Lyft sürücüsü olmanın matematiği: İngilizce çalışma notları

Vox

Öğrenme zorluğu
527 kelime 232 kel/dk

Video özeti: Bir muhabir, Lyft ücretini ve sürücülerin gerçek gelirini sınamak için bir hafta araç kullanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. works out to — Öbekli fiiller: Toplamı saatlik ücrete çeviren bu hesap sonucunu anlamak, work sözcüğünü düz anlamda almadan maliyet ve ortalamaları aktarmayı sağlar. 2. independent contractor — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Maaşlı işten farklı olan bu statü, sürücünün beklemeyi, değişen talebi ve belirsiz geliri neden üstlendiğini açıklar. 3. throw a lot of money at — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Mecaz, bir hedefe çok para ayırmak demektir ve para fırlatmayı değil, pahalı bir büyüme stratejisini eleştirmeyi sağlar.

Bu derste

If you go on Lyft's website right now,

0:01

Şu anda Lyft'in internet sitesine girerseniz,

it says drivers can make $35 per hour. Kalıp ifadeler

0:02

sürücülerin saatte 35 dolar kazanabileceği yazıyor.

Kalıp ifadeler

make $35 per hour: saatlik kazanç oranını belirtmek

“make $35 per hour” ifadesinde make, “yapmak” veya “üretmek” değil, “kazanmak” anlamına gelir. make + miktar + per + zaman birimi kalıbı bir kazanç oranını belirtir: hesaplama birimi olarak alınan her saat için 35 dolar. Buradaki can make, internet sitesinin reklamını yaptığı kazanç potansiyelini aktarır; her sürücünün çalıştığı her saat için tam olarak 35 dolar alacağını garanti etmez.

Alıştırma

“Kazanmak” anlamındaki hedef fiille cümleyi tamamlayın: The tutoring platform says experienced teachers can ____ 30 dollars per hour.

Cevabı göster

make

Is that realistic?

0:05

Peki bu gerçekçi mi?

A few weeks ago,

0:07

Birkaç hafta önce,

I spent a week driving for Lyft to find out. Öbek fiiller

0:07

bunu öğrenmek için bir hafta boyunca Lyft sürücülüğü yaptım.

Öbek fiiller

find out: bilgi edinmek veya gerçeği öğrenmek

Find out, genellikle kontrol ederek, sorarak, araştırarak veya deneyimleyerek bir bilgiyi öğrenmek ya da ortaya çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi, daha önceki kazanç iddiasının doğru olup olmadığını belirlemek için bir hafta boyunca araç kullanmıştır. Nesne söylenmemiştir çünkü hangi sorunun kastedildiği önceki bağlamdan anlaşılır. Dinleyenler neyin araştırıldığını zaten biliyorsa İngilizcede find out çoğu zaman açık bir nesne olmadan kullanılır.

Alıştırma

“I called the clinic to find out whether they were open” cümlesinde find out ne anlama gelir?

  1. Kontrol etmeden bir yanıt uydurmak
  2. Sorarak veya kontrol ederek bilgiyi edinmek
  3. Kliniğin fiziksel konumunu bulmak
Cevabı göster

Sorarak veya kontrol ederek bilgiyi edinmek

All right,

0:10

Pekâlâ,

it is 12:30 and I'm logging in to my Lyft app Öbek fiiller

0:11

saat 12.30 ve Lyft uygulamama giriş yapıyorum

Öbek fiiller

“logging in” ve “log in to + platform” kalıbı

Bu cümlede logging in, Lyft uygulamasını kullanıma hazır hâle getirmek için bir hesap üzerinden uygulamaya erişmek anlamına gelir. -ing biçimi I'm, yani I am ile birleşerek devam eden bir eylemi anlatır. log in to + platform kalıbında log in iki sözcüklü bir öbek fiildir; to ise erişilen hesabı, internet sitesini, uygulamayı veya sistemi tanıtır. Aynı yapı log in to an account, log in to a website ve log in to a work platform örneklerinde de kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi log in ile oluşturulan üç sözcüklü fiil kalıbıyla tamamlayın: Before you can view the schedule, ____ the staff portal.

Cevabı göster

log in to

to start my first Lyft job of the day.

0:13

günün ilk Lyft işine başlamak için.

Driver mode is on

0:17

Sürücü modu açık

and so far nothing is happening. Kalıp ifadeler

0:19

ama şu ana kadar hiçbir şey olmuyor.

Kalıp ifadeler

Şu ana kadarki zaman aralığını anlatan “so far”

Bu cümlede so far, ilgili başlangıç noktasından şu ana kadar anlamına gelir. nothing is happening ifadesinin zaman çerçevesini belirler; buradaki far fiziksel mesafeyle ilgili değildir. Dönem şimdiki zamana kadar ulaşmış ancak bitmiş olarak sunulmamıştır. Bu nedenle so far geçici bir sonucu bildirir ve durumun daha sonra değişebileceğini sıklıkla ima eder. İlerleme raporlarında, güncel sonuçlarda ve henüz gerçekleşmemiş olaylardan söz ederken kullanılabilir.

Alıştırma

“So far, the test results look normal,” cümlesinde so far ne anlatır?

  1. Yalnızca bütün testler kalıcı olarak sona erdikten sonra
  2. Test alanından fiziksel olarak çok uzakta
  3. Şu ana kadar; ancak sonraki sonuçlar hâlâ farklı olabilir
Cevabı göster

Şu ana kadar; ancak sonraki sonuçlar hâlâ farklı olabilir

I drove for 50 hours,

0:21

Toplam 50 saat araç kullandım,

I had 54 passengers

0:23

54 yolcu taşıdım

and I made just under $600, Kalıp ifadeler

0:25

ve 600 doların biraz altında kazandım;

Kalıp ifadeler

just under + sayı: biraz altında

Bu cümlede just under $600, 600 dolardan biraz daha az bir miktar demektir. Just, under ifadesini daraltır: tutar 600 dolara ulaşmamıştır ama ona yakındır. Bir yaklaşık değerin hem yönünü hem de ne kadar yakın olduğunu bildiğinizde sayı ve ölçülerden önce just under kullanın: just under two hours, just under ten miles. Burada just, “az önce” veya “sadece” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir rapor yolculuğun 30 dakika sürdüğünü söylüyor, ancak gerçek süre 29 dakikaydı. Bunu en kesin biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. The trip took exactly 30 minutes.
  2. The trip took just over 30 minutes.
  3. The trip took just under 30 minutes.
Cevabı göster

The trip took just under 30 minutes.

which works out to about $12 an hour. Öbek fiiller

0:27

bu da saatte yaklaşık 12 dolar ediyor.

Öbek fiiller

works out to + hesaplanan sonuç

Burada works out to, hesaplama yoluyla elde edilen sonucu sunar: toplam kazanç saatlik ücrete çevrildiğinde sonuç saatte yaklaşık 12 dolardır. Yapı X works out to Y şeklindedir; Y hesaplanan miktar, ortalama, oran veya paydır. Buradaki work out, egzersiz yapmak değil, hesaplama sonucunda bir değere ulaşmak anlamındadır. To edatı sonuç yapısının bir parçasıdır ve ardından sonuç gelir.

Alıştırma

Cümleyi, works ile başlayan ve hesaplanan sonucu tanıtan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A six-month subscription costs $90 in total, so it ____ $15 a month.

Cevabı göster

works out to

And that's before subtracting the cost of gas. Dilbilgisi

0:30

Üstelik bu, benzin masrafı çıkarılmadan önceki tutar.

Dilbilgisi

before subtracting: kesinti öncesi tutarı belirtmek

Bu cümlede before subtracting, belirtilen kazanç miktarını niteler: miktar, benzin masrafının henüz çıkarılmadığı bir aşamada hesaplanmıştır. Before bir edat olarak ardından isim işlevli bir gerund öbeği alabildiği için subtract, -ing biçimindeki subtracting hâline gelir. amount/result + before + -ing kalıbı, bir hesabın hangi temele göre yapıldığını belirtmek için kullanışlıdır. Daha sonra yapılacak bir düzeltmenin nihai rakamı değiştirebileceğini gösterir.

Alıştırma

Subtract kullanarak hedef before + -ing ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The estimated profit is $500 ____ transaction fees.

Cevabı göster

before subtracting

A big reason for my lower earnings was that I spent a lot of time waiting around. Notlar

0:32

Daha az kazanmamın başlıca nedenlerinden biri, bekleyerek çok fazla zaman geçirmemdi.

Dilbilgisi

A big reason for ... was that ...: sonucu nedenine bağlamak

Cümle, açıklanan sonucu yani my lower earnings ifadesini adlandırmak için A big reason for + isim öbeğini, nedeni yani I spent a lot of time waiting around ifadesini belirtmek için de was that + yan cümle yapısını kullanır. For, açıklanması gereken konuyu; that ise açıklamayı veren tam bir yan cümleyi başlatır. Yeniden kullanılabilir kalıp A reason for X is/was that Y şeklindedir. A reason tekil olduğu için zamana göre is veya was kullanılır. Bu yapı, önce sonucu sonra nedeni sunarak bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hedef neden kalıbının iki parçasıyla cümleyi tamamlayın: A big ____ the delay ____ the server had crashed.

Cevabı göster

reason for · was that

Dilbilgisi

spend time doing something: bir şeyi yaparak zaman geçirmek

Birinin zamanını hangi etkinliğe ayırdığını anlatmak için spend + süre ifadesi + fiilin -ing biçimini kullanın. Burada spent a lot of time waiting, konuşanın zamanının büyük bölümünü bekleyerek geçirdiği anlamına gelir. Spent, spend fiilinin geçmiş zaman biçimidir; a lot of time süre miktarını, waiting ise etkinliği belirtir. Bu yapıda mastar değil, -ing biçimi kullanılır: spent time waiting denir, spent time to wait denmez.

Alıştırma

Cümleyi spend time doing yapısına uygun olacak şekilde study fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya spent two hours ____ for the exam.

Cevabı göster

studying

Öbek fiiller

wait around: yapacak bir şey olmadan beklemek

wait around ifadesindeki around, daire çizerek hareket etmek anlamına gelmez. Bu öbek fiil, yararlı hiçbir şey olmazken bir yerde kalmak veya hazır durumda beklemek anlamına gelir. Yalın wait ile karşılaştırıldığında çoğunlukla hareketsizlik, gecikme veya zaman kaybı anlamı taşır. Bu cümlede konuşan, yolculuk taleplerini almaya hazırdı ancak uzun süre para kazanamadan bekledi.

Alıştırma

Birinin yapacak pek bir şeyi olmadan kaldığını ve zamanının boşa gittiğini hissettiğini en iyi hangi cümle gösterir?

  1. We waited around outside the office for an hour with no updates.
  2. We waited outside the office until it opened.
  3. We walked around the office for an hour.
Cevabı göster

We waited around outside the office for an hour with no updates.

So, with a traditional salaried position, Kelime

0:37

Geleneksel, maaşlı bir işte ise

Kelime

salaried position: sabit maaşla ücretlendirilen bir pozisyon

salaried position ifadesindeki salaried, ücreti maaş olarak belirlenen, genellikle yıllık bir tutarla ifade edilip düzenli aralıklarla ödenen bir pozisyonu anlatır. Bu, her saat veya görev için ayrı hesaplanan ödemeden farklıdır. Bu ifade pozisyonun nasıl ücretlendirildiğini gösterir, kaç saat çalışılacağını değil. Bir şirketteki her pozisyon maaşlı değildir; bazı çalışanlara saatlik ücret ödenir.

Alıştırma

Hangi açıklama salaried position ifadesine en uygundur?

  1. Saatlik ve proje bazlı işler dahil, bir şirket için yapılan her türlü iş
  2. Çalışanın her zaman aynı sayıda saat çalışmasını garanti eden pozisyon
  3. Her görev veya saat için değil, düzenli aralıklarla belirli bir maaş ödenen pozisyon
Cevabı göster

Her görev veya saat için değil, düzenli aralıklarla belirli bir maaş ödenen pozisyon

you work your 40 hours

0:38

40 saat çalışırsınız

and it's the company's job to make sure that you have enough work Dilbilgisi

0:40

ve yeterince işiniz olmasını sağlamak şirketin görevidir,

Dilbilgisi

it's X's job to make sure that...: sorumluluğu belirlemek

it's X's job to... kalıbı bir sorumluluğu X'e yükler; burada job, açık bir pozisyonu veya tek bir işi değil, görev ve sorumluluğu ifade eder. Bu cümlede sorumlu taraf olarak şirket gösterilir. make sure that, X'in güvence altına alması veya doğrulaması beklenen sonucu bildirir. Bu yapı, birine yalnızca eylemde bulunmasını emretmek yerine role dayalı bir yükümlülüğü vurgular.

Alıştırma

It's X's job to make sure that kalıbıyla İngilizce cümleyi tamamlayın ve sorumluluğu tesis ekibine verin: "____ the exits remain clear."

Cevabı göster

It's the facilities team's job to make sure that

for it to be worth your salary.

0:42

böylece aldığınız maaşın karşılığı çıkar.

With this kind of business,

0:44

Bu tür bir çalışma modelindeyse,

I as an independent contractor am on my own. Notlar

0:45

bağımsız çalışan olarak başımın çaresine kendim bakmak zorundayım.

Kültür

bir çalışma statüsü olarak independent contractor

independent contractor, geleneksel bir çalışan statüsüne girmeden hizmet sunmak üzere tutulan kişi veya işletmedir. Burada independent, sürücünün kişiliğini değil, işle ve hukukla ilgili bir statüyü belirtir. Bu ilişkide yüklenici genellikle işleri kendisi bulur veya kabul eder ve gelir kesintileri, masraflar ve vergiler konusunda daha fazla sorumluluk taşır. Kesin hak ve yükümlülükler yalnızca sözleşmedeki etikete değil, yerel hukuka ve gerçek çalışma düzenine bağlıdır.

Alıştırma

Derste geçen iki sözcüklü çalışma statüsü terimiyle cümleyi tamamlayın: A web designer is hired per project, is not on the client's payroll, and handles her own taxes. She is an ____.

Cevabı göster

independent contractor

Deyimler

on my own: destek olmadan

On my own, başkalarının yardımı, desteği veya koruması olmadan hareket etmem ya da durumu yönetmem gerektiği anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi, bir şirket destek garantisi vermeden iş bulmaktan ve riski üstlenmekten kendisi sorumludur. Bu ifade fiziksel olarak yalnız olmak anlamına da gelebilir; ancak anlamı bağlam belirler. Burada yalnızca ortamda tek kişi olmayı değil, iş desteğinin bulunmamasını anlatır.

Alıştırma

Mina kendi müşterilerini bulmalı ve şirket desteği olmadan ticari riski üstlenmelidir. Bu düşünceyi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Mina is on her own.
  2. Mina owns the company.
  3. Mina is alone in the office.
Cevabı göster

Mina is on her own.

If I, you know, sit here for the next 5 or 6 or 7 hours

0:47

Eğer, ne bileyim, önümüzdeki 5, 6 ya da 7 saat boyunca burada oturursam

and nobody wants a taxi ride,

0:50

ve kimse taksiyle gitmek istemezse,

I'm just out that money. Deyimler

0:51

o paradan olurum.

Deyimler

I'm just out that money: be out + para miktarı kullanımı

Bu cümlede be out + bir miktar veya para ifadesi, o parayı kaybetmiş olmak ya da onu alma fırsatını kaçırmak demektir. Konuşan kişi bu paraya sahip olamaz ve genellikle geri alamaz. Burada just, “sadece” veya “basitçe” anlamındadır. Yolcusuz geçen süre gelir getirmediği için konuşan kişi o parayı kaybettiğini söylüyor. Aynı kalıp belirli bir miktarla da kullanılır: I'm out fifty dollars.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşan kişinin hiç parası kalmadığını değil, 80 dolar kaybedeceğini ifade eder?

  1. I'm out eighty dollars.
  2. I'm out of money.
  3. I'm taking out eighty dollars.
Cevabı göster

I'm out eighty dollars.

Like on Tuesday morning,

0:52

Örneğin salı sabahı,

I drove for about 3 hours and didn't get a single passenger. Dilbilgisi

0:53

yaklaşık 3 saat araç kullandım ve tek bir yolcu bile alamadım.

Dilbilgisi

didn't get a single passenger: olumsuz fiil + a single + tekil isim

Olumsuz bir cümlede a single + tekil sayılabilen isim, sayının sıfır olduğunu vurgular. didn't get a single passenger, konuşan kişinin hiç yolcu alamadığı anlamına gelir ve hayal kırıklığı ya da şaşkınlık gösterebilen daha güçlü bir ifadedir. Burada single, miktarı vurgulayan bir ifadenin parçasıdır. Yolcunun bekâr olduğunu ya da yalnız seyahat ettiğini anlatmaz. a single sonrasında isim tekil kalır: a single passenger, a single reply.

Alıştırma

“Bir tane bile yok” anlamını vurgulayan iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: We checked every page but didn't find ____ error.

Cevabı göster

a single

And so that was pretty frustrating.

0:56

Bu da oldukça sinir bozucuydu.

So, the day that went best was on Saturday.

0:58

En iyi geçen gün ise cumartesiydi.

Um, I worked about 10 hours

1:00

Şey, yaklaşık 10 saat çalıştım

and I made $163 after gas.

1:01

ve benzin masrafını çıkarınca elimde 163 dolar kaldı.

That was about $14 an hour.

1:04

Bu da saatte yaklaşık 14 dolar ediyordu.

Why was Saturday my best day?

1:06

Cumartesi neden en iyi günümdü?

For one thing, Anlatım akışı

1:07

Öncelikle,

I had passengers in my car 35% of the time,

1:08

zamanın %35'inde arabamda yolcu vardı;

Anlatım akışı

İlk nedeni sunan For one thing,

For one thing, daha geniş bir açıklama içindeki nedenlerden birini sunan bir söylem belirtecidir. Burada yolcu bulunan sürenin oranını cumartesi gününün en iyi geliri sağlamasının ilk nedeni olarak çerçeveler; ardından gelen Second ise başka nedenlerin de geleceğini doğrular. “Bir nesne için” anlamına gelmez. Destekleyici nedenleri ayırıp sıraya koyarak dinleyicinin savı takip etmesini sağlamak için kullanılır.

Alıştırma

Birden çok nedenin ilkini sunan ve thing sözcüğünü içeren söylem belirteciyle cümleyi tamamlayın: “____, the apartment is closer to work; it is also cheaper.”

Cevabı göster

For one thing

a higher percentage than any other day. Dilbilgisi

1:11

bu oran diğer tüm günlerden daha yüksekti.

Dilbilgisi

a higher percentage than any other day: diğer tüm günlerden daha yüksek bir oran

Karşılaştırma sıfatı + than any other + tekil sayılabilen isim yapısı, bir üyeyi aynı grubun geriye kalan her üyesiyle karşılaştırır. Burada a higher percentage than any other day, cumartesi günündeki %35’lik oranın o haftanın diğer her günündeki orandan yüksek olduğunu belirtir. Other, cumartesiyi karşılaştırılan diğer üyelerin arasından çıkarır ve any other sonrasındaki day tekil kalır. Bu nedenle yapı, üstünlük derecesi kullanmadan grup içindeki en yüksek değeri ifade eder.

Alıştırma

Leo’nun sınıftaki en yüksek puanı aldığını göstermek için cümleyi than any other student in his class ile tamamlayın: “Leo earned a higher score ____.”

Cevabı göster

than any other student in his class

Second, four of my 14 rides had prime time bonuses Kültür

1:13

İkincisi, yaptığım 14 yolculuğun dördünde yoğun saat bonusu vardı;

where passengers are charged a premium of 25 to 100%. Kalıp ifadeler

1:16

bu yolculuklarda yolculardan %25 ila %100 arasında ek ücret alınıyordu.

Kültür

prime time bonuses: Lyft'in yüksek talep dönemindeki yolculuk ödülü

prime time bonuses, videonun çekildiği dönemde Lyft'in talebin yüksek olduğu zamanlarda yapılan yolculuklardan sürücünün elde ettiği ek kazanç için kullandığı ürün adıydı. Ardındaki where yan cümlesi sistemi açıklar: yolcular normal ücretten %25 ila %100 daha fazla ödüyor, bu da sürücünün kazancının artmasına yardımcı oluyordu. Burada prime time, bir yolculuk platformuna ait ürün adının parçasıdır; televizyonun en çok izlendiği saatleri anlatan yaygın anlamda kullanılmaz. Böyle markalı bir terimle karşılaştığında, anlamı çıkarmak için çevresindeki fiyat açıklamasından yararlanabilirsin.

Alıştırma

Örnekte prime time bonuses neyi ifade ediyor?

  1. Bir yolculuk akşam gerçekleştiğinde her defasında ödenen bonuslar
  2. Talebin yüksek olduğu zamanlarda yolcuların daha fazla ödemesiyle bağlantılı sürücü ek kazancı
  3. Televizyon programlarının reklamını yapan sürücülere verilen ödüller
Cevabı göster

Talebin yüksek olduğu zamanlarda yolcuların daha fazla ödemesiyle bağlantılı sürücü ek kazancı

Kalıp ifadeler

are charged a premium: ek ücret için edilgen fiyatlandırma yapısı

are charged a premium, charge someone a premium yapısının edilgen biçimidir. passengers ücrete tabi tutulan kişilerdir; bu yüzden fiyatı belirleyen şirketi veya platformu belirtmek gerekmez. Buradaki a premium, normal fiyatın üzerindeki ek tutardır. Dolayısıyla yan cümle, yolcuların %25 ila %100 daha fazla ödemesi gerektiğini anlatır; yolcuların üstün kaliteli bir hizmet aldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, otelin konuklardan normal oda ücretinden daha fazlasını istediğini doğal biçimde anlatır?

  1. Guests are paid a premium for rooms during the festival.
  2. Guests are charged a premium for rooms during the festival.
  3. Guests are charged premium rooms during the festival.
Cevabı göster

Guests are charged a premium for rooms during the festival.

Still, $14 an hour isn't great Anlatım akışı

1:20

Yine de saatte 14 dolar pek iyi sayılmaz

and it's a lot less than the $35 Lyft is promoting.

1:22

ve Lyft'in reklamını yaptığı 35 dolardan çok daha az.

Anlatım akışı

Ödünleyici bir geçiş olarak cümle başındaki Still,

Cümle başındaki Still, önceki olumlu noktayı kabul edip ardından bir sınırlama ya da karşıt değerlendirme getiren bir söylem zarfıdır. Burada konuşmacı cumartesi günkü sonucun görece iyi olduğunu kabul ederken saatte 14 doların yine de hayal kırıklığı yarattığını vurgulayabilir. Bu kalıp savı şöyle düzenler: o nokta doğru; buna rağmen bu çekince geçerliliğini koruyor. Buradaki Still, hareketsiz anlamına gelmez ve bir eylemin zaman içinde sürdüğünü anlatmaz.

Alıştırma

Still, bu cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Saatlik ücretin zaman içinde değişmediğini söyler.
  2. Yolları veya sürücüleri hareketsiz olarak betimler.
  3. Önceki noktayı kabul eder ve olumsuz bir sınırlama getirir.
Cevabı göster

Önceki noktayı kabul eder ve olumsuz bir sınırlama getirir.

The fundamental issue is that right now, at least, Notlar

1:25

Temel sorun şu ki, en azından şu anda,

the roads are crowded with people offering rides.

1:28

yollar yolcu taşımak isteyen sürücülerle dolu.

Anlatım akışı

The fundamental issue is that + yan cümle

The fundamental issue is that kalıbı, konuşmacının ayrıntılardan ya da belirtilerden en derin sorun olarak gördüğü noktaya geçtiğini belirtir. Buradaki that yan cümlesi teşhisi verir: yolculuk sunan çok fazla kişi vardır, bu yüzden talep daha fazla sürücü arasında bölünür. Dilbilgisi açısından The fundamental issue is that ifadesinden sonra tam bir yan cümle gelmelidir. Bu kalıp, temel bir nedeni veya ana kaygıyı yüzeydeki kanıtlardan ayırmaya yardımcı olur. Fundamental burada kolay değil, bütün sorunun temelinde bulunan anlamındadır.

Alıştırma

Bir sorunu altta yatan merkezî konu olarak sunan hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ the database was designed for a much smaller workload.

Cevabı göster

The fundamental issue is that

Ton ve niyet

right now, at least, ile temkinli ve şimdiki zamanla sınırlı bir iddia

Right now, iddiayı kalıcı bir gerçek gibi sunmak yerine mevcut durumla sınırlar. Araya eklenen at least, konuşanın iddiasına ne ölçüde bağlı kaldığını sınırlar: eldeki kanıtların desteklediği en asgari sonuç budur. Burada sayısal bir alt sınır değil, söylemsel bir çekince belirtir. right now, at least, birlikte kullanıldığında sonuç hem geçici hem de temkinli hâle gelir.

Alıştırma

right now, at least, bu cümlede ne işe yarar?

  1. Yolların dolu olmasını mevcut durum hakkında temkinli bir iddia olarak sunar.
  2. Yolların kalıcı olarak dolu olduğunu söyler.
  3. Yolculuk teklif eden kişilerin asgari sayısını verir.
Cevabı göster

Yolların dolu olmasını mevcut durum hakkında temkinli bir iddia olarak sunar.

Now that I'm looking around, I'm noticing Dilbilgisi

1:30

Şimdi etrafıma bakınca fark ediyorum ki

that I have a lot of competitors around me.

1:33

çevremde bir sürü rakibim var.

Dilbilgisi

Now that: yeni önem kazanmış bir neden

Now that, gerçekleşmiş veya yeni önem kazanmış bir duruma dayanan nedeni tanıtır: konuşan kişi o anda çevresine bakmaktadır. Ana cümle olan I'm noticing..., bunun sonucunda oluşan farkındalığı verir. Now that ifadesini birbirinden bağımsız iki zaman sözcüğü olarak değil, yaklaşık olarak “durum artık böyle olduğuna göre” anlamına gelen iki sözcüklü bir bağlaç olarak ele alın. Bu ifade genellikle değişen bir koşulu onun şimdiki sonucuna bağlar.

Alıştırma

Yeni bir durumun artık geçerli olduğunu belirten iki sözcüklü bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ I've reviewed the revised schedule, I understand the delay.

Cevabı göster

Now that

That's partly because both Lyft and Uber are aggressively recruiting drivers. Anlatım akışı

1:36

Bunun bir nedeni de hem Lyft'in hem de Uber'in yoğun biçimde sürücü toplamaya çalışması.

Anlatım akışı

That's partly because ...: Kısmi bir neden belirtmek

That's partly because daha önce sözü edilen bir durum için bir neden sunar. partly ifadenin kapsamını sınırlar: aktif biçimde sürücü aramak durumu açıklayan etkenlerden biridir, ancak açıklamanın tamamı olarak sunulmaz. That's yeni bir şeyi adlandırmaz; önceki olguya gönderme yapar. Bu kalıbı, önceki bir sonucu ona katkıda bulunan tek bir nedene bağlamak, fakat bu nedeni tek nedenmiş gibi göstermemek için kullanın.

Alıştırma

Bir rapor, etkinliğin birkaç nedenden dolayı başarılı olduğunu söylüyor. Hangi cümle belirtilen nedenin yalnızca katkıda bulunan etkenlerden biri olduğunu gösterir?

  1. The event succeeded because local volunteers promoted it.
  2. The event succeeded partly because local volunteers promoted it.
  3. The event succeeded only because local volunteers promoted it.
Cevabı göster

The event succeeded partly because local volunteers promoted it.

While I only earned about $600 from customers, Dilbilgisi

1:39

Müşterilerden yalnızca yaklaşık 600 dolar kazanmıştım ama

Lyft was running a promotion in November Kalıp ifadeler

1:41

Lyft kasım ayında bir kampanya yürütüyordu;

Kalıp ifadeler

running a promotion: promosyon yürütmek

Burada running, koşmak değil, bir etkinliği organize edip yürütmek anlamına gelir. Promotion özel bir pazarlama teklifi veya kampanyasıdır; bu nedenle running a promotion böyle bir kampanyayı yürütmek demektir. Bu cümlede Lyft, sürücülere yönelik süreli bir teşvik sunmaktadır. İfadeyi bütünüyle “promosyon kampanyası yürütmek” şeklinde anlayın; teklifin ayrıntıları bağlama göre belirlenir.

Alıştırma

Bir teslimat uygulaması yeni kullanıcılar için özel bir teklif düzenliyor. Bu eylemi en iyi hangi ifade anlatır?

  1. run a marathon
  2. get a promotion
  3. run a promotion
Cevabı göster

run a promotion

that guaranteed drivers would make at least $30 an hour. Dilbilgisi

1:43

bu kampanya, sürücülerin saatte en az 30 dolar kazanacağını garanti ediyordu.

Dilbilgisi

While ...: Zamanı değil, karşıtlığı belirtmek

Burada While ilk yan cümleyi başlatır ve onu ana cümleyle karşı karşıya getirir. Konuşmacı, müşterilerden yalnızca yaklaşık 600 dolar kazanmış olmasını, sürücülerin saatte en az 30 dolar kazanacağını garanti eden Lyft promosyonuyla karşılaştırıyor; ikinci gerçek, birincisine göre şaşırtıcı olarak sunuluyor. Bu kullanımda While, although veya even though anlamındadır; during the time that anlamında değildir. İki fikir arasındaki ilişkiye bakarak bunu karşıtlık olarak okuyun.

Alıştırma

Hangi cümlede While zaman ilişkisi yerine karşıtlık başlatmak için kullanılmıştır?

  1. While the room is small, it gets plenty of sunlight.
  2. While the soup was simmering, I set the table.
  3. While I was walking home, I called my sister.
Cevabı göster

While the room is small, it gets plenty of sunlight.

Dilbilgisi

guaranteed drivers would make: sürücülerin kazanacağını garanti etmek

guarantee sözcüğünden sonra önce garantinin kapsadığı kişi veya grup olan drivers, ardından garanti edilen sonuç olan would make at least $30 an hour gelebilir. Tam yapı guaranteed (that) drivers would make... şeklindedir; guarantee sonrasındaki that çoğu zaman atlanır. Cümlenin başındaki that, promotion sözcüğünü niteleyen ilgi cümlesini bağlar; guarantee sonrasında atlanan that bu değildir. Buradaki would, geçmişteki bir zamandan bakıldığında geleceği gösterir. Sonucun hayalî veya yalnızca koşullu olduğunu değil, o sırada verilen garantiyi aktarır. Saatlik bir para miktarıyla make, “üretmek” değil “kazanmak” anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle hedef ifadeyle aynı guarantee + kişi + would + sonuç yapısını kullanır?

  1. The contract guaranteed that tenants would get their deposit back within two weeks.
  2. The contract guaranteed tenants would get their deposit back within two weeks.
  3. The contract said tenants would get their deposit back within two weeks.
Cevabı göster

The contract guaranteed tenants would get their deposit back within two weeks.

So, Lyft paid me another $900 out of their own pocket. Deyimler

1:46

Bu yüzden Lyft bana kendi cebinden 900 dolar daha ödedi.

Deyimler

out of their own pocket: masrafı kimin karşıladığı

Out of their own pocket burada Lyft’in ek 900 doları yolcuya yansıtmak veya başka bir kaynaktan almak yerine kendi parasıyla ödediği anlamına gelir. Ödemeyi yapan bir şirket olsa da pocket sözcüğü mecazidir. Aktarılabilir kalıp pay, cover veya fund something out of + iyelik biçimi + own pocket şeklindedir. İyelik biçimi paranın kime ait olduğunu gösterir; own ise masrafı o kişi ya da kuruluşun kendisinin karşıladığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi out of one's own pocket kalıbıyla tamamlayın: The company would not reimburse Maya, so she paid for the hotel ____.

Cevabı göster

out of her own pocket

As Uber and Lyft throw a lot of money at drivers to drive, Notlar

1:49

Uber ve Lyft, araç kullanmaları için sürücülere bolca para dağıttıkça,

Deyimler

throw a lot of money at: bir şeye çok para dökmek

Throw a lot of money at something, ilerleme sağlamak amacıyla bir kişiye, soruna veya hedefe çok büyük miktarda para harcamak anlamına gelir. Bu cümlede para, platformlar için araç kullanmalarını teşvik etmek üzere sürücülere veriliyor; para gerçekten fırlatılmıyor. Bu ifade genellikle doğrudan ve pahalı bir yaklaşımı ima eder: temel sorunun çözüleceğini göstermeden soruna daha fazla para aktarmak. İfade tek başına harcamanın işe yaradığını göstermez.

Alıştırma

Bir şirket çalışanları çekmek için alışılmadık derecede yüksek ikramiyeler veriyor. Bir raporda “It threw a lot of money at drivers” denirse, bu ifade neyi ima eder?

  1. Sürücülerden parayı çöpe atmalarını istedi
  2. Sürücülere doğru gerçekten nakit para fırlattı
  3. Parayı uzun vadeli bir yatırım hesabına dikkatlice yatırdı
  4. Hedefine ulaşmak için büyük miktarda parayı güçlü ve muhtemelen kaba bir yöntem olarak kullandı
Cevabı göster

Hedefine ulaşmak için büyük miktarda parayı güçlü ve muhtemelen kaba bir yöntem olarak kullandı

it's expanding the number of drivers in the market.

1:53

piyasadaki sürücü sayısı da artıyor.

Dilbilgisi

Neden veya gelişmekte olan koşul bildiren As

Burada As, sürücü sayısının neden arttığını açıklayan durumu tanıtır: Uber ve Lyft büyük mali teşvikler sunmaktadır. Anlamı because sözcüğüne yakındır ve aynı zamanda iki gelişmenin birlikte gerçekleştiğini düşündürür. Cümle başındaki as; neden, zaman, biçim veya rol gösterebilir. Doğru anlamı seçmek için yan cümleler arasındaki ilişkiye bakın. Burada yalnızca when olarak okumak neden-sonuç bağını kaçırır; ayrıca as, “rolünde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: As demand for deliveries grew, the company hired more drivers. Burada As ne işe yarıyor?

  1. Şirketin talep rolünde hareket ettiği anlamına gelir.
  2. Eşit derece gösteren bir karşılaştırma kurar.
  3. İşe alımla bağlantılı nedeni veya değişen koşulu tanıtır.
Cevabı göster

İşe alımla bağlantılı nedeni veya değişen koşulu tanıtır.

That means the drivers spend more time sitting around Anlatım akışı

1:56

Bu da sürücülerin daha çok boşta beklemesine

and so they actually make less.

1:58

ve aslında daha az kazanmasına yol açıyor.

Anlatım akışı

That means ... and so: iki aşamalı neden-sonuç zinciri

That means, az önce söylenen olgudan bir çıkarım başlatır ve dinleyiciye that ifadesinin neye gönderme yaptığını nasıl anlaması gerektiğini gösterir. Ardından and so, bu yorumu bir sonraki sonuca bağlar. Burada akıl yürütme, daha fazla sürücünün bulunmasından daha fazla beklemeye ve sürücü başına daha düşük kazanca ilerler. Bu bağlaçlar yalnızca bilgi eklemek yerine açıklamanın akışını düzenler. That means ilk sonucu belirtir, and so akıl yürütmeyi bir adım ileri taşır; actually ise sonucun şaşırtıcı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Vurgulanan iki bağlacı açıkça kullanarak iki aşamalı bir neden-sonuç zinciri kuran cümleyi seçin.

  1. Fewer buses are running. In other words, passengers will wait longer, so some may choose to walk.
  2. Fewer buses are running. That is, passengers will wait longer, and some may choose to walk.
  3. Fewer buses are running. That means passengers will wait longer, but some may choose to walk.
  4. Fewer buses are running. That means passengers will wait longer, and so some may choose to walk.
Cevabı göster

Fewer buses are running. That means passengers will wait longer, and so some may choose to walk.

They need to grow quickly in order to compete with Uber Dilbilgisi

1:59

Uber'le rekabet edebilmek için hızla büyümeleri gerekiyor,

Dilbilgisi

Amaç bildiren in order to + fiilin yalın hâli

In order to bir eylemin amacını belirtir ve ardından fiilin yalın hâli gelir. Bu cümlede hızla büyümek eylem, Uber ile rekabet etmek ise amaçtır. Bu ifade amaç ilişkisini açıkça gösterir: rekabet edebilmek için hızla büyümeleri gerekir. Eylemlerin hangi sırayla gerçekleştiğini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen üç kelimelik amaç ifadesiyle tamamlayın: The team hired another developer ____ finish the app on time.

Cevabı göster

in order to

and so I think they're spending a ton of money. Kelime

2:01

bu yüzden bence inanılmaz miktarda para harcıyorlar.

Kelime

a ton of money: gündelik dilde büyük miktar

A ton of, “çok büyük miktarda” anlamına gelen, gündelik ve mecazlı bir miktar ifadesidir. A ton of money ifadesinde para ağırlıkla ölçülmez; konuşan kişi harcamanın son derece yüksek olduğunu vurgular. a ton of + isim kalıbı, gündelik İngilizcede a ton of work veya a ton of messages örneklerinde olduğu gibi büyük miktarları ya da sayıları anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen dört kelimelik gündelik ifadeyle tamamlayın: Their new advertising campaign cost ____.

Cevabı göster

a ton of money

They both have raised hundreds of millions of dollars in venture capital Notlar

2:03

İkisi de yüz milyonlarca dolar girişim sermayesi topladı

Kalıp ifadeler

yüz milyonlarca dolarlık girişim sermayesi toplamak

Burada raise, bir şirket veya proje için dış yatırımcılardan para sağlamak anlamına gelir. raise + amount + in + funding type kalıbı, finansmanın hem büyüklüğünü hem de türünü bildirir: yüz milyonlarca dolar topladılar ve bu para özellikle girişim sermayesi türündeydi. Have raised, present perfect yapısındadır: fon toplama geçmişte gerçekleşmiştir ancak şirketlerin bugünkü durumuyla hâlâ ilgilidir. Para yatırımcılardan sağlanmıştır; müşterilerden kazanılmış olması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi raise sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The company has ____ $80 million in venture capital to expand its network.

Cevabı göster

raised

Kültür

venture capital veya girişim sermayesi

Venture capital, profesyonel yatırımcıların büyüme potansiyeli yüksek, genç ve halka açık olmayan şirketlere genellikle sahiplik payı karşılığında sağladığı öz sermaye finansmanıdır. Getiri şirketin başarısına bağlı olduğu için yatırımcılar önemli ölçüde risk üstlenir. Bu cümlede in venture capital, yüz milyonlarca doların finansman türünü belirtir. İki şirketin yatırımcılardan aldığı finansmanı ifade eder; yolculuklardan kazanılan geliri değil.

Alıştırma

Hangi finansman kaynağı en doğru şekilde venture capital olarak tanımlanır?

  1. Profesyonel bir yatırım fonunun yüksek büyüme potansiyelli bir girişime yaptığı öz sermaye yatırımı
  2. Faiziyle geri ödenmesi gereken bir banka kredisi
  3. Müşterilerin şirketin ürününü satın almasıyla kazanılan para
Cevabı göster

Profesyonel bir yatırım fonunun yüksek büyüme potansiyelli bir girişime yaptığı öz sermaye yatırımı

and they are spending that to build out their networks as quickly as possible. Öbek fiiller

2:06

ve bu parayı ağlarını olabildiğince hızlı genişletmeye harcıyorlar.

Öbek fiiller

build out: bir ağı tam ölçeğe kadar geliştirip genişletmek

Bu cümlede build out, bir ağı daha eksiksiz hâle getirmek ve istenen ölçekte işletmek için gereken insanları, kapsama alanını, altyapıyı ve kapasiteyi eklemek anlamına gelen geçişli bir öbek fiildir. Their networks yalnızca bilgisayar ağlarını değil, platformların sürücü ağlarını ve hizmet kapsama alanlarını ifade eder. out parçacığı fiilin bir parçasıdır: dışarıda inşaat yapmayı değil, daha eksiksiz bir kapsama doğru gelişmeyi anlatır. Nesne öbekten sonra (build out the network) veya iki parçanın arasında (build the network out) gelebilir; zamir ise normalde ortaya yerleştirilir (build it out).

Alıştırma

Cümleyi “tam kapsama ulaşacak şekilde geliştirip genişletmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The company has launched in two cities and now plans to ____ its delivery network nationwide.

Cevabı göster

build out

And so they're willing to spend a lot of money in the short run Kalıp ifadeler

2:09

Bu yüzden kısa vadede çok para harcamaya razılar,

to make sure that they're as large as Uber.

2:12

yeter ki Uber kadar büyük olsunlar.

Kalıp ifadeler

in the short run: kısa vadeli bir analiz ufku

In the short run, konuşulan yakın veya görece kısa dönem içinde anlamına gelen ve zarf görevi gören bir edat öbeğidir. Yüksek harcamayı geçici bir kısa vadeli strateji olarak çerçeveler ve çoğu zaman daha sonraki ya da uzun vadeli sonuçlarla karşıtlık içinde anlaşılır. Burada run fiziksel hareket anlamına gelmez. Short run, bir zaman ufkunu ifade eden yerleşik bir analiz ifadesidir; tam uzunluğu bağlama göre değişir ve haftalar, aylar ya da görece kısa başka bir aşama anlamına gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi kısa vadeli analiz ufkunu ifade eden dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The tax cut may reduce revenue ____, but supporters expect growth to offset it later.

Cevabı göster

in the short run

Somebody who needs a steady paycheck, Notlar

2:14

Düzenli bir maaşa ihtiyaç duyan biriyseniz,

this is probably not a good choice for you

2:16

bu muhtemelen sizin için iyi bir seçenek değil,

Anlatım akışı

Somebody who ..., this is ... for you: konuyu öne alan bir tavsiye

Baştaki Somebody who needs a steady paycheck isim öbeği, konuşmacının hangi tür kişiden söz etmek istediğini belirleyen bağımsız bir konudur. Bu öbek is fiilinin dil bilgisel öznesi değildir; ana cümlenin öznesi, konuşulan işi veya gelir seçeneğini ifade eden this sözcüğüdür. for you ifadesi tavsiyeyi bu tanıma uyan herkese yeniden bağlar. Konuyu öne alan bu yapı doğaçlama konuşmada yaygındır: konuşmacı önce hedef grubu veya konuyu belirtir, ardından eksiksiz bir yorum ya da tavsiye ekler.

Alıştırma

“Somebody who needs a steady paycheck, this is probably not a good choice for you” cümlesinde baştaki ifade ne yapmaktadır?

  1. Yalnızca daha önce sözü edilen belirli bir kişiyi ifade eder.
  2. “is probably not a good choice” ifadesinin dil bilgisel öznesidir.
  3. Konuşulan kişi türünü belirler; ardından ana cümle bu kişiye tavsiyede bulunur.
Cevabı göster

Konuşulan kişi türünü belirler; ardından ana cümle bu kişiye tavsiyede bulunur.

Kalıp ifadeler

a steady paycheck: güvenilir ve öngörülebilir ücret

A steady paycheck, zaman içinde güvenilir ve öngörülebilir biçimde alınan ücret veya maaş geliri anlamına gelir. Steady her ödemenin büyüklüğünü değil, tutarlılığı ve güvenilirliği vurgular. Bu cümlede a steady paycheck ihtiyacı, kişinin haftadan haftaya değişen bir gelire rahatça güvenemeyeceğini gösterir. Paycheck, ortada kâğıt bir çek olmasa bile düzenli bir işten elde edilen geliri genel olarak ifade edebilir.

Alıştırma

Cümleyi güvenilir ve öngörülebilir ücret geliri anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: After years of irregular freelance work, Lena wanted ____ from a full-time job.

Cevabı göster

a steady paycheck

because we really don't know what the long-term future is gonna be Notlar

2:17

çünkü uzun vadede bizi nasıl bir geleceğin beklediğini gerçekten bilmiyoruz

Kelime

going to ifadesinin gayriresmî biçimi olarak gonna

Burada gonna, going to ifadesinin gayriresmî konuşma biçimidir. is gonna be yapısında geleceğe ilişkin bir beklentiyi belirtir: konuşanlar geleceğin nasıl olacağını bilmiyordur. gonna ifadesini fiilin yalın hâlinden önce gelen be going to olarak düşünün: am/is/are + gonna + fiil. be biçimi özneye göre değişmeye devam eder; I'm gonna leave ve They're gonna wait buna örnektir.

Alıştırma

Gündelik cümleyi going to ifadesinin gayriresmî konuşma biçimiyle tamamlayın: We're ____ leave after lunch.

Cevabı göster

gonna

and it's hard to predict from week to week. Kalıp ifadeler

2:20

ve haftadan haftaya ne olacağını kestirmek zor.

Dilbilgisi

what the long-term future is gonna be ifadesindeki sözcük dizimi

Bu cümlede what the long-term future is gonna be, don't know ifadesinin nesnesi olarak işlev gören gömülü bir dolaylı soru yan cümlesidir. Ayrı bir doğrudan soru oluşturmadan geleceğin bilinmeyen durumunu veya sonucunu sorar. Gömülü sorularda düz cümle söz dizimi kullanılır: the long-term future öznesi is fiilinden önce gelir. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp soru sözcüğü + özne + fiildir; We can't predict what the result will be buna bir örnektir.

Alıştırma

Hangi cümle don't know ifadesinden sonra gömülü bir soruyu doğru biçimde kullanıyor?

  1. We don't know what will the long-term future be.
  2. We don't know what the long-term future is going to be.
  3. We don't know what is the long-term future going to be.
Cevabı göster

We don't know what the long-term future is going to be.

Kalıp ifadeler

from week to week: haftalar arasındaki değişim

Burada from week to week, “bir haftadan sonraki haftaya” anlamına gelir. Miktarın kısa haftalık dönemlerde değişebileceğini, dolayısıyla tahmin edilecek kadar istikrarlı olmadığını belirtir. Tekrarlanan zaman birimleriyle from X to X kalıbı bir dönemi sonraki dönemle karşılaştırabilir: from day to day, from month to month. Yalnızca “birkaç hafta boyunca” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Bir haftadan sonraki haftaya” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The number of customer orders changes ____.

Cevabı göster

from week to week

This isn't just something that people do as a full-time job.

2:22

Bu, insanların sadece tam zamanlı bir iş olarak yaptığı bir şey değil.

There are a lot of people that do it as a supplement to some other job. Kalıp ifadeler

2:25

Birçok kişi bunu başka bir işin yanında ek gelir için yapıyor.

Kalıp ifadeler

as a supplement to: yerine geçmeden eklemek

as a supplement to ifadesinde supplement, ek bir kaynak veya ilave anlamındaki bir isimdir. İfadenin tamamı, bir faaliyet ya da kaynağın başka bir şeyin yerini almak yerine ona eklendiğini gösterir. Kalıp as a supplement to + isim veya isim öbeğidir. Burada sürücülük işi, asıl iş olarak kalmaya devam eden başka bir işin yanında ek gelir sağlar.

Alıştırma

“Yerine geçmeyen ek bir katkı olarak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya uses her weekend tutoring income ____ her full-time salary.

Cevabı göster

as a supplement to

It can give employees a lot more freedom.

2:28

Bu, çalışanlara çok daha fazla özgürlük sunabilir.

So, if I feel like, Dilbilgisi

2:29

Yani, olur da canım

you know, not working later today,

2:30

günün geri kalanında çalışmak istemezse,

I can just take the day off and nobody cares. Kalıp ifadeler

2:31

o günü öylece izinli geçirebilirim ve kimse umursamaz.

Dilbilgisi

feel like ... not working: çalışmamak istemek

Bu cümlede feel like, konuşanın o anda ne yapmaya istekli olduğunu belirten ifadeyi başlatır. Ardından -ing biçimi gelir: feel like + working. Burada not, -ing tamamlayıcısına aittir; dolayısıyla feel like not working, çalışmamaya istekli olmak anlamına gelir. Konuşma sırasında kullanılan you know dolgu ifadesi yapının arasına girer, ancak dil bilgisel yapının parçası değildir. Yapıyı görmek için bu ifadeyi zihinsel olarak çıkarabilirsiniz: feel like ... not working.

Alıştırma

feel like + not + -ing yapısını ve work fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: This afternoon, I ____.

Cevabı göster

feel like not working

Kalıp ifadeler

take the day off: belirli bir gün boyunca izinli olmak

Take the day off, bütün gün çalışmamak veya olağan görevleri yerine getirmemek anlamına gelir. Take ve off birlikte yerleşik bir ifade oluşturur; bir günü fiziksel olarak alıp götürmek anlamına gelmez. Belirli tanımlık the, bağlamdan anlaşılan belirli bir günü gösterir; burada söz konusu gün bugündür. Yapı, take the morning off veya take the week off örneklerinde olduğu gibi, bağlamdan bilinen başka dönemlere de uyarlanabilir.

Alıştırma

take, day ve off sözcüklerini kullanıp bağlamdan anlaşılan belirli gün için gereken tanımlığı ekleyerek cümleyi tamamlayın: My appointment will last until evening, so I'll ____ tomorrow.

Cevabı göster

take the day off

This model isn't for everyone, Anlatım akışı

2:34

Bu model herkese göre değil,

but for some people,

2:35

ama bazıları için

it's a great opportunity.

2:36

harika bir fırsat.

Anlatım akışı

isn't for everyone, but for some people: sınırlandırılmış bir sonuç

Bu cümle, sınırlandırılmış bir sonucu iki parçalı bir karşıtlıkla düzenler. This model isn't for everyone ifadesi iddianın kapsamını sınırlar: seçenek herkese uygun değildir, ancak yine de bazı kişilere uygun olabilir. Bu, hiç kimseye uygun olmadığı anlamına gelmez. but olumlu tarafa geçiş yapar; for some people ise bunun kimler için harika bir fırsat olduğunu açıkça daraltır. Bu yapı, eksileri kabul ederken kesin ve bütünüyle olumsuz bir yargıdan kaçındığı için değerlendirme ve tavsiyelerde kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, önce bir seçeneğin kimlere uygun olduğunu sınırlayıp ardından yararlanabilecek bir grubu belirterek dengeli bir tavsiye verir?

  1. Remote night work isn't for everyone, but for people who prefer quiet hours, it can be a great fit.
  2. Remote night work is a great fit for people who prefer quiet hours.
  3. Remote night work isn't for anyone, even people who prefer quiet hours.
Cevabı göster

Remote night work isn't for everyone, but for people who prefer quiet hours, it can be a great fit.