Öğrenme hedefleri - bir English for Life dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
467 kelime 157 kel/dk

Video açıklaması: Bir kitapçı ekibi, hemen reklama yüklenerek satışları büyük ölçüde artırmaya çalışır ancak hedefe ulaşamaz. Sorunu bir öğrenme hedefine dönüştürdükten sonra müşterileri araştırır, stratejiler üretip test eder, hedefi aşar ve ekip üyeleri değişse bile kullanılabilecek kalıcı bir sistem oluşturur. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the more stressed they got, the worse their performance got. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: “Ne kadar çok…, o kadar kötü…” anlamındaki bağlantılı karşılaştırma yapısını öğrenin. Böylece stres artarken performansın düşmesi gibi iki durumun birlikte değiştiğini açıkça ifade edebilirsiniz. 2. coming up with ideas, — Öbek fiiller: come up with ifadesini sözcük sözcük çevirmek yerine “fikir veya çözüm üretmek” anlamına gelen doğal bir bütün olarak tanıyın; beyin fırtınası ve problem çözme süreçlerini anlatırken kullanın. 3. they had the process and the system in place. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: in place ifadesinin bir süreç ya da sistemin kurulmuş, düzenlenmiş ve çalışmaya hazır olduğunu belirttiğini anlayın. Bu kalıpla, ekipteki kişiler değişse bile kurumun güvenilir işleyişini koruduğunu anlatabilirsiniz.

Bu derste

Introducing the amazing bookstore.

0:00

Bu harika kitapçıyla tanışın.

Their boss asked them to increase sales by 300%. Kalıp ifadeler

0:02

Patronları onlardan satışları %300 artırmalarını istedi.

Kalıp ifadeler

increase sales by 300%: by değişimin büyüklüğünü gösterir

increase sales by 300% ifadesinde increase + ölçülebilir şey + by + miktar yapısı kullanılır. Buradaki by 300%, son düzeyi değil değişimin büyüklüğünü gösterir. Satışlar başlangıçta 100 ise %300'lük artış 300 ekler ve satışlar 400'e çıkar. Aynı yapı fiyatlar, miktarlar, puanlar ve ölçülebilen diğer değerlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Değişimin büyüklüğünü belirten edatla cümleyi tamamlayın: Revenue rose ____ 20%, from $100,000 to $120,000.

Cevabı göster

by

They had a year to do it. Dilbilgisi

0:07

Bunu yapmak için bir yılları vardı.

Dilbilgisi

had a year to do: bir görev için mevcut süre

had a year to do it, görevi tamamlamak için kullanabilecekleri bir yılları olduğu anlamına gelir. Yapı have + süre + to + fiilin yalın hâli şeklindedir; mastar, bu sürenin ne için olduğunu gösterir. have fiilinin biçimi zamana ve özneye göre değişirken to sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli gelir.

Alıştırma

Hangi cümle okul oyununa hazırlanmak için iki haftalık süre olduğunu doğal biçimde ifade eder?

  1. We have two weeks preparing for the school play.
  2. We have to two weeks prepare for the school play.
  3. We have two weeks to prepare for the school play.
Cevabı göster

We have two weeks to prepare for the school play.

So the first thing they did is they took their goal and they broke it down into steps. Notlar

0:09

Bu yüzden yaptıkları ilk şey hedeflerini alıp küçük adımlara bölmek oldu.

Anlatım akışı

the first thing they did: ilk eylemi tanıtmak

the first thing they did ifadesi, konuşanın bir dizi içindeki ilk eylemi söylemek üzere olduğunu dinleyiciye bildirir. Bir sıra işareti gibi çalışarak bir hikâyeyi, süreci veya proje değerlendirmesini takip etmeyi kolaylaştırır. Bu ifade bir cümle kalıbının ilk bölümüdür; ardından belirli eylem gelir. Yaygın kalıp The first thing + özne + did + was + fiilin yalın hâli şeklindedir. Örneğin: The first thing we did was check the map.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir dizinin ilk eylemini en açık biçimde tanıtır?

  1. The first thing we did was read the instructions.
  2. At first, the instructions looked difficult.
  3. We read the instructions eventually.
Cevabı göster

The first thing we did was read the instructions.

Öbek fiiller

broke it down into steps: büyük bir hedefi adımlara ayırmak

broke it down into steps ifadesinde break down, büyük veya karmaşık bir şeyi daha küçük ve yönetilmesi daha kolay parçalara ayırmak demektir. Nesne olan it, onların hedefini gösterir; yani cümle, büyük bir hedefi bir dizi eyleme dönüştürdüklerini söyler. Bu öbek fiilin arasına nesne gelebilir: break the task down into steps. Nesne bir zamirse break ile down arasında bulunmalıdır: break it down denir, break down it denmez. Broke, break fiilinin geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

Hangi cümle büyük bir projenin daha küçük adımlara bölündüğünü doğal biçimde ifade eder?

  1. To make the project manageable, we broke down it into smaller steps.
  2. To make the project manageable, we broke it down into smaller steps.
  3. On the way to the project meeting, our bus broke down.
Cevabı göster

To make the project manageable, we broke it down into smaller steps.

And then go, go, go, Anlatım akışı

0:13

Ve sonra harekete geçtiler:

Anlatım akışı

go, go, go: hikâyeyi hızlandıran tekrar

go sözcüğünün tekrarlanması, birçok hızlı eylemi kısa ve enerjik tek bir akışta toplar. Üç farklı yere gitmek anlamına gelmez; hikâyede herkes hiç durmadan hareket ediyormuş hissi yaratır. Buradaki hızlı ritim, çok fazla eylem olduğunu ve dikkatli planlamaya çok az zaman ayrıldığını düşündürür. Sözlü anlatımda bir eylem sözcüğünü tekrarlamak, birçok olayı hızlı ve kesintisiz tek bir bölüm olarak düzenleyebilir.

Alıştırma

“And then go, go, go” ifadesindeki tekrarın temel işlevi nedir?

  1. İnsanların üç farklı yere gittiğini söyler.
  2. Durmaksızın yapılan eylemleri sıkıştırır ve hikâyeye telaşlı bir hava verir.
  3. go fiilinin üç farklı anlamını tanıtır.
Cevabı göster

Durmaksızın yapılan eylemleri sıkıştırır ve hikâyeye telaşlı bir hava verir.

adverts, flyers, billboards,

0:15

reklamlar, el ilanları, reklam panoları,

radio ads.

0:18

radyo reklamları.

But each month they weren't on target Kelime

0:19

Ama her ay hedeflerinin gerisinde kalıyorlardı

Kelime

on target: planlanan hedefe ulaşmak

İş veya planlama bağlamında on target, sonuçların ya da ilerlemenin o dönem için belirlenen hedefe uygun olduğu anlamına gelir. They weren't on target, aylık sonuçlarının her ay için beklenen düzeyin altında kaldığını belirtir. Burada target; satış, maliyet veya üretim gibi çoğu zaman sayıyla gösterilen planlanmış bir hedeftir. Atışta kullanılan fiziksel hedef değildir.

Alıştırma

Hangi cümle satışların hedefe ulaştığını, ancak projenin geciktiğini doğru biçimde anlatır?

  1. Sales are on target, but the project is behind schedule.
  2. Sales are on schedule, but the project is below its target.
  3. Sales are on track, and the project is on schedule.
Cevabı göster

Sales are on target, but the project is behind schedule.

and each month they got more and more stressed. Dilbilgisi

0:22

ve her ay daha da fazla stres oluyorlardı.

Dilbilgisi

more and more stressed: giderek artan bir durum

More and more stressed, stres düzeylerinin zamanla sürekli arttığı anlamına gelir. more and more + adjective kalıbı, bir niteliğin veya durumun derecesinin giderek arttığını gösterir. Buradaki got, “hâle geldiler” anlamındadır; bu nedenle got more and more stressed sahip olmayı değil, bir durum değişikliğini anlatır. Bu kalıbı, karşılaştırma biçimi normalde more ile kurulan stressed, difficult ve important gibi sıfatlarla kullan.

Alıştırma

stressed sözcüğünü kullanarak cümleyi tam more and more + adjective kalıbıyla tamamla: As the deadline got closer, Nina became ____.

Cevabı göster

more and more stressed

And the more stressed they got, the worse their performance got. Dilbilgisi

0:26

Ve stresleri arttıkça performansları daha da kötüleşti.

Dilbilgisi

the more stressed..., the worse...: bağlantılı karşılaştırma değişimleri

the + comparative..., the + comparative... kalıbı iki değişimi birbirine bağlar. İlk durumun derecesi veya miktarı değiştikçe ikinci durum da onunla birlikte değişir. Bu cümlede daha fazla stres, daha kötü performansla birlikte görülür. İki the de sıradan belirli artikeller değil, bu karşılaştırma kalıbının sabit işaretleridir.

Alıştırma

Bağlantılı karşılaştırma kalıbını kullanarak iki boşluğu tamamla. Okuma miktarı için more, rich için karşılaştırma biçimini kullan: The ____ you read, the ____ your vocabulary becomes.

Cevabı göster

more · richer

So at the end of the year, they weren't really very close to their goal. Kalıp ifadeler

0:30

Bu yüzden yılın sonunda, hedeflerine pek de yaklaşamamışlardı.

Kalıp ifadeler

at the end of the year ile yıl sonu değerlendirme noktasını belirtmek

At the end of the year, durumu o yılın kapanış noktasına veya son bölümüne yerleştirir. Bu cümlede dinleyiciyi yıl sonundaki bir değerlendirme noktasına götürür ve o sırada hedeflerine ne kadar yakın olduklarını bildirir. Tekrar kullanılabilen yapı at the end of + bir zaman dilimi veya etkinliktir. At the end of the week ya da at the end of the meeting örneklerinde olduğu gibi, bir durumun ne zaman değerlendirildiğini veya bir eylemin ne zaman gerçekleştiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir son tarih koymak yerine, değerlendirmenin her ayın kapanış noktasında yapıldığını söylüyor?

  1. We review our progress by the end of each month.
  2. We review our progress at the end of each month.
  3. We review our progress throughout each month.
Cevabı göster

We review our progress at the end of each month.

Does this sound familiar? Ton ve niyet

0:34

Bu kulağa tanıdık geliyor mu?

Ton ve niyet

Does this sound familiar? ile dinleyiciyi kendi deneyimiyle bağ kurmaya davet etmek

Does this sound familiar?, az önce anlatılan durumun dinleyicinin bildiği veya yaşadığı bir şeyle örtüşüp örtüşmediğini sorar. Buradaki this yalnızca bir sesi değil, durumun tamamını ifade edebilir. Konuşmacı bu soruyla dinleyicileri konuya dahil eder ve “bu duyguyu biliyorum” gibi bir tepkiyi teşvik eder. Soru retorik olabilir; konuşmacı herkesin cevap vermesini beklemeden devam edebilir.

Alıştırma

Yaygın bir sorunu anlattıktan sonra konuşmacı Does this sound familiar? diye sorarak genellikle ne yapar?

  1. Dinleyicilerden sözcüklerin aynısını tekrar etmelerini istemek.
  2. Dinleyicilerin benzer bir deneyim yaşayıp yaşamadığını sormak.
  3. Odadaki sesin yeterince yüksek olup olmadığını kontrol etmek.
Cevabı göster

Dinleyicilerin benzer bir deneyim yaşayıp yaşamadığını sormak.

It's what a lot of people do Anlatım akışı

0:40

Çoğu insanın yaptığı şey de budur

when they have a goal to achieve, but don't have the knowledge and experience. Kalıp ifadeler

0:42

ulaşmaları gereken bir hedefleri olup da bilgi ve deneyimleri olmadığında.

Anlatım akışı

what a lot of people do: tek bir örnekten genel bir davranışa geçiş

what a lot of people do, “birçok insanın yaptığı şey” anlamına gelir. It's what a lot of people do cümlesinde ifadenin tamamı is sözcüğünden sonra gelir ve isim yan cümleciği görevi görerek önceki eylemi birçok insanın sıkça yaptığı bir şey olarak tanımlar. Konuşmacı bu yan cümleciği, önceki tek bir örnekten genel bir davranış biçimine geçmek için kullanır. Bu, bir açıklamayı düzenlemenin yararlı bir yoludur: önce bir örnek gösterilir, ardından bunun daha geniş bir davranışı temsil ettiği açıklanır.

Alıştırma

Hangi cümle yardım istemeyi doğal biçimde genel bir davranış olarak sunar?

  1. Asking for help is where many new players do when they feel unsure.
  2. Asking for help is what many new players do when they feel unsure.
  3. Asking for help is what do many new players when they feel unsure.
Cevabı göster

Asking for help is what many new players do when they feel unsure.

Kalıp ifadeler

a goal to achieve: bir ismi to-infinitive ile açıklamak

a goal to achieve, “birinin ulaşmayı amaçladığı veya ulaşması gereken bir hedef” anlamına gelir. to achieve sözcükleri, goal isminden sonra gelen bir mastar öbeği oluşturur ve bu isimle bağlantılı eylemi açıklar. Bu, isim + to-infinitive kalıbıdır. a task to finish veya a problem to solve örneklerinde olduğu gibi, genellikle hâlâ yapılması gereken bir şeyi anlatır. for achieve değil, to achieve kullanılır; for sözcüğünün ardından achieve fiilinin yalın biçimi doğrudan gelemez.

Alıştırma

Cümleyi achieve fiilinin mastar biçimiyle tamamlayın: Our team has a clear goal ____ before Friday.

Cevabı göster

to achieve

Kalıp ifadeler

the knowledge and experience: bilgi ve deneyim

Bu cümlede the knowledge and experience, bir hedefe ulaşmak için gereken iki farklı kaynağı belirtir: knowledge ilgili gerçekleri veya yöntemleri anlamaktır; experience ise benzer işler yaparak kazanılan uygulama becerisidir. Belirli tanımlık the, o hedef için gereken belirli bilgi ve deneyimi gösterir. Burada iki isim de sayılamayan kavramlar olarak kullanılır.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: She has the ____ needed to lead the project.

Cevabı göster

knowledge and experience

Most of us, if we're pushed for time, Deyimler

0:48

Çoğumuz zamanımız kısıtlıysa,

Deyimler

if we're pushed for time: zamanımız kısıtlıysa

If we're pushed for time, “çok az zamanımız varsa” anlamına gelir. Burada if bir koşul getirir; be pushed for time ise zaman baskısı hissetmeyi ve hızlı hareket etme gereğini anlatan bir deyimdir. Pushed burada fiziksel olarak itilmek anlamına gelmez. Özne ve zaman değişebilir: I'm pushed for time ve they were pushed for time aynı yapıyı izler.

Alıştırma

“Çok az zamanı olmak” anlamındaki deyimi tamamlayın: We're ____, so let's make a quick decision.

Cevabı göster

pushed for time

we do the best we can with the resources we have. Kalıp ifadeler

0:52

elimizdeki kaynaklarla elimizden gelenin en iyisini yaparız.

Kalıp ifadeler

do the best we can with the resources we have: eldeki kaynaklarla elinden gelenin en iyisini yapmak

do the best we can kalıbı, sonuç kusursuz olmasa bile mümkün olan en büyük çabayı göstermek demektir. The best we can, yapabildiğimiz en iyi şey anlamına gelir. with the resources we have bölümü sınırı belirtir: o anda mevcut olan insanlar, zaman, para, araçlar veya malzemeler. resources we have içinde ilgi zamiri that düşürülmüştür. İfade bir bütün olarak koşulların sınırlı olduğunu kabul ederken ciddi biçimde çaba gösterileceğini söyler.

Alıştırma

Bir ekibin yalnızca birkaç aracı var, ancak yine de mümkün olan en büyük çabayı gösterecek. Hangi cümle hem çabayı hem de sınırı ifade eder?

  1. We'll do the best we can with the tools we have.
  2. We'll wait until we have every tool we want.
  3. We'll use the tools we have, so the result will be perfect.
Cevabı göster

We'll do the best we can with the tools we have.

Totally understandable. Ton ve niyet

0:55

Tamamen anlaşılabilir bir durum.

Ton ve niyet

Totally understandable: empati gösteren bir yanıt

Totally understandable. şeklindeki kısa yanıt, That's totally understandable. cümlesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Durum göz önüne alındığında başka birinin duygusunun, seçiminin veya yaşadığı zorluğun anlaşılır olduğunu söyler. Genellikle tavsiye, karşı görüş veya yeni bir öneriden önce empati gösteren bir yanıt olarak kullanılır. Suçlayıcı hissi azaltır, ancak mutlaka tam bir onay veya aynı fikirde olma anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız çocuğu hasta olduğu için ziyareti iptal ediyor. Kararın kusursuz olduğunu söylemeden empati gösteren yanıt hangisidir?

  1. Totally understandable.
  2. That explanation makes no sense.
  3. I completely disagree.
Cevabı göster

Totally understandable.

But there is another way. Anlatım akışı

0:57

Ama başka bir yol daha var.

Anlatım akışı

There is another way: bir alternatif sunmak

But there is another way cümlesindeki ifade, dinleyiciye farklı bir seçenek ya da yöntem bulunduğunu söyler. Burada way fiziksel bir yol değil, yöntem anlamındadır. Bilgiyi düzenleyen bir geçiş olarak tüm cümle, dikkati mevcut yaklaşımdan sonra sunulacak alternatife yöneltir. But, daha önce konuşulanlarla karşıtlık kurar.

Alıştırma

Bir konuşmada But there is another way en güçlü biçimde neyi işaret eder?

  1. Konuşmacı fiziksel bir yolu tarif ediyor.
  2. Konuşmacı birazdan bir alternatif sunacak.
  3. Konuşmacı başka hiçbir seçenek bulunmadığını düşünüyor.
Cevabı göster

Konuşmacı birazdan bir alternatif sunacak.

Instead of focusing on the outcome, Dilbilgisi

0:59

Sonuca odaklanmak yerine,

you can focus on creating strategies Kalıp ifadeler

1:03

stratejiler oluşturmaya odaklanabilirsiniz

Dilbilgisi

Instead of focusing on the outcome: bir eylemi başka bir eylemle değiştirmek

Instead of focusing on the outcome, yerine başka bir eylem seçilecek olan davranışı tanıtır. Ana cümle yeni seçeneği verir: focus on creating strategies. Cümlenin tamamı Instead of doing A, do B kalıbını izler. instead of sonrasında bir isim, zamir veya fiilin -ing biçimi kullanılır. Bu yüzden burada focus ya da to focus değil, focusing kullanılır.

Alıştırma

Parantezdeki fiilin doğru biçimini kullanın: Instead of ____ about the mistake, Mia made a new plan. (worry)

Cevabı göster

worrying

that will help you to achieve your goal. Dilbilgisi

1:07

hedefinize ulaşmanıza yardımcı olacak.

Kalıp ifadeler

focus on creating strategies: focus on + -ing biçimi

focus on creating strategies, dikkati ve çabayı strateji oluşturma etkinliğine yöneltmek demektir. Bu cümlede creating strategies, üzerinde çalışmayı seçtiğin etkinliği adlandırır. focus on yapısındaki on bir edattır. Ardından focus on the plan örneğindeki gibi bir isim ya da bir etkinlik için focus on creating a plan örneğindeki gibi -ing biçimi gelir. on sözcüğünü atma ve focus on create deme.

Alıştırma

Bir etkinlikten önce focus on yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Our team will focus creating a clear plan.
  2. Our team will focus on create a clear plan.
  3. Our team will focus on creating a clear plan.
Cevabı göster

Our team will focus on creating a clear plan.

Dilbilgisi

help you to achieve your goal: help + kişi + (to) + fiilin yalın hâli

help you to achieve your goal, hedefine ulaşmanı kolaylaştıracak biçimde sana yardım etmek demektir. Yapı help + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: you yardım alan kişidir, achieve ise eylemdir. help sözcüğünden sonra fiilin önündeki to atılabilir: help you achieve your goal da doğru ve doğaldır. Kişiyi eylemden önce getir ve bu yapıda achieving değil, fiilin yalın hâli olan achieve kullan.

Alıştırma

help + kişi + fiil yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. This map will help you finding the station.
  2. This map will help to you find the station.
  3. This map will help you find the station.
Cevabı göster

This map will help you find the station.

We call this a learning goal. Dilbilgisi

1:09

Biz buna öğrenme hedefi diyoruz.

Dilbilgisi

call this a learning goal: call + nesne + ad kalıbı

Burada call, “bir şeye ad veya etiket vermek” anlamındadır. Kalıp call + nesne + ad şeklindedir: this ad verilen nesne, a learning goal ise ona verilen ad veya etikettir. Aynı kalıp call A B olarak gösterilebilir. Örnek: We call this button the home key. Ad, nesneden hemen sonra gelir; araya to veya as konmaz.

Alıştırma

Cümleyi call + nesne + ad kalıbıyla tamamlayın: We ____ this button the home key.

Cevabı göster

call

So, let's go back to the bookstore. Anlatım akışı

1:11

Şimdi, kitapçıya geri dönelim.

Anlatım akışı

go back to the bookstore: önceki bir örneğe geri dönmek

Burada go back to the bookstore, konuşmayı daha önce sözü edilen kitapçı örneğine geri götürür. Bir geçiş işareti görevi görür: konuşmacı gerçek bir yere fiziksel olarak dönmek zorunda değildir; tartışmanın önceki bölümüne dönmektedir. Yeniden kullanılabilen go back to + konu/örnek/nokta kalıbı, dinleyicilerin fikirlerin sırasını takip etmesine yardımcı olur. Örneğin Let's go back to our first question, daha önceki bir sorunun yeniden ele alınacağını bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle tartışmayı doğal biçimde daha önceki bir örneğe geri götürür?

  1. Let's go back to our first example.
  2. Let's leave the examples aside.
  3. Let's move on to a new example.
Cevabı göster

Let's go back to our first example.

During that year, the boss was watching very closely. Kalıp ifadeler

1:13

O yıl boyunca patronları olan biteni çok yakından izliyordu.

Kalıp ifadeler

watching very closely: büyük bir dikkatle izlemek

Bu cümlede watching very closely, olan biteni büyük bir dikkatle izlemek demektir. closely patronun nasıl izlediğini gösterir, very ise bu dikkatin derecesini artırır. Buradaki closely, fiziksel olarak kısa bir mesafeden değil, dikkatlice anlamına gelir. Bir kişinin veya şeyin değişimlerini, sorunlarını ya da performansını takip ederken watch someone or something closely kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi close sözcüğünden yapılan -ly biçimiyle tamamla: The scientist watched the screen ____ for any change.

Cevabı göster

closely

He took the team leader aside and said, Öbek fiiller

1:17

Ekip liderini kenara çekti ve şöyle dedi:

Öbek fiiller

took the team leader aside and ...: özel konuşmak için birini kenara çekmek

Bu cümlede took the team leader aside, özel olarak konuşabilmeleri için takım liderini diğer insanlardan biraz uzağa götürdüğü anlamına gelir. Kişiyi gerçekten kaldırmak veya bir nesne gibi yerinden çıkarmak demek değildir. Tekrar kullanılabilen kalıp take + person + aside şeklindedir. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Sondaki and bu eylemi daha sonra yaptığı şeye bağlar: konuştu.

Alıştırma

take someone aside ifadesinin geçmiş zamanını Leo ile kullan: The coach wanted a private word, so she ____ after practice.

Cevabı göster

took Leo aside

"We need to change our approach. Kalıp ifadeler

1:20

"Yaklaşımımızı değiştirmeliyiz.

Kalıp ifadeler

change our approach: farklı bir yöntem kullanmak

change our approach ifadesinde approach, bir konuyu ele alırken kullanılan genel yöntem veya strateji anlamında bir isimdir. İfade, mevcut yöntemi bırakıp farklı bir yöntem denemek demektir. Burada approach fiziksel olarak yaklaşmak anlamına gelmez. Önündeki our sözcüğü, approach kelimesinin isim olduğunu gösterir; grubun durumu ele alma biçimini anlatır.

Alıştırma

Our first plan is not working, so we need to change our approach. Burada change our approach ne anlama gelir?

  1. Aynı yöntemi kullanmaya devam etmek.
  2. Farklı bir yöntem veya strateji kullanmak.
  3. Bir şeye fiziksel olarak yaklaşmak.
Cevabı göster

Farklı bir yöntem veya strateji kullanmak.

Instead of focusing on the outcome,

1:21

Sonuca odaklanmak yerine,

I want you and the team to develop three strategies Notlar

1:24

sen ve ekibin üç strateji geliştirmenizi istiyorum

Dilbilgisi

I want you and the team to develop three strategies: want + kişi + to do yapısı

Cümle want + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. you and the team eylemi kimin yapacağını, to develop three strategies ise görevi belirtir. to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: develop. Bir yöneticinin talimatında I want you to... yalnızca bir isteği bildirmek yerine doğrudan görev verme işlevi görebilir. Aynı yapı farklı bir kişi ve eylemle de kullanılabilir.

Alıştırma

Eksik sözcüğü ekleyerek want + person + to do yapısını tamamlayın: I want the team ____ prepare three options before Friday.

Cevabı göster

to

Kalıp ifadeler

develop three strategies: uygulanabilir planlar oluşturmak

to develop three strategies ifadesinde develop, stratejiler oluşturmak ve onları uygulanabilir planlara dönüştürmek anlamına gelir. Düşünme, tartışma ve iyileştirme sürecini anlatır; yalnızca bir şeyin kendiliğinden gelişmesi gibi genel bir anlam taşımaz. Yapı develop + sayı + çoğul sayılabilen isim şeklindedir: three strategies. to develop mastarı, konuşanın ekibin yapmasını istediği görevi belirtir.

Alıştırma

Ekibin birkaç taslak fikri var ve bunları uygulanabilir üç plana dönüştürmesi gerekiyor. En uygun eylem hangisidir?

  1. develop three strategies
  2. cancel three strategies
  3. implement three strategies
Cevabı göster

develop three strategies

that will help you to increase sales by 300%.

1:28

satışları %300 artırmanıza yardımcı olacak."

First thing they did was they started researching

1:32

Yaptıkları ilk şey araştırmaya başlamak oldu,

focus groups, Kültür

1:36

odak grupları,

Kültür

focus groups: yönlendirilen araştırma tartışmaları

Focus groups, focus group ifadesinin çoğuludur. Focus group, bir moderatörün seçilmiş küçük bir grubu bir ürün, hizmet, fikir veya konu hakkında tartışmaya yönlendirdiği bir araştırma yöntemidir. Bu bağlamda ifade, insanların görüşlerini ve tepkilerini öğrenmek için yapılan planlı bir araştırmayı belirtir. Üyeleri yalnızca dikkatini toplamış herhangi bir grup anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum bir odak grubudur?

  1. Otuz çalışan sessizce çevrim içi bir anket doldurur.
  2. Bir moderatör, hedef kullanıcı grubundan sekiz kişiden yeni bir oyunu tartışmalarını ister.
  3. Arkadaşlar öğle yemeğinde rahatça sohbet eder.
Cevabı göster

Bir moderatör, hedef kullanıcı grubundan sekiz kişiden yeni bir oyunu tartışmalarını ister.

research, speaking to people,

1:38

araştırma, insanlarla konuşma,

getting customer feedback. Kalıp ifadeler

1:41

müşteri geri bildirimleri alma.

Kalıp ifadeler

getting customer feedback: müşteri geri bildirimi toplamak

getting customer feedback ifadesinde get, genellikle soru sorarak, anket göndererek veya insanların bir şeyi nasıl kullandığını gözlemleyerek görüş elde etmek ya da toplamak anlamına gelir. Customer feedback doğal bir kelime birlikteliğidir. Getting, -ing biçimidir ve burada müşteri geri bildirimi toplamayı bir faaliyet olarak sunar; customer ise istenen görüşlerin kimden geldiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “müşterilerin görüşleri” anlamına gelen doğal iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: A design team interviewed users to get ____ before updating the app.

Cevabı göster

customer feedback

Then they started to think about the problem

1:42

Sonra problem hakkında düşünmeye başladılar

and how their findings could help them to solve the problem. Notlar

1:45

ve bulgularının problemi çözmelerine nasıl yardımcı olabileceğini.

Kelime

their findings: araştırmalarının bulguları

Burada findings, araştırma veya inceleme sonucunda ortaya çıkan gerçekler, örüntüler ya da sonuçlar anlamına gelir. Their findings, grubun kanıtlardan öğrendiklerini ifade eder; buldukları fiziksel nesneleri ifade etmez. Bir çalışma birden fazla gözlem ortaya çıkardığında çoğul biçim yaygındır. Bu cümlede söz konusu bulgular, grubun sorunu çözmesine yardımcı olabilecek bilgiler sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede “their findings” ne anlama geliyor?

  1. araştırmalarından çıkardıkları sonuçlar
  2. çözmeleri istenen problem
  3. tesadüfen buldukları nesneler
Cevabı göster

araştırmalarından çıkardıkları sonuçlar

Dilbilgisi

could help them to solve + nesne

Bu cümlede could, bulguların sorunu çözmede yararlı olabileceğini gösterir. Geçmişte onların yapabildiği bir şeyi değil, olası bir etkiyi anlatır. Kalıp could help + kişi + (to) + fiilin yalın hâli şeklindedir. help sonrasında hem help them to solve hem de help them solve standart kullanımdır; altyazıda to korunmuştur.

Alıştırma

Yeni ipucunun çocukların bulmacayı çözmesine yardımcı olabileceğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The new clue could help the children to solve the puzzle.
  2. The new clue could help to the children solve the puzzle.
  3. The new clue could help the children solving the puzzle.
Cevabı göster

The new clue could help the children to solve the puzzle.

Next, brainstorming, Kelime

1:49

Daha sonra beyin fırtınası,

Kelime

fikir üretme aşaması olarak brainstorming

Brainstorming, fikirleri seçmeden veya değerlendirmeden önce pek çok olası fikir üretme aşamasıdır. Next, brainstorming, parçasında -ing biçimi sıradaki etkinliğin adını verir. Bu sözcük fikir üretmeye odaklanır; değerlendirme genellikle daha sonra gelir.

Alıştırma

Hangi cümle brainstorming etkinliğini doğal biçimde anlatır?

  1. We began with a brainstorming session and listed every idea before choosing.
  2. We began by checking the finished plan for spelling.
  3. We began with a final vote and allowed no new ideas.
Cevabı göster

We began with a brainstorming session and listed every idea before choosing.

coming up with ideas, loads of them. Notlar

1:51

fikirler üretme, hem de bir sürü.

Öbek fiiller

coming up with ideas: fikir düşünmek veya üretmek

coming up with ideas ifadesinde come up with, bir şeyi düşünerek bulmak, oluşturmak veya üretmek anlamına gelir. Ardından üretilen şeyin geldiği sabit bir ifadedir: come up with + idea, plan, answer veya solution. Burada -ing biçimindeki coming, etkinliğin adını belirtir. Sözcükleri tek tek gerçek anlamlarıyla yorumlamayın; bu ifade yukarı doğru hareket etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

“We need to come up with a new plan before Monday.” cümlesinde come up with ne anlama gelir?

  1. Planı izlemeyi kabul etmek
  2. Bir şeyi taşırken yukarı doğru yürümek
  3. Düşünüp bulmak veya üretmek
Cevabı göster

Düşünüp bulmak veya üretmek

Kelime

loads of them: “çok sayıda” demenin gündelik yolu

Loads of them, “onlardan çok sayıda” veya “bir sürü” anlamına gelir. Them, daha önceki ideas sözcüğüne gönderme yapar; bu kısa ek ifade, yalnızca birkaç değil, çok sayıda fikir istendiğini vurgular. loads of + isim kalıbı da büyük miktar belirtir: loads of books, loads of time. Çoğul şeylerle ve time gibi normalde tek tek sayılmayan şeylerle kullanılabilir. Buradaki loads, gerçek bir fiziksel ağırlıkla ilgili değildir.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı: loads of normalde resmî bir akademik rapor için uygun bir seçimdir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

The next step was to choose the best of those ideas Anlatım akışı

1:54

Bir sonraki adım bu fikirlerin en iyisini seçmek

Anlatım akışı

The next step was to + fiil: geçmiş bir süreci sıraya koymak

The next step was... geçmişteki bir süreç anlatılırken yön gösteren bir ifade olarak kullanılır. Dinleyiciye anlatımın bir aşamadan onu izleyen aşamaya geçtiğini bildirir. Yaygın kalıp The next step was to + fiilin yalın hâli biçimindedir. to-infinitive o aşamadaki eylemi adlandırır; burada to choose, sonraki adımın ne olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi The next step was to + fiil kalıbıyla tamamlayın: After we made a plan, the next step ____ gather the materials.

Cevabı göster

was to

and to develop a working model. Kelime

1:58

ve çalışan bir model geliştirmekti.

Kelime

develop a working model: işlevsel bir sürüm oluşturmak

Burada develop, bir şeyi oluşturup kullanılabilir hâle gelene kadar iyileştirmek anlamına gelir. A working model, temel işlevini gerçekten yerine getirebilen veya test edilebilen bir modeldir; working, çalışan bir kişiyi değil modelin işlevini anlatır. Bu ifade mutlaka tamamlanmış bir ürün anlamına gelmez. Bir fikrin işe yaradığını göstermek ve sorunları bulmak için kullanılan erken bir sürüm olabilir.

Alıştırma

Bu cümleyi okuyun: The team developed a working model of the robot. working model büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yalnızca robotun rengini gösteren bir resim.
  2. Temel işlevini yerine getirebilen ve test edilebilen bir model.
  3. İşi fotoğraf için poz vermek olan bir kişi.
Cevabı göster

Temel işlevini yerine getirebilen ve test edilebilen bir model.

And then they tested it.

2:00

Ve sonra test ettiler.

There were some flaws, but that was okay. Anlatım akışı

2:02

Bazı kusurlar vardı ama sorun değildi.

Anlatım akışı

some flaws, but that was okay: kusurlu bir sonucu şimdilik kabul etmek

some flaws ifadesi, sonucun kusursuz olmadığını söyler. but that was okay içinde that, bu kusurların bulunduğu duruma gönderme yapar. But, mesajı bir sorundan sakin ve kabullenen bir tepkiye yöneltir. Bu yapı, test ve düzeltme süreçlerini anlatmaya yardımcı olur: önce neyin yanlış gittiğini söyleyin, sonra sorunun çözülebilir olduğunu ve çalışmayı durdurmadığını gösterin.

Alıştırma

Hangi cümle bir sorunu kabul ederken ekip çalışmayı geliştirmeye devam ettiği sürece bunun kabul edilebilir olduğunu gösterir?

  1. The prototype had some flaws, so the team stopped the project immediately.
  2. The prototype had some flaws, but that was okay because the team could improve it.
  3. The prototype had no flaws, so the team accepted it.
Cevabı göster

The prototype had some flaws, but that was okay because the team could improve it.

They went back and made some changes, Kalıp ifadeler

2:04

Geri dönüp bazı değişiklikler yaptılar,

Kalıp ifadeler

went back and made some changes: önceki çalışmaya dönüp değişiklik yapmak

went back and made some changes ifadesi iki eylemi birbirine bağlar: çalışmanın önceki bir bölümüne geri dönüp ardından onu değiştirdiler. Went back yalnızca fiziksel olarak bir yere geri dönmeyi değil, bir aşamaya, plana veya önceki sürüme dönmeyi de anlatabilir. Make changes, bir tasarımı, planı veya yöntemi değiştirmek için kullanılan doğal kelime birleşimidir. Geçmiş zamanda go back and make, went back and made olur.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için go back and make some changes ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: After the trial run, we ____ to the plan.

Cevabı göster

went back and made some changes

tested it again, and it worked really well.

2:07

tekrar test ettiler ve gerçekten çok iyi çalıştı.

So they had a strategy and then they did it again.

2:10

Yani bir stratejileri oldu ve bunu tekrar uyguladılar.

And in the end they had three really good strategies Kalıp ifadeler

2:13

Ve sonunda gerçekten iyi üç stratejileri oldu

Kalıp ifadeler

in the end: nihai sonucu belirtmek

In the end, “sonunda” veya “olan her şeyden sonra” anlamına gelir. Burada dinleyiciyi önceki süreçten nihai sonuca götürür: sonunda üç iyi stratejileri olmuştur. Bir hikâyeyi, tartışmayı veya süreci sonucunu belirterek bitirmek için kullanılır. Özellikle sonuca ulaşmak zaman ya da birkaç adım gerektirdiğinde uygundur.

Alıştırma

Hangi cümle bir yerin veya olayın bitiş noktasını değil, nihai sonucu belirten ifadeyi kullanır?

  1. In the end, Maya found a solution.
  2. At the end of the hallway, Maya found a solution.
  3. At the end of the meeting, Maya presented the solution.
Cevabı göster

In the end, Maya found a solution.

that they could use to increase sales.

2:16

satışları artırmak için kullanabilecekleri.

They implemented them and guess what? Notlar

2:18

Bunları uyguladılar ve bilin bakalım ne oldu?

Kelime

They implemented...: stratejileri uygulamaya koymak

Implemented, implement fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Stratejiler hakkında yalnızca konuşmak yerine onları uygulamaya koydukları anlamına gelir. Them, daha önce belirtilen üç stratejiyi anlatır. Implement, do fiilinden daha belirgindir: planlanmış bir stratejiyi, politikayı, sistemi veya değişikliği uygulamaya koymayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi implement fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After approving the recycling plan, the city ____ it in every school.

Cevabı göster

implemented

Ton ve niyet

and guess what?: merak oluşturan hikâye işareti

Guess what? burada gerçekten cevap bekleyen bir soru değil, konuşma içindeki bir hikâye işaretidir. Konuşan kişi sonucu açıklamadan önce kısa bir ara vererek dinleyenin dikkatini çeker ve ilginç ya da şaşırtıcı bir şey beklemesini sağlar. and, önceki eylemi yaklaşan sonuca bağlar: bir şey yaptılar ve şimdi bunun sonucu açıklanmak üzeredir.

Alıştırma

Bu cümlede and guess what? ne işe yarıyor?

  1. Konuşan kişinin sonucu hatırlayamadığı anlamına gelir.
  2. İlginç ya da şaşırtıcı bir sonucun gelmek üzere olduğunu gösterir.
  3. Dinleyenden gerçekten bir tahminde bulunmasını ister.
Cevabı göster

İlginç ya da şaşırtıcı bir sonucun gelmek üzere olduğunu gösterir.

It worked amazingly.

2:20

İnanılmaz derecede işe yaradı.

They didn't just hit their goal, they exceeded their target. Notlar

2:22

Sadece hedeflerine ulaşmakla kalmadılar, hedeflerini aştılar.

Dilbilgisi

didn't just A; they B ile daha güçlü bir ikinci sonuç belirtmek

didn't just A; they B yapısında A temel başarıdır, B ise daha güçlü bir sonuç sunar. Burada hit their goal beklenen düzeye ulaşmak, exceeded their target ise bu düzeyin ötesine geçmek anlamına gelir. Olumsuz did not biçimi, A başarısını iptal etmez. A'nın hikâyenin tamamı olduğu düşüncesini reddeder ve vurguyu B'ye taşır. Bu yapıyı yalnızca B, A'nın açıkça bir adım ötesine geçtiğinde kullanın.

Alıştırma

İkinci sonucun ilkinden daha ileri olduğunu göstermek için didn't just A; B yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The team didn't just finish on time; they started on Monday.
  2. The team didn't just finish on time; the office was quiet.
  3. The team didn't just finish on time; they finished two days early.
Cevabı göster

The team didn't just finish on time; they finished two days early.

Kalıp ifadeler

hit their goal ... exceeded their target: hedefe ulaşmak ve hedefi aşmak

Hit a goal, planlanan sonuca ulaşmak demektir. Exceed a target ise belirlenen sayı veya seviyenin ötesine geçmek demektir. Konuşan kişi önce didn't just X, ardından Y diyerek daha zayıf bir açıklamayı daha güçlü olanla değiştirir: hedefe yalnızca ulaşmamış, bundan daha fazlasını yapmışlardır.

Alıştırma

Cümleyi iki hedef ifadeyle tamamlayın: The team didn't just ____; it ____ by 15 percent.

Cevabı göster

hit its goal · exceeded its target

And then they were able to continue Dilbilgisi

2:25

Ve sonra yollarına devam edebildiler

using those strategies moving forward. Deyimler

2:29

bu stratejileri ileride de kullanarak.

Dilbilgisi

were able to continue using: mümkün hâle gelip devam eden bir eylem

Were able to, be able to yapısının geçmiş zaman biçimidir. Ardından yalın hâlde continue fiili gelir ve yetenek ya da koşulların sonraki eylemi mümkün kıldığını anlatır. Continue using, kullanmaya devam etmek demektir. Kalıp be able to + continue + -ing şeklindedir: continue, to sonrasında yalın hâlde kalır; ardından -ing biçimindeki using gelir.

Alıştırma

Cümleyi be able to + continue + -ing yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Once the library reopened, we ____ the study room.

Cevabı göster

were able to continue using

Deyimler

Gelecek zamanı anlatan moving forward

Burada moving forward, “bundan sonra” veya “gelecekte” anlamına gelir. Zamanın ilerlemesini öne doğru hareket etme benzetmesiyle anlatır; bu nedenle birinin fiziksel olarak hareket ettiğini söylemez. using those strategies ifadesinden sonra gelerek zaman bildiren bir ifade görevi görür. Bu stratejilerin şu andan itibaren kullanılacağını belirtir.

Alıştırma

“Bundan sonra” anlamındaki hedef ifadeyi tamamlamak için eksik sözcüğü ekleyin: We will check our work carefully moving ____.

Cevabı göster

forward

So people left the company, new people joined,

2:31

Böylece insanlar şirketten ayrılıp yenileri katılsa da

but they had the process and the system in place. Kalıp ifadeler

2:34

işleyen bir süreçleri ve sistemleri hazırdı.

Kalıp ifadeler

have ... in place: kurulmuş ve kullanıma hazır

had the process and the system in place ifadesi, hem sürecin hem de sistemin önceden kurulmuş ve çalışmaya hazır olduğu anlamına gelir. Burada in place fiziksel bir konumu değil, hazır olma durumunu anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp have + thing + in place şeklindedir. have fiilinin zamanı, bu durumun ne zaman geçerli olduğunu gösterir: had ... in place, geçmişteki hazır olma durumunu anlatır.

Alıştırma

“Kurulmuş ve kullanıma hazır” anlamındaki hedef kalıbı tamamlayın: The school has a safety plan ____.

Cevabı göster

in place

So

2:38

Yani

that's how effective learning goals can be. Dilbilgisi

2:39

öğrenme hedefleri işte bu kadar etkili olabilir.

Dilbilgisi

That's how + sıfat + ... can be: dereceyi vurgulama

“that's how effective learning goals can be” cümlesinde how + sıfat derece bildirir: how effective, “ne kadar etkili” anlamına gelir. How ile başlayan yan cümlenin tamamı, önceki bilginin gösterdiği etkililik düzeyini belirtir. That önceki kanıta gönderme yapar; can be ise bu düzeyi mümkün veya ulaşılabilir bir düzey olarak sunar. Cümle “Bu, öğrenme hedeflerinin ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor” demektir; “Bu, öğrenme hedeflerini etkili yapma yöntemini açıklıyor” demek değildir.

Alıştırma

Örnekte how effective neyi vurgular?

  1. Her öğrenme hedefinin etkili olmasının nedenini.
  2. Önceki sonucun gösterdiği etkililik derecesini.
  3. Bir öğrenme hedefi yazmak için kullanılan yöntemi.
Cevabı göster

Önceki sonucun gösterdiği etkililik derecesini.

If you don't have the knowledge or experience, Dilbilgisi

2:42

Eğer bilgi veya deneyiminiz yoksa,

consider using this. Ton ve niyet

2:45

bunu kullanmayı düşünün.

Dilbilgisi

If you don't have ...: öneriden önce koşul belirtme

Baştaki if yan cümlesi, önerinin geçerli olduğu durumu belirtir: ilgili bilgiye veya deneyime sahip olmamak. Ana cümle olan consider using this ise öneriyi verir. Bu kalıpta If + geniş zaman kullanılır ve ardından bir öneri ya da talimat gelir. Koşulu önce söylemek, önerinin otomatik olarak herkes için değil, o durum için olduğunu gösterir.

Alıştırma

Örneğin başındaki if yan cümlesinin görevi nedir?

  1. Dinleyicinin hiç bilgisi veya deneyimi olmadığını kanıtlar.
  2. Önerinin hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir.
  3. Önerinin herkes için gerekli olduğunu söyler.
Cevabı göster

Önerinin hangi koşulda geçerli olduğunu belirtir.

Ton ve niyet

consider using this: nazik ve isteğe bağlı bir öneride bulunmak

“Consider using this”, dinleyiciden bu seçeneği tercih edip etmemeyi düşünmesini ister. Bu bir emir değil, öneridir; bu yüzden “Use this.” ifadesinden daha az sert duyulur. Bu cümlede if yan cümlesi önerinin hangi durumda geçerli olduğunu gösterir. Bir eylem consider sözcüğünden sonra geldiğinde -ing biçimi kullanılır: consider + using. Başka durumlara aktarılabilen kalıp consider + fiil-ing şeklindedir.

Alıştırma

Öneriyi consider ve take sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: If parking is difficult, ____ the train.

Cevabı göster

consider taking

And also, it's not just for sales and marketing. Dilbilgisi

2:47

Ayrıca bu sadece satış ve pazarlama için değildir.

Dilbilgisi

also, it's not just for ...: kapsamı genişletmek

“Also”, konuşmaya bir nokta daha eklendiğini gösterir. “It’s not just for sales and marketing”, satış ve pazarlamanın kapsama dahil olduğunu ancak kullanımın bu alanlarla sınırlı olmadığını belirtir. Satışta veya pazarlamada kullanılamayacağı anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen be + not just for + isim öbeği kalıbı, konuşulan hedef kitlenin, amacın veya alanın kapsamını genişletir. Ardından başka bir örnek gelmesine sık sık zemin hazırlar: “It isn’t just for A; B can use it too.”

Alıştırma

Hangi cümle not just for ifadesinin anlamını korur?

  1. Araç satış ve pazarlamada olduğu gibi başka alanlarda da kullanışlıdır.
  2. Araç satışta veya pazarlamada kullanılamaz.
  3. Araç yalnızca satış ve pazarlama içindir.
Cevabı göster

Araç satış ve pazarlamada olduğu gibi başka alanlarda da kullanışlıdır.

It can work really, really well in other areas. Kalıp ifadeler

2:51

Diğer alanlarda da gerçekten çok ama çok iyi işe yarayabilir.

Kalıp ifadeler

work really, really well in other areas: başka alanlarda çok etkili olmak

Bir yöntem, strateji veya fikir works well diye anlatıldığında iyi sonuç verdiği, yani etkili olduğu söylenir; work burada “bir işte çalışmak” anlamına gelmez. In other areas, bu sonucun daha önce konuşulan alan veya konunun dışındaki alanlarda da görülebileceğini belirtir. Really sözcüğünün tekrarlanması konuşmada güçlü bir vurgu oluşturur: konuşan kişi bunun başka yerlerde yalnızca kabul edilebilir değil, çok etkili olabileceğini anlatır.

Alıştırma

Bir yöntemin belirtilen ortamda etkili olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. This approach works well into small teams.
  2. This approach works hard in small teams.
  3. This approach works well in small teams.
Cevabı göster

This approach works well in small teams.

Focusing on strategies rather than goals is effective because it gives you time to understand the problem Notlar

2:54

Hedeflerden ziyade stratejilere odaklanmak etkilidir çünkü sorunu anlamanız için size zaman kazandırır

Dilbilgisi

Focusing on A rather than B is ...: özne olarak gerund öbeği

Focusing on strategies rather than goals tek bir eylemi adlandırır ve bu eylemin tamamını cümlenin öznesi yapar. -ing biçimi etrafında kurulan bu tür gruba gerund öbeği denir. Öbeğin tamamı tek bir eylem sayıldığı için tekil fiil is kullanılır. Rather than, öznenin içindeki seçimi veya önceliği gösterir: odak goals üzerinde değil, strategies üzerindedir. V-ing ... rather than ... + tekil fiil kalıbıyla bir hareket biçimi cümlenin konusu yapılabilir.

Alıştırma

Şimdiki zamandaki cümleyi be fiilinin doğru tekil biçimiyle tamamlayın: Focusing on quality rather than speed ____ important.

Cevabı göster

is

Kalıp ifadeler

gives you time to understand: give someone time to do kalıbı

Burada gives you time to understand, stratejilere odaklanmanın problemi anlayabilmeniz için yeterli zaman yarattığı anlamına gelir. Bu, yöntemin pratik bir yararını açıklar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp give + kişi + time + to-infinitive şeklindedir. Kişi give fiilinden sonra gelir; to-infinitive ise zamanın ne için olduğunu gösterir: gives + you + time + to understand.

Alıştırma

give someone time to do kalıbını us ve prepare ile kullanın: The extra day ____ for the trip.

Cevabı göster

gives us time to prepare

before you start trying to solve the problem. Dilbilgisi

3:01

sorunu çözmeye çalışmaya başlamadan önce.

Dilbilgisi

before you start trying to solve: eylemlerin sırasını göstermek

Bütün anlam içinde before yan cümlesi daha sonra gerçekleşen eylemi belirtir: önce problemi anlarsınız, ancak ondan sonra çözmeye çalışmaya başlarsınız. Böylece cümle, birbiriyle ilgisiz iki eylem yerine açık bir süreç gösterir. start trying to solve yapısında start fiilinden sonra trying, try fiilinden sonra da to solve gelir. Bu ifade bir girişimin başlamasını anlatır; problemin zaten çözüldüğünü söylemez.

Alıştırma

Cümleyi before + start trying to solve kullanarak tamamlayın: Understand the puzzle clearly ____ it.

Cevabı göster

before you start trying to solve

So remember, you don't only have to think about the goal. Dilbilgisi

3:04

O yüzden unutmayın, sadece hedefi düşünmek zorunda değilsiniz.

You can also think about strategies that will help you to achieve the goal.

3:08

Hedefe ulaşmanıza yardımcı olacak stratejileri de düşünebilirsiniz.

Dilbilgisi

don't only have to think ... You can also think: düşünmeye başka bir odak eklemek

Bu iki cümle, dinleyenin düşünce alanını birlikte genişletir. Bu bağlamda “don't only have to think about the goal”, hedefin düşünülecek tek şey olduğu fikrini kaldırır; “You can also think about strategies” ise ikinci bir yararlı odak ekler. Bu, “hedefi düşünmeyi bırak” anlamına gelmez. Hedef hâlâ önemli olabilir. Başka durumlarda da kullanılabilecek fikir şudur: kendini A ile sınırlama; B de başka bir seçenektir.

Alıştırma

Hangi cümle, sonucun hâlâ önemli olabileceğini ve sürecin de yararlı bir başka odak olduğunu anlatır?

  1. You only need to focus on the result, not the process.
  2. You must stop thinking about the result and examine only the process.
  3. You don't have to focus only on the result; you can also examine the process.
Cevabı göster

You don't have to focus only on the result; you can also examine the process.