Peppa Pig İngilizce Bölümleri | Büyüyünce: Ay'a Yolculuk | Peppa Pig #: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
554 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Peppa başlangıçta uzayı sıkıcı ve gerçek dışı bulur, ancak ailesiyle yaptığı etkileşimli müze gezisi fikrini değiştirir. Temsili bir roket fırlatılışı, gezegenler ve yer çekimi hakkında bir açıklama, ardından Ay’daymış gibi zıplama deneyimi gelir. Hikâye, dükkândaki şakayla sona erer ve Peppa Ay’ın hem ilginç hem de lezzetli olduğuna karar verir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Should we go and see it? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Should we ...? yapısının gerçek anlamda bir zorunluluğu sormak yerine nazik ve kapsayıcı bir öneri sunabileceğini öğrenin. Bu tam soruyla birini sergiye gitmeye, bir şey izlemeye veya ortak bir etkinliğe katılmaya baskıcı görünmeden davet edebilirsiniz. 2. Does anyone know why — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Derslerde ve sunumlarda neden sorusu başlatmak için sık kullanılan bu çerçeveyi tanıyın. know sözcüğünden sonra why yan cümlesini doğal biçimde kurabilir ve bir gruptan sebep açıklamasını isteyebilirsiniz; rehber de zayıf Ay çekimiyle daha yükseğe zıplama arasındaki ilişkiyi anlatırken bunu yapar. 3. for a good cause. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bir satın alma, etkinlik veya bağıştan gelen paranın hayır işlerini ya da başka değerli bir amacı desteklediğini belirten kalıplaşmış ifadeyi anlayın. Böylece dükkândaki yüksek fiyata getirilen mizahi gerekçeyi yakalayabilir ve toplanan paranın nereye gideceğini açıklayabilirsiniz.

Bu derste

A trip to the moon. Kalıp ifadeler

0:05

Aya yolculuk.

Kalıp ifadeler

a trip to + yer: bir geziyi veya ziyareti adlandırmak

a trip to + yer yapısında trip, tek bir geziyi, ziyareti veya yolculuğu adlandıran sayılabilen bir isimdir; to ise varış yerini gösterir. trip kısa bir etkinlik için de kullanılabilir, bu yüzden mutlaka uzun bir tatil anlamına gelmez. Burada trip to the moon, etkinliği hayali bir Ay yolculuğu gibi sunar. Bu kalıp a trip to the museum, park, beach gibi başka varış yerleriyle de kullanılabilir.

Alıştırma

Sınıf gezisinin müzeye olduğunu anlatmak için cümleyi trip to ile tamamlayın: Our class is planning a ____ next week.

Cevabı göster

trip to the museum

It is a lovely sunny day.

0:07

Çok güzel, güneşli bir gün.

Peppa is playing with her bouncy ball.

0:10

Peppa zıp zıp topuyla oynuyor.

George and his friend Edmond Elephant

0:13

George ve arkadaşı Fil Edmond

are playing with their space toys.

0:15

uzay oyuncaklarıyla oynuyorlar.

George is pretending that Dilbilgisi

0:21

George zıp zıp topun

the bouncy ball is the moon.

0:22

ay olduğunu hayal ediyor.

Dilbilgisi

pretend that + yan cümle: hayal edilen durumu belirtmek

pretend that + yan cümle, bütün bir durum doğruymuş gibi davranmak anlamına gelir. that'ten sonra kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir: the bouncy ball is the moon. Bu cümlede that ile başlayan bölüm, George'un oyun sırasında tam olarak neyi gerçekmiş gibi düşündüğünü belirtir. Günlük İngilizce konuşmada that bazen atılabilir, ancak ardından gelen sözcükler yine tam bir yan cümle oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi pretend that kalıbının şimdiki zamanın sürekli biçimiyle tamamlayın: During the game, Mia is ____ the sofa is a boat.

Cevabı göster

pretending that

I was playing with that ball. Dilbilgisi

0:24

Ben o topla oynuyordum.

Dilbilgisi

was playing with: geçmişte devam etmekte olan bir eylem

“was playing” İngilizcede geçmişte devam eden zamanı gösterir: was + fiil-ing. Burada “play with”, bir şeyi kullanarak oynamak demektir. Bu yüzden “was playing with that ball”, top oynama eylemini geçmişte belirli bir anda zaten devam eden bir eylem olarak gösterir. Bu yapı, eylemi bitmiş bir olay olarak sunmak yerine arka plan bilgisi verir. Bu cümlede konuşanın topu o sırada zaten kullandığı yönündeki açıklamasını destekler. Genel olarak başka bir olay olduğunda birinin ne yapmakta olduğunu anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi play with ifadesinin geçmişte devam eden biçimiyle tamamlayın: When Mia came in, I ____ the toy train.

Cevabı göster

was playing with

Edmond's space toy has landed on Peppa's head. Kalıp ifadeler

0:28

Edmond'ın uzay oyuncağı Peppa'nın kafasına indi.

Kalıp ifadeler

has landed on: tamamlanmış bir iniş ve şimdiki sonucu

“land on + bir yüzey veya nesne”, aşağı inip o yüzeye ya da nesneye ulaşmak demektir. Burada land, ‘kara parçası’ anlamındaki isim değil, fiildir. Uzay oyuncağını gerçek bir uzay aracı gibi anlatmak, Peppa'nın başına düşmesini bir ‘iniş’ gibi gösterir. “has landed” present perfect yapısındadır: has + geçmiş zaman ortacı. İnişin tamamlandığını gösterir ve şimdiki sonuca odaklanır: oyuncak artık Peppa'nın başındadır.

Alıştırma

Cümleyi land on ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The paper plane ____ the shelf, and it is still there.

Cevabı göster

has landed on

This looks fun. Kalıp ifadeler

0:32

Bu eğlenceli görünüyor.

Kalıp ifadeler

looks fun: look + sıfat kullanımı

Bu cümlede looks, “... olduğu izlenimini verir” anlamındadır. Yapı özne + look + sıfat şeklindedir; fun, This’in verdiği izlenimi anlatır. Özne olan This tekil olduğu için look, looks biçimini alır. Bu yapıyı gördüğünüz bir şeye veya size sunulan bilgiye dayanarak hızlı bir değerlendirme yapmak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi look fiilinin doğru biçimi ve fun sıfatıyla tamamlayın: From the trailer, the new adventure game ____.

Cevabı göster

looks fun

Are you going to the moon?

0:34

Aya mı gidiyorsun?

It's just boring space stuff Ton ve niyet

0:35

Bunlar sadece bebekler için

for babies, Daddy.

0:38

sıkıcı uzay şeyleri, Baba.

Ton ve niyet

just boring space stuff for babies: bir şeyi çocukça diye küçümsemek

Bu sözcükler konuyu küçümseyip bir kenara itmek için birlikte çalışır. Just, onu önemsiz bir şeye indirger; boring olumsuz bir değerlendirme yapar; stuff ise uzayla ilgili şeyleri açıkça adlandırmak yerine belirsiz biçimde ifade eder. Buradaki for babies, yaşla ilgili tarafsız bir bilgi değildir. Konuyu çocukça ve konuşan kişiye göre değersiz gösterir. Bu bağlamda abartılı ret, konuşan kişinin aslında ilginç bulabileceği bir şeyle arasına mesafe koymasına da yardımcı olur.

Alıştırma

Just boring space stuff for babies burada nasıl bir tutum ifade ediyor?

  1. Konuşan kişi onu sıkıcı ve çocukça bularak küçümsüyor.
  2. Konuşan kişi uygun yaş grubu hakkında tarafsız bilgi veriyor.
  3. Konuşan kişi onu bebeklerin ebeveynlerine nazikçe öneriyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi onu sıkıcı ve çocukça bularak küçümsüyor.

It's not real.

0:39

Gerçek değil.

But space is real, Peppa.

0:41

Ama uzay gerçektir, Peppa.

And there are real rockets Dilbilgisi

0:43

Ve aya giden

that go to the moon.

0:45

gerçek roketler vardır.

Dilbilgisi

there are ... that ...: varlıkları tanıtma ve açıklama

Var olan ya da mevcut kişi ve nesneleri tanıtmak için there are + çoğul isim kullanılır. Bu cümlede there are, real rockets ifadesini tanıtır. that go to the moon ilgi cümleciği rockets sözcüğünü açıklar ve hangi roketlerin kastedildiğini belirtir. there are + çoğul isim + that + fiil kalıbıyla önce bir grup tanıtılır, ardından onu tanımlayan bir özellik veya işlev eklenir.

Alıştırma

Hangi cümlede there are + çoğul isim + that cümleciği doğru kullanılmıştır?

  1. There are buses that run all night.
  2. There is buses that run all night.
  3. There are buses that runs all night.
Cevabı göster

There are buses that run all night.

The museum has a show

0:46

Müzede tamamen ayla ilgili

all about the moon. Kalıp ifadeler

0:48

bir gösteri var.

Kalıp ifadeler

all about the moon: tek bir konuyu vurgulamak

all about the moon ifadesinde all, about sözcüğünün anlamını güçlendirir: serginin içeriği Ay'dan yalnızca söz etmek veya onunla bağlantılı olmak yerine doğrudan Ay'a odaklanır. Burada all nesneleri saymaz ve “her biri” anlamına gelmez. Bir programın, kitabın, dersin, yazının veya konuşmanın esas olarak ya da tamamen belirli bir konuya odaklandığını söylemek için all about + konu kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: This podcast is ____ life in the ocean.

Cevabı göster

all about

Should we go and see it? Ton ve niyet

0:49

Gidip görelim mi?

Ton ve niyet

Should we ...?: birlikte yapılacak bir şey için nazik öneri

Should we + fiilin yalın hâli...? konuşan ve dinleyen kişiyi birlikte kapsayan bir eylemi nazikçe önermek için kullanılır. Burada “Gidip görsek nasıl olur?” anlamındadır; bir zorunluluk olup olmadığını sormaz. Go and see it konuşmada doğal bir eylem sırası anlatır: önce o yere gidilir, ardından daha önce sözü edilen ve it ile gösterilen şeye bakılır.

Alıştırma

Konuşan kişiyi de kapsayan nazik bir öneri yapmak için Should we ile tamamlayın: ____ take a look at the map?

Cevabı göster

Should we

Yay!

0:51

Yaşasın!

Will we really have to go to the moon? Dilbilgisi

0:52

Gerçekten aya gitmemiz gerekecek mi?

Dilbilgisi

really have to go: gitmenin gerçekten gerekli olup olmadığını kaygıyla sormak

Have to + fiilin yalın hâli, bir kuraldan, plandan veya durumdan doğan gerekliliği anlatır. Have to önündeki really, bu gerekliliğin gerçek veya kaçınılmaz olup olmadığını sorar. Will we really have to go...? ifadesinde will, gerekliliği geleceğe taşır. Soru yalnızca gelecek hakkında bilgi istemez; kaygı, şaşkınlık veya isteksizlik de gösterebilir.

Alıştırma

Gerekli bir eylem hakkındaki soruyu really have to ile tamamlayın: Do we ____ leave before sunrise?

Cevabı göster

really have to

No, Peppa.

0:54

Hayır, Peppa.

We're not going to the moon.

0:55

Aya gitmiyoruz.

We're going to the museum.

0:57

Müzeye gidiyoruz.

Okay.

0:59

Tamam.

Here is the museum.

1:01

İşte müze.

Hello, everyone.

1:04

Herkese merhaba.

Have you come to see the moon show? Dilbilgisi

1:05

Ay gösterisini görmeye mi geldiniz?

Dilbilgisi

Have you come to see ...? ile ziyaret amacını sormak

Have you come to see + bir kişi, etkinlik veya turistik yer? o kişi ya da şeyin dinleyicinin ziyaret nedeni olup olmadığını sorar. Örnekte, ziyaretçilerin Ay sergisi için orada olup olmadığı doğrulanır. Have ... come, dinleyicinin gelişini tamamlanmış ama şu anla bağlantılı bir olay olarak göstermek için present perfect kullanır. To see amaç bildiren bir mastardır; bu nedenle come ve see sıralanan iki bağımsız eylem değildir.

Alıştırma

Yeni gelmiş bir ziyaretçinin amacını soran present perfect kalıbıyla danışma görevlisinin sorusunu tamamlayın: ____ the science exhibition?

Cevabı göster

Have you come to see

Yes, Miss Rabbit.

1:07

Evet, Bayan Tavşan.

Five tickets, please. Ton ve niyet

1:09

Beş bilet, lütfen.

Ton ve niyet

Five tickets, please. ile gişede kısa istekte bulunmak

Five tickets, please. hizmet alışverişinde kullanılan kısaltılmış bir istektir. I'd like five tickets, please ile uygulamada aynı anlama gelir, ancak durum eksik bırakılan sözcükleri açıkça anlaşılır hâle getirir. Kalıp miktar + ürün + please şeklindedir. Sayı five olduğu için sayılabilen isim çoğul olur: tickets. İfade fiil içermese de bilet gişesinde veya tezgahta eksiksiz ve doğal duyulur.

Alıştırma

Bilet gişesinde iki bilet istemek için kullanılan kısa ifadeyi tam olarak tamamlayın: ____, please.

Cevabı göster

Two tickets

There you are. Kalıp ifadeler

1:11

Buyurun.

Kalıp ifadeler

Bir şeyi uzatırken There you are.

There you are. birinin istediği şeyi ona uzatırken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada “Buyurun” veya “İstediğiniz şey burada” anlamına gelir; “Oradasınız” anlamına gelmez. Anlamı duruma göre belirlenir: konuşan kişi bilet, fiş, para üstü, yiyecek veya başka bir eşya verirken bunu söylüyorsa ifade teslimin tamamlandığını gösterir.

Alıştırma

Bir görevli müşteriye fişini uzatıyor. Bu teslim anını en doğal biçimde hangi cümle tamamlar?

  1. There are you.
  2. Where you are.
  3. There you are.
Cevabı göster

There you are.

Enjoy your trip to the moon. Ton ve niyet

1:12

Aya yolculuğunuzun tadını çıkarın.

Ton ve niyet

İyi dilek olarak Enjoy your trip to the moon.

Enjoy your + isim kalıbı, birinin güzel bir deneyim yaşamasını dileyen dostça bir ifadedir. Enjoy emir kipinde olsa da cümle bir emir değil, deneyimin başında söylenen sıcak bir uğurlama sözüdür. Buradaki trip to the moon, bir serginin kullandığı eğlenceli bir anlatımdır: ziyaret gerçek bir uzay uçuşu değil, Ay yolculuğu gibi sunulur. Aynı kalıp, farklı bir deneyimi adlandıran isimle yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Bir servis görevlisinin dostça dileğini Enjoy your + isim kalıbıyla tamamlayın: ____ meal!

Cevabı göster

Enjoy your

Oh, we really are Dilbilgisi

1:15

Oh, gerçekten de

going to the moon.

1:17

aya gidiyoruz.

Dilbilgisi

really are going: planın gerçek olduğunu güçlü biçimde doğrulama

we really are going ifadesinde are, burada planlanmış bir yolculuğu anlatan şimdiki zaman yapısını oluşturmak için going ile birleşir. Really, are fiilinden önce gelir ve tüm ifadenin doğru olduğunu vurgular: gerçekten gidiyoruz. Bu sıralama, şüpheli ya da şaşırtıcı görünen bir bilgiyi doğrulamak için sıkça kullanılır. Konuşan kişi yalnızca bir planı bildirmez; artık bunun gerçek olduğuna inandığını da gösterir.

Alıştırma

Maya'nın geziye katılacağı yönündeki şaşırtıcı haberi doğal biçimde doğrulayan cümle hangisidir?

  1. Maya really is joining the trip.
  2. Maya is really join the trip.
  3. Maya really joining is the trip.
Cevabı göster

Maya really is joining the trip.

No, Peppa.

1:18

Hayır, Peppa.

It's just pretend. Kelime

1:20

Sadece oyun.

Kelime

just pretend: bir şeyin gerçek olmadığını söylemek

It's just pretend cümlesinde pretend, durumu hayal ürünü ya da gerçek olmayan bir şey olarak tanımlar. is fiilinden sonra açıklayıcı bir tümleç görevi görür; birine “mış gibi yapma” eylemini yapmasını söylemez. Just burada “yalnızca” anlamına gelir ve cümleye rahatlatıcı bir ton katabilir: görülen şey oyunun ya da hayal gücünün bir parçasıdır, gerçekten yaşanmıyordur.

Alıştırma

Oyuncak ejderhanın gerçek olmadığını söyleyerek bir çocuğu doğal biçimde rahatlatan cümle hangisidir?

  1. The dragon is pretending you.
  2. The dragon just pretends.
  3. The dragon is just pretend.
Cevabı göster

The dragon is just pretend.

This way for our trip Ton ve niyet

1:21

Aya yolculuğumuz için

to the moon.

1:23

bu taraftan.

Ton ve niyet

This way for ...: insanları gösterilen yöne yönlendirmek

Bu cümlede This way, “gösterdiğim yönden gelin veya ilerleyin” anlamındadır. İnsanlara yol gösterirken kullanılan kısa bir yönlendirmedir; way burada bir yöntemi değil, fiziksel yönü veya yolu belirtir. This way for + etkinlik, gezi, varış noktası veya grup kalıbı, o yönden kimlerin gitmesi gerektiğini gösterir. Burada for our trip to the moon, Ay yolculuğuna katılanların bu tarafa gitmesi gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Bir görevli, ziyaretçileri bahçe turuna yönlendiriyor. Hangi cümle kısa ve doğal bir yönlendirmedir?

  1. This way for the garden tour.
  2. This way is the garden tour.
  3. This method for the garden tour.
Cevabı göster

This way for the garden tour.

Mr. Rabbit is the tour guide. Kültür

1:25

Bay Tavşan tur rehberi.

Kültür

the tour guide: turu yöneten ve açıklama yapan kişi

Tour guide, ziyaretçileri bir yerde gezdiren ve gördükleri şeyleri açıklayan kişidir. Örnekte the, Bay Rabbit'ın bu turda o göreve atanmış belirli kişi olduğunu gösterir. Burada guide bir kişiyi belirtir; rehber kitabı, talimatlar bütünü veya genel bir tavsiye anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir müzede tour guide ifadesini en iyi hangi seçenek tanımlar?

  1. Ziyaretçilere öncülük eden ve gördüklerini açıklayan kişi.
  2. Grubu takip eden bir ziyaretçi.
  3. Ziyaretçilere bilgi veren bir kitap.
Cevabı göster

Ziyaretçilere öncülük eden ve gördüklerini açıklayan kişi.

Three.

1:28

Üç.

Prepare for takeoff. Kültür

1:29

Kalkışa hazırlanın.

Kültür

Prepare for takeoff: kalkış talimatı

Prepare for + isim, yaklaşan bir olaya hazırlanmak anlamına gelir. Burada takeoff, bir uçağın ya da roketin yerden ayrıldığı anı anlatan ve bitişik yazılan bir isimdir. Bu kısa emir, kalkış öncesindeki resmî bir talimat gibi duyulur. Müzedeki canlandırılmış roket deneyiminde etkinliği gerçek bir görev gibi hissettirir.

Alıştırma

Yerden ayrılma anlamındaki bitişik yazılan İngilizce isimle standart uçuş talimatını tamamlayın: Prepare for ____.

Cevabı göster

takeoff

It's just pretend, isn't it? Dilbilgisi

1:31

Bu sadece oyun, değil mi?

Dilbilgisi

isn't it? ile onay istemek

isn't it?, olumlu It is just pretend ifadesine eklenen olumsuz bir soru takısıdır. is fiili ve it zamiri önceki ifadeyle uyumludur; sondaki soru ise olumsuz isn't biçimine geçer. Bu tür bir soru genellikle konuşanın zaten bir fikri olduğunu ve bunu doğrulatmak istediğini gösterir. Burada konuşan, bunun yalnızca oyun olduğuna inanır ve tamamen yeni bilgi istemek yerine içini rahatlatacak bir cevap arar.

Alıştırma

Soru takısını tamamlayın: This is your seat, ____?

Cevabı göster

isn't it

That's right, Peppa. Ton ve niyet

1:33

Doğru, Peppa.

Ton ve niyet

That's right: doğru bir cevabı onaylamak

That's right; bir cevabın, ifadenin veya tahminin doğru olduğunu onaylamak için kullanılan yaygın bir karşılıktır. Bu cümlede konuşan kişi Peppa'nın söylediğini onaylar ve ona adıyla seslenir. Burada right “doğru” anlamındadır; “sağ tarafta” anlamına gelmez. That's right ifadesini, başka biri konuştuktan sonra kullanabileceğiniz kalıp bir karşılık olarak öğrenin.

Alıştırma

Başka bir kişinin cevabının doğru olduğunu doğal biçimde onaylayan karşılık hangisidir?

  1. Turn right. Twelve divided by three is four.
  2. You're all right. Twelve divided by three is four.
  3. That's right. Twelve divided by three is four.
Cevabı göster

That's right. Twelve divided by three is four.

It's just pretend.

1:34

Sadece oyun.

Five,

1:36

Beş,

four,

1:37

dört,

three,

1:38

üç,

two,

1:39

iki,

one,

1:40

bir,

blast off. Kültür

1:42

fırlat.

Kültür

blast off: uzaya doğru fırlatılmak

Blast off, bir roketin veya uzay aracının fırlatılarak yerden yükselmesi ve uçuşuna başlaması demektir. Geri sayımdan sonra tek başına, kısa ve heyecanlı bir fırlatma çağrısı olarak da kullanılabilir. İki kelimeyi tek bir öbek fiil olarak anlayın. Burada blast, aracın patladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “uzaya doğru fırlatılmak” anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: After the countdown reaches zero, the rocket will ____.

Cevabı göster

blast off

We live on our planet. Kalıp ifadeler

1:45

Biz kendi gezegenimizde yaşıyoruz.

Kalıp ifadeler

live on + bir gezegen, bir ada veya bir çiftlik

live on + yer yapısında on, yeri bir yüzey olarak ya da İngilizcede geleneksel olarak on ile kullanılan bir alan olarak gösterir. Burada We live on our planet, insanların gezegenin yüzeyinde yaşadığı anlamına gelir. Aynı yapı live on Earth, live on an island ve live on a farm ifadelerinde de görülür. İngilizcedeki edat, başka bir dilde kullanılan edattan çok, o yerin İngilizcede geleneksel olarak nasıl düşünüldüğüne bağlıdır.

Alıştırma

Bir adada yaşamayı doğal bir edatla anlatan cümleyi seçin.

  1. Many animals live in this island.
  2. Many animals live at this island.
  3. Many animals live on this island.
Cevabı göster

Many animals live on this island.

Does anyone know what it is called? Dilbilgisi

1:47

Adının ne olduğunu bilen var mı?

Dilbilgisi

Does anyone know what it is called?: dolaylı soruda sözcük dizilişi

Does anyone know ...? bir gruba, cevabı bilen biri olup olmadığını sorar. İç içe geçmiş what it is called sorusu eksik bilginin ne olduğunu, yani şeyin adını belirtir. what it is called, know sözcüğünden sonra geldiği için düz cümle dizilişini kullanır: what + özne + fiil; yani what + it + is called. Dış cümle Does ile soru biçimini alır; içteki bölümde özne ile fiilin yeri değiştirilmez.

Alıştırma

Şimdiki zamandaki dolaylı soruyu tamamlamak için this tool ve is ifadelerini doğru sıraya koyun: Does anyone know what ____ called?

Cevabı göster

this tool is

The Earth.

1:50

Dünya.

That's right.

1:51

Doğru.

Oh, I'm a bit of an expert Kalıp ifadeler

1:52

Oh, ben uzay işlerinde

at space things.

1:54

biraz uzmanım.

Kalıp ifadeler

a bit of an expert at: kendini övmeyi yumuşatmak

a bit of an expert ifadesinde a bit of gerçek anlamda bir miktarı belirtmez. İddiayı yumuşatır: Konuşan kişi oldukça bilgili olduğunu söylerken rahat, alçakgönüllü veya şakacı bir özgüvenle konuşur. Yaygın kalıp a bit of an expert at + etkinlik ya da beceridir. Burada ifade şakacı bir biçimde at space things şeklinde genişletilmiştir; bir alanı veya konuyu dikkatli biçimde tanımlarken expert in ya da expert on genellikle daha kesindir.

Alıştırma

Kendini övme ifadesini yumuşatan ders kalıbıyla cümleyi tamamlayın: I'm ____ fixing flat tyres.

Cevabı göster

a bit of an expert at

There are seven other planets

1:56

Güneşimizin etrafında dönen

that go around our sun. Öbek fiiller

1:58

yedi gezegen daha var.

Öbek fiiller

go around: bir merkezin çevresindeki yolda hareket etmek

Go around + nesne, o nesneyi çevreleyen bir yol üzerinde hareket etmek demektir. Burada gezegenler Güneş'in çevresindeki yörüngeleri izler; bu yüzden go around, orbit anlamını günlük ve basit biçimde ifade eder. Bu ifade, uzay dışındaki durumlarda da merkezdeki bir nesnenin çevresinde hareket etmeyi anlatabilir. Tek başına olduğu yerde kendi etrafında dönmek anlamına gelmez; çevresel yolun türünü bağlam belirler.

Alıştırma

Cümleyi go around ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The moon ____ the Earth.

Cevabı göster

goes around

Does anyone know what they are called?

2:00

Adlarının ne olduğunu bilen var mı?

Uh, Mercury.

2:02

Ee, Merkür.

Oh, well done, Edmond. Ton ve niyet

2:04

Oh, aferin sana, Edmond.

Ton ve niyet

Well done: kalıplaşmış bir övgü ifadesi

Well done, doğru cevap veren, bir görevi tamamlayan veya iyi bir performans gösteren birini övmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Kişinin bir şeyi başarıyla yaptığını belirtir. Bu iki kelimeyi tek bir övgü kalıbı olarak düşünün. Done burada cümlenin ana fiili değildir. Well done, Edmond. örneğinde olduğu gibi ardından kişinin adı gelebilir.

Alıştırma

Övgüyü well done kullanarak tamamlayın: You got every answer right. ____!

Cevabı göster

Well done

Venus, Mars, Jupiter,

2:06

Venüs, Mars, Jüpiter,

Saturn, Neptune, Uranus.

2:09

Satürn, Neptün, Uranüs.

Edmond knows all about space. Kalıp ifadeler

2:12

Edmond uzayla ilgili her şeyi biliyor.

Kalıp ifadeler

Knows all about: bir konu hakkında geniş bilgi sahibi olmak

Know all about + bir konu, yalnızca tek bir bilgiyi bilmek değil, o konu hakkında çok bilgi sahibi olmak anlamına gelir. Geniş zamanda özne he, she veya tekil bir ad olduğunda knows all about kullanılır. Günlük konuşmada all anlamı güçlendirir ve çoğu zaman bir genellemedir. Genellikle kişinin her ayrıntıyı bildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Know all about ifadesini geniş zamanın doğru biçiminde kullanın: Leo ____ old maps.

Cevabı göster

knows all about

I'm a clever clogs. Deyimler

2:15

Ben bir bilmişim.

Deyimler

a clever clogs: Britanya İngilizcesinde şakacı övgü veya takılma

Clever clogs, Britanya İngilizcesinde zeki bir kişi için kullanılan şakacı ve gündelik bir adlandırmadır. Burada konuşan kişi kendisine a clever clogs diyerek çocuksu bir gurur gösteriyor. Söyleyiş tonuna göre ifade, kişinin gösteriş yaptığını veya her şeyi bildiğini sandığını da ima edebilir. Bu ifadede clogs gerçek anlamıyla bir ayakkabı türünü anlatmaz. Clever clogs, bir kişiyi belirten kalıplaşmış bir adlandırmadır; clogs -s ile bitse de ifade a alarak tek bir kişiyi gösterebilir.

Alıştırma

Clever clogs hangi durumda en doğal biçimde kullanılır?

  1. Bir yönetici, çalışanını öven resmî bir performans değerlendirmesi yazar.
  2. Bir bilim insanı bunu resmî bir akademik unvan olarak kullanır.
  3. Bir ebeveyn, bulmacayı çözen çocuğu şakacı biçimde över.
Cevabı göster

Bir ebeveyn, bulmacayı çözen çocuğu şakacı biçimde över.

Does anyone know what these planets are made of? Dilbilgisi

2:19

Bu gezegenlerin neyden yapıldığını bilen var mı?

Dilbilgisi

are made of: malzemeyi veya bileşimi sormak

Be made of + malzeme veya madde, bir şeyin nelerden oluştuğunu belirtir. Burada are, çoğul özne these planets ile uyumludur. Soru, gezegenlerin bileşimini sorar; onları kimin yaptığı veya nerede üretildikleriyle ilgili değildir. Does anyone know ifadesinden sonra gelen what these planets are made of bir dolaylı sorudur. Soru dizilişi olan are these planets yerine düz cümle dizilişi olan these planets are kullanılır. What, of sonrasında gelmesi beklenen bilinmeyen malzemeyi veya maddeyi temsil eder.

Alıştırma

Cümleyi be made of yapısının doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The sculpture ____ bronze.

Cevabı göster

is made of

They're made of cardboard.

2:22

Kartondan yapılmışlar.

These models are made of cardboard, Anlatım akışı

2:24

Bu maketler kartondan yapılmış,

but the real planets are made of rock

2:27

ama gerçek gezegenler kayadan,

and ice and gas.

2:29

buzdan ve gazdan yapılmıştır.

Anlatım akışı

These models are made of ... but the real planets are made of ...: modeller ile gerçek nesneleri karşılaştırma

Cümle iki paralel bilgiyi düzenler: sergilenen modellerin neden yapıldığı ve gerçek gezegenlerin neden oluştuğu. But, temsilden gerçek nesnelere geçildiğini ve bunların malzemelerinin farklı olduğunu gösterir. Tekrarlanan subject + be made of + material kalıbı, her malzemeyi doğru özneye bağlar. But duyulduğunda yeni özneyi belirleyin: cardboard, these models ile; rock, ice, and gas ise the real planets ile bağlantılıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir modelin malzemesiyle gerçek nesnenin malzemesini aynı kalıpla karşılaştırır?

  1. The museum model is made of foam, so the real boat is made of wood.
  2. The museum model is made of foam, but the real boat is made of wood.
  3. The museum model is made of foam, and the real boat is in the harbor.
Cevabı göster

The museum model is made of foam, but the real boat is made of wood.

But of course the moon Kültür

2:31

Ama tabii ki ay

is made of cheese.

2:32

peynirden yapılmıştır.

Kültür

the moon is made of cheese: bilinen saçma bir şaka

Ay'ın peynirden yapıldığı düşüncesi, İngilizce çocuk hikâyelerinde ve şakalarda bilinen eğlenceli bir hayaldir. Bu, astronomiyle ilgili bir açıklama değil, kasıtlı olarak saçma bir ifadedir. Burada of course, imkânsız bir ifadeyi herkes doğru olduğunu biliyormuş gibi sunar. Bu abartılı kesinlik, konuşanın şaka yaptığını gösterir.

Alıştırma

Bu eğlenceli bağlamda konuşan, “the moon is made of cheese” sözüyle büyük olasılıkla ne demek istiyor?

  1. Ay gerçekten peynirden yapılmıştır.
  2. Konuşan bilimsel bir gerçek belirtmiyor, bilinen saçma bir şakayı kullanıyor.
  3. Ay'da peynir üretilir.
Cevabı göster

Konuşan bilimsel bir gerçek belirtmiyor, bilinen saçma bir şakayı kullanıyor.

No, the moon is made of rock.

2:35

Hayır, ay kayadan yapılmıştır.

And this is a serious tour,

2:38

Ve bu ciddi bir tur,

so no jokes and no giggling. Ton ve niyet

2:39

o yüzden şaka ve kıkırdama yok.

Ton ve niyet

so no jokes and no giggling: gerekçeden yasağa geçmek

so, ilk bölümdeki gerekçeyi ardından gelen kurala bağlar. Turun ciddi olması nedeniyle konuşan kişi hangi davranışlara izin verilmediğini söyler. no + isim veya -ing biçimi kısa bir yasak bildirebilir. Buradaki no jokes and no giggling, “şaka yapmayın ve kıkırdamayın” anlamına gelir; ortada şaka ya da gülme olmadığını tarafsızca anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, önceki gerekçeye dayanan bir davranış kuralını so ile ifade ediyor?

  1. This is a quiet room because people enjoy loud games.
  2. This is a quiet room, so no shouting or running.
  3. This is a quiet room, but everyone is shouting and running.
Cevabı göster

This is a quiet room, so no shouting or running.

Here we are, on the moon. Kalıp ifadeler

2:43

İşte geldik, aydayız.

Kalıp ifadeler

Here we are: grubun vardığını bildirmek

Here we are, konuşan kişinin ve yanındaki insanların bir yere vardığını bildirmek için kullanılan yaygın bir konuşma kalıbıdır. Bu kullanımda “geldik” anlamına gelir. Ardından bir yer ifadesi gelebilir. Here we are, on the moon cümlesindeki on the moon, ulaşılan yeri belirtir.

Alıştırma

Arkadaşlarınızı bir kafeye götürüyorsunuz. Tüm grubun vardığını bildiren cümleyi tamamlayın: Here ____, at the café.

Cevabı göster

we are

It's a pretend moon, really,

2:46

Bu sahte bir ay aslında,

isn't it?

2:48

değil mi?

Yes.

2:49

Evet.

If this was the real moon, Dilbilgisi

2:50

Eğer bu gerçek ay olsaydı,

you could jump over my head.

2:52

kafamın üzerinden atlayabilirdin.

Dilbilgisi

If this was the real moon, you could ... ile gerçek dışı bir şimdiki zaman koşulu

If this was the real moon, gerçeklikten farklı, hayalî bir şimdiki zaman durumu kurar. You could jump over my head ise bu hayalî durumda mümkün olan sonucu belirtir. Yapı if + geçmiş zaman biçimi, ... could + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki was, gerçeklikten uzaklığı gösterir; durumu geçmiş zamana yerleştirmez.

Alıştırma

Bir maketin gerçek bir uzay gemisi olduğunu hayal ediyorsunuz. Gerçek dışı durumu ve hayal edilen sonucu hangi cümle anlatır?

  1. If this is a real spaceship, we can fly to Mars.
  2. If this was a real spaceship, we could fly to Mars.
  3. This was a real spaceship, so we flew to Mars.
Cevabı göster

If this was a real spaceship, we could fly to Mars.

Ooh.

2:54

Ooh.

Does anyone know why we can jump Dilbilgisi

2:55

Ayda neden bu kadar yükseğe

so high on the moon?

2:58

zıplayabildiğimizi bilen var mı?

Dilbilgisi

Does anyone know why ...? ve dolaylı soru söz dizimi

Does anyone know why ...? bir grupta nedeni bilen herhangi bir kişiyi açıklama yapmaya davet eder. Sınıfta veya tartışmada soruyu odadaki herkese yöneltmek için kullanışlıdır. Why sonrasındaki yan cümle, know fiilinden sonra yer alan dolaylı bir sorudur. Bu nedenle düz cümle söz dizimini kullanır: why we can jump; why can we jump değil. Baştaki Does anyone know zaten soru biçimini taşır.

Alıştırma

Know sonrasındaki dolaylı soruda doğru söz dizimini hangi cümle kullanıyor?

  1. Does anyone know why does the sky change colour at sunset?
  2. Does anyone know why the sky changes colour at sunset?
  3. Does anyone know why the sky change colour at sunset?
Cevabı göster

Does anyone know why the sky changes colour at sunset?

Gravity.

2:59

Yer çekimi.

Oh, that's right, Edmond.

3:00

Oh, bu doğru, Edmond.

Gravity is what keeps us Dilbilgisi

3:02

Yer çekimi bizi yerde

on the ground.

3:04

tutan şeydir.

Dilbilgisi

what keeps us on the ground: bir şeyi işleviyle tanımlamak

Bu cümlede what keeps us on the ground bir soru değildir. Tüm yan cümle “bizi yerde tutan şey veya güç” anlamına gelir ve gravity kavramını işleviyle tanımlamak için is fiilinden sonra gelir. A is what + fiil ... kalıbı, A'nın ne yaptığını veya neye yol açtığını söyleyerek A'yı tanımlar. Burada what, “... olan şey” anlamındadır; keeps ise yan cümlenin içindeki fiildir.

Alıştırma

Cümleyi what ve keep fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: A seat belt is ____ you safe in a car.

Cevabı göster

what keeps

It is weaker on the moon,

3:06

Ayda daha zayıftır,

so you can jump higher. Anlatım akışı

3:08

bu yüzden daha yükseğe zıplayabilirsiniz.

Anlatım akışı

so you can jump higher: sonuç belirtmek için so kullanmak

Bu cümlede so sonucu tanıtır: Ay'da yer çekimi daha zayıftır ve bunun sonucu olarak daha yükseğe zıplayabilirsin. Bilgi neden, so + sonuç şeklinde düzenlenmiştir. Weaker ve higher iki olguyu anlatır, ancak aralarındaki ilişkiyi so gösterir. Açıklamalarda so, konuşanın bir durumdan veya nedenden onun sonucuna geçtiğini gösteren bir işarettir.

Alıştırma

Hangi cümle mantıklı bir sonucu tanıtmak için so kullanıyor?

  1. The path was icy, so we walked slowly.
  2. The path was icy because we walked slowly.
  3. We walked slowly, so the path was icy.
Cevabı göster

The path was icy, so we walked slowly.

Ooh.

3:09

Ooh.

We can make you feel like you're jumping on the moon Dilbilgisi

3:10

Bilimin yardımıyla ayda zıplıyormuşsunuz gibi

with the help of science. Kalıp ifadeler

3:13

hissetmenizi sağlayabiliriz.

Dilbilgisi

make you feel like: yaşanıyormuş hissi yaratmak

Make + someone + feel like + yan cümle, bir kişide bir deneyim gerçekten yaşanıyormuş izlenimi yaratmak anlamına gelir. make'ten sonra kişi, ardından feel fiilinin yalın hâli gelir: make you feel; make you to feel değil. Burada you're jumping on the moon, canlandırılan deneyimi anlatır. Kişinin gerçekten Ay'da olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi make you feel like ile tamamlayın: This headset can ____ you're exploring an ancient city.

Cevabı göster

make you feel like

Kalıp ifadeler

with the help of science: sonucun arkasındaki desteği belirtmek

With the help of + isim, bir kişi, araç, fikir veya yöntemin bir sonucu mümkün ya da daha kolay hâle getiren destek sağladığını belirtir. Bu cümlede science, etkiyi oluşturmak için kullanılan bilimsel bilgi ve teknoloji anlamındadır. Doğrudan yardım eden bir kişi değil, soyut bir destek kaynağıdır.

Alıştırma

Cümleyi with the help of ile tamamlayın: Maya solved the puzzle ____ a clue from her friend.

Cevabı göster

with the help of

That sounds impressive. Kalıp ifadeler

3:16

Kulağa etkileyici geliyor.

Kalıp ifadeler

sounds impressive: sound + sıfat

That sounds impressive cümlesinde sounds, “duyduklarıma göre öyle görünüyor” anlamında bağlayıcı fiildir. “Ses çıkarıyor” anlamına gelmez. impressive sıfatı, konuşanın az önce sözü edilen şey hakkındaki olumlu değerlendirmesini verir. Duyduğunuz bir fikir, plan veya açıklamaya tepki verirken özne + sound/sounds + sıfat yapısını kullanın. that gibi tekil bir özneyle sounds, çoğul bir özneyle sound kullanılır.

Alıştırma

Bir arkadaşınızın iddialı planını dinledikten sonra hangi cümle planı doğal biçimde değerlendirir?

  1. Your plan sounds impress.
  2. Your plan sounds impressively.
  3. Your plan sounds impressive.
Cevabı göster

Your plan sounds impressive.

How do you do that? Ton ve niyet

3:18

Bunu nasıl yapıyorsunuz?

Ton ve niyet

How do you do that?: bir yöntemi sorma

How do you do that?, az önce sözü edilen veya gösterilen bir şeyi yapma yöntemini ya da adımlarını sorar. That, bu eyleme gönderme yapar. İlk do, soruyu oluşturan yardımcı fiildir. İkinci do ise “yapmak” anlamındaki ana fiildir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp How + do/does + özne + fiilin yalın hâli ...? şeklindedir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız bozuk parayı yok ediyor ve siz yöntemini sormak istiyorsunuz. Ne dersiniz?

  1. How do you do?
  2. How do you do that?
  3. Why do you do that?
Cevabı göster

How do you do that?

With big rubber bands.

3:19

Büyük lastik bantlarla.

Everyone is strapped into Mr. Rabbit's Öbek fiiller

3:22

Herkes Bay Tavşan'ın

anti-gravity rubber bands. Kelime

3:25

yer çekimi önleyici lastik bantlarına bağlandı.

Öbek fiiller

is strapped into: kayışlarla içine sabitlenmiş

Be strapped into, “bir koltuğun, emniyet donanımının veya aygıtın içine kayışlarla sabitlenmiş olmak” demektir. Buradaki is strapped, geniş zamanda edilgen yapıdır: everyone eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır; into ise kişileri tutan yeri veya donanımı belirtir. Bu kalıp çocuk koltuğu, eğlence aracı, uçak veya eğitim ekipmanı gibi güvenlik ve sabitleme durumlarını anlamaya yardımcı olur. Vurgu, kayışları kimin bağladığına değil, kişinin yerinde güvenli biçimde tutulmasına yapılır.

Alıştırma

Cümleyi strap into fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: During the simulation, each visitor ____ the moving seat.

Cevabı göster

is strapped into

Kelime

anti-gravity: anti- ön ekinin kullanımı

Anti-gravity, anti- ön eki ile gravity sözcüğünü birleştirir. Anti-, bir şeye karşı olma, ona karşı çıkma, onu önleme veya etkisini azaltma fikri verir; bu nedenle anti-gravity, yer çekiminin etkilerine karşı çalışmayı anlatır. Bu cümlede bileşik sıfat rubber bands ifadesini niteler. Burada bu söz, bir simülasyon düzeneğine verilmiş eğlenceli bir addır. Sıradan lastik bantların yer çekimini gerçekten ortadan kaldırabildiği iddia edilmez. Yeni bir anti- sözcüğü gördüğünüzde, neye karşı çıkıldığını veya neyin etkisinin azaltıldığını temel sözcükten çıkarabilirsiniz.

Alıştırma

anti-gravity rubber bands ifadesinde anti-gravity ne anlatır?

  1. Yer çekiminin etkilerine karşı çalışıyor gibi sunuluyorlar.
  2. Yer çekimi nedeniyle daha ağır hâle geliyorlar.
  3. Yer çekiminin gücünü ölçmek için kullanılıyorlar.
Cevabı göster

Yer çekiminin etkilerine karşı çalışıyor gibi sunuluyorlar.

Bouncing on the pretend moon is fun. Dilbilgisi

3:31

Sahte ayda zıplamak eğlenceli.

Dilbilgisi

Bouncing on the pretend moon is fun: özne görevinde bir -ing öbeği

“Bouncing on the pretend moon”, bir etkinliği adlandıran -ing biçimindeki bir isim-fiil öbeğidir. Öbeğin tamamı özne görevindedir; “is fun” ise bu etkinlik hakkında bir değerlendirme yapar. Özne tek bir etkinlik olarak ele alındığı için fiil çoğul “are” değil, tekil “is” olur. Buradaki “bouncing”, şimdiki zaman yapısının parçası değildir. Devam eden bir eylemi gösterecek “be” biçimi önünde bulunmaz. Bir etkinliği değerlendirmek için “Doing something is fun/easy/hard” kalıbını yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

swim in the sea sözlerini kullanarak cümleyi bir -ing öbeğiyle tamamlayın: ____ is fun.

Cevabı göster

Swimming in the sea

Say moon cheese. Kültür

3:34

"Ay peyniri" deyin.

Kültür

Say moon cheese: Say cheese fotoğraf sözünün Ay temalı hâli

“Say cheese”, fotoğraf çekilmeden hemen önce kullanılan tanıdık bir yönergedir. İngilizcede “cheese” derken ağız gülümsemeye benzer bir şekil alabilir; bu nedenle ifade insanlardan kameraya gülümsemelerini ister. Burada fotoğraf yönergesini Ay temasına uydurmak için “moon” eklenir. Bu yüzden bu cümledeki “moon cheese”, doğrudan bir yiyeceğin adı değil, eğlenceli bir kelime oyunudur. Ayrıca izleyiciyi daha sonra gelen Ay temalı ürün şakasına hazırlar.

Alıştırma

Say moon cheese bu fotoğraf sahnesinde ne işe yarıyor?

  1. Fotoğrafçıya fotoğraf çekmeyi bırakmasını söyler.
  2. Herkesten bir peynir türünün adını söylemesini ister.
  3. “Say cheese” fotoğraf yönergesini eğlenceli biçimde Ay temasına uyarlar.
Cevabı göster

“Say cheese” fotoğraf yönergesini eğlenceli biçimde Ay temasına uyarlar.

Moon cheese.

3:36

Ay peyniri.

And that is the end of the tour. Anlatım akışı

3:40

Ve turumuzun sonuna geldik.

Anlatım akışı

that is the end of the tour: bir etkinliği açıkça bitiren ifade

Bu cümlede that is the end of the tour, etkinliği açıkça bitiren bir kapanış ifadesidir. Rehber yalnızca bir bilgi vermekle kalmaz; turun tamamlandığını belirtir ve dinleyenlerin mevcut etkinliğin bittiğini anlamasını sağlar. that is the end of + etkinlik veya konu yapısı; ders, sunum ya da hikâye gibi düzenli bir bölümü kapatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir rehber bütün durakları tamamladı ve etkinliği açıkça bitirmek istiyor. Bu kapanış işlevini en iyi hangi cümle yerine getirir?

  1. And that is the end of the tour.
  2. And this is the next stop on the tour.
  3. And where does the tour end?
Cevabı göster

And that is the end of the tour.

Please walk this way. Ton ve niyet

3:43

Lütfen bu taraftan yürüyün.

Ton ve niyet

walk this way: birine yolu göstererek rehberlik etmek

Burada walk this way, “gösterdiğim yönde veya gösterdiğim rota boyunca ilerleyin” anlamına gelir. This way, görülen ya da işaret edilen bir yönü veya rotayı belirtir; yürüme biçimini anlatmaz. Please, yönergeyi nazik hâle getirir. Bu nedenle ziyaretçilere yol gösteren bir rehber veya görevli için uygundur.

Alıştırma

Bir müze rehberi ziyaretçileri çıkışa götürmek için koridoru işaret ediyor. En doğal yönerge hangisidir?

  1. Please choose your own route.
  2. Please walk like this.
  3. Please walk this way.
Cevabı göster

Please walk this way.

Are there trees on the moon?

3:44

Ayda ağaç var mı?

No.

3:46

Hayır.

Are there any cars on the moon? Dilbilgisi

3:47

Ayda hiç araba var mı?

Dilbilgisi

Are there any ...? ile bir şeylerin var olup olmadığını sormak

Are there any + çoğul isim ...? yapısını, o türden bir veya daha fazla şeyin var olup olmadığını ya da mevcut olup olmadığını sormak için kullanın. Bu soruda any kesin bir sayı sormaz; miktarı açık bırakır. Cars çoğul olduğu için Are there kullanılır. Sayılabilen tek bir şey için bunun yerine Is there a ...? kullanılır.

Alıştırma

Şimdiki zamandaki there be sorusunu tamamlayın: ____ any buses after midnight?

Cevabı göster

Are there

No.

3:49

Hayır.

Are there any moon shops?

3:50

Hiç ay dükkanı var mı?

No.

3:52

Hayır.

That would be silly. Dilbilgisi

3:53

Bu saçma olurdu.

Dilbilgisi

would be silly ile hayal edilen bir sonucu değerlendirmek

Would be + sıfat, hayal edilen, önerilen veya henüz gerçekleşmemiş bir durumun sonucunu değerlendirmek için kullanılır. Burada would, “bu gerçekleşseydi” gibi söylenmemiş bir koşula işaret eder; geçmiş zaman göstergesi değildir. That would be silly, hayal edilen fikrin saçma olacağı ya da pek mantıklı olmayacağı anlamına gelir.

Alıştırma

Hayal edilen bir fikirle ilgili yanıtı would kullanarak tamamlayın: That ____ silly.

Cevabı göster

would be

Welcome to the moon shop. Ton ve niyet

3:55

Ay dükkanına hoş geldiniz.

Ton ve niyet

Bir yeri veya etkinliği açarken kullanılan Welcome to ...

Welcome to + bir yer, etkinlik, ders veya program, biri geldiğinde ya da bir şey başladığında kullanılan kalıplaşmış bir karşılama ifadesidir. Bu cümlede ay dükkânını tanıtır ve dinleyiciyi orada karşılar. Buradaki welcome, Welcome to ... karşılamasının bir parçasıdır; popüler ya da memnuniyetle kabul edilmiş anlamına gelmez. Aynı kalıp Welcome to our show. gibi açılışlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Welcome ve gereken edatı kullanarak kalıplaşmış karşılamayı tamamlayın: ____ our museum!

Cevabı göster

Welcome to

We've got moon maps, moon books. Kalıp ifadeler

3:56

Ay haritalarımız, ay kitaplarımız var.

Kalıp ifadeler

Şimdiki sahipliği veya mevcut olmayı anlatan We've got

We've got, we have got ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Günlük Britanya İngilizcesinde have got çoğu zaman şu anki sahipliği veya mevcut olmayı anlatır. Bu nedenle We've got moon maps, Ay haritalarımız var ya da Burada Ay haritaları mevcut anlamına gelir. Yapısında have + got bulunsa da bu cümle bir şeyi edinme eyleminin tamamlanmasından söz etmez. Bir dükkânda We've got stokları, seçenekleri veya dükkânın sunabileceği şeyleri doğal biçimde tanıtır.

Alıştırma

Ekibinizin şu anda neye sahip olduğunu söylemek için dersteki konuşma dili kısaltmasını kullanın: ____ three extra chairs.

Cevabı göster

We've got

We've even got a picture of piggies Anlatım akışı

3:59

Hatta bir fille birlikte ayda olan

on the moon with an elephant.

4:01

domuzcukların bir resmi bile var.

Anlatım akışı

We've even got: Şaşırtıcı bir öğe eklemek

We've even got ifadesinde even, fotoğrafı şaşırtıcı bir ek öğe olarak gösterir: “Buna da sahibiz; belki bunu beklemiyordunuz.” We've, we have ifadesinin kısaltmasıdır; have got ise burada have, yani “sahip olmak” anlamındadır. Bir listede even sözcüğünü got sözcüğünden önce kullanmak, bilgiyi sıradan öğelerden daha dikkat çekici bir öğeye taşır. Even olmadan ifade yalnızca başka bir öğe ekler; even ile bu öğenin beklentinin ötesinde olduğu vurgulanır.

Alıştırma

Bir ev sahibi mutfak ve oyun odasından söz etti. Hangi cümle çatı bahçesini şaşırtıcı bir ek olanak gibi gösterir?

  1. We've even got a rooftop garden.
  2. We've got a rooftop garden.
  3. We've also got a rooftop garden.
Cevabı göster

We've even got a rooftop garden.

Look, there we are, jumping on the moon. Kalıp ifadeler

4:03

Bakın, işte oradayız, ayda zıplıyoruz.

Kalıp ifadeler

There we are: Bir resimde kendinizi ve grubunuzu göstermek

Bir resme bakarken there we are, “resimdeki kişiler biziz” anlamına gelir. There, resimde gösterilen yeri belirtir; we ise konuşan kişiyi ve yanındakileri kapsar. Ardından gelen jumping on the moon sözleri, resimdeki “biz”in ne yaptığını anlatır. Aynı kalıp bir sahnedeki başka kişileri göstermek için de kullanılabilir: There she is; there they are.

Alıştırma

Bir tatil fotoğrafında kendinizi ve ailenizi gördünüz. Hangi cümle duruma uygundur?

  1. There you are—here's your ticket.
  2. Here we are—we've finally reached the waterfall.
  3. Look at this photo—there we are beside the waterfall.
Cevabı göster

Look at this photo—there we are beside the waterfall.

We've got moon rock, too.

4:06

Ay şekeri de var.

It's got a picture of the moon

4:08

Tam ortasında baştan sona

all the way through the middle. Kalıp ifadeler

4:09

ay resmi var.

Kalıp ifadeler

all the way through: iç kısmı tamamen geçmek

All the way through, bir şeyin içinden geçerek bir tarafından ya da ucundan diğer tarafına veya ucuna kadar uzanmak demektir. Through, içeri girip iç kısmı geçme anlamını verir; all the way ise bunun yarıda kalmadan tamamen sürdüğünü vurgular. Burada ay resmi yalnızca yüzeyde ya da ortadaki tek bir noktada değildir; nesnenin ortasından boydan boya devam eder. Bu ifade bir deliği, çatlağı, tüneli veya sonuna kadar devam eden bir süreci de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir deliğin kapının bir tarafından diğer tarafına tamamen geçtiğini söyler?

  1. The hole goes all the way through the door.
  2. The hole goes all the way around the door.
  3. The hole goes halfway into the door.
Cevabı göster

The hole goes all the way through the door.

Ooh.

4:11

Ooh.

How about some real moon cheese? Ton ve niyet

4:12

Biraz gerçek ay peynirine ne dersiniz?

Ton ve niyet

How about some ...?: dostça bir teklifte bulunmak

How about some + isim? bir şeyi seçenek olarak sunar ve dinleyiciyi bunu nazikçe değerlendirmeye davet eder. Bu cümlede konuşan kişi ay peynirini öneriyor; bir şeyin nasıl yapılacağını sormuyor. Doğal bir karşılığı Would you like some ...? ifadesidir.

Alıştırma

Dostça öneriyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ fresh fruit?

Cevabı göster

How about some

How much is it, Miss Rabbit? Ton ve niyet

4:15

Ne kadar, Bayan Tavşan?

Ton ve niyet

How much is it? ile fiyat sormak

How much is it? daha önce sözü edilmiş veya her iki kişinin de görebildiği belirli bir şeyin fiyatını sormak için kullanılır. Bu yapıda how much para miktarını sorar, it ise o tek şeyi temsil eder. it yerine ürünün adını kullanabilirsiniz: How much is the ticket?

Alıştırma

Bir şapkayı gösteriyorsunuz. Fiyat sorusunu be fiilinin doğru biçimi ve it ile tamamlayın: How much ____?

Cevabı göster

is it

Five pounds, please. Kültür

4:17

Beş pound, lütfen.

Kültür

Five pounds: İngiliz para birimiyle bir fiyat

Bu İngiliz alışveriş konuşmasında five pounds, fiyatın £5 olduğu anlamına gelir. Pound, İngiliz para birimidir ve birden büyük miktarlarda normalde çoğul pounds kullanılır. Alım satım bağlamı, burada pounds sözcüğünün para anlamına geldiğini, pound adlı ağırlık birimini belirtmediğini gösterir.

Alıştırma

İngiliz para birimiyle verilen fiyatı doğru tekil veya çoğul biçimle tamamlayın: The ticket costs five ____.

Cevabı göster

pounds

Five pounds?

4:19

Beş pound mu?

It's all for a good cause. Deyimler

4:20

Hepsi iyi bir amaç için.

Deyimler

for a good cause: değerli bir amacı desteklemek

For a good cause, para, zaman veya emeğin bir hayır işini ya da desteklenmeye değer başka bir amacı desteklemek için kullanıldığını belirtir. Buradaki cause yalnızca bir neden değil, insanların desteklediği bir amaç veya girişimdir. It's all for a good cause cümlesinde bu ifade, paranın değerli bir işe yardım edeceğini açıklayarak fiyatı daha kabul edilebilir gösterir. Bağış toplama, bağış yapma ve gönüllü çalışma hakkında konuşurken de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi durum for a good cause ifadesine doğal olarak uyar?

  1. Okul satışından elde edilen para bir çocuk hastanesine yardım edecek.
  2. Trenin gecikmesinin nedeni şiddetli yağmurdu.
  3. Yalnızca rengini sevdiğim için daha pahalı bir telefon alıyorum.
Cevabı göster

Okul satışından elde edilen para bir çocuk hastanesine yardım edecek.

I like the moon now

4:23

Artık ayı seviyorum

because it's very interesting. Dilbilgisi

4:24

çünkü çok ilginç.

Dilbilgisi

because it's very interesting: bir tercihin nedenini açıklamak

Because, önceki ifadenin nedenini belirtir. Bu cümlede because it's very interesting, konuşanın Ay'ı artık neden sevdiğini açıklar ve yeni görüşü gerekçesine bağlar. Tekrar kullanılabilecek yapı I like + şey + because + özne + fiil şeklindedir. Because sonrasında tam bir yan cümle kullanılır. Burada it's, it is ifadesinin kısaltmasıdır; bu yüzden it's very interesting hem özne hem de fiil içerir.

Alıştırma

It is ifadesinin kısaltmasını kullanarak neden bildiren kısmı tamamlayın: I like this science show ____ interesting.

Cevabı göster

because it's

Hmm.

4:27

Hımm.

And very tasty. Anlatım akışı

4:28

Ve çok lezzetli.

Anlatım akışı

And very tasty. ile eksiltili ek bilgi

Bu bağlamda And very tasty. tek başına tam bir cümlecik değildir. And bu parçayı önceki düşünceye bağlar ve bir bilgi daha eklendiğini gösterir: daha önce söz edilen şeyin tadı da çok güzeldir. Özne ve be fiilinin bir biçimi bağlamdan anlaşılabildiği için söylenmez; tam ifade yaklaşık olarak And it is very tasty. olur. Bu kısa sonradan ekleme, bir değerlendirmeyi hızla ekler ve son ayrıntıya daha fazla etki kazandırır.

Alıştırma

Hangi seçenek ikinci bir değerlendirmeyi kısa ve eksiltili bir eklemeyle doğal biçimde verir?

  1. The soup is warm. And it very tasty.
  2. The soup is warm. Because very tasty.
  3. The soup is warm. And very tasty.
Cevabı göster

The soup is warm. And very tasty.