Peppa Pig Masalları 🎮 Yüksek Teknolojili Takım Çalışması Mücadelesi 👾 YEPYENİ Peppa Pig Videoları: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ile George üç takım yarışmasına katılır, ancak başlangıçta ayrı ayrı hareket eder. Diğer ikililerin nasıl iş birliği yaptığını gördükten sonra son gölge oyununda uyum sağlar, oyunu kazanır ve her takımın bir oyun kazanmış olduğu sonucuna varırlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. action-packed nail-biting games — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: İki bileşik sıfatın medya diline nasıl canlılık kattığını anlayın: action-packed kesintisiz hareketi vurgularken nail-biting sonucu beklemenin yarattığı gerilim ve heyecanı aktarır. Bu değerlendirme tarzını girişlerde tanıyabilir; yarışmaları, filmleri veya öyküleri anlatırken parçaları sözcüğü sözcüğüne çevirmeden kullanabilirsiniz. 2. We've got this, — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu sözün bir şeye sahip olmayı belirten gerçek anlamlı bir cümle değil, kişinin kendisine ve takım arkadaşına zorluğun üstesinden gelebileceklerini söyleyen samimi bir güven ifadesi olduğunu fark edin. Zor bir ortak görevden önce veya görev sırasında güven vermek, kaygıyı azaltmak ve uyumlu hareket etmeyi teşvik etmek için kullanabilirsiniz. 3. That means — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu bağlayıcının daha önce verilen bilgiden nasıl sonuç çıkardığını öğrenin: her ikili bir yarışmayı kazandığı için herkes bir oyun kazanmıştır. Kuralları açıklarken, sonuçları aktarırken veya bir hikâyeyi bitirirken bir sonuç ile onun ortaya koyduğu anlam arasındaki mantıksal ilişkiyi açıkça gösterebilirsiniz.
Bu derste
Let's jump in: hemen başlayalım
Bu açılışta “Let's jump in”, “hemen başlayalım” veya “ana etkinliğe geçelim” anlamına gelir. Gerçekten bir yere atlamaktan söz edilmez. “Let's”, konuşanı ve dinleyicileri kapsayan bir öneri oluşturur; “jump in” ise başlangıca hızlı ve enerjik bir hava katar. Bir grubu girişten veya aradan ana içeriğe geçirmek için ifadenin tamamını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki jump in ifadesiyle tamamlayın: The introduction is finished, so let's ____.
Cevabı göster
jump in
Welcome to our terrific teamwork challenge. Kalıp ifadeler
0:04Muhteşem takım çalışması meydan okumamıza hoş geldiniz.
terrific teamwork challenge: değerlendirme + tema + etkinlik türü
Bu ifadede challenge temel isimdir ve etkinliğin türünü belirtir. Teamwork, temayı göstermek için onun önüne yerleştirilmiş bir isimdir; terrific ise tüm etkinlik hakkında olumlu bir değerlendirme yapan sıfattır. İngilizcede kısa etkinlik adları sık sık değerlendirme sıfatı + tema ismi + etkinlik türü ismi sırasıyla oluşturulur. Bu yüzden teamwork challenge, takım çalışmasına dayalı bir etkinliktir; takım çalışmasını tehdit eden veya ona karşı olan bir zorluk değildir.
Alıştırma
Heyecan verici ve takım çalışmasına odaklanan bir etkinlik için hangi ad doğal sözcük sırasını kullanır?
- an exciting teamwork challenge
- an exciting challenge teamwork
- a teamwork exciting challenge
Cevabı göster
an exciting teamwork challenge
action-packed nail-biting games: aksiyon ve gerilim
Action-packed, enerjik hareket ve heyecanla dolu demektir. Nail-biting ise sonucun insanları gergin tutacak kadar merak ve gerilim yaratmasıdır. Tireli bu iki birleşik sıfat games sözcüğünü niteler ve birlikte cümleye canlı bir tanıtım tonu verir. Burada nail-biting mecazidir. İnsanların gerçekten tırnaklarını ısırmasını değil, oyunların yarattığı hissi anlatır.
Alıştırma
action-packed, nail-biting final İngilizce ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Oyuncuların gerçekten tırnaklarını ısırmak zorunda olduğu bir final.
- Yavaş ilerleyen ve sonucu en başından belli olan bir final.
- Bol heyecanlı hareket içeren ve sonucu belirsiz olduğu için gerilim yaratan bir final.
Cevabı göster
Bol heyecanlı hareket içeren ve sonucu belirsiz olduğu için gerilim yaratan bir final.
work together to win: ekip çalışması ve amaç
Work together ana eylemdir: İnsanlar ayrı ayrı hareket etmek yerine iş birliği yapar. to win bölümü, bu iş birliğinin amacını, yani neden birlikte çalıştıklarını belirtir. Aktarılabilir kalıp work together to + fiilin yalın hâlidir. win yerine ortak hedefi anlatan fiili getirin ve to sonrasındaki fiili yalın hâlde tutun.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The challenge needs teamwork, and our goal is first place. We must ____.
Cevabı göster
work together to win
Today, Peppa and George are playing some special team games.
0:18Bugün Peppa ve George bazı özel takım oyunları oynuyorlar.
your team's color: team's tekil iyelik yapısı
your team's color ifadesinde team's, team sözcüğünün tekil iyelik biçimidir. Kesme işareti ve s, color sözcüğünü dinleyicinin ait olduğu tek takımla ilişkilendirir: takımınızın rengi. Bu kuralda iyelik öbeği, hangi topların toplanacağını belirtir. İyelik işareti olmadan teams yalnızca çoğul bir isim olur ve bu ilişkiyi ifade etmez.
Alıştırma
Ait olduğunuz tek takımla ilişkili renk anlamını hangi ifade doğru verir?
- your teams color
- your teams' color
- your team's color
Cevabı göster
your team's color
drop them in the domes: drop ... in ile bilinçli olarak içine bırakma
drop them in the domes ifadesinde them, balls sözcüğüne gönderme yapar; in the domes ise hedefi belirtir. Kalıp drop + nesne + in/into + kap biçimindedir. Buradaki drop, nesneleri bilerek kapların içine bırakma veya koyma eylemini anlatır. Topların kazara düşmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Talimatı drop + nesne zamiri + in + kap kalıbıyla tamamlayın: Pick up the tokens and ____ the jar.
Cevabı göster
drop them in
Oh, Emily and Edmond have decided to collect the balls together. Notlar
0:33Oh, Emily ve Edmond topları birlikte toplamaya karar verdiler.
have decided to: kesinleşmiş ve şu anda önem taşıyan karar
Have decided to + fiilin yalın hâli, bir kararın zaten verilmiş olduğunu ve şu anda önem taşıdığını göstermek için present perfect yapısını kullanır. Bu cümlede karar, topları birlikte toplama şeklindeki mevcut plana yol açar. to ile kurulan mastar, seçilen eylemi belirtir: have decided to collect. Bu yalnızca geleceğe ilişkin bir tahmin değildir; kararın çoktan kesinleştiğini gösterir.
Alıştırma
Kesinleşmiş bu planı decide fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: We ____ take the train instead of driving.
Cevabı göster
have decided to
collect the balls together: toplama işini paylaşmak
Collect the balls together, Emily ile Edmond'ın topları toplama işini ekip olarak yaptığı anlamına gelir. Together, insanların toplama eylemini nasıl gerçekleştirdiğini açıklar; asıl olarak topların son konumunu anlatmaz. Bu yapı, ortak yapılan bir işi göstermek için özne + eylem + nesne + together biçiminde yeniden kullanılabilir. Nesnelerin sonunda tek bir yerde bulunduğunu söylemek istiyorsanız collect all the balls in one place örneğindeki gibi sonucu açıkça belirtin.
Alıştırma
Hangi cümle iki kişinin bir şeyi toplamak için iş birliği yaptığını açıkça ifade eder?
- Mia and Leo collected the cards together.
- The cards were together before Mia arrived.
- Mia collected the cards while Leo watched.
Cevabı göster
Mia and Leo collected the cards together.
And Rebecca and Richard are passing them to each other. Dilbilgisi
0:41Ve Rebecca ile Richard onları birbirlerine paslıyorlar.
to each other: karşılıklı eylem
pass something to someone yapısında to, nesneyi alan kişiyi gösterir. Burada to each other, Rebecca'nın topları Richard'a, Richard'ın da Rebecca'ya verdiği anlamına gelir. Each other karşılıklı bir ilişkiyi gösterir: her katılımcı aynı tür eylemi gruptaki başka bir katılımcıya yöneltir. İki kişinin de topları grupla ilgisi olmayan başka insanlara verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın topu Leo'ya, Leo'nun da Maya'ya geri verdiğini anlatır?
- Maya and Leo passed the ball to the coach.
- Maya and Leo passed the ball to each other.
- Maya and Leo each carried a ball.
Cevabı göster
Maya and Leo passed the ball to each other.
Why don't you get...: bir eylem önermek
Bu konuşmada Why don't you get the balls? bir öneridir ve bir görevi nispeten yumuşak biçimde paylaştırmanın yoludur. Yaklaşık olarak “Topları sen alsan?” anlamına gelir; “Topları neden almadığını söyle” anlamına gelmez. Kalıp Why don't you + fiilin yalın hâli...? şeklindedir. Bunun öneri mi yoksa gerçekten neden sorusu mu olduğunu bağlam ve ses tonu belirler. Burada konuşan kişi karşısındakinin harekete geçmesini bekler.
Alıştırma
Samimi bir konuşmada Why don't you bring the cups while I make the tea? diyen kişi ne yapmaktadır?
- Konuşan kişinin fincanları getireceğini söyler.
- Karşıdaki kişinin fincanları getirmesini önerir.
- Fincanların neden henüz getirilmediğini sorar.
Cevabı göster
Karşıdaki kişinin fincanları getirmesini önerir.
I'll get them: o anda verilen bir karar
I'll get them cümlesindeki I'll, I will ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Konuşan kişi görevi üstlenmeye o anda karar verir; them daha önce sözü edilen şeyleri belirtir. Buradaki will uzak geleceğe yönelik bir tahmin değildir. Konuşurken karar verdiğinizde, gönüllü olduğunuzda veya hemen bir söz verdiğinizde I'll + fiilin yalın hâli yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız iki çantayı taşımakta zorlanıyor. Hangi cevap o anda yardım etmeye karar verdiğinizi gösterir?
- I'll carry one.
- I carry one every morning.
- I carried one yesterday.
Cevabı göster
I'll carry one.
have to work together: tercih değil, gereklilik
Have to + fiilin yalın hâli gereklilik veya zorunluluk ifade eder. have to work together yapısında work fiilin yalın hâlidir; together ise başka biriyle iş birliği yapmayı belirtir. Bu ifade, konuşan kişinin bunu sadece sevdiğini değil, durumun veya bir kuralın ekip çalışmasını gerekli kıldığını anlatır. Buradaki have zorunluluk yapısının bir parçasıdır; sahip olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
have to ve work together ile tamamlayın: This job is too big for one person, so we ____.
Cevabı göster
have to work together
Like a team: bağlama bağlı bir konuşma parçası
“Like a team.” tek başına tam bir bildirim olmayan, konuşma diline ait bir cümle parçasıdır. Burada önceki work together düşüncesine bağlanır ve eylemin nasıl yapılacağını ekler: bir ekip gibi birlikte çalışmak. Eylem bağlamdan zaten belliyse İngilizcede eylem söylenmeyip yalnızca like + isim grubu kullanılabilir. Dinleyen kişi eksik anlamı bağlamdan tamamlar.
Alıştırma
“We need to work together. Like a team.” içinde “Like a team.” parçası ne işe yarar?
- İlgisiz, yeni bir konu başlatır.
- Bir ekibi izlemekten hoşlandıklarını söyler.
- Nasıl birlikte çalışmaları gerektiğini ekler.
Cevabı göster
Nasıl birlikte çalışmaları gerektiğini ekler.
Time's up: sürenin bittiğini duyurmak
“Time's up.” izin verilen ya da planlanan sürenin sona erdiğini bildiren kalıplaşmış bir ifadedir. Bir oyunun, sınavın, sınıf görevinin, toplantıdaki konuşma süresinin veya başka bir süreli etkinliğin sonunda sık kullanılır. Time's, time is ifadesinin kısaltmasıdır. Bu ifadede up yön bildirmez; sürenin bittiği ya da tükendiği anlamına gelir.
Alıştırma
Süre sınırının bittiğini belirten kısaltmalı kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: Put your pencils down—____.
Cevabı göster
Time's up
Rebecca and Richard are starting strong. Kalıp ifadeler
1:18Rebecca ve Richard güçlü bir başlangıç yapıyor.
starting strong: güçlü başlamak
starting strong ifadesinde start “başlamak” anlamına gelir; strong ise ilk aşamadaki performansın iyi olduğunu belirtir. Burada Rebecca ve Richard’ın başlangıçta iyi iş çıkardığı anlatılır; fiziksel olarak güçlü oldukları söylenmez. Bir takım, konuşmacı, proje veya gösteri başarılı ya da kendinden emin bir başlangıç yaptığında start strong kullanılır. Bu ifade yalnızca başlangıcı değerlendirir, nihai sonucu değil.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: With two early goals, our team is ____.
Cevabı göster
starting strong
gone wrong: bir sorun ortaya çıkmış
Go wrong, bir şeyin kötü yönde gelişmesi veya amaçlandığı gibi çalışmayı bırakması anlamına gelir. they've gone wrong ifadesinde they've, they have demektir ve tüm ifade present perfect yapıdadır: sorun zaten ortaya çıkmıştır ve sonucu şimdi görülmektedir. Burada Rebecca ve Richard’ın kule yapma girişimi sorun yaşamaktadır. Bu ifade genellikle bir planı, süreci, makineyi veya durumu anlatır. Bir şeyin gelişme biçiminde sorun olduğunu bildirir; normalde bir kişinin ahlaki karakterini yargılamaz.
Alıştırma
Bir ödeme sistemi aniden kartları kabul etmeyi bırakıyor. Durumu en doğal şekilde hangi cümle anlatır?
- The payment went to the wrong account.
- Something has gone wrong with the payment system.
- A customer has done something wrong with a card.
Cevabı göster
Something has gone wrong with the payment system.
Things are looking, um, very precise with Emily and Edmond. Notlar
1:27İşler Emily ve Edmond tarafında, hımm, çok hassas görünüyor.
Things are looking... ile genel durumu değerlendirmek
Things are looking + sıfat, mevcut durumun belirli bir halde göründüğünü anlatır. Buradaki things, fiziksel nesneleri değil, Emily ile Edmond’ın çalışmasının genel olarak nasıl ilerlediğini ifade eder. Bu yapıda look bağlayıcı fiil olarak kullanılır ve ardından gelen sıfat doğrudan bir değerlendirme yapar: Things are looking good, Things are looking better veya özgün cümledeki very precise.
Alıştırma
Bir ekip en büyük sorununu az önce çözdü. Hangi cümle genel durumu doğal biçimde değerlendirir?
- Things are looking at better now.
- Things are watching better now.
- Things are looking better now.
Cevabı göster
Things are looking better now.
very precise: kesinliği vurgulamak
Very precise; konum, ölçüm, zamanlama veya ayrıntılara büyük dikkat gösterilerek son derece kesin ve hassas olmayı anlatır. Bu cümlede, çalışmanın ne kadar kesin ve özenle düzenlenmiş göründüğünü över. Precise, bir eylemin veya sonucun doğruluğuna odaklanır. Yalnızca nice anlamına gelmez ve tek başına ihtiyatlı bir tutumu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle yalnızca temkinli davranmaya değil, konumun kesinliğine odaklanır?
- The worker must be very patient.
- The placement must be very precise.
- The worker must be very careful.
Cevabı göster
The placement must be very precise.
two ways to win: ways to + fiilin yalın hâli
two ways to win ifadesinde to win mastar yapısı ways adından sonra gelir ve bu yolların ne işe yaradığını açıklar: bunlar kazanma yöntemleridir. to win, ways ile birlikte bir öbek oluşturur; have fiilini ayrı olarak niteleyen “kazanmak için” anlamında bir amaç ifadesi değildir. Bir şeyi yapmanın yöntemini veya seçeneğini belirtmek için way ya da ways + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın: a way to save time, two ways to open the box.
Alıştırma
Cümleyi way sözcüğünün çoğulu ve ardından to solve ile tamamlayın: Our teacher showed us three ____ the puzzle.
Cevabı göster
ways to solve
Unlucky you two: yenilgi sonrası kısa bir teselli
Buradaki Unlucky, “Şansınız yaver gitmedi” veya “Yazık oldu” anlamına gelen kısa ve gündelik bir tepkidir. Bu belirli sonucu değerlendirir ve kaybedenleri hafifçe teselli eder; onların oyunda kötü olduğunu söylemez. You two, iki kişiye doğrudan hitap eder. Daha açık anlamı Bad luck, you two şeklindedir; gündelik konuşmada bazı sözcükler atılmıştır.
Alıştırma
İki arkadaş eğlence amaçlı bir oyunu az farkla kaybediyor. Hangi cümle kısa, dostça ve uygun bir tepkidir?
- That proves you are both terrible players.
- Unlucky, you two—you nearly had it!
- You two are unlucky at everything.
Cevabı göster
Unlucky, you two—you nearly had it!
Remember, these games are about teamwork. Anlatım akışı
1:53Unutmayın, bu oyunlar takım çalışmasıyla ilgilidir.
are about teamwork: ana odağı belirtmek
are about teamwork ifadesinde be about + isim, bir şeyin asıl olarak neyle ilgili olduğunu veya ana odağını belirtir. Burada oyunların ana noktası, bir kişinin tek başına kazanması değil, takım olarak birlikte çalışmaktır. Bu yapı, konuşanın tek tek eylemlerden daha genel bir düzeye geçip büyük odağı belirtmesini sağlar: These games are about X. Bu cümlede about, “çevresinde” anlamına gelmez.
Alıştırma
be about yapısını geniş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın ve ana odağı belirtin: These activities ____ teamwork.
Cevabı göster
are about
and you have 5 seconds to copy them like this. Dilbilgisi
2:07ve onları bu şekilde taklit etmek için 5 saniyeniz var.
have 5 seconds to copy: bir görev için kullanılabilir süre
Have 5 seconds to copy, have + süre + to + fiilin yalın hâli yapısını izler. Kopyalama görevi için beş saniye bulunduğunu anlatır; burada have, bir nesneye sahip olmak değil, “kullanılabilir zamana sahip olmak” anlamındadır. Bu yapı kurallarda, sınavlarda ve süreli görevlerde yaygındır. Zaman ifadesi sınırı verir, to ile kurulan mastar ise bu süre içinde tamamlanacak eylemi belirtir.
Alıştırma
have + time + to do yapısını ve belirtilen beş dakikalık sınırı kullanarak yönergeyi tamamlayın: You ____ answer all three questions.
Cevabı göster
have five minutes to
But remember, you have to work as a team. Kalıp ifadeler
2:12Ama unutmayın, bir takım olarak çalışmalısınız.
work as a team: tek bir takım olarak iş birliği yapmak
Work as a team, ortak bir hedef ve koordineli bir çabayla aynı grubun üyeleri olarak iş birliği yapmak demektir. Burada as a team, işin nasıl yapılması gerektiğini anlatır; like ile kurulan bir benzetmenin kısaltılmış hâli değildir. Bu hatırlatma, herkesin yalnızca aynı anda harekete geçmesinden fazlasını ister. Birbirlerini desteklemeleri ve başarıyı ortak bir sorumluluk olarak görmeleri gerekir.
Alıştırma
Oyuncuların, herkes kendi görevini yapacak şekilde düzenli tek bir grup olarak hareket etmesi gerektiğini en açık biçimde hangi cümle anlatır?
- The players must begin at the same time.
- The players must share roles and work as a team.
- The players must work together after lunch.
Cevabı göster
The players must share roles and work as a team.
We've got this: kendinden emin bir cesaretlendirme
We've got this, durumun üstesinden gelebileceğimizi veya başarılı olabileceğimizi söylemenin samimi ve günlük bir yoludur. Burada this, fiziksel bir nesneyi değil, konuşan kişilerin önündeki görevi ya da zorluğu anlatır. Bu ifade hem konuşan kişiye hem de George'a güven verir ve birlikte yapabileceklerine duyulan inancı gösterir.
Alıştırma
Bir takım zor bir göreve başlamak üzere. Hangi cevap, tüm takımın görevin üstesinden gelebileceğini doğal ve günlük bir dille söyler?
- Don't worry—you can handle this.
- Don't worry—we've got the equipment.
- Don't worry—we've got this.
Cevabı göster
Don't worry—we've got this.
Great try: sonucu değil, çabayı takdir etmek
Great try, özellikle bir girişim tam olarak başarılı olmadığında, kişinin gösterdiği iyi çabayı takdir eder. Burada try bir fiil değil, “bir deneme” anlamındaki sayılabilen bir isimdir. Bu ifade dikkati hayal kırıklığı yaratan sonuçtan kişinin çabasına çevirir. Denemenin başarılı olduğunu iddia etmeden kişiyi devam etmeye teşvik eder.
Alıştırma
Bir çocuk zor bir yapbozu neredeyse bitiriyor ancak son adımda hata yapıyor. Başardığını iddia etmeden çabasını en doğal şekilde takdir eden yanıt hangisidir?
- Perfect! You completed every part correctly.
- Great try! You were very close.
- You failed, so there is nothing to praise.
Cevabı göster
Great try! You were very close.
Here's the next + isim: sıradaki öğeyi sunmak
Here's the next + isim, bir sıralamada sonra gelen öğeyi sunar. Here's the next shadow cümlesinde here is yalnızca konum bildirmez; “sırada bu var” anlamında bir sunma ifadesi olarak kullanılır. Sorular, resimler, örnekler, ipuçları veya diğer sıralı öğeler arasında ilerlerken bu kalıbı kullanın. Here's kısaltması konuşmada doğaldır; tam biçim olan Here is de dilbilgisi açısından doğrudur ancak biraz daha bilinçli ve ölçülü duyulur.
Alıştırma
İngilizce cümleyi bu dersteki sunma ifadesiyle tamamlayın: ____ question in the quiz.
Cevabı göster
Here's the next
Lead the way: birinden rehberlik etmesini veya önce gitmesini istemek
Lead the way, birinden önden gidip diğerlerine rehberlik etmesini isteyen kalıplaşmış bir ifadedir. Gerçek bir yol üzerinde rehberlik etmeyi veya bir eylem ya da süreci ilk başlatmayı anlatabilir. Bu cümlede konuşan kişi ilk hareketi George'a bırakır ve onun örneğini takip eder. Buradaki way mutlaka gerçek bir yol değil, eylemin yönü anlamındadır.
Alıştırma
Birinden önden gidip gruba rehberlik etmesini isteyen kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: You know the route, so please ____.
Cevabı göster
lead the way
appears to be: ihtiyatlı bir yargıda bulunmak
Appears to be, mevcut işaretlerin bir şeyin doğru olduğunu düşündürdüğünü, ancak konuşanın bunu kesin bir gerçek olarak sunmadığını belirtir. Bu cümlede nesnenin kökeni doğrulanmış bir gerçek değil, bir çıkarımdır. Buradaki appears, 'görünür hâle gelir' değil, 'gibi görünür' veya 'öyle izlenim verir' anlamındadır. Yapı özne + appears to be + tanım, kimlik veya kaynak şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle doğrulanmış bir gerçeği belirtmek yerine mevcut kanıtlardan yola çıkarak ihtiyatlı bir yargıda bulunur?
- The marks may appear later if it rains.
- The marks appear to be recent, but the team needs more evidence.
- The marks are recent; the date has been confirmed.
Cevabı göster
The marks appear to be recent, but the team needs more evidence.
the late Triassic period: Triyas döneminin sonlarına doğru
Triassic, en eski dinozorlardan bazılarının yaşadığı jeolojik bir dönemin adıdır. the late Triassic period, bu dönemin son bölümünü ifade eder. Tarihsel veya jeolojik bir dönemin adında late, dönemin sonuna yakın anlamına gelir. Burada geç kalmış veya zamanında gelmemiş demek değildir. Bu kesin zaman ifadesi, cevaba bilimsel bir dinozor tanımlama tonu verir.
Alıştırma
the late Triassic period ifadesindeki late ne anlama gelir?
- Triyas döneminin son bölümü
- Triyas döneminden çok daha sonraki bir zaman
- Beklenen zamandan sonra gelen bir Triyas dönemi
Cevabı göster
Triyas döneminin son bölümü
Perhaps a Plateosaurus: temkinli bir tanımlama
Plateosaurus bir dinozorun adıdır; dolayısıyla İngilizce a Plateosaurus ifadesi bu türden bir hayvan anlamına gelir. Perhaps, belki demektir ve tanımlamanın kesin olmadığını gösterir. Kısa cevapta it is gibi sözcükler söylenmez; tam düşünce Perhaps it is a Plateosaurus. şeklindedir. Konuşmacı kanıtlanmış bir gerçeği belirtmek yerine temkinli bir tahminde bulunur.
Alıştırma
Konuşmacı Perhaps a Plateosaurus derken ne demek istiyor?
- Konuşmacı Plateosaurus olma olasılığını dışlamaktadır.
- Plateosaurus olabilir, ancak konuşmacı emin değildir.
- Konuşmacı onun Plateosaurus olduğunu kanıtlamıştır.
Cevabı göster
Plateosaurus olabilir, ancak konuşmacı emin değildir.
But very educational: aksilikten sonra olumlu yeniden çerçeveleme
"But very educational." konuşmada kullanılan kısa bir eklemedir. Önceki yorumdan özne ve bağ fiili anlaşıldığı için bunlar söylenmez; ifade "But it was very educational." şeklinde tamamlanabilir. Burada but, şanssız veya başarısız bir sonuçtan olumlu bir değerlendirmeye geçiş yapar: yaşanan deneyim yine de insanların bir şeyler öğrenmesini sağlamıştır. Konuşan kişi biriyle tartışmıyor; hayal kırıklığını yumuşatıp yaşananlarda değer buluyor.
Alıştırma
Hangi cümle başarısız bir sonuçta öğrenme değeri bulmak için but kullanıyor?
- The experiment failed, but it was very educational.
- The experiment failed, so we learned nothing from it.
- The experiment was educational before it failed.
Cevabı göster
The experiment failed, but it was very educational.
well done to: bir kişiyi veya grubu herkesin önünde övmek
Well done, "aferin" veya "iyi iş çıkardın" anlamına gelir. well done to + kişi yapısında to, iyi bir performans nedeniyle herkesin önünde övülen veya kutlanan kişiyi belirtir. Bu yapı özellikle bir sunucu, öğretmen veya spiker dinleyicilere seslenip övülen kişilerin adını söylediğinde doğaldır. Bu cümlede övgüyü alan kişiler Peppa ve George'dur.
Alıştırma
Sunucunun herkese açık övgüsünü well done to + kişi yapısıyla tamamlayın: "____ Maya for completing the reading challenge."
Cevabı göster
Well done to
for working so well together: for + -ing neden belirtir
for working so well together ifadesinde for, övgünün nedenini açıklayan eylemi tanıtır: Peppa ve George, birlikte iyi çalıştıkları için övülür. Buradaki for gelecekteki bir amacı değil, nedeni belirtir. Övgü, teşekkür veya özür gibi bir tepkiden sonra nedeni belirtmek için for + fiilin -ing biçimi kullanılır: well done ... for helping, thank someone for helping veya apologize for being late.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri kullanarak teşekkürün nedenini tamamlayın: Thank you ____ the boxes. (for / carry)
Cevabı göster
for carrying
make a good team: birlikte iyi çalışmak
Make a good team, iki veya daha fazla kişinin birlikte iyi çalışması anlamına gelir. Bu cümlede Peppa, kendisiyle George’un başarılı bir şekilde iş birliği yaptığını söyler. Buradaki make, ‘imal etmek’ değil, ‘oluşturmak’ anlamındadır. İfade yalnızca kişilerin resmî olarak aynı ekipte olduğunu söylemez; birbirlerine uyum sağlamalarını ve iyi iş birliği yapmalarını olumlu biçimde değerlendirir.
Alıştırma
Parantez içindeki bütün sözcükleri kullanarak cümleyi tamamlayın: You notice details, and I organize the plan. We ____. (make / a good team)
Cevabı göster
make a good team
That means everyone won a game. Anlatım akışı
3:02Bu, herkesin bir oyun kazandığı anlamına geliyor.
That means: önceki olgulardan sonuç çıkarma
That means, hemen önce verilen bilgilere dayanan bir sonucu ifade eder. Burada That, fiziksel bir nesneye değil, oyun sonuçlarının tamamına gönderme yapar; ifadenin ardından everyone won a game sonucu gelir. Bu kalıp bilgiyi önce olgular, sonra sonuç şeklinde düzenler: önce olguları belirtin ya da gözlemleyin, ardından bunlardan ne çıktığını açıklamak için That means + yan cümle kullanın.
Alıştırma
Hangi kısa metin, ilk cümleden mantıklı bir sonuç çıkarmak için That means ifadesini doğru kullanıyor?
- The library closes in ten minutes. That means we need to check out our books now.
- The library closes in ten minutes. That means the librarian likes mystery novels.
- The library closes in ten minutes. That means it stayed open late yesterday.
Cevabı göster
The library closes in ten minutes. That means we need to check out our books now.