Tuvalet Elleri! | Tina - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
273 kelime 168 kel/dk

Video özeti: Tina’yı dışarı çıkarma çabası, kötü kokusu ve dökülen dişleri banyo yapmamanın ve diş fırçalamamanın sonuçlarını ortaya koyunca bir hijyen dersine dönüşür. Çocuklar, meşgul bir ebeveyn bazen açıklama yapmak yerine otoritesine başvursa da evdeki kuralların gerçek nedenleri olduğunu anlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. kicks like a mule. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu canlı hayvan benzetmesini katırdan gerçekten söz etmek olarak değil, birinin son derece sert tekme attığını anlatan bir ifade olarak anlayacaksınız. Günlük İngilizcede fiziksel hareketleri göz önünde canlandırmak için abartılı karşılaştırmaların nasıl kullanıldığını da fark edebileceksiniz. 2. When was the last time — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir eylemin en son ne zaman gerçekleştiğini sormak için bu kalıbı kullanabilir ve sorunun çoğu zaman o eylemin gereğinden uzun süredir ihmal edildiğini ima ettiğini anlayabilirsiniz. Kalıbı hijyen, sağlık, iş ve başka rutin durumlara doğal biçimde uyarlayabilirsiniz. 3. "Because I said so." — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bunu gerçek bir açıklama sunmak yerine otoriteye dayanarak tartışmayı bitiren bir yanıt olarak tanıyacaksınız. Böylece because ile başlayan bir cümle anlamlı bir gerekçe vermediğinde konuşanın tutumunu ve taraflar arasındaki güç ilişkisini yorumlayabilirsiniz.

Bu derste

Get off! Öbek fiiller

0:00

İn artık!

Öbek fiiller

Get off!: istenmeyen fiziksel teması sona erdirme emri

Bu sahnede Get off!, birine konuşan kişiyi bastırmayı, tutmayı veya ona dokunmayı bırakıp uzaklaşmasını söyleyen sert bir emirdir. Burada off, bir kişiyle ya da yüzeyle temasın kesilmesini anlatır; bir şeyin kapatılması anlamına gelmez. Tam olarak hangi hareketin istendiği bağlama bağlıdır. Aynı öbek fiil, birine bir yüzeyden veya araçtan inmesini de söyleyebilir; ancak bu sahnede fiziksel temasın sona erdirilmesini ifade eder.

Alıştırma

Biri konuşan kişiyi yere bastırıyor. Get off! ne anlama gelir?

  1. Yaklaş ve beni tut.
  2. Bana dokunmayı veya üzerime baskı yapmayı bırak ve uzaklaş.
  3. Makineyi kapat.
Cevabı göster

Bana dokunmayı veya üzerime baskı yapmayı bırak ve uzaklaş.

Hey,

0:01

Hey,

Tina.

0:01

Tina.

I've got her. Kalıp ifadeler

0:02

Onu yakaladım.

Kalıp ifadeler

I've got her.: 'Onu yakaladım' anlamında

Bu hareketli sahnede I've got her., konuşan kişinin onu başarıyla yakaladığını ve şimdi tuttuğunu ya da kontrol altında bulundurduğunu ifade eder. Cümle mevcut bir sonucu bildirir: o anda kadın konuşan kişinin elinden kaçamaz. Have got + person her zaman sahiplik ifade etmez. Anlamı bağlamdan gelir; bir kovalamaca, kurtarma veya boğuşma sırasında birinin yakalandığı, tutulduğu ya da güvenli biçimde kontrol altına alındığı anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bir boğuşma sırasında I've got her. büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Onu yakaladım ve tutuyorum.
  2. Ondan bir mesaj aldım.
  3. O bana ait.
Cevabı göster

Onu yakaladım ve tutuyorum.

I've got her.

0:03

Onu yakaladım.

Hold her down. Öbek fiiller

0:04

Aşağıda tut onu.

Öbek fiiller

Hold her down: hold + zamir + down

Burada hold her down, fiziksel güç kullanarak onu alçak ve kontrol altında bir konumda tutmak, böylece ayağa kalkmasını veya kurtulmasını engellemek demektir. Down yalnızca yere doğru hareketi değil, ortaya çıkan kontrol altındaki durumu anlatır. Hold down ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne her, him veya it gibi bir zamirse zamiri fiil ile parçacığın arasına koyun: hold her down denir, hold down her denmez.

Alıştırma

hold ... down yapısıyla emri tamamlayın ve it zamirini doğru yere koyun: The lid keeps lifting. ____ while I lock the case.

Cevabı göster

Hold it down

Hey,

0:05

Hey,

let go of Tina. Kalıp ifadeler

0:05

Tina'yı bırak.

Kalıp ifadeler

let go of + nesne

Let go of, bir kişiyi veya nesneyi tutmayı ya da kavramayı bırakmak demektir. Burada Tina'nın bırakılmasını isteyen bir emirdir. Of edatı, ifadeyi nesnesi Tina'ya bağlar. Belirli bir nesne söylendiğinde of zorunlu yapının bir parçasıdır: let go of Tina denir, let go Tina denmez.

Alıştırma

Sabit yapıyı tamamlayın: Please let go ____ my sleeve.

Cevabı göster

of

Get her legs.

0:06

Bacaklarını tut.

I'm trying.

0:07

Deniyorum.

She kicks like a mule. Deyimler

0:08

Katır gibi tekme atıyor.

Deyimler

kicks like a mule: güçlü tekmeyi anlatan hayvan benzetmesi

kicks like a mule ifadesinde like, canlı ve abartılı bir karşılaştırma kurar. Katır güçlü tekmeleriyle bilinir; bu nedenle ifade onun çok sert tekme attığı anlamına gelir. Gerçek anlamda bir katır olduğunu söylemez. Aktarılabilir fiil + like + kişi, hayvan veya nesne kalıbı, bir hareketin yapılma biçimini tanıdık bir görüntüyle karşılaştırır. Buradaki ortak özellik güçtür.

Alıştırma

“She kicks like a mule.” burada ne anlama geliyor?

  1. Tekmeleri son derece güçlü.
  2. Gerçek bir katıra tekme atıyor.
  3. Bir katırla aynı şekilde yürüyor.
Cevabı göster

Tekmeleri son derece güçlü.

Shoo!

0:10

Huş!

Woah.

0:11

Vay canına.

Bingo!

0:11

Bingo!

use your toilet hands. Kelime

0:11

tuvalet ellerini kullan.

Kelime

toilet hands: kirli sayılan ellere takılan çocuksu bir etiket

Toilet hands yerleşik ve standart bir ifade değildir. Burada toilet ismi, geçici bir etiket oluşturmak için hands sözcüğünün önüne getirilir: eller kirli, tuvalete temas ettiği için pislenmiş ya da sadece iğrençmiş gibi sunulur. Bu doğaçlama isim + isim etiketi bağlama dayanır. Çocuksu gelir ve alaycı ya da aşağılayıcı bir tiksinti taşır; bu yüzden amaçlanan etki, sözcüklerin bire bir sözlük anlamından daha önemlidir.

Alıştırma

Bu cümlede toilet hands ne anlama geliyor?

  1. Bir banyo aracının resmî adı.
  2. Tuvaletleri temizleyen veya onaran eller için standart bir terim.
  3. Kirli ya da iğrenç sayılan ellere takılan şakacı ama aşağılayıcı bir etiket.
Cevabı göster

Kirli ya da iğrenç sayılan ellere takılan şakacı ama aşağılayıcı bir etiket.

Toilet hands.

0:13

Tuvalet elleri.

Get out of here, you little grub. Notlar

0:15

Defol buradan, seni küçük pislik.

Kalıp ifadeler

Gitme emri olarak Get out of here

Get out of here, birine konuşanın bulunduğu yeri terk etmesini söyleyen bir emir cümlesidir. Bu cümlede şaşkınlık anlatmıyor; gerçekten uzaklaşma emri veriyor. İngilizce emir cümlelerinde özne olan you genellikle söylenmez. Get fiilin temel biçimindedir ve out of here konuşanın bulunduğu yerden uzaklaşma yönünü gösterir. Ses tonu emri ciddi, öfkeli ya da şakacı bir kovma sözü hâline getirebilir; bu yüzden hareketlere ve kişiler arasındaki ilişkiye bakmak gerekir.

Alıştırma

Get out of here hangi durumda örnektekiyle aynı anlama gelir?

  1. Bir arkadaş şaşırtıcı bir habere inanamayarak tepki verir.
  2. Bir güvenlik görevlisi çıkışı gösterip izinsiz giren kişiye gitmesini emreder.
  3. Bir ev sahibi misafirinden yaklaşmasını ister.
Cevabı göster

Bir güvenlik görevlisi çıkışı gösterip izinsiz giren kişiye gitmesini emreder.

Kelime

Kirli biri için alaycı bir hakaret olarak you little grub

you little grub ifadesindeki grub, kirli veya pasaklı bir kişiye, çoğu zaman bir çocuğa verilen, daha çok İngiliz İngilizcesinde kullanılan gayriresmî bir addır. Burada hafif hakaret içeren, alaycı bir hitaptır ve yaklaşık olarak “seni küçük pasaklı” demektir; böcek larvası anlamında kullanılmamıştır. you little + isim hitap kalıbında little, kişinin genç veya küçük olduğunu gösterebilir ve azarlamaya tanıdık, alaycı bir hava da katabilir. Ancak grub sözcüğünü tarafsız hâle getirmez; konuşan kişi hâlâ tiksinti veya hoşnutsuzluk gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede you little grub ne anlama geliyor?

  1. Küçük bir çocuğa yönelik saygılı bir unvan.
  2. Kirli veya pasaklı bir kişiye yönelik alaycı ve olumsuz bir ad.
  3. Bir böcek larvasına yapılan gerçek anlamlı bir gönderme.
Cevabı göster

Kirli veya pasaklı bir kişiye yönelik alaycı ve olumsuz bir ad.

Why does Tina stink so bad? Kelime

0:17

Tina neden bu kadar kötü kokuyor?

Kelime

stink so bad: kötü koku hakkında doğrudan bir şikâyet

Burada stink, “çok rahatsız edici bir koku yaymak” anlamına gelir. Fiilin kendisi olumsuz bir değerlendirme içerdiği için soru, tarafsız bir gözlemden çok doğrudan bir şikâyet gibi duyulur. So bad burada derece bildiren gündelik bir ifadedir ve yaklaşık olarak so badly ya da so much anlamına gelir. İfadenin tamamı, Tina’nın çok güçlü ve rahatsız edici koktuğunu söyler.

Alıştırma

Rahatsız edici bir kokudan en doğrudan ve gündelik biçimde şikâyet eden yorum hangisidir?

  1. Your shoes have a noticeable smell.
  2. Your shoes smell of leather.
  3. Your shoes stink so bad.
Cevabı göster

Your shoes stink so bad.

Quick,

0:19

Çabuk,

let's get her outside. Dilbilgisi

0:19

onu dışarı çıkaralım.

Dilbilgisi

get her outside: get + nesne + yer yapısı

Get her outside, get + nesne + yer yapısını izler: get + her + outside. Burada onu götürerek, yönlendirerek veya ikna ederek dışarı çıkmasını sağlamak ya da dışarı çıkmasına yardım etmek anlamına gelir. Bu yapıda get, “elde etmek” anlamına gelmez. Yapı, kişinin ya da şeyin bir yere veya duruma ulaşması sonucuna odaklanır; kesin yöntemi ise bağlam gösterir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi get, the children ve inside kullanarak tamamlayın: It is starting to rain, so let's ____.

Cevabı göster

get the children inside

She weighs a ton. Deyimler

0:23

Tonlarca ağırlıkta.

Deyimler

weighs a ton: aşırı ağırlığı anlatan bir abartı

Bu cümlede weighs a ton, “aşırı ağır” anlamına gelen gündelik bir abartıdır. Onu taşımanın ne kadar zor olduğunu vurgular; ölçülen ağırlığının tam olarak bir ton olduğunu söylemez. Aynı kalıp nesneler için de kullanılabilir: bir şey weighs a ton ise şaşırtıcı derecede ağırdır veya taşınması çok zordur. Yalnızca bağlam gerçek bir ölçüm veriyorsa kelimesi kelimesine yorumlayın.

Alıştırma

Burada öğretilen abartıyla cümleyi tamamlayın: I can barely lift this suitcase because it ____.

Cevabı göster

weighs a ton

She's a lot of woman. Deyimler

0:25

Oldukça iri bir kadın.

Deyimler

a lot of woman: beden büyüklüğü veya duruş hakkında riskli bir şaka

Burada a lot of woman, tek bir kadını fiziksel olarak iri gösteren, alışılmadık ve şakacı bir ifadedir. She weighs a ton cümlesinden sonra geldiği için konuşan kişi onun ağır ve taşınması zor olduğunu vurgulamaktadır. Bu, sıradan a lot of + çoğul isim miktar kalıbı değildir; dolayısıyla “çok sayıda kadın” anlamına gelmez. Tekil woman ismi, sanki kadın büyük veya heybetli miktarda “woman” temsil ediyormuş gibi değerlendirici biçimde kullanılır. Başka bir bağlamda ifade duruşu, gücü veya kişiliği gösterebilir; ancak burada esas olarak beden büyüklüğü ve ağırlığı anlatır.

Alıştırma

Değerlendirme: Resmî bir toplantıda, iyi tanımadığınız bir iş arkadaşınızı “She's a lot of woman.” diyerek tanıtmak tarafsız ve uygun mudur?

  1. Uygun ve tarafsız
  2. Uygunsuz ve riskli
Cevabı göster

Uygunsuz ve riskli

Get her in the car.

0:26

Onu arabaya bindir.

You didn't see anything. Ton ve niyet

0:33

Siz hiçbir şey görmediniz.

Ton ve niyet

You didn't see anything ifadesinin susmaya zorlayan bir emir olarak kullanımı

Dil bilgisi açısından You didn't see anything. geçmişle ilgili olumsuz bir bildirimdir. Ancak bu sahnede konuşan kişi, dinleyenin ne gördüğünü kontrol etmiyor. Dinleyene hangi olay anlatımını tekrarlaması gerektiğini söylüyor: hiçbir şey görmemiş gibi davranmasını ve olanları açıklamamasını istiyor. Bağlam ve ton beklenen davranışı açıkça gösterdiğinde bir bildirim cümlesi emir görevi görebilir. Burada geçmiş zaman, cevabın önceden belirlenmiş gibi duyulmasını sağlar ve baskıyı artırır.

Alıştırma

Birinin az önce gizli bir olaya tanık olduğu sahnede You didn't see anything. büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Hiçbir şey görmemiş gibi davran ve kimseye söyleme.
  2. O sırada gözlerin iyi görmüyordu.
  3. Tam olarak ne gördüğünü anlat.
Cevabı göster

Hiçbir şey görmemiş gibi davran ve kimseye söyleme.

Tina,

0:35

Tina,

use your karate.

0:36

karateni kullan.

What?

0:37

Ne?

You're on your own. Deyimler

0:38

Kendi başınasın.

Deyimler

You're on your own: bir işi yardım almadan halletmek

On your own, başka birinin yardımı veya desteği olmadan anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. You're on your own. cümlesinde konuşan kişi, dinleyenin durumla bağımsız olarak başa çıkması gerektiğini söyler. Amaç bağımsızlık olduğunda ifade tarafsız veya olumlu olabilir. Ancak bu bağlamda desteğin geri çekildiğini belirtir: benden yardım bekleme.

Alıştırma

Bir rehber, “After this checkpoint, you're on your own.” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Büyük bir ekiple devam edeceksin.
  2. Rehberin yardımı olmadan devam etmen gerekecek.
  3. Artık kontrol noktası sana ait.
Cevabı göster

Rehberin yardımı olmadan devam etmen gerekecek.

Yes.

0:39

Evet.

Uh Tina,

0:40

Uh Tina,

come on. Ton ve niyet

0:41

hadi ama.

Ton ve niyet

İş birliği istemek için come on

Burada come on, karşı tarafın direnmeyi ya da gerginliği artırmayı bırakıp iş birliği yapmasına yönelik bir çağrıdır. “Lütfen”, “mantıklı ol” veya “benimle iş birliği yap” anlamına yakındır; konuşana doğru gelme emri değildir. Come on, konuşmada farklı işlevler üstlenebilen esnek bir ifadedir. Bağlama ve tonlamaya göre birini harekete geçmeye zorlayabilir, cesaretlendirebilir, itiraz edebilir veya inanmazlık gösterebilir. Bu sakinleştirme bağlamında ikna etmek ve gerginliği azaltmak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede come on sakin biçimde iş birliği istemek için kullanılmıştır?

  1. Come on, we can solve this without arguing.
  2. The hallway lights come on at midnight.
  3. The new actors come on after the music starts.
Cevabı göster

Come on, we can solve this without arguing.

Let's just talk about this. Ton ve niyet

0:41

Bunu sadece konuşalım.

Ton ve niyet

Let's just talk about this: just ile öneriyi yumuşatma

Let's + fiil, konuşanın ve dinleyenin birlikte yapacağı bir eylemi önerir. Burada durumu çatışmadan uzaklaştırıp konuşmaya yönlendirir. Burada just, “az önce” veya “adil” anlamına gelmez. Konuşmayı basit ve baskısı düşük tek bir adım olarak sunar; böylece öneri daha uzlaşmacı duyulur: daha saldırgan veya karmaşık bir şey yapmak yerine konuşmak.

Alıştırma

“Let's just talk about this” cümlesinde just ne işe yarar?

  1. Tartışmanın ahlaki açıdan adil olduğu anlamına gelir.
  2. Konuşmanın az önce gerçekleştiğini söyler.
  3. Konuşmayı basit ve daha düşük baskılı bir sonraki adım olarak sunar.
Cevabı göster

Konuşmayı basit ve daha düşük baskılı bir sonraki adım olarak sunar.

Get him, Tina!

0:43

Onu yakala, Tina!

Hey, easy, easy. Ton ve niyet

0:45

Hey, yavaş, yavaş.

Ton ve niyet

easy, easy.: Daha yavaş veya sakin olma uyarısı

Hey, easy, easy. cümlesindeki easy, “yavaşla”, “nazik ol” veya “sakinleş” anlamına gelen kısa bir sözlü uyarıdır. Karşıdaki kişinin hareketinin ya da duygusunun şiddetini azaltır; bir şeyin kolay olduğunu anlatmaz. easy sözcüğünü tekrarlamak müdahaleyi daha acil hâle getirirken yatıştırıcı tonu korur. Konuşanın daha az güç, daha yavaş hareket veya daha az öfke isteyip istemediğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Sert bir fiziksel etkileşimde Easy, easy. büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Olabildiğince çabuk bitir.
  2. Daha az güç kullan ve sakinleş.
  3. Bu görev kolaydır.
Cevabı göster

Daha az güç kullan ve sakinleş.

Tapping out. Öbek fiiller

0:47

Pes ediyorum.

Öbek fiiller

Tapping out.: Teslim olmak veya bırakmak

Buradaki Tapping out., I’m tapping out cümlesinin eksiltili biçimidir ve “pes ediyorum; dur” anlamına gelir. Dövüş sporlarında veya güreşte kişi, teslim olduğunu belirtmek için rakibine ya da mindere eliyle vurur. Dövüş dışında tap out, artık dayanamadığı için bir mücadeleyi bırakmak veya katılımı sonlandırmak anlamına gelebilir. Ortak fikir, çoğunlukla kendi sınırına ulaştıktan sonra denemeyi gönüllü olarak bitirmektir.

Alıştırma

Cümleyi, dövüş sporlarından gelen ve “sınırıma ulaştığım için bırakıyorum” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: This workout is too much for me. I'm ____.

Cevabı göster

tapping out

Tapping out.

0:48

Pes ediyorum.

Okay, okay.

0:49

Tamam, tamam.

We give up. Öbek fiiller

0:50

Pes ediyoruz.

Öbek fiiller

give up: direnmeyi bırakıp yenilgiyi kabul etmek

We give up. cümlesindeki give up, “direnmeyi bırakıp yenilgiyi kabul etmek” anlamına gelir. Konuşanlar yarışmayı ya da mücadeleyi sürdürmeyeceklerini söylüyorlar. Give up bir öbek fiildir; bu yüzden give sözcüğü “birine bir şey vermek” şeklinde kelimesi kelimesine yorumlanmaz. Başka bağlamlarda give up, denemeyi veya bir şeyi yapmayı bırakmak anlamına gelebilir; ancak buradaki durum ona “pes etmek” anlamını verir.

Alıştırma

“Direnmeyi bırakıp yenilgiyi kabul etmek” anlamındaki bu dersin öbek fiiliyle cümleyi tamamlayın: We cannot win this round. We ____.

Cevabı göster

give up

You win.

0:51

Sen kazandın.

Hooray!

0:52

Yaşasın!

High five! Kültür

0:53

Çak bir beşlik!

Kültür

High five!: avuçları çarpıştırarak kutlama daveti

High five!, iki kişinin birer elini kaldırıp açık avuçlarını birbirine vurduğu hareketin adıdır. Genellikle başarıyı kutlamak, aynı fikirde olduğunu göstermek veya heyecanı paylaşmak için kullanılır. High five! tek başına söylendiğinde genellikle karşıdaki kişiyi bu hareketi yapmaya davet eder. Five, kaldırılan eldeki beş parmağı belirtir; bir puan veya değerlendirme değildir.

Alıştırma

Bir kişi gülümseyip açık elini kaldırıyor ve “High five!” diyor. Büyük olasılıkla sizi ne yapmaya davet ediyor?

  1. Sonuca on üzerinden beş puan vermek.
  2. Beş ayrı nesneyi havaya kaldırmak.
  3. Kutlamak için kendi avucunuzu onun kaldırdığı avuca vurmak.
Cevabı göster

Kutlamak için kendi avucunuzu onun kaldırdığı avuca vurmak.

Ew! Bingo!

0:55

Iyy, Bingo!

Oh, Tina.

0:56

Oh, Tina.

I'm sorry, but you stink. Ton ve niyet

0:57

Üzgünüm ama çok kokuyorsun.

Ton ve niyet

Hoş karşılanmayacak bir yorumu yumuşatmak için I'm sorry, but ...

Burada “I'm sorry, but”, daha önce yapılmış bir hata için özür dilemekten çok, hoş karşılanmayacak veya eleştirel bir yorumun geleceğini belirtir ve dinleyeni biraz hazırlar. Bu kalıp bir görüş ayrılığını, reddi, kötü haberi veya eleştiriyi anlatmaya başlamak için kullanılabilir. Girişi yumuşatır, ancak tüm cümlenin ne kadar kibar ya da incitici olacağını yine but sonrasındaki sözler belirler.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir davranış için özür dilemek yerine “I'm sorry, but” ifadesiyle bir reddi yumuşatır?

  1. I'm sorry that I broke your cup.
  2. I'm sorry, but I can't come tonight.
  3. I'm sorry for arriving late.
Cevabı göster

I'm sorry, but I can't come tonight.

Yeah.

0:59

Evet.

When was the last time she had a bath? Dilbilgisi

1:00

En son ne zaman banyo yaptı?

Dilbilgisi

En son gerçekleşen zamanı sormak için When was the last time ...?

“When was the last time + özne + geçmiş zamanlı fiil?” bir eylemin en son ne zaman gerçekleştiğini sorar. Burada last, “en yakın geçmişteki” anlamına gelir; “bir daha asla olmayacak son” anlamına gelmez. Bu soru tarafsız biçimde bir tarih veya anı sorabilir. Bağlama göre, eylemin şaşırtıcı derecede uzun süredir yapılmadığını da ima edebilir; banyo hakkındaki soru bu imayı taşır.

Alıştırma

Soruyu bu derste öğrendiğiniz tam başlangıçla tamamlayın: ____ you visited your grandparents?

Cevabı göster

When was the last time

Tina's never had a bath. Kalıp ifadeler

1:02

Tina hiç banyo yapmadı.

Kalıp ifadeler

have/had a bath: Britanya ve Avustralya İngilizcesinde “banyo yapmak”

Have a bath, küvette yıkanmak veya bir süre banyo yapmak anlamına gelen kalıplaşmış bir eşdizimdir. Örnekte had, Tina has yapısından sonra kullanılan geçmiş zaman ortacıdır: Tina has never had a bath. Burada have, yapılan etkinliği adlandırır; bir küvete sahip olmak anlamına gelmez. Bu eşdizim özellikle Britanya ve Avustralya İngilizcesinde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi Britanya ve Avustralya İngilizcesindeki have a bath eşdiziminin geçmiş biçimiyle tamamlayın: After football practice, Leo ____.

Cevabı göster

had a bath

And we're not having a bath either. Dilbilgisi

1:04

Ve biz de banyo yapmayacağız.

Dilbilgisi

not ... either: aynı olumsuz durumu eklemek

Not ... either, aynı olumsuz durumun başka bir kişi veya durum için de geçerli olduğunu anlatır. Burada not having a bath olumsuz ifadeyi verir; cümle sonundaki either ise bu reddin bizim için de geçerli olduğunu gösterir. Yaygın kalıp özne + olumsuz fiil + ... + either şeklindedir. Genellikle daha önce söylenen olumsuz bir ifadeye cevap verir veya onu devam ettirir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I don't enjoy crowded places.” diyor. Sizin de kalabalık yerlerden hoşlanmadığınızı doğal biçimde anlatan cevap hangisidir?

  1. I don't enjoy crowded places too.
  2. I enjoy crowded places either.
  3. I don't enjoy crowded places either.
Cevabı göster

I don't enjoy crowded places either.

Hey, whoa, wait.

1:07

Hey, vay, bekleyin.

Whose tooth is this?

1:09

Bu kimin dişi?

It's huge.

1:10

Kocaman.

Is this Tina's?

1:11

Bu Tina'nın mı?

Yeah, it is.

1:13

Evet, öyle.

And look, here's another one.

1:14

Ve bakın, burada bir tane daha var.

Why did her teeth fall out? Öbek fiiller

1:16

Neden dişleri döküldü?

Öbek fiiller

fall out: dişin yerinden çıkması

Burada fall out, gevşeyip bağlı olduğu yerden ayrılmak anlamına gelir. Özne her teeth olduğu için dişlerin diş etinden çıkmasını anlatır. Bu kullanım dişler ve saçlar için yaygındır. Bu cümlede bir kişinin düşmesi ya da insanların kavga etmesi kastedilmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir dişin yerinden çıktığını doğal biçimde anlatır?

  1. One of my baby teeth fell over yesterday.
  2. One of my baby teeth fell out yesterday.
  3. One of my baby teeth fell down yesterday.
Cevabı göster

One of my baby teeth fell out yesterday.

Well, when was the last time she brushed them?

1:18

Şey, en son ne zaman fırçalamıştı?

Tina doesn't brush her teeth. Kalıp ifadeler

1:20

Tina dişlerini fırçalamaz.

Kalıp ifadeler

brush one's teeth: günlük diş fırçalama için kalıp ifade

Brush her teeth, onun dişlerini diş fırçasıyla fırçalamak anlamına gelir. Brush fiildir; her ise Tina'nın kimin dişlerini fırçaladığını gösterir. Tekrar kullanılabilen yapı brush + iyelik belirleyicisi + teeth biçimindedir: I brush my teeth, you brush your teeth ve she brushes her teeth. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir.

Alıştırma

Cümleyi brush one's teeth kullanarak tamamlayın. İyelik sözcüğünü you ile eşleştirin: Remember to ____ before bed.

Cevabı göster

brush your teeth

Oh.

1:22

Oh.

Well, that's why her teeth are falling out. Anlatım akışı

1:23

İşte bu yüzden dişleri dökülüyor.

Anlatım akışı

That's why: nedeni sonucuna bağlamak

That's why, daha önce belirtilmiş bir nedenden doğan sonucu getirir. Burada Tina'nın dişlerini fırçalamaması neden, dişlerinin dökülmesi ise sonuçtur. Bu kalıpta why yeni bir soru başlatmaz. İfadenin tamamı bağlantı kurar: önce neden, ardından That's why + sonuç gelir.

Alıştırma

Verilen nedeni doğru biçimde devam ettiren cümleyi seçin: It rained all night.

  1. That's because the ground is wet.
  2. That's when the ground is wet.
  3. That's why the ground is wet.
Cevabı göster

That's why the ground is wet.

Oh.

1:25

Oh.

Kids,

1:26

Çocuklar,

when we tell you you have to have a bath or brush your teeth or wash your hands, Dilbilgisi

1:27

size banyo yapmanız, dişlerinizi fırçalamanız veya ellerinizi yıkamanız gerektiğini söylediğimizde,

Dilbilgisi

have to: kuralların veya koşulların getirdiği zorunluluk

Have to + fiilin yalın hâli, bir gerekliliği veya zorunluluğu ifade eder. Burada talep yetişkinlerden gelir: çocukların banyo yapması, dişlerini fırçalaması veya ellerini yıkaması gerekir; bu, onların ne yapmak istediğini anlatmaz. Have to have a bath ifadesinde ilk have, have to yapısının; ikinci have ise have a bath ifadesinin parçasıdır. Bu ifade bir şeye sahip olmakla ilgili değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, okul kuralı nedeniyle üniforma giymenin zorunlu olduğunu anlatır?

  1. At this school, we have to wear uniforms.
  2. At this school, we like to wear uniforms.
  3. At this school, we want to wear uniforms.
Cevabı göster

At this school, we have to wear uniforms.

it's because there's a good reason to do all those things.

1:31

bunların hepsini yapmak için iyi bir neden olduğu içindir.

Dilbilgisi

When we tell you you have to ... it's because ...: zorunluluğun nedenini açıklamak

when yan cümlesi, konuşanların dinleyene bir zorunluluk bildirdiği tekrarlanan durumu belirtir. tell + kişi + yan cümle yapısında you have to ... karşı tarafa iletilen mesajdır. Ana cümledeki it's because ... bu zorunluluğun nedenini açıklar. Dinleyenin bu eylemleri zaten yaptığı anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: When [bir istek veya kural belirtilir], it's because [neden].

Alıştırma

Bir isteğin nedenini açıklamak için When ..., it's because ... kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Because I ask you to save your work, when the computer may restart.
  2. When I ask you to save your work, that's why the computer may restart.
  3. When I ask you to save your work, it's because the computer may restart.
Cevabı göster

When I ask you to save your work, it's because the computer may restart.

But when we asked Dad why,

1:35

Ama babamıza neden diye sorduğumuzda,

he just says "Because I said so." Ton ve niyet

1:37

sadece "Çünkü ben öyle söyledim" diyor.

Ton ve niyet

"Because I said so.": otorite kullanarak tartışmayı bitirmek

Because I said so. neden sorusuna verilmiş bir cevap gibi görünür, ancak gerçeklere dayalı bir gerekçe sunmaz. Konuşanın kararının veya emrinin tek başına yeterli olması gerektiğini ifade eder. Burada baba, başka soruları veya itirazları durdurmak ve otoritesini göstermek için bu sözü kullanır. Bu, bir nedeni açıklayan sıradan bir because yan cümlesi değil, konuşmayı bitirme yoludur.

Alıştırma

Nedeni sorulduktan sonra "Because I said so." diyen kişi büyük olasılıkla ne yapmaktadır?

  1. Dinleyeni kararı tartışmaya davet etmektedir.
  2. Gerçeklere dayalı ayrıntılı bir gerekçe sunmaktadır.
  3. Otoritesini öne sürerek tartışmayı bitirmektedir.
Cevabı göster

Otoritesini öne sürerek tartışmayı bitirmektedir.

Yeah, he says we have to because he's bigger than us. Ton ve niyet

1:39

Evet, bizden büyük olduğu için yapmamız gerektiğini söylüyor.

Ton ve niyet

because he's bigger than us: güce dayalı bir gerekçe sunmak

because he's bigger than us ifadesinde because, neden itaat etmek zorunda olduklarına dair öne sürülen gerekçeyi başlatır. Yan cümle sözcük anlamıyla fiziksel büyüklüğü karşılaştırır; ancak burada bigger daha fazla güç veya yetişkin otoritesini de ima eder. Because ile başlayan bir yan cümle bir gerekçe sunar; bu, gerekçenin adil veya mantıklı olduğunu kanıtlamaz. Burada güç farkı, itaat etmenin dayanağı olarak gösterilir.

Alıştırma

Bu cümlede because he's bigger than us ne ima ediyor?

  1. Onun büyüklüğü, talebinin adil olduğunu kanıtlıyor.
  2. Onun kendilerini daha büyük hâle getirmesini istiyorlar.
  3. Onun daha büyük olması veya daha fazla otoriteye sahip olması, itaat etmeleri için gerekçe olarak kullanılıyor.
Cevabı göster

Onun daha büyük olması veya daha fazla otoriteye sahip olması, itaat etmeleri için gerekçe olarak kullanılıyor.

Oh, really?

1:42

Oh, gerçekten mi?

Maybe I should just give them 3 seconds. Kalıp ifadeler

1:43

Belki de onlara sadece 3 saniye vermeliyim.

Kalıp ifadeler

give them 3 seconds: birine süre sınırı vermek

give them 3 seconds ifadesinde give süre tanımak anlamına gelir; them ise bu sürenin verildiği kişileri gösterir. give + someone + an amount of time kalıbı, birine tepki vermesi veya bir şey yapması için belirli bir süre tanımak demektir. Üç saniye son derece kısa olduğu için bu ifade burada rahatça zaman tanımaktan çok geri sayım veya uyarı gibi duyulur.

Alıştırma

Cümleyi give + person + time kalıbını ve on saniyelik süre sınırını kullanarak tamamlayın: I'll ____ to answer.

Cevabı göster

give you ten seconds

Oh, yeah.

1:46

Oh, evet.

Look,

1:47

Bakın,

we'll probably still say those things cuz we're busy. Kelime

1:47

meşgul olduğumuz için muhtemelen hala böyle söyleyeceğiz.

Kelime

cuz we're busy: because yerine kullanılan gayriresmî cuz

Cuz, because sözcüğünün konuşmada kısalmış biçimini yansıtan gayriresmî bir yazımdır. Cuz we're busy ifadesinde nedeni belirtir: meşgul olmaları, konuşanların bu sözleri yine söyleyebileceklerini açıklar. Neden-sonuç anlamı because ile aynıdır; bu yazım yalnızca gündelik konuşma biçimini metinde görünür kılar.

Alıştırma

Resmî bir iş e-postasında hangi sözcük uygundur? Tamamlayın: I may be late ___ the train has been cancelled.

  1. 'cause
  2. cuz
  3. because
Cevabı göster

because

But now you know what we really mean. Anlatım akışı

1:51

Ama artık aslında ne demek istediğimizi biliyorsunuz.

Anlatım akışı

But now you know what we really mean: açıklamayı sonuçlandırma

Bu cümle, anlayışta bir değişiklik olduğunu göstererek önceki açıklamayı sonuçlandırır. But now, önceki yüzeysel izlenimle dinleyicinin yeni anlayışını karşılaştırır; what we really mean ise önceki sözlerin ardındaki niyete gönderme yapar. Bir söylem düzenleme aracı olarak önceki ayrıntıları tek bir sonuçta toplar: açıklama bitmiştir ve dinleyici artık sözleri konuşanın vermek istediği mesajla ilişkilendirebilir.

Alıştırma

Bir açıklamanın sonunda But now you know what we really mean temel olarak ne yapar?

  1. Her sözcüğün sözlük anlamını sorar.
  2. Açıklamayı sonuçlandırır ve konuşanın vermek istediği mesaja geri döner.
  3. Yeni ve ilgisiz bir konuya geçer.
Cevabı göster

Açıklamayı sonuçlandırır ve konuşanın vermek istediği mesaja geri döner.

Okay, Mum.

1:53

Tamam, anne.

Bring it in. Ton ve niyet

1:54

Gelin sarılalım.

Ton ve niyet

Herkesi yakına çağıran “Bring it in.” ifadesi

Bu bağlamda “Bring it in.”, bir veya daha fazla kişiyi yaklaşmaya çağıran sözlü ve gündelik bir davettir. Genellikle grupça sarılmayı başlatır; ancak takım ortamında kısa bir konuşma veya tezahürat için sıkı bir çember oluşturmak anlamına da gelebilir. Buradaki it belirli bir nesneyi göstermez. Konuşanın sarılmak mı istediğini, yoksa yalnızca herkesin yakında toplanmasını mı istediğini anlamak için çevredeki hareketlere ve duruma bakın.

Alıştırma

Bir antrenör kollarını açıp “Bring it in, team.” diyor. Takımdan ne yapmasını istiyor?

  1. Bir nesneyi binanın içine taşımalarını.
  2. Birbirlerinden daha uzağa gitmelerini.
  3. Grupça sarılmak veya yakın bir çember oluşturmak için yaklaşmalarını.
Cevabı göster

Grupça sarılmak veya yakın bir çember oluşturmak için yaklaşmalarını.

Toilet hands.

1:57

Tuvalet elleri.

Woah.

1:58

Vay canına.

Hey.

1:58

Hey.