Ya Yemek Yemeyi Bırakırsanız?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Vücut yiyecek olmadan glikojenden yağa, sonra kasa geçer; bölüm hayatta kalma ve orucu da ele alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “In the same way,” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: araba örneğinin vücut benzetmesine dönüşmesini görün ve ortak yönü olan durumları özdeş saymadan bağlayın. 2. “kick in.” — Phrasal verb’ler: glikojen tükenince açlığın başladığını anlayın; kick in ifadesini belirti, etki veya süreç işlemeye başladığında kullanın. 3. “By the time she was found, she had lost” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Rita’nın zaman sırasını izleyin ve bir sonucun başka bir geçmiş olaydan önce tamamlandığını by the time ile past perfect kullanarak gösterin.
Bu derste
This video is brought to you by Dollar Shave Club. Kalıp ifadeler
0:00Bu video Dollar Shave Club tarafından sizlere sunulmaktadır.
Sponsorluk ibaresi olarak “is brought to you by”
Bu cümlede is brought to you by standart bir sponsorluk ibaresidir. Dollar Shave Club’ın videonun sunulmasını maddi olarak ya da başka bir şekilde desteklediğini belirtir; birinin videoyu fiziksel olarak izleyiciye getirdiği anlamına gelmez. Kalıp be + brought to you by + sponsor/provider şeklindedir. be biçimi özneye ve zamana göre değişir; This podcast is brought to you by... ve The event was brought to you by... örneklerinde olduğu gibi.
Alıştırma
Sponsorluk ifadesini dersteki kalıpla tamamlayın: This podcast ____ North Street Coffee.
Cevabı göster
is brought to you by
Use the link in the description for a special $5 starter set.
0:02Özel 5 dolarlık başlangıç seti için açıklamadaki bağlantıyı kullanın.
We all understand that our car needs fuel to keep it running.
0:05Arabamızın çalışmaya devam etmesi için yakıta ihtiyacı olduğunu hepimiz anlıyoruz.
our body also needs fuel in the form of food to power our continued existence. Kalıp ifadeler
0:09vücudumuzun da varlığımızı sürdürmesi için yemek şeklinde yakıta ihtiyacı vardır.
“In the same way,” ile paralel durumları bağlamak
In the same way ifadesi bir karşılaştırma geçişi işlevi görür. Arabanın yakıta ihtiyaç duymasına geri gönderme yapar ve dinleyiciye bedenin yiyecek ihtiyacını buna paralel bir düzen olarak yorumlamasını söyler. Açıklamayı üç adımda düzenler: ilk durum, ortak ilişki ve ikinci durum. Bir arabanın çalışmayı sürdürmesi için yakıta ihtiyacı vardır; benzer şekilde, bedenin işlevini sürdürmesi için yiyeceğe ihtiyacı vardır. Bu ifade yalnızca söz konusu ilişkide benzerlik kurar; arabalarla bedenlerin her ayrıntıda birbirine benzediğini ileri sürmez.
Alıştırma
İkinci durumun birinciyle aynı ilgili düzeni izlediğini gösteren geçiş ifadesini seçin: A phone needs energy to operate. ____ the human brain needs energy to function.
- As a result,
- For example,
- In the same way,
Cevabı göster
In the same way,
in the form of: somut bir biçimi belirtme
in the form of + isim öbeği, bir şeyin var olduğu, göründüğü, sunulduğu veya alındığı belirli biçimi, türü ya da aracı belirtir. Burada food, vücudun ihtiyaç duyduğu mecazi yakıtı aldığı somut biçim olarak sunulur. Bu ifade açıklamayı soyuttan somuta taşır: önce daha geniş kavram belirtilir, ardından X in the form of Y yapısıyla bunun nasıl somutlaştığı açıklanır.
Alıştırma
“Bu belirli formatta sunulan” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The committee received the evidence ____ digital photographs.
Cevabı göster
in the form of
The food we consume provides us with a range of different nutrients such as vitamins,
0:14Tükettiğimiz yiyecekler bize vitaminler,
These nutrients have varying uses like keeping the organs healthy and operational,
0:21Bu besinlerin, organları sağlıklı ve çalışır durumda tutmak,
and also ensuring our cells continue to regenerate.
0:26ve ayrıca hücrelerimizin yenilenmeye devam etmesini sağlamak gibi çeşitli kullanım alanları vardır.
in working order: düzgün çalışır durumda
in working order, sıfat gibi işlev gören ve bir şeyin düzgün çalışıp kullanıma hazır olduğunu belirten bir edat öbeğidir. Cümlede keeping the brain in working order, beynin normal biçimde işlev görme yetisini korumak anlamına gelir. keep + nesne + in working order yapısı; yazıcı, sistem veya bir vücut işlevi gibi bir şeyi çalışır durumda tutmayı ifade eder.
Alıştırma
“Düzgün çalışan ve kullanıma hazır” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the repairs, the elevator was ____.
Cevabı göster
in working order
Bir enerji mecazı olarak body runs out of gas
Bu soruda body runs out of gas ifadesi vücudu bir arabaya benzetir. Buradaki gas gerçek benzin değildir; vücudun yiyeceklerden aldığı kullanılabilir enerjiyi temsil eder. Soru, bu enerji tükendiğinde ne olacağını sorar. run out of + isim kalıbı, bir kaynağı hiç kalmayıncaya kadar tamamen tüketmek demektir. Gas ile kullanıldığında bir araç için gerçek anlamlı olabilir ya da devam etmek için gereken enerjiyi kaybeden bir kişi, grup veya sistem için mecaz olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi run out of gas ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: “Without enough food, the body ____.”
Cevabı göster
runs out of gas
That's what we'll be looking at today in this episode of The Infographics Show, Anlatım akışı
0:34The Infographics Show'un bu bölümünde bugün inceleyeceğimiz şey tam olarak bu,
what would happen if you didn't eat for a week. Dilbilgisi
0:37bir hafta boyunca yemek yemeseydiniz ne olurdu.
Konuya geçiş için That's what we'll be looking at today
That's what, az önce ortaya atılan soruya veya konuya gönderme yapar. Buradaki what önceki konuyu temsil eder; böylece bu cümlecik açılıştaki soruyu ana konuya bağlar. We'll be looking at, yalnızca gözlerimizi bir şeye çevirmek değil, onu incelemek veya tartışmak anlamına gelir. Cümlenin tamamı, dinleyicilere bugünün konusunu bildiren bir yönlendirme ifadesidir.
Alıştırma
Bu geçişi look at yapısıyla tamamlayın. “Why do leaves change color?” diye sorduktan sonra şöyle söyleyin: “That's what we'll be ____ today.”
Cevabı göster
looking at
What would happen if you didn't eat: varsayımsal bir sonucu sormak
What would happen if + simple past kalıbı, hayal edilen bir koşulun olası sonucunu sormak için kullanılır. Buradaki koşul bir hafta boyunca yemek yememektir; konuşmacı bunun daha önce gerçekleştiğini söylemek yerine olası sonuçlarını araştırır. Bu yapıda would varsayımsal sonucu, if ise koşulu tanıtır. Geçmiş biçim olan didn't eat, gerçeklikten uzaklık yaratır; geçmişte tamamlanmış bir olayı anlatmaz.
Alıştırma
Varsayımsal soruyu dersteki kalıpla tamamlayın: ____ you lost access to your email for a week?
Cevabı göster
What would happen if
let's first look at the recommended amount of food you should be eating in a normal day.
0:41ilk olarak normal bir günde yemeniz gereken önerilen yiyecek miktarına bir göz atalım.
Before we answer this question, let's first look at: önce arka planı sunmak
Before we answer this question ana yanıtı erteler ve önce bir hazırlık gerektiğini gösterir. Ardından let's first look at, dinleyiciyi yanıtı anlamayı kolaylaştıracak temel bilgilere yönlendirir. Bu, bilgileri sıralayan bir kalıptır: önce ana soru, sonra gerekli arka plan ve son olarak yanıt gelir. First, açıklamanın bir sonraki aşamasını belirtir; numaralı bir liste geleceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir pilin neden hızla tükendiğini açıklıyorsunuz, ancak dinleyicilerin önce pil kapasitesiyle ilgili temel bir bilgiyi öğrenmesi gerekiyor. Hangi giriş açıklamanın sırasını en iyi şekilde düzenler?
- The battery drains quickly, and that is the answer.
- After we answer that question, let's avoid looking at battery capacity.
- Before we answer that question, let's first look at how battery capacity is measured.
Cevabı göster
Before we answer that question, let's first look at how battery capacity is measured.
Calories are used to measure the energy content of foods and beverages,
0:45Kaloriler yiyecek ve içeceklerin enerji içeriğini ölçmek için kullanılır,
and according to online health information website Healthline, Kalıp ifadeler
0:48ve çevrimiçi sağlık bilgileri web sitesi Healthline'a göre,
the average woman needs to consume roughly 2,000 calories per day to maintain her weight
0:51ortalama bir kadının kilosunu korumak için günde kabaca 2.000 kalori
according to ile bilgi kaynağını belirtme
According to bilginin kaynağını tanıtır. Kaynağın adından sonra gelen ifade, o kaynaktan alınan bilgi olarak sunulur. Bu cümlede 2.000 kalorilik tahmin, temelsiz bir kişisel görüş olarak değil, Healthline'a atfedilerek verilir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp according to + kaynak biçimindedir ve ardından kaynağa atfedilen iddia gelir. Bu ifade katılımı değil, kaynak göstermeyi belirtir; konuşanın iddiayı kabul edip etmediğini söylemez.
Alıştırma
Örnekte according to ne işe yarıyor?
- Konuşanın Healthline'a katıldığını gösterir.
- Healthline'ı kalori tahmininin kaynağı olarak belirtir.
- Healthline'ın kalori tahminine uyması gerektiğini söyler.
Cevabı göster
Healthline'ı kalori tahmininin kaynağı olarak belirtir.
and 1,500 calories per day to lose 1 lb of weight per week.
0:56ve haftada 1 libre zayıflamak için günde 1.500 kalori tüketmesi gerekir.
The average man needs to consume around 2,500 calories per day to maintain his weight
1:00Ortalama bir erkeğin kilosunu korumak için günde yaklaşık 2.500 kalori
and 2,000 calories per day to lose 1 lb of weight per week.
1:04ve haftada 1 libre zayıflamak için günde 2.000 kalori tüketmesi gerekir.
height, weight, and activity levels.
1:12boy, kilo ve aktivite seviyeleri gibi çok sayıda faktöre bağlıdır.
This is just a guide ile tahmini sınırlama
This is just a guide ifadesindeki This, daha önce belirtilen günlük kalori miktarına gönderme yapar. Guide genel bir referans noktası anlamına gelir; just ise miktarın kesin bir değer olarak görülmemesi için ifadenin gücünü azaltır. Konuşanlar bu yorumu tavsiyelerden, tahminlerden veya tipik değerlerden sonra farklılıklara yer bırakmak için kullanır. Bilgi hâlâ yararlıdır, ancak gerçek cevap kişinin koşullarına göre değişebilir.
Alıştırma
Tahminin kesin değil genel olduğunu belirten üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The calculator gives a useful estimate, but it may not fit everyone, so this is ____.
Cevabı göster
just a guide
So what does 2,000 or 2,500 calories look like in portions of food? Dilbilgisi
1:15Peki yiyecek porsiyonlarında 2.000 veya 2.500 kalori neye benziyor?
What does X look like?: somut biçimi sormak
What does X look like? kalıbındaki X'in bir insan veya nesne olması gerekmez. Burada X toplam kalori miktarıdır ve soru, bu soyut sayının gerçek yiyecek porsiyonları olarak nasıl göründüğünü sorar. What does X look like? kalıbı bir sayıyı, planı veya fikri somut hâle getirebilir: örnekler, parçalar, adımlar ya da görünür bir sonuç. Yanıt, kelimeleri tanımlamak yerine X'in pratikteki biçimini göstermeli veya açıklamalıdır.
Alıştırma
Videodaki bu cümlede konuşmacı neyi soruyor?
- 2.000 ya da 2.500 kalorinin rengi nedir?
- Hangi yiyecek porsiyonları toplam 2.000 ya da 2.500 kalori eder?
- Calorie sözcüğünün sözlük tanımı nedir?
Cevabı göster
Hangi yiyecek porsiyonları toplam 2.000 ya da 2.500 kalori eder?
There are 489 calories per 100 g of homemade granola,
1:26Ev yapımı granolanın 100 gramında 489 kalori vardır,
and a Starbucks Double Chocolaty Chip Frappuccino Blended Creme with whipped cream has a whopping 510 calories. Kelime
1:30ve kremşantili bir Starbucks Double Chocolaty Chip Frappuccino Blended Creme tamı tamına 510 kaloriye sahiptir.
a whopping 510: şaşırtıcı derecede büyük bir sayıyı vurgulamak
Whopping, şaşırtıcı veya etkileyici derecede büyük anlamı vermek için bir sayı ya da miktardan önce kullanılan gayriresmî bir sıfattır. a whopping 510 calories ifadesinde konuşmacının tek bir içecek için 510 kaloriyi çok yüksek bulduğunu gösterir. Yalnızca sayıyı bildirmez; konuşmacının değerlendirmesini ekler ve dinleyiciyi sayının büyüklüğüne tepki vermeye yönlendirir. Yeniden kullanılabilen kalıp a whopping + sayı veya miktar şeklindedir.
Alıştırma
Bu dersteki hedef sözcükle cümleyi tamamlayın: The repair bill came to a ____ $8,000, far more than we expected.
Cevabı göster
whopping
So four of those a day and you'd be maxed out. Öbek fiiller
1:36Yani bunlardan günde dört tane alırsanız limitinizi doldurmuş olursunuz.
be maxed out: sınıra ulaşmak
Bu cümlede be maxed out, ilgili sınıra ulaşmış veya mevcut hakkı tüketmiş olmak demektir. Bu içeceklerden dört tane tüketmek, örnekteki günlük kalori hakkının neredeyse tamamını kullanır ve bu sınır içinde hemen hemen hiç pay bırakmaz. Max out, max out a card örneğinde olduğu gibi bir şeyi sınıra ulaştırma eylemini anlatabilir. Be maxed out ise bunun sonucunda oluşan durumu anlatır. Odak noktası sınırdır; ifade elinden gelenin en iyisini yapmak anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi max out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After one more upload, my storage will be ____.
Cevabı göster
maxed out
Now that we have an idea of how much food we need Dilbilgisi
1:39Artık ne kadar yiyeceğe ihtiyacımız olduğu
and the calorie levels of some of the things we eat,
1:42ve yediğimiz bazı şeylerin kalori seviyeleri hakkında bir fikrimiz olduğuna göre,
let's see what happens if we cut out all these yummy delights Öbek fiiller
1:44tüm bu leziz yiyecekleri kesersek
Now that + yan cümle: kesinleşmiş bir neden
Now that, gerçek hâle gelmiş veya artık kesinleşmiş bir arka plan bilgisini sunar: Konuşanlar gereken yiyecek miktarı ve kalori düzeyleri hakkında fikir sahibidir. Bu gerçek, sonraki adımın gerekçesini veya başlangıç noktasını oluşturur. Kalıp Now that + yan cümle, ana cümle biçimindedir. Genellikle yalnızca şu anda değil, artık durum böyle olduğuna göre anlamını taşır. Kesinleşmiş bilgiyi ardından gelen eylem veya sonuçla bağlar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “çünkü bu artık gerçek oldu” anlamındaki bağlaçla tamamlayın: ____ we have finished the safety check, we can open the doors.
Cevabı göster
Now that
and starve the body of fuel. Kalıp ifadeler
1:47ve vücudu yakıttan mahrum bırakırsak ne olacağını görelim.
Cut out: bir şeyi tüketmeyi tamamen bırakmak
Bu cümlede cut out, “tüketmeyi tamamen bırakmak” anlamındadır. Nesnesi all these yummy delights ifadesidir; burada bir şeyi bir aletle fiziksel olarak kesip çıkarma anlamı yoktur. cut out + isim veya isim grubu kalıbı; bir yiyeceği, alışkanlığı, etkinliği ya da masrafı bilinçli olarak hayatınızdan tamamen çıkarmak için kullanılabilir. Burada yalnızca azaltma değil, tamamen ortadan kaldırma anlamı vardır.
Alıştırma
“Tüketmeyi tamamen bırakmak” anlamındaki phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: To improve her sleep, Maya decided to ____ caffeine.
Cevabı göster
cut out
Starve the body of fuel: starve A of B kalıbı
Starve the body of fuel, “A’nın B’yi çok az almasına veya hiç alamamasına neden olmak” anlamındaki starve A of B kalıbını kullanır. A, the body; B ise yiyeceklerden gelen enerjiyi mecazi olarak anlatan fuel sözcüğüdür. Bu geçişli kalıpta hem etkilenen varlığı gösteren nesne hem de eksik kaynağı belirten of grubu bulunmalıdır. Yalnızca gerçek açlığı değil; finansman, oksijen veya bilgi gibi temel kaynaklardan mahrum kalmayı da anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi starve A of B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The funding freeze ____ the project ____ the money it needed.
Cevabı göster
starved · of
Many people have gaps between meals of up to 6 hours on a typical day. Kalıp ifadeler
1:52Pek çok insan tipik bir günde öğünler arasında 6 saate kadar boşluklar bırakır.
up to 6 hours: üst sınır
Up to + sayı, sayının kendisini de içeren bir üst sınır belirtir. Gerçek değer daha düşük olabilir ama daha yüksek olamaz. Bu cümlede öğünler arasındaki süreler değişir; bazıları altı saate ulaşabilir. Her aralığın altı saat olduğu ya da altı saatin alt sınır olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bekleme süresinin altı saatten kısa olabileceğini ancak daha uzun olamayacağını ifade eder?
- The wait is exactly six hours.
- The wait can be up to six hours.
- The wait is at least six hours.
Cevabı göster
The wait can be up to six hours.
is broken down through your metabolism to form glucose, Öbek fiiller
1:59vücudunuzun yakıt olarak kullandığı şey olan
is broken down: edilgen parçalanma
Bu bilimsel bağlamda break down, karmaşık bir maddeyi daha basit maddelere ayırmak anlamına gelir. Is broken down edilgen biçimdir: glikojen eylemi yapmak yerine bu eyleme maruz kalır. To form glucose ifadesi sürecin sonucunu belirtir. Metabolizma ve maddelerle ilgili bağlam, makine arızası ya da duygusal çöküş anlamını değil, parçalanma anlamını seçer.
Alıştırma
Bu cümlede are broken down ne anlama gelir: During digestion, proteins are broken down into amino acids?
- arıza nedeniyle çalışmayı durdurur
- duygularını kontrol edemez hâle gelir
- daha basit maddelere ayrılır
Cevabı göster
daha basit maddelere ayrılır
Your brain uses 25% of this energy with the rest being absorbed by your muscle tissues Dilbilgisi
2:04Beyniniz bu enerjinin %25'ini kullanır, geri kalanı ise kas dokularınız
with the rest being absorbed by: tamamlayıcı edilgen yapı
Bu ifade, ana cümleyle birlikte geçerli olan edilgen bir durumu eklemek için with + isim öbeği + being + geçmiş zaman ortacı kalıbını kullanır. Bu bilgi tamamlayıcıdır; dolayısıyla being absorbed ana cümlenin ikinci bir çekimli fiili değildir ve with de “aracılığıyla” anlamına gelmez. Buradaki the rest, beynin kullandığı paydan sonra enerjinin kalan %75'ini ifade eder. Bu kalıp, bir toplamın nasıl dağıtıldığını kısa biçimde anlatır: Bir bölüm ana cümlede açıklanır, kalan bölüme ise edilgen bir varış noktası veya süreç atanır.
Alıştırma
Kısa ve tamamlayıcı bir edilgen yapı oluşturan seçeneği belirleyin: “The solar panels supply 40% of the building's power, ____ the grid.”
- while the rest being supplied by
- with the grid supplying by the rest
- with the rest being supplied by
- with the rest is supplied by
Cevabı göster
with the rest being supplied by
as soon as: anlık bir zaman tetikleyicisini belirtme
As soon as bir zaman yan cümlesi başlatır ve “olur olmaz” ya da “belirtilen tetikleyici gerçekleştiği anda” anlamına gelir. Burada altı saati geçmek eşik noktasıdır; glikojenin tükenmesi ve açlık sancıları, belirsiz bir yakın zamanda değil, bu noktada başlayan durumlar olarak sunulur. Gelecekteki olaylardan söz ederken İngilizce, as soon as yan cümlesinde normalde geniş zaman biçimini kullanır; ana cümlede ise will kullanılabilir: as soon as you get ..., ... will .... Bu kalıp, tetikleyici ile sonucunu sıkı biçimde birbirine bağlar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, dersteki “gerçekleştiği anda” anlamına gelen üç sözcüklü bağlaçla tamamlayın: “Call me ____ you arrive; I need the update right away.”
Cevabı göster
as soon as
kick in: bir etkinin başlaması
Bu cümlede kick in, ‘hissedilmeye veya etkisini göstermeye başlamak’ anlamına gelir. Önce glikojen depoları tükenir, ardından açlık sancıları belirginleşmeye başlar. kick in; bir etki, his, kural veya süreç çoğunlukla bir gecikmeden sonra işlemeye başladığında kullanılır. Burada bir öbek fiildir; gerçek anlamda tekme atma eylemi değildir.
Alıştırma
‘Etkisini göstermeye başlamak’ anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: The pain medicine should ____ after about twenty minutes.
Cevabı göster
kick in
it can lead to some people getting moody and irrational Kalıp ifadeler
2:17en sevdikleri atıştırmalığı çabucak bulamadıkları takdirde
unless they find their favorite snack fast. Dilbilgisi
2:20bazı insanların huysuz ve mantıksız olmasına yol açabilir.
lead to + isim veya -ing biçimi
Lead to, neden ile sonuç arasındaki bağlantıyı gösterir. Buradaki it, beynin enerjisinin tükenmesi durumunu ifade eder; bu durum bazı insanların huysuz ve mantıksız davranmasına neden olabilir. Can lead to, bu sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir. lead to yapısında to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to problems; lead to people feeling tired. Normalde hemen ardından fiilin yalın biçimi gelmez.
Alıştırma
Bir sonucu anlatmak için lead to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Poor planning can lead to delays.
- Poor planning can lead delays.
- Poor planning can lead to delay the project.
Cevabı göster
Poor planning can lead to delays.
Unless: bir sonucu engelleyen koşul
Bu cümlede unless, önceki sonucu engelleyebilecek koşulu belirtir: İnsanlar en sevdikleri atıştırmalığı çabucak bulamazlarsa huysuz ve mantıksız hâle gelebilir. Anlamı if ... not yapısına yakındır. Yaygın kalıp sonuç + unless + olumlu cümleciktir. Unless zaten olumsuz koşul anlamı taşıdığı için ana cümlenin mantığını dikkatle izlemek gerekir: Unless ile belirtilen koşul yerine gelmediğinde ana cümledeki sonuç gerçekleşir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi if you do not anlamına gelen bağlaçla tamamlayın: You will miss the bus ____ you leave now.
Cevabı göster
unless
though, and your body adjusts and enters what is known as ketosis, Dilbilgisi
2:23ve vücudunuz uyum sağlayarak ketoz adı verilen duruma girer.
a state at which the body starts breaking down your excess fat Dilbilgisi
2:27Bu, vücudun fazla yağınızı parçalamaya
What is known as ketosis: yerleşik bir adı tanıtma
Burada what is known as ketosis, ketosis adı verilen durum veya süreç anlamına gelen ve isim gibi işlev gören birleşik bir ilgi cümleciğidir. What burada soru sormaz; cümleciğin tamamı enters fiilinin nesnesi olarak işlev görür. what is known as + ad kalıbı, önce bir şeyin yerleşik bir adı olduğunu belirtir ve ardından bu adı verir. Sonrasında açıklama gerektirebilecek bir terimi tanıtırken kullanışlıdır.
Alıştırma
Boşluktan önce bir isim öncülü yokken doğal tamamlamayı seçin: The caterpillar enters ____ metamorphosis.
- which is known as
- what is known as
- what known as
Cevabı göster
what is known as
a state at which + cümlecik: bir durum veya aşamada gerçekleşen şey
Bu tanımda a state at which, vücut o duruma ulaştığında ne olduğunu açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Which, state sözcüğüne gönderme yapar; at ise durumu sürecin başladığı bir nokta veya aşama olarak sunar. Bu yapı “hangi durum?” anlamında bir soru değildir. Edatın which sözcüğünden önce geldiği bu yapı, bilimsel bilgiyi düzenlemenin resmî bir yoludur: isim + at which + cümlecik. Burada a state, ketosis ifadesini başka bir şekilde adlandırır; ilgi cümleciği de bu durumu tanımlayan süreci ekler.
Alıştırma
Bir eşiği anlatan bu resmî cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “The solution reaches a concentration ___ crystals begin to form.”
- at which
- which
- what
Cevabı göster
at which
Ketosis is a state that a lot of athletes such as marathon runners enter
2:31Ketoz, maraton koşucuları gibi birçok sporcunun
and there are also many popular low-carb diets that use ketosis
2:37ayrıca kilo vermeye yardımcı olmak için ketozu kullanan
things start to get very tricky when your brain decides it needs more than just ketones to survive. Kalıp ifadeler
2:44beyniniz hayatta kalmak için ketonlardan daha fazlasına ihtiyaç duyduğuna karar verdiğinde işler çok çetrefilli bir hal almaya başlar.
more than just ketones: yalnızca ketonlar değil
Bu cümlede more than just ketones, ketonların tek başına yeterli olmadığı ve beynin başka bir şeye de ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. More than, ihtiyaç duyulan şeylerin kapsamını genişletirken just, ketones ifadesini “yalnızca ketonlar” ile sınırlar. More than just + isim veya fikir kalıbı, aşırı basitleştirilmiş bir görüşü düzeltmek için sık kullanılır. İki şeyin sayısal miktarını karşılaştırmak zorunda değildir.
Alıştırma
Tek bir şeyin yeterli olmadığını anlatan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: “A successful launch requires ____ good technology; it also needs careful planning.”
Cevabı göster
more than just
your body starts to break down its own proteins to form glucose.
2:50vücudunuz glikoz oluşturmak için kendi proteinlerini parçalamaya başlar.
So your body is effectively eating its own muscle tissue to survive,
2:53Yani vücudunuz hayatta kalmak için etkili bir şekilde kendi kas dokusunu yemektedir,
Only 3 days in: devam eden bir sürecin erken aşaması
be + süre + in kalıbında in, devam eden bir sürecin içinde belirtilen süre kadar ilerlenmiş olduğunu anlatır: süreç başladığından beri o süre geçmiştir. Burada we're only 3 days in, yemek yememe sürecinde üçüncü güne gelindiği anlamına gelir; sürecin üç gün sonra başlayacağı anlamına gelmez. Only, ne kadar az zaman geçtiğini vurgular. Böylesine ciddi etkiler daha erken bir aşamada ortaya çıktığı için şaşkınlık veya endişe yaratır.
Alıştırma
Cümleyi hedeflenen ‘geçen süre + in’ ilerleme ifadesiyle tamamlayın: The experiment began exactly three days ago. We're only ____, but the first results are already surprising.
Cevabı göster
three days in
the immune system will start to struggle in the absence of important vitamins and minerals. Kalıp ifadeler
2:59bağışıklık sistemi önemli vitamin ve minerallerin yokluğunda zorlanmaya başlayacaktır.
Beyond this point: önceden belirlenmiş bir sınırı aşmak
Beyond this point, açıklamanın daha önce belirlenmiş bir sınırı geçtiğini gösterir. Burada this point, yaklaşık üç gün boyunca yemek yememe aşamasıdır; beyond ise fiziksel olarak daha uzak bir yeri değil, zaman çizelgesinde bu aşamadan sonrasını ifade eder. Cümlenin başında kullanılan bu ifade bilgiyi aşamalara ayırır: önceki etkiler sınırdan önceki bölüme aittir, sonraki yan cümle ise sınır geçildikten sonra başlayan durumu sunar. Başka bağlamlarda sınır, açık olduğu sürece zamansal, mekânsal veya soyut olabilir.
Alıştırma
Bir güvenlik kılavuzu 60°C'yi sınır olarak belirledi. Sonraki bilgiyi bu sınırda başlayan veya sınıra kadar gelen bir durum olarak değil, özellikle sınırın öte tarafında gösteren geçiş ifadesini seçin.
- Up to this point
- Beyond this point
- From this point on
Cevabı göster
Beyond this point
in the absence of: eksik bir koşulu belirtmek
In the absence of, bir kişinin ya da şeyin mevcut veya erişilebilir olmadığı durumları anlatan resmî bir edat öbeğidir. Absence yalnızca bir kişinin katılmamasını değil; bir kişinin, nesnenin, maddenin, koşulun veya kanıtın eksikliğini de ifade edebilir. Bu cümlede ifade, bağışıklık sisteminin zorlanmasına yol açan koşulu tanıtır: önemli vitamin ve mineraller eksiktir. Yapı in the absence of + isim öbeği şeklindedir ve resmî yazılarda sonuç belirtilmeden önce durumu ortaya koymak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, bir şeyin bulunmadığını belirten dört sözcüklük resmî ifadeyle tamamlayın: ____ a signed agreement, the old policy remains in effect.
Cevabı göster
In the absence of
This will make you more susceptible to illnesses and eventually death. Kalıp ifadeler
3:03Bu sizi hastalıklara karşı daha duyarlı hale getirecek ve sonunda ölüme yol açacaktır.
more susceptible to illnesses: hastalıklara karşı daha savunmasız olmayı anlatmak
Susceptible to, genellikle zararlı bir şeyden etkilenme olasılığının yüksek veya etkilenmenin kolay olduğu anlamına gelir. More susceptible to karşılaştırma biçimidir: Zararlı sonucun zaten gerçekleştiğini değil, riskin veya savunmasızlığın daha yüksek olduğunu belirtir. more susceptible to illnesses ifadesinde to bir edattır ve illnesses onu tamamlayan isimdir. susceptible to + isim veya -ing biçimi yapısı hastalık, hasar, baskı, etki ve başka sonuçlar için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bir şeye karşı daha savunmasız anlamına gelen üç sözcüklük karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: Newborn animals may be ____ infections during their first weeks.
Cevabı göster
more susceptible to
muscle, or glucose reserves left,
3:10kas veya glikoz rezervi kalmayana kadar kendini yemeye devam ettikçe,
the chances of heart attack due to severe heart tissue damage is heightened.
3:11şiddetli kalp dokusu hasarına bağlı kalp krizi geçirme şansı da artar.
This sounds pretty harsh and not advisable,
3:15Bu kulağa oldukça acımasız ve tavsiye edilmez geliyor,
but trying to predict how long these results will affect a person can vary depending on different factors. Kalıp ifadeler
3:17ancak bu sonuçların bir kişiyi ne kadar sürede etkileyeceğini tahmin etmeye çalışmak farklı faktörlere bağlı olarak değişebilir.
Sonucu değiştiren bir koşul için depending on
depending on, bir sonucu değiştirebilecek koşulu veya etkeni belirtir. Bu cümlede etkinin ne kadar süreceği sabit değildir; farklı etkenlere göre değişir. Bir iddiayı kesin bir kural gibi sunmak yerine koşulla sınırlandırmak için depending on ifadesini bir isim öbeğinin veya wh-yan cümlesinin önünde kullanın: depending on the situation ya da depending on what happens next.
Alıştırma
Plan henüz kesin değil; onu hava durumu belirleyecek. Bu anlamı en iyi hangi cümle verir?
- The concert moved indoors because of the rain.
- The concert may move indoors, depending on the weather.
Cevabı göster
The concert may move indoors, depending on the weather.
Someone with greater fat reserves will have a longer survival time,
3:23Daha fazla yağ rezervi olan biri daha uzun bir hayatta kalma süresine sahip olacaktır,
it matters how much water the body receives. Dilbilgisi
3:27vücudun ne kadar su aldığı da önemlidir.
it matters how much + düz cümle söz dizimi
Buradaki it biçimsel öznedir. Asıl bilgi matters sözcüğünden sonra gelir: how much water the body receives. it matters + wh-yan cümlesi, bu değişkenin sonuç açısından önemli olduğunu belirtir. How much, miktarla ilgili dolaylı bir soru yan cümlesi başlatır; doğrudan soru değildir. Düz cümle söz dizimi kullanılır: how much water the body receives. how much water does the body receive kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle it matters how much yapısını dolaylı soru söz dizimiyle doğru kullanır?
- How much water it matters each hiker carries.
- It matters how much water does each hiker carry.
- It matters how much water each hiker carries.
Cevabı göster
It matters how much water each hiker carries.
then a person can last from 20 to as long as 60 days without eating anything, Kalıp ifadeler
3:34o zaman bir kişi hiçbir şey yemeden 20 günden 60 güne kadar dayanabilir,
as long as 60 days: olası en uzun süre
Bu miktar yapısında as long as + bir zaman dilimi, “bu kadar uzun bir süreye kadar çıkabilen” anlamına gelir. 60 days ifadesini olası en uzun süre olarak sunar. from 20 to ... 60 days aralığı bu anlamı açıkça gösterir. Burada as long as bir koşul başlatmaz. “Şu koşulla ki” veya “yeter ki” anlamına geldiğinde, koşulu belirten bir yan cümle başlatır.
Alıştırma
Olası en uzun pil ömrünü belirtmek için cümleyi as long as + bir süre ile tamamlayın: In power-saving mode, the battery can last ____.
Cevabı göster
as long as 18 hours
though most human bodies will give up within 40 days. Öbek fiiller
3:39gerçi çoğu insan bedeni 40 gün içinde pes edecektir.
give up: beden artık devam edemediğinde
Burada give up, çalışmaya veya yaşamı sürdürmeye devam edemez duruma gelmek anlamındadır. Cümle bedeni, çabalamayı bırakan bir insanmış gibi ele alır; bu nedenle bilinçli bir tercihi değil, fiziksel çöküşü anlatır. Bu kişileştirilmiş kullanım, özellikle gündelik anlatımlarda, artık çalışamayan bir organı, makineyi veya sistemi de anlatabilir.
Alıştırma
“After hours in the freezing water, his body began to give up,” cümlesinde give up ne anlama gelir?
- Başka birine bir nesne verdi.
- Katılmayı bırakmaya bilinçli olarak karar verdi.
- Bedeni artık çalışmaya devam edemiyordu.
Cevabı göster
Bedeni artık çalışmaya devam edemiyordu.
So what are some of the longest periods people have gone without food? Kalıp ifadeler
3:42Peki insanların yemeksiz geçirdiği en uzun sürelerden bazıları nelerdir?
go without + isim
gone without food ifadesinde go without + isim, bir şeye sahip olmadan belirli bir süre yaşamak veya devam etmek anlamına gelir. Soru, insanların yiyeceksiz kalma deneyimlerinin ne kadar sürdüğünü sorar. Gone, have gone yapısında have fiilinden sonra geldiği için go fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu ifadede go, bir yere gitmek veya hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef go + edat kalıbını tamamlayın: During the outage, we had to ____ internet access for two days.
Cevabı göster
go without
who was in her mid-50s when she and her husband got lost in the Nevada wilderness in the winter of 2011. Kalıp ifadeler
3:46kendisi 2011 kışında kocasıyla Nevada'nın ıssız doğasında kaybolduğunda 50'li yaşlarının ortasındaydı.
Yaklaşık yaşı belirten in her mid-50s
In her mid-50s, onun 50-59 yaş aralığının yaklaşık orta bölümünde, çoğu zaman kabaca 54-56 yaşlarında olduğunu belirtir; ancak sınırlar kesin değildir. Tam yaşını vermez. Kalıp in + iyelik belirleyicisi + early/mid/late + çoğul on yıllık yaş aralığı şeklindedir: in his early 30s, in their late 70s. İyelik belirleyicisi, anlatılan kişiye uygun olmalıdır.
Alıştırma
in + iyelik + mid- + yaş aralığı kalıbıyla tamamlayın: Lena is about fifty-five years old, so she is ____.
Cevabı göster
in her mid-50s
Rita survived 49 days of starvation using melted snow to get liquid.
3:52Rita, sıvı elde etmek için erimiş karları kullanarak açlık içinde 49 gün hayatta kaldı.
She was fortunate to be discovered by some hunters who were taking advantage of the good weather after the winter. Kalıp ifadeler
3:56Kıştan sonraki güzel havanın tadını çıkaran bazı avcılar tarafından bulunacak kadar şanslıydı.
taking advantage of the good weather: nötr kullanım
Bu cümlede taking advantage of the good weather, güzel havayı yararlı bir fırsat olarak değerlendirmek anlamına gelir. Avcılar koşullar uygun olduğu için dışarı çıkmıştır; kimseyi kandırma ya da kimseye zarar verme anlamı yoktur. take advantage of + isim yapısı, bir durumdan, kaynaktan veya fırsattan yararlanmak demektir. İfadenin olumlu ya da olumsuz tonu büyük ölçüde nesneye ve bağlama bağlıdır.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The hikers took advantage of the cool morning to climb before noon. Burada took advantage of ne anlama geliyor?
- Başka bir kişiye haksızlık ettiler.
- Uygun koşulları akıllıca değerlendirdiler.
- Sabahın fazla soğuk olmasından yakındılar.
Cevabı göster
Uygun koşulları akıllıca değerlendirdiler.
By the time she was found, she had lost: geçmiş olayları sıralamak
By the time she was found, onun bulunmasını geçmişteki bir referans noktası olarak belirler. she was found, daha sonra gerçekleşen geçmiş olayı belirttiği için past simple biçimindedir. she had lost, had + geçmiş zaman ortacı lost yapısındaki past perfect biçimidir. Kilo kaybının bu noktaya kadar zaten gerçekleştiğini gösterir; yani önce kilo kaybı, sonra bulunma gerçekleşmiştir. Bu yapı iki geçmiş olayın sırasını açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time we reached the station, the train ____.
Cevabı göster
had left
Her husband disappeared when he went off to try and find food and help.
4:08Kocası yiyecek ve yardım bulmaya çalışmak için yola çıktığında ortadan kaybolmuştu.
it's best to be properly prepared: açık ve ölçülü tavsiye vermek
Bu cümlede it's best to + fiilin yalın hâli, bir eylemi en akıllıca veya en güvenli seçenek olarak sunar. Biçimsel özne it, dinleyiciye doğrudan emir vermek yerine tavsiyeyi genelleştirir. Best, izlenecek yolu değerlendirir; kimin en iyi hazırlanmış olduğunu karşılaştırmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp It's best to + fiilin yalın hâlidir; örneğin It's best to wait.
Alıştırma
Cümleyi “en akıllıca yol” anlamındaki hedef kısaltılmış ifadeyle tamamlayın: When a storm is approaching, ____ stay indoors.
Cevabı göster
it's best to
British newspaper The Guardian quoted the couple's son Raymond as saying, Kalıp ifadeler
4:17İngiliz gazetesi The Guardian, çiftin oğlu Raymond'un şu sözlerini aktarmıştır:
quote someone as saying: haberlerde bir açıklamayı kişiye atfetmek
quote + kişi + as saying + açıklama kalıbı hem alıntıyı yapan kaynağı hem de sözlerin atfedildiği kişiyi belirtir. Burada alıntıyı The Guardian yapar, Raymond ise sözleri alıntılanan konuşmacıdır. As saying, o kişiye atfedilen içeriği tanıtır; kişinin kimliğini veya rolünü anlatmaz. Kalıp özellikle resmî haberleri okurken veya yazarken yararlıdır.
Alıştırma
Cümleyi hedef haber aktarma kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: The magazine ____ the scientist ____ that the results needed further review.
Cevabı göster
quoted · as saying
"I don't believe they were prepared for winter weather.
4:21"Kış koşullarına hazırlıklı olduklarına inanmıyorum.
and none were longer than the case of an Indian national born in 1931,
4:28ve hiçbiri 1931 doğumlu bir Hint vatandaşı olan
Hunger strikes: protesto için yemek yemeyi reddetmek
Hunger strike, protesto etmek ya da baskı oluşturmak amacıyla bilinçli olarak yemek yemeyi reddetmektir. Bu cümlede, birinin neden olağanüstü uzun bir süre yemek yemeden kalabileceğini açıklar. Burada strike, fiziksel bir vuruş değil, örgütlü bir protesto eylemi anlamına gelir. Yemeği reddetmenin ardındaki protesto amacı, ifadenin bütün anlamı için gereklidir.
Alıştırma
Protesto amacıyla bilinçli olarak yemek yemeyi reddetme anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: The factory workers began a ____ to protest unsafe conditions.
Cevabı göster
hunger strike
and Singh was part of the Indian Independence Movement,
4:36ve Singh, iki kişiyi öldürdüğü iddiasıyla hapse atılmasına neden olan
The British ruled India: bağlam içinde sömürge yönetimi
At the time, söz edilen tarihsel dönem sırasında anlamına gelir. The British ruled India, Hindistan'ın Britanya sömürge yönetimi altında olduğunu ve yönetme gücünün Britanyalı yetkililerin elinde bulunduğunu belirtir. Bu arka plan, Singh'in Hindistan Bağımsızlık Hareketi'ne katılımını sömürge yönetimine karşı bir mücadelenin içine yerleştirir. Ardından gelen olayları anlamak için gereken siyasi ilişkiyi açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede the British ruled India hangi tarihsel ilişkiyi ortaya koyuyor?
- Her Britanyalı kişi Hindistan'ın bir bölümünü şahsen kontrol ediyordu.
- Hindistan ile Britanya arasında hiçbir siyasi ilişki yoktu.
- O dönemde Hindistan, Britanya sömürge yetkilileri tarafından yönetiliyordu.
Cevabı göster
O dönemde Hindistan, Britanya sömürge yetkilileri tarafından yönetiliyordu.
which saw him locked up in prison for allegedly murdering two people. Kelime
4:38Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin bir parçasıydı.
which saw him locked up: sonucu tarihsel bir dönemin içinde çerçevelemek
Bu ilgi cümleciğinde which, daha önce sözü edilen tarihsel duruma veya döneme gönderme yapar. Saw görsel bir eylemi anlatmaz. Bu durumu, ardından gelen sonucun gerçekleştiği dönem olarak çerçeveler ve doğrudan bir fail belirtmeden koşulların bu sonuca yol açtığını ima edebilir. Kalıp which saw + nesne + geçmiş zaman ortacıdır. Him nesnedir; locked up ise ona uygulanan durumu, yani hapsedildiğini anlatır. Bu, haber veya tarih anlatısında dikkat çekici bir sonucu olayların akışına özlü biçimde yerleştirmenin bir yoludur.
Alıştırma
which saw ile başlayan ve locked up öbek fiilini kullanan dört kelimelik hedef ifadeyle haber üslubundaki cümleyi tamamlayın: For Daniel, the coup began a period ____ for several months.
Cevabı göster
which saw him locked up
allegedly: kanıtlanmamış bir suçlamayı belirtmek
Allegedly, murdering two people ifadesini niteler. Dinleyiciye cinayetin konuşmacının doğruladığı bir gerçek değil, aktarılan bir iddia olduğunu bildirir. Böylece cümle, neden hapsedildiğini açıklarken suçlamanın hukuken ve kanıt bakımından doğrulanmamış olduğunu korur. Daha genel olarak allegedly, tartışmalı bir eylem veya iddianın yakınına yerleştirilen bir tutum zarfıdır. Haberi aktaran kişi ile iddianın doğruluğu arasına mesafe koyar; tek başına iddianın yanlış olduğunu kanıtlamaz veya iddiayı kimin ortaya attığını göstermez.
Alıştırma
Rüşvet suçlamasının kanıtlanmamış olduğunu belirten, bu nottaki resmî haber ve hukuk zarfıyla cümleyi tamamlayın: The mayor ____ accepted illegal payments.
Cevabı göster
allegedly
Singh undertook a hunger strike as a way to demand better clothing and hygiene standards Kalıp ifadeler
4:43Singh daha iyi giyim ve hijyen standartları
and an ending of the manual labor duties at the prison.
4:48ve hapishanedeki el işçiliği görevlerinin sona erdirilmesini talep etmenin bir yolu olarak açlık grevine başladı.
undertook a hunger strike: açlık grevine başlayıp bunu üstlenmek
Bu cümlede undertook, undertake fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir. Undertook a hunger strike, Singh'in yemek yemeyi reddetmeye dayanan örgütlü protestoyu bilinçli olarak başlattığı ve yürütmeyi üstlendiği anlamına gelir. under ve took sözcüklerinin birebir anlamlarının birleşimi değildir. Undertake genellikle ciddi bir görev, sorumluluk, araştırma veya planlı eylemle kullanılır. Özneyi gerekli çabayı ve sorumluluğu kabul etmiş biri olarak gösterdiği için bu tarihsel anlatıma resmî bir ton verir.
Alıştırma
Resmî bir tarih anlatısında mahkûmların bu protestoyu bilinçli olarak başlatıp yürütmeyi üstlendiklerini en doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- The prisoners did a hunger strike.
- The prisoners made a hunger strike.
- The prisoners undertook a hunger strike.
Cevabı göster
The prisoners undertook a hunger strike.
as a way to demand: bir eylemi talepte bulunma yöntemi olarak göstermek
As a way to demand, önceki eylemi onun amacıyla ilişkilendirir. As a way to açlık grevini yöntem olarak gösterirken demand, Singh'in istediği sonucu, yani hapishane koşullarının iyileştirilmesini ifade eder. Yeniden kullanılabilen kalıp as a way to + fiilin yalın hâlidir. 'Bir şeyi yapmanın veya başarmanın yöntemi olarak' anlamına gelir. Buradaki demand, ask fiilinden daha güçlüdür; değişiklikleri nazik ricalar değil, kesin talepler olarak sunar.
Alıştırma
Dilekçeyi yöntem olarak sunan dört sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: Maya organized a petition ____ demand safer crossings.
Cevabı göster
as a way to
The British government tried to break the fast by placing bowls of food in his cell, Kalıp ifadeler
4:51İngiliz hükümeti hücresine yemek kaseleri koyarak orucunu bozmaya çalıştı,
break the fast: bir oruç dönemini sona erdirmek
Burada break the fast, bilinçli olarak yemek yenmeyen bir dönemi yeniden yemek yiyerek sona erdirmek demektir. The fast, bağlamdan hangi oruç olduğu bilinen belirli orucu anlatır. Break fiziksel bir hasarı anlatmaz. Orucu sona erdirilebilen devamlı bir durum olarak gösterir; dolayısıyla hücreye yiyecek koymak, Singh'in yemek yemeyi seçip açlık grevini bırakmasını sağlama girişimiydi. Aynı sözcük oluşturma düşüncesi breakfast sözcüğünde de görülür: günün ilk öğünü gece boyunca süren orucu sona erdirir.
Alıştırma
Cümleyi break ve belirli artikel ile tamamlayın: At sunset, everyone ate a date to ____.
Cevabı göster
break the fast
but Singh was very determined and never touched any of it.
4:55ancak Singh çok kararlıydı ve onlara asla dokunmadı.
by which point he weighed only 119 lb. Dilbilgisi
5:00ve bu noktada sadece 119 libre ağırlığındaydı.
by which point: bir zamanı o zamana kadar ulaşılmış sonuca bağlamak
By which point daha önce belirtilen bir zamana gönderme yapar; bu cümlede 63 günlük dönemin sonuna. Which point bu zaman ifadesinin tekrarlanmasını önler. By edatı en geç o zamana kadar anlamına gelir ve düşük kiloyu o anda ulaşılmış ya da zaten geçerli olan bir durum olarak sunar. Bu ifade, anlatılarda geçen süreyi onun birikimli sonucuna bağlamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Tüm güvenlik kontrollerinin en geç cuma gününe kadar tamamlandığını göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The inspection was on Friday, ___ the team had completed all the safety checks.
- by which point
- at which point
- after which point
Cevabı göster
by which point
you can go without food for long periods of time.
5:07uzun süreler boyunca yemeksiz kalabilirsiniz.
if the conditions are right: gerekli bir koşul eklemek
Bu cümlede if the conditions are right, öne sürülen düşünce için gerekli bir koşul getirir: yeterli suya erişim dâhil olmak üzere şartlar uygun olduğunda uzun süre yemek yemeden kalmak mümkün olabilir. Bu koşul cümleciği, ifadenin her durumda geçerliymiş gibi anlaşılmasını önler. Buradaki right, uygun veya elverişli anlamındadır; sağ yönünü ya da mutlaka ahlaki olarak doğru olanı ifade etmez. Yeniden kullanılabilen if the conditions are right kalıbı, bir planın, tahminin veya sonucun şartlara bağlı olduğunu göstererek onu temkinli biçimde sunmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “koşullar uygun olduğu takdirde” anlamına gelen beş sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: We can begin the field test next week ____.
Cevabı göster
if the conditions are right
But is it ever healthy or is it just downright dangerous? Kelime
5:09Peki bu hiçbir şekilde sağlıklı mıdır yoksa tamamen tehlikeli midir?
downright dangerous: doğrudan ve güçlü bir pekiştirici
Downright, dangerous sözcüğünden önce kullanılan bir pekiştirme zarfıdır. Burada tamamen veya tartışmasız biçimde tehlikeli anlamına gelir ve soruyu risk düzeyiyle ilgili nötr bir sorgulama olmaktan çıkarıp güçlü ve doğrudan bir değerlendirmeye dönüştürür. Bu ifade healthy ile aşırı bir karşıtlık kurulmasına da yardımcı olur. Downright, konuşanın güçlü tutumunu ifade eder; down veya right sözcüklerinin yön anlamlarıyla bağlantılı değildir.
Alıştırma
Doğrudan, vurgulu ve gayriresmî bir yargı bildiren sözcüğü seçin: Posting someone's private address online is ____ irresponsible.
- downright
- potentially
- slightly
Cevabı göster
downright
fasting has become increasingly popular as a health routine in recent years. Kalıp ifadeler
5:13son yıllarda oruç tutmak bir sağlık rutini olarak giderek daha popüler hale geldi.
As it happens, ile ilgili bir gerçeği tanıtmak
Bu cümlede As it happens, yaklaşık olarak “meğer” veya “aslında, tam da konuyla ilgili olarak” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Biraz önce sorulan soruyla doğrudan ilgili bir gerçeği tanıtır: Günümüzde oruç, sağlık rutini olarak yaygın biçimde uygulanmaktadır. Bu ifade, bir şeyin nasıl gerçekleştiğini açıklamaz. Cümlenin başında ve ardından virgül gelecek şekilde kullanıldığında zamanlaması uygun, biraz şaşırtıcı bir gerçeği ekler ve geçişi daha konuşma diline yakın hâle getirir.
Alıştırma
As it happens, bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Orucun gerçekleşme yöntemini açıklar.
- Mevcut konuyla tesadüfen ilgili olan bir gerçeği tanıtır.
- Konuşanın gerçeğin doğru olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Mevcut konuyla tesadüfen ilgili olan bir gerçeği tanıtır.
has become increasingly popular: devam eden bir eğilim
Has become increasingly popular, geçmişte başlayan ve günümüze doğru devam eden bir değişimi anlatır: Orucun popülerliği giderek daha fazla artmıştır. Present perfect yapıdaki has become, bu gelişmeyi mevcut durumla ilişkilendirir. increasingly ise popular sıfatını niteler ve “artan bir derecede” anlamına gelir. Bu ifade, yalnızca is popular demeye göre devam eden eğilime daha çok odaklanır.
Alıştırma
Dersin eğilim ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Over the past decade, remote work ____ among small companies.
Cevabı göster
has become increasingly popular
It's widely understood within the health community that there are many benefits to cutting out food for short periods of time, Dilbilgisi
5:17Sağlık camiasında birkaç gün gibi kısa süreler için
It's widely understood within ... that: bir grubun uzlaşmasını aktarmak
Burada It's widely understood ... that, bir görüşü aktaran kişisiz edilgen bir kalıptır. that sonrasındaki yan cümle birçok kişi tarafından kabul edilen bir görüş olarak sunulur; bu görüşü savunan veya dile getiren tek bir kişinin adı verilmez. Within the health community, aktarılan uzlaşmayı söz konusu grupla sınırlar. Widely, kesinlik veya kanıtı değil kabulün yaygınlığını anlatır. Bu nedenle kalıp bir uzlaşmayı aktarabilir, ancak iddianın doğru olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan uzlaşma aktarma ifadesiyle tamamlayın: ____ within the cybersecurity community that reused passwords increase security risks.
Cevabı göster
It's widely understood
The obvious benefit is that it can support weight loss if that's something your body requires.
5:23En bariz faydası, eğer vücudunuzun buna ihtiyacı varsa kilo vermeyi destekleyebilmesidir.
But other health benefits are said to include boosting your metabolism, Dilbilgisi
5:28Ancak diğer sağlık yararlarının metabolizmanızı hızlandırmak,
and maybe even slowing the aging process,
5:33ve belki de yaşlanma sürecini yavaşlatmak olduğu söyleniyor,
Benefits are said to include ...: iddiaları mesafeli biçimde aktarmak
health benefits are said to include ... ifadesinde are said to edilgen bir aktarım yapısıdır. İddia edilen faydaların listesini, konuşanı doğrudan kaynak olarak sunmak yerine adı belirtilmeyen kişilere veya kaynaklara dayandırır. Include, aktarılan listedeki maddeleri başlatır. Yapı kanıtsal bir mesafe oluşturur: faydaların iddia edildiğini söyler, konuşanın bunları doğruladığını değil. Böylece itiraz veya daha sonra sınırlama getirme olasılığına yer bırakır.
Alıştırma
Bir yazar iddia edilen sonuçları bağımsız olarak doğrulamamıştır. Hangi cümle bu kanıtsal mesafeyi en iyi korur?
- The plan's benefits may include lower costs and faster delivery.
- The plan's benefits include lower costs and faster delivery.
- The plan's benefits are said to include lower costs and faster delivery.
Cevabı göster
The plan's benefits are said to include lower costs and faster delivery.
though a lot of researchers all disagree with these theories.
5:36her ne kadar pek çok araştırmacı bu teorilere katılmasa da.
but one part that doesn't have to be crazy is your grooming.
5:41fakat çılgınca olmak zorunda olmayan bir kısım kişisel bakımınızdır.
have gone out of control: kontrolden çıkmış
“Have gone out of control”, “go out of control” ifadesinin present perfect biçimidir. Güzellik rutinlerinin aşırı hâle geldiğini veya makul sınırlar içinde tutulmasının zorlaştığını anlatır; hiçbir şey gerçek anlamda bir yerden dışarı gitmez. Buradaki sözler, daha basit bir kişisel bakım çözümünü tanıtmak için kullanılan geniş kapsamlı ve abartılı bir reklam değerlendirmesidir. Aynı ifade başka bağlamlarda yönetilmesi zorlaşmış herhangi bir durumu anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “yönetilmesi imkânsız hâle gelmiş” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After weeks of extra requests, the project costs have ____.
Cevabı göster
gone out of control
Dollar Shave Club has everything in one place to get your morning going right. Kalıp ifadeler
5:44Dollar Shave Club, sabahınıza doğru bir şekilde başlamanızı sağlayacak her şeye tek bir yerde sahip.
get your morning going right: sabahı iyi başlatmak
“get your morning going right” ifadesinde get + nesne + -ing yapısı, “nesnenin başlamasını ve devam etmesini sağlamak veya buna yardımcı olmak” anlamına gelir. Your morning, get ile going arasına yerleştirilen nesnedir. Going “harekete geçmiş” anlamındadır; right ise yön bildirmez, “iyi” veya “iyi bir şekilde” anlamındaki bir zarftır. İfadenin tamamı sabah rutininin iyi başlamasına yardımcı olma vaadi taşır.
Alıştırma
Cümleyi get + the class + going + smoothly ile tamamlayın: A short warm-up can ____.
Cevabı göster
get the class going smoothly
our skin was left totally smooth: edilgen sonuç yapısı
our skin was left totally smooth ifadesinde was left, leave + nesne + sıfat yapısının edilgen biçimidir. Tıraş ürünü, cildin smooth sözcüğünün anlattığı duruma gelmesine neden olmuştur. Buradaki leave, “ayrılmak” veya “terk etmek” değil, “bir şeyi belirli bir durumda bırakmak ya da o duruma gelmesini sağlamak” anlamındadır. Bu sonuç yapısı, bir eylemden sonra kalan duruma odaklanır. Etken: The shave butter left our skin smooth. Edilgen: Our skin was left smooth.
Alıştırma
Cümleyi leave ve soft kullanarak edilgen sonuç yapısıyla tamamlayın: After the conditioning treatment, my hair ____ wonderfully ____.
Cevabı göster
was left · soft
They're giving away their Daily Essential Starter Set to fans of The Infographics Show for only $5. Öbek fiiller
5:53The Infographics Show hayranlarına Daily Essential Starter Set'i sadece 5 dolara veriyorlar.
giving away ... for only $5: tanıtım amaçlı abartı
Give away normalde bir şeyi ücret almadan birine vermek anlamına gelir. Ancak burada for only $5 gerçek bir fiyat belirtir; dolayısıyla set sözcüğün gerçek anlamıyla ücretsiz değildir. Reklam, give away ifadesini abartı olarak kullanır: 5 dolar, neredeyse bedava sayılacak kadar düşük bir fiyat gibi sunulur. Tanıtım dilini yorumlarken fiyat gibi açıkça belirtilen işlem koşulları, gerçek anlamı belirlemelidir.
Alıştırma
Bir mağaza kupa için 8 dolar alıyor ve ‘We're giving it away for $8.’ diyor. Şu ifadeyi değerlendirin: Kupa mutlaka ücretsizdir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
This starter set features three trial-sized versions of their most popular products Kelime
5:58Bu başlangıç seti, en popüler ürünlerinin üç deneme boyutu versiyonunu içeriyor
three trial-sized versions: deneme boyu üç versiyon
Trial-sized, ürün açıklamalarında kullanılan birleşik bir sıfattır. Müşterinin normal boyu satın almadan önce ürünü deneyebilmesi için küçük miktarda hazırlandığını belirtir; versions sözcüğünden önce iki sözcük kısa çizgiyle bağlanır. Burada three trial-sized versions, markanın ürünlerinin üç küçük boy biçimi anlamına gelir. Hukuki bir yargılama, deneysel ürün ya da düşük kalite anlamı taşımaz.
Alıştırma
Bir kozmetik setinde müşterilerin üç ürünü denemesi için küçük miktarlar bulunuyor. Hangi açıklama en uygundur?
- three full-sized versions
- three travel-sized versions
- three trial-sized versions
Cevabı göster
three trial-sized versions
You'll also receive their Executive Razor,
6:08Ayrıca, birinci sınıf ağır saplı ve tam kaset bıçaklı
which includes their premium weighty handle and full cassette of cartridges.
6:09Executive Razor'larını da alacaksınız.
replacement cartridges are sent directly to your home for only a few bucks a month. Kelime
6:14yedek kartuşlar ayda sadece birkaç dolara doğrudan evinize gönderilir.
a few bucks a month: ayda birkaç dolar
Gündelik Amerikan İngilizcesinde bucks, dollars yani dolar anlamına gelir. Bu nedenle a few bucks, kesin miktarı belirtilmeyen az sayıda doları ifade eder. A month, her ay anlamına gelir. Dolayısıyla a few bucks a month, tek seferlik bir ödeme değil, her ay tekrarlanan düşük bir maliyeti anlatır.
Alıştırma
“The music app costs a few bucks a month,” cümlesindeki fiyat ifadesi ne anlama gelir?
- İlk birkaç ay ücretsizdir.
- Her ay az miktarda birkaç dolara mal olur.
- Yalnızca bir kez birkaç dolara mal olur.
Cevabı göster
Her ay az miktarda birkaç dolara mal olur.
This $5 offer is available at dollarshaveclub.com/infographics
6:18Bu 5 dolarlık teklif dollarshaveclub.com/infographics adresinde
Get ready to + fiilin yalın hâli
Get ready to + fiilin yalın hâli, gerçekleşmek üzere olan ya da dinleyicinin hazırlanması gereken bir eylemi, olayı veya sonucu tanıtır. to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: get ready to look, feel, and smell. Bu tanıtım cümlesinde ifade, belirli bir hazırlık yapma talimatından çok retorik bir ön duyuru işlevi görür. Vadedilen sonuç için beklenti oluşturur.
Alıştırma
Yaklaşan sonuç için beklenti yaratan üç kelimelik yapıyla duyuruyu tamamlayın: “____ see your photos in a whole new way.”
Cevabı göster
Get ready to
Yanıt daveti olarak Let us know
Let us know, “lütfen bize söyleyin veya bildirin” anlamına gelir. Bu yapıda let, gerçek anlamda izin istemez; ifadenin tamamı dinleyiciyi bilgi vermeye davet eder. Burada izleyicinin katılımını isteyen samimi bir çağrı işlevi görür. İstenen bilgi zaten açıksa tek başına kullanılabilir veya ardından what, if, whether, when ya da başka bir yan cümle gelebilir: Let us know what you think.
Alıştırma
Müşteri hizmetleri mesajını, kibarca yanıt isteyen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “If the new delivery time does not work for you, ____.”
Cevabı göster
let us know
be sure to check out our other video called Öbek fiiller
6:32şu adlı diğer videomuza da göz atmayı unutmayın:
Do you know how much food is in 100 calories?
6:34100 kaloride ne kadar yiyecek var biliyor musunuz?
check out: önerilen içeriği izlemek veya keşfetmek
Burada “check out”, önerilen bir şeyi izlemek, incelemek veya keşfetmek anlamına gelir. Konuşmacı izleyicileri başka bir videoya yönlendiriyor; videoda bir sorun olup olmadığını kontrol etmelerini istemiyor. Bu öbek fiil, önerilen şeyi nesne olarak alır: “check out + içerik, yer veya ürün”. Nesne bir zamirse ortaya getirilir: “check it out” denir, “check out it” denmez.
Alıştırma
“Be sure to check out our other video” cümlesinde konuşmacı izleyicilerden ne yapmalarını istiyor?
- Bir otelden ayrılmak
- Diğer videoyu izlemek veya keşfetmek
- Videoda teknik sorun olup olmadığını incelemek
- Çevrim içi bir satın alma işleminin ödemesini yapmak
Cevabı göster
Diğer videoyu izlemek veya keşfetmek
don't forget to: nazik bir hatırlatma veya eylem çağrısı
Bu kapanış cümlesinde “don’t forget to + fiilin yalın hâli”, “like, share, and subscribe” eylemlerini tanıtır. Dil bilgisi açısından unutmama uyarısıdır; kullanım açısından ise izleyiciden harekete geçmesini isteyen ifadeyi yumuşatır. Kalıp “don’t forget to + fiil” şeklindedir. Tek bir eylemi veya bağlanmış bir eylem listesini tanıtabilir ve genellikle “Like, share, and subscribe” gibi doğrudan bir emirden daha az sert duyulur.
Alıştırma
Hatırlatmayı dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: “____ bring your ID to the appointment.”
Cevabı göster
Don't forget to