Keukenhof'ta Her Yıl 7 Milyon Çiçek Nasıl Dikiliyor | Big Business: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
1.262 kelime 196 kel/dk

Video tanıtımı: Belgesel, Keukenhof'taki yıllık çalışmayı, elle dikimi, katmanlı çiçeklenmeyi, soğuğun rolünü, lale tarihini ve salgın dönemindeki kapanmayı izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. play it safe — Deyimler ve mecazlı ifadeler: temkinli bir seçimi risk almakla karşılaştırarak belirsiz kararları doğal biçimde anlatın. 2. cold enough to trigger — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: sıfat + enough + to-infinitive yapısını bir sonuç için gereken derece olarak tanıyın; eşik veya neden açıklayın. 3. has its origins — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: ürün, gelenek veya fikrin tarihsel başlangıcını belirtin; bunu bugünkü konum ya da popülerlikten ayırın.

Bu derste

Here at Keukenhof,

0:00

Keukenhof'ta,

7 million bulbs are planted by hand Dilbilgisi

0:01

7 milyon çiçek soğanı elle dikiliyor

in just 3 months.

0:03

hem de sadece 3 ayda.

Dilbilgisi

are planted by hand: edilgen yapı ve yöntem

are planted ifadesinde are + geçmiş zaman ortacı planted, geniş zamanda edilgen yapıyı oluşturur. Bu yapı, eylemden etkilenen çiçek soğanlarını merkeze alır ve onları kimin diktiğini belirtmez. by hand, dikim işleminin nasıl yapıldığını gösterir: makineyle değil, elle. Burada by eylemi yapan kişiyi değil, yöntemi tanıtır; eylemi yapanı belirten bir ifade by the gardeners gibi olurdu.

Alıştırma

Edilgen yapıyı ve by hand ifadesini kullanarak yeniden yazımı tamamlayın: Workers paint every glass ornament by hand at this workshop. At this workshop, the glass ornaments ____.

Cevabı göster

are painted by hand

Spread across 80 acres, Dilbilgisi

0:06

80 akrelik bir alana yayılan bu bahçe,

it's one of the world's largest spring flower gardens Dilbilgisi

0:07

dünyanın en büyük ilkbahar çiçeği bahçelerinden biri

with 800 varieties of tulips.

0:10

ve 800 lale çeşidine ev sahipliği yapıyor.

Dilbilgisi

Spread across 80 acres: cümle başında geçmiş zaman ortacı grubu

Spread across 80 acres, bahçenin durumunu ve kapladığı alanı anlatan geçmiş zaman ortacı grubudur: bahçe 80 dönümlük bir alana yayılır. Bu ifade bir emir değildir. Cümlenin başındaki bu grubun anlamca öznesi, bahçeyi belirten it ile aynıdır. Daha tam olan The garden is spread across 80 acres düşüncesini kısaltır ve ana ifadeden önce arka plan bilgisi verir.

Alıştırma

Düşünceleri cümle başında bir geçmiş zaman ortacı grubu kullanarak birleştirin: The cabins are scattered along the coast. They offer quiet views. ____, the cabins offer quiet views.

Cevabı göster

Scattered along the coast

Dilbilgisi

one of the world's largest + çoğul isim

One of the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul sayılabilen isim, tekil bir öznenin bir ölçekte en üst düzeyde bulunan grubun üyelerinden biri olduğunu belirtir. Burada bahçe, dünyanın en büyük bahar çiçeği bahçeleri grubuna dahildir; mutlaka tek başına en büyük olduğu söylenmez. one of the sonrasında sayılabilen isim çoğul olur. Çünkü anlatılan özne tekil olsa da yapı bir gruba gönderme yapar.

Alıştırma

Bir kütüphaneyi son derece büyük kütüphanelerden oluşan bir gruba yerleştiren ders yapısıyla cümleyi tamamlayın: “It is ____ world's largest public libraries.”

Cevabı göster

one of the

That's a tulip,

0:13

Şu bir lale,

this is a tulip, yeah.

0:13

bu da bir lale, evet.

Gardeners like Owen Carroll work year-round to make sure these flowers impress. Kalıp ifadeler

0:14

Owen Carroll gibi bahçıvanlar, bu çiçeklerin göz kamaştırması için yıl boyunca çalışıyor.

Kalıp ifadeler

work year-round: tüm yıl boyunca süren etkinlik

Work year-round, işi yalnızca belirli bir mevsimde değil, tüm yıl boyunca sürdürmek demektir. Bu cümlede bahçıvanlar, halka açık çiçek gösterisi çiçeklenme döneminde olmadığında bile hazırlık ve bakım işlerine devam eder. Year-round, work fiilinden sonra zarf işlevi görür ve etkinliğin ne kadar sürdüğünü belirtir. Bu kalıp her mevsim devam eden işletmeleri, hizmetleri ve sorumlulukları da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve tüm yıl boyunca anlamına gelen kısa çizgili sözcükle tamamlayın: “The rescue center's staff work ____ to care for injured animals in every season.”

Cevabı göster

year-round

Kalıp ifadeler

make sure + yan cümle: bir sonucu güvenceye almak

Make sure + tam bir yan cümle, “belirtilen sonucun gerçekleşmesi için harekete geçmek” demektir. Sure sözcüğünden sonra that gelebilir, ancak çoğu zaman kullanılmaz: make sure (that) these flowers impress. Burada impress fiilinin belirtilmiş bir nesnesi yoktur. Çiçeklerin onları gören kişiler üzerinde güçlü ve olumlu bir etki bırakması anlamına gelir; bahçıvanlar bu sonucu sağlamak için çalışır.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekleşmesini sağlamak için harekete geçmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before we send the boxes, ____ every label is correct.

Cevabı göster

make sure

It has to be perfect.

0:18

Kusursuz olmak zorunda.

Because people come over from over the whole world.

0:19

Çünkü buraya dünyanın dört bir yanından insanlar geliyor.

It takes millions of dollars and 40 gardeners

0:22

Milyonlarca dolar ve 40 bahçıvan gerekiyor

to create the dozens of designs for this flower garden,

0:24

bu çiçek bahçesindeki onlarca tasarımı oluşturmak için.

and they bloom for only 8 weeks.

0:27

Üstelik çiçekler yalnızca 8 hafta açıyor.

So every day counts. Deyimler

0:29

Bu yüzden her gün çok değerli.

Deyimler

every day counts: her gün önemlidir

Burada counts, “önemlidir” veya “fark yaratır” anlamına gelir. Bu nedenle every day counts, her günün değerli olduğunu ve boşa harcanmaması gerektiğini söyler; sayıları söylemek veya hesaplamakla ilgili değildir. Count fiilinin bu geçişsiz anlamı; zaman, fırsatlar, eylemler, oylar veya yardım bir sonucu etkileyebildiğinde yaygındır.

Alıştırma

“Every minute counts during the rescue” cümlesinde counts ne anlama gelir?

  1. Birisi her dakikanın sayısını söyler.
  2. Her dakika önemlidir ve boşa harcanmamalıdır.
  3. Her dakika tam olarak aynı uzunluktadır.
Cevabı göster

Her dakika önemlidir ve boşa harcanmamalıdır.

But last year,

0:31

Ama geçen yıl,

because of COVID-19,

0:32

COVID-19 nedeniyle

the gardens were closed to the public

0:33

bahçeler ziyaretçilere kapatıldı.

for the first time in 71 years. Kalıp ifadeler

0:35

Bu, 71 yılda bir ilkti.

Kalıp ifadeler

71 yıldır ilk kez

for the first time in + bir süre kalıbı, bir olayın şimdi ya da belirtilen zamanda gerçekleştiğini ve o noktadan geriye doğru bakılan süre içinde daha önce hiç gerçekleşmediğini belirtir. Burada 71 years, karşılaştırmanın geçmişte ne kadar geriye uzandığını gösterir. Bu ifade olayın ne kadar nadir olduğunu veya olağan düzenden büyük bir kopuşu vurgular. Olayın 71 yıl sonra gerçekleşeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bunun önceki 71 yılın hiçbir anında gerçekleşmediğini gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: This winter, the lake froze completely ____.

Cevabı göster

for the first time in 71 years

We had no income at all in 2020,

0:38

2020'de hiç gelirimiz olmadı,

which was really a disaster for us.

0:40

bu da bizim için gerçek bir felaketti.

We faced a financial loss Kalıp ifadeler

0:42

Mali kaybımız

of between 5 and 10 million Euros.

0:43

5 ila 10 milyon avro arasındaydı.

Kalıp ifadeler

Mali kayıpla karşı karşıya kalmak

faced a financial loss ifadesinde face, fiziksel olarak bir yöne dönmek değil, bir durumla karşı karşıya kalıp onunla uğraşmak zorunda olmak anlamına gelir. A financial loss, karşı karşıya kalınan zor durumdur. Bu resmî fiil ve isim birlikteliği, para kaybetmenin oluşturduğu zorluğa odaklanır. Zaman değişebilir: bir kuruluş faces, faced ya da may face a financial loss biçiminde kullanılabilir.

Alıştırma

Yeni bir vergi, bir şirketin gelecek yıl muhtemelen daha az paraya sahip olmasına yol açacak. Odak, şirketin başa çıkması gereken zor durumdur. Hangi cümle en uygundur?

  1. The company risks a financial loss next year.
  2. The company faces a financial loss next year.
  3. The company suffers a financial loss next year.
Cevabı göster

The company faces a financial loss next year.

Knowing a lockdown was likely again this year, Dilbilgisi

0:46

Bu yıl da kapanma ihtimalinin yüksek olduğunu bilen

Keukenhof had to make a choice. Kalıp ifadeler

0:48

Keukenhof bir seçim yapmak zorundaydı.

Dilbilgisi

Knowing ...: neden bildiren cümle başı -ing yan tümcesi

Knowing a lockdown was likely again this year, ana cümledeki kararın nedenini ya da bilgiye dayalı arka planını veren, cümle başındaki bir şimdiki zaman ortaç yan tümcesidir. Burada Because Keukenhof knew that a lockdown was likely again this year ile yaklaşık aynı anlamdadır. Knowing yapısının örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan Keukenhof'tur. Kurum, kararı veren kişi gibi ele alınır; lockdown bilinen içeriktir, knowing eylemini yapan değildir. -ing biçimi arka planı sıkıştırıp had to make a choice ifadesini öne çıkarır; aynı anda gerçekleşen ayrı ve görünür bir eylemi göstermez.

Alıştırma

Hangi cümle, öznenin eylemde bulunma nedenini vermek için cümle başındaki -ing yan tümcesini doğru kullanır?

  1. Knowing the roads were icy, Maya drove slowly.
  2. Knowing the roads were icy, Maya's car was parked at home.
  3. Knowing the roads were icy, the journey was canceled.
Cevabı göster

Knowing the roads were icy, Maya drove slowly.

Plant everything as usual

0:50

Her şeyi her zamanki gibi dikmek

or play it safe and plant a more modest garden. Deyimler

0:51

ya da riske girmeyip daha mütevazı bir bahçe hazırlamak.

Kalıp ifadeler

make a choice: karar bildiren standart sözcük birlikteliği

Make a choice, alternatifler arasından seçim yaparak karar vermek anlamına gelen yerleşik bir fiil-ad birlikteliğidir. Bu cümlede sonraki bölüm alternatifleri or ile verir: plant everything as usual or play it safe and plant a more modest garden. Burada choice tekil ve sayılabilen bir addır; bu nedenle a gerekir: make a choice. İngilizce, karar bildiren bu birliktelikte do değil make kullanır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: We need to ____ between the two routes before sunset.

Cevabı göster

make a choice

Deyimler

play it safe: Daha Düşük Riskli Seçeneği Tercih Etmek

“Play it safe”, daha temkinli ve daha düşük riskli seçeneği tercih etmek demektir. Burada daha küçük bahçe güvenli seçimdir; çünkü planlar yeniden aksarsa olası kaybı sınırlar. Bu, kalıplaşmış bir deyimdir. “Play” burada oynamak anlamına gelmez ve “it” belirli bir nesneyi göstermez; ifadenin tamamı, sonuç belirsiz olduğunda kullanılan bir karar verme stratejisini anlatır.

Alıştırma

“Temkinli seçeneği seçmek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: With heavy rain expected, we decided to ____ and move the event indoors.

Cevabı göster

play it safe

They decided to take the risk. Kalıp ifadeler

0:55

Risk almaya karar verdiler.

Kalıp ifadeler

take the risk: Bilinen Bir Belirsizliği Kabul Etmek

“Take the risk”, bilinen bir kayıp veya başarısızlık ihtimalini kabul edip yine de harekete geçmek demektir. Bu ifade kararın bilinçli olduğunu gösterir: belirsizlik anlaşılmıştır, ancak eylemi durdurmaz. “The”, durumdan zaten bilinen belirli bir riski gösterir. Bu sözcük grubunda “take”, bir şeyi fiziksel olarak kaldırmak veya taşımak değil, kabul etmek ya da üstlenmek anlamına gelir.

Alıştırma

Dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The team understood that the new design might fail, but they decided to ____.

Cevabı göster

take the risk

But this year's opening has already been delayed by several weeks.

0:57

Ancak bu yılki açılış şimdiden birkaç hafta ertelendi.

We make costs during the entire year,

1:01

Yılın tamamında masraf yapıyoruz,

12 months of the year,

1:03

yani 12 ay boyunca,

and we only make money in 8 weeks.

1:04

ama sadece 8 hafta para kazanıyoruz.

With the clock already ticking, Deyimler

1:07

Zaman şimdiden daralırken,

Deyimler

Aciliyet çerçevesi olarak With the clock already ticking

The clock is ticking, son tarih yaklaşırken zamanın geçmeye devam ettiğini anlatan bir mecazdır. Already, baskının başlamış olduğunu vurgular; gerçek bir saatin ses çıkardığını anlatmaz. with + isim + -ing yapısı, sürmekte olan bu durumu ana soru ya da eylemin arka planı olarak sunar. Burada With the clock already ticking, ardından gelen bölüm için acil bir çerçeve oluşturur.

Alıştırma

With the clock already ticking cümleye nasıl bir anlam katar?

  1. Gerçek bir saatin az önce tamir edildiğini söyler.
  2. Başlamış olan zaman baskısını arka plan olarak sunar.
  3. Henüz bir son tarih olmadığını söyler.
Cevabı göster

Başlamış olan zaman baskısını arka plan olarak sunar.

will these efforts be for nothing? Kalıp ifadeler

1:09

tüm bu emekler boşa mı gidecek?

Kalıp ifadeler

be for nothing: boşa giden sonuç

be for nothing ifadesinde for nothing, yararlı bir sonuç olmadan anlamına gelir. Özne daha önce harcanmış çaba, emek, zaman veya paraysa bu ifade, yapılan yatırımın boşa gidebileceğini anlatır. Will these efforts be for nothing? sorusu, gelecekteki olası bir sonuçla ilgili kaygıyı ifade eder. Çabaların hiç para gerektirmediğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi yararlı bir sonuç vermemek anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If the files are lost, all our work will ____.

Cevabı göster

be for nothing

Keukenhof is located in Lisse, Netherlands,

1:12

Keukenhof, Hollanda'nın Lisse kentinde bulunuyor

and roughly translates to kitchen garden.

1:14

ve adı kabaca “mutfak bahçesi” anlamına geliyor.

Owen has been working at Keukenhof for 33 years, Dilbilgisi

1:17

Owen 33 yıldır Keukenhof'ta çalışıyor

Dilbilgisi

has been working ... for 33 years: bugüne kadar süren faaliyet

Şimdiki zamanla bağlantılı süregelen geçmiş yapı has been working, has + been + -ing biçiminden oluşur. Owen'ın işini geçmişte başlamış ve konuşma anında hâlâ süren bir faaliyet olarak sunar. For 33 years, devam eden bu faaliyetin bugüne kadar ne kadar sürdüğünü belirtir. Gelecekteki 33 yılı değil, günümüze kadar uzanan 33 yıllık süreyi anlatır.

Alıştırma

Teach fiilinin present perfect continuous biçimini ve süre bildiren edatı kullanın: Maya ____ at this school ____ five years.

Cevabı göster

has been teaching · for

and he's pretty much a tulip expert. Kalıp ifadeler

1:20

ve tam anlamıyla bir lale uzmanı.

Kalıp ifadeler

pretty much: konuşma dilinde “temelde” demenin bir yolu

Pretty much, “temelde”, “neredeyse tamamen” veya “pratikte” anlamına gelen gündelik bir zarf ifadesidir. Küçük bir istisna ya da çekinceye yer bırakarak ifadeyi yumuşatır. Burada a tulip expert ifadesini niteler: 33 yıllık deneyimden sonra konuşan kişi Owen'ı pratikte bir uzman olarak görür, ancak iddiayı kesin ve mutlak biçimde söylemez. Bu ifadede pretty, “güzel” anlamına gelmez.

Alıştırma

“The report is pretty much complete; it only needs one final check,” cümlesinde pretty much ne anlama gelir?

  1. Küçük bir iş dışında pratikte tamamlanmıştır.
  2. Daha yeni başlamıştır ve tamamlanmaktan çok uzaktır.
  3. Güzel ve tamamlanmış görünmektedir.
Cevabı göster

Küçük bir iş dışında pratikte tamamlanmıştır.

I didn't see much flowers Dilbilgisi

1:22

Pek fazla çiçek görmemiştim

Dilbilgisi

much flowers ile many flowers arasındaki fark

Flowers çoğul ve sayılabilen bir isimdir; bu nedenle standart İngilizcede much değil many kullanılır: I didn't see many flowers. Olumsuz didn't biçimi miktar belirleyicisi seçimini değiştirmez. Much normalde I didn't see much rain. cümlesindeki rain gibi sayılamayan isimleri niteler. Altyazı standart dışı biçimi korur; bu, örnek alınacak bir kullanım değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede standart miktar belirleyicisi doğru kullanılmıştır?

  1. I didn't see many rain.
  2. I didn't see much flowers.
  3. I didn't see many flowers.
Cevabı göster

I didn't see many flowers.

when I came here first.

1:24

buraya ilk geldiğimde.

Now,

1:25

Yani,

I knew what a daffodil was,

1:26

nergisin ne olduğunu biliyordum

but not a tulip.

1:27

ama laleyi bilmiyordum.

Every season begins by tearing last year's bulbs out of the ground. Notlar

1:31

Her sezon, geçen yılın soğanlarını topraktan sökmekle başlıyor.

Dilbilgisi

begins by tearing: ilk adım için begin by + -ing

begin by + -ing kalıbı, bir süreçte ilk adım olarak yapılan eylemi belirtir. Burada yeni sezon başlarken ilk yapılan şey, geçen yılın soğanlarını topraktan sökmektir. By başlangıç yöntemini veya adımını tanıtır; bu nedenle ardından tearing fiilinin -ing biçimi gelir. Bu kalıp özellikle yönergelerde ve süreç açıklamalarında kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi by + review fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We begin ____ the customer's requirements.

Cevabı göster

by reviewing

Öbek fiiller

tearing last year's bulbs out: zorlayarak çıkarma ve ayrılabilir sözcük dizimi

Burada tearing last year's bulbs out, eski çiçek soğanlarını güç kullanarak topraktan çekip sökmek anlamına gelir. Ardından gelen out of the ground, nesnelerin nereden çıkarıldığını belirtir; tear burada ağlamakla ilgili değildir. Tear ... out ayrılabilen bir öbek fiildir. İsimden oluşan nesne tear the bulbs out örneğindeki gibi fiil ile parçacığın arasına veya tear out the bulbs örneğindeki gibi parçacıktan sonra gelebilir. Zamir mutlaka arada olmalıdır: tear them out denir, tear out them denmez.

Alıştırma

Cümleyi tear ... out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın ve it zamirini doğru yere koyun: The dead plant was stuck tightly in the pot, so Maya ____ before adding fresh soil.

Cevabı göster

tore it out

They'll be composted and used as fertilizer.

1:34

Bunlar kompost yapılıp gübre olarak kullanılacak.

For your own garden,

1:37

Kendi bahçenizdeyse

you can leave them in the ground.

1:37

onları toprakta bırakabilirsiniz.

But if you leave them in the ground for 3 or 4 years,

1:39

Ama 3-4 yıl toprakta bırakırsanız

the flower is going to be smaller and smaller and smaller. Dilbilgisi

1:41

çiçek gittikçe küçülür.

Dilbilgisi

smaller and smaller and smaller: giderek güçlenen aşamalı bir değişim

Smaller and smaller biçimindeki karşılaştırmanın tekrarı, devam eden tek bir eğilimi anlatır: Çiçeğin zamanla adım adım küçülmesi beklenmektedir. Üç farklı çiçek karşılaştırılmamaktadır. İngilizcede ilerleyen bir değişimi anlatmak için faster and faster örneğinde olduğu gibi karşılaştırma biçimi + and + karşılaştırma biçimi sıkça kullanılır. Smaller sözcüğünün üçüncü kez tekrarlanması konuşma diline özgü bir vurgu ekler ve küçülmenin özellikle ısrarlı veya çarpıcı görünmesini sağlar.

Alıştırma

Devam eden bir değişimi vurgulamak için cümleyi cold sözcüğünün üç kez tekrarlanan karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the sun went down, the air became ____.

Cevabı göster

colder and colder and colder

You won't get the accepted quality

1:43

Beklenen kaliteyi elde edemezsiniz,

as you put in new bulbs.

1:44

yeni soğan diktiğiniz zamanki gibi.

So that's the whole idea.

1:46

Bütün mesele bu.

Harvesting 7 million bulbs is no easy task, Deyimler

1:47

7 milyon soğanı hasat etmek hiç kolay değil

Deyimler

no easy task: gerçek zorluğu ölçülü biçimde vurgulamak

Bu cümlede no easy task, yedi milyon çiçek soğanını hasat etmenin çok zor olduğu anlamına gelir. no + sıfat + isim kalıbı güçlü bir olumsuz değerlendirme oluşturur: görev kolay olmaktan çok uzaktır; yalnızca biraz zorlayıcı değildir. Konuşanlar zorluğu ölçülü bir şekilde vurgulamak için sık sık no easy task ifadesini kullanır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp X is no easy task biçimindedir ve X, çok çaba isteyen bir etkinlik ya da başarıdır.

Alıştırma

Etkinliğin çok zor olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: Coordinating a school festival is ____.

Cevabı göster

no easy task

and it's definitely not quick.

1:51

ve kesinlikle hızlı da değil.

It takes the gardeners almost 2 months.

1:52

Bahçıvanların neredeyse 2 ayını alıyor.

This is where the creative stuff happens.

1:57

Yaratıcı işler işte burada başlıyor.

Meanwhile,

2:00

Bu sırada

designers like Frans get to work. Kalıp ifadeler

2:01

Frans gibi tasarımcılar işe koyuluyor.

Kalıp ifadeler

get to work: hazırlıktan eyleme geçmek

Bu cümlede get to work, çalışmaya başlamak veya göreve koyulmak anlamına gelir. Tasarımcıların hazırlık aşamasından ya da başka bir aşamadan eyleme geçtiği anı belirtir. Bu kalıplaşmış ifade, They got to work örneğinde olduğu gibi bu geçişi anlatabilir veya Let's get to work örneğindeki gibi insanları buna davet edebilir.

Alıştırma

Dersimizdeki çalışmaya başlamak anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The plan is ready, so let's ____.

Cevabı göster

get to work

I do this by hand,

2:03

Bunu elle yapıyorum,

and then I put it in the computer.

2:04

sonra bilgisayara aktarıyorum.

It takes him about 4 months

2:06

Yaklaşık 4 ayını alıyor,

to get dozens of designs

2:07

onlarca tasarımı

from draft to final. Kalıp ifadeler

2:08

taslaktan nihai hâline getirmek.

Kalıp ifadeler

from draft to final: bir sürecin başlangıcı ve sonu

From draft to final, bir sürecin iki uç noktasını gösterir: ilk taslak ve tamamlanmış son sürüm. Burada final, son tasarım veya son sürüm anlamında isim olarak kullanılır; bir yarışmanın finali ya da sınav anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen from A to B kalıbı, aşamalar boyunca gerçekleşen hareketi veya gelişimi özetler. Bir projenin, belgenin ya da ürünün başlangıç biçiminden tamamlanmış biçimine nasıl ilerlediğini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi from A to B kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: The app moved ____ a test build ____ a public release.

Cevabı göster

from · to

Each of the 800 different varieties of tulip in this year's show

2:10

Bu yıl sergilenen 800 farklı lale çeşidinin her biri

was hand-selected based on its quality and color. Kalıp ifadeler

2:13

kalitesine ve rengine göre elle seçildi.

Kalıp ifadeler

based on: kanıt veya seçim ölçütü belirtmek

Selected based on its quality and color ifadesinde based on, seçim yapılırken kullanılan kanıtı veya ölçütleri belirtir. Lalelerin kalitesi ve rengi kararın dayanağıdır; fiziksel bir tabandan söz edilmez. Yeniden kullanılabilen yapı, bir eylem veya yargıdan sonra based on ve ardından kanıt ya da ölçüt getirilmesidir: choose a supplier based on price veya reach a conclusion based on data. Tam edilgen yapı da yaygındır: The decision was based on the evidence.

Alıştırma

Yalnızca bir kaynak belirtmek yerine verilerin bir tahminin temeli olarak kullanıldığını açıkça söyleyen cümleyi seçin.

  1. The prediction was filed with the annual report.
  2. According to the analyst, the prediction may change.
  3. The prediction was based on five years of data.
Cevabı göster

The prediction was based on five years of data.

The designs are finalized by early summer,

2:16

Tasarımlar yaz başında kesinleştiriliyor,

and then the orders are sent out to bulb growers.

2:18

ardından siparişler soğan yetiştiricilerine gönderiliyor.

Meanwhile,

2:22

Bu sırada

gardeners use Frans's map to measure and mark the boundaries

2:22

bahçıvanlar, sınırları ölçüp işaretlemek için Frans'ın haritasını kullanarak

to prepare the garden.

2:25

bahçeyi hazırlıyor.

In late summer,

2:28

Yaz sonunda

the millions of bulbs Frans ordered arrive.

2:29

Frans'ın sipariş ettiği milyonlarca soğan geliyor.

They're then sorted by color, shape, and variety,

2:32

Ardından renk, şekil ve çeşide göre ayrılıyor

and checked for size and firmness.

2:34

ve boyutlarıyla sertlikleri kontrol ediliyor.

Each bag will be assigned a number

2:36

Her çuvala bir numara veriliyor.

that corresponds to a plot and type of bulb Kalıp ifadeler

2:38

Bu numara bir parsele ve soğan türüne karşılık geliyor,

to ensure the gardeners make no mistakes.

2:41

böylece bahçıvanların hata yapması önleniyor.

Kalıp ifadeler

corresponds to: bir öğeyi başka bir öğeyle eşleştirmek

“corresponds to” ifadesindeki correspond to, “eşleşmek” veya “bağlantılı olmak” anlamına gelir. Her torbanın numarası, o torbaya ayrılan tarhı ve soğan türünü gösterir. Etiketler, semboller, numaralar, kayıtlar veya parçalar belirli öğe ya da anlamlarla sistemli biçimde eşleştiğinde A corresponds to B yapısını kullanın.

Alıştırma

Hangi cümlede correspond to sistemli bir eşleme için kullanılmıştır?

  1. Each icon corresponds to a different file type.
  2. Maya corresponds with her cousin every weekend by email.
  3. The file belongs to the blue folder.
Cevabı göster

Each icon corresponds to a different file type.

Preparation is everything. Deyimler

2:43

Hazırlık her şeydir.

Deyimler

Preparation is everything: gerçek anlamlı olmayan güçlü vurgu

“Preparation is everything” cümlesindeki “is everything” bilinçli bir abartıdır. Hazırlığın son derece önemli ve başarının başlıca etkeni olarak görüldüğünü anlatır; hazırlığın kelimenin tam anlamıyla var olan veya önemli olan tek şey olduğunu söylemez. Başka durumlara aktarılabilen X is everything kalıbı, belirli bir durumda X'e belirleyici bir önem verir. Konuşanın hangi sonuç veya durumu kastettiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Konuşan kişi “Preparation is everything.” derken büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Hazırlık, kelimenin tam anlamıyla var olan tek şeydir.
  2. Hazırlık, başarı için belirleyici etkendir.
  3. Her şey kusursuz olmadıkça hazırlığın hiçbir etkisi yoktur.
Cevabı göster

Hazırlık, başarı için belirleyici etkendir.

If the preparation isn't good,

2:44

Hazırlık iyi değilse

the result won't be good also. Dilbilgisi

2:46

sonuç da iyi olmaz.

Dilbilgisi

the result won't be good also: olumsuz ifadeden sonra either kullanımı

Bu cümlede konuşmacı birbirine paralel iki olumsuz anlam vermek istiyor: hazırlık iyi değilse sonuç da iyi olmayacaktır. Cümle sonundaki also anlaşılır, ancak bu olumsuz yapıda doğal ve standart tercih değildir. 'Bu da değil' anlamını vermek için olumsuz bir yan cümlenin sonunda either kullanılır. Tekrar kullanılabilecek kalıp, bir olumsuz ifadeyi either ile biten ikinci bir olumsuz yan cümlenin izlemesidir.

Alıştırma

Doğal ve standart cümleyi tek kelimeyle tamamlayın: The first draft wasn't clear, and the revision wasn't clear ____.

Cevabı göster

either

When October hits, Kelime

2:49

Ekim gelince

it's time to plant.

2:50

dikim zamanı başlıyor.

Kelime

When October hits: 'gelmek' anlamındaki hit

When October hits, 'Ekim geldiğinde' veya 'Ekim başladığında' anlamına gelir. Burada hit, 'vurmak' demek değildir: October öznedir ve fiil bu zamanın gelmesini anlatır. Bu ifade Ekim ayını, sonraki etkinliği başlatan belirgin bir eşik olarak sunar. Tekrar kullanılabilecek kalıp when + zaman veya mevsim + hits şeklindedir ve ardından genellikle o anda ne olacağı söylenir.

Alıştırma

'Gelmek' anlamını verecek şekilde hit fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: When the holiday season ____, the shop stays open later.

Cevabı göster

hits

Everybody's got his own spade.

2:55

Herkesin kendi küreği var.

This is the most important tool in the gardener's toolbox.

2:57

Bu, bahçıvanın alet çantasındaki en önemli araç.

I got it nearly uh 25 years.

3:00

Bende yaklaşık, ee, 25 yıldır var.

It's like my second marriage. Deyimler

3:02

İkinci evliliğim gibi.

Deyimler

“It's like my second marriage.”: mizahi bir benzetme

Buradaki it, bahçıvanın uzun yıllardır kullandığı küreğe gönderme yapar. It's like + isim öbeği kalıbı bir benzetme kurar: Kürek konuşmacının o kadar uzun süredir yanındadır ki ona duyduğu bağlılık uzun ve ciddi bir ilişki gibi gelir. Second marriage, konuşmacının gerçek evlilik geçmişi hakkında bilgi değil, kasıtlı bir abartıdır. Mizah, sıradan bir aletin hayat arkadaşıymış gibi ele alınmasından doğar. Genel olarak like, iki şeyin kelimenin tam anlamıyla aynı olduğunu söylemek yerine mecazi bir benzetme kurabilir.

Alıştırma

Konuşmacı “It's like my second marriage” derken neyi kastediyor?

  1. Konuşmacı kürekle yasal olarak evlenmiştir.
  2. Konuşmacı gerçek ikinci evliliğiyle ilgili ayrıntıları açıklamaktadır.
  3. Konuşmacı küreği uzun yıllardır kullandığı için onu eski bir yol arkadaşı gibi görür.
Cevabı göster

Konuşmacı küreği uzun yıllardır kullandığı için onu eski bir yol arkadaşı gibi görür.

The tulip is a beautiful but short-lived flower,

3:05

Lale güzel ama kısa ömürlü bir çiçek,

lasting only about a week and a half. Dilbilgisi

3:08

sadece yaklaşık bir buçuk hafta dayanıyor.

Dilbilgisi

“lasting only about a week and a half.”: ek bilgi veren bir -ing öbeği

Lasting only about a week and a half, önceki flower ismi hakkında ek bilgi veren -ing biçiminde bir sıfat-fiil öbeğidir. which lasts only about a week and a half şeklinde genişletilebilir. Ana çekimli fiil is'tir; lasting ikinci bir ana fiil değildir. Bu yapıda eklenen -ing öbeği çiçek hakkında kısa ve öz bir bilgi, burada çiçeklenme süresini verir.

Alıştırma

Batarya hakkında kısa bir bilgi eklemek için cümleyi last fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “The battery is light and compact, ____ up to twelve hours on one charge.”

Cevabı göster

lasting

So to keep the gardens flowering all 8 weeks of the season,

3:10

Bahçelerin sezonun 8 haftası boyunca çiçekli kalması için

the gardeners use a technique called the lasagna method, Kültür

3:13

bahçıvanlar “lazanya yöntemi” denen bir teknik kullanıyor,

where they stagger early and late blooming bulbs. Kelime

3:16

erkenci ve geç çiçeklenen soğanları dönüşümlü olarak yerleştiriyorlar.

Kültür

“the lasagna method” ifadesindeki “lasagna”

“The lasagna method” ifadesinde lasagna, yemek yapmaya gönderme değil, bir görüntüye dayanan addır. Bahçıvanlar, tepsideki lazanya katmanlarına benzer biçimde farklı çiçek soğanlarını farklı derinliklerde katmanlar hâlinde yerleştirir. Katmanlar, soğanların farklı zamanlarda çiçek açması için seçilir. Bu da bahçenin daha uzun süre çiçekli kalmasına yardımcı olur.

Alıştırma

“The lasagna method” ifadesinde lasagna, bahçecilik tekniği hakkında ne anlatır?

  1. Soğanlar katmanlar hâlinde dikilir.
  2. Lasagna bir çiçek soğanı türünün adıdır.
  3. Bahçıvanlar çiçeklerin yanında yemek pişirir.
Cevabı göster

Soğanlar katmanlar hâlinde dikilir.

Kelime

“stagger early and late blooming bulbs”: erken ve geç çiçek açan soğanların zamanlamasını kademelendirmek

Burada stagger, “birkaç şeyi farklı zamanlarda gerçekleşecek şekilde düzenlemek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Bahçıvanlar, bütün çiçeklerin aynı anda açmaması için erken ve geç çiçek açan soğanlar kullanır. “Early and late blooming” ifadesi soğanları tanımlar: bazıları erken, bazıları geç çiçek açar. Bahçıvanların ne kadar hızlı çalıştığını anlatmaz.

Alıştırma

“Farklı zamanlara göre düzenlemek” anlamına gelen fiille cümleyi tamamlayın: To reduce crowding, the school will ____ the start times for the three races.

Cevabı göster

stagger

The late bloomers are planted first and deeper,

3:19

Geç çiçeklenenler önce ve daha derine dikiliyor,

and they arrive in May.

3:21

mayısta ortaya çıkıyorlar.

The middle row blooms around April,

3:23

Ortadaki sıra nisan civarında çiçek açıyor,

and the crocuses are on top

3:25

çiğdemler ise en üstte,

since they blossom in March.

3:26

çünkü martta açıyorlar.

If you pay money,

3:27

Para ödüyorsanız

you want to see your flowers.

3:28

çiçeklerinizi görmek istersiniz.

So that's why we plant in different layers.

3:30

Bu yüzden farklı katmanlara dikiyoruz.

Late flowers, early flowers,

3:32

Geç açanlar, erken açanlar

and crocuses.

3:34

ve çiğdemler.

All of the planting here

3:35

Buradaki tüm dikim işi

is done entirely by hand.

3:36

tamamen elle yapılıyor.

A machine cannot plant shapes like this.

3:39

Bir makine böyle şekiller oluşturacak şekilde dikemez.

A machine cannot plant in layers,

3:42

Bir makine katmanlar hâlinde dikemez

and a machine cannot plant mixtures.

3:44

ve karışık türleri de dikemez.

Every day, cold, rain,

3:47

Her gün; soğuk, yağmur...

doesn't matter.

3:48

Hiç fark etmez.

It's just a lot of work.

3:49

Sadece çok fazla iş var.

There's no problem.

3:51

Sorun değil.

The Dutch climate is perfect for tulips.

3:55

Hollanda iklimi laleler için mükemmel.

Not too hot and with winters just cold enough Dilbilgisi

3:57

Hava fazla sıcak değil, kışlar da yeterince soğuk;

to trigger an important biochemical process

3:59

bu sayede önemli bir biyokimyasal süreç tetikleniyor.

needed for the tulips to bloom properly.

4:01

Lalelerin düzgün açması için bu süreç gerekli.

Dilbilgisi

cold enough to trigger: adjective + enough + to

Cold enough to trigger, soğuğun derecesinin bir şeyi tetiklemek için gereken eşiğe ulaştığını belirtir. Cold dereceyi açıklar, enough yeterliliği gösterir ve to trigger mümkün hâle gelen sonucu tanıtır. adjective + enough + to + verb kalıbında enough sıfattan sonra gelir: cold enough doğrudur, enough cold değildir. Bu kalıp, bir sonuç için gereken düzeye ulaşan herhangi bir özellik veya yeteneği anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi adjective + enough + to kalıbıyla tamamlayın: The night was ____ freeze the shallow pond.

Cevabı göster

cold enough to

When the soil temperature is below 55 degrees,

4:04

Toprak sıcaklığı 55 Fahrenheit derecesinin altına düştüğünde,

it breaks down starches and carbohydrates Öbek fiiller

4:06

bu durum nişasta ve karbonhidratları parçalayarak

in the bulb to form glucose.

4:09

soğanın içinde glikoz oluşmasını sağlar.

Öbek fiiller

breaks down: bilimsel “ayrıştırmak” anlamı

Burada breaks down, “karmaşık bir maddeyi daha basit bileşenlere ayırır” anlamına gelen geçişli bir deyimsel fiildir. Nesnesi starches and carbohydrates ifadesidir; to form glucose ise ortaya çıkan ürünü belirtir. Aynı sözcükler başka bağlamlarda geçişsiz olabilir, ancak bu cümle bir makinenin bozulmasını veya bir kişinin duygusal olarak çökmesini değil, kimyasal dönüşümü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “ayrıştırmak” anlamındaki iki sözcüklü fiille tamamlayın: During digestion, enzymes ____ complex carbohydrates into simpler sugars.

Cevabı göster

break down

Glucose is less likely to freeze than water Dilbilgisi

4:11

Glikozun donma ihtimali suya göre daha düşüktür

and helps the bulb withstand colder temperatures.

4:13

ve soğanın daha düşük sıcaklıklara dayanmasına yardımcı olur.

Dilbilgisi

less likely to freeze than: olasılık karşılaştırma

less likely to freeze than ifadesinde less, likely sözcüğünü niteler; to freeze mastar yapısı ise olasılığı karşılaştırılan olayı belirtir. than öbeği karşılaştırma ölçütünü, yani water'ı, getirir. X is less likely to do Y than Z yapısı, X'in Y'yi yapma olasılığının Z'ninkinden daha düşük olduğu anlamına gelir. Göreli olasılığı karşılaştırır; X'in Y'yi asla yapamayacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Olasılık karşılaştırmasını less ve burst kullanarak tamamlayın: In icy weather, this treated pipe is ____ than an untreated pipe.

Cevabı göster

less likely to burst

Then when the temperature rises,

4:16

Sonra sıcaklık yükseldiğinde

the glucose becomes an energy source

4:17

glikoz bir enerji kaynağına dönüşür

that helps the flower bloom.

4:19

ve çiçeğin açmasına yardımcı olur.

For ideal growth,

4:22

İdeal büyüme için

it should stay cold for around 12 to 14 weeks.

4:23

hava yaklaşık 12 ila 14 hafta soğuk kalmalıdır.

Tulips originated in the central plains of Asia

4:26

Lalelerin kökeni Orta Asya ovalarına dayanır

and were a favorite flower of the Ottoman Empire Kültür

4:29

ve Osmanlı İmparatorluğu'nun en sevdiği çiçeklerden biriydi.

before being imported to the Netherlands

4:31

Hollanda'ya getirilmeleriyse

around 400 years ago.

4:33

yaklaşık 400 yıl öncesine dayanıyor.

Kültür

Lale tarihinde Ottoman Empire

Ottoman Empire, merkezi günümüzde Türkiye olan bölgede bulunan büyük bir tarihî imparatorluktu. Bu cümlede ad, lalelerin Hollanda'ya ulaşmadan önce çok değer gördüğü toplumu belirtir. Zaman sırası şöyledir: Asya kökeni, Osmanlı'daki popülerlik ve ardından yaklaşık 400 yıl önce Hollanda'ya getirilmesi. Bu arka plan, Ottoman Empire ifadesinin bir lale çeşidi sanılmasını önler ve Hollanda'daki yetiştiriciliğin çiçeğin Asya kökeninden ve Osmanlı'daki popülerliğinden sonra geldiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleye göre Ottoman Empire neyi ifade ediyor?

  1. Lalelerin gözde bir çiçek olduğu tarihî bir imparatorluk
  2. Çiçek ithal eden modern bir Hollanda kuruluşu
  3. Hollanda'da geliştirilen bir lale çeşidi
Cevabı göster

Lalelerin gözde bir çiçek olduğu tarihî bir imparatorluk

It's the time of Rembrandt, Vermeer,

4:35

Bu, Rembrandt ile Vermeer'in dönemiydi;

famous Dutch painters,

4:37

ikisi de ünlü Hollandalı ressamlardı.

and the prices of tulip bulbs,

4:38

Lale soğanlarının fiyatlarıysa

they go sky high. Deyimler

4:40

tavan yaptı.

Deyimler

Aşırı yükseliş için “sky high”

Bu cümlede sky high, “son derece yüksek bir düzeye” anlamına gelir. Lale soğanı fiyatlarının ne kadar yükseldiğini abartılı biçimde vurgular; gökyüzündeki gerçek bir yüksekliği anlatmaz. go + sky high kalıbı, bu aşırı yüksek düzeye doğru keskin bir değişimi gösterir. Yalnızca prices go high demekten daha güçlüdür ve maliyetler, oranlar ya da ölçülebilen başka değerler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “son derece yüksek bir düzeye” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: When fuel supplies suddenly fall, prices can go ____.

Cevabı göster

sky high

And one of the canal houses was sold for three tulip bulbs,

4:41

Kanal kenarındaki evlerden biri üç lale soğanına satıldı,

which is nowadays of course

4:44

ki bunu bugün elbette

impossible to understand.

4:46

anlamak imkânsız.

The Dutch were basically trading in tulip futures, Kültür

4:48

Hollandalılar aslında lale vadeli işlemleri yapıyor,

speculating the price would go higher and higher.

4:50

fiyatın gittikçe yükseleceğini düşünüp spekülasyon yapıyordu.

Kültür

Finansal sözleşme olarak “tulip futures”

Buradaki futures bir finans terimidir. Tulip futures, lale soğanlarının daha sonra teslim edilmesine veya gelecekteki fiyatlarına bağlı sözleşme ya da anlaşmaları anlatır; “gelecekten gelen laleler” anlamına gelmez. Bu terim spekülasyonu açıklar: tacirler bir lale soğanını hemen el değiştirmeden, beklenen fiyat değişikliklerinden kâr etmeye çalışabiliyordu. İngilizcede bu finansal anlamdaki futures normalde çoğul kullanılır ve oil futures örneğindeki gibi ürün adından sonra gelir.

Alıştırma

Cümleye uyan tulip futures anlamı hangisidir?

  1. Gelecekteki lale çiçeklerinin nasıl görüneceğini tahmin ediyorlardı.
  2. Henüz yetişmemiş laleleri alıp satıyorlardı.
  3. Lalelerin daha sonra teslim edilmesine veya gelecekteki lale fiyatlarına bağlı sözleşmeleri alıp satıyorlardı.
Cevabı göster

Lalelerin daha sonra teslim edilmesine veya gelecekteki lale fiyatlarına bağlı sözleşmeleri alıp satıyorlardı.

And then at one time,

4:53

Derken bir noktada

people started to realize

4:54

insanlar fark etmeye başladı:

that it was gone up a little bit too high,

4:55

Fiyat biraz fazla yükselmişti,

like the bubbles that we have now in the economy,

4:57

tıpkı bugün ekonomide gördüğümüz balonlar gibi.

and the prices went down.

5:00

Sonra fiyatlar düştü.

And that's what we call the tulipomania times. Kültür

5:01

Biz buna “lale çılgınlığı dönemi” diyoruz.

Kültür

the tulipomania times: Lale Çılgınlığı dönemi

the tulipomania times ifadesi, lale soğanları üzerindeki spekülasyonun fiyatları aşırı düzeylere çıkardığı ve ardından piyasanın çöktüğü 17. yüzyıl Hollanda olayı olan Lale Çılgınlığı’nı anlatır. Bu, insanların yalnızca laleleri çok sevdiği bir dönem değil, belirli bir ekonomik ve tarihsel dönemin adıdır. Bu cümlede söz konusu ad, daha önce geçen vadeli işlemler, balon ve fiyat düşüşü konularını bilinen tek bir tarihsel olay altında toplar. Daha genel kullanımda Tulip Mania, spekülatif coşku ve ardından gelen çöküşü kısaca anlatan kültürel bir gönderme işlevi görür.

Alıştırma

Cümlede the tulipomania times neyi ifade ediyor?

  1. Lalelerin Orta Asya’daki doğal kökeni
  2. Birçok insanın yalnızca lalelere bakmaktan hoşlandığı bir mevsim
  3. Yoğun lale spekülasyonunu fiyat çöküşünün izlediği bir Hollanda dönemi
Cevabı göster

Yoğun lale spekülasyonunu fiyat çöküşünün izlediği bir Hollanda dönemi

And then 100 years ago,

5:03

Ardından 100 yıl önce

the first real professional tulip growers

5:04

ilk gerçek profesyonel lale yetiştiricileri

created their farms here in this surrounding.

5:07

bu çevrede çiftliklerini kurdu.

Now almost every tulip flower you see around the world

5:10

Artık dünyanın dört bir yanında gördüğünüz neredeyse her lalenin

has its origins here in the Netherlands. Kalıp ifadeler

5:13

kökeni Hollanda'ya dayanıyor.

Kalıp ifadeler

has its origins: tarihsel bir kaynağın izini sürmek

has its origins here in the Netherlands, çiçeğin modern yetiştirilmiş soyunun veya gelişiminin Hollanda’ya kadar izlenebildiği anlamına gelir. Yabani lalelerin ilk kez orada evrimleştiğini iddia etmez; cümle, söz konusu modern lalelerin kaynağından bahseder. Yeniden kullanılabilen kalıp have veya has + iyelik belirleyicisi + origins in + yer, dönem, kültür ya da önceki biçim şeklindedir: a tradition has its origins in..., çoğulda ise several traditions have their origins in.... Kökeni tarihsel ya da gelişimsel bir başlangıç noktası olarak sunar.

Alıştırma

Öğrenilen origins ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This family recipe ____ southern Italy.

Cevabı göster

has its origins in

And that's pretty big business.

5:15

Bu da oldukça büyük bir sektör.

The floral industry in the Netherlands is about 6 billion Euros,

5:16

Hollanda'daki çiçekçilik sektörü yaklaşık 6 milyar avro,

and the flower bulb industry,

5:20

çiçek soğanı sektörü ise

is about 700, 800 million Euros a year.

5:22

yılda yaklaşık 700-800 milyon avro değerinde.

Since tulips are generally grown from a bulb,

5:27

Laleler genellikle soğandan yetiştirildiği için,

not a seed,

5:29

tohumdan değil,

they take patience to propagate. Dilbilgisi

5:30

çoğaltılmaları sabır ister.

Dilbilgisi

They take patience to propagate ile It takes patience to propagate them arasındaki fark

Bu bağlamda they, laleleri ifade eder; anlatılmak istenen, onları soğanlarından çoğaltmanın sabır gerektirdiğidir. they take patience to propagate ifadesi anlaşılır, ancak alışılmış yapı değildir. Odağı çoğaltma eylemine vermek için hazırlayıcı özne it kullanılır: It takes patience to propagate them. It dil bilgisel özne konumunu doldururken them, geçişli propagate fiilinin doğrudan nesnesidir. Alternatif olarak laleler require fiilinin öznesi yapılabilir: They require patience to propagate.

Alıştırma

Bu orkideleri belirten doğal zamir yapısıyla cümleyi tamamlayın: These orchids reproduce slowly. ____ takes patience to propagate ____.

Cevabı göster

It · them

And creating enough bulbs

5:32

Yeterli miktarda soğan üretip

to introduce a new variety

5:33

yeni bir çeşit sunmak

can take 20 years.

5:35

20 yıl sürebilir.

You can see some of them on display here at Keukenhof's greenhouse pavilion.

5:37

Bazılarını Keukenhof'un sera pavyonunda sergilenirken görebilirsiniz.

The grower brought it to Keukenhof to show it to the audience.

5:41

Yetiştirici onu halka göstermek için Keukenhof'a getirdi.

New tulips aren't just named, Anlatım akışı

5:44

Yeni lalelere sadece isim verilmiyor,

they're baptized.

5:46

onlar vaftiz ediliyor.

Anlatım akışı

Aren't just named, they're baptized: A’dan B’ye anlamı güçlendirme

İlk yan cümle olan aren't just named, ad verme işini olağan başlangıç noktası olarak belirler. Ardından ikinci yan cümle they're baptized anlamı güçlendirir: Lalelerin gördüğü muamele, yalnızca ad verilmesinden daha resmî ve törensel gösterilir. Baptized burada mecazidir; laleler kişileştirilir ve bir ad verme törenine işaret edilir. Burada mutlaka eksiksiz bir dinî vaftiz töreni yapıldığı anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen not just A, B kalıbı B’yi A’dan daha güçlü, şaşırtıcı veya önemli gösterir.

Alıştırma

'The museum didn't just restore the painting; it put it back on public display,' cümlesinde not just A, B kalıbı neyi vurgular?

  1. İkinci eylem birincinin ötesine geçer ve daha güçlü gelişme olarak sunulur.
  2. İki eylem birbiriyle ilgisiz seçenekler olarak sunulur.
  3. Konuşan kişi iki eylemden herhangi birinin gerçekleşip gerçekleşmediğinden emin değildir.
Cevabı göster

İkinci eylem birincinin ötesine geçer ve daha güçlü gelişme olarak sunulur.

As soon as someone wants to baptize it, Dilbilgisi

5:48

Biri bir laleyi vaftiz etmek istediğinde

there will be a ceremony

5:50

bir tören düzenleniyor;

with a lot of champagne

5:51

bolca şampanya,

Dilbilgisi

As soon as: bir olay diğerini hemen tetikler

“As soon as” bir zaman yan cümlesi başlatır ve “tam …… olduğunda” ya da “…… olur olmaz” anlamına gelir. Burada birinin onu vaftiz etmek istemesi tetikleyici olaydır; törenin gecikmeden gerçekleşmesi beklenir. Gelecekteki olaylardan söz ederken İngilizcede as soon as yan cümlesinde genellikle geniş zaman, ana cümlede ise will kullanılır: “As soon as someone wants ..., there will be ....” wants sözcüğünden önce will eklenmez.

Alıştırma

Cümleyi “…… olur olmaz” anlamındaki üç sözcüklü zaman bağlacıyla tamamlayın: I'll text you ____ the train arrives.

Cevabı göster

as soon as

and the big certificate,

5:53

büyük bir sertifika oluyor

and then the tulip will be registered to its new name.

5:55

ve sonra lale yeni adıyla kaydediliyor.

There are about 6,500 tulip varieties,

5:58

Yaklaşık 6.500 lale çeşidi var

and each is registered at the Royal General Bulb Growers Association.

6:01

ve her biri Kraliyet Genel Soğan Yetiştiricileri Birliğine kayıtlı.

It is from the Darwin uh hybrid group,

6:05

Bu, Darwin, ee, hibrit grubundan

and it's called Momotaro.

6:07

ve adı Momotaro.

Yes.

6:09

Evet.

No clue what it means,

6:10

Ne anlama geldiği hakkında hiçbir fikrim yok

but an old traditional small tulip,

6:11

ama eski, geleneksel, küçük bir lale

and it's called Quebec.

6:14

ve adı Quebec.

This one's called Neglige.

6:16

Bunun adı Neglige.

It's very pointy.

6:19

Çok sivri.

The color changes.

6:20

Rengi değişiyor.

It starts yellow,

6:22

Sarı başlıyor,

and at the end it's red.

6:23

sonunda kırmızı oluyor.

Leading up to the opening, Kalıp ifadeler

6:26

Açılış yaklaştıkça

things get pretty stressful here

6:28

burada işler oldukça stresli hâle geliyor,

Kalıp ifadeler

Leading up to the opening: bir olaydan önceki dönem

“Leading up to the opening” cümlenin başında kullanılan bir zaman ifadesidir. “Açılıştan önceki ve açılışa giderek yaklaşılan dönem boyunca” anlamına gelir. Ana cümlede anlatılan stresin zaman çerçevesini belirler. Burada lead up to, birini fiziksel olarak bir yere götürmek anlamına gelmez. Açılışı önemli bir dönüm noktası olarak, önceki hazırlıkları veya olayları da bu noktaya doğru ilerleyen birikim olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi, bir olaydan önceki dönemi anlatan lead up to biçimiyle tamamlayın: In the days ____ the concert, the crew tested every light.

Cevabı göster

leading up to

as everyone works tirelessly to make sure things look perfect.

6:29

çünkü herkes her şeyin kusursuz görünmesi için durmadan çalışıyor.

Sometimes you see a little spot

6:33

Bazen küçük bir noktada

where something is mixed up, Öbek fiiller

6:34

bir şeylerin karıştığını görürsünüz;

a yellow one

6:36

sarı bir lale,

in a field of red tulips.

6:37

kırmızı lalelerle dolu bir tarlada.

Öbek fiiller

mixed up: yanlış yere veya sıraya konmuş

Burada mixed up, bir şeyin yanlışlıkla yanlış yere veya gruba konması demektir. Renk düzeninde orada kırmızı olması gerekirken sarı lale kırmızı lalelerin arasındadır. İsimler, siparişler, çantalar veya tarihler gibi şeylerle be/get mixed up kullanıldığında bunların birbiriyle karıştırıldığı, yer değiştirdiği veya yanlış sıralandığı anlatılır. Renklerin fiziksel olarak birbirine karıştırıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede mixed up, bazı şeylerin yanlışlıkla birbiriyle karıştırıldığı anlamındadır?

  1. The airline mixed up our suitcases, so I took yours.
  2. The paint colors were mixed together in one cup.
  3. She felt mixed up after the difficult question.
Cevabı göster

The airline mixed up our suitcases, so I took yours.

It's a disgrace for the gardener.

6:38

Bahçıvan için yüz kızartıcı bir şey.

They'll pick it away anyway.

6:40

Nasıl olsa onu söküp atarlar.

There's a crocus from last year.

6:41

Geçen yıldan kalma bir çiğdem var.

So.

6:44

İşte.

See?

6:47

Gördünüz mü?

We just keep them,

6:48

Onları öylece bırakıp

keep them tidy.

6:48

düzenli tutuyoruz.

They had hoped to open on March 20th, Dilbilgisi

6:49

20 Mart'ta açılmayı umuyorlardı

but with the Netherlands still in lockdown,

6:51

ama Hollanda'da kapanma hâlâ sürerken

opening day came and went, Deyimler

6:53

açılış günü geldi geçti,

with the park staying empty.

6:55

park ise boş kaldı.

Dilbilgisi

had hoped to open: daha önceki, gerçekleşmemiş bir beklenti

Had hoped to open, had + geçmiş zaman ortacı hoped + to ile kullanılan open mastarından oluşur. Past perfect biçimi had hoped, umudu geçmişteki daha sonraki bir noktadan önceye yerleştirir: açılış günü geldiğinde park hâlâ kapalıydı. Bu bağlamda but ve sonraki sonuç, umudun gerçekleşmediğini gösterir. Daha genel olarak had hoped to + fiil, daha önceki bir beklentiye dönüp ardından daha sonra gerçekleşen durumu anlatırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Beklentiyi daha sonraki geçmiş sonuçtan önceye yerleştiren, hope ile kurulmuş üç sözcüklü biçimle cümleyi tamamlayın: We ____ finish by Friday, but the storm delayed us.

Cevabı göster

had hoped to

Deyimler

came and went: beklenen olay gerçekleşmeden bir tarihin geçmesi

Bir gün, tarih, mevsim veya fırsat came and went olduğunda, gelip sonra geçmiş demektir. Burada beklenen açılış gerçekleşmeden açılış günü geçmiştir; ifade fiziksel hareketi değil, hayal kırıklığını veya kaçırılmış bir fırsatı düşündürür. [Zaman veya olay] came and went kalıbı, beklenen sonuç ortaya çıkmadan zamanın geçmesini anlatabilir.

Alıştırma

Tarihin beklenen sonuç gerçekleşmeden geçtiğini belirten üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The launch date ____, but the software was still not ready.

Cevabı göster

came and went

It's been hard for the people.

6:57

İnsanlar için zor oldu.

For instance, gardeners

6:58

Örneğin, bahçıvanlar

that have been planting bulbs for 3 months.

6:59

3 aydır soğan dikiyordu.

They've been on their knees,

7:02

Dizlerinin üzerinde çalıştılar

and there's no problem

7:03

ve bunda bir sorun yoktu,

because that's their job.

7:04

çünkü işleri bu.

They love it.

7:05

İşlerini seviyorlar.

They also love to show

7:06

Ayrıca yaptıklarını göstermeyi

what they've made to the public.

7:07

halka sunmayı da seviyorlar.

For now,

7:09

Şimdilik

the rest of the world will have to wait Dilbilgisi

7:10

dünyanın geri kalanı beklemek

and view Keukenhof via virtual tour.

7:11

ve Keukenhof'u sanal turla görmek zorunda.

Dilbilgisi

will have to wait: koşulların yarattığı gelecekteki zorunluluk

Will have to + fiilin yalın hâli, şu andan itibaren veya gelecekte geçerli olan bir zorunluluğu ifade eder. Bu cümlede devam eden karantina bu zorunluluğu yaratır: insanlar henüz ziyaret edemediği için tek seçenek beklemektir. Bu yapı genellikle konuşanın doğrudan emrini değil, koşulların sonucunu sunar. Have to sonrasında yalın biçimde wait kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle beklemeyi koşulların yol açtığı gelecekteki bir zorunluluk olarak sunuyor?

  1. We should wait until the road reopens.
  2. We will have to wait until the road reopens.
  3. We want to wait until the road reopens.
Cevabı göster

We will have to wait until the road reopens.

It's a very hard time.

7:14

Çok zor bir dönem.

We have to adjust, of course,

7:15

Elbette uyum sağlamalıyız,

as every company does.

7:16

her şirketin yaptığı gibi.

But we will face it.

7:18

Ama bununla yüzleşeceğiz.

Keukenhof is an institute.

7:18

Keukenhof bir kurumdur.

We're the showcase of the floral industry

7:20

Çiçekçilik sektörünün vitriniyiz

in the Netherlands.

7:22

burada, Hollanda'da.

It's a hard period of time,

7:23

Zor bir dönem

but we will survive at least.

7:24

ama en azından ayakta kalacağız.

And we hope for a good 2022

7:26

İyi bir 2022 geçirmeyi umuyoruz,

because Keukenhof is still beautiful.

7:28

çünkü Keukenhof hâlâ çok güzel.