Büyük Patlama (Big Bang) bilmecesini çözebilir misin? - James Tanton: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
795 kelime 145 kel/dk

Video özeti: Kozmik bir hayatta kalma bilmecesi, bir madde parçacığının yok olmamak için madde ve antimadde halkasında hangi konuma girmesi gerektiğini soruyor. Çözüm, ulaşılmak istenen son durumdan başlayıp önceki eşleşmeleri yeniden kuruyor ve ortaya çıkan düzeni, çok büyük bir halkada güvenli konumu belirleyen hareketli toplam algoritmasına dönüştürüyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. work backwards. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu yaygın problem çözme ifadesini, gerekli sonuçtan başlayıp o sonucu oluşturabilecek adımları geriye doğru izlemek şeklinde anlayın. Bilmece, ispat, hata ayıklama süreci veya son hedefi bilinen bir planı açıklarken bu ifadeyi kullanabilirsiniz. 2. Each of the 27,182 attendees has brought — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bu uzun öznenin dil bilgisel merkezinin çoğul attendees değil, Each olduğunu ve bu yüzden tekil has fiilinin kullanıldığını fark edin. Böylece each of ardından çoğul bir grup geldiğinde bile özne-yüklem uyumunu doğru kurabilirsiniz. 3. For each matter cube, add one, and for each antimatter cube, subtract one. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Tekrarlanan for each yapılarının her öğeye ayrı ayrı uygulanan kesin bir işlemi nasıl anlattığını öğrenin. Bu paralel emir kalıbıyla döngüleri, sayma kurallarını, veri işlemeyi ve diğer algoritmaları açık ve belirsizliğe yer bırakmadan tarif edebilirsiniz.

Bu derste

It's moments after the big bang and wow, Kültür

0:06

Büyük patlamadan hemen sonrası ve vay canına,

Kültür

the big bang: kozmik zamanda bir işaret

Bu cümlede the big bang, evrenin aşırı sıcak ve yoğun bir ilk durumdan genişleyip gelişmeye başlamasının bilimsel adı olan Büyük Patlama'yı ifade eder. Buradaki big, sıradan bir patlamanın büyüklüğünü anlatan basit bir sıfat değildir. moments after the big bang ifadesi, hikâyeyi kozmik tarihin son derece erken bir dönemine yerleştirir. Resmî yazılarda bu ad genellikle the Big Bang şeklinde büyük harflerle yazılır.

Alıştırma

Bu cümlede the big bang nasıl bir arka plan oluşturuyor?

  1. Hikâye, kozmik tarihin başlangıcındaki çok erken bir dönemde geçiyor.
  2. Hikâye, bir stadyumdaki yüksek sesten sonra başlıyor.
  3. Hikâye, büyük bir bombanın patlamasından sonra başlıyor.
Cevabı göster

Hikâye, kozmik tarihin başlangıcındaki çok erken bir dönemde geçiyor.

you're still reeling. Deyimler

0:11

hâlâ afallamış durumdasın.

Deyimler

still reeling: şokun etkisinden henüz çıkmamış olmak

Burada reeling, güçlü bir deneyimden sonra şoka uğramış, zihinsel olarak dengesiz veya sakin düşünemez durumda olmayı ifade eder. Bu mecazi bir kullanımdır; kişinin fiziksel olarak dönmesi gerekmez. Still, bu tepkinin anlatılan anda da sürdüğünü gösterir. Yaygın bir yapı, be reeling from + şoka neden olan olay veya haber şeklindedir.

Alıştırma

She is still reeling from the sudden news ne anlama gelir?

  1. Hâlâ şokta ve henüz toparlanamadı.
  2. Mutlu bir şekilde kendi etrafında dönüyor.
  3. Haberi tamamen unuttu.
Cevabı göster

Hâlâ şokta ve henüz toparlanamadı.

You're a particle of matter amidst a chaotic stew of forces, fusion, and annihilation. Deyimler

0:13

Kuvvetlerin, füzyonun ve yok oluşun kaotik çorbasının ortasında bir madde parçacığısın.

Deyimler

a chaotic stew of...: kaotik bir karışım

Bu cümlede a stew of, birçok farklı şeyin birbirinden ayrılması zor olacak kadar iç içe geçmesini anlatan bir metafordur. forces, fusion, and annihilation listesi yiyecekten söz etmez; birden fazla fiziksel süreci tek bir çalkantılı karışım gibi sunar. Chaotic, karışımın neredeyse hiç düzeni olmadığını vurgular. a stew of + isimler kalıbını karmaşık biçimde etkileşen duyguları, fikirleri, baskıları veya olayları anlatmak için yeniden kullanabilirsin.

Alıştırma

Hangi cümlede a chaotic stew of, karmaşık ve düzensiz bir durumu anlatan metafor olarak kullanılmıştır?

  1. The cook served a stew of beans and carrots.
  2. The committee faced a chaotic stew of rumors, deadlines, and conflicting advice.
  3. The empty room contained one silent chair.
Cevabı göster

The committee faced a chaotic stew of rumors, deadlines, and conflicting advice.

If you're lucky and avoid being destroyed by antimatter, Dilbilgisi

0:19

Eğer şanslıysan ve antimadde tarafından yok edilmekten kaçınırsan,

you'll be the seed of a future galaxy. Deyimler

0:22

gelecekteki bir galaksinin tohumu olacaksın.

Dilbilgisi

If you're lucky ... you'll be ve avoid being destroyed

if yan cümlesinde geniş zaman biçimleri you're ve avoid kullanılırken sonuç cümlesinde will sözcüğünün 'll kısaltması ile be fiilinin yalın hâli kullanılır. Bu birinci koşul yapısı, gelecekteki koşulu gerçek bir olasılık olarak sunar ve koşul gerçekleşirse ne olacağını öngörür. avoid sonrasında to alan mastar değil, isim veya -ing biçimli isim-fiil kullanılır. Being destroyed edilgen bir isim-fiildir; parçacık eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Yeniden kullanılabilen kalıp avoid + being + geçmiş zaman ortacıdır; avoid being delayed buna bir örnektir.

Alıştırma

Birinci koşul cümlesini tamamla. İlk boşlukta avoid fiilinin geniş zaman biçimini ve ardından destroy fiilinin edilgen -ing biçimini kullan. İkinci boşlukta will + keep kullan: If the probe ____ by the storm, it ____ transmitting.

Cevabı göster

avoids being destroyed · will keep

Deyimler

the seed of...: büyüyüp gelişecek bir şeyin başlangıcı

Bu cümlede the seed of a future galaxy bir benzetmedir. Bir bitki tohumu değilsin; ileride bir galaksinin oluşabileceği küçük başlangıç noktasısın. the seed of + isim yapısı, bir şeyi daha sonra gelişebilecek daha büyük bir şeyin ilk kaynağı veya ilk biçimi olarak gösterir.

Alıştırma

Hedef tohum benzetmesini kullanarak cümleyi tamamla: The first neighborhood meeting became ____ a citywide recycling program.

Cevabı göster

the seed of

You gravitate towards a ring of particles that have devised a game. Notlar

0:26

Bir oyun tasarlamış olan bir parçacık halkasına doğru çekiliyorsun.

Kelime

gravitate towards: doğal bir çekimle yaklaşmak

Gravitate towards, bir şey seni çektiği için onun yönünde hareket etmek anlamına gelir. Konu parçacıklar olduğunda gravitate, yer çekimiyle ilgili fiziksel anlamını taşır; grubun ve oyunun da seni onlara doğru çektiği hissini verir. Tarafsız move towards ile karşılaştırıldığında gravitate towards, doğal bir çekim veya tercih anlamı ekler. İnsanların belirli kişileri, yerleri veya etkinlikleri tekrar tekrar doğal biçimde seçmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Bir şeye doğal olarak çekilmeyi anlatan hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamla: At lunch, Maya tends to ____ classmates who share her interests.

Cevabı göster

gravitate towards

Kalıp ifadeler

have devised a game: dikkatlice düşünüp bir oyun tasarlamak

have devised a game ifadesindeki devise, “dikkatlice düşünüp bir şeyi tasarlamak veya geliştirmek” anlamına gelir. Parçacıklar yalnızca fiziksel bir nesne yapmamış, oyunun fikrini ve kurallarını oluşturmuştur. Have devised, have + devised yapısındaki present perfect biçimidir. Tasarlama işini tamamlanmış ve oyunu mevcut durumda kullanılabilir olarak sunar. Devise; plan, method, strategy, system ve game gibi isimlerle doğal biçimde kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede devise, “dikkatlice düşünüp tasarlamak” anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. The engineers have device a safer system.
  2. The engineers have devised a safer system.
  3. The engineers have devise a safer system.
Cevabı göster

The engineers have devised a safer system.

A friendly gluon explains,

0:30

Dost canlısı bir gluon açıklıyor,

there are an equal number of matter and antimatter particles. Kalıp ifadeler

0:32

eşit sayıda madde ve antimadde parçacığı var.

Kalıp ifadeler

an equal number of ...: sayıların eşit olduğunu belirtmek

Bu cümlede an equal number of matter and antimatter particles, iki parçacık türünün sayılarının eşit olduğunun anlatılmak istendiğini belirtir. İfade, her grupta kaç parçacık bulunduğunu karşılaştırır; parçacıkların büyüklüğünü veya kütlesini değil. Number, sayılabilen varlıklarla ve ardından çoğul sayılabilen bir isimle kullanılır: an equal number of cards. İki kategori de adlandırıldığında equal numbers of A and B veya the same number of A and B, iki yönlü karşılaştırmayı özellikle açık hâle getirebilir.

Alıştırma

Hangi cümle iki kutuda aynı sayıda kart bulunduğunu doğru biçimde ifade eder?

  1. The two boxes contain an equally number of cards.
  2. The two boxes contain an equal amount of cards.
  3. The two boxes contain an equal number of cards.
Cevabı göster

The two boxes contain an equal number of cards.

At the blow of a cosmic whistle, Kalıp ifadeler

0:36

Kozmik bir düdük çalmasıyla,

Kalıp ifadeler

At the blow of a cosmic whistle: kozmik bir düdük çalınca

At the blow of a whistle, özellikle düdük sesi başlama işareti olduğunda “düdük çalınca” anlamına gelir. Burada blow bir isimdir; bir kez üfleme eylemini veya bunun çıkardığı sesi adlandırır. At ise sonraki olayın başladığı anı gösterir. Cosmic, whistle sözcüğünü niteleyerek evren ölçeğinde bilim kurguya özgü bir görüntü oluşturur. Yapının görevini değiştirmez: ifade hâlâ ardından gelen olayı başlatan işareti tanıtır.

Alıştırma

Hangi cümle düdüğün eylemi başlatan işaret olduğunu gösterir?

  1. At the blow of the whistle, the runners sprinted forward.
  2. The runners heard a whistle after the race had ended.
  3. The runners found a whistle beside the track.
Cevabı göster

At the blow of the whistle, the runners sprinted forward.

every particle of matter with a particle of antimatter to its immediate right Kalıp ifadeler

0:39

hemen sağında bir antimadde parçacığı bulunan her madde parçacığı

will merge with that antiparticle to poof, both annihilate. Kalıp ifadeler

0:44

o antiparçacıkla birleşecek ve puf, ikisi de yok olacak.

Kalıp ifadeler

with ... to its immediate right: hemen sağında ... bulunan

With ile başlayan bölüm, hangi madde parçacıklarının kastedildiğini açıklar: her birinin hemen sağında bir antimadde parçacığı vardır. Its, madde parçacığına gönderme yapar; to ... right ise antimadde parçacığının ona göre konumunu verir. Burada immediate mekânsal bir anlam taşır. Sağ tarafta, arada hiçbir şey olmadan doğrudan yanında demektir; zaman anlamında “hemen” demek değildir.

Alıştırma

Ava 5 numaralı, Ben ise onun doğrudan sağ yanındaki 6 numaralı koltukta oturuyor. Hangi cümle Ben'in konumunu tam olarak anlatır?

  1. Ben is to Ava's immediate right.
  2. Ben is somewhere to Ava's right.
  3. Ben will move to the right immediately.
Cevabı göster

Ben is to Ava's immediate right.

Kalıp ifadeler

merge with that antiparticle: merge with + birleşilen taraf

Merge with + isim, başka bir tarafla birleşmek veya tek bir bütünün ya da ortak sürecin parçası olmak anlamına gelir. Burada her madde parçacığı taraflardan biridir; that antiparticle ise diğeridir. With, birleşmenin diğer tarafını tanıtır: X merges with Y. Bu yapıda with sözcüğünü kaldırmak merge that antiparticle ifadesini doğallıktan uzaklaştırır ve dil bilgisi yapısını değiştirir.

Alıştırma

Cümleyi merge ve birleşmenin diğer tarafını tanıtan edatla tamamlayın: The two clubs will form one new club. River Club will ____ Hill Club next year.

Cevabı göster

merge with

The circle will tighten to make a smaller circle

0:50

Çember daralacak ve daha küçük bir çember oluşturacak

and the process will repeat until just one particle of matter remains. Dilbilgisi

0:53

ve bu süreç sadece bir madde parçacığı kalana kadar tekrarlanacak.

Dilbilgisi

will repeat until ... remains: gelecekteki bitiş koşulu

will repeat until + koşul yapısı, aynı sürecin tekrar tekrar gerçekleştiğini ve until sonrasındaki koşul doğru olduğunda durduğunu anlatır. Bu cümlede just one particle of matter remains tekrarlanan eylem değil, durma koşuludur. Gelecekteki bir bitiş noktası anlatılırken ana cümlede will kullanılabilir; ancak until ile kurulan zaman yan cümlesinde genellikle geniş zaman kullanılır: until ... will remain değil, will repeat until ... remains.

Alıştırma

Cümleyi repeat until ve remain fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The selection process will ____ only one team ____.

Cevabı göster

repeat until · remains

They've been waiting for someone like you.

0:58

Onlar senin gibi birini bekliyorlardı.

As with a perfectly balanced setup, Dilbilgisi

1:00

Çünkü mükemmel dengelenmiş bir düzende,

no one would be left in the end.

1:03

sonunda kimse kalmazdı.

Dilbilgisi

As with ... no one would be left: karşılaştırma ve varsayımsal sonuç

“As with + isim öbeği” karşılaştırılabilir bir durumu tanıtır: aynı düzen veya sonuç hem o durum hem de konuşulan durum için geçerlidir. Burada karşılaştırma noktası “a perfectly balanced setup” ifadesidir. “Would be left” varsayımsal bir durumda ortaya çıkan kalan durumu anlatır: hiç kimse kalmazdı. “Left”, “be left” içinde “leave” fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; sol yönü anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle karşılaştırma sunmak için “As with ...” ve varsayımsal bir sonucu anlatmak için “would be left” ifadelerini doğru kullanır?

  1. As a packed theater with, no empty seats would be left once everyone sat down.
  2. As with a packed theater, no empty seats would be left once everyone sat down.
  3. As with a packed theater, no empty seats would leave once everyone sat down.
Cevabı göster

As with a packed theater, no empty seats would be left once everyone sat down.

As guest of honor, Kalıp ifadeler

1:05

Onur konuğu olarak,

Kalıp ifadeler

As guest of honor: etkinlikteki özel bir rolü belirtme

“Guest of honor”, bir etkinlikte özel olarak karşılanan veya takdir edilen kişidir. “As guest of honor”, “onur konuğu rolünde” anlamına gelir ve ardından gelen eylem ya da davranışla bağlantılı rolü belirtir. Buradaki “as”, benzerliği değil kişinin gerçek rolünü gösterir. Rolü resmî bir etiket gibi belirten bu yapıda tanımlık kullanılmayabilir; ancak belirli bir etkinlikte onurlandırılan kişiden söz ederken “as the guest of honor” da yaygındır.

Alıştırma

Bir etkinlikte özel olarak onurlandırılan kişiyi belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the awards dinner, Maya was introduced as the ____.

Cevabı göster

guest of honor

they'll let you choose where to insert yourself into the ring. Dilbilgisi

1:07

halkaya kendini nereye yerleştireceğini seçmene izin verecekler.

Dilbilgisi

let you choose where to...: birinin yeri seçmesine izin vermek

Let + nesne + fiilin yalın hâli, birinin bir şey yapmasına izin verildiğini anlatır. let you choose yapısında you nesnedir ve choose yalın hâlde kalır; let'ten sonra to eklenmez. Where to insert yourself... seçilen yeri belirten, soru sözcüğü + to'lu mastar yapısında bir yan cümledir. let someone choose where to do something bütünü, o kişiye yeri belirleme hakkı vermek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi let us choose where to ile tamamlayın: The guide will ____ take photos.

Cevabı göster

let us choose where to

What spot should you choose to make sure you're the last particle standing? Deyimler

1:11

Ayakta kalan son parçacık olduğundan emin olmak için hangi noktayı seçmelisin?

Deyimler

the last particle standing: elenmemiş tek parçacık

The last particle standing, bilinen the last man standing ifadesinin uyarlanmış hâlidir; the last person standing şeklinde de söylenebilir. Diğer parçacıklar çıkarıldıktan veya elendikten sonra oyunda kalan tek parçacığı ifade eder. Burada standing mecazidir; parçacığın gerçekten dik durması gerekmez. make sure you're... yapısındaki make sure, seçimin garanti etmeyi amaçladığı sonucu belirtir. Yeniden kullanılabilen the last X standing kalıbında X yerine player, team veya company gibi sözcükler getirilebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede the last X standing, elenmemiş tek yarışmacı anlamında kullanılmıştır?

  1. After every other team was eliminated, the Tigers were the last team standing.
  2. The Tigers were standing behind the last team in the line.
  3. All four teams stayed in the tournament, so the Tigers were the last team standing.
Cevabı göster

After every other team was eliminated, the Tigers were the last team standing.

A general strategy can't rely on knowing what the circle looks like, Kalıp ifadeler

1:29

Genel bir strateji, çemberin neye benzediğini bilmeye dayanamaz,

Kalıp ifadeler

rely on: bir kararı veya eylemi bir şeye dayandırmak

Rely on, bir şeye bağlı olmak veya bir şeyi kararın ya da eylemin temeli olarak kullanmak demektir. Burada genel bir strateji, dairenin nasıl göründüğünü önceden bilmeyi şart koşamaz; aksi hâlde gerçekten genel olmaz. Yaygın yapı rely on + isim, zamir, isim-fiil veya soru sözcüklü yan cümledir. rely on knowing what the circle looks like ifadesinde knowing isim-fiildir; what the circle looks like ise bilinen şeyin içeriğini verir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: A sound conclusion must ____ strong evidence.

Cevabı göster

rely on

but we can rely on how it should end with you as the last particle standing.

1:33

ama ayakta kalan son parçacık olarak seninle nasıl bitmesi gerektiğine dayanabilir.

Let's start there and work backwards. Anlatım akışı

1:39

Oradan başlayalım ve geriye doğru çalışalım.

Anlatım akışı

work backwards: sonuçtan geriye doğru akıl yürütmek

Work backwards, akıl yürütmeyi ters sırada düzenler: bilinen bir sonuçtan ya da hedeften başlanır, ondan hemen önce gelmesi gereken adım bulunur ve başlangıç noktasına doğru devam edilir. Let's start there and work backwards cümlesinde there, başlangıç noktası olarak seçilen sonucu gösterir. Bu ifade açıklamanın hangi sırayla ilerleyeceğini belirtir; fiziksel olarak geriye doğru hareket ederek çalışmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: We know the final total, so let's ____ to find the starting amount.

Cevabı göster

work backwards

Just before this,

1:42

Bunun hemen öncesinde,

there were also some matter-antimatter pairs.

1:43

ayrıca bazı madde-antimadde çiftleri de vardı.

Here's three for the sake of example. Kalıp ifadeler

1:46

Örnek olması adına işte üç tane.

Kalıp ifadeler

For the sake of example: bir seçimin yalnızca örnek amacı taşıdığını belirtmek

For the sake of example, “basit bir örnek verme amacıyla” demektir. Bu cümlede üç sayısının yöntemi göstermek için uygun bir seçim olduğunu, gerekli ya da her durumda geçerli bir sayı olmadığını belirtir. For the sake of... yapısında sake, “amaç” veya “yarar” anlamına gelir. Burada Japon içkisini ifade etmez.

Alıştırma

Cümlede for the sake of example neyi belirtir?

  1. Üç sayısı yalnızca açıklamayı kolaylaştırmak için seçilmiştir.
  2. İşe yarayabilecek tek sayı üçtür.
  3. Konuşmacı bir Japon içeceğinden söz etmektedir.
Cevabı göster

Üç sayısı yalnızca açıklamayı kolaylaştırmak için seçilmiştir.

This right away suggests a strategy. Anlatım akışı

1:48

Bu hemen bir strateji öneriyor.

Anlatım akışı

Right away suggests a strategy: gözlemden yönteme geçmek

Right away, suggests fiilini niteler; dolayısıyla cümle, az önce sözü edilen gözlemin olası bir stratejiye hemen işaret ettiğini söyler. Suggests, proves anlamına gelmez; ipucu yalnızca yöntemin umut verici görünmesini sağlar. Söylemi düzenleyen bir geçiş olarak This ... suggests a strategy, açıklamayı kanıttan eyleme taşır. Dinleyiciye sırada konuşmacının önerdiği yöntemin olduğunu bildirir.

Alıştırma

This right away suggests a strategy bir açıklamada hangi görevi yapar?

  1. Bir gözlemden olası bir yönteme geçer.
  2. Yöntemin doğru olduğunun zaten kanıtlandığını söyler.
  3. Bir yöntem hakkındaki her türlü konuşmayı erteler.
Cevabı göster

Bir gözlemden olası bir yönteme geçer.

You can simulate annihilations in any circle by marking all pairs of adjacent particles. Dilbilgisi

1:51

Tüm bitişik parçacık çiftlerini işaretleyerek herhangi bir çemberdeki yok oluşları simüle edebilirsin.

Dilbilgisi

by marking: yöntemi anlatmak için by + -ing kullanımı

Burada by marking all pairs of adjacent particles, yok oluşları simüle etmek için kullanılan yöntemi açıklar. by edatı “Nasıl yapılır?” sorusunu yanıtlar; bu cümlede “yanında” anlamına gelmez. Bir eylemin veya sonucun nasıl gerçekleştirildiğini göstermek için fiilin by + -ing biçimini kullanın: do X by doing Y.

Alıştırma

Cümleyi by ve compare fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We found the error ____ the two reports.

Cevabı göster

by comparing

Then the newly adjacent pairs and so on to reach this final set. Kalıp ifadeler

1:58

Daha sonra yeni bitişik çiftleri ve bu nihai sete ulaşana kadar bu şekilde devam edersin.

Kalıp ifadeler

and so on: aynı örüntünün devam ettiğini belirtmek

Burada and so on, söylenenlerden sonra aynı örüntünün devam ettiğini gösterir. Bu süreçte işlem, her tekrarı tek tek sıralamadan yeni bitişik çiftler için yinelenir. Bu ifade belirli bir sonraki adımın adı değildir. Dinleyiciye oluşturulmuş listeyi veya işlemi aynı biçimde sürdürmesini söyler.

Alıştırma

“Repeat the check for the next pair, the pair after that, and so on,” cümlesindeki and so on dinleyiciye ne anlatır?

  1. Aynı tür adım devam eder.
  2. Sırada tamamen farklı bir adım vardır.
  3. Başka hiçbir adıma gerek yoktur.
Cevabı göster

Aynı tür adım devam eder.

If you map them back to the original circle, Öbek fiiller

2:03

Onları orijinal çembere geri eşleştirirsen,

Öbek fiiller

map ... back to ...: sonuçları özgün gösterimle eşleştirmek

Burada map, “bir karşılık kurmak” anlamında bir fiildir; yerleri gösteren “harita” adlı isim değildir. map them back to the original circle, mevcut ögelerin özgün çember üzerinde nerelere karşılık geldiğini belirlemek demektir. map A back to B kalıbı matematik, veri ve grafik açıklamalarında yaygındır. A dönüştürülmüş, gruplandırılmış veya farklı biçimde gösterilmiştir; back, özgün referans sistemine dönüşü belirtir.

Alıştırma

“Map the transformed points back to the original diagram” sizden ne yapmanızı ister?

  1. Noktaları her iki diyagramdan da kaldırmak.
  2. Diyagramın yanına bir yol haritası çizmek.
  3. Dönüştürülmüş noktaları özgün diyagramdaki konumlarıyla eşleştirmek.
Cevabı göster

Dönüştürülmüş noktaları özgün diyagramdaki konumlarıyla eşleştirmek.

standing to the immediate left of those final matter particles

2:06

bu nihai madde parçacıklarının hemen solunda

or the immediate right of final antiparticles

2:10

veya nihai antiparçacıkların hemen sağında durmak

means you'll reach this end game state and survive. Kelime

2:13

bu oyun sonu durumuna ulaşıp hayatta kalacağın anlamına gelir.

Kelime

end game state: sürecin son aşamasındaki durum

Burada end game, state sözcüğünü niteler. İfade, önceki adımlar durumu şekillendirdikten sonra sürecin ileri ya da son bölümünde ulaşılan genel düzeni anlatır. State, belirli bir andaki ilgili koşulların tamamıdır. Bu nedenle end game state belirli bir video oyununun adı değildir; bir sistemin, bulmacanın veya oyunun sona yaklaşırken nasıl göründüğünü anlatır.

Alıştırma

Bir süreç açıklamasında end game state ne anlama gelir?

  1. Sürecin ileri veya son bölümünde ulaşılan genel düzen.
  2. Süreç başlamadan önceki ilk talimat.
  3. Yalnızca video oyunları için yapılmış bir cihaz.
Cevabı göster

Sürecin ileri veya son bölümünde ulaşılan genel düzen.

So here are the safe spots in all three given circles. Kelime

2:17

İşte verilen üç çemberdeki güvenli noktalar.

Kelime

given circles: soruda önceden belirtilen çemberler

Bir matematik açıklamasında given, bir isimden önce geldiğinde “sorunun parçası olarak önceden verilmiş veya belirlenmiş” anlamına gelir. Burada the given circles, açıklamada daha önce belirlenmiş olan üç çemberdir. Bu kullanım, çemberleri üzerinde çalışılacak bilinen bilgiler olarak gösterir; birinin çemberleri fiziksel olarak başka birine verdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir geometri sorusunda “the given circles” ne anlama gelir?

  1. Soru çözüldükten sonra oluşturulması gereken çemberler.
  2. Birine fiziksel olarak verilen çemberler.
  3. Soruda önceden belirtilen çemberler.
Cevabı göster

Soruda önceden belirtilen çemberler.

You find a good position and experience the bittersweet radiance Deyimler

2:22

İyi bir konum buluyorsun ve yeni arkadaşlarının eşleşip

of your new friends pairing off and becoming pure energy. Öbek fiiller

2:25

saf enerjiye dönüşmesinin acı tatlı ışıltısını deneyimliyorsun.

Deyimler

bittersweet radiance: güzellik ve hüznün iç içe geçtiği ışıltı

Bittersweet, mutluluk ve hüznü aynı anda yaşatan bir deneyimi anlatır. Burada radiance, yeni arkadaşların çift olup saf enerjiye dönüşürken ortaya çıkan güzel ışıktır. Bu ifade sahneye karmaşık bir duygu katar: ışık harikadır, ancak arkadaşların bu dönüşüm sırasında kaybolduğunu görmek aynı zamanda bir kayıp gibi gelir. Bittersweet ışığın tadını değil, duygusal etkisini anlatır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi bittersweet olarak tanımlanabilir?

  1. Kaybolan bir telefon yüzünden yalnızca öfkelenmek.
  2. Mezun olurken gurur duymak ama yakın arkadaşlardan ayrılacağı için üzülmek.
  3. Hiç üzülmeden bir şakaya gülmek.
Cevabı göster

Mezun olurken gurur duymak ama yakın arkadaşlardan ayrılacağı için üzülmek.

Öbek fiiller

pairing off: ikişerli eşleşmek

pairing off ifadesindeki pair off, “iki kişilik gruplar oluşturmak” veya “ikişerli eşleşmek” anlamına gelir. -ing biçimi, yeni arkadaşların saf enerjiye dönüşürken ne yaptığını anlatır. Bu bilim öyküsü bağlamında, her çiftin birlikte enerjiye dönüştüğünü de ima eder. Burada off, pair off öbek fiilinin bir parçasıdır; yön belirtmez. Yapı geçişsiz olarak (The players paired off) veya ayrılabilen geçişli bir yapı olarak (The coach paired the players off) kullanılabilir.

Alıştırma

“The campers began pairing off for the two-person challenge” cümlesindeki pairing off ne anlama gelir?

  1. Tek bir büyük grup olmaya başladılar.
  2. Diğerlerinden uzakta durmaya başladılar.
  3. İkişerli gruplar oluşturmaya başladılar.
Cevabı göster

İkişerli gruplar oluşturmaya başladılar.

You're soon left alone.

2:29

Kısa süre sonra yalnız kalıyorsun.

But wait a minute. Anlatım akışı

2:31

Ama bekle bir dakika.

Anlatım akışı

But wait a minute: sonucu kesip yeniden değerlendirmek

Burada But wait a minute, düşünce akışını kesen bir söylem belirtecidir. But karşıtlık veya dönüş bildirir; wait a minute ise bir soru, sorun ya da düzeltme geleceği için dinleyicilere önceki sonucu henüz kabul etmemelerini söyler. Bu ifade genellikle gerçekten altmış saniye bekleme isteği değildir. Bir öyküde, açıklamada veya çözümde, kesinleşmiş gibi görünen şeyi yeniden kontrol etmeniz ve bir dönüşe hazırlanmanız gerektiğini bildirir.

Alıştırma

Bir konuşmada, konuşmacı bir sonuç verdikten sonra “But wait a minute” diyerek genellikle neyin işaretini verir?

  1. Herkes tam olarak altmış saniye beklemeli.
  2. Sonuçla ilgili bir sorun veya düzeltme geliyor.
  3. Konuşma bitti ve sonuç kesinleşti.
Cevabı göster

Sonuçla ilgili bir sorun veya düzeltme geliyor.

Today's the big day. Deyimler

2:33

Bugün büyük gün.

Deyimler

the big day: uzun zamandır beklenen önemli gün

The big day, önemli bir olayın gerçekleştiği günü anlatan yaygın ve kalıplaşmış bir ifadedir. Burada big fiziksel olarak “büyük” değil, “önemli” veya “büyük anlam taşıyan” demektir. Hangi olayın kastedildiği bağlamdan anlaşılır; örneğin bir düğün, sınav, final, ürün lansmanı veya tören olabilir. Belirli tanımlık the, konuşan ve dinleyen kişinin hangi önemli olaydan söz edildiğini bildiğini gösterir.

Alıştırma

Uzun zamandır beklenen önemli bir günü anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After months of training, ____ is finally here.

Cevabı göster

the big day

You're an intelligent creature of matter amidst a chaotic crowd of alien races.

2:34

Uzaylı ırkların kaotik kalabalığı arasında zeki bir madde yaratığısın.

Every 100 million years,

2:39

Her 100 milyon yılda bir,

sentient species of the galaxy Kelime

2:41

galaksinin bilinçli türleri

Kelime

sentient species: öznel deneyim yaşayabilen yaşam türleri

Sentient species, üyeleri hissedebilen, algılayabilen veya öznel deneyimler yaşayabilen bir türü anlatır. Sentient, species sözcüğünü niteler ve farkındalığa, acı veya zevk gibi şeyleri deneyimleme kapasitesine odaklanır. Bilim kurgu ve etik alanlarında bu ifade, hangi yaşam biçimlerinin dünyayı bilinçli olarak deneyimleyebildiğini tartışmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bir türün sentient olup olmadığı sorulduğunda asıl merak edilen nedir?

  1. öznel deneyimler yaşayıp yaşayamadığı
  2. zor problemleri hızlıca çözüp çözemediği
  3. başka bir gezegenden gelip gelmediği
Cevabı göster

öznel deneyimler yaşayıp yaşayamadığı

send emissaries to the core

2:43

hepinizin soyundan geldiğiniz galaktik tohuma hürmet etmek için

to pay tribute to the galactic seed you're all descended from. Notlar

2:45

çekirdeğe elçiler gönderir.

Kalıp ifadeler

to pay tribute to: resmî biçimde saygı göstermek

Pay tribute to; bir kişiye, gruba, geleneğe veya başarıya sözlerle, bir törenle, sanat eseriyle ya da başka bir kamusal eylemle saygı veya hayranlık göstermek anlamına gelir. Buradaki tribute, para veya vergi değil, bir saygı ifadesidir. to pay tribute to dizisinin tamamında ilk to amaç bildiren mastar yapısını başlatır: elçiler ortak kökeni onurlandırmak amacıyla gönderilir. İkinci to ise pay tribute to kalıbının bir parçasıdır ve onurlandırılan kişiyi veya şeyi belirtir. Aktarılabilir yapı do something to pay tribute to someone or something şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi pay tribute to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The museum opened an exhibit to ____ local artists who changed the city.

Cevabı göster

pay tribute to

Öbek fiiller

be descended from: bir atadan veya kaynaktan gelmek

Be descended from, soy, topluluk, türlerin evrimi veya tarihsel köken bakımından daha eski bir atadan ya da kaynaktan gelmek anlamına gelir. Buradaki all, grubun her üyesinin aynı kaynağı paylaştığını gösterir. Temel yapı A + be + descended from + B biçimindedir: A daha sonraki kişi, grup veya biçimdir; B ise ata ya da kaynaktır. Bu cümlede B, ait olduğu cümlecikten önce gelir: the galactic seed (that) you're all descended from. From korunmalıdır; be descended to soy ilişkisi ifade etmez.

Alıştırma

be descended from yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: These birds ____ an ancient island species.

Cevabı göster

are descended from

Each of the 27,182 attendees has brought a cube of matter Dilbilgisi

2:50

Sen hariç, 27.182 katılımcının her biri bir madde küpü

and a cube of antimatter, except You.

2:56

ve bir antimadde küpü getirdi.

Dilbilgisi

Each of ... has brought: each ile tekil özne-fiil uyumu

each of + çoğul isim yapısında öznenin dilbilgisel merkezi each'tir. each tekil olduğu için fiil de tekil olur: has brought; have brought değil. Çoğul attendees ismi of öbeğinin içindedir, bu nedenle fiilin biçimini belirlemez. Özne uzun olsa da aynı kural geçerlidir: Each of the attendees has ...

Alıştırma

Cümleyi receive fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Each of the winners ____ a certificate.

Cevabı göster

has received

You've been chosen to represent your famed ancestor Dilbilgisi

2:59

Sen, ünlü atanı temsil etmek

and reenact its moment of choice. Kelime

3:03

ve onun seçim anını yeniden canlandırmak için seçildin.

Dilbilgisi

been chosen to represent: mevcut bir görev için seçilmiş olmak

You've, You have ifadesinin kısaltmasıdır. Have been chosen, present perfect edilgen yapıdır: seçimi başka biri yapmıştır ve sonucu şu anda önemlidir. Anlamı 'seçilmiş olmak'tır; 'kendin karar vermek' değildir. have/has been + geçmiş zaman ortacı + to + fiilin yalın hâli kalıbı, seçilmeyi seçim amacına veya verilen göreve bağlar. Burada to represent, kişinin seçildiği görevi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi choose fiilinin present perfect edilgen biçimi ve to ile tamamlayın: Amir ____ represent the class at the ceremony.

Cevabı göster

has been chosen to

Kelime

reenact its moment of choice: seçim anını yeniden canlandırmak

Burada reenact, geçmişteki bir olayı başlangıçta yaşananları izleyerek bir sahne şeklinde yeniden canlandırmak demektir. Reenact its moment of choice, atanın önemli seçimini yaptığı sahneyi yeniden oynamak anlamına gelir; yalnızca bir hareketi bir kez daha yapmak değildir. Başka durumlara aktarılabilecek nokta, reenact fiilinin geçmişteki belirli bir olaya gönderme yapmasıdır. Genellikle olayın özgün rollerini, hareketlerini veya ortamını yeniden oluşturmayı içerir.

Alıştırma

"The class reenacted the signing of the treaty" ne anlama gelir?

  1. Olay hakkında okudular ama onu canlandırmadılar.
  2. Tarihî olayı bir sahne olarak yeniden canlandırdılar.
  3. Olayla ilgisi olmayan bir hareketi tekrarladılar.
Cevabı göster

Tarihî olayı bir sahne olarak yeniden canlandırdılar.

Everyone places their matter and antimatter cubes in a ring.

3:06

Herkes madde ve antimadde küplerini bir halka şeklinde yerleştiriyor.

Your job?

3:11

Senin görevin?

Pick a spot to stand where you won't be annihilated. Dilbilgisi

3:11

Yok edilmeyeceğin, duracak bir nokta seçmek.

Dilbilgisi

a spot ... where you won't be annihilated: where ile bir yeri açıklamak

Where you won't be annihilated, spot sözcüğünü açıklayan bir ilgi yan cümlesidir. Burada where, “o yerde” anlamına gelir; bir soru sormaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp yer adı + where + özne + fiil şeklindedir; a room where we can talk buna bir örnektir. Yan cümle, o yerde ne olduğunu veya neyin mümkün olduğunu açıklar.

Alıştırma

“O yerde” anlamına gelen ve field sözcüğünü açıklayan yan cümleyi başlatan tek İngilizce sözcüğü yazın: We need a field ____ the children can play safely.

Cevabı göster

where

The ring is too large to simulate annihilations like before, Dilbilgisi

3:15

Halka, önceki gibi yok oluşları simüle etmek için çok büyük,

Dilbilgisi

too large to simulate: too + sıfat + to + fiil

too + sıfat + to + fiil kalıbı, sıfatın belirttiği derecenin verilen durumda mastar eylemini imkânsız veya uygulanamaz hâle getirdiğini anlatır. Burada halkanın aşırı büyük olması, yok oluşları önceki yöntemle simüle etmeyi uygulanamaz hâle getiriyor. Too, zaten bu sınırlayıcı ve genellikle olumsuz sonucu içerir; yalnızca very anlamına gelmez. Mastar eylemini yapan kişi veya şey açıkça yazılmayıp bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

too, heavy ve lift sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The box is ____ without help.

Cevabı göster

too heavy to lift

but you have a programmable device

3:19

ancak programlanabilir bir cihazın var

you can point at spots between cubes. Kalıp ifadeler

3:21

küpler arasındaki noktalara doğrultabileceğin.

Kalıp ifadeler

point at spots: bir cihazı belirli bir hedefe yöneltmek

Bu ilgi cümleciğinde device, point fiilinin açıkça yazılmayan nesnesidir: you can point the device at spots between cubes. point + object + at + target kalıbı, bir nesneyi belirli bir hedefe doğru yöneltmek veya nişanlamak anlamına gelir. Burada at, cihazın yöneltildiği tam konumları belirtir. Hedef bir yer, nesne veya kişi olabilir.

Alıştırma

Birine tarayıcıyı etikete yöneltmesini en doğal şekilde söyleyen cümle hangisidir?

  1. Point the scanner to the label.
  2. Point the scanner on the label.
  3. Point the scanner at the label.
Cevabı göster

Point the scanner at the label.

The device can detect the full sequence of cubes around the circle, Kelime

3:25

Cihaz, çember etrafındaki küplerin tam dizisini algılayabilir,

Kelime

the full sequence of cubes around the circle: çemberin etrafındaki küplerin eksiksiz ve sıralı dizilimi

İsim olarak sequence, belirli bir sıraya göre dizilmiş ögeler grubunu anlatır. Burada cihaz, çemberin etrafındaki tüm küpleri ve her küpün diğerlerine göre hangi sırada yer aldığını algılar. Full, bu sıralı düzenin hiçbir parçasının eksik olmadığını belirtir. Aynı küpler farklı bir sırada görünseydi farklı bir sequence oluştururdu.

Alıştırma

the full sequence of cubes ifadesini en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Herhangi bir sıra olmadan gruplanmış bazı küpleri ifade eder.
  2. Tüm küpleri ve küplerin görünme sırasını ifade eder.
  3. Yalnızca toplam küp sayısını ifade eder.
Cevabı göster

Tüm küpleri ve küplerin görünme sırasını ifade eder.

count cubes of each type, perform arithmetic,

3:29

her türden küpleri sayabilir, aritmetik yapabilir,

and carry out simple logical commands. Öbek fiiller

3:33

ve basit mantıksal komutları yürütebilir.

Öbek fiiller

carry out simple logical commands: basit mantıksal komutları yerine getirmek

Carry out, gerçekleştirmek veya uygulamaya koymak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede cihaz, basit mantıksal komutları izleyip yerine getirir; herhangi bir şey fiziksel olarak dışarı taşınmaz. Fiil ve parçacık birlikte tek bir ifade olarak çalışır. Yaygın nesneler arasında task, plan, test, experiment, order, instruction ve command bulunur.

Alıştırma

Gerçekleştirmek anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: The lab will ____ the safety test tomorrow.

Cevabı göster

carry out

How do you program your device to identify safe spots? Kalıp ifadeler

3:36

Güvenli noktaları belirlemek için cihazını nasıl programlarsın?

Kalıp ifadeler

program your device to identify safe spots: program + cihaz + to + fiilin yalın hâli

Burada program, yazılım yazarak veya yazılım ayarlarını yaparak bir cihaza komut vermek anlamında kullanılan bir fiildir. İsim olan program değildir. program + cihaz + to + fiilin yalın hâli yapısında önce cihaz, ardından cihazın yapması istenen iş belirtilir. Bu cümlede to identify safe spots, gerçekleştirilmesi istenen işlevdir.

Alıştırma

Bir makineye işlev kazandırmak için program + cihaz + to + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Program the sensor detecting smoke.
  2. Program the sensor to detect smoke.
  3. Program to the sensor detect smoke.
Cevabı göster

Program the sensor to detect smoke.

Let's go back to our earlier approach, Öbek fiiller

3:47

Daha önceki yaklaşımımıza dönelim,

Öbek fiiller

go back to our earlier approach: önceki bir yönteme geri dönmek

Burada go back to mecaz anlamda kullanılır: Önceki bir yere yürüyerek dönmek değil, tartışmayı veya problem çözme sürecini daha önce ele alınan bir konuya döndürmek demektir. Let's kullanıldığında cümle, gruba yönelik bir öneri hâline gelir. Our earlier approach daha önce kullandıkları veya tartıştıkları yöntemi belirtir; yani konuşmacı bu yöntemi yeniden değerlendirmeyi ya da tekrar kullanmayı önermektedir.

Alıştırma

Yeni bir yöntem işe yaramıyor. “Let's ___ our original approach” önerisini doğal biçimde tamamlayan ifade hangisidir?

  1. get back at
  2. walk back from
  3. go back to
Cevabı göster

go back to

running time backwards starting from you alone, Anlatım akışı

3:50

zamanı sadece senden başlayarak geriye doğru çalıştırarak,

Anlatım akışı

running time backwards: daha önceki durumlara doğru akıl yürütmek

Bu cümlede running time backwards açıklamanın yönünü belirler: bilinen bir durumdan başlanır ve giderek daha önceki durumlar yeniden kurulur. Zamanın kendisi yön değiştirmez; model ters kronolojik sırayla incelenir. Bu ifade, ardından gelen bilgileri düzenler. Açıklamadaki her sonraki adım, modelin geçmişinde daha geriye gitmek olarak anlaşılmalıdır; starting from you alone ise referans alınan durumu belirtir.

Alıştırma

Bir süreç açıklanırken running time backwards dinleyiciye ne yapmasını söyler?

  1. Sürecin kendiliğinden tekrarlanmasını beklemek.
  2. Bilinen bir durumdan başlayarak giderek daha önceki durumları yeniden kurmak.
  3. Her saatin daha erken bir zamanı göstermesini sağlamak.
Cevabı göster

Bilinen bir durumdan başlayarak giderek daha önceki durumları yeniden kurmak.

then a sequence of pairs of cubes.

3:53

ardından bir dizi küp çifti.

A second step back produces more pairs nestled between existing cubes, Notlar

3:56

Geriye doğru ikinci bir adım, mevcut küpler arasında daha fazla iç içe çift üretir,

Kalıp ifadeler

A second step back: sıradaki daha önceki aşama

A second step back, tersine yeniden kurma sürecinde daha önceki bir aşamaya doğru yapılan ikinci hareketi adlandırır. Second adımı sayar, back ise yönünü gösterir. İsim öbeğinin tamamı produces fiilinin öznesidir. Buradaki step mecazidir: fiziksel bir ayak hareketini değil, analizin bir aşamasını anlatır. Bu ifade, dinleyicinin yeniden kurma sürecini sıralı bir dizi olarak takip etmesini sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede A second step back, bir analizde daha önceki ikinci aşama anlamında kullanılmıştır?

  1. Step back for a second while I open the door.
  2. A second step back reveals the model before the first change.
  3. She took a second step toward the window.
Cevabı göster

A second step back reveals the model before the first change.

Kelime

nestled between existing cubes: mevcut küplerin arasına yerleşmiş

Bu cümlede nestled between existing cubes, yeni çiftlerin önceden var olan küpleri ayıran boşluklara sıkıca yerleştiğini anlatır. Nestled, pairs sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır ve bir şeyin boşluğa sağlam ya da düzenli biçimde yerleştirilmesini kısa ve görsel bir şekilde ifade eder. Buradaki nestle mecaz anlamdadır; kuş yuvasından söz etmez. Yalnızca between demek sadece konumu belirtirken nestled between, nesnelerin çevredeki alana doğal ve sıkı biçimde uyduğu fikrini de ekler.

Alıştırma

Bir şeyin iki nesneyi ayıran boşluğa sıkıca yerleştiğini göstermek için nestled between ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The reading nook was nestled two tall bookcases between.
  2. The reading nook was nestled among two tall bookcases.
  3. The reading nook was nestled between two tall bookcases.
Cevabı göster

The reading nook was nestled between two tall bookcases.

as does the next and the next, Dilbilgisi

4:02

sonraki ve ondan sonraki de öyle,

Dilbilgisi

as does the next and the next: sonraki adımlarda da aynısı olur

Bu devam ifadesinde as “aynı şekilde” anlamına gelir; does ise daha önceki geniş zamanlı produces more pairs nestled between existing cubes fiil öbeğinin yerini tutar. İfade, tam yüklemi tekrar etmeden sonraki her adımın aynı sonucu ürettiğini anlatır. Kalıp as + yardımcı fiil + özne şeklindedir: as does the next. Bu, özne ile yardımcı fiilin devrik kullanımıdır. the next and the next tekrarında, aynı şeyin art arda gelen adımlarda sürmesi vurgulanır.

Alıştırma

Doğal ve kısa tamamlamayı seçin: “The first sensor records every change, ___.”

  1. as is the second sensor
  2. as does record the second sensor
  3. as does the second sensor
Cevabı göster

as does the second sensor

each adding nestled pairs

4:04

her biri temel parçacıkların bir matruşkası gibi

like a Russian doll of fundamental particles. Kültür

4:06

iç içe geçmiş çiftler ekler.

Kültür

like a Russian doll: iç içe katmanlar için bir benzetme

Russian doll, farklı boyutlardaki içi boş ahşap bebeklerden oluşan bir takımın parçasıdır; her küçük bebek daha büyük bir bebeğin içine yerleştirilir. Bu nedenle like a Russian doll, bir şeyi katmanların birbirinin içine geçtiği bir yapıya benzetir. Bu cümlede bu görüntü, temel parçacıkları bir şeyin tekrar tekrar başka bir şeyin içinde bulunduğu bir yapının parçası olarak düşünmenizi sağlar. Vurgu, ülke olarak Rusya'da değil, iç içe geçmiş yapıdadır.

Alıştırma

Hangi cümle like a Russian doll ifadesini iç içe geçmiş bir yapıyı anlatmak için kullanır?

  1. The storage boxes fit inside one another like a Russian doll.
  2. The storage boxes were shipped from Russia like a Russian doll.
  3. The storage boxes stand in a row like a Russian doll.
Cevabı göster

The storage boxes fit inside one another like a Russian doll.

A pair never forms around an existing cube

4:09

Mevcut bir küpün etrafında asla bir çift oluşmaz

because only adjacent cubes annihilate.

4:13

çünkü sadece bitişik küpler yok olur.

Your survival depends on the matter particles to your right Kelime

4:16

Hayatta kalman, sağındaki madde parçacıklarının

buffering you from antimatter.

4:20

seni antimaddeden koruyacak bir tampon oluşturmasına bağlıdır.

Kelime

depends on A buffering B from C: koruyucu bir katmana bağlı olmak

depend on A doing B kalıbı, bir sonucun A'nın bir eylemi gerçekleştirmesine bağlı olduğunu anlatır. Burada A, the matter particles to your right ifadesidir; hayatta kalmanızın bağlı olduğu eylem ise buffering you from antimatter'dır. buffer someone or something from X yapısında buffer, koruyucu bir katman görevi görerek X'in doğrudan etkisini azaltmak veya engellemek anlamında kullanılan bir fiildir. Darbeyi hafifletme ya da ayırma anlamı taşır; bilgisayar verilerini depolamak anlamına gelmez.

Alıştırma

depend on A doing B ve buffer A from B yapılarını kullanarak cümleyi tamamlayın: The crop's survival ____ the fence ____ it ____ strong winds.

Cevabı göster

depends on · buffering · from

We can mathematically model this idea with a sum starting with your +1. Kelime

4:22

Bu fikri, senin +1'inle başlayan bir toplamla matematiksel olarak modelleyebiliriz.

Kelime

can mathematically model this idea: fiil olarak model

Burada model bir fiildir: bir fikri veya süreci incelenebilmesi için basitleştirilmiş bir biçimde temsil etmek anlamına gelir. Mathematically, modellemenin sayılar, denklemler veya hesaplama kuralları kullanılarak yapıldığını belirtir. Can mathematically model this idea ifadesi, fikrin matematiksel bir temsile dönüştürülebileceği anlamına gelir. Bir mankenden veya fotoğraf için poz vermekten söz etmez.

Alıştırma

Hangi cümlede model, “matematik kullanarak temsil etmek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. Scientists mathematically model the storm's path.
  2. The class displayed a model of the storm on a table.
  3. A fashion model posed beside the weather map.
Cevabı göster

Scientists mathematically model the storm's path.

For instance,

4:28

Örneğin,

this would be +1 +1 -1 +1 -1.

4:29

bu +1 +1 -1 +1 -1 olurdu.

From your perspective,

4:34

Senin bakış açından,

no matter how far you look, Dilbilgisi

4:35

ne kadar uzağa bakarsan bak,

this sum will be positive.

4:37

bu toplam pozitif olacaktır.

Dilbilgisi

no matter how far you look: her derecede geçerli kalan sonuç

No matter how far you look, bakılan mesafe veya alan değişse bile ana cümledeki ifadenin doğru kalacağını anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı no matter how + sıfat veya zarf + özne + fiil şeklindedir. Burada how far, look fiilini niteler; sonraki cümle ise her mesafede geçerli olan sonucu verir.

Alıştırma

Cümleyi no matter kullanarak tamamlayın: ____ difficult the puzzle is, Mia keeps trying.

Cevabı göster

No matter how

Considering how we introduced pairs, Anlatım akışı

4:39

Çiftleri nasıl dahil ettiğimizi düşünürsek,

this makes sense.

4:42

bu mantıklıdır.

Anlatım akışı

Considering how ... this makes sense: dayanak ile sonucu bağlamak

Considering how we introduced pairs, yargının dayanağını önce verir. Burada considering how, “... biçimi göz önüne alındığında” demektir; “nasıl yapılacağını düşünmek” anlamına gelmez. Ana cümle olan this makes sense, daha sonra mevcut sonucun bu dayanağa göre makul olduğunu söyler. Bu kalıp, daha önce belirtilen bir yöntem veya gerçeği bir sonuca bağlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümle açıklamadaki bilgileri nasıl düzenliyor?

  1. Önce bir gerekçe verir, ardından sonucun anlaşılır olduğunu söyler.
  2. Birinin düşündüğünü anlatır, ardından bir soru sorar.
  3. Önce bir sonuç belirtir, ardından ilgisiz bir örnek verir.
Cevabı göster

Önce bir gerekçe verir, ardından sonucun anlaşılır olduğunu söyler.

Each inserted plus was immediately followed by a minus. Dilbilgisi

4:43

Eklenen her artıyı hemen bir eksi takip etti.

Dilbilgisi

was immediately followed by: bir dizide sonraki öğeyi göstermek

A was immediately followed by B yapısında önce A, ardından B gelir. Edilgen yapı A'yı özne olarak tutar; A'nın ardından gelen öğe ise B'dir. immediately, A ile B arasına başka hiçbir şey girmediğini vurgular. Bu kalıp dizileri, adımları, olayları ve verileri anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, uyarının hemen ardından bir kapanma gerçekleştiği anlamına gelir?

  1. The warning immediately followed a shutdown.
  2. The shutdown was immediately followed by the warning.
  3. The warning was immediately followed by a shutdown.
Cevabı göster

The warning was immediately followed by a shutdown.

If we examine the starting position of any other matter cube,

4:48

Eğer diğer herhangi bir madde küpünün başlangıç pozisyonunu incelersek,

its sum will eventually hit zero. Kalıp ifadeler

4:52

toplamı eninde sonunda sıfıra ulaşacaktır.

Kalıp ifadeler

eventually hit zero: sonunda sıfıra ulaşmak

hit zero ifadesinde hit, “belirli bir sayıya veya düzeye ulaşmak” anlamına gelir; “vurmak” anlamında değildir. Sayı, araya to veya at girmeden doğrudan hit sözcüğünden sonra gelir: hit zero. eventually, sonucun hemen değil, belli bir süre veya süreç sonunda ortaya çıktığını gösterir. Bu nedenle eventually hit zero, “sonunda sıfır değerine ulaşmak” demektir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “sıfır değerine ulaştı” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: After running all night, the counter eventually ____.

Cevabı göster

hit zero

The moment that happens marks its exact annihilation partner. Dilbilgisi

4:55

Bunun gerçekleştiği an, onun tam yok oluş partnerini işaret eder.

Dilbilgisi

marks fiilinin öznesi olarak The moment that happens

Burada The moment that happens, “bunun gerçekleştiği an” anlamına gelen bir isim öbeğidir. Öbeğin içindeki that, hemen önce sözü edilen olayı gösterir; that happens ise hangi moment olduğunu belirtir. İsim öbeğinin tamamı marks fiilinin öznesidir. Bu cümlede “bu gerçekleşir gerçekleşmez” anlamına gelmez. Zaman bağlayıcısı olarak kullanılabilmesi için The moment that happens, we will leave. örneğindeki gibi ayrı bir ana cümle gerekir.

Alıştırma

Altyazıda The moment that happens ifadesinin dil bilgisel görevi ve anlamı nedir?

  1. “Bunun gerçekleştiği an” anlamına gelen bir isim öbeğidir ve marks fiilinin öznesidir.
  2. “Biraz bekle” anlamına gelen bir talimattır.
  3. “Bu gerçekleşir gerçekleşmez” anlamına gelen bir zaman bağlayıcısıdır ve ana cümlenin öznesi düşürülmüştür.
Cevabı göster

“Bunun gerçekleştiği an” anlamına gelen bir isim öbeğidir ve marks fiilinin öznesidir.

Again,

5:00

Yine,

our introduction of pairs reflects this.

5:00

çiftleri dahil etme şeklimiz bunu yansıtıyor.

Nestled pairs only delay the inevitable for the outer cubes. Deyimler

5:03

İç içe geçmiş çiftler, sadece dış küpler için kaçınılmaz olanı geciktirir.

Deyimler

only delay the inevitable: kaçınılmaz sonucu yalnızca geciktirmek

Bu cümlede only delay the inevitable, iç içe geçmiş çiftlerin dış küpler için kaçınılmaz olan sonucu daha geç ortaya çıkarabileceği, ancak onu engelleyemeyeceği anlamına gelir. Only, delay fiilinin etkisini sınırlar: yapılabilecek en fazla şey sonucu ertelemektir. The inevitable, kaçınılmaz bir olay ya da sonucu adlandırmak için the + sıfat yapısını kullanır. İfade, sonucun kesin kabul edildiği durumlarda kullanılır ve çoğu zaman gerçekçi, teslimiyetçi veya karamsar bir ton taşır.

Alıştırma

Birisi “This patch will only delay the inevitable.” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Yama arızayı geciktirebilir, ancak önleyemez.
  2. Yama makinenin sonsuza kadar çalışmasını sağlayacak.
  3. Yama makinenin hemen arızalanmasına neden olacak.
Cevabı göster

Yama arızayı geciktirebilir, ancak önleyemez.

We can now program the device.

5:08

Artık cihazı programlayabiliriz.

Start a running sum with +1 representing you Kelime

5:10

Seni temsil eden +1 ile sürekli bir toplam başlat

and scan around the circle.

5:15

ve çember etrafını tara.

Kelime

Start a running sum: güncellenen birikimli toplamı başlatmak

Running sum, her yeni değer işlendikçe değişen bir birikimli toplamdır: sıradaki değeri mevcut toplama ekler, sonucu saklar ve devam edersiniz. Start a running sum, bu adım adım biriktirme işlemini başlatmanızı söyler. Bu cümlede with +1 representing you, çember boyunca taramaya başlamadan önce başlangıç değerini sizi temsil eden +1 olarak belirler. Buradaki running, işlemin sürdüğü ve toplamın devamlı güncellendiği anlamındadır; fiziksel olarak koşmakla ilgisi yoktur.

Alıştırma

1 değerinde bir running sum başlatın. Ardından sırasıyla 2, -1 ve 3 ekleyin. Başlangıç değeri dâhil running sum hangi dizidir?

  1. 5, 5, 5, 5
  2. 1, 3, 2, 5
  3. 1, 2, -1, 3
Cevabı göster

1, 3, 2, 5

For each matter cube, Dilbilgisi

5:17

Her madde küpü için,

add one,

5:19

bir ekle,

and for each antimatter cube,

5:19

ve her antimadde küpü için,

subtract one.

5:21

bir çıkar.

Dilbilgisi

For each..., add...; for each..., subtract...: öğeleri tek tek işleme talimatı

for each + tekil sayılabilen ad kalıbı, bir gruptaki öğeleri tek tek ele alır. Ardından gelen emir cümlesi, seçilen her öğe için yapılacak işlemi belirtir: For each matter cube, add one. İkinci yan cümle, farklı bir küp türü için aynı kalıbı tekrarlar. Bu paralel yapı döngüyü açıkça anlatır: her madde küpü için bir işlem, her antimadde küpü için ise bunun tersi yapılır. For each, “her bir öğe için” demektir; “her öğe olduğu için” anlamına gelmez.

Alıştırma

Her kırmızı jetona bir işlem, her mavi jetona başka bir işlem uygulayan en açık talimatı seçin.

  1. For red each token, add two points, and for blue each token, subtract one point.
  2. Because each red token, add two points, and because each blue token, subtract one point.
  3. For each red token, add two points, and for each blue token, subtract one point.
Cevabı göster

For each red token, add two points, and for each blue token, subtract one point.

If all 54,364 cubes have been scanned without the sum ever hitting zero, Dilbilgisi

5:23

Eğer 54.364 küpün tamamı, toplam hiç sıfıra ulaşmadan tarandıysa,

that spot is safe.

5:31

o nokta güvenlidir.

Dilbilgisi

without the sum ever hitting zero: süreç boyunca bir kez bile olmaması

without + ad öbeği + ever + -ing kalıbı, başka bir süreç devam ederken bir olayın hiçbir anda gerçekleşmediğini belirtir. Bu cümlede the sum, hitting eyleminin mantıksal öznesidir; hitting zero ise sıfır değerine ulaşmak demektir. Ever bütün zaman aralığını vurgular: taramanın başından sonuna kadar toplam bir kez bile sıfıra ulaşmaz. Bu ifade, süreç boyunca gerçekleşmemesi gereken olayı belirtir.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri ve without + ad + ever + -ing kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The hikers reached camp ____. (the rain / stop)

Cevabı göster

without the rain ever stopping

Nothing left to do but enjoy the fireworks. Kalıp ifadeler

5:33

Havai fişeklerin tadını çıkarmaktan başka yapacak bir şey kalmadı.

Kalıp ifadeler

Nothing left to do but + fiilin yalın hâli: yalnızca bir eylem kalır

Nothing left to do but + fiilin yalın hâli, diğer bütün işlerin veya seçeneklerin bittiğini ve yalnızca belirtilen eylemin kaldığını anlatır. Bu cümlede but, “ama” değil, “başka” veya “dışında” anlamındadır. Bu, There is nothing left to do but enjoy the fireworks. cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Bu kalıpta but’tan sonra to almayan yalın fiil kullanılır: enjoy, wait veya leave.

Alıştırma

Cümleyi accept fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The vote is over, so there is nothing left to do but ____ the decision.

Cevabı göster

accept

It's an oft-repeated fact that the area of a circle is pi r squared, Notlar

5:36

Bir dairenin alanının pi r kare olduğu sıkça tekrarlanan bir gerçektir,

Kelime

an oft-repeated fact: often repeated ifadesinin kısa ve edebî biçimi

an oft-repeated fact ifadesinde oft, often anlamına gelir. Oft-repeated, fact sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır: İnsanların bu gerçeği birçok kez söylediğini belirtir; gerçeğin kendi kendini tekrarladığını değil. Oft, often sözcüğünün biraz edebî veya söz sanatına dayalı bir alternatifidir. Bu birleşik sıfat isimden önce geldiğinde genellikle kısa çizgiyle yazılır: an oft-repeated fact.

Alıştırma

“Birçok kez tekrarlanan bir uyarı” anlamındaki kısa ve biraz edebî niteleyiciyi hangi ifade doğru kullanıyor?

  1. an oft-repeatedly warning
  2. an oft-repeated warning
  3. an oft-repeat warning
Cevabı göster

an oft-repeated warning

Kültür

pi r squared: πr² ifadesini sesli okuma

Pi r squared, bir dairenin alan formülündeki πr² ifadesinin İngilizce söylenişidir. Pi, π sayısını; r, yarıçapı temsil eder. Squared ise r'nin kendisiyle çarpıldığını belirtir: π × r × r. Buradaki squared matematiksel bir kuvveti, yani r'nin karesini belirtir. Yarıçapın ya da dairenin kare biçiminde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

pi r squared hangi matematiksel ifadeyi temsil eder?

  1. Pi'nin karesi ile r'nin çarpımı.
  2. Pi ile r'nin iki katının çarpımı.
  3. Pi ile r'nin karesinin çarpımı.
Cevabı göster

Pi ile r'nin karesinin çarpımı.

but do you know why that is? Dilbilgisi

5:41

ama bunun nedenini biliyor musun?

Dilbilgisi

why that is: gömülü sorularda sözcük sırası

Why that is, “bunun neden böyle olduğu” veya “bu durumun neden doğru olduğu” anlamına gelen gömülü bir soru yapısıdır. Do you know why that is? cümlesinde know fiilinin nesnesidir. Soru Do you know yapısından sonra gömülü olduğu için düz cümle sırası kullanılır: why + özne + fiil, yani why that is. Soru sırasını dış cümle taşır; bu nedenle iç bölüm why is that yapılmaz.

Alıştırma

Gömülü soruyu tamamlamak için why / that / is sözcüklerini doğru sıraya koyun: Do you know ____?

Cevabı göster

why that is

Our sponsor Brilliant has some really cool interactives

5:43

Sponsorumuz Brilliant'ın cevabı kavramana yardımcı olabilecek

that can help you wrap your head around the answer. Deyimler

5:47

gerçekten harika bazı interaktif içerikleri var.

Deyimler

wrap your head around the answer: zor bir şeyi anlamak

Wrap your head around something, karmaşık, yabancı veya hayal edilmesi zor bir şeyi anlamak ya da anlamayı başarmak demektir. Buradaki help you wrap your head around the answer, cevabı anlamanızı kolaylaştırmak anlamına gelir. Bu bir deyimdir; fiziksel bir hareketi anlatmaz. Around'dan sonra gelen nesne, anlaşılmaya çalışılan düşünceyi, sorunu veya durumu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, bu notta geçen ve zor bir şeyi anlamak anlamına gelen deyimle tamamlayın: After two demonstrations, I finally managed to ____ the new controls.

Cevabı göster

wrap my head around

For instance,

5:49

Örneğin,

if you were to slice up a circle into little pieces and then move them around, Notlar

5:50

eğer bir daireyi küçük parçalara dilimleyip sonra onları hareket ettirirsen,

Dilbilgisi

if you were to slice up a circle: varsayımsal bir eylem kurmak

if + özne + were to + fiilin yalın hâli yapısı, hayalî bir eylem sunar ve dinleyiciden ne olacağını gözünde canlandırmasını ister. Buradaki if you were to slice up a circle bir düşünce deneyi kurar; were geçmiş zamanı anlatmaz. Were to, koşulu geniş zamandaki basit bir koşuldan daha belirgin biçimde varsayımsal gösterir. Düşünce deneylerinde, planlamada ve olası sonuçları incelemede kullanışlıdır; sonuç cümlesinde de sık sık would bulunur.

Alıştırma

Varsayımsal soruyu were to + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: ____ press this button, what would happen?

Cevabı göster

If you were to

Öbek fiiller

slice up: bir bütünü parçalara ayırarak kesmek

“Slice up”, bütün bir şeyi birkaç dilime veya daha küçük parçaya kesmek demektir. Bu cümlede, parçalarının hareket ettirilebilmesi için dairenin bölündüğü hayal edilir. “Up” parçacığı eylemin sonucunu anlatır: bütün, parçalara ayrılır. Kesme hareketinin yukarı doğru yapıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“Please slice up the peaches for the fruit salad,” cümlesinde sizden ne yapmanız isteniyor?

  1. Tüm şeftalileri birkaç parçaya kesmek.
  2. Şeftalileri yukarı taşımak.
  3. Her şeftaliden yalnızca bir ince dilim kesmek.
Cevabı göster

Tüm şeftalileri birkaç parçaya kesmek.

you can make something that resembles a rectangle. Kelime

5:55

dikdörtgene benzeyen bir şey yapabilirsin.

Kelime

something that resembles a rectangle: benzerlik ve doğrudan nesne

“Something that resembles a rectangle”, şekil bakımından dikdörtgene benzeyen ancak tam bir dikdörtgen olmayabilecek bir şeyi anlatır. “That resembles a rectangle” ilgi cümleciği, oluşturulan “something”in nasıl olduğunu açıklar. “Resemble” geçişli bir fiildir; bu nedenle karşılaştırılan şeyi doğrudan nesne olarak alır: “resemble a rectangle”. “Resemble” fiilinden sonra “to” veya “like” eklemeyin.

Alıştırma

Hangi cümlede “resemble” doğru yapıyla kullanılmıştır?

  1. The island resembles like a sleeping turtle.
  2. The island resembles to a sleeping turtle.
  3. The island resembles a sleeping turtle.
Cevabı göster

The island resembles a sleeping turtle.

And from that, Anlatım akışı

5:58

Ve bundan,

you get the area of the circle.

5:58

dairenin alanını elde edersin.

Anlatım akışı

And from that, you get...: dayanağı sonuca bağlamak

And from that, you get... önceki bilgiyi veya bir önceki hesaplamayı ardından gelen sonuca bağlar. that önceki adıma gönderme yapar, from ise bu adımı sonucun dayanağı olarak gösterir. Burada get, fiziksel olarak bir şey almak değil, “sonuca ulaşmak” veya “sonuç olarak elde etmek” anlamına gelir. Bu kalıp açıklamayı önce dayanak, sonra sonuç gelecek şekilde düzenler.

Alıştırma

Hangi cümlede from that, önceki bilgiye dayanan bir sonucu tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. After that, put the empty tray on the counter.
  2. From that shelf, you get the green bowl.
  3. The tray has five rows of four muffins, and from that, you get a total of twenty muffins.
Cevabı göster

The tray has five rows of four muffins, and from that, you get a total of twenty muffins.

Brilliant's Geometry Fundamentals course is full of intuitive lessons like this Kalıp ifadeler

6:00

Brilliant'ın Geometri Temelleri kursu, geometrik kavramlarla

Kalıp ifadeler

is full of intuitive lessons: be full of + isim öbeği yapısı

is full of intuitive lessons ifadesinde be full of + isim öbeği, bir şeyin adı verilen unsurlardan çok sayıda içerdiğini belirtir. Cümle, kursta çok sayıda intuitive lessons, yani açık ve kolay anlaşılır olacak şekilde tasarlanmış dersler bulunduğunu söyler. Full bir sıfattır; bu nedenle is, course öznesini full sözcüğüne bağlar. of sonrasında intuitive lessons isim öbeği gelir ve intuitive sözcüğü lessons sözcüğünü niteler.

Alıştırma

Cümleyi tekil özneye uygun be full of biçimiyle tamamlayın: The museum ____ amazing models.

Cevabı göster

is full of

that let you interact with geometric concepts in ways you've never done before. Kalıp ifadeler

6:06

daha önce hiç yapmadığın yollarla etkileşime girmene olanak tanıyan bu tür sezgisel derslerle doludur.

Kalıp ifadeler

let you interact with geometric concepts: let + kişi + fiilin yalın biçimi

“Let you interact with geometric concepts”, “geometrik fikirlerle çalışmanızı ve onlara karşılık vermenizi mümkün kılmak” anlamına gelir. Örneğin yalnızca okumak yerine şekilleri hareket ettirebilir veya değerleri değiştirebilirsiniz. Yapı let + kişi + fiilin yalın biçimi şeklindedir: let you interact. Kişiden sonra to eklemeyin. Interact with, kişinin etkileşim kurduğu şeyi belirtir.

Alıştırma

Bir uygulamanın özelliğini hangi cümle doğru biçimde anlatır?

  1. This app lets you interact with a 3D model.
  2. This app lets you interact a 3D model.
  3. This app lets you to interact with a 3D model.
Cevabı göster

This app lets you interact with a 3D model.

You can visit brilliant.org/teded to try this and other courses.

6:11

Bunu ve diğer kursları denemek için brilliant.org/teded adresini ziyaret edebilirsin.

And the first 833 of you to do so using that link Dilbilgisi

6:15

Ve o bağlantıyı kullanarak bunu yapan ilk 833 kişiden biri

Dilbilgisi

the first 833 of you to do so: en erken harekete geçen kişileri seçmek

“The first 833 of you to do so”, dinleyiciler arasında daha önce belirtilen eylemi en erken tamamlayan 833 kişi anlamına gelir. The first 833 sayı ve sırayı belirler, of you bu kişileri mevcut dinleyici grubundan seçer ve to do so bu sırayı belirlemek için kullanılan eylemi gösterir. Do so, bir sayfayı ziyaret etmek veya kaydolmak gibi daha önce belirtilmiş bir eylemin yerini tutar. Yeni bir eylem sunmaz; bu nedenle anlamı önceki bağlamdan çıkarılmalıdır.

Alıştırma

Bir duyuruda “the first 833 of you to do so” ne anlama gelir?

  1. Dinleyiciler arasından rastgele seçilmiş herhangi 833 kişi.
  2. Eylemi 833 kez tamamlayan kişiler.
  3. Dinleyiciler arasında daha önce belirtilen eylemi en erken tamamlayan 833 kişi.
Cevabı göster

Dinleyiciler arasında daha önce belirtilen eylemi en erken tamamlayan 833 kişi.

will receive 20% off the annual premium subscription fee. Kelime

6:19

yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim alacak.

Kelime

receive 20% off: %20 indirim almak

“Receive 20% off”, ürünün ilk fiyatının %20’sine eşit bir indirim almak demektir. Normalde ödenecek tutar ilk fiyatın %80’idir. “Receive 20% off the annual premium subscription fee” ifadesinde off indirimi belirtir; off’tan sonraki isim grubu ise hangi ücretin azaltıldığını gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı receive veya get + yüzde + off + fiyat, ücret, ürün ya da hizmet şeklindedir.

Alıştırma

İndirim ifadesini tamamlayın: Members receive 20% ____ the annual fee.

Cevabı göster

off

Kelime

annual premium subscription fee: ana ismi bulma

Bu isim grubunda fee ana isimdir; grubun tamamı bir ücreti adlandırır. Subscription ücretin ne için olduğunu, premium abonelik düzeyini, annual ise ücretin yıllık olarak hesaplandığını veya tahsil edildiğini gösterir. Yoğun isim gruplarını sağdan sola doğru çözümleyin: fee → subscription fee → premium subscription fee → annual premium subscription fee. Sola eklenen her kelime, ücretin türünü daha da daraltır.

Alıştırma

“annual premium subscription fee” grubunda ana isim hangi kelimedir?

  1. premium
  2. fee
  3. annual
Cevabı göster

fee