Keukenhof'ta Her Yıl 7 Milyon Çiçek Nasıl Dikiliyor | Big Business: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video tanıtımı: Belgesel, Keukenhof'taki yıllık çalışmayı, elle dikimi, katmanlı çiçeklenmeyi, soğuğun rolünü, lale tarihini ve salgın dönemindeki kapanmayı izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. play it safe — Deyimler ve mecazlı ifadeler: temkinli bir seçimi risk almakla karşılaştırarak belirsiz kararları doğal biçimde anlatın. 2. cold enough to trigger — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: sıfat + enough + to-infinitive yapısını bir sonuç için gereken derece olarak tanıyın; eşik veya neden açıklayın. 3. has its origins — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: ürün, gelenek veya fikrin tarihsel başlangıcını belirtin; bunu bugünkü konum ya da popülerlikten ayırın.
Bu derste
are planted by hand: edilgen yapı ve yöntem
are planted ifadesinde are + geçmiş zaman ortacı planted, geniş zamanda edilgen yapıyı oluşturur. Bu yapı, eylemden etkilenen çiçek soğanlarını merkeze alır ve onları kimin diktiğini belirtmez. by hand, dikim işleminin nasıl yapıldığını gösterir: makineyle değil, elle. Burada by eylemi yapan kişiyi değil, yöntemi tanıtır; eylemi yapanı belirten bir ifade by the gardeners gibi olurdu.
Alıştırma
Edilgen yapıyı ve by hand ifadesini kullanarak yeniden yazımı tamamlayın: Workers paint every glass ornament by hand at this workshop. At this workshop, the glass ornaments ____.
Cevabı göster
are painted by hand
it's one of the world's largest spring flower gardens Dilbilgisi
0:07dünyanın en büyük ilkbahar çiçeği bahçelerinden biri
Spread across 80 acres: cümle başında geçmiş zaman ortacı grubu
Spread across 80 acres, bahçenin durumunu ve kapladığı alanı anlatan geçmiş zaman ortacı grubudur: bahçe 80 dönümlük bir alana yayılır. Bu ifade bir emir değildir. Cümlenin başındaki bu grubun anlamca öznesi, bahçeyi belirten it ile aynıdır. Daha tam olan The garden is spread across 80 acres düşüncesini kısaltır ve ana ifadeden önce arka plan bilgisi verir.
Alıştırma
Düşünceleri cümle başında bir geçmiş zaman ortacı grubu kullanarak birleştirin: The cabins are scattered along the coast. They offer quiet views. ____, the cabins offer quiet views.
Cevabı göster
Scattered along the coast
one of the world's largest + çoğul isim
One of the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilen isim, tekil bir öznenin bir ölçekte en üst düzeyde bulunan grubun üyelerinden biri olduğunu belirtir. Burada bahçe, dünyanın en büyük bahar çiçeği bahçeleri grubuna dahildir; mutlaka tek başına en büyük olduğu söylenmez. one of the sonrasında sayılabilen isim çoğul olur. Çünkü anlatılan özne tekil olsa da yapı bir gruba gönderme yapar.
Alıştırma
Bir kütüphaneyi son derece büyük kütüphanelerden oluşan bir gruba yerleştiren ders yapısıyla cümleyi tamamlayın: “It is ____ world's largest public libraries.”
Cevabı göster
one of the
Gardeners like Owen Carroll work year-round to make sure these flowers impress. Kalıp ifadeler
0:14Owen Carroll gibi bahçıvanlar, bu çiçeklerin göz kamaştırması için yıl boyunca çalışıyor.
work year-round: tüm yıl boyunca süren etkinlik
Work year-round, işi yalnızca belirli bir mevsimde değil, tüm yıl boyunca sürdürmek demektir. Bu cümlede bahçıvanlar, halka açık çiçek gösterisi çiçeklenme döneminde olmadığında bile hazırlık ve bakım işlerine devam eder. Year-round, work fiilinden sonra zarf işlevi görür ve etkinliğin ne kadar sürdüğünü belirtir. Bu kalıp her mevsim devam eden işletmeleri, hizmetleri ve sorumlulukları da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve tüm yıl boyunca anlamına gelen kısa çizgili sözcükle tamamlayın: “The rescue center's staff work ____ to care for injured animals in every season.”
Cevabı göster
year-round
make sure + yan cümle: bir sonucu güvenceye almak
Make sure + tam bir yan cümle, “belirtilen sonucun gerçekleşmesi için harekete geçmek” demektir. Sure sözcüğünden sonra that gelebilir, ancak çoğu zaman kullanılmaz: make sure (that) these flowers impress. Burada impress fiilinin belirtilmiş bir nesnesi yoktur. Çiçeklerin onları gören kişiler üzerinde güçlü ve olumlu bir etki bırakması anlamına gelir; bahçıvanlar bu sonucu sağlamak için çalışır.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekleşmesini sağlamak için harekete geçmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before we send the boxes, ____ every label is correct.
Cevabı göster
make sure
Because people come over from over the whole world.
0:19Çünkü buraya dünyanın dört bir yanından insanlar geliyor.
to create the dozens of designs for this flower garden,
0:24bu çiçek bahçesindeki onlarca tasarımı oluşturmak için.
every day counts: her gün önemlidir
Burada counts, “önemlidir” veya “fark yaratır” anlamına gelir. Bu nedenle every day counts, her günün değerli olduğunu ve boşa harcanmaması gerektiğini söyler; sayıları söylemek veya hesaplamakla ilgili değildir. Count fiilinin bu geçişsiz anlamı; zaman, fırsatlar, eylemler, oylar veya yardım bir sonucu etkileyebildiğinde yaygındır.
Alıştırma
“Every minute counts during the rescue” cümlesinde counts ne anlama gelir?
- Birisi her dakikanın sayısını söyler.
- Her dakika önemlidir ve boşa harcanmamalıdır.
- Her dakika tam olarak aynı uzunluktadır.
Cevabı göster
Her dakika önemlidir ve boşa harcanmamalıdır.
71 yıldır ilk kez
for the first time in + bir süre kalıbı, bir olayın şimdi ya da belirtilen zamanda gerçekleştiğini ve o noktadan geriye doğru bakılan süre içinde daha önce hiç gerçekleşmediğini belirtir. Burada 71 years, karşılaştırmanın geçmişte ne kadar geriye uzandığını gösterir. Bu ifade olayın ne kadar nadir olduğunu veya olağan düzenden büyük bir kopuşu vurgular. Olayın 71 yıl sonra gerçekleşeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bunun önceki 71 yılın hiçbir anında gerçekleşmediğini gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: This winter, the lake froze completely ____.
Cevabı göster
for the first time in 71 years
Mali kayıpla karşı karşıya kalmak
faced a financial loss ifadesinde face, fiziksel olarak bir yöne dönmek değil, bir durumla karşı karşıya kalıp onunla uğraşmak zorunda olmak anlamına gelir. A financial loss, karşı karşıya kalınan zor durumdur. Bu resmî fiil ve isim birlikteliği, para kaybetmenin oluşturduğu zorluğa odaklanır. Zaman değişebilir: bir kuruluş faces, faced ya da may face a financial loss biçiminde kullanılabilir.
Alıştırma
Yeni bir vergi, bir şirketin gelecek yıl muhtemelen daha az paraya sahip olmasına yol açacak. Odak, şirketin başa çıkması gereken zor durumdur. Hangi cümle en uygundur?
- The company risks a financial loss next year.
- The company faces a financial loss next year.
- The company suffers a financial loss next year.
Cevabı göster
The company faces a financial loss next year.
Knowing a lockdown was likely again this year, Dilbilgisi
0:46Bu yıl da kapanma ihtimalinin yüksek olduğunu bilen
Knowing ...: neden bildiren cümle başı -ing yan tümcesi
Knowing a lockdown was likely again this year, ana cümledeki kararın nedenini ya da bilgiye dayalı arka planını veren, cümle başındaki bir şimdiki zaman ortaç yan tümcesidir. Burada Because Keukenhof knew that a lockdown was likely again this year ile yaklaşık aynı anlamdadır. Knowing yapısının örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan Keukenhof'tur. Kurum, kararı veren kişi gibi ele alınır; lockdown bilinen içeriktir, knowing eylemini yapan değildir. -ing biçimi arka planı sıkıştırıp had to make a choice ifadesini öne çıkarır; aynı anda gerçekleşen ayrı ve görünür bir eylemi göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle, öznenin eylemde bulunma nedenini vermek için cümle başındaki -ing yan tümcesini doğru kullanır?
- Knowing the roads were icy, Maya drove slowly.
- Knowing the roads were icy, Maya's car was parked at home.
- Knowing the roads were icy, the journey was canceled.
Cevabı göster
Knowing the roads were icy, Maya drove slowly.
or play it safe and plant a more modest garden. Deyimler
0:51ya da riske girmeyip daha mütevazı bir bahçe hazırlamak.
make a choice: karar bildiren standart sözcük birlikteliği
Make a choice, alternatifler arasından seçim yaparak karar vermek anlamına gelen yerleşik bir fiil-ad birlikteliğidir. Bu cümlede sonraki bölüm alternatifleri or ile verir: plant everything as usual or play it safe and plant a more modest garden. Burada choice tekil ve sayılabilen bir addır; bu nedenle a gerekir: make a choice. İngilizce, karar bildiren bu birliktelikte do değil make kullanır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: We need to ____ between the two routes before sunset.
Cevabı göster
make a choice
play it safe: Daha Düşük Riskli Seçeneği Tercih Etmek
“Play it safe”, daha temkinli ve daha düşük riskli seçeneği tercih etmek demektir. Burada daha küçük bahçe güvenli seçimdir; çünkü planlar yeniden aksarsa olası kaybı sınırlar. Bu, kalıplaşmış bir deyimdir. “Play” burada oynamak anlamına gelmez ve “it” belirli bir nesneyi göstermez; ifadenin tamamı, sonuç belirsiz olduğunda kullanılan bir karar verme stratejisini anlatır.
Alıştırma
“Temkinli seçeneği seçmek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: With heavy rain expected, we decided to ____ and move the event indoors.
Cevabı göster
play it safe
take the risk: Bilinen Bir Belirsizliği Kabul Etmek
“Take the risk”, bilinen bir kayıp veya başarısızlık ihtimalini kabul edip yine de harekete geçmek demektir. Bu ifade kararın bilinçli olduğunu gösterir: belirsizlik anlaşılmıştır, ancak eylemi durdurmaz. “The”, durumdan zaten bilinen belirli bir riski gösterir. Bu sözcük grubunda “take”, bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak veya taşımak değil, kabul etmek ya da üstlenmek anlamına gelir.
Alıştırma
Dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The team understood that the new design might fail, but they decided to ____.
Cevabı göster
take the risk
But this year's opening has already been delayed by several weeks.
0:57Ancak bu yılki açılış şimdiden birkaç hafta ertelendi.
Aciliyet çerçevesi olarak With the clock already ticking
The clock is ticking, son tarih yaklaşırken zamanın geçmeye devam ettiğini anlatan bir mecazdır. Already, baskının başlamış olduğunu vurgular; gerçek bir saatin ses çıkardığını anlatmaz. with + isim + -ing yapısı, sürmekte olan bu durumu ana soru ya da eylemin arka planı olarak sunar. Burada With the clock already ticking, ardından gelen bölüm için acil bir çerçeve oluşturur.
Alıştırma
With the clock already ticking cümleye nasıl bir anlam katar?
- Gerçek bir saatin az önce tamir edildiğini söyler.
- Başlamış olan zaman baskısını arka plan olarak sunar.
- Henüz bir son tarih olmadığını söyler.
Cevabı göster
Başlamış olan zaman baskısını arka plan olarak sunar.
be for nothing: boşa giden sonuç
be for nothing ifadesinde for nothing, yararlı bir sonuç olmadan anlamına gelir. Özne daha önce harcanmış çaba, emek, zaman veya paraysa bu ifade, yapılan yatırımın boşa gidebileceğini anlatır. Will these efforts be for nothing? sorusu, gelecekteki olası bir sonuçla ilgili kaygıyı ifade eder. Çabaların hiç para gerektirmediğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi yararlı bir sonuç vermemek anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If the files are lost, all our work will ____.
Cevabı göster
be for nothing
Owen has been working at Keukenhof for 33 years, Dilbilgisi
1:17Owen 33 yıldır Keukenhof'ta çalışıyor
has been working ... for 33 years: bugüne kadar süren faaliyet
Şimdiki zamanla bağlantılı süregelen geçmiş yapı has been working, has + been + -ing biçiminden oluşur. Owen'ın işini geçmişte başlamış ve konuşma anında hâlâ süren bir faaliyet olarak sunar. For 33 years, devam eden bu faaliyetin bugüne kadar ne kadar sürdüğünü belirtir. Gelecekteki 33 yılı değil, günümüze kadar uzanan 33 yıllık süreyi anlatır.
Alıştırma
Teach fiilinin present perfect continuous biçimini ve süre bildiren edatı kullanın: Maya ____ at this school ____ five years.
Cevabı göster
has been teaching · for
pretty much: konuşma dilinde “temelde” demenin bir yolu
Pretty much, “temelde”, “neredeyse tamamen” veya “pratikte” anlamına gelen gündelik bir zarf ifadesidir. Küçük bir istisna ya da çekinceye yer bırakarak ifadeyi yumuşatır. Burada a tulip expert ifadesini niteler: 33 yıllık deneyimden sonra konuşan kişi Owen'ı pratikte bir uzman olarak görür, ancak iddiayı kesin ve mutlak biçimde söylemez. Bu ifadede pretty, “güzel” anlamına gelmez.
Alıştırma
“The report is pretty much complete; it only needs one final check,” cümlesinde pretty much ne anlama gelir?
- Küçük bir iş dışında pratikte tamamlanmıştır.
- Daha yeni başlamıştır ve tamamlanmaktan çok uzaktır.
- Güzel ve tamamlanmış görünmektedir.
Cevabı göster
Küçük bir iş dışında pratikte tamamlanmıştır.
much flowers ile many flowers arasındaki fark
Flowers çoğul ve sayılabilen bir isimdir; bu nedenle standart İngilizcede much değil many kullanılır: I didn't see many flowers. Olumsuz didn't biçimi miktar belirleyicisi seçimini değiştirmez. Much normalde I didn't see much rain. cümlesindeki rain gibi sayılamayan isimleri niteler. Altyazı standart dışı biçimi korur; bu, örnek alınacak bir kullanım değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede standart miktar belirleyicisi doğru kullanılmıştır?
- I didn't see many rain.
- I didn't see much flowers.
- I didn't see many flowers.
Cevabı göster
I didn't see many flowers.
Every season begins by tearing last year's bulbs out of the ground. Notlar
1:31Her sezon, geçen yılın soğanlarını topraktan sökmekle başlıyor.
begins by tearing: ilk adım için begin by + -ing
begin by + -ing kalıbı, bir süreçte ilk adım olarak yapılan eylemi belirtir. Burada yeni sezon başlarken ilk yapılan şey, geçen yılın soğanlarını topraktan sökmektir. By başlangıç yöntemini veya adımını tanıtır; bu nedenle ardından tearing fiilinin -ing biçimi gelir. Bu kalıp özellikle yönergelerde ve süreç açıklamalarında kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi by + review fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We begin ____ the customer's requirements.
Cevabı göster
by reviewing
tearing last year's bulbs out: zorlayarak çıkarma ve ayrılabilir sözcük dizimi
Burada tearing last year's bulbs out, eski çiçek soğanlarını güç kullanarak topraktan çekip sökmek anlamına gelir. Ardından gelen out of the ground, nesnelerin nereden çıkarıldığını belirtir; tear burada ağlamakla ilgili değildir. Tear ... out ayrılabilen bir öbek fiildir. İsimden oluşan nesne tear the bulbs out örneğindeki gibi fiil ile parçacığın arasına veya tear out the bulbs örneğindeki gibi parçacıktan sonra gelebilir. Zamir mutlaka arada olmalıdır: tear them out denir, tear out them denmez.
Alıştırma
Cümleyi tear ... out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın ve it zamirini doğru yere koyun: The dead plant was stuck tightly in the pot, so Maya ____ before adding fresh soil.
Cevabı göster
tore it out
smaller and smaller and smaller: giderek güçlenen aşamalı bir değişim
Smaller and smaller biçimindeki karşılaştırmanın tekrarı, devam eden tek bir eğilimi anlatır: Çiçeğin zamanla adım adım küçülmesi beklenmektedir. Üç farklı çiçek karşılaştırılmamaktadır. İngilizcede ilerleyen bir değişimi anlatmak için faster and faster örneğinde olduğu gibi karşılaştırma biçimi + and + karşılaştırma biçimi sıkça kullanılır. Smaller sözcüğünün üçüncü kez tekrarlanması konuşma diline özgü bir vurgu ekler ve küçülmenin özellikle ısrarlı veya çarpıcı görünmesini sağlar.
Alıştırma
Devam eden bir değişimi vurgulamak için cümleyi cold sözcüğünün üç kez tekrarlanan karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the sun went down, the air became ____.
Cevabı göster
colder and colder and colder
Harvesting 7 million bulbs is no easy task, Deyimler
1:477 milyon soğanı hasat etmek hiç kolay değil
no easy task: gerçek zorluğu ölçülü biçimde vurgulamak
Bu cümlede no easy task, yedi milyon çiçek soğanını hasat etmenin çok zor olduğu anlamına gelir. no + sıfat + isim kalıbı güçlü bir olumsuz değerlendirme oluşturur: görev kolay olmaktan çok uzaktır; yalnızca biraz zorlayıcı değildir. Konuşanlar zorluğu ölçülü bir şekilde vurgulamak için sık sık no easy task ifadesini kullanır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp X is no easy task biçimindedir ve X, çok çaba isteyen bir etkinlik ya da başarıdır.
Alıştırma
Etkinliğin çok zor olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: Coordinating a school festival is ____.
Cevabı göster
no easy task
get to work: hazırlıktan eyleme geçmek
Bu cümlede get to work, çalışmaya başlamak veya göreve koyulmak anlamına gelir. Tasarımcıların hazırlık aşamasından ya da başka bir aşamadan eyleme geçtiği anı belirtir. Bu kalıplaşmış ifade, They got to work örneğinde olduğu gibi bu geçişi anlatabilir veya Let's get to work örneğindeki gibi insanları buna davet edebilir.
Alıştırma
Dersimizdeki çalışmaya başlamak anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The plan is ready, so let's ____.
Cevabı göster
get to work
from draft to final: bir sürecin başlangıcı ve sonu
From draft to final, bir sürecin iki uç noktasını gösterir: ilk taslak ve tamamlanmış son sürüm. Burada final, son tasarım veya son sürüm anlamında isim olarak kullanılır; bir yarışmanın finali ya da sınav anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen from A to B kalıbı, aşamalar boyunca gerçekleşen hareketi veya gelişimi özetler. Bir projenin, belgenin ya da ürünün başlangıç biçiminden tamamlanmış biçimine nasıl ilerlediğini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi from A to B kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: The app moved ____ a test build ____ a public release.
Cevabı göster
from · to
Each of the 800 different varieties of tulip in this year's show
2:10Bu yıl sergilenen 800 farklı lale çeşidinin her biri
was hand-selected based on its quality and color. Kalıp ifadeler
2:13kalitesine ve rengine göre elle seçildi.
based on: kanıt veya seçim ölçütü belirtmek
Selected based on its quality and color ifadesinde based on, seçim yapılırken kullanılan kanıtı veya ölçütleri belirtir. Lalelerin kalitesi ve rengi kararın dayanağıdır; fiziksel bir tabandan söz edilmez. Yeniden kullanılabilen yapı, bir eylem veya yargıdan sonra based on ve ardından kanıt ya da ölçüt getirilmesidir: choose a supplier based on price veya reach a conclusion based on data. Tam edilgen yapı da yaygındır: The decision was based on the evidence.
Alıştırma
Yalnızca bir kaynak belirtmek yerine verilerin bir tahminin temeli olarak kullanıldığını açıkça söyleyen cümleyi seçin.
- The prediction was filed with the annual report.
- According to the analyst, the prediction may change.
- The prediction was based on five years of data.
Cevabı göster
The prediction was based on five years of data.
and then the orders are sent out to bulb growers.
2:18ardından siparişler soğan yetiştiricilerine gönderiliyor.
gardeners use Frans's map to measure and mark the boundaries
2:22bahçıvanlar, sınırları ölçüp işaretlemek için Frans'ın haritasını kullanarak
They're then sorted by color, shape, and variety,
2:32Ardından renk, şekil ve çeşide göre ayrılıyor
that corresponds to a plot and type of bulb Kalıp ifadeler
2:38Bu numara bir parsele ve soğan türüne karşılık geliyor,
corresponds to: bir öğeyi başka bir öğeyle eşleştirmek
“corresponds to” ifadesindeki correspond to, “eşleşmek” veya “bağlantılı olmak” anlamına gelir. Her torbanın numarası, o torbaya ayrılan tarhı ve soğan türünü gösterir. Etiketler, semboller, numaralar, kayıtlar veya parçalar belirli öğe ya da anlamlarla sistemli biçimde eşleştiğinde A corresponds to B yapısını kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede correspond to sistemli bir eşleme için kullanılmıştır?
- Each icon corresponds to a different file type.
- Maya corresponds with her cousin every weekend by email.
- The file belongs to the blue folder.
Cevabı göster
Each icon corresponds to a different file type.
Preparation is everything: gerçek anlamlı olmayan güçlü vurgu
“Preparation is everything” cümlesindeki “is everything” bilinçli bir abartıdır. Hazırlığın son derece önemli ve başarının başlıca etkeni olarak görüldüğünü anlatır; hazırlığın kelimenin tam anlamıyla var olan veya önemli olan tek şey olduğunu söylemez. Başka durumlara aktarılabilen X is everything kalıbı, belirli bir durumda X'e belirleyici bir önem verir. Konuşanın hangi sonuç veya durumu kastettiğini bağlam gösterir.
Alıştırma
Konuşan kişi “Preparation is everything.” derken büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Hazırlık, kelimenin tam anlamıyla var olan tek şeydir.
- Hazırlık, başarı için belirleyici etkendir.
- Her şey kusursuz olmadıkça hazırlığın hiçbir etkisi yoktur.
Cevabı göster
Hazırlık, başarı için belirleyici etkendir.
the result won't be good also: olumsuz ifadeden sonra either kullanımı
Bu cümlede konuşmacı birbirine paralel iki olumsuz anlam vermek istiyor: hazırlık iyi değilse sonuç da iyi olmayacaktır. Cümle sonundaki also anlaşılır, ancak bu olumsuz yapıda doğal ve standart tercih değildir. 'Bu da değil' anlamını vermek için olumsuz bir yan cümlenin sonunda either kullanılır. Tekrar kullanılabilecek kalıp, bir olumsuz ifadeyi either ile biten ikinci bir olumsuz yan cümlenin izlemesidir.
Alıştırma
Doğal ve standart cümleyi tek kelimeyle tamamlayın: The first draft wasn't clear, and the revision wasn't clear ____.
Cevabı göster
either
When October hits: 'gelmek' anlamındaki hit
When October hits, 'Ekim geldiğinde' veya 'Ekim başladığında' anlamına gelir. Burada hit, 'vurmak' demek değildir: October öznedir ve fiil bu zamanın gelmesini anlatır. Bu ifade Ekim ayını, sonraki etkinliği başlatan belirgin bir eşik olarak sunar. Tekrar kullanılabilecek kalıp when + zaman veya mevsim + hits şeklindedir ve ardından genellikle o anda ne olacağı söylenir.
Alıştırma
'Gelmek' anlamını verecek şekilde hit fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: When the holiday season ____, the shop stays open later.
Cevabı göster
hits
This is the most important tool in the gardener's toolbox.
2:57Bu, bahçıvanın alet çantasındaki en önemli araç.
“It's like my second marriage.”: mizahi bir benzetme
Buradaki it, bahçıvanın uzun yıllardır kullandığı küreğe gönderme yapar. It's like + isim öbeği kalıbı bir benzetme kurar: Kürek konuşmacının o kadar uzun süredir yanındadır ki ona duyduğu bağlılık uzun ve ciddi bir ilişki gibi gelir. Second marriage, konuşmacının gerçek evlilik geçmişi hakkında bilgi değil, kasıtlı bir abartıdır. Mizah, sıradan bir aletin hayat arkadaşıymış gibi ele alınmasından doğar. Genel olarak like, iki şeyin kelimenin tam anlamıyla aynı olduğunu söylemek yerine mecazi bir benzetme kurabilir.
Alıştırma
Konuşmacı “It's like my second marriage” derken neyi kastediyor?
- Konuşmacı kürekle yasal olarak evlenmiştir.
- Konuşmacı gerçek ikinci evliliğiyle ilgili ayrıntıları açıklamaktadır.
- Konuşmacı küreği uzun yıllardır kullandığı için onu eski bir yol arkadaşı gibi görür.
Cevabı göster
Konuşmacı küreği uzun yıllardır kullandığı için onu eski bir yol arkadaşı gibi görür.
“lasting only about a week and a half.”: ek bilgi veren bir -ing öbeği
Lasting only about a week and a half, önceki flower ismi hakkında ek bilgi veren -ing biçiminde bir sıfat-fiil öbeğidir. which lasts only about a week and a half şeklinde genişletilebilir. Ana çekimli fiil is'tir; lasting ikinci bir ana fiil değildir. Bu yapıda eklenen -ing öbeği çiçek hakkında kısa ve öz bir bilgi, burada çiçeklenme süresini verir.
Alıştırma
Batarya hakkında kısa bir bilgi eklemek için cümleyi last fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “The battery is light and compact, ____ up to twelve hours on one charge.”
Cevabı göster
lasting
So to keep the gardens flowering all 8 weeks of the season,
3:10Bahçelerin sezonun 8 haftası boyunca çiçekli kalması için
where they stagger early and late blooming bulbs. Kelime
3:16erkenci ve geç çiçeklenen soğanları dönüşümlü olarak yerleştiriyorlar.
“the lasagna method” ifadesindeki “lasagna”
“The lasagna method” ifadesinde lasagna, yemek yapmaya gönderme değil, bir görüntüye dayanan addır. Bahçıvanlar, tepsideki lazanya katmanlarına benzer biçimde farklı çiçek soğanlarını farklı derinliklerde katmanlar hâlinde yerleştirir. Katmanlar, soğanların farklı zamanlarda çiçek açması için seçilir. Bu da bahçenin daha uzun süre çiçekli kalmasına yardımcı olur.
Alıştırma
“The lasagna method” ifadesinde lasagna, bahçecilik tekniği hakkında ne anlatır?
- Soğanlar katmanlar hâlinde dikilir.
- Lasagna bir çiçek soğanı türünün adıdır.
- Bahçıvanlar çiçeklerin yanında yemek pişirir.
Cevabı göster
Soğanlar katmanlar hâlinde dikilir.
“stagger early and late blooming bulbs”: erken ve geç çiçek açan soğanların zamanlamasını kademelendirmek
Burada stagger, “birkaç şeyi farklı zamanlarda gerçekleşecek şekilde düzenlemek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Bahçıvanlar, bütün çiçeklerin aynı anda açmaması için erken ve geç çiçek açan soğanlar kullanır. “Early and late blooming” ifadesi soğanları tanımlar: bazıları erken, bazıları geç çiçek açar. Bahçıvanların ne kadar hızlı çalıştığını anlatmaz.
Alıştırma
“Farklı zamanlara göre düzenlemek” anlamına gelen fiille cümleyi tamamlayın: To reduce crowding, the school will ____ the start times for the three races.
Cevabı göster
stagger
The late bloomers are planted first and deeper,
3:19Geç çiçeklenenler önce ve daha derine dikiliyor,
A machine cannot plant shapes like this.
3:39Bir makine böyle şekiller oluşturacak şekilde dikemez.
Not too hot and with winters just cold enough Dilbilgisi
3:57Hava fazla sıcak değil, kışlar da yeterince soğuk;
to trigger an important biochemical process
3:59bu sayede önemli bir biyokimyasal süreç tetikleniyor.
cold enough to trigger: adjective + enough + to
Cold enough to trigger, soğuğun derecesinin bir şeyi tetiklemek için gereken eşiğe ulaştığını belirtir. Cold dereceyi açıklar, enough yeterliliği gösterir ve to trigger mümkün hâle gelen sonucu tanıtır. adjective + enough + to + verb kalıbında enough sıfattan sonra gelir: cold enough doğrudur, enough cold değildir. Bu kalıp, bir sonuç için gereken düzeye ulaşan herhangi bir özellik veya yeteneği anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi adjective + enough + to kalıbıyla tamamlayın: The night was ____ freeze the shallow pond.
Cevabı göster
cold enough to
When the soil temperature is below 55 degrees,
4:04Toprak sıcaklığı 55 Fahrenheit derecesinin altına düştüğünde,
it breaks down starches and carbohydrates Öbek fiiller
4:06bu durum nişasta ve karbonhidratları parçalayarak
breaks down: bilimsel “ayrıştırmak” anlamı
Burada breaks down, “karmaşık bir maddeyi daha basit bileşenlere ayırır” anlamına gelen geçişli bir deyimsel fiildir. Nesnesi starches and carbohydrates ifadesidir; to form glucose ise ortaya çıkan ürünü belirtir. Aynı sözcükler başka bağlamlarda geçişsiz olabilir, ancak bu cümle bir makinenin bozulmasını veya bir kişinin duygusal olarak çökmesini değil, kimyasal dönüşümü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “ayrıştırmak” anlamındaki iki sözcüklü fiille tamamlayın: During digestion, enzymes ____ complex carbohydrates into simpler sugars.
Cevabı göster
break down
Glucose is less likely to freeze than water Dilbilgisi
4:11Glikozun donma ihtimali suya göre daha düşüktür
and helps the bulb withstand colder temperatures.
4:13ve soğanın daha düşük sıcaklıklara dayanmasına yardımcı olur.
less likely to freeze than: olasılık karşılaştırma
less likely to freeze than ifadesinde less, likely sözcüğünü niteler; to freeze mastar yapısı ise olasılığı karşılaştırılan olayı belirtir. than öbeği karşılaştırma ölçütünü, yani water'ı, getirir. X is less likely to do Y than Z yapısı, X'in Y'yi yapma olasılığının Z'ninkinden daha düşük olduğu anlamına gelir. Göreli olasılığı karşılaştırır; X'in Y'yi asla yapamayacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Olasılık karşılaştırmasını less ve burst kullanarak tamamlayın: In icy weather, this treated pipe is ____ than an untreated pipe.
Cevabı göster
less likely to burst
Lale tarihinde Ottoman Empire
Ottoman Empire, merkezi günümüzde Türkiye olan bölgede bulunan büyük bir tarihî imparatorluktu. Bu cümlede ad, lalelerin Hollanda'ya ulaşmadan önce çok değer gördüğü toplumu belirtir. Zaman sırası şöyledir: Asya kökeni, Osmanlı'daki popülerlik ve ardından yaklaşık 400 yıl önce Hollanda'ya getirilmesi. Bu arka plan, Ottoman Empire ifadesinin bir lale çeşidi sanılmasını önler ve Hollanda'daki yetiştiriciliğin çiçeğin Asya kökeninden ve Osmanlı'daki popülerliğinden sonra geldiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleye göre Ottoman Empire neyi ifade ediyor?
- Lalelerin gözde bir çiçek olduğu tarihî bir imparatorluk
- Çiçek ithal eden modern bir Hollanda kuruluşu
- Hollanda'da geliştirilen bir lale çeşidi
Cevabı göster
Lalelerin gözde bir çiçek olduğu tarihî bir imparatorluk
Aşırı yükseliş için “sky high”
Bu cümlede sky high, “son derece yüksek bir düzeye” anlamına gelir. Lale soğanı fiyatlarının ne kadar yükseldiğini abartılı biçimde vurgular; gökyüzündeki gerçek bir yüksekliği anlatmaz. go + sky high kalıbı, bu aşırı yüksek düzeye doğru keskin bir değişimi gösterir. Yalnızca prices go high demekten daha güçlüdür ve maliyetler, oranlar ya da ölçülebilen başka değerler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “son derece yüksek bir düzeye” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When fuel supplies suddenly fall, prices can go ____.
Cevabı göster
sky high
And one of the canal houses was sold for three tulip bulbs,
4:41Kanal kenarındaki evlerden biri üç lale soğanına satıldı,
speculating the price would go higher and higher.
4:50fiyatın gittikçe yükseleceğini düşünüp spekülasyon yapıyordu.
Finansal sözleşme olarak “tulip futures”
Buradaki futures bir finans terimidir. Tulip futures, lale soğanlarının daha sonra teslim edilmesine veya gelecekteki fiyatlarına bağlı sözleşme ya da anlaşmaları anlatır; “gelecekten gelen laleler” anlamına gelmez. Bu terim spekülasyonu açıklar: tacirler bir lale soğanını hemen el değiştirmeden, beklenen fiyat değişikliklerinden kâr etmeye çalışabiliyordu. İngilizcede bu finansal anlamdaki futures normalde çoğul kullanılır ve oil futures örneğindeki gibi ürün adından sonra gelir.
Alıştırma
Cümleye uyan tulip futures anlamı hangisidir?
- Gelecekteki lale çiçeklerinin nasıl görüneceğini tahmin ediyorlardı.
- Henüz yetişmemiş laleleri alıp satıyorlardı.
- Lalelerin daha sonra teslim edilmesine veya gelecekteki lale fiyatlarına bağlı sözleşmeleri alıp satıyorlardı.
Cevabı göster
Lalelerin daha sonra teslim edilmesine veya gelecekteki lale fiyatlarına bağlı sözleşmeleri alıp satıyorlardı.
like the bubbles that we have now in the economy,
4:57tıpkı bugün ekonomide gördüğümüz balonlar gibi.
And that's what we call the tulipomania times. Kültür
5:01Biz buna “lale çılgınlığı dönemi” diyoruz.
the tulipomania times: Lale Çılgınlığı dönemi
the tulipomania times ifadesi, lale soğanları üzerindeki spekülasyonun fiyatları aşırı düzeylere çıkardığı ve ardından piyasanın çöktüğü 17. yüzyıl Hollanda olayı olan Lale Çılgınlığı’nı anlatır. Bu, insanların yalnızca laleleri çok sevdiği bir dönem değil, belirli bir ekonomik ve tarihsel dönemin adıdır. Bu cümlede söz konusu ad, daha önce geçen vadeli işlemler, balon ve fiyat düşüşü konularını bilinen tek bir tarihsel olay altında toplar. Daha genel kullanımda Tulip Mania, spekülatif coşku ve ardından gelen çöküşü kısaca anlatan kültürel bir gönderme işlevi görür.
Alıştırma
Cümlede the tulipomania times neyi ifade ediyor?
- Lalelerin Orta Asya’daki doğal kökeni
- Birçok insanın yalnızca lalelere bakmaktan hoşlandığı bir mevsim
- Yoğun lale spekülasyonunu fiyat çöküşünün izlediği bir Hollanda dönemi
Cevabı göster
Yoğun lale spekülasyonunu fiyat çöküşünün izlediği bir Hollanda dönemi
Now almost every tulip flower you see around the world
5:10Artık dünyanın dört bir yanında gördüğünüz neredeyse her lalenin
has its origins: tarihsel bir kaynağın izini sürmek
has its origins here in the Netherlands, çiçeğin modern yetiştirilmiş soyunun veya gelişiminin Hollanda’ya kadar izlenebildiği anlamına gelir. Yabani lalelerin ilk kez orada evrimleştiğini iddia etmez; cümle, söz konusu modern lalelerin kaynağından bahseder. Yeniden kullanılabilen kalıp have veya has + iyelik belirleyicisi + origins in + yer, dönem, kültür ya da önceki biçim şeklindedir: a tradition has its origins in..., çoğulda ise several traditions have their origins in.... Kökeni tarihsel ya da gelişimsel bir başlangıç noktası olarak sunar.
Alıştırma
Öğrenilen origins ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This family recipe ____ southern Italy.
Cevabı göster
has its origins in
The floral industry in the Netherlands is about 6 billion Euros,
5:16Hollanda'daki çiçekçilik sektörü yaklaşık 6 milyar avro,
They take patience to propagate ile It takes patience to propagate them arasındaki fark
Bu bağlamda they, laleleri ifade eder; anlatılmak istenen, onları soğanlarından çoğaltmanın sabır gerektirdiğidir. they take patience to propagate ifadesi anlaşılır, ancak alışılmış yapı değildir. Odağı çoğaltma eylemine vermek için hazırlayıcı özne it kullanılır: It takes patience to propagate them. It dil bilgisel özne konumunu doldururken them, geçişli propagate fiilinin doğrudan nesnesidir. Alternatif olarak laleler require fiilinin öznesi yapılabilir: They require patience to propagate.
Alıştırma
Bu orkideleri belirten doğal zamir yapısıyla cümleyi tamamlayın: These orchids reproduce slowly. ____ takes patience to propagate ____.
Cevabı göster
It · them
You can see some of them on display here at Keukenhof's greenhouse pavilion.
5:37Bazılarını Keukenhof'un sera pavyonunda sergilenirken görebilirsiniz.
The grower brought it to Keukenhof to show it to the audience.
5:41Yetiştirici onu halka göstermek için Keukenhof'a getirdi.
Aren't just named, they're baptized: A’dan B’ye anlamı güçlendirme
İlk yan cümle olan aren't just named, ad verme işini olağan başlangıç noktası olarak belirler. Ardından ikinci yan cümle they're baptized anlamı güçlendirir: Lalelerin gördüğü muamele, yalnızca ad verilmesinden daha resmî ve törensel gösterilir. Baptized burada mecazidir; laleler kişileştirilir ve bir ad verme törenine işaret edilir. Burada mutlaka eksiksiz bir dinî vaftiz töreni yapıldığı anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen not just A, B kalıbı B’yi A’dan daha güçlü, şaşırtıcı veya önemli gösterir.
Alıştırma
'The museum didn't just restore the painting; it put it back on public display,' cümlesinde not just A, B kalıbı neyi vurgular?
- İkinci eylem birincinin ötesine geçer ve daha güçlü gelişme olarak sunulur.
- İki eylem birbiriyle ilgisiz seçenekler olarak sunulur.
- Konuşan kişi iki eylemden herhangi birinin gerçekleşip gerçekleşmediğinden emin değildir.
Cevabı göster
İkinci eylem birincinin ötesine geçer ve daha güçlü gelişme olarak sunulur.
As soon as: bir olay diğerini hemen tetikler
“As soon as” bir zaman yan cümlesi başlatır ve “tam …… olduğunda” ya da “…… olur olmaz” anlamına gelir. Burada birinin onu vaftiz etmek istemesi tetikleyici olaydır; törenin gecikmeden gerçekleşmesi beklenir. Gelecekteki olaylardan söz ederken İngilizcede as soon as yan cümlesinde genellikle geniş zaman, ana cümlede ise will kullanılır: “As soon as someone wants ..., there will be ....” wants sözcüğünden önce will eklenmez.
Alıştırma
Cümleyi “…… olur olmaz” anlamındaki üç sözcüklü zaman bağlacıyla tamamlayın: I'll text you ____ the train arrives.
Cevabı göster
as soon as
and each is registered at the Royal General Bulb Growers Association.
6:01ve her biri Kraliyet Genel Soğan Yetiştiricileri Birliğine kayıtlı.
Leading up to the opening: bir olaydan önceki dönem
“Leading up to the opening” cümlenin başında kullanılan bir zaman ifadesidir. “Açılıştan önceki ve açılışa giderek yaklaşılan dönem boyunca” anlamına gelir. Ana cümlede anlatılan stresin zaman çerçevesini belirler. Burada lead up to, birini fiziksel olarak bir yere götürmek anlamına gelmez. Açılışı önemli bir dönüm noktası olarak, önceki hazırlıkları veya olayları da bu noktaya doğru ilerleyen birikim olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi, bir olaydan önceki dönemi anlatan lead up to biçimiyle tamamlayın: In the days ____ the concert, the crew tested every light.
Cevabı göster
leading up to
as everyone works tirelessly to make sure things look perfect.
6:29çünkü herkes her şeyin kusursuz görünmesi için durmadan çalışıyor.
mixed up: yanlış yere veya sıraya konmuş
Burada mixed up, bir şeyin yanlışlıkla yanlış yere veya gruba konması demektir. Renk düzeninde orada kırmızı olması gerekirken sarı lale kırmızı lalelerin arasındadır. İsimler, siparişler, çantalar veya tarihler gibi şeylerle be/get mixed up kullanıldığında bunların birbiriyle karıştırıldığı, yer değiştirdiği veya yanlış sıralandığı anlatılır. Renklerin fiziksel olarak birbirine karıştırıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede mixed up, bazı şeylerin yanlışlıkla birbiriyle karıştırıldığı anlamındadır?
- The airline mixed up our suitcases, so I took yours.
- The paint colors were mixed together in one cup.
- She felt mixed up after the difficult question.
Cevabı göster
The airline mixed up our suitcases, so I took yours.
had hoped to open: daha önceki, gerçekleşmemiş bir beklenti
Had hoped to open, had + geçmiş zaman ortacı hoped + to ile kullanılan open mastarından oluşur. Past perfect biçimi had hoped, umudu geçmişteki daha sonraki bir noktadan önceye yerleştirir: açılış günü geldiğinde park hâlâ kapalıydı. Bu bağlamda but ve sonraki sonuç, umudun gerçekleşmediğini gösterir. Daha genel olarak had hoped to + fiil, daha önceki bir beklentiye dönüp ardından daha sonra gerçekleşen durumu anlatırken kullanışlıdır.
Alıştırma
Beklentiyi daha sonraki geçmiş sonuçtan önceye yerleştiren, hope ile kurulmuş üç sözcüklü biçimle cümleyi tamamlayın: We ____ finish by Friday, but the storm delayed us.
Cevabı göster
had hoped to
came and went: beklenen olay gerçekleşmeden bir tarihin geçmesi
Bir gün, tarih, mevsim veya fırsat came and went olduğunda, gelip sonra geçmiş demektir. Burada beklenen açılış gerçekleşmeden açılış günü geçmiştir; ifade fiziksel hareketi değil, hayal kırıklığını veya kaçırılmış bir fırsatı düşündürür. [Zaman veya olay] came and went kalıbı, beklenen sonuç ortaya çıkmadan zamanın geçmesini anlatabilir.
Alıştırma
Tarihin beklenen sonuç gerçekleşmeden geçtiğini belirten üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The launch date ____, but the software was still not ready.
Cevabı göster
came and went
will have to wait: koşulların yarattığı gelecekteki zorunluluk
Will have to + fiilin yalın hâli, şu andan itibaren veya gelecekte geçerli olan bir zorunluluğu ifade eder. Bu cümlede devam eden karantina bu zorunluluğu yaratır: insanlar henüz ziyaret edemediği için tek seçenek beklemektir. Bu yapı genellikle konuşanın doğrudan emrini değil, koşulların sonucunu sunar. Have to sonrasında yalın biçimde wait kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle beklemeyi koşulların yol açtığı gelecekteki bir zorunluluk olarak sunuyor?
- We should wait until the road reopens.
- We will have to wait until the road reopens.
- We want to wait until the road reopens.
Cevabı göster
We will have to wait until the road reopens.