Güneş Sistemini Yanlış Öğrendiniz: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Gerçek yörüngeler, gezegenleri düz çizgide gösteren sınıf görselinin yerini alıyor ve Merkür'ün Dünya'ya ve diğer gezegenlere neden en uzun süre yakın kaldığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. speeds up — Deyimsel fiiller: “bir süreci hızlandırmak” anlamını öğrenin; iş, öğrenme veya ulaşım için kullanın. 2. mostest closest. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: mizah için üretilmiş standart dışı çift üstünlüğü tanıyın, “zamanın çoğunda en yakın” diye yorumlayın ve resmî dilde kullanmayın. 3. mercurial Mercury — Mecazlı ifadeler: “değişken veya öngörülemez” anlamındaki mercurial ile kelime oyununu ve constant companion ile ironik karşıtlığını anlayın.
Bu derste
My very easy method just speeds up naming planets. Öbek fiiller
0:00Benim çok kolay yöntemim sadece gezegenleri isimlendirmeyi hızlandırır.
“speeds up”: bir süreci hızlandırmak
“Speeds up”, “speed up” phrasal verb’ünün üçüncü tekil şahıs biçimidir. Burada geçişli olarak kullanılmıştır: yöntem, “naming planets” (gezegenlere ad verme) etkinliğinin daha hızlı gerçekleşmesini sağlar. “Speed up” ifadesini bir bütün olarak fiil kabul edin. Bu cümlede “speed” isim değildir ve “up” yukarı yönü göstermez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp “something speeds up a process/activity”, yani bir şeyin bir süreci veya etkinliği hızlandırmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi “süreci daha hızlı hâle getirmek” anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: A shared template can ____ writing the report.
Cevabı göster
speed up
Every physics classroom has a solar system line
0:03Her fizik sınıfında bir güneş sistemi çizgisi vardır,
“Sorry Pluto.” ifadesinin şakacı anlamı
“Sorry Pluto.”, gök cismi duyabiliyormuş gibi ona yöneltilmiş şaka amaçlı bir özürdür. Espri, Güneş Sistemi’nin alışılmış gezegen listesinde artık sekiz gezegen bulunmasına dayanır: Bir zamanlar yaygın olarak dokuzuncu gezegen denilen Plüton, 2006 yılında cüce gezegen olarak yeniden sınıflandırılmıştır. Konuşan kişi, Plüton’un liste dışında bırakıldığını eğlenceli bir şekilde kabul eder. Bu, gerçek bir kişiden özür dilemek değil, kişileştirmedir.
Alıştırma
Konuşan kişi “Sorry Pluto.” diyerek ne yapıyor?
- Plüton’a yeni bir ad verildiğini söylemek
- Pluto adlı bir kişiden ciddi biçimde özür dilemek
- Gezegen listesi dışında bıraktığı için Plüton’dan şakacı biçimde özür dilemek
Cevabı göster
Gezegen listesi dışında bıraktığı için Plüton’dan şakacı biçimde özür dilemek
you need first know that like many things in school,
0:13okuldaki pek çok şey gibi şunu bilmelisiniz:
the line is a lie: akılda kalıcı bir düzeltme metaforu
Bu cümlede the line is a lie, gezegenleri düz bir çizgi üzerinde gösteren sınıf görselinin onların gerçekte nasıl dizildiği konusunda yanlış bir izlenim verdiği anlamına gelir. Bir öğretmenin birini kasıtlı olarak aldattığı anlamına gelmez. Çizgiye “yalan” demek, şakacı bir abartıdır: aşırı basitleştirilmiş bir modeli güçlü biçimde reddeder. Line ve lie arasındaki kısa kelime oyunu, düzeltmeyi çarpıcı ve akılda kalıcı hâle getirir. Daha genel olarak bu tür bir ifade, yararlı bir modeli gerçeğin tamamıyla karıştırmamanız gerektiğini hatırlatır.
Alıştırma
Konuşmacı “the line is a lie” derken ne yapıyor?
- Bütün düz çizgilerin bilimsel olarak imkânsız olduğunu söylemek
- Şemanın dikkatsizce çizildiğini açıklamak
- Öğretmeni sınıfı kasıtlı olarak aldatmakla suçlamak
- Aşırı basitleştirilmiş bir modeli şakacı bir abartıyla reddetmek
Cevabı göster
Aşırı basitleştirilmiş bir modeli şakacı bir abartıyla reddetmek
Planets are not people queuing for coffee, Dilbilgisi
0:17Gezegenler kahve kuyruğuna girmiş insanlar değildir,
not ... but rather ...: yanlış bir tanımı daha doğrusu ile değiştirme
Not ... but rather ... bir tanımı daha doğru bir tanımla değiştirerek düzeltir. Not ifadesinden sonraki bölüm reddedilir; but rather ifadesinden sonraki bölüm ise düzeltmeyi verir. Burada rather, but rather bağlayıcısının parçasıdır ve “onun yerine” ya da “daha doğrusu” anlamına gelir. Rather large örneğindeki gibi “oldukça” anlamına gelmez. Bu kalıp, bir açıklamada bir şeyi açıkça yeniden sınıflandırmak gerektiğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Düzeltmeyi dersteki bağlayıcıyla tamamlayın: This shape is not a circle, ____ an oval.
Cevabı göster
but rather
in motion: hareket hâlinde olmak
In motion, hareketsiz durmak yerine “hareket eden veya hareket etmeyi sürdüren” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki always in motion, küremsi cisimlerin uzayda sürekli hareket ettiğini belirtir. Yaygın yapı be + in motion biçimindedir. İfade, başlamış bir süreç için mecaz anlamda da kullanılabilir; özellikle set something in motion veya put something in motion yapılarında görülür.
Alıştırma
Cümleyi “hareketsiz değil, hareket ediyor” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The wheels are ____.
Cevabı göster
in motion
but only about once a year and a half-ish. Kelime
0:32ama sadece yaklaşık bir buçuk yılda bir kez olur.
a year and a half-ish içindeki -ish: gündelik bir yaklaşık değer
Gündelik -ish eki half sözcüğüne bağlı olsa da bütün süreyi kesin olmaktan çıkarıp yaklaşık hâle getirir. A year and a half-ish, yaklaşık bir buçuk yıl demektir. About ve -ish ifadelerinin ikisi de yaklaşıklık bildirdiği için burada birlikte kullanılmaları tahmini özellikle gevşek ve konuşma diline özgü kılar. Half-ish, “yaklaşık yarım yıl” anlamına gelen bağımsız bir ölçü değildir.
Alıştırma
Zaman tahminini yaklaşık hâle getiren gündelik eki ekleyin: The repair should take two weeks____.
Cevabı göster
-ish
needs some space on the other side of the Sun. Deyimler
0:38Güneş'in diğer tarafında biraz alana ihtiyacı vardır.
needs some space: fiziksel ve ilişkisel mesafe
Burada needs some space iki şekilde işlev görür. Gerçek anlamıyla, Venüs Güneş’in öteki tarafına geçtiğinde yörüngesi ona Dünya ile arasında fiziksel bir mesafe sağlar. Günlük ilişki dilinde need some space, geçici olarak duygusal veya sosyal mesafe istemek anlamına gelir. Bu ifadenin Venüs için kullanılması gezegeni kişileştirir ve yörüngesini, bir ilişkiden biraz geri çekilen birinin davranışı gibi gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşlık hakkındaki konuşmada “I need some space” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bir süre daha az iletişim veya duygusal baskı istiyorum.
- Arkadaşlığın hemen daha yakın hâle gelmesini istiyorum.
- Odayı ölçmeni istiyorum.
Cevabı göster
Bir süre daha az iletişim veya duygusal baskı istiyorum.
there isn't one answer to who is the closest. Dilbilgisi
0:46kimin en yakın olduğuna dair tek bir cevap yoktur.
there isn't one answer to who is the closest: tek bir cevap yok
“There isn't one answer to ...”, sorunun tek ve sabit bir cevabı olmadığını söyler; yalnızca konuşanın bilgiyi bilmediğini ifade etmez. Burada gezegenler sürekli hareket ettiği için en yakın olan değişebilir. “Who is the closest”, “answer to” ifadesini tamamlayan gömülü bir sorudur. Bağımsız bir doğrudan soru olmak yerine cevabın hangi konuyla ilgili olduğunu gösterir. who bu yan cümlenin öznesi olduğu için dizilim who + is + the closest olarak kalır.
Alıştırma
Hangi durum “There isn't one answer to which route is fastest” ifadesine en uygundur?
- Hiçbir rota varış noktasına ulaşamaz.
- Bir rota her zaman en hızlıdır, ancak konuşan onun adını unutmuştur.
- En hızlı rota trafiğe ve günün saatine göre değişir.
Cevabı göster
En hızlı rota trafiğe ve günün saatine göre değişir.
Şakacı bir çift üstünlük biçimi olarak “mostest closest”
Bu cümlede mostest closest, bilerek oluşturulmuş şakacı ve standart dışı bir üstünlük biçimidir. Closest zaten “diğerlerinin hepsinden daha yakın” demektir; mostest ise most sözcüğüne fazladan bir üstünlük anlamı eklemek için uydurulmuştur. İkisini üst üste kullanmak, komik bir etki yaratmak için düşünceyi abartır. Burada yalnızca “belirli bir anda en yakın” denmiyor. Kastedilen, “en uzun süre boyunca en yakın olan”dır. Standart İngilizcede closest most of the time veya most often the closest denir.
Alıştırma
Değerlendirme: Bir bilim raporu bir nesneyi “the mostest closest one.” diye tanımlıyor. Bu, resmî İngilizceye uygun mudur?
- Evet, standart bilimsel İngilizcedir.
- Hayır, şakacı ve standart dışı İngilizcedir; yerine closest most of the time yazılmalıdır.
Cevabı göster
Hayır, şakacı ve standart dışı İngilizcedir; yerine closest most of the time yazılmalıdır.
“Leaves little Mercury the closest”: leave + nesne + tümleç
Burada leaves, “uzaklaşır” veya “terk eder” anlamına gelmez. Bir durumun, bir şeyin belirli bir hâlde kalmasıyla sonuçlandığını anlatır. Neden, yörüngelerin genel dizilimidir; bu yüzden bilinçli davranan bir kişi olmasa da bu durum it ile temsil edilebilir. Yapı leave + nesne + nesne tümleci şeklindedir: leaves + little Mercury + the closest. The closest, Mercury’nin sonuçta aldığı konumu açıklar. Little, Mercury’nin küçük boyutuna gönderme yaparak onu sevecen biçimde kişileştirir; tümlecin değil, nesne grubunun parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi leave fiilinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the other two candidates withdrew, that ____ Maya the only person available.
Cevabı göster
left
at least on planetary scales: iddianın geçerli olduğu alanı sınırlamak
Burada at least, asgari bir miktar belirtmez. Bir sınırlama getirir: never that far ifadesi yalnızca hemen ardından belirtilen bakış açısından doğrudur. On planetary scales, mesafelerin gezegenler arasındaki devasa uzaklıklarla karşılaştırılarak değerlendirildiği anlamına gelir. Bu söz, iddiayı göreceli tutar: Merkür bu çerçevede yakın sayılabilir ama insanların gündelik mesafe anlayışına göre yine de son derece uzaktır.
Alıştırma
"The two villages are close, at least on a national scale," cümlesinde "at least on a national scale" ne anlama gelir?
- Köyler, yalnızca ülkenin tamamına yayılan mesafelerle karşılaştırıldığında yakındır.
- Konuşmacı mümkün olan en az köy sayısını belirtmektedir.
- Köylerin arası en fazla bir kilometredir.
Cevabı göster
Köyler, yalnızca ülkenin tamamına yayılan mesafelerle karşılaştırıldığında yakındır.
a uniquely close relationship with Terra. Kalıp ifadeler
1:09Dünya ile benzersiz bir yakın ilişki verir.
close relationship with: doğal sözcük birlikteliği
Close relationship with, iki kişinin, grubun, şeyin ya da fikrin güçlü biçimde bağlantılı olduğunu anlatan yaygın bir sözcük birlikteliğidir. With, bu bağlantının diğer tarafını tanıtır. Burada anlatıcı, gezegenler için sosyal bir ilişkiyi çağrıştıran bir ifade kullanır. Böylece Merkür ile Dünya'yı kişileştirir; close sözcüğü de gezegenlerin göreceli fiziksel yakınlığını çağrıştırır.
Alıştırma
Cümleyi hedef sözcük birlikteliğiyle tamamlayın: The school has a ____ the local museum.
Cevabı göster
close relationship with
Genel bir eğilim için “most of the time” kullanmak
Most of the time, “genellikle” veya “çoğu durumda” anlamına gelir; ancak her zaman demek değildir. Burada iddiayı sınırlar: Merkür daha uzun süre boyunca en yakın gezegendir, fakat yine de istisnalar olabilir. Her an doğru olduğunu iddia etmeden güçlü bir genel eğilimi anlatmak istediğinizde bu ifadeyi kullanın.
Alıştırma
Cümleyi “genellikle, fakat her zaman değil” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The library is quiet ____, though it gets noisy after school.
Cevabı göster
most of the time
but nonetheless in the way of actual orbits, Anlatım akışı
1:22ama yine de gerçek yörüngelerin işleyişinde,
Eğlenceli ve standart dışı “unpossible” sözcüğü
Unpossible, normal biçim olan impossible yerine un- kullanılarak kasıtlı biçimde oluşturulmuş standart dışı bir sözcüktür. Bu cümlede “imkânsız” anlamına gelir: Sonuç, doğru olması mümkün değilmiş gibi görünür. Bu tuhaf biçim çocuksu veya komik bir anlatım yaratır. Burada bilinçli bir üslup tercihidir; normal kullanım için öğrenilecek yeni ve standart bir eş anlamlı değildir.
Alıştırma
Bir çizgi film karakteri “That looks unpossible!” diyor. Bu alışılmadık sözcük seçimi büyük olasılıkla neyi gösteriyor?
- “Biraz mümkün” anlamına gelen teknik bir terim
- impossible sözcüğünün eğlenceli veya çocuksu, standart dışı bir biçimi
- impossible sözcüğünün standart ve resmî yazımı
Cevabı göster
impossible sözcüğünün eğlenceli veya çocuksu, standart dışı bir biçimi
but nonetheless: karşıtlığı sunmadan önce beklentiyi kabul etmek
But nonetheless güçlü bir yön değişikliğini gösterir. Konuşmacı önce bir düşüncenin imkânsız göründüğünü kabul eder, ardından gelecek bilginin bu beklentiye ters düştüğünü belirtir. But zaten karşıtlık kurar; nonetheless ise “buna rağmen” anlamını ekler. İkisi birlikte ödünlemeyi daha güçlü vurgular ve bir savı görünürdeki itirazdan kanıta ya da sonuca taşımaya yardımcı olur.
Alıştırma
Sonucun önceki beklentiye rağmen gerçekleştiğini gösteren bağlayıcıyı seçin: The road looked unsafe, ____ the rescue team crossed it successfully.
- because
- for example
- but nonetheless
Cevabı göster
but nonetheless
if we keep measuring the distance to all the planets Dilbilgisi
1:25eğer tüm gezegenlerin döndükleri zamanki uzaklığını
keep measuring: devam eden eylemler için keep + fiil-ing
Keep measuring, “ölçmeye devam etmek” veya “tekrar tekrar ölçmek” anlamına gelir. Bu cümlede gezegenler hareket ederken mesafeler yalnızca bir kez değil, tekrar tekrar ölçülür. Devam eden bir eylem için keep + fiil-ing yapısını kullanın: keep measuring, keep checking, keep practicing. Bu anlamda keep to measure kullanmayın.
Alıştırma
Cümleyi keep sonrasında measure fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: To track the river's level, we need to keep ____ it every day.
Cevabı göster
measuring
Kaçınılmaz bir sonuç bildiren has to be
Burada has to be güçlü bir mantıksal çıkarım bildirir: konuşan kişi, az önce belirtilen gerçeklere dayanarak bu sonucun kaçınılmaz olduğunu düşünür. Herhangi bir kişi veya kural Merkür'ü bir şey yapmaya zorlamamaktadır. have/has to + fiilin yalın hâli yapısı hem zorunluluk hem de çıkarım ifade edebilir. be ile ve kanıta dayalı bir sonuçla kullanıldığında çoğu zaman "must be" veya "can only be" anlamına gelir.
Alıştırma
"The map is accurate, so the cabin has to be beside the river." cümlesinde has to be ne anlama gelir?
- Kanıt bu sonucu zorunlu kılıyor.
- Kulübe herhangi bir yerde olabilir.
- Biri kulübenin orada olmasını şart koşuyor.
Cevabı göster
Kanıt bu sonucu zorunlu kılıyor.
Because her orbit is smaller than Earth's. Dilbilgisi
1:38Çünkü onun yörüngesi Dünya'nınkinden daha küçük.
smaller than Earth's ifadesinde iyelik eksiltisi
smaller than Earth's ifadesinde Earth's, Earth's orbit anlamına gelir. orbit daha önce belirtildiği ve bağlamdan kolayca anlaşılabildiği için iyelik biçimi tek başına kullanılır. Bu, iyelik eksiltisidir: iyelik biçiminden sonra tekrarlanacak isim söylenmez. Buradaki kesme işareti ve s iyelik bildirir; Earth is kısaltması değildir.
Alıştırma
Leo adının iyelik biçimini kullanın ve bike sözcüğünü tekrarlamayın: My bike is newer than ____.
Cevabı göster
Leo's
run the numbers: hesaplayıp verileri kontrol etmek
run the numbers ifadesinde run, “koşmak” değil, “yapmak veya gerçekleştirmek” anlamına gelir. İfade, gerekli hesaplamaları yapıp sonuçların ne gösterdiğini incelemek demektir. Burada running the numbers, “hesaplamaları yaptıktan sonra” anlamında kullanılan konuşma diline özgü bir giriş ifadesidir. Konuşmacının ardından gelen sonucu hangi yöntemle doğruladığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi run the numbers ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before we buy the supplies, let's ____.
Cevabı göster
run the numbers
making Earth's special relationship with Mercury less special.
1:43bu da Dünya'nın Merkür ile olan özel ilişkisini daha az özel kılıyor.
While we're here: bağlantılı bir noktaya geçiş
While we're here yalnızca “bu yerde bulunduğumuz sürece” değil, “bu konuyu konuşurken veya bu aşamadayken” anlamına da gelebilir. Ek bir soruyu hâlihazırda konuşulan konuya bağlar. Cümlenin başında geçiş ifadesi görevi görür. Konuşmacı aniden yön değiştirmek yerine, “Bu bağlantılı konu zaten açılmışken bir nokta daha ele alalım” mesajını verir.
Alıştırma
Gelecek haftaki sınıf gezisini zaten konuşuyorsunuz. “While we're here, what should everyone bring for lunch?” cümlesinde While we're here neyi belirtir?
- Öğle yemeği sırasında herkes aynı fiziksel yerde kalmalıdır.
- Konuşmacı başka bir şey sormadan önce tartışmayı bitiriyor.
- Öğle yemeği sorusu mevcut tartışmaya bağlantılı bir eklemedir.
Cevabı göster
Öğle yemeği sorusu mevcut tartışmaya bağlantılı bir eklemedir.
Yer bildiren devriklik: On his other side is the asteroid belt
On his other side ifadesi, yeri önce belirtmek için cümlenin başına getirilmiştir. is fiili, gerçek özne olan the asteroid belt ifadesinden önce gelir. Özne başta olacak şekilde normal diziliş The asteroid belt is on his other side. olurdu. Bu, yer bildiren devrik yapıdır; soru cümlesi değildir. Önce yeri, sonra orada bulunan şeyi sunarak bir düzeni betimlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
“Next to the library is a small park,” cümlesinde dil bilgisel özne hangi sözcüklerdir?
- is
- Next to the library
- a small park
Cevabı göster
a small park
Beklenen bir sonuç olarak should be Earth
should be Earth ifadesindeki should, konum bilgisine dayanan beklenen veya olası bir sonucu anlatır. “Cevap muhtemelen Dünya” ya da “beklediğimiz sonuç Dünya” anlamına gelir. Burada bir görev veya emir ifade etmez. Kanıtlar, bir zaman çizelgesi ya da normal koşullar bir sonucu olası kıldığında should bu anlamda sıkça kullanılır; ancak sonuç yine de kesin değildir.
Alıştırma
Teslimat bu sabah depodan çıktı ve normalde yolculuk iki saat sürüyor. “It should be here soon” ne anlama gelir?
- Yakında varması bekleniyor, ancak bu kesin değil.
- Yakında varması imkânsız.
- Yakında varma görevi var.
Cevabı göster
Yakında varması bekleniyor, ancak bu kesin değil.
Temalı bir ünlem olarak oh my Celestia
Burada oh my Celestia abartılı bir şaşkınlık ifade eder. Celestia, oh my God ve oh my goodness gibi bilinen ünlemlerdeki God ya da goodness sözcüğünün yerini alır. Ayrıca “gökyüzü veya uzayla ilgili” anlamındaki celestial sözcüğünü çağrıştırır; bu yüzden Mercury ifadesine uyar. Bu, standart bir İngilizce ifade değil, uzay temalı eğlenceli bir kelime oyunudur. Medyada tanıdık bir ifadenin bir parçası temaya uygun bir ad veya sözcükle değiştirildiğinde hem asıl kalıbı hem de yeni sözcüğün yarattığı şakayı fark edin.
Alıştırma
Bu cümlede oh my Celestia ifadesinin temel etkisi nedir?
- Bilinen bir ünlemi uzay temalı bir şakaya dönüştürür.
- Bilimsel verileri bildirmek için standart ve resmî bir ifade kullanır.
- Celestia’nın sonuçları üreten kişi olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Bilinen bir ünlemi uzay temalı bir şakaya dönüştürür.
and Mars for the same reason each time.
2:11ve Mars'a da her seferinde aynı nedenden dolayı öyledir.
So mercurial Mercury is the constantest companion. Deyimler
2:18Yani o cıva gibi değişken Merkür, en sabit yol arkadaşıdır.
mercurial Mercury ifadesindeki kelime oyunu
Mercurial genellikle ruh hâli veya davranışları hızla ve öngörülemez biçimde değişen bir kişiyi anlatır. mercurial Mercury ifadesinde sıfat aynı zamanda Mercury adını yankılar ve birbirine bağlı iki okuma oluşturur. Şaka ironiktir: değişkenliği düşündüren bir sözcük Mercury’yi niteler ve hemen ardından Mercury “en istikrarlı yol arkadaşı” olarak adlandırılır. mercurial sözcüğünü kişilikle ilgili yaygın anlamında anlayın ve aynı zamanda gezegen adını çağrıştırdığını fark edin.
Alıştırma
mercurial Mercury bu bağlamda neden komiktir?
- Mercurial öngörülemez değişimi anlatırken Mercury adını da çağrıştırır; ardından Mercury istikrarlı olarak tanımlanır.
- Mercurial, Mercury’nin her zaman aynı uzaklıkta kaldığı anlamına gelir.
- Mercurial, en küçük gezegen anlamına gelen tarafsız bir bilim terimidir.
Cevabı göster
Mercurial öngörülemez değişimi anlatırken Mercury adını da çağrıştırır; ardından Mercury istikrarlı olarak tanımlanır.
as the other planets with their bigger orbits.
2:32daha büyük yörüngelere sahip diğer gezegenler kadar uzaklaşmaması demektir.
never ... as far away as: olumsuz as ... as karşılaştırması
never ... as far away as yapısında as ... as kalıbı, diğer gezegenlerin ulaştığı mesafeyi ölçüt olarak alır. never karşılaştırmayı olumsuz yaptığı için Merkür, ilgili hiçbir anda aynı uzaklık derecesine ulaşmaz. Bu kalıp never + fiil + as + sıfat veya zarf + as + karşılaştırılan öge şeklinde genellenebilir. İlk öznenin ikinci ögeyle aynı dereceye hiçbir zaman ulaşmadığını belirtir; ikisinin eşit olduğunu söylemez.
Alıştırma
never ... as ... as hedef kalıbını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: Throughout the race, the smaller boat was ____ the speedboat.
Cevabı göster
never as fast as
merak oluşturan bir soru olarak are you ready for this?
Burada are you ready for this? bir retorik sorudur. Temel amacı dinleyicilerin gerçekten hazır olup olmadığını kontrol etmek değildir. Kısa bir duraklama yaratır, dikkati sıradaki bilgiye çeker ve şaşırtıcı bir sonuçtan önce merak oluşturur. Aynı sözler başka bir durumda gerçek anlamlı bir soru olabilir. Soru bir bilginin açıklanmasından hemen önce geliyorsa bunu “Dikkat edin, sıradaki nokta çarpıcı” anlamında bir işaret olarak anlayın.
Alıştırma
Bir sunumda konuşmacı "Are you ready for this?" der ve hemen ardından şaşırtıcı bir sonuç verir. Konuşmacı esas olarak ne yapmaktadır?
- Konuyu bitirmek ve dinleyicilerden ayrılmalarını istemek
- Merak oluşturmak ve dikkati sıradaki bilgiye çekmek
- Dinleyicilerin doğru ekipmanı getirip getirmediğini kontrol etmek
Cevabı göster
Merak oluşturmak ve dikkati sıradaki bilgiye çekmek
The orbital math that shows Mercury is the mostest closest to Jupiter
2:36Merkür'ün Jüpiter'e en ama en yakın olduğunu gösteren yörünge matematiği,
the same for: aynı sonucu daha fazla duruma uygulamak
Burada the same for, aynı hesaplamanın ya da kuralın başka bir gruba da aynı biçimde uygulandığını anlatır. Özne the orbital math ifadesidir; for ise aynı sonucun kapsadığı grubu, yani tüm gezegenleri ve Güneş'in çevresinde dönen diğer cisimleri tanıtır. Bu, gezegenlerin kendilerinin birbirinin aynısı olduğu anlamına gelmez. İfade; bir kuralın, sonucun, fiyatın, sürecin ya da durumun kapsamını bir örnekten diğerlerine genişletir.
Alıştırma
Politikanın çocuklar için de geçerli olduğunu göstermek üzere cümleyi bu nottaki hedef ifadeyle tamamlayın: The policy applies to adults, and it is ____ children.
Cevabı göster
the same for