Gawain ve Yeşil Şövalye Efsanesi - Dan Kwartler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Camelot’taki Noel kutlamasında Yeşil Şövalye, Arthur’un sarayını ölümcül olabilecek bir karşılıklı darbe oyununa çağırır. Meydan okumayı kabul eden Gawain, sözünü tutmak için yola çıkar ve baştan çıkarılma ile koruyucu bir kuşağın yer aldığı ikinci bir sınavdan geçer; hediyeyi saklayınca bütün maceranın onurunu ve cesaretini ölçmek için düzenlendiğini öğrenir, arkadaşları ise utancına bağışlayıcılıkla karşılık verir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. save the wicked sorceress Morgan le Fay, — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: save sözcüğünün burada günlük “kurtarmak” ya da “korumak” anlamında değil, “hariç” anlamındaki resmî ve edebî kullanımını tanıyın. Böylece kutlamanın dışında bırakılan kişiyi doğru belirleyebilir ve anlatıyı yanlış yorumlamazsınız. 2. To rebuff the lady's advances without offending her honor, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: To + fiil yapısının amacı, without + -ing yapısının ise kaçınılmak istenen sonucu belirttiğini öğrenin. Bu birleşimle bir kişinin bir hedefe ulaşırken başka bir istenmeyen sonucu incelikle önlemeye çalışmasını anlatabilirsiniz. 3. his companions absolved him of blame — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: absolve someone of blame ifadesini birini suçtan veya kınanmaktan muaf tutmanın resmî yolu olarak anlayın. Böylece Gawain’in arkadaşlarının onu yalnızca teselli etmediğini, hatasını bağışlayıp cesaretini takdir ettiğini kavrayabilirsiniz.
Bu derste
It was Christmas time in Camelot and King Arthur was throwing a party. Notlar
0:07Camelot'ta Noel zamanıydı ve Kral Arthur bir parti veriyordu.
King Arthur: Camelot'un efsanevi kralı
King Arthur, yani Kral Arthur, Camelot ve Yuvarlak Masa Şövalyeleri hakkındaki Britanya anlatılarının merkezindeki efsanevi hükümdardır. Camelot onun efsanevi sarayı ve şehridir. Bu adı görmek, hikâyenin sıradan bir modern kralı veya günümüzdeki bir siyasi makamı değil, Arthur efsanesinin dünyasını anlattığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede King Arthur neyi ifade ediyor?
- Tam adı King Arthur olan sıradan bir konuk
- Britanya'daki modern bir siyasi makam
- Camelot hikâyelerindeki efsanevi bir kral
Cevabı göster
Camelot hikâyelerindeki efsanevi bir kral
throwing a party: parti vermek
throwing a party ifadesindeki throw, fırlatmak değil, bir etkinliği düzenleyip ev sahipliği yapmak anlamına gelir. throw a party kalıbının tamamı, konuklar için bir parti düzenlemek anlamındaki yaygın bir eşdizimdir. Buradaki was throwing geçmişte devam eden bir eylemi gösterir: parti o sırada yapılıyordu. Kalıp, zamana göre throw a party, threw a party ve is throwing a party biçimlerinde normal şekilde değişir.
Alıştırma
Cümleyi throw a party ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We are ____ for our new neighbors on Friday.
Cevabı göster
throwing a party
The entire court: kraliyet saray çevresinin tüm üyeleri
Burada court, bir hükümdarın çevresindeki soylular, şövalyeler, danışmanlar ve hizmetliler gibi kişileri topluca adlandırır. Camelot bağlamında The entire court, kraliyet saray çevresini oluşturan herkes demektir; bir hukuk mahkemesini ya da binayı anlatmaz. Entire, grubun eksiksiz biçimde kapsandığını vurgular. Ardından gelen save öbeği ise bu gruptan çıkarılan tek kişiyi belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede The entire court ne anlama geliyor?
- Topla oynanan bir oyun için kullanılan alanın tamamı
- Modern bir adliyede çalışan herkes
- Kraliyet saray çevresine mensup herkes
Cevabı göster
Kraliyet saray çevresine mensup herkes
save the wicked sorceress Morgan le Fay: save sözcüğünün ‘dışında’ anlamı
Bu cümlede save, except veya other than gibi “dışında” anlamına gelen bir edattır. Bu ifade Morgan le Fay'i davet edilen gruptan çıkarır: diğer herkes davet edilmiştir, ancak o edilmemiştir. Buradaki save; kurtarmak, korumak veya kaydetmek anlamındaki yaygın fiil değildir. Ana cümleden sonra ve bir isim öbeğinden önce gelmesi, dışlama anlamını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, özgün cümledeki save sözcüğünün anlamını koruyor?
- Morgan le Fay saved everyone who was invited.
- Everyone was invited except Morgan le Fay.
- Everyone was invited to rescue Morgan le Fay.
Cevabı göster
Everyone was invited except Morgan le Fay.
in the midst of the revelry: sürmekte olan bir sahneyi kurmak
In the midst of the revelry, “gürültülü kutlama sürmekteyken” anlamına gelir. Revelry, canlı ve çoğu zaman gürültülü bir kutlamayı anlatır; bu nedenle ifade hareketli ve neşeli bir arka plan oluşturur. Anlatıda bu tür bir zaman ifadesi, ani bir olay onu kesintiye uğratmadan önce devam eden sahneyi kurar. Burada kale kapılarının açılmasını daha beklenmedik gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, devam eden bir kutlamanın bir olayla kesildiğini göstermek için bu yapıyı doğal biçimde kullanır?
- The lights went out in the midst of the celebration.
- The lights went out in the midst the celebration.
- The lights went out midst the celebration.
Cevabı göster
The lights went out in the midst of the celebration.
towering knight ... emerald steed: efsanevi betimleme
Towering, şövalyeyi olağanüstü uzun, heybetli ve göz ardı edilmesi zor gösterir. riding an emerald steed ifadesi canlı bir görüntü ekler: emerald doygun bir yeşil rengi anlatır; steed ise özellikle bir şövalye ya da kahramanın bindiği at için kullanılan edebî bir sözcüktür. Bu sözcük seçimleri yalnızca boyut ve renk bildirmekle kalmaz. Giriş sahnesine bir efsane ya da fantastik hikâyedeki görkemli ve tuhaf atmosferi kazandırır.
Alıştırma
Vurgulanan betimlemenin temel etkisi nedir?
- Bir efsane veya fantastik hikâyeden çıkmış gibi görünen uzun ve gizemli bir şövalye imgesi yaratır.
- Bir şövalyenin yeşil taştan bir kule yaptığını söyler.
- Sıradan bir binicilik dersi hakkında sade ve gündelik bir bilgi verir.
Cevabı göster
Bir efsane veya fantastik hikâyeden çıkmış gibi görünen uzun ve gizemli bir şövalye imgesi yaratır.
burst into the room: ortamı bölen ani bir giriş
Burada burst into the room, “odaya aniden ve hızla girdi” anlamına gelir ve sahneyi çarpıcı biçimde bölen bir giriş anlatır. Yalnızca içeri girme gerçeğini değil, nasıl girildiğini de belirtir. Yapı burst into + yer şeklindedir. Bu cümlede burst, basit geçmiş zamandadır; fiilin yalın hâli de basit geçmiş hâli de burst şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle ani ve acil bir girişi gösterir?
- A firefighter walked past the room and shouted from the hall.
- A firefighter entered the room quietly and waited by the door.
- A firefighter burst into the room and shouted a warning.
Cevabı göster
A firefighter burst into the room and shouted a warning.
stunning the court into silence: sonuç bildiren bir yapı
stunning the court into silence biçimindeki -ing yan cümlesi, bu girişin sonucunu anlatır. Burada the court, kraliyet sarayında toplanmış kişileri ifade eder. Yapı fiil + nesne + into + ortaya çıkan durum şeklindedir: stun + the court + into silence. Bu giriş onları yalnızca şaşırtmadı; sessiz kalmalarına da neden oldu. Bu yapı, bir eylemin neden olduğu durum değişikliğini vurgular.
Alıştırma
Sonuç yapısını tek bir sözcükle tamamlayın: The announcement stunned the crowd ____ silence.
Cevabı göster
into
The Green Knight declared he would allow the bravest warrior present Dilbilgisi
0:38Yeşil Şövalye, orada bulunan en cesur savaşçının
allow + nesne + to’lu mastar
he would allow ... to attack yapısında allow sözcüğünden sonra önce izin verilen kişi olan the bravest warrior present, ardından to’lu mastar olan to attack gelir. Kalıp allow + nesne + to + fiilin yalın hâli şeklindedir ve kimin ne yapmasına izin verildiğini anlatır. Buradaki would, izni geçmişteki declared eyleminden sonraki bir zamana yerleştirir: bu izni vereceğini ilan etmiştir. Aynı allow kalıbı kurallar, kararlar ve düzenlemeler için de kullanılabilir.
Alıştırma
İzin bildiren kalıbı tamamlayın: The coach will ____ each player ____ choose one song.
Cevabı göster
allow · to
İsimden sonra present: the warrior present
the bravest warrior present ifadesinde present, warrior sözcüğünden sonra gelir ve “o yerde veya etkinlikte bulunan” anlamında bir sıfat olarak kullanılır. İfade, orada bulunan savaşçıların en cesurunu anlatır. İsimden sonra gelen bu kullanım everyone present ve the members present gibi ifadelerde yaygındır. Buradaki present, “hediye” anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
“All the members present voted,” cümlesinde kim oy verdi?
- Hediye getiren üyeler
- Etkinlikte bulunan üyeler
- Orada olmayanlar dâhil tüm mevcut üyeler
Cevabı göster
Etkinlikte bulunan üyeler
If they could ..., they would ...: varsayımsal koşul ve sonuç
If they could strike him down, if ile başlayan koşul yan cümlesidir. Yerine getirilmesi gereken koşulu belirtir: bu eylemi gerçekleştirebilmeleri gerekir. Ana cümle olan they would win his powerful weapon sonucu verir. If + özne + could + fiilin yalın hâli, özne + would + fiilin yalın hâli kalıbı bir mücadeleyi ve onun varsayılan sonucunu sunar; mücadelenin zaten tamamlandığını söylemez.
Alıştırma
Aynı varsayımsal koşul ve sonuç kalıbını tamamlayın: If Lena ____ unlock the door, she ____ escape the room.
Cevabı göster
could · would
strike him down: onu yere düşürmek veya yenmek
Strike someone down, birine vurarak veya saldırarak onun yere düşmesini, artık dövüşememesini ya da yenilmesini sağlamak demektir. Burada strike him down yalnızca ona bir kez vurmayı değil, onu çatışmada yenmeyi anlatır. Bu fiil ve parçacık birleşimi ayrılabilir. Nesne bir zamirse zamiri strike ile down arasına koyun: strike him down denir, strike down him denmez.
Alıştırma
Hangi cümle tek bir ağır darbenin onu yere düşürebileceği veya yenebileceği anlamına gelir?
- One heavy blow could strike down him.
- One heavy blow could strike him.
- One heavy blow could strike him down.
Cevabı göster
One heavy blow could strike him down.
the knight would be allowed to return that blow: edilgen izin yapısı
would be allowed to + fiilin yalın hâli, edilgen bir izin yapısıdır. Burada the knight izni alan kişidir; to return ise kuralın izin verdiği eylemi belirtir. would, bu izni anlatılan düzenlemenin bir parçası olarak sunar. Edilgen yapı, izni veren kişi veya makam yerine şövalyeye tanınan hakka odaklanır. Kurallarda ve anlaşmalarda izin ile izni alan kişi, kuralı koyandan daha önemliyse be allowed to kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi be allowed to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Under the rules, each contestant would ____ ask one question.
Cevabı göster
be allowed to
return that blow: darbeye bir darbeyle karşılık vermek
Return that blow, “o darbeye kendi darbenle karşılık vermek” anlamına gelir. Burada blow fiziksel bir darbedir. Return aynı türden bir eylemle karşılık vermek demektir; geri dönmek veya bir nesneyi iade etmek anlamına gelmez. Bu ifade, ikinci darbeyi ilk darbeye verilen doğrudan bir karşılık olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede return fiziksel bir darbeye karşılık vermek anlamındadır?
- The boxer returned to the ring after lunch.
- The boxer took a punch and immediately returned the blow.
- After the match, the boxer returned the gloves to his coach.
Cevabı göster
The boxer took a punch and immediately returned the blow.
The Green Knight began to mock their leader's hesitance, Kalıp ifadeler
1:02Yeşil Şövalye, liderlerinin tereddütüyle alay etmeye başladı,
began to mock their leader's hesitance: liderlerinin tereddüdüyle alay etmeye başladı
began to mock their leader's hesitance ifadesi, Yeşil Şövalye'nin hemen harekete geçmeyen liderle alay etmeye başladığını anlatır. Mock, yalnızca bir şeyi fark etmekten veya onun hakkında şaka yapmaktan daha güçlüdür; kişinin davranışını aptalca ya da zayıf gösterir. Their leader's hesitance, alay edilen şeyi belirtir. Hesitance; belirsizlik, korku veya isteksizlikten kaynaklanan tereddüt ya da gecikmedir. Buradaki alay, lideri harekete geçmeye zorlamayı amaçlayan bir meydan okumadır.
Alıştırma
Hangi cümlede mock someone's hesitance, bir kişinin harekete geçme konusundaki isteksizliğiyle alay etmek anlamında kullanılmıştır?
- She praised her brother for deciding quickly before the race.
- She mocked her brother's hesitance before the race.
- She discussed her brother's plan before the race.
Cevabı göster
She mocked her brother's hesitance before the race.
stood to defend his honor: onurunu savunmak için ayağa kalktı
Stood to defend his honor, Arthur'un onuruna meydan okunduğu için ayağa kalkıp harekete hazırlanmaya başladığını anlatır. to defend mastarı, ayağa kalkmanın amacını belirtir. Bir şövalyelik anlatısında honor, liderin cesareti, görevi ve bu konuma layık olup olmadığıyla ilgili toplum önündeki itibarını içerir. Bu, nezaketten veya kişisel utançtan daha fazlasıdır: Arthur'un açık bir meydan okumayı reddetmesi, onun korkak ya da liderliğe uygun olmayan biri gibi görünmesine yol açabilirdi.
Alıştırma
Bu şövalyelik bağlamında Arthur'un onurunu savunma kararı temelde ne anlama gelir?
- Yalnızca bacaklarını esnetmek için ayağa kalkar.
- Cesareti ve görev anlayışıyla ilgili toplum önündeki itibarını korumak için harekete geçer.
- Herkese nazik sözler kullanmasını hatırlatır.
Cevabı göster
Cesareti ve görev anlayışıyla ilgili toplum önündeki itibarını korumak için harekete geçer.
another leapt to take his place. Kalıp ifadeler
1:10bir başkası onun yerini almak için öne fırladı.
as soon as he gripped the axe: bir eylemin hemen ardından başka bir eylem
as soon as he gripped the axe bir zaman yan cümleciğidir. Onun baltayı kavradığı anı başlangıç noktası olarak belirler; ana cümle ise başka birinin neredeyse hiç gecikmeden hemen ardından harekete geçtiğini gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp As soon as + olay, sonuç şeklindedir. Geçmişteki olaylar anlatılırken iki olayda da simple past kullanılabilir: As soon as he gripped..., another leapt....
Alıştırma
Cümleyi üç sözcüklü hedef bağlaçla tamamlayın: ____ the teacher opened the door, the children went inside.
Cevabı göster
As soon as
leapt to take his place: hızlıca birinin yerine geçmek
Take his place, onun konumunu, rolünü veya görevini üstlenerek onun yerine geçmek demektir. Kişiye göre iyelik biçimi değişir: take my place, take her place veya take Jordan's place. leapt to take his place ifadesinde to take mastarı amacı gösterir: diğer kişi onun yerine geçmek için öne atılmıştır. Leapt tepkiyi hızlı ve kararlı gösterir; mutlaka yükseğe sıçramayı anlatması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi onun yerine geçmek anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Ana lost her voice, so Mia offered to ____ in the school play.
Cevabı göster
take her place
with one swift strike: bir eylemin aracını belirtmek
With one swift strike, with + isim öbeğinden oluşur ve sonraki eylemin nasıl gerçekleştirildiğini anlatır: tek ve hızlı bir darbe yoluyla. Buradaki with, sahiplik ya da birliktelik değil, araç veya yapılış biçimi bildirir. One yalnızca bir darbenin yeterli olduğunu, swift ise hızı vurgular. Bu kısa öbeğin sonuçtan önce kullanılması eylemi ani gösterir ve hikâyeyi hızla ilerletir.
Alıştırma
Cümleyi “tek bir hızlı darbe yoluyla” anlamına gelen dersteki tam ifadeyle tamamlayın: ____, the warrior split the practice board.
Cevabı göster
With one swift strike
beheaded the grinning knight: başın kesildiğini belirten kesin bir fiil
beheaded the grinning knight ifadesinde beheaded, behead fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Şövalyenin başını kestiği anlamına gelir; dolayısıyla yalnızca şövalyeyi kestiğini, vurduğunu, yaraladığını ya da yendiğini değil, belirli ve şiddet içeren bir sonucu anlatır. Nesne the grinning knight ifadesidir. Grinning, şövalyenin genişçe gülümsediğini belirtir ve rahatsız edici bir karşıtlık yaratır; ancak temel eylemi hâlâ beheaded anlatır.
Alıştırma
Tarihî anlatıda “The ruler was beheaded.” deniyor. Ne oldu?
- Hükümdar yenildi, ancak nasıl olduğu belirtilmedi.
- Hükümdar başını eğdi.
- Hükümdarın başı kesildi.
Cevabı göster
Hükümdarın başı kesildi.
the moment + yan cümle: “-er -mez” anlamı
Bu cümlede the moment, his skull met the ground yan cümlesini başlatır ve “-er -mez” anlamını verir. Bu olay ana cümlenin zaman bakımından tetikleyicisi olur: kafatası yere dokunur dokunmaz gülme başlar. Arka arkaya, neredeyse hiç ara vermeden gerçekleşen iki olayı bağlamak için the moment + özne + fiil yapısını kullanabilirsiniz. Zaman yan cümlesinin başta olması anlatımı daha hızlı ve dramatik kılar.
Alıştırma
Köpeğin kapı açıldıktan hemen sonra tepki verdiğini en güçlü biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Before the door opened, the dog ran outside.
- The moment the door opened, the dog ran outside.
- After the door opened, the dog ran outside.
Cevabı göster
The moment the door opened, the dog ran outside.
The Green Knight collected his head and mounted his horse. Kelime
1:27Yeşil Şövalye başını aldı ve atına bindi.
mounted his horse: atına bindi
Burada mounted, mount fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve ata “bindi” anlamına gelir. Atın sırtına çıkma hareketini anlatır; at üzerinde yapılan yolculuğun tamamını anlatmaz. His horse nesnesi mount fiilinden doğrudan sonra gelir: mount a horse. Bu tarihî anlatım tarzında fiil, ayrı bir anlam olan “kurmak veya takmak” demek değildir.
Alıştırma
“Atına bindi” anlamındaki resmî anlatı fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: At dawn, the knight ____ his horse and left the village.
Cevabı göster
mounted
his severed head reminded Gawain of their contract Kalıp ifadeler
1:31kesik başı Gawain'e anlaşmalarını hatırlattı
remind someone of something: birine bir şeyi hatırlatmak
Remind someone of something, bir kişiye birini, bir şeyi, bir gerçeği veya bir anlaşmayı yeniden hatırlatmak ya da düşündürmek anlamına gelir. Bu cümlede hatırlatılan kişi Gawain, onun zihnine geri getirilen konu ise their contract ifadesidir. Kalıp remind + kişi + of + isim veya isim öbeği şeklindedir. Burada reminded geçmiş zaman fiilidir. Of, kişinin hatırladığı konuyu tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi remind someone of something kalıbıyla tamamlayın. Remind fiilini geçmiş zamanda kullanın: The old photograph ____ Lena ____ her first day at school.
Cevabı göster
reminded · of
and told him to seek the Green Chapel 1 year hence. Kelime
1:35ve ona 1 yıl sonra Yeşil Şapel'i aramasını söyledi.
As he rode off: binerek uzaklaşmak
Rode off, ride off ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Birinin ata, bisiklete, motosiklete veya binilebilen başka bir araca binerek bir yerden ayrıldığını anlatır. Ride hareket biçimini, off ise başlangıç noktasından uzaklaşma yönünü ve sonucunu verir. As he rode off bir zaman yan cümlesidir. Sonraki eylemin arka planını kurar: o eylem, kişi binerek uzaklaşırken gerçekleşmiştir.
Alıştırma
Cümleyi ride off ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After waving goodbye, Maya ____ on her bicycle.
Cevabı göster
rode off
seek the Green Chapel ... 1 year hence: resmî ve edebî eylem ve zaman anlatımı
Burada seek, “bulmaya çalışmak” anlamına gelir ve for kullanılmadan doğrudan the Green Chapel nesnesini alır. look for ifadesinden daha resmî ve edebîdir; bir efsanenin anlatım havasını oluşturmaya yardımcı olur. 1 year hence zaman ifadesi, “söz edilen zamandan bir yıl sonra” demektir. “Süre + hence” kalıbında hence ileri bir zamanı gösterir; burada “bu nedenle” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede seek ve zaman bildiren hence, resmî ve öyküleyici bir tarzda doğal biçimde kullanılmıştır?
- The knight was ordered to seek for the hidden gate one year hence.
- The knight was ordered to seek the hidden gate one year therefore.
- The knight was ordered to seek the hidden gate one year hence.
Cevabı göster
The knight was ordered to seek the hidden gate one year hence.
In the months that followed: anlatıda zamanlar arasında köprü kurmak
In the months that followed, “az önce söz edilen olaydan sonraki aylarda” demektir. that followed ilgi cümleciği the months ifadesini niteler ve bu ayları önceki olaydan sonraya yerleştirir. Bu ifade bir anlatının başında kullanıldığında hikâyeyi belirli bir andan sonraki daha uzun bir döneme taşır. Zaman çizgisinin ne kadar ileri gideceğini ayarlamak için months yerine days, weeks veya years kullanılabilir.
Alıştırma
“Sonraki aylarda” anlamını vermek için months sözcüğünü içeren ve followed ile biten beş sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, the village slowly rebuilt its homes.
Cevabı göster
In the months that followed
But despite the strangeness of the knight's game, Dilbilgisi
1:45Ancak şövalyenin oyununun garipliğine rağmen,
he was determined to act honorably. Kalıp ifadeler
1:47onurlu bir şekilde hareket etmeye kararlıydı.
Ödünleme anlatan despite + isim öbeği
Despite, “bu doğru olsa bile” veya “buna rağmen” anlamına gelen bir edattır. Bu nedenle burada sıradan bir özne-fiil cümleciği yerine the strangeness of the knight's game isim öbeğiyle kullanılmıştır. Baştaki öbek, sonraki eylemi etkilemesi beklenebilecek bir gerçeği kabul eder. Ancak bu gerçek, onun onurlu davranma kararını değiştirmemiştir. Bu ilişkiye ödünleme denir: belirtilen engele rağmen ana eylem geçerliliğini korur.
Alıştırma
Hangi cümlede despite bir isim öbeğinden önce doğru kullanılmıştır?
- Despite of the heavy rain, the match continued.
- Despite the heavy rain, the match continued.
- Despite it rained heavily, the match continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the match continued.
Be determined to + fiilin yalın hâli: kesin karar vermek
be determined to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermiş olmak anlamına gelir. Yalnızca planlamaktan veya yapmayı ummaktan daha güçlü bir kararlılık ifade eder. was determined to act honorably yapısında was geçmiş zamanı gösterir ve act, to sözcüğünden sonra gelen fiilin yalın hâlidir. Honorably ise onun nasıl davranmayı amaçladığını, yani dürüst ve ilkeli bir biçimde davranacağını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “kesin olarak karar vermiş olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Lina was ____ finish the project before Friday.
Cevabı göster
determined to
set out: belirli bir amaçla yola çıkmak
Buradaki set out, bir yolculuğa çıkmak anlamındadır. Ayrılışını yalnızca bir yerden uzaklaşma olarak değil, amacı olan bir yolculuğun başlangıcı olarak gösterir. Set fiilinin şimdiki ve geçmiş zaman biçimi aynıdır; bu nedenle he set out geçmişteki bir ayrılışı anlatabilir. Out bir parçacıktır ve yolculuğa çıkma anlamında ifade doğrudan nesne gerektirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede set out, bir yere doğru yolculuğa başlamak anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The climbers set for out base camp before dawn.
- The climbers set out base camp before dawn.
- The climbers set out for base camp before dawn.
Cevabı göster
The climbers set out for base camp before dawn.
enduring foul weather and beastly encounters Kalıp ifadeler
1:53kötü hava şartlarına ve canavarlarla karşılaşmalara dayanarak
in his quest to find the mysterious Green Chapel. Kalıp ifadeler
1:57gizemli Yeşil Şapel'i bulma arayışında.
enduring foul weather and beastly encounters: kötü hava koşullarına ve vahşi karşılaşmalara dayanmak
Enduring, zor bir şeye pes etmeden dayanmaya devam etmek anlamına gelir. -ing yan cümlesi yolculuk sırasında nelere katlandığını ekler: sert hava koşulları ve vahşi hayvanlarla tehlikeli karşılaşmalar. Foul weather çok kötü veya sert hava demektir. Burada beastly, karşılaşmaların korkutucu hayvanlarla bağlantılı olduğunu düşündürür. Bu sözcükler birlikte canlı ve edebî bir macera havası yaratır.
Alıştırma
Hangi cümlede endure, zor bir koşula katlanmak anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The sailors endured with violent storms for three nights.
- The sailors endured violent storms for three nights.
- The sailors endured to violent storms for three nights.
Cevabı göster
The sailors endured violent storms for three nights.
in his quest to find: önemli bir hedefe yönelik arayış
In his quest to find the mysterious Green Chapel, onun bu yeri bulmak için önemli bir arayış veya görev yürüttüğünü anlatır. in his quest ifadesi, cümlenin ana eyleminin gerçekleştiği durumu belirler. quest to + fiil yapısı, arayışın hedefini belirtir. Burada to find, onun neyi başarmaya çalıştığını gösterir. Quest, günlük ve kısa bir aramadan ziyade ciddi, zor veya maceralı bir arayış anlamı taşır.
Alıştırma
quest sözcüğünün ardından find fiilinin mastarını getirerek cümleyi tamamlayın: The explorers began a ____ the legendary island.
Cevabı göster
quest to find
and informed him that the Green Chapel was only a short ride away. Kalıp ifadeler
2:10ve ona Yeşil Şapel'in sadece kısa bir sürüş mesafesinde olduğunu bildirdiler.
the castle's lord and lady: kalenin soylu ev sahipleri
Bu Orta Çağ tarzı ortamda the castle's lord and lady, kaleyi veya kale halkını yöneten yüksek statülü erkek ve kadını ifade eder. Burada lady, herhangi bir kadın için kullanılan sıradan bir nezaket sözü değil, unvan veya statü bildiren bir sözcüktür. Onlara the castle's lord and lady denmesi, aynı zamanda onurlu bir konuğu karşılayıp ona yardım edebilecek ev sahipleri olduklarını gösterir. Bu ifade hem toplumsal konumlarını hem de hane içindeki rollerini belirtir.
Alıştırma
Bu Orta Çağ kalesi bağlamında the castle's lord and lady kimlerdir?
- Kaleye yeni gelmiş iki sıradan ziyaretçidir.
- Kaleyi yöneten yüksek statülü erkek ve kadın ev sahipleridir.
- Kaledeki her konuğa hizmet eden iki hizmetkârdır.
Cevabı göster
Kaleyi yöneten yüksek statülü erkek ve kadın ev sahipleridir.
only a short ride away: kısa bir yolculuk mesafesinde
Only a short ride away, Yeşil Şapel'in yakın olduğunu ve at sırtında kısa bir yolculuktan sonra ulaşılabileceğini anlatır. Buradaki ride, atla veya bir araçla yapılan yolculuğu belirten bir isimdir; ride fiili değildir. Bir yerin ne kadar uzakta olduğunu söylemek için yer + be + mesafe, süre veya yolculuk ifadesi + away kalıbı kullanılabilir: ten minutes away, two miles away veya a short bus ride away. Only, yolculuğun beklenenden daha kısa veya kolay olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi buradan kısa bir otobüs yolculuğu anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The museum is only ____.
Cevabı göster
a short bus ride away
They implored Gawain to rest at their home Dilbilgisi
2:15Gawain'e Yeşil Şövalye ile buluşmasına kadar
implore someone to do something: birinden bir şey yapmasını içtenlikle istemek
implore + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbı, birinden bir şeyi yapmasını çok içten ve ısrarlı biçimde istemek anlamına gelir. Bu cümlede Gawain istekte bulunulan kişidir; to rest at their home ise ondan yapmasını istedikleri eylemdir. Implore, ask sözcüğünden çok daha güçlüdür. İsteği acil, duygusal veya çok önemli gösterir. Burada sıradan bir öneride bulunmuyorlar; Gawain'in kabul etmesi için içtenlikle yalvarıyorlar.
Alıştırma
implore fiilinin geçmiş zaman biçimini ve gerekli mastar işaretini kullanın: The villagers ____ the firefighters ____ keep searching.
Cevabı göster
implored · to
in exchange for: karşılığında verilen veya alınan şeyi belirtmek
In exchange for + isim öbeği, “karşılığında” veya “bir şeyin bedeli olarak” anlamına gelir. Burada misafirperverlik sunulmuştur ve lordun isteği, bunun karşılığında ne istediğini ortaya koyar. Cümlenin başına gelen bu ifade, isteğin tamamını iki taraflı bir anlaşmanın parçası olarak gösterir. For ile başlayan bölüm takas edilen misafirperverliği, ana cümle ise istenen karşılığı belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede in exchange for iki taraflı bir takası açıkça anlatır?
- Sam washed the car before getting a ride to the game.
- Sam washed the car in exchange for a ride to the game.
- Sam washed the car because it was covered in mud.
Cevabı göster
Sam washed the car in exchange for a ride to the game.
share his spoils: avdan elde ettiklerini paylaşmak
He would go hunting and share his spoils ifadesinde spoils çoğul bir isimdir. İyelik bildiren his sözcüğünden sonra gelir ve av bağlamı, anlamını avdan elde ettiği hayvanlar veya diğer kazançlarla sınırlar. Share his spoils, bu kazançların bir bölümünü başkalarına vermek anlamına gelir. Buradaki spoils, “mahvetmek” veya “şımartmak” anlamlarına gelebilen spoil fiili değildir.
Alıştırma
“The hunter returned and shared his spoils with the village,” İngilizce cümlesinde spoils ne anlama gelir?
- yanlışlıkla mahvettiği şeyler
- yenmesi artık güvenli olmayan yiyecekler
- avdan elde ettiği şeyler
Cevabı göster
avdan elde ettiği şeyler
Gawain must give him whatever he'd gained during his day at the castle. Dilbilgisi
2:36Gawain kalede geçirdiği gün boyunca elde ettiği her şeyi ona vermeliydi.
In return: bir alışverişin diğer tarafını belirtmek
In return, “karşılık veya karşılıklı bir davranış olarak” anlamına gelir. Burada kuralı alışverişin diğer tarafına bağlar: bir kişi bir şey sağladıktan sonra Gawain’in de buna karşılık gelen bir yükümlülüğü vardır. Cümle başındaki in return, genellikle ardından virgül gelen bir bağlayıcı ifade olarak kullanılır. Sonraki bilginin diğer tarafın verdiği veya yaptığı şey olduğunu belirtir.
Alıştırma
İkinci eylemin karşılıklı bir yanıt olduğunu göstermek için bağımsız bir bağlayıcı ifade kullanan cümle hangisidir?
- Leo lent me his notes. In return, I helped him with math.
- Leo lent me his notes. As a result, I helped him with math.
- Leo lent me his notes. In return for, I helped him with math.
Cevabı göster
Leo lent me his notes. In return, I helped him with math.
Gawain must give him whatever he'd gained: whatever ile isim görevli yan cümle kurmak
Gawain must give him whatever he'd gained ifadesinde him alıcıyı, whatever he'd gained ise verilmesi gereken şeyi belirten isim görevli yan cümleyi gösterir. Whatever, “uygun olan herhangi bir şey” veya bu kuralda “uygun olan her şey” anlamına gelir; böylece olası tüm kazanımlar tek tek sayılmadan kapsanır. He'd gained, he had gained ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Elde etme eylemi zorunlu vermeden önce gerçekleştiği için past perfect bu daha önceki eyleme bakar.
Alıştırma
Hangi cümlede whatever, “ihtiyacın olan herhangi bir şey” anlamında isim görevli bir yan cümle olarak doğru kullanılmıştır?
- You may take whatever you need for the trip.
- You may take whatever that you need for the trip.
- You may take whatever do you need for the trip.
Cevabı göster
You may take whatever you need for the trip.
Gawain was perplexed by these strange terms, Kalıp ifadeler
2:42Gawain bu garip şartlar karşısında şaşırmıştı,
was perplexed by ... strange terms: tuhaf koşullar karşısında şaşırmış
Be perplexed by something, bir şey zor veya tuhaf olduğu için çok kafası karışmış olmak demektir. Burada was perplexed by, Gawain'in tepkisini anlatır; by ise kafa karışıklığının nedenini gösterir. These strange terms ifadesindeki terms, sözcükler veya teknik terimler değil, bir anlaşmanın ya da düzenlemenin koşulları demektir. Bu anlam agreement, deal, contract veya offer gibi bağlamlarda sık görülür.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sözleşmedeki koşulların alıcının kafasını karıştırdığını doğal biçimde ifade eder?
- The buyer was perplexed by the unusual terminology in the contract.
- The buyer used several unusual terms to explain the contract.
- The buyer was perplexed by the unusual terms of the contract.
Cevabı göster
The buyer was perplexed by the unusual terms of the contract.
but the lord's meaning became quite clear the next day Kalıp ifadeler
2:45ancak lortun ne demek istediği ertesi gün çok netleşti
the lord's meaning became quite clear: lordun niyeti iyice anlaşıldı
Someone's meaning became clear, bir kişinin vermek istediği mesajın veya amacının önce anlaşılması zor olduğunu, fakat daha sonra anlaşıldığını belirtir. Burada meaning, yalnızca sözlük anlamını değil, lordun önceki düzenlemesinin arkasındaki niyeti ifade eder. Became bir durum değişikliğini, the next day ise bu değişikliğin ne zaman olduğunu gösterir. Quite, niyetin artık kolayca anlaşılabildiğini vurgular. Anlatıcılar bu yapıyı, sonraki bir olay önceki bir ipucunu açıkladığında sıkça kullanır.
Alıştırma
Hangi cümle, önceki bir mesajın sonradan anlaşıldığını göstermek için become fiilini bağ fiili olarak doğru kullanır?
- She became clearly her warning after we saw the flooded road.
- Her warning became clearly after we saw the flooded road.
- Her warning became clear after we saw the flooded road.
Cevabı göster
Her warning became clear after we saw the flooded road.
To rebuff the lady's advances without offending her honor, Notlar
2:52Leydinin onurunu zedelemeden yaklaşmasını geri çevirmek için,
To rebuff ... without offending ...: amaç belirtmek ve istenmeyen bir sonucu önlemek
Baştaki to mastar yapısı To rebuff ..., ardından gelen ana eylemin amacını belirtir: bu eylem, hanımefendinin ilgisini reddetmek için yapılır. İfade virgülle bittiği için düşünceyi tek başına tamamlamaz; sonraki eyleme zemin hazırlar. without offending ... kişinin kaçınmak istediği sonucu ekler. Yeniden kullanılabilecek kalıp to + fiilin yalın hâli ... without + fiil-ing şeklindedir: belirli bir amaçla bir şey yaparken istenmeyen bir etkiden kaçınmak.
Alıştırma
Cümleyi to + fiilin yalın hâli ... without + fiil-ing kalıbıyla tamamlayın. reject ve embarrass fiillerini kullanın: She chose her words carefully ____ the proposal ____ the team.
Cevabı göster
to reject · without embarrassing
rebuff the lady's advances: romantik ilgiyi kesin biçimde reddetmek
rebuff the lady's advances ifadesinde rebuff, bir yaklaşımı kesin ve açık biçimde reddetmek demektir. Yalnızca bir şeyi kabul etmemekten daha güçlüdür ve yaklaşımı geri itme anlamı taşıyabilir. the lady's advances çoğul isim grubu, hanımefendinin romantik veya yakın bir ilgi göstermeye yönelik girişimlerini anlatır. Burada advances gelişmeler ya da ilerlemeler anlamına gelmez; bütün ifade, onun romantik yaklaşımını açıkça reddetmek demektir.
Alıştırma
Hangi cümlede advances, açıkça reddedilen romantik yaklaşımlar anlamında kullanılmıştır?
- Nina praised his recent scientific advances.
- Nina rebuffed his advances.
- Nina accepted his invitation to lunch.
Cevabı göster
Nina rebuffed his advances.
passed on to her husband: bir şeyi başka birine aktarmak
Burada passed on to her husband, onun bir şeyi aldıktan sonra kadının kocasına verdiği veya aktardığı anlamına gelir. İlgi zamiri which aktarılan şeyin yerini tutar; böylece nesne tekrarlanmaz. Yeniden kullanılabilecek kalıp pass something on to someone şeklindedir. Nesne bir zamirse pass ile on arasına gelir: pass it on to someone denir, pass on it to someone denmez.
Alıştırma
pass on fiilinin geçmiş zamanını ve it zamirini kullanın: I received the note and ____ my teacher.
Cevabı göster
passed it on to
in exchange for a slain deer: takasta ne alındığını belirtmek
In exchange for, 'bir takasın karşılığında' anlamına gelir. for sonrasındaki isim öbeği, karşılığında alınan şeyi veya faydayı belirtir. Burada a slain deer, yani öldürülmüş bir geyik, karşılığında alınan şeydir. Yeniden kullanılabilecek yapı give, do, or provide A in exchange for B şeklindedir. B bir nesne, yardım, bilgi veya başka bir fayda olabilir.
Alıştırma
Öğle yemeğinin bir takasın parçası olarak alındığını gösteren ifadeyi seçin: The café gave us lunch ___ two hours of help.
- in exchange for
- because of
- instead of
Cevabı göster
in exchange for
which he gave to the lord for a dead boar.
3:06bunları ölü bir yaban domuzu karşılığında lorda verdi.
the lady offered more than just three kisses. Dilbilgisi
3:10leydi üç öpücükten fazlasını teklif etti.
more than just three kisses: yalnızca üç öpücük değil
more than just three kisses ifadesinde just, ‘yalnızca’ anlamına gelir. Cümle, üç öpücüğün hanımefendinin sunduğu şeylerin tamamı olmadığını belirtir; hikâyeye yalnızca bir öpücük daha değil, farklı bir eşya da eklenir. Aktarılabilir more than just + isim öbeği kalıbı, bir şeyi daha büyük veya daha önemli bir bütünün yalnızca bir parçası olarak gösterir. Dinleyiciyi çoğu zaman bir ek bilgiye veya sürpriz bir açıklamaya hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle işin iyi bir maaşın yanı sıra başka avantajlar da sunduğu anlamına gelir?
- The job offers a salary of more than fifty thousand dollars.
- The job offers only a good salary.
- The job offers more than just a good salary.
Cevabı göster
The job offers more than just a good salary.
that would protect Gawain from the Green Knight's blade. Kalıp ifadeler
3:16Gawain'i Yeşil Şövalye'nin bıçağından koruyacaktı.
presented a magical sash: koruyucu büyülü bir kuşak sundu
Bu cümlede sash, bele veya vücudun üzerinden çapraz biçimde takılan uzun bir kumaş kuşaktır. Boyna sarılan sıradan bir atkı değildir. Presented, hanımefendinin bu eşyayı çıkarıp sunduğu anlamına gelir. that would protect Gawain from the Green Knight's blade yan cümlesi, kuşağın neden büyülü olduğunu açıklar: Gawain’i silahtan koruyacağına inanılır. Dolayısıyla bu ifade, basit bir giysi süsünü değil, özel bir koruyucu eşyayı tanıtır.
Alıştırma
Bu cümlede magical sash neyi ifade eder?
- Yalnızca boyna sarılan sıcak bir atkı.
- Bir şövalyenin taşıdığı metal bir kılıç.
- Büyülü koruma sağladığına inanılan uzun bir kumaş kuşak.
Cevabı göster
Büyülü koruma sağladığına inanılan uzun bir kumaş kuşak.
protect someone from something: birini bir tehlikeden korumak
Protect someone from something, korumanın iki tarafını da belirtir: güvende tutulan kişi veya şey protect sözcüğünden, tehlike ya da zarar kaynağı ise from sözcüğünden sonra gelir. Bu cümlede korunan kişi Gawain, tehdit ise the Green Knight's blade ifadesidir. Blade ayrıca yol açabileceği saldırıyı veya yaralanmayı da temsil eder.
Alıştırma
Cümleyi protect A from B yapısıyla tamamlayın: Wear these gloves to ____ the cold.
Cevabı göster
protect your hands from
with no mention of: atlanan bilgiyi öne çıkarmak
With no mention of + isim, ana eylem gerçekleşirken o konudan hiç söz edilmediğini belirtir. With eyleme eşlik eden bir durumu ekler, of ise atlanan konuyu gösterir. Burada şövalye yalnızca öpücükleri verir ve büyülü armağandan söz etmez. İfade eksik bilgiyi öne çıkararak eylemin nasıl anlaşılacağı açısından önemli hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak with no mention of yapısıyla tamamlayın: The report praised the plan, ____ its cost.
Cevabı göster
with no mention of
rode out to: bir yere atla yola çıkmak
Rode, ride fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu yüzden rode out to the Green Chapel, Gawain'in bulunduğu yerden atla ayrılıp o hedefe yöneldiğini anlatır. Başka durumlarda da ride out to + place kalıbını kullanabilirsin. Out, bulunulan yerden ayrılıp yola çıkma duygusunu ekler. Rode to ile karşılaştırıldığında rode out to, ayrılışı ve yolculuğu daha belirgin kılar; şapelin dışında at sürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Atla bir hedefe doğru yola çıkmayı vurgulayan üç kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamla: At sunrise, the riders ____ the old fort.
Cevabı göster
rode out to
where the Green Knight ominously sharpened an axe. Kalıp ifadeler
3:35Yeşil Şövalye'nin uğursuzca balta bilediği yere.
a simple mound of earth: sade bir toprak tepeciği
A simple mound of earth, topraktan oluşan sade ve yükseltili bir yığın ya da küçük, yuvarlak bir tepeciktir. Mound yükseltili biçimi adlandırır, of earth neden yapıldığını söyler ve simple burada kolay değil, sade veya süssüz anlamına gelir. Bu betimleme Green Chapel'in nasıl hayal edilmesi gerektiğini değiştirir: Burası duvarları ve çatısı olan sıradan bir ibadet yapısı değil, topraktan bir tepeciktir.
Alıştırma
Burada a simple mound of earth neyi betimliyor?
- süslenmiş taş bir şapel
- sade ve yükseltili bir toprak yığını veya küçük tepe
- toprakla ilgili kolay bir görev
Cevabı göster
sade ve yükseltili bir toprak yığını veya küçük tepe
ominously sharpened an axe: tehlike hissi yaratmak
ominously sharpened an axe ifadesinde ominously, sharpened fiilini niteler. Yalnızca eylemin nasıl göründüğünü değil, anlatıcının bu eylemi nasıl hissetmemizi istediğini de anlatır: baltanın bilenmesi tehditkâr görünür ve kötü bir şey olabileceğini düşündürür. Yazarlar, sıradan bir eylemin gerilim yaratmasını sağlamak için atmosfer oluşturan bir zarfı eylem fiilinin yakınına yerleştirebilir. Burada ominously, bileme eylemini bir tehlike işaretine dönüştürür.
Alıştırma
Ominously sözcüğü cümlede nasıl bir etki yaratıyor?
- Şövalyenin işini neşeli ve zararsız gösterir.
- Eylemi tehditkâr gösterir ve tehlikenin yaklaştığını düşündürür.
- Baltanın parlak renklere dönüştüğünü gösterir.
Cevabı göster
Eylemi tehditkâr gösterir ve tehlikenin yaklaştığını düşündürür.
With the sash's protection: desteği belirten with + isim öbeği
With the sash's protection, cümle başında kullanılan bir with + isim öbeğidir. Gawain'in hangi destek veya koşul altında hareket ettiğini belirtir: kuşağın korumasına güvenerek yaklaşmıştır. With + isim öbeği kalıbı, tam bir yan cümle eklemeden ana cümleden önce arka plan bilgisi verebilir. Ardından gelen isme göre sahip olma, bir neden veya bir şeyin ya da kişinin yardımı anlamını taşıyabilir.
Alıştırma
Bir eylemi mümkün kılan yardımı göstermek için with + isim öbeğini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- With the map's guidance, we found the cabin.
- With the map guided, we found the cabin.
- With guide the map, we found the cabin.
Cevabı göster
With the map's guidance, we found the cabin.
determined to honor his agreement: anlaşmasına bağlı kalmaya kararlı
Virgülle ayrılan determined to honor his agreement ifadesi, Gawain yaklaşırken onun nasıl bir kararlılık içinde olduğunu anlatır. Determined to + fiil, o eylemi yapmaya kesin olarak karar vermiş olmak demektir. Burada honor, bir yükümlülüğü yerine getirmek veya ona bağlı kalmak anlamında bir fiildir. To honor an agreement, üzerinde anlaşılmış olanı yapmak demektir; anlaşmaya hayran olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi determined to ve honor fiilini kullanarak tamamlayın: The club was ____ its agreement with the volunteers.
Cevabı göster
determined to honor
bowed his head for the deadly blow: ölümcül darbeyi karşılamak için başını eğdi
Bu sahnede bowed his head, başını aşağı eğdiği anlamına gelir. Blow adı burada sert bir vuruş veya darbe anlamındadır. for the deadly blow ifadesi, onun neyi karşılamaya hazırlandığını gösterir: başını uygun konuma getirdi ve darbenin gelmekte olduğunu kabullendi. Olaydan sonra yapılan kibar bir selamı anlatmaz.
Alıştırma
Cümle neyi gösteriyor?
- Vurulmamak için başını yana çekti.
- Tehlike geçtiği için kibarca selam verdi.
- Başını eğdi ve ölümcül bir darbeyi karşılamaya hazırlandı.
Cevabı göster
Başını eğdi ve ölümcül bir darbeyi karşılamaya hazırlandı.
inflicting nothing more than a flesh wound: yalnızca yüzeysel bir yara oluşturmak
-ing biçimindeki inflicting, önceki eylemin sonucunu, yani bir yaralanmaya yol açtığını belirtir. Inflict fiili, inflict damage veya inflict a wound örneklerinde olduğu gibi çoğunlukla zarar verici bir sonucu nesne olarak alır. Nothing more than burada “yalnızca” anlamına gelir ve sonucun ciddiyetini bilinçli olarak azaltır. A flesh wound, derin veya hayati tehlike yaratan bir yara sayılmayan et yarasını anlatır. Bu nedenle ifade, eylemin yalnızca nispeten hafif bir yaraya yol açtığı anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede “inflicting nothing more than a flesh wound” ne anlama geliyor?
- Derin ve muhtemelen ölümcül bir iç yaralanmaya yol açıldı.
- Hiçbir tür yaralanmaya yol açılmadı.
- Yalnızca nispeten hafif bir fiziksel yaraya yol açıldı.
Cevabı göster
Yalnızca nispeten hafif bir fiziksel yaraya yol açıldı.
Why hadn't ...?: geçmişte gerçekleşmeyen bir beklentiyi sorgulamak
Why hadn't + özne + geçmiş zaman ortacı, İngilizcedeki past perfect yapısında olumsuz bir sorudur. Bir şeyin başka bir geçmiş zaman noktasından veya sonucundan önce neden gerçekleşmemiş olduğunu sorar. Buradaki sorular, sonuç öğrenildikten sonra soruluyor. Kuşağın onu koruması ve şövalyenin saldırısının onu öldürmesi bekleniyordu, ancak beklenen iki sonuç da gerçekleşmedi. Past perfect, daha önce gerçekleşmeyen olayı ve konuşanın buna şaşırdığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Soruyu tamamlamak için had not ifadesinin kısaltmasını ve lock fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: The gate was expected to be locked before the team arrived. Why ____ anyone ____ it?
Cevabı göster
hadn't · locked
the Green Knight revealed himself to be the castle's lord, Dilbilgisi
4:05Yeşil Şövalye kendisinin kaledeki lort olduğunu açıkladı,
Bursting into laughter, ...: ani bir tepkiyi cümle başındaki ortaç öbeğiyle vermek
“Bursting into laughter”, ana cümleden önce gelen bir -ing ortaç öbeğidir. Anlaşılan öznesi ana cümlenin öznesi “the Green Knight”tır; yani aniden gülmeye başlayan ve kimliğini açıklayan kişi aynıdır. “Burst into laughter”, “birden gülmeye başlamak” demektir. Başta “bursting” kullanılması, bu tepkiyi ana eyleme eşlik eden ya da ona arka plan oluşturan bir eylem olarak verir ve anlatıyı doğrudan temel olaya taşır.
Alıştırma
Aynı kişinin hem güldüğü hem de ana eylemi yaptığı, cümle başındaki ortaç öbeğinin doğru kullanıldığı cümle hangisidir?
- Bursting into laughter, the joke surprised Maya.
- Burst into laughter, Maya covered her mouth.
- Bursting into laughter, Maya covered her mouth.
Cevabı göster
Bursting into laughter, Maya covered her mouth.
revealed himself to be ...: gerçek kimliğini ortaya çıkarmak
“Revealed himself to be the castle's lord”, Yeşil Şövalye’nin daha önce bilinmeyen kimliğini ortaya çıkardığını anlatır: kalenin lordu odur. Kalıp reveal oneself to be + kimlik ya da özellik şeklindedir. Dönüşlülük zamiri özneye dönmelidir: he revealed himself, she revealed herself ve they revealed themselves. “To be”den sonraki tamamlayıcı, ortaya çıkan kimliği ya da özelliği belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “reveal oneself to be” kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The masked man ____ the queen's brother.
Cevabı göster
revealed himself to be
and he'd been working with Morgan le Fay to test the honor and bravery of Arthur's knights. Notlar
4:09ve Arthur'un şövalyelerinin onurunu ve cesaretini test etmek için Morgan le Fay ile birlikte çalışmıştı.
he'd been working with: geçmişteki bir noktadan önce süren çalışma
He'd been working with, he had been working with ifadesinin kısaltılmış biçimidir. had been + fiil-ing kalıbı past perfect continuous yapısıdır. Devam eden bir eylemi başka bir geçmiş referans noktasından daha önceye yerleştirir ve sürekliliğini vurgular. Burada iş birliği daha önce başlamış ve hikâyedeki sonraki noktaya kadar ya da o noktaya yakın bir zamana kadar sürmüştür. Konuşan kişi bunu tek seferlik, tamamlanmış bir eylem olarak değil, süren bir düzenleme olarak sunar.
Alıştırma
work with ifadesinin past perfect continuous biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Before the project was announced, Maya ____ the design team for six months.
Cevabı göster
had been working with
to test the honor and bravery: kişisel nitelikleri sınamak
To test the honor and bravery of Arthur's knights, amaç bildiren bir mastar öbeğidir: iş birliğinin neden yapıldığını açıklar. Burada test, birine okul sınavı yapmak anlamına gelmez. Nitelikleri baskı altına sokmak ya da gerçek ve güçlü olup olmadıklarını görmek için bir zorluk oluşturmak anlamına gelir. Aynı kalıp courage, patience, loyalty ve skill gibi niteliklerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede test, kişisel bir niteliği baskı altında sınamak anlamında kullanılmıştır?
- The teacher tested Omar on the names of the planets.
- The sudden crisis tested Omar's honesty and courage.
- Omar tested the microphone before the show.
Cevabı göster
The sudden crisis tested Omar's honesty and courage.
and he'd planned to spare his neck entirely Kalıp ifadeler
4:18ve boynunu tamamen bağışlamayı planlamıştı
be impressed with Gawain's behavior: Gawain'in davranışından olumlu etkilenmek
be impressed with + isim kalıbı, bir kişi, davranış veya sonuç hakkında güçlü ve genellikle olumlu bir görüşe sahip olmak anlamına gelir. Burada olumlu değerlendirilen şey Gawain's behavior, yani Gawain'in davranışıdır. Impressed her zaman şaşkına dönmek anlamına gelmez. Bu cümlede Gawain'in davranış biçiminin beğenildiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi be impressed with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After reviewing Omar's project, the judges ____ his creative design.
Cevabı göster
were impressed with
he'd planned to spare his neck entirely: onun canını tamamen bağışlamayı planlamıştı
He'd planned ifadesindeki 'd, had anlamına gelir: he had planned. Past perfect, planın Gawain'in daha sonra kuşağı saklamasından önce zaten var olduğunu gösterir. Spare his neck, onu öldürmemek veya ona ölümcül bir darbe vurmamak anlamında kullanılan dramatik bir ifadedir. Entirely, asıl planın onu hiç zarar görmeden bırakmak olduğunu vurgular; kuşağı daha sonra saklaması bu planı değiştirmiştir.
Alıştırma
Bu cümledeki he'd planned to spare his neck entirely ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Onu zarar vermeden yaşatmayı amaçlamıştı.
- Yalnızca boynundaki deriyi koruyacaktı.
- Onu hemen cezalandırmayı planlıyordu.
Cevabı göster
Onu zarar vermeden yaşatmayı amaçlamıştı.
until Gawain concealed the sash: bir bitiş noktası belirtmek
Until, bitiş noktası görevi gören bir olayı ifade eder. Önceki durum, Gawain kuşağı saklayana kadar devam etmiş veya geçerliliğini korumuştur; kuşağın saklanması durumun değiştiği sınırı gösterir. Buradaki concealed, kuşağı kasıtlı olarak gizli tutmak veya ondan kimseye söz etmemek anlamındadır. Temel kalıp state/action + until + event şeklindedir: until sonrasındaki olay, önceki durumun ya da eylemin sınırını belirler.
Alıştırma
Bağlacın devam eden bir durumun bitiş noktasını gösterdiği cümleyi seçin.
- The shop closed because the alarm rang.
- The shop reopened when the owner arrived.
- The shop stayed open until the final customer left.
Cevabı göster
The shop stayed open until the final customer left.
Filled with shame: cümle başında kullanılan past participle öbeği
Filled with shame, cümlenin başında yer alan ve Gawain'in dönerken içinde bulunduğu duygusal durumu anlatan bir past participle öbeğidir. Gawain was filled with shame yapısının kısaltılmış hâlidir; dolayısıyla onun bir şeyle kelimenin gerçek anlamıyla dolduğunu değil, derin bir utanç duyduğunu belirtir. Filled with shame öbeğinin anlamca öznesi ana cümlenin öznesi olan Gawain'dir. Bu yapı, bir karakterin durumunu eylemden önce kısa ve öz biçimde vermeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki başlangıç öbeğinin aynısını kullanarak tamamlayın: ____, Maya admitted that she had lied.
Cevabı göster
Filled with shame
but to his surprise: beklenmedik bir sonucu anlatmak
to his surprise ifadesi, ardından gelen olayın onun beklediği gibi olmadığını gösterir. His, şaşıran kişinin kim olduğunu belirtir; virgül ise bu ifadeyi ana sonuçtan ayırır. Baştaki but, önceki durumla bir karşıtlık daha kurar. Aynı yapıda şaşıran kişi değiştirilebilir: to my surprise, to her surprise veya to everyone's surprise.
Alıştırma
Mia hakkındaki cümleyi to + iyelik zamiri + surprise yapısıyla tamamlayın: Mia thought the library was closed. ____, it was still open.
Cevabı göster
To her surprise
absolved him of blame: sorumluluktan aklamak
his companions absolved him of blame ifadesindeki absolved, yoldaşlarının onun sorumlu olmadığına resmî olarak karar verdiği veya bunu açıkladığı anlamına gelir. Yapı absolve + kişi + of + blame, responsibility veya wrongdoing şeklindedir. Bu, yalnızca onu teselli ettikleri veya affettikleri anlamına gelmez. Odak noktası, üzerindeki suçlamayı ya da sorumluluğu kaldırmaktır.
Alıştırma
Resmî cümleyi absolve fiilinin geçmiş zamanı ve gerekli edatla tamamlayın: After reviewing the camera footage, the committee ____ the guard ____ blame.
Cevabı göster
absolved · of
celebrated his valor: onun yiğitliğini yüceltmek
Bu cümlede celebrated, 'kutlama düzenledi' değil, 'herkesin önünde övdü veya onurlandırdı' anlamındadır. Valor, tehlike karşısında gösterilen büyük cesareti anlatır; bu nedenle celebrated his valor, insanların onun kahramanca yiğitliğini övdüğü anlamına gelir. Valor yüksek, ciddi ve edebî bir tona sahiptir. Sıradan günlük durumlardan çok şövalyeleri, savaşları, kurtarma olaylarını ve kahramanlıkları anlatan hikâyelere uygundur.
Alıştırma
Hangi cümlede valor doğal biçimde kullanılmıştır?
- The lamp displayed valor when it turned on.
- The history book praises the general's valor in battle.
- I showed valor by choosing cereal for breakfast.
Cevabı göster
The history book praises the general's valor in battle.
Struggling to understand this strange journey, Dilbilgisi
4:34Bu tuhaf yolculuğu anlamaya çalışırken,
Struggling to understand...: cümle başındaki -ing öbeği
Struggling to understand this strange journey, cümle başında kullanılan bir şimdiki zaman ortacı (-ing) öbeğidir. Birinin bu yolculuğu anlamakta zorlandığını anlatır ve ardından gelen ana cümle için kişinin zihinsel durumunu arka plan olarak verir. Ana cümlenin içeriğine göre ilişki 'iken' veya 'çünkü' anlamı taşıyabilir. Struggling fiilinin anlaşılan öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesi olmalıdır. Örneğin Struggling to understand the map, Maya asked for help cümlesinde Maya hem haritayı anlamaya çalışan hem de yardım isteyen kişidir.
Alıştırma
Hangi cümlede baştaki -ing öbeği, eylemi yapan kişiyle doğru biçimde bağlanmıştır?
- Struggling to solve the puzzle, Nina asked for a hint.
- Struggling to solve the puzzle, the answer looked impossible.
- Struggling to solve the puzzle, a hint was given to Nina.
Cevabı göster
Struggling to solve the puzzle, Nina asked for a hint.
It seemed to Gawain that...: Gawain'in bakış açısını belirtmek
It seemed to Gawain that... ifadesi, devamındaki şeyin doğru olabileceği izleniminin Gawain'de oluştuğunu anlatır. It biçimsel öznedir, to Gawain bakış açısının kime ait olduğunu belirtir ve that yan cümlesi bu izlenimin içeriğini verir. Bu yapı, düşünceyi anlatıcının kesin bir gerçeği olarak değil, bir karakterin algısı olarak sunar. Perhaps sözcüğü belirsizliği bir derece daha artırır.
Alıştırma
Cümleyi It seemed to someone that... yapısıyla tamamlayın: ____ Maya that the bridge was moving.
Cevabı göster
It seemed to
The whole world was playing a game: hayatın işleyişini anlatan bir benzetme
Bu cümlede the whole world was playing a game bir metafordur; herkesin gerçekten aynı oyuna katıldığını bildiren bir ifade değildir. The whole world, Gawain'in düşüncesini mümkün olan en geniş ölçeğe taşır. Oyun imgesi; kurallar, roller, sınavlar, strateji ve belirsiz sonuçlar gibi özellikleri hayata aktarır. Dünyanın, Gawain'in anlamaya çalıştığı birtakım kurallarla işliyor gibi göründüğünü anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede the whole world was playing a game metaforu neyi anlatır?
- Dünya gerçek olmaktan çıkıp bir masa oyununa dönüşmüştür.
- Hayat, anlaşılması zor kurallar, roller ve sınavlar üzerinden işliyor gibi görünür.
- Dünyadaki herkes aynı düzenli spor etkinliğine katılmıştır.
Cevabı göster
Hayat, anlaşılması zor kurallar, roller ve sınavlar üzerinden işliyor gibi görünür.
more wild and bewildering than any man could understand: hiç kimsenin anlayamayacağı kadar
more ... than yapısı bir dereceyi bir sınırla karşılaştırır. Burada more, birbirine bağlanan wild ve bewildering sıfatlarının ikisini de kapsar; than any man could understand ise aşılan anlama sınırını belirtir. Bu, iki kural grubunun kesin olarak ölçülmesi değil, abartılı bir karşılaştırmadır. Kuralların kimsenin tam olarak anlam veremeyeceği kadar kontrolsüz, öngörülemez ve kafa karıştırıcı olduğu anlamına gelir. Bu eski anlatım biçiminde any man, «herhangi bir kişi» demektir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir şeyin herkesin anlama sınırını aştığını göstermek için more ... than yapısını kullanır?
- The puzzle had rules more complicated than anyone could fully understand.
- Anyone could understand the puzzle because its rules were simple.
- The puzzle's rules became clearer after everyone practiced.
Cevabı göster
The puzzle had rules more complicated than anyone could fully understand.
the other knights of the Round Table: Yuvarlak Masa'nın diğer şövalyeleri
Knights of the Round Table ifadesi, Kral Arthur'la ilişkilendirilen efsanevi şövalye topluluğunu anlatır. Adını Arthur'un Yuvarlak Masası'ndan alır; bu masa geleneksel olarak, çevresinde oturan şövalyeler arasında tek bir kişinin en yüksek yere sahip olmadığının işareti sayılır. Sorudaki other, Gawain'in de bu şövalyelerden biri sayıldığını gösterir. Ever really exist, Gawain ve geri kalanların tarihsel karşılıkları olup olmadığını sorar; efsanelerin belgelenmiş tarih olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Bu soruda the other knights of the Round Table ne anlama geliyor?
- Gerçek bir yuvarlak masayı koruduğu tarihsel belgelerle kanıtlanmış askerler.
- Modern bir yuvarlak masa tartışmasına katılan kişiler.
- Kral Arthur'la ilişkili efsanevi topluluğun geri kalan üyeleri.
Cevabı göster
Kral Arthur'la ilişkili efsanevi topluluğun geri kalan üyeleri.
Uncover the origins of...: medyada keşfe davet
Uncover the origins of... ifadesi, “bir şeyin nasıl başladığını veya nereden geldiğini keşfetmek” anlamına gelir. Burada uncover mecazidir; emir cümlesi fiilin yalın biçimiyle başlar ve anlamca belli olan you öznesi söylenmez. Bu cümlede ifade, izleyiciyi az önce anlatılan hikâyeden kökenlerle ilgili yeni bir soruya yöneltir. Aynı zamanda başka bir videoyla devam etmeye çağırır; bu, medya anlatımında bir konuyu kapatıp izleyiciyi ilgili içeriğe yönlendirmenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
“Bir şeyin nasıl başladığını keşfetmek” anlamına gelen bu dersteki ifadeyle tanıtım cümlesini tamamlayın: ____ this ancient tradition in our new documentary.
Cevabı göster
Uncover the origins of
Kral Arthur, Merlin ve Excalibur hakkındaki efsanevi hikâyeler
Kral Arthur, Merlin ve Excalibur, Arthur efsanelerinin merkezindeki adlardır. Arthur efsanevi hükümdardır; Merlin genellikle onunla bağlantılı bir büyücü, kâhin veya danışman olarak tasvir edilir; Excalibur ise Arthur'un ünlü kılıcıdır. Legendary tales ifadesi, bunları kesin olarak doğrulanmış tarihî kayıtlar değil, uzun süreli anlatım ve edebiyatla şekillenmiş hikâyeler olarak sunar. Farklı sürümlerde ayrıntılar değişebilir; örneğin Arthur'un Excalibur'u nasıl aldığı her anlatıda aynı değildir.
Alıştırma
Hangi ifade Arthur efsanelerinin temel arka planıyla uyumludur?
- King Arthur is the name of Merlin's sword.
- Merlin is often portrayed as a magician or adviser connected with King Arthur.
- Excalibur is one of King Arthur's advisers.
Cevabı göster
Merlin is often portrayed as a magician or adviser connected with King Arthur.