Gotların kısa tarihi - Dan Adams: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Gothic sözcüğünün eski bir Cermen halkının adından Orta Çağ mimarisini, karanlık Romantik edebiyatı ve post-punk alt kültürünü tanımlayan bir etikete dönüşmesini; her dönemin geçmişi kendi bugünü için nasıl yeniden yorumladığını izleyin. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. As the Roman Empire expanded, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: as ile başlayan yan cümlenin, eş zamanlı olayları sunarken değişen bir tarihsel arka plan kurduğunu fark edin; bu kalıbı aşamalı bir değişim ile onun sonuçlarını birbirine bağlamak için kullanın. 2. was repurposed again — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Kültür tarihi bağlamında repurpose fiilinin bir sözcüğe yeni bir işlev ya da anlam kazandırmak olduğunu anlayın; bu resmî fiili etiketlerin, tasarımların veya fikirlerin yalnızca değiştirilmediğini, yeni amaçlarla kullanıldığını anlatırken kullanın. 3. to reach into its past to reshape its present. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Fiziksel hareket imgesini, çağdaş kültürü dönüştürmek için miras alınan üslup ve fikirlerden yararlanma mecazı olarak yorumlayın; kimliğin veya yeniliğin tarihle seçici bir ilişki yoluyla nasıl biçimlendiğini anlatmak için kullanın.
Bu derste
What do fans of atmospheric post-punk music have in common with ancient barbarians? Notlar
0:08Atmosferik post-punk müziği hayranlarının eski barbarlarla ne gibi bir ortak noktası olabilir?
atmospheric post-punk music: türü ve atmosferi anlatan bir ifade
Post-punk, punk'ın ilk dalgasından sonra gelişen ve çoğu zaman daha deneysel, karanlık ya da sert tınılar kullanan rock tarzları için kullanılan bir tür adıdır. Burada herhangi bir punk müziğini değil, belirli bir türü gösterir. Atmospheric, güçlü ve dinleyeni içine çeken bir atmosfer oluşturan müziği anlatır. Bu nedenle atmospheric post-punk music, belirgin atmosferiyle öne çıkan post-punk müzik demektir; atmospheric burada hava durumuyla veya Dünya'nın atmosferiyle ilgili değildir.
Alıştırma
Cümlede atmospheric post-punk music ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- güçlü ve içine çeken bir atmosfer oluşturan post-punk müzik
- antik savaşları anlatan pop müzik
- açık havada çalınan geleneksel punk müziği
Cevabı göster
güçlü ve içine çeken bir atmosfer oluşturan post-punk müzik
have in common with: iki şeyin ortak yönünü sormak
have something in common with someone or something kalıbı, iki tarafın bir şeyi paylaştığını belirtir. Bir düz cümlede paylaşılan şey something bölümüne gelir: I have a hobby in common with Maya. Bu soruda ise henüz bilinmeyen ortak özelliği What temsil eder: What does A have in common with B? Burada common, “ortak” anlamındadır; “sıradan” anlamında değildir. Bu karşılaştırma sorusu birbirinden çok farklı iki konuyu bağlayabilir ve dinleyicide cevaba karşı merak uyandırabilir.
Alıştırma
Ortak bir özelliği sormak için kullanılan sabit ifadeyle soruyu tamamlayın: What does this neighborhood have ____ the old one?
Cevabı göster
in common with
So why are both known as Goths? Kalıp ifadeler
0:16Peki neden her ikisi de Gotlar olarak biliniyor?
be known as + bir ad veya kimlik
be known as + ad veya kimlik yapısında known, know fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve be ile edilgen bir yapı oluşturur. İfade, “... diye adlandırılmak” veya “o adla tanınmak” anlamına gelir. Bu cümlede iki özne de Goths etiketini taşır. Bu yapıyı, bir gerçeği bilme eylemine değil, insanların kullandığı ada odaklanmak için kullanın.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve bir ad ya da unvanı tanıtan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The masked hero is ____ Night Falcon.
Cevabı göster
known as
Is it a weird coincidence or a deeper connection stretching across the centuries? Deyimler
0:19Bu garip bir tesadüf mü, yoksa yüzyılları aşan daha derin bir bağlantı mı?
a deeper connection stretching across the centuries: yüzyıllara yayılan daha derin bir bağlantı
A deeper connection, benzerliğin tesadüften değil, gerçek bir tarihsel veya kültürel bağdan kaynaklanabileceğini düşündürür. Stretching across the centuries, connection sözcüğünü açıklayan bir ortaç öbeğidir. Stretching burada mecazidir: bağlantı çok uzun bir zaman dilimi boyunca uzanıyormuş gibi tasvir edilir. Bu imge, soruya büyük bir tarihsel ölçek ve gizem duygusu katar.
Alıştırma
Hangi cümlede stretching, uzun bir döneme yayılmayı aynı mecazi anlamla ifade eder?
- The athlete is stretching her arms before the race.
- The custom reflects a connection stretching across the centuries.
- A long banner stretches across the stage.
Cevabı göster
The custom reflects a connection stretching across the centuries.
The story begins: anlatının başlangıcını gösteren işaret
"The story begins", anlatıcının kullandığı bir başlangıç işaretidir. Dinleyiciye ana anlatının başladığını ve olayların hangi noktadan itibaren anlatılacağını bildirir. Böylece devamındaki bilgileri bir sıra içinde düzenler. Bu cümlede in ancient Rome, anlatının başlangıç bağlamını belirtir. Aynı ifade bir hikâyeyi, tarihsel açıklamayı veya vaka incelemesini başlatabilir.
Alıştırma
Başlangıç dönemini belirterek tarihsel bir anlatıyı en doğal biçimde açan cümle hangisidir?
- The story begins in the winter of 1912.
- People still tell stories about the winter of 1912.
- The winter of 1912 was unusually cold.
Cevabı göster
The story begins in the winter of 1912.
it faced raids and invasions from the semi-nomadic populations along its borders. Kalıp ifadeler
0:30sınırları boyunca yarı göçebe toplulukların baskınları ve istilalarıyla karşılaştı.
As the Roman Empire expanded: eş zamanlı değişimi anlatan as
Bu cümlede "As the Roman Empire expanded", zaman arka planını veren bir yan cümledir. As, “bu kademeli değişim gerçekleşirken” anlamına gelir: imparatorluğun genişlemesi ile baskın ve istilalarla karşılaşması aynı dönemde gelişen durumlar olarak sunulur. Yapı As + özne + fiil, ana cümle şeklindedir. Devam eden bir süreç başka bir gelişmeye zaman çerçevesi sağladığında kullanılır. Zamansal örtüşme anlatır; ilk değişimin ikincisine neden olduğunu tek başına belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümlede as, kademeli bir değişimin başka bir gelişmeyle aynı zamanda gerçekleştiğini gösterir?
- As the road was closed, we took another route.
- As a bus driver, Lee knows every route.
- As the town grew, the bus network expanded.
Cevabı göster
As the town grew, the bus network expanded.
faced raids and invasions: askerî tehditlerle karşı karşıya kalmak
Burada faced, face fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “bir durumla karşı karşıya kalıp onunla uğraşmak zorunda olmak” anlamına gelir. Nesneleri raids and invasions olduğu için ifade, saldırıları öznenin yalnızca gördüğü olaylar olarak değil, karşı karşıya kaldığı tehditler olarak sunar. Bu kullanım face + isim yapısını izler: face danger, face challenges, face opposition. İngilizcede face ile nesnesi arasına edat gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede face, “bir tehditle karşı karşıya kalmak” anlamında kullanılmıştır?
- The coastal town faced repeated raids and strengthened its walls.
- The painter added a face to the shield.
- The lighthouse faces the open sea.
Cevabı göster
The coastal town faced repeated raids and strengthened its walls.
Among the most powerful were a Germanic people known as Goths, Dilbilgisi
0:36En güçlüleri arasında Gotlar olarak bilinen bir Germen halkı vardı,
Among the most powerful were...: grubu üyeden önce sunan devrik yapı
Among the most powerful, önce bir grubun sınırlarını belirleyen ve cümlenin başına alınmış bir edat öbeğidir. Buradaki the most powerful, bağlamdaki en güçlü halklar veya gruplar anlamına gelir. Ardından were fiili, a Germanic people known as Goths öznesinden önce gelir. Bu, özne-fiil devrikliğidir. Normal sıra A Germanic people known as Goths were among the most powerful şeklindedir. Devrik sıra önce kategoriyi sunar, ardından bu kategorinin bir üyesini açıklar. Resmî listelerde ve tarih anlatılarında kullanılan özlü bir yapıdır.
Alıştırma
Resmî devrik cümleyi be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Among the finalists ____ two students from our school.
Cevabı göster
were
who were composed of two tribal groups, Kalıp ifadeler
0:41ve bunlar iki kabile grubundan oluşuyordu:
be composed of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek
Be composed of, “...den oluşmak” ya da “...yi parçaları olarak içermek” anlamına gelir. Bütün be composed of ifadesinden önce, üyeler ya da parçalar sonra gelir. Burada sözü edilen grup bütündür; two tribal groups ise onu oluşturan parçalardır. Bu ifade nötr ile resmî arasında açıklayıcı bir tona sahiptir. Kuruluşları, nüfus gruplarını, sistemleri, belgeleri ve karışımları anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hedef ifadeyi doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The science team ____ students from three classes.
Cevabı göster
is composed of
While some of the Germanic tribes remained Rome's enemies, Dilbilgisi
0:46Bazı Germen kabileleri Roma'nın düşmanı olarak kalırken,
the empire incorporated others into the imperial army. Kelime
0:50imparatorluk diğerlerini imparatorluk ordusuna dahil etti.
While some... others...: aynı grubun bölümlerini karşılaştırmak
Burada While bir zaman ilişkisi değil, karşıtlık kurar. İlk gerçeği ondan farklı olan ikinci gerçekle yan yana getirir: bazı kabileler düşman olarak kalırken imparatorluk diğer kabilelere farklı davrandı. Some of the Germanic tribes daha büyük bir kümenin bir bölümünü seçer. Others, tekrarı önlemek için other Germanic tribes ifadesinin yerini alır; bu cümlede incorporated fiilinin nesnesidir. While some..., ... others... kalıbı, aynı grubun farklı bölümleri hakkındaki iki ayrı gerçeği düzenler.
Alıştırma
Hedef karşıtlık kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ customers order online, ____ prefer to shop in person.
Cevabı göster
While some · others
incorporate A into B: A'yı B'nin bir parçası yapmak
Incorporate A into B, A'yı daha büyük bir sistemin içine alarak onun bir parçası hâline getirmek demektir. Bu cümlede others ile belirtilen kişiler yalnızca iş birliğine çağrılmıyor; askerî örgütün üyeleri olarak imparatorluk ordusuna katılıyor. Kalıp incorporate + A + into + B şeklindedir. A eklenen malzeme, fikir veya gruptur; B ise daha büyük bütündür.
Alıştırma
Hangi cümle, komitenin halktan gelen görüşleri gözden geçirilmiş politikanın bir parçası yaptığını ifade eder?
- The committee incorporated public feedback into the revised policy.
- The committee incorporated the revised policy into public feedback.
- The committee incorporated public feedback with the revised policy.
Cevabı göster
The committee incorporated public feedback into the revised policy.
split in two: iki parçaya ayrılmak
Split in two, tek bir bütünün birbirinden ayrı iki parçaya dönüşmesi demektir. Bu cümlede değişen şey imparatorluktur; bu nedenle split fiilinden sonra nesne gelmez. In two sonucu belirtir. Aynı yapı nesneyle de kullanılabilir: split the class in two, sınıfı iki gruba ayırmak demektir.
Alıştırma
Hangi cümle tek bir komitenin iki gruba ayrıldığını doğal biçimde ifade eder?
- After the disagreement, the committee split as two.
- After the disagreement, the committee split in two.
- After the disagreement, the committee split into twice.
Cevabı göster
After the disagreement, the committee split in two.
these tribal armies played larger roles in its defense and internal power struggles. Kalıp ifadeler
0:57bu kabile orduları savunmasında ve iç iktidar mücadelelerinde daha büyük roller oynadılar.
played larger roles in: daha fazla katılım veya etki
play a role in something, bir şeye katkıda bulunmak veya onun gelişimini etkilemek anlamına gelir. Burada played larger roles in, kabile ordularının belirtilen iki alanda daha fazla yer aldığını veya daha büyük etkiye sahip olduğunu anlatır. larger karşılaştırma bildirir: roller geçmiştekinden veya başkalarının rollerinden daha büyüktür, ancak karşılaştırılan unsur açıkça söylenmeyebilir. Çoğul roles farklı işlevleri veya birden fazla alandaki rolleri ifade edebilir; öznenin çoğul olması tek başına roles kullanımını gerektirmez.
Alıştırma
Vurgulanan kalıbın geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: After the reform, local councils ____ planning and public services.
Cevabı göster
played larger roles in
internal power struggles: bir grubun içindeki kontrol mücadeleleri
internal power struggle, aynı ülke, hükümet, parti, şirket veya grup içinde kararları, liderliği ya da etkiyi kimin kontrol edeceği konusunda yaşanan çatışmadır. Çoğul struggles, bu türden birden fazla çatışma olduğunu gösterir. Burada power yetki veya kontrol anlamına gelir. internal ise çatışmanın söz konusu yapı ile dışarıdaki rakipler arasında değil, aynı yapının içinde gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Bir kuruluşun içinde kontrol uğruna yaşanan çatışmaları ifade eden söz öbeğiyle cümleyi tamamlayın: The committee delayed the vote because of ____ among its senior members.
Cevabı göster
internal power struggles
a mercenary revolt led by a soldier named Odoacer captured Rome and deposed the Western emperor. Notlar
1:05Odoacer adında bir askerin önderlik ettiği bir paralı asker isyanı Roma'yı ele geçirdi ve Batı imparatorunu tahttan indirdi.
mercenary revolt: paralı savaşçıların isyanı
mercenary revolt ifadesinde mercenary, sıfat görevinde kullanılarak olaya karışan kişilerin türünü belirtir. Mercenary, bir ülkenin veya grubun düzenli silahlı kuvvetlerine bağlı olmadan ücret karşılığında savaşan kişidir. Revolt ise otoriteye karşı düzenli bir ayaklanmadır. Bu nedenle ifadenin tamamı, ücretle tutulmuş savaşçıların gerçekleştirdiği bir isyan anlamına gelir. Odak noktası, sıradan askerlerin hoşnutsuzluğu değil, savaşçıların paralı statüsüdür.
Alıştırma
Bu tarihî cümlede mercenary revolt ne anlama gelir?
- ücretle tutulmuş savaşçıların gerçekleştirdiği bir isyan
- asker maaşlarıyla ilgili barışçıl bir protesto
- düzenli bir ordunun eğitim tatbikatı
Cevabı göster
ücretle tutulmuş savaşçıların gerçekleştirdiği bir isyan
led by a soldier named Odoacer: lideri kısa bir yapıyla belirtmek
led by a soldier named Odoacer, revolt sözcüğünün hemen ardından gelir ve onu niteler. İsyan birini yönetmemiştir; birisi tarafından yönetilmiştir. Bu ifade, which was led by a soldier named Odoacer yapısının kısaltılmış biçimidir. Bu ifadenin içinde named Odoacer, soldier sözcüğünü niteler ve who was named Odoacer biçiminde açılabilir. İngilizce, arka plan bilgilerini bir ismin çevresinde toplamak için bu tür kısaltılmış edilgen açıklamaları üst üste kullanabilir; captured ve deposed ise cümlenin ana fiilleri olarak kalır.
Alıştırma
Hangi cümle led by... yapısını bir ismi niteleyen kısaltılmış edilgen açıklama olarak doğru kullanır?
- The expedition led by Dr. Chen reached the island safely.
- The expedition was led by Dr. Chen reached the island safely.
- The expedition leading by Dr. Chen reached the island safely.
Cevabı göster
The expedition led by Dr. Chen reached the island safely.
deposed the Western emperor: Batı Roma imparatorunu tahttan indirmek
Burada depose, genellikle siyasi, askerî veya resmî bir eylemle bir hükümdarı iktidardan indirmek anlamına gelir. Deposed the Western emperor, imparatorun yönetici konumunu kaybettiğini belirtir; yalnızca başka bir yere götürüldüğü anlamına gelmez. Bu fiil geçişlidir: depose + kişi. Geçmiş zaman biçimi deposed, görevden uzaklaştırma eyleminin tamamlandığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bir hükümdarın zorla iktidardan indirildiği anlamına gelir?
- After the coup, the army deposed the president.
- During the hearing, the lawyer deposed the witness.
- After lunch, the staff removed the empty plates.
Cevabı göster
After the coup, the army deposed the president.
Odoacer and his Ostrogoth successor Theodoric technically remained under the Eastern emperor's authority Kalıp ifadeler
1:12Odoacer ve Ostrogot halefi Theodoric teknik olarak Doğu imparatorunun otoritesi altında kaldılar
under the Eastern emperor's authority: Doğu Roma imparatorunun yönetimine tabi
Under someone's authority, bir kişinin resmî gücüne, denetimine veya emir verme hakkına tabi olmak anlamına gelir. Buradaki ifade, Odoacer ile Theodoric'in resmî olarak hâlâ Doğu Roma imparatoruna bağlı olduğunu belirtir. Under fiziksel bir konumu değil, bir güç ilişkisini anlatır. Burada authority yalnızca şöhret, uzmanlık veya saygı duyulan bir kişi değil, yönetim yetkisi ya da hukuki denetim anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi izin değil, resmî bağlılık ifade edecek şekilde tamamlayın: The provincial governor remained ____ the emperor's authority.
Cevabı göster
under
maintained Roman traditions: Roma geleneklerini yaşatmak
maintained Roman traditions ifadesinde maintained, Roma gelenek ve uygulamalarını zaman içinde sürdürmek anlamına gelir. Bu ifade, geleneklerin yok olmayıp devam ettiğini gösterir. Maintain yalnızca fiziksel nesnelerin bakımını yapmak veya onları onarmak için kullanılmaz. Traditions, standards, relationships ya da order ile kullanıldığında bir şeyi devam ettirmek veya istenen düzeyde tutmak anlamına gelir.
Alıştırma
Kasabanın bu festival geleneğini nesiller boyunca yaşattığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The town has repaired this festival tradition for generations.
- The town has maintained this festival tradition for generations.
- The town has borrowed this festival tradition for generations.
Cevabı göster
The town has maintained this festival tradition for generations.
But the Western Empire would never be united again. Dilbilgisi
1:22Ancak Batı İmparatorluğu bir daha asla birleşemeyecekti.
would never be united again: geçmişten bakılan sonraki sonuç
Bu tarih cümlesinde would, geçmişteki bir noktadan bakıldığında daha sonra gerçekleşen olayı gösterir. Anlatıcı sonraki sonucu zaten bilir: o zamandan sonra Batı Roma İmparatorluğu bir daha birleşmedi. Buradaki would, tarih anlatımındaki kullanımdır; kibar bir rica ya da koşul değildir. Edilgen be united, imparatorluğun tek ve birleşik bir durumda olmasına odaklanır; never ... again ise bu durumun geri dönmediğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede would, geçmişteki bir noktadan bakıldığında daha sonra gerçekleşen bir olayı anlatır?
- Founded in 1890, the small workshop would later become a famous museum.
- The workshop would become a museum if the city approved the plan.
- Would you open the museum door, please?
Cevabı göster
Founded in 1890, the small workshop would later become a famous museum.
Its dominions fragmented into kingdoms ruled by Goths and other Germanic tribes Kelime
1:25Toprakları, Gotlar ve diğer Germen kabileleri tarafından yönetilen krallıklara bölündü,
fragmented into kingdoms: bir bütünün daha küçük siyasi birimlere parçalanması
fragmented into kingdoms ifadesindeki fragmented, daha önce birleşik olan siyasi bir bölgenin bütünlüğünü kaybederek birbirinden ayrı birkaç krallığa dönüşmesini anlatır. Değişim, büyük bir bütünden daha küçük birden çok birime doğrudur. Başka durumlara da uygulanabilen kalıp bütün + fragment into + çoğul parçalar şeklindedir. Özne başlangıçtaki bütünü, into sonrasındaki ifade ise ortaya çıkan parçaları belirtir.
Alıştırma
fragment fiilini doğru geçmiş zaman ifadesiyle kullanın: After the alliance collapsed, it ____ three rival groups.
Cevabı göster
fragmented into
assimilated into local cultures: yerel kültürlere zaman içinde asimile olma
assimilated into local cultures ifadesi, grupların yerel dilleri, gelenekleri ve yaşam biçimlerini zaman içinde benimseyerek bu kültürlerin bir parçası hâline gelmesini anlatır. Yalnızca bir yere gelmeyi veya yakınında yaşamayı değil, zamanla gerçekleşen bir süreci belirtir. Burada assimilated geçişsizdir ve öznenin katıldığı kültür ya da grubu belirten into + hedef yapısıyla kullanılır. Özne değişen insanları, local cultures ise onların kültürel olarak parçası hâline geldiği yapıyı gösterir.
Alıştırma
İnsanların baskın yerel dili ve gelenekleri zamanla benimsediğini en iyi hangi cümle anlatır?
- Over time, the newcomers assimilated into the local culture.
- Over time, the newcomers adjusted to the colder weather.
- Over time, the newcomers integrated into the community while keeping their own traditions.
Cevabı göster
Over time, the newcomers assimilated into the local culture.
though many of their names still mark the map. Deyimler
1:33gerçi birçoğunun isimleri hala haritayı süslemektedir.
their names still mark the map: mark ile kalıcı bir iz bırakmayı anlatmak
Bu cümlede their names still mark the map mecazi anlamda kullanılmıştır. Bu kişilerle bağlantılı adların haritalardaki yer adlarında hâlâ görülebildiği anlamına gelir; adlar gerçek anlamda haritaya işaret koymaz. Burada mark, “tanınabilir bir iz veya kalıcı bir işaret bırakmak” anlamındadır. Bu kullanım, geçmişten kalan bir şeyin bir yerde, kültürde veya kayıtta hâlâ görünür olduğunu anlatmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu bağlamda “Their names still mark the map” ne anlama gelir?
- Onlarla bağlantılı adlar yer adlarında hâlâ görülebilir.
- Her haritada, haritayı yapan kişilerin adları listelenir.
- Haritada kendi adlarının yanına semboller çizdiler.
Cevabı göster
Onlarla bağlantılı adlar yer adlarında hâlâ görülebilir.
and the beginning of what many call the Dark Ages. Notlar
1:40ve birçoklarının Karanlık Çağlar olarak adlandırdığı dönemin başlangıcıydı.
the end of ... and the beginning of ...: bir geçişi çerçevelemek
Birbirine and ile bağlanan the end of A ve the beginning of B ad öbekleri, tek bir anı iki aşama arasındaki sınır olarak gösterir. Cümlede the classical period A, what many call the Dark Ages ise B'dir. the ... of yapısının tekrarlanması iki bölümü paralel ve anlaşılır tutar. Bu dengeli yapı bilgiyi iki yönde düzenler: önceki konuyu kapatır ve sonraki konuyu açar. Tarihteki, bir kişinin hayatındaki, bir projedeki veya daha geniş bir eğilimdeki geçişleri anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Paralel yapıyı tamamlayın: The move marked the end ____ one chapter and the beginning ____ another.
Cevabı göster
of · of
what many call + bir etiket
what many call X, “birçok kişinin X adını verdiği şey ya da durum” demektir. Burada what many call the Dark Ages yan cümlesinin tamamı of'tan sonra gelir ve söz konusu dönemi belirtir. Etiketi what many call... yapısının içine yerleştiren konuşmacı, onu tartışmasız bir gerçek olarak değil, birçok kişinin kullandığı bir ad olarak sunar. Bu yapı geniş, tartışmalı veya gayriresmî bir etiketi belli bir mesafeyle tanıtmayı sağlar.
Alıştırma
Dersteki üç sözcüklük yapının aynısıyla cümleyi tamamlayın ve etiketi çok sayıda kişinin kullandığını göstermek için many sözcüğünü kullanın: The rapid price rise has created ____ a housing crisis.
Cevabı göster
what many call
the Dark Ages: geleneksel bir tarihsel etiket
The Dark Ages, Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sonraki Avrupa tarihinin bir dönemi için kullanılan geleneksel bir etikettir ve çoğunlukla özellikle Orta Çağ’ın erken dönemlerini belirtir. Dark burada gün ışığının yokluğu anlamına gelmez; bu ad, kültür ve öğrenimin gerilediğine ilişkin eski bir görüşü yansıtır. Günümüzde birçok tarihçi bu etiketi çeşitli bir dönem için fazla olumsuz ve fazla basitleştirici bulur. Bu cümlede what many call, konuşmacının tarafsız ve herkesçe kabul edilen bir sınıflandırma sunmak yerine bilinen bir adı aktardığını gösterir.
Alıştırma
Bu tarih cümlesinde the Dark Ages ne anlama gelir?
- Avrupa tarihinin bir dönemi için kullanılan geleneksel ve tartışmalı bir etikettir.
- Orta Çağ boyunca var olan bir krallığın resmî adıdır.
- Avrupa’nın gün ışığı almadığı bir dönemdir.
Cevabı göster
Avrupa tarihinin bir dönemi için kullanılan geleneksel ve tartışmalı bir etikettir.
Although Roman culture was never fully lost, Dilbilgisi
1:43Roma kültürü hiçbir zaman tamamen kaybolmamış olsa da,
Although Roman culture was never fully lost: ödünleme ilişkisi kurmak
Although, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır. Burada önce Roma kültürünün tamamen kaybolmadığı gerçeği kabul edilir; ardından ana cümle, bu gerçekle karşıtlık oluşturan temel gelişmeyi, yani etkisinin azalmasını sunabilir. Although + yan cümle, ana cümle yapısı, ilk gerçek doğru olsa bile ikinci gerçeğin de geçerli olduğunu belirtir. Böylece değişim tam bir kopuş gibi gösterilmez ve anlatım daha doğru olur.
Alıştırma
Hangi cümlede although ödünleme bildirmek için doğru kullanılmıştır?
- Although the library was small.
- Although the library was small, it had an excellent collection.
- Although the library was small, but it had an excellent collection.
Cevabı göster
Although the library was small, it had an excellent collection.
its influence declined and new art styles arose, Kalıp ifadeler
1:46etkisi azaldı ve yeni sanat stilleri ortaya çıktı,
influence declined: etkinin zayıfladığını söylemek
influence declined ifadesinde influence zayıflayan şeydir; declined ise geçişli olmayan bir fiilin geçmiş zaman biçimidir. İfade, insanları, düşünceleri veya olayları etkileme gücünün zamanla azaldığı anlamına gelir. Azalma, mutlaka tamamen ortadan kalkma anlamına gelmez. Bu kısa ifade became less strong sözünden daha çözümleyicidir ve tarih anlatımında ve değişimi açıklayan diğer metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Çevrim içi medya büyüdükçe bir gazetenin etkisinin azaldığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The newspaper's influence was decline as online media grew.
- The newspaper's influence declined as online media grew.
- The newspaper declined its influence as online media grew.
Cevabı göster
The newspaper's influence declined as online media grew.
religious symbolism and allegory: dinî sembolizm ve alegori
Religious symbolism, dinî düşünceleri temsil etmek için imgelerin, nesnelerin, renklerin veya hareketlerin kullanılmasıdır. Allegory ise karakterleri ve olayları daha soyut ikinci bir anlam da taşıyan eser, hikâye veya sahnedir. Bu sanat tarihi ifadesinde iki isim de görünür yüzeyin ötesindeki anlamı anlatır. Symbolism belirli ayrıntılar üzerinden işleyebilirken allegory çoğu zaman daha geniş bir sahneyi veya anlatıyı düzenler.
Alıştırma
Hangi örnek en iyi allegory olarak tanımlanır?
- Alışılmadık derecede büyük pencereleri olan bir bina.
- Haleyi dinî bir sembol olarak kullanan bir portre.
- Bir yolculuğun her aşamasının kişinin ahlaki gelişimini temsil ettiği bir hikâye.
Cevabı göster
Bir yolculuğun her aşamasının kişinin ahlaki gelişimini temsil ettiği bir hikâye.
focused on A rather than B: B yerine A'ya odaklanmak
Focus on A rather than B, asıl ilginin veya önceliğin B’ye değil A’ya verildiğini anlatır. Bu cümlede focused on öncelik verilen sanatsal amaçları, rather than ise geri planda bırakılan amaçları tanıtır. Karşılaştırılan bölümler mümkün olduğunca paralel olmalıdır. Bu cümlede iki taraf da isim öbeğidir: religious symbolism and allegory ile proportion and realism.
Alıştırma
Cümleyi focus on A rather than B hedef yapısıyla tamamlayın: The course ____ practical skills ____ abstract theory.
Cevabı göster
focuses on · rather than
with the construction of the Abbey of Saint-Denis in France in 1137. Kültür
1:58ve 1137'de Fransa'da Saint-Denis Manastırı'nın inşasıyla kendini gösterdi.
extended to architecture: anlatımı yeni bir alana taşımak
Burada extended to architecture, daha önce ele alınan değişimin mimari alanına da ulaştığı veya bu alanı etkilediği anlamına gelir. Kalıp özne + extend to + alan, grup veya durum şeklindedir; extended geçmiş zaman biçimidir. Bu ifade anlatımı da düzenler. This shift önceki değişime gönderme yaparken to architecture konuşmacının sırada ele alacağı yeni alanı tanıtır.
Alıştırma
Hangi cümlede extend to, bir değişimin başka bir alana da ulaştığını göstermek için kullanılmıştır?
- The reforms began in education and later extended to healthcare.
- The reforms began in education and later described healthcare.
- The reforms began in education and later ended healthcare.
Cevabı göster
The reforms began in education and later extended to healthcare.
Abbey of Saint-Denis: erken Gotik mimarinin tarihî bir örneği
Abbey of Saint-Denis, Fransa'da Paris yakınlarındaki bir Orta Çağ manastır kompleksinin ve kilisesinin adıdır. Bu adda Abbey dini mekânın türünü, Saint-Denis ise özel adı belirtir. Cümle bu yeri Gotik mimarinin erken gelişiminin somut bir tarihî örneği olarak kullanır. Adı çevresindeki anlatıma bağlayan şey, manastır tarihinin her ayrıntısı değil, bu işlevidir.
Alıştırma
Abbey of Saint-Denis bu tarihsel bağlamda nasıl bir rol oynar?
- Gotik mimarinin erken bir örneği olarak sunulan tarihî bir yerdir.
- Orta Çağ Fransası'nı yöneten bir hanedandır.
- Taş duvarları süslemek için kullanılan bir resim yöntemidir.
Cevabı göster
Gotik mimarinin erken bir örneği olarak sunulan tarihî bir yerdir.
Gotik mimaride pointed arches ... flying buttresses
Pointed arch, iki kenarı yuvarlak bir tepe oluşturmak yerine sivri bir noktada birleşen kemerdir. Flying buttress, çatı ya da tonozun yana doğru itme kuvvetini duvardan dışarıdaki bir ayağa aktaran, binanın dışındaki kemerli bir destektir. Her ikisi de Gotik mimarinin belirgin özelliklerindendir. Uçan payandalar duvarların daha az masif olmasını ve daha büyük pencereler taşımasını sağlarken sivri kemerler bu üslupla ilişkilendirilen güçlü yükselme görünümünü oluşturdu.
Alıştırma
Hangi açıklama pointed arches ve flying buttresses terimlerini doğru biçimde eşleştirir?
- Düz bir çatı ve kilisenin içinde boyanmış bir sahne.
- İki farklı vitray pencere türü.
- Sivri tepeli bir kemer ve duvar için dışarıdan destek sağlayan kemerli bir yapı.
Cevabı göster
Sivri tepeli bir kemer ve duvar için dışarıdan destek sağlayan kemerli bir yapı.
and large windows made the structure more skeletal and ornate, Dilbilgisi
2:06ve büyük pencereler, yapıyı daha iskeletsel ve süslü hale getirdi;
that emphasized its open luminous interior, Kelime
2:11bu da klasik binaların sağlam duvarları ve sütunlarından ziyade,
made the structure more skeletal and ornate: make + nesne + sıfat
made the structure more skeletal and ornate ifadesinde made fiilinden sonra nesne olan the structure ve sıfat tamamlayıcısı olan more skeletal and ornate gelir. make + nesne + sıfat kalıbı, nesnenin o duruma gelmesine veya öyle görünmesine neden olmak anlamına gelir. Burada skeletal mecazidir: binanın taşıyıcı iskeleti daha görünür, masif duvar alanları ise daha az görünür. Ornate, zengin ve ayrıntılı biçimde süslenmiş demektir. İki sıfat birlikte büyük pencerelerin oluşturduğu görsel sonucu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi make fiilinin geçmiş zamanı ve the room nesnesiyle tamamlayın: The new lights ____ brighter and friendlier.
Cevabı göster
made the room
open luminous interior: geniş ve ışık dolu bir iç mekân
Bu mimari betimlemede open luminous interior, geniş, engelsiz ve ışıkla dolu hissi veren bir iç mekân anlamına gelir. Open mekânın ferahlığını, luminous parıldayan ya da ışıkla dolu görsel niteliği anlatır; interior ise binanın iç kısmı demektir. Bu sıfatlar birlikte teknik bir ölçümden çok görsel bir izlenim oluşturur. İfade, ışık ve açıklığın mekânın temel özellikleri olarak gözde canlanmasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle geniş ve yumuşak ışıkla dolu hissi veren bir müzeyi en iyi anlatır?
- The museum has a sturdy, dark interior.
- The museum has an open, luminous interior.
- The museum is open because its front doors are unlocked.
Cevabı göster
The museum has an open, luminous interior.
rather than the sturdy walls and columns of classical buildings. Kültür
2:14açık ve aydınlık iç mekanı vurguladı.
sturdy walls and columns of classical buildings: sağlam yapısal ağırlık
Bu ifadede sturdy, sağlam inşa edilmiş ve dayanıklı demektir. Hem walls hem de columns sözcüğünü niteler; of classical buildings ise bu öğelerin ait olduğu mimariyi belirtir. rather than ifadesinden sonra gelen bütün söz öbeği, önceki open, luminous interior ifadesiyle karşıt olan seçeneği sunar. Bu karşılaştırmada klasik mimariyle ilişkilendirilen görünür desteği, görsel ağırlığı ve sağlamlığı çağrıştırır; her klasik yapının aynı özelliklere sahip olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Vurgulanan ifade bu karşılaştırmada neyi öne çıkarıyor?
- Gotik bir iç mekâna giren renkli ışık.
- Klasik yapıların yapısal desteği olmadığı iddiası.
- Burada klasik mimariyle ilişkilendirilen sağlam destek biçimleri.
Cevabı göster
Burada klasik mimariyle ilişkilendirilen sağlam destek biçimleri.
this became a model for cathedrals throughout Europe. Kalıp ifadeler
2:21bu yapı Avrupa çapındaki katedraller için bir model haline geldi.
became a model for: başkalarının örnek aldığı bir şeye dönüşmek
Become a model for, başkalarının daha sonra izlediği ya da örnek aldığı bir örneğe dönüşmek demektir. for'dan sonra gelen isim, bu örnekten etkilenen kişileri, kurumları, tasarımları veya sistemleri belirtir. Burada model, küçük bir fiziksel maket anlamına gelmez. İfade, bu tasarımın Avrupa genelindeki daha sonraki katedraller için örnek oluşturduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “başkalarının izleyebileceği bir örnek oldu” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After its successful first year, the community library ____ libraries in nearby towns.
Cevabı göster
became a model for
But fashions change.: değişen zevklere kısa bir geçiş
But, az önce ortaya konan fikirle bir karşıtlık olduğunu gösterirken fashions change geniş bir düşünceyi kısaca özetler: popüler zevkler ve tarzlar sabit kalmaz. Burada fashions yalnızca giyim modasını değil, mimari zevk de dâhil olmak üzere değişen tercihleri anlatır. Kısa ve bağımsız bir cümle olduğu için belirgin bir duraklama yaratır ve anlatımı önceki etkiden sonraki değişime yöneltir. Bu tür kısa bir genel ifade, bir sonraki gelişmeden önce güçlü bir geçiş oluşturabilir.
Alıştırma
Bu parçada But fashions change. cümlesinin temel işlevi nedir?
- Katedral tasarımlarının her gün değiştiğini iddia eder.
- Konuyu önceki etkiden, zevklerin daha sonra değiştiği fikrine kaydırır.
- Moda kıyafetlerin nasıl yapılacağına ilişkin talimatları başlatır.
Cevabı göster
Konuyu önceki etkiden, zevklerin daha sonra değiştiği fikrine kaydırır.
With the Italian Renaissance's renewed admiration for ancient Greece and Rome, Dilbilgisi
2:26İtalyan Rönesansı'nın antik Yunan ve Roma'ya duyduğu yenilenmiş hayranlıkla birlikte,
the more recent style began to seem crude and inferior in comparison. Notlar
2:31bu daha yeni tarz onlara kıyasla kaba ve kalitesiz görünmeye başladı.
With ... renewed admiration for ...: isim öbeğiyle arka plan kurmak
Cümlenin başında with bir isim öbeği getirir ve öbeğin tamamı ana cümlenin arka planını kurar. Öbeğin temel ismi admiration'dır: renewed bu hayranlığı niteler, for ancient Greece and Rome ise hayranlığın yöneldiği şeyi belirtir. Burada arka plan aynı zamanda bir nedeni ima eder: antik dünyaya duyulan hayranlık yeniden canlanınca daha sonraki üslup daha olumsuz değerlendirildi. Bu with yapısı genel durumu sunar; because kadar güçlü ve doğrudan bir neden bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümle, ana cümlenin arka planını kurmak için with + isim öbeği kullanır?
- Because the public became more interested in the project, funding increased.
- Growing public interest in the project caused funding to increase.
- With growing public interest in the project, funding increased.
Cevabı göster
With growing public interest in the project, funding increased.
began to seem: izlenimin yavaş yavaş değişmesi
Begin to seem + adjective, bir şeyin belirli bir izlenim vermeye başlaması demektir. Begin, o şeye bakışın değişmeye başladığı noktayı belirtirken seem, açıklamayı kesin bir gerçek değil, bir algı veya yargı olarak sunar. Bu cümlede üslup gerçekten daha kaba ya da daha kötü hâle gelmiş olmak zorunda değildir. Yeniden beğenilmeye başlanan klasik bir ölçüte göre insanlar onu zamanla bu şekilde görmeye başlamıştır.
Alıştırma
Hangi cümle, tasarımın kendisinin değiştiğini ileri sürmeden yalnızca insanların tasarımla ilgili izleniminin değiştiğini söyler?
- The design became old-fashioned when its materials wore out.
- The design began to seem old-fashioned as tastes changed.
- The designers replaced the old-fashioned design.
Cevabı göster
The design began to seem old-fashioned as tastes changed.
crude and inferior in comparison: olumsuz bir karşılaştırmalı yargı
Bu cümlede crude kaba veya incelikten yoksun, inferior ise daha düşük kalitede demektir. Bu sözcükler and ile bağlandığında daha yakın döneme ait üslup hakkında güçlü bir olumsuz yargı oluşturur. In comparison, yargıyı göreceli hâle getirir: üslup, daha önce konuşulan üslup veya ölçütle karşılaştırıldığında daha kötü görünür. Bu ifade tarafsız bir fiziksel betimleme değil, değerlendiren bir bakış açısı aktarır.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlatıyor?
- Daha yeni üslup, karşılaştırma ölçütü olan üsluptan daha kaba ve daha düşük kaliteli görünüyordu.
- Daha yeni üslup daha sadeydi ama aynı kalitedeydi.
- Karşılaştırma yapılamadığı için daha yeni üslup sıra dışı görünüyordu.
Cevabı göster
Daha yeni üslup, karşılaştırma ölçütü olan üsluptan daha kaba ve daha düşük kaliteli görünüyordu.
Writing in his 1550 book Lives of the Artists, Dilbilgisi
2:361550 tarihli Sanatçıların Hayatları adlı kitabında,
Writing in his 1550 book: -ing yan cümlesiyle kaynak sunma
Writing in his 1550 book, cümlenin başına getirilmiş bir -ing yan cümlesidir. Ardından gelen ifade için yazma durumunu ve kaynağı belirtir; daha açık bir biçim When he wrote in his 1550 book ile başlayabilir. Yazma eylemini yapan kişinin, ardından gelen ana cümlenin öznesi olduğu anlaşılır. Bu kısa yapı, bir yazarın belirli bir eserinde söylediği şeyi tanıtmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede ana cümlenin öznesi, yazma eylemini yapan kişi olarak doğru biçimde kullanılmıştır?
- Writing in her field journal, the birds' behavior was recorded by Lina.
- Writing in her field journal, the rain interrupted Lina's notes.
- Writing in her field journal, Lina recorded the birds' behavior.
Cevabı göster
Writing in her field journal, Lina recorded the birds' behavior.
Giorgio Vasari was the first to describe it as Gothic, Dilbilgisi
2:40Giorgio Vasari bu tarzı Gotik olarak tanımlayan ilk kişi oldu;
the first to describe it as Gothic: bir şeyi ilk yapan kişi
the first + to-infinitive yapısı, bir eylemi herkesten önce yapan kişi veya şeyi belirtir. Burada to describe, Giorgio Vasari’nin ilk yapan kişi olduğu eylemi açıklar. Mastar grubundaki describe A as B, “A’yı B olarak nitelendirmek veya sınıflandırmak” anlamına gelir. Gothic, it için kullanılan üslup adıdır; Giorgio Vasari’yi tanımlamaz.
Alıştırma
Lena’nın bulmacayı herkesten önce çözdüğünü anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın. Üç İngilizce sözcük yazın: Lena was ____ solve the puzzle.
Cevabı göster
the first to
a derogatory reference to the barbarians thought to have destroyed classical civilization. Notlar
2:44bu, klasik medeniyeti yok ettiği düşünülen barbarlara yönelik aşağılayıcı bir atıftı.
derogatory reference to the barbarians: bir grubu aşağılayan ifade
a derogatory reference to a group ifadesinde derogatory, kullanılan sözlerin grubu küçümseyen, hor gören veya saygısız bir şekilde sunduğunu belirtir. Tarafsız bir anmadan söz etmez. Burada reference, araştırmada kullanılan bir kaynak değil, insanlardan söz etme veya onları adlandırma biçimidir. İfade, barbarians etiketinin küçümseyici bir yargı taşıdığını anlatır.
Alıştırma
a derogatory reference to a group ne anlama gelir?
- Grubu saygılı bir şekilde övüyordu.
- Gruba resmî ve tarafsız bir ad veriyordu.
- Gruptan küçümseyici bir şekilde söz ediyordu.
Cevabı göster
Gruptan küçümseyici bir şekilde söz ediyordu.
thought to have destroyed: daha önce yok ettiği düşünülen
Burada thought to have destroyed, the barbarians ifadesini niteler. who were thought to have destroyed yapısının kısaltılmış biçimidir; böylece aktarılan bir yargıyı isim öbeğinin içine yerleştirir. Edilgen aktarım yapısı, bunun yazarın doğrudan doğruladığı bir gerçek değil, başkalarına atfedilen bir inanış olduğunu gösterir. Perfect infinitive yapısı olan to have destroyed, yok etme eylemini düşünme veya bildirme zamanından önceye yerleştirir. Daha önce gerçekleşmiş bir eylem hakkındaki inanışı aktarırken thought to have + geçmiş zaman ortacı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi who were believed to have left before dawn anlamındaki kısaltılmış bir yapıyla tamamlayın: The climbers ____ before dawn were found at the base camp.
Cevabı göster
thought to have left
The name stuck and soon came to describe the medieval period overall, Notlar
2:50Bu isim kalıcı oldu ve kısa sürede karanlık,
The name stuck: tutup kalıcılaşan bir ad
The name stuck ifadesinde stuck, insanların adı kabul ettiği, hatırladığı ve kullanmaya devam ettiği anlamına gelir. Bu, stick fiilinin deyimsel kullanımıdır; adın fiziksel olarak bir yere yapıştığını söylemez. İfade çoğu zaman bir adlandırmanın doğal, gündelik veya beklenmedik biçimde yerleştiğini anlatır. Bir ad, takma ad, etiket veya ifade yaygın kullanımda ya da insanların hafızasında kalıyorsa stick kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki deyimin aynısını kullanarak tamamlayın: We called our robot Beep, and ____.
Cevabı göster
the name stuck
came to describe: zaman içinde gelişen bir tanımlama işlevi
Burada came to describe, adın daha sonra bir şeyi tanımlamak için kullanılmaya başladığı anlamına gelir. Bu işlev başından beri yoktu; söz konusu kullanım sonradan gelişti. come to + fiilin yalın hâli yapısı, yeni bir anlamı, inancı, duyguyu veya durumu çoğu zaman bir sürecin sonucu olarak sunar. Bu cümlede came fiziksel hareket anlamına gelmez.
Alıştırma
Anlamın zaman içinde geliştiğini göstermek için cümleyi come to represent yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over many years, the dove ____ peace.
Cevabı göster
came to represent
superstition, and simplicity.
2:57ortaçağ döneminin tamamını tanımlamak için kullanılmaya başlandı.
associations of darkness, superstition, and simplicity: bir terimin çağrıştırdığı düşünceler
Burada associations, adın akla getirdiği düşünce ve duygulardır. Darkness, superstition ve simplicity, adın sözlükteki gerçek tanımı olarak değil, ona bağlı kültürel çağrışımlar olarak sunulur. with its associations of X ifadesi; bir sözcük, renk, simge, dönem veya etiketle bağlantılı imgeleri ya da yargıları eklemeyi sağlar. İnsanların bir şeyi genellikle nasıl anladığını anlatır; o şey hakkında mutlaka nesnel bir gerçeği belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede associations of darkness, superstition, and simplicity ne anlama geliyor?
- Adın eksiksiz sözlük tanımını oluşturan gerçekler.
- Orta Çağ döneminin her bölümünün nesnel olarak sahip olduğu özellikler.
- Adın genellikle akla getirdiği düşünce ve duygular.
Cevabı göster
Adın genellikle akla getirdiği düşünce ve duygular.
time marched on: anlatıda kişileştirmeyle zaman geçişi
Bu cümlede time marched on, zamanı düzenli biçimde ileri giden bir şey gibi kişileştirir. Zamanın geçmeye, dönemin veya koşulların da gelişmeye devam ettiğini anlatır; gerçek bir askerî yürüyüşten söz etmez. Anlatıda bu ifade, hikâyeyi önceki bir dönemden daha sonraki bir döneme taşır ve dinleyiciyi sıradaki değişikliklere hazırlar. Time passed ifadesine kıyasla marched on, düzenli ve durdurulamaz bir ilerleme duygusunu daha güçlü verir.
Alıştırma
Bu cümlede time marched on ne işe yarar?
- Herkes beklerken olayların durduğunu gösterir.
- Saatlerin askerî bir geçit törenine katıldığını söyler.
- Zamanın geçmeye devam ettiğini gösterir ve sonraki değişiklikleri tanıtır.
Cevabı göster
Zamanın geçmeye devam ettiğini gösterir ve sonraki değişiklikleri tanıtır.
as did what was considered fashionable: paralel değişimi anlatan devrik yapı
as did + özne kalıbı, daha önceki aynı eylem veya değişimin ikinci bir özne için de geçerli olduğunu belirten resmî bir devrik yapıdır. Yardımcı fiil did özneden önce gelir ve önceki fiil öbeğinin yerini alarak tekrarı önler. Burada what was considered fashionable, insanların moda olarak gördüğü şeyleri veya tarzları anlatan bir isim cümleciğidir. Bağlam içinde bu parça, zaman geçtikçe moda hakkındaki genel kabullerin de ilerlediğini veya değiştiğini söyler. Daha doğrudan bir anlatım and what was considered fashionable changed too olurdu.
Alıştırma
Bütçenin de değiştiğini belirten resmî devrik yapıyla cümleyi tamamlayın: The schedule changed, ____ the budget.
Cevabı göster
as did
In the 1700s, a period called the Enlightenment came about, Öbek fiiller
3:051700'lerde, bilimsel aklı her şeyin üstünde tutan,
came about: bir dönem veya değişim nasıl ortaya çıkar
Came about, come about öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada “var olmaya başladı” veya “gelişti” anlamındadır: Aydınlanma Çağı tarihsel bir dönem olarak ortaya çıktı. Come about bir olayın, durumun ya da değişimin gerçekleşmesini veya gelişmesini anlatır. Özellikle birinin onu bilinçli olarak yaratmasından çok, nasıl başladığına odaklanır. How did it come about? sorusu, buna neyin yol açtığını sorar.
Alıştırma
Bir geleneğin nasıl ortaya çıktığını doğal biçimde soran cümle hangisidir?
- How did this tradition come about?
- How did this tradition come across to the visitors?
- How did this tradition come up in the discussion?
Cevabı göster
How did this tradition come about?
which valued scientific reason above all else. Kalıp ifadeler
3:09Aydınlanma adlı bir dönem ortaya çıktı.
scientific reason above all else: en yüksek öncelik
Bu yan cümlede scientific reason, kanıtlara ve akılcı düşünceye dayanan muhakemeyi ifade eder. Aydınlanma Çağı'nın değer verdiği şey budur ve above all else “başka her türlü fikir veya kaygıdan daha fazla” anlamına gelir. Birlikte, bilimsel muhakemenin en yüksek önceliğe sahip olduğunu anlatırlar. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp value A above all else biçimindedir: A'yı onunla yarışan her şeyden daha önemli görmek. Burada above fiziksel konumu değil, öncelik sırasını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle kamu güvenliğinin kurumun en yüksek önceliği olduğunu söyler?
- The organization treats public safety as one concern among many.
- The organization considers public safety only after other concerns.
- The organization values public safety above all else.
Cevabı göster
The organization values public safety above all else.
Reacting against that, Romantic authors like Goethe and Byron Anlatım akışı
3:13Buna tepki olarak, Goethe ve Byron gibi Romantik yazarlar
sought idealized visions of a past of natural landscapes and mysterious spiritual forces. Kalıp ifadeler
3:17doğal manzaraların ve gizemli ruhsal güçlerin olduğu geçmişin idealleştirilmiş vizyonlarını aradılar.
Reacting against that: yeni yönü önceki eğilime karşı bir tepki olarak sunmak
Reacting against that, ana eylemi az önce sözü edilen bir düşünceye veya eğilime karşı çıkış olarak sunan, cümle başındaki bir -ing yan cümleciğidir. That önceki içeriğe gönderme yapar; react against ise yalnızca tepki vermek değil, bir şeye direnmek veya ondan farklı bir yöne ilerlemek anlamına gelir. Bu yan cümlecik anlatıyı önceki eğilim, karşı çıkış ve yeni yön sırasıyla düzenler. Örtük öznesi ana cümlenin öznesidir; dolayısıyla hem tepki gösteren hem de arayışa giren Romantic authors grubudur.
Alıştırma
Hangi cümle yeni bir eylemi önceki eğilime karşı çıkış olarak doğru biçimde sunuyor?
- Reacting against strict tradition, new forms appeared to the artists.
- Reacting against strict tradition, the artists experimented with new forms.
- Reacting to the announcement, the artists checked the schedule.
Cevabı göster
Reacting against strict tradition, the artists experimented with new forms.
sought idealized visions of a past: güzelleştirilmiş bir geçmiş imgesinin peşinden gitmek
Sought, seek fiilinin geçmiş zaman biçimidir; dolayısıyla yazarların yaptığı şeyi bilinçli bir arayış olarak gösterir. Idealized visions of a past, önceki bir dönemi gerçekte olduğundan daha güzel, saf veya kusursuz gösterecek biçimde şekillendirilmiş hayali tasvirlerdir. İfade bir bütün olarak fiziksel bir nesneyi aramayı veya tarihi tarafsız biçimde kaydetmeyi değil, sanatsal ya da düşünsel bir imgenin peşinden gitmeyi anlatır. Sought, anlatıma wanted sözcüğünden daha resmî ve edebî bir ton verir.
Alıştırma
Burada sought idealized visions of a past ifadesi ne anlama geliyor?
- Önceki dönemlere ait bütün anıları silmeye çalıştılar.
- Daha önceki bir dönemin güzelleştirilmiş imgesinin peşinden gittiler.
- Tarihin tarafsız ve tamamen doğru bir kaydını oluşturdular.
Cevabı göster
Daha önceki bir dönemin güzelleştirilmiş imgesinin peşinden gittiler.
to describe a literary genre that emerged as a darker strain of Romanticism. Kelime
3:27Romantizmin daha karanlık bir türü olarak ortaya çıkan bir edebi türü tanımlamak için yeniden uyarlandı.
was repurposed again: mevcut bir sözcüğe yeniden başka bir işlev verme
Was repurposed again, was + geçmiş zaman ortacı repurposed biçimindeki geçmiş zamanlı edilgen bir yapıdır. Yeni bir sözcük üretilmediğini, var olan bir sözcüğe yeni bir görev ya da kullanım verildiğini anlatır. Again, sözcüğün daha önce de bir kullanım değişikliği geçirdiğini gösterir. to describe... mastar yapısı ise sözcüğe verilen yeni amacı belirtir.
Alıştırma
Terimin ikinci kez yeni bir kullanım kazandığını göstermek için cümleyi vurgulanan edilgen ifadeyle tamamlayın: Years later, the term ____ to name a new app feature.
Cevabı göster
was repurposed again
a darker strain of Romanticism: bir akım içindeki ayırt edici eğilim
a darker strain of Romanticism ifadesinde strain, daha büyük bir akımın içinde ayırt edilebilen bir türü ya da eğilimi anlatır. İfade, bu edebî türü Romantizmin bir parçası olarak gösterir; ancak türün temaları ve havası daha karanlıktır. Buradaki darker, daha düşük ışık düzeyini değil konu ve atmosferi betimler; strain de baskı ya da kas incinmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
“The novel belongs to a darker strain of Romanticism,” İngilizce cümlesinde strain ne anlama gelir?
- Romantik yazarların ele aldığı fiziksel bir incinme.
- Daha büyük akım içinde ayırt edilebilen daha karanlık bir tür.
- Romantizmin yarattığı duygusal baskı.
Cevabı göster
Daha büyük akım içinde ayırt edilebilen daha karanlık bir tür.
The term was first applied by Horace Walpole Dilbilgisi
3:33Terim ilk olarak Horace Walpole tarafından,
was first applied by Horace Walpole: bir terimi ilk kullanan kişiyi belirtmek
was first applied by Horace Walpole ifadesinde was applied edilgen yapıdadır. Bu yapı The term ifadesini odakta tutarken by Horace Walpole, terimi bu anlamda ilk kullanan kişiyi belirtir. Terimlerden söz ederken apply, “bir kelimeyi, etiketi veya tanımı bir şey için kullanmak ya da bir şeye vermek” anlamına gelir. Etken yapı someone applied the term to something; edilgen yapı ise the term was applied to something by someone biçimindedir.
Alıştırma
Bir gazetecinin etiketi ilk kez bu hareket için kullandığını doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- The label was first applied to the movement by a journalist.
- The label was first applied by the movement to a journalist.
- The movement was first applied to a journalist by the label.
Cevabı göster
The label was first applied to the movement by a journalist.
as a reference to the plot and general atmosphere. Kalıp ifadeler
3:40kendi 1764 yapımı Otranto Şatosu adlı romanına uygulandı.
as a reference to the plot and general atmosphere: olay örgüsüne ve genel atmosfere gönderme yapmak
Burada as a reference to ..., bir adın veya terimin işlevini açıklar: olay örgüsüne ve genel atmosfere bilinçli biçimde gönderme yapar, onları çağrıştırır veya anlamını onlardan alır. Aktarılabilir kalıp as a reference to + isim öbeği biçimindedir. Bir başlığın, adın, repliğin, görselin veya tasarımın başka bir fikir, eser, olay ya da özellikle nasıl bağlantı kurduğunu açıklayabilir.
Alıştırma
Burada as a reference to the plot and general atmosphere ne anlama gelir?
- Hikâyeyi tavsiye eden kişiyi belirtir.
- Hikâyedeki olaylara ve genel atmosfere bilinçli biçimde gönderme yapar veya onları çağrıştırır.
- Hikâyeyi daha fazla araştırma için bir kaynak olarak listeler.
Cevabı göster
Hikâyedeki olaylara ve genel atmosfere bilinçli biçimde gönderme yapar veya onları çağrıştırır.
Many of the novel's elements became genre staples, Kelime
3:44Romanın birçok unsuru, bu türün temel özellikleri haline geldi,
genre staples: bir türün tekrarlanan ve kolay tanınan özellikleri
Genre staples, belirli bir hikâye türünde tekrar tekrar görülen ve izleyicinin o türü tanımasına yardımcı olan özelliklerdir. Burada staples, yerleşmiş ve yaygın biçimde kullanılan unsurlar anlamına gelir; metal zımba telleri değildir. Became, zaman içindeki bir değişimi gösterir: Bu unsurlar kopyalanıp yeniden kullanılarak sonraki eserlerin standart özellikleri hâline gelmiştir.
Alıştırma
Bu cümlede genre staples ne anlama geliyor?
- Yalnızca tek bir hikâyede bulunan sıra dışı ayrıntılar
- Bir türün tekrarlanan ve kolay tanınan özellikleri
- Kitapları birleştirmek için kullanılan metal zımba telleri
Cevabı göster
Bir türün tekrarlanan ve kolay tanınan özellikleri
inspiring classics and the countless movies they spawned. Deyimler
3:47klasikleree ve onların ortaya çıkardığı sayısız filme ilham verdi.
countless movies they spawned: spawn sözcüğünün ortaya çıkarmak anlamı
Countless burada çok fazla anlamına gelir; gerçek bir sayım değil, vurgudur. Spawned mecaz anlamdadır: Daha önceki klasik eserler daha sonraki birçok filmin ortaya çıkmasına yol açmıştır. İfade the countless movies that they spawned biçiminde açılabilir. İlgi sözcüğü that düşürülmüştür; they, classics sözcüğünü gösterir, movies ise spawned fiilinin nesnesidir.
Alıştırma
Hangi cümle bir başarının sonraki birçok eserin kaynağı olduğunu en güçlü biçimde anlatır?
- The hit game was released after several earlier games.
- The hit game spawned several sequels and a television series.
- The hit game included several levels and a television in one scene.
Cevabı göster
The hit game spawned several sequels and a television series.
The Gothic label belonged to literature and film until the 1970s, Anlatım akışı
3:52Gotik etiketi, 1970'lere kadar edebiyat ve sinemaya aitti,
belonged to ... until the 1970s: bir dönemin bitişini belirtmek
belonged to literature and film ifadesinde belonged to, Gothic etiketinin o dönemde esas olarak bu iki alanla ilişkilendirildiğini belirtir. until the 1970s önceki durumun bitiş noktasını gösterir ve okuyucuyu daha sonraki bir değişime hazırlar; edebiyat ve sinemanın etiketi tamamen kullanmayı bıraktığı anlamına gelmez. Burada “when + yeni olay” ile devam eden “önceki durum + until + zaman” kalıbı tarihsel bir değişimi düzenler: Önce eskiden geçerli olan durum verilir, ardından dönüm noktası ve sonraki yeni gelişme belirtilir.
Alıştırma
Bu cümlede until the 1970s ne işe yarıyor?
- Edebiyat ve sinemanın 1970'lerde etiketi kullanmayı tamamen bıraktığını söylüyor.
- Edebiyat ve sinemanın etiketi ilk kez 1970'lerden sonra benimsediğini söylüyor.
- Etiketin daha önce edebiyat ve sinemayla ilişkilendirildiği dönemin bitişini gösteriyor.
Cevabı göster
Etiketin daha önce edebiyat ve sinemayla ilişkilendirildiği dönemin bitişini gösteriyor.
new musical scene emerged: kültürel topluluk anlamındaki scene
Burada musical scene, bir müzik türünün çevresinde oluşan bağlantılı dünyayı, yani müzisyenleri, hayranları, mekânları, etkinlikleri ve ortak tarzı ifade eder. Yalnızca fiziksel bir yeri değil, kültürel bir topluluğu adlandırır. emerged, “oluşmaya ve fark edilir hâle gelmeye başladı” anlamındadır. Bu nedenle a new musical scene emerged, yeni bir müzik topluluğunun veya akımının ortaya çıktığını anlatır.
Alıştırma
Şehirde bir caz topluluğunun oluşmaya başladığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The mountain scenery was beautiful at sunset.
- A scene from the film showed a jazz club.
- A lively jazz scene emerged in the city.
Cevabı göster
A lively jazz scene emerged in the city.
Taking cues from artists: yaratıcı etkilerden yararlanmak
take cues from someone or something ifadesi, birini ya da bir şeyi gözlemleyip onun tarzını, fikirlerini veya yöntemlerini rehber olarak kullanmak anlamına gelir. Burada Taking cues from artists, sonraki müzisyenlerin The Doors ve The Velvet Underground gibi sanatçılardan yaratıcı bir yön edindiğini anlatır; fiziksel nesneleri almak anlamına gelmez. Taking cues from ... cümle başında kullanılan bir -ing öbeğidir. Ardından gelen ana cümlenin öznesinin etkilendiği kaynağı gösterir. Bu nedenle ana cümle, bu etkiyi alan kişi ya da grubu belirtmelidir.
Alıştırma
Cümleyi take cues from ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The costume designer ____ 1920s fashion for the new collection.
Cevabı göster
took cues from
imagery inspired by the Victorian era: ilham kaynağını belirtme
Imagery, genel bir izlenim oluşturmak için kullanılan resimler, simgeler veya görsel ayrıntılar bütünüdür. Burada bu görsel imgeler yaratıcı fikirlerini Viktorya döneminden alır. Inspired by the Victorian era, imagery sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortaç öbeğidir. imagery that was inspired by the Victorian era ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Yeniden kullanılabilen isim + inspired by + kaynak kalıbı, yaratıcı fikirlerin nereden geldiğini belirtir.
Alıştırma
Mobilya tasarımının fikirlerini 1920'lerden aldığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The room features furniture inspired by 1920s design.
- The room features furniture inspired 1920s design.
- The room features furniture inspiring by 1920s design.
Cevabı göster
The room features furniture inspired by 1920s design.
classic horror, and androgynous glam fashion. Kelime
4:13klasik korku ve androjen glam modasından esinlenen imgelerle birleştirdi.
combined A with B: iki tarz öğesi grubunu birleştirmek
combine A with B kalıbı, iki şeyi veya iki öğe grubunu bir araya getirmek anlamına gelir. Bu cümlede A, gloomy lyrics and punk dissonance; B ise imagery inspired by the Victorian era, classic horror, and androgynous glam fashion bölümüdür. Hem A hem de B, birden fazla eş görevli öğe içeren uzun ad öbekleri olabilir. İki ana grubu ayırmak için önce combined, sonra with sözcüğünü bulun; inspired by, imagery sözcüğünü niteler ve bu imgelerin ilham kaynaklarını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi combine A with B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The restaurant ____ local ingredients ____ modern cooking techniques.
Cevabı göster
combined · with
androgynous glam fashion: cinsiyet sınırlarını bulanıklaştıran dramatik bir tarz
Androgynous, geleneksel olarak erkeksi ve kadınsı kabul edilen tarzları birleştiren veya bu tarzlardan herhangi birine açıkça uymayan bir görünümü anlatır. Glam fashion; parlaklığı, makyajı, cesur kıyafetleri ve sahneye özgü gösterişli bir görünümü vurgular. Birlikte androgynous glam fashion, geleneksel toplumsal cinsiyet sınırlarını bulanıklaştıran görsel özelliklere sahip gösterişli ve dramatik bir tarz anlamına gelir. Burada moda veya görünüm anlatılır; kişinin cinsiyet kimliği ya da cinsel yönelimi belirtilmez.
Alıştırma
Androgynous glam fashion burada büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Hiçbir süsleme etkisi olmayan sade günlük kıyafetler
- Yalnızca erkekler için tasarlanmış resmî kıyafetler
- Geleneksel olarak erkeksi ve kadınsı kabul edilen özellikleri birleştiren veya bulanıklaştıran dramatik ve gösterişli bir tarz
Cevabı göster
Geleneksel olarak erkeksi ve kadınsı kabul edilen özellikleri birleştiren veya bulanıklaştıran dramatik ve gösterişli bir tarz
similar bands were consistently described as Gothic Rock by the music press, Dilbilgisi
4:19benzer gruplar müzik basını tarafından sürekli olarak Gotik Rock olarak tanımlanıyordu,
were consistently described as Gothic Rock: tekrarlanan bir etiketi aktarmak
Be described as + isim veya sıfat, başka insanların bir şeyi o şekilde sunduğunu ya da sınıflandırdığını belirtir. Edilgen yapı odağı gruplar ve Gothic Rock etiketi üzerinde tutar; by the music press ise etiketi kimin kullandığını gösterir. Consistently, aynı etiketin yalnızca bir kez değil, düzenli ve tekrarlı biçimde kullanıldığını gösterir. Bu ifade tekrarlanan bir sınıflandırmayı aktarır; tek başına konuşanın bu sınıflandırmaya katıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Tekrarlanan edilgen bir sınıflandırmayı anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the music press, similar bands ____ Gothic Rock.
Cevabı göster
were consistently described as
brought it out of dimly lit clubs to major labels and MTV: yeraltından ana akıma
Cümle, tarzı bir yerden başka bir yere taşınabilen bir şeymiş gibi ele alır. It, the style ifadesine gönderme yapar; tarzın popülerliği ise onu loş kulüplerden çıkaran güç olarak sunulur. Kulüplerden büyük plak şirketlerine ve MTV'ye uzanan yol, statü değişimini düzenler: müzik, küçük bir yeraltı sahnesinden ana akım plak endüstrisine ve kitle iletişim araçlarına geçmiştir. Buradaki hareket esas olarak mecazidir; bir nesnenin fiziksel olarak taşınması değildir.
Alıştırma
Özgün cümledeki hareket imgesi hangi değişimi anlatıyor?
- Tarz, küçük bir kulüp sahnesinin ötesine geçip büyük endüstri ve medya platformlarına erişti.
- Kulüpler fazla aydınlık olduğu için tarz müzik endüstrisinden ayrıldı.
- Büyük plak şirketleri ve MTV fiziksel olarak kulüplerin içine taşındı.
Cevabı göster
Tarz, küçük bir kulüp sahnesinin ötesine geçip büyük endüstri ve medya platformlarına erişti.
despite occasional negative media attention and stereotypes, Dilbilgisi
4:31medyanın zaman zaman gösterdiği olumsuz ilgiye ve stereotiplere rağmen,
Gothic music and fashion continue as a strong underground phenomenon. Kelime
4:35Gotik müziği ve modası güçlü bir yeraltı fenomeni olarak devam ediyor.
Ödünleme anlatan despite + isim öbeği
Despite, normalde ana sonucu değiştirmesi beklenebilecek bir olguyu ya da zorluğu belirtir. Bu cümlede medyanın olumsuz ilgisi ve kalıp yargılar vardır, ancak bunlar Gotik müzik ve modanın sürmesini engellemez. Burada despite sözcüğünden sonra occasional negative media attention and stereotypes isim öbeği gelir. Despite bir edat olduğu için özne ve yüklem içeren tam bir cümleciği doğrudan başlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede ödünleme yapısı doğru kullanılmıştır?
- Despite it rained heavily, the festival continued.
- Although the heavy rain, the festival continued.
- Despite the heavy rain, the festival continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the festival continued.
Kültürel bağlamda strong underground phenomenon
Kültürle ilgili metinlerde underground, çoğunlukla ana akım ticari sistemlerin ve kitlesel popülerliğin dışında gelişen müzik, sanat, moda veya başka etkinlikleri anlatır. Burada fiziksel olarak yerin altındaki bir konumu ifade etmez. Strong, bu ana akım dışı olgunun canlı olduğunu ve kalıcı bir desteğe ya da etkiye sahip bulunduğunu gösterir. Bu nedenle ifade, Gotik müzik ve modayı zayıf ya da yok olmakta olan değil, ana akımın dışında gücünü koruyan bir kültür olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede strong underground phenomenon ne anlama geliyor?
- Ana akımın dışındadır ancak canlı ve etkili olmayı sürdürür.
- Fiziksel olarak yerin altında gerçekleşir ve çok az etkilidir.
- Baskın ticari kültür hâline gelmiştir.
Cevabı göster
Ana akımın dışındadır ancak canlı ve etkili olmayı sürdürür.
Gothabilly, Gothic Metal, and even Steampunk.
4:43Gothabilly, Gothic Metal ve hatta Steampunk gibi alt türlere de ayrıldılar.
branched into subgenres: yeni alt türlere ayrılmak
Branch into, bir ağacın dallara ayrılması imgesini kullanır. Burada They've also branched into subgenres, daha geniş kategorinin daha belirli birkaç biçim geliştirdiği ve bunların sonraki listede adlandırıldığı anlamına gelir. Kalıp, özne + branch into + yeni alan veya dal şeklindedir. Bir türün alt türlere ayrılmasını ya da bir kuruluşun yeni iş alanlarına genişlemesini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede branched into, bir şeyin birkaç yeni yönde geliştiğini anlatır?
- The business closed for one day last year.
- Over time, the business branched into publishing, education, and software.
- The business stored its files in three folders.
Cevabı göster
Over time, the business branched into publishing, education, and software.
The history of the word Gothic is embedded in thousands of years worth of countercultural movements. Notlar
4:48Gotik kelimesinin tarihi, binlerce yıllık karşı kültür hareketlerinde gömülüdür.
is embedded in ...: daha geniş bir tarihin derin parçası olmak
Be embedded in, sözcük anlamıyla bir şeyin başka bir şeyin içine sıkıca yerleşmiş olmasını anlatır. Burada mecazi kullanılmıştır: Gothic kelimesinin tarihi, bağımsız bir öykü olarak değil, çok daha geniş karşı kültür hareketleri tarihinin içine derinden işlemiş olarak sunulur. Be embedded in + daha geniş bağlam kalıbı, bir fikrin, geleneğin, değerin veya tarihin bir kültürün, sistemin ya da geleneğin ayrılmaz parçası olduğunu gösterir. Thousands of years worth of countercultural movements, son derece uzun bir döneme yayılan hareketleri anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede embedded in, bir şeyin kültüre veya sisteme derinden işlemiş olduğunu anlatan mecazi anlamda kullanılmıştır?
- The note is lying on the table.
- The coin is embedded in a block of ice.
- Respect for elders is embedded in many family traditions.
Cevabı göster
Respect for elders is embedded in many family traditions.
countercultural movements: ana akım kültüre meydan okuyan hareketler
Countercultural, counterculture sözcüğünden türetilmiş bir sıfattır. Bir toplumun baskın değerlerine, zevklerine veya yaşam biçimlerine bilinçli olarak meydan okuyan ya da bunları reddeden fikirleri, tarzları veya grupları anlatır. Movement ise ortak fikirler etrafında oluşan daha geniş bir toplumsal, sanatsal veya kültürel akımdır. Bu cümlede countercultural movements, Gothic tarihini ana akım kabul edilen şeylere yönelik tekrarlanan meydan okumalarla bağlantılı gösterir. Yalnızca birbirinden farklı kültürler anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama bir countercultural movement ifadesine en uygun karşılıktır?
- Yaygın kabul gören gelenekleri destekleyen bir hükûmet programı
- Ana akım değerlere veya normlara bilinçli olarak meydan okuyan bir hareket
- Farklı ülkelerin kültürlerini bir araya getiren bir etkileşim
Cevabı göster
Ana akım değerlere veya normlara bilinçli olarak meydan okuyan bir hareket
to towering spires replacing solid columns,
4:57yüksek kulelerin sağlam sütunların yerini almasına,
From ... to ... to ... ile genişletilmiş paralel sıralama
From X to Y genellikle iki nokta arasındaki yolu veya aralığı belirtir. to sözcüğünü tekrarlamak başka bir aşama ekler: From X, to Y, to Z. Burada üç bölüm siyasi iktidar, mimari ve sanat alanlarında ilerleyerek ayrı örnekleri geniş bir özet içinde birleştirir. Ögeler paraleldir: Her biri bir kişi veya nesne belirtir ve ardından -ing biçiminde bir eylem getirir — outsiders becoming, spires replacing ve artists finding. Bu ortak biçim, listenin izlenmesini kolaylaştırır ve dinleyiciyi listenin ardından gelecek sonuç cümlesine hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi from ... to ... to ... ile tamamlayın: Our navigation tools evolved ____ paper maps ____ GPS devices ____ phone apps.
Cevabı göster
from · to · to
a revolution of sorts: “devrim” nitelemesini yumuşatmak
Bu cümlede a revolution of sorts, devrim denebilecek kadar önemli bir değişim olduğunu, ancak bunun tam ya da klasik anlamda bir devrim olmadığını belirtir. İsimden sonra gelen of sorts, güçlü revolution nitelemesini yumuşatır. Konuşan kişi büyük bir dönüşüm gördüğünü, fakat bunun gerçek bir devrimin tüm özelliklerini taşımayabileceğini ihtiyatlı biçimde ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede a revolution of sorts ne anlatıyor?
- Anlamlı hiçbir değişim olmadı.
- Birbirinden ayrı birkaç resmî devrim gerçekleşti.
- Değişim, devrime benzeyecek kadar büyüktü; ancak bu niteleme ihtiyatlı biçimde yapılıyor.
Cevabı göster
Değişim, devrime benzeyecek kadar büyüktü; ancak bu niteleme ihtiyatlı biçimde yapılıyor.
reach into its past to reshape its present: geçmişten yararlanarak bugünü yeniden şekillendirmek
Reach into its past, civilization sözcüğünü kişileştirir. Tarihi, uygarlığın fikirler, tarzlar ve gelenekler alabileceği bir yer ya da depo gibi sunar; fiziksel olarak el uzatmak kastedilmez. İlk to, civilization sözcüğünün yapma eğiliminde olduğu şeyi belirtir. to reshape its present içindeki ikinci to amaç bildirir: geçmişten alınan malzeme, bugünün kültürünü veya kimliğini değiştirmek için kullanılır. Buradaki düşünce basit bir geçmiş özlemi değil, geçmişin etkin biçimde yeniden kullanılmasıdır.
Alıştırma
Hangi cümle reach into its past to reshape its present ile aynı metaforu ve amaç ilişkisini kullanıyor?
- The company recorded its early history but left its public image unchanged.
- The company reached into its early history to reshape its public image.
- The company changed its public image by hiding every part of its early history.
Cevabı göster
The company reached into its early history to reshape its public image.