Peppa Pig İngilizce Bölümler | Büyüyünce: Göz Testi | Peppa Pig #: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
384 kelime 126 kel/dk

Video özeti: Pedro’nun oyun amaçlı muayenesinden sonra Peppa yanlışlıkla gözlüğe ihtiyacı olduğunu düşünür ve gerçek bir göz testi için gözlükçüye gider. Görme yetisinin kusursuz olduğu anlaşılır, ancak sonunda güneş gözlüğü alınca yine de mutlu olur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. has slipped and lost — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Present perfect yapısının, sonuçları hâlâ önemli olan yakın zamandaki iki eylemi nasıl bağladığını anlayın: Pedro kaymış, gözlüğünü kaybetmiş ve bu nedenle şimdi onu bulamamaktadır. Bu kalıp, mevcut bir durumu açıklayan bağlantılı olayları aktarmak için kullanılabilir. 2. Now, what can I do for you? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu ifadeyi kişinin becerilerini soran gerçek anlamlı bir soru olarak değil, hizmet ortamlarında kullanılan standart ve nazik bir karşılama sözü olarak tanıyın. Bir müşteriyi veya hastayı karşılayıp ihtiyacını anlatmaya davet ederken kullanabilirsiniz. 3. so I can always wear my sunglasses. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: so I can yapısının, Peppa’nın güneşli hava dileğinin arkasındaki amacı veya istenen sonucu sunduğunu görün. Bu yapıyla bir dileği, kararı ya da eylemi onun mümkün kılacağı şeyle ilişkilendirebilirsiniz.

Bu derste

The eye test. Kalıp ifadeler

0:07

Göz muayenesi.

Kalıp ifadeler

eye test: göz testi

An eye test, bir kişinin ne kadar iyi görebildiğini kontrol eden bir göz muayenesidir. Burada eye, test türünü belirtir; bu nedenle ifade, kelimesi kelimesine yorumlanan geçici bir eylemi değil, yaygın bir muayene türünü adlandırır. Bu, sayılabilen bir isim öbeğidir. Belirli olmayan tek bir randevu için an eye test, hangi testten söz edildiği zaten biliniyorsa the eye test kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi göz muayenesi anlamındaki yaygın ifadeyle tamamlayın: I have booked an ____ for Friday.

Cevabı göster

eye test

Peppa and George are playing with Pedro Pony. Kalıp ifadeler

0:10

Peppa ve George, Midilli Pedro ile oynuyorlar.

Kalıp ifadeler

playing with someone: biriyle birlikte oynamak

Play with someone, biriyle birlikte oynamak veya eğlenceli bir etkinliğe katılmak anlamına gelir. With, oyun arkadaşını tanıtır; bu nedenle İngilizcede bu anlam için with gereklidir. Örnekteki are playing, play fiilinin şimdiki zamanın devam eden biçimidir. Peppa ve George'un o anda ne yaptığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi play with ifadesinin şimdiki zamanda devam eden biçimiyle tamamlayın: Nina is ____ her brother in the garden.

Cevabı göster

playing with

They are going to jump in muddy puddles. Notlar

0:13

Çamurlu su birikintilerinde zıplayacaklar.

Dilbilgisi

Planlanan bir sonraki eylem için are going to + fiilin yalın hâli

are going to jump ifadesinde are, they öznesiyle kullanılan be biçimidir ve jump yalın fiil olarak kalır. Yapı özne + be + going to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada be going to, zıplamayı planlanan veya gerçekleşmesi beklenen bir sonraki eylem olarak sunar. Bir yere doğru yolculuk ettikleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi they öznesine uygun be going to biçimiyle tamamlayın: They ____ plant a tree tomorrow.

Cevabı göster

are going to

Kalıp ifadeler

jump in muddy puddles: çamurlu su birikintilerinin içinde zıplamak

Jump in muddy puddles, sıçramaların su birikintilerinin içinde gerçekleştiği bütün zıplama etkinliğini anlatır. In, kişinin yere indiği ve oynadığı yeri ya da alanı belirtir; muddy ise çamur içeren puddles sözcüğünü niteler. Bir yerin içinde zıplamak istediğinizi anlatırken jump + in + yer yapısını birlikte kullanın. Edatı değiştirmek eylemi de değiştirir: jump over a puddle, içine düşmeden bir su birikintisinin üzerinden atlamak demektir.

Alıştırma

Hangi cümle çocukların su birikintilerinin içine inip orada oynadığını anlatır?

  1. The children jump in the muddy puddles.
  2. The children jump beside the muddy puddles.
  3. The children jump over the muddy puddles.
Cevabı göster

The children jump in the muddy puddles.

Pedro has slipped and lost his glasses. Dilbilgisi

0:22

Pedro kaydı ve gözlüklerini kaybetti.

Dilbilgisi

has slipped and lost: iki geçmiş zaman ortacıyla tek bir has

has slipped and lost ifadesinde yardımcı fiil has hem slipped hem de lost için kullanılır. Yapı has + geçmiş zaman ortacı + and + geçmiş zaman ortacı şeklindedir; bu yüzden lost öncesinde ikinci bir has gerekmez. İngilizcedeki present perfect, daha önce gerçekleşen iki eylemi şimdiki durumla ilişkilendirir. Burada Pedro'nun gözlüğü hâlâ kayıptır; bu yapı eylemleri yalnızca bitmiş bir geçmiş hikâyesine yerleştirmez.

Alıştırma

Cümleyi fall ve hurt fiillerinin present perfect biçimleriyle tamamlayın. has sözcüğünü yalnızca bir kez kullanın: Leo ____ and ____ his knee.

Cevabı göster

has fallen · hurt

No.

0:26

Hayır.

Where are my glasses? Dilbilgisi

0:26

Gözlüklerim nerede?

Dilbilgisi

Where are my glasses? ve Where + be + özne yapısı

Where are my glasses? konum hakkında doğrudan sorulan bir sorudur. be ile sözcük sırası Where + be + özne şeklindedir; bu yüzden are, my glasses ifadesinden önce gelir. Glasses, tek bir gözlüğü ifade etse bile İngilizcede dilbilgisel olarak çoğuldur. Bu yüzden soruda is değil, are kullanılır.

Alıştırma

Birden fazla anahtarın yerini doğru biçimde soran cümle hangisidir?

  1. Where is my keys?
  2. Where are my keys?
  3. Where my keys are?
Cevabı göster

Where are my keys?

Without glasses, Pedro cannot see very well. Dilbilgisi

0:28

Gözlükleri olmadan Pedro çok iyi göremez.

Dilbilgisi

Without glasses: without + isim ile eksiklik koşulu

Without glasses, ana cümleden önce gelen bir edat öbeğidir. “Pedro gözlüğünü takmıyorsa” anlamına gelir ve sonraki sonucun hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir. without sözcüğünden sonra without glasses veya without help örneklerindeki gibi bir isim öbeği ya da without asking örneğindeki gibi -ing biçimi gelir. without öbeği cümle başındaysa ardından genellikle virgül konur.

Alıştırma

“Haritamız yoksa kaybolabiliriz” anlamını doğru veren cümle hangisidir?

  1. Without a map, we may get lost.
  2. Without we have a map, we may get lost.
  3. Without to have a map, we may get lost.
Cevabı göster

Without a map, we may get lost.

Dilbilgisi

cannot see very well: tamamen yetersiz değil, sınırlı yeti

Cannot see very well, Pedro'nun net görme yetisinin sınırlı olduğunu belirtir. Cannot sözcüğünden sonra fiilin yalın biçimi olan see gelir; very well ise ne kadar iyi görebildiğini anlatır. very well ifadesinin olumsuzlanması genellikle anlamı yumuşatır: Pedro muhtemelen bir şeyler görebilir, ancak net göremez. Bu ifade normalde hiçbir şey göremediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Leo biraz yüzebiliyor ancak yüzme yetisi sınırlı. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Leo does not swim very often.
  2. Leo cannot swim at all.
  3. Leo cannot swim very well.
Cevabı göster

Leo cannot swim very well.

George has found Pedro's glasses.

0:34

George, Pedro'nun gözlüklerini buldu.

Ooh.

0:37

Ooh.

Silly George.

0:40

Şaşkın George.

Here they are. Kalıp ifadeler

0:42

İşte buradalar.

Kalıp ifadeler

Çoğul öğeleri sunmak için Here they are.

Here they are. birden fazla kişi ya da şeyi bulduğunuzda, ortaya çıkardığınızda veya gösterdiğinizde kullanılan bir sunma ifadesidir. Here, dinleyenin dikkatini artık görünen şeye yöneltir; they ise çoğul kişi ya da nesneleri belirtir. Bu ifade yalnızca konum bildirmez; öğeleri dinleyene sunar. Özne bir zamirse sıra Here + zamir + be şeklinde kalır: Here they are.

Alıştırma

İki bileti yeni buldunuz ve arkadaşınıza uzatıyorsunuz. Söylenecek en doğal ifade hangisidir?

  1. Here they are.
  2. Here it is.
  3. They are here.
Cevabı göster

Here they are.

Thank you.

0:43

Teşekkür ederim.

Pedro, why do you wear glasses? Dilbilgisi

0:45

Pedro, neden gözlük takıyorsun?

Dilbilgisi

Alışılmış bir durumu sormak için Why do you wear...?

Why do you wear glasses? alışılmış ya da genel olarak geçerli kabul edilen bir durumun nedenini sorar. Gözlük takmak yalnızca şu anda gerçekleşen bir eylem olarak değil, düzenli bir durum olarak sunulduğu için geniş zaman kullanılır. Bu tür sorular Why + do + özne + fiilin yalın hâli...? yapısıyla kurulur. Soru yapısını do yardımcı fiili taşıdığı için ana fiil yalın hâlde kalır: wears değil, wear.

Alıştırma

Hangi cümle düzenli bir alışkanlığın nedenini doğru biçimde sorar?

  1. Why do you walk to school every day?
  2. Why do you walks to school every day?
  3. Why you walk to school every day?
Cevabı göster

Why do you walk to school every day?

I need to. Dilbilgisi

0:48

İhtiyacım var.

Dilbilgisi

I need to. — Eylem anlaşıldığında to sözcüğünü korumak

I need to. cümlesinde çıkarılan eylem wear glasses ifadesidir; dolayısıyla tam anlam I need to wear glasses olur. Bu eylem zaten belli olduğu için İngilizcede wear glasses çıkarılıp kısa cevap olarak need to bırakılabilir. Sondaki to gereksiz değildir. Anlaşılan ancak söylenmeyen mastar eylemini gösterir; bu nedenle I need to. o eylemi yapmam gerektiği anlamına gelir. Bu yapı, dinleyen kişi eksik eylemi konuşmadan kolayca anlayabildiğinde kullanılır.

Alıştırma

wear a helmet ifadesini tekrarlamamak için kısa cevabı need kullanılan iki sözcüklü biçimle tamamlayın: A: Why do you wear a helmet? B: Because I ____.

Cevabı göster

need to

The optician says so. Kalıp ifadeler

0:49

Göz doktoru öyle söylüyor.

Kalıp ifadeler

says so: Daha önceki bir söze gönderme yapmak

says so ifadesinde so, daha önce sözü edilen düşüncenin tamamının yerini tutar. Burada konuşan kişinin gözlük takması gerektiği iddiasına gönderme yapar; dolayısıyla The optician says so. gözlükçünün durumun böyle olduğunu söylediği anlamına gelir. Bu yapı, bir cümlenin tamamını tekrarlamayı önler. Ayrıca bir kişinin sözünü, tavsiyesini veya kuralını bir eylemin nedeni olarak sunabilir. O kişinin ne söylediğini aktarır, ancak konuşanın da buna katıldığını tek başına göstermez.

Alıştırma

so daha önce söylenen kuralın yerini tutacak şekilde cümleyi says so ile tamamlayın: We have to leave now because Dad ____.

Cevabı göster

says so

What's an optician? Kelime

0:51

Göz doktoru nedir?

Kelime

an optician: görme testleri ve gözlüklerle ilgilenen uzman

Optician, görme testleri, gözlükler ve kontakt lenslerle ilgilenen bir uzmandır. Günlük Britanya İngilizcesinde bu kelime, görme testi yaptırmak veya gözlük almak için gidilen göz sağlığı uzmanını geniş anlamda belirtmek için sıkça kullanılır. Kesin meslek unvanı kişinin niteliklerine bağlıdır. Bu kelime, göz hastalıklarını teşhis ve tedavi eden bir tıp doktoru anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

Günlük Britanya İngilizcesinde optician burada büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. işitme testi yapan bir uzman
  2. görme testleri ve gözlük konusunda yardımcı olan bir uzman
  3. her türlü hastalığı tedavi eden bir doktor
Cevabı göster

görme testleri ve gözlük konusunda yardımcı olan bir uzman

My daddy is an optician.

0:53

Benim babam bir göz doktoru.

He checks that you can see clearly. Dilbilgisi

0:55

Net görüp göremediğini kontrol eder.

Dilbilgisi

check that + yan cümle: bir şeyin doğru olduğunu doğrulamak

Check that + yan cümle, yan cümlede belirtilen durumun doğru olduğunu doğrulamak veya bundan emin olmak anlamına gelir. Burada that, kontrol edilen gerçeği belirten tam yan cümle you can see clearly ifadesini başlatır. That sonrasında bildirme cümlesi söz dizimi, yani özne + fiil kullanılır. Günlük konuşmada that bazen atılır, ancak kullanılması yapıyı takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Belirtilen bir gerçeği doğrulamak için check that yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Please check that is the address correct before you send the parcel.
  2. Please check whether the address is correct before you send the parcel.
  3. Please check that the address is correct before you send the parcel.
Cevabı göster

Please check that the address is correct before you send the parcel.

How? Does he look inside your head? Kalıp ifadeler

0:58

Nasıl? Kafanın içine mi bakıyor?

Kalıp ifadeler

look inside your head: gerçek anlamlı ve abartılı bir hayal

Look inside something, gözlerini bir şeyin iç kısmına yöneltip içine bakmak demektir. Burada çocuk, your head ifadesini sanki birinin içine bakabileceği bir kapmış gibi düşünür. Soru, göz muayenesiyle ilgili gerçek anlamlı ve abartılı bir görüntü oluşturur. Bu, çocuğun yanlış anlamasını gösterir; bir optisyenin gerçekte ne yaptığını açıklamaz.

Alıştırma

Çocuk bu soruda ne hayal ediyor?

  1. Birinin gözlüğün uyup uymadığını kontrol etmesi.
  2. Birinin gerçekten başka bir kişinin kafasının içine bakması.
  3. Birinin normal bir göz muayenesi yapması.
Cevabı göster

Birinin gerçekten başka bir kişinin kafasının içine bakması.

He does an eye test. Kalıp ifadeler

1:01

Göz testi yapıyor.

Kalıp ifadeler

does an eye test: muayeneyi yapan kişi testi uygular

Do an eye test, birinin görmesini kontrol eden bir testi yapmak veya uygulamak demektir. Burada He, testi alan değil, uygulayan kişidir. He üçüncü tekil şahıs olduğu için do, does biçimine dönüşür: He does an eye test.

Alıştırma

do an eye test ifadesini doğru biçimde kullanın: At the clinic, the optician ____ for each new patient.

Cevabı göster

does an eye test

Shall I give you an eye test? Ton ve niyet

1:03

Sana göz testi yapayım mı?

Ton ve niyet

Kibar bir teklif olarak Shall I give you an eye test?

Shall I + fiilin yalın hâli? kalıbı, konuşan kişi bir şeyi kendisi yapmayı teklif edip karşı tarafın bunu isteyip istemediğini sorduğunda kullanılır. Burada konuşan kişi göz testini yapmayı teklif ediyor; gelecekle ilgili bir tahmin sormuyor. Bu cümlede shall sözcüğünden sonra özne I ve fiilin yalın hâli give gelir. Shall sözcüğünden sonra to eklenmez.

Alıştırma

Odanın sıcak olduğunu fark ediyor ve pencereyi açmayı teklif etmek istiyorsunuz. Bu teklifi Britanya İngilizcesinde en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Will I open the window?
  2. Shall I open the window?
  3. Should I open the window?
Cevabı göster

Shall I open the window?

Yes, give me an eye test. Kalıp ifadeler

1:05

Evet, bana göz testi yap.

Kalıp ifadeler

give me an eye test: give someone a test yapısı

give someone a test yapısında give, bir nesneyi teslim etmek değil, bir test “uygulamak veya sunmak” anlamına gelir. Me testi alan kişiyi, an eye test ise sunulan hizmeti veya kontrolü belirtir. Bu cümlede give emir kipindedir. Yes ile birlikte önceki teklifi kabul eder ve karşı taraftan devam etmesini ister.

Alıştırma

Bir klinik, bir hemşirenin bana işitme testi uyguladığını söylemek istiyor. Hangi cümle doğrudur?

  1. The nurse gave me a hearing test.
  2. The nurse gave a hearing test me.
  3. The nurse made me a hearing test.
Cevabı göster

The nurse gave me a hearing test.

Okay.

1:08

Tamam.

Hmm, interesting.

1:10

Hımm, ilginç.

Close one eye and say what you see. Dilbilgisi

1:12

Bir gözünü kapat ve ne gördüğünü söyle.

Dilbilgisi

Close ... and say ...: art arda gelen emirleri bağlamak

Close ve say, iki emir cümleciğini başlatan yalın hâldeki fiillerdir. Özne olarak you anlaşılır, bu yüzden açıkça yazılmaz. and bağlacı, yönergeleri yapılmaları gereken sırayla birbirine bağlar: önce bir gözü kapatmak, sonra ne görüldüğünü söylemek. Yeniden kullanılabilen fiil ... and fiil ... kalıbı, art arda gelen adımları doğrudan ve kısa biçimde verir.

Alıştırma

Hangi cümle art arda yapılacak iki doğrudan yönergeyi doğru biçimde verir?

  1. To turn the page and read the first sentence.
  2. Turn the page and read the first sentence.
  3. Turn the page and reading the first sentence.
Cevabı göster

Turn the page and read the first sentence.

I can see George.

1:16

George'u görebiliyorum.

Now close both eyes.

1:20

Şimdi iki gözünü de kapat.

Now I can't see anything. Dilbilgisi

1:23

Şimdi hiçbir şey göremiyorum.

Dilbilgisi

can't see anything: olumsuz cümlede anything

can't see anything ifadesinde n't cümleciği olumsuz yapar, see can'den sonra yalın hâlde kalır ve anything herhangi bir şey anlamını taşır. Olumsuzlukla birlikte ifadenin tamamı hiçbir nesnenin görünmediğini belirtir. Aynı olumsuzluk + anything kalıbı can't hear anything, don't know anything ve didn't find anything örneklerinde olduğu gibi başka fiillerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi standart İngilizce cümle, konuşanın hiçbir ses duyamadığını belirtir?

  1. I can't hear nothing.
  2. I can't hear something.
  3. I can't hear anything.
Cevabı göster

I can't hear anything.

Hmm, can't see anything.

1:25

Hımm, hiçbir şey göremiyor.

Very, very interesting.

1:28

Çok, çok ilginç.

I think you need glasses. Ton ve niyet

1:30

Bence senin gözlüğe ihtiyacın var.

Ton ve niyet

Bir yargıyı yumuşatmak için I think...

Bu cümlede I think, you need glasses ifadesini doğrudan bir gerçek olarak değil, konuşanın kendi yargısı olarak sunar. Yorum, You need glasses demekten daha az keskin duyulur; ancak konuşan yine de açık bir görüş bildirir. Tekrar kullanılabilen yapı I think + tam bir yan cümledir. Bu ifade, ardından gelen içeriğin tonunu ayarlar; cümleyi soruya çevirmez veya yargıyı ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

Öneriyi konuşanın kendi görüşü olarak sunan, dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamla: ____ we should check the map first.

Cevabı göster

I think

Oh, do I? Dilbilgisi

1:32

Oh, öyle mi?

Dilbilgisi

Şaşkınlık bildiren yankı soru: Oh, do I?

Oh, do I?, önceki ifadeyi tamamen tekrar etmek yerine ona tepki veren kısa bir yankı sorusudur. Burada yaklaşık olarak “Oh, do I really need glasses?” anlamına gelir ve onay isterken şaşkınlık gösterebilir. Do, geniş zamandaki need glasses yükleminin yerini tutar. Önceki you, hakkında konuşulan kişi artık kendisinden söz ettiği için I olur. Önceki fiile uyan yardımcı fiili seçmek gerekir: geniş zamanda sıradan bir fiil için do kullanılır, ancak her yankı sorusunda otomatik olarak do kullanılmaz.

Alıştırma

Bir arkadaşın“You look tired.” diyor. Doğru yankı sorusu hangisidir?

  1. Oh, have I?
  2. Oh, am I?
  3. Oh, do I?
Cevabı göster

Oh, do I?

Yes.

1:34

Evet.

Pedro, home time. Kelime

1:35

Pedro, eve gitme zamanı.

Kelime

home time: eve gitme zamanını bildiren kısa ifade

Home time, “eve gitme zamanı” demektir. Örnekte fiilsiz, kısa bir duyuru olarak kullanılır; daha tam biçimleri Pedro, it's home time. veya Pedro, it's time to go home. olurdu. Burada home, o zamanda ne yapılacağını belirtir. İngilizce, lunch time ve story time gibi basit zaman adlarını sık sık bu şekilde oluşturur.

Alıştırma

Öğretmenin kısa duyurusunu “eve gitme zamanı” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Children, it's ____!

Cevabı göster

home time

Bye-bye, Pedro.

1:39

Güle güle, Pedro.

Bye-bye.

1:41

Güle güle.

Mummy, I need glasses. Kelime

1:45

Anne, gözlüğe ihtiyacım var.

Kelime

Mummy: anneye yönelik sevecen Britanya İngilizcesi hitabı

Mummy, özellikle Britanya İngilizcesinde bir çocuğun kendi annesine hitap ederken kullanabileceği sevecen bir sözcüktür. Tarafsız veya resmî bir tanımlamadan çok, yakın aile diline aittir. Örnek cümlenin başındaki Mummy bir seslenme sözüdür ve dinleyiciye doğrudan hitap eder. Virgül, bu sözü I need glasses mesajından ayırır; Mummy bu mesajın öznesi değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, küçük bir çocuğun annesine hitap ederken Britanya İngilizcesindeki yaygın sevecen biçimi kullanmasına en uygun örnektir?

  1. Mummy, can you help me with my coat?
  2. Mother, can you help me with my coat?
  3. Mommy, can you help me with my coat?
Cevabı göster

Mummy, can you help me with my coat?

What?

1:47

Ne?

Pedro gave me an eye test Kalıp ifadeler

1:48

Pedro bana göz testi yaptı

and I need glasses.

1:50

ve gözlüğe ihtiyacım var.

Kalıp ifadeler

gave me an eye test: birine göz testi yapmak

Bu cümlede gave me an eye test, Pedro’nun konuşanın görme yetisini kontrol ettiği anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp give + kişi + an eye test şeklindedir; gave, give fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada give, bir nesneyi birine vermek değil, bir testi yapmak ya da uygulamak anlamındadır. Aynı kalıp give someone a hearing test gibi ifadelerde de kullanılır.

Alıştırma

Hedef ifadeyi geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: Yesterday, the nurse ____.

Cevabı göster

gave me an eye test

I'm sure your eyes are fine. Ton ve niyet

1:52

Gözlerinin gayet iyi olduğuna eminim.

Ton ve niyet

I'm sure your eyes are fine: güven belirtip karşıdakini rahatlatmak

I'm sure + yan cümle, konuşanın yan cümledeki bilginin doğru olduğuna güvendiğini gösterir. Burada yalnızca gözlerin iyi olduğunu söylemez; dinleyeni rahatlatır ve endişelenmemesini de iletir. your eyes are fine ifadesindeki fine, sağlıklı veya sorunsuz demektir. Cümle, konuşanın rahatlatıcı yargısını belirtir; tek başına tıbbi bir gerçeği kanıtlamaz.

Alıştırma

Güçlü güven ifade eden ve karşıdakini rahatlatan iki kelimelik ifadeyi yazın: Don't worry. ____ everything will be okay.

Cevabı göster

I'm sure

No, Mummy.

1:55

Hayır, Anne.

When I close my eyes, I couldn't see anything. Dilbilgisi

1:56

Gözlerimi kapattığımda, hiçbir şey göremedim.

Dilbilgisi

When I close my eyes: when yan cümlesiyle durumu belirtmek

Cümlenin başındaki When I close my eyes, when ile kurulan bir zaman yan cümlesidir. Önce zamanı veya durumu belirtir; ana cümle de ardından ne olduğunu söyler. Kalıp: When + özne + fiil, ana cümle. Tekrarlanan ya da genel olarak doğru bir sonuç için iki bölümde de genellikle geniş zaman kullanılır: When I close my eyes, I can't see anything. Altyazıda ana cümlede couldn't kullanılıyor; bu yüzden genel bir gerçeği anlatırken bu zaman eşleşmesini örnek almayın.

Alıştırma

Her seferinde gerçekleşen bir sonucu when yan cümlesiyle doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. When water this plant, the soil getting darker.
  2. When I water this plant, the soil gets darker.
  3. When I watered this plant yesterday, the soil gets darker.
Cevabı göster

When I water this plant, the soil gets darker.

But no one can see anything with their eyes closed. Dilbilgisi

1:59

Ama gözleri kapalıyken kimse bir şey göremez.

Dilbilgisi

no one can see anything: tek bir olumsuzluğun tüm yan cümleyi kapsaması

No one zaten olumsuz bir öznedir ve tek bir kişi bile yok anlamına gelir. Bu nedenle fiil olumlu biçimde kalır: can't see değil, can see. Anything bu olumsuzluğun kapsamındaki doğal nesnedir; dolayısıyla no one can see anything, herhangi bir şeyi görebilen hiç kimse olmadığı anlamına gelir. Tekrar kullanılabilir kalıp no one + olumlu fiil + anything şeklindedir. Standart İngilizcede No one can't see nothing gibi bir olumsuzluk daha eklemeyin; bu çift olumsuzluk birçok bağlamda standart dışıdır ve anlamı değiştirebilir ya da belirsizleştirebilir.

Alıştırma

Standart İngilizcede hangi cümle doğal olarak hiç kimsenin herhangi bir ses duymadığı anlamına gelir?

  1. No one heard anything.
  2. No one didn't hear anything.
  3. No one heard nothing.
Cevabı göster

No one heard anything.

Dilbilgisi

with their eyes closed: with + isim + durum

with their eyes closed, eyleme eşlik eden durumu anlatır: görmeye çalıştıkları sırada gözleri kapalıdır. Kalıp with + isim öbeği + durum tamamlayıcısı şeklindedir. Burada their eyes isim öbeğini oluşturur, closed ise bu öbeğin durumunu anlatır. Bu kısa kalıp, while ile kurulan bir yan cümlenin yerine geçebilir. with their eyes closed ile while their eyes are closed benzer anlamdadır. with the door open ve with the light off örneklerinde olduğu gibi başka durum sözcükleri de aynı kalıba girebilir.

Alıştırma

Verilen sözcükleri with + isim + durum kalıbına göre sıralayın: The children read quietly ____. (with / the TV / off)

Cevabı göster

with the TV off

Oh.

2:03

Oh.

What's this about needing glasses? Ton ve niyet

2:04

Gözlük ihtiyacı da nereden çıktı?

Ton ve niyet

What's this about needing glasses? — beklenmedik bir bilgi hakkında açıklama istemek

What's this about...?, henüz söylenmiş veya yeni öğrenilmiş bir konunun açıklanmasını istemek için kullanılır. Bu cümlede konuşan kişi, gözlüğe ihtiyaç duyma fikrine şaşkınlık ya da kafa karışıklığıyla tepki verir; yalnızca konunun ne olduğunu sormaz. About bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir. Burada needing glasses, açıklanması istenen konunun adıdır.

Alıştırma

What's this about needing glasses? cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?

  1. Gözlüğün kesinlikle gereksiz olduğunu söylemek
  2. Beklenmedik bir bilgi hakkında açıklama istemek
  3. Birine gözlük seçmesinde yardım teklif etmek
Cevabı göster

Beklenmedik bir bilgi hakkında açıklama istemek

Pedro knows all about glasses. Kalıp ifadeler

2:06

Pedro gözlükler hakkında her şeyi biliyor.

Kalıp ifadeler

know all about something: bir konu hakkında çok şey bilmek

“knows all about glasses” ifadesinde know all about, “bir konu hakkında çok şey bilmek” anlamına gelir. All, Pedro’nun bilgisinin kapsamlı olduğunu vurgular; ancak genellikle onun her ayrıntıyı bildiği anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen kalıp know all about + konu veya etkinlik şeklindedir. Özne he, she ya da tek bir kişinin adıysa Pedro knows örneğindeki gibi knows kullanılır.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın ve know sözcüğünü özneye uygun biçime getirin: Leo is our computer expert; he ____ computer security.

Cevabı göster

knows all about

His daddy is an optician.

2:09

Onun babası bir göz doktoru.

All right, Peppa.

2:11

Pekala, Peppa.

Let's take you to the optician for a proper eye test. Notlar

2:12

Seni düzgün bir göz muayenesi için göz doktoruna götürelim.

Ton ve niyet

Let's take you to...: birini birlikte götürmeyi önermek

“Let's take you to the optician” bir sonraki adımı önerir: konuşan kişi yolculuğu ayarlamaya veya sizinle birlikte gitmeye katılır. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; ancak burada izin istemek yerine bir öneri veya nazik bir karar işlevi görür. Kalıp Let's + take + kişi + to + yer şeklindedir. Konuşan kişi yalnızca karşısındakine gitmesini söylemek yerine somut yardım sunduğu için çoğu zaman ilgili ve şefkatli bir ton taşır.

Alıştırma

Mia’yla ilgilenen kişinin önerisini tamamlayın. Let's + take ve Mia için bir zamir kullanın: Mia feels very ill. ____ the clinic.

Cevabı göster

Let's take her to

Kelime

for a proper eye test: gerçek ve kapsamlı anlamında proper

a proper eye test ifadesinde proper, testin gerçek, kapsamlı ve uygun şekilde profesyonelce yapıldığını belirtir. Yalnızca correct, yani “hatasız” anlamına gelmez. Konuşan kişi hızlı ve gelişigüzel bir kontrol değil, güvenilir bir muayene istemektedir. for edatı, optisyene gitmenin amacını belirtir: böyle düzgün bir göz testi yaptırmak.

Alıştırma

Hangi cümlede proper, gerçek ve kapsamlı bir profesyonel kontrol anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. I wrote the correct date on the form.
  2. This is the correct bus for the museum.
  3. The clinic gave me a proper hearing test.
Cevabı göster

The clinic gave me a proper hearing test.

Let's go now.

2:16

Hadi şimdi gidelim.

George, would you like an eye test too? Ton ve niyet

2:19

George, sen de göz testi ister misin?

Ton ve niyet

Would you like ... too?: birinin isteğini kibarca sormak

Would you like + isim...? birinin bir şeyi isteyip istemediğini kibarca sorar. Burada sunulan şey an eye test ifadesidir. Bir eylem için Would you like to + fiilin yalın hâli...? yapısı kullanılır; örneğin Would you like to sit down? Cümle sonundaki too “de, ayrıca” anlamına gelir. Soru veya teklifin başka birinden sonra George'a da yöneltildiğini gösterir.

Alıştırma

Kibar teklifi tam olarak Would you like yapısıyla tamamlayın: Bir misafirin zaten çayı var. ____ some tea too?

Cevabı göster

Would you like

No.

2:22

Hayır.

Peppa is at the optician's. Kelime

2:28

Peppa göz doktorunda.

Kelime

at the optician's: iş yerini belirten iyelik yapısı

At the optician's, “bir gözlükçünün çalıştığı dükkânda ya da klinikte” anlamına gelir. Optician's iyelik biçimi, the optician's shop gibi daha uzun bir ifadenin yerini alır; mekânı belirten isim söylenmez. Bu yapı at edatından sonra sıkça bir uzmanın iş yerini belirtir: at the doctor's, at the dentist's ve at the hairdresser's. Kesme işareti ve s, meslek adının mekânın yerine kullanılmasını sağlar.

Alıştırma

İş yerini belirtmek için optician sözcüğünün iyelik biçimiyle cümleyi tamamlayın: Leo is having an eye test at the ____.

Cevabı göster

optician's

Mr. Pony is the optician.

2:31

Bay Midilli göz doktorudur.

Hello, Peppa.

2:33

Merhaba, Peppa.

Please sit down. Ton ve niyet

2:34

Lütfen otur.

Ton ve niyet

Please sit down: please ile yönergeyi yumuşatmak

Please sit down kibar bir emir cümlesidir. Özne olan you söylenmese de anlaşılır; bu nedenle sit fiilinin yalın biçimi doğrudan kullanılır. Please yönergeyi yumuşatır ve birini karşılarken ya da ona hizmet verirken kullanılmaya uygun hâle getirir. Sit down, ayakta durmaktan oturur duruma geçmeyi anlatır. Burada tüm cümle, birinin ne yaptığını bildirmek yerine oturmasını isteyen veya onu oturmaya davet eden basit bir ifadedir.

Alıştırma

Birinden ayakta dururken oturmasını kibarca isteyen cümleyi tamamlayın: Please ____ down.

Cevabı göster

sit

Now, what can I do for you? Ton ve niyet

2:37

Peki, senin için ne yapabilirim?

Ton ve niyet

Hizmet konuşmasını başlatan What can I do for you?

What can I do for you? hizmet ortamında konuşmayı başlatmak için kullanılan yaygın bir ifadedir. Görevli bu soruyla karşıdaki kişinin hangi yardıma, ürüne veya hizmete ihtiyaç duyduğunu sorar. Soruyu, konuşanın yapabildiği işleri tek tek soran gerçek anlamlı bir cümle olarak değil, How may I help you? anlamındaki kalıp bir ifade olarak anlayın. Baştaki Now, konuşmayı selamlaşma veya hazırlık aşamasından karşıdaki kişinin isteğiyle ilgilenme aşamasına taşır. Burada çoğunlukla “peki” veya “öyleyse” anlamındadır; mutlaka tam şu anda harekete geçmeyi vurgulamaz.

Alıştırma

Bir resepsiyonda ziyaretçinin hangi yardım veya hizmete ihtiyaç duyduğunu en doğal biçimde hangi soru sorar?

  1. What can you do for me?
  2. What can I do for you?
  3. What do you do here?
Cevabı göster

What can I do for you?

I need an eye test, please. Ton ve niyet

2:39

Bir göz muayenesine ihtiyacım var, lütfen.

Ton ve niyet

I need an eye test, please: doğrudan ve nazik bir hizmet talebi

I need an eye test, please. gereken hizmeti açıkça belirtmek için I need + hizmetin adı yapısını kullanır. Britanya İngilizcesinde an eye test, genellikle bir gözlükçü veya optometrist tarafından yapılan görme kontrolüdür. Resepsiyonda bu cümle yalnızca bir ihtiyacı bildirmez, aynı zamanda bir talep işlevi görür. Sondaki please doğrudan ifadeyi yumuşatır ve cümleyi sıradan bir hizmet görüşmesine uygun hâle getirir.

Alıştırma

Bir bilet gişesinde hangi cümle ihtiyaç duyduğunuz hizmeti doğrudan ama nazikçe belirtir?

  1. I can sell you a return ticket to York.
  2. I need a return ticket to York, please.
  3. Do you need a return ticket to York?
Cevabı göster

I need a return ticket to York, please.

Of course.

2:42

Elbette.

Put these special glasses on Öbek fiiller

2:43

Bu özel gözlükleri tak

and then look at the chart. Dilbilgisi

2:46

ve sonra şu tabloya bak.

Öbek fiiller

Put these special glasses on: ayrılabilen put on öbek fiili

Burada put these special glasses on, “bu özel gözlükleri takmaya başlayın” anlamına gelen bir yönergedir. Put on ayrılabilen bir öbek fiildir; bu nedenle isim öbeği olan these special glasses nesnesi put ile on arasına gelebilir. Nesne bir isim olduğunda hem put these glasses on hem de put on these glasses doğaldır. Nesne bir zamir olduğunda put them on kullanılır; put on them kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi put on fiilinin doğru zamir yapısıyla tamamlayın: These gloves are warm. Put ____ before you go outside.

Cevabı göster

them on

Dilbilgisi

and then look at the chart: sonraki adımı belirtmek

Burada and then, bir sıradaki sonraki eylemi tanıtır: önce gözlükleri takın, ardından tabloya bakın. Özellikle yönerge verirken veya adımları açıklarken sık kullanılır. İki emir cümlesi örtük özne you'yu paylaşır. Bu nedenle and then ifadesinden hemen sonra fiilin yalın biçimi olan look gelir; you'yu tekrarlamak gerekmez.

Alıştırma

Yönergeyi and then ile tamamlayın: Open the app ____ choose a photo.

Cevabı göster

and then

Mr. Pony is going to test Peppa's eyes. Kalıp ifadeler

2:47

Bay Midilli Peppa'nın gözlerini test edecek.

Kalıp ifadeler

test someone's eyes: birinin görme yetisini kontrol etmek

test someone's eyes kalıbı, genellikle kişiden harfleri, sayıları veya şekilleri tanıması istenerek ne kadar iyi gördüğünü kontrol etmek anlamına gelir. Bu cümlede Bay Pony, Peppa'nın görme yetisini kontrol edecek. Buradaki test, Peppa'ya okul sınavı yapmak anlamına gelmez. Ayrıca eyes yalnızca gözlerin dış görünüşünü değil, görme yetisini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi test someone's eyes kalıbını kullanarak tamamlayın. Kendinizden söz ediyorsunuz: At the eye clinic, the optometrist will ____ before I choose new glasses.

Cevabı göster

test my eyes

Can you read these letters for me, please? Ton ve niyet

2:50

Bu harfleri benim için okuyabilir misin, lütfen?

Ton ve niyet

Can you ... for me, please?: kibar bir rica

Can you + fiilin yalın hâli ...? çoğu zaman bir yetenek sorusu değil, rica bildirir. Burada konuşan kişi karşısındaki kişiden harfleri okumasını istiyor. For me, eylemin konuşan kişiye yardım etmek için yapıldığını gösterir; please ise ifadeyi daha kibar hâle getirir. Can you ... for me, please? günlük ve kibar bir rica için yaygın bir kalıptır.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınızdan sizin için bir belgeyi kontrol etmesini kibarca istemek istiyorsunuz. Hedef rica kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Can you check this document for me, please?
  2. Can you checking this document for me, please?
  3. Can you check this document to me, please?
Cevabı göster

Can you check this document for me, please?

Okay.

2:52

Tamam.

Um A, B, C, D, E, F.

2:54

Iıı A, B, C, D, E, F.

Good.

3:01

Güzel.

Now these numbers, please. Anlatım akışı

3:02

Şimdi bu sayılar, lütfen.

Anlatım akışı

Now these numbers, please. — fiili atarak sonraki adıma geçmek

Now these numbers, please. önceki görevden veya o anki durumdan yapılacak eylem zaten anlaşıldığı için ana fiilin atıldığı kısa bir yönergedir. Bu bağlamda dinleyen kişi bunu Now read these numbers, please. şeklinde anlar. Now bir sonraki adıma geçildiğini belirtir, these numbers yeni öğeyi gösterir ve please yönergeyi nazik tutar. Bu kalıp, aynı fiili tekrarlamadan süreci verimli biçimde düzenler.

Alıştırma

Now these numbers, please. ifadesinde atılan fiilin anlaşılmasını kolaylaştıran nedir?

  1. İngilizcede sayılar hiçbir zaman fiile ihtiyaç duymaz.
  2. Please, herhangi bir yönergede ana fiilin yerini alabilir.
  3. Önceki yönerge veya ortak görev, eylemi zaten açıkça belirtir.
Cevabı göster

Önceki yönerge veya ortak görev, eylemi zaten açıkça belirtir.

Um 1, 2, 3, 4, 5, 6.

3:04

Iıı 1, 2, 3, 4, 5, 6.

Very good.

3:11

Çok iyi.

And now these colors, please.

3:14

Ve şimdi bu renkler, lütfen.

Red, green, orange, blue, yellow, purple.

3:16

Kırmızı, yeşil, turuncu, mavi, sarı, mor.

Excellent.

3:22

Mükemmel.

While I check your results, Dilbilgisi

3:23

Ben sonuçlarını kontrol ederken,

would you like to choose some glasses? Ton ve niyet

3:24

biraz gözlük seçmek ister misin?

Dilbilgisi

While I check your results — eş zamanlı bir zaman arka planı vermek

While I check your results bir zaman yan cümlesidir. While, “... olduğu süre boyunca” anlamına gelir; bu nedenle yan cümle, ana cümledeki eylemin gerçekleşebileceği arka plan zamanını verir. Kalıp while + özne + fiil şeklindedir ve burada ardından ana cümle gelir. While yan cümlesi önce geldiği için ana cümleden virgülle ayrılır. İki etkinlik zaman bakımından örtüşür; ancak tam olarak aynı anda başlayıp bitmeleri gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümlede while, eş zamanlı bir zaman arka planı vermek için doğru kullanılmıştır?

  1. During I prepare the report, you can wait here.
  2. While I prepare the report, you can wait here.
  3. While the report, you can wait here.
Cevabı göster

While I prepare the report, you can wait here.

Ton ve niyet

Would you like to choose some glasses?: Kibarca Bir Seçenek Sunmak

Would you like to + fiilin yalın hâli...? birine bir şey yapmak isteyip istemediğini kibarca sormak için kullanılır. Bu cümlede konuşan kişi gözlük seçme seçeneği sunuyor; karşısındakine seçmesini emretmiyor. to sonrasındaki eylem fiili yalın hâlde kalır: would you like to choose. Karşıdaki kişi kabul edebilir, reddedebilir veya başka bir tercih belirtebilir.

Alıştırma

Mağaza görevlisinin kibar teklifini Would you like to + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: ____ try on this coat?

Cevabı göster

Would you like to

Yes, please.

3:26

Evet, lütfen.

How about these glasses, Peppa? Ton ve niyet

3:28

Bu gözlüklere ne dersin, Peppa?

Ton ve niyet

How about these glasses?: Bir Seçeneği Öne Sürmek

How about + isim öbeği...? karşıdakinin değerlendirmesi veya tepki vermesi için belirli bir seçeneği öne sürer. Burada önerilen seçenek these glasses olduğundan soru yaklaşık olarak “Bu gözlükler iyi bir seçim olur mu?” anlamına gelir. Konu zaten belli olduğu için bu kısa soru tek başına kullanılabilir. Karşıdaki kişi görüşünü söyleyebilir, seçeneği kabul edebilir veya başka bir seçenek önerebilir.

Alıştırma

Hangi cümle mavi bir gömleği seçenek olarak doğru biçimde sunuyor?

  1. How this blue shirt about?
  2. How about choose this blue shirt?
  3. How about this blue shirt?
Cevabı göster

How about this blue shirt?

They're funny. Kelime

3:33

Bunlar komik.

Kelime

They're funny cümlesindeki funny: komik veya tuhaf bir görünüş

Bu cümlede funny, nesnelerin nasıl göründüğünü anlatır. Gülünç, eğlenceli veya biraz tuhaf göründükleri anlamına gelir; nesnelerin fıkra anlatabildiği anlamına gelmez. Tam olarak nasıl bir his verdiği tona ve bağlama bağlıdır. Sevecen ve şakacı gelebilir ya da görünüşün tuhaf veya uygunsuz olduğunu düşündürebilir.

Alıştırma

The hat is funny cümlesinde funny şapkanın görünüşünü anlatıyorsa en olası anlamı nedir?

  1. Şapka gülünç ya da eğlenceli görünüyor.
  2. Şapka dürüst değil.
  3. Şapka fıkra anlatıyor.
Cevabı göster

Şapka gülünç ya da eğlenceli görünüyor.

I know.

3:36

Biliyorum.

What about these ones? Ton ve niyet

3:36

Peki ya şunlar?

Ton ve niyet

What about these ones?: başka bir seçenek sunmak

What about + isim öbeği? konuşmaya başka bir seçenek getirir ve dinleyenden onu değerlendirmesini ister. Burada these ones, daha önce konuşulanlarla aynı türden ve konuşana yakın olan başka bir çoğul nesne grubunu gösterir. Ones, bağlamdan anlaşılan çoğul sayılabilir bir ismin yerini tutar; böylece konuşan aynı ismi tekrarlamaz. Soru dikkati yeni bir seçeneğe yöneltir: bunlar daha iyi olabilir mi?

Alıştırma

Birkaç çift ayakkabıyı karşılaştırıyor ve şimdi farklı bir çifti gösteriyorsunuz. Hangi soru diğer kişiden bu çifti değerlendirmesini doğal biçimde ister?

  1. What about this ones?
  2. What these ones about?
  3. What about these ones?
Cevabı göster

What about these ones?

They're too big. Dilbilgisi

3:39

Onlar çok büyük.

Dilbilgisi

too big: uygun boyutu aşmak

too big ifadesindeki too, uygun veya kabul edilebilir derecenin aşıldığını belirtir. Cümle, nesnelerin yalnızca büyük olduğunu söylemez; boyutlarının sorun yarattığını ve bu nedenle uygun bir seçim olmadıklarını anlatır. too + sıfat kalıbı too hot, too slow veya too expensive örneklerinde olduğu gibi aşırı bir dereceyi anlatır. too big for me örneğindeki gibi for ile kişi veya kullanım amacı eklenebilir.

Alıştırma

The helmet is too big for Mia ne anlama gelir?

  1. Kask çok büyük ama Mia’ya kesinlikle oluyor.
  2. Kask Mia için yeterince büyük değil.
  3. Kask Mia için uygun olandan daha büyük.
Cevabı göster

Kask Mia için uygun olandan daha büyük.

How about these?

3:44

Peki bunlara ne dersin?

Wow, I like these ones, Mummy. Dilbilgisi

3:47

Vay canına, bunları sevdim, Anne.

Dilbilgisi

like these ones: çoğul bir ismi ones ile değiştirmek

these ones ifadesindeki ones, bağlamdan zaten anlaşılan çoğul ve sayılabilen bir ismin yerini alır; burada bu isim glasses sözcüğüdür. Bu nedenle I like these ones, glasses sözcüğünü tekrarlamadan I like these glasses ile aynı anlamı verir. These, yakındaki veya o anda işaret edilen grubu gösterirken ones çoğul ismin yerini tutar. Tekil biçim one sözcüğüdür.

Alıştırma

Konuşan kişi birkaç ceket arasından seçim yapıyor. jackets sözcüğünü tekrarlamadan cümleyi tamamlayın: I prefer the green ____.

Cevabı göster

ones

Yes, Peppa.

3:50

Evet, Peppa.

You look fantastic. Kalıp ifadeler

3:51

Harika görünüyorsun.

Kalıp ifadeler

You look fantastic: dış görünüş için look + sıfat

Burada look bir bağ fiilidir: look + sıfat, bir kişinin dış görünüşünü veya bıraktığı izlenimi anlatır. You look fantastic, kişinin o anda nasıl göründüğüne yönelik güçlü bir iltifattır. Look, özneyi bir betimlemeye bağladığı için ardından fantastically zarfı değil, fantastic sıfatı gelir.

Alıştırma

Bu dersteki iki kelimelik ifadeyi aynen kullanarak iltifatı tamamlayın: You ____ in that jacket.

Cevabı göster

look fantastic

I look fantastic.

3:53

Harika görünüyorum.

Good news. Anlatım akışı

3:59

İyi haber.

Anlatım akışı

Good news.: olumlu bilginin geleceğini bildiren ifade

Good news. asıl mesajdan önce tek başına kullanılabilir. Sırada olumlu bir bilgi olduğunu bildirir; böylece dinleyen kişi ayrıntıları duymadan önce ne beklemesi gerektiğini anlar. Bu ifade, konuşma dilinde I have some good news. cümlesinin kısaltılmış hâlidir. Konuşan kişi genellikle hemen ardından sonucu veya güncel bilgiyi verir.

Alıştırma

Bir konuşmacı sonucu açıklamadan önce Good news. diyerek ne yapar?

  1. Dinleyenden haberleri aktarmasını ister.
  2. Sonucun belirsiz olduğu konusunda uyarır.
  3. Dinleyeni olumlu bir bilgiye hazırlar.
Cevabı göster

Dinleyeni olumlu bir bilgiye hazırlar.

Peppa has perfect eyesight. Kelime

4:00

Peppa'nın görüşü mükemmel.

Kelime

has perfect eyesight: eyesight görme yetisini belirtir

Has perfect eyesight, Peppa'nın son derece iyi görebildiği anlamına gelir. Bu göz testi bağlamında perfect, düzeltilmesi gereken bir görme sorunu bulunmadığını belirtir. Eyesight, görme yetisini belirten sayılamayan bir isimdir. Kalıp have/has + sıfat + eyesight şeklindedir; have good eyesight ve has poor eyesight buna örnektir.

Alıştırma

Hangi cümle Nina'nın görme yetisinin son derece iyi olduğunu doğal biçimde belirtir?

  1. Nina has a perfect eyesight.
  2. Nina has perfect eyesight.
  3. Nina has perfect eyes.
Cevabı göster

Nina has perfect eyesight.

Oh, so I don't need glasses. Anlatım akışı

4:02

Oh, yani gözlüğe ihtiyacım yok mu.

Anlatım akışı

so I don't need glasses: so bir sonuç belirtir

Burada so, konuşanın önceki göz testi sonucundan çıkardığı sonucu belirtir. Bilgi önce gelir; so, I don't need glasses bölümünün bu bilgiden çıkan sonuç veya çıkarım olduğunu gösterir. Bir yanıtın başında So + tam bir cümle, konuşanın yeni öğrendiği bilgiye dayanarak sonraki sonucun artık mantıklı olduğunu sıkça belirtir. Ayrıca çıkarımın doğru olduğunun onaylanmasını isteyebilir.

Alıştırma

so I don't need glasses ifadesinde so neyi belirtir?

  1. Önceki göz testi sonucundan çıkarılan bir sonuç
  2. Göz testinin neden yapıldığını açıklayan bir neden
  3. Konuşanın gözlüğe ne ölçüde ihtiyaç duyduğu
Cevabı göster

Önceki göz testi sonucundan çıkarılan bir sonuç

No.

4:05

Hayır.

But I really wanted glasses. Ton ve niyet

4:06

Ama gerçekten gözlük istiyordum.

Ton ve niyet

But I really wanted...: güçlü bir istekle sonucu karşılaştırmak

But, sonucun konuşanın umduğu şeyle çeliştiğini gösterir. Burada really, wanted sözcüğünü güçlendirir; böylece cümle açık bir hayal kırıklığı anlatır: Konuşan gözlük almayı çok istemiştir, ancak bu beklenti gerçekleşmemiştir. Wanted, sonuç belli olmadan önceki isteğe geçmişten bakar. Bu tür bir yanıtta geçmiş zaman, konuşanın artık gözlük istemediğini tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

İstenmeyen bir sonuçtan sonra But I really wanted it. en doğal olarak ne anlatır?

  1. Sonuç konuşanın beklentisiyle uyuşuyor.
  2. Konuşan bunu hiçbir zaman istemedi.
  3. Sonuç, konuşanın çok istediği bir şeyle çelişiyor.
Cevabı göster

Sonuç, konuşanın çok istediği bir şeyle çelişiyor.

Oh. Hmm. I suppose you could have some sunglasses. Ton ve niyet

4:09

Oh. Hımm. Sanırım güneş gözlüğü alabilirsin.

Ton ve niyet

I suppose you could...: temkinli bir seçenek sunmak

I suppose burada “sanırım” veya “bu mümkün görünüyor” anlamına gelir. Konuşanın görüşünü temkinli biçimde sunar; dinleyiciden varsayımsal bir durum hayal etmesini istemez. You could have... güneş gözlüğünü bir emir değil, kullanılabilir bir seçenek olarak sunar. I suppose ve could birlikte öneriyi yumuşatır. Konuşan, sorunu düşünüp bir uzlaşma seçeneği sunuyor gibi duyulur; kesin bir söz vermez veya karar bildirmez.

Alıştırma

Bu nottaki ifadeyle nazik öneriyi tamamlayın: The café is full. ____ try the one across the street.

Cevabı göster

I suppose you could

Yes, sunglasses.

4:14

Evet, güneş gözlüğü.

Here you are. Kalıp ifadeler

4:17

Buyur bakalım.

Kalıp ifadeler

Bir şeyi uzatırken kullanılan Here you are.

Here you are. başka birine bir şeyi verirken veya uzatırken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu bağlamda “Buyurun” ya da “İstediğiniz şey burada” anlamına gelir. you sözcüğü nesneyi değil, alan kişiyi belirtir. Bu nedenle bir veya birden fazla nesne verirken ifade aynı kalabilir.

Alıştırma

Bir müşteriye istediği ürünü veriyorsunuz. Hangi kalıplaşmış ifade “Bu sizin için” anlamına gelir?

  1. You are here.
  2. Here you are.
  3. Here they are.
Cevabı göster

Here you are.

Fantastic.

4:20

Harika.

I hope it's sunny every day, Dilbilgisi

4:23

Umarım her gün güneşli olur,

so I can always wear my sunglasses. Dilbilgisi

4:25

böylece güneş gözlüklerimi hep takabilirim.

Dilbilgisi

I hope it's sunny every day: hope + yan cümle

I hope + özne + fiil, konuşanın gerçekleşmesini istediği ve mümkün gördüğü bir durumu ifade eder. Burada it's sunny every day yan cümlesi, umut edilen hava durumunu eksiksiz olarak belirtir. Şimdiki zamana veya geleceğe yönelik bir umut ifade ederken hope sonrasındaki yan cümlede sıklıkla geniş zaman kullanılır: I hope it's sunny tomorrow. Bu kullanımda geniş zaman gelecek anlamı taşıyabilir; bu yüzden will zorunlu değildir.

Alıştırma

Hangi cümle otobüsle ilgili bir umudu ifade etmek için hope + tam yan cümle yapısını doğru kullanır?

  1. I hope the bus arrives soon.
  2. I hope the bus to arrive soon.
  3. I hope the bus arrive soon.
Cevabı göster

I hope the bus arrives soon.

Dilbilgisi

so I can ... ile amaç veya istenen sonuç anlatmak

Burada so I can always wear my sunglasses, konuşanın umduğu sonucu gösterir: havanın güneşli olması, her gün güneş gözlüğü takmayı mümkün kılacaktır. Can, bu koşul gerçekleştiğinde 'yapabilmek' anlamına gelir. Bir eylem, plan, dilek veya istenen koşuldan sonra so + özne + can + fiilin yalın hâli yapısı, ilk bölümün neyi mümkün kılmasının istendiğini belirtir. Bilinçli bir eylemden sonra genellikle amaç anlatır; buradaki gibi bir umuttan sonra ise daha doğru olarak amaçlanan ya da arzulanan sonucu ifade eder.

Alıştırma

Amaç belirtmek için cümleyi derste öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: I sit near the front ____ see the board clearly.

Cevabı göster

so I can