Kaydırak 🛝 | Yepyeni - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
192 kelime 143 kel/dk

Video özeti: Lila ile Bingo, yaprak böceğini, uğur böceklerini, karıncaları ve bir çekirgeyi korumak için kaydıraktan kayarken tekrar tekrar durur. Böcekleri güvende tutmak amacıyla duvarlar yaparlar, fakat uçabilen böceklerin engeli kolayca aşabildiğini fark ederler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. in the way. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu ifade, sözcükleri ayrı ayrı çevirmek yerine bir şeyin yolu kapattığını veya bir eylemi engellediğini anlatan bir bütün olarak anlaşılır. Kaydıraktaki bir böcekten kapıyı ya da sıradaki ilerlemeyi kapatan bir nesneye kadar, bir insanın, eşyanın veya hayvanın harekete engel olduğu durumlarda kullanılabilir. 2. If we make walls, / won't be able to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Önerilen bir koşulu beklenen sonucuna bağlamayı öğretir: Çocuklar duvar yaparsa böcekler bunları aşamayacaktır. Bu yapı; planlar, kurallar ve güvenlik önlemleri hakkında çözüm önerirken ortaya çıkması beklenen sınırlamaları açıklamaya yardımcı olur. 3. aren't working. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Buradaki work, bir işte çalışmak veya makine gibi işlemek değil, “etkili olmak, sonuç vermek” anlamındadır. Bu gündelik anlamla bir planın, yöntemin, kuralın, ilacın ya da denenmiş çözümün amaçlanan sonucu verip vermediği değerlendirilebilir.

Bu derste

Watch me, Lila. Ton ve niyet

0:00

Bana bak, Lila.

Ton ve niyet

Watch me: birinden sıradaki hareketinizi izlemesini istemek

“Watch me”, dinleyenin dikkatini konuşana çevirmesini ve konuşanın birazdan yapacağı şeyi izlemesini isteyen doğrudan bir emir cümlesidir. Burada “birazdan göstereceğim hareketi izle” anlamına gelir; “beni uzun süre izle” demek değildir. “Lila”, dinleyene doğrudan hitap etmek için kullanılan addır. Bu kısa kalıp bir hareket, numara, beceri gösterisi ya da sonuç sunumundan önce kullanılabilir.

Alıştırma

“Watch me, Lila.” cümlesinde konuşan, Lila’dan ne yapmasını istiyor?

  1. Konuşanın birazdan yapacağı şeye dikkat etmek.
  2. Konuşanla birlikte bir program izlemek.
  3. Konuşan geri dönene kadar beklemek.
Cevabı göster

Konuşanın birazdan yapacağı şeye dikkat etmek.

Okay.

0:01

Tamam.

Woo.

0:01

Vuu.

Yeah.

0:06

Evet.

Woo.

0:07

Vuu.

Woo-hoo.

0:12

Yu-hu.

We are the luckiest kids in the world. Dilbilgisi

0:13

Biz dünyanın en şanslı çocuklarıyız.

Dilbilgisi

the luckiest kids in the world: vurgulu bir en üstünlük yapısı

“The luckiest kids”, en üstünlük bildiren bir isim öbeğidir. Lucky, luckiest biçimine dönüşür: sondaki y, -est ekinden önce i olur ve en üstünlük yapısı normalde the alır. “In the world” karşılaştırma kapsamını belirtir. Heyecanlı konuşmada bu kalıp genellikle gerçek bir dünya sıralamasından çok güçlü bir vurgu yaratır. Çocuklar kendilerini son derece şanslı hissettiklerini anlatır. Çok güçlü bir değerlendirme için the + en üstünlük + çoğul isim + in the world kalıbını yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

lucky, kids ve in the world ifadelerini kullanarak cümleyi en üstünlük yapısıyla tamamlayın: After winning a surprise trip, we felt like ____.

Cevabı göster

the luckiest kids in the world

Let's go down together. Kalıp ifadeler

0:16

Birlikte kayalım.

Kalıp ifadeler

Let's go down together: birini birlikte hareket etmeye davet etmek

Let's + fiilin yalın biçimi, başka birini sizinle birlikte bir şey yapmaya davet etmenin doğal bir yoludur. Together, eylemin birlikte yapılacağını açıkça belirtir. Burada go down daha alçak bir yere hareket etmek demektir. Kaydırak bağlamında aşağı doğru kaymak anlamına gelir; üzülmek veya fiyatın düşmesi anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir arkadaşınızı sizinle birlikte eve yürümeye doğal biçimde davet eder?

  1. Let's walk home together.
  2. Let's to walk home together.
  3. Let's walking home together.
Cevabı göster

Let's walk home together.

Ready?

0:17

Hazır mısın?

Ready.

0:18

Hazır.

Let's go.

0:19

Hadi gidelim.

Oh no.

0:24

Oh hayır.

Stop.

0:25

Dur.

Stop.

0:25

Dur.

What?

0:26

Ne var?

Why?

0:26

Neden?

Just stop. Ton ve niyet

0:27

Sadece dur.

Ton ve niyet

Just stop: hemen durmayı isteyen doğrudan bir emir

Just stop. cümlesinde just, ‘kısa süre önce’ anlamına gelmez. Emir cümlesinin önünde, devam etmek veya tartışmak yerine şu anda gereken tek şeyin durmak olduğunu belirtir. Bu cümle kısa ve serttir. Konuşan kişi, karşısındakinin yaptığı hareketi hemen bırakmasını ister.

Alıştırma

Acil bir durumda Just stop. ne anlama gelir?

  1. Şu anda yaptığın şeyi hemen bırak.
  2. Kısa süre önce durdun.
  3. Önce bitir, sonra dur.
Cevabı göster

Şu anda yaptığın şeyi hemen bırak.

Okay.

0:28

Tamam.

Why did we stop? Dilbilgisi

0:31

Neden durduk?

Dilbilgisi

Why did we stop?: geçmişteki bir eylemin nedenini sormak

Why did + özne + fiilin yalın hâli? yapısı, geçmişteki bir eylemin, kararın veya değişikliğin nedenini sorar. Bu cümlede konuşan kişi herkesin neden durduğunu öğrenmek istiyor. Did geçmiş zamanı zaten gösterir; bu yüzden ana fiil yalın hâlde kalır: Why did we stop? doğrudur, Why did we stopped? yanlıştır.

Alıştırma

Geçmişteki bir eylemin nedenini soran cümleyi tamamlayın: Why ____ they leave early?

Cevabı göster

did

There's a leaf bug in the way. Kalıp ifadeler

0:32

Yolda bir yaprak böceği var.

Kalıp ifadeler

in the way: geçişi veya bir eylemi engellemek

In the way, birinin veya bir şeyin hareketi engelleyen ya da bir eylemi zorlaştıran bir konumda olduğunu anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada yaprak böceği kaydırağın güzergâhında olduğu için çocuklar ilerlemeye devam edemiyor. Bu ifade yalnızca konuma değil, oluşan engele odaklanır. Yolun içinde veya yalnızca güzergâhın yakınında olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir çanta kapı girişini engelliyor. En doğal cümleyi seçin.

  1. Your bag is on the way.
  2. Your bag is in the way.
Cevabı göster

Your bag is in the way.

Aw.

0:34

Ya.

She's so cute.

0:35

Çok tatlı.

You have to be more careful Leaficus. Dilbilgisi

0:37

Daha dikkatli olmalısın Leaficus.

Dilbilgisi

have to be more careful: gerekli bir değişikliği belirtmek

Have to + fiilin yalın hâli, bir durumdan, kuraldan veya güvenlik gereğinden doğan zorunluluğu anlatır. Burada have to ifadesinden sonra yalın hâlde be gelir; have, “sahip olmak” anlamında değildir. More careful, careful sıfatının karşılaştırma biçimidir. Dinleyenin öncekinden daha dikkatli olması gerektiğini belirtir; bu nedenle tüm ifade, davranışını değiştirmesi için doğrudan bir uyarıdır.

Alıştırma

Have ile başlayan ve daha fazla dikkat gerektiğini belirten beş kelimelik hedef ifadeyle uyarıyı tamamlayın: You ____ around the wet floor.

Cevabı göster

have to be more careful

You're lucky we didn't squash you. Dilbilgisi

0:39

Şanslısın ki seni ezmedik.

Dilbilgisi

You're lucky + yan cümle: önlenen kötü sonucu belirtmek

You're lucky (that) + yan cümle, birinin neden şanslı olduğunu açıklar; that çoğu zaman kullanılmaz. Burada we didn't squash you, neredeyse gerçekleşecek olan fakat gerçekleşmeyen kötü sonucu belirtir. Tehlikenin kıl payı atlatıldığı durumlarda bu yapı yalnızca rahatlamayı ifade etmez. Tehlikeyi vurgulayabilir ve hafif bir uyarı veya sitem de taşıyabilir.

Alıştırma

Birinin son treni kaçırmadığı için şanslı olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. You're lucky for not missed the last train.
  2. You're lucky didn't you miss the last train.
  3. You're lucky you didn't miss the last train.
Cevabı göster

You're lucky you didn't miss the last train.

I'll move her off the slide. Kalıp ifadeler

0:41

Onu kaydıraktan alacağım.

Kalıp ifadeler

move someone off something: birini ya da bir şeyi bir yüzeyden veya yerden uzaklaştırmak

move + kişi veya nesne + off + yüzey veya yer kalıbı, o kişiyi ya da nesneyi bulunduğu yüzeyden veya konumdan uzaklaştırmak anlamına gelir. Off, temas edilen ya da kaplanan yerden ayrılmayı gösterir; burada “kapatmak” anlamında değildir. Bu cümlede her taşınan varlığı, the slide ise onun uzaklaştırıldığı yeri gösterir. Her, daha önce sözü edilen küçük böceğe gönderme yapar; konuşan kişi böceğe bir karaktermiş gibi davranır.

Alıştırma

Çantanın sandalyeden kaldırıldığını göstermek için off kullanın: The bag is on my chair. Please move it ____ the chair.

Cevabı göster

off

Come on little fella. Ton ve niyet

0:44

Gel bakalım ufaklık.

Ton ve niyet

Come on, little fella: nazikçe harekete teşvik etme

Burada Come on, küçük canlıyı hareket etmeye ya da uyum göstermeye nazikçe teşvik eder. Kelimesi kelimesine “buraya gel” daveti değildir ve bu bağlamda rahatsızlık da ifade etmez. Little fella, küçük bir erkek çocuğuna ya da küçük bir canlıya sevgiyle hitap etmenin çok samimi bir yoludur. Konuşan kişi böcekle küçük bir insanmış gibi konuşur.

Alıştırma

Konuşan kişi bu cümlede Come on diyerek ne yapıyor?

  1. Tanımadığı bir yetişkine öfkeyle gitmesini emrediyor.
  2. Küçük bir canlıyı nazikçe hareket etmeye teşvik ediyor.
  3. Birini kelimesi kelimesine odaya girmeye davet ediyor.
Cevabı göster

Küçük bir canlıyı nazikçe hareket etmeye teşvik ediyor.

Okay,

0:49

Tamam,

you can go Lila.

0:50

gidebilirsin Lila.

Hooray.

0:52

Yaşasın.

Bye Leaficus.

0:53

Hoşça kal Leaficus.

Oh,

0:54

Oh,

wait.

0:54

bekle.

Stop.

0:55

Dur.

Hey,

0:55

Hey,

what?

0:56

ne var?

Wow.

0:56

Vay canına.

Oh.

0:59

Oh.

It's a ladybug.

0:59

Bu bir uğur böceği.

Oh,

1:01

Oh,

I love ladybugs.

1:01

uğur böceklerini çok severim.

We can't squish them. Ton ve niyet

1:03

Onları ezemeyiz.

Ton ve niyet

We can't ...: can't ile “yapmamalıyız” sınırı koymak

Bu cümlede can't, “yapabilecek durumda değiliz” değil, “yapmamalıyız” veya “buna izin yok” anlamındadır. Böcekleri ezmek fiziksel olarak mümkündür; ancak konuşanlar bunu yapılmaması gereken bir davranış olarak görür. We can't + fiilin yalın hâli kalıbı, bir grup için kesin bir davranış sınırı koyabilir. can't'in yasak mı yoksa yetersizlik mi anlattığını bağlam belirler.

Alıştırma

Bu cümlede can't ne anlama geliyor?

  1. Konuşanlar böcekleri fiziksel olarak ezebilecek durumda değil.
  2. Onları ezmek yasak veya kabul edilemez.
  3. Konuşanlar squish kelimesinin anlamını bilmiyor.
Cevabı göster

Onları ezmek yasak veya kabul edilemez.

Come on ladybird

1:05

Gel bakalım uğur böceği.

Hey,

1:08

Hey,

now there's an ant on the slide. Anlatım akışı

1:09

şimdi de kaydırakta bir karınca var.

Anlatım akışı

now there's ...: sıradaki gelişmeyi aktarmak

Burada now, cümleyi yalnızca şimdiki zamana yerleştirmez. Karıncanın görülmesini az önce olanlara bağlar ve durumun yeniden değiştiğini gösterir. now there's + isim + yer yapısında there's yeni bir kişi ya da şeyi tanıtır; now ise bunu sıradaki gelişme olarak çerçeveler. Hikâyede bu kalıp olayları ilerletir ve “işte ilgilenilmesi gereken bir şey daha” hissi verebilir.

Alıştırma

Bu cümlede now'ın temel anlatı görevi nedir?

  1. Kesin saat bilgisini verir.
  2. Önceki olayların gerçekleşmediğini gösterir.
  3. Karıncayı önceki olaylara yeni bir gelişme olarak bağlar.
Cevabı göster

Karıncayı önceki olaylara yeni bir gelişme olarak bağlar.

Bingo,

1:12

Bingo,

can we squish ants? Ton ve niyet

1:12

karıncaları ezebilir miyiz?

Ton ve niyet

İzin istemek için Can we ...?

Can we + fiilin yalın hâli...? yapısında can, konuşanın ve beraberindeki kişilerin bir şeyi yapmasına izin verilip verilmediğini sorabilir. Burada çocuk bir kuralı kontrol ediyor: “Karıncaları ezmemize izin var mı?” Fiziksel olarak bunu yapıp yapamayacaklarını sormuyor. can sözcüğünün anlamını bağlam belirler. Konu kurallar, onay veya sırada ne yapılabileceğiyse Can we...? genellikle izin isteme işlevi görür.

Alıştırma

'Can we squish ants?' cümlesinde konuşan kişi can ile ne yapıyor?

  1. Eyleme izin verilip verilmediğini sormak
  2. Grubun bunu fiziksel olarak yapabilip yapamayacağını sormak
  3. Eylemin zaten gerçekleştiğini söylemek
Cevabı göster

Eyleme izin verilip verilmediğini sormak

Well,

1:14

Şey,

I don't like them as much as ladybugs. Dilbilgisi

1:15

onları uğur böcekleri kadar sevmiyorum.

Dilbilgisi

not like ... as much as ... ile derece karşılaştırması

not + fiil + A + as much as + B kalıbı, fiille anlatılan duygu veya eylemin A için B'ye göre daha düşük düzeyde olduğunu belirtir. Burada them karıncaları gösterir: konuşan kişi karıncaları uğur böceklerinden daha az seviyor. Buradaki much böceklerin sayısını değil, sevme derecesini ölçer. Cümle mutlaka “Karıncaları sevmiyorum” demek değildir; yalnızca iki tercihi sıralar.

Alıştırma

Karşılaştırmayı “daha düşük derecede” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I enjoy drawing, but I don't enjoy it ____ painting.

Cevabı göster

as much as

But I still don't think we should squish them. Ton ve niyet

1:18

Ama yine de onları ezmemeliyiz bence.

Ton ve niyet

still don't think we should ...: dolaylı olumsuz yargıyı sürdürmek

I don't think we should + fiilin yalın hâli yapısında konuşan kişi, bir eylemin yapılmaması gerektiğine inandığını dolaylı biçimde söyler. İngilizcede bu tür yumuşatılmış olumsuz yargılarda not sıkça think ile birlikte kullanılır. still, daha önce söylenen bir şeye rağmen bu yargının değişmediğini gösterir. Burada karıncaları sevmemek, onları ezmenin yanlış olduğu görüşünü değiştirmez.

Alıştırma

Örnekteki still don't think we should ne anlatıyor?

  1. Konuşan kişi eylemi hâlâ kötü bir fikir olarak görür, ancak bu görüşü dolaylı biçimde ifade eder.
  2. Önceki nokta konuşanın fikrini değiştirmiştir; bu yüzden eylem artık uygun görünmektedir.
  3. Konuşan kişi henüz eylem üzerinde düşünmeye zaman ayırmamıştır.
Cevabı göster

Konuşan kişi eylemi hâlâ kötü bir fikir olarak görür, ancak bu görüşü dolaylı biçimde ifade eder.

Me neither. Kalıp ifadeler

1:21

Bence de.

Kalıp ifadeler

Me neither: olumsuz bir ifadeye katılmak

Me neither, olumsuz bir ifadeye katılmak için kullanılan kısa bir yanıttır. Eksik bırakılan fiil ve diğer sözcükler önceki cümleden anlaşılır; burada I don't think we should squish them either. anlamına gelir. Gündelik ve samimi konuşmalarda yaygın bir yanıttır. neither zaten olumsuz katılımı taşır, bu yüzden yanıta bir not daha eklemek gerekmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I don't like scary movies.” diyor. Siz de korku filmlerini sevmiyorsunuz. Hangi kısa yanıt uygundur?

  1. Me neither.
  2. Me too.
  3. I do.
Cevabı göster

Me neither.

Come on.

1:22

Hadi.

Oh,

1:23

Oh,

there's another one.

1:23

bir tane daha var.

What are we going to do? Ton ve niyet

1:25

Ne yapacağız?

Ton ve niyet

What are we going to do?: gruptan bir çözüm istemek

Bir sorun yaşandığında What are we going to do?, grubun bir sonraki adımı belirlemesini isteyen bir sorudur. Yalnızca gelecekte yapılacak bir etkinliği sormak yerine çoğu zaman “Bu sorunu nasıl çözeceğiz?” anlamına gelir. We öznesi konuşan kişiyi de içerdiği için soru, birlikte plan yapmaya davet eder. Ses tonuna göre sakin ve çözüm odaklı ya da kaygılı ve acil duyulabilir.

Alıştırma

Bir ekip haritasını kaybetti. Herkesin bir sonraki adıma karar vermesini doğal biçimde isteyen soru hangisidir?

  1. What did we do on our last trip?
  2. What are they going to do?
  3. What are we going to do?
Cevabı göster

What are we going to do?

Ooh,

1:26

Ooh,

I know.

1:26

biliyorum.

If we make walls, Dilbilgisi

1:31

Eğer duvarlar yaparsak,

the little bugs won't be able to get over them. Kalıp ifadeler

1:32

küçük böcekler üzerlerinden aşamaz.

Dilbilgisi

If we ..., ... won't be able to ...: bir koşulu gelecekteki bir engelle ilişkilendirmek

If we make walls olası bir eylemi belirtir, ana cümle de sonucunu öngörür. Bu, geleceğe yönelik gerçek bir koşuldur: sonuç gelecekle ilgili olsa da if cümleciğinde geniş zaman kullanılır. Ana cümlede will ya da won't kullanılabilir. Won't be able to + fiilin yalın hâli, bir kişinin veya şeyin eylemi yapacak imkâna ya da yeteneğe sahip olmayacağını anlatır. Burada get, to'dan sonra yalın hâldedir; engeli oluşturan şey duvarlardır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “yapamayacak” anlamına gelen kısaltılmış yapıyla tamamlayın: If we lock the gate, the dog ____ run into the road.

Cevabı göster

won't be able to

Kalıp ifadeler

get over them: fiziksel bir engeli aşmak

get over them ifadesinde get over, fiziksel bir engelin bir tarafından öbür tarafına geçmek anlamına gelir. Küçük böceklerin duvarlara tırmanması, üzerlerinden atlaması ya da başka bir biçimde duvarları aşması gerekirdi; them, walls sözcüğünü gösterir. get over ifadesinden sonra wall veya fence gibi fiziksel bir engel geldiğinde hareket bağlamı, ifadenin engeli aşma anlamında kullanıldığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede get over ne anlama gelir: The dog can't get over the high fence?

  1. Bir hastalıktan iyileşmek.
  2. Çiti kaldırmak.
  3. Çiti aşıp diğer tarafa geçmek.
Cevabı göster

Çiti aşıp diğer tarafa geçmek.

Oh yeah.

1:35

Ah evet.

There.

1:37

İşte oldu.

Lucky you're so smart Lila. Dilbilgisi

1:37

Çok akıllı olman ne iyi Lila.

Dilbilgisi

Lucky you're ...: It's lucky that... yapısının gündelik kısaltması

Gündelik konuşmada cümle başındaki Lucky you're so smart, It's lucky that you're so smart ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Lucky, ardından gelen gerçeğin tamamını olumlu ve şanslı bir durum olarak değerlendirir. Konuşan kişi hem Lila'nın zekâsını över hem de bu zekânın mevcut durumda işe yaradığını söyler. Lila, doğrudan hitap edilen kişidir.

Alıştırma

Hangi cümle Lucky you're so good at fixing things? ifadesinin tam anlamını verir?

  1. Your name is Lucky, and you're good at fixing things.
  2. You're a lucky person because you fix things.
  3. It's lucky that you're so good at fixing things.
Cevabı göster

It's lucky that you're so good at fixing things.

Oh.

1:44

Oh.

Grasshoppers can fly?

1:44

Çekirgeler uçabilir mi?

I can't stop!

1:47

Duramıyorum!

That was close. Deyimler

1:51

Bu yakındı.

Deyimler

That was close: kıl payı önlenen kötü bir sonuç

That was close. kötü bir sonucun neredeyse gerçekleştiğini ama gerçekleşmediğini anlatır. Buradaki close, durumun tehlikeye veya başarısızlığa ne kadar yaklaştığını gösterir; “yakında”, “samimi” ya da “kapalı” anlamına gelmez. That, az önce yaşanan olayın tamamına gönderme yapar; was ise onu henüz geçmiş bir an olarak gösterir. Yaklaşık olarak “Neredeyse başımıza bir iş geliyordu” anlamında kısa bir tepkidir.

Alıştırma

Biri düşen bir kutudan kaçınmak için tam zamanında geri çekiliyor. That was close. ne anlama gelir?

  1. Bir nesne fiziksel olarak yakındaydı.
  2. Olaya karışan kişiler yakın bir ilişkiye sahip.
  3. Kötü bir sonuç neredeyse gerçekleşti ama tehlike geçti.
Cevabı göster

Kötü bir sonuç neredeyse gerçekleşti ama tehlike geçti.

Yeah grasshopper.

1:53

Evet çekirge.

You're lucky Bingo can fly too.

1:54

Şanslısın ki Bingo da uçabiliyor.

The walls aren't working. Kelime

1:56

Duvarlar işe yaramıyor.

Kelime

aren't working: amaçlanan sonucu vermemek

The walls aren't working cümlesinde aren't working, “amaçlanan sonucu vermiyor” anlamına gelir. Duvarlar vardır, ancak böcekleri durdurma yöntemi olarak başarısız olmaktadır. Özne bir yöntem, plan, ilaç, kural veya çözüm olduğunda work, “etkili olmak” anlamına gelebilir. Şimdiki zamanın devam biçimi aren't working, mevcut durumda neyin başarısız olduğuna odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “amaçlanan etkiyi göstermiyor” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The medicine ____, so my headache has not improved.

Cevabı göster

isn't working

The bugs just fly over them. Kalıp ifadeler

1:58

Böcekler doğrudan üstünden uçup gidiyor.

Kalıp ifadeler

just fly over them: bir engelin üzerinden kolayca uçarak geçmek

Bu cümlede them, daha önce sözü edilen duvarları ifade eder. Fly over them, böceklerin duvarların üzerinden uçarak karşı tarafa geçmesini anlatır; yani duvarlar yollarını kesmez. Burada just, “az önce” değil, “sadece” ya da “hiç zorlanmadan” anlamındadır. Çözümün kolay ve açık olduğunu vurgular: Böcekler duvarlara takılmak yerine üzerlerinden uçup geçebilir.

Alıştırma

Bu bağlamda just fly over them ne anlama geliyor?

  1. Böcekler duvarların aynı tarafında kalıp duvarların yanında uçar.
  2. Böcekler duvarların üzerinden kolayca geçer, bu yüzden duvarlar onları durduramaz.
  3. Böcekler kısa bir süre önce duvarların üzerinden uçtu.
Cevabı göster

Böcekler duvarların üzerinden kolayca geçer, bu yüzden duvarlar onları durduramaz.

Ah.

2:00

Ah.