Teknoloji gençlere zararlı mı? 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Neil ve Sam, 400 binden fazla Britanyalı ve Amerikalı gencin verilerine dayanan bir araştırmayı inceliyor. Ekran kullanımıyla ilgili kaygılara rağmen çalışma, teknoloji kullanımı ile ergenlik dönemindeki ruh sağlığı sorunları arasında çok az bağlantı buluyor ya da hiçbir bağlantı bulamıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. No wonder — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Gençlerin erişebildiği çok sayıdaki dijital platform yüzünden ebeveynlerin kaygılanması örneğinde olduğu gibi, daha önce verilen nedenlerden doğal biçimde çıkan bir sonucu veya tepkiyi ifade etmeyi öğrenin; böylece yalnızca bir şeyin şaşırtıcı olmadığını söylemekle kalmazsınız. 2. are designed for addiction, — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Bu eleştirel ifadenin, kullanıcı psikolojisini etkileyerek kullanımın sürmesini teşvik eden özelliklere sahip oyunları veya sosyal platformları anlattığını kavrayın. Dijital riskler, ikna edici tasarım ve ürün etiği tartışmalarında ifadeyi isabetli biçimde kullanabilirsiniz. 3. digital native. — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Dijital teknolojiyle büyüdüğü için onu rahat ve becerikli biçimde kullanan kişiyi anlatan bu modern terimi tanıyın. Böylece teknolojiye aşinalığın her türlü olası zararı kendiliğinden önlediğini ileri sürmeden kuşaklara ilişkin varsayımları tartışabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
did your parents worry that you were watching too much television, Kalıp ifadeler
0:15ailen çok fazla televizyon izlediğin için endişelenir miydi,
When you were a teenager: geçmiş zaman bağlamını kurmak
When you were a teenager, when ile başlayan bir zaman yan cümlesidir. Ana soruyu dinleyenin hayatındaki geçmiş bir dönemin, yani ergenlik döneminin içine yerleştirir; ana soru did your parents worry... kısmıdır. Geçmişteki bir yaşı, rolü veya yaşam dönemini belirttikten sonra o sırada ne olduğunu sormak ya da anlatmak için When + özne + geçmiş zamanlı fiil yapısını kullanabilirsiniz. Buradaki when bir yan cümle başlatır; tek başına “Ne zaman?” sorusunu sormaz.
Alıştırma
Hangi cümle, ana sorudan önce geçmiş zaman bağlamı kurmak için when yan cümlesini doğru kullanıyor?
- When were you on the school team, did you practise every day?
- When you were on the school team, did you practise every day?
- You were when on the school team, did you practise every day?
Cevabı göster
When you were on the school team, did you practise every day?
worry that + yan cümle: endişenin nedenini belirtmek
worry that + yan cümle yapısında, that sözcüğünden sonraki yan cümle endişeye neden olan durumu belirtir. Burada you were watching too much television, öznesi ve fiili olan tam bir yan cümledir ve anne babanın endişelenmiş olabileceği durumu anlatır. that sözcüğü worry ile bu içerik yan cümlesini birbirine bağlar. Günlük konuşmada bazen atılabilir; ancak uzun bir cümlede kullanılması anlamayı çoğu zaman kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümleyi worry that yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Her parents ____ she was not getting enough sleep.
Cevabı göster
worried that
They used to tell me that watching too much TV would turn my eyes square. Notlar
0:20Bana hep çok fazla televizyon izlemenin gözlerimi kare yapacağını söylerlerdi.
used to tell: geçmişte tekrarlanan bir eylem
Bu cümlede used to tell, “geçmişte bana tekrar tekrar söylerlerdi” anlamına gelir. used to + fiilin yalın hâli yapısı, geçmişteki bir alışkanlığı veya durumu anlatır ve genellikle bugünkü durumun farklı olduğunu ima eder. Burada tell, used to’dan sonra yalın hâlde kalır. Basit geçmiş told tek bir olayı anlatabilirken used to tell, eylemi geçmişte düzenli olarak gerçekleşen bir davranış şeklinde sunar.
Alıştırma
used to ve tell fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: When I was little, my aunt ____ me a story every Friday.
Cevabı göster
used to tell
would turn my eyes square: mizahi bir abartı
would turn my eyes square ifadesi, çok fazla televizyon izlemenin hayalî sonucunu sunar. Bu hatırada would, yetişkinlerin daha sonra gerçekleşeceğini söylediği sonucu gösterir. Televizyon izlemek gözleri gerçekten kare yapmaz. Bu, bir çocuğu korkutarak veya ona takılarak daha az televizyon izlemeye yöneltmek için kullanılan mizahi bir abartıdır; asıl mesaj “Bu kadar çok televizyon izleme”dir.
Alıştırma
Bu bağlamda would turn my eyes square ne anlama gelir?
- Konuşanın gözlerinin şekliyle ilgili gerçek anlamda tıbbi bir tahmindir.
- Bir çocuğun daha az televizyon izlemesini amaçlayan mizahi bir abartıdır.
- Televizyon ekranının kendisinin kare olacağı anlamına gelir.
Cevabı göster
Bir çocuğun daha az televizyon izlemesini amaçlayan mizahi bir abartıdır.
there were only three or four television channels.
0:28sadece üç ya da dört televizyon kanalı vardı.
there are hundreds of TV channels to worry about,
0:31endişelenecek yüzlerce televizyon kanalı var,
not to mention: güçlü bir ek nokta belirtmek
Burada not to mention, ‘buna ek olarak ... da var’ veya ‘... bir yana’ anlamına gelir. Zaten güçlü olan bir noktaya başka bir unsur ekleyerek savı daha da güçlendirir. Konuşan kişi interneti, video oyunlarını ve sosyal medyayı gerçekten dile getirir; bunların atlanmasını istemez. Yaygın kalıp A, not to mention B şeklindedir. B bir isim, betimleme veya -ing biçimi olabilir ve listeyi genişletir ya da konuşanın savını güçlendirir.
Alıştırma
‘Buna ek olarak daha güçlü olan bu nokta da var’ anlamındaki üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The flat is tiny and noisy, ____ far from school.
Cevabı göster
not to mention
And all of it is accessible through a smartphone. Kalıp ifadeler
0:38Üstelik bunların hepsine bir akıllı telefondan erişilebiliyor.
is accessible through a smartphone: erişim kanalını belirtmek
is accessible through a smartphone ifadesinde accessible, be fiilinden sonra gelen bir sıfattır. İçeriğe erişilebildiğini veya içeriğin kullanılabildiğini belirtir; through a smartphone ise erişim kanalı olarak kullanılan cihazı gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp something + be + accessible through + channel şeklindedir. be biçimini özneye ve zamana göre değiştirin: is accessible, are accessible veya was accessible.
Alıştırma
Cümleyi tekil özneye uyan be accessible through biçimiyle tamamlayın: The full report ____ the library's website.
Cevabı göster
is accessible through
No wonder parents are worried about the impact of technology on young people. Kalıp ifadeler
0:41Ebeveynlerin teknolojinin gençler üzerindeki etkisi hakkında endişelenmesine şaşmamalı.
No wonder: şaşırtıcı olmayan bir sonucu belirtmek
No wonder, “... olması şaşırtıcı değil” anlamına gelir. Bu cümlede ebeveynlerin kaygısını doğal ve anlaşılır bir sonuç olarak sunar. Sonucu belirtmek için No wonder + özne + fiil yapısını kullanın: No wonder parents are worried. Bu ifadede wonder, “merak etmek” anlamında değildir.
Alıştırma
“Bu sonuç şaşırtıcı değil” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The roads are icy. ____ the buses are late.
Cevabı göster
No wonder
the impact of X on Y: etkinin kaynağını ve hedefini belirlemek
the impact of technology on young people ifadesi, the impact of X on Y kalıbını kullanır: X etkinin kaynağı veya nedeni, Y ise etkilenen kişi ya da şeydir. Impact burada isimdir. Bu ifade tek başına etkinin olumlu mu yoksa olumsuz mu olduğunu belirtmez; bu bilgi bağlamdan gelir.
Alıştırma
Hedef kalıp the impact of X on Y yapısını tamamlayın: The study examines the ____ screen time ____ sleep.
Cevabı göster
impact of · on
I don't think it's all bad news, Ton ve niyet
0:46Bunun tamamen kötü bir haber olduğunu düşünmüyorum,
I don't think it's all bad news: karamsar bir yargıyı yumuşakça düzeltmek
I don't think it's all bad news ifadesi, konuşanın bazı olumsuz yönler olabileceğini kabul ettiğini ancak durumun bütünüyle olumsuz olduğu görüşünü reddettiğini anlatır. Buradaki bad news, belirli bir haber değil, olumsuz bir durumla ilgili genel değerlendirmedir. Söze I don't think... ile başlamak, düzeltmeyi kişisel bir görüş olarak sunar. Bu yüzden karşı çıkış You're wrong ifadesinden daha yumuşak duyulur ve aşırı kesin, karamsar bir yargıyı hafifletir.
Alıştırma
Burada I don't think it's all bad news ne anlama geliyor?
- Konuşan bir haberin yanlış olduğunu söylüyor.
- Konuşan durumda hiçbir sorun olmadığına inanıyor.
- Konuşan bazı sorunlar olabileceğini düşünüyor, ancak durumun tamamını olumsuz görmüyor.
Cevabı göster
Konuşan bazı sorunlar olabileceğini düşünüyor, ancak durumun tamamını olumsuz görmüyor.
we'll be taking a look at a new report which finds little evidence to link technology with mental health problems in adolescence. Kalıp ifadeler
0:49ergenlik döneminde teknoloji ile ruh sağlığı sorunları arasında bağlantı kuracak çok az kanıt bulan yeni bir rapora göz atacağız.
we'll be taking a look at: sıradaki konuyu tanıtmak
we'll be taking a look at, bir şeyi inceleyeceğimiz, tanıtacağımız veya tartışacağımız anlamına gelir. take a look at her zaman kelimesi kelimesine kısa bir bakış anlamına gelmez; burada rapor, programın ele alacağı konudur. Gelecek zamanda süreklilik bildiren we'll be taking yapısı, bu etkinliği programın planlanan akışının bir parçası olarak sunar. Sunucular ve öğretmenler, sıradaki konuyu tanıtıp dinleyiciyi konuya yönlendirmek için bu söz öbeğini sıkça kullanır.
Alıştırma
Program tanıtımını take a look at ifadesinin gelecek zamanda süreklilik bildiren biçimiyle tamamlayın: In today's programme, we ____ three ways to save energy.
Cevabı göster
will be taking a look at
That's young people who are in the process of developing from children into adults. Kalıp ifadeler
0:57Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe geçiş sürecinde olan gençler demektir.
in the process of developing: devam eden bir değişim
Bu cümlede in the process of developing, çocukluktan yetişkinliğe geçişin yavaş yavaş gerçekleştiğini ve henüz tamamlanmadığını belirtir. Ergenliği tamamlanmış bir sonuç olarak değil, devam eden bir aşama olarak gösterir. Kalıp be + in the process of + isim veya fiilin -ing biçimidir. Burada of bir edat olduğu için develop, developing olur. Devam etmekte olan bir etkinliği veya değişimi vurgulamak istediğinizde bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi in the process of + develop fiilinin -ing biçiminden oluşan tam kalıpla tamamlayın: The school is ____ a new science course.
Cevabı göster
in the process of developing
I'm not convinced: nazik ama açık bir kuşku ifadesi
Bu cümlede I'm not convinced, konuşan kişinin duyduğu gerekçelerin onu ikna etmediği anlamına gelir. Konuşan kişi iddiadan hâlâ kuşku duyar; bu ifade Sam'i otomatik olarak yalan söylemekle suçlamaz. You're wrong demek yerine kendi tepkinizi anlattığınız için bu ifade anlaşmazlığı daha ölçülü hâle getirir. Yine de diğer kişinin fikrine açıkça karşı çıkar; bu nedenle ardından bir gerekçe vermek ifadeyi genellikle daha yapıcı kılar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir görüşün konuşan kişiyi ikna etmediğini nazikçe gösterir?
- I'm not convincing; the evidence is too limited.
- I'm not convinced; the evidence is too limited.
- You're completely wrong, and there is nothing to discuss.
Cevabı göster
I'm not convinced; the evidence is too limited.
Think about how much time youngsters spend staring at screens every day. Dilbilgisi
1:05Gençlerin her gün ekranlara bakarak ne kadar zaman geçirdiklerini bir düşün.
spend ... staring at screens: spend time doing something ile bir etkinliğe ayrılan zamanı anlatmak
Bu cümlede spend, zamanı bir etkinliğe ayırmak anlamına gelir. Temel yapı spend + süre + -ing biçimidir: youngsters spend time staring at screens. Burada how much time süreyi zaten gösterir ve youngsters'dan önce gelir; bu yüzden staring doğrudan spend'den sonra gelir. Etkinlik için to + fiil değil, -ing biçimi kullanılır: spend time staring denir, spend time to stare denmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp someone spends time doing something şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi spend, an hour ve practise fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Leo ____ the guitar every afternoon.
Cevabı göster
spends an hour practising
but unlike passively watching television, Anlatım akışı
1:10ama pasif bir şekilde televizyon izlemenin aksine,
connecting teenagers to their friends around the world. Kalıp ifadeler
1:14gençleri dünyanın dört bir yanındaki arkadaşlarına bağlar.
but unlike passively watching television: ana düşünceden önce karşıtlık kurmak
Baştaki but, önceki düşünceden farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Unlike passively watching television, ana düşünceden önce karşılaştırmanın temelini verir. Dinleyiciye günümüz teknolojisini farklı olarak anlaması gerektiğini söyler: teknoloji pasif değil, etkileşimlidir. Unlike bir edattır; bu yüzden ardından bir isim veya -ing öbeği gelebilir. Burada passively watching television karşılaştırmada kullanılan etkinliktir; asıl yeni bilgi ise virgülden sonra gelir: today's technology is interactive. Başka durumlarda da kullanılabilecek bilgi düzeni But unlike X, Y şeklindedir: önce karşıtlığın temelini belirtin, sonra ana düşünceyi söyleyin.
Alıştırma
Karşıtlığı But unlike ve read fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The old map can still help. ____ a printed map, using the navigation app gives live traffic updates.
Cevabı göster
But unlike reading
connecting teenagers to their friends: connect X to Y yapısı
Connect X to Y, X ile Y arasında bağlantı kurmak demektir. Burada teknoloji, gençleri dünyanın farklı yerlerindeki arkadaşlarına bağlar; around the world bu arkadaşların nerede olduğunu belirtir. connecting ... biçimindeki -ing yan cümlesi, today's technology ifadesinin etkisini veya işlevini ekler. Örtük öznesi today's technology olduğundan ayrı bir ana cümle değildir.
Alıştırma
Cümleyi connect X to Y yapısıyla tamamlayın: This secure website ____ patients ____ qualified doctors.
Cevabı göster
connects · to
maybe my quiz question will change your mind. Kalıp ifadeler
1:19belki bilgi yarışması sorum fikrini değiştirir.
will change your mind: bir görüşü veya kararı yeniden değerlendirmek
Change your mind, önceki bir görüşü, planı veya kararı başka bir görüş, plan ya da kararla değiştirmek demektir. Burada will change your mind, test sorusunun dinleyenin önceki görüşünü yeniden düşünmesini sağlayabileceğini öngörür; maybe bu öngörünün kesin olmadığını gösterir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: change my mind, change her mind veya change our minds.
Alıştırma
Cümleyi “görüşünü yeniden değerlendirmek” anlamındaki kalıpla tamamlayın: This new evidence may ____.
Cevabı göster
change your mind
how many hours per day do British teenagers spend on their screens? Kalıp ifadeler
1:23İngiliz gençler günde kaç saatlerini ekran başında geçiriyor?
On average: istatistiksel ortalamayı belirtmek
On average, sorunun bir grubun istatistiksel ortalamasını sorduğunu belirtir. Ortaya çıkan sayı grubu bir bütün olarak anlatır; her Britanyalı gencin ekran başında tam olarak aynı süreyi geçirdiği anlamına gelmez. Cümle başında kullanılan On average, ardından gelen her şeyin nasıl yorumlanacağını belirler ve normalde virgülle ayrılır. Buradaki average verilerle ilgilidir; nitelik bakımından sıradan veya vasat anlamındaki sıfat değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____, each bus carries forty passengers during the morning rush.
Cevabı göster
On average
how many hours per day: günlük süreyi sormak
How many hours per day, her gün için saat cinsinden ölçülen bir süreyi sorar. How many, sayılabilen çoğul hours ismiyle kullanılır; per day ise günlük ölçüm birimini belirler. Tam soruda bu girişten sonra soru cümlesi sırası gelir: do + özne + fiilin yalın hâli. do British teenagers spend buna örnektir. Bu kalıp farklı özneler ve etkinliklerle yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Anket sorusunu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____ do you spend on homework?
Cevabı göster
How many hours per day
I'll say it's B: o anda bir seçim yapmak
Bu test yanıtında I'll say it's B, “B'yi seçiyorum” veya “tahminim B” anlamına gelir. Konuşan kişi o anda cevap verirken biraz belirsizlik payı bırakır. Burada I'll say, cevabı veya değerlendirmeyi sunar. Asıl önemli olan konuşma eyleminin kendisi değildir.
Alıştırma
Bu nottaki ifadeyle sözlü test yanıtını tamamlayın: I'm not completely sure, but ____ C.
Cevabı göster
I'll say it's
That sounds a lot to me: bir miktarı değerlendirmek
That sounds a lot to me, az önce söylenen miktarın konuşmacıya büyük geldiği anlamına gelir. Burada sound bir bağlayıcı fiildir: bir şeyin çıkardığı sesi değil, duyulan bilginin oluşturduğu izlenimi anlatır. A lot büyük bir miktarı ifade eder; to me ise değerlendirmenin kişisel olduğunu gösterir. Böylece başka birinin farklı düşünebilmesine yer bırakılır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız her gün beş saat ödev yaptığını söylüyor. Bu miktarın sizin açınızdan fazla göründüğünü doğal biçimde belirten yanıt hangisidir?
- That sounds a lot to me.
- That sounds loud to me.
- That sounds many to me.
Cevabı göster
That sounds a lot to me.
a new study from the Oxford Internet Institute paints a more hopeful picture. Deyimler
1:43Oxford İnternet Enstitüsü'nden yeni bir çalışma daha umut verici bir tablo çiziyor.
whatever Neil thinks: kişisel bir görüşü bir kenara bırakmak
Whatever Neil thinks, “Neil ne düşünürse düşünsün” anlamına gelen bir ödünleme yan cümlesidir. Whatever olası tüm görüşleri kapsar ve ana cümle her durumda geçerli kalır. Bu yan cümle başa getirildiğinde Neil’in kişisel görüşünü bir kenara bırakıp odağı yeni araştırmaya taşır. Bu yapı, bir kişinin görüşünü ardından gelen kanıt veya karardan ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki yan cümlenin görevi nedir? Whatever Priya thinks, the final choice must be based on the evidence.
- Kanıta dayalı seçimin Priya’nın görüşüne bağlı olmadığını söyler.
- Priya’dan görüşünü açıklamasını ister.
- Priya’nın görüşünün kanıt olduğunu söyler.
Cevabı göster
Kanıta dayalı seçimin Priya’nın görüşüne bağlı olmadığını söyler.
paints a more hopeful picture: genel bir izlenim oluşturmak
Paints a more hopeful picture mecazlı bir ifadedir. Araştırma gerçekten resim yapmıyor; araştırmanın kanıtları genel durumu daha cesaret verici görünecek şekilde sunuyor. Karşılaştırma biçimi more hopeful, önceki ve daha az iyimser bir izlenimle karşıtlık olduğunu gösterir. Gerçekler, rakamlar veya bir açıklama birleşerek genel bir görünüm oluşturduğunda paint a picture kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “genel durumu daha umut verici biçimde sunar” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The first report was worrying, but the new study ____.
Cevabı göster
paints a more hopeful picture
The study analyzed data from over 400,000 British and American teenagers Kelime
1:48Çalışma 400.000'den fazla İngiliz ve Amerikalı gencin verilerini analiz etti
over 400,000: over, “-den fazla” demektir
Bir sayının önündeki over, “-den fazla” veya “-in üzerinde” anlamına gelir. Bu nedenle over 400,000, tam olarak 400.000 değil, 400.000'den büyük bir sayı demektir. Bu, haberlerde ve araştırmalarda miktarları kısa biçimde bildirmek için kullanılır. Buradaki over fiziksel bir konumu değil, miktarı anlatır.
Alıştırma
Bir haberde “Over 400,000 people took part.” deniyor. Doğru yorum hangisidir?
- Yaklaşık 400.000 kişi katıldı; sayı daha az da olabilir.
- 400.000'den fazla kişi katıldı.
- En fazla 400.000 kişi katıldı.
Cevabı göster
400.000'den fazla kişi katıldı.
and found little or no link between adolescent tech use Kalıp ifadeler
1:53ve ergenlerin teknoloji kullanımı ile
and mental health problems.
1:57ruh sağlığı sorunları arasında çok az bağlantı buldu veya hiç bağlantı bulamadı.
little or no link between X and Y: çok az bağlantı veya hiç bağlantı olmaması
little or no link between X and Y kalıbı, X ile Y arasında gözlemlenen ilişkinin çok zayıf olduğu veya hiç olmadığı anlamına gelir. Burada X adolescent tech use, Y ise mental health problems ifadesidir. Araştırma sonuçları aktarılırken link gözlemlenen bir ilişkiyi anlatır. Tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemez. Little or no link temkinli bir ifadedir; her durumda ilişki bulunmasının imkânsız olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
“Neredeyse hiç ilişki olmaması veya hiç ilişki bulunmaması” anlamındaki bu dersin hedef ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The survey found ____ music preference and memory scores.
Cevabı göster
little or no link between
Listen to Gareth Mitchell and Ghislaine Boddington,
2:00Gareth Mitchell ve Ghislaine Boddington'ı dinleyelim,
co-presenters of BBC World Service's Digital Planet,
2:02BBC Dünya Servisi'nin Digital Planet programının eş sunucuları,
as they discuss: eş zamanlı bir arka plan eylemi
Burada as, “-iken” veya “sırasında” anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. as they discuss the report's findings yan cümlesi, tartışmayı cümlenin ana eylemiyle aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemi olarak sunar. İki eylem birlikte ilerlediğinde as + özne + fiil yapısını kullanabilirsiniz. Bu cümlede as, “çünkü” anlamına gelmez ve “olarak” anlamındaki as edatı değildir.
Alıştırma
“The children take notes as the guide explains the map,” cümlesinde as neyi gösterir?
- Rehber belirli bir rolde hareket etmektedir.
- Açıklama, not alınmasına neden olur.
- İki eylem aynı anda gerçekleşir.
Cevabı göster
İki eylem aynı anda gerçekleşir.
you've been looking at some of the findings yourself, Dilbilgisi
2:11bulguların bazılarını kendiniz de incelediniz,
you've been looking at: şimdiye kadar süren bir etkinlik
You've been looking at, you have been + looking yapısındaki present perfect continuous biçimidir. Geçmişte başlayan ve şimdiye ya da çok yakın bir zamana kadar bir süre devam eden, mevcut konuşmayla açıkça bağlantılı bir etkinliği anlatır. Burada look at yalnızca gözleri bir şeye çevirmek değil, “incelemek” veya “araştırmak” anlamına gelir. Süreklilik biçimi yakın zamandaki sürece odaklandığı için bütün bulguların tamamen incelendiğini söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın sonuçları daha önce incelemeye başladığını ve hâlâ devam ettiğini en iyi anlatır?
- Maya has been looking at the results since breakfast.
- Maya will be looking at the results before lunch.
- Maya looked at the results after breakfast.
Cevabı göster
Maya has been looking at the results since breakfast.
Doğrulama isteyen eklenti soru olarak haven't you?
Burada haven't you?, olumlu present perfect cümlesi you've been looking...'e eklenen olumsuz bir eklenti sorusudur. Ayrı bir konu açmak yerine dinleyiciden önceki ifadeyi doğrulamasını ister. Eklenti sorusundaki yardımcı fiil ve özne ana cümleyle eşleşir: have + you. Ana cümle olumlu olduğu için normal eklenti soru olumsuzdur: haven't you? Bu yapı, diğer kişiye yanıt vermesi için doğal bir söz sırası da açar.
Alıştırma
Cümleyle eşleşen eklenti soruyu tamamlayın: You've checked the figures, ____?
Cevabı göster
haven't you
Geçici bir tepkiyi soran what's your response so far?
What's your response so far?, kişinin şu anki aşamaya kadar olan tepkisini veya görüşünü sorar. Response bir fikir, duygu ya da değerlendirme içerebilir; kısa ve olgusal bir cevaptan daha geniştir. So far geçici bir zaman sınırı koyar: tartışma veya inceleme hâlâ sürmektedir, bu nedenle cevap ön değerlendirme niteliğinde olabilir ve daha sonra değişebilir. Röportajda bu ifade, son bir sonuç talep etmeden soruyu açık tutar.
Alıştırma
Tartışma hâlâ sürerken geçici bir tepkiyi soran soru hangisidir?
- What's your final decision?
- What's your response so far?
- What was your response before the discussion?
Cevabı göster
What's your response so far?
Were you expecting Ghislaine to see some kind of smoking gun, Notlar
2:16Ghislaine, bir tür kesin kanıt görmeyi bekliyor muydunuz,
expect someone to do something: birinin bir şey yapmasını beklemek
expect + nesne + to + fiil yapısı, nesnenin eylemi gerçekleştireceğine inandığınızı belirtir. Burada Ghislaine, expecting fiilinin nesnesidir ve kanıtı görecek kişidir. Were you expecting...? dinleyicinin o sırada böyle bir beklentisi olup olmadığını sorar. Odak noktası, dinleyicinin Ghislaine'in ne yapmasını beklediğidir.
Alıştırma
expected, Leo ve arrive sözcüklerini hedef yapıda kullanarak cümleyi tamamlayın: We ____ before lunch.
Cevabı göster
expected Leo to arrive
some kind of + isim: türü belirtmeden anlatmak
Some kind of + isim, bir şeyin belirtilmemiş bir türü anlamına gelir. Burada konuşmacı kesin kanıtın tam olarak nasıl olacağını belirtmez; ifade, olası kanıtın niteliğini geniş ve açık bırakır. Sorularda ve tahminlerde some kind of, açıklamayı daha az kesin hâle getirebilir. Kanıtın var olduğunu göstermez; yalnızca genel bir olasılık ortaya koyar.
Alıştırma
Bu cümlede some kind of ne anlama gelir: “The device needs some kind of protective cover”?
- Adı kesin olarak belirtilmiş bir koruyucu örtü modeli
- Birbiriyle aynı birkaç koruyucu örtü
- Türü belirtilmemiş bir koruyucu örtü
Cevabı göster
Türü belirtilmemiş bir koruyucu örtü
Not really: yumuşak bir olumsuz yanıt
Not really, yumuşak bir olumsuz yanıttır. Burada “tam olarak değil”, “pek değil” ya da basitçe “aslında hayır” anlamına gelir. Karşıdaki kişinin sorusundaki varsayımı, yalnızca No demek kadar sert duyulmadan düzeltir. Not really ifadesini yaygın ve bütün hâlinde bir yanıt olarak düşünün: really burada “doğru bir şekilde” anlamına gelmez. Bu ifade, ardından bir neden veya daha kesin bir açıklama eklemeye yer bırakır.
Alıştırma
Biri “Did you enjoy the entire film?” diye soruyor. Hangi yanıt yumuşak bir olumsuzluk bildirirken cevabın kesin bir hayır olmadığını da gösterir?
- I'm not sure. I haven't seen it yet.
- Not really. I liked the ending, though.
- No. I disliked every minute.
Cevabı göster
Not really. I liked the ending, though.
because I think we're at a point where teenagers are much more savvy than many adults think. Notlar
2:23çünkü bence gençlerin pek çok yetişkinin sandığından çok daha bilinçli olduğu bir noktadayız.
we're at a point where: bir aşamayı anlatmak
be at a point where kalıbı, “bir şeyin geçerli olduğu aşamaya gelmiş olmak” anlamına gelir. Bu kullanımda point, fiziksel bir noktayı değil, bir süreç veya durumdaki aşamayı belirtir. Where, o aşamada neyin doğru olduğunu belirten tam bir yan cümle başlatır. Burada gençlerin teknoloji konusunda birçok yetişkinin beklediğinden daha bilgili olması, içinde bulunulan aşamanın bir özelliği olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyin geçerli olduğu aşamada” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The project is ____ we need outside help.
Cevabı göster
at a point where
much more savvy than many adults think: birçok yetişkinin düşündüğünden çok daha iş bilir
Bu cümlede savvy, işlerin nasıl yürüdüğüne dair pratik bilgiye ve doğru değerlendirme yeteneğine sahip olmak demektir. Gençlerin yalnızca genel anlamda zeki olduğu değil, yetişkinlerin sandığından daha bilgili ve becerikli olduğu anlatılır. More ... than ... karşılaştırmayı kurar; much ise more ifadesini güçlendirerek farkın büyük olduğunu gösterir. Than many adults think bölümü, gençlerin gerçek bilgi düzeyini birçok yetişkinin kafasındaki daha düşük düzeyle karşılaştırır; gençlerle yetişkinlerin becerilerini doğrudan karşılaştırmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, stajyerlerin çevrim içi güvenlik konusundaki pratik bilgisinin yöneticilerinin beklentisinin çok üzerinde olduğunu ifade eder?
- The managers expected the new interns to be much more savvy about online safety.
- The new interns are much more savvy about online safety than their managers expected.
- The new interns are much more savvy about online safety than their managers.
Cevabı göster
The new interns are much more savvy about online safety than their managers expected.
we are at risk, all of us as journalists and research community
2:28gazeteciler ve araştırma topluluğu olarak hepimiz risk altındayız,
to assume maybe this is much more terrible problem than we understand,
2:31bunun belki de anladığımızdan çok daha korkunç bir sorun olduğunu varsayma riski,
and one thing that they do all have is app blockers on their sites, Dilbilgisi
2:38hepsinin kesinlikle sahip olduğu bir şey, sitelerinde uygulama engelleyicilerin olmasıdır,
thing that they do all have is app blockers: vurgulu do ile ortak gerçeğe odaklanma
Genel kalıp one thing that ... is ... şeklindedir. Önce ortak bir gerçeği öne çıkarır, ardından is ifadesinden sonra bunun app blockers olduğunu belirtir. Böylece konuşmacı başka ayrıntılar arasından kesin olan bir noktayı vurgular. That yan cümlesindeki do vurgu amaçlıdır: they do all have, hepsinin bunu gerçekten ya da kesinlikle sahip olduğu anlamına gelir. All, gruptaki herkesin dahil olduğunu gösterir. Tarafsız bir ifadede yalnızca they all have denebilir.
Alıştırma
Hangi cümle ortak bir gerçeği vurgulamak için odaklama kalıbını ve vurgulu do ifadesini doğru kullanır?
- One thing that they do all shares is a concern about privacy.
- One thing that do they all share is a concern about privacy.
- One thing that they do all share is a concern about privacy.
Cevabı göster
One thing that they do all share is a concern about privacy.
and they are actually quite aware of the addiction problems, Kalıp ifadeler
2:42ve aslında bağımlılık sorunlarının oldukça farkındalar,
are actually quite aware of: aslında oldukça farkında olmak
Be aware of, bir şeyin var olduğunu bilmek veya önemli olduğunu anlamak demektir. Ardından bir isim ya da isim öbeği gelir; burada the addiction problems kullanılmıştır. Aware, bilgi veya farkındalık anlatır; ‘uyanık olmak’ anlamına gelmez. Actually, gerçeğin birinin beklediğinden farklı olabileceğini gösterir; quite ise dereceyi artırır. Bu nedenle are actually quite aware of, onların sorunu aslında oldukça iyi anladıkları anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, bölge sakinlerinin sel riskini aslında oldukça iyi anladığını doğru biçimde ifade eder?
- Local residents are actually quite aware of the flood risk.
- Local residents are actually quite awake of the flood risk.
- Local residents actually quite aware about the flood risk.
Cevabı göster
Local residents are actually quite aware of the flood risk.
Many people assume that social media harms teenagers.
2:49Pek çok insan sosyal medyanın gençlere zarar verdiğini varsayıyor.
So, Gareth asks Ghislaine whether she was expecting to find a smoking gun in the report. Deyimler
2:53Bunun üzerine Gareth, Ghislaine'e raporda kesin bir kanıt (smoking gun) bulmayı bekleyip beklemediğini soruyor.
a smoking gun: kesin delil
A smoking gun, önemli bir iddiayı güçlü ve doğrudan biçimde kanıtlayan delil anlamındaki bir deyimdir. Genellikle kimin sorumlu olduğunu veya bir olayın gerçekleştiğini gösterir. Sıradan bir ipucundan çok daha güçlüdür. Bu soruda raporda a smoking gun bulmak, gerçek bir silah bulmak değil, incelenen iddiayı kanıtlayan kesin bir delil bulmak demektir.
Alıştırma
Bir rapor olağandışı ödemeler gösteriyor ancak dolandırıcılığı kanıtlamıyor. Hangi seçenek delili en iyi şekilde tanımlar?
- Bu bir uyarı işaretidir (a red flag), kesin delil (a smoking gun) değildir.
- Bu ne bir delildir ne de araştırma nedenidir.
- Bu kesin delildir (a smoking gun), çünkü olağandışı her ayrıntı kesin sonuç verir.
Cevabı göster
Bu bir uyarı işaretidir (a red flag), kesin delil (a smoking gun) değildir.
The expression a smoking gun means evidence that proves something is true.
2:58A smoking gun (kesin kanıt/tüter tabanca) ifadesi, bir şeyin doğru olduğunu kanıtlayan delil anlamına gelir.
evidence proving that technology is harmful to young people.
3:05teknolojinin gençler için zararlı olduğunu kanıtlayan bir delil.
she calls teenagers savvy, Dilbilgisi
3:12gençleri savvy (bilinçli/anlayışlı) olarak nitelendiriyor,
meaning that they have practical knowledge of technology and a good understanding of how to use it. Kalıp ifadeler
3:14yani teknoloji hakkında pratik bilgiye sahip olduklarını ve onu nasıl kullanacaklarını iyi anladıklarını kastediyor.
she calls teenagers savvy ifadesinde call + nesne + sıfat
call + nesne + sıfat kalıbı, nesneyi o özelliğe sahip olarak tanımlamak veya değerlendirmek anlamına gelir. she calls teenagers savvy ifadesinde teenagers nesnedir; savvy ise onu tanımlayan nesne tamamlayıcısıdır. Burada call, ‘telefon etmek’ değil, ‘... olarak tanımlamak’ veya ‘... diye nitelemek’ anlamındadır. Bu kalıp, birinin bir kişi ya da şey hakkındaki değerlendirmesini aktarmak için kullanılır.
Alıştırma
Bir değerlendirmeyi aktarmak için call + nesne + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The review calls practical is the new design.
- The review calls the new design practical.
- The review calls to the new design practical.
Cevabı göster
The review calls the new design practical.
practical knowledge of ... ve a good understanding of ...
Cümlede have fiilinden sonra iki isim öbeği bağlanır: practical knowledge of technology ve a good understanding of how to use it. Knowledge of ve understanding of standart kalıplardır; how to use it ise anlaşılan becerinin ne olduğunu belirtir. Practical knowledge, yalnızca olgular veya teori değil, gerçek görevlerde uygulanabilen bilgi demektir. İki ifade birlikte hem kullanılabilir beceriyi hem de açık bir anlayışı gösterir.
Alıştırma
Hem uygulanabilir bilgiyi hem de açık bir anlayışı standart kalıplarla doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- She has a practical knowledge to coding and good understanding how websites work.
- She has practical knowledge about coding and a good understand of websites work.
- She has practical knowledge of coding and a good understanding of how websites work.
Cevabı göster
She has practical knowledge of coding and a good understanding of how websites work.
One example of teenagers being technologically savvy is their use of app blockers, Kelime
3:20Gençlerin teknolojik açıdan bilinçli olduklarına bir örnek, uygulama engelleyicileri kullanmalarıdır,
technologically savvy: teknolojiyi uygulamada iyi kullanabilmek
technologically savvy ifadesinde technologically, kişinin hangi alanda savvy olduğunu belirtir. İfade, teknoloji hakkında uygulamaya dönük bilgiye ve iyi bir değerlendirme yeteneğine sahip olmayı, ayrıca teknolojiyi etkili biçimde kullanabilmeyi anlatır. Burada uygulama engelleyicilerinin kullanılması, bu pratik becerinin kanıtı olarak sunulur. Savvy yalnızca “zeki” demek değildir ve kişinin mutlaka bilgisayar alanında mesleki eğitim aldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle birinin technologically savvy olduğunu en iyi gösterir?
- My aunt is technologically savvy because she knows that smartphones exist.
- My aunt is technologically savvy; she sets up secure home networks and fixes device problems herself.
- My aunt is technologically savvy, but she refuses to learn how any device works.
Cevabı göster
My aunt is technologically savvy; she sets up secure home networks and fixes device problems herself.
software that prevents unwanted apps and websites from popping up Dilbilgisi
3:26istenmeyen uygulamaların ve web sitelerinin açılmasını önleyen
prevent X from doing: uygulamaların aniden açılmasını önlemek
Prevent X from doing, bir eylemin gerçekleşmesini engellemek demektir. Bu cümlede X, unwanted apps and websites; engellenen eylem ise popping up'tır. Kalıp prevent + nesne + from + fiil-ing şeklindedir. Burada pop up, ekranda aniden görünmek demektir; dolayısıyla yazılım bu uygulama ve sitelerin beklenmedik şekilde görünmesini önler.
Alıştırma
Kalıbı tamamlamak için prevents, children ve from sözcüklerini kullanın: The safety lock ____ opening the cabinet.
Cevabı göster
prevents children from
and allows users to set timers which limit screen time. Notlar
3:30ve kullanıcıların ekran süresini sınırlayan zamanlayıcılar ayarlamasına olanak tanıyan bir yazılım.
allows users to set timers: allow + nesne + to'lu mastar
allows users to set timers ifadesinde allow + nesne + to'lu mastar kalıbı kullanılır. users, eylemi yapabilen kişileri gösteren nesnedir; to set ise onların yapabildiği eylemi belirtir. Ürün açıklamalarında bu kalıp genellikle bir özelliğin neyi mümkün kıldığını anlatır. Her zaman bir kişinin başka bir kişiye özel olarak izin verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
allow + nesne + to'lu mastar yapısının doğru biçimini ve parantezdeki sözcükleri kullanın: The parental-control app ____ bedtime limits. (parents / set)
Cevabı göster
allows parents to set
limit screen time: ekranlı cihaz kullanım süresini sınırlamak
Screen time; telefon, tablet, bilgisayar, televizyon veya oyun sistemi gibi ekranlı cihazlara bakarak ya da bu cihazları kullanarak geçirilen süredir. limit screen time, bu süreyi kontrol etmek veya azaltmak anlamına gelir. Bu cümlede zamanlayıcılar, kullanıcıların bu cihazlarda ne kadar süre geçirdiğini sınırlar. screen time, ekranda görünen saat veya zaman göstergesi anlamına gelmez.
Alıştırma
"We limit screen time before bed" cümlesinde limit screen time ne anlama gelir?
- Bir cihazda gösterilen saati değiştirmek.
- Fiziksel ekranı küçültmek.
- Ekranlı cihazları kullanarak geçirilen süreyi azaltmak veya kontrol etmek.
Cevabı göster
Ekranlı cihazları kullanarak geçirilen süreyi azaltmak veya kontrol etmek.
And reducing screen time is important because nowadays most video games and social media are designed for addiction, Notlar
3:35Ve ekran süresini azaltmak önemlidir, çünkü günümüzde çoğu video oyunu ve sosyal medya bağımlılık için tasarlanmıştır,
reducing screen time: özne olarak kullanılan bir V-ing öbeği
reducing screen time bir isim-fiil öbeğidir. Öbeğin tamamı ekran süresini azaltma etkinliğini adlandırır ve cümlenin öznesi olur. Bu etkinlik tek bir fikir olarak ele alındığından tekil fiil is kullanılır. Bir V-ing öbeği, bir etkinliğin önemli, yararlı, zor veya zararlı olup olmadığını anlatmak için cümlenin başında özne olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. reduce screen time ifadesini V-ing biçiminde bir özneye dönüştürün: ____ is important for healthy sleep.
Cevabı göster
Reducing screen time
are designed for addiction: bağımlılık yaratan tasarıma yönelik güçlü bir eleştiri
Bu cümlede are designed for addiction, oyunların ve platformların bağımlılık yaratan kullanımı teşvik edecek veya sürdürecek biçimde oluşturulduğu anlamına gelir. Bunların zaten bağımlılığı olan kişiler için hazırlanmış hizmetler olduğu anlamına gelmez. Bu kısaltılmış ifade, bağımlılığı tasarımın teşvik ettiği bir sonuç olarak sunar. Bu nedenle eleştirel duyulur ve sonucun yalnızca tesadüfi değil, kasıtlı olabileceğini düşündürür.
Alıştırma
Bu cümlede are designed for addiction ne anlama gelir?
- Yalnızca zaten bağımlılığı olan kişilere yöneliktirler.
- Bağımlılığı tedavi etmek için yapılmışlardır.
- Tasarımları bağımlılık yaratan kullanımı teşvik eder veya sürdürür.
Cevabı göster
Tasarımları bağımlılık yaratan kullanımı teşvik eder veya sürdürür.
intended to manipulate human psychology to make the user want to keep playing. Notlar
3:42kullanıcının oynamaya devam etmek istemesini sağlamak için insan psikolojisini manipüle etmeyi amaçlar.
intended to manipulate human psychology: insan psikolojisini manipüle etmek üzere tasarlanmış
Intended to + fiil, bir şeyin hangi amaçla tasarlandığını anlatır. intended to manipulate... içinde manipulate human psychology, insanların düşünme ve hissetme biçimlerini davranışlarını yönlendirmek için bilinçli olarak kullanmak demektir. Manipulate, influence sözcüğünden daha güçlü ve eleştireldir. Genellikle kişi tam olarak farkında olmadan onu kontrol etmeyi veya ondan yararlanmayı ima eder; burada amaç kullanıcının ilgisini sürdürmektir.
Alıştırma
Burada manipulate human psychology ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Psikolojik tepkileri davranışı kontrol etmek veya yönlendirmek için bilinçli olarak kullanmak demektir.
- Kullanıcılara zihnin bilimsel incelemesini öğretmek demektir.
- Kullanıcıların duygularını daha açık ifade etmelerine yardım etmek demektir.
Cevabı göster
Psikolojik tepkileri davranışı kontrol etmek veya yönlendirmek için bilinçli olarak kullanmak demektir.
make the user want to keep playing: kullanıcının oynamaya devam etmek istemesini sağlamak
Burada make, yaratmak değil bir şeyin olmasını sağlamak anlamındadır. Yapı make + kişi veya şey + fiilin yalın hâlidir: make the user want.... Want'tan önce to gelmez. Bu yapının içinde want, to + fiil alır; keep ise -ing biçimi alır: want to keep playing. to make... içindeki ilk to amaç bildirir: hedeflenen etki, kullanıcının oynamaya devam etmek istemesidir.
Alıştırma
Hedef yapıyı tamamlamak için make, users, want, to ve keep sözcüklerini kullanın: The reward system is designed to ____ playing.
Cevabı göster
make users want to keep
But it seems that today's adolescents are savvy enough to know how to use electronic devices sensibly. Dilbilgisi
3:47Fakat görünüşe göre günümüz gençleri, elektronik cihazları nasıl mantıklı kullanacaklarını bilecek kadar bilinçliler.
savvy enough to know: adjective + enough + to + verb kalıbı
are savvy enough to know ifadesindeki savvy, özellikle teknoloji kullanımı konusunda bilgili ve pratik olmak demektir. Bu ifade, ergenlerin anlayış düzeyinin cihazları bilinçli kullanmayı bilecek kadar yüksek olduğunu belirtir. Kalıp adjective + enough + to + verb şeklindedir. Enough sıfattan sonra gelir; to-infinitive ise bu düzey sayesinde mümkün olan eylemi belirtir: savvy enough to know.
Alıştırma
Cümleyi savvy ile kurulan sıfat kalıbıyla tamamlayın: Lena is ____ choose a safe online payment method by herself.
Cevabı göster
savvy enough to
How else can we explain the fact that...?: retorik soruyla akıl yürütme
How else can we explain the fact that...? çoğu zaman retorik bir sorudur. Konuşmacı olası birkaç nedeni tarafsızca sormak yerine, daha önce sunduğu açıklamanın en ikna edici, hatta belki de tek makul açıklama olduğunu ima eder. Bu kalıp argümanı düzenler: How else dinleyiciyi başka bir açıklama bulmaya zorlar, the fact that ise açıklanması gereken kanıtı tanıtır. Böylece soru biçimi, mutlaka yanıt istemeden akıl yürütmeyi ileri taşır.
Alıştırma
How else can we explain the fact that...? bir argümanda genellikle ne işe yarar?
- Kanıtı destek olarak sunar ve konuşmacının açıklamasının yerine başka bir açıklama koymanın zor olduğunu ima eder.
- fact sözcüğünün sözlük anlamını sorar.
- Birbiriyle ilgisiz sınırsız sayıda açıklamayı tarafsızca ister.
Cevabı göster
Kanıtı destek olarak sunar ve konuşmacının açıklamasının yerine başka bir açıklama koymanın zor olduğunu ima eder.
according to this research, Kalıp ifadeler
3:56teknoloji kullanımı ile ruh sağlığı sorunları arasında net bir bağlantı olmadığı gerçeğini
there's no clear link between using tech and mental health problems?
3:57başka nasıl açıklayabiliriz?
according to this research: bilgi kaynağını belirtme
According to this research, “bu araştırmaya göre” anlamına gelir ve ardından gelen iddianın kaynağının bu araştırma olduğunu gösterir. According to; araştırma, rapor, kural veya kişi gibi dış bir kaynağı belirtir. Bu ifade, özetlenen kanıtın veya açıklamanın kimden ya da nereden geldiğini gösterir. Konuşanın bu iddiayı bizzat kanıtladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle dış bir kaynağı belirtmek için according to ifadesini doğal biçimde kullanıyor?
- The storm is according to arrive tonight.
- According to me, blue is the best color.
- According to the weather report, the storm will arrive tonight.
Cevabı göster
According to the weather report, the storm will arrive tonight.
that's certainly the view of the research team leader,
4:03bu kesinlikle araştırma ekibi liderinin görüşüdür,
Here he is speaking with BBC World Service program Digital Planet
4:07İşte o, BBC Dünya Servisi programı Digital Planet ile
We often hear the term digital native. Kültür
4:17Sık sık dijital yerli (digital native) terimini duyuyoruz.
digital native: dijital teknolojiyle büyümek
Digital native; bilgisayarların, internetin ve diğer dijital teknolojilerin yaygın olduğu bir dünyada büyümüş kişidir. Bu terim eğitim, teknoloji ve kuşaklar hakkındaki tartışmalarda sıkça kullanılır. Kişinin büyüdüğü ortamı anlatır, belirli bir beceri düzeyini garanti etmez. Bir digital native; yazılım, çevrim içi güvenlik veya bilgiyi değerlendirme konularında yine de yardıma ihtiyaç duyabilir.
Alıştırma
Digital native genellikle ne anlama gelir?
- dijital teknolojiyle çevrili bir ortamda büyümüş biri
- bir teknoloji şirketinin içinde doğmuş biri
- işi eski makineleri onarmak olan biri
Cevabı göster
dijital teknolojiyle çevrili bir ortamda büyümüş biri
you grow up with a device in your hand almost, Öbek fiiller
4:20neredeyse elinizde bir cihazla büyüyorsunuz,
grow up with: bir insan, nesne veya ortamla büyümek
Grow up, çocukluk dönemini geçirip yetişkin olmak anlamına gelir. Grow up with something, o şeyin çocukluk ortamının düzenli bir parçası olduğunu belirtir. Burada cihazın çok küçük yaşlardan beri kişinin hayatında olduğu ve neredeyse her zaman elinde bulunduğu anlatılıyor. with sonrasında bir insan, bir nesne veya daha geniş bir etki belirtilebilir: grow up with two sisters, grow up with books ya da grow up with the internet. Bir insanla kullanıldığında genellikle çocukluğu birlikte geçirmek; bir nesneyle kullanıldığında ise o nesneyle yıllarca düzenli temas kurmak anlamına gelir. Nesnenin kişiyi gerçekten büyüttüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi grow up with ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Mina ____ dogs and is very comfortable around them.
Cevabı göster
grew up with
it's not a surprise that: beklenen bir sonucu belirtmek
It's not a surprise that..., ardından gelen yan cümledeki durumun beklenen veya kolayca açıklanabilen bir şey olduğunu belirtir. Bu cümlede daha önce verilen nedeni mantıklı görünen bir sonuca bağlar. Buradaki surprise sayılabilen bir isimdir, bu nedenle ifade a surprise biçimindedir. that sonrasında kendi öznesi ve fiili olan bir yan cümle gelir: It's not a surprise that + özne + fiil.
Alıştırma
Cümleyi It's not a surprise that ifadesindeki eksik sözcüklerle tamamlayın: It's ____ Elena knows the trail; she hikes there every weekend.
Cevabı göster
not a surprise that
uh, skilled in using those technologies to your benefit. Kalıp ifadeler
4:26eee, bu teknolojileri kendi yararınıza kullanma konusunda yetenekli olmanız şaşırtıcı değil.
skilled in using ... to your benefit: bir şeyi kendi yararına kullanmakta becerikli olmak
Skilled in + fiilin -ing biçimi, bir şeyi yapma konusunda gelişmiş bir beceriye sahip olmak demektir. Burada in bir edattır; bu nedenle ardından use ya da to use değil, using gelir. To your benefit, “sonucu senin yararına olacak şekilde” anlamına gelir. Becerikli kullanımın ne sağladığını gösterir: kişi bu teknolojileri kendisine avantaj kazandıracak veya bir hedefe ulaşmasına yardım edecek biçimde kullanabilir. Your, yararı gören kişinin “sen” olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi skilled in + -ing ... to someone's benefit hedef yapısıyla tamamlayın: Ava knows how to make study apps work for her. Ava is ____ study apps ____.
Cevabı göster
skilled in using · to her benefit
Yes, he called teenagers digital natives,
4:35Evet, gençleri dijital yerliler (digital natives) olarak adlandırdı,
meaning someone who is very familiar and comfortable using computers and digital technology Kalıp ifadeler
4:38bilgisayarları ve dijital teknolojiyi kullanmaya çok aşina ve bu konuda rahat olan kişi anlamına gelir,
very familiar and comfortable using ...: bir şeyi iyi tanımak ve kullanırken rahat olmak
Familiar ve comfortable burada birbiriyle ilişkili fakat farklı iki şeyi anlatır. Familiar, kişinin bilgisayarları ve dijital teknolojiyi zaten iyi tanıdığını; comfortable using ise bunları güvensiz veya huzursuz hissetmeden kullanabildiğini belirtir. Bu ifadede konu belli olduğu için familiar tek başına durur; using computers and digital technology ise comfortable ifadesini tamamlar. Yapının tümüyle açık olduğu bir cümlede yaygın kalıplar be familiar with something ve be comfortable doing something şeklindedir: She is familiar with the software and comfortable using it.
Alıştırma
Cümleyi familiar ve comfortable sözcüklerinin doğal kalıplarıyla tamamlayın: Priya is very ____ the editing app and ____ using it on her own.
Cevabı göster
familiar with · comfortable
maybe there are benefits to spending hours looking at screens after all. Notlar
4:47ekranlara bakarak saatler geçirmenin sonuçta bazı faydaları olabilir.
benefits to spending: benefits to + -ing yapısı
benefits to + isim veya -ing biçimi, bir etkinlikle bağlantılı avantajları anlatır. Buradaki to bir edattır; bu yüzden spending kullanılır. Bu kalıpta benefits to spend yanlıştır. spending hours looking at screens ifadesinin tamamı, saatlerce ekranlara bakma etkinliğini adlandırır. Cümlede bu etkinliğin olası faydaları tartışılır.
Alıştırma
Cümleyi take fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: There are benefits to ____ short breaks during long study sessions.
Cevabı göster
taking
after all: önceki bir görüşü yeniden değerlendirmek
Bu cümlenin sonunda after all, yeniden değerlendirilmiş bir sonucu gösterir. Konuşanın uzun süre ekrana bakmanın yalnızca kötü olduğunu düşünmek için nedenleri vardı, ancak şimdi bunun faydaları olabileceğini kabul eder. after all, önceki beklentiye rağmen bunun doğru olabileceği anlamını ekler. after all başka konumlarda After all, we have already paid. örneğindeki gibi bir görüşü destekleyen gerekçe de sunabilir. Burada cümlenin sonunda bulunması ve görüşün değişmesi, yeniden değerlendirilmiş sonuç anlamını öne çıkarır.
Alıştırma
Hangi cümlede after all yeniden değerlendirilmiş bir sonucu gösterir?
- I thought the plan was too costly, but it may work after all.
- After all, we have already paid for the tickets.
- We compared three routes and took the train in the end.
Cevabı göster
I thought the plan was too costly, but it may work after all.
I asked Sam about the average daily screen time for British teenagers. Kelime
4:52Sam'e İngiliz gençlerin günlük ortalama ekran süresini sormuştum.
average daily screen time: günlük ortalama süre
Average daily screen time, her gün ekran kullanarak geçirilen ortalama süre demektir. Ana isim screen time ifadesidir; daily ölçüm biriminin bir gün olduğunu, average ise sayının birden fazla kişi, gün veya her ikisinin verilerinden hesaplandığını gösterir. Bu ifade anketlerde ve sağlıkla ilgili tartışmalarda yaygındır. Burada daily, belirli bir günde ekranda gösterilen saat anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir ankette average daily screen time neyi ölçer?
- Her gün satın alınan ortalama ekran sayısını
- Sıradan bir ekranda o anda gösterilen saati
- Her gün ekran kullanarak geçirilen ortalama süreyi
Cevabı göster
Her gün ekran kullanarak geçirilen ortalama süreyi
Very savvy of you: akıllıca bir kararı övmek
Very savvy of you, That was very savvy of you ifadesine yakın, kısaltılmış bir yorumdur. adjective + of you yapısı bir kişinin yaptığı şeyi değerlendirir; burada savvy, akıllı ve pratik bilgiye dayalı davranmak anlamına gelir. Bu bağlamda konuşan kişi, doğru bir değerlendirme yaptığı için Sam'i hafif ve biraz şakacı bir şekilde över. Yorum, Sam'in kalıcı kişiliğine değil, az önce yaptığı şeye odaklanır.
Alıştırma
Övgüyü savvy of kullanarak tamamlayın: You checked the route before we left. That was very ____ you.
Cevabı göster
savvy of
Okay, let's recap the vocabulary from this program Anlatım akışı
5:03Pekâlâ, bu programdaki kelimeleri özetleyelim,
Let's recap ...: kısa bir özete geçmek
Let's recap... dinleyicileri daha önce ele alınmış bir konuyu kısaca gözden geçirmeye davet eder. Recap, ana noktaları yeniden toparlamak demektir; her şeyi baştan öğretmek anlamına gelmez. Burada bu ifade bir geçiş görevi görür: ana konuşmanın bitmekte olduğunu ve kısa bir kelime tekrarının başlayacağını dinleyicilere bildirir.
Alıştırma
"Let's recap the vocabulary" dinleyicilere neyin sinyalini verir?
- Daha önce ele alınmış kelimelerin kısa bir tekrarı
- Programla ilgisi olmayan tamamen yeni bir konu
- Programdaki her ayrıntının eksiksiz biçimde tekrarı
Cevabı göster
Daha önce ele alınmış kelimelerin kısa bir tekrarı
about the impact of tech on adolescents.
5:06teknolojinin ergenler (adolescents) üzerindeki etkisi hakkında.
That's young people who are developing into adults.
5:09Onlar yetişkinliğe doğru gelişen gençlerdir.
Today's adolescents are digital natives,
5:12Günümüz ergenleri dijital yerlilerdir (digital natives),
people who are very familiar with digital technology
5:15dijital teknolojiye çok aşina olan kişilerdir,
you have a good practical understanding of something.
5:22bir şey hakkında pratik düzeyde iyi bir anlayışa sahipsiniz demektir.
A smoking gun refers to information or evidence that proves that something is true. Kalıp ifadeler
5:25Kesin kanıt (smoking gun), bir şeyin doğru olduğunu kanıtlayan bilgi veya delili ifade eder.
refers to information or evidence: bir terimi tanımlamak
Bu tanımda X refers to Y, X'in Y'yi gösterdiği veya temsil ettiği anlamına gelir. Açıklanan terim refers to ifadesinden önce, anlamı ya da kategorisi ise sonra gelir. Dolayısıyla cümle smoking gun ifadesini bir bilgi veya kanıt türü olarak tanımlar. Burada refers to, «başvurmak» ya da yalnızca «bahsetmek» anlamına gelmez.
Alıştırma
Tanımı refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In this guide, 'local' ____ food produced nearby.
Cevabı göster
refers to
and allows users to set screen time limits.
5:35ve kullanıcıların ekran süresi sınırları belirlemesine olanak tanıyan bir yazılımdır.
app blocker: uygulamalara erişimi kısıtlayan yazılım
App blocker, seçilen uygulamalara erişimi engelleyen veya kısıtlayan bir yazılım aracıdır. Bu birleşik isimde app neyin denetlendiğini, blocker ise onu engelleyen ya da kısıtlayan aracı belirtir. Bu cümlede yazılımın web sitelerini de engellediği ve ekran süresi sınırları koymaya imkân verdiği söyleniyor. Bunlar burada anlatılan aracın özellikleridir; app blocker terimi tek başına her üründe bu özelliklerin bulunacağını garanti etmez.
Alıştırma
Bir aile, ödev saatinde oyunların açılmasını engellemek istiyor. Bu temel amaca en uygun araç hangisidir?
- A password manager
- An app blocker
- An ad blocker
Cevabı göster
An app blocker
And designed for addiction describes immersive video games and social media
5:39Ve bağımlılık için tasarlanmış (designed for addiction) ifadesi, sürükleyici video oyunlarını ve sosyal medyayı tanımlar,
but if you're interested in the issues around digital technology
5:52ancak dijital teknoloji ile ilgili konularla ilgileniyorsanız
then why not visit the BBC Digital Planet website Ton ve niyet
5:57neden BBC Digital Planet web sitesini ziyaret etmeyesiniz
why not visit: Why not + fiilin yalın hâliyle dostça öneri
Bu cümlede why not visit dostça bir öneri veya davettir: konuşmacı dinleyicileri web sitesini ziyaret etmeye teşvik eder. Onlardan neden ziyaret etmediklerini açıklamalarını istemez. Kalıp Why not + fiilin yalın hâli şeklindedir: Why not visit, Why not try, Why not ask. Soru biçimi, öneriyi Visit the website emrine göre daha hafif ve daha az doğrudan gösterir.
Alıştırma
Dostça öneriyi visit fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Why not ____ the library after school?
Cevabı göster
visit
or follow them on their Twitter handle at @digitalplanet. Kelime
6:00veya onları Twitter'da @digitalplanet adresinden takip etmeyesiniz.
Twitter handle: bir hesabın @kullanıcı adı
Twitter handle, bir Twitter hesabını tanımlayan ve genellikle @ ile yazılan kullanıcı adıdır. Bu cümlede handle @digitalplanet olduğu için konuşan kişi, dinleyenlerin hesabı bulmak veya takip etmek için kullanabileceği tam kullanıcı adını veriyor. Burada handle, sosyal medya dilinde kullanılan bir isimdir. Bir nesnenin elle tutulan kısmı anlamına gelmez ve “ele almak” anlamındaki fiil değildir. Daha genel olan social media handle ifadesi, diğer platformlarda aynı tanımlama işlevini gören kullanıcı adlarını da anlatabilir.
Alıştırma
“The club's Twitter handle is @greenclub” cümlesinde Twitter handle ne anlama gelir?
- Hesabın @kullanıcı adı
- Hesabın şifresi
- Profilde gösterilen ve benzersiz olmayabilen herkese açık ad
Cevabı göster
Hesabın @kullanıcı adı