olarak birleştirilmiyor. Burada put together, nitelediği isim grubundan sonra gelir. Bu yapı, birkaç kişi veya şeyin toplam miktarını, kapasitesini, maliyetini ya da etkisini belirtmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
'The two school libraries put together own 40,000 books,' cümlesinde 'put together' ne anlama gelir?
- Tek bir birleşik toplam olarak birlikte ele alınmış
- Farklı zamanlarda ayrı ayrı çalışıyor
- Fiziksel olarak birleştirilip tek bir nesne yapılmış
Cevabı göster
Tek bir birleşik toplam olarak birlikte ele alınmış
at a rate of ... per second: işlem hızını belirtmek
at a rate of + miktar + per zaman birimi yapısı, belirli bir sürede ne kadar iş, hareket, üretim veya değişim gerçekleştiğini anlatır. Buradaki miktar bir saniyede yaklaşık 5 milyar kere milyar hash'tir; ABD İngilizcesindeki kısa ölçeğe göre bu, 5 × 10^18 eder. About, sayının yaklaşık olduğunu gösterir. Buradaki rate fiyat değil, işlem hızı veya verim anlamındadır; per second ise zaman birimini verir.
Alıştırma
Ölçülen bir hızı tanıtan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The scanner processes packages ____ 120 per minute.
Cevabı göster
at a rate of
That corresponds to 1/3 of what I just described as a kilo-Google. Kalıp ifadeler
3:42Bu, az önce kilo-Google olarak tanımladığım şeyin üçte birine karşılık geliyor.
corresponds to: farklı ölçeklerdeki değerleri eşleştirmek
Burada corresponds to, aynı miktar başka bir ölçekte ifade edildiğinde “eşdeğerdir” ya da “karşılık gelir” anlamındadır. Özne olan That, daha önce belirtilen hıza gönderme yapar; 1/3 of a kilo-Google ise buna karşılık gelen tanımdır. X corresponds to Y kalıbı iki değeri, kategoriyi veya gösterimi birbirine bağlar. Bu kullanımda correspond mesajlaşmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede corresponds to ne anlama geliyor?
- Tanımlanan kilo-Google'ın üçte birini üretir.
- Tanımlanan kilo-Google'ın üçte birine eşdeğerdir.
- Tanımlanan kilo-Google'ın üçte biriyle mesajlaşır.
Cevabı göster
Tanımlanan kilo-Google'ın üçte birine eşdeğerdir.
This is not because there are actually billions of GPU-packed machines out there, Dilbilgisi
3:46Bunun nedeni gerçekten dışarıda milyarlarca GPU dolu makine olması değil,
but because miners actually use something that's about a thousand times better than a GPU.
3:51madencilerin aslında GPU'dan yaklaşık bin kat daha iyi bir şey kullanmasıdır.
This is not because ... but because ...: nedeni düzeltmek
This is not because A, but because B kalıbı olası görünen bir açıklamayı düzeltir. A, yani GPU'larla dolu milyarlarca makinenin bulunduğu düşüncesi reddedilir; B, yani GPU'dan yaklaşık bin kat daha iyi donanım kullanılması ise gerçek neden olarak sunulur. İki because yan cümlesi tek bir eşleşmiş yapı oluşturur: not because yanlış nedeni, but because ise düzeltilmiş nedeni tanıtır. Bu kalıp, bir neden açıklamasının yerine diğerini koyarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Eşleşmiş neden yapısıyla düzeltmeyi tamamlayın: The room is warm, ____ the heater is on, ____ sunlight is coming through the windows.
Cevabı göster
not because · but because
These are pieces of hardware specifically designed for Bitcoin mining,
3:58Bunlar özellikle Bitcoin madenciliği için,
for running a bunch of SHA-256 hashes and nothing else.
4:03sadece bir sürü SHA-256 özeti çalıştırmak ve başka hiçbir şey yapmamak üzere tasarlanmış donanım parçalarıdır.
Application-specific integrated circuits: belirli bir amaca yönelik devreler
Application-specific, belirli tek bir kullanım için tasarlanmış demektir. Buradaki application, telefon ya da bilgisayar uygulaması değil, amaç veya kullanım anlamındadır. Application-specific integrated circuit, kapsamı dar ve önceden belirlenmiş bir hesaplama türünü gerçekleştirmek için üretilen bir çiptir. Genel amaçlı esneklikten vazgeçtiği için bu görevi çok verimli biçimde yapabilir; bu cümledeki görev, Bitcoin madenciliği için SHA-256 özet hesaplamalarını tekrar tekrar gerçekleştirmektir.
Alıştırma
Cümlede application-specific integrated circuits ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Belirli tek bir hesaplama görevi için tasarlanmış donanım
- Her tür hesaplamayı aynı derecede iyi yapabilen devreler
- Sıradan bir bilgisayara yüklenmiş uygulamalar
Cevabı göster
Belirli tek bir hesaplama görevi için tasarlanmış donanım
Turns out, there's a lot of efficiency gains to be had Notlar
4:07Görünüşe göre, genel hesaplama ihtiyacını bir kenara bırakıp
efficiency gains to be had: hâlâ elde edilebilecek verimlilik artışları
Bu isim öbeğinde efficiency gains, aynı zaman, enerji veya donanımla daha fazla yararlı iş yapabilmeyi sağlayan verimlilik artışlarını ifade eder. to be had mastar yapısı gains sözcüğünü niteler ve elde edilebilir ya da hâlâ gerçekleştirilebilir anlamına gelir. Buradaki had, edilgen mastar olan to be had yapısının bir parçasıdır; kazanımların zaten elde edildiğini bildiren geçmiş zaman fiili değildir. İsim + to be had kalıbı bir yarar, fırsat veya deneyimi hâlâ erişilebilir olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede efficiency gains to be had ne anlama gelir?
- Zaten gerçekleştirilmiş verimlilik artışları
- Hâlâ gerçekleştirilebilecek verimlilik artışları
- Atılması gereken ek donanım
Cevabı göster
Hâlâ gerçekleştirilebilecek verimlilik artışları
when you throw out the need for general computation Öbek fiiller
4:10entegre devrelerinizi tek ve yegane bir görev için tasarladığınızda
kaldırmak veya atmak anlamında throw out
Burada throw out, bir şeyi kaldırmak, atmak veya artık gerekli görmemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Nesnesi the need for general computation olduğundan, konuşmacı sistemi bu gereklilik olmadan tasarlamayı kastediyor. Anlamı fiziksel olarak bir şey fırlatmak değildir. Kural, varsayım, gereklilik veya plan gibi soyut nesnelerle throw out, küçük bir değişiklik yapmak yerine onu tamamen reddetmeyi ifade edebilir.
Alıştırma
Bir ekip eski bir kuralın artık tasarımın parçası olmamasına karar veriyor. Bu kararı en iyi hangi cümle ifade eder?
- They threw out the old rule.
- They kept the old rule with a small change.
- They brought up the old rule for discussion.
Cevabı göster
They threw out the old rule.
and design your integrated circuits for one and only one task.
4:12elde edilecek çok fazla verimlilik kazancı var.
Turns out: bir sonucu açıklayan giriş ifadesi
Turns out, It turns out that ifadesinin kısaltılmış ve günlük biçimidir. Ardından gelen bilgiyi bir sonuç ya da keşif olarak sunar; bu bilgi dinleyen kişiyi şaşırtabilir. Burada açıklamayı bir sonuç açıklaması şeklinde düzenler: özel donanımı anlattıktan sonra konuşmacı temel sonucu, yani genel amaçlı hesaplamayı kaldırmanın büyük verimlilik kazanımları sağlayabileceğini açıklar. Fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi beklenmedik bir keşfi belirten iki sözcüklü günlük giriş ifadesiyle tamamlayın: ____, the keys were in my backpack all along.
Cevabı göster
Turns out
Also, on the topic of large powers of 2 Anlatım akışı
4:17Ayrıca, kişisel olarak kavramakta zorlandığım
that I personally find it hard to get my mind around, Deyimler
4:20büyük 2'nin kuvvetleri konusuyla ilgili olarak,
Get my mind around deyimi
Get my mind around deyimi, zor, soyut veya son derece büyük bir şeyi tamamen anlamak ya da zihinde canlandırmak demektir. Burada konuşmacı sayıyı kavramanın zor olduğunu söylüyor; fiziksel bir hareket söz konusu değildir. Genel kalıp get + iyelik belirleyicisi + mind around + bir şey şeklindedir. Bu ilgi cümleciğinde that, anlaşılmaya çalışılan şeyi temsil eder; bu nedenle around sözcüğünden sonra nesne yoktur. Kişiye göre iyelik sözcüğünü değiştirin: get your mind around the scale veya get our minds around the problem. our gibi çoğul bir sahipte mind normalde minds olur.
Alıştırma
Dersteki get ... mind ... around deyimini tamamlayın: I still can't ____ how much data the telescope collected.
Cevabı göster
get my mind around
this channel recently surpassed 2 to the 18th subscribers.
4:23bu kanal kısa süre önce 2 üzeri 18 aboneyi aştı.
on the topic of ile ilgili bir noktaya geçiş yapmak
Bu cümlede on the topic of, abone sayısıyla ilgili yeni noktayı daha önce sözü edilen 2’nin büyük kuvvetlerine bağlar. Buradaki anlamı yalnızca “hakkında” değil, yaklaşık olarak “bu konudan söz ediyorken”dir. İlgili başka bir noktaya gerekçeli bir geçiş yapmak için on the topic of + isim veya isim öbeğini kullanın. Bu ifade, dinleyiciye sıradaki fikrin neden mevcut konuşmayla bağlantılı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle on the topic of ifadesini ilgili bir noktaya açık bir geçiş yapmak için kullanıyor?
- On the topic travel costs, we should also compare hotel prices.
- On the topic of travel costs, my favorite color is green.
- On the topic of travel costs, we should also compare hotel prices.
Cevabı göster
On the topic of travel costs, we should also compare hotel prices.
And to engage a little more with some sub-portion of those 2 to the 18 people,
4:26Ve bu 2 üzeri 18 kişinin bir alt bölümüyle biraz daha fazla etkileşim kurmak için,
I've left a link in the description to a Reddit thread
4:32Açıklamaya, sorularınızı sorabileceğiniz ve cevaplarını duymak istediklerinizi oylayabileceğiniz
where you can post questions and upvote the ones that you want to hear answers to. Kültür
4:35bir Reddit başlığının bağlantısını bıraktım.
upvote: içeriğe platformda olumlu oy vermek
Burada upvote, Reddit'te bir soruya olumlu oy vermek anlamına gelir. Bu oy, sorunun puanını veya görünürlüğünü artırarak popüler soruların öne çıkmasına yardımcı olabilir. Upvote burada fiildir ve oy verilen içerik nesne olarak kullanılır: kullanıcılar bir soruyu, gönderiyi veya yorumu upvote edebilir.
Alıştırma
Oylama tabanlı bir forumda hangi işlem, bir soruya sıralamada yükselebilmesi için olumlu oy vermek anlamına gelir?
- save it
- like it
- upvote it
Cevabı göster
upvote it
And probably in the next video or on Twitter or something like that, Ton ve niyet
4:38Ve muhtemelen bir sonraki videoda veya Twitter'da ya da onun gibi bir yerde,
I'll announce the format in which I'd like to give answers. Dilbilgisi
4:41cevapları hangi formatta vermek istediğimi duyuracağım.
something like that: resmî olmayan bir listeyi açık bırakmak
Bu cümlede something like that, duyurunun yapılabileceği kanalları sıralayan resmî olmayan bir listeyi tamamlar. “Ya da buna benzer başka bir seçenek” anlamına gelir; dolayısıyla Twitter kesin ve eksiksiz bir seçim değil, yalnızca bir örnektir. Bu ifade verilen sözün kesinliğini de azaltır: konuşan kişi duyurunun tam olarak nerede yayımlanacağına henüz karar vermemiştir.
Alıştırma
Hangi cümlede something like that, duyuru kanalları listesini benzer başka seçeneklere açık bırakmak için kullanılmıştır?
- We will announce it in both places and nowhere else.
- We can announce it on the website, in the group chat, or something like that.
- We have already announced it on the website.
Cevabı göster
We can announce it on the website, in the group chat, or something like that.
yanıtları vermek istediğim format
the format in which I'd like to give answers isim öbeğinde in which, format sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Which, format sözcüğüne gönderme yapar; in ise yanıtların hangi biçim veya düzen içinde verildiğini gösterir: I would like to give answers in that format. Başka cümlelerde de kullanılabilecek kalıp isim + edat + which + yan cümlecik biçimindedir. Yan cümleciğin anlamının gerektirdiği edatı koruyun; burada give answers in a format ifadesi in gerektirir.
Alıştırma
Hangi cümlede edatın which sözcüğünden önce geldiği resmî ilgi cümleciği doğru kullanılmıştır?
- The guide explains the order in which the steps should be completed.
- The guide explains the order in that the steps should be completed.
- The guide explains the order which the steps should be completed.
Cevabı göster
The guide explains the order in which the steps should be completed.