Bir saadet zinciri nasıl anlaşılır - Stacie Bosley: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
679 kelime 153 kel/dk

Video özeti: Vemma örneğinden hareket eden video, piramit sistemlerinin katlanarak büyüyen üye alımına nasıl dayandığını, neden sıklıkla yasal çok katlı pazarlama görünümüne büründüğünü ve hangi uyarı işaretleriyle fark edilebileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. While the company generated $200 million of annual revenue by 2013, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: while sözcüğünün, şirketin etkileyici geliriyle katılımcıların çoğunun para kaybetmesi arasında nasıl ödünleyici bir karşıtlık kurduğunu öğrenin. Bu kalıpla dışarıdan görünen başarıyı, onunla çelişen gerçek bir sonuçla karşılaştırabilirsiniz. 2. make it all but impossible — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: all but impossible ifadesinin “imkânsız dışında her şey” değil, “neredeyse imkânsız” anlamına geldiğini kavrayın. Böylece teoride kâra izin veren ancak uygulamada kazanç için neredeyse hiçbir gerçekçi yol bırakmayan bir satış modeli gibi ciddi engelleri doğru biçimde anlatabilirsiniz. 3. Time pressure is one red flag. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: red flag ifadesini gerçek bir bayrak değil, mecazi bir tehlike işareti olarak tanıyın ve acele karar baskısının neden dolandırıcılığa işaret edebileceğini anlayın. Bu ifadeyi şüpheli teklifler, iş yerindeki sorunlar, güvensiz durumlar veya kaygı verici davranışlar için doğal biçimde kullanabilirsiniz.

Bu derste

In 2004,

0:07

2004 yılında,

a new company called Vemma Nutrition started offering a life-changing opportunity Notlar

0:08

Vemma Nutrition adlı yeni bir şirket, hayat değiştiren bir fırsat sunmaya başladı:

Dilbilgisi

İsimden sonra gelen niteleyici olarak called Vemma Nutrition

called Vemma Nutrition, a new company ifadesini niteleyen geçmiş ortaç grubudur. “Vemma Nutrition adlı yeni bir şirket” anlamına gelir ve şirketin adını isimden sonra verir. Called burada ana fiil değildir. Ana fiil öbeği started offering'dir. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp isim + called + ad şeklindedir; ardından cümlenin ana fiili gelir.

Alıştırma

Hangi cümle bir şirketi tanıtmak için called + ad yapısını doğru kullanırken opened sözcüğünü ana fiil olarak bırakır?

  1. A new company called Bright Labs opened downtown.
  2. A new company calling Bright Labs opened downtown.
  3. A new company was called Bright Labs opened downtown.
Cevabı göster

A new company called Bright Labs opened downtown.

to earn full-time income for part-time work.

0:13

yarı zamanlı çalışarak tam zamanlı bir gelir elde etmek.

Kelime

life-changing opportunity ... full-time income for part-time work: yüksek getiri vaat eden tanıtım söylemi

Bu ifade life-changing opportunity ile full-time income for part-time work sözlerini bir araya getirir. Teklifi olağanüstü derecede güçlü gösterir ve az zaman ayırmayı büyük bir ödülle karşılaştırır. Bir reklamda veya işe alım konuşmasında bu, tarafsız bir iş tanımı değil, yüksek getiri vurgusu taşıyan ikna edici bir dildir. Tanıtımı yapan tarafın vaadini aktarır; ifadenin kendisi sonucun yaygın ya da garantili olduğunu göstermez.

Alıştırma

Bir reklamda bu ifadenin en doğru yorumu hangisidir?

  1. Bu, yüksek getiri vaat eden pazarlama dilidir; gelirin garantili olduğuna dair kanıt değildir.
  2. Bu, doğrulanmış bir maaş ve kesin çalışma saatleri hakkında tarafsız bir rapordur.
  3. Tam zamanlı çalışmanın yalnızca yarı zamanlı gelir sağlayacağı anlamına gelir.
Cevabı göster

Bu, yüksek getiri vaat eden pazarlama dilidir; gelirin garantili olduğuna dair kanıt değildir.

Vemma's offer was open to everybody, Kalıp ifadeler

0:17

Vemma'nın teklifi herkese açıktı,

Kalıp ifadeler

be open to everybody: herkese katılım hakkı vermek

was open to everybody ifadesindeki open, herkesin katılabileceği veya başvurabileceği anlamına gelir; fiziksel olarak açık bir şeyi anlatmaz. Everybody uygun olan grubu belirtir, dolayısıyla teklif belirli bir insan türüyle sınırlandırılmamıştır. Yeniden kullanılabilen kalıp şey veya fırsat + be open to + kişi veya grup şeklindedir. to sonrasındaki sözcükler kimlerin erişim hakkı olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi be fiilinin doğru biçimiyle ve dersteki erişim ifadesiyle tamamlayın: The workshop ____ all local teenagers.

Cevabı göster

is open to

regardless of prior experience or education. Kalıp ifadeler

0:19

önceki deneyim veya eğitim geçmişi fark etmeksizin.

Kalıp ifadeler

regardless of prior experience or education: sonucu etkilemeyen koşullar

Regardless of, sonucu veya kararı değiştirmeyen bir etkeni belirtir. Burada önceki deneyim ve eğitim, uygunluğu etkilemeyen kişisel geçmiş koşullarıdır. Bu ifade, yazarın önce ana kuralı belirtip ardından olası istisnaları kaldırmasını sağlar: belirtilen koşul değişse bile aynı sonuç geçerlidir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve regardless ile başlayan ifadeyle tamamlayın: The scholarship is available ____ family income.

Cevabı göster

regardless of

There are only two steps to get started earning. Kalıp ifadeler

0:22

Para kazanmaya başlamak için sadece iki adım vardı.

Kalıp ifadeler

get started earning: bir etkinliğe başlamak

Get started earning, “para kazanma etkinliğine başlamak” anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı get started + -ing biçimidir; -ing biçimi başlayan etkinliği belirtir. Start earning ile karşılaştırıldığında get started earning, ilk adımı atmaya ve harekete geçmeye biraz daha fazla vurgu yapar. Günlük yönergelerde ve konuşmalarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: We have the supplies, so let's ____ making the posters.

Cevabı göster

get started

Purchase a $500 to $600 kit of their liquid nutrition products Anlatım akışı

0:25

500 ila 600 dolar değerinde sıvı beslenme ürünleri kitlerinden birini satın almak

and recruit two more members to do the same. Kalıp ifadeler

0:29

ve aynı şeyi yapacak iki yeni üye daha bulmak.

Anlatım akışı

Purchase ... and recruit ...: paralel eylemlerle bir süreci düzenlemek

Purchase ... and recruit ... yapısı, and ile bağlanan iki yalın fiili paralel olarak kullanır. Anlaşılan özne you olduğundan cümle emir biçimindedir: bunu satın al, ardından insanları üye olarak bul. Burada bu biçim, bilgileri kısa bir süreç olarak düzenler. Okuyucu, cümleyi yalnızca kişisel bir emir olarak görmek yerine paralel fiilleri tarayarak gerekli iki eylemi belirleyebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, açık bir süreç sunmak için iki paralel yalın fiil kullanıyor?

  1. Download the form and submit it by Friday.
  2. Download the form and submitting it by Friday.
  3. Downloading the form and submit it by Friday.
Cevabı göster

Download the form and submit it by Friday.

Kalıp ifadeler

to do the same: önceki bir eyleme gönderme yapmak

Burada to do the same, az önce sözü edilen eylemi ya da eylem dizisini tekrarlamak demektir. The same belirli bir nesneyi değil, önceki faaliyeti temsil eder. Bu ifade, eylemin uzun açıklamasını yeniden söylemeyi önler. Dinleyen kişi önceki eylemi bağlamdan anlayabilmelidir.

Alıştırma

Önceki eylemi tekrarlamamak için did the same kullanın: Noah turned off his phone before the meeting, and I ____.

Cevabı göster

did the same

Vemma Nutrition company grew quickly,

0:32

Vemma Nutrition şirketi hızla büyüdü,

becoming a global operation that brought in 30,000 new members per month at its peak. Notlar

0:34

en parlak döneminde ayda 30.000 yeni üye getiren küresel bir operasyon haline geldi.

Dilbilgisi

becoming a global operation: -ing yan cümlesiyle sonuç eklemek

Becoming a global operation, daha önce sözü edilen büyümenin sonucunu ekleyen bir -ing ortaç yan tümcesidir: kuruluş büyüyerek dünya çapında faaliyet gösteren bir yapıya dönüştü. Ana cümle, becoming + sonuç kalıbında becoming ifadesinin örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesiyle aynıdır. Bu yapı, ayrı bir çekimli yan cümle başlatmadan süreci ve ortaya çıkan durumu birleştirir.

Alıştırma

Sonucu belirtmek için becoming kullanın: The neighborhood market expanded rapidly, ____ the city's largest food hall.

Cevabı göster

becoming

Öbek fiiller

brought in: yeni üyeler çekmek

Brought in, bring in fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada brought in 30,000 new members, kuruluşun bu üyeleri kendine çektiği veya kazandığı anlamına gelir; insanları fiziksel olarak içeri taşımayı anlatmaz. Kuruluş ve iş dünyası bağlamlarında bring in; members, customers, money, revenue veya experts gibi nesnelerle kullanılabilir. Nesne, neyin eklendiğini veya elde edildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi bring in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The referral campaign ____ five hundred new members last month.

Cevabı göster

brought in

Kalıp ifadeler

at its peak: en yüksek döneminde

At its peak, “en yüksek düzeyinde veya en başarılı dönemindeyken” anlamına gelir. Burada ayda 30.000 yeni üye sayısını kuruluşun zirve dönemiyle sınırlar; cümle bu hızın kuruluşun tüm tarihi boyunca sürdüğünü söylemez. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: bir kuruluş için at its peak, bir kadın için at her peak, bir erkek için at his peak, çoğul bir özne veya they ile anılan bir kişi için at their peak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede hizmetin en yoğun döneminde geçerli olan durum at its peak ile anlatılıyor?

  1. At its peak, the online service handled one million requests a day.
  2. Traffic reached a peak of one million requests a day.
  3. Traffic peaked at one million requests a day.
Cevabı göster

At its peak, the online service handled one million requests a day.

There was just one problem. Anlatım akışı

0:41

Sadece tek bir sorun vardı.

Anlatım akışı

There was just one problem ile anlatıda dönüş

Burada There was just one problem, anlatıda kısa bir dönüş görevi görür. Olumlu ya da umut verici bir anlatımı keserek sıradaki gerçeğin daha önce söylenen her şey hakkındaki değerlendirmeyi değiştirebileceğine işaret eder. Just one tek bir sorun olduğunu belirtir, ancak bu sorunun küçük olduğu anlamına gelmez. İfadeyi tek bir soruna odaklamak gerilim yaratabilir ve belirleyici bir engelin açıklanmak üzere olduğunu düşündürebilir.

Alıştırma

Şu kısa hikâyeyi okuyun: Everything was ready for the outdoor concert. There was just one problem. A storm was approaching. Ortadaki cümle ne yapıyor?

  1. Hazırlıklarla ilgili başka bir olumlu ayrıntı ekler.
  2. Konserin daha önce gerçekleştiğini kanıtlar.
  3. Önemli bir sorunun açıklanmak üzere olduğuna işaret eder.
Cevabı göster

Önemli bir sorunun açıklanmak üzere olduğuna işaret eder.

While the company generated $200 million of annual revenue by 2013, Dilbilgisi

0:43

Şirket 2013 yılına kadar 200 milyon dolarlık yıllık gelir elde ederken,

the vast majority of participants earned less than they paid in. Notlar

0:48

katılımcıların büyük çoğunluğu yatırdıklarından daha azını kazandı.

Dilbilgisi

While the company generated ... ile ödünleyici karşıtlık

Bu cümlede While ödünleyici bir karşıtlık kurar: önce şirketin çok yüksek gelirini kabul eder, ardından ana cümlede katılımcıların çoğu açısından bununla keskin biçimde çelişen bir sonuç verir. Burada during the time that değil, although anlamına yakındır. While + kabul edilen gerçek, + karşıt ana gerçek yapısı, şaşırtıcı ya da daha önemli noktayı ana cümleye yerleştirmeyi sağlar. Gelir başarı izlenimi yaratır; ana cümle ise bu yorumu değiştirir.

Alıştırma

While the museum is small, its collection is excellent, cümlesinde While nasıl bir ilişki ifade eder?

  1. Müzenin küçük olduğunu kabul ettikten sonra bununla karşıtlık oluşturan olumlu bir gerçeği sunar.
  2. Küçük olmanın ve nesne toplamanın eş zamanlı iki eylem olduğunu söyler.
  3. Koleksiyonun neden mükemmel olduğunu açıklar.
Cevabı göster

Müzenin küçük olduğunu kabul ettikten sonra bununla karşıtlık oluşturan olumlu bir gerçeği sunar.

Kalıp ifadeler

the vast majority of participants: katılımcıların ezici çoğunluğu

Bu cümlede the vast majority of participants, az sayıda istisnaya hâlâ yer bırakarak katılımcıların ezici çoğunluğu anlamına gelir. Vast, majority sözcüğünü güçlendirir; oranın yarının çok üzerinde olduğu anlaşılır. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp the vast majority of + çoğul isim şeklindedir. Bir grubun baskın bölümünü sunar ve özellikle kanıtları ya da sonuçları özetlerken kullanılır.

Alıştırma

the vast majority of participants ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. İstisnalar olabilmekle birlikte katılımcıların ezici çoğunluğu.
  2. Katılımcıların yalnızca yarıdan biraz fazlası.
  3. İstisnasız her katılımcı.
Cevabı göster

İstisnalar olabilmekle birlikte katılımcıların ezici çoğunluğu.

Dilbilgisi

less than they paid in: yatırdıklarından daha az kazandılar

earned less than they paid in ifadesinde less than iki miktarı karşılaştırır: katılımcıların kazandığı para ile sisteme yatırdığı para. İlk miktar daha küçüktür; dolayısıyla genel olarak para kaybetmişlerdir. Buradaki paid in, bir plana, fona, hesaba veya ortak para havuzuna katkıda bulunmak anlamına gelir. Than yan cümlesinde söylenmeyen miktar bağlamdan than the amount they paid in şeklinde anlaşılır. Bu, yalnızca bir alışveriş ödemesinin tamamlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

earned less than they paid in ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Katkıda bulundukları miktarın tam olarak aynısını geri kazandılar.
  2. Katkıda bulundukları miktardan daha az para kazandılar.
  3. Kazançları arttığı için daha az ödeme yaptılar.
Cevabı göster

Katkıda bulundukları miktardan daha az para kazandılar.

Vemma was eventually charged with operating a pyramid scheme, Notlar

0:53

Vemma sonunda bir saadet zinciri işletmekle suçlandı;

Kelime

be charged with operating ...: resmî bir hukuki suçlama

Be charged with + isim veya -ing biçimi, bir suç ya da eylemle resmen itham edilmek anlamına gelen hukuki bir yapıdır. Burada operating, suçlamaya konu olan eylemi belirtir. Bir suçlama, kişinin suçlu bulunduğu anlamına gelmez. Bu cümlede charged, “ücret alınmak” anlamına da gelmez.

Alıştırma

“Resmen suçlanmak” anlamına gelen iki sözcüklü yapıyla hukuk haberi cümlesini tamamlayın: The owner was ____ operating an illegal business.

Cevabı göster

charged with

a common type of fraud where members make money Dilbilgisi

0:56

bu, üyelerin para kazanmak için

Kültür

pyramid scheme: üye toplamaya dayalı dolandırıcılık

Pyramid scheme ya da piramit sistemi, katılımcıların kazançlarının esas olarak ödeme yapan yeni üyeler bulmaya bağlı olduğu dolandırıcılık amaçlı bir sistemdir. Daha sonra katılanların parası üst seviyedekilerin ödüllerini destekler; bu nedenle sistemin tabanının sürekli büyümesi gerekir. Pyramid sözcüğü, genişleyen bu katmanlı yapıyı anlatır. Önemli olan, paranın üye toplamaya dayanmasıdır; yalnızca çalışanların veya satıcıların birkaç seviyeye ayrılması değildir.

Alıştırma

Hangi açıklama pyramid scheme ifadesini en iyi tanımlar?

  1. Gerçek işletme kârlarından getiri ödeyen bir yatırım
  2. Kazançların esas olarak ödeme yapan yeni katılımcılar bulmaya bağlı olduğu bir sistem
  3. Birkaç yönetici seviyesi olan bir şirket
Cevabı göster

Kazançların esas olarak ödeme yapan yeni katılımcılar bulmaya bağlı olduğu bir sistem

by recruiting more people to buy in. Öbek fiiller

0:58

daha fazla kişiyi sisteme dahil ettiği yaygın bir dolandırıcılık türüdür.

Dilbilgisi

members make money by recruiting: sonuç + by + -ing

members make money by recruiting ifadesinde recruiting, üyelerin para kazanmak için kullandığı yöntemi belirtir. by edatından sonra recruit fiilinin yalın hâli değil, -ing biçimi olan recruiting gelir. Aktarılabilir kalıp sonuç + by + -ing şeklindedir. Bir sonucun nasıl gerçekleştiğini veya elde edildiğini açıklamak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle yöntemi belirtmek için by + -ing yapısını doğru kullanıyor?

  1. We lowered our electricity bill by turning off unused lights.
  2. We lowered our electricity bill by turn off unused lights.
  3. We lowered our electricity bill by to turn off unused lights.
Cevabı göster

We lowered our electricity bill by turning off unused lights.

Öbek fiiller

buy in: katılmak için para ödemek

Burada buy in, plana katılmak için para ödemek anlamına gelir. Sıradan bir ürün satın almaya değil, gerekli katkıyı yapıp katılımcı olmaya odaklanır. Bu kullanımda, ilgili etkinlik veya plan bağlamdan zaten anlaşılıyorsa buy in doğrudan nesne olmadan kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “katılmak için para ödemek” anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: Every player must ____ before the tournament begins.

Cevabı göster

buy in

Typically, the founder solicits an initial group of people to buy in Kelime

1:01

Genellikle, kurucu sisteme para yatırması

Kelime

solicits an initial group of people: resmî olarak katılım istemek

Bu cümlede solicits, ilk gruptaki kişilere etkin biçimde ulaşmak veya onlardan katılım istemek anlamına gelir. asks ya da invites sözcüklerinden daha resmîdir ve iş veya bağış toplama ile ilgili bir anlatıma uygundur. Nesne an initial group of people ifadesidir. Ardından gelen to buy in, kurucunun bu kişilerden istediği eylemi belirtir, ancak vurgulanan ifadenin parçası değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede solicit, resmî bir bağış toplama bağlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The charity was solicit donations from local businesses.
  2. The charity solicited donations from local businesses.
  3. The charity solicited a picnic with local businesses.
Cevabı göster

The charity solicited donations from local businesses.

and promote the scheme.

1:05

ve sistemi tanıtması için ilk bir grubu ikna eder.

They are then encouraged to recruit others Dilbilgisi

1:06

Daha sonra bu kişilerin başkalarını bulmaları teşvik edilir

Dilbilgisi

are then encouraged to recruit: edilgen odak ve süreç sırası

Bu ifade edilgen be encouraged to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: are encouraged to recruit. Bir kişi veya kuruluşun, tavsiye ya da destek yoluyla onları başkalarını toplamaya yönlendirdiğini anlatır; teşvik eden taraf belirtilmez. Then, bu eylemi süreçteki daha önceki bir adımdan sonraya yerleştirir. Edilgen yapı, odağı teşvik eden tarafa değil, they sözcüğüne ve onların yapmaya yönlendirildiği eyleme verir.

Alıştırma

Cümleyi encourage fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Visitors ____ use public transportation.

Cevabı göster

are encouraged to

and promised part of the money those people invest,

1:08

ve kurucu da bir pay alırken,

while the founder also takes a share. Anlatım akışı

1:12

onlara yeni katılanların yatırdığı paranın bir kısmı vaat edilir.

Anlatım akışı

while ... also takes a share: paralel bir pay dağılımı eklemek

Burada while, aynı sürecin başka bir bölümünü ekler: önceki dağıtım gerçekleşirken kurucu da bir pay alır. Also, bunun ek bir dağıtım olduğunu vurgular. Bilgiyi düzenleyen bir sözcük olarak while, iki paralel olayı birbirine bağlar; kurucunun payını sonradan gerçekleşen ayrı bir adım gibi sunmaz. Açıklamalarda while + özne + fiil yapısı, ilgili eylemleri bir arada tutup bunların zaman bakımından çakıştığını veya aynı aşamaya ait olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

Örnekte while nasıl bir işlev görür?

  1. Kurucunun ancak bütün süreç bittikten sonra pay aldığını söyler.
  2. Kurucunun neden bir paydan vazgeçtiğini açıklar.
  3. Sürecin aynı aşamasında gerçekleşen başka bir dağıtımı ekler.
Cevabı göster

Sürecin aynı aşamasında gerçekleşen başka bir dağıtımı ekler.

The pattern repeats for each group of new participants Anlatım akışı

1:14

Bu model, yeni katılanların paralarının kendilerini sisteme katanlara aktarıldığı

Anlatım akışı

The pattern repeats: tek bir örnekten yinelenen bir kurala geçmek

The pattern repeats, daha önce açıklanan adımları yinelenen bir mekanizma olarak özetler: aynı sıra tek bir olaydan sonra sona ermek yerine yeniden gerçekleşir. İngilizcedeki geniş zaman, bu tekrarı sürecin genel bir özelliği olarak sunar. Belirli bir örneğin ardından gelen bu cümle, açıklamayı tek bir olaydan daha geniş bir kurala taşır. for each group of new participants ifadesi, mekanizmanın hangi gruplarda tekrarlandığını belirtir.

Alıştırma

Bu açıklamada The pattern repeats nasıl bir işlev görür?

  1. Süreç bir kez gerçekleşir ve sonra durur.
  2. Süreç her yeni grup için tamamen değişir.
  3. Aynı süreç her yeni grup için yeniden gerçekleşir.
Cevabı göster

Aynı süreç her yeni grup için yeniden gerçekleşir.

with money from recent arrivals funneled to those who recruited them. Kelime

1:17

her yeni katılımcı grubu için tekrarlanır.

Kelime

funneled to: parayı belirli bir alıcıya yönlendirmek

Burada funneled to, “belirli bir kanal üzerinden belirli bir alıcıya yönlendirilmiş veya aktarılmış” anlamına gelir. Funneled, with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır. Parayı eyleme maruz kalan unsur olarak sunar ve sonunda nereye gittiğini vurgular. Bu mecaz, bir huninin akışı tek yönde toplaması fikrinden gelir. Soyut kullanımlarda funnel, yönlendirilmiş hareketi veya yoğunlaşmayı vurgular; bu nedenle para, kaynak, bilgi ve internet trafiğiyle doğal biçimde kullanılır.

Alıştırma

Funnel fiilinin doğru biçimini ve gerekli edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: The grants were ____ community clinics through a new program.

Cevabı göster

funneled to

This differs from a Ponzi scheme Kültür

1:21

Bu durum Ponzi şemasından farklıdır.

where the founders recruit new members and secretly use their fees to pay existing members.

1:23

Ponzi şemasında kurucular yeni üyeler bulur ve onların ödemelerini gizlice mevcut üyelere ödeme yapmak için kullanırlar;

Kültür

differs from a Ponzi scheme: iki dolandırıcılık yapısını ayırt etmek

Differs from a Ponzi scheme, az önce açıklanan sistem için aynı etiketin kullanılmaması gerektiğini belirtir. Temel ayrım yapısaldır: pyramid scheme genellikle daha fazla kişiyi sisteme alan katmanlı katılımcılar aracılığıyla büyürken Ponzi scheme çoğunlukla merkezî bir işletmeci tarafından kontrol edilir ve sonraki yatırımcıların parası, önceki yatırımcılara getiri gibi sunulan ödemeler yapmak için kullanılır. Her ikisi de sürekli yeni para girişine dayanabilir, ancak bu benzerlik terimleri birbirinin yerine kullanılabilir hâle getirmez. Dil bilgisi bakımından from, differ fiilinden sonra karşılaştırılan diğer şeyi gösterir.

Alıştırma

Hangi açıklama Ponzi scheme ile pyramid scheme arasındaki ayrımı en iyi gösterir?

  1. Her katılımcı birkaç alt katmana insan almak zorundadır ve bu üye toplama, sistemin belirleyici mekanizmasıdır.
  2. Satın alındıktan sonra değeri düşen her yasal yatırımdır.
  3. Merkezî bir işletmeci, sonraki yatırımcıların parasını önceki yatırımcılara getiri gibi sunulan ödemeler yapmak için kullanır.
Cevabı göster

Merkezî bir işletmeci, sonraki yatırımcıların parasını önceki yatırımcılara getiri gibi sunulan ödemeler yapmak için kullanır.

who think the payments come from a legitimate investment. Kelime

1:29

mevcut üyeler ise bu ödemelerin yasal bir yatırımdan geldiğini sanırlar.

Kelime

legitimate investment: yasal ve gerçek, ancak kâr garantili değil

Bu cümlede a legitimate investment, hileli bir düzenleme yerine yasal ve gerçek bir yatırım anlamına gelir. Legitimate, yatırımın geçerli ve uygun bir temele sahip olup olmadığını belirtir. Yatırımın kârlı, güvenli veya kazanç garantili olduğu anlamına gelmez. Bu ifade, gerçek bir yatırımı yalnızca yatırım gibi gösterilen bir düzenden ayırır.

Alıştırma

A legitimate investment ifadesinde legitimate neyi belirtir?

  1. Hiçbir finansal riski yoktur.
  2. Kâr getirmesi garantidir.
  3. Yasal ve gerçektir.
Cevabı göster

Yasal ve gerçektir.

As a pyramid scheme grows, Dilbilgisi

1:32

Bir saadet zinciri büyüdükçe,

it becomes increasingly difficult for new recruits to make money. Dilbilgisi

1:34

yeni katılanların para kazanması giderek zorlaşır.

Dilbilgisi

As a pyramid scheme grows: zaman içindeki iki değişimi bağlamak

As a pyramid scheme grows ifadesindeki as, “bu değişim ilerledikçe” anlamına gelir. Değişen durumu tanıtır; ana cümle ise onunla birlikte gerçekleşen başka bir değişimi verir. Tekrar kullanılabilecek kalıp As + özne + değişim fiili, ana cümle şeklindedir. Bir şey büyürken başka bir şeyin zorlaşması, yükselmesi veya düşmesi gibi birlikte gelişen iki eğilimi bağlamak için kullanılır.

Alıştırma

Gelişen iki değişimi as ile bağlayarak cümleyi tamamlayın: ____ the school grows, it needs more classrooms.

Cevabı göster

As

Dilbilgisi

becomes increasingly difficult for ... to ...: giderek artan zorluk

becomes increasingly difficult for someone to do something kalıbı, bir eylemin zamanla belirli bir kişi veya grup için giderek zorlaştığını anlatır. becomes bir durum değişikliğini, increasingly ise zorluk derecesinin sürekli arttığını gösterir. for öbeği zorlukla kimin karşılaştığını, to ile başlayan mastar yapısı ise zor olan eylemi belirtir. for new recruits kişileri, to make money ise eylemi gösterir. Bu kalıp kötüleşen koşulları, yükselen engelleri veya azalan uygulanabilirliği anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi becomes increasingly difficult for ... to ... kalıbıyla tamamlayın: As rent rises every year, it ____ local bookstores ____ stay open.

Cevabı göster

becomes increasingly difficult for · to

That's because the number of participants expands exponentially. Notlar

1:38

Bunun nedeni katılımcı sayısının katlanarak artmasıdır.

Anlatım akışı

That's because: belirtilen bir sonucun nedenini açıklamak

That's because, az önce belirtilen bir sonuca veya duruma gönderme yapar ve bunun nedenini açıklar. That önceki ifadeyi gösterirken because sonrasındaki yan cümle açıklamayı verir. Bu ifade bilgiyi önce sonuç, sonra neden sırasıyla düzenler. Buradaki akışta önce zorluğun arttığı belirtilir, ardından katılımcı sayısındaki artış bunun nedeni olarak sunulur.

Alıştırma

İlk cümle bir sonuç veriyor: The streets are crowded. Hangi devam cümlesi bunun nedenini doğru biçimde açıklar?

  1. That's because a festival is taking place downtown.
  2. That's why many buses are running late.
  3. That's because the streets are crowded.
Cevabı göster

That's because a festival is taking place downtown.

Kelime

the number of participants expands exponentially: katılımcı sayısı üstel olarak artar

Burada the number of participants expands exponentially, katılımcı sayısının her turda aynı sabit miktarın eklenmesiyle değil, çarpılarak büyüdüğü anlamına gelir. Örneğin her katılımcı birkaç kişi daha toplarsa sonraki turlarda ilk turlara göre çok daha fazla kişi eklenir. Matematiksel veya analitik bağlamlarda exponentially kesin bir anlam taşır: eşit zaman aralıklarında veya turlarda miktar sabit bir katsayıyla çarpılarak büyür. Günlük konuşmada bazen çok hızlı büyümeyi vurgulamak için daha gevşek bir anlamda kullanılır, ancak bu cümle katılımcı toplamanın oluşturduğu çarpımsal örüntüyü anlatır.

Alıştırma

Hangi durum bir sayının üstel olarak artmasına örnektir?

  1. Sayı her turda 20 artar.
  2. Sayı her turda ikiye katlanır.
  3. Sayı her turda 20 olarak kalır.
Cevabı göster

Sayı her turda ikiye katlanır.

Take a structure where each person has to recruit six people Anlatım akışı

1:42

Kar elde etmek için her kişinin altı kişi bulması gereken

to earn a profit.

1:45

bir yapıyı ele alalım.

Anlatım akışı

Take a structure where ... ile bir model tanıtmak

Take a structure where ... dinleyiciden bir örneği veya modeli ele almasını ister. Burada take, tartışmak üzere bir şeyi seçmek veya hayal etmek anlamına gelir; bir nesneyi fiziksel olarak taşımayı anlatmaz. Structure adı modeli belirtir, where ise o modelin içinde geçerli olan bir koşulu tanıtır. Bu giriş, daha sonra hesaplanabilecek, sınanabilecek veya tartışılabilecek somut bir durum kurarak açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Varsayımsal bir yapı tanıtan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ every account begins with ten credits.

Cevabı göster

Take a structure where

The founder recruits six people to start,

1:46

Kurucu başlangıçta altı kişi bulur

and each of them recruits six more.

1:49

ve bunların her biri altı kişi daha bulur.

There are 36 people in that second round of recruits Kelime

1:51

İkinci katılım turunda 36 kişi vardır

Kelime

second round of recruits: ikinci turda alınan grup

second round of recruits ifadesi, ikinci işe alım veya üye toplama aşamasında gruba katılan kişileri anlatır. Burada round, sırayla ilerleyen bir sürecin “turu” ya da “aşaması” demektir; dairesel şekil anlamında değildir. Bu ifadede recruits, yeni alınan kişileri adlandırır. Bu nedenle second sözcüğü round sözcüğünü niteler: kişilerin şeklini değil, ikinci alım grubunu anlatır.

Alıştırma

Örnekte “the second round of recruits” neyi ifade ediyor?

  1. mevcut bütün üyelerin katıldığı ikinci toplantı
  2. üye toplama yoluyla gruba alınan ikinci kişi grubu
  3. dairesel biçimde dizilmiş bir yeni üye grubu
Cevabı göster

üye toplama yoluyla gruba alınan ikinci kişi grubu

who then each recruit six people,

1:54

ve bu kişiler de daha sonra altışar kişi bularak

a total of 216 new recruits.

1:57

toplamda 216 yeni üyeye ulaşırlar.

By the 12th round of recruiting, Dilbilgisi

2:01

12. katılım turuna gelindiğinde,

the 2.1 billion newest members

2:03

en yeni 2,1 milyar üyenin

would have to recruit over 13 billion more people total to make money, Dilbilgisi

2:06

para kazanmak için toplamda 13 milyardan fazla kişiyi bulması gerekirdi;

Dilbilgisi

By the 12th round of recruiting: 12. turu aşama sınırı yapmak

By the 12th round of recruiting, on ikinci üye toplama turunu sürecin ulaştığı bir sınır noktası olarak belirler. Buradaki by, yalnızca “on ikinci tur sırasında” değil, “süreç o aşamaya ulaştığında” veya “en geç o noktaya kadar” anlamına gelir. Ardından gelen yan cümle, o sınır noktasında öngörülen durumu verir. Başka bağlamlara da aktarılabilen by + zaman veya aşama yapısı, o zamana kadar doğru, tamamlanmış ya da gerekli olan şeye odaklanır.

Alıştırma

Süreç altıncı tura ulaştığında birikmiş toplamın 500 olduğunu en açık biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The sixth round began with 500 new entries.
  2. By the sixth round, the total had reached 500.
  3. In the sixth round, the total increased by 500.
Cevabı göster

By the sixth round, the total had reached 500.

Dilbilgisi

would have to recruit: varsayımsal bir sonuçtaki zorunluluk

would have to recruit ifadesinde would, zorunluluğu varsayımsal bir tahmin ya da model içine yerleştirir; have to ise koşulların insan toplamayı gerekli kıldığını gösterir. Recruit, have to'dan sonra fiilin yalın biçiminde kalır. Özne + would have to + fiilin yalın biçimi yapısı, varsayılan koşullar gerçekleşseydi bir eylemin zorunlu sonuç olacağını anlatır. Eylemin gerçekten gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, çalışan almayı varsayımsal bir durumun zorunlu sonucu olarak sunuyor?

  1. If demand doubled, we would have to hire more staff.
  2. We have to hire more staff every summer.
  3. Demand doubled last month, so we had to hire more staff.
Cevabı göster

If demand doubled, we would have to hire more staff.

more than the entire world population. Anlatım akışı

2:11

bu, tüm dünya nüfusundan daha fazladır.

Anlatım akışı

more than the entire world population: ölçeği somutlaştırmak

More than the entire world population, daha önce belirtilen 13 milyarı aşkın kişi sayısına gönderme yapan kısaltılmış bir karşılaştırmadır. Yeni bir hesaplama getirmek yerine tanıdık bir ölçüt ekler. Konuşmacı bu uç karşılaştırmayı büyük sayının arkasına koyarak soyut bir rakamı kolayca canlandırılabilecek bir ölçeğe dönüştürür ve savını tamamlar: gerekli toplam, gerçek dünyanın sağlayabileceği kişi sayısını aşmaktadır.

Alıştırma

Bu cümledeki son karşılaştırmanın temel işlevi nedir? The island's rescue plan would need 70,000 volunteers, more than the island's entire population.

  1. Tahmini, kesin bir nüfus sayımı sonucuyla değiştirir.
  2. Çok büyük bir gerekliliği tanıdık bir sınırla karşılaştırarak somutlaştırır.
  3. Adadaki bütün sakinlerin gönüllü olmayı kabul ettiğini belirtir.
Cevabı göster

Çok büyük bir gerekliliği tanıdık bir sınırla karşılaştırarak somutlaştırır.

In this scenario, the most recent recruits, Anlatım akışı

2:14

Bu senaryoda, sistemin katılımcılarının %80'inden fazlasını oluşturan

Anlatım akışı

In this scenario: önceden tanımlanmış bir duruma gönderme yapmak

In this scenario daha önce tanıtılmış bir duruma veya varsayımlar bütününe gönderme yapar. Burada ardından gelen ifadenin kapsamını sınırlar: sonuç bu senaryonun içinde geçerlidir, gerçek hayattaki her durumda geçerli olmak zorunda değildir. Cümlenin başında kullanıldığında düşünce akışını gösteren bir işaret görevi görür. This mevcut senaryoya gönderme yaptığı için okuyucu, açıklamanın yeni bir duruma geçmek yerine aynı kurgu üzerinden devam ettiğini anlar.

Alıştırma

Bir sonucun başındaki In this scenario neyi belirtir?

  1. Sonuç, az önce açıklanan durum veya varsayımlar için geçerlidir.
  2. Önceki varsayımlar artık önemli değildir.
  3. Konuşmacı konuyla ilgisiz gerçek bir olay tanıtmaktadır.
Cevabı göster

Sonuç, az önce açıklanan durum veya varsayımlar için geçerlidir.

over 80% of the scheme's participants, Kalıp ifadeler

2:16

en son katılanlar,

lose all the money they paid in.

2:19

yatırdıkları tüm parayı kaybederler.

Kalıp ifadeler

over 80% of the scheme's participants: %80'in üzerinde bir oran

over 80% of the scheme's participants, “sisteme katılan herkesin %80'inden fazlası” anlamına gelir. over + sayı veya yüzde kalıbı, o sayıdan daha yüksek bir değeri ifade eder; of + grup ise hesaplamada temel alınan grubun tamamını belirtir. Bu cümlede ifade virgüllerle ayrılarak the most recent recruits hakkında ek bilgi verir. Son katılan kişilerin sistemdeki tüm katılımcıların beşte dördünden fazlasını oluşturduğunu belirtir.

Alıştırma

Üyelerin %80'inden fazlasının üyeliklerini yenilediğini doğru biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. 80% over the members renewed their membership.
  2. Up to 80% of the members renewed their membership.
  3. Over 80% of the members renewed their membership.
Cevabı göster

Over 80% of the members renewed their membership.

And in real life, Anlatım akışı

2:22

Gerçek hayatta ise,

Anlatım akışı

And in real life: modelden gerçeğe dönüş

And cümleyi önceki açıklamaya bağlamaya devam ederken in real life, çerçeveyi basitleştirilmiş veya varsayımsal bir modelden gerçekte olanlara taşır. Dinleyiciye, sıradaki ifadenin model içindeki yeni bir adım değil, gerçeklikle yapılan bir kontrol olduğunu bildirir. Bu geçiş; bir teori, simülasyon, hikâye veya ideal durum ele alındıktan sonra kullanılabilir. Dinleyiciyi gerçek dünyadaki kanıtlara, sınırlara veya sonuçlara hazırlar.

Alıştırma

And in real life burada nasıl bir geçişi gösteriyor?

  1. Bakış açısı değişmeden modelin tekrarlanması.
  2. Aynı modelin içine yeni bir varsayım eklenmesi.
  3. Varsayımsal bir modelden gerçekte olanlara geçiş.
Cevabı göster

Varsayımsal bir modelden gerçekte olanlara geçiş.

many earlier joiners lose out too. Öbek fiiller

2:23

daha önce katılanların birçoğu da zarara uğrar.

Öbek fiiller

lose out: sonuçta dezavantajlı kalmak

Lose out; bir karar, rekabet veya kaçırılan fırsat nedeniyle dezavantajlı duruma düşmek ya da beklenen bir faydayı elde edememek anlamına gelir. Burada daha önce katılanlar da sonuçta daha kötü durumda kalan kişiler arasındadır.

Alıştırma

Hangi cümlede lose out doğal biçimde “dezavantajlı kalmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. Small suppliers may lose out the contract if it goes to large companies.
  2. Small suppliers may lose the contract if it goes to large companies.
  3. Small suppliers may lose out if the contract goes only to large companies.
Cevabı göster

Small suppliers may lose out if the contract goes only to large companies.

Pyramid schemes are illegal in most countries,

2:27

Saadet zincirleri çoğu ülkede yasadışıdır,

but they can be difficult to detect. Dilbilgisi

2:29

ancak tespit edilmeleri zor olabilir.

Dilbilgisi

but ... can be difficult to detect: bir gerçekle pratik bir sınırlamayı karşılaştırma

but, birbirine ters yönde görünen iki gerçeği bağlar: piramit sistemleri yasa dışıdır, ancak yasa dışı olmaları kolayca fark edilecekleri anlamına gelmez. they can be difficult to detect bölümü bu pratik sınırlamayı ekler. can be difficult to + fiil yapısında can, zorluğun ortaya çıkabileceğini belirtir; bunun her zaman yaşandığını söylemez. Özne, bulunması zor olan şeydir; onu tespit etmeye çalışan kişi ise belirtilmez.

Alıştırma

Bir sorunla pratik bir sınırlamayı karşılaştırmak için but ... can be difficult to detect yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The software bug is serious, but it can be difficult to detect.
  2. The software bug is serious, so it can never be detected.
  3. The software bug is serious, but it can detect the engineers.
Cevabı göster

The software bug is serious, but it can be difficult to detect.

They're presented as many different things, Kalıp ifadeler

2:31

Hediyeleşme grupları, yatırım kulüpleri

Kalıp ifadeler

They're presented as ...: verilen bir imajı veya etiketi anlatma

They're presented as ... ifadesi, present something as something yapısının edilgen biçimidir. Başka insanların onları belirli bir kimlik veya imajla tanımladığı, gösterdiği ya da pazarladığı anlamına gelir. they zamiri eylemden etkilenen taraftır; as ise onlara verilen etiketi veya görünümü getirir. İfade kendi başına tarafsız olabilir. Piramit sistemlerinin birçok biçimde ortaya çıktığı bu bağlamda ise dışarıya gösterilen imajın gerçekte ne olduklarını gizleyebileceğini düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi be presented as ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The risky service was ____ harmless.

Cevabı göster

presented as

including gifting groups, investment clubs, Kültür

2:34

ve çok katlı pazarlama işletmeleri de dahil olmak üzere

and multi-level marketing businesses.

2:36

birçok farklı şekilde sunulurlar.

Kültür

hediyeleşme grupları, yatırım kulüpleri ve çok katlı pazarlama şirketleri

Dolandırıcılıkla ilgili bu listede gifting groups, üyelerin birbirlerine para hediye ettiği gruplar; investment clubs, üyelerin yatırım yapmak için paralarını bir araya getirdiği gruplar; multi-level marketing businesses ise kademeli satıcı ağlarına sahip şirketler olarak sunuluyor. Liste, bir faaliyetin karşılıklı yardımlaşma, yatırım veya sıradan satış gibi tanıtılabileceğini ve böylece gerçek para akışının anlaşılmasının zorlaşabileceğini gösteriyor. Önemli olan her etiketin yarattığı izlenimdir; üç etiketin tamamen eş anlamlı olduğu değildir.

Alıştırma

Dolandırıcılıkla ilgili bu bağlamda listenin en doğru yorumu hangisidir?

  1. Bu etiketler bir faaliyetin kendisini nasıl sunabileceğini açıklar, ancak gerçek finansman ve üye toplama modeli yine de incelenmelidir.
  2. Bu etiketlerden birini kullanan her kuruluş otomatik olarak yasa dışı bir piramit şemasıdır.
  3. Üç etiket de tam olarak aynı kuruluş türünü ifade eder.
Cevabı göster

Bu etiketler bir faaliyetin kendisini nasıl sunabileceğini açıklar, ancak gerçek finansman ve üye toplama modeli yine de incelenmelidir.

The distinction between pyramid schemes Kalıp ifadeler

2:39

Saadet zincirleri ile

and legitimate multi-level marketing can be particularly hazy. Kelime

2:41

yasal çok katlı pazarlama (MLM) arasındaki ayrım özellikle bulanık olabilir.

Kalıp ifadeler

the distinction between X and Y kalıbı

the distinction between X and Y, X’i Y’den ayıran fark anlamına gelir. Bu kalıpta distinction sözcüğünden sonra between gelir ve karşılaştırılan iki unsur genellikle and ile bağlanır. Bu isim öbeği, birbirine benzeyen iki düşünceyi ayıran ölçüt veya sınıra odaklanıldığında kullanışlıdır. Cümledeki can be particularly hazy, bu sınırın özellikle belirsiz olabileceğini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi distinction ve doğru edatla tamamlayın: The ____ a rumor and a verified report can be crucial.

Cevabı göster

distinction between

Kelime

can be particularly hazy: özellikle belirsiz olabilen bir sınır

Burada hazy mecaz anlamda kullanılır. Bir ayrımın veya sınırın net olmadığını ve değerlendirilmesinin zor olduğunu belirtir; bir şeyin fiziksel olarak sisle kaplı olduğu anlamına gelmez. Particularly, hazy sözcüğünün derecesini güçlendirir; can ise bu belirsizliği bir olasılık olarak sunar. can be particularly hazy bir bütün olarak ayırıcı çizginin özellikle zor belirlenebileceğini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede can be particularly hazy ne anlama gelir?

  1. Ayrım özellikle belirsiz olabilir.
  2. Ayrım mutlaka tamamen açık olmalıdır.
  3. Sahne yoğun sisle kaplı olabilir.
Cevabı göster

Ayrım özellikle belirsiz olabilir.

In theory, the difference is that the members Anlatım akışı

2:46

Teoride fark, çok katlı pazarlama şirketlerinin üyelerinin

of the multi-level marketing companies

2:48

tazminatlarını esas olarak

primarily earn compensation from selling a particular product or a service to retail customers, Kelime

2:50

belirli bir ürün veya hizmeti perakende müşterilerine satarak kazanmalarıdır;

Anlatım akışı

In theory, the difference is ...: resmî bir teorik ayrım sunmak

In theory, iddiayı bir tanıma, kurala veya modele göre doğru olması beklenen bir durum olarak çerçeveler. Konuşanın, işlerin gerçek hayatta her zaman nasıl yürüdüğünü henüz anlatmadığını; resmî ayırma ölçütünü sunduğunu gösterir. Ardından the difference is belirli karşılaştırma noktasını tanımlar; bu cümlede ölçütü açıklayan bir that yan cümlesiyle devam eder. Bu giriş, önce teorik standardı vererek açıklamayı düzenler ve daha sonra uygulamayla karşılaştırmaya yer bırakır.

Alıştırma

Teorik bir ayrım sunan iki parçalı girişle cümleyi tamamlayın: ____, ____ that one option requires a deposit while the other does not.

Cevabı göster

In theory · the difference is

Kelime

primarily earn compensation from selling: esas olarak satış yaparak ücret kazanmak

Burada earn compensation from selling, satış faaliyeti sayesinde ödeme almak anlamına gelir. from edatı ödemenin kaynağını belirtir; selling ise edattan sonra kullanılan -ing biçimidir. primarily, satışın ödeme kazanmanın ana yolu olduğunu, ancak mutlaka tek yol olmadığını belirtir. compensation; komisyon, prim veya başka ödeme biçimlerini kapsayabilen resmî ve genel bir terimdir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için primarily, earn compensation from ve sell ifadelerini kullanın: For this role, representatives ____ annual plans; other income is minor.

Cevabı göster

primarily earn compensation from selling

Kelime

to retail customers: perakende müşterilere

Retail customers, mal veya hizmetleri perakende aşamasında, genellikle yeniden satmak yerine kendi kullanımları için satın alan kişi ya da kuruluşlardır. to retail customers ifadesindeki to, ürün veya hizmeti alan alıcıları gösterir. Bir iş modeli açıklamasında bu ifade, son kullanıcılardan gelen talebe işaret eder. Yalnızca satıcıları sisteme katmaya veya stokları aracılara satmaya dayalı gelirden ayrılır.

Alıştırma

Hangi grup retail customers olarak en iyi şekilde tanımlanır?

  1. Bir hizmeti kendi kullanımları için satın alan kişiler
  2. Görevi daha fazla satıcıyı sisteme katmak olan satış temsilcileri
  3. Mağazalara yeniden satmak üzere ürün satın alan bir distribütör
Cevabı göster

Bir hizmeti kendi kullanımları için satın alan kişiler

while pyramid schemes primarily compensate members Kalıp ifadeler

2:56

buna karşın saadet zincirleri üyelerine öncelikle

for recruitment of new sellers.

2:58

yeni satıcılar bulmaları karşılığında ödeme yapar.

Kalıp ifadeler

compensate members for recruitment of: üyelere işe alım karşılığında ödeme yapmak

compensate someone for something kalıbı, bir kişiye hizmeti, çabası, masrafı veya kaybı nedeniyle para ya da başka bir fayda vermek anlamına gelir. Burada members ödemeyi alan kişilerdir; for recruitment of new sellers ise ödemenin dayandığı faaliyeti belirtir. Bu bağlamda compensate, mutlaka “bir zararı telafi etmek” değil, “ödeme yapmak veya ücret vermek” anlamındadır. Başka durumlara aktarılabilen yapı compensate + alıcı + for + neden veya faaliyettir.

Alıştırma

Cümleyi compensate + person + for + -ing yapısı ve recruit fiiliyle tamamlayın: The nonprofit compensates staff ____ new volunteers.

Cevabı göster

for recruiting

In practice, though, Anlatım akışı

3:01

Ancak pratikte,

Anlatım akışı

In practice, though: karşıt bir gerçeğe geçiş

In practice, tartışmayı bir kuraldan, teoriden veya beklenen sonuçtan gerçekten olanlara taşır. Though ise karşıtlık ekler: gerçek durum, az önce belirtilen fikirle tam olarak uyuşmaz. Bir cümlenin başında In practice, though, yaklaşık olarak “Ancak gerçekte” anlamına gelen bir geçiş ifadesidir. Beklentinin aksine bir gerçek sonucun geleceğini haber vererek düşünce akışını düzenler.

Alıştırma

Hedef geçiş ifadesini kullanarak teoriden bunun aksine olan gerçeğe geçişi tamamlayın: In theory, the schedule leaves plenty of time. ____, ____, the team is always rushing.

Cevabı göster

In practice · though

many multi-level marketing companies

3:02

birçok çok katlı pazarlama şirketi,

make it all but impossible for members to profit purely through sales. Notlar

3:04

üyelerin sadece satış yoluyla kar elde etmesini neredeyse imkansız hale getirir.

Deyimler

make it all but impossible: bir şeyi neredeyse imkânsız hâle getirmek

Bu cümlede all but, impossible sıfatından önce “neredeyse” anlamına gelir. Dolayısıyla make it all but impossible, bir şeyi neredeyse imkânsız hâle getirmek demektir; yine de çok küçük bir olasılık kalabilir. “İmkânsız dışında her şeyi yapmak” anlamına gelmez. Kalıp make it + adjective + for someone + to do something şeklindedir. it hazırlayıcı nesnedir; to’lu mastar, zor ya da mümkün hâle getirilen eylemi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle “The missing records made a full investigation all but impossible” cümlesini en iyi şekilde yeniden ifade eder?

  1. Eksik kayıtlar, tam bir soruşturmayı neredeyse imkânsız hâle getirdi.
  2. Eksik kayıtlar, tam bir soruşturmayı kesin hâle getirdi.
  3. Eksik kayıtlar, biri dışında her tür soruşturmayı mümkün hâle getirdi.
Cevabı göster

Eksik kayıtlar, tam bir soruşturmayı neredeyse imkânsız hâle getirdi.

Kalıp ifadeler

profit purely through sales: yalnızca satış yoluyla kâr etmek

Burada profit, maddi kazanç elde etmek anlamına gelen bir fiildir. Through sales, kârı sağlayan kanalın satış olduğunu belirtir; purely ise “yalnızca” veya “tamamen” demektir. profit purely through sales bir bütün olarak kazancın işe alım ücretleri ya da üyelik aidatları gibi başka kaynaklara dayanmadan yalnızca satışlardan geldiğini anlatır. profit through + kaynak veya kanal yapısı, bir kişinin ya da işletmenin nasıl para kazandığını açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir kooperatif katılım ücreti almıyor. “Yalnızca satış yaparak para kazanmak” anlamına gelen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The cooperative aims to ____.

Cevabı göster

profit purely through sales

And many pyramid schemes, like Vemma Nutrition,

3:08

Ve Vemma Nutrition gibi pek çok saadet zinciri,

disguise themselves as legal multi-level marketing businesses Kalıp ifadeler

3:11

ödeme ve üye bulma yapısını gizlemek için bir ürün veya hizmeti kullanarak

Kalıp ifadeler

Kendini yasal çok katmanlı pazarlama şirketleri gibi göstermek

Disguise themselves as, bir şeyin gerçek niteliğini kasıtlı olarak başka bir şeymiş gibi göstermesi anlamına gelir. Burada themselves, çoğul özne olan many pyramid schemes ifadesine gönderme yapar; as ise sahipmiş gibi davrandıkları kimliği, yani legal multi-level marketing businesses ifadesini tanıtır. Bu ifade, söz konusu sistemlerin gerçekten yasal işletmelere dönüştüğü anlamına gelmez. Yasal işletme görünümü, gerçek niteliklerini gizleyen bir örtüdür.

Alıştırma

Kasıtlı gizlemeyi anlatmak için disguise oneself as yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The fraudulent website disguised itself as an official bank login page.
  2. The fraudulent website disguised an official bank login page as itself.
  3. The fraudulent website resembled as an official bank login page.
Cevabı göster

The fraudulent website disguised itself as an official bank login page.

using a product or service to hide the pay and recruit structure. Dilbilgisi

3:15

kendilerini yasal çok katlı pazarlama işletmeleri olarak gizler.

Dilbilgisi

Ödeme ve üye toplama yapısını gizlemek için ürün veya hizmet kullanmak

Using a product or service, önceki yan cümlede sistemlerin kendilerini nasıl gizlediklerini açıklayan bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. Ayrı bir temel cümle eylemi değildir. To hide, ürün veya hizmeti kullanmanın amacını belirtir. Pay and recruit structure, ödemeler ve yeni üyelerin sisteme alınması etrafında kurulan alttaki düzeni ifade eder. Aktarılabilir using A to hide B kalıbında A aracı, B ise gizlenen şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi using A to hide B kalıbıyla tamamlayın: The company looked trustworthy, ____ complex paperwork ____ the extra fees.

Cevabı göster

using · to hide

Many pyramid schemes also capitalize on already existing trust Kalıp ifadeler

3:19

Birçok saadet zinciri aynı zamanda kiliseler, göçmen toplulukları

Kalıp ifadeler

capitalize on already existing trust: zaten var olan güvenden yararlanmak

Capitalize on something, bir durumdan, kaynaktan veya avantajdan yararlanarak çıkar sağlamak anlamına gelir. Burada also bunun ek bir taktik olduğunu, already existing ise güvenin sistem ortaya çıkmadan önce zaten var olduğunu vurgular. Trust yararlanılan unsur, pyramid schemes ise özne olduğu için ifade eleştirel bir ton taşır: Başkalarının güvenini katılım sağlamak veya para kazanmak için avantaja dönüştürme anlamı verir.

Alıştırma

Cümleyi capitalize on ifadesiyle tamamlayın: The new app tried to ____ its loyal users' trust.

Cevabı göster

capitalize on

within churches, immigrant communities, Kültür

3:24

veya birbirine sıkı sıkıya bağlı diğer gruplar

or other tightly-knit groups.

3:26

içindeki mevcut güvenden de faydalanır.

Kültür

kiliseler, göçmen toplulukları veya diğer sıkı bağlara sahip gruplar içinde

Bu liste, üyeleri arasında önceden oluşmuş sosyal bağlar ve güven bulunabilecek topluluklara işaret eder. Churches burada yalnızca binaları değil, kilise cemaatlerini veya üye ağlarını; immigrant communities ortak göç geçmişiyle birbirine bağlanan grupları; tightly-knit groups ise üyeleri arasında yakın ve sağlam ilişkiler bulunan grupları ifade eder. Cümlenin tamamında bunlar, bir piramit sisteminin istismar edebileceği güven ağlarının olası örnekleridir. Anlatılmak istenen, yakın ilişkilerin kötüye kullanılabileceğidir; kiliselerin veya göçmen topluluklarının dolandırıcılığa neden olduğu ya da onu desteklediği değildir.

Alıştırma

Vurgulanan parçanın bağlama en uygun yorumu hangisidir?

  1. Sıkı bağlara sahip her grubun dolandırıcılık amaçlı işletmeleri desteklediğini iddia eder.
  2. Kiliselerin ve göçmen topluluklarının birer piramit sistemi türü olduğunu söyler.
  3. Mevcut güveni bir piramit sistemi tarafından istismar edilebilecek topluluklara örnek verir.
Cevabı göster

Mevcut güveni bir piramit sistemi tarafından istismar edilebilecek topluluklara örnek verir.

The first few members are encouraged to report a good experience Ton ve niyet

3:28

İlk birkaç üye, gerçekte kar etmeye başlamadan önce

Ton ve niyet

are encouraged to report a good experience: olumlu bir deneyim anlatmaya teşvik edilmek

Edilgen be encouraged to + fiil kalıbı, birinin başka bir kişiyi bir şey yapmaya yönlendirdiğini, teşvik ettiğini veya desteklediğini anlatır. Burada bu etkiyi alanlar ilk üyelerdir; onları teşvik eden kişi ya da kuruluş ise belirtilmez. Bu cümlede report a good experience, deneyimin olumlu olduğunu başkalarına anlatmak demektir. Eleştirel bir bağlamda ilk üyelerin bunu söylemeye teşvik edilmesi, olumlu bir kulaktan kulağa tanıtım yaratma çabasını düşündürebilir; ancak encouraged tek başına «zorlanmış» anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bağlamda are encouraged to report a good experience ifadesinin en yakın anlamı hangisidir?

  1. Resmî bir kâr raporu sunmaları zorunlu tutulur.
  2. Deneyimin olumlu olduğunu başkalarına anlatmaları için yönlendirilirler.
  3. Olanları konuşmaları engellenir.
Cevabı göster

Deneyimin olumlu olduğunu başkalarına anlatmaları için yönlendirilirler.

before they actually start making a profit. Dilbilgisi

3:32

iyi bir deneyim yaşadıklarını bildirmeye teşvik edilir.

Dilbilgisi

before they actually start making a profit: gerçekten kâr etmeye başlamadan önce

Before + özne + fiil bir zaman yan cümlesi kurar. Daha sonraki bir zamanı sınır olarak belirler: önceki cümlecikteki eylem önce gerçekleşir, onlar ise daha sonra kâr etmeye başlar. Actually, «gerçekten» veya «aslında» anlamına gelir ve önceki bir iddia ya da görünüş ile gerçek mali sonuçlar arasındaki farkı vurgular. Make a profit, kazanılan paranın maliyeti aşarak kâr elde edilmesini anlatan standart bir kalıptır.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca tavsiyenin gerçek kârdan önce gerçekleştiğini söyler ve o zamana kadar devam ettiğini belirtmez?

  1. They recommended the program before they actually started making a profit.
  2. They actually started making a profit before they recommended the program.
  3. They recommended the program until they actually started making a profit.
Cevabı göster

They recommended the program before they actually started making a profit.

Others in their network follow their example, Kalıp ifadeler

3:34

Ağlarındaki diğer kişiler de onların örneğini takip eder

Kalıp ifadeler

follow their example: yaptıklarını örnek almak

Follow someone's example, birinin ne yaptığını görüp benzer şekilde davranmak anlamına gelir. Burada başkaları önceki üyelerin davranışını taklit ediyor; follow onların arkasından yürümek anlamında kullanılmıyor. Örnek alınan davranış iyi de kötü de olabilir. İfade yalnızca taklit etmeyi anlatır; konuşanın bunu onaylayıp onaylamadığını bağlam gösterir.

Alıştırma

Cümleyi follow someone's example ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Lena started bringing a reusable bottle, and her coworkers soon ____.

Cevabı göster

followed her example

and the schemes balloon in size Deyimler

3:37

ve çoğu üyenin aslında kar etmediği netleşmeden önce

before it becomes clear that most members aren't actually profiting. Dilbilgisi

3:39

sistemin boyutu bir balon gibi şişer.

Deyimler

the schemes balloon in size: düzenlerin boyutu hızla büyür

Burada balloon bir fiildir. Kullanılan imge, içi havayla doldukça genişleyen bir balondur; bu nedenle the schemes balloon in size, düzenlerin kısa sürede çok daha büyük hâle gelmesi anlamına gelir. Balloon fiili büyümeyi çoğu zaman çarpıcı ve kontrol edilmesi zor olabilecek bir gelişme gibi gösterir. Büyük ve hızlı artışlarda boyut, maliyet, borç, sayı veya iş yükünü anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi balloon in size ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the app went viral, its user base ____ in just two weeks.

Cevabı göster

ballooned in size

Dilbilgisi

before it becomes clear that: gerçeğin daha sonra anlaşılmasını belirtmek

before it becomes clear that + yan cümle kalıbı, bir gerçeğin ancak daha sonraki bir noktada fark edildiğini gösterir. it biçimsel öznedir; that ile başlayan yan cümle, açıklığa kavuşan gerçeği belirtir. Bu parçada, üyelerin çoğunun kâr etmediği gerçeği ancak önceki bir süreç bir süredir devam ettikten sonra anlaşılır. Bu yapı çoğu zaman gerçeğin geç ortaya çıktığını ima eder; geçmiş zamanlı bir anlatıda becomes genellikle became olur.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki bir durumun bir gerçek daha sonra fark edilene kadar sürdüğünü göstermek için before it became clear that kalıbını kullanır?

  1. Once it became clear that the app was leaking user data, the company kept it online for weeks.
  2. The faulty app stayed online for weeks before it became clear that it was leaking user data.
  3. The faulty app was removed immediately because everyone already knew it was leaking user data.
Cevabı göster

The faulty app stayed online for weeks before it became clear that it was leaking user data.

Often, the victims are embarrassed into silence. Deyimler

3:43

Genellikle mağdurlar utançtan dolayı sessizliğe bürünür.

Deyimler

are embarrassed into silence: into sonucu belirtir

Be embarrassed into silence, utanç veya mahcubiyetin birinin konuşmayı bırakmasına ya da sesini çıkaramamasına neden olması demektir. Edilgen be + embarrassed + into + sonuç kalıbında into, ulaşılan durumu, yani silence durumunu belirtir. Burada mağdurlar yalnızca sessiz oldukları sırada mahcup hissetmez; bu duygu onları sessizliğe iter. Daha geniş ve yeniden kullanılabilir kalıp fiil + someone + into + sonuç durumu veya eylemi biçimindedir; shame someone into silence ve pressure someone into resigning buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi ‘konuşmayı bırakacak kadar utandırılmış’ anlamındaki üç kelimelik hedef sonuç ifadesiyle tamamlayın: After the class laughed at his question, Leo was ____.

Cevabı göster

embarrassed into silence

Pyramid schemes entice people Kalıp ifadeler

3:46

Saadet zincirleri insanları

with the promise of opportunity and empowerment.

3:48

fırsat ve güçlendirme vaadiyle cezbeder.

Kalıp ifadeler

entice people with the promise of ...: bir vaatle insanları cezbetmek

Entice someone with the promise of something, umut edilen bir yarar sunarak birini çekmek veya ayartmak anlamına gelir. Bu cümlede opportunity ve empowerment, insanları piramit sistemlerine çeken cazip gelecek yararları olarak sunulur; entice sözcüğündeki eleştirel ton, bu çekiciliğin yönlendirici veya yanıltıcı olabileceğini düşündürür. Kalıp entice + kişi + with + teşvik biçimindedir. The promise of + isim, gerçekten sağlanıp sağlanmayacağı belli olmayan ancak kişiye sunulan yararı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: The recruiter tried to ____ a high salary that was never guaranteed.

Cevabı göster

entice applicants with the promise of

So when members don't end up making money, Öbek fiiller

3:51

Bu nedenle üyeler sonuçta para kazanamadıklarında,

Öbek fiiller

don't end up making money: sonuçta para kazanamamak

End up doing something, bir süreçten sonra nihai bir sonuca varmak anlamına gelir ve bu sonuç çoğu zaman planlanandan veya beklenenden farklıdır. Burada don't end up making money, üyelerin sonuç olarak para kazanmadığını belirtir; para kazanmaya başlayıp sonra bıraktıkları anlamına gelmez. End up sonrasında bir fiil gelirse -ing biçimi kullanılır: end up making. End up make veya end up to make kullanılmaz. Olumsuz yapmak için do not ya da don't ifadesini end up önüne getirin.

Alıştırma

Walk fiilinin doğru biçimini kullanın: After missing the last train, we ended up ____ home.

Cevabı göster

walking

they can blame themselves rather than the scheme, Kalıp ifadeler

3:53

vaat edilen getirileri elde edecek kadar

Kalıp ifadeler

blame themselves rather than the scheme: suçun yöneltileceği hedefi seçmek

Blame A rather than B, sorumluluğu B'ye değil A'ya yüklemek demektir. Burada themselves A'nın, the scheme ise B'nin yerindedir; yani bu kişiler sistemi suçlamak yerine kendilerini suçlar. Rather than, aynı dil bilgisel göreve sahip iki seçeneği bağlar. Burada ikisi de blame fiilinin nesnesidir; daha genel olarak do A rather than B, eylem veya odak olarak B yerine A'nın seçildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, Nina'nın kafa karıştırıcı talimatları değil kendisini suçladığı anlamına gelecek şekilde tamamlayın. rather than kullanın: After the bad result, Nina ____ the confusing instructions.

Cevabı göster

blamed herself rather than

thinking they weren't tenacious Dilbilgisi

3:56

azimli olmadıklarını düşünerek

enough to earn the returns promised.

3:57

sistem yerine kendilerini suçlayabilirler.

Dilbilgisi

tenacious enough to earn...: sıfat + enough + to

Sıfat + enough + to + fiilin yalın hâli, bir niteliğin bir eylem için gereken düzeye ulaştığını belirtir. Olumsuz weren't tenacious enough to earn yapısı, getirileri elde etmek için gereken düzeyde azimli olmadıklarını düşündükleri anlamına gelir. Burada returns, bir yatırımdan elde edilen kazanç veya kâr anlamındaki çoğul bir isimdir. Ardından gelen promised, kısaltılmış bir niteleyicidir: the returns promised, the returns that were promised anlamına gelir ve ikinci bir ana fiil değildir.

Alıştırma

patient sıfatını adjective + enough + to yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: Leo was ____ wait quietly for an hour.

Cevabı göster

patient enough to

Some victims keep trying,

4:00

Bazı mağdurlar denemeye devam eder,

investing in multiple schemes,

4:01

birden fazla sisteme yatırım yapar

and losing money each time.

4:04

ve her seferinde para kaybeder.

In spite of all these factors, Anlatım akışı

4:06

Tüm bu faktörlere rağmen,

there are ways to spot a pyramid scheme. Kelime

4:08

bir saadet zincirini fark etmenin yolları vardır.

Anlatım akışı

In spite of all these factors: ödünleme ilişkisini belirtmek

In spite of all these factors bir ödünleme ifadesidir. Önce daha önce sözü edilen zorlukları veya etkileri kabul eder, ardından gelen yargının bunlara rağmen geçerliliğini koruduğunu belirtir: sistemi tanımanın yolları vardır. Yapı in spite of + isim öbeği veya -ing biçimidir. Cümlenin başında bilgiyi “engel kabul ediliyor, ancak sonuç yine de geçerli” ilişkisine göre düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle bir engeli kabul ederken sonucun yine de gerçekleştiğini belirtmek için in spite of kullanır?

  1. Because the traffic was light, we arrived on time.
  2. In spite of the heavy traffic, we arrived on time.
  3. After the traffic cleared, we arrived on time.
Cevabı göster

In spite of the heavy traffic, we arrived on time.

Kelime

ways to spot a pyramid ...: spot fiilinin “tanımak” anlamı

ways to spot a pyramid scheme ifadesinde spot, “fark edip doğru biçimde tanımak” anlamına gelen bir fiildir. ways to + fiil kalıbı bir şeyi yapma yöntemleri anlamına gelir; dolayısıyla bu ifade, bu tür bir sistemi tanıma yöntemlerini anlatır. Spot çoğu zaman ipuçlarının görülebilir veya fark edilebilir olduğu, ancak kolayca gözden kaçabileceği anlamını taşır. Sahte ürünleri, dolandırıcılıkları, hataları veya uyarı işaretlerini tanımaya yönelik pratik tavsiyelerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede ways to spot ... ifadesi bir şeyi tanıma yöntemleri anlamında kullanılmıştır?

  1. The guide recommends quiet spots for reading.
  2. The guide explains ways to spot fake reviews.
  3. The guide marks several spots on the city map.
Cevabı göster

The guide explains ways to spot fake reviews.

Time pressure is one red flag. Deyimler

4:11

Zaman baskısı tehlike işaretlerinden biridir.

Deyimler

red flag: olası bir sorunun uyarı işareti

Burada red flag, bir şeyin tehlikeli, dürüstlükten uzak veya başka bir açıdan sorunlu olabileceğini gösteren işaret anlamında kullanılan bir deyimdir. Cümle, hızlı karar verme baskısının temkinli olmak için bir neden olduğunu söyler; gerçek bir kırmızı bayraktan söz etmez. One sözcüğü, zaman baskısının birden fazla uyarı işaretinden yalnızca biri olduğunu gösterir. Bir red flag kaygı uyandırır ve durumu daha yakından incelemeyi gerektirir; bir şeyin yanlış olduğuna dair kesin kanıt olması gerekmez.

Alıştırma

“Time pressure is one red flag” cümlesindeki red flag ne anlama gelir?

  1. Bir teklifin güvenli olduğunun kanıtı
  2. Bir şeylerin yanlış olabileceğini gösteren uyarı işareti
  3. Hızlı hareket etmeye yönelik resmî talimat
Cevabı göster

Bir şeylerin yanlış olabileceğini gösteren uyarı işareti

Be wary of directives to "act now Ton ve niyet

4:13

"Şimdi harekete geç

or miss a once-in-a-lifetime opportunity".

4:16

ya da hayatta bir kez karşına çıkacak bir fırsatı kaçır" gibi talimatlara karşı dikkatli olun.

Ton ve niyet

Be wary of directives: temkinli olmaya yönelik resmî uyarı

Be wary of + isim, tehlike, aldatma veya başka bir sorun içerebileceği için bir şeye karşı temkinli olmak anlamına gelir. Emir biçimindeki Be, ifadeyi doğrudan bir tavsiye veya uyarıya dönüştürür. Wary yalnızca genel dikkat değil, kuşku içeren bir tedbir anlamı taşır. Directives, birine ne yapacağını söyleyen talimatlar veya emirlerdir. Tam cümledeki to “act now ...”, bu talimatların istediği eylemi belirtir. Dolayısıyla uyarı, aciliyet yaratarak baskı kuran talimatlarla ilgilidir.

Alıştırma

Hangi cümle, acil ödeme isteyen mesajlara karşı kuşkulu bir tedbiri göstermek için hedef ifadeyi kullanır?

  1. Be aware of messages that demand immediate payment.
  2. Be weary of messages that demand immediate payment.
  3. Be wary of messages that demand immediate payment.
Cevabı göster

Be wary of messages that demand immediate payment.

Ton ve niyet

act now or miss a once-in-a-lifetime opportunity: kayıp tehdidiyle aciliyet yaratmak

Act now or miss ... ifadesi, emir kipini or ve olumsuz bir sonuçla birleştirir. Or, istenen eylem ile dinleyici buna uymazsa gerçekleşecek sonucu bağlar: hemen harekete geçmek ya da fırsatı kaybetmek. Once-in-a-lifetime, fırsatı son derece nadir bir şey olarak sunar. İfade bütünüyle yalnızca bir son tarih bildirmek yerine aciliyet ve fırsatı kaçırma korkusu yaratarak hızlı karar vermeye zorlar.

Alıştırma

"Act now or miss a once-in-a-lifetime opportunity" ifadesinin başlıca ikna etkisi nedir?

  1. Dikkatle karşılaştırılabilecek birkaç seçeneği tarafsız biçimde sıralar.
  2. Fırsatın bağımsız olarak doğrulandığını kanıtlar.
  3. Gecikmeyi nadir bir fırsatın kalıcı olarak kaybedilmesi şeklinde sunarak aciliyet yaratır.
Cevabı göster

Gecikmeyi nadir bir fırsatın kalıcı olarak kaybedilmesi şeklinde sunarak aciliyet yaratır.

Promises of large life-altering amounts of income Kelime

4:19

Hayat değiştirecek kadar büyük gelir vaatleri

are also suspect. Kelime

4:22

de şüphelidir.

Kelime

Promises of large life-altering amounts of income: kazanç vaadini güçlendirmek

Ana isim amounts sözcüğüdür. Large ve life-altering, amounts sözcüğünü niteler; of income ise ölçülen şeyin ne olduğunu belirtir. Promises of ... yapısı, gelirle ilgili bu iddianın tamamını vaatlerin içeriği olarak sunar. Life-altering, birinin hayatını önemli ve kalıcı biçimde değiştirebilecek anlamına gelir. Large sözcüğünden daha güçlüdür: large büyüklüğü anlatırken life-altering etkiyi öne sürer. Bir gelir teklifinde ikisinin birlikte kullanılması vaat edilen ödülü büyütür ve iddianın kanıt gerektirdiğine işaret eder.

Alıştırma

"Promises of large life-altering amounts of income" ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Gelirin kendisinin yeniden hayata döneceği vaatleri.
  2. Birinin hayatını önemli ölçüde değiştirebileceği iddia edilen çok yüksek kazanç vaatleri.
  3. Günlük hayat üzerinde çok az etkisi olacak küçük ve sıradan kazanç vaatleri.
Cevabı göster

Birinin hayatını önemli ölçüde değiştirebileceği iddia edilen çok yüksek kazanç vaatleri.

Kelime

are also suspect: sıfat olarak suspect

are also suspect ifadesinde suspect, bağlayıcı fiil are’dan sonra gelen bir sıfattır. “Şüpheli” veya “tam olarak güvenilir olmayan” anlamına gelir: anlatılan şeyler şüphe duymak için neden verir, ancak yanlış oldukları mutlaka kanıtlanmış değildir. also, bu şeyleri daha önce belirtilen uyarı işaretlerine veya endişelere ekler. Böylece ifade, kontrol edilmesi gereken bir nokta daha olduğunu gösterir.

Alıştırma

suspect sözcüğünün “şüpheli” anlamında sıfat olduğu cümleyi seçin.

  1. The analyst suspects that the figures are false.
  2. The figures look suspect after the audit.
  3. The police interviewed the suspect.
Cevabı göster

The figures look suspect after the audit.

And finally, a legitimate multi-level marketing business

4:24

Ve son olarak, yasal bir çok katlı pazarlama işletmesi,

shouldn't require members to pay Dilbilgisi

4:28

üyelerinden bir ürün veya hizmeti satma fırsatı için

for the opportunity to sell a product or service. Kalıp ifadeler

4:29

para ödemelerini talep etmemelidir.

Dilbilgisi

shouldn't require members to pay: require + kişi + to + fiil

Require + kişi + to + fiilin yalın hâli, bir eylemi o kişi için zorunlu kılmak anlamına gelir. require members to pay yapısında members zorunluluğun uygulandığı kişileri, to pay ise yapılması gereken eylemi belirtir. shouldn't olumsuz bir değerlendirme ekler: konuşan kişi bu koşulun dayatılmaması gerektiğini söyler. Yeniden kullanılabilen yapı require someone to do something şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi require + kişi + to + fiil yapısıyla tamamlayın: Company policy does not ____ employees ____ buy their own safety equipment.

Cevabı göster

require · to

Kalıp ifadeler

for the opportunity to sell: ödemenin karşılığında alınan şey

pay for ... gibi ödeme bildiren bir ifadede for, para karşılığında elde edilen şeyi tanıtır. Burada para ödenen şey, ürünün veya hizmetin kendisi olmak zorunda değildir; bir ürün ya da hizmet satma fırsatıdır. the opportunity to + fiilin yalın hâli kalıbı, bu fırsatın veya erişimin yapılmasına izin verdiği eylemi belirtir. İş modelleri incelenirken bu ifade, bir ücretin gerçek bir değer için mi yoksa esas olarak katılma ya da satış izni için mi ödendiğini sorgulamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Ücretin satış fırsatı satın aldığını belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Vendors should not have to pay ____ their own products at the fair.

Cevabı göster

for the opportunity to sell

Pyramid schemes can be incredibly destructive to individuals, Kalıp ifadeler

4:33

Saadet zincirleri bireyler,

communities, and even entire countries.

4:37

topluluklar ve hatta tüm ülkeler için inanılmaz derecede yıkıcı olabilir.

Kalıp ifadeler

destructive to ... and even ...: zararın kapsamını genişletmek

Be destructive to + isim, to sonrasında belirtilen kişiye, gruba, sisteme veya yere ciddi zarar vermek anlamına gelir. Can olasılık bildirir, incredibly ise zararın derecesini güçlendirir. Liste individuals düzeyinden communities düzeyine, ardından entire countries düzeyine doğru genişler. And even son ve en geniş düzeyi özellikle çarpıcı olarak gösterir; böylece kapsam büyüdükçe cümlenin etkisi de artar.

Alıştırma

Hangi cümle destructive to ifadesini doğru kullanıyor ve daha küçük bir kapsamdan daha büyük bir kapsama ilerliyor?

  1. The policy could be destructive for families, neighborhoods, and even entire cities.
  2. The policy could destruct to families, neighborhoods, and even entire cities.
  3. The policy could be destructive to families, neighborhoods, and even entire cities.
Cevabı göster

The policy could be destructive to families, neighborhoods, and even entire cities.

But you can fight fire with fire Deyimler

4:40

Ancak bu videoyu tanıdığınız üç kişiye göndererek

by sending this video to three people you know Anlatım akışı

4:42

ve onları da aynı şeyi yapmaya teşvik ederek

and encouraging them to do the same.

4:45

ateşle ateşle karşılık verebilirsiniz.

Deyimler

fight fire with fire: aynı taktikle karşılık vermek

Fight fire with fire, bir saldırıya, taktiğe veya soruna aynı tür yöntemi ona karşı kullanarak cevap vermek anlamına gelen bir deyimdir. Burada gerçek bir yangını söndürmekten söz edilmez. Bu cümlede konuşmacı, saadet zinciriyle ilişkilendirilen zincirleme paylaşım biçimini kopyalar ancak bunu bir uyarı videosunu yaymak için kullanır. Deyim, bu tersine çevirmeyi mizahi bir karşı saldırı olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede fight fire with fire, benzer bir stratejiyle karşılık vermek anlamında kullanılmıştır?

  1. When the opposing team played aggressively, our team fought fire with fire and matched their intensity.
  2. When the opposing team played aggressively, our team left the field without responding.
  3. The firefighters fought fire with fire by pouring water on the flames.
Cevabı göster

When the opposing team played aggressively, our team fought fire with fire and matched their intensity.

Anlatım akışı

by sending ... and encouraging them to do the same: ironik bir geri dönüş kurmak

By + -ing, daha önce belirtilen hedefe ulaşmak için kullanılan yöntemi tanıtır. Sending ve encouraging paralel -ing biçimleridir; do the same ise daha önce belirtilen zincirleme paylaşım eyleminin yerini alarak bunun bütünüyle tekrarlanmasını önler. Three people ve do the same ayrıntıları, kendini tekrar eden bir zincir oluşturur. Bu yapı, saadet zincirlerinin giderek genişleyen katmanlar yoluyla insan toplamasını çağrıştırır; ancak burada dolandırıcılık karşıtı bir video yayılmaktadır. Eleştirilen biçimin zıt bir amaçla yeniden kullanılması ironik bir geri dönüş yaratır.

Alıştırma

Three people ve do the same ifadeleri sonu neden ironik hâle getiriyor?

  1. Genişleyen üye toplama biçimini kopyalayarak dolandırıcılık karşıtı bir mesaj yayar ve ironik bir geri dönüş oluşturur.
  2. Yalnızca dosya göndermekle ilgili teknik bir talimattır ve önceki konuyla hiçbir bağlantısı yoktur.
  3. İzleyicilerden ciddi biçimde yeni bir yatırım programına katılmalarını ister.
Cevabı göster

Genişleyen üye toplama biçimini kopyalayarak dolandırıcılık karşıtı bir mesaj yayar ve ironik bir geri dönüş oluşturur.

While we're at it, here are a couple other things Kalıp ifadeler

4:48

Bunu yaparken, göz kulak olmanıza yardımcı olabileceğimiz

Kalıp ifadeler

While we're at it: ilgili bir işi araya eklemek

While we're at it, “zaten bunu yapıyor veya konuşuyorken, ilgili başka bir şeyle de ilgilenmek için iyi bir fırsat” anlamına gelir. Buradaki at it fiziksel bir yeri değil, devam eden etkinliği veya konuyu belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında, mevcut durumla doğal biçimde bağlantılı ek bir işe veya noktaya yumuşak bir geçiş sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “zaten bunu yapıyorken” anlamındaki dört kelimelik geçiş ifadesiyle tamamlayın: We're organizing the closet. ____, let's label the storage boxes.

Cevabı göster

While we're at it

we can help you keep an eye out for. Deyimler

4:51

başka birkaç şey de burada.

Deyimler

keep an eye out for: ortaya çıkabilecek bir şeyi kollamak

Keep an eye out for, belirli bir kişi, nesne, işaret, risk veya fırsat ortaya çıktığında onu fark etmek için dikkatli olmak anlamına gelir. Aktif biçimde gözlemlemeyi anlatır; kelimesi kelimesine bir gözü bir yere koymak demek değildir. Tam cümlede a couple other things, for'un nesnesidir ve we can help you keep an eye out for ilgi cümleciği tarafından nitelenir. İngilizcede edat, ilgi cümleciğinin sonunda kalabilir; bu nedenle sondaki for'un nesnesi eksik değildir.

Alıştırma

Leo henüz gelmedi. Hangi cümle birinden Leo ortaya çıktığında onu fark etmek için dikkatli olmasını ister?

  1. Keep an eye on Leo near the main entrance.
  2. Take a look at Leo near the main entrance.
  3. Keep an eye out for Leo near the main entrance.
Cevabı göster

Keep an eye out for Leo near the main entrance.