Tüm Dünya TEK BİR Şirketin Ürettiği Bir Makineye Bağlı: İngilizce çalışma notları

Newsthink

Öğrenme zorluğu
939 kelime 155 kel/dk

Video tanıtımı: Video, ASML'nin litografi makinelerinin gelişmiş çipler için neden vazgeçilmez olduğunu, EUV sistemlerinin nasıl çalıştığını ve ihracat kontrollerinin Çin'in yarı iletken hedeflerini nasıl etkilediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "gotten its hands on" - Deyimler ve mecazlı ifadeler: elde edilmesi zor bir şeyi bir kişinin ya da ülkenin sonunda edinmesi veya denetimine alması anlamındaki gündelik kullanımı öğrenin; hands sözcüğünü gerçek anlamıyla yorumlamayın. 2. "The more transistors can be added to a chip, the more powerful the chip becomes." - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: "the more..., the more..." yapısıyla bir nicelik değiştikçe diğerinin de nasıl değiştiğini anlatın. 3. "shown no signs of reversing that policy." - Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: politika haberlerinde şu anda değişime işaret eden görünür bir belirti olmadığını söyleyen temkinli kalıbı tanıyın; bunu geleceğe ilişkin mutlak bir kesinlik sanmayın.

Bu derste

The US government is really worried about China's ambitions when it comes to making microchips. Kalıp ifadeler

0:00

ABD hükümeti, mikroçip üretimi söz konusu olduğunda Çin'in hırslarından gerçekten endişe duyuyor.

Kalıp ifadeler

when it comes to making: belirli bir alana odaklanma

Burada when it comes to making, kaygının geçerli olduğu belirli alanı, yani mikroçip üretimini tanıtır. Bir kişinin ya da nesnenin bir yere gelmesini anlatmaz. Kalıp when it comes to + isim veya -ing biçimidir. Bu kalıpta to bir edattır; bu nedenle make, making olur. Bu çerçeve, geniş kapsamlı bir ifadeyi belirli bir konuya veya yöne daraltır.

Alıştırma

Cümleyi when it comes to ve protect fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Our team is very careful ____ customer data.

Cevabı göster

when it comes to protecting

But so far, Kalıp ifadeler

0:05

Ancak şu ana kadar,

China has not gotten its hands on a very important machine sold by just one company. Deyimler

0:06

Çin, sadece bir şirket tarafından satılan çok önemli bir makineyi ele geçiremedi.

Kalıp ifadeler

so far: şu ana kadarki geçici sonuç

So far, “şimdiki ana kadar” anlamına gelir. Burada geçmişteki bir noktadan şimdiye kadar uzanan zaman aralığını belirler ve present perfect biçimindeki has not gotten ile uyum gösterir. Ayrıca sonucu geçici olarak sunar: durum şimdi doğrudur, ancak daha sonra değişebilir. Bu kullanımda far fiziksel uzaklıkla ilgili değildir.

Alıştırma

“So far, the new schedule has worked well, but we will review it again next month,” cümlesinde so far ne anlama gelir?

  1. Tüm alternatiflere göre çok büyük bir miktar farkıyla.
  2. Şimdiki ana kadar; sonuç hâlâ değişebilir.
  3. Fiziksel olarak çok uzak bir mesafede.
Cevabı göster

Şimdiki ana kadar; sonuç hâlâ değişebilir.

Deyimler

gotten its hands on: bir şeyi elde etmeyi başarmak

Bu cümlede has not gotten its hands on, “elde etmeyi ya da erişim sağlamayı başaramadı” demektir. Its, China'ya gönderme yapar; dolayısıyla tam kalıp get one's hands on something şeklindedir. Bu ifade gerçek anlamlı değildir; fiziksel ellerden veya dokunmaktan söz etmez. Sade get ile karşılaştırıldığında, çoğu zaman söz konusu şeyin kıt, denetim altında, değerli ya da başka bir nedenle zor elde edilir olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi özneyle uyumlu get one's hands on biçimiyle tamamlayın: After months of searching, I finally managed to ____ the rare book.

Cevabı göster

get my hands on

In a previous video,

0:13

Önceki bir videoda,

I talked about how Taiwan Semiconductor Manufacturing Company makes over 90% of the smallest and most sophisticated chips in the world.

0:14

Taiwan Semiconductor Manufacturing Company'nin dünyadaki en küçük ve en sofistike çiplerin %90'ından fazlasını nasıl ürettiğinden bahsetmiştim.

Their semiconductor chips power everything from fridges to F-35 fighter jets. Kalıp ifadeler

0:22

Ürettikleri yarı iletken çipler, buzdolaplarından F-35 savaş uçaklarına kadar her şeye güç sağlıyor.

Kalıp ifadeler

everything from fridges to F-35 fighter jets: buzdolaplarından F-35 savaş uçaklarına kadar

everything from A to B kalıbı, A ve B'yi çok daha geniş bir aralıktan çarpıcı örnekler olarak sunar. Burada buzdolapları ve F-35 savaş uçakları birbirinden çok farklı ürünlerdir; bu karşıtlık, çiplerin ne kadar geniş bir alanda kullanıldığını vurgular. Buradaki from ... to ... bir hareketi anlatmaz ve yalnızca bu iki öğenin bulunduğu anlamına gelmez. Her üyeyi tek tek saymadan geniş bir aralığı özetlemek için bu kalıbı yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Geniş bir aralık sunan from ... to ... kalıbını tamamlayın: The museum displays everything ____ ancient coins ____ modern photographs.

Cevabı göster

from · to

In other words, Anlatım akışı

0:26

Başka bir deyişle,

they make civilization function.

0:27

medeniyetin işlemesini sağlıyorlar.

Anlatım akışı

Açık bir yeniden ifade için In other words,

In other words, konuşmacının önceki fikri daha doğrudan veya daha kısa biçimde yeniden ifade edeceğini gösterir. Burada önceki örnekleri, bu şeylerin medeniyetin işlemesini sağladığı yönündeki genel sonuca dönüştürür. Dinleyiciye sıradaki ifadeyi ayrı ve yeni bir nokta olarak değil, önceki bilginin daha açık bir özeti olarak anlaması gerektiğini bildirerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

İkinci cümlenin ilk cümleyi daha basit biçimde yeniden ifade ettiğini gösteren bağlacı seçin: The device can operate without being connected to the power grid. ____ it can run independently.

  1. In addition,
  2. In other words,
  3. For example,
Cevabı göster

In other words,

Well,

0:29

Peki,

a lot of people who watched my video pointed out TSMC cannot make their chips without one piece of equipment. Notlar

0:30

videomu izleyen birçok kişi, TSMC'nin belirli bir ekipman parçası olmadan çiplerini üretemeyeceğine dikkat çekti.

Öbek fiiller

pointed out: bir gerçeğe dikkat çekmek

Bu cümlede pointed out, önemli olan veya gözden kaçmış olabilecek bir gerçeğe dikkat çekmek anlamına gelir. Yalnızca bir şey söylemekten daha fazlasını ifade eder: videoyu izleyenler bir kısıtlamayı özellikle vurgulamıştır. point out + isim veya point out (that) + yan cümle yapısı kullanılır. TSMC cannot make their chips without one piece of equipment yan cümlesi, onların dikkat çektiği gerçektir.

Alıştırma

Hangi cümle Liam'ın gözden kaçmış olabilecek bir gerçeğe dikkat çektiğini doğal biçimde ifade eder?

  1. Liam pointed out that the door was still unlocked.
  2. Liam said that the door was still unlocked.
  3. Liam pointed at the unlocked door.
Cevabı göster

Liam pointed out that the door was still unlocked.

Kalıp ifadeler

Ekipmanı one piece of equipment ile saymak

Equipment, belirli bir amaç için kullanılan araç veya makineleri ifade ettiğinde sayılamayan bir isimdir. Sayısını belirtmek için one piece of equipment, two pieces of equipment gibi bir sayma ifadesi kullanılır. Burada piece, kırılmış bir parça değil, bir eşya veya bir birim anlamına gelir. Cümledeki one, tek bir kritik ekipmana bağımlılığı vurgular; ekipmanın önemsiz olduğunu göstermez.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri kullanıp gerekli bağlantı sözcüğünü ekleyerek cümleyi tamamlayın: The workshop bought ____ for the safety test. (one / piece / equipment)

Cevabı göster

one piece of equipment

And it's true.

0:36

Ve bu doğru.

TSMC cannot make its chips without a 150 million dollar machine from a Dutch company called ASML.

0:38

TSMC, ASML adındaki Hollandalı bir şirketin 150 milyon dolarlık makinesi olmadan çiplerini üretemez.

ASML's high-end equipment prints the tiny features that form the basis of TSMC's microchips. Kalıp ifadeler

0:46

ASML'nin üst düzey ekipmanları, TSMC'nin mikroçiplerinin temelini oluşturan o minik yapıları basıyor.

Kalıp ifadeler

form the basis of: temelini oluşturmak

X forms the basis of Y, X'in Y'nin üzerine kurulduğu veya geliştirildiği temel dayanağı sağladığı anlamına gelir. Kalıp X + form(s) the basis of + Y şeklindedir. Özne olan X temeldir; Y ise of sözcüğünden sonra gelir. Basis, “temel” anlamına gelen tekil bir isimdir; base sözcüğünün çoğulu değildir. Altyazıda küçük yapılar, mikroçiplerin temel yapıları olarak sunulur.

Alıştırma

Hangi cümle anket verilerinin nihai raporun temeli olduğu anlamına gelir?

  1. The survey data are based on the final report.
  2. The final report forms the basis of the survey data.
  3. The survey data form the basis of the final report.
Cevabı göster

The survey data form the basis of the final report.

Microchips are made by building up billions of tiny transistors. Dilbilgisi

0:53

Mikroçipler, milyarlarca minik transistörün bir araya getirilmesiyle üretiliyor.

Dilbilgisi

are made by building up: bir üretim sürecini anlatmak

Are made edilgen yapıdadır: yapan kişiden çok mikroçiplere ve bunların nasıl üretildiğine odaklanır. By, yöntemi tanıtır. By sözcüğünden sonra eylem, building gibi -ing biçiminde kullanılır. be made by + -ing yapısı, bir şeyin hangi süreçle yapıldığını açıklar. Buradaki building up, fiziksel bir bina inşa etmek değil, milyarlarca transistörü aşamalı olarak oluşturmak veya eklemek anlamına gelir.

Alıştırma

Press fiilini ve edilgen süreç yapısının tamamını kullanarak cümleyi tamamlayın: The tiles ____ wet clay into molds.

Cevabı göster

are made by pressing

An ASML machine patterns the finest lines on the microchips using a method called lithography.

0:57

Bir ASML makinesi, litografi (taş baskı) adı verilen bir yöntem kullanarak mikroçiplerin üzerine en ince çizgileri çizer.

The projection system shrinks and focuses the pattern onto a silicon wafer.

1:03

Projeksiyon sistemi deseni küçültür ve bir silikon levha (wafer) üzerine odaklar.

After the pattern is printed,

1:08

Desen basıldıktan sonra,

it moves the wafer slightly and makes another copy on the wafer.

1:10

levhayı hafifçe hareket ettirir ve levha üzerine bir kopya daha çıkarır.

They are built up layer by layer, Kalıp ifadeler

1:13

Bunlar katman katman inşa edilir,

Kalıp ifadeler

layer by layer: tekrarlanan birimlerle ilerleme

Layer by layer ifadesinde tekrarlanan isim, ilerlemenin gerçekleştiği birimi belirtir: önce bir katman, ardından bir sonraki katman. Tek bir eylemi değil, aşamalı bir sıralamayı anlatır. Bu, isim + by + aynı isim biçimindeki tekrar kullanılabilir bir yapıdır. Bu cümlede by, oluşturma işini yapan kişiyi veya şeyi tanıtmaz; tekrarlanan ilerleme birimlerini birbirine bağlar.

Alıştırma

Cümleyi “her seferinde bir katman” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The printer builds the object ____.

Cevabı göster

layer by layer

like layering a cake,

1:15

tıpkı bir pastayı katmanlamak gibi,

except much more complicated because this involves up to 100 layers with nanometer precision. Dilbilgisi

1:17

sadece çok daha karmaşıktır çünkü bu, nanometre hassasiyetinde 100'e kadar katman içerir.

Dilbilgisi

except much more complicated: eksiltili bir düzeltme

Buradaki except, “bir şeyi dışarıda bırakmak” değil, “ama önemli bir düzeltmeyle” anlamındadır. Pasta benzetmesini sınırlar: katmanlama yönü benzerdir, ancak gerçek süreç çok daha karmaşıktır. except'ten sonra it is ifadesi anlaşılır: except it is much more complicated. Eksik özne ve fiil önceki düşünceden açıkça anlaşılabiliyorsa bu tür eksiltme konuşmada yaygındır.

Alıştırma

Bu cümlede except much more complicated ne anlama geliyor?

  1. Süreç, bir pastayı kat kat yapmaktan daha az karmaşıktır.
  2. Bir pastayı kat kat yapmak sürecin dışında bırakılır.
  3. Süreç, bir pastayı kat kat yapmaya benzer ama çok daha karmaşıktır.
Cevabı göster

Süreç, bir pastayı kat kat yapmaya benzer ama çok daha karmaşıktır.

The more transistors can be added to a chip, Dilbilgisi

1:23

Bir çipe ne kadar çok transistör eklenebilirse,

the more powerful the chip becomes.

1:25

çip o kadar güçlü hale gelir.

Dilbilgisi

The more ..., the more ... ile bağlantılı değişim

The more ..., the more ... iki parçalı bir karşılaştırma kalıbıdır. İlk yan cümle değişen bir etkeni, ikinci yan cümle ise buna bağlı değişimi sunar: eklenebilen transistör sayısı arttıkça çip daha güçlü hâle gelir. Bu kalıpta her the bir karşılaştırma yan cümlesi başlatır; sıradan belirli tanımlık değildir. Yan cümlelerde more, less, better veya faster gibi farklı karşılaştırma biçimleri kullanılabilir.

Alıştırma

İkili karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ carefully you plan, ____ smoothly the project runs.

Cevabı göster

The more · the more

ASML is the only company in the world that makes the machine needed to print advanced microchips.

1:28

ASML, gelişmiş mikroçipleri basmak için gereken makineyi üreten dünyadaki tek şirkettir.

It manufactures the equipment at its factories in Veldhoven,

1:35

Ekipmanı Veldhoven'daki fabrikalarında üretir,

Netherlands.

1:38

Hollanda'da.

The company was founded in 1984 as a joint venture between the electronics giant Philips and the Dutch chip machine manufacturer ASM International. Kelime

1:39

Şirket, elektronik devi Philips ile Hollandalı çip makinesi üreticisi ASM International'ın ortak girişimi olarak 1984 yılında kuruldu.

Kelime

a joint venture: ortak bir ticari düzenleme

Bu cümlede a joint venture, Philips ile ASM International'ın birlikte kurduğu bir işletme veya projedir. Taraflar kaynak sağlar; kontrolü ve riski paylaşır. Buradaki joint, vücuttaki eklem değil, ortak anlamındadır. Yaygın kalıplar form or set up a joint venture with another party ve a joint venture between A and B biçimleridir. Bu terim, yalnızca birlikte çalışmaktan daha belirli ve yapılandırılmış bir düzenlemeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, iki şirketin birlikte oluşturduğu, kontrol ettiği ve finanse ettiği bir projeyi anlatan resmî iş terimiyle tamamlayın: The two firms formed ____ to develop the new battery.

Cevabı göster

a joint venture

ASML is now an independent company.

1:48

ASML şu an bağımsız bir şirkettir.

It has a monopoly on EUV lithography, Notlar

1:51

EUV litografisi üzerinde tekeli vardır,

Kalıp ifadeler

have a monopoly on + ürün veya alan

Burada has a monopoly on, şirketin EUV litografisinin tek tedarikçisi olduğu veya bu teknoloji üzerinde münhasır kontrol sahibi olduğu anlamına gelir. Benzer düzeyde rekabet bulunmadığı için yalnızca çok büyük bir pazar payına sahip olmaktan daha güçlü bir ifadedir. Aktarılabilir kalıp have or hold a monopoly on + ürün, hizmet, teknoloji veya faaliyet biçimindedir. On, münhasır olarak kontrol edilen veya sağlanan şeyi belirtir.

Alıştırma

Hangi seçenek a monopoly on ifadesini münhasır tedariki anlatmak için doğru kullanıyor?

  1. Yalnızca bir tedarikçi var: The company has a monopoly on the service.
  2. Birden fazla tedarikçi hâlâ var: The company has a large market share.
  3. Birden fazla şirket birlikte çalışıyor: The company collaborates with its rivals.
Cevabı göster

Yalnızca bir tedarikçi var: The company has a monopoly on the service.

extreme ultraviolet light,

1:54

yani aşırı ultraviyole ışık,

an extremely short wavelength of light that can create even tinier circuitry than is possible with conventional lithography, Dilbilgisi

1:57

derin UV'ye dayanan geleneksel litografi ile mümkün olandan bile daha küçük devreler yaratabilen, son derece kısa bir ışık dalga boyu.

which relies on deep UV.

2:04

(Geleneksel litografi derin UV'ye dayanır).

Kültür

EUV litografisi ve aşırı morötesi ışık

EUV, extreme ultraviolet yani aşırı morötesi ifadesinin kısaltmasıdır. Vurgulanan bölümde extreme ultraviolet light ifadesi kısaltamayı hemen açıklar. EUV, dalga boyu çok kısa olan bir ışık türüdür; EUV lithography ise çipler üzerinde desen oluşturmak için bu ışığı kullanan süreçtir. Daha kısa dalga boyu, geleneksel derin UV litografisine göre daha küçük devre öğelerinin basılmasını sağlar. EUV litografisi yapabilen ekipmanların neden teknolojik açıdan önemli olduğunu anlamak için gereken temel arka plan budur.

Alıştırma

Vurgulanan terimleri doğru açıklayan ifade hangisidir?

  1. EUV ışığı veya dalga boyu aralığını, EUV lithography ise bu ışığı kullanan süreci ifade eder.
  2. EUV ve EUV lithography aynı makinenin tamamen aynı iki adıdır.
  3. Geleneksel litografi de EUV ışığına dayanır.
Cevabı göster

EUV ışığı veya dalga boyu aralığını, EUV lithography ise bu ışığı kullanan süreci ifade eder.

Dilbilgisi

than is possible with ... ile kapasite sınırlarını karşılaştırma

comparative expression + than is possible with + method kalıbı, elde edilen bir sonucu başka bir yöntemin ulaşabileceği en yüksek düzeyle karşılaştırır. Burada tinier circuitry than is possible with conventional lithography, geleneksel litografinin üretebileceğinden daha küçük devreler anlamına gelir. is possible ifadesinin örtük öznesi, daha önce belirtilen sonuç veya derecedir; yani devrelerin ne kadar küçük olabileceğidir. Özne conventional lithography değildir. Bu kısa ifade, karşılaştırma yan cümlesinin tamamını tekrarlamayı önlediği için resmî teknik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla resmî karşılaştırmayı tamamlayın: This battery stores more energy ____ the older design.

Cevabı göster

than is possible with

EUV light doesn't occur naturally on Earth,

2:06

EUV ışığı dünyada doğal olarak bulunmaz,

only in outer space.

2:09

sadece uzay boşluğunda bulunur.

So ASML must generate it somehow.

2:10

Bu nedenle ASML'nin bunu bir şekilde üretmesi gerekir.

To generate the light,

2:14

Işığı üretmek için,

a CO2 laser fires two laser pulses at a drop of tin, Kelime

2:15

bir CO2 lazeri, bir kalay damlasına iki lazer darbesi ateşler,

vaporizing it. Dilbilgisi

2:19

ve onu buharlaştırır.

Kelime

fire something at a target: bir şeyi bir hedefe doğru fırlatmak

Bu teknik kullanımda fire, “bir şeyi bir hedefe doğru göndermek veya fırlatmak” anlamına gelir; “bir şeyi ateşe vermek” ya da “birini işten çıkarmak” anlamına gelmez. Yapı fire + gönderilen şey + at + hedef biçimindedir. Burada gönderilen şey two laser pulses, hedef ise a drop of tin ifadesidir.

Alıştırma

Cümleyi fire something at a target yapısının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: During each test, the training robot ____ a paint pellet ____ the paper target.

Cevabı göster

fires · at

Dilbilgisi

vaporizing it: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Tam bir cümlecikten sonra gelen virgül ve -ing yan cümlesi, önceki eylemin sonucunu gösterebilir. Burada lazer darbelerinin ateşlenmesi kalay damlasını buhara dönüştürür; bu nedenle vaporizing it, “bunun sonucunda buharlaşması” anlamına gelir. it zamiri yakındaki a drop of tin isim öbeğine gönderme yapar. -ing yan cümlesi ateşleme eyleminin sonucunu ekler; ayrı ve ilgisiz bir olayı anlatmaz.

Alıştırma

The hot pan touched the plastic lid, melting it cümlesinde -ing yan cümlesi neyi gösterir?

  1. Kapak, tava ona dokunmadan önce eridi.
  2. Temas ile erime birbiriyle bağlantısızdır.
  3. Kapağı eritmek yalnızca tavanın amacıydı.
  4. Temas, plastik kapağın erimesine neden oldu.
Cevabı göster

Temas, plastik kapağın erimesine neden oldu.

The tin vapor becomes plasma,

2:20

Kalay buharı plazmaya dönüşür,

which emits EUV light.

2:22

bu da EUV ışığı yayar.

This happens at a rate of 50,000 times a second. Kalıp ifadeler

2:24

Bu saniyede 50.000 kez gibi bir hızda gerçekleşir.

Kalıp ifadeler

At a rate of ... times a second: saniyede ... kezlik bir hızla

At a rate of, ölçülebilir bir oranı, yani bir sürecin ne sıklıkta veya ne kadar hızlı gerçekleştiğini belirtir. Burada 50,000 times a second, olayın her saniye 50.000 kez gerçekleştiği anlamına gelir. Yaygın kalıp at a rate of + miktar + zaman birimi şeklindedir ve genellikle per veya a kullanılır. Özellikle veri sunarken yararlıdır; rate burada fiyat ya da puan değil, gerçekleşme sıklığı veya hızı anlamındadır.

Alıştırma

Resmî oran ifadesini tamamlayın: The sensor checks the signal ____ 200 times per second.

Cevabı göster

at a rate of

The machines are assembled in clean rooms containing zero dust.

2:28

Makineler, sıfır toz barındıran temiz odalarda monte edilir.

These rooms are 10,000 times cleaner than outside air. Dilbilgisi

2:32

Bu odalar dışarıdaki havadan 10.000 kat daha temizdir.

Dilbilgisi

10,000 times cleaner than ...: sayı + times + karşılaştırma biçimi + than

sayı + times + karşılaştırma biçimindeki sıfat veya zarf + than yapısı, katlı bir karşılaştırma ifade eder. 10,000 times cleaner than outside air ifadesinde times, cleaner ile belirtilen karşılaştırmanın derecesini güçlendirir; than ise karşılaştırma noktası olan outside air ifadesini getirir. Bu kalıp, yalnızca bir şeyin daha temiz olduğunu söylemek yerine farkı bir kat olarak sunar. Parçacık sayısı gibi tam ölçütün ne olduğu çevredeki bağlamdan anlaşılmalıdır. Yapı, three times faster than veya five times more efficiently than gibi ifadelerde de kullanılabilir.

Alıştırma

A processor completes the same task in one-fifth the time. five times ve faster kullanarak hedef karşılaştırmayı tamamlayın: The processor is ____ the older model.

Cevabı göster

five times faster than

Even the smallest speck of dust that ends up on a wafer can ruin it. Notlar

2:36

Bir levhanın üzerine düşen en küçük toz zerresi bile onu mahvedebilir.

Kalıp ifadeler

the smallest speck of dust: son derece küçük bir toz zerresi

A speck of dust, çok küçük tek bir toz parçacığı veya noktası demektir. Speck sayılabilir bir birim sağlar; bu nedenle İngilizcede dust doğrudan sayılmak yerine a speck of dust denir. The smallest ifadeyi güçlendirir: ölçülüp gerçekten en küçük olduğu kanıtlanmış olması gerekmeksizin son derece küçük bir zerreyi anlatır. Even ile birlikte bu kadar küçük bir miktarın şaşırtıcı gücünü vurgular.

Alıştırma

Notta geçen ve tek bir küçük toz parçacığını anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: I wiped a ____ off the camera lens.

Cevabı göster

speck of dust

Öbek fiiller

ends up on: süreç sonunda varılan konum

End up, önceki hareketlerin, aşamaların veya olayların ardından oluşan son durumu ya da konumu anlatır. Çoğu zaman sonucun planlanmadığını veya en önemli bilginin nihai sonuç olduğunu belirtir. Ends up on yapısında on, son yüzeyi gösterir: toz en sonunda waferın üzerine gelir. Bu ifade bir eylemin yalnızca sona erdiği anlamına gelmez; bir şeyin sonunda nerede bulunduğunu gösterir.

Alıştırma

Beklenmedik son konumu vurgulamak için cümleyi end up on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the storm, a patio chair ____ the neighbor's roof.

Cevabı göster

ended up on

The company's decision to switch to EUV light in the '90s gave it an astounding advantage.

2:40

Şirketin 90'lı yıllarda EUV ışığına geçme kararı, ona şaşırtıcı bir avantaj sağladı.

It cost billions of dollars to make the radical switch in light sources,

2:46

Işık kaynaklarında bu köklü değişikliği yapmak milyarlarca dolara mal oldu,

but the effort has paid off big time. Öbek fiiller

2:50

ancak bu çabanın karşılığı fazlasıyla alındı.

Öbek fiiller

paid off big time: fazlasıyla karşılığını verdi

Burada paid off, büyük yatırımın sonunda buna değen bir sonuç ürettiği anlamına gelir. Birinin bir faturayı ya da borcu ödemeyi bitirdiği anlamına gelmez. Big time, “çok büyük ölçüde” anlamına gelen gayriresmî bir güçlendiricidir. Paid off big time bir bütün olarak, çabanın yalnızca başarılı olmadığını, çok büyük yararlar sağladığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “çok büyük bir yarar sağladı” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The company invested in better security, and the decision ____.

Cevabı göster

paid off big time

ASML is now valued at around $193 billion.

2:53

ASML'ye şu anda yaklaşık 193 milyar dolar değer biçiliyor.

EUV equipment is sold to the largest chipmakers in the world,

2:58

EUV ekipmanları, dünyanın en büyük çip üreticilerine satılıyor,

TSMC, Samsung, and Intel.

3:02

TSMC, Samsung ve Intel gibi.

Every one of its machines has over a 100,000 parts. Dilbilgisi

3:05

Makinelerinin her birinde 100.000'den fazla parça var.

Dilbilgisi

Every one of ... has: tekil özne-fiil uyumu

Every one of + çoğul bir isim öbeği, grubun üyelerini tek tek ele alır. Öznenin dil bilgisel merkezi tekil one sözcüğüdür; bu nedenle fiil tekil olur: Every one of its machines has ... Çoğul machines ismi of öbeğinin içindedir ve fiilin biçimini belirlemez. Geniş zamanda bu özneden sonra have, are veya do değil, has, is veya does kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Every one of the laptops ____ a protective case.

Cevabı göster

has

They're shipped in 40 freight containers,

3:10

Bunlar 40 nakliye konteyneriyle,

20 trucks, and three Boeing 747s.

3:12

20 kamyon ve üç Boeing 747 ile sevk edilir.

Like the rest of the world,

3:15

Dünyanın geri kalanı gibi,

China also relies on ASML machines for Chinese companies that are producing semiconductor chips.

3:17

Çin de yarı iletken çip üreten Çinli şirketler için ASML makinelerine güveniyor.

But in 2019,

3:23

Ancak 2019'da,

the Trump administration successfully lobbied the Dutch government to block shipments of ASML's most sophisticated machines to China. Kelime

3:24

Trump yönetimi, ASML'nin en sofistike makinelerinin Çin'e sevkiyatını engellemesi için Hollanda hükümetini başarılı bir şekilde ikna etti.

Kelime

lobbied the Dutch government to block: bir yetkili makamı harekete geçirmek için lobby kullanımı

Burada lobbied, örgütlü savunuculuk yoluyla yetkili bir kurumun kararını etkilemeye çalışmak anlamında kullanılan bir fiildir. Trump yönetimi, karar mercii olan Hollanda hükümetini sevkiyatları engellemeye ikna etmeye çalıştı. Kalıp lobby + kişi veya kurum + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: lobby the government to block. Sıradan bir isteği değil, politika kararını etkileme çabasını anlatır; burada lobby bir binanın giriş salonu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi lobby + karar mercii + to + fiil yapısıyla tamamlayın: The industry group plans to ____ regulators to delay the new rule.

Cevabı göster

lobby

And the Biden administration has shown no signs of reversing that policy. Kalıp ifadeler

3:31

Ve Biden yönetimi bu politikayı geri alacağına dair hiçbir işaret göstermedi.

Kalıp ifadeler

shown no signs of reversing: gözlemlenebilir işaret bulunmadığını anlatan show no signs of + -ing

Shown no signs of reversing, politikanın değiştirilmekte veya geri alınmakta olduğunu gösteren gözlemlenebilir hiçbir kanıtın şu anda bulunmadığı anlamına gelir. Signs; davranışlarda, açıklamalarda ya da olaylarda görülen ipuçlarıdır ve burada of sözcüğünden sonra -ing biçimindeki reversing gelir. Bu, kanıtlara dayanan temkinli bir değerlendirmedir; geleceğe ilişkin bir garanti değildir. Politikanın daha sonra değişme olasılığını açık bırakır.

Alıştırma

Cümleyi show no signs of ifadesinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Despite several meetings, the two sides ____ reaching an agreement soon.

Cevabı göster

show no signs of

However, ASML is not restricted from exporting slightly older technology to China. Kalıp ifadeler

3:36

Bununla birlikte, ASML'nin biraz daha eski teknolojiyi Çin'e ihraç etmesi kısıtlanmamıştır.

Kalıp ifadeler

be restricted from + -ing yapısı

Edilgen be restricted from + -ing yapısı, bir kuralın, yasanın veya yetkili makamın öznenin bir eylemi yapmasını engellediğini belirtir. from bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: exporting. Bu cümlede not, restricted sözcüğünü olumsuz yapar. ASML is not restricted from exporting this older technology, söz konusu kısıtlamanın ASML'nin bu eski teknolojiyi ihraç etmesini engellemediği anlamına gelir; cümle bütün ihracat türlerinin tamamen kısıtlamasız olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi restricted ve doğru edatla tamamlayın: Under the safety policy, employees are ____ entering the lab alone.

Cevabı göster

restricted from

ASML's older deep ultraviolet systems are a generation behind the EUV ones, Kalıp ifadeler

3:43

ASML'nin eski derin ultraviyole sistemleri EUV olanların bir nesil gerisindedir,

but still the most common way to make less advanced chips.

3:48

ancak daha az gelişmiş çipler yapmak için hala en yaygın yoldur.

Kalıp ifadeler

teknoloji karşılaştırmalarında a generation behind

Teknoloji karşılaştırmalarında a generation behind, karşılaştırma noktasından bir büyük gelişim aşaması daha az ileride olmak demektir. Generation bir ürün veya teknoloji döngüsünü, behind ise fiziksel konumu ya da yaşı değil gelişim düzeyini anlatır. Buradaki karşılaştırma noktası ones ile yeniden belirtilen EUV systems ifadesidir. Eski derin morötesi sistemler teknolojik olarak bir döngü geridedir, ancak cümlenin devamı bunların hâlâ yaygın biçimde kullanıldığını söyler; behind işe yaramaz demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi gelişim açısından bir aşama geride olma anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The library's old database is ____ the new regional system.

Cevabı göster

a generation behind

In 2021,

3:52

2021 yılında,

16% of ASML's sales went to China,

3:54

ASML'nin satışlarının %16'sı Çin'e yapıldı,

around $2.2 billion worth. Kalıp ifadeler

3:57

yaklaşık 2.2 milyar dolar değerindeydi.

Kalıp ifadeler

yaklaşık 2,2 milyar dolar değerinde

Burada around $2.2 billion worth, değeri kısa ve yoğun biçimde belirten bir ifadedir. ASML'nin satışlarının %16'sına gönderme yapar ve bu payın parasal değerinin yaklaşık 2,2 milyar dolar olduğunu söyler. Worth burada değer bildirir; ‘yapmaya değer’ ya da ‘iyi bir fikir’ anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp miktar + worth şeklindedir ve ardından çoğu zaman $500 worth of parts örneğindeki gibi of + isim gelir. Değeri belirtilen şey daha önce söylenmişse, özgün cümlede olduğu gibi of + isim bölümü atılabilir.

Alıştırma

Cümleyi 800 ve worth kullanarak tamamlayın: The repair shop ordered $____ of replacement parts.

Cevabı göster

800 worth

The company expects similar figures for 2022.

3:59

Şirket 2022 yılı için de benzer rakamlar bekliyor.

Washington has been trying to hamper China's chip-making progress in many ways.

4:03

Washington, Çin'in çip yapımındaki ilerlemesini birçok yolla engellemeye çalışıyor.

When President Biden signed the CHIPS Act in August, Kültür

4:08

Başkan Biden Ağustos ayında CHIPS Yasasını imzaladığında,

it included a caveat that if TSMC or other chip companies want billions in US subsidies for building new plants in America, Kelime

4:11

TSMC veya diğer çip şirketleri Amerika'da yeni tesisler kurmak için milyarlarca ABD sübvansiyonu istiyorsa,

they have to agree not to sell their most advanced chips to China. Dilbilgisi

4:19

en gelişmiş çiplerini Çin'e satmamayı kabul etmeleri gerektiğine dair bir şartı içeriyordu.

Kültür

CHIPS Yasası

CHIPS Yasası, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yarı iletken üretimini desteklemeyi amaçlayan bir ABD yasasının adıdır. Bu cümlede önemli olan bölüm, Amerika'da yeni fabrikalar kuran şirketlere teşvik sunmasıdır. Bu teşviklerin bir şartı vardır: Parayı isteyen şirketler, en gelişmiş çiplerini Çin'e satmalarına ilişkin sınırlamaları kabul etmelidir. Bu nedenle yasanın adı, mali destek ile satış kısıtlamalarının neden birlikte geçtiğini açıklar. CHIPS resmî adın bir parçasıdır; birden fazla çipe gönderme yapan sıradan bir çoğul değildir.

Alıştırma

Bu cümlede CHIPS Yasası neyi ifade ediyor?

  1. Çin pazarı hakkında bir ASML satış raporu
  2. Birden fazla bilgisayar çipinden oluşan bir sevkiyat
  3. Çip fabrikalarına teşvik sunan ve gelişmiş çiplerin Çin'e satışı için şartlar koyan bir ABD yasası
Cevabı göster

Çip fabrikalarına teşvik sunan ve gelişmiş çiplerin Çin'e satışı için şartlar koyan bir ABD yasası

Kelime

“a caveat that”: sınırlayıcı bir koşul belirtmek

Burada caveat, normalde cazip görünen bir teklifin kapsamını sınırlayan bir şart veya çekincedir. Şirketler ancak ardından belirtilen kısıtlamayı kabul ederlerse teşviklerden yararlanabilir. a caveat that + yan cümle yapısında that ile başlayan bölüm, kesin sınırlamayı açıklar. Bunu yalnızca genel bir uyarı olarak değil, “akılda tutulması gereken önemli bir şart” olarak anlayın.

Alıştırma

Hangi cümlede caveat, bir teklife getirilen sınırlamayı belirtmek için kullanılmıştır?

  1. The course is free, with the caveat that participants must buy their own materials.
  2. The guide gave a warning that the trail was flooded.
  3. The school announced that the library would open early.
Cevabı göster

The course is free, with the caveat that participants must buy their own materials.

Dilbilgisi

“have to agree not to sell”: zorunluluk ve olumsuz taahhüt

Have to bir zorunluluğu belirtir: şirketler şartı kabul etmedikçe avantajdan yararlanamaz. Agree ise onay verme veya taahhütte bulunma anlamını ekler. agree not to + fiil yapısında not, mastarın belirttiği eylemi olumsuz yapar. Bu nedenle agree not to sell, “satmayacaklarını kabul etmek” anlamına gelir. Kabul etmeyi reddetmek anlamına gelmez.

Alıştırma

have to agree not to yapısını ve parantezdeki fiili kullanın: To enter the research lab, visitors ____ photographs. (take)

Cevabı göster

have to agree not to take

Washington has also been pushing ASML,

4:23

Washington ayrıca ASML'ye baskı yapıyor,

even to stop shipping its less sophisticated chip-making machines to China.

4:26

daha az sofistike çip yapım makinelerinin bile Çin'e sevkiyatını durdurması için.

This could deal a serious blow to Chinese company SMIC, Deyimler

4:31

Bu, Çinli şirket SMIC'e ciddi bir darbe vurabilir,

which has reportedly been making 7 nanometer semiconductor chips Kelime

4:35

bildirildiğine göre şirket 7 nanometre yarı iletken çipler üretmekte

that are only a generation behind the 5 nanometer ones manufactured by TSMC and Samsung.

4:39

ki bu TSMC ve Samsung tarafından üretilen 5 nanometre çiplerin sadece bir nesil gerisinde.

Deyimler

deal a serious blow to: ciddi zarar vermek

Burada deal a serious blow to, büyük zarar vermek veya ciddi biçimde zayıflatmak anlamına gelir. Blow sözcüğü mecazidir: cümle, SMIC’nin kapasitesinin ya da ilerlemesinin zarar göreceğini öngörür; fiziksel bir vuruştan söz etmez. Kalıp deal a blow to + kişi, kuruluş veya plan şeklindedir. Serious, major veya devastating gibi sıfatlar gerilemenin şiddetini gösterir.

Alıştırma

“The funding cut dealt a serious blow to the project” cümlesi en iyi hangi durumu anlatır?

  1. Kesinti evrak işlerinde küçük bir gecikmeye yol açtı.
  2. Kesinti büyük bir gerilemeye yol açtı ve projenin ilerlemesini tehlikeye attı.
  3. Kesinti projeye fiziksel olarak vurdu.
Cevabı göster

Kesinti büyük bir gerilemeye yol açtı ve projenin ilerlemesini tehlikeye attı.

Kelime

reportedly: bilginin haberlere dayandığını belirtme

Bu cümlede reportedly, “bildirildiğine göre” anlamına gelir. SMIC’nin 7 nanometrelik çip ürettiği iddiasının konuşmacının şahsen doğruladığı bir bilgi değil, dış haber kaynaklarından gelen bir bilgi olduğunu gösterir. Bu, iddianın yanlış olduğu anlamına gelmez. Kanıtla arasında mesafe oluşturur: belirtilen kaynak haberlerdir ve yazar doğrudan doğrulama yaptığını ileri sürmez.

Alıştırma

Bir gazeteci kapanışı doğrulamamıştır ancak bunun birkaç haber kuruluşunda belirtildiğini görmüştür. En uygun sözcüğü seçin: “The factory will _____ close next month.”

  1. reportedly
  2. apparently
  3. allegedly
Cevabı göster

reportedly

If Washington gets its way, Deyimler

4:46

Eğer Washington istediğini elde ederse,

even ASML's older lithography equipment could be banned from China.

4:48

ASML'nin eski litografi ekipmanları bile Çin'e yasaklanabilir.

Deyimler

gets its way: istediği sonucu elde etmek

Burada gets its way, Washington'ın istediği politikanın uygulanmasını sağlaması demektir. Washington ABD hükümetini temsil eder; bu nedenle its de o hükümete gönderme yapar. Yapı get + iyelik sözcüğü + way şeklindedir. Farklı kişiler veya gruplar farklı sonuçlar istediğinde kimin tercih ettiği sonucun gerçekleştiğini anlatır; bu sonuca nasıl ulaşıldığını belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi get one's way ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several meetings, the design team ____, and its preferred layout was approved.

Cevabı göster

got its way

China could start producing its own lithography systems if it wants to become self-reliant.

4:53

Kendi kendine yetmek istiyorsa Çin kendi litografi sistemlerini üretmeye başlayabilir.

However, analysts believe it would take China at least a decade to build its own equipment that could rival ASML's. Dilbilgisi

4:58

Ancak analistler, Çin'in ASML'ninkine rakip olabilecek kendi ekipmanını üretmesinin en az on yıl süreceğine inanıyor.

Dilbilgisi

it would take China ... to build: gereken süreyi tahmin etmek

it would take China at least a decade to build ... yapısı, analistlerin Çin'in üretimi tamamlamak için on yıl veya daha uzun bir süreye ihtiyaç duyacağını tahmin ettiğini anlatır. It biçimsel öznedir; China zamana ihtiyaç duyan kişi veya gruptur, to build ise yapılacak işi belirtir. Bir işin ne kadar zaman gerektirdiğini söylemek için it + take + kişi veya grup + süre + to + fiil yapısını kullanın. Would, bunun doğrulanmış güncel bir gerçek değil, bir öngörü veya varsayımsal tahmin olduğunu gösterir; at least ise sürenin alt sınırını belirtir.

Alıştırma

Maya'nın ihtiyaç duyduğu süreyi tahmin etmek için it + take + kişi + süre + to + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. It would take Maya three months to finish the course.
  2. Maya would spend three months finishing the course.
  3. It would take three months Maya to finish the course.
Cevabı göster

It would take Maya three months to finish the course.

ASML CEO Peter Wennink believes it will be difficult, Anlatım akışı

5:06

ASML CEO'su Peter Wennink bunun zor olacağına inanıyor,

but not impossible.

5:10

ama imkansız değil.

Anlatım akışı

zor olacak, ancak imkânsız değil

Cümle önce will be difficult ile olumsuz bir değerlendirme sunar. Ardından but, bu olumsuz değerlendirmeyi sınırlayan not impossible ifadesine geçiş yapar. Bu sıralama ciddi bir engeli kabul ederken başarı olasılığını korur. Not impossible, hâlâ mümkün anlamına gelen temkinli bir çifte olumsuzluk biçimidir. Kolay veya olası anlamına gelmez. X will be difficult, but not impossible kalıbı, kesin bir sonuç yerine dengeli bir sonuç ifade etmeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki temkinli karşıtlık ifadesinin aynısıyla tamamlayın: Finishing the climb before dark will be difficult, ____.

Cevabı göster

but not impossible

He says,

5:12

Şöyle diyor,

"I am not saying it cannot be done Ton ve niyet

5:12

"Bunun yapılamayacağını söylemiyorum

because I know the laws of physics are the same in China as they are here." Dilbilgisi

5:14

çünkü fizik kurallarının burada olduğu gibi Çin'de de aynı olduğunu biliyorum."

Ton ve niyet

Yapılamayacağını söylemiyorum

Burada I am not saying..., konuşanın önceki ifadesine yönelik aşırı güçlü bir yorumu düzeltir. Konuşan görevin zor olduğunu söylemiştir, ancak yapılamayacağı şeklindeki daha güçlü iddiada bulunduğunu reddeder. Dıştaki not, saying sözcüğünü olumsuzlar; bu nedenle ifade I am saying it can be done ile aynı anlama gelmez. Konuşan taahhüdünü sınırlar: imkânsız olduğunu iddia etmez, ancak başarıyı da garanti etmez.

Alıştırma

Konuşan bu cümlede hangi görüşü ifade ediyor? "I am not saying the repair cannot be done."

  1. Konuşan, onarımın tamamlanacağını garanti eder.
  2. Konuşan, onarımın imkânsız olduğunu belirtir.
  3. Konuşan, onarımın imkânsız olduğunu iddia ettiğini reddeder ancak başarıyı garanti etmez.
Cevabı göster

Konuşan, onarımın imkânsız olduğunu iddia ettiğini reddeder ancak başarıyı garanti etmez.

Dilbilgisi

the same in China as they are here: iki yerde aynı olma

the same in A as ... in B kalıbı, bir şeyin iki ortamda da aynı olduğunu veya değişmediğini anlatır. Bu cümlede fizik yasaları Çin ile konuşanın bulunduğu yer arasında değişmez. as they are here bölümünde they, çoğul olan the laws of physics ifadesine gönderme yapar; are ise önceki fiili tekrarlar. Buradaki as, the same ile birlikte karşılaştırmanın ikinci tarafını getirir; “çünkü” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak the same in A as they are in B kalıbıyla tamamlayın: The exam rules are ____ Room 1 ____ Room 2.

Cevabı göster

the same in · as they are in

Never say never. Deyimler

5:19

Asla, asla deme.

Deyimler

Never say never: olasılığa yer bırakmak

Never say never, “bir şeyin asla gerçekleşemeyeceğini kesin olarak söyleme” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Kesin ve olumsuz bir öngörüye karşı çıkarak küçük bir olasılığa yer bırakır. İlk never, say fiilini niteler: bunu hiçbir zaman söyleme. İkinci never ise reddedilen kesin imkânsızlık iddiasıdır. Bu ifade başarı sözü vermez; yalnızca geleceğin bütünüyle kesin olmadığını söyler.

Alıştırma

Kesin bir imkânsızlık iddiasını reddetmek için kullanılan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: ____.

Cevabı göster

Never say never

They will certainly try.

5:20

Kesinlikle deneyeceklerdir.

Sophisticated machines like a lithography system cannot be built without brilliant engineers who have mastered STEM. Dilbilgisi

5:22

Litografi sistemi gibi sofistike makineler, STEM'e (Bilim, Teknoloji, Mühendislik, Matematik) hakim parlak mühendisler olmadan inşa edilemez.

Dilbilgisi

cannot be built without: zorunluluk bildiren edilgen yapı

Bu cümlede cannot be built without, parlak mühendisler sürece katılmadıkça gelişmiş makinelerin yapılmasının imkânsız olduğu anlamına gelir. Makine, edilgen be built yapısının dilbilgisel öznesidir; without ile belirtilen mühendisler gerekli kişilerdir, ancak dilbilgisel özne değildir. Bir sonucun temel bir koşula bağlı olduğunu söylemek için cannot be + geçmiş zaman ortacı + without + isim veya ulaç yapısını kullanın: Y olmadan X yapılamaz.

Alıştırma

Cümleyi kısaltılmamış cannot, build fiilinin edilgen biçimi ve without ile tamamlayın: “This research center ____ qualified technicians.”

Cevabı göster

cannot be built without

If you'd like to brush up on your math, Notlar

5:29

Eğer matematiğinizi,

science, and computer science skills,

5:31

fen bilimlerinizi ve bilgisayar bilimleri becerilerinizi tazelemek isterseniz,

Ton ve niyet

If you'd like to: nazik ve isteğe bağlı bir koşul

Burada If you'd like to, “isterseniz” anlamına gelir; ancak daha yumuşaktır ve seçimi dinleyiciye bırakır. You'd, you would kısaltmasıdır; would burada geçmiş zamanı değil, nezaketi belirtir. Bu ifade bir if yan cümlesini başlatır ve ardından fiilin yalın biçimi gelir. Ana cümle daha sonra teklif, öneri veya sonucu verir: If you'd like to review, I can help.

Alıştırma

Cümleyi If, you would kısaltması ve like to ile tamamlayın: “____ practice, I can send you some extra exercises.”

Cevabı göster

If you'd like to

Öbek fiiller

brush up on: mevcut bilgileri tazelemek

Bu cümlede brush up on, daha önce öğrendiğiniz ancak artık eskisi kadar iyi hatırlamadığınız veya kullanırken kendinize güvenmediğiniz bir bilgiyi ya da beceriyi gözden geçirip yeniden çalışmak anlamına gelir. Sıfırdan başlamayı değil, var olan bir temeli yeniden etkin hâle getirmeyi anlatır. on'dan sonra gelen nesne, tazelenecek konuyu veya beceriyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “daha önce öğrenilen bilgiyi tazelemek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Before the certification test, I need to ____ the security basics I studied last year.

Cevabı göster

brush up on

Brilliant is a great way to learn interactively.

5:33

Brilliant, etkileşimli olarak öğrenmek için harika bir yoldur.

I use Brilliant myself to help improve my critical thinking skills

5:36

Eleştirel düşünme becerilerimi geliştirmeye yardımcı olması için ben de Brilliant'ı kullanıyorum,

by going through their logic courses. Öbek fiiller

5:39

mantık kurslarına katılarak.

Öbek fiiller

going through: materyali adım adım işlemek

Burada going through, mantık derslerini düzenli bir biçimde ilerleyerek okumak, düşünmek ve ilerledikçe içeriği tamamlamak anlamına gelir. Fiziksel olarak bir yerin içinden geçmeyi anlatmaz. by + -ing yapısı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Going through the courses, konuşmacının eleştirel düşünme becerilerini “nasıl” geliştirdiğini açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede go through “bir materyali adım adım ele almak” anlamındadır?

  1. The train went through the tunnel.
  2. We went through each training module before the exam.
  3. She went through a difficult winter.
Cevabı göster

We went through each training module before the exam.

I've noticed my viewers especially love the computer science fundamentals course,

5:41

İzleyicilerimin özellikle bilgisayar bilimleri temelleri kursunu sevdiğini fark ettim,

where you can learn to program drones in an Amazon warehouse.

5:46

orada bir Amazon deposundaki dronları programlamayı öğrenebilirsiniz.

There's something for everyone.

5:49

Herkes için bir şeyler var.

You can solve puzzles with science through their scientific thinking course,

5:51

Bilimsel düşünme kursları aracılığıyla bilimle bulmacalar çözebilir,

or practice everyday math by seeing numbers in a new light. Deyimler

5:55

veya sayılara yeni bir ışık altında bakarak günlük pratik matematik yapabilirsiniz.

Deyimler

Bir şeye yeni bir gözle bakmak

See something in a new light, bir şeyi yeni bir bakış açısıyla anlamak veya değerlendirmek demektir. Burada seeing numbers in a new light, günlük matematiği anlamanın yeni bir yolunu bulmayı anlatır; light mecazidir, gerçek ışık değildir. Yapı see + nesne + in a new light biçimindedir. Yeni bir bilgi veya deneyim, birinin o nesneye farklı bakmaya başlamasına neden olabilir.

Alıştırma

Cümleyi yeni bir bakış açısıyla anlamına gelen ifadeyle tamamla: After hearing her side of the story, I saw the disagreement ____.

Cevabı göster

in a new light

There are no tests on Brilliant,

5:58

Brilliant'ta sınav yoktur,

and it's for people of all experience levels,

6:00

ve her deneyim seviyesindeki insan içindir,

whether you're a student or already working. Dilbilgisi

6:02

ister öğrenci olun ister halihazırda çalışıyor olun.

Dilbilgisi

İster öğrenci ol ister hâlihazırda çalışıyor ol

Whether A or B iki alternatifi sunar ve ana ifadenin her iki durumda da doğru olduğunu gösterir. Burada kurs, hem öğrenci olan hem de hâlihazırda çalışan kişiler dâhil olmak üzere her deneyim seviyesine uygundur. Whether burada bir seçim yapmayı istemez. Yapı whether + A + or + B biçimindedir. Ortak kelimeler çıkarılabilir: whether you're a student or already working, whether you're a student or you're already working olarak anlaşılır.

Alıştırma

Atölyenin her iki durumda da yararlı olduğunu göstermek için cümleyi whether ... or ... ile tamamla: The workshop is useful ____ you're new to coding ____ already experienced.

Cevabı göster

whether · or

If you get stuck, Kalıp ifadeler

6:04

Eğer takılırsanız,

you can view the explanation to see where you went wrong. Kalıp ifadeler

6:05

nerede hata yaptığınızı görmek için açıklamayı görüntüleyebilirsiniz.

Kalıp ifadeler

Get stuck: devam edemez hâle gelmek

Bu cümlede get stuck, ne yapacağını bilmediğin için devam edemediğin bir noktaya gelmek anlamına gelir. Get, stuck durumuna geçişi gösterir; burada “almak” değil, “hâle gelmek” demektir. Engel zihinsel, süreçle ilgili veya fiziksel olabilir. Burada ifade, fiziksel olarak sıkışıp kalmayı değil, bir alıştırmaya devam etmekte zorlanmayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi get stuck ile tamamlayın: If you ____, ask for a hint.

Cevabı göster

get stuck

Kalıp ifadeler

Where you went wrong: hatanın yapıldığı adımı bulmak

see where you went wrong ifadesinde where, hatanın gerçekleştiği adımı, varsayımı veya kararı gösterir. Fiziksel bir yere işaret etmesi gerekmez. Went wrong, go wrong ifadesinin geçmiş zamanıdır. Burada akıl yürütmende veya eyleminde hata yaptığın anlamına gelir. where you went wrong, see sonrasında gelen dolaylı soru yan cümlesi olduğu için soru söz dizimini değil, düz cümle söz dizimini korur.

Alıştırma

Bir öğrencinin hesabını inceleyip hatanın bulunduğu kesin adımı belirlemek istiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?

  1. Let's see what went wrong with the calculator.
  2. Let's see where you went wrong in the calculation.
  3. Let's see where you wrote the calculation.
Cevabı göster

Let's see where you went wrong in the calculation.

Brilliant is free for you to try out Öbek fiiller

6:08

Brilliant'ı denemeniz ücretsizdir,

if you head to the custom link in my description,

6:10

açıklamamdaki özel bağlantıya giderseniz,

brilliant.org/newsthink.

6:13

brilliant.org/newsthink.

Öbek fiiller

try out: karar vermeden önce bir şeyi denemek

Bu cümlede try out, Brilliant'ı kısa bir süre kullanıp nasıl olduğunu ve size uygun olup olmadığını görmek demektir. Yalnızca bir şeyi yapmaya çabalamayı değil, deneme veya test etme anlamını taşır. Try out, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir: try out the service veya try the service out denebilir. Nesne zamir olduğunda ortaya gelir: try it out. Burada nesnenin Brilliant olduğu cümlenin önceki kısmından anlaşıldığı için nesne ayrıca söylenmemiştir.

Alıştırma

Bir şeyi size uygun olup olmadığını görmek için kullanmak anlamındaki, derste geçen iki kelimelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: You can ____ the new drawing app for free before you subscribe.

Cevabı göster

try out

And the first 200 people who sign up with my link Öbek fiiller

6:15

Ve bağlantımla kaydolan ilk 200 kişi

will get 20% off Brilliant's annual premium subscription, Kalıp ifadeler

6:18

Brilliant'ın yıllık premium aboneliğinde %20 indirim kazanacak,

Öbek fiiller

sign up: bir hizmete kaydolmak

Bu cümlede sign up, konuşmacının bağlantısı üzerinden Brilliant'a kaydolmak veya hizmete katılmak demektir. Genellikle hesap oluşturmayı, bir kursa ya da etkinliğe kaydolmayı veya bir hizmete katılmayı anlatır. With my link ifadesi, kayıt için hangi yolun kullanıldığını gösterir. Sign up burada olduğu gibi tek başına kullanılabilir veya katılınan şey for ile belirtilebilir: sign up for a course. Başka birini kaydetmek için sign someone up şeklindeki ayrılabilen yapı kullanılır; örneğin sign Maya up for the workshop.

Alıştırma

Hesap oluşturmak anlamındaki, derste geçen iki kelimelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: I have never used this site, so I need to ____ before I can log in.

Cevabı göster

sign up

Kalıp ifadeler

get 20% off: fiyatta %20 indirim

Get 20% off, orijinal fiyatın %20'si kadar indirim almak demektir. Kalan %80'i ödersiniz; bu, yalnızca orijinal fiyatın %20'sini ödemek anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp get + tutar veya yüzde + off + ürün ya da hizmet şeklindedir. Bu cümlede indirim Brilliant'ın yıllık premium aboneliğine uygulanır.

Alıştırma

Hangi cümle müşterinin yıllık planın orijinal fiyatının %80'ini ödediği anlamına gelir?

  1. You pay 20% more for the annual plan.
  2. You pay 20% of the annual plan's original price.
  3. You get 20% off the annual plan.
Cevabı göster

You get 20% off the annual plan.

which gives you access to all of the offerings, Kalıp ifadeler

6:22

bu da tüm tekliflere erişmenizi sağlar,

including the most advanced courses.

6:24

en ileri düzeydeki kurslar dahil.

Kalıp ifadeler

gives you access to: bir şeyi kullanma izni vermek

Gives you access to, bir şeyi kullanmanıza, bir yere girmenize veya bir şeyi görüntülemenize izin verir anlamına gelir. Kalıp give + kişi + access to + kaynak ya da yer şeklindedir. Buradaki which, yıllık premium aboneliği belirtir. Yani en ileri düzey kurslar dâhil tüm içerikleri kullanabilmenizi sağlayan şey aboneliktir.

Alıştırma

Cümleyi give ... access to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This key card ____ employees ____ the secure lab.

Cevabı göster

gives · access to

Thanks for watching.

6:26

İzlediğiniz için teşekkürler.

For NewsThink,

6:28

NewsThink için,

I'm Cindy Pom.

6:29

Ben Cindy Pom.