Teknoloji gençlere zararlı mı? 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
913 kelime 168 kel/dk

Video özeti: Neil ve Sam, 400 binden fazla Britanyalı ve Amerikalı gencin verilerine dayanan bir araştırmayı inceliyor. Ekran kullanımıyla ilgili kaygılara rağmen çalışma, teknoloji kullanımı ile ergenlik dönemindeki ruh sağlığı sorunları arasında çok az bağlantı buluyor ya da hiçbir bağlantı bulamıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. No wonder — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Gençlerin erişebildiği çok sayıdaki dijital platform yüzünden ebeveynlerin kaygılanması örneğinde olduğu gibi, daha önce verilen nedenlerden doğal biçimde çıkan bir sonucu veya tepkiyi ifade etmeyi öğrenin; böylece yalnızca bir şeyin şaşırtıcı olmadığını söylemekle kalmazsınız. 2. are designed for addiction, — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Bu eleştirel ifadenin, kullanıcı psikolojisini etkileyerek kullanımın sürmesini teşvik eden özelliklere sahip oyunları veya sosyal platformları anlattığını kavrayın. Dijital riskler, ikna edici tasarım ve ürün etiği tartışmalarında ifadeyi isabetli biçimde kullanabilirsiniz. 3. digital native. — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Dijital teknolojiyle büyüdüğü için onu rahat ve becerikli biçimde kullanan kişiyi anlatan bu modern terimi tanıyın. Böylece teknolojiye aşinalığın her türlü olası zararı kendiliğinden önlediğini ileri sürmeden kuşaklara ilişkin varsayımları tartışabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from the BBC.

0:03

BBC'den 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:12

Ben Neil.

And I'm Sam.

0:13

Ve ben Sam.

When you were a teenager, Dilbilgisi

0:14

Sen gençken,

did your parents worry that you were watching too much television, Kalıp ifadeler

0:15

ailen çok fazla televizyon izlediğin için endişelenir miydi,

Sam?

0:18

Sam?

Dilbilgisi

When you were a teenager: geçmiş zaman bağlamını kurmak

When you were a teenager, when ile başlayan bir zaman yan cümlesidir. Ana soruyu dinleyenin hayatındaki geçmiş bir dönemin, yani ergenlik döneminin içine yerleştirir; ana soru did your parents worry... kısmıdır. Geçmişteki bir yaşı, rolü veya yaşam dönemini belirttikten sonra o sırada ne olduğunu sormak ya da anlatmak için When + özne + geçmiş zamanlı fiil yapısını kullanabilirsiniz. Buradaki when bir yan cümle başlatır; tek başına “Ne zaman?” sorusunu sormaz.

Alıştırma

Hangi cümle, ana sorudan önce geçmiş zaman bağlamı kurmak için when yan cümlesini doğru kullanıyor?

  1. When were you on the school team, did you practise every day?
  2. When you were on the school team, did you practise every day?
  3. You were when on the school team, did you practise every day?
Cevabı göster

When you were on the school team, did you practise every day?

Kalıp ifadeler

worry that + yan cümle: endişenin nedenini belirtmek

worry that + yan cümle yapısında, that sözcüğünden sonraki yan cümle endişeye neden olan durumu belirtir. Burada you were watching too much television, öznesi ve fiili olan tam bir yan cümledir ve anne babanın endişelenmiş olabileceği durumu anlatır. that sözcüğü worry ile bu içerik yan cümlesini birbirine bağlar. Günlük konuşmada bazen atılabilir; ancak uzun bir cümlede kullanılması anlamayı çoğu zaman kolaylaştırır.

Alıştırma

Cümleyi worry that yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Her parents ____ she was not getting enough sleep.

Cevabı göster

worried that

Huh.

0:19

Hıh.

They used to tell me that watching too much TV would turn my eyes square. Notlar

0:20

Bana hep çok fazla televizyon izlemenin gözlerimi kare yapacağını söylerlerdi.

Dilbilgisi

used to tell: geçmişte tekrarlanan bir eylem

Bu cümlede used to tell, “geçmişte bana tekrar tekrar söylerlerdi” anlamına gelir. used to + fiilin yalın hâli yapısı, geçmişteki bir alışkanlığı veya durumu anlatır ve genellikle bugünkü durumun farklı olduğunu ima eder. Burada tell, used to’dan sonra yalın hâlde kalır. Basit geçmiş told tek bir olayı anlatabilirken used to tell, eylemi geçmişte düzenli olarak gerçekleşen bir davranış şeklinde sunar.

Alıştırma

used to ve tell fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: When I was little, my aunt ____ me a story every Friday.

Cevabı göster

used to tell

Deyimler

would turn my eyes square: mizahi bir abartı

would turn my eyes square ifadesi, çok fazla televizyon izlemenin hayalî sonucunu sunar. Bu hatırada would, yetişkinlerin daha sonra gerçekleşeceğini söylediği sonucu gösterir. Televizyon izlemek gözleri gerçekten kare yapmaz. Bu, bir çocuğu korkutarak veya ona takılarak daha az televizyon izlemeye yöneltmek için kullanılan mizahi bir abartıdır; asıl mesaj “Bu kadar çok televizyon izleme”dir.

Alıştırma

Bu bağlamda would turn my eyes square ne anlama gelir?

  1. Konuşanın gözlerinin şekliyle ilgili gerçek anlamda tıbbi bir tahmindir.
  2. Bir çocuğun daha az televizyon izlemesini amaçlayan mizahi bir abartıdır.
  3. Televizyon ekranının kendisinin kare olacağı anlamına gelir.
Cevabı göster

Bir çocuğun daha az televizyon izlemesini amaçlayan mizahi bir abartıdır.

But they were only joking.

0:25

Ama sadece şaka yapıyorlardı.

When I was growing up,

0:26

Ben büyürken,

there were only three or four television channels.

0:28

sadece üç ya da dört televizyon kanalı vardı.

For parents today,

0:30

Günümüzün anne babaları için,

there are hundreds of TV channels to worry about,

0:31

endişelenecek yüzlerce televizyon kanalı var,

not to mention the internet, Kalıp ifadeler

0:34

interneti saymıyorum bile,

video games,

0:35

video oyunlarını,

and social media.

0:36

ve sosyal medyayı.

Kalıp ifadeler

not to mention: güçlü bir ek nokta belirtmek

Burada not to mention, ‘buna ek olarak ... da var’ veya ‘... bir yana’ anlamına gelir. Zaten güçlü olan bir noktaya başka bir unsur ekleyerek savı daha da güçlendirir. Konuşan kişi interneti, video oyunlarını ve sosyal medyayı gerçekten dile getirir; bunların atlanmasını istemez. Yaygın kalıp A, not to mention B şeklindedir. B bir isim, betimleme veya -ing biçimi olabilir ve listeyi genişletir ya da konuşanın savını güçlendirir.

Alıştırma

‘Buna ek olarak daha güçlü olan bu nokta da var’ anlamındaki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The flat is tiny and noisy, ____ far from school.

Cevabı göster

not to mention

And all of it is accessible through a smartphone. Kalıp ifadeler

0:38

Üstelik bunların hepsine bir akıllı telefondan erişilebiliyor.

Kalıp ifadeler

is accessible through a smartphone: erişim kanalını belirtmek

is accessible through a smartphone ifadesinde accessible, be fiilinden sonra gelen bir sıfattır. İçeriğe erişilebildiğini veya içeriğin kullanılabildiğini belirtir; through a smartphone ise erişim kanalı olarak kullanılan cihazı gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp something + be + accessible through + channel şeklindedir. be biçimini özneye ve zamana göre değiştirin: is accessible, are accessible veya was accessible.

Alıştırma

Cümleyi tekil özneye uyan be accessible through biçimiyle tamamlayın: The full report ____ the library's website.

Cevabı göster

is accessible through

No wonder parents are worried about the impact of technology on young people. Kalıp ifadeler

0:41

Ebeveynlerin teknolojinin gençler üzerindeki etkisi hakkında endişelenmesine şaşmamalı.

Kalıp ifadeler

No wonder: şaşırtıcı olmayan bir sonucu belirtmek

No wonder, “... olması şaşırtıcı değil” anlamına gelir. Bu cümlede ebeveynlerin kaygısını doğal ve anlaşılır bir sonuç olarak sunar. Sonucu belirtmek için No wonder + özne + fiil yapısını kullanın: No wonder parents are worried. Bu ifadede wonder, “merak etmek” anlamında değildir.

Alıştırma

“Bu sonuç şaşırtıcı değil” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The roads are icy. ____ the buses are late.

Cevabı göster

No wonder

Kalıp ifadeler

the impact of X on Y: etkinin kaynağını ve hedefini belirlemek

the impact of technology on young people ifadesi, the impact of X on Y kalıbını kullanır: X etkinin kaynağı veya nedeni, Y ise etkilenen kişi ya da şeydir. Impact burada isimdir. Bu ifade tek başına etkinin olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğunu belirtmez; bu bilgi bağlamdan gelir.

Alıştırma

Hedef kalıp the impact of X on Y yapısını tamamlayın: The study examines the ____ screen time ____ sleep.

Cevabı göster

impact of · on

I don't think it's all bad news, Ton ve niyet

0:46

Bunun tamamen kötü bir haber olduğunu düşünmüyorum,

Neil.

0:47

Neil.

Ton ve niyet

I don't think it's all bad news: karamsar bir yargıyı yumuşakça düzeltmek

I don't think it's all bad news ifadesi, konuşanın bazı olumsuz yönler olabileceğini kabul ettiğini ancak durumun bütünüyle olumsuz olduğu görüşünü reddettiğini anlatır. Buradaki bad news, belirli bir haber değil, olumsuz bir durumla ilgili genel değerlendirmedir. Söze I don't think... ile başlamak, düzeltmeyi kişisel bir görüş olarak sunar. Bu yüzden karşı çıkış You're wrong ifadesinden daha yumuşak duyulur ve aşırı kesin, karamsar bir yargıyı hafifletir.

Alıştırma

Burada I don't think it's all bad news ne anlama geliyor?

  1. Konuşan bir haberin yanlış olduğunu söylüyor.
  2. Konuşan durumda hiçbir sorun olmadığına inanıyor.
  3. Konuşan bazı sorunlar olabileceğini düşünüyor, ancak durumun tamamını olumsuz görmüyor.
Cevabı göster

Konuşan bazı sorunlar olabileceğini düşünüyor, ancak durumun tamamını olumsuz görmüyor.

In fact,

0:48

Aslında,

in this program,

0:49

bu programda,

we'll be taking a look at a new report which finds little evidence to link technology with mental health problems in adolescence. Kalıp ifadeler

0:49

ergenlik döneminde teknoloji ile ruh sağlığı sorunları arasında bağlantı kuracak çok az kanıt bulan yeni bir rapora göz atacağız.

Kalıp ifadeler

we'll be taking a look at: sıradaki konuyu tanıtmak

we'll be taking a look at, bir şeyi inceleyeceğimiz, tanıtacağımız veya tartışacağımız anlamına gelir. take a look at her zaman kelimesi kelimesine kısa bir bakış anlamına gelmez; burada rapor, programın ele alacağı konudur. Gelecek zamanda süreklilik bildiren we'll be taking yapısı, bu etkinliği programın planlanan akışının bir parçası olarak sunar. Sunucular ve öğretmenler, sıradaki konuyu tanıtıp dinleyiciyi konuya yönlendirmek için bu söz öbeğini sıkça kullanır.

Alıştırma

Program tanıtımını take a look at ifadesinin gelecek zamanda süreklilik bildiren biçimiyle tamamlayın: In today's programme, we ____ three ways to save energy.

Cevabı göster

will be taking a look at

That's young people who are in the process of developing from children into adults. Kalıp ifadeler

0:57

Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecinde olan gençler demektir.

Kalıp ifadeler

in the process of developing: devam eden bir değişim

Bu cümlede in the process of developing, çocukluktan yetişkinliğe geçişin yavaş yavaş gerçekleştiğini ve henüz tamamlanmadığını belirtir. Ergenliği tamamlanmış bir sonuç olarak değil, devam eden bir aşama olarak gösterir. Kalıp be + in the process of + isim veya fiilin -ing biçimidir. Burada of bir edat olduğu için develop, developing olur. Devam etmekte olan bir etkinliği veya değişimi vurgulamak istediğinizde bu kalıbı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi in the process of + develop fiilinin -ing biçiminden oluşan tam kalıpla tamamlayın: The school is ____ a new science course.

Cevabı göster

in the process of developing

I'm not convinced, Ton ve niyet

1:03

Ben ikna olmadım,

Sam.

1:04

Sam.

Ton ve niyet

I'm not convinced: nazik ama açık bir kuşku ifadesi

Bu cümlede I'm not convinced, konuşan kişinin duyduğu gerekçelerin onu ikna etmediği anlamına gelir. Konuşan kişi iddiadan hâlâ kuşku duyar; bu ifade Sam'i otomatik olarak yalan söylemekle suçlamaz. You're wrong demek yerine kendi tepkinizi anlattığınız için bu ifade anlaşmazlığı daha ölçülü hâle getirir. Yine de diğer kişinin fikrine açıkça karşı çıkar; bu nedenle ardından bir gerekçe vermek ifadeyi genellikle daha yapıcı kılar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir görüşün konuşan kişiyi ikna etmediğini nazikçe gösterir?

  1. I'm not convincing; the evidence is too limited.
  2. I'm not convinced; the evidence is too limited.
  3. You're completely wrong, and there is nothing to discuss.
Cevabı göster

I'm not convinced; the evidence is too limited.

Think about how much time youngsters spend staring at screens every day. Dilbilgisi

1:05

Gençlerin her gün ekranlara bakarak ne kadar zaman geçirdiklerini bir düşün.

Dilbilgisi

spend ... staring at screens: spend time doing something ile bir etkinliğe ayrılan zamanı anlatmak

Bu cümlede spend, zamanı bir etkinliğe ayırmak anlamına gelir. Temel yapı spend + süre + -ing biçimidir: youngsters spend time staring at screens. Burada how much time süreyi zaten gösterir ve youngsters'dan önce gelir; bu yüzden staring doğrudan spend'den sonra gelir. Etkinlik için to + fiil değil, -ing biçimi kullanılır: spend time staring denir, spend time to stare denmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp someone spends time doing something şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi spend, an hour ve practise fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Leo ____ the guitar every afternoon.

Cevabı göster

spends an hour practising

True,

1:09

Doğru,

but unlike passively watching television, Anlatım akışı

1:10

ama pasif bir şekilde televizyon izlemenin aksine,

today's technology is interactive,

1:12

bugünün teknolojisi interaktiftir,

connecting teenagers to their friends around the world. Kalıp ifadeler

1:14

gençleri dünyanın dört bir yanındaki arkadaşlarına bağlar.

Anlatım akışı

but unlike passively watching television: ana düşünceden önce karşıtlık kurmak

Baştaki but, önceki düşünceden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Unlike passively watching television, ana düşünceden önce karşılaştırmanın temelini verir. Dinleyiciye günümüz teknolojisini farklı olarak anlaması gerektiğini söyler: teknoloji pasif değil, etkileşimlidir. Unlike bir edattır; bu yüzden ardından bir isim veya -ing öbeği gelebilir. Burada passively watching television karşılaştırmada kullanılan etkinliktir; asıl yeni bilgi ise virgülden sonra gelir: today's technology is interactive. Başka durumlarda da kullanılabilecek bilgi düzeni But unlike X, Y şeklindedir: önce karşıtlığın temelini belirtin, sonra ana düşünceyi söyleyin.

Alıştırma

Karşıtlığı But unlike ve read fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The old map can still help. ____ a printed map, using the navigation app gives live traffic updates.

Cevabı göster

But unlike reading

Kalıp ifadeler

connecting teenagers to their friends: connect X to Y yapısı

Connect X to Y, X ile Y arasında bağlantı kurmak demektir. Burada teknoloji, gençleri dünyanın farklı yerlerindeki arkadaşlarına bağlar; around the world bu arkadaşların nerede olduğunu belirtir. connecting ... biçimindeki -ing yan cümlesi, today's technology ifadesinin etkisini veya işlevini ekler. Örtük öznesi today's technology olduğundan ayrı bir ana cümle değildir.

Alıştırma

Cümleyi connect X to Y yapısıyla tamamlayın: This secure website ____ patients ____ qualified doctors.

Cevabı göster

connects · to

Well,

1:18

Peki,

maybe my quiz question will change your mind. Kalıp ifadeler

1:19

belki bilgi yarışması sorum fikrini değiştirir.

Kalıp ifadeler

will change your mind: bir görüşü veya kararı yeniden değerlendirmek

Change your mind, önceki bir görüşü, planı veya kararı başka bir görüş, plan ya da kararla değiştirmek demektir. Burada will change your mind, test sorusunun dinleyenin önceki görüşünü yeniden düşünmesini sağlayabileceğini öngörür; maybe bu öngörünün kesin olmadığını gösterir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: change my mind, change her mind veya change our minds.

Alıştırma

Cümleyi “görüşünü yeniden değerlendirmek” anlamındaki kalıpla tamamlayın: This new evidence may ____.

Cevabı göster

change your mind

Are you ready?

1:21

Hazır mısın?

On average, Kalıp ifadeler

1:22

Ortalama olarak,

how many hours per day do British teenagers spend on their screens? Kalıp ifadeler

1:23

İngiliz gençler günde kaç saatlerini ekran başında geçiriyor?

Kalıp ifadeler

On average: istatistiksel ortalamayı belirtmek

On average, sorunun bir grubun istatistiksel ortalamasını sorduğunu belirtir. Ortaya çıkan sayı grubu bir bütün olarak anlatır; her Britanyalı gencin ekran başında tam olarak aynı süreyi geçirdiği anlamına gelmez. Cümle başında kullanılan On average, ardından gelen her şeyin nasıl yorumlanacağını belirler ve normalde virgülle ayrılır. Buradaki average verilerle ilgilidir; nitelik bakımından sıradan veya vasat anlamındaki sıfat değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____, each bus carries forty passengers during the morning rush.

Cevabı göster

On average

Kalıp ifadeler

how many hours per day: günlük süreyi sormak

How many hours per day, her gün için saat cinsinden ölçülen bir süreyi sorar. How many, sayılabilen çoğul hours ismiyle kullanılır; per day ise günlük ölçüm birimini belirler. Tam soruda bu girişten sonra soru cümlesi sırası gelir: do + özne + fiilin yalın hâli. do British teenagers spend buna örnektir. Bu kalıp farklı özneler ve etkinliklerle yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Anket sorusunu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____ do you spend on homework?

Cevabı göster

How many hours per day

Is it A,

1:27

A mı,

5 and a half hours,

1:28

5 buçuk saat,

B,

1:30

B mi,

6 and a half hours,

1:30

6 buçuk saat,

or C,

1:32

yoksa C mi,

7 and a half hours?

1:32

7 buçuk saat?

Hmm,

1:35

Hmm,

I'll say it's B, Ton ve niyet

1:35

Bence B,

6 and a half hours.

1:37

6 buçuk saat.

Ton ve niyet

I'll say it's B: o anda bir seçim yapmak

Bu test yanıtında I'll say it's B, “B'yi seçiyorum” veya “tahminim B” anlamına gelir. Konuşan kişi o anda cevap verirken biraz belirsizlik payı bırakır. Burada I'll say, cevabı veya değerlendirmeyi sunar. Asıl önemli olan konuşma eyleminin kendisi değildir.

Alıştırma

Bu nottaki ifadeyle sözlü test yanıtını tamamlayın: I'm not completely sure, but ____ C.

Cevabı göster

I'll say it's

That sounds a lot to me. Ton ve niyet

1:39

Bu bana çok fazla geldi.

Ton ve niyet

That sounds a lot to me: bir miktarı değerlendirmek

That sounds a lot to me, az önce söylenen miktarın konuşmacıya büyük geldiği anlamına gelir. Burada sound bir bağlayıcı fiildir: bir şeyin çıkardığı sesi değil, duyulan bilginin oluşturduğu izlenimi anlatır. A lot büyük bir miktarı ifade eder; to me ise değerlendirmenin kişisel olduğunu gösterir. Böylece başka birinin farklı düşünebilmesine yer bırakılır.

Alıştırma

Bir arkadaşınız her gün beş saat ödev yaptığını söylüyor. Bu miktarın sizin açınızdan fazla göründüğünü doğal biçimde belirten yanıt hangisidir?

  1. That sounds a lot to me.
  2. That sounds loud to me.
  3. That sounds many to me.
Cevabı göster

That sounds a lot to me.

Well,

1:41

Pekâlâ,

whatever Neil thinks, Anlatım akışı

1:41

Neil ne düşünürse düşünsün,

a new study from the Oxford Internet Institute paints a more hopeful picture. Deyimler

1:43

Oxford İnternet Enstitüsü'nden yeni bir çalışma daha umut verici bir tablo çiziyor.

Anlatım akışı

whatever Neil thinks: kişisel bir görüşü bir kenara bırakmak

Whatever Neil thinks, “Neil ne düşünürse düşünsün” anlamına gelen bir ödünleme yan cümlesidir. Whatever olası tüm görüşleri kapsar ve ana cümle her durumda geçerli kalır. Bu yan cümle başa getirildiğinde Neil’in kişisel görüşünü bir kenara bırakıp odağı yeni araştırmaya taşır. Bu yapı, bir kişinin görüşünü ardından gelen kanıt veya karardan ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki yan cümlenin görevi nedir? Whatever Priya thinks, the final choice must be based on the evidence.

  1. Kanıta dayalı seçimin Priya’nın görüşüne bağlı olmadığını söyler.
  2. Priya’dan görüşünü açıklamasını ister.
  3. Priya’nın görüşünün kanıt olduğunu söyler.
Cevabı göster

Kanıta dayalı seçimin Priya’nın görüşüne bağlı olmadığını söyler.

Deyimler

paints a more hopeful picture: genel bir izlenim oluşturmak

Paints a more hopeful picture mecazlı bir ifadedir. Araştırma gerçekten resim yapmıyor; araştırmanın kanıtları genel durumu daha cesaret verici görünecek şekilde sunuyor. Karşılaştırma biçimi more hopeful, önceki ve daha az iyimser bir izlenimle karşıtlık olduğunu gösterir. Gerçekler, rakamlar veya bir açıklama birleşerek genel bir görünüm oluşturduğunda paint a picture kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “genel durumu daha umut verici biçimde sunar” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The first report was worrying, but the new study ____.

Cevabı göster

paints a more hopeful picture

The study analyzed data from over 400,000 British and American teenagers Kelime

1:48

Çalışma 400.000'den fazla İngiliz ve Amerikalı gencin verilerini analiz etti

Kelime

over 400,000: over, “-den fazla” demektir

Bir sayının önündeki over, “-den fazla” veya “-in üzerinde” anlamına gelir. Bu nedenle over 400,000, tam olarak 400.000 değil, 400.000'den büyük bir sayı demektir. Bu, haberlerde ve araştırmalarda miktarları kısa biçimde bildirmek için kullanılır. Buradaki over fiziksel bir konumu değil, miktarı anlatır.

Alıştırma

Bir haberde “Over 400,000 people took part.” deniyor. Doğru yorum hangisidir?

  1. Yaklaşık 400.000 kişi katıldı; sayı daha az da olabilir.
  2. 400.000'den fazla kişi katıldı.
  3. En fazla 400.000 kişi katıldı.
Cevabı göster

400.000'den fazla kişi katıldı.

and found little or no link between adolescent tech use Kalıp ifadeler

1:53

ve ergenlerin teknoloji kullanımı ile

and mental health problems.

1:57

ruh sağlığı sorunları arasında çok az bağlantı buldu veya hiç bağlantı bulamadı.

Kalıp ifadeler

little or no link between X and Y: çok az bağlantı veya hiç bağlantı olmaması

little or no link between X and Y kalıbı, X ile Y arasında gözlemlenen ilişkinin çok zayıf olduğu veya hiç olmadığı anlamına gelir. Burada X adolescent tech use, Y ise mental health problems ifadesidir. Araştırma sonuçları aktarılırken link gözlemlenen bir ilişkiyi anlatır. Tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemez. Little or no link temkinli bir ifadedir; her durumda ilişki bulunmasının imkânsız olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

“Neredeyse hiç ilişki olmaması veya hiç ilişki bulunmaması” anlamındaki bu dersin hedef ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The survey found ____ music preference and memory scores.

Cevabı göster

little or no link between

Listen to Gareth Mitchell and Ghislaine Boddington,

2:00

Gareth Mitchell ve Ghislaine Boddington'ı dinleyelim,

co-presenters of BBC World Service's Digital Planet,

2:02

BBC Dünya Servisi'nin Digital Planet programının eş sunucuları,

as they discuss the report's findings. Dilbilgisi

2:06

raporun bulgularını tartışırken.

Dilbilgisi

as they discuss: eş zamanlı bir arka plan eylemi

Burada as, “-iken” veya “sırasında” anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. as they discuss the report's findings yan cümlesi, tartışmayı cümlenin ana eylemiyle aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemi olarak sunar. İki eylem birlikte ilerlediğinde as + özne + fiil yapısını kullanabilirsiniz. Bu cümlede as, “çünkü” anlamına gelmez ve “olarak” anlamındaki as edatı değildir.

Alıştırma

“The children take notes as the guide explains the map,” cümlesinde as neyi gösterir?

  1. Rehber belirli bir rolde hareket etmektedir.
  2. Açıklama, not alınmasına neden olur.
  3. İki eylem aynı anda gerçekleşir.
Cevabı göster

İki eylem aynı anda gerçekleşir.

Ghislaine Boddington,

2:11

Ghislaine Boddington,

you've been looking at some of the findings yourself, Dilbilgisi

2:11

bulguların bazılarını kendiniz de incelediniz,

haven't you? Ton ve niyet

2:13

öyle değil mi?

Dilbilgisi

you've been looking at: şimdiye kadar süren bir etkinlik

You've been looking at, you have been + looking yapısındaki present perfect continuous biçimidir. Geçmişte başlayan ve şimdiye ya da çok yakın bir zamana kadar bir süre devam eden, mevcut konuşmayla açıkça bağlantılı bir etkinliği anlatır. Burada look at yalnızca gözleri bir şeye çevirmek değil, “incelemek” veya “araştırmak” anlamına gelir. Süreklilik biçimi yakın zamandaki sürece odaklandığı için bütün bulguların tamamen incelendiğini söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın sonuçları daha önce incelemeye başladığını ve hâlâ devam ettiğini en iyi anlatır?

  1. Maya has been looking at the results since breakfast.
  2. Maya will be looking at the results before lunch.
  3. Maya looked at the results after breakfast.
Cevabı göster

Maya has been looking at the results since breakfast.

Ton ve niyet

Doğrulama isteyen eklenti soru olarak haven't you?

Burada haven't you?, olumlu present perfect cümlesi you've been looking...'e eklenen olumsuz bir eklenti sorusudur. Ayrı bir konu açmak yerine dinleyiciden önceki ifadeyi doğrulamasını ister. Eklenti sorusundaki yardımcı fiil ve özne ana cümleyle eşleşir: have + you. Ana cümle olumlu olduğu için normal eklenti soru olumsuzdur: haven't you? Bu yapı, diğer kişiye yanıt vermesi için doğal bir söz sırası da açar.

Alıştırma

Cümleyle eşleşen eklenti soruyu tamamlayın: You've checked the figures, ____?

Cevabı göster

haven't you

So,

2:14

Yani,

so what's your response so far? Ton ve niyet

2:15

şimdiye kadarki tepkiniz nedir?

Ton ve niyet

Geçici bir tepkiyi soran what's your response so far?

What's your response so far?, kişinin şu anki aşamaya kadar olan tepkisini veya görüşünü sorar. Response bir fikir, duygu ya da değerlendirme içerebilir; kısa ve olgusal bir cevaptan daha geniştir. So far geçici bir zaman sınırı koyar: tartışma veya inceleme hâlâ sürmektedir, bu nedenle cevap ön değerlendirme niteliğinde olabilir ve daha sonra değişebilir. Röportajda bu ifade, son bir sonuç talep etmeden soruyu açık tutar.

Alıştırma

Tartışma hâlâ sürerken geçici bir tepkiyi soran soru hangisidir?

  1. What's your final decision?
  2. What's your response so far?
  3. What was your response before the discussion?
Cevabı göster

What's your response so far?

Were you expecting Ghislaine to see some kind of smoking gun, Notlar

2:16

Ghislaine, bir tür kesin kanıt görmeyi bekliyor muydunuz,

Dilbilgisi

expect someone to do something: birinin bir şey yapmasını beklemek

expect + nesne + to + fiil yapısı, nesnenin eylemi gerçekleştireceğine inandığınızı belirtir. Burada Ghislaine, expecting fiilinin nesnesidir ve kanıtı görecek kişidir. Were you expecting...? dinleyicinin o sırada böyle bir beklentisi olup olmadığını sorar. Odak noktası, dinleyicinin Ghislaine'in ne yapmasını beklediğidir.

Alıştırma

expected, Leo ve arrive sözcüklerini hedef yapıda kullanarak cümleyi tamamlayın: We ____ before lunch.

Cevabı göster

expected Leo to arrive

Kalıp ifadeler

some kind of + isim: türü belirtmeden anlatmak

Some kind of + isim, bir şeyin belirtilmemiş bir türü anlamına gelir. Burada konuşmacı kesin kanıtın tam olarak nasıl olacağını belirtmez; ifade, olası kanıtın niteliğini geniş ve açık bırakır. Sorularda ve tahminlerde some kind of, açıklamayı daha az kesin hâle getirebilir. Kanıtın var olduğunu göstermez; yalnızca genel bir olasılık ortaya koyar.

Alıştırma

Bu cümlede some kind of ne anlama gelir: “The device needs some kind of protective cover”?

  1. Adı kesin olarak belirtilmiş bir koruyucu örtü modeli
  2. Birbiriyle aynı birkaç koruyucu örtü
  3. Türü belirtilmemiş bir koruyucu örtü
Cevabı göster

Türü belirtilmemiş bir koruyucu örtü

some kind of link that would say,

2:19

şunu söyleyecek bir tür bağlantı,

"Here we are,

2:20

"İşte bulduk,

here are the harms"?

2:20

işte zararları"?

Not really, Ton ve niyet

2:22

Pek sayılmaz,

Ton ve niyet

Not really: yumuşak bir olumsuz yanıt

Not really, yumuşak bir olumsuz yanıttır. Burada “tam olarak değil”, “pek değil” ya da basitçe “aslında hayır” anlamına gelir. Karşıdaki kişinin sorusundaki varsayımı, yalnızca No demek kadar sert duyulmadan düzeltir. Not really ifadesini yaygın ve bütün hâlinde bir yanıt olarak düşünün: really burada “doğru bir şekilde” anlamına gelmez. Bu ifade, ardından bir neden veya daha kesin bir açıklama eklemeye yer bırakır.

Alıştırma

Biri “Did you enjoy the entire film?” diye soruyor. Hangi yanıt yumuşak bir olumsuzluk bildirirken cevabın kesin bir hayır olmadığını da gösterir?

  1. I'm not sure. I haven't seen it yet.
  2. Not really. I liked the ending, though.
  3. No. I disliked every minute.
Cevabı göster

Not really. I liked the ending, though.

because I think we're at a point where teenagers are much more savvy than many adults think. Notlar

2:23

çünkü bence gençlerin pek çok yetişkinin sandığından çok daha bilinçli olduğu bir noktadayız.

Kalıp ifadeler

we're at a point where: bir aşamayı anlatmak

be at a point where kalıbı, “bir şeyin geçerli olduğu aşamaya gelmiş olmak” anlamına gelir. Bu kullanımda point, fiziksel bir noktayı değil, bir süreç veya durumdaki aşamayı belirtir. Where, o aşamada neyin doğru olduğunu belirten tam bir yan cümle başlatır. Burada gençlerin teknoloji konusunda birçok yetişkinin beklediğinden daha bilgili olması, içinde bulunulan aşamanın bir özelliği olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyin geçerli olduğu aşamada” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The project is ____ we need outside help.

Cevabı göster

at a point where

Dilbilgisi

much more savvy than many adults think: birçok yetişkinin düşündüğünden çok daha iş bilir

Bu cümlede savvy, işlerin nasıl yürüdüğüne dair pratik bilgiye ve doğru değerlendirme yeteneğine sahip olmak demektir. Gençlerin yalnızca genel anlamda zeki olduğu değil, yetişkinlerin sandığından daha bilgili ve becerikli olduğu anlatılır. More ... than ... karşılaştırmayı kurar; much ise more ifadesini güçlendirerek farkın büyük olduğunu gösterir. Than many adults think bölümü, gençlerin gerçek bilgi düzeyini birçok yetişkinin kafasındaki daha düşük düzeyle karşılaştırır; gençlerle yetişkinlerin becerilerini doğrudan karşılaştırmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, stajyerlerin çevrim içi güvenlik konusundaki pratik bilgisinin yöneticilerinin beklentisinin çok üzerinde olduğunu ifade eder?

  1. The managers expected the new interns to be much more savvy about online safety.
  2. The new interns are much more savvy about online safety than their managers expected.
  3. The new interns are much more savvy about online safety than their managers.
Cevabı göster

The new interns are much more savvy about online safety than their managers expected.

So,

2:27

Bu yüzden,

you know,

2:28

biliyorsunuz,

we are at risk, all of us as journalists and research community

2:28

gazeteciler ve araştırma topluluğu olarak hepimiz risk altındayız,

to assume maybe this is much more terrible problem than we understand,

2:31

bunun belki de anladığımızdan çok daha korkunç bir sorun olduğunu varsayma riski,

because if I know about teenagers around me,

2:36

çünkü etrafımdaki gençleri tanıyorsam,

and one thing that they do all have is app blockers on their sites, Dilbilgisi

2:38

hepsinin kesinlikle sahip olduğu bir şey, sitelerinde uygulama engelleyicilerin olmasıdır,

Dilbilgisi

thing that they do all have is app blockers: vurgulu do ile ortak gerçeğe odaklanma

Genel kalıp one thing that ... is ... şeklindedir. Önce ortak bir gerçeği öne çıkarır, ardından is ifadesinden sonra bunun app blockers olduğunu belirtir. Böylece konuşmacı başka ayrıntılar arasından kesin olan bir noktayı vurgular. That yan cümlesindeki do vurgu amaçlıdır: they do all have, hepsinin bunu gerçekten ya da kesinlikle sahip olduğu anlamına gelir. All, gruptaki herkesin dahil olduğunu gösterir. Tarafsız bir ifadede yalnızca they all have denebilir.

Alıştırma

Hangi cümle ortak bir gerçeği vurgulamak için odaklama kalıbını ve vurgulu do ifadesini doğru kullanır?

  1. One thing that they do all shares is a concern about privacy.
  2. One thing that do they all share is a concern about privacy.
  3. One thing that they do all share is a concern about privacy.
Cevabı göster

One thing that they do all share is a concern about privacy.

and they are actually quite aware of the addiction problems, Kalıp ifadeler

2:42

ve aslında bağımlılık sorunlarının oldukça farkındalar,

Kalıp ifadeler

are actually quite aware of: aslında oldukça farkında olmak

Be aware of, bir şeyin var olduğunu bilmek veya önemli olduğunu anlamak demektir. Ardından bir isim ya da isim öbeği gelir; burada the addiction problems kullanılmıştır. Aware, bilgi veya farkındalık anlatır; ‘uyanık olmak’ anlamına gelmez. Actually, gerçeğin birinin beklediğinden farklı olabileceğini gösterir; quite ise dereceyi artırır. Bu nedenle are actually quite aware of, onların sorunu aslında oldukça iyi anladıkları anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle, bölge sakinlerinin sel riskini aslında oldukça iyi anladığını doğru biçimde ifade eder?

  1. Local residents are actually quite aware of the flood risk.
  2. Local residents are actually quite awake of the flood risk.
  3. Local residents actually quite aware about the flood risk.
Cevabı göster

Local residents are actually quite aware of the flood risk.

the design,

2:45

tasarımın,

you know,

2:45

biliyorsunuz,

designed for addiction.

2:46

bağımlılık için tasarlandığının.

Many people assume that social media harms teenagers.

2:49

Pek çok insan sosyal medyanın gençlere zarar verdiğini varsayıyor.

So, Gareth asks Ghislaine whether she was expecting to find a smoking gun in the report. Deyimler

2:53

Bunun üzerine Gareth, Ghislaine'e raporda kesin bir kanıt (smoking gun) bulmayı bekleyip beklemediğini soruyor.

Deyimler

a smoking gun: kesin delil

A smoking gun, önemli bir iddiayı güçlü ve doğrudan biçimde kanıtlayan delil anlamındaki bir deyimdir. Genellikle kimin sorumlu olduğunu veya bir olayın gerçekleştiğini gösterir. Sıradan bir ipucundan çok daha güçlüdür. Bu soruda raporda a smoking gun bulmak, gerçek bir silah bulmak değil, incelenen iddiayı kanıtlayan kesin bir delil bulmak demektir.

Alıştırma

Bir rapor olağandışı ödemeler gösteriyor ancak dolandırıcılığı kanıtlamıyor. Hangi seçenek delili en iyi şekilde tanımlar?

  1. Bu bir uyarı işaretidir (a red flag), kesin delil (a smoking gun) değildir.
  2. Bu ne bir delildir ne de araştırma nedenidir.
  3. Bu kesin delildir (a smoking gun), çünkü olağandışı her ayrıntı kesin sonuç verir.
Cevabı göster

Bu bir uyarı işaretidir (a red flag), kesin delil (a smoking gun) değildir.

The expression a smoking gun means evidence that proves something is true.

2:58

A smoking gun (kesin kanıt/tüter tabanca) ifadesi, bir şeyin doğru olduğunu kanıtlayan delil anlamına gelir.

For example,

3:04

Örneğin,

evidence proving that technology is harmful to young people.

3:05

teknolojinin gençler için zararlı olduğunu kanıtlayan bir delil.

But Ghislaine doesn't think this is true.

3:09

Fakat Ghislaine bunun doğru olduğunu düşünmüyor.

Actually,

3:12

Aslında,

she calls teenagers savvy, Dilbilgisi

3:12

gençleri savvy (bilinçli/anlayışlı) olarak nitelendiriyor,

meaning that they have practical knowledge of technology and a good understanding of how to use it. Kalıp ifadeler

3:14

yani teknoloji hakkında pratik bilgiye sahip olduklarını ve onu nasıl kullanacaklarını iyi anladıklarını kastediyor.

Dilbilgisi

she calls teenagers savvy ifadesinde call + nesne + sıfat

call + nesne + sıfat kalıbı, nesneyi o özelliğe sahip olarak tanımlamak veya değerlendirmek anlamına gelir. she calls teenagers savvy ifadesinde teenagers nesnedir; savvy ise onu tanımlayan nesne tamamlayıcısıdır. Burada call, ‘telefon etmek’ değil, ‘... olarak tanımlamak’ veya ‘... diye nitelemek’ anlamındadır. Bu kalıp, birinin bir kişi ya da şey hakkındaki değerlendirmesini aktarmak için kullanılır.

Alıştırma

Bir değerlendirmeyi aktarmak için call + nesne + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The review calls practical is the new design.
  2. The review calls the new design practical.
  3. The review calls to the new design practical.
Cevabı göster

The review calls the new design practical.

Kalıp ifadeler

practical knowledge of ... ve a good understanding of ...

Cümlede have fiilinden sonra iki isim öbeği bağlanır: practical knowledge of technology ve a good understanding of how to use it. Knowledge of ve understanding of standart kalıplardır; how to use it ise anlaşılan becerinin ne olduğunu belirtir. Practical knowledge, yalnızca olgular veya teori değil, gerçek görevlerde uygulanabilen bilgi demektir. İki ifade birlikte hem kullanılabilir beceriyi hem de açık bir anlayışı gösterir.

Alıştırma

Hem uygulanabilir bilgiyi hem de açık bir anlayışı standart kalıplarla doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. She has a practical knowledge to coding and good understanding how websites work.
  2. She has practical knowledge about coding and a good understand of websites work.
  3. She has practical knowledge of coding and a good understanding of how websites work.
Cevabı göster

She has practical knowledge of coding and a good understanding of how websites work.

One example of teenagers being technologically savvy is their use of app blockers, Kelime

3:20

Gençlerin teknolojik açıdan bilinçli olduklarına bir örnek, uygulama engelleyicileri kullanmalarıdır,

Kelime

technologically savvy: teknolojiyi uygulamada iyi kullanabilmek

technologically savvy ifadesinde technologically, kişinin hangi alanda savvy olduğunu belirtir. İfade, teknoloji hakkında uygulamaya dönük bilgiye ve iyi bir değerlendirme yeteneğine sahip olmayı, ayrıca teknolojiyi etkili biçimde kullanabilmeyi anlatır. Burada uygulama engelleyicilerinin kullanılması, bu pratik becerinin kanıtı olarak sunulur. Savvy yalnızca “zeki” demek değildir ve kişinin mutlaka bilgisayar alanında mesleki eğitim aldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle birinin technologically savvy olduğunu en iyi gösterir?

  1. My aunt is technologically savvy because she knows that smartphones exist.
  2. My aunt is technologically savvy; she sets up secure home networks and fixes device problems herself.
  3. My aunt is technologically savvy, but she refuses to learn how any device works.
Cevabı göster

My aunt is technologically savvy; she sets up secure home networks and fixes device problems herself.

software that prevents unwanted apps and websites from popping up Dilbilgisi

3:26

istenmeyen uygulamaların ve web sitelerinin açılmasını önleyen

Dilbilgisi

prevent X from doing: uygulamaların aniden açılmasını önlemek

Prevent X from doing, bir eylemin gerçekleşmesini engellemek demektir. Bu cümlede X, unwanted apps and websites; engellenen eylem ise popping up'tır. Kalıp prevent + nesne + from + fiil-ing şeklindedir. Burada pop up, ekranda aniden görünmek demektir; dolayısıyla yazılım bu uygulama ve sitelerin beklenmedik şekilde görünmesini önler.

Alıştırma

Kalıbı tamamlamak için prevents, children ve from sözcüklerini kullanın: The safety lock ____ opening the cabinet.

Cevabı göster

prevents children from

and allows users to set timers which limit screen time. Notlar

3:30

ve kullanıcıların ekran süresini sınırlayan zamanlayıcılar ayarlamasına olanak tanıyan bir yazılım.

Kalıp ifadeler

allows users to set timers: allow + nesne + to'lu mastar

allows users to set timers ifadesinde allow + nesne + to'lu mastar kalıbı kullanılır. users, eylemi yapabilen kişileri gösteren nesnedir; to set ise onların yapabildiği eylemi belirtir. Ürün açıklamalarında bu kalıp genellikle bir özelliğin neyi mümkün kıldığını anlatır. Her zaman bir kişinin başka bir kişiye özel olarak izin verdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

allow + nesne + to'lu mastar yapısının doğru biçimini ve parantezdeki sözcükleri kullanın: The parental-control app ____ bedtime limits. (parents / set)

Cevabı göster

allows parents to set

Kelime

limit screen time: ekranlı cihaz kullanım süresini sınırlamak

Screen time; telefon, tablet, bilgisayar, televizyon veya oyun sistemi gibi ekranlı cihazlara bakarak ya da bu cihazları kullanarak geçirilen süredir. limit screen time, bu süreyi kontrol etmek veya azaltmak anlamına gelir. Bu cümlede zamanlayıcılar, kullanıcıların bu cihazlarda ne kadar süre geçirdiğini sınırlar. screen time, ekranda görünen saat veya zaman göstergesi anlamına gelmez.

Alıştırma

"We limit screen time before bed" cümlesinde limit screen time ne anlama gelir?

  1. Bir cihazda gösterilen saati değiştirmek.
  2. Fiziksel ekranı küçültmek.
  3. Ekranlı cihazları kullanarak geçirilen süreyi azaltmak veya kontrol etmek.
Cevabı göster

Ekranlı cihazları kullanarak geçirilen süreyi azaltmak veya kontrol etmek.

And reducing screen time is important because nowadays most video games and social media are designed for addiction, Notlar

3:35

Ve ekran süresini azaltmak önemlidir, çünkü günümüzde çoğu video oyunu ve sosyal medya bağımlılık için tasarlanmıştır,

Dilbilgisi

reducing screen time: özne olarak kullanılan bir V-ing öbeği

reducing screen time bir isim-fiil öbeğidir. Öbeğin tamamı ekran süresini azaltma etkinliğini adlandırır ve cümlenin öznesi olur. Bu etkinlik tek bir fikir olarak ele alındığından tekil fiil is kullanılır. Bir V-ing öbeği, bir etkinliğin önemli, yararlı, zor veya zararlı olup olmadığını anlatmak için cümlenin başında özne olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. reduce screen time ifadesini V-ing biçiminde bir özneye dönüştürün: ____ is important for healthy sleep.

Cevabı göster

Reducing screen time

Kelime

are designed for addiction: bağımlılık yaratan tasarıma yönelik güçlü bir eleştiri

Bu cümlede are designed for addiction, oyunların ve platformların bağımlılık yaratan kullanımı teşvik edecek veya sürdürecek biçimde oluşturulduğu anlamına gelir. Bunların zaten bağımlılığı olan kişiler için hazırlanmış hizmetler olduğu anlamına gelmez. Bu kısaltılmış ifade, bağımlılığı tasarımın teşvik ettiği bir sonuç olarak sunar. Bu nedenle eleştirel duyulur ve sonucun yalnızca tesadüfi değil, kasıtlı olabileceğini düşündürür.

Alıştırma

Bu cümlede are designed for addiction ne anlama gelir?

  1. Yalnızca zaten bağımlılığı olan kişilere yöneliktirler.
  2. Bağımlılığı tedavi etmek için yapılmışlardır.
  3. Tasarımları bağımlılık yaratan kullanımı teşvik eder veya sürdürür.
Cevabı göster

Tasarımları bağımlılık yaratan kullanımı teşvik eder veya sürdürür.

intended to manipulate human psychology to make the user want to keep playing. Notlar

3:42

kullanıcının oynamaya devam etmek istemesini sağlamak için insan psikolojisini manipüle etmeyi amaçlar.

Kelime

intended to manipulate human psychology: insan psikolojisini manipüle etmek üzere tasarlanmış

Intended to + fiil, bir şeyin hangi amaçla tasarlandığını anlatır. intended to manipulate... içinde manipulate human psychology, insanların düşünme ve hissetme biçimlerini davranışlarını yönlendirmek için bilinçli olarak kullanmak demektir. Manipulate, influence sözcüğünden daha güçlü ve eleştireldir. Genellikle kişi tam olarak farkında olmadan onu kontrol etmeyi veya ondan yararlanmayı ima eder; burada amaç kullanıcının ilgisini sürdürmektir.

Alıştırma

Burada manipulate human psychology ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Psikolojik tepkileri davranışı kontrol etmek veya yönlendirmek için bilinçli olarak kullanmak demektir.
  2. Kullanıcılara zihnin bilimsel incelemesini öğretmek demektir.
  3. Kullanıcıların duygularını daha açık ifade etmelerine yardım etmek demektir.
Cevabı göster

Psikolojik tepkileri davranışı kontrol etmek veya yönlendirmek için bilinçli olarak kullanmak demektir.

Dilbilgisi

make the user want to keep playing: kullanıcının oynamaya devam etmek istemesini sağlamak

Burada make, yaratmak değil bir şeyin olmasını sağlamak anlamındadır. Yapı make + kişi veya şey + fiilin yalın hâlidir: make the user want.... Want'tan önce to gelmez. Bu yapının içinde want, to + fiil alır; keep ise -ing biçimi alır: want to keep playing. to make... içindeki ilk to amaç bildirir: hedeflenen etki, kullanıcının oynamaya devam etmek istemesidir.

Alıştırma

Hedef yapıyı tamamlamak için make, users, want, to ve keep sözcüklerini kullanın: The reward system is designed to ____ playing.

Cevabı göster

make users want to keep

But it seems that today's adolescents are savvy enough to know how to use electronic devices sensibly. Dilbilgisi

3:47

Fakat görünüşe göre günümüz gençleri, elektronik cihazları nasıl mantıklı kullanacaklarını bilecek kadar bilinçliler.

Dilbilgisi

savvy enough to know: adjective + enough + to + verb kalıbı

are savvy enough to know ifadesindeki savvy, özellikle teknoloji kullanımı konusunda bilgili ve pratik olmak demektir. Bu ifade, ergenlerin anlayış düzeyinin cihazları bilinçli kullanmayı bilecek kadar yüksek olduğunu belirtir. Kalıp adjective + enough + to + verb şeklindedir. Enough sıfattan sonra gelir; to-infinitive ise bu düzey sayesinde mümkün olan eylemi belirtir: savvy enough to know.

Alıştırma

Cümleyi savvy ile kurulan sıfat kalıbıyla tamamlayın: Lena is ____ choose a safe online payment method by herself.

Cevabı göster

savvy enough to

How else can we explain the fact that, Anlatım akışı

3:54

Bu araştırmaya göre,

Anlatım akışı

How else can we explain the fact that...?: retorik soruyla akıl yürütme

How else can we explain the fact that...? çoğu zaman retorik bir sorudur. Konuşmacı olası birkaç nedeni tarafsızca sormak yerine, daha önce sunduğu açıklamanın en ikna edici, hatta belki de tek makul açıklama olduğunu ima eder. Bu kalıp argümanı düzenler: How else dinleyiciyi başka bir açıklama bulmaya zorlar, the fact that ise açıklanması gereken kanıtı tanıtır. Böylece soru biçimi, mutlaka yanıt istemeden akıl yürütmeyi ileri taşır.

Alıştırma

How else can we explain the fact that...? bir argümanda genellikle ne işe yarar?

  1. Kanıtı destek olarak sunar ve konuşmacının açıklamasının yerine başka bir açıklama koymanın zor olduğunu ima eder.
  2. fact sözcüğünün sözlük anlamını sorar.
  3. Birbiriyle ilgisiz sınırsız sayıda açıklamayı tarafsızca ister.
Cevabı göster

Kanıtı destek olarak sunar ve konuşmacının açıklamasının yerine başka bir açıklama koymanın zor olduğunu ima eder.

according to this research, Kalıp ifadeler

3:56

teknoloji kullanımı ile ruh sağlığı sorunları arasında net bir bağlantı olmadığı gerçeğini

there's no clear link between using tech and mental health problems?

3:57

başka nasıl açıklayabiliriz?

Kalıp ifadeler

according to this research: bilgi kaynağını belirtme

According to this research, “bu araştırmaya göre” anlamına gelir ve ardından gelen iddianın kaynağının bu araştırma olduğunu gösterir. According to; araştırma, rapor, kural veya kişi gibi dış bir kaynağı belirtir. Bu ifade, özetlenen kanıtın veya açıklamanın kimden ya da nereden geldiğini gösterir. Konuşanın bu iddiayı bizzat kanıtladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle dış bir kaynağı belirtmek için according to ifadesini doğal biçimde kullanıyor?

  1. The storm is according to arrive tonight.
  2. According to me, blue is the best color.
  3. According to the weather report, the storm will arrive tonight.
Cevabı göster

According to the weather report, the storm will arrive tonight.

Yes,

4:02

Evet,

that's certainly the view of the research team leader,

4:03

bu kesinlikle araştırma ekibi liderinin görüşüdür,

Dr. Matti Vuorre.

4:05

Dr. Matti Vuorre.

Here he is speaking with BBC World Service program Digital Planet

4:07

İşte o, BBC Dünya Servisi programı Digital Planet ile

about an interesting and very modern term.

4:11

ilginç ve çok modern bir terim hakkında konuşuyor.

See if you can hear it.

4:14

Bakalım duyabilecek misiniz?

We often hear the term digital native. Kültür

4:17

Sık sık dijital yerli (digital native) terimini duyuyoruz.

Kültür

digital native: dijital teknolojiyle büyümek

Digital native; bilgisayarların, internetin ve diğer dijital teknolojilerin yaygın olduğu bir dünyada büyümüş kişidir. Bu terim eğitim, teknoloji ve kuşaklar hakkındaki tartışmalarda sıkça kullanılır. Kişinin büyüdüğü ortamı anlatır, belirli bir beceri düzeyini garanti etmez. Bir digital native; yazılım, çevrim içi güvenlik veya bilgiyi değerlendirme konularında yine de yardıma ihtiyaç duyabilir.

Alıştırma

Digital native genellikle ne anlama gelir?

  1. dijital teknolojiyle çevrili bir ortamda büyümüş biri
  2. bir teknoloji şirketinin içinde doğmuş biri
  3. işi eski makineleri onarmak olan biri
Cevabı göster

dijital teknolojiyle çevrili bir ortamda büyümüş biri

Um, you know,

4:19

Hımm, bilirsiniz,

you grow up with a device in your hand almost, Öbek fiiller

4:20

neredeyse elinizde bir cihazla büyüyorsunuz,

Öbek fiiller

grow up with: bir insan, nesne veya ortamla büyümek

Grow up, çocukluk dönemini geçirip yetişkin olmak anlamına gelir. Grow up with something, o şeyin çocukluk ortamının düzenli bir parçası olduğunu belirtir. Burada cihazın çok küçük yaşlardan beri kişinin hayatında olduğu ve neredeyse her zaman elinde bulunduğu anlatılıyor. with sonrasında bir insan, bir nesne veya daha geniş bir etki belirtilebilir: grow up with two sisters, grow up with books ya da grow up with the internet. Bir insanla kullanıldığında genellikle çocukluğu birlikte geçirmek; bir nesneyle kullanıldığında ise o nesneyle yıllarca düzenli temas kurmak anlamına gelir. Nesnenin kişiyi gerçekten büyüttüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi grow up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Mina ____ dogs and is very comfortable around them.

Cevabı göster

grew up with

um, and then it's not a surprise that you are, Kalıp ifadeler

4:23

hımm, ve ardından sizin,

Kalıp ifadeler

it's not a surprise that: beklenen bir sonucu belirtmek

It's not a surprise that..., ardından gelen yan cümledeki durumun beklenen veya kolayca açıklanabilen bir şey olduğunu belirtir. Bu cümlede daha önce verilen nedeni mantıklı görünen bir sonuca bağlar. Buradaki surprise sayılabilen bir isimdir, bu nedenle ifade a surprise biçimindedir. that sonrasında kendi öznesi ve fiili olan bir yan cümle gelir: It's not a surprise that + özne + fiil.

Alıştırma

Cümleyi It's not a surprise that ifadesindeki eksik sözcüklerle tamamlayın: It's ____ Elena knows the trail; she hikes there every weekend.

Cevabı göster

not a surprise that

uh, skilled in using those technologies to your benefit. Kalıp ifadeler

4:26

eee, bu teknolojileri kendi yararınıza kullanma konusunda yetenekli olmanız şaşırtıcı değil.

Kalıp ifadeler

skilled in using ... to your benefit: bir şeyi kendi yararına kullanmakta becerikli olmak

Skilled in + fiilin -ing biçimi, bir şeyi yapma konusunda gelişmiş bir beceriye sahip olmak demektir. Burada in bir edattır; bu nedenle ardından use ya da to use değil, using gelir. To your benefit, “sonucu senin yararına olacak şekilde” anlamına gelir. Becerikli kullanımın ne sağladığını gösterir: kişi bu teknolojileri kendisine avantaj kazandıracak veya bir hedefe ulaşmasına yardım edecek biçimde kullanabilir. Your, yararı gören kişinin “sen” olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi skilled in + -ing ... to someone's benefit hedef yapısıyla tamamlayın: Ava knows how to make study apps work for her. Ava is ____ study apps ____.

Cevabı göster

skilled in using · to her benefit

Did you hear the expression Dr. Vuorre used,

4:32

Dr. Vuorre'nin kullandığı ifadeyi duydun mu,

Sam?

4:34

Sam?

Yes, he called teenagers digital natives,

4:35

Evet, gençleri dijital yerliler (digital natives) olarak adlandırdı,

meaning someone who is very familiar and comfortable using computers and digital technology Kalıp ifadeler

4:38

bilgisayarları ve dijital teknolojiyi kullanmaya çok aşina ve bu konuda rahat olan kişi anlamına gelir,

because they've grown up with them.

4:44

çünkü onlarla büyümüşlerdir.

Kalıp ifadeler

very familiar and comfortable using ...: bir şeyi iyi tanımak ve kullanırken rahat olmak

Familiar ve comfortable burada birbiriyle ilişkili fakat farklı iki şeyi anlatır. Familiar, kişinin bilgisayarları ve dijital teknolojiyi zaten iyi tanıdığını; comfortable using ise bunları güvensiz veya huzursuz hissetmeden kullanabildiğini belirtir. Bu ifadede konu belli olduğu için familiar tek başına durur; using computers and digital technology ise comfortable ifadesini tamamlar. Yapının tümüyle açık olduğu bir cümlede yaygın kalıplar be familiar with something ve be comfortable doing something şeklindedir: She is familiar with the software and comfortable using it.

Alıştırma

Cümleyi familiar ve comfortable sözcüklerinin doğal kalıplarıyla tamamlayın: Priya is very ____ the editing app and ____ using it on her own.

Cevabı göster

familiar with · comfortable

So,

4:46

Demek ki,

maybe there are benefits to spending hours looking at screens after all. Notlar

4:47

ekranlara bakarak saatler geçirmenin sonuçta bazı faydaları olabilir.

Dilbilgisi

benefits to spending: benefits to + -ing yapısı

benefits to + isim veya -ing biçimi, bir etkinlikle bağlantılı avantajları anlatır. Buradaki to bir edattır; bu yüzden spending kullanılır. Bu kalıpta benefits to spend yanlıştır. spending hours looking at screens ifadesinin tamamı, saatlerce ekranlara bakma etkinliğini adlandırır. Cümlede bu etkinliğin olası faydaları tartışılır.

Alıştırma

Cümleyi take fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: There are benefits to ____ short breaks during long study sessions.

Cevabı göster

taking

Kalıp ifadeler

after all: önceki bir görüşü yeniden değerlendirmek

Bu cümlenin sonunda after all, yeniden değerlendirilmiş bir sonucu gösterir. Konuşanın uzun süre ekrana bakmanın yalnızca kötü olduğunu düşünmek için nedenleri vardı, ancak şimdi bunun faydaları olabileceğini kabul eder. after all, önceki beklentiye rağmen bunun doğru olabileceği anlamını ekler. after all başka konumlarda After all, we have already paid. örneğindeki gibi bir görüşü destekleyen gerekçe de sunabilir. Burada cümlenin sonunda bulunması ve görüşün değişmesi, yeniden değerlendirilmiş sonuç anlamını öne çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümlede after all yeniden değerlendirilmiş bir sonucu gösterir?

  1. I thought the plan was too costly, but it may work after all.
  2. After all, we have already paid for the tickets.
  3. We compared three routes and took the train in the end.
Cevabı göster

I thought the plan was too costly, but it may work after all.

In my quiz question,

4:51

Bilgi yarışması sorumda,

I asked Sam about the average daily screen time for British teenagers. Kelime

4:52

Sam'e İngiliz gençlerin günlük ortalama ekran süresini sormuştum.

Kelime

average daily screen time: günlük ortalama süre

Average daily screen time, her gün ekran kullanarak geçirilen ortalama süre demektir. Ana isim screen time ifadesidir; daily ölçüm biriminin bir gün olduğunu, average ise sayının birden fazla kişi, gün veya her ikisinin verilerinden hesaplandığını gösterir. Bu ifade anketlerde ve sağlıkla ilgili tartışmalarda yaygındır. Burada daily, belirli bir günde ekranda gösterilen saat anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir ankette average daily screen time neyi ölçer?

  1. Her gün satın alınan ortalama ekran sayısını
  2. Sıradan bir ekranda o anda gösterilen saati
  3. Her gün ekran kullanarak geçirilen ortalama süreyi
Cevabı göster

Her gün ekran kullanarak geçirilen ortalama süreyi

I said it was B,

4:57

Ben B demiştim,

6 and a half hours.

4:58

6 buçuk saat.

Which was the correct answer.

5:00

Ki bu doğru cevaptı.

Very savvy of you, Sam. Ton ve niyet

5:01

Çok zekice, Sam.

Ton ve niyet

Very savvy of you: akıllıca bir kararı övmek

Very savvy of you, That was very savvy of you ifadesine yakın, kısaltılmış bir yorumdur. adjective + of you yapısı bir kişinin yaptığı şeyi değerlendirir; burada savvy, akıllı ve pratik bilgiye dayalı davranmak anlamına gelir. Bu bağlamda konuşan kişi, doğru bir değerlendirme yaptığı için Sam'i hafif ve biraz şakacı bir şekilde över. Yorum, Sam'in kalıcı kişiliğine değil, az önce yaptığı şeye odaklanır.

Alıştırma

Övgüyü savvy of kullanarak tamamlayın: You checked the route before we left. That was very ____ you.

Cevabı göster

savvy of

Okay, let's recap the vocabulary from this program Anlatım akışı

5:03

Pekâlâ, bu programdaki kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

Let's recap ...: kısa bir özete geçmek

Let's recap... dinleyicileri daha önce ele alınmış bir konuyu kısaca gözden geçirmeye davet eder. Recap, ana noktaları yeniden toparlamak demektir; her şeyi baştan öğretmek anlamına gelmez. Burada bu ifade bir geçiş görevi görür: ana konuşmanın bitmekte olduğunu ve kısa bir kelime tekrarının başlayacağını dinleyicilere bildirir.

Alıştırma

"Let's recap the vocabulary" dinleyicilere neyin sinyalini verir?

  1. Daha önce ele alınmış kelimelerin kısa bir tekrarı
  2. Programla ilgisi olmayan tamamen yeni bir konu
  3. Programdaki her ayrıntının eksiksiz biçimde tekrarı
Cevabı göster

Daha önce ele alınmış kelimelerin kısa bir tekrarı

about the impact of tech on adolescents.

5:06

teknolojinin ergenler (adolescents) üzerindeki etkisi hakkında.

That's young people who are developing into adults.

5:09

Onlar yetişkinliğe doğru gelişen gençlerdir.

Today's adolescents are digital natives,

5:12

Günümüz ergenleri dijital yerlilerdir (digital natives),

people who are very familiar with digital technology

5:15

dijital teknolojiye çok aşina olan kişilerdir,

because they've grown up with it.

5:18

çünkü onunla büyümüşlerdir.

If you are savvy,

5:20

Eğer bilinçli (savvy) iseniz,

you have a good practical understanding of something.

5:22

bir şey hakkında pratik düzeyde iyi bir anlayışa sahipsiniz demektir.

A smoking gun refers to information or evidence that proves that something is true. Kalıp ifadeler

5:25

Kesin kanıt (smoking gun), bir şeyin doğru olduğunu kanıtlayan bilgi veya delili ifade eder.

Kalıp ifadeler

refers to information or evidence: bir terimi tanımlamak

Bu tanımda X refers to Y, X'in Y'yi gösterdiği veya temsil ettiği anlamına gelir. Açıklanan terim refers to ifadesinden önce, anlamı ya da kategorisi ise sonra gelir. Dolayısıyla cümle smoking gun ifadesini bir bilgi veya kanıt türü olarak tanımlar. Burada refers to, «başvurmak» ya da yalnızca «bahsetmek» anlamına gelmez.

Alıştırma

Tanımı refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In this guide, 'local' ____ food produced nearby.

Cevabı göster

refers to

An app blocker is software that blocks pop-up apps and websites Kelime

5:31

Uygulama engelleyici (app blocker), açılır uygulamaları ve web sitelerini engelleyen

and allows users to set screen time limits.

5:35

ve kullanıcıların ekran süresi sınırları belirlemesine olanak tanıyan bir yazılımdır.

Kelime

app blocker: uygulamalara erişimi kısıtlayan yazılım

App blocker, seçilen uygulamalara erişimi engelleyen veya kısıtlayan bir yazılım aracıdır. Bu birleşik isimde app neyin denetlendiğini, blocker ise onu engelleyen ya da kısıtlayan aracı belirtir. Bu cümlede yazılımın web sitelerini de engellediği ve ekran süresi sınırları koymaya imkân verdiği söyleniyor. Bunlar burada anlatılan aracın özellikleridir; app blocker terimi tek başına her üründe bu özelliklerin bulunacağını garanti etmez.

Alıştırma

Bir aile, ödev saatinde oyunların açılmasını engellemek istiyor. Bu temel amaca en uygun araç hangisidir?

  1. A password manager
  2. An app blocker
  3. An ad blocker
Cevabı göster

An app blocker

And designed for addiction describes immersive video games and social media

5:39

Ve bağımlılık için tasarlanmış (designed for addiction) ifadesi, sürükleyici video oyunlarını ve sosyal medyayı tanımlar,

which are designed to manipulate human psychology

5:44

insan psikolojisini manipüle etmek

and make it hard to stop playing.

5:47

ve oynamayı bırakmayı zorlaştırmak için tasarlanmışlardır.

That's all for this program,

5:51

Bu programlık bu kadar,

but if you're interested in the issues around digital technology

5:52

ancak dijital teknoloji ile ilgili konularla ilgileniyorsanız

and want to find out more,

5:55

ve daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız,

then why not visit the BBC Digital Planet website Ton ve niyet

5:57

neden BBC Digital Planet web sitesini ziyaret etmeyesiniz

Ton ve niyet

why not visit: Why not + fiilin yalın hâliyle dostça öneri

Bu cümlede why not visit dostça bir öneri veya davettir: konuşmacı dinleyicileri web sitesini ziyaret etmeye teşvik eder. Onlardan neden ziyaret etmediklerini açıklamalarını istemez. Kalıp Why not + fiilin yalın hâli şeklindedir: Why not visit, Why not try, Why not ask. Soru biçimi, öneriyi Visit the website emrine göre daha hafif ve daha az doğrudan gösterir.

Alıştırma

Dostça öneriyi visit fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Why not ____ the library after school?

Cevabı göster

visit

or follow them on their Twitter handle at @digitalplanet. Kelime

6:00

veya onları Twitter'da @digitalplanet adresinden takip etmeyesiniz.

Kelime

Twitter handle: bir hesabın @kullanıcı adı

Twitter handle, bir Twitter hesabını tanımlayan ve genellikle @ ile yazılan kullanıcı adıdır. Bu cümlede handle @digitalplanet olduğu için konuşan kişi, dinleyenlerin hesabı bulmak veya takip etmek için kullanabileceği tam kullanıcı adını veriyor. Burada handle, sosyal medya dilinde kullanılan bir isimdir. Bir nesnenin elle tutulan kısmı anlamına gelmez ve “ele almak” anlamındaki fiil değildir. Daha genel olan social media handle ifadesi, diğer platformlarda aynı tanımlama işlevini gören kullanıcı adlarını da anlatabilir.

Alıştırma

“The club's Twitter handle is @greenclub” cümlesinde Twitter handle ne anlama gelir?

  1. Hesabın @kullanıcı adı
  2. Hesabın şifresi
  3. Profilde gösterilen ve benzersiz olmayabilen herkese açık ad
Cevabı göster

Hesabın @kullanıcı adı

Bye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:05

Hoşça kalın.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:07

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.