256 bit güvenlik ne kadar güvenlidir?: İngilizce çalışma notları

3Blue1Brown

Öğrenme zorluğu
741 kelime 185 kel/dk

Video özeti: Konuşmacı 256 bitlik aramayı GPU, galaksi ve evrenin yaşıyla açıklıyor, sonra Bitcoin madenciliği donanımına bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "so far removed from anything that we ever deal with that it can be hard to appreciate its size." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: gündelik deneyimi aşan ölçeği so ... that ve far removed ile açıklayın. 2. "For comparison," — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: soyut sayıyı tanıdık ölçüte çeviren işareti fark edin. 3. "get my mind around," — Deyimler ve mecazi ifadeler: “zihinsel olarak kavramak” anlamını öğrenip karmaşık bir fikrin zor anlaşıldığını doğal biçimde söyleyin.

Bu derste

In the main video on cryptocurrencies,

0:04

Kripto paralar hakkındaki ana videoda,

I made two references to situations

0:06

güvenliği kırmak için belirli bir

where, in order to break a given piece of security, Dilbilgisi

0:08

256 bitlik dizeyi tahmin etmeniz gereken

you would have to guess a specific string of 256 bits. Dilbilgisi

0:10

iki durumdan bahsetmiştim.

Dilbilgisi

in order to: amacı açıkça belirtmek

Bu cümlede in order to bir amaç belirtir: belirli bir bit dizisini tahmin etmenin amacı güvenlik mekanizmasını kırmaktır. Burada order, “emir” ya da “sıra” anlamına gelmez. Yapı in order to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Amaç ilişkisini açıkça gösterir ve özellikle işlemleri, nedenleri ya da kararları açıklarken kullanışlıdır; daha kısa olan to da çoğu zaman aynı amacı ifade edebilir.

Alıştırma

Dersin amacı açıkça belirten üç kelimelik ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The team saved a copy ____ compare the two versions later.

Cevabı göster

in order to

Dilbilgisi

would have to: varsayımsal bir durumda zorunluluk

Would have to, varsayımsal ya da koşula bağlı bir durumda bir zorunluluğun ortaya çıkacağını gösterir. Bu cümlede, biri güvenlik mekanizmasını kırmaya çalışsaydı tam 256 bitlik diziyi tahmin etmesi gerekirdi. Yapı would + have to + fiilin yalın hâli şeklindedir: would have to guess. Burada geçmiş zamanı ifade etmez ve would have + geçmiş zaman ortacı biçimindeki tamamlanmış yapı değildir.

Alıştırma

Bir zorunluluğun varsayımsal bir şimdiki veya gelecek durumda ortaya çıkacağını belirten cümleyi seçin.

  1. We have to use the backup every Friday.
  2. If the main server had failed, we would have had to use the backup.
  3. If the main server failed, we would have to use the backup.
Cevabı göster

If the main server failed, we would have to use the backup.

One of these was in the context of digital signatures Kalıp ifadeler

0:15

Bunlardan biri dijital imzalar bağlamındaydı,

and the other in the context of a cryptographic hash function.

0:17

diğeri ise kriptografik özet fonksiyonu (hash) bağlamındaydı.

Kalıp ifadeler

İlgili ortamı belirten in the context of

In the context of, bir şeyin belirli bir durum, konu veya alan içinde ele alınması anlamına gelir. Bu cümlede iki farklı teknik ortamı işaret ederek aynı genel konudaki iki uygulamayı birbirinden ayırır. in the context of + isim öbeği yapısı, bir ifadenin hangi arka plana göre anlaşılması gerektiğini gösterir. Bir metin parçasının fiziksel olarak içinde bulunmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, bir şey bu alan içinde ele alındığında anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The rule makes sense ____ online privacy.

Cevabı göster

in the context of

For example, if you want to find a message Dilbilgisi

0:21

Örneğin, SHA-256 özeti

whose SHA-256 hash is some specific string of 256 bits,

0:23

belirli bir 256 bitlik dize olan bir mesaj bulmak istiyorsanız,

you have no better method than to just guess and check random messages. Dilbilgisi

0:28

rastgele mesajları tahmin edip kontrol etmekten daha iyi bir yönteminiz yoktur.

Dilbilgisi

a message whose SHA-256 hash is yapısındaki whose

Whose, iyelik ilişkisi kuran bir ilgi cümleciğini başlatır. a message whose SHA-256 hash is ... yapısında hash, message ile bağlantılı bir özellik veya sonuçtur; cümleciğin tamamı hangi tür message kastedildiğini belirtir. Whose yalnızca insanlar için kullanılmaz. Bir nesneyi onun parçası, özelliği veya ilişkili bir sonucu ile de bağlayabilir. İsim + whose + isim + fiil biçimindeki kısa yapı, a message for which the SHA-256 hash is ... gibi daha ağır bir anlatımı önler.

Alıştırma

Cümleyi iyelik ilişkisi kuran ilgi sözcüğüyle tamamlayın: We need a laptop ____ battery lasts all day.

Cevabı göster

whose

Dilbilgisi

have no better method than to + fiilin yalın hâli

have no better method than to + fiilin yalın hâli yapısı, mevcut hareket yolları arasında belirtilen eylemi yapmanın en iyi ya da uygulanabilir tek yöntem olduğunu anlatır. Burada to, to just guess and check random messages eylemini başlatır. Bu ifade yöntemi övmez. Diğer seçeneklerin hepsi daha kötü ya da kullanılamaz durumdaysa yavaş veya zahmetli bir yöntem için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedefteki altı sözcüklük yapıyla tamamlayın: We ____ wait until the storm passes.

Cevabı göster

have no better method than to

And this would require, on average, Kalıp ifadeler

0:33

Ve bu ortalama olarak

2 to the 256 guesses.

0:35

2 üzeri 256 tahmin gerektirir.

Kalıp ifadeler

on average: kesin bir sonuç değil, istatistiksel bir ortalama

On average, çok sayıda durum üzerinden hesaplanan veya tahmin edilen bir sonucu belirtir. Bazı durumlarda daha az, bazılarında daha fazla tahmin gerekebilir; bu ifade bunları birleştiren merkezi bir istatistiksel sonuç verir. Böylece iddiayı sınırlar: belirtilen sayı her bir deneme için değişmeyen bir zorunluluk değildir.

Alıştırma

Cümle: A battery lasts 10 hours on average. İddia: Her pil tam olarak 10 saat dayanır. Bu iddia doğru mu, yanlış mı?

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Now, this is a number so far removed from anything Dilbilgisi

0:38

Şimdi, bu sayı şimdiye kadar karşılaştığımız

that we ever deal with that it can be hard to appreciate its size.

0:41

her şeyden o kadar uzak ki büyüklüğünü takdir etmek zor olabilir.

Dilbilgisi

so far removed from ... that ...: o kadar uzak ki...

Burada so ... that ... aşırı bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Sayı, insanların normalde karşılaştığı her şeyden o kadar uzaktır ki büyüklüğünü kavramak zorlaşır. That ile başlayan yan cümle, so ile belirtilen derecenin sonucunu açıklar. Buradaki far removed from mecazidir; “bir şeyden çok uzak veya çok farklı” anlamına gelir, fiziksel olarak kaldırılmış ya da silinmiş anlamına gelmez. Aşırı bir özelliğin ardından gelen sonucu açıkladığı durumlarda bu kalıp kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi so far removed from ... that ... ile tamamlayın: The scale is ____ ordinary experience ____ most people struggle to imagine it.

Cevabı göster

so far removed from · that

But let's give it a try. Kalıp ifadeler

0:45

Ama yine de bir deneyelim.

Kalıp ifadeler

give it a try: bir deneyelim

Give it a try, “onu denemek” veya “bir girişimde bulunmak” anlamına gelen doğal ve kalıplaşmış bir ifadedir. it zamiri, daha önce konuşulan göreve veya fikre gönderme yapar; give burada bir şeyi gerçekten ona vermek anlamına gelmez. let's ile kullanıldığında konuşan kişi, çoğu zaman işin zor olabileceğini kabul ettikten sonra başkalarını birlikte denemeye davet eder. Bu ifade, konuşmayı bir zorluğu tartışmaktan harekete geçmeye taşır.

Alıştırma

Daveti give it a try ile tamamlayın: We are not sure this method will work, but let's ____.

Cevabı göster

give it a try

2 to the 256 is the same as 2 to the 32

0:46

2 üzeri 256, 2 üzeri 32'nin

multiplied by itself eight times.

0:50

kendisiyle sekiz kez çarpılmasıyla aynıdır.

Now, what's nice about that split is that 2 to the 32 is 4 billion, Dilbilgisi

0:52

Bu ayrımın güzel yanı, 2 üzeri 32'nin 4 milyar olmasıdır,

Dilbilgisi

What's nice about X is that Y: X'in güzel yanı Y olmasıdır

What's nice about X is that Y yapısı önce X'i olumlu biçimde değerlendirir, ardından that yan cümlesi Y ile belirli avantajı açıklar. Bu cümlede X, that split ifadesidir; Y ise bu ayırma işleminin neden yararlı olduğunu açıklar. Buradaki nice, nazik değil; yararlı, uygun veya kolaylık sağlayan anlamındadır. Bu kalıp önce bir avantaj olduğunu bildirir, sonra ayrıntısını verir.

Alıştırma

Cümleyi what's nice about X is that Y kalıbını aynen kullanarak tamamlayın: ____ this app ____ it works offline.

Cevabı göster

What's nice about · is that

which is at least a number we can think about,

0:56

ki bu en azından düşünebileceğimiz bir sayıdır,

right? It's the kind of thing you might see in a headline.

0:58

değil mi? Manşetlerde görebileceğiniz türden bir şey.

So, all we need to do is appreciate what Dilbilgisi

1:01

Yani, tek yapmamız gereken 4 milyarı kendisiyle

multiplying 4 billion times itself

1:03

ardışık sekiz kez çarpmanın

eight successive times really feels like.

1:06

gerçekten nasıl bir his olduğunu anlamaktır.

Dilbilgisi

All we need to do is + fiilin yalın hâli

All we need to do is + fiilin yalın hâli, bir eylemi gerekli olan tek adım olarak sunar. Dikkati bu adıma yönelterek büyük veya karmaşık bir işi daha yönetilebilir gösterebilir. all we need to do is sonrasında fiil genellikle to almadan yalın hâlde kullanılır: all we need to do is appreciate. İlk do eylem fikrini taşır; is sonrasındaki yalın fiil ise bu eylemin ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir işi tek bir eyleme indirgemek için all we need to do is kalıbını doğal biçimde kullanır?

  1. All we need to do is checking the address.
  2. All we need to do is check the address.
  3. All we need to do is a check the address.
Cevabı göster

All we need to do is check the address.

As many of you know,

1:09

Çoğunuzun bildiği gibi,

the GPU on your computer can let you run a whole bunch of computations Kelime

1:10

bilgisayarınızdaki GPU bir sürü hesaplamayı

Kelime

Büyük bir miktarı gündelik biçimde anlatan “a whole bunch of”

Burada a whole bunch of, “çok sayıda” ya da “bir sürü” demektir. Çoğul ve sayılabilen computations ismini niteler ve hesaplamaların sayısının çok olduğunu vurgular. Bunch sözcüğü gerçek anlamıyla bir arada duran bir grup veya demet anlamına gelebilir; ancak burada hesaplamaların fiziksel olarak bir demet oluşturduğu söylenmiyor. Bu ifade, büyük ama kesin olmayan bir miktarı gündelik biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “çok sayıda” anlamına gelen gündelik ifadeyle tamamlayın: The update fixed ____ small bugs.

Cevabı göster

a whole bunch of

in parallel, incredibly quickly.

1:13

inanılmaz derecede hızlı bir şekilde paralel olarak çalıştırmanızı sağlayabilir.

So, if you were to specially program a GPU to run a cryptographic hash function over and over, Notlar

1:16

Dolayısıyla, bir GPU'yu bir kriptografik özet fonksiyonunu defalarca çalıştırması için özel olarak programlasaydınız,

a really good one might be able to do a little less than a billion hashes per second.

1:22

gerçekten iyi bir tanesi saniyede bir milyardan biraz daha az özet işlemi yapabilirdi.

Dilbilgisi

Varsayımsal bir olasılık için “if you were to” ... “might be able to”

If you were to yapısı, tartışmak üzere hayalî bir eylem sunar. Were, programlamanın zaten gerçekleştiğini göstermez; were to + fiilin yalın hâli, eylemi varsayımsal bir adım olarak çerçeveler. Might be able to, olası bir sonucu temkinli biçimde ifade eder. Bu iki bölüm birlikte, özel olarak programlanmış bir GPU’nun ne başarabileceği hakkında düşünmeyi sağlar ancak bu performansı garanti etmez.

Alıştırma

Hangi cümle yükseltmeyi varsayımsal, sonucunu ise yalnızca olası bir yetenek olarak sunuyor?

  1. If you were to upgrade the battery, the drone might be able to fly longer.
  2. If you upgrade the battery, the drone will definitely fly longer.
  3. You upgraded the battery, so the drone can fly longer.
Cevabı göster

If you were to upgrade the battery, the drone might be able to fly longer.

Kalıp ifadeler

Tekrarlanan bir eylemi anlatan over and over

Over and over, aynı eylemin birçok kez gerçekleştiğini anlatır ve “tekrar tekrar” anlamına gelir. Burada GPU’nun aynı karma işlevini çalıştırmaya devam edip art arda karmalar üretmesi anlatılıyor. Bu üç sözcüğü tek bir zarf öbeği olarak düşünün. Öbek, işlevin nasıl çalıştırıldığını açıklar; over burada bir şeyin üzerinden geçme anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede over and over, aynı eylemin tekrar tekrar gerçekleştiği anlamında kullanılmıştır?

  1. The bird flew over the fence and over the lake.
  2. The printer showed the same error over and over.
  3. The meeting was over, and everyone went home.
Cevabı göster

The printer showed the same error over and over.

And let's say that you just take a bunch of those and Anlatım akışı

1:27

Ve diyelim ki bunlardan bir sürü aldınız ve

cram your computer full of extra GPUs Kalıp ifadeler

1:29

bilgisayarınızı saniyede 4 milyar özet işlemi yapabilmesi için

Kalıp ifadeler

“cram your computer full of”: cram X full of Y kalıbı

Burada cram your computer full of extra GPUs, bilgisayara neredeyse dolacak kadar çok sayıda ek GPU yerleştirmek anlamına gelir. Cram, dar bir alana bir şeyleri zorla sıkıştırma veya gereğinden fazlasını doldurma hissi verir; bu nedenle ifade tarafsız değil, canlı ve abartılıdır. Yeniden kullanılabilen kalıp cram + X + full of + Y şeklindedir. X dolan şeydir; Y ise onu dolduran malzeme, nesneler veya etkinliklerdir.

Alıştırma

cram + X + full of kalıbını ve the week sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The producer had too many bookings and had to ____ guest appearances.

Cevabı göster

cram the week full of

so that your computer can run 4 billion hashes per second.

1:31

ekstra GPU'larla doldurdunuz.

Anlatım akışı

Geçici bir varsayım sunan let's say that

Let's say that, bir örnek, tahmin veya hesaplama için geçici bir varsayım sunar. Burada konuşmacı, uygun bir GPU hızını öncül olarak seçiyor; bu ifade, hızın ölçülmüş bir gerçek olduğunu iddia etmiyor. Kalıp let's say (that) + cümlecik şeklindedir. Dinleyicinin açıklamanın sonraki adımı için cümleciği geçici olarak kabul etmesini sağlar; konuşmada that çoğu zaman atılır.

Alıştırma

Konuşmacı bilinen bir gerçeği söylemek yerine yaklaşık bir maliyet hesabı yapıyor. Geçici varsayımı en iyi hangi cümle sunar?

  1. Each ticket definitely costs ten dollars.
  2. For example, each ticket cost ten dollars yesterday.
  3. Let's say that each ticket costs ten dollars.
Cevabı göster

Let's say that each ticket costs ten dollars.

So, the first 4 billion here is going to represent

1:35

Buradaki ilk 4 milyar,

the number of hashes per second per computer.

1:37

bilgisayar başına saniyede yapılan özet işlemi sayısını temsil edecek.

Now, picture 4 billion of these GPU-packed computers.

1:41

Şimdi, bu GPU dolu bilgisayarlardan 4 milyar tane hayal edin.

For comparison, Anlatım akışı

1:46

Karşılaştırmak gerekirse,

even though Google does not at all make their number of servers public,

1:46

Google sunucu sayısını hiçbir şekilde kamuoyuyla paylaşmasa da,

estimates have it somewhere in the single-digit millions. Dilbilgisi

1:50

tahminler bunun milyonlar seviyesinde olduğunu gösteriyor.

Anlatım akışı

“For comparison,” ile bir ölçüt sunmak

Burada For comparison, Google'ın tahminî sunucu sayısının daha önce verilen çok daha büyük bir sayıyı anlamak için ölçüt olduğunu dinleyiciye bildirir. Bu, bilgiyi düzenleyen bir yol işaretidir: sonraki bilgi ana iddiayı sürdürmek için değil, ölçeği göstermek için verilir. Yaygın bir düzen, değerlendirilmesi zor bir sayı verdikten sonra For comparison, + tanıdık veya ilgili bir ölçüt eklemektir. Virgül, anlatımın referans noktasına geçtiğini belirtmeye yardımcı olur.

Alıştırma

İlk sayıyı anlamaya yardımcı olacak bir ölçütü en iyi hangi başlangıç sunar? The school library has 120,000 books. ___ the average branch in the district has about 40,000.

  1. For comparison,
  2. As a result,
  3. In other words,
Cevabı göster

For comparison,

Dilbilgisi

estimates have it somewhere in...: yaklaşık bir aralığı aktarmak

estimates have it... aktarma yapısında have, 'bir sayıyı bildirmek veya belli bir aralığa yerleştirmek' anlamına gelir; it ise bilinmeyen toplamı temsil eder. Ardından gelen ifade, bu toplamın hangi aralıkta olduğunun düşünüldüğünü gösterir. Buradaki have it sahiplik anlamına gelmez. Somewhere in the single-digit millions miktarı bilerek geniş bırakır; bir milyondan başlayıp on milyona ulaşmayan bir değeri ifade eder. Konuşmacı resmî ve kesin bir toplam vermek yerine bir tahmini aktarmaktadır.

Alıştırma

İkinci cümleyi derste öğrenilen iki kelimelik tam aktarma kalıbıyla tamamlayın: The final construction cost has not been confirmed. Early estimates ____ somewhere between two million and four million dollars.

Cevabı göster

have it

In reality, most of those servers are going to be much less powerful than our imagined GPU-packed machine.

1:54

Gerçekte, bu sunucuların çoğu hayal ettiğimiz GPU dolu makineden çok daha az güçlü olacaktır.

But let's say that Google replaced all of its millions of servers with a machine like this, Kalıp ifadeler

2:00

Ancak Google'ın milyonlarca sunucusunun tamamını böyle bir makineyle değiştirdiğini varsayalım,

then 4 billion machines would mean about a thousand copies of this souped-up Google. Kelime

2:05

o zaman 4 milyar makine, bu güçlendirilmiş Google'ın yaklaşık bin kopyası anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

replace A with B: eski ve yeni öğe

Replace A with B, A'yı kaldırmak veya kullanmayı bırakmak ve onun yerine B'yi kullanmak anlamına gelir. A eski öğedir; with sonrasındaki B ise yeni öğedir. Bu cümlede A, Google'ın milyonlarca sunucusu; B ise a machine like this ifadesidir. Tekil a machine like this ifadesi, yerine kullanılacak makine türünü belirtir. With, kaldırılan öğeyi göstermez.

Alıştırma

Cümleyi tam replace A with B kalıbıyla tamamlayın: The clinic ____ its paper forms ____ a secure online system.

Cevabı göster

replaced · with

Kelime

souped-up: çok daha yüksek performans için güçlendirilmiş

Burada souped-up, normal sürümden çok daha yüksek performans gösterecek şekilde değiştirilmiş veya ek donanımla güçlendirilmiş demektir. Hayal edilen Google sistemini çok güçlü bir sürüm olarak anlatır; soup, yani «çorba», ile ilgisi yoktur. Bu kısa çizgili sıfat genellikle a souped-up engine veya a souped-up computer örneklerinde olduğu gibi isimden önce gelir. Çoğu zaman hız, güç veya kapasiteyi artırmak için parça ya da özellik eklendiğini düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi, çok daha yüksek performans için değiştirilmiş anlamındaki kısa çizgili gayriresmî sıfatla tamamlayın: After the team added a faster processor and extra memory, the once-basic computer became a ____ machine.

Cevabı göster

souped-up

Let's call that 1 kilo-Google worth of computing power. Notlar

2:10

Bu hesaplama gücüne 1 kilo-Google diyelim.

Anlatım akışı

Let's call that X: geçici bir etiket vermek

Let's call that 1 kilo-Google ifadesinde call, bir şeye isim veya etiket vermek anlamındadır. Let's bunu ortak bir öneriye dönüştürür: Konuşmacı, dinleyicileri az önce oluşturulan fikir için bu etiketi kullanmaya davet eder. Bu, bilgiyi düzenleyen bir anlatım hamlesidir. Kısa ve geçici bir etiket, karmaşık bir miktara daha sonra kolayca gönderme yapmayı sağlar. 1 kilo-Google bu açıklama için oluşturulmuştur; yapı tek başına bu adın resmî olduğunu göstermez.

Alıştırma

Az önce sunulan bir tahmine yeni ve geçici bir etiketi en açık biçimde hangi cümle verir?

  1. Let's call that the weekend buffer.
  2. Let's say the weekend buffer is too small.
  3. It is officially called the weekend buffer.
Cevabı göster

Let's call that the weekend buffer.

Kalıp ifadeler

1 kilo-Google worth of computing power: ölçü + worth of + isim

Miktar veya birim + worth of + isim yapısında worth of, önceki ölçüyü sonraki şeyin miktarına dönüştürür. Burada 1 kilo-Google özel olarak oluşturulmuş bir birimdir; dolayısıyla 1 kilo-Google worth of computing power, bu birime eş değer miktarda işlem gücü demektir. Worth burada işlem gücünün değerli veya zahmete değer olup olmadığını değerlendirmez. Başka durumlara aktarılabilecek fikir, three days' worth of food örneğinde olduğu gibi, “belirtilen bir ölçünün temsil ettiği miktar”dır.

Alıştırma

Hangi cümle, zamanla ölçülen bir miktarı ifade etmek için worth of yapısını kullanıyor?

  1. We packed three days' worth of food for the hike.
  2. The food was worth the high price.
  3. We packed food for three days.
  4. The trail was worthy of our attention.
Cevabı göster

We packed three days' worth of food for the hike.

There's about 7.3 billion people on Earth.

2:14

Dünyada yaklaşık 7.3 milyar insan var.

So, next, imagine giving a little over half of every individual on Earth

2:17

Öyleyse, bir sonraki adımda dünyadaki her bireyin yarısından biraz fazlasına

their own personal kilo-Google.

2:22

kendi kişisel kilo-Google'larını verdiğinizi hayal edin.

Now, imagine 4 billion copies of this Earth.

2:25

Şimdi, bu Dünya'dan 4 milyar kopya hayal edin.

For comparison,

2:30

Karşılaştırmak gerekirse,

the Milky Way has somewhere between 100 and 400 billion stars.

2:31

Samanyolu'nda 100 ila 400 milyar arasında yıldız var.

We don't really know,

2:35

Tam olarak bilmiyoruz,

but the estimates tend to be in that range. Kalıp ifadeler

2:35

ancak tahminler bu aralıkta olma eğiliminde.

Kalıp ifadeler

Tahminleri temkinli aktarmak için tend to be in that range

Tend to, “genellikle veya çoğunlukla, ancak her zaman değil” demektir. Be in that range ise “daha önce belirtilen alt ve üst sınırlar arasında bulunmak” anlamına gelir. İkisi birlikte, tahminlerin daha önce verilen bir aralıkta genel olarak toplandığını söyler. Bu, temkinli bir anlatımdır: her tahminin aralığın içinde olduğunu veya sayıların kesin olduğunu iddia etmeden genel bir örüntüyü bildirir. That, dinleyicinin önceki bağlamdan belirleyebileceği bir aralığa gönderme yapmalıdır.

Alıştırma

Birkaç çalışma farklı sayılar bildiriyor ve bunların çoğu 40 ile 60 arasında. En iyi temkinli özet hangi cümledir?

  1. The estimates are exactly 50.
  2. The estimates tend to be in that range.
  3. One estimate may be in that range.
  4. Every estimate is in that range.
Cevabı göster

The estimates tend to be in that range.

So, this would be akin to a full 1% of every star in the galaxy Kelime

2:38

Yani bu, galaksideki her yıldızın tam %1'inin

having a copy of Earth

2:43

bir Dünya kopyasına sahip olmasına ve

where half the people on that Earth

2:44

o Dünya'daki insanların yarısının

have their own personal kilo-Google.

2:46

kendi kişisel kilo-Google'larına sahip olmasına benzeyecektir.

Kelime

Resmî karşılaştırmalarda akin to

Bu cümlede akin to, “doğası veya etkisi bakımından …e benzer” anlamına gelir. Konuşmacı iki durumun tamamen eşit olduğunu söylemez; hayal edilen devasa galaksiyi ölçeği dikkatli biçimde karşılaştırmak için kullanır. Kalıp be akin to + isim veya -ing biçimidir. Açıklama ya da analizlerde bir düşünceyi karşılaştırılabilir başka bir düşünceyle ilişkilendirmenin nispeten resmî bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: “Her role in the discussion was ____ that of a referee.”

Cevabı göster

akin to

Next, try to imagine 4 billion copies of the Milky Way.

2:49

Daha sonra, Samanyolu'nun 4 milyar kopyasını hayal etmeye çalışın.

And we're going to call this

2:54

Ve biz buna

your giga-galactic supercomputer running about 2 to the 160 guesses every second.

2:55

her saniye yaklaşık 2 üzeri 160 tahmin yürüten giga-galaktik süper bilgisayarınız diyeceğiz.

Now, 4 billion seconds,

3:03

Şimdi, 4 milyar saniye,

that's about 126.8 years.

3:04

yaklaşık 126,8 yıl yapar.

4 billion of those,

3:07

Bunun 4 milyar katı ise,

well, that's 507 billion years,

3:08

507 milyar yıldır,

which is about 37 times the age of the universe.

3:11

ki bu da evrenin yaşının yaklaşık 37 katıdır.

So, even if you were to have your GPU-packed kilo Google per person Dilbilgisi

3:14

Yani, evrenin yaşının 37 katı boyunca sayılar tahmin eden

multi-planetary giga-galactic computer guessing numbers for 37 times the age of the universe,

3:18

kişi başına GPU dolu kilo-Google'lık çok gezegenli giga-galaktik bilgisayarınız olsa bile,

it would still only have a 1 in 4 billion chance Kalıp ifadeler

3:24

doğru tahmini bulma şansı

of finding the correct guess.

3:28

yine de 4 milyarda 1 olacaktır.

Dilbilgisi

even if you were to ... would still only have yapısı

Even if you were to, aşırı bir varsayımsal koşul ortaya koyar. Were to bu koşulu uzak veya özellikle hayal edilmiş gibi gösterir; koşulun gerçekten gerçekleşeceğini söylemez. Ana cümledeki would still only have, bu çok elverişli koşula rağmen sonucun sınırlı kaldığını gösterir. Still, sonucun değişmediğini belirtir; only ise kalan olasılığın ne kadar küçük olduğuna dikkat çeker. Kalıbın bütünü, çok elverişli bir varsayımın bile sonucu değiştiremeyeceğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki parçalı ödünleme kalıbıyla tamamlayın: “____ double the search time, you ____ a one-in-a-million chance of finding the code by luck.”

Cevabı göster

Even if you were to · would still only have

Kalıp ifadeler

a 1 in 4 billion chance of finding: bulma olasılığı 4 milyarda 1

a 1 in N chance of doing something kalıbı, eşit derecede mümkün N durum arasından olayın gerçekleşme olasılığının 1/N olduğu anlamına gelir. Burada N, 4 milyardır; dolayısıyla doğru tahmini bulma olasılığı 4 milyarda 1’dir. 1 in 4 billion ifadesini chance sözcüğünü niteleyen tek bir olasılık öbeği olarak düşünün. chance sonrasındaki of + -ing yapısı olayın ne olduğunu belirtir: chance of finding.

Alıştırma

Cümleyi tam a 1 in N olasılık kalıbıyla tamamlayın: A fair raffle has 500 tickets and one winner, so Maya has ____ chance of winning.

Cevabı göster

a 1 in 500

By the way,

3:32

Bu arada,

the state of Bitcoin hashing these days is that all of the miners put together Notlar

3:33

bu günlerde Bitcoin madenciliğinin durumu, tüm madencilerin bir araya gelerek

guess and check at a rate of about 5 billion billion hashes per second. Kalıp ifadeler

3:37

saniyede yaklaşık 5 kentilyon (5 milyar kere milyar) özet hızında tahmin ve kontrol yapmasıdır.

Dilbilgisi

the state of Bitcoin hashing these days is that: Bitcoin hashing'in güncel durumu

The state of X, bir alanın, sistemin veya durumun mevcut koşulunu ifade eder. The state of X ... is that Y kalıbı önce konuyu adlandırır, ardından bu koşulu özetleyen temel gerçeği bir that yan cümlesiyle verir. These days, özetin kalıcı bir gerçeği değil, içinde bulunduğumuz dönemi anlattığını gösterir. Bu cümlede state, durum anlamında bir isimdir; ülke, ABD eyaleti veya belirtmek anlamındaki state fiili değildir.

Alıştırma

Cümleyi tam genel durum kalıbıyla tamamlayın: ____ urban transport these days ____ many cities are adding electric buses.

Cevabı göster

The state of · is that

Öbek fiiller

all of the miners put together: birleşik toplam

Bu cümlede all of the miners put together, tüm madencilerin tek bir grup olarak ele alınması demektir. Her birinin hesaplama gücü toplanarak tek bir toplam hız elde edilir; madenciler fiziksel olarak birleştirilmiyor. Burada put together, nitelediği isim grubundan sonra gelir. Bu yapı, birkaç kişi veya şeyin toplam miktarını, kapasitesini, maliyetini ya da etkisini belirtmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

'The two school libraries put together own 40,000 books,' cümlesinde 'put together' ne anlama gelir?

  1. Tek bir birleşik toplam olarak birlikte ele alınmış
  2. Farklı zamanlarda ayrı ayrı çalışıyor
  3. Fiziksel olarak birleştirilip tek bir nesne yapılmış
Cevabı göster

Tek bir birleşik toplam olarak birlikte ele alınmış

Kalıp ifadeler

at a rate of ... per second: işlem hızını belirtmek

at a rate of + miktar + per zaman birimi yapısı, belirli bir sürede ne kadar iş, hareket, üretim veya değişim gerçekleştiğini anlatır. Buradaki miktar bir saniyede yaklaşık 5 milyar kere milyar hash'tir; ABD İngilizcesindeki kısa ölçeğe göre bu, 5 × 10^18 eder. About, sayının yaklaşık olduğunu gösterir. Buradaki rate fiyat değil, işlem hızı veya verim anlamındadır; per second ise zaman birimini verir.

Alıştırma

Ölçülen bir hızı tanıtan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The scanner processes packages ____ 120 per minute.

Cevabı göster

at a rate of

That corresponds to 1/3 of what I just described as a kilo-Google. Kalıp ifadeler

3:42

Bu, az önce kilo-Google olarak tanımladığım şeyin üçte birine karşılık geliyor.

Kalıp ifadeler

corresponds to: farklı ölçeklerdeki değerleri eşleştirmek

Burada corresponds to, aynı miktar başka bir ölçekte ifade edildiğinde “eşdeğerdir” ya da “karşılık gelir” anlamındadır. Özne olan That, daha önce belirtilen hıza gönderme yapar; 1/3 of a kilo-Google ise buna karşılık gelen tanımdır. X corresponds to Y kalıbı iki değeri, kategoriyi veya gösterimi birbirine bağlar. Bu kullanımda correspond mesajlaşmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede corresponds to ne anlama geliyor?

  1. Tanımlanan kilo-Google'ın üçte birini üretir.
  2. Tanımlanan kilo-Google'ın üçte birine eşdeğerdir.
  3. Tanımlanan kilo-Google'ın üçte biriyle mesajlaşır.
Cevabı göster

Tanımlanan kilo-Google'ın üçte birine eşdeğerdir.

This is not because there are actually billions of GPU-packed machines out there, Dilbilgisi

3:46

Bunun nedeni gerçekten dışarıda milyarlarca GPU dolu makine olması değil,

but because miners actually use something that's about a thousand times better than a GPU.

3:51

madencilerin aslında GPU'dan yaklaşık bin kat daha iyi bir şey kullanmasıdır.

Dilbilgisi

This is not because ... but because ...: nedeni düzeltmek

This is not because A, but because B kalıbı olası görünen bir açıklamayı düzeltir. A, yani GPU'larla dolu milyarlarca makinenin bulunduğu düşüncesi reddedilir; B, yani GPU'dan yaklaşık bin kat daha iyi donanım kullanılması ise gerçek neden olarak sunulur. İki because yan cümlesi tek bir eşleşmiş yapı oluşturur: not because yanlış nedeni, but because ise düzeltilmiş nedeni tanıtır. Bu kalıp, bir neden açıklamasının yerine diğerini koyarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Eşleşmiş neden yapısıyla düzeltmeyi tamamlayın: The room is warm, ____ the heater is on, ____ sunlight is coming through the windows.

Cevabı göster

not because · but because

Application-specific integrated circuits. Kültür

3:55

Uygulamaya özel entegre devreler (ASIC).

These are pieces of hardware specifically designed for Bitcoin mining,

3:58

Bunlar özellikle Bitcoin madenciliği için,

for running a bunch of SHA-256 hashes and nothing else.

4:03

sadece bir sürü SHA-256 özeti çalıştırmak ve başka hiçbir şey yapmamak üzere tasarlanmış donanım parçalarıdır.

Kültür

Application-specific integrated circuits: belirli bir amaca yönelik devreler

Application-specific, belirli tek bir kullanım için tasarlanmış demektir. Buradaki application, telefon ya da bilgisayar uygulaması değil, amaç veya kullanım anlamındadır. Application-specific integrated circuit, kapsamı dar ve önceden belirlenmiş bir hesaplama türünü gerçekleştirmek için üretilen bir çiptir. Genel amaçlı esneklikten vazgeçtiği için bu görevi çok verimli biçimde yapabilir; bu cümledeki görev, Bitcoin madenciliği için SHA-256 özet hesaplamalarını tekrar tekrar gerçekleştirmektir.

Alıştırma

Cümlede application-specific integrated circuits ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Belirli tek bir hesaplama görevi için tasarlanmış donanım
  2. Her tür hesaplamayı aynı derecede iyi yapabilen devreler
  3. Sıradan bir bilgisayara yüklenmiş uygulamalar
Cevabı göster

Belirli tek bir hesaplama görevi için tasarlanmış donanım

Turns out, there's a lot of efficiency gains to be had Notlar

4:07

Görünüşe göre, genel hesaplama ihtiyacını bir kenara bırakıp

Dilbilgisi

efficiency gains to be had: hâlâ elde edilebilecek verimlilik artışları

Bu isim öbeğinde efficiency gains, aynı zaman, enerji veya donanımla daha fazla yararlı iş yapabilmeyi sağlayan verimlilik artışlarını ifade eder. to be had mastar yapısı gains sözcüğünü niteler ve elde edilebilir ya da hâlâ gerçekleştirilebilir anlamına gelir. Buradaki had, edilgen mastar olan to be had yapısının bir parçasıdır; kazanımların zaten elde edildiğini bildiren geçmiş zaman fiili değildir. İsim + to be had kalıbı bir yarar, fırsat veya deneyimi hâlâ erişilebilir olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede efficiency gains to be had ne anlama gelir?

  1. Zaten gerçekleştirilmiş verimlilik artışları
  2. Hâlâ gerçekleştirilebilecek verimlilik artışları
  3. Atılması gereken ek donanım
Cevabı göster

Hâlâ gerçekleştirilebilecek verimlilik artışları

when you throw out the need for general computation Öbek fiiller

4:10

entegre devrelerinizi tek ve yegane bir görev için tasarladığınızda

Öbek fiiller

kaldırmak veya atmak anlamında throw out

Burada throw out, bir şeyi kaldırmak, atmak veya artık gerekli görmemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Nesnesi the need for general computation olduğundan, konuşmacı sistemi bu gereklilik olmadan tasarlamayı kastediyor. Anlamı fiziksel olarak bir şey fırlatmak değildir. Kural, varsayım, gereklilik veya plan gibi soyut nesnelerle throw out, küçük bir değişiklik yapmak yerine onu tamamen reddetmeyi ifade edebilir.

Alıştırma

Bir ekip eski bir kuralın artık tasarımın parçası olmamasına karar veriyor. Bu kararı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. They threw out the old rule.
  2. They kept the old rule with a small change.
  3. They brought up the old rule for discussion.
Cevabı göster

They threw out the old rule.

and design your integrated circuits for one and only one task.

4:12

elde edilecek çok fazla verimlilik kazancı var.

Anlatım akışı

Turns out: bir sonucu açıklayan giriş ifadesi

Turns out, It turns out that ifadesinin kısaltılmış ve günlük biçimidir. Ardından gelen bilgiyi bir sonuç ya da keşif olarak sunar; bu bilgi dinleyen kişiyi şaşırtabilir. Burada açıklamayı bir sonuç açıklaması şeklinde düzenler: özel donanımı anlattıktan sonra konuşmacı temel sonucu, yani genel amaçlı hesaplamayı kaldırmanın büyük verimlilik kazanımları sağlayabileceğini açıklar. Fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi beklenmedik bir keşfi belirten iki sözcüklü günlük giriş ifadesiyle tamamlayın: ____, the keys were in my backpack all along.

Cevabı göster

Turns out

Also, on the topic of large powers of 2 Anlatım akışı

4:17

Ayrıca, kişisel olarak kavramakta zorlandığım

that I personally find it hard to get my mind around, Deyimler

4:20

büyük 2'nin kuvvetleri konusuyla ilgili olarak,

Deyimler

Get my mind around deyimi

Get my mind around deyimi, zor, soyut veya son derece büyük bir şeyi tamamen anlamak ya da zihinde canlandırmak demektir. Burada konuşmacı sayıyı kavramanın zor olduğunu söylüyor; fiziksel bir hareket söz konusu değildir. Genel kalıp get + iyelik belirleyicisi + mind around + bir şey şeklindedir. Bu ilgi cümleciğinde that, anlaşılmaya çalışılan şeyi temsil eder; bu nedenle around sözcüğünden sonra nesne yoktur. Kişiye göre iyelik sözcüğünü değiştirin: get your mind around the scale veya get our minds around the problem. our gibi çoğul bir sahipte mind normalde minds olur.

Alıştırma

Dersteki get ... mind ... around deyimini tamamlayın: I still can't ____ how much data the telescope collected.

Cevabı göster

get my mind around

this channel recently surpassed 2 to the 18th subscribers.

4:23

bu kanal kısa süre önce 2 üzeri 18 aboneyi aştı.

Anlatım akışı

on the topic of ile ilgili bir noktaya geçiş yapmak

Bu cümlede on the topic of, abone sayısıyla ilgili yeni noktayı daha önce sözü edilen 2’nin büyük kuvvetlerine bağlar. Buradaki anlamı yalnızca “hakkında” değil, yaklaşık olarak “bu konudan söz ediyorken”dir. İlgili başka bir noktaya gerekçeli bir geçiş yapmak için on the topic of + isim veya isim öbeğini kullanın. Bu ifade, dinleyiciye sıradaki fikrin neden mevcut konuşmayla bağlantılı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle on the topic of ifadesini ilgili bir noktaya açık bir geçiş yapmak için kullanıyor?

  1. On the topic travel costs, we should also compare hotel prices.
  2. On the topic of travel costs, my favorite color is green.
  3. On the topic of travel costs, we should also compare hotel prices.
Cevabı göster

On the topic of travel costs, we should also compare hotel prices.

And to engage a little more with some sub-portion of those 2 to the 18 people,

4:26

Ve bu 2 üzeri 18 kişinin bir alt bölümüyle biraz daha fazla etkileşim kurmak için,

I'm going to do a Q&A session.

4:30

bir Soru-Cevap (Q&A) oturumu yapacağım.

I've left a link in the description to a Reddit thread

4:32

Açıklamaya, sorularınızı sorabileceğiniz ve cevaplarını duymak istediklerinizi oylayabileceğiniz

where you can post questions and upvote the ones that you want to hear answers to. Kültür

4:35

bir Reddit başlığının bağlantısını bıraktım.

Kültür

upvote: içeriğe platformda olumlu oy vermek

Burada upvote, Reddit'te bir soruya olumlu oy vermek anlamına gelir. Bu oy, sorunun puanını veya görünürlüğünü artırarak popüler soruların öne çıkmasına yardımcı olabilir. Upvote burada fiildir ve oy verilen içerik nesne olarak kullanılır: kullanıcılar bir soruyu, gönderiyi veya yorumu upvote edebilir.

Alıştırma

Oylama tabanlı bir forumda hangi işlem, bir soruya sıralamada yükselebilmesi için olumlu oy vermek anlamına gelir?

  1. save it
  2. like it
  3. upvote it
Cevabı göster

upvote it

And probably in the next video or on Twitter or something like that, Ton ve niyet

4:38

Ve muhtemelen bir sonraki videoda veya Twitter'da ya da onun gibi bir yerde,

I'll announce the format in which I'd like to give answers. Dilbilgisi

4:41

cevapları hangi formatta vermek istediğimi duyuracağım.

Ton ve niyet

something like that: resmî olmayan bir listeyi açık bırakmak

Bu cümlede something like that, duyurunun yapılabileceği kanalları sıralayan resmî olmayan bir listeyi tamamlar. “Ya da buna benzer başka bir seçenek” anlamına gelir; dolayısıyla Twitter kesin ve eksiksiz bir seçim değil, yalnızca bir örnektir. Bu ifade verilen sözün kesinliğini de azaltır: konuşan kişi duyurunun tam olarak nerede yayımlanacağına henüz karar vermemiştir.

Alıştırma

Hangi cümlede something like that, duyuru kanalları listesini benzer başka seçeneklere açık bırakmak için kullanılmıştır?

  1. We will announce it in both places and nowhere else.
  2. We can announce it on the website, in the group chat, or something like that.
  3. We have already announced it on the website.
Cevabı göster

We can announce it on the website, in the group chat, or something like that.

Dilbilgisi

yanıtları vermek istediğim format

the format in which I'd like to give answers isim öbeğinde in which, format sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciği başlatır. Which, format sözcüğüne gönderme yapar; in ise yanıtların hangi biçim veya düzen içinde verildiğini gösterir: I would like to give answers in that format. Başka cümlelerde de kullanılabilecek kalıp isim + edat + which + yan cümlecik biçimindedir. Yan cümleciğin anlamının gerektirdiği edatı koruyun; burada give answers in a format ifadesi in gerektirir.

Alıştırma

Hangi cümlede edatın which sözcüğünden önce geldiği resmî ilgi cümleciği doğru kullanılmıştır?

  1. The guide explains the order in which the steps should be completed.
  2. The guide explains the order in that the steps should be completed.
  3. The guide explains the order which the steps should be completed.
Cevabı göster

The guide explains the order in which the steps should be completed.

See you then.

4:44

Görüşmek üzere.