Ya Yemek Yemeyi Bırakırsanız?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.333 kelime 210 kel/dk

Video özeti: Vücut yiyecek olmadan glikojenden yağa, sonra kasa geçer; bölüm hayatta kalma ve orucu da ele alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “In the same way,” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: araba örneğinin vücut benzetmesine dönüşmesini görün ve ortak yönü olan durumları özdeş saymadan bağlayın. 2. “kick in.” — Phrasal verb’ler: glikojen tükenince açlığın başladığını anlayın; kick in ifadesini belirti, etki veya süreç işlemeye başladığında kullanın. 3. “By the time she was found, she had lost” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Rita’nın zaman sırasını izleyin ve bir sonucun başka bir geçmiş olaydan önce tamamlandığını by the time ile past perfect kullanarak gösterin.

Bu derste

This video is brought to you by Dollar Shave Club. Kalıp ifadeler

0:00

Bu video Dollar Shave Club tarafından sizlere sunulmaktadır.

Kalıp ifadeler

Sponsorluk ibaresi olarak “is brought to you by”

Bu cümlede is brought to you by standart bir sponsorluk ibaresidir. Dollar Shave Club’ın videonun sunulmasını maddi olarak ya da başka bir şekilde desteklediğini belirtir; birinin videoyu fiziksel olarak izleyiciye getirdiği anlamına gelmez. Kalıp be + brought to you by + sponsor/provider şeklindedir. be biçimi özneye ve zamana göre değişir; This podcast is brought to you by... ve The event was brought to you by... örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

Sponsorluk ifadesini dersteki kalıpla tamamlayın: This podcast ____ North Street Coffee.

Cevabı göster

is brought to you by

Use the link in the description for a special $5 starter set.

0:02

Özel 5 dolarlık başlangıç seti için açıklamadaki bağlantıyı kullanın.

We all understand that our car needs fuel to keep it running.

0:05

Arabamızın çalışmaya devam etmesi için yakıta ihtiyacı olduğunu hepimiz anlıyoruz.

In the same way, Anlatım akışı

0:08

Aynı şekilde,

our body also needs fuel in the form of food to power our continued existence. Kalıp ifadeler

0:09

vücudumuzun da varlığımızı sürdürmesi için yemek şeklinde yakıta ihtiyacı vardır.

Anlatım akışı

“In the same way,” ile paralel durumları bağlamak

In the same way ifadesi bir karşılaştırma geçişi işlevi görür. Arabanın yakıta ihtiyaç duymasına geri gönderme yapar ve dinleyiciye bedenin yiyecek ihtiyacını buna paralel bir düzen olarak yorumlamasını söyler. Açıklamayı üç adımda düzenler: ilk durum, ortak ilişki ve ikinci durum. Bir arabanın çalışmayı sürdürmesi için yakıta ihtiyacı vardır; benzer şekilde, bedenin işlevini sürdürmesi için yiyeceğe ihtiyacı vardır. Bu ifade yalnızca söz konusu ilişkide benzerlik kurar; arabalarla bedenlerin her ayrıntıda birbirine benzediğini ileri sürmez.

Alıştırma

İkinci durumun birinciyle aynı ilgili düzeni izlediğini gösteren geçiş ifadesini seçin: A phone needs energy to operate. ____ the human brain needs energy to function.

  1. As a result,
  2. For example,
  3. In the same way,
Cevabı göster

In the same way,

Kalıp ifadeler

in the form of: somut bir biçimi belirtme

in the form of + isim öbeği, bir şeyin var olduğu, göründüğü, sunulduğu veya alındığı belirli biçimi, türü ya da aracı belirtir. Burada food, vücudun ihtiyaç duyduğu mecazi yakıtı aldığı somut biçim olarak sunulur. Bu ifade açıklamayı soyuttan somuta taşır: önce daha geniş kavram belirtilir, ardından X in the form of Y yapısıyla bunun nasıl somutlaştığı açıklanır.

Alıştırma

“Bu belirli formatta sunulan” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The committee received the evidence ____ digital photographs.

Cevabı göster

in the form of

The food we consume provides us with a range of different nutrients such as vitamins,

0:14

Tükettiğimiz yiyecekler bize vitaminler,

minerals,

0:18

mineraller,

water,

0:18

su,

carbohydrates,

0:18

karbonhidratlar,

fiber,

0:19

lif,

fat, and protein.

0:20

yağ ve protein gibi çeşitli farklı besinler sağlar.

These nutrients have varying uses like keeping the organs healthy and operational,

0:21

Bu besinlerin, organları sağlıklı ve çalışır durumda tutmak,

the brain in working order, Kalıp ifadeler

0:25

beyni işlevsel tutmak

and also ensuring our cells continue to regenerate.

0:26

ve ayrıca hücrelerimizin yenilenmeye devam etmesini sağlamak gibi çeşitli kullanım alanları vardır.

Kalıp ifadeler

in working order: düzgün çalışır durumda

in working order, sıfat gibi işlev gören ve bir şeyin düzgün çalışıp kullanıma hazır olduğunu belirten bir edat öbeğidir. Cümlede keeping the brain in working order, beynin normal biçimde işlev görme yetisini korumak anlamına gelir. keep + nesne + in working order yapısı; yazıcı, sistem veya bir vücut işlevi gibi bir şeyi çalışır durumda tutmayı ifade eder.

Alıştırma

“Düzgün çalışan ve kullanıma hazır” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the repairs, the elevator was ____.

Cevabı göster

in working order

When a car runs out of gas,

0:29

Bir arabanın benzini bittiğinde,

it stops running.

0:30

çalışmayı durdurur.

What if the body runs out of gas? Deyimler

0:31

Peki ya vücudun benzini biterse?

What happens?

0:33

Ne olur?

Deyimler

Bir enerji mecazı olarak body runs out of gas

Bu soruda body runs out of gas ifadesi vücudu bir arabaya benzetir. Buradaki gas gerçek benzin değildir; vücudun yiyeceklerden aldığı kullanılabilir enerjiyi temsil eder. Soru, bu enerji tükendiğinde ne olacağını sorar. run out of + isim kalıbı, bir kaynağı hiç kalmayıncaya kadar tamamen tüketmek demektir. Gas ile kullanıldığında bir araç için gerçek anlamlı olabilir ya da devam etmek için gereken enerjiyi kaybeden bir kişi, grup veya sistem için mecaz olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi run out of gas ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: “Without enough food, the body ____.”

Cevabı göster

runs out of gas

That's what we'll be looking at today in this episode of The Infographics Show, Anlatım akışı

0:34

The Infographics Show'un bu bölümünde bugün inceleyeceğimiz şey tam olarak bu,

what would happen if you didn't eat for a week. Dilbilgisi

0:37

bir hafta boyunca yemek yemeseydiniz ne olurdu.

Anlatım akışı

Konuya geçiş için That's what we'll be looking at today

That's what, az önce ortaya atılan soruya veya konuya gönderme yapar. Buradaki what önceki konuyu temsil eder; böylece bu cümlecik açılıştaki soruyu ana konuya bağlar. We'll be looking at, yalnızca gözlerimizi bir şeye çevirmek değil, onu incelemek veya tartışmak anlamına gelir. Cümlenin tamamı, dinleyicilere bugünün konusunu bildiren bir yönlendirme ifadesidir.

Alıştırma

Bu geçişi look at yapısıyla tamamlayın. “Why do leaves change color?” diye sorduktan sonra şöyle söyleyin: “That's what we'll be ____ today.”

Cevabı göster

looking at

Dilbilgisi

What would happen if you didn't eat: varsayımsal bir sonucu sormak

What would happen if + simple past kalıbı, hayal edilen bir koşulun olası sonucunu sormak için kullanılır. Buradaki koşul bir hafta boyunca yemek yememektir; konuşmacı bunun daha önce gerçekleştiğini söylemek yerine olası sonuçlarını araştırır. Bu yapıda would varsayımsal sonucu, if ise koşulu tanıtır. Geçmiş biçim olan didn't eat, gerçeklikten uzaklık yaratır; geçmişte tamamlanmış bir olayı anlatmaz.

Alıştırma

Varsayımsal soruyu dersteki kalıpla tamamlayın: ____ you lost access to your email for a week?

Cevabı göster

What would happen if

Before we answer this question, Anlatım akışı

0:40

Bu soruyu cevaplamadan önce,

let's first look at the recommended amount of food you should be eating in a normal day.

0:41

ilk olarak normal bir günde yemeniz gereken önerilen yiyecek miktarına bir göz atalım.

Anlatım akışı

Before we answer this question, let's first look at: önce arka planı sunmak

Before we answer this question ana yanıtı erteler ve önce bir hazırlık gerektiğini gösterir. Ardından let's first look at, dinleyiciyi yanıtı anlamayı kolaylaştıracak temel bilgilere yönlendirir. Bu, bilgileri sıralayan bir kalıptır: önce ana soru, sonra gerekli arka plan ve son olarak yanıt gelir. First, açıklamanın bir sonraki aşamasını belirtir; numaralı bir liste geleceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir pilin neden hızla tükendiğini açıklıyorsunuz, ancak dinleyicilerin önce pil kapasitesiyle ilgili temel bir bilgiyi öğrenmesi gerekiyor. Hangi giriş açıklamanın sırasını en iyi şekilde düzenler?

  1. The battery drains quickly, and that is the answer.
  2. After we answer that question, let's avoid looking at battery capacity.
  3. Before we answer that question, let's first look at how battery capacity is measured.
Cevabı göster

Before we answer that question, let's first look at how battery capacity is measured.

Calories are used to measure the energy content of foods and beverages,

0:45

Kaloriler yiyecek ve içeceklerin enerji içeriğini ölçmek için kullanılır,

and according to online health information website Healthline, Kalıp ifadeler

0:48

ve çevrimiçi sağlık bilgileri web sitesi Healthline'a göre,

the average woman needs to consume roughly 2,000 calories per day to maintain her weight

0:51

ortalama bir kadının kilosunu korumak için günde kabaca 2.000 kalori

Kalıp ifadeler

according to ile bilgi kaynağını belirtme

According to bilginin kaynağını tanıtır. Kaynağın adından sonra gelen ifade, o kaynaktan alınan bilgi olarak sunulur. Bu cümlede 2.000 kalorilik tahmin, temelsiz bir kişisel görüş olarak değil, Healthline'a atfedilerek verilir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp according to + kaynak biçimindedir ve ardından kaynağa atfedilen iddia gelir. Bu ifade katılımı değil, kaynak göstermeyi belirtir; konuşanın iddiayı kabul edip etmediğini söylemez.

Alıştırma

Örnekte according to ne işe yarıyor?

  1. Konuşanın Healthline'a katıldığını gösterir.
  2. Healthline'ı kalori tahmininin kaynağı olarak belirtir.
  3. Healthline'ın kalori tahminine uyması gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Healthline'ı kalori tahmininin kaynağı olarak belirtir.

and 1,500 calories per day to lose 1 lb of weight per week.

0:56

ve haftada 1 libre zayıflamak için günde 1.500 kalori tüketmesi gerekir.

The average man needs to consume around 2,500 calories per day to maintain his weight

1:00

Ortalama bir erkeğin kilosunu korumak için günde yaklaşık 2.500 kalori

and 2,000 calories per day to lose 1 lb of weight per week.

1:04

ve haftada 1 libre zayıflamak için günde 2.000 kalori tüketmesi gerekir.

This is just a guide, Ton ve niyet

1:08

Bu sadece bir rehberdir,

and the actual amount depends on numerous factors like age,

1:09

ve asıl miktar yaş,

height, weight, and activity levels.

1:12

boy, kilo ve aktivite seviyeleri gibi çok sayıda faktöre bağlıdır.

Ton ve niyet

This is just a guide ile tahmini sınırlama

This is just a guide ifadesindeki This, daha önce belirtilen günlük kalori miktarına gönderme yapar. Guide genel bir referans noktası anlamına gelir; just ise miktarın kesin bir değer olarak görülmemesi için ifadenin gücünü azaltır. Konuşanlar bu yorumu tavsiyelerden, tahminlerden veya tipik değerlerden sonra farklılıklara yer bırakmak için kullanır. Bilgi hâlâ yararlıdır, ancak gerçek cevap kişinin koşullarına göre değişebilir.

Alıştırma

Tahminin kesin değil genel olduğunu belirten üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The calculator gives a useful estimate, but it may not fit everyone, so this is ____.

Cevabı göster

just a guide

So what does 2,000 or 2,500 calories look like in portions of food? Dilbilgisi

1:15

Peki yiyecek porsiyonlarında 2.000 veya 2.500 kalori neye benziyor?

Dilbilgisi

What does X look like?: somut biçimi sormak

What does X look like? kalıbındaki X'in bir insan veya nesne olması gerekmez. Burada X toplam kalori miktarıdır ve soru, bu soyut sayının gerçek yiyecek porsiyonları olarak nasıl göründüğünü sorar. What does X look like? kalıbı bir sayıyı, planı veya fikri somut hâle getirebilir: örnekler, parçalar, adımlar ya da görünür bir sonuç. Yanıt, kelimeleri tanımlamak yerine X'in pratikteki biçimini göstermeli veya açıklamalıdır.

Alıştırma

Videodaki bu cümlede konuşmacı neyi soruyor?

  1. 2.000 ya da 2.500 kalorinin rengi nedir?
  2. Hangi yiyecek porsiyonları toplam 2.000 ya da 2.500 kalori eder?
  3. Calorie sözcüğünün sözlük tanımı nedir?
Cevabı göster

Hangi yiyecek porsiyonları toplam 2.000 ya da 2.500 kalori eder?

Here are a few examples.

1:19

İşte birkaç örnek.

A roasted chicken is 475 calories per leg.

1:20

Kavrulmuş bir tavuğun but başına kalorisi 475'tir.

A 6-oz salmon fillet is 350 calories.

1:23

6 onsluk bir somon fileto 350 kaloridir.

There are 489 calories per 100 g of homemade granola,

1:26

Ev yapımı granolanın 100 gramında 489 kalori vardır,

and a Starbucks Double Chocolaty Chip Frappuccino Blended Creme with whipped cream has a whopping 510 calories. Kelime

1:30

ve kremşantili bir Starbucks Double Chocolaty Chip Frappuccino Blended Creme tamı tamına 510 kaloriye sahiptir.

Kelime

a whopping 510: şaşırtıcı derecede büyük bir sayıyı vurgulamak

Whopping, şaşırtıcı veya etkileyici derecede büyük anlamı vermek için bir sayı ya da miktardan önce kullanılan gayriresmî bir sıfattır. a whopping 510 calories ifadesinde konuşmacının tek bir içecek için 510 kaloriyi çok yüksek bulduğunu gösterir. Yalnızca sayıyı bildirmez; konuşmacının değerlendirmesini ekler ve dinleyiciyi sayının büyüklüğüne tepki vermeye yönlendirir. Yeniden kullanılabilen kalıp a whopping + sayı veya miktar şeklindedir.

Alıştırma

Bu dersteki hedef sözcükle cümleyi tamamlayın: The repair bill came to a ____ $8,000, far more than we expected.

Cevabı göster

whopping

So four of those a day and you'd be maxed out. Öbek fiiller

1:36

Yani bunlardan günde dört tane alırsanız limitinizi doldurmuş olursunuz.

Öbek fiiller

be maxed out: sınıra ulaşmak

Bu cümlede be maxed out, ilgili sınıra ulaşmış veya mevcut hakkı tüketmiş olmak demektir. Bu içeceklerden dört tane tüketmek, örnekteki günlük kalori hakkının neredeyse tamamını kullanır ve bu sınır içinde hemen hemen hiç pay bırakmaz. Max out, max out a card örneğinde olduğu gibi bir şeyi sınıra ulaştırma eylemini anlatabilir. Be maxed out ise bunun sonucunda oluşan durumu anlatır. Odak noktası sınırdır; ifade elinden gelenin en iyisini yapmak anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi max out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After one more upload, my storage will be ____.

Cevabı göster

maxed out

Now that we have an idea of how much food we need Dilbilgisi

1:39

Artık ne kadar yiyeceğe ihtiyacımız olduğu

and the calorie levels of some of the things we eat,

1:42

ve yediğimiz bazı şeylerin kalori seviyeleri hakkında bir fikrimiz olduğuna göre,

let's see what happens if we cut out all these yummy delights Öbek fiiller

1:44

tüm bu leziz yiyecekleri kesersek

Dilbilgisi

Now that + yan cümle: kesinleşmiş bir neden

Now that, gerçek hâle gelmiş veya artık kesinleşmiş bir arka plan bilgisini sunar: Konuşanlar gereken yiyecek miktarı ve kalori düzeyleri hakkında fikir sahibidir. Bu gerçek, sonraki adımın gerekçesini veya başlangıç noktasını oluşturur. Kalıp Now that + yan cümle, ana cümle biçimindedir. Genellikle yalnızca şu anda değil, artık durum böyle olduğuna göre anlamını taşır. Kesinleşmiş bilgiyi ardından gelen eylem veya sonuçla bağlar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “çünkü bu artık gerçek oldu” anlamındaki bağlaçla tamamlayın: ____ we have finished the safety check, we can open the doors.

Cevabı göster

Now that

and starve the body of fuel. Kalıp ifadeler

1:47

ve vücudu yakıttan mahrum bırakırsak ne olacağını görelim.

Öbek fiiller

Cut out: bir şeyi tüketmeyi tamamen bırakmak

Bu cümlede cut out, “tüketmeyi tamamen bırakmak” anlamındadır. Nesnesi all these yummy delights ifadesidir; burada bir şeyi bir aletle fiziksel olarak kesip çıkarma anlamı yoktur. cut out + isim veya isim grubu kalıbı; bir yiyeceği, alışkanlığı, etkinliği ya da masrafı bilinçli olarak hayatınızdan tamamen çıkarmak için kullanılabilir. Burada yalnızca azaltma değil, tamamen ortadan kaldırma anlamı vardır.

Alıştırma

“Tüketmeyi tamamen bırakmak” anlamındaki phrasal verb ile cümleyi tamamlayın: To improve her sleep, Maya decided to ____ caffeine.

Cevabı göster

cut out

Kalıp ifadeler

Starve the body of fuel: starve A of B kalıbı

Starve the body of fuel, “A’nın B’yi çok az almasına veya hiç alamamasına neden olmak” anlamındaki starve A of B kalıbını kullanır. A, the body; B ise yiyeceklerden gelen enerjiyi mecazi olarak anlatan fuel sözcüğüdür. Bu geçişli kalıpta hem etkilenen varlığı gösteren nesne hem de eksik kaynağı belirten of grubu bulunmalıdır. Yalnızca gerçek açlığı değil; finansman, oksijen veya bilgi gibi temel kaynaklardan mahrum kalmayı da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi starve A of B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The funding freeze ____ the project ____ the money it needed.

Cevabı göster

starved · of

For the first 6 hours with no food,

1:49

Yemeksiz geçen ilk 6 saat boyunca,

everything is perfectly normal.

1:51

her şey tamamen normaldir.

Many people have gaps between meals of up to 6 hours on a typical day. Kalıp ifadeler

1:52

Pek çok insan tipik bir günde öğünler arasında 6 saate kadar boşluklar bırakır.

Kalıp ifadeler

up to 6 hours: üst sınır

Up to + sayı, sayının kendisini de içeren bir üst sınır belirtir. Gerçek değer daha düşük olabilir ama daha yüksek olamaz. Bu cümlede öğünler arasındaki süreler değişir; bazıları altı saate ulaşabilir. Her aralığın altı saat olduğu ya da altı saatin alt sınır olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bekleme süresinin altı saatten kısa olabileceğini ancak daha uzun olamayacağını ifade eder?

  1. The wait is exactly six hours.
  2. The wait can be up to six hours.
  3. The wait is at least six hours.
Cevabı göster

The wait can be up to six hours.

The glycogen in your body,

1:56

Vücudunuzda

which is responsible for storing energy,

1:57

enerji depolamaktan sorumlu olan glikojen,

is broken down through your metabolism to form glucose, Öbek fiiller

1:59

vücudunuzun yakıt olarak kullandığı şey olan

Öbek fiiller

is broken down: edilgen parçalanma

Bu bilimsel bağlamda break down, karmaşık bir maddeyi daha basit maddelere ayırmak anlamına gelir. Is broken down edilgen biçimdir: glikojen eylemi yapmak yerine bu eyleme maruz kalır. To form glucose ifadesi sürecin sonucunu belirtir. Metabolizma ve maddelerle ilgili bağlam, makine arızası ya da duygusal çöküş anlamını değil, parçalanma anlamını seçer.

Alıştırma

Bu cümlede are broken down ne anlama gelir: During digestion, proteins are broken down into amino acids?

  1. arıza nedeniyle çalışmayı durdurur
  2. duygularını kontrol edemez hâle gelir
  3. daha basit maddelere ayrılır
Cevabı göster

daha basit maddelere ayrılır

the thing your body uses as fuel.

2:02

glikozu oluşturmak için metabolizmanız yoluyla parçalanır.

Your brain uses 25% of this energy with the rest being absorbed by your muscle tissues Dilbilgisi

2:04

Beyniniz bu enerjinin %25'ini kullanır, geri kalanı ise kas dokularınız

and red blood cells.

2:09

ve kırmızı kan hücreleriniz tarafından emilir.

Dilbilgisi

with the rest being absorbed by: tamamlayıcı edilgen yapı

Bu ifade, ana cümleyle birlikte geçerli olan edilgen bir durumu eklemek için with + isim öbeği + being + geçmiş zaman ortacı kalıbını kullanır. Bu bilgi tamamlayıcıdır; dolayısıyla being absorbed ana cümlenin ikinci bir çekimli fiili değildir ve with de “aracılığıyla” anlamına gelmez. Buradaki the rest, beynin kullandığı paydan sonra enerjinin kalan %75'ini ifade eder. Bu kalıp, bir toplamın nasıl dağıtıldığını kısa biçimde anlatır: Bir bölüm ana cümlede açıklanır, kalan bölüme ise edilgen bir varış noktası veya süreç atanır.

Alıştırma

Kısa ve tamamlayıcı bir edilgen yapı oluşturan seçeneği belirleyin: “The solar panels supply 40% of the building's power, ____ the grid.”

  1. while the rest being supplied by
  2. with the grid supplying by the rest
  3. with the rest being supplied by
  4. with the rest is supplied by
Cevabı göster

with the rest being supplied by

But as soon as you get beyond 6 hours, Dilbilgisi

2:10

Ancak 6 saati aşar aşmaz,

the glycogen stores will be exhausted

2:12

glikojen depoları tükenecek

and hunger pains will kick in. Öbek fiiller

2:14

ve açlık sancıları başlayacaktır.

Dilbilgisi

as soon as: anlık bir zaman tetikleyicisini belirtme

As soon as bir zaman yan cümlesi başlatır ve “olur olmaz” ya da “belirtilen tetikleyici gerçekleştiği anda” anlamına gelir. Burada altı saati geçmek eşik noktasıdır; glikojenin tükenmesi ve açlık sancıları, belirsiz bir yakın zamanda değil, bu noktada başlayan durumlar olarak sunulur. Gelecekteki olaylardan söz ederken İngilizce, as soon as yan cümlesinde normalde geniş zaman biçimini kullanır; ana cümlede ise will kullanılabilir: as soon as you get ..., ... will .... Bu kalıp, tetikleyici ile sonucunu sıkı biçimde birbirine bağlar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, dersteki “gerçekleştiği anda” anlamına gelen üç sözcüklü bağlaçla tamamlayın: “Call me ____ you arrive; I need the update right away.”

Cevabı göster

as soon as

Öbek fiiller

kick in: bir etkinin başlaması

Bu cümlede kick in, ‘hissedilmeye veya etkisini göstermeye başlamak’ anlamına gelir. Önce glikojen depoları tükenir, ardından açlık sancıları belirginleşmeye başlar. kick in; bir etki, his, kural veya süreç çoğunlukla bir gecikmeden sonra işlemeye başladığında kullanılır. Burada bir öbek fiildir; gerçek anlamda tekme atma eylemi değildir.

Alıştırma

‘Etkisini göstermeye başlamak’ anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: The pain medicine should ____ after about twenty minutes.

Cevabı göster

kick in

As the brain runs out of energy,

2:15

Beynin enerjisi tükendikçe,

it can lead to some people getting moody and irrational Kalıp ifadeler

2:17

en sevdikleri atıştırmalığı çabucak bulamadıkları takdirde

unless they find their favorite snack fast. Dilbilgisi

2:20

bazı insanların huysuz ve mantıksız olmasına yol açabilir.

Kalıp ifadeler

lead to + isim veya -ing biçimi

Lead to, neden ile sonuç arasındaki bağlantıyı gösterir. Buradaki it, beynin enerjisinin tükenmesi durumunu ifade eder; bu durum bazı insanların huysuz ve mantıksız davranmasına neden olabilir. Can lead to, bu sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir. lead to yapısında to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to problems; lead to people feeling tired. Normalde hemen ardından fiilin yalın biçimi gelmez.

Alıştırma

Bir sonucu anlatmak için lead to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Poor planning can lead to delays.
  2. Poor planning can lead delays.
  3. Poor planning can lead to delay the project.
Cevabı göster

Poor planning can lead to delays.

Dilbilgisi

Unless: bir sonucu engelleyen koşul

Bu cümlede unless, önceki sonucu engelleyebilecek koşulu belirtir: İnsanlar en sevdikleri atıştırmalığı çabucak bulamazlarsa huysuz ve mantıksız hâle gelebilir. Anlamı if ... not yapısına yakındır. Yaygın kalıp sonuç + unless + olumlu cümleciktir. Unless zaten olumsuz koşul anlamı taşıdığı için ana cümlenin mantığını dikkatle izlemek gerekir: Unless ile belirtilen koşul yerine gelmediğinde ana cümledeki sonuç gerçekleşir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi if you do not anlamına gelen bağlaçla tamamlayın: You will miss the bus ____ you leave now.

Cevabı göster

unless

These feelings do not last long,

2:22

Yine de bu hisler uzun sürmez,

though, and your body adjusts and enters what is known as ketosis, Dilbilgisi

2:23

ve vücudunuz uyum sağlayarak ketoz adı verilen duruma girer.

a state at which the body starts breaking down your excess fat Dilbilgisi

2:27

Bu, vücudun fazla yağınızı parçalamaya

and converting it to energy.

2:30

ve bunu enerjiye dönüştürmeye başladığı bir durumdur.

Dilbilgisi

What is known as ketosis: yerleşik bir adı tanıtma

Burada what is known as ketosis, ketosis adı verilen durum veya süreç anlamına gelen ve isim gibi işlev gören birleşik bir ilgi cümleciğidir. What burada soru sormaz; cümleciğin tamamı enters fiilinin nesnesi olarak işlev görür. what is known as + ad kalıbı, önce bir şeyin yerleşik bir adı olduğunu belirtir ve ardından bu adı verir. Sonrasında açıklama gerektirebilecek bir terimi tanıtırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Boşluktan önce bir isim öncülü yokken doğal tamamlamayı seçin: The caterpillar enters ____ metamorphosis.

  1. which is known as
  2. what is known as
  3. what known as
Cevabı göster

what is known as

Dilbilgisi

a state at which + cümlecik: bir durum veya aşamada gerçekleşen şey

Bu tanımda a state at which, vücut o duruma ulaştığında ne olduğunu açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Which, state sözcüğüne gönderme yapar; at ise durumu sürecin başladığı bir nokta veya aşama olarak sunar. Bu yapı “hangi durum?” anlamında bir soru değildir. Edatın which sözcüğünden önce geldiği bu yapı, bilimsel bilgiyi düzenlemenin resmî bir yoludur: isim + at which + cümlecik. Burada a state, ketosis ifadesini başka bir şekilde adlandırır; ilgi cümleciği de bu durumu tanımlayan süreci ekler.

Alıştırma

Bir eşiği anlatan bu resmî cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “The solution reaches a concentration ___ crystals begin to form.”

  1. at which
  2. which
  3. what
Cevabı göster

at which

Ketosis is a state that a lot of athletes such as marathon runners enter

2:31

Ketoz, maraton koşucuları gibi birçok sporcunun

when they run out of glycogen supplies,

2:35

glikojen kaynakları tükendiğinde girdiği bir durumdur,

and there are also many popular low-carb diets that use ketosis

2:37

ayrıca kilo vermeye yardımcı olmak için ketozu kullanan

to assist with weight loss.

2:41

birçok popüler düşük karbonhidratlı diyet de vardır.

After 72 hours,

2:43

72 saat sonra,

things start to get very tricky when your brain decides it needs more than just ketones to survive. Kalıp ifadeler

2:44

beyniniz hayatta kalmak için ketonlardan daha fazlasına ihtiyaç duyduğuna karar verdiğinde işler çok çetrefilli bir hal almaya başlar.

Kalıp ifadeler

more than just ketones: yalnızca ketonlar değil

Bu cümlede more than just ketones, ketonların tek başına yeterli olmadığı ve beynin başka bir şeye de ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. More than, ihtiyaç duyulan şeylerin kapsamını genişletirken just, ketones ifadesini “yalnızca ketonlar” ile sınırlar. More than just + isim veya fikir kalıbı, aşırı basitleştirilmiş bir görüşü düzeltmek için sık kullanılır. İki şeyin sayısal miktarını karşılaştırmak zorunda değildir.

Alıştırma

Tek bir şeyin yeterli olmadığını anlatan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: “A successful launch requires ____ good technology; it also needs careful planning.”

Cevabı göster

more than just

At this stage,

2:49

Bu aşamada,

your body starts to break down its own proteins to form glucose.

2:50

vücudunuz glikoz oluşturmak için kendi proteinlerini parçalamaya başlar.

So your body is effectively eating its own muscle tissue to survive,

2:53

Yani vücudunuz hayatta kalmak için etkili bir şekilde kendi kas dokusunu yemektedir,

and we're only 3 days in. Kalıp ifadeler

2:57

üstelik henüz 3. gündeyiz.

Kalıp ifadeler

Only 3 days in: devam eden bir sürecin erken aşaması

be + süre + in kalıbında in, devam eden bir sürecin içinde belirtilen süre kadar ilerlenmiş olduğunu anlatır: süreç başladığından beri o süre geçmiştir. Burada we're only 3 days in, yemek yememe sürecinde üçüncü güne gelindiği anlamına gelir; sürecin üç gün sonra başlayacağı anlamına gelmez. Only, ne kadar az zaman geçtiğini vurgular. Böylesine ciddi etkiler daha erken bir aşamada ortaya çıktığı için şaşkınlık veya endişe yaratır.

Alıştırma

Cümleyi hedeflenen ‘geçen süre + in’ ilerleme ifadesiyle tamamlayın: The experiment began exactly three days ago. We're only ____, but the first results are already surprising.

Cevabı göster

three days in

Beyond this point, Anlatım akışı

2:58

Bu noktanın ötesinde,

the immune system will start to struggle in the absence of important vitamins and minerals. Kalıp ifadeler

2:59

bağışıklık sistemi önemli vitamin ve minerallerin yokluğunda zorlanmaya başlayacaktır.

Anlatım akışı

Beyond this point: önceden belirlenmiş bir sınırı aşmak

Beyond this point, açıklamanın daha önce belirlenmiş bir sınırı geçtiğini gösterir. Burada this point, yaklaşık üç gün boyunca yemek yememe aşamasıdır; beyond ise fiziksel olarak daha uzak bir yeri değil, zaman çizelgesinde bu aşamadan sonrasını ifade eder. Cümlenin başında kullanılan bu ifade bilgiyi aşamalara ayırır: önceki etkiler sınırdan önceki bölüme aittir, sonraki yan cümle ise sınır geçildikten sonra başlayan durumu sunar. Başka bağlamlarda sınır, açık olduğu sürece zamansal, mekânsal veya soyut olabilir.

Alıştırma

Bir güvenlik kılavuzu 60°C'yi sınır olarak belirledi. Sonraki bilgiyi bu sınırda başlayan veya sınıra kadar gelen bir durum olarak değil, özellikle sınırın öte tarafında gösteren geçiş ifadesini seçin.

  1. Up to this point
  2. Beyond this point
  3. From this point on
Cevabı göster

Beyond this point

Kalıp ifadeler

in the absence of: eksik bir koşulu belirtmek

In the absence of, bir kişinin ya da şeyin mevcut veya erişilebilir olmadığı durumları anlatan resmî bir edat öbeğidir. Absence yalnızca bir kişinin katılmamasını değil; bir kişinin, nesnenin, maddenin, koşulun veya kanıtın eksikliğini de ifade edebilir. Bu cümlede ifade, bağışıklık sisteminin zorlanmasına yol açan koşulu tanıtır: önemli vitamin ve mineraller eksiktir. Yapı in the absence of + isim öbeği şeklindedir ve resmî yazılarda sonuç belirtilmeden önce durumu ortaya koymak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, bir şeyin bulunmadığını belirten dört sözcüklük resmî ifadeyle tamamlayın: ____ a signed agreement, the old policy remains in effect.

Cevabı göster

In the absence of

This will make you more susceptible to illnesses and eventually death. Kalıp ifadeler

3:03

Bu sizi hastalıklara karşı daha duyarlı hale getirecek ve sonunda ölüme yol açacaktır.

Kalıp ifadeler

more susceptible to illnesses: hastalıklara karşı daha savunmasız olmayı anlatmak

Susceptible to, genellikle zararlı bir şeyden etkilenme olasılığının yüksek veya etkilenmenin kolay olduğu anlamına gelir. More susceptible to karşılaştırma biçimidir: Zararlı sonucun zaten gerçekleştiğini değil, riskin veya savunmasızlığın daha yüksek olduğunu belirtir. more susceptible to illnesses ifadesinde to bir edattır ve illnesses onu tamamlayan isimdir. susceptible to + isim veya -ing biçimi yapısı hastalık, hasar, baskı, etki ve başka sonuçlar için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bir şeye karşı daha savunmasız anlamına gelen üç sözcüklük karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: Newborn animals may be ____ infections during their first weeks.

Cevabı göster

more susceptible to

As the body continues to eat itself until there is no fat,

3:07

Vücut geriye hiçbir yağ,

muscle, or glucose reserves left,

3:10

kas veya glikoz rezervi kalmayana kadar kendini yemeye devam ettikçe,

the chances of heart attack due to severe heart tissue damage is heightened.

3:11

şiddetli kalp dokusu hasarına bağlı kalp krizi geçirme şansı da artar.

This sounds pretty harsh and not advisable,

3:15

Bu kulağa oldukça acımasız ve tavsiye edilmez geliyor,

but trying to predict how long these results will affect a person can vary depending on different factors. Kalıp ifadeler

3:17

ancak bu sonuçların bir kişiyi ne kadar sürede etkileyeceğini tahmin etmeye çalışmak farklı faktörlere bağlı olarak değişebilir.

Kalıp ifadeler

Sonucu değiştiren bir koşul için depending on

depending on, bir sonucu değiştirebilecek koşulu veya etkeni belirtir. Bu cümlede etkinin ne kadar süreceği sabit değildir; farklı etkenlere göre değişir. Bir iddiayı kesin bir kural gibi sunmak yerine koşulla sınırlandırmak için depending on ifadesini bir isim öbeğinin veya wh-yan cümlesinin önünde kullanın: depending on the situation ya da depending on what happens next.

Alıştırma

Plan henüz kesin değil; onu hava durumu belirleyecek. Bu anlamı en iyi hangi cümle verir?

  1. The concert moved indoors because of the rain.
  2. The concert may move indoors, depending on the weather.
Cevabı göster

The concert may move indoors, depending on the weather.

Someone with greater fat reserves will have a longer survival time,

3:23

Daha fazla yağ rezervi olan biri daha uzun bir hayatta kalma süresine sahip olacaktır,

and most importantly,

3:26

ve en önemlisi,

it matters how much water the body receives. Dilbilgisi

3:27

vücudun ne kadar su aldığı da önemlidir.

Dilbilgisi

it matters how much + düz cümle söz dizimi

Buradaki it biçimsel öznedir. Asıl bilgi matters sözcüğünden sonra gelir: how much water the body receives. it matters + wh-yan cümlesi, bu değişkenin sonuç açısından önemli olduğunu belirtir. How much, miktarla ilgili dolaylı bir soru yan cümlesi başlatır; doğrudan soru değildir. Düz cümle söz dizimi kullanılır: how much water the body receives. how much water does the body receive kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle it matters how much yapısını dolaylı soru söz dizimiyle doğru kullanır?

  1. How much water it matters each hiker carries.
  2. It matters how much water does each hiker carry.
  3. It matters how much water each hiker carries.
Cevabı göster

It matters how much water each hiker carries.

Without fluids,

3:29

Sıvı olmadan,

most people will die within 10 days.

3:30

çoğu insan 10 gün içinde ölür.

But if fluids are kept in the diet,

3:32

Ancak diyette sıvılar tutulursa,

then a person can last from 20 to as long as 60 days without eating anything, Kalıp ifadeler

3:34

o zaman bir kişi hiçbir şey yemeden 20 günden 60 güne kadar dayanabilir,

Kalıp ifadeler

as long as 60 days: olası en uzun süre

Bu miktar yapısında as long as + bir zaman dilimi, “bu kadar uzun bir süreye kadar çıkabilen” anlamına gelir. 60 days ifadesini olası en uzun süre olarak sunar. from 20 to ... 60 days aralığı bu anlamı açıkça gösterir. Burada as long as bir koşul başlatmaz. “Şu koşulla ki” veya “yeter ki” anlamına geldiğinde, koşulu belirten bir yan cümle başlatır.

Alıştırma

Olası en uzun pil ömrünü belirtmek için cümleyi as long as + bir süre ile tamamlayın: In power-saving mode, the battery can last ____.

Cevabı göster

as long as 18 hours

though most human bodies will give up within 40 days. Öbek fiiller

3:39

gerçi çoğu insan bedeni 40 gün içinde pes edecektir.

Öbek fiiller

give up: beden artık devam edemediğinde

Burada give up, çalışmaya veya yaşamı sürdürmeye devam edemez duruma gelmek anlamındadır. Cümle bedeni, çabalamayı bırakan bir insanmış gibi ele alır; bu nedenle bilinçli bir tercihi değil, fiziksel çöküşü anlatır. Bu kişileştirilmiş kullanım, özellikle gündelik anlatımlarda, artık çalışamayan bir organı, makineyi veya sistemi de anlatabilir.

Alıştırma

“After hours in the freezing water, his body began to give up,” cümlesinde give up ne anlama gelir?

  1. Başka birine bir nesne verdi.
  2. Katılmayı bırakmaya bilinçli olarak karar verdi.
  3. Bedeni artık çalışmaya devam edemiyordu.
Cevabı göster

Bedeni artık çalışmaya devam edemiyordu.

So what are some of the longest periods people have gone without food? Kalıp ifadeler

3:42

Peki insanların yemeksiz geçirdiği en uzun sürelerden bazıları nelerdir?

Kalıp ifadeler

go without + isim

gone without food ifadesinde go without + isim, bir şeye sahip olmadan belirli bir süre yaşamak veya devam etmek anlamına gelir. Soru, insanların yiyeceksiz kalma deneyimlerinin ne kadar sürdüğünü sorar. Gone, have gone yapısında have fiilinden sonra geldiği için go fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu ifadede go, bir yere gitmek veya hareket etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef go + edat kalıbını tamamlayın: During the outage, we had to ____ internet access for two days.

Cevabı göster

go without

We found the story of Rita Chretien,

3:45

Rita Chretien'in hikayesini bulduk,

who was in her mid-50s when she and her husband got lost in the Nevada wilderness in the winter of 2011. Kalıp ifadeler

3:46

kendisi 2011 kışında kocasıyla Nevada'nın ıssız doğasında kaybolduğunda 50'li yaşlarının ortasındaydı.

Kalıp ifadeler

Yaklaşık yaşı belirten in her mid-50s

In her mid-50s, onun 50-59 yaş aralığının yaklaşık orta bölümünde, çoğu zaman kabaca 54-56 yaşlarında olduğunu belirtir; ancak sınırlar kesin değildir. Tam yaşını vermez. Kalıp in + iyelik belirleyicisi + early/mid/late + çoğul on yıllık yaş aralığı şeklindedir: in his early 30s, in their late 70s. İyelik belirleyicisi, anlatılan kişiye uygun olmalıdır.

Alıştırma

in + iyelik + mid- + yaş aralığı kalıbıyla tamamlayın: Lena is about fifty-five years old, so she is ____.

Cevabı göster

in her mid-50s

Rita survived 49 days of starvation using melted snow to get liquid.

3:52

Rita, sıvı elde etmek için erimiş karları kullanarak açlık içinde 49 gün hayatta kaldı.

She was fortunate to be discovered by some hunters who were taking advantage of the good weather after the winter. Kalıp ifadeler

3:56

Kıştan sonraki güzel havanın tadını çıkaran bazı avcılar tarafından bulunacak kadar şanslıydı.

Kalıp ifadeler

taking advantage of the good weather: nötr kullanım

Bu cümlede taking advantage of the good weather, güzel havayı yararlı bir fırsat olarak değerlendirmek anlamına gelir. Avcılar koşullar uygun olduğu için dışarı çıkmıştır; kimseyi kandırma ya da kimseye zarar verme anlamı yoktur. take advantage of + isim yapısı, bir durumdan, kaynaktan veya fırsattan yararlanmak demektir. İfadenin olumlu ya da olumsuz tonu büyük ölçüde nesneye ve bağlama bağlıdır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The hikers took advantage of the cool morning to climb before noon. Burada took advantage of ne anlama geliyor?

  1. Başka bir kişiye haksızlık ettiler.
  2. Uygun koşulları akıllıca değerlendirdiler.
  3. Sabahın fazla soğuk olmasından yakındılar.
Cevabı göster

Uygun koşulları akıllıca değerlendirdiler.

By the time she was found, Dilbilgisi

4:01

Bulunduğu zamana kadar,

she had lost nearly 30 lb,

4:02

neredeyse 30 libre kaybetmişti,

Dilbilgisi

By the time she was found, she had lost: geçmiş olayları sıralamak

By the time she was found, onun bulunmasını geçmişteki bir referans noktası olarak belirler. she was found, daha sonra gerçekleşen geçmiş olayı belirttiği için past simple biçimindedir. she had lost, had + geçmiş zaman ortacı lost yapısındaki past perfect biçimidir. Kilo kaybının bu noktaya kadar zaten gerçekleştiğini gösterir; yani önce kilo kaybı, sonra bulunma gerçekleşmiştir. Bu yapı iki geçmiş olayın sırasını açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi leave fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time we reached the station, the train ____.

Cevabı göster

had left

and as she had not eaten for so long,

4:04

ve çok uzun süredir yemek yemediği için,

she was unable to take food immediately.

4:06

anında yiyecek alamadı.

Her husband disappeared when he went off to try and find food and help.

4:08

Kocası yiyecek ve yardım bulmaya çalışmak için yola çıktığında ortadan kaybolmuştu.

His body was discovered in 2012.

4:11

Bedeni 2012 yılında keşfedildi.

Clearly,

4:13

Açıkçası,

if you're planning any adventure trips,

4:14

eğer herhangi bir macera gezisi planlıyorsanız,

it's best to be properly prepared. Dilbilgisi

4:15

uygun şekilde hazırlanmış olmak en iyisidir.

Dilbilgisi

it's best to be properly prepared: açık ve ölçülü tavsiye vermek

Bu cümlede it's best to + fiilin yalın hâli, bir eylemi en akıllıca veya en güvenli seçenek olarak sunar. Biçimsel özne it, dinleyiciye doğrudan emir vermek yerine tavsiyeyi genelleştirir. Best, izlenecek yolu değerlendirir; kimin en iyi hazırlanmış olduğunu karşılaştırmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp It's best to + fiilin yalın hâlidir; örneğin It's best to wait.

Alıştırma

Cümleyi “en akıllıca yol” anlamındaki hedef kısaltılmış ifadeyle tamamlayın: When a storm is approaching, ____ stay indoors.

Cevabı göster

it's best to

British newspaper The Guardian quoted the couple's son Raymond as saying, Kalıp ifadeler

4:17

İngiliz gazetesi The Guardian, çiftin oğlu Raymond'un şu sözlerini aktarmıştır:

Kalıp ifadeler

quote someone as saying: haberlerde bir açıklamayı kişiye atfetmek

quote + kişi + as saying + açıklama kalıbı hem alıntıyı yapan kaynağı hem de sözlerin atfedildiği kişiyi belirtir. Burada alıntıyı The Guardian yapar, Raymond ise sözleri alıntılanan konuşmacıdır. As saying, o kişiye atfedilen içeriği tanıtır; kişinin kimliğini veya rolünü anlatmaz. Kalıp özellikle resmî haberleri okurken veya yazarken yararlıdır.

Alıştırma

Cümleyi hedef haber aktarma kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: The magazine ____ the scientist ____ that the results needed further review.

Cevabı göster

quoted · as saying

"I don't believe they were prepared for winter weather.

4:21

"Kış koşullarına hazırlıklı olduklarına inanmıyorum.

They don't go camping."

4:23

Onlar kampa gitmezler."

Some of the longest periods that people go without food are hunger strikes, Kelime

4:25

İnsanların yemeksiz geçirdiği en uzun sürelerden bazıları açlık grevleridir,

and none were longer than the case of an Indian national born in 1931,

4:28

ve hiçbiri 1931 doğumlu bir Hint vatandaşı olan

Bhagat Singh.

4:32

Bhagat Singh'in durumundan daha uzun olmadı.

Kelime

Hunger strikes: protesto için yemek yemeyi reddetmek

Hunger strike, protesto etmek ya da baskı oluşturmak amacıyla bilinçli olarak yemek yemeyi reddetmektir. Bu cümlede, birinin neden olağanüstü uzun bir süre yemek yemeden kalabileceğini açıklar. Burada strike, fiziksel bir vuruş değil, örgütlü bir protesto eylemi anlamına gelir. Yemeği reddetmenin ardındaki protesto amacı, ifadenin bütün anlamı için gereklidir.

Alıştırma

Protesto amacıyla bilinçli olarak yemek yemeyi reddetme anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: The factory workers began a ____ to protest unsafe conditions.

Cevabı göster

hunger strike

At the time,

4:33

O dönemde,

the British ruled India, Kültür

4:34

İngilizler Hindistan'ı yönetiyordu,

and Singh was part of the Indian Independence Movement,

4:36

ve Singh, iki kişiyi öldürdüğü iddiasıyla hapse atılmasına neden olan

Kültür

The British ruled India: bağlam içinde sömürge yönetimi

At the time, söz edilen tarihsel dönem sırasında anlamına gelir. The British ruled India, Hindistan'ın Britanya sömürge yönetimi altında olduğunu ve yönetme gücünün Britanyalı yetkililerin elinde bulunduğunu belirtir. Bu arka plan, Singh'in Hindistan Bağımsızlık Hareketi'ne katılımını sömürge yönetimine karşı bir mücadelenin içine yerleştirir. Ardından gelen olayları anlamak için gereken siyasi ilişkiyi açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede the British ruled India hangi tarihsel ilişkiyi ortaya koyuyor?

  1. Her Britanyalı kişi Hindistan'ın bir bölümünü şahsen kontrol ediyordu.
  2. Hindistan ile Britanya arasında hiçbir siyasi ilişki yoktu.
  3. O dönemde Hindistan, Britanya sömürge yetkilileri tarafından yönetiliyordu.
Cevabı göster

O dönemde Hindistan, Britanya sömürge yetkilileri tarafından yönetiliyordu.

which saw him locked up in prison for allegedly murdering two people. Kelime

4:38

Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin bir parçasıydı.

Kelime

which saw him locked up: sonucu tarihsel bir dönemin içinde çerçevelemek

Bu ilgi cümleciğinde which, daha önce sözü edilen tarihsel duruma veya döneme gönderme yapar. Saw görsel bir eylemi anlatmaz. Bu durumu, ardından gelen sonucun gerçekleştiği dönem olarak çerçeveler ve doğrudan bir fail belirtmeden koşulların bu sonuca yol açtığını ima edebilir. Kalıp which saw + nesne + geçmiş zaman ortacıdır. Him nesnedir; locked up ise ona uygulanan durumu, yani hapsedildiğini anlatır. Bu, haber veya tarih anlatısında dikkat çekici bir sonucu olayların akışına özlü biçimde yerleştirmenin bir yoludur.

Alıştırma

which saw ile başlayan ve locked up öbek fiilini kullanan dört kelimelik hedef ifadeyle haber üslubundaki cümleyi tamamlayın: For Daniel, the coup began a period ____ for several months.

Cevabı göster

which saw him locked up

Kelime

allegedly: kanıtlanmamış bir suçlamayı belirtmek

Allegedly, murdering two people ifadesini niteler. Dinleyiciye cinayetin konuşmacının doğruladığı bir gerçek değil, aktarılan bir iddia olduğunu bildirir. Böylece cümle, neden hapsedildiğini açıklarken suçlamanın hukuken ve kanıt bakımından doğrulanmamış olduğunu korur. Daha genel olarak allegedly, tartışmalı bir eylem veya iddianın yakınına yerleştirilen bir tutum zarfıdır. Haberi aktaran kişi ile iddianın doğruluğu arasına mesafe koyar; tek başına iddianın yanlış olduğunu kanıtlamaz veya iddiayı kimin ortaya attığını göstermez.

Alıştırma

Rüşvet suçlamasının kanıtlanmamış olduğunu belirten, bu nottaki resmî haber ve hukuk zarfıyla cümleyi tamamlayın: The mayor ____ accepted illegal payments.

Cevabı göster

allegedly

When in prison,

4:42

Hapisteyken,

Singh undertook a hunger strike as a way to demand better clothing and hygiene standards Kalıp ifadeler

4:43

Singh daha iyi giyim ve hijyen standartları

and an ending of the manual labor duties at the prison.

4:48

ve hapishanedeki el işçiliği görevlerinin sona erdirilmesini talep etmenin bir yolu olarak açlık grevine başladı.

Kalıp ifadeler

undertook a hunger strike: açlık grevine başlayıp bunu üstlenmek

Bu cümlede undertook, undertake fiilinin basit geçmiş zaman biçimidir. Undertook a hunger strike, Singh'in yemek yemeyi reddetmeye dayanan örgütlü protestoyu bilinçli olarak başlattığı ve yürütmeyi üstlendiği anlamına gelir. under ve took sözcüklerinin birebir anlamlarının birleşimi değildir. Undertake genellikle ciddi bir görev, sorumluluk, araştırma veya planlı eylemle kullanılır. Özneyi gerekli çabayı ve sorumluluğu kabul etmiş biri olarak gösterdiği için bu tarihsel anlatıma resmî bir ton verir.

Alıştırma

Resmî bir tarih anlatısında mahkûmların bu protestoyu bilinçli olarak başlatıp yürütmeyi üstlendiklerini en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The prisoners did a hunger strike.
  2. The prisoners made a hunger strike.
  3. The prisoners undertook a hunger strike.
Cevabı göster

The prisoners undertook a hunger strike.

Kalıp ifadeler

as a way to demand: bir eylemi talepte bulunma yöntemi olarak göstermek

As a way to demand, önceki eylemi onun amacıyla ilişkilendirir. As a way to açlık grevini yöntem olarak gösterirken demand, Singh'in istediği sonucu, yani hapishane koşullarının iyileştirilmesini ifade eder. Yeniden kullanılabilen kalıp as a way to + fiilin yalın hâlidir. 'Bir şeyi yapmanın veya başarmanın yöntemi olarak' anlamına gelir. Buradaki demand, ask fiilinden daha güçlüdür; değişiklikleri nazik ricalar değil, kesin talepler olarak sunar.

Alıştırma

Dilekçeyi yöntem olarak sunan dört sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: Maya organized a petition ____ demand safer crossings.

Cevabı göster

as a way to

The British government tried to break the fast by placing bowls of food in his cell, Kalıp ifadeler

4:51

İngiliz hükümeti hücresine yemek kaseleri koyarak orucunu bozmaya çalıştı,

Kalıp ifadeler

break the fast: bir oruç dönemini sona erdirmek

Burada break the fast, bilinçli olarak yemek yenmeyen bir dönemi yeniden yemek yiyerek sona erdirmek demektir. The fast, bağlamdan hangi oruç olduğu bilinen belirli orucu anlatır. Break fiziksel bir hasarı anlatmaz. Orucu sona erdirilebilen devamlı bir durum olarak gösterir; dolayısıyla hücreye yiyecek koymak, Singh'in yemek yemeyi seçip açlık grevini bırakmasını sağlama girişimiydi. Aynı sözcük oluşturma düşüncesi breakfast sözcüğünde de görülür: günün ilk öğünü gece boyunca süren orucu sona erdirir.

Alıştırma

Cümleyi break ve belirli artikel ile tamamlayın: At sunset, everyone ate a date to ____.

Cevabı göster

break the fast

but Singh was very determined and never touched any of it.

4:55

ancak Singh çok kararlıydı ve onlara asla dokunmadı.

Incredibly,

4:58

İnanılmaz bir şekilde,

he lasted 63 days,

4:58

63 gün dayandı,

by which point he weighed only 119 lb. Dilbilgisi

5:00

ve bu noktada sadece 119 libre ağırlığındaydı.

Dilbilgisi

by which point: bir zamanı o zamana kadar ulaşılmış sonuca bağlamak

By which point daha önce belirtilen bir zamana gönderme yapar; bu cümlede 63 günlük dönemin sonuna. Which point bu zaman ifadesinin tekrarlanmasını önler. By edatı en geç o zamana kadar anlamına gelir ve düşük kiloyu o anda ulaşılmış ya da zaten geçerli olan bir durum olarak sunar. Bu ifade, anlatılarda geçen süreyi onun birikimli sonucuna bağlamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Tüm güvenlik kontrollerinin en geç cuma gününe kadar tamamlandığını göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The inspection was on Friday, ___ the team had completed all the safety checks.

  1. by which point
  2. at which point
  3. after which point
Cevabı göster

by which point

Okay,

5:03

Peki,

so it seems that if the conditions are right Dilbilgisi

5:04

görünüşe göre şartlar uygunsa

and if you have enough water,

5:05

ve yeterince suyunuz varsa,

you can go without food for long periods of time.

5:07

uzun süreler boyunca yemeksiz kalabilirsiniz.

Dilbilgisi

if the conditions are right: gerekli bir koşul eklemek

Bu cümlede if the conditions are right, öne sürülen düşünce için gerekli bir koşul getirir: yeterli suya erişim dâhil olmak üzere şartlar uygun olduğunda uzun süre yemek yemeden kalmak mümkün olabilir. Bu koşul cümleciği, ifadenin her durumda geçerliymiş gibi anlaşılmasını önler. Buradaki right, uygun veya elverişli anlamındadır; sağ yönünü ya da mutlaka ahlaki olarak doğru olanı ifade etmez. Yeniden kullanılabilen if the conditions are right kalıbı, bir planın, tahminin veya sonucun şartlara bağlı olduğunu göstererek onu temkinli biçimde sunmayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “koşullar uygun olduğu takdirde” anlamına gelen beş sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: We can begin the field test next week ____.

Cevabı göster

if the conditions are right

But is it ever healthy or is it just downright dangerous? Kelime

5:09

Peki bu hiçbir şekilde sağlıklı mıdır yoksa tamamen tehlikeli midir?

Kelime

downright dangerous: doğrudan ve güçlü bir pekiştirici

Downright, dangerous sözcüğünden önce kullanılan bir pekiştirme zarfıdır. Burada tamamen veya tartışmasız biçimde tehlikeli anlamına gelir ve soruyu risk düzeyiyle ilgili nötr bir sorgulama olmaktan çıkarıp güçlü ve doğrudan bir değerlendirmeye dönüştürür. Bu ifade healthy ile aşırı bir karşıtlık kurulmasına da yardımcı olur. Downright, konuşanın güçlü tutumunu ifade eder; down veya right sözcüklerinin yön anlamlarıyla bağlantılı değildir.

Alıştırma

Doğrudan, vurgulu ve gayriresmî bir yargı bildiren sözcüğü seçin: Posting someone's private address online is ____ irresponsible.

  1. downright
  2. potentially
  3. slightly
Cevabı göster

downright

As it happens, Anlatım akışı

5:12

Nitekim,

fasting has become increasingly popular as a health routine in recent years. Kalıp ifadeler

5:13

son yıllarda oruç tutmak bir sağlık rutini olarak giderek daha popüler hale geldi.

Anlatım akışı

As it happens, ile ilgili bir gerçeği tanıtmak

Bu cümlede As it happens, yaklaşık olarak “meğer” veya “aslında, tam da konuyla ilgili olarak” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Biraz önce sorulan soruyla doğrudan ilgili bir gerçeği tanıtır: Günümüzde oruç, sağlık rutini olarak yaygın biçimde uygulanmaktadır. Bu ifade, bir şeyin nasıl gerçekleştiğini açıklamaz. Cümlenin başında ve ardından virgül gelecek şekilde kullanıldığında zamanlaması uygun, biraz şaşırtıcı bir gerçeği ekler ve geçişi daha konuşma diline yakın hâle getirir.

Alıştırma

As it happens, bu cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Orucun gerçekleşme yöntemini açıklar.
  2. Mevcut konuyla tesadüfen ilgili olan bir gerçeği tanıtır.
  3. Konuşanın gerçeğin doğru olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

Mevcut konuyla tesadüfen ilgili olan bir gerçeği tanıtır.

Kalıp ifadeler

has become increasingly popular: devam eden bir eğilim

Has become increasingly popular, geçmişte başlayan ve günümüze doğru devam eden bir değişimi anlatır: Orucun popülerliği giderek daha fazla artmıştır. Present perfect yapıdaki has become, bu gelişmeyi mevcut durumla ilişkilendirir. increasingly ise popular sıfatını niteler ve “artan bir derecede” anlamına gelir. Bu ifade, yalnızca is popular demeye göre devam eden eğilime daha çok odaklanır.

Alıştırma

Dersin eğilim ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Over the past decade, remote work ____ among small companies.

Cevabı göster

has become increasingly popular

It's widely understood within the health community that there are many benefits to cutting out food for short periods of time, Dilbilgisi

5:17

Sağlık camiasında birkaç gün gibi kısa süreler için

Dilbilgisi

It's widely understood within ... that: bir grubun uzlaşmasını aktarmak

Burada It's widely understood ... that, bir görüşü aktaran kişisiz edilgen bir kalıptır. that sonrasındaki yan cümle birçok kişi tarafından kabul edilen bir görüş olarak sunulur; bu görüşü savunan veya dile getiren tek bir kişinin adı verilmez. Within the health community, aktarılan uzlaşmayı söz konusu grupla sınırlar. Widely, kesinlik veya kanıtı değil kabulün yaygınlığını anlatır. Bu nedenle kalıp bir uzlaşmayı aktarabilir, ancak iddianın doğru olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan uzlaşma aktarma ifadesiyle tamamlayın: ____ within the cybersecurity community that reused passwords increase security risks.

Cevabı göster

It's widely understood

such as a few days.

5:22

yiyeceği kesmenin birçok faydası olduğu yaygın olarak kabul edilmektedir.

The obvious benefit is that it can support weight loss if that's something your body requires.

5:23

En bariz faydası, eğer vücudunuzun buna ihtiyacı varsa kilo vermeyi destekleyebilmesidir.

But other health benefits are said to include boosting your metabolism, Dilbilgisi

5:28

Ancak diğer sağlık yararlarının metabolizmanızı hızlandırmak,

lowering blood pressure,

5:31

tansiyonu düşürmek,

protecting your brain,

5:32

beyninizi korumak

and maybe even slowing the aging process,

5:33

ve belki de yaşlanma sürecini yavaşlatmak olduğu söyleniyor,

Dilbilgisi

Benefits are said to include ...: iddiaları mesafeli biçimde aktarmak

health benefits are said to include ... ifadesinde are said to edilgen bir aktarım yapısıdır. İddia edilen faydaların listesini, konuşanı doğrudan kaynak olarak sunmak yerine adı belirtilmeyen kişilere veya kaynaklara dayandırır. Include, aktarılan listedeki maddeleri başlatır. Yapı kanıtsal bir mesafe oluşturur: faydaların iddia edildiğini söyler, konuşanın bunları doğruladığını değil. Böylece itiraz veya daha sonra sınırlama getirme olasılığına yer bırakır.

Alıştırma

Bir yazar iddia edilen sonuçları bağımsız olarak doğrulamamıştır. Hangi cümle bu kanıtsal mesafeyi en iyi korur?

  1. The plan's benefits may include lower costs and faster delivery.
  2. The plan's benefits include lower costs and faster delivery.
  3. The plan's benefits are said to include lower costs and faster delivery.
Cevabı göster

The plan's benefits are said to include lower costs and faster delivery.

though a lot of researchers all disagree with these theories.

5:36

her ne kadar pek çok araştırmacı bu teorilere katılmasa da.

Beauty routines have gone out of control, Deyimler

5:39

Güzellik rutinleri kontrolden çıktı,

but one part that doesn't have to be crazy is your grooming.

5:41

fakat çılgınca olmak zorunda olmayan bir kısım kişisel bakımınızdır.

Deyimler

have gone out of control: kontrolden çıkmış

“Have gone out of control”, “go out of control” ifadesinin present perfect biçimidir. Güzellik rutinlerinin aşırı hâle geldiğini veya makul sınırlar içinde tutulmasının zorlaştığını anlatır; hiçbir şey gerçek anlamda bir yerden dışarı gitmez. Buradaki sözler, daha basit bir kişisel bakım çözümünü tanıtmak için kullanılan geniş kapsamlı ve abartılı bir reklam değerlendirmesidir. Aynı ifade başka bağlamlarda yönetilmesi zorlaşmış herhangi bir durumu anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “yönetilmesi imkânsız hâle gelmiş” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After weeks of extra requests, the project costs have ____.

Cevabı göster

gone out of control

Dollar Shave Club has everything in one place to get your morning going right. Kalıp ifadeler

5:44

Dollar Shave Club, sabahınıza doğru bir şekilde başlamanızı sağlayacak her şeye tek bir yerde sahip.

Kalıp ifadeler

get your morning going right: sabahı iyi başlatmak

“get your morning going right” ifadesinde get + nesne + -ing yapısı, “nesnenin başlamasını ve devam etmesini sağlamak veya buna yardımcı olmak” anlamına gelir. Your morning, get ile going arasına yerleştirilen nesnedir. Going “harekete geçmiş” anlamındadır; right ise yön bildirmez, “iyi” veya “iyi bir şekilde” anlamındaki bir zarftır. İfadenin tamamı sabah rutininin iyi başlamasına yardımcı olma vaadi taşır.

Alıştırma

Cümleyi get + the class + going + smoothly ile tamamlayın: A short warm-up can ____.

Cevabı göster

get the class going smoothly

We've tried the Dr. Carver's Easy Shave Butter,

5:48

Dr. Carver's Easy Shave Butter'ı denedik

and our skin was left totally smooth. Dilbilgisi

5:50

ve cildimiz tamamen pürüzsüzleşti.

Dilbilgisi

our skin was left totally smooth: edilgen sonuç yapısı

our skin was left totally smooth ifadesinde was left, leave + nesne + sıfat yapısının edilgen biçimidir. Tıraş ürünü, cildin smooth sözcüğünün anlattığı duruma gelmesine neden olmuştur. Buradaki leave, “ayrılmak” veya “terk etmek” değil, “bir şeyi belirli bir durumda bırakmak ya da o duruma gelmesini sağlamak” anlamındadır. Bu sonuç yapısı, bir eylemden sonra kalan duruma odaklanır. Etken: The shave butter left our skin smooth. Edilgen: Our skin was left smooth.

Alıştırma

Cümleyi leave ve soft kullanarak edilgen sonuç yapısıyla tamamlayın: After the conditioning treatment, my hair ____ wonderfully ____.

Cevabı göster

was left · soft

They're giving away their Daily Essential Starter Set to fans of The Infographics Show for only $5. Öbek fiiller

5:53

The Infographics Show hayranlarına Daily Essential Starter Set'i sadece 5 dolara veriyorlar.

Öbek fiiller

giving away ... for only $5: tanıtım amaçlı abartı

Give away normalde bir şeyi ücret almadan birine vermek anlamına gelir. Ancak burada for only $5 gerçek bir fiyat belirtir; dolayısıyla set sözcüğün gerçek anlamıyla ücretsiz değildir. Reklam, give away ifadesini abartı olarak kullanır: 5 dolar, neredeyse bedava sayılacak kadar düşük bir fiyat gibi sunulur. Tanıtım dilini yorumlarken fiyat gibi açıkça belirtilen işlem koşulları, gerçek anlamı belirlemelidir.

Alıştırma

Bir mağaza kupa için 8 dolar alıyor ve ‘We're giving it away for $8.’ diyor. Şu ifadeyi değerlendirin: Kupa mutlaka ücretsizdir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

This starter set features three trial-sized versions of their most popular products Kelime

5:58

Bu başlangıç seti, en popüler ürünlerinin üç deneme boyutu versiyonunu içeriyor

Kelime

three trial-sized versions: deneme boyu üç versiyon

Trial-sized, ürün açıklamalarında kullanılan birleşik bir sıfattır. Müşterinin normal boyu satın almadan önce ürünü deneyebilmesi için küçük miktarda hazırlandığını belirtir; versions sözcüğünden önce iki sözcük kısa çizgiyle bağlanır. Burada three trial-sized versions, markanın ürünlerinin üç küçük boy biçimi anlamına gelir. Hukuki bir yargılama, deneysel ürün ya da düşük kalite anlamı taşımaz.

Alıştırma

Bir kozmetik setinde müşterilerin üç ürünü denemesi için küçük miktarlar bulunuyor. Hangi açıklama en uygundur?

  1. three full-sized versions
  2. three travel-sized versions
  3. three trial-sized versions
Cevabı göster

three trial-sized versions

that help you stay fresh and clean.

6:01

ki bunlar taze ve temiz kalmanıza yardımcı olur.

In your first box,

6:03

İlk kutunuzda,

you'll receive their shave butter,

6:04

tıraş losyonlarını,

body wash,

6:05

vücut yıkama jellerini,

and One Wipe Charlies butt wipes.

6:06

ve One Wipe Charlies ıslak tuvalet kağıtlarını alacaksınız.

You'll also receive their Executive Razor,

6:08

Ayrıca, birinci sınıf ağır saplı ve tam kaset bıçaklı

which includes their premium weighty handle and full cassette of cartridges.

6:09

Executive Razor'larını da alacaksınız.

After the first box,

6:13

İlk kutudan sonra,

replacement cartridges are sent directly to your home for only a few bucks a month. Kelime

6:14

yedek kartuşlar ayda sadece birkaç dolara doğrudan evinize gönderilir.

Kelime

a few bucks a month: ayda birkaç dolar

Gündelik Amerikan İngilizcesinde bucks, dollars yani dolar anlamına gelir. Bu nedenle a few bucks, kesin miktarı belirtilmeyen az sayıda doları ifade eder. A month, her ay anlamına gelir. Dolayısıyla a few bucks a month, tek seferlik bir ödeme değil, her ay tekrarlanan düşük bir maliyeti anlatır.

Alıştırma

“The music app costs a few bucks a month,” cümlesindeki fiyat ifadesi ne anlama gelir?

  1. İlk birkaç ay ücretsizdir.
  2. Her ay az miktarda birkaç dolara mal olur.
  3. Yalnızca bir kez birkaç dolara mal olur.
Cevabı göster

Her ay az miktarda birkaç dolara mal olur.

This $5 offer is available at dollarshaveclub.com/infographics

6:18

Bu 5 dolarlık teklif dollarshaveclub.com/infographics adresinde

or by clicking the link in the description.

6:22

veya açıklamadaki bağlantıya tıklanarak mevcuttur.

Get ready to look, Kalıp ifadeler

6:24

En iyi şekilde görünmeye,

feel, and smell your best.

6:25

hissetmeye ve kokmaya hazır olun.

Kalıp ifadeler

Get ready to + fiilin yalın hâli

Get ready to + fiilin yalın hâli, gerçekleşmek üzere olan ya da dinleyicinin hazırlanması gereken bir eylemi, olayı veya sonucu tanıtır. to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: get ready to look, feel, and smell. Bu tanıtım cümlesinde ifade, belirli bir hazırlık yapma talimatından çok retorik bir ön duyuru işlevi görür. Vadedilen sonuç için beklenti oluşturur.

Alıştırma

Yaklaşan sonuç için beklenti yaratan üç kelimelik yapıyla duyuruyu tamamlayın: “____ see your photos in a whole new way.”

Cevabı göster

Get ready to

So,

6:26

Peki,

how long have you ever gone without food?

6:27

hiç yemek yemeden en uzun ne kadar süre durdunuz?

And how difficult was it?

6:29

Ve ne kadar zordu?

Let us know in the comments. Ton ve niyet

6:30

Yorumlarda bize bildirin.

Ton ve niyet

Yanıt daveti olarak Let us know

Let us know, “lütfen bize söyleyin veya bildirin” anlamına gelir. Bu yapıda let, gerçek anlamda izin istemez; ifadenin tamamı dinleyiciyi bilgi vermeye davet eder. Burada izleyicinin katılımını isteyen samimi bir çağrı işlevi görür. İstenen bilgi zaten açıksa tek başına kullanılabilir veya ardından what, if, whether, when ya da başka bir yan cümle gelebilir: Let us know what you think.

Alıştırma

Müşteri hizmetleri mesajını, kibarca yanıt isteyen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “If the new delivery time does not work for you, ____.”

Cevabı göster

let us know

Also,

6:31

Ayrıca,

be sure to check out our other video called Öbek fiiller

6:32

şu adlı diğer videomuza da göz atmayı unutmayın:

Do you know how much food is in 100 calories?

6:34

100 kaloride ne kadar yiyecek var biliyor musunuz?

Öbek fiiller

check out: önerilen içeriği izlemek veya keşfetmek

Burada “check out”, önerilen bir şeyi izlemek, incelemek veya keşfetmek anlamına gelir. Konuşmacı izleyicileri başka bir videoya yönlendiriyor; videoda bir sorun olup olmadığını kontrol etmelerini istemiyor. Bu öbek fiil, önerilen şeyi nesne olarak alır: “check out + içerik, yer veya ürün”. Nesne bir zamirse ortaya getirilir: “check it out” denir, “check out it” denmez.

Alıştırma

“Be sure to check out our other video” cümlesinde konuşmacı izleyicilerden ne yapmalarını istiyor?

  1. Bir otelden ayrılmak
  2. Diğer videoyu izlemek veya keşfetmek
  3. Videoda teknik sorun olup olmadığını incelemek
  4. Çevrim içi bir satın alma işleminin ödemesini yapmak
Cevabı göster

Diğer videoyu izlemek veya keşfetmek

Thanks for watching,

6:36

İzlediğiniz için teşekkürler,

and as always,

6:37

ve her zaman olduğu gibi,

don't forget to like, Ton ve niyet

6:38

beğenmeyi,

share,

6:39

paylaşmayı,

and subscribe.

6:39

ve abone olmayı unutmayın.

Ton ve niyet

don't forget to: nazik bir hatırlatma veya eylem çağrısı

Bu kapanış cümlesinde “don’t forget to + fiilin yalın hâli”, “like, share, and subscribe” eylemlerini tanıtır. Dil bilgisi açısından unutmama uyarısıdır; kullanım açısından ise izleyiciden harekete geçmesini isteyen ifadeyi yumuşatır. Kalıp “don’t forget to + fiil” şeklindedir. Tek bir eylemi veya bağlanmış bir eylem listesini tanıtabilir ve genellikle “Like, share, and subscribe” gibi doğrudan bir emirden daha az sert duyulur.

Alıştırma

Hatırlatmayı dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: “____ bring your ID to the appointment.”

Cevabı göster

Don't forget to

See you next time.

6:40

Bir sonraki sefer görüşmek üzere.