Gerçekte Ne Kadar Uykuya İhtiyacınız Var?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
642 kelime 206 kel/dk

Video özeti: Uyku borcu, toparlanma, iki uçtaki riskler ve bireysel ihtiyaç farkları açıklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. catch up on - Öbek fiiller: Eksik uyku, iş, okuma veya haberleri telafi etmek demektir; bir nesneyi yakalamaktan ve bir kişiye yetişmek için kullanılan catch up with kalıbından ayrılır. 2. less and less - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Tekrarlı karşılaştırma kademeli azalmayı gösterir. Burada azalan nesnel bozulma değil, kişinin onu fark etmesidir. 3. no one shoe size fits all. - Deyimler ve mecazlı ifadeler: one size fits all kalıbı ayakkabı numarası imgesiyle değiştirilerek ortalama uyku hedefinin herkesin ihtiyacını belirleyemeyeceğini anlatır.

Bu derste

Tired?

0:00

Yorgun musunuz?

We all know the feeling.

0:01

Bu hissi hepimiz biliriz.

Irritable, groggy, and exceptionally lazy.

0:02

Sinirli, sersem ve fazlasıyla miskin hissedersiniz.

Chances are you didn't sleep enough last night or the past few nights. Kalıp ifadeler

0:04

Muhtemelen dün gece ya da son birkaç gecedir yeterince uyumadınız.

Kalıp ifadeler

Chances are + cümlecik: bir şeyin çok olası olduğunu söylemek

Bu cümlede “Chances are”, “büyük olasılıkla” anlamına gelir. Konuşan kişi, olası görünen duruma dayanarak güçlü bir tahminde bulunur; ancak bunun kesin olduğunu söylemez. Kalıp, Chances are + tam cümlecik şeklindedir: “Chances are you didn't sleep enough.” Buradaki chance, “fırsat” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Chances are the bus will be late.” cümlesini okuyun. “Chances are” ne ifade ediyor?

  1. Otobüsün geç kalması imkânsız.
  2. Otobüsün geç kalmak için bir fırsatı var.
  3. Otobüsün geç kalma olasılığı çok yüksek.
Cevabı göster

Otobüsün geç kalma olasılığı çok yüksek.

But what exactly is enough sleep?

0:08

Peki ama tam olarak ne kadar uyku yeterlidir?

And more importantly, can you ever catch up on it? Öbek fiiller

0:11

Daha da önemlisi, kaçırdığınız uykuyu sonradan telafi edebilir misiniz?

Öbek fiiller

catch up on + şey: kaçırılanı tamamlamak

“Catch up on”, kaçırılmış veya yarım kalmış bir şeyi yapmak, okumak, öğrenmek ya da başka bir biçimde tamamlamak anlamına gelir. Buradaki “it”, eksik kalan uykuya gönderme yapar; dolayısıyla soru, daha sonra fazla uyumanın bu eksikliği telafi edip edemeyeceğini sorar. Kalıp, catch up on + şey veya konu biçimindedir. on ifadenin bir parçası olduğu için catch up on it denir; catch it up on denmez.

Alıştırma

Cümleyi “kaçırdığın işi tamamlamak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “After two days away, I need to ____ my homework.”

Cevabı göster

catch up on

While the very function of sleep is still debated by scientists, Dilbilgisi

0:13

Uykunun asıl işlevi bilim insanları arasında hâlâ tartışmalı olsa da

we do know that it's necessary to function efficiently and productively. Dilbilgisi

0:16

verimli ve üretken biçimde çalışabilmek için uykunun gerekli olduğunu biliyoruz.

Dilbilgisi

Ödünleme bildiren While: “... olsa da”, “aynı anda” değil

Bu cümlenin başındaki While bir ödünleme ilişkisi kurar: uykunun işlevi tartışılmaktadır, ancak bu belirsizlik ana cümledeki kesin düşünceyi geçersiz kılmaz. Burada “... sırasında” değil, “... olsa da” veya “... rağmen” anlamındadır. Bu yapı, bir savı “bir nokta doğru ya da belirsiz olsa da onunla karşıtlık kuran başka bir nokta da doğrudur” biçiminde düzenlemeye yardımcı olur. Virgül, baştaki yan cümlenin sona erdiğini gösterir.

Alıştırma

Örnekte While hangi ilişkiyi ifade ediyor?

  1. Ödünleme: uykunun işlevi tartışılıyor, ancak gerekli olduğu biliniyor.
  2. Zaman: bilim insanları uykunun gerekli olduğunu yalnızca tartışma sırasında biliyor.
  3. Neden: tartışma uykuyu gerekli hâle getiriyor.
Cevabı göster

Ödünleme: uykunun işlevi tartışılıyor, ancak gerekli olduğu biliniyor.

Dilbilgisi

Güçlü doğrulama için vurgulu do know

Bu olumlu cümlede do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. do know, “gerçekten biliyoruz” ya da “kesinlikle biliyoruz” anlamına gelir: konuşan kişi bu gerçeği güçlü biçimde doğrular ve baştaki cümlenin belirsizliğiyle karşıtlık kurar. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Özne uyumu ve zaman yardımcı fiilde gösterilir, ana fiil ise yalın hâlde kalır: I do know, she does know ve they did know.

Alıştırma

İkinci gerçeği doğrulayan vurgulu yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: We may not know why the server failed, but we ____ know how to restart it.

Cevabı göster

do

After all, we spend 24 years of our lifetime sleeping. Anlatım akışı

0:19

Ne de olsa hayatımızın 24 yılını uyuyarak geçiriyoruz.

Anlatım akışı

Destekleyici bir neden sunan After all,

After all, az önce söylenen veya zaten anlaşılmış olan bir düşünceyi destekleyen bir neden sunar. Burada insanların hayatlarının büyük bir bölümünü uyuyarak geçirmesi, daha önceki “uyku önemli olmalı” düşüncesine kanıt olarak verilir. Cümlenin başında ve virgülden önce kullanıldığında, dinleyiciye sonraki cümlenin önceki düşünceyle nasıl bağlantılı olduğunu gösterir. Buradaki anlamı “bu ilgili gerçeği göz önüne alırsak”tır; “bütün olaylar gerçekleştikten sonra” değildir.

Alıştırma

Önceki öneriyi destekleyen bir neden sunmak için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? "Bring a jacket. ___, it gets cold after sunset."

  1. After all
  2. Finally
  3. At first
Cevabı göster

After all

It'd better be important. Dilbilgisi

0:22

Bari önemli bir nedeni olsun.

Dilbilgisi

It'd better be: it had better + fiilin yalın hâli

It'd better be ifadesindeki 'd, had sözcüğünün kısaltmasıdır; dolayısıyla yapı it had better + yalın hâlde be fiilidir. Had better güçlü bir beklenti, tavsiye veya uyarı ifade eder; genellikle sonucun gerekli görüldüğünü ya da aksi durumda bir sorun çıkabileceğini belirtir. Buradaki it, uykuyu ifade eder. Konuşmacı, uykuya bu kadar çok zaman ayrıldığına göre uykunun önemli olmasının beklendiğini mizahi biçimde anlatır. Bu yapı geçmiş zamandan söz etmez ve buradaki 'd, would anlamına gelmez.

Alıştırma

'It had better be' anlamındaki kısaltmayla uyarıyı tamamlayın: "____ accurate, or we may get lost."

Cevabı göster

It'd better be

Researchers have tested how much is required each night Dilbilgisi

0:24

Araştırmacılar her gece ne kadar uyku gerektiğini

Dilbilgisi

“how much is required” ifadesinde dolaylı soru söz dizimi

Bu cümlede “how much is required”, “tested” fiilinin nesnesi olarak kullanılan dolaylı bir soru yan cümlesidir. “How much”, her gece gereken uyku miktarını belirtir. Bu yan cümle bir bildirme cümlesinin içine yerleştirildiği için “how much + is + required” şeklindeki düz cümle sırasını kullanır. Cümle, araştırmacıların neyi test ettiğini bildirir; dinleyiciye doğrudan soru sormaz. “it” eklemeyin ve doğrudan soru devriğini kullanmayın.

Alıştırma

Hangi cümle “measured” sözcüğünden sonra dolaylı soruyu doğru kullanır?

  1. The team measured how much sleep each child needed.
  2. The team measured how much sleep did each child need.
  3. How much sleep each child needed?
Cevabı göster

The team measured how much sleep each child needed.

by assigning groups of people to 4, 6, and 8 hours of sleep

0:26

insanları 4, 6 ve 8 saat uyuyan gruplara ayırıp

over extended periods of time.

0:29

uzun süreler boyunca gözlemleyerek test ettiler.

After 14 days,

0:31

14 günün sonunda,

those with 8 hours of sleep exhibited few attention lapses or cognitive issues.

0:32

8 saat uyuyanlarda çok az dikkat dağınıklığı veya bilişsel sorun görüldü.

However, those with 6 or 4 hours of sleep showed a steady decline.

0:37

Ancak 6 ya da 4 saat uyuyanların performansı düzenli olarak düştü.

In fact, after only 2 weeks,

0:41

Hatta yalnızca 2 hafta sonra,

the 6 hour group showed a similar reaction time Kalıp ifadeler

0:43

6 saat uyuyan grubun tepki süresi,

to a person with a blood alcohol concentration of 0.1%, Kültür

0:45

kanındaki alkol oranı %0,1 olan birininkiyle benzerdi;

Kalıp ifadeler

“a similar reaction time to” karşılaştırma kalıbı

“A similar reaction time to”, similar + isim + to + karşılaştırma hedefi kalıbını izler. Burada “reaction time” karşılaştırılan belirli özelliktir; “to” ise tepki süresi karşılaştırma ölçütü olan kişiyi tanıtır. “Similar”, benzer demektir; mutlaka aynı demek değildir. Cümle yalnızca tepki süresindeki performansı karşılaştırır. Grubun alkol aldığını veya insanların her yönden birbirine benzediğini iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi standart karşılaştırma edatıyla tamamlayın: The new phone has a similar battery life ____ the older model.

Cevabı göster

to

which is considered legally drunk.

0:49

bu düzey, yasal olarak sarhoş sayılmak demektir.

Kültür

blood alcohol concentration (kan alkol konsantrasyonu) ve legally drunk (yasal olarak sarhoş)

“Blood alcohol concentration” (kan alkol konsantrasyonu, BAC), bir kişinin kanında ölçülen alkol oranıdır. Bu cümlede %0,1, tepki hızındaki bozulmanın ne kadar ciddi olduğunu göstermek için bir referans noktası olarak kullanılır. “Legally drunk”, kişinin geçerli yasanın belirlediği alkol eşiğine ulaşmış veya bu eşiği aşmış olması demektir. Bu, kişinin ne kadar sarhoş göründüğünü veya hissettiğini anlatan basit bir betimleme değil, yasal bir sınıflandırmadır. Eşik, yargı alanına ve duruma göre değişir.

Alıştırma

Bir haber metninde legally drunk ne anlama gelir?

  1. Herhangi bir yasal eşikten bağımsız olarak gözle görülür sarhoşluk belirtileri göstermek
  2. İlgili yasanın belirlediği alkol eşiğinde veya bu eşiğin üzerinde olmak
  3. Herhangi bir miktarda alkol içtikten sonra uykulu hissetmek
Cevabı göster

İlgili yasanın belirlediği alkol eşiğinde veya bu eşiğin üzerinde olmak

The 4 hour sleepers suffered even more,

0:51

4 saat uyuyanlar bundan daha da fazla etkilendi,

occasionally falling asleep during their cognitive tests.

0:53

hatta bilişsel testler sırasında zaman zaman uyuyakaldılar.

In both groups,

0:56

Her iki grupta da

brain function decreased day by day

0:56

beyin işlevleri günden güne azaldı;

almost linearly with no sign of leveling off.

0:58

bu düşüş, dengelenme belirtisi olmadan neredeyse doğrusal ilerledi.

Scientists have dubbed this cumulative effect as sleep debt. Kültür

1:01

Bilim insanları bu birikimli etkiye “uyku borcu” adını verdi.

Kültür

sleep debt (uyku borcu): birikmiş uyku eksikliği

“Sleep debt” (uyku borcu), bir kişinin tekrar tekrar eksik aldığı uyku miktarını anlatan bir benzetmedir. Bu cümlede “this cumulative effect”, birkaç gün boyunca çok az uyumanın giderek kötüleşen etkisini ifade eder ve bilim insanları bu birikmiş açığı sleep debt olarak adlandırır.

Alıştırma

Birikmiş uyku eksikliğini anlatan iki kelimelik İngilizce terimle sağlık açıklamasını tamamlayın: After several nights of too little rest, Maya had built up a large ____.

Cevabı göster

sleep debt

So, can we recover from it?

1:04

Peki, bu borcu kapatabilir miyiz?

After a night or two of little sleep, Dilbilgisi

1:06

Bir ya da iki gece az uyuduysanız,

Dilbilgisi

a night or two: yaklaşık bir veya iki gece

a + tekil sayılabilen isim + or two kalıbı, o isimden “yaklaşık bir veya iki tane” anlamına gelir. a night or two ifadesinde, bütün ifade iki geceyi belirtebilse de night sözcüğü a’dan sonra tekil kalır. Burada ifade, kısa süreyi küçük ve kesin olmayan bir miktar olarak sunar; konuşanın sürenin tam olarak iki gece olduğunu bildiğini ileri sürmez. Bu kalıp a day or two veya a question or two gibi zaman sözcükleriyle ve başka sayılabilen isimlerle yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi yaklaşık bir veya iki gün anlamındaki kalıpla tamamlayın: The package should arrive in ____.

Cevabı göster

a day or two

studies show that the body and brain can fully recover with a few nights of good sleep.

1:07

araştırmalar, birkaç gece iyi uyuyunca bedenin ve beynin tamamen toparlanabildiğini gösteriyor.

However, with long-term sleep deprivation on the scale of weeks to months, Kalıp ifadeler

1:11

Ancak uyku yoksunluğu haftalar ya da aylar boyunca sürerse,

Kalıp ifadeler

on the scale of weeks to months: bir zaman büyüklüğünü belirtmek

on the scale of + birim veya aralık yapısı, bir şeyi belirli bir büyüklük düzeyine yerleştirir. Burada weeks to months, kesin başlangıç ve bitiş noktaları vermeden sürenin birkaç günden çok daha uzun olduğunu çerçeveler. Bu, bilgiyi düzenleyen bir ifadedir: uzun süreli uyku yoksunluğunu yorumlarken hangi zaman ufkunun kullanılması gerektiğini dinleyene gösterir. Burada scale, büyüklük veya düzey anlamındadır; tartı aleti ya da harita ölçeği değildir.

Alıştırma

Zaman büyüklüğünü sınıflandıran ifadeyle resmî cümleyi tamamlayın: This geological change unfolds ____.

Cevabı göster

on the scale of decades to centuries

the recovery of cognitive function is much slower,

1:15

bilişsel işlevlerin toparlanması çok daha yavaş olur

requiring many more nights of quality sleep. Dilbilgisi

1:18

ve çok daha fazla gece kaliteli uyku gerektirir.

Dilbilgisi

requiring many more nights ... ile sonucun eklenmesi

Requiring many more nights of quality sleep, virgülden sonra eklenen çekimsiz bir şimdiki zaman ortacı yan cümlesidir. Ayrı bir olay başlatmaz; toparlanmanın daha yavaş olduğu yönündeki cümlenin tamamını tamamlar. Burada pratik bir sonucu anlatır: toparlanma daha uzun sürdüğü için daha fazla gece kaliteli uyku gerekir. Anlamca öznesi nights değil, toparlanma süreci ya da durumun tamamıdır. Bu yapı, which means that it requires ... gibi tam bir yan cümlenin fikrini kısa bir açıklamaya sıkıştırır.

Alıştırma

Vurgulanan -ing yan cümlesi bu cümlede ne yapıyor?

  1. Daha yavaş toparlanmanın sonucunu verir.
  2. Toparlanmadan sonra ilgisiz bir olay başlatır.
  3. Gecelerin uyku istediğini söyler.
Cevabı göster

Daha yavaş toparlanmanın sonucunu verir.

On the time scale of months to years,

1:20

Süre ayları, hatta yılları bulduğunda ise

it's unknown whether brain function can be fully repaired Dilbilgisi

1:22

beyin işlevlerinin tamamen düzelip düzelemeyeceği

or if it causes permanent damage.

1:25

ya da kalıcı hasar oluşup oluşmayacağı bilinmiyor.

Dilbilgisi

it's unknown whether ... ile çözülmemiş bir soruyu ifade etme

Kişisiz it is unknown whether ... kalıbında It's içindeki it, sonraki içeriği önceden temsil eder. Cevabı bilinmeyen çözülmemiş soruyu whether yan cümlesi verir. Burada whether, “olup olmadığı” anlamındadır; “şu koşulla” anlamına gelmez. Sonraki or if başka bir olası sonucu tanıtır. Bu kalıp, cevabı bilmeyen belirli bir kişiyi adlandırmadan kesin kanıt veya sonucun bulunmadığını bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle çözülmemiş bir evet-hayır araştırma sorusunu tarafsız biçimde sunar?

  1. If the material remains stable, the test will continue.
  2. I don't know why the material remains stable over time.
  3. It is unknown whether the material will remain stable over time.
Cevabı göster

It is unknown whether the material will remain stable over time.

Paradoxically, with chronic sleep deprivation, Anlatım akışı

1:27

Çelişkili biçimde, kronik uyku yoksunluğunda

your sleepiness or how tired you feel does eventually level off, Öbek fiiller

1:29

uykululuk hâliniz, yani kendinizi ne kadar yorgun hissettiğiniz, sonunda sabitlenir;

meaning that you become less and less aware of your objective impairment over time. Dilbilgisi

1:33

bu da zamanla nesnel performans kaybınızın giderek daha az farkına varmanız demektir.

Anlatım akışı

Paradoxically ile beklentiye aykırı bir sonucu belirtme

Paradoxically, tüm cümleyi niteleyen ve sonraki sonucun normalde beklenenin tersine olduğunu okura bildiren bir zarftır. Hissedilen uykululuğun artmayı bırakmasına rağmen ölçülebilir işlev kaybının sürebilmesi üzerinden görünüş ile gerçeklik arasında karşıtlık kurarak açıklamayı düzenler. Burada iki iddianın biçimsel olarak imkânsız veya birbiriyle çelişkili olduğu anlamına gelmez. Sonucun şaşırtıcı olduğunu gösterir: Kişi kendini daha yorgun hissetmeyebilir, ancak gerçekte daha kötü işlev gösterip bunu fark etmekte giderek zorlanabilir.

Alıştırma

Bir kestirme yol, normal güzergâhın iki katı kadar sürüyor. Bu cümlede Paradoxically neyi gösteriyor: Paradoxically, the shortcut took twice as long?

  1. Sonucun, kestirme yolun daha hızlı olması beklentisine ters düştüğünü gösterir.
  2. İki gerçeğin aynı anda doğru olamayacağı anlamına gelir.
  3. Yalnızca ikinci olayın daha sonra gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Sonucun, kestirme yolun daha hızlı olması beklentisine ters düştüğünü gösterir.

Öbek fiiller

level off ile bir eğilimin sabitlenmesini anlatma

Level off, bir miktarın, hissin veya eğilimin belirgin biçimde yükselmeyi ya da düşmeyi bırakıp yaklaşık olarak sabitlenmesi anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Cümlenin öznesi, daha önce değişmekte olan şeydir. Bu cümlede kişinin bildirdiği uykululuk düzeyi bir platoya ulaşır; ifade, altta yatan işlev kaybının durduğunu veya iyileştiğini söylemez. Daha genel olarak level off, değişimin nedenini değil, zaman içindeki şeklini anlatır.

Alıştırma

Dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: At this point, the temperature begins to ____ and then stays almost unchanged.

Cevabı göster

level off

Dilbilgisi

Kademeli azalmayı anlatan less and less + sıfat yapısı

Tekrarlanan “less and less + sıfat” karşılaştırma yapısı, zaman geçtikçe veya bir süreç devam ettikçe bir niteliğin derecesinin yavaş yavaş azalmasını anlatır. Burada “less and less”, “aware” sözcüğünü niteler; yani giderek azalan şey kişinin farkındalığıdır. Bu, nesnel bozukluğun kendisinin azaldığı anlamına gelmez. İngilizcede ters yöndeki bir değişimi anlatmak için “more and more + sıfat” kullanılır.

Alıştırma

Gerginliğinin giderek azaldığını belirten tekrarlı karşılaştırma yapısıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: As she practiced, she became ____ nervous about speaking in public.

Cevabı göster

less and less

So, how long should you sleep?

1:37

Öyleyse ne kadar uyumalısınız?

Most studies tend to show that 7 to 8 hours of sleep is the average ideal for humans. Kalıp ifadeler

1:39

Çoğu araştırma, insanlar için ideal ortalama uyku süresinin 7 ila 8 saat olduğunu gösteriyor.

Kalıp ifadeler

Temkinli araştırma sonuçları için tend to show that

“studies tend to show that ...” yapısında özne kanıtın kaynağını belirtir, “tend to” kesinlik yerine genel bir yönelimi gösterir ve “show that” sonucu tanıtır. İfadenin tamamı, çalışmaların iddiayı genel olarak desteklediği anlamına gelir. Bu ifade, çelişkili sonuçlara, sınırlamalara ve bireysel farklılıklara yer bırakır. Çalışmaların iddiayı kanıtladığını söylemekten daha zayıf ve daha temkinlidir.

Alıştırma

Bir rapor genel bir eğilimi özetliyor ancak istisnaları da kabul ediyor. Hangi cümle uygun temkin düzeyine sahiptir?

  1. The data have nothing to say about whether the new schedule reduces delays.
  2. The data prove that the new schedule reduces delays in every case.
  3. The data tend to show that the new schedule reduces delays.
Cevabı göster

The data tend to show that the new schedule reduces delays.

Apart from the cognitive issues,

1:43

Bilişsel sorunların yanı sıra,

individuals who consistently sleep less than 7 hours a night

1:45

her gece düzenli olarak 7 saatten az uyuyan kişilerde

have an increased risk of heart disease, obesity, and diabetes,

1:48

kalp hastalığı, obezite ve diyabet riski artıyor;

not to mention a 12% higher risk of death. Anlatım akışı

1:51

üstelik ölüm riski de %12 yükseliyor.

Anlatım akışı

Vurgulu son ekleme olarak not to mention

Not to mention, cümledeki bilgileri giderek güçlenen bir sıra içinde düzenler. Konuşmacı kalp hastalığı, obezite ve diyabet risklerini sıraladıktan sonra bu ifadeyle ölüm riskinin %12 daha yüksek olmasını özellikle ağır bir sonuç olarak ekler. Yüzeydeki sözcük anlamına rağmen ifade, ardından gelen noktayı gizlemez; onu açıkça dile getirir. Başka bağlamlarda da daha önce söyleneni güçlendiren ilgili bir bilgiyi eklemek için kullanılır.

Alıştırma

Son ve daha çarpıcı bir sonucu ekleyen dersteki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The delay cost us time and money, ____ the damage to our reputation.

Cevabı göster

not to mention

On the flip side, Deyimler

1:54

Diğer taraftan,

studies have shown that while sleeping more than 8 hours does not impair brain function,

1:55

araştırmalar, 8 saatten fazla uyumanın beyin işlevlerini bozmadığını gösterse de

it also carries an increased risk of heart disease, obesity, and diabetes, Kalıp ifadeler

1:59

bunun da kalp hastalığı, obezite ve diyabet riskini artırdığını

and a 30% increased risk of mortality.

2:03

ve ölüm riskini %30 yükselttiğini ortaya koyuyor.

Deyimler

Bir meselenin diğer tarafını tanıtan On the flip side,

On the flip side, aynı meselenin başka bir tarafına geçiş yapan bir söylem bağlantısıdır. Burada, çok az uyumanın risklerinden sekiz saatten fazla uyumayla bağlantılı risklere ilişkin kanıtlara geçer. İfade, yeni bilgiyi önceki iddianın mutlaka tam mantıksal karşıtı olarak değil, onu dengeleyen başka bir bakış açısı olarak sunar. Çoğu zaman gözden kaçan bir dezavantajı, avantajı veya alternatif sonucu tanıtır.

Alıştırma

Diğer tarafın da değerlendirildiğini gösteren dersteki tam ve gündelik geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The new schedule gives us longer weekends. ____, each workday will be two hours longer.

Cevabı göster

On the flip side

Kalıp ifadeler

carries an increased risk of: daha yüksek risk taşımak

Burada carries an increased risk of, “gerçekleşme olasılığının daha yüksek olmasıyla ilişkili” anlamına gelir. Sekiz saatten fazla uyumak, listelenen sağlık sorunları ve daha yüksek ölüm riskiyle ilişkilendirilmektedir. Carry burada bir şeyi fiziksel olarak taşımak değil, “beraberinde getirmek” anlamındadır. Yapı carry a/an ... risk of + isim veya -ing biçimidir. Bir durumu olası bir sonuçla ilişkilendirir. Risk kesinliği değil olasılığı ifade eder; cümle bir ilişki bildirir, tek başına nedenselliği kanıtlamaz.

Alıştırma

“Gerçekleşme olasılığının daha yüksek olmasıyla ilişkili” anlamındaki hedef eşdizimle resmî uyarıyı tamamlayın: This exposure ____ lung damage.

Cevabı göster

carries an increased risk of

So, too much sleep may also be a bad thing.

2:06

Yani fazla uyumak da kötü olabilir.

But variation most certainly exists,

2:08

Ancak elbette kişiden kişiye farklılıklar var,

and our genetics play a large role. Kalıp ifadeler

2:10

ve genlerimiz bunda büyük rol oynuyor.

Kalıp ifadeler

play a large role: büyük rol oynamak

Burada play a large role, “önemli bir etkisi olmak” veya “önemli bir katkıda bulunmak” anlamına gelir. Genetik, farklılıkların oluşmasında önemli bir etken olarak sunulur; tek etken olduğu söylenmez. Yapı X + play/plays a large role in + isim veya -ing biçimidir. Role burada mecazidir; bir oyuncunun canlandırdığı karakteri değil, bir etkenin işlevini veya katkısını anlatır. Altyazıda genetiğin ne üzerinde rol oynadığını daha geniş bağlam tamamlar.

Alıştırma

Cümleyi “önemli bir etkisi vardır” anlamındaki hedef eşdizimle tamamlayın: Clear communication ____ in successful teamwork.

Cevabı göster

plays a large role

In fact,

2:12

Aslında,

individuals genuinely unaffected by only 6 hours of sleep

2:13

yalnızca 6 saat uykudan gerçekten hiç etkilenmeyen kişilerin

were found to have a mutation of a specific gene. Dilbilgisi

2:16

belirli bir geninde mutasyon olduğu bulundu.

Dilbilgisi

were found to have: bir araştırma bulgusunu bildirmek

Burada were found to have, kanıta dayalı bir bulguyu bildiren edilgen bir kalıptır: özne + be found + to mastarı. Bir araştırmanın bu bireylerde söz konusu gen mutasyonu olduğunu gösterdiği anlamına gelir. Cümle araştırmacıları belirtmeden bireyleri ve onların özelliğini öne çıkarır. Bu kalıpta found, “yeri bulundu” değil, “gözlem veya araştırmayla belirlendi” anlamındadır. Kalıp gözlemlenen bir sonucu bildirir; tek başına mutasyonun uyku özelliğine neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Araştırma raporunu dersteki edilgen kanıt bildirme kalıbıyla tamamlayın: After laboratory testing, the water samples ____ traces of lead.

Cevabı göster

were found to have

When scientists genetically engineered mice to express this gene,

2:18

Bilim insanları fareleri bu geni ifade edecek şekilde genetik olarak değiştirdiğinde,

they were able to stay awake for an extra 1.2 hours than normal mice. Dilbilgisi

2:21

fareler normal farelerden 1,2 saat daha uzun süre uyanık kalabildi.

Dilbilgisi

an extra 1.2 hours ... than: karşılaştırma kalıplarını karıştırmamak

an extra 1.2 hours than normal mice ifadesi iki farklı karşılaştırma kalıbını karıştırdığı için standart İngilizce değildir. Extra eklenen miktarı belirtir; than ise normalde longer gibi karşılaştırma derecesindeki bir sıfat veya zarftan sonra gelir. 1.2 hours longer than normal mice ya da an extra 1.2 hours compared with normal mice kullanın. İkisi de değiştirilmiş farelerin normal farelerden 1,2 saat daha uzun süre uyanık kaldığını anlatır; ancak iki kalıbın parçaları birleştirilmemelidir.

Alıştırma

Hangi cümle yeni pil ile standart pilin ne kadar dayandığını doğru biçimde karşılaştırıyor?

  1. The new battery lasted 1.2 extra hours longer the standard battery.
  2. The new battery lasted an extra 1.2 hours than the standard battery.
  3. The new battery lasted 1.2 hours longer than the standard battery.
Cevabı göster

The new battery lasted 1.2 hours longer than the standard battery.

It turns out these short sleepers have more biologically intense sleep sessions than the average person. Anlatım akışı

2:25

Anlaşılan o ki bu kısa uyuyanların uykusu, ortalama bir insanınkinden biyolojik olarak daha yoğundur.

Anlatım akışı

It turns out: ortaya çıkan bir sonucu açıklamak

“It turns out”, konuşmacının araştırma, düşünme veya sonradan elde edilen kanıtlarla öğrenilen bir sonucu açıklayacağını gösterir. Dinleyiciyi daha önce açık olmayan veya beklenmedik olabilecek bir bilgiye hazırlamak için sıkça kullanılır. Burada kısa uyuyan kişilerin uykusunun biyolojik yoğunluğu, yeni doğrulanmış bulgu olarak sunularak açıklama düzenlenir. Özne olan “it” belirli bir şeyi göstermez; sonucu “turns out”tan sonraki yan cümle taşır.

Alıştırma

Hangi cümlede “It turns out”, bir araştırmadan sonra kesinleşen sonucu açıklamak için kullanılmıştır?

  1. It turns out the missing file was saved under a different name.
  2. She turns the page slowly.
  3. Turn out the light before you leave.
Cevabı göster

It turns out the missing file was saved under a different name.

Ultimately,

2:31

Sonuç olarak,

while it's important to know the ideal average of 7 to 8 hours exists,

2:31

ideal ortalamanın 7 ila 8 saat olduğunu bilmek önemli olsa da

let your body and brain help you figure out its own needs. Öbek fiiller

2:35

kendi ihtiyacınızı belirlerken bedeninizin ve beyninizin size yol göstermesine izin verin.

Öbek fiiller

figure out: düşünerek veya çaba göstererek cevaba ulaşmak

“Figure out”, düşünerek, gözlemleyerek veya deneyerek bir şeyi anlamak, çözmek ya da belirlemek anlamına gelir. Bir cevaba ulaşma sürecini vurgular. Bu cümlede, bedenin ve beynin verdiği sinyallere dikkat ederek ihtiyaçlarının ne olduğunu belirlemek anlamındadır. Anlaşılmaya çalışılan şey öbek fiilden sonra gelir: “figure out its own needs”.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için “figure out” ifadesini doğru biçimde kullanın: “After testing each cable, Sam ____ what was causing the problem.”

Cevabı göster

figured out

After all,

2:37

Ne de olsa

no one shoe size fits all. Deyimler

2:38

herkese uyan tek bir ayakkabı numarası yoktur.

Deyimler

No one shoe size fits all: one size fits all ifadesinin değiştirilmiş biçimi

One size fits all, herkes için işe yaraması amaçlanan bir şeyi anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Mecaz anlamda, herkesin aynı ihtiyaçlara sahip olduğunu varsayan tek bir kuralı, planı veya çözümü anlatır. Burada no one shoe size fits all, bilinen ifadeyi bilinçli olarak değiştirir. Ayakkabı numarası imgesi insanların farklı olduğunu ve bu yüzden tek bir standart cevabın herkese uygun olamayacağını vurgular. Bu yaratıcı bir söyleyiştir; ayrı bir kalıplaşmış deyim değildir.

Alıştırma

"No one shoe size fits all," cümlesinde konuşan kişi ne anlatıyor?

  1. Herkes aynı ayakkabı numarasını satın almalıdır.
  2. Farklı insanlar farklı çözümlere ihtiyaç duyabilir.
  3. Belirli bir ayakkabı numarası en popüler olanıdır.
Cevabı göster

Farklı insanlar farklı çözümlere ihtiyaç duyabilir.

If you want to know how to get better quality sleep each night

2:40

Her gece daha kaliteli uyumanın yollarını öğrenmek

in order to conquer the hurdles of sleep deprivation,

2:42

ve uyku yoksunluğunun getirdiği engelleri aşmak istiyorsanız,

we have some tips and research for you over on ASAPThought.

2:45

ASAPThought'ta sizin için bazı ipuçları ve araştırma sonuçları var.

You can find the link in the description below to that video.

2:47

O videonun bağlantısını aşağıdaki açıklamada bulabilirsiniz.

Thanks to audible.com for giving you a free audiobook

2:50

Size ücretsiz bir sesli kitap sunduğu için audible.com'a teşekkür ederiz;

of your choice at audible.com/asap. Kalıp ifadeler

2:53

istediğiniz kitabı audible.com/asap adresinden seçebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

of your choice: sizin seçtiğiniz

Of your choice bir isimden sonra gelir ve “sizin seçtiğiniz” anlamına gelir: a free audiobook of your choice, sizin seçebileceğiniz ücretsiz bir sesli kitap demektir. Seçim normalde teklifin veya durumun sunduğu seçeneklerle sınırlıdır. Bu ifade kararı kimin verdiğini belirtir; seçilen şeyin mutlaka en sevdiğiniz olması gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “sizin seçtiğiniz” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: You may attend one session ____.

Cevabı göster

of your choice

Audible is the leading provider of audiobooks

2:55

Audible, sesli kitap alanının önde gelen sağlayıcısıdır

with over 150,000 downloadable titles across all types of literature.

2:57

ve her tür edebiyattan indirilebilir 150.000'i aşkın esere sahiptir.

We recommend the A Song of Ice and Fire series,

3:02

Buz ve Ateşin Şarkısı serisini öneriyoruz;

which the Game of Thrones TV show is based off of. Kelime

3:04

Game of Thrones dizisi bu seriden uyarlanmıştır.

Kelime

is based off of dan bentuk standar is based on

Bu cümlede is based off of, “……den geliştirilmiştir” veya “……i kaynak olarak kullanır” anlamına gelir. İlgi cümleciği, A Song of Ice and Fire kitaplarını kaynak; Game of Thrones dizisini ise bunun sonucunda ortaya çıkan uyarlama olarak gösterir. Yapı be based off of + kaynak şeklindedir. Bu, be based on ifadesinin gayriresmî bir çeşididir; dizinin kitaplardan fiziksel olarak uzaklaşması gibi gerçek anlamlı bir görüntü anlatmaz.

Alıştırma

Resmî cümleyi be based yapısının standart biçimiyle tamamlayın: The series is ____ the novels.

Cevabı göster

based on

It's kept us up through the nights and caused a lot of lost sleep. Öbek fiiller

3:06

Bu seri bizi geceler boyu uyanık tuttu ve epey uykusuz bıraktı.

Öbek fiiller

keep someone up: seseorang tidak bisa tidur

kept us up ifadesinde kept, keep fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Keep someone up, “birini uyanık tutmak” veya “birinin uyumasını engellemek” anlamına gelir. Burada sürükleyici kitaplar konuşan kişilerin okumaya devam etmesine neden olur ve uykusuzlukla ilgili bir şaka yaratır. Yapı keep + kişi + up şeklindedir. Özne nedeni, kişi ise etkilenen tarafı belirtir. up burada uyanık anlamındadır; ayakta durmak veya maddi destek görmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir ebeveyn bebeğin neden uyumadığını açıklıyor. Cümleyi keep someone up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The thunder ____ until dawn.

Cevabı göster

kept the baby up

You can download this audiobook or another of your choice for free

3:09

Bu sesli kitabı ya da seçtiğiniz başka bir kitabı ücretsiz indirebilirsiniz

at audible.com/asap.

3:12

audible.com/asap adresinden.

And with a subscription,

3:14

Ayrıca abone olduğunuzda

you get one free book a month,

3:15

her ay bir kitabı ücretsiz alırsınız,

so you can read the whole series.

3:16

böylece serinin tamamını okuyabilirsiniz.

Special thanks to Audible for making these videos possible.

3:18

Bu videoları mümkün kıldığı için Audible'a özel olarak teşekkür ederiz.

And subscribe for more weekly science videos.

3:20

Her hafta daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun.