Bağımsızlık mücadeleleri ve sınırları yeniden çizmenin etkileri: İngilizce çalışma notları

The Economist

Öğrenme zorluğu
524 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Örnekler hukuk ölçütleri, tanınma ve sınır risklerinin devlet olmayı nasıl etkilediğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. if every region had its way, the EU would become unmanageable. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: if ile geçmiş biçimin ve would kullanımının varsayımsal sonuç kurmasını ve have one's way anlamını öğrenin. 2. The 1933 Montevideo Convention — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: dört devlet ölçütünün hukuki kaynağını ve neden otomatik tanınma sağlamadığını anlayın. 3. has a romantic ring. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: have a ... ring kalıbının bir fikrin çekiciliğini anlattığını ve gerçek risklerle karşıtlık kurduğunu kavrayın.

Bu derste

The number of countries in the United Nations has grown over the decades

0:01

Birleşmiş Milletler'deki ülke sayısı on yıllar boyunca arttı

from 51 states in 1945 to 193 today. Dilbilgisi

0:05

1945'teki 51 devletten bugün 193'e çıktı.

Dilbilgisi

1945'te 51 devletten bugün 193'e

grew gibi değişim bildiren bir fiille kullanıldığında from ... to ... yapısı başlangıç ve bitiş değerlerini gösterir. Burada 51 states in 1945 başlangıç noktası, 193 today ise daha sonraki bitiş noktasıdır. Her zaman ifadesini ait olduğu sayıyla birlikte tutun. Bu kalıp, iki değer farklı tarihlere ait olsa bile değişimi açıkça gösterir.

Alıştırma

Başlangıç ve bitiş fiyatlarını gösteren iki sözcükle cümleyi tamamlayın: The ticket price increased ____ £20 last year ____ £25 this year.

Cevabı göster

from · to

Many more places want to become independent,

0:11

Çok daha fazla yer bağımsız olmak istiyor,

but national governments almost always oppose secession.

0:13

ancak ulusal hükümetler ayrılmaya neredeyse her zaman karşı çıkıyor.

Catalonia's parliament declared independence from Spain in October 2017 Kalıp ifadeler

0:18

Katalonya parlamentosu Ekim 2017'de İspanya'dan bağımsızlığını ilan etti

Kalıp ifadeler

bir devletten bağımsızlığını ilan etti

Declare independence from, bir bölgenin veya siyasi kurumun başka bir devletten ya da yönetici güçten ayrılma iddiasını resmî ve halka açık biçimde duyurması anlamına gelir. Independence adı iddia edilen statüyü belirtir; from ise ayrılınmak istenen devleti veya gücü tanıtır. Bu ifade ilan etme eylemini bildirir. Tek başına bağımsızlığın yürürlüğe girdiğini veya başkaları tarafından tanındığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, diğer ülkelerin yeni statüyü kabul ettiğini söylemeden resmî bir ilanı bildirir?

  1. The island's council declared independence from the federation.
  2. Neighboring states recognized the island's independence.
  3. The island became independent of the federation.
Cevabı göster

The island's council declared independence from the federation.

following a referendum deemed illegal by the central authorities in Madrid. Kelime

0:23

Madrid'deki merkezi yetkililer tarafından yasadışı sayılan bir referandumun ardından.

Kelime

deemed illegal: aktarılan resmî bir değerlendirme

Burada deemed, “resmî olarak değerlendirilmiş veya sınıflandırılmış” anlamına gelir. deemed illegal ifadesi, Madrid'deki merkezi makamların referandumu yasa dışı olarak değerlendirdiğini belirtir; anlatıcının kendi hukuki sonucunu değil, makamların hükmünü aktarır. Deemed illegal, referendum sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi yan cümlesidir: following a referendum [which was] deemed illegal. Değerlendirmeyi yapan kişi veya kurum by ile eklenebilir.

Alıştırma

Cümlede deemed illegal, referandum hakkında ne söylüyor?

  1. Merkezi makamlar onu yasal durumdan yasa dışı duruma geçirdi.
  2. Merkezi makamlar tarafından resmî olarak yasa dışı sayıldı.
  3. Konuşmacı kişisel olarak beğenmedi, ancak resmî bir değerlendirme yapılmadı.
Cevabı göster

Merkezi makamlar tarafından resmî olarak yasa dışı sayıldı.

Spain dismissed the region's government

0:28

İspanya bölge hükümetini görevden aldı

and decreed that a fresh election should be held. Kelime

0:30

ve yeni bir seçimin yapılmasına karar verdi.

Kelime

decreed that: resmî bir emir vermek

Decreed that, “... olmasını resmî ve yetkili biçimde emretti” anlamına gelir. Özne genellikle bir hükümdar, hükûmet, mahkeme veya yetki sahibi başka bir kurumdur; that yan cümlesi de neyin gerçekleşmesi gerektiğini belirtir. Bu cümledeki emir, yeni bir seçim yapılmasıydı. Resmî Britanya İngilizcesindeki should be held kalıbı burada emredilen eylemi ifade eder; should, kararnameyi yalnızca bir öneriye dönüştürmez.

Alıştırma

Hangi cümle tavsiye veya basit bir bildirim yerine yetkili bir emri açıkça aktarıyor?

  1. The ministry recommended that all records be preserved.
  2. The ministry decreed that all records must be preserved.
  3. The ministry reported that all records had been preserved.
Cevabı göster

The ministry decreed that all records must be preserved.

Catalan politicians leading the independence movement

0:34

Bağımsızlık hareketine öncülük eden Katalan politikacılar

could be jailed for decades

0:36

onlarca yıl hapis yatabilirler

if found guilty of rebellion and sedition. Dilbilgisi

0:38

eğer isyan ve ayaklanmadan suçlu bulunurlarsa.

Dilbilgisi

if found guilty of ...: kısaltılmış edilgen koşul

Bu cümlede if found guilty of rebellion and sedition, “isyan ve isyana teşvik suçlarından suçlu bulunurlarsa” anlamına gelir. Found, find fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve burada edilgen biçimde “resmî olarak suçlu olduğuna karar verilmek” anlamındadır; “bulunmak veya yeri tespit edilmek” anlamına gelmez. İngilizcede, anlaşılan özne açıkça belli olduğunda ve ana cümlenin öznesiyle aynı olduğunda koşul cümleciğindeki özne ile be biçimi atılabilir: if [they are] found guilty. Hapis cezası ancak bu koşul gerçekleşirse ortaya çıkabilecek bir sonuçtur.

Alıştırma

Cümleyi “if the player is found guilty” anlamına gelen kısaltılmış edilgen koşulla tamamlayın: The player may be banned if ____ of match-fixing.

Cevabı göster

found guilty

The autonomous Kurdish region in Iraq

0:42

Irak'taki özerk Kürt bölgesi

also held a recent independence referendum.

0:44

de yakın zamanda bir bağımsızlık referandumu düzenledi.

It outraged the government in Baghdad and neighboring countries,

0:47

Bu, Bağdat'taki hükümeti ve komşu ülkeleri öfkelendirdi,

which also have Kurdish minorities.

0:50

ki bu ülkelerin de Kürt azınlıkları var.

The Baghdad government claimed the independence referendum was illegal

0:53

Bağdat hükümeti bağımsızlık referandumunun yasadışı olduğunu iddia etti

and seized back the lands Kurds had taken beyond their region.

0:57

ve Kürtlerin kendi bölgelerinin ötesinde ele geçirdiği toprakları geri aldı.

The desire for secession is nothing new. Kalıp ifadeler

1:02

Ayrılık arzusu yeni bir şey değil.

Kalıp ifadeler

is nothing new: bir şeyin daha önce de var olduğunu söylemek

Be nothing new, bir durumun, fikrin, sorunun veya eğilimin daha önce de var olduğu ya da yaşandığı anlamına gelir. Burada The desire for secession is nothing new, bu arzunun daha uzun bir geçmişi olduğunu söyler; yeni hiçbir nesnenin var olmadığı anlamına gelmez. Kalıp özne + be + nothing new şeklindedir. Konunun yakın zamanda ortaya çıktığı veya şaşırtıcı olduğu düşüncesini kısa ve açık biçimde reddeder.

Alıştırma

Cümleyi “daha önce de vardı” anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: Concerns about data privacy are ____.

Cevabı göster

nothing new

There are estimated to be more than 8,000 ethnocultural groups in the world Dilbilgisi

1:05

Dünyada 8.000'den fazla etnokültürel grubun olduğu tahmin ediliyor

Dilbilgisi

There are estimated to be ile tahmini miktarları temkinli ifade etme

There are estimated to be + miktar/isim öbeği, bilgi aktarmak için kullanılan kişisiz bir edilgen yapıdır. Burada more than 8,000 ethnocultural groups yaklaşık bir sayı olarak verilir; tahmini yapan kişiler veya kaynak belirtilmez. Biçimsel özne there tahmini yapan kişiyi göstermez. Özenli resmî yazıda, ardından gelen isim öbeği uyumu belirler: more than 8,000 groups gibi çoğul bir isim öbeğinden önce are, tekil bir isim öbeğinden önce is kullanılır.

Alıştırma

Temkinli tahmin bildiren yapıyı tamamlayın: There ____ more than 3,000 shipwrecks in these waters.

Cevabı göster

are estimated to be

with many independence movements demanding their homelands be recognized as countries. Dilbilgisi

1:11

ve birçok bağımsızlık hareketi anavatanlarının ülke olarak tanınmasını talep ediyor.

Dilbilgisi

Talep yan cümlesinde demand + özne + be recognized

demanding their homelands be recognized as countries ifadesinde demanding, bağımsızlık hareketlerinin ne yaptığını anlatır. Resmî bir talep yan cümlesi başlatır: their homelands gömülü cümlenin öznesidir; be recognized ise fiilin yalın biçimini kullanan edilgen bir yapıdır. that eklendiğinde daha açık biçim demanding that their homelands be recognized as countries olur. Bu yapıda yalın be, sayıya veya zamana göre değişmez. Edilgen yapı, tanımayı hangi makamın sağladığına değil, ana vatanların resmî olarak tanınmasına odaklanır.

Alıştırma

Resmî talebi tamamlamak için inspect fiilinin edilgen talep biçimini kullanın: The residents demanded that the unsafe building ____ before winter.

Cevabı göster

be inspected

Jean-Claude Juncker,

1:17

Jean-Claude Juncker,

the president of the European Commission,

1:18

Avrupa Komisyonu Başkanı,

said that if every region had its way, Notlar

1:20

her bölge kendi bildiğini okusaydı,

the EU would become unmanageable.

1:23

AB'nin yönetilemez hale geleceğini söyledi.

Deyimler

Had its way: have one's way deyimi

Have one's way, kişinin istediğini elde etmesi veya bir kararın kendi isteklerine göre çıkmasını sağlaması demektir. Burada its, every region ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla had its way, her bölgenin istediği gibi karar verebilmesi anlamına gelir. Way burada “yol” demek değildir. İyelik belirleyicisi özneye göre değişir: I have my way, she has her way ve they have their way. Had kullanılmasının nedeni, deyimin varsayımsal if yan cümlesinin içinde yer almasıdır.

Alıştırma

have one's way ifadesinin doğru biçimini kullanın: When the committee disagrees, Mia usually ____.

Cevabı göster

has her way

Dilbilgisi

If ... had ..., ... would become ...: varsayımsal koşul cümlesi

Bu cümlede if + simple past (had), geçmişteki bir olayı değil, şimdiki zamana veya genel bir duruma ilişkin varsayımı kurar. Would bulunan yan cümle hayal edilen sonucu verir: AB yönetilemez hâle gelirdi. Güncel bir gerçek olarak sunulmayan bir durum hakkında akıl yürütürken if + simple past ..., would + fiilin yalın hâli ... yapısını kullanın. Buradaki geçmiş biçim gerçeklikten uzaklığı gösterir; durumu geçmiş zamana yerleştirmez.

Alıştırma

Varsayımsal koşul cümlesini choose ve become fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: If every team ____ its own system, the project ____ difficult to coordinate.

Cevabı göster

chose · would become

So who gets to form a state? Anlatım akışı

1:26

Peki bir devleti kim kurabilir?

Anlatım akışı

Geçiş sorusu olarak So who gets to form a state?

So, soruyu az önce ele alınan gerçeklere veya çatışmaya bağlar. “Bütün bunları göz önünde bulundurunca şimdi incelememiz gereken temel mesele nedir?” sinyalini verir. Bu soru, tek bir kişinin adını istemez. Bir grubun veya bölgenin devlet olma hakkını ya da yeterliliğini neyin sağladığını sorarak açıklamanın sonraki bölümünü açar. Buradaki gets to, yalnızca “bir şekilde başarmak” değil, “izinli veya yetkili olmak” anlamındadır.

Alıştırma

So who gets to form a state? bu bölümde hangi işlevi görüyor?

  1. Dinleyicilerden sıradaki konuşmacının adını söylemelerini ister.
  2. Yeni bir devletin zaten kurulduğunu duyurur.
  3. Önceki tartışmayı, kimin devlet olma yeterliliğine sahip olduğu temel sorusuna dönüştürür.
Cevabı göster

Önceki tartışmayı, kimin devlet olma yeterliliğine sahip olduğu temel sorusuna dönüştürür.

There are no clear international rules.

1:29

Açık uluslararası kurallar yoktur.

The 1933 Montevideo Convention declared that a region needs four things to become a state. Kültür

1:33

1933 Montevideo Sözleşmesi, bir bölgenin devlet olabilmesi için dört şeye ihtiyacı olduğunu ilan etti.

Kültür

The 1933 Montevideo Convention: dört devlet olma ölçütünün kaynağı

1933 Montevideo Sözleşmesi, devlet olmanın klasik hukuki ölçütleri açıklanırken sıkça anılan uluslararası bir antlaşmadır. Adının verilmesi, dinleyiciye sonraki bölümdeki dört koşulun anlatıcının uydurduğu bir listeden değil, kabul gören hukuki bir formülasyondan geldiğini gösterir. Bu ölçütler genellikle kalıcı nüfus, belirli bir toprak parçası, hükümet ve diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesi olarak özetlenir. Devlet olma durumunu değerlendirmek için bir çerçeve sunarlar; sözleşmenin adı, tanınmayı otomatik olarak garanti eden tek bir dünya çapında süreç bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede neden The 1933 Montevideo Convention adı veriliyor?

  1. Videonun anlatıcısının yaşadığı şehri belirtmek için
  2. Sözleşmenin ölçütleri karşılayan her bölgeyi otomatik olarak bütün dünyada tanınır hâle getirdiğini iddia etmek için
  3. Sonraki dört ölçütün kabul gören bir hukuki formülasyondan geldiğini göstermek için
Cevabı göster

Sonraki dört ölçütün kabul gören bir hukuki formülasyondan geldiğini göstermek için

A permanent population,

1:39

Kalıcı bir nüfus,

a defined territory,

1:41

belirlenmiş bir bölge,

a government,

1:43

bir hükümet,

and the capacity to enter into relations with other states. Kelime

1:44

ve diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesi.

Kelime

diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesi

Burada capacity, bir devletin uluslararası işlerde devlet olarak hareket etme yeteneği ve ehliyeti anlamındadır. to enter into relations with other states mastar yapısı, bu kapasitenin neye yönelik olduğunu belirtir. enter into relations with, resmî temaslar veya ilişkiler kurmak ve yürütmek demektir. enter into burada fiziksel olarak bir yere girmek anlamına gelmez; relations da kişisel değil, devletler arası ilişkileri ifade eder.

Alıştırma

Resmî temas kurma yeteneği anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: A state must have ____ other states.

Cevabı göster

the capacity to enter into relations with

These are only guidelines.

1:47

Bunlar sadece yönergelerdir.

Ideally, Anlatım akışı

1:49

İdeal olarak,

a region would also meet other conditions such as

1:50

bir bölgenin aşağıdaki gibi diğer koşulları da karşılaması gerekir:

show that a clear majority have freely chosen independence,

1:53

açık bir çoğunluğun bağımsızlığı özgürce seçtiğini göstermek,

respect its own minorities,

1:57

kendi azınlıklarına saygı duymak,

have a viable state,

1:59

yaşayabilir bir devlete sahip olmak,

and settle terms with the state it leaves and its neighbors.

2:01

ve ayrıldığı devlet ve komşularıyla şartları belirlemek.

In practice,

2:05

Pratikte,

all of these conditions are hard to meet.

2:06

bu koşulların hepsini karşılamak zordur.

Anlatım akışı

İdeal olarak, ... Uygulamada,

Ideally, tercih edilen ölçütü, yani en iyi durumda karşılanması gereken koşulları sunar. Ardından gelen uzun listeyi, koşulların zaten karşılandığı iddiası olarak değil, bir hedef veya kıstas olarak çerçeveler. In practice, bu kıstastan gerçekte olanlara geçiş yapar. İki işaretleyici birlikte bilgiyi önce ideal beklentiler, sonra gerçek dünyadaki zorluklar şeklinde düzenler.

Alıştırma

Önce tercih edilen ölçütü, sonra gerçeği gösteren işaretleyicilerle karşılaştırmayı tamamlayın: ____, the library would stay open every evening. ____, staffing is limited.

Cevabı göster

Ideally · In practice

Taiwan is a modern democratic state in all but international law. Deyimler

2:09

Tayvan, uluslararası hukuk dışında her yönüyle modern demokratik bir devlettir.

Deyimler

in all but international law: açıkça belirtilen bir istisna

Bu cümlede all ilgili bütün yönleri kapsar, but ‘hariç’ anlamına gelir ve international law dışarıda bırakılan tek yönü belirtir. İfade, is a modern democratic state bölümünü niteler: Tayvan böyle bir devletin uygulamadaki özelliklerine sahiptir; yalnızca uluslararası hukuk bakımından statüsü istisnadır. Bu, all ... but ... yapısının sıkıştırılmış biçimidir ve ‘… hariç her …’ anlamına gelir. Burada all but ifadesinin ayrı bir anlamı olan ‘neredeyse’ kullanılmamalıdır.

Alıştırma

Cümlede in all but international law ne anlama gelir?

  1. Uluslararası hukuk modern olduğu için Tayvan neredeyse modern demokratik bir devlettir.
  2. Tayvan, uluslararası hukuktaki statüsü dışında ilgili her bakımdan modern demokratik bir devlet olarak işlev görür.
  3. Tayvan yalnızca uluslararası hukuka göre bir devlettir, uygulamada değildir.
Cevabı göster

Tayvan, uluslararası hukuktaki statüsü dışında ilgili her bakımdan modern demokratik bir devlet olarak işlev görür.

It's an island off the southeastern coast of China,

2:14

Çin'in güneydoğu kıyısı açıklarında bir adadır,

which has its own constitution,

2:17

kendi anayasası vardır,

functions as an independent state,

2:19

bağımsız bir devlet olarak işlev görür,

has democratically elected leaders,

2:21

demokratik olarak seçilmiş liderleri vardır,

and was the first place in Asia to rule in favor of gay marriage. Kelime

2:23

ve Asya'da eşcinsel evliliği lehine karar veren ilk yerdir.

Kelime

rule in favor of: destekleyen bir hukuk kararı vermek

Burada rule hukuk dilinde kullanılan bir fiildir: bir mahkeme veya hâkim resmî bir karar verir. Bir kişi, iddia ya da görüş için rule in favor of kullanmak, onun kazanması veya kabul edilmesi yönünde resmî karar vermek demektir. In favor of, kararın desteklediği tarafı veya düşünceyi gösterir. Rule over gibi ‘yönetmek’ anlamına gelmez ve yalnızca bir şeyi beğenmek de değildir; bu cümlede hukuk kararı eşcinsel evliliği desteklemiştir.

Alıştırma

Hukuk haberi cümlesini ‘destekleyen resmî karar vermek’ anlamındaki dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The judge may ____ the workers.

Cevabı göster

rule in favor of

Per head, it's around three times richer than mainland China. Notlar

2:28

Kişi başına, anakara Çin'den yaklaşık üç kat daha zengindir.

Kelime

Per head: kişi başına ölçüm

Per head, “kişi başına” demektir. Toplam bir miktarı kişi sayısına bölmek gibi, karşılaştırmayı kişi başına bir temele oturtur. Burada richer, kişi başına düşen zenginliği karşılaştırır. Ekonomilerin toplam büyüklüklerini karşılaştırmaz.

Alıştırma

Cümleyi “kişi başına” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The dinner costs £24 ____, including service.

Cevabı göster

per head

Dilbilgisi

Three times richer than: çarpan + comparative + than

number + times + comparative + than yapısı günlük İngilizcede katlı bir farkı ifade eder. Buradaki three times richer than, düzeyin karşılaştırılan noktanın yaklaşık üç katı olduğu anlamında kullanılmıştır. Around sayının yaklaşık olduğunu, Per head ise ölçütün kişi başına olduğunu gösterir. Açık bir ölçüt olmadan richer gibi sıfatlar istatistiksel karşılaştırmayı fazla belirsiz hâle getirebilir.

Alıştırma

Cümleyi ele alınan karşılaştırma yapısıyla tamamlayın: The new battery lasts ____ the old one.

Cevabı göster

three times longer than

But China regards Taiwan as a renegade province. Kalıp ifadeler

2:33

Ancak Çin, Tayvan'ı isyankar bir eyalet olarak görüyor.

Kalıp ifadeler

regard A as B yapısı: regards Taiwan as a renegade province

Regard A as B, “A’yı B olarak görmek veya sınıflandırmak” demektir. Burada A Taiwan, B ise a renegade province ifadesidir. Bu yapı, söz konusu etiketi anlatıcının tarafsız ifadesi olarak sunmak yerine Çin’in belirttiği sınıflandırmayı aktarır. Regard fiilinden sonra nesne, ardından as ve açıklama gelir: regard + A + as + B. Bu yapıda as atılmaz.

Alıştırma

Resmî regard + A + as + B yapısını tamamlayın: The survey regards cost ____ the main barrier to adoption.

Cevabı göster

as

It insists that no country can have diplomatic ties with both itself and Taiwan. Kalıp ifadeler

2:37

Hiçbir ülkenin hem kendisiyle hem de Tayvan'la diplomatik ilişkisi olamayacağında ısrar ediyor.

Kalıp ifadeler

diplomatic ties with: devletler arasındaki resmî ilişkiler

Diplomatic ties with, bir ülke veya hükûmet ile başka bir ülke ya da hükûmet arasındaki resmî ilişkiler demektir. Burada ties çoğuldur ve kravatları ya da sıradan kişisel bir bağlantıyı değil, devam eden devletler arası ilişkiyi ifade eder. With, ilişkinin diğer tarafını belirtir. Cümlede both itself and Taiwan, with edatının paralel nesneleridir ve itself yeniden China’ya gönderme yapar.

Alıştırma

Bu haber cümlesini hangi ifade doğal biçimde tamamlar? The new government plans to establish ___ several neighboring countries.

  1. diplomatic ties to
  2. personal ties with
  3. diplomatic ties with
Cevabı göster

diplomatic ties with

Only 19 countries plus the Vatican officially recognize it. Kelime

2:43

Sadece 19 ülke ve Vatikan onu resmi olarak tanıyor.

Kelime

Diplomasi dilinde officially recognize

Diplomasi dilinde officially recognize, bir hükümetin siyasi bir oluşumu devlet olarak resmen kabul etmesi veya bir yönetimi meşru hükümet olarak tanıması demektir. Bu cümle, Tayvan'a bu resmî statüyü yalnızca söz konusu ülkelerin ve Vatikan'ın verdiğini söylüyor. Recognize burada “görünce tanımak” anlamına gelmez. Resmî tanıma hukuki ve siyasi bir eylemdir; ülkeler bir oluşumu resmen tanımadan da onunla ticaret yapabilir, karşılıklı ziyaretlerde bulunabilir veya iş birliği kurabilir.

Alıştırma

“Country A officially recognizes Region B” cümlesinde officially recognizes ne anlama gelir?

  1. A ülkesi, B bölgesinin siyasi statüsünü hükümet düzeyinde resmen kabul eder.
  2. A ülkesindeki bazı özel şirketler B bölgesiyle ticaret yapar.
  3. A ülkesi, B bölgesini haritada gösterebilir.
Cevabı göster

A ülkesi, B bölgesinin siyasi statüsünü hükümet düzeyinde resmen kabul eder.

Somaliland is another region seeking to be recognized as a country.

2:49

Somaliland, ülke olarak tanınmayı isteyen başka bir bölgedir.

The semi-desert territory on the coast of the Gulf of Aden

2:54

Aden Körfezi kıyısındaki bu yarı çöl bölge

declared independence from Somalia in 1991.

2:57

1991 yılında Somali'den bağımsızlığını ilan etti.

It has its own government,

3:01

Kendi hükümeti var,

police force,

3:03

polis gücü,

and currency.

3:04

ve para birimi.

But no foreign government recognizes it,

3:06

Ancak hiçbir yabancı hükümet onu tanımıyor,

perhaps for good reason. Ton ve niyet

3:09

belki de haklı bir nedenden ötürü.

Ton ve niyet

İhtiyatlı bir değerlendirme olarak perhaps for good reason

Perhaps for good reason, önceki ifadeye ihtiyatlı bir değerlendirme ekler. Konuşan kişi makul bir gerekçe bulunabileceğini öne sürer, ancak bu gerekçenin kesinlikle doğru olduğunu iddia etmez. Bu cümlede, yabancı hükümetlerin onu tanımamak için geçerli nedenleri olabileceği ima edilir ve dinleyici daha sonra gelecek nedenlere hazırlanır. İfade bir bakış açısı gösterirken bu değerlendirmeyle arasında bir miktar mesafe bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kararın geçerli bir gerekçesi olabileceğini bunu kesin bir gerçek olarak öne sürmeden en iyi şekilde anlatır?

  1. The committee delayed the vote for good reason.
  2. Perhaps the committee delayed the vote.
  3. The committee delayed the vote, perhaps for good reason.
Cevabı göster

The committee delayed the vote, perhaps for good reason.

To recognize Somaliland would encourage other separatists in the region. Dilbilgisi

3:11

Somaliland'ı tanımak bölgedeki diğer ayrılıkçıları cesaretlendirecektir.

Dilbilgisi

To recognize Somaliland ... would encourage ...: mastar cümleciğinin özne olması

To recognize Somaliland mastar cümleciği, cümlenin dil bilgisel öznesidir: Somaliland'ı resmen bir devlet olarak tanıma olasılığını değerlendirilen konu hâline getirir. Would encourage, bu varsayımsal tercihin beklenen sonucunu belirtir; daha önce gerçekleşmiş bir olayı anlatmaz. To + fiil ... would + sonuç kalıbı, politika ve riskleri kısa ve açık biçimde analiz etmeye yarar.

Alıştırma

Risk analizi kalıbını shorten ve would kullanarak tamamlayın: ____ the inspection schedule ____ increase the risk of accidents.

Cevabı göster

To shorten · would

It would undermine the already weak federal government of Somalia,

3:16

Somali'nin zaten zayıf olan federal hükümetini zayıflatacaktır,

and it would probably lead to war. Kalıp ifadeler

3:21

ve muhtemelen savaşa yol açacaktır.

Kalıp ifadeler

lead to war: neden + lead to + sonuç

lead to war ifadesinde lead to, bir şeye neden olmak veya onu sonuç olarak ortaya çıkarmak anlamına gelir. Yapı neden + lead to + sonuç şeklindedir ve sonuç genellikle bir isim ya da isim öbeğidir. Burada varsayımsal tanıma eylemi neden, savaş ise olası sonuçtur. Probably belirsizlik belirtir; dolayısıyla konuşmacı savaşı kesin bir sonuç olarak değil, muhtemel bir risk olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi hedef neden-sonuç ifadesiyle tamamlayın: Delaying repairs could ____ a much larger bill.

Cevabı göster

lead to

There have only been two major changes to African borders since the 1960s,

3:24

1960'lardan bu yana Afrika sınırlarında sadece iki büyük değişiklik oldu,

and neither is a success story. Dilbilgisi

3:29

ve ikisi de bir başarı öyküsü değil.

Dilbilgisi

Neither Is a Success Story: neither ile iki unsura gönderme yapmak

Burada neither tek başına bir zamir olarak kullanılır ve önceki two major changes ifadesine gönderme yapar. “İkisinden hiçbiri” anlamına gelir; dolayısıyla iki değişiklik de başarısız olarak değerlendirilir. Neither dil bilgisel özne olduğu için resmî standart İngilizcede genellikle tekil kabul edilir: neither are değil, neither is kullanılır. Böylece iki unsur tekrar edilmez.

Alıştırma

Cümleyi, özellikle iki seçenek için kullanılan ve “ikisinden hiçbiri” anlamına gelen zamirle tamamlayın: Two routes were tested, and ____ was safe.

Cevabı göster

neither

Eritrea declared independence from Ethiopia in 1993.

3:32

Eritre 1993 yılında Etiyopya'dan bağımsızlığını ilan etti.

Today,

3:37

Bugün,

Eritrea has a despotic government, Kelime

3:38

Eritre despotik bir hükümete sahip,

Kelime

A Despotic Government: güçlü bir siyasi yargı

Despotic, denetlenmeyen ve baskıcı bir güçle yönetmek anlamına gelir. A despotic government ifadesinin anlattığı yönetimde, bir hükümdar veya küçük bir grup çok az etkili sınırlamayla kararlarını dayatabilir. Bu cümlede sıfat tarafsız bir betimleme değildir. Hükümetin gücü kullanma biçimi hakkında güçlü bir olumsuz yargı bildirir; yalnızca katı veya talepkâr anlamından çok daha ağırdır.

Alıştırma

Hangi durum en doğru biçimde despotic olarak tanımlanır?

  1. Bir yöneticinin denetlenmeyen güç kullandığı ve muhalefeti cezalandırdığı bir devlet.
  2. Bir öğretmenin açık kuralları herkese adil biçimde uyguladığı bir okul.
  3. Hükümetin kendi gücünü sınırlayan bir mahkeme kararını kabul ettiği bir demokrasi.
Cevabı göster

Bir yöneticinin denetlenmeyen güç kullandığı ve muhalefeti cezalandırdığı bir devlet.

and its people are mired in abject poverty. Deyimler

3:40

ve halkı sefalet içinde batmış durumda.

Deyimler

mired in abject poverty: aşırı yoksulluğa saplanmış

Be mired in, derin çamura saplanıp kalma imgesini kullanır. Bu cümlede mired in abject poverty, görünürde kolay bir çıkış yolu olmadan aşırı yoksulluğa saplanmış olmak anlamına gelir. Durumun uzun sürdüğünü ve bu durumdan kurtulmanın zor olduğunu gösterir. Abject, poverty sözcüğünün derecesini güçlendirir ve yoksunluğun en düşük, en sefil düzeyini anlatır. İkisi birlikte, yalnızca insanların yoksulluk içinde olduğunu söylemekten çok daha güçlüdür.

Alıştırma

Cümleyi aşırı yoksulluğa saplanmış olmak anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: After years of economic collapse, many families remain ____.

Cevabı göster

mired in abject poverty

In 2011,

3:44

2011 yılında,

South Sudan seceded from Sudan,

3:46

Güney Sudan, Sudan'dan ayrıldı,

making it the world's newest country. Dilbilgisi

3:48

ve onu dünyanın en yeni ülkesi yaptı.

Dilbilgisi

making it the world's newest country: sonuç bildiren yapı

Virgülden sonraki making bölümü, şimdiki zaman ortacıyla kurulan bir sonuç yan cümlesidir. Virgülden önceki olayın tamamının doğrudan sonucunu verir: Güney Sudan'ın ayrılması, Güney Sudan'ın dünyanın en yeni ülkesi olmasına yol açtı. Making burada ayrı bir üretme eylemini anlatmaz. Making it the world's newest country ifadesinde it, South Sudan'a gönderme yapar ve ardından gelen isim öbeği onun yeni statüsünü açıklar. Genel olarak ..., making + nesne + tümleç, önceki bir olayın bir sonuca yol açtığını kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

Sonuç yapısını make fiilinin -ing biçimi ve kulübe gönderme yapan bir zamirle tamamlayın: The club won its tenth championship, ____ the most successful club in the league.

Cevabı göster

making it

Soon after South Sudan formed,

3:51

Güney Sudan'ın kurulmasından kısa bir süre sonra,

civil war broke out, Öbek fiiller

3:53

iç savaş patlak verdi,

Öbek fiiller

Broke out: aniden başladı

Özne bir savaş, yangın, hastalık veya benzer zararlı bir olay olduğunda break out “aniden başlamak” ya da “patlak vermek” anlamına gelir. Burada başlayan olay civil war, broke out ise geçmiş zaman biçimidir. Bu, geçişsiz bir öbek fiildir: olayın kendisi öznedir ve hiçbir şey gerçekten “kırılmaz”.

Alıştırma

Cümleyi break out ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Fighting ____ near the border overnight.

Cevabı göster

broke out

displacing 2.2 million people. Dilbilgisi

3:55

ve 2,2 milyon insanı yerinden etti.

Dilbilgisi

Displacing 2.2 million people: sonucu belirten -ing yan cümlesi

displacing 2.2 million people şeklindeki -ing yan cümlesi, önceki olayın tamamının sonucunu belirtir: iç savaş 2,2 milyon insanın yerinden edilmesine yol açmıştır. Bu insanların eylemi gerçekleştirdiği anlamına gelmez. İnsani kriz haberlerinde displace people, insanları genellikle savaş veya afet nedeniyle evlerinden ya da yaşadıkları bölgeden ayrılmaya zorlamak demektir. Virgül, bu sonucu ana cümleye kısa ve sıkı bir biçimde bağlar.

Alıştırma

Fırtınanın sonucunu eklemek için displace fiilinin -ing biçimini kullanın: The storm destroyed the village, ____ hundreds of residents.

Cevabı göster

displacing

Although a cease-fire was signed in 2015, Dilbilgisi

3:58

2015 yılında ateşkes imzalanmasına rağmen,

the country lies in ruin,

4:01

ülke harabe halinde,

Dilbilgisi

Although X, Y: ödünleme ve beklenmedik sonuç

Although, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır: ateşkes imzalanması normalde barış ya da durumun iyileşmesi beklentisini doğurur. Ana cümle olan the country lies in ruin, bu beklentiye ters düşen gerçeği verir. Although X, Y kalıbı, X'in doğru olduğunu fakat Y'nin yine de gerçekleştiğini ya da doğru kaldığını anlatır.

Alıştırma

Gerçek bir olgudan sonra beklenmedik bir sonucu göstermek için although sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Although the road was icy, but the bus arrived on time.
  2. Although the road was icy, the bus arrived on time.
  3. The road was icy although, the bus arrived on time.
Cevabı göster

Although the road was icy, the bus arrived on time.

plagued by hyperinflation, Deyimler

4:03

hiperenflasyonla,

famine,

4:06

kıtlıkla,

and violence.

4:06

ve şiddetle boğuşuyor.

Deyimler

Plagued by: ciddi ve süregelen sorunlardan mustarip olmak

Plagued by ... ifadesi, the country ifadesinin durumuna ek bilgi veren bir geçmiş zaman ortacı grubudur. the country is plagued by ... biçiminde açılabilir. Burada plague mecazidir: hiperenflasyon, kıtlık ve şiddet, acıya yol açan ciddi ve süregelen sorunlardır. By, gerçek anlamda bir hastalığı değil, sıkıntının kaynaklarını belirtir.

Alıştırma

Ciddi bir sorundan sürekli ve tekrar tekrar etkilenmek anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The old system is ____ frequent outages.

Cevabı göster

plagued by

Independence has a romantic ring. Deyimler

4:08

Bağımsızlığın romantik bir tınısı vardır.

Deyimler

has a romantic ring: çekici bir izlenim

Bu cümlede has a romantic ring, bir şeyin “romantik ve çekici geldiği” veya “romantik bir izlenim yarattığı” anlamına gelir. Ring burada gerçek anlamda “yüzük” ya da “zil sesi” değildir; bir kelime veya fikrin duyulduğunda taşıyor gibi göründüğü niteliği ya da hissi anlatır. Bu ifade, bağımsızlık fikrinin kulağa nasıl geldiğini değerlendirir; bağımsızlığın gerçekte romantik olduğunu söylemez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp have a/an + sıfat + ring şeklindedir ve sıkça have a/an ... ring to it olarak da kullanılır.

Alıştırma

Konuşmacı “Independence has a romantic ring” derken neyi kastediyor?

  1. Bağımsızlığın romantik ilişkiler yarattığı kanıtlanmıştır.
  2. Bağımsızlık fikri romantik ve çekici geliyor.
  3. independence kelimesi bir zil gibi duyuluyor.
Cevabı göster

Bağımsızlık fikri romantik ve çekici geliyor.

Many sympathize with the demand for freedom, Kalıp ifadeler

4:11

Birçok kişi özgürlük talebine sempati duyuyor,

Kalıp ifadeler

sympathize with: tam destek vermeden anlayış gösterme

Sympathize with, bir kişiyi, duyguyu, davayı veya talebi anlamak ya da ona yönelik kaygıyı paylaşmak anlamına gelen sabit bir fiil-edat birleşimidir. Burada birçok kişi özgürlük arzusunu anlıyor. Bu ifade, her eylemi veya sonucu onayladığınızı söylemeden empatiyi ya da belli ölçüde uzlaşmayı gösterebilir. Nesne with sözcüğünden sonra gelir: sympathize with someone or something.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak sabit ifadeyi tamamlayın: I sympathize ____ your frustration, but I cannot approve the proposal.

Cevabı göster

with

but redrawing borders is dangerous

4:14

ancak sınırları yeniden çizmek tehlikelidir

and often causes as many problems as it solves. Dilbilgisi

4:16

ve çoğu zaman çözdüğü kadar çok soruna neden olur.

Dilbilgisi

as many problems as it solves: eşit sayıları karşılaştırma

as many problems as it solves ifadesinde as many + çoğul sayılabilen isim + as kalıbı iki sayıyı karşılaştırır ve eşit olduklarını belirtir. İlk as, many ile birlikte çalışır; ikinci as ise karşılaştırmanın diğer tarafını getirir. Burada sınırları yeniden çizmenin çoğu zaman çözdüğü sorun sayısı kadar soruna yol açtığı anlatılır. Bu eylem, yararları ve zararları birbirini dengeleyen bir seçim olarak sunulur; ancak yapı sorunların ciddiyetini değil, sayısını karşılaştırır.

Alıştırma

Eşit sayıları belirtmek için cümleyi as many ... as kalıbıyla tamamlayın: The new rule generated ____ complaints ____ it resolved.

Cevabı göster

as many · as