Güneş Sistemini Yanlış Öğrendiniz: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
497 kelime 176 kel/dk

Video özeti: Gerçek yörüngeler, gezegenleri düz çizgide gösteren sınıf görselinin yerini alıyor ve Merkür'ün Dünya'ya ve diğer gezegenlere neden en uzun süre yakın kaldığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. speeds up — Deyimsel fiiller: “bir süreci hızlandırmak” anlamını öğrenin; iş, öğrenme veya ulaşım için kullanın. 2. mostest closest. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: mizah için üretilmiş standart dışı çift üstünlüğü tanıyın, “zamanın çoğunda en yakın” diye yorumlayın ve resmî dilde kullanmayın. 3. mercurial Mercury — Mecazlı ifadeler: “değişken veya öngörülemez” anlamındaki mercurial ile kelime oyununu ve constant companion ile ironik karşıtlığını anlayın.

Bu derste

My very easy method just speeds up naming planets. Öbek fiiller

0:00

Benim çok kolay yöntemim sadece gezegenleri isimlendirmeyi hızlandırır.

Öbek fiiller

“speeds up”: bir süreci hızlandırmak

“Speeds up”, “speed up” phrasal verb’ünün üçüncü tekil şahıs biçimidir. Burada geçişli olarak kullanılmıştır: yöntem, “naming planets” (gezegenlere ad verme) etkinliğinin daha hızlı gerçekleşmesini sağlar. “Speed up” ifadesini bir bütün olarak fiil kabul edin. Bu cümlede “speed” isim değildir ve “up” yukarı yönü göstermez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp “something speeds up a process/activity”, yani bir şeyin bir süreci veya etkinliği hızlandırmasıdır.

Alıştırma

Cümleyi “süreci daha hızlı hâle getirmek” anlamındaki iki sözcüklü phrasal verb ile tamamlayın: A shared template can ____ writing the report.

Cevabı göster

speed up

Every physics classroom has a solar system line

0:03

Her fizik sınıfında bir güneş sistemi çizgisi vardır,

like this

0:05

bunun gibi

or like this.

0:06

ya da bunun gibi.

Sorry Pluto. Kültür

0:07

Üzgünüm Plüton.

Kültür

“Sorry Pluto.” ifadesinin şakacı anlamı

“Sorry Pluto.”, gök cismi duyabiliyormuş gibi ona yöneltilmiş şaka amaçlı bir özürdür. Espri, Güneş Sistemi’nin alışılmış gezegen listesinde artık sekiz gezegen bulunmasına dayanır: Bir zamanlar yaygın olarak dokuzuncu gezegen denilen Plüton, 2006 yılında cüce gezegen olarak yeniden sınıflandırılmıştır. Konuşan kişi, Plüton’un liste dışında bırakıldığını eğlenceli bir şekilde kabul eder. Bu, gerçek bir kişiden özür dilemek değil, kişileştirmedir.

Alıştırma

Konuşan kişi “Sorry Pluto.” diyerek ne yapıyor?

  1. Plüton’a yeni bir ad verildiğini söylemek
  2. Pluto adlı bir kişiden ciddi biçimde özür dilemek
  3. Gezegen listesi dışında bıraktığı için Plüton’dan şakacı biçimde özür dilemek
Cevabı göster

Gezegen listesi dışında bıraktığı için Plüton’dan şakacı biçimde özür dilemek

Looking at the line,

0:08

Bu çizgiye bakıldığında,

which planet is closest to Earth?

0:09

Dünya'ya en yakın gezegen hangisidir?

Venus or Mars?

0:11

Venüs mü, Mars mı?

To answer,

0:12

Cevaplamak için,

you need first know that like many things in school,

0:13

okuldaki pek çok şey gibi şunu bilmelisiniz:

the line is a lie. Deyimler

0:16

bu çizgi bir yalandır.

Deyimler

the line is a lie: akılda kalıcı bir düzeltme metaforu

Bu cümlede the line is a lie, gezegenleri düz bir çizgi üzerinde gösteren sınıf görselinin onların gerçekte nasıl dizildiği konusunda yanlış bir izlenim verdiği anlamına gelir. Bir öğretmenin birini kasıtlı olarak aldattığı anlamına gelmez. Çizgiye “yalan” demek, şakacı bir abartıdır: aşırı basitleştirilmiş bir modeli güçlü biçimde reddeder. Line ve lie arasındaki kısa kelime oyunu, düzeltmeyi çarpıcı ve akılda kalıcı hâle getirir. Daha genel olarak bu tür bir ifade, yararlı bir modeli gerçeğin tamamıyla karıştırmamanız gerektiğini hatırlatır.

Alıştırma

Konuşmacı “the line is a lie” derken ne yapıyor?

  1. Bütün düz çizgilerin bilimsel olarak imkânsız olduğunu söylemek
  2. Şemanın dikkatsizce çizildiğini açıklamak
  3. Öğretmeni sınıfı kasıtlı olarak aldatmakla suçlamak
  4. Aşırı basitleştirilmiş bir modeli şakacı bir abartıyla reddetmek
Cevabı göster

Aşırı basitleştirilmiş bir modeli şakacı bir abartıyla reddetmek

Planets are not people queuing for coffee, Dilbilgisi

0:17

Gezegenler kahve kuyruğuna girmiş insanlar değildir,

but rather spheroids scattered in space,

0:20

aksine uzaya saçılmış sferoidlerdir,

Dilbilgisi

not ... but rather ...: yanlış bir tanımı daha doğrusu ile değiştirme

Not ... but rather ... bir tanımı daha doğru bir tanımla değiştirerek düzeltir. Not ifadesinden sonraki bölüm reddedilir; but rather ifadesinden sonraki bölüm ise düzeltmeyi verir. Burada rather, but rather bağlayıcısının parçasıdır ve “onun yerine” ya da “daha doğrusu” anlamına gelir. Rather large örneğindeki gibi “oldukça” anlamına gelmez. Bu kalıp, bir açıklamada bir şeyi açıkça yeniden sınıflandırmak gerektiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Düzeltmeyi dersteki bağlayıcıyla tamamlayın: This shape is not a circle, ____ an oval.

Cevabı göster

but rather

always in motion, Kalıp ifadeler

0:22

sürekli hareket halindedirler,

Kalıp ifadeler

in motion: hareket hâlinde olmak

In motion, hareketsiz durmak yerine “hareket eden veya hareket etmeyi sürdüren” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki always in motion, küremsi cisimlerin uzayda sürekli hareket ettiğini belirtir. Yaygın yapı be + in motion biçimindedir. İfade, başlamış bir süreç için mecaz anlamda da kullanılabilir; özellikle set something in motion veya put something in motion yapılarında görülür.

Alıştırma

Cümleyi “hareketsiz değil, hareket ediyor” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The wheels are ____.

Cevabı göster

in motion

not in simple circles either,

0:23

üstelik basit daireler şeklinde değil,

but in ellipses at untidy angles.

0:25

düzensiz açılara sahip elipsler şeklinde.

In the cold dark expanse.

0:28

Soğuk, karanlık boşlukta.

This is the coziest Venus gets to Earth,

0:30

Bu, Venüs'ün Dünya'ya geldiği en yakın andır,

but only about once a year and a half-ish. Kelime

0:32

ama sadece yaklaşık bir buçuk yılda bir kez olur.

Kelime

a year and a half-ish içindeki -ish: gündelik bir yaklaşık değer

Gündelik -ish eki half sözcüğüne bağlı olsa da bütün süreyi kesin olmaktan çıkarıp yaklaşık hâle getirir. A year and a half-ish, yaklaşık bir buçuk yıl demektir. About ve -ish ifadelerinin ikisi de yaklaşıklık bildirdiği için burada birlikte kullanılmaları tahmini özellikle gevşek ve konuşma diline özgü kılar. Half-ish, “yaklaşık yarım yıl” anlamına gelen bağımsız bir ölçü değildir.

Alıştırma

Zaman tahminini yaklaşık hâle getiren gündelik eki ekleyin: The repair should take two weeks____.

Cevabı göster

-ish

Starting close,

0:35

Yakın başlar,

she orbits far,

0:36

uzağa yörüngelenir,

then comes back,

0:37

sonra geri döner,

needs some space on the other side of the Sun. Deyimler

0:38

Güneş'in diğer tarafında biraz alana ihtiyacı vardır.

Deyimler

needs some space: fiziksel ve ilişkisel mesafe

Burada needs some space iki şekilde işlev görür. Gerçek anlamıyla, Venüs Güneş’in öteki tarafına geçtiğinde yörüngesi ona Dünya ile arasında fiziksel bir mesafe sağlar. Günlük ilişki dilinde need some space, geçici olarak duygusal veya sosyal mesafe istemek anlamına gelir. Bu ifadenin Venüs için kullanılması gezegeni kişileştirir ve yörüngesini, bir ilişkiden biraz geri çekilen birinin davranışı gibi gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşlık hakkındaki konuşmada “I need some space” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bir süre daha az iletişim veya duygusal baskı istiyorum.
  2. Arkadaşlığın hemen daha yakın hâle gelmesini istiyorum.
  3. Odayı ölçmeni istiyorum.
Cevabı göster

Bir süre daha az iletişim veya duygusal baskı istiyorum.

This means when Venus is away,

0:41

Bu, Venüs uzaktayken,

Mars can be the closest to play.

0:43

Mars'ın oyundaki en yakın gezegen olabileceği anlamına gelir.

So because of orbits,

0:45

Yani yörüngeler nedeniyle,

there isn't one answer to who is the closest. Dilbilgisi

0:46

kimin en yakın olduğuna dair tek bir cevap yoktur.

Dilbilgisi

there isn't one answer to who is the closest: tek bir cevap yok

“There isn't one answer to ...”, sorunun tek ve sabit bir cevabı olmadığını söyler; yalnızca konuşanın bilgiyi bilmediğini ifade etmez. Burada gezegenler sürekli hareket ettiği için en yakın olan değişebilir. “Who is the closest”, “answer to” ifadesini tamamlayan gömülü bir sorudur. Bağımsız bir doğrudan soru olmak yerine cevabın hangi konuyla ilgili olduğunu gösterir. who bu yan cümlenin öznesi olduğu için dizilim who + is + the closest olarak kalır.

Alıştırma

Hangi durum “There isn't one answer to which route is fastest” ifadesine en uygundur?

  1. Hiçbir rota varış noktasına ulaşamaz.
  2. Bir rota her zaman en hızlıdır, ancak konuşan onun adını unutmuştur.
  3. En hızlı rota trafiğe ve günün saatine göre değişir.
Cevabı göster

En hızlı rota trafiğe ve günün saatine göre değişir.

It's really who is mostly the closest,

0:48

Asıl soru, çoğunlukla kimin en yakın olduğu,

the mostest closest. Kelime

0:51

yani 'en ama en' yakın olduğudur.

Kelime

Şakacı bir çift üstünlük biçimi olarak “mostest closest”

Bu cümlede mostest closest, bilerek oluşturulmuş şakacı ve standart dışı bir üstünlük biçimidir. Closest zaten “diğerlerinin hepsinden daha yakın” demektir; mostest ise most sözcüğüne fazladan bir üstünlük anlamı eklemek için uydurulmuştur. İkisini üst üste kullanmak, komik bir etki yaratmak için düşünceyi abartır. Burada yalnızca “belirli bir anda en yakın” denmiyor. Kastedilen, “en uzun süre boyunca en yakın olan”dır. Standart İngilizcede closest most of the time veya most often the closest denir.

Alıştırma

Değerlendirme: Bir bilim raporu bir nesneyi “the mostest closest one.” diye tanımlıyor. Bu, resmî İngilizceye uygun mudur?

  1. Evet, standart bilimsel İngilizcedir.
  2. Hayır, şakacı ve standart dışı İngilizcedir; yerine closest most of the time yazılmalıdır.
Cevabı göster

Hayır, şakacı ve standart dışı İngilizcedir; yerine closest most of the time yazılmalıdır.

When Mars and Venus are both

0:52

Mars ve Venüs her ikisi de

on the other side of the Sun,

0:54

Güneş'in diğer tarafındayken,

it leaves little Mercury the closest. Dilbilgisi

0:55

bu, küçük Merkür'ü en yakın yapar.

Dilbilgisi

“Leaves little Mercury the closest”: leave + nesne + tümleç

Burada leaves, “uzaklaşır” veya “terk eder” anlamına gelmez. Bir durumun, bir şeyin belirli bir hâlde kalmasıyla sonuçlandığını anlatır. Neden, yörüngelerin genel dizilimidir; bu yüzden bilinçli davranan bir kişi olmasa da bu durum it ile temsil edilebilir. Yapı leave + nesne + nesne tümleci şeklindedir: leaves + little Mercury + the closest. The closest, Mercury’nin sonuçta aldığı konumu açıklar. Little, Mercury’nin küçük boyutuna gönderme yaparak onu sevecen biçimde kişileştirir; tümlecin değil, nesne grubunun parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi leave fiilinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the other two candidates withdrew, that ____ Maya the only person available.

Cevabı göster

left

Each of Earth's inner three planet friends

0:57

Dünya'nın içteki üç gezegen dostunun her biri

are at one time the farthest and the closest.

0:59

bir zamanlar en uzak ve en yakındır.

And Mercury with his smallest orbit

1:02

Ve Merkür, o en küçük yörüngesiyle

makes him never that far from Earth,

1:04

Dünya'dan asla o kadar uzaklaşmamasını sağlar,

at least on planetary scales, Ton ve niyet

1:06

en azından gezegen ölçeklerinde,

Ton ve niyet

at least on planetary scales: iddianın geçerli olduğu alanı sınırlamak

Burada at least, asgari bir miktar belirtmez. Bir sınırlama getirir: never that far ifadesi yalnızca hemen ardından belirtilen bakış açısından doğrudur. On planetary scales, mesafelerin gezegenler arasındaki devasa uzaklıklarla karşılaştırılarak değerlendirildiği anlamına gelir. Bu söz, iddiayı göreceli tutar: Merkür bu çerçevede yakın sayılabilir ama insanların gündelik mesafe anlayışına göre yine de son derece uzaktır.

Alıştırma

"The two villages are close, at least on a national scale," cümlesinde "at least on a national scale" ne anlama gelir?

  1. Köyler, yalnızca ülkenin tamamına yayılan mesafelerle karşılaştırıldığında yakındır.
  2. Konuşmacı mümkün olan en az köy sayısını belirtmektedir.
  3. Köylerin arası en fazla bir kilometredir.
Cevabı göster

Köyler, yalnızca ülkenin tamamına yayılan mesafelerle karşılaştırıldığında yakındır.

giving the little guy

1:08

bu da küçük adama

a uniquely close relationship with Terra. Kalıp ifadeler

1:09

Dünya ile benzersiz bir yakın ilişki verir.

Kalıp ifadeler

close relationship with: doğal sözcük birlikteliği

Close relationship with, iki kişinin, grubun, şeyin ya da fikrin güçlü biçimde bağlantılı olduğunu anlatan yaygın bir sözcük birlikteliğidir. With, bu bağlantının diğer tarafını tanıtır. Burada anlatıcı, gezegenler için sosyal bir ilişkiyi çağrıştıran bir ifade kullanır. Böylece Merkür ile Dünya'yı kişileştirir; close sözcüğü de gezegenlerin göreceli fiziksel yakınlığını çağrıştırır.

Alıştırma

Cümleyi hedef sözcük birlikteliğiyle tamamlayın: The school has a ____ the local museum.

Cevabı göster

close relationship with

In fact,

1:12

Aslında,

watching the planets spin,

1:12

gezegenlerin dönüşünü izlerken,

because of his small orbit,

1:14

küçük yörüngesi nedeniyle,

Mercury,

1:15

Merkür,

not Mars or Venus,

1:16

Mars veya Venüs değil,

is the closest planet most of the time. Kalıp ifadeler

1:17

çoğu zaman en yakın gezegendir.

Kalıp ifadeler

Genel bir eğilim için “most of the time” kullanmak

Most of the time, “genellikle” veya “çoğu durumda” anlamına gelir; ancak her zaman demek değildir. Burada iddiayı sınırlar: Merkür daha uzun süre boyunca en yakın gezegendir, fakat yine de istisnalar olabilir. Her an doğru olduğunu iddia etmeden güçlü bir genel eğilimi anlatmak istediğinizde bu ifadeyi kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “genellikle, fakat her zaman değil” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The library is quiet ____, though it gets noisy after school.

Cevabı göster

most of the time

Looking at the line,

1:20

Çizgiye bakıldığında,

that seems unpossible, Kelime

1:21

bu imkansız görünüyor,

but nonetheless in the way of actual orbits, Anlatım akışı

1:22

ama yine de gerçek yörüngelerin işleyişinde,

Kelime

Eğlenceli ve standart dışı “unpossible” sözcüğü

Unpossible, normal biçim olan impossible yerine un- kullanılarak kasıtlı biçimde oluşturulmuş standart dışı bir sözcüktür. Bu cümlede “imkânsız” anlamına gelir: Sonuç, doğru olması mümkün değilmiş gibi görünür. Bu tuhaf biçim çocuksu veya komik bir anlatım yaratır. Burada bilinçli bir üslup tercihidir; normal kullanım için öğrenilecek yeni ve standart bir eş anlamlı değildir.

Alıştırma

Bir çizgi film karakteri “That looks unpossible!” diyor. Bu alışılmadık sözcük seçimi büyük olasılıkla neyi gösteriyor?

  1. “Biraz mümkün” anlamına gelen teknik bir terim
  2. impossible sözcüğünün eğlenceli veya çocuksu, standart dışı bir biçimi
  3. impossible sözcüğünün standart ve resmî yazımı
Cevabı göster

impossible sözcüğünün eğlenceli veya çocuksu, standart dışı bir biçimi

Anlatım akışı

but nonetheless: karşıtlığı sunmadan önce beklentiyi kabul etmek

But nonetheless güçlü bir yön değişikliğini gösterir. Konuşmacı önce bir düşüncenin imkânsız göründüğünü kabul eder, ardından gelecek bilginin bu beklentiye ters düştüğünü belirtir. But zaten karşıtlık kurar; nonetheless ise “buna rağmen” anlamını ekler. İkisi birlikte ödünlemeyi daha güçlü vurgular ve bir savı görünürdeki itirazdan kanıta ya da sonuca taşımaya yardımcı olur.

Alıştırma

Sonucun önceki beklentiye rağmen gerçekleştiğini gösteren bağlayıcıyı seçin: The road looked unsafe, ____ the rescue team crossed it successfully.

  1. because
  2. for example
  3. but nonetheless
Cevabı göster

but nonetheless

if we keep measuring the distance to all the planets Dilbilgisi

1:25

eğer tüm gezegenlerin döndükleri zamanki uzaklığını

as they spin,

1:27

ölçmeye devam edersek,

Dilbilgisi

keep measuring: devam eden eylemler için keep + fiil-ing

Keep measuring, “ölçmeye devam etmek” veya “tekrar tekrar ölçmek” anlamına gelir. Bu cümlede gezegenler hareket ederken mesafeler yalnızca bir kez değil, tekrar tekrar ölçülür. Devam eden bir eylem için keep + fiil-ing yapısını kullanın: keep measuring, keep checking, keep practicing. Bu anlamda keep to measure kullanmayın.

Alıştırma

Cümleyi keep sonrasında measure fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: To track the river's level, we need to keep ____ it every day.

Cevabı göster

measuring

Mercury is Earth's mostest closest neighbor,

1:28

Merkür, Dünya'nın en ama en yakın komşusudur,

which is delightfully unexpected.

1:31

ki bu keyifli derecede beklenmedik bir durumdur.

But wait,

1:33

Fakat bekleyin,

if Mercury is the mostest closest to Earth,

1:33

eğer Merkür, Dünya'ya en ama en yakın olanıysa,

he has to be the mostest closest Dilbilgisi

1:35

Venüs'e de

to Venus as well,

1:37

en ama en yakın olanı olmalı,

right?

1:38

değil mi?

Dilbilgisi

Kaçınılmaz bir sonuç bildiren has to be

Burada has to be güçlü bir mantıksal çıkarım bildirir: konuşan kişi, az önce belirtilen gerçeklere dayanarak bu sonucun kaçınılmaz olduğunu düşünür. Herhangi bir kişi veya kural Merkür'ü bir şey yapmaya zorlamamaktadır. have/has to + fiilin yalın hâli yapısı hem zorunluluk hem de çıkarım ifade edebilir. be ile ve kanıta dayalı bir sonuçla kullanıldığında çoğu zaman "must be" veya "can only be" anlamına gelir.

Alıştırma

"The map is accurate, so the cabin has to be beside the river." cümlesinde has to be ne anlama gelir?

  1. Kanıt bu sonucu zorunlu kılıyor.
  2. Kulübe herhangi bir yerde olabilir.
  3. Biri kulübenin orada olmasını şart koşuyor.
Cevabı göster

Kanıt bu sonucu zorunlu kılıyor.

Because her orbit is smaller than Earth's. Dilbilgisi

1:38

Çünkü onun yörüngesi Dünya'nınkinden daha küçük.

Dilbilgisi

smaller than Earth's ifadesinde iyelik eksiltisi

smaller than Earth's ifadesinde Earth's, Earth's orbit anlamına gelir. orbit daha önce belirtildiği ve bağlamdan kolayca anlaşılabildiği için iyelik biçimi tek başına kullanılır. Bu, iyelik eksiltisidir: iyelik biçiminden sonra tekrarlanacak isim söylenmez. Buradaki kesme işareti ve s iyelik bildirir; Earth is kısaltması değildir.

Alıştırma

Leo adının iyelik biçimini kullanın ve bike sözcüğünü tekrarlamayın: My bike is newer than ____.

Cevabı göster

Leo's

And running the numbers, Kalıp ifadeler

1:41

Ve hesaplamaları yapınca,

it's true,

1:42

bu doğru çıkıyor,

Kalıp ifadeler

run the numbers: hesaplayıp verileri kontrol etmek

run the numbers ifadesinde run, “koşmak” değil, “yapmak veya gerçekleştirmek” anlamına gelir. İfade, gerekli hesaplamaları yapıp sonuçların ne gösterdiğini incelemek demektir. Burada running the numbers, “hesaplamaları yaptıktan sonra” anlamında kullanılan konuşma diline özgü bir giriş ifadesidir. Konuşmacının ardından gelen sonucu hangi yöntemle doğruladığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi run the numbers ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Before we buy the supplies, let's ____.

Cevabı göster

run the numbers

making Earth's special relationship with Mercury less special.

1:43

bu da Dünya'nın Merkür ile olan özel ilişkisini daha az özel kılıyor.

But at least this is one time

1:46

Ancak en azından bu, çizginin

where the line provides the obvious answer.

1:47

bariz bir cevap sağladığı nadir bir andır.

Mercury is closest to Venus.

1:50

Merkür, Venüs'e en yakın olandır.

While we're here, Anlatım akışı

1:52

Hazır buradayken,

who is Mars's mostest closest?

1:52

Mars'ın en ama en yakını kimdir?

Anlatım akışı

While we're here: bağlantılı bir noktaya geçiş

While we're here yalnızca “bu yerde bulunduğumuz sürece” değil, “bu konuyu konuşurken veya bu aşamadayken” anlamına da gelebilir. Ek bir soruyu hâlihazırda konuşulan konuya bağlar. Cümlenin başında geçiş ifadesi görevi görür. Konuşmacı aniden yön değiştirmek yerine, “Bu bağlantılı konu zaten açılmışken bir nokta daha ele alalım” mesajını verir.

Alıştırma

Gelecek haftaki sınıf gezisini zaten konuşuyorsunuz. “While we're here, what should everyone bring for lunch?” cümlesinde While we're here neyi belirtir?

  1. Öğle yemeği sırasında herkes aynı fiziksel yerde kalmalıdır.
  2. Konuşmacı başka bir şey sormadan önce tartışmayı bitiriyor.
  3. Öğle yemeği sorusu mevcut tartışmaya bağlantılı bir eklemedir.
Cevabı göster

Öğle yemeği sorusu mevcut tartışmaya bağlantılı bir eklemedir.

On his other side is the asteroid belt, Dilbilgisi

1:54

Onun diğer tarafında asteroit kuşağı var,

Dilbilgisi

Yer bildiren devriklik: On his other side is the asteroid belt

On his other side ifadesi, yeri önce belirtmek için cümlenin başına getirilmiştir. is fiili, gerçek özne olan the asteroid belt ifadesinden önce gelir. Özne başta olacak şekilde normal diziliş The asteroid belt is on his other side. olurdu. Bu, yer bildiren devrik yapıdır; soru cümlesi değildir. Önce yeri, sonra orada bulunan şeyi sunarak bir düzeni betimlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

“Next to the library is a small park,” cümlesinde dil bilgisel özne hangi sözcüklerdir?

  1. is
  2. Next to the library
  3. a small park
Cevabı göster

a small park

so it should be Earth. Dilbilgisi

1:57

yani Dünya olmalı.

Dilbilgisi

Beklenen bir sonuç olarak should be Earth

should be Earth ifadesindeki should, konum bilgisine dayanan beklenen veya olası bir sonucu anlatır. “Cevap muhtemelen Dünya” ya da “beklediğimiz sonuç Dünya” anlamına gelir. Burada bir görev veya emir ifade etmez. Kanıtlar, bir zaman çizelgesi ya da normal koşullar bir sonucu olası kıldığında should bu anlamda sıkça kullanılır; ancak sonuç yine de kesin değildir.

Alıştırma

Teslimat bu sabah depodan çıktı ve normalde yolculuk iki saat sürüyor. “It should be here soon” ne anlama gelir?

  1. Yakında varması bekleniyor, ancak bu kesin değil.
  2. Yakında varması imkânsız.
  3. Yakında varma görevi var.
Cevabı göster

Yakında varması bekleniyor, ancak bu kesin değil.

But maybe it's Venus.

1:58

Ama belki de Venüs'tür.

Maybe the rule is

2:00

Belki de kural şudur:

the second closest is the mostest closest.

2:01

ikinci en yakın olan, en ama en yakındır.

Watching the results

2:04

Sonuçları izlediğimizde

and oh my Celestia, Deyimler

2:05

ve aman Tanrım,

it's Mercury again.

2:07

yine Merkür'dür.

Deyimler

Temalı bir ünlem olarak oh my Celestia

Burada oh my Celestia abartılı bir şaşkınlık ifade eder. Celestia, oh my God ve oh my goodness gibi bilinen ünlemlerdeki God ya da goodness sözcüğünün yerini alır. Ayrıca “gökyüzü veya uzayla ilgili” anlamındaki celestial sözcüğünü çağrıştırır; bu yüzden Mercury ifadesine uyar. Bu, standart bir İngilizce ifade değil, uzay temalı eğlenceli bir kelime oyunudur. Medyada tanıdık bir ifadenin bir parçası temaya uygun bir ad veya sözcükle değiştirildiğinde hem asıl kalıbı hem de yeni sözcüğün yarattığı şakayı fark edin.

Alıştırma

Bu cümlede oh my Celestia ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Bilinen bir ünlemi uzay temalı bir şakaya dönüştürür.
  2. Bilimsel verileri bildirmek için standart ve resmî bir ifade kullanır.
  3. Celestia’nın sonuçları üreten kişi olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Bilinen bir ünlemi uzay temalı bir şakaya dönüştürür.

Mercury is the mostest closest to Earth,

2:08

Merkür, Dünya'ya en ama en yakındır,

Venus,

2:10

Venüs'e,

and Mars for the same reason each time.

2:11

ve Mars'a da her seferinde aynı nedenden dolayı öyledir.

Bigger orbits make farther average distances

2:14

Büyük yörüngeler, daha uzun süreler için

for longer times.

2:16

daha uzak ortalama mesafeler yaratır.

So mercurial Mercury is the constantest companion. Deyimler

2:18

Yani o cıva gibi değişken Merkür, en sabit yol arkadaşıdır.

Deyimler

mercurial Mercury ifadesindeki kelime oyunu

Mercurial genellikle ruh hâli veya davranışları hızla ve öngörülemez biçimde değişen bir kişiyi anlatır. mercurial Mercury ifadesinde sıfat aynı zamanda Mercury adını yankılar ve birbirine bağlı iki okuma oluşturur. Şaka ironiktir: değişkenliği düşündüren bir sözcük Mercury’yi niteler ve hemen ardından Mercury “en istikrarlı yol arkadaşı” olarak adlandırılır. mercurial sözcüğünü kişilikle ilgili yaygın anlamında anlayın ve aynı zamanda gezegen adını çağrıştırdığını fark edin.

Alıştırma

mercurial Mercury bu bağlamda neden komiktir?

  1. Mercurial öngörülemez değişimi anlatırken Mercury adını da çağrıştırır; ardından Mercury istikrarlı olarak tanımlanır.
  2. Mercurial, Mercury’nin her zaman aynı uzaklıkta kaldığı anlamına gelir.
  3. Mercurial, en küçük gezegen anlamına gelen tarafsız bir bilim terimidir.
Cevabı göster

Mercurial öngörülemez değişimi anlatırken Mercury adını da çağrıştırır; ardından Mercury istikrarlı olarak tanımlanır.

No,

2:21

Hayır,

no,

2:22

hayır,

it can't be true for Jupiter too.

2:22

bu Jüpiter için de geçerli olamaz.

Enormous far away Jupiter.

2:24

Devasa, uzak Jüpiter.

But it is.

2:27

Ama geçerlidir.

Once again,

2:27

Bir kez daha,

Mercury's small orbit means

2:28

Merkür'ün küçük yörüngesi

he never goes as far away Dilbilgisi

2:30

onun hiçbir zaman,

as the other planets with their bigger orbits.

2:32

daha büyük yörüngelere sahip diğer gezegenler kadar uzaklaşmaması demektir.

Dilbilgisi

never ... as far away as: olumsuz as ... as karşılaştırması

never ... as far away as yapısında as ... as kalıbı, diğer gezegenlerin ulaştığı mesafeyi ölçüt olarak alır. never karşılaştırmayı olumsuz yaptığı için Merkür, ilgili hiçbir anda aynı uzaklık derecesine ulaşmaz. Bu kalıp never + fiil + as + sıfat veya zarf + as + karşılaştırılan öge şeklinde genellenebilir. İlk öznenin ikinci ögeyle aynı dereceye hiçbir zaman ulaşmadığını belirtir; ikisinin eşit olduğunu söylemez.

Alıştırma

never ... as ... as hedef kalıbını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: Throughout the race, the smaller boat was ____ the speedboat.

Cevabı göster

never as fast as

Thus,

2:34

Böylece,

are you ready for this? Ton ve niyet

2:35

buna hazır mısınız?

Ton ve niyet

merak oluşturan bir soru olarak are you ready for this?

Burada are you ready for this? bir retorik sorudur. Temel amacı dinleyicilerin gerçekten hazır olup olmadığını kontrol etmek değildir. Kısa bir duraklama yaratır, dikkati sıradaki bilgiye çeker ve şaşırtıcı bir sonuçtan önce merak oluşturur. Aynı sözler başka bir durumda gerçek anlamlı bir soru olabilir. Soru bir bilginin açıklanmasından hemen önce geliyorsa bunu “Dikkat edin, sıradaki nokta çarpıcı” anlamında bir işaret olarak anlayın.

Alıştırma

Bir sunumda konuşmacı "Are you ready for this?" der ve hemen ardından şaşırtıcı bir sonuç verir. Konuşmacı esas olarak ne yapmaktadır?

  1. Konuyu bitirmek ve dinleyicilerden ayrılmalarını istemek
  2. Merak oluşturmak ve dikkati sıradaki bilgiye çekmek
  3. Dinleyicilerin doğru ekipmanı getirip getirmediğini kontrol etmek
Cevabı göster

Merak oluşturmak ve dikkati sıradaki bilgiye çekmek

The orbital math that shows Mercury is the mostest closest to Jupiter

2:36

Merkür'ün Jüpiter'e en ama en yakın olduğunu gösteren yörünge matematiği,

is the same for all the planets Kalıp ifadeler

2:40

tüm gezegenler

and everything that orbits the Sun.

2:43

ve Güneş'in yörüngesindeki her şey için aynıdır.

Kalıp ifadeler

the same for: aynı sonucu daha fazla duruma uygulamak

Burada the same for, aynı hesaplamanın ya da kuralın başka bir gruba da aynı biçimde uygulandığını anlatır. Özne the orbital math ifadesidir; for ise aynı sonucun kapsadığı grubu, yani tüm gezegenleri ve Güneş'in çevresinde dönen diğer cisimleri tanıtır. Bu, gezegenlerin kendilerinin birbirinin aynısı olduğu anlamına gelmez. İfade; bir kuralın, sonucun, fiyatın, sürecin ya da durumun kapsamını bir örnekten diğerlerine genişletir.

Alıştırma

Politikanın çocuklar için de geçerli olduğunu göstermek üzere cümleyi bu nottaki hedef ifadeyle tamamlayın: The policy applies to adults, and it is ____ children.

Cevabı göster

the same for

You too,

2:46

Senin için de,

Pluto.

2:46

Plüton.

For each of the planets,

2:47

Gezegenlerin her biri için,

Mercury is the mostest closest.

2:49

Merkür en ama en yakındır.