Tüm Dünya TEK BİR Şirketin Ürettiği Bir Makineye Bağlı: İngilizce çalışma notları
Newsthink
Video tanıtımı: Video, ASML'nin litografi makinelerinin gelişmiş çipler için neden vazgeçilmez olduğunu, EUV sistemlerinin nasıl çalıştığını ve ihracat kontrollerinin Çin'in yarı iletken hedeflerini nasıl etkilediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "gotten its hands on" - Deyimler ve mecazlı ifadeler: elde edilmesi zor bir şeyi bir kişinin ya da ülkenin sonunda edinmesi veya denetimine alması anlamındaki gündelik kullanımı öğrenin; hands sözcüğünü gerçek anlamıyla yorumlamayın. 2. "The more transistors can be added to a chip, the more powerful the chip becomes." - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: "the more..., the more..." yapısıyla bir nicelik değiştikçe diğerinin de nasıl değiştiğini anlatın. 3. "shown no signs of reversing that policy." - Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: politika haberlerinde şu anda değişime işaret eden görünür bir belirti olmadığını söyleyen temkinli kalıbı tanıyın; bunu geleceğe ilişkin mutlak bir kesinlik sanmayın.
Bu derste
The US government is really worried about China's ambitions when it comes to making microchips. Kalıp ifadeler
0:00ABD hükümeti, mikroçip üretimi söz konusu olduğunda Çin'in hırslarından gerçekten endişe duyuyor.
when it comes to making: belirli bir alana odaklanma
Burada when it comes to making, kaygının geçerli olduğu belirli alanı, yani mikroçip üretimini tanıtır. Bir kişinin ya da nesnenin bir yere gelmesini anlatmaz. Kalıp when it comes to + isim veya -ing biçimidir. Bu kalıpta to bir edattır; bu nedenle make, making olur. Bu çerçeve, geniş kapsamlı bir ifadeyi belirli bir konuya veya yöne daraltır.
Alıştırma
Cümleyi when it comes to ve protect fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Our team is very careful ____ customer data.
Cevabı göster
when it comes to protecting
China has not gotten its hands on a very important machine sold by just one company. Deyimler
0:06Çin, sadece bir şirket tarafından satılan çok önemli bir makineyi ele geçiremedi.
so far: şu ana kadarki geçici sonuç
So far, “şimdiki ana kadar” anlamına gelir. Burada geçmişteki bir noktadan şimdiye kadar uzanan zaman aralığını belirler ve present perfect biçimindeki has not gotten ile uyum gösterir. Ayrıca sonucu geçici olarak sunar: durum şimdi doğrudur, ancak daha sonra değişebilir. Bu kullanımda far fiziksel uzaklıkla ilgili değildir.
Alıştırma
“So far, the new schedule has worked well, but we will review it again next month,” cümlesinde so far ne anlama gelir?
- Tüm alternatiflere göre çok büyük bir miktar farkıyla.
- Şimdiki ana kadar; sonuç hâlâ değişebilir.
- Fiziksel olarak çok uzak bir mesafede.
Cevabı göster
Şimdiki ana kadar; sonuç hâlâ değişebilir.
gotten its hands on: bir şeyi elde etmeyi başarmak
Bu cümlede has not gotten its hands on, “elde etmeyi ya da erişim sağlamayı başaramadı” demektir. Its, China'ya gönderme yapar; dolayısıyla tam kalıp get one's hands on something şeklindedir. Bu ifade gerçek anlamlı değildir; fiziksel ellerden veya dokunmaktan söz etmez. Sade get ile karşılaştırıldığında, çoğu zaman söz konusu şeyin kıt, denetim altında, değerli ya da başka bir nedenle zor elde edilir olduğunu düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi özneyle uyumlu get one's hands on biçimiyle tamamlayın: After months of searching, I finally managed to ____ the rare book.
Cevabı göster
get my hands on
I talked about how Taiwan Semiconductor Manufacturing Company makes over 90% of the smallest and most sophisticated chips in the world.
0:14Taiwan Semiconductor Manufacturing Company'nin dünyadaki en küçük ve en sofistike çiplerin %90'ından fazlasını nasıl ürettiğinden bahsetmiştim.
Their semiconductor chips power everything from fridges to F-35 fighter jets. Kalıp ifadeler
0:22Ürettikleri yarı iletken çipler, buzdolaplarından F-35 savaş uçaklarına kadar her şeye güç sağlıyor.
everything from fridges to F-35 fighter jets: buzdolaplarından F-35 savaş uçaklarına kadar
everything from A to B kalıbı, A ve B'yi çok daha geniş bir aralıktan çarpıcı örnekler olarak sunar. Burada buzdolapları ve F-35 savaş uçakları birbirinden çok farklı ürünlerdir; bu karşıtlık, çiplerin ne kadar geniş bir alanda kullanıldığını vurgular. Buradaki from ... to ... bir hareketi anlatmaz ve yalnızca bu iki öğenin bulunduğu anlamına gelmez. Her üyeyi tek tek saymadan geniş bir aralığı özetlemek için bu kalıbı yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Geniş bir aralık sunan from ... to ... kalıbını tamamlayın: The museum displays everything ____ ancient coins ____ modern photographs.
Cevabı göster
from · to
Açık bir yeniden ifade için In other words,
In other words, konuşmacının önceki fikri daha doğrudan veya daha kısa biçimde yeniden ifade edeceğini gösterir. Burada önceki örnekleri, bu şeylerin medeniyetin işlemesini sağladığı yönündeki genel sonuca dönüştürür. Dinleyiciye sıradaki ifadeyi ayrı ve yeni bir nokta olarak değil, önceki bilginin daha açık bir özeti olarak anlaması gerektiğini bildirerek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilk cümleyi daha basit biçimde yeniden ifade ettiğini gösteren bağlacı seçin: The device can operate without being connected to the power grid. ____ it can run independently.
- In addition,
- In other words,
- For example,
Cevabı göster
In other words,
a lot of people who watched my video pointed out TSMC cannot make their chips without one piece of equipment. Notlar
0:30videomu izleyen birçok kişi, TSMC'nin belirli bir ekipman parçası olmadan çiplerini üretemeyeceğine dikkat çekti.
pointed out: bir gerçeğe dikkat çekmek
Bu cümlede pointed out, önemli olan veya gözden kaçmış olabilecek bir gerçeğe dikkat çekmek anlamına gelir. Yalnızca bir şey söylemekten daha fazlasını ifade eder: videoyu izleyenler bir kısıtlamayı özellikle vurgulamıştır. point out + isim veya point out (that) + yan cümle yapısı kullanılır. TSMC cannot make their chips without one piece of equipment yan cümlesi, onların dikkat çektiği gerçektir.
Alıştırma
Hangi cümle Liam'ın gözden kaçmış olabilecek bir gerçeğe dikkat çektiğini doğal biçimde ifade eder?
- Liam pointed out that the door was still unlocked.
- Liam said that the door was still unlocked.
- Liam pointed at the unlocked door.
Cevabı göster
Liam pointed out that the door was still unlocked.
Ekipmanı one piece of equipment ile saymak
Equipment, belirli bir amaç için kullanılan araç veya makineleri ifade ettiğinde sayılamayan bir isimdir. Sayısını belirtmek için one piece of equipment, two pieces of equipment gibi bir sayma ifadesi kullanılır. Burada piece, kırılmış bir parça değil, bir eşya veya bir birim anlamına gelir. Cümledeki one, tek bir kritik ekipmana bağımlılığı vurgular; ekipmanın önemsiz olduğunu göstermez.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri kullanıp gerekli bağlantı sözcüğünü ekleyerek cümleyi tamamlayın: The workshop bought ____ for the safety test. (one / piece / equipment)
Cevabı göster
one piece of equipment
TSMC cannot make its chips without a 150 million dollar machine from a Dutch company called ASML.
0:38TSMC, ASML adındaki Hollandalı bir şirketin 150 milyon dolarlık makinesi olmadan çiplerini üretemez.
ASML's high-end equipment prints the tiny features that form the basis of TSMC's microchips. Kalıp ifadeler
0:46ASML'nin üst düzey ekipmanları, TSMC'nin mikroçiplerinin temelini oluşturan o minik yapıları basıyor.
form the basis of: temelini oluşturmak
X forms the basis of Y, X'in Y'nin üzerine kurulduğu veya geliştirildiği temel dayanağı sağladığı anlamına gelir. Kalıp X + form(s) the basis of + Y şeklindedir. Özne olan X temeldir; Y ise of sözcüğünden sonra gelir. Basis, “temel” anlamına gelen tekil bir isimdir; base sözcüğünün çoğulu değildir. Altyazıda küçük yapılar, mikroçiplerin temel yapıları olarak sunulur.
Alıştırma
Hangi cümle anket verilerinin nihai raporun temeli olduğu anlamına gelir?
- The survey data are based on the final report.
- The final report forms the basis of the survey data.
- The survey data form the basis of the final report.
Cevabı göster
The survey data form the basis of the final report.
Microchips are made by building up billions of tiny transistors. Dilbilgisi
0:53Mikroçipler, milyarlarca minik transistörün bir araya getirilmesiyle üretiliyor.
are made by building up: bir üretim sürecini anlatmak
Are made edilgen yapıdadır: yapan kişiden çok mikroçiplere ve bunların nasıl üretildiğine odaklanır. By, yöntemi tanıtır. By sözcüğünden sonra eylem, building gibi -ing biçiminde kullanılır. be made by + -ing yapısı, bir şeyin hangi süreçle yapıldığını açıklar. Buradaki building up, fiziksel bir bina inşa etmek değil, milyarlarca transistörü aşamalı olarak oluşturmak veya eklemek anlamına gelir.
Alıştırma
Press fiilini ve edilgen süreç yapısının tamamını kullanarak cümleyi tamamlayın: The tiles ____ wet clay into molds.
Cevabı göster
are made by pressing
An ASML machine patterns the finest lines on the microchips using a method called lithography.
0:57Bir ASML makinesi, litografi (taş baskı) adı verilen bir yöntem kullanarak mikroçiplerin üzerine en ince çizgileri çizer.
The projection system shrinks and focuses the pattern onto a silicon wafer.
1:03Projeksiyon sistemi deseni küçültür ve bir silikon levha (wafer) üzerine odaklar.
it moves the wafer slightly and makes another copy on the wafer.
1:10levhayı hafifçe hareket ettirir ve levha üzerine bir kopya daha çıkarır.
layer by layer: tekrarlanan birimlerle ilerleme
Layer by layer ifadesinde tekrarlanan isim, ilerlemenin gerçekleştiği birimi belirtir: önce bir katman, ardından bir sonraki katman. Tek bir eylemi değil, aşamalı bir sıralamayı anlatır. Bu, isim + by + aynı isim biçimindeki tekrar kullanılabilir bir yapıdır. Bu cümlede by, oluşturma işini yapan kişiyi veya şeyi tanıtmaz; tekrarlanan ilerleme birimlerini birbirine bağlar.
Alıştırma
Cümleyi “her seferinde bir katman” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The printer builds the object ____.
Cevabı göster
layer by layer
except much more complicated because this involves up to 100 layers with nanometer precision. Dilbilgisi
1:17sadece çok daha karmaşıktır çünkü bu, nanometre hassasiyetinde 100'e kadar katman içerir.
except much more complicated: eksiltili bir düzeltme
Buradaki except, “bir şeyi dışarıda bırakmak” değil, “ama önemli bir düzeltmeyle” anlamındadır. Pasta benzetmesini sınırlar: katmanlama yönü benzerdir, ancak gerçek süreç çok daha karmaşıktır. except'ten sonra it is ifadesi anlaşılır: except it is much more complicated. Eksik özne ve fiil önceki düşünceden açıkça anlaşılabiliyorsa bu tür eksiltme konuşmada yaygındır.
Alıştırma
Bu cümlede except much more complicated ne anlama geliyor?
- Süreç, bir pastayı kat kat yapmaktan daha az karmaşıktır.
- Bir pastayı kat kat yapmak sürecin dışında bırakılır.
- Süreç, bir pastayı kat kat yapmaya benzer ama çok daha karmaşıktır.
Cevabı göster
Süreç, bir pastayı kat kat yapmaya benzer ama çok daha karmaşıktır.
The more transistors can be added to a chip, Dilbilgisi
1:23Bir çipe ne kadar çok transistör eklenebilirse,
The more ..., the more ... ile bağlantılı değişim
The more ..., the more ... iki parçalı bir karşılaştırma kalıbıdır. İlk yan cümle değişen bir etkeni, ikinci yan cümle ise buna bağlı değişimi sunar: eklenebilen transistör sayısı arttıkça çip daha güçlü hâle gelir. Bu kalıpta her the bir karşılaştırma yan cümlesi başlatır; sıradan belirli tanımlık değildir. Yan cümlelerde more, less, better veya faster gibi farklı karşılaştırma biçimleri kullanılabilir.
Alıştırma
İkili karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ carefully you plan, ____ smoothly the project runs.
Cevabı göster
The more · the more
ASML is the only company in the world that makes the machine needed to print advanced microchips.
1:28ASML, gelişmiş mikroçipleri basmak için gereken makineyi üreten dünyadaki tek şirkettir.
It manufactures the equipment at its factories in Veldhoven,
1:35Ekipmanı Veldhoven'daki fabrikalarında üretir,
The company was founded in 1984 as a joint venture between the electronics giant Philips and the Dutch chip machine manufacturer ASM International. Kelime
1:39Şirket, elektronik devi Philips ile Hollandalı çip makinesi üreticisi ASM International'ın ortak girişimi olarak 1984 yılında kuruldu.
a joint venture: ortak bir ticari düzenleme
Bu cümlede a joint venture, Philips ile ASM International'ın birlikte kurduğu bir işletme veya projedir. Taraflar kaynak sağlar; kontrolü ve riski paylaşır. Buradaki joint, vücuttaki eklem değil, ortak anlamındadır. Yaygın kalıplar form or set up a joint venture with another party ve a joint venture between A and B biçimleridir. Bu terim, yalnızca birlikte çalışmaktan daha belirli ve yapılandırılmış bir düzenlemeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, iki şirketin birlikte oluşturduğu, kontrol ettiği ve finanse ettiği bir projeyi anlatan resmî iş terimiyle tamamlayın: The two firms formed ____ to develop the new battery.
Cevabı göster
a joint venture
have a monopoly on + ürün veya alan
Burada has a monopoly on, şirketin EUV litografisinin tek tedarikçisi olduğu veya bu teknoloji üzerinde münhasır kontrol sahibi olduğu anlamına gelir. Benzer düzeyde rekabet bulunmadığı için yalnızca çok büyük bir pazar payına sahip olmaktan daha güçlü bir ifadedir. Aktarılabilir kalıp have or hold a monopoly on + ürün, hizmet, teknoloji veya faaliyet biçimindedir. On, münhasır olarak kontrol edilen veya sağlanan şeyi belirtir.
Alıştırma
Hangi seçenek a monopoly on ifadesini münhasır tedariki anlatmak için doğru kullanıyor?
- Yalnızca bir tedarikçi var: The company has a monopoly on the service.
- Birden fazla tedarikçi hâlâ var: The company has a large market share.
- Birden fazla şirket birlikte çalışıyor: The company collaborates with its rivals.
Cevabı göster
Yalnızca bir tedarikçi var: The company has a monopoly on the service.
an extremely short wavelength of light that can create even tinier circuitry than is possible with conventional lithography, Dilbilgisi
1:57derin UV'ye dayanan geleneksel litografi ile mümkün olandan bile daha küçük devreler yaratabilen, son derece kısa bir ışık dalga boyu.
EUV litografisi ve aşırı morötesi ışık
EUV, extreme ultraviolet yani aşırı morötesi ifadesinin kısaltmasıdır. Vurgulanan bölümde extreme ultraviolet light ifadesi kısaltamayı hemen açıklar. EUV, dalga boyu çok kısa olan bir ışık türüdür; EUV lithography ise çipler üzerinde desen oluşturmak için bu ışığı kullanan süreçtir. Daha kısa dalga boyu, geleneksel derin UV litografisine göre daha küçük devre öğelerinin basılmasını sağlar. EUV litografisi yapabilen ekipmanların neden teknolojik açıdan önemli olduğunu anlamak için gereken temel arka plan budur.
Alıştırma
Vurgulanan terimleri doğru açıklayan ifade hangisidir?
- EUV ışığı veya dalga boyu aralığını, EUV lithography ise bu ışığı kullanan süreci ifade eder.
- EUV ve EUV lithography aynı makinenin tamamen aynı iki adıdır.
- Geleneksel litografi de EUV ışığına dayanır.
Cevabı göster
EUV ışığı veya dalga boyu aralığını, EUV lithography ise bu ışığı kullanan süreci ifade eder.
than is possible with ... ile kapasite sınırlarını karşılaştırma
comparative expression + than is possible with + method kalıbı, elde edilen bir sonucu başka bir yöntemin ulaşabileceği en yüksek düzeyle karşılaştırır. Burada tinier circuitry than is possible with conventional lithography, geleneksel litografinin üretebileceğinden daha küçük devreler anlamına gelir. is possible ifadesinin örtük öznesi, daha önce belirtilen sonuç veya derecedir; yani devrelerin ne kadar küçük olabileceğidir. Özne conventional lithography değildir. Bu kısa ifade, karşılaştırma yan cümlesinin tamamını tekrarlamayı önlediği için resmî teknik açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Vurgulanan kalıpla resmî karşılaştırmayı tamamlayın: This battery stores more energy ____ the older design.
Cevabı göster
than is possible with
fire something at a target: bir şeyi bir hedefe doğru fırlatmak
Bu teknik kullanımda fire, “bir şeyi bir hedefe doğru göndermek veya fırlatmak” anlamına gelir; “bir şeyi ateşe vermek” ya da “birini işten çıkarmak” anlamına gelmez. Yapı fire + gönderilen şey + at + hedef biçimindedir. Burada gönderilen şey two laser pulses, hedef ise a drop of tin ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi fire something at a target yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: During each test, the training robot ____ a paint pellet ____ the paper target.
Cevabı göster
fires · at
vaporizing it: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Tam bir cümlecikten sonra gelen virgül ve -ing yan cümlesi, önceki eylemin sonucunu gösterebilir. Burada lazer darbelerinin ateşlenmesi kalay damlasını buhara dönüştürür; bu nedenle vaporizing it, “bunun sonucunda buharlaşması” anlamına gelir. it zamiri yakındaki a drop of tin isim öbeğine gönderme yapar. -ing yan cümlesi ateşleme eyleminin sonucunu ekler; ayrı ve ilgisiz bir olayı anlatmaz.
Alıştırma
The hot pan touched the plastic lid, melting it cümlesinde -ing yan cümlesi neyi gösterir?
- Kapak, tava ona dokunmadan önce eridi.
- Temas ile erime birbiriyle bağlantısızdır.
- Kapağı eritmek yalnızca tavanın amacıydı.
- Temas, plastik kapağın erimesine neden oldu.
Cevabı göster
Temas, plastik kapağın erimesine neden oldu.
This happens at a rate of 50,000 times a second. Kalıp ifadeler
2:24Bu saniyede 50.000 kez gibi bir hızda gerçekleşir.
At a rate of ... times a second: saniyede ... kezlik bir hızla
At a rate of, ölçülebilir bir oranı, yani bir sürecin ne sıklıkta veya ne kadar hızlı gerçekleştiğini belirtir. Burada 50,000 times a second, olayın her saniye 50.000 kez gerçekleştiği anlamına gelir. Yaygın kalıp at a rate of + miktar + zaman birimi şeklindedir ve genellikle per veya a kullanılır. Özellikle veri sunarken yararlıdır; rate burada fiyat ya da puan değil, gerçekleşme sıklığı veya hızı anlamındadır.
Alıştırma
Resmî oran ifadesini tamamlayın: The sensor checks the signal ____ 200 times per second.
Cevabı göster
at a rate of
The machines are assembled in clean rooms containing zero dust.
2:28Makineler, sıfır toz barındıran temiz odalarda monte edilir.
These rooms are 10,000 times cleaner than outside air. Dilbilgisi
2:32Bu odalar dışarıdaki havadan 10.000 kat daha temizdir.
10,000 times cleaner than ...: sayı + times + karşılaştırma biçimi + than
sayı + times + karşılaştırma biçimindeki sıfat veya zarf + than yapısı, katlı bir karşılaştırma ifade eder. 10,000 times cleaner than outside air ifadesinde times, cleaner ile belirtilen karşılaştırmanın derecesini güçlendirir; than ise karşılaştırma noktası olan outside air ifadesini getirir. Bu kalıp, yalnızca bir şeyin daha temiz olduğunu söylemek yerine farkı bir kat olarak sunar. Parçacık sayısı gibi tam ölçütün ne olduğu çevredeki bağlamdan anlaşılmalıdır. Yapı, three times faster than veya five times more efficiently than gibi ifadelerde de kullanılabilir.
Alıştırma
A processor completes the same task in one-fifth the time. five times ve faster kullanarak hedef karşılaştırmayı tamamlayın: The processor is ____ the older model.
Cevabı göster
five times faster than
Even the smallest speck of dust that ends up on a wafer can ruin it. Notlar
2:36Bir levhanın üzerine düşen en küçük toz zerresi bile onu mahvedebilir.
the smallest speck of dust: son derece küçük bir toz zerresi
A speck of dust, çok küçük tek bir toz parçacığı veya noktası demektir. Speck sayılabilir bir birim sağlar; bu nedenle İngilizcede dust doğrudan sayılmak yerine a speck of dust denir. The smallest ifadeyi güçlendirir: ölçülüp gerçekten en küçük olduğu kanıtlanmış olması gerekmeksizin son derece küçük bir zerreyi anlatır. Even ile birlikte bu kadar küçük bir miktarın şaşırtıcı gücünü vurgular.
Alıştırma
Notta geçen ve tek bir küçük toz parçacığını anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: I wiped a ____ off the camera lens.
Cevabı göster
speck of dust
ends up on: süreç sonunda varılan konum
End up, önceki hareketlerin, aşamaların veya olayların ardından oluşan son durumu ya da konumu anlatır. Çoğu zaman sonucun planlanmadığını veya en önemli bilginin nihai sonuç olduğunu belirtir. Ends up on yapısında on, son yüzeyi gösterir: toz en sonunda waferın üzerine gelir. Bu ifade bir eylemin yalnızca sona erdiği anlamına gelmez; bir şeyin sonunda nerede bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
Beklenmedik son konumu vurgulamak için cümleyi end up on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the storm, a patio chair ____ the neighbor's roof.
Cevabı göster
ended up on
The company's decision to switch to EUV light in the '90s gave it an astounding advantage.
2:40Şirketin 90'lı yıllarda EUV ışığına geçme kararı, ona şaşırtıcı bir avantaj sağladı.
It cost billions of dollars to make the radical switch in light sources,
2:46Işık kaynaklarında bu köklü değişikliği yapmak milyarlarca dolara mal oldu,
but the effort has paid off big time. Öbek fiiller
2:50ancak bu çabanın karşılığı fazlasıyla alındı.
paid off big time: fazlasıyla karşılığını verdi
Burada paid off, büyük yatırımın sonunda buna değen bir sonuç ürettiği anlamına gelir. Birinin bir faturayı ya da borcu ödemeyi bitirdiği anlamına gelmez. Big time, “çok büyük ölçüde” anlamına gelen gayriresmî bir güçlendiricidir. Paid off big time bir bütün olarak, çabanın yalnızca başarılı olmadığını, çok büyük yararlar sağladığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “çok büyük bir yarar sağladı” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The company invested in better security, and the decision ____.
Cevabı göster
paid off big time
ASML is now valued at around $193 billion.
2:53ASML'ye şu anda yaklaşık 193 milyar dolar değer biçiliyor.
EUV equipment is sold to the largest chipmakers in the world,
2:58EUV ekipmanları, dünyanın en büyük çip üreticilerine satılıyor,
Every one of its machines has over a 100,000 parts. Dilbilgisi
3:05Makinelerinin her birinde 100.000'den fazla parça var.
Every one of ... has: tekil özne-fiil uyumu
Every one of + çoğul bir isim öbeği, grubun üyelerini tek tek ele alır. Öznenin dil bilgisel merkezi tekil one sözcüğüdür; bu nedenle fiil tekil olur: Every one of its machines has ... Çoğul machines ismi of öbeğinin içindedir ve fiilin biçimini belirlemez. Geniş zamanda bu özneden sonra have, are veya do değil, has, is veya does kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Every one of the laptops ____ a protective case.
Cevabı göster
has
China also relies on ASML machines for Chinese companies that are producing semiconductor chips.
3:17Çin de yarı iletken çip üreten Çinli şirketler için ASML makinelerine güveniyor.
the Trump administration successfully lobbied the Dutch government to block shipments of ASML's most sophisticated machines to China. Kelime
3:24Trump yönetimi, ASML'nin en sofistike makinelerinin Çin'e sevkiyatını engellemesi için Hollanda hükümetini başarılı bir şekilde ikna etti.
lobbied the Dutch government to block: bir yetkili makamı harekete geçirmek için lobby kullanımı
Burada lobbied, örgütlü savunuculuk yoluyla yetkili bir kurumun kararını etkilemeye çalışmak anlamında kullanılan bir fiildir. Trump yönetimi, karar mercii olan Hollanda hükümetini sevkiyatları engellemeye ikna etmeye çalıştı. Kalıp lobby + kişi veya kurum + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: lobby the government to block. Sıradan bir isteği değil, politika kararını etkileme çabasını anlatır; burada lobby bir binanın giriş salonu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi lobby + karar mercii + to + fiil yapısıyla tamamlayın: The industry group plans to ____ regulators to delay the new rule.
Cevabı göster
lobby
And the Biden administration has shown no signs of reversing that policy. Kalıp ifadeler
3:31Ve Biden yönetimi bu politikayı geri alacağına dair hiçbir işaret göstermedi.
shown no signs of reversing: gözlemlenebilir işaret bulunmadığını anlatan show no signs of + -ing
Shown no signs of reversing, politikanın değiştirilmekte veya geri alınmakta olduğunu gösteren gözlemlenebilir hiçbir kanıtın şu anda bulunmadığı anlamına gelir. Signs; davranışlarda, açıklamalarda ya da olaylarda görülen ipuçlarıdır ve burada of sözcüğünden sonra -ing biçimindeki reversing gelir. Bu, kanıtlara dayanan temkinli bir değerlendirmedir; geleceğe ilişkin bir garanti değildir. Politikanın daha sonra değişme olasılığını açık bırakır.
Alıştırma
Cümleyi show no signs of ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Despite several meetings, the two sides ____ reaching an agreement soon.
Cevabı göster
show no signs of
However, ASML is not restricted from exporting slightly older technology to China. Kalıp ifadeler
3:36Bununla birlikte, ASML'nin biraz daha eski teknolojiyi Çin'e ihraç etmesi kısıtlanmamıştır.
be restricted from + -ing yapısı
Edilgen be restricted from + -ing yapısı, bir kuralın, yasanın veya yetkili makamın öznenin bir eylemi yapmasını engellediğini belirtir. from bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: exporting. Bu cümlede not, restricted sözcüğünü olumsuz yapar. ASML is not restricted from exporting this older technology, söz konusu kısıtlamanın ASML'nin bu eski teknolojiyi ihraç etmesini engellemediği anlamına gelir; cümle bütün ihracat türlerinin tamamen kısıtlamasız olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi restricted ve doğru edatla tamamlayın: Under the safety policy, employees are ____ entering the lab alone.
Cevabı göster
restricted from
ASML's older deep ultraviolet systems are a generation behind the EUV ones, Kalıp ifadeler
3:43ASML'nin eski derin ultraviyole sistemleri EUV olanların bir nesil gerisindedir,
but still the most common way to make less advanced chips.
3:48ancak daha az gelişmiş çipler yapmak için hala en yaygın yoldur.
teknoloji karşılaştırmalarında a generation behind
Teknoloji karşılaştırmalarında a generation behind, karşılaştırma noktasından bir büyük gelişim aşaması daha az ileride olmak demektir. Generation bir ürün veya teknoloji döngüsünü, behind ise fiziksel konumu ya da yaşı değil gelişim düzeyini anlatır. Buradaki karşılaştırma noktası ones ile yeniden belirtilen EUV systems ifadesidir. Eski derin morötesi sistemler teknolojik olarak bir döngü geridedir, ancak cümlenin devamı bunların hâlâ yaygın biçimde kullanıldığını söyler; behind işe yaramaz demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi gelişim açısından bir aşama geride olma anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The library's old database is ____ the new regional system.
Cevabı göster
a generation behind
yaklaşık 2,2 milyar dolar değerinde
Burada around $2.2 billion worth, değeri kısa ve yoğun biçimde belirten bir ifadedir. ASML'nin satışlarının %16'sına gönderme yapar ve bu payın parasal değerinin yaklaşık 2,2 milyar dolar olduğunu söyler. Worth burada değer bildirir; ‘yapmaya değer’ ya da ‘iyi bir fikir’ anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp miktar + worth şeklindedir ve ardından çoğu zaman $500 worth of parts örneğindeki gibi of + isim gelir. Değeri belirtilen şey daha önce söylenmişse, özgün cümlede olduğu gibi of + isim bölümü atılabilir.
Alıştırma
Cümleyi 800 ve worth kullanarak tamamlayın: The repair shop ordered $____ of replacement parts.
Cevabı göster
800 worth
The company expects similar figures for 2022.
3:59Şirket 2022 yılı için de benzer rakamlar bekliyor.
Washington has been trying to hamper China's chip-making progress in many ways.
4:03Washington, Çin'in çip yapımındaki ilerlemesini birçok yolla engellemeye çalışıyor.
they have to agree not to sell their most advanced chips to China. Dilbilgisi
4:19en gelişmiş çiplerini Çin'e satmamayı kabul etmeleri gerektiğine dair bir şartı içeriyordu.
CHIPS Yasası
CHIPS Yasası, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yarı iletken üretimini desteklemeyi amaçlayan bir ABD yasasının adıdır. Bu cümlede önemli olan bölüm, Amerika'da yeni fabrikalar kuran şirketlere teşvik sunmasıdır. Bu teşviklerin bir şartı vardır: Parayı isteyen şirketler, en gelişmiş çiplerini Çin'e satmalarına ilişkin sınırlamaları kabul etmelidir. Bu nedenle yasanın adı, mali destek ile satış kısıtlamalarının neden birlikte geçtiğini açıklar. CHIPS resmî adın bir parçasıdır; birden fazla çipe gönderme yapan sıradan bir çoğul değildir.
Alıştırma
Bu cümlede CHIPS Yasası neyi ifade ediyor?
- Çin pazarı hakkında bir ASML satış raporu
- Birden fazla bilgisayar çipinden oluşan bir sevkiyat
- Çip fabrikalarına teşvik sunan ve gelişmiş çiplerin Çin'e satışı için şartlar koyan bir ABD yasası
Cevabı göster
Çip fabrikalarına teşvik sunan ve gelişmiş çiplerin Çin'e satışı için şartlar koyan bir ABD yasası
“a caveat that”: sınırlayıcı bir koşul belirtmek
Burada caveat, normalde cazip görünen bir teklifin kapsamını sınırlayan bir şart veya çekincedir. Şirketler ancak ardından belirtilen kısıtlamayı kabul ederlerse teşviklerden yararlanabilir. a caveat that + yan cümle yapısında that ile başlayan bölüm, kesin sınırlamayı açıklar. Bunu yalnızca genel bir uyarı olarak değil, “akılda tutulması gereken önemli bir şart” olarak anlayın.
Alıştırma
Hangi cümlede caveat, bir teklife getirilen sınırlamayı belirtmek için kullanılmıştır?
- The course is free, with the caveat that participants must buy their own materials.
- The guide gave a warning that the trail was flooded.
- The school announced that the library would open early.
Cevabı göster
The course is free, with the caveat that participants must buy their own materials.
“have to agree not to sell”: zorunluluk ve olumsuz taahhüt
Have to bir zorunluluğu belirtir: şirketler şartı kabul etmedikçe avantajdan yararlanamaz. Agree ise onay verme veya taahhütte bulunma anlamını ekler. agree not to + fiil yapısında not, mastarın belirttiği eylemi olumsuz yapar. Bu nedenle agree not to sell, “satmayacaklarını kabul etmek” anlamına gelir. Kabul etmeyi reddetmek anlamına gelmez.
Alıştırma
have to agree not to yapısını ve parantezdeki fiili kullanın: To enter the research lab, visitors ____ photographs. (take)
Cevabı göster
have to agree not to take
even to stop shipping its less sophisticated chip-making machines to China.
4:26daha az sofistike çip yapım makinelerinin bile Çin'e sevkiyatını durdurması için.
that are only a generation behind the 5 nanometer ones manufactured by TSMC and Samsung.
4:39ki bu TSMC ve Samsung tarafından üretilen 5 nanometre çiplerin sadece bir nesil gerisinde.
deal a serious blow to: ciddi zarar vermek
Burada deal a serious blow to, büyük zarar vermek veya ciddi biçimde zayıflatmak anlamına gelir. Blow sözcüğü mecazidir: cümle, SMIC’nin kapasitesinin ya da ilerlemesinin zarar göreceğini öngörür; fiziksel bir vuruştan söz etmez. Kalıp deal a blow to + kişi, kuruluş veya plan şeklindedir. Serious, major veya devastating gibi sıfatlar gerilemenin şiddetini gösterir.
Alıştırma
“The funding cut dealt a serious blow to the project” cümlesi en iyi hangi durumu anlatır?
- Kesinti evrak işlerinde küçük bir gecikmeye yol açtı.
- Kesinti büyük bir gerilemeye yol açtı ve projenin ilerlemesini tehlikeye attı.
- Kesinti projeye fiziksel olarak vurdu.
Cevabı göster
Kesinti büyük bir gerilemeye yol açtı ve projenin ilerlemesini tehlikeye attı.
reportedly: bilginin haberlere dayandığını belirtme
Bu cümlede reportedly, “bildirildiğine göre” anlamına gelir. SMIC’nin 7 nanometrelik çip ürettiği iddiasının konuşmacının şahsen doğruladığı bir bilgi değil, dış haber kaynaklarından gelen bir bilgi olduğunu gösterir. Bu, iddianın yanlış olduğu anlamına gelmez. Kanıtla arasında mesafe oluşturur: belirtilen kaynak haberlerdir ve yazar doğrudan doğrulama yaptığını ileri sürmez.
Alıştırma
Bir gazeteci kapanışı doğrulamamıştır ancak bunun birkaç haber kuruluşunda belirtildiğini görmüştür. En uygun sözcüğü seçin: “The factory will _____ close next month.”
- reportedly
- apparently
- allegedly
Cevabı göster
reportedly
even ASML's older lithography equipment could be banned from China.
4:48ASML'nin eski litografi ekipmanları bile Çin'e yasaklanabilir.
gets its way: istediği sonucu elde etmek
Burada gets its way, Washington'ın istediği politikanın uygulanmasını sağlaması demektir. Washington ABD hükümetini temsil eder; bu nedenle its de o hükümete gönderme yapar. Yapı get + iyelik sözcüğü + way şeklindedir. Farklı kişiler veya gruplar farklı sonuçlar istediğinde kimin tercih ettiği sonucun gerçekleştiğini anlatır; bu sonuca nasıl ulaşıldığını belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi get one's way ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several meetings, the design team ____, and its preferred layout was approved.
Cevabı göster
got its way
China could start producing its own lithography systems if it wants to become self-reliant.
4:53Kendi kendine yetmek istiyorsa Çin kendi litografi sistemlerini üretmeye başlayabilir.
However, analysts believe it would take China at least a decade to build its own equipment that could rival ASML's. Dilbilgisi
4:58Ancak analistler, Çin'in ASML'ninkine rakip olabilecek kendi ekipmanını üretmesinin en az on yıl süreceğine inanıyor.
it would take China ... to build: gereken süreyi tahmin etmek
it would take China at least a decade to build ... yapısı, analistlerin Çin'in üretimi tamamlamak için on yıl veya daha uzun bir süreye ihtiyaç duyacağını tahmin ettiğini anlatır. It biçimsel öznedir; China zamana ihtiyaç duyan kişi veya gruptur, to build ise yapılacak işi belirtir. Bir işin ne kadar zaman gerektirdiğini söylemek için it + take + kişi veya grup + süre + to + fiil yapısını kullanın. Would, bunun doğrulanmış güncel bir gerçek değil, bir öngörü veya varsayımsal tahmin olduğunu gösterir; at least ise sürenin alt sınırını belirtir.
Alıştırma
Maya'nın ihtiyaç duyduğu süreyi tahmin etmek için it + take + kişi + süre + to + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- It would take Maya three months to finish the course.
- Maya would spend three months finishing the course.
- It would take three months Maya to finish the course.
Cevabı göster
It would take Maya three months to finish the course.
ASML CEO Peter Wennink believes it will be difficult, Anlatım akışı
5:06ASML CEO'su Peter Wennink bunun zor olacağına inanıyor,
zor olacak, ancak imkânsız değil
Cümle önce will be difficult ile olumsuz bir değerlendirme sunar. Ardından but, bu olumsuz değerlendirmeyi sınırlayan not impossible ifadesine geçiş yapar. Bu sıralama ciddi bir engeli kabul ederken başarı olasılığını korur. Not impossible, hâlâ mümkün anlamına gelen temkinli bir çifte olumsuzluk biçimidir. Kolay veya olası anlamına gelmez. X will be difficult, but not impossible kalıbı, kesin bir sonuç yerine dengeli bir sonuç ifade etmeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki temkinli karşıtlık ifadesinin aynısıyla tamamlayın: Finishing the climb before dark will be difficult, ____.
Cevabı göster
but not impossible
because I know the laws of physics are the same in China as they are here." Dilbilgisi
5:14çünkü fizik kurallarının burada olduğu gibi Çin'de de aynı olduğunu biliyorum."
Yapılamayacağını söylemiyorum
Burada I am not saying..., konuşanın önceki ifadesine yönelik aşırı güçlü bir yorumu düzeltir. Konuşan görevin zor olduğunu söylemiştir, ancak yapılamayacağı şeklindeki daha güçlü iddiada bulunduğunu reddeder. Dıştaki not, saying sözcüğünü olumsuzlar; bu nedenle ifade I am saying it can be done ile aynı anlama gelmez. Konuşan taahhüdünü sınırlar: imkânsız olduğunu iddia etmez, ancak başarıyı da garanti etmez.
Alıştırma
Konuşan bu cümlede hangi görüşü ifade ediyor? "I am not saying the repair cannot be done."
- Konuşan, onarımın tamamlanacağını garanti eder.
- Konuşan, onarımın imkânsız olduğunu belirtir.
- Konuşan, onarımın imkânsız olduğunu iddia ettiğini reddeder ancak başarıyı garanti etmez.
Cevabı göster
Konuşan, onarımın imkânsız olduğunu iddia ettiğini reddeder ancak başarıyı garanti etmez.
the same in China as they are here: iki yerde aynı olma
the same in A as ... in B kalıbı, bir şeyin iki ortamda da aynı olduğunu veya değişmediğini anlatır. Bu cümlede fizik yasaları Çin ile konuşanın bulunduğu yer arasında değişmez. as they are here bölümünde they, çoğul olan the laws of physics ifadesine gönderme yapar; are ise önceki fiili tekrarlar. Buradaki as, the same ile birlikte karşılaştırmanın ikinci tarafını getirir; “çünkü” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak the same in A as they are in B kalıbıyla tamamlayın: The exam rules are ____ Room 1 ____ Room 2.
Cevabı göster
the same in · as they are in
Never say never: olasılığa yer bırakmak
Never say never, “bir şeyin asla gerçekleşemeyeceğini kesin olarak söyleme” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Kesin ve olumsuz bir öngörüye karşı çıkarak küçük bir olasılığa yer bırakır. İlk never, say fiilini niteler: bunu hiçbir zaman söyleme. İkinci never ise reddedilen kesin imkânsızlık iddiasıdır. Bu ifade başarı sözü vermez; yalnızca geleceğin bütünüyle kesin olmadığını söyler.
Alıştırma
Kesin bir imkânsızlık iddiasını reddetmek için kullanılan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: ____.
Cevabı göster
Never say never
Sophisticated machines like a lithography system cannot be built without brilliant engineers who have mastered STEM. Dilbilgisi
5:22Litografi sistemi gibi sofistike makineler, STEM'e (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) hakim parlak mühendisler olmadan inşa edilemez.
cannot be built without: zorunluluk bildiren edilgen yapı
Bu cümlede cannot be built without, parlak mühendisler sürece katılmadıkça gelişmiş makinelerin yapılmasının imkânsız olduğu anlamına gelir. Makine, edilgen be built yapısının dilbilgisel öznesidir; without ile belirtilen mühendisler gerekli kişilerdir, ancak dilbilgisel özne değildir. Bir sonucun temel bir koşula bağlı olduğunu söylemek için cannot be + geçmiş zaman ortacı + without + isim veya ulaç yapısını kullanın: Y olmadan X yapılamaz.
Alıştırma
Cümleyi kısaltılmamış cannot, build fiilinin edilgen biçimi ve without ile tamamlayın: “This research center ____ qualified technicians.”
Cevabı göster
cannot be built without
science, and computer science skills,
5:31fen bilimlerinizi ve bilgisayar bilimleri becerilerinizi tazelemek isterseniz,
If you'd like to: nazik ve isteğe bağlı bir koşul
Burada If you'd like to, “isterseniz” anlamına gelir; ancak daha yumuşaktır ve seçimi dinleyiciye bırakır. You'd, you would kısaltmasıdır; would burada geçmiş zamanı değil, nezaketi belirtir. Bu ifade bir if yan cümlesini başlatır ve ardından fiilin yalın biçimi gelir. Ana cümle daha sonra teklif, öneri veya sonucu verir: If you'd like to review, I can help.
Alıştırma
Cümleyi If, you would kısaltması ve like to ile tamamlayın: “____ practice, I can send you some extra exercises.”
Cevabı göster
If you'd like to
brush up on: mevcut bilgileri tazelemek
Bu cümlede brush up on, daha önce öğrendiğiniz ancak artık eskisi kadar iyi hatırlamadığınız veya kullanırken kendinize güvenmediğiniz bir bilgiyi ya da beceriyi gözden geçirip yeniden çalışmak anlamına gelir. Sıfırdan başlamayı değil, var olan bir temeli yeniden etkin hâle getirmeyi anlatır. on'dan sonra gelen nesne, tazelenecek konuyu veya beceriyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “daha önce öğrenilen bilgiyi tazelemek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Before the certification test, I need to ____ the security basics I studied last year.
Cevabı göster
brush up on
Brilliant is a great way to learn interactively.
5:33Brilliant, etkileşimli olarak öğrenmek için harika bir yoldur.
I use Brilliant myself to help improve my critical thinking skills
5:36Eleştirel düşünme becerilerimi geliştirmeye yardımcı olması için ben de Brilliant'ı kullanıyorum,
going through: materyali adım adım işlemek
Burada going through, mantık derslerini düzenli bir biçimde ilerleyerek okumak, düşünmek ve ilerledikçe içeriği tamamlamak anlamına gelir. Fiziksel olarak bir yerin içinden geçmeyi anlatmaz. by + -ing yapısı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Going through the courses, konuşmacının eleştirel düşünme becerilerini “nasıl” geliştirdiğini açıklar.
Alıştırma
Hangi cümlede go through “bir materyali adım adım ele almak” anlamındadır?
- The train went through the tunnel.
- We went through each training module before the exam.
- She went through a difficult winter.
Cevabı göster
We went through each training module before the exam.
I've noticed my viewers especially love the computer science fundamentals course,
5:41İzleyicilerimin özellikle bilgisayar bilimleri temelleri kursunu sevdiğini fark ettim,
where you can learn to program drones in an Amazon warehouse.
5:46orada bir Amazon deposundaki dronları programlamayı öğrenebilirsiniz.
You can solve puzzles with science through their scientific thinking course,
5:51Bilimsel düşünme kursları aracılığıyla bilimle bulmacalar çözebilir,
or practice everyday math by seeing numbers in a new light. Deyimler
5:55veya sayılara yeni bir ışık altında bakarak günlük pratik matematik yapabilirsiniz.
Bir şeye yeni bir gözle bakmak
See something in a new light, bir şeyi yeni bir bakış açısıyla anlamak veya değerlendirmek demektir. Burada seeing numbers in a new light, günlük matematiği anlamanın yeni bir yolunu bulmayı anlatır; light mecazidir, gerçek ışık değildir. Yapı see + nesne + in a new light biçimindedir. Yeni bir bilgi veya deneyim, birinin o nesneye farklı bakmaya başlamasına neden olabilir.
Alıştırma
Cümleyi yeni bir bakış açısıyla anlamına gelen ifadeyle tamamla: After hearing her side of the story, I saw the disagreement ____.
Cevabı göster
in a new light
whether you're a student or already working. Dilbilgisi
6:02ister öğrenci olun ister halihazırda çalışıyor olun.
İster öğrenci ol ister hâlihazırda çalışıyor ol
Whether A or B iki alternatifi sunar ve ana ifadenin her iki durumda da doğru olduğunu gösterir. Burada kurs, hem öğrenci olan hem de hâlihazırda çalışan kişiler dâhil olmak üzere her deneyim seviyesine uygundur. Whether burada bir seçim yapmayı istemez. Yapı whether + A + or + B biçimindedir. Ortak kelimeler çıkarılabilir: whether you're a student or already working, whether you're a student or you're already working olarak anlaşılır.
Alıştırma
Atölyenin her iki durumda da yararlı olduğunu göstermek için cümleyi whether ... or ... ile tamamla: The workshop is useful ____ you're new to coding ____ already experienced.
Cevabı göster
whether · or
you can view the explanation to see where you went wrong. Kalıp ifadeler
6:05nerede hata yaptığınızı görmek için açıklamayı görüntüleyebilirsiniz.
Get stuck: devam edemez hâle gelmek
Bu cümlede get stuck, ne yapacağını bilmediğin için devam edemediğin bir noktaya gelmek anlamına gelir. Get, stuck durumuna geçişi gösterir; burada “almak” değil, “hâle gelmek” demektir. Engel zihinsel, süreçle ilgili veya fiziksel olabilir. Burada ifade, fiziksel olarak sıkışıp kalmayı değil, bir alıştırmaya devam etmekte zorlanmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi get stuck ile tamamlayın: If you ____, ask for a hint.
Cevabı göster
get stuck
Where you went wrong: hatanın yapıldığı adımı bulmak
see where you went wrong ifadesinde where, hatanın gerçekleştiği adımı, varsayımı veya kararı gösterir. Fiziksel bir yere işaret etmesi gerekmez. Went wrong, go wrong ifadesinin geçmiş zamanıdır. Burada akıl yürütmende veya eyleminde hata yaptığın anlamına gelir. where you went wrong, see sonrasında gelen dolaylı soru yan cümlesi olduğu için soru söz dizimini değil, düz cümle söz dizimini korur.
Alıştırma
Bir öğrencinin hesabını inceleyip hatanın bulunduğu kesin adımı belirlemek istiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?
- Let's see what went wrong with the calculator.
- Let's see where you went wrong in the calculation.
- Let's see where you wrote the calculation.
Cevabı göster
Let's see where you went wrong in the calculation.
try out: karar vermeden önce bir şeyi denemek
Bu cümlede try out, Brilliant'ı kısa bir süre kullanıp nasıl olduğunu ve size uygun olup olmadığını görmek demektir. Yalnızca bir şeyi yapmaya çabalamayı değil, deneme veya test etme anlamını taşır. Try out, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir: try out the service veya try the service out denebilir. Nesne zamir olduğunda ortaya gelir: try it out. Burada nesnenin Brilliant olduğu cümlenin önceki kısmından anlaşıldığı için nesne ayrıca söylenmemiştir.
Alıştırma
Bir şeyi size uygun olup olmadığını görmek için kullanmak anlamındaki, derste geçen iki kelimelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: You can ____ the new drawing app for free before you subscribe.
Cevabı göster
try out
And the first 200 people who sign up with my link Öbek fiiller
6:15Ve bağlantımla kaydolan ilk 200 kişi
will get 20% off Brilliant's annual premium subscription, Kalıp ifadeler
6:18Brilliant'ın yıllık premium aboneliğinde %20 indirim kazanacak,
sign up: bir hizmete kaydolmak
Bu cümlede sign up, konuşmacının bağlantısı üzerinden Brilliant'a kaydolmak veya hizmete katılmak demektir. Genellikle hesap oluşturmayı, bir kursa ya da etkinliğe kaydolmayı veya bir hizmete katılmayı anlatır. With my link ifadesi, kayıt için hangi yolun kullanıldığını gösterir. Sign up burada olduğu gibi tek başına kullanılabilir veya katılınan şey for ile belirtilebilir: sign up for a course. Başka birini kaydetmek için sign someone up şeklindeki ayrılabilen yapı kullanılır; örneğin sign Maya up for the workshop.
Alıştırma
Hesap oluşturmak anlamındaki, derste geçen iki kelimelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: I have never used this site, so I need to ____ before I can log in.
Cevabı göster
sign up
get 20% off: fiyatta %20 indirim
Get 20% off, orijinal fiyatın %20'si kadar indirim almak demektir. Kalan %80'i ödersiniz; bu, yalnızca orijinal fiyatın %20'sini ödemek anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get + tutar veya yüzde + off + ürün ya da hizmet şeklindedir. Bu cümlede indirim Brilliant'ın yıllık premium aboneliğine uygulanır.
Alıştırma
Hangi cümle müşterinin yıllık planın orijinal fiyatının %80'ini ödediği anlamına gelir?
- You pay 20% more for the annual plan.
- You pay 20% of the annual plan's original price.
- You get 20% off the annual plan.
Cevabı göster
You get 20% off the annual plan.
which gives you access to all of the offerings, Kalıp ifadeler
6:22bu da tüm tekliflere erişmenizi sağlar,
gives you access to: bir şeyi kullanma izni vermek
Gives you access to, bir şeyi kullanmanıza, bir yere girmenize veya bir şeyi görüntülemenize izin verir anlamına gelir. Kalıp give + kişi + access to + kaynak ya da yer şeklindedir. Buradaki which, yıllık premium aboneliği belirtir. Yani en ileri düzey kurslar dâhil tüm içerikleri kullanabilmenizi sağlayan şey aboneliktir.
Alıştırma
Cümleyi give ... access to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This key card ____ employees ____ the secure lab.
Cevabı göster
gives · access to